Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu —————————————————————— Türkçe İmla Kılavuzu Türk Dil Kurumu 2000

Kaynak: http://ekitap.kolayweb.com/

İçindekiler: • SUNUŞ • İMLÂ KURALLARI • KESMELİ SÖZLER DİZİNİ • DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ • İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER •A •B •C •Ç •D •E •F •G •H •I •İ •J •K •L •M •N •O •Ö •P •R •S •Ş •T •U •Ü •V •W •Y •Z

(*)SUNUS 1

SUNUŞ Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni, 2. Kökene bağlı imlâ düzeni, 3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni. Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir. Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur. Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de zamanla gelenekleşmeler başlar. Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır: 1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi. Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır. 2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965 kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü 1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar 1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti 1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır. 1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun 1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca 40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi. Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:

2

1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir. 2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir. 3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır. 4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır. Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu: İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu, lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik: Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu, kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık. İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş saymadık. Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade, beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni 3

kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek çok yeni terim yapılmıştır. Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri, yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir. Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir. Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına, sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır. Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır. Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır. İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu

OKUYUCULARIN DİKKATİNE 1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar. 2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları önleyici niteliktedir. 3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır. 4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla yetinilmiştir. 5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar dizinde gösterilmiştir.

4

6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır. 7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur. 8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt, kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı, kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu, ağza~ağıza, göğse~göğüse. Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti. 9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu... Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır. İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı, Altınözü'nü... 10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak belirtilmiştir: check−up, fuel−oil... Türk Dil Kurumu

(*)KURALLAR

HARFLER VE ALFABE

Harfler Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır. Türk alfabesi Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. 5

Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme işareti 2). Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois, Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu isimler i sırasında yer alır. Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y sırasına göre yer alır. SESLER VE SES UYUMLARI Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ünlülerin nitelikleri Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır: A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü B. Dudakların durumuna göre 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü C. Ağzın açıklığına göre 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir: DÜZ YUVARLAK

Geniş 6

Dar Geniş Dar Kalın a ı o u İnce e i ö ü Uzun ünlü Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir. Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum (ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:). Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir. Düzeltme işareti Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda 7

gösterilmiştir: 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi). UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi ince okutması endişesi etkili olmuştur. 2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, üslûp. Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik, lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm. UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz. Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak. 3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî, insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması önlenmiş olur. Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi, Ruhi. Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler de uzun söylenir. Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına uymuştur. Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik, millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir. adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık). Ünsüzlerin nitelikleri 8

Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z. Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır: 1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler, 2. Tonsuz (sert) ünsüzler. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t. Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar, sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler. Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: , š, ~, c gibi. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl). Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz. UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti. Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak (yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı. Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan (yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu. Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı, bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz. Büyük ünlü uyumu Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, 9

boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret). Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz: gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan, metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du. Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır. Küçük ünlü uyumu Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür: 1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek. 2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek. Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e) olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü uyumuna aykırı değildir. Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur. Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos, profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil). Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk, mümin−lik, müzik−çi. Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir: −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− 10

a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir. a − ı, e − i değişmesi Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor. Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim. Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip örneklerindeki e yazılışta korunur. i − ı değişmesi Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır: inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat. UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz edilmemelidir. u − ü değişmesi "Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm. Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur. Ünlü düşmesi Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler 11

genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek. b − p değişmesi Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit. UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih. c − ç değişmesi Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat, içtimaî, içtinap, meçhul. Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur: mescit, tehcir, tescil, teşci. d − t değişmesi Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür. Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur: takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir. Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.

ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. n − m değişmesi Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe), perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur. Ünsüz türemesi (y − v) Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar, pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.

12

Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan, suare. Ünsüz düşmesi Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest. Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane (bk. Birleşik kelimeler A. 24). UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır. Mastar eklerinin yazılışı −ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer: kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i. −mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa (başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır. Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım. Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim. İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler. −ken ekinin yazılışı −ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (< durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken). −ki aitlik ekinin yazılışı 13

−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü. mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün? Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. Da, de bağlacının yazılışı Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur. İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz. UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da). UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil). UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat. Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk) Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı) İle sözünün ek olarak yazılışı 1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile), kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile). 2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile). 3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna 14

uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle (gümüş ile), oyunla (oyun ile). İmek ek fiilinin yazılışı İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş, yorgun ise. Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır. Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı (satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise). Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi), yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise), alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise). Ki bağlacının yazılışı Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. (Mustafa Kemal Atatürk) Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık) Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir! Çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki? Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler, ta−şı−na−bi−lir. Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a, kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek, 15

sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat. Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5). Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü, def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı. Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i, memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si, mâni−si. Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu, mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı. UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır. UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va), mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye (te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir). Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be. Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı). Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz. Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi (−) konur. Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı. (Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu) Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur: .........................................................................................................baş− öğretmen değil, ......................................................................................................... ba−

16

şöğ−ret−men; ...........................................................................................................ilk− okul değil, ......................................................................................................... il− ko−kul; ...........................................................................................Karaosman− oğlu değil, .......................................................................................Karaosmanoğ− lu. Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz: ......................................................................................................a− raba değil, .................................................................................................. ara− ba; .................................................................................................... u− çurtma değil, ................................................................................................uçurt− ma; ............................................................................................ müdafa− a değil, ............................................................................................... müda− faa; ................................................................................................. niha− î değil, ..................................................................................................... ni− haî. Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.

17

................................................................................................... Edirne' nin... .................................................................................................. Ankara' dan...

Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır: ................................................................................................. 1996' da... Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez: ...................................................................................................... meş'− aleyi değil, ..................................................................................................... meş'a− leyi; ....................................................................................................... vüs'− ati değil, ..................................................................................................... vüs'a− ti. Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz. Sayıların yazılışı 1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri. Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. (Cahit Sıtkı Tarancı) Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır: öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi. Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.

18

2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22, B.17). 3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre. Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II. Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim. 4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197, 49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8). 5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13). 6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı. 7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.

KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur. Büyük harflerin kullanıldığı yerler Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır: A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim. Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz: Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor. (Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair) Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz: Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.

19

(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon) İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar: Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları) Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir. (Cengiz Aytmatov, Röportajlar)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.

UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir. B. Mısralar büyük harfle başlar: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî) Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî) Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret) Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Âkif Ersoy) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı) Yolcuyum bir kuru yaprak misali, Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel) O zaferler getiren atların Nalları altındanmış;

20

Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya) Bugün masal değil, Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

C. Özel adlar büyük harfle başlar. 1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo. Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık). 2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel. Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro. Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca, Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan. Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana. Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar: Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör,

21

Sayın Vali. Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar: Sevgili kardeşim, Aziz dostum, Değerli arkadaşım. 3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir. 4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı. 5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca. 6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti. 7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman / Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî / Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik. 8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü, gayya kuyusu. 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. 10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa; Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı. Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa, ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü; Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası; Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale şehri anlaşılır. Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı. 11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, 22

Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı. 12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu. Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan. 13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar (tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği. Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu. Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım. Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın. 14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni, Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı. 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı. Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı. Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir 23

perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak). Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı. 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı. Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız. D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III. kat, IV. sınıf, I. blok. E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris. BİRLEŞİK KELİMELER Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır. Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı. Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir. A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler) Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar. 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri). 2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf), küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak, kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek, şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1). 24

UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm, kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır. UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir. 3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek, affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk. Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1). 4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek, serdetmek. 5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak, tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış). 6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit, bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın, işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz, tıknefes. Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak). 7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7). 8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2). a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları: aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi (bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı (bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki), koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı (bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki). danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun (yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık), tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek). itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık). balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü); baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık). 25

ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş). dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı). İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş), karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık). b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları: acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki), çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar), keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki), suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki), yılanyastığı (bitki). sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık). balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına). bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye). beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun). c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki), camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası (bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki). ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ). d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki). 9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek. Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör, ölmeyegör. Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır. 10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek), albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz (puzzle), yazboz. 11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: 26

ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran, çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan, elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen, yolkesen; akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever, tekerçalar, uçaksavar, yurtsever; baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez, kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik kelimeler B. 3). 12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı, zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen). 13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer. Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır. 14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4). Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi. 15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç, karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş, alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma, kızılyara, mavihastalık, maviküf. 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16). 17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa. 18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş. Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade 27

edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik kelimeler B. 9). 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (bk. Birleşik kelimeler B. 10). 20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau, Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13). Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France, Saint−Bernard, Saint−Gothard. 21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu. 22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18). 23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır. a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar. b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı. c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu, Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı. ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa. d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku. e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, 28

yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. 24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz düşmesi). UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin yazılmaması doğru değildir. 25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.

26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade, Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.

27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname, kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.

28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî, gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi, gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet; hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan, sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.

29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh, hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.

30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî. Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.

31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21). 29

*** Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil. *** Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon, konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon, sürrealizm. Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız, telekonferans, bankamatik. *** Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta. B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler 1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak, soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk etmek; angaje olmak. 2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz: a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık. ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu, kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş. ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek. at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği. 30

deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu, orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği, yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu. b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu, geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu, nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot. ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği, küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek. ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç. altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök. Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni, demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu, Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi, taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı. kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt. UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır. c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı, Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak taş. Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste. afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*

31

ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol. d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi. e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi, şekil bilgisi. f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre, renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre. g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği, muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu, portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası, koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası. burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek, kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş. ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı; gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç). h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz, petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa, kuru kemik. ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı. i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu. 3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş. Birleşik kelimeler A. 11). 4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: 32

bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi, kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi; ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi, kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14). 5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil. 6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli sıkı, gözü açık, kulağı delik. 7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6). bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak. m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap. İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna. 8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma. 9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları, Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri. Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü; Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş. Birleşik kelimeler A. 18). 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19). 11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı Urfa.

33

12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi, Marmara Ereğlisi. 13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro, San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20). 14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu. 15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra. 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü. Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16). 17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı; üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent, ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı; art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış, iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar. 18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22). 19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik. 20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün, ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır. 21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik kelimeler A. 31). 22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır. *** Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü. 34

ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol, portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör. Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender, briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound, şanjman, trotuvar. Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir: 1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (< Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl), nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr). Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün, şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik kelimeler A. 2). 2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik. Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp. 3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf. 4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks, modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp. 5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma, magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog. Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner. *** Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar: 1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum (Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca), spaghetti (İtalyanca). 2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus, terminus technicus. 35

3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non; eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona non grata; casus belli. Mesele falan değildi öyle, To be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. (Orhan Veli Kanık) YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI Arapça ve Farsça adların yazılışı 1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır. Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin, Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir. 2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz, Trablusgarp. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı 1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin, Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga, Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal. Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez. Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük, Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm. 2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda. Yunanca adların yazılışı Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos, Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère), Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir. 36

Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir. Rusça adların yazılışı 1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga. Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır. 2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır: Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy), Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin). 3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir. 4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir. 5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol. Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç. 6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez: Brejnev, Gorbaçov, Malov. Çince ve Japonca adların yazılışı 1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin, Şanghay, Vuhan. Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır. 2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka, Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI 1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal. 2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla. Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov. Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar 37

(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur). NOKTALAMA İŞARETLERİ Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir. Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. 2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar). Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m (metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için bk. Kısaltmalar). 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6). UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır. 4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur: I. 1. A. a. II. 2. B. b. 5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923. Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923. 6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

38

7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında. 8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur: Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. 9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4). 10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20 Virgül ( , ) 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum. Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

39

(Mustafa Kemal Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) Kopar sonbahar tellerinden Derinden, derinden, derinden Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı) Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa. 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler) 9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. 40

(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı). 11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur: Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili kardeşim, Değerli arkadaşım, 12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur: Türk Dil Kurumu Başkanlığına, 13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur: Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) 14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5). 15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur: Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938. Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur: Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz: Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)

Noktalı virgül ( ; ) 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de. 3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

41

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur: Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir. (Nihal Atsız, Türk Ülküsü) *** Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir. İki nokta ( : ) 1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün... (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) 2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur: Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı) 3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür Böyle Geçti (bk. Virgül 15). 42

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat. 5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur: Bilge Kağan: Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe altan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro : Göğe erer başımız başınla senin ! Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim. Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir) 6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50. Üç nokta ( ... ) 1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur: Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra, Dönemeçte) 2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur) 3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur: Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

43

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür. 4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur: Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri... (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler) Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat) Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek... (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: — Koca Ali... Koca Ali, be!... (Ömer Seyfettin, Diyet) 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır: — Yabancı yok! — Kimsin? — Ali... — Hangi Ali? — ... — Sen misin, Ali usta? — Benim!... — Ne arıyorsun bu vakit buralarda? — Hiç... — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...

44

— !... (Ömer Seyfettin, Diyet) UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz. Soru işareti ( ? ) 1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur: Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı) Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim, Merdiven) Atatürk bana sordu: — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır: Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? (Bilge Kağan) 2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?). Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284). (Türk Dünyası El Kitabı) 3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır: Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzulî ... UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Alp Er Tonga öldi mü 45

Esiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner, Onikiye Bir Var) UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı) Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu? Ünlem işareti ( ! ) 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur: Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk) Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kâmi Kamu) Hava ne kadar da sıcak! Aşkolsun! Ne kadar akıllı adamlar var! 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Mustafa Kemal Atatürk) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı) 46

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan) Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir: Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel) 3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır: İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!) Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Kısa çizgi ( − ) 1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur: Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur? (Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı) 2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum. 3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük. 4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−, taşla−, yazdır−. 5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak. 6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk, ya−zar−lık, prog−ram. 7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların, birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl, Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel, nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.

47

8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu, 09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı. 9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi. 10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer, Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence. 11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA 12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30 Uzun çizgi (—) Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir. Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu: “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?” Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, Dedi: — Hana sağ indi, ölü çıktı geçende! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır: — Eski şehri gezdin mi? — Rothshild'in evine gittin mi? — Goethe'nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir: Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini düşünen seninle müzakere etmez a! İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız... Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister. 48

İslâm Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal, Vatan yahut Silistre) UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz. Eğik çizgi ( / ) 1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA 4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan /−meden. 5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35 Tırnak işareti ( “...” ) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır. Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez. UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu? “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır. 2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir. Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer. 3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

49

Edilgen " c. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir: Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti. İşteş " Yay Ayraç ( ( ) ) 1. kavim’. kendimizi göstermek için geziyoruz. tüketi ‘tamamen. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı. (Ahmet Hamdi Tanpınar) UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu? Tek tırnak işareti ( ‘.) gezsek bile görmek için değil. köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum. eçü apa ‘ecdat. Denden işareti (") Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır: a.Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı... Dönüşlü " ç. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır: Anadolu kentlerini. atalar’. Etken fiil b. bütünüyle’. 50 . “Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır.” (Ahmet Hamdi Tanpınar) 2. (Ahmet Hamdi Tanpınar) “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.’ ) 1. sab ‘söz’.

7. Adalı'yı istiyorlar. yay ayraç içine alınabilir (bk. nedir derdin? (Safahat) 4. vatanı uğrunda senin kadar uğraşan. durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır: İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır. Ünlem işareti 3). İstiklâl) 3. Sizin gibi efendilere yakışmaz.. Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış.. aşiyanın var. Bir İçim Su) UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır (bk. başta... 5. ayraç kapandıktan sonra yazılır: Yunus Emre (1240?− 1320)'nin.. ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta. Üç nokta 1).. kanını döken bir millet daha gösteremez.(Nurullah Ataç. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) Köşeli ayraç ( [ ] ) 1. kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır (bk.. Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır. Sağ salim onu teslim edecekmişiz. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba. 2. (Refik Halit Karay.. ya kimsenin.. baharın var ki beklerdin Kıyametler koparmak neydi ey bülbül. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır: 51 .. 6. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini.. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır: Cihanın tarihi. sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin Efendiler. Bir söze alay.. Söyleşiler) Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır).) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın. İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler. (Reşat Nuri Güntekin.. Alıntılarda. Düşman gemileri üstümüze toplarını çevirmişler... Bu vatan ya senindir. Soru işareti 3).. UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz. (Ahmet Hikmet Müftüoğlu) Eşin var.

Gazi Antep. Ahmet Mithat Efendinin. Recepi. Ulaanbaatar 1977. Enver Paşanın. Haliti. Allaha emanet. c. Ağrı Dağı'nın. Sinopu. Bilimsel çalışmalarda. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. Mehmeti. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. Mehmedi. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. Honolulu'lu. Türkçülük. UYARI : Ahmet. Halit. Türkçü. Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: Türklüğün. Murat. Çankaya Köşkü'ne. Recep. Türkçenin.. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Venüs'ü. Yakup Kadriler. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Kâzım Karabekir'i. ç. Yunus Emre'yi.. Mehmet. fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır: Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı. Sinop. Aydınlıdan. Aydınlı. 2. Ayhan Beyden. Enver Paşayı. Yükselme Döneminin. Zonguldağı şeklinde telâffuz edilir.. Türk'e. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Kiralık Konak'ta. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin]. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler. Ahmetler. Lille'li. Bursalı. Velinin külâhını Aliye. Ancak kelimeler. Avrupalı. Bordeaux'lu. Türkleşmekte. Ereğliler. 52 . Mehmetler. UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük. Klâsik Türk Edebiyatına. Alman'ı. Gazi Antepi. 2. Türk Dil Kurumundan. (Çözülmüş Orhon Yazıtları) Kesme işareti ( ' ) 1.Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)]. Türkiye'de. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. Muratı. Konyalı. Hristiyanlıktan. 3. Sinobu. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya. Alinin külâhını Veliye. Halidi. Zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez. Müslümanlık. Hristiyanlık.. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Zeynep Hanıma.. Ziya Gökalp'tan. Yekta Bahir [Ömer Seyfettin]. BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen. Ahmeti. Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. Nasrettin Hocada. b. Millî Edebiyat Akımının. Akım. Muradı. Recebi. Jüpiter'den. metinde bulunmayan veya silinmiş olan. Yeni Lisan. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. Ahmedi. Yurdakul'dan. Dersaadet 1922. Türkçe. İnönü'den. Çalıkuşu. Sinekli Bakkal'ı. Müslümanlıkta. Atatürk'üm. Van Gölü'ne. Genç Kalemler. Türkiye'm.]. Gazi Antebi. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Türkleşmek. Avrupalılaşmak.

ABD'de. Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır. 9. 2'nci kat. NATO'dan. 64ten (altı üssü dörtten) 4. Nu.dan. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. THY'de. BM'de. cm³e (santimetre küpe). cm'yi. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. Ancak. UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu. 8'inci madde.'nci değil 2'nci. 10'ar değil onar. 7. neylemek.'inci değil 8'inci. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin.yi. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. mad.leri. mm'den. N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım? Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü m'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6.si. cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir. Alm. Dilimizde kolmak. BOTAŞ'ın. ayrıca nokta konmaz: 8. UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. TDK'nin. 7. m²ye (metre kareye). Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar. 53 . BDT'ye. İng.” 1985'te. TRT'den. 2. b'nin m'ye dönüşmesi. netmek.65’lik. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin. napmak gibi fiiller yoktur. UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir.dan. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. TV'ye.3. UNESCO'ya. 5. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?−1320)'nin. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra.65’lik.

YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır: + toplama işareti. çarpı 54 . artı x çarpma işareti.

gramerde çıkma işareti > küçük. KISALTMALAR Kısaltma. Kuruluş. ABD (Amerika Birleşik Devletleri). çeviriniz * kelimeden sonra dipnot işareti. KT (Kamus−ı Türkî). GD (güneydoğu). Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz. kitap. yaygınlaşması ve tutunmasıdır. gramerde gelişme işareti @ yaklaşık olarak eşit · bitti *** bölüm sonu işareti • eksiği veya fazlası UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür. TDK (Türk Dil Kurumu). KB (Kutadgu Bilig). AKDTYK (Atatürk Kültür. gönderme işareti ~ benzerlik. KB (kuzeybatı). TK (Türk Kültürü). dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi). terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. bir kelime. 55 . KD (kuzeydoğu). kelimeden önce farazîlik işareti ° derece işareti => devam işareti ® devam işareti. Kısaltmalarda herkesçe uyulan. GB (güneybatı). genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. B (batı)./. TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi).= eşitlik işareti % yüzde işareti 2 üs işareti § paragraf işareti + paragraf işareti . Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz: 1. TD (Türk Dili). Dil ve Tarih Yüksek Kurumu). D (doğu). İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. G (güney). K (kuzey). yaklaşıklık işareti (alternasyon) < büyük. Önemli olan yapılan kısaltmanın benimsenmesi.

si. (Harp Akademisi). (hazırlayan). (Alay). (Milâttan Önce).A. M. unvan veya rütbe ise ilk harf büyük. (Albay). mg (miligram). (Profesör). çev. Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A. ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil). ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır. KISALTMALAR DİZİNİ A. ed. Bu tür kısaltmalarda ek. CMUK'un (CMUĞ'un değil). km (kilometre). (Harp Okulu). B.dan.E.S. özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. (Almanca). (fizik). BDT'ye. is. m (metre).C. P. (İngilizce). g (gram). İng. *** Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. Kocatepe Mah. NATO'dan. hzl. TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi). (kimya). T. Alay AA Anadolu Ajansı AAM Atatürk Araştırma Merkezi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. (General). kitap. kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii).dan. (Kara Kuvvetleri Komutanlığı). Ca (kalsiyum). m² (metre kare). Dr. H. (isim). H. İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği). Fe (demir). özel ad.K. Alb. noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. (Kocatepe Mahallesi). cm (santimetre). (Güniz Sokağı). BOTAŞ'ın.leri. mad. (Posta Kutusu).Ancak bazen kelimelerin. Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. İng. fiz. K. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. (Doktor). cm'yi. (çeviren). THY'de. cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. Gen. Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. (ede− biyat). USA) AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı) 56 . 2. dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında. Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar. TRT'den. RTÜK'e (RTÜĞ'e değil). (Büyük Elçi). Nu. Prof. M. Av. (Avukat). Alm. mm (milimetre). UNESCO'ya.O. cm² (santimetre kare) 3. Güniz Sok.K. (sıfat). FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN).K. Bu tür kısaltmalarda. TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil). hl (hektolitre). mm'den. Kuruluş.yi. SEKA (Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu). Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir: C (karbon). (Milâttan Sonra). kim. sf. BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi). Kısaltılan kelime veya kelime grubu.Ö. (Türkiye Cumhuriyeti). l (litre). Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE). Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. kg (kilogram).

Arkeoloji As. Antropoloji AOÇ Atatürk Orman Çiftliği AP Associated Press (ABD Haber Ajansı) APS Acele Posta Servisi Apt. bağışıklık yetersizliği) Akad. Asker. Araştırma Görevlisi ark. Astsubay ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii Asist. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu AKM Atatürk Kültür Merkezi Alb. askerlik Asb. aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu. Arapça Ar. Akademi. askerî. Astroloji AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi AT Avrupa Topluluğu 57 . Almanca anat. Astronomi astrol. Gör. Asistan ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi astr. Anatomi ant. Apartman Ar. akademi üyesi AKDTYK Atatürk Kültür. Albay Alm. Adı geçen eser AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı) AIDS.age.

Bakınız Bl. Bağlaç BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu ) BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı) Bçvş. Büyük Elçi belgeç Belgegeçer (faks) bitb. Atmosfer ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi) ATO Ankara Ticaret Odası AÜ Anadolu Üniversitesi AÜ Atatürk Üniversitesi AÜ Ankara Üniversitesi Av. Binbaşı bot. Bayan Bnb.E. Biyoloji bk. Bay bağ. Botanik 58 . Bitki bilimi biy. Asteğmen atm.Atğm. Bölük BM Birleşmiş Milletler Bn. Başçavuş BDT Bağımsız Devletler Topluluğu B. Avukat AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı) B Batı B.

basım Bşk. Baskı. Cilt Cad. Cadde CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik) Cerm. Bölüm bs. Başkomutan Bul. Çeviren. Çavuş D Doğu dam Dekametre DAP Doğu Anadolu Projesi db. Bulgarca BÜ Boğaziçi Üniversitesi C.BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi Böl. Başkanlık BşK. çevirmen ÇS Çimento Sanayii ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ÇÜ Çukurova Üniversitesi Çvş. Cermence CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı) cm Santimetre CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu coğ. Başkan. Bulvar Bulg. Dil bilimi 59 . Coğrafya COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi) CÜ Cumhuriyet Üniversitesi çev.

Doğum. Gaz.Kuv. Eczacı ed. Edebiyat EGO Elektrik. Dil bilgisi DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete. Komutanlığı dzl.K.dbl. Deniz Kuvvetleri Dz. doğumu. Doktor drl. Edat Ecz. Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi) EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği) ekon. Düzenleyen dzş.Kuv. Düzeltilmiş e. Doçent doğ. doğum tarihi DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı Dr. Derleyen DSİ Devlet Su İşleri DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dz. Deniz Kuvvetleri Komutanı. böcek öldürücü) DDY Devlet Deniz Yolları DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi DİE Devlet İstatistik Enstitüsü dk Dakika dl Desilitre dm Desimetre DMO Devlet Malzeme Ofisi Doç. Ekonomi 60 .

Fakülte faks bk. Farsça FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu) fel. Otobüs. Kimya. Biyoloji (Bölümü) FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü Fr. Havagazı. Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi) EÜ Ege Üniversitesi F. Enstitü Erm. Filoloji FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği fiz. Fizyoloji FKB Fizik. belgeç FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı) Far. Fiyat f.EMK Elektromotor Kuvvet Ens. Su. fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu) FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu) FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi) fil. Fransızca G Güney g Gram GAP Güneydoğu Anadolu Projesi GB Güneybatı 61 . Fizik fizy. Felsefe FIFA. Ermenice ESHOT Elektrik. Fiil Fak.

A. Gramer GSMH Gayrisafi millî hâsıla GÜ Gazi Üniversitesi hek. Halk ağzı hm Hektometre H. Genişletilmiş Gön. Hukuk HÜ Hacettepe Üniversitesi Hv. Hastahane huk. Hekimlik. Hazret Hz.O. Hizmet.Kuv. hekim H. Hava Kuvvetleri Komutanı. Komutanlığı Hz. General geom. Geometri GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği gn.Kuv. Harp Akademisi HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı) hl Hektolitre hlk. Harp Okulu Hst. Gönderen gr. Hava Kuvvetleri Hv. hizmette 62 .GB Gümrük Birliği GD Güneydoğu Gen. Genel Gnkur.K. Genelkurmay GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi gnş.

Jeoloji 63 . Jandarma Jap. İşleyen İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali İt. İsim İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İSO İstanbul Sanayi Odası İsp. İngilizce INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu) IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi ) IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü) IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı ) is. Tramvay İşletmesi İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı) IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu) İng. İbranca (İbranîce) icl. Hizmete özel İbr. İnceleyen İETT İstanbul Elektrik. özl. Tünel. İspanyolca işl. Hazırlayan Hz. İtalyanca ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği) İTO İstanbul Ticaret Odası İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi İÜ İstanbul Üniversitesi J.hzl. Japonca jeol.

Başkanlığı l Litre Lât. Koramiral Korg. Burun. Milâdî 64 . Lâtince LPG Likit petrol gazı Ltd.K Kuzey K. Kolordu Kora. Kara Kuvvetleri km Kilometre Kor. Milât. Kara Kuvvetleri Komutanı. Kurmay Başkanı. Karşılaştırınız KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi Kur.Kuv. Komutanlığı KB Kuzeybatı KBB Kulak.K. Kurmay Kur. Korgeneral krş. Boğaz (Bölümü) KD Kuzeydoğu KDV Katma değer vergisi kg Kilogram KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı) KHK Kanun hükmünde kararname kim. Komutan. Kimya KİT Kamu İktisadî Teşekkülü K. Komutanlığı KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti K.Bşk. Limitet M.K.

m Metre Mac. Mahalle Mah. Milâttan Sonra MSB Millî Savunma Bakanlığı MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü 65 . Müdür. Mahkeme man. Madde Mah. Milâttan Önce MPM Millî Prodüktivite Merkezi Mrş. Macarca mad. Matematik Md. Müdürlüğü MEB Millî Eğitim Bakanlığı mec. Mineraloji MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı MK Medenî Kanun MKE Makine Kimya Endüstrisi MKS Metre−Kilogram−Saat MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu mm Milimetre M.S. Mecaz MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği MGK Millî Güvenlik Kurulu mim. Mimarlık min. Mareşal M. Mantık mat.Ö.

Ordu Ora. Nöbetçi Nö. Örnek ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı 66 . Osmanlı Türkçesi Öğ.Sb. Nu. Müzik MYK Merkez Yönetim Kurulu NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi) NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) No.MÜ Marmara Üniversitesi Müh. Müracaat müz. Numara ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı) Onb. Öğretmen öl. ölüm tarihi ör. bk. Orgeneral Ort. ortakları Osm. Ortaklık. Nu. Nö. Oramiral Ord. Nöbet. Mühendis Mür. Ordinaryüs Org. Nöbetçi subayı Nr. Ölüm. Nu. bk. ölümü. Operatör Or. Onbaşı OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı ) Opr.

Profesör psikol.K.ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı öz. Sayfa sa Saat Sb. Sayı s. Portekizce Prof. Santral 67 . Sıfat Sl. Posta kutusu PO Petrol Ofisi POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi Port. Özel ped. Editors. Playwrights. Psikoloji PTT Posta. Telgraf. Subay SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu sf. Rumence Rus. Pedagoji PEN International Association of Poets. Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar Birliği) P. Telefon (İdaresi) RC Red Cross (Kızılhaç) RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu Rum. Sayın sn Saniye snt. Slavca Sn. Rusça S.

Tarih TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı) Tb.C. Sosyoloji SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti) SSK Sosyal Sigortalar Kurumu sp. Şube T. Teknik. Türkiye Cumhuriyeti TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları TCK Türk Ceza Kanunu TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TDK Türk Dil Kurumu TED Türk Eğitim Derneği tek. Spor SÜ Selçuk Üniversitesi Ş. Sokak sos. teknoloji TEK Türkiye Elektrik Kurumu tel. Şirket Şb. Tabur TBB Türkiye Barolar Birliği TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T. Türkçe t Ton TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tar.Sok. Telgraf 68 .

Ticaret TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu tiy.TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu) TEV Türk Eğitim Vakfı TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası Tğm. Tiyatro TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü TKB Türk Kadınlar Birliği TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri TL Türk lirası tlf. Telefon tlks. Telsiz TM Türk Malı TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMO Toprak Mahsulleri Ofisi TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Top. Topçu TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi TP Türk Petrolleri 69 . Teleks tls. Teğmen THA Türk Haberler Ajansı THK Türk Hava Kurumu THK Türk Hukuk Kurumu THY Türk Hava Yolları TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı) tic.

Tümgeneral TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı TV Teve. televizyon TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) UN United Nations (krş. Tuğgeneral TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Tüm. BM) UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı) UNESCO United Nations Educational. Bilim ve Kültür Teşkilâtı) UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Çocuklara Yardım Fonu) UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı) USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk. Toplayan TR Türkiye TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TSE Türk Standartları Enstitüsü TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri TTB Türk Tabipler Birliği TTK Türk Tarih Kurumu Tug. Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim. Tümamiral Tümg. Tümen Tüma. ABD) 70 . Tugay Tuğg.TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tpl.

Uzm.Sb. Ve saire WB World Bank (Dünya Bankası) WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı) WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı) Y. Elektrik Genel Müdürlüğü YSK Yüksek Seçim Kurulu Yun. Mim. Veteriner vs. Doç. ve bunun gibi vd. Ve başkaları. Yüzbaşı 71 . Yedek Subay YÖK Yükseköğretim Kurulu YSE Yol. Üstçavuş ünl. Su. Yayımlayan Yzb. Yardımcı Doçent Yay. Yüksek Mühendis yy. Yayın Yb. Yüksek Mimar Yük. Yarbay Yd. Yardımcı Yard. Müh. Yüksek Yard. Yüzyıl yyl. ve benzerleri. Uzman Ü Üniversite Üçvş. Ünlem Üstğ. Yunanca Yük. Üsteğmen vb. Ve devamı Vet.

Zooloji (*)KESME KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler. Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece kurarlar. Zamir zool. Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir: an'ane an'anevî bid'at cem'an cür'et cür'etkâr cür'etkârlık cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cüz'î def'aten fer'î 72 .ZF Ziraat Fakültesi zf. Zarf zm.

gayrimes'ul hal'etmek hil'at is'at iş'ar iş'arî iz'aç iz'an iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık kat'î kat'îleşme kat'îleşmek kat'iyen kat'iyet kıt'a kur'a kur'acı Kur'an Kur'anıkerim mef'ul mel'anet mel'un mer'i mer'iyet 73 .

mes'ul mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik mes'ut meş'ale meş'um müt'a nez'etmek ric'at rik'a sun'î sun'îlik sür'at sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli şer'an şer'î şer’iye şuf'a tab’an tel'in 74 .

Ancak uzatma görevindeki düzeltme işareti kurala bağlı değildir. okunuşları uzun olan ünlüler üzerinde: aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz) adem (yokluk) âdem (insan) adet (sayı) âdet (gelenek. alışkanlık) akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan) ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) alem (bayrak) âlem (dünya. Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür. inceltme görevinde kullanılan düzeltme işareti. Bunlar aşağıda gösterilmiştir. bu seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için. 1. yüksek) 75 . Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. alıntı kelimelerdeki g. inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda. hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır.tes'it vak'a vak'anüvis vak'anüvislik vaz'ıhamil vüs'at Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır: cem'i kat'ı tab'ı cüz'ü men'i vaz'ı def'i nev'i hal'i sem'i UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Düzeltme işareti. Yazılışları bir. k. evren) Ali (kişi adı) âli (yüce.

kişi) şâhıs (sırık) 76 .alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) ama (fakat) âmâ (görmez. görünen) sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı) şahıs (kimse. gelip geçici) hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen) hak (doğruluk) hâk (toprak) hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hal (pazar yeri. engel) nakil (taşıma) nâkil (taşıyan) nar (bir meyve) nâr (ateş) nazım (manzume) nâzım (düzenleyen) rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan. çözme) hâl (durum. içeri) dar (ensiz) dâr (ev) fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü. vaziyet) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) hasıl (ekin) hâsıl (olan. açık) âyan (ileri gelenler) batın (karın) bâtın (iç. kör) amin (kimya terimi) âmin (dua sözü) aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun. tutkun) ayan (belli. gizli) dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dahil (karışma) dâhil (iç. merhamet eden) sadır (göğüs) sâdır (çıkan. ortaya çıkan) haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) havas (nitelikler) havâs (duygular) haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü.

nispet î'si üzerinde: abadî abanî Abbasî abidevî acemkürdî adalî adedî adî adlî afakî ahdî ahlâkî ailevî aklî alenî Alevî 77 . basıcı) vakıf (para. engin) yad (yabancı) yâd (anma) yar (uçurum) yâr (sevgili) zati (zaten) zatî (kendine özgü) (*)NISPET 2. vakfeden) varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) vasi (mirası yöneten) vâsi (geniş. mülk) vâkıf (bilen.şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) tabi (elbette) tâbi (bağımlı. Nispet î'sini belirtme durumu ve iyelik ekinden ayırmak için.

altunî amelî amudî amudufıkarî an'anevî angudî anî arabankürdî Arabî arızî Arî armudî arzanî asabî asgarî askerî aslî asrî Asurî aşarî avdetî Avrupaî aynî azamî Azerî Babaî bağdadî 78 .

Bahaî bahrî barudî basarî Bâtınî bayatî bedenî bedevî bedihî bediî behimî Bektaşî beledî bendegî Berberî berrî beşerî beyzî Caferî cebrî Cedî cehennemî Celâlî cenubî cerrahî cevabî cevizî 79 .

cevvî cezaî cezrî ciddî cinaî cinsî cismanî coğrafî cüz'î çividî dağî dâhilî daimî dairevî dasitanî davudî demevî demirî derunî destanî devrî dinî divanî dünyevî Dürzî ebedî ebrulî 80 .

edebî eflâtunî efsanevî ehlî elâstikî enfüsî erguvanî esasî ezanî ezelî fağfurî fahrî farazî Farisî Fatımî fedaî felsefî fennî ferahî ferdî fer'î fevkanî fevrî fındıkî fıstıkî fıtrî fiilî 81 .

fikrî filizî firarî fizikî fuzulî garamî garbî garpkârî gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikanunî gayrikıyasî gayrinizamî gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gıyabî gulyabanî gümüşî Habeşî hâkî 82 .

hakikî halkavî Halvetî hamasî Hambelî Hamî Hanefî harabatî harbî harekî Harezmî yolu haricî hasbî havaî havarî hayalî hayatî haydarî hayvanî hazarî helezonî hendesî hercaî hesabî hırpanî hicrî hissî 83 .

horasanî hukukî Hurufî hususî hükmî hüseynî ırkî ıstırarî ıtrî ibdaî İbranî içtimaî idadî idarî ihtimalî ihtiyarî ihtiyatî ihzarî iktisadî ilâhî illî ilmî iltihabî iltisakî iltizamî indî indifaî 84 .

insanî insirafî insiyakî intanî inzibatî iptidaî iradî irsî irticaî İsevî İslâmî istisnaî iş'arî itibarî izafî Kadirî kalbî kalenderî kalevî kamerî kanunî kanunuesasî karakuşî kastî kat'î kavmî keyfî 85 .

Kıptî kısmî kıyasî kimyevî kimyonî kispî kitabî kûfî kurşunî kutsî kuzgunî külhanî küllî kürdî kürevî lâciverdî lâdinî lafzî lâhurî lâhutî lâubalî leylâkî leylî limonî lûtî lüzucî maddî 86 .

madenî maderşahî Mağribî mahallî mahrutî mahşerî maî malî Malikî manevî mantıkî marazî Marunî maşerî mecazî mecburî meccanî Mecusî medenî mehdî Melâmî merkezî meslekî mesnevî meşrutî Mevlevî mevziî 87 .

mıknatısî midevî mihanikî milâdî millî mimarî mirî mizahî Muhammedî Musevî müddei− umumî mülkî nakdî naklî Nakşibendî Nasranî nazarî nebatî nebevî nefsanî neftî neharî Nesturî nevyunanî nihaî nisaî 88 .

nispî nizamî nohudî nuranî Nusayrî örfî patlıcanî pederşahî rabbanî Rafızî rahmanî resmî reybî riyazî rubaî Rufaî ruhanî ruhî Rumî rustaî samanî Samî samimî santurî sathî sebkihindî seferî 89 .

Selçukî semaî semavî senevî sevkıtabiî seylânî sıhhî sıhrî sincabî siyasî sultanî suflî sun'î sükûtî sümbülî Sünnî Süryanî Şafiî şahsî şakulî şalakî Şamanî şarabî şarkî şeddadî şehevî şehvanî 90 .

şeklî şemsî şer'î şeytanî şifahî Şiî şimalî tabiî tahinî tahlilî tahminî tahrirî takdiriilâhî taklidî takribî tamburî tarçınî tarihî tasavvufî tasvirî tatbikî tecrübî tedafüî tedricî telkârî temsilî tenkidî 91 .

terbiyevî terkibî tesadüfî teşriî tezyinî tıbbî Ticanî ticarî tufeylî tulânî Turanî udî ufkî uhrevî ulvî umumî uzvî ümmî üryanî üstüvanî vahşî vasatî vatanî vicahî vicdanî vilâdî yabanî 92 .

yayınispî yevmî Yezidî zahirî zamkıarabî zarurî zatî Zatülkürsî zebanî zecrî Zerdüştî zevalî zeytunî zımnî zifirî zihnî zimmî ziraî zuhurî zührevî (*)DEGISIK İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER s. 13 Ünlü düşmesi 93 . s. 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. aaah.

alamayacaksın. gelmeyeyim. hâlbuki. karın / karnı.1928. divan şiiri. Tarihî olay. 15. mademki. e ile yazılır: geleceğim. klâsik Türk edebiyatı. Neptün. 27 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman. halk şiiri. alamayacağım. boyun / boynu. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı. XII. Cilâlı Taş Devri. Dünya. kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. Türk edebiyatı. ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar. gelmeyeceğim. güneş. Karl. resim / resme. İlk Çağ. bağır / bağra. I. V. Dilimizde o. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. övmek. Gülsüm Bacı. gövermek. başlayasınız. Tanzimat Dönemi. çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı. s. yüzyıl. başlayalar. alacağım. Adile Hala. Boğaz’dan. II. gelemeyeceğiz. başlayalım. geniz / genzi. s. kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan. beyin / beynimiz. Sultan Ana. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba. 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü. Teklik ve çokluk 1. s. böğür / böğrüm. dövmek. Edward. e ile yazılır: başlayayım.Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı. III. Halley. alın / alnı. e ile yazılır: başlayasın. tekke edebiyatı. öğmek. gelmeyelim. Türk dili. meğerki. hükümdar adlarında. almayacağım. cilt. Türk sanat müziği. 29 15. Wilhelm. başlaya. Millî Mücadele. 94 . Yükselme Devri. gelmeye. bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. s. Bulvar’dan. Türk halk müziği. söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a. beyne. 18 Ancak ki bağlacı. burun / burnu. Susuz Dede. oğmak. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda. İstek ekinden önce gelen ünlü. Tanzimat edebiyatı. sanki. söğmek. Louis. gelmeyeceksin. Dünya. oğul / oğlu. çünkü. göğermek. beniz / benzi.XI. s. birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki. tarihlerin yazılışında. gelmeyeler. gönül / gönlünüz. söyleyişe bakılmaksızın a. oysaki. gelmeyeceğiz. s. eski Türk edebiyatı. 14 ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek. ovmak. VIII. s. Millî Edebiyat Dönemi. başlayacağım. göğüs / göğsün. Plüton. gelmeyesin. devirmek / devrilmek. s. bağrım. çevirmek / çevrilmek. cilt. Servetifünun edebiyatı. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. söyleyişe bakılmaksızın a. XIV. almayacaksın. gelemeyeceksin. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. gelmeyesiniz. sövmek. geleceğiz. gelemeyeceğim. Selim. 1.

gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa. tepetaklak. anayasa. omurilik. kahverengi. sütbaba. lâ−dinî. sacayağı. başıbozuk. takımada. pekiyi. başıkabak. sütkardeş. Maraş dondurması. akyuvar. dikdörtgen. eşkenar. kenarortay. bayramüstü. paralelkenar. Fevzi Çakmak Sokağı. Yunus Emre Mahallesi. içgüdü. Kemalpaşa (ilçesi). yavrukurt. ebekuşağı. halkoyu. sahip−kıran. ilköğrenim. kasımpatı. tıpkıçekim. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler. atarkanal. Cemal Nadir Sokağı. birdirbir. Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (Sultanahmet buradan çıkarıldı) s. kelaynak. karaciğer. gökyüzü. Davutpaşa. birtakım. cadde. vazgeçmek. tıpkıbasım. dolunay. başıboş. içtepi. ilkbahar. gözaltı. bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye. tozpembe. otobur. Ertuğrulgazi. ilkokul. ebemkuşağı. çeşitkenar. külkedisi. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili. zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. na−mütenahî. s. tepetakla. aksakal. Gazi Mustafa Kemal Bulvarı. içbükey. ortaokul. Necatibey (Caddesi). akaryakıt. yeryüzü. külhanbeylik. dörtnal. öğleüstü. 95 . 46 16. düzayak. sokak. anapara. âdemotu. 37. külhanbeyi. sütoğul. akarsu. sıradağ. karekök. olağanüstü. Mustafabey (Caddesi). Mustafa Kemalpaşa (ilçesi). ikindiüstü. delikanlı. 46 10. Yer. suçüstü. dörtkenar. baş üstü. alıntılarda ve bilimsel yayınlarda. anaokulu. atasözü. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle. güvenoyu. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı. Hindistan cevizi. köy vb. kıç üstü. yanardağ. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç. özdeyiş. millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı. soyadı. varoluş. 38 e. s. adamotu. böbrek üstü (bezleri). erbaş. 36 19. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu. gelişigüzel. buzdolabı. yarıçap. akkor. ipucu. sağduyu. denizaşırı. ayçiçeği. topyekûn. takımyıldız. hamiyyet−perver. Bayrampaşa. sağyağ. mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? s. ağırbaşlı. ayçöreği. dışbükey. birdenbire. tepe üstü. Ziya Gökalp Bulvarı. şuuraltı (krş. semizotu. yüznumara. Kur’ân−ı Kerim. köy vb. İngiliz anahtarı. doludizgin. yerküre. Vaşington portakalı. enikonu. ağırkanlı. yarımada. Japon gülü. Recaî−zade. öteberi. milletvekili. s. anneanne. dörtnala. öngörmek. bilâ−vasıta. Behçet hastalığı. dârü'l−aceze. Açıortay. etobur. bugün. sırt üstü. Nene Hatun Caddesi. sütnine. derebeylik. öğleüzeri. Ahd−i atik.Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü. günaşırı. bî−vefa. varsayım. giderayak. önsezi. beşibiryerde. derebeyi. şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi. ayaküstü. Frenk gömleği. Brüksel lâhanası. bilinçaltı. sarf−ı Türkî. 16). sonbahar. başörtü. gerçeküstü. ehven−i şer. ahududu. Koca Mustafapaşa. bulvar. alyuvar. serinkanlı. yöneylem. gözyaşı. sütanne. tekdüze. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. ayaküzeri. içyağı. kabataslak. aybaşı. denizaltı. hayhay. anamal. tahte'ş−şu'ur. soğukkanlı. ağırcanlı. Hurşid−name. bindallı. ilçe. sıradağlar. sütana. s. atardamar. yılbaşı. hayal−perest. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle. tahte’ş−şu’ur. pekâlâ. unvan kelimesi sonda ise. öngörü. ikizkenar. bilirkişi. sivrisinek. adamkökü. toplardamar. çiftetelli. sıkıyönetim. kartopu. yüzyıl. 30 17. ehl−i vukuf. Sütçü İmam Üniversitesi s. sacayak. murdarilik. ilkyaz. demirbaş. sadeyağ. Birleşik kelimeler B. aktöre. başvurmak. yarıyıl. ilköğretim. meydan. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi. akciğer. sıcakkanlı. dereotu. eski metinlerin yayımında. basmakalıp. tereyağı. yüzüstü. akşamüzeri. Sultan Ahmet Camii. 36 16. bozkır. babaanne. kamuoyu. dipnot. kongövde. Van kedisi.

s. – Nen var senin çocuğum. dedi. Hikâyeler) s. (Tarık Buğra. ilelebet. Artık o. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim. 69 7. Türk istiklâlini. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu. Türk cumhuriyetini. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi. Küçük Ağa) 8. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. 69. su altı. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). ) 1. Bir İçim Su) s. ne üniformalı bir başkumandan. diye düşündü. Birleşik kelimeler A. Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. 55 7. yer altı (krş. (Reşat Nuri Güntekin. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp. diye sormak zorunda kaldı.Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı. (Haldun Taner. 96 . Çalıkuşu) (Türküm örneği kaldırıldı) s. toprak altı. (Refik Halit Karay. ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. 70 Kesme işareti ( ' ) 1. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) s. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen. 16). 1932 yılında kurulmuştur. 53 Nokta ( . Atatürk'üm. (Mustafa Kemal Atatürk) s. muhafaza ve müdafaa etmektir.

Alm. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya.si.yi. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine.dan.dan. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. Nu. Çankaya Köşkü'ne. b. Sinekli Bakkal'ı. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Allaha emanet. m²ye (metre kareye). Ziya Gökalp'tan. İng. Enver Paşanın. Klâsik Türk Edebiyatına. Velinin külâhını Aliye. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. İnönü'den. Alinin külâhını Veliye. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Yurdakul'dan. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. Van Gölü'ne. Kiralık Konak'ta. Akım. Nasrettin Hocada. s. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a.− ğı abadî aba güreşi abajur abajurcu abajurculuk. Yunus Emre'yi.Türkiye'm. Kâzım Karabekir'i. cm³e (santimetre küpe).−ğu abajurlu abaküs abalı Abana (ilçe) 97 . Ayhan Beyden. Alman'ı. Türk'e. mad. Venüs'ü. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. ç. Millî Edebiyat Akımının. Türk Dil Kurumundan. Ağrı Dağı'nın. Enver Paşayı.leri.. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra. 64ten (altı üssü dörtten) (*)A A ab aba abacı abacılık. Türkiye'de. Yükselme Döneminin.. c. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Jüpiter'den. Ahmet Mithat Efendinin.. Zeynep Hanıma. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan.

−ğı abartılı abartılma abartılmak abartısız abartış abartma abartmacı abartmacılık.abandırma abandırmak abandone abanî abanma abanmak abanoz abanozgiller abanozlaşma abanozlaşmak abartı abartıcı abartıcılık.−dı 98 .−ğı abartmak abartmalı abartmasız abasız abaşo abat.

−ği abdestsiz abdiâciz abdülleziz abece abecesel 99 .abat etmek abat eylemek abat olmak Abaza Abazaca abazan abazanlık.−ğı Abaza peyniri Abbasî abd abdal Abdal abdallık.−ğı abdest abdest almak abdestbozan abdestbozan otu abdest bozmak abdesthane abdest küpesi abdestli abdestlik.

−ğı ablalık.−ğı ablalık etmek ablâtif ablatya abli abluka abluka etmek 100 .−ği abıhayat abıkevser abıru abide abideleşme abideleşmek abideleştirme abideleştirmek abidemsi abidevî abis abiye abla ablak.−ğı ablakça ablaklık.abece sırası aberasyon abes abeslik.

−ği abone olmak abone yapmak abonman aborda aborda etmek abra abrakadabra abrama abramak abraş abril abstraksiyonizm abstre abstre sayı absürt.−ğu abuli abullabut abullabutluk.−ğu abur cubur 101 .−dü absürt tiyatro abu abuhava abuk sabuk abuk sabukluk.abone abone etmek abonelik.

−ği acele etmek aceleleştirme aceleleştirmek acele posta Acem acemaşiran acemborusu (bitki) 102 .−ği acayip olmak accelerando acele acele acele aceleci acelecilik.−ğı acayip.−bi acayipleşme acayipleşmek acayipleştirme acayipleştirmek acayiplik.abus acaba acar Acar Acara acarlaşma acarlaşmak acarlık.

−ği Acemce Acem halayı acemi acemi ağası acemice acemi çaylak.acembuselik.−ği acep aceze acı 103 .−ğı acemi er acemileşme acemileşmek acemilik.−ği acemilik etmek acemi ocağı acemi oğlanı Acem kılıcı acemkürdî Acem lâlesi Acemleşme Acemleşmek.−ği Acemleştirme Acemleştirmek.−ği Acem pilâvı acente acentelik.

acı acı acı ağaç.−cı acı badem acı badem kurabiyesi acı bakla acı bal acı balık.−ğı acı kavun acıkılma acıkılmak acıklı acıklı komedi acıkma acıkmak acı kök acıktırma acıktırmak acı kuvvet acılanma 104 .−ğı acıca acı ceviz acı çiğdem acı elma Acıgöl (ilçe) acı hıyar acı karpuz acı kavak.

−ğı acı meyan acımık.−ğı acımsı acımtırak.−ğı acınılma acınılmak acınma acınmak 105 .−ğı acınacak.−ğı acıma acımak acı mantar acı marul acımasız acımasızca acımasızlık.acılanmak acılaşma acılaşmak acılaştırma acılaştırmak acılı acılık.−ğı acındırma acındırmak acınılacak.−ğı acılılık.

−czi (güçsüzlük) âciz (güçsüz) âcizane 106 .acı ot Acıpayam (ilçe) acı pelin acırak.−ğı acırga acı sakız acısız acı söz acı su (maden suyu) acı tatlı acıtış acıtma acıtmak acı yavşan acıyıcı acıyış acı yitimi acı yonca acibe acil acilen acil servis aciz.

−ğı açık açık açık ağıl açıkağız (bitki) açık ağızlı 107 .−lü acun acur acuze acyo acyocu aç açacak.−ğü açı açıcı açık.âcizleri âcizlik.−ği acube acul.−cı açelya aç göz aç gözlü aç gözlülük.−ğı aç acına açalya açan açar aç bîilâç.

−ği açık fikirli açık fikirlilik.−ğü 108 .açık alan açık artırma açık bilet açık bono açık bölge açık büfe açık celse açık ciro açıkça açıkçası açık çek açıkçı açık deniz açık devre açık dolaşım açık dolaşım sistemi açık duruşma açık düşme açık eksiltme açık elli açık ellilik.−ği açık giysi açık görüş açıkgöz açıkgözlük.

−bı açık imza açık işletme açık kahverengi açık kalp ameliyatı açık kalpli açık kalplilik.açık hava açık hava sineması açık hava tiyatrosu açık hece açık hesap.−ği açık kapı politikası açık kapı siyaseti açık kart açık kredi açıklama açıklama cümlesi açıklamak açıklamalı açıklama yapmak açıklanan açıklanma açıklanmak açıklar livası açıklaşma açıklaşmak açıklaştırma 109 .

−ğı açıklıkölçer açıklık politikası açık liman açık lise açık maaşı açık mavi açık mektup.açıklaştırmak açıklatma açıklatmak açıklayan açıklayıcı açıklayış açıklık.−bu açık ordugâh açık oturum açık oy açık öğretim açık önerme açık pazar açık pembe açık piyasa açık poliçe açık raf açık rejim açık saçık.−ğı açık sarı 110 .

−ği açık senet açık sözlü açık sözlülük.−ğü açık şehir.−ği açık zaman açılama açılım açılış açılış konuşması açılış töreni açılma açılmak açım 111 .açık sayım açık seçik.−hri açıktan açıktan açığa açıktan atama açıktan tayin açık taşıt açık teşekkür açık tohumlular açık tribün açık yara açık yeşil açık yürekli açık yüreklilik.

−ğı açısal yol açış açış konuşması açıt.−dı aç karnına açkı 112 .açımlama açımlamak açımlanma açımlanmak açındırma açındırmak açınım açınma açınmak açınsama açınsamak açıortay açıortay düzlemi açıölçer açısal açısal bölge açısal çap açısal hız açısal ivme açısal sapma açısal uzaklık.

−ğı açlık grevi açlık şekeri açma açmacı açmak açmalık.−ğı açmaz açmaz halatı açmazlık.−ğı açtırma açtırmak ad ad.açkıcı açkılama açkılamak açkılanma açkılanmak açkılatma açkılatmak açkılı açkısız açlık.−ğı 113 .−ddi ada ada balığı adabımuaşeret adacık.

−ğı adaksız Adalar (ilçe) adale adaleli adalesiz adalet adalet divanı adalet kapısı adaletli adaletlilik.adacyo ada çayı adagio adak.−ği adalet mahkemesi adalet örgütü adalet sarayı adaletsiz adaletsizlik.−ğı adaklama adaklamak adaklanma adaklanmak adaklı Adaklı (ilçe) adaklık.−ği adalı 114 .

adalî adam adama adamak adamakıllı adam azmanı adam boyu adamca adamcağız adamcasına adamcık.−bı Adapazarı'nı 115 .−ğı adam evlâdı adamkökü adamlık.−ğı adamcıl adamcıllık.−ğı Adana Adana kebabı adanma adanmak adap.−ği adamsız adamsızlık.−ğı adamotu adam sarrafı adam sendecilik.

−ğı ada tavşanı ada tepe adatma adatmak adavet aday aday adayı adayavrusu (tekne) adaylık.adap erkân adaptasyon adapte adapte etmek adapte olmak adaptör ada soğanı adaş adaşlık.−ğı ad cümlesi ad çekimi ad çekme ad çektirme addan türeme fiil 116 .−ğı aday olmak ad bilimi adcı adcılık.

addedilme addedilmek ad değişimi addetme addetmek addolunma addolunmak ad durumu adedî adem (yokluk) âdem (insan) Âdem Âdem baba Âdemci Âdemcilik.−ği ademimes’uliyet ademiyet âdemiyet âdemoğlu âdemotu adenit adenom 117 .−ği Âdem elması Âdem evlâdı ademimerkeziyet ademimerkeziyetçi ademimerkeziyet− çilik.

adese adet.−di (sayı) âdet (gelenek. alışkanlık) âdeta adetçe âdet edinmek âdet etmek adedimürettep.−sri 118 .−bi âdet olmak adezyon kuvveti ad gövdesi ad hoc adı geçen adıl adım adım adım adım başı adımlama adımlamak adımlık.−ğı adımsayar Adıyaman adî adî adım adî defter adî kesir.

−i adlî polis 119 .−ği adî suçlu adisyon ad kökü adlandırılma adlandırılmak adlandırma adlandırmak adlanma adlanmak adlaşma adlaşmak adlaştırma adlaştırmak adlı adlı sanlı adlî adlî makam adlî merci.adil adilâne Adilcevaz (ilçe) adîleşme adîleşmek adîleştirme adîleştirmek adîlik.

−ffı 120 .−ği aerobik solunum aerodinamik.−bi adlî tatil adlî tıp.−ğı ad tamlaması aerobik.−bbı adliye adliyeci adliye encümeni adliye mahkemesi adliye nezareti adliye teşkilâtı adliye vekâleti adlî yıl adlî zabıta adrenalin adres adres defteri adres kartı adres kitabı adres makinesi adres rehberi adsız adsız parmak.adlî sicil adlî tabip.−ği af.

afacan afacanlaşma afacanlaşmak afacanlık.−ği afal afal afal afallama afallamak afallaşma afallaşmak afallaştırma afallaştırmak afallatma afallatmak afat afazi aferin aferist afet afetzede affedersin affedersiniz affedilme affedilmek 121 .−ğı afak afakî afakîlik.

−ği afişe afişe etmek afişleme afişlemek afi yapmak afiyet 122 .affetme affetmek affettirme affettirmek affettuoso affeyleme affeylemek affolunma affolunmak Afgan Afganistan Afganlı Afgan tazısı afi afif afife afili afis afiş afişçi afişçilik.

afiyet olsun afoni aforizm aforoz aforoz etmek aforozlama aforozlamak aforozlu afralı tafralı afra tafra Afrika Afrika çekirgesi Afrika domuzu Afrikalı Afrikalılık.−ğu afsunlama afsunlamak afsunlanma afsunlanmak afsunlu Afşar Afşin (ilçe) aft 123 .−ğı Afrika menekşesi afsun afsuncu afsunculuk.

−ği agnostisizm agnozi agora 124 .aftos afur tafur afyon Afyon Afyon kaymağı afyonkeş afyonkeşlik.−ği afyonlama afyonlamak afyonlanma afyonlanmak afyonlu afyon ruhu agâh agâh olmak agami aganta agaragar agel agitato aglütinasyon aglütinin agnosi agnostik.

−ği ağabeylik etmek ağaç.−ği agucuk.agorafobi agraf agrafi agrandisman agrandisör agrega agreje agreman agresif agu agu bebek.−cı ağaç arısı ağaç balı ağaç biti ağaççık.−ğu agulama agulamak aguş ağ ağa ağababa ağabey ağabeylik.−ğı 125 .−ğı ağaççılık.

−ğı ağaçlıklı ağaç mantarı 126 .ağaç çileği ağaç çivi ağaçdelen ağaç ebegümeci ağaç işleri ağaçkakan ağaç kama ağaç kaplama ağaç kavunu ağaçkesen ağaç kurbağası ağaç kurdu ağaç küpesi ağaçlama ağaçlamak ağaçlandırılma ağaçlandırılmak ağaçlandırma ağaçlandırmak ağaçlanma ağaçlanmak ağaçlaşma ağaçlaşmak ağaçlı ağaçlık.

−ğı ağarma ağarmak ağartı ağartılma ağartılmak ağartma ağartmak ağa yamağı ağbenek.−ğı ağarık.ağaç minesi ağaç mobilya ağaç nemi ağaç oyma Ağaçören (ilçe) ağaç parkı ağaç sakızı ağaç sansarı ağaç serçesi ağaçsı ağaçsız ağaç yılanı ağa kapısı ağalanma ağalanmak ağalık.−ği (mantar) 127 .

−ğı ağcılık.−ği ağcı ağcık.−ğı ağda ağdacı ağdalanma ağdalanmak ağdalaşma ağdalaşmak ağdalaştırma ağdalaştırmak ağdalı ağdalık.ağbeneklilik.−ğı ağda yapmak ağdırma ağdırmak ağı ağı ağacı ağı çiçeği ağıl ağılama ağılamak ağılanma ağılanmak ağılandırma ağılandırmak 128 .

−ğı ağırca ağırcanlı ağırcanlılık.−ği ağıllanma ağıllanmak ağım ağımlı Ağın (ilçe) ağınma ağınmak ağı otu ağır ağır ağır ağır aksak.−cı ağır ayak.−ğı ağır ceza ağır düyek ağır elli ağır ellilik.ağılaşma ağılaşmak ağılı ağılı böcek.−ğı ağırbaşlı ağırbaşlılık.−ğı ağır aksak semaî ağır araç.−ği 129 .

−ğı ağır hava ağır hidrojen ağır iş ağırkanlı ağırkanlılık.ağır ezgi ağır hapis cezası ağır hasta ağır hastalık.−bı ağır kusur ağır küre ağırlama ağırlamak ağırlanma ağırlanmak ağırlaşma ağırlaşmak ağırlaştırma ağırlaştırmak ağırlatma ağırlatmak ağırlık.−ğı ağırlıklı ağırlık merkezi ağır para cezası ağırsama 130 .−ğı ağır kayıp.

−i ağır sengin semaî ağır sıklet ağır söz ağır su ağırşak.−ğı ağıtlama ağız.ağırsamak ağır sanayi.−ğzı ağız alışkanlığı ağız birliği ağız bozukluğu ağız dalaşı ağızdan ağızdan ağıza 131 .−dı ağıtçı ağıtçılık.−ğı ağırşaklanma ağırşaklanmak ağır top ağır uyku ağır vasıta ağır vasıta ehliyeti ağır yağ ağır yaralı ağış ağıt.

−ğı ağızlıkçı ağız nişanı ağızotu (barut) ağızsıl ağızsıl ünlü ağızsız ağız şakası ağız tadı ağız tatsızlığı ağız tüfeği ağız tütünü ağız ünlüsü ağ iğnesi 132 .ağızdan dolma ağız değişikliği ağız dolusu ağız kâhyası ağız kalabalığı ağız kavafı ağız kavgası ağız kokusu ağızlama ağızlamak ağızlaşma ağızlaşmak ağızlı ağızlık.

ağ ipliği ağ kayığı ağ kepçe ağ kurdu ağ kurşunu ağlama ağlamak ağlamaklı ağlamalı ağlamsı ağlanma ağlanmak ağlantı Ağlasun (ilçe) ağlaşma ağlaşmak ağlata ağlata ağlatı ağlatıcı ağlatış ağlatma ağlatmak ağlaya ağlaya ağlayıcı ağlayış ağlı Ağlı (ilçe) 133 .

ağma ağmak ağ mantarlar ağnam ağnama ağnamak ağnamcı ağraz ağrı Ağrı ağrıkesen ağrı kesici ağrı kesimi ağrılı ağrıma ağrıma asalakları ağrımak ağrısız ağrı sızı ağrıtma ağrıtmak ağ sayfası ağ sitesi ağsı ağ tabaka ağ tonoz ağ torba 134 .

−ğı ağzı açık.−ğı 135 .ağustos ağustos böceği ağustos böcekleri ağyar ağ yatak.−ği ağzı kalabalık.−bı ahbapça ahbaplık.−ğı ağzı kara ağzı kenetli ağzı kilitli ağzı pek ağzı pis ağzı sıkı ah aha ahacık ahali ahar aharlama aharlamak aharlı ahbap.−ğu ağzı gevşek.−ğı ağzı bir ağzı bozuk.

ahbaplık etmek ahbap olmak ahcar ahçı ahçıbaşı.−dı ahım şahım 136 .−yı.−ği ahenk tahtası ahenktar aheste aheste aheste aheste beste ah etmek ahfat.−ği ahenksiz ahenksizlik. −nı ahçılık.−gi ahenk kaidesi ahenkleştirme ahenkleştirmek ahenkli ahenklilik.−ğı ahdetme ahdetmek ahdî Ahdiatik Ahdicedit ahenk.

−kti ahir zaman ahir zaman peygamberi ahit.−ği ahir ahiren ahiret ahiret adamı ahiret günü ahir vakit. arkadaş) Ahi (özel isim) ahilik.−hdi ahitleşme ahitleşmek ahitname ahiz.−ği Ahilik.−hzi ahize ahkâm ahlâf ahlâk 137 .ahır ahırlama ahırlamak Ahırlı (ilçe) Ahıska Türkleri ahi (dost.

−ğı ahlâken ahlâkıyat ahlâkî ahlâkî vazife ahlâklı ahlâklılık.−ğı ahmakça 138 .ahlâk bilimi ahlâkça ahlâkçı ahlâkçılık.−ğı ahlâksız ahlâksızca ahlâksızlık.−ğı ahlâksızlık etmek ahlâk yasası ahlâk zabıtası ahlama ahlamak ahlat (yaban armudu) ahlât (ögeler) Ahlat (ilçe) ahlâtıerbaa (dört öge) ahmak.−ğı ahlâk dışı ahlâk dışıcılık.

−ği ahret suali ahret yolculuğu ahşa ahşap.ahmakıslatan ahmaklaşma ahmaklaşmak ahmaklaştırma ahmaklaştırmak ahmaklık.−li ahzetme ahzetmek ahzüita ahzükabz aidat aidiyet aidiyet eki 139 .−ğı Ahmetli (ilçe) ahraz ahret ahret kardeşi ahretlik.−bı ahtapot ahu ahududu ahu gözlü ahval.

−ği aile meclisi aile ocağı aile plânlaması aile reisi aile saadeti ailesel ailesiz ailevî ait ait olmak ajan ajanda ajanlık.aile aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi ailece ailecek aile dostu aile gazinosu aile hayatı aile hukuku ailelik.−ğı ajan provokatör ajans 140 .

−ği akademik.ajitasyon ajitatör ajite etmek ajur ajurlu ak aka akabe akabinde akaç.−cı akaçlama akaçlamak akaçlatma akaçlatmak akademi akademici akademicilik.−cı akait.−ğı akala akamber akamet 141 .−di akaju akak.−ği akademisyen ak ağa akağaç.

akan yıldız akar akar amber ak Arap akarca akaret akarlar akarsu akaryakıt akaryakıt istasyonu akasma akasya akbaba akbabagiller akbakla akbaldır akbalık.−ği akbuğday akburçak.−ğı akbalıkçıl ak basma ak basmak akbaş (kuş) ak benek.−ğı akciğer akciğer göbeği akciğer kesecikleri 142 .

akciğerliler akciğer lopçuğu akciğer peteği akciğer zarı akça Akçaabat (ilçe) akçaağaç.−ğı Akçakent (ilçe) Akçakoca (ilçe) akçalı akça pakça akçasal akça yel akçe akçıl akçıllanma akçıllanmak akçıllaşma akçıllaşmak akçıllık.−cı akçaağaçgiller akça armudu Akçadağ (ilçe) Akçakale (ilçe) akçakavak.−ğı akçöpleme Akdağmadeni'ni 143 .

(ilçe) akdarı akdedilme akdedilmek ak demir Akdeniz Akdeniz humması Akdeniz mavisi akdetme akdetmek akdiken akdoğan akdut akemi ak gözlü akgünlük.−ğü akgürgen akhardal Akhisar (ilçe) akı akıbet akıcı akıcılık.−klı akılcı 144 .−ğı akıcılık ölçeği akıcı ünsüz akıl.

−ğı akılsızlık etmek 145 .−ğı akıllılık etmek akıllı uslu akılsal akılsallaştırma akılsallaştırmak akılsız akılsızlık.−ğı akıl defteri akıl dışı akıl dışıcılık.−ğı akıl dişi akıl doktoru akıl hastahanesi akıl hastası akıl hocası akıl kethüdası akıl kumkuması akıl kutusu akıllandırma akıllandırmak akıllanma akıllanmak akıllı akıllıca akıllılık.akılcılık.

akıl zayıflığı akım akımcı akımölçer akım ölçümü akımtoplar akın akın akın akıncı Akıncılar (ilçe) akıncılık. 146 .−ğı akın etmek akın akınkayası akıntı akıntı bilimi akıntı çağanozu akıntılı akıntıölçer akış akışkan akışkanlaşma akışkanlaşmak akışkanlaştırıcı akışkanlaştırıcılık.−ğı akıncılık etmek akındırık.

−ğı akıtma akıtmak akıtmalı akide akidesi bozuk.−di (sözleşme yapan) akit vaadi ak kan ak kan yangısı akkaraman akkarınca 147 .−ğu akide şekeri akik.−ğı akışma akışmaz akışmazlık.−ği akil akilâne akil baliğ akim akis.−ğı akışkanlaştırma akışkanlaştırmak akışkanlık.−ksi akit.−kdi (sözleşme) âkit.

−ğu Akköy (ilçe) akkuş Akkuş (ilçe) akkuyruk.−li akkelebek.−ğu (çay) aklama aklama belgesi aklamak aklan aklanma aklanmak aklaşma aklaşmak aklaştırma aklaştırmak aklen aklevrek.akkarıncalar akkavak.−ği Akkışla (ilçe) ak kirpani akkor akkorluk.−ğı akkefal.−ği aklı aklı başında aklı evvel 148 .

−ğu akort.−ğı aklı karalı aklı kıt aklınca aklıselim aklı sıra aklî aklî denge akliyat akliye akliyeci akma ak madde akma hançer akmak akmantar akma sınırı akmaz akne akompanyatör akonitin akont akordeon akordeoncu akordu bozuk.−du akortçu 149 .aklık.

−ğu akort yapmak Akören (ilçe) ak pak akpas akpelin Akpınar (ilçe) akraba akraba diller akrabalık.−bi 150 .akort etmek akortlama akortlamak akortlanma akortlanmak akortlatma akortlatmak akortlu akortsuz akortsuzlaştırma akortsuzlaştırmak akortsuzluk.−ğı akraba olmak akran akranlık.−ğı akreditasyon akreditif akrep.

−ği akromatin akromatopsi akromegali akronim akropol.Akrep (burç) akrepler akrobasi akrobat akrobatlık.−lü akrostiş aks aksak.−ğı aksakal aksaklık.−ğu Aksaray aksata aksatış 151 .−ği akromatik iğ iplik.−ğı aksak semaî aksam aksama aksamak aksan aksanı bozuk.−ğı akromatik.

aksatma aksatmak aksayış akse aksedir Akseki (ilçe) akselerograf akselerometre akseptans aksesuar aksesuarcı aksetme aksetmek aksettirme aksettirmek aksırık.−ğı aksırıklı aksırıklı tıksırıklı aksırış aksırma aksırmak aksırtma aksırtmak aksi aksi aksi aksilenme aksilenmek 152 .

−dü ak su Aksu (ilçe) aksungur aksülâmel ak sülümen akşam akşama doğru akşam akşam akşama sabaha akşam azadı akşamcı akşamcılık.−ği aksilik etmek aksine aksiseda aksiyom aksiyon aksiyoner aksoğan akson aksona aksöğüt.−ğı akşamdan akşama akşam ezanı 153 .aksileşme aksileşmek aksilik.

−ğı 154 .−ğı akşamlı sabahlı akşamlık sabahlık akşam namazı akşam pazarı akşam piyasası akşam saati akşamsefası (bitki) akşam simidi akşamüstü akşamüzeri akşam yeli Akşam Yıldızı Akşehir (ilçe) akşın akşınlık.akşam gazetesi akşam güneşi akşam karanlığı akşamki akşamlama akşamlamak akşamları akşamlatma akşamlatmak akşamleyin akşamlık.

−ğı aktarma cümlesi aktarmak aktarmalı aktarmasız aktarma yapmak aktartma aktartmak aktavşan aktif aktif fiil aktifleşme aktifleşmek aktifleştirme aktifleştirmek aktiflik.−du 155 .−ği aktif metot.aktar aktarıcı aktarılma aktarılmak aktarım aktarış aktariye aktarlık.−ğı aktarma aktarmacı aktarmacılık.

aktif taşıma aktinit aktinoloji aktinyum aktinyumlu aktivite aktivizm aktör aktöre aktörlük.−ği akut akuzatif akü akümülâtör aküpunktür akva akvam 156 .−ği aktüer akur akustik.−ğü aktris aktüalite aktüalizm aktüel aktüelleştirme aktüelleştirmek aktüellik.

akvarel akvaryum akvaryumcu akvaryumculuk. −ğu akya balığı Akyaka (ilçe) Akyazı (ilçe) ak yazılı ak yel ak yem ak yıldız Akyurt (ilçe) akyuvar akzambak.−ğı (at) alabalık.−ğı alabalıkgiller alabanda alabanda ateş alabanda etmek alabanda iskele alabanda sancak 157 .−ğı al ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) ala ala alabacak.

−ğı alaca karanlık.alabaş (bitki) alabildiğine alabora alabora olmak alabros alaca Alaca (ilçe) alaca aş alacabalıkçıl alaca bulaca alacak.−ğı alacakarga Alacakaya (ilçe) alacaklı alacaklı olmak alacak verecek alacalama alacalamak alacalandırma alacalandırmak alacalanma alacalanmak alacalı alacalı bulacalı alacalık.−ğı alacamenekşe 158 .

−ğı Aladağ (ilçe) alafranga alafrangacı alafrangacılık.−ği ala gün alâimisema alâka alâkabahş alâkadar alâkadar etmek alâkadar olmak alâkalandırma 159 .−ğı alafrangalaşma alafrangalaşmak alafrangalaştırma alafrangalaştırmak alafrangalık.alacasansar alaçam Alaçam (ilçe) alaçık. −ği alafranga saat.−ğı alafranga müzik.−ti alafranga tuvalet alâgarson alageyik.

alâkalandırmak alâkalanma alâkalanmak alâkalı alakarga alâkart alâkasız alâkasızlık.−ği alan alan araştırması alan hızı alan korkusu alan talan alan topu Alanya (ilçe) Alaplı (ilçe) alarga 160 .−ğı alâkok alalama alalamak alamana alamana ağı alâmet alâmetifarika alâmetifarikalı alâminüt alâminüt yemek.

alarga etmek alârm ala sulu alaşağı etmek Alaşehir (ilçe) alaşım alaşımlama alaşımlamak ala tav ala tavlı alaten alaturka alaturkacı alaturkacılık.−ği alaturka saat.−ti alaturka tuvalet alavere alavereci alavere tulumbası alay alay alay alay beyi alaybozan 161 .−ğı alaturkalaştırma alaturkalaştırmak alaturkalık.−ğı alaturka müzik.

−ğı al bayrak.−ğı albeni albenili albinizm 162 .alaycı alaycılık.−ğı alay etmek alâyıvalâ alâyiş alâyişli alaylı alaysı Ala Yuntlu alay yollu alaz alaza alaz alaz alazlama alazlamak alazlanma alazlanmak al basma albastı albatr albatros albay albaylık.

−ğı alçak.albinos albüm albümin albümin işeme albüminli alçacık. −ğü alçak kabartma alçak kavuşum alçaklaşma alçaklaşmak alçaklaştırma alçaklaştırmak alçaklık.−ğı alçak ses alçak yaylak.−ğı alçak basınç.−cı alçakça alçak gerilim alçak gönüllü alçak gönüllülük.−ğı alçalış alçalma alçalmak alçaltı alçaltıcı 163 .

−bı alçılama alçılamak alçılanma alçılanmak alçılatma alçılatmak alçılı alçıpen alçı taşı aldanç.−cı aldangıç.−ğı alçı alçıcı alçı kalıp.−cı aldanış aldanma aldanmak aldatıcı aldatılma aldatılmak aldatış aldatma aldatmaca 164 .alçaltış alçaltma alçaltmak alçarak.

−di aldırış aldırışsız aldırma aldırmak aldırmaz aldırmazlık.−ği aleksi alelâcayip.−lü 165 .−ği alelhesap alelhusus alelıtlak alelumum alelusul alem (bayrak) âlem (evren) alemci alemdar âlemşümul.−ğı aldırtma aldırtmak alegori alegorik.−bi alelâcele alelâde alelâdelik.aldatmak aldehit.

−ği alessabah alesta alet alet edevat alet etmek aletli aletli jimnastik.−ği alet olmak alev alev alev Alevî Alevîlik.−ği alev kırmızısı alev lâmbası alevlendirme alevlendirmek alevlenme 166 .âlem yapmak alenen alengirli alenî alenîleşme alenîleşmek aleniyet alerjen alerji alerjik.

−ğı aleykümselâm alfa alfabe alfabe dışı alfabe sırası alfabetik.−di alg algarina algı algı bıçağı algılama algılamak algılanma algılanmak algılatma 167 .−ği alfabetik katalog.alevlenmek alevli alev makinesi aleyh aleyhtar aleyhtarlık. −ğu alfabetik sıralama alfa ışınları alfaterapi alfenit.

algılatmak algılayıcı algın algler algoritma alıcı alıcı kuş alıcı verici alıcı yönetmeni alıç.−ğı alıkonulma alıkonulmak alıkoyma alıkoymak alık salık.−cı alık.−ğı alık alık alıklaşma alıklaşmak alıklaştırma alıklaştırmak alıklık.−ğı alım alımcı alım çalım alım gücü alımlı 168 .

−ğı alış alış fiyatı alışık.−ğı alınma alınmak alın teri alıntı alıntı kelime alıntılama alıntılamak alın yazısı alırlık.−ğı alın.−ğı alışılma 169 .−lnı alın çatısı alındı alındılı alıngan alınganlık.alımlı çalımlı alımlılık.−ğı alım satım alım satım bürosu alımsız alımsızlık.−ğı alınlık.−ğı alışıklık.

−ği alinazik.−ği alil alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) alimallah âlimane âlimlik.−bı âlicenaplık.−ğı alışkanlık edinmek alışkı alışkın alışkınlık.−ğı alifatik. yüksek) âlicenap.−ği (kebap) 170 .alışılmak alışılmamış alışılmış alışkan alışkanlık.−ğı alışma alışmak alıştırma alıştırma dönemi alıştırmak alışveriş Aliağa (ilçe) âli (yüce.

−ği alkali metaller alkalimetre alkaloit.−di alkalölçer alkan al karısı alkarna alkım alkış alkış ağası alkışçı alkışçılık.aliterasyon alivre alivre satış aliyyülâlâ alizarin alize Alka Evli alkali alkalik.−ğı alkışlama alkışlamak alkışlanma alkışlanmak alkil alkol.−lü 171 .

−ğı allahsız Allahsız allahsızlık.−ği alkolizm alkollü alkolölçer Allah Allaha ısmarladık Allah aşkına Allah bilir Allah bir Allahın adamı Allahın belâsı Allahın cezası Allahın emri Allahın evi Allahın günü Allahın hikmeti Allahın kulu allahlık.−ğı Allah taksimi Allahüâlem Allahütealâ Allah vergisi Allah yapısı 172 .alkolik.−ğı Allahsızlık.

−ğı Alman gümüşü Almanlaşma 173 .−ğı allak bullak.−cı almak almamazlık.allak.−ğı Alman almanak.−ği allanma allanmak allaşma allaşmak allegretto allegro allem allı allık.−ğı allı pullu alma almaç.−ğı allama allamak allâme allâmelik.−ğı Almanca Almancı Almancılık.

−ğı 174 .Almanlaşmak Almanlaştırma Almanlaştırmak Alman papatyası Almansever Alman usulü Almanya almaş almaşık.−pı alpaka alpaks alperen alpinist alpinizm alplık.−ğı almaşık yapraklar almaşlı Almatı Almus (ilçe) alnaç.−cı alo alogami alotropi alp.−ğı Alpu (ilçe) alpyıldızı (çiçek) al sancak.

−ğı alt deri alt diş alt dudak.−di alt güverte alt hava yuvarı altı 175 .alşimi alşimist alt alt alta Altay Altayca Altayist Altayistik.−bbı alternatör altes alt etmek alt familya alt geçit.−ği alt başlık.−ğı alternatif alternatif akım alternatif tıp.−ğı alt bölüm alt cins alt çene alt damak.

−ğu 176 .−ği altın böcek.−ği altın bilezik.−ğı altın altın babası altınbaş (kavun) altın beşik.−ği altıncı altıncı duygu altıncı his altın çağ altın çağı Altındağ (ilçe) Altınekin (ilçe) altın kaplama altın keseği altın kökü altın küpü altınlaşma altınlaşmak altınoluk.−ğı Altıkardeş (yıldız kümesi) altılama altılı altılık.altıgen altık.

kumaş) altı parmak.−ti altın sarısı altın suyu Altıntaş (ilçe) altıntop (greyfurt) altın topu altın varak.−ğı altın yağmurcun Altınyayla (ilçe) altın yıl altıparmak.−ğı altıpatlar altışar altı yol altı yol ağzı altız altimetre alt karşıt alt kat alt kurul altlama altlamak 177 .−ğı (balık.altın otu Altınova (ilçe) Altınözü'nü (ilçe) altın saat.

−ğı altlı üstlü altmış altmış altı (oyun) altmışar altmış dörtlük.−ğü altmışıncı altmışlık.altlı altlık.−ğı alto alto saksafon alt olmak alt sınıf alt şube alt tabaka alt takım alttan alta alt tarafı alt tür Altunhisar (ilçe) altunî altüst altüst böreği altüst etmek altüst olmak alt yapı alt yazı 178 .

kör) amabile amaç.−cı amaç dışı amaç edinmek amaçlama amaçlamak amaçlanma 179 .alt yazılama alt yazılamak alt yazılayıcı alt yazılı Alucra (ilçe) alüfte alüftelik.−ği alümin alümina alüminyum alüminyum taşı alüvyon alveol.−lü alvere tulumbası alyans alyon alyuvar am ama (fakat) âmâ (görmez.

amaçlanmak amaçlı amaçlılık.−ğü amazon ambalâj ambalâjcı ambalâjcılık.−ğı amalierbaa aman amanın amanname amansız amansızca amansız hastalık.−ğı ambalâjlama 180 .−ğı amaçsız amaçsızlık.−li âmâlık.−ğı amade amal. −ğı aman zaman Amasra (ilçe) Amasya Amatör amatörce amatörlük.

−ğı amcalık etmek amcaoğlu 181 .−ğı ambarda kurutma ambargo ambarlama ambarlamak amber amber ağacı amber balığı amberbaris amberbu amber çiçeği amblem amboli ambülâns amca amcakızı amcalık.ambalâjlamak ambalâjlı ambalâjsız ambalâj yapmak ambale etmek ambale olmak ambar ambarcı ambarcılık.

−ği amele taburu amelî amelimanda ameliyat ameliyathane ameliyatlı ameliyat masası ameliye amenajman amenna amentü (ana ilkeler) Amentü (dua) Amerika Amerika armudu Amerika bademi Amerika elması Amerikalı Amerikalılaşma Amerikalılaşmak amerikan (bez) Amerikan (Amerika’ya ait) Amerikan bar 182 .amcazade amel amele amelelik.

Amerikan bezi Amerikanca Amerikanist Amerikan salatası Amerikansı Amerikanvari Amerika tavşanı Amerika üzümü amerikyum ametal.−lü amfibyumlar amfiteatr amfizem amfor amfora amigo amigoluk.−li ametist amfetamin amfi amfibi amfibi harekât amfibol.−ğu amil amilâz amin (kimya tterimi) âmin (dua sözü) 183 .

−ği amirane amirce amiriita amirlik.−ğı 184 .−ği amit.−di amino grubu amip.aminoasit.−di amitoz amiyane amma amma velâkin amme amme davası amme efkârı amme hukuku amme idaresi amme menfaati amnezi amnios amnios suyu amonyak.−li amirallik.−bi amipler amipli amir amiral.

−du amyant 185 .−ti ampir ampirik.−ği ampirist ampirizm amplifikatör ampul.amonyaklama amonyaklamak amonyum amonyum karbonat amonyum sülfat amor amoralizm amorf amorti amorti etmek amortisman amortisör amper ampermetre amperölçer amper saat.−lü ampütasyon amudî amudufıkarî amut.

−ğı anacıl anaç.−ğı ana dal anadan doğma ana defter ana deniz ana deniz bilimi ana dil ana dili ana direk.−ği ana doğrusu Anadolu Anadolulu anadut 186 .−cı ana çizgi anaçlaşma anaçlaşmak anaçlık.an ana ana arı ana baba ana baba günü ana bilim dalı anabolizma ana cadde anacık.

−ğı anahtar kelime anahtarlık.−kri anafilâksi anafor anaforcu anaforculuk.−ği anaerobik.ana duvar ana düşünce ana erki anaerkil anaerkillik.−ği ana fikir.−ğı anahtar taşı ana kadın ana kapı 187 .−ğu anafordan anaforlama anaforlamak anaforlu anagram ana haber sunucusu anahtar anahtar ağızlığı anahtar bitkiler anahtarcı anahtarcılık.

−ği anam anamal 188 .−ğı analık etmek analıkızlı (yemek) analist analitik.−ği anakronizm ana kubbe ana kucağı ana kuzusu analı analık.−ği analiz analizci analiz etmek analizör analjezi analjezik.−bı anakonda ana kök ana kraliçe anakronik.ana kara ana kent ana kitap.−ği analoji analojik.

−ğı ana mektebi ana motif ana muhalefet Anamur (ilçe) ananas ananasgiller an'ane an'aneci an'anecilik.−ği an'anesiz ananet an'anevî anaokulu ana ortaklık.−ği anarşizm anartri ana saat.−ti 189 .−ğı anapara anarşi anarşik.anamal birikimi anamalcı anamalcılık.−ği anarşist anarşistleşme anarşistleşmek anarşistlik.

−ği anatomist ana toplardamar anavaşya ana vatan ana yapı ana yarısı anayasa anayasacı anayasal ana yol ana yön ana yurt.−hri anatomi anatomici anatomik.−cı anasıl ana sınıfı anasının gözü anasır anasız anasızlık.−ğı anason ana sözleşme ana şehir.−du 190 .ana sanlı ana sav ana sayaç.

−di andık.−cı andante andantino andaval andavallı andemi andemik.ana yüreği anbean anca ancak anchorman ançüez andaç.−ğı Andırın (ilçe) andırış andırışma andırışmak andırma andırmak andız andız otu andropoz anekdot anele anemi 191 .−ği andezit.

−cı angın Anglikan Anglikanizm Anglikanlık.−di anestezi anestezist anesteziyoloji anevrizma angaje angaje etmek angaje olmak angajman angajmanlı angajmansız angajmansızlık.−ği anemometre anemon aneroit.−ğı angarya angaryacı angıç.anemik.−ğı Anglofil Anglosakson Angola Angolalı angström 192 .

−ğı anıklama anıklamak anıklaşma anıklaşmak anıklık.−du angutluk.angudî angut.−ğu anha minha anhidrit anı anık.−ğı anılaşma anılaşmak anılma anılmak anımsama anımsamak anımsanma anımsanmak anımsatma anımsatmak anında anırış anırma anırmak anırtı 193 .

anırtma anırtmak anıştırma anıştırmak anıt Anıtkabir anıtlaşma anıtlaşmak anıtlaştırılma anıtlaştırılmak anıtlaştırma anıtlaştırmak anıt mezar anıtsal anıtsı anız anızlık.−ğı anî anî akın anîde anîden anif anî hız anilin anilin boyalar animasyon animato 194 .

−ği anketör anket yapmak ankiloz anlak.−ğı 195 .−ğı ankesörlü telefon anket anketçi anketçilik.animatör animizm anjanbıman anjin anjiyo anjiyografi anjiyoloji Anka Ankara Ankara keçisi Ankara kedisi ankastre ankastre fırın ankastre ocak.−ğı anlaklı anlam anlama anlamak anlamamazlık.

−ğı anlamsal anlamsız anlamsızlaşma anlamsızlaşmak anlamsızlaştırma anlamsızlaştırmak anlamsızlık.−ğı anlam bayağılaşması anlam bilimi anlam bilimsel anlam daralması anlamdaş anlamdaşlık.−ğı anlam değişmesi anlam genişlemesi anlam iyileşmesi anlam kayması anlam kötüleşmesi anlamlandırma anlamlandırmak anlamlı anlamlı anlamlı anlamlılık.−ğı 196 .anlam aykırılığı anlamazlık.

−ğı anlatımlı anlatım tonu anlatış anlatma anlatmak anlattırma anlattırmak anlayış 197 .−ğı anlaştırma anlaştırmak anlatı anlatıcı anlatılma anlatılmak anlatım anlatım bilimi anlatımcı anlatımcılık.anlaşık.−ğı anlaşılma anlaşılmak anlaşılmaz anlaşma anlaşmak anlaşmalı anlaşma yapmak anlaşmazlık.

−ği annelik etmek anne olmak anofel anomali anomnezi anonim anonim ortaklık.−ğı anonim şirket anons anons etmek anonsör anorak.−ğı anorganik.−ğı anlık.anlayışlı anlayışlılık.−ğı anlayışsız anlayışsızlık.−ğı anlı şanlı anma anmak anmalık.−ğı anlıkçılık.−ğı anma töreni anne anneanne annelik.−ği 198 .

−ği Antarktika antarktik kara anten 199 .−du ansefal.−li anormalleşme anormalleşmek anormallik.anormal.−ği anot.−dı antagonizma Antakya Antalya antant antarktik.−ği ansiklopedik sözlük.−li ansefalit ansıma ansımak ansız ansızın ansiklopedi ansiklopedici ansiklopedicilik.−ği ansiklopedik.−ğü ansiklopedr ant.

−ği antiasit.−ği antibiyotik tedavisi antidemokratik.−ğı anten yükselteci Antep baklavası Antep fıstığı Antep fıstığıgiller Antep işi (nakış) anterit anterograf anterosel anterostomi antet antetli ant etmek antetsiz antialerjik.−di antibiyotik.antenli antenli balık.−ği antidot antiemperyalist antiemperyalizm antifaşist antifaşizm antifriz antijen 200 .

−du antik çağ antikiklon antikite antikomünist antikomünizm antikor antilop.−ği antik.−ğı antika mobilya antikapitalist antikapitalizm antikatot.−ği antika antikacı antikacılık.−ğı antikalık.antihijyenik.−ği antipropaganda antisemit antisemitist antisemitizm 201 .−bu antiloplar antimon antinomi antioksidan antipati antipatik.

−ğu 202 .antisepsi antiseptik.−di antropoitler antropolog.−ğü antrepo antrepocu antrepoculuk.−ğu antrkot antrok antropoit.−ği antitoksin ant kardeşi antlaşma antlaşmak antlı antoloji antrakt antrasit antre antrenman antrenmanlı antrenmansız antrenör antrenörlük.−ği antisiklon antitez antitoksik.

−ğı apandis apandisit apansız apansızın aparat aparey aparkat 203 .−ğı apalak.−ği antropozoik devir antrparantez anut.−ğı apaçıklık.−ği antropomorfizm antroponim antroposantrizm antropozoik.−du anüri anüs anüs yüzgeci anyon anzarot aort apacı apaçık.−ğı apak.antropoloji antropolojik.

−ğı apış arası apışık.−ği aplikasyon 204 .aparma aparmak apartman apar topar apart otel apaş apatit apaydın apaydınlık.−ğı apışlık.−ğı apayrı apaz apazlama apazlamak apel aperitif apış apışak.−ğı apışma apışmak apıştırma apıştırmak apiko aplik.

aplike apokaliptik.−ği aport aposteriori apostrof apoşi apotr appassionato apraksi apre apreci apreleme aprelemek apreli apresiz april apriori apse apseleşme apseleşmek apsent apsis aptal aptal aptal 205 .−ği apokrif apolet apolitik.

aptalca aptalcasına aptallaşma aptallaşmak aptallaştırma aptallaştırmak aptallık.−ğı araba falakası arabalı arabalık.−ğı aptallık etmek aptal olmak apteriks apukurya apul apul ar ara araba araba araba arabacı arabacılık.−ğı arabalı vapur araba mezarlığı araban Araban (ilçe) arabanbuselik.−ği arabankürdî 206 .

−ğu aracı aracı banka aracı kurum aracılığıyla aracılık.−ğı aracılık etmek 207 .−ğı ara bozucu ara bozuculuk.−ği Arabizasyon ara bono arabozan arabozanlık.−ğu ara bulma ara bulmak ara bulucu ara buluculuk.−ğı araba vapuru arabesk arabeskçi arabeskleşme arabeskleşmek Arabî Arabist Arabistan Arabistan defnesi Arabistik.ara başlık.

−ğı araçlı araçlı jimnastik.−cı arakçı arakçılık.aracı şirket ara cümle araç.−ğı ara kesit arakıye araklama araklamak Araklı (ilçe) 208 .−cı Araç (ilçe) araççılık.−ği araçsız araçsızlık.−ğı arada bir ara deniz Araf Arafat aragonit arak araka ara kamışı ara kapı ara kararı ara kazanç.

ara konakçı Aral aralama aralamak aralanma aralanmak aralatma aralatmak aralık.−ğı Aralık (ilçe) aralık etmek aralıklı aralık oyunu aralıksız aralıkta arama arama bülteni arama emri arama izni aramak arama kararı ara mal arama ruhsatı arama tarama arama yapmak Aramîce ara nağme 209 .

−ğı Arap rakamları Arap sabunu arapsaçı (bitki.ara nağmesi aranılma aranılmak aranje etmek aranjman aranjör aranma aranmak arantı Arap Arap aşı Arapça Arapçalaşma Arapçalaşmak Arapçalaştırma Arapçalaştırmak Arapkir (ilçe) Araplaşma Araplaşmak Araplaştırma Araplaştırmak Araplık. karışık durum) Arapsun 210 .

−ğı ara söz arasta araşit.Arap tavşanı Arap zamkı ararot ararot kamışı Arasat ara seçim ara sıcak.−di araştırı araştırıcı araştırıcılık.−ğı ara sınavı ara sıra arasız ara sokak.−ğı araştırma filmi araştırma görevlisi araştırmak araştırman aratış 211 .−ğı araştırılma araştırılmak araştırma araştırmacı araştırmacılık.

−ğı ardaklanma ardaklanmak 212 .aratma aratmak ara tümce ara yerde arayıcı arayıcı fişeği arayış ara yön araz arazbar arazbarbuselik.−ği arazi arazi aracı arazi olmak arazi turu arazi vitesi arazi yarışı arbalet arbede arbitraj arboretum arda Arda Ardahan ardak.

−cı ardıç kuşu ardıç otu ardıç rakısı ardıl ardıl görüntü ardılma ardılmak ardın ardın ardınca ardı sıra ardışık.−ğı ardışık görüntü ardışıklık.−ğı ardışık olgular ardışık sayılar ardiye ardiyeci arduaz arefe arefe günü arena areometre argaç.Ardanuç (ilçe) Ardeşen (ilçe) ardı ardına ardıç.−cı 213 .

−dı argo argon argonot Arguvan (ilçe) argüman Arhavi (ilçe) arı arı beyi arı biti Arıcak (ilçe) arıcı arıcılık.−ğı argıt.−ğı arıkçı arı kil arıklama arıklamak arıklaşma arıklaşmak arıklatma 214 .argaçlama argaçlamak argali argın argınlık.−ğı arı dalağı arık.

arıklatmak arıklık.−ğı arı kovanı Arıkovanı (yıldız kümesi) arı kuşu arı kuşugiller arılama arılamak arılanma arılanmak arılar arılaşma arılaşmak arılaştırma arılaştırmak arılık.−ğı arındırma arındırmak arınık.−ğı arınış arınma arınmak arı sili arı sütü arış arıtıcı 215 .

−ğı arıtım arıtım evi arıtış arıtma arıtma ünitesi arıtmak arız arıza arızalanma arızalanmak arızalı arızasız arıza yapmak arızî arız olmak arî Arî aria Arî dil arif arifane arife arife günü arioso Aristocu Aristoculuk.−ğu 216 .arıtıcılık.

−ğı aritmetik.−ği aristokratlık.−ği ariya ariyet ariyeten ariza ariz amik arjantin Arjantin Arjantinli ark arka arka arka arka arkaya arka ayak.−ği aritmetik dizi aritmetik işlem aritmetik orta aritmetiksel aritmi aritmik.−cı arkadan arkaya arkadaş 217 .aristokrasi aristokrat aristokratik.−ğı arkaç.

arkadaş canlısı arkadaşça arkadaşlık.−ğı arka teker arka üstü 218 .−ği arkaizm arkalama arkalamak arkalanma arkalanmak arkalı arkalıç.−ğı arkalıklı arkalıksız arka müziği arka plân arka plânda arkası kavi arkası pek arkası sıra arkası yufka arkasız arka sokak.−cı arkalık.−ğı arkadaşlık etmek arkadaş olmak arkaik.

−ğü armatür armoni 219 .−ği arlanma arlanmak arlanmaz arlı arma armada armador armadura armağan armağan etmek armalı armatör armatörlük.−ğu arkeoloji arkeolojik.−ği arkeopteriks arketip arkıt arkoz arktik.arka yüz arkebüz arkeen arkegon arkeolog.

armonik.−du armutçu armut kabağı armut kurusu Armutlu (ilçe) armut top armuz Arnavut Arnavut bacası Arnavut biberi Arnavut ciğeri Arnavutça Arnavut kaldırımı Arnavutlaşma Arnavutlaşmak Arnavutlaştırma Arnavutlaştırmak Arnavutluk.−ğu arnika 220 .−ği armonika armoniler armoni orkestrası armonize armonyum armudî armudiye armut.

−ği arsıulusal arsız arsız arsız 221 .−ği arometrapi arozöz arp arpa arpacı arpacık.−ğı arpacık soğanı arpacılık.aroma aromalı aromatik.−ğı Arpaçay (ilçe) arpa güvesi arpağan arpalama arpalık.−ğı arpalık etmek arpa suyu arpa şehriye arpçı arpej arsa arsa payı arsenik.

arsızca arsızlanma arsızlanmak arsızlaşma arsızlaşmak arsızlık.−dı artağan 222 .−ğı arşidük arşidüşes arşiv arşivci arşivcilik.−ği arşivleme arşivlemek art.−ğı arsızlık etmek Arsin (ilçe) arslan arslanlı arş arşe arşetip arşıâlâ arşın arşınlama arşınlamak arşınlık.

−ğı artakalma artakalmak art arda art avurt.−ğı art damak ünsüzü art düşünce arter arterit artezyen artezyen kuyusu artı artık.−du art avurt ünsüzü art bölge artçı artçı deprem artçılık.−ğı artçı şok art damak.−ği artık gün artıklama artıklamak artık yıl artım 223 .−ğı artık değer artık emek.artağanlık.

−ği artma artmak artmak.−ği artistlik.artımlı artın artırılma artırılmak artırım artırma artırmak artı sayı artış artı uç.−cu artik artikel artikülâsyon artist artistçe artistik.−ğı art niyet art oda Artova (ilçe) artrit artroz art teker Artvin 224 .

art zamanlı art zamanlı dil bilimi art zamanlılık.−bi as asa asabî asabîleşme 225 .−ği arzulama arzulamak arzulu arz ve talep.−li arzuhâlci arzuhâlcilik.−ğı aruz arya Aryanizm arz arzanî arz dairesi arz derecesi arz etmek arziyat arz odası arz talep kanunu arzu arzu etmek arzuhâl.

−ğı asalet asaleten asaleten atama asaleten atanma asal gazlar asal sayı asamble asansör asansör boşluğu asansörcü asap.asabîleşmek asabîlik.−ği asabiye asabiyeci asabiyet asal asalak.−ğı asalak bilimi asalaklaşma asalaklaşmak asalaklık.−bı asar Asarcık (ilçe) asarıatika asayiş asbaşkan 226 .

−ği ases asesbaşı asetat asetatlı asetik.−di asenkron asepsi aseptik.−ğı asık suratlı 227 .asbest asbest yünü aselbent.−bı ası asık.−ği asgarî asgarî ücret ashap.−di asetilen aseton asfalt asfaltit asfaltlama asfaltlamak asfaltlanma asfaltlanmak asgarımüşterek.−ği asetik asit.

−ğı asi aside asidimetre asil asileşme 228 .−ğı asıltı asıl vurgu asım asım takım asıntı asıntı olmak asır.−srı asırlarca asırlık.−slı asılanma asılanmak asılı asılış asıllı asılma asılmak asılmışadam (bitki) asıl nüsha asıl sayılar asılsız asılsızlık.asıl.

−ği asimetri asimetrik.−ğı asit.−ği askerî askerî ambargo 229 .−lü asit borik.−ği asimilâsyon asimile etmek asimptot asistan asistanlık.asileşmek asilik.−ği asilik etmek asillik.−di asit alkol.−ği asit fenik.−ği asilzade asilzadelik.−ği asitölçer ask askarit as kat asker askerce askerci askercilik.

−ğı askıntı askıntı olmak askısız asklı 230 .−ği askerlik dairesi askerlik etmek askerlik hizmeti askerlik yapmak askerlik yoklaması asker ocağı asker olmak asker tayını askı askıcı askılı askılık.askerî ataşe askerî inzibat askerî kaput askerîleşme askerîleşmek askerîleştirme askerîleştirmek askerî rüştiye askeriye asker kaçağı askerlik.

−ğı aslan payı aslanpençesi (bitki) aslan sütü aslan yürekli aslen aslı astarı aslık.askospor asla aslan Aslan (burç) aslanağzı (bitki) aslan ağzı Aslanapa (ilçe) aslanca aslangiller aslankulağı (bitki) aslankuyruğu (bitki) aslanlık.−ğı aslında aslı nesli aslî aslî düşünce aslî maaş aslî nüsha asliye asma 231 .

asma bahçe asma bıyığı asma biti asmagiller asmak asma kabağı asma kat asma kilit.−di asma köprü asmalı asmalık.−li asparagas aspidistra aspiratör aspirin aspur asrısaadet asrî asrîleşme asrîleşmek asrîlik.−ği 232 .−ğı asma merdiven asma yaprağı asmolen asonans asorti asosyal.

assai assolist ast Astana astar astar boyası astar kaplama astarlama astarlamak astarlanma astarlanmak astarlatma astarlatmak astarlı astarlık.−ğı astarlı zarf astarya astasım astat astatin asteğmen asteğmenlik.−ği astenik tip asteroit.−di astım astımlı astırma 233 .

−li astsubay astsubay başçavuş astsubay çavuş astsubay kıdemli başçavuş astsubay kıdemli çavuş astsubay kıdemli üstçavuş astsubaylık.−ğu astroloji astronom astronomi astronomik.−ği astronomik fiyat astronomik rakam astronot astronotluk.−ğu astropikal.astırmak astigmat astigmatizm astragan astrofizik.−ği astrolog.−ğı astsubay üstçavuş asude 234 .

−ği asuman Asurca Asurî Asya Asyalı Asyalılık.asudelik.−ğı aşağılık duygusu aşağılık kompleksi aşağılı yukarılı aşağı mahalle aşağısama aşağısamak aşağısı 235 .−ğı asyön aş aşağı aşağı bitkiler aşağılama aşağılamak aşağılanma aşağılanmak aşağılaşma aşağılaşmak aşağılatma aşağılatmak aşağılık.

−kı.−yı.−nı aşçıbaşılık.aşağı yukarı aşama aşamalı aşama sırası aşar aşarî aşçı aşçı baltası aşçıbaşı.−ğı aş damı aşerat aş erme aş ermek aş evi aşhane aşı aşı boyalı aşı boyası aşıcı aşıcılık.−ğı (ayak bile− ğindeki kemik) âşık.−ğı (vurgun.−ğı aşçılık. tutkun) aşı kâğıdı 236 .−ğı aşık.

−ğı âşık olmak âşıktaş âşıktaşlık.−şrı aşıramento 237 .−ğı aşılama aşılamak aşılanma aşılanmak aşılatma aşılatmak aşılı aşılma aşılmak aşım aşındırma aşındırmak aşınım aşınma aşınmak aşınma payı aşıntı aşı olmak aşır.âşıkane aşık kemiği âşıklı âşıklık.

−cu aşırma aşırmacılık.−dı aşı taşı aşikâr aşikâre 238 .−ğı aşırmak aşırma kayış aşırmasyon aşırtı aşırtma aşırtmak aşısız aşıt.aşırı aşırı bellem aşırı besi aşırıcılık.−ğı aşırılma aşırılmak aşırıntı aşırı taşırı aşırı uç.−ğı aşırı doyma aşırı duyarlık.−ğı aşırı duyu aşırı erime aşırılık.

−ğı aşiret aşiyan aşk Aşkabat Aşkale (ilçe) aşkefza aşk etmek aşkın aşkıncılık.−ğı aşk olsun aşk eylemek aşlık.−ğı aşma aşmak aşna aşna fişne aş ocağı aşoz aştırma aştırmak aşure aşure ayı aşure günü 239 .aşikâr etmek aşikâr olmak aşina aşinalık.

−ği aşüfte aşüftelik.−ğı atama atamak ataman at anası atanma atanmak ataraksiya 240 .−ğı atak yapmak atalar sözü atalet atalık.−ğı ataklaşma ataklaşmak ataklık.−ği aş yermek at ata atabek.aşurelik.−ğı ata erki ataerkil atak.−ği atabey Atabey (ilçe) atacılık.

atardamar atari atarkanal atasözü ataş ataşe ataşelik.−ğı at donu (renk) ate atefleksiyon ateh ateist ateizm aterina ateş ateş balığı ateşbaz ateş boyu 241 .−ğü atavik.−ği Atatürkçü Atatürkçülük.−ği atavizm atbalığı (su aygırı) at başı at cambazı atçı atçılık.

−ği ateşlilik.−ği ateş dikeni ateş etmek ateş gecesi ateş gemisi ateş hattı ateşin ateş kayığı ateşkes ateş kırmızısı ateşleme ateşlemek ateşlendirme ateşlendirmek ateşlenme ateşlenmek ateşletme ateşletmek ateşleyici ateşli ateşli ateşli ateşlik.ateş böceği ateş böcekleri ateşçi ateş çiçeği ateşçilik.−ği 242 .

−dı atık su atıl atılgan atılganlık.ateşli silâh ateşli silâhlar ateş pahası ateş parçası ateşperest ateşten gömlek.−ğı atılım atılımcı atılış atılma 243 .−ği ateş tuğlası atfen atfetme atfetmek at gezdirmeliği atgiller at gözlüğü atıcı atıcılık.−ğı atıf.−tfı atıfet atık.−ğı atık kâğıt.

atılmak atım atımcı atımcılık.−ğı atıştırma yeri atış yeri ati atik.−ğı atış atış alanı atışma atışmak atıştırma atıştırmak atıştırmalık.−ği atkılama atkılamak atkılı atkuyruğu (bitki. saç) 244 .−ği atiklik.−ğı atımlık.−ği atik tetik.−ği Atkaracalar (ilçe) at kestanesi at kestanesigiller atkı atkı iplik.

atkuyruğugiller atlama atlama beygiri atlamak atlama tahtası atlama taşı atlambaç.−cı atlandırma atlandırmak atlangıç.−ği atlitik tip 245 .−cı atlanılma atlanılmak atlanma atlanmak atlar anası atlas atlas çiçeği atlas çiçeğigiller atlas kemiği atlatılma atlatılmak atlatma atlatmak atlet atlet fanilâsı atletik.

−li atom bombası atomcu atomculuk.−ği atol.−lü atom atom ağırlığı atomal.−ğu at meydanı atmık.atletizm atlı atlıkarınca (eğlence aracı) atlı karınca atlı spor atma atmaca atmak atmasyon atmasyoncu atmasyonculuk.−ğı atmosfer atmosfer basıncı atmosferik.−ğu atom çağı atom çekirdeği atom enerjisi 246 .

−ğı 247 .−ğı aval.−li atölye atölye resmi atraksiyon atropin at sineği attar attırma attırmak atvur aut av avadancı avadanlık.−ğı avanakça avanaklık.−li aval aval aval avam Avam Kamarası avanak.atomik.−ği atom numarası atom reaktörü atom santrali atom sayısı atonal.

−ğı avantadan avantaj avantajlı avantajsız avantür avantüriye Avar avara Avarca avare avare etmek avareleşme avareleşmek avarelik.avanaklık etmek avangart.−ği avare olmak avarız avarya avaz avcı 248 .−dı Avanos (ilçe) avanproje avans avanta avantacı avantacılık.

avcı çantası avcı eri avcı hattı Avcılar (ilçe) avcılık.−ğı avcılık etmek avcı otu avcı uçağı avdet avdet etmek avdetî av dönemi avene averaj avgın av hayvanı avisto avize avize ağacı av köpeği av kuşu avlak.−ğı avlama avlamak avlanma avlanmak avlatma 249 .

avlatmak avlu av mevsimi avokado Avrasya avrat.−cu avuç avuç avuç dolusu avuç içi avuçlama avuçlamak avukat avukatlık.−ğı avunç.−cu avundurma 250 .−dı avrat pazarı avret Avro Avrupa Avrupaî Avrupa kayını Avrupalı Avrupalılaşma Avrupalılaşmak Avrupalılık.−ğı av tezkeresi avuç.

avundurmak avunma avunmak avuntu avurt.−du avurtlama avurtlamak avurtlu avurt ünsüzü Avustralya Avustralya karatavuğu Avustralyalı Avusturya Avusturyalı avutma avutmak avutucu avutulma avutulmak av yasağı ay (takvim) ay (gök cismi) Ay (bilimsel yayınlarda) aya ay ağılı 251 .

−ğı ayak keseri ayak kirası ayaklama ayaklamak ayaklandırma ayaklandırmak ayaklanma ayaklanmak ayaklı ayaklık.−ğı ayakkabılık.−yı ayakkabıcı ayakkabıcılık.−ğı ayaklı koşma 252 .ayak.−ğı ayakaltı ayak bağı ayakbastı ayak bileği ayakça ayakçak.−ğı ayakçı ayakçın ayak divanı ayak işi ayak izi ayakkabı.

−li ayan (belli.ayaklı kütüphane ayaklı mâni ayak makinesi ayak oyunu ayak satıcısı ayaksız ayaksızlar ayakta ayak tabanı ayak takımı ayak tarağı ayaktaş ayak tedavisi ayak teri ayak topu ayakucu (gök bilimi) ayak ucu ayaküstü ayaküzeri ayak yalın ayakyolu ayal. açık) âyan (ileri gelenler) ayan beyan Ayancık (ilçe) ayandon 253 .

ayan olmak ayar ayarcı ayar etmek ayarı bozuk.−ğu ayarlama ayarlamak ayarlanma ayarlanmak ayarlatma ayarlatmak ayarlı ayarlı pense ayarsız ayarsızlık.−ğı ayartı ayartıcı ayartıcılık.−ğı ayartılma ayartılmak ayartma ayartmak Ayaş (ilçe) ayaz ayazlama ayazlamak ayazlandırılma 254 .

−ğı ayazma ay balığı ay balığıgiller ay balta Aybastı (ilçe) aybaşı aybeay ayça ay çekirdeği ayçiçeği ayçiçeği yağı ayçöreği ay dede aydemir aydın Aydın Aydıncık (ilçe) aydınger aydınlanma aydınlanmak 255 .ayazlandırılmak ayazlandırılmış rakı ayazlanma ayazlanmak ayazlatma ayazlatmak ayazlık.

−ğı aydınlıkölçer Aydıntepe (ilçe) ay dönümü ayet ay evi aygın aygın baygın aygır aygır deposu aygıt ay−gün takvimi ay−gün yılı ayı ayıbacağı (yelken tarzı) ayı balığı ayıboğan ayıcı ayıcılık.Aydınlar (ilçe) aydınlatıcı aydınlatılma aydınlatılmak aydınlatma aydınlatmak aydınlık.−ğı ayıgiller 256 .

−bı ayıp etmek ayıplama ayıplamak ayıplanma ayıplanmak 257 .−ğı ayıp.−ğı ayıkmak ayıkulağı (bitki) ayılık.ayı gülü ayık.−ğı ayıklama ayıklamak ayıklanma ayıklanmak ayıklatma ayıklatmak ayıklık.−ğı ayılma ayılmak ayıltı ayıltma ayıltmak ayın ayınga ayıngacı ayıngacılık.

−ğı ayırıcı ayırım ayırım yapmak ayırma ayırmaç.−cı ayıran ayırgan ayırganlık.ayıplı ayıpsız ayıraç.−ğı ay ışığı ayıt ayı üzümü ayı yürüyüşü ayin ayinicem ay karanlığı aykırı 258 .−cı ayırmak ayırt edilmek ayırt etmek ayırtı ayırtma ayırtmak ayırtman ayırtmanlık.

−ğı aylakçı aylakçılık.−ğı aylaklık.−ğı aylıkçı aylıklı ayma aymak aymaz 259 .−ğı aylaklık etmek aylak olmak aylama aylamak aylandız aylanma aylanmak aylı aylık.−ğı aykırı olmak ayla aylak.aykırı doğrular aykırı katmanlaşma aykırılama aykırılamak aykırılaşma aykırılaşmak aykırılık.

−ğı aynalı aynalık.−ğı aynısefa aynıyla aynı zamanda aynî aynî hak.−ğı ayna taşı ayna tırnağı aynaz aynen aynı aynılık.−kkı ayniyat ayniyet aynştaynyum 260 .−ğı ay modülü ayn ayna aynabakar aynacı aynacılık.aymazlık.−ğı aynalık tahtası aynalı sazan aynasız aynasızlık.

ayol ay örümceği ayraç.−ğı ayran delisi ayran gönüllü ayranlaşma ayranlaşmak ayrı ayrı ayrı ayrı basım ayrıca ayrıcalı ayrıcalık.−ğı ayrıcalıklı ayrıcalıksız ayrıcasız ayrı cinsten ayrıç.−cı ayran ayran ağızlı ayran budalası ayrancı Ayrancı (ilçe) ayrancılık.−cı ayrı çanak yapraklılar ayrık.−ğı ayrık küme 261 .

−ğı ayrım ayrımcı ayrımcılık.−ğı ayrık otu ayrıksı ayrıksı ay ayrıksı dağılış ayrıksılık.−ğı ayrıksı yıl ayrıksız ayrılanma ayrılanmak ayrılaşma ayrılaşmak ayrılı ayrılık.−ğı ayrımlama ayrımlaşma 262 .−ğı ayrılıkçı ayrılış ayrılışma ayrılışmak ayrılma ayrılmak ayrılmazlık.ayrıklı ayrıklık.

−ğı ayrımsama ayrımsamak ayrımsız ayrımsızlık.ayrımlaşmak ayrımlı ayrımlılık.−di aysız ayşekadın (fasulye) ay takvimi aytışma aytışmak 263 .−ğı ayrıntı ayrıntılı ayrışık.−ğı ayrışıklık.−ğı ayrışım ayrışma ayrışmak ayrıştırma ayrıştırmak ayrıt ayrı taç yapraklılar ayriyeten aysar aysberg aysfilt.

−ğı ayyar ayyarlık.−ğı Ayvalık (ilçe) ayva marmelâdı ayvan ayva reçeli ayva tüyü ayvaz ayvazlık.−ğı ayyaş ayyaşlık.−ği azalma azalmak 264 .ay tutulması ayva ayvadana Ayvacık (ilçe) ayva hoşafı ayva kompostosu ayvalık.−ğı ay yıldız ay yılı ayyuk az aza azade azadelik.

−ğı azatsız az az az buçuk.−dı azat etmek azat eylemek azatlı azatlık.−ğu azca az çok Azdavay (ilçe) azdırılma 265 .azaltma azaltmak azamet azametli azamî azap.−bı azaplı azar azar azar azarlama azarlamak azarlanma azarlanmak azarlatma azarlatmak azat.

azdırılmak azdırma azdırmak azelya Azerbaycan Azerbaycanlı Azerî Azerîce az gelişmiş az gelişmişlik.−ğı azılı azımsama azımsamak azınlık.−ğı azı dişi azık.−ğı azıklı azıklık.−ği azgın azgınlaşma azgınlaşmak azgınlık.−ğı azı azıcık.−ğı azınlık hükûmeti azışma azışmak 266 .

−di aziz azize aziziye Aziziye azizlik.−ği azizlik etmek azledilme azledilmek azletme azletmek azlık.−ğı azlolunma azlolunmak azma azmak 267 .azıştırma azıştırmak azıtma azıtmak azil.−zli azim.−zmi azimet azimet etmek azimkâr azimkârane azimli azit.

−li azot azot dioksit.−ğı azman azman kaya azmanlaşma azmanlaşmak azmetme azmetmek azmettirme azmettirmek aznavur aznif azoik.−di azotlama azotlamak azotlanmış azotlu azotometre azotölçer Azrail (*)B B baba baba adam 268 .−ği azol.−lü azonal.azmak.

−cı babaçko Babadağ (ilçe) babadan oğula Babaeski (ilçe) baba evi babafingo baba hindi Babaî Babaîlik.−ğı babalık etmek baba mirası 269 .−ğı babaç.−ğı babacık babacıl babacılık.babaanne baba bucağı babacan babacanca babacanlaşma babacanlaşmak babacanlık.−ği babaköş babalanma babalanmak babalı babalık.

−ği baca baca başı bacak.−ğı bacaklı yazı bacaksız baca kulağı bacanak.−ğı bacak arası bacak kalemi bacakkıran bacaklı bacaklık.−ği babayiğit.−ğı bacanaklık.baba nasihati baba ocağı baba olmak babasız baba tatlısı baba yadigârı babayani babayanilik.−di babayiğitlik.−ğı 270 .−ği baba yurdu Babıâli babında Babîlik.

−ğı badana etmek badanalama badanalamak badanalanma badanalanmak badanalatma badanalatmak badanalı badanasız badas badat bade badehu badeli badeli aşık.baca tomruğu bacı baç baççı baççılık.−ğı bad badana badanacı badanacılık.−ğı badem badema badem ağacı 271 .

badem bıyık.−ğı bademcik.−ği badikleme badiklemek badikleşme badikleşmek badire badiye badminton badya Bafra (ilçe) 272 .−ği bademsi badem şekeri badem tırnak.−ğı badem yağı baderna badıç.−ği badem ezmesi badem gözlü badem içi badem kürk bademli bademlik.−cı badısaba badi badi badi badik.

bagaj bagaj kapağı bagaj kilidi bagaj memuru baget bagetli bağ bağa bağan bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağcı bağcık.−ğı 273 .−ğı bağ çubuğu bağdadî bağdalama bağdalamak bağdama bağdamak bağdaş bağdaşık.−ğı bağcıklı bağcıksız Bağcılar (ilçe) bağcılık.

−ğı bağıl nem 274 .−ğı bağdaşılma bağdaşılmak bağdaşım bağdaşma bağdaşmak bağdaşmaz bağdaşmazlık. −ğı bağdaştırmak bağ doku bağ fiil bağı bağıcı bağıl bağıldak.bağdaşıklaşma bağdaşıklaşmak bağdaşıklaştırma bağdaşıklaştırmak bağdaşıklık.−ğı bağıl değer bağıllık.−ğı bağdaştırıcı bağdaştırma bağdaştırmacı bağdaştırmacılık.

−ğı bağımlı sıralı cümle bağımsız bağımsız bölüm bağımsızlaşma bağımsızlaşmak bağımsızlaştırma bağımsızlaştırmak bağımsızlık.−ğrı bağırdak.−ğı bağımsız milletvekili bağımsız sıralı cümle bağın bağıntı bağıntıcı bağıntıcılık.−ğı bağıntılı bağıntılılık.−ğı bağır.bağım bağımlama bağımlamak bağımlaşma bağımlaşmak bağımlı bağımlılık.−ğı 275 .

−ğı bağırsak askısı bağırsak iltihabı bağırsak ingini bağırsak kazıntısı bağırsak kurdu bağırsak solucanı bağırtı bağırtkan bağırtlak.bağırgan bağırış bağırış çağırış bağırma bağırmak bağırsak.−ğı bağışıklık.−ğı bağışıklık bilimi bağışlama bağışlamak bağışlanma bağışlanmak 276 .−ğı bağırtma bağırtmak bağır yeleği bağış bağışçı bağışık.

−ğı bağlamak bağlamalık.bağışlatma bağışlatmak bağışlayıcı bağıt bağıtçı bağıtlanma bağıtlanmak bağıtlaşma bağıtlaşmak bağıtlı bağkesen bağlaç.−ğı bağlama zarf−fiili bağlamsal anlam bağlanak.−cı bağlaç grubu bağlaçlı bağlaçlı tamlama bağlaçlı yan cümle bağlaç öbeği bağlam bağlama bağlamacı bağlamacılık.−ğı bağlanım 277 .

−ğı bağlaşıklık.−ğı bağlantısızlık politikası bağlantısızlık siyaseti bağlantısız ülkeler bağlantı ünlüsü bağlantı ünsüzü bağlantı yapmak bağlaşık.−ğı bağlaşım bağlaşma bağlaşmak bağlatma bağlatmak bağlayıcı bağlayıcı ünlü bağlayıcı ünsüz 278 .bağlanış bağlanma bağlanmak bağlantı bağlantı doku bağlantı borusu bağlantılı bağlantısız bağlantısızlık.

−ğı bağlı olmak bağlı su bağnaz bağnazlaşma bağnazlaşmak bağnazlık.−ğı bağlılaşım bağlılaşma bağlılaşmak bağlılık.−ği bağlı kredi bağlılaşık.−ğı bağlık bahçelik.−ğı bağrı yufka baha 279 .−ğı bağrıkara (kuş) bağrış bağrışa çağrışa bağrış çağrış bağrışma bağrışmak bağrıştırma bağrıştırmak bağrı yanık.bağlayış bağlı bağlık.

−ği 280 .−ğı baharatlandırma baharatlandırmak baharatlı baharatsız bahar bayramı baharcı bahar dönemi bahariye baharlı bahar nezlesi bahar noktası bahçe Bahçe (ilçe) bahçeci bahçecilik.−ğı Bahaî Bahaîlik.−ği bahane bahane etmek bahaneli bahanesiz bahar baharat baharatçı baharatçılık.bahadır bahadırlık.

−hsi bahisçi bahis konusu bahname bahri (kuş) bahrî (denizle ilgili) bahriye bahriye çiftetellisi bahriyeli bahsetme bahsetmek bahşetme bahşetmek 281 .−ği bahçe makası bahçemsi bahçe nanesi Bahçesaray (ilçe) bahçesiz bahçıvan bahçıvanlı bahçıvanlık.−hri bahis.−ğı bahir.bahçe domatesi bahçe kekiği bahçeli Bahçelievler (ilçe) bahçelik.

−ğı bakanlar kurulu bakanlık.−ğı bahtı kara baht işi bahtiyar bahtiyarlık.−ğı bakar bakara bakar kör bakaya 282 .Bahşili (ilçe) bahşiş baht bahtı açık.−cı bakakalma bakakalmak bakalit bakalitli bakalorya bakam bakan bakanak.−ğı bahusus bakaç.−ğı bahtlı bahtsız bahtsızlık.

−ğı bakır çalığı bakır kaplama Bakırköy (ilçe) 283 .−ğı bakılma bakılmak bakım bakımcı bakım evi bakımından bakımlı bakımlık.−ğı bakındı bakınma bakınmak bakıntı bakır bakır alaşımı bakırcı bakırcılık.−ğı bakım yurdu bakıncak.−ğı bakımsız bakımsızlık.bakı bakıcı bakıcılık.−ğı bakımlılık.

−ği bakirlik.−di bakır pası bakır rengi bakır sülfat bakır taşı bakır tuzu bakış bakış açısı bakışık.−ğı bakışma bakışmak baki bakir bakire bakirelik.bakırlaşma bakırlaşmak bakırlı bakır oksit.−ğı bakışıksız bakışım bakışımlı bakışımsız bakışımsızlık.−ği bakiye bakkal bakkal çakkal 284 .

−ğı baklamsı baklamsı meyve baklan Baklan (ilçe) baklava baklava börek.−ğı bakliyat bakliye bakma bakmak 285 .−ğı bakkam bakla baklaçiçeği (renk) bakla falı baklagiller bakla kırı (renk) baklalı baklalık.−ği baklavacı baklavacılık.bakkal defteri bakkaliye bakkal kâğıdı bakkallık.−ğı baklava dilimi baklavalı baklavalık.

−ğı balak.−cı bakteri bakteridi bakterigiller bakterisit.−ğı balalayka balama balans balans ayarı balans pensi 286 .bakraç.−ğu bakteriyoloji bakteriyolojik.−di bakteriyel bakteriyolog.−ği bakteriyoskopi baktırma baktırmak Bakû bal bala Balâ (ilçe) balaban balaban kuşu balabanlaşma balabanlaşmak balabanlık.

−dı balata balayı balbal bal başı balcı balcılık.−ğı balçık hurması balçık inciri balçıklaşma balçıklaşmak balçıklı bal çiçeği Balçova (ilçe) baldır baldırak.−ğı balçak.balar bal arısı balast balast direnç.−ğı baldıran baldıranlık.−ci balast gemi balast yem balat.−ğı baldıran şerbeti 287 .−ğı balçık.

−ğı Balık (burç) balık adam balık bilimci balık bilimi balıkçı balıkçı düğümü balıkçı kazağı 288 .−ğı baldırıkara (bitki) baldır kemiği baldırpatlatan baldırsokan baldız baldo bal dudaklı bale balerin balerinlik.−ğı baldırgan baldırı çıplak.baldır bacak.−ği balet balgam balgamlı balgam taşı balgümeci (dikiş) balhane balık.

balıkçıl balıkçılgiller balıkçılık.−ğı balıkçıllar balıkçın balıkçı yaka balık çorbası Balıkesir balıketi (tombulca) balık eti balıkgözü (halka) balıkgözü objektif balıkhane balık istifi balık kartalı balıklama balıklamak balıklandırma balıklandırmak balıklava balıklı balıknefesi (yağ) balık otu balık pazarı balıksırtı (desen) balıksız balık sütü 289 .

−ğı Balkanolog.−ği bal kabağı balkan Balkan Balkanlar Balkanlı Balkanlılık.−ğu Balkanoloji Balkar Balkarca bal kelebeği balkı 290 .balık tabağı balık tutkalı balık unu balık yağı balık yemi balık yumurtası Balışeyh (ilçe) baliğ baliğ olmak balina balina çubuğu balinalar balinalı balina yağı balistik.

−ğı ballıklı ballı pasta bal mumu bal mumu macunu balo balon baloncu balon lâstik.−ği ballıdarı (incir) ballık.balkıma balkımak balkır balkon balkonumsu balköpüğü (renk) ballandıra ballandıra ballandırma ballandırmak ballanma ballanmak ballı ballıbaba (bitki) ballıbabagiller ballı börek.−ği balonvari 291 .

balotaj balotaj kurulu baloz bal özlü bal özü bal özü bezi bal özülük.−ğü bal peteği bal rengi balsam balsıra bal suyu balta baltabaş (gemi) baltacı baltacık.−ğı baltalı baltalık.−ğı baltalama baltalamak baltalayıcı baltalayıcılık.−ğı Baltık Baltık dilleri baltrap balya Balya (ilçe) 292 .

−ğı bambu bambul bambul otu bam teli bamya bamyatarlası (mezarlık) ban bana ban ağacı banak.balyalama balyalamak balyalanma balyalanmak balya makinesi balya yapmak balyemez balyos balyoz balyozlama balyozlamak balyozlanma balyozlanmak bambaşka bambaşkalık.−li 293 .−ğı banal.

banallik.−ğu bandona bandrol.−ği Banaz (ilçe) banço bançolaşma bançolaşmak bandaj bandajlama bandajlamak bandajlatma bandajlatma bandana bandıra bandıralı bandırma Bandırma (ilçe) bandırmak bando bandocu bandoculuk.−lü bandrollü bangır bangır bangırdama bangırdamak Bangladeş Bangladeşli 294 .

−dı 295 .−ği bankerzede banket bankiz banknot banko banko at bankomat banko sayı banlama banlamak banliyö banliyö treni banma banmak ban otu bant.−ği banker bankerlik.−ğı banka cüzdanı banka defteri banka kartı bankamatik.bani bank banka bankacı bankacılık.

bantlama bantlamak bantlayıcı bant zımpara ban yağı banyo banyo bataryası banyo dolabı banyo havlusu banyo kabini banyo kazanı banyo küveti banyolu banyo sabunu banyosuz banyo takımı banyo yapmak baobap.−ğı baraka barakacık.−ğı 296 .−bı bap.−bı bar baraj baraj ateşi baraj mesafesi baraj yapmak barak.

−ğı barbaşı barbata barbekü barbunya barbunyagiller barbut barbutçu barcı barcılık.−ğı bardacık eriği 297 .−ğı barda bardacık.baran barata baratarya bar ateşi barba barbakan barbar bar bar barbarca barbarizm barbarlaşma barbarlaşmak barbarlık.−ğı barça barçak.

−ğı bardakaltı (örtü) bardakçı bardak eriği bardan bardan bardan bardo barem baret barfiks bargâh bargam barhana bar havası barı barınak.−ğı barındırma barındırmak barınma barınmak barış barışçı barışçıl barışçılık.bardak.−ğı barışma 298 .−ğı barışık.−ğı barışıklık.

barışmak barışsever barışseverlik.−du barlam barmen 299 .−di baritin baritli baritli yıkama bariton bariyer bariz barizleşme barizleşmek bark barka barkarol.−lü barklanma barklanmak barkot.−ği barıştırma barıştırmak bari barikat barikatlama barikatlamak barisfer barit.

−bu barparalel barsam barsama Bartın barudî barut barutçu barutçuluk.−ği barometre baron baronluk.−ği baro baro başkanı barograf barok barokçu barokçuluk.−ğu baroskop.barmenlik.−ğu barok müzik.−ğu barut esmeri barut fıçısı barut hakkı baruthane barut kabağı barutluk.−ğu barut rengi 300 .

−ğı basıla basılı 301 .−ğı basıklaştırma basıklaştırmak basıklık.baryum baryum karbonat baryum sülfat bas basak.−ğı basaklı basaksız basamak.−ğı basamak basamak basamaklı basar basarî basarna bas bariton bas bas basbayağı basen basgitar bası basıcı basıcılık.−ğı basık.

−bı basınçlı su basınçölçer basınç ölçüm basın danışmanı basın dünyası basın hürriyeti basın kartı basın konferansı 302 .−ğı basım evi basın basın ahlâkı basın ajansı basın ataşesi basın bildirisi basın bürosu basınç.−cı basınçlama basınçlamak basınçlı basınçlı kap.basılış basılma basılma dayanımı basılmak basım basımcı basımcılık.

basın mensubu basın müşaviri basın özgürlüğü basın sözcüsü basın toplantısı basın yasağı basıölçer basırgama basırgamak basırganma basırganmak basış basil basiret basiretli basiretsiz basiretsizlik.−ği basit basit cisim.−smi basit cümle basitçe basit faiz basit kelime basit kesir.−sri basitleşme basitleşmek basitleştirme 303 .

−ğı baskın baskıncı baskın yapmak baskı resim.−ğı baskıda baskı grubu baskı kalıbı baskılı baskılık.−gi Bask Baskça basket basketbol basketbolcu basketbolculuk.basitleştirmek basitlik.−ğu basketçi basket yapmak baskı baskıcı baskıcılık.−ği basit renk.−smi baskısız baskı yapmak Baskil basklârnet 304 .

baskül basma basmacı basmacılık.−ğı bastırılma bastırılmak bastırım bastırma bastırmak bastika baston 305 .−ğı bastık.−ğı bastırak.−bı basmakalıplaşma basmakalıplaşmak basmalı basmalık.−ğı basmahane basmak basma kalıbı basmakalıp.−ğı basso bastana salatası bastarda bastı bastıbacak.−ğı bastırık.

−ğı Başak (burç) başakçı başakçık.−ğı başaklama başaklamak başaklanma başaklanmak başaklı başaktör 306 .−cı başağırlık.bastoncu bastonculuk.−ğı baş ağrısı başak.−ğu baston francala bastonlu bastonsuz basur basurlu basur memesi basur otu basübadelmevt basya baş başa baş baş açık başağaç.

−ğı baş başa başbayi.−ğı başarma başarmak başasistan başasistanlık.−ğı başatlık yasası başbakan başbakanlık.−ğı baş aşağı başat başat karakter başatlık.−ğü başaktris başaktrislik.başaktörlük.−i baş belâsı baş bezi 307 .−ği başaltı (spor) baş altı (denizcilik) başarı başarılı başarılma başarılmak başarım başarısız başarısızlık.

−ğı Başçiftlik (ilçe) başdanışman başdekorcu başdekorculuk.−ğu başgedikli başhakem 308 .baş bıçağı baş biti başbuğ baş çanağı başçavuş başçavuşluk.−ğu başdizgici baş döndürücü baş dönmesi başdümenci baş dümeni başefendi başeksper başeser başeski başfiyat başgardiyan başgarson başgarsonluk.−ğu başçı başçık.

−ğu başıbozuk.−ği başhemşire başhemşirelik.−ği başhostes başı açık.−ğu başı yumuşak.başhekim başhekimlik.−ğu başıbozukluk.−ğu başı devletli başı dimdik.−ği başı dinç başı dumanlı başıkabak.−ğı başimam başka başkaca başkafiye başkahraman başkalaşım başkalaşma başkalaşmak başkalaştırma 309 .−ğı başına buyruk.−ğı başı bağlı başıboş başıboşluk.

−ğı başkanlık etmek başkanlık makamı başkanlık sistemi başkan vekili başkan yardımcısı başkarakter başkası başkâtip.başkalaştırmak başkaldırı baş kaldırma baş kaldırmak Başkale (ilçe) baş kaldırma baş kaldırmak başkalık.−ği başkesit başkilise baş kipesi başkişi başkomutan başkomutanlık.−ği başkent başkentlik.−bi başkâtiplik.−ğı 310 .−ğı başkan başkanlık.

−cı başlangıç noktası başlanılma başlanılmak başlanma başlanmak başlatılma başlatılmak başlatma başlatmak başlayıcı 311 . −ğı Başkurdistan Başkurt Başkurtça başlâhana başlama başlamak başlama meridyeni başlama vuruşu başlama yeri başlangıç.−ğu başköşe başkumandan başkumandanlık.başkonakçı başkonsolos başkonsolosluk.

−ği başmubassır başmuharrir başmuharrirlik.−ğı başmaklık.−ği 312 .−ğı başmakale başmakçı başmakçılık.−ğü başmüfettiş başmüfettişlik.−ği başmurakıp.başlayış başlı başlı başına başlıca başlık.−bı başmurakıplık.−ğı başmal başmisafir başmuallim başmuallimlik.−ğı başmüdür başmüdürlük.−ğı başlıkçı başlıklı başlıksız başmabeyinci başmak.

−ğu başrahip.−ği başörtü başörtülü baş örtüsü başpapaz başpapazlık.−ğı başpehlivan başpehlivanlık.−di başnokta başoda başoyuncu başoyunculuk.−ği başmüsevvit.−ğı başparmak.−bi başmürettiplik.−ğu başöğretmen başöğretmenlik.−ği başrejisör başrejisörlük.başmühendis başmühendislik.−bi başrahiplik.−ği başmürettip.−ğı başpiskopos başpiskoposluk.−lü baş sağlığı 313 .−ğü başrol.

−bi baştabiplik. etmek) baştankaragiller baştan savmacı baştan savmacılık.−ği baş tacı baş tacı etmek baştan aşağı baştan başa baştanımaz baştanımazlık.−ğı başsız başsızlık. −ğı baştan sona baştarda başteknisyen başucu (gök bilimi) baş ucu baş ucu kitabı 314 .−hri baştaban baştabip.−ğı başşehir.−ğı baştankara (kuş) baştan kara (git− mek.başsavcı başsavcılık.

−ğı başülke baş üstü(denizcilik) baş üstüne başvekâlet başvekil başvekillik.başucu noktası başucu uzaklığı başuzman başuzmanlık.−ğı 315 .−ği Başyayla (ilçe) başyazar başyazarlık.−ği başvurdurma başvurdurmak başvurma başvurmak başvuru başvurucu başvurulma başvuurlmak başyapıt başyardımcı başyargıcı baş yastığı başyaver başyaverlik.

−ğı başyemek.−ğı batakçı batakçıl batakçılık.−ğı bataklık ardıcı bataklık baykuşu bataklık gazı bataklık keteni bataklık kırlangıcı bataklık kuşları bataklık nergisi batar batarya 316 .−ği başyukarı bat bata çıka batak.−ğı batak çulluğu batakhane bataklı bataklık.başyazı başyazman başyazmanlık.−ği başyıldız başyönetmen başyönetmenlik.

−ğı batık.−ğı batıl batılı batılılaşma batılılaşmak batılılaştırma batılılaştırmak batılılık.−ğı batıl inanç.−cı batıl itikat.−ğı batırılma batırılmak batırma 317 . gizli) Bâtınî Bâtıniye batırık.batarya ateşi batarya kutusu bataryalı bateri baterist batı batı bloku batıcı batıcılık.−dı batın.−tnı (karın) bâtın (iç.

−ğı batma batmak batman Batman batonsale batöz batsat battal battal etmek Battalgazi (ilçe) battal olmak battaniye battaniyeli batur batyal.−ği batisfer batiskaf batkı batkın batkınlık.−li bav bavcı 318 .batırmak batış Batı Türkçesi bati batik.

bavlı bavlıma bavlımak bavul bavulcu bavullu bavul ticareti Bavyera Bavyeralı bay bayağı bayağı kesir.−sri bayağılaşma bayağılaşmak bayağılaştırma bayağılaştırmak bayağılık.−ği bayatlama bayatlamak 319 .−ğı bayan bayançe bayat Bayat (ilçe) bayatı bayatî bayatîaraban bayatîbuselik.

bayatlatma bayatlatmak bayatlık.−ğı baygıntı bayıla bayıla bayılma bayılmak bayıltıcı bayıltma bayıltmak bayılttırma bayılttırmak bayındır Bayındır (ilçe) bayındırcı bayındırlaşma bayındırlaşmak bayındırlaştırma 320 .−ğı bayatsı bayatsıma bayatsımak Bayburt baygın baygın baygın baygınlaşma baygınlaşmak baygınlık.

−ğı Bayındur bayır bayır aşağı bayır kuşu bayırlaşma bayırlaşmak bayır turpu bayır yukarı bayi.−i bayilik.−ği Baykan (ilçe) baykuş baykuşgiller baylan baylanlık.−ğı baylanma baylanmak bayma baymak bayrak.bayındırlaştırmak bayındırlık.−ğı bayrakaltı (ordu hizmeti) bayrakçı bayrak direği bayraklaşma 321 .

−ğı 322 .−ğı bayraktarlık etmek bayrak töreni bayrak yarışı bayram bayram alayı bayram ayı bayram çocuğu bayramdan bayrama bayramda seyranda bayram gazetesi bayram günü bayram havası bayram hediyesi Bayramî Bayramiç (ilçe) Bayramîlik.−ğı bayrak merasimi bayraktar bayraktarlık.bayraklaşmak bayraklı bayraklık.−ği bayramlaşma bayramlaşmak bayramlık.

−ğı baysal baysallık.−ğı baysungur baytar baytarlık.bayramlık ad bayramlık ağız.−ğı baz baza bazal.−ğzı bayram namazı Bayramören (ilçe) Bayrampaşa (ilçe) bayram şekeri bayram tebriği bayram topu bayramüstü bayramüzeri bayram yeri bayram ziyareti bayrı bayrılık.−li bazalt bazar bazen bazı bazı bazı 323 .

−cı bazlaşma baz losyon baz morfin bazofil bazofobi bazuka be bebe bebe aspirini bebecik.−ği bazik oksitler bazilika bazit bazitli mantarlar bazlama bazlamaç.−ği bebeklik etmek 324 .−ği bebekçe bebekleşme bebekleşmek bebeklik.−ği bebek.bazıları bazısı baziçe bazidiyospor bazik.

−di Beçene becit Beç tavuğu bedahet bedaheten bedava bedavacı bedavacılık. budala) Beberuhi (Karagöz oyunundaki cüce) becayiş becayiş etmek becelleşme becelleşmek beceri becerikli beceriklilik.−ğı bedavadan bedavalaşma 325 .−ği beceriksiz beceriksizlik.−ği becerme becermek becet.bebek ölümü beberuhi (sevimsiz.

−ği bedbin olmak bedçehre beddua beddua etmek bedel bedelci bedelli bedelli askerlik.−ğı bedbaht olmak bedbin bedbin etmek bedbinleşme bedbinleşmek bedbinleştirme bedbinleştirmek bedbinlik.−ği bedelsiz bedelsiz ithalât beden bedence 326 .bedavalaşmak bedavasına bedavaya bedayi bedbaht bedbaht etmek bedbahtlık.

−ği bedir.−dri bedirik.beden cezası bedenci beden eğitimi bedenen bedenî beden işçisi bedenli bedensel beden terbiyesi bedesten bedevî bedevîlik.−ğü bednam 327 .−ği bedhah bedihî bediî bediîleşme bediîleşmek bediiyat bedik.−ği bedirlenme bedirlenmek bedirleşme bedirleşmek bedük.

−ği beğeniş beğenme beğenmek beğenmemek beğenmezlik.−ği 328 .begayet Begdili begonvil begonya begonyagiller begüm beğence beğendi beğendirme beğendirmek beğeni beğenilme beğenilmek beğenirlik.−ği Behçet hastalığı behemehâl beher beherglas behey behime behimî behimîlik.

−ği bekçilik etmek Bekilli (ilçe) bekinme bekinmek bekitme bekitmek bekleme beklemek beklemeli bekleme odası 329 .−e'si bej bek beka bekar (nota işareti) bekâr (evlenmemiş kimse) bekâret bekârhane bekârlık.−ğı bekâr odası bekas bekçi bekçilik.behişt behre behresiz beis.

bekleme salonu bekleme süresi bekleme yeri beklenilme beklenilmek beklenme beklenmedik.−ği beklenmezlik fiili beklenti bekleşme bekleşmek bekletilme bekletilmek bekletme bekletmek bekleyiş bekri bekrilik.−ği beklenmek beklenmez beklenmezlik.−ği 330 .−ği Bektaşî Bektaşî babası Bektaşî dedesi bektaşîkavuğu (bitki) Bektaşîlik.

−ği belediye çavuşu belediye encümeni belediyelik.−ği belediye meclisi belediye nikâhı 331 .−ti belâgatli belâgatsiz bel ağrısı belâhat.Bektaşî sırrı Bektaşî üzümü bel belâ belâgat.−ti belâlı bel bağı bel bel belce Belçika Belçikalı belde Beldeitayyibe (Medine) beledî belediye belediye başkanı belediyeci belediyecilik.

−ği beleşten beletme beletmek bel evlâdı bel fıtığı belge belgeci 332 .belediye polisi belediye reisi belediye sarayı belediye suçları belediye teşkilâtı belek.−ği beleme belemek belemir belen Belen (ilçe) belenme belenmek belerme belermek belertme belertmek beleş beleşçi beleşçilik.

−ği belgesel film bel gevşekliği belgi belgileme belgilemek belgili belgin belginlik.−ği belgisiz belgisizlik.−ği belgesel belgeselci belgeselcilik.belgeç belgegeçer belgegeçer çevirgesi belgeleme belgelemek belgelendirme belgelendirmek belgelenme belgelenmek belgeli belgelik.−ği belgisiz sıfat belgisiz zamir belgit 333 .

beli beli bükük.−ği belik belik belikleme beliklemek belinleme belinlemek belirgi belirgin belirginleşme belirginleşmek belirginleştirme belirginleştirmek belirginlik.−ği belirleşme belirleşmek 334 .−ği belirlenme belirlenmek belirlenmezci belirlenmezcilik.−ğü beliğ belik.−ği belirleme belirlemek belirlenim belirlenimci belirlenimcilik.

−ği belirsizlik hâli belirsizlik sıfatı belirsizlik zamiri belirteç.belirleyici belirli belirli belirsiz belirli geçmiş belirlilik.−ği belirtilen belirtili belirtili nesne belirtili tamlama belirtilme belirtilmek belirtisiz belirtisiz nesne belirtisiz tamlama 335 .−ği belirli nesne belirme belirmek belirsiz belirsiz geçmiş belirsizlik.−ci belirten belirti belirtik.

belirtken belirtme belirtme durumu belirtme grubu belirtmek belirtme sıfatı belit belitken belitleme belitlemek belitlenebilirlik.−ği bellek karışıklığı bellek kaybı bellek yitimi bellem belleme bellemek bellenme bellenmek 336 .−ği beliye bel kemeri bel kemiği belki belkili bel kündesi bellâdonna bellek.

−ği 337 .−ği bellilik.−ği bence benci bencil bencilce bencileyin bencilik.belleten belletici belletme belletmek belletmen belli belli başlı belli belirsiz belli etmek bellik.−lü ben benbenci benbencilik.−ği belli olmak bellisiz belsem bel soğukluğu bel suyu bembeyaz bemol.

−ği bengi su beniâdem 338 .−ği beneklenme beneklenmek benekleşme benekleşmek benekli benekli köpek balığı bengi bengileme bengilemek bengileşme bengileşmek bengilik.−ği bencillik etmek bencil olmak bende bendegân bendegî bendehane bendezade bendir benek.bencilleşme bencilleşmek bencillik.

−nzi benizli benlenme benlenmek benli benlik.−ği benildeme benildemek benimseme benimsemek benimsenme benimsenmek benimsetme benimsetmek benimseyiş beniz.benibeşer beniçinci beniçincilik.−ği 339 .−ği benlik çatışması benlikçi benlikçilik.−ği benlik davası benlik ikileşmesi benlik yitimi benmari benmerkezci benmerkezcilik.

bent.−ği benzersiz benzersizlik.−ği benzemez benzen benzer benzeri benzerlik.−di bent etmek benzeme benzemek benzemeklik.−ği benzeşim benzeşim oranı benzeşlik.−ği benzeti benzetici benzetici ressam benzetilme benzetilmek 340 .−ği benzer şekiller benzeş benzeşen benzeşik.−ği benzeşme benzeşmek benzeşmezlik.

−ti beraat etmek beraatızimmet beraber beraberce beraberinde beraberlik.−ği beraberlik müziği 341 .−ği benzin benzinci benzincilik.benzetim benzetimlik.−ği benzin istasyonu benzinleme benzinlemek benzinli benzinlik.−ği benzetim sineması benzeti ressamı benzetiş benzetme benzetmek benzeyiş benzeyişsizlik.−ği benzin pompası benzol.−lü beraat.

berat Berat Gecesi Berat Kandili berbat berbat etmek berbat olmak berber berber balığı berber bataryası berber çırağı berber dükkânı Berberî berber kalfası berber koltuğu berberlik.−ği berber salonu berber ustası berceste berdel berdelâcuz berdevam berduş bere bereket bereketlenme bereketlenmek bereketli 342 .

bereketlilik.−ği bereleme berelemek berelenme berelenmek bereli berenarı Bergama (ilçe) bergamodî bergamot bergüzar berhane berhava berhava etmek berhava olmak berhayat berhudar beri beribenzer beriberi beriki.−ği bereketsiz bereketsizlik.−ni beril berilyum berjer berk 343 .

−ğı berrî bertafsil bertaraf bertaraf etmek bertaraf olmak bertik.berkelyum berkemal berkime berkimek berkinme berkinmek berkitme berkitmek berklik.−ği berlâm bermuda bermutat berrak.−ğı berraklaşma berraklaşmak berraklaştırma berraklaştırmak berraklık.−ği bertilme bertilmek bertme 344 .

bertmek berzah besalet besbedava besbelli besbeter beselemek beserek.−ği besi doku besi dokulu besi dokusu besi dokusuz besihane besi hayvanı besili besi merası besin besinli besinsiz besinsizlik.−ği besermek besi besici besicilik.−ği 345 .−ği besi örü besi suyu beslek.

besleme besleme basın beslemek besleme kız beslemelik.−ği beslenen beslengi beslenilme beslenilmek beslenme beslenme bozukluğu beslenme çantası beslenme eğitimcisi beslenme eğitimi beslenmek beslenme odası beslenme saati beslenme sorunu beslenme uzmanı beslenme yetersizliği besletme besletmek besleyici besmele 346 .

−dü beş duyu beşer beşerî 347 .−ği beş bir beş dört.−ği bestekâr besteleme bestelemek bestelenme bestelenmek besteli bestenigâr bestesiz beste yapmak best−seller beş beş altı beşaret beş beter beşbıyık.−ğı (muşmula) beş binlik.besmelesiz Besni (ilçe) beste besteci bestecilik.

−ği beşikçi Beşikdüzü'nü (ilçe) beş iki beşik kertiği beşik kertme beşiklik.−ği beşikörtüsü (çatı örtüsü) beşik salıncak.−ği beşibiryerde beşik.−ğı Beşiktaş (ilçe) beşinci beşinci kol Beşiri (ilçe) beşiz beşizli beşkardeş (şamar) beşleme beşlemek 348 .−ği beşerli beşgen beşibirlik.beşerî coğrafya beşeriyet beşeriyetçi beşeriyetçilik.

beşli beşlik.−ğı (deniz hayvanı) beşparmak otu beşpençe (deniz hayvanı) beştaş (oyun) beşuş beş üç beş vakit.−ği beşme beş milyonluk.−kti beş yüzlü beş yüzlük.−ğü bet bet.−ğı beş parasız beşparmak.−di beta beta ışınları beta mikrobu betatron beteleme betelemek beter 349 .−ğu beş on beş paralık.

−ği betili betili sanat betim betimleme betimlemeci betimlemek betimlemeli betimlenme betimlenmek betimleyici betimsel betimsel dil bilgisi betisiz betisiz sanat beton betonarme betoncu betoniyer betonkarar beton santrali bet suratlı bevliye 350 .beter etmek beterleşme beterleşmek beti betik.

−bı bey beyaban Beyağaç (ilçe) bey akdi beyan beyanat beyan etmek beyanname bey armudu beyaz beyaz adam beyaz altın beyaz baston beyaz cam beyaz dizi beyaz eşya beyaz et beyaz gümüş beyazımsı beyazımtırak.−ği bevvap.−ğı beyaz ırk Beyazıt (ilçe) beyaz iş beyaz kitap.bevliyeci bevliyecilik.−bı 351 .

−bı beyaztilki beyaz zehir.beyaz kömür beyazlanma beyazlanmak beyazlaşma beyazlaşmak beyazlatıcı beyazlatılma beyazlatılmak beyazlatma beyazlatmak beyazlı beyazlık.−hri beybaba Beydağ (ilçe) beyefendi bey erki beygir beygirci 352 .−ği beyaz şarap.−ğı beyaz oy beyaz perde beyaz peynir Beyaz Rus beyaz sabun beyazsinek.

−ği beyhude yere beyin.−yni beyin cerrahı beyin cerrahîsi beyincik.beygir gücü beygirli beygirlik.−ği beyin göçü beyin gücü beyin jimnastiği beyin kanaması beyin karıncıkları beyinli beyin omurilik sıvısı beyin orağı beyinsel beyinsi beyinsiz beyin takımı beyin üçgeni beyin yıkama beyin zarı beyin zarları 353 .−ği beygirsiz beyhude beyhudelik.

−ği beyzî 354 .−yti beyitli beyiye Beykoz (ilçe) beylerbeyi Beylerbeyi'ni beylerbeylik.−li Beytüşşebap (ilçe) beyyine beyzade beyzadelik.beyit.−ği beylikçi Beylikova (ilçe) beylik söz beynamaz beynelmilel beynelmilelci beynelmilelcilik.−ği beyninde Beyoğlu'nu (ilçe) Beypazarı'nı (ilçe) beysbol beysbolcu Beyşehir (ilçe) beytülmal.−ği beylik.

−ği bezdirici bezdirilme bezdirilmek bezdirme bezdirmek beze bezek.bez bezci bezcilik.−ği bezekçi bezekleme bezeklemek bezekli bezeleme bezelemek bezeli bezelye bezeme bezemeci bezemecilik.−ği bezemek bezemeli bezen bezeniş bezenme bezenmek 355 .

−ğı bezirleme bezirlemek bezir yağı bezleme bezlemek bezm bezme bezmek bezsi bez tüyler 356 .−ği bezik.bezenti bezetme bezetmek bezeyici bezeyiş bezgi bezgin bezginleşme bezginleşmek bezginlik.−zri bezirgân bezirgânbaşı bezirgânlık.−ği bezilme bezilmek bezir.

−ğı bıcı bıcı bıcıl bıcılgan bıcır bıcır bıcırgan bıçak.bezzaz bezzazlık.−ğı bıçakçı bıçakçılık.−ğı bıçılgan bıçkı bıçkıcı bıçkı evi bıçkıhane bıçkın bıçkınlaşma 357 .−ğı bıçaklama bıçaklamak bıçaklanma bıçaklanmak bıçaklatma bıçaklatmak bıçaklı bıçaklık.−ğı bıçak sırtı bıçık.

−ğı bıngıldama bıngıldamak 358 .−ğı bıçkı tozu bıdık.−ğı bıkılma bıkılmak bıkış bıkışma bıkışmak bıkkın bıkkınlık.−ğı bıkkıntı bıkma bıkmak bıktırıcı bıktırma bıktırmak bıldır bıldırcın bıldırcın eti bılkıma bılkımak bıllık bıllık bıngıl bıngıl bıngıldak.bıçkınlaşmak bıçkınlık.

bırakılma bırakılmak bırakım bırakış bırakışma bırakışmak bırakıt bırakma bırakmak bıraktırma bıraktırmak bırıçka bıtırak.−ğı bıyıklanma bıyıklanmak bıyıklı bıyıklı balık.−ğı bıyıksız bızbız bızdık.−ğı bıyık.−ğı bızır bîaman biat.−ti biat edilmek biat etmek bîbaht 359 .

−ği bicili bîçare 360 .−ği bibliyografya bibliyoman bibliyomani bibliyotek.bîbehre biber biber dolması biberiye biberleme biberlemek biberli biberlik.−ği bibliyotekçi biblo bici bicik.−ği biberon biber salçası bibersiz biber turşusu bibi bibliyofil bibliyograf bibliyografi bibliyografik.

bîçarelik.−ği biçem biçem bilimi biçenek.−ği biçim değişimi biçimleme biçimlendirilme biçimlendirilmek biçimlendirme biçimlendirmek biçimlenme biçimlenmek biçimli biçimsel biçimselleştirme 361 .−ği biçerbağlar biçerdöver biçici biçicilik.−ği biçilme biçilmek biçim biçim biçim biçim bilimi biçim birimi biçimci biçimcilik.

−ği Biga (ilçe) Bigadiç (ilçe) 362 .−ği biçimsiz biçimsizleşme biçimsizleşmek biçimsizlik.−ği biçiş biçki biçkici biçki dikiş kursu biçki dikiş yurdu biçki yapmak biçki yurdu biçme biçmek biçtirme biçtirmek bîdar bid'at.−li biftek.−ti bidayet bide bidon bidoncu bienal.biçimselleştirmek biçimsellik.

−ği bikini bikir.−kri bilâder ağacı bilâhare bilâistisna bilâkaydüşart bilâkis bilânço bilâr bilârdo bilârdocu bilârdoculuk.−ğu 363 .−ği bigudi bîgünah bîhaber bihakkın biheyviyorizm bîhuş bîilâç bijon anahtarı bijuteri bîkarar bikarbonat bîkes bîkeslik.bîgâne bîgânelik.

−ği bildirge bildiri bildirilme bildirilmek bildirim bildirim ödencesi bildiriş bildirişim bildirişme bildirişmek bildirme bildirme cümlesi bildirmek bildirme kipi bildirme kipleri bile bile bile bilecen bilecenlik.−ği Bilecik bileği bileği taşı 364 .−bi bilâvasıta bilcümle bildik.bilârdo masası bilâsebep.

−sri bileşik önerme bileşim bileşke bileşken bileşme bileşmek bileştirici bileştirme bileştirmek 365 .bilek.−ği bileşik faiz bileşikgiller bileşik kap.−ği bilek saati bileme bilemek bilenme bilenmek bileşen bileşik.−bı bileşik kaplar bileşik kesir.−ği bilek damarı bilek gücü bilek güreşi bilek kuvveti bileklik.

−ği bilgi işlem bilgi kuramı bilgilendirme bilgilendirmek 366 .−ği bilgi bilgici bilgicilik.−ği bilezik.−ği bilgiç.−ği bilezikli bilfarz bilfiil bilge bilgece bilgelik.−ci bilgi çarpıtma bilgiç bilgiç bilgiçlik.bilet biletçi biletçilik.−ği biletli biletsiz biletme biletmek bileyici bileyicilik.

−ği bilgin bilgince bilginlik.−ği bilgi şöleni bilgi toplumu bilgiyazar bilhassa bili bili bili bilici bililtizam bilim 367 .−ğı bilgisayarlamak bilgisayarlaşma bilgisayarlaşmak bilgisayarlı kesityazar bilgisayar masası bilgisiz bilgisizlik.−ği bilgisayar bilgisayarcı bilgisayarcılık.bilgilenme bilgilenmek bilgili bilgilik.

−ci bilinç akışı bilinçaltı bilinç dışı bilinç kaybı bilinçlendirme bilinçlendirmek bilinçlenme 368 .−ği bilinç. −ği bilimsel düşünce bilimselleştirme bilimselleştirmek bilimsellik.bilim adamı bilimci bilimcilik.−ği bilim dışı bilim kadını bilim kuramı bilim kurgu bilim kurgusal bilimsel bilimsel deneycilik.−ği bilimsel sosyalizm bilimsel toplantı bilimsiz bilimsizlik.

−ği bilinçsiz bilinçsizlik.−ği bilinemez bilinemezci bilinemezcilik.−ği bilinmek bilinmeyen bilinmez bilinmezlik.−ği bilirkişi raporu bilisiz bilisizlik.−ği bilindik.−ği bilistifade biliş bilişim bilişim ağı bilişimci 369 .bilinçlenmek bilinçli bilinçlilik.−ği bilir bilirkişi bilirkişilik.−ği bilinen bilinme bilinmedik.

−ği bilmez bilmezleme bilmezlemek bilmezlenme bilmezlenmek bilmezlik.−ği bilmiş 370 .bilişim teknolojisi bilişme bilişmek bilişsel billâhi billboard billûr billûr cisim.−smi billûrî billûriye billûrlaşma billûrlaşmak billûrlaştırma billûrlaştırmak billûrlu billûrsu bilme bilmece bilmek bilmemezlik.

−yı binbaşılık.bilmukabele bilmünasebe bilsat bilumum bilvasıta bilvesile bilye bilyeli bilyeli yatak.−ğı bilyon bin bina binaen binaenaleyh bina etmek bînamaz binbaşı.−ğı bin bir bindallı bindi bindirilme bindirilmek bindirilmiş kuvvetler bindirim bindirimli 371 .

−ği binme binmek binnetice bin türlü binyaprak.−ğı (bitki) 372 .bindirme bindirmek bindirme kilit.−ği binek atı binek taşı biner bingi Bingöl bini binici binicilik.−di binek.−ği binilme binilmek bininci biniş binişme binişmek binit bin kat binlerce binlik.

−ğı birader bir ağızdan birahane birahaneci bir alay bir âlem biralık.−ğı bira mayası bir an bir an önce bir ara bir araba bir arada bir aralık bir avuç.−cu biraz 373 .binyıl biokütle biomedikal.−li biomekanik.−ği biomikroskop.−bu bîperva bir bira bira bardağı biracı biracılık.

birazcık.−ğı birden birdenbire birdirbir (oyun) bir dirhem bir dolu bir düziye 374 .−ğu bir damla bir defa bir defalık.−ğı birazdan birazı bir bakıma bir başına bir bir birbiri bir boy bir boyda bir boydan bir boya birci bircilik.−ği bir çenekliler bir çenetli bir çırpıda bir çift birçoğu birçok.

−ği birey oluş bireysel bireyselleştirme bireyselleştirmek bireysellik.−ği bireyleşme bireyleştirme bireyleştirmek bireylik.birebir (etkili) bire bir (ölçü) bire bir eşleme Birecik (ilçe) bir el (atış) birer birer birer birer ikişer bireşim bireşimli bir evcikli birey bireyci bireycilik.−ği bir gözeli bir gözeliler 375 .−ği bireyüstü bir gecelik.

bir güzel bir hamlede bir hayli bir hoş bir hücreli biri biricik.−ği bir iki birikim birikinti birikinti konisi birikiş birikişme birikişmek birikme birikme havzası birikmek biriktirim biriktirme biriktirmek birileri birim birim bölüğü birimci ekonomi birimler bölüğü birincasıf birinci 376 .

−smi birleşik kap.−ği birleşik cümle birleşik fiil birleşik isim.birinci çağ birinci el birincil birincil grup.−bu birincilik.−bı birleşik kaplar 377 .−ği birinci olmak birinci orun birinci zar birisi birkaç birkaçı bir kalem bir karar bir karış bir kere bir kerecik bir koşu birleme birlemek birler birleşen birleşik.

birleşik kelime birleşik oturum birleşik oy pusulası birleşik zaman birleşilme birleşilmek birleşim birleşme birleşme değeri birleşmek birleştirici birleştirme birleştirmek birli birlik.−ği birlik olmak birlikte birliktelik.−ği birlikte yaşama bir nebze bir nefeste bir nice bir numara bir numaralı bir o kadar bir ölçüde bir örnek.−ği 378 .

−kti bir vakitler biryan bir yana biryancı bir yandan biryan pilâvı biryan yağı bir yol bir zaman bir zamanlar bisiklet bisikletçi bisikletçilik.−ğı birsam bir sıra bir solukta bir sürü bir şey birtakım bir tane bir temiz bir terimli birun bir vakit.−ği bisikletli 379 .bir parça bir parmak.

−ği bitim bitimli bitimsiz 380 .−ği bitey bitik.bisikletsiz bisiklet yolu bisküvi Bismil (ilçe) bismillâh bistro bisturi bisülfat bisülfür bişek bişi Bişkek bit bîtap.−ği bitelge bitevi biteviye biteviyelik.−ği bitiklik.−ğı bitek.−bı bîtaraf bîtaraflık.

−ği bitişme bitişmek bitiştirme bitiştirmek 381 .−ği bitişik çanak yapraklılar bitişiklik.bitirilme bitirilmek bitirim bitirimci bitirimhane bitirim yeri bitiriş bitiriş yemi bitirme bitirme fiili bitirmek bitirme tezi bitirmiş bitiş bitişik.−ği bitişik taç yapraklılar bitişimli bitişken bitişken dil bitişkenlik.

−ği bitki coğrafyası bitkileşme bitkileşmek bitkimsi bitkimsi hayvanlar bitkin bitki nakli bitkinlik.−ği bitki örtüsü bitki patolojisi bitkisel bitkisel hayat bitkisel kazein bitkisel yağ bitki sütü bitki topluluğu bitki varlığı bitleme bitlemek bitlenme 382 .bitki bitki aktarımı bitki bilimci bitki bilimi bitki bitleri bitkici bitkicilik.

−ği biyeli biyesiz biyoelektrik.−ği biyoelektronik.−ği biyoenerji 383 .−ğı biye biyel biyelcik.−ği bit otu bitpazarı bittabi bitter bitüm bitümleme bitümlemek bitümlü bit yeniği bîvefa biyaprak.bitlenmek bitler bitli Bitlis Bitlis köftesi bitme bitmek bitnik.

−ği biyopsi biyopsi yapmak biyosfer biyoşimi biyotit biz Bizans bîzar bîzar etmek bîzar olmak bizatihi biz bize bizce 384 .biyofizik.−ğu biyoloji biyolojici biyolojik.−ği biyogaz biyograf biyografi biyografik.−ği biyometeoroloji biyonik.−ği biyojeografi biyokatalizör biyokimya biyolog.

−ğu blöf blöfçü blöf yapmak blûcin 385 .bizcileyin bizden bizdenlik.−ci bizmut bizon bizzat blâstulâ blender blok blokaj bloke bloke çek bloke etmek blok inşaat bloklaşma bloklaşmak bloknot bloksuz bloksuzluk.−ği bizimki bizleme bizlemek bizlengiç.

−ğu bocurgat bodoslama bodoslamadan bodoslamak bodrum Bodrum (ilçe) bodrum katı boduç.−cu bodur bodurlaşma 386 .blûm blûz boa boagiller boalar bobin bobinaj bobin kırıcı boca boca alabanda boca etmek bocalama bocalamak bocalatma bocalatmak boci bocuk.

bodurlaşmak bodurluk.−ğı boğasama boğasamak boğası boğaz Boğaziçi'ni Boğazkale (ilçe) boğaz kavgası boğazkesen Boğazkesen (ilçe) Boğazköy (ilçe) boğazlama boğazlamak boğazlanma boğazlanmak 387 .−ğu bodur pas boğa Boğa (burç) boğada boğa güreşçisi boğa güreşi boğak.−ğı boğan otu boğasak.−ğı boğalık.−ğı boğanak.

−ğu boğuk boğuk boğuklaşma boğuklaşmak boğula boğula boğulma 388 .boğazlaşma boğazlaşmak boğazlatma boğazlatmak boğazlı Boğazlıyan (ilçe) boğaz meselesi boğazsız boğdurma boğdurmak boğdurtma boğdurtmak boğdurulma boğdurulmak boğma boğmaca boğmacalı boğmak boğmaklı boğmaklı kuş boğucu boğuk.

boğulmak boğum boğum boğum boğumlama boğumlamak boğumlanma boğumlanma bölgesi boğumlanmak boğumlanma noktası boğumlu boğuntu boğunuk.−ğu boğuşma boğuşmak boğuşulma boğuşulmak bohça bohça böreği bohçacı bohçacılık.−ğı bohçalama bohçalamak bohem bohem hayatı bohriyum bok bok böceği 389 .

−lü (içki) bolalma bolalmak bolarma bolarmak bol bol bol bolamat bol bulamaç.−cı bolca bolero boliçe Bolivya Bolivyalı bol kepçe 390 .boklama boklamak boklanma boklanmak boklaşma boklaşmak boklu bokluk.−ğü bol bol.−ğu boks boksit boksör boksörlük.

−ğu bolometre bol paça Bolşevik Bolşeviklik.−ğı bombalama bombalamak bombalanma bombalanmak bombalatma bombalatmak bombardıman 391 .−ği Bolşevizm Bolu Bolvadin (ilçe) bom bomba bombacı bombacılık.bollanma bollanmak bollaşma bollaşmak bollaştırma bollaştırmak bollatma bollatmak bolluk.

bombardıman etmek bombardıman uçağı bombardon bombe bombe bezi bombeli bombesiz bombok bomboş bomboz bonbon bonboncu bonbonculuk.−ğu boncuk fasulye boncuklanış boncuklanma boncuklanmak boncuklaşma boncuklaşmak boncuklu boncukluk.−ğu bonbon şekeri boncuk.−ğu 392 .−ğu boncukçu boncukçuluk.

−ği bonjur bonkör bonkörlük.−ğu bopstil bor Bor (ilçe) Bora borak boraks boralı boran borani borasit.−di borat borazan 393 .−ğü bonmarşe bono bon otu bonservis bop bopluk.boncuk mavisi boncuksuz boncuk tutkalı bone bonfile bonfilelik.

−ğu borçluluk dengesi borçsuz borçsuz harçsız borçsuzluk.−ğı borç.−cu borç etmek borç harç Borçka (ilçe) borçlandırılma borçlandırılmak borçlandırma borçlandırmak borçlanılma borçlanılmak borçlanma borçlanmak borçlu borçluluk.borazancı borazancıbaşı borazancılık.−ğu borç yapmak borda borda etmek borda fenerleri borda hattı bordalama 394 .

−di borikli borina Bornova (ilçe) Bornova misketi bornoz borsa borsa acentesi borsa aracısı borsa cetveli borsacı borsacılık.−ğı borsa değeri borsa kâğıdı borsa komiseri borsa komisyoncusu borsa oyunu borsa simsarı borsa tahtası borş boru 395 .−ği borik asit.bordalamak bordo bordro bordür borik.

−ğı bostancı ocağı bostan dolabı bostan kebabı bostan korkuluğu bostanlık.boru ağı boru askısı boru bileziği borucu boru çiçeği boru çiçeğigiller boru hattı boruk.−ğı 396 .−ğu boru kabağı boru kelepçesi boru mengenesi borumsu boru yolu bos boslu Bosna Bosnalı bostan bostan bekçisi bostan bozuntusu bostancı bostancılık.

−cı boşaltı boşaltılma boşaltılmak boşaltım boşaltım aygıtı boşaltım organı boşaltma boşaltma havzası boşaltmak boşama boşamak boşandırma boşandırmak boşanma boşanma davası boşanma ilâmı boşanmak boşatma boşatmak boşattırma boşattırmak 397 .bostan patlıcanı boş boşalım boşalma boşalmak boşaltaç.

−ğrü boş inanç.−ği 398 .−ğu boşluklu serpme boşluk tulumbası Boşnak Boşnakça Boşnak güzeli Boşnaklık.boşboğaz boşboğazlık.−ğı boşboğazlık etmek boş böğür.−ğı boş olmak boş söz boşta boşu boşuna boşuna boş vermek boş yere boş zaman bot botanik.−cı boş kâğıdı boş küme boş lâf boşlama boşlamak boşluk.

botanik bahçesi botanikçi botanik parkı boy boya Boyabat (ilçe) boy abdesti boyacı boyacı küpü boyacılık.−ğı boyacı sandığı boya fırçası boyahane boya kalemi boya kökü boya kutusu boyalama boyalamak boyalanma boyalanmak boyalı boyalı basın boyama boyamak boyama kazanı boyama kitabı boyana 399 .

−ğı boykot boykotaj boykotçu boykotçuluk.boyanma boyanmak boyar boyar madde boyasız boyasızlık.−ğı boya tabakası boya tabancası boyatılma boyatılmak boyatma boyatmak boyayıcı boy aynası boy beyi boy bos boy boy boyca boydak.−ğu boykot etmek 400 .−ğı boydan boya boydaş boydaşlık.

−ğü boynu eğri boynuna boynuz boynuzlama boynuzlamak boynuzlanma boynuzlanmak boynuzlaşma boynuzlaşmak boynuzlatma 401 .boylam boylama boylamak boylamasına boylanış boylanma boylanmak boyler boylu boylu boslu boylu boyunca boyluca boylu poslu boy menteşe boyna boyna etmek boynu bükük.

−ynu boyuna boyun bağı boyun borcu boyunca boyunduruk.−ğu boyunduruk parası boyunlandırma boyunlandırmak boyunlu boyunluk.−ğu boyut boyutlandırma boyutlandırmak boyutlar boyutlu boyutsuz 402 .boynuzlatmak boynuzlu boynuzlugiller boynuzluteke (böcek) boynuzsu boynuzsuz boy otu boy pos boysuz boyun.

boz boza bozacı bozacılık.−ğı bozahane bozarık.−ğu bozgunluk.−ğı bozca Bozcaada (ilçe) bozdoğan (gürz.−ğu 403 .−ğı bozarma bozarmak bozayı bozbakkal (kuş) boz bulanık. kuş) Bozdoğan (ilçe) bozdurma bozdurmak bozdurtma bozdurtmak bozdurulma bozdurulmak bozgeven bozgun bozguncu bozgunculuk.

−ği bozrak.−du Bozkurt (ilçe) bozlak.−ğu bozuk para bozulma bozulmak 404 .bozkır Bozkır (ilçe) bozkır kedisi bozkır koyunu bozkırlaşma bozkırlaşmak bozkır tavuğu bozkurt.−ğu bozukça bozuk düzen bozukluk.−ğı bozlama bozlamak bozma bozmacı boz madde bozmak Bozova (ilçe) bozördek.−ğı Boztepe (ilçe) bozuk.

−ğu Bozüyük (ilçe) Bozyazı (ilçe) boz yel bozyürük.bozuluş bozum bozumca bozum havası bozuntu bozuşma bozuşmak bozuşuk.−ği böcekbaşı böcek bilimci 405 .−ğü (yılan) böbrek.−ği böbreksi böbrek taşı böbrek üstü bezi böbrek yağı böbür böbürlenme böbürlenmek böbürtü böce böcek.−ğu bozuşukluk.

−ği böceksavar böceksiz böcelenme böcelenmek böcü böcül böcül böğ böğür.−ğrü böğüre böğüre böğürme böğürmek böğürtlen böğürtlenlik.−ği böğürtme böğürtmek 406 .böcek bilimi böcekçil böcekçiller böcekhane böcekkabuğu (renk) böcekkapan böceklenme böceklenmek böcekler böcekli böceklik.

böğürtü böğürüş böke bökelik.−ğü bölüm bölümleme bölümlemek bölümlendirme 407 .−ğü bölükbaşı bölük bölük bölük pörçük.−ği bölgesel bölme bölmeç.−ğü bölük.−ği böldürme böldürmek bölen bölge bölgeci bölgecilik.−ci bölme işareti bölmek bölmeli bölü bölücü bölücülük.

−ği bölüntü bölüntüler bölünüş bölüş bölüşme bölüşmek bölüştürme bölüştürmek bölüşüm bölüt bölütlenme bölütlü bön bön bön bönce 408 .bölümlendirmek bölümleniş bölümlenme bölümlenmek bölümsel bölünebilme bölünen bölüngü bölünme bölünmek bölünmez bölünmezlik.

−ği börtük.−ğü börtülme börtülmek börülce bösme bösmek böyle böyle böyle böylece böylecene böylelikle böylemesine böylesi 409 .−ği börekçi börekçilik.−ği börk börkenek.bönleşme bönleşmek bönlük.−ği börtme börtmek börttürme börttürmek börtü böcek.−ğü börek.−ği böreklik.

−ğı braket brakisefal.böylesine brahma Brahman Brahmanizm Brahmanlık.−ği briketleme briketlemek briyantin 410 .−li branda branda bezi branş bravo bre breş brezil brezilya Brezilya Brezilyalı brıçka briç brifing brik briket briketçi briketçilik.

−di bromür bromürlü bronş bronşçuk.briyantinli brizbiz brokar broket brokoli brom bromhidrik.−ği bromhidrik asit.−ğu bronşit bronz bronzlaşma bronzlaşmak broş broşür brovning bröve Brüksel lâhanası brülör brüt bu bu arada buat bubi tuzağı 411 .

Buca (ilçe) bucak.−ğu buçuklu Buda budak.−ğı budalalık etmek budama budamak budanış budanma budanmak budatma 412 .−ğı Bucak (ilçe) bucak bucak buçuk.−ğı budak deliği budaklanma budaklanmak budaklı budak özü budala budala budala budalaca budalacasına budalalaşma budalalaşmak budalalık.

budatmak Budist Budizm budun budun betimci budun betimi budun bilimci budun bilimi budun bilimsel budunsal bu gidişle bugün bugünkü bugünlük Buğdan (ilçe) buğday buğday benizli buğday biti buğdaycıl buğdaygiller buğday güvesi buğday pası buğday rengi buğdaysı buğdaysılar buğdaysı meyve buğdaysı tane 413 .

buğdaysı tohum buğday sürmesi buğday unu buğra buğu buğu evi buğu kebabı buğulama buğulamak buğulandırma buğulandırmak buğulanış buğulanma buğulanmak buğulaşma buğulaşmak buğulaştırıcı buğul buğul buğulu buğulu buğulu buğur buhar Buhara buhar kazanı Buharkent (ilçe) buhar kurutucusu buharlaşma 414 .

buharlaşmak buharlaşma noktası buharlaştırıcı buharlaştırma buharlaştırmak buharlayıcı buharlı buharlı gemi buharlı hamam buharlı ısıtma buharlı makine buharlı tren buharlı ütü buhar makinesi buhar valfı buhran buhranlı buhur buhurdan buhurdanlık.−ğı buhurluk.−ğu buhurumeryem buji bukağı bukağılama bukağılamak 415 .

−cı bulamak Bulancak (ilçe) bulandırıcı bulandırılma bulandırılmak bulandırma bulandırmak bulanık.bukağılı bukağılık.−ğı buke buket bukle bukle bukle bukleli buklesiz buklet bukran bul bula bulada bulak.−ğı bulama bulamaç.−ğı 416 .−ğı bukalemun bukalemungiller bukanak.

−ğı bulaşık adam bulaşık bezi bulaşıkçı bulaşıkçılık.−ğı bulaşık deniz bulaşık deterjanı bulaşık eldiveni bulaşık gemi bulaşıkhane bulaşık iş bulaşıklık.−ğı bulaşık.−ğı bulaşık makinesi bulaşık makinesi 417 .Bulanık (ilçe) bulanıkça bulanıklaşma bulanıklaşmak bulanıklaştırma bulanıklaştırmak bulanıklık.−ğı bulanış bulanma bulanmak bulantı bulaşıcı bulaşıcı hastalık.

−ğı bulaşma bulaşmak bulaştırılma bulaştırılmak bulaştırma bulaştırmak Buldan (ilçe) buldok.tuzu bulaşık suyu bulaşık tozu bulaşılma bulaşılmak bulaşkan bulaşkanlık.−ğı 418 .−ğu buldurma buldurmak buldurtma buldurtmak Bulgar Bulgarca bulgari Bulgaristan Bulgaristanlı Bulgarlık.−ğu buldozer buldumcuk.

−ğu bulgurlu köfte bulgurlu pilâv bulgur pilâvı bulgusal bulgusal yöntem bulma bulmaca bulmak bulucu bulûğ bulûğ çağı bulundurma bulundurmak 419 .−ğu bulgur çorbası bulgurlama bulgurlamak bulgurlanma bulgurlanmak bulgurluk.bulgu bulgulama bulgulamak bulgur bulgur bulgur bulgurcu bulgurcuk.−ğu bulgurculuk.

−ğu bulutlanma bulutlanmak bulutlu bulutsu bulutsuz bulvar bumbar bumburuş bumburuşuk.−ğu bumbuz bumerang bu meyanda bumlama 420 .bulunma bulunmak buluntu buluş buluş hakkı buluşma buluşmak buluşma yeri buluşturma buluşturmak buluşulma buluşulmak bulut bulutçuk.

−ğı bunakça bunaklık.bumlamak bun buna bunak.−ğı bunalım bunalımlı bunalış bunalma bunalmak bunaltı bunaltıcı bunaltılma bunaltılmak bunaltma bunaltmak bunama bunamak bunayış bunca buncağız bunda bundan bungalov bungun bungunlaştırma 421 .

bungunlaştırmak bunlar bunlu bunluk.−ğu bunma bunmak bunsuz bunu bunun bununla birlikte bura buracıkta burada buradan burağan buralı buram buram burası burcu burcu burcu burcuma burcumak burç.−cu burçak.−ğı burçlar kuşağı Burdur burdurma 422 .

−ğı burjuvazi burkma burkmak burkucu burkulma burkulmak burlesk burma burma bilezik.−ği 423 .−ğı burgaç.−cı burgata burgu burgulama burgulamak burgulanma burgulanmak burgulu burgu makarna burgusuz burhan Burhaniye (ilçe) burjuva burjuvaca burjuva edebiyatı burjuvalık.burdurmak burgacık.

−rnu burun boşlukları burun buruna burun deliği Burundi 424 .burmak burma kadayıf burnaz burnu büyük.−ğu buruksu burulma burulma dayanımı burulmak burum burum burun.−ğü burnu havada burs Bursa burslu burssuz burtlak.−ğı buru buruk.−ğu buruk buruk burukça buruklaşma buruklaşmak burukluk.

−ğu buruşukça buruşukluk.−ğu buruşuksuz busbulanık.−ğı burunsalık.−ğı buse bu sefer buselik.−ğı buruntu buruş buruş buruşma buruşmak buruşturma buruşturmak buruşuk.−ğu burun farkı burun kanadı burunlama burunlamak burunlu burunluk.−ğu burun otu burun perdesi burunsak.−ği buselikaşiran 425 .Burundili burunduruk.

−du buydurma buydurmak buyma buymak buyot buyruk.−du butafor butaforcu butik.−ği butlan buton buut.business class buşon but.−ğu buyrukçu buyruk kulu buyrulma buyrulmak buyrultu buyruntu buyur buyurgan buyurganlık.−ğı buyurma 426 .−ği butikçi butikçilik.

−ğu buzçözer buz dağı buzdolabı buz duvarı buzhane buz hokeyi buz kalıbı buzkıran buzla buzlanma buzlanmak buzlaşma buzlaşmak 427 .buyurmak buyuru buyurucu buz buzağı buzağılama buzağılamak buzağılaşma buzağılaşmak buzağılı buzağısız buz alanı buzcu buzculuk.

−ğü 428 .buzlu buzlu cam buzlu çay buzluğan buzluk.−ğu buz torbası buzuki buzul buzul bilimci buzul bilimi buzul çağı buzul devri buzul dönemi buzul kar buzul kaynağı buzullaşma buzullaşmak buzullu buzul masası buzul seli buzulsuz buzul taş buz yalağı bücür bücürleşme bücürleşmek bücürlük.

−ği Bügdüz büğe büğelek.−ğü bükülgen 429 .−ği büğeme büğemek büğet büğlü büğrü bühtan bühtan etmek bük büke büke büken büklük.−ğü bükük.büfe büfeci büfecilik.−ğü büklüm büklüm büklüm bükme bükmek büktürme büktürmek bükücü bükücülük.

bükülgenlik.−ği bükülme bükülmek bükülü bükülüş büküm bükümlü bükümsüz bükün bükünlü bükünlü dil bükünme bükünmek büküntü büküş bülbül bülbül çanağı bülbülkonağı (tatlı) bülbülleşme bülbülleşmek bülbülyuvası (tatlı) bülten Bünyan (ilçe) bünye bünyece bürgü bürgülü 430 .

−ği bürüme bürümek bürünme bürünmek büryan büryancı büryan pilâvı büsbütün büst bütan bütçe bütçe açığı bütçeleme bütçelemek bütçe yılı büten 431 .−ği bürudet bürük.−ği bürümcük.−ğü bürümçek.−ğü bürülü bürüm bürümcek.büro bürokrasi bürokrat bürokratik.

−ği büve büvelek.−ğü bütünsel bütünsellik.−ğü bütünleme bütünlemek bütünlemeli bütünleme sınavı bütünlenme bütünlenmek bütünler bütünler açı bütünleşme bütünleşmek bütünletme bütünletmek bütünleyen bütünleyici bütünlük.bütün bütün bütün bütün bütüne bütüncü ekonomi bütüncül bütüncüllük.−ği büvet büyü 432 .

−li büyük ana büyük anne büyük atardamar Büyükayı (yıldız kümesi) büyük baba büyükbaş büyük boy büyükçe Büyük Çekmece (ilçe) büyük çember büyük dalga büyük defter büyük elçi büyük elçilik.−ğü büyüğümsü büyük.−ği büyük hanım büyük harf büyük kalori 433 .−ğü büyük abdest büyük aile büyük amiral.büyücek.−ği büyücü büyücülük.

−hri büyük tansiyon büyük terim büyük tövbe ayı büyük ünlü uyumu büyüleme büyülemek büyüleniş büyülenme büyülenmek büyüleyici 434 .büyük kan dolaşımı büyüklenme büyüklenmek büyüklük.−ğü büyüklük hastalığı büyüklü küçüklü büyük mağaza büyük mevlit ayı Büyükorhan (ilçe) büyük önerme büyük para büyük peder büyükseme büyüksemek büyük sesli uyumu üyüksü büyük şehir.

−ci büyütken büyütken doku büyütme büyütmek büyütülme büyütülmek büyütürlük.−ğü büyütüş büyü yapmak büyüyüş büz büzdürme büzdürmek büzgen büzgü 435 .−ci büyültme büyültmek büyülü büyüme büyüme hızı büyümek büyüsel büyüteç. − ği büyüleyiş büyülteç.büyüleyici özellik.

büzgüleme büzgülemek büzgülü büzgüsüz büzme büzmek büzük.−ğı cadaloz cadalozlaşma cadalozlaşmak cadalozluk.−ğü büzüktaş büzülme büzülmek büzülüş büzüşme büzüşmek büzüşük.−ğu cadde cadı 436 .−ğü by−pass by−pass ameliyatı (*)C C caba cabadan cacık.

−ğı cadılık etmek cadısüpürgesi (mantar) cafcaf cafcaflı Caferî cağ cağ kebabı cağlık.−ğı cakalanma cakalanmak 437 .−ğı cahil cahilâne cahilce cahiliye cahiliyet cahillik.cadı kazanı cadılaşma cadılaşmak cadılık.−ği cahillik etmek caiz caize caka cakacı cakacılık.

−ğı camcı macunu cam çivisi camekân camekânlı camekânlı kutu camekânsız cam evi camgöbeği (renk) camgöz (balık) cam göz (takma gözlü) camgüzeli (çiçek) camız 438 .−bi cam camadan camadanlı cambaz cambazhane cambazlık.cakalı cakasız cali calip.−ğı cambul cumbul camcı camcı elması camcılık.

−i.−ği cam pamuğu cam resim.−si (ibadet yeri) cami.−smi camsı camsız cam suyu cam yuvası cam yünü can 439 .−i (toplayan) camia camit cam kanatlılar camlama camlamak camlanma camlanmak camlaşma camlaşmak camlatma camlatmak camlı camlık.cami.−ğı camlı köşk cam macunu cam mozaik.

−ğı can beraber can borcu can bunaltısı cancağız can ciğer can damarı candan candan candan candanlık.−ğı can direği can dostu can düşmanı 440 .−ğı canavar otu canavar otugiller cana yakın cana yakınlık.cana can acısı can alıcı canan can arkadaşı canavar canavarca canavar düdüğü canavarlaşma canavarlaşmak canavarlık.

can eriği can evi can feda canfes canfeza cangıl cangıl cungul can gözdesi canhıraş canı pek canı tatlı canı tez cani canice canilik.−ğı 441 .−ği canip.−bi caniyane can korkusu can kurban cankurtaran cankurtaran çanı cankurtaran düdüğü cankurtaran gemisi cankurtaran kulübesi cankurtaranlık.

−ği canlı resim.−smi 442 .−ğı canlı model canlı müzik.−ğı canlandırılma canlandırılmak canlandırım canlandırma canlandırmak canlanma canlanmak canlı canlı canlı canlı cenaze canlıcılık.cankurtaran salı cankurtaran sandalı cankurtaran simidi cankurtaran şamandırası cankurtaran yeleği can kuşu canla başla canlandırıcı canlandırıcılık.−ği canlı özdekçilik.−ğı canlılık.

canlı yayın can noktası can pazarı can sağlığı can sıkıcı can sıkıntısı cansız cansız cansız cansız hedef cansızlaşma cansızlaşmak cansızlaştırma cansızlaştırmak cansızlık.−ğı can simidi cansiparane can sohbeti can tahtası cantiyane can yeleği can yoldaşı capcanlı car carcar car car carcur (fermuar) carcur etmek 443 .

−ğı cavlama cavlamak 444 .−ğı casino casus casusluk.cari cari gider cari hesap.−ğu cavalacoz cavlak.−ği carlama carlamak carlı carsız cart carta cartadak cartadan cart curt cascavlak.−bı cari kur cari masraf cari para cari ücret cariye cariyelik.−ğı cavlaklık.

−ğı cazır cazır cazırdama cazırdamak cazırdatma 445 .−dı cazcı cazcılık.−ğı cazgır cazgırlık.−ğı caydırılma caydırılmak caydırış caydırma caydırmak caygın cayır cayır cayırdama cayırdamak cayırdatma cayırdatmak cayırtı cayış cayma caymak caz cazbant.caydırıcı caydırıcılık.

−ği cazlı cazsız caz takımı cebbar cebe cebeci Cebeci cebel cebeli 446 .−bi cazipleşme cazipleşmek cazipleştirme cazipleştirmek cazipli caziplik.cazırdatmak cazırtı cazibe cazibedar cazibe kanunu cazibeleşme cazibeleşmek cazibeleştirme cazibeleştirmek cazibeli cazibesiz cazip.

−ği cebin cebir.−di cedre cefa cefa etmek cefakâr 447 .−bri cebire cebirsel cebirsel deyim cebirsel formül cebirsel ifade Cebrail cebren cebretme cebretmek cebrî cebrinefs cebriye cebrî yürüyüş Cedî (Oğlak burcu) cedit.Cebelibereket cebelleşme cebelleşmek cebellezi ceberut cebi delik.

−hdi cehre cehri ceket celâdet celâl.−ği celâllenme celâllenmek 448 .−ği cehennem taşı cehennem zebanisi cehil.−li Celâlî Celâlîlik.cefakeş cefalı ceffelkalem cehalet cehdetme cehdetmek cehennem cehennem azabı cehennem hayatı cehennemî cehennem kütüğü cehennemleşme cehennemleşmek cehennemlik.−hli cehit.

−ği celi celil celi yazı cellât.−bi celp etmek celp kâğıdı celpname celse cemaat.−ğı celp.−li cem'an cem'an yekûn cemaziyülâhır 449 .−ği cemadat cemal.−bi celeplik.−ti cemaatimüslimin cemaatleşme cemaatleşmek cemaatli cemaatsiz cemaatsizlik.celâlli celâllice celbe celep.−dı cellâtlık.

cemaziyülevvel cembiye cembiyeli cembiyesiz cemetme cemetmek cemi.−kkı cenah cenap.−m'i cemil cemile cemilendirme cemilendirmek cemilenme cemilenmek cemiyet cemiyetli cemre cenabet Cenabıhak.−bı cenaze cenaze alayı cenaze duası cenaze levazımatı canaze merasimi cenaze namazı cenaze töreni 450 .

−ği cengel cenin ceninisakıt cenk.−gi cenkçi cenkçilik.cenbiye cendere cendereleşme cendereleşmek Ceneviz Cenevizli Cenevre kurabiyesi cengâver cengâverce cengâverlik.−ği 451 .−ği cenkleşme cenkleşmek cennet cennet balığı cennet balığıgiller cennet biberi cennet kuşu cennet kuşugiller cennetleşme cennetleşmek cennetlik.

−bi cepçi cepçilik.−ği centilmenlik anlaşması cenubî cenup.−ği cep harçlığı cephe cephe gerisi cephelenme cephelenmek cepheleşme cepheleşmek cepheli 452 .−ği cep defteri cep feneri cephane cephaneci cephanelik.cennetmekân cennet öküzü cennet taamı centilmen centilmence centilmenlik.−bu cenuplu cep.

−rri cerahat.−ti cerahatlenme cerahatlenmek cerahatli cerahatsiz cerbeze cerbezeli cereme ceren cereyan cereyan etmek cereyanlı cerh cerh etmek cer hocası ceride ceriha 453 .cepken cep kitabı cepleme ceplemek cep saati cep sözlüğü cep takvimi cep telefonu cep televizyonu cer.

−di cesim ceste 454 .−ğı cerrar cesamet cesametli cesaret cesaret etmek cesaretlendirilme cesaretlendirilmek cesaretlendirme cesaretlendirmek cesaretlenme cesaretlenmek cesaretli cesaretlilik.cerime Cermen Cermence Cermen dilleri cermen menteşe cerrah cerrahî cerrahî müdahale cerrahlık.−ği cesaretsiz cesaretsizlik.−ği ceset.

ceste ceste cesur cesurane cesurca cesurluk.−ddi cetbecet cetvel cevaben cevabî cevahir cevahirci cevap.−ğu cet.−bı cevap anahtarı cevap hakkı cevap kâğıdı cevaplama cevaplamak cevaplandırılma cevaplandırılmak cevaplandırma cevaplandırmak cevaplı cevaplı telgraf cevapsız cevaz cevelân 455 .

−ği cevretme cevretmek cevval.−vri ceviz cevizgiller cevizî ceviz içi cevizli cevizlik.cevher cevherli cevhersiz cevir.−li cevvaliyet cevvî Cevza (İkizler burcu) Ceyhan (ilçe) ceylân ceylânca ceylân bakışlı Ceylânpınar (ilçe) ceza ceza alanı ceza atışı ceza evi ceza hukuku 456 .

cezaî cezalandırılma cezalandırılmak cezalandırma cezalandırmak cezalanma cezalanmak cezalı ceza mahkemeleri ceza noktası ceza reisi ceza sahası cezasız ceza vuruşu Cezayir Cezayirli Cezayir menekşesi cezbe cezbelenme cezbelenmek cezbeli cezbesiz cezerye cezir.−bi cezp etmek 457 .−zri cezire cezp.

−ğı cılk cılkava cılk etmek cılklaşma cılklaşmak cılklık.−ğı cımbar cımbarlama cımbarlamak cımbız cımbızcı 458 .−ğı cıda cıdağı cıdak.−ğı cık cılız cılızlaşma cılızlaşmak cılızlık.cezrî cezve challenge charter chat check−up cıbıl cıcık.

−ğı cırmalama cırmalamak cırmık.cımbızlama cımbızlamak cıncık.−ğu cıngıl cırboğa cırcır cır cır cırcır böceği cırcır delgi cırcır kolu cırdaval cırıldama cırıldamak cırıltı cırlak.−ğı cırnak.−ğı cırnaklama 459 .−ğı cıncık boncuk.−ğı cırlak cırlak cırlama cırlamak cırlatma cırlatmak cırlayık.

−ğı cırt cırtlak.−ğı cırtlama cırtlamak cıs cıva cıvadra cıvalı cıvata cıvatalama cıvatalamak cıvık.−ğı cıvık cıvık cıvıklanma cıvıklanmak cıvıklaşma cıvıklaşmak cıvıklaştırma cıvıklaştırmak cıvıklık.cırnaklamak cırnık.−ğı cıvık mantarlar cıvıl cıvıl cıvıldama cıvıldamak cıvıldaşma 460 .

−ğı 461 .cıvıldaşmak cıvıltı cıvıltılı cıvıltısız cıvıma cıvımak cıvıtılma cıvıtılmak cıvıtma cıvıtmak cıvma cıvmak cıyak cıyak cıyaklama cıyaklamak cıyaklatma cıyaklatmak cıyırdama cıyırdamak cıyırdatma cıyırdatmak cıyırtı cız cızbız cız etmek cızgara cızık.

−ği cibre Cibril cici cici anne cici bici cicik.−ği cibinlik.cızıktırma cızıktırmak cızıldama cızıldamak cızıltı cızıltılı cızır cızır cızırdama cızırdamak cızırdatma cızırdatmak cızırtı cızırtılı cızlam cızlama cızlamak cız sineği cibilliyet cibilliyetsiz cibilliyetsizlik.−ği 462 .

−li cidalci cidar cidden ciddî ciddî ciddî ciddîleşme ciddîleşmek ciddîlik.cicili bicili cicim cici mama cicim ayı cicoz cicozlama cicozlamak cicozluk.−ği Cide (ilçe) cif cife ciğer ciğer acısı ciğerci ciğerdeldi 463 .−ği ciddiyet ciddiyetsiz ciddiyetsizlik.−ğu cidal.

−lü cihar ciharıdü ciharıse ciharıyek cihat.−dı cihaz cihazlanma cihazlanmak cihet cihetiyle cikcik.−ği cihannüma cihanşinas cihanşümul.−ği cilâ 464 .ciğer otları ciğer otu ciğerpare ciğer sarma ciğer sotesi ciğer yarası cihan Cihanbeyli (ilçe) cihangir Cihangir cihangirane cihangirlik.

−di cildiye cildiyeci cildiyecilik.−ği cilt evi cilt kapağı ciltleme ciltlemek ciltlenme 465 .−di ciltçi ciltçilik.cilâcı cilâcılık.−ğı cilâlama cilâlamak cilâlanma cilâlanmak cilâlatma cilâlatmak cilâlı Cilâlı Taş Devri cilâsız cilasun cilâ topu cilâ yağı cilban cilbent.−ği cilt.

−ı cimbakuka cimcime cimdallı cimri cimrice cimrileşme cimrileşmek cimrilik.−ği cimrilik etmek cin 466 .ciltlenmek ciltletme ciltletmek ciltli ciltlik.−ği ciltsiz cilve cilvebaz cilvekâr cilvelenme cilvelenmek cilveleşme cilveleşmek cilveli cilvesiz cim cima.

−smi cins ismi cinsiyet cinslik.−ği cinsel taciz cinsî cinsilâtif cins isim.−ği 467 .cinaî cinas cinaslı cinayet cinci cin darısı cin fikirli cingöz cinlenme cinlenmek cinleşme cinleşmek cinli cin mısırı cinnet cins cinsaçı (bitki) cins cibilliyet cinsel cinsellik.

−ği cismen civan civankaşı (nakış) civanmert.−ği cisimlenme cisimlenmek cisimleşme cisimleşmek cismanî cismanîlik.−ği 468 .−di civanmertlik.−smi cisimcik.cinslik bilimi cinsliksiz cin yolu cip cips ciranta cirim.−rmi cirit.−di cirit atma ciritçi cirit oyunu cirit ucu ciro ciro etmek cisim.

civanperçemi (bitki) civar civciv civcivli civcivlik.−ğı conta contalama contalamak cop coplama coplamak 469 .−ği coğrafya coğrafyacı coğrafyacılık.−ği civeleklik.−ği ciyak ciyak ciyak ciyaklama ciyaklamak Cizre (ilçe) cizvit cizye clearing coğrafî coğrafî durum coğrafîk.−ği civelek.

coplanma coplanmak coplatma coplatmak corum coşku coşkulanma coşkulanmak coşkulu coşkun coşkunca coşkunlaşma coşkunlaşmak coşkunluk.−ğu coşma coşmak coşturma coşturmak coşturucu coşturuculuk.−ğu coşturulma coşturulmak coşuntu cömert.−di cömertçe cömertleşme cömertleşmek 470 .

cömertlik.−gü crescendo cudam cukka cuma cuma gecesi cuma namazı cumartesi.−ği cönk.−ğı cumbalama cumbalamak cumbalatma cumbalatmak cumbalı cumbasız cumbul cumbul cumbuldama cumbuldamak cumbuldatma cumbuldatmak cumburdama cumburdamak cumbuldatma 471 .−yi Cumayeri'ni (ilçe) cumba cumbadak cumbalak.

−ği cumhuriyetperver cumhur reisi cunda cunta cuntacı cup cuppadak cura curacı cura zurna curcuna curcunalı curnata cuşiş 472 .cumbuldatmak cumburlop cumburtu cumhur cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığı cumhurca cumhur cemaat cumhuriyet Cumhuriyet Bayramı cumhuriyetçi cumhuriyetçilik.

cübbe cübbeci cübbeli cüce cüceleşme cüceleşmek cücelik.−ği cümle kapısı cümlemsi cümlesi 473 .−ğü cücüklenme cücüklenmek cücükleşme cücükleşmek cüda cühelâ cülûs cülûsiye cümbür cemaat cümbüş cümbüşçü cümbüşlü cümle cümle âlem cümle bilgisi cümlecik.−ği cücük.

cümleten cümudiye cünha cünun cünup.−z'ü cüzam cüzamlı cüzdan (*)Ç Ç çaba 474 .−rmü cüsse cüsseli cüssesiz cüz.−ğu cür'et cür'et etmek cür'etkâr cür'etkârlık.−du cüruf cürüm.−ğı cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cür’etsiz cürmümeşhut.−bu cünupluk.

çabalama çabalamak çabalanma çabalanmak çabalayış çabucacık çabucak çabuk çabukça çabuk çabuk çabuklaşma çabuklaşmak çabuklaştırılma çabuklaştırılmak çabuklaştırma çabuklaştırmak çabukluk.−ğu çaça çaça balığı çaçaça çaçaron çaçaronca çaçaronluk.−ğu çadır çadır ağırşağı çadır bezi çadırcı 475 .

−ğı çağanaklı çağanoz Çağatay Çağatayca çağcıl çağcıllaşma çağcıllaşmak çağcıllaştırma çağcıllaştırmak çağcıllık.−ğı çağcıl müzik.−ği çağdaş çağdaşlaşma 476 .−ğı çadır çanağı çadır çatı çadır çiçeği çadır devlet çadır direği çadır kent çadırlı çadırlı ordugâh çadır tiyatrosu çadıruşağı (bitki) çağ çağa çağanak.çadırcılık.

−ğı çağ dışı çağ dışılık.çağdaşlaşmak çağdaşlaştırma çağdaşlaştırmak çağdaşlık.−ğı çağıl çağıl çağıldama çağıldamak çağıldayış çağıltı çağıltılı çağıra çağıra çağırı çağırıcı çağırım çağırış çağırma çağırmak çağırtı çağırtkan çağırtma çağırtmaç.−cı çağırtmak çağla çağlama çağlamak 477 .

−ğı çağrışımlı çağrışımsal çağrışımsız çağrışma 478 .−ğı çağrılış çağrılma çağrılmak çağrım çağrı numarası çağrısız çağrışım çağrışımcı çağrışımcılık.−ğı çağrı cihazı çağrılı çağrılık.çağlar çağlayan Çağlayancerit (ilçe) çağlayık.−ğı çağrı çağrıcı çağrıcılık.−ğı çağlayış çağma çağmak çağnak.

−ğı çakılma 479 .−ğı çakıldama çakıldamak çakıldatma çakıldatmak çakılı çakıl kuşu çakıllık.çağrışmak çağrıştırma çağrıştırmak çak çakal çakal armudu çakalboğan çakal eriği çakaloz çakal yağmuru çakar çakaralmaz çak çak çaker çakı çakıcı çakıl çakıl çukul çakıldak.

−ği çakısız çakış çakışık.−ğı çakır çukur çakırdiken çakırdikenlik.çakılmak çakıl taşı çakıltı çakıl yol çakım çakın çakıntı çakıntılı çakıntısız çakır çakır ayaz çakırcı çakırcılık.−ği çakırdoğan çakırkanat (ördek) çakırkeyf çakırlaşma çakırlaşmak çakır pençe çakır pençelik.−ğı çakışma 480 .

−ğı çakmaklaşma çakmaklaşmak çakmaklı çakmaklık.−ğı çakma kapı çakmak çakmak çakmakçı çakmakçılık.çakışmak çakışmalı çakıştırma çakıştırmak çakma çakmacı çakmak çakmak.−ğı çakmaksız çakmak taşı çakozlama çakozlamak çakşır çakşırlı çakşırsız çaktırılma çaktırılmak çaktırış çaktırma 481 .

−ğı çalâk çala kalem çala kamçı çala kaşık çala kılıç çala kürek çalap.−ti çalçene çalçenelik.çaktırmadan çaktırmak çal Çal (ilçe) çala çalacak.−bı çala paça çalar çalarma çalarmak çalar saat.−ği Çaldıran (ilçe) çaldırılma çaldırılmak çaldırış çaldırma çaldırmak çalgı 482 .

−ğı çalgıcı otu çalgıç.çalgı aleti çalgıcı çalgıcı böcek.−ğı 483 .−cı çalgı çağanak.−ğı çalı kuşu çalı kuşugiller çalılandırma çalılandırmak çalılık.−ğı çalgıhane çalgılı çalgılı çağanaklı çalgın çalgı orağı çalgısız çalı çalı bülbülü çalı çırpı çalı dikeni çalı fasulyesi çalı horozu çalık.−ği çalgıcılık.−ğı çalı kakıcı çalık kavak.

çalım çalımcı çalımlama çalımlamak çalımlanış çalımlanma çalımlanmak çalımlayış çalımlı çalımlı çalımlı çalımlık.−ğı çalımsız çalımsızlık.−ğı çalışma çalışma barışı çalışma belgesi 484 .−ğı çalımlılık.−ğı çalınma çalınmak çalıntı çalısız çalı süpürgesi çalış çalışılma çalışılmak çalışkan çalışkanlık.

−ğı çalkalama çalkalamak 485 .−ğı çalıştırılma çalıştırılmak çalıştırış çalıştırma çalıştırmak çalkağı çalkak.çalışmacı çalışma dolabı çalışma gezisi çalışma günü çalışma hayatı çalışma izni çalışmak çalışma karnesi çalışma masası çalışma odası çalışma ruhsatı çalışma saati çalışma saatleri çalışma yöntemi çalışma ziyareti çalıştıran çalıştırıcı çalıştırıcılık.

−cı çalmak çalpara çaltı çaltılık.−ğı 486 .çalkalanış çalkalanma çalkalanmak çalkalatış çalkalatma çalkalatmak çalkalayış çalkama çalkamak çalkanış çalkanma çalkanmak çalkantı çalkantılı çalkantısız çalkar çalkatma çalkatmak çalkayış çalkı çalma çalmacı çalmaç.

−ğı çamçak çamçak 487 .−ğı çamaşır makinesi çamaşır mandalı çamaşır sabunu çamaşır sepeti çamaşır sodası çamaşır suyu çamaşır takımı çam balı çamça çamçak.−ğı çamaşır deterjanı çamaşır dolabı çamaşırhane çamaşır ipeği çamaşır ipi çamaşır kazanı çamaşır leğeni çamaşırlık.çalyaka çam Çamardı'nı (ilçe) Çamaş (ilçe) çamaşır çamaşır azgını çamaşırcı çamaşırcılık.

−ğu çamurcun çamur deryası çamur ığrıbı çamur kalemi çamurlama çamurlamak çamurlanma çamurlanmak çamurlaşma çamurlaşmak çamurlatma çamurlatmak çamurlu çamurluk.Çameli'ni (ilçe) çam fıstığı çamgiller Çamlıdere (ilçe) Çamlıhemşin (ilçe) çamlık.−ğı Çamlıyayla (ilçe) Çamoluk (ilçe) çam sakızı çamuka çamur çamur banyosu çamurcuk.−ğu 488 .

−ğı çanaksı çanaksı hücreler çanak üzengi çanak yalayıcı çanak yalayıcılık.−ğı çanak ağızlı çanak anten çanakçı Çanakçı (ilçe) çanakçılık.çamurlukçu çamurlukçuluk.−ğı çan çan çan çiçeği 489 .−ğı çanak çömlek.−ğu çamursuz çam yarması çam yeşili çan Çan (ilçe) çanak.−ğı çancı çancılık.−ğı çanak yaprağı çanak yaprak.−ği Çanakkale çanaklık.

−ğı çapaçul çapaçulcu çapaçulculuk.−ğu 490 .çan çiçeğigiller çandı çandır Çandır (ilçe) çangal çangıl çungul çangır çungur çangırdama çangırdamak çangırtı çanıltı Çankaya (ilçe) Çankırı'yı çan kulesi çanta çantacı çantacılık.−ğı çanta çiçeği çantalı çantasız çap çapa çapacı çapacılık.

−ğı çapkımak çapkın çapkınca 491 .−ğu çapak.çapaçullaştırma çapaçullaştırmak çapaçulluk.−ğı Çapakçur çapaklanış çapaklanma çapaklanmak çapaklı çapaksız çapalama çapalamak çapalanış çapalanma çapalanmak çapalatma çapalatmak çapalı çapanoğlu çapar çaparız çapari çapasız çapçak.

−ğı çapraşık.−ğı çapraşıklaşma çapraşıklaşmak çapraşıklık.−ğı çapla çaplama çaplamak çaplı çapma çapmak çaprak.−ğı çapraşma çapraşmak çapraz çapraz ateş çapraz kafiye çapraz kur çaprazlama çaprazlamak çaprazlaşma çaprazlaşmak çaprazlık.−ğı çaprazölçer çaprazvari 492 .çapkınlaşma çapkınlaşmak çapkınlık.

−ğı çarıkçı 493 .−ği çareviç çargâh çarık.−ğu çapullama çapullamak çaput çar çarçabuk çarçur çarçur etmek çarçur olmak çardak.−ğı Çardak (ilçe) çardaklı çardaksız çardaş çare çaresiz çaresizlik.çapsız çapul çapula çapulacı çapulacılık.−ğı çapulcu çapulculuk.

−ğı çark etmek çarkıfelek.−ğı çarıklı çarıklı erkânıharp.−ğı çarıksız çariçe çark çarka çarkacı çarkçı çarkçıbaşı çarkçılık.çarıkçılık.−ğı çarliston çarliston biber çarliston marka çarmıh çarnaçar çarpan çarpan balığı 494 . −bi çarıklık.−ği çarkıfelekgiller çarkıt çarklı çarksız çarlık.

−ğı çarpılan çarpılı çarpılış çarpılma çarpılmak çarpım çarpım cetveli çarpım tablosu çarpınma çarpınmak çarpıntı çarpıntılı çarpıntısız çarpış çarpışılma 495 .−ğu çarpıklaşma çarpıklaşmak çarpıklaştırma çarpıklaştırmak çarpıklık.çarpanlara ayırma çarpı çarpıcı çarpıcılık.−ğı çarpıkça çarpık çurpuk.−ğı çarpık.

−ğı çarşaflama çarşaflamak çarşaflanma çarşaflanmak çarşaflatma çarşaflatmak 496 .çarpışılmak çarpışma çarpışmak çarpıştırma çarpıştırmak çarpıtılma çarpıtılmak çarpıtma çarpıtmak çarpma çarpma işareti çarpmak çarpma kapı çarpsına çarptırış çarptırma çarptırmak çarşaf çarşaf çarşaf çarşafçı çarşafçılık.

−ğı çat Çat (ilçe) çatak.−ğı çarşamba Çarşamba (ilçe) çarşamba karısı çarşamba pazarı çarşı çarşı ağası Çarşıbaşı'nı (ilçe) çarşı ekmeği çarşılı çasar çaşıt çaşıtlama çaşıtlamak çaşıtlık.−ğzı çatal aşı çatal ayak.−ğı Çatak (ilçe) çatak bayrak çatal çatal ağız.çarşaflı çarşaflık.−ğı çarşafsız çarşafsızlık.−ğı 497 .

çatal bel çatal bıçak takımı Çatalca (ilçe) çatal çivi çatal don çatal iğne çatal kargı çatal kaşık.−ğı çatalkuyruk.−ğu (balık) çatallanma çatallanmak çatallaşma çatallaşmak çatallaştırma çatallaştırmak çatallı çatallık.−ğı Çatalpınar (ilçe) çatal sakal çatal ses Çatalzeytin (ilçe) çatal zıpkın çatana çatanacı çatapat 498 .−ğı çatal kundak.

çatı çatı arası çatıcı çatı ekleri çatı eteği çatık.−ğı çatık surat çatık yüz çatıldama çatıldamak çatılı çatılış çatılma çatılmak çatınma çatınmak çatı örtüsü çatı penceresi çatır çatır 499 .−ğı çatı kaplayıcı çatı katı çatık çehre çatı kirişi çatık kaş çatıklaşma çatıklaşmak çatıklık.

−ğı çatlak ses 500 .−ğı çatkın çatkınlık.çatır çutur çatırdama çatırdamak çatırdatma çatırdatmak çatırtı çatırtılı çatısız çatış çatışık.−ğı çatışılma çatışılmak çatışkı çatışma çatışmak çatıştırma çatıştırmak çat kapı çatkı çatkılı çatkılık.−ğı çatkısız çatlak.−ğı çatlaklık.

çatlak zurna çatlama çatlamak çatlatış çatlatma çatlatmak çatlayış çatma çatmak çatma kaş çatpat (çatapat) çat pat çatra patra çattırma çattırmak çav çavalye çavdar çavdar ekmeği Çavdarhisar (ilçe) çavdarlı çavdarmahmuzu (bitki) çavdarsız Çavdır (ilçe) çavelâ çavlan 501 .

−ğı Çaycuma (ilçe) çaydaçıra çaydanlık.−ğu çavuş üzümü çay Çay (ilçe) çayan çay bahçesi çay bardağı Çaybaşı'nı (ilçe) çaycı çaycılık.−ğı Çayeli'ni (ilçe) çay evi çay fincanı 502 .çavlanma çavlanmak çavlı çavma çavmak çavşır Çavuldur çavun çavuş çavuş kuşu çavuş kuşugiller çavuşluk.

−ğı çayır mantarı çayırmelikesi (bitki) çayır otu çayır peyniri çayırsedefi (bitki) çayırsız çayır tavuğu 503 .çaygiller çayhane çayhaneci çayhanecilik.−ği çayır Çayıralan (ilçe) çayırgüzeli (bitki) çayır hokeyi çayır kuşu çayırlama çayırlamak çayırlanma çayırlanmak çayırlaşma çayırlaşmak çayırlatma çayırlatmak çayırlı Çayırlı (ilçe) çayırlık.

−ğı çaylı kek çay ocağı çay saati çay servisi çay şekeri çay takımı çebiç.−ci çecik.−ğı çaylakça çaylak fırtınası çaylaklık.−ği çeç çeçe Çeçen Çeçence çedene çedik.çayır teresi çayır tirfili çayır yulafı çaykara Çaykara (ilçe) çay kaşığı çaykızı (çiçek) çaylak.−ği 504 .−ğı çaylı çaylık.

çeğmel çeğmellenme çeğmellenmek çehre çehrece çehreli çehre züğürdü çek Çek çekberi Çekçe çekçek.−ği çekecek.−ği çeker Çekerek (ilçe) çeki 505 .−ği çekek.−ği çekemez çekemezlik.−ği çekel çekeleme çekelemek çekelez çekem çekememe çekememek çekememezlik.

−ği çekikçe çekiliş çekilme çekilmek çekim çekimci çekim eki çekim ekleri çekimleme çekimlemek çekimli çekimli fiil çekimölçer çekimsenme çekimsenmek çekimser 506 .−ği çekiç.−ci çekiç atma çekiçhane çekiç kemiği çekiçleme çekiçlemek çekiç makinesi çeki düzen çekik.çekici çekicilik.

−ği çekinik.−ği çekimsiz çekimsizlik.−ği çekirdek aile çekirdekçi çekirdekçilik.−ği çekirdek.−ği çekirdek kahve çekirdeklenme çekirdeklenmek çekirdekli çekirdeksel 507 .çekimserlik.−ği çekinilme çekinilmek çekiniş çekinme çekinmek çekinti çekirdecik.−ği çekince çekine çekine çekingen çekingence çekingenleşme çekingenleşmek çekingenlik.

−ği çekiştirme çekiştirmek çekkin çekme çekmece çekmeceli çekmecesiz çekme demir çekmek çekme kat çekmeli çekmelik.çekirdeksiz çekirge çekirge kuşu çekirge ötleğeni çekirge şalvar çekiş çekişken çekişli çekişme çekişmek çekişmeli çekişmesiz çekişte çekiştirici çekiştiricilik.−ği 508 .

−ğı 509 .−ği çelik başlık.−gi çelgi çelik.−fi çek vana çekyat çeldirici çeldirme çeldirmek çelebi Çelebi (ilçe) çelebice çelebilik.çekmen Çekoslovak Çekoslovakya Çekoslovakyalı çektiri çektirici çektiriş çektirme çektirme ağı çektirmek çekül çek valf.−ği çelek.−ği çelen çelenk.

−ği çelişiklik.−ği çelişiklik ilkesi çelişken 510 .çelik çember çelik çomak.−ği çelim çelimli çelimsiz çelimsizlik.−ğı çelik halat Çelikhan (ilçe) çelikhane çelik kalemi çelik kapı çelik kasa çelikleme çeliklemek çelikleşme çelikleşmek çelikleştirme çelikleştirmek çelik macunu çelik metre çelik pamuğu çeliksi çelik yelek.−ği çelişik.

−ği çelişmezlik ilkesi çello çelme çelmece çelmek çelmeleme çelmelemek çelmelenme çelmelenmek çelmeleyiş çelmik.−ği çeltiklik.−ği çeltik.çelişki çelişkili çelişkisiz çelişme çelişmek çelişmeli çelişmesiz çelişmezlik.−ği Çeltik (ilçe) çeltikçi Çeltikçi (ilçe) çeltikçilik.−ği çeltek.−ği çeltik kargası 511 .

çeltikli çeltik tarlası çembalo çember çember açı çember kayık.−ğı çemberleme çemberlemek çemberlenme çemberlenmek çemberletme çemberletmek çemberli çember makası çember sakal çembersel bölge çembersiz çemçe çemen çemenleme çemenlemek çemenli çemiç.−ci Çemişgezek (ilçe) çemkiriş çemkirme çemkirmek 512 .

−ğü çenesi kuvvetli çenesiz çenet çenetli çene yarışı çene yarıştırıcı çene yarıştırma çengel çengel atış 513 .−ğı çene çukuru çenek.−ği çene kavafı çenekli çeneksiz çeneleşme çeneleşmek çeneli çenesi düşük.çemrek çemreme çemremek çemrenme çemrenmek çençen çene çenebaz çenebazlık.

−ği çengi takımı çengüçağanak.−ği çentikleme çentiklemek çentiklenme çentiklenmek çentikli çentilme 514 .çengel çeneliler çengel iğnesi çengelleme çengellemek çengellenme çengellenmek çengelleyiş çengelli çengelli iğne çengel sakızı çengelsi çengi çengi kolu çengilik.−gi çentik.−ğı çengüçegâne çenileme çenilemek çenk.

−ği çeper çeperli çepez çepiç.çentilmek çentme çentmek çepçevre çepeçevre çepel çepelleme çepellemek çepellenme çepellenmek çepelli çepellilik.−ci çepin Çepni çer çerçeve çerçeve anlaşma çerçeveci çerçevecilik.−ği çerçeveleme çerçevelemek çerçevelenme çerçevelenmek 515 .

−ği 516 .çerçeveletme çerçeveletmek çerçeveli çerçevesiz çerçi çerçici çerçilik.−ğı Çerkeş (ilçe) Çerkez Çerkezce Çerkezköy (ilçe) Çerkezlik.−ği çerge çergeci çergi çergici çeri çeribaşı.−yı.−ği çerezlenme çerezlenmek çerezlik.−nı çeribaşılık.−ği çer çöp çerden çöpten çerez çerezci çerezcilik.

Çerkez peyniri Çerkez tavuğu çermik.−ği çeşme Çeşme (ilçe) çeşmibülbül çeşni çeşnici çeşnicibaşı çeşnicilik.−ği Çermik (ilçe) çerviş çervişli çeşit.−ği çeşnileme çeşnilemek 517 .−di çeşit çeşit çeşitkenar çeşitkenar üçgen çeşitleme çeşitlemek çeşitlendirme çeşitlendirmek çeşitlenme çeşitlenmek çeşitli çeşitlilik.

−ği çetrefil çetrefilce çetrefilleşme çetrefilleşmek çetrefilli 518 .−ği çete çeteci çetecilik.çeşnilenme çeşnilenmek çeşnili çeşnilik.−ği çetele çeteleşme çeteleşmek çeteleştirme çeteleştirmek çetene çete savaşı çetin çetince çetin ceviz çetinleşme çetinleşmek çetinleştirme çetinleştirmek çetinlik.

−ği çevikçe çevikleşme çevikleşmek çevikleştirme çevikleştirmek çeviklik.−ği çetrefilsiz çevgen çevik.−ği çeviren çevirge çevirgeç.−ği çeviri dili çevirim çevirim senaryosu çeviriş çevirme çevirme ağı çevirmek çevirmen çevirmenlik.−ği 519 .−ci çevirgi çeviri çevirici çevirici dili çeviricilik.çetrefillilik.

çevir sesi çevir sinyali çevirtme çevirtmek çevre çevre açı çevre bilimci çevre bilimi çevre bilimsel çevreci çevrecilik.−ği çevre evi çevre kirlenmesi çevre kirliliği çevreleme çevrelemek çevreleniş çevrelenme çevrelenmek çevreleyiş çevrelik.−ği çevren çevre sağlığı çevresel çevre teker çevre yolu çevri 520 .

−ği çeyiz çemen çeyizleme çeyizlemek çeyizlenme çeyizlenmek çeyizli çeyizlik.çevrik.−ği 521 .−ği çevrileme çevrilemek çevrili çevriliş çevrilme çevrilmek çevrim çevrim içi çevrimli çevrimsel çevrinme çevrinmek çevrinti çevriyazı çeyiz çeyizci çeyizcilik.−ği çeyizsiz çeyrek.

−ğı çıfıtlık etmek çığ çığa çığalanma çığalanmak çığıltı 522 .çeyrek final.−li çeyrek finalist çeyrekleme çeyreklemek çeyreklenme çeyreklenmek çeyrek son çeyrek sonuç.−cu çıban çıban ağırşağı çıbanbaşı çıbanlaşma çıbanlaşmak çıdam çıdama çıdamak çıfıt Çıfıt Çıfıt çarşısı çıfıtlık.−ğı Çıfıtlık.

−ğı çıkan çıkar çıkarayazmak çıkar budak.çığır çığırış çığırma çığırmak çığırtı çığırtkan çığırtkanlık.−ğı çığrış çığrışma çığrışmak çıkacak.−ğı çıkarcı çıkarcılık.−ğı çıkagelme çıkagelmek çıkak.−ğı çıkarılış 523 .−ğı çığlık çığlığa çığralık.−ğı çığırtma çığırtmacı çığırtmak çığlık.

−ğı çıkıkçı çıkıkçılık.−ğı çıkılama çıkılamak çıkılanma çıkılanmak çıkılatma 524 .−ğı çıkıklık.çıkarılma çıkarılmak çıkarım çıkarış çıkarma çıkarma birliği çıkarma gemisi çıkarma harekâtı çıkarma işareti çıkarmak çıkarsama çıkartı çıkartılma çıkartılmak çıkartma çıkartmak çıkar yol çıkı çıkık.

çıkılatmak çıkılma çıkılmak çıkın çıkın etmek çıkınlama çıkınlamak çıkıntı çıkıntılı çıkıntısız çıkır çıkır çıkış çıkış belgesi çıkış çizgisi çıkış hakemi çıkış işlemi çıkış kapısı çıkışlı çıkışma çıkışmak çıkış noktası çıkış özeti çıkış takozu çıkıştırma çıkıştırmak çıkış yapmak çıkış yolu 525 .

−ci çıkmaz çıkmazlık.−ğı çıkra çıkralık.−ğı çıkmalı tamlama çıkmalı tümleç.çıkıt çıkma çıkma durumu çıkmak çıkmaklık.−ğı çıkrık.−ğı çıkrıkçı çıkrıkçılık.−ğı çıkmaz sokak.−ğı çıkrıkçın çıkrıklı çıkrıksız çıktı çılan çılbır Çıldır (ilçe) çıldırasıya çıldır çıldır çıldırış 526 .−ğı çıkmalı çıkmalık.

−ğı çıldırtma çıldırtmak çılgın çılgınca çılgıncasına çılgınlaşma çılgınlaşmak çılgınlık.−ğı 527 .−ğı çımbar çımkırma çımkırmak çın çınar Çınar (ilçe) Çınarcık (ilçe) çınargiller çınarımsı çınarımsı isfendan çınarlı çınarlık.çıldırma çıldırmak çıldırtıcı çıldırtıcılık.−ğı çıma çımacı çımacılık.

−ğı çıngıraklı çıngıraklı yılan çıngıraklı yılangiller çıngır çıngır çıngırdak.−ğı çınlama çınlamak çınlamalı çınlatış çınlatma çınlatmak çınlayış 528 .çınayaz çın çın çnçınlatmak çıngar çıngı çıngıl çıngırak.−ğı çıngırdama çıngırdamak çıngırdatma çıngırdatmak çıngırtı çınlak.−ğı çıngırakçı çıngırakçılık.

−ğı çırak etmek 529 .−ğı çıpır çıpır makinesi çıplak.−smi çıplak tohumlular çıplak ücret çıplanma çıplanmak çıra çırağ çırak.çınsabah çıpı çıpı çıpıl çıpıl çıpıldak.−ğı çıplak maden çıplak mülkiyet çıplak resim.−ğı çıplak alev çıplak at çıplak gözle çıplaklar kampı çıplaklaşma çıplaklaşmak çıplaklaştırma çıplaklaştırmak çıplaklık.

−ğı çırçır (alet) çır çır çırçırlama çırçırlamak çırılçıplak.−ğı çıramoz çırçıl çırçıplak.çıraklık.−ğı çırçıplaklık.−ğı çırpı çırpıcı çırpı ipi çırpılma çırpılmak çırpını çırpını çırpınış çırpınma çırpınmak çırpıntı 530 .−ğı çırnık.−ğı çıraklık etmek çırakma çırakman çıralı çıralık.−ğı çırılçıplaklık.

−ğı çıtçıt (kopça) çıt çıt çıtçıtlama çıtçıtlamak çıtı pıtı çıtır çıtır çıtırdama çıtırdamak çıtırdata çıtırdata çıtırdatış 531 .çırpıntılı çırpış çırpışma çırpışmak çırpıştırılma çırpıştırılmak çırpıştırma çırpıştırmak çırpma çırpmacı çırpmacılık.−ğı çırpmak çırptırma çırptırmak çıt çıta çıtak.

−ğı çıtpıt (çatapat) çıt pıt çıvdırma çıvdırmak çıvgar çıvgın çıvlama çıvlamak çıvma çıvmak çıyan çıyan gözlü 532 .−ğı çıtlama çıtlamak çıtlatılma çıtlatılmak çıtlatış çıtlatma çıtlatmak çıtlık.çıtırdatma çıtırdatmak çıtırdayış çıtır pıtır çıtırtı çıtkırıldım çıtkırıldımlık.

−ği 533 .−ğı çıyanlık etmek çiçek.çıyanlık.−ği Çiçekdağı'nı (ilçe) çiçek durumu çiçek dürbünü çiçek evi çiçekleme çiçeklemek çiçeklendirme çiçeklendirmek çiçekleniş çiçeklenme çiçeklenmek çiçekleşme çiçekleşmek çiçekli çiçekli bitkiler çiçeklik.−ği çiçek aşısı çiçek bahçesi çiçek biti çiçek boyası çiçek bozuğu çiçekçi çiçekçi esnafı çiçekçilik.

−ği çift çubuk.çiçek pazarı çiçek sapçığı çiçek sapı çiçeksever çiçeksime çiçeksimek çiçeksiz çiçeksiz bitkiler çiçek soğanı çiçek suyu çiçek tacı çiçek tozu çiçek yağı çiçek yaprağı çift çift atış çift ayaklılar çift camlı çift camlı pencere çift cinsellik.−ği çift cinsiyet çiftçi çiftçilik.−ğu çift dalma çift desimetre çift dikiş 534 .

−ğı çift kanatlılar çift kapı çift kişilik.−ği çift dişliler çifte çifte dikiş çiftehane çifte kavrulmuş çifte kıskaç.çift direkli çift dirsek.−dı çiftetelli çifte vatandaşlık.−cı çifteleme çiftelemek çiftelenme çiftelenmek Çifteler (ilçe) çifteleşme çifteleşmek çifteli çifte nağra çifter çifter çifte standart.−ği çift kol çift küme çiftleme 535 .

çiftlemek çiftlenme çiftlenmek çiftleşme çiftleşmek çiftleştiriş çiftleştirme çiftleştirmek çiftlik.−ği Çiftlik (ilçe) çiftlik kâhyası Çiftlikköy (ilçe) çift motorlu çift parmaklılar çift pencere çift sayı çiftteker çifttekerci çifttekercilik.−ği 536 .−ği çift uçurvur çift vuruş çift yıldız çift zamanı Çigan Çigan müziği çiğ çiğ börek.

−ği çiğ iplik.−ği çiğnek.−ği çiğit.çiğde çiğdem çiğe Çiğil çiğin çiğindirik.−di çiğitli çiğ köfte çiğleşme çiğleşmek Çiğli (ilçe) çiğlik.−ği çiğnemlik.−ği çiğnem çiğneme çiğnemek çiğnemik.−ği çiğneniş çiğnenme çiğnenmek çiğnetme çiğnetmek çiğneyiş çiğ renkçi 537 .

−ği çiğ toprak.−ği çilekeş çilekeşlik.−ği çilehane çilek.−ği çikolata çikolatacı çikolatacılık.−ği çilek reçeli çilek suyu çilek üzümü çileli çileme çilemek çilenti Çilimli (ilçe) 538 .−ğı çikolatalı çil çil çil çile çilecilik.çiğ renkçilik.−ğı çiklet çikletçi çikletçilik.−ği çilekçi çilekçilik.

−ğu çimentolama 539 .−ği çimdikleme çimdiklemek çimdiklenme çimdiklenmek çimdirme çimdirmek çimek.−ği çimensiz çimento çimentocu çimentoculuk.−ği çilingir sofrası çillenme çillenmek çilli çilsiz çim çimbali çimçek.çilingir çilingirlik.−ği çim çim çimdik.−ği çimen çimenli çimenlik.

çimentolamak çimentolanma çimentolanmak çimentolatma çimentolatmak çimentolu çimentosuz çimleme çimlemek çimlendirme çimlendirmek çimlenme çimlenmek çimleyiş çimme çimmek Çin çinakop Çin anasonu Çince Çin çamı çinçilya çinçilyagiller Çine (ilçe) Çingen çingene Çingene 540 .

Çingene borcu Çingenece Çingene çergesi Çingene düğünü Çingene kavgası çingeneleşme çingeneleşmek çingenelik.−ği Çingene palamudu Çingene parası Çingene pembesi Çin gülü çini çinici çinicilik.−ği çinili çini mürekkebi çinisiz çinke çinko çinkograf çinkografi Çin lâhanası Çin leylâğı Çinli Çin Seddi 541 .−ği Çingenelik.

−ği çirkin 542 .−ği çirişleme çirişlemek çirişlenme çirişlenmek çirişli çiriş otu çirkef çirkefçe çirkefleşme çirkefleşmek çirkefli çirkeflik.Çintiyan çip çipil çipilleşme çipilleşmek çipilti çipo çipura çir çirçirci çiriş çirişçi çirişçi çanağı çirişçilik.

−ğu çis çise çiseleme çiselemek çiseme çisemek çisenti çiskin çiş çişik.−ği çirkinseme çirkinsemek çiroz çirozlaşma çirozlaşmak çirozluk.−ği çit çita çitar çitari çiten 543 .çirkince çirkinleşme çirkinleşmek çirkinleştirme çirkinleştirmek çirkinlik.

çiti çitileme çitilemek çitilenme çitilenmek çitili çitilme çitilmek çitişme çitişmek çitlembik.−ği çividî çivileme çivilemek çivilenme çivilenmek çiviletme 544 .−ği çit sarmaşığı çit sarmaşığıgiller çivi çivici çivicilik.−ği çitleme çitlemek çitme çitmek çitmik.

−ği çizelge çizer 545 .çiviletmek çivileyici çivili çivisiz çivisiz kalkan çivit.−di çivit ağacı çivitleme çivitlemek çivitlenme çivitlenmek çivitli çivit mavisi çivit otu çivit rengi çivitsiz çivi yazısı çiviyukarı (spor) Çivril (ilçe) çiy çiyleme çiylemek çizdirme çizdirmek çizecek.

−ği çizginme çizginmek çizgi ölçek.çizge çizgi çizgi film çizgi im çizgileme çizgilemek çizgilenme çizgilenmek çizgileşme çizgileşmek çizgili çizgilik.−ği çizik çizik çizikli çiziktirme çiziktirmek 546 .−ği çizik.−ği çizgi resim.−smi çizgi roman çizgisel çizgisiz çizi çizici çizicilik.

−ği çizmek çizmeli çoban çobanaldatan çobanaldatangiller çoban böreği çobançantası (bitki) çobandağarcığı (bitki) çobandeğneği(bitki) çobandüdüğü (bitki) çobaniğnesi (bitki) çoban kebabı çoban köpeği çobanlama 547 .çizili çiziliş çizilme çizilmek çizim çizimci çizin çizin çizinti çiziş çizme çizmeci çizmecilik.

−ğı çobanlık etmek çoban merhemi çobanpüskülü (bitki) çobanpüskülügiller çoban salatası çobansüzgeci (bitki) çobantarağı (bitki) çobantuzluğu (bitki) çoban üzümü Çoban Yıldızı çocuğumsu çocuk.Çobanlar (ilçe) çobanlık.−ğu çocuk aklı çocuk bahçesi çocuk bakıcısı çocuk bezi çocuk bilimci çocuk bilimi çocukcağız çocukça çocukçu çocuk dili çocuk işi çocuklama çocuklamak 548 .

−ğu çocukluk etmek çocuk olmak çocuk oyuncağı çocuk oyunu çocuk ruhlu çocuksu çocuksuluk.çocuklaşma çocuklaşmak çocuklaştırma çocuklaştırmak çocuklu çocukluk.−ğu çocuksuz çocuksuzluk.−ğu çocuk yuvası çoğalış çoğalma çoğalmak çoğaltan çoğaltıcı çoğaltım çoğaltış çoğaltma çoğaltmak çoğaltma makinesi çoğu 549 .

−ğu çoğunlukla çoğunluk sistemi çoğurcuk.−ğu çoğumsama çoğumsamak çoğun çoğunca çoğunluk.−ğu çoğu zaman çok.−ğı çok ayaklılar çokbilmiş 550 .çoğu kez çoğul çoğulcu çoğulcu demokrasi çoğulculuk.−ğu çoğul eki çoğul ekleri çoğullama çoğullamak çoğullaştırma çoğullaştırmak çoğulluk.−ğu çokal çok anlamlı çok anlamlılık.

çokbilmişlik.−ğu çokluk eki çoklukla çokluk ekleri çoklu ortam çok ortaklı 551 .−ğu çok düzlemli çok eşli çok eşlilik.−ğı çok katlı otopark çok kısa dalga çok kocalı çok kocalılık.−ği çokça çok çok çokçu çokçuluk.−ği çok fazlı çokgen çok gözeli çok hücreli çok hücreliler çok karılı çok karılılık.−ğı çokları çoklarınca çokluk.

−ğı çok tanrılı çok tasım çok terimli çok uluslu çok yanlı çok yıllık.−ğı çolpa çolpalık.−ği çok sözlü çok tanrıcı çok tanrıcılık.−ğı çok yönlü çok yüzlü çolak.−ğu 552 .çok partili çokrağan çokrama çokramak çoksama çoksamak çoksatar çok seslendirilmiş çok sesli çok seslilik.−ğı Çolpan (yıldız) çoluk çocuk.−ğı çolaklık.

−bı çorapçı çorapçılık.−ğı çomaklama çomaklamak çomar çopra çopra balığı çopur çopurina çopurlaşma çopurlaşmak çopurlaştırma çopurlaştırmak çopurluk.−ğı çorba çorbacı 553 .−ğu çor çorak.−ğı çorap.−ğı çoraklaşma çoraklaşmak çoraklaştırma çoraklaştırmak çoraklık.çoluklu çocuklu çolun çomak.

−ği çökelekli 554 .−ğı çotira çotiragiller çotra çotuk.−ği çöğünme çöğünmek çöğür çöğürcü çökek.çorbacılık.−ğu çöğdürme çöğdürmek çöğme çöğmek çöğüncek.−ği çökel çökelek.−ğı çorba kâsesi çorba kaşığı çorbalık.−ğı çorba tabağı çorlu Çorlu (ilçe) Çoruh Çorum çotanak.

çökelge çökelme çökelmek çökelti çökeltme çökeltmek çökerme çökermek çökertici çökertme çökertmek çökkün çökkünleşme çökkünleşmek çökkünlük.−ğü çökme çökmek çöktürme çöktürme havuzu çöktürmek çökük.−ğü çöküm çöküntü çöküntü hendeği çöküş çöküşme 555 .−ğü çöküklük.

−ğü çöl tavuğu çöl tavuğugiller çömçe çömeliş çömelme çömelmek çömeltme çömeltmek çömez çömezlik.−ği çömlek hesabı çömlek kebabı çömlekleme çömleklemek çömme çömmek 556 .çöküşmek çöl Çölemerik çölleşme çölleşmek çölleştirme çölleştirmek çöllük.−ği çömlekçi çömlekçilik.−ği çömlek.

−ğı çöpçü çöpçülük.−ğü çöplük horozu çöp sepeti çöpsüz çöpsüz üzüm çöp tenekesi çöp torbası çör çöp çördek.−ğü çöplükçü çöplükçülük.−ği çörekçi 557 .−ği çörek.çöngül çöp çöp arabası çöpçatan çöpçatanlık.−ğü çöp kebabı çöp kovası çöp kutusu çöpleme çöplenme çöplenmek çöplü çöplük.

çörekçilik.−ğü çözme çözmek çözücü çözük.−ği çöreklenme çöreklenmek çöreklik.−ği çörek mantarı çörek otu çöreotu çörkü çörten çörtü çöven çöz çözdürme çözdürmek çözelti çözgü çözgün çözgünlük.−ğü çözülme çözülmek çözülüm çözülüş çözüm 558 .

çözümcü çözümleme çözümlemek çözümlemeli çözümleniş çözümlenme çözümlenmek çözümleyici çözümleyiş çözümsel çözümsüz çözümsüzlük.−ğü çözüm yolu çözündürme çözündürmek çözünme çözünmek çözüntü çözüş çözüşme çözüşmek çözyağı çubuk.−ğu çubuk ağacı Çubuk (ilçe) çubukçu çubuklama 559 .

çubuklamak çubuklu çubukluk.−ğı çuha çiçeği çuha çiçeğigiller çuhadar çuhadarlık.−ğu çubuk makarna çubuk odası çubuksuz çucu çuha çuhacı çuhacılık.−ğu 560 .−ğı çuhalı çuhçuh (tren) çuka çukur Çukurca (ilçe) çukurlanma çukurlanmak çukurlaşma çukurlaşmak çukurlatma çukurlatmak çukurlu çukurluk.

Çukurova çul çulcu çul çaput çulfa çulfalık.−ğı çulha çulha kuşu çullama çullamak çullandırma çullandırmak çullanış çullanma çullanmak çulluk.−ğu çullukgiller Çulpan (yıldız) çulsuz çultar çultarı çultutmaz Çumra (ilçe) çupra balığı çurçur çurlatma çurlatmak 561 .

−ğı çürükçül çürük gaz çürük iş çürüklü 562 .−ğü çürük boya çürük çarık.çuşka çuval çuvalcı çuvalcılık.−ğı çuvaldız çuvallama çuvallamak çuvallanma çuvallanmak çuvallatma çuvallatmak çuvallı çuvalsız Çuvaş Çuvaşça çük çükündür çükür Çüngüş (ilçe) çünkü çürük.

çürüklük.−ğü çürük para çürük sakız çürüksüz çürüme çürümek çürütme çürütmek çürütülme çürütülmek çürütüş çürüyüş çüş (*)D D da Dadacı Dadacılık.−ğı Dadaist Dadaizm dadandırma dadandırmak dadanma dadanmak 563 .

−ğı Daday (ilçe) dadı dadılık.−ğı dağ dağ adamı dağ ağacı dağalası (balık) dağ anası dağar dağarcık.dadaş dadaşlık.−ğı dağ çamı dağ çayı dağ çayırı dağ çileği dağdağa dağdağalı 564 .−ğı dağ armudu dağ aslanı dağ ayısı dağ başı dağ bayır dağ birliği (askerlik) dağcı dağcıl dağcılık.

−ğı dağıtık.−ği dağınık ışık.−ğı dağınık yansıma dağıntı Dağıstan Dağıstanlı dağıtıcı dağıtıcılık.−ğı dağıtılma dağıtılmak dağıtım 565 .−ğı dağınıklık.−ğı dağınıkça dağınık gözenek.dağdağasız dağ dalak otu dağ elması dağ eriği dağ eteği dağ evi dağ gölü dağ havası dağılım dağılış dağılma dağılmak dağınık.

dağıtım bürosu dağıtımcı dağıtımcılık.−ğı dağıtım evi dağıtış dağıtma dağıtmak dağî dağ iklimi dağ ispinozu dağ keçisi dağ kedisi dağ kestanesi dağ kırlangıcı dağ kolu (coğrafya) dağ koyunu dağ köyü dağlağı dağ lâlesi dağlama dağlamak dağlama resmi dağlanış dağlanma dağlanmak dağlar anası dağlatış 566 .

−cı dağlık.−ğı dağ merası dağ nanesi dağ oluşu dağ otlağı dağ reyhanı dağ serçesi dağ servisi dağ sıçanı dağ soğanı dağ sümbülü dağ taş dağ tavuğu dağ topu (askerlik) dağ yemişi dağ yolu dağ yürüyüşü dağ zebrası dah daha daha daha dahası 567 .dağlatma dağlatmak dağlayış dağlı dağlıç.

−hli (karışma) dâhil (iç.−ği dâhilî nizamname dâhilî talimatname dâhiliye dâhiliyeci dâhiliye mütehassısı dâhiliye subayı dâhil olmak dâhiyane dahletme dahletmek dahra daim daima 568 .−bi dâhilik.dahdah dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dâhice dahil. içeri) dâhilen dâhil etmek dâhilî dâhilî deniz dâhilî harp.

daim etmek daim eylemek daimî daim olmak dair daire daire kesmesi daireli daire parçası dairesel dairesiz dairevî dakik dakika dakikane dakikasında daktilo daktilo etmek daktilograf daktilografi daktilo kâğıdı daktiloluk.−ğu daktilo makinesi daktilo masası daktiloskopi daktilo şeridi daktilotekni 569 .

−ğı dalap olmak dalaş dalaşma dalaşmak dalavere dalavereci dalaverecilik.−ğı daldalan daldan dala daldırılma daldırılmak daldırış daldırma daldırma çay daldırmak 570 .−ği dalbastı dalcık.−ğı dalak otu dalâlet dalama dalamak Dalaman (ilçe) dalan dalancı dalancılık.dal dalak.

−ğı dalgacılık.daldırtma daldırtmak daldız dalfes dalfidan dalga dalga bandı dalga boyu dalgacı dalgacık.−ğı dalga çukuru dalga dalga dalga genliği dalga hızı dalgakıran dalga kuşağı dalgalandırıcı dalgalandırış dalgalandırma dalgalandırmak dalgalanış dalgalanma dalgalanmak dalgalı dalgalı akım dalgalı akım üreteci 571 .

−ğı dalgır 572 .dalgalı borçlar dalgaölçer dalga periyodu dalga sırtı dalgasız dalga tepesi dalga uzunluğu dalga yüksekliği dalgı dalgıç.−ğı dalgıç tüpü dalgın dalgınca dalgın dalgın dalgınlaşma dalgınlaşmak dalgınlaştırma dalgınlaştırmak dalgınlık.−cı dalgıç böcekler dalgıç elbisesi dalgıç gözlüğü dalgıç kuşları dalgıç kuşu dalgıç kuşugiller dalgıçlık.

dalgündüz dalıcı dalınç.−cı dalkıran dalkurutan dallama dallamak dallandırma dallandırmak dallanış dallanma dallanmak dallı dallı budaklı dallı güllü dalma dalmak dalöğle 573 .−cı dalış dalız dalkavuk.−ğu dalkavukluk etmek dalkılıç.−ğu dalkavukça dalkavuklaşma dalkavuklaşmak dalkavukluk.

dalsı dalsız daltaban daltonizm daluyku dalya dalyan dalyan ağı dalyancı dalyan çorbası dalyan köftesi dalyasan dalyan sepeti dalyan tarlası dalyan yeri dalyarak.−ğı dam dama damacana damacı damak.−ğı damak eteği damaklı damaklı diş damaksı damaksıl damaksıllaşma 574 .

−dı dama tahtası 575 .−ğu damarlandırma damarlanma damarlanmak damarlı damar sertliği damarsız damar tabaka damar tıkanıklığı damasko damat.damaksıllaşmak damaksıllaşmış damaksıllaştırma damaksıllaştırmak damaksız damak tadı damak ünsüzü Damal (ilçe) damalı dam altı damar aktarma damarcık.−ğı damar damar damardaraltan damargenişleten damarı bozuk.

dama taşı damatlık.−ğı damdazlak.−ğı damıtılma damıtılmak damıtma damıtmak damızlık.−ğı damga damgacı damgacılık.−ğı damga harcı Damga Kanunu damgalama damgalamak damgalanma damgalanmak damgalatma damgalatmak damgalayış damgalı damga pulu damgasız damga vergisi damıtıcı damıtık.−ğı dam koruğu 576 .

−ğı damla damla damla hastalığı damlalık.dam koruğugiller damla damlacık.−ğı damlama damlamak damla sakızı damla taş damla taşı damlatılma damlatılmak damlatma damlatmak damlı damper damperli damping damsız dana danaayağı (bitki) danaburnu (böcek) danacı dana derisi danadili (cönk) dana eti 577 .

−ğı danışılma danışılmak danışma danışma bürosu danışmak 578 .−ğı dangalakça dangalaklık.−ğı dangıldama dangıldamak dangıl dungul dangırdama dangırdamak danış danışık.dana humması danakıran otu Danca dan dan dandini dan dun dane dang dangadak dangalak.−ğı danışıklı danışıklı dövüş danışıklık.

−ğü dansöz dansözlük.−di dank dans dansçı dans etmek dansimetre dansing danslı danslık.−ğı Danimarka Danimarka kırmızısı Danimarkalı daniska danişment.−ğı dansör dansörlük.−ğü danssız dantel dantelâ dantel ağacı dantelâlı dantelli 579 .danışma kurulu danışma meclisi danışman danışmanlık.

−cı dar açı dara dar darağacı daralış daralma daralmak daraltı daraltıcı daraltılma daraltılmak daraltma daraltmak dar aralık.−ğı daraç.−ği 580 .dapdar dapdaracık.−ğı darbe darbeci darbecik.−ği darbecilik.−ğı darasız daraşlık.−ğı dar (ensiz) dâr (ev) dara daraban daracık.

−ğı darca dardağan Darende (ilçe) Dargeçit (ilçe) dar gelirli dargın dargınlaşma dargınlaşmak dargınlık.−ğı darılma darılmaca 581 .−ğı dar görüşlü dar hat.darbeleme darbelemek darbımesel dar boğaz darbuka darbukacı darbukacılık.−ttı darı darıcan darı darına dârıdünya dârıfülfül darılgan darılganlık.

−ğı darmaduman darmaduman etmek darmaduman olmak darp.−ğı darmadağın darmadağınık.−bı darp etmek darphane dârülâceze dârülbedayi.−ğı dasit dasitan 582 .darılmak darıltma darıltmak dar kafalı darlaşma darlaşmak darlaştırma darlaştırmak darlık.−ği dasdaracık.−i dârüleytam dârülfünun dar ünlü dârüşşifa Darvincilik.

−ğı davar Davas dava vekili davet davetçi davet etmek davetiye davetkâr davetli davetname davetsiz davlumbaz davrandırma 583 .dasitanî dastar Datça (ilçe) datif daüssıla dav dava dava adamı davacı dava etmek davalaşma davalaşmak davalı davalık.

−ğı dayak arsızı dayak cezası dayak düşkünü dayak kaçkını dayaklama dayaklamak dayaklanma dayaklanmak dayaklı dayaklık.−ğu davul tokmağı davul tozu davya dayak.−ğı davranış töresi davranma davranmak davudî davul davulcu davulculuk.−ğı dayalı 584 .davrandırmak davranış davranış bilgisi davranış bozukluğu davranışçılık.

−ğı dayanaklı dayanaklık.−ğı dayanılma dayanılmak dayanılmaz dayanım dayanım ömrü dayanırlık.dayalı döşeli dayama dayamak dayanak.−ğı dayanışmak 585 .−ğı dayanış dayanışık.−ğı dayanak noktası dayanaksız dayanç.−ğı dayanıksız dayanıksızlık.−cı dayandırma dayandırmak dayanıklı dayanıklılık.−ğı dayanışma dayanışmacı dayanışmacılık.

−ğı daz dazara dazar dazara dazır Dazkırı'yı (ilçe) 586 .−ğı dayıoğlu dayızade daylak.dayanışmalı dayanma dayanmak dayanma ömrü dayantı dayatış dayatışma dayatışmak dayatma dayatmacı dayatmak dayattırma dayattırmak dayayış daye dayı dayıkızı dayılanma dayılanmak dayılık.

−ğı dazlaklaşma dazlaklaşmak dazlaklık.−ğı dazlama dazlamak de debagat debbağ debbe debboy debdebe debdebeli debeleniş debelenme debelenmek debi debil debillik.dazlak.−ği debimetre debriyaj debriyaj pedalı deccal Deccal decrescendo dede dedebaba 587 .

−fni define defineci definecilik.dedelik.−ği dedikodu dedikoducu dedikoduculuk.−ği 588 .−f'i defa defalarca defans def'aten defetme defetmek defibratör defile defin.−ğu dedikodu etmek dedikodu kumkuması dedikodu yapmak dedirme dedirmek dedirtme dedirtmek dedüksiyon dedveyt def.

−ği defterdar 589 .defin ruhsatı deflâsyon defleme deflemek defne defnedilme defnedilmek defnegiller defnetme defnetmek defneyaprağı (balık) defne yaprağı defnolunma defnolunmak defo defolma defolmak defolu deformasyon deforme deforme olmak defosuz defroster defter defterci deftercilik.

−ği değerbilmez değerbilmezlik.defterdarlık.−ğı defter emini defterhane defterihakanî defterikebir degajman değdiriş değdirme değdirmek değer değer analizi değer artırma değerbilir değerbilirlik.−ği değer düşürme değer düşürümü değer kuramı değerleme değerlendirilme değerlendirilmek değerlendirme değerlendirmek değerlenme değerlenmek değerler dizisi 590 .

−ği değirmen taşı değirmi 591 .değerli değerli kâğıt.−ği Değirmendere fındığı değirmenlik.−dı değerlilik.−ği değer yargısı değgin değil değim değimli değimsiz değin değini değiniş değinme değinmek değinti değirme değirmek değirmen değirmenci değirmencilik.−ği değersiz değersizlik.

−ği değişiş değişke değişken 592 .−ği değişen yıldız değiş etmek değişici değişik.−ği değişiklik.−ği değirmi sakal değiş değişebilir değişebilirlik.değirmileme değirmilemek değirmileşme değirmileşmek değirmilik.−ği değişiklik önergesi değişiklik teklifi değişiklik yapmak değişim değişimli değişimli ünsüzler değişim yönetimi değişinim değişinimci değişinimcilik.

−ği değnekleme değneklemek deh 593 .−ği değişken ölçü değişkin değişkinlik.−ği değnekçi değnekçilik.değişkenlik.−ği değişme değişmek değişmez değiştirge değiştirgeç.−ci değiştirici değiştiriliş değiştirilme değiştirilmek değiştirim değiştirme değiştirmek değiştirtme değiştirtmek değiş tokuş değme değmek değnek.

−ği dejenere olmak dek dekadan dekadanlık.−ğı dekagram 594 .deha dehalet dehhaş dehleme dehlemek dehlenme dehlenmek dehletme dehletmek dehliz dehşet dehşetlenme dehşetlenmek dehşetli deist deizm dejenerasyon dejenere dejenere etmek dejenereleşme dejenereleşmek dejenerelik.

−ğı dekaster dekatlon dekatloncu deklânşör deklârasyon deklâre deklâre etmek dekoder dekolte dekont dekor dekorasyon dekoratif dekoratör dekoratörlük.−ğı dekar Dekartçı Dekartçılık.−ğu dekore dekore etmek dekovil 595 .dekalitre dekametre dekan dekanlık.−ğü dekorcu dekorculuk.

−ğu delice Delice (ilçe) delice doğan delicesine 596 .−ği delegasyon delege delegelik.−ği delep delep delgeç.−ci deli deli deli deli alacası deli bal deli balta delibaş (hastalık) deliboynuz deli bozuk.dekstrin dekstroz delâlet delâlet etmek deldirme deldirmek delecek.−ğu deli bozukluk.−ci delgi delgiç.

−ğı delik.−ği delikanlı delikanlılık.−ği deli fişeklik.−ği delikli delikli demir delikliler deliksiz deliksiz uyku delil delilenme delilenmek delilik.−ği deli gömleği deli güllâbicisi deli ırmak.delici deli dana hastalığı deli divane deli dolu deli etmek deli fişek.−ğı delik deşik.−ği deli mantar delimsirek delinme delinmek 597 .

−ği demagoji yapmak deme demeç.−ği delişmenlik etmek delk delme delmek delta delta kası dem demagog demagogluk.−ci 598 .−ğu demagoji demagojik.deli olmak deli orman (orman) Deliorman (yer adı) deli otu deliriş delirme delirmek delirtme delirtmek deli saçması delişmen delişmence delişmenlik.

−ği demet demet demetleme demetlemek demetlenme demetlenmek demetletiş demetletme demetletmek demetleyiş demetli demevî demin demincek deminden deminki demir demir ağacı demirbaş demir bilek.−ği demir boku demirci Demirci (ilçe) demircik.−ği 599 .demek demet demetçi demetçik.

−ttı demirhindi (bitki) demirî demirkapan demir kapı Demirkapı (yer adı) Demirkazık (yıldız) demir kırı (renk) Demirköy (ilçe) demir kuş demir leblebi demirleme demirlemek demirleşme demirleşmek demirli demirli beton demir oksit.−di Demirözü'nü (ilçe) demir pası demir perde(tiyatro) Demiperde (doğu bloku) 600 .demircilik.−ği demirci mengenesi demir dikeni demirhane demir hat.

−ğu demiurgos demkeş demleme demlemek demlendirme demlendirmek demlendirme suyu demlenme demlenmek demli demlik.−ği demokrasi demokrat demokratik.demir resmi demirsiz demirsizlik.−ği 601 .−ği demir sülfat demir yeri demir yolcu demir yolculuk.−ği demode demograf demografi demografik.−ğu demir yolu demir yumruk.

−ği denek taşı deneme denemeci denemecilik.−ği denetici 602 .demokratikleşme demokratikleşmek demokratikleştirme demokratikleştirmek demokratlaşma demokratlaşmak demokratlık.−ği deneme çekimi deneme hayvanı denemek deneme tahtası deneme yayını denenme denenmek denet denetçi denetçilik.−ğı demonstrasyon denaet denden denden işareti denek.

−ği deneye dayalı deneyim deneyimci deneyimcilik.−ği deneyimli deneyimsiz 603 .denetilme denetilmek denetim denetim bağı denetimci denetim kurulu denetimli denetim noktası denetim pulu denetimsiz denetleme denetlemek denetleme kurulu denetleme raporu denetleme yapmak denetlenme denetlenmek denetleyici deney deneyci deneycilik.

deneyimsizlik.−ği deneyiş deney kabı deneyleme deneylemek deneyli deneysel deneyselcilik.−ği deneysellik.−ği 604 .−ği deneysiz deney tüpü deneyüstü deneyüstücülük.−ği denge fiyatı denge kalası dengeleme dengelemek dengelenme dengelenmek dengeleyici dengeli dengeli beslenme dengelik. −ğü denge dengeci dengecilik.

−ğı denizanası denizaslanı denizaşırı deniz ataşesi denizatı (balık) deniz aygırı deniz ayısı deniz aynası deniz basması deniz bilimci 605 .dengesiz dengesiz beslenme dengesizleştirme dengesizleştirmek dengesizlik.−ği denge taşı deni denilme denilmek deniz deniz akıntısı denizalası (balık) denizaltı.−ği dengeşik.−yı deniz altı denizaltıcı denizaltıcılık.

−ği denizçakısı (yumuşakça) deniz çulluğu denizdanteli (deniz hayvanı) deniz depremi deniz dibi deniz feneri deniz geçişi denizgergedanı denizgülü (hayvan) denizgüzeli (balık) deniz hamamı deniz haritası denizhıyarı (deniz hayvanı) denizhıyarları deniz hukuku denizısırganları (hayvan) denizibiği (bitki) deniziğnesi (balık) deniz iklimi 606 .deniz bilimi deniz buzu denizci denizcilik.

denizineği denizkadayıfı (bitki) deniz kaplumbağaları deniz kaplumbağası deniz kazı denizkedisi (balık) denizkestanesi (yumuşakça) deniz kırlangıcı denizkızı (balık) deniz kızı (mitoloji) denizkozalağı (yumuşakça) denizköpüğü (lüle taşı) denizkulağı (yumuşakça) deniz kulağı (coğrafya) deniz kurdu deniz kuvvetleri denizlâleleri denizlâlesi (deniz hayvanı) Denizli denizlik.−ği 607 .

deniz marulu deniz mavisi denizmaymunu (balık) deniz menekşesi (çiçek) deniz mili deniz motoru deniz otobüsü deniz ördeği deniz örümceği denizpalamudu (böcek) denizpelidi (böcek) deniz pırasası (yosun) deniz piyadesi deniz rezenesi deniz sarmaşığı deniz seviyesi deniz suyu denizşakayığı (hayvan) denizşakayıkları deniztarağı (yumuşakça) deniz tavşancılı 608 .

deniztavşanı (yumuşakça) deniz tedavisi deniz tekesi (karides) deniztilkisi (balık) deniz tutması deniz uçağı deniz üssü deniz üzümü deniz yeli deniz yılanı denizyıldızı (deniz hayvanı) denizyıldızları deniz yolu deniz yolu ulaşımı deniz yosunu denk.−gi denkçi denkçilik.−ği denk küme denklem denkleme denklemek denklemler sistemi denkleşme 609 .

−ği denşirme denşirmek deontoloji deodoran depar departman 610 .denkleşmek denkleştirme denkleştirmek denklenme denklenmek denkleştirici denklik.−ği denklik belgesi denklik kuruluşu denktaş denli denlilik.−ği denme denmek densimetre densiz densizlenme densizlenmek densizleşme densizleşmek densizlik.

−ğu depo etmek depolama depolamak depolanma depolanmak depolitizasyon depozit depozito depozitolu depozitosuz deprem deprem bilimci deprem bilimi deprem bölgesi depremçizer deprem dalgası deprem kuşağı deprem merkezi depremyazar depremzede deprenme deprenmek 611 .depderin deplâsman depo depocu depoculuk.

−ği Derebucak (ilçe) derece derece derece dereceleme derecelemek derecelendirilme derecelendirilmek derecelendirme derecelendirmek dereceli 612 .−di Derbent (ilçe) derç.depresyon depreşme depreşmek depreştirme depreştirmek derakap derbeder derbederlik.−ci derç etmek derdest derdest etmek dere derebeyi derebeylik.−ği derbent.

−ği derhâl deri deri altı derici dericilik.−ği Derik (ilçe) derili derilme derilmek derim evi derin derince derinden derinden derine derin derin derin devlet derin dondurucu 613 .−ği dereke Dereli (ilçe) dereotu Derepazarı'nı (ilçe) dere tepe dergâh dergi dergicilik.derecesiz derecik.

−ği derişiklik.−ği derinlik kayaçları derinlikölçer derinlik ölçümü derin soğutma derin soğutucu derinti derin uyku derisi dikenliler derişik.derin düşünme Derinkuyu (ilçe) derinlemesine derinleşme derinleşmek derinleştirme derinleştirmek derinletme derinletmek derinliğine derinlik.−ği derişme derişmek derivasyon derk derkenar derk etmek 614 .

derlem derlemci derlemcilik.−ği derleme derlemek derlenme derlenmek derleyici derleyicilik.−ği 615 .−ği derli toplu derman dermansız dermansızlaşma dermansızlaşmak dermansızlık.−ği dernekçi dernekçilik.−ğu dermatoloji derme derme çatma dermek dermeyan dermeyan etmek dermit dernek.−ğı dermatit dermatolog.

dernekleşme dernekleşmek Dernekpazarı'nı (ilçe) derneşik.−di dert babası dert edinmek dert etmek dert küpü dertlenme dertlenmek dertleşme dertleşmek 616 .−ği derpiş derpiş etmek derrace ders ders dışı dershane dershaneci dershanecilik.−ği dersiam ders içi dersiz topsuz derslik.−ği ders yapmak dert.

−ği derya deryadil derz desen desenci desencilik.−ği deruhte deruhte etmek derun derunî derviş dervişane dervişçe dervişlik.−ği dert olmak dertop dertop etmek dertop olmak dert ortağı dert sahibi dertsiz dertsizlik.dertli dertlilik.−ği desenleme desenlemek desenli 617 .

−ğu dessas dest destan destancı destanî destanlaşma destanlaşmak destanlı destanlık.−ği despotizm despotluk.−ğı destansal 618 .−ğü desise desister deskriptif despot despotça despotik.desenli kaplama desensiz desibel desigram desikatör desilitre desimetre desinatör desinatörlük.

−ği destek doku destekleme destekleme alımı desteklemek desteklenme desteklenmek destekleşme destekleşmek destekleyiş destekli destekli bütçe destek olmak desteksiz desteleme destelemek destelenme destelenmek desteleyici 619 .destansı destansız destar destarî destarlı deste desteci deste deste destek.

−ği deşilme deşilmek deşme deşmek detant detay detaylandırma detaylandırmak detektif detektiflik.−ği detektör deterjan deterjancı 620 .desteleyicilik.−ği destinasyon destroyer destur destursuz desturun deşarj deşarj olmak deşeleme deşelemek deşifre deşifre etmek deşifre olmak deşik.

deterjancılık.−ğı dev anası devasa devasız dev aynası devce deve deveboynu (boru) deveci devecilik.−ğı determinant determinasyon determinist determinizm detone detone olmak dev deva devaimisk devalüasyon devam devam etmek devamlı devamlılık.−ğı devamsız devamsızlık.−ği deve dikeni 621 .

−ği developer developman deveran deveranıdem devetabanı (bitki) deve tımarı devetüyü (renk) deve tüyü devetüyü rengi deve yükü deve yürekli devim devim bilimi devimli devimsel devimselcilik.deve dişi deve döşlü deve elması deve kini deve kolu deve kuşu Develi (ilçe) develik.−ği devimsiz devindirici 622 .−ği devimsellik.

−ği devinim devinme devinmek devinme olayı devir.−vri devirli devirme devirmek devitken devitme devitmek dev köpek balığıgiller devleşme devleşmek devleştirme devleştirmek devlet devlet adamı devlet baba devlet bakanı devlet bankası devlet başkanı 623 .devindirme devindirmek devin duyumu devingen devingenlik.

−ği devlet düşkünü devlethane devlet kapısı devlet kuşu devletler arası devletleştirilme devletleştirilmek devletleştirme devletleştirmek devletli devletlû devoniyen devralma devralmak devran devre devredilebilir devredilebilirlik.−ği Devrek (ilçe) Devrekâni (ilçe) devre mülk devren 624 .devletçi devletçilik.−ği devredilme devredilmek devredilmezlik.

−hri devşirilme devşirilmek devşirim 625 .−ği devrirevan devrisaadet devrisi devriye devrolunma devrolunmak dev şar dev şehir.−ği devrik cümle devrikebir devriklik.devretme devretmek devrî devriâlem devridaim devrihindî devrik.−ği devriliş devrilme devrilmek devrim devrimci devrimcilik.

devşirimli devşirimsiz devşirme devşirmek deyi deyim deyimleşme deyimleşmek deyimleştirme deyimleştirmek deyiş deyyus dezavantaj dezenfeksiyon dezenfektan dezenfektasyon dezenfekte dezenfekte etmek dezenformasyon dıbır dıbır dığan dığdığı dığdık.−ğı 626 .−ğı dımbırdatma dımbırdatmak dımdızlak.−ğı dılak.

−ğü dışa dönüklük.Dımışk dımışkî dıramudana dırdır dır dır dırdırcı dırdır etmek dırdırlanma dırdırlanmak dırıltı dırlanma dırlanmak dırlaşma dırlaşmak dış dış açı dışa dönük.−ğü dış ağ dış âlem dış alım dış alımcı dış alımcılık.−ğı 627 .−ğı dışarı dışarılı dışarısı dışarlık.

−ttı dış hatlar 628 .−ği dışbeslenen dış beslenme dış borç.−ği dış gezegen dış gezi dış güçler dış hat.−ğı dış atışı dışa vurum dışa vurumcu dışa vurumculuk.−ği dış çevre dış çizgiler durumu dış çizgisi dış çokgen dış deri dış dünya dış evlilik.−cu dışbükey dışbükeylik.−ği dış gebelik.dışarlıklı dış asalak. −ğu dış başkalaşım dış bellek.

−ğı dışkısever dış kredi dış kulak.dış hissedar dışık.−ğı dışınlı dış işleri dış kapak.−ğı dış kavuz dışkı dışkılama dışkılamak dışkılık.−ği dış odun dış pazar dış pazarlama dış piyasa 629 .−ğı dış kutsal dışlama dışlamak dışlanma dışlanmak dış lâstik.−ği dışlaştırma dışlaştırmak dış merkezli dış merkezlik.

−ğı dızdız dızdızcı dızdızcılık.dış plâzma dış politika dışrak.−ğı dışsal dış satım dış satımcı dış satımcılık.−lü diaspora 630 .−ğı dızlak.−ğı dızlama dızlamak dızman dia dialkol.−ğı dıştan dış ters açı dış ticaret dış ticaret açığı dış ticaret serbestliği dış yarıçap dış yüz dış zar dızdık.

diba dibace dibek.−ği didar dide dideban didik didik didikleme didiklemek didikleniş didiklenme didiklenmek didilme didilmek didiniş didinme didinmek didinti didişim didişken didişme didişmek didon didona 631 .−ği dibek kafalı Dicle (ilçe) didaktik.

−bı difraksiyon difteri difterili diftong diftonglaşma diftonglaşmak difüzyon Digor (ilçe) diğer diğeri diğerkâm diğerkâmlık.−ğı dijital.−li dik dik açı dik âlâsı dik başlı dik biçme dikçe 632 .didon sakallı difana difenbahya diferansiyel diferansiyel denklem diferansiyel hesap.

dikdörtgen dikdörtgensel dikdörtgensel bölge dikeç.−ği dikenli meyan dikenli salyangoz dikenli tel dikenli yüzgeçliler dikensi dikensi çıkıntı dikensiz 633 .−ği dikencikli diken diken diken dutu dikenleşme dikenleşmek dikenli dikenli balık.−ci dikel dikelme dikelmek diken dikence dikencik.−ğı dikenli balıkgiller dikenlice dikenlik.

−ği dikiş iğnesi dikişli dikiş makinesi dikiş okuması dikiş payı dikişsiz dikit dikiz 634 .−ği dikili Dikili (ilçe) dikiliş dikili taş dikilme dikilmek dikim dikim evi dikimhane dikine dikine tıraş dikiş dikişçi dikişçilik.dikey dikey geçiş dikgen dikici dikicilik.

dikiz aynası dikizci dikizcilik.−ğu (ördek) diklemesine diklenme diklenmek dikleşme dikleşmek dikleştirme dikleştirmek diklik.−ği dikiz etmek dikizleme dikizlemek dik kafalı dikkat.−ği dikme dikmek 635 .−ti dikkat etmek dikkatli dikkatsiz dikkatsizlik.−ği dikkatsizlik etmek dikkat toplaşımı dik kenar dikkuyruk.

−ğu dil dil ailesi dil akrabalığı dilaltı (hastalık) dil altı 636 .−ği dikmen Dikmen (ilçe) dik rüzgâr dikse dik silindir diksiyon dikta diktacı diktacılık.dikmelik.−ğü dikte dikte etmek diktirme diktirmek diktirtme diktirtmek dik üçgen dik yamuk.−ğı diktafon diktatör diktatörce diktatörlük.

−ği dilekçe dilek kipi 637 .−ği dil coğrafyası dil dalaşı dildaş dilden dile dil ebesi dilek.−ği dilcilik.dil altı bezleri dil atlası dilâtometre dil avcısı dilâver dil balığı dilbasan dilbaz dilber dilberdudağı (tatlı) dil bilgisi dil bilimci dil bilimi dil bilimsel dil birliği dil cambazı dilci dilcik.

−ğu dilim dilim dilim dilimleme dilimlemek dilimleniş dilimlenme dilimlenmek dilimleyiş dilinim 638 .dile kolay dileme dilemek dilemma dilenci dilenci çanağı dilencilik.−ği dilencilik etmek dilenci vapuru dilendirme dilendirmek dileniş dilenme dilenmek dileyici dil felsefesi dilfüruz dili bozuk.

−ğü dilmaç.−ği dillendirme dillendirmek dillenme dillenmek dilleşme dilleşmek dilli dilli düdük.−ğu dili uzun dili yatkın dili zifir dil kavgası dil lâboratuvarı dillek.dilinme dilinmek diliş dili tutuk.−ğı dilme dilmek dil oğlanı dil öğrenimi dil öğretimi dil pelesengi dil peyniri 639 .−cı dilmaçlık.

−ği dimi diminuendo dimmer dimnit dimyat din din adamı dinamik.−ği dil sürçmesi dil şakası dil tutukluğu dilüviyum dil yarası dimağ dimdik.−ği dinamitleme dinamitlemek 640 .dilsel dilsever dilsiz dilsizlik.−ği dinamik analiz dinamikleşme dinamikleşmek dinamit dinamitçi dinamitçilik.

−ğı dindaş dindaş olmak din dışı dindirme dindirmek 641 .−ği dinç dinçlenme dinçlenmek dinçleşme dinçleşmek dinçlik.−ği dindar dindarlık.dinamitlenme dinamitlenmek dinamit lokumu dinamizm dinamo dinamometre dinar Dinar (ilçe) din birliği dince dincelmek dinci dinci erki dincilik.

−gi dinleme 642 .−ği dingildeme dingildemek dingilli dingin dingincilik.−ği dinî dini bütün diniş dink.−ği dingildeklik.−ği dinginleşme dinginleşmek dinginleştirme dinginleştirmek dinginlik.din doruğu dinelme dinelmek dinen dineri din erkçilik.−ği din erki din felsefesi dingi dingil dingildek.

dinlemek dinleme salonu dinlence dinlendirici dinlendirilmiş dinlendirme dinlendirmek dinlenme dinlenmek dinlenme kampı dinlenme salonu dinleti dinletme dinletmek dinleyici dinleyicilik.−ği dinleyiş dinme dinmek dinmez dinozor dinozorlar dinozorlaşma dinozorlaşmak din öncesi dinsel dinsiz 643 .

−ğu dipfriz dip koçanı diplârya dipleme diplemek dipli diploit.−ği dip.−ğı dipçik.−bi dip ağı dip balıkçılığı dip bucak.−ği dipçikleme dipçiklemek dipçiklenme dipçiklenmek dipdam dipdinç dipdiri dip doruk.dinsizlik.−di diploma diplomalı diplomasız diplomasi diplomat diplomatça 644 .

−ği direkçi direkli direklik.−ğü direme diremek diren direnç.−ci dirençli dirençsiz direngen 645 .−ği direk.−ği direksiyon direkt direktif direktör direktörlük.diplomatik.−ği diplomatik dil diplomatlık.−ğı dipnot dipsiz dipsiz kuyu dipsiz testi dirayet dirayetli dirayetsiz dirayetsizlik.

direngenlik.−ği direnim direniş direnişçi direnleme direnlemek direnme direnmek direşken direşme direşmek diretme diretmek direy dirgen dirgenleme dirgenlemek dirhem dirhem dirhem diri dirice diri diri diriğ diriğ etmek diriksel diriksel ısı diril 646 .

−ği diriliş dirilme dirilmek diriltici diriltme diriltmek dirim dirim bilimci dirim bilimcilik.−ği dirlik düzenlik.−ği dirimsel dirimselcilik.−ği dirim bilimi dirim bilimsel dirim konisi dirim kurgu dirim kurgusal dirimli dirimlik.−ği dirim suyu diri örtü dirlik.−ği dirliksiz 647 .dirileşme dirileşmek diril ısı dirilik.

−ği dirsek.dirliksizlik.−ği dirsek teması dirsizlik.−ği disimilâsyon disiplin disiplin cezası disipline disipline etmek disiplin kurulu disiplinli disiplinsiz disiplinsizlik.−ği 648 .−ği disiplin suçu disk diskalifiye diskalifiye etmek diskalifiye olmak disk atma diskçi diskçilik.−ği dirsek kemiği dirsekleme dirseklemek dirseklenme dirseklenmek dirseklik.

−ği diş−damak ünsüzü 649 .−ği diskur disk zımpara dispanser dispeç. −ği disponibilite disprosyum distribütör distribütörlük.disket diskjokey disko diskotek.−ğı diş buğdayı diş çekimi diş çıkarma dişçi dişçik.−ği dişçi koltuğu dişçilik.−ğü diş diş ağrısı diş bademi dişbudak.−ci dispeççi dispersiyon eriyik.

−ği 650 .diş diş diş−dudak ünsüzü dişe diş dişeği dişeğileme dişeğilemek dişeme dişemek diş eti diş eti−damak ünsüzü diş eti−dudak ünsüzü diş eti ünsüzü diş fırçası diş hekimi diş hekimliği dişi dişi bakır dişi demir dişi klişe dişil dişileşme dişileşmek dişileştirme dişileştirmek dişilik.

−ği dişi organ dişisel diş kirası dişlek.−ği dişindirik.−ği dişleme dişlemek dişlenme dişlenmek dişletme dişletmek dişli dişlik.dişilleştirme dişilleştirmek dişillik.−ği diş tababeti diş tabibi diş tacı diş taşı 651 .−ği dişli tırnaklı diş macunu diş otu diş otugiller diş özü dişsiz dişsizlik.

−ği divanhane divanıâli divanıharp.−ği divit divitin divlek.−bi Divanıhümayun Divanımuhasebat divanî divanî kırması divan kalemi divan sazı divik.−ği Divriği (ilçe) 652 .−der div dival divan divançe divane divan edebiyatı divaneleşme divaneleşmek divanelik.−bı ditme ditmek.diş ünsüzü ditiramp.

diyabaz diyabet diyabet bilimi diyabetik.−ğu 653 .−li diyagram diyaklâz diyakoz diyakroni diyakronik.−ği diyalâj diyalekt diyalektik.−ğu diyalektoloji diyalel diyaliz diyaliz makinesi diyalog.−ği diyalektikçi diyalektik materyalizm diyalektolog.−ği diyabetolog.−ğu diyabetoloji diyabet uzmanı Diyadin (ilçe) diyafram diyagonal.

−lü diyatome diye diyecek.−ği diye diye diyerek diyet diyetetik.−ği diyetisyen diyet peyniri diyet uzmanı diyez diyoptri diyorit diz diz ağırşağı dizanteri dizanterili 654 .diyanet diyanet işleri diyapazon diyapozitif diyar Diyarbakır Diyarbakır karpuzu diyarıgurbet diyastaz diyastol.

−ği dizgi hatası dizgin 655 .dizayn dizayncı dizayner diz bağı diz boyu dizdar dizdirme dizdirmek diz dize dize dizel dizeleme dizelemek dizeleştirme dizeleştirmek dizem dizemli dizemsiz dizge dizgeli dizgesel dizgesiz dizgi dizgici dizgicilik.

−ği dizme 656 .dizginleme dizginlemek dizginlenme dizginlenmek dizginsiz dizgi yanlışı dizgi yeri dizi dizici dizi dizi dizi film dizileme dizilemek dizili diziliş dizilme dizilmek dizim dizim dizim dizin diziş diz kapağı diz kapağı kemiği dizleme dizlemek dizlik.

dizmek dizmen diz üstü diz üstü bilgisayar dizyem do do anahtarı dobra dobra doçent doçentlik.−ğı 657 .−ği doğa bilimleri doğacak.−ği dogmatik felsefe dogmatizm doğa doğa bilgisi doğa bilimci doğa bilimcilik.−ğı doğacı doğacılık.−ği Dodurga (ilçe) dogma dogmacı dogmacılık.−ğı dogmalaştırma dogmalaştırmak dogmatik.

−ğı doğal coğrafya doğal gaz doğal gaz enerjisi doğallaşma doğallaşmak doğallaştırma doğallaştırmak doğallık.−ğı Doğanhisar (ilçe) Doğankent (ilçe) Doğanşar (ilçe) Doğanşehir (ilçe) 658 .−cı doğaçlama doğaçlamak doğaçlama tiyatro doğaçtan doğa dışı doğal doğal ayıklanma doğalcı doğalcılık.−ğı doğallıkla doğal sayı doğan doğancı doğancılık.doğaç.

−ğü doğa yasası doğdurma doğdurmak doğma doğma büyüme doğmaca doğmak doğram doğrama doğramacı doğramacılık.Doğanyol (ilçe) Doğanyurt (ilçe) doğa ötesi doğasever doğaüstü doğaüstücülük.−ğı doğramak doğram doğram doğranma doğranmak doğratma doğratmak doğrayış doğru doğru açı doğru akım 659 .

−cı doğrultmak doğrultman doğrultu doğrulu doğruluk.−ğu doğrulum doğru orantılı doğru parçası doğrusal doğrusu doğru yol doğu Doğubayazıt (ilçe) 660 .doğruca doğrucu doğruculuk.−ğu doğrudan doğrudan doğruya doğru dürüst doğrulama doğrulamak doğrulanma doğrulanmak doğrulma doğrulmak doğrultma doğrultmaç.

−ğu doğum doğum evi doğum günü doğumhane doğum ilmühaberi doğum incinmesi doğum kontrolü doğumlu doğum odası doğum oranı doğumsal doğum sancısı doğum tarihi doğum yapmak doğum yeri doğu noktası doğuranlar doğurgan 661 .doğu bilimci doğu bilimi doğu bloku doğu gürgeni doğu kayını doğulu doğululaşma doğululaşmak doğululuk.

−ğı Doğu Türkçesi dok doksan doksanar doksanıncı doksanlık.−ğı doğurgu doğurma doğurmak doğurtma doğurtmak doğurucu doğuruş doğuş doğuştan doğuştancılık.−ğu doktrin 662 .doğurganlaşma doğurganlaşmak doğurganlaştırma doğurganlaştırmak doğurganlık.−ğı doktor doktora doktoralı doktorasız doktorluk.

−ğı doku nakli dokunca dokuncalı dokuncasız dokundurma dokundurmak dokunma dokunmabana (kanser) dokunma duyusu 663 .doktrinci doku doku aktarımı doku bilimci doku bilimi doku bozukluğu dokum dokuma dokumacı dokumacılık.−cı dokunaklı dokunaklılık.−ğı dokumahane dokumak dokumalı dokuma tezgâhı dokunaç.

−ğu dokurcun dokutma dokutmak dokuyucu dokuyuş dokuz dokuz altmış beş dokuz altmış beşlik.dokunmak dokunmatik.−ğı dokunum dokunuş dokurcuk.−ği dokuzar dokuz babalı dokuz canlı dokuzgen dokuzlu dokuz on dokuztaş (oyun) dokuzuncu 664 .−ği dokunsal dokunulma dokunulmak dokunulmaz dokunulmazlık.

−ğı dolandırılış dolandırılma dolandırılmak dolandırış dolandırma dolandırmak dolanı dolanı dolanım dolanış dolanlı 665 .−ğı dolan dolandırıcı dolandırıcılık.−cı dolambaçlı dolambaçsız dolamık.doküman dokümantasyon dokümanter dolak.−ğı dolaksız dolam dolama dolamak dolama otu dolama otugiller dolambaç.

−ğı dolaşıklık.dolanlı iflâs dolanma dolanmak dolan taşı dolantı dolap.−ğı dolaşıksız dolaşılma dolaşılmak dolaşım dolaşma dolaşmak dolaştırılma dolaştırılmak dolaştırma dolaştırmak dolay dolayı dolayı dolayı dolayısıyla dolay kutupsal 666 .−bı dolap beygiri dolapçı dolar dolaş dolaşık.

−li dolma dolma biber 667 .dolaylama dolaylı dolaylı özne dolaylı tümleç.−ğu dolgun maaş dolgun ücret dolgu yapmak dolikosefal.−ci dolaylı vergi dolaysız dolaysız vergi doldurma doldurmak doldurtma doldurtmak doldurulma doldurulmak dolduruş dolgu dolgulu dolgun dolgunca dolgunlaşma dolgunlaşmak dolgunluk.

−ğu dolmuş durağı dolmuş uçak.−ğı dolomit dolu doludizgin dolukma dolukmak doluluk.−ğı dolma otu dolma otugiller dolmen dolmuş dolmuşçu dolmuşçuluk.−ğu dolum dolunay dolu serpme dolusu doluş doluşma doluşmak domalan domalış domalma 668 .dolmak dolma kalem dolmalık.

−ği dominant domino dominyon domur domur domur domuz domuz arabası domuzayağı (çubuk) domuz ayrık otu domuz balığı domuz damı domuz derisi domuz dikeni domuzgiller domuz eti 669 .domalmak domaltma domaltmak Domaniç (ilçe) domates domates çorbası domates dolması domates salçası dombay domdom kurşunu domestik.

domuzlan domuzlanma domuzlanmak domuzlaşma domuzlaşmak domuzluk.−ğu domuzluk etmek domuz otu domuztırnağı (kanca) domuzuna domuz yağı don donakalma donakalmak donam donama donamak donanım donanım kilidi donanma donanmak donatı donatılı donatılma donatılmak donatım 670 .

−ğu donlu donma donma derecesi donmak donma noktası donmuş sebze donra 671 .−ğı dondurmak dondurucu dondurulma dondurulmak dondurulmuş done don gömlek donjuan donkişotluk.−cı dondurma dondurmacı dondurmacılık.donatımcı donatısız donatış donatma donatmak donattırma donattırmak donduraç.

−ğu donuk donuk donuklaşma donuklaşmak donuklaştırma donuklaştırmak donukluk.−ğu doruk çizgisi dorukçu yaklaşım doruk dal doruklama doruklamak doruklaştırma doruklaştırmak doruk noktası doruk toplantısı dorum dosdoğru 672 .donsuz donuk.−ğu don yağı dopdolu doping dopingleme dopinglemek doping yapmak doru doruk.

−ğu dostluk etmek dost olmak dostsuz dosya dosyalama dosyalamak dosyalanma dosyalanmak doya doya doyasıya doygu doygun doygunlaşma doygunlaşmak doygunluk.dost dostane dostça dost düşman dost edinmek dost kazığı dostlaşma dostlaşmak dostluk.−ğu doyma doymak doymaz 673 .

doymazlık.−ğı doymuş doyulma doyulmak doyum doyum evi doyumlu doyumluk.−ğu doyunma doyunmak doyuran doyuran buhar doyurma doyurmak doyurucu doyurulma doyurulmak doyuruş doyuş doyuşma doyuşmak doz dozaj dozer Döger 674 .−ğu doyumsuz doyumsuzluk.

−ğü döküm evi dökümhane dökümleme dökümlemek dökümlü dökünme dökünmek 675 .−ği dökme çimento dökme demir dökme gaz dökmek döktürme döktürmek dökük.döke döke döke saça dökme dökmeci dökmecilik.−ğü döküklük.−ğü dökülgen dökülme dökülmek dökülüş döküm dökümcü dökümcülük.

−ği döl eşi dölleme döllemek dölleniş döllenme döllenmek döllenmesiz döllenmesiz üreme döllü döşlü dölüt döl yatağı döl yolu dömifinal.−li dömivole dönbaba (bitki) döndürme döndürmek döndürülme döndürülmek döndürüş 676 .döküntü döküntülü döküntüsüz döl döl ayı döl döş dölek.

−ği dönekçe döneklik.−ci döne döne dönek.−ği dönel döneleme dönelemek dönelme dönelmek dönem dönemeç. −bı döner kapı döner kavşak.−ğı 677 .döneç.−ği döner dolap.−ci dönence dönencel dönencel ay denenceli dönencel yıl dönenme dönenmek dönen top döner döner ayna dönerci dönercilik.

−ğü dönüm noktası dönüş dönüşlü dönüşlü çatı dönüşlü fiil dönüşlülük.−ğü dönüşlü zamir dönüşme dönüşmek dönüşsüz 678 .−bı dönme ekseni dönmek dönmeli dönük.döner kebap.−bı döner kule döner sahne döner sermaye döngel döngel orucu döngü dönme dönme dolap.−ğü dönülme dönülmek dönüm dönümlük.

dönüştürme dönüştürmek dönüştürücü dönüştürülme dönüştürülmek dönüştürüm dönüşüm dönüşümcü dönüşümcülük.−ğı dört ayaklılar dört beş dört bir dört bucak.−ğı dörtcihar 679 .−ğü dönüşümlü döpiyes dörder dördül dördün dördüncü dördüncü çağ dördüz dördüzleme dördüz yumrucuklar dört.−dü dört ayak.

dört çifte Dörtdivan (ilçe) dört dörtlük.−ği döşekli döşeli döşem döşemci 680 .−li dörtlük.−ğü dörtgen dört göz dört işlem dört kaşlı dörtkenar dört köşe dörtleme dörtlemek dörtlü dörtlü final.−ğü Dörtyol (ilçe) dörtnal dörtnala dörttek (tekne) dört yol dört yol ağzı dört yüzlü döş döşek.

−ği döşemesiz döşeniş döşenme döşenmek döşetilme döşetilmek döşetme döşetmek döşeyici döşeyiş döşgömü (pastırma) döteryum dövdürme dövdürmek dövdürtme dövdürtmek dövdürtülme dövdürtülmek dövdürülme 681 .döşemcilik.−ği döşeme döşemeci döşemeci çivisi döşemecilik.−ği döşemek döşemeli döşemelik.

−ği dövmek dövmelik.−ci döviz döviz kuru dövizzede dövme dövmeci dövmecilik.−ği dövülme dövülmek dövülüş dövünme dövünmek dövünüş dövüş dövüşçü dövüşken dövüşkenlik.−ği dövüşme dövüşmek dövüştürme dövüştürmek 682 .−ği dövme yapmak dövülgen dövülgenlik.dövdürülmek döveç.

dragoman dragon drahmi drahoma draje dram drama dramatik.−ği dramatikleşme dramatikleşmek dramatize etmek dramaturg dreç.−ci dren drenaj dretnot drezin dripling dripling yapmak drog drosera droseragiller dua duacı dua etmek duahan duayen 683 .

−ğı dudak benzeşmesi dudak boyası dudak çukuru dudakdeğmez dudak eşlemesi dudak kalemi dudaksıl dudaksıllaşma dudak tiryakisi dudak ünlüsü 684 .−ğı duble duble etmek dubleks dubleks daire dublör dublörlük.−ğı dublâj dublâjcı dublâjcılık.duba dubar dubara dubaracı dubaracılık.−ğü dubniyum duçar dudak.

−ğu Duma dumağı duman dumanlama 685 .−ğu duluk.dudak ünsüzü dudak yarığı dudu dudu dilli duetto duhul.−lü duhuliye duhuliye kartı duka dukalık.−ğı dul dulaptal otu dulaptal otugiller dulavrat otu dulda duldalama duldalamak duldalanma duldalanmak duldalı duldasız dulluk.

−ği durağanlaşma durağanlaşmak durağanlık.−ğı durakı duraklama duraklamak duraklatma duraklatmak duraklayış duraklı 686 .dumanlamak dumanlanma dumanlanmak dumanlı duman rengi dumansız dumdum Dumlupınar (ilçe) dumur dun duo dupduru duraç.−ğı durak.−cı durağan Durağan (ilçe) durağan elektrik.

−ğı duraksama duraksamak duraksamalı duraksamasız duraksayış duraksız dural duralama duralamak duralayış durallık.−ğı durdurma durdurmak durdurtma durdurtmak durdurulma durdurulmak durduruş durendiş durgu durgun durgunlaşma durgunlaşmak durgunlaştırma durgunlaştırmak 687 .duraklı dalga duraklık.

−ği Dursunbey (ilçe) duru durucu duruk.−ğu durum durumca durum eki 688 .−ğu durukluk.−ğu durgun şişkinlik.durgunluk.−ği durgül durma durmadan durmak duromer plâstik.−ğu duruksun durulama durulamak durulanma durulanmak durulaşma durulaşmak durulma durulmak durultma durultmak duruluk.

durum güldürüsü durum ortacı durum ulacı durum vaziyeti durup durup duruş duruşma duş duşak.−ğı duvakçı duvakçılık.−ğu dut pekmezi duvak.−ğu dutgiller dut kurusu dutluk.−ğı duşaklama duşaklamak Duşanbe duş kabini duş teknesi duş yapmak dut dutçuluk.−ğı duvak düşkünü duvaklama duvaklamak 689 .

duvaklanma duvaklanmak duvaklı duvaksız duvar duvar ayağı duvarcı duvarcılık.−ğı duvar dayağı duvar dişi duvar gazetesi duvar halısı duvar ilânı duvar kâğıdı duvar pası duvar resmi duvar saati duvar sarmaşığı duvar sedefi duvar takvimi duvar topu duvar yapmak duy duyar duyarga duyargalılar duyar kat 690 .

−ğı duyarsız duyarsızlaşma duyarsızlaşmak duyarsızlaştırma duyarsızlaştırmak duyarsızlık.duyarlı duyarlık.−ğı duyarlıklı duyarlılık.−ğu duygun duygunluk.−ğu duygusal duygusal düşünme 691 .−ğı duygulandırma duygulandırmak duygulanım duygulanış duygulanma duygulanmak duygulu duygululuk.−ğı duygan duygu duyguca duygudaş duygudaşlık.

−ğı duygusuz duygusuzluk.−ğu duyma duymak duymazlık.−ğu 692 .−ğu duyum eşiği duyum ikiliği duyumlu duyumölçer duyumsal duyumsama duyumsamak duyumsamazlık.−ğı duyumsatma duyumsatmak duyumsuz duyumsuzluk.−ğı duy priz duysal duyu duyulma duyulmak duyulmamış duyulur duyum duyumculuk.duygusallık.

−ğü düdükçü düdükleme düdüklemek düdüklü 693 .duyum yitimi duyurma duyurmak duyurmalık.−ğı duyuru duyurucu duyurulma duyurulmak duyurum duyuru tahtası duyusal duyuş duyuüstü düalist düalizm Dübbüasgar (Küçükayı) Dübbüekber (Büyükayı) dübel dübeş düden düdük.

düdüklü tencere düdük makarnası düello düellocu düet dügâh düğme düğmeci düğmecilik.−ğü düğüm düğüm düğümleme düğümlemek düğümlenme düğümlenmek düğümlü düğüm noktası düğümsüz 694 .−ği düğmek düğmeleme düğmelemek düğmelenme düğmelenmek düğmeli düğmesiz düğü düğüm düğümcük.

düğün düğün alayı düğüncü düğüncübaşı düğün çiçeği düğün çiçeğigiller düğün çorbası düğün dernek.−ği düğün evi düğün hamamı düğün pilâvı düğün salonu düğünsüz düğün yahnisi düğürcük.−ği dümbelek.−ği dümbelekçi 695 .−ğü dük dükkân dükkâncı düklük.−ğü düldül Düldül (Hz.Ali'nin atı) dülger dülger balığı dülgerlik.

−ğü dünürleşme dünürleşmek dünürlük.−ği dümen evi dümeni eğri dümen neferi dümensiz dümen suyu dümensiz dümtek dün dünden dünden bugüne dünit dünkü dünür dünürcü dünürcülük.dümdar dümdüz dümen dümen bedeni dümen boğazı dümenci dümencilik.−ğü dünya (gök cismi) Dünya (bilimsel 696 .

yayınlarda) dünya âlem dünyada dünya evi dünya görüşlü dünya görüşü dünya güzeli dünya kelâmı dünyalı dünyalık.−ğı dünya malı dünya nimeti dünya penceresi dünyevî düpedüz dürbün dürbünlü dürme dürmece dürmek dürtme dürtmek dürtü dürtükleme dürtüklemek dürtülme dürtülmek 697 .

dürtüş dürtüşleme dürtüşlemek dürtüşme dürtüşmek dürtüştürme dürtüştürmek dürü dürülme dürülmek dürülü dürülüş dürüm dürüm dürüm dürümleme dürümlemek dürüst dürüstlük.−ğü dürüst oyun dürüşt Dürzî dürzü düse düstur düş düş azması düşçü 698 .

düşçülük.−ğü düşe kalka düşen piyasa düşes düşeslik.−ğü düşkün olmak düşleme düşlemek düşman düşman ağzı düşmanca düşmanlaşma düşmanlaşmak 699 .−ği düşkü düşkün düşkünler evi düşkünler yurdu düşkünleşme düşkünleşmek düşkünlük.−ği düşeş düşey düşeyazma düşeyazmak düşey çember düşey düzlem düşeylik.

−ği düşüncellik.düşmanlık.−ğü düşüklük.−ği düşünce özgürlüğü düşüncesiz düşüncesizlik.−ğı düşmanlık etmek düşman olmak düşme düşmek düşmüş düşmüş olmak düşsel düşsüz düşük.−ği düşüncesizlik etmek düşündaş düşündürme düşündürmek düşündürmelik.−ği 700 .−ğü düşük yapmak düşün düşünce düşünce alışverişi düşüncel düşünceli düşüncelilik.

düşündürtme düşündürtmek düşündürücü düşünme düşünmek düşünme yasaları düşünsel düşüntü düşüntülü düşünücü düşünücülük.−ğü düşünülme düşünülmek düşünüm düşünür düşünürlük.−ğü düşünüş düşürme düşürmek düşürtme düşürtmek düşürülme düşürülmek düşürüm düşürüş düşüş düşüt 701 .

−ğı düz baskı düzce Düzce (ilçe) düzeç.−ci düzeçleme düzelme düzelmek düzelti düzeltici düzeltici jimnastik.−ği düzeltilme düzeltilmek 702 .düttürü düve düvel düven düvenci düven dişi düver düvesime düvesimek düyek düyun düz düzayak. −ği düzelticilik.

düzeltim düzeltme düzeltme işareti düzeltmek düzeltmen düzem düzeme düzemek düzen düzen açıklaması düzen bağı düzenbaz düzenbazlık.−ğı düzence düzenci düzencilik.−ği düzenleme düzenlemeci düzenlemek düzenlenme düzenlenmek düzenleşik.−ği düzenek.−ği 703 .−ği düzenleşim düzenleyici düzenli düzenlik.

−ği düzenli ordu düzensiz düzensizlik.−ği düzen teker düzey düzeyli düzeysiz düzeysizlik.−ğü düzgüsel düzgüsüz düz hekim Düziçi'ni (ilçe) düziko düzine düz kanatlılar Düzköy (ilçe) düzlek yapı düzlem düzleme düzlemek 704 .düzenlilik.−ği düzgü düzgülü düzgün düzgüncü düzgünlü düzgünlük.

−ğı düz tümleç.−ci düzülme düzülmek düzüm düzüm düz ünlü (*)E E ebabil ebat.düzlem geometri düzlem küre düzlemsel düzlenme düzlenmek düzleşme düzleşmek düzletme düzletmek düzlük.−ğü düzme düzmece düzmeci düzmecilik.−ği düzmek düz rakı düztaban düztabanlık.−dı 705 .

−ği ebemkuşağı ebesiz ebet.ebcet.−di ebcet hesabı ebe ebebulguru (kar) ebedî ebedîleşme ebedîleşmek ebedîleştirme ebedîleştirmek ebedîlik.−ği ebedî uyku ebediyen ebediyet ebegümeci ebegümecigiller ebekuşağı ebeleme ebelemek ebeleyiş ebeli ebelik.−di ebeveyn ebleh eblehleşme 706 .

−dı ece Eceabat (ilçe) ecel ecel beşiği ecel teri ecinni ecir.−ği eciş bücüş ecnebi ecnebilik.eblehleşmek eblehlik.−cri ecirlik.−bu ecdat.−ğu ebrulama ebrulamak ebrulî ebrulu ebucehil karpuzu ebülyoskop.−ği ecza eczacı eczacı kalfası 707 .−ği ebonit ebru ebrucu ebruculuk.

−ci edat tümleci ede edebî edebî eser edebikelâm edebî sanat edebî sanatlar edebiyat edebiyat bilimi edebiyatça edebiyatçı 708 .eczacılık.−ğu eczasız eçhel eda eda etmek edalı edat edat grubu edatlı edatlı tümleç.−ğı ecza çantası ecza dolabı eczahane ecza kutusu eczalı eczalı pamuk.

−ği edep yeri eder edevat edibane edik.−ği edilgen edilgen çatı edilgen fiil edilgenleşme edilgenleşmek edilgenleştirme 709 .−ğı edebiyatsever edebiyat tarihi edep.−bi edep etmek edepleniş edeplenme edeplenmek edepli edepli edepli edepsiz edepsizce edepsiz edepsiz edepsizleşme edepsizleşmek edepsizlik.edebiyatçılık.

−ğü edna Edremit (ilçe) edvar edvar musikisi 710 .−bi Edirne edisyon editör editörlük.−ci edinilme edinilmek edinim edinme edinmek edinti edip.−ği edilgenlik eki edilgi edilgin edilginlik.−ği edilme edilmek edim edimli edimsel edinç.edilgenleştirmek edilgenlik.

efe efece efekt efektif efelek.−ği efendim efil efil efkâr efkâr etmek efkârıumumiye efkârlanış efkârlanma efkârlanmak efkârlı 711 .−ği efeleniş efelenme efelenmek efeleşme efeleşmek efelik.−ği efelik etmek efemine efendi efendibaba efendice efendi efendi efendilik.

−ki Eflâk Eflâni (ilçe) eflâtun eflâtunî efor efrat.eflâk.−dı efsane efsaneleşme efsaneleşmek efsaneleştirilme efsaneleştirilmek efsaneleştirme efsaneleştirmek efsaneli efsanevî efsun efsunkâr efsunlama efsunlamak eften püften egale egale etmek ege Ege Egeli egemen 712 .

egemen güçler egemenlik.−ği egzotik çorba egzotizm egzoz egzozcu egzoz gazı eğdiriş eğdirme eğdirmek 713 .−ği eglog ego egoist egoistlik.−ği egoizm egosantrik egosantrizm egotizm egzama egzamalı egzamamsı egzersiz egzistansiyalist egzistansiyalizm egzogami egzomorfizm egzotik.

−ği eğik silindir eğik yazı Eğil (ilçe) eğilim eğilimli eğiliş eğilme eğilmek eğim eğimli eğimölçer eğimsiz eğin.−ci eğik.eğe eğeleme eğelemek eğer eğiç.−ğni eğinik.−ği eğik biçme eğik çizgi eğik düzlem eğiklik.−ği eğinme eğinmek eğinti 714 .

−ği eğitim dönemi eğitim enstitüsü eğitim fakültesi eğitimli eğitim programı eğitimsel eğitim sistemi eğitimsiz eğitme 715 .−ği eğitilme eğitilmek eğitim eğitim bilimi eğitimci eğitimcilik.eğir Eğirdir (ilçe) eğir kökü eğirme eğirmek eğirmen eğir mumu eğirtme eğirtmek eğiş eğitici eğiticilik.

−ği eğlencesiz eğlence yeri eğlendinlen alanı eğlendiri eğlendirici eğlendiriş eğlendirme eğlendirmek eğlenilme eğlenilmek eğleniş eğlenme eğlenmek eğlenti eğleşme 716 .−ği eğitsel eğitsellik.−ği eğlek.−ği eğleme eğlemek eğlence eğlence evi eğlenceli eğlencelik.eğitmek eğitmen eğitmenlik.

−ci eğmeçli eğmek Eğmür eğrelti eğrelti otu eğrelti otugiller eğreti eğretileme eğretilik.eğleşmek eğme eğmeç.−ği eğriliş eğrilme eğrilmek eğriltme eğriltmek eğrim eğrim eğrim eğri söz 717 .−ği eğrez eğri eğri büğrü eğrice eğri çehre eğrili eğrilik.

−hli ehlî ehlibeyt ehlidil ehlihibre ehlikeyf ehlikitap.−bi ehlisünnet ehlivukuf ehliyet ehliyetli 718 .eğritme eğritmek eğri yüz eğsi eh ehem.−bı ehlîleşme ehlîleşmek ehlîleştirilme ehlîleştirilmek ehlîleştirme ehlîleştirmek ehlisalip.−mmi ehemmiyet ehemmiyetli ehemmiyetsiz ehil.

−ği ehlizevk ehram Ehrimen ehven ehvenişer einstenyum ejder ejderha ejektör ek ekâbir ekalliyet ekarte etmek ek bileziği ek bütçe ek ders eke ekecek.ehliyetname ehliyetsiz ehliyetsizlik.−ği ekenek.−ği ek eylem ek fiil ek görev ekici ekili 719 .

−bi ekipman ek kök eklektik.−ği ekin iti ekin kargası ekinlik.−ği eklektizm eklem eklem bacaklılar ekleme ekleme dişi eklemek eklemeli eklemleme eklemlemek 720 .ekilme ekilmek ekim ekin ekin biti ekinci ekincilik.−ği ekinokok ekinoks Ekinözü'nü (ilçe) ekinti ekip.

eklemlenme eklemlenmek eklemli eklemliler eklemsiz eklemsizler eklenme eklenmek eklenti eklentiler ekler eklesil ekleşme ekleşmek ekleştirme ekleştirmek ekletme ekletmek ekli ekli püklü ekme ekmek ekmek.−ği 721 .−ği ekmek ağacı ekmek ayvası ekmekçi ekmekçilik.

ekmek dolması ekmek düşmanı ekmek kadayıfı ekmek kapısı ekmek kavgası ekmek kaygısı ekmek küfü ekmeklik.−ği ekmek mayası ekmek parası ekmeksiz ekmek tahtası ekmek tatlısı ekmek ufağı ekol.−ği ekonomist 722 .−ği ekonomik ambargo ekonomi politik.−ği ekolojik ortam ekolojist ekonometri ekonomi ekonomi coğrafya ekonomik.−lü ekolâli ekoloji ekolojik.

−ği eksik artık eksik etek.−ği eksiklenme eksiklenmek eksikli 723 .−ği eksantrik mili ekselâns eksen eksen oyuncu eksen ülke ekser ekseri ekseriya ekseriyet eksi eksibe eksik.ekonomizm ekopraksi ekose ek oylum ek ödenek.−ği ek poliçe ekran ekranda eksantrik.−ği eksik gedik.

−ği eksiksiz eksilen eksiliş eksilme eksilmek eksiltilme eksiltilmek eksiltme eksiltmek eksin eksi sayı eksi uç.−ği ekspertiz ekspertiz raporu ekspoze ekspozisyon ekspres ekspres yol ekspresyonist ekspresyonizm ekstern 724 .−cu ekskavatör ekspedisyon eksper eksperimantalizm eksperlik.eksiklik.

−ği ekşi limon ekşi maya ekşime ekşimek ekşimik.ekstern öğrenci ekstra ekstrafor ekstrasistol.−ğı ekşi surat ekşitilme ekşitilmek ekşitme ekşitmek ekşi yonca ekşi yoncagiller 725 .−ğı (bitki) ekşili ekşili çorba ekşilik.−lü ekstre ekstrem ekşi ekşi elma ekşi kiraz ekşikulak.−ği ekşimsi ekşimtırak.

ekşi yüz ek tahsisat ekti ektilik.−ği el elâ el adamı el âlem el alışkanlığı elaman elan el arabası elâstik elâstikî elâstikiyet el ayası Elâzığ elbasan tavası 726 .−li ekzotermik.−ği ekti püktüler ektirme ektirmek ektoderm ekü Ekvador ekvator ekvatoral.

−ği el çabukluğu el çantası elçek.−ği elçilik etmek elçilik uzmanı elçilik yapmak elçim elde elde bir 727 .−ği elbisesiz Elbistan (ilçe) el bombası elci elcik.elbaş (spor) elbet elbette Elbeyli (ilçe) el bezi el bilgisayarı el birliği elbise elbise dolabı elbiseli elbiselik.−ği elçi elçilik.

−ği elektrifikasyon elektrik.−yı elebaşılık.−ği elekçi elekçilik.−ği elektrik anahtarı elektrik çarpması elektrikçi elektrikçilik.−ği elektrik dinamosu 728 .−ği eleklik.eldeci el değirmeni eldeli elden elden düşme elden ele eldesiz Eldivan (ilçe) eldiven eldivenli eldivensiz el duşu elebaşı.−ğı eleğimsağma eleji elek.

elektrik direği elektrik düğmesi elektrik fabrikası elektrik feneri elektrik fırını elektrik fincanı elektrik kaynağı elektrikleme elektriklemek elektriklendirme elektriklendirmek elektriklenme elektriklenmek elektrikli elektrikli basaç.−cı elektrikli daktilo elektrikli ısıtıcı elektrikli sandalye elektrikli tren elektrik ocağı elektrik saati elektrik santrali elektrik sayacı elektriksiz elektrik süpürgesi elektrik teli elektrik üreteci 729 .

elektrik yayı elektirk zili elektro elektroansefalog− rafi elektroansefa− logram elektrobiyoloji elektrodinamik.−ği elektromanyetik dalgalar elektromanyetik 730 .−ği elektrodinamo− metre elektrodiyaliz elektrofil elektrofon elektrogitar elektrojen elektrokardiyograf elektrokardiyografi elektrokardiyogram elektrokimya elektrolit elektrolit dengesi elektroliz elektromanyetik.

güç. −yni elektronik çalgı elektronik çalgılar elektronikçi elektronik müzik.−ti elektron lâmbası elektron mikroskobu elektropozitif elektroradyoloji elektrosaz 731 .−cü elektromanyetizma elektromekanik.−ği elektrometalürji elektrometre elektromıknatıs elektromobil elektromotor elektron elektron akışı elektron demeti elektronegatif elektron gazı elektronik.−ği elektronik beyin.−ği elektronik saat.

elektroskop.−bu elektrostatik.−du elektroteknik.−ği el ele elem eleman eleman sayısı eleme el emeği elemek element eleme sınavı elemge elemli elemsiz elenme elenmek elense (çekmek) elenti el erimi el erki Eleşkirt (ilçe) eleştirel 732 .−ği elektrostatik serpme elektroşok elektrot.

−ği eleştirilme eleştirilmek eleştirim eleştirimci eleştirimcilik.−ği el falı el feneri el freni elgin el gün elhak Elham elhamdülillâh elhâsıl 733 .−ği el etmek elezer elezerlik.eleştiri eleştirici eleştiricilik.−ği eleştirmek eleştirmeli eleştirmen eleştirmenlik.−ği eleştirme eleştirmeci eleştirmecilik.

−di eliptik.−ği eli sıkı eli sopalı el işçiliği el işi el işi kâğıdı 734 .−ği eli selek.−ği el ilânı elim eli maşalı eline çabuk.el havlusu eli açık.−ğu elif elifba elifî eli geniş eli hafif elik.−li elipsoit.−ğı eli ağır eli bayraklı eli boş eli böğründe eli çabuk.−ğu elips elipsoidal.

−ği ellilik.−ği ellinci ellişer elma elmabaş (tepeli dalgıç) elmacı 735 .elit eli uz eli uzun eli yatkın eli yordamlı el kantarı el kapısı el keseri el kılavuzu elkızı el kiri el kitabı elleme ellemek ellenme ellenmek elleşme elleşmek elli ellik.

−ğı elma çayı Elmadağ (ilçe) Elmalı (ilçe) elmalık.elmacık.−ğı elmacık kemiği elmacılık.−ğı elmas elma sirkesi elmasiye elmaslı elmastıraş elma suyu elma şarabı elma şekeri elma şurubu elmek eloğlu el oltası elöpen (kertenkele) el sabunu el sanatları el sözlüğü el şakası el tası el telefonu el telsizi 736 .

elti eltieltiyeküstü eltilik.−ği elverişsiz elverişsizlik.−ği el topu el ulağı el ulaklığı el uzluğu elvan elvan elvan elveda.−ı elverişli elverişlilik.−ği elverme el verme (tarikat) elvermek elyaf el yatkınlığı el yazısı el yazması el yordamı elzem em emanet emanetçi emanetçilik.−ği 737 .

−ği emaret emay emaye emaylama emaylamak embriyolog.−ci emek.−ği emekçi emekçilik.−ğu embriyoloji embriyon emcek.emanet dolabı emaneten emanet etmek emanetullah emare emarecik.−ği emekleme emekleme çağı emekleme dönemi 738 .−ği emcik.−ği emdirme emdirmek emdirtme emdirtmek emeç.

−mri emirber emirberlik.−ği emeklilik çağı emekli maaşı emekli olmak emeksiz emeksiz evlât.emeklemek emekli emekli aylığı emekli ikramiyesi emeklilik.−ği emilme emilmek emin emin olmak Eminönü'nü (ilçe) emir.−ği 739 .−dı emektar emektarlık.−ğı emel emen Emet (ilçe) emici emici kıllar emici tüyler emik.

−ki emlâk bürosu emlâkçi emlâkçilik.−ği emirname emir subayı emisyon emiş emişme emişmek emiştirme emiştirmek emlâk.−ği emir cümlesi emir çavuşu Emirdağ (ilçe) emir eri Emirgazi (ilçe) emir kipi emir kulu emirlik.−ği emme emme basma 740 .emircik.−ği emlâk vergisi emleme emlemek emlik.

−di empermeabl emperyalist emperyalizm empoze empoze etmek empresyon empresyonist empresyonizm 741 .−ci emmek emmi emmioğlu emniyet emniyet amiri emniyet durağı emniyet düğmesi emniyet etmek emniyet kemeri emniyet kilidi emniyetli emniyet müdürü emniyet pimi emniyetsiz emniyetsizlik.−ği emniyet supabı emoroit.tulumba emmeç.

−ği emzik borusu emzikli emziksiz emzirilme emzirilmek emziriş emzirme emzirmek emzirtme 742 .−ği emtia emval.−li emzik.emprezaryo emprime emraz emre muharrer senet.−di emretme emretmek emreyleme emreylemek emrihak.−i emrivaki yapmak emsal.−li emsalsiz emsalsizlik.−kkı emrivaki.

−ği encikleme enciklemek encümen en çok.−ği encik.−ği en az enberi (gök bilimi) enbiya encam encek.emzirtmek en en alt enam enayi enayice enayicesine enayi dümbeleği enayileşme enayileşmek enayilik.−ğu endaht endam endam aynası endamlı endamsız endaze 743 .

endazeleme endazelemek endazesiz endeks endeksleme endekslemek endekslenme endekslenmek endeksli endemik ender enderun enderunlu endirekt endişe endişe etmek endişelenme endişelenmek endişeli endişesiz endişesizlik.−ği endoderm endogami endokrin endokrinoloji Endonezya Endonezyalı 744 .

−ğü en düşük düzey enek.endoskop.−ği endotermik.−ği enerjiklik.−ği eneme enemek enenme enenmek enerji enerjik.−ği enez Enez (ilçe) eneze enezeleşme enezeleşmek enfarktüs 745 .−ği endüksiyon Endülüs endüstri endüstrileşme endüstrileşmek endüstriyalizm endüstriyel en düşük.−bu endoskopi endoskopik.

enfeksiyon enfes enfiye enflâsyon enflâsyonist enflüanza enformasyon enformel enfraruj enfrastrüktür enfüsî engebe engebeli engebelik.−ği engebesiz engel engel balığı engelleme engellemek engellenme engellenmek engelleyiş engelli engelli koşu engel olmak engel sınavı engelsiz 746 .

−ğü enlem enlem dairesi enlemesine enli enlice 747 .−ği engerekgiller engerek otu engin enginar enginleşme enginleşmek enginlik.engerek.−ği enikleme eniklemek enikonu enine boyuna enir enişte enjeksiyon enjeksiyoncu enjekte etmek enjektör enkaz en küçük.−ği engizisyon enik.

−ği entegrasyon entegre 748 .−ği enstalâsyon enstantane enstantane fotoğraf enstitü enstrüman enstrümantal.enlilik.−ği ensülin entari entarilik.−ği enöte (gök bilimi) ense ense çukuru ense kökü enseleme enselemek enselenme enselenmek enser ensesi kalın ensiz ensizlik.−li enstrümantalizm enstrümantal müzik.

entel entelekt entelektüalizm entelektüel entelektüellik.−ğı enterfon enterkoneksiyon enternasyonal.−ği entelekya enteresan enteresanlık.−ğı en uygun en üst 749 . −ği enternasyonalizm enterne enterne etmek entertip entimem entipüften entomoloji entomolojist entrika entrikacı entrikacılık.−li enternasyonalci enternasyonalcilik.

en üst düzey enva.−ğü 750 .−ı envaiçeşit.−ği epikerem epikriz Epikürcü Epikürcülük.−ği enzim eosen epe eper epey epeyce epeyi epidemi epidemioloji epiderm epifit epigenez epigrafi epigram epik.−di envaiçeşitli envaitürlü envanter envestisman en yüksek.

−du epistemoloji epitel epitelyum epizot.−ği ercik.−du epope e−posta eprime eprimek epsilon er eradikasyon erat Erbaa (ilçe) erbain erbap.−ği epilog.−ğı er bezi erbin erbiyum erce ercecik.−ği 751 .−ğu episot.−bı erbaş erbaşlık.epilepsi epileptik.

Erciş (ilçe) Erciyes Erdek (ilçe) erdem erdemli Erdemli (ilçe) erdemlilik.−ği er ekmeği ereksel ereksel neden eren Erendiz (Jüpiter) Erfelek (ilçe) erg 752 .−ği erdirme erdirmek er dişi er dişilik.−ği erdemsiz erdemsizlik.−ği ereklilik.−ği erek bilimi erekçilik.−ği Ereğli (ilçe) erek.−ği erden erdenlik.

Ergani (ilçe) erganun er geç ergen ergene ergenleşme ergenleşmek ergenleştirme ergenleştirmek ergenlik.−ği ergen olmak ergi ergilik.−ği ergime ergime ısısı ergimek ergime noktası ergime yasası ergimiş ergimiş maden ergin erginleme erginlemek erginlenme erginlenmek erginleşme erginleşmek 753 .

−ği ergitme ergitmek ergonomi erguvan erguvangiller erguvanî erigen erik.−ği erik marmelâdı erik pestili erik rakısı erik reçeli eril erillik.−ci erinçli 754 .−ği erim erime erimek erim erim erimez erin erincek.−ği erinç.erginlik.−ği erik hoşafı erik kompostosu eriklik.

−ği erinme erinmek erinsiz erirlik.−ği eristik.−ği erişme erişmek erişte eriştelik.erinçsiz erinlik.−ği eriştirme eriştirmek eriten eritici eritilme eritilmek eritiş eritme eritmek eritme peynir 755 .−ği eriş erişilme erişilmek erişim erişkin erişkinlik.

−ci erkeçsakalı (bitki) erkek.−ği erkân kürkü erkân minderi erke erkeç.eritrosit eriyik.−bi erkânıharplik.−ği eriyiş erk erkân erkânıharbiyei− umumiye erkânıharp.−ği erkek anahtar erkek bakır erkekçe erkekçil erkek demir erkek erkeğe erkek fiş erkek işi erkeklenme erkeklenmek erkekler hamamı erkekleşme 756 .

−ği erkeksiz erkek terzisi erken erken bunama erkence erkenci erkenden erkete erketeci erketecilik.−ği erketelik.erkekleşmek erkekli erkekli dişili erkeklik.−ği erkekli kadınlı erkeklik organı erkek organ erkeksi erkeksilik.−ği erklilik.−ği 757 .−ği erkli erklik.−ği erkinlik.−ği erkin erkinci erkincilik.

−ği erotizm erozyon erselik.−ği erme ermek Ermenek (ilçe) Ermeni Ermenice er meydanı ermin ermiş ermişlik.−ği erseliklik.−ği erseme ersemek 758 .−ği erlik.−ğu erotik.−ği eroin eroinci eroincilik.erksizlik.−ğı eros erosal erosçu erosçuluk.−ği eroinman eroinmanlık.

−ği er suyu erte erteleme ertelemek erteleniş ertelenme ertelenmek erteleyiş ertesi Eruh (ilçe) ervah erzak erzatz Erzin (ilçe) Erzincan Erzurum es esami esans esaret esas esas duruş esasen esasî esaslandırma 759 .ersiz ersizlik.

−ği 760 .esaslandırmak esaslanma esaslanmak esaslı esassız esas vaziyet esatir esatirî esbabımucibe esbap.−bı esbak esef esef etmek esefle eseflenme eseflenmek esefli eselemek beselemek eseme esen esenleme esenlemek Esenler (ilçe) esenleşme esenleşmek esenlik.

esenlikli eser esericedit.−ği esire esir etmek esirgeme esirgemek 761 .−di esericedit kâğıdı eserme esermek esermek besermek esham esik.−ği esim esin esindirme esindirmek esinleme esinlemek esinlenme esinlenmek esinti esintili esintisiz esir esirci esircilik.

−du Eskil (ilçe) eskileşme eskileşmek 762 .esirgemezlik.−ği Eski Çağ eskiden Eski Dünya eski eserler eski kafalı eski kafalılık.−ği esirme esirmek esir olmak esiş eskalâsyon eskatologya eski eskice eskici eskicilik.−ğı eski kurt.−ği esirgenme esirgenmek esirgeyici esirgeyiş esirifiraş esirlik.

eskilik.−ği eskime eskimek Eskimo Eskimoca eskimsi Eskipazar (ilçe) eski püskü Eskişehir Eskişehir taşı eskitilme eskitilmek eskitme eskitmek eski toprak.−ğı eski tüfek.−ği esleme eslemek 763 .−ği eski yazı eskiyiş eskiz eskort eskrim eskrimci eskülâbî eslâf eslek.

−ğı esnaf loncası esnasında esnek.esma esmayıhüsnâ esmayışerife esme esmek esmer esmer amber esmerce esmerimsi esmer küf esmer küfler esmerleşme esmerleşmek esmerleştirme esmerleştirmek esmerlik.−ği esmer su yosunları esmer şeker esna esnaf esnaf ağzı esnaflık.−ği esnekleşme esnekleşmek 764 .

esnekleştirme esnekleştirmek esneklik.−ği espas espaslı Esperanto Esperantocu esperi Espiye (ilçe) espiyon espressivo espri esprili espritüel espri yapmak esrar esrarcı esrarcılık.−ğı esrarengiz 765 .−ği esneme esnemek esnetme esnetmek esneye esneye esneye gerine esneyiş esoterik.

−ği esriklik.−ği esrarkeş esrarkeşlik.−ği esrar kumkuması esrarlı esrar otu esrar perdesi esrar tekkesi esre esri esrik.−ği esrime esrimek esritme esritmek essah estağfurullah estamp estampaj estek köstek ester esterleşme estet estetik.−ği 766 .−ği estetikçi estetikçilik.esrarengizlik.

−bı esvaplık.−cı eş basınçlı eş başkan eş biçim eş biçimli eş biçimlilik.−ğı eş eş adlı eş adlılık.estetizm estireç.−ğı eş anlam eş anlamlı eş anlamlılık.−bı eş bacaklılar eş basınç.−ği eş çekim 767 .−ci estirilme estirilmek estirme estirmek estomp esvap.−ği eş cinsel eş cinsellik.−ğı eşantiyon eşarp.

−ği eşek arısı eşekbaşı eşek cenneti eşekçe eşekçi eşek davası eşek dikeni eşek hıyarı eşek inadı eşek kafalı eşekkulağı (bitki) eşekleşme eşekleşmek eşeklik.−ği eşek otu eş eksenli eşek sıpası eşeksırtı (çatı şekli) 768 .eş değer eş değerli eş değerlik.−ği eş deprem eş dost eşek.−ği eşek marulu eşek maydanozu eşekoğlu eşek.

−ği eşeyli üreme eşeysel eşeysiz eşeysiz çoğalma eş güdüm eş güdümcü eş güdümlü eşhas eşik.−ği eşeleme eşelemek eşelenme eşelenmek eşelmobil eşey eşeyli eşeylilik.eşek şakası eşelek.−ği eşilme eşilmek eşinme eşinmek eşir eşit eşit çenetli eşitçi 769 .

−ği eşkâl.−ği 770 .−ğı eşkin eşkinci eşkinli eşkinsiz eşlek.−li eş kanatlı eş kanatlılar eş kenar eşkenar dörtgen eşkenar üçgen eşkıya eşkıyalık.−ği eşitlik derecesi eşitlik eki eşitsiz eşitsizlik.eşitçilik.−ği eşitleme eşitlemek eşitlenme eşitlenmek eşitleşme eşitleşmek eşitleştirme eşitleştirmek eşitlik.

eşleksel eşlem eşleme eşlemek eşlemeli eşlemesiz eşlenik.−ği eşlenme eşlenmek eşleşme eşleşmek eşleştirme eşleştirmek eşli eşlik.−ği eşlik etmek eşme Eşme (ilçe) eşmek eş merkezli eşofman eş ölçüm eşraf eşraflık.−ğı eşref eşref saati eşribegâh 771 .

−bı et beni 772 .−ğı eş sıcak eğrisi eşsiz eşsizlik.eş sesli eş seslilik.−ğı eş zamanlılık.−ği eş sıcak.−ğı et etajer etalon etamin etanol.−lü etap.−ği eştirme eştirmek eşya eşyalı eş yapı eş yapım eş yükselti eş yükselti eğrisi eş zaman eş zamanlı eş zamanlı dil bilimi eş zamanlık.

−ği etelemek betelemek eten etene etenelenme etenelenmek eteneli eteneliler etenesiz etenesizler eter eterleme eterlemek eterleşme eterleşmek 773 .−ğü etek.−ği etçil etçiller eteği düşük.etçi etçik.−ği etek bezi etek dolusu etek kiri etekleme eteklemek etekleyiş eteklik.

−ği etine dolgun etioloji Etiyopya Etiyopyalı et kafalı 774 .eterleştirme eterleştirmek etıbba Eti etik.−ği etiketleme etiketlemek etiketlenme etiketlenmek etiketli etiketlik.−lü etilen Etimesğut (ilçe) etimolog.−ği etiketsiz etil etil alkol.−ği etiket etiketçi etiketçilik.−ğu etimoloji etimolojik.

−ği 775 .−ği et kesimi et kırımı etki etkileme etkilemek etkilenme etkilenmek etkileşim etkileşme etkileşmek etkileyici etkili etkililik.etken etken fiil etkenlik.−ği etkinleşme etkinleşmek etkinleştirme etkinleştirmek etkinlik.−ği etkili olmak etkime etkimek etkin etkinci etkincilik.

−ği etlenme etlenmek etli etli bitki etli butlu etli canlı etli ekmek.−ği etlik.−ği etli meyve etli pide et lokması etme etmek etmen etnik.−ğu 776 .−ği etnograf etnografya etnolog.etkin okul etkin öğretim etkisiz etkisizleşme etkisizleşmek etkisizleştirilmiş etkisizleştirme etkisizleştirmek etkisizlik.

etnoloji etnolojik.−ği etobur etoburlar etokrasi etol.−ğı et unu etüt.−dü etüt etmek etüv 777 .−ği ettirme ettirmek ettoprak.−lü etraf etraflı etraflıca et sığırı et sineği etsiz et sotesi et suyu et şeftalisi et tavuğu ettirgen ettirgen çatı ettirgen fiil ettirgenlik.

etyaran etyemez etyemezlik.−ği evcilleşme evcilleşmek evcilleştirilme evcilleştirilmek evcilleştirme evcilleştirmek evcillik.−ği evcikkıran evcil Evciler (ilçe) evcil hayvan evcilik.−ği evcimen evç.−ği ev ev adamı ev altı evaze ev bark evcara evce evcek evci evcik.−ci 778 .

−vci evin 779 .evdeci evdemonizm evdeş evecen evecenlik.−ği evegen ev ekmeği ev ekonomisi evelemek gevelemek everme evermek ev eşyası evet evet efendimci evetleme evetlemek ev gailesi evgin ev halkı evham evhamlanma evhamlanmak evhamlı evhamsız eviç.

−ği 780 .−ği evlâdüıyal evlât.−ği evirtim evirtmek evi sırtında ev işi eviye eviye sifonu ev kadını evkaf ev kirası evlâ evlâdiyelik.−ğı evlâtsız evlek.−dı evlât edinmek evlâtlı evlâtlık.evinlenme evinlenmek evinli evinsiz evire çevire evirgen evirme evirmek evirtik.

evlekleme evleklemek evlendirilme evlendirilmek evlendirme evlendirmek evleniş evlenme evlenmek evlenmek barklanmak evleviyet evleviyetle evli evli barklı evlik.−ği evlilik.−ğı evliya otu evolüsyon evrak evrak çantası evrak dolabı evrak memuru 781 .−ği evlilik birliği evlilik dışı evliya evliyalık.

−ği evrimleşme evrimleşmek evrişik.evrat.−ği evrilir evrim evrimci evrimcilik.−ği evrik.−ğı 782 .−dı evre evren Evren (ilçe) evren bilimi evren bilimsel evren doğumu evren pulu (mika) evrensel evrenselleşme evrenselleşmek evrenselleştirme evrenselleştirmek evrensellik.−ği evropiyum evsaf ev sahibi evsel evsel atık.

evseme evsemek evsin ev sineği evsiz evsiz barksız evvel evvelâ evvelce evvelden evveli evveliyat evvelki evvelsi evye ev yemeği ey eyalet eyer eyerci eyercilik.−ği eyer kaltağı eyer kaşı eyerleme eyerlemek eyerlenme eyerlenmek 783 .

−ği eylemsizlik ilkesi eylül Eynesil (ilçe) eytam eytam maaşı eytişim eytişimsel Eyüp (ilçe) eyvah eyvallah eyvan eyyam eyyam ağası eyyamcı 784 .eyerli eyersiz eyitmek eylem eylemci eylemcilik.−ği eylemsi eylemsiz eylemsizlik.−ği eyleme eylemek eylemli eylemlik.

−ğı eyyam efendisi eza eza cefa ezan ezancı ezanî ezanî saat.−ti ezan saati ezansız ezan vakti ezber ezberci ezbercilik.−ği ezberden ezbere ezber etmek ezberinde ezberleme ezberlemek ezberlenme ezberlenmek ezberletme ezberletmek ezberleyiş ezcümle ezdirme 785 .eyyamcılık.

−ği ezici ezik.−ci ezgilenme ezgilenmek ezgileşme ezgileşmek ezgileştirme ezgileştirmek ezgili ezgin ezgince ezginlik.−ği ezik büzük.ezdirmek ezdirtme ezdirtmek ezel ezel ebet ezelî ezelî ebedî ezelî takdir ezercesine ezgi ezgiç.−ği ezile büzüle ezilgen 786 .−ğü eziklik.

−li faaliyet fa anahtarı fabl.−li fabrika 787 .eziliş ezilme ezilmek ezilmiş ezilmişlik.−ği ezim evi ezim ezim ezinç.−ci Ezine (ilçe) ezinti eziyet eziyet etmek eziyetli eziyetsiz ezkaza ezme ezme boya ezmek ezofori (*)F F fa faal.

−ğü facia facialaşma facialaşmak facialı factoring faça faça etmek façalı façeta façetalı façuna façuna etmek façunalık.−ği 788 .fabrikacı fabrikadan satış merkezi fabrikasyon fabrikatör fabrikatörlük.−ğı fagosit fagositoz fagot fağfur fağfurî fahiş fahişe fahişelik.

fahrenhayt fahrî fahrî konsolos fahriye fahte fahur faik.−krı 789 .−kı faikıyet fail faili meçhul failimuhtar fainal four fair−play faiz faizci faizcilik.−ği faiz fiyatı faiz haddi faizlendirme faizlendirmek faizli faiz oranı faizsiz fak fakat fakfon fakır.

fakih fakir fakirane fakirce fakir cevher fakir fukara fakirhane fakirizm fakirleşme fakirleşmek fakirleştirme fakirleştirmek fakirlik.−ği faks faksimile fakslama fakslamak faktitif faktör fakül fakülte fakülteli fal falaka falakacı falakalı falan 790 .

−ği fanatizm fanfan 791 .falanca falan festekiz falan feşmekân falan fıstık falan filân falanca falanıncı falanj falanjist falcı falcılık.−ğı falçete falez falihayır.−yrı fallus falname falso falsolu falsosuz falso yapmak fal taşı falya falyanos familya fanatik.

gelip geçici) fâni dünya fanilâ fânilik.−ği fantaziye fantazya fantazyalı fantezi fantezist fanti fantom fanus fanuslu fanya fanyol far farad faraş 792 .fanfar fanfin fanfin etmek fangri fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü.−ği fanta fantasma fantastik.

faraza farazî faraziyat faraziye farba farbala fare fare deliği faredişi (oya) farekulağı (bitki) farekuyruğu (testere) farenjit fare otu farfara farfaracı farfaracılık.−ğı farıma farımak fariğ fariğ olmak farika faril Farisî fariza fark 793 .−ğı farfaralık.

−ği farmakognozi farmakolog.−li 794 .−ğı farksız farksızlaşma farksızlaşmak farksızlık.−ğu fars Fars Farsça farta furta fart furt farz farz etmek farzımuhal.−ğu farmakoloji farmason farmasonluk.fark etmek farklı farklıca farklılaşma farklılaşmak farklılaştırma farklılaştırmak farklılık.−ğı farmakodinami farmakodinamik.

farz olmak farz olunmak Fas fasa fiso fasarya faset fasıl.−ğı 795 .−slı fasıla fasılalı fasılasız fasıl heyeti fasih fasikül fasile fasit fasit daire fasit olmak faska fasla fasla fasletme fasletmek Faslı fason fasone fason imalât fassal fassallık.

−ği faşizan faşizm fatalist fatalite fatalizm Fatımî Fatımiye fatih Fatih (ilçe) Fatiha fatihane Fatsa (ilçe) 796 .fast food fasulye fasulyegiller fasulye pilâkisi fasulye piyazı faş faş etmek faşır faşır faşing faşist faşistleşme faşistleşmek faşistleştirme faşistleştirmek faşistlik.

fatura faturalama faturalamak faturalı faturalı yaşam faturasız faul.−ğı fayda faydacı faydacıl faydacılık.−bı fayrap etmek 797 .−lü faullü faulsüz fauna fava favori fay fayans fayansçı fayansçılık.−ğı faydalanma faydalanmak faydalı faydasız fay hattı fayrap.

−ti feci fecir.−ği faz kalemi fazla fazlaca fazlalaşma fazlalaşmak fazlalık.−bi fecrisadık feda feda etmek fedaî fedaîce 798 .−ğu faz fazıl fazilet faziletkâr faziletli faziletsiz faziletsizlik.fayton faytoncu faytonculuk.−cri fecrikâzip.−ğı fazlalık etmek fazla olmak fecaat.

−li federalist federalizm federalleşme federalleşmek federasyon federatif federe feding fehamet fehametlû fehim.fedaîlik.−ğı federal.−kki Feke (ilçe) fekül fel felâh Felâhiye (ilçe) felâket 799 .−ği fedakâr fedakârca fedakârlık. −hmi fehmetme fehmetmek fehva fehvasınca fek.

−nni fena 800 .−ği felfelleme felfellemek feliks fellâh fellek fellek fellik fellik felsefe felsefeci felsefî feminist feminizm fen.felâketli felâketzede felç.−ci felç etmek felçli felç olmak feldmareşal.−ği felekiyat Felemenk Felemenkçe Felemenkli felfelek.−li feldspat felek.

−ği Fenike Fenikeli Fenike portakalı 801 .fena etmek fenafillâh fena hâlde fena kalpli fenalaşma fenalaşmak fenalaştırma fenalaştırmak fenalık.−ğı fenalık etmek fena olmak fena yapmak fen bilimi fenci fener fener alayı fener balığı fener balığıgiller fenerci fenercilik.−ği fenerli fenerli burgu fenersiz fenik.

−ği fer ferace feraceli feracelik.−lü fenomen fenomenal fenomenizm fenomenoloji fent.−ği feragat.−di feodal.−li feodalite feodalizm feodallik.fenlenme fenlenmek fennî fennî muayene fenol.−ti feragat etmek feragatli ferağ ferah ferah fahur ferah ferah ferahfeza ferahî 802 .

−ki ferahnakaşiran ferahnüma feraset ferasetli ferasetsiz ferç.ferahlama ferahlamak ferahlandırma ferahlandırmak ferahlanma ferahlanmak ferahlatıcı ferahlatma ferahlatmak ferahlık.−ğı ferahnak.−ği ferhane fer'î feribot ferih 803 .−ci ferda ferde ferdî ferdiyet ferdiyetçi ferdiyetçilik.

ferih fahur ferik.−ği feriştah ferişte Ferizli (ilçe) ferli ferma ferman fermanlı fermanlı deli fermantasyon fermejüp fermene fermeneci fermeneli ferment fermiyum fermuar fernez fersah fersah fersah fersahlık.−ği (piliç) ferik ferik elması feriklik.−ğı fersiz fersizleşme 804 .

−ği feryat.−shi fesleğen fes rengi festival.−dı fesatçı fesatçılık.−li fesuphanallah fetha fethetme 805 .−ğı feshedilme feshedilmek feshetme feshetmek fesih.−ti fesat.−dı feryat etmek feryat figan ferz fes fesahat.−ğı fesat kumkuması fesatlık.−di fertik.−ği fersude fert.fersizleşmek fersizlik.

−ci fevç fevç feveran feveran etmek fevk fevkalâde fevkalâde hâl.−li fevkalâdelik.−ği 806 .fethetmek Fethiye (ilçe) fetih.−thi fetihname fetiş fetişist fetişizm fetret fettan fettanca fettane fettanlaşma fettanlaşmak fettanlık.−ğı fetüs fetva fetvacı fetvahane fetvayişerife fevç.

−khı 807 .−ğu feyyaz feza fezleke fıçı fıçı balığı fıçıcı fıçıcılık.fevkalbeşer fevkanî fevrî fevrîlik.−ğı fıçılama fıçılamak fıkdan fıkıh.−yzi feyizlenme feyizlenmek feyizli feylesof feylesofça feylesofluk.−ği fevt fevt etmek fevt olmak fevvare feyezan feyiz.

−ğı fındık altını fındık ateşi fındık biti fındıkçı fındıkçılık.fıkırdak.−ğı fıkırdama fıkırdamak fıkırdaşma fıkırdaşmak fıkırdatma fıkırdatmak fıkırdayış fıkır fıkır fıkırtı fıkra fıkracı fıkracılık.−ğı fındık faresi fındıkî fındıkkabuğu (renk) 808 .−ğı fıkırdaklık.−ğı fıkrama fıkramak fıldır fıldır fıldır fındık.

fındıkkıran fındık kurdu Fındıklı (ilçe) fındıklık.−ğı fındık sıçanı fındık yağı fındıkyuvası (eldeki çukurluk) fır Fırat fırça fırçacı fırçacılık.−ğı fırdolayı fırdöndü fırfır (büzgülü süs) fır fır fırfırlı 809 .−ğı fırçalama fırçalamak fırçalanma fırçalanmak fırçalatma fırçalatmak fırçalayış fırçalı fırçalık.

−ğı fırıldak çiçeği fırıldanma fırıldanmak fırıldatma fırıldatmak fırıl fırıl fırın fırıncı fırıncılık.fırıldak.−ğı fırka fırkacı fırkacılık.−ğı fırıldakçı fırıldakçılık.−ğı 810 .−ğı fırında makarna fırın kebabı fırınlama fırınlamak fırınlanma fırınlanmak fırınlatma fırınlatmak fırınlı fırınlık.−ğı fırkata fırlak.

−ğı fırsat düşkünü fırsat yoksulu fırt fırt fırt fırtına fırtına kuşu fırtına kuşugiller fırtınalı fırtına uğrağı fırttırma fırttırmak fısfıs (püskürtme aracı) fıs fıs fısfıslama fısfıslamak 811 .fırlama fırlamak fırlatılma fırlatılmak fırlatış fırlatma fırlatmak fırlayış fırsat fırsatçı fırsatçılık.

−ğı fıstık çamı fıstıkçı fıstıkçılık.−ğı 812 .−ğı fıstık ezmesi fıstıkî fıstıkî makam fıstıklamak fıstıklık.fısfıslanma fısfıslanmak fısıldama fısıldamak fısıldanma fısıldanmak fısıldaşma fısıldaşmak fısıl fısıl fısıltı fısıltı gazetesi fısır fısır fısırtı fıskiye fıslama fıslamak fıslanma fıslanmak fıstık.

−ğı fışkın fışkırdak.fış fış fışıldama fışıldamak fışıltı fışırdama fışırdamak fışırdatma fışırdatmak fışır fışır fışırtı fışkı fışkılama fışkılamak fışkılık.−ğı fışkırık.−ğı fışkırış fışkırma fışkırmak fışkırtı fışkırtıcı fışkırtılma fışkırtılmak fışkırtma fışkırtmak fışlama 813 .

−ğı fıtık etmek fıtıklı fıtık olmak fıtrat fıtraten fıtrî fıtriye fi fiber fiberglas fibrin fibrinojen fidan fidan biti fidan boylu fidancık.−ği fideizm fideleme fidelemek fidelik.fışlamak fıtık.−ğı fidanlık.−ği fidye 814 .−ğı fide fideci fidecilik.

fidyeinecat fifre figan figan etmek figür figüran figüranlık.−ğu fiilî hizmet fiilî hizmet zammı fiilimsi fiiliyat fiil kökü 815 .−ğı figürasyon figüratif figüratif sanat figürlü fiğ fihrist fihristleme fihristlemek fiil fiil cümlesi fiil çekimi fiilen fiil gövdesi fiilî fiili bozuk.

fiil tabanı fikir.−kri fikir adamı fikir edinmek fikir hürriyeti fikir işçisi fikirleşme fikirleşmek fikirleştirme fikirleştirmek fikirli fikirsiz fikirsizlik.−ği fikir üretme fikir üretme toplantısı fikir yazısı fikren fikrî fikrisabit fikriyat fiks mönü fikstür fiktif fil filâman filân filânca 816 .

−gi filet fileto fil faresi filgiller filhakika fil hastalığı 817 .−ği filbahar filbahri fildekoz fildişi (renk) fil dişi fil dişi karası (renk) Fildişi Kıyısı fildişi rengi Fildişi Sahili file fil elması filenk.filân falan filân festekiz filânıncı filântrop filâriz filârizleme filârizlemek filârmoni filârmonik.

filigran filigranlı filika filikacı filinta Filipinler Filipinli filiskin Filistin Filistinli filiz filizcik.−ği filmleştirme filmleştirmek film müziği film yıldızı 818 .−ği filizî filizkıran filizleme filizlemek filizlenme filizlenmek filizli filkulağı (bitki) film filmci filmcilik.

−ğu filtre filtreli filtresiz filum filvaki.−li finalist finalizm finans finansal finanse etmek 819 .−ği filotillâ filoz filozof filozofça filozofik filozoflaşma filozoflaşmak filozofluk.−i fil yürüyüşü Fin final.−ğu filoloji filolojik.filo filojenez filoksera filolog.

−ğı fincan oyunu Fince fingirdek.finansman finansör fincan fincan böreği fincancı fincan fincan fincanlık.−ği fingirdeme fingirdemek fingirdeşme fingirdeşmek fingir fingir Fin hamamı Finike (ilçe) finiş fink (atmak) Finlândiya Finlândiyalı fino Fin−Ugor firak firaklı firar firar etmek 820 .

−ti firkateyn firkete firketeleme firketelemek firma firuze fisebilillâh fiskal fiske fiskeleme fiskelemek fiskos fiskos etmek fiskos masası fiskos sehpası 821 .−ği firkat.firarî firavun firavun faresi firavun inciri firavunlaşma firavunlaşmak firavunluk.−ğu fire firez firfiri firik.

−ği fit fitçi fitçilik.−ği fişekçi fişekhane fişekli fişeklik.fistan fistanlı fistanlık.−ği fitil fitilci 822 .−ğı fistansız fisto fistolu fistül fiş fişe fişek.−ği fişeklikli fişka fişleme fişlemek fişlenme fişlenmek fişli fişlik.

−ği fit olmak fitopatoloji fitre fiyaka fiyakacı fiyakalı fiyasko 823 .−ği fitne fücur fitne kumkuması fitneleme fitnelemek fitnelik.fitilleme fitillemek fitillenme fitillenmek fitilli fitil olmak fitilsiz fitin fitleme fitlemek fitlenme fitlenmek fitne fitneci fitnecilik.

−gu fiyonk makarna fiyort.−ği fizikçi fizik gücü fizikî fizikî coğrafya fizikî harita fizik kondisyonu fizikokimya fizik ötesi fiziksel fizik tedavi fizik tedavisi fizik tedavi uzmanı fizik yapısı fizyokrat fizyokratlık.−ğu 824 .−du fizibilite fizik.fiyat fiyatlandırma fiyatlandırmak fiyatlanma fiyatlanmak fiyatlı fiyonk.−ğı fizyolog.

−ği fizyolojist fizyonomi fizyoterapi fizyoterapist flâm flâma flâmacı Flâman Flâman atı Flâmanca flâmangiller Flâmenko Flâman kuşu flâmanlar flâmingo flândra flândra balığı flânel flâş flâş conta flâşör flâvta flebit flegmon fleol.−lü 825 .fizyoloji fizyolojik.

flit flitleme flitlemek flok flora flori florin floş flöre flört flört etmek flûrcun flûrya flüor flüoresan flüoresan lâmba flüoresans flüorışı flüorışıl flüorin flüorit flüorür flüt flütçü fob fobi Foça (ilçe) 826 .

−ğı fodra fodul fodulca fodulluk.−ğu 827 .−ği folklorist folk müziği folk sanatçısı folluk.−ğu fok fokgiller fokstrot fokurdak.−ğu folklorik.−ğı fokurdama fokurdamak fokurdatma fokurdatmak fokur fokur fokurtu fol folk folklor folklorcu folklorculuk.fodla fodlacı fodlacılık.

−ği fonetikçi fonksiyon fonksiyonalizm fonksiyonel fon müziği fonograf fonografi fonojenik.−ği fonolit fonolog.−ğu fonoloji fonotelgraf font fora forint form forma 828 .folyo kâğıdı fon fonda fonda etmek fondan fondip fondip yapmak fondöten fonem fonetik.

−ğı formalist formalite formaliteci formalizm formasyon format formatlama formatlamak formatlı formel formen formika formik asit.−di formalık.−lü formül formüle etmek formüler formülleşme formülleşmek formülleştirme formülleştirmek foroz foroz kayığı fors 829 .−ğı formaldehit.−di formol.forma başlık.

forsa forseps forslu forsmajör forte fortepiano fortissimo fort pense fortrak forum forvet fos fosfat fosfatlama fosfatlamak fosfatlı fosfor fosforışı fosforışıl fosforik.−di fosforlu fosforsuz fosgen fosil fosilleşme fosilleşmek 830 .−ği fosforik asit.

fosilli foslama foslamak foslatma foslatmak fosseptik.−ği fotofiniş fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık.−ğı fotoğrafhane 831 .−ği fosurdama fosurdamak fosurdatma fosurdatmak fosur fosur fosurtu foşa foşurdama foşurdamak foşurdata foşurdata foşurdatma foşurdatmak fota foto fotoakım fotoelektrik.

−bu fotoşimi fototaksi fototaktizm fototek fototerapi 832 .−ği fotokimya fotokinezi fotokopi fotokopici fotokopicilik.−ği fotokurgu fotolitografi fotomekanik.fotoğraflama fotoğraflamak fotoğraf makinesi fotojen fotojenik.−ği fotometre fotometri fotomodel fotomontaj fotomorfoz fotoroman fotosentez fotosfer fotoskop.

−ğı Fransa Fransız Fransızca Fransızlaşma Fransızlaşmak Fransızlaştırma Fransızlaştırmak Fransızlık.−ğı frank.fototropizm foya fön fötr fragman frak fraklı fraksiyon francala francalacı francalacılık.−ğı francalalık.−ğı fransiyum frapan frekans fren frenci 833 .−gı franlık.

−ği Frenk maydanozu Frenk menekşesi Frenk patlıcanı Frenk üzümü frenleme frenlemek frenlenme frenlenmek frenleyici fren mesafesi frenoloji 834 .frengi frengili Frengistan fren görevlisi Frenk Frenk asması Frenkçe Frenk çileği Frenk gömleği Frenk inciri Frenk lâhanası Frenkleşme Frenkleşmek Frenkleştirme Frenkleştirmek Frenklik.

−ği friksiyon frisa frişka fritöz friz frize kaplama früktoz fuar fuarcı fuarcılık.−du frigo frigorifik.fren yapmak frer fresk freze frezeci frezeleme frezelemek fribort.−ği frijider frijidite frikik.−hşu fujer 835 .−ğı fuaye fuel−oil fuhuş.

fukara fukara babası fukaralık.−ğı fukusgiller ful.−ğı fundamentalist fundamentalizm funda sıçanı funda tavuğu funda toprağı furgon furya fut futa futbol futbolcu fuzulî 836 .−lü fulâr fule full−time fulya fulya balığı fulya balığıgiller funda fundagiller fundalar fundalık.

fücceten fücur füg fülfül fülsüahmer fülüs füme fümerol.−u fürumaye füsun füsunkâr fütuhat fütuhatçı fütur fütursuz fütursuzca fütürist fütürizm fütürolog.−lü fünye Fürs füru.−ğu fütüroloji fütüvvet füze füzeatar füzen 837 .

füzesavar füzyometre füzyon (*)G G gabardıç.−cı gabardin gabari gabavet gabi gabilik.−ği gabin Gabon Gabonlu gabro gabya gabyacı gabyar gabya yelkeni gacırdama gacırdamak gacırdatma gacırdatmak gacır gacır gacır gucur gacırtı gaco 838 .

−ği gafillik etmek gaflet gaflet uykusu gafur gaf yapmak gag gaga 839 .−ği gadolinyum gadretme gadretmek gadrolma gadrolmak gadrolunma gadrolunmak gaf gaffar gafil gafilâne gafillik.gaddar gaddarca gaddar gaddar gaddarlık.−ğı gaddarlık etmek gaddar olmak gadir.−dri gadirlik.

−ği gaita gale galeyanlı gak gaklama 840 .gagaburun (gemi) gaga burun (insan) gagalama gagalamak gagalanma gagalanmak gagalaşma gagalaşmak gagalı memeli gagalı memeliler gagamsı Gagavuz Gagavuzca gâh gâhî gâhîce gaile gaileli gailesiz gailesizlik.−bi gaiplik.−ği gaip.

−bi galiz galon galoş galsame galvaniz galvaniz banyosu galvanizci 841 .−ssi galatımeşhur galebe galenit galeri galerici galeta galeta unu galeyan galeyan etmek gali galiba galibarda galibiyet galip.gaklamak gala galâksi galalit galat galatıhis.

galvanize galvanizleme galvanizlemek galvanizlenme galvanizlenmek galvanizletme galvanizletmek galvanizli galvanizm galvano galvanokoter galvanometre galvanoplâsti galvanoskop.−bu galvanotip galvanotipi galyot galyum gam gama gamaglobülin gama ışınları gamalı gamba gambot gamet gametli 842 .

gamlanma gamlanmak gamlı gamlılık.−ğı gamze Gana Ganalı Gang gangama teknesi gangliyan gangliyon gangster gangsterlik.−ğı gamsele gamsız gamsızlık.−ği gani gani gani gani gönüllü ganimet ganyan 843 .−ğı gammaz gammazlama gammazlamak gammazlanma gammazlanmak gammazlık.

−bi garaj garajcı garamî garanti garanti etmek garantileme garantilemek garantili garantisiz garantör garaz garazkâr garazkârlık.−bu 844 .−ğı garazlı garaz olmak garazsız garazsız ivazsız garbî garç gurç gard gardenparti gardenya gardıfren gardırop.gar garabet garaip.

−bi garip garip garipleşme garipleşmek gariplik.−ği garipseme garipsemek gark gark etmek gark olmak garni garnitür garnitürlü garnizon garoz garp.−ğı garez gargar gargara gargara yapmak gariban garibanlık.gardıropçu gardiyan gardiyanlık.−bı garpçı 845 .−ğı garibe garip.

−bı gasil.−ğu gastroenteroloji gastronom gastronomi gastroskop.−ğı garpkârî garplı garplılaşma garplılaşmak garplılaştırma garplılaştırmak garplılık.−ğu Garzan gaseyan gasıp.−sli gasletme gasletmek gasp gasp etmek gassal.−li gastrit gastroenterolog.−ğı garson garsoniyer garsonluk.−bu gastroskopi 846 .garpçılık.

−şyi gaşyolma gaşyolmak gato gauss gavot gâvur gâvurca gâvurcasına gâvur etmek gâvur eziyeti gâvur icadı gâvur inadı gâvurlaşma gâvurlaşmak gâvurluk.−ğu gâvurluk etmek gâvur olmak gayakol gaybubet gaybubet etmek gayda gaydacı gaye gayeli gayesiz 847 .gastrulâ gaşiy.

−ği gayrı (artık) gayri (başka) gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikabil gayrikabiliitiraz gayrikabilikıyas gayrikabilişifa gayrikabilitahmin 848 .gayet gayetle gayr.−i (başka) gayret gayret etmek gayretkeş gayretkeşlik.−ği gayretsiz gayretsizlik.−ği gayretlenme gayretlenmek gayretli gayretlilik.

−du gayrimahsus gayrimakul.−bi gayrimüsavi gayrimüslim gayrimüsmir gayrimütecanis gayrinizamî 849 .−lü gayrimalûm gayrimemnun gayrimenkul.−lü gayrimeskûn gayrimes'ul.gayrikabilitelâfi gayrikâfi gayrikanunî gayrikıyasî gayrilâyık gayrimahdut.−lü gayrimeşru gayrimezru gayrimuayyen gayrimuhtemel gayrimuntazam gayrimutabık gayrimümbit gayrimümkün gayrimünasip.

−li gazap.gayrisafi gayrisafi hâsılat gayrisafi millî hâsıla gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gayrivaki.−i gayrivarit.−bı gazaplandırma gazaplandırmak gazaplanma gazaplanmak gazaplı gaz bezi gaz bombası 850 .−di gayrivazıh gayur gayya gayya kuyusu gayz gayzer gayzerit gaz gaza gazal.

−ği gazino gazinocu 851 .gaz boyaması gaz detektörü gazeki gazel gazel damarı gazelhan gazelhanlık.−ği gazetelik.−ği gazhane gazışı gazışıl gazi Gazi Antep gaz ibiği Gaziemir (ilçe) gaziler helvası gazilik.−ğı gazeliyat gazelleme gazellemek gazellenme gazellenmek gazete gazeteci gazetecilik.

−ğu gazi olmak Gazi Osmanpaşa (ilçe) Gazipaşa (ilçe) gazlama gazlamak gaz lâmbası gazlanma gazlanmak gazlaşma gazlaşmak gazlaştırma gazlaştırmak gazlı gazlı bez gaz maskesi gaz ocağı gazoil gazojen gazolin gazometre gazometri gazoyl gazoz gazoz ağacı (argo) gazozcu 852 .gazinoculuk.

−ği geberme gebermek gebertilme gebertilmek gebertme gebertmek gebeş gebeşlik.−ğu gazölçer gaz ölçümü gaz sayacı gazsız gaz sobası gaz taşı gazup.−bu gazve gaz yağı gaz yuvarı gebe gebelik.−ği gebelik testi gebe olmak geberik.gazozculuk.−ği gebre gebreleme gebrelemek 853 .

gebrelenme gebrelenmek gebre otu gebre otugiller Gebze (ilçe) gece gece bekçisi gececi gece gündüz gece hayatı gece işçiliği gece kıyafeti geceki gecekondu gecekonducu gecekondulaşma gecekondulaşmak gece körlüğü gece kulübü gece kuşu geceleme gecelemek geceleri geceleyin geceli geceli gündüzlü gecelik.−ği 854 .

gece mavisi gece öğretimi gecesefası (bitki) gecesefasıgiller gece uçuşu gece yanığı gece yarısı gece yatısı gece yayı gecikilme gecikilmek gecikiş gecikme gecikmek gecikmeli gecikmesiz geciktirilme geciktirilmek geciktirim geciktirme geciktirmek geç geççe geçe geçek.−ği geçeli geçen 855 .

geçende geçenek.−ği geçici madde geçici teminat geçici plâka 856 .−ği geçgeç geçgeçleme geçgeçlemek geçgeç yapmak geçici geçicilik.−ği geçerlilik.−ği geçersiz geçersizleşme geçersizleşmek geçersizleştirme geçersizleştirmek geçersizlik.−ği geçenlerde geçer geçer akçe geçerleme geçerlemek geçerletme geçerletmek geçerli geçerlik.

−ği geçim yolu geçim zorluğu geçindirme geçindirmek geçinilme geçinilmek geçinim geçinme geçinme endeksi geçinmek 857 .−ği geçimlilik.geçiliş geçilme geçilmek geçim geçim derdi geçim dünyası geçim endeksi geçim göstergesi geçim kapısı geçimli geçimlik.−ği geçim sıkıntısı geçimsiz geçimsizleşme geçimsizleşmek geçimsizlik.

−ği geçirimsiz geçirimsizlik.−ği geçirici geçirilme geçirilmek geçirim geçirimli geçirimlilik.geçirgen geçirgenlik.−ği geçiriş geçirme geçirmek geçirtilme geçirtilmek geçirtme geçirtmek geçiş geçiş hakkı geçişim geçişli geçişme geçişmek geçişsiz geçiştirici geçiştirilme geçiştirilmek 858 .

−di geçit hakkı geçit resmi geçit töreni geçkin geçkinlik.−ği geçmez geçmez akçe geçmiş geçmişi kandilli geçmişi kınalı geçmiş zaman geçmiş zaman görünümü geçmiş zaman sıfat−fiili geda gedik.−ği gedikli gedilme 859 .geçiştirme geçiştirmek geçiş üstünlüğü geçit.−ği geçme geçmek geçmeli geçmelik.

−ği gelecek bilimi gelecekçi gelecekçilik.−ği geğrek batması gelberi gele gelecek.gedilmek Gediz (ilçe) gedme gedmek geğiriş geğirme geğirmek geğirti geğrek.−ği geleceklik hakkı gelecek zaman gelecek zaman görünümü gelecek zaman kipi gelecek zaman sıfat−fiili geleğen gelembe geleme gelen 860 .

−ği gelenekleşme gelenekleşmek gelenekleştirme gelenekleştirmek gelenekli geleneksel gelenekselleşme gelenekselleşmek Gelendost (ilçe) gelen geçen gelen giden geleni gelgeç gelgeççi gelgel gelgelelim gelgelli gelgit Gelibolu (ilçe) gelin gelin abla gelin alayı gelin alıcı gelinboğan 861 .−ği gelenekçi gelenekçilik.gelenek.

−ği gelincikgiller gelin çiçeği gelin etmek gelinfeneri (bitki) gelin hamamı gelin havası gelin kuşağı gelin kuşu gelinlik.−ği gelinlik çağı gelinlikçi gelinlik etmek gelinme gelinmek gelin olmak gelin otu gelinparmağı(üzüm) gelin teli gelip geçici gelir gelir dağılımı gelir gider gelir kaynağı gelir ortaklığı gelir vergisi 862 .gelin böceği gelincik.

geliş gelişigüzel gelişim gelişkin gelişme gelişmek geliştirici geliştirilme geliştirilmek geliştirme geliştirmek gelme gelmek gelmiç.−ği gemi enkazı gemi ızgarası gemi iskeleti gemi leşi gemilik.−ci gelmiş geçmiş gem Gemerek (ilçe) gemi gemi adamı gemi aslanı gemici gemicilik.−ği 863 .

gemi yatağı gemleme gemlemek gemlenme gemlenmek Gemlik (ilçe) gen gencecik.−ffı genel ağ genel başkan genel başkanlık.−ği gencelme gencelmek genç.−ğı 864 .−ci Genç (ilçe) genç irisi gençleşme gençleşmek gençleştirilme gençleştirilmek gençleştirme gençleştirmek gençlik.−ği gençten gene genel genel af.

−ği 865 . −ğü genel görüşme genel grev genel kadın genelkurmay genel kurul genel kütüphane genelleme genellemek genelleşme genelleşmek genelleştirilme genelleştirilmek genelleştirme genelleştirmek genellik.genel bütçe genel coğrafya genel dil bilimi geneleme genel ev genelge genel gider genel görünüm genel görünümlü genel görüşlü genel görüşlülük.

−ğü genel ölçek.−ğü genişleme genişlemek genişletilme genişletilmek genişletme genişletmek 866 .−ği genel sekreter genel sekreterlik.−ği genel uygunluk bildirimi genel yazman genel yetenek.genellikle genelmek genel müdür genel müdürlük.−ği genetik.−li generallik.−ği genel zekâ general.−ği geniş geniş açı genişçe geniş gönüllü geniş görüşlü geniş görüşlülük.

−ği geniş ufuklu geniş ünlü geniş yürekli geniş zaman geniş zaman görünümü geniş zaman sıfat−fiili genitif geniz.−ği genom gensoru gensoru önergesi 867 .−ği geniş mezhepli geniş ölçek.−nzi genizsi genizsileşme geniz ünlüsü geniz ünsüzü genleşme genleşmek genleşme kat sayısı genleşmeölçer genleştirme genleştirmek genlik.genişlik.

−ği gerçek dışı gerçek dışılık.−ğı gerçek kişi gerçekleme gerçeklemek gerçekleşme 868 .−ği genzel geoit.−ği geometrik çizim geometrik dizi geometrik yer gepegencecik. −ğu gerçek.−ği gerçekçi gerçekçilik.genzek.−di geometri geometrik.−ci gepgenç. −ğı gerçeğe uygun gerçeğe uygunluk.−ği gepegenç.−ci Gercüş (ilçe) gerçeğe aykırı gerçeğe aykırılık.

−ci Gerede (ilçe) 869 .−ğü gerçi gerdan gerdaniye gerdaniyebuselik.−ği gerçek mantarlar gerçek sayı gerçekte gerçekten gerçeküstü gerçeküstücü gerçeküstücülük.−ği gerdel gerdirilme gerdirilmek gerdirme gerdirmek gereç.−ği gerdanlık.−ğı gerdek.gerçekleşmek gerçekleştirilme gerçekleştirilmek gerçekleştirme gerçekleştirmek gerçekli gerçeklik.

−ği gerektirim gerektirme gerektirmek 870 .−ği gereklik kipi gereklilik.−ği gerekli gereklik.gere gere gereğince gerek.−ği gerekçe gerekçelendirme gerekçelendirmek gerekçeli gerekçesiz gerekirci gerekircilik.−ği gereklilik kipi gerekme gerekmek gerekseme gereksemek gereksinim gereksinme gereksinmek gereksiz gereksizlik.

gerelti geren gergedan gergedan böceği gergedangiller gergef Gerger (ilçe) gergi gergili gergin gergince gerginleşme gerginleşmek gerginleştirici gerginleştirme gerginleştirmek gerginlik.−ği geri geriatri gerici gericilik.−ği gerileme 871 .−ğı gerilek.−ği geri hizmet geri kafalı geri kalmış geri kalmışlık.

−ğı gerillâlaşma gerillâlaşmak gerillâ savaşı gerilme gerilmek gerine gerine geriniş gerinme gerinmek geri ödeme 872 .−ği gerilim gerilimli gerilimölçer gerilim ölçümü gerilimsiz geriliş gerillâ gerillâcı gerillâcılık.gerilemek geriletme geriletmek gerileyici gerileyici benzeşme gerileyiş gerili gerilik.

−ği Germanofil germanyum germe germek germen Germencik (ilçe) gerundium Gerze (ilçe) gerzek.−ğü geriye dönüş geriz geri zekâlı Germanist Germanistik.−ği gerze tavuğu gestalt gestapo getiri getirilme getirilmek 873 .geri plân gerisingeri gerisingeriye geriş geri tepme geri vites geriye dönük.

−ği gevezelik etmek gevher geviş geviş getirenler geviş getirmeyenler gevme gevmek 874 .−ği geveze gevezelenme gevezelenmek gevezelik.getirim getirimci getirimli getiriş getirme getirmek getirtme getirtmek getr getto Gevaş (ilçe) geveleme gevelemek geveleyiş geven gevenlik.

−ği gevrekçi gevrekçilik.gevrecik gevrek.−ği gevşek ağızlı gevşeklik.−ği gevşek vurgu gevşeme gevşemek gevşetici gevşetilme gevşetilmek gevşetme gevşetmek gevşeyiş geyik.−ği gevreme gevremek gevretilme gevretilmek gevretme gevretmek gevşek.−ği geyik böceği geyik böcekleri geyik dikeni 875 .−ği gevreklik.

−ği 876 .−ği gezgin satıcı gezi gezici gezicilik.geyikdili (bitki) geyikgiller geyik muhabbeti geyik otu geyşa Geyve (ilçe) gez gezdirilme gezdirilmek gezdiriş gezdirme gezdirmek gezegen gezegenler arası gezeğen gezeleme gezelemek gezenti gezerçalar gezgin gezginci gezgincilik.−ği gezginlik.

−ğu geziliş gezilme gezilmek gezimcilik.gezici topluluk.−ği geziniş gezinme gezinmek gezinti gezinti yeri geziş gezi yazısı gezleme gezlemek gezlik.−ğı gıcıkça gıcık etmek gıcıklama gıcıklamak gıcıklanma gıcıklanmak gıcıklayış gıcık olmak 877 .−ği gezme gezmek gezmen gıcık.

−ğı gıdıklama gıdıklamak gıdıklanma gıdıklanmak gıdıklayış gıdım gıdım gıdım 878 .gıcır gıcırdama gıcırdamak gıcırdatma gıcırdatmak gıcırdayış gıcır gıcır gıcırtı gıcırtılı gıcırtısız gıda gıdaklama gıdaklamak gıdaklayış gıdalı gıda rejimi gıdasız gıdasızlık.−ğı gıdı gıdı gıdık.

gıgı gık gıldır gıldır gıllıgış gıllıgışlı gıllıgışsız gıllügiş gıllügişli gıllügişsiz gına gıpta gıpta etmek gır gırç gırç gırgır gır gır gırgırcı gırgırlama gırgırlamak gırıl gırıl gırla gırnata gırnatacı gırt gırt gırt gırtlak.−ğı gırtlak çıkıntısı 879 .

−bı gıyap kararı gıybet gıybetçi gıybet etmek gıy gıy gıygıy gıygıycı gibi gibilerden gibisi gibisinden gicişme 880 .gırtlaklama gırtlaklamak gırtlaklaşma gırtlaklaşmak gırtlaklayış gırtlaksı gırtlak ünsüzü gırtlama gırtlamak gıyaben gıyabında gıyabî gıyabî hüküm.−kmü gıyabî tutuklama gıyap.

gicişmek gide gide gideğen gider giderayak giderek gideren alan giderici giderilme giderilmek giderme gidermek gidertme gidertmek gidi gidici gidiliş gidilme gidilmek gidimli gidip gelme gidiş gidiş alayı gidişat gidiş dönüş gidiş geliş gidişme 881 .

gidişmek gidon gilâburu gine Gine Gineli ginseng gipür giranbaha giray girdap.−ği girift giriftar giriftar olmak giriftlik.−bı girdi girdisi çıktısı giren girenleme girenlemek Giresun girgin girginlik.−ği girift tezyinat giriftzen giriliş girilme 882 .

−ği girişimölçer girişim ölçme giriş işlemi giriş kapısı giriş kartı giriş katı girişken girişkenlik.girilmek girim girimlik.−ği girişik bezeme girişik cümle girişik tamlama girişilme girişilmek girişim girişimci girişimcilik.−ği 883 .−ği girişlik.−ği girinti girintili girintili çıkıntılı girintisiz girintisiz çıkıntısız giriş girişik.

girişme girişmek giriş ücreti Girit Girit kekiği Giritli girizgâh girme girmek girmelik.−ğı gitarist gitgide gitme gitmek gittikçe giydirici giydirilme giydirilmek giydiriş giydirme giydirmek giyecek.−ği giyiliş 884 .−ği gişe gitar gitarcı gitarcılık.

−di giyme giymek giyotin giysi giz gizem gizemci gizemcilik.giyilme giyilmek giyim giyim evi giyim kuşam giyimli giyimli kuşamlı giyinik.−ği giyiniş giyinme giyinmek giyiş giyit.−cü gizlem gizleme 885 .−ği gizemli gizemsel gizil gizil güç.

−ği gizliden gizliye gizli dernek.gizlemek gizlemli gizlenilme gizlenilmek gizleniş gizlenme gizlenmek gizlenmiş gizleyiş gizli gizlice gizli celse gizli cemiyet gizlicilik.−ği gizli dil gizli din gizli duruşma gizli gizli gizli kapaklı gizlilik.−ği gizli oturum gizli oy gizli polis gizli sıtma gizli şeker (hastalık) 886 .

−ğu gocuklu gocundurma 887 .−ğu glâsyoloji glâyöl glikojen glikol.−li globalleşme globalleşmek globülin glokom glokoni glüten glüten ekmeği glüten tutkalı gnays goblen gocuk.gizli yama glâdyatör glâse glâsnost glâsyolog.−lü glikoz glikozit.−di glikozüri gliserin global.

−ği gotik harfler 888 .−ğı gonca gondol gondolcu gonk.−lü golcü golf golfçü golf pantolon golfstrim gollük.−ğü gol olmak gol toto gol yapmak gomalak.gocundurmak gocunma gocunmak gofret gol.−gu gonokok goril goşist goşizm Got Gotça gotik.

−ğu göbek.−ği göbelez göce göcen göç göçebe göçebeleşme göçebeleşmek göçebelik.−ği göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbeklenme göbeklenmek göbekli göbek odunu göbek otu göbek taşı göbel göbelek.−ği göçelge göçer 889 .gotik sanat Gotlar goygoycu goygoyculuk.

göçeri göçerkonar göçerme göçermek göçertme göçertmek göç etmek göçkün göçme göçmek göçmen göçmenleşme göçmenleşmek göçmenleştirme göçmenleştirmek göçmenlik.−ği göçü göçücü göçük.−ğü göçüm göçürme göçürmek göçürtme göçürtmek göçürücü göçürülme göçürülmek 890 .

−ğü göğüs sesi göğüs tahtası 891 .göçüş göçüşme göden göden bağırsağı gödeş göğem göğerti göğüs.−ğsü göğüs boşluğu göğüs cerrahisi göğüs çaprazı göğüs çukuru göğüs darlığı göğüs eti göğüs göğüse göğüs hastalığı göğüs ingini göğüs kafesi göğüs kemiği göğüs kovuğu göğüsleme göğüslemek göğüslü göğüslüce göğüslük.

−ği gökçe yazın gökçül gökdelen gökdoğan gök ekseni gök eşleği gök evi gök fiziği gök gözlü gök gürlemesi gök gürültüsü gökgüvercin gökkandil (sarhoş) gök kır (renk) gök kubbe 892 .−ğü gök ada gök adası gök atlası gök bilimci gök bilimi gök bilimsel gök cismi gökçe Gökçeada (ilçe) Gökçebey (ilçe) gökçek.gök.

gök kumu gök kuşağı gök kutbu gökkuzgun (kuş) gökkuzgungiller gökkuzgunlar gökkuzgunumsular gök küresi gökmen göksel Göksu (ilçe) Göksun (ilçe) gök taşı göktırmalayan gök tırmalayıcı Göktürk Göktürkçe gök yakut gökyolu (Samanyolu) gökyüzü gökyüzü mavisi göl gölalası (balık) göl ayağı (coğrafya) göl başı Gölbaşı'nı (ilçe) gölcük.−ğü 893 .

−ği gölerme gölermek gölet gölge gölge balığı gölge balığıgiller gölgecil gölge etmek gölgeleme gölgelemek gölgelendirme gölgelendirmek gölgelenme gölgelenmek gölgeleyici gölgeleyiş gölgeli gölgelik.−smi gölge olay gölge olaycılık.−ği gölgeli resim.Gölcük (ilçe) gölcül Göle (ilçe) gölek.−ğı gölge oyunu gölgesiz 894 .

−ğü Gölyaka (ilçe) Gömeç (ilçe) gömgök.−ği gömlekliler gömleksiz gömme gömme balkon 895 .−ğü gömlek.−ğü Gölmarmara (ilçe) Gölova (ilçe) Gölpazarı'nı (ilçe) gölük.−ği gömlekli gömleklik.−ği gömlekçi gömlekçilik.gölge tiyatrosu Gölhisar (ilçe) göl kestanesi Gölköy (ilçe) gölleme göllemek göllenme göllenmek gölleşme gölleşmek göllük.

−ğü gömüleme gömülemek gömülme gömülmek gömültü gömülü gömülüş gömüş gömüt gömütlük.−bı gömmek gömme kilit.−ğü gömüldürük.gömme banyo gömme dolap.−ğü gön göncü gönç gönçlük.−ğü gönder gönderi gönderici gönderiliş gönderilme gönderilmek 896 .−di gömü gömük.

−nlü 897 .gönderiş gönderli gönderme gönderme belgesi göndermek gönderme maddesi göndertme göndertmek gönen Gönen (ilçe) gönenç.−ci gönençli gönendirilme gönendirilmek gönendirme gönendirmek gönendirtme gönendirtmek gönenme gönenmek gönlü bol gönlü gani gönlü kara gönlünce gönlü tok gönlü zengin gönül.

−ğü gönül maskarası gönül meselesi gönül okşayıcı gönül rahatlığı gönül rızası gönülsüz gönülsüzce 898 .gönül avcısı gönül bağı gönül belâsı gönül birliği gönül borcu gönül borçlusu gönül çöküşü gönül darlığı gönüldaş gönül dilencisi gönül eğlencesi gönül eri gönül ferahlığı gönül hoşluğu gönüllenme gönüllenmek gönüllü gönüllüce gönüllü gönülsüz gönüllülük.

−ği görecilik.−ği görelilik.−ği görenekçi görenekçilik.−ği Gördes (ilçe) gördürme gördürmek göre görece görececilik.−ği göreceli görecelik.−ği görenek.−ği Görele (ilçe) göreli görelik.−ği görenekli göreneksel göreneksiz 899 .gönülsüzlük.−ğü gönül tokluğu gönül uğrusu gönül yarası gönye gönyeleme gönyelemek gördek.

−ği göresime göresimek görev görevcilik.−ği görevsizlik kararı görgü görgücülük.−ği görevsel görevselcilik.−ği görevlendirilme görevlendirilmek görevlendirme görevlendirmek görevlenme görevlenmek görevli görevlilik.−ği görevdaş görevdaşlık.−ğü görgü fukarası görgü kuralları görgülenme görgülenmek 900 .−ği görevsel dil bilimi görevsiz görevsizlik.göreneksizlik.

−ği görmez görmezlik.−ği görmemiş görmemişlik.görgülü görgülüce görgüsüz görgüsüzce görgüsüzlük.−ğü görmüşlük duygusu görsel görsel basın görsel etkileme görsel−işitsel 901 .−ği görmüşlük.−ğü görgü tanığı görk görkem görkemli görklü görme görme açısı görmece görme gözesi görme hücresi görmek görmemezlik.

−ği görümcelik etmek görümcelik yapmak görümlük.−ğü görünme görünmek görünmez görünmez kaza görünmez olmak görüntü görüntüleme 902 .−ğü görülme görülmek görülmemiş görüm görümce görümcelik.−ğü görümsetme görüngü görüngü bilimi görüngücülük.görsel−işitsel çağrışım görsel−işitsel eğitim görsel sanatlar görü görücü görücülük.

−ğü görünüş görünüşte görüş görüş açısı görüş alışverişi görüş ayrılığı görüş birliği görüşme görüşmeci görüşmek görüşme yapmak görüş sahibi görüş tarzı görüştürme görüştürmek görüştürülme görüştürülmek 903 .−ğü görüntüsel görünüm görünümlü görünür görünürde görünürlerde görünürlük.görüntülemek görüntüleyici görüntülük.

−ği gösterişli gösterişlice gösterişlilik.−ği gösteri yapmak gösteri yürüyüşü 904 .−ği gösterişsiz gösterişsizce gösterişsizlik.görüşülme görüşülmek göstere göstere gösteren gösterge gösterge bilimi gösterge çizelgesi gösterge çizgisi gösteri gösteri adamı gösterici gösterilen gösteriliş gösterilme gösterilmek gösterim gösteriş gösterişçi gösterişçilik.

−ği gösterme parmağı gösterme sıfatı gösterme zamiri gösterme zarfı göstertme göstertmek göt götten bacaklı götün götün götürme götürmek götürtme götürtmek götürü götürücü götürü iş götürülme götürülmek götürüm götürümlü götürümsüz 905 .−ği gösterme hakkı göstermek göstermelik.gösterme göstermeci göstermecilik.

götürü pazarlık.−ği gövel gövem gövem eriği göveri göveriş göverme gövermek göverti göyme göymek Göynücek (ilçe) göynük.−ğü Göynük (ilçe) göynüme göynümek 906 .−ği gövek.−ğı götürüş götürü tur gövde gövde gösterisi gövdelenme gövdelenmek gövdeli gövdesel gövdesiz gövdesizlik.

−ğü göyünme göyünmek göz göz akı göz alıcı gözaltı göz altı göz altı kremi göz aşısı göz aşinalığı gözaydın(a gitmek) göz bağcı göz bağcılık.−ğü gözcülük etmek gözdağı gözde göz demiri göz dikeği 907 .−ğı göz bağı göz bankası göz banyosu göz bebeği göz bilimi göz boncuğu gözcü gözcülük.göyük.

−ği gözeneksiz gözeneksizlik.−ği gözer göz erimi göz etçiği gözetici gözetilme gözetilmek gözetim gözetiş gözetleme gözetleme deliği gözetlemek gözetleniş gözetlenme 908 .göz dişi göze göze bilimi göze göz gözeler arası gözeme göz emeği gözemek gözene gözenek.−ği gözenekli gözeneklilik.

−ği gözettirme gözettirmek göz evi göze yutarlığı göze zarı göz göze gözgü göz hakkı göz hapsi göz kadehi göz kalemi göz kapağı göz kararı göz kesesi göz kuyruğu gözleği gözlem gözlemci 909 .gözetlenmek gözetletme gözetletmek gözetleyici gözetleyiş gözetme gözetmek gözetmen gözetmenlik.

gözlemcilik.−ği gözleme gözlemeci gözlemecilik.−ği gözlemek gözlem evi gözlemleme gözlemlemek gözlenme gözlenmek gözletme gözletmek gözleyici gözleyiş gözlü gözlük.−ğü gözlükçü gözlükçülük.−ğü gözlüklü gözlüklü yılan gözlüksüz göz memesi göz merceği göz nuru göz önü göz pencere göz pınarı 910 .

−ğı gözü bağlı gözü dışarıda gözü kapalı gözü kara gözü keskin gözükme gözükmek gözü pek gözü sulu gözü tok göz yangısı gözyaşı gözyaşı bezeleri gözyaşı bezleri gözyaşı etçiği gözyaşı memesi göz yoklaması göz yuvarı göz yuvası graben grado 911 .göz sevdası gözsüz göz taşı göz ucu gözü aç gözü açık.

grafik.−ğu grafoloji grafometre gram gramağırlık.−ğı gramaj gramatikal.−ği grafikçi grafiker grafit grafolog.−li gramer gramerci gramkuvvet gramofon gramsantimetre granat grandi grandük granit granit grisi granitleşme granül granülin granülit gravür gravürcü 912 .

−bi gripli grizu 913 .−ğü gravyer gregoryen takvimi Grejuva Grek Grekçe grekoromen gren grena gres gres pompası gres yağı grev grevci grev gözcüsü grev kırıcı grev kırıcılığı grev sözcüsü grev yapmak greyder greyderci greyfurt gri gril grip.gravürcülük.

grizumetre grizuölçer grosa grosmarket groston grostonluk.−ği gufran gugu çiçeği 914 .−ğu grotesk grup.−bu grup grup gruplandırma gruplandırmak gruplanma gruplanmak gruplaşma gruplaşmak grup mobilya guano guarani guaş Guatemalâ Guatemalâlı guatr gudde gudubet gudubetlik.

−ği gurbet eli gurbetlik.−ğu gugukgiller guguklu guguklu saat.−bu 915 .−ği gurbetzede gurk gurklama gurklamak gurlama gurlamak gurme guru guruldama guruldamak gurultu gurup.−ti gulâş gulden gulet gulgule gulu gulu gulyabanî gurbet gurbetçi gurbetçilik.guguk.

gurup etmek gurup rengi gurur gururlanma gururlanmak gururlu gururluca gusletme gusletmek gusto gusül.−slü gusülhane guşa gut guttasyon guvernör gübre gübre böceği gübre gazı gübreleme gübrelemek gübrelenme gübrelenmek gübreleşme gübreleşmek gübreli gübrelik.−ği 916 .

gübresiz Güce (ilçe) gücendirici gücendirme gücendirmek gücenik.−cü güç belâ güç birliği güç kaynağı güçlendirici güçlendirilme güçlendirilmek 917 .−ğü gücük ay gücümseme gücümsemek gücün güç.−ği gücenilme gücenilmek güceniş gücenme gücenmek gücü gücü gücüne gücü ipliği gücük.−ği güceniklik.

güçlendirme güçlendirmek güçleniş güçlenme güçlenmek güçleşme güçleşmek güçleştirme güçleştirmek güçlü güçlük.−ğü güdek.−ği güdeksiz güdeleme güdelemek güderi güderici güdericilik.−ğü güçlükle Güçlükonak (ilçe) güçlü kuvvetli güçlülük.−ği 918 .−ğü güçsünme güçsünmek güçsüz güçsüzce güçsüzlük.

−ğü güdükleşme güdükleşmek güdüklük.−ğü Güdül (ilçe) güdülenme güdülme güdülmek güdüm güdüm bilimi güdümcü güdümcülük.güderileme güderilemek güdü güdücü güdük.−ğü güdümlü sanat güfte güfteci güğüm güherçile gül gülabdan 919 .−ğü güdümleme güdümlemek güdümlü güdümlülük.

−ğü güldeste güldür güldür güldürme güldürmek güldürü güldürücü gülecen güleç.Gülağaç (ilçe) gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gülcü gülcülük.−ğü gülfidan gülgiller gülhatmi gülibrişim gülistan gülkurusu (renk) 920 .−ği güle güle güleğen güler yüz güler yüzlü güler yüzlülük.−ci güleçlik.

−ğü gülümseme gülümsemek gülümser gülümseyiş gülünç.−ğü gülük.−ği güllâbicilik etmek güllâç.−ğı gülme gülmece gülmeceli gülmek Gülnar (ilçe) gül rengi gül suyu Gülşehir (ilçe) gülücük.−cü 921 .−ğü güllük gülistanlık.−cı gülle gülle atma gülleci güllü güllük.gülkurusu rengi güllâbi güllâbici güllâbicilik.

gülünçleşme gülünçleşmek gülünçleştirme gülünçleştirmek gülünçlü gülünçlük.−ğü gülünme gülünmek gülüş gülüşme gülüşmek gülüşülme gülüşülmek gülüt gülütçü gül yağcı gül yağcılık.−ğı gül yağı Gülyalı (ilçe) güm gümbedek gümbürdeme gümbürdemek gümbürdetme gümbürdetmek gümbürdeyiş gümbür gümbür 922 .

−ğı gümrük.−ğü Gümrük Kanunu gümrükleme gümrüklemek gümrüklendirme gümrüklendirmek gümrüklenme gümrüklenmek gümrüklü gümrüksüz gümrüksüz mağaza 923 .gümbürtü gümbürtülü güme gümeç.−ci gümeç balı gümele güm güm gümleme gümlemek gümletme gümletmek gümrah gümrahlık.−ğü gümrük birliği gümrükçü gümrükçülük.

gümrük tarifesi gümül gümüş gümüş balığı gümüş balığıgiller gümüşçü gümüşçün gümüşgöz gümüş grisi Gümüşhacıköy(ilçe) Gümüşhane gümüşî gümüşî akasya gümüşîleşme gümüşîleşmek gümüş kaplama gümüşleme gümüşlemek gümüşlenme gümüşlenmek gümüşletme gümüşletmek gümüşlü Gümüşova (ilçe) gümüş rengi gümüşservi gümüşsü 924 .

−ğı günâşık.−ğı gümüş yağmurcun gümüş yıl gün günah günahkâr günahkârlık.−ği güncelleme güncellemek 925 .gümüşsüz gümüş varak.−ğı günaşırı günaydın gün balı gün balığı gün batımı gün batısı günbegün günberi (gök bilimi) günce güncek.−ğı günah keçisi günahlı günahsız günahsızlık.−ği güncel güncelik.

−ği gündelikçi gündelikçi kadın gündelikçilik.güncelleşme güncelleşmek güncelleştirme güncelleştirmek güncellik.−ği gün çiçeği gündaş gündelik.−ği gündelikli gündem gündem dışı günden güne gündeş gün dikilmesi Gündoğmuş (ilçe) gün doğusu gündöndü gün dönümü gün durumu gündüz gündüzcü gündüz feneri gündüz gözüyle gündüzleri 926 .

gündüzlü gündüzlük.−ği güneş (gök cismi) Güneş (bilimsel yayınlarda) güneş banyosu güneş dil teorisi güneş gözlüğü güneş günü güneş hayvancıkları güneş kremi güneş lekeleri güneşleme güneşlemek güneşlenme güneşlenmek güneşletme güneşletmek güneşli güneşlik.−ğü gündüzsefası (bitki) gündüzün gündüz yırtıcıları günebakan güneç.−ci güne doğrulum güneğik.−ği 927 .

güneş odası güneş saati güneşsel güneş sistemi güneşsiz güneşsizlik.−ği güneş sütü güneş tacı güneş takvimi güneş tekeri güneştopu (bitki) güneş tutulması güneş yağı güneş yanığı güneş yılı güney Güney (ilçe) Güneybalığı (yıldız kümesi) güneybatı güneydoğu güney karamanı Güney Kutbu'nu güneyli güney noktası Güneysınır (ilçe) Güneysu (ilçe) 928 .

−ğü günlük ağacı günlükçü günlük defter günlük güneşlik.−ğü günü gününe 929 .−ğü gün gülü günindi günleme günlemek günlerce günlü günlük.Güngören (ilçe) güngörmez güngörmüş güngörmüşlük.−ği gün merkezli gün ortası günöte (gök bilimi) günsüler gün tutulması gün−tün eşitliği günü günü birliğine günü birlik günücü günücülük.

−ğü Gürcistan Gürcü Gürcüce güre gürecilik.günüleme günülemek günün adamı gün yağmuru gün yapmak gün yayı gün yeli Günyüzü'nü (ilçe) güpegündüz güpgüzel gür gürbüz gürbüzleşme gürbüzleşmek gürbüzlük.−ği güreşilme güreşilmek güreş mayosu 930 .−ği güreş güreşçi güreşçi köprüsü güreşçilik.

−ğü Güroymak (ilçe) gürpedek Gürpınar (ilçe) Gürsu (ilçe) güruh gürüldeme gürüldemek gürül gürül gürültü gürültücü gürültü etmek 931 .güreşme güreşmek güreş minderi güreştirme güreştirmek gürgen gürgengiller Gürgentepe (ilçe) gür gür gürlek.−ği gürleme gürlemek gürleşme gürleşmek gürleyiş gürlük.

gürültülü gürültülü patırtılı gürültü patırtı gürültüsüz gürültüsüzce gürültü yapmak Gürün (ilçe) gürz gütaperka gütme gütmek güve güveç.−ği 932 .−ci güvelâ güvelenme güvelenmek güvem eriği güven güvence güvence akçesi güvenceli güvencesiz güvenç.−ci güven hesabı güven ışığı güvenilir güvenilirlik.

−ği güvenlik borusu güvenlik görevlisi güvenlik vanası güvenme güvenmek güven mektubu güven oylaması güvenoyu güvensiz güvensizce güvensizlik.güvenilme güvenilmek güvenirlik.−ği güvensizlik önergesi güven yazısı güvercin güvercinboynu (renk) güvercingiller güvercingöğsü (renk) güvercinler 933 .−ği güveniş güvenli güvenlik.

güvercinlik.−ğu güzel duyusal güzel güzel güzelhatun çiçeği güzelleme güzelleşme güzelleşmek güzelleştirilme güzelleştirilmek 934 .−si güveylik.−ği güvey yemeği güvez güya güz güzaf güz çiğdemi güz dönemi güzel güzelavrat otu Güzelbahçe (ilçe) güzelce güzel duyu güzel duyuculuk.−i güveyfeneri (bitki) güveyi.−ği güverte güvey.

−ği güzleme güzlemek güzlük.−ğü güz noktası (*)H H ha 935 .−ği güzellik enstitüsü güzellik kraliçesi güzellikle güzellik malzemesi güzellik müstahzarları güzellik salonu güzellik yarışması güzel olmak güzel sanatlar güzel yazı sanatı Güzelyurt (ilçe) Güzergâh güzeşte güzey güzide güzlek.güzelleştirme güzelleştirmek güzellik.

−ği haber merkezi habersiz habersizce habersizlik.−ği haber stüdyosu Habeş Habeşî Habeşistan habip 936 .−ği haberdar haberdar etmek haberdar olmak haber kaynağı haber kipi haberleşme haberleşmek haberli haberlik.habanera habaset habbe haber haber ajansı haber bülteni haber bürosu haberci habercilik.

−ğı Hacıbektaş (ilçe) Hacıbektaş taşı hacı devesi 937 .−ği habitat habitus hac.ha bire habis habislik.−ccı hacamat hacamat baltası hacamatçı hacamat etmek hacamatlama hacamatlamak hacamat şişesi hacamat yapmak haccetme haccetmek hacet hacet kapısı hacet penceresi hacet tepesi hacet yeri hacı hacıağa hacıağalık.

−czi hacizli haczetme haczetmek haç haçlama haçlamak haçlı 938 .−cri Hacivat haciz.−ğı hacı olmak hacı yağı hacıyatmaz hacıyolu (Samanyolu) hacim.hacı fışfış Hacılar (ilçe) hacılar bayramı hacılar kuşağı (gök kuşağı) hacılaryolu (Samanyolu) hacılık.−cmi hacimli hacimlice hacimsiz hacir.

−ğı hadi hadi hadi hadim hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana 939 .Haçlılar haçvari had.−ddi hâd hadde haddeci hadde fabrikası haddehane haddeleme haddelemek haddizatında hademe hademeihayrat hademelik.−ği hadım Hadım (ilçe) hadım ağası hadım etmek hadımlaştırma hadımlaştırmak hadımlık.

−ğı hafi hafi celse hafif hafifçe hafif hafif hafif hapis cezası hafifleme 940 .gelen) hâdisat hâdise hâdiseli hadisene hâdisesiz hadsiz hesapsız haf hafakan hafazanallah hafız hafıza hafıza kaybı hafızalı hafızali (üzüm) hafızasız hafızıkütüp.−bü hafızlama hafızlamak hafızlık.

−ği hafiflik etmek hafifmeşrep.hafiflemek hafifleşme hafifleşmek hafifleştirme hafifleştirmek hafifletici hafifletici sebep.−i hafifseme hafifsemek hafifseyiş hafif sıklet hafiften hafif tertip.−bi hafif uyku hafif yollu Hafik (ilçe) hafit.−bi hafif para cezası hafif sanayi.−di hafiye hafiyelik.−bi hafifletme hafifletmek hafifleyiş hafiflik.−ği 941 .

−ğı hahamhane hahamlık.hafniyum hafriyat hafriyatçı hafriyatçılık.−ğı hafta hafta arası hafta başı hafta içi haftalık.−ğı haftalıkçı haftalıklı hafta sonu haftaym hah haham hahambaşı hahambaşılık.−ğı hahha hahhah hahnyum hail haile hain haince hain hain 942 .

−kk’ı (Tanrı) hak.−ğı hakaret hakaretamiz hakaret etmek Hakas Hakasça hakça hakçası Hak dini hak ediş hakem hakem heyeti hakem kararı hakemlik.hainleşme hainleşmek hainlik.−kki (oyma) hâk.−ği hainlik etmek haiz haiz olmak hak.−ki (toprak) hakan hakanlık.−ği hak etmek hakeza 943 .−kkı (doğruluk) Hak.

−ği hakikî hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hakimane hâkimane hâkimiyet hâkimiyetimilliye hâkimlik.−ki hakkaniyet Hakkâri hakketme hakketmek hakkıhıyar hakkıhuzur hakkımüktesep hakkında 944 .hâkî hakikat.−ti hakikaten hakikatli hakikat olmak hakikatsiz hakikatsizlik.−ği hâkim olmak hakir hakkâk.

−ği haksever hakseverlik.−ğı haksızlık etmek haksız yere hakşinas hakşinaslık.−ğı hakuran (kumru) hak yolu hal.−lli (çözme.hakkısükût hakkıyla haklama haklamak haklaşma haklaşmak haklı haklılık.−ğı haktanır haktanırlık. eritme) 945 .−ği haksız haksızca haksızlık.−li (pazar yeri) hal.−ğı haklı olmak hakperest hakperestlik.

hal.−ğı halaza halazade hâlbuki hal çaresi hâl değişimi haldır haldır 946 .−li (durum) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) Halaç Halaçça halakızı halaoğlu halâs halâs etmek halâskâr halâs olmak halat halat çekme halâvet halay halayık.−l'i (tahttan indirme) hâl.−ğı halayıklı halayıklık.

−ğı halı saha hali 947 .hale halebî halef halef selef halef selef olmak halel haleldar haleldar etmek haleldar olmak halelenme halelenmek haleli hâlen Halep çıbanı halet haletiruhiye hal'etme hal'etmek halfa Halfeti (ilçe) half−time halhal halı halıcı halıcılık.

−ğü halk ağzı halkalama halkalamak halkalanış 948 .haliç.−ği hâlihazır hâlihazırda halik.−kı halile halim halim selim halis halisane halis muhlis halisüddem halita haliyle halk halka halkacı halk adamı halka dizilişli halka dönük.−ci Haliç hâli duman halife halifelik.

halkalanma halkalanmak halkalayış halkalı halkalı damar halkalı gözler halkalılar halkamsı halka olmak halka oyunları Halkapınar (ilçe) halk avcılığı halk avcısı halkavî halka yay halk bilgisi halk bilimci halk bilimi halk bilimsel halkçı halkçılık.−ğı halk dili halk edebiyatı halk etmek halk evi halk evleri halkiyat 949 .

halk matinesi halk müziği halk odası halk okulu halk oylaması halkoyu halk ozanı halk yardakçılığı halk yardakçısı hallaç.−cı hallaçlık.−ğı hallenme hallenmek halleşme halleşmek halletme halletmek hallice hallihamur (olmak) hallolma hallolmak hallolunma hallolunmak halojen hâlsiz hâlsizce hâlsizleşme 950 .

−ğı hamallık yapmak hamal semeri hamal sırığı hamam 951 .−ti hamal hamalbaşı hamal camal hamaliye hamallık.−ğı hamakat.−ği halt etmek halûk hâl ulacı halüsinasyon halvet halvethane Halvetî halvet olmak ham hamail hamak.hâlsizleşmek hâlsizlik.−ği halt halter halterci haltercilik.

hamam anası hamam bohçası hamam böceği hamam böceğigiller hamamcı hamamcılık.−ğı hamarat taze hamaset hamasî hamaylı Hambelî ham besi suyu hamburger hamburgerci 952 .−ğı hamam otu Hamamözü'nü (ilçe) hamam takımı hamam tası hamam yapmak hamarat hamaratça hamaratlaşma hamaratlaşmak hamaratlık.−ğı hamam kesesi hamamlık.

−ği hamiyetsiz hamiyetsizlik.−ği hamla hamlacı 953 .−ği hamilen hamilikart hamil olmak haminne hamisiz hamiş hamiyet hamiyetli hamiyetperver hamiyetperverlik.hamdüsena Hamel (Koç burcu) ham ervah ham gaz hamhalat ham hayal.−li ham hum hamız hami Hamî hamil hamile hamilelik.

hamlaç.−cı hamlama hamlamak hamlaşma hamlaşmak hamle hamleci hamle etmek hamletme hamletmek hamle yapmak hamlık.−ğı ham madde ham payı hamse hamsi hamsi buğulama hamsi çorbası hamsigiller hamsikuşu (hamsi tavası) hamsili pilâv hamsin hamt.−dı hamt etmek hamule hamur 954 .

Hamur (ilçe) hamur boya hamurcu hamurculuk.−ğu hamur çorbası hamur işi hamurkâr hamurlama hamurlamak hamurlanma hamurlanmak hamurlaşma hamurlaşmak hamursu hamursuz Hamursuz Bayramı hamur tahtası hamur tatlısı hamur teknesi hamurumsu hamut.−du han Han (ilçe) Hanak (ilçe) hanay Hanbelî hancı 955 .

−ği hanende hanendelik.−bı handiyse hane hanedan hanedanlık.−ğı hançer hançer çiçeği hançere hançerleme hançerlemek hançerlenme hançerlenmek handan hande handikap.−ği hangar hangi hangisi hanım hanımanne 956 .−ğı Hanefî Hanefîlik.−ği hanek haneli hanelik.hancılık.

−ğı Hanönü'nü (ilçe) hantal hantallaşma hantallaşmak hantallık.−ğı hanımnine hanımparmağı(tatlı) hani Hani (ilçe) hanigiller hanlık.−yi hanımeligiller hanım evlâdı hanımgöbeği (tatlı) hanım hanımcık.−ğı hanımlık.−ğı 957 .hanım böceği hanımefendi hanımefendilik.−ğı hant hant hanüman hap hapaz hapazlama hapazlamacı hapazlamacılık.−ği hanımeli.

−ği haploit.hapazlamak hapçı hapçılık.−psi hapishane hapislik.−ğı hapşırıklı hapşırma hapşırmak hapşırtma hapşırtmak hapşu haptetme haptetmek har 958 .−ğı hap etmek hapır hapır hapır hupur hapis.−di haploloji hapsedilme hapsedilmek hapsetme hapsetmek hapsettirme hapsettirmek hapşırık.

hara harabat harabatî harabatîlik.−ği haram olmak haram para haramsız haramzade haranı harap.−ğı harap olmak 959 .−ğı haraçlı harakiri harala gürele haram haram etmek harami haramilik.−bı harap etmek haraplaşma haraplaşmak haraplık.−cı haraççı haraççılık.−ği harabe harabelik.−ği haraç.

harar hararet hararetlendirme hararetlendirmek hararetlenme hararetlenmek hararetli hararetli hararetli haraşo haraza harbe harbi (alet.−ği harbiye harbiyeli Harbiye Nezareti harcama harcamak harcama kalemi harcanabilir harcanma harcanmak harcayış harcı harcıâlem harcırah 960 . hilesiz) harbî (savaşla ilgili) harbilik.

harç.−ğı hardal rengi hardalsı hardalsız hare harekât hareke harekeleme harekelemek harekeli harekesiz hareket hareket dairesi hareket etmek hareketlendirme hareketlendirmek hareketlenme hareketlenmek hareketli hareketlilik.−ğı harçsız hardal hardaliye hardallı hardallık.−ği 961 .−cı harçlı harçlık.

−ği Harezmî yolu harf.−fi harf çevirisi harfendaz harfendazlık.hareket noktası hareketsiz hareketsizlik.−ğı harfi harfine harfitarif harfiyen har gür har har harharyas harharyasgiller har hur harılanma harılanmak 962 .−ği harekî harelenme harelenmek hareli harem harem ağası Haremeyn harem kâhyası haremlik.

−ği hariciye nazırı hariç.−ci hariç olmak harika harikulâde harikulâdelik.−ğı haritalık.−ğı harlama harlamak 963 .harıldama harıldamak harıl harıl harıltı harım harın haricen haricî hariciye hariciyeci hariciyecilik.−ği harim harir haris harita haritacı haritacılık.−ğı harlak.

−bu harp (çalgı) harp.−bi (savaş) harp akademileri harp dairesi 964 .−ğı harman sonu harman yapmak harman yeri harmonyum harnup.harlatma harlatmak harlı harman harmancı Harmancık (ilçe) harmancılık.−ğı harmandalı harman etmek harmani harmaniye harmanlama harmanlamak harmanlanma harmanlanmak harmanlatma harmanlatmak harmanlık.

−dı hasatçı hasatçılık.harp etmek harp malûlü harp okulu Harput köftesi harp zengini Harran (ilçe) harrangürra hars hart harta hartadak hartadan hartama hart hart hart hurt harttadak hartuç.−cu has Hasandede şarabı Hasandede üzümü Hasankeyf (ilçe) Hasanpaşa köftesi hasar hasarlı hasat.−ğı 965 .

−ği hasebi nesebi hasebiyle haseki hasekiküpesi (bitki) haseki sultan hasenat hasep.−di hasetçi haset etmek hasetlenme hasetlenmek hasetli hasetlik.−bi hasepsiz nesepsiz haset. ortaya çıkan) hâsıla hâsılat hâsılatlı 966 .−li hasbıhâl etmek hasbî hasbîlik.hasbelkader hasbetenlillâh hasbıhâl.−ği hasıl (ekin) hâsıl (olan.

−ğı hasırlama hasırlamak hasırlanma hasırlanmak hasırlı hasır otu hasır otugiller hasis hasislik.−ği hasislik etmek hasiyet hasiyetli Hasköy (ilçe) haslet haspa 967 .−smı hasımca hasımlık.hâsılı hâsılıkelâm hâsılı velkelâm hâsıl olmak hasım.−srı hasıraltı hasırcı hasırcılık.−ğı hasır hasır.

−ğı hasta etmek hastahane hastahanelik.−ği hastahanelik etmek hastahanelik olmak hastalandırma hastalandırmak hastalanış 968 .−ğı hassaten hasse hassiyum hasta hasta bakıcı hasta bakıcılık.hasret hasretli hasretlik.−ği hasretme hasretmek hasrolunma hasrolunmak hassa Hassa (ilçe) hassa askeri hassas hassasiyet hassaslık.

hastalanma hastalanmak hastalık.−du haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) haşarat haşarı haşarıca haşarılaşma haşarılaşmak haşarılık.−ğı haşat haşat etmek haşefe haşere haşhaş haşhaşhane haşhaş yağı haşıl haşıllama 969 .−ğı hastalıklı hastalık tablosu hasta olmak hastel has un hasut.

haşıllamak haşırdama haşırdamak haşır haşır haşır huşur haşırtı haşırtılı haşin haşinleşme haşinleşmek haşinlik.−şvi haşiye haşlak haşlama haşlamak haşlamlılar haşlanış haşlanma haşlanmak haşlatma haşlatmak haşmet haşmetli 970 .−ği haşir.−şri haşir neşir haşiş haşiv.

haşmetlû haşviyat haşyet hat.−ttı hata hata etmek hatalı hatalı yürüme hatasız hata vuruşu Hatay hat bekçisi hatıl hatıllama hatıllamak hatır hatıra hatıra defteri hatırat hatır belâsı hatır hatır hatır hutur hatırlama hatırlamak hatırlanma hatırlanmak hatırlatma 971 .

−ği hatmetme hatmetmek hatmi hatta hattat hattatlık.−bi hatiplik.hatırlatmak hatırlayış hatırlı hatır senedi hatırsız hatırşinas hatif hatim.−ğı hattıhareket hatun hav hava hava akımı hava alanı hava atışı hava basıncı hava bilgisi hava boşaltma 972 .−tmi hatime hatip.

−ğı havacıva havadan havadar hava değişimi hava deliği havadis hava dolaşımı hava durumu hava düzenleyicisi hava gazı hava gazı beki hava gazı fırını hava gazı sayacı hava haritası hava hukuku havaî havaî fişek.−ği havaîlik.−ği havaî mavi hava indirme havaiyat hava kanalı 973 .makinesi hava boşluğu hava burgacı havacı havacılık.

hava kapağı hava kesesi hava köprüsü hava kuvvetleri hava küre havalandırıcı havalandırılma havalandırılmak havalandırma havalandırmacı havalandırmak havalandırmalı havalanma havalanmak havale havale etmek havaleli havalename havalı havalı direksiyon havalı fren havali hava limanı hava meydanı hava musluğu havan havaneli (alet) 974 .

−ğı hava süzgeci hava şartları hava tahmini hava taşı hava tebdili hava ulaşımı hava üssü hava yastığı hava yastıklı hava yolu hava yolu ulaşımı hava yuvarı havhav (köpek) hav hav havi havil.−ği havas (nitelikler) havâs (duygular) hava sahası havasız havasızlık.−vli 975 .havan topu hava oyunu hava parası hava raporu havarî havarîlik.

−ğu havuzlama 976 .−cu havuçlu kek havuç suyu havut.−ğu havluluk.−ğu havra Havran (ilçe) Havsa (ilçe) havsala havsalası geniş havuç.−du havuz havuzcu havuzcuk.havi olmak havlama havlamak havlanma havlanmak havlatma havlatmak havlayış havlı havlıcan havlu havlucu havluculuk.

−li hayalât hayalbaz hayal bilim hayalci hayalcilik.−ği hayal düzeyi hayalen hayalet hayal etmek hayal gücü 977 .havuzlamak havuzlanma havuzlanmak havuzlu havuzsuz Havva Havva ana havvaanaeli (bitki) havya havyar havza Havza (ilçe) hay haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) hayal.

−ği hayal seviyesi hayal ülke hayâsız hayâsızca hayâsızlık.−ğı hayat hayat adamı hayat ağacı hayat arkadaşı hayat dolu hayat düzeyi hayat felsefesi hayat hikâyesi hayatî hayatiyet 978 .hayalhane hayâlı hayalî hayalifener hayalî ihracat hayal kırıklığı hayalli hayal meyal hayal olmak hayal oyunu hayalperest hayalperestlik.

hayatiyetli hayat kadını hayat kavgası hayat memat hayat memat meselesi hayat mücadelesi hayat okulu hayat pahalılığı hayat seviyesi hayat sigortası hayat standardı hayat suyu hayat şartları hayat tarzı hayat tecrübesi hayat umudu haybe haybeci haybeden hayda haydalama haydalamak haydalanma haydalanmak haydama haydamak haydarî 979 .

−ğı hayırlaşma hayırlaşmak hayırlı hayırperver hayır sahibi 980 .−yfı hayıflanma hayıflanmak hayır (yok. olmaz) hayır.−du haydutluk.−yrı (iyilik) hayırdua hayırdua etmek hayırhah hayırhahlık.haydarî yaka Haydarpaşa haydi haydi haydi haydin haydindi haydisene haydut.−ğu haydutluk etmek hayfa hayhay hayhuy hayıf.

hayırsever hayırseverlik.−ği hayırsız hayırsızlık.−ğı hayız.−ğı haylazlık etmek hayli haymana Haymana (ilçe) haymana mandası haymana öküzü haymatlos 981 .−yzı haykırı haykırış haykırışma haykırışmak haykırma haykırmak haykırtı haykırtma haykırtmak haylamak haylaz haylazca haylazlaşma haylazlaşmak haylazlık.

Hayrabolu (ilçe) hayran hayran hayran hayranlık.−ğı haytalık etmek hayvan hayvanat hayvanat bahçesi hayvan bilimci hayvan bilimi hayvanca hayvancağız 982 .−ği hayta haytalık.−ğı hayran olmak hayrat Hayrat (ilçe) hayret hayret etmek hayrola hayrülhalef haysiyet haysiyet divanı haysiyetiyle haysiyetli haysiyetsiz haysiyetsizlik.

−zzı haza hazakat.−ğı hayvanî hayvaniyet hayvan kömürü hayvanlaşma hayvanlaşmak hayvanlaştırma hayvanlaştırmak hayvanlık.−ğı hayvanlık etmek hayvansal hayvan varlığı haz.hayvancık.−ğı hazfetme hazfetmek 983 .−ğı hayvancılık.−ti hazakatli hazan hazandide hazar Hazar Hazarca hazarî hazcı hazcılık.

−ğı hazır çorba hazır değer hazır etmek hazır giyim hazır kahve hazır kıt’a hazırlama hazırlamak hazırlanış hazırlanma hazırlanmak hazırlatma hazırlatmak hazırlayış hazırlık.−ğı hazın hazır hazır beton hazırcevap.hazık hazım.−bı hazırcevaplık.−ğı 984 .−ğı hazırcı hazırcılık.−zmı hazımlı hazımsız hazımsızlık.

hazırlık devresi hazırlık dönemi hazırlıklı hazırlıklı olmak hazırlık sınıfı hazırlıksız hazırlıksız olmak hazırlop hazır ol hazır ol duruşu hazır olmak hazır para hazır yemek.−ğı haziran haziran böceği hazire hazletme hazletmek hazmetme hazmetmek hazne hazret 985 .−ği hazır yiyici hazin hazine hazinedar hazinedarlık.

Hazro (ilçe) hazzetme hazzetmek he heba heba etmek heba olmak hebenneka heccav hece hececi hececilik.−ği heceleme hecelemek heceletme heceletmek heceli hecelik.−ği hece ölçüsü hece tahtası hece taşı hece vezni hece yutumu hecin hedef hedef kitle hedefleme 986 .

−ği hektar hektogram hektolitre hektometre helâ helâk.−ği hedonist hedonizm hegemonya hekim hekimbaşı Hekimhan (ilçe) hekimlik.−li 987 .−ği hediye hediye etmek hediyelik.−ki helâk etmek helâk olmak helâl.hedeflemek hedeflenme hedeflenmek hedef olmak heder heder etmek heder olmak hedik.

−ği helikoit.helâl etmek helâlî helâlinden helâlleşme helâlleşmek helâlli helâllik.−ği Helenizm helezon helezonî helezonlaşma helezonlaşmak helezonlu helik.−di helikon helikopter 988 .−ği helâl olsun helâl hoş olsun helâlzade hele helecan helecanlanma helecanlanmak Helen Helenist Helenistik.

−ğı helvahane helvalaşma helvalaşmak helyodor helyograf helyoterapi helyum hem hemahenk.heliport helis helisel helke hellim (peynir) helme helmelenme helmelenmek helmeli helmintoloji helva helvacı helvacı kabağı helvacı kökü helvacılık.−gi hemati hematit hematolog.−ğu 989 .

−du hemodiyaliz hemofil hemofili hemoglobin hempa hemşehri hemşehrilik.−kri hemhâl.−ği hemşirezade hemze hemzemin hemzemin geçit.−di hendek.hematoloji hemayar hemcins hemdert.−ği Hemşin (ilçe) hemşire hemşirelik.−li hemhudut.−di hemen hemencecik hemen hemen hemfikir.−ği Hendek (ilçe) hendese 990 .

−ci hercümerç etmek her daim 991 .hendesî hengâm hengâme hentbol hentbolcu henüz hep hepatit hepatoloji hep beraber hep birden hepçil hepsi hepsi hepsi hepten hepyek her her an her bir her biri hercaî hercaîce hercaîlik.−ği hercaî menekşe hercümerç.

−ği herk herke herkes herkeslik.−ği herekleme hereklemek hergele hergeleci hergelelik.her dem herek.−ği herk etmek her nasılsa her nedense her ne ise her ne kadar 992 .−ği her gün herhâlde (belki) her hâlde (her du− rumda. mutlaka) her hâlükârda herhangi herhangi bir herhangi biri herif herifçioğlu herik.

−bı hesap belgesi hesap cetveli hesap cüzdanı hesapça hesapçı hesap etmek hesap günü hesap işi hesap kitap.−ği her zaman herze herzevekil hesabî hesap.her neyse her şey hertz her yerdelik.−bı hesaplama hesaplamak hesaplanış hesaplanma hesaplanmak hesaplaşma hesaplaşmak hesaplatma hesaplatmak 993 .

−gi hevenkleşme hevenkleşmek heves heves etmek heveskâr heveskârlık.hesaplayış hesaplı hesaplıca hesaplı orun hesap makinesi hesap özeti hesapsız hesapsızca hesapsız kitapsız hesapsızlık.−ğı hesap uzmanı heterojen heterotrof heterotrofi hevenk.−ğı hevesleniş heveslenme heveslenmek hevesli hevessiz hey 994 .

−ği heykelleştirme heykelleştirmek 995 .−ğı heyecansız heyecansızlık.heyamola heybe heybeci heybet heybetli heybetlice heyecan heyecanlandırma heyecanlandırmak heyecanlanış heyecanlanma heyecanlanmak heyecanlı heyecanlılık.−ğı heyelân heyet heyetiyle heyhat heyhey heykel heykelci heykelci kalemi heykelcilik.

−ğı hıçkırış hıçkırma hıçkırmak hıçkırtma hıçkırtmak hıdiv hıdivlik.−fzı hıfzetme hıfzetmek hıfzıssıhha hık 996 .−ğı heyulâ hezaren hezaren örgü hezel hezeyan hezeyan etmek hezimet hezliyat hı hıçkıra hıçkıra hıçkırık.heykelli heykeltıraş heykeltıraşlık.−ği hıdrellez hıfız.

−ğı hınzırlık etmek hır hıra hırbo hırboluk.−ğı hımış hıncahınç hınç.−ğı hımhım hımhımlık.hık mık hık mık etmek hıltan hıltar hımbıl hımbıllaşma hımbıllaşmak hımbıllık.−ğu 997 .−cı hınçlı hınçsız Hınıs (ilçe) hınk hınzır hınzırca hınzırlaşma hınzırlaşmak hınzırlık.

−ğı hırgür hırıldama hırıldamak hırıldaşma hırıldaşmak hırıldayış hırıl hırıl hırıltı hırıltıcı hırıltılı hırızma hırka hırkalı hırkasız hırlama hırlamak hırlaşma hırlaşmak 998 .hırçın hırçınlaşma hırçınlaşmak hırçınlık.−ğı hırçınlık etmek hırçınlık yapmak hırdavat hırdavatçı hırdavatçılık.

hırlatma hırlatmak hırlayış hırlı hırpalama hırpalamak hırpalanış hırpalanma hırpalanmak hırpalatma hırpalatmak hırpalayış hırpanî hırpanîlik.−ği hırs hırsız hırsız adım hırsız anahtarı hırsız feneri hırsız kelepçe hırsızlama hırsızlık.−ğı hırsızlık etmek hırsızlık yapmak hırsız yatağı hırslandırma hırslandırmak 999 .

hırslanış hırslanma hırslanmak hırslı hırssız hırt hırtapoz hırtapozluk.−şmı hışımlanma 1000 .−ğu hırtı pırtı hırtlamba hırtlık.−ğı hışıldama hışıldamak hışıldatma hışıldatmak hışıl hışıl hışıltı hışıltılı hışıltısız hışım.−ğı Hırvat Hırvatça Hırvatistan hısım hısım akraba hısımlık.

−ği hıyar hıyarağa hıyarağalık.hışımlanmak hışımlı hışır hışırdama hışırdamak hışırdatma hışırdatmak hışırdayış hışır hışır hışırlık.−ğı hıyarcıl hıyarlaşma hıyarlaşmak hıyarlık.−ğı hıyarağası hıyarcık.−ğı 1001 .−ğı hışırtı hışırtılı hışırtısız hışlama hışlamak hıyaban hıyanet hıyanetlik.

−bı hicap etmek hicaz 1002 .−ğı Hızır hızla hızlandırılma hızlandırılmak hızlandırma hızlandırmak hızlanış hızlanma hızlanmak hızlı hızlı akın hızlı hızlı hızlı hücum hızlılık.hıyarlık etmek hıyarşembe hız hızar hızarcı hızarcılık.−ğı hızma hızölçer hibe hibe etmek hicap.

−ği hiç kimse hiçleme hiçlemek hiçleştirme hiçleştirmek hiçlik.−ği hiçten hidatit.Hicaz hicazkâr hiciv.−cvi hicran hicret hicret etmek hicrî hicrî takvim hicvetme hicvetmek hicviye hiç hiçbir hiçbiri hiççi hiççilik.−di hidayet hiddet hiddet etmek 1003 .

−di hidrat hidratlı hidrobiyoloji hidrodinamik.−li hidrofil hidrofobi hidrofor hidrograf hidrografi hidrojen hidrojen bombası hidrojenleme hidrojenlemek hidrojeoloji 1004 .hiddetlendirme hiddetlendirmek hiddetleniş hiddetlenme hiddetlenmek hiddetli hiddetsiz hidra hidralar hidrasit.−ği hidroelektrik.−ği hidroelektrik santral.

−bu higroskopik.−lü hidrür higrofil higrometre higrometrik higroskop.−di hidroksil hidroksit.−ği higrostat 1005 .hidrokarbon hidrokarbonat hidrokarbür hidroklorik asit.−ği hidroskopi hidrostatik.−li hidrosefali hidrosfer hidrosiyanik.−ğu hidroloji hidrometre hidroplân hidrosefal.−ği hidroliz hidrolog.−ği hidroterapi hidrozol.−di hidrolik.

−ği hikâyecilik.−ği hikâye hikâye birleşik zamanı hikâyeci hikâyecik.−li hilâlî 1006 .−ği hilâfıhakikat.−ti hilâfsız hilâl.higrotropizm hijyen hijyenik.−ği hikâye etmek hikâyeleme hikâyelemek hikâyeleştirme hikâyeleştirmek hikem hikemî hikmet hikmetihuda hikmetli hilâf hilâfet hilâfetçi hilâfetçilik.

hilâlleme hilâllemek hil'at.−ği hileişer’iye hilekâr hilekârlık.−ti hile hilebaz hileci hilecilik.−ğı hileli hileli iflâs hilesiz hileli yönlendirme hile yapmak hilkat.−ti hilkaten hilozoizm Hilvan (ilçe) hilye himaye himayeci himayecilik.−ği himaye etmek himen himmet himmet etmek 1007 .

−ği hinoğlu hinoğluhin Hint Hint armudu Hint−Avrupa Hint bademi Hint baklası Hint bamyası Hint bezelyesi Hint biberi Hintçe Hint çiçeği Hint darısı 1008 .−ğu Hindoloji Hindu Hinduizm hinleşme hinleşmek hinlik.hin hindi hindiba hindici hindigiller Hindistan Hindistan cevizi Hindolog.

Hint domuzu hinterlant.−dı Hint fıstığı Hint fulü Hint gergedanı Hint güreşi Hint hıyarı Hint horozu Hint hurması Hint inciri Hint ipeği Hint irmiği Hint kamışı Hint keneviri Hint kertenkelesi Hint kestanesi Hint kirazı Hint kobrası Hint kumaşı Hint leylâğı Hintli Hint mandası Hint pamuğu Hint pirinci Hint safranı Hint sarısı Hint tavuğu 1009 .

−ği hiperboloidal.−ssi hisar hisarbuselik.−bu hipertansiyon hipnoz hipoderm hipodrom hipofiz hipoglisemi hipopotam hipopotamgiller hipostaz hipotansiyon hipotenüs hipotetik.−ği hirfet his.Hint yağı Hint yağı ağacı hiperbol.−di hipermarket hipermetrop.−ği 1010 .−ği hipotez hippi hippilik.−lü hiperbolik.−li hiperboloit.

−u hissiselim hissiyat hissiz hissizlik.Hisarcık (ilçe) hisleniş hislenme hislenmek hisli hisse hissedar hissedilme hissedilmek hisseişayia hisseişayialı hisseli hisse senedi hisset hissetme hissetmek hissettirme hissettirmek hissî hissikablelvuku.−ği histerezis histoloji hiş 1011 .

−bı hitap etmek Hitit Hititçe Hititolog.−ği hizipleşme hizipleşmek hizmet hizmet akdi 1012 .−zbi hizipçi hizipçilik.−ğu Hititoloji hiyerarşi hiyerarşik hiyeroglif hiza hizalama hizalamak Hizan (ilçe) hizip.hişt hit hitabe hitaben hitabet hitam hitan hitap.

hizmetçi hizmetçilik.−ği hodkâm hodkâmlık.−di hodri meydan hohlama hohlamak hokey hokka hokkabaz 1013 .−ği hizmet eri hizmet etmek hizmet içi eğitim hizmetkâr hizmetkârlık.−ğı hizmetli hobi hoca Hocalar (ilçe) hocalık.−ğı hodpesent.−ğı hocalık etmek hodan hodangiller hodbehot hodbin hodbinlik.

−ği homurdanış homurdanma homurdanmak homur homur homurtu 1014 .−ği homolog.−ğı hol.hokkabazlık.−ğı Hollânda Hollândaca Hollândalı holmiyum holosen holotüritler homojen homojenlik.−ğu homolog kromozom homonim homoseksüel homoseksüellik.−ği homoteti homotetik.−lü holding holdingleşme holdingleşmek holigan holiganlık.

homurtulu homurtusuz hona Honaz (ilçe) Honduras Honduraslı hop Hopa (ilçe) hoparlör hoparlörlü hoparlörsüz hop hop hoplama hoplamak hoplatılma hoplatılmak hoplatış hoplatma hoplatmak hoplaya zıplaya hoplayış hoppa hoppaca hoppadak hoppala hoppala bebek.−ğı 1015 .−ği hoppalık.

−ğı horoz akıllı horozayağı (burgu) horozbina horozbinagiller 1016 . ilçe) horasanî Horasanlı horhor horlama horlamak horlanış horlanma horlanmak horlayış hormon hornblent.−di horon horoz horoz ağırlık.hoppalık etmek hopurdatma hopurdatmak hor hora horanta horasan Horasan (bölge.

horozcuk otu horoz dövüşü horoz fasulyesi horozkarası (üzüm) horozgözü (bitki) horozibiği (bitki) horozibiğigiller horoz kafalı horozlanış horozlanma horozlanmak horozlaşma horozlaşmak horoz mantarı horoz sıklet horoz şekeri horoz vakti horst hortlak.−ğı hortlama hortlamak hortlatma hortlatmak hortum hortumlama hortumlamak hortumlu 1017 .

hortumlu böcekler hortumlular horuldama horuldamak horuldayış horul horul horultu hostes hosteslik.−ğü hoşhoş hoş koku 1018 .−ğü hoşgörüsüz hoşgörüsüzlük.−ği hoş hoşaf hoşaflık.−ğı hoşbeş hoşbeş etmek hoş bulduk hoşça hoşça kal hoş geldin(iz) hoş gelmek hoşgörü hoşgörücü hoşgörülü hoşgörürlük.

−ğu hoşnut.hoş kokulu hoşkuran hoşlanış hoşlanma hoşlanmak hoşlaşma hoşlaşmak hoşlaştırma hoşlaştırmak hoşluk.−ğu hoşnut olmak hoşnutsuz hoşnutsuzluk.−ğu hoşsohbet hoşt hoşt hoşt hoşur Hotanto hotoz hotozlu hot zot etmek hovarda hovardaca hovardalaşma 1019 .−du hoşnut etmek hoşnutluk.

−ğü höpürdetme höpürdetmek höpürtü höpürtülü hörgüç.−ğü hödüklük etmek höl höllük.−ğı hoyratlık etmek hoyuk.hovardalaşmak hovardalık.−cü hörgüçlü höst 1020 .−ğu hozalma hozalmak hozan Hozat (ilçe) hödük.−ğı hovardalık etmek hoyrat hoyratça hoyratlık.−ğü hödükçe hödükleşme hödükleşmek hödüklük.

−ğı hristo teyeli hu hububat huda Huda hudayinabit hudut.−du hudut boyu hudut dışı hudutlandırma hudutlandırmak hudutlu hudutsuz huğ hukuk hukukçu 1021 .höşmerim höt höykürme höykürmek höyük.−ğü Hristiyan Hristiyanlaşma Hristiyanlaşmak Hristiyanlaştırma Hristiyanlaştırmak Hristiyanlık.

hukukçuluk.−lü hulûs hulûskâr hulûskârlık.−ğu hulâsa hulâsa etmek hulâsaten hulliyat hulûl.−ğı hulya hulyalaşma hulyalaşmak hulyalaştırma hulyalaştırmak hulyalı humar humbara humbaracı humbarahane humbara ocağı humma 1022 .−ğu hukuken hukukî hukukî metroloji hukuklu hukuksal hukuksuzluk.

−cu 1023 .hummalı humus (organik toprak) humus.−ğı huni hunnak hunriz hurafe hurç.−ğı hurdahaş hurdahaş etmek hurdalık.−msu (bir tür yemek) hun hunhar hunharca hunharlık.−cu hurda hurdacı hurdacılık.−ğı hurma tatlısı hurra huruç.−ğı huri hurma hurma ağacı hurmalık.

−lü husumet husumetkâr husus hususî hususiyet hususuyla husye huş huşu.−ği huruşan husuf husul.−u huşunet Hut hutbe hutut huy huy edinmek huylandırma huylandırmak huylanış huylanma huylanmak huylu 1024 .hurufat Hurufî Hurufîlik.

huysuz huysuzca huysuzlanış huysuzlanma huysuzlanmak huysuzlaşma huysuzlaşmak huysuzlaştırma huysuzlaştırmak huysuzluk.−ğu huysuzluk etmek huzme huzmeli huzur huzur evi huzur hakkı huzurlu huzursuz huzursuzca huzursuzluk.−ğu hüccet hücre hücre bilimi hücreler arası hücre yutarlığı hücum hücumbot 1025 .

−ğı hükümferma hükümlü hükümlülük.−ğü hükümran hükümranlık.−ğı hükümsüz 1026 .−kmü hükümdar hükümdarlık.hücumcu hücum etmek hücum oyuncusu hükmen hükmetme hükmetmek hükmî hükmî şahsiyet hükmolunma hükmolunmak hükûmet hükûmet darbesi hükûmet erkânı hükûmet etmek hükûmet kapısı hükûmet komiseri hükûmet konağı hükûmet merkezi hüküm.

−ğü hürmet hürmeten 1027 .hükümsüzlük.−ğü hülle hülleci hümanist hümanistleşme hümanistleşmek hümanizm hümanizma hümayun hüner hünerli hünersiz hüngürdeme hüngürdemek hüngür hüngür hüngürtü hünkâr hünkârbeğendi (yemek) hünnap.−bı hünnapgiller hünsa hür hürle hürlük.

−lü hüsnükuruntu hüsnüniyet hüsnüniyetle hüsnütelâkki hüsnüteveccüh 1028 .hürmet etmek hürmetkâr hürmetli hürmetsiz hürmetsizlik.−ği hür teşebbüs hürya hürya etmek hüryemez hüseynî hüseynîaşiran hüsnühâl.−ği Hürmüz hürriyet hürriyetçi hürriyetçilik.−li hüsnühâl kâğıdı hüsnühat.−ttı hüsnükabul.−ği hürriyetperver hürriyetsiz hürriyetsizlik.

−ğü hüzzam hüzzam beşlisi (*)I I ıcığı cıcığı Iğdır ığıl 1029 .−snü Hüt hüthüt hüve hüvelbaki hüveyda hüviyet hüviyet cüzdanı Hüyük (ilçe) hüzün.−znü hüzünlendirme hüzünlendirmek hüzünleniş hüzünlenme hüzünlenmek hüzünlü hüzünsüz hüzünsüzlük.hüsnüyusuf hüsran hüsün.

ığıl ığıl ığrıp.−bı ığrıp kayığı ıh ıhı ıhlama ıhlamak ıhlamur ıhlamurgiller ıhma ıhmak ıhtırılma ıhtırılmak ıhtırma ıhtırmak ıkıl ıkıl ıkına sıkına ıkına tıkına ıkındırma ıkındırmak ıkınma ıkınmak ıkıntı ıklama ıklamak ıklım tıklım ılgama 1030 .

−ğı ılıkça ılık ılık ılıklaşma ılıklaşmak ılıklaştırma ılıklaştırmak ılıklık.−ğı ılık.ılgamak ılgar ılgarcı ılgar etmek ılgarlama ılgarlamak Ilgaz (ilçe) ılgım ılgım salgım ılgın Ilgın (ilçe) ılgıncar ılgıngiller ılgıt ılgıt ılıca Ilıca (ilçe) ılıcak.−ğı ılım ılıma 1031 .

−ğı Irak ırakça ırakgörür ıraklaşma ıraklaşmak Iraklı 1032 .−ğı ılındırma ılındırmak ılınma ılınmak ılıştırma ılıştırmak ılıtma ılıtmak ıltar ımızganma ımızganmak ıncalız ıpıl ıpıl ıpıslak.−ğı ıpıssız ıra ırak.ılımak ılıman ılımlı ılımlılık.

−ğı ıraksak.−ğı ırk ırk ayrımı ırk bilimi ırk birliği ırkçı 1033 .−ği ıraksama ıraksamak ıraksınma ıraksınmak ıralama ıralamak ırama ıramak ırgalama ırgalamak ırgalanma ırgalanmak ırgama ırgamak ırganma ırganmak ırgat ırgatbaşı ırgatlık.−ğı ıraksak mercek.ıraklık.

−ğı ırmaklaşma ırmaklaşmak ırmak roman ırz ırz düşmanı ırz ehli ıs ısfahan Isfahan ısı ısıalan ısıcak.−ğı ırkî ırkiyat ırksal ırktaş ırmak.−ğı ısı cam ısı dam ısıdenetir ısı kuşak.−ğı ısıl ısın ısındırma ısındırmak ısınış 1034 .ırkçılık.

ısınma ısınma ısısı ısınmak ısınma koşusu ısıot ısıölçer ısı ölçümü ısırgan ısırgangiller ısırgın ısırıcı ısırık.−ğı ısırma ısırmak ısırtma ısırtmak ısı tedavisi ısıtıcı ısıtılma ısıtılmak ısıtış ısıtma ısıtmak ısıveren 1035 .−ğı ısırılma ısırılmak ısırımlık.

−ğı ıslah etmek ıslah evi ıslahhane 1036 .ısıyayar ısı yayımı ısı yuvarı ıska ıskaça ıskala ıskalama ıskalamak ıskala yapmak ıskarça ıskarmoz ıskarta ıskat ıskatçı ıskonto ıskonto etmek ıskontolu ıskontosuz ıskota ıskuna ıslah ıslahat ıslahatçı ıslahatçılık.

−ğı ıslak sıçan ıslak zemin ıslama ıslamak ıslanış ıslanma ıslanmak ıslatıcı ıslatılma ıslatılmak ıslatış ıslatma ıslatmak ıslatma suyu ıslık.−ğı ıslıklama ıslıklamak ıslıklanış ıslıklanma ıslıklanmak ıslıklı ıslıklı ünsüz ısmarlama 1037 .ıslah olmak ıslak.−ğı ıslak karga ıslaklık.

−ğı ıspanakgiller ıspanaklar ıspanaklı ıspanaklı börek.−ği ıspanaklı yumurta ısparmaça Isparta Isparta gülü Isparta halısı ıspatula ıspavli ıspazmoz ısrar ısrar etmek ısrarlı ıssız ıssızlaşma ıssızlaşmak ıssızlık.−ğı ıstakoz ıstakoz ağı 1038 .ısmarlamak ısmarlanma ısmarlanmak ısmarlatma ısmarlatmak ıspanak.

−ğı ıstampalama ıstampalamak ıstampa resim.ıstakozlar ıstakozluk.−bı ıstıraplı ıstırapsız ıstırar ıstırarî ışığa doğrulum ışığa göçüm ışığan ışık.−ğı 1039 .−smi ıstar ıstıfa ıstılah ıstırap.−ğı ışık akısı ışık aylası ışık aynası ışık bacası ışık çanağı ışıkçı ışıkçılık.−ğu ıstampa ıstampacı ıstampacılık.

ışık eğrisi ışık göçüm ışık gölge ışık hızı ışık ışını ışıkkesen ışık korkusu ışık küre ışıklama ışıklandırılma ışıklandırılmak ışıklandırma ışıklandırmak ışıklanma ışıklanmak ışıklı ışıklılık.−ğı ışıklı teker ışıkölçer ışık ölçümü ışıksız ışıksızlık.−ğı ışılama 1040 .−ğı ışık yılı ışık yuvarı ışıl ışılak.

ışılamak ışılatma ışılatmak ışıldak.−ği ışınım ışınım akısı ışınım alıcısı ışınım basıncı ışınım dengesi ışınımölçer 1041 .−ğı ışıldama ışıldamak ışıldatma ışıldatmak ışıl ışıl ışıl küf ışıl küfler ışıl küflüce ışıltı ışıltılı ışıma ışımak ışın ışın bilimci ışın bilimi ışınetkin ışınetkinlik.

ışınlama ışınlamak ışınlandırma ışınlandırmak ışınlanma ışınlanmak ışınlayıcı ışınlı ışınlılar ışınölçer ışın tedavisi ışın tedavi uzmanı ışıntı ışıntı lâmbası ışıtım ışıtma ışıtmak ışkı ışkın ışkırlak.−ğı ıştın ıştır ıtır ıtır çiçeği ıtırlı ıtır yaprağı ıtlak 1042 .

−ğı ızgara parmaklığı ızgarasız ızgara yatağı ızgın ızrar (*)İ İ iade 1043 .−du ızgara ızgara demiri ızgara köfte ızgaralı ızgaralık.−ğı ıttıla.ıtlak olunmak ıtnap.−dı ıvır zıvır ıydiye ızbandut.−bı ıtrah ıtrah etmek ıtrışahî ıtrî ıtriyat ıtriyatçı ıtriyatçılık.−ı ıttırat.

−ği ibik.−ği ibikli ibiksi 1044 .−ı ibdaî ibibik.iade edilmek iade etmek iadeiitibar iadeiziyaret iadeli iadeli taahhütlü iane iare iaşe iaşe etmek iaşe ve ibate ibadet ibadet etmek ibadetgâh ibadethane ibadullah ibare ibaret ibaret olmak ibate ibate etmek ibda.

−ği 1045 .ibis ibiş iblâğ iblâğ etmek iblis iblisane iblisçe iblisçilik.−ği ibra İbradı (ilçe) ibra etmek ibraname İbranca İbranî İbranîce ibraz ibraz etmek ibre ibret ibretamiz ibreten ibretiâlem ibretlik.−ği ibne ibnelik.−ği ibret olmak ibrik.

−li icabet icabet etmek icabında icap.−li icmal etmek icra icraat icraatçı icracı 1046 .−bı içapçı icap etmek icar icat.−dı icatçı icat etmek icaz icazet icazetname icbar icbar etmek icmal.ibrikçi ibriktar ibriktar usta ibrişim ibrişim kurdu ibzal.

−ğı iç bakla iç barış iç başkalaşım iç bellek.icra etmek icra kuvveti İcra ve İflâs Hukuku icra vekili iç iç açıcı iç ağ iç ağa iç asalak.−ği iç bölge iç bulantısı içbükey iç bükün iç cep.−bi iç cümle iç çamaşırı iç çokgen iç denge iç deniz iç deri iç donu iç dünya içe bakış 1047 .

−ği iç gezegen iç giyim iç göbek.−ğü iç ek içe kapanık.−ği içe yöneliklik.−ği içe dönük.−ğı içe kapanıklık.içecek.−ğü içe dönüklük.−ğı İçel içeri içerik.−ği iç görüm iç görümlü içgörür içgösterir 1048 .−ği içerleme içerlemek içerleyiş içerme içermek iç etmek iç evlilik.−ği içerikli içerisi içerlek.

−ği için içinde içindekiler içinden pazarlıklı 1049 .−ttı iç hissedar iç ısıstıcı içici içicilik.−ği iç içe içi dar içi geniş içiliş içilme içilmek içim içimli içimlik.içgüdü içgüdülü içgüdüsel iç güvey.−si iç güveylik.−ği iç harp.−bi iç hastalıkları iç hastalıkları uzmanı iç hat.−i iç güveyi.

−ği içkili içkili lokanta içki masası içkin içkinlik.−ği 1050 .−ği içirilme içirilmek içiriş içirme içirmek içirtme içirtmek içiş iç işleri içit içi tez içitim içitme içitmek iç kapak.−ğı iç kavuz içki içki âlemi içkici içkicilik.için için içirik.

−ğı iç kuyu iç lâstik.−ği içme içmece içmek içmeler iç merkez 1051 .−ği içlem içlendirme içlendirmek içlene içlene içleniş içlenme içlenmek içler acısı içli içli dışlı içli dışlılık.içki psikozu içki sefası içkisiz içki sofrası iç kulak.−ğı içli dışlı olmak içlik.−ği içli köfte içlilik.

−ği içtenlikle 1052 .−ği iç salgı iç salgı bezi iç salgı bilimi iç savaş içsel iç ses iç ses düşmesi içsiz iç spiker iç su içten içten evlilik.−ği içten içe içtenlik.içme suyu iç mimar iç mimarî iç mimarlık.−ğı iç odun iç oğlanı iç pazar iç pilâv iç plâzma iç politika içre içrek.

−ı içtima etmek içtimaî içtimaiyat içtimaiyatçı içtinap.−ğü içyağı iç yarıçap iç yüz iç zar id idadî idadiye 1053 .−dı içtima.−ği içtepi iç ters açı içtihat.içtenlikli içtenliksiz içtenliksizlik.−ği içten pazarlıklı içtensiz içtensizlik.−bı içtinap etmek iç turizm iç tümce iç türeme iç tüzük.

idam idam cezası idame idame etmek idam etmek idamlık.−ğı idam sehpası idare idarece idareci idarecilik.−ği idareten idarî iddia 1054 .−ği idare etmek idarehane idare hukuku idareimaslahat idareimaslahatçı idareimaslahat etmek idareimaslahat politikası idare kandili idare lâmbası idareli idaresiz idaresizlik.

iddiacı iddiacılık.−ği ideolog.−ğı ide idea ideal.−ği idealize idealize etmek idealizm idealleştirme idealleştirmek idealsiz idefiks identik.−ği 1055 .−li idealist idealistlik.−ğı iddia etmek iddialaşma iddialaşmak iddialı iddia makamı iddianame iddiasız iddiasızlık.−ğu ideologlar ideoloji ideolojik.

−lü idrak.−ki idrak etmek idraksiz idraksizlik.−ği idrar idrar zoru idris ağacı idris otu ifa ifade ifade etmek ifadelendirme ifadelendirmek ifa etmek iffet iffetli iffetsiz iffetsizlik.idi idil İdil (ilçe) idiopati idman idmancı idmanlı idmansız idol.−ği 1056 .

−ı 1057 .ifildeme ifildemek ifil ifil iflâh iflâh etmek iflâh olmak iflâs iflâs anlaşması iflâs davası iflâs etmek iflâs masası ifna ifna etmek ifrağ ifrat ifrat derecede ifrat tefrit ifraz ifrazat ifraz etmek ifrit ifrit etmek ifritleşme ifritleşmek ifrit olmak ifsat.−dı ifşa.

−ği iftarlık.−ğı iftira etmek iguana iguanagiller iğ iğ ağacı iğbirar iğci iğde 1058 .ifşaat ifşa etmek iftar iftar etmek iftariye iftariyelik.−ğı iftar sofrası iftar tabağı iftar topu iftar vakti iftar yemeği iftar zamanı iftihar iftihar etmek iftihar listesi iftira iftiracı iftiracılık.

−ği iğne deliği iğnedenlik.−li iğfal etmek iğ iplik.−ği iğne iğne ardı iğneci iğnecik.−ği iğneli söz iğne oyası 1059 .−ği iğlik.iğdegiller iğdemir (alet) İğdir iğdiş iğdiş etmek iğfal.−ği iğneleme iğnelemek iğnelenme iğnelenmek iğneleyici iğneleyiş iğneli iğneli fıçı iğnelik.−ği iğnecilik.

−ci iğrençlik.−ğı iğne yapraklılar iğne yastığı iğne yurdu iğrenç.iğne yapmak iğne yaprak.−ği iğrendirme iğrendirmek iğrengen iğrengenlik.−ği iğrenilme iğrenilmek iğreniş iğrenme iğrenmek iğrenti iğreti iğretileme iğretilik.−ği iğtinam iğ yağı ihale ihale etmek iham ihanet ihanet etmek 1060 .

−ğı ihbar etmek ihbariye ihbarlama ihbarlamak ihbarlı ihbarname ihbar tazminatı ihdas ihdas etmek ihkakıhak.−kkı ihlâl.ihata ihata etmek ihatalı ihbar ihbarcı ihbarcılık.−ğı 1061 .−ği ihmal etmek ihmalkâr ihmalkârlık.−li ihlâl etmek ihlâs İhlâs ihlâslı ihmal.−li ihmalci ihmalcilik.

−ğı ihraç.−cı ihtilâç etmek ihtilâf 1062 .−cı ihraç edilmek ihraç etmek ihraç izni ihram ihraz ihraz etmek ihsan ihsan etmek İhsangazi (ilçe) ihsanıhümayun İhsaniye (ilçe) ihsas ihsas etmek ihtar ihtar etmek ihtarname ihtida ihtifal.−li ihtikâr ihtilâç.ihnaklama ihracat ihracatçı ihracatçılık.

−bı ihtisar ihtisas ihtisaslaşma 1063 .−li ihtilâlci ihtilâlcilik.−ı ihtira beratı ihtiram ihtiram birliği ihtiram duruşu ihtiram kıt'ası ihtiras ihtiraslı ihtiraz ihtisap.−ği ihtilâm ihtilâs ihtilât ihtilât etmek ihtilât yapmak ihtimal.−li ihtimalî ihtimaliyet hesabı ihtimaller hesabı ihtimam ihtimam etmek ihtira.ihtilâl.

ihtisaslaşmak ihtisas yapmak ihtişam ihtişamlı ihtiva ihtiva etmek ihtiyaç.−cı ihtiyar ihtiyarcık.−ğı ihtiyarlık sigortası ihtiyar meclisi ihtiyar olmak ihtiyarsız ihtiyat ihtiyat akçesi ihtiyaten ihtiyatî ihtiyatî tedbir 1064 .−ğı ihtiyar etmek ihtiyar heyeti ihtiyarî ihtiyarlama ihtiyarlamak ihtiyarlatma ihtiyarlatmak ihtiyarlayış ihtiyarlık.

−ğı ihtiyatlı ihtiyatlı olmak ihtiyatsız ihtiyatsızlık.ihtiyatkâr ihtiyatkârlık.−ğı ihtiyatsızlık etmek ihtizaz ihvan ihya ihya etmek ihya olmak ihzar ihzarî ihzar müzekkeresi ika.−ı ika etmek ikame ikame etmek ikame mallar ikamet ikamet etmek ikametgâh ikametgâh ilmühaberi ikametgâh kâğıdı ikaz 1065 .

−ği iki cinslikli iki çenekliler iki çenetli 1066 .ikaz etmek ikbal.−ğu iki büklüm iki büklüm olmak iki canlı iki canlılık.−ğı iki bir iki buçukluk.−li ikbal düşkünlüğü ikbal düşkünü ikdam ikebana iken iki iki anlamlı iki anlamlılık.−ğı iki ayaklı iki ayaklılık.−ğı iki başlı iki başlılık.−ğı ikici iki cihan iki cihanda ikicilik.

iki çenetliler iki çifte iki dilli iki dillilik.−ği iki dünya iki düzlemli iki eşeyli iki evcikli iki fazlı iki geçeli iki kanatlılar iki katlı ikilem ikileme ikilemek ikilenme ikilenmek ikileşme ikileşmek ikiletme ikiletmek ikili ikili çatı ikilik.−ği ikili kök ikili öğretim ikili sigorta 1067 .

−bu ikinci karşılaşma ikinci kırdırma ikincil ikincilik.−ği ikinci yarı ikinci zaman ikinci zar ikindi ikindi ezanı ikindi namazı ikindiüstü ikindiüzeri ikindi vakti ikindiyin ikindi zamanı iki nokta iki ölçü iki paralık.−ğı ikinci ikinci çağ ikinci el ikinci ferik ikinci grup.ikili ünlü ikili yatak.−ğı iki paralık etmek iki paralık olmak 1068 .

−ği ikircil ikircim ikircimli ikircimlik.−ği iki şekilli ikişer ikişer ikişer iki tek iki telli iki terimli iki üç iki yaşayışlı iki yüzlü ikiyüzlü (riyakâr) ikiyüzlülük.−ğü (riyakârlık) ikiz ikiz anlam ikiz anlamlı İkizce (ilçe) İkizdere (ilçe) 1069 .−ği ikirciklenme ikirciklenmek ikircikli ikirciklik.iki parmaklı ikircik.

−ı ikna etmek ikna olmak ikon ikona ikonografi ikrah ikrah etmek ikrahlık.−ğı ikram 1070 .ikizkenar ikizkenar üçgen ikizkenar yamuk.−li ikmal etmek ikmal imtihanı ikna.−ği ikiz ünlü ikiz ünsüz iklim iklim bilimci iklim bilimi iklimleme iklimleme cihazı ikmal.−ğu İkizler (burç) ikizleşme ikizli ikizlilik.

−bı iktisap etmek iktisat.−ğı iktifa iktifa etmek iktiran iktisaden iktisadî iktisadiyat iktisap.−dı iktisatçı 1071 .ikramcı ikram etmek ikramiye ikramiyeli ikrar ikrar etmek ikraz ikraz etmek iks ışınları iksir iktibas iktibas etmek iktidar iktidarsız iktidarsızlaşma iktidarsızlaşmak iktidarsızlık.

−ğı iktisat etmek iktisatlı iktisatsız iktisat yapmak iktiza iktiza etmek il ilâ ilâç.−ğı ilâçsız ilâçsızlık.−ğı ilâh ilâhe ilâhi ilâhî ilâhiyat ilâhiyatçı 1072 .−cı ilâç bilimci ilâç bilimi ilâçlama ilâçlamak ilâçlanış ilâçlanma ilâçlanmak ilâçlı ilâçlık.iktisatçılık.

−ğı ilân edilmek ilânen ilân etmek ilânıaşk ilânıaşk etmek ilânihaye ilân panosu ilân tahtası ilârya ilâve ilâve etmek ilâveli ilâveten ilbay ilca ilca etmek ilçe ilçebay 1073 .ilâhlaşma ilâhlaşmak ilâhlaştırma ilâhlaştırmak ilâm ilâmaşallah ilâm etmek ilân ilâncılık.

−ği ileride ileri gelenler ileri geri ileri görüş ileri görüşlü ilerisi ileri teknoloji ileri uç.−ci ileniş ilenme ilenmek ilerde ileri ilerici ilericilik.−ği ilerleme ilerlemek ilerletme ilerletmek ilerleyici ilerleyici benzeşme 1074 .−cu ileri uç oyuncusu ilerlek.ile ilelebet ilen ilenç.

ilerleyiş ileti iletici iletiliş iletilme iletilmek iletim iletiş iletişim iletişim ağı iletişim araçları iletişim merkezi iletişim ortamı iletişme iletişmek iletken iletken damarlar iletkenlik.−ği iletki iletme iletmek ilga ilga etmek ilgeç.−ci ilgeçli ilgeçli tümleç.−ci ilgi 1075 .

−ği ilginç.−ği ilgisiz ilgisizlik.ilgi alanı ilgi çekici ilgi eki ilgileme ilgilemek ilgilendiriş ilgilendirme ilgilendirmek ilgileniş ilgilenme ilgilenmek ilgileşim ilgili ilgililik.−ği ilhak ilhak etmek ilham ilham etmek ilham kaynağı ilham perisi ilhan 1076 .−ci ilginçleşme ilginçleşmek ilginçlik.

−ğı İliç (ilçe) ilik.−ği ilişikli ilişiksiz ilişilme 1077 .−ği ilineksel ilinti ilintileme ilintilemek ilintili ilistir ilişik.−ği ilim kadını ilinek.−lmi ilim adamı ilimcilik.−ği ilikleme iliklemek iliklenme iliklenmek ilikleyiş ilikli iliksiz ilim.−ği ilikçi ilikçilik.ilhanlık.

−ği ilişme ilişmek iliştirilme iliştirilmek iliştirme iliştirmek ilk ilk adım ilk ağızda ilkah ilkah etmek ilkbahar İlk Çağ ilk dördün ilke ilkeci 1078 .ilişilmek ilişim ilişken ilişkenli ilişki ilişkilendirme ilişkilendirmek ilişkili ilişkin ilişkisiz ilişkisizlik.

−ği ilkel ilkelce ilkelciler ilkelcilik.−ği ilk sezi ilkten 1079 .ilkecilik.−ği ilk elden ilkeleşme ilkeleşmek ilkelleşme ilkelleşmek ilkelleştirme ilkelleştirmek ilkellik.−ği ilkel memeliler ilkel toplum ilkesel ilke söz ilk gösteri ilkin ilk kânun ilkokul ilköğrenim ilköğretim ilk önce ilk örnek.

ilk teşrin ilk yardım ilk yardım hastahanesi ilk yarı ilkyaz illâ illâki illâllah illâllah etmek ille illegal.−li illet illet etmek illetli illet olmak ille velâkin illî illiyet illüstrasyon illüzyon illüzyonist illüzyonizm ilme ilmek ilmekleme ilmeklemek ilmî 1080 .

−li ilmik.ilmiahlâk ilmî ahlak ilmihâl.−ği ilmikleme ilmiklemek ilmiklenme ilmiklenmek ilmikli ilmiksiz ilmiye ilmühaber ilsizleşme ilsizleşmek iltibas iltica iltica etmek iltica hakkı iltifat iltifat etmek iltifatlı iltihabî iltihak iltihak etmek iltihap.−bı iltihaplanma iltihaplanmak 1081 .

−ğı iltimas etmek iltimaslı iltisak iltisakî iltisakî diller iltizam iltizamcı iltizam etmek iltizamî ilzam ilzam etmek im ima ima etmek imaj imal.iltihaplı iltihapsız iltimas iltimasçı iltimasçılık.−ğı imalâthane imalât resmi imale 1082 .−li imalât imalâtçı imalâtçılık.

imale etmek imal etmek imale yapmak imalı imam imambayıldı imame imamet imam evi imamkayığı (tabut) imamlık.−ğı imam nikâhı imam nikâhlı İmamoğlu'nu (ilçe) imam suyu iman iman etmek imaniye imanlı iman sahibi imansız imansızlık.−ğı imansız peynir iman tahtası imar imaret imarethane 1083 .

imar etmek imbat imbik.−ği im bilimi imbisat imbisat etmek imce imceleme imcelemek imceli imcesiz imdat.−dı imdat etmek imdi imece imek imge imgeci imgelem imgeleme imgelemek imgelenme imgelenmek imgeli imgesel imha imha ateşi 1084 .

−ği imparatorluk.−ğu imparator otu imrahor İmraniye (ilçe) İmranlı (ilçe) imren 1085 .−li immoralizm immünoloji imparator imparatoriçe imparatoriçelik.−ği imitasyon imkân imkânsız imkânsızlaşma imkânsızlaşmak imkânsızlık.−ğı imlâ imlâ etmek imlâ yanlışı imleç.imha etmek imik.−ci imleme imlemek imlik.−ği immoral.

−ı imtina etmek imtisal.−ki imsak etmek imsakiye imsakli imsak vakti imtihan imtihan etmek imtihan olmak imtina.−li imtisal etmek imtisas imtiyaz imtiyazlı imtiyazsız 1086 .imrence imrendirme imrendirmek imrenilme imrenilmek imreniş imrenme imrenmek imrenti imroz İmroz (ilçe) imsak.

−ğı inakçı inakçılık.−ğı 1087 .−cı imtizaç etmek imtizaçsız imza imza belgesi imza çizelgesi imza etmek imza günü imza kâğıdı imzalama imzalamak imzalanış imzalanma imzalanmak imzalatma imzalatmak imzalayış imzalı imza sahibi imzasız imza sirküleri imza töreni in inadına inak.imtizaç.

−ğı inansız 1088 .−ğı inandırılma inandırılmak inandırma inandırmak inanılma inanılmak inanılmaz inanırlık.−ğı inançsız inançsızlık.−cı inançlı inançlılık.−ğı inanç.−ğı inandırıcı inandırıcılık.inaksal inal inam inan inanca inancılık.−ğı inanış inanlı inanma inanmak inanmazlık.

inansızlık.−ğı inat.−ği incecikten inceden inceden inceye ince donanma ince gül yağı ince hastalık.−ğı inat etmek inatlaşma inatlaşmak inayet inayet etmek inayet eylemek inbisat ince ince ağrı ince ayrım ince bağırsak.−ğı incecik.−dı inatçı inatçılık.−ğı (verem) ince iş ince kesim inceleme incelemeci 1089 .

−ği ince saz ince ses İncesu (ilçe) ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inci 1090 .−ği inceliş incelme incelmek inceltici inceltiş inceltme inceltme işareti inceltmek incerek.incelemek inceleniş incelenme incelenmek inceletiş inceletme inceletmek inceleyici incelik.

−ği İncirliova (ilçe) incirsi meyve inci taşı incitici incitilme incitilmek incitiş incitme incitmebeni (kanser) incitmek incizap.−bı inç inçık indeks indeterminist 1091 .inci balığı inci çiçeği incik.−ği incik boncuk.−ğu incik kemiği İncil incinme incinmek incir incir kuşu incirlik.

−ı indifa etmek indifaî indikatör indinde indirgeme indirgemek indirgen indirgenebilir indirgeniş indirgenlik.−ği indirgenme indirgenmek indirgeyici indirilme indirilmek indirim indirimli indirimli satışlar indirim saatleri indirim yapmak indiriş indirme indirme−bindirme indirmek 1092 .indeterminizm indî indifa.

−ci İnegöl (ilçe) İnegöl köftesi inek.−ği inekhane inekleme ineklemek ineklik.indirtme indirtmek indis individüalist individüalizm indiyum indükleç.−ci indükleme indükleme akımı indüklemek indükleme makinesi indüksiyon İnebolu (ilçe) inebolukütüğü (mavna) ineç.−ği inekçi inekçilik.−ği inek yağı infak 1093 .

−ği İngiliz İngiliz anahtarı İngilizce İngiliz ipi İngiliz sicimi İngiliz siyaseti İngiliz tuzu İngiltere ingin inginlik.−li infilâk infilâk etmek infinitezimal.−dı infiratçı infiratçılık.−ği inha inha etmek inhibitör inhidam 1094 .−li infirak infirat.−ğı infisah infisah etmek informatik.infaz infaz etmek infial.

−ki inhina inhiraf inhiraf etmek inhisar İnhisar (ilçe) inhisarcı inhisarcılık.−li inhilâl etmek inhimak.−ği inikâs inikâs etmek inikat.−ğı inhisar etmek inhitat inhitat etmek ini inik.inhilâl.−dı inik deniz inildeme inildemek inildetme inildetmek inildeyiş inileme inilemek inilme 1095 .

−bı inkılâpçı inkılâpçılık.−ğı inkılâp.inilmek inilti iniltili inim inim inisiyatif inisyal iniş iniş aşağı iniş çıkış inişli inişli çıkışlı inişli yokuşlu iniş takımları iniş yokuş inkâr inkârcı inkârcılık.−ı 1096 .−ğı inkılâp etmek inkıraz inkısam inkıta.−ğı inkâr etmek inkıbaz inkıbazlık.

−li inkişaf inkişaf etmek inleme inlemek inletme inletmek inleyiş inme inmek inmeli inorganik.−ğı insafsız insafsızca insafsızlık.−ği inorganik kimya inorganik öge İnönü'nü (ilçe) insaf insaf etmek insaflı insaflılık.−ğı insan insan başlı 1097 .inkıyat.−dı inkisar inkisar etmek inkisarıhayal.

insan biçimcilik.−ği insan bilimci insan bilimi insan bilimsel insanca insancı insancıl insancılık.−ği insan kurusu insanlaşma insanlaşmak insanlık.−ğı insanlık etmek insanlık hâli 1098 .−ğı insancıllaşma insancıllaşmak insan coğrafyası insan evlâdı insangiller insan hâli insanımsılar insanî insaniçincilik.−ği insaniyet insaniyetli insaniyetsiz insaniyetsizlik.

−dı inşat etmek 1099 .insan müsveddesi insanoğlu insan sarrafı insansı insansılar insanüstü insektaryum insert insicam insicamlı insicamlılık.−ğı inşaat çivisi inşa etmek inşallah inşat.−ğı insiraf insirafî insiyak insiyakî instant coffee inşa inşaat inşaatçı inşaatçılık.−ğı insicamsız insicamsızlık.

inşirah intaç.−ı intibah intibak intibak etmek intibaksız intibaksızlık.−ğı intifa intifa hakkı intiha intihabat 1100 .−cı intaç etmek intak intan intanî intaniye intaniyeci integral.−li integral denklemi integral hesapları interferometre interferometri interferon interkinez intermezzo internet intiba.

−li intihap.−li intikal etmek intikam intikamcı intisap.intihal.−li inzibat inzibatî inzibatsız inzimam inzimam etmek inziva ip ip cambazı 1101 .−bı intihar intihar etmek intikal.−bı intisap etmek intişar intişar etmek intizam intizamlı intizamsız intizamsızlık.−ğı intizar intizar etmek inzal.

ipçi ipçik.−ğü ipi kırık.−ği ipek gülü ipekhane ipekli ipek matı ipham ipi çürük.−ği ipeka ipek ağacı ipek baskı ipek baskıcı ipek böceği ipek böceği kelebeği ipek böcekçiliği ipekçi ipek çiçeği ipekçilik.−ğı ipileme ipilemek ipil ipil ipilti ipince ipipullah 1102 .−ği ipek.−ği ipçilik.

−ği iplikçi iplikçilik.−ği ipotek etmek ipotekli ipotetik.−ği iplik.−ği iplikhane iplik iplik iplik kurdu ipliklenme ipliklenmek ipliksi iplik solucanlar ip merdiven ipnotize ipnotize etmek ipnotize olmak ipnotizma ipnotizmacı ipnotizmalı ipnoz ipotek.ipka ipka etmek iplemek iplicik.−ği İpsala (ilçe) 1103 .

−li iptal etmek iptida iptidaî iptidaîlik.−li ip torba ipucu irade irade beyanı iradeci iradecilik.−ği iptidaî mektep.−ği irade dışı irade kaybı iradeli iradesiz iradesizlik.ipsi ipsiler ipsi solucanlar ipsiz ipsiz sapsız iptal.−bi iptilâ iptizal.−ği irade yitimi iradımesel iradî 1104 .

−ı irca etmek irdeleme irdelemek irfan iri iribaş (kurbağa kurtçuğu) irice iridyum iri kıyım iri lâf irileşme irileşmek irilik.−dı irat etmek irca.−ği irili ufaklı irin irinlenme irinlenmek 1105 .−bı irat.iradiye İran İranist İranistik İranlı irap.

−ği irmik helvası ironi irrasyonalizm irrasyonel irrealist irredantizm irs irsal.−li irsalât irsaliye 1106 .irinli irinti iris iriş iri yarı irkiliş irkilme irkilmek irkiltici irkiltme irkiltmek irkinti irkme irkmek İrlanda İrlandalı irmik.

−ı irtifak irtifak hakkı irtihal.−li isale 1107 .−li irticalen irtifa.−ı irticaî irtical.−dı irşat etmek irtibat irtica.irsen irsî irsiyet irşat.−bı irtisam irtişa is İsa isabet isabet etmek isabetli isabetsiz isaf isal.−li irtihal etmek irtikâp.

−ği isim cümlesi isim çekimi isimden türeme fiil isimden türeme isim.−smi isim durumu isim gövdesi isim hakkı isim hâli isim kökü isimlendirme isimlendirmek isimli 1108 .−smi isimcilik.is'at.−dı is'at etmek İscehisar (ilçe) ise İsevî İsevîlik.−ği isfendan ishak kuşu ishal.−ği isim.−li ishalli ishal olmak isilik.

isimlik.−ği isimsiz isim tabanı isim tamlaması iskalârya iskambil iskambil kâğıdı iskân iskân belgesi iskân etmek iskandil iskandil etmek İskandinav İskandinav dilleri İskandinavya İskandinavyalı iskarpelâ iskarpin iskarto iskele iskele babası iskele kelepçesi iskele kuşu iskelet iskelet mobilya iskemle iskemle kavgası 1109 .

−ğı İslâm gizemciliği İslâm hukuku İslâmî İslâmiyet İslâmlaşma İslâmlaşmak İslâmlaştırma İslâmlaştırmak 1110 .İskenderun (ilçe) iskerlet iskete İskilip (ilçe) İskitçe İskitler İskoç İskoçça İskoçya İskoçyalı iskorbüt iskorçina iskorpit iskorpitgiller iskota İslâhiye (ilçe) İslâm İslâmcı İslâmcılık.

−dı isnat grubu ispalya ispanya İspanya İspanyol İspanyolca İspanyol dansı ispanyolet ispanyolet kilit.İslâmlık.−di İspanyol müziği İspanyol nezlesi ispari 1111 .−ğı isleme islemek islenme islenmek isli isli kalem isli küf islim ismen ismet ismetli ismetsiz isnaden isnat.

−ğu ispirto ocağı 1112 .−ği ispermeçet ispermeçet balinası ispinoz ispinozgiller ispir İspir (ilçe) ispiralya ispirto ispirtocu ispirtolu ispirtoluk.ispat ispat etmek ispati ispatlama ispatlamak ispatlanış ispatlanma ispatlanmak ispatlayış ispatlı ispatlı şahitli ispenç.−ci ispenç horozu ispençiyari ispendek.

ispirtosuz ispit ispiyon ispiyoncu ispiyonculuk.−ğu ispiyonlama ispiyonlamak ispritizma ispritizmacı ispritizmacılık.−ğı israf israf etmek İsrafil İsrail İsrailli istadya İstanbul İstanbul efendisi istanbulin İstanbul kekiği istasyon istatistik.−ği istatistikçi istatistikî istavrit istavrit azmanı istavroz 1113 .

−ci istenççi istenççilik.−ği isteka isteklendirici isteklendirme isteklendirmek istekleniş isteklenme isteklenmek istekli isteksiz isteksizce isteksizlik.−ği istenç.istek.−ği istenç dışı istençli 1114 .−ği istek yutumu istem isteme istemek isteme kipleri istemeye istemeye istemli istemseme istemsiz istemsizlik.

−ği istenç yitimi istenilme istenilmek istenme istenmek istenmeyen durum istenmeyen kişi ister isteri isterik.−dı istibat etmek istibdat.−ği isteri nöbeti ister istemez istetme istetmek isteyiş istiane istiane etmek istiap.istençsiz istençsizlik.−li 1115 .−dı istical.−bı istiap etmek istiap haddi istiare istibat.

−li istidlâl etmek istif istifa istifade istifade etmek istifa etmek istifaname istifçi istifçilik.−bı istida istidaname istidat.istical etmek isticar isticar etmek isticvap.−dı istidatlı istidatsız istidlâl.−ği istif etmek istifham istifleme istiflemek istifleniş istiflenme istiflenmek istifleyiş 1116 .

−ğı istihkâm sınıfı istihkar 1117 .istifrağ istifrağ etmek istifsar istifsarıhatır istiğfar istiğfar etmek istiğna istiğrak istihale istihale etmek istihare istihbar istihbarat istihbarat dairesi istihbarat servisi istihbar etmek istihdaf istihdaf etmek istihdam istihdam etmek istihfaf istihfaf etmek istihkak istihkâm istihkâmcılık.

istihkar etmek istihlâk.−ğı istikraz istikraz etmek istikşaf 1118 .−cı istihraç etmek istihsal.−li istikra istikrah istikrah etmek istikrar istikrarlı istikrarlılık.−ğı istikrarsız istikrarsızlık.−li istikbal etmek istiklâl.−ki istihlâk etmek istihraç.−li istihsal etmek istihza istihza etmek istihzalı istihzar istika istikamet istikbal.

−ki istimlâk etmek istimna istimrar istimzaç.−dı istinat duvarı 1119 .−dı istimdat etmek istimlâk.−cı istimzaç etmek istinabe istinaden istinaf istinaf mahkemesi istinas istinat.−ğı istilâ etmek istilzam istilzam etmek istim istimal.istilâ istilâcı istilâcılık.−li istimal etmek istimara istimator istimbot istimdat.

−ti istirahat etmek istirdat.−ğı istismar etmek istisna istisna etmek istisnaî 1120 .istinat etmek istinatgâh istinga istinga etmek istinkâf istinkâf etmek istinsah istinsah etmek istintaç.−li istiskal etmek istismar istismarcı istismarcılık.−cı istintaç etmek istintak istintak etmek istirahat.−dı istirham istirham etmek istiridye istiskal.

−ğı isyan etmek isyankâr isyankârlık.−dı istiva istiva hattı istizah istizah etmek istizan istizan etmek istop istop etmek istralya istrongilos İsveç İsveççe İsveçli İsviçre İsviçreli isyan isyancı isyancılık.−ğı iş 1121 .istisnasız istişare istişare etmek istişare heyeti istitrat.

iş adamı iş akdi iş alanı iş'ar işaret işaretçi işaret etmek işaretleme işaretlemek işaretlenme işaretlenmek işaretleşme işaretleşmek işaretli işaret parmağı işaret sıfatı işaretsiz iş'arî iş'arî oy işba.−ı iş başı iş başı yapmak iş bırakımcı iş bırakımı iş bilimi iş birliği iş birliği yapmak 1122 .

iş birlikçi iş birlikli iş bölümü işbu işçi işçilik.−ği işçi sigortası iş donu işeme işemek işenme işenmek iş eri işetme işetmek işe uygun işe yarar işgal.−ği işgal etmek işgaliye işgaliye resmi iş gezisi iş gücü iş güç iş güç sahibi 1123 .−li işgalci işgalcilik.

işgüder işgüderlik.−ği iş günü işgüzar işgüzarca işgüzarlık.−ği işitme taşı işitmezlik.−ğı işgüzarlık etmek iş hacmi iş hanı işi duman işi tıkırında işitilme işitilmek işitilmemiş işitim işitiş işitme işitmek işitme kesesi işitmemezlik.−ği işitsel işittirme işittirmek işi yolunda iş kadını 1124 .

−ği işkilli olmak işkilsiz işkilsizlik.−ği işkembe çorbası işkembeli işkembesi geniş işkembesiz işkembe suratlı işkence işkenceci işkence etmek işkence yapmak işkil işkillendirme işkillendirmek işkillenme işkillenmek işkilli işkillilik.işkâl işkâl etmek iş kazası işkembe işkembeci işkembecilik.−ği işkine iş kolu 1125 .

işlek.−ği işlemek işlemeli işlem hacmi işleniş işlenme işlenmek işlenti işlerlik.−ği işletme defteri işletmek işletmen işletmenlik.−ği işlem işlemci işleme işlemeci işlemecilik.−ği işletilme işletilmek işletiş işletme işletmeci işletmecilik.−ği 1126 .−ği işlek ek işlek ekler işleklik.

−ği işlev yitimi işleyim işleyiş işli işlik.−ği işlevsel işlevsiz işlevsizlik.−ğı işporta malı işret iş saatleri iş seyahati işsiz işsiz güçsüz işsizlik.−ği işlik orun işmar işmar etmek iş merkezi işporta işportacı işportacılık.−ği iş sözleşmesi iştah 1127 .işletme şirketi işlev işlevcilik.

−ği iştial.−li iştial etmek iştigal.−ki iştirakçi iştirak etmek iştiyak iştiyaklı 1128 .−ğı işte işteş işteş çatı işteş fiil işteşlik.−ğı iştahsız iştahsızlık.−li iştigal etmek iştiha iştihar iştikak iştira iştira etmek iştirak.iştahlandırma iştahlandırmak iştahlanma iştahlanmak iştahlı iştahlılık.

−ti itaat etmek itaatkâr itaatli itaatsiz itaatsizlik.−bı itap etmek itboğan itburnu (bitki) it canlı itçe itdirseği (arpacık) iteği 1129 .−ği ita emri italik.işve işveli işveren işyar iş yeri it ita ita amiri itaat.−ği İtalya İtalyan İtalyanca itap.

ite kaka itekleme iteklemek iteleme itelemek itelenme itelenmek it elli itenek.−ği iterbiyum itfa itfa etmek itfaiye itfaiye aracı itfaiyeci itfaiyecilik.−ğı ithal etmek ithal izni ithal malı 1130 .−li ithalât ithalâtçı ithalâtçılık.−ği ithaf ithaf etmek ithafname ithaf yazısı ithal.

−ği itidal.−ğı itici iticilik.−dı itikatlı 1131 .itham itham etmek ithamname it hıyarı iti itibar itibaren itibar etmek itibarıyla itibarî itibarî hizmet zammı itibarî sayfa itibarlı itibar mektubu itibarsız itibarsızlaşma itibarsızlaşmak itibarsızlık.−li itidalli itidal sahibi itikâf itikâl.−li itikat.

itikatsız itikatsızlık.−ğı itina itina etmek itinalı itinasız itinasızlık.−ğı itiraf itirafçı itiraf etmek itiraz itirazcı 1132 .−ğı itilâf etmek itiliş itilme itilmek itimat.−dı itimat etmek itimatlı itimat mektubu itimatname itimatsız itimatsızlık.−ğı itilâ itilâf itilâfçı itilâfçılık.

−dı itiyat edinmek itiyat etmek itizar itizar etmek itki it kopuk.−ğu itkuyruğu (bitki) itlâf itlâf etmek itlenme itlenmek itleşme itleşmek itlik.itiraz etmek itirazsız itiş itiş kakış itişme itişmek itiştirme itiştirmek itiyat.−ği itmam itmam etmek itme itmek 1133 .

−ği ivedi ivedilenme ivedilenmek 1134 .itminan itriyum itriyumlu ittırat.−ğı ittihat etmek ittihaz ittihaz etmek ittirme ittirmek ittisal.−dı ittifak ittifak etmek ittifakla ittihat.−dı ittihatçı ittihatçılık.−li it üzümü ivaz ivazlı ivazsız ivdirme ivdirmek ivecen ivecenlik.

−ği ivedilikle iveğen ivesi ivgi ivinti ivinti yeri ivme ivmek ivmeölçer ivmeyazar İvrindi (ilçe) iye iyelik.ivedileşme ivedileşmek ivedileştirme ivedileştirmek ivedili ivedilik.−ği iyelik eki iyelikli tamlama iyi iyice iyicene iyicil iyiden iyiye İyidere (ilçe) 1135 .

−ği iyilik yapmak iyimser iyimserlik.−ği iyi niyet 1136 .−ği iyilik etmek iyilik güzellik iyilikle iyilik perisi iyilik sağlık iyiliksever iyilikseverlik.−ği iyilikbilir iyilikbilirlik.−li iyi hâl belgesi iyi kalpli iyi kötü iyileşme iyileşmek iyileştirme iyileştirmek iyilik.−ği iyilikbilmez iyilikçi iyilikçilik.iyi gün iyi gün dostu iyi hâl.

−ği iyonlanma iyonlaşma iyonlaştırma iyonlaştırmak iyon yuvarı iyot.−cı iz'aç etmek izafe izafe etmek izafet izafeten izafî izafîlik.iyi yürekli iyodür iyon iyonik.−ği izafiye izafiyet izah 1137 .−du iyotlama iyotlu tuz iz izabe izabe fırını izabe noktası iz'aç.

−ği iz'an iz'an etmek iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık.−ği izdiham izdivaç.izahat izah etmek izahlı izale izale etmek izaleişüyu.−ğı izaz izaz etmek izazüikram izbe izbelik.−cı izdivaç etmek iz düşümlü 1138 .−ği izbiro izci izcilik.−u izam izam etmek izamik.

iz düşümsel iz düşümü izdüşüren izhar izhar etmek izin.−ği izlem izleme izlemek izlence izlenim izlenimci izlenimcilik.−zni izin belgesi izinli izinname izinsiz izinsizlik.−ği izleniş izlenme izlenmek izletilme izletilmek izletme izletmek izleyici izleyiş 1139 .−ği izlek.

−dı izole etmek izomer izomeri izomerik.−ği 1140 .−ği izomerleşme izometri izomorf izomorfik.−li İzmir İzmir köfte İzmir köftesi İzmit İznik (ilçe) izobar izobar eğrisi izohips izohips eğrisi izolâsyon izolâtör izole izole bant.izmarit izmaritgiller izmihlâl.−ği izomorfizm izomori izomorlik.

izoterm izoterm eğrisi izotop izzet izzetinefis.−ğu jandarma jandarmalık.−li (*)J J jaguar jaketatay jaketataylı jakoben jakobenizm jakuzi jale jalûzi jambon jambonluk.−fsi izzetüikbal.−ğı janjan janjanlı janr jant Japon Japon armudu Japon bezi Japonca 1141 .

−ği jeofizikçi jeokimya jeolog.−ği jenosit.−di jeodezi jeodinamik.Japon denizi japone Japon elması Japon gülü Japon hurması Japon kaktüsü Japon sarmaşığı Japonya jargon jarse jartiyer jel jelâtin jelâtinleme jelâtinlemek jelâtinli jeloz jenerasyon jeneratör jenerik.−ği jeofizik.−ğu 1142 .

−ği jeosantrizm jeosenklinal.jeoloji jeolojik.−ği jeosantrik.−ğu jikle jile jilet 1143 .−ği jeotropizma jersey jest jet jet motoru jeton jetoncu jet yakıtı jig jigolo jigololuk.−ğu jeomorfoloji jeopolitik.−ği jeomorfolog.−ği jeotermal jeotermal enerji jeotermi jeotermik.−li jeosismik.

jimnastik.−li jurnalci jurnalcilik.−lü jurnal.−ği jimnastikçi jinekolog.−ği jorjet jöle jön jönprömiye judo judocu jul.−ği jurnal etmek jurnalleme jurnallemek juro jübile Jüpiter 1144 .−ğu jinekoloji jips jiujitsu jiujitsucu jogging joker jokey jokeylik.

−ği kabak.jüpon jüri jüt (*)K K kaba kababurun (balık) kabaca kabadayı kabadayıca kabadayılanma kabadayılanmak kabadayılaşma kabadayılaşmak kabadayılık.−ği kabahatsiz kabahatsizlik.−ti kabahat etmek kabahatli kabahatlilik.−dı kabak çekirdeği 1145 .−ğı Kabadüz (ilçe) kaba düzen kaba et kabahat.−ğı kaba kâğıt.

−ğı kabalak.−ğı kabakulak olmak kabakulak otu kaba kurgu kaba kuşluk.−ğı kabalaşma kabalaşmak kabalaştırma kabalaştırmak kabalık.−ğı 1146 .−ğu kaba kuvvet kabala kabalacı kabalacılık.kabakçı kabak çiçeği kabakgiller kabak kafalı kabak kemane kabaklama kabaklamak kabaklaşma kabaklaşmak kabaklık.−ğı kabak tadı kabak tatlısı kabakulak.

−ğı kabarcıklı kabarcıklı düzeç.−ci kabare kabareci kabarecilik.−ğı kabarık deniz kabarıklık.−ğı kabarış kabarma kabarmak kabartı kabartıcı kabartılı kabartma kabartmak 1147 .kabalist kabalizm kaballama kaballamak kaban kabana kabara kabara kabara kabaralı kabarcık.−ği kabare tiyatrosu kabarık.

−bzı kabızlık.kabartmalı kabartma tozu kaba saba kaba sakal kaba sıva kaba sofu kaba şiş kabataslak.−ğı Kabataş (ilçe) kaba Türkçesi kaba yapı kaba yel Kâbe kabız.−bri kabir azabı kabir suali 1148 .−ğı kabız olmak kabil kabile kabiliyet kabiliyetli kabiliyetsiz kabiliyetsizlik.−ği kabin kabine kabir.

−dı kablelvuku.−u kablo kablocu kablolu yayın kabotaj kabotaj bayramı kabotaj gemisi kabotaj hakkı kabristan kabuğunu çatlatma kabuk.kabl kablelmilât.−ğu kabuk bilimi kabuk böcekleri kabuk değiştirme kabuk kahvesi kabuklanma kabuklanmak kabuklaşma kabuklaşmak kabuklu kabuklu bit kabuklular kabuksu kabuksuz kabuk yönetim 1149 .

−ğı kaça kaç kaçakçı kaçakçılık.−lü kabul etmek kabul eylemek kabul günü kabul kredisi kabullenme kabullenmek kabul odası kabul salonu kabul töreni kabul yeri kaburga kâbus kâbuslu kabuz kabuzcu kabza kabzetme kabzetmek kabzımal kabzımallık.−ğı 1150 .−ğı kaç kaça kaçak.kabul.

−ğı kaçamak.kaçaklık.−ğı kaçık öz kaçılma kaçılmak kaçımsama kaçımsamak kaçımsar kaçıncı kaçıngan kaçınganlık.−ğı kaçamaklı kaçamak yapmak kaçamak yol kaçamak yolu kaçan kaçana kaçar kaçgöç kaçı kaçık.−ğı kaçıkça kaçıklık.−ğı kaçınılmaz kaçınma kaçınmak kaçıntı kaçırga 1151 .

−ğı kaçmaz kaçta kadana kadar kadastro kadastrolama kadastrolamak kadastrolanma kadastrolanmak 1152 .−ğı kaçma kaçmak kaçmaklık.kaçırılma kaçırılmak kaçırış kaçırma kaçırmak kaçırtma kaçırtmak kaçış kaçışılma kaçışılmak kaçışma kaçışmak kaçkın kaçlı kaçlık.

−ği 1153 .−ğı kadeh kadeh arkadaşı kadeh arkadaşlığı kadehçik.−ği kadehdaş kadem kademe kademe kademe kademe ilerlemesi kademeleme kademelemek kademelendirme kademelendirmek kademelenme kademelenmek kademeli kademesiz kademhane kademli kademsiz kademsizlik.kadavra kadavralaşma kadavralaşmak kadayıf kadayıfçı kadayıfçılık.

kader kader birliği kaderci kadercilik.−ğı kadıncıl kadındüğmesi (bitki) kadın evi kadıngöbeği (tatlı) Kadınhanı'nı (ilçe) kadın hareketi kadın hastalıkları kadınımsı 1154 .−ği kaderiye kadersiz kadı Kadıköy (ilçe) Kadıköy taşı kadılık.−ğı kadın kadınana kadın avcısı kadın berberi kadınbudu (köfte) kadınca kadıncağız kadıncık.

−ğı kadınnine kadınsal kadınsı kadınsılaşma kadınsılaşmak kadınsılık.−ğı kadınsız kadın terzisi kadın ticareti kadıntuzluğu (bitki) kadırga kadırga balığı Kadışehri'ni (ilçe) kadife kadife çiçeği kadifeleşme kadifeleşmek kadifeleştirme kadifeleştirmek 1155 .kadın kadına kadın kadıncık kadınlar hamamı kadınlaşma kadınlaşmak kadınlı kadınlı erkekli kadınlık.

−ğı kadit.−ği Kadir Gecesi Kadirî Kadirîlik.−di kadmiyum kadmiyumlu kadran kadrat kadril kadro kadrolandırma 1156 .−dri (değer) kadir (güçlü) kadirbilir kadirbilirlik.−ği kadifemsi kadim kadim dost kadinne kadir.−ği kadirbilmez kadirbilmezlik.kadifelik.−ği Kadiriye Kadirli (ilçe) kadir olmak kadirşinas kadirşinaslık.

−ğü kadük olmak kafa kafaca kafa çıkışı kafadan bacaklılar kafadan kontak.kadrolandırmak kadrolaşma kadrolaşmak kadrolu kadrosuz kadrosuzluk.−ğı kafadar kafadarlık.−ğı kafa dengi kafa içi kafa işçisi kafa kâğıdı kafa koçanı kafakol kafalı kafası boş kafası bulutlu 1157 .−ğı kafadaş kafadaşlık.−ğu kadük kadüklük.

−ğı kafası küflü kafası örümcekli kafası tembel kafasız kafasızlık.−ğı kafatasçı kafatasçılık.kafası çatlak.−ğı kafatası Kafdağı'nı kafein kafes kafesçi kafesleme kafeslemek kafesli kafes teli kafeşantan kafeterya kâffe kâffesi kâfi kafile 1158 .−ğı kafası dumanlı kafası iyi kafası kıyak.−ğı kafası kontak.

−dı kâğıt ağacı kâğıt balığı kâğıt balığıgiller kâğıtçı kâğıtçılık.−ği kafiye kafiyeli kafiyesiz Kafkas Kafkasya Kafkasyalı kaftan kaftancı kâfur kâfur ağacı kâfuru kâgir kağan kağanlık.−ğı kâğıt.−ğı kâğıt dutu Kâğıthane (ilçe) kâğıt helvacı kâğıt helvası 1159 .kâfir kâfiristan kâfirlik.

−ğı kâğıt oyunu kâğıtsı kâğıt torba Kağızman (ilçe) kağnı kağnı mazısı kağşak.−hrı kahırlanma kahırlanmak kahırlı kâhil kâhillik.−ği kahir 1160 .−ğı kağşama kağşamak kâh kahhar kahır.kâğıt kebabı kâğıtlama kâğıtlamak kâğıtlanma kâğıtlanmak kâğıtlı kâğıtlık.−ği kâhin kâhinlik.

−ği kahpelenme kahpelenmek kahpeleşme kahpeleşmek kahpelik.−ği kahpe dölü kahpe felek.kahir ekseriyet kahir kuvvet kahkaha kahkaha çiçeği kahpe kahpece kahpecik.−ğı Kahraman Maraş kahretme kahretmek kahreyleme kahreylemek kahreyleyiş 1161 .−ği kahpelik etmek kahpenin dölü kahraman kahramanca kahramanlaşma kahramanlaşmak kahramanlık.

−ğı kahve kahve ağabeyi kahve cezvesi kahveci kahvecilik.−yı kahvaltıcı kahvaltı etmek kahvaltılık.−yi kahve tabağı 1162 .kahrolası kahrolma kahrolmak kahroluş Kâhta (ilçe) kahvaltı.−ği kahve değirmeni kahve dibeği kahve dolabı kahve falı kahve fincanı kahvehane kahvehaneci kahve kaşığı kahve makinesi kahve ocağı kahve parası kahverengi.

−ğı kâhyalık etmek kaide kaideci kaideli kaidesiz kail kail olmak kaim kaime kaimelik.−ği kaim olmak kâin kâinat kak kaka kakaç.−cı kakalama kakalamak kakalanma kakalanmak kakao kakolu kakaolu kek 1163 .kahve takımı kahve tepsisi kâhya kâhyalık.

−ğı kakavanlık etmek kakıç.−cı kakılma kakılmak kakım kakıma kakımak kakınç.−cı kakıntı kakırca kakırdak.kakavan kakavanlık.−ğı kakma kakma aşı kakmacı 1164 .−ğı kakırdak poğaçası kakırdama kakırdamak kakır kakır kakırtı kakış kakışma kakışmak kakıştırma kakıştırmak kaklık.

kakmacılık.−ğı 1165 .−ğı kakmak kakmalı kaknem kakofoni kaktüs kaktüsgiller kakule kakuleli kakum kâkül kâküllü kal kala kalaazar kalaba Kalaba kalabalık.−ğı kalabalık ağızlı kalabalıkça kalabalık etmek kalabalıklaşma kalabalıklaşmak kalafat kalafatçı kalafatçılar kalafatçılık.

−ğı kala kala kalakalma kalakalmak kalamar kalamata Kalamış kalamin kalamit kalan Kalan kalandır kalandırcı kalandır makinesi kalanlı bölme kalantor kalantorca kalantorluk.−ğu kalas kalastra kalavra 1166 .kalafatlama kalafatlamak kalafatlanma kalafatlanmak kalafatsız kalafat yeri kalak.

−ğı kalayhane kalaylama kalaylamak kalaylanma kalaylanmak kalaylatma kalaylatmak kalaylı kalaysız kalben kalbî kalbi kırık.−ğı kalbi temiz kalbur kalburabastı kalburcu kalburculuk.−ğı kalaycı kalaycılık.−ğu kalbur kemiği kalburlama kalburlamak kalburlanma kalburlanmak 1167 .kalavrahane kalay kalay balık.

−ğı kaldırım işçisi kaldırım kabadayılığı kaldırım kabadayısı kaldırımlı 1168 .−ğı kalçasız kalçete kalçın kalçıncı kaldıraç.−cı kaldıran kaldırıcı kaldırılış kaldırılma kaldırılmak kaldırım kaldırımcı kaldırımcılık.kalburlatma kalburlatmak kalburüstü kalcı kalça kalça kemiği kalçalı kalçalık.

−ği kale çizgisi kalem kalem açacağı kalem aşısı 1169 .−ği kaleci kaleci eldiveni Kalecik (ilçe) kalecilik.kaldırım mühendisi kaldırım satışı kaldırımsı kaldırımsız kaldırım süpürgesi kaldırım taşı kaldırım yosması kaldırış kaldırma kaldırmak kaldırma kolcusu kaldırtma kaldırtmak kale Kale (ilçe) kale bedeni kalebent.−di kalebent etmek kalebentlik.

−ği kalem parmaklı kalem pil kalem sahibi kalemşor kalem şuarası kalemtıraş kalender kalenderce kalenderî Kalenderiye kalenderleşme kalenderleşmek kalenderlik.−ğı kalem kaşlı kalem kavgası kalem kömürü kalem kulaklı kalem kutusu kalemlik.kalembek kalem beyi kalem efendisi kalem erbabı kalemis kalem işi kalemkâr kalemkârlık.−ği 1170 .

−cı kalık.−ğı kalımsız kalın kalın bağırsak.−bu kalfa kalfalık.−ğı kalgıma kalgımak kalhane kalıcı kalıcılık.−ğı kalınca kalın kafa kalın kafalı kalın kafalılık.−ğı kalım kalımlı kalımlılık.kalensöve kaleska kalevî kale vuruşu kaleydoskop.−ğı kalıklık.−ğı kalıcı ruj kalıç.−ğı kalınlaşma 1171 .

−ğı kalıp kıyafet kalıplama kalıplamak kalıplanma kalıplanmak kalıplaşma kalıplaşmak kalıplaşmış kalıplaşmış iyelik.kalınlaşmak kalınlaştırma kalınlaştırmak kalınlatma kalınlatmak kalınlık. −ği kalıplatma kalıplatmak 1172 .−ğı kalınma kalınmak kalın ses kalıntı kalın ünlü kalın yağ kalıp.−bı kalıpçı kalıpçılık.

−ğı kaliborit kalibraj kalibrasyon kalibrasyon testi kalibre kalifikasyon kalifiye kalifiye işçi kaliforniyum kaligrafi kaliko kalinis kalinos kalipso 1173 .kalıplı kalıplı kıyafetli kalıpsız kalıpsız kıyafetsiz kalıp sigarası kalış kalıt kalıtçı kalıtım kalıtım bilimi kalıtımsal kalıtsal kalıtsallık.

−ğı Kalkandere (ilçe) kalkan kıkırdağı kalk borusu kalker kalkerleşme kalkerleşmek kalkerli kalkersiz kalkık.−ğı kalkındırma kalkındırmak 1174 .kaliptra kalitatif kalite kalite çemberleri kalite kontrolü kaliteli kalite riski kalitesiz kalitesizlik.−ğı kalkıklık.−ği kalkan kalkan balığı kalkan balığıgiller kalkan bezi kalkan böcekleri kalkancık.

−ği kalleşlik etmek kalma kalma durumu kalmak kalmalı kalmalı tümleç.−ği kallavi kallavi fincan kalleş kalleşçe kalleşlik.−ci kaloma kalomel kalori 1175 .kalkınış kalkınma kalkınma hızı kalkınmak kalkış kalkışılma kalkışılmak kalkışma kalkışmak kalkma kalkmak kalkojen kalkolitik.

−bi (yürek) kalp (sahte) kalp ağrısı kalpak.kalorifer kalorifer borusu kaloriferci kalorifercilik.−ğı kalp çarpıntısı kalpçi kalp etmek kalp kası kalp krizi kalplaşma 1176 .−ğı kalp aksesi kalpazan kalpazanlık.−ği kalorifer dairesi kalorifer kazanı kalorifer peteği kalorimetre kalorimetri kalp.−ğı kalpaklı kalpaklık.−ğı kalp akçe kalpakçı kalpakçılık.

−ğı kalpli kalp olmak kalp sektesi kalpsiz kalpsizlik.−ğı kaltak.−ğı kaltakçı kaltaklık.kalplaşmak kalplık.−di kalsiyumsuz kaltaban kaltabanlık.−ğı kalûbelâ Kalvenci 1177 .−ği kalp spazmı kalp yarası kalseduan kalsemi kalsifikasyon kalsit kalsiyum kalsiyum fosfat kalsiyum karbonat kalsiyum klorür kalsiyumlu kalsiyum oksit.

−ğu kamasız kamaşma kamaşmak kamaştırma kamaştırmak 1178 .−ği Kalvenizm kalya kalyon kalyoncu kam (şaman) kâm (dilek) kama kamacı kamacılık.Kalvencilik.−ğı kamalama kamalamak kamalı kamamsı Kaman (ilçe) kamanço kamanço etmek kamara kamaramsı kamarillâ kamarot kamarotluk.

−ğu kambiyo senedi kambriyen kambriyen öncesi kambur kambura kambura makinesi kambur felek.−ği kambur kambur kamburlaşma kamburlaşmak kamburlaştırma kamburlaştırmak kamburluk.−ğu kamburumsu kambur zambur kamçı kamçıbaşı (iplik) kamçıkuyruk.kamber kambiyo kambiyo ajanı kambiyo cirosu kambiyocu kambiyoculuk.−ğu (koyun) kamçılama kamçılamak 1179 .

kamçılanış kamçılanma kamçılanmak kamçılaşma kamçılaşmak kamçılatma kamçılatmak kamçılayış kamçılı kamçılılar kame kamelya kamer kamera kameraman kamer balığı kamerî kamerî ay kamerî takvim kameriye kameriyeli kamerî yıl kamersiz Kamerun Kamerunlu kamet kamga 1180 .

kamış kamışçık.−ğı kamping kamplaşma kamplaşmak kampus kamp yapmak kamu kamu davası 1181 .−ğı kamış kalem kamış kemik.−ği kamışkulak.−ğı (at) kamışlı kamışlık.−ğı kamışsı kamikaze kâmil kâmilen kamineto kamkaz kamp kampana kampanacı kampanya kampanyacı kampçı kampçılık.

−ğı kamutay kamu yararı 1182 .kamu denetçisi kamu düzeni kamuflâj kamufle kamufle etmek kamu güvenliği kamu hizmeti kamu hukuku kamu idaresi kamu kesimi kamu kurumu kamulaştırılma kamulaştırılmak kamulaştırma kamulaştırmak kamuoyu kamu personeli kamus kamu sağlığı kamusal kamusallaşma kamusallaşmak kamu sektörü kamu tanrıcı kamu tanrıcılık.

−ğu kamyonet kamyonetçi kamyonetçilik.kamu yönetimi kamyon kamyoncu kamyonculuk.−ği kan kana kanaat.−ti kanaat etmek kanaatkâr kanaatkârlık.−ğı kanaatli Kanada Kanada geyiği Kanada kavağı Kanadalı kanadiyen kana kan kana kana kan akçesi kan aktarımı kanal kanalcık.−ğı kanalet kanalıyla 1183 .

−ğı kanarya otu kanasta kanat.−ğı kanatış kanatlandırma kanatlandırmak kanatlanış kanatlanma kanatlanmak kanatlı kanatlılar kanatma kanatmak kanatsız kanatsızlar kanava kanaviçe 1184 .kanalizasyon kanama kanamak kanamalı kanara kanarya kanarya çiçeği kanaryalık.−dı kanata kanatçık.

−du kancasız kancık.kan ayaklı kanayış kan bağı kan bankası kan basıncı kan bilimci kan bilimi kanbiyit kanca kancabaş (kayık) kancacı kancalama kancalamak kancalanma kancalanmak kancalı kancalı iğne kancalı kurt.−ğı kancıkça kancıklık.−ğı kancıklık etmek kancıklık yapmak kancıl kancur kan çıbanı 1185 .

kançılar kançılarlık.−ğı kan davası kandelâ Kandıra (ilçe) kandıra ağacı kandıra otu kandırıcı kandırıcılık.−ğı kançılarya kandamlası (bitki) kandaş kandaşlık.−ğı kandırılış kandırılma kandırılmak kandırış kandırma kandırmaca kandırmak kandidoz kandil kandilci kandil çiçeği kandil çöreği kandil gecesi kandil günü 1186 .

kandilisa kandilleşme kandilleşmek kandilli Kandilli kandillik.−ği kandilli küfür kandilli selâm kandilli temenna kandil simidi kandil yağı kan doku kan dolaşımı kanepe kangal Kangal (ilçe) kangal köpeği kangallama kangallamak kangallanma kangallanmak kangren kangrenleşme kangrenleşmek kangrenleştirme kangrenleştirmek kangrenli 1187 .

−cı kanırtmak kanı sıcak.−ğu kanık.kangren olmak kan grubu kanguru kangurugiller kanı kanı ayaklı kanı bozuk.−ğı kanıklanma kanıklanmak kanıklık.−ğı kanıkma kanıkmak kanıksama kanıksamak kanıksayış kanırma kanırmak kanırtma kanırtmaç.−ğı kanış kanıt kanıtlama kanıtlamak kanıtlandırma 1188 .

kanıtlandırmak kanıtlanış kanıtlanma kanıtlanmak kanıtlı kanıtsama kanıtsamak kani.−i kani olmak kaniş kankan kan kanseri kan kardeşi kan kaybı kan kırmızı kankurutan kanlama kanlamak kanlandırma kanlandırmak kanlanma kanlanmak kanlı kanlı basur kanlı bıçaklı kanlı canlı kanlı katil 1189 .

−ğı kanma kanmak kanmazlık.kanlılık.−ğı kan nakli kano kanon kanotiye kan otu kan pahası kan parası kan plâzması kan portakalı kanser kanser bilimi kanserleşme kanserleşmek kanserleştirici kanserli kanserojen kanseroloji kan serumu kansız kansız ameliyat kansız cansız kansızlaşma kansızlaşmak 1190 .

−ğı kantin kantinci kantincilik.−ğı kantarlı küfür kantarma kantaron kantar topu kan taşı kantat Kantçı Kantçılık.−ği kantitatif kantiyane kanto 1191 .−ğı kant.kansızlık.−dı kantar kantar ağası kantarcı kantarcılık.−ğı kantariye kantar kabağı kantar kolu kantarlama kantarlamak kantarlı kantarlık.

−ğu kanton kantonit kanun (yasa.kantocu kantoculuk. çalgı aleti) kânun (yılın ilk ve son ayları) kanun adamı kanuncu kanun dışı kanunen kanun hükmünde kararname kanunî kanuniyet kanun koyucu kanunlaşma kanunlaşmak kanunlaştırılma kanunlaştırılmak kanunlaştırma kanunlaştırmak kanun lâyihası kanun maddesi kanunname kanun sözcüsü 1192 .

−ğı kapak bıçkıcısı kapak bıçkısı kapakçık.−ğu kanun tasarısı kanun teklifi kan unu kanunuesasî kânunuevvel kânunusani kanyak.−ğı kapak.−ğı kapak kızı kapaklanma kapaklanmak kapaklı 1193 .−bı (mahfaza) kâp.kanunsuz kanunsuzluk.−ğı kanyon kaolin kaolinit kaolinli kaos kap (giysi) kap.−bı (aşık kemiği) kapacık.

kapaklık.−ğı kapalı oturum kapalı rejim kapalı tohumlular kapalı tribün kapalı yer korkusu kapalı yüzme havuzu kapama kapamacı 1194 .−ğı kapaksız kapak tahtası kapak takımı kapak taşı kapak yıldızı kapalı kapalı bölge kapalı çarşı kapalı devre kapalı duruşma kapalı gişe kapalı hava kapalı hece kapalı kalp ameliyatı kapalı kutu kapalılık.

−ğı kapanış kapaniçe kapan kapana kapanma kapanmak kapantı kapari kaparo kaparolu kaparosuz kaparoz kaparozcu kaparozculuk.kapamaç.−ğı kapanıklık.−cı kapamak kapan kapanca kapancı kapan duygu kapanık.−ğu kaparozlama kaparozlamak kapasite kapasiteli kapasitesiz kapatılış 1195 .

−ğı kapıcılık.−ğı kapçık.kapatılma kapatılmak kapatış kapatma kapatmak kapattırma kapattırmak kapçak.−ğı kapı çuhadarı kapı dışarı etmek kapı halkı kapı kâhyası kapı kapamaca kapı kethüdası kapı kolu kapı komşu kapıkule 1196 .−ğı kapçıklı kapçık meyve kapelâ kapı kapı ağası kapı ağzı kapıcı kapıcık.

−ğı kapılı kapılış kapılma kapılmak kapı mandalı kapı oğlanı kapı perdesi kapısı açık.kapı kulu kapılandırma kapılandırmak kapılanma kapılanmak kapılgan kapılganlık.−ğı kapısız kapış kapışılma kapışılmak kapış kapış kapışma kapışmak kapıştırma kapıştırmak kapı tokmağı kapı yoldaşı kapik.−ği 1197 .

−li kapitalist kapitalistleşme kapitalistleşmek kapitalistleştirme kapitalistleştirmek kapitalizm kapitone kapitülâsyon kap kacak.−ğı kaplamalı mobilya kaplamak kaplamalı kaplamlı kaplamsal kaplamsallık.−ğı kapkaç kapkaççı kapkaççılık.kapital.−ğı kaplan kaplan atlaması 1198 .−ğı kaplam kaplama kaplamacı kaplamacılık.−ğı kapkara kapkaranlık.

−ğı kaplık.−ğı kapriçyo 1199 .−ği kaplan böcekler kaplan derisi kaplanış kaplanma kaplanmak kaplatış kaplatma kaplatmak kaplayış kaplı kaplıca kaplıcalık.kaplanboğan kaplan böcek.−ğı kaplumbağa kaplumbağalar kaplumbağa yürüyüşü kapma kapmaca kapmak kapnisit kaporta kaportacı kaportacılık.

kapris kaprisli kaprissiz kapris yapmak kapsam kapsama kapsama alanı kapsamak kapsamlı kapsayıcı kapsız kapsül kaptan kaptanıderya kaptan köprüsü kaptan köşkü kaptanlık.−ğı kaptan paşa kaptan pilot kaptıkaçtı kaptırma kaptırmak kapuçin kapuska kaput kaput bezi kaput etmek 1200 .

−ğı (mantar) kara baht kara bahtlı karabakal (kuş) karabaldır (bitki) karabalık.−ğı karabatak.−ğı (kuş) karabatakgiller 1201 .kaputluk.−cı karaağaçgiller kara ağızlı karaardıç.−ğı karabalina karaballık.−ğu kapuz kapüşon kar (yağış) kâr (kazanç) kara karaağaç.−ğı (mantar hastalığı) karabasan (kâbus) karabaş karabaşak.−cı karaasma karabacak.

−ğı karaciğer 1202 .−ğı Karaburun (ilçe) Karabük karaca Karacabey (ilçe) karaca darısı kara cahil karaca kemiği karaca kuruca karacaot Karacasu (ilçe) karaceviz karacı karacılık.−ğı kara boya karabuğday karabuğdaygiller kara bulut karaburçak.karabet karabiber karabibergiller karabina karabinyer kara borsa kara borsacı kara borsacılık.

karaçalı karaçalılık,−ğı karaçam karaçavuş (üzüm) Karaçay Karaçayca karaçayır Karaçaylı Karaçoban (ilçe) Karadağ Karadağlı kara damaklı kara davar Karadeniz karadul (örümcek) karadut kara düzen kara elmas kara et Kara Evli karafa karafaki karafatma (böcek) kara fırın karagevrek,−ği (üzüm) karagöz (balık;

1203

oyun) Karagöz (oyun− daki kişi) karagözcü karagözcülük,−ğü Karagözlük,−ğü Karagözlük etmek karagül kara gün kara gün dostu karagürgen karağı kara haber karahalile (bitki) Karahallı (ilçe) karahindiba karahidra karahumma karaiğne (karınca) karaiskete kara iklimi Karaim Karaimce Karaisalı (ilçe) karakabarcık,−ğı karakaçan (eşek) kara kafalı

1204

karakafes (bitki) kara kalem Karakalpak Karakalpakça kara kaplı kitap,−bı kara kaplumbağası karakarga kara kaş karakaş (koyun) karakavak,−ğı karakavuk,−ğu (bitki) karakavza (yaban havucu) karakeçi (balık) Karakeçili (ilçe) kara kehribar karakeme (yer mantarı) karakılçık,−ğı (buğday) kara kış kara koca Karakoçan (ilçe) karakol karakol gemisi karakolluk,−ğu

1205

karakolluk olmak karakoncolos kara kovan Karakoyunlu (ilçe) karakter karakteristik,−ği karakterize karakterize etmek karakterli karakteroloji karaktersiz karaktersizlik,−ği kara kucak,−ğı karakul karakulak,−ğı (hayvan; haberci) kara kullukçu kara kurbağası kara kuru kara kusmuk,−ğu karakuş (at hasta− lığı; kuş) karakuşî kara kutu kara kuvvet kara kuvvetleri karalâhana

1206

karalâhana çorbası karalama karalama defteri karalamak karalanma karalanmak karalatma karalatmak karalayış karaleylek,−ği karalı karalı beyazlı karalık,−ğı kara liste karaltı karama karamak karaman Karaman karamandola Karamanlı (ilçe) kara maşa karambol,−lü karamelâ kara mili kara mizah karamsar

1207

karamsarlaşma karamsarlaşmak karamsarlaştırma karamsarlaştırmak karamsarlık,−ğı karamsar olmak karamuk,−ğu karamusal Karamürsel (ilçe) karanfil karanfilci karanfilgiller karanfil yağı karanlık,−ğı karanlık etmek karanlık oda karantina karantina müddeti karantina süresi kara para kara pazar Karapınar (ilçe) Karapürçek (ilçe) karar karargâh kararınca kararış

1208

kararlama kararlamadan kararlamak kararlaşma kararlaşmak kararlaştırılma kararlaştırılmak kararlaştırma kararlaştırmak kararlı kararlı dalga kararlı denge kararlılık,−ğı kararma kararmak kararname kararsız kararsız denge kararsızlık,−ğı karartı karartılma karartılmak karartma karartmak kara saban karasakız (zift) karasal

1209

karasal iklim karasal kumul karasal oluşuk,−ğu kara sarı kara sevda kara sevdalı karasığır karasığırcık,−ğı karasinek,−ği karasu (glokom, göz hastalığı) Karasu (ilçe) kara su kara suları karaşın karataban (hastalık) kara tahta Karataş (ilçe) karatavuk,−ğu karatavukgiller Karatay (ilçe) karate karateci kara tren karaturp karavan

1210

karavana karavana borusu karavanacı kara vapuru karavaş karavaşlık,−ğı karavel karavelâ karavide Karay kara yağız karayaka (koyun türü) karayandık,−ğı (bitki) karayanık,−ğı (hastalık) kara yazı Karayazı (ilçe) Karayca kara yel kara yeli karayemiş karayemiş ağacı kara yer karayılan kara yolu

1211

kara yosunları kara yosunu kara yüz kara yüzlü kar baykuşu karbojen karboksil karboksilik,−ği karboksilli karbon karbonado karbonat karbonatlama karbonatlamak karbonatlı karbon dioksit,−di karbon dönemi karbon hidrat karbonifer karbonik,−ği karbonik asit,−di karbonil karbonit karbonizasyon karbon kâğıdı karbonlama karbonlamak

1212

karbonlaşma karbonlaşmak karbonlu karbon monoksit, −di karborundum karbür karbüratör karbürleme karcığar kar çiçeği kardelen kardeş kardeşçe kardeşkanı (sakız) kardeşkanı ağacı kardeş kardeş kardeş kavgası kardeşlenme kardeşlenmek kardeşlik,−ği kardeş okul kardeş parti kardeş payı kardeş şehir,−hri kardırma kardırmak

1213

kar dikeni kardinal,−li kardinal kuşu kardinallik,−ği kardiyak kardiyograf kardiyografi kardiyogram kardiyolog,−ğu kardiyoloji kardiyopati kardiyoskleroz kardiyoskop,−bu kardiyoskopi kare kare kare karekök kareleme karelemek kareli karesel bölge kâr etmek kar faresi karfiçe karga kargabeyni (yemek)

1214

kargaburnu (alet) karga burun kargabüken kargacık burgacık kargadelen karga düleği kargagiller kargasekmez kargaşa kargaşacı kargaşalık,−ğı karga tulumba karga yürüyüşü kargı Kargı (ilçe) kargılama kargılamak kargılık,−ğı kargıma kargımak kargın Kargın kargış kargış etmek kargışlama kargışlamak kargışlı

1215

kargo kargocu kargoculuk,−ğu karha kâr haddi kar helvası karı karı ağızlı karık,−ğı karıklama karıklamak karıkma karıkmak karı koca karı kocalık,−ğı karılaşma karılaşmak karılı karılık,−ğı karılık etmek karılı kocalı karılma karılmak karıma karımak karın,−rnı karın ağrısı

1216

karın boşluğu karınca karınca asidi karınca belli karınca duası karıncaezmez karıncaincitmez karınca kaderince karınca kararınca karınca kuşu karınca kuşugiller karıncalanış karıncalanma karıncalanmak karıncalar karıncalı karıncasever karıncayiyen karıncayiyengiller karınca yuvası karıncık,−ğı karın çatlağı karından ayaklılar karından bacaklılar karındaş karınlama karınlamak

1217

karınlı karınma karınmak karınsa karıntası karıntı karın zarı karın zarı iltihabı karın zarı yangısı karısı ağızlı karısı köylü karış karışık,−ğı karışıklık,−ğı karışılma karışılmak karışım karış karış karışlama karışlamak karışma karışmak karıştırıcı karıştırıcılık−ğı karıştırılma karıştırılmak karıştırış

1218

karıştırma karıştırmak kari,−i karides karides ağı karidesçi kariha karikatür karikatürcü karikatürcülük,−ğü karikatürist karikatürize karikatürize etmek karikatürleştirme karikatürleştirmek karikatürlük,−ğü karina karina etmek karinalılar karine kar ispinozu kariyer kariyer yapmak karizma karizmatik,−ği Karkamış (ilçe) karkara

1219

karkas kar kazı kar kuşu kar kuyusu karlama karlamak karlanma karlanmak karlı kârlı kârlı iş karlık,−ğı Karlıova (ilçe) Karluk karma karmaç,−cı karma eğitim karma ekonomi karmak karmakarış karmakarış etmek karmakarışık,−ğı karmakarışık etmek karmakarışık olmak karmakarış olmak

1220

karmalık,−ğı karman çorman karmanyola karmanyolacı karmanyolacılık,−ğı karma okul kâr marjı karma sergi karmaşa karmaşık,−ğı karmaşıklaşma karmaşıklaşmak karmaşık sayı karmaşma karmaşmak karmaştırma karmaştırmak karma tamlama kâr merkezi karmık,−ğı karmuk,−ğu karnabahar karnabit karnaval karnaval maskarası karnaval maskesi

1221

karne karnı aç karnı burnunda karnı geniş karnıkara (börülce) karnından konuşan karnı tok karnıyarık,−ğı karni karnivor karo karoser kâr payı kâr paylaşımı karpit karpit lâmbası karpuz karpuzcu karpuzculuk,−ğu karpuz fener Karpuzlu (ilçe) Kars karsak,−ğı kar sapanı kârsız karst karstik,−ği

1222

karşı karşı akın karşı casusluk,−ğu karşıcı karşıcılık,−ğı karşıdan karşıya karşı devrim karşı düşürüm karşı gelim karşı görüş karşı karşıya karşılama karşılamak karşılama töreni karşılanış karşılanma karşılanmak karşılaşma karşılaşmak karşılaşma takvimi karşılaştırılma karşılaştırılmak karşılaştırma karşılaştırmacı karşılaştırma derecesi karşılaştırmak

1223

karşılaştırmalı karşılaştırmalı dil bilgisi karşılaştırmalı dil bilimi karşılaştırmalı edebiyat karşılaştırmalı ses bilgisi karşılayıcı karşılayış karşılık,−ğı karşılıklı karşılıklılık,−ğı karşılıklı yapraklar karşılıksız karşılıksızı aşk karşılıksız çek karşın karşı olmak karşı olum karşı oy karşı sav karşıt karşıt anlamlı karşıtçı karşıtçılık,−ğı

1224

karşıt duygu karşıtlama karşıtlamak karşıtlaşma karşıtlaşmak karşıtlı karşıtlık,−ğı Karşıyaka (ilçe) kart kartal Kartal (ilçe) kartal ağacı kartalgiller kartallar kartallı kartallı eğrelti otu kartalma kartalmak kartaloş kartaloz kartça karteks karteks dolabı kartel kartelâ kartelleşme kartelleşmek

1225

Kartezyen Kartezyenizm karting kartlaşma kartlaşmak kartlık,−ğı kartograf kartografi kartografik,−ği karton kartoncu kartonlama kartonlamak kartonpiyer kartonumsu kartopu kartotek,−ği kartpostal kartpostalcı kartuk,−ğu kartuş kartvizit Karun karyağdı karye karyokinez karyola

1226

kas kasa kasaba kasabalı kasacı kasadar kasa defteri kasa fişi kasalama kasalamak kasalanma kasalanmak kasalı kasalık,−ğı kasap,−bı kasaphane kasaplık,−ğı kasara kasa sayımı kasatura kasavet kasavet etmek kasavetlenme kasavetlenmek kasavetli kasavetsiz kas doku

1227

kâse kâsecik,−ği kâseletme kâseletmek kasem kaset kasetçalar kasetçi kasetçilik,−ği kasık,−ğı kasık bağcı kasık bağı kasık biti kasık çatlağı kasık otu kasıl kasıl duyumlar kasılgan kasılganlık,−ğı kasılış kasılma kasılmak kasım kasım kasım kasımpatı kasınç,−cı kasınma

1228

kasınmak kasıntı kasıntılı kasıntısız kasır,−srı kasırga kasıt,−stı kasıtlı kasıtsız kaside kasideci kasidehan kasis kasiyer kask kaskat (fizik) kaskatı kasket kasketçi kasketçilik,−ği kasketli kasketsiz kasko kaslaşma kaslaşmak kaslı kasma

1229

kasmak kasnak,−ğı kasnakçı kasnaklama kasnaklamak kasnı kassız kast Kastamonu kastanyet kastanyola kastanyola yuvası kastar kastarcı kastarcılık,−ğı kastarlama kastarlamak kastarlı kasten kastetme kastetmek kastî kastor kas tutukluğu kasvet kasvetli kasvetsiz

1230

kaş Kaş (ilçe) kaşağı kaşağılama kaşağılamak kaşağılanma kaşağılanmak kaşağılatma kaşağılatmak kaşalot kaşan kaşandırma kaşandırmak kâşane kaşanma kaşanmak kaşan yeri kaşar kaşarlanma kaşarlanmak kaşarlı kaşar peyniri kaşbastı kaşe kaşeksi kaşeleme kaşelemek

1231

kaşelenme kaşelenmek kaşeletme kaşeletmek kaşeli kaşık,−ğı kaşık çalımı kaşıkçı kaşıkçı kuşu kaşıkçılık,−ğı kaşıkçın kaşık düşmanı kaşık havası kaşık kaşık kaşıklama kaşıklamak kaşıklanma kaşıklanmak kaşıklayış kaşıklık,−ğı kaşık otu kaşık oyunu kaşıma kaşımak kaşındırma kaşındırmak kaşınış

1232

kaşınma kaşınmak kaşınma kazığı kaşıntı kaşıntılı kâşif kaş jölesi kaşkariko kaşkaval kaşkol,−lü kaşkorse kaşlı kaşlı gözlü kaşmer kaşmerlik,−ği kaşmir kaşpusiye kat kat,−t'ı (kesme) katabolizma katafalk katafot katakofti katakomp katakulli katalanca katalepsi

1233

kataleptik,−ği katalitik,−ği katalitik soba kataliz katalizör katalog,−ğu kataloglama kataloglamak katalpa katana katar katarakt katar katar katarlama katarlamak katarlanma katarlanmak katavaşya katbekat katedral,−li kategori kategorik,−ği katetme katetmek katgüt katı katık,−ğı

1234

katı kalpli katık etmek katıklama katıklamak katıklı katıklı aş katıksız katıksız hapis,−psi katıla katıla katılaşma katılaşmak katılaştırma katılaştırmak katılgan doku katılık,−ğı katılım katılımcı katılış katılma katılmak katıltma katıltmak katım katımlık,−ğı katıntı katır katır boncuğu

1235

katırcı katırcılık,−ğı katır karı katır kutur katırkuyruğu (bitki) katırlaşma katırlaşmak katırlık,−ğı katırtırnağı (bitki) katır yılanı katı söz katışık,−ğı katışıklık,−ğı katışıksız katışma katışmaç,−cı katışmak katıştırma katıştırmak katı yağ katı yumurta katı yürekli kat'î kâtibe kâtibiadil,−dli katil,−tli (öldürme) katil (öldüren)

1236

kat'îleşme kat'îleşmek katillik,−ği kâtip,−bi kâtiplik,−ği kat irtifakı kat’î teminat kat'iyen kat'iyet kat kat katkı katkılanma katkılanmak katkılı katkı maddesi katkı payı katkısız katlama katlamak katlandırma katlandırmak katlanılma katlanılmak katlanış katlanma katlanmak katlatma

1237

katlatmak katlayış katletme katletmek katlı katlı kur katliam katma katma bütçe katma değer vergisi katmak katmalı katman katman bulut katmanlaşma katmanlaşmak katmanlı katmer katmerci katmercilik,−ği katmer katmer katmerleşme katmerleşmek katmerli katmerli badem katmerli birleşik

1238

zaman katmerli iyelik,−ği katmerli yalan katmersiz Katolik Katoliklik,−ği katolunma katolunmak katot,−du katrak,−ğı katran katran ağacı katrancı katrancılık,−ğı katran çamı katranköpüğü (mantar) katranlama katranlamak katranlanma katranlanmak katranlı katran ruhu katran suyu katran taşı katran yağı katre

1239

katre katre katrilyon kat sayı katur kutur katyon kat yuvarı kauçuk,−ğu kauçuklu kaurit tutkalı kav kavaf kavaf işi kavafiye kavaflık,−ğı kavait,−di kavak,−ğı Kavak (ilçe) kavakçılık,−ğı kavak inciri Kavaklıdere (ilçe) kavaklık,−ğı kaval kavalcı kaval kemiği kaval tüfek,−ği kavalye kavalyelik,−ği

1240

kavalyelik etmek kavanço kavanoz kavara kavaracı kavas kavaslık,−ğı kavasya kavat kavata kavelâ kavga kavga adamı kavgacı kavgacılık,−ğı kavga etmek kavga kaşağısı kavgalaşma kavgalaşmak kavgalı kavgasız kavgasızlık,−ğı kavi kavil,−vli kavileşme kavileşmek kavileştirme

1241

kavileştirmek kavilleşme kavilleşmek kavilya kavim,−vmi kavis,−vsi kavisli kavkı kavkılı kavlağan kavlak,−ğı kavlama kavlamak kavlanma kavlanmak kavlaşma kavlaşmak kavlatma kavlatmak kavlıç,−cı kavlık,−ğı kavlince kavlükarar kav mantarı kavmî kavmiyat kavmiyet

1242

kavmiyetçi kavmiyetçilik,−ği kavraç,−cı kavrak,−ğı kavram kavrama kavramak kavrama noktası kavramcılık,−ğı kavram karmaşası kavramlaşma kavramlaşmak kavramsal kavranılma kavranılmak kavranılmaz kavranma kavranmak kavratma kavratmak kavrayış kavrayışlı kavrayışsız kavruk,−ğu kavrukluk,−ğu kavrulma kavrulmak

1243

kavruluş kavşak,−ğı kavşak adası kavuk,−ğu kavukçu kavuklu kavukluk,−ğu kavun kavuncu kavuniçi (renk) kavunsu kavurga kavurma kavurmacı kavurmaç,−cı kavurmak kavurmalı kavurmalık,−ğı kavurtma kavurtmak kavuruş kavuşma kavuşmak kavuştak,−ğı kavuşturma kavuşturmak kavuşulma

1244

kavuşulmak kavuşum kavuşum devri kavuşur su yosunları kavut kavuz kavuzlular kavzama kavzamak kay,−yyı kaya kaya balığı kaya balığıgiller kayabaşı (ezgi; türkü) kayaç,−cı kaya güvercini kayağan kayağanlık,−ğı kayağan taş kaya hanisi (balık) kaya horozu kayak,−ğı kayakçı kayakçılık,−ğı kaya keleri

1245

kayak evi kayalık,−ğı kaya lifi kayan kaya örümceği kayar kayarlama kayarlamak kayarto kaya sansarı kaya sarımsağı kaya sarmaşığı kaya suyu kaya tuzu kaybedilme kaybedilmek kaybetme kaybetmek kaybolma kaybolmak kayboluş kayda değer kaydedici kaydedilme kaydedilmek kaydetme kaydetmek

1246

kaydettirme kaydettirmek kaydıhayat kaydıihtiyat,−dı kaydırak,−ğı kaydırılma kaydırılmak kaydırış kaydırma kaydırmak kaydırtma kaydırtmak kaydiye kaydolma kaydolmak kay etmek kaygan kaygana kayganalık,−ğı kayganlık,−ğı kaygı kaygılandırma kaygılandırmak kaygılanış kaygılanma kaygılanmak kaygılı

1247

kaygın kaygısız kaygısızca kaygısızlık,−ğı Kayı kayık,−ğı kayıkçı kayıkçı kavgası kayıkçılık,−ğı kayıkhane kayık salıncak,−ğı kayık tabak,−ğı kayık yaka kayın,−ynı kayın kayın baba kayın birader kayınço kayıngiller kayınlık,−ğı kayın peder kayıntı kayın valide kayıp,−ybı kayır kayırıcı kayırıcılık,−ğı

1248

kayırılma kayırılmak kayırış kayırma kayırmak kayırtma kayırtmak kayısı kayısı hoşafı kayısı kompostosu kayısı kurusu kayış kayış balığı kayışçı kayış dili kayışkıran kayıt,−ydı kayıt defteri kayıtım kayıtımla uslamlama kayıt kuyut,−du kayıtlama kayıtlamak kayıtlı kayıtlı sermaye kayıtma

1249

kayıtmak kayıtsız kayıtsızca kayıtsızlık,−ğı kayıtsız şartsız kaykaç,−cı kaykay kaykılma kaykılmak kaykıltma kaykıltmak kayma kaymak,−ğı kaymak kaymakaltı (süt) kaymakam kaymakamlık,−ğı kaymakçı kaymak kâğıdı kaymaklanma kaymaklanmak kaymaklı kaymaklı dondurma kaymak tabakası kaymak takımı kaymak taşı

1250

kaymalık,−ğı kayme kaymelik,−ği kaynaç,−cı kaynaç taşı kaynak,−ğı kaynakça kaynakçacı kaynakçı kaynakçılık,−ğı kaynak gösterme kaynakhane kaynak kişi kaynaklanma kaynaklanmak kaynak makinesi kaynak suyu kaynak yapmak kaynama kaynamak kaynama noktası kaynana kaynana ağzı kaynanadili (bitki) kaynanalık,−ğı kaynanalık etmek kaynana zırıltısı

1251

kaynar kaynarca Kaynarca (ilçe) kaynaşık.−ğı kayran 1252 .−ğı kaynatılma kaynatılmak kaynatma kaynatmak kaynayış kaypak.−ğı kaynaşma kaynaşmak kaynaştırma kaynaştırmak kaynaştırma sesi kaynata kaynatalık.−ğı kaypama kaypamak kayra kayracılık.−ğı kaypakça kaypaklaşma kaypaklaşmak kaypaklık.−ğı kayrak.

−ğı kaytaklık.−ğı kaytarmak kayyum kayyumluk.kayrılma kayrılmak kayser Kayseri Kayseri mantısı Kayseri pastırması kayşa kayşama kayşamak kayşat kaytaban kaytak.−ğu kaz kaza 1253 .−ğı kaytan kaytan bıyıklı kaytancı kaytanlı kaytarıcı kaytarış kaytarma kaytarmacı kaytarmacılık.

−kkı 1254 .−ğı Kazak Kazakça Kazak çömelmesi Kazakistan kazaklık.−ğı kazanç.kaza dairesi kazaen kaza etmek kazağı kazak.−cı kazançlı kazançsız kazan dairesi kazandırma kazandırmak kazandibi (tatlı) kazanılma kazanılmak kazanılmış hak.−ğı kaza kurşunu kazalı kazamat kazan Kazan (şehir. ilçe) kazancı kazancılık.

−cı kazı kazı bilimci kazı bilimi kazı bilimsel 1255 . renk) kazaz kazazede kazboku (renk) kazdırma kazdırmak kazein kazein tutkalı kazevi (zembil) kazgıç.kazanım kazanış kazanma kazanmak kazan taşı kazara kazaratar kazasız kazasız belâsız kazaska kazasker kazaskerlik.−ği kazayağı (bitki.

−ğı kazıkazan kazıkçı kazık kök kazıklama kazıklamak kazıklanma kazıklanmak kazıklayış kazıklı kazıklı humma kazık marka kazıl kazılış kazılma kazılmak kazım kazıma kazımak kazıma resim.kazıcı kazık.−ğı Kâzımkarabekir (ilçe) kazınma kazınmak kazıntı kazıntılı 1256 .−smi kazımık.

−ğı kebe kebere kebir kebze kebzeci keçe keçeci 1257 .kazıtma kazıtmak kazıyış kaziye kaz kafalı kazkanadı (oyun) kazma kazmacı kazmaç.−bı kebapçı kebapçılık.−ğı kebaplı kebaplık.−cı kazma diş kazmak kazolit kazulet kazurat Keban (ilçe) kebap.

−ği keçeleme keçelemek keçelenme keçelenmek keçeleşme keçeleşmek keçeleştirme keçeleştirmek keçeli keçi Keçiborlu (ilçe) keçiboynuzu (bitki) keçi inadı keçi kömüreni keçiler keçileşme keçileşmek keçilik.−ği keçilik etmek keçi mantarı keçimemesi (üzüm) Keçiören (ilçe) keçi postu keçisağan keçi sakal 1258 .keçecilik.

keçisakalı (bitki) keçisedefi (bitki) keçi söğüdü keçitırnağı (oyma kalemi) keçi yemişi keçi yolu keder kederlendirme kederlendirmek kederleniş kederlenme kederlenmek kederli kedersiz kedi kediayağı (bitki) kedi balı kedi balığı kedi balığıgiller kedibastı kedidili (bisküvi) kedigiller kedigözü (lâmba) kedi nanesi kedi otu kedi otugiller 1259 .

−ği kefenlik para kefensiz kefere kefil 1260 .kediyaladı kefal.−ği kefeki kefeleme kefelemek kefeli kefen kefenci kefenleme kefenlemek kefenleyiş kefenli kefenlik.−li kefalet kefaleten kefalet mektubu kefaletname kefalet senedi kefalgiller kefaller kefaret kefe kefek.

−ği kekik.−ği kefil olmak kefir kefiye kefne kehanet Kehkeşan (Samanyolu) kehle kehribar kehribar balı kehribarcı kek kekâ kekâh keke kekeç.−ği kekikli 1261 .−ği kekeme kekemeleşme kekemeleşmek kekemelik.kefillik.−ci kekeleme kekelemek kekeleyiş kekelik.

−ği keleklik etmek kelem keleme kelep.−ği keleklik.−ğı kele kelebek.−ği kekremsi kekremsilik. −ğü kelebekler kelebek otu keleci kelek.−ği kelebek camı kelebek çiçeği kelebek gözlük.−ği kekresi kel kelâm Kelâmıkadim kelâmıkibar kelaynak.−ği kekre kekrelik.−bi 1262 .kekik yağı keklik.

−ği kelime hazinesi kelimeişahadet kelime kadrosu 1263 .kelepçe kelepçeleme kelepçelemek kelepçelenme kelepçelenmek kelepçeli kelepir kelepirci kelepircilik.−ği kelepleme keleplemek kelepser keler keler balığı kelergiller Keles (ilçe) keleş keleşlik.−ği kelime kelime cambazı kelime cambazlığı kelimecik.−ği kelifit kelik.

−ği keloğlan (hindi) Keloğlan kem Kemah (ilçe) kemakân kemal.−li Kemalist Kemaliye (ilçe) Kemalizm Kemalpaşa (ilçe) 1264 .kelime karışıklığı kelimeleşme kelimeleşmek kelime oyunu kelime sıklığı kelimesi kelimesine kelimesiz kelime türü kelime vurgusu kel kâhya Kelkit (ilçe) kelle kelleşme kelleşmek kelli felli kellik.

Kemalpaşa tatlısı keman kemancı kemancılık.−ği kemer patlıcanı kemersiz kem göz 1265 .−di kementleme kementlemek kemer Kemer (ilçe) kemer bağlama kemere kemer gözü kemerleme kemerlemek kemerli kemerlik.−ğı kemane kemane çekme kemanî kemankeş keman yayı keme kemençe kemençeci kement.

kemha kemik.−ği kemik bilimci kemik bilimi kemikçik.−ği kemirgen kemirgenler kemirici kemiriciler kemirilme 1266 .−ği kemik doku kemik kanseri kemikleşme kemikleşmek kemikleştirme kemikleştirmek kemikli kemikli balıklar kemik rengi kemiksi kemiksi bölge kemiksiz kemik veremi kemik yalayıcı kemik zarı kemircik.−ği kemirdek.

−ğı kenar mahalle kenarortay kenar semt kenarsız kenar suyu kendi kendi başına 1267 .kemirilmek kemiriş kemirme kemirmek kemiyet kem küm kem küm etmek kemlik.−ği kenar kenar bobini kenarcı kenarda köşede kenarlı kenarlık.−ği kemlik etmek kemoterapi kemre kemreleme kemrelemek kemrelik.

−ği kendigelen kendi hâlinde kendiişler kendiişlerlik.kendi beslek.−ği kendince kendinde kendinden kendine has kendine mahsus kendine özgü kendir kendircilik.−ği kendisince kendiüretir kene kene ağacı kenef kene göz 1268 .−ği kendiliğinden üreme kendilik.−ği kendirgiller kendirik.−ği kendi kendine kendiliğinden kendiliğindenlik.

keneler kene otu keneş kenet.−li kentçi kentçilik.−ği kentet kentilyon kentler arası kentleşme 1269 .−di kenet etmek kenetleme kenetlemek kenetleniş kenetlenme kenetlenmek kenetli kenet mili kenevir kenevircilik.−ği kenevir helvası kengel kengel sakızı kenger kenger sakızı kent kental.

−ğu kenttaş Kenya Kenyalı kep kepaze kepaze etmek kepazelik.−ğı kepçe kuyruk.−ğu kepçeleme kepçelemek kepçeli kepçe surat kepek.kentleşmek kentli kentlileşme kentlileşmek kentsel kent soylu kent soyluluk.−ği kepaze olmak kepbastı kepçe kepçeburun (yaban ördeği) kepçe kulak.−ği kepekçi 1270 .

kepeklenme kepeklenmek kepekli kepenek.−ği kepenk.−gi kepez kepir kepme kepmek Kepsut (ilçe) kerahet kerahet vakti keramet kerametli kerata keratin keratinleşme keratinleşmek keratinli kerde kere kerem kerem etmek kerempe kerem sahibi keres kereste 1271 .

−ği keresteli kerestelik.−ci kerpiççi kerpiçleşme kerpiçleşmek 1272 .−ği kerevet kerevides kerevit kereviz kerh kerhane kerhaneci kerhen kerih kerim kerime keriz kerizci kerkenez kerki kerli ferli kermen kermes kerpeten kerpiç.keresteci kerestecilik.

−ği kertik kertik kertikleme kertiklemek kertikli kertilme kertilmek kertme kertmek kervan kervanbaşı kervancı kervan çulluğu Kervankıran 1273 .kerrake kerrakeli kerrat kerrat cetveli kerte kerte kerte kerteleme kerteles kertenkele kertenkeleler kerteriz kerteriz noktası kerti kertik.

(Çolpan) kervansaray Kervan Yıldızı kes kesafet kesat.−ğı kese kesecik.−ği kese çiçeği kesedar kesek.−ği kese kâğıdı keseklenme keseklenmek kesekli kesel keseleme keselemek keseleniş keselenme keselenmek keseletme keseletmek keseli keseli kurt.−du keseliler 1274 .−dı kesatlık.

−ği kesik hava kesik kelime kesik kerem kesik kesik kesik koni kesikli kesiklik.−di kesik prizma kesiksiz kesiliş kesilme kesilmek kesim kesimci 1275 .−ği kesenekçi kesenkes keser kesici kesici diş kesif kesif yem kesik.−ği kesik piramit.kesel perdesi kesen kesene kesenek.

−ği kesin kesin bilgi Kesin Hesap Kanunu kesinleme kesinleşme kesinleşmek kesinleştirme kesinleştirmek kesinlik.−sri kesirli kesirli sayı kesir ölçek.−ği kesinlikle kesinme kesinmek kesinsizlik.−ği kesinti kesintili kesintisiz kesin uyarı kesir.−ği kesirsiz kesiş 1276 .kesim evi kesimhane kesimlik.

−ği kesme kesmece kesme imi kesme işareti kesmek kesme kaya kesmelik.−ği kesme şeker kesme taş 1277 .kesişen kesişme kesişmek kesit kesityazar kesityazar belgesi keskenme keskenmek keski keskin Keskin (ilçe) keskinleşme keskinleşmek keskinleştirme keskinleştirmek keskinletme keskinletmek keskinlik.

kesmik.−bi kesp etmek kesre kesret kestane kestaneci kestanecik.−ği kestane dorusu kestane fişeği kestane kabağı kestane kargası kestanelik.−ği kestane rengi kestane şekeri Kestel (ilçe) kestere kestirilme kestirilmek kestirim kestiriş kestirme kestirmece kestirmeden kestirmek kesyap 1278 .−ği kesmikli kesp.

−ği keşkekçi keşki keşkül 1279 .−ği keşikleme kesikleşme keşikleşmek keşiş keşişhane keşişleme keşişlik.−şfi keşif kolu (askerlik) keşik.keş Keşan (ilçe) Keşap (ilçe) keşen keşfedilme keşfedilmek keşfetme keşfetmek keşfettirme keşfettirmek keşide keşideci keşif.−ği keşke keşkek.

−ğı ket ketal.−ği ketengiller keten helva keten helvacı keten helvası keten kuşu keten tohumu kethüda kethüda bey kethüdalık.−ği Keşmir keşşaf keşşaflık.keşkülüfukara keşleme keşlemek keşmekeş keşmekeşlik.−li ketçap kete ketebe keten ketencik.−ğı keton ketum ketumiyet 1280 .

ketumluk.−ğu ketum olmak ket vurma kevel kevelci keven kevgir Kevser keyci keyfetme keyfetmek keyfî keyfîlik.−ği keyfince keyfi sıra keyfi yerinde keyfiyet keyif.−yfi keyif ehli keyif hâli keyiflenme keyiflenmek keyifli keyifli keyifli keyifsiz keyifsizlenme keyifsizlenmek 1281 .

−bı kıble kıblenüma Kıbrıs Kıbrısçık (ilçe) Kıbrıslı kıç kıçı kırık.−ğı kıçın kıçın kıçtan bacaklı kıçtankara (gemi) kıç üstü (denizcilik) kıdem kıdemce kıdemli kıdemli başçavuş kıdemlilik.keyifsizlik.−ği kıdemli üstçavuş kıdemsiz kıdemsizlik.−ği kez keza kezalik kezzap.−ği kıdem tazminatı kıdım kıdım kığ 1282 .

kığı kığılama kığılamak kıh kıkırdak.−ğı kıkırdak bilimi kıkırdak doku kıkırdaklaşmış kıkırdaklı kıkırdama kıkırdamak kıkırdatma kıkırdatmak kıkırdayış kıkır kıkır kıkırlık.−ğı kıkırtı kıl kılâde kılağı kılağılama kılağılamak kılağılı kılağısız kılâptan kılavuz kılavuz gemisi 1283 .

−ğu kılavuzluk etmek kılbaz kıl burun kılcal kılcal boru kılcal damar kılcal etki kılcal kök kılcallık.−ğı kılcan kıl çadır kılçık.−ğı kılçıklı kılçıksız kıldırma kıldırmak kıldırtma kıldırtmak kılgı kılgılı kılgın kılgısal kılıbık.−ğı 1284 .kılavuz kaptan kılavuzlama kılavuzlamak kılavuzluk.

kılıbıklaşma kılıbıklaşmak kılıbıklık.−ğı kılıbıklık etmek kılıcına kılıç.−cı kılıç alayı kılıç bacak.−ğı kılıç balığı kılıç balığıgiller kılıççı kılıç gagalı kılıçhane kılıç kuşanma kılıçkuyruk.−ğu (balık) kılıçlama kılıçlamak kılıçlayış kılıçlı kılıç oyuncusu kılıç oyunu kılıç pabucu kılıf kılıfçı kılıflama kılıflamak 1285 .

−ğu kılkuyruk.−ğı kılı kılına kılık kıyafet kılık kıyafet düşkünü kılıklı kılıklı kıyafetli kılıksız kılıksızlaşma kılıksızlaşmak kılıksızlık.−ğu (kuş) kıllanma kıllanmak kıllı kılma 1286 .kılıflı kılıfsız kılık.−ğı kılınış kılınma kılınmak kılır kılış kılkapan kıl keçisi kılkıran kıl kuyruk.

−ğı 1287 .kılmak kıl otu kıl payı kılsız kıl testere kılükal kıl yumağı kımıl kımıldama kımıldamak kımıldanış kımıldanma kımıldanmak kımıldatma kımıldatmak kımıldayış kımıl kımıl kımıltı kımız kımkım kımkım etmek kımlanma kımlanmak kın kına kına ağacı kınacık.

−cı Kınık (ilçe) kın kanat kın kanatlılar kınlama kınlamak 1288 .−ği kınalı kuzu kınalı yapıncak.kına çiçeği kına çiçeğigiller kına gecesi kınakına kınalama kınalamak kınalanma kınalanmak kınalı kınalı bamya kınalı keklik.−ğı kınama kınama cezası kınamak kınanma kınanmak kınasız kınayış kındıra kındıraç.

−ğı kıpırdaklık.−ğı kıpık gözlü kıpıklık.−ğı kıpırdama kıpırdamak kıpırdanma kıpırdanmak kıpırdaşma kıpırdaşmak kıpırdatma kıpırdatmak kıpır kıpır kıpırtı kıpırtılı kıpırtısız kıpıştırma kıpıştırmak kıpkıp kıpkırmızı 1289 .−bı kınsız Kıpçak Kıpçakça kıpı kıpık.−ğı kıpırdak.kınlı kınnap.

−cı kıraçlaşma kıraçlaşmak kıraçlık.−ğı kıraç.−ği kır kıraat.−ti kıraat etmek kıraathane kıraathaneci kıracak.−ğı kırağı kırağılı kıran kıran kırana kıranta kırat 1290 .kıpkırmızı olmak kıpkızıl kıpma kıpmak kıprama kıpramak kıprayış kıprayışlı kıprayışsız Kıptî Kıptîlik.

kıratlık.−cı kırbaç kurdu kırbaç kurtları kırbaçlama kırbaçlamak kırbaçlanma kırbaçlanmak kır bekçisi kırcı kırcı mantı kırcın kırç.−cı kırçıl kırçıllanma kırçıllanmak kırçıllaşma kırçıllaşmak kırçıllık.−ğı kırbaç.−ğı kır çiçeği kırdırma kırdırmak kırdırtma kırdırtmak 1291 .−ğı kıray kırba kırbacık.

−ğı kırıkçı kırıkçılık.−ğü kırık dölü Kırıkhan (ilçe) kırık hava Kırıkkale kırıklama kırıklamak kırıklık.kır eğlencesi kır gerillâsı kırgın kırgınlık.−ğı kırık.−ğı Kırgız Kırgızca Kırgızistan kır gülü kırıcı kırıcılık.−ğı kırık çizgi kırık dökük.−ğı kırılış kırılma kırılmak 1292 .−ğı kırılgan kırılganlık.

−ğı kırıtma kırıtmak 1293 .−ğı kırışıksız kırış kırış kırışma kırışmak kırıştırma kırıştırmak kırıta kırıta kırıtım kırıtım kırıtım kırıtış kırıtkan kırıtkanlık.kırım Kırım kırım kırım Kırımlı kırınım kırınma kırınmak kırıntı kırıntı külte kırıntılı kırışık.−ğı kırışıklı kırışıklık.

−ği kırk bir buçuk.−ğı (şamdan) kırkgeçit.−ği kırk ikindi 1294 .−di (ırmak türü) kırk hamamı kırkı kırkıcı kırkılma kırkılmak kırkım kırkımcı kırkıncı kırkıntı kırk ikilik.−ğu kırkbudak.kırk Kırkağaç (ilçe) Kırkağaç kavunu kır kahvesi kırkambar (kap) kırkar kırkayak.−ğı kırk basması kırkbayır (midenin gözü) kırk beşlik.

−cı kırlangıç balığı kırlangıç balığıgiller kırlangıç dönümü kırlangıç fırtınası kırlangıçgiller kırlangıçkuyruğu 1295 .−ğı kırkma kırkmak kırk merak kırkmerdiven (dik yokuş) kırk para kırktırma kırktırmak kırkyama (yama işi) kırk yıl kırk yıllık.−ğı kırlangıç.kırklama kırklamak kırklanma kırklanmak kırklar Kırklareli'ni kırklı kırklık.

(işaret) kırlangıç otu kırlaşma kırlaşmak kırlent kırlık.−ğü kırmızı et kırmızı fener kırmızı gömlek.−ğı kırma kırmacı kırmak kırmalı kırmasız kırmız kırmız böceği kırmızı kırmızıbiber kırmızıçizgi (hastalık) kırmızı çürük.−ğı kırmızımsı 1296 .−ği kırmızı kart kırmızılâhana kırmızılaşma kırmızılaşmak kırmızılık.

−ğı kırpılma kırpılmak kırpıntı kırpıntı bohçası kırpışma kırpışmak kırpıştıra kırpıştıra kırpıştırma kırpıştırmak kırpma kırpmak kırptırma kırptırmak kırsal kırsal alan kırsal bölge kırsal nüfus kır serdarı Kırşehir kırtasiye 1297 .kırmızımtırak.−ğı kırnav kırpık.−ğı kırmızı oy kırmızıturp kırmız madeni kırnak.

−ğı kısalış kısalma kısalmak kısaltılma kısaltılmak kısaltım kısaltış 1298 .−ği kırtıklı kırtıpil kırtıpilleşme kırtıpilleşmek kırt kırt kısa kısaca kısacık.kırtasiyeci kırtasiyecilik.−ğı kısa çizgi kısa dalga kısa devre kısa far kısa görüşlü kısa kafalı kısa kısa kısa koşu kısa koşucu kısalık.

−ğı kısas kısasa kısas kısas etmek kısa süreli film kısa ünlü kısa vadeli kısa yoldan kısık.−ğı kısıkça kısıklık.−ğı kısılış kısılma kısılmak kısım.kısaltma kısaltma grubu kısaltmak kısaltmalı kısaltmalı kelime kısalttırma kısalttırmak kısa mesafe kısa ömürlü kısarak.−smı kısım kısım kısımlama kısımlamak 1299 .

kısınma kısınmak kısıntı kısıntılı kısıntısız kısıntı yapmak kısır kısır döngü kısırgan kısırganma kısırganmak kısırlaşma kısırlaşmak kısırlaştırma kısırlaştırmak kısırlık.−ğı kısış kısıt kısıtlama kısıtlamak kısıtlanış kısıtlanma kısıtlanmak kısıtlayıcı kısıtlayış kısıtlı kısıtlılık.−ğı 1300 .

kıska kıskacı kıskacılık.−ğü kıskaçlama kıskaçlamak kıskanç.−ğı kıskaç.−ğı kıskançlık etmek kıskandırma kıskandırmak kıskanılma kıskanılmak kıskanış kıskanma kıskanmak kıskı kıs kıs kıskıvrak kısma kısma ad kısmak kısmen kısmet kısmet ağacı kısmet kapısı 1301 .−cı kıskaç gözlük.−cı kıskançlık.

−ğı kıstas kıstelyevm kıstırılma kıstırılmak kıstırma kıstırmak kış kış dönemi kış dönencesi kış günü kışın kışır.−ci kısmî seçim kısrak.−ğı kıssa kıstak.kısmetli kısmet olmak kısmetsiz kısmetsizlik.−şrı kış kayıtı kışkırtı kışkırtıcı kışkırtıcı ajan 1302 .−ği kısmık.−ğı kısmî kısmî felç.

kışkırtıcılık.−ğı kış uykusu kıt kıt'a kıtaat kıtal.−li kıt'alar arası kıt'a sahanlığı kıtık.−ğı kıtı kıtına 1303 .−ğı kışkırtılma kışkırtılmak kışkırtış kışkırtma kışkırtmacı kışkırtmacılık.−ğı kışlama kışlamak kışlatma kışlatmak kışlık.−ğı kışkırtmak kışkışlama kışkışlamak kış kıyamet kışla kışlak.

−ğu kıtır kıtırcı kıtırdama kıtırdamak kıtırdatma kıtırdatmak kıtır kıtır kıtırtı kıt kanaat kıtlama kıtlaşma kıtlaşmak kıtlık.−ğı kıvam kıvamlanma kıvamlanmak kıvamlaştırıcı kıvamlaştırma kıvamlaştırmak kıvamlı kıvamsız kıvanç.kıtıklama kıtıklamak kıtıklı kıtıpiyos kıtıpiyosluk.−cı 1304 .

−ğı kıvırcık koyun kıvırcıklaşma kıvırcıklaşmak kıvırcık marul kıvırcık salata kıvırış kıvır kıvır kıvırma kıvırmak kıvırtma kıvırtmak kıvır zıvır kıvracık.−ğı 1305 .kıvançlanma kıvançlanmak kıvançlı kıvanış kıvanma kıvanmak kıvıl kıvılcım kıvılcımlanma kıvılcımlanmak kıvılcımlı kıvılcımsız kıvıl kıvıl kıvırcık.

kıvrak.−ğı kıvrama kıvramak kıvrandırma kıvrandırmak kıvranış kıvranma kıvranmak kıvrantı kıvratma kıvratmak kıvrık.−ğı kıvrıklık.−ğı kıvrılış kıvrılma kıvrılmak kıvrım kıvrım kıvrım kıvrımlanma kıvrımlanmak kıvrımlı kıvrıntı 1306 .−ğı kıvrakça kıvrak kıvrak kıvraklaşma kıvraklaşmak kıvraklık.

−ğı kıyakçı kıyaklaşma kıyaklaşmak kıyaklık.−ğı kıyam kıyamet kıyamet alâmeti kıyamet günü kıyas kıyasa muhalefet kıyasen kıyasımukassem kıyasıya kıyasî kıyaslama kıyaslamak kıyaslanma 1307 .−ği kıyak.kıya kıyacı kıyafet kıyafet balosu kıyafet düşkünü kıyafetli kıyafetname kıyafetsiz kıyafetsizlik.

−ğı kıyıcı kıyıcılık.−ğı kıyı kıyı kıyılama kıyılamak kıyılık.kıyaslanmak kıydırma kıydırmak kıygı kıygın kıygınlık.−ğı kıyılma kıyılmak kıyım kıyım kıyım kıyımlı 1308 .−ğı kıyı kıyı balıkçılığı kıyı bankacılığı kıyı bucak.−ğı kıyıcılık etmek kıyıda bucakta kıyıda köşede kıyıdaş kıyı dili kıyık.

kıyımlık.−ği kıymalı ıspanak.−ğı kıyın kıyın kıyın kıyınma kıyınmak kıyıntı kıyış kıyışma kıyışmak kıyı tırmığı kıyma kıymak kıymalı kıymalı börek. −ğı kıymalık.−ğı kıymalı makarna kıymalı pide kıymalı yumurta kıymasız kıymet kıymetlendirme kıymetlendirmek kıymetlenme kıymetlenmek kıymetleşme 1309 .

−ğı kızamıkçık.−ğı kızarık.−ği kıymetsiz kıymetsizlik.−ğı 1310 .−ğı kızak yapmak kızamık.−ğı kızarıklık.−ğı kızaklama kızaklamak kızaklık.−ği kıymettar kıymık.−ğı kıymıklı kıytırık.kıymetleşmek kıymetleştirme kıymetleştirmek kıymetli kıymetli evrak kıymetlilik.−ğı kıyye kız kızak.−ğı kıytırıklık.−ğı kızamıklı kızan kızanlık.

−cı Kızılay 1311 .−ğı Kızık kızıl kızılağaç.kızarış kızarma kızarmak kızartı kızartıcı kızartılı kızartılma kızartılmak kızartma kızartmak kız böceği kız böcekleri kızcağız kızdırıcı kızdırılma kızdırılmak kızdırma kızdırmak kızgın kızgın bulut kızgınlaşma kızgınlaşmak kızgınlık.

−ğı kızılboya (bitki) kızılca kızılcadişi (ağaç) Kızılcahamam (ilçe) kızılca kıyamet kızılcık.−ğı kızılcıkgiller kızılcık reçeli kızılcık şurubu kızılcık tarhanası kızılçam Kızılderili Kızılelma Kızılırmak (ilçe) kızıl ısı kızılış kızıl iblis kızılkanat (balık) kızılkantaron kızılkantarongiller kızıl kıyamet kızılkök kızılkurt.−ğu 1312 .Kızılbaş Kızılbaşlık.−du kızılkuyruk.

−ğı kızışma kızışmak kızıştırış kızıştırma kızıştırmak kızkalbi (bitki) 1313 .(kuş) kızıllaşma kızıllaşmak kızıllık.−dü kızılşap (renk) Kızıltepe (ilçe) kızıltı kızılyaprak.−ğı (bitki) kızılyara kızıl yel kızılyörük.−ğü (yılancık) kızış kızışık.−ğı kızılma kızılmak Kızılören (ilçe) kızıl ötesi kızıl su yosunları kızılsöğüt.

−ğı kibarlık budalası kibarlık düşkünü 1314 .−ğı kızlık zarı kızma kızmabirader (oyun) kızmaca kızmak kızmemesi (meyve) kız oğlan kız oğlan kız ki kibar kibarca kibar düşkünü kibarlar âlemi kibarlaşma kibarlaşmak kibarlık.kız kardeş kız kızan kız kilimi kız kurusu kız kuşu kızlar ağası kızlık.

−ği kibrit suyu kibutz kifaf kifafınefs kifafınefs etmek kifaflanma kifaflanmak kifayet kifayet etmek kifayetli kifayetsiz kifayetsizlik.−ği kibir.kibarlık etmek kibar lokması kibarzade kibernetik.−bri kibirleniş kibirlenme kibirlenmek kibirli kibirsiz kibrit kibritçi kibritlik.−ği Kiğı (ilçe) kik 1315 .

kikirik.−ği Kilis kilise kilise çanı kilise hukuku kilit.−di kilit dili kilitleme kilitlemek kilitlenme kilitlenmek kilitletme kilitletmek kilitleyici kilitli kilit mevkii 1316 .−ği kiklâ kiklon kiklotron kil kile kiler kilerci kilermeni kilim kilimci kilimcilik.

kilit noktası kilit sarma kilitsiz kilitsiz küreksiz kilit taşı kilit yeri kiliz kiliz balığı kilizman Kilizman killeme killemek killi kilo kiloamper kilogram kilogramağırlık.−lü kilokalori kilolu kiloluk.−ğu kilometre kilometre kare kilometrelerce 1317 .−ğı kilogramkuvvet kilogrammetre kilohertz kilojul.

−ği kimsecikler kimsesiz kimsesizlik.−ği kimlik belgesi kimlik kartı kimono kimse kimsecik.kilometre taşı kilosikl kiloton kilovat kilovat saat.−ğı 1318 .−ti kilovolt kils kilüs kim kim bilir kimesne kimi kimisi kimi zaman kimlik.−ği kimüs kimya kimyacı kimyacılık.

−ğı kinematik.−ği kinestezi kinetik.−ği kinetik enerji kinik.kimya doğrulumu kimyager kimyagerlik.−ği 1319 .−ği kimya göçümü kimya olmak kimyasal kimyasal savaş kimyasal silâh kimyasal tedavi kimyevî kimyevî tedavi kimyon kimyonî kimyonlu kin kinaye kinayeli kinayeli kinayeli kinci kincilik.−ği kindar kindarlık.

−ği kir kira kira arabası kira bedeli kiracı kiracılık.kinin kininli kinin sülfatı kiniş kinizm kinlenme kinlenmek kinli kinsiz kip kipe kipkirli kiplik.−ğı kira kontratı kiralama kiralamak kiralanma kiralanmak kiralayan kiralayıcı kiralı 1320 .

kiralık.−ğı kiralık adam kiralık ev kiralık kadın kiralık kasa kiralık katil kiralık kız kiraz Kiraz (ilçe) kiraz elması kirazlık.−ci kireççi kireççil kireç fabrikası kireç kaymağı kireç kuyusu kireçleme kireçlemek kireçlenme kireçlenmek kireçleşme 1321 .−ğı kiraz reçeli kiraz zamkı kirde kirdeci kirebolu kireç.

−di kiremitçi kiremitçilik.−ği kiremit fabrikası kiremithane kiremitli kiremit rengi kirik.−ği kireç ocağı kireçsileme kireçsilemek kireçsiz kireçsizlenme kireçsizleştirme kireçsizleştirmek kireç suyu kireç sütü kireç taşı kireçyeren kiremit.−ği kiril kiril alfabesi kiriş kirişçi kirişhane 1322 .kireçleşmek kireçli kireçlik.

−ği kirli sarı kirloş kirloz kirmen kir pas 1323 .kirişleme kirişlemek kirişli kirişlik.−ği kirizma kirizma etmek kirizmalama kirizmalamak kirizma yapmak kirizme kirkit kirlenme kirlenmek kirletme kirletmek kirli kirli çamaşır kirli çıkı kirli çıkın kirlihanım peyniri kirli kan kirlilik.

−ği kirpik besleyici kirpikli kirpikliler kirpiksi kirpiksi cisim.kirpi kirpigiller kirpik.−smi kirş kirtikli kirtil kirve kirvelik.−ği kirvelik etmek kisedar kispet kispet çıkarılması kispî kist kistleşme kistleşmek kisve kişi kişi adı bilimi kişi eki kişiler arası kişiler arası ilişki 1324 .

−bı kitap açacağı kitapça kitapçı 1325 .−ği kişilik dışı kişilikli kişiliksiz kişioğlu kişisel kişiye özel kişizade kişi zamiri kişmirî kişmiş kişneme kişnemek kişneyiş kişniş kişniş şekeri kit kitabe kitabet kitabî kitap.kişileşme kişileşmek kişileştirme kişilik.

−ğı kitaplık bilimci kitaplık bilimi kitaplık görevlisi kitap sarayı kitapsever kitapseverlik.−ği kitapsız kitin kitle kitle haberleşmesi kitlesel kitre kivi kivigiller kiyanus kiyaset kizir klâkson klân 1326 .−ğı kitap dolabı kitap ehli kitap evi kitap kurdu kitaplaştırma kitaplaştırmak kitaplık.kitapçılık.

klâpa klâpe klârnet klârnetçi klâs klâsik.−ği klâsikleşme klâsikleşmek klâsiklik.−ği klâsisizm klâsman klâsör klâvsen klâvsenci klâvye klâvyeli kleptoman kleptomani klerikalizm klik.−ğu 1327 .−ği klikçi klikleme kliklemek klikleşme klikleşmek klima klimatolog.

−di klorlama klorlamak klorlanma klorlanmak klorlu klorofil 1328 .−ği klorik klorik asit.−ği klinker klinometre klip.−bi klips klişe klişeci klişecilik.−ği klişehane klişeleşme klişeleşmek klitoris klon klonlama klonlamak klor klor hidrat klor hidrik.klimatoloji klinik.

kloroform klorometri kloroplâst kloroz klorölçer klorür klorürlendirme klorürlendirmek klorürleştirme klorürleştirmek klostrofobi kloş klozet klüz know−how koalisyon koalisyon hükûmeti koaptör kobalt kobalt bombası kobay kobaygiller kobra kobragiller koca Kocaali (ilçe) 1329 .

−ği Kocaeli'ni kocakarı kocakarı ilâcı kocakarılık.−ğu kocalak.−ğı kocakarı masalı kocakarı soğuğu koca koca Kocaköy (ilçe) koca kuşluk.kocabaş (kuş) kocabaşı koca bebek.−ğı kocalma kocalmak kocaltma kocaltmak kocama kocamak kocaman kocamanca kocaman kocaman kocamanlaştırma kocamanlaştırmak 1330 .−ğı kocalı kocalık.

−ğı Koçarlı (ilçe) koçbaşı (direk) koçboynuzu (çengel) koç burunlu Koçhisar (ilçe) koçkar koç katımı koç katımı fırtınası koçlanma koçlanmak koçma 1331 .−ğı Kocasinan (ilçe) kocatma kocatmak koca yemiş kocayış koç Koç (burç) koçak.kocaoğlan kocasız kocasızlık.−ğı koçaklama koçan koçancı koçancılık.

−ğı kofana Kofçaz (ilçe) koflaşma koflaşmak kofluk.−ğı kodein kodeks kodes kodifikasyon kodoş kodoşluk.koçmak koçsama koçsamak koçu koçuşmak koç yiğit.−ğu kof kofa kofalık.−di koç yumurtası kodaman kodamanlar kodamanlık.−ğu kofra koful koğuş 1332 .

−cı kokar ağaç.−dı kokartlı koket koketlik.−ğı kokak ağaç.Koh basili kohenit kohezyon kok koka kokain kokainci kokainman kokainoman kokainomani kokak.−ği koketri kokimbit kok kömürü koklama koklamak koklaşma koklaşmak koklaştırma koklaştırmak 1333 .−cı kokarca kokart.

−ğu kokpit kokteyl koku koku alma duyusu koku alma organı kokucu kokulandırma kokulandırmak kokulanma 1334 .−ci kokoreççi kokoreççilik.−ği kokoroz kokorozlanma kokorozlanmak kokot kokoz kokozlanma kokozlanmak kokozluk.koklatma koklatmak koklayış kokma kokmak kokmuş kokona kokoreç.

kokulanmak kokulu kokulu çayır otu kokulu kiraz kokulu sabun kokurdan kokusuz kokuş kokuşma kokuşmak kokuşturma kokuşturmak kokuşuk.−ğu koku tedavisi kokutma kokutmak kol kola kola cevizi kolacı kolacılık.−ğı kolaçan kolaçan etmek kola çıkma kola çıkmak kolagiller kolağası 1335 .

−ğı kolayda kolay kolay kolaylama kolaylamak kolaylanma kolaylanmak kolaylaşma 1336 .−ğı kolaycı kolaycılık.kol ağzı kolâj kol akımı kolalama kolalamak kolalanma kolalanmak kolalatma kolalatmak kolalayış kolalı kolan kolan balığı kolancı kolancılık.−ğı kolay kolayca kolaycacık.

−ğu kolej kolejli koleksiyon koleksiyoncu koleksiyonculuk.−ğı kol değirmeni kol demiri koledok.kolaylaşmak kolaylaştırma kolaylaştırmak kolaylık.−ğu kolçak.−ğı kol böreği kolcu kolculuk.−ğı kolçaklı sandalye koldaş koldaşlık.−ğı kolaylıkla kol bağı kolbastı kolbaşı kolbaşılık. −ğu kolektif kolektif çalışma 1337 .

kolektifleşme kolektifleşmek kolektifleştirme kolektifleştirmek kolektif ortaklık.−lü kolhoz koli kolibasil kolibri kolibrigiller kolik.−ğı kolektif şirket kolektivist kolektivizm kolektör kolemanit kolera koleralı kolesterin kolesterol.−ği kolit kol kapağı kol kemiği kol kola kollama kollamak kollanma 1338 .

−di kolokyum kolombiyum kolon koloni kolonya kolonyal kolonyalama kolonyalamak kolonyalanma kolonyalanmak kolonyalı kolonyalist kolordu koloridye kolorimetre kolorimetri kolostrum 1339 .−li koloit.−ğu kolluk kuvveti kol nizamı kolodyum kolofan koloidal.kollanmak kollayıcı kollu kolluk.

−ğu koltuk meyhanesi kolu uzun kolye kolyoz kolza kom koma 1340 .−ğu koltuk değneği koltuk düşkünü koltuk gözü koltuk kapısı koltuk kavgası koltuklama koltuklamak koltuklanma koltuklanmak koltuklu koltukluk.−ğu koltuk altı koltuk başı koltukçu koltukçuluk.kol saati kolsu ayaklılar kolsuz koltuğa girme koltuk.

−ği komikleşme komikleşmek 1341 .−ğı komalık etmek komalık olmak komandit komandite komanditer komandit ortaklık.komalık. −ğı komandit şirket komando komando er komar kombi kombina kombinasyon kombine kombinezon kombiyum komedi komedi yazarı komedya komedyacı komedyen komi komik.

−ğı komite komodin komodor komot kompartıman kompas kompetan kompetitif kompilâsyon komple komple kilit.−ği komiser komiserlik.komiklik.−di kompleks kompleksli komplikasyon komplike kompliman komplo komplocu 1342 .−ğu komita komitacı komitacılık.−ği komisyon komisyoncu komisyonculuk.

−ğu kompoze kompozisyon kompozitör komprador kompres kompresör komprime kompüter komşu komşu açı komşu hatırı komşu kapısı komşuluk.−ğı komünikasyon komünike komünist komünistlik.−ğu komşuluk etmek komşuluk yapmak komut komuta komuta etmek komutan komutanlık.komposto kompostoluk.−ği komünizm 1343 .

komütatör kona göçe konak.−cu konçerto konçina konçlu konçsuz kondansatör kondenseleşme kondisyon kondisyon aleti kondisyon bisikleti kondom kondurma kondurmak kondüit kondüktör kondüktörlük.−ğı konak yavrusu konalga konargöçer konç.−ğı Konak (ilçe) konakçı konaklama konaklamak konaklık.−ğü 1344 .

konektör konektör pensi konfederasyon konfederatif konfedere konfeksiyon konfeksiyoncu konfeksiyonculuk.−ğu konglomera Kongo Kongolu kongövde kongövdeli kongre koni 1345 .−ğı konfeti konfor konforlu konformizm konforsuz konforsuzluk. −ğu konfeksiyon mağazası konferans konferansçı konferansçılık.

−ği konje konjonktivite konjonktür konkasör konkav konken konkordato konkre konkret konkur konkurhipik.−ği konma konmak konsa konsantrasyon konsantre konsantre etmek konsantre olmak konsensüs konsept konseptüalizm konser konservatör konservatuvar konserve 1346 .−ği koniklik.konik.

−di konsolitçi konsolos konsoloshane konsolosluk.−ğu konsol saati konsomasyon konsomatris konsomatrislik.−ği konson konsonant konsorsiyum konstellâsyon konstrüksiyon konstrüktivizm konsulto konsül konsültasyon konsültasyon 1347 .−cu konsolide bütçe konsolit.−ği konsey konsinye satış konsol konsolidasyon konsolide konsolide borç.konservecilik.

−ğı kontak anahtarı kontak kapama kontak lens kontekst kontenjan kontenjan sistemi kontes konteyner kontluk.−ğı kontratlı kontratsız 1348 .−ğu kontör kontörlü kontörlü telefon kontra kontralto kontra mizana (denizcilik) kontrasomun kontrast kontrat kontratabla kontratak.yapmak konşimento kont kontak.

−ğü kontrol saati kontrpiye kontrplâk.−ğu konukçu konukçuluk.−ğu konuk etmek konuk evi konuk köşesi konuklama konuklamak 1349 .kontrat yapmak kontrbas kontrbasçı kontrfile kontrgerillâ kontrol.−ğı kontrpuan kontur kontuvar konu konuk.−lü kontrolcü kontrol etmek kontrol kalemi kontrol kulesi kontrolör kontrolörlük.

−ği konulma konulmak konulu konum konu mankeni konumlama konumlamak konumlandırma konumlandırmak konumlanma konumlanmak konur konur al (renk) konusuz konuş konuşkan konuşkanlık.−ğı konuşlandırma konuşlandırmak konuşlanma konuşlanmak 1350 .konukluk.−ğu konuk olmak konu komşu konuk sanatçı konuksever konukseverlik.

konuşma konuşma bozukluğu konuşmacı konuşma dili konuşma güçlüğü konuşmak konuşma korkusu konuşmama hakkı konuşma merkezi konuşma yapmak konuşma yetersizliği konuşturma konuşturmak konuşu konuşucu konuşulma konuşulmak konuşumluk.−ğu konut konut belgesi konut dokunulmazlığı konut fonu konut kredisi konutlanma 1351 .

konutlanmak konvansiyon konvansiyonel konvansiyonel silâh konveks konveksiyon konvektör konvertibilite konvertibl konvertisör konveyör konvoy Konya konyak.−ği kooperatifleşme kooperatifleşmek koordinasyon koordinat koordinatlar koordinatör koordine koordine etmek 1352 .−ğı Konyalı kooperatif kooperatifçi kooperatifçilik.

kopal kopanaki koparan koparılma koparılmak koparış koparma koparmak kopartılma kopartılmak kopartma kopartmak koparttırma koparttırmak kopça kopçalama kopçalamak kopçalanma kopçalanmak kopçalı kopçasız kopek.−ği (para birimi) kopil kopkoyu kopma kopmak 1353 .

−ği 1354 .−li koramirallik.−li koramiral.−ğu kopuksuz kopuntu kopuz kopuzcu kopya kopyacı kopyacılık.kopolimer kopolimerleşme kopoy kopuk.−ğı kopya defteri kopya etmek kopya kâğıdı kopya kalemi kopyalama kopyalamak kopyalanma kopyalanmak kopya mürekkebi kopya yapmak kor kora koral.−ğu kopukluk.

kordalılar kordiplomatik.−ği kordon kordon boyu kordone Kore Korece koregraf koregrafi korekt korelâsyon Koreli koreograf koreografi Korgan (ilçe) korgeneral.−ğı korkakça korkaklık.−ğı korkaklık etmek korka korka korkalama 1355 .−ği Korgun (ilçe) korida koridor korindon korkak.−li korgenerallik.

−ğu korkusuz korkusuzca korkusuzluk.−ğu Korkut (ilçe) Korkuteli'ni (ilçe) korkutma korkutmaca korkutmak korkutucu korlanma korlanmak korlaşma 1356 .−ğu korkunç.korkalamak korkma korkmak korku korku damarı korkulma korkulmak korkulu korkuluk.−cu korkunçlaşma korkunçlaşmak korkunçlaştırma korkunçlaştırmak korkunçluk.

−ği korseli korsesiz kort korte 1357 .−ği kornişon korno koro koroner korporasyon korporatif korsan korsanlık.−ğı korse korseci korsecilik.−ğu korna kornea korner korner atışı korner direği kornet kornetçi korniş kornişçi kornişçilik.korlaşmak korluk.

−ğu koruk lüferi koruk suyu koruk şerbeti koruluk.−ğu korugan koruk.−ğı koruma polisi koruma ünsüzü korun korunak.−ğı korunaklı korunaksız 1358 .−ğı korumak korumalık.−ğu koruma koruma aracı korumacılık.korte etmek kortej korteks kortizon kortizonlu kortizonlu ilâç.−cı koru korucu korucuk.−ğu koruculuk.

koruncak. −ği koruyuculuk.−ğu koruyucu ünsüz koruyuş korvet korza kosa kosinüs koskoca koskocaman kostak.−ği kostüm kostümcü kostümlü 1359 .−ğı korun dokusu korunga korungalık.−ğı korunma korunmak korunum koruyucu koruyucu hekimlik.−ğı kostaklanma kostaklanmak koster kostik.

−ğı koşaltı koşam koşamlama koşamlamak koşar adım koşin koşma koşmaca koşmak koşmalık.kostümlük.−cı koşalık.−ğı koşnil koşturma koşturmak koşturulma koşturulmak koşu koşu atı koşucu koşuk.−ğü koşa koşaç.−ğu koşul koşullama koşullamak koşullandırma 1360 .

−ğu koşutlaştırma 1361 .koşullandırmak koşullanma koşullanmak koşullu koşullu tepke koşullu yan cümle koşulma koşulmak koşulsuz koşulsuz tepke koşum koşum atı koşumcu koşum hayvanı koşumlu koşum takımı koşun koşun koşun koşuntu koşuşa koşuşa koşuşma koşuşmak koşuşturma koşuşturmak koşut koşutçuluk.

−ğu koşu yolu kot kot.−du kota kotan (büyük saban) kotarılma kotarılmak kotarma kotarmak kotlama kotlamak kotlet kotletpane koton kotonperle kotra kov kova Kova (burç) kova kova kovalama kovalamaca kovalamak kovalanış 1362 .koşutlaştırmak koşutluk.

−ğı kovan kovan anahtar Kovancılar (ilçe) kovanlık.kovalanma kovalanmak kovalayış kovalık.−ğu kovboyluk.−ğu kovdurma kovdurmak kov etmek kovlama kovlamak kovma kovmak kovucuk.−ğı kovan otu kovboy kovboyculuk.−ğu kovuk.−ğu kovcu kovculuk.−ğu kovulma kovulmak kovuluş kovuntu 1363 .

kovuş kovuşturma kovuşturmak kovuşturma yapmak koy koyacak.−ğı koyak.−ğı koyar koycuk.−ğu koydurma koydurmak koygun koyma koyma akıl koymak koyu koyu gri koyu kahverengi koyu kır koyu kırmızı koyu koyu koyu lâcivert.−di koyulaşma koyulaşmak koyulaştırma koyulaştırmak 1364 .

−ğu koyun dede koyun eti koyungöbeği (mantar) koyungözü (bitki) koyun koyuna koyun mantarı koyuntu koyunyünü(sünger) koyu pembe koyu sarı koyut koyuverme koyuvermek koyu yeşil 1365 .−ynu (kucak) koyun bakışlı koyuncu koyunculuk.−ğu koyu mavi koyun koyun.Koyulhisar (ilçe) koyulma koyulmak koyultma koyultmak koyuluk.

−ği kozmik ışınlar kozmik madde kozmogoni kozmogonik.−ği kozmografya 1366 .−ğı kozalaklılar kozalaksı kozalaksı bez kozalı Kozan (ilçe) kozasız koz helva koz helvacı koz helvası Kozlu Kozluk (ilçe) kozmetik.koyverme koyvermek koz koza kozacı kozacılık.−ğı kozak.−ği kozmik.−ğı Kozaklı (ilçe) kozalak.

−ği köhneme köhnemek kök kök bacaklılar kök bilgisi kök boyası kökboyası (bitki) 1367 .−ği kozmonot kozmopolit kozmos köçek.kozmoloji kozmolojik.−ği köftün köhne köhneleşme köhneleşmek köhnelik.−ği köfter köfterlik.−ği köftehor köftelik.−ği köfte köfteci köftecilik.−ği köçekçe köçeklik.

kökboyasıgiller kökçü kökçük.−ğü kök doğrayıcısı köken köken belgesi köken bilimci köken bilimi köken bilimsel kökenlenme kökenlenmek kökenli kökensel kökensiz kökertme kökertmek kök işareti kök kaplama kök kırmızısı kök kurdu kökleme köklemek köklendiriş köklendirme köklendirmek kökleniş köklenme 1368 .

−ği kökten çiçekli kökten dinci kökten dincilik.köklenmek kökleşme kökleşmek kökleştiriş kökleştirme kökleştirmek köklü köklü aile kök mantar köknar köknar sakızı kök sap kök saplı köksel köksü köksüz köksüzlük.−ğü kökten köktenci köktencilik.−ği kökten sürme kökteş kökteş tümleç.−ci Köktürk 1369 .

−ğü kömüren kömür kalem kömür kayası kömürleşme kömürleşmek kömürleştirilme 1370 .−ci kömür kömürcü kömürcülük.−ği kölelik düzeni kölemen kölesiz kölük.Köktürkçe kök yumru kölçer köle köleci köleleşme köleleşmek köleleştiriş köleleştirme köleleştirmek köleli kölelik.−ğü kömbe kömeç.

−ği köpek memesi köpekoğlu 1371 .kömürleştirilmek kömürleştiriş kömürleştirme kömürleştirmek kömürlü kömürlük.−ği köpekayası (bitki) köpek balığı köpek balıkları köpek dişi köpekgiller köpekkuyruğu (spor) köpekleme köpeklemek köpekleniş köpeklenme köpeklenmek köpekleşiş köpekleşme köpekleşmek köpekli köpeklik.−ğü kömüş köpek.

−ğu köprü köprü altı çocuğu köprü başı Köprübaşı'nı (ilçe) köprücü köprücük.−ğü Köprüköy (ilçe) köprüleniş köprülenme köprülenmek köprülü köprü yol köpük. −ği köpek sarımsağı köpeksiz köpek soğanı köpek soyu köpek üzümü köpoğlu köpoğluluk.−ğü köprücük kemiği köprücülük.−ğü köpükleniş köpüklenme köpüklenmek 1372 .köpekoğlu köpek.

−ğı kör boğaz körcesine kör çapa kör dövüşü kör duman kördüğüm köre körebe köreliş 1373 .köpüklü köpüksüz köpüleme köpülemek köpüre köpüre köpürgen köpürme köpürmek köpürtme köpürtmek köpürtücü köpürtüş köpürüş kör kör ağaç.−cı kör alan kör baca kör bağırsak.

−ğü körlemeden körleniş körlenme körlenmek körleşme körleşmek körleştiriş körleştirme körleştirmek 1374 .körelme körelmek köreltme köreltmek köreşe kör fare kör faregiller körfez Körfez (ilçe) körfezcik.−ği kör hat.−ttı kör kadı kör kandil kör kaya kör köstebek.−ği kör kurşun kör kuyu körkütük.

−ği körpelik.−ğü körükleme körüklemek körüklenme körüklenmek 1375 .−ğı Köroğlu kör olası körpe körpecik.−ğı kör nokta kör ocak.−ğü körükçü körükçülük.−ğü kör nişancı kör nişancılık.körletiş körletme körletmek körlük.−ği kör sıçan kör şans kör şeytan kör talih kör tapa kör topal kör uçuş körük.

−ği kösem kösemen kösemenlik.−ği kösemenlik etmek köse sakal köskelmek kös kös köskötürüm kösnü kösnük.−ğü kösnül 1376 .körükleyici körüklü körü körüne körüksüz kör yılan kör yılangiller kös kösçü köse Köse (ilçe) köse buğday köseği kösele kösele suratlı kösele taşı köselik.

kösnüllük.−ğü kösnülme kösnülmek kösnülü köstebek.−ğı köşe demiri köşe dolabı köşe dönmeci köşe dönücü 1377 .−di köşe bucak.−ği köstebekgiller köstebek illeti köstek.−ği köstekleme kösteklemek köstekleniş kösteklenme kösteklenmek köstekleyiş köstekli köstek olmak kösteksiz köstere köşe köşe atışı köşe başı köşebent.

−ği köşe kadısı köşe kapmaca köşekleme köşeklemek köşe koltuğu köşeleme köşelemek köşeli köşeli ayraç.−ği köşeli parantez köşe minderi köşe penceresi köşe rafı köşesiz köşe taşı köşe vuruşu köşe yastığı köşe yazarı köşe yazarlığı köşe yazısı köşk Köşk (ilçe) köşker 1378 .−ğü köşegen köşek.−cı köşelik.köşe dönücülük.

−ği kötü kötü adam kötücül kötü göz kötü kadın kötüleme kötülemek kötüleniş kötülenme kötülenmek kötüleşme kötüleşmek kötüleştiriş kötüleştirme kötüleştirmek kötüleyici kötüleyiş kötülük.köşkerlik.−ği köşklü kötek.−ğü kötülük yapmak kötümseme kötümsemek 1379 .−ğü kötülük etmek kötülükçü kötülükçülük.

−ğü köydeş köy ekmeği köy enstitüsü köygöçüren köy ihtiyar heyeti köy ihtiyar meclisi köy imamı köy koruculuğu köy korucusu köy köy köyleşme köyleşmek 1380 .kötümser kötümserleşme kötümserleşmek kötümserlik.−ğü kötürüm olmak köy köy ağası Köyceğiz (ilçe) köycü köycülük.−ği kötü olmak kötürüm kötürümleşme kötürümleşmek kötürümlük.

köyleştirme köyleştirmek köylü köylü çorbası köylük.−ğı 1381 .−ğü köylü kentli köylük yer köylülük.−ğü köy meydanı köy muhtarı köy odası köy orta oyunu köy oyunu köy romanı köy seyirlik oyunu köy türküsü köy yeri köz közleme közlemek közleşme közleşmek kraça kraft kâğıdı kral kralcı kralcılık.

−ği kraliyet krallık.−ğı kramp krampon kraniyoloji krank krater krater gölü kravat kravatlı kravatsız kravl kreasyon kreatör kredi kredi açıcı kredi anlaşması kredi kartı kredileme kredilemek kredilendirme kredilendirmek kredi limiti kredili satış kredi mektubu 1382 .kraliçe kraliçelik.

−lü kriket kriko krikocu krikoculuk.kredi sözleşmesi kreditör krem krema kremalı kremasız krematoryum kremleme kremlemek kreozot krep krepdöşin kreplin krepon krepon kâğıdı krepsaten kreş kretase kreten kretenizm kreton krezol.−ğu kriminolog.−ğu 1383 .

−li kristal cam kristalleşme kristalleşmek kristal mavisi kristaloit.−ği 1384 .−di krizantem kriz masası krizolit kriz yöneticisi kriz yönetimi kroki krokodil krom kromaj kromatik.kriminoloji kripto kriptolog.−di kriter kritik.−ğu kriptoloji kripton kristal.−ği kritisizm kriyoskopi kriz krizalit.

kromatik iplik.−ği kronometre kros kroşe kruasan krupiye krupiyelik.−ği kromatin kromatit kromatofor krome kromlu kromoplâst kromosfer kromotropizm kromozom kron kronaksi kronik.−ği kronikçi kronikleşme kronikleşmek kronograf kronoloji kronolojik.−ği kruvaze kruvazör 1385 .

−ğı kucak çocuğu kucak dolusu kucak kucağa kucak kucak kucaklama kucaklamak kucaklanış 1386 .−ğu kucak.−ği kubbeli fırın kubbesiz kubur kuburluk.−ğı kubbe Kubbealtı'nı kubbeli kubbeli delik.ksenofobi ksenon ksilofon kuaför kuartet kubarma kubarmak kubaşma kubaşmak kubat kubatlık.

kucaklanma kucaklanmak kucaklaşma kucaklaşmak kucaklayış kucaktan kucağa kuçukuçu (köpek) kuçu kuçu (ünlem) kudas kudema kudret kudret hamamı kudret helvası kudretli kudret narı kudretsiz kudretsizlik.−ğı kudurma kudurmak kudurtma kudurtmak kudurtucu kuduruk.−ğu kuduruş 1387 .−ği kudretten kudurgan kudurganlık.

kuduz kuduz böceği kuduz böcekleri kuduzluk.−ğu kuduz otu kudüm kudümzen kûfî kuğu kuğurma kuğurmak kuhi kuintet kuka kukla kuklacı kuklacılık.−ğı kukla oyunu kukla tiyatrosu kuklavarî kukuleta kukuletalı kukuletasız kukumav kul kula 1388 .−ğı kuklalık.

−ğı kulaklı somun kulak memesi kulak misafiri kulak misafiri olmak kulak sadakası 1389 .−ğı kulak çivisi kulak davulu kulak demiri kulak dolgunluğu kulak erimi kulak kepçesi kulak kulağa kulaklı kulaklık.Kula (ilçe) kulacık.−ğı kulak altı bezi kulakçı kulakçık.−ğı kulaç.−ği kulağı tıkalı kulak.−cı kulaçlama kulaçlamak kulaçlayış kulağakaçan kulağı delik.

kulaksız kulaktan kulaktan dolma kulaktan kulağa kulak tıkacı kulak tırmalayıcı kulaktozu kulak zarı kulampara kulamparalık.−ğı kul cinsi kule kul etmek kul hakkı kulis kulis çalışması kulis faaliyeti kulis yapmak kul kâhyası kullandırma kullandırmak kullanıcı kullanılma kullanılmak kullanılmış kullanım kullanış 1390 .

−bı kullaşma kullaşmak kulluk.−ğı kuluçka makinesi 1391 .kullanışlı kullanışsız kullanma kullanmak kullap.−ğu kullukçu kulluk etmek kulluk kölelik.−ği kul oğlanı kuloğlu kul olmak kulp Kulp (ilçe) kulplu kulplu beygir kulpsuz kul taksimi Kulu (ilçe) kuluçka kuluçka devri kuluçka dönemi kuluçkahane kuluçkalık.

−ğü kulüpler arası kulvar kul yapısı kulyuç.−ğu kulübe kulüp.−cu kum kuma kumalı Kuman Kumanca kumanda kumanda etmek kumandan kumandan gemisi kumandanlı kumandanlık.−ğı kumandansız 1392 .−cu kulunlama kulunlamak kulunluk.−bü kulüpçü kulüpçülük.kuluçka olmak kulun Kuluncak (ilçe) kulunç.

−ğı kumaş mengenesi kumaşsız kum balığı kum balığıgiller kumbara kumbaracı kumbarahane kumbaşı (kumsal) kumcu kumcul 1393 .−ğı kumar ebesi kumarhane kumarhaneci kumarhanecilik.−ği kumasız kumaş kumaşçı kumaşçılık.−ğı kumarcı kumarcılık.−ğı kumar kumarbaz kumarbazlık.Kumandı kumanya kumanyacı kumanyacılık.

kum çölü kum engereği kum fırtınası kum grisi kum havucu kum havuzu kum kamyonu kum kayası kumkazan kum kekliği kumkuma kumla kumlama kumlamak kumlaştırıcı kumlaştırma kumlaştırmak kumlu Kumlu (ilçe) Kumluca (ilçe) kumluk.−ğu kum otu kumpanya kumpas kumpir kumral kumru 1394 .

Kumru (ilçe) kumrucu kum saati kumsal kumsallık.−cu Kumuk Kumukça kumul kunda kundak.−ğı kumsuz kum taşı kum torbası kumuç.−ğı kundaklama kundaklamak kundaklanış kundaklanma kundaklanmak kundaklayış kundaklı kundaksız kundura kunduracı kunduracılık.−ğı kundakçı kundakçılık.−ğı 1395 .

−ği kur'acı kurada kur'a efradı kurak.−ğı 1396 .−ğı kural kurala aykırı kurala aykırılık.−ğı kurakçıl kuraklık.kunduru kunduz kunduz böceği kungfu kunt kup kupa kupes kupkuru kupkuru etmek kupon kupür kur kur'a kurabiye kurabiyeci kurabiyecilik.−ğı kuralcı kuralcılık.

−ğı kurbağalama kurbağalar kurbağa otu kurbağa testi 1397 .kural dışı kurallaşma kurallaşmak kurallaştırma kurallaştırmak kurallı kurallı cümle kuralsız kuram Kurama kuramlaştırma kuramlaştırmak kuramcı kuramcılık.−ğı kuramsal Kur'an kurander Kur'anıkerim kurbağa kurbağa adam kurbağa balığı kurbağa balığıgiller kurbağacık.

kurbağazehiri(bitki) kurbağazehirigiller kurban Kurban Bayramı kurban eti kurban etmek kurbanlık.−ğı kurbanlık koyun kurban olmak kurca kurca çıbanı kurcalama kurcalamak kurcalanış kurcalanma kurcalanmak kurcalayış kurçatovyum kurdele kurdele balığı kurdele balığıgiller kurdeleli kurdelesiz kurdeşen kurdurma kurdurmak kurdurtma 1398 .

−ğı kurmak kurmay kurmay başkanı kurmaylık.−ğı kurna kurnalı kurnasız 1399 .−ğu kurgulama kurgulamak kurgulanma kurgulanmak kurgulu kurgu masası kurgu odası kurgusal kurgusuz kurk kurlağan kurma kurmaca kurmacılık.kurdurtmak kurgan kurgu kurgu bilimi kurgucu kurguculuk.

−ğu kurşun erimi kurşungeçirmez kurşun grisi kurşunî kurşunîleşme kurşunîleşmek kurşun kalem kurşunlama kurşunlamak kurşunlanma kurşunlanmak kurşunlaşma kurşunlaşmak 1400 .kurnaz kurnazca kurnazlaşma kurnazlaşmak kurnazlık.−ğı kursaklı kursaksız kursiyer kurşun kurşuncu kurşunculuk.−ğı kuron kurs kursak.

−du kurtağzı Kurtalan (ilçe) kurtarıcı kurtarıcılık.−ğı kurtarış kurtarma kurtarma aracı kurtarmacı kurtarmacılık.kurşunlu Kurşunlu (ilçe) kurşun otu kurşun rengi kurşunsuz kurt.−ğı kurtarılma kurtarılmak kurtarım kurtarımcılık.−ğı kurtarma gemisi kurtarmak kurtarma kazısı kurtayağı (bitki) kurtayağı tozu kurtbağrı (bitki) kurt baklası kurt bilimci 1401 .

kurt bilimi kurtboğan kurtçuk.−ğu kurt mantarı kurt masalı kurtpençesi (bitki) kurt sineği kurtsuz kurttırnağı (bitki) kurtulma 1402 .−ğu kurtçul kurt kapanı kurtkıyan (bitki) kurt köpeği Kurtköy kurt kuş kurt kuyusu kurtlandırma kurtlandırmak kurtlanış kurtlanma kurtlanmak kurtlaşma kurtlaşmak kurtlu kurtluca kurtluk.

−ği kuru fasulye kuru filtre kuru gürültü kuru hava kuru iftira kuru incir kuru kafa kuru kahve kuru kahveci kuru kahvecilik.kurtulmak kurtulmalık.−ği kuru erik.−ğı kuru kayısı 1403 .−ğu kuru çay kuru çayır kuru çeşme kuru dere kuru duvar kuru ekmek.−ğı kurtuluş kurt yeniği kuru Kurucaşile (ilçe) kurucu kuruculuk.−ği kuru kalabalık.

−ğu kuruluş kuruluşlar bütünü kurum kuruma kurumak kuru meyve kurumlanış 1404 .−ği kuru köfte kuru kuruya kuru kuyu kurul kuru lâf kurulama kurulamak kurulanış kurulanma kurulanmak kurulaşma kurulaşmak kurulayış kurulma kurulmak kurultay kurulu kurulu düzen kuruluk.kuru kemik.

−ğu kuru söz kuruş kuruş kuruş kuruşlandırma 1405 .kurumlanma kurumlanmak kurumlaşma kurumlaşmak kurumlaştırma kurumlaştırmak kurumlu kurumsal kurumsallaşma kurumsallaşmak kurumsuz kuruntu kuruntucu kuruntu etmek kuruntulu kuruntusuz kuru öksürük.−ğü kuru pasta kuru pil kuru sebze kuru sıkı kuru soğan kuru soğuk.

−cı kurutmak kurutma kabı kurutma kâğıdı kurutmalı kurutmalık.−cı kuru tarım kuru temizleme kuru temizleyici kurutma kurutmaç.kuruşlandırmak kuruşluk.−ğu kuruşu kuruşuna kurut kurutaç.−ğı kurutma makinesi kurutucu kurutulma kurutulmak kurutuş kuru üzüm kuruyasıca kuru yemiş kuru yemişçi kuruyuş kuru yük kuru yük gemisi 1406 .

−ğu kusturma kusturmak kusturucu kusturuş kusuntu kusur kusur etmek kusurlu kusurluluk.−ğü kuskus kuskus çorbası kuskus pilâvı kusma kusmak kusmuk.−ğu kuş 1407 .−ği kuskun kuskunlu kuskunsuz kuskunu düşük.kuru ziraat.−ti kurvaziyer kurya kurye kuryelik.−ğu kusursuz kusursuzluk.

−ğı kuşak bağlama kuşaklama kuşaklamak kuşaklanma kuşaklanmak kuşaklı kuşaksız kuşane kuşanılma kuşanılmak kuşanış kuşanma kuşanmak kuşantı kuşatılma kuşatılmak kuşatış kuşatma kuşatmak kuş bakışı kuşbaşı kuşbaşılı kuşbaz kuş beyinli kuş bilimci 1408 .Kuşadası'nı (ilçe) kuşak.

kuş bilimi kuşburnu (bitki) kuşçu kuşçubaşı kuşçuluk.−ğu kuşkulandırma kuşkulandırmak 1409 .−ğu kuşdili (dişbudak) kuş dili (çocuk dili) kuşe kuşe kâğıdı kuşekmeği (bitki) kuşet kuşetli kuşetsiz kuş evi kuşgömü(pastırma) kuş gözü (pencere) kuşhane kuş iğdesi kuş kafesi kuşkanadı (tıp) kuş kirazı kuşkonmaz (bitki) kuşku kuşkucu kuşkuculuk.

−ğı kuşlar kuşlokumu (kurabiye) kuşluk.kuşkulanma kuşkulanmak kuşkulu kuşkulu kuşkulu kuşkusuz kuşlak.−ğu kuşluk namazı kuşluk vakti kuşluk yemeği kuşmar kuş otu kuşpalazı (difteri) kuş sütü kuş tüyü kuş uçumu kuş uçuşu kuş uykusu kuş üzümü kuşyemi (bitki) kuş yuvası kut kutan (saka kuşu) kutlama 1410 .

−ğı kutsama kutsamak kutsî kutsîleşme kutsîleşmek kutsiyet kutsuz kutsuzluk.−ğu kutnu kutsal kutsallaşma kutsallaşmak kutsallaştırış kutsallaştırma kutsallaştırmak kutsallık.−ğu kutu kutucu 1411 .kutlamak kutlanış kutlanma kutlanmak kutlayış kutlu kutlulama kutlulamak kutluluk.

−tbu kutup engel kutuplanma kutuplanmak kutuplaşma kutuplaşmak kutupsal Kutup Yıldızı kutur.−ğu kutu kutu kutulama kutulamak kutulanış kutulanma kutulanmak kutulayış kutulu kutulu telefon kutup.kutuculuk.−tru kuvantum kuvars kuvarsit kuver kuvertür kuvöz kuvve kuvvet 1412 .

−ği kuyruklu kurbağa kuyruklular kuyruklu piyano kuyruklu yalan kuyruklu yıldız 1413 .−ğu kuyruk acısı kuyrukkakan kuyruk kemiği kuyruklu kuyruklu kelebek.−ği kuymak.kuvvet çifti kuvvet komutanları kuvvetlendirici kuvvetlendiriş kuvvetlendirme kuvvetlendirmek kuvvetleniş kuvvetlenme kuvvetlenmek kuvvetli kuvvetlice kuvvetölçer kuvvetsiz kuvvetsizlik.−ğı kuyruk.

−ğu kuyumcu terazisi kuyu suyu kuyu topuğu kuz 1414 .−ğu kuyudat kuyu fındığı kuyu kebabı kuyum kuyumcu kuyumculuk.kuyruk olmak kuyruksallayan kuyruksallayan− giller kuyruk sokumu kuyruk sokumu kemiği kuyruksuz kuyruksuzlar kuyruksüren kuyruk yağı kuytu kuytuluk.−ğu kuyu kuyu bileziği Kuyucak (ilçe) kuyucu kuyuculuk.

−ğu Kuzguncuk (ilçe) kuzgunî kuzgunî siyah kuzgunkılıcı (bitki) kuzin kuzine kuzu kuzu dişi kuzu eti kuzugöbeği (mantar) kuzu kapama kuzu kapısı kuzu kestanesi kuzukulağı (bitki) kuzukulağı asidi 1415 .kuzen kuzey kuzeybatı kuzeydoğu Kuzey Kutbu'nu kuzeyli kuzey noktası Kuzey Türkçesi Kuzey Yıldızı kuzgun kuzguncuk.

−ğü küçük abdest küçük ad Küçükaslan (yıldız) Küçük Asya küçük ay (şubat) Küçükayı (yıldız kümesi) küçükbaş küçük bey küçük burjuva 1416 .−ğu kuzuluk kapısı kuzu mantarı kuzu sarmaşığı Küba Kübalı kübik.−ğü küçük.kuzu kuzu kuzulama kuzulamak kuzulaşma kuzulaşmak kuzulu kuzuluk.−ği kübist kübizm küçücük.

küçük çaplı küçük çapta küçükçe Küçük Çekmece (ilçe) küçük dalga küçük dil küçük dil ünsüzü küçük gazete küçük gezegen küçük hanım küçük harf küçük Hindistan cevizi küçük kan dolaşımı küçük karga küçük köprü küçük kumru küçükleşme küçükleşmek küçüklü büyüklü küçüklük.−ğı küçük sakarca 1417 .−ğü küçük martı küçük mevlit ayı küçük önerme küçük parmak.

küçüksemek küçük sesli uyumu küçük şalgam küçük tansiyon küçük terim küçük tövbe ayı küçük ünlü uyumu küçülme küçülmek küçültme küçültme eki küçültmek küçülüş küçümen küçümencik.−ği küçümseme küçümsemek küçümsenme küçümsenmek küçümseyiş küçürek.−ği küfelik olmak 1418 .−ği küfelik.−ği küf küfe küfeci küfecilik.

küffar küf kokusu küflendirme küflendirmek küflenme küflenmek küfletme küfletmek küflü küflüce küfran küfretme küfretmek küfür.−frü küfürbaz küfürbazlık.−ğı küfür küfür küfüv.−dü kükürtatar kükürt çiçeği 1419 .−ffü küf yeşili küheylân kükre kükreme kükremek kükreyiş kükürt.

−ği kül etmek külfet külfetli külfetsiz külfetsizce külhan 1420 .kükürtleme kükürtlemek kükürtlenme kükürtlenmek kükürtlü kükürtsüz kül kül.−ğı külçe külçeleşme külçeleşmek kül çöreği küldöken külek.−lli (bütün) külâh külâhçı külâhımsı külâhlı külâhsız külbastı külbastılık.

külhanbeyce külhanbeyi külhanbeyi ağzı külhanbeylik.−ğü küllük ağzı küllü su kül olmak külot külotlu çorap.−bı külot pantolon 1421 .−ği külhancı külhanî külhan makinesi külkedisi külleme küllemek külleniş küllenme küllenmek küllî külliyat külliye külliyen külliyet külliyetli küllü küllük.

−ğü kültür varlıkları külünk.kül rengi kül rengi et sineği kült kül tablası külte kültivatör kültür kültür akımı kültür balıkçılığı kültür bitkileri kültür çevresi kültüre alma kültürel kültürel antropoloji kültürfizik.−ği kültür göçü kültürlenme kültürlenmek kültürlü kültürlülük.−gü 1422 .−ğü kültür ortamı kültür sarayı kültür sitesi kültürsüz kültürsüzlük.

−ğü külyutmaz kümbet küme küme bulut küme çalışması kümeden düşme küme küme kümeleme kümelemek kümeleniş kümelenme kümelenmek kümeleşim kümeleşme kümeleşmek kümeli kümes kümes hayvanları kümülâtif kümültü kümülüs küncü künde kündeleme kündelemek 1423 .külüstür külüstürlük.

−gü künye künyesi bozuk.−ğı kürdî 1424 .künefe küngüldeme küngüldemek küngürdeme küngürdemek künh künk.−ği küpeşte küpleği küpleme küplü küp şeker kür kürar küraso küratör kürdan kürdanlık.−ğu küp küpe küpe çiçeği küpe çiçeğigiller küpeli küpelik.

−fi kürevî küreyici küreyve 1425 .−ği kürek kemiği kürek kürek küre kuşağı küreleme kürelemek kürelenme kürelenmek küreme küremek küremsi küresel küresel gök bilimi küreselleşme küreselleşmek küresel üçgen küresel valf.−ği kürek ayaklılar kürek cezası kürekçi kürekçilik.kürdîlihicazkâr küre Küre (ilçe) kürek.

−ğü kürklü kürneme kürnemek kürsü kürsü başkanı kürsü hocası kürsü şeyhi Kürt kürtaj kürtajcı kürtün Kürtün (ilçe) kürüme kürümek kür yapmak küs küseğen küskü küskün küskün küskün 1426 .kürit küriyum kürk kürkas kürk böceği kürkçü kürkçülük.

−ğü küs küs küsküt küskütük.−ğü küsme küsmek küspe küstah küstahça küstahlaşma küstahlaşmak küstahlık.−ğı küstahlık etmek küstere küstüm otu küstürme küstürmek küsuf küsur küsurat küsurlu küsursuz küsü küsülü 1427 .küskünleşme küskünleşmek küskünlük.−ğü küslük.

küsüşme küsüşmek küşade küşat.−dı küşayiş küşne küşüm küşümlenme küşümlenmek küt Kütahya kütikül kütin küt inici kütinleşme küt inme küt küt kütle kütleme kütlemek kütlesel kütleşme kütleşmek kütleştirme kütleştirmek kütletme kütletmek 1428 .

−ği kütürdeme kütürdemek kütürdetme kütürdetmek kütür kütür kütürtü küvet Küveyt (*)L L lâ lâakal lâbada lâbirent lâborant lâborantlık.−ğü kütüphane kütüphaneci kütüphanecilik.−ğü kütükleşme kütükleşmek kütüklük.kütlü kütlük.−ğı 1429 .−ğü kütör küttedek kütük.

−ği lâcivert taşı lâçın Lâçin (ilçe) lâçka lâçka etmek lâçkalacma lâçkalacmak lâçkalık.−di lâcivertlik.lâboratuvar lâboratuvar muayenesi lâbrador lâbros lâciverdî lâcivert.−ğı lâçka olmak lâden lâdengiller lâdenli lâdes lâdes kemiği lâdes oyunu Lâdik (ilçe) lâdin lâdinî lâedri 1430 .

lâedriye lâf lâfazan lâfazanlık.−ğı lâf cambazı lâf cambazlığı lâfçı lâfçılık.−ğı lâf ebeliği lâf ebesi lâf etmek lâfız.−fzı lâflama lâflamak laflaya laflaya lâf olmak lâforizma lâf salatası lâfugüzaf lâfzen lâfzî lâgar lâgos lâgün lâğım lâğımcı lâğımcılık.−ğı 1431 .

−ğvı lâğvedilme lâğvedilmek lâğvetme lâğvetmek lağvolma lağvolmak lâğvolunma lâğvolunmak lâhana lâhavle lâhika lâhit.−ğı lâhzada lâik.−hdi lâhmacun lâhmacuncu lâhmacunculuk.−ği 1432 .lâğım çukuru lâğım döşemi lâğıv.−ğu lâhos lâhurakî lâhurî lâhut lâhutî lâhza lâhzacık.

−ğı lâklâka lâklâk etmek 1433 .−ği lâin lâisizm lâk.−bı lâkaplı lâkaydî lâkayt lâkaytlık.−ğı lâke lâkerda lâkerdacı lâkırdı lâkırdıcı lâkırdı ebesi lâkırdı etmek lâkırdı kavafı lâkin lâklâk.−kı lâka lâkacı lâkap.lâiklecme lâiklecmek lâiklectirme lâiklectirmek lâiklik.

−ği lâlettayin lâlezar lâlüebkem lâm lâma lâmacı lâmacılık.−ğı lâmaist lâmaizm lâmba lâmbada dansı 1434 .−li lala lalalık.−ği lâkoz lâkrimal.−li lâktaz lâktik asit.−ğı lalanga Lalapaca (ilçe) lâle lâle ağacı lâleli lâlelik.lâklâkıyat lâkonik.−di lâktoz lâl.

−ğı lâmbasız lâmbri lâme lâmekân lâmekân takımı lâmel lâminarya lâmise lânarkit lândo lândon lânet lânet etmek lânetleme lânetlemek lânetlenme lânetlenmek lânetli langır lungur lângırt lângur lângust 1435 .lâmba karpuzu lâmbalama lâmbalamak lâmbalı lâmbalık.

−ğı lâpa lâpa lâpçın lâpçınlı lâpilli lâpina lâpinagiller lâp lâp Lâpon Lâponca Lâponya Lâponyalı lâppadak Lâpseki (ilçe) lârenjit larghetto largo lârp 1436 .lânolin lânoz lânse lânse etmek lântan lântanit lâp lâpa lâpacı lâpacılık.

−ği lâstik ağacı lâstikçi lâstikli lâstikli söz lâstikotin lâstik tutkalı lâce lâta lâtanya lâteks lâterit lâteritli lâterna lâternacı lâtecbih lâtif lâtifçe lâtife 1437 .lârpadak lârva lârvacıl lâskî lâskine lâso lâsta lâsteks lâstik.

−ği lâtifundia lâtifundiacılık.−ğı lâtilokum Lâtin Lâtince Lâtin çiçeği Lâtin çiçeğigiller Lâtin çiçekleri Lâtin dilleri Lâtin halkları Lâtinlik.−ği lâubalîyane lâv lâva lâvabo lâvabo bataryası lâvabo musluğu 1438 .lâtifeci lâtife etmek lâtiflik.−ği Lâtin yelkeni lâtunya Lâubalî lâubalîce lâubalîlecme lâubalîlecmek lâubalîlik.

−ğı lâvanta çiçeği lâvantalık.−ğı lâvanta mavisi lâvantin lâvac lâvdanom lâvman lâvrensiyum lâvrovit lâv silâhı lâvsonit lâvta lâvtacı lâvtacılık.lâva etmek lâvaj lâvaj yapmak lâvanta lâvantacı lâvantacılık.−ğı lâyıkıyla lâyık olmak 1439 .−ğı lâv taşması lâvuar lâyemut lâyenkati lâyık.

lâyiha lâytmotif lâyuhti Lâz lâza lâzanya Lâzca lâzer lâzım lâzıme lâzımlık.−ği 1440 .−ği leblebi cekeri leçe leçek.−bi lebbeyk lebdeğmez lebiderya leblebi leblebici leblebicilik.−ği leçelik.−ğı lâzut L demiri le lebalep.−ğı lâzım olmak Lazlık.

−ffi leffetme leffetmek leffünecir.ledün.−li legallecme legallecmek legato legorn leğen leğen ibrik.−ği lehimleme lehimlemek lehimlenme lehimlenmek 1441 .−cri Lefkoca legal.−nnü ledün ilmi lef.−ği leh Leh lehçe Lehçe lehçe bilimi lehçeci lehim lehimci lehimcilik.

lehimletme lehimletmek lehimli Lehistan Lehli lehtar lejant.−dı lejyon lejyoner leke lekeci lekeci kili lekecilik.−ği leke etmek lekeleme lekelemek lekelenme lekelenmek lekeli lekeli humma lekende leke olmak lekesiz leke yapmak leksik birim leksikograf leksikografi 1442 .

leksikolog.−msi lenduha lenf lenfa lenfatik.−ği Leninci Lenincilik.−ği Leninist Leninizm lens lento leopar lep lepiska lepra lerzan lerze lesepase lec 1443 .−ğu leksikoloji lektör lektörlük.−ğ lemis.−ği lenfatizm lenfosit lenger lengüistik.

−di leventlik.lecçil lecçil akbaba lec kargası lecker letafet letarji Letçe Leton dili Letonya Letonyalı leva Levanten levanti levazım levazımat levazımatçı levazım bölüğü levazımcı levazımcılık.−ğı levhacılık.−ği levha levhacı levhacık.−ğı levazım sınıfı levendane levent.−ğı levrek.−ği 1444 .

−ği leziz lezyon lezzet lezzetlendirme lezzetlendirmek lezzetlenme lezzetlenmek lezzetli 1445 .levrekgiller levüloz levye ley leylâk.−ği leylekayağı (bitki) leylekgagası (alet) leylekgiller leylekler leyleksiler leylî leylî meccanî leylünnehar lezar lezbiyen lezbiyenizm lezbiyenlik.−ğı leylâkî leylek.

−ği lezzetsiz lezzetsizlik.−ği lığ lığlama lığlamak lığlanma lığlanmak lığlı lıkır lıkırdama lıkırdamak lıkır lıkır libas liberal.−ği liberasyon liberasyon listesi libero libido liboc libre libretto Libya 1446 .−li liberalizm liberallecme liberallecmek liberallik.lezzetlilik.

−di 1447 .Libyalı Lice (ilçe) lider liderlik.−di lif lifleme liflemek liflenme liflenmek liflecme liflecmek liflectirme liflectirmek lifli lif lif lift lig liga lignin lika liken liken bilimi likidasyon likide etmek likidite likit.−ği liet.

−ğı liman reisi limbo lime lime lime limit limitet limitet ortaklık.likorinoz likör likör bardağı lilâ rengi limaki liman liman cüzdanı liman icçisi limanlama limanlamak limanlık.−ğı 1448 .−ğı limitet cirket limitsiz limnoloji limon limon asidi limonata limonata bardağı limonatacı limonatacılık.

−ci linç etmek lineer linet linin link linolyum linotip linyit lipari 1449 .−ğu limon otu limon sarısı limon suyu limon tozu limon tuzu limuzin linç.limoncu limon esansı limonî limonî hava limonit limon kabuğu limonküfü (renk) limonlama limonlamak limonlu limonluk.

−bi lisanî lisaniyat lisans lisansiyer lisanslı lisansüstü lisansüstü eğitim lise liseler arası liseli liste liste başı listeci 1450 .liparit lipit.−ğı liret lirik.−ği lirik ciir lirizm lisan lisanıhâl.−li lisanımünasip.−di lipom lipsos lir lira liralık.

−ti liyakatli liyakat sahibi liyakatsiz liyakatsizlik.−ği liyan lizol.−lü lizöz lobelya 1451 .−ği liturya lityum lityumlu liva livar livarlı livarlı tekne liyakat.listeleme listelemek literatür litografi litografya litografyacı litografya taşı litoloji litosfer litre litrelik.

−ğu logaritma logaritma tablosu logaritmik logo logos loğ loğlama loğlamak loğusa loğusa humması loğusalık.−ği 1452 .−ği lobut loca loça loda lodos lodos balığı lodoslama lodoslamak lodosluk.−ğı loğusa otu loğusa şekeri loğusa şerbeti lojik.lobi lobici lobicilik.

−li lokalizasyon lokalize etmek lokanta lokantacı lokantacılık.−ğı lokantalı lokatif lokavt lokma lokma anahtar lokma başlığı lokmacı lokmacık.−ği lojistik dairesi lojistik hizmet lojman lok lokal.−ğı lokmacılık.−ğı lokma etmek lokma göz lokma gözlü lokma lokma lokman ruhu lokma tatlısı lokomobil 1453 .lojistik.

lokomotif lokomotifli lokomotifsiz lokum lolo lololo lombar lomboz lonca loncacılık.−ğı lonca ustası longa longoz longplay lop lopçuk.−ğu lop et lop incir lop lop loppadak lopur lopur lopur lop yumurta lor lorentiyum lort.−du lorta 1454 .

−ğu lota lotarya lotaryacı lotaryacılık.−ğı lotus lök lökleme löklemek lökoplâst lökosit lökoz lökün löp 1455 .−ğu losyon loc locça loclacma loclacmak loşlaştırma loşlaştırmak loşluk.lortlar kamarası lostra lostracı lostra salonu lostromo lostromoluk.

−ğu 1456 .−ği lügol.löp löp löpür löpür lös lösemi lösemit lûmbago lûnapark lup lustrin lûtî lûtr Lübnan Lübnanlı lüfer lüferci lüfergiller lügat.−ti lügatçe lügatçi lügatçilik.−lü lük lük boyası lüks lüks baskı lüks hayat lüks koltuk.

−ti lünet lüp lüpçü lüpçülük.−ğü lüpletme lüpletmek lüpten Lüterci Lütercilik.−i lüks tarife lüle Lüleburgaz (ilçe) lüleci lüleci çamuru lülecilik.−ği lütesyum lütten lütfetme lütfetmek 1457 .lüks lâmbası lüksmetre lüks mevki.−ği lüleli lüle lüle lüle taşı lümen lümensaati.

lütfeyleme lütfeylemek lütuf.−tfu lütufkâr lütufkârane lütufkâr!ık.−ğu lüzumsuz adam lüzumsuzca (*)M M maada maaile maalesef maalmemnuniye maarif maarifçi maaş maaş bordrosu maaşlı maaşsız 1458 .−ğı lüzucet lüzucî lüzum lüzumlu lüzumlu lüzumsuz lüzumsuz lüzumsuzluk.

−dı mabet.−du Macar Macar biberi Macarca Macar ineği Macaristan Macarlık.−yni mabeyinci mabeyincilik.−ği mablak.−di mabet ağacı mabeyin.maatteessüf maazallah mabat.−ğı maceralı maceraperest macerasız macun macuncu macunculuk.−ğı Macar salamı macera maceracı maceracılık.−ğu 1459 .−ğı mabude mabut.

macun küreği macunlama macunlamak macunlanma macunlanmak macunlaşma macunlaşmak maç maça maça beyi maça kızı Maçka (ilçe) maç maç maço maçuna maç yapmak Madagaskar Madagaskarlı madalya madalyalı madalyasız madalya töreni madalyon madalyoncu madam madama madara 1460 .

madara etmek madaralaşma madaralaşmak madara olmak madde madde başı maddeci maddecilik.−ği maddeleşme maddeleşmek maddesel maddesel nokta maddeten maddî maddîleşme maddîleşmek maddîlik.−ği maddiyat maddiyet madem mademki maden Maden (ilçe) maden bilimi maden cevheri madenci madencilik.−ği 1461 .

−ğı madik.−dı madımak.maden damarı maden devri maden filizi maden gazı madenî madenî para madenî yağ madenî yün madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı madensel madensi maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü mader maderşahî maderşahîlik.−ği maderzat.−ği madikçi 1462 .

−ğı mafyalaşma mafyalaşmak mafyalık.−ğı maganda magandalık.madik etmek madikleme madiklemek madlen madrabaz madrabazlık.−ğı madreporlar madrup.−ğı magazin magazinleşme magazinleşmek magma magmasal 1463 .−bu madun maestoso maestro mafevk mafiş mafsal mafya mafyacı mafyacılık.

−ği magnezyum magnezyum karbonat magnezyum klorür magnezyumlu magnezyum sülfat magri mağara mağara bilimci mağara bilimi mağara resmi mağara sesi mağaza mağazacı mağaza önü satışı mağdur mağduriyet mağdurluk.−ğu mağfiret mağfiret etmek mağfur mağlûbiyet mağlûp.−bu mağlûp etmek mağlûp olmak mağmum 1464 .magmatik.

−lli mahalle mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle bekçisi mahallece mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalleli mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallî mahallî idare mahallîleşme mahallîleşmek 1465 .−ğu mağşuş mahal.−bi mağrur mağrurane mağrurca mağrurcasına mağrurlanma mağrurlanmak mağrurluk.Mağribî mağrip.

−ğu mahcup olmak mahcur mahcuz mahdum mahdut.−ği mahbes mahbube mahbup.mahallî seçim mahana maharet maharetli maharetsiz maharetsizlik.−bu mahcubiyet mahcup.−hvı mahir 1466 .−bu mahcup etmek mahcupluk.−du mahfaza mahfazalı mahfe mahfi mahfil mahfuz mahfuzen mahıv.

−lü mahlût 1467 .−ği mahkemelik olmak mahkeme masrafı mahkûk mahkûkât mahkûm mahkûmane mahkûm etmek mahkûmiyet mahkûm olmak mahlâs mahlep.−bı mahiye mahiyet mahkeme mahkeme duvarı mahkeme kapısı mahkeme kararı mahkemeleşme mahkemeleşmek mahkemeli mahkemelik.mahirane mahitap.−bi mahlûk mahlûkat mahlûl.

mahmude mahmudiye Mahmudiye (ilçe) mahmul.−ğu mahra mahrama mahreç.−lü mahmur mahmur bakış mahmur çiçeği mahmurlaşma mahmurlaşmak mahmurluk.−ğu mahmuz mahmuz çiçeği mahmuzlama mahmuzlamak mahmuzlanma mahmuzlanmak mahmuzlu mahna mahpus mahpushane mahpusluk.−ci mahrek.−ği mahrem mahremiyet 1468 .

mahremlik.−ği mahrukat mahrum mahrum etmek mahrumiyet mahrum olmak mahrut mahrutî mahsuben mahsul.−bu mahsup etmek mahsur mahsus mahsusen mahşer mahşer günü mahşerî mahşer midillisi mahunya mahur mahurbuselik.−ği mahut mahvetme mahvetmek 1469 .−lü mahsulât mahsuldar mahsup.

−ğu mahzun mahzun mahzun olmak mahzur mahzurlu maî mail maile mailiinhidam mail olmak 1470 .−ğı mahya şenliği mahzar mahzen mahzun mahzunane mahzun etmek mahzunlaşma mahzunlaşmak mahzunluk.−ğı mahya ışıklığı mahya kiremidi mahyalık.mahviyet mahvolma mahvolmak mahya mahyacı mahyacılık.

−ğı makale makam makam arabası makam odası makam otomobili makam ödeneği makam şoförü makam tazminatı makara makaralı makaralı kuş makarena makarna 1471 .main maişet maiyet maiyet memuru majeste majör majör gam majüskül makabil.−bli makabline şamil makadam makadamlama makadamlamak makak.

−ğı makas makasçı makasçılık.−lü makbul olmak makbuz Makedon Makedonca Makedonya Makedonyalı maket maket bıçağı 1472 .−ği makas payı makastar makat makber makbul.makarnacı makarnacılık.−ğı makas hakkı makaskâr makaslama makaslamak makaslama vuruş makaslanma makaslanmak makaslı makaslı böcek.

−ği makferlân maki makigiller makilik.−ği makine makineci makine dolabı makine gücü makineleşme makineleşmek makineleştirme makineleştirmek makineli makineli tabanca makineli tüfek.−ği makine odası makine yağı makinist makinistlik.maketçi maketçilik.−li maksat.−dı maksatlı 1473 .−ği makro makrome makromeli makrosefal.

−du makta.−lü makule makul olmak makûs makyaj makyajcı makyajcılık.maksatsız maksi maksi etek.−ği maksimal.−li maksimalist maksimizasyon maksimize etmek maksimum maksure maksut.−lü maktul olmak makul.−ğı makyajlama makyajlamak makyajlı makyaj odası 1474 .−ı maktel maktu.−u maktu fiyat maktul.

−ğı malakit malaklama malaklamak malalama malalamak malama malarya Malatya malayani malaz Malazgirt (ilçe) mal beyanı mal bildirimi mal birliği malca mal canlısı malcılık.−ğı 1475 .−ği Makyavelizm mal mala malafa malaga malak.makyajsız makyaj takımı makyaj yapmak Makyavelcilik.

−ği maliyet 1476 .malç.−ği malikiyet malik olmak malî senet.−di maliye maliyeci maliyecilik.−cı mal edinmek malen mal etmek Malezya Malezyalı malgama malın gözü malı taşı malî malî analist malî belge malî cebir malî destekçi malihulya malî işler malik malikâne Malikî Malikîlik.

maliyet fiyatı maliyetli maliyetsiz malî yıl Malkar Malkara (ilçe) Malkarca malkıran malkoç mallanma mallanmak mal müdürlüğü mal müdürü mal mülk mal olmak mal para mal sahibi mal sandığı malt Malta Malta eriği Malta humması Maltalı Malta palamudu Malta taşı Maltepe (ilçe) maltız 1477 .

−lü malûlen malûl gazi malûliyet malûllük.−ğü malûm malûmat malûmat edinmek malûmatfuruş malûmatfuruşluk.Maltız Maltız keçisi maltlanma maltlanmak maltoz malûl. −ğu malûmatlı malûmat sahibi malûmatsız malûmattar malûmattar etmek malûm olmak malûmu ilâm etmek mal varlığı malya malzeme mama 1478 .

−ği mamul.−lü mamulât mamur mamure mamut mana manaca manalandırma manalandırmak manalı manalı manalı manas manasız manasızlık.−ğı manastır manat manav Manavgat (ilçe) manavlık.mamafih Mamak (ilçe) mamaliga mambo mamelek.−ğı manca mancana mancelina 1479 .

mancınık.−ğı mancınıkçı mancınık işi Mançu Mançuca manda mandacı mandacılık.−ği mandater mandepsi mandıra mandıracı mandıracılık.−ğı mandagözü (yirmi kuruş) mandal mandalina mandallama mandallamak mandallanma mandallanmak mandallı mandalsız mandapost mandar mandarin mandarinlik.−ğı 1480 .

−dı manevî ilim.−lmi manevî tazminat maneviyat manevî zarar manevra manevra fişeği manevra yapmak manga mangal mangal kömürü mangal yağı mangal yürekli mangan manganez manganin mangır mangırlı mangırsız mangiz mango mani (ruh hastalığı) 1481 .mandolin mandolinci manej manen manevî manevî evlât.

−ği mânia mânialı manidar manifatura manifaturacı manifaturacılık.−si (şiir türü.−ğı manifesto Manihaizm manika manikür manikürcü manikürcülük. engel) Mani Manicilik.−ğü manikürlü manikürsüz mâni olmak maniple manipülâsyon manipülâtör Manisa Manisa kebabı Manisa lâlesi manişka manita 1482 .mâni.−i.

−ği manolya manolyagiller manometre mansap.−ğı manken mankenlik.−ğı manivelâ manivelâlı mankafa mankafalık.−bı mansiyon manşet manşon mantalite mantar mantar ağacı mantar bilimci mantar bilimi mantarcı mantarcılık.−ğı mantar çorbası mantardoğuran mantarhane mantar hastalığı 1483 .manitacı manitacılık.−bı mansıp.

mantar kent mantarlama mantarlamak mantarlar mantarlaşma mantarlaşmak mantarlı mantarlık.−ğı mantar meşesi mantar özü mantarsı mantar tabakası mantar tabancası mantı mantıcı mantık.−ğı mantık dışı mantıken mantıkî mantıklı mantık öncesi mantıksal mantıksız mantıksızlık.−ğı 1484 .−ğı mantıkça mantıkçı mantıkçılık.

−ğı manyakça manyaklaşma manyaklaşmak manyaklık.−di manyetik tambur manyetit manyetize 1485 .−ği manyetik alan manyetik disk manyetik kart manyetik kartuş manyetik kaset manyetik şerit.manti mantin mantinota mantis manto mantolu mantoluk.−ğı Manyas (ilçe) manyat manyetik.−ğu mantosuz manüel manya manyak.

−ğı marabut maral 1486 .−ğu mapa mapus mapushane maraba marabacılık. −ğı manyeto manyetofon manyetolu manyetometre manyezi manyezit manyok manzara manzaralı manzarasız manzum manzume Maocu Maoculuk.manyetize etmek manyetize olmak manyetizma manyetizmacı manyetizmacılık.

−di margarin marifet 1487 .−li mareşallik.−ğu marangoz mengenesi maranta Maraş dondurması Maraş işi maraton maratoncu maraz maraza marazî marazlanma marazlanmak marazlı marazlık.−ğı marazlık etmek marda Mardin mareşal.marangoz marangoz balığı marangozhane marangozluk.−ği mareşallik asası margarik asit.

−li marjlı mark marka markacı markaj markalama markalamak markalanma markalanmak markalı markasız marke marke etmek market marketçi marketçilik.marifetli marifetsiz marihuana marina marinacılık.−ğı mariz marizleme marizlemek marj marjinal.−ği marketing 1488 .

marki markiz markizet markka markör Marksçı Marksçılık.−ğı Marksist Marksizm marley Marmara (ilçe) Marmara çırası Marmara Ereğlisi'ni (ilçe) Marmaris (ilçe) marmelât.−cu marpuççu mars Mars 1489 .−ği maron marpuç.−dı marn marnlama marnlamak maroken marokenci marokencilik.

−ğı mart dokuzu martı martıgiller martin martini mart kedisi martolos maruf marufiyet marul marulcu marulcuk.mars etmek marsık.−ğu 1490 .−ğı marsıvan marsıvan ayısı marsıvan eşeği marsıvan otu mars olmak marş marşandiz marş marş mart martaloz martaval martavalcı martavalcılık.

marul gübresi Marunî maruz maruzat maruz olmak marya marya ağı mas.−dı 1491 .−ssı masa masa başı masa başında masaj masajcı masajlama masajlamak masal masal âlemi masalcı masalımsı masallaştırma masallaştırmak masa örtüsü masara masarif masarika masa saati masat.

−ğı maskara olmak maskarat maskarata maske maskeleme maskelemek maskelenme maskelenmek maskeli 1492 .masa tablası masa takvimi masa tenisi masa topu masa üstü yayıncılık.−ğı masif masiko mask maskanyin maskara maskaraca maskara etmek maskaralanma maskaralanmak maskaralaşma maskaralaşmak maskaralık.

−ğı maslûp.−bu masmavi masnu masnuat mason mason locası masonluk. −ğı maslak.maskeli balo maskesiz maskot maslahat maslahatgüzar maslahatgüzarlık.−ğu masör masöz masraf masraf etmek masraf kapısı masraflı masrafsız masruf massetme massetmek mastar mastara 1493 .

−ğı maşala maşalama maşalamak maşalanma maşalanmak maşalı 1494 .master mastı mastı çiçeği mastika mastor mastur masturi mastürbasyon masum masumane masume masumiyet masumluk.−ğu masum masum masun masuniyet masura maş maşa maşacı maşacılık.

−ği matematikçi 1495 .−u matbua matbuat matem matematik.−ğı maşalık etmek maşallah maşatlık.−ğı maşer maşerî maşlah maşrapa maşrık maşuk maşuka mat matador matafora matafyon matah matara matbaa matbaacı matbaacılık.−ğı matbah matbu.maşalık.

−ı matlaşma matlaşmak matlaştırma matlaştırmak matlık.−ğı matlup.−bu matmazel mat olmak matrah matrak.−ğı matrakçı matriarkal.−li materyalist materyalizm mat etmek matine matiz matizlik.−bı matla.−li matriks 1496 .−ği matiz olmak matkap.matematiksel matem ayı matem havası matemli materyal.

−ğı maviş mavna mavnacı mavruka mavzer maya 1497 .−ği mavimsi mavimtırak.−ğı mavikantaron (bitki) maviküf (hastalık) mavileşme mavileşmek mavili mavilik.−du matuf matuh maun maval mavera mavi mavi boncuk.−ğu mavihastalık.−ğu matrut.matris matris kâğıdı matruş matruşluk.

maya ağacı mayabozan mayalama mayalamak mayalandırma mayalandırmak mayalanma mayalanmak mayalı mayalık.−ğı mayası bozuk.−ğu mayasıl mayasıl otu mayasız maydanoz maydanozgiller mayhoş mayhoşluk.−ğu mayın mayıncı mayın gemisi mayınlama mayınlamak mayınlanma mayınlanmak mayınlı mayınsız 1498 .

mayın tarlası mayıs mayıs böceği mayıs böcekleri mayıslı mayışma mayışmak mayi.−i mayistra maymun maymun balığı maymuncuk.−ğu maymunsu mayna mayna etmek mayo mayocu mayoculuk.−ğu maymun iştahlı maymunlar maymunlaşma maymunlaşmak maymunlaştırma maymunlaştırmak maymunluk.−ğu mayonez mayonezli 1499 .

−ğı mazarrat mazbata mazbata muharriri mazbut mazeret mazeret kâğıdı mazeretli mazeretsiz mazgal mazgallı Mazgirt (ilçe) mazhar mazhariyet mazhar olmak mazı Mazıdağı'nı (ilçe) mazılık.−bı mazak.−ğı mazı meşesi mazi mazlum mazlumluk.−ğu mazmun maznun mazoşist 1500 .mayşor maytap.

−i mebiz meblâğ mebni mebus mebusluk.−li mealen mebde.−ğu mebzul.−ği mecaz mecazen mecazî mecazlı mecbur 1501 .mazoşizm mazot mazotlama mazotlamak mazruf mazur mazurka mazuryum me meal.−li mecalsiz mecalsizlik.−lü mebzuliyet mecal.

−ğı mecnun mecnunane mecnunca mecnun olmak mecra mecruh Mecus 1502 .mecburen mecbur etmek mecburî mecburî hizmet mecburiyet mecbur olmak meccanen meccanî mecelle mecidit mecidiye Mecitözü'nü (ilçe) meclis meclisara meclis araştırması meclûp.−u mecmua mecmuacı mecmuacılık.−bu mecmu.

−ğı meddücezir.−zri medenî Medenî Kanun medenîleşme medenîleşmek medenîleştirme medenîleştirmek medenîlik.−thi 1503 .−ği medeniyetsiz medeniyetsizlik.−ği meczup.−di medih.−lü meçhulât medar medarıiftihar medar olmak meddah meddahlık.−ği medet.Mecusî Mecusîlik.−ği medenî nikâh medeniyeci medeniyet medeniyetçilik.−bu meç meçhul.

−lü medrese medreseli medüz medya medya camiası medyacı medya maydanozu medya starı medyatik.−ği medyum medyumluk.Medine kurdu meditasyon mediyastin medlûl.−ği meflûç.−cu mefret 1504 .−ğu medyun medyun olmak mefahir mefharet mefhum mefhumcu mefhumculuk.−ğu mefkûre mefkûreci mefkûrecilik.

−ğu meftun olmak mef'ul.−ğı meğer meğerki meğerse mehabet mehabetli 1505 .−ğu megavat megavatlık.−lü mega store megaton megatonluk.mefruş mefruşat mefruşatçı mefruşatçılık.−lü mega megafon megahertz megaloman megalomani megapol.−ğı mefsuh meftun meftun etmek meftuniyet meftunluk.

−ği mekanikleştiricilik.mehaz mehdî mehel mehil mehil müddeti mehle Mehmetçik. −ği 1506 .−bı mehtaplı mehter mehteran mehterbaşı mehterhane mehter musikisi mehter müziği mehter takımı mehter yürüyüşü meitneryum mekân mekân akustiği mekâncı mekân grupları mekanik.−ği mehtap.−ği mekanikçi mekanikçilik.

−ği mekik diplomasisi mekik oyası mekkâre mekkâreci meknuz mekruh meksefe Meksika Meksikalı mektep.−ğu mektuplaşma mektuplaşmak mektup üstü melâike 1507 .mekanizasyon mekanize mekanize birliği mekanizm mekanizma mekân zarfı mekik.−bu mektupçu mektupçuluk.−bi mektep çocuğu mektep kaçağı mektepli mektup.

−ci meles meleş meleşme meleşmek melez melezleme melezlemek melezleşme melezleşmek 1508 .melâl.−ği meleke melek otu melekût meleme melemek melengiç.−ği melânurya melâs melce.−li melâmet Melâmî Melâmîlik.−i melek.−ği mel'anet melânit melânkoli melânkolik.

−ği memat memba.−ği melodram melon meltem mel'un mel'unca melül melül mahzun melül melül memalik.−ı memba suyu meme 1509 .melezleştirme melezleştirmek melezlik.−ği melfuf melfufen melhuz melik melike Melikgazi (ilçe) melinit melisa mel mel melodi melodik.

−kü memnu.−ği memeli memeliler mememsi meme süngeri memişhane memleha memleket memleketçi memleketçilik. 1510 .−u memnuiyet memnu meyve memnu mıntıka memnun memnunca memnun etmek memnuniyet memnuniyetle memnuniyetsiz memnuniyetsizlik.−ği memleket havası memleketler arası memleketli memlûk.meme başı meme bezi memecik.

−ği menakıp.−ği memnunluk.−lü memul olmak memur memure memur etmek memurin memuriyet memurluk.−ğu memnun memnun memnun olmak memorandum memul.−ğu men.−ğu mendelevyum menderes Menderes (ilçe) mendil mendilli 1511 .−bı menakıpname mendebur mendeburluk.−n'i menafi.−i menafiiumumiye menajer menajerlik.

−ği menedilme menedilmek menekşe menekşegiller menekşe gözlü menekşe gülü menekşe rengi menemen Menemen (ilçe) menenjit menent. −ği menfaatperver 1512 .−ti menfaatçi menfaat düşkünü menfaatperest menfaatperestlik.mendilsiz mendirek.−di menetme menetmek meneviş menevişlenme menevişlenmek menevişli menfa menfaat.

−i menşeli menşe şahadetnamesi 1513 .menfaattar menfez menfi menfilik.−ği menfur Mengen (ilçe) mengene menhiyat menhus meni menisk menkıbe menkul.−bu mensup olmak mensur mensur şiir menşe.−lü menkul kıymetler menolunma menolunmak menopoz mensubiyet mensucat mensup.

Menşevik Menşeviklik.−sı mera bitkileri merak merak etmek meraklandırma meraklandırmak meraklanış meraklanma meraklanmak meraklı merak olmak meraksız meraksızlık.−lü mentollü menus menüsküs menzil menzilci menzile mepsuten mera.−ği menşur menteşe mentol.−li meram 1514 .−ğı meral.

Meram (ilçe) meram etmek merasim merasimli merasim salonu merasimsiz merbut merbutiyet merbut olmak mercan mercan adası mercan ağacı mercan balığı mercancı mercaniğnesi (işleme) mercan kaya mercanköşk (bitki) mercanlar mercanlı mercan otu mercan resifi mercan teknesi mercan terliği mercan tespih mercan yeşili mercan yılanı 1515 .

−ği mercimek çorbası mercimek kemiği mercimek köftesi mercimekli köfte merdane merdaneleme merdanelemek merdiven merdiven altı merdiven boşluğu merdivenci merdiven evi merdiven korkuluğu merdivenkovası (mimarlık) merdivenli merdiven sahanlığı merdivensi merdivensiz merdümgiriz merek.−i mercimek.−di 1516 .−ği mercekli merci.mercek.−ği meres meret.

mergup.−ği merhem merhemleme merhemlemek merhem olmak merhum merhume merhum olmak mer'i Meriç (ilçe) meridyen meridyen aralığı meridyen çemberi meridyen dairesi meridyen düzlemi Merih 1517 .−bu merhaba merhabalaşma merhabalaşmak merhale merhamet merhameten merhamet etmek merhametli merhametsiz merhametsizce merhametsizlik.

−ti merkep.−ği merkezî yıkama 1518 .−ği merkezî merkezî ısıtma merkezî idare merkezîleşme merkezîleşmek merkezîleştirme merkezîleştirmek merkezî ülke merkeziyet merkeziyetçi merkeziyetçilik.merinos merinos koyunu meristem mer'iyet merkantilist merkantilizm merkat.−bi merkepçi merkez merkez açı merkezce merkezci merkezcil merkezcilik.

−ği mermer kireci mermerleşme mermerleşmek mermerli mermerlik.−ği mermerşahi mermi merserize 1519 .merkezî yönetim merkezkaç merkezkaç kuvvet merkezkaçlama merkezleme merkezlemek merkezlenme merkezlenmek merkezleşme merkezleşmek merkezleştirme merkezleştirmek merkum merkûp.−bu Merkür merlânos mermer mermerci mermercilik.

−ği mertlik.−di mertçe mertebe mertek.−ği Meryem ana meryemana asması meryemana dikeni meryemanaeldiveni (bitki) meryemana kuşağı meryem pelesengi merzengûş Merzifon (ilçe) mesabe mesafe 1520 .mersi mersin Mersin mersin ağacı mersin balığı mersin balığıgiller mersin balıkları mersingiller mersin morinası mersiye mersiyehan mert.

mesafeli mesafelik.−ği mesaha mesai mesai saati mesai yapmak mesaj mesamat mesame mesane mescit.−ği mesken meskenet Mesket Türkleri 1521 .−di mesel meselâ mesele mesel olmak mesen meserret meserretle meses mesh mesh etmek Mesih mesire mesirelik.

−u mesnet.−lli meskût meslek.−ğı mesmu.−ği mest etmek mest olmak mestur mesture mes’udane 1522 .−ği meslektaş meslektaşlık.−ği meslekî meslek içi eğitim mesleksel mesleksiz mesleksizlik.−di mesnetli mesnetsiz mesnevî mesrur mest mestane mestçi mestçilik.meskûkât meskûn meskûn mahal.

−ğı meşbu.−lü mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik.−ti meşakkatli meşakkatsiz meş'ale meş'aleci meşatlık.−ği meşe odunu meşe palamudu meşgale meşgul.−du mes'ut etmek mes'ut olmak meşakkat.−ği mes'ul olmak mes'ut.−u meşe meşecik.−ği meşe kömürü meşelik.Mesudiye (ilçe) mes'ul.−lü meşgul etmek meşguliyet 1523 .

−di meşhur meşhurluk.−bi meşru.−ğı meşk meşk etmek meşkûk meşkûr meşrep.meşgul olmak meşher meşhet.−u meşrubat meşrubatçı meşruhat meşruiyet meşrulaşma meşrulaşmak 1524 .−ğu meşhur olmak meşhut.−du meşhut cürümler mahkemesi meşhut suç meşihat meşime meşin meşin suratlı meşin yuvarlak.

−di 1525 .−ddi meta.meşrulaştırma meşrulaştırmak meşru müdafaa meşrut meşruta meşruten meşruten tahliye meşrutî meşrutiyet meşrutiyetçi meş'um meşveret meşveret etmek met met.−ği metafor metal.−ı metabolizma metafor metafizik.−ği metafizikçi metafizikçilik.−ği metalografi metaloit.−li metal bilimi metalik.

−ği metastaz metatez metazori metbu.−ği meteor meteorit meteorolog.−ği meteliksiz meteliksizlik.−ği metapsişik.−ği metal yatak.−ğu meteoroloji meteoroloji istasyonu 1526 .−ği metamorfizm metamorfoz metan metanet metanetli metanetsiz metanetsizlik.metalsi metalürji metalürjik.−ğı metal yorulması metamorfik.−u metelik.

meteorolojik.−ğu metraj metrajlı metrdotel 1527 .−ği metodoloji metodolojik.−ği meteor taşı metfen metfun methal.−li methaldar methetme methetmek methiye methüsena metil metilen metilik.−ği metot. dayanıklı) metin.−du metotlu metotsuz metotsuzluk.−tni (yazı) metis metodik.−ği metin (sağlam.

−ği metrik sistem metris metro metroloji metronom metropol.−kü metrukât metruke metrukiyet mevali mevcudat mevcudiyet mevcut.−ği metres metre sistemi metreslik.−du mevcut durum mevcut olmak 1528 .−lü metropolit metropoliten metruk.−ği metrik.metrdotellik.−ği metre metre kare metre küp metrelik.

mevdu.−i mevkuf mevkufen mevkufiyet mevkut mevkute mevlâ (sahip) Mevlâ (Tanrı) Mevlevî Mevlevîhane Mevlevîlik.−u mevduat mevduat defteri mevhibe mevhibeiilâhiye mevhum mevize mevki.−di mevlit alayı mevlithan Mevlit Kandili mevlit şekeri mevlût.−ği Mevlevî pilâvı mevlit.−du mevsim 1529 .−du mevrut.

−i mevziî mevzilenme mevzilenmek mevzu.−ğı meyane 1530 .−hsi mevzuubahsetme mevzuubahsetmek mey meyan meyan balı meyancı meyancılık.−ği mevsimli mevsimsiz mevsimsiz mevsuf mevsuk mevt mevta mevut mevzi.mevsimli mevsimlik.−u mevzuat mevzulu mevzun mevzusuz mevzuubahis.

−ğı meydancılık.−ğı meydan muharebesi meydan saati meydan savaşı meydan sazı meyhane meyhaneci meyhanecilik.meyan kökü meydan meydancı meydancık.−ği meyhaneci otu meyhane pilâvı meyil.−ğı meydan dayağı meydanî meydan korkusu meydanlık.−yli meyilli meyilsiz meyletme meyletmek meymenet meymenetli meymenetsiz 1531 .

−ği meyvedar meyve dışı meyve ezmesi meyvehoş meyve içi meyve kabuğu meyvelenme meyvelenmek meyveli meyvelik.−ği meyve suyu 1532 .−ği meyus meyus etmek meyusiyet meyus olmak meyve meyve ağacı meyve bahçesi meyveci meyvecilik.meymenetsizlik.−ği meyve ortası meyve reçeli meyve sineği meyve sineğigiller meyvesiz meyvesizlik.

−dı mezatçı mezat malı mezbaha mezbele mezbelelik.−ğı meyyal.−ği mezcetme mezcetmek meze mezeci mezecilik.meyve şekeri meyve yaprak.−ğı mezar taşı mezat.−ği mezelik.−ği 1533 .−ği mezellet mezesiz mezgeldek.−ğı mezar kaçkını mezarlık.−li meyyit mezalim mezamir mezar mezarcı mezarcılık.

mezgit mezgitgiller mezhebi geniş mezhep.−ği mezozom mezraa mezru mezun mezuniyet mezun olmak mezura mezür mezzosoprano mı mıgırlık.−ğı mıgri mıh 1534 .−bi mezhepçi mezhepçilik.−ği meziyet meziyetli mezkûr mezoderm mezon Mezopotamya mezosfer mezozoik.

−ğı mıncıklama mıncıklamak mıncıklanma mıncıklanmak mıncık mıncık mıncırık.−ğı mıklep.−bi mıknatıs mıknatısî mıknatısiyet mıknatıslama mıknatıslamak mıknatıslanma mıknatıslanmak mıknatıslı mıknatıslı ibre mıknatıslı iğne mıknatıslık.−ğı mıntıka 1535 .mıhlama mıhlamak mıhlanma mıhlanmak mıhlayıcı mıhlı mıhsıçtı mıhsıçtılık.

−ğı mırnav mırra mısdak.−ğı mısır Mısır Mısır baklası mısırcı mısır ekmeği Mısır fulü mısır kalburu Mısırlı mısırlık.−ğı mısır özü 1536 .mırıldama mırıldamak mırıldanış mırıldanma mırıldanmak mırıl mırıl mırıltı mırın kırın mırın kırın etmek mırlama mırlamak mırmır (kedi) mır mır mırmırık.

−ğı mızıkçılık etmek mızıklanma mızıklanmak mızıldanma mızıldanmak mızıma 1537 .−ğı mızıka mızıkacı mızıkalı mızıkçı mızıkçılık.−ı mıstar mışıldama mışıldamak mışıl mışıl mışmış mıymıntı mıymıntılık.mısır püskülü Mısır tavuğu Mısır turnası mısır unu mısır yağı mıskal mıskala mısmıl mısra.

−ğı mızraklı mızraklı ilmihâl.mızımak mızırdanma mızırdanmak mızmız mızmızca mızmızlanma mızmızlanmak mızmızlık.−dı mibzer miçel miço mide mide ağzı mideci mide fesadı mide görüm midegörür 1538 .−ğı mızmızlık etmek mızrak.−li mızraksı mızraksız mızrap.−bı mızraplı mi miat.

−ği miftah migmatit migren miğfer Mihalgazi (ilçe) Mihalıççık (ilçe) Mihalıççık peyniri mihanikî mihenk.−ği midilli Midilli Midyat (ilçe) midye midyeci midyecilik.mide kapısı midesiz midevî midi midibüs midibüsçü midi etek.−ğı 1539 .−gi mihenk taşı mihman mihmandar mihmandarlık.−ği midyelik.

−bı mikaşist mikoloji mikos mikoz mikro mikroamper mikrobik.−ti mihr mihrabımsı mihrace mihrak mihrap.−ği mikrobiyolog.−ği 1540 .mihman olmak mihnet.−bı mihver mika mikado mikalı mikalı cam mikâp.−ğu mikrobiyoloji mikrodalga mikrofilm mikrofon mikrofoncu mikrofonik.

−li mikrosinema mikroskobik.mikrokok mikrolit mikrometre mikron mikroorganizma mikrop.−ğu mikropsuz mikropsuzlandırma mikropsuzlandırmak mikropsuzlaştırma mikropsuzlaştırmak mikrosefal.−bu mikroplanma mikroplanmak mikroplu mikropluk.−bu miksefe mikser miktar mikyas mikyaslı mikyassız mil milâdî 1541 .−ği mikroskop.

−ği milimikron milimi milimine milis militan militanlaşma militanlaşmak militanlaştırma militanlaştırmak militanlık.−dı milâttan önce milâttan sonra mildiyu milel milenyum milföy milföy hamuru milibar miligram mililitre milim milimetre milimetrik.milâdî takvim milâdî tarih Milâs (ilçe) milât.−ğı militarist 1542 .

militarizm millenme millenmek millet milletçe milletler arası milletler arasıcılık. −ğı millet meclisi milletsever milletseverlik.−ği milî hüviyet millî iktisat.−ği millettaş milletvekili milletvekilliği millî millî eğitim millî ekonomi millî gelir millî güvenlik.−ği millîleşme millîleşmek millîleştirme millîleştirmek 1543 .−dı millî irade millî kimlik.

−ği millî marş Millî Mücadele millî müdafaa millî savunma millî takım milliyet milliyetçi milliyetçilik.−ği milliyetsiz milyar milyarder milyarderlik.millîlik.−ği milliyetsever milliyetseverlik.−ği milyarlarca milyarlık.−ğı milyon milyoner milyonerlik.−ğu mim mimar mimarbaşı 1544 .−ği milyonlarca milyonluk.−ği milliyetperver milliyetperverlik.

−ği minarecilik.−ğı mimik.−ği mimleme mimlemek mimlenme mimlenmek mimli mimoza minakop minare minare boyu minareci minarecik.−ği minare gölgesi minare kırması minareli minaresiz minber minder minder altı mine mineci mine çiçeği mine çiçeğigiller 1545 .mimarî mimarîsiz mimarlık.

−li mineral bilimci mineral bilimi mineralleştirici mineralleştirme mineralleştirmek mineralli mineralli yağlar mineralog.−ği mini etek.−li minimetre minimini minimize minimize etmek 1546 .−ği minimal.−ğü minicik.−ği mini gösterici minik.−ğu mineraloji mineralsiz mini minibüs minibüsçü minibüsçülük.mineleme minelemek mineli mineral.

−cı Miraç Gecesi 1547 .−ğü minyatürleştirme minyatürleştirmek minyon mir mira miraç.−ğı minnoş minör mintan mintanlık.−li minyatür minyatürcü minyatürcülük.minimum mini put mink minkale minnacık.−ğı mintarafillâh minüskül minval.−ğı minnet minnet etmek minnettar minnettarane minnettarlık.

−ği misafir odası misafirperver misafirperverlik.−ğı miras mirasçı mirasyedi mirasyedilik.−ğı mirza mis misafir misafirhane misafirlik.Miraç Kandili miralay miralaylık.−ği mirat mirî mirîci mirî kâtibi mirim mirî mal mirliva mirlivalık.−ği misafir salonu misak Misakımillî misal.−li 1548 .

−ği miskin miskin mis sabunu mister mistik.−ği 1549 .−sli misilleme misina misis misk miskal.misel misil.−ği mistisizm mis üzümü misvak misyon misyoner misyonerlik.−li misket misket oyunu miskin miskinane miskince miskinhane miskinler tekkesi miskinleşme miskinleşmek miskinlik.

−li mitral darlığı mitral hücreler mitral kapakçığı mitral yetersizliği mitral yetersizlik.mit mitil miting mitingci mitleşme mitleşmek mitleştirme mitleştirmek mitokondri mitoloji mitolojik. −ği mitralyöz miyane miyar miyasma miyav miyavlama miyavlamak 1550 .−ği mitos mitoz mitral.

−ğu miyosen miza mizaç.−ğı mizahî mizan mizana mizanpaj mizanpli mizansen mizantrop mnemotekni mobil 1551 .−dı miyom miyon miyop.−ği mizaçlı mizaçsız mizah mizahçı mizahçılık.−bu miyopluk.−cı mizaçgir mizaçgirlik.miyavlatma miyavlatmak miyaz miyokart.

mobilet mobilize mobilize etmek mobilya mobilyacı mobilyacılık.−ği model salonu modem moderato modern 1552 .−ğı moda evi modalaşma modalaşmak modalaştırma modalaştırmak moda olmak model modelâj modelci modelcilik.−ği modelist modellik.−ğı mobilyalı mobilyasız moda modacı modacılık.

modernizasyon modernize modernize etmek modernleşme modernleşmek modernleştirme modernleştirmek modernlik.−ği modern mobilya modifikasyon modistra modül modülâsyon modüler modüler sistem Moğol Moğolca Moğolistan Mohs ölçeği moka mokasen mola molas molasız mola taşı Moldova Moldovalı 1553 .

molekül moleküler molibden molibdin molla mollalık.−ğı Molotof kokteyli moloz moloz duvar molozluk.−ği monist 1554 .−ğu moloz taş moltalık.−ğı monden Mondros monetarist monetarizm Mongolist Mongolistik.−dı monatçılık.−ğı moment momentum monadizm monarşi monarşist monarşizm monat.

−lü monolog.−ğu monsenyör mont montaj montajcı montajcılık.−ğı monte etmek montör mor moral.−bi monoton monotonlaşma monotonlaşmak monotonluk.−lü monoray monoteist monoteizm monotip.−li moral çöküntü moral eğitimi 1555 .−ğu monopol.monitör monizm monogam monogami monografi monokl.

moralizm morarış morarma morarmak morartı morartma morartmak moratoryum moren morfem morfin morfinlenme morfinlenmek morfinman morfoloji morfolojik.−ğu mormenekşe mor ötesi 1556 .−ği morg morg raporu morina Moritanya Moritanyalı morkaraman morlaşma morlaşmak morluk.

mors Mors Mors alfabesi morsalkım morsgiller mortadella mortlama mortlamak morto mortocu moruk.−ğı mostra olmak motamo 1557 .−ğu morulâ morumsu morumtırak.−ğu Moskof toprağı mosmor mostra mostralık.−ğu moruklaşma moruklaşmak morukluk.−ğı Moskof Moskof camı Moskof gâvuru Moskofluk.

motamo çeviri motel motelci motelcilik.−ği motif motifli motifsiz motivasyon motive etmek motopomp motor motorbot motorcu motorculuk.−ğu motorin motorize motorkros motorkrosçu motorlu motorlu taşıt motorlu tren motor yağı motosiklet mototren motris motto mozaik.−ği 1558 .

−ğı muahede muahedename muaheze muaheze etmek 1559 .mozaikçi mozaik döşeme mozaik plâka mozak.−ğı mozalak.−ğı Mozambik mozole möble möbleli möblesiz mönü mösyö mu muaccel muacciz muaddel muadele muadelet muadil muaf muafiyet muafiyet sınavı muaflık.

−bi muallâ muallâk muallel muallim muallime muallimlik.−ği muamelât muamele muamele etmek muamma muammalı muammalık.−ğı muammer muammer olmak muannit.muahezename muahhar muahharen muakkip.−di muaraza muare muarefe muarız muasır muasırlaşma muasırlaşmak muaşaka 1560 .

muaşeret muaşeret adabı muattal muattar muavenet muavenet etmek muavin muavinlik.−ği muayede muayene muayeneci muayene etmek muayenehane muayene olmak muayyen muayyeniyet muazzam muazzep.−bi muazzep etmek muazzep olmak muazzez mubah mubassır mubayaa mubayaacı mubayaa etmek mucibince 1561 .

−i mudil Mudurnu (ilçe) mufassal mufla muflon muflonlu mugaddi mugalâta mugalâtacı muganni muganniye mugayeret mugayir 1562 .−di mucize mucizeli mucuk.−ğu mucur Mucur (ilçe) muço Mudanya (ilçe) mudarebe mudi.−bi mucip olmak mucip sebep.−bi mucir mucit.mucip.

−bi 1563 .−ği muhaceret muhaceret etmek muhacim muhacir muhacir arabası muhacirlik.−ği muhaddep.muğber muğber olmak Muğla muğlâk muhabbet muhabbet çiçeği muhabbet çiçeğigiller muhabbet etmek muhabbet kuşu muhabbetname muhabbet tellâlı muhaberat muhabere muhabereci muhabere etmek muhabere memuru muhabere sınıfı muhabir muhabirlik.

muhaddis muhafaza muhafaza etmek muhafazakâr muhafazakârlık.−li muhalefet muhalefet etmek muhalefet partisi muhalefet şerhi muhalif muhallebi muhallebici muhallebicilik.−ğı muhafazalı muhafazasız muhafız muhafız alayı muhafız kıt'ası muhafızlık.−ği muhallebi çocuğu Muhammed 1564 .−ğı muhakeme muhakeme etmek muhakeme usulü muhakkak muhakkik muhal.

Muhammedî muhammen muhammes muhammin muharebe muharip.−ği muharriş muhasamat muhasara muhasara etmek muhasebat muhasebe muhasebeci muhasebecilik.−ği muhassala muhassas muhassasat muhassenat 1565 .−ği muhasım muhasır muhasip.−bi muharrem muharrer muharrik muharrir muharrirlik.−bi muhasiplik.

muhassıl muhat muhatap.−lli muhip.−bı muhatap olmak muhatara muhataralı muhavere muhavere etmek muhavereli muhavvil muhavvile muhayyel muhayyer muhayyerbuselik. −ği muhayyerkürdî muhayyerlik.−bbi muhit muhit edinmek muhkem 1566 .−ği muhik.−ği muhayyersümbüle muhayyile muhbir muhbirlik.−kkı muhil.

−bi muhteşem muhteva 1567 .−lli muhtelif muhtelis muhtelit muhtemel muhtemelen muhtemel olmak muhterem muhteri muhteris muhteriz muhtesip.−cı muhtaç etmek muhtaçlık.muhlis muhrik muhrip.−ğı muhtaç olmak muhtar muhtariyet muhtarlık.−bi muhtaç.−ğı muhtasar muhtasaran muhtekir muhtel.

muhtevi muhteviyat muhtıra muhzır muin muinli muinsiz muit.−di 1568 .−ği mukaar mukabele mukabeleci mukabele etmek mukabeleli mukabelesiz mukabil mukaddem mukaddema mukaddeme mukadder mukadderat mukaddes mukaddesat mukaddesatçı mukaddime mukaffa mukallit.−di mujik.

mukallitlik.−ği mukannen mukarenet mukarrer mukarrerat mukassem mukassi mukataa mukataalı mukattar mukavele mukaveleli mukavelename mukavelesiz mukavemet mukavemetçi mukavemet etmek mukavemet koşusu mukavemetli mukavemetsiz mukavim mukavva mukavves mukavvi mukayese mukayese etmek mukayeseli 1569 .

−i mukoza mukriz muktebes muktedir muktedir olmak muktesit.mukayyet mukayyet olmak mukayyit.−lü mum aydınlatma mum boya mum boyası mum cilâsı mumcu mum çiçeği mum direk.−di mukim mukni.−di mukteza muktezi mukus mulâj mulâj kâğıdı mum mum ağacı mumaileyh mum ampul.−ği 1570 .

−dı mum olmak mum palmiyesi mumsöndü mumya mumyalama mumyalamak mumyalanma mumyalanmak mumyalaşma mumyalaşmak mundar mundarlık.−ğı munfasıl munis 1571 .−ğu mumlu kâğıt.mum duruşu mum etmek mumhane mumlama mumlamak mumlanma mumlanmak mumlaşma mumlaşmak mumlayıcı mumlu mumluk.

−bı muntazam muntazaman muntazır muntazır olmak munzam murabaha murabahacı murabahacılık.−ı murat.−dı 1572 .−ı murabıt murabut murabut kuşu Muradiye (ilçe) murafaa murahhas murahhaslık.−ğı murabba.−ğı murakabe murakabe etmek murakıp.munkabız munkalip.−ğı murana murassa.−bi munkariz munsap.−bı murakıplık.

−ği musakka musalla musallat musalla taşı musallat etmek musallat olmak musalli musandıra musanna.−ği murdarlık.−bi musahiplik.murat etmek Muratlı (ilçe) murç.−ği musahip.−ğı Murgul (ilçe) muris murt Musabeyli (ilçe) musaddak musaffa musahabe musahhih musahhihlik.−cu murdar murdarilik.−ı musannif 1573 .

−bi 1574 .−ğu muslukçu muslukçuluk.−ği Mushaf musır.−bı musavver Musevî Musevîlik.−ğu musluklu musluksuz muson Mustafa Kemalpaşa (ilçe) Mustafa Kemalpaşa tatlısı mustarip.−ğı muslihane muslin musluk.−rrı musibet musikar musiki musikişinas muska muska böreği muskacı muskacılık.musap.

mustarip etmek mustatil muş Muş muşamba muşambalaşma muşambalaşmak muşmula muşmula suratlı muşta muştalama muştalamak muştu muştucu muştulama muştulamak muştulanma muştulanmak muştulu muştuluk.−bı mutabakat mutabık mutabık olmak 1575 .−ğu mut Mut (ilçe) muta mutaassıp.

mutaf mutallâka mutantan mutariza mutasarrıf mutasarrıflık.−dı mutatabbip.−ği mutena muteriz 1576 .−bi mutavaat mutavaat fiili mutavassıt mutazarrır mutçuluk.−ğı mutasavver mutasavvıf mutasyon mutasyonist mutasyonizm mutat.−di mutemetlik.−ğu muteber muteber olmak mutedil mutedillik.−ği mutekit.−di mutemet.

−i Mutki (ilçe) mutlak mutlakçı mutlakçılık.mutezile mutfak.−ğı mutfak dolabı mutfak havalan− dırması mutfak havlusu mutfak merdiveni muti.−ğı mutlaka mutlak değer mutlakıyet mutlak mera mutlak nem mutlak sıcaklık.−ğı mutlak sıfır mutlandırma mutlandırmak mutlanma mutlanmak mutlu mutluca mutlu etmek mutlulandırma 1577 .

−ti muvafakat etmek muvaffak muvaffakıyet muvaffakıyetli muvaffakıyetsiz muvaffakıyetsizlik.−i muttali olmak muttarit muttasıf muttasıl muvacehe muvafakat.mutlulandırmak mutlulanma mutlulanmak mutluluk. −ği 1578 .−ğu muttali.−ğu mutluluk çubuğu mutluluk zinciri mutlu olmak mutmain mutmain olmak mutsuz mutsuzlaşma mutsuzlaşmak mutsuzluk.

−ği muvazi muvazzaf muvazzaf hizmet muvazzaflık.−ti muvakkaten muvakkit muvakkithane muvasala muvasalat muvasalat etmek muvaşşah muvazaa muvazaalı muvazat muvazene muvazeneli muvazenesiz muvazenesizlik.muvaffak olmak muvafık.−di muvakkat.−ğı muvahhit.−ğı muvazzaf subay muylu muylu yatağı muymul muz 1579 .

−rrı muzırlaşma muzırlaşmak muzırlık.−ği muziplik etmek muzlim muzmahil.−ğı muzır yayın muzip.muzaffer muzafferane muzafferiyet muzaffer olmak muzaheret muzahir muzgiller muzır.−bi muzipçe muzipleşme muzipleşmek muziplik.−lli muztar mü mübadele mübadele etmek mübadil mübahase mübalâğa 1580 .

−ği mübayenet mübeşşir mübeyyiz mübrem mücadele mücadeleci mücahit.−bi mücehhez 1581 .−ğı mübalâğa etmek mübalâğalı mübalâğasız mübarek.−ği mücamaa mücavir mücazat mücbir mücbir sebep.mübalâğacı mübalâğacılık.−ği mübarek ay mübarek gün mübarek otu mübareze mübaşeret mübaşir mübaşirlik.−di mücahitlik.

−di mücellithane mücellitlik.−di müdafaa müdafaa etmek müdafaaname müdafi.−ği mücerrep.−di mücessem mücevher mücevherat mücevherci mücevhercilik.−i müdahale müdahale etmek müdahil müdana 1582 .mücellâ mücellit.−ği mücevher kutusu mücevher mahfazası mücevher tarih mücmel mücrim mücver müçtehit.−bi mücerret.

−ği müdevven müdevvenat müdevver müdire müdrik müdrike müdrir müdür 1583 . −ği müddet müddetli müddetsiz müdebbir müdekkik müdellel müderris müderrislik.müdana etmek müdara müdara etmek müdavi müdavim müdavim olmak müddei müddeialeyh müddeiumumî müddeiumumîlik.

−di müeccel müeddep.müdüriyet müdürlük.−bi müellefat müellif müemmen müennes müesses müessese müesseseleşme müesseseleşmek müessif müessir müessiriyet müessir olmak müessis müeyyide müezzin müezzinlik.−ğü müdür muavini müdür yardımcısı müebbet.−ği müfekkire müferrih müfessir müfettiş 1584 .

−ği müfit.−di müfrez müfreze müfrit müfritlik.−ği müheyya müheyyiç.−ğü müge mühendis mühendishane mühendislik.−di müft müftehir müfteri müftü müftülük.−ği müfsit.müfettişlik.−mmi mühimmat mühimseme mühimsemek mühimsemezlik.−ği 1585 .−ci mühim.−di müflis müfredat müfredat programı müfret.

−hrü mühürcü mühürcülük.−ğü mühürdar mühür gözlü mühürleme mühürlemek mühürlenme mühürlenmek mühürletme mühürletmek mühürlü mühür mumu mühür pensi mühürsüz müjde 1586 .−gi mührüsüleyman mühtedi mühür.mühlet mühlik mühliye mühmel mühre mühreleme mührelemek mühreli mühresenk.

−ği mükâfat mükâfaten mükâfatlandırma mükâfatlandırmak mükâleme mükedder mükedder olmak mükellef mükellefiyet mükemmel mükemmelen mükemmeliyet mükemmellik.−ği mükerrer mükerreren mükevvenat mükeyyifat mükrim müktesebat müktesep.−bi 1587 .müjdeci müjdeleme müjdelemek müjdelenme müjdelenmek müjdeli müjdelik.

−ği mülâzım mülemma.−kkı mülâhaza mülâhaza yapmak mülâhazat mülâhazat hanesi mülâhham mülâkat mülâkat yapmak mülâki mülâki olmak mülâyemet mülâyim mülâyimlik.−ı mülevven mülevves müleyyin mülga mülhak mülhakat mülhak bütçe mülhem mülhem olmak mülhit.müktesep hak.−di mülk mülkî 1588 .

−ği 1589 .−ği mümin müminlik.−ği mümeyyiz mümeyyizlik.mülkî idare mülkî idare amiri mülkiye mülkiye idadîsi mülkiyeli mülkiye mektebi mülkiye memuru mülkiye müfettişi mülkiyet mülteci mültefit mültezim mültimedya mültipleks mültivizyon mümanaat mümanaat etmek mümarese mümas mümasil mümbit mümessil mümesillik.

−bi münavebe münavebeli münazaa 1590 .−ğı münafıklık.mümkün mümkün mertebe mümkün olmak mümtaz mümteni.−ği münasip.−ğı münakalât münakale münakasa münakaşa münakaşa etmek münakaşalı münasebat münasebet münasebetiyle münasebetli münasebetsiz münasebetli münasebetsiz münasebetsizlik.−i münacat münadi münafık.

münazara müncer.−di münfesih münhal.−ttı münhezim münkesir münkir 1591 .−rri müncer olmak mündemiç.−di münekkitlik.−li münhani münharif münhasır münhasıran münhat.−ci mündericat münderiç.−ği münevver münezzeh münfail münferiden münferit.−ği münekkit.−ci münebbih müneccim müneccimbaşı müneccimlik.

−ği mürdesenk.−bı müntahip.münşeat münşi müntahabat müntahap.−ğü 1592 .−gi mürdüm mürdüm eriği mürdümük.−bi münteha müntehir müntesip.−ği müptedi müptelâ müptelâ olmak müptezel müracaat müracaatçı müracaat etmek müradif mürai mürailik.−bi münteşir münzevi müphem müphemiyet müphemlik.

−bi mürettiphane mürettiplik.−di mürt mürteci.mürebbi mürebbiye mürebbiyelik.−di müritlik.−bi mürekkep balığı mürekkepçi mürekkepleme mürekkeplemek mürekkeplenme mürekkeplenmek mürekkepli mürekkep olmak mürettebat mürettep.−ği mürşit.−ği müreccah müreffeh müreffehen mürekkep.−ği mürevviç.−ci mürit.−bi mürettip.−i mürtefi.−i 1593 .

−di müsakkafat müsamaha müsamaha etmek müsamahakâr müsamahakârlık.−bi mürtesem mürtet. −ğı müsamahalı 1594 .−ddi mürt olmak mürur müruriye müruruzaman mürüvvet mürüvvetli mürüvvetsiz mürver müsaade müsaade etmek müsabaka müsabık müsademe müsadere müsadere etmek müsadif müsait.mürtekip.

−ğı müsavatsız müsavatsızlık.müsamahasız müsamahasızlık.−di müshil müskirat Müslim Müslüman Müslüman adam Müslümanlaştırma 1595 .−bi müseccel müseddes müsekkin müsellem müselles müsellesat müsellim müselsel müsemma müsemmen müsevvit.−ğı müsavi müsebbip. −ğı müsamere müsavat müsavatçılık.

−ddi müstakar.−i müstahsil müstahzar müstahzarat müstait.−ğı müsmir müspet müspet ilimler müsrif müsriflik.Müslümanlaştırmak Müslümanlık.−ği müstacel müstacelen müstaceliyet müstafi müstağni müstahak müstahak olmak müstahdem müstahkem müstahkem bölge müstahkem mevki.−rrı müstakbel müstakil.−lli müstakim müstamel 1596 .

−ği müstear müstebat müstebit.−ği müsteniden müstenit.−ği müstehlik müstehzi müstekreh müstelzim müstemirren müstemleke müstemlekeci müstemlekecilik.müstantik müstantiklik.−di müstebitlik.−ği müstecir müstefit müstefit etmek müstehase müstehcen müstehcenleşme müstehcenleşmek müstehcenlik.−di müstenkif müstensih müsterih 1597 .

−di müşareket müşareket etmek müşareket fiili müşarünileyh müşavere müşavir müşavirlik.−ği müsveddelik kâğıt.müsterih olmak müstesna müsteşar müsteşarlık.−ği müşebbeh 1598 .−dı müsvedde müsvedde defteri müsveddelik. −dı müşabehet müşabih müşahede müşahede etmek müşahhas müşahit.−ğı müsteşrik müstevi müstevli müstezat.

−ği müşkül müşkülât müşkülâtlı müşküle müşkülleşme müşkülleşmek müşkülpesent.müşekkel müşerref müşerref olmak müşevveş müşevvik müşfik müşir müşirlik.−ği müşterek bahis.−kkı müştehi müşteki müşteki olmak müştemilât müşterek.−di müşrik müştak. −hsi müştereken müşteri Müşteri (Jüpiter) 1599 .

−bi mütealiye müteallik müteammim mütearife mütebahhir mütebaki mütebasbıs mütebeddil mütebessim mütecanis mütecasir mütecaviz mütecessis mütedair mütedavil 1600 .−di müteahhitlik.müşteri hizmeti müt'a mütalâa mütalâa etmek müt'a nikâhı mütareke müteaddit.−ği müteakiben müteakip.−di müteaffin müteahhit.

−di mütekâmil 1601 .−ğı mütehassis mütehassis etmek mütehassis olmak mütehavvil mütehayyir mütehevvir müteheyyiç.−ci mütekabil mütekabiliyet mütekait.mütedavil sermaye mütedeyyin müteessif müteessif olmak müteessir müteessir olmak mütefekkir mütefennin müteferrik müteferrika mütegallibe mütehakkim mütehammil müteharrik mütehassıs mütehassıslık.

−bi mütenavip.−i müteradif müterakim müterakki müterakki vergi mütevelli heyeti mütercem 1602 .−bi mütenazır mütenebbih müteneffir mütenekkir mütenekkiren mütenevvi.mütekâsif mütekebbir mütekellim mütelezziz mütemadi mütemadiyen mütemayil mütemayiz mütemekkin mütemerkiz mütemmim mütenakıs mütenakız mütenasip.

−di müteverrim 1603 .−ği mütereddi mütereddit.mütercim mütercimlik.−di müteselli müteselli olmak müteselsil müteselsil borç.−ı mütevazi mütevazin müteveccih müteveccihen müteveffa mütevehhim mütevekkil mütevelli mütevellit.−cu müteselsil kefil müteşebbis müteşekkil müteşekkir mütetebbi.−di mütesanit.−i mütevakkıf mütevali mütevazı.

−i müvezzilik.−ği müyesser müyesser olmak müzaheret müzaheret etmek müzahir müzahrefat müzakerat müzakere müzakereci müzakere etmek müzakere yapmak müzayaka müzayede 1604 .−di müvekkil müvellidülhumuza müvellidülma müverrih müvesvis müvezzi.müteyakkız mütezayit.−di müthiş müttefik müttefikan müttehiden müttehit.

−li müzikalite müzik bilimci müzik bilimi müzik corner müzikçi müzikçilik.−ci müzik.müze müzebzep.−ği müzehhep.−ği müzevirlik etmek müzeyyen müziç.−bi müzekker müzekkere müzelik.−bi müzeci müzecilik.−lü müzik köşesi müzik kutusu 1605 .−ği müzikal.−ği müzik dolabı müzikhol.−ği müzevir müzevirleme müzevirlemek müzevirlik.

−ği (*)N N na naaş naat nabekâr 1606 .müziklendirme müziklendirmek müzikli müzik market müzik odası müzikolog.−ğu müzikoloji müzik salonu müziksever müziksiz müzisyen müzmin müzminleşme müzminleşmek müzminleştirme müzminleştirmek müzminlik.

−bzı nacak.nabız.−ğı nadas nadas etmek nadaslı nadaslık.−ğı naçar naçiz naçizane nadan nadanca nadanlık.−i nafile nafile namazı nafile yere nafiz 1607 .−ğı nadide nadim nadim olmak nadir nadirat nadiren nafaka nafakalanma nafakalanmak nafıa nafi.

nafta naftalin naftalinleme naftalinlemek naftalinlenme naftalinlenmek nagehan nağme nağmeli nağmesiz nağme yapmak nah nahak nahak yere nahır nahırcı nahif nahiv.−hvi nahiye nahiye müdürü nahoş naif nail nail olmak naip.−ği nakarat 1608 .−bi naiplik.

−kzı nakibüleşraf nakil.nakaratlı nakaratsız nakavt nakavt etmek nakavt olmak nakden nakdî nakdî ceza nakdî kıymet nakdî teminat nakdî vergi nakdî yardım nakıs nakış.−ğı nakış makinesi nakışsız nakız.−kli (taşıma) nâkil (taşıyan) 1609 .−ğı nakış ipliği nakışlama nakışlamak nakışlı nakışlık.−kşı nakışçı nakışçılık.

−ğı nakledilme nakledilmek naklen naklen yayın nakletme nakletmek naklettirme naklettirmek naklî naklî mazi nakliyat nakliyatçı nakliyatçılık.−kdi nakit kartı nakit para nakkare nakkarhane nakkaş nakkaşlık.−bi nakisa nakit.nakil vasıtası nakip.−ği nakşetme 1610 .−ğı nakliye nakliyeci nakliyecilik.

−dı nalbantlık.−ği Nakşîlik.nakşetmek Nakşibendî Nakşibendîlik.−ğu nalça nalçalı nalçasız naldöken nale nalekâr nalın nalıncı nalıncı keseri 1611 .−ğı nalbant.−ği nakşolma nakşolmak nakşolunma nakşolunmak nakzen nakzetme nakzetmek nal nalân nalâyık.−ğı nalbur nalburluk.

−ği namaz namaz bezi namazbozan (bitki) namazcı namazgâh namaz kılmak namazlağı namazlık.−ğı namaz niyaz namaz örtüsü namaz seccadesi namazsız namaz vakti namdar 1612 .nalıncılık.−ğı nalınlı nalınsız nallama nallamak nallanış nallanma nallanmak Nallıhan (ilçe) nam namağlûp.−bu namahrem namahremlik.

−ğu namünasip.−ği nanay 1613 .−di namzetlik.−di namütenahi namütenahilik.−bi namüsait.name namert.−du Namibya Namibyalı namlı namlı şanlı namlu namus namus belâsı namus davası namuskâr namuslu namusluluk.−ği namzet.−ği namevcut.−di namertçe namertlik.−ğu namus sözü namussuz namussuzca namussuzluk.

−ği nanikleme naniklemek nankör nankörce nankörleşme nankörleşmek nankörlük.−ğü nansuk.−gi 1614 .nane naneli nane likörü nanemolla nane ruhu nanesiz nane suyu nane şekeri nanıaziz nanik.−ğu napalm napalm bombası nar (bir meyve) nâr (ateş) nara nar balinası narcıl narçiçeği (renk) nardenk.

−ci narenciye narenciyeci nargile nargile tütünü nargiller narh nârıbeyza narin narinlik.nardin narenç.−ği narkotik.−ssı nasfet 1615 .−ği narkotizm narkoz narkozcu narkozculuk.−ği narval.−li narven nas.−ğu narkozitör Narlıdere (ilçe) Narman (ilçe) narsis narsisizm narsis kompleksi narsislik.

−ği nasyonalist 1616 .−ti nasihatçi nasihatçilik.nasıl nasılsa nasıp.−bi nasip etmek nasiplenme nasiplenmek nasip olmak nasir naspetme naspetmek Nasranî Nasranîlik.−spı nasır nasırlanma nasırlanmak nasırlaşma nasırlaşmak nasırlı nasırsız nasihat.−ği nasihat etmek nasihatname nasihat yollu nasip.

nasyonalizm nasyonal sosyalizm naşi naşir natamam natıka natıkalı natıkasız natır natırlık.−ğı natır nalını nativizm natron natuk natura natür natüralist natüralizm natürel natürist natürizm natürmort.−du navçağan navlun naylon naylon fatura naylon kız 1617 .

−ti nazarıitibar nazarî nazariyat nazariyatçı nazariye nazariyeci nazarlık.naylon reçete naz nazal nazar nazaran nazar boncuğu nazarıdikkat.−ği nazikâne 1618 .−ğı nazenin naz etmek nazım.−zmı (manzume) nâzım (düzenleyen) nazım birimi Nazımiye (ilçe) nâzım plân nazım türü nazır Nazi nazik.

nazikçe nazikleşme nazikleşmek naziklik.−ği nazil Nazileştirme Nazileştirmek Nazilli (ilçe) nazir nazire nazire yapmak nazirsiz Nazizm nazlanı nazlanı nazlanış nazlanma nazlanmak nazlı nazlılık.−ğı nazmen nazmetme nazmetmek ne ne âlâ nebat nebatat nebatat bahçesi 1619 .

−ği necabet necaset necat nece Necef taşı neci necip.−bi nedamet nedametle nedbe neden neden bilimi nedeniyle nedenli nedenli nedensiz nedense nedensel nedensellik.−ği nedensellik ilkesi nedensiz neden sonra 1620 .nebatî nebevî nebi nebülöz nebze nebzecik.

−fyi 1621 .−ği nefes nefese nefha nefir nefis (hoş) nefis.−ğı nedim nedime nedret nefaset nefer nefes nefes borusu nefes darlığı nefes etmek nefes kesici nefesleme nefeslemek nefeslenme nefeslenmek nefesli nefesli çalgı nefeslik.−fsi (öz) nefis muhasebesi nefis mücadelesi nefis müdafaası nefiy.neden tanrıcılık.

nefret nefret etmek nefrit nefsanî nefsaniyet nefsi müdafaa neft neftî neftîleşme neftîleşmek neftîleştirme neftîleştirmek neftimsi neft yağı nefyedilme nefyedilmek nefyetme nefyetmek negatif negatif büyüklük.−hyi nekahet nekahethane 1622 .−ğü negatif sayı neharî nehir.−hri nehir roman nehiy.

−ği nekroz nektar nem nema nemalandırma nemalandırmak nemalanma nemalanmak nemcil Nemçe nemçeker nemdenetir neme gerek neme lâzım neme lâzımcı neme lâzımcılık.nekais nekbet nekes nekeslik.−ği nekre nekrelik.−ği nekroloji nekrotik.−ğı neme yönelim nemf nemlendirici 1623 .

−ği nemli nemli nemölçer nemrut.nemlendirici krem nemlendirme nemlendirmek nemleniş nemlenme nemlenmek nemletme nemletmek nemli nemlilik.−du Nemrut nemrutlaşma nemrutlaşmak nemrutluk.−ği neolojizm neon neon lâmbası neon tüpü neoplâzma 1624 .−ğu Nemse nene neodim neojen neolitik.

−bi nesi nesiç.−ği nervür nervürlü nesebi gayrisahih nesebi sahih nesep.−ği nepotist nepotizm Neptün neptünyum nerde nerden nerdeyse nere nerede nereden nereden nereye neredeyse nereli neresi nereye nergis nergisgiller nergis zambağı neritik.−sci 1625 .neozoik.

−sri neskafe nesne nesnel nesnelci nesnelcilik.−shi nesil.−sli nesim nesir.−ği neşet neşet etmek 1626 .nesih.−ği nesne öbeği nesnesel nesnesiz Nesturî neşe neşelendirme neşelendirmek neşeleniş neşelenme neşelenmek neşeli neşesiz neşesizlik.−ği nesnelleşme nesnelleşmek nesnellik.

−şri neşredilme neşredilmek neşren neşretme neşretmek neşriyat neşrolunma neşrolunmak neşter neşterleme neşterlemek neşveli neşvünema net netameli netice neticelendirme neticelendirmek neticeleniş neticelenme neticelenmek neticeleşme neticeleşmek neticesiz 1627 .neşetli neşide neşir.

−smi net ücret neuzübillâh neva nevabuselik.−ği nevroloji 1628 .−di nevralji nevraljik.−v'i nevir.−ği nevale nevazil nevaziş nevbet neveser nevi.−vri nev'i şahsına münhasır nevmit.−ği nevrasteni nevresim nevrofik.−ği net resim.neticeten netleşme netleşmek netleştirme netleştirmek netlik.

nevropat nevroz nevruz Nevruz Bayramı nevruz otu Nevşehir nevton nevyunanî nevyunanîlik.−ği nevzat ney neyçe neyi neyse neyzen neyzen bakışlı nezafet nezahet nezaket nezaketen nezaketli nezaketlilik.−ği nezaret nezaret etmek nezarethane 1629 .−ği nezaketsiz nezaketsizlik.

−tru nışadır nışadır kaymağı nışadır ruhu nice nicel niceleme 1630 .−zri nezle nezleli nezle otu nezretme nezretmek nezt.nezaretli nezaretsiz nezdinde nez'etme nez'etmek nez hâli nezif.−zfi nezih nezir.−zdi nıkris nısfet nısfınnehar nısfiye nısıf.−sfı nısıf kutur.

nicelemek niceleyici niceleyiş nicelik.−di nihayet nihayetinde nihayetlenme nihayetlenmek nihayetsiz nihilist nihilizm Nijerya Nijeryalı nikâh nikâh etmek nikâhlama 1631 .−ği nice nice niçin nida nifak nifakçı Niğde nihaî nihaî karar nihale nihan nihavent.

−ğı nikâh şekeri nikap.−ği nikel nikelâj nikel kaplama nikelleme nikellemek nikelli nikelsiz nikotin nikriz 1632 .−ğı nikâhlılık.−ğı nikâh memuru nikâhsız nikâhsızlık.−bı Nikaragua Nikaragualı nikbet nikbin nikbinlik.nikâhlamak nikâhlanış nikâhlanma nikâhlanmak nikâhlayış nikâhlı nikâhlık.

−bı nispet nispetçi nispet eki nispeten 1633 .−ği nisan nisan balığı (şaka) nisan yağmuru nisap.Niksar (ilçe) nilüfer Nilüfer (ilçe) nilüfergiller nim nimbus nimet nimet hakkı nimetşinas nine ninni nipel nirengi nirengi haritası nirengi noktası nisaî nisaiye nisaiyeci nisaiyecilik.

−ğı nişane nişangâh nişangeç.−ği nispet yapmak nispet y'si nispî nispî temsil nisyan niş nişaburek.−ğı nişanlılık.nispet etmek nispet î'si nispetli nispetsiz nispetsizlik.−ci nişan halkası nişanlama nişanlamak nişanlanış nişanlanma nişanlanmak nişanlı nişanlık.−ğı 1634 .−ği nişan nişancı nişancılık.

−ğı nişastalanma nişastalanmak nite nitekim nitel niteleme niteleme belirteci nitelemek niteleme sıfatı niteleme zarfı nitelendirilme nitelendirilmek nitelendirme nitelendirmek niteleniş nitelenme nitelenmek niteleyiş nitelik.nişansız nişan yapmak nişan yüzüğü nişasta nişasta buğdayı nişastacılık.−ği nitelikli nitelikli işçi 1635 .

−ğu niyetleniş niyetlenme niyetlenmek niyetli 1636 .−ği niyet etmek niyeti bozuk.−di nitrik oksit.niteliklilik.−di nitrogliserin nitrojen nitroselüloz niyabet niyaz niyaz etmek niyaz eylemek niye niyet niyetçi niyetçilik.−ği niteliksiz niteliksizlik.−ği nitramit nitrat nitratin nitratlaşma nitratlı nitrik asit.

−ı nizam nizamî nizamiye nizamiye kapısı nizamiye karakolu nizamlı nizamname nizamsız nizamsızlık.−ğı nod nodul nodullama nodullamak nodullanma nodullanmak nodül Noel Noel ağacı Noel baba 1637 .niyetsiz niyobyum niza.−ğı Nizip (ilçe) nobelyum nobran nobranca nobranlık.

−ği noktalı virgül nokta memuru nokta nokta noktası noktasına 1638 .−ğı noktainazar noktalama noktalama işareti noktalama işaretleri noktalamak noktalanma noktalanmak noktalayış noktalı noktalı delik.−ğı noksansız nokta noktacı noktacılık.Nogay Nogayca nohudî nohut.−du nohutlu nohutsuz nokra noksan noksanlık.

−ği nosyon 1639 .−ği normalüstü normatif norton eleği Norveç Norveççe Norveçli nostalji nostaljik.−li nominal değer nominalizm nominatif nomografi nonfigüratif nonoş non−stop norm normal.noktasız nom nominal.−li normalaltı normalleşme normalleşmek normalleştirme normalleştirmek normallik.

−ğu nöroloji nöron nörotik.−ği nörotik karakter nörotik kişilik.−ği nötr nötralizasyon nötralize nötralize etmek nötrleme 1640 .not nota notalama notalamak notam noter noterlik.−ği not etmek nova nöbet nöbetçi nöbetçilik.−ği nöbetleşe nöbetleşme nöbetleşmek nöbet şekeri nörolog.

nötrlemek nötrleşme nötrleşmek nötrleştirme nötrleştirmek nötrlük.−ğı numaralama numaralamak numaralandırma numaralandırmak numaralanış numaralanma numaralanmak numaralayış numaralı numarasız numara yapmak numen numune numunelik.−ğü nötron Nuh nuhuset nukut numara numaracı numaracılık.−ği 1641 .

−tku nü nüans nübüvvet nüfus nüfus bilimci nüfus bilimi nüfus bilimsel nüfus coğrafyası 1642 .nur nuranî Nurdağı'nı (ilçe) Nurhak (ilçe) nurlandırma nurlandırmak nurlanış nurlanma nurlanmak nurlu nursuz nursuz pirsiz nuruaynım nuruçeşmim nurudidem nur yüzlü Nusaybin (ilçe) Nusayrî nutuk.

−li nükleer silâh nükleon nükleoprotein 1643 .nüfus cüzdanı nüfusçu nüfus kâğıdı nüfus kalemi nüfus kaydı nüfus kesafeti nüfus kütüğü nüfus memurluğu nüfus patlaması nüfus plânlaması nüfus sayımı nüfus tezkeresi nüfus yoğunluğu nüfuz nüfuz etmek nüfuzkâr nüfuzlu nüfuzsuz nüfuz ticareti nühüft nükleer nükleer enerji nükleer reaktör nükleer santral.

−ği nüktedan nüktedanlık.−lü nükul etmek nümayiş nümayişçi nümayişkâr nüsha nütasyon nüve nüzul.nüksetme nüksetmek nükte nükteci nüktecilik.−lü nüzullü (*)O O o 1644 .−ğı nükteli nüktesiz nükte yapmak nükul.

oba obabaşı obelisk oberj obje objektif objektiflik.−ğı ocak başı 1645 .−ği objektif olmak objektivist objektivite objektivizm obruk.−ğu obruklu observatuvar obsesif obsesyon obstrüksiyon obua obuacı obur oburca oburlaşma oburlaşmak oburluk.−ğu obüs ocak.

−ğı odaklama odaklamak odaklanma odaklanmak odaklaşma odaklaşmak odaklaştırma odaklaştırmak odaklayıcı odak noktası 1646 .−ğı odacılık.−ğı oda hapsi odak.−ğı ocak taşı ocumak od oda odabaşı odacı odacık.−ğı ocakeşeği (alet) ocak kaşı ocak katı ocaklı ocaklık.ocakçı ocakçılık.

−ğu odun kömürü odunlaşma odunlaşmak odunluk.−ğı odsuz odsuz ocaksız odun odun bilimi oduncu oduncul odunculuk.odalı odalık.−ğu odun özü odun sobası odunsu odunumsu odyometre odyovizüel of Of (ilçe) 1647 .−ğı oda müziği oda spreyi o denli odeon oditoryum od ocak.

−ğı oğlancılık.−ğu oğullanma 1648 .−ğı Oğlak (burç) Oğlak dönencesi oğlaklama oğlaklamak oğlan oğlancı oğlancık.−ğı oğlan evi oğul.−ğlu oğul balı oğulcuk.−ğu oftalmoloji oftalmoskop.ofis oflama oflamak oflaz ofris ofsayt.−ğu oğulduruk.−dı ofset ofsetçi oftalmolog.−bu Oğan oğlak.

−ğu 1649 .−ğı oğuz Oğuz Oğuzca Oğuzeli'ni (ilçe) Oğuzlar (ilçe) oh oha ohlama ohlamak ohm oje ojeli ojit ok okaliptüs okapi okar okazyon okçu okçuluk.oğullanmak oğullu oğulluk.−ğu oğul oğul oğul otu oğulsuz oğul uşak.

okey okeyleme okeylemek okka okkalama okkalamak okkalı okkalık.−ğı okkalı kahve oklama oklamak oklanma oklanmak oklava okluk.−ğu oklu kirpi ok meydanı okrama okramak oksalat oksalik.−di oksidiyon taşı oksijen oksijen çadırı oksijenleme oksijenlemek 1650 .−ği oksalik asit.

−ğı okşanma okşanmak okşantı okşatma okşatmak okşayıcı okşayış oktan oktant oktav oktrua okul okul çocuğu okuldaş 1651 .−di oksitleme oksitlemek oksitlenme oksitlenmek oksiyür okşama okşamak okşamalık.oksijenlenebilir oksijenli oksijenli su oksilit oksit.

okul kaçağı okul kooperatifi okullaşma okullaşmak okullu okul öncesi okul sonrası okuma okumak okuma kitabı okuma saati okuma yazma okuma yitimi okume okumuş okumuşluk.−ğu okumuş olmak okunaklı okunaksız okunma okunmak okuntu okunulma okunulmak okunuş okur okuryazar 1652 .

−ğı okutturma okutturmak okutulma okutulmak okutuş okuyucu okuyuş oküler okültizm okyanus okyanus çukuru okyanus mavisi Okyanusya ok yılanı ol olabilir olabilirlik.−ğı okus pokus okutma okutmak okutman okutmanlık.−ği olabilme olabilmek olacak.−ğı olagelme 1653 .okuryazarlık.

−ğı olanca olası olasıcılık.−ğı olağanüstü olağanüstü hâl.−ğü olamaz olanak.−ğı olasılı olasılık.−li olağanüstülük.olagelmek olağan olağan dışı olağanlaşma olağanlaşmak olağanlaştırma olağanlaştırmak olağanlık.−ğı olasılık hesabı olasıya olay olay bilimi 1654 .−ğı olanaklı olanaksız olanaksızlaşma olanaksızlaşmak olanaksızlık.

−ğı olay fotocu olay fotoculuk.−ğu olgun 1655 .−ği oleik asit.−di olein oleometre olgu olgucu olguculuk.olaycılık.−ğu olaylaştırma olaylaştırmak olaylı olaysız olçum oldu oldubitti oldukça oldum bittim oldum olası oldu olacak oldurgan oldurma oldurmak ole olefin oleik.

−ği olimpiyat.−dı olivin olma olmadık.−ğu olgunluk çağı olgunluk sınavı olgunluk yaşı olgun odun oligarşi oligoklâz oligopol.−lü oligosen olijist olimpik.olgunlaşma olgunlaşmak olgunlaştırma olgunlaştırmak olgunluk.−ğı olmaz olmazlı olmazlık.−ğı olmuş olsa olsa 1656 .−ğı olmak olmamış olmayacak.

−ğu oluklaşma oluklaşmak oluklu oluk oluk olumlama olumlu olumlu bildirme eki olumlu cümle olumlu eylem olumlu fiil olumluluk.−ğu olukçuk.−ğı olta iğnesi olta takımı Oltu (ilçe) Oltu kebabı Oltu taşı Oltu tozu oluk.−ğı olumsuz 1657 .−ğu olumlu tümce olumsal olumsallık.olta olta balığı oltacı oltacılık.

−ğu om oma 1658 .−ğu olur olmaz oluş oluşma oluşmak oluşturma oluşturmak oluşturulma oluşturulmak oluşuk.−ğu oluşum oluşumcu oluşumculuk.−ğu olumsuzluk eki olumsuzluk kelimesi olumsuz tümce olunma olunmak olupbitti (oldubitti) Olur (ilçe) olurluk.olumsuz cümle olumsuz eylem olumsuz fiil olumsuzluk.

−ğı omuz eklemi omuzlama omuzlamak omuzlanma omuzlanmak omuzlu omuzluk.omaca ombra ombudsman omça omfazit omlet ommatidyum ommetre omnibüs omnivor omur omurga omurgalılar omurgasızlar omurilik.−ği omuz.−mzu omuz başı omuzdaş omuzdaşlık.−ğu omuz omuza 1659 .

−ğı onama onamak onanizm onanma onanmak onar onarıcı onarılma onarılmak onarım onarımcı onarımcılık.−ğı onarma onarmak onar onar onartma onartmak onaşma oanaşmak onat onay on ayaklılar onaylama onaylamak 1660 .on ona on altılık.

−ğı (bitki) on birli onca onculayın onda ondalık.−yı onbaşılık.−ği on bir onbiraylık.−sri ondalık sayı Ondokuzmayıs (ilçe) 19 Mayıs ondan ondurma 1661 .−ğı on beş on binlerce on binlik.−ğı ondalıkçı ondalık kesir.onaylanış onaylanma onaylanmak onaylatma onaylatmak onaylı onaysız onbaşı.

−ğu onomastik.−ğu ongunluk.−ği 1662 .−ğu onikiparmak bağırsağı on iki telli oniks onkoloji onlar onlarca onlu onluk.−ğı onmak onmaz on milyonluk.−ğu onma onmadık.ondurmak ondurmaz ondülâtör ondüle ondüleli ondülesiz onejit ongen ongun ongun besi suyu ongunculuk.

−ği ontolojizm onu onulma onulmak onulmaz onum onun onuncu onur onur belgesi onur kurulu onurlandırma onurlandırmak onurlanma onurlanmak onurlu onursal onursal başkan 1663 .−ği ontojenez ontoloji ontolojik.−ğı on parasız ons onsuz ontik.onomatope on paralık.

−li opalin opalleşme oparlör opera operacı operakomik.−ğü operatris operet operetçi oportünist oportünizm opsiyon optik.−ği optikçi optik kaydırma optimal 1664 .onursuz onursuzluk.−ği operasyon operatör operatörleşme operatörleşmek operatörlük.−ğu onur üyesi oosfer oosit opal.

−ğı oraklaşma oraklaşmak oral oralı oralılık.−ğı orak ayı orak böceği orakçı orakçılık.optimetri optimist optimizasyon optimize etmek optimizm optimum opus ora oracık oracıkta orada oradan orak.−li oramirallik.−ği oran oranca oran dışı 1665 .−ğı oramiral.

−ğı orantı orantılama orantılamak orantılanma orantılanmak orantılı orası oratoryo oraya orcik.−ği ordinaryüs ordinat ordino ordonat ordövr ordövr arabası ordövr tabağı ordu Ordu ordubozan 1666 .orangutan oranla oranlama oranlamak oranlı oransız oransızlık.

−ğı organ nakli 1667 .−i organize suç organizma organlaşma organlaşmak organlık.−ği organikçi organik kimya organik kütle organik öge organizasyon organizatör organize etmek organize sanayi.−ğı orducu ordu donatım ordu evi ordugâh ordu komutanı ordu merkezi ordusuz orfoz org organ organ aktarımı organik.ordubozanlık.

−ği Orhaneli'ni (ilçe) Orhangazi (ilçe) orijin orijinal.−ği orijinli orkestra orkestracı orkestralama orkestralı orkestrasız orkide orkinos orkit orlon orman ormancı ormancılık.−li orijinalite orijinallik.organoleptik.−ğı orman çayırı 1668 .−li orgenerallik.−ği organtin organze orgazm orgcu orgeneral.

−ğu ornitoloji ornitorenk.orman evi orman gülü orman işletmesi orman kebabı orman kibarı orman köylüsü orman köyü orman kuşağı ormanlaşma ormanlaşmak ormanlaştırma ormanlaştırmak ormanlık.−ğı orman sarmaşığı orman sıçanı ormansız ormansızlaşma ormansızlaşmak orman tavuğu orman tavuğugiller orman yeşili ornatma ornatmak ornitolog.−gi orojeni 1669 .

−ğu orsa orsa alabanda orsa boca orsalama orsalamak orsa poca orta Orta (ilçe) orta ağırlık.orospu orospu bohçası orospu böreği orospu çocuğu orospuluk.−ğu orospu yemeği orostopol orostopolluk.−cı Orta Çağ orta dalga orta damar orta deri orta dikme orta direk.−ği 1670 .−ğı orta boy orta boylu Ortaca (ilçe) ortaç.

−bı ortak kat ortaklaşa ortaklaşacı ortaklaşacılık.−ğı ortaklaşma ortaklaşmak ortaklaştırma ortaklaştırmak 1671 .−ğı ortak dil ortak etmek ortak fark ortak gider ortak hesap.−rnı ortak bölen ortak çarpan ortakçı ortakçılık.−ğı orta karar orta karın.Orta Doğu orta elçi orta hâlli orta hece yutumu orta hizmetçisi orta hizmeti orta işi ortak.

−ci orta kulak.−ğı orta kulak boşluğu orta kulak iltihabı orta kuşak.−ğı ortak yönetim ortak yüklem ortalama ortalamak ortalamasına ortalı 1672 .ortaklık.−ğı ortaklık senedi ortaklık sözleşmesi ortak mülkiyet ortak nesne ortak olmak ortak ölçülmez sayılar Ortaköy (ilçe) ortak özne ortak payda ortak tam bölen ortak tümleç.−ğı ortak yapım ortak yaşama ortakyaşar ortakyaşarlık.

ortalık.−cu (santrafor) 1673 .−ğı orta saha orta sıklet Orta Şark orta şekerli orta tedrisat orta terim orta uç.−bi ortanca ortancalı ortanın sağı ortanın solu orta nokta ortaokul orta oyunculuğu orta oyuncusu orta oyunu orta öğrenim orta öğretim orta parmak.−ğı ortalıkçı ortalıkta ortam orta malı orta masası orta mektep.

−ğu orta yuvar orta yuvarlak.−ğı Ortodoks Ortodoksluk.ortay orta yaşlı orta yaylak.−ğu ortodonti ortoklâz ortopedi ortopedik.−cu oruçlu oruçsuz orun orunlama orya oryantal.−li oryantalist oryantalizm oryantasyon o saat 1674 .−ği ortopedist ortoz oruç.−ğı orta yol orta yolcu orta yolculuk.

−ğı otağ 1675 .−ğı Osmanlılık.−ğı Osmanlı Türkçesi osmiyum osmiyumlu osteoloji osteoporoz osurgan osurgan böceği osurma osurmak osuruğu cinli osuruk.−ğı Osmanlıcılık.−ğu oşinografi ot otacı otacılık.o sırada Osmancık (ilçe) Osmaneli'ni (ilçe) Osmangazi (ilçe) Osmanî Osmaniye (ilçe) Osmanlı Osmanlıca Osmanlıcacılık.

otağcı otak otakçı otalama otalamak otama otamak otanazi otantik.−ğı otlakıye 1676 .−ği otel faresi otelgarni otist otistik.−ği otizm otlak.−ği otarma otarmak otarsi otarşi otçu otçul otel otelci otelcilik.−ğı otlakçı otlakçılık.

−ğu Otlukbeli'ni (ilçe) otlu peynir oto otoban otobiyografi otobiyografik.otlama otlamak otlanma otlanmak otlatılma otlatılmak otlatma otlatmak otlatma sistemi otlu otlubağa otluk.−ğü otobüs durağı otodidakt otoerotizm otogar otografi otojestiyon 1677 .−ği otobüs otobüsçü otobüsçülük.

otokar otoklâv otokontrol.−lü otokrasi otokrat otokritik.−ği otomotiv otonom otonomi otopark otoparkçı otoparkçılık.−ği otomatikleşme otomatikleşmek otomatiklik.−ğı 1678 .−ği otokton otolit otoman otomasyon otomat otomatik.−ği otomatikman otomatik sigorta otomatizm otomobil otomobilci otomobilcilik.

−ğu otostop yapmak ototrof ototrofi otoyol otsu otsul otsu topluluk.−ğı 1679 .−ğu otsuz oturacak.−ğı oturak.otoplâsti otopomp otoprodüktör otopsi otoray otorite otoriteli otoriter otorizasyon otosist otostop otostopçu otostopçuluk.−ğı oturak âlemi oturak kündesi oturaklı oturaklılık.

−ği 1680 .−ğı oturtulma oturtulmak oturulma oturulmak oturum oturuş oturuşma oturuşmak otuz 30 Ağustos otuzar otuz beşlik.−ğı oturma mobilyası oturma odası oturmuş oturmuşluk.−ğu oturtma oturtmak oturtmalık.oturma oturma belgesi oturma duvarı oturma grevi oturma grubu oturma izni oturmak oturmalık.

−ğu otuzuncu otyiyenler ova Ovacık (ilçe) oval.−cı ovmak ovogon ovogon dağarcığı ovolit ovucu ovulma 1681 .−ğı ovasız ovdurma ovdurmak ovdurtma ovdurtmak ovma ovmaç.−li ovalama ovalamak ovalanma ovalanmak ovalatma ovalatmak ovalı ovalık.otuzluk.

−ğu oy çokluğu oydaş oydurma oydurmak oy hakkı 1682 .−ğı oya çiçeği oyalama oyalamak oyalandırma oyalandırmak oyalanma oyalanmak oyalantı oyalayıcı oyalı oy birliği oyculuk.ovulmak ovunma ovunmak ovuşturma ovuşturmak oy oya oya ağacı oyacı oyacılık.

−ğu oylum oylumlama oylumlamak oylumlu oylum oylum oyma oyma akıl.−ğı oynakça oynak kemiği oynaklık.−ğı oynama oynamak 1683 .−klı oyma baskı oymacı oymacılık.oylama oylamak oylanış oylanma oylanmak oyluk.−ğı oynak.−ğı oymak oymakbaşı oymak oymak oymalı oymalı yaprak.

oynanış oynanma oynanmak oynaş oynaşlık.−ğu oyuklu oyulga oyulgalama oyulgalamak oyulgalanma oyulgalanmak 1684 .−ğı oynaşlık etmek oynaşma oynaşmak oynatılma oynatılmak oynatım oynatımcı oynatış oynatma oynatmak oynaya oynaya oynayış oysa oysaki oy sandığı oyuk.

oyulgama oyulgamak oyulganma oyulganmak oyulma oyulmak oyuluş oyum oyumlama oyumlamak oyun oyun alanı oyunbaz oyunbazlık.−ğu oyuncu seçimi oyun ebesi 1685 .−ğı oyuncakçı oyuncakçılık.−ğı oyunbozan oyunbozanlık.−ğı oyunbozanlık etmek oyunca oyuncak.−ğı oyuncaklı oyuncu oyunculuk.

−ğı ozansı ozansılık.oyun etmek oyun havası oyun kâğıdı oyun kurucu oyunlaştırılma oyunlaştırılmak oyunlaştırma oyunlaştırmak oyunluk.−ğı ozmonoloji ozmos ozokerit ozon 1686 .−ğu oyun masası oyun sahası oyun salonu oyuntu oyun yazarı oyun yazarlığı oyuş ozalit ozalitçi ozan ozanca ozanlık.

ozonlama ozonlama cihazı ozonlamak ozonlaşma ozonlaşmak ozonlayıcı ozonoliz ozonometre ozonosfer ozonoskop.−bu ozonölçer ozon ölçüm ozon tedavisi ozonür ozon yuvarı ozuga (*)Ö Ö öbek.−ği öbeklenme öbeklenmek öbekleşme 1687 .

−cü öçbe öçlenme öçlenmek öçlü öd öd ağacı öd dışı ödem ödeme ödemek ödemeli Ödemiş (ilçe) ödemli ödenek.−ği ödenekli ödeniş ödenme ödenmek ödenmez 1688 .öbekleşmek öbek öbek öbür öbür dünya öbürkü öbürü öcü öç.

−ği ödlekçe ödleklik.−cü ödünçleme 1689 .ödenti ödeşme ödeşmek ödetme ödetmek ödev ödev bilgisi ödevcil ödevlendirilme ödevlendirilmek ödevlendirme ödevlendirmek ödevli ödeyesiye ödiyometre öd kanalı öd kesesi ödlek.−ği ödül ödüllendirme ödüllendirmek ödün ödüncü ödünç.

ödünleme ödünlemek ödünlü ödünsüz ödyometre öf öfke öfkelendirici öfkelendirme öfkelendirmek öfkeleniş öfkelenme öfkelenmek öfkeli öfkesiz öge öglena öglenagiller öğle öğle ezanı öğlen öğle namazı öğlenci öğlende öğle paydosu öğle tatili öğle uykusu 1690 .

−ği öğrencelik.−ği öğretilme 1691 .−ği öğreti öğretici öğreticilik.öğleüstü öğleüzeri öğle vakti öğle yemeği öğleyin öğrek.−ği öğrenci yurdu öğrenilme öğrenilmek öğrenim öğrenim belgesi öğrenimli öğreniş öğrenme öğrenmek öğrenmelik.−ği öğrenci öğrenci belgesi öğrenci bileti öğrenci kartı öğrenci kimliği öğrencilik.

öğretilmek öğretim öğretim bilgisi öğretim görevlisi öğretim programı öğretim üyesi öğretim yardımcıları öğretim yılı öğretiş öğretme öğretmek öğretmen öğretmen evi öğretmenlik.−ğü öğürme öğürmek öğür olmak öğürtleme öğürtlemek öğürtme öğürtmek 1692 .−ği öğün öğür öğürleşme öğürleşmek öğürlük.

−ği ökleme ökse ökse çubuğu 1693 .−dü öğütçü öğütleme öğütlemek öğütme öğütme haznesi öğütmek öğütücü öğütücü diş öğütülme öğütülmek öğütülüş öğütüş öhö ökçe ökçeci ökçe çene ökçeli ökçesiz öke ökelik.öğürtü öğürtücü öğürüş öğüt.

−ğı öksürüş öksüz öksüzdoyuran öksüzlük.−ğü öksüzsevindiren öküz öküz arabası öküz balığı öküzburnu (kuş) öküz damı öküzdili (bitki) 1694 .ökse kuşu ökseleme ökselemek ökseme ökse otu ökse otugiller öksürme öksürmek öksürtme öksürtmek öksürtücü öksürük.−ğü öksürüklü öksürüklü tıksırıklı öksürük otu öksürük tıksırık.

−ğü öküz soğuğu öl ölçek.−ği ölçek çizgisi ölçekli ölçer ölçerme ölçermek ölçme ölçmek ölçtürme ölçtürmek ölçü ölçü bilimci ölçü bilimi ölçücü ölçülebilir ölçülen ölçülendirme ölçülendirmek ölçülme ölçülmek ölçülü ölçülü biçili ölçülülük.öküzgözü (çiçek) öküzlük.−ğü 1695 .

−ğü ölçüş ölçüşme ölçüşmek ölçüştürme ölçüştürmek ölçüt öldüresiye öldürme öldürmek öldürtme öldürtmek öldürücü öldürülme öldürülmek öldürüş ölesiye ölet 1696 .ölçüm ölçümleme ölçümlemek ölçümlü ölçün ölçünlü ölçünme ölçünmek ölçüsüz ölçüsüzlük.

−ğü ölüm 1697 .−ği (bitki) ölmezleştirme ölmezleştirmek ölmezlik.−ğü ölülük.−ğü ölme ölme hakkı ölmek ölmez ölmez çiçek.öleyazma öleyazmak ölgün ölgünlük.−ği ölmezoğlu ölmez otu ölmüş ölü ölü açı ölü dalga ölü deniz ölü dil ölü doğum ölü fiyatına ölü helvası ölük.

ölüm cezası ölümcül ölüm dirim ölüm döşeği ölüm emri ölü mevsim ölüm fermanı ölüm hâli ölüm ilmühaberi ölüm kalım ölüm kalım meselesi ölüm kalım savaşı ölüm korkusu ölümlü ölümlü dünya ölümlük.−ği ölüm sessizliği ölüm sigortası ölümsü ölüm sükûtu ölümsüz 1698 .−ği ölümlülük.−ğü ölümlük dirimlik.−ğü ölüm oranı ölüm orucu ölümsek.

−gi ölü saat.−ti ölü sezon ölü salı (teneşir) ölüsü kandilli ölüsü kınalı ölüş ölü yatırım ölü yemeği ölü yıkama ölü yıkayıcı ölü zaman Ömerli (ilçe) ömrübillâh ömrühayat ömrünce ömür.−ğü ölüm tazminatı ölünme ölünmek ölü nokta ölü örtü ölü renk.−mrü 1699 .ölümsüzleşme ölümsüzleşmek ölümsüzleştirme ölümsüzleştirmek ölümsüzlük.

−du ön avurt ünsüzü ön ayak.−ği önceden önceden satış önceki öncel öncel belirleme öncel düzen 1700 .−ğı önayak etmek önayak olmak ön belirti ön bilgi ön bilim önce önce bilim öncecilik.ömür adam ömür boyu ömür boyunca ömürlü ömürsüz ömür törpüsü ön ön ad ön alım ön alım hakkı ön avurt.

−ği öncü öncül öncülük.−ği ön deyi ön deyiş ön doğru ön ek önel ön eleme 1701 .−ğı ön damak ünsüzü öndelik.−ği öncelikle öncelikli öncesiz öncesizlik.−ğü öncülük etmek öncü oyun öncü tiyatro ön çalışma ön damak.önceleme öncelemek önceleri öncelik.−ği ön denetim önder önderlik.

−ğsü öngörme öngörmek öngörü öngörülme öngörülmek öngörülü ön gün 1702 .önem önemli önemlice önemseme önemsemek önemseniş önemsenme önemsenmek önemseyiş önemsiz önemsizce önemsizlik.−ği önerge öneri öneriş önerme önermek önerti öneze ön göğüs.

ön içki ön kesinti ön kol ön kol kemiği ön koşul önlem önleme önlemek önleniş önlenme önlenmek önleyici önleyiş ön lisans önlük.−ği ön ses 1703 .−ğü önlüklü önlüklük.−ğü ön oda ön oluş ön oluşum ön ödeme ön rapor ön seçici ön seçim önsel önsellik.

−yı öpme öpmek öptürme öptürmek öpücük.−ğü öpülme öpülmek öpüş 1704 .−ği ön yüzbaşı.ön ses düşmesi önsezi önsezili ön soruşturma ön söz ön sözleşme ön şart ön tasar ön tasım ön teker ön türeme ön uyum önü sıra ön vurgu ön yargı ön yargılı ön yaylak.−ğı ön yetkinlik.

−ği örf örfî örfî idare örge örgen örgensel örgü örgücü örgülü örgülü pilâv örgün örgün eğitim 1705 .−ği ördek balığı ördekbaşı (renk) ördekgagası (renk) ördekgiller ördek yürüyüşü ördürme ördürmek örek.−ği öreke ören örenlik.öpüşme öpüşmek örcin ördek.

−ğü örgütleme örgütlemek örgütlendirilme örgütlendirilmek örgütlendirme örgütlendirmek örgütleniş örgütlenme örgütlenmek örgütleyiş örgütlü örgütsel örgütsüz örgütsüzlük.örgüsüz örgüt örgütçü örgütçülük.−ği örneğin örnek.−ğü örk örkleme örklemek örme örmek örme kepenek.−ği örneklem 1706 .

örnekleme örneklemek örneklendirme örneklendirmek örneklenme örneklenmek örneklik.−ği örnek olmak örnekseme örneksemek öro öroluk.−ği örtme örtmece örtmek örttürme 1707 .−ğu örs örseleme örselemek örseleniş örselenme örselenmek örseleyiş örs kemiği örtbas örtbas etmek örtenek.

−ğü örük.örttürmek örtü örtük.−ğü örükleme örüklemek örülme örülmek örülü örülüş örüm örümce örümceğimsiler 1708 .−ği örtünme örtünmek örtüsüz örtüş örtüşme örtüşmek örü örücü örücülük.−ğü örtülme örtülmek örtülü örtülü omurgalılar örtülü ödenek.

−şrü öşürcü öte öteberi ötede beride öteden beri öteden beriden öte gün öteki öteki beriki ötekisi öteleme ötelenme 1709 .−ği örümcek kafalı örümcek kuşu örümcek kuşugiller örümceklenme örümceklenmek örümcekler örümcekli örümceksi örümceksi zar örüş östaki östaki borusu östrojen tedavisi öşür.örümcek.

−ğü ötümsüz ötümsüzleşme ötümsüzleşmek ötümsüzlük.ötesi berisi ötesinde berisinde öte yandan öteye beriye öteyi beriyi ötleğen ötleğengiller ötleği ötme ötmek ötre öttürme öttürmek ötücü ötücü kuşlar ötümlü ötümlüleşme ötümlüleşmek ötümlülük.−ğü 1710 .−ğü ötürme ötürmek ötürü ötürük.

−cü övünç çizelgesi övündürücü övündürücülük.−ği övünme övünmek övüntü övüş öykü 1711 .ötürüklü ötüş ötüşme ötüşmek öveç.−ğü övünek.−ği övüngen övüngenlik.−ğü övme övmek övülme övülmek övülüş övünce övünç.−ci öve öve övgü övgücü övgücülük.

öykücü öykücülük.−ğü öyküleme öykülemek öyküleştirme öyküleştirmek öykünce öykünme öykünmeci öykünmek öyle öylece öylelikle öylemesine öyle öyle öylesi öylesine öz Özalp (ilçe) öz bağışıklık.−ğı özbek.−ği Özbek Özbekçe Özbekistan Özbek pilâvı özbeöz özbeslenen 1712 .

−ği özdeksel özden öz denetim özdenlik.−ği özdeş özdeşleme özdeşlemek özdeşleşme özdeşleşmek özdeşleştirme özdeşleştirmek özdeşlik.öz beslenme özcesi özdek.−ci öze özek.−ği özdeştirme özdeştirmek öz devim öz devinim özdeyiş öz dışı öz dikeni öz direnç.−ği özdekçi özdekçilik.−ği 1713 .

−ği özellikle özel mülkiyet özel okul özel radyo özel sayı özel sektör özel televizyon 1714 .−ği özel kesim özel kurul özelleşme özelleşmek özelleştirme özelleştirmek özellik.özek ağacı özek demiri özek doku özel özel ad özel af.−ffı özel dil öz eleştiri özel girişim özel girişimci özel girişimcilik.−ği özel hayat özelik.

−ğı özel yaşam özeme özemek özen özenci özenç.−ği özentili 1715 .−ci özendirme özendirmek özene bezene özengen özengenlik.−ği özeni özenilme özenilmek özeniş özenli özenme özenmek özensiz özensizlik.−ği özenti özentici özenticilik.özel teşebbüs özel tiyatro özel ulak.

−ğü 1716 .−ğü özgülük.−ği öz geçmiş özgü özgül özgül ağırlık.özentisiz özerk özerkleşme özerkleşmek özerkleştirme özerkleştirmek özerklik.−ğı özgüleme özgülemek özgüllük.−ği özge özgeci özgecil özgecilik.−ği özet özetle özetleme özetlemek özetlenme özetlenmek özezer özezerlik.

−ğü özgür özgürce özgürleşme özgürleşmek özgürleştirme özgürleştirmek özgürlük.−ğü özgürlükçü özgürlükçü demokrasi özgürlükçülük.−ğı öz kedi balığıgiller öz kesit özlem 1717 .özgün özgünleşme özgünleşmek özgünleştirme özgünleştirmek özgünlük.−ğü öz güven öz ışın öz indükleme öz itme öz itmeli öz kardeş öz kaynak.

−ği özleştirmek özletme özletmek özleyiş özlü özlü çamur özlük.özleme özlemek özlemli özlenme özlenmek özlenti özlentili özleşme özleşmek özleştirme özleştirmeci özleştirmecilik.−ğü özlük hakkı özlük işleri özlü söz özlü un özne özne grubu öznel öznelci 1718 .

−ği öznellik.öznelcilik.−zrü özürlü özürsüz 1719 .−ğu özünlü özür.−ği özne öbeği öz odun öz öğrenim öz öğrenimli öz saygı özsel öz sermaye özsever özseverlik.−ği öz su öz tahta özümleme özümleme dokusu özümlemek özümlenme özümlenmek özümseme özümsemek özümsenme özümsenmek özün erosluk.

−cu pabuççu pabuççuluk.−ğı paça günü paça kasnak.−ğı paçal paçalı paçalık.−ğu papuçsuz paça paçacı paçacılık.−ğı 1720 .özüt Özvatan (ilçe) özveren özveri özverili öz yapı öz yaşam öz yaşam öyküsü öz yönetim (*)P P pa pabucu yarım pabuç.−ğu pabuçlu pabuçluk.

−ğu pafta paftalı paftasız pagan paganizm pagoda pah paha pahacı pahacılık.−ğı pahal 1721 .−ğü paçasız paçavra paçavracı paçavracılık.−ğı paçavra hastalığı paçavralaşma paçavralaşmak paçoz padalya padişah padişahî padişahlık.−ğı padok.paçanga (börek) paçarız paçası düşük.

pahalanma pahalanmak pahalı pahalıca pahalılaşma pahalılaşmak pahalılık.−ğı pahlama pahlamak pak.−ki paket paket etmek paketleme paketlemek paketleniş paketlenme paketlenmek paketletme paketletmek paketleyiş paket program paket taşı paket tur Pakistan Pakistanlı paklama paklamak 1722 .

paklanma paklanmak paklık.−ğı pakt pal pala pala bıyık.−ğı palamar palamar boyu palamarcı palamar parası palamar resmi palamut.−ğı pala bıyıklı palâdyum palalık.−du palamutlama palamutlamak palamutlular palamut meşesi palan palandız palandöken palanga palangalı palangasız palanka 1723 .

palas palaska palas pandıras palaspare palavra palavracı palavracılık.−ği palet paletli paletsiz palikarya palisat.−dı palisat dokusu palmitat 1724 .−ğı palaz palazlama palazlamak palazlanma palazlanmak palazlaşma palazlaşmak paldım paldır küldür paleograf paleografi paleontoloji paleozoik.

−ğu pamuk elması 1725 .−di palmitil palmitin palmiye palmiyegiller palmiyelik.palmitik.−ği palto paltolu paltoluk.−ğu palyatif palyoş pampa pamuk.−ğu pamukaki pamuk balı pamuk balığı pamuk bezi pamukçu pamukçuk.−ğu paltosuz Palu (ilçe) palûze palyaço palyaçoluk.−ği palmitik asit.−ğu pamukçuluk.

−ğı pancarlaşma pancarlaşmak panda pandantif pandispanya pandispanya gazetesi pandomima pandül 1726 .pamuk helvası pamuk ipliği pamuklanma pamuklanmak pamuklu Pamukova (ilçe) pamuk taş pamuk yağı panama Panama Panamalı panayır panayırcı panayırcılık.−ğı panayır yeri pancar pancarcı pancarcılık.

−ğu pansiyoner Panslavizm pansuman pansumancı pansumancılık.−ğı Panislâmizm panjur pankart pankartlı pankras pankreas pano panorama panoramik.−ği panikatak.panel panelist panel köprü panik.−ğı panikleme paniklemek panik olmak Panislâmcı Panislâmcılık.−ği pansiyon pansiyoncu pansiyonculuk.−ğı 1727 .

−ğu pantomim pantufla pantuflacı pantuflacılık.−ğı papağan yemi papak.pansuman yapmak panteist panteizm panteon panter pantograf pantolon pantoloncu pantolonculuk.−ğı Panturanizm Pantürkizm panzehir panzehir otu panzehir taşı panzer papa papağan papağan anahtarı papağangiller papağanlar papağanlık.−ğı 1728 .

−ğı papaz yahnisi papel papelci papelcilik.papalık.−ğı papalina papara papatya papatya falı papatyalı papatyasız papaya papaz papaz balığı papaz balığıgiller papazi papazkaçtı (oyun) papazkarası (üzüm) papazlık.−ği papikçi papirüs papirüsgiller paprika papura papyekuşe papyon 1729 .

−ğı para cüzdanı para çantası paraçol para darlığı para değişimi para desteği para destekçisi paradi paradigma paradoks paradoksal para dolaşımı 1730 .para para alım satımı para arzı para babası para basma parabellum para birimi parabol.−di paraca para canlısı para cezası paracı paracılık.−lü parabolik.−ği paraboloit.

para etmek paraf parafazi parafe parafe etmek parafeleme parafelemek parafin parafin banyosu parafinli parafinsiz paraflama paraflamak paraflı parafsız paragöz paragraf Paraguay Paraguaylı para işleri paraka parakete paraketeci para kısıtlaması para kısıtlayıcı paralâks paralama 1731 .

paralamak paralanma paralanmak paralatma paralatmak paralayıcı paralel paralel akım paralelizm paralel kaidesi paralelkenar paralelleştirme paralelleştirmek paralellik.−ği 1732 .−ğı paralizi paralojik.−ği paralojizm paramatik.−ği paralel yüz paralı paralıca paralık.−ği parametre parametreleme parametrelemek parametreli parametrik.

−ğı parasız pulsuz parasız yatılı para şişkinliği paraşüt paraşüt birlikleri paraşütçü paraşütçülük.−ği parasempatik sinir sistemi parasız parasızlık.−ğü paraşüt kulesi paraşütlü paratiroit bezi paratoner paratüberküloz paravan 1733 .paramnezi paramparça paramparça olmak parankima paranoya paranoyak.−ğı parantez parapet para pul parasal parasempatik.

−ği parazitoloji parazitsiz parça parça bohçası parça bölük parçacı parçacık.−ğı parçalama parçalamak parçalanış parçalanma parçalanmak parçalatma parçalatmak parçalayıcı parçalayış parçalı parçalı bohça 1734 .paravana paravan menteşesi paravan yapmak parazit parazitlenme parazitlenmek parazitli parazitlik.−ğı parçacılık.

−ğı parke parkeci 1735 .parçalı sistem parça parça parça pürçük.−ğü pardon pardösü pare pare pare parfüm parfümcü parfümcülük.−ğü parfümeri parıldama parıldamak parıldatma parıldatmak parıldayış parıl parıl parıltı parıltılı parıltısız parite park parka parkçı parkçılık.

−ğı parmak hesabı 1736 .−ğı parlaklaşma parlaklaşmak parlaklık.parkecilik.−ğı parlama parlamak parlâmentarizm parlâmenter parlâmento parlatıcı parlatma parlatmak parlayış parmak.−ği parkeleme parkelemek parkeletme parkeletmek parke taşı park etmek parkmetre park saati parkur park yapmak park yeri parlak.

−ğı parmaklıklı parmaklıksız parmak parmak parmaksı parmak tatlısı parmak üzümü parmıcan parodi parola parpa par par pars parsa parsel parselâsyon parselleme parsellemek parsellenme parsellenmek parselletme parselletmek parselli parşömen 1737 .parmak izi parmaklama parmaklamak parmaklık.

−bi partisyon partizan partizanca partizanlık.−ğı pasaklı pasaklılık.−ğı pasaparola pasaport 1738 .parşömen kâğıdı partal partenojenez parter parti partici particilik.−ğı partner partöner part−time parya pas pasaj pasak.−ği partikül partileşme partileşmek partili partisip.

−ğı paskalya paskalya çöreği paskalya yumurtası paslandırma paslandırmak paslanış paslanma paslanmak paslanmaz paslanmaz çelik.−ği Pasinler (ilçe) pasiyans paskal paskallık.−ği paslaşma 1739 .pasata pasavan pasçı pasif pasifik.−ği pasifist pasif korunma pasifleşme pasifleşmek pasifleştirme pasifleştirmek pasiflik.

−ğı paspartu paspas paspasçı paspasçılık.paslaşmak paslatma paslatmak paslı pas mantarı pas mantarıgiller paso pasör paspal paspallık.−ğı paspaslama paspaslamak paspaslanma paspaslanmak paspaslatma paspaslatmak paspas yapmak pas rengi passız pasta pastacı pastacılık.−ğı pasta cilâsı 1740 .

−ği pasta kalıbı pasta kreması pastal pastalı pastav pastavla pazarlık.−ğı pastırmalı yumurta pastırma yazı pastil pastis pastiş pastişçi pastoral.pastahane pastahaneci pastahanecilik.−ğı pastırmalı pastırmalık.−li pastoral oyun pastörizasyon pastörize 1741 .−ğı pastav makinesi pastel pastırma pastırmacı pastırmacılık.

−ğı paşa olmak paşa paşa paşazade paşmak paşmakçı pat pata patadak patak.pastörize etmek pastra pasveren paşa paşa ağacı paşababa paşaçadırı (bitki) paşa çayı paşa kapısı paşalı paşalık.−ğı pataklama pataklamak pataklanma pataklanmak patakrem patalya patapuf 1742 .

−ğı paten patenci patent patent damgası patent hakkı patetik.−ği patates çorbası patates köftesi patatesli patates püresi patates salatası patates sufle patavatsız patavatsızca patavatsızlık.−ği patırdama patırdamak patırdatma patırdatmak patır kütür patır patır patırtı patırtılı 1743 .patates patates böceği patatesçi patatesçilik.

patırtısız pati patik.−cı patlangıç.−ği patika patinaj patinaj yapmak patinaj zinciri patis patiska patka patkrem pat küt patlak.−cı patlatma patlatmak patlayıcı patlayıcı ünsüz patlayış patlıcan patlıcan böreği 1744 .−ğı patlakça patlak göz patlama patlamak patlamalı patlangaç.

−li patrik.−bı patlıcan kızartması patlıcanlı patlıcan oturtması patlıcan salatası Patnos (ilçe) patojen patolog.−ği patpat pat pat patriarkal.patlıcangiller patlıcanî patlıcan inciri patlıcan kebap.−ğu patoloji patolojik.−ği patrikhane patriklik.−ğu 1745 .−ği patron patrona patronaj patronca patroncu patronculuk.−ğu patroniçe patronluk.

−ğı payda paydaş paydaşlık.−ğı paydos paydos borusu paydos etmek paydos vakti paye 1746 .−ğu pay payam payan payanda payandalama payandalamak payandalı payansız payansızlık.pat sat pattadak pattadan pavkırma pavkırmak pavlonya pavurya pavyon pavyoncu pavyonculuk.

payelendirme payelendirmek payen payet pay etmek payidar payidar olmak payitaht paylama paylamak paylanma paylanmak paylaşılma paylaşılmak paylaşım paylaşma paylaşmak paylaştırma paylaştırmak paylatma paylatmak paylı payplayn payreks paytak.−ğı paytak adım paytakça 1747 .

−ğı pazar kayığı pazarlama pazarlamacı pazarlamacılık.−ğı pazarlıkçı pazarlık etmek pazarlıklı pazarlıklı alışveriş pazarlıksız pazartesi.−yi 1748 .paytaklık.−ğı pazarlamak pazarlanma pazarlanmak Pazarlar (ilçe) pazarlaşma pazarlaşmak pazarlık.−ğı paytak paytak payton paytoncu pazar Pazar (ilçe) pazarbaşı pazarcı Pazarcık (ilçe) pazarcılık.

−ci ped pedagog pedagoji 1749 .−di pazıbentli pazı kemiği pazılı pazısız pazval pazvant peç peçe peçeleme peçelemek peçelenme peçelenmek peçeli Peçenek Peçenekçe peçesiz peçete peçiç.pazar yeri Pazaryeri'ni (ilçe) Pazaryolu'nu (ilçe) pazen pazı pazıbent.

−ğu pedoloji pedometre peeling peganit pegmatit pehlivan pehlivanane pehlivan duası Pehlivanköy (ilçe) pehlivanlık.pedagojik.−ğü pedodonti pedolog.−ği pedal pedavra peder pederane pederşahî pederşahîlik.−ği pediatri pediatrik.−ğı pehlivan yakısı pehpeh pehpehleme 1750 .−ği pedikür pedikürcü pedikürcülük.

−ği pejoratif pek pekâlâ pek başlı pek canlı pekçe pek çok.−ğu pek doku pekent.pehpehlemek pejmürde pejmürdelik.−di pek gözlü peki Pekin ördeği pekişme pekişmek pekiştirme pekiştirmek pekiştirmeli pekiştirmeli isim.−smi pekiştirmeli kelime pekiştirmeli özne pekiştirmeli sıfat pekiştirmeli zarf pekiştirme sıfatı 1751 .

−di pektin pektoral.pekiştirme ünlüsü pekitme pekitmek pekiyi pekleşme pekleşmek pekleştirme pekleştirmek peklik.−ği pekmez pekmezci pekmezcilik.−li pek yürekli pek yüzlü peleme 1752 .−ği pekmez toprağı pek pek peksimet.−ği pekmez helvası pekmezkefi (renk) pekmezköpüğü (renk) pekmez köpüğü pekmezli pekmezlik.

−ği peltek diş ünsüzü peltekleşme peltekleşmek pelteklik.−du 1753 .−gi pelesenk ağacı pelikan pelikangiller pelikansılar pelikül pelin pelin otu pelit.−ği peltelenme peltelenmek pelteleşme pelteleşmek pelür pelüş pembe pembegemre (üzüm) pembekurt.peleng pelerin pelesenk.−di pelte peltek.

pembeleşme pembeleşmek pembeleştirme pembeleştirmek pembelik.−ği pencüdü pencüse pencüyek pençe pençeleme pençelemek pençelenme pençelenmek pençeleşme pençeleşmek 1754 .−ği pembemsi pembezar pena penaltı penaltı alanı penaltı atışı penaltı noktası pencere pencere eteği pencere kanadı pencereli pencik.

−ği Pendik (ilçe) pendname peneplen penes pengö penguen penguengiller penguenler peni penis penisilin pens pense pentan pentatlon penuvar penye pepe pepeleme pepelemek 1755 .pençeletme pençeletmek pençeli pençe pençe pençesiz pençgâh pençik.

−ği pepsin pepton perakende perakendeci perakendecilik.−ği pepeme pepemelik.−ği perçem perçemli perçin perçinleme perçinlemek perçinleniş perçinlenme perçinlenmek perçinleşme perçinleşmek perçinleştirme perçinleştirmek perçinleyiş perçinli perçinsiz perçin tabancası perdah perdahçı perdahçılık.−ğı 1756 .pepelik.

−ği perdeli pilâv perde perde perdesi sıyrık.−ğı perdesi yırtık.−ği pereme peremeci 1757 .−ğı perdesiz perdesizlik.−ği perdedar perdeleme perdelemek perdelenme perdelenmek perdeli perdelik.perdah etmek perdahlama perdahlamak perdahlanma perdahlanmak perdahlı perdahsız perde perde arkası perde ayaklılar perdeci perdecilik.

peren perende perese perestiş perestiş etmek perestişkâr perestroyka perforaj performans pergament kâğıdı pergel pergel hareketi pergelleme pergellemek pergola perhiz perhizkâr perhizkârlık.−ği perido peridot peridotit 1758 .−ğı perhizli perhizsiz perhiz yapmak peri peri bacası pericik.

−ği periyot.−ğı perişan olmak periton peritonit periyodik.−du perki perküsyon perlit perlitli perlon perlon fırça perma permanant permanganat 1759 .−bu perişan perişan etmek perişanlık.periferi peri hastalığı perikart.−dı perili peri masalı peri masası peri oyunu peripatetizm peri piramidi periskop.

−ğı perukâr Perulu perva pervane pervane balığı pervaneci pervaneli pervane olmak pervanesiz 1760 .permeçe permi permiyen peroksit.−ğu peruka perukacı perukacılık.−gi personel perspektif perşembe Perşembe (ilçe) pertavsız Pertek (ilçe) Peru peruk.−di peron peronospora persenk.

Pervari (ilçe) pervasız pervasızca pervasızlık.−ği pespembe pestenkerani pestil pestilleşme pestilleşmek pesüs peş peşin peşinat peşinatsız 1761 .−ği peseta pes etmek pesimist pesimizm pesleşme pesleşmek peso pespaye pespayelik.−ğı pervaz pervin pes pesek.

−kmü peşin pazarlık.−bı peşinci peşinde peşinden peşinen peşin fikir.−ğı peşin peşin peşin piyasa peşin satış peşin yargı peşi peşine peşi sıra peşkeş peşkir peşkirci peşkircilik.peşin cevap.−ği peşli peşmelba peş peşe peşrev peşrevlenme peşrevlenmek peştahta peştamal peştamalcı 1762 .−kri peşin hüküm.

peştamalcılık.−ğı peştamallı peştamallık.−lü petrolcü petrol lâmbası petrol mavisi petroloji pet şişe petunya pey pey akçesi peyda peyda etmek peydahlama 1763 .−ği petek dokuma petek göz petek güvesi petrifikasyon petrografi petrokimya petrokimyacı petrol.−ğı peştamalsız Peştu Peştuca pet.−di petek.

−ği peygamber öküzü peygamber üzümü peygambervari peyk peyke peyklik.peydahlamak peydahlanma peydahlanmak peyda olmak peyderpey peygamber peygamber ağacı peygamberane peygamber balığı peygamber çiçeği peygamberdevesi (böcek) peygamber dikeni peygamberlik.−ği peyleme peylemek peylenme peylenmek peynir peynir ağacı peynirci 1764 .

−ği peynir dişi peynirhane peynir helvası peynirleşme peynirleşmek peynirli peynirli börek.−ği pezo pıhtı pıhtılanma pıhtılanmak pıhtılaşma pıhtılaşmak pıhtılaştırma pıhtılaştırmak pılı pırtı pıllım pıllım 1765 .peynircilik.−gi pezevenklik.−ği peynirli kek peynirli pide peynirsiz peynir şekeri peynir tatlısı peyrev peyzaj pezevenk.

−cı pırlanma pırlanmak pırlanta pırlantalı pırnal pırnal kömürü pırnallık.−ğı pırlama pırlamak pırlangıç.−ğı pırıldakçı pırıldama pırıldamak pırıl pırıl pırıltı pırıltılı pırlak.−ğı pırpı pır pır 1766 .pınar Pınarbaşı'nı (ilçe) Pınarhisar (ilçe) pır pırasa pırasa bıyıklı pırazvana pırıldak.

pır pır etmek pırpırı pırpırlama pırpırlamak pırpırlanma pırpırlanmak pırpıt pırpıtçı pırtı pırtık.−ğı pısma pısmak pışpışlama pışpışlamak pışt pıt pıtırdama pıtırdamak pıtırdatma 1767 .−ğı pırtlama pırtlamak pısırık.−ğı pısırıkça pısırıklaşma pısırıklaşmak pısırıklık.−ğı pırtlak.

pıtırdatmak pıtır pıtır pıtırtı pıtırtı etmek pıt pıt pıtrak.−ği pideli pigme pigment pijama pik pikaj 1768 .−ği (olta iğnesi) piçuta pide pideci pidecilik.−ği piç olmak piçsinek.−ğı pıyrım pıyrım pianta piç piç etmek piç kurusu piçleşme piçleşmek piçlik.

−di pil pilâki pilâv pilâvlık.−ğı piliç.pikajcı pikajcılık.−ğu pikrik asit.−ci pilli pilot pilotaj pilot bölge 1769 .−ği piknik alanı piknikçi piknik tip piknik tüpü piknik yapmak piknometre piko pikocu pikoculuk.−ğı pikap.−bı pik boru pike piket pike yapmak piknik.

−ği piramitli 1770 .−ği pinekleme pineklemek pinel pines pingpong pingpong masası pinhan pinpon pinti pintileşme pintileşmek pintilik.pilot kabini pilot köşkü pilotluk.−di piramitçik.−ği pipet pipi pipiriklenme pipiriklenmek pipo pir piramidal.−ğu pim pimpirik.−li piramit.

piramitsi Piraziz (ilçe) pire pirekapan pirekateşin pirekıran pirelendirme pirelendirmek pirelenme pirelenmek pireler pireli pire otu pirifâni pirina pirinç.−ci pirinç çorbası pirinç örgü pirinç pilâvı pirinçsi pirinç taneleri (gök bilimi) pirinç unu pirit pirogravür pirohi piroksen 1771 .

−ğu pis lâkırdı pisleme 1772 .−ği pisin pisi otu pisipisi (kedi) pisi pisi pisi pisine pisipisi otu piskopos piskoposhane piskoposluk.−ki piryol.−ğı pis pi sayısı pis bıyık.−ğı pisboğaz pisboğazlık.pirometre pirometri pirosfer piruhi pirüpak.−ğı pisi pisi balığı pisik.−lü pirzola pirzolalık.

pislemek pislenme pislenmek pisletme pisletmek pislik.−ci pişirici pişiriliş 1773 .−ği pislik böceği pislikçil pis pis pis söz pis su pis su borusu pis su tesisatı pist piston pistonlu pisuvar pişdar pişeğen pişek.−ği pişekâr pişi pişik.−ği pişim pişirgeç.

pişirilme pişirilmek pişirim pişirimlik.−ğı pişman olmak pişme pişmek pişpirik.−ği pişpirikçi pişt pişti piştov piti piti piton 1774 .−ği pişman pişman etmek pişmaniye pişmaniyeci pişmanlık.−ği pişiriş pişirme pişirmek pişirtme pişirtmek pişkin pişkince pişkinlik.

−ğı piyazlama piyazlamak piyes 1775 .pitoresk piyade piyale piyan piyango piyangocu piyangoculuk.−ğu piyangolu piyanist piyano piyanocu piyanoculuk.−ğu piyano menteşe piyasa piyasacı piyasa ekonomisi piyasa etmek piyasa kurucu piyata piyata eğe piyata tabağı piyaz piyazcı piyazcılık.

−ğı plâket plân plâncı plâncılık.−ğı plâkalı plâkasız plâkasız otomobil plâkçı plâkçılık.−ğı plânçete plânerit 1776 .−ğı pizzicato plâçka plâçkacı plâj plâjirizm plâjiyoklâz plâk.−ğı plâka plâkacı plâkacılık.piyon piyore pizolit pizza pizzacı pizzacılık.

−ğü plânsız plânsız programsız plântasyon plânton plânya plânyacı plânyalama plânyalamak plâse plâse etmek plâseleme 1777 .−ğı plânlamak plânlanış plânlanma plânlanmak plânlı plânlı büyüme plânlı ekonomi plânör plânörcü plânörcülük.plânet plânetaryum plânkton plânlama plânlamacı plânlamacılık.

−ğu plâtonik.−ği plâstik ameliyat plâstik boru plâstik cam plâstik cerrahî plâstikçi plâstikçilik.−ği plâstik sanatlar plâstik tutkal plâstomer plâstik.−ği Plâtonizm 1778 .plâselemek plâsenta plâsiyer plâsman plâster plâstik.−ği plâstron plâterina plâtform plâtika plâtin plâto Plâtoncu Plâtonculuk.−ği Plâtonik.

play−back play−off plâza plâzma plâzma kimyası plâzmalaştırma plâzmalaştırmak plebisit pleistosen plevra pleybek pleybek yapmak pli plili plise plisiz pliyosen plonjon plüralist plüralizm plütokrasi Plüton plütonyum plüviyometre podösüet podyum pof 1779 .

−bu polarite 1780 .−ği polargı polarıcı polarılma polarılmak polarimetre polarimetri polariskop.−ğı pohpoh pohpohçu pohpohlama pohpohlamak pohpohlanma pohpohlanmak poker pokerci pokercilik.pofurdama pofurdamak pofurdatma pofurdatmak pofur pofur pog pogrom poğaça poğaçacı poğaçacılık.

−ği polemikçi polemikçilik.polarizasyon polarma polarma düzlemi polarmak polaroit.−ği polen poliandri poliasit.−ği poligam poligami poligon polijini poliklinik.−di poliçe polietilen polifoni polifonik.−ği polimer polimeri polimerleşme polimerleşme 1781 .−di polarölçer Polateli'ni (ilçe) Polatlı (ilçe) polemik.

−ği polis noktası politeist politeizm politik.−ğı politika yapmak poliüretan polka polo Polonez 1782 .−bi polis polisaj polis arabası polis evi polis hafiyesi polisiye polisiye film polisiye roman polislik.−ği politika politikacı politikacılık.−ği polip.derecesi polimerleşmek polimerleştirme polimerleştirmek polimerlik.

−dı pomel menteşe pompa pompaj pompalama pompalamak pompalanma pompalanmak pompalı silâh pompalı tüfek.−ği ponçik.−ği ponje ponje patis ponksiyon ponpon ponton ponza ponzalama ponzalamak ponzalanma ponzalanmak 1783 .Polonya Polonyalı polonyum polyester Pomak Pomakça pomat.

−ğu porsuk ağacı porsukgiller porsuma porsumak portakal 1784 .−ği popülist popülizm porfir porfirit pornografi pornografik.ponza taşı pop popçu popçuluk.−ğu poplin pop müzik.−ği porsiyon porsuk.−ği popo popülarite popülâsyon popüler popülerlik.−ği porselen porselenci porselencilik.

−ğı pos bıyıklı 1785 .portakal bahçesi portakallık.−ğü portre portreci pos posa posalanma posalanmak posalı posasız pos bıyık.−ğı portakal rengi portakal suyu portatif portbagaj portbebe porte Portekiz Portekizce Portekizli portföy portmanto portmone porto portör portörlük.

Posof (ilçe) post posta postacı postacılık.−ğı posta etmek postahane posta kartı posta kodu posta kutusu postal postalama postalamak postalanma postalanmak posta posta posta pulu posta treni posta yapmak poster postiş post it post kavgası postlu postnişin postrestant post−scriptum 1786 .

−di potasyum klorür potasyum nitrat potasyum sülfat potasyum sülfür pot başı potin potkal 1787 .postsuz postulat poşet poşet çay poşetleme poşetlemek poşu poşulu pot pota potalı potalı atış potansiyel potansiyel farkı potansiyel suçlu potas potas kostik.−ği potasyum potasyum hidroksit.

−ği pozitif sayı 1788 .−tbu pozitiflik.potlaç.−ği pozitif film pozitif görüntü pozitif hukuk pozitif kutup.−cı potlanma potlanmak potpuri potuk.−ğu potur poturlu pot yapmak pot yeri pound poy poyra poyraz poyrazlama poyrazlamak poz Pozantı (ilçe) pozisyon pozitif pozitif bilim pozitif elektrik.

−ğü pörsüme pörsümek pörtlek.−ğı pragmatist pragmatizm pranga 1789 .pozitivist pozitivizm poziton pozitonyum pozitron pozitronyum pozsuz pöç pöçük.−ğü pörsüklük.−ğü pöf pörsük.−ği pörtleme pörtlemek pösteki pötibör pötifur pötikare prafa pragmacı pragmacılık.

−ği prehistorya prekambriyen prelüt.−ği prensip.−ği pratisyen prefabrikasyon prefabrike prefabrike konut prehistorik.−ği preparat pres 1790 .−bi prenslik.−ği pratika pratikleşme pratikleşmek pratiklik.−dü prematüre prens prenses prenseslik.pranga cezası pranga kaçağı prangalı pranga mahkûmu prangasız praseodim pratik.

presbit presbiteryen presbiteryenlik.−ği prese presesyon presleme preslemek preslenme preslenmek prestij presto pres yapmak prevantoryum prezantabl prezantasyon prezante etmek prezervatif prezidyum prim primadonna primat primatlar primitif primitivizm 1791 .−ği presbitlik.−ği presçi presçilik.

−ğü profesyonel profesyonelleşme profesyonelleşmek profesyonellik.−ğü profesör profesörlük.−lü proforma fatura program programcı programcılık.printer priz prizma probabilizm problem problematik.−ğı programlama programlamak programlanma 1792 .−ği problemli problemsiz prodüksiyon prodüktivite prodüktör prodüktörlük.−ği profil profiterol.

programlanmak programlaşma programlaşmak programlaştırma programlaştırmak programlı programsız proje projeci projeksiyon projektör projektör ışığı projelendirme projelendirmek proje yapmak proletarya proleter proleterleşme proleterleşmek prolog.−ğu prometyum promosyon promönat.−dı propaganda propagandacı propagandacılık. −ğı 1793 .

−lü protokolcü proton protonema protoplâzma prototip prova 1794 .propagandist prosedür proses prospektüs prostat prostelâ prostelâlı protaktinyum protein proteinli proteinsiz protein yetersizliği Protestan Protestanlık.−ğı protesto protesto etmek protez protezci protezcilik.−ği protojin protokol.

−ği psikolojik savaş psikolojizm psikometri psikopat psikopati psikopatoloji 1795 .−ğu psikoloji psikolojik.prova yapmak providansiyalizm provizyon provizyonsuz provokasyon provokatör provoke etmek prozodi prömiyer Prusya Prusyalı pruva pruva hattı psikanaliz psikanalizci psikasteni psikiyatr psikiyatri psikolog.

−ği ptiyalin puan puanlama puanlamak puanlandırma puanlandırmak puanlı puanlık.−ği psikoterapi psikoz psişik.−ğı pudra şeker pudriyer puf puf böreği pufla puflama 1796 .−ğı puantaj puanter puantör puding pudra pudralama pudralamak pudralı pudralık.psikopatolojik.

−ğu pullukçu pullu sazan pulman pul pul pulsuz pul şişe puluç.−cu puluçluk.puflamak puhu pul pulat.−dı pul biber pulcu pulculuk.−ğu pul kanatlılar pullama pullamak pullanma pullanmak pullaştırma pullaştırmak pullu pulluk.−cu 1797 .−ğu puma pumba punç.

−du punto puntolu pupa pupa yelken puro pus pusarık.−ğı pusarma pusarmak pusat pusatçı pusatlandırma pusatlandırmak pusatlanma pusatlanmak pusatlı puset pusetçi puslandırma puslandırmak puslanma puslanmak puslu pusma pusmak pusu 1798 .punt.

pusucu pusula pusulalı pusulama pusulamak pusulasız pusuluk.−ğu put putlaşma putlaşmak putlaştırma putlaştırmak putperest putperestlik.−ğu pusval puşt puştluk.−ği putrel putrelli puya püf püfkürme püfkürmek püfleme püflemek püf noktası püfür püfür 1799 .

−ti pürtelâş pürtük.−ği pürçeklenme pürçeklenmek pürçekli pürçeksiz pürçük.Pülümür (ilçe) pülverizatör pünez pür pürçek.−ğü pürçüklü pürdikkat.−ti püre püren pürhiddet pürik.−ğü pürtüklenme pürtüklenmek 1800 .−li pürneşe pürsıhhat.−ği pürin püriten püritenlik.−ği pürizm pürmelâl.

−ci püskürtme püskürtmek püskürtmeli püskürtmeli yazıcı püskürtme makinesi püskürtme tabancası 1801 .−ci püskürme püskürme benli püskürmek püskürteç.−ğü püskül kuyruklular püsküllü püsküllü belâ püskülsüz püskürgeç.−ğü püskül püskülcük.pürtüklü pürüz pürüzalır pürüzlenme pürüzlenmek pürüzlü pürüzsüz pürüzsüzlük.

püskürtü püskürtücü püskürtülme püskürtülmek püskürtüş püskürük.−ğü püskürük külte püskürük taş püstül püsür püsürlü püsürsüz pütür Pütürge (ilçe) pütürlenme pütürlenmek pütürlü pütür pütür pütürsüz (*)R R Rab.−ptı rabıta rabıtalı 1802 .−bbi rabbanî Rabbena rabıt.

−li radikalizm radikalleşme radikalleşmek radon radyan radyasyon radyatör radyatörcü radyo radyoaktif radyoaktif izotoplar 1803 .−ğı radde raddelerinde radika radikal.rabıtasız rabıtasızlık.−i raci olmak racon radansa radar radarcı radarcılık.−ğı rabıt edatı rabıt sıygası raca raci.

−ği radyoaktivite radyobiyoloji radyocu radyoculuk.−ği radyo etkinliği radyo evi radyofizik.−ği radyoelektriksel radyoelektronik.−ğu radyodifüzyon radyoelektrik.−ğu radyoloji 1804 .−ği radyofizyoloji radyofoni radyofonik.radyoaktifleştirme radyoaktiflik.−ği radyofonik ses radyofoto radyo gazetesi radyografi radyogram radyo istasyonu radyoizotop radyokimya radyolink radyolog.

−di rafting rafya rağbet rağbet etmek 1805 .−ği radyo muhabiri radyo oyunu radyoskopi radyo taksi radyoteknoloji radyotelefon radyotelgraf radyoterapi radyoterapist radyo yayını radyum raf rafadan Rafızî Rafızîlik.radyometre radyometri radyometrik.−ği rafinaj rafinatör rafine rafineri rafit.

−ği rağm rağmen rahat rahatça rahat döşeği rahat duruş rahat etmek rahatlama rahatlamak rahatlatma rahatlatmak rahatlık.−ğı rahatsız olmak rahibe 1806 .rağbetli rağbetsiz rağbetsizlik.−ğı rahatlıkla rahat olmak rahat rahat rahatsız rahatsız etmek rahatsızlanma rahatsızlanmak rahatsızlaşma rahatsızlaşmak rahatsızlık.

−bi rahiplik.−ği rahmetlik olmak rahmetli olmak rahne raht rahvan rakam rakamlama rakamlamak rakamlı raket rakı rakı âlemi rakı bardağı rakıcı 1807 .rahibelik.−ği rahim.−ği rahle rahman rahmanî rahmet rahmetli rahmetlik. merhamet eden) rahip.−hmi (döl yatağı) rahîm (koruyan.

rakıcılık.−ği rakipsiz rakit.−ğı 1808 .−ğı rakım rakı meclisi rakibe rakik.−di rakkas rakkase rakkaslı rakor rakorlu musluk.−bi rakiplik.−ği ramazan keyfi ramazanlık.−kı rakip.−ğu raks raks aksağı raks etmek ralli rallici ram ramak ramazan Ramazan Bayramı ramazan davulu ramazaniyelik.

ramazan pidesi ramazan topu rambo rambursman ram etmek rami ram olmak ramp rampa rampacı rampa etmek rampalama rampalamak rampalı randa randevu randevucu randevuculuk.−ğu randevu evi randevulaşma randevulaşmak randıman randımanlı rant rantabilite rantabl rantçı 1809 .

−ğü rapor yazıcı rappadak rap rap rapsodi rapten raptetme raptetmek raptiye raptiyeleme raptiyelemek raptiyelenme raptiyelenmek rasat.−ğı rantiye rantiyeci rantiyecilik.−ği ranza rap rapor raporcu raporlama raporlamak raporlu raportör raportörlük.−dı rasatçı 1810 .rantçılık.

−ğı rastıklı rastlama rastlamak rastlanma rastlanmak rastlantı rastlaşma rastlaşmak rastlayış 1811 .rasathane rasıt.−dı raspa raspacı raspa etmek raspalama raspalamak raspalanma raspalanmak raspa taşı rasyo rast rastgele rast geliş rast gelmek rast getirmek rast gitmek rastık.

−di ray rayba rayiç.rasyon rasyonalist rasyonalite rasyonalizasyon rasyonalizm rasyonel rasyonelleşme rasyonelleşmek rasyonelleştirme rasyonelleştirmek rasyonel sayı raşe raşelenme raşelenmek raşî raşitik.−ci rayiç fiyat rayiha 1812 .−du ravent.−ği raşitizm ratanya rate ratıp.−bı raunt.

−bı rebiyülâhır rebiyülevvel recep.−ği 1813 .−lü re reaksiyon reaktör realist realist olmak realite realizasyon realizm reasürans reaya rebabî rebap.rayihalı razakı razı razı etmek razı olmak razmol.−cmi recmetme recmetmek reçel reçelci reçelcilik.−bi recim.

−ği reçete reçeteli reçetesiz reçina reçine reçine kanalı reçine kesesi reçineli reçine yağı redaksiyon redaktör redaktörlük.reçellik.−ğü reddedilme reddedilmek reddediş reddetme reddetmek reddeyleme reddeylemek reddiye reddolunma reddolunmak redevans redif redingot redingotlu 1814 .

−ti refakatçi refakat etmek referandum referans refetme refetmek refik refika refleks refleks yayı reflektif reflektör reform reformcu reformculuk.−ğu reformist reftiye 1815 .redoks redresör redüksiyon reel reenkarnasyon reeskont refah Refahiye (ilçe) refahlı refakat.

−ği rehberlik etmek rehber öğretmen rehbersiz rehin rehine rehin etmek reis reis bey reis efendi reisicumhur reislik.−bi Regaip Gecesi Regaip Kandili regl reglân regresyon regülâsyon regülâtör reha rehabilitasyon rehavet rehber rehberli rehberlik.−bı 1816 .−ği reisülküttap.refüj regaip.

reji rejim reji masası rejim yapmak reji odası rejisör rejisörlük.−kzi reklâm reklâmasyon reklâm bandı reklâmcı reklâmcılık.−ğü rekabet rekabetçi rekabet etmek rekâket rekât rekiz.−ğı reklâmveren rekolte rekonstrüksiyon rekor 1817 .−ğı reklâm filmi reklâm ışıntısı reklâm kuşağı reklâm levhası reklâmlık.

−ğü rektum rekzetme rekzetmek remel remi remil.−ği rencide olmak rençper rençperlik.−ği rende rendeleme rendelemek rendelenme rendelenmek 1818 .−mzi rencide rencide etmek rencidelik.−ği remiz.rekortmen rekortmenlik.−ği rekreasyon rekreasyon alanı rektifiye rektör rektörlük.−mli remilci remilcilik.

−gi ren geyiği renk.rendeli rendesiz rengârenk.−ği renkli televizyon renkölçer renk ölçme 1819 .−gi renk bilimi renk cümbüşü renkçi renkgideren renk körlüğü renk körü renk küre renkleme renklemek renklendirici renklendirme renklendirmek renklenme renklenmek renkli renkli basın renkli film renkli işitme renklilik.

−ğu reprodüksiyon resen resepsiyon reseptör resesif resesyon resif resim.−ğı renk uzmanı renk yuvarı renyum reomür reorganizasyon reosta repertuvar replik.−smi resimci 1820 .−ği renktaş renktaşlık.renk renk renksemez renkser renksiz renksizlik.−ği repo repocu repoculuk.

resimleme resimlemek resimlendirme resimlendirmek resimleşme resimleşmek resimleyici resimli resimlik.−ği 1821 .−di resmî giysi resmikabul.−lü resmîleşme resmîleşmek resmîleştirme resmîleştirmek resmîlik.−ği resimli roman resimsi resim yazı resital.−li resmen resmetme resmetmek resmî resmî dil resmî elbise resmigeçit.

−cı revak 1822 .resmî nikâh resmî olmayan eğitim resmiyet ressam ressamlık.−ği retrospektif reva revaç.−ddi retina retorik.−ğı rest restitüsyon restleşme restleşmek restoran restorasyon restore restore etmek resul.−lü resülmal.−li Reşadiye (ilçe) reşit reşit olmak reşme ret.

revakiye revalüasyon revan revani revanici revanicilik.−ğu revizyonist revizyonizm revnak revnaklı revolver revü rey reybî reye reye pantolon reyhan reyhanî 1823 .−ği revanlaşma revanlaşmak reverans revir reviş revize etmek revizyon revizyoncu revizyonculuk.

Reyhanlı (ilçe) reyon reyting (değerlendirme) rezalet reze rezede rezede çiçeği rezeksiyon rezeleme rezelemek rezene rezerv rezervasyon rezervuar rezidans rezil rezilce rezil etmek rezilleşme rezilleşmek rezillik.−ği rezil olmak rezistans rezonans rıh rıhdan 1824 .

−ği ribozom rica ricacı rica etmek rical.−li ric'at ric'at etmek Richter ölçeği rik'a rikabdar rikkat.rıhtım rıza rızk riayet riayet etmek riayetkâr riayetsiz riayetsizlik.−ti rikkatli rimel rimelleme rimellemek rimellenme rimellenmek rimelli rina 1825 .

−li riyala riyaset 1826 .−di rintlik.−ği ritmik sayma ritmli ritmsiz ritüel rivayet rivayet birleşik zamanı rivayet olunmak riya riyakâr riyakârane riyakârlık.−ğı riyal.−ği risale risk riskli risling ritm ritmik.rindane ring ringa ring seferi rint.

riyasız riyazet riyazî riyaziyat riyaziye riyaziyeci riyolit Rize riziko roba robalı robot robotik.−ği robotlaşma robotlaşmak robotlaştırma robotlaştırmak robotluk.−ğu roda rodaj rodeo rodeocu Rodezya Rodezyalı rodyum roka roket 1827 .

−ği 1828 .−ğü rol çatışması rol iflâsı rol yapmak rom Roma Romalı roman Roman romancı romancılık.−ğı Roman dilleri romanesk romanist romanlaştırma romanlaştırmak Romanolog.−ğu Romanoloji romans romantik.−lü rolcü rolcülük.roketatar rokfor rokfor peyniri rokoko rol.−ği romantiklik.

romantizm Romanya Romanyalı romatizma Romen Romen rakamları rondelâ rop.−ğu rot rota rotasyon rotatif rotatifçi rotil rotor roza rozbif roze rozet röfle rögar rölâns rölânti rölâtif 1829 .−bu ropdöşambr rosto rostoluk.

rölâtivist rölâtivite rölâtivizm röle rölyef römork römorkör Rönesans röntgen röntgenci röntgencilik.−ğı röportör röprezant röprodüksiyon rötar rötarlı rötuş rötuşçu rötuş etmek rötuşlama rötuşlamak rötuşlu 1830 .−ği röntgenleme röntgenlemek röportaj röportajcı röportajcılık.

rövanş röveşata ruam ruba rubaî rubidyum ruble rubu ruf Rufaî Rufaîlik.−ği rugan rugby ruh ruhanî ruhaniyet ruhban ruhbaniyet ruhbanlık.−ğı ruh bilgini ruh bilimci ruh bilimcilik.−ği ruh bilimi ruh bilimsel ruh çöküntüsü ruh doktoru ruhen 1831 .

−ğı ruh karmaşası ruhlu ruh ölçümü ruh ötesi ruh sağlığı ruhsal ruhsat ruhsatiye ruhsatlandırma ruhsatlandırmak ruhsatlı ruhsatname ruhsatsız ruhsuz ruhsuzlaşma ruhsuzlaşmak ruhsuzlaştırma ruhsuzlaştırmak ruhsuzluk.ruh göçü ruh hastası ruh hekimi ruh hekimliği ruhî ruhiyat ruhiyatçı ruhiyatçılık.−ğu 1832 .

−ğu rumuz rumuzlu run runik.−ği rupi 1833 .ruj rujlama rujlamak rujlanma rujlanmak rulet rulman rulo Rum Rum ateşi rumba Rumca Rumeli'yi Rumelili Rumen Rumence Rumî Rumlaşma Rumlaşmak Rumlaştırma Rumlaştırmak Rumluk.

Rus Rusça Ruslaşma Ruslaşmak Ruslaştırma Ruslaştırmak Rusluk.−ğu Rus ruleti Rus salatası rustaî Rusya rutenyum rutherfordyum rutin rutubet rutubetlendirme rutubetlendirmek rutubetlenme rutubetlenmek rutubetli rutubetsiz ruz ruziklenme ruziklenmek ruznamçe ruzname ruzuşeb 1834 .

−dü rüştiye rüşvet rüşvetçi rüşvetçilik.−u rükün.−ği rütbe rütbeli 1835 .−ğı rüşeym rüşt.−ğü rüping sistemi rüstik.rübap.−bı rücu.−u rücu etmek rücu hakkı rüçhan rüçhan hakkı rüesa rüfeka rükû.−knü rüküş rüküşlük.−bu rüsva rüsvalık.−ği rüsum rüsumat rüsup.

−ğı rüzgârsız (*)S S saadet saadet asrı saadethane saadetle saadetlû saadet zinciri saat.rütbesiz rüya rüyet rüzgâr rüzgâr altı rüzgârgülü rüzgârlama rüzgârlamak rüzgârlanma rüzgârlanmak rüzgârlı rüzgârlık.−ti saat açısı saat ayarı saat başı saat camı saat cebi 1836 .

−ği saba sababuselik.saatçi saat çiçeği saatçilik.−ği sabah sabaha doğru sabaha karşı sabah akşam sabahçı sabahçı kahvesi sabah ezanı sabah kahvaltısı sabah keyfi sabahki sabah koşusu sabahlama 1837 .−ği saat dairesi saat dilimi saat farkı saatinde saati saatine saat kulesi saatlerce saatli saatli bomba saatlik.

−ğı sabah namazı sabah sabah sabahtan sabahtan akşama sabah yeli sabahyıldızı (ağaç) saban saban balığı saban demiri saban kemiği sabankıran saban kulağı saba rüzgârı sabık sabıka sabıka kaydı sabıkalı sabıkasız sabır.sabahlamak sabahları sabahlatma sabahlatmak sabahleyin sabahlı sabahlık.−brı sabırla 1838 .

−ğı sabotaj yapmak sabote sabote etmek 1839 .−ği sabit olmak sabo sabotaj sabotajcı sabotajcılık.−ğı sabır taşı sabi sabit sabite sabit fikir.−kri sabitkadem sabit kalem sabitleşme sabitleşmek sabitleştirilmiş sabitleştirme sabitleştirmek sabitlik.sabırlı sabırsız sabırsızlanış sabırsızlanma sabırsızlanmak sabırsızlık.

−ğu sabun otu 1840 .−ğu sabunhane sabuniye sabunlama sabunlamak sabunlanış sabunlanma sabunlanmak sabunlaşma sabunlaşmak sabunlaştırma sabunlaştırmak sabunlayış sabunlu sabunluk.sabretme sabretmek sabreyleme sabreylemek sabuh sabuklanma sabuklanmak sabun sabun ağacı sabun balığı sabuncu sabunculuk.

−ğı saçılış 1841 .−ğı saçak bulut saçak kök saçaklanma saçaklanmak saçaklı saçalama saçalamak saçalanma saçalanmak saç baş saçı saçık.sabunsuz sabun taşı sabun tozu sabur sabura sac sacayağı sacayak.−ğı sac böreği sac ekmeği sac kavurması sac kebabı saç saçak.

−ğı sadaka 1842 .saçılma saçılmak saçıntı saçış saçıştırma saçıştırmak saçkıran saçlı saçlı meşe saçlı sakallı saçma saçmacı saçmak saçmalama saçmalamak saçmalaşma saçmalaşmak saçmalık.−ğı saçma sapan saçma tiyatro saç örgüsü saç saça saçsız saçula saçuzatan (bitki) sadak.

görünen) sâdır olmak 1843 .−ğı sadıkane sadır.−ği sadakatsiz sadakatsizlik.−di sadeyağ sadık.−ği sadet.−drı (göğüs) sâdır (çıkan.sadakat.−ği sadaklı sadakor sadaret sade sade birimler bölüğü sadece sade kahve sade kek sadeleşme sadeleşmek sadeleştirme sadeleştirmek sadelik.−ti sadakatli sadakatlilik.

−ği sadizm sadme sadrazam sadrazamlık.sadik.−ği sadiklik.−ği sadist sadistçe sadistlik.−ğı saf safa safahat safalı safari safça safderun saf dışı safdil safer saffet safha safi safiha safir safir mavisi safiyet saf kan 1844 .

−ğı sagar sagu sağ sağ açık.saflaşma saflaşmak saflaştırma saflaştırmak saflık.−ğı 1845 .−ğı sağ akçe sağalma sağalmak sağaltıcı sağaltım sağaltma sağaltmak sağanak.−ğı safra safra kesesi safralı safran Safranbolu (ilçe) safra yeşili saf saf safsata safsatacı safsatacılık.

−ğü sağ haf sağı sağıcı sağılış sağılma sağılmak sağım sağımlı 1846 .sağanlar sağbeğeni sağ bek sağcı sağcılık.−cı sağdıç emeği sağdıçlık.−ğı sağdırma sağdırmak sağduyu sağduyulu sağ eğilimli sağ esen sağgörü sağgörülü sağgörüsüz sağgörüsüzlük.−ğı sağ çıkarma sağdıç.

sağımlık.−ğı sağım makinesi sağın sağın bilimler sağır sağır dilsiz sağır duvar sağır etmek sağır kapı sağır kef sağırlaşma sağırlaşmak sağırlık.−ğı sağır nun sağır olmak sağır pencere sağır renk.−gi sağır yılan sağ iç sağistem sağ kanat.−dı sağlam sağlama sağlamak sağlamca sağlamcı sağlamlama 1847 .

−ğı sağlam para sağlanış sağlanma sağlanmak sağlayıcı sağlıcakla sağlığa uygun sağlığa uygunluk. −ğu sağlık.sağlamlamak sağlamlaşma sağlamlaşmak sağlamlaştırma sağlamlaştırmak sağlamlık.−ğı sağlık bilgisi sağlık bilimi sağlık evi sağlık görevlisi sağlık havuzu sağlık hizmeti sağlık karnesi sağlık koruma sağlık kurulu sağlıklı sağlıklı yaşam 1848 .

−di sağu 1849 .−ğı sağlık sigortası sağlık taraması sağlık yurdu sağlı sollu sağma sağmak sağmal sağmal inek.−ği sağ ol sağ olmak sağ para sağrı sağrı kemiği sağ salim sağ şerit.sağlıklı yaşam koşusu sağlıklı yaşam merkezi sağlık memuru sağlık merkezi sağlık muayenesi sağlık ocağı sağlıksal sağlıksız sağlıksızlık.

sağucu sağuculuk.−ğu sağyağ sah.−ğı sahan sahanlık.−ğı sahavet sahi sahibe sahici sahiden sahife sahih sahil sahil boyu sahil çizgisi sahildar 1850 .−hhı saha Saha saha avantajı sahabe sahabet sahabetçi sahabet etmek Sahaca sahaf sahaflık.

−ği sahip olmak sahipsiz sahipsizlik.sahileşme sahileşmek sahileştirme sahileştirmek sahil kordonu sahil şeridi sahip.−ği sahn sahne sahneleme sahnelemek sahnelenme sahnelenmek sahneleyiş sahne olmak sahra sahra topu sahre sahte sahteci 1851 .−bi sahipkıran sahiplenme sahiplenmek sahiplik.

−ğı sahur sahurluk.−ği sahtiyan sahtiyancı sahtiyancılık.−ğı sahtelik.−ğı saka kuşu sakal sakalı sakalık.sahtecilik.−ğu sahur yemeği saik saika Saimbeyli (ilçe) sair sairfilmenam sak saka sakaf sakağı sakak.−ği sahtekâr sahtekârlık.−ğı sakallanma sakallanmak sakallı 1852 .

sakallı kartal sakalsız sakamet sakametli sakandırık.−ğı sakar meke (yaban kazı) sakar otu sakaroz sakarozölçer Sakarya sakat sakatat sakatatçı sakatatçılık.−ğı sakar sakarca sakarimetre sakarimetri sakarin sakarlaşma sakarlaşmak sakarlık.−ğı sakatçı sakatlama sakatlamak sakatlanış 1853 .

−ğı sakın sakınca sakıncalı sakıncasız sakıngan sakınganlık.sakatlanma sakatlanmak sakatlık.−ğı sakınım sakınımlı sakınış sakınma sakınmak sakıntı sakıntılı sakıntısız sakırdama sakırdamak sakırga sakır sakır sakırtı sakıt Sakıt (Merih) sakıt olmak sakız Sakız 1854 .

−ği sakin olmak 1855 .sakız ağacı sakız bademi sakız baklası sakız dikeni sakız enginarı sakız kabağı sakızlaşma sakızlaşmak sakızlaştırma sakızlaştırmak sakız leblebisi sakızlı sakız rakısı sakız tatlısı saki sakil sakim sakin sakince sakinleme sakinlemek sakinleşme sakinleşmek sakinleştirme sakinleştirmek sakinlik.

−ğu saksonya 1856 .−ğı saklı yazı sako saksağan saksı saksıgüzeli (bitki) saksılık.−ğı saksı toprağı saksofon saksofoncu saksofonculuk.−cı saklanılma saklanılmak saklanış saklanma saklanmak saklantı saklatma saklatmak saklayış saklı saklık.sakin sakin sakit saklama saklamak saklambaç.

−ğı salakça salaklaşma salaklaşmak salaklık.sakuleta sal salâ salâbet salacak.−ğı salangan salapurya salaş 1857 .−ğı Salacak salâh salâhiyet salâhiyetli salâhiyetsiz salâhiyetsizlik.−ğı salam salamandra salamanje salamura salamuracı salamuracılık.−ği salâhiyettar salak.−ğı salamuralık.

−ğı salça salçalama salçalamak salçalanma salçalanmak salçalı salçalık.−ğı saldırı saldırıcı saldırıcılık.salaşpur salât salata salatalık.−ğı salçalı makarna saldırgan saldırganlaşma saldırganlaşmak saldırganlık.−ğı saldırısız saldırış saldırma saldırmak 1858 .−ğı salâvat salâvat parmağı salcı salcılık.

−ğı saldırmazlık antlaşması saldırmazlık paktı salep.−ğı salıncakçı salıncaklı salıncaksız salınım 1859 .−bi salepçi salepçilik.−ği salepgiller salgı salgılama salgılamak salgılayıcı salgılayış salgılı salgın salgıncı salgınlaşma salgınlaşmak salhane salı salık.saldırmazlık.−ğı salına salına salıncak.

−bi salipli salipsiz salise salisen salisilât salisilik.salınış salınma salınmak salıntı salıntılı Salıpazarı'nı (ilçe) salıverilme salıverilmek salıverme salıvermek Salihli (ilçe) salik salik olmak salim salimen salip.−di salkım salkıma salkım ağacı salkımak 1860 .−ği salisilik asit.

−ğı salkım salkım salkımsı salkım söğüt.−ği sallasırt sallı salma salmak salmalık.−dü salkım topu sallabaş sallama sallamak sallana sallana sallandırma sallandırmak sallanış sallanma sallanmak sallantı sallapati sallapatilik.salkım başak.−ğu salname 1861 .−ğı salkım küpe salkım saçak.−ğı salmastra salma tomruk.

−ğu salpa salpak.−ğu salt değer saltık.−ğı salt sıfır Salur salvo salya 1862 .−ğı salt nem salto salt sıcaklık.−ğı salt çoğunluk.−ğı salt salta saltanat saltanatçı saltanatlı saltanatsız saltçılık.salon salon adamı salon çamı salon çiçeği saloz salozlaşma salozlaşmak salozluk.

salyamsı salyangoz sal yarışı sam saman saman alevi Samandağ (ilçe) samanî saman kâğıdı samankapan samanlı samanlı gübre samanlık.−ci saman nezlesi saman rengi saman sarısı Samanuğrusu (yıldız kümesi) Samanyolu (yıldız kümesi) samaryum samba Samî samimî samimîleşme samimîleşmek 1863 .−ğı samanlı kerpiç.

−ği sanal sayı sanat sanat adamı sanatçı sanatçılık.−ğı sanat dünyası sanat enstitüsü 1864 .−ği samimî olmak samimiyet samimiyetle samimiyetsiz samimiyetsizlik.−ği samsa Samsat (ilçe) samsun Samsun samur samuray samur kaşlı samur kürk samut sam yeli san sana sanal sanal nicelik.samimîlik.

−ğı sanatlı sanat okulu sanatoryum sanatsal sanatsever sanayi.−ğı 1865 .−ği sanayiinefise sanayi kuruluşu sanayileşme sanayileşmek sanayileştirme sanayileştirmek sanayi odası sanayi sitesi sanayi ülkesi sanayi yatırımı sancak.−i sanayi bölgesi sanayici sanayicilik.sanat eri sanat eseri sanat evi (galeri) sanat filmi sanatkâr sanatkârane sanatkârlık.

−ği sandalyesiz sandık.sancak beyi sancaktar sancı sancılanma sancılanmak sancılı sancıma sancımak sancı otu sançma sançmak sandal sandal ağacı sandalcı sandalcılık.−ği sandalye kavgası sandalyeli sandalyelik.−ğı sandalet sandalgiller sandalye sandalyeci sandalyecilik.−ğı sandık balığı sandık balığıgiller 1866 .

sandık başkanı sandıkçı sandıkçılık.−ğı sanı sanık.−ğı sandık emini sandık eşyası sandık kurulu sandıklama sandıklamak sandıklanma sandıklanmak sandık lekesi sandıklı Sandıklı (ilçe) sandık odası sandık sepet sandırma sandırmak sanduka sandviç sandviççi sanem sangı sangılama sangılamak sangılık.−ğı 1867 .

−ğü sansür etmek sansürleme sansürlemek 1868 .−ğı sanılma sanılmak sanidin sanitasyon saniye saniyelik.−ği sanki sanlı sanma sanmak sanrı sanrılama sanrılamak sanrısal sansar sansargiller sansasyon sansasyonel Sanskrit sansüalizm sansür sansürcü sansürcülük.sanıklık.

−li santralci santra noktası santra yuvarlağı santrfor santrhaf santrifüj santrifüjör santrozom santur santurcu santurî 1869 .−ği santra santra çizgisi santral.sansürlenme sansürlenmek sansürlü santiar santigram santigrat.−dı santilitre santim santimantal.−li santimantalite santimantalizm santimetre santimetrelik.

sap sapa sapak.−ğı sapık.−ğı sapaklık.−ğı sapan Sapanca (ilçe) saparna saparta sapasağlam sapçık.−ğı sapılma sapılmak sapınç.−cı sapır sapır sapı silik.−ği sapış sapıtış sapıtma sapıtmak sapkı sapkın sapkın kaya 1870 .−ğı sapıkça sapıklaşma sapıklaşmak sapıklık.

−ğı saptanış saptanma 1871 .sapkınlık.−ğı saplama saplamak saplanış saplanma saplanmak saplantı saplantılı saplayış saplı saplı meşe sapma sapmak sapot ağacı sapotgiller saprofit sapsağlam sapsarı sapsarı olmak sapsız sapsız balta saptama saptamak saptanım saptanımcılık.

saptanmak saptayıcı saptayış saptırıcı saptırılma saptırılmak saptırma saptırmak sara saraç.−ğı sarahat.−cı saraçhane Saraçhane saraçlık.−ti sarahaten sarahatle sarak saraka sarakacı saraka etmek saralı sararış sararma sararmak sarartı sarartma sarartmak 1872 .

−ğı sardalye sardırma sardırmak sardoğan sardun sardunya sardunyagiller sarf sarf etmek sarfınazar sarfınazar etmek sarfiyat 1873 .sarat saray Saray (ilçe) saray çiçeği Saraydüzü'nü (ilçe) Saraykent (ilçe) Sarayköy (ilçe) saraylı saray lokması saray menekşesi Sarayönü'nü (ilçe) saray patı sarban sarbanbaşı sarbanlık.

−ğı sarı basın sarı benek.−ği sarı bez sarıca sarıcalık.−cı sarıağı (bitki) sarıağız (balık) sarıakrep.−ğı 1874 .−ğı Sarıcakaya (ilçe) sarıcık.−bi sarıasma (kuş) sarıasmagiller sarıbalık.−ğu sarhoş olmak sarı sarıağaç.sargı sargılama sargılamak sargılı sargın sargısız sarhoş sarhoş etmek sarhoşlaşma sarhoşlaşmak sarhoşluk.

−ği sarıerik.−ğı sarıçalı sarıçam sarı çıyan sarıçiçek.sarıcı sarıcılık.−dı (balık) sarı kart Sarıkaya (ilçe) sarıkçı sarıkız sarıklı 1875 .−ği (kayısı) sarıfiğ Sarıgöl (ilçe) sarıgöz (balık) sarığıburma (tatlı) sarıhalile (bitki) sarıhani (balık) sarıhumma sarı ırk sarık.−ğı Sarıkamış (ilçe) sarıkamışçın sarıkanat.−ği sarıçiğdem sarıdiken sarıengerek.

sarıkulak.−ğu (balık) sarılaşma sarılaşmak sarılgan sarılgan gövde sarılı sarılık.−ğı (balık) sarıkuyruk.−ği sarımlı sarımsak.−ğı sarılıklı sarılış sarılışma sarılışmak sarı lira sarılma sarılmak sarım sarımantar sarımercimek.−ğı sarımsak hardalı sarımsaklama sarımsaklamak sarımsaklı sarımsak otu sarımsı 1876 .

−ğı sarışebboy sarış sarışın sarışınca sarışınlık.−ğı sari (bir tür giysi) sâri (geçici.−ğı Sarıveliler (ilçe) sarı yağ sarı yağız Sarıyahşi (ilçe) Sarıyer (ilçe) sarıyelve sarıyonca Sarız (ilçe) sarızambak.−ğı sarınma sarınmak Sarıoğlan (ilçe) sarıpapatya sarısabır (bitki) sarısalkım sarı sendika sarı sendikacılık. bulaşıcı) 1877 .sarımtırak.−ğı sarı sıcak.

−ğı sarkıl sarkıntı sarkıntılık.sarig sarih sarih mef'ul sarkaç.−ğı sarkıklık.−cı sarkaçlama sarkaçlamak sarkık.−ğı sarkıntılık etmek sarkıntılık yapmak sarkıntı olmak sarkış sarkıt sarkıtma sarkıtmak sarkma sarkmak sarkom sarma sarmak sarma kafiye sarmal sarmalama sarmalamak 1878 .

−cı sarnıç gemisi sarnıçlı sarnıç vagonu sarp sarpa sarpın sarpi sarplaşma sarplaşmak sarplık.sarmalanma sarmalanmak sarman sarmaşan sarmaş dolaş sarmaşık.−ğı sarmaşıkgiller sarmaşma sarmaşmak sarnıç.−ğı sarsakça sarsaklık.−ğı sarsak.−ğı sarraf sarrafiye sarraflık.−ğı sarsak sarsak 1879 .

−ğı sarsıla sarsıla sarsılış sarsılma sarsılmak sarsım sarsıntı sarsıntılı sarsıntısız sarsış sarsma sarsmak Saruhanlı (ilçe) sası sasıma sasımak sası sası Sason (ilçe) satanist satanizm sataşılma sataşılmak sataşkan 1880 .sarsak sursak sarsalama sarsalamak sarsıcı sarsık.

sataşma sataşmak saten sathî sathîleşme sathîleşmek sathîleştirme sathîleştirmek sathîlik.−ğı satın alma satın almacı satın almak satır satır başı satır satır satır sonu 1881 .−thı satılık.−ği satı satıcı satıcılık.−ğı satılış satılma satılmak satım satımcı satımlık.−ğı satıh.

−ği satlıcan satma satmak satranç.−ğı satrançlı satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni 1882 .−cı satranççı satranççılık.satış satış bedeli satış değeri satış fiyatı satış işlem odası satış merkezi satış mukavelesi satış odası satış ruhsatı satış sarayı satış sözleşmesi satış şartnamesi satış yapmak satış yeri satir satirik.

−ğı savaşım savaşımcı savaşkan savaşma savaşmak Savaştepe (ilçe) savat savatlama savatlamak 1883 .satrap satsuma sattırma sattırmak Satürn satvet sauna sav sava savacı savak.−ğı savaklama savaklamak savan savana savaş savaşçı savaşçılık.

savatlı savca savcı savcılık.−ğı savdırma savdırmak savı kanıtsama savılma savılmak savla savlama savlamak savlayıcı savlet savma savmak savruk.−ğu savrulma savrulmak savruluş savruntu savsak.−ğı savsaklama savsaklamak savsaklanma savsaklanmak 1884 .−ğu savrukluk.

savsaklayış savsama savsamak savulma savulmak savunma savunmak savunmalık.−ğu savunulma savunulmak savunuş Savur (ilçe) savurgan savurganca savurganlık.−ğı savunmasız savunu savunucu savunuculuk.−ğı savurma savurmak savurtma savurtmak savurtuş savuşma savuşmak savuşturma 1885 .

savuşturmak say saya sayacı sayacılık.−smi saydamsız saydamsızlık.−ğı saydam resim.−ğı sayaç.−cı sayaç takımı saydam saydamlaşma saydamlaşmak saydamlaştırma saydamlaştırmak saydamlık.−ğı saydam tabaka saydırma saydırmak saye sayeban sayesinde sayfa sayfa düzeni sayfa ekran sayfalama sayfalamak 1886 .

−ğı sayfiye saygı saygıdeğer saygı duruşu saygılı saygın saygınlık.−ğı sayha sayı sayı boncuğu sayıca sayıcı sayı farkı sayı göstergesi sayıklama sayıklamak sayılama sayılamak 1887 .sayfalandırma sayfalandırmak sayfalanmış sayfalanmış program sayfalık.−ğı saygısız saygısızca saygısızlık.

sayı levhası sayılı sayılma sayılmak sayım sayım bilimi sayımlama sayımlamacı sayımlamak sayımlamalı sayımlı sayımsal sayım vergisi sayın sayısal sayısal loto sayı sıfatı sayısız sayısızlık.−ğı sayış sayışma sayışmak saykal saykallama saykallamak saylama saylamak 1888 .

−ğı sayrı sayrıl sayrılar evi sayrılık.saylav sayma saymaca saymak sayman saymanlık.−ğı sayrımsama sayrımsamak sayvan saz sazak.−ği saz eseri saz evi 1889 .−ğı sayrımsak.−ğı saymazlık.−ğı sazende sazendelik.−ğı Sazak (ilçe) sazan sazangiller saz benizli sazcı sazcılık.

sazkâr sazkayası (balık) sazlı sazlık.−ğı sazlı sözlü saz rengi saz semaîsi sazsız saz şairi saz şiiri saz takımı saz tavuğu score board scrable seaborgiyum seans sebat sebat etmek sebatkâr sebatlı sebatsız sebatsızlık.−ğı sebayüdü sebebiyet Seben (ilçe) sebep.−bi sebep bilimi 1890 .

sebeplenme sebeplenmek sebepli sebepli sebepsiz sebep olmak sebepsiz sebepsizce sebil sebilci sebil etmek sebilhane sebkihindî sebze sebzeci sebzecilik.−ği sebze çorbası sebzelik.−ği 1891 .−ği sebzevat seccade seccadeci secde secde etmek seci seciye seciyeli seciyesiz seciyesizlik.

−ği seçik.−ği seçimlik ders seçim sandığı seçim tutanağı seçim yapmak seçim yasağı seçiş seçki seçkin seçkincilik.seçal (self−servis) seçenek.−ği seçiliş seçilme seçilmek seçilmiş seçim seçim bölgesi seçim çevresi seçimlik.−ği seçi seçici seçici kurul seçiciler kurulu seçicilik.−ği seçkinler seçkinleşme 1892 .

−ği seçmen seçmen kütüğü seçmenlik. −ği seçme süresi seçme yetkisi seçtirme seçtirmek seda sedalı sedalılık.−ğı sedasız sedasızlık.−ğı sedef 1893 .−ği seçme hakkı seçmek seçmeler seçmeli seçmeli ders seçmeli yemek.seçkinleşmek seçkinlik.−ği seçme seçmece seçmeci seçmecilik.−ği seçmesiz yemek.

−ği seferber olmak 1894 .−ti sefalet sefaret sefarethane sefer seferber seferber etmek seferberlik.sedefçi sedefçilik.−ği sedef hastalığı sedef kakma sedefkâr sedefli sedefli kalker sedef otu sedef otugiller sedefsi sedefsi bulut sedimantasyon sedir sedye sedyeci sedyelik.−ği sedyelik olmak sefa sefahat.

−ği sefer tası sefih sefihane sefil sefilâne sefillik.seferî seferî durum seferî hâl.−li Seferihisar (ilçe) seferlik.−ği segâh segâh perdesi segman seğirdim seğirdim yolu seğirme seğirmek seğirtme seğirtmek seğmen seher 1895 .−ği sefine sefir sefire sefirikebir sefirlik.

seher yeli sehim.−ği sekiz on sekiztek (tekne) sekiz yüzlü 1896 .−ği sekiş sekiz sekizer sekizgen sekizinci sekizli sekizlik.−hvi sehpa sehven sek sekant sekban sekbanbaşı sekel Sekendiz (Satürn) sekene seki sekileme sekilemek sekili sekincilik.−hmi sehiv.

−ği seksen seksener sekseninci seksenlik.−bi sekter sektirme sektirmek sektirme pas 1897 .seklem sekme sekmek sekmen sekoya sekretarya sekreter sekreterlik.−ğu seksoloji sekstant seksüel sekte sekteikalp.−ği seks seksapel seksek.−ği seksi seksiyon seksolog.

sektör sektöriyel sel selâm selâmet selâmetleme selâmetlemek selâm etmek selâmlama selâmlamak selâmlanma selâmlanmak selâmlaşma selâmlaşmak selâmlayış selâmlık.−ği 1898 .−si selâtin meyhanesi selcik.−ğı selâm otu selâm sabah selâmsız selâmsız sabahsız selâmünaleyküm selâmünkavlen selâset selâtin selâtin cami.−i.

−bi selp etmek selsiyus 1899 .−bi selp.−ği seleksiyon selektör selen Selendi (ilçe) selentereler selenyum sele zeytini self−determinasyon self−servis selika selim Selim (ilçe) selinti selis sellemehüsselâm selofan seloteyp.Selçuk (ilçe) Selçukî Selçuklu Selçuklu (ilçe) sele selef selek.

−ği sembolist sembolizm sembolleşme 1900 .selüloit.−lü sembolik.−ği semaver semavî semazen semazenbaşı sembol.−mmi sema (gökyüzü) sema.−ti semaî semaî kahvesi seman semantik.−ği selva selviçe selzede sem. ayin) semafor semah semahane semahat.−ı (işitme.−di selüloz selülozik.

−ğu semi.−m'i semih seminer semirgin 1901 .−ği semere semereli semerleme semerlemek semerlenme semerlenmek semerletme semerletmek semerli semersiz seme tavuk.sembolleşmek sembolleştirme sembolleştirmek seme semeleşme semeleşmek semen semender semendergiller semer semerci semercilik.

−re’si sen sena 1902 .−ği semizotu semizotugiller sempati sempatik.semirme semirmek semirtme semirtmek semiyoloji semiyotik.−ği semiz semizce semizleme semizlemek semizlenme semizlenmek semizleşme semizleşmek semizlik.−ği sempatik sinir sistemi sempatizan sempozyum semptom semt semtürreis.

−ğı sendikalist sendikalizm sendikasız sendikasızlık.−ğı sendrom sene Senegal 1903 .−ği sendika sendikacı sendikacılık.senarist senaryo senaryocu senaryoculuk.−ğü sendeleme sendelemek sendik.−ğu senato senatör senatörlük.−ğı sendikal sendikalaşma sendikalaşmak sendikalaştırma sendikalaştırmak sendikalı sendikalılık.

−ği senkronizasyon senkronize etmek 1904 .−di senetleşme senetleşmek senetli senetli sepetli senet sepet senetsiz senetsiz sepetsiz senevî senfoni senfonik.Senegalli seneidevriye seneikebire senek.−di senkretizm senkron senkroni senkronik.−ği senelik.−ği senfoni orkestrası sengin semaî senir Senirkent (ilçe) senit.−ği senet.

−ği sensen sensor sent sentagma sentaks sentaktik.−ği sentetik.−ği sepetçi söğüdü sepet kafalı sepetkulpu (yayvan kemer) sepetleme sepetlemek 1905 .−ği sentez sentrozom senyör senyörlük.−ği sepeleme sepelemek sepet sepetçi sepetçilik.−ğü sepek.senkronizm senli benli senli benli olmak senozoik.

−ği septisemi septisizm sepya ser sera seracı seracılık.sepetlenme sepetlenmek sepetli sepetlik.−ği sepil sepileme sepilemek sepilenme sepilenmek sepili sepil sepil sepken septik.−ğı 1906 .−ği sepetli motosiklet sepet sandık sepetsiz sepet topu sepi sepici sepicilik.

−bı serapa serasker serasker kapısı seraskerlik.−ğı seramik.−ği serbest mıntıka serbest nazım 1907 .−dı serbaz serbest serbest bölge serbest çalışma serbestçe serbest elektron serbest enerji serbest güreş serbesti serbest iş serbest kart serbestleme serbestlemek serbestlik.−ği serbest meslek.−ği serap.−ği serazat.−ği seramikçi seramikçilik.serak.

−ğı serçin serdar serdengeçti serdengeçtilik.−dı serencam Serendi sere serpe seretan serf sergen sergerde sergerdelik.serbest su serbest vuruş serbest yük serçe serçegiller serçe parmak.−ği 1908 .−ği serdetme serdetmek serdirme serdirmek serdümen sere seremoni seren serenat.

−si (hızlı) serian serigraf serigrafi Serik (ilçe) serili seriliş serilme serilmek serim serin serince 1909 .−ği sergin sergüzeşt sergüzeştçi serhat.sergi sergici sergi evi sergileme sergilemek sergileniş sergilenme sergilenmek sergileyiş sergilik.−ddi seri (dizi) seri.

Serinhisar (ilçe) serinkanlı serinkanlılık.−ği serme sermek 1910 .−ğı serinleme serinlemek serinlenme serinlenmek serinleşme serinleşmek serinletme serinletmek serinlik.−ği serlevha sermaye sermayeci sermayecilik.−ği seriş serkeş serkeşlik.−ği sermayedar sermayeli sermaye mal sermaye piyasası sermayesiz sermayesizlik.

−bi serpantin serpeleme serpelemek serpe serpe serpici serpilme serpilmek serpinti serpiş serpiştirme serpiştirmek serpme serpmek serptirme serptirmek serpuş sersefil sersem sersemce sersem etmek 1911 .−ği sermest olmak sermuharrir sermürettip.sermest sermestane sermestî sermestlik.

−ği serserilik etmek serseri mayın serseri serseri sert sertabip.−ğı sert doku sertelme sertelmek sertifika sertifikalı 1912 .sersemleme sersemlemek sersemleşme sersemleşmek sersemletme sersemletmek sersemlik.−ği sersem olmak sersem sepelek sersem sepet serseri serserice serserileşme serserileşmek serserilik.−bi sert buğday sert damak.

−ği serüvenli serüvensiz servant servantlık.−ği sert sert sert su sert tabaka sert ünsüz sert zar serum serüven serüvenci serüvencilik.−ğı servet servet sahibi servi servi ağacı 1913 .sertifikasız sertifikasyon sertlenme sertlenmek sertleşme sertleşmek sertleştirici sertleştirme sertleştirmek sertlik.

servi boylu servigiller servilik.−ği servis servis arabası servis aracı servis asansörü servisçi servis istasyonu servis kapısı servis merdiveni servis otobüsü servis tabağı servis takımı servis yapmak seryaver seryum seryumlu serzeniş ses ses aleti ses aygıtı ses bilgisi ses bilimi ses birimi ses çevirgesi sesçi 1914 .

−ği seslendiriş seslendirme seslendirmek sesleniş seslenme seslenmek 1915 .sesçil sesçil alfabe sesçil imlâ sesçil yazım ses dalgaları ses değişmesi ses duvarı ses düşmesi seselim ses etmek ses ikizleşmesi ses kakışımı ses karşılanması ses kirişi ses kirişleri ses kuşağı seslem sesleme seslemek seslendirici seslendiricilik.

sesli sesli film sesli harf seslik.−ği sessiz okuma sessiz sedasız sessiz sessiz sessiz sinema sessiz uyumu sessiz yürüyüş ses soluk sestaş 1916 .−ği seslikçi sesli okuma sesli sinema sesli taş sesli uyumu ses organları ses perdesi ses seda sessiz sessizce sessiz film sessiz harf sessizleşme sessizleşmek sessizlik.

−tri setliç setre setretme setretmek setriavret sevap.−bı sevda sevdalanış sevdalanma sevdalanmak sevdalı sevdiceğim sevdirme sevdirmek sevecen 1917 .ses telleri ses türemesi ses uyumu sesyayar sesyazar ses yitimi ses yoğunluğu ses yolu ses yönetmeni set seter setir.

−ği sever sevgi sevgili sevgi seli sevgisiz sevi sevici seviliş sevilme sevilmek sevim sevimli sevimlileşme sevimlileşmek sevimlileştirme sevimlileştirmek sevimlilik.−ği sevinç.sevecenlik.−ği sevimsiz sevimsizleşme sevimsizleşmek sevimsizlik.−ci sevinçli sevinçsiz sevindirici sevindirme 1918 .

sevindirmek seviniş sevinme sevinmek Sevir (Boğa burcu) seviş sevişme sevişmek seviye seviyeli seviyesiz seviyesizlik.−ği sevk sevk edilmek sevk etmek sevkıtabiî sevkıyat sevk olmak sevk olunmak sevk pusulası sevkulceyş sevme sevmek seyahat.−ti seyahat acentesi seyahat etmek seyahatname 1919 .

−ği seyirlik oyun seyis seyishane seyislik.−yri seyirci seyirlik.−ği seyit Seyitgazi (ilçe) seylânî Seylân taşı seylâp.Seydiler (ilçe) Seydişehir (ilçe) seyek seyelân seyfiye Seyhan (ilçe) seyir.−ğı seyredilme seyredilmek seyrek.−bı seyran seyran etmek seyranlık.−ği seyrekçe seyrekleşme seyrekleşmek 1920 .

seyrekleştiriş seyrekleştirme seyrekleştirmek seyreklik.−ği seyreltiklik.−ği seyreltilme seyreltilmek seyreltme seyreltmek seyretme seyretmek seyreyleme seyreylemek seyrüsefer seyyah seyyal.−li seyyanen seyyar seyyare seyyar hastahane seyyar satıcı seyyiat seyyibe 1921 .−ği seyrek otlatma seyrelme seyrelmek seyreltik.

−ğu 1922 .−ği sezgili sezgisel sezi sezilme sezilmek sezindirme sezindirmek sezinleme sezinlemek sezinleyiş sezinme sezinmek seziş sezme sezmek sezon sezonluk.seyyie seza sezaryen sezaryenli sezaryensiz sezdiriş sezdirme sezdirmek sezgi sezgicilik.

−bi sıcakkanlı sıcakkanlılık.sezü sezyum sfagnum sfenks sıcacık.−ğı sıcak kuşak.−ğı sıcaklıkölçer sıcaklık seviyesi sıcaklıkyayar sıcak olmak sıcak para sıcak renkler sıcak savaş sıcak sıcak sıçan 1923 .−ğı sıcağı sıcağına sıcak.−ğı sıcaklaşma sıcaklaşmak sıcaklaştırma sıcaklaştırmak sıcaklık.−ğı sıcakça sıcak dalgası sıcak harp.

−ğı sıçma sıçmak sıçrama sıçramak sıçrama tahtası sıçratma sıçratmak sıçrayıcı sıçrayış sıdk.−dkı sıfat sıfat−fiil sıfat−fiil grubu sıfatlandırma sıfatlandırmak sıfatlaştırma 1924 .sıçandişi (dikiş) sıçangiller sıçanımsılar sıçan kırı (renk) sıçankulağı (bitki) sıçankuyruğu (törpü) sıçanotu (arsenik) sıçan yolu sıçırgan sıçırganlık.

−ğı sığınma hakkı sığınmak 1925 .−ğı sığınılma sığınılmak sığınış sığınma sığınma cebi sığınmacı sığınmacılık.sıfatlaştırmak sıfat takımı sıfat tamlaması sıfır sıfırcı sıfırlama sıfırlamak sığ sığa sığamsal sığdırılma sığdırılmak sığdırış sığdırma sığdırmak sığın sığınak.−ğı sığınık.

sığıntı sığır sığırcı sığırcık.−ğı sığırcılık.−cı sığır vebası sığışma sığışmak sığıştırma sığıştırmak sığla sığlaşma sığlaşmak sığla yağı sığlık.−ğı sığırdili (bitki) sığırdiligiller sığır eti sığırgözü (bitki) sığırkuyruğu (bitki) sığır mantarı sığırödü (bitki) sığır sineği sığır sineğigiller sığır şeridi sığır tenyası sığırtmaç.−ğı 1926 .

−ğı sıkboğaz sıkboğaz etmek sıkça sıkı sıkı ağızlı sıkıca sıkıcı sıkı denetim sıkı doku sıkı düzen sıkı fıkı sıkılama 1927 .−ğı sıhhiye sıhhiyeci sıhrî sıhriyet sık sıkacak.−ti sıhhatli sıhhî sıhhî imdat sıhhî tesisat sıhhî tesisatçı sıhhî tesisatçılık.sığma sığmak sıhhat.

−ğı sıkışma sıkışmak sıkıştırıcı sıkıştırılma sıkıştırılmak sıkıştırış 1928 .sıkılamak sıkılanma sıkılanmak sıkılgan sıkılganlık.−ğı sıkılık.−ğı sıkılış sıkılma sıkılmak sıkılmaz sıkılmazlık.−ğı sıkışıklık.−ğı sıkım sıkınma sıkınmak sıkıntı sıkıntılı sıkıntısız sıkı sıkı sıkı sıkıya sıkışık.

−cı sıkmak sıkmalık.−ğı sıklaşma sıklaşmak sıklaştırılma sıklaştırılmak sıklaştırma sıklaştırmak sıklet sıklık.sıkıştırma sıkıştırmak sıkıt sıkıyönetim sıkkın sıkkınlık.−ğı sık otlatma sık sık sıktırma sıla sılacı sıla özlemi sıla sıygası sıma 1929 .−ğı sıkma sıkma baş sıkmaç.

−ti sınaî sınama sınamak sınanma sınanmak sınatma sınatmak sınav sınayış sıncan sındı Sındırgı (ilçe) sındırılma sındırılmak sındırma sındırmak sıngın sınıf sınıflama sınıflamak sınıflandırılma sınıflandırılmak sınıflandırma 1930 .sımak sımsıcak sımsıkı sınaat.

−ğı sınıkçı sınıkçılık.sınıflandırmak sınıflanış sınıflanma sınıflanmak sınıflaşma sınıflaşmak sınıflı sınıfsal sınıfsız sınık.−ğı sınır dışı sınır karakolu sınırlama sınırlamak sınırlandırılmış sınırlandırma sınırlandırmak sınırlanış sınırlanma sınırlanmak 1931 .−ğı sınır sınır açı sınır boyu sınırdaş sınırdaşlık.

−ğu sınırsız yetki sınır taşı sınma sınmak sıpa sıpsıcak sır (vernik) sır.−rrı (giz) sıra sıraca sıracagiller sıracalı 1932 . −ğu sınırlı uyuşturma sınır ötesi sınır ötesi harekât sınırsız sınırsız doğru sınırsız sayı sınırsız sorumluluk.−ğı sınırlı sayı sınırlı sorumluluk.sınırlayış sınırlı sınırlı doğru sınırlı ortaklık.

−cı sıralama sıralamak sıralanış sıralanma sıralanmak sıralatma sıralatmak sıralayıcı sıralayıcı harf.sıraca otu sıracı sıradağ sıradağlar sıradan sıradanlık.−fi sıralayış sıralı sıralı cümle sıralı oluş sıralı sırasız sıra makinesi sıra malı sıram sıram sıra olmak 1933 .−ğı sıra dayağı sıra dışı sıralaç.

sıra saygı sıra sayı sıfatı sıra sıra sırasıyla sırasız sırat sırat köprüsü Sırbistan Sırbistanlı sırça sırdaş sırdaşça sırdaşlık.−ğı sırf sırık.−ğı 1934 .−ğı sırıkçı sırık domatesi sırık fasulyesi sırık hamalı sırıkla atlama sırıklama sırıklamak sırılsıklam sırım sırıma sırımak sırıtık.

−ğı sırnaşıkça sırnaşıklık.sırıtış sırıtkan sırıtkanlık.−ğı sırnaşış sırnaşma sırnaşmak sırnaştırma sırnaştırmak Sırp Sırpça 1935 .−ğı sırıtma sırıtmak sır kâtibi sır küpü sırlama sırlamak sırlanma sırlanmak sırlı sırma sırmakeş sırmakeşhane sırmalı sırma saç sırnaşık.

−ğı sırsız sırt sırtar sırtar balığı sırtarma sırtarmak sırtçı sırtçılık.−ğı sırtıkara (balık) sırtı pek sırtı sıra sırtı yufka sırtlama sırtlamak sırtlan sırtlangiller sırtlık.−ğı sırretme sırretmek sırrolma sırrolmak sırsıklam sırsıklam âşık.−ğı sırt sırta sırt üstü sıska 1936 .Sırplık.

−ğı sıvalama sıvalamak sıvalı sıvama sıvamak sıvanma sıvanmak sıvaşma sıvaşmak sıvaştırma sıvaştırmak 1937 .−ğı sıska olmak sıtma sıtma bilimi sıtmalanma sıtmalanmak sıtmalı sıtmalık.−ğı sıtma nöbeti sıva sıvacı sıvacı kuşu sıvacı kuşugiller sıvacılık.sıskalaşma sıskalaşmak sıskalık.

−ğı sıvıklaştırma sıvıklaştırmak sıvılaştırma sıvılaştırmak sıvındırma sıvındırmak sıvınma sıvınmak sıvıölçer sıvırya sıvışık.−ğı sıvışma sıvışmak sıvı yağ sıyanet sıyanet etmek sıyga sıygı sıyırga 1938 .sıvatma sıvatmak sıvazlama sıvazlamak sıvazlatma sıvazlatmak sıvı sıvık.

−ğı sızdırılma sızdırılmak sızdırma sızdırmak sızgıt sızı sızıcı sızıcı ünsüz sızıldanma sızıldanmak sızılı sızıltı sızıltısız sızım sızım sızıntı 1939 .−ğı sıyırış sıyırma sıyırmak sıyırtma sıyırtmak sıyrık.sıyırık.−ğı sıyrılış sıyrılma sıyrılmak sıyrıntı sızak.

−ği sidik borusu 1940 .sızıntılı sızırma sızırmak sızış sızlama sızlamak sızlanış sızlanma sızlanmak sızlatma sızlatmak sızlayış sızma sızmak si sibak sibernasyon sibernetik.−ği sicil sicilli Sicilya Sicilyalı sicim siderit sideroz sidik.

−ği sidikli meşe sidik söktürücü sidik torbası sidik yarışı sidik yolu sidik zoru sif sifilis sifon sifonlama sifonlamak sifonlular siftah siftah etmek siftahlama siftahlamak siftinlik.sidikli sidiklik.−ği siftinme siftinmek sigar sigara sigara böceği sigara böreği sigaracı sigara kâğıdı 1941 .

−ğı siğil siğil otu sih sihir.−ğı 1942 .−ğı sigorta olmak sigorta poliçesi sigorta primi sigortasız sigortasızlık.−hri sihirbaz sihirbazlık.−ğı sigarasız sigara tabakası sigara tablası sigara tiryakisi sigorta sigortacı sigortacılık.sigaralı sigaralık.−ğı sigorta etmek sigortalama sigortalamak sigortalanma sigortalanmak sigortalı sigortalılık.

sihirlenme sihirlenmek sihirli Siirt Siirt battaniyesi Siirt fıstığı sik sikalar sikatif sikke sikkeleme sikkelemek siklâmen siklon sikme sikmek siktirici siktirmek silâh silâhaltı silâhçı silâhendaz silâhhane silâhlama silâhlamak silâhlandırma silâhlandırmak 1943 .

−ğı silâhlı kuvvetler silâhsız silâhsızlandırma silâhsızlandırmak silâhsızlanma silâhsızlanmak silâhşor silâhşorluk.−ci sili silici Silifke (ilçe) 1944 .silâhlanma silâhlanmak silâhlı silâhlık.−ğu silâhtar silâhtar ağa silâj sildirilme sildirilmek sildirme sildirmek sildirtme sildirtmek silecek.−ği silgi silgiç.

−ği silikon silikoz sililik.−ği silindir kalıplama silindirli silindirsel silindirsel yüzey silindir şapka silindir yağı siliniş silinme silinmek silinti 1945 .−ği silikat silikatlama silikatlamak silikatlaşma silikatlaşmış silikleşme silikleşmek silikleştirme silikleştirmek siliklik.silik.−ği silindir silindiraj silindirik.

silis silisçil silisik asit.−di silisiz silisizlik.−ği silisli silisseven silisyum siliş Silivri (ilçe) silkeleme silkelemek silkelenme silkelenmek silkeleyiş silki silkindirme silkindirmek silkiniş silkinme silkinmek silkinti silkme silkmek silktirme silktirmek sille 1946 .

−ği simetrili simetrisiz simetrisizlik.−ği simge simgeci 1947 .sille tokat silme silmece silmeci silmek silme kalıbı silme makinesi silme tahtası silo silolama silolamak Silopi (ilçe) silsile silsilename siluet silüryen Silvan (ilçe) sim sima Simav (ilçe) simetri simetrik.

−ği simsar simsariye simsarlık.−ği simgeleme simgelemek simgeleşme simgeleşmek simgesel simgesel mantık.−nni (yaş) sinagog sinameki sinara sinarit sincabî 1948 .simgecilik. −ğı simit.−ğı simsiyah simülâsyon simülâtör simültane simya simyacı sin (mezar) sin.−di simitçi simitçilik.

Sincan (ilçe) Sincanlı (ilçe) sincap.−ğı sinekçil sinekkapan sinekkapangiller sinekkaydı sinek kuşu sineklenme sineklenmek sinekler 1949 .−bı sincapgiller Sincik (ilçe) sindirilme sindirilmek sindirim sindirim aygıtı sindirim bilimci sindirim bilimi sindirim organları sindirim sistemi sindiriş sindirme sindirmek sine sinek.−ği sinek ağırlık.

−bu sinematek.−ği sinematograf sinerama sinerji sineroman sinestezi 1950 .−ği sinema tekniği sinematik.−ği sinek mantarı sinekoloji sinekromi sineksavar sinek sıklet sinekyutan sinema sinemacı sinemacılık.sineklik.−ğı sinema endüstrisi sinemalaştırma sinemalaştırmak sinema perdesi sinema salonu sinema sanatçısı sinema sanayii sinemasever sinemaskop.

singin sini sinik.−ği sinir sinir argınlığı sinir bilimi sinir buhranı sinirce sinir doku sinir harbi sinir hastalığı sinir hastası sinir ilâcı sinir kanatlılar sinir küpü sinirleme sinirlemek sinirlendirici sinirlendirme sinirlendirmek sinirleniş sinirlenme sinirlenmek sinirleri kuvvetli sinirleri zayıf sinirli sinirlilik.−ği 1951 .

−ği sinir törpüsü siniş sinizm sinle sinlik.−ğu Sinoloji sinonim Sinop sinsi sinsice sinsileşme sinsileşmek sinsilik.−ği sinsin sintigrafi 1952 .−ği sinme sinmek Sinolog.sinir olmak sinir otları sinir otu sinir otugiller sinir savaşı sinirsel sinir sistemi sinirsiz sinirsizlik.

sintine sinüs sinüzit sinüzoidal.−li sinyalizasyon sinyal lâmbası sinyal müziği sinyor sipahi sipahilik.−di sinyal.−ği sipariş siparişçi sipariş etmek siper siper etmek siperisaika siperlenme siperlenmek siperli siperlik.−ği sipolin sipsi sipsipullah sipsivri sirayet 1953 .−li sinüzoit.

sirayet etmek siren sirer sirk sirkat,−ti sirke sirkeci sirkecilik,−ği sirkelenme sirkelenmek sirkeleşme sirkeleşmek sirkeli sirkelik,−ği sirken sirkengebin sirke ruhu sirke sineği sirkülâsyon sirküler sirmo siroko siroz sirozlu sirrus sirtaki sirto

1954

sis sis bombası sis farı sis lâmbası sislendirme sislendirmek sislenme sislenmek sisli sismik,−ği sismograf sismolog,−ğu sismoloji sis perdesi sistem sistematik,−ği sistemcilik,−ği sistemik,−ği sistemleşme sistemleşmek sistemleştirme sistemleştirmek sistemli sistemsiz sistemsizlik,−ği sistire sistireci

1955

sistireleme sistirelemek sistit sistol,−lü sit sit alanı sitayiş sitayişkâr site sitem sitem etmek sitemkâr sitemli sitil (su kovası) sitoloji sitoplâzma sitrik asit,−di sitteisevir,−vri sittinsene Sivas Sivaslı (ilçe) Siverek (ilçe) sivil sivilce sivilceli sivil idare sivilize

1956

sivilleşme sivilleşmek sivilleştirme sivilleştirmek sivillik,−ği sivil polis sivil savunma sivil yönetim sivri sivri akıllı sivri biber Sivrice (ilçe) sivriç sivri fare Sivrihisar (ilçe) sivrikuyruk,−ğu (solucan) sivrileşme sivrileşmek sivrileştirme sivrileştirmek sivrilik,−ği sivriliş sivrilme sivrilmek sivriltme sivriltmek

1957

sivrisinek,−ği siya siyah siyah beyaz siyahımsı siyahımtırak,−ğı siyah ırk siyahî siyahlanma siyahlanmak siyahlaşma siyahlaşmak siyahlatma siyahlatmak siyahlık,−ğı siyah zeytin siyak siyakat,−ti siyakat yazısı siyakusibak siyanojen siyanür siyanürik siyanürleme siyanürlemek siyasa siyasal

1958

siyasal parti siyaset siyasetçi siyasetçilik,−ği siyaseten siyaset meydanı siyasetname siyasî siyasî ambargo siyasî coğrafya siyasî harita siyasî parti siya siya siyasiyat siyatik,−ği siyek,−ği siyenit siyer siyim siyim siyme siymek siyonist siyonizm siz skandal skandiyum skavut

1959

skeç,−ci ski skif skink,−gi skinkgiller skleroz skolâstik,−ği skor slâlom slâlomcu Slav Slavca Slavcılık,−ğı Slavist Slavistik,−ği Slavlar Slavlaşma Slavlaşmak Slavlaştırma Slavlaştırmak Slavlık,−ğı slâyt,−dı slip slogan slogancı slogancılık,−ğı sloganlaşma

1960

sloganlaşmak sloganlaştırma sloganlaştırmak Slovak Slovakça Slovakya Slovakyalı Sloven Slovence Slovenya Slovenyalı smaç,−cı smaçör smokin snack−bar snobizm snop,−bu snopluk,−ğu soba sobacı sobacılık,−ğı sobalık,−ğı sobe sobeleme sobelemek soda sodyum

1961

sodyum bikarbonat sodyum flüorit sodyum fosfat sodyum hidroksit, −di sodyum hiposülfit sodyum karbonat sodyum klorür sodyumlu sodyum nitrat sodyum sülfat sof sofa sofî sofîlik,−ği sofist sofistik,−ği sofistike sofistlik,−ği sofiyan sofiyane sofizm sofora sofra sofra başı sofra bezi sofracı

1962

sofra duası sofralık,−ğı sofra örtüsü sofrası açık,−ğı sofra tahtası sofra takımı softa softaca softalaşma softalaşmak softalık,−ğı sofu sofuca sofuluk,−ğu soğan soğancı soğancık,−ğı soğancılık,−ğı soğan çiçeği soğanlama soğanlamak soğanlı soğansı Soğdca soğrulma soğrulmak soğrumsama

1963

soğuk,−ğu soğuk algınlığı soğuk bez soğuk büfe soğukça soğuk dalgası soğuk damga soğuk harp,−bi soğuk hava deposu soğuk ısırması soğukkanlı soğukkanlı hayvanlar soğukkanlılık,−ğı soğukkanlı olmak soğuklama soğuklamak soğuklaşma soğuklaşmak soğuklaştırma soğuklaştırmak soğukluk,−ğu soğuk neva soğuk nevale soğuk renkler soğuk savaş

1964

soğuk şaka soğulma soğulmak soğuma soğumak soğumölçer soğurgan soğurganlık,−ğı soğurma soğurmak soğurmalı soğurucu soğuruş soğuşma soğuşmak soğutkan soğutma soğutmaç,−cı soğutmak soğutucu soğutulma soğutulmak soğutuş soğuyuş sohbet sohbet etmek sohbet ustası

1965

sokak,−ğı sokak basketbolu sokak çocuğu sokak kadını sokak kapısı sokak kızı sokak süpürgesi soket sokma sokmak sokman sokra sokranma sokranmak sokturma sokturmak soku sokucu sokulgan sokulganlık,−ğı sokulma sokulmak sokulu sokuluş sokum sokur sokuşma

1966

sokuşmak sokuşturma sokuşturmak sol sol,−lü (nota) sol açık,−ğı solak,−ğı solaklık,−ğı sol anahtarı solâryum sol bek solcu solculuk,−ğu soldat soldurma soldurmak sol eğilimli solfej solgun solgunlaşma solgunlaşmak solgunluk,−ğu sol haf Solhan (ilçe) sol iç solidarist solidarizm

1967

solipsizm solist solistlik,−ği sollama sollamak sollayış solluk,−ğu solma solmak solmaz solo solocu solo yapmak sol şerit,−di solucan solucan düşürücü solucanlar solucan otu soluğan soluk,−ğu soluk borusu soluk darlığı soluk kesici soluklama soluklamak soluklanma soluklanmak

1968

soluklaşma soluklaşmak solukluk,−ğu soluk soluğa soluksuz soluksuzluk,−ğu soluma solumak solungaç,−cı solunma solunmak solunum solunum aygıtı solunum sistemi soluş solutma solutmak soluyuş solüsyon som soma Soma (ilçe) somak,−ğı somaki Somali Somalili somata

1969

somon somon balığı somon rengi somun somurdanma somurdanmak somurma somurmak somurtkan somurtkanlık,−ğı somurtma somurtmak somurtuk,−ğu somurtuş somurulma somurulmak somut somut isim,−smi somutlanma somutlanmak somutlaşma somutlaşmak somutlaştırma somutlaştırmak somutluk,−ğu somya son

1970

son adam sonar sonat sonbahar son birim son birim değer teorisi son birim faydası son birim geliri son birim maliyeti son birim yararı soncul sonda sondaj sondajcı sondaj kuyusu sondaj yapmak sondalama sondalamacı sondalamacılık,−ğı sondalamak son derece son deyiş sondör son dört,−dü sone son ek

1971

son görev son gürlüğü son kânun son kullanıcı (bilgisayarda) son kullanma tarihi sonlama sonlamak sonlu sonlu büyüklük,−ğü son nefes sonra sonradan sonradan görme sonradan görmelik,−ği sonradan görmüş sonradan görmüşlük,−ğü sonradan olma sonraki sonraları sonrasız sonrasızlık,−ğı sonsal son ses son ses düşmesi

1972

sonsuz sonsuz küçük,−ğü sonsuzlaşma sonsuzlaşmak sonsuzluk,−ğu son teşrin son turfanda sonuç,−cu sonuç karşılaşması sonuçlama sonuçlamak sonuçlandırılma sonuçlandırılmak sonuçlandırma sonuçlandırmak sonuçlanış sonuçlanma sonuçlanmak sonuç oyuncusu sonuçsuz sonuç takımı sonuç yarışması sonuncu sonunda sonurgu sonurtu sonuşmaz

1973

son vazife sop sopa sopalama sopalamak sopalanma sopalanmak sopalı soprano sopsoğuk,−ğu sora sora sordurma sordurmak sorgu sorguç,−cu sorguçlu sorguçsuz sorgu hâkimi sorgulama sorgulamak sorgulanış sorgulanma sorgulanmak sorgun Sorgun (ilçe) sorgu sual,−li sorgusuz

1974

sorgusuz sualsiz sorgu yargıcı sorit sorkun sorma sormaca sormak sormuk,−ğu sorti sorti yapmak soru soru cümlesi soru eki soru işareti sorulma sorulmak sorulu görünüm sorum soruma sorumak sorumlu sorumluluk,−ğu sorumsuz sorumsuzca sorumsuzlaşma sorumsuzlaşmak sorumsuzlaştırma

1975

sorumsuzlaştırmak sorumsuzluk,−ğu sorun sorunlu sorunsal sorunsuz soru sıfatı soruşma soruşmak soruşturma soruşturmacı soruşturmacılık,−ğı soruşturmak soruşturma kurulu soruşturma raporu soruşturucu sorutkan sorutma sorutmak soru zamiri soru zarfı sos sosis sosluk,−ğu sosyal,−li sosyal adalet sosyal antropoloji

1976

sosyal bilgiler sosyal bilim sosyal bilimler sosyal bünye sosyal değerler sosyal değişme sosyal demokrasi sosyal demokrat sosyal devlet sosyal düzen sosyal faaliyet sosyal gelişme sosyal güvenlik,−ği sosyal hayat sosyal ilişki sosyalist sosyalistik,−ği sosyalizasyon sosyalizm sosyal konut sosyalleşme sosyalleşmek sosyalleştirme sosyalleştirmek sosyal olay sosyal olgu sosyal oluşum

1977

sosyal psikoloji sosyal sigorta sosyal statü sosyal tabaka sosyal yapı sosyal yardım sosyal yaşam sosyete sosyetik,−ği sosyoekonomik,−ği sosyokültürel sosyolengüistik,−ği sosyolog,−ğu sosyoloji sosyolojizm sote sovhoz Sovyet soy soya soya çekim soyadı soya fasulyesi soy ağacı soydaş soydaşlık,−ğı soydurma

1978

soydurmak soy gazlar soygun soyguncu soygunculuk,−ğu soyka soy kırımı soylama soylamak soylu soylu erki soyluluk,−ğu soylu soplu soyma soymak soymuk,−ğu soy oluş soysal soy sop soysuz soysuzca soysuzlaşma soysuzlaşmak soysuzlaştırma soysuzlaştırmak soysuzluk,−ğu soytarı

1979

soytarılık,−ğı soyulma soyulmak soyunma soyunmak soyuntu soyunuş soyuş soyut soyutçuluk,−ğu soyut isim,−smi soyutlama soyutlamak soyutlaşma soyutlaşmak soyutlaştırma soyutlaştırmak soyutluk,−ğu soyut sayı söbe söbü söğürme söğüş söğüşlemek söğüşlük,−ğü söğüt,−dü Söğüt (ilçe)

1980

söğütgiller söğütlü Söğütlü (ilçe) söğütlük,−ğü Söke (ilçe) sökel sökme sökmek söktürme söktürmek sökük,−ğü sökükçü sökülme sökülmek sökülüş söküm sökün etmek söküntü sökü otu söküş sölom sölomlular sölpük,−ğü sölpüme sölpümek sömestr sömikok

1981

sömürge sömürgeci sömürgecilik,−ği sömürgeleşme sömürgeleşmek sömürgeleştirme sömürgeleştirmek sömürgen sömürgenlik,−ği sömürme sömürmek sömürü sömürücü sömürücülük,−ğü sömürülme sömürülmek sömürüş söndürme söndürmek söndürücü söndürülme söndürülmek sönme sönmek sönük,−ğü sönüklük,−ğü sönüm

1982

sönüm ayrımı sönümleme sönümlemek sönümlü sönümsüz sör sörf sörfçü sövdürme sövdürmek söve söven sövgü sövgücü sövme sövmek sövülme sövülmek sövüntü sövüş sövüşme sövüşmek sövüştürme sövüştürmek söylem söyleme söylemek

1983

söylemseme söylemsemek söylemseme yapmak söylence söylenilme söylenilmek söyleniş söylenme söylenmek söylenti söyleşi söyleşme söyleşmek söyletme söyletmek söylev söylevci söyleyiş söz söz başı söz birliği söz birliği etmek söz bölüğü söz bölükleri söz cambazı söz cambazlığı

1984

sözcü sözcük,−ğü sözcük hazinesi sözcük türü sözcük vurgusu sözcülük,−ğü sözçatar söz dağarcığı söz dalaşı sözde sözde özne söz dizimi söz dizimsel söz düellosu söz ebesi söz ehli sözel sözel öğrenme söz etmek söz gelimi söz gelişi söz gösterisi söz karışıklığı söz kesimi söz konusu söz konusu olmak sözlendirici

1985

sözlendiricilik,−ği sözlendirme sözlendirmek sözlenme sözlenmek sözleşme sözleşmek sözleşmeli sözleşmesiz sözleşme tutanağı sözleşme yapmak sözlü sözlü basın sözlü film sözlük,−ğü sözlük bilgisi sözlük bilimci sözlük bilimi sözlük birimi sözlükçü sözlükçülük,−ğü sözlü sınav sözlü soru söz meydanı söz misali söz olmak söz rüşveti

1986

söz sahibi söz sahibi olmak sözsüz sözsüz oyun söz temsili söz ustası sözüne sahip,−bi sözün kısası söz varlığı söz yarışı söz yazarı söz yitimi söz zinciri spaghetti spastik,−ği spazm spektroskop,−bu spektroskopi spekülâsyon spekülâtif spekülâtör sperm sperma sperma ana hücresi spermasızlık,−ğı spermatozoit,−di

1987

spesifik,−ği spesiyal,−li spesiyalist spesiyalite spiker spikerlik,−ği spiral,−li spiril spiritüalizm sponsor spontane spontaneizm spor sporcu sporculuk,−ğu spor kesesi sporlanma sporlanmak spor loto sporlular sporsever sportif sportmen spor toto spot spot alım spotçu

1988

spot lâmbası spot mağaza spot satım sprey sprint spritüel stabilizasyon stabilizatör stabilize stabilize etmek stabilize yol stadya stadyum stafilokok stagflâsyon staj stajyer stajyerlik,−ği stalâgmit stalâktit standardizasyon standart,−dı standart dil standartlaşma standartlaşmak standartlaştırma standartlaştırmak

1989

stand−by stand−up stant,−dı star starking start start yeri stat,−dı statik,−ği statolit stator statosist statü statüko stearik,−ği stearin sten steno stenograf stenografi stenotip step,−bi stepne ster steradyan stereo stereofoni

1990

stereofonik,−ği stereografi stereografik,−ği stereoskop,−bu stereoskopik,−ği stereoskopik çift stereotipi steril sterilizasyon sterilize sterilize etmek sterilleşme sterilleşmek sterlin sterol,−lü stetoskop,−bu steyşın stil stilist stilistik,−ği stil mobilya stilo stoacı stoacılık,−ğı stok stokçu stokçuluk,−ğu

1991

stok etmek stoklama stoklamak stop stopaj stop etmek stop lâmbası stop valf,−fi stor stor kapak,−ğı storlu strafor stratej strateji stratejik,−ği stratigrafi stratosfer stratus streç streptokok streptomisin stres streslenme streslenmek stresli stresör striknin

1992

striptiz striptizci stronsiyum strüktür strüktüralist strüktüralizm strüktürel stüdyo su su akrebi sual,−li sual etmek su altı su altı arkeolojisi su altı flâşı su altı fotoğrafçılığı su altı işleri suare su askıları su aygırı su aygırıgiller su bahçesi su baldıranı su bardağı subasar su basıncı su baskını

1993

su basmanı subaşı subay subaylık,−ğı su bidonu su bilimci su bilimi su biti su bitkileri su bombası su borusu su boyası su böceği su bölümü çizgisi su böreği subra subret subye su cenderesi sucu sucuk,−ğu sucukçu sucukçuluk,−ğu sucuklaşma sucuklaşmak sucul suculuk,−ğu

1994

suç suç aleti su çıkrığı suçiçeği (hastalık) suç duyurusu suçlama suçlamak suçlandırılma suçlandırılmak suçlandırma suçlandırmak suçlanma suçlanmak suçlayış suçlu suçluluk,−ğu suçluluk duygusu suçlu olmak suç olmak suçsuz suçsuzluk,−ğu su çulluğu suçüstü suçüstü mahkemesi suçüstü yakalama suç yükleme

1995

sudak,−ğı su damarı sudan Sudan Sudanlı Sudan tavuğu su değirmeni su deposu su dolabı su düzeyi su etmek sufle sufle etmek suflîleşme suflîleşmek suflör suflörlük,−ğü sugeçirmez su hattı suhulet su ısıtıcısı suibriği (bitki) suibriğigiller suiistimal,−li suiistimal etmek suikast suikastçı

1996

suiniyet suizan,−nnı su kabağı su kabı su kamışı su kamışıgiller su karanfili su kayağı su kaybı su keleri su kemeri su kesesi su kesimi su keteni su kireci su korkusu sukut sukut etmek sukutuhayal,−li su küre sulak,−ğı sulaklık,−ğı Sulakyurt (ilçe) sulama sulamak sulandırıcı sulandırma

1997

sulandırmak sulanma sulanmak sularında sulatma sulatmak sulfata sulh sulhçu sulh olmak sulhperver sulhsever sulp,−bü sulta sultan Sultanbeyli (ilçe) sultan böreği Sultandağı'nı (ilçe) sultan efendi Sultanhisar (ilçe) sultanî sultanîbuselik,−ği sultanîhüzzam sultanî tembel sultanî tembellik,−ği sultanîyegâh sultan kethüdası

1998

sultanlık,−ğı sultanoğlu sulu sulu boya sulu göz sulu gözlü suluk,−ğu suluk zinciri sululaşma sululaşmak sululuk,−ğu sululuk etmek sululuk yapmak Suluova (ilçe) Sulusaray (ilçe) sulu sepken sulu tarım sulu zırtlak,−ğı sumak,−ğı su mantarları sumen Sumer Sumerce su mercimeği su mercimeğigiller su mermeri Sumerolog,−ğu

1999

Sumeroloji sumsuk,−ğu sumsuklama sumsuklamak su muhallebisi suna suna boylu sunak,−ğı su nanesi sundurma sundurmak sungu sungur Sungurlu (ilçe) sun'î sun'î böbrek,−ği sun’î çayır sun'î gübre sun'î ipek,−ği sun'î kalp,−bi sun'îlik,−ği sun'î peyk sun'î solunum sun'î tahta sun'î teneffüs sunma sunmak

2000

sunta suntıraç,−cı suntıraş sunturlu sunturlu küfür,−frü sunu sunucu sunuculuk,−ğu sunu istem yasası sunulma sunulmak sunuluş sunum sunuş suoku (bitki) suokugiller suölçer su örümceği su örümceğigiller sup supanglez supap,−bı supara su perisi suphanallah su piresi suples

2001

supya sur sura surat surat düşkünü surat etmek suratlı suratsız suratsızlık,−ğı sure suret sureta suretiyle su rezenesi Suriye Suriyeli Suruç (ilçe) su saati susak,−ğı susak ağızlı susak burunlu susaklık,−ğı susallar susam susama susamak susamgiller

2002

susam helvası su samuru susam yağı su sarımsağı su sarnıcı susatma susatmak su sayacı susayış su seviyesi su sığırı su sineği susku suskun suskunlaşma suskunlaşmak suskunlaştırma suskunlaştırmak suskunluk.−ğı sus payı suspus suspus olmak susta 2003 .−ğu susma susma hakkı susmak susmalık.

sustalı sustalı çakı susturma susturmak susturucu susturulma susturulmak Susurluk (ilçe) susuş susuz Susuz (ilçe) susuzluk.−du su tabakası su tankeri su tası sutaşı (işlemeli şerit) su taşkını su tavuğu su tavuğugiller su tedavisi su terazisi su teresi su testisi 2004 .−ğu Suşehri'ni (ilçe) suşeridi (bitki) sut.

−ğu suyukçuluk.sut kostik.−ği su topu su tulumbası su türbini sutyen sutyenci sutyencilik.−ği su ürünleri suvarım suvarma suvarmak suvat su yatağı su yelvesi su yılanı su yılanıgiller su yılanları su yolcu suyolu (sutaşı) su yolu su yoncası su yosunları su yosunu suyuk.−ğu su yuvarı suzenî 2005 .

suzidil suzidilâra suzinak sübek.−ği sübekli sübjektif sübjektiflik.−du südreme südremek süet süflî süflîleşme 2006 .−ği sübjektivist sübjektivite sübjektivizm süblime süblimleşme süblimleşmek süblimleştirme süblimleştirmek sübut sübvanse etmek sübvansiyon sübyan sübyan koğuşu sübye sücut.

−di sülfat sülfatlama sülfatlamak sülfatlanma sülfatlanmak sülfatlaşma sülfatlaşmak 2007 .−ği Süheyl (yıldız) sühulet sühunet süit süje süklüm püklüm sükse sükse yapmak sükûn sükûnet sükûnetli sükût sükût hakkı sükûtî sükûtîlik.−ği sülâle sülf sülfamit.süflîleşmek süflîlik.

−ğü sülüs sümbül sümbüle sümbülî sümbülteber (çiçek) 2008 .sülfit sülfitleme sülfür sülfürik.−kü sülûk etmek sülüğen sülük.−ğü7 sülükçü sülükler sülüklü sülümen sülün sülüngiller sülünlük.−di sülfürimetre sülfürleme sülfürlemek süline Süloğlu'nu (ilçe) sülûk.−ği sülfürik asit.

−ğü sümsükgiller sümsükleşme sümsükleşmek sümsüklük.sümek.−ğü sümter sümük.−ğü sümük doku sümüklü sümüklü böcek.−ği sümkürme sümkürmek sümkürtme sümkürtmek sümmettedarik sümsük.−ği sünger sünger avcısı 2009 .−ği sümüksel sümüksü sümüksü zar sündürme sündürmek sündüs süne sünepe sünepelik.

−ği sünnet çocuğu sünnet düğünü sünnet ehli sünnet etmek 2010 .−ği sünger doku süngerler süngerleşme süngerleşmek süngerli süngersi sünger taşı süngü süngüleme süngülemek süngülenme süngülenmek süngüleşme süngüleşmek süngülü süngüsü düşük.süngerci süngercilik.−ğü sünme sünmek sünnet sünnetçi sünnetçilik.

sünnetleme sünnetlemek sünnetli sünnetlik.−ği süpürge çalısı süpürge darısı 2011 .−ğü süpürge süpürgeci süpürgecilik.−ği sünnet olmak sünnetsiz sünnet yapmak Sünnî Sünnîlik.−ği süper star süpervizör süprüntü süprüntücü süprüntülük.−ği süper süper benzin süper çimento süper fosfat süper lise süpermarket süpermarketçi süpermarketçilik.

süpürgelik.−ği süpürge otu süpürme süpürmek süpürtme süpürtmek süpürülme süpürülmek süpürüş sürahi sür'at.−ti sür'at katarı sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli sürç sürçme sürçmek sürçtürme sürçtürmek sürçülisan sürdürme sürdürmek sürdürüm 2012 .

−ci süreduran süredurum süregelen süregelme süregelmek süreğen süreğenleşme süreğenleşmek sürek.−ği sürek avı sürekçi sürekli süreklilik.−ği 2013 .−ği sürekli ünsüz süreksiz süreksizlik.−ği süreksiz ünsüz süreli süreölçen süreölçer süre ölçümü sürerlik.sürdürümcü sürdürüş süre süre aşımı süreç.

sürerlik fiili sürerlik görünümü süresiz süre sonu süreyazar Süreyya (yıldız kümesi) sürfe sürfile sürfile makası sürfile makinesi sürfile yapmak sürgen doku sürgit sürgit etmek sürgit yapmak sürgü sürgü kolu sürgüleme sürgülemek sürgülenme sürgülenmek sürgülü sürgün sürgün avı sürgün olmak sürmanşet 2014 .

−ğü 2015 .−ği sürme mantarıgiller sürme mantarları sürmenaj Sürmene (ilçe) sürmesiz sürnatüralist sürnatüralizm sürpriz sürpriz yapmak sürre sürre alayı sürrealist sürrealite sürrealizm sürre emini sürsat sürsür sürsürcülük.sürme sürmedan sürmek sürmeleme sürmelemek sürmelenme sürmelenmek sürmeli sürmelik.

−ğü sürükleme sürüklemek 2016 .−ğü sürtülme sürtülmek sürtünme sürtünmek sürtünüş sürtüş sürtüşme sürtüşmek sürtüştürme sürtüştürmek sürur sürü sürücü sürücü belgesi sürücül sürücülük.sürsür yarışı sürşarj sürtme sürtme ağı sürtmek sürtük.−ğü sürtükleşme sürtükleşmek sürtüklük.

sürüklendirme sürüklendirmek sürükleniş sürüklenme sürüklenmek sürükletme sürükletmek sürükleyici sürükleyiş sürülme sürülmek sürülüş sürüm sürüme sürümek sürümlü sürüm sürüm sürümsüz sürümsüzlük.−ğü sürünceme süründürme süründürmek süründürülme süründürülmek sürüngen sürüngenler sürünme 2017 .

sürünmek sürünüş sürür sürü sepet sürü sürü sürüş sürüştürme sürüştürmek sürütme sürütmek sürveyan Süryanî Süryanîce süs süs bitkisi süsen süsengiller süsleme süslemeci süslemecilik.−ği süslemek süsleme sanatları süslendirme süslendirmek süsleniş süslenme süslenmek 2018 .

−ğı sütanne sütannelik.−bu süsme süsmek süspansiyon süs püs süssüz süt süt ağacı sütana sütanalık.−ği süt asidi sütbaba sütbaşı (kaymak) sütbesüt süt beyaz süt çocuğu sütçü Sütçüler (ilçe) sütçülük.−ğü süt danası 2019 .süsletme süsletmek süsleyici süslü süslü püslü süslü üslûp.

−ğü sütlü kengel sütlü ot süt mavisi sütnine sütoğul.−ğlu süt otu süt otugiller sütölçer sütre sütsüz 2020 .süt dişi süthane sütkardeş süt kırı (renk) sütkız süt kuzusu sütlâç.−cı sütleğen sütleğengiller sütlendirme sütlendirmek sütlenme sütlenmek sütliman sütlü sütlüce sütlük.

−ğu sütü bozuk.−ci süzgeç gagalılar süzgeçleme süzgeçlemek süzgeçli 2021 .sütsüzlük.−ği süzeni süzgeç.−ğü süt şekeri süttaşırmaz süt tozu sütun sütuncuk.−ği süvari polisi süvari sınıfı süven süveter süveyda süyek süyüm süzdürme süzdürmek süzek.−ğu süvari süvari alayı süvari bölüğü süvarilik.

−du süzücü süzük.−ğü süzme süzme bal süzmek süzme yoğurt.−ğü süzüle süzüle süzülme süzülmek süzülüş süzüm süzüm (*)Ş Ş şaban şabanlaşma şabanlaşmak şabanlık.süzgü süzgün süzgün bakış süzgün göz süzgünleşme süzgünleşmek süzgünlük.−ğı Şabanözü'nü (ilçe) şablon şabloncu 2022 .

şablonculuk.−bı şahbaz şah damarı şaheser şahım. kişi) şâhıs (sırık) şahika şahin şahin bakışlı 2023 .−ğı Şafiî Şafiîlik.−hmı şahıs.−ğu şad şad etmek şadırvan şad olmak şafak.−ği şaft şaful şah şahadet şahadet etmek şahadetname şahadet parmağı şahane şahap.−hsı (kimse.

−ği şahitlik etmek şahit olmak şahitsiz şahlandırma şahlandırmak şahlanış şahlanma şahlanmak şahlık.−ğı şahmeran şahmerdan şahmerdancı şahne şahniş şahnişin şahnişli şahrem şahrem şahsen şahsî şahsiyat şahsiyet şahsiyetli 2024 .Şahinbey (ilçe) şahinci şahit.−di şahitli şahitlik.

−ği şak şak.−ği şahtere şahteregiller şahtur şaibe şaibeli şair şairane şairanelik.−ği şahsiyetsiz şahsiyetsizlik.−ğı şakadan şaka etmek şakak.şahsiyetlilik.−ğı şakalaşma şakalaşmak şaka maka şakasız şakayık.−ği şaire şairlik.−ğı 2025 .−kkı (yarma) şaka şakacı şakacıktan şakacılık.

−di şakkadak şakketme şakketmek şaklaban şaklabanlık.−ğı şakıma şakımak şakırdama şakırdamak şakırdatma şakırdatmak şakır şakır şakır şukur şakırtı şakırtılı şakırtısız şakıt şakıyış şaki şakilik.−ğı şaklama şaklamak şaklatma 2026 .şaka yollu şaka yoluyla şakıldak.−ği şakirt.

şaklatmak şakrak.−ğı (tahta maşa) şak şak şakşakçı şakşakçılık.−ğı şakul.−ğı şakrama şakramak şakşak.−ğı şakrak kuşu şakraklık.−ğı şali şallak.−ğı şalo şal örneği Şalpazarı'nı (ilçe) 2027 .−ğı şalakî şale şalgam şal kuşak.−lü şakulî şakulleme şakullemek şal şalak.−ğı şallak mallak.

şalt binası şalter şalupa şalvar şalvarlı şama şamalı şamama şaman şamandıra şamandıralama şamandıralamak Şamanî Şamanist Şamanizm Şamanlık.−ğı şamar şamarlama şamarlamak şamar oğlanı şamata şamatacı şamata etmek şamatalı şambaba (tatlı) şambabası (tatlı) şambrel 2028 .

−ğı Şam fıstığı şamil şampanya şampanya bardağı şampanyalı şampiyon şampiyona şampiyonluk.şamdan şamdancı şamdancılık.−ğu şampuan şampuanlama şampuanlamak şan şandel şandelleme şandellemek şangırdama şangırdamak şangırdatma şangırdatmak şangır şungur şangırtı şanjan şanjanlı şanjman 2029 .

−ğı şantaj yapmak şantiye şantör şantöz şantung şap şapadanak şapçı şapçılık.−ğı şaphane 2030 .−ğı şantaj şantajcı şantajcılık.şanlı şanlı şöhretli Şanlı Urfa şano şans şansız şanslı şanslılık.−ğı şanson şansonet şansölye şansölyelik.−ği şanssız şanssızlık.

−ğı şapkasız şaplak.−ğı şaplama şaplamak şaplatma şaplatmak şaplı şappadak şaprak.−ğı şapşalca 2031 .Şaphane (ilçe) şap hastalığı şapırdama şapırdamak şapırdatma şapırdatmak şapır şapır şapır şupur şapırtı şapka şapkacı şapkacılık.−ğı şapşal şapşalak.−ğı şapka işareti şapkalı şapkalık.

−ğı şarap fıçısı şaraphane şaraplı şarapnel şarap rengi şarap tortusu rengi şarbon şarıldama şarıldamak şarıl şarıl şarıltı şarj şarj etmek şarjör 2032 .−ğı şapşal yaka şap şap şap taşı şarabî şarampol.şapşallaşma şapşallaşmak şapşallık.−bı şarap bardağı şarap çanağı şarapçı şarapçılık.−lü şarap.

−ğı Şarköy (ilçe) şarküteri şarlama şarlamak şarlatan şarlatanca şarlatanlık.−ğı şarklı şarklılık.−ğı şarpi şar şar şart şart etmek şartınca 2033 .şark şarkadak şark çıbanı şarkı şarkıcı şarkıcılık.−ğı Şarkışla (ilçe) şarkî Şarkîkaraağaç (ilçe) şarkiyat şarkiyatçı şarkiyatçılık.

şart kipi şartlama şartlamak şartlandırma şartlandırmak şartlanış şartlanma şartlanmak şartlaşma şartlaşmak şartlı şartlı birleşik cümle şartlı birleşik zaman şartlı refleks şartname şart olmak şartsız şartsız refleks şartsız şurtsuz şaryo şase şasi şaşaa şaşaalı şaşakalma şaşakalmak şaşalama 2034 .

−ğı şaşılma şaşılmak şaşırış şaşırma şaşırmak şaşırtıcı şaşırtma şaşırtmaca şaşırtmak şaşkaloz şaşkın şaşkınca şaşkınlaşma şaşkınlaşmak şaşkınlık.−ğı şaşma 2035 .şaşalamak şaşalatma şaşalatmak şaşı şaşılası şaşılaşma şaşılaşmak şaşılık.−ğı şaşkınlıkla şaşkın şaşkın şaşlık.

şaşmak şaşmaz şat şataf şatafat şatafatlı şatafatsız şathiyat şathiye şatır şato şavalak.−ğı şavk şavkıma şavkımak Şavşat (ilçe) şavul şavullama şavullamak şayak.−ğı şayan şayeste şayet şayi.−i şayia şayka şaz 2036 .

−di şef şefaat.−ği şebekçi şebeke şebekler şebiarus Şebinkarahisar(ilçe) şebiyelda şebnem şecaat.−ği şedit.−ti şefaatçi 2037 .şe şeamet şeb şebabet şebboy şebek.−i şedaraban şeddadî şedde şeddeli şeddeli eşek.−ti şecere şecereli şecerename şeci.

−ği şeftali şehbender şehbenderlik.−hri şehirci şehircilik.−ği şehir coğrafyası şehir hatları şehirler arası şehirleşme 2038 .−ği şefaat etmek Şefaatli (ilçe) şeffaf şeffaflaşma şaffaflaşmak şeffaflaştırma şeffaflaştırmak şeffaflık.−ği şefkatsiz şefkatsizlik.şefaatçilik.−ği şehevî şehir.−ti şefkatli şefkatlilik.−ğı şefik şefkat.−ği şeflik.

−ği şehit olmak şehlâ şehname şehnameci şehnaz şehnazbuselik.−di şehit etmek Şehitkâmil (ilçe) şehitlik.−ği şehnişin şehremaneti şehremini şehriyar şehriye şehriye çorbası şehvanî şehvaniyet şehvet şehvetli 2039 .−ği şehir rehberi şehir turu şehit.şehirleşmek şehirli şehirlileşme şehirlileşmek şehirlilik.

−ği 2040 .−ği şeker fasulyesi şeker hastalığı şeker kamışı şekerleme şekerlemeci şekerlemecilik.şehvetperest şehzade şehzadelik.−ği şekerlemek şekerlenme şekerlenmek şekerleşme şekerleşmek şekerli şekerlik.−ği şek.−kki şekavet şekel şeker şeker ağacı şeker aktarması Şeker Bayramı şekerci şekerciboyası (bitki) şekerciboyasıgiller şekercilik.

−ğı şekil değiştirme şekillendirme şekillendirmek şekillenme şekillenmek şekilli şekilperest şekilsiz şekilsizlik.şekerli kahve şeker pancarı şekerpare şekerrenk.−kli şekil bilgisi şekilci şekilcilik.−ği 2041 .−ği şeklen şeklî şekva şekvacı şelâle şelek.−ği şekilci olmak şekildaş şekildaşlık.−gi şekersiz şekil.

−ti şendere şenelme şenelmek şeneltme şeneltmek şeni.şelf şem şema şemail şemalaştırma şemalaştırmak şematik.−ği şemsiyelik.−ği şen şenaat.−i şeniyet Şenkaya (ilçe) şenlendirilme 2042 .−ği Şemdinli (ilçe) şempanze şems şemse şemsî şemsiye şemsiyeci şemsiyecilik.

−ği şenlikli şenliksiz Şenpazar (ilçe) şen şakrak.−rri şerait şer'an şerare şerbet şerbetçi şerbetçilik.−ği şerbetçi otu şerbetleme şerbetlemek şerbetlenme şerbetlenmek şerbetli şerbetlik.−ği 2043 .−ğı şen şatır şepit şer.şenlendirilmek şenlendirme şenlendirmek şenleniş şenlenme şenlenmek şenlik.

şerbetsiz şerç.−ği şerefsizlik etmek şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şerefyap.−bı şerefyap olmak şeref yeri şergil 2044 .−ği şeref locası şeref misafiri şeref salonu şerefsiz şerefsizlik.−ci şeref şerefe şerefiye şeref kıt'ası şeref konuğu şereflendirme şereflendirmek şereflenme şereflenmek şerefli Şereflikoçhisar(ilçe) şereflilik.

şerh şerha şerha şerha şerh etmek şer'î şeriat şeriatçı şeriatçılık.−ği şeritgiller şeritleme şeritlemek şeritler şeritli şerit makarna şerit metre şeritsiz şer’iye şer’iye 2045 .−di şerit balığı şeritçi şeritçilik.−ği şerir şerirlik.−ği şerit.−ğı şerif şerik şeriklik.

−di şevk şevkefza şevket şevketli şevkli şevksiz şevksizlik.−ği şeyhülislâm 2046 .−dı şev şevahit.mahkemeleri şeş şeşbeş şeşcihar şeşper şeşüdü şeşüse şeşyek şet.−li şey şeyh şeyhlik.−ddi şetaret şetaretli şetim.−ği şevval.−tmi şetlant.

−ğı şeytanlık etmek şeytanminaresi (böcek kabuğu) şeytan otu şeytan örümceği şeytansaçı (bitki) şeytan şalgamı şeytan taşlama şeytantersi (bitki) 2047 .−ğı şeytan şeytanarabası (uçuşan tohum) şeytan bezi şeytanca şeytan çekici şeytan elması şeytanet şeytanfeneri (bitki) şeytanılâin şeytanî şeytaniğnesi (hayvan) şeytaniğnesigiller şeytan kuşu şeytanlık.şeyhülislâm kapısı şeyhülislâmlık.

zarif) şık.şeytantırnağı (bitki) şeytan tırnağı şeytan uçurtması şezlong şık (güzel.−ğı şımarıkça şımarıklık.−ğı şımarış şımarma şımarmak şımartılma şımartılmak 2048 .−ğı şıldır şıldır şıllık.−ğı şımarık.−kkı (seçenek) şıkırdama şıkırdamak şıkırdatma şıkırdatmak şıkır şıkır şıkırtı şıklaşma şıklaşmak şıklaştırma şıklaştırmak şıklık.

−ği şıpşıp (terlik) şıp şıp şıra şıracı şırak şırakkadak şıralı şıralık.−ğı şıpın işi şıpırdama şıpırdamak şıpır şıpır şıpırtı şıpka şıppadak şıpsevdi şıpsevdilik.−ğı şıralık üzüm 2049 .şımartma şımartmak şıngıl şıngırdama şıngırdamak şıngır şıngır şıngırtı şıp şıpıdık.

şıraölçer şırfıntı şırıldama şırıldamak şırıl şırıl şırıltı şırınga şırınga etmek şırıngalama şırıngalamak şırınga yapmak şırlağan şırlama şırlamak Şırnak (ilçe) şıvgın Şia şiar şiber valf.−fi şiddet şiddetlendirme şiddetlendirmek şiddetlenme şiddetlenmek şiddetli şiddet olayı şif 2050 .

−ği Şiir şiirce 2051 .−bı şifreli kasa şifreli kilit.−di şifreli telefon şifreli telgraf Şiî Şiîlik.şifa şifahane şifahen şifahî şifalı şifa otu şifasız şifleme şiflemek şifon şifoniyer şifre şifre anahtarı şifreci şifreleme şifrelemek şifreli şifreli çanta şifreli hesap.

−bi şilepçilik.şiir defteri şiiriyet şiir kitabı şiirleştirme şiirleştirmek şiirli şiirsel şikâr şikâyet şikâyetçi şikâyetçilik.−di 2052 .−ği şilin şilt.−ği şikâyet etmek şikâyetname şike şikeli şikemperver şikesiz şikeste şike yapmak şile Şile (ilçe) Şile bezi şilem şilep.

şilte şimal.−li şimalî şimdi şimdicik şimdiden şimdiki şimdilerde şimdileyin şimdilik şimdi şimdi şimendifer şimiotaksi şimiotropizm şimşek.−ği şimşeklenme şimşeklenmek şimşekli şimşek taşı şimşir şimşirgiller şimşirlik.−ği şinanay şinik.−ği şinikleme şiniklemek Şinto 2053 .

−ğı şipşirin Şiran (ilçe) şiraze şirden şirin şirinlik.Şintoculuk.−ğu Şintoizm şip şipşak şipşakçı şipşakçılık.−ği şirk şirket şirketleşme şirketleşmek şirpençe şirret şirretçe şirretleşme şirretleşmek şirretlik.−ği şirretlik etmek Şirvan (ilçe) şiryan şist şistleşme 2054 .

−ği şiş şişe şişeci şişek.−bı şişkin şişkinlik.−ği şişhane Şişhane şişinme şişinmek şişirilme şişirilmek şişiriş şişirme şişirmece şişirmek şişirtme şişirtmek şiş kebap.−ği şişeleme şişelemek şişelenme şişelenmek şişelik.şistleşmek şistli şistlilik.−ği 2055 .

şişko şişkoluk.−ği şişman şişmanca şişmanlama şişmanlamak şişmanlatma şişmanlatmak şişmanlık.−ğu şiş köfte şişleme şişlemek şişlenme şişlenmek Şişli (ilçe) şişlik.−ği şizofren şizofreni 2056 .−ğı şişme şişmek şita şitaiye şive şivekâr şiveli şivesiz şivesizlik.

−ğı Şor Şorca şorlama şorlamak 2057 .şlempe şnitzel şnorkel şofben şoför şoför ağzı şoför koltuğu şoförlük.−ğü şoför mahalli şoför muavini şoför okulu şoför yardımcısı şok şoke şoke etmek şoke olmak şokola şok tedavisi şolo şom şom ağızlı şopar şoparlık.

−ği şovmen şovrum şov yapmak şöbiyet şöhret şöhretli şöhret sahibi şöhretsiz şölen şömine şömiz şömizye şövale şövalye şövalyece şövalyelik.−ğu şorolop şort şose şoset şoson şov şoven şovenizm şovenlik.−ği 2058 .şorolo şorololuk.

−ı şuara şubara şubat şube şu bu şuf'a şuf'a hakkı şuh şuhluk.şövalye ruhlu şövalye yüzüğü şöyle şöyle bir şöyle böyle şöylece şöylemesine şöylesine şu şua.−ğu Şuhut (ilçe) şule şuna şuna buna şunca şuncacık şunda şunda bunda şundan 2059 .

−bu şusu busu şut şutlama şutlamak şuur şuuraltı şuurlaşma şuurlaşmak şuurlu şuurluluk.şundan bundan şunlar şunu şunu bunu şunun şunun bunun şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) şuracık.−ğu 2060 .−ğı şuracıkta şurada şuralı şuralı buralı şurası Şûrayıdevlet şurup.

−ğu şüheda şükran şükretme şükretmek şükreyleme şükreylemek şükür.şuursuz şuursuzluk.−krü şümul.−lü şümullendirme şümullendirmek şümullü şüphe şüpheci şüphecilik.−ği şüphe etmek şüphe kurdu şüphelendirme şüphelendirmek şüpheleniş şüphelenme şüphelenmek şüpheli şüphesiz şürekâ şüyu.−u 2061 .

−bü taaccüp etmek taaddüt.−dü taannüt etmek taarruz taarruz etmek 2062 .(*)T T ta taaccüp.−dü taannüt.−dü taahhüt etmek taahhütlü taahhütlü mektup.−dü taaffün taaffün etmek taahhüt.−bu taahhütname taallûk taallûkat taallûk etmek taam taam etmek taammüden taammüm taammüm etmek taammüt.

−ğı taban tab’an taban basma tabanca 2063 .−ğı tabaka tabakalama tabakalamak tabakalanma tabakalanmak tabakalı tabakasız tabakçı tabakhane tabaklama tabaklamak tabaklanma tabaklanmak tabaklık.taassup.−bu taaşşuk taayyün taayyün etmek taayyüş taba tabaat tababet tabak.

−ğı tabetme tabetmek tabı tabı. basıcı) tabiat tabiat bilgisi tabiat bilimleri 2064 .−b'ı tabi (elbette) tâbi.−ğı tabanvay tabasbus tabasbus etmek tabelâ tabelâcı tabelâcılık.−ğı taban lâğımı tabanlı tabanlık.tabanca boyası tabanca cilâsı taban düzeyi taban fiyatı taban halısı tabanı yarık.−i (bağımlı.−ğı tabansız tabansızlık.

−ği tâbi olmak tabip.tabiatıyla tabiatlı tabiatsız tabiatsızlık.−bi tabiplik.−ği tâbilik.−ğı tabiatüstü tabiatüstücülük.−ği tabir tabir etmek tabirname tabiye tabl tabla tablakâr 2065 .−ği tâbiiyet tâbiiyetli tâbiiyetsiz tâbiiyetsizlik.−ğü tabiî tabiî afetler tabiî hukuk tabiîleşme tabiîleşmek tabiîlik.

−ğu tabütüvan tabya Tacik Tacikçe Tacikistan tacil tacil etmek tacir taciz taciz ateşi taciz etmek 2066 .tablalı tabldot tablet tabliye tablo tabu tabulaşma tabulaşmak tabur taburcu taburcu edilmek taburcu etmek taburcu olmak tabure tabut tabutluk.

−ğı tadil tadilât tadilât etmek tadilât yapmak tadil etmek tadil teklifi taflan tafra tafracı 2067 .−cı taç atışı taç beyit.−dı tadat etmek tadım tadımlık.−ği tacizlik etmek taç.tacizlik.−yti taç giyme töreni taçlanma taçlanmak taçlı taçsız taçsız kral taçsızlar taç yaprağı taç yapraklı tadat.

tafsil tafsilât tafsilâtlı tafta tafzih tagaddi tagallüp.−bü tagayyür tagayyür etmek tağşiş tağşiş etmek tağyir tağyir etmek tahaccür tahaccür etmek tahaffuz tahaffuzhane tahakkuk tahakkuk etmek tahakküm tahakküm etmek tahammuz tahammül tahammül etmek tahammülfersa tahammülsüz tahammülsüzlük.−ğü 2068 .

tahammür tahammür etmek taharet taharet bezi taharet borusu taharetlenme taharetlenmek taharri taharri etmek taharri memuru taharrüş taharrüş etmek tahassun tahassür tahassüs tahaşşüt.−dü tahattur tahattur etmek tahavvül tahavvül etmek tahayyül tahayyül etmek tahdidat tahdit.−di tahdit etmek tahfif tahfif etmek 2069 .

−ği tahkik tahkikat tahkikat komisyonu tahkik etmek tahkim tahkimat tahkim etmek tahkimli tahkir tahkir etmek tahkiye tahkiye etmek tahlif tahlil tahlil etmek tahlilî tahlis tahlisiye tahliye 2070 .tahıl tahıl yemi tahin tahin helvası tahinî tahinli ekmek tahin rengi tahirbuselik.

−bi tahrip etmek tahripkâr tahrir tahrirat 2071 .−ği tahrik etmek tahril tahrilli tahrip.tahliye etmek tahmil tahmin tahminen tahmin etmek tahminî tahmis tahmisçi tahnit tahnit sanatı tahra tahribat tahrif tahrifat tahrif etmek tahrik tahrikât tahrikçi tahrikçilik.

tahrirat kâtibi tahriren tahrir heyeti tahrirî tahriş tahriş etmek tahsil tahsilât tahsildar tahsildarlık.−ğı tahta göğüs tahta göğüslü 2072 .−ğı tahsil etmek tahsis tahsisat tahsisatımesture tahsis etmek tahsisli tahsisli yol tahşiye taht tahta tahta biti tahtaboş tahtacı Tahtacı tahtacılık.

−ğı takarrüp.−ğı takaddüm takallüs takallüs etmek takanak.tahta kurdu tahtakuruları tahtakurusu tahtalaşma tahtalaşmak tahtalı tahtalı güvercin tahtalıköy tahta pamuk.−hri tahterevalli tahteşşuur tahtırevan tahvil tahvilât tahvil etmek taife tak taka takacı takacılık.−ğu tahta perde tahtelbahir.−bü 2073 .

takarrür takas takas etmek takaslama takaslamak takat.−dü takaza takaza etmek takbih takbih etmek takdim takdimci takdimcilik.−ği takdim edilmek takdim etmek takdim olunmak takdim tehir takdim tehir yapmak takdir takdir etmek takdir hakkı takdiriilâhî 2074 .−ti takatli takatsiz takatsizlik.−ği takatuka takayyüt.

−ğı takılı takılış takılma takılmak takım takımada takımca tekelleşme takım erki takım oyunu takım takım takım taklavat takım tekeli takımyıldız takınak.−ğı takınaklı takınaklı davranış takınaksız 2075 .takdirkâr takdirname takdir olunmak takdir yetkisi takdis takdis etmek takeometre takı takılgan takılganlık.

−ği 2076 .takınç.−cı takınçlı takınma takınmak takıntı takıntılı takıntısız takırdama takırdamak takırdatma takırdatmak takır takır takırtı takır tukur takışma takışmak takıştırma takıştırmak takıyye takibat takiben takigraf takim takimetre takip.−bi takipçi takipçilik.

takip etmek takipsiz takipsizlik.−bi taklip etmek taklit.−ğı takma bacak.−ği takipsizlik kararı takkadak takke takkeli takkesiz takla takla böceği takla böcekleri taklacı taklak.−ğı taklidî taklidî kelime taklip.−ğı takma diş 2077 .−ği taklit etmek taklit mobilya takma takma ad takma ayak.−di taklitçi taklitçilik.

−ği taksim taksimat taksim etmek taksimetre taksir 2078 .takma isim.−ğı takometre takoz takozlama takozlamak takriben takribî takrip takrir takrir etmek takriz taksa taksalı taksa pulu taksi taksici taksicilik.−ği takma kol takma saç takmazlık.−smi takmak takma kirpik.

−i takti etmek taktik.−ği taktikçi taktir taktir etmek takt sahibi tak tuk takunya takunyacı takunyacılık.−ğı takunyalı takunyasız takva takvim 2079 .taksirat taksirli taksirli suç taksit taksitlendirme taksitlendirmek taksit taksit taksonomi takt tak tak taktırma taktırmak takti.

−di takyit etmek tal talâk talâkat talâkıselâse talan talancı talancılık.takviye takviye etmek takyap takyapçı takyapçılık.−ğı takyap ustası takyit.−ğı talan etmek talanlama talanlamak Talas (ilçe) talaş talaş böreği talaş kebabı talaşlama talaşlamak talaşlanma talaşlanmak talaz 2080 .

−kı talika talik etmek talil talim talimar talimat talimatname talim etmek talimgâh talimhane talimli talimname 2081 .−ğı talebe talebelik.talazlanma talazlanmak talazlık.−ği talik.−ği talep.−bi talep etmek talepname tali talih talih kuşu talihli talihsiz talihsizlik.

talip.−bi talipli talip olmak talk talkım talkın talk pudrası talk şist tallahi tallı bitkiler taltif taltif etmek talveg talyum tam tam açı tamah tamah etmek tamahkâr tamahkârlık.−ğı tam algı tamam tamamen tamamı tamamına tamamıyla tamamiyet tamamlama 2082 .

−ğı tam bakım tam bakım merkezi tam bilet tam bölen tambur tambura tamburacı tamburî tam gaz tam gün tamı tamına tamik tamim tamim etmek tamir tamirat 2083 .tamamlamak tamamlanış tamamlanma tamamlanmak tamamlatma tamamlatmak tamamlayıcı tamamlayış tamam olmak tamanit tam asalak.

−ği tamir etmek tamirhane tamir takımı tam kafiye tamlama tamlanan tamlayan tamlayan durumu tamlık.tamirci tamircilik.−ği tam pansiyon tampon tampon bölge tampon devlet tamponlama tamponlamak tam sayı tam siper tamtakır tamtakır olmak tamtam tam tamına tam tarife tamu 2084 .−ğı tam mesai tam otomatik.

tam yol tamzara tan tanassur tandans tandem tandır tandır alevi tandır ateşi tandır böreği tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname tane tanecik.−ği tanecikli taneciksiz tanecil taneleme tanelemek tanelenme tanelenmek taneli tanen tane tane tangırdama 2085 .

−ğı tanıklama tanıklamak tanıklık.−ğı tanımlama tanımlamak tanımlanma tanımlanmak 2086 .tangırdamak tangırdatma tangırdatmak tangır tangır tangırtı tangırtılı tangır tungur tango tanı tanıdık.−ğı tanık.−ğı tanıklık etmek tanık olmak tanık tepe tanılama tanılamak tanım tanıma tanımak tanımazlık.

tanımlayış tanımlık.−ğı tanış tanışık.−ğı tanınış tanınma tanınmak tanınmış tanısızlık.−ğı tanıtış tanıtlama tanıtlamak tanıtlanış 2087 .−ğı tanışış tanışma tanışmak tanıştırma tanıştırmak tanıt tanıtıcı tanıtılış tanıtılma tanıtılmak tanıtım tanıtımcı tanıtımlık.−ğı tanışıklık.

−ği tanksavar tanlama tanlamak tannan tannanlık.−ğı 2088 .tanıtlanma tanıtlanmak tanıtlayış tanıtlı tanıtma tanıtmacı tanıtmacılık.−ğı tanıtma filmi tanıtmak tanıtma kartı tanıtmalık.−ğı tanıtma yazısı tanıtsız tanıyış tanin taninli tanjant tank tankçı tanker tankerci tankercilik.

tanrı (ilâh) Tanrı tanrı bilimci tanrı bilimi tanrıcılık.−ğı Tanrı misafiri tanrısal tanrısallık.−ğı tanrıça Tanrı kayrası tanrılaşma tanrılaşmak tanrılaştırma tanrılaştırmak tanrılık.−ğı tanrıtanımaz tanrıtanımazlık.−ğı tansiyometre tansiyon tansiyon düşürücü tantal.−ğı tanrısız tanrısızlık.−ğı Tanrı vergisi tansık.−li tantana tantanacı 2089 .

−ğu Taoizm tapa tapalama tapalamak tapalanma tapalanmak tapalı tapan 2090 .tantanalı tantanasız tan tun tantuni tan yeli tan yeri Tanzanya Tanzanyalı tanzifat tanzifat amelesi tanzifat arabası tanzifat vergisi tanzim Tanzimat Tanzimatçı tanzim etmek tanzim satışı tanzir Taoculuk.

−ğı tapıncak.tapanlama tapanlamak tapasız tapı tapıklama tapıklamak tapınak.−ğı tapınış tapınma tapınmak tapırdama tapırdamak tapırtı tapış tapışlama tapışlamak tapışlanma tapışlanmak tapi tapir tapirgiller tapma tapmak tapon taponcu 2091 .−ğı tapıncakçılık.

−ği taraflı taraflılık.taptaze taptırma taptırmak tapu tapucu tapu kütüğü tapulama tapulamak tapulu tapu memuru tapu sicili tapu sicil muhafızı tapusuz tapyoka tar (çalgı) taraba taraça taraf tarafeyn tarafgir tarafgirlik.−ğı taraf olmak tarafsız tarafsız bölge tarafsızlaştırılmış 2092 .

tarafsızlaştırma tarafsızlaştırmak tarafsızlık,−ğı tarafsız olmak taraftar taraftarlık,−ğı taraftarlık etmek tarak,−ğı tarakçı tarakçılık,−ğı tarak dubası tarak işi taraklama taraklamak taraklı taraklılar Taraklı (ilçe) tarak otu tarak otugiller taraksı taraksı kas taraksız taralı tarama taramak taranga taranış

2093

taranma taranmak tarantı tarassut,−du tarassut etmek taraş taraşlama taraşlamak taratış taratma taratmak tarator taravet taravetli tarayıcı tarayış taraz tarazlama tarazlamak tarazlanma tarazlanmak taraz taraz tarçın tarçınî tardiye taret tarh

2094

tarhana tarhana çorbası tarhanalık,−ğı tarh etmek tarhun tarık tarım tarımcı tarımcılık,−ğı tarım coğrafyası tarımsal tarif tarife tarifeli tarifesiz tarif etmek tariflendirme tariflendirmek tarifli tarifname tarifsiz tarih tarihçe tarihçi tarihçilik,−ği tarihî tarihî coğrafya

2095

tarihî eser tarihî film tarihî maddeci tarihî maddecilik,−ği tarihî roman tarihî tiyatro tarihlendirme tarihlendirmek tarihli tarih öncesi tarihsel tarihsel özdekçi tarihsel özdekçilik,−ği tarihsel roman tarihsiz tarih yanılgısı tarih yazarı tarik tarikat tarikatçı tarikatçılık,−ğı tariz tariz etmek tarla tarla faresi tarlakoz tarla kuşu

2096

tarla kuşugiller tarla sıçanı tarlatan tarla tump,−bu tarpan tarsin tarsin etmek Tarsus (ilçe) tart,−dı (kovma) tart (meyveli pasta) tartaklama tartaklamak tartaklanış tartaklanma tartaklanmak tartaklayış tartak martak tartarak yenme tartarat tartarik,−ği tartarik asit,−di tart etmek tartı tartıcı tartıl tartılı tartılış

2097

tartılma tartılmak tartım tartımlı tartısız tartış tartışılma tartışılmak tartışma tartışmacı tartışmak tartışmalı tartışmasız tartma tartmak tart suçu tarttırma tarttırmak tartura tarumar tarumar etmek tarumar olmak tarz tarziye tas tasa tasa etmek

2098

tasalanma tasalanmak tasalı tasallut tasallut etmek tasallüp,−bü tasannu,−u tasar tasar çizim tasar çizimci tasarı tasarı geometri tasarım tasarımcı tasarımlama tasarımlamak tasarımlı tasarlama tasarlamak tasarlanış tasarlanma tasarlanmak tasarlayış tasarruf tasarruf bonosu tasarruf etmek tasarruflu

2099

tasasız tasasızlık,−ğı tasasız olmak tasavvuf tasavvufî tasavvur tasavvur etmek tasdi,−i tasdik tasdik edilmek tasdik etmek tasdikli tasdikname tasdiksiz tasfiye tasfiyeci tasfiye etmek tasfiyehane tasgir tashih tashihikarar tashih etmek tasım tasımlama tasımlamak tasımsal tas kebabı

2100

taslak,−ğı taslama taslamak tasma tasmim tasmim etmek tasni,−i tasnif tasnif etmek tasnifleme tasniflemek tasrif tasrif etmek tasrih tasrih etmek tastamam tas tas tastir tastir etmek tasvip,−bi tasvip etmek tasvir tasvir etmek tasvirî tasvirî dil bilgisi taş taşak,−ğı

2101

taşaklı taş ekmek,−ği taş arabası taş bademi taş balığı taş baskı taş basmacı taş basması taş bebek,−ği taş bilimi taş bina taş böceği taşçı taşçıl taşçılık,−ğı taşçı tarağı taşçı ustası taş devri taş dolgu taş döşeme taşemen taşemengiller taşeron taşeronluk,−ğu taşıl taşıl bilimi taşıllaşma

2102

taşıllaşmak taşıllı taşım taşıma taşımacı taşımacılık,−ğı taşımak taşımalık,−ğı taşımlık,−ğı taşımsı taşınabilir taşınır taşınır değer taşınış taşınma taşınmak taşınmaz taşınmaz mal taşıntı taşırma taşırmak taşıt taşıtçı taşıtma taşıtmak taşıttırma taşıttırmak

2103

taşıyıcı taşıyış taşikardi taş iliği taş kalpli taş kalplilik,−ği Taşkent (şehir; ilçe) taşkın taşkınca taşkınlık,−ğı taşkıran çiçeği taşkırangiller taşkıran otu taş kömürü Taşköprü (ilçe) taş küre taşlama taşlamacı taşlamacılık,−ğı taşlamak taşlanma taşlanmak taşlanmış ipek,−ği taşlanmış kot taşlaşma taşlaşmak taşlatma

2104

taşlatmak taş levreği taşlı Taşlıçay (ilçe) taşlık,−ğı taşma taşmak taş mantarı taş nanesi taş ocağı Taşova (ilçe) taş pamuğu taş pudra taşra taşra ağzı taşralı taş sarımsağı taşsız taş tahta taş toprak,−ğı taş yağı taş yuvarı taş yürekli taş yüreklilik,−ği tat Tat tat alma duyusu

2105

tat alma organı tatar (posta sürücüsü) Tatar tatar ağası tatar arabası Tatar böreği Tatarca tatarcık,−ğı tatarcık humması Tatar çorbası tatarımsı (yarı pişmiş) Tatarımsı Tataristan tatarlaşmak tatarsı (yarı pişmiş) Tatarsı tatbik tatbikat tatbikatçı tatbik etmek tatbikî tatbik imzası tatbik mührü tatbilir tat duyusu

2106

tatil tatil etmek tatil köyü tatil olmak tatil yapmak tatlandırıcı tatlandırıcılı tatlandırma tatlandırmak tatlanma tatlanmak tatlı tatlı belâ tatlıca tatlıcı tatlıcılık,−ğı tatlı dil tatlı dilli tatlılaşma tatlılaşmak tatlılaştırma tatlılaştırmak tatlılı tatlılık,−ğı tatlılıkla tatlı limon tatlımsı

2107

tatlı sert tatlısı tuzlusu tatlı söz tatlı sözlü tatlı su tatlı su Frengi tatlı su gelinciği (balık) tatlı su ıstakozu tatlı su kayası (balık) tatlı su kefali tatlı su levreği tatlı sülümen tatlı tatlı tatma tatmak tatmin tatmin etmek tatminkâr tatmin olmak tatminsiz tatminsizlik,−ği tatsız tatsızlaşma tatsızlaşmak tatsızlık,−ğı tatsız tuzsuz

2108

tattırma tattırmak tatula Tatvan (ilçe) taun tav tava tava böreği tava ekmeği tavaf tavaf etmek tavalık,−ğı tavan tavan aralığı tavan arası tavan fiyatı tavan penceresi tavan süpürgesi Tavas (ilçe) tavassut tavassut etmek tavattun tavattun etmek tavazzuh tavazzuh etmek tavcı tavcılık,−ğı

2109

taverna tavernacı tavhane tavır,−vrı tavik,−kı taviz tavizci tavizcilik,−ği tavla tavlacı tavlama tavlamak tavlandırma tavlandırmak tavlanma tavlanmak tavlı tavsama tavsamak tavsatma tavsatmak tavsız tavsif tavsif etmek tavsiye tavsiye etmek tavsiyeli

2110

tavsiye mektubu tavsiyename tavsiyesiz tavşan tavşanağzı (renk) tavşan anahtarı tavşanayağı (bitki) tavşanbıyığı (bitki) tavşancı tavşancıl tavşancılık,−ğı tavşancıl otu tavşan dudağı tavşan eti tavşangiller tavşankanı (renk) tavşankulağı (bitki) Tavşanlı (ilçe) tavşanlık,−ğı tavşanmemesi (bitki) tavşan uykusu tavşan yürekli tavuk,−ğu tavukayağı (maymuncuk) tavuk balığı tavuk biti

2111

tavuk budu tavukçu tavukçuluk,−ğu tavuk döner tavuk eti tavukgiller tavukgöğsü (tatlı) tavukgötü (siğil) tavukkarası (hastalık) tavuk köftesi tavuk kümesi tavuklar tavuklu tavukpençesi (bitki) tavuk sarması tavuksular tavuk suyu tavuk yahni tavukyelpazesi (yemek) tavulga tavus tavus kuşu tavuskuyruğu (kusmuk) tavus tüyü

2112

tavus yeşili tavzif tavzif etmek tavzih tavzih etmek tay taya tayalık,−ğı taydaş tayf tayfa tayfölçer tayf ölçümü tayfun tayga taygeldi tayın tayın bedeli tayin tayin edilmek tayin etmek tayinli tayinsiz tayip,−bi taylak,−ğı taylama taylamak

2113

Taylorculuk,−ğu tayming tayt tay tay taytay arabası Tayvan Tayvanlı tayyar tayyare tayyareci tayyarecilik,−ği tayyetme tayyetmek tayyör tazallüm tazallüm etmek tazammun tazammun etmek tazarru,−u taze tazece taze fasulye tazeleme tazelemek tazelenme tazelenmek tazeleşme

2114

tazeleşmek tazelik,−ği taze para tazı tazıcı tazılaşma tazılaşmak tazim tazimat tazim etmek tazip,−bi taziye taziyet taziyetname taziz tazmin tazminat tazmin etmek tazyik tazyik etmek T cetveli teadül teakup,−bu teakup etmek teali teamül teamül hukuku

2115

tearuz teati teati etmek teatral,−li teavün tebaa tebahhur tebahhur etmek tebaiyet tebarüz tebarüz etmek tebcil tebcil etmek tebdil tebdil etmek tebdilihava tebeddül tebeddülât tebelleş tebelleş etmek tebelleş olmak tebellüğ tebellüğ etmek tebellür tebellür etmek teber teberli

2116

teberru,−u teberru etmek teberrük teberrüken teberrüz tebersiz tebessüm tebessüm etmek tebessümlü tebessümsüz tebeşir tebeşirleşme tebeşirli tebeşirsiz tebeyyün tebeyyün etmek tebligat tebliğ tebliğ etmek tebrik tebrik etmek tebriye tebriye etmek tebşir tebşir etmek tebyiz tebyiz etmek

2117

tecahül tecahül etmek tecahülüarif tecahülüarifane tecanüs tecavüz tecavüz etmek tecavüzkâr tecdit,−di teceddüt,−dü tecelli tecelli etmek tecemmu,−u tecennün tecennün etmek tecerrüt,−dü tecerrüt etmek tecessüm tecessüm etmek tecessüs tecezzi tecezzi etmek tecil tecil etmek tecim tecimen tecim evi

2118

tecrit,−di tecrit etmek tecrübe tecrübe etmek tecrübeli tecrübelilik,−ği tecrübesiz tecrübesizlik,−ği tecrübî tecvit,−di tecvitli tecviz tecviz etmek tecziye tecziye etmek teçhil teçhil etmek teçhiz teçhizat teçhiz etmek tedafüî tedahül tedai tedai etmek tedarik tedarikçi tedarikçilik,−ği

2119

tedarik etmek tedarikleme tedariklemek tedarikli tedariksiz tedavi tedavi etmek tedavi olmak tedavi uzmanı tedavül tedbir tedbirli tedbirsiz tedbirsizce tedbirsizlik,−ği tedenni tedenni etmek tedfin tedhiş tedhişçi tedhişçilik,−ği tedhişli tedhişsiz tedip,−bi tedip etmek tedirgin tedirgin etmek

2120

tedirginleşme tedirginleşmek tedirginlik,−ği tedirgin olmak tediye tediye emri tediye etmek tedricen tedricî tedriç,−ci tedris tedrisat tedvin tedvin etmek tedvir tedviren tedvir etmek teeddüp,−bü teeddüp etmek teehhül teehhül etmek teehhür teemmül teenni teessüf teessüf etmek teessür

2121

teessürat teessür etmek teessüs teessüs etmek teeyyüt,−dü teeyyüt etmek tef tefahhus tefahür tefarik,−ği tefavüt tefcir tefe tefeci tefecilik,−ği tefehhüm tefekkür tefeli Tefenni (ilçe) teferruat teferruatlı teferrüç,−cü teferrüt,−dü tefessüh tefessüh etmek tefeül tefevvuk

2122

tefevvuk etmek tefeyyüz tefeyyüz etmek tefhim teflon tefrik,−kı tefrika tefrika etmek tefrika roman tefrik etmek tefriş tefrişat tefriş etmek tefrit tefsir tefsir etmek teftih teftiş teftiş etmek teftiş heyeti teftiş kurulu teftiş raporu tefviz tegafül tegafül etmek teganni teganni etmek

2123

teğelti teğet teğmen teğmenlik,−ği tehacüm tehalüf tehalüf etmek tehalük tehalük etmek tehcir tehcir etmek tehdit,−di tehdit etmek tehditkâr tehditsiz tehevvür tehevvür etmek teheyyüç,−cü tehi tehir tehir etmek tehiriicra tehirli tehirsiz tehlike tehlikeli tehlikeli olmak

2124

tehlikesiz tehyiç,−ci tehyiç etmek tehzil tein teizm tek tekabül tekabül etmek tek adam tek adam gösterisi tekâlif tekâmül tekâmül etmek tek anlamlı tek anlamlılık,−ğı tekâpu tekâsüf tekâsüf etmek tekâsül tekaüdiye tekaüt,−dü tekaüt ikramiyesi tekaütlük,−ğü tekaüt maaşı tekaüt olmak tek başına

2125

tekbenci tekbencilik,−ği tek biçim tekbir tek çekirdekli tek çekirdekliler tek çenekli tek çenekliler tek çeneklilik,−ği tekçi tekçilik,−ği tek delikliler tekdir tekdir etmek tekdüze tekdüzeleşme tekdüzeleşmek tekdüzelik,−ği teke tekebbür teke dikeni tekeffül tekeffül etmek tekel tekel bayii tekelci tekelci anamalcılık,

2126

−ğı tekelcilik,−ği tekelleşme tekelleşmek tekelleştirme tekelleştirmek tekellüf tekellüm tekellüm etmek tekel maddesi tekemmül tekemmül etmek teker tekercik,−ği tekerçalar tekerçalarcı tek erkçi tek erkçilik,−ği tek erklik,−ği tekerlek,−ği tekerlekçi tekerlekçilik,−ği tekerlekli tekerlekli koltuk,−ğu tekerlekli sandalye tekerlek pabucu tekerleme

2127

tekerlemek tekerlenme tekerlenmek tekerli tekerrür tekerrür etmek teker teker tekesakalı (bitki) tekesemek tekessür tekessür etmek tek eşli tek eşlilik,−ği teke tek tek evli tek evlilik,−ği tekevvün tek fazlı tekfin tekfin etmek tekfir tekfur tekfurluk,−ğu tek heceli dil tek hücreli tekiden tekil

2128

tekillik,−ği tekin tekinsiz tekir Tekirdağ tekit,−di tekit etmek tekke Tekkeköy (ilçe) tek kişilik,−ği tekleme teklemek tekleşme tekleşmek tekli teklif teklif etmek teklifli teklifname teklifsiz teklifsizce teklifsiz konuşma teklifsizlik,−ği teklif tekellüf teklik,−ği teklik eki tek liste

2129

Tekman (ilçe) tekme tekmeleme tekmelemek tekmelenme tekmelenmek tekmil tekmil haberi tekmilleme tekmillemek tekne tekneci teknecilik,−ği tekne kazıntısı teknetyum teknik,−ği teknikçi teknik eğitim tekniker teknik lise teknik okul teknik öğretim teknik şartname teknik üniversite teknisyen teknokrasi teknokrat

2130

teknokratçılık,−ğı teknoloji teknolojik,−ği tek örnek,−ği tek parmaklılar tek partili tekrar tekraren tekrar etmek tekrarlama tekrarlamak tekrarlanma tekrarlanmak tekrarlatma tekrarlatmak tekrarlı tekrar tekrar tek renkli tekrir tek sayı tek seçici tek sesli tek seslilik,−ği teksif teksif etmek teksir teksir etmek

2131

teksir kâğıdı teksir makinesi tekst tekstil tekstilci tek tanrıcı tek tanrıcılık,−ğı tek tanrılı tek taraflı tektaş (yüzük) tek tek tek tırnak işareti tektonik,−ği tek tük tekvando tekvin tekvin etmek tek yanlı tek yönlü yol tek yumurta ikizi tekzip,−bi tekzip etmek tel telâ telâffuz telâffuz cihazı telâffuz etmek

2132

telâffuz organı telâfi telâfi etmek telâki telâkki telâkki edilmek telâkki etmek telâkki olunmak telâlama telâlamak telâş telâşe telâşe müdürü telâşe nazırı telâş etmek telâşlandırma telâşlandırmak telâşlanış telâşlanma telâşlanmak telâşlı telâşlılık,−ğı telâşlı telâşlı telâşsız telâşsızlık,−ğı telâtin telâtum etmek

2133

tel cambazı telcik,−ği tel çivi tel dikiş tel dokuma tel dolap,−bı telef telefat teleferik,−ği telef etmek telef olmak telefon telefoncu telefonculuk,−ğu telefon diplomasisi telefon direği telefon etmek telefon hattı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefonlaşma telefonlaşmak telefonometre telefon rehberi telefon santrali telefotografi

2134

telek,−ği telekart teleke telekız telekinezi telekomünikasyon telekonferans teleks teleksçi teleksçilik,−ği telem teleme teleme peyniri telemetre telemetri teleobjektif teleoloji telepati telepatik,−ği teleradar teles telesekreter telesime telesimek telesine telesinema telesiyej

2135

teleski teleskop,−bu teleskopik,−ği Teleüt Teleütçe televizyon televizyon alıcısı televizyon bandrolü televizyoncu televizyonculuk,−ğu televizyon filmi televizyon oyunu televizyon programı televizyon verici istasyonu televizyon yayını tel fırça telfin telgraf telgrafçı telgrafçılık,−ğı telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf teli telgraf üslûbu tel halat

2136

telhis telhisçi telhis etmek telif telif etmek telif hakkı tel'in tel'in etmek tel'in mitingi telis tel kadayıf tel kafes telkârî telkih telkin telkin etmek tel kurdu tel küf tel küflüce tellâk,−ğı tellâklık,−ğı tellâl tellâliye tellâllık,−ğı telleme tellemek tellendirme

2137

tellendirmek tellenme tellenmek telli telli balıkçıl tellice telli çalgılar telli duvaklı telli pullu telli turna tellür telmih telmihen telmih etmek tel örgü telsi telsiz telsiz bağlantısı telsizci telsizcilik,−ği telsiz telefon telsiz telgraf tel şehriye tel tel teltik,−ği teltikli teltiksiz

2138

telve telvis etmek telyazı (telgraf) tel zımba tem tema temadi temadi etmek temaruz temaruz etmek temas temas etmek temaşa temaşa etmek temaşa sanatı tematik,−ği temayül temayüz temayüz etmek tembel tembelce tembelhane tembelleşme tembelleşmek tembelleştirme tembelleştirmek tembellik,−ği

2139

tembellik etmek tembel tembel tembih tembihat tembih etmek tembihleme tembihlemek tembihlenme tembihlenmek tembihli tembul temcit,−di temdit,−di temdit etmek temeddüh temeddüh etmek temeddün temek,−ği temel temel atma temel bilimler temel cümle temel çivisi temel direği temel duruş temel duvarı temel eğitim

2140

temel haklar temel harf,−fi temel kazısı temellendirme temellendirmek temellenme temellenmek temelleşme temelleşmek temelleştirme temelleştirmek temelli temelli senatör temellük temel öğretim temel önerme temel sayı temelsiz temel taşı temel tümce temenna temennah temenni temenni etmek temerküz temerküz etmek temerküz kampı

2141

temerrüt.−ü temettü hissesi temevvüç.−cü temeyyüz temeyyüz etmek temhir temin teminat teminat akçesi teminatlı teminat mektubu teminat senedi teminatsız temin etmek temiz temiz kâğıdı temiz kan temizleme temizlemek temizleniş temizlenme temizlenmek temizletme temizletmek 2142 .−dü temerrüt etmek temessül temettü.

−ği temlik temlik etmek temlikname temmuz 2143 .−ği temizlik görevlisi temizlik işçisi temizlik işleri temizlik malzemesi temizlik yapmak temiz pak temiz para temiz raporu temiz temiz temiz yürekli temiz yüreklilik.−ği temkin temkinli temkinlice temkinli temkinli temkinsiz temkinsizlik.temizleyici temizleyiş temizlik.−ği temizlikçi temizlikçi kadın temizlikçilik.

−ği temsil etmek temsilî temsilî istiare temsilî resim.tempo tempolu temposuz temren temrin temriye temsil temsilci temsilcilik.−smi temtek temyiz temyiz etmek temyiz mahkemesi ten tenafür tenakus tenakuz tenasüh tenasül tenasüp.−bü tenasüpsüz tenazur tencere 2144 .

tender tendürüst teneffüs teneffüs etmek teneffüshane teneke tenekeci tenekecilik.−ği tenekeleme tenekelemek teneke mahallesi teneşir teneşir horozu teneşir kargası teneşirlik.−ü tenevvür tenevvür etmek tenezzüh tenezzül tenezzül etmek ten fanilâsı tenha tenhaca tenhalaşma tenhalaşmak 2145 .−ği teneşir tahtası tenevvü.

−bi tensip etmek tente 2146 .−ği tenkit etmek tenkitli tenkiye tennure tenor tenor saksafon ten rengi tensik tensikat tensik etmek tensil tensip.−ğı tenis tenisçi tenis kortu tenkıye tenkidî tenkil tenkis tenkisat tenkis etmek tenkit.−di tenkitçi tenkitçilik.tenhalık.

−du tenvir tenvirat tenvirat tanzifat vergisi tenvir etmek tenya tenzih tenzih etmek tenzil tenzilât tenzilâtlı tenzilâtsız tenzilât yapmak tenzil etmek teogoni teokrasi teokratik.tenteli tentene tenteneli tentenesiz tentesiz tentür tentürdiyot.−ğu teoloji teorem teori 2147 .−ği teolog.

−ği teorisyen tepe tepe açısı tepe aşağı tepebaşı (giysi) tepe camı tepecik.−cı tepeli deve kuşu tepeli deve kuşugiller 2148 .−ği tepeden inme tepeden inmeci tepeden inmecilik.teorik.−ği tepeden tırnağa tepegöz tepegözler tepe lâmbası tepeleme tepelemek tepelenme tepelenmek tepeletme tepeletmek tepeli tepeli akbaba tepeli bülbül tepeli dalgıç.

−ği tepeli patka tepeli tarla kuşu tepeli tavuk.tepeli horoz tepelik.−ği tepeli köstebek.−ğu tepeli tavukgiller tepeli toygar tepesiz tepetakla tepetaklak tepe tomurcuğu tepe üstü tephir tephirhane tepi tepik.−ği tepikleme tepiklemek tepilme tepilmek tepindirme tepindirmek tepiniş tepinme tepinmek tepir 2149 .

−ği tepme tepmek tepme keçe tepserme tepsermek tepsi ter terakki terakki etmek terakkiperver 2150 .−ğı tepkime tepkimek tepkin tepkinlik.tepirleme tepirlemek tepiş tepişme tepişmek tepke tepki tepkili tepkili uçak.−ği tepkisel tepkisel davranış tepkisiz tepkisizlik.

teraküm teraküm etmek terane terapi terapist teras terasa teraslama teraslamak teraslanma teraslanmak teravi teravih teravi namazı terazi Terazi (burç) terazileme terazilemek ter bezi terbi.−i terbiye terbiyeci terbiye etmek terbiyeleme terbiyelemek terbiyeli terbiyeli çorba 2151 .

terbiyeli köfte terbiyelilik.−ği terbiyesizlik etmek terbiyevî terbiyum Tercan (ilçe) tercih tercihan tercihane tercih etmek terciibent.−li tercüme yapmak tere terebentin tereci 2152 .−ğı tercüman olmak tercüme tercüme etmek tercümeihâl.−di tercüman tercümanlık.−ği terbiyeli terbiyeli terbiyesiz terbiyesizce terbiyesizleşme terbiyesizleşmek terbiyesizlik.

−bü teressüp etmek terettüp.−ği tereke terekküp.−bü terekküp etmek terekküp tarzı terelelli terementi terennüm terennüm etmek teres teressüp.−dü tereddüt etmek tereddütlü tereddütsüz terek.tereddi tereddi etmek tereddüt.−bü terettüp etmek tereyağı terfi.−i terfian terfi etmek terfih terfih etmek terfik 2153 .

−di terkin terkin etmek terkip.terfik etmek tergal.−bi terkip etmek terkiphane terleme terlemek terletici terletme terletmek 2154 .−li terhin terhin etmek terhis terhis edilmek terhis etmek terhis olmak terhis olunmak terilen terim terk terk edilmek terk etmek terki terkibî terkibibent.

−ği terlikçi terlikçilik.terleyiş terli terlik.−li terminal.−li terminoloji termit termitler termiye termodinamik.−ği terliksi termal.−ği termoelektrik.−ği termoelektrik çifti termoelektrik maşa termoelektrik pil termofor termokimya termometre 2155 .−ği termikleştirme termikleştirmek termik santral.−li Termal (ilçe) terme Terme (ilçe) termik.

−ği (spor) ters evirme tersi tersim tersine tersinir tersinirlik.−ğü ters ters açı tersane tersane kethüdası tersaneli tersane sergisi tersbeşik.termonükleer termoplâst termos termosfer termosifon termostat termoterapi terorist terorizm terör terörcü terörcülük.−ği tersinme tersinmek 2156 .

−ği 2157 .tersin tersin tersiyer tersleme terslemek terslenme terslenmek tersleşme tersleşmek terslik.−bi tertipçi tertip etmek tertipleme tertiplemek tertiplenme tertiplenmek tertipleyici tertipli tertiplilik.−ği ters pers ters repo ters ters ters türs ters yüz tertemiz ter ter tertibat tertip.

−bu tesahup etmek tesalüp.−ği tesadüf tesadüfen tesadüf etmek tesadüfî tesahup.−ci terviç etmek terzi terzi çırağı terzihane terzi kalfası terzil terzil etmek terzilik.−ği terütaze terviç.tertipsiz tertipsizlik.−bü tesanüt.−dü tescil tescil etmek tescilli tescilsiz teselli teselli etmek teselli mükâfatı 2158 .

−di 2159 .tesellisiz tesellüm teselsül teselsül etmek tesettür tesettür etmek tesettürlü tesettür mağazası tesettür modası teseyyüp.−bü teshil teshil etmek teshin teshin etmek teshir teshir etmek tesir tesir etmek tesirli tesirsiz tesis tesisat tesisatçı tesisatçılık.−ğı tesis etmek tesisler bütünü tes'it.

−ği tespihli tespihli silme 2160 .tes'it etmek teskere (sedye) teskin teskin etmek teslim teslimat teslim bayrağı teslimatçı teslim etmek teslimiyet teslimiyetçi teslim olmak teslim taşı teslim tesellüm teslis tesmiye tesmiye etmek tespih tespih ağacı tespih ağacıgiller tespih böceği tespih böcekleri tespih çalısı tespihçi tespihçilik.

tespit tespit etmek tesri.−i tesri etmek test testere testere balığı testere balığıgiller testere çaprazı testereleme testerelemek testereli testi testici testicilik.−ği testis testosteron tesvit.−ği tesviye etmek tesviye ruhu 2161 .−ği testi kabağı testi kebabı testilik.−di tesviye tesviye aleti tesviyeci tesviyecilik.

−dü teşehhüt miktarı teşekkül teşekkül etmek teşekkür teşekkür etmek teşerrüf teşerrüf etmek teşevvüş teşhir teşhirci teşhircilik.teşbih teşbih etmek teşbih yapmak teşci.−ği teşhir etmek teşhis teşhis etmek teşhis ve intak teşkil teşkilât teşkilâtçı 2162 .−i teşci etmek teşdit.−di teşebbüs teşebbüs etmek teşehhüt.

−i teşrif teşrifat teşrifatçı teşrifatçılık.−ğı teşkil etmek teşmil teşmil etmek teşne teşne olmak teşri.teşkilâtçılık.−ğı teşrif etmek teşrih teşrih etmek teşrihhane teşriî 2163 .−ğı Teşkilâtıesasiye Kanunu teşkilâtlandırılma teşkilâtlandırılmak teşkilâtlandırma teşkilâtlandırmak teşkilâtlanma teşkilâtlanmak teşkilâtlı teşkilâtsız teşkilâtsızlık.

teşriî kuvvet teşriî masuniyet teşrik teşrikimesai teşri kuvveti teşrin teşrinievvel teşrinisani teşt teşvik teşvikçi teşvik etmek teşvikkâr teşviş teşyi.−ği tetikçi tetikçilik.−ği tetikleşme tetikleşmek tetiklik.−u tetebbu etmek tetik.−i teşyi etmek tetabuk tetabuk etmek tetanos tetebbu.−ği 2164 .

−u tevazulu tevazün tevbih tevcih tevcih etmek tevdi.−i tevafuk tevahhuş tevahhuş etmek tevakki tevakki etmek tevakkuf tevakkuf etmek tevakkuf mahalli tevali tevali etmek tevarüs tevarüs etmek tevatür tevazu.−i tevdi etmek tevdiat 2165 .tetir tetkik tetkikat tetkik etmek tevabi.

−i tevkici 2166 .teveccüh teveccüh etmek tevehhüm tevek.−di tevhit ehli tevhit etmek tevil tevil etmek tevki.−ü tevessü etmek tevessül tevessül etmek tevettür tevfikan tevhit.−dü tevellütlü teverrüm teverrüm etmek tevessü.−ği tevekkel tevekkeli tevekkül tevekkül etmek tevekleme teveklemek tevellüt.

−di tevlit etmek tevliyet Tevrat tevriye tevsi.tevkif tevkif etmek tevkifhane tevkil tevkil etmek tevlit.−i tevsi etmek tevsik tevsik etmek tevşih tevzi.−i tevziat tevzi bürosu tevzi etmek teyakkuz teyel teyel ipliği teyelleme teyellemek teyellenme teyellenmek teyelli 2167 .

−cü tezevvüç etmek 2168 .−dı tezatlı tezayüt.−dü tezayüt etmek tez beri tez canlı tezce tezek.teyel yapmak teyemmüm teyit.−ği tezekkür tezekkür etmek tezelden tezellül tezelzül tezene tezevvüç.−bi teyze teyzezade tez tezahür tezahürat tezahür etmek tezat.−di teyit etmek teyp.

tezgâh tezgâhçı tezgâhçılık.−ğı tezgâhlama tezgâhlamak tezgâhlanma tezgâhlanmak tezgâh mengenesi tezgâhtar tezgâhtar ağzı tezgâhtarlık.−ğı tezgâhtarlık etmek tezhip.−ğu tezleme tezlemek tezleşme tezleşmek tezleştirme tezleştirmek tezli 2169 .−bi tezhipçi tezkere tezkereci tezkire tezkireci tezkiye tezkiyesi bozuk.

−ğı tıka basa 2170 .−ği tezlik eylemi tezlik fiili tezpişti tez vakit.−di tezyit etmek think−tank tıbben tıbbî tıbbiye tıbbiyeli tıfıl tıgala tığ tığlık.−kti tezvir tezvirat tezyif tezyif etmek tezyifkâr tezyin tezyinat tezyin etmek tezyinî tezyinî sanat tezyit.tezlik.

−ğı tıkanma tıkanmak tıkatma tıkatmak tıkılma tıkılmak tıkım tıkımlanma tıkımlanmak tıkınma tıkınmak tıkır tıkırdama tıkırdamak 2171 .−ğı tıkanıklık.tıkaç.−cı tıkaçlama tıkaçlamak tıkaçlanma tıkaçlanmak tıkaçlı tıkaçsız tıkalı tıkama tıkamak tıkamalı tıkanık.

−ğı 2172 .tıkırdatma tıkırdatmak tıkırtı tıkır tıkır tıkışık tıkışıklık.−ği tıksırık.−ğı tıknefes tıknefeslik.−ğı tıkışma tıkışmak tıkış tıkış tıkıştırma tıkıştırmak tıkız tıkızlaşma tıkızlaşmak tıkızlık.−ğı tıklama tıklamak tıklatma tıklatmak tıklım tıklım tıkma tıkmak tıknaz tıknazlık.

−ği tımarlama tımarlamak tımarlı tımtıkız tın tınaz tınaz makinesi tıngadak tıngıldama tıngıldamak tıngıldatma tıngıldatmak tıngır tıngırdama tıngırdamak 2173 .tıksırıklı tıksırma tıksırmak tık tık tılsım tılsımlı tımar tımarcı tımar etmek tımarhane tımarhane kaçkını tımarhanelik.

−bbı tıpa tıpalama tıpalamak tıpalanma tıpalanmak tıpalı tıpasız tıpatıp Tıp Bayramı tıpırdama 2174 .tıngırdatma tıngırdatmak tıngır mıngır tıngırtı tıngır tıngır tını tınlama tınlamak tınlaşım tınlatıcı tınma tınmak tınmaz melâike tınnet tın tın tıntın tıp.

tıpırdamak tıpırdatma tıpırdatmak tıpırtı tıpır tıpır tıpışlama tıpışlamak tıpış tıpış tıpı tıpına tıpkı tıpkıbasım tıpkıçekim tıpkısı tıp tıp tır tırabzan tırabzan babası tırak.−ğı tıraş tıraş bıçağı tıraşçı tıraş etmek tıraş fırçası tıraş köpüğü tıraş kremi tıraşlama tıraşlamak 2175 .

tıraşlanma tıraşlanmak tıraşlı tıraş losyonu tıraş makinesi tıraş olmak tıraş sabunu tıraşsız tıraş tası tırhallı tırık tırık tırak tırıl tırıllama tırıllamak tırınk tırıs tırıs tırıs tırkaz tırkazlama tırkazlamak tırkızlanma tırkızlanmak tırkızlatma tırkızlatmak tırmalama tırmalamak 2176 .

−ğı tırnak besleyicisi tırnakçı tırnakçılık.tırmananlar tırmanıcılar tırmalanma tırmalanmak tırmanıcı tırmanış tırmanma tırmanmak tırmanma şeridi tırmık.−ğı tırnak derisi tırnak işareti tırnak kemiği tırnaklama tırnaklamak tırnaklanma tırnaklanmak tırnaklatma tırnaklatmak 2177 .−ğı tırmıklama tırmıklamak tırmıklanma tırmıklanmak tırnak.

−ğı tırtıklama tırtıklamak tırtıklanma tırtıklanmak tırtıklatma tırtıklatmak tırtıklı 2178 .tırnaklı tırnaklık.−ği tırnak yeri tırpan tırpana tırpancı tırpanlama tırpanlamak tırpanlanma tırpanlanmak tırpanlatma tırpanlatmak tırsma tırsmak tırtık.−ğı tırnak makası tırnaksı tırnaksı kemik.−ğı tırtıkçı tırtıkçılık.

−lü Tibet Tibetçe Tibetli Tibet öküzü Tibet sığırı ti borusu Ticanî Ticanîlik.−ği ticaret ticaret ataşesi 2179 .−ğı tırtılsı tırtır tıs tıslama tıslamak tıslayış tıynet tıynetsiz ti tiabendazol.tırtık tırtık tırtıl tırtıl çekme tırtıllanma tırtıllanmak tırtıllı tırtıllı bıçak.

−ği tiftik keçisi tiftiklenme 2180 .ticaret borsası ticaret coğrafyası ticaret filosu ticaretgâh ticaret gemisi ticaret gemileri ticarethane Ticaret Hukuku ticaret işletmesi Ticaret Kanunu ticaret limanı ticaret mahkemesi ticaret merkezi ticaret odası ticaret sicili ticarî ticarî ataşe ticarî dava ticarîleşme ticarîleşmek ticarî tüketim ticarî unvan tifdruk.−ğu tifo tiftik.

−ği tikel önerme tiksindirici tiksindirme tiksindirmek tiksinilme tiksinilmek tiksiniş tiksinme tiksinmek tiksinti tik tak tilâvet tilki tilkikuyruğu (bitki) tilkileşme tilkileşmek 2181 .tiftiklenmek tiftik tiftik tiftme tiftmek tifüs ti işareti tik tik ağacı tike tikel tikellik.

−ği tim timbal.−li timsah timsahlar timsal.tilkilik.−li timüs tin tiner tinsel tinselcilik.−ği tin tin tip tipi tipili tipik.−ği tilki uykusu tilki üzümü tilmiz tilmizlik.−ği tipileme tipilemek tipleme tiplemek tipleşme tipleşmek tipleştirme 2182 .

−ği tipolojik tasnif tiraj tiramola tiran tirat.−dı tirbuşon tire Tire (ilçe) Tirebolu (ilçe) tirendaz tirfil tirfillenme tirfillenmek tirhandil tirhos tirildeme tirildemek tiril tiril tirit.−di tiritlenme 2183 .tipleştirmek tipo tipocu tipografi tipografya tipoloji tipolojik.

tiritlenmek tiritleşme tiritleşmek tiriz tirle tirlin tiroit.−di tirokalsitonin tiroksin tirpidin tirpit tirpitil tirsi tirşe tirşe gözlü tirşeleşme tirşeleşmek tirşemsi tir tir tiryak tiryaki tiryakilik.−ği tişört titan titiz titizce titizlenme 2184 .

−ği titrek kavak.−ği titizlikle titr titre etmek titrek.−ği titrem titreme titremek titremleme titremlemek titreşim titreşimli titreşimsiz titreşme titreşmek titreştirme titreştirmek titrete titrete titretiş titretme 2185 .−ğı titrekleşme titrekleşmek titreklik.titizlenmek titizleşme titizleşmek titizlik.

−ğu tohum kargası tohumlama tohumlamak tohumlanma tohumlanmak tohumlu tohumlu bitkiler tohumluk.−ğu tiyatrolaştırma tiyatrolaştırmak tiz tizleşme tizleşmek Togo Togolu toğrul Tohar Toharca toht tohum tohumcu tohumculuk.titretmek titreyiş tiyatro tiyatrocu tiyatroculuk.−ğu 2186 .

−ğü toklu tokluk.−cı tokaçlama tokaçlamak tokaçlanma tokaçlanmak toka etmek tokalaşma tokalaşmak tokalı tokat.−ğı tokmakbaş (balık) tokmakçı 2187 .−ğu tokmak.−dı Tokat tokatçı tokatçılık.tohum zarı tok toka tokaç.−ğı tokatlama tokatlamak tokatlanma tokatlanmak tok gözlü tok gözlülük.

tokmaklama tokmaklamak tokmak ucunda toksikolog.−ğu toksikoloji toksikoman toksikomani toksin tok sözlü tok sözlülük.−ğü tok tok tokuç.−cu tokurdama tokurdamak tokurdatma tokurdatmak tokurtu tokuş tokuşma tokuşmak tokuşturma tokuşturmak tokuz tokyo tol tolerans toleranslı 2188 .

−ği tombilika tombilya tombul tombulca tombullaşma tombullaşmak 2189 .−ğı tomar Tomarza (ilçe) tombak.−ğı tolga tolgalı tolgasız tolkşov tolkşovcu tolüen tomahavk tomak.−ği tombil tombilik.−ğı tombalak.−ğı tombaz tombik.toleranssız toleranssızlık.−ğı tombala tombalacı tombalacılık.

−ğu tonluk.−ğu tomurcuklanma tomurcuklanmak tomurma tomurmak ton tonaj tonalite ton balığı toner tonga tonik.−ğu tonlulaşma tonlu ünsüz tonlu vurgu tonmayster tonoz 2190 .−ğu tomruklama tomruklamak tomruklanma tomruklanmak tomurcuk.tombulluk.−ği tonilâto tonilâtoluk.−ğu tomografi tomruk.

−ğı topaklama topaklamak topaklanma topaklanmak topaklaşma topaklaşmak topaklaştırma topaklaştırmak topak topak topal topalak.−ğı top altı top arabası 2191 .−ğı topallama topallamak topallayış topallık.tonsuzlaşma tonsuz ünsüz tonton Tonya (ilçe) Tonya yağı top topaç.−cı topaççı top ağaç.−cı topak.

−ğı top çam topçeker topçu topçuluk.−bı toparlak rakam toparlak sayı toparlama toparlamak toparlanış toparlanma toparlanmak toparlayıcı krem topatan top atımı topaz topbaş (bitki) topbaş balık.−ğı toparlak.toparlacık.−ğu top etmek tophane Tophane topik.−ğı toparlakça toparlak hesap.−ği top kandil topla 2192 .

toplaç.−ğı toplanılma toplanılmak toplanış toplanma toplanmak toplantı toplantı salonu toplantı yeri toplardamar toplaşma toplaşmak toplatılma toplatılmak toplatma toplatmak toplattırma toplattırmak toplayış toplu 2193 .−cı toplam toplama toplama işareti toplamak toplama kampı toplanan toplanık.

−ği toplum bilimi toplum bilimsel toplumcu toplumcu gerçekçi toplumcu gerçekçilik.−ği toplumculuk.toplu akın toplu bilet topluca toplu çalışma toplu durum toplu görüşme toplu iğne toplu iş sözleşmesi toplu konut topluluk.−ğu topluluk adı topluluk eki topluluk ismi topluluk sayısı toplum toplum bilimci toplum bilimcilik.−ğu toplumdaş toplum dışı toplum dil bilimi 2194 .

−ği toplumlar arası toplumlaşma toplumlaşmak toplumlaştırma toplumlaştırmak toplum polisi toplumsal toplumsal bilim toplumsal bunalım toplumsal bütünleşme toplumsal çözülme toplumsal davranış toplumsal dayanışma toplumsal değer toplumsal değişme toplumsal denge toplumsal farklılaşma toplumsal gelişme toplumsal ilişki toplumsallaşma toplumsallaşmak toplumsallaştırma 2195 .toplum felsefesi toplum içincilik.

−ği topoğrafik harita topoğrafya topoğrafya haritası topoloji topolojik.toplumsallaştırmak toplumsal ruh bilimi toplumsal sınıflar toplumsal yapı toplumsal yardım toplum yapısı toplu savunma toplu sözleşme toplu tabanca toplu tartışma toplu taşıma toplu taşımacılık.−ğı toplu yarış top mermisi topoğraf topoğrafik.−ği toponim top patlıcan toprak.−ğı toprak altı toprakbastı toprak bilimci 2196 .

toprak bilimi toprak boya toprakçıl toprak çimento toprak hukuku toprak kayması toprak köleliği toprak kölesi topraklama topraklamak topraklandırma topraklandırmak topraklaşma topraklaşmak topraklı toprak rengi topraksı toprak sıçanı topraksız top sağır top sakal top sakallı top sürme toptan toptancı toptancılık.−ğı top tekniği 2197 .

−di topyekûn top zambak.−ğı toraman torba torba çay torba kadro torbalama torbalamak torbalanma torbalanmak 2198 .−ği topuk.−ğı tor torak.−ğu topuk demiri topukdöven topuk kemiği topuklama topuklamak topuklu topuksuz topur toput topu topu topuz topuzlu topuzlu kilit.top tüfek.

−ğu torna tornacı tornacılık.torbalı Torbalı (ilçe) torba yoğurdu toreador torero torik.−ğı tornado tornalama tornalamak tornalanma tornalanmak tornalatma tornalatmak tornalı tornavida tornet tornistan tornistan etmek torpido torpidobot torpido gözü torpil 2199 .−ği torlak.−ğı torluk.

−ği torpilleme torpillemek torpillenme torpillenmek torpilli tortop tortu tortul tortulanma tortulanmak tortulaşma tortulaşmak tortul bilimi tortullaşma tortullaşmak tortulu Tortum (ilçe) tortusuz Torul (ilçe) torum torun toryum tos tosbağa 2200 .torpil balığı torpilci torpilcilik.

−li totalitarizm totaliter totem totemcilik.toslama toslamak toslaşma toslaşmak tost tostçu tostçuluk.−ği totemizm toto toy toyaka toyca toycu toydan toyga toyga çorbası 2201 .−ğı tosun tosuncuk.−ğu tost ekmeği tost makinesi tostoparlak.−ğu Tosya (ilçe) total.

−ğu toyluk etmek toynak.−ğu tozma 2202 .toygar toygiller toyluk.−ğı toynaklılar toz toz ağacı tozan tozarma tozarmak toz bezi toz boya toz bulutu toz duman toz etmek toz fırçası tozkoparan tozlanma tozlanmak tozlaşma tozlaşmak tozlaştırma tozlaştırmak tozlu tozluk.

−ğı 2203 .tozmak toz olmak tozpembe toz sabun toz şeker toz toprak.−ğı tozuma tozumak tozuntu tozuta tozuta tozutma tozutmak töhmet töhmetlendirme töhmetlendirmek töhmetli tökezleme tökezlemek tökezlenme tökezlenmek tömbeki tör töre töre bilimi töreci töre dışı töre dışıcılık.

−ği töreli törellik.−ği törelsiz tören tören düzeni törenli törensel töresel töretanımaz töretanımazlık.törel törelcilik.−ğı törpü törpüleme törpülemek törpülenme törpülenmek törpülü tös töskürme töskürmek töskürtme töskürtmek töskürü tövbe tövbe ayları tövbe etmek 2204 .

−ği trafik akımı trafik akışı trafikçi trafik işaretleri trafik lâmbası trafik müfettişi trafik şeridi trafo tragedya trahom trajedi trajik.−ğü tözel Trabzon Trabzon ekmeği Trabzon hurması Trabzon yağı tradisyon tradisyonel trafik.tövbe istiğfar etmek tövbekâr tövbekâr olmak tövbeli töz tözcülük.−ği trajikleşme 2205 .

−ği trake trakeliler trakit traksiyon traktör traktörcü trakunya Trakya trampa trampet trampetçi trampetçilik.−ği tramplen tramvay tramvay hattı trança trans transandantal.−li transandantalizm transatlantik.−ği transseksüel transfer transfigürasyon transformasyon 2206 .trajikleşmek trajikomedi trajikomik.

transformatör transformizm transfüzyon transistor transit transkripsiyon transliterasyon transmisyon transparan transplântasyon transport tranş trap trapez trapezci tras trata travers traverten travesti travma travmatoloji tre tremolit tren trençkot trençkotlu 2207 .

−ği triko trikosefal.−ği trişin triton trityum Troçkici 2208 .trent.−ğu trinketa trio tripleks tripoli triportör triptik.−ğı triloji trilyon trilyoner trilyonerlik.−di treyler trias tribün triftong trigonometri trigonometrik.−li trikotaj trikotajcı trikotajcılık.−ği trilyonluk.

−li tropikal bitki tropikal bölge tropikal iklim tropikal kuşak.−bu trompet trompetçi tropik.−ği trok trol.Troçkicilik.−ği tropika tropikal.−lü trolcü troleybüs trombon tromboncu tromp.−ğı tropikal orman tropik kuşu tropizm troplar troposfer trotinet trotuvar troyka tröst truakar 2209 .

−li tuğgenerallik.−ği tugay tuğ tuğamiral.trubadur trup trük tuba Tuba tubeless tufan Tufanbeyli (ilçe) tufeylî tufeylîlik.−li tuğamirallik.−ği tuğla tuğlacı tuğlacılık.−ği tuğbay tuğbaylık.−ğı tuğla harmanı tuğla oyunu tuğlu tuğra tuğrakeş 2210 .−ğı tuğcu tuğgeneral.

tuğrakeşlik.−ğı tuhaflık etmek tuhaf olmak tukan tukangiller tul.−ğu 2211 .−ği tuğyan tuh tuhaf tuhafiye tuhafiyeci tuhafiyecilik.−lü tulânî tul derecesi tulû.−u tulûat tulûatçı tulûatçılık.−ği tuğralı tuğrik.−ği tuhafiye dükkânı tuhaflaşma tuhaflaşmak tuhaflık.−ğı tulûat tiyatrosu tulûat yapmak tuluk.

tulum tulumba tulumbacı tulumbacılık.−ğı tulumba kolu tulumba tatlısı tulumcu tulumcuk.−bu tulyum tumağı tuman tumba tumbadız tumba etmek tumşuk.−ğu tumturak tumturaklı tun Tunceli'yi tunç.−ğu tulumlular tulum peyniri tulumsu tulumsular tulup.−cu tunç bilekli tunç kafiye 2212 .

−ğı turbo turfa 2213 .−ğı Turanî Turanlı turba turbalık.−cı turalama turalamak Turan Turancı Turancılık.tunçlama tunçlamak tunçlaşma tunçlaşmak tunçlaştırma tunçlaştırmak tundra tungsten Tunguz Tunguzca tun tun Tunus Tunuslu tur tura turaç.

−ği turfanda sebzecilik.−ğı turfandalık.turfalama turfalamak turfanda turfandacı turfandacılık.−ği turlama turlamak turmalin turna turnaayağı (bitki) turna balığı turnacı 2214 .−ği turizm turizmci turizmcilik.−ğı turfanda meyvecilik.−ği turfa olmak turgay turgor Turgutlu (ilçe) Turhal (ilçe) turist turistik.

turnagagası (bitki) turnageçidi (fırtına) turnagiller turnagözü (renk) turna katarı turna kırı (renk) turne turnike turno turnusol.−ğu turşulaşma turşulaşmak turşuluk.−ğu 2215 .−lü turnusol boyası turnusol kâğıdı turnuva tur operatörü turp turp filizi turpgiller turp otu turp salatası turşu turşu balığı turşucu turşucu dükkânı turşuculuk.

−ğı tutamaksız tutamlama tutamlamak tutamlık.−cı tutak.−ğı tutaç.turşu olmak turşu suyu turşu yapmak turta turuncu turunculaşma turunculaşmak turunç.−ğı Tutak (ilçe) tutam tutamaç.−cı tutamaçlı tutamak.−cu turunçgiller tuş tuşe tuşe etmek tuşlama tuşlamak Tut (ilçe) tutacak.−ğı 2216 .

−ğı tutarlılık.−ğu tutma 2217 .−ğı tutarık.tutam tutam tutanak.−ğı tutkallama tutkallamak tutkallanma tutkallanmak tutkallı tutkalsız tutkal şerbeti tutku tutkulaşma tutkulaşmak tutkulu tutkun tutkunluk.−ğı tutar tutarak.−ğı tutarsız tutarsızlık.−ğı tutkal tutkalcı tutkalcılık.−ğı tutarlı tutarlık.

−cı tutmak tutmalık.−ğu tutuk.−cı tutturgaç.−ğı tutturuş tutu tutucu tutuculaşma tutuculaşmak tutuculuk.−cı tutturma tutturmak tutturmalık.−ğı tutsak pazarı tutturabildiğine tutturaç.−ğı tutsaklık.−ğı tutsak.tutmaç.−ğu tutuk evi tutuklama tutuklamak tutuklanış tutuklanma tutuklanmak tutuklatma tutuklatmak 2218 .

−ğu tutumsuz tutumsuzluk.−ğı tutulmuş tutulmuş para tutulu tutulum tutuluş tutum tutumlu tutumluluk.−ğu tutunma tutunmak tutunuş tuturuk.−ğu tutukluluk.−ğu tutuksuz tutulma tutulmak tutulmaz tutulmazlık.−ğu tutuş tutuşma tutuşmak tutuşturma tutuşturmak 2219 .tutuklu tutukluk.

tutya Tuva Tuvaca tuval.−li tuvalet tuvaletçi tuvalet ispirtosu tuvalet kâğıdı tuvalet masası tuvalet sabunu tuvalet takımı tuyuğ tuz tuzak.−ğı tuzlama tuzlamak tuzlanma 2220 .−ğı tuzaklama tuzaklamak tuzaklanma tuzaklanmak tuzaklı tuzcu tuzcul tuzla Tuzla (ilçe) tuzlak.

−ği tüfekçi tüfekçilik.−ğu tuz ruhu tuzsuz tuzu kuru tüberkülin tüberkülin testi tüberküloz tüccar tüccarlaşma tüccarlaşmak tüccarlık.−ğı tüf tüfek.−ği tüh tükenik.−ği 2221 .tuzlanmak tuzlayış tuzlu tuzlu balgam Tuzluca (ilçe) tuzluk.−ği tüfekhane tüfeklik.−ğu Tuzlukçu (ilçe) tuzlu kek tuzluluk.

−ği tükenmişlik.−di tülbentçi tüllenme tüllenmek 2222 .−ğü tükürük bezleri tükürük hokkası tükürükleme tükürüklemek tükürüklenme tükürüklenmek tükürük otu tül tülbent.−ği tüketici tüketici sayacı tüketim tüketme tüketmek tükürme tükürmek tükürük.tükeniş tükenme tükenmek tükenmez tükenmez kalem tükenmezlik.

tülü tüm tümamiral.−li tümgenerallik.−ci tümleme tümlemek tümlenme tümlenmek 2223 .−ği tüm başkalaşma tüm başlılar tümbek tüm cahil tümce tümcemsi tümden tümden gelim tümel tümel kavram tümeller tümel önerme tümen tümen tümen tüme varım tümgeneral.−li tümamirallik.−ği tüm kirpikliler tümleç.

tümler tümler açı tümör tümörlenme tümörlenmek tümörleşme tümörleşmek tüm sayı tümsek.−ği tünekleme tüneklemek tünel tüneme tünemek tünmek tüp 2224 .−ğı tümür tün tünaydın tünek.−ği tümsekleşme tümsekleşmek tümsekli tümselme tümselmek tüm tanrıcı tüm tanrıcılık.

−bı türban türbe türbedar türbe eriği türbin türbülâns türdeş türdeşlik.tüp bebek.−ği türe türedi türel türeme türemek türeme ünlü türeme ünsüz türemiş 2225 .−ği tüpçü tüpçülük.−di tüpleme tüplemek tüplü tüplük.−ğü tüp gaz tüp geçit.−ğü tür türap.

−ği Türkçeleşme Türkçeleşmek Türkçeleştirme Türkçeleştirmek Türkçesi Türkçü Türkçülük.türemiş fiil türemiş isim.−ğü Türkeli'ni (ilçe) Türkî Türkistan 2226 .−smi türemiş kelime türemiş sıfat türemiş zarf türetici türetme türetme eki türetmek türev türeyiş Türk Türk aksağı Türk biberi Türkçe Türkçeci Türkçecilik.

Türkistanlı Türkiyat Türkiye Türkiye Türkçesi Türk kahvesi Türkkâri türkkıyması (sünger) türkkupası (sünger) Türkleşme Türkleşmek Türkleştirme Türkleştirmek Türklük.−ğu Türkoloji türkuaz türkuaz yeşili türkü türkücü türkücülük.−ğü türküleme 2227 .−ğü Türklük bilgisi Türkmen Türkmence Türkmenistan Türk meşesi Türkoğlu'nu (ilçe) Türkolog.

−ğü tütsü yapmak tüttürme tüttürmek tütün tütün balığı tütüncü tütüncülük.−ğü 2228 .−ğü türüz otu tütme tütmek tütsü tütsü gözü tütsüleme tütsülemek tütsülenme tütsülenmek tütsülü tütsülük.türkülemek türküleşme türküleşmek türküleştirme türküleştirmek türlü türlü türlü türüm türümcülük.

−di tüy tüy ağırlık.−ğı tüydürme tüydürmek tüylendirme tüylendirmek tüylenme tüylenmek tüylü tüylü dalak otu tüylü meşe tüylü top tüyme tüymek tüyo tüy sıklet tüysüz tüy tüs tüyü bozuk.tütünlük.−ğü tütün rengi tüvana tüveyç.−ğu tüze tüzel tüzel kişi 2229 .−ci tüvit.

tüzel kişilik.−cu uçak.−ğü (*)U U U borusu ubudiyet uca ucube ucun ucun ucu ucuna ucuz ucuzca ucuzcu ucuz halkçılık.−ğı uçak alanı uçaksavar 2230 .−ği tüzük.−ğı ucuzlama ucuzlamak ucuzlatılma ucuzlatılmak ucuzlatma ucuzlatmak ucuzluk.−ğu ucuz pahalı ucuzuna uç.

−li uçan top uçar uçarı uçarılık.−li uç beyi uç beyliği uçkun uçkur uçkurlu uçkurluk.−ğı uçsuz uçsuz bucaksız uçtan uca uçtuuçtu (oyun) uç uca uçucu 2231 .uçan daire uçan kale uçan kefal.−ğı uçar kefal.−ğu uçkurutan uçlanma uçlanmak uçlu uçma uçmak uçrak.

−ğu uçuç böceği uçuk.−ğu uçuklama uçuklamak uçuklaşma uçuklaşmak uçuklaştırma uçuklaştırmak uçukluk uçum uçurma uçurmak uçurtma uçurtmak uçurulma uçurulmak uçurum uçurumlaşma uçurumlaşmak uçurvur uçuş uçuş kartı uçuşma uçuşmak udî U dönüşü 2232 .uçuculuk.

−ğı ufacık tefecik.−ği ufak.−ğı ufak para ufaktan ufağa ufak tefek.−ğı ufakça ufak çapta ufaklı ufaklık.−ğı ufarakça ufkî ufku dar ufku geniş 2233 .U dönüşü yapmak uf ufacık.−ği ufak ufak ufalama ufalamak ufalanma ufalanmak ufalayıcı ufalma ufalmak ufaltma ufaltmak ufarak.

−fku ufuk çizgisi ufunet ufunetlendirme ufunetlendirmek ufunetlenme ufunetlenmek ufunetli Uganda Ugandalı uğra uğrak.uflama uflamak ufuk.−ğı uğralama uğralamak uğrama uğramak uğranma uğranmak uğraş uğraşı uğraşılma uğraşılmak uğraşma uğraşmak uğraştırma 2234 .

−ğru uğur böceği uğur böcekleri uğurcak.−ğı uğurlama uğurlamak uğurlanış uğurlanma uğurlanmak 2235 .−ğu uğrun uğrunda uğrun uğrun uğuldama uğuldamak uğultu uğultulu uğul uğul uğunma uğunmak uğur uğur.uğraştırmak uğratma uğratmak uğru uğrulama uğrulamak uğruluk.

−cı Ulah 2236 .−ğı ukalâ ukalâ ukde uknum Ukrayna Ukraynalı ukubet Ula (ilçe) ulaç.−ğu uğursama uğursamak uğursuz uğursuzluk.−ğu uğuru açık.uğurlayıcı uğurlayış uğurlu Uğurludağ (ilçe) uğurluk.−ğı uğut uhde uhrevî uhuvvet ukalâ ukalâca ukalâ dümbeleği ukalâlık.

Ulahça ulak.−ğı ulu Ulubey (ilçe) Uluborlu (ilçe) Uludere (ilçe) ulûfe ulûfeci 2237 .−ğı ulam ulama ulamak ulam ulam ulan ulanma ulanmak ulantı Ulaş (ilçe) ulaşılma ulaşılmak ulaşım ulaşma ulaşmak ulaştırma ulaştırmak ulayıcı ulema ulemalık.

−ğı ulussever ulusseverlik.−ği ulutma ulutmak 2238 .−ğı ulusçu ulusçuluk.ulûhiyet Ulukışla (ilçe) ululama ululamak ululanma ululanmak ululuk.−ğu uluslar arası uluslar arasıcılık.−ğu ulûm uluma ulumak ulûmudiniye ulu orta ulus Ulus (ilçe) ulusal ulusallaştırma ulusallaştırmak ulusallık.

−ğı ummak umman umre umu umulma umulmadık.−ğı umulmak umum umumhane umumî umumî af.−bi umumî kongre 2239 .−ğı umde umdurma umdurmak umma ummadık.−ffı umumî coğrafya umumî efkâr umumî heyet umumî kâtip.ulvî ulviyet umacı umar umarsız umarsızlık.

−ğü umur umursama umursamak umursamaz umursamazca umursamazlık.−du umut etmek umut ışığı umut kapısı umutlandırma umutlandırmak umutlanma umutlanmak umutlu umutsuz umutsuzluk.−ğu un 2240 .−ğı umursanma umursanmak umut.umumî vekâletname umumiyet umumiyetle umum müdür umum müdürlük.

−ğu un çorbası un helvası un kurabiyesi unlama unlamak unlanma unlanmak unluk.uncu unculuk.−ğı unutma unutmabeni (bitki) unutmak unutturma unutturmak unutulma unutulmak unvan unvanlı upuslu upuygun upuzun 2241 .−ğu unsur un ufak etmek un ufak olmak unutkan unutkanlık.

−ğı ur kaplama ur keklik.ur urağan Ural−Altay Ural dilleri uran uranlık.−ğı Uranüs uranyum uranyumlu uray urba urbalı Urban Urduca Urfa çıbanı Urfa kebabı Urfa peyniri urgan urgancı urgancılık.−ği Urla (ilçe) urlaşma urlaşmak urodel Uruguay 2242 .

−cı usançlık.−ğu us dışı us dışıcılık.−ğu urup.−ğı uskumru uskumru dolması uskumrugiller uskumrumsugiller uskur 2243 .−ğı usandırıcı usandırma usandırmak usangın usanılma usanılmak usanma usanmak usantı usare usa vurma usa vurmak usçu usçuluk.−bu us usanç.Uruguaylı uruk.

−cu ustura ustura midyesi ustura taşı 2244 .uskurlu uskuru uslamlama uslamlamak uslanma uslanmak uslu uslu akıllı usluluk.−ğu uslu uslu us payı ussal ussallaştırma ussallık.−ğı usta ustabaşı ustaca usta işi ustalaşma ustalaşmak ustalık.−ğı ustalıkla ustalıklı ustunç.

−ğı Uşak uşakkapan (akbaba) uşaklık.−ğı uşaklık etmek uşak olmak uşkun uşşak ut.−ğı utana sıkıla utanç.−du ut açıcı ut açıcılık.−bı usturmaça usturpa usturuplu usul.−cı 2245 .usturlâp.−ğü usul usul uşak.−lü usul boy usulca usulcacık usuldan usullacık usulsüz usulsüzlük.

−ğı utangan utanış utanma utanma duygusu utanmak utanmaz utanmazca utanmazlık.−ğı 2246 .−cı utangaçlık.−ğı Utarit (Merkür) utçu utku utkulu utlu utma utmak utulma utulmak ut yeri uvertür uvertür yapmak uyak.utanç duygusu utandırıcı utandırma utandırmak utangaç.

uyaklı uyaksız uyandırma uyandırmak uyanık.−ğı uyanış uyanma uyanmak uyaran uyarcı uyarcılık.−ğı uyanıklaşma uyanıklaşmak uyanıklık.−ğı uyarı uyarıcı uyarılma uyarılmak uyarım uyarınca uyarış uyarlaç.−cı uyarlama uyarlamak uyarlanma uyarlanmak uyarlayıcı 2247 .

−ğı 2248 .−ğı uyarma uyarmak uyarma komutu uyarsız uyartı uydu uydu kent uydulaşma uydulaşmak uydulaştırma uydulaştırmak uyduluk.−ğı uydurmak uydurmasyon uyduruk.uyarlık.−ğu uydurma uydurmaca uydurmacı uydurmacılık.−ğu uydurukçu uydurulma uydurulmak uygar uygarlaşma uygarlaşmak uygarlık.

uygulama uygulamak uygulamalı uygulamalı bilimler uygulamalı dil bilimi uygulamalı ruh bilimi uygulamalı toplum bilimi uygulanabilirlik.−ği uygulanabilirlik raporu uygulanış uygulanma uygulanmak uygulayıcı uygulayım uygulayım bilimi uygulayımcı uygun uygun adım uygun değer uygun görme uygun katmanlaşma uygunluk.−ğu 2249 .

−ğu uykulu uykulu uyku saati uyku semesi uyku sersemi uyku sersemliği uyku seti uykusu ağır uykusu hafif uykusuz uykusuzluk.uygun olmak uygunsuz uygunsuz kadın uygunsuzluk.−ğu uyku takımı uyku tulumu uylaşım uylaşma uylaşmak 2250 .−ğu Uygur Uygurca uyku uykucu uyku hastalığı uyku ilâcı uykulu uykuluk.

−ğu uyruksuz uyruksuzluk.−ğı uyruk.−ğu uyluk kemiği uyma uymaca uymacılık.−ğu uyruklu uyrukluk.−ğı uymak uymaz uymazlık.−ğu uysal uysalca uysallaşma uysallaşmak uysallık.uyluk.−ğı uyuklama uyuklamak uyulma uyulmak uyum uyuma uyumak uyumlu uyumsuz 2251 .

−ğu uyuşukluk.−ğu uyuşuk uyuşuk 2252 .−ği uyur göz uyur uyanık.uyumsuzluk.−ğı uyuşkan uyuşma uyuşmak uyuşmazlık.−ğu uyunma uyunmak uyuntu uyur uyurgezer uyurgezerlik.−ğı uyuşmazlık mahkemesi uyuşturan balığı uyuşturma uyuşturmak uyuşturucu uyuşturucu madde uyuşturucu madde bağımlısı uyuşturulma uyuşturulmak uyuşuk.

uyuşum uyuşurluk.−ğu uyuz merhemi uyuz olmak uyuz otu uyuz sineği uz uza devim uza duyum uzak.−ğu uyutma uyutmak uyutucu uyutulma uyutulmak uyuyuş uyuz uyuz böceği uyuz böcekleri uyuz etmek uyuz ilâcı uyuzlaşma uyuzlaşmak uyuzlu uyuzluk.−ğı uzak akraba uzak benzeşme 2253 .

−ği Uzak Doğu uzak göçüşme uzak görüş uzak görüşlü uzak görüşlülük.−ğü uzaklanma uzaklanmak uzaklaşılma uzaklaşılmak uzaklaşma uzaklaşmak uzaklaştırılma uzaklaştırılmak uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık.−ğı uzak metatez uzaksama uzaksamak uzaktan komut uzaktan kumanda uzaktan kumandalı uzaktan uzağa uzaktan yakından 2254 .uzak benzeşmezlik.

−ğı uzay eğrisi 2255 .uzam uzama uzamak uzana uzana uzanılma uzanılmak uzanım uzanış uzanma uzanmak uzantı uzatılma uzatılmak uzatım uzatış uzatma uzatmak uzatmalı uzatmalı çavuş uzatmalı nişanlı uzatmalı sevgili uzay uzay adamı uzay adamlığı uzaycı uzaycılık.

−ğı uzlaştırıcı uzlaştırma 2256 .−ğı uzlaşmak uzlaşmalı uzlaşmaz uzlaşmazlık.uzay gemisi uzay geometri uzay hukuku uzay istasyonu uzay kapsülü uzaylı uzay pilotu uzay savaşı uzay taşı uzay uçuşu uzay üssü uzgören uzgörür uz iletişim uzlaşı uzlaşıcı uzlaşılma uzlaşılmak uzlaşma uzlaşmacı uzlaşmacılık.

−ğu uzman uzman çavuş uzman doktor uzman hekim uzman incelemesi uzmanlaşma uzmanlaşmak uzmanlık.−cı uzun atlama uzun bacaklılar uzun boylu uzunca uzunçalar uzun çizgi uzun dalga Uzundere (ilçe) uzun diş uzun dişli uzun don 2257 .uzlaştırmak uzlaştırma kurulu uzlet uzluk.−ğı uzman raporu uzo uzun uzun araç.

−li 2258 .−ği uzun far uzun hava uzun hayvan uzun hece uzun hikâye uzun kafalı Uzunköprü (ilçe) uzun koşu uzun koşucu uzun kulaklı uzunkuyruk.−ği (oyun) uzun etek.uzuneşek.−ğu uzunluk ölçüsü uzun ömürlü uzun öykü uzun sesli uzun süreli film uzun uzadıya uzun uzun uzun ünlü uzun vokal.−ğu (kuş) uzunlamasına uzun levrek.−ği uzunluk.

uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü uzuv.−ği ücretsiz üç üç adım üçayak.−ğı (sehpa) üç aylar üç aylık.−zvu uzvî uzvî kimya uzviyet (*)Ü Ü ücra ücret ücretlendirme ücretlendirmek ücretlendirme makinesi ücretli ücretlilik.−ğı üç başlı üç beş üç bir üç birlik kuralı üç boyutlu 2259 .

üç boyutlu film üç buçuk.−ğı Üçkardeş (yıldız kümesi) üç kat 2260 .−ği (keman) üç dört üç durum yasası üç düzlemli üçer üçer beşer üçerli üç etek.−di üçgen prizma üçgensel bölge üçgül üç hâl kanunu üç iki üçkâğıt üçkâğıtçı üçkâğıtçılık.−ği üçgen üçgen piramit.−ğı (tütün) üç buutlu üççatal (zıpkın) üççeyrek.−ğu üçbudak.

üç katlı üçleme üçlemek üçler üçleşme üçleşmek üçlü üçlü alan üçlü bahis.−ğü üç nokta üç parmaklı üçtaş (oyun) üçten dokuza üçteker (araba) üçüncü üçüncü çağ üçüncü dünya ülkeleri üçüncü kişi üçüncül üçüncülük.−hsi üçlü ganyan üçlük.−ğü üçüncünün olmazlığı üçüz üçüzleme 2261 .

−ğü üfürükçü üfürükçülük.−ci üfleme üflemek üflemeli üflemeli çalgı üflenme üflenmek üfleyici üful.−lü üfunet üfunetli üfunetsiz üfürme üfürmek üfürük.üçüzlü üdeba üfleç.−ğü üğrüm üleş üleşilme üleşilmek üleşme üleşmek üleştirilme üleştirilmek 2262 .

üleştirim üleştirimli üleştirimli tüze üleştirme üleştirmek üleştirme sıfatı ülfet ülger ülke ülke coğrafyası ülkeler arası ülkeler coğrafyası Ülker (yıldız kümesi) ülkesel ülkesellik ülkü ülkücü ülkücülük.−ğü ülküdaş ülküleştirilme ülküleştirilmek ülküleştirme ülküleştirmek ülküsel ülser ültimatom 2263 .

−ği 2264 .ültimatomsu ültramodern ültrason ültrasonograf ültrasonografi ültraviyole ülûhiyet ülüş ümera ümit.−di ümit dünyası ümit etmek ümit kapısı ümitlendirme ümitlendirmek ümitleniş ümitlenme ümitlenmek ümitli ümitsiz ümitsizlik.−ği ümmet ümmetçe ümmetçi ümmetçilik.−ği ümmî ümmîlik.

−ğü ün ündeş ündeşlik.−ği ünite üniversal.ümran Ümraniye (ilçe) ümranlı ümük.−ği üniforma üniformalı ünik.−li üniversalizm üniversite üniversiteler arası üniversiteli ünlem ünleme ünlemek ünlem işareti ünlenme ünlenmek ünletme ünletmek ünlü ünlü atlaması ünlü benzeşmesi 2265 .

ünlü çarpışması ünlü çatışması ünlü daralması ünlü değişimi ünlü düşmesi ünlü düzleşmesi ünlü genişlemesi ünlü ikizleşmesi ünlü incelmesi ünlü kalınlaşması ünlü kaynaşması ünlü kısalması ünlüleşme ünlü olayları ünlü türemesi ünlü uyumu ünlü uzaması ünlü−ünsüz uyumu ünlü yuvarlaklaşması ünsiyet ünsüz ünsüz benzeşmesi ünsüz değişmesi ünsüz düşmesi ünsüz göçüşmesi ünsüz ikizleşmesi 2266 .

−ği üremsel üreteç.−ği üretici olmayan alan üretilme üretilmek üretim üretim araçları üretim artığı 2267 .ünsüz tekleşmesi ünsüz türemesi ünsüz uyumu Ünye (ilçe) ürat ürbanizm Ürdün Ürdünlü üre ürem üreme üremek üreme organları üremi üremik.−ci üretici üretici alan üreticilik.

üretim biçimi üretimci dönüşüm− cü dil bilgisi üretim evi üretim güçleri üretim ilişkileri üretim kooperatifi üretimlik.−di ürkek.−ği üretimsel üretiş üretken üretkenlik.−ği ürkekçe ürkekleşme ürkekleşmek ürkeklik.−cü 2268 .−ği üretme üretmek üreyiş Ürgüp (ilçe) ürik asit.−ği ürkek ürkek ürkme ürkmek ürkü ürkünç.

ürküntü ürküntülü ürküsüz ürküş ürkütme ürkütmek ürkütücü ürokültür ürolog.−ğu üroloji ürperiş ürperme ürpermek ürperti ürpertici ürpertili ürpertme ürpertmek ürtiker ürüme ürümek ürün ürünlü ürünsüz ürün yelpazesi ürüşme ürüşmek 2269 .

üryan üryanî üs.−ğu üst üstadane üst alize üstat.−ğı üst baş üst başlık.−ğu 2270 .−ğı üst bitken üstçavuş üstçavuşluk.−ğu üslûplaştırma üslûplaştırmak üslûplu üslûpsuz üslûpsuzluk.−bu üslûpçu üslûpçuluk.−ssü üsera Üsküdar (ilçe) üsküf üsküre üslenme üslenmek üslûp.−dı üstatlık.

−ği üsteğmen üsteğmenlik.−di üst güverte üst insan üst kat üst küme 2271 .−ği üstenme üstenmek üst eşik.−ği üst geçiş üst geçit.üst çene üst denetçi üst deri üst deri altı üst diş üst dudak.−ğı üste üstecilik.−ği üstenci üstencilik.−ği üstel üsteleme üstelemek üstelenme üstelenmek üstelik.

−ğü üstünkörü üstünleşme üstünleşmek üstünlük.−ğü üstünlük derecesi üstünlük duygusu üstünlük karmaşası üstünlük kompleksi üstünseme 2272 .−ğü üst perdeden üst sınıf üst sınır üstsubay üstsüz üst tabaka üst tarafı üstübeç.üstlenim üstlenme üstlenmek üstlük.−ci üstübeç macunu üstü kapalı üstün üstünde üstüne üstüne üstlük.

−ği üşenme üşenmek üşme üşmek üşniye üşüme üşümek üşüntü üşürme 2273 .−ği üşengen üşengenlik.−ğı üstüpü üstüpüleme üstüpülemek üst üste üstüvane üstüvanî üst yapı üst yetkinlik.üstünsemek üstün yapım üstün zekâ üstün zekâlı üstün zekâlılık.−ği üşenç.−ci üşengeç.−ci üşengeçlik.

−ğü ütüleme ütülemek ütülenme ütülenmek ütületme ütületmek ütülme ütülmek 2274 .üşürmek üşüşme üşüşmek üşütme üşütmek üşütücü üşütük.−ğü ütme ütmek ütopi ütopik.−ği ütopist ütopya ütopyacı ütü ütü altlığı ütü bezi ütücü ütücülük.

−ğlu üvez üye üye aidatı üyelik.−i üvey ana üvey anne üvey baba üvey çocuk.−ğu üvey evlât.−ği üyelik aidatı üye olmak üye tam sayısı üzengi üzengi kayışı 2275 .ütülü ütü makinesi ütü masası ütüsüz ütü tahtası üvendire üvey.−ği üvey kardeş üvey kız üveyme üveymek üvey oğul.−dı üveyik.

−ği üzgü üzgülü üzgün üzgün balığı üzgünlük.−ğü üzme üzmek üzre üzücü üzülme üzülmek üzüm 2276 .−ğü üzgüsüz üzlük.üzengi kemiği üzengileme üzengilemek üzengilenme üzengilenmek üzengisiz üzengi taşı üzenti üzere üzeri üzerinde üzerine üzerlik.

−ğü üzüm çekirdeği üzümgüneşi (kelebek) üzüm hoşafı üzüm kompostosu üzüm kurusu üzümlü Üzümlü (ilçe) üzümlü kek üzüm pekmezi üzüm salkımı üzüm sirkesi üzüm suyu üzümsü üzümsüz üzüm şekeri üzüm şırası üzüm turşusu üzüm üzüm üzünç.−cü üzünçlü üzüntü üzüntülü (*)V 2277 .üzüm asması üzümcü üzümcülük.

−bı vadeli mevduat vadeli satış vadesiz vadesiz hesap.−bi vacip olmak vade vade bitimi vadeli vadeli döviz ticareti vadeli hesap.−bı vadesiz mevduat vade sonu vadetme vadetmek vadi vaftiz vaftizhane vagina vagon vagonet vagon restoran 2278 .V vaat.−di vaaz vaaz etmek vabeste vacip.

−du vahi vahim vahit.vagotoni vah vaha vahamet vahametli vahdaniyet vahdet vahdetivücut.−di vahiy.−hyi vahşet vahşî vahşîce vahşî hayvan vahşîleşme vahşîleşmek vahşîlik.−ği vahşî orman vahşiyane vahvahlanma vahvahlanmak vahyolunma vahyolunmak vaiz vaizlik.−ği 2279 .

−ği vakar vakarlı vakarsız vakayiname vaketa vakfe vakfetme vakfetmek Vakfıkebir (ilçe) Vakfıkebir yağı vakfiye vakıa vakıf.−kfı (para. mülk) vâkıf (bilen. vakfeden) vakıf arazisi vakıf geliri vakıf malı vakıfname vâkıf olmak vakıf senedi vakıf toprağı vaki.vak'a vak'anüvis vak'anüvislik.−i 2280 .

−ği 2281 .vakit.−kti vakitçe vakitli vakitli vakitsiz vakitsiz vakit vakit vaklama vaklamak vaks vaktaki vaktikerahat vaktiyle vaktizamanında vakum vakumlama vakumlamak vakur vakvak (ördek) vak vak vakvaklama vakvaklamak vale valf vali valide valide sultan valilik.

valiz vallahi vallahi billâhi vallahi tallahi valör vals vamp vampir Van vana vanadyum vandal vandalizm vandallık.−ğı vanilya Van kedisi vantilâtör vantrilok.−ğu vapurdumanı (renk) var varagele varagele bombardımanı 2282 .−ğu vantuz vapur vapurculuk.

−ğı varaka varakçı varaklama varaklamak varaklanma varaklanmak varaklı varakpare varan varda vardabandıra vardacı vardakosta vardelâ vardırma vardırmak vardiya vardiyacı vareste var etmek vargel vargel tezgâhı vargı 2283 .varagele botu varagele halatı varagele kayığı varak.

−di varit olmak variyet variyetli var kuvvetiyle varlık.−ğı varlık bilimci 2284 .var gücüyle varılma varılmak varış varış çizgisi varışlı varışlılık.−ğı varış yeri varı yoğu varidat varidatçı varide varil varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) varisli vârisli varissiz vârissiz varit.

−ğı varta Varto (ilçe) varyant 2285 .−ğı varlık nedeni varlık sebebi varlıksız varma varmak var olmak varoluş varoluşçu varoluşçuluk.varlık bilimi varlık birliği varlık kartı varlıklı varlıklılık.−ğu varoş varsağı varsayım varsayımlı varsayımsal varsıl varsıl erki varsıllaşma varsıllaşmak varsıllık.

varyasyon varyemez varyete varyeteci varyetecilik.−ti vasektomi vasıf.−sfı vasıflandırma vasıflandırmak vasıflanma vasıflanmak vasıflı vasıflı işçi vasıflılık.−ğı vasıfsız vasıfsız işçi vasıfsızlık.−ği var yok varyos vasat vasatî vasatî irtifa vasatî sür'at.−ğı vasıl vasıl olmak vasıta vasıta hâli 2286 .

−i (geniş.vasıta hâli eki vasıtalı vasıtalık.−ğı Vaşington portakalı vat vatan vatan borcu vatandaş vatandaşlık. engin) vasilik.−ğı vatan haini vatan hainliği vatanî vatanî görev 2287 .−si (mirası yöneten) vâsi.−ğı vasıtasız vergi vasi.−ği vasistas vasiyet vasiyet etmek vasiyetname vaşak.−ğı vasıtalı vergi vasıtasıyla vasıtasız vasıtasızlık.

−ği vatansever vatanseverlik.−ği vatansız vatansızlık.−ti vatvat vaveylâ vay vaybabamcı (yankesici) vaybabamcılık.−ğı vatka vatlık.−ğı vazedilme vazedilmek vazelin vazelinleme vazelinlemek 2288 .−ğı vatman vatoz vat saat.vatanî vazife vatanlaştırma vatanlaştırmak vatanperver vatanperverlik.−ğı vayvaycı vayvaycılık.

−mli vazııkanun vazıyet (el koyma) vazife vazife aşkı vazife etmek vazife kurbanı vazifelendirilme vazifelendirilmek vazifelendirme vazifelendirmek vazifeli vazife şehidi vazifeşinas vaziyet vazo vazolunma 2289 .vazetme vazetmek vazgeçilme vazgeçilmek vazgeçirme vazgeçirmek vazgeçme vazgeçmek vazı.−z'ı vazıh vaz'ıhamil.

−ğı vefalı vefasız 2290 .vazolunmak ve veba vebal.−ı vecibe vecih.−cdi veciz vecize veçhe veçhişebeh veda.−li vebalı ve başkaları ve benzerleri veca.−çhi vecit.−ı veda etmek vedalaşma vedalaşmak ve devamı vedia ve diğerleri vefa vefakâr vefakârlık.

vefasızlık.−ği vejetasyon vekâlet vekâleten vekâleten atama vekâleten atanma vekâlet etmek vekâletname vekâlet ücreti vekil vekilharç.−ğı vefat vefat etmek vefat ilmühaberi vefiyat vehim.−ği 2291 .−ğı vekillik.−hmi vehimli vehleten vehmetme vehmetmek vejetalin vejetalizm vejetarizm vejetaryen vejetaryenlik.−cı vekilharçlık.

−ğı velilik.−di velet.−ği velinimet veliyullah velûr velût.−du velvele velveleci vena Venezuelâ Venezuelâlı 2292 .−di velev velfecri velhâsıl velhâsılıkelâm veli veliaht.vekillik etmek vekil vükelâ vektör velâdet velâyet velâyetname veledizina velense velespit.−dı veliahtlık.

−ği verev verevine vergi vergi bağışıklığı vergi beyannamesi vergici vergicilik.Venüs venüsçarığı (bitki) veranda veraset veraset ilâmı veraset ve intikal vergisi verdi verdirme verdirmek vere verecek.−ği verecekli verem veremli verem olmak verese veresiye veresiyeci veresiyecilik.−ği 2293 .

vergi dairesi vergi dilimi vergi iadesi vergi kaçağı vergi kaçakçılığı vergi kaçakçısı Vergi Kanunu vergileme vergilemek vergilendirilme vergilendirilmek vergilendirme vergilendirmek vergili vergi matrahı vergi muafiyeti vergi mükellefi vergi rekortmeni vergisiz vergi yükümlüsü veri veri bankası verici veri dosyası veri işlem verile verile emri 2294 .

−ği vernikleme verniklemek verniklenme verniklenmek 2295 .−ği veri ortamı veriş veriştirme veriştirmek verit.−di veri tabanı veri toplama verkaç verme vermek vermut vernik.veriliş verilme verilmek verim verimkâr verimli verimlilik.−ği verimsiz verimsizleşme verimsizleşmek verimsizlik.

−ğı vesika fotoğrafı vesikalı vesikalık.−kı vesaire vesait vesaitinakliye vesayet vesika vesikacı vesikacılık.verniye veronika versiyon veryansın veryansın etmek vesaik.−ğı vesikalık fotoğraf vesikalık resim.−smi vesikasız vesile vesselâm vestiyer vestiyerci veston vesvese vesveseli 2296 .

veteriner veteriner hekimliği veterinerlik.−ği vetire veto veto etmek veto hakkı veya veyahut vezaret vezikül vezin.−ğı vıcıklama vıcıklamak 2297 .−ği vezirparmağı (tatlı) vezir vüzera vezne vezneci veznecilik.−ği veznedar veznedarlık.−zni vezinli vezinsiz vezir veziriazam Vezirköprü (ilçe) vezirlik.

−ğı vıcırdama vıcırdamak vıcırdaşma vıcırdaşmak vıcır vıcır vıdı vıdı vıdı vıdı etmek vık vık vınıltı vınlama vınlamak vırıldama vırıldamak vırıldanma vırıldanmak vırıltı vırlama vırlamak vırt zırt vır vır vırvırcı vır vır etmek vız vızıldama 2298 .vıcıklık.−ğı vıcık vıcık vıcık vıcıklık.

−ğı vida vidala vidalama vidalamak vidalanma vidalanmak 2299 .vızıldamak vızıldanma vızıldanmak vızıltı vızır vızır vızlama vızlamak vız vız vızvız böceği vibrasyon vibratör vibriyon vicahen vicahî vicdan vicdanen vicdanî vicdanlı vicdansız vicdansızca vicdansızlık.

−dı videocu videoculuk.vidalı vidanjör vidasız video videobant.−ci vinter vinyet vira 2300 .−bi vido vidolu vidosuz Vietnam Vietnamlı viglâ vikaye vikaye etmek vikont vikontes vilâdî vilâyet vilâyet binası villâ vinç.−ğu videokaset videoteyp.

−ğu viroloji virt.−li visamiral.−ğı viran olmak Viranşehir (ilçe) virdizeban virdizeban etmek vire virgül virman virolog.−di virtüoz virtüozluk.−li viski viski bardağı viskonsül 2301 .−ğu virüs visal.viraj virajlı virajsız viran virane viranelik.−ği viranlaşma viranlaşmak viranlık.

−bı vişne vişneçürüğü (renk) vişne hoşafı vişneli ekmek.−ği vitrinleme vitrinlemek 2302 .−tri vitray vitrin vitrincilik.−ği vitellüs vites vites dişlisi vites kolu vites kutusu vitesli vitir.viskoz viskozite viskozite değeri vişnap.−ği vişne reçeli vişne suyu vişne şurubu vitamin vitaminli vitaminsiz vitaminsizlik.

−ğü viyak viyaklama viyaklamak viyak viyak viyola viyolacı viyolonist viyolonsel viyolonselci viyolonselist vize Vize (ilçe) vize sınavı vizite viziyer vizon vizon kürk vizyon vizyon sahibi vodvil vokabüler vokal.viya viyadük.−li vokalist vokal müzik.−ği vokal uyumu 2303 .

−ği volontarizm volt volta voltaj voltametre voltamper voltmetre volüm vombat vonoz votka voyvo voyvoda voyvodalık.−u vukuat vukuf 2304 .−ğı vuku.volân vole voleybol voleybolcu volfram voli voli ağı voli yeri volkan volkanik.

−ğu vulva vuraç.−cı vurdulu kırdılı vurdumduymaz vurdumduymazlık.vukuflu vukufsuz vukufsuzluk.−ğu vurgusuz vurgusuz hece vurgu uzunluğu vurma vurma çalgılar vurmak vurmalı çalgı 2305 . −ğı vurdurma vurdurmak vurgu vurgulama vurgulamak vurgulu vurgulu hece vurgun vurguncu vurgunculuk.−ğu vurgunluk.

−du vücutça 2306 .vurma sazlar vurtut vuru vurucu vurucu güç.−lü vuzuh vuzuhsuz vuzuhsuzluk.−ğu vücut.−ğu vuruk bilimi vurulma vurulmak vuruluş vurunma vurunmak vuruntu vuruş vuruşkan vuruşkanlık.−cü vurucu tim vuruk.−ğı vuruş kırış vuruşma vuruşmak vuslat vusul.

−ti vüzera (*)W W walkman western (*)Y Y ya yaba yabalama yabalamak yaban yaban arısı yaban arısıgiller yaban armudu yaban asması yabancı yabancı dil yabancı çıta yabancıl 2307 .−du vüs'at.vücut ısısı vücutlu vükelâ vülgarize vürut.

−ğı yabancı para yabancı saha yaban defnesi yaban domuzu yaban enginarı yaban eriği yaban eşeği yaban fesleğeni yaban gülü yaban havucu yabanıl yabanıllaşma yabanıllaşmak yabanıllık.−ğı yabancıllık.−ğı yabanî yabanî akdiken yabanîce yabanî elma yabanî enginar 2308 .yabancılama yabancılamak yabancılaşma yabancılaşmak yabancılaştırma yabancılaştırmak yabancılık.

−ği yabanî marul yabanî menekşe yabanî mercanköşk yaban inciri yabanî turp yaban kazı yaban keçisi yaban kedisi yaban kekliği yaban keteni yaban koyunu yabanlık.yabanî gül yabanî hayvanlar yabanî ıspanak.−ğı yabanî kimyon yabanî kimyongiller yabanî kiraz yabanî lâhana yabanîleşme yabanîleşmek yabanîlik.−ğı yaban maydanozu yaban mersini yaban nanesi yaban ördeği yaban pancarı 2309 .

−ğı yabansıma yabansımak yaban sümbülü yaban tavşanı yaban tavuğu yaban teresi yabantırak.−ği yad estetik.−ğı yaban turpu yaban yasemini yabgu yad (yabancı) yâd (anma) ya da yad el yad eller yad erklik.−ği yadımlama yadımlamak yadın kurun yadırgama 2310 .yaban pazısı yabansı yabansılık.−ği yâd etmek yad gerekirci yad gerekircilik.

−ğı 2311 .yadırgamak yadırganma yadırganmak yadırgatıcı yadırgatma yadırgatmak yadigâr yadsıma yadsımak yadsınma yadsınmak yafa yafta yaftalama yaftalamak yaftalanma yaftalanmak yağ yağar yağ bal yağ bezi yağ bezleri yağcı yağcılık.−ğı yağcılık etmek yağ çubuğu yağdanlık.

−ğı yağız yağız doru 2312 .yağdırılma yağdırılmak yağdırma yağdırmak yağ doku yağ göstergesi yağ gülü yağhane yağ hücresi yağı yağılaşma yağılaşmak yağılık.−ğı yağıltı yağımsı yağır yağış yağış düzeni yağış göstergesi yağış haritası yağışlı yağışölçer yağış rejimi yağışsız yağışsızlık.

−cı yağlı ip yağlık.−dı yağlı kapı yağlı kara 2313 .yağ kesesi yağ kutusu yağ küpü yağlama yağlamak yağlama yağı yağlama yıkama yağ lâmbası yağlanma yağlanmak yağlatma yağlatmak yağlayıcı yağlı yağlı ballı yağlı bitki yağlı boya yağlı boyacı Yağlıdere (ilçe) yağlı güreş yağlı güreşçi yağlı harç.−ğı yağlı kâğıt.

yağlıkçı yağlı kömür yağlı kuyruk.−ğı yağlı müşteri yağlı toprak.−ğı yağma yağmacı yağmacılık.−ğı yağma etmek yağmak yağmalama yağmalamak yağmalanma yağmalanmak yağ mantısı yağ marulu yağmur yağmur bombası yağmur borusu yağmur bulutu yağmurca yağmurcun yağmur duası yağmur kapanı yağmur kuşağı yağmur kuşu 2314 .−ğu yağlılık.

−ğu yağmur mevsimi yağmur ormanları yağmurölçer yağmur suyu yağmursuz yağölçer yağrın yağsız yağsızlık.−ği yahu Yahudi Yahudi Almancası 2315 .−ğı yağ şalgamı yağ taşı yağ tulumu yağ yakıt yahey yahni yahşi Yahşihan (ilçe) yahşilik.yağmur kuşugiller yağmurlama yağmurlamak yağmurlayıcı yağmurlu yağmurluk.

−ği Yahudi pazarlığı Yahudi takvimi Yahudi tapınağı yahut Yahyalı (ilçe) yak yaka yakacak.−ğı yakalı kamçılılar yakalıklı 2316 .Yahudi Arapçası Yahudi baklası Yahudice Yahudi ebegümeci Yahudilik.−ğı Yakacık yaka kartı Yakakent (ilçe) yakalama yakalamak yakalanış yakalanma yakalanmak yakalatma yakalatmak yakalı yakalık.

yakalıksız yakamoz yakamozlanma yakamozlanmak yakarca yakarı yakarış yakarma yakarmak yakasız yakasız gömlek.−ğı yakılma yakılmak yakım yakımcı yakın yakın akraba yakın anlamlı yakın anlamlılık.−ği yakasız mintan yakı yakı ağacı yakıcı yakıcılık.−ği 2317 .−ğı yakın benzeşme yakın benzeşmezlik.

−ğı yakınsak mercek.−ğı yakınsaklık.−ğı yakınlık derecesi yakınlık durumu yakınlıkduyar yakınlık eylemi yakınlık fiili yakınma yakınmak yakınsak.Yakın Çağ yakında yakından Yakın Doğu yakın dost yakın göçüşme yakınış yakın koruma yakınlarda yakınlaşma yakınlaşmak yakınlaştırma yakınlaştırmak yakınlık.−ği yakınsama yakınsamak yakın sesli 2318 .

−ğı yaklaşık bilgi yaklaşık değer yaklaşılma yaklaşılmak 2319 .−bi yakıntı yakı otu yakış yakışık.−ğı yakışıklı yakışıklılık.Yakın Şark yakın takip.−ğı yakışma yakışmak yakıştırma yakıştırmaca yakıştırmak yakıt yakıtçı yakıt deposu yakıt göstergesi yakıt parası yakin yakinen yaklaşık.−ğı yakışıksız yakışıksızlık.

yaklaşım yaklaşma yaklaşma eylemi yaklaşma fiili yaklaşmak yaklaştırma yaklaştırmak yakma yakmaç.−ğı yakma resim.−cı yakmak yakmalık.−ğı yalaka yalaka olmak yalama yalamak yalama olmak 2320 .−ğı yalabıma yalabımak yalak.−smi yaktırma yaktırmak yakut Yakut Yakutça yal yalabık.

−ğı yalancı taş yalandan yalan dolan yalan dünya yalan haber 2321 .−ğı yalancı biber yalancı cep.−di yalancı şöhret yalancı tanık.−ğı yalancı meyve yalancı öd ağacı yalancı pehlivan yalancı safran yalancı şahit.yalama uçuş yalama yazı yalamuk.−bi yalancı dolma yalancı dünya yalancı inci yalancıktan yalancılık.−ğu yalan yalana yalana yalancı yalancı akasya yalancı ayak.

yalanış yalanlama yalanlamak yalanlanma yalanlanmak yalanma yalanmak yalan makinesi yalansız yalan yanlış yalap şalap yalapşap yalap yalap yalatma yalatmak yalayıcı yalayış yalaz yalaza yalazlama yalazlamak yalazlanma yalazlanmak yalçın yalçınlaşma yalçınlaşmak yaldırak.−ğı 2322 .

−ğı yalıncak.yaldız yaldızcı yaldızcılık.−ğı yalın cümle 2323 .−ğı yaldızlama yaldızlamak yaldızlanma yaldızlanmak yaldızlatma yaldızlatmak yaldızlı yaldızlı hap yalelli yalgın yalı yalı ağası yalı boyu yalı bülbülü yalıçapkını (kuş) yalıçapkınıgiller Yalıhüyük (ilçe) yalım yalım yalım yalın yalın ad yalın ayak.

−ğı yalın sıfat yalın tümce yalın üslûp.−ğı yalın zaman yalın zarf yalıtıcı yalıtılma yalıtılmak yalıtım yalıtkan yalıtkanlık.−cı yalın durum yalıngaç.yalınç.−li yalın isim.−smi yalın kat yalın kelime yalın kılıç yalınlaşma yalınlaşmak yalınlık.−bu yalın yapıldak.−ğı yalıtma 2324 .−cı yalıngöz (kertenkele) yalın göz yalın hâl.

−ğı Yalova Yalova misketi (üzüm) yalpa yalpak.−ğı yalpaklık.−ğı yalnızlaşma yalnızlaşmak yalnızlık.−ğı yalpalama yalpalamak yalpalanma yalpalanmak yalpalatma yalpalatmak yalpı 2325 .yalıtmak yalı uşağı yalı yar yalız yallah yalman yalnız yalnız başına yalnızca yalnızcı yalnızcılık.

−ğı yalpılı yaltak.−cı Yalvaç (ilçe) yalvaçlık.yalpık.−ğı yamaç.−cı yamaç paraşütü yama işi 2326 .−ğı yaltaklanış yaltaklanma yaltaklanmak yaltaklık.−ğı yaltakçı yaltakçılık.−ğı yalvarılma yalvarılmak yalvarış yalvarış yakarış yalvarma yalvarmak yalvartma yalvartmak yama yamacı yamacılık.−ğı yaltaklık etmek yalvaç.

−ğı yamaklık.yamak.−ğı yamalma yamalmak yamama yamamak yaman yamanma yamanmak yamatma yamatmak yamçı yamçılı yamçısız yampiri yampirilik.−ği yampiri yampiri 2327 .−ğı yamaklık etmek yamalama yamalamak yamalanış yamalanma yamalanmak yamala yamala yamalı yamalı bohça yamalık.

−ğu yamulma yamulmak yamyam yamyamlık.−ğu yamukluk.−ğı yanaklı yanak yanağa yanal yanal yüzey yanarca yanardağ yanardağ ağzı yanardağ bilimci yanardağ bilimi yanardağ bölgesi yanardağ patlaması yanardağ püskürmesi yanardöner 2328 .−ğı yamyassı yamyaş yan yanak.yamrulma yamrulmak yamru yumru yamuk.

−ğı yanaşık düzen yanaşıklık.−ğı yanaşık nizam yanaşılma yanaşılmak yanaşlık.−ğı yanaşma yanaşmak yanaştırma yanaştırmak yan atışı yanay yana yakıla yana yana yanay doğrusu yanay düzlemi yan bakış yancı yan cümle yan çizgisi yandan çarklı yandaş yandaşlık.−ğı yandırma yandırmak 2329 .−ğı yandık.yanaşık.

−ğı yanık rüzgâr 2330 .−ğı yanıkara (hastalık) yanıklık.yan etki yangı yangılanma yangılanmak yangılı yangın yangın bombası yangıncı yangın çıkışı yangın hortumu yangın kulesi yangınlaşma yangınlaşmak yangın merdiveni yangın musluğu yangın sigortası yangın söndürücü yangın tulumbası yangın yeri yangısız yan hakem yanıcı yanıcı gaz yanık.

−cı yanıltma haber yanıltmak yanında yanı sıra yanış yanışölçer yanıt yanıtlama yanıtlamak yanıtlandırılma yanıtlandırılmak yanıtlandırma 2331 .yanık ses yanık sesli yanıksı yanılgı yanılış yanılma yanılmaca yanılmak yanılsama yanıltı yanıltıcı yanıltma yanıltmaca yanıltmacı yanıltmaç.

−ğı 2332 .−ği yankı yankı bilimi yankıca yankılama yankılamak yankılanım yankılanma yankılanmak yankılı yankısız yankı yapmak yanlama yanlamak yanlamasına yanlı yanlık.yanıtlandırmak yanıtlanma yanıtlanmak yanıtlı yanıtsız yani yan kabağı yan kâğıdı yankesici yankesicilik.−ğı yanlılık.

yanlış yanlışlık.−cı yansıta yansıta yansıtıcı yansıtılma yansıtılmak 2333 .−i yansı yansıca yansılama yansılamak yansılanım yansılanım aygıtı yansılanım cihazı yansılanım çizelgesi yansılanma yansılanmak yansıma yansımak yansımalı yansımasız yansıtaç.−ğı yanlışlıkla yanlış yunluş yanma yanmak yan ödeme yan sanayi.

−ğı yan tümce yan ürün yan yan yan yana yan yargıcı yan yüzergiller yapadurma yapadurmak yapağı yapağıcı yapak.−ğı yapakçı 2334 .−ğı yanşaklık.−ğı yanşak.yansıtım yansıtma yansıtmak yansız yansızlaştırılmış yansızlaştırma yansızlaştırmak yansızlık.−ğı yanşama yanşamak yan tesir yantutmaz yantutmazlık.

−bi yapaylaşma yapaylaşmak yapaylaştırma yapaylaştırmak yapaylık.−ğı yapı kooperatifi 2335 .−ğı Yaparlu yapay yapayalnız yapay böbrek.−ği yapay kalp.yapak yağı yapalak.−ğı yapı elemanı yapık.−ğı yapay solunum yapboz (puzzle) yapı yapı bilgisi yapı bilimi yapı bilimsel yapıcı yapıcılık.−ği yapay dil yapay dölleme yapay döllenme yapay ipek.

−ğı yapınma yapınmak yapıntı yapıntıcılık.yapılabilirlik.−ği yapılanma yapılanmak yapılaşma yapılaşmak yapılı yapılıkçı dil bilimi yapılış yapılma yapılmak yapım yapı malzemesi yapımcı yapımcılık.−ğı yapıntılı yapısal yapısalcı yapısalcılık.−ğı yapısal dil bilimi yapısallaşma 2336 .−ğı yapım eki yapım evi yapıncak.

−ğı yapmacık görünümü yapmacık gülüş yapmacıklı 2337 .−ğı yapışkan yapışkanlık.−ğı yapışık çeneliler yapışıklık.−ğı yapışkan otu yapışma yapışmak yapıştırıcı yapıştırılma yapıştırılmak yapıştırma yapıştırmak yapış yapış yapıt yapı taşı yapma yapmacık.yapısallaşmak yapısallık.−ğı yapış yapışıcı yapışıcı sap yapışık.

yapmacıksız yapma çiçek.−ği yapma dil yapma gübre yapma ipek.−ği yapmak yapma uydu yapracık.−ğı yaprak arıları yaprak arısı yaprak aşısı yaprak ayası yaprak biti yaprak bitleri yaprak böceği yaprak çay yaprakçık.−ğı yaprakçıl yaprak dolması yaprak dökümü yaprak döner yaprak kını yaprak kurbağası yaprak kurdu yaprakkurusu (renk) 2338 .−ğı yaprak.

−ğı yaptırılma yaptırılmak yaptırım yaptırma yaptırmak yaptırtma yaptırtmak yapyakın yapyalnız yar (uçurum) yâr.yapraklanma yapraklanmak yapraklı Yapraklı (ilçe) yapraklı kara yosunları yaprak makinesi yaprak sarması yapraksı yapraksız yaprak sigarası yaprak taş yaprak tütün yaprak yaprak yapsatçı yapsatçılık.−ri (sevgili) 2339 .

−ğı yaramazlık etmek yaramaz olmak yâran yaranış 2340 .−ğı yaralama yaralamak yaralanış yaralanma yaralanmak yaralı yarama yaramak yaramaz yaramazca yaramazlaşma yaramazlaşmak yaramazlık.−ğı yaradılış yaradılışlı yaradılıştan yara izi yarak.yara yarabbi yara bere Yaradan Yaradancılık.

−ğı yararlı olmak yararsız yararsızlık.−ğı yaraşıklı yaraşıksız yaraşır yaraşma yaraşmak yaraştırma yaraştırmak yaratı 2341 .−ğı yarasa yarasalar yaraş yaraşık.−ğı yararlanılma yararlanılmak yararlanma yararlanmak yararlı yararlık.yaranma yaranmak yara otu yarar yararcı yararcılık.

−ğı yardakçılık etmek yardım yardımcı yardımcı ders yardımcı doçent yardımcı eylem yardımcı fiil yardımcı hakem yardımcı hücre 2342 .−ğı yardakçı yardakçılık.−ğı yaratılış yaratılma yaratılmak yaratım yaratımcı yaratış yaratma yaratmak yarayışlı yarbay yarbaylık.yaratıcı yaratıcılık.−ğı yarda yardak.−ğı yaratık.

−cı yargı çevresi yargıçlık.−ğı yargı denetimi 2343 .−ğı yardımcı olmak yardımcı oyuncu yardımcı yargıcı yardım etmek yardımlaşma yardımlaşmak yardım sandığı yardımsever yardımseverlik.−ği yârenlik etmek yargı yargı alanı yargıcı yargıcılar kurulu yargıcılık.−bı yardımcılık.yardımcı kitap.−ğı yargıç.−ği yardırma yardırmak yâren yârenbaşı yârence yârenlik.

−ğı yarı bel yarı belgesel yarı buçuk.−ğı yarı başkalaşma yarı başkanlık.yargı erki yargı evi yargı gücü yargılama yargılama giderleri yargılamak yargılama usulü yargılanış yargılanma yargılanmak yargı organları yargısal yargı usulü yargı yeri yargı yetkisi yargı yolu yarı yarı açık ceza evi yarı ağır sıklet yarı alan yarı asalak.−ğu yarıcı 2344 .

−ğı yarıçap yarı final.−ğı yarıklık.−ği yarı küre yarılama yarılamak yarılanma yarılanmak yarılma yarılmak yarım yarımada yarım adam yarım ağız 2345 .−ği yarı gölge yarı iletken yarık.−li yarı finalist yarı gece yarı geçirgen yarı geçirgenlik.−ğı yarı kurak.−ği yarı göçebe yarı göçebelik.yarıcılık.−ğı yarı karanlık.−ğı yarı kübik.

−ğı yarım baş ağrısı yarım boy yarımca Yarımca yarım daire yarım daire kanalları yarım doğru yarım gün yarım kafiye yarım kanatlılar yarım kubbe yarım küre yarımlama yarımlamak yarımlık.yarım akıllı yarı mamul.−ğı yarım ay yarım ayak.−ğı yarım mesai yarım pabuçlu yarım pansiyon yarım porsiyon yarım seren yarımşar 2346 .−lü yarım asalak.

−ğı yarış etmek yarışım yarışımcı yarış kayığı yarışlık.−ğı yarışma yarışmacı yarışmak 2347 .−ğı yarı son yarı sonuç.−ği yarı sanayileşme yarı saydam yarı saydamlık.−li yarım yamalak.yarım tarife yarım uyak.−cu yarış yarış arabası yarış atı yarışçı yarışçılık.−ğı yarım vokal.−ğı yarın yarınki yarıntı yarı orta sıklet yarı otomatik.

yarış otomobili yarış tabancası yarıştırma yarıştırmak yarı ünlü yarı yarıya yarıyıl yarka yarkurul yarlıgama yarlıgamak yarlık.−ğı yarma saldırısı yarma şeftali yarma taarruzu yâr olmak yarpuz 2348 .−ğı yarma yarma aşı yarma buğday yarma çorbası yarmak yarma kereste yarma kütüğü yarmalama yarmalamak yarmalık.

−ğı yasak aşk yasak bölge yasakçı yasak etmek yasak kitap.−bı yasaklama yasaklamak yasaklanış yasaklanma yasaklanmak yasaklayıcı yasaklı yasak meyve yasak olmak yasa koyucu yasal yasalaşma yasalaşmak yasalaştırılma yasalaştırılmak yasalaştırma yasalaştırmak 2349 .yârüağyar yas yasa yasa dışı yasak.

yasalı yasallaşma yasallaşmak yasama yasama dokunulmazlığı yasama dönemi yasama gücü yasama hakkı yasamak yasama kurulu yasama kuvveti yasamalı yasama meclisi yasama organı yasama yetkisi yasama yılı yasa önerisi yasasız yasasızlık.−ğı yasa sözcüsü yasa tasarısı yasa teklifi yasemin Yasin yaslama yaslamak 2350 .

−ğı yassılma yassılmak yassıltma yassıltmak yassı solucanlar yassı solungaçlılar yastağaç.−cı yastama 2351 .yaslanma yaslanmak yaslı yasma yasmak yasmık.−ğı yassı yassı balıklar yassıca yassı kadayıf yassılama yassılamak yassılanma yassılanmak yassılaşma yassılaşmak yassılaştırma yassılaştırmak yassılık.

yastamak yastık.−ğı yastık kılıfı yastıklama yastıklı yastık takoz yaş yaşa yaşam yaşama yaşamaca yaşama çabası yaşama gücü yaşamak yaşama sevinci yaşama uğraşısı yaşam biçimi yaşam düzeyi yaşam felsefesi yaşam güvencesi yaşam koşulları yaşam öyküsü yaşamsal yaşam sigortası yaşam standardı yaşanası 2352 .−ğı yastık bıyık.

−ğı yaşantı yaşarlık.−ğı yaşarma yaşarmak yaşartıcı yaşartma yaşartmak yaşasın yaşatıcı yaşatkan yaşatkan sinir sistemi yaşatma yaşatmak yaşayış yaş baş yaş çayır yaş dönümü yaş günü yaş haddi yaşın yaşın yaşıt 2353 .yaşanılma yaşanılmak yaşanma yaşanmak yaşanmışlık.

yaşıtlık.−ğı yaşlılar yurdu yaşlılık.−ğı yaşmaklama yaşmaklamak yaşmaklanma yaşmaklanmak yaşmaklı yaşmaksız yaş pasta yaş sebze yaş sınırı yaş üzüm yat yatağan Yatağan (ilçe) 2354 .−ğı yaşlılık bilimi yaşlılık sigortası yaşmak.−ğı yaş kesim yaşlanma yaşlanmak yaşlı yaşlı başlı yaşlıca yaşlıca başlıca yaşlık.

−ğı yatak çarşafı yatakçı yatakhane yataklı yataklı vagon yataklık.−ğı yatalak olmak yatar koltuk.−ğı yatık çit 2355 .yatak.−ğu yatay yatay geçiş yatay seren yat borusu yatçı yatçılık.−ğı yataklık etmek yatak liman yatak limonu yatak mobilya yatak odası yatak örtüsü yatak takımı yatak yapmak yatalak.−ğı yatı yatık.

yatık doğru yatık yazı yatılı yatılma yatılmak yatım yatır yatırılma yatırılmak yatırım yatırım bankası yatırımcı yatırım yapmak yatırma yatırmak yatısız yatış yatışma yatışmak yatıştırıcı yatıştırma yatıştırmak yatkın yatkınlaşma yatkınlaşmak yatkınlık.−ğı yat kulübü 2356 .

−ğu yavan yavanlaşma yavanlaşmak yavanlaştırma yavanlaştırmak yavanlık.yatma yatmak yatmalık.−ğı yavaş yavaşa yavaşça yavaşça yavaşça yavaşçacık yavaşlama yavaşlamak yavaşlatılma yavaşlatılmak yavaşlatılmış yavaşlatılmış hareket yavaşlatma 2357 .−ğı yatsı yatsı ezanı yatsı namazı yatuğan yatuk.

−ğu yavru kapı yavrukurt.−du yavrulama yavrulamak yavsı yavşak.yavaşlatmak yavaşlık.−ğı yavşan yavşan otu yavuklama yavuklamak yavuklanma yavuklanmak yavuklu yavuz yavuzca 2358 .−ğı yavaş tütün yavaş yavaş yave yaver yaverlik.−ği yavru yavruağzı (renk) yavrucağız yavrucak.−ğı yavrucuk.

−ğu yay Yay (burç) yaya yaya çivisi yaya geçidi yaya kaldırımı yaya köprüsü yayalık.−ğı yaygı yaygı balığı yaygın 2359 .−cı yayçizer yaydırma yaydırmak yaygara yaygaracı yaygaracılık.−ğı yayan yayan yapıldak yaya yolu yay ayraç.Yavuzeli'ni (ilçe) yavuzlanma yavuzlanmak yavuzlaşma yavuzlaşmak yavuzluk.

−ğı yayılış yayılma yayılmacı yayılmacılık.−ğı yayık ağızlı yayıklama yayıklamak yayık makinesi yayılı yayılımcı yayılımcılık.−ğı yayımlama yayımlamak 2360 .yaygın eğitim yaygınlaşma yaygınlaşmak yaygınlaştırma yaygınlaştırmak yaygınlık.−ğı yaygın öğretim yaygın yanlış yayık.−ğı yayılma hızı yayılmak yayım yayımcı yayımcılık.

yayımlanma yayımlanmak yayımlatma yayımlatmak yayımlayan yayın yayın balığı yayın balığıgiller yayıncı yayındırıcı yayındırma yayın dışı yayın evi yayınık.−ğı yayla çayırı yayla çiçeği yayla çorbası 2361 .−ğı yayınım yayınispî yayınma yayıntı yayış yay kabzası yay kolu yayla yaylacı yaylacılık.

−ğı yayla kekiği yaylakıye yaylama yaylamak yaylandırma yaylandırmak yaylanma yaylanmak yayla salatası yayla yavşanı yaylı yaylı araba yaylı çalgılar yaylım yaylım ateş yaylım ateşi yaylı sazlar yaylı tambur yaylı terazi yayma yaymacı 2362 .Yayladağı'nı (ilçe) Yayladere (ilçe) yayla gülü yaylagüzeli (bitki) yayla havası yaylak.

−ğı yaymak yayvan yayvanlaşma yayvanlaşmak yayvanlık.−ğı yazar yazarçizer yazar hakkı yazar kasa yazarlık.−ğı yayvan yayvan yaz yazadurma yazadurmak yazanak.−ğı yazboz tahtası yazdırma yazdırmak yaz dönemi yaz dönencesi yazgı yazgıcı yazgıcılık.−ğı yazgısal yaz helvası yazı 2363 .yaymacılık.

−ğı yazı çevrimi yazı dili Yazıhan (ilçe) yazıhane yazı hayatı yazı işleri yazık.yazı bilgisi yazı bilimci yazı bilimi yazı boyu yazıcı yazıcı cihazı yazıcı kadın yazıcılık.−ğı yazı kadrosu yazı kâğıdı yazık etmek yazık günah yazıklanma yazıklanmak yazık olmak yazıksız yazı kurulu yazıla yazılama yazılamak 2364 .

−mri yazılı hani yazılı hukuk yazılı imtihan yazılı kâğıdı yazılım yazılım dizgesi yazılım paketi yazılım sistemi yazılı sınav yazılış yazılı yoklama yazılma yazılmak yazım yazı makinesi yazı masası yazımcı yazımsı yazın yazın bilimci yazın bilimi yazıncı yazın dili 2365 .yazılı yazılı basın yazılı bildirim yazılı emir.

yazın eri yazınsal yazın tarihi Yazır yazış yazışma yazışmak yazıt yazı tahtası yazı takımı yazıt bilimci yazıt bilimi yazı tura yazı yaban yaz kış yazlama yazlamak yazları yazlık.−ğı yazma eser yazmak yazman 2366 .−ğı yazlıkçı yazlı kışlı yazma yazmacı yazmacılık.

−ğı yedek subay yedekte yedek teker yedi yedi altmış beş 2367 .−ğı yazma yitimi yaz ördeği yaz saati yaz sömestri yaz uykusu yaz yağmuru yedek.−ği yedekleme yedeklemek yedekleşme yedekleşmek yedekli yedeklik.yazmanlık.−ği yedek oyuncu yedek parça yedek parçacı yedek parçacılık.−ği yedek akçe yedek besinler yedekçi yedek lâstik.

−ği yedi belâ yedi canlı yediden yetmişe yedi düvel yediemin yedigen Yedigir (yıldız kümesi) yedi göbek.−ği Yedikardeş (yıldız kümesi) yediler yedili yedilik.yedi altmış beşlik.−ği yedilme yedilmek yedinci yedinci sanat yedirilme yedirilmek yedirme yedirmek Yedisu (ilçe) yedişer yediveren 2368 .

−ği yeğni yeğnilemek yeğnilik.−ği yeğnilme yeğnilmek yeğniltme yeğniltmek yeğniseme yeğnisemek 2369 .yediz yedme yedmek yegâh yegân yegâne yegân yegân yeğ yeğen yeğin yeğinleşme yeğinleşmek yeğinlik.−ği yeğleme yeğlemek yeğlenme yeğlenmek yeğlik.

−ci yelek.−e'si yek yekdiğeri yeke yekine yekine yekiniş yekinme yekinmek yekin yekin yeknesak yeknesaklık.−ği 2370 .−ğı yekpare yeksan yekta yekten yekûn yekvücut.−ği yeis.−du yel yel değirmeni yeldirme yeldirmek yeldirmeli yeldirmesiz yele yeleç.yeğrek.

−ci yelin yelken yelken balığı yelken bezi yelkenci yelkencilik.−ği yelken gemisi yelken gönderi yelken iğnesi yelkenleme yelkenlemek yelkenli yelkenli gemi yelken yarışı yelkesen yelkıran 2371 .−du yeleme yelengeç.yeleken yelekleme yeleklemek yeleklenme yeleklenmek yelelenme yelelenmek yeleli yeleli kurt.

−ği yelpirdeme yelpirdemek yelseme yelsemek yeltek.yelkovan yelkovangiller yelleme yellemek yellenme yellenmek yelli yellim yelâlim yellim yepelek yelloz yelme yelmek yelölçer yelpaze yelpazeleme yelpazelemek yelpazelenme yelpazelenmek yelpaze tonoz yelpik.−ği yelteniş yeltenme 2372 .

yeltenmek yelve yelveren yelyazar yel yepelek yel yeperek yelyutan yem yem borusu yemci yeme yeme içme yemek,−ği yemekaltı yemek borusu yemek dolabı yemek duası yemekhane yemek hizmeti yemekli yemeklik,−ği yemek listesi yemekli vagon yemek masası yemek odası yemek salonu yemeksiz

2373

Yemen yemeni yemenici yemenicilik,−ği yemenili Yemenli yemin yemin billâh yemin etmek yemin kasem yeminli yeminsiz yemiş yemişçi yemişçil yemişen yemişlenme yemişlenmek yemişli yemişlik,−ği yemleme yemlemek yemlenme yemlenmek yemlik,−ği yemlik arpa yemlikli

2374

yemliksiz yem torbası yem verimi yemyeşil yen yenge yengeç,−ci Yengeç (burç) Yengeç dönencesi yengeçvari yengelik,−ği yengi yeni yeni ay yenibahar (bitki) yeni baştan yenice Yenice (ilçe) yenici Yeni Çağ Yeniçağa (ilçe) yeniçeri yeniçeri ağası yeniçerilik,−ği yeniçeri ocağı yeni dalga yeniden

2375

yeniden kurma yeniden tasarımlama yeniden yapılanma yeniden yeniye yenidünya (meyve) Yeni Dünya Yeni Dünya aslanı (puma) yeni Eflâtuncu yeni Eflâtunculuk, −ğu yeni eleştirici yeni eleştiricilik,−ği Yenifakılı (ilçe) yeni gerçekçi yeni gerçekçilik,−ği Yeni Gine Yeni Gineli yeni gümüş Yenihisar (ilçe) yeni izlenimci yeni izlenimcilik,−ği yenik,−ği yenileme yenilemek yenilenme yenilenmek

2376

yenilerde yenileşme yenileşmek yenileştirme yenileştirmek yeniletme yeniletmek yenilgi yenilik,−ği yenilikçi yenilikçilik,−ği yenilik korkusu yenilik yapmak yeniliş yenilme yenilmek yenilmezlik,−ği yeni maden Yenimahalle (ilçe) yenimsi Yenipazar (ilçe) yenirce yeni sene Yenişarbademli (ilçe) Yenişehir (ilçe) yenişme

2377

yenişmek yeni yazı yeni yeni yeni yetme yeni yetmelik,−ği yeni yıl Yeni Zelânda Yeni Zelândalı yenli yenme yenmek yensiz yepelek,−ği yepisyeni yepyeni yer yer adı yer adı bilimi yer alıştırmaları yeraltı (metro) yer altı yer altı çarşısı yer altı dünyası yer altı kaynakları yer altı merdiveni yer altı müziği yer altı sanatı

2378

yer altı sineması yer altı suları yer altı treni yer belirteci yerberi (gök bilimi) yer biçimleri yer bilimci yer bilimi yer bilimsel yer cücesi yer çamı yer çekimi yer çekirdeği yer çöküntüsü yerdegezen (yılan) yer değiştirme yerden bitme yerden selâm yerden temenna yerden yapma yer domuzu yer domuzugiller yere doğrulum yeregeçen yerel yerel kanal yerelleşme

2379

yerelleşmek yerelleştirme yerelleştirmek yer elması yerel radyo yerel saat,−ti yerel televizyon yerel yayın yerel yönetim yereşeği (böcek) yer etmek yerey yere yönelim yer fesleğeni yer fıstığı yer geçidi yergi yergici yergicilik,−ği yer hizmetleri yer hostesi yerici yerilme yerilmek yerinde yerindelik,−ği yerinden yönetim

2380

yerinde vuruş yerine yerinme yerinmek yer istasyonu yer kabuğu yer katı Yerköy (ilçe) yerküre yerleşik,−ği yerleşiklik,−ği yerleşilme yerleşilmek yerleşim yerleşim alanı yerleşim merkezi yerleşke yerleşme yerleşmek yerleştirilme yerleştirilmek yerleştirme yerleştirmek yerli yerli dolap,−bı yerlileşme yerlileşmek

2381

yerli malı yerli yerinde yerli yerine yerli yersiz yer mantarı yerme yermeci yermek yermeli yer merkezci yer merkezcilik,−ği yer merkezli yer meşesi yer minderi yer mumu yer odası yer ölçümü yer örümceği yeröte (gök bilimi) yer özekçil yer özekçilik,−ği yer palamudu yer pelidi yer pırasası yer sakızı yer sarmaşığı yer sarsıntısı

2382

yersel yer servisi yer sıçanı yersiz yersizlik,−ği yersiz yurtsuz yer sofrası yer şekilleri yer şekli yer solucanı yer üstü yer yağı yer yatağı yer yer yer yurt yer yuvarı yer yuvarlağı yeryüzü yer zarfı yestehleme yestehlemek yesyeni yeşerme yeşermek yeşerti yeşertme yeşertmek

2383

yeşil yeşilbağa yeşilbaş (ördek) yeşilbiber yeşilçekirge Yeşilhisar (ilçe) yeşil ışık,−ğı yeşilimsi yeşilimtırak,−ğı yeşilkertenkele yeşil kuşak,−ğı yeşillenme yeşillenmek yeşilli Yeşilli (ilçe) yeşillik,−ği Yeşilova (ilçe) yeşil oy yeşil saat yeşil saha yeşilsazan Yeşilyurt (ilçe) yeşil zeytin yeşim yetenek,−ği yetenekli yeteneklilik,−ği

2384

yeteneksiz yeteneksizlik,−ği yeter yeterince yeterli yeterli beslenme yeterlik,−ği yeterlik belgesi yeterlik eğitimi yeterlik fiili yeterlik önergesi yeterlik sınavı yeterlilik,−ği yeter sayı yetersiz yetersizlik,−ği yeti yetik,−ği yetim yetimhane yetimlik,−ği yetingen yetingenlik,−ği yetinme yetinmek yetirme yetirmek

2385

yetişek,−ği yetişilme yetişilmek yetişim yetişkin yetişkin eğitimi yetişkinlik,−ği yetişme yetişmek yetişmiş yetiştirici yetiştirilme yetiştirilmek yetiştirim yetiştirme yetiştirmek yetiştirme yurdu yetke yetkeli yetki yetki belgesi yetki devri yetki gaspı Yetki Kanunu yetkilendirme yetkilendirmek yetkili

2386

yetkili merci,−i yetkili yargıç,−cı yetkin yetkinleşme yetkinleşmek yetkinlik,−ği yetkisiz yetkisizlik,−ği yetme yetmek yetmiş yetmişer yetmiş iki buçuk,−ğu yetmişinci yetmişlik,−ği yevmî yevmiye yevmiyeci yevmiye defteri yevmiyeli yeygi Yezidî Yezidîlik,−ği yezit,−di yezitlik,−ği yığdırma yığdırmak

2387

Yığılca (ilçe) yığılı yığılışma yığılışmak yığılma yığılmak yığın yığınak,−ğı yığın bulut yığın kültürü yığınla yığıntı yığış yığışık,−ğı yığışım yığışma yığışmak yığma yığmak yıkama yıkamaç,−cı yıkamak yıkanış yıkanma yıkanmak yıkatma yıkatmak

2388

yıkayıcı yıkayış yıkı yıkıcı yıkıcılık,−ğı yıkık,−ğı yıkık dökük yıkıla yıkıla yıkılış yıkılma yıkılmak yıkım yıkımcı yıkım olmak yıkıntı yıkıntı olmak yıkış yıkışma yıkışmak yıkkın yıkkınlık,−ğı yıkma yıkmacı yıkmak yıktırılma yıktırılmak yıktırma

2389

yıktırmak yıl yılan yılan balığı yılan balığıgiller yılanbaşı (deniz kabuğu) yılancı yılancık,−ğı yılancıl yılan çıyan yılan çiçeği yılan derisi yılandili (bitki) yılan gömleği yılan hikâyesi yılaniğnesi (balık) yılan kavı yılankavi yılan kemiği yılan taşı yılanyastığı (bitki) yılanyastığıgiller yılaşırı (bienal) yılbaşı yıldan yıla yıldırak

2390

Yıldırak (yıldız) yıldırama yıldıramak yıldırılma yıldırılmak yıldırım Yıldırım (ilçe) yıldırım aşkı yıldırımkıran yıldırımlı yıldırımlık,−ğı yıldırım nikâhı yıldırımsavar yıldırım siperi yıldırım takla yıldırım telgraf yıldırma yıldırmak yıldır yıldır yıldız yıldız anasonu yıldız barışıklığı yıldız bilimci yıldız bilimcilik,−ği yıldız bilimi yıldız böceği yıldız çiçeği

2391

Yıldızeli'ni (ilçe) yıldız falcılığı yıldız falcısı yıldız günü yıldızı dişi yıldızı düşük,−ğü yıldız karayel yıldız kurdu yıldız kümesi yıldızlama yıldızlamak yıldızlar arası yıldızlaşma yıldızlaşmak yıldızlı yıldızlık,−ğı yıldız omurlular yıldız poyraz yıldız saati yıldız savaşı yıldızsı yıldızsız yıldız tabya yıldız taşı yıldız yağmuru yıldız yasemini yıldız yeli

2392

yıldız yılı yıldız zamanı yıl dönümü yılgı yılgın yılgınca yılgınlık,−ğı yılgın yılgın yıl halkası yılık,−ğı yılışık,−ğı yılışıkça yılışıklık,−ğı yılışık yılışık yılışkan yılışkanlık,−ğı yılışma yılışmak yılkı yılkıcı yılkılık,−ğı yıllama yıllamak yıllanma yıllanmak yıllarca yıllar yılı

2393

yıllatma yıllatmak yıllık,−ğı yıllıkçı yıllıklı yıllık ortalama yılma yılmak yılmaz yılmazlık,−ğı yıl sonu yıprak,−ğı yıpranma yıpranmak yıpranma payı yıpratıcı yıpratma yıpratmak yır yırık,−ğı yırlama yırlamak yırtıcı yırtıcı hayvan yırtıcı kuş yırtıcılar yırtıcılık,−ğı

2394

yırtık,−ğı yırtıkça yırtıklık,−ğı yırtık pırtık,−ğı yırtılış yırtılma yırtılmak yırtılmış yırtılmışlık,−ğı yırtım yırtımcı yırtımcılık,−ğı yırtınış yırtınma yırtınmak yırtış yırtlak,−ğı yırtma yırtmaç,−cı yırtmaçlı yırtmaçsız yırtmak yırttırma yırttırmak yısa yısa yısa Yıva

2395

yıvışık,−ğı yıvışıklık,−ğı yıvışma yıvışmak yıvış yıvış yiddiş yiğit,−di yiğitbaşı yiğitçe yiğitleme yiğitlendirme yiğitlendirmek yiğitlenme yiğitlenmek yiğitleşme yiğitleşmek yiğitlik,−ği yiğitlik etmek yilbik,−ği yine yineleme yinelemek yinelemeli yineleniş yinelenme yinelenmek yineletme

2396

yineletmek yineleyiş yirik,−ği yirmi yirmi beşlik,−ği 29 Ekim yirmilik,−ği yirminci yirmişer yirmişerlik,−ği 23 Nisan yirmi yaş dişi yitik,−ği yitiklik,−ği yitim yitirilme yitirilmek yitiriş yitirme yitirmek yitme yitmek yiv yivaçar yivleme yivlemek yivli

2397

yiyecek,−ği yiyici yiyicilik,−ği yiyim yiyimli yiyinti yiyintili yiyiş yo yobaz yobazca yobazlaşma yobazlaşmak yobazlık,−ğı yoga yogi yoğ yoğalma yoğalmak yoğaltıcı yoğaltılma yoğaltılmak yoğaltım yoğaltma yoğaltmak yoğrulma yoğrulmak

2398

yoğrum yoğun yoğun bakım yoğunlaç,−cı yoğunlaşma yoğunlaşmak yoğunlaştırılmış yoğunlaştırma yoğunlaştırmak yoğunluk,−ğu yoğunlukölçer yoğun teker yoğurma yoğurmak yoğurt,−du yoğurt çiçeği yoğurt çorbası yoğurtçu yoğurtçuluk,−ğu yoğurthane yoğurtlama yoğurtlamak yoğurtlu yoğurtlu kebap,−bı yoğurtma yoğurtmak yoğurt otu

2399

yoğurt tatlısı yoğurum yok,−ğu,−ku yokçu yokçuluk,−ğu yok etmek yoklama yoklamacı yoklamak yoklama yapmak yoklanma yoklanmak yoklatma yoklatmak yokluk,−ğu yokluk eki yok olmak yok pahasına yoksa yoksul yoksullaşma yoksullaşmak yoksullaştırma yoksullaştırmak yoksulluk,−ğu yoksulluk belgesi yoksun

2400

yoksun etmek yoksunlu yoksunluk,−ğu yoksunma yoksunmak yoksun olmak yoksuz yoksuzluk,−ğu yokumsama yokumsamak yokuş yokuş aşağı yokuşçu yokuş yukarı yok yere yok yoksul yol yol ağzı yolak,−ğı yol ayrımı yol azığı yol bel yol boyu yolcu yolcu etmek yolcu gemisi yolculuk,−ğu

2401

yolculuk etmek yolcu salonu yoldaş yoldaşlık,−ğı yoldurma yoldurmak yol erkân yol evlâdı yolgeçen yolgeçen hanı yol halısı yol işareti yolkesen yol kilimi yollama yollamak yollanma yollanmak yollu yolluk,−ğu yolma yolmak yol parası yolsuz yolsuzluk,−ğu yolsuz yöntemsiz yolu açık,−ğı

2402

yol uğrağı yoluk,−ğu yolunma yolunmak yoluyla yol üstü yol yol yol yol olmak yol yordam yol yorgunu yom yoma Yomra (ilçe) yomsuz yomsuzluk,−ğu yonca yoncalık,−ğı yonca yaprağı yonga yongalama yongalamak yongalayıcı yongar yonma yonmak yont yont kuşu

2403

yontma yontmak Yontma Taş Çağı Yontma Taş Devri yontu yontucu yontuculuk,−ğu yontuk,−ğu yontuk düz yontulma yontulmak yonulmak yordam yordamlı yordamsız yordurma yordurmak yorga yorgalama yorgalamak yorgan yorgancı yorgancılık,−ğı yorgan çarşafı yorgan iğnesi yorgan ipliği yorgan kavgası

2404

yorgan yüzü yorgun yorgun argın yorgunluk,−ğu yorgunluk kahvesi yorgun yorgun yorma yormak yortma yortmak yortu yorucu yorulma yorulmak yorum yorumcu yorumculuk,−ğu yorumlama yorumlamak yorumlanma yorumlanmak yosma yosmaca yosmalık,−ğı yosun yosun balığı yosuncul

2405

yosun külü yosunlanma yosunlanmak yosunlaşma yosunlaşmak yosunlu yoz yozcu Yozgat yozlaşma yozlaşmak yozlaşmış yozlaştırma yozlaştırmak yozluk,−ğu yön yön belirteci yöndeş yöndeş açılar yön eki yönelik,−ği yönelim yöneliş yönelme yönelme durumu yönelme hâli yönelmek

2406

yönelmeli yönelmeli tümleç,−ci yönelteç,−ci yöneltilme yöneltilmek yöneltim yöneltme yöneltmek yönerge yönetici yöneticilik,−ği yönetilme yönetilmek yönetim yönetim biçimi yönetim gideri yönetim kurulu yönetimsel yönetim yeri yönetiş yönetme yönetmek yönetme kolu yönetmelik,−ği yönetmen yönetmenlik,−ği yönetmen

2407

yardımcısı yönetsel yöneylem yöneylem araştıması yön gösterme eki yönlendirme yönlendirmek yönleyici yönlü yönlü doğru yönseme yönsüz yöntem yöntem bilgisi yöntem bilimi yöntem bilimsel yöntemli yöntemlilik,−ği yöntemsiz yöntemsizlik,−ği yön zarfı yöre yöresel yöreselleşme yöreselleşmek yöresellik,−ği

2408

Yörük Yörük çadırı yörünge yudum yudumlama yudumlamak yudumlanma yudumlanmak yudumluk,−ğu yudum yudum yuf yuf borusu yufka yufka böreği yufkacı yufkacılık,−ğı yufka ekmeği yufka kebabı yufkalık,−ğı yufka yürekli Yugoslav Yugoslavya Yugoslavyalı yuh yuha yuhalama yuhalamak

2409

yuhalanma yuhalanmak yukaç,−cı yukarda yukardan yukarı yukarıda yukarıdan yukarı mahalle yukarısı yulaf yulaf unu yular yuları eksik,−ği yuma yumak yumak,−ğı yumaklama yumaklamak yumaklanma yumaklanmak yumak yumak yumdurma yumdurmak yumma yummak yumru

2410

yumrucuk,−ğu yumruk,−ğu yumruk hakkı yumruklama yumruklamak yumruklanma yumruklanmak yumruklaşma yumruklaşmak yumruk oyuncusu yumruk oyunu yumru kök yumruk topu yumrulanma yumrulanmak yumrulma yumrulmak yumruluk,−ğu yumru top yumuk,−ğu yumuk gözlü yumuklaşma yumuklaşmak yumuk yumuk yumulma yumulmak yumulu

2411

yumurcak,−ğı yumurta yumurta akı yumurtacı yumurtacık,−ğı yumurtacılık,−ğı yumurta hücresi yumurta kökü yumurtalık,−ğı Yumurtalık (ilçe) yumurta ökçe yumurta sarısı yumurta zarı yumurtlama yumurtlama borusu yumurtlamak yumurtlama mevsimi yumurtlatma yumurtlatmak yumurtlayanlar yumuş yumuşacık,−ğı yumuşak,−ğı yumuşak ağızlı yumuşak başlı yumuşak buğday

2412

yumuşakça yumuşakçalar yumuşak damak,−ğı yumuşak iniş yumuşaklaşma yumuşaklaşmak yumuşaklık,−ğı yumuşak su yumuşak ünsüz yumuşak yüzlü yumuşak yüzlülük, −ğü yumuşama yumuşamak yumuşatıcı yumuşatılma yumuşatılmak yumuşatış yumuşatma yumuşatmak yumuşatmalık,−ğı yuna yunak,−ğı Yunak (ilçe) Yunan Yunanca Yunanistan

2413

Yunanistanlı Yunanlı yundusuz yunma yunmak yunus yunus balığı yunus balığıgiller yurdu yurt,−du yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurtlandırma yurtlandırmak yurtlanma yurtlanmak yurtluk,−ğu yurtsal yurtsama yurtsamak yurtsever yurtseverlik,−ği yurtsuz yurttaş yurttaşlık,−ğı yurttaşlık bilgisi

2414

yurttaşlık hakları Yurttaşlık Hukuku Yurttaşlık Yasası yusufçuk,−ğu Yusufeli'ni (ilçe) yusyumru yusyuvarlak,−ğı yutak,−ğı yutak iltihabı yutar hücre yutkunma yutkunmak yutma yutmak yutturma yutturmaca yutturmak yutturulma yutturulmak yutucu yutulma yutulmak yuva yuvak,−ğı Yuva kavunu yuvalama yuvalamak

2415

yuvalanma yuvalanmak yuvalı yuvar yuvarlacık,−ğı yuvarlak,−ğı yuvarlak ağızlılar yuvarlak hesap,−bı yuvarlaklaşma yuvarlaklaşmak yuvarlaklaştırma yuvarlaklaştırmak yuvarlaklık,−ğı yuvarlak masa yuvarlak masa toplantısı yuvarlak sayı yuvarlak sıra yuvarlak solucanlar yuvarlak ünlü yuvarlak vokal,−li yuvarlama yuvarlamak yuvarlana yuvarlana yuvarlanış yuvarlanma yuvarlanmak

2416

yuvarlatma yuvarlatmak yuvarölçer yuvar yuvar yuvaya dönüş yuvgu yuvgulama yuvgulamak yüce yücelik,−ği yücelim yüceliş yücelme yücelmek yüceltilme yüceltilmek yüceltme yüceltmek yüğrük,−ğü yük yük arabası yük asansörü yükçü yükçülük,−ğü yük gemisi yük hayvanı yük katarı

2417

yüklem yüklem birliği yükleme yükleme durumu yükleme hâli yüklemek yüklem öbeği yüklenici yüklenilme yüklenilmek yüklenme yüklenmek yükletilme yükletilmek yükletme yükletmek yükleyici yükleyiş yüklü yüklüce yüklük,−ğü yüklülük,−ğü yük odası yük olmak yüksek,−ği yüksek atlama yüksek basınç,−cı

2418

yüksek fırın yüksek fiyat yüksek gerilim yükseklik,−ği yükseklik korkusu yükseklikölçer yüksek lisans yüksek okul Yüksekova (ilçe) yüksek öğrenim yüksek öğretim yüksek ses yüksek sosyete yüksek tahsil yüksek teknoloji yüksek yaylak,−ğı yükselen piyasa yükselim yükseliş yükselme yükselmek yükselteç,−ci yükseltgeme yükseltgemek yükseltgenme yükseltgenmek yükselti

2419

yükseltilme yükseltilmek yükseltme yükseltmek yüksük,−ğü yüksük kına yüksük makarna yüksük otu yüksünme yüksünmek yük treni yüküm yükümlendirme yükümlendirmek yükümlenme yükümlenmek yükümlü yükümlülük,−ğü yükün yükünme yükünmek yük vagonu yülgü yülük,−ğü yülüme yülümek yülünme

2420

yülünmek yün yünlü yüpürmek Yüregir yüreği dar yüreği delik,−ği yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek Yüreğir (ilçe) yüreği temiz yüreği yanık,−ğı yüreği yaralı yüreği yufka yürek,−ği yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yüreklendirme yüreklendirmek yüreklenme yüreklenmek yürekli

2421

−ğü yürüteç.−ği yürekten yürek yarası yürük.−ğı yürüklük.yüreklilik.−ci yürütme yürütme gücü yürütmek yürütme kurulu yürütmeyi durdurma yürütücü yürütülme yürütülmek yürütülüş yürütüm 2422 .−ğü yürük semaî yürüme yürümek yürünme yürünmek yürürçalar yürürlük.−ğü yürük aksak.−ği yüreklilikle yüreksiz yüreksizlik.

−ği yüzbeyüz yüz binlerce yüz binlik.−ğü yüzer yüzergezer yüzer havuz 2423 .−ğı yüz beşlik.−ği yüzden yüzde yüz yüzdürme yüzdürmek yüzdürülme yüzdürülmek yüze gülücü yüze gülücülük.yürüyen merdiven yürüyüş yürüyüş kolu yürüyüş yapmak yüsrü yüz yüz akı yüz aklığı yüzbaşı.−yı yüzbaşılık.−ği yüzde yüzdelik.

yüzerlik.−ci yüzgeç ayaklılar yüz görümlüğü yüzgöz yüzgöz olmak yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kere yüz kızartıcı yüz kızartıcı suç yüz kiri yüzleme yüzlemece yüzlemek yüzlenme 2424 .−ği yüzer top yüzer yüzer yüze soğurma yüzey yüzey bilimci yüzey bilimi yüzeyleşme yüzeyleşmek yüzeysel yüzey şekilleri yüzgeç.

yüzlenmek yüzler yüzlerce yüzleşme yüzleşmece yüzleşmek yüzleştirme yüzleştirmek yüzlü yüzlük.−ğü yüzlük birimler bölüğü yüzlü yüzlü yüzme yüzme havuzu yüzmek yüzme kesesi yüznumara yüz ölçümü yüz sabunu yüzsuyu (onur) yüzsüz yüzsüzce yüzsüzleşme yüzsüzleşmek yüzsüzleştirme yüzsüzleştirmek 2425 .

−ğü yüzük.−ğü yüzsüz yüzsüz yüzü ak yüzü asık.−ğı (*)Z 2426 .yüzsüzlük.−ğü yüzü kara yüzükoyun yüzük oyunu yüzük parmağı yüzülme yüzülmek yüzüncü yüzünden yüzü pek yüzü sıcak.−ğu yüzüstü yüz üstü yüzüş yüzü yerde yüzü yumuşak.−ğı yüzücü yüzücülük.−ğı yüzü soğuk.−ğı yüz yazısı yüzyıl yüzyıllık.

−ği zaç zaç yağı zade zadegân zadegânlık.Z zaaf zabıt.−ptı zabıta zabıtname zabit zabitan zabitlik.−ğı zağcı zağcılık.−ğı zafer Zafer Bayramı zafiyet zağ zağanos zağar zağara zağarcı zağarlık.−ğı zağlama zağlamak zağlanma 2427 .

−di zahitik.zağlanmak zağlı zahir zahirde zahire zahiren zahirî zahit.−ği zahmet zahmet etmek zahmetli zahmet olmak zahmetsiz zahmetsizce zahter zail zail olmak Zaire Zaireli zait.−di zakkum zakkumgiller zakkumlaşma zakkumlaşmak zakkumlu zalim 2428 .

zalimane zalimce zalimlik.−mmı zaman zaman aşımı zaman ayarlı zaman belirteci zaman bilimi zaman bilimsel zaman birimi zamandaş zaman dizini zamane zamane adamı zamane çocuğu zaman eki zamanında zamanla zamanlama zamanlamak zamanlı zamanlı zamansız zamansız zaman tüneli zaman zaman zaman zarfı 2429 .−ği zam.

zamazingo zambak.−ğı zambakgiller Zambiya Zambiyalı zamir zamk zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabî zamkinos zamkinos etmek zamklama zamklamak zamklanma zamklanmak zamklı zamklı kâğıt.−dı zamlanma zamlanmak zamlı zamsız zamme zammetme zammetmek zammı sure 2430 .

zam paketi zampara zamparalık.−ğı zangırdama zangırdamak zangırdatma zangırdatmak zangırtı zangır zangır zangoç.−ğı zanaatkâr zanaatkârlık.−cu zangoçluk.−ğı zamparalık etmek zam yapmak zan.−nnı zanaat zanaatçı zanaatçılık.−ğu zanka zanlı zannetme zannetmek zanneyleme zanneylemek zannolunma zannolunmak 2431 .

zaparta zaping zaping yapmak zappino zapt zapt etmek zaptiye zaptiye memuru zapturapt zar Zara (ilçe) zarafet zarar zarar etmek zararına zarar kesme zararlı zararsız zarcı zar etmek zarf zarfçı zarfçılık.−ğı zarf−fiil zarf−fiil grubu zarfında zarflama 2432 .

−bı zarp etmek zarplı zarsı zarta zart zurt zaruret zarurî zar zor zat zata mahsus zaten zatıâlileri zatıâliniz zati (zaten) zatî 2433 .−ği zari zari zar kanatlılar zarp.zarflamak zarflanma zarflanmak zarflı zargana zarif zarifane zarifçe zariflik.

−ğı zayıf nahif zayıf sesli zayıf ünlü zayi.zat işleri zatülcenp.−di 2434 .−ğı zaviye zaviyevî zayıf zayıflama zayıflamak zayıflatma zayıflatmak zayıflayış zayıflık.−bi Zatülkürsî (yıldız) zatürree zavallı zavallılık.−i zayiat zayiçe zayi etmek zayi olmak zeamet zeban zebanî zebanzet.

−di zebra zebun zebun etmek zebunküş zebunküşlük.−ğü zebunlaşma zebunlaşmak zebunluk.−hri 2435 .−ğu zebun olmak Zebur zecir.−cri zecren zecrî zecrî tedbir zede zedeleme zedelemek zedeleniş zedelenme zedelenmek zedeli zedesiz zefir zehap.zebellâ zebercet.−bı zehir.

zehir etmek zehir hafiye zehirleme zehirlemek zehirlenme zehirlenmek zehirli zehirli gaz zehirlilik.−ği zehirli mantarlar zehir olmak zehirsiz zehir zakkum zehir zemberek zehir zıkkım zehretme zehretmek zehrolma zehrolmak zekâ zekâ bölümü zekâ düzeyi zekâ geriliği zekât zekâ testi zekâvet zekâ yaşı 2436 .

zekâ yeteneği zeker Zekeriya sofrası zeki zekice zelil zelil etmek zelil olmak zelve zelzele zem.−mmi zemberek.−ği zemberekçi zemberek kutusu zemberekli zemberek otu zembil zembil otu zemheri zemheri zürefası zemin zemin kat zemin katı zeminli zeminlik.−ği zemmetme zemmetmek 2437 .

zemzem zemzem suyu zen zencefil zencefilgiller zencerf zenci zencifre zencir zencirek.−ği 2438 .−ği zengin olmak zenne zenneci zennelik.−ğu zengin zengin erki zengin etmek zengin kafiye zenginleme zenginlemek zenginleşme zenginleşmek zenginleştirme zenginleştirmek zenginlik.−ği zendost zendostluk.

−di zerdali zerde zerdeçal zerdeva Zerdüşt Zerdüştçülük.−ti zevalsiz zeval vakti zevat zevce zevcelik.−ğı zevahir zeval.−ği 2439 .−ğü Zerdüştî zerk zerk etmek zerre zerrin zerzevat zerzevatçı zerzevatçılık.zephiye zeplin zer zeravent.−li zevalî zevalî saat.

zevç.−ği zevzekçe zevzeklenme zevzeklenmek zevzeklik.−ği zevkusefa zevzek.−ği zeyreklik.−ci zeveban zeveban etmek zevk zevk ehli zevk etmek zevkiselim zevkiselim sahibi zevklenme zevklenmek zevkli zevksiz zevksizlik.−ği zeytin 2440 .−yli zeyilname zeyrek.−ği zevzeklik etmek zeybek.−ği zeybek havası zeyil.

−ği zeytin rengi zeytinsi zeytinsi meyve zeytin sineği zeytinsiz zeytinyağı zeytinyağlı dolma zeytinyağlı fasulye zeytinyağlı sarma zeytinyağlı yemek.−ği zeytin dalı zeytin ezmesi zeytingiller zeytin güvesi zeytin kurdu zeytinli zeytinlik. −ği zeytunî zıbarma zıbarmak zıbıdı zıbın 2441 .Zeytinburnu'nu (ilçe) zeytinci zeytincilik.

zıddiyet zıh zıhlama zıhlamak zıhlanma zıhlanmak zıhlı zıkkım zıkkımlanma zıkkımlanmak zılgıt zılgıtlanma zılgıtlanmak zımba zımbalama zımbalamak zımbalanma zımbalanmak zımbalatma zımbalatmak zımbalı zımbalı defter zımbırdatma zımbırdatmak zımbırtı zımnen zımnında 2442 .

−ğı zıngadak zıngıldama zıngıldamak zıngıl zıngıl zıngırdama zıngırdamak zıngırdatma zıngırdatmak zıngırtı zıngır zıngır zınk zıp zıpçıktı zıpır zıpırlık.−ğı zıpka 2443 .zımnî zımpara zımpara kâğıdı zımparalama zımparalamak zımparalanma zımparalanmak zımpara taşı zımpara tozu zındık.−ğı zındıklık.

−ği 2444 .−cı zırhlı balık. yoyo) zıp zıp zıpzıp atlama zırcahil zırdeli zırh zırhlandırma zırhlandırmak zırhlanma zırhlanmak zırhlı zırhlı araç.zıpkın zıpkıncı zıpkınlama zıpkınlamak zıpkınlanma zıpkınlanmak zıplama zıplamak zıplatma zıplatmak zıplaya zıplaya zıppadak zıpzıp (bilye.−ğı zırhlı başlılar zırhlı birlik.

−cü zırhlı kuvvet zırhlı yayın zırhsız zırıldama zırıldamak zırıldanma zırıldanmak zırıltı zırıl zırıl zırlak.zırhlı güç.−ğı zırlama zırlamak zırlatma zırlatmak zırnık.−ğı zırt pırt zırt zırt zırva zırvalama zırvalamak zırzır (boşboğaz) zır zır 2445 .−ğı zırtapoz zırtapozluk.−ğu zırt fırt zırtlak.

−ı zıypak.−ğı zibidi zibidilik.−ğı zıvana zıvanalı zıvanalı sigara zıvanalı vida zıvanasız zıya.−tbu zıtlanma zıtlanmak zıtlaşma zıtlaşmak zıtlık.zıt.−ddı zıt anlamlı zıt kutup.−ğı zifos zift ziftleme ziftlemek ziftlenme ziftlenmek 2446 .−ği zifaf zifir zifirî zifirî karanlık.

−kri zikredilme zikredilmek zikretme zikretmek zikrolunma zikrolunmak zikzak.zigot zihaf zihayat zihin.−hni zihin açıklığı zihin berraklığı zihin bulanıklığı zihince zihin hesabı zihin jimnastiği zihin karışıklığı zihinsel zihin yorgunluğu zihnen zihnî zihniye zihniyet zikıymet zikir.−ğı zikzak dikişi 2447 .

zikzaklı zikzak makinesi zikzak yapmak zil Zile (ilçe) zilhicce zili zilkade zillet zilli zilli bebek.−di zilyetlik.−ği zilli maşa zilsiz zilyet.−ği zil zurna zimamdar zimmet zimmî zina zincifre zincir zincirkıran zincirleme zincirleme isim tamlaması zincirlemek 2448 .

−ğı ziraî ziraî işletme zirkon zirkonyum 2449 .−ği zinhar zir zira ziraat ziraatçı ziraatçılık.zincirleme kaza zincirleme sıfat tamlaması zincirleme tepkime zincirlenme zincirlenmek zincirli zindan zindancı zindandelen zindan etmek zindan olmak zinde zinde kuvvet zindeleşme zindeleşmek zindelik.

−ğı ziyan olmak ziyansız ziyaret ziyaretçi ziyaret etmek ziyaretgâh ziynet 2450 .−ğu zirzopluk etmek zivircik.−bu zirzoplaşma zirzoplaşmak zirzopluk.zirve zirve konferansı zirve toplantısı zirzop.−ği ziya ziyadar ziyade ziyadeleşme ziyadeleşmek ziyadesiyle ziyafet ziyan ziyan etmek ziyankâr ziyankârlık.

−ğu zooloji zoospor zootekni zor zoraki zor alım zorba zorbaca zorbalık.zloti Zodyak (burçlar kuşağı) zoka zom zom olmak zona Zonguldak zonklama zonklamak zonklatma zonklatmak zonk zonk zoolog.−ğı zorbalık etmek zor belâ zorca zorgu 2451 .

−ğu zorunlu öğrenim zorunlu sigorta zorunlu tasarruf 2452 .−ğu zorunluluk.−ğu zorlukla zorsunma zorsunmak zorunlu zorunlu emeklilik.−ği zorunluk.zorgulu zorla zorlama zorlamak zorlamasız zorlanış zorlanma zorlanmak zorlaşma zorlaşmak zorlaştırma zorlaştırmak zorlaya zorlaya zorlayıcı zorlayış zorlu zorluk.

−ğı zurnapa zurnazen zübde zücaciye züğürt.−ğü 2453 .−dü züğürtleme züğürtlemek züğürtleşme züğürtleşmek züğürtlük.−lmü zum zurna zurnacı zurnacılık.zoru zoruna zuhur zuhurat zuhur etmek zuhurî zuhurî kolu zula zula etmek zula olmak zulmet zulmetme zulmetmek zulüm.

−llü zülâl.−dü zühul.−dü zümrütlenme zümrütlenmek zümrütleşme zümrütleşmek 2454 .züğürt tesellisi Zühal (Satürn) Zühre (Venüs) zührevî zührevî hastalık.−ğı züht.Ali'nin kılıcı) zülfüyâr zülüf.−li Zülcelâl zülfaris (çiçek) zülfaruz (çiçek) Zülfikar (Hz.−lfü zülüflü zümre zümre edebiyatı zümrüdî Zümrüdüanka zümrüt.−lü zükâm zül.

zümrüt yeşili züppe züppece züppeleşme züppeleşmek züppeleştirme züppeleştirmek züppelik.−ı zürriyet züyuf züyuf akçe Kaynak: http://ekitap.kolayweb.com <(*)> 2455 .com/ ekitap@kolaymail.−ği züppelik etmek zürafa zürafagiller zürra.