P. 1
Turkce-Imla-Klavuzu

Turkce-Imla-Klavuzu

|Views: 293|Likes:
Yayınlayan: cagric79

More info:

Published by: cagric79 on Sep 18, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/12/2014

pdf

text

original

Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu —————————————————————— Türkçe İmla Kılavuzu Türk Dil Kurumu 2000

Kaynak: http://ekitap.kolayweb.com/

İçindekiler: • SUNUŞ • İMLÂ KURALLARI • KESMELİ SÖZLER DİZİNİ • DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ • İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER •A •B •C •Ç •D •E •F •G •H •I •İ •J •K •L •M •N •O •Ö •P •R •S •Ş •T •U •Ü •V •W •Y •Z

(*)SUNUS 1

SUNUŞ Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni, 2. Kökene bağlı imlâ düzeni, 3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni. Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir. Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur. Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de zamanla gelenekleşmeler başlar. Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır: 1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi. Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır. 2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965 kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü 1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar 1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti 1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır. 1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun 1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca 40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi. Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:

2

1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir. 2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir. 3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır. 4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır. Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu: İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu, lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik: Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu, kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık. İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş saymadık. Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade, beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni 3

kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek çok yeni terim yapılmıştır. Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri, yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir. Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir. Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına, sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır. Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır. Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır. İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu

OKUYUCULARIN DİKKATİNE 1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar. 2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları önleyici niteliktedir. 3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır. 4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla yetinilmiştir. 5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar dizinde gösterilmiştir.

4

6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır. 7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur. 8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt, kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı, kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu, ağza~ağıza, göğse~göğüse. Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti. 9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu... Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır. İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı, Altınözü'nü... 10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak belirtilmiştir: check−up, fuel−oil... Türk Dil Kurumu

(*)KURALLAR

HARFLER VE ALFABE

Harfler Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır. Türk alfabesi Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. 5

Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme işareti 2). Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois, Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu isimler i sırasında yer alır. Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y sırasına göre yer alır. SESLER VE SES UYUMLARI Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ünlülerin nitelikleri Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır: A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü B. Dudakların durumuna göre 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü C. Ağzın açıklığına göre 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir: DÜZ YUVARLAK

Geniş 6

Dar Geniş Dar Kalın a ı o u İnce e i ö ü Uzun ünlü Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir. Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum (ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:). Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir. Düzeltme işareti Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda 7

gösterilmiştir: 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi). UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi ince okutması endişesi etkili olmuştur. 2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, üslûp. Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik, lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm. UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz. Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak. 3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî, insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması önlenmiş olur. Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi, Ruhi. Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler de uzun söylenir. Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına uymuştur. Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik, millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir. adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık). Ünsüzlerin nitelikleri 8

Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z. Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır: 1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler, 2. Tonsuz (sert) ünsüzler. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t. Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar, sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler. Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: , š, ~, c gibi. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl). Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz. UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti. Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak (yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı. Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan (yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu. Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı, bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz. Büyük ünlü uyumu Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, 9

boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret). Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz: gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan, metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du. Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır. Küçük ünlü uyumu Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür: 1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek. 2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek. Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e) olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü uyumuna aykırı değildir. Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur. Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos, profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil). Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk, mümin−lik, müzik−çi. Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir: −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− 10

a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir. a − ı, e − i değişmesi Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor. Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim. Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip örneklerindeki e yazılışta korunur. i − ı değişmesi Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır: inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat. UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz edilmemelidir. u − ü değişmesi "Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm. Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur. Ünlü düşmesi Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler 11

genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek. b − p değişmesi Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit. UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih. c − ç değişmesi Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat, içtimaî, içtinap, meçhul. Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur: mescit, tehcir, tescil, teşci. d − t değişmesi Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür. Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur: takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir. Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.

ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. n − m değişmesi Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe), perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur. Ünsüz türemesi (y − v) Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar, pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.

12

Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan, suare. Ünsüz düşmesi Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest. Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane (bk. Birleşik kelimeler A. 24). UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır. Mastar eklerinin yazılışı −ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer: kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i. −mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa (başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır. Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım. Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim. İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler. −ken ekinin yazılışı −ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (< durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken). −ki aitlik ekinin yazılışı 13

−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü. mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün? Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. Da, de bağlacının yazılışı Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur. İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz. UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da). UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil). UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat. Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk) Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı) İle sözünün ek olarak yazılışı 1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile), kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile). 2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile). 3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna 14

uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle (gümüş ile), oyunla (oyun ile). İmek ek fiilinin yazılışı İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş, yorgun ise. Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır. Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı (satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise). Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi), yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise), alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise). Ki bağlacının yazılışı Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. (Mustafa Kemal Atatürk) Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık) Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir! Çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki? Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler, ta−şı−na−bi−lir. Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a, kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek, 15

sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat. Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5). Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü, def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı. Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i, memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si, mâni−si. Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu, mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı. UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır. UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va), mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye (te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir). Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be. Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı). Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz. Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi (−) konur. Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı. (Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu) Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur: .........................................................................................................baş− öğretmen değil, ......................................................................................................... ba−

16

şöğ−ret−men; ...........................................................................................................ilk− okul değil, ......................................................................................................... il− ko−kul; ...........................................................................................Karaosman− oğlu değil, .......................................................................................Karaosmanoğ− lu. Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz: ......................................................................................................a− raba değil, .................................................................................................. ara− ba; .................................................................................................... u− çurtma değil, ................................................................................................uçurt− ma; ............................................................................................ müdafa− a değil, ............................................................................................... müda− faa; ................................................................................................. niha− î değil, ..................................................................................................... ni− haî. Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.

17

................................................................................................... Edirne' nin... .................................................................................................. Ankara' dan...

Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır: ................................................................................................. 1996' da... Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez: ...................................................................................................... meş'− aleyi değil, ..................................................................................................... meş'a− leyi; ....................................................................................................... vüs'− ati değil, ..................................................................................................... vüs'a− ti. Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz. Sayıların yazılışı 1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri. Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. (Cahit Sıtkı Tarancı) Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır: öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi. Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.

18

2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22, B.17). 3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre. Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II. Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim. 4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197, 49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8). 5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13). 6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı. 7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.

KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur. Büyük harflerin kullanıldığı yerler Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır: A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim. Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz: Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor. (Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair) Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz: Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.

19

(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon) İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar: Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları) Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir. (Cengiz Aytmatov, Röportajlar)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.

UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir. B. Mısralar büyük harfle başlar: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî) Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî) Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret) Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Âkif Ersoy) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı) Yolcuyum bir kuru yaprak misali, Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel) O zaferler getiren atların Nalları altındanmış;

20

Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya) Bugün masal değil, Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

C. Özel adlar büyük harfle başlar. 1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo. Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık). 2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel. Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro. Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca, Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan. Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana. Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar: Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör,

21

Sayın Vali. Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar: Sevgili kardeşim, Aziz dostum, Değerli arkadaşım. 3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir. 4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı. 5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca. 6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti. 7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman / Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî / Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik. 8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü, gayya kuyusu. 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. 10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa; Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı. Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa, ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü; Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası; Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale şehri anlaşılır. Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı. 11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, 22

Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı. 12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu. Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan. 13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar (tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği. Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu. Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım. Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın. 14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni, Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı. 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı. Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı. Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir 23

perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak). Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı. 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı. Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız. D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III. kat, IV. sınıf, I. blok. E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris. BİRLEŞİK KELİMELER Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır. Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı. Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir. A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler) Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar. 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri). 2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf), küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak, kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek, şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1). 24

UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm, kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır. UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir. 3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek, affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk. Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1). 4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek, serdetmek. 5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak, tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış). 6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit, bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın, işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz, tıknefes. Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak). 7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7). 8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2). a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları: aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi (bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı (bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki), koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı (bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki). danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun (yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık), tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek). itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık). balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü); baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık). 25

ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş). dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı). İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş), karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık). b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları: acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki), çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar), keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki), suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki), yılanyastığı (bitki). sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık). balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına). bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye). beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun). c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki), camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası (bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki). ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ). d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki). 9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek. Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör, ölmeyegör. Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır. 10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek), albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz (puzzle), yazboz. 11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: 26

ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran, çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan, elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen, yolkesen; akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever, tekerçalar, uçaksavar, yurtsever; baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez, kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik kelimeler B. 3). 12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı, zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen). 13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer. Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır. 14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4). Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi. 15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç, karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş, alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma, kızılyara, mavihastalık, maviküf. 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16). 17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa. 18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş. Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade 27

edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik kelimeler B. 9). 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (bk. Birleşik kelimeler B. 10). 20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau, Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13). Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France, Saint−Bernard, Saint−Gothard. 21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu. 22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18). 23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır. a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar. b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı. c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu, Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı. ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa. d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku. e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, 28

yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. 24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz düşmesi). UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin yazılmaması doğru değildir. 25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.

26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade, Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.

27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname, kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.

28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî, gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi, gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet; hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan, sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.

29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh, hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.

30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî. Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.

31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21). 29

*** Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil. *** Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon, konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon, sürrealizm. Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız, telekonferans, bankamatik. *** Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta. B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler 1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak, soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk etmek; angaje olmak. 2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz: a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık. ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu, kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş. ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek. at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği. 30

deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu, orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği, yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu. b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu, geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu, nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot. ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği, küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek. ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç. altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök. Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni, demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu, Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi, taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı. kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt. UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır. c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı, Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak taş. Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste. afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*

31

ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol. d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi. e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi, şekil bilgisi. f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre, renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre. g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği, muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu, portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası, koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası. burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek, kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş. ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı; gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç). h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz, petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa, kuru kemik. ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı. i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu. 3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş. Birleşik kelimeler A. 11). 4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: 32

bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi, kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi; ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi, kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14). 5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil. 6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli sıkı, gözü açık, kulağı delik. 7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6). bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak. m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap. İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna. 8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma. 9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları, Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri. Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü; Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş. Birleşik kelimeler A. 18). 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19). 11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı Urfa.

33

12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi, Marmara Ereğlisi. 13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro, San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20). 14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu. 15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra. 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü. Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16). 17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı; üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent, ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı; art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış, iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar. 18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22). 19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik. 20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün, ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır. 21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik kelimeler A. 31). 22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır. *** Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü. 34

ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol, portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör. Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender, briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound, şanjman, trotuvar. Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir: 1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (< Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl), nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr). Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün, şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik kelimeler A. 2). 2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik. Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp. 3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf. 4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks, modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp. 5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma, magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog. Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner. *** Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar: 1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum (Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca), spaghetti (İtalyanca). 2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus, terminus technicus. 35

3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non; eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona non grata; casus belli. Mesele falan değildi öyle, To be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. (Orhan Veli Kanık) YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI Arapça ve Farsça adların yazılışı 1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır. Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin, Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir. 2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz, Trablusgarp. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı 1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin, Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga, Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal. Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez. Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük, Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm. 2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda. Yunanca adların yazılışı Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos, Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère), Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir. 36

Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir. Rusça adların yazılışı 1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga. Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır. 2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır: Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy), Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin). 3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir. 4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir. 5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol. Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç. 6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez: Brejnev, Gorbaçov, Malov. Çince ve Japonca adların yazılışı 1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin, Şanghay, Vuhan. Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır. 2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka, Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI 1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal. 2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla. Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov. Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar 37

(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur). NOKTALAMA İŞARETLERİ Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir. Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. 2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar). Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m (metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için bk. Kısaltmalar). 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6). UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır. 4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur: I. 1. A. a. II. 2. B. b. 5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923. Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923. 6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

38

7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında. 8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur: Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. 9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4). 10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20 Virgül ( , ) 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum. Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

39

(Mustafa Kemal Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) Kopar sonbahar tellerinden Derinden, derinden, derinden Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı) Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa. 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler) 9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. 40

(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı). 11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur: Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili kardeşim, Değerli arkadaşım, 12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur: Türk Dil Kurumu Başkanlığına, 13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur: Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) 14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5). 15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur: Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938. Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur: Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz: Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)

Noktalı virgül ( ; ) 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de. 3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

41

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur: Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir. (Nihal Atsız, Türk Ülküsü) *** Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir. İki nokta ( : ) 1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün... (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) 2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur: Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı) 3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür Böyle Geçti (bk. Virgül 15). 42

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat. 5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur: Bilge Kağan: Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe altan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro : Göğe erer başımız başınla senin ! Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim. Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir) 6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50. Üç nokta ( ... ) 1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur: Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra, Dönemeçte) 2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur) 3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur: Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

43

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür. 4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur: Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri... (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler) Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat) Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek... (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: — Koca Ali... Koca Ali, be!... (Ömer Seyfettin, Diyet) 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır: — Yabancı yok! — Kimsin? — Ali... — Hangi Ali? — ... — Sen misin, Ali usta? — Benim!... — Ne arıyorsun bu vakit buralarda? — Hiç... — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...

44

— !... (Ömer Seyfettin, Diyet) UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz. Soru işareti ( ? ) 1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur: Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı) Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim, Merdiven) Atatürk bana sordu: — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır: Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? (Bilge Kağan) 2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?). Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284). (Türk Dünyası El Kitabı) 3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır: Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzulî ... UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Alp Er Tonga öldi mü 45

Esiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner, Onikiye Bir Var) UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı) Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu? Ünlem işareti ( ! ) 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur: Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk) Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kâmi Kamu) Hava ne kadar da sıcak! Aşkolsun! Ne kadar akıllı adamlar var! 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Mustafa Kemal Atatürk) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı) 46

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan) Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir: Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel) 3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır: İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!) Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Kısa çizgi ( − ) 1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur: Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur? (Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı) 2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum. 3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük. 4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−, taşla−, yazdır−. 5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak. 6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk, ya−zar−lık, prog−ram. 7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların, birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl, Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel, nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.

47

8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu, 09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı. 9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi. 10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer, Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence. 11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA 12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30 Uzun çizgi (—) Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir. Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu: “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?” Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, Dedi: — Hana sağ indi, ölü çıktı geçende! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır: — Eski şehri gezdin mi? — Rothshild'in evine gittin mi? — Goethe'nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir: Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini düşünen seninle müzakere etmez a! İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız... Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister. 48

İslâm Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal, Vatan yahut Silistre) UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz. Eğik çizgi ( / ) 1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA 4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan /−meden. 5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35 Tırnak işareti ( “...” ) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır. Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez. UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu? “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır. 2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir. Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer. 3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

49

50 . kendimizi göstermek için geziyoruz. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı. kavim’. “Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır. (Ahmet Hamdi Tanpınar) “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir: Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti.. (Ahmet Hamdi Tanpınar) UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu? Tek tırnak işareti ( ‘.’ ) 1. İşteş " Yay Ayraç ( ( ) ) 1. Dönüşlü " ç.Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı. Denden işareti (") Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır: a.. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır: Anadolu kentlerini. Edilgen " c. atalar’. köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil. eçü apa ‘ecdat. bütünüyle’. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. tüketi ‘tamamen. sab ‘söz’. Etken fiil b.” (Ahmet Hamdi Tanpınar) 2.

Ünlem işareti 3).. İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler.. 7.... 6. Söyleşiler) Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin Efendiler. ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta... ya kimsenin.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın. baharın var ki beklerdin Kıyametler koparmak neydi ey bülbül.. ayraç kapandıktan sonra yazılır: Yunus Emre (1240?− 1320)'nin. Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba. aşiyanın var. (Ahmet Hikmet Müftüoğlu) Eşin var. Bu vatan ya senindir. (Reşat Nuri Güntekin. Bir söze alay. Alıntılarda. durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır: İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır (bk.. nedir derdin? (Safahat) 4. kanını döken bir millet daha gösteremez. kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır (bk. 2. vatanı uğrunda senin kadar uğraşan. Üç nokta 1). Soru işareti 3)... Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır.. Bir İçim Su) UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek. İstiklâl) 3. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır: 51 . (Refik Halit Karay.. Adalı'yı istiyorlar.. başta. UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz. Düşman gemileri üstümüze toplarını çevirmişler. Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır: Cihanın tarihi. Sağ salim onu teslim edecekmişiz..(Nurullah Ataç.. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) Köşeli ayraç ( [ ] ) 1. yay ayraç içine alınabilir (bk. Sizin gibi efendilere yakışmaz. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. 5.

Muradı. Türkçü. Yükselme Döneminin. 2. Türk'e. Türk Dil Kurumundan. Türkleşmek. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Ahmet Mithat Efendinin. Hristiyanlıktan. Türkçülük. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin]. Avrupalı. Akım. Ayhan Beyden. Murat.. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Avrupalılaşmak. (Çözülmüş Orhon Yazıtları) Kesme işareti ( ' ) 1. Müslümanlık. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Jüpiter'den. Velinin külâhını Aliye. Ağrı Dağı'nın. Dersaadet 1922. 52 . UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. Konyalı. Zeynep Hanıma. Mehmedi. b. Van Gölü'ne. Ulaanbaatar 1977. Recepi. Gazi Antep. Müslümanlıkta. ç. Halidi. Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. Sinopu. Honolulu'lu. Halit. Bursalı. Allaha emanet. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d.. Venüs'ü.Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)]. Yakup Kadriler. Türkleşmekte. Çankaya Köşkü'ne. Mehmetler. Ahmedi. İnönü'den. Kâzım Karabekir'i. Çalıkuşu. Sinobu. Ahmeti. Sinekli Bakkal'ı. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler. Yekta Bahir [Ömer Seyfettin].. Yeni Lisan. Türkçenin. Zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez. BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen. Lille'li. Ziya Gökalp'tan. Enver Paşayı. Aydınlı. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Ereğliler. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı.. Sinop. Zonguldağı şeklinde telâffuz edilir. c. Türkiye'm. Atatürk'üm. Muratı. Bilimsel çalışmalarda. Türkçe. Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: Türklüğün. Yurdakul'dan. Aydınlıdan. Bordeaux'lu. Gazi Antepi. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya. Alinin külâhını Veliye. Hristiyanlık. Kiralık Konak'ta. Recep. UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük. Alman'ı. Mehmet. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. Ahmetler. Ancak kelimeler. metinde bulunmayan veya silinmiş olan. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Mehmeti. Genç Kalemler.]. Klâsik Türk Edebiyatına. fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır: Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı. UYARI : Ahmet. Yunus Emre'yi.. Gazi Antebi. 2. Haliti. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. Millî Edebiyat Akımının. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Türkiye'de. Recebi. Nasrettin Hocada. 3. Enver Paşanın.

netmek.3. 7. TDK'nin. N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım? Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü m'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6. 8'inci madde. ABD'de. BM'de. Dilimizde kolmak.leri. 9. BOTAŞ'ın. NATO'dan. b'nin m'ye dönüşmesi. mad. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra. TV'ye. napmak gibi fiiller yoktur. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır. THY'de. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu.si. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar.'nci değil 2'nci. 5. Alm. ayrıca nokta konmaz: 8. m²ye (metre kareye). İng. cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. 53 . Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Nu. BDT'ye. Ancak.dan.'inci değil 8'inci. mm'den. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir. UNESCO'ya.” 1985'te. 2. 7. 64ten (altı üssü dörtten) 4.dan. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da.65’lik. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin. neylemek. cm'yi.65’lik. cm³e (santimetre küpe). 10'ar değil onar. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?−1320)'nin. 2'nci kat. UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar. TRT'den.yi. UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır.

çarpı 54 .YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır: + toplama işareti. artı x çarpma işareti.

KB (Kutadgu Bilig). Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz: 1. AKDTYK (Atatürk Kültür./. terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. TDK (Türk Dil Kurumu). TD (Türk Dili). KT (Kamus−ı Türkî). D (doğu). KB (kuzeybatı). dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi). GD (güneydoğu). B (batı). G (güney). TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi). KISALTMALAR Kısaltma. K (kuzey). çeviriniz * kelimeden sonra dipnot işareti. TK (Türk Kültürü). GB (güneybatı). İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu). bir kelime. Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz. gramerde çıkma işareti > küçük. kitap. kelimeden önce farazîlik işareti ° derece işareti => devam işareti ® devam işareti. Önemli olan yapılan kısaltmanın benimsenmesi. KD (kuzeydoğu).= eşitlik işareti % yüzde işareti 2 üs işareti § paragraf işareti + paragraf işareti . yaklaşıklık işareti (alternasyon) < büyük. yaygınlaşması ve tutunmasıdır. Kuruluş. gramerde gelişme işareti @ yaklaşık olarak eşit · bitti *** bölüm sonu işareti • eksiği veya fazlası UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür. ABD (Amerika Birleşik Devletleri). 55 . Kısaltmalarda herkesçe uyulan. gönderme işareti ~ benzerlik.

Fe (demir). (General). FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN). mg (miligram).E. Av. THY'de. fiz. mm'den. Dr. unvan veya rütbe ise ilk harf büyük. hl (hektolitre). Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar. İng. (Kara Kuvvetleri Komutanlığı). mm (milimetre). Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. Bu tür kısaltmalarda.K. özel ad. UNESCO'ya. TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi).Ö. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir: C (karbon). M. SEKA (Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu). (İngilizce). (Türkiye Cumhuriyeti). CMUK'un (CMUĞ'un değil). (sıfat). Bu tür kısaltmalarda ek. Ca (kalsiyum). (Güniz Sokağı). cm'yi. İng. (kimya). (Avukat).S. Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. kg (kilogram). (Posta Kutusu). (Albay).C. BDT'ye. Kocatepe Mah.K. USA) AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı) 56 . g (gram).O. cm (santimetre). dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında. (hazırlayan). Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. (fizik). (Doktor). Kuruluş. (Milâttan Sonra). RTÜK'e (RTÜĞ'e değil). (Alay).A. (Kocatepe Mahallesi). B. Nu. H. Prof. is. Gen.dan. hzl. (isim). Güniz Sok. m (metre). cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. Alay AA Anadolu Ajansı AAM Atatürk Araştırma Merkezi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil).dan. noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. kitap. KISALTMALAR DİZİNİ A. özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. mad. TRT'den. İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği). ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır. (Büyük Elçi). ed. (Almanca). cm² (santimetre kare) 3. P. (Profesör). H. BOTAŞ'ın.si. Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A. BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi). TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil). T. m² (metre kare). K.leri. Alm. Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE). M. Kısaltılan kelime veya kelime grubu. sf. (ede− biyat).yi. çev. (Harp Okulu).K. Alb. (Harp Akademisi). 2. kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii). NATO'dan. (çeviren).Ancak bazen kelimelerin. km (kilometre). kim. (Milâttan Önce). Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. *** Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. l (litre).

Gör. Apartman Ar. askerlik Asb. Asker. Araştırma Görevlisi ark. bağışıklık yetersizliği) Akad. Arkeoloji As. Anatomi ant. Astronomi astrol. Adı geçen eser AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı) AIDS. Akademi. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu AKM Atatürk Kültür Merkezi Alb. Almanca anat. Albay Alm.age. Arapça Ar. Antropoloji AOÇ Atatürk Orman Çiftliği AP Associated Press (ABD Haber Ajansı) APS Acele Posta Servisi Apt. aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu. Asistan ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi astr. akademi üyesi AKDTYK Atatürk Kültür. Astroloji AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi AT Avrupa Topluluğu 57 . Astsubay ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii Asist. askerî.

Atğm.E. Bitki bilimi biy. Büyük Elçi belgeç Belgegeçer (faks) bitb. Avukat AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı) B Batı B. Bakınız Bl. Botanik 58 . Bayan Bnb. Atmosfer ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi) ATO Ankara Ticaret Odası AÜ Anadolu Üniversitesi AÜ Atatürk Üniversitesi AÜ Ankara Üniversitesi Av. Bağlaç BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu ) BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı) Bçvş. Binbaşı bot. Başçavuş BDT Bağımsız Devletler Topluluğu B. Bölük BM Birleşmiş Milletler Bn. Biyoloji bk. Bay bağ. Asteğmen atm.

Bulvar Bulg. Coğrafya COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi) CÜ Cumhuriyet Üniversitesi çev. Cilt Cad. Baskı. Başkanlık BşK. Başkomutan Bul. Çeviren. basım Bşk. Cadde CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik) Cerm. Cermence CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı) cm Santimetre CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu coğ.BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi Böl. Bölüm bs. Dil bilimi 59 . Bulgarca BÜ Boğaziçi Üniversitesi C. çevirmen ÇS Çimento Sanayii ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ÇÜ Çukurova Üniversitesi Çvş. Çavuş D Doğu dam Dekametre DAP Doğu Anadolu Projesi db. Başkan.

Eczacı ed. Komutanlığı dzl. Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi) EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği) ekon.K. Düzeltilmiş e. Gaz. Deniz Kuvvetleri Dz. Deniz Kuvvetleri Komutanı.dbl.Kuv. Düzenleyen dzş. doğum tarihi DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı Dr.Kuv. Ekonomi 60 . Edebiyat EGO Elektrik. Edat Ecz. Dil bilgisi DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete. Doğum. Doçent doğ. böcek öldürücü) DDY Devlet Deniz Yolları DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi DİE Devlet İstatistik Enstitüsü dk Dakika dl Desilitre dm Desimetre DMO Devlet Malzeme Ofisi Doç. Derleyen DSİ Devlet Su İşleri DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dz. doğumu. Doktor drl.

Fizyoloji FKB Fizik. Ermenice ESHOT Elektrik. Felsefe FIFA. fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu) FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu) FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi) fil.EMK Elektromotor Kuvvet Ens. Fizik fizy. Enstitü Erm. Fiil Fak. Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi) EÜ Ege Üniversitesi F. Havagazı. Biyoloji (Bölümü) FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü Fr. Su. belgeç FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı) Far. Fakülte faks bk. Fransızca G Güney g Gram GAP Güneydoğu Anadolu Projesi GB Güneybatı 61 . Farsça FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu) fel. Kimya. Otobüs. Fiyat f. Filoloji FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği fiz.

O. Gönderen gr. Hava Kuvvetleri Komutanı. Hukuk HÜ Hacettepe Üniversitesi Hv.A.Kuv. Genel Gnkur. Hazret Hz. Geometri GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği gn. Hastahane huk. hekim H. Halk ağzı hm Hektometre H. hizmette 62 . Komutanlığı Hz.K. General geom. Gramer GSMH Gayrisafi millî hâsıla GÜ Gazi Üniversitesi hek. Genişletilmiş Gön. Hava Kuvvetleri Hv. Hekimlik.GB Gümrük Birliği GD Güneydoğu Gen. Harp Akademisi HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı) hl Hektolitre hlk. Harp Okulu Hst. Genelkurmay GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi gnş. Hizmet.Kuv.

özl. İngilizce INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu) IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi ) IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü) IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı ) is. Jandarma Jap. Hazırlayan Hz. Tünel. Hizmete özel İbr. Jeoloji 63 . İşleyen İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali İt. İsim İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İSO İstanbul Sanayi Odası İsp. İspanyolca işl. Japonca jeol.hzl. İtalyanca ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği) İTO İstanbul Ticaret Odası İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi İÜ İstanbul Üniversitesi J. İbranca (İbranîce) icl. Tramvay İşletmesi İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı) IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu) İng. İnceleyen İETT İstanbul Elektrik.

Kuv.K. Kurmay Başkanı. Koramiral Korg. Boğaz (Bölümü) KD Kuzeydoğu KDV Katma değer vergisi kg Kilogram KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı) KHK Kanun hükmünde kararname kim. Korgeneral krş. Milât.Bşk. Burun. Milâdî 64 . Kara Kuvvetleri km Kilometre Kor. Kolordu Kora. Komutanlığı KB Kuzeybatı KBB Kulak. Komutanlığı KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti K.K Kuzey K. Kurmay Kur. Kimya KİT Kamu İktisadî Teşekkülü K. Karşılaştırınız KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi Kur. Kara Kuvvetleri Komutanı. Komutan. Başkanlığı l Litre Lât. Lâtince LPG Likit petrol gazı Ltd.K. Limitet M.

Madde Mah. Milâttan Sonra MSB Millî Savunma Bakanlığı MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü 65 .Ö.m Metre Mac. Macarca mad. Müdür. Mareşal M. Mahalle Mah. Milâttan Önce MPM Millî Prodüktivite Merkezi Mrş. Mantık mat. Müdürlüğü MEB Millî Eğitim Bakanlığı mec. Mimarlık min. Mahkeme man. Mecaz MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği MGK Millî Güvenlik Kurulu mim.S. Mineraloji MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı MK Medenî Kanun MKE Makine Kimya Endüstrisi MKS Metre−Kilogram−Saat MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu mm Milimetre M. Matematik Md.

Nöbet. Öğretmen öl. Ordinaryüs Org. Nöbetçi subayı Nr. Ölüm. Ordu Ora.MÜ Marmara Üniversitesi Müh. bk.Sb. Müracaat müz. Müzik MYK Merkez Yönetim Kurulu NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi) NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) No. Orgeneral Ort. Ortaklık. Numara ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı) Onb. bk. ortakları Osm. Mühendis Mür. Nö. Oramiral Ord. Nu. Nöbetçi Nö. Operatör Or. ölüm tarihi ör. Nu. Nu. Örnek ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı 66 . Osmanlı Türkçesi Öğ. Onbaşı OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı ) Opr. ölümü.

Sayfa sa Saat Sb. Pedagoji PEN International Association of Poets. Portekizce Prof. Profesör psikol. Telgraf. Sayı s.ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı öz. Telefon (İdaresi) RC Red Cross (Kızılhaç) RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu Rum. Rusça S. Posta kutusu PO Petrol Ofisi POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi Port. Editors. Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar Birliği) P. Özel ped. Rumence Rus. Sıfat Sl. Slavca Sn. Playwrights. Santral 67 . Sayın sn Saniye snt. Psikoloji PTT Posta.K. Subay SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu sf.

C. Şube T. Telgraf 68 .Sok. Tabur TBB Türkiye Barolar Birliği TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T. Tarih TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı) Tb. Sosyoloji SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti) SSK Sosyal Sigortalar Kurumu sp. Teknik. Spor SÜ Selçuk Üniversitesi Ş. teknoloji TEK Türkiye Elektrik Kurumu tel. Türkçe t Ton TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tar. Türkiye Cumhuriyeti TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları TCK Türk Ceza Kanunu TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TDK Türk Dil Kurumu TED Türk Eğitim Derneği tek. Şirket Şb. Sokak sos.

Teğmen THA Türk Haberler Ajansı THK Türk Hava Kurumu THK Türk Hukuk Kurumu THY Türk Hava Yolları TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı) tic. Teleks tls. Tiyatro TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü TKB Türk Kadınlar Birliği TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri TL Türk lirası tlf. Telsiz TM Türk Malı TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMO Toprak Mahsulleri Ofisi TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Top.TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu) TEV Türk Eğitim Vakfı TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası Tğm. Telefon tlks. Topçu TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi TP Türk Petrolleri 69 . Ticaret TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu tiy.

Tümgeneral TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı TV Teve. Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim. televizyon TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) UN United Nations (krş. Bilim ve Kültür Teşkilâtı) UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Çocuklara Yardım Fonu) UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı) USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk.TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tpl. Tümamiral Tümg. Tümen Tüma. BM) UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı) UNESCO United Nations Educational. ABD) 70 . Toplayan TR Türkiye TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TSE Türk Standartları Enstitüsü TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri TTB Türk Tabipler Birliği TTK Türk Tarih Kurumu Tug. Tugay Tuğg. Tuğgeneral TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Tüm.

Uzm. Veteriner vs. Yayımlayan Yzb. Yüzbaşı 71 . Yayın Yb. Yardımcı Doçent Yay. Yüzyıl yyl. Doç. Üstçavuş ünl. Yüksek Yard. Yüksek Mimar Yük. Uzman Ü Üniversite Üçvş. Müh. Üsteğmen vb. Su. Mim. ve benzerleri. Ünlem Üstğ.Sb. Ve saire WB World Bank (Dünya Bankası) WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı) WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı) Y. Elektrik Genel Müdürlüğü YSK Yüksek Seçim Kurulu Yun. Yarbay Yd. Ve devamı Vet. Ve başkaları. ve bunun gibi vd. Yunanca Yük. Yüksek Mühendis yy. Yardımcı Yard. Yedek Subay YÖK Yükseköğretim Kurulu YSE Yol.

ZF Ziraat Fakültesi zf. Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir: an'ane an'anevî bid'at cem'an cür'et cür'etkâr cür'etkârlık cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cüz'î def'aten fer'î 72 . Zamir zool. Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece kurarlar. Zarf zm. Zooloji (*)KESME KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler.

gayrimes'ul hal'etmek hil'at is'at iş'ar iş'arî iz'aç iz'an iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık kat'î kat'îleşme kat'îleşmek kat'iyen kat'iyet kıt'a kur'a kur'acı Kur'an Kur'anıkerim mef'ul mel'anet mel'un mer'i mer'iyet 73 .

mes'ul mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik mes'ut meş'ale meş'um müt'a nez'etmek ric'at rik'a sun'î sun'îlik sür'at sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli şer'an şer'î şer’iye şuf'a tab’an tel'in 74 .

anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için. Yazılışları bir. Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür. okunuşları uzun olan ünlüler üzerinde: aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz) adem (yokluk) âdem (insan) adet (sayı) âdet (gelenek.tes'it vak'a vak'anüvis vak'anüvislik vaz'ıhamil vüs'at Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır: cem'i kat'ı tab'ı cüz'ü men'i vaz'ı def'i nev'i hal'i sem'i UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Düzeltme işareti. inceltme görevinde kullanılan düzeltme işareti. 1. evren) Ali (kişi adı) âli (yüce. Ancak uzatma görevindeki düzeltme işareti kurala bağlı değildir. Bunlar aşağıda gösterilmiştir. alıntı kelimelerdeki g. yüksek) 75 . bu seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda. alışkanlık) akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan) ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) alem (bayrak) âlem (dünya. k. hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır.

alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) ama (fakat) âmâ (görmez. vaziyet) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) hasıl (ekin) hâsıl (olan. merhamet eden) sadır (göğüs) sâdır (çıkan. engel) nakil (taşıma) nâkil (taşıyan) nar (bir meyve) nâr (ateş) nazım (manzume) nâzım (düzenleyen) rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan. ortaya çıkan) haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) havas (nitelikler) havâs (duygular) haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü. çözme) hâl (durum. içeri) dar (ensiz) dâr (ev) fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü. gelip geçici) hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen) hak (doğruluk) hâk (toprak) hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hal (pazar yeri. açık) âyan (ileri gelenler) batın (karın) bâtın (iç. kör) amin (kimya terimi) âmin (dua sözü) aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun. görünen) sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı) şahıs (kimse. gizli) dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dahil (karışma) dâhil (iç. kişi) şâhıs (sırık) 76 . tutkun) ayan (belli.

nispet î'si üzerinde: abadî abanî Abbasî abidevî acemkürdî adalî adedî adî adlî afakî ahdî ahlâkî ailevî aklî alenî Alevî 77 .şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) tabi (elbette) tâbi (bağımlı. engin) yad (yabancı) yâd (anma) yar (uçurum) yâr (sevgili) zati (zaten) zatî (kendine özgü) (*)NISPET 2. Nispet î'sini belirtme durumu ve iyelik ekinden ayırmak için. basıcı) vakıf (para. mülk) vâkıf (bilen. vakfeden) varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) vasi (mirası yöneten) vâsi (geniş.

altunî amelî amudî amudufıkarî an'anevî angudî anî arabankürdî Arabî arızî Arî armudî arzanî asabî asgarî askerî aslî asrî Asurî aşarî avdetî Avrupaî aynî azamî Azerî Babaî bağdadî 78 .

Bahaî bahrî barudî basarî Bâtınî bayatî bedenî bedevî bedihî bediî behimî Bektaşî beledî bendegî Berberî berrî beşerî beyzî Caferî cebrî Cedî cehennemî Celâlî cenubî cerrahî cevabî cevizî 79 .

cevvî cezaî cezrî ciddî cinaî cinsî cismanî coğrafî cüz'î çividî dağî dâhilî daimî dairevî dasitanî davudî demevî demirî derunî destanî devrî dinî divanî dünyevî Dürzî ebedî ebrulî 80 .

edebî eflâtunî efsanevî ehlî elâstikî enfüsî erguvanî esasî ezanî ezelî fağfurî fahrî farazî Farisî Fatımî fedaî felsefî fennî ferahî ferdî fer'î fevkanî fevrî fındıkî fıstıkî fıtrî fiilî 81 .

fikrî filizî firarî fizikî fuzulî garamî garbî garpkârî gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikanunî gayrikıyasî gayrinizamî gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gıyabî gulyabanî gümüşî Habeşî hâkî 82 .

hakikî halkavî Halvetî hamasî Hambelî Hamî Hanefî harabatî harbî harekî Harezmî yolu haricî hasbî havaî havarî hayalî hayatî haydarî hayvanî hazarî helezonî hendesî hercaî hesabî hırpanî hicrî hissî 83 .

horasanî hukukî Hurufî hususî hükmî hüseynî ırkî ıstırarî ıtrî ibdaî İbranî içtimaî idadî idarî ihtimalî ihtiyarî ihtiyatî ihzarî iktisadî ilâhî illî ilmî iltihabî iltisakî iltizamî indî indifaî 84 .

insanî insirafî insiyakî intanî inzibatî iptidaî iradî irsî irticaî İsevî İslâmî istisnaî iş'arî itibarî izafî Kadirî kalbî kalenderî kalevî kamerî kanunî kanunuesasî karakuşî kastî kat'î kavmî keyfî 85 .

Kıptî kısmî kıyasî kimyevî kimyonî kispî kitabî kûfî kurşunî kutsî kuzgunî külhanî küllî kürdî kürevî lâciverdî lâdinî lafzî lâhurî lâhutî lâubalî leylâkî leylî limonî lûtî lüzucî maddî 86 .

madenî maderşahî Mağribî mahallî mahrutî mahşerî maî malî Malikî manevî mantıkî marazî Marunî maşerî mecazî mecburî meccanî Mecusî medenî mehdî Melâmî merkezî meslekî mesnevî meşrutî Mevlevî mevziî 87 .

mıknatısî midevî mihanikî milâdî millî mimarî mirî mizahî Muhammedî Musevî müddei− umumî mülkî nakdî naklî Nakşibendî Nasranî nazarî nebatî nebevî nefsanî neftî neharî Nesturî nevyunanî nihaî nisaî 88 .

nispî nizamî nohudî nuranî Nusayrî örfî patlıcanî pederşahî rabbanî Rafızî rahmanî resmî reybî riyazî rubaî Rufaî ruhanî ruhî Rumî rustaî samanî Samî samimî santurî sathî sebkihindî seferî 89 .

Selçukî semaî semavî senevî sevkıtabiî seylânî sıhhî sıhrî sincabî siyasî sultanî suflî sun'î sükûtî sümbülî Sünnî Süryanî Şafiî şahsî şakulî şalakî Şamanî şarabî şarkî şeddadî şehevî şehvanî 90 .

şeklî şemsî şer'î şeytanî şifahî Şiî şimalî tabiî tahinî tahlilî tahminî tahrirî takdiriilâhî taklidî takribî tamburî tarçınî tarihî tasavvufî tasvirî tatbikî tecrübî tedafüî tedricî telkârî temsilî tenkidî 91 .

terbiyevî terkibî tesadüfî teşriî tezyinî tıbbî Ticanî ticarî tufeylî tulânî Turanî udî ufkî uhrevî ulvî umumî uzvî ümmî üryanî üstüvanî vahşî vasatî vatanî vicahî vicdanî vilâdî yabanî 92 .

s. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. aaah.yayınispî yevmî Yezidî zahirî zamkıarabî zarurî zatî Zatülkürsî zebanî zecrî Zerdüştî zevalî zeytunî zımnî zifirî zihnî zimmî ziraî zuhurî zührevî (*)DEGISIK İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER s. 13 Ünlü düşmesi 93 . 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh.

İlk Çağ. oğmak. Teklik ve çokluk 1. VIII. devirmek / devrilmek. sanki. ovmak. 1. Bulvar’dan. s. boyun / boynu. tekke edebiyatı. gelmeyeceğiz. çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı. göğermek. beniz / benzi. 18 Ancak ki bağlacı. divan şiiri. II. ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman. karın / karnı. resim / resme. Türk dili. 14 ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek. alacağım. eski Türk edebiyatı. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. Servetifünun edebiyatı. İstek ekinden önce gelen ünlü. s. Türk halk müziği. Türk sanat müziği. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. Gülsüm Bacı. sövmek. gövermek. söyleyişe bakılmaksızın a. Edward. cilt. çünkü. Tanzimat edebiyatı. gelemeyeceğim. Tarihî olay. alamayacaksın. başlaya. gelemeyeceğiz. e ile yazılır: başlayasın. Plüton. yüzyıl. öğmek. gelmeye. Tanzimat Dönemi. Yükselme Devri. bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. Neptün. e ile yazılır: geleceğim. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü. beyin / beynimiz. gelmeyesin. gelmeyelim. Wilhelm. ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Louis. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda. Cilâlı Taş Devri. gönül / gönlünüz. hâlbuki. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba. güneş. meğerki. kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü. halk şiiri. V. mademki. tarihlerin yazılışında. III. oysaki. s. 29 15.1928. s. Karl. dövmek. 15. kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan. böğür / böğrüm. övmek. beyne. oğul / oğlu.Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı. başlayalar. s. Halley. burun / burnu. Adile Hala. Dilimizde o. s. başlayasınız. I. göğüs / göğsün. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. Dünya. gelmeyesiniz. s. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı. almayacağım. başlayacağım. s. Türk edebiyatı. gelmeyeceksin. e ile yazılır: başlayayım. söğmek. geniz / genzi. Sultan Ana. alamayacağım. söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a. gelmeyeyim. birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki. 27 9. gelmeyeler. klâsik Türk edebiyatı. XIV. bağır / bağra. gelmeyeceğim. alın / alnı. cilt. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür. almayacaksın. XII. geleceğiz. Boğaz’dan. Millî Edebiyat Dönemi. 94 . bağrım. Millî Mücadele. Dünya. başlayalım. gelemeyeceksin. söyleyişe bakılmaksızın a. Selim. Susuz Dede.XI. çevirmek / çevrilmek. hükümdar adlarında.

bilinçaltı. İngiliz anahtarı. bindallı. ikindiüstü. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili. bugün. aktöre. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 46 10. akaryakıt. kahverengi. tepe üstü. Yer. olağanüstü. dereotu. millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı. sıradağ. pekiyi. varoluş. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi. otobur. murdarilik. Nene Hatun Caddesi. öğleüstü. hayal−perest. akkor. Hurşid−name. Ziya Gökalp Bulvarı. Brüksel lâhanası. gelişigüzel. toplardamar. öngörmek. tekdüze. sağduyu. beşibiryerde. 46 16. sıradağlar. Mustafabey (Caddesi). anayasa. ilçe. ehl−i vukuf. ilkokul. Ertuğrulgazi. atarkanal. ilköğrenim. ayçiçeği. sarf−ı Türkî. 95 . suçüstü. köy vb. sacayak. köy vb. akciğer. yarıçap. giderayak. 37. yarıyıl. Necatibey (Caddesi). topyekûn. gerçeküstü. külkedisi. tahte’ş−şu’ur. gözyaşı. buzdolabı. soyadı. Van kedisi. bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye. Ahd−i atik. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler. denizaltı. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle. yüzyıl. yanardağ. kasımpatı. birdirbir. bî−vefa. Yunus Emre Mahallesi. takımyıldız. akşamüzeri. Kur’ân−ı Kerim. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü. kenarortay. başıboş. derebeyi. Gazi Mustafa Kemal Bulvarı. günaşırı. sokak. yarımada. ortaokul. 36 19. Japon gülü. âdemotu. anamal. baş üstü. dörtnala. düzayak. gökyüzü. takımada. basmakalıp. Recaî−zade. içyağı. bulvar. s. dârü'l−aceze. Maraş dondurması. dörtnal. ayaküstü. atardamar. tepetaklak. lâ−dinî. Behçet hastalığı. kabataslak. Hindistan cevizi. pekâlâ. atasözü. sıcakkanlı. içbükey. ebekuşağı. dışbükey. ağırbaşlı. başörtü. adamkökü. sahip−kıran. milletvekili. vazgeçmek. denizaşırı. yöneylem. Fevzi Çakmak Sokağı. enikonu. yeryüzü. bozkır. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç. 16). 30 17. Sütçü İmam Üniversitesi s. başvurmak. ağırkanlı. dipnot. Vaşington portakalı. aksakal. sacayağı. tozpembe.Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı. özdeyiş. bilirkişi. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı. mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? s. alıntılarda ve bilimsel yayınlarda. yavrukurt. tahte'ş−şu'ur. kongövde. sonbahar. anneanne. güvenoyu. yerküre. ahududu. dolunay. kelaynak. sivrisinek. içgüdü. şuuraltı (krş. sütbaba. başıbozuk. tereyağı. 38 e. bilâ−vasıta. varsayım. eşkenar. semizotu. Birleşik kelimeler B. ilköğretim. Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (Sultanahmet buradan çıkarıldı) s. sütanne. unvan kelimesi sonda ise. şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi. sadeyağ. sütkardeş. Mustafa Kemalpaşa (ilçesi). yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu. ehven−i şer. derebeylik. öngörü. dörtkenar. dikdörtgen. karekök. etobur. Açıortay. külhanbeylik. kartopu. tıpkıçekim. s. ebemkuşağı. babaanne. adamotu. birdenbire. ikizkenar. çiftetelli. akyuvar. meydan. çeşitkenar. ağırcanlı. sıkıyönetim. 36 16. bayramüstü. ilkbahar. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü. sağyağ. demirbaş. Bayrampaşa. delikanlı. Sultan Ahmet Camii. sırt üstü. sütana. akarsu. alyuvar. erbaş. serinkanlı. zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. omurilik. ayaküzeri. yüzüstü. hayhay. doludizgin. cadde. paralelkenar. ilkyaz. Kemalpaşa (ilçesi). öğleüzeri. öteberi. Koca Mustafapaşa. Frenk gömleği. s. tıpkıbasım. yüznumara. külhanbeyi. kamuoyu. hamiyyet−perver. halkoyu. gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa. tepetakla. gözaltı. s. yılbaşı. birtakım. soğukkanlı. Cemal Nadir Sokağı. böbrek üstü (bezleri). ipucu. ayçöreği. kıç üstü. aybaşı. Davutpaşa. anaokulu. içtepi. önsezi. eski metinlerin yayımında. başıkabak. sütnine. anapara. na−mütenahî. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle. sütoğul. karaciğer.

Atatürk'üm. (Refik Halit Karay. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. dedi. Türk istiklâlini. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). 69. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu. 69 7. yer altı (krş. 53 Nokta ( . 16). Küçük Ağa) 8. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen. Bir İçim Su) s. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim. ) 1. s. su altı. toprak altı. 70 Kesme işareti ( ' ) 1. 96 . Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) s. Çalıkuşu) (Türküm örneği kaldırıldı) s. ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Mustafa Kemal Atatürk) s.Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı. 1932 yılında kurulmuştur. ilelebet. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp. (Tarık Buğra. Hikâyeler) s. diye sormak zorunda kaldı. ne üniformalı bir başkumandan. Artık o. Birleşik kelimeler A. (Reşat Nuri Güntekin. muhafaza ve müdafaa etmektir. Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu. diye düşündü. 55 7. – Nen var senin çocuğum. Türk cumhuriyetini. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi. (Haldun Taner.

si. Nasrettin Hocada. Yunus Emre'yi. Velinin külâhını Aliye.leri. ç. Sinekli Bakkal'ı. Millî Edebiyat Akımının. Klâsik Türk Edebiyatına.dan.− ğı abadî aba güreşi abajur abajurcu abajurculuk. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Enver Paşayı. Alman'ı. cm³e (santimetre küpe).Türkiye'm. s. Çankaya Köşkü'ne. Türk Dil Kurumundan. Ayhan Beyden. Venüs'ü. Türkiye'de. Türk'e. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. mad. Allaha emanet. Kâzım Karabekir'i. İnönü'den. Yurdakul'dan.dan. Ahmet Mithat Efendinin. Ziya Gökalp'tan. Yükselme Döneminin. Van Gölü'ne. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Nu. c. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya. Ağrı Dağı'nın. İng. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Alm.. Jüpiter'den... Alinin külâhını Veliye. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Enver Paşanın. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra. Akım.−ğu abajurlu abaküs abalı Abana (ilçe) 97 . m²ye (metre kareye). Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Kiralık Konak'ta. 64ten (altı üssü dörtten) (*)A A ab aba abacı abacılık.yi. b. Zeynep Hanıma.

−ğı abartılı abartılma abartılmak abartısız abartış abartma abartmacı abartmacılık.−ğı abartmak abartmalı abartmasız abasız abaşo abat.−dı 98 .abandırma abandırmak abandone abanî abanma abanmak abanoz abanozgiller abanozlaşma abanozlaşmak abartı abartıcı abartıcılık.

−ğı Abaza peyniri Abbasî abd abdal Abdal abdallık.−ği abdestsiz abdiâciz abdülleziz abece abecesel 99 .−ğı abdest abdest almak abdestbozan abdestbozan otu abdest bozmak abdesthane abdest küpesi abdestli abdestlik.abat etmek abat eylemek abat olmak Abaza Abazaca abazan abazanlık.

abece sırası aberasyon abes abeslik.−ğı ablakça ablaklık.−ğı ablalık etmek ablâtif ablatya abli abluka abluka etmek 100 .−ği abıhayat abıkevser abıru abide abideleşme abideleşmek abideleştirme abideleştirmek abidemsi abidevî abis abiye abla ablak.−ğı ablalık.

−ğu abur cubur 101 .−ğu abuli abullabut abullabutluk.−ği abone olmak abone yapmak abonman aborda aborda etmek abra abrakadabra abrama abramak abraş abril abstraksiyonizm abstre abstre sayı absürt.−dü absürt tiyatro abu abuhava abuk sabuk abuk sabukluk.abone abone etmek abonelik.

−ği acayip olmak accelerando acele acele acele aceleci acelecilik.abus acaba acar Acar Acara acarlaşma acarlaşmak acarlık.−ği acele etmek aceleleştirme aceleleştirmek acele posta Acem acemaşiran acemborusu (bitki) 102 .−bi acayipleşme acayipleşmek acayipleştirme acayipleştirmek acayiplik.−ğı acayip.

−ği Acemce Acem halayı acemi acemi ağası acemice acemi çaylak.acembuselik.−ği acep aceze acı 103 .−ğı acemi er acemileşme acemileşmek acemilik.−ği Acemleştirme Acemleştirmek.−ği acemilik etmek acemi ocağı acemi oğlanı Acem kılıcı acemkürdî Acem lâlesi Acemleşme Acemleşmek.−ği Acem pilâvı acente acentelik.

−ğı acı kavun acıkılma acıkılmak acıklı acıklı komedi acıkma acıkmak acı kök acıktırma acıktırmak acı kuvvet acılanma 104 .acı acı acı ağaç.−cı acı badem acı badem kurabiyesi acı bakla acı bal acı balık.−ğı acıca acı ceviz acı çiğdem acı elma Acıgöl (ilçe) acı hıyar acı karpuz acı kavak.

−ğı acındırma acındırmak acınılacak.−ğı acıma acımak acı mantar acı marul acımasız acımasızca acımasızlık.−ğı acınacak.−ğı acılılık.−ğı acınılma acınılmak acınma acınmak 105 .−ğı acı meyan acımık.acılanmak acılaşma acılaşmak acılaştırma acılaştırmak acılı acılık.−ğı acımsı acımtırak.

acı ot Acıpayam (ilçe) acı pelin acırak.−ğı acırga acı sakız acısız acı söz acı su (maden suyu) acı tatlı acıtış acıtma acıtmak acı yavşan acıyıcı acıyış acı yitimi acı yonca acibe acil acilen acil servis aciz.−czi (güçsüzlük) âciz (güçsüz) âcizane 106 .

−ğı aç acına açalya açan açar aç bîilâç.−lü acun acur acuze acyo acyocu aç açacak.−ğü açı açıcı açık.−cı açelya aç göz aç gözlü aç gözlülük.−ğı açık açık açık ağıl açıkağız (bitki) açık ağızlı 107 .−ği acube acul.âcizleri âcizlik.

açık alan açık artırma açık bilet açık bono açık bölge açık büfe açık celse açık ciro açıkça açıkçası açık çek açıkçı açık deniz açık devre açık dolaşım açık dolaşım sistemi açık duruşma açık düşme açık eksiltme açık elli açık ellilik.−ği açık fikirli açık fikirlilik.−ği açık giysi açık görüş açıkgöz açıkgözlük.−ğü 108 .

−ği açık kapı politikası açık kapı siyaseti açık kart açık kredi açıklama açıklama cümlesi açıklamak açıklamalı açıklama yapmak açıklanan açıklanma açıklanmak açıklar livası açıklaşma açıklaşmak açıklaştırma 109 .açık hava açık hava sineması açık hava tiyatrosu açık hece açık hesap.−bı açık imza açık işletme açık kahverengi açık kalp ameliyatı açık kalpli açık kalplilik.

−bu açık ordugâh açık oturum açık oy açık öğretim açık önerme açık pazar açık pembe açık piyasa açık poliçe açık raf açık rejim açık saçık.−ğı açıklıkölçer açıklık politikası açık liman açık lise açık maaşı açık mavi açık mektup.açıklaştırmak açıklatma açıklatmak açıklayan açıklayıcı açıklayış açıklık.−ğı açık sarı 110 .

−ğü açık şehir.−ği açık senet açık sözlü açık sözlülük.−hri açıktan açıktan açığa açıktan atama açıktan tayin açık taşıt açık teşekkür açık tohumlular açık tribün açık yara açık yeşil açık yürekli açık yüreklilik.−ği açık zaman açılama açılım açılış açılış konuşması açılış töreni açılma açılmak açım 111 .açık sayım açık seçik.

−ğı açısal yol açış açış konuşması açıt.açımlama açımlamak açımlanma açımlanmak açındırma açındırmak açınım açınma açınmak açınsama açınsamak açıortay açıortay düzlemi açıölçer açısal açısal bölge açısal çap açısal hız açısal ivme açısal sapma açısal uzaklık.−dı aç karnına açkı 112 .

−ddi ada ada balığı adabımuaşeret adacık.−ğı açlık grevi açlık şekeri açma açmacı açmak açmalık.−ğı 113 .−ğı açtırma açtırmak ad ad.açkıcı açkılama açkılamak açkılanma açkılanmak açkılatma açkılatmak açkılı açkısız açlık.−ğı açmaz açmaz halatı açmazlık.

adacyo ada çayı adagio adak.−ğı adaklama adaklamak adaklanma adaklanmak adaklı Adaklı (ilçe) adaklık.−ği adalet mahkemesi adalet örgütü adalet sarayı adaletsiz adaletsizlik.−ğı adaksız Adalar (ilçe) adale adaleli adalesiz adalet adalet divanı adalet kapısı adaletli adaletlilik.−ği adalı 114 .

−bı Adapazarı'nı 115 .−ğı adamcıl adamcıllık.−ğı Adana Adana kebabı adanma adanmak adap.adalî adam adama adamak adamakıllı adam azmanı adam boyu adamca adamcağız adamcasına adamcık.−ğı adam evlâdı adamkökü adamlık.−ği adamsız adamsızlık.−ğı adamotu adam sarrafı adam sendecilik.

adap erkân adaptasyon adapte adapte etmek adapte olmak adaptör ada soğanı adaş adaşlık.−ğı aday olmak ad bilimi adcı adcılık.−ğı ada tavşanı ada tepe adatma adatmak adavet aday aday adayı adayavrusu (tekne) adaylık.−ğı ad cümlesi ad çekimi ad çekme ad çektirme addan türeme fiil 116 .

−ği ademimes’uliyet ademiyet âdemiyet âdemoğlu âdemotu adenit adenom 117 .−ği Âdem elması Âdem evlâdı ademimerkeziyet ademimerkeziyetçi ademimerkeziyet− çilik.addedilme addedilmek ad değişimi addetme addetmek addolunma addolunmak ad durumu adedî adem (yokluk) âdem (insan) Âdem Âdem baba Âdemci Âdemcilik.

adese adet. alışkanlık) âdeta adetçe âdet edinmek âdet etmek adedimürettep.−bi âdet olmak adezyon kuvveti ad gövdesi ad hoc adı geçen adıl adım adım adım adım başı adımlama adımlamak adımlık.−sri 118 .−ğı adımsayar Adıyaman adî adî adım adî defter adî kesir.−di (sayı) âdet (gelenek.

adil adilâne Adilcevaz (ilçe) adîleşme adîleşmek adîleştirme adîleştirmek adîlik.−i adlî polis 119 .−ği adî suçlu adisyon ad kökü adlandırılma adlandırılmak adlandırma adlandırmak adlanma adlanmak adlaşma adlaşmak adlaştırma adlaştırmak adlı adlı sanlı adlî adlî makam adlî merci.

−bi adlî tatil adlî tıp.−ği af.−bbı adliye adliyeci adliye encümeni adliye mahkemesi adliye nezareti adliye teşkilâtı adliye vekâleti adlî yıl adlî zabıta adrenalin adres adres defteri adres kartı adres kitabı adres makinesi adres rehberi adsız adsız parmak.−ğı ad tamlaması aerobik.adlî sicil adlî tabip.−ği aerobik solunum aerodinamik.−ffı 120 .

−ğı afak afakî afakîlik.afacan afacanlaşma afacanlaşmak afacanlık.−ği afal afal afal afallama afallamak afallaşma afallaşmak afallaştırma afallaştırmak afallatma afallatmak afat afazi aferin aferist afet afetzede affedersin affedersiniz affedilme affedilmek 121 .

−ği afişe afişe etmek afişleme afişlemek afi yapmak afiyet 122 .affetme affetmek affettirme affettirmek affettuoso affeyleme affeylemek affolunma affolunmak Afgan Afganistan Afganlı Afgan tazısı afi afif afife afili afis afiş afişçi afişçilik.

−ğı Afrika menekşesi afsun afsuncu afsunculuk.−ğu afsunlama afsunlamak afsunlanma afsunlanmak afsunlu Afşar Afşin (ilçe) aft 123 .afiyet olsun afoni aforizm aforoz aforoz etmek aforozlama aforozlamak aforozlu afralı tafralı afra tafra Afrika Afrika çekirgesi Afrika domuzu Afrikalı Afrikalılık.

−ği afyonlama afyonlamak afyonlanma afyonlanmak afyonlu afyon ruhu agâh agâh olmak agami aganta agaragar agel agitato aglütinasyon aglütinin agnosi agnostik.−ği agnostisizm agnozi agora 124 .aftos afur tafur afyon Afyon Afyon kaymağı afyonkeş afyonkeşlik.

−ği ağabeylik etmek ağaç.agorafobi agraf agrafi agrandisman agrandisör agrega agreje agreman agresif agu agu bebek.−ğı ağaççılık.−ği agucuk.−ğı 125 .−ğu agulama agulamak aguş ağ ağa ağababa ağabey ağabeylik.−cı ağaç arısı ağaç balı ağaç biti ağaççık.

−ğı ağaçlıklı ağaç mantarı 126 .ağaç çileği ağaç çivi ağaçdelen ağaç ebegümeci ağaç işleri ağaçkakan ağaç kama ağaç kaplama ağaç kavunu ağaçkesen ağaç kurbağası ağaç kurdu ağaç küpesi ağaçlama ağaçlamak ağaçlandırılma ağaçlandırılmak ağaçlandırma ağaçlandırmak ağaçlanma ağaçlanmak ağaçlaşma ağaçlaşmak ağaçlı ağaçlık.

ağaç minesi ağaç mobilya ağaç nemi ağaç oyma Ağaçören (ilçe) ağaç parkı ağaç sakızı ağaç sansarı ağaç serçesi ağaçsı ağaçsız ağaç yılanı ağa kapısı ağalanma ağalanmak ağalık.−ği (mantar) 127 .−ğı ağarma ağarmak ağartı ağartılma ağartılmak ağartma ağartmak ağa yamağı ağbenek.−ğı ağarık.

−ğı ağcılık.−ğı ağda ağdacı ağdalanma ağdalanmak ağdalaşma ağdalaşmak ağdalaştırma ağdalaştırmak ağdalı ağdalık.−ği ağcı ağcık.ağbeneklilik.−ğı ağda yapmak ağdırma ağdırmak ağı ağı ağacı ağı çiçeği ağıl ağılama ağılamak ağılanma ağılanmak ağılandırma ağılandırmak 128 .

−ğı ağırbaşlı ağırbaşlılık.−ği 129 .−cı ağır ayak.−ği ağıllanma ağıllanmak ağım ağımlı Ağın (ilçe) ağınma ağınmak ağı otu ağır ağır ağır ağır aksak.−ğı ağırca ağırcanlı ağırcanlılık.ağılaşma ağılaşmak ağılı ağılı böcek.−ğı ağır aksak semaî ağır araç.−ğı ağır ceza ağır düyek ağır elli ağır ellilik.

−bı ağır kusur ağır küre ağırlama ağırlamak ağırlanma ağırlanmak ağırlaşma ağırlaşmak ağırlaştırma ağırlaştırmak ağırlatma ağırlatmak ağırlık.−ğı ağır hava ağır hidrojen ağır iş ağırkanlı ağırkanlılık.−ğı ağır kayıp.−ğı ağırlıklı ağırlık merkezi ağır para cezası ağırsama 130 .ağır ezgi ağır hapis cezası ağır hasta ağır hastalık.

−ğzı ağız alışkanlığı ağız birliği ağız bozukluğu ağız dalaşı ağızdan ağızdan ağıza 131 .−ğı ağıtlama ağız.−ğı ağırşaklanma ağırşaklanmak ağır top ağır uyku ağır vasıta ağır vasıta ehliyeti ağır yağ ağır yaralı ağış ağıt.−dı ağıtçı ağıtçılık.ağırsamak ağır sanayi.−i ağır sengin semaî ağır sıklet ağır söz ağır su ağırşak.

−ğı ağızlıkçı ağız nişanı ağızotu (barut) ağızsıl ağızsıl ünlü ağızsız ağız şakası ağız tadı ağız tatsızlığı ağız tüfeği ağız tütünü ağız ünlüsü ağ iğnesi 132 .ağızdan dolma ağız değişikliği ağız dolusu ağız kâhyası ağız kalabalığı ağız kavafı ağız kavgası ağız kokusu ağızlama ağızlamak ağızlaşma ağızlaşmak ağızlı ağızlık.

ağ ipliği ağ kayığı ağ kepçe ağ kurdu ağ kurşunu ağlama ağlamak ağlamaklı ağlamalı ağlamsı ağlanma ağlanmak ağlantı Ağlasun (ilçe) ağlaşma ağlaşmak ağlata ağlata ağlatı ağlatıcı ağlatış ağlatma ağlatmak ağlaya ağlaya ağlayıcı ağlayış ağlı Ağlı (ilçe) 133 .

ağma ağmak ağ mantarlar ağnam ağnama ağnamak ağnamcı ağraz ağrı Ağrı ağrıkesen ağrı kesici ağrı kesimi ağrılı ağrıma ağrıma asalakları ağrımak ağrısız ağrı sızı ağrıtma ağrıtmak ağ sayfası ağ sitesi ağsı ağ tabaka ağ tonoz ağ torba 134 .

−ğı 135 .−ğı ağzı açık.−bı ahbapça ahbaplık.ağustos ağustos böceği ağustos böcekleri ağyar ağ yatak.−ğı ağzı kara ağzı kenetli ağzı kilitli ağzı pek ağzı pis ağzı sıkı ah aha ahacık ahali ahar aharlama aharlamak aharlı ahbap.−ği ağzı kalabalık.−ğu ağzı gevşek.−ğı ağzı bir ağzı bozuk.

−ğı ahdetme ahdetmek ahdî Ahdiatik Ahdicedit ahenk.−gi ahenk kaidesi ahenkleştirme ahenkleştirmek ahenkli ahenklilik.−ği ahenk tahtası ahenktar aheste aheste aheste aheste beste ah etmek ahfat.−dı ahım şahım 136 .−yı.−ği ahenksiz ahenksizlik. −nı ahçılık.ahbaplık etmek ahbap olmak ahcar ahçı ahçıbaşı.

ahır ahırlama ahırlamak Ahırlı (ilçe) Ahıska Türkleri ahi (dost.−hzi ahize ahkâm ahlâf ahlâk 137 .−kti ahir zaman ahir zaman peygamberi ahit.−hdi ahitleşme ahitleşmek ahitname ahiz.−ği Ahilik. arkadaş) Ahi (özel isim) ahilik.−ği ahir ahiren ahiret ahiret adamı ahiret günü ahir vakit.

−ğı ahlâken ahlâkıyat ahlâkî ahlâkî vazife ahlâklı ahlâklılık.−ğı ahlâk dışı ahlâk dışıcılık.−ğı ahlâksızlık etmek ahlâk yasası ahlâk zabıtası ahlama ahlamak ahlat (yaban armudu) ahlât (ögeler) Ahlat (ilçe) ahlâtıerbaa (dört öge) ahmak.ahlâk bilimi ahlâkça ahlâkçı ahlâkçılık.−ğı ahlâksız ahlâksızca ahlâksızlık.−ğı ahmakça 138 .

−ği ahret suali ahret yolculuğu ahşa ahşap.ahmakıslatan ahmaklaşma ahmaklaşmak ahmaklaştırma ahmaklaştırmak ahmaklık.−ğı Ahmetli (ilçe) ahraz ahret ahret kardeşi ahretlik.−li ahzetme ahzetmek ahzüita ahzükabz aidat aidiyet aidiyet eki 139 .−bı ahtapot ahu ahududu ahu gözlü ahval.

−ğı ajan provokatör ajans 140 .aile aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi ailece ailecek aile dostu aile gazinosu aile hayatı aile hukuku ailelik.−ği aile meclisi aile ocağı aile plânlaması aile reisi aile saadeti ailesel ailesiz ailevî ait ait olmak ajan ajanda ajanlık.

−ği akademik.−cı akait.−ği akademisyen ak ağa akağaç.ajitasyon ajitatör ajite etmek ajur ajurlu ak aka akabe akabinde akaç.−di akaju akak.−ğı akala akamber akamet 141 .−cı akaçlama akaçlamak akaçlatma akaçlatmak akademi akademici akademicilik.

−ği akbuğday akburçak.−ğı akciğer akciğer göbeği akciğer kesecikleri 142 .−ğı akbalıkçıl ak basma ak basmak akbaş (kuş) ak benek.akan yıldız akar akar amber ak Arap akarca akaret akarlar akarsu akaryakıt akaryakıt istasyonu akasma akasya akbaba akbabagiller akbakla akbaldır akbalık.

−ğı Akçakent (ilçe) Akçakoca (ilçe) akçalı akça pakça akçasal akça yel akçe akçıl akçıllanma akçıllanmak akçıllaşma akçıllaşmak akçıllık.−cı akçaağaçgiller akça armudu Akçadağ (ilçe) Akçakale (ilçe) akçakavak.akciğerliler akciğer lopçuğu akciğer peteği akciğer zarı akça Akçaabat (ilçe) akçaağaç.−ğı akçöpleme Akdağmadeni'ni 143 .

(ilçe) akdarı akdedilme akdedilmek ak demir Akdeniz Akdeniz humması Akdeniz mavisi akdetme akdetmek akdiken akdoğan akdut akemi ak gözlü akgünlük.−ğı akıcılık ölçeği akıcı ünsüz akıl.−ğü akgürgen akhardal Akhisar (ilçe) akı akıbet akıcı akıcılık.−klı akılcı 144 .

−ğı akıl defteri akıl dışı akıl dışıcılık.−ğı akılsızlık etmek 145 .−ğı akıllılık etmek akıllı uslu akılsal akılsallaştırma akılsallaştırmak akılsız akılsızlık.−ğı akıl dişi akıl doktoru akıl hastahanesi akıl hastası akıl hocası akıl kethüdası akıl kumkuması akıl kutusu akıllandırma akıllandırmak akıllanma akıllanmak akıllı akıllıca akıllılık.akılcılık.

−ğı akın etmek akın akınkayası akıntı akıntı bilimi akıntı çağanozu akıntılı akıntıölçer akış akışkan akışkanlaşma akışkanlaşmak akışkanlaştırıcı akışkanlaştırıcılık.−ğı akıncılık etmek akındırık. 146 .akıl zayıflığı akım akımcı akımölçer akım ölçümü akımtoplar akın akın akın akıncı Akıncılar (ilçe) akıncılık.

−ğı akışma akışmaz akışmazlık.−ğı akıtma akıtmak akıtmalı akide akidesi bozuk.−ksi akit.−ği akil akilâne akil baliğ akim akis.−kdi (sözleşme) âkit.−ğı akışkanlaştırma akışkanlaştırmak akışkanlık.−di (sözleşme yapan) akit vaadi ak kan ak kan yangısı akkaraman akkarınca 147 .−ğu akide şekeri akik.

akkarıncalar akkavak.−ğu Akköy (ilçe) akkuş Akkuş (ilçe) akkuyruk.−ği Akkışla (ilçe) ak kirpani akkor akkorluk.−ğu (çay) aklama aklama belgesi aklamak aklan aklanma aklanmak aklaşma aklaşmak aklaştırma aklaştırmak aklen aklevrek.−ği aklı aklı başında aklı evvel 148 .−li akkelebek.−ğı akkefal.

aklık.−du akortçu 149 .−ğu akort.−ğı aklı karalı aklı kıt aklınca aklıselim aklı sıra aklî aklî denge akliyat akliye akliyeci akma ak madde akma hançer akmak akmantar akma sınırı akmaz akne akompanyatör akonitin akont akordeon akordeoncu akordu bozuk.

−bi 150 .−ğı akreditasyon akreditif akrep.−ğı akraba olmak akran akranlık.−ğu akort yapmak Akören (ilçe) ak pak akpas akpelin Akpınar (ilçe) akraba akraba diller akrabalık.akort etmek akortlama akortlamak akortlanma akortlanmak akortlatma akortlatmak akortlu akortsuz akortsuzlaştırma akortsuzlaştırmak akortsuzluk.

−ğu Aksaray aksata aksatış 151 . −ği akromatin akromatopsi akromegali akronim akropol.−ğı akromatik.Akrep (burç) akrepler akrobasi akrobat akrobatlık.−lü akrostiş aks aksak.−ğı aksak semaî aksam aksama aksamak aksan aksanı bozuk.−ğı aksakal aksaklık.−ği akromatik iğ iplik.

−ğı aksırıklı aksırıklı tıksırıklı aksırış aksırma aksırmak aksırtma aksırtmak aksi aksi aksi aksilenme aksilenmek 152 .aksatma aksatmak aksayış akse aksedir Akseki (ilçe) akselerograf akselerometre akseptans aksesuar aksesuarcı aksetme aksetmek aksettirme aksettirmek aksırık.

−ği aksilik etmek aksine aksiseda aksiyom aksiyon aksiyoner aksoğan akson aksona aksöğüt.−dü ak su Aksu (ilçe) aksungur aksülâmel ak sülümen akşam akşama doğru akşam akşam akşama sabaha akşam azadı akşamcı akşamcılık.aksileşme aksileşmek aksilik.−ğı akşamdan akşama akşam ezanı 153 .

−ğı 154 .−ğı akşamlı sabahlı akşamlık sabahlık akşam namazı akşam pazarı akşam piyasası akşam saati akşamsefası (bitki) akşam simidi akşamüstü akşamüzeri akşam yeli Akşam Yıldızı Akşehir (ilçe) akşın akşınlık.akşam gazetesi akşam güneşi akşam karanlığı akşamki akşamlama akşamlamak akşamları akşamlatma akşamlatmak akşamleyin akşamlık.

−ği aktif metot.aktar aktarıcı aktarılma aktarılmak aktarım aktarış aktariye aktarlık.−ğı aktarma cümlesi aktarmak aktarmalı aktarmasız aktarma yapmak aktartma aktartmak aktavşan aktif aktif fiil aktifleşme aktifleşmek aktifleştirme aktifleştirmek aktiflik.−ğı aktarma aktarmacı aktarmacılık.−du 155 .

−ği aktüer akur akustik.aktif taşıma aktinit aktinoloji aktinyum aktinyumlu aktivite aktivizm aktör aktöre aktörlük.−ği akut akuzatif akü akümülâtör aküpunktür akva akvam 156 .−ğü aktris aktüalite aktüalizm aktüel aktüelleştirme aktüelleştirmek aktüellik.

akvarel akvaryum akvaryumcu akvaryumculuk.−ğı al ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) ala ala alabacak. −ğu akya balığı Akyaka (ilçe) Akyazı (ilçe) ak yazılı ak yel ak yem ak yıldız Akyurt (ilçe) akyuvar akzambak.−ğı alabalıkgiller alabanda alabanda ateş alabanda etmek alabanda iskele alabanda sancak 157 .−ğı (at) alabalık.

−ğı alacamenekşe 158 .−ğı alacakarga Alacakaya (ilçe) alacaklı alacaklı olmak alacak verecek alacalama alacalamak alacalandırma alacalandırmak alacalanma alacalanmak alacalı alacalı bulacalı alacalık.−ğı alaca karanlık.alabaş (bitki) alabildiğine alabora alabora olmak alabros alaca Alaca (ilçe) alaca aş alacabalıkçıl alaca bulaca alacak.

−ti alafranga tuvalet alâgarson alageyik.alacasansar alaçam Alaçam (ilçe) alaçık.−ğı Aladağ (ilçe) alafranga alafrangacı alafrangacılık. −ği alafranga saat.−ğı alafrangalaşma alafrangalaşmak alafrangalaştırma alafrangalaştırmak alafrangalık.−ğı alafranga müzik.−ği ala gün alâimisema alâka alâkabahş alâkadar alâkadar etmek alâkadar olmak alâkalandırma 159 .

−ğı alâkok alalama alalamak alamana alamana ağı alâmet alâmetifarika alâmetifarikalı alâminüt alâminüt yemek.alâkalandırmak alâkalanma alâkalanmak alâkalı alakarga alâkart alâkasız alâkasızlık.−ği alan alan araştırması alan hızı alan korkusu alan talan alan topu Alanya (ilçe) Alaplı (ilçe) alarga 160 .

−ğı alaturkalaştırma alaturkalaştırmak alaturkalık.−ti alaturka tuvalet alavere alavereci alavere tulumbası alay alay alay alay beyi alaybozan 161 .−ğı alaturka müzik.alarga etmek alârm ala sulu alaşağı etmek Alaşehir (ilçe) alaşım alaşımlama alaşımlamak ala tav ala tavlı alaten alaturka alaturkacı alaturkacılık.−ği alaturka saat.

−ğı albeni albenili albinizm 162 .−ğı alay etmek alâyıvalâ alâyiş alâyişli alaylı alaysı Ala Yuntlu alay yollu alaz alaza alaz alaz alazlama alazlamak alazlanma alazlanmak al basma albastı albatr albatros albay albaylık.−ğı al bayrak.alaycı alaycılık.

−ğı alçak. −ğü alçak kabartma alçak kavuşum alçaklaşma alçaklaşmak alçaklaştırma alçaklaştırmak alçaklık.−cı alçakça alçak gerilim alçak gönüllü alçak gönüllülük.−ğı alçak ses alçak yaylak.−ğı alçak basınç.−ğı alçalış alçalma alçalmak alçaltı alçaltıcı 163 .albinos albüm albümin albümin işeme albüminli alçacık.

−cı aldangıç.−cı aldanış aldanma aldanmak aldatıcı aldatılma aldatılmak aldatış aldatma aldatmaca 164 .alçaltış alçaltma alçaltmak alçarak.−bı alçılama alçılamak alçılanma alçılanmak alçılatma alçılatmak alçılı alçıpen alçı taşı aldanç.−ğı alçı alçıcı alçı kalıp.

−bi alelâcele alelâde alelâdelik.−lü 165 .−ği aleksi alelâcayip.−di aldırış aldırışsız aldırma aldırmak aldırmaz aldırmazlık.aldatmak aldehit.−ği alelhesap alelhusus alelıtlak alelumum alelusul alem (bayrak) âlem (evren) alemci alemdar âlemşümul.−ğı aldırtma aldırtmak alegori alegorik.

−ği alet olmak alev alev alev Alevî Alevîlik.âlem yapmak alenen alengirli alenî alenîleşme alenîleşmek aleniyet alerjen alerji alerjik.−ği alessabah alesta alet alet edevat alet etmek aletli aletli jimnastik.−ği alev kırmızısı alev lâmbası alevlendirme alevlendirmek alevlenme 166 .

−di alg algarina algı algı bıçağı algılama algılamak algılanma algılanmak algılatma 167 .alevlenmek alevli alev makinesi aleyh aleyhtar aleyhtarlık. −ğu alfabetik sıralama alfa ışınları alfaterapi alfenit.−ğı aleykümselâm alfa alfabe alfabe dışı alfabe sırası alfabetik.−ği alfabetik katalog.

−cı alık.−ğı alım alımcı alım çalım alım gücü alımlı 168 .−ğı alık alık alıklaşma alıklaşmak alıklaştırma alıklaştırmak alıklık.algılatmak algılayıcı algın algler algoritma alıcı alıcı kuş alıcı verici alıcı yönetmeni alıç.−ğı alıkonulma alıkonulmak alıkoyma alıkoymak alık salık.

−lnı alın çatısı alındı alındılı alıngan alınganlık.−ğı alınma alınmak alın teri alıntı alıntı kelime alıntılama alıntılamak alın yazısı alırlık.−ğı alım satım alım satım bürosu alımsız alımsızlık.−ğı alın.−ğı alış alış fiyatı alışık.alımlı çalımlı alımlılık.−ğı alınlık.−ğı alışıklık.−ğı alışılma 169 .

−ğı alışkanlık edinmek alışkı alışkın alışkınlık.−ği alinazik.alışılmak alışılmamış alışılmış alışkan alışkanlık.−ğı alifatik.−ği alil alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) alimallah âlimane âlimlik.−ğı alışma alışmak alıştırma alıştırma dönemi alıştırmak alışveriş Aliağa (ilçe) âli (yüce.−ği (kebap) 170 . yüksek) âlicenap.−bı âlicenaplık.

−lü 171 .aliterasyon alivre alivre satış aliyyülâlâ alizarin alize Alka Evli alkali alkalik.−di alkalölçer alkan al karısı alkarna alkım alkış alkış ağası alkışçı alkışçılık.−ği alkali metaller alkalimetre alkaloit.−ğı alkışlama alkışlamak alkışlanma alkışlanmak alkil alkol.

−ğı allahsız Allahsız allahsızlık.−ğı Allah taksimi Allahüâlem Allahütealâ Allah vergisi Allah yapısı 172 .−ği alkolizm alkollü alkolölçer Allah Allaha ısmarladık Allah aşkına Allah bilir Allah bir Allahın adamı Allahın belâsı Allahın cezası Allahın emri Allahın evi Allahın günü Allahın hikmeti Allahın kulu allahlık.−ğı Allahsızlık.alkolik.

−ği allanma allanmak allaşma allaşmak allegretto allegro allem allı allık.−ğı Almanca Almancı Almancılık.−ğı Alman gümüşü Almanlaşma 173 .−ğı allama allamak allâme allâmelik.−cı almak almamazlık.allak.−ğı allak bullak.−ğı allı pullu alma almaç.−ğı Alman almanak.

−cı alo alogami alotropi alp.−ğı 174 .Almanlaşmak Almanlaştırma Almanlaştırmak Alman papatyası Almansever Alman usulü Almanya almaş almaşık.−ğı almaşık yapraklar almaşlı Almatı Almus (ilçe) alnaç.−ğı Alpu (ilçe) alpyıldızı (çiçek) al sancak.−pı alpaka alpaks alperen alpinist alpinizm alplık.

−bbı alternatör altes alt etmek alt familya alt geçit.−ği alt başlık.alşimi alşimist alt alt alta Altay Altayca Altayist Altayistik.−di alt güverte alt hava yuvarı altı 175 .−ğı alternatif alternatif akım alternatif tıp.−ğı alt deri alt diş alt dudak.−ğı alt bölüm alt cins alt çene alt damak.

altıgen altık.−ğı Altıkardeş (yıldız kümesi) altılama altılı altılık.−ğı altın altın babası altınbaş (kavun) altın beşik.−ği altın böcek.−ği altın bilezik.−ğu 176 .−ği altıncı altıncı duygu altıncı his altın çağ altın çağı Altındağ (ilçe) Altınekin (ilçe) altın kaplama altın keseği altın kökü altın küpü altınlaşma altınlaşmak altınoluk.

kumaş) altı parmak.−ğı altın yağmurcun Altınyayla (ilçe) altın yıl altıparmak.altın otu Altınova (ilçe) Altınözü'nü (ilçe) altın saat.−ğı altıpatlar altışar altı yol altı yol ağzı altız altimetre alt karşıt alt kat alt kurul altlama altlamak 177 .−ti altın sarısı altın suyu Altıntaş (ilçe) altıntop (greyfurt) altın topu altın varak.−ğı (balık.

−ğı alto alto saksafon alt olmak alt sınıf alt şube alt tabaka alt takım alttan alta alt tarafı alt tür Altunhisar (ilçe) altunî altüst altüst böreği altüst etmek altüst olmak alt yapı alt yazı 178 .−ğı altlı üstlü altmış altmış altı (oyun) altmışar altmış dörtlük.altlı altlık.−ğü altmışıncı altmışlık.

kör) amabile amaç.alt yazılama alt yazılamak alt yazılayıcı alt yazılı Alucra (ilçe) alüfte alüftelik.−cı amaç dışı amaç edinmek amaçlama amaçlamak amaçlanma 179 .−lü alvere tulumbası alyans alyon alyuvar am ama (fakat) âmâ (görmez.−ği alümin alümina alüminyum alüminyum taşı alüvyon alveol.

−ğü amazon ambalâj ambalâjcı ambalâjcılık.−ğı ambalâjlama 180 . −ğı aman zaman Amasra (ilçe) Amasya Amatör amatörce amatörlük.−ğı amaçsız amaçsızlık.−ğı amalierbaa aman amanın amanname amansız amansızca amansız hastalık.−li âmâlık.−ğı amade amal.amaçlanmak amaçlı amaçlılık.

ambalâjlamak ambalâjlı ambalâjsız ambalâj yapmak ambale etmek ambale olmak ambar ambarcı ambarcılık.−ğı amcalık etmek amcaoğlu 181 .−ğı ambarda kurutma ambargo ambarlama ambarlamak amber amber ağacı amber balığı amberbaris amberbu amber çiçeği amblem amboli ambülâns amca amcakızı amcalık.

−ği amele taburu amelî amelimanda ameliyat ameliyathane ameliyatlı ameliyat masası ameliye amenajman amenna amentü (ana ilkeler) Amentü (dua) Amerika Amerika armudu Amerika bademi Amerika elması Amerikalı Amerikalılaşma Amerikalılaşmak amerikan (bez) Amerikan (Amerika’ya ait) Amerikan bar 182 .amcazade amel amele amelelik.

−ğu amil amilâz amin (kimya tterimi) âmin (dua sözü) 183 .Amerikan bezi Amerikanca Amerikanist Amerikan salatası Amerikansı Amerikanvari Amerika tavşanı Amerika üzümü amerikyum ametal.−lü amfibyumlar amfiteatr amfizem amfor amfora amigo amigoluk.−li ametist amfetamin amfi amfibi amfibi harekât amfibol.

−ği amirane amirce amiriita amirlik.aminoasit.−bi amipler amipli amir amiral.−di amino grubu amip.−ğı 184 .−li amirallik.−di amitoz amiyane amma amma velâkin amme amme davası amme efkârı amme hukuku amme idaresi amme menfaati amnezi amnios amnios suyu amonyak.−ği amit.

−ti ampir ampirik.amonyaklama amonyaklamak amonyum amonyum karbonat amonyum sülfat amor amoralizm amorf amorti amorti etmek amortisman amortisör amper ampermetre amperölçer amper saat.−du amyant 185 .−lü ampütasyon amudî amudufıkarî amut.−ği ampirist ampirizm amplifikatör ampul.

−ği ana doğrusu Anadolu Anadolulu anadut 186 .−ğı ana dal anadan doğma ana defter ana deniz ana deniz bilimi ana dil ana dili ana direk.−cı ana çizgi anaçlaşma anaçlaşmak anaçlık.−ğı anacıl anaç.an ana ana arı ana baba ana baba günü ana bilim dalı anabolizma ana cadde anacık.

−ği ana fikir.−ğu anafordan anaforlama anaforlamak anaforlu anagram ana haber sunucusu anahtar anahtar ağızlığı anahtar bitkiler anahtarcı anahtarcılık.−ğı anahtar taşı ana kadın ana kapı 187 .ana duvar ana düşünce ana erki anaerkil anaerkillik.−kri anafilâksi anafor anaforcu anaforculuk.−ğı anahtar kelime anahtarlık.−ği anaerobik.

−ğı analık etmek analıkızlı (yemek) analist analitik.−ği analoji analojik.−ği anakronizm ana kubbe ana kucağı ana kuzusu analı analık.−ği anam anamal 188 .−ği analiz analizci analiz etmek analizör analjezi analjezik.−bı anakonda ana kök ana kraliçe anakronik.ana kara ana kent ana kitap.

−ti 189 .−ğı ana mektebi ana motif ana muhalefet Anamur (ilçe) ananas ananasgiller an'ane an'aneci an'anecilik.−ği anarşizm anartri ana saat.−ğı anapara anarşi anarşik.−ği anarşist anarşistleşme anarşistleşmek anarşistlik.−ği an'anesiz ananet an'anevî anaokulu ana ortaklık.anamal birikimi anamalcı anamalcılık.

−ği anatomist ana toplardamar anavaşya ana vatan ana yapı ana yarısı anayasa anayasacı anayasal ana yol ana yön ana yurt.−ğı anason ana sözleşme ana şehir.−du 190 .−hri anatomi anatomici anatomik.−cı anasıl ana sınıfı anasının gözü anasır anasız anasızlık.ana sanlı ana sav ana sayaç.

−cı andante andantino andaval andavallı andemi andemik.−di andık.−ğı Andırın (ilçe) andırış andırışma andırışmak andırma andırmak andız andız otu andropoz anekdot anele anemi 191 .−ği andezit.ana yüreği anbean anca ancak anchorman ançüez andaç.

−ğı Anglofil Anglosakson Angola Angolalı angström 192 .−cı angın Anglikan Anglikanizm Anglikanlık.anemik.−ğı angarya angaryacı angıç.−di anestezi anestezist anesteziyoloji anevrizma angaje angaje etmek angaje olmak angajman angajmanlı angajmansız angajmansızlık.−ği anemometre anemon aneroit.

angudî angut.−ğu anha minha anhidrit anı anık.−du angutluk.−ğı anılaşma anılaşmak anılma anılmak anımsama anımsamak anımsanma anımsanmak anımsatma anımsatmak anında anırış anırma anırmak anırtı 193 .−ğı anıklama anıklamak anıklaşma anıklaşmak anıklık.

−ğı anî anî akın anîde anîden anif anî hız anilin anilin boyalar animasyon animato 194 .anırtma anırtmak anıştırma anıştırmak anıt Anıtkabir anıtlaşma anıtlaşmak anıtlaştırılma anıtlaştırılmak anıtlaştırma anıtlaştırmak anıt mezar anıtsal anıtsı anız anızlık.

−ğı 195 .−ğı anlaklı anlam anlama anlamak anlamamazlık.animatör animizm anjanbıman anjin anjiyo anjiyografi anjiyoloji Anka Ankara Ankara keçisi Ankara kedisi ankastre ankastre fırın ankastre ocak.−ği anketör anket yapmak ankiloz anlak.−ğı ankesörlü telefon anket anketçi anketçilik.

−ğı anlam değişmesi anlam genişlemesi anlam iyileşmesi anlam kayması anlam kötüleşmesi anlamlandırma anlamlandırmak anlamlı anlamlı anlamlı anlamlılık.anlam aykırılığı anlamazlık.−ğı anlam bayağılaşması anlam bilimi anlam bilimsel anlam daralması anlamdaş anlamdaşlık.−ğı anlamsal anlamsız anlamsızlaşma anlamsızlaşmak anlamsızlaştırma anlamsızlaştırmak anlamsızlık.−ğı 196 .

−ğı anlatımlı anlatım tonu anlatış anlatma anlatmak anlattırma anlattırmak anlayış 197 .anlaşık.−ğı anlaşılma anlaşılmak anlaşılmaz anlaşma anlaşmak anlaşmalı anlaşma yapmak anlaşmazlık.−ğı anlaştırma anlaştırmak anlatı anlatıcı anlatılma anlatılmak anlatım anlatım bilimi anlatımcı anlatımcılık.

−ği 198 .−ğı anorganik.anlayışlı anlayışlılık.−ğı anma töreni anne anneanne annelik.−ğı anlı şanlı anma anmak anmalık.−ğı anonim şirket anons anons etmek anonsör anorak.−ğı anlık.−ğı anlayışsız anlayışsızlık.−ğı anlıkçılık.−ği annelik etmek anne olmak anofel anomali anomnezi anonim anonim ortaklık.

anormal.−du ansefal.−ği ansiklopedik sözlük.−li ansefalit ansıma ansımak ansız ansızın ansiklopedi ansiklopedici ansiklopedicilik.−li anormalleşme anormalleşmek anormallik.−ği anot.−dı antagonizma Antakya Antalya antant antarktik.−ği Antarktika antarktik kara anten 199 .−ğü ansiklopedr ant.−ği ansiklopedik.

−ği antidot antiemperyalist antiemperyalizm antifaşist antifaşizm antifriz antijen 200 .−di antibiyotik.−ğı anten yükselteci Antep baklavası Antep fıstığı Antep fıstığıgiller Antep işi (nakış) anterit anterograf anterosel anterostomi antet antetli ant etmek antetsiz antialerjik.−ği antiasit.antenli antenli balık.−ği antibiyotik tedavisi antidemokratik.

−ği antika antikacı antikacılık.antihijyenik.−ğı antika mobilya antikapitalist antikapitalizm antikatot.−bu antiloplar antimon antinomi antioksidan antipati antipatik.−ğı antikalık.−ği antik.−ği antipropaganda antisemit antisemitist antisemitizm 201 .−du antik çağ antikiklon antikite antikomünist antikomünizm antikor antilop.

−ğu antrkot antrok antropoit.−di antropoitler antropolog.−ği antisiklon antitez antitoksik.antisepsi antiseptik.−ğü antrepo antrepocu antrepoculuk.−ği antitoksin ant kardeşi antlaşma antlaşmak antlı antoloji antrakt antrasit antre antrenman antrenmanlı antrenmansız antrenör antrenörlük.−ğu 202 .

−du anüri anüs anüs yüzgeci anyon anzarot aort apacı apaçık.−ği antropozoik devir antrparantez anut.−ğı apalak.−ği antropomorfizm antroponim antroposantrizm antropozoik.−ğı apak.−ğı apandis apandisit apansız apansızın aparat aparey aparkat 203 .−ğı apaçıklık.antropoloji antropolojik.

−ğı apışlık.aparma aparmak apartman apar topar apart otel apaş apatit apaydın apaydınlık.−ğı apış arası apışık.−ğı apışma apışmak apıştırma apıştırmak apiko aplik.−ği aplikasyon 204 .−ğı apayrı apaz apazlama apazlamak apel aperitif apış apışak.

−ği apokrif apolet apolitik.aplike apokaliptik.−ği aport aposteriori apostrof apoşi apotr appassionato apraksi apre apreci apreleme aprelemek apreli apresiz april apriori apse apseleşme apseleşmek apsent apsis aptal aptal aptal 205 .

−ği arabankürdî 206 .−ğı araba falakası arabalı arabalık.−ğı aptallık etmek aptal olmak apteriks apukurya apul apul ar ara araba araba araba arabacı arabacılık.−ğı arabalı vapur araba mezarlığı araban Araban (ilçe) arabanbuselik.aptalca aptalcasına aptallaşma aptallaşmak aptallaştırma aptallaştırmak aptallık.

−ğı araba vapuru arabesk arabeskçi arabeskleşme arabeskleşmek Arabî Arabist Arabistan Arabistan defnesi Arabistik.ara başlık.−ği Arabizasyon ara bono arabozan arabozanlık.−ğu aracı aracı banka aracı kurum aracılığıyla aracılık.−ğı aracılık etmek 207 .−ğu ara bulma ara bulmak ara bulucu ara buluculuk.−ğı ara bozucu ara bozuculuk.

−ğı arada bir ara deniz Araf Arafat aragonit arak araka ara kamışı ara kapı ara kararı ara kazanç.−ğı ara kesit arakıye araklama araklamak Araklı (ilçe) 208 .−ğı araçlı araçlı jimnastik.−cı arakçı arakçılık.−ği araçsız araçsızlık.−cı Araç (ilçe) araççılık.aracı şirket ara cümle araç.

ara konakçı Aral aralama aralamak aralanma aralanmak aralatma aralatmak aralık.−ğı Aralık (ilçe) aralık etmek aralıklı aralık oyunu aralıksız aralıkta arama arama bülteni arama emri arama izni aramak arama kararı ara mal arama ruhsatı arama tarama arama yapmak Aramîce ara nağme 209 .

−ğı Arap rakamları Arap sabunu arapsaçı (bitki.ara nağmesi aranılma aranılmak aranje etmek aranjman aranjör aranma aranmak arantı Arap Arap aşı Arapça Arapçalaşma Arapçalaşmak Arapçalaştırma Arapçalaştırmak Arapkir (ilçe) Araplaşma Araplaşmak Araplaştırma Araplaştırmak Araplık. karışık durum) Arapsun 210 .

−ğı araştırılma araştırılmak araştırma araştırmacı araştırmacılık.−ğı ara sınavı ara sıra arasız ara sokak.−di araştırı araştırıcı araştırıcılık.Arap tavşanı Arap zamkı ararot ararot kamışı Arasat ara seçim ara sıcak.−ğı araştırma filmi araştırma görevlisi araştırmak araştırman aratış 211 .−ğı ara söz arasta araşit.

−ğı ardaklanma ardaklanmak 212 .aratma aratmak ara tümce ara yerde arayıcı arayıcı fişeği arayış ara yön araz arazbar arazbarbuselik.−ği arazi arazi aracı arazi olmak arazi turu arazi vitesi arazi yarışı arbalet arbede arbitraj arboretum arda Arda Ardahan ardak.

Ardanuç (ilçe) Ardeşen (ilçe) ardı ardına ardıç.−ğı ardışık görüntü ardışıklık.−cı 213 .−cı ardıç kuşu ardıç otu ardıç rakısı ardıl ardıl görüntü ardılma ardılmak ardın ardın ardınca ardı sıra ardışık.−ğı ardışık olgular ardışık sayılar ardiye ardiyeci arduaz arefe arefe günü arena areometre argaç.

−dı argo argon argonot Arguvan (ilçe) argüman Arhavi (ilçe) arı arı beyi arı biti Arıcak (ilçe) arıcı arıcılık.argaçlama argaçlamak argali argın argınlık.−ğı arıkçı arı kil arıklama arıklamak arıklaşma arıklaşmak arıklatma 214 .−ğı argıt.−ğı arı dalağı arık.

−ğı arınış arınma arınmak arı sili arı sütü arış arıtıcı 215 .arıklatmak arıklık.−ğı arındırma arındırmak arınık.−ğı arı kovanı Arıkovanı (yıldız kümesi) arı kuşu arı kuşugiller arılama arılamak arılanma arılanmak arılar arılaşma arılaşmak arılaştırma arılaştırmak arılık.

−ğu 216 .arıtıcılık.−ğı arıtım arıtım evi arıtış arıtma arıtma ünitesi arıtmak arız arıza arızalanma arızalanmak arızalı arızasız arıza yapmak arızî arız olmak arî Arî aria Arî dil arif arifane arife arife günü arioso Aristocu Aristoculuk.

−ğı arkaç.−ği aritmetik dizi aritmetik işlem aritmetik orta aritmetiksel aritmi aritmik.−ğı aritmetik.−ği ariya ariyet ariyeten ariza ariz amik arjantin Arjantin Arjantinli ark arka arka arka arka arkaya arka ayak.aristokrasi aristokrat aristokratik.−ği aristokratlık.−cı arkadan arkaya arkadaş 217 .

−ğı arkalıklı arkalıksız arka müziği arka plân arka plânda arkası kavi arkası pek arkası sıra arkası yufka arkasız arka sokak.arkadaş canlısı arkadaşça arkadaşlık.−ğı arkadaşlık etmek arkadaş olmak arkaik.−ğı arka teker arka üstü 218 .−cı arkalık.−ği arkaizm arkalama arkalamak arkalanma arkalanmak arkalı arkalıç.

−ğü armatür armoni 219 .−ği arlanma arlanmak arlanmaz arlı arma armada armador armadura armağan armağan etmek armalı armatör armatörlük.−ği arkeopteriks arketip arkıt arkoz arktik.−ğu arkeoloji arkeolojik.arka yüz arkebüz arkeen arkegon arkeolog.

−du armutçu armut kabağı armut kurusu Armutlu (ilçe) armut top armuz Arnavut Arnavut bacası Arnavut biberi Arnavut ciğeri Arnavutça Arnavut kaldırımı Arnavutlaşma Arnavutlaşmak Arnavutlaştırma Arnavutlaştırmak Arnavutluk.armonik.−ği armonika armoniler armoni orkestrası armonize armonyum armudî armudiye armut.−ğu arnika 220 .

−ği arometrapi arozöz arp arpa arpacı arpacık.aroma aromalı aromatik.−ğı arpacık soğanı arpacılık.−ğı Arpaçay (ilçe) arpa güvesi arpağan arpalama arpalık.−ğı arpalık etmek arpa suyu arpa şehriye arpçı arpej arsa arsa payı arsenik.−ği arsıulusal arsız arsız arsız 221 .

−ğı arşidük arşidüşes arşiv arşivci arşivcilik.arsızca arsızlanma arsızlanmak arsızlaşma arsızlaşmak arsızlık.−ği arşivleme arşivlemek art.−dı artağan 222 .−ğı arsızlık etmek Arsin (ilçe) arslan arslanlı arş arşe arşetip arşıâlâ arşın arşınlama arşınlamak arşınlık.

artağanlık.−ğı artık değer artık emek.−ğı artakalma artakalmak art arda art avurt.−ğı art damak ünsüzü art düşünce arter arterit artezyen artezyen kuyusu artı artık.−ğı artçı şok art damak.−du art avurt ünsüzü art bölge artçı artçı deprem artçılık.−ği artık gün artıklama artıklamak artık yıl artım 223 .

−cu artik artikel artikülâsyon artist artistçe artistik.−ği artma artmak artmak.artımlı artın artırılma artırılmak artırım artırma artırmak artı sayı artış artı uç.−ği artistlik.−ğı art niyet art oda Artova (ilçe) artrit artroz art teker Artvin 224 .

−ği arzulama arzulamak arzulu arz ve talep.art zamanlı art zamanlı dil bilimi art zamanlılık.−ğı aruz arya Aryanizm arz arzanî arz dairesi arz derecesi arz etmek arziyat arz odası arz talep kanunu arzu arzu etmek arzuhâl.−bi as asa asabî asabîleşme 225 .−li arzuhâlci arzuhâlcilik.

−ği asabiye asabiyeci asabiyet asal asalak.−bı asar Asarcık (ilçe) asarıatika asayiş asbaşkan 226 .−ğı asalak bilimi asalaklaşma asalaklaşmak asalaklık.asabîleşmek asabîlik.−ğı asalet asaleten asaleten atama asaleten atanma asal gazlar asal sayı asamble asansör asansör boşluğu asansörcü asap.

−ği asgarî asgarî ücret ashap.−di asetilen aseton asfalt asfaltit asfaltlama asfaltlamak asfaltlanma asfaltlanmak asgarımüşterek.−bı ası asık.−di asenkron asepsi aseptik.−ği ases asesbaşı asetat asetatlı asetik.asbest asbest yünü aselbent.−ği asetik asit.−ğı asık suratlı 227 .

−slı asılanma asılanmak asılı asılış asıllı asılma asılmak asılmışadam (bitki) asıl nüsha asıl sayılar asılsız asılsızlık.−ğı asi aside asidimetre asil asileşme 228 .−ğı asıltı asıl vurgu asım asım takım asıntı asıntı olmak asır.asıl.−srı asırlarca asırlık.

−lü asit borik.−ği asit fenik.−ği asitölçer ask askarit as kat asker askerce askerci askercilik.−ği asilzade asilzadelik.−ğı asit.−ği asimetri asimetrik.−ği askerî askerî ambargo 229 .−di asit alkol.−ği asimilâsyon asimile etmek asimptot asistan asistanlık.−ği asilik etmek asillik.asileşmek asilik.

−ği askerlik dairesi askerlik etmek askerlik hizmeti askerlik yapmak askerlik yoklaması asker ocağı asker olmak asker tayını askı askıcı askılı askılık.askerî ataşe askerî inzibat askerî kaput askerîleşme askerîleşmek askerîleştirme askerîleştirmek askerî rüştiye askeriye asker kaçağı askerlik.−ğı askıntı askıntı olmak askısız asklı 230 .

−ğı aslında aslı nesli aslî aslî düşünce aslî maaş aslî nüsha asliye asma 231 .−ğı aslan payı aslanpençesi (bitki) aslan sütü aslan yürekli aslen aslı astarı aslık.askospor asla aslan Aslan (burç) aslanağzı (bitki) aslan ağzı Aslanapa (ilçe) aslanca aslangiller aslankulağı (bitki) aslankuyruğu (bitki) aslanlık.

−ği 232 .−ğı asma merdiven asma yaprağı asmolen asonans asorti asosyal.−di asma köprü asmalı asmalık.asma bahçe asma bıyığı asma biti asmagiller asmak asma kabağı asma kat asma kilit.−li asparagas aspidistra aspiratör aspirin aspur asrısaadet asrî asrîleşme asrîleşmek asrîlik.

−ğı astarlı zarf astarya astasım astat astatin asteğmen asteğmenlik.−di astım astımlı astırma 233 .−ği astenik tip asteroit.assai assolist ast Astana astar astar boyası astar kaplama astarlama astarlamak astarlanma astarlanmak astarlatma astarlatmak astarlı astarlık.

−li astsubay astsubay başçavuş astsubay çavuş astsubay kıdemli başçavuş astsubay kıdemli çavuş astsubay kıdemli üstçavuş astsubaylık.−ğu astropikal.−ği astronomik fiyat astronomik rakam astronot astronotluk.−ğı astsubay üstçavuş asude 234 .−ği astrolog.−ğu astroloji astronom astronomi astronomik.astırmak astigmat astigmatizm astragan astrofizik.

−ğı asyön aş aşağı aşağı bitkiler aşağılama aşağılamak aşağılanma aşağılanmak aşağılaşma aşağılaşmak aşağılatma aşağılatmak aşağılık.−ğı aşağılık duygusu aşağılık kompleksi aşağılı yukarılı aşağı mahalle aşağısama aşağısamak aşağısı 235 .asudelik.−ği asuman Asurca Asurî Asya Asyalı Asyalılık.

−yı.−nı aşçıbaşılık.−ğı (ayak bile− ğindeki kemik) âşık.−ğı aşık.−kı.−ğı aş damı aşerat aş erme aş ermek aş evi aşhane aşı aşı boyalı aşı boyası aşıcı aşıcılık.aşağı yukarı aşama aşamalı aşama sırası aşar aşarî aşçı aşçı baltası aşçıbaşı.−ğı (vurgun. tutkun) aşı kâğıdı 236 .−ğı aşçılık.

−ğı aşılama aşılamak aşılanma aşılanmak aşılatma aşılatmak aşılı aşılma aşılmak aşım aşındırma aşındırmak aşınım aşınma aşınmak aşınma payı aşıntı aşı olmak aşır.−şrı aşıramento 237 .âşıkane aşık kemiği âşıklı âşıklık.−ğı âşık olmak âşıktaş âşıktaşlık.

−ğı aşırı doyma aşırı duyarlık.−ğı aşırı duyu aşırı erime aşırılık.−ğı aşırılma aşırılmak aşırıntı aşırı taşırı aşırı uç.aşırı aşırı bellem aşırı besi aşırıcılık.−dı aşı taşı aşikâr aşikâre 238 .−cu aşırma aşırmacılık.−ğı aşırmak aşırma kayış aşırmasyon aşırtı aşırtma aşırtmak aşısız aşıt.

−ğı aşiret aşiyan aşk Aşkabat Aşkale (ilçe) aşkefza aşk etmek aşkın aşkıncılık.−ğı aşk olsun aşk eylemek aşlık.aşikâr etmek aşikâr olmak aşina aşinalık.−ğı aşma aşmak aşna aşna fişne aş ocağı aşoz aştırma aştırmak aşure aşure ayı aşure günü 239 .

aşurelik.−ği aşüfte aşüftelik.−ğı atama atamak ataman at anası atanma atanmak ataraksiya 240 .−ği aş yermek at ata atabek.−ğı ataklaşma ataklaşmak ataklık.−ğı ata erki ataerkil atak.−ğı atak yapmak atalar sözü atalet atalık.−ği atabey Atabey (ilçe) atacılık.

atardamar atari atarkanal atasözü ataş ataşe ataşelik.−ğü atavik.−ği Atatürkçü Atatürkçülük.−ğı at donu (renk) ate atefleksiyon ateh ateist ateizm aterina ateş ateş balığı ateşbaz ateş boyu 241 .−ği atavizm atbalığı (su aygırı) at başı at cambazı atçı atçılık.

−ği ateş dikeni ateş etmek ateş gecesi ateş gemisi ateş hattı ateşin ateş kayığı ateşkes ateş kırmızısı ateşleme ateşlemek ateşlendirme ateşlendirmek ateşlenme ateşlenmek ateşletme ateşletmek ateşleyici ateşli ateşli ateşli ateşlik.−ği ateşlilik.−ği 242 .ateş böceği ateş böcekleri ateşçi ateş çiçeği ateşçilik.

−ği ateş tuğlası atfen atfetme atfetmek at gezdirmeliği atgiller at gözlüğü atıcı atıcılık.−ğı atık kâğıt.−tfı atıfet atık.−dı atık su atıl atılgan atılganlık.−ğı atıf.ateşli silâh ateşli silâhlar ateş pahası ateş parçası ateşperest ateşten gömlek.−ğı atılım atılımcı atılış atılma 243 .

−ği atkılama atkılamak atkılı atkuyruğu (bitki.−ğı atımlık.atılmak atım atımcı atımcılık.−ği Atkaracalar (ilçe) at kestanesi at kestanesigiller atkı atkı iplik.−ğı atıştırma yeri atış yeri ati atik.−ği atik tetik. saç) 244 .−ğı atış atış alanı atışma atışmak atıştırma atıştırmak atıştırmalık.−ği atiklik.

−cı atlandırma atlandırmak atlangıç.atkuyruğugiller atlama atlama beygiri atlamak atlama tahtası atlama taşı atlambaç.−ği atlitik tip 245 .−cı atlanılma atlanılmak atlanma atlanmak atlar anası atlas atlas çiçeği atlas çiçeğigiller atlas kemiği atlatılma atlatılmak atlatma atlatmak atlet atlet fanilâsı atletik.

−ği atol.−li atom bombası atomcu atomculuk.atletizm atlı atlıkarınca (eğlence aracı) atlı karınca atlı spor atma atmaca atmak atmasyon atmasyoncu atmasyonculuk.−lü atom atom ağırlığı atomal.−ğu at meydanı atmık.−ğu atom çağı atom çekirdeği atom enerjisi 246 .−ğı atmosfer atmosfer basıncı atmosferik.

atomik.−li atölye atölye resmi atraksiyon atropin at sineği attar attırma attırmak atvur aut av avadancı avadanlık.−li aval aval aval avam Avam Kamarası avanak.−ğı aval.−ğı 247 .−ğı avanakça avanaklık.−ği atom numarası atom reaktörü atom santrali atom sayısı atonal.

−dı Avanos (ilçe) avanproje avans avanta avantacı avantacılık.avanaklık etmek avangart.−ği avare olmak avarız avarya avaz avcı 248 .−ğı avantadan avantaj avantajlı avantajsız avantür avantüriye Avar avara Avarca avare avare etmek avareleşme avareleşmek avarelik.

−ğı avlama avlamak avlanma avlanmak avlatma 249 .avcı çantası avcı eri avcı hattı Avcılar (ilçe) avcılık.−ğı avcılık etmek avcı otu avcı uçağı avdet avdet etmek avdetî av dönemi avene averaj avgın av hayvanı avisto avize avize ağacı av köpeği av kuşu avlak.

avlatmak avlu av mevsimi avokado Avrasya avrat.−cu avundurma 250 .−cu avuç avuç avuç dolusu avuç içi avuçlama avuçlamak avukat avukatlık.−ğı avunç.−dı avrat pazarı avret Avro Avrupa Avrupaî Avrupa kayını Avrupalı Avrupalılaşma Avrupalılaşmak Avrupalılık.−ğı av tezkeresi avuç.

−du avurtlama avurtlamak avurtlu avurt ünsüzü Avustralya Avustralya karatavuğu Avustralyalı Avusturya Avusturyalı avutma avutmak avutucu avutulma avutulmak av yasağı ay (takvim) ay (gök cismi) Ay (bilimsel yayınlarda) aya ay ağılı 251 .avundurmak avunma avunmak avuntu avurt.

−ğı ayakkabılık.−ğı ayaklı koşma 252 .ayak.−ğı ayak keseri ayak kirası ayaklama ayaklamak ayaklandırma ayaklandırmak ayaklanma ayaklanmak ayaklı ayaklık.−ğı ayakçı ayakçın ayak divanı ayak işi ayak izi ayakkabı.−ğı ayakaltı ayak bağı ayakbastı ayak bileği ayakça ayakçak.−yı ayakkabıcı ayakkabıcılık.

−li ayan (belli. açık) âyan (ileri gelenler) ayan beyan Ayancık (ilçe) ayandon 253 .ayaklı kütüphane ayaklı mâni ayak makinesi ayak oyunu ayak satıcısı ayaksız ayaksızlar ayakta ayak tabanı ayak takımı ayak tarağı ayaktaş ayak tedavisi ayak teri ayak topu ayakucu (gök bilimi) ayak ucu ayaküstü ayaküzeri ayak yalın ayakyolu ayal.

−ğı ayartı ayartıcı ayartıcılık.ayan olmak ayar ayarcı ayar etmek ayarı bozuk.−ğu ayarlama ayarlamak ayarlanma ayarlanmak ayarlatma ayarlatmak ayarlı ayarlı pense ayarsız ayarsızlık.−ğı ayartılma ayartılmak ayartma ayartmak Ayaş (ilçe) ayaz ayazlama ayazlamak ayazlandırılma 254 .

ayazlandırılmak ayazlandırılmış rakı ayazlanma ayazlanmak ayazlatma ayazlatmak ayazlık.−ğı ayazma ay balığı ay balığıgiller ay balta Aybastı (ilçe) aybaşı aybeay ayça ay çekirdeği ayçiçeği ayçiçeği yağı ayçöreği ay dede aydemir aydın Aydın Aydıncık (ilçe) aydınger aydınlanma aydınlanmak 255 .

−ğı aydınlıkölçer Aydıntepe (ilçe) ay dönümü ayet ay evi aygın aygın baygın aygır aygır deposu aygıt ay−gün takvimi ay−gün yılı ayı ayıbacağı (yelken tarzı) ayı balığı ayıboğan ayıcı ayıcılık.Aydınlar (ilçe) aydınlatıcı aydınlatılma aydınlatılmak aydınlatma aydınlatmak aydınlık.−ğı ayıgiller 256 .

−ğı ayıkmak ayıkulağı (bitki) ayılık.−ğı ayılma ayılmak ayıltı ayıltma ayıltmak ayın ayınga ayıngacı ayıngacılık.−bı ayıp etmek ayıplama ayıplamak ayıplanma ayıplanmak 257 .−ğı ayıklama ayıklamak ayıklanma ayıklanmak ayıklatma ayıklatmak ayıklık.ayı gülü ayık.−ğı ayıp.

−cı ayırmak ayırt edilmek ayırt etmek ayırtı ayırtma ayırtmak ayırtman ayırtmanlık.−ğı ayırıcı ayırım ayırım yapmak ayırma ayırmaç.−ğı ay ışığı ayıt ayı üzümü ayı yürüyüşü ayin ayinicem ay karanlığı aykırı 258 .ayıplı ayıpsız ayıraç.−cı ayıran ayırgan ayırganlık.

aykırı doğrular aykırı katmanlaşma aykırılama aykırılamak aykırılaşma aykırılaşmak aykırılık.−ğı aylaklık etmek aylak olmak aylama aylamak aylandız aylanma aylanmak aylı aylık.−ğı aylakçı aylakçılık.−ğı aylaklık.−ğı aykırı olmak ayla aylak.−ğı aylıkçı aylıklı ayma aymak aymaz 259 .

−kkı ayniyat ayniyet aynştaynyum 260 .−ğı ay modülü ayn ayna aynabakar aynacı aynacılık.−ğı ayna taşı ayna tırnağı aynaz aynen aynı aynılık.−ğı aynalı aynalık.−ğı aynalık tahtası aynalı sazan aynasız aynasızlık.−ğı aynısefa aynıyla aynı zamanda aynî aynî hak.aymazlık.

ayol ay örümceği ayraç.−cı ayran ayran ağızlı ayran budalası ayrancı Ayrancı (ilçe) ayrancılık.−ğı ayrık küme 261 .−cı ayrı çanak yapraklılar ayrık.−ğı ayran delisi ayran gönüllü ayranlaşma ayranlaşmak ayrı ayrı ayrı ayrı basım ayrıca ayrıcalı ayrıcalık.−ğı ayrıcalıklı ayrıcalıksız ayrıcasız ayrı cinsten ayrıç.

−ğı ayrımlama ayrımlaşma 262 .ayrıklı ayrıklık.−ğı ayrıksı yıl ayrıksız ayrılanma ayrılanmak ayrılaşma ayrılaşmak ayrılı ayrılık.−ğı ayrılıkçı ayrılış ayrılışma ayrılışmak ayrılma ayrılmak ayrılmazlık.−ğı ayrık otu ayrıksı ayrıksı ay ayrıksı dağılış ayrıksılık.−ğı ayrım ayrımcı ayrımcılık.

−ğı ayrımsama ayrımsamak ayrımsız ayrımsızlık.ayrımlaşmak ayrımlı ayrımlılık.−ğı ayrıntı ayrıntılı ayrışık.−ğı ayrışım ayrışma ayrışmak ayrıştırma ayrıştırmak ayrıt ayrı taç yapraklılar ayriyeten aysar aysberg aysfilt.−di aysız ayşekadın (fasulye) ay takvimi aytışma aytışmak 263 .−ğı ayrışıklık.

ay tutulması ayva ayvadana Ayvacık (ilçe) ayva hoşafı ayva kompostosu ayvalık.−ğı Ayvalık (ilçe) ayva marmelâdı ayvan ayva reçeli ayva tüyü ayvaz ayvazlık.−ğı ayyar ayyarlık.−ğı ay yıldız ay yılı ayyuk az aza azade azadelik.−ğı ayyaş ayyaşlık.−ği azalma azalmak 264 .

−ğu azca az çok Azdavay (ilçe) azdırılma 265 .azaltma azaltmak azamet azametli azamî azap.−ğı azatsız az az az buçuk.−dı azat etmek azat eylemek azatlı azatlık.−bı azaplı azar azar azar azarlama azarlamak azarlanma azarlanmak azarlatma azarlatmak azat.

−ğı azı dişi azık.−ğı azınlık hükûmeti azışma azışmak 266 .−ği azgın azgınlaşma azgınlaşmak azgınlık.azdırılmak azdırma azdırmak azelya Azerbaycan Azerbaycanlı Azerî Azerîce az gelişmiş az gelişmişlik.−ğı azı azıcık.−ğı azıklı azıklık.−ğı azılı azımsama azımsamak azınlık.

−ğı azlolunma azlolunmak azma azmak 267 .−zmi azimet azimet etmek azimkâr azimkârane azimli azit.−zli azim.−ği azizlik etmek azledilme azledilmek azletme azletmek azlık.azıştırma azıştırmak azıtma azıtmak azil.−di aziz azize aziziye Aziziye azizlik.

−di azotlama azotlamak azotlanmış azotlu azotometre azotölçer Azrail (*)B B baba baba adam 268 .−ği azol.−lü azonal.−ğı azman azman kaya azmanlaşma azmanlaşmak azmetme azmetmek azmettirme azmettirmek aznavur aznif azoik.−li azot azot dioksit.azmak.

−ğı babalık etmek baba mirası 269 .−cı babaçko Babadağ (ilçe) babadan oğula Babaeski (ilçe) baba evi babafingo baba hindi Babaî Babaîlik.−ğı babacık babacıl babacılık.−ği babaköş babalanma babalanmak babalı babalık.−ğı babaç.babaanne baba bucağı babacan babacanca babacanlaşma babacanlaşmak babacanlık.

−ği baca baca başı bacak.−di babayiğitlik.−ğı bacaklı yazı bacaksız baca kulağı bacanak.−ğı bacanaklık.baba nasihati baba ocağı baba olmak babasız baba tatlısı baba yadigârı babayani babayanilik.−ği babayiğit.−ğı bacak arası bacak kalemi bacakkıran bacaklı bacaklık.−ği baba yurdu Babıâli babında Babîlik.−ğı 270 .

baca tomruğu bacı baç baççı baççılık.−ğı badem badema badem ağacı 271 .−ğı badana etmek badanalama badanalamak badanalanma badanalanmak badanalatma badanalatmak badanalı badanasız badas badat bade badehu badeli badeli aşık.−ğı bad badana badanacı badanacılık.

−ğı badem yağı baderna badıç.−ği bademsi badem şekeri badem tırnak.badem bıyık.−ği badem ezmesi badem gözlü badem içi badem kürk bademli bademlik.−ğı bademcik.−ği badikleme badiklemek badikleşme badikleşmek badire badiye badminton badya Bafra (ilçe) 272 .−cı badısaba badi badi badi badik.

−ğı bağcıklı bağcıksız Bağcılar (ilçe) bağcılık.−ğı 273 .−ğı bağ çubuğu bağdadî bağdalama bağdalamak bağdama bağdamak bağdaş bağdaşık.bagaj bagaj kapağı bagaj kilidi bagaj memuru baget bagetli bağ bağa bağan bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağcı bağcık.

−ğı bağdaştırmak bağ doku bağ fiil bağı bağıcı bağıl bağıldak.−ğı bağdaşılma bağdaşılmak bağdaşım bağdaşma bağdaşmak bağdaşmaz bağdaşmazlık.−ğı bağdaştırıcı bağdaştırma bağdaştırmacı bağdaştırmacılık.bağdaşıklaşma bağdaşıklaşmak bağdaşıklaştırma bağdaşıklaştırmak bağdaşıklık.−ğı bağıl değer bağıllık.−ğı bağıl nem 274 .

−ğı bağır.−ğı bağımlı sıralı cümle bağımsız bağımsız bölüm bağımsızlaşma bağımsızlaşmak bağımsızlaştırma bağımsızlaştırmak bağımsızlık.−ğı bağıntılı bağıntılılık.bağım bağımlama bağımlamak bağımlaşma bağımlaşmak bağımlı bağımlılık.−ğı bağımsız milletvekili bağımsız sıralı cümle bağın bağıntı bağıntıcı bağıntıcılık.−ğrı bağırdak.−ğı 275 .

−ğı bağırtma bağırtmak bağır yeleği bağış bağışçı bağışık.−ğı bağışıklık bilimi bağışlama bağışlamak bağışlanma bağışlanmak 276 .bağırgan bağırış bağırış çağırış bağırma bağırmak bağırsak.−ğı bağırsak askısı bağırsak iltihabı bağırsak ingini bağırsak kazıntısı bağırsak kurdu bağırsak solucanı bağırtı bağırtkan bağırtlak.−ğı bağışıklık.

−ğı bağlamak bağlamalık.−cı bağlaç grubu bağlaçlı bağlaçlı tamlama bağlaçlı yan cümle bağlaç öbeği bağlam bağlama bağlamacı bağlamacılık.−ğı bağlanım 277 .−ğı bağlama zarf−fiili bağlamsal anlam bağlanak.bağışlatma bağışlatmak bağışlayıcı bağıt bağıtçı bağıtlanma bağıtlanmak bağıtlaşma bağıtlaşmak bağıtlı bağkesen bağlaç.

−ğı bağlantısızlık politikası bağlantısızlık siyaseti bağlantısız ülkeler bağlantı ünlüsü bağlantı ünsüzü bağlantı yapmak bağlaşık.bağlanış bağlanma bağlanmak bağlantı bağlantı doku bağlantı borusu bağlantılı bağlantısız bağlantısızlık.−ğı bağlaşıklık.−ğı bağlaşım bağlaşma bağlaşmak bağlatma bağlatmak bağlayıcı bağlayıcı ünlü bağlayıcı ünsüz 278 .

bağlayış bağlı bağlık.−ğı bağlı olmak bağlı su bağnaz bağnazlaşma bağnazlaşmak bağnazlık.−ğı bağrı yufka baha 279 .−ğı bağrıkara (kuş) bağrış bağrışa çağrışa bağrış çağrış bağrışma bağrışmak bağrıştırma bağrıştırmak bağrı yanık.−ğı bağlık bahçelik.−ğı bağlılaşım bağlılaşma bağlılaşmak bağlılık.−ği bağlı kredi bağlılaşık.

bahadır bahadırlık.−ği 280 .−ğı Bahaî Bahaîlik.−ği bahane bahane etmek bahaneli bahanesiz bahar baharat baharatçı baharatçılık.−ğı baharatlandırma baharatlandırmak baharatlı baharatsız bahar bayramı baharcı bahar dönemi bahariye baharlı bahar nezlesi bahar noktası bahçe Bahçe (ilçe) bahçeci bahçecilik.

−hsi bahisçi bahis konusu bahname bahri (kuş) bahrî (denizle ilgili) bahriye bahriye çiftetellisi bahriyeli bahsetme bahsetmek bahşetme bahşetmek 281 .−hri bahis.−ğı bahir.bahçe domatesi bahçe kekiği bahçeli Bahçelievler (ilçe) bahçelik.−ği bahçe makası bahçemsi bahçe nanesi Bahçesaray (ilçe) bahçesiz bahçıvan bahçıvanlı bahçıvanlık.

−ğı bahtlı bahtsız bahtsızlık.−ğı bahtı kara baht işi bahtiyar bahtiyarlık.Bahşili (ilçe) bahşiş baht bahtı açık.−ğı bakanlar kurulu bakanlık.−ğı bahusus bakaç.−ğı bakar bakara bakar kör bakaya 282 .−cı bakakalma bakakalmak bakalit bakalitli bakalorya bakam bakan bakanak.

−ğı bakır çalığı bakır kaplama Bakırköy (ilçe) 283 .−ğı bakım yurdu bakıncak.bakı bakıcı bakıcılık.−ğı bakımlılık.−ğı bakımsız bakımsızlık.−ğı bakılma bakılmak bakım bakımcı bakım evi bakımından bakımlı bakımlık.−ğı bakındı bakınma bakınmak bakıntı bakır bakır alaşımı bakırcı bakırcılık.

bakırlaşma bakırlaşmak bakırlı bakır oksit.−di bakır pası bakır rengi bakır sülfat bakır taşı bakır tuzu bakış bakış açısı bakışık.−ği bakirlik.−ği bakiye bakkal bakkal çakkal 284 .−ğı bakışıksız bakışım bakışımlı bakışımsız bakışımsızlık.−ğı bakışma bakışmak baki bakir bakire bakirelik.

−ği baklavacı baklavacılık.−ğı baklava dilimi baklavalı baklavalık.−ğı bakliyat bakliye bakma bakmak 285 .−ğı bakkam bakla baklaçiçeği (renk) bakla falı baklagiller bakla kırı (renk) baklalı baklalık.−ğı baklamsı baklamsı meyve baklan Baklan (ilçe) baklava baklava börek.bakkal defteri bakkaliye bakkal kâğıdı bakkallık.

−cı bakteri bakteridi bakterigiller bakterisit.−ğı balak.−ği bakteriyoskopi baktırma baktırmak Bakû bal bala Balâ (ilçe) balaban balaban kuşu balabanlaşma balabanlaşmak balabanlık.−ğı balalayka balama balans balans ayarı balans pensi 286 .−di bakteriyel bakteriyolog.bakraç.−ğu bakteriyoloji bakteriyolojik.

−dı balata balayı balbal bal başı balcı balcılık.balar bal arısı balast balast direnç.−ğı balçak.−ğı baldıran baldıranlık.−ci balast gemi balast yem balat.−ğı balçık hurması balçık inciri balçıklaşma balçıklaşmak balçıklı bal çiçeği Balçova (ilçe) baldır baldırak.−ğı balçık.−ğı baldıran şerbeti 287 .

−ğı Balık (burç) balık adam balık bilimci balık bilimi balıkçı balıkçı düğümü balıkçı kazağı 288 .−ğı baldırgan baldırı çıplak.−ğı baldırıkara (bitki) baldır kemiği baldırpatlatan baldırsokan baldız baldo bal dudaklı bale balerin balerinlik.baldır bacak.−ği balet balgam balgamlı balgam taşı balgümeci (dikiş) balhane balık.

balıkçıl balıkçılgiller balıkçılık.−ğı balıkçıllar balıkçın balıkçı yaka balık çorbası Balıkesir balıketi (tombulca) balık eti balıkgözü (halka) balıkgözü objektif balıkhane balık istifi balık kartalı balıklama balıklamak balıklandırma balıklandırmak balıklava balıklı balıknefesi (yağ) balık otu balık pazarı balıksırtı (desen) balıksız balık sütü 289 .

−ğu Balkanoloji Balkar Balkarca bal kelebeği balkı 290 .balık tabağı balık tutkalı balık unu balık yağı balık yemi balık yumurtası Balışeyh (ilçe) baliğ baliğ olmak balina balina çubuğu balinalar balinalı balina yağı balistik.−ğı Balkanolog.−ği bal kabağı balkan Balkan Balkanlar Balkanlı Balkanlılık.

balkıma balkımak balkır balkon balkonumsu balköpüğü (renk) ballandıra ballandıra ballandırma ballandırmak ballanma ballanmak ballı ballıbaba (bitki) ballıbabagiller ballı börek.−ği balonvari 291 .−ğı ballıklı ballı pasta bal mumu bal mumu macunu balo balon baloncu balon lâstik.−ği ballıdarı (incir) ballık.

−ğı baltalama baltalamak baltalayıcı baltalayıcılık.−ğı baltalı baltalık.−ğı Baltık Baltık dilleri baltrap balya Balya (ilçe) 292 .−ğü bal peteği bal rengi balsam balsıra bal suyu balta baltabaş (gemi) baltacı baltacık.balotaj balotaj kurulu baloz bal özlü bal özü bal özü bezi bal özülük.

−li 293 .−ğı banal.−ğı bambu bambul bambul otu bam teli bamya bamyatarlası (mezarlık) ban bana ban ağacı banak.balyalama balyalamak balyalanma balyalanmak balya makinesi balya yapmak balyemez balyos balyoz balyozlama balyozlamak balyozlanma balyozlanmak bambaşka bambaşkalık.

−ğu bandona bandrol.banallik.−ği Banaz (ilçe) banço bançolaşma bançolaşmak bandaj bandajlama bandajlamak bandajlatma bandajlatma bandana bandıra bandıralı bandırma Bandırma (ilçe) bandırmak bando bandocu bandoculuk.−lü bandrollü bangır bangır bangırdama bangırdamak Bangladeş Bangladeşli 294 .

bani bank banka bankacı bankacılık.−dı 295 .−ği bankerzede banket bankiz banknot banko banko at bankomat banko sayı banlama banlamak banliyö banliyö treni banma banmak ban otu bant.−ğı banka cüzdanı banka defteri banka kartı bankamatik.−ği banker bankerlik.

−bı bap.−bı bar baraj baraj ateşi baraj mesafesi baraj yapmak barak.−ğı 296 .bantlama bantlamak bantlayıcı bant zımpara ban yağı banyo banyo bataryası banyo dolabı banyo havlusu banyo kabini banyo kazanı banyo küveti banyolu banyo sabunu banyosuz banyo takımı banyo yapmak baobap.−ğı baraka barakacık.

−ğı bardacık eriği 297 .−ğı barda bardacık.−ğı barbaşı barbata barbekü barbunya barbunyagiller barbut barbutçu barcı barcılık.baran barata baratarya bar ateşi barba barbakan barbar bar bar barbarca barbarizm barbarlaşma barbarlaşmak barbarlık.−ğı barça barçak.

−ğı barındırma barındırmak barınma barınmak barış barışçı barışçıl barışçılık.−ğı barışma 298 .−ğı barışık.−ğı bardakaltı (örtü) bardakçı bardak eriği bardan bardan bardan bardo barem baret barfiks bargâh bargam barhana bar havası barı barınak.bardak.−ğı barışıklık.

−lü barklanma barklanmak barkot.−du barlam barmen 299 .barışmak barışsever barışseverlik.−ği barıştırma barıştırmak bari barikat barikatlama barikatlamak barisfer barit.−di baritin baritli baritli yıkama bariton bariyer bariz barizleşme barizleşmek bark barka barkarol.

−ğu barut rengi 300 .−ğu baroskop.−ği baro baro başkanı barograf barok barokçu barokçuluk.−ğu barok müzik.−ği barometre baron baronluk.−ğu barut esmeri barut fıçısı barut hakkı baruthane barut kabağı barutluk.−bu barparalel barsam barsama Bartın barudî barut barutçu barutçuluk.barmenlik.

−ğı basık.−ğı basamak basamak basamaklı basar basarî basarna bas bariton bas bas basbayağı basen basgitar bası basıcı basıcılık.baryum baryum karbonat baryum sülfat bas basak.−ğı basaklı basaksız basamak.−ğı basıklaştırma basıklaştırmak basıklık.−ğı basıla basılı 301 .

−cı basınçlama basınçlamak basınçlı basınçlı kap.−ğı basım evi basın basın ahlâkı basın ajansı basın ataşesi basın bildirisi basın bürosu basınç.basılış basılma basılma dayanımı basılmak basım basımcı basımcılık.−bı basınçlı su basınçölçer basınç ölçüm basın danışmanı basın dünyası basın hürriyeti basın kartı basın konferansı 302 .

basın mensubu basın müşaviri basın özgürlüğü basın sözcüsü basın toplantısı basın yasağı basıölçer basırgama basırgamak basırganma basırganmak basış basil basiret basiretli basiretsiz basiretsizlik.−sri basitleşme basitleşmek basitleştirme 303 .−ği basit basit cisim.−smi basit cümle basitçe basit faiz basit kelime basit kesir.

basitleştirmek basitlik.−ğı baskın baskıncı baskın yapmak baskı resim.−ği basit renk.−ğı baskıda baskı grubu baskı kalıbı baskılı baskılık.−smi baskısız baskı yapmak Baskil basklârnet 304 .−ğu basketçi basket yapmak baskı baskıcı baskıcılık.−gi Bask Baskça basket basketbol basketbolcu basketbolculuk.

−bı basmakalıplaşma basmakalıplaşmak basmalı basmalık.baskül basma basmacı basmacılık.−ğı basmahane basmak basma kalıbı basmakalıp.−ğı bastırılma bastırılmak bastırım bastırma bastırmak bastika baston 305 .−ğı bastırık.−ğı bastık.−ğı bastırak.−ğı basso bastana salatası bastarda bastı bastıbacak.

−ğı Başak (burç) başakçı başakçık.bastoncu bastonculuk.−ğu baston francala bastonlu bastonsuz basur basurlu basur memesi basur otu basübadelmevt basya baş başa baş baş açık başağaç.−cı başağırlık.−ğı baş ağrısı başak.−ğı başaklama başaklamak başaklanma başaklanmak başaklı başaktör 306 .

başaktörlük.−i baş belâsı baş bezi 307 .−ği başaltı (spor) baş altı (denizcilik) başarı başarılı başarılma başarılmak başarım başarısız başarısızlık.−ğı baş aşağı başat başat karakter başatlık.−ğı baş başa başbayi.−ğı başarma başarmak başasistan başasistanlık.−ğı başatlık yasası başbakan başbakanlık.−ğü başaktris başaktrislik.

−ğu başçı başçık.baş bıçağı baş biti başbuğ baş çanağı başçavuş başçavuşluk.−ğu başgedikli başhakem 308 .−ğu başdizgici baş döndürücü baş dönmesi başdümenci baş dümeni başefendi başeksper başeser başeski başfiyat başgardiyan başgarson başgarsonluk.−ğı Başçiftlik (ilçe) başdanışman başdekorcu başdekorculuk.

−ğı başına buyruk.−ğu başıbozuk.başhekim başhekimlik.−ğu başı yumuşak.−ğı başimam başka başkaca başkafiye başkahraman başkalaşım başkalaşma başkalaşmak başkalaştırma 309 .−ği başhostes başı açık.−ğu başı devletli başı dimdik.−ğu başıbozukluk.−ği başhemşire başhemşirelik.−ği başı dinç başı dumanlı başıkabak.−ğı başı bağlı başıboş başıboşluk.

başkalaştırmak başkaldırı baş kaldırma baş kaldırmak Başkale (ilçe) baş kaldırma baş kaldırmak başkalık.−ği başkent başkentlik.−ğı 310 .−bi başkâtiplik.−ğı başkanlık etmek başkanlık makamı başkanlık sistemi başkan vekili başkan yardımcısı başkarakter başkası başkâtip.−ğı başkan başkanlık.−ği başkesit başkilise baş kipesi başkişi başkomutan başkomutanlık.

−ğı Başkurdistan Başkurt Başkurtça başlâhana başlama başlamak başlama meridyeni başlama vuruşu başlama yeri başlangıç.−cı başlangıç noktası başlanılma başlanılmak başlanma başlanmak başlatılma başlatılmak başlatma başlatmak başlayıcı 311 .başkonakçı başkonsolos başkonsolosluk.−ğu başköşe başkumandan başkumandanlık.

−ğü başmüfettiş başmüfettişlik.−ği başmubassır başmuharrir başmuharrirlik.−ğı başlıkçı başlıklı başlıksız başmabeyinci başmak.−ği başmurakıp.−ğı başmaklık.−ğı başmüdür başmüdürlük.−ğı başmakale başmakçı başmakçılık.−ği 312 .−ğı başmal başmisafir başmuallim başmuallimlik.−bı başmurakıplık.başlayış başlı başlı başına başlıca başlık.

−bi başrahiplik.−ğı başpehlivan başpehlivanlık.−ğı başpiskopos başpiskoposluk.−bi başmürettiplik.−ğı başparmak.−ği başörtü başörtülü baş örtüsü başpapaz başpapazlık.−di başnokta başoda başoyuncu başoyunculuk.−ği başmürettip.−ğu başöğretmen başöğretmenlik.başmühendis başmühendislik.−lü baş sağlığı 313 .−ği başrejisör başrejisörlük.−ği başmüsevvit.−ğü başrol.−ğu başrahip.

etmek) baştankaragiller baştan savmacı baştan savmacılık.−hri baştaban baştabip.−bi baştabiplik.−ğı baştankara (kuş) baştan kara (git− mek.başsavcı başsavcılık.−ği baş tacı baş tacı etmek baştan aşağı baştan başa baştanımaz baştanımazlık.−ğı başşehir. −ğı baştan sona baştarda başteknisyen başucu (gök bilimi) baş ucu baş ucu kitabı 314 .−ğı başsız başsızlık.

−ğı 315 .başucu noktası başucu uzaklığı başuzman başuzmanlık.−ğı başülke baş üstü(denizcilik) baş üstüne başvekâlet başvekil başvekillik.−ği başvurdurma başvurdurmak başvurma başvurmak başvuru başvurucu başvurulma başvuurlmak başyapıt başyardımcı başyargıcı baş yastığı başyaver başyaverlik.−ği Başyayla (ilçe) başyazar başyazarlık.

−ğı bataklık ardıcı bataklık baykuşu bataklık gazı bataklık keteni bataklık kırlangıcı bataklık kuşları bataklık nergisi batar batarya 316 .−ğı başyemek.−ği başyıldız başyönetmen başyönetmenlik.−ğı batak çulluğu batakhane bataklı bataklık.−ği başyukarı bat bata çıka batak.−ğı batakçı batakçıl batakçılık.başyazı başyazman başyazmanlık.

−ğı batıl batılı batılılaşma batılılaşmak batılılaştırma batılılaştırmak batılılık.−ğı batık. gizli) Bâtınî Bâtıniye batırık.−cı batıl itikat.−dı batın.−tnı (karın) bâtın (iç.−ğı batırılma batırılmak batırma 317 .batarya ateşi batarya kutusu bataryalı bateri baterist batı batı bloku batıcı batıcılık.−ğı batıl inanç.

−ği batisfer batiskaf batkı batkın batkınlık.−li bav bavcı 318 .−ğı batma batmak batman Batman batonsale batöz batsat battal battal etmek Battalgazi (ilçe) battal olmak battaniye battaniyeli batur batyal.batırmak batış Batı Türkçesi bati batik.

bavlı bavlıma bavlımak bavul bavulcu bavullu bavul ticareti Bavyera Bavyeralı bay bayağı bayağı kesir.−ğı bayan bayançe bayat Bayat (ilçe) bayatı bayatî bayatîaraban bayatîbuselik.−sri bayağılaşma bayağılaşmak bayağılaştırma bayağılaştırmak bayağılık.−ği bayatlama bayatlamak 319 .

bayatlatma bayatlatmak bayatlık.−ğı baygıntı bayıla bayıla bayılma bayılmak bayıltıcı bayıltma bayıltmak bayılttırma bayılttırmak bayındır Bayındır (ilçe) bayındırcı bayındırlaşma bayındırlaşmak bayındırlaştırma 320 .−ğı bayatsı bayatsıma bayatsımak Bayburt baygın baygın baygın baygınlaşma baygınlaşmak baygınlık.

bayındırlaştırmak bayındırlık.−ğı bayrakaltı (ordu hizmeti) bayrakçı bayrak direği bayraklaşma 321 .−ğı Bayındur bayır bayır aşağı bayır kuşu bayırlaşma bayırlaşmak bayır turpu bayır yukarı bayi.−i bayilik.−ğı baylanma baylanmak bayma baymak bayrak.−ği Baykan (ilçe) baykuş baykuşgiller baylan baylanlık.

bayraklaşmak bayraklı bayraklık.−ğı bayraktarlık etmek bayrak töreni bayrak yarışı bayram bayram alayı bayram ayı bayram çocuğu bayramdan bayrama bayramda seyranda bayram gazetesi bayram günü bayram havası bayram hediyesi Bayramî Bayramiç (ilçe) Bayramîlik.−ğı bayrak merasimi bayraktar bayraktarlık.−ğı 322 .−ği bayramlaşma bayramlaşmak bayramlık.

−ğzı bayram namazı Bayramören (ilçe) Bayrampaşa (ilçe) bayram şekeri bayram tebriği bayram topu bayramüstü bayramüzeri bayram yeri bayram ziyareti bayrı bayrılık.−ğı baysal baysallık.−li bazalt bazar bazen bazı bazı bazı 323 .bayramlık ad bayramlık ağız.−ğı baz baza bazal.−ğı baysungur baytar baytarlık.

bazıları bazısı baziçe bazidiyospor bazik.−cı bazlaşma baz losyon baz morfin bazofil bazofobi bazuka be bebe bebe aspirini bebecik.−ği bebek.−ği bebekçe bebekleşme bebekleşmek bebeklik.−ği bazik oksitler bazilika bazit bazitli mantarlar bazlama bazlamaç.−ği bebeklik etmek 324 .

−ği becerme becermek becet.−ği beceriksiz beceriksizlik.bebek ölümü beberuhi (sevimsiz.−ğı bedavadan bedavalaşma 325 .−di Beçene becit Beç tavuğu bedahet bedaheten bedava bedavacı bedavacılık. budala) Beberuhi (Karagöz oyunundaki cüce) becayiş becayiş etmek becelleşme becelleşmek beceri becerikli beceriklilik.

−ği bedbin olmak bedçehre beddua beddua etmek bedel bedelci bedelli bedelli askerlik.−ğı bedbaht olmak bedbin bedbin etmek bedbinleşme bedbinleşmek bedbinleştirme bedbinleştirmek bedbinlik.bedavalaşmak bedavasına bedavaya bedayi bedbaht bedbaht etmek bedbahtlık.−ği bedelsiz bedelsiz ithalât beden bedence 326 .

−dri bedirik.beden cezası bedenci beden eğitimi bedenen bedenî beden işçisi bedenli bedensel beden terbiyesi bedesten bedevî bedevîlik.−ği bedhah bedihî bediî bediîleşme bediîleşmek bediiyat bedik.−ği bedirlenme bedirlenmek bedirleşme bedirleşmek bedük.−ği bedir.−ğü bednam 327 .

begayet Begdili begonvil begonya begonyagiller begüm beğence beğendi beğendirme beğendirmek beğeni beğenilme beğenilmek beğenirlik.−ği Behçet hastalığı behemehâl beher beherglas behey behime behimî behimîlik.−ği 328 .−ği beğeniş beğenme beğenmek beğenmemek beğenmezlik.

behişt behre behresiz beis.−e'si bej bek beka bekar (nota işareti) bekâr (evlenmemiş kimse) bekâret bekârhane bekârlık.−ğı bekâr odası bekas bekçi bekçilik.−ği bekçilik etmek Bekilli (ilçe) bekinme bekinmek bekitme bekitmek bekleme beklemek beklemeli bekleme odası 329 .

−ği beklenmezlik fiili beklenti bekleşme bekleşmek bekletilme bekletilmek bekletme bekletmek bekleyiş bekri bekrilik.bekleme salonu bekleme süresi bekleme yeri beklenilme beklenilmek beklenme beklenmedik.−ği 330 .−ği beklenmek beklenmez beklenmezlik.−ği Bektaşî Bektaşî babası Bektaşî dedesi bektaşîkavuğu (bitki) Bektaşîlik.

−ği belediye çavuşu belediye encümeni belediyelik.−ti belâlı bel bağı bel bel belce Belçika Belçikalı belde Beldeitayyibe (Medine) beledî belediye belediye başkanı belediyeci belediyecilik.−ği belediye meclisi belediye nikâhı 331 .−ti belâgatli belâgatsiz bel ağrısı belâhat.Bektaşî sırrı Bektaşî üzümü bel belâ belâgat.

−ği beleşten beletme beletmek bel evlâdı bel fıtığı belge belgeci 332 .belediye polisi belediye reisi belediye sarayı belediye suçları belediye teşkilâtı belek.−ği beleme belemek belemir belen Belen (ilçe) belenme belenmek belerme belermek belertme belertmek beleş beleşçi beleşçilik.

−ği belgesel belgeselci belgeselcilik.−ği belgisiz belgisizlik.−ği belgesel film bel gevşekliği belgi belgileme belgilemek belgili belgin belginlik.belgeç belgegeçer belgegeçer çevirgesi belgeleme belgelemek belgelendirme belgelendirmek belgelenme belgelenmek belgeli belgelik.−ği belgisiz sıfat belgisiz zamir belgit 333 .

−ği belirlenme belirlenmek belirlenmezci belirlenmezcilik.−ğü beliğ belik.−ği belirleme belirlemek belirlenim belirlenimci belirlenimcilik.beli beli bükük.−ği belirleşme belirleşmek 334 .−ği belik belik belikleme beliklemek belinleme belinlemek belirgi belirgin belirginleşme belirginleşmek belirginleştirme belirginleştirmek belirginlik.

−ci belirten belirti belirtik.belirleyici belirli belirli belirsiz belirli geçmiş belirlilik.−ği belirtilen belirtili belirtili nesne belirtili tamlama belirtilme belirtilmek belirtisiz belirtisiz nesne belirtisiz tamlama 335 .−ği belirsizlik hâli belirsizlik sıfatı belirsizlik zamiri belirteç.−ği belirli nesne belirme belirmek belirsiz belirsiz geçmiş belirsizlik.

−ği beliye bel kemeri bel kemiği belki belkili bel kündesi bellâdonna bellek.−ği bellek karışıklığı bellek kaybı bellek yitimi bellem belleme bellemek bellenme bellenmek 336 .belirtken belirtme belirtme durumu belirtme grubu belirtmek belirtme sıfatı belit belitken belitleme belitlemek belitlenebilirlik.

belleten belletici belletme belletmek belletmen belli belli başlı belli belirsiz belli etmek bellik.−ği 337 .−ği bellilik.−ği bence benci bencil bencilce bencileyin bencilik.−ği belli olmak bellisiz belsem bel soğukluğu bel suyu bembeyaz bemol.−lü ben benbenci benbencilik.

bencilleşme bencilleşmek bencillik.−ği bencillik etmek bencil olmak bende bendegân bendegî bendehane bendezade bendir benek.−ği bengi su beniâdem 338 .−ği beneklenme beneklenmek benekleşme benekleşmek benekli benekli köpek balığı bengi bengileme bengilemek bengileşme bengileşmek bengilik.

−ği benlik çatışması benlikçi benlikçilik.−nzi benizli benlenme benlenmek benli benlik.−ği benildeme benildemek benimseme benimsemek benimsenme benimsenmek benimsetme benimsetmek benimseyiş beniz.−ği benlik davası benlik ikileşmesi benlik yitimi benmari benmerkezci benmerkezcilik.−ği 339 .benibeşer beniçinci beniçincilik.

−ği benzeti benzetici benzetici ressam benzetilme benzetilmek 340 .−ği benzeşme benzeşmek benzeşmezlik.−di bent etmek benzeme benzemek benzemeklik.−ği benzer şekiller benzeş benzeşen benzeşik.bent.−ği benzersiz benzersizlik.−ği benzeşim benzeşim oranı benzeşlik.−ği benzemez benzen benzer benzeri benzerlik.

−ği benzin istasyonu benzinleme benzinlemek benzinli benzinlik.−ği benzetim sineması benzeti ressamı benzetiş benzetme benzetmek benzeyiş benzeyişsizlik.−ği benzin benzinci benzincilik.benzetim benzetimlik.−ği beraberlik müziği 341 .−ği benzin pompası benzol.−lü beraat.−ti beraat etmek beraatızimmet beraber beraberce beraberinde beraberlik.

berat Berat Gecesi Berat Kandili berbat berbat etmek berbat olmak berber berber balığı berber bataryası berber çırağı berber dükkânı Berberî berber kalfası berber koltuğu berberlik.−ği berber salonu berber ustası berceste berdel berdelâcuz berdevam berduş bere bereket bereketlenme bereketlenmek bereketli 342 .

bereketlilik.−ği bereketsiz bereketsizlik.−ği bereleme berelemek berelenme berelenmek bereli berenarı Bergama (ilçe) bergamodî bergamot bergüzar berhane berhava berhava etmek berhava olmak berhayat berhudar beri beribenzer beriberi beriki.−ni beril berilyum berjer berk 343 .

berkelyum berkemal berkime berkimek berkinme berkinmek berkitme berkitmek berklik.−ği berlâm bermuda bermutat berrak.−ğı berrî bertafsil bertaraf bertaraf etmek bertaraf olmak bertik.−ği bertilme bertilmek bertme 344 .−ğı berraklaşma berraklaşmak berraklaştırma berraklaştırmak berraklık.

bertmek berzah besalet besbedava besbelli besbeter beselemek beserek.−ği besi doku besi dokulu besi dokusu besi dokusuz besihane besi hayvanı besili besi merası besin besinli besinsiz besinsizlik.−ği besermek besi besici besicilik.−ği 345 .−ği besi örü besi suyu beslek.

−ği beslenen beslengi beslenilme beslenilmek beslenme beslenme bozukluğu beslenme çantası beslenme eğitimcisi beslenme eğitimi beslenmek beslenme odası beslenme saati beslenme sorunu beslenme uzmanı beslenme yetersizliği besletme besletmek besleyici besmele 346 .besleme besleme basın beslemek besleme kız beslemelik.

besmelesiz Besni (ilçe) beste besteci bestecilik.−ğı (muşmula) beş binlik.−ği beş bir beş dört.−dü beş duyu beşer beşerî 347 .−ği bestekâr besteleme bestelemek bestelenme bestelenmek besteli bestenigâr bestesiz beste yapmak best−seller beş beş altı beşaret beş beter beşbıyık.

−ği beşibiryerde beşik.−ği beşikörtüsü (çatı örtüsü) beşik salıncak.−ğı Beşiktaş (ilçe) beşinci beşinci kol Beşiri (ilçe) beşiz beşizli beşkardeş (şamar) beşleme beşlemek 348 .−ği beşikçi Beşikdüzü'nü (ilçe) beş iki beşik kertiği beşik kertme beşiklik.beşerî coğrafya beşeriyet beşeriyetçi beşeriyetçilik.−ği beşerli beşgen beşibirlik.

−kti beş yüzlü beş yüzlük.−ğu beş on beş paralık.−ğü bet bet.beşli beşlik.−ğı beş parasız beşparmak.−di beta beta ışınları beta mikrobu betatron beteleme betelemek beter 349 .−ği beşme beş milyonluk.−ğı (deniz hayvanı) beşparmak otu beşpençe (deniz hayvanı) beştaş (oyun) beşuş beş üç beş vakit.

−ği betili betili sanat betim betimleme betimlemeci betimlemek betimlemeli betimlenme betimlenmek betimleyici betimsel betimsel dil bilgisi betisiz betisiz sanat beton betonarme betoncu betoniyer betonkarar beton santrali bet suratlı bevliye 350 .beter etmek beterleşme beterleşmek beti betik.

−bı bey beyaban Beyağaç (ilçe) bey akdi beyan beyanat beyan etmek beyanname bey armudu beyaz beyaz adam beyaz altın beyaz baston beyaz cam beyaz dizi beyaz eşya beyaz et beyaz gümüş beyazımsı beyazımtırak.−ğı beyaz ırk Beyazıt (ilçe) beyaz iş beyaz kitap.−ği bevvap.−bı 351 .bevliyeci bevliyecilik.

−ği beyaz şarap.−ğı beyaz oy beyaz perde beyaz peynir Beyaz Rus beyaz sabun beyazsinek.−bı beyaztilki beyaz zehir.−hri beybaba Beydağ (ilçe) beyefendi bey erki beygir beygirci 352 .beyaz kömür beyazlanma beyazlanmak beyazlaşma beyazlaşmak beyazlatıcı beyazlatılma beyazlatılmak beyazlatma beyazlatmak beyazlı beyazlık.

−yni beyin cerrahı beyin cerrahîsi beyincik.−ği beyin göçü beyin gücü beyin jimnastiği beyin kanaması beyin karıncıkları beyinli beyin omurilik sıvısı beyin orağı beyinsel beyinsi beyinsiz beyin takımı beyin üçgeni beyin yıkama beyin zarı beyin zarları 353 .beygir gücü beygirli beygirlik.−ği beyhude yere beyin.−ği beygirsiz beyhude beyhudelik.

−yti beyitli beyiye Beykoz (ilçe) beylerbeyi Beylerbeyi'ni beylerbeylik.−ği beyninde Beyoğlu'nu (ilçe) Beypazarı'nı (ilçe) beysbol beysbolcu Beyşehir (ilçe) beytülmal.−ği beylik.−ği beylikçi Beylikova (ilçe) beylik söz beynamaz beynelmilel beynelmilelci beynelmilelcilik.−ği beyzî 354 .beyit.−li Beytüşşebap (ilçe) beyyine beyzade beyzadelik.

−ği bezekçi bezekleme bezeklemek bezekli bezeleme bezelemek bezeli bezelye bezeme bezemeci bezemecilik.−ği bezemek bezemeli bezen bezeniş bezenme bezenmek 355 .bez bezci bezcilik.−ği bezdirici bezdirilme bezdirilmek bezdirme bezdirmek beze bezek.

−ği bezilme bezilmek bezir.−zri bezirgân bezirgânbaşı bezirgânlık.−ği bezik.bezenti bezetme bezetmek bezeyici bezeyiş bezgi bezgin bezginleşme bezginleşmek bezginlik.−ğı bezirleme bezirlemek bezir yağı bezleme bezlemek bezm bezme bezmek bezsi bez tüyler 356 .

−ğı bıçak sırtı bıçık.bezzaz bezzazlık.−ğı bıçaklama bıçaklamak bıçaklanma bıçaklanmak bıçaklatma bıçaklatmak bıçaklı bıçaklık.−ğı bıçakçı bıçakçılık.−ğı bıcı bıcı bıcıl bıcılgan bıcır bıcır bıcırgan bıçak.−ğı bıçılgan bıçkı bıçkıcı bıçkı evi bıçkıhane bıçkın bıçkınlaşma 357 .

−ğı bıçkı tozu bıdık.−ğı bıkılma bıkılmak bıkış bıkışma bıkışmak bıkkın bıkkınlık.−ğı bıkkıntı bıkma bıkmak bıktırıcı bıktırma bıktırmak bıldır bıldırcın bıldırcın eti bılkıma bılkımak bıllık bıllık bıngıl bıngıl bıngıldak.−ğı bıngıldama bıngıldamak 358 .bıçkınlaşmak bıçkınlık.

−ğı bıyıksız bızbız bızdık.−ğı bıyık.−ğı bıyıklanma bıyıklanmak bıyıklı bıyıklı balık.−ti biat edilmek biat etmek bîbaht 359 .−ğı bızır bîaman biat.bırakılma bırakılmak bırakım bırakış bırakışma bırakışmak bırakıt bırakma bırakmak bıraktırma bıraktırmak bırıçka bıtırak.

−ği bibliyografya bibliyoman bibliyomani bibliyotek.−ği biberon biber salçası bibersiz biber turşusu bibi bibliyofil bibliyograf bibliyografi bibliyografik.−ği bibliyotekçi biblo bici bicik.bîbehre biber biber dolması biberiye biberleme biberlemek biberli biberlik.−ği bicili bîçare 360 .

−ği biçerbağlar biçerdöver biçici biçicilik.−ği biçim değişimi biçimleme biçimlendirilme biçimlendirilmek biçimlendirme biçimlendirmek biçimlenme biçimlenmek biçimli biçimsel biçimselleştirme 361 .−ği biçilme biçilmek biçim biçim biçim biçim bilimi biçim birimi biçimci biçimcilik.bîçarelik.−ği biçem biçem bilimi biçenek.

biçimselleştirmek biçimsellik.−ği biçimsiz biçimsizleşme biçimsizleşmek biçimsizlik.−ği biçiş biçki biçkici biçki dikiş kursu biçki dikiş yurdu biçki yapmak biçki yurdu biçme biçmek biçtirme biçtirmek bîdar bid'at.−ği Biga (ilçe) Bigadiç (ilçe) 362 .−li biftek.−ti bidayet bide bidon bidoncu bienal.

−ğu 363 .bîgâne bîgânelik.−ği bikini bikir.−ği bigudi bîgünah bîhaber bihakkın biheyviyorizm bîhuş bîilâç bijon anahtarı bijuteri bîkarar bikarbonat bîkes bîkeslik.−kri bilâder ağacı bilâhare bilâistisna bilâkaydüşart bilâkis bilânço bilâr bilârdo bilârdocu bilârdoculuk.

−ği Bilecik bileği bileği taşı 364 .bilârdo masası bilâsebep.−ği bildirge bildiri bildirilme bildirilmek bildirim bildirim ödencesi bildiriş bildirişim bildirişme bildirişmek bildirme bildirme cümlesi bildirmek bildirme kipi bildirme kipleri bile bile bile bilecen bilecenlik.−bi bilâvasıta bilcümle bildik.

−bı bileşik kaplar bileşik kesir.−ği bilek saati bileme bilemek bilenme bilenmek bileşen bileşik.−sri bileşik önerme bileşim bileşke bileşken bileşme bileşmek bileştirici bileştirme bileştirmek 365 .−ği bilek damarı bilek gücü bilek güreşi bilek kuvveti bileklik.−ği bileşik faiz bileşikgiller bileşik kap.bilek.

−ği bilgi işlem bilgi kuramı bilgilendirme bilgilendirmek 366 .−ği biletli biletsiz biletme biletmek bileyici bileyicilik.bilet biletçi biletçilik.−ci bilgi çarpıtma bilgiç bilgiç bilgiçlik.−ği bilgi bilgici bilgicilik.−ği bilezikli bilfarz bilfiil bilge bilgece bilgelik.−ği bilezik.−ği bilgiç.

bilgilenme bilgilenmek bilgili bilgilik.−ği bilgin bilgince bilginlik.−ği bilgi şöleni bilgi toplumu bilgiyazar bilhassa bili bili bili bilici bililtizam bilim 367 .−ğı bilgisayarlamak bilgisayarlaşma bilgisayarlaşmak bilgisayarlı kesityazar bilgisayar masası bilgisiz bilgisizlik.−ği bilgisayar bilgisayarcı bilgisayarcılık.

−ği bilimsel düşünce bilimselleştirme bilimselleştirmek bilimsellik.−ği bilinç.−ği bilimsel sosyalizm bilimsel toplantı bilimsiz bilimsizlik.−ği bilim dışı bilim kadını bilim kuramı bilim kurgu bilim kurgusal bilimsel bilimsel deneycilik.−ci bilinç akışı bilinçaltı bilinç dışı bilinç kaybı bilinçlendirme bilinçlendirmek bilinçlenme 368 .bilim adamı bilimci bilimcilik.

−ği bilir bilirkişi bilirkişilik.−ği bilinen bilinme bilinmedik.−ği bilinmek bilinmeyen bilinmez bilinmezlik.bilinçlenmek bilinçli bilinçlilik.−ği bilindik.−ği bilinemez bilinemezci bilinemezcilik.−ği bilistifade biliş bilişim bilişim ağı bilişimci 369 .−ği bilinçsiz bilinçsizlik.−ği bilirkişi raporu bilisiz bilisizlik.

−ği bilmez bilmezleme bilmezlemek bilmezlenme bilmezlenmek bilmezlik.−smi billûrî billûriye billûrlaşma billûrlaşmak billûrlaştırma billûrlaştırmak billûrlu billûrsu bilme bilmece bilmek bilmemezlik.bilişim teknolojisi bilişme bilişmek bilişsel billâhi billboard billûr billûr cisim.−ği bilmiş 370 .

−yı binbaşılık.−ğı bilyon bin bina binaen binaenaleyh bina etmek bînamaz binbaşı.bilmukabele bilmünasebe bilsat bilumum bilvasıta bilvesile bilye bilyeli bilyeli yatak.−ğı bin bir bindallı bindi bindirilme bindirilmek bindirilmiş kuvvetler bindirim bindirimli 371 .

−ği binilme binilmek bininci biniş binişme binişmek binit bin kat binlerce binlik.−ğı (bitki) 372 .−ği binek atı binek taşı biner bingi Bingöl bini binici binicilik.−di binek.−ği binme binmek binnetice bin türlü binyaprak.bindirme bindirmek bindirme kilit.

−cu biraz 373 .−ğı birader bir ağızdan birahane birahaneci bir alay bir âlem biralık.binyıl biokütle biomedikal.−bu bîperva bir bira bira bardağı biracı biracılık.−li biomekanik.−ğı bira mayası bir an bir an önce bir ara bir araba bir arada bir aralık bir avuç.−ği biomikroskop.

birazcık.−ğu bir damla bir defa bir defalık.−ğı birazdan birazı bir bakıma bir başına bir bir birbiri bir boy bir boyda bir boydan bir boya birci bircilik.−ğı birden birdenbire birdirbir (oyun) bir dirhem bir dolu bir düziye 374 .−ği bir çenekliler bir çenetli bir çırpıda bir çift birçoğu birçok.

birebir (etkili) bire bir (ölçü) bire bir eşleme Birecik (ilçe) bir el (atış) birer birer birer birer ikişer bireşim bireşimli bir evcikli birey bireyci bireycilik.−ği bireyleşme bireyleştirme bireyleştirmek bireylik.−ği bir gözeli bir gözeliler 375 .−ği bireyüstü bir gecelik.−ği birey oluş bireysel bireyselleştirme bireyselleştirmek bireysellik.

bir güzel bir hamlede bir hayli bir hoş bir hücreli biri biricik.−ği bir iki birikim birikinti birikinti konisi birikiş birikişme birikişmek birikme birikme havzası birikmek biriktirim biriktirme biriktirmek birileri birim birim bölüğü birimci ekonomi birimler bölüğü birincasıf birinci 376 .

birinci çağ birinci el birincil birincil grup.−smi birleşik kap.−ği birleşik cümle birleşik fiil birleşik isim.−bu birincilik.−bı birleşik kaplar 377 .−ği birinci olmak birinci orun birinci zar birisi birkaç birkaçı bir kalem bir karar bir karış bir kere bir kerecik bir koşu birleme birlemek birler birleşen birleşik.

birleşik kelime birleşik oturum birleşik oy pusulası birleşik zaman birleşilme birleşilmek birleşim birleşme birleşme değeri birleşmek birleştirici birleştirme birleştirmek birli birlik.−ği birlik olmak birlikte birliktelik.−ği 378 .−ği birlikte yaşama bir nebze bir nefeste bir nice bir numara bir numaralı bir o kadar bir ölçüde bir örnek.

−kti bir vakitler biryan bir yana biryancı bir yandan biryan pilâvı biryan yağı bir yol bir zaman bir zamanlar bisiklet bisikletçi bisikletçilik.bir parça bir parmak.−ğı birsam bir sıra bir solukta bir sürü bir şey birtakım bir tane bir temiz bir terimli birun bir vakit.−ği bisikletli 379 .

−bı bîtaraf bîtaraflık.−ği bitim bitimli bitimsiz 380 .−ği bitiklik.−ği bitelge bitevi biteviye biteviyelik.−ğı bitek.−ği bitey bitik.bisikletsiz bisiklet yolu bisküvi Bismil (ilçe) bismillâh bistro bisturi bisülfat bisülfür bişek bişi Bişkek bit bîtap.

−ği bitişme bitişmek bitiştirme bitiştirmek 381 .−ği bitişik taç yapraklılar bitişimli bitişken bitişken dil bitişkenlik.−ği bitişik çanak yapraklılar bitişiklik.bitirilme bitirilmek bitirim bitirimci bitirimhane bitirim yeri bitiriş bitiriş yemi bitirme bitirme fiili bitirmek bitirme tezi bitirmiş bitiş bitişik.

−ği bitki coğrafyası bitkileşme bitkileşmek bitkimsi bitkimsi hayvanlar bitkin bitki nakli bitkinlik.bitki bitki aktarımı bitki bilimci bitki bilimi bitki bitleri bitkici bitkicilik.−ği bitki örtüsü bitki patolojisi bitkisel bitkisel hayat bitkisel kazein bitkisel yağ bitki sütü bitki topluluğu bitki varlığı bitleme bitlemek bitlenme 382 .

−ği biyoelektronik.−ği biyoenerji 383 .−ği bit otu bitpazarı bittabi bitter bitüm bitümleme bitümlemek bitümlü bit yeniği bîvefa biyaprak.bitlenmek bitler bitli Bitlis Bitlis köftesi bitme bitmek bitnik.−ğı biye biyel biyelcik.−ği biyeli biyesiz biyoelektrik.

−ğu biyoloji biyolojici biyolojik.−ği biyogaz biyograf biyografi biyografik.−ği biyopsi biyopsi yapmak biyosfer biyoşimi biyotit biz Bizans bîzar bîzar etmek bîzar olmak bizatihi biz bize bizce 384 .−ği biyojeografi biyokatalizör biyokimya biyolog.−ği biyometeoroloji biyonik.biyofizik.

−ği bizimki bizleme bizlemek bizlengiç.bizcileyin bizden bizdenlik.−ci bizmut bizon bizzat blâstulâ blender blok blokaj bloke bloke çek bloke etmek blok inşaat bloklaşma bloklaşmak bloknot bloksuz bloksuzluk.−ğu blöf blöfçü blöf yapmak blûcin 385 .

−cu bodur bodurlaşma 386 .blûm blûz boa boagiller boalar bobin bobinaj bobin kırıcı boca boca alabanda boca etmek bocalama bocalamak bocalatma bocalatmak boci bocuk.−ğu bocurgat bodoslama bodoslamadan bodoslamak bodrum Bodrum (ilçe) bodrum katı boduç.

−ğı boğasama boğasamak boğası boğaz Boğaziçi'ni Boğazkale (ilçe) boğaz kavgası boğazkesen Boğazkesen (ilçe) Boğazköy (ilçe) boğazlama boğazlamak boğazlanma boğazlanmak 387 .−ğı boğalık.bodurlaşmak bodurluk.−ğı boğan otu boğasak.−ğı boğanak.−ğu bodur pas boğa Boğa (burç) boğada boğa güreşçisi boğa güreşi boğak.

boğazlaşma boğazlaşmak boğazlatma boğazlatmak boğazlı Boğazlıyan (ilçe) boğaz meselesi boğazsız boğdurma boğdurmak boğdurtma boğdurtmak boğdurulma boğdurulmak boğma boğmaca boğmacalı boğmak boğmaklı boğmaklı kuş boğucu boğuk.−ğu boğuk boğuk boğuklaşma boğuklaşmak boğula boğula boğulma 388 .

−ğı bohçalama bohçalamak bohem bohem hayatı bohriyum bok bok böceği 389 .boğulmak boğum boğum boğum boğumlama boğumlamak boğumlanma boğumlanma bölgesi boğumlanmak boğumlanma noktası boğumlu boğuntu boğunuk.−ğu boğuşma boğuşmak boğuşulma boğuşulmak bohça bohça böreği bohçacı bohçacılık.

−cı bolca bolero boliçe Bolivya Bolivyalı bol kepçe 390 .−ğü bol bol.boklama boklamak boklanma boklanmak boklaşma boklaşmak boklu bokluk.−lü (içki) bolalma bolalmak bolarma bolarmak bol bol bol bolamat bol bulamaç.−ğu boks boksit boksör boksörlük.

bollanma bollanmak bollaşma bollaşmak bollaştırma bollaştırmak bollatma bollatmak bolluk.−ğu bolometre bol paça Bolşevik Bolşeviklik.−ğı bombalama bombalamak bombalanma bombalanmak bombalatma bombalatmak bombardıman 391 .−ği Bolşevizm Bolu Bolvadin (ilçe) bom bomba bombacı bombacılık.

−ğu boncukçu boncukçuluk.−ğu bonbon şekeri boncuk.−ğu boncuk fasulye boncuklanış boncuklanma boncuklanmak boncuklaşma boncuklaşmak boncuklu boncukluk.bombardıman etmek bombardıman uçağı bombardon bombe bombe bezi bombeli bombesiz bombok bomboş bomboz bonbon bonboncu bonbonculuk.−ğu 392 .

−di borat borazan 393 .−ği bonjur bonkör bonkörlük.boncuk mavisi boncuksuz boncuk tutkalı bone bonfile bonfilelik.−ğü bonmarşe bono bon otu bonservis bop bopluk.−ğu bopstil bor Bor (ilçe) Bora borak boraks boralı boran borani borasit.

−ğu borç yapmak borda borda etmek borda fenerleri borda hattı bordalama 394 .−cu borç etmek borç harç Borçka (ilçe) borçlandırılma borçlandırılmak borçlandırma borçlandırmak borçlanılma borçlanılmak borçlanma borçlanmak borçlu borçluluk.−ğı borç.borazancı borazancıbaşı borazancılık.−ğu borçluluk dengesi borçsuz borçsuz harçsız borçsuzluk.

−ği borik asit.−ğı borsa değeri borsa kâğıdı borsa komiseri borsa komisyoncusu borsa oyunu borsa simsarı borsa tahtası borş boru 395 .−di borikli borina Bornova (ilçe) Bornova misketi bornoz borsa borsa acentesi borsa aracısı borsa cetveli borsacı borsacılık.bordalamak bordo bordro bordür borik.

−ğu boru kabağı boru kelepçesi boru mengenesi borumsu boru yolu bos boslu Bosna Bosnalı bostan bostan bekçisi bostan bozuntusu bostancı bostancılık.−ğı 396 .−ğı bostancı ocağı bostan dolabı bostan kebabı bostan korkuluğu bostanlık.boru ağı boru askısı boru bileziği borucu boru çiçeği boru çiçeğigiller boru hattı boruk.

bostan patlıcanı boş boşalım boşalma boşalmak boşaltaç.−cı boşaltı boşaltılma boşaltılmak boşaltım boşaltım aygıtı boşaltım organı boşaltma boşaltma havzası boşaltmak boşama boşamak boşandırma boşandırmak boşanma boşanma davası boşanma ilâmı boşanmak boşatma boşatmak boşattırma boşattırmak 397 .

−ği 398 .−ğı boşboğazlık etmek boş böğür.−ğı boş olmak boş söz boşta boşu boşuna boşuna boş vermek boş yere boş zaman bot botanik.−ğrü boş inanç.boşboğaz boşboğazlık.−cı boş kâğıdı boş küme boş lâf boşlama boşlamak boşluk.−ğu boşluklu serpme boşluk tulumbası Boşnak Boşnakça Boşnak güzeli Boşnaklık.

botanik bahçesi botanikçi botanik parkı boy boya Boyabat (ilçe) boy abdesti boyacı boyacı küpü boyacılık.−ğı boyacı sandığı boya fırçası boyahane boya kalemi boya kökü boya kutusu boyalama boyalamak boyalanma boyalanmak boyalı boyalı basın boyama boyamak boyama kazanı boyama kitabı boyana 399 .

−ğı boykot boykotaj boykotçu boykotçuluk.−ğı boydan boya boydaş boydaşlık.boyanma boyanmak boyar boyar madde boyasız boyasızlık.−ğu boykot etmek 400 .−ğı boya tabakası boya tabancası boyatılma boyatılmak boyatma boyatmak boyayıcı boy aynası boy beyi boy bos boy boy boyca boydak.

boylam boylama boylamak boylamasına boylanış boylanma boylanmak boyler boylu boylu boslu boylu boyunca boyluca boylu poslu boy menteşe boyna boyna etmek boynu bükük.−ğü boynu eğri boynuna boynuz boynuzlama boynuzlamak boynuzlanma boynuzlanmak boynuzlaşma boynuzlaşmak boynuzlatma 401 .

boynuzlatmak boynuzlu boynuzlugiller boynuzluteke (böcek) boynuzsu boynuzsuz boy otu boy pos boysuz boyun.−ğu boyunduruk parası boyunlandırma boyunlandırmak boyunlu boyunluk.−ğu boyut boyutlandırma boyutlandırmak boyutlar boyutlu boyutsuz 402 .−ynu boyuna boyun bağı boyun borcu boyunca boyunduruk.

kuş) Bozdoğan (ilçe) bozdurma bozdurmak bozdurtma bozdurtmak bozdurulma bozdurulmak bozgeven bozgun bozguncu bozgunculuk.−ğı bozahane bozarık.−ğu bozgunluk.boz boza bozacı bozacılık.−ğı bozca Bozcaada (ilçe) bozdoğan (gürz.−ğu 403 .−ğı bozarma bozarmak bozayı bozbakkal (kuş) boz bulanık.

−ği bozrak.−du Bozkurt (ilçe) bozlak.−ğu bozukça bozuk düzen bozukluk.−ğı Boztepe (ilçe) bozuk.−ğı bozlama bozlamak bozma bozmacı boz madde bozmak Bozova (ilçe) bozördek.bozkır Bozkır (ilçe) bozkır kedisi bozkır koyunu bozkırlaşma bozkırlaşmak bozkır tavuğu bozkurt.−ğu bozuk para bozulma bozulmak 404 .

−ğu Bozüyük (ilçe) Bozyazı (ilçe) boz yel bozyürük.−ğü (yılan) böbrek.bozuluş bozum bozumca bozum havası bozuntu bozuşma bozuşmak bozuşuk.−ğu bozuşukluk.−ği böbreksi böbrek taşı böbrek üstü bezi böbrek yağı böbür böbürlenme böbürlenmek böbürtü böce böcek.−ği böcekbaşı böcek bilimci 405 .

böcek bilimi böcekçil böcekçiller böcekhane böcekkabuğu (renk) böcekkapan böceklenme böceklenmek böcekler böcekli böceklik.−ği böğürtme böğürtmek 406 .−ği böceksavar böceksiz böcelenme böcelenmek böcü böcül böcül böğ böğür.−ğrü böğüre böğüre böğürme böğürmek böğürtlen böğürtlenlik.

−ci bölme işareti bölmek bölmeli bölü bölücü bölücülük.−ğü bölüm bölümleme bölümlemek bölümlendirme 407 .−ği böldürme böldürmek bölen bölge bölgeci bölgecilik.−ğü bölükbaşı bölük bölük bölük pörçük.−ği bölgesel bölme bölmeç.böğürtü böğürüş böke bökelik.−ğü bölük.

−ği bölüntü bölüntüler bölünüş bölüş bölüşme bölüşmek bölüştürme bölüştürmek bölüşüm bölüt bölütlenme bölütlü bön bön bön bönce 408 .bölümlendirmek bölümleniş bölümlenme bölümlenmek bölümsel bölünebilme bölünen bölüngü bölünme bölünmek bölünmez bölünmezlik.

bönleşme bönleşmek bönlük.−ği böreklik.−ği börk börkenek.−ğü börek.−ğü börtülme börtülmek börülce bösme bösmek böyle böyle böyle böylece böylecene böylelikle böylemesine böylesi 409 .−ği börekçi börekçilik.−ği börtme börtmek börttürme börttürmek börtü böcek.−ği börtük.

−ğı braket brakisefal.böylesine brahma Brahman Brahmanizm Brahmanlık.−li branda branda bezi branş bravo bre breş brezil brezilya Brezilya Brezilyalı brıçka briç brifing brik briket briketçi briketçilik.−ği briketleme briketlemek briyantin 410 .

−di bromür bromürlü bronş bronşçuk.−ği bromhidrik asit.briyantinli brizbiz brokar broket brokoli brom bromhidrik.−ğu bronşit bronz bronzlaşma bronzlaşmak broş broşür brovning bröve Brüksel lâhanası brülör brüt bu bu arada buat bubi tuzağı 411 .

−ğı budak deliği budaklanma budaklanmak budaklı budak özü budala budala budala budalaca budalacasına budalalaşma budalalaşmak budalalık.−ğı budalalık etmek budama budamak budanış budanma budanmak budatma 412 .−ğı Bucak (ilçe) bucak bucak buçuk.Buca (ilçe) bucak.−ğu buçuklu Buda budak.

budatmak Budist Budizm budun budun betimci budun betimi budun bilimci budun bilimi budun bilimsel budunsal bu gidişle bugün bugünkü bugünlük Buğdan (ilçe) buğday buğday benizli buğday biti buğdaycıl buğdaygiller buğday güvesi buğday pası buğday rengi buğdaysı buğdaysılar buğdaysı meyve buğdaysı tane 413 .

buğdaysı tohum buğday sürmesi buğday unu buğra buğu buğu evi buğu kebabı buğulama buğulamak buğulandırma buğulandırmak buğulanış buğulanma buğulanmak buğulaşma buğulaşmak buğulaştırıcı buğul buğul buğulu buğulu buğulu buğur buhar Buhara buhar kazanı Buharkent (ilçe) buhar kurutucusu buharlaşma 414 .

buharlaşmak buharlaşma noktası buharlaştırıcı buharlaştırma buharlaştırmak buharlayıcı buharlı buharlı gemi buharlı hamam buharlı ısıtma buharlı makine buharlı tren buharlı ütü buhar makinesi buhar valfı buhran buhranlı buhur buhurdan buhurdanlık.−ğı buhurluk.−ğu buhurumeryem buji bukağı bukağılama bukağılamak 415 .

−ğı bulama bulamaç.bukağılı bukağılık.−ğı buke buket bukle bukle bukle bukleli buklesiz buklet bukran bul bula bulada bulak.−ğı bukalemun bukalemungiller bukanak.−cı bulamak Bulancak (ilçe) bulandırıcı bulandırılma bulandırılmak bulandırma bulandırmak bulanık.−ğı 416 .

Bulanık (ilçe) bulanıkça bulanıklaşma bulanıklaşmak bulanıklaştırma bulanıklaştırmak bulanıklık.−ğı bulaşık deniz bulaşık deterjanı bulaşık eldiveni bulaşık gemi bulaşıkhane bulaşık iş bulaşıklık.−ğı bulaşık.−ğı bulaşık adam bulaşık bezi bulaşıkçı bulaşıkçılık.−ğı bulanış bulanma bulanmak bulantı bulaşıcı bulaşıcı hastalık.−ğı bulaşık makinesi bulaşık makinesi 417 .

tuzu bulaşık suyu bulaşık tozu bulaşılma bulaşılmak bulaşkan bulaşkanlık.−ğı bulaşma bulaşmak bulaştırılma bulaştırılmak bulaştırma bulaştırmak Buldan (ilçe) buldok.−ğu buldurma buldurmak buldurtma buldurtmak Bulgar Bulgarca bulgari Bulgaristan Bulgaristanlı Bulgarlık.−ğu buldozer buldumcuk.−ğı 418 .

−ğu bulgur çorbası bulgurlama bulgurlamak bulgurlanma bulgurlanmak bulgurluk.−ğu bulgurculuk.bulgu bulgulama bulgulamak bulgur bulgur bulgur bulgurcu bulgurcuk.−ğu bulgurlu köfte bulgurlu pilâv bulgur pilâvı bulgusal bulgusal yöntem bulma bulmaca bulmak bulucu bulûğ bulûğ çağı bulundurma bulundurmak 419 .

−ğu bumbuz bumerang bu meyanda bumlama 420 .−ğu bulutlanma bulutlanmak bulutlu bulutsu bulutsuz bulvar bumbar bumburuş bumburuşuk.bulunma bulunmak buluntu buluş buluş hakkı buluşma buluşmak buluşma yeri buluşturma buluşturmak buluşulma buluşulmak bulut bulutçuk.

bumlamak bun buna bunak.−ğı bunakça bunaklık.−ğı bunalım bunalımlı bunalış bunalma bunalmak bunaltı bunaltıcı bunaltılma bunaltılmak bunaltma bunaltmak bunama bunamak bunayış bunca buncağız bunda bundan bungalov bungun bungunlaştırma 421 .

−ğu bunma bunmak bunsuz bunu bunun bununla birlikte bura buracıkta burada buradan burağan buralı buram buram burası burcu burcu burcu burcuma burcumak burç.−ğı burçlar kuşağı Burdur burdurma 422 .−cu burçak.bungunlaştırmak bunlar bunlu bunluk.

−ğı burgaç.−ği 423 .−ğı burjuvazi burkma burkmak burkucu burkulma burkulmak burlesk burma burma bilezik.−cı burgata burgu burgulama burgulamak burgulanma burgulanmak burgulu burgu makarna burgusuz burhan Burhaniye (ilçe) burjuva burjuvaca burjuva edebiyatı burjuvalık.burdurmak burgacık.

−rnu burun boşlukları burun buruna burun deliği Burundi 424 .−ğı buru buruk.−ğu buruksu burulma burulma dayanımı burulmak burum burum burun.burmak burma kadayıf burnaz burnu büyük.−ğü burnu havada burs Bursa burslu burssuz burtlak.−ğu buruk buruk burukça buruklaşma buruklaşmak burukluk.

−ğu burun farkı burun kanadı burunlama burunlamak burunlu burunluk.−ğı burunsalık.−ğu burun otu burun perdesi burunsak.−ğu buruşukça buruşukluk.Burundili burunduruk.−ğu buruşuksuz busbulanık.−ğı buse bu sefer buselik.−ğı buruntu buruş buruş buruşma buruşmak buruşturma buruşturmak buruşuk.−ği buselikaşiran 425 .

−du buydurma buydurmak buyma buymak buyot buyruk.−ği butikçi butikçilik.−du butafor butaforcu butik.−ğu buyrukçu buyruk kulu buyrulma buyrulmak buyrultu buyruntu buyur buyurgan buyurganlık.−ğı buyurma 426 .−ği butlan buton buut.business class buşon but.

−ğu buzçözer buz dağı buzdolabı buz duvarı buzhane buz hokeyi buz kalıbı buzkıran buzla buzlanma buzlanmak buzlaşma buzlaşmak 427 .buyurmak buyuru buyurucu buz buzağı buzağılama buzağılamak buzağılaşma buzağılaşmak buzağılı buzağısız buz alanı buzcu buzculuk.

−ğu buz torbası buzuki buzul buzul bilimci buzul bilimi buzul çağı buzul devri buzul dönemi buzul kar buzul kaynağı buzullaşma buzullaşmak buzullu buzul masası buzul seli buzulsuz buzul taş buz yalağı bücür bücürleşme bücürleşmek bücürlük.−ğü 428 .buzlu buzlu cam buzlu çay buzluğan buzluk.

−ğü bükük.−ğü bükülgen 429 .−ği Bügdüz büğe büğelek.büfe büfeci büfecilik.−ği büğeme büğemek büğet büğlü büğrü bühtan bühtan etmek bük büke büke büken büklük.−ğü büklüm büklüm büklüm bükme bükmek büktürme büktürmek bükücü bükücülük.

−ği bükülme bükülmek bükülü bükülüş büküm bükümlü bükümsüz bükün bükünlü bükünlü dil bükünme bükünmek büküntü büküş bülbül bülbül çanağı bülbülkonağı (tatlı) bülbülleşme bülbülleşmek bülbülyuvası (tatlı) bülten Bünyan (ilçe) bünye bünyece bürgü bürgülü 430 .bükülgenlik.

−ği bürüme bürümek bürünme bürünmek büryan büryancı büryan pilâvı büsbütün büst bütan bütçe bütçe açığı bütçeleme bütçelemek bütçe yılı büten 431 .büro bürokrasi bürokrat bürokratik.−ği bürümcük.−ğü bürülü bürüm bürümcek.−ğü bürümçek.−ği bürudet bürük.

−ğü bütünleme bütünlemek bütünlemeli bütünleme sınavı bütünlenme bütünlenmek bütünler bütünler açı bütünleşme bütünleşmek bütünletme bütünletmek bütünleyen bütünleyici bütünlük.−ğü bütünsel bütünsellik.−ği büvet büyü 432 .−ği büve büvelek.bütün bütün bütün bütün bütüne bütüncü ekonomi bütüncül bütüncüllük.

−li büyük ana büyük anne büyük atardamar Büyükayı (yıldız kümesi) büyük baba büyükbaş büyük boy büyükçe Büyük Çekmece (ilçe) büyük çember büyük dalga büyük defter büyük elçi büyük elçilik.−ği büyük hanım büyük harf büyük kalori 433 .−ğü büyüğümsü büyük.büyücek.−ğü büyük abdest büyük aile büyük amiral.−ği büyücü büyücülük.

−hri büyük tansiyon büyük terim büyük tövbe ayı büyük ünlü uyumu büyüleme büyülemek büyüleniş büyülenme büyülenmek büyüleyici 434 .−ğü büyüklük hastalığı büyüklü küçüklü büyük mağaza büyük mevlit ayı Büyükorhan (ilçe) büyük önerme büyük para büyük peder büyükseme büyüksemek büyük sesli uyumu üyüksü büyük şehir.büyük kan dolaşımı büyüklenme büyüklenmek büyüklük.

−ci büyültme büyültmek büyülü büyüme büyüme hızı büyümek büyüsel büyüteç.büyüleyici özellik.−ci büyütken büyütken doku büyütme büyütmek büyütülme büyütülmek büyütürlük.−ğü büyütüş büyü yapmak büyüyüş büz büzdürme büzdürmek büzgen büzgü 435 . − ği büyüleyiş büyülteç.

−ğü by−pass by−pass ameliyatı (*)C C caba cabadan cacık.−ğı cadaloz cadalozlaşma cadalozlaşmak cadalozluk.−ğu cadde cadı 436 .−ğü büzüktaş büzülme büzülmek büzülüş büzüşme büzüşmek büzüşük.büzgüleme büzgülemek büzgülü büzgüsüz büzme büzmek büzük.

−ğı cadılık etmek cadısüpürgesi (mantar) cafcaf cafcaflı Caferî cağ cağ kebabı cağlık.−ğı cakalanma cakalanmak 437 .−ğı cahil cahilâne cahilce cahiliye cahiliyet cahillik.cadı kazanı cadılaşma cadılaşmak cadılık.−ği cahillik etmek caiz caize caka cakacı cakacılık.

−ğı camcı macunu cam çivisi camekân camekânlı camekânlı kutu camekânsız cam evi camgöbeği (renk) camgöz (balık) cam göz (takma gözlü) camgüzeli (çiçek) camız 438 .−bi cam camadan camadanlı cambaz cambazhane cambazlık.cakalı cakasız cali calip.−ğı cambul cumbul camcı camcı elması camcılık.

−ği cam pamuğu cam resim.−smi camsı camsız cam suyu cam yuvası cam yünü can 439 .cami.−i (toplayan) camia camit cam kanatlılar camlama camlamak camlanma camlanmak camlaşma camlaşmak camlatma camlatmak camlı camlık.−si (ibadet yeri) cami.−ğı camlı köşk cam macunu cam mozaik.−i.

−ğı can beraber can borcu can bunaltısı cancağız can ciğer can damarı candan candan candan candanlık.−ğı canavar otu canavar otugiller cana yakın cana yakınlık.cana can acısı can alıcı canan can arkadaşı canavar canavarca canavar düdüğü canavarlaşma canavarlaşmak canavarlık.−ğı can direği can dostu can düşmanı 440 .

can eriği can evi can feda canfes canfeza cangıl cangıl cungul can gözdesi canhıraş canı pek canı tatlı canı tez cani canice canilik.−bi caniyane can korkusu can kurban cankurtaran cankurtaran çanı cankurtaran düdüğü cankurtaran gemisi cankurtaran kulübesi cankurtaranlık.−ği canip.−ğı 441 .

−ğı canlılık.−ğı canlandırılma canlandırılmak canlandırım canlandırma canlandırmak canlanma canlanmak canlı canlı canlı canlı cenaze canlıcılık.cankurtaran salı cankurtaran sandalı cankurtaran simidi cankurtaran şamandırası cankurtaran yeleği can kuşu canla başla canlandırıcı canlandırıcılık.−ğı canlı model canlı müzik.−ği canlı resim.−smi 442 .−ği canlı özdekçilik.

canlı yayın can noktası can pazarı can sağlığı can sıkıcı can sıkıntısı cansız cansız cansız cansız hedef cansızlaşma cansızlaşmak cansızlaştırma cansızlaştırmak cansızlık.−ğı can simidi cansiparane can sohbeti can tahtası cantiyane can yeleği can yoldaşı capcanlı car carcar car car carcur (fermuar) carcur etmek 443 .

−ğu cavalacoz cavlak.−ğı casino casus casusluk.−ği carlama carlamak carlı carsız cart carta cartadak cartadan cart curt cascavlak.cari cari gider cari hesap.−ğı cavlama cavlamak 444 .−ğı cavlaklık.−bı cari kur cari masraf cari para cari ücret cariye cariyelik.

−ğı cazır cazır cazırdama cazırdamak cazırdatma 445 .−ğı cazgır cazgırlık.−ğı caydırılma caydırılmak caydırış caydırma caydırmak caygın cayır cayır cayırdama cayırdamak cayırdatma cayırdatmak cayırtı cayış cayma caymak caz cazbant.caydırıcı caydırıcılık.−dı cazcı cazcılık.

cazırdatmak cazırtı cazibe cazibedar cazibe kanunu cazibeleşme cazibeleşmek cazibeleştirme cazibeleştirmek cazibeli cazibesiz cazip.−bi cazipleşme cazipleşmek cazipleştirme cazipleştirmek cazipli caziplik.−ği cazlı cazsız caz takımı cebbar cebe cebeci Cebeci cebel cebeli 446 .

−ği cebin cebir.Cebelibereket cebelleşme cebelleşmek cebellezi ceberut cebi delik.−bri cebire cebirsel cebirsel deyim cebirsel formül cebirsel ifade Cebrail cebren cebretme cebretmek cebrî cebrinefs cebriye cebrî yürüyüş Cedî (Oğlak burcu) cedit.−di cedre cefa cefa etmek cefakâr 447 .

−ği celâllenme celâllenmek 448 .−ği cehennem taşı cehennem zebanisi cehil.−li Celâlî Celâlîlik.−hli cehit.−hdi cehre cehri ceket celâdet celâl.cefakeş cefalı ceffelkalem cehalet cehdetme cehdetmek cehennem cehennem azabı cehennem hayatı cehennemî cehennem kütüğü cehennemleşme cehennemleşmek cehennemlik.

−li cem'an cem'an yekûn cemaziyülâhır 449 .celâlli celâllice celbe celep.−bi celp etmek celp kâğıdı celpname celse cemaat.−ğı celp.−dı cellâtlık.−ti cemaatimüslimin cemaatleşme cemaatleşmek cemaatli cemaatsiz cemaatsizlik.−ği cemadat cemal.−bi celeplik.−ği celi celil celi yazı cellât.

−m'i cemil cemile cemilendirme cemilendirmek cemilenme cemilenmek cemiyet cemiyetli cemre cenabet Cenabıhak.−bı cenaze cenaze alayı cenaze duası cenaze levazımatı canaze merasimi cenaze namazı cenaze töreni 450 .−kkı cenah cenap.cemaziyülevvel cembiye cembiyeli cembiyesiz cemetme cemetmek cemi.

−gi cenkçi cenkçilik.cenbiye cendere cendereleşme cendereleşmek Ceneviz Cenevizli Cenevre kurabiyesi cengâver cengâverce cengâverlik.−ği cengel cenin ceninisakıt cenk.−ği cenkleşme cenkleşmek cennet cennet balığı cennet balığıgiller cennet biberi cennet kuşu cennet kuşugiller cennetleşme cennetleşmek cennetlik.−ği 451 .

−ği cep harçlığı cephe cephe gerisi cephelenme cephelenmek cepheleşme cepheleşmek cepheli 452 .−ği cep defteri cep feneri cephane cephaneci cephanelik.−ği centilmenlik anlaşması cenubî cenup.−bu cenuplu cep.−bi cepçi cepçilik.cennetmekân cennet öküzü cennet taamı centilmen centilmence centilmenlik.

−ti cerahatlenme cerahatlenmek cerahatli cerahatsiz cerbeze cerbezeli cereme ceren cereyan cereyan etmek cereyanlı cerh cerh etmek cer hocası ceride ceriha 453 .−rri cerahat.cepken cep kitabı cepleme ceplemek cep saati cep sözlüğü cep takvimi cep telefonu cep televizyonu cer.

−ği cesaretsiz cesaretsizlik.−ğı cerrar cesamet cesametli cesaret cesaret etmek cesaretlendirilme cesaretlendirilmek cesaretlendirme cesaretlendirmek cesaretlenme cesaretlenmek cesaretli cesaretlilik.−ği ceset.cerime Cermen Cermence Cermen dilleri cermen menteşe cerrah cerrahî cerrahî müdahale cerrahlık.−di cesim ceste 454 .

−ğu cet.−bı cevap anahtarı cevap hakkı cevap kâğıdı cevaplama cevaplamak cevaplandırılma cevaplandırılmak cevaplandırma cevaplandırmak cevaplı cevaplı telgraf cevapsız cevaz cevelân 455 .−ddi cetbecet cetvel cevaben cevabî cevahir cevahirci cevap.ceste ceste cesur cesurane cesurca cesurluk.

−li cevvaliyet cevvî Cevza (İkizler burcu) Ceyhan (ilçe) ceylân ceylânca ceylân bakışlı Ceylânpınar (ilçe) ceza ceza alanı ceza atışı ceza evi ceza hukuku 456 .cevher cevherli cevhersiz cevir.−vri ceviz cevizgiller cevizî ceviz içi cevizli cevizlik.−ği cevretme cevretmek cevval.

cezaî cezalandırılma cezalandırılmak cezalandırma cezalandırmak cezalanma cezalanmak cezalı ceza mahkemeleri ceza noktası ceza reisi ceza sahası cezasız ceza vuruşu Cezayir Cezayirli Cezayir menekşesi cezbe cezbelenme cezbelenmek cezbeli cezbesiz cezerye cezir.−zri cezire cezp.−bi cezp etmek 457 .

−ğı cıda cıdağı cıdak.−ğı cık cılız cılızlaşma cılızlaşmak cılızlık.−ğı cımbar cımbarlama cımbarlamak cımbız cımbızcı 458 .−ğı cılk cılkava cılk etmek cılklaşma cılklaşmak cılklık.cezrî cezve challenge charter chat check−up cıbıl cıcık.

−ğı cırlak cırlak cırlama cırlamak cırlatma cırlatmak cırlayık.−ğı cırmalama cırmalamak cırmık.−ğu cıngıl cırboğa cırcır cır cır cırcır böceği cırcır delgi cırcır kolu cırdaval cırıldama cırıldamak cırıltı cırlak.−ğı cırnaklama 459 .−ğı cıncık boncuk.−ğı cırnak.cımbızlama cımbızlamak cıncık.

cırnaklamak cırnık.−ğı cıvık mantarlar cıvıl cıvıl cıvıldama cıvıldamak cıvıldaşma 460 .−ğı cıvık cıvık cıvıklanma cıvıklanmak cıvıklaşma cıvıklaşmak cıvıklaştırma cıvıklaştırmak cıvıklık.−ğı cırtlama cırtlamak cıs cıva cıvadra cıvalı cıvata cıvatalama cıvatalamak cıvık.−ğı cırt cırtlak.

cıvıldaşmak cıvıltı cıvıltılı cıvıltısız cıvıma cıvımak cıvıtılma cıvıtılmak cıvıtma cıvıtmak cıvma cıvmak cıyak cıyak cıyaklama cıyaklamak cıyaklatma cıyaklatmak cıyırdama cıyırdamak cıyırdatma cıyırdatmak cıyırtı cız cızbız cız etmek cızgara cızık.−ğı 461 .

cızıktırma cızıktırmak cızıldama cızıldamak cızıltı cızıltılı cızır cızır cızırdama cızırdamak cızırdatma cızırdatmak cızırtı cızırtılı cızlam cızlama cızlamak cız sineği cibilliyet cibilliyetsiz cibilliyetsizlik.−ği 462 .−ği cibinlik.−ği cibre Cibril cici cici anne cici bici cicik.

−li cidalci cidar cidden ciddî ciddî ciddî ciddîleşme ciddîleşmek ciddîlik.−ğu cidal.cicili bicili cicim cici mama cicim ayı cicoz cicozlama cicozlamak cicozluk.−ği ciddiyet ciddiyetsiz ciddiyetsizlik.−ği Cide (ilçe) cif cife ciğer ciğer acısı ciğerci ciğerdeldi 463 .

−ği cilâ 464 .−dı cihaz cihazlanma cihazlanmak cihet cihetiyle cikcik.−ği cihannüma cihanşinas cihanşümul.ciğer otları ciğer otu ciğerpare ciğer sarma ciğer sotesi ciğer yarası cihan Cihanbeyli (ilçe) cihangir Cihangir cihangirane cihangirlik.−lü cihar ciharıdü ciharıse ciharıyek cihat.

−di ciltçi ciltçilik.−ğı cilâlama cilâlamak cilâlanma cilâlanmak cilâlatma cilâlatmak cilâlı Cilâlı Taş Devri cilâsız cilasun cilâ topu cilâ yağı cilban cilbent.−ği cilt evi cilt kapağı ciltleme ciltlemek ciltlenme 465 .cilâcı cilâcılık.−di cildiye cildiyeci cildiyecilik.−ği cilt.

−ı cimbakuka cimcime cimdallı cimri cimrice cimrileşme cimrileşmek cimrilik.−ği cimrilik etmek cin 466 .ciltlenmek ciltletme ciltletmek ciltli ciltlik.−ği ciltsiz cilve cilvebaz cilvekâr cilvelenme cilvelenmek cilveleşme cilveleşmek cilveli cilvesiz cim cima.

−smi cins ismi cinsiyet cinslik.cinaî cinas cinaslı cinayet cinci cin darısı cin fikirli cingöz cinlenme cinlenmek cinleşme cinleşmek cinli cin mısırı cinnet cins cinsaçı (bitki) cins cibilliyet cinsel cinsellik.−ği cinsel taciz cinsî cinsilâtif cins isim.−ği 467 .

−ği cismen civan civankaşı (nakış) civanmert.−ği cisimlenme cisimlenmek cisimleşme cisimleşmek cismanî cismanîlik.−smi cisimcik.−di cirit atma ciritçi cirit oyunu cirit ucu ciro ciro etmek cisim.−rmi cirit.−ği 468 .cinslik bilimi cinsliksiz cin yolu cip cips ciranta cirim.−di civanmertlik.

−ğı conta contalama contalamak cop coplama coplamak 469 .−ği coğrafya coğrafyacı coğrafyacılık.−ği civelek.−ği ciyak ciyak ciyak ciyaklama ciyaklamak Cizre (ilçe) cizvit cizye clearing coğrafî coğrafî durum coğrafîk.civanperçemi (bitki) civar civciv civcivli civcivlik.−ği civeleklik.

−di cömertçe cömertleşme cömertleşmek 470 .−ğu coşma coşmak coşturma coşturmak coşturucu coşturuculuk.coplanma coplanmak coplatma coplatmak corum coşku coşkulanma coşkulanmak coşkulu coşkun coşkunca coşkunlaşma coşkunlaşmak coşkunluk.−ğu coşturulma coşturulmak coşuntu cömert.

−yi Cumayeri'ni (ilçe) cumba cumbadak cumbalak.−gü crescendo cudam cukka cuma cuma gecesi cuma namazı cumartesi.−ğı cumbalama cumbalamak cumbalatma cumbalatmak cumbalı cumbasız cumbul cumbul cumbuldama cumbuldamak cumbuldatma cumbuldatmak cumburdama cumburdamak cumbuldatma 471 .cömertlik.−ği cönk.

cumbuldatmak cumburlop cumburtu cumhur cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığı cumhurca cumhur cemaat cumhuriyet Cumhuriyet Bayramı cumhuriyetçi cumhuriyetçilik.−ği cumhuriyetperver cumhur reisi cunda cunta cuntacı cup cuppadak cura curacı cura zurna curcuna curcunalı curnata cuşiş 472 .

−ğü cücüklenme cücüklenmek cücükleşme cücükleşmek cüda cühelâ cülûs cülûsiye cümbür cemaat cümbüş cümbüşçü cümbüşlü cümle cümle âlem cümle bilgisi cümlecik.cübbe cübbeci cübbeli cüce cüceleşme cüceleşmek cücelik.−ği cümle kapısı cümlemsi cümlesi 473 .−ği cücük.

−ğu cür'et cür'et etmek cür'etkâr cür'etkârlık.cümleten cümudiye cünha cünun cünup.−bu cünupluk.−du cüruf cürüm.−z'ü cüzam cüzamlı cüzdan (*)Ç Ç çaba 474 .−rmü cüsse cüsseli cüssesiz cüz.−ğı cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cür’etsiz cürmümeşhut.

−ğu çaça çaça balığı çaçaça çaçaron çaçaronca çaçaronluk.−ğu çadır çadır ağırşağı çadır bezi çadırcı 475 .çabalama çabalamak çabalanma çabalanmak çabalayış çabucacık çabucak çabuk çabukça çabuk çabuk çabuklaşma çabuklaşmak çabuklaştırılma çabuklaştırılmak çabuklaştırma çabuklaştırmak çabukluk.

−ğı çağanaklı çağanoz Çağatay Çağatayca çağcıl çağcıllaşma çağcıllaşmak çağcıllaştırma çağcıllaştırmak çağcıllık.−ğı çağcıl müzik.çadırcılık.−ği çağdaş çağdaşlaşma 476 .−ğı çadır çanağı çadır çatı çadır çiçeği çadır devlet çadır direği çadır kent çadırlı çadırlı ordugâh çadır tiyatrosu çadıruşağı (bitki) çağ çağa çağanak.

−ğı çağ dışı çağ dışılık.çağdaşlaşmak çağdaşlaştırma çağdaşlaştırmak çağdaşlık.−ğı çağıl çağıl çağıldama çağıldamak çağıldayış çağıltı çağıltılı çağıra çağıra çağırı çağırıcı çağırım çağırış çağırma çağırmak çağırtı çağırtkan çağırtma çağırtmaç.−cı çağırtmak çağla çağlama çağlamak 477 .

−ğı çağrı çağrıcı çağrıcılık.−ğı çağrılış çağrılma çağrılmak çağrım çağrı numarası çağrısız çağrışım çağrışımcı çağrışımcılık.−ğı çağrışımlı çağrışımsal çağrışımsız çağrışma 478 .−ğı çağrı cihazı çağrılı çağrılık.çağlar çağlayan Çağlayancerit (ilçe) çağlayık.−ğı çağlayış çağma çağmak çağnak.

−ğı çakılma 479 .çağrışmak çağrıştırma çağrıştırmak çak çakal çakal armudu çakalboğan çakal eriği çakaloz çakal yağmuru çakar çakaralmaz çak çak çaker çakı çakıcı çakıl çakıl çukul çakıldak.−ğı çakıldama çakıldamak çakıldatma çakıldatmak çakılı çakıl kuşu çakıllık.

çakılmak çakıl taşı çakıltı çakıl yol çakım çakın çakıntı çakıntılı çakıntısız çakır çakır ayaz çakırcı çakırcılık.−ği çakısız çakış çakışık.−ğı çakışma 480 .−ğı çakır çukur çakırdiken çakırdikenlik.−ği çakırdoğan çakırkanat (ördek) çakırkeyf çakırlaşma çakırlaşmak çakır pençe çakır pençelik.

−ğı çakma kapı çakmak çakmak çakmakçı çakmakçılık.−ğı çakmaklaşma çakmaklaşmak çakmaklı çakmaklık.çakışmak çakışmalı çakıştırma çakıştırmak çakma çakmacı çakmak çakmak.−ğı çakmaksız çakmak taşı çakozlama çakozlamak çakşır çakşırlı çakşırsız çaktırılma çaktırılmak çaktırış çaktırma 481 .

−ği Çaldıran (ilçe) çaldırılma çaldırılmak çaldırış çaldırma çaldırmak çalgı 482 .−ğı çalâk çala kalem çala kamçı çala kaşık çala kılıç çala kürek çalap.çaktırmadan çaktırmak çal Çal (ilçe) çala çalacak.−bı çala paça çalar çalarma çalarmak çalar saat.−ti çalçene çalçenelik.

−ğı 483 .−cı çalgı çağanak.−ği çalgıcılık.−ğı çalı kakıcı çalık kavak.−ğı çalgıcı otu çalgıç.çalgı aleti çalgıcı çalgıcı böcek.−ğı çalı kuşu çalı kuşugiller çalılandırma çalılandırmak çalılık.−ğı çalgıhane çalgılı çalgılı çağanaklı çalgın çalgı orağı çalgısız çalı çalı bülbülü çalı çırpı çalı dikeni çalı fasulyesi çalı horozu çalık.

−ğı çalımsız çalımsızlık.−ğı çalışma çalışma barışı çalışma belgesi 484 .−ğı çalınma çalınmak çalıntı çalısız çalı süpürgesi çalış çalışılma çalışılmak çalışkan çalışkanlık.çalım çalımcı çalımlama çalımlamak çalımlanış çalımlanma çalımlanmak çalımlayış çalımlı çalımlı çalımlı çalımlık.−ğı çalımlılık.

−ğı çalıştırılma çalıştırılmak çalıştırış çalıştırma çalıştırmak çalkağı çalkak.−ğı çalkalama çalkalamak 485 .çalışmacı çalışma dolabı çalışma gezisi çalışma günü çalışma hayatı çalışma izni çalışmak çalışma karnesi çalışma masası çalışma odası çalışma ruhsatı çalışma saati çalışma saatleri çalışma yöntemi çalışma ziyareti çalıştıran çalıştırıcı çalıştırıcılık.

−ğı 486 .−cı çalmak çalpara çaltı çaltılık.çalkalanış çalkalanma çalkalanmak çalkalatış çalkalatma çalkalatmak çalkalayış çalkama çalkamak çalkanış çalkanma çalkanmak çalkantı çalkantılı çalkantısız çalkar çalkatma çalkatmak çalkayış çalkı çalma çalmacı çalmaç.

çalyaka çam Çamardı'nı (ilçe) Çamaş (ilçe) çamaşır çamaşır azgını çamaşırcı çamaşırcılık.−ğı çamçak çamçak 487 .−ğı çamaşır makinesi çamaşır mandalı çamaşır sabunu çamaşır sepeti çamaşır sodası çamaşır suyu çamaşır takımı çam balı çamça çamçak.−ğı çamaşır deterjanı çamaşır dolabı çamaşırhane çamaşır ipeği çamaşır ipi çamaşır kazanı çamaşır leğeni çamaşırlık.

−ğu 488 .−ğu çamurcun çamur deryası çamur ığrıbı çamur kalemi çamurlama çamurlamak çamurlanma çamurlanmak çamurlaşma çamurlaşmak çamurlatma çamurlatmak çamurlu çamurluk.−ğı Çamlıyayla (ilçe) Çamoluk (ilçe) çam sakızı çamuka çamur çamur banyosu çamurcuk.Çameli'ni (ilçe) çam fıstığı çamgiller Çamlıdere (ilçe) Çamlıhemşin (ilçe) çamlık.

−ğu çamursuz çam yarması çam yeşili çan Çan (ilçe) çanak.−ğı çanak ağızlı çanak anten çanakçı Çanakçı (ilçe) çanakçılık.−ği Çanakkale çanaklık.−ğı çan çan çan çiçeği 489 .−ğı çancı çancılık.−ğı çanaksı çanaksı hücreler çanak üzengi çanak yalayıcı çanak yalayıcılık.−ğı çanak yaprağı çanak yaprak.çamurlukçu çamurlukçuluk.−ğı çanak çömlek.

−ğu 490 .çan çiçeğigiller çandı çandır Çandır (ilçe) çangal çangıl çungul çangır çungur çangırdama çangırdamak çangırtı çanıltı Çankaya (ilçe) Çankırı'yı çan kulesi çanta çantacı çantacılık.−ğı çapaçul çapaçulcu çapaçulculuk.−ğı çanta çiçeği çantalı çantasız çap çapa çapacı çapacılık.

−ğu çapak.−ğı çapkımak çapkın çapkınca 491 .çapaçullaştırma çapaçullaştırmak çapaçulluk.−ğı Çapakçur çapaklanış çapaklanma çapaklanmak çapaklı çapaksız çapalama çapalamak çapalanış çapalanma çapalanmak çapalatma çapalatmak çapalı çapanoğlu çapar çaparız çapari çapasız çapçak.

−ğı çaprazölçer çaprazvari 492 .−ğı çapraşıklaşma çapraşıklaşmak çapraşıklık.−ğı çapraşık.çapkınlaşma çapkınlaşmak çapkınlık.−ğı çapraşma çapraşmak çapraz çapraz ateş çapraz kafiye çapraz kur çaprazlama çaprazlamak çaprazlaşma çaprazlaşmak çaprazlık.−ğı çapla çaplama çaplamak çaplı çapma çapmak çaprak.

−ğu çapullama çapullamak çaput çar çarçabuk çarçur çarçur etmek çarçur olmak çardak.−ği çareviç çargâh çarık.çapsız çapul çapula çapulacı çapulacılık.−ğı Çardak (ilçe) çardaklı çardaksız çardaş çare çaresiz çaresizlik.−ğı çarıkçı 493 .−ğı çapulcu çapulculuk.

−ğı çarıksız çariçe çark çarka çarkacı çarkçı çarkçıbaşı çarkçılık.−ğı çark etmek çarkıfelek.−ğı çarıklı çarıklı erkânıharp.−ği çarkıfelekgiller çarkıt çarklı çarksız çarlık. −bi çarıklık.−ğı çarliston çarliston biber çarliston marka çarmıh çarnaçar çarpan çarpan balığı 494 .çarıkçılık.

çarpanlara ayırma çarpı çarpıcı çarpıcılık.−ğı çarpık.−ğı çarpılan çarpılı çarpılış çarpılma çarpılmak çarpım çarpım cetveli çarpım tablosu çarpınma çarpınmak çarpıntı çarpıntılı çarpıntısız çarpış çarpışılma 495 .−ğı çarpıkça çarpık çurpuk.−ğu çarpıklaşma çarpıklaşmak çarpıklaştırma çarpıklaştırmak çarpıklık.

çarpışılmak çarpışma çarpışmak çarpıştırma çarpıştırmak çarpıtılma çarpıtılmak çarpıtma çarpıtmak çarpma çarpma işareti çarpmak çarpma kapı çarpsına çarptırış çarptırma çarptırmak çarşaf çarşaf çarşaf çarşafçı çarşafçılık.−ğı çarşaflama çarşaflamak çarşaflanma çarşaflanmak çarşaflatma çarşaflatmak 496 .

−ğı çarşafsız çarşafsızlık.−ğı Çatak (ilçe) çatak bayrak çatal çatal ağız.−ğı 497 .çarşaflı çarşaflık.−ğı çat Çat (ilçe) çatak.−ğzı çatal aşı çatal ayak.−ğı çarşamba Çarşamba (ilçe) çarşamba karısı çarşamba pazarı çarşı çarşı ağası Çarşıbaşı'nı (ilçe) çarşı ekmeği çarşılı çasar çaşıt çaşıtlama çaşıtlamak çaşıtlık.

−ğı çatalkuyruk.−ğı Çatalpınar (ilçe) çatal sakal çatal ses Çatalzeytin (ilçe) çatal zıpkın çatana çatanacı çatapat 498 .çatal bel çatal bıçak takımı Çatalca (ilçe) çatal çivi çatal don çatal iğne çatal kargı çatal kaşık.−ğu (balık) çatallanma çatallanmak çatallaşma çatallaşmak çatallaştırma çatallaştırmak çatallı çatallık.−ğı çatal kundak.

çatı çatı arası çatıcı çatı ekleri çatı eteği çatık.−ğı çatık surat çatık yüz çatıldama çatıldamak çatılı çatılış çatılma çatılmak çatınma çatınmak çatı örtüsü çatı penceresi çatır çatır 499 .−ğı çatı kaplayıcı çatı katı çatık çehre çatı kirişi çatık kaş çatıklaşma çatıklaşmak çatıklık.

−ğı çatkısız çatlak.−ğı çatışılma çatışılmak çatışkı çatışma çatışmak çatıştırma çatıştırmak çat kapı çatkı çatkılı çatkılık.−ğı çatlak ses 500 .−ğı çatlaklık.çatır çutur çatırdama çatırdamak çatırdatma çatırdatmak çatırtı çatırtılı çatısız çatış çatışık.−ğı çatkın çatkınlık.

çatlak zurna çatlama çatlamak çatlatış çatlatma çatlatmak çatlayış çatma çatmak çatma kaş çatpat (çatapat) çat pat çatra patra çattırma çattırmak çav çavalye çavdar çavdar ekmeği Çavdarhisar (ilçe) çavdarlı çavdarmahmuzu (bitki) çavdarsız Çavdır (ilçe) çavelâ çavlan 501 .

−ğı Çaycuma (ilçe) çaydaçıra çaydanlık.−ğu çavuş üzümü çay Çay (ilçe) çayan çay bahçesi çay bardağı Çaybaşı'nı (ilçe) çaycı çaycılık.çavlanma çavlanmak çavlı çavma çavmak çavşır Çavuldur çavun çavuş çavuş kuşu çavuş kuşugiller çavuşluk.−ğı Çayeli'ni (ilçe) çay evi çay fincanı 502 .

−ğı çayır mantarı çayırmelikesi (bitki) çayır otu çayır peyniri çayırsedefi (bitki) çayırsız çayır tavuğu 503 .çaygiller çayhane çayhaneci çayhanecilik.−ği çayır Çayıralan (ilçe) çayırgüzeli (bitki) çayır hokeyi çayır kuşu çayırlama çayırlamak çayırlanma çayırlanmak çayırlaşma çayırlaşmak çayırlatma çayırlatmak çayırlı Çayırlı (ilçe) çayırlık.

çayır teresi çayır tirfili çayır yulafı çaykara Çaykara (ilçe) çay kaşığı çaykızı (çiçek) çaylak.−ğı çaylakça çaylak fırtınası çaylaklık.−ği çeç çeçe Çeçen Çeçence çedene çedik.−ğı çaylı çaylık.−ğı çaylı kek çay ocağı çay saati çay servisi çay şekeri çay takımı çebiç.−ği 504 .−ci çecik.

çeğmel çeğmellenme çeğmellenmek çehre çehrece çehreli çehre züğürdü çek Çek çekberi Çekçe çekçek.−ği çekek.−ği çekel çekeleme çekelemek çekelez çekem çekememe çekememek çekememezlik.−ği çekemez çekemezlik.−ği çekecek.−ği çeker Çekerek (ilçe) çeki 505 .

çekici çekicilik.−ği çekikçe çekiliş çekilme çekilmek çekim çekimci çekim eki çekim ekleri çekimleme çekimlemek çekimli çekimli fiil çekimölçer çekimsenme çekimsenmek çekimser 506 .−ci çekiç atma çekiçhane çekiç kemiği çekiçleme çekiçlemek çekiç makinesi çeki düzen çekik.−ği çekiç.

−ği çekinilme çekinilmek çekiniş çekinme çekinmek çekinti çekirdecik.−ği çekirdek.−ği çekirdek kahve çekirdeklenme çekirdeklenmek çekirdekli çekirdeksel 507 .−ği çekirdek aile çekirdekçi çekirdekçilik.−ği çekinik.−ği çekimsiz çekimsizlik.çekimserlik.−ği çekince çekine çekine çekingen çekingence çekingenleşme çekingenleşmek çekingenlik.

−ği 508 .çekirdeksiz çekirge çekirge kuşu çekirge ötleğeni çekirge şalvar çekiş çekişken çekişli çekişme çekişmek çekişmeli çekişmesiz çekişte çekiştirici çekiştiricilik.−ği çekiştirme çekiştirmek çekkin çekme çekmece çekmeceli çekmecesiz çekme demir çekmek çekme kat çekmeli çekmelik.

−fi çek vana çekyat çeldirici çeldirme çeldirmek çelebi Çelebi (ilçe) çelebice çelebilik.−ği çelik başlık.çekmen Çekoslovak Çekoslovakya Çekoslovakyalı çektiri çektirici çektiriş çektirme çektirme ağı çektirmek çekül çek valf.−ğı 509 .−gi çelgi çelik.−ği çelen çelenk.−ği çelek.

çelik çember çelik çomak.−ği çelişik.−ği çelim çelimli çelimsiz çelimsizlik.−ği çelişiklik ilkesi çelişken 510 .−ğı çelik halat Çelikhan (ilçe) çelikhane çelik kalemi çelik kapı çelik kasa çelikleme çeliklemek çelikleşme çelikleşmek çelikleştirme çelikleştirmek çelik macunu çelik metre çelik pamuğu çeliksi çelik yelek.−ği çelişiklik.

−ği Çeltik (ilçe) çeltikçi Çeltikçi (ilçe) çeltikçilik.−ği çelişmezlik ilkesi çello çelme çelmece çelmek çelmeleme çelmelemek çelmelenme çelmelenmek çelmeleyiş çelmik.−ği çeltik kargası 511 .çelişki çelişkili çelişkisiz çelişme çelişmek çelişmeli çelişmesiz çelişmezlik.−ği çeltik.−ği çeltek.−ği çeltiklik.

çeltikli çeltik tarlası çembalo çember çember açı çember kayık.−ci Çemişgezek (ilçe) çemkiriş çemkirme çemkirmek 512 .−ğı çemberleme çemberlemek çemberlenme çemberlenmek çemberletme çemberletmek çemberli çember makası çember sakal çembersel bölge çembersiz çemçe çemen çemenleme çemenlemek çemenli çemiç.

−ğı çene çukuru çenek.−ği çene kavafı çenekli çeneksiz çeneleşme çeneleşmek çeneli çenesi düşük.−ğü çenesi kuvvetli çenesiz çenet çenetli çene yarışı çene yarıştırıcı çene yarıştırma çengel çengel atış 513 .çemrek çemreme çemremek çemrenme çemrenmek çençen çene çenebaz çenebazlık.

−ğı çengüçegâne çenileme çenilemek çenk.−ği çentikleme çentiklemek çentiklenme çentiklenmek çentikli çentilme 514 .−gi çentik.çengel çeneliler çengel iğnesi çengelleme çengellemek çengellenme çengellenmek çengelleyiş çengelli çengelli iğne çengel sakızı çengelsi çengi çengi kolu çengilik.−ği çengi takımı çengüçağanak.

−ği çeper çeperli çepez çepiç.−ği çerçeveleme çerçevelemek çerçevelenme çerçevelenmek 515 .−ci çepin Çepni çer çerçeve çerçeve anlaşma çerçeveci çerçevecilik.çentilmek çentme çentmek çepçevre çepeçevre çepel çepelleme çepellemek çepellenme çepellenmek çepelli çepellilik.

−ği çer çöp çerden çöpten çerez çerezci çerezcilik.çerçeveletme çerçeveletmek çerçeveli çerçevesiz çerçi çerçici çerçilik.−ği 516 .−yı.−nı çeribaşılık.−ği çerge çergeci çergi çergici çeri çeribaşı.−ği çerezlenme çerezlenmek çerezlik.−ğı Çerkeş (ilçe) Çerkez Çerkezce Çerkezköy (ilçe) Çerkezlik.

−di çeşit çeşit çeşitkenar çeşitkenar üçgen çeşitleme çeşitlemek çeşitlendirme çeşitlendirmek çeşitlenme çeşitlenmek çeşitli çeşitlilik.Çerkez peyniri Çerkez tavuğu çermik.−ği Çermik (ilçe) çerviş çervişli çeşit.−ği çeşnileme çeşnilemek 517 .−ği çeşme Çeşme (ilçe) çeşmibülbül çeşni çeşnici çeşnicibaşı çeşnicilik.

−ği çetrefil çetrefilce çetrefilleşme çetrefilleşmek çetrefilli 518 .çeşnilenme çeşnilenmek çeşnili çeşnilik.−ği çetele çeteleşme çeteleşmek çeteleştirme çeteleştirmek çetene çete savaşı çetin çetince çetin ceviz çetinleşme çetinleşmek çetinleştirme çetinleştirmek çetinlik.−ği çete çeteci çetecilik.

−ği çeviren çevirge çevirgeç.çetrefillilik.−ği çeviri dili çevirim çevirim senaryosu çeviriş çevirme çevirme ağı çevirmek çevirmen çevirmenlik.−ği çevikçe çevikleşme çevikleşmek çevikleştirme çevikleştirmek çeviklik.−ği 519 .−ği çetrefilsiz çevgen çevik.−ci çevirgi çeviri çevirici çevirici dili çeviricilik.

−ği çevre evi çevre kirlenmesi çevre kirliliği çevreleme çevrelemek çevreleniş çevrelenme çevrelenmek çevreleyiş çevrelik.−ği çevren çevre sağlığı çevresel çevre teker çevre yolu çevri 520 .çevir sesi çevir sinyali çevirtme çevirtmek çevre çevre açı çevre bilimci çevre bilimi çevre bilimsel çevreci çevrecilik.

çevrik.−ği 521 .−ği çevrileme çevrilemek çevrili çevriliş çevrilme çevrilmek çevrim çevrim içi çevrimli çevrimsel çevrinme çevrinmek çevrinti çevriyazı çeyiz çeyizci çeyizcilik.−ği çeyizsiz çeyrek.−ği çeyiz çemen çeyizleme çeyizlemek çeyizlenme çeyizlenmek çeyizli çeyizlik.

−ğı çıfıtlık etmek çığ çığa çığalanma çığalanmak çığıltı 522 .−ğı Çıfıtlık.çeyrek final.−li çeyrek finalist çeyrekleme çeyreklemek çeyreklenme çeyreklenmek çeyrek son çeyrek sonuç.−cu çıban çıban ağırşağı çıbanbaşı çıbanlaşma çıbanlaşmak çıdam çıdama çıdamak çıfıt Çıfıt Çıfıt çarşısı çıfıtlık.

çığır çığırış çığırma çığırmak çığırtı çığırtkan çığırtkanlık.−ğı çıkarılış 523 .−ğı çığırtma çığırtmacı çığırtmak çığlık.−ğı çıkagelme çıkagelmek çıkak.−ğı çıkan çıkar çıkarayazmak çıkar budak.−ğı çığlık çığlığa çığralık.−ğı çığrış çığrışma çığrışmak çıkacak.−ğı çıkarcı çıkarcılık.

çıkarılma çıkarılmak çıkarım çıkarış çıkarma çıkarma birliği çıkarma gemisi çıkarma harekâtı çıkarma işareti çıkarmak çıkarsama çıkartı çıkartılma çıkartılmak çıkartma çıkartmak çıkar yol çıkı çıkık.−ğı çıkıkçı çıkıkçılık.−ğı çıkıklık.−ğı çıkılama çıkılamak çıkılanma çıkılanmak çıkılatma 524 .

çıkılatmak çıkılma çıkılmak çıkın çıkın etmek çıkınlama çıkınlamak çıkıntı çıkıntılı çıkıntısız çıkır çıkır çıkış çıkış belgesi çıkış çizgisi çıkış hakemi çıkış işlemi çıkış kapısı çıkışlı çıkışma çıkışmak çıkış noktası çıkış özeti çıkış takozu çıkıştırma çıkıştırmak çıkış yapmak çıkış yolu 525 .

−ğı çıkra çıkralık.−ğı çıkrık.çıkıt çıkma çıkma durumu çıkmak çıkmaklık.−ğı çıkmaz sokak.−ğı çıkmalı çıkmalık.−ğı çıkmalı tamlama çıkmalı tümleç.−ğı çıkrıkçı çıkrıkçılık.−ğı çıkrıkçın çıkrıklı çıkrıksız çıktı çılan çılbır Çıldır (ilçe) çıldırasıya çıldır çıldır çıldırış 526 .−ci çıkmaz çıkmazlık.

−ğı çıma çımacı çımacılık.çıldırma çıldırmak çıldırtıcı çıldırtıcılık.−ğı çıldırtma çıldırtmak çılgın çılgınca çılgıncasına çılgınlaşma çılgınlaşmak çılgınlık.−ğı çımbar çımkırma çımkırmak çın çınar Çınar (ilçe) Çınarcık (ilçe) çınargiller çınarımsı çınarımsı isfendan çınarlı çınarlık.−ğı 527 .

−ğı çıngıraklı çıngıraklı yılan çıngıraklı yılangiller çıngır çıngır çıngırdak.−ğı çıngırdama çıngırdamak çıngırdatma çıngırdatmak çıngırtı çınlak.−ğı çıngırakçı çıngırakçılık.−ğı çınlama çınlamak çınlamalı çınlatış çınlatma çınlatmak çınlayış 528 .çınayaz çın çın çnçınlatmak çıngar çıngı çıngıl çıngırak.

çınsabah çıpı çıpı çıpıl çıpıl çıpıldak.−smi çıplak tohumlular çıplak ücret çıplanma çıplanmak çıra çırağ çırak.−ğı çıplak maden çıplak mülkiyet çıplak resim.−ğı çıplak alev çıplak at çıplak gözle çıplaklar kampı çıplaklaşma çıplaklaşmak çıplaklaştırma çıplaklaştırmak çıplaklık.−ğı çıpır çıpır makinesi çıplak.−ğı çırak etmek 529 .

−ğı çıraklık etmek çırakma çırakman çıralı çıralık.−ğı çırnık.çıraklık.−ğı çıramoz çırçıl çırçıplak.−ğı çırpı çırpıcı çırpı ipi çırpılma çırpılmak çırpını çırpını çırpınış çırpınma çırpınmak çırpıntı 530 .−ğı çırçıplaklık.−ğı çırılçıplaklık.−ğı çırçır (alet) çır çır çırçırlama çırçırlamak çırılçıplak.

−ğı çırpmak çırptırma çırptırmak çıt çıta çıtak.çırpıntılı çırpış çırpışma çırpışmak çırpıştırılma çırpıştırılmak çırpıştırma çırpıştırmak çırpma çırpmacı çırpmacılık.−ğı çıtçıt (kopça) çıt çıt çıtçıtlama çıtçıtlamak çıtı pıtı çıtır çıtır çıtırdama çıtırdamak çıtırdata çıtırdata çıtırdatış 531 .

−ğı çıtlama çıtlamak çıtlatılma çıtlatılmak çıtlatış çıtlatma çıtlatmak çıtlık.çıtırdatma çıtırdatmak çıtırdayış çıtır pıtır çıtırtı çıtkırıldım çıtkırıldımlık.−ğı çıtpıt (çatapat) çıt pıt çıvdırma çıvdırmak çıvgar çıvgın çıvlama çıvlamak çıvma çıvmak çıyan çıyan gözlü 532 .

çıyanlık.−ği 533 .−ği Çiçekdağı'nı (ilçe) çiçek durumu çiçek dürbünü çiçek evi çiçekleme çiçeklemek çiçeklendirme çiçeklendirmek çiçekleniş çiçeklenme çiçeklenmek çiçekleşme çiçekleşmek çiçekli çiçekli bitkiler çiçeklik.−ği çiçek aşısı çiçek bahçesi çiçek biti çiçek boyası çiçek bozuğu çiçekçi çiçekçi esnafı çiçekçilik.−ğı çıyanlık etmek çiçek.

çiçek pazarı çiçek sapçığı çiçek sapı çiçeksever çiçeksime çiçeksimek çiçeksiz çiçeksiz bitkiler çiçek soğanı çiçek suyu çiçek tacı çiçek tozu çiçek yağı çiçek yaprağı çift çift atış çift ayaklılar çift camlı çift camlı pencere çift cinsellik.−ği çift cinsiyet çiftçi çiftçilik.−ğu çift dalma çift desimetre çift dikiş 534 .−ği çift çubuk.

−cı çifteleme çiftelemek çiftelenme çiftelenmek Çifteler (ilçe) çifteleşme çifteleşmek çifteli çifte nağra çifter çifter çifte standart.−ği çift kol çift küme çiftleme 535 .−dı çiftetelli çifte vatandaşlık.çift direkli çift dirsek.−ğı çift kanatlılar çift kapı çift kişilik.−ği çift dişliler çifte çifte dikiş çiftehane çifte kavrulmuş çifte kıskaç.

−ği 536 .çiftlemek çiftlenme çiftlenmek çiftleşme çiftleşmek çiftleştiriş çiftleştirme çiftleştirmek çiftlik.−ği Çiftlik (ilçe) çiftlik kâhyası Çiftlikköy (ilçe) çift motorlu çift parmaklılar çift pencere çift sayı çiftteker çifttekerci çifttekercilik.−ği çift uçurvur çift vuruş çift yıldız çift zamanı Çigan Çigan müziği çiğ çiğ börek.

−di çiğitli çiğ köfte çiğleşme çiğleşmek Çiğli (ilçe) çiğlik.−ği çiğneniş çiğnenme çiğnenmek çiğnetme çiğnetmek çiğneyiş çiğ renkçi 537 .−ği çiğit.−ği çiğnek.−ği çiğnemlik.çiğde çiğdem çiğe Çiğil çiğin çiğindirik.−ği çiğnem çiğneme çiğnemek çiğnemik.−ği çiğ iplik.

−ği çilek reçeli çilek suyu çilek üzümü çileli çileme çilemek çilenti Çilimli (ilçe) 538 .−ği çilehane çilek.−ği çikolata çikolatacı çikolatacılık.çiğ renkçilik.−ği çiğ toprak.−ği çilekeş çilekeşlik.−ği çilekçi çilekçilik.−ğı çiklet çikletçi çikletçilik.−ğı çikolatalı çil çil çil çile çilecilik.

−ği çilingir sofrası çillenme çillenmek çilli çilsiz çim çimbali çimçek.−ği çimdikleme çimdiklemek çimdiklenme çimdiklenmek çimdirme çimdirmek çimek.−ği çimensiz çimento çimentocu çimentoculuk.çilingir çilingirlik.−ği çimen çimenli çimenlik.−ğu çimentolama 539 .−ği çim çim çimdik.

çimentolamak çimentolanma çimentolanmak çimentolatma çimentolatmak çimentolu çimentosuz çimleme çimlemek çimlendirme çimlendirmek çimlenme çimlenmek çimleyiş çimme çimmek Çin çinakop Çin anasonu Çince Çin çamı çinçilya çinçilyagiller Çine (ilçe) Çingen çingene Çingene 540 .

−ği Çingenelik.−ği Çingene palamudu Çingene parası Çingene pembesi Çin gülü çini çinici çinicilik.−ği çinili çini mürekkebi çinisiz çinke çinko çinkograf çinkografi Çin lâhanası Çin leylâğı Çinli Çin Seddi 541 .Çingene borcu Çingenece Çingene çergesi Çingene düğünü Çingene kavgası çingeneleşme çingeneleşmek çingenelik.

−ği çirişleme çirişlemek çirişlenme çirişlenmek çirişli çiriş otu çirkef çirkefçe çirkefleşme çirkefleşmek çirkefli çirkeflik.Çintiyan çip çipil çipilleşme çipilleşmek çipilti çipo çipura çir çirçirci çiriş çirişçi çirişçi çanağı çirişçilik.−ği çirkin 542 .

−ği çit çita çitar çitari çiten 543 .çirkince çirkinleşme çirkinleşmek çirkinleştirme çirkinleştirmek çirkinlik.−ğu çis çise çiseleme çiselemek çiseme çisemek çisenti çiskin çiş çişik.−ği çirkinseme çirkinsemek çiroz çirozlaşma çirozlaşmak çirozluk.

−ği çit sarmaşığı çit sarmaşığıgiller çivi çivici çivicilik.−ği çitleme çitlemek çitme çitmek çitmik.−ği çividî çivileme çivilemek çivilenme çivilenmek çiviletme 544 .çiti çitileme çitilemek çitilenme çitilenmek çitili çitilme çitilmek çitişme çitişmek çitlembik.

−ği çizelge çizer 545 .−di çivit ağacı çivitleme çivitlemek çivitlenme çivitlenmek çivitli çivit mavisi çivit otu çivit rengi çivitsiz çivi yazısı çiviyukarı (spor) Çivril (ilçe) çiy çiyleme çiylemek çizdirme çizdirmek çizecek.çiviletmek çivileyici çivili çivisiz çivisiz kalkan çivit.

−ği çizik çizik çizikli çiziktirme çiziktirmek 546 .−ği çizik.−ği çizginme çizginmek çizgi ölçek.−smi çizgi roman çizgisel çizgisiz çizi çizici çizicilik.çizge çizgi çizgi film çizgi im çizgileme çizgilemek çizgilenme çizgilenmek çizgileşme çizgileşmek çizgili çizgilik.−ği çizgi resim.

−ği çizmek çizmeli çoban çobanaldatan çobanaldatangiller çoban böreği çobançantası (bitki) çobandağarcığı (bitki) çobandeğneği(bitki) çobandüdüğü (bitki) çobaniğnesi (bitki) çoban kebabı çoban köpeği çobanlama 547 .çizili çiziliş çizilme çizilmek çizim çizimci çizin çizin çizinti çiziş çizme çizmeci çizmecilik.

−ğı çobanlık etmek çoban merhemi çobanpüskülü (bitki) çobanpüskülügiller çoban salatası çobansüzgeci (bitki) çobantarağı (bitki) çobantuzluğu (bitki) çoban üzümü Çoban Yıldızı çocuğumsu çocuk.−ğu çocuk aklı çocuk bahçesi çocuk bakıcısı çocuk bezi çocuk bilimci çocuk bilimi çocukcağız çocukça çocukçu çocuk dili çocuk işi çocuklama çocuklamak 548 .Çobanlar (ilçe) çobanlık.

−ğu çocuk yuvası çoğalış çoğalma çoğalmak çoğaltan çoğaltıcı çoğaltım çoğaltış çoğaltma çoğaltmak çoğaltma makinesi çoğu 549 .−ğu çocuksuz çocuksuzluk.−ğu çocukluk etmek çocuk olmak çocuk oyuncağı çocuk oyunu çocuk ruhlu çocuksu çocuksuluk.çocuklaşma çocuklaşmak çocuklaştırma çocuklaştırmak çocuklu çocukluk.

−ğı çok ayaklılar çokbilmiş 550 .−ğu çoğul eki çoğul ekleri çoğullama çoğullamak çoğullaştırma çoğullaştırmak çoğulluk.−ğu çoğumsama çoğumsamak çoğun çoğunca çoğunluk.−ğu çoğunlukla çoğunluk sistemi çoğurcuk.−ğu çoğu zaman çok.−ğu çokal çok anlamlı çok anlamlılık.çoğu kez çoğul çoğulcu çoğulcu demokrasi çoğulculuk.

−ğu çok düzlemli çok eşli çok eşlilik.−ğu çokluk eki çoklukla çokluk ekleri çoklu ortam çok ortaklı 551 .çokbilmişlik.−ğı çok katlı otopark çok kısa dalga çok kocalı çok kocalılık.−ği çokça çok çok çokçu çokçuluk.−ğı çokları çoklarınca çokluk.−ği çok fazlı çokgen çok gözeli çok hücreli çok hücreliler çok karılı çok karılılık.

−ği çok sözlü çok tanrıcı çok tanrıcılık.−ğı çolaklık.−ğı çok yönlü çok yüzlü çolak.−ğı çok tanrılı çok tasım çok terimli çok uluslu çok yanlı çok yıllık.−ğı çolpa çolpalık.−ğu 552 .−ğı Çolpan (yıldız) çoluk çocuk.çok partili çokrağan çokrama çokramak çoksama çoksamak çoksatar çok seslendirilmiş çok sesli çok seslilik.

−ğı çorap.−ğı çorba çorbacı 553 .−ğu çor çorak.−bı çorapçı çorapçılık.çoluklu çocuklu çolun çomak.−ğı çomaklama çomaklamak çomar çopra çopra balığı çopur çopurina çopurlaşma çopurlaşmak çopurlaştırma çopurlaştırmak çopurluk.−ğı çoraklaşma çoraklaşmak çoraklaştırma çoraklaştırmak çoraklık.

−ğı çorba kâsesi çorba kaşığı çorbalık.−ğı çorba tabağı çorlu Çorlu (ilçe) Çoruh Çorum çotanak.−ği çöğünme çöğünmek çöğür çöğürcü çökek.−ği çökelekli 554 .çorbacılık.−ği çökel çökelek.−ğı çotira çotiragiller çotra çotuk.−ğu çöğdürme çöğdürmek çöğme çöğmek çöğüncek.

−ğü çökme çökmek çöktürme çöktürme havuzu çöktürmek çökük.çökelge çökelme çökelmek çökelti çökeltme çökeltmek çökerme çökermek çökertici çökertme çökertmek çökkün çökkünleşme çökkünleşmek çökkünlük.−ğü çöküm çöküntü çöküntü hendeği çöküş çöküşme 555 .−ğü çöküklük.

−ği çömlekçi çömlekçilik.−ğü çöl tavuğu çöl tavuğugiller çömçe çömeliş çömelme çömelmek çömeltme çömeltmek çömez çömezlik.−ği çömlek hesabı çömlek kebabı çömlekleme çömleklemek çömme çömmek 556 .çöküşmek çöl Çölemerik çölleşme çölleşmek çölleştirme çölleştirmek çöllük.−ği çömlek.

−ği çörek.−ğü çöplük horozu çöp sepeti çöpsüz çöpsüz üzüm çöp tenekesi çöp torbası çör çöp çördek.−ğü çöplükçü çöplükçülük.−ğı çöpçü çöpçülük.−ğü çöp kebabı çöp kovası çöp kutusu çöpleme çöplenme çöplenmek çöplü çöplük.−ği çörekçi 557 .çöngül çöp çöp arabası çöpçatan çöpçatanlık.

çörekçilik.−ğü çözme çözmek çözücü çözük.−ği çöreklenme çöreklenmek çöreklik.−ğü çözülme çözülmek çözülüm çözülüş çözüm 558 .−ği çörek mantarı çörek otu çöreotu çörkü çörten çörtü çöven çöz çözdürme çözdürmek çözelti çözgü çözgün çözgünlük.

−ğü çözüm yolu çözündürme çözündürmek çözünme çözünmek çözüntü çözüş çözüşme çözüşmek çözyağı çubuk.−ğu çubuk ağacı Çubuk (ilçe) çubukçu çubuklama 559 .çözümcü çözümleme çözümlemek çözümlemeli çözümleniş çözümlenme çözümlenmek çözümleyici çözümleyiş çözümsel çözümsüz çözümsüzlük.

−ğu 560 .−ğu çubuk makarna çubuk odası çubuksuz çucu çuha çuhacı çuhacılık.çubuklamak çubuklu çubukluk.−ğı çuha çiçeği çuha çiçeğigiller çuhadar çuhadarlık.−ğı çuhalı çuhçuh (tren) çuka çukur Çukurca (ilçe) çukurlanma çukurlanmak çukurlaşma çukurlaşmak çukurlatma çukurlatmak çukurlu çukurluk.

−ğu çullukgiller Çulpan (yıldız) çulsuz çultar çultarı çultutmaz Çumra (ilçe) çupra balığı çurçur çurlatma çurlatmak 561 .−ğı çulha çulha kuşu çullama çullamak çullandırma çullandırmak çullanış çullanma çullanmak çulluk.Çukurova çul çulcu çul çaput çulfa çulfalık.

−ğı çürükçül çürük gaz çürük iş çürüklü 562 .−ğı çuvaldız çuvallama çuvallamak çuvallanma çuvallanmak çuvallatma çuvallatmak çuvallı çuvalsız Çuvaş Çuvaşça çük çükündür çükür Çüngüş (ilçe) çünkü çürük.çuşka çuval çuvalcı çuvalcılık.−ğü çürük boya çürük çarık.

−ğı Dadaist Dadaizm dadandırma dadandırmak dadanma dadanmak 563 .çürüklük.−ğü çürük para çürük sakız çürüksüz çürüme çürümek çürütme çürütmek çürütülme çürütülmek çürütüş çürüyüş çüş (*)D D da Dadacı Dadacılık.

−ğı dağ dağ adamı dağ ağacı dağalası (balık) dağ anası dağar dağarcık.dadaş dadaşlık.−ğı dağ çamı dağ çayı dağ çayırı dağ çileği dağdağa dağdağalı 564 .−ğı Daday (ilçe) dadı dadılık.−ğı dağ armudu dağ aslanı dağ ayısı dağ başı dağ bayır dağ birliği (askerlik) dağcı dağcıl dağcılık.

−ği dağınık ışık.dağdağasız dağ dalak otu dağ elması dağ eriği dağ eteği dağ evi dağ gölü dağ havası dağılım dağılış dağılma dağılmak dağınık.−ğı dağınıklık.−ğı dağınıkça dağınık gözenek.−ğı dağıtılma dağıtılmak dağıtım 565 .−ğı dağınık yansıma dağıntı Dağıstan Dağıstanlı dağıtıcı dağıtıcılık.−ğı dağıtık.

−ğı dağıtım evi dağıtış dağıtma dağıtmak dağî dağ iklimi dağ ispinozu dağ keçisi dağ kedisi dağ kestanesi dağ kırlangıcı dağ kolu (coğrafya) dağ koyunu dağ köyü dağlağı dağ lâlesi dağlama dağlamak dağlama resmi dağlanış dağlanma dağlanmak dağlar anası dağlatış 566 .dağıtım bürosu dağıtımcı dağıtımcılık.

−ğı dağ merası dağ nanesi dağ oluşu dağ otlağı dağ reyhanı dağ serçesi dağ servisi dağ sıçanı dağ soğanı dağ sümbülü dağ taş dağ tavuğu dağ topu (askerlik) dağ yemişi dağ yolu dağ yürüyüşü dağ zebrası dah daha daha daha dahası 567 .dağlatma dağlatmak dağlayış dağlı dağlıç.−cı dağlık.

içeri) dâhilen dâhil etmek dâhilî dâhilî deniz dâhilî harp.−ği dâhilî nizamname dâhilî talimatname dâhiliye dâhiliyeci dâhiliye mütehassısı dâhiliye subayı dâhil olmak dâhiyane dahletme dahletmek dahra daim daima 568 .−hli (karışma) dâhil (iç.dahdah dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dâhice dahil.−bi dâhilik.

daim etmek daim eylemek daimî daim olmak dair daire daire kesmesi daireli daire parçası dairesel dairesiz dairevî dakik dakika dakikane dakikasında daktilo daktilo etmek daktilograf daktilografi daktilo kâğıdı daktiloluk.−ğu daktilo makinesi daktilo masası daktiloskopi daktilo şeridi daktilotekni 569 .

dal dalak.−ği dalbastı dalcık.−ğı dalak otu dalâlet dalama dalamak Dalaman (ilçe) dalan dalancı dalancılık.−ğı dalap olmak dalaş dalaşma dalaşmak dalavere dalavereci dalaverecilik.−ğı daldalan daldan dala daldırılma daldırılmak daldırış daldırma daldırma çay daldırmak 570 .

daldırtma daldırtmak daldız dalfes dalfidan dalga dalga bandı dalga boyu dalgacı dalgacık.−ğı dalgacılık.−ğı dalga çukuru dalga dalga dalga genliği dalga hızı dalgakıran dalga kuşağı dalgalandırıcı dalgalandırış dalgalandırma dalgalandırmak dalgalanış dalgalanma dalgalanmak dalgalı dalgalı akım dalgalı akım üreteci 571 .

−cı dalgıç böcekler dalgıç elbisesi dalgıç gözlüğü dalgıç kuşları dalgıç kuşu dalgıç kuşugiller dalgıçlık.dalgalı borçlar dalgaölçer dalga periyodu dalga sırtı dalgasız dalga tepesi dalga uzunluğu dalga yüksekliği dalgı dalgıç.−ğı dalgıç tüpü dalgın dalgınca dalgın dalgın dalgınlaşma dalgınlaşmak dalgınlaştırma dalgınlaştırmak dalgınlık.−ğı dalgır 572 .

−ğu dalkavukça dalkavuklaşma dalkavuklaşmak dalkavukluk.−ğu dalkavukluk etmek dalkılıç.−cı dalkıran dalkurutan dallama dallamak dallandırma dallandırmak dallanış dallanma dallanmak dallı dallı budaklı dallı güllü dalma dalmak dalöğle 573 .dalgündüz dalıcı dalınç.−cı dalış dalız dalkavuk.

dalsı dalsız daltaban daltonizm daluyku dalya dalyan dalyan ağı dalyancı dalyan çorbası dalyan köftesi dalyasan dalyan sepeti dalyan tarlası dalyan yeri dalyarak.−ğı dam dama damacana damacı damak.−ğı damak eteği damaklı damaklı diş damaksı damaksıl damaksıllaşma 574 .

damaksıllaşmak damaksıllaşmış damaksıllaştırma damaksıllaştırmak damaksız damak tadı damak ünsüzü Damal (ilçe) damalı dam altı damar aktarma damarcık.−dı dama tahtası 575 .−ğu damarlandırma damarlanma damarlanmak damarlı damar sertliği damarsız damar tabaka damar tıkanıklığı damasko damat.−ğı damar damar damardaraltan damargenişleten damarı bozuk.

−ğı damdazlak.dama taşı damatlık.−ğı damga harcı Damga Kanunu damgalama damgalamak damgalanma damgalanmak damgalatma damgalatmak damgalayış damgalı damga pulu damgasız damga vergisi damıtıcı damıtık.−ğı damga damgacı damgacılık.−ğı damıtılma damıtılmak damıtma damıtmak damızlık.−ğı dam koruğu 576 .

dam koruğugiller damla damlacık.−ğı damlama damlamak damla sakızı damla taş damla taşı damlatılma damlatılmak damlatma damlatmak damlı damper damperli damping damsız dana danaayağı (bitki) danaburnu (böcek) danacı dana derisi danadili (cönk) dana eti 577 .−ğı damla damla damla hastalığı damlalık.

−ğı danışıklı danışıklı dövüş danışıklık.−ğı danışılma danışılmak danışma danışma bürosu danışmak 578 .−ğı dangıldama dangıldamak dangıl dungul dangırdama dangırdamak danış danışık.−ğı dangalakça dangalaklık.dana humması danakıran otu Danca dan dan dandini dan dun dane dang dangadak dangalak.

−ğı Danimarka Danimarka kırmızısı Danimarkalı daniska danişment.−ğü danssız dantel dantelâ dantel ağacı dantelâlı dantelli 579 .danışma kurulu danışma meclisi danışman danışmanlık.−di dank dans dansçı dans etmek dansimetre dansing danslı danslık.−ğı dansör dansörlük.−ğü dansöz dansözlük.

−ğı dar (ensiz) dâr (ev) dara daraban daracık.−cı dar açı dara dar darağacı daralış daralma daralmak daraltı daraltıcı daraltılma daraltılmak daraltma daraltmak dar aralık.−ğı darbe darbeci darbecik.−ğı daraç.dapdar dapdaracık.−ği darbecilik.−ğı darasız daraşlık.−ği 580 .

darbeleme darbelemek darbımesel dar boğaz darbuka darbukacı darbukacılık.−ğı darca dardağan Darende (ilçe) Dargeçit (ilçe) dar gelirli dargın dargınlaşma dargınlaşmak dargınlık.−ğı dar görüşlü dar hat.−ttı darı darıcan darı darına dârıdünya dârıfülfül darılgan darılganlık.−ğı darılma darılmaca 581 .

−bı darp etmek darphane dârülâceze dârülbedayi.−ğı dasit dasitan 582 .−i dârüleytam dârülfünun dar ünlü dârüşşifa Darvincilik.−ği dasdaracık.−ğı darmadağın darmadağınık.−ğı darmaduman darmaduman etmek darmaduman olmak darp.darılmak darıltma darıltmak dar kafalı darlaşma darlaşmak darlaştırma darlaştırmak darlık.

−ğı davar Davas dava vekili davet davetçi davet etmek davetiye davetkâr davetli davetname davetsiz davlumbaz davrandırma 583 .dasitanî dastar Datça (ilçe) datif daüssıla dav dava dava adamı davacı dava etmek davalaşma davalaşmak davalı davalık.

−ğı dayalı 584 .−ğı davranış töresi davranma davranmak davudî davul davulcu davulculuk.−ğu davul tokmağı davul tozu davya dayak.−ğı dayak arsızı dayak cezası dayak düşkünü dayak kaçkını dayaklama dayaklamak dayaklanma dayaklanmak dayaklı dayaklık.davrandırmak davranış davranış bilgisi davranış bozukluğu davranışçılık.

−ğı dayanak noktası dayanaksız dayanç.−ğı dayanış dayanışık.−ğı dayanışmak 585 .−ğı dayanışma dayanışmacı dayanışmacılık.−ğı dayanıksız dayanıksızlık.−cı dayandırma dayandırmak dayanıklı dayanıklılık.−ğı dayanaklı dayanaklık.dayalı döşeli dayama dayamak dayanak.−ğı dayanılma dayanılmak dayanılmaz dayanım dayanım ömrü dayanırlık.

dayanışmalı dayanma dayanmak dayanma ömrü dayantı dayatış dayatışma dayatışmak dayatma dayatmacı dayatmak dayattırma dayattırmak dayayış daye dayı dayıkızı dayılanma dayılanmak dayılık.−ğı daz dazara dazar dazara dazır Dazkırı'yı (ilçe) 586 .−ğı dayıoğlu dayızade daylak.

dazlak.−ğı dazlama dazlamak de debagat debbağ debbe debboy debdebe debdebeli debeleniş debelenme debelenmek debi debil debillik.−ği debimetre debriyaj debriyaj pedalı deccal Deccal decrescendo dede dedebaba 587 .−ğı dazlaklaşma dazlaklaşmak dazlaklık.

−fni define defineci definecilik.−ği dedikodu dedikoducu dedikoduculuk.dedelik.−ğu dedikodu etmek dedikodu kumkuması dedikodu yapmak dedirme dedirmek dedirtme dedirtmek dedüksiyon dedveyt def.−f'i defa defalarca defans def'aten defetme defetmek defibratör defile defin.−ği 588 .

−ği defterdar 589 .defin ruhsatı deflâsyon defleme deflemek defne defnedilme defnedilmek defnegiller defnetme defnetmek defneyaprağı (balık) defne yaprağı defnolunma defnolunmak defo defolma defolmak defolu deformasyon deforme deforme olmak defosuz defroster defter defterci deftercilik.

−ği değerbilmez değerbilmezlik.−ğı defter emini defterhane defterihakanî defterikebir degajman değdiriş değdirme değdirmek değer değer analizi değer artırma değerbilir değerbilirlik.defterdarlık.−ği değer düşürme değer düşürümü değer kuramı değerleme değerlendirilme değerlendirilmek değerlendirme değerlendirmek değerlenme değerlenmek değerler dizisi 590 .

değerli değerli kâğıt.−ği Değirmendere fındığı değirmenlik.−ği değer yargısı değgin değil değim değimli değimsiz değin değini değiniş değinme değinmek değinti değirme değirmek değirmen değirmenci değirmencilik.−ği değersiz değersizlik.−dı değerlilik.−ği değirmen taşı değirmi 591 .

−ği değişiş değişke değişken 592 .−ği değişiklik önergesi değişiklik teklifi değişiklik yapmak değişim değişimli değişimli ünsüzler değişim yönetimi değişinim değişinimci değişinimcilik.−ği değirmi sakal değiş değişebilir değişebilirlik.değirmileme değirmilemek değirmileşme değirmileşmek değirmilik.−ği değişiklik.−ği değişen yıldız değiş etmek değişici değişik.

−ci değiştirici değiştiriliş değiştirilme değiştirilmek değiştirim değiştirme değiştirmek değiştirtme değiştirtmek değiş tokuş değme değmek değnek.−ği değişme değişmek değişmez değiştirge değiştirgeç.−ği değnekçi değnekçilik.−ği değnekleme değneklemek deh 593 .değişkenlik.−ği değişken ölçü değişkin değişkinlik.

−ğı dekagram 594 .−ği dejenere olmak dek dekadan dekadanlık.deha dehalet dehhaş dehleme dehlemek dehlenme dehlenmek dehletme dehletmek dehliz dehşet dehşetlenme dehşetlenmek dehşetli deist deizm dejenerasyon dejenere dejenere etmek dejenereleşme dejenereleşmek dejenerelik.

−ğı dekar Dekartçı Dekartçılık.−ğü dekorcu dekorculuk.−ğı dekaster dekatlon dekatloncu deklânşör deklârasyon deklâre deklâre etmek dekoder dekolte dekont dekor dekorasyon dekoratif dekoratör dekoratörlük.−ğu dekore dekore etmek dekovil 595 .dekalitre dekametre dekan dekanlık.

−ğu delice Delice (ilçe) delice doğan delicesine 596 .−ği delep delep delgeç.−ci deli deli deli deli alacası deli bal deli balta delibaş (hastalık) deliboynuz deli bozuk.−ğu deli bozukluk.dekstrin dekstroz delâlet delâlet etmek deldirme deldirmek delecek.−ci delgi delgiç.−ği delegasyon delege delegelik.

−ği deli mantar delimsirek delinme delinmek 597 .−ği deli gömleği deli güllâbicisi deli ırmak.−ğı delik deşik.−ğı delik.−ği deli fişeklik.−ği delikanlı delikanlılık.delici deli dana hastalığı deli divane deli dolu deli etmek deli fişek.−ği delikli delikli demir delikliler deliksiz deliksiz uyku delil delilenme delilenmek delilik.

deli olmak deli orman (orman) Deliorman (yer adı) deli otu deliriş delirme delirmek delirtme delirtmek deli saçması delişmen delişmence delişmenlik.−ği demagoji yapmak deme demeç.−ci 598 .−ği delişmenlik etmek delk delme delmek delta delta kası dem demagog demagogluk.−ğu demagoji demagojik.

demek demet demetçi demetçik.−ği demet demet demetleme demetlemek demetlenme demetlenmek demetletiş demetletme demetletmek demetleyiş demetli demevî demin demincek deminden deminki demir demir ağacı demirbaş demir bilek.−ği demir boku demirci Demirci (ilçe) demircik.−ği 599 .

demircilik.−di Demirözü'nü (ilçe) demir pası demir perde(tiyatro) Demiperde (doğu bloku) 600 .−ttı demirhindi (bitki) demirî demirkapan demir kapı Demirkapı (yer adı) Demirkazık (yıldız) demir kırı (renk) Demirköy (ilçe) demir kuş demir leblebi demirleme demirlemek demirleşme demirleşmek demirli demirli beton demir oksit.−ği demirci mengenesi demir dikeni demirhane demir hat.

−ği 601 .demir resmi demirsiz demirsizlik.−ği demir sülfat demir yeri demir yolcu demir yolculuk.−ği demode demograf demografi demografik.−ği demokrasi demokrat demokratik.−ğu demir yolu demir yumruk.−ğu demiurgos demkeş demleme demlemek demlendirme demlendirmek demlendirme suyu demlenme demlenmek demli demlik.

demokratikleşme demokratikleşmek demokratikleştirme demokratikleştirmek demokratlaşma demokratlaşmak demokratlık.−ği denetici 602 .−ğı demonstrasyon denaet denden denden işareti denek.−ği deneme çekimi deneme hayvanı denemek deneme tahtası deneme yayını denenme denenmek denet denetçi denetçilik.−ği denek taşı deneme denemeci denemecilik.

−ği deneye dayalı deneyim deneyimci deneyimcilik.−ği deneyimli deneyimsiz 603 .denetilme denetilmek denetim denetim bağı denetimci denetim kurulu denetimli denetim noktası denetim pulu denetimsiz denetleme denetlemek denetleme kurulu denetleme raporu denetleme yapmak denetlenme denetlenmek denetleyici deney deneyci deneycilik.

−ği deneysiz deney tüpü deneyüstü deneyüstücülük.−ği denge fiyatı denge kalası dengeleme dengelemek dengelenme dengelenmek dengeleyici dengeli dengeli beslenme dengelik. −ğü denge dengeci dengecilik.−ği deneysellik.−ği deneyiş deney kabı deneyleme deneylemek deneyli deneysel deneyselcilik.deneyimsizlik.−ği 604 .

dengesiz dengesiz beslenme dengesizleştirme dengesizleştirmek dengesizlik.−yı deniz altı denizaltıcı denizaltıcılık.−ğı denizanası denizaslanı denizaşırı deniz ataşesi denizatı (balık) deniz aygırı deniz ayısı deniz aynası deniz basması deniz bilimci 605 .−ği denge taşı deni denilme denilmek deniz deniz akıntısı denizalası (balık) denizaltı.−ği dengeşik.

−ği denizçakısı (yumuşakça) deniz çulluğu denizdanteli (deniz hayvanı) deniz depremi deniz dibi deniz feneri deniz geçişi denizgergedanı denizgülü (hayvan) denizgüzeli (balık) deniz hamamı deniz haritası denizhıyarı (deniz hayvanı) denizhıyarları deniz hukuku denizısırganları (hayvan) denizibiği (bitki) deniziğnesi (balık) deniz iklimi 606 .deniz bilimi deniz buzu denizci denizcilik.

−ği 607 .denizineği denizkadayıfı (bitki) deniz kaplumbağaları deniz kaplumbağası deniz kazı denizkedisi (balık) denizkestanesi (yumuşakça) deniz kırlangıcı denizkızı (balık) deniz kızı (mitoloji) denizkozalağı (yumuşakça) denizköpüğü (lüle taşı) denizkulağı (yumuşakça) deniz kulağı (coğrafya) deniz kurdu deniz kuvvetleri denizlâleleri denizlâlesi (deniz hayvanı) Denizli denizlik.

deniz marulu deniz mavisi denizmaymunu (balık) deniz menekşesi (çiçek) deniz mili deniz motoru deniz otobüsü deniz ördeği deniz örümceği denizpalamudu (böcek) denizpelidi (böcek) deniz pırasası (yosun) deniz piyadesi deniz rezenesi deniz sarmaşığı deniz seviyesi deniz suyu denizşakayığı (hayvan) denizşakayıkları deniztarağı (yumuşakça) deniz tavşancılı 608 .

deniztavşanı (yumuşakça) deniz tedavisi deniz tekesi (karides) deniztilkisi (balık) deniz tutması deniz uçağı deniz üssü deniz üzümü deniz yeli deniz yılanı denizyıldızı (deniz hayvanı) denizyıldızları deniz yolu deniz yolu ulaşımı deniz yosunu denk.−gi denkçi denkçilik.−ği denk küme denklem denkleme denklemek denklemler sistemi denkleşme 609 .

denkleşmek denkleştirme denkleştirmek denklenme denklenmek denkleştirici denklik.−ği denşirme denşirmek deontoloji deodoran depar departman 610 .−ği denme denmek densimetre densiz densizlenme densizlenmek densizleşme densizleşmek densizlik.−ği denklik belgesi denklik kuruluşu denktaş denli denlilik.

−ğu depo etmek depolama depolamak depolanma depolanmak depolitizasyon depozit depozito depozitolu depozitosuz deprem deprem bilimci deprem bilimi deprem bölgesi depremçizer deprem dalgası deprem kuşağı deprem merkezi depremyazar depremzede deprenme deprenmek 611 .depderin deplâsman depo depocu depoculuk.

−ci derç etmek derdest derdest etmek dere derebeyi derebeylik.depresyon depreşme depreşmek depreştirme depreştirmek derakap derbeder derbederlik.−ği derbent.−ği Derebucak (ilçe) derece derece derece dereceleme derecelemek derecelendirilme derecelendirilmek derecelendirme derecelendirmek dereceli 612 .−di Derbent (ilçe) derç.

−ği dereke Dereli (ilçe) dereotu Derepazarı'nı (ilçe) dere tepe dergâh dergi dergicilik.−ği Derik (ilçe) derili derilme derilmek derim evi derin derince derinden derinden derine derin derin derin devlet derin dondurucu 613 .derecesiz derecik.−ği derhâl deri deri altı derici dericilik.

−ği derinlik kayaçları derinlikölçer derinlik ölçümü derin soğutma derin soğutucu derinti derin uyku derisi dikenliler derişik.derin düşünme Derinkuyu (ilçe) derinlemesine derinleşme derinleşmek derinleştirme derinleştirmek derinletme derinletmek derinliğine derinlik.−ği derişme derişmek derivasyon derk derkenar derk etmek 614 .−ği derişiklik.

−ği 615 .−ği derleme derlemek derlenme derlenmek derleyici derleyicilik.−ği dernekçi dernekçilik.−ğu dermatoloji derme derme çatma dermek dermeyan dermeyan etmek dermit dernek.derlem derlemci derlemcilik.−ğı dermatit dermatolog.−ği derli toplu derman dermansız dermansızlaşma dermansızlaşmak dermansızlık.

dernekleşme dernekleşmek Dernekpazarı'nı (ilçe) derneşik.−ği ders yapmak dert.−ği derpiş derpiş etmek derrace ders ders dışı dershane dershaneci dershanecilik.−ği dersiam ders içi dersiz topsuz derslik.−di dert babası dert edinmek dert etmek dert küpü dertlenme dertlenmek dertleşme dertleşmek 616 .

−ği dert olmak dertop dertop etmek dertop olmak dert ortağı dert sahibi dertsiz dertsizlik.−ği derya deryadil derz desen desenci desencilik.−ği desenleme desenlemek desenli 617 .−ği deruhte deruhte etmek derun derunî derviş dervişane dervişçe dervişlik.dertli dertlilik.

−ğı destansal 618 .−ğu dessas dest destan destancı destanî destanlaşma destanlaşmak destanlı destanlık.desenli kaplama desensiz desibel desigram desikatör desilitre desimetre desinatör desinatörlük.−ğü desise desister deskriptif despot despotça despotik.−ği despotizm despotluk.

destansı destansız destar destarî destarlı deste desteci deste deste destek.−ği destek doku destekleme destekleme alımı desteklemek desteklenme desteklenmek destekleşme destekleşmek destekleyiş destekli destekli bütçe destek olmak desteksiz desteleme destelemek destelenme destelenmek desteleyici 619 .

−ği detektör deterjan deterjancı 620 .−ği deşilme deşilmek deşme deşmek detant detay detaylandırma detaylandırmak detektif detektiflik.desteleyicilik.−ği destinasyon destroyer destur destursuz desturun deşarj deşarj olmak deşeleme deşelemek deşifre deşifre etmek deşifre olmak deşik.

deterjancılık.−ğı determinant determinasyon determinist determinizm detone detone olmak dev deva devaimisk devalüasyon devam devam etmek devamlı devamlılık.−ğı dev anası devasa devasız dev aynası devce deve deveboynu (boru) deveci devecilik.−ği deve dikeni 621 .−ğı devamsız devamsızlık.

−ği devimsellik.deve dişi deve döşlü deve elması deve kini deve kolu deve kuşu Develi (ilçe) develik.−ği devimsiz devindirici 622 .−ği developer developman deveran deveranıdem devetabanı (bitki) deve tımarı devetüyü (renk) deve tüyü devetüyü rengi deve yükü deve yürekli devim devim bilimi devimli devimsel devimselcilik.

devindirme devindirmek devin duyumu devingen devingenlik.−vri devirli devirme devirmek devitken devitme devitmek dev köpek balığıgiller devleşme devleşmek devleştirme devleştirmek devlet devlet adamı devlet baba devlet bakanı devlet bankası devlet başkanı 623 .−ği devinim devinme devinmek devinme olayı devir.

−ği devlet düşkünü devlethane devlet kapısı devlet kuşu devletler arası devletleştirilme devletleştirilmek devletleştirme devletleştirmek devletli devletlû devoniyen devralma devralmak devran devre devredilebilir devredilebilirlik.−ği devredilme devredilmek devredilmezlik.devletçi devletçilik.−ği Devrek (ilçe) Devrekâni (ilçe) devre mülk devren 624 .

−hri devşirilme devşirilmek devşirim 625 .−ği devrirevan devrisaadet devrisi devriye devrolunma devrolunmak dev şar dev şehir.−ği devriliş devrilme devrilmek devrim devrimci devrimcilik.−ği devrik cümle devrikebir devriklik.devretme devretmek devrî devriâlem devridaim devrihindî devrik.

−ğı 626 .−ğı dılak.−ğı dımbırdatma dımbırdatmak dımdızlak.devşirimli devşirimsiz devşirme devşirmek deyi deyim deyimleşme deyimleşmek deyimleştirme deyimleştirmek deyiş deyyus dezavantaj dezenfeksiyon dezenfektan dezenfektasyon dezenfekte dezenfekte etmek dezenformasyon dıbır dıbır dığan dığdığı dığdık.

Dımışk dımışkî dıramudana dırdır dır dır dırdırcı dırdır etmek dırdırlanma dırdırlanmak dırıltı dırlanma dırlanmak dırlaşma dırlaşmak dış dış açı dışa dönük.−ğı dışarı dışarılı dışarısı dışarlık.−ğü dış ağ dış âlem dış alım dış alımcı dış alımcılık.−ğü dışa dönüklük.−ğı 627 .

dışarlıklı dış asalak.−ği dışbeslenen dış beslenme dış borç.−ği dış gezegen dış gezi dış güçler dış hat.−ği dış çevre dış çizgiler durumu dış çizgisi dış çokgen dış deri dış dünya dış evlilik.−cu dışbükey dışbükeylik.−ği dış gebelik. −ğu dış başkalaşım dış bellek.−ttı dış hatlar 628 .−ğı dış atışı dışa vurum dışa vurumcu dışa vurumculuk.

−ğı dış kavuz dışkı dışkılama dışkılamak dışkılık.−ğı dışkısever dış kredi dış kulak.−ğı dışınlı dış işleri dış kapak.−ği dış odun dış pazar dış pazarlama dış piyasa 629 .−ğı dış kutsal dışlama dışlamak dışlanma dışlanmak dış lâstik.dış hissedar dışık.−ği dışlaştırma dışlaştırmak dış merkezli dış merkezlik.

−ğı dızlak.−ğı dızlama dızlamak dızman dia dialkol.−lü diaspora 630 .−ğı dızdız dızdızcı dızdızcılık.dış plâzma dış politika dışrak.−ğı dıştan dış ters açı dış ticaret dış ticaret açığı dış ticaret serbestliği dış yarıçap dış yüz dış zar dızdık.−ğı dışsal dış satım dış satımcı dış satımcılık.

−ği didar dide dideban didik didik didikleme didiklemek didikleniş didiklenme didiklenmek didilme didilmek didiniş didinme didinmek didinti didişim didişken didişme didişmek didon didona 631 .diba dibace dibek.−ği dibek kafalı Dicle (ilçe) didaktik.

−bı difraksiyon difteri difterili diftong diftonglaşma diftonglaşmak difüzyon Digor (ilçe) diğer diğeri diğerkâm diğerkâmlık.−li dik dik açı dik âlâsı dik başlı dik biçme dikçe 632 .−ğı dijital.didon sakallı difana difenbahya diferansiyel diferansiyel denklem diferansiyel hesap.

−ci dikel dikelme dikelmek diken dikence dikencik.−ği dikencikli diken diken diken dutu dikenleşme dikenleşmek dikenli dikenli balık.dikdörtgen dikdörtgensel dikdörtgensel bölge dikeç.−ği dikenli meyan dikenli salyangoz dikenli tel dikenli yüzgeçliler dikensi dikensi çıkıntı dikensiz 633 .−ğı dikenli balıkgiller dikenlice dikenlik.

dikey dikey geçiş dikgen dikici dikicilik.−ği dikiş iğnesi dikişli dikiş makinesi dikiş okuması dikiş payı dikişsiz dikit dikiz 634 .−ği dikili Dikili (ilçe) dikiliş dikili taş dikilme dikilmek dikim dikim evi dikimhane dikine dikine tıraş dikiş dikişçi dikişçilik.

−ği dikiz etmek dikizleme dikizlemek dik kafalı dikkat.−ği dikme dikmek 635 .−ti dikkat etmek dikkatli dikkatsiz dikkatsizlik.−ği dikkatsizlik etmek dikkat toplaşımı dik kenar dikkuyruk.−ğu (ördek) diklemesine diklenme diklenmek dikleşme dikleşmek dikleştirme dikleştirmek diklik.dikiz aynası dikizci dikizcilik.

dikmelik.−ği dikmen Dikmen (ilçe) dik rüzgâr dikse dik silindir diksiyon dikta diktacı diktacılık.−ğu dil dil ailesi dil akrabalığı dilaltı (hastalık) dil altı 636 .−ğü dikte dikte etmek diktirme diktirmek diktirtme diktirtmek dik üçgen dik yamuk.−ğı diktafon diktatör diktatörce diktatörlük.

−ği dilcilik.−ği dil coğrafyası dil dalaşı dildaş dilden dile dil ebesi dilek.dil altı bezleri dil atlası dilâtometre dil avcısı dilâver dil balığı dilbasan dilbaz dilber dilberdudağı (tatlı) dil bilgisi dil bilimci dil bilimi dil bilimsel dil birliği dil cambazı dilci dilcik.−ği dilekçe dilek kipi 637 .

dile kolay dileme dilemek dilemma dilenci dilenci çanağı dilencilik.−ği dilencilik etmek dilenci vapuru dilendirme dilendirmek dileniş dilenme dilenmek dileyici dil felsefesi dilfüruz dili bozuk.−ğu dilim dilim dilim dilimleme dilimlemek dilimleniş dilimlenme dilimlenmek dilimleyiş dilinim 638 .

dilinme dilinmek diliş dili tutuk.−ği dillendirme dillendirmek dillenme dillenmek dilleşme dilleşmek dilli dilli düdük.−ğu dili uzun dili yatkın dili zifir dil kavgası dil lâboratuvarı dillek.−cı dilmaçlık.−ğı dilme dilmek dil oğlanı dil öğrenimi dil öğretimi dil pelesengi dil peyniri 639 .−ğü dilmaç.

−ği dil sürçmesi dil şakası dil tutukluğu dilüviyum dil yarası dimağ dimdik.−ği dimi diminuendo dimmer dimnit dimyat din din adamı dinamik.dilsel dilsever dilsiz dilsizlik.−ği dinamitleme dinamitlemek 640 .−ği dinamik analiz dinamikleşme dinamikleşmek dinamit dinamitçi dinamitçilik.

−ği dindar dindarlık.−ği dinç dinçlenme dinçlenmek dinçleşme dinçleşmek dinçlik.dinamitlenme dinamitlenmek dinamit lokumu dinamizm dinamo dinamometre dinar Dinar (ilçe) din birliği dince dincelmek dinci dinci erki dincilik.−ğı dindaş dindaş olmak din dışı dindirme dindirmek 641 .

−ği dingildeklik.−ği dingildeme dingildemek dingilli dingin dingincilik.−ği dinginleşme dinginleşmek dinginleştirme dinginleştirmek dinginlik.din doruğu dinelme dinelmek dinen dineri din erkçilik.−ği dinî dini bütün diniş dink.−gi dinleme 642 .−ği din erki din felsefesi dingi dingil dingildek.

−ği dinleyiş dinme dinmek dinmez dinozor dinozorlar dinozorlaşma dinozorlaşmak din öncesi dinsel dinsiz 643 .dinlemek dinleme salonu dinlence dinlendirici dinlendirilmiş dinlendirme dinlendirmek dinlenme dinlenmek dinlenme kampı dinlenme salonu dinleti dinletme dinletmek dinleyici dinleyicilik.

−bi dip ağı dip balıkçılığı dip bucak.−di diploma diplomalı diplomasız diplomasi diplomat diplomatça 644 .−ği dip.−ği dipçikleme dipçiklemek dipçiklenme dipçiklenmek dipdam dipdinç dipdiri dip doruk.−ğu dipfriz dip koçanı diplârya dipleme diplemek dipli diploit.dinsizlik.−ğı dipçik.

−ci dirençli dirençsiz direngen 645 .−ği direkçi direkli direklik.−ğü direme diremek diren direnç.−ğı dipnot dipsiz dipsiz kuyu dipsiz testi dirayet dirayetli dirayetsiz dirayetsizlik.−ği direksiyon direkt direktif direktör direktörlük.diplomatik.−ği direk.−ği diplomatik dil diplomatlık.

−ği direnim direniş direnişçi direnleme direnlemek direnme direnmek direşken direşme direşmek diretme diretmek direy dirgen dirgenleme dirgenlemek dirhem dirhem dirhem diri dirice diri diri diriğ diriğ etmek diriksel diriksel ısı diril 646 .direngenlik.

−ği diriliş dirilme dirilmek diriltici diriltme diriltmek dirim dirim bilimci dirim bilimcilik.−ği dirim bilimi dirim bilimsel dirim konisi dirim kurgu dirim kurgusal dirimli dirimlik.−ği dirimsel dirimselcilik.−ği dirliksiz 647 .−ği dirim suyu diri örtü dirlik.−ği dirlik düzenlik.dirileşme dirileşmek diril ısı dirilik.

−ği 648 .dirliksizlik.−ği dirsek kemiği dirsekleme dirseklemek dirseklenme dirseklenmek dirseklik.−ği dirsek.−ği dirsek teması dirsizlik.−ği disiplin suçu disk diskalifiye diskalifiye etmek diskalifiye olmak disk atma diskçi diskçilik.−ği disimilâsyon disiplin disiplin cezası disipline disipline etmek disiplin kurulu disiplinli disiplinsiz disiplinsizlik.

disket diskjokey disko diskotek. −ği disponibilite disprosyum distribütör distribütörlük.−ği dişçi koltuğu dişçilik.−ği diskur disk zımpara dispanser dispeç.−ğı diş buğdayı diş çekimi diş çıkarma dişçi dişçik.−ği diş−damak ünsüzü 649 .−ğü diş diş ağrısı diş bademi dişbudak.−ci dispeççi dispersiyon eriyik.

−ği 650 .diş diş diş−dudak ünsüzü dişe diş dişeği dişeğileme dişeğilemek dişeme dişemek diş eti diş eti−damak ünsüzü diş eti−dudak ünsüzü diş eti ünsüzü diş fırçası diş hekimi diş hekimliği dişi dişi bakır dişi demir dişi klişe dişil dişileşme dişileşmek dişileştirme dişileştirmek dişilik.

−ği dişli tırnaklı diş macunu diş otu diş otugiller diş özü dişsiz dişsizlik.−ği dişi organ dişisel diş kirası dişlek.−ği dişleme dişlemek dişlenme dişlenmek dişletme dişletmek dişli dişlik.−ği diş tababeti diş tabibi diş tacı diş taşı 651 .dişilleştirme dişilleştirmek dişillik.−ği dişindirik.

−der div dival divan divançe divane divan edebiyatı divaneleşme divaneleşmek divanelik.−ği divit divitin divlek.diş ünsüzü ditiramp.−ği divanhane divanıâli divanıharp.−bı ditme ditmek.−bi Divanıhümayun Divanımuhasebat divanî divanî kırması divan kalemi divan sazı divik.−ği Divriği (ilçe) 652 .

−ği diyalektikçi diyalektik materyalizm diyalektolog.−ği diyalâj diyalekt diyalektik.−ğu 653 .−ğu diyabetoloji diyabet uzmanı Diyadin (ilçe) diyafram diyagonal.−li diyagram diyaklâz diyakoz diyakroni diyakronik.−ği diyabetolog.diyabaz diyabet diyabet bilimi diyabetik.−ğu diyalektoloji diyalel diyaliz diyaliz makinesi diyalog.

−lü diyatome diye diyecek.diyanet diyanet işleri diyapazon diyapozitif diyar Diyarbakır Diyarbakır karpuzu diyarıgurbet diyastaz diyastol.−ği diyetisyen diyet peyniri diyet uzmanı diyez diyoptri diyorit diz diz ağırşağı dizanteri dizanterili 654 .−ği diye diye diyerek diyet diyetetik.

dizayn dizayncı dizayner diz bağı diz boyu dizdar dizdirme dizdirmek diz dize dize dizel dizeleme dizelemek dizeleştirme dizeleştirmek dizem dizemli dizemsiz dizge dizgeli dizgesel dizgesiz dizgi dizgici dizgicilik.−ği dizgi hatası dizgin 655 .

−ği dizme 656 .dizginleme dizginlemek dizginlenme dizginlenmek dizginsiz dizgi yanlışı dizgi yeri dizi dizici dizi dizi dizi film dizileme dizilemek dizili diziliş dizilme dizilmek dizim dizim dizim dizin diziş diz kapağı diz kapağı kemiği dizleme dizlemek dizlik.

−ği Dodurga (ilçe) dogma dogmacı dogmacılık.−ğı dogmalaştırma dogmalaştırmak dogmatik.dizmek dizmen diz üstü diz üstü bilgisayar dizyem do do anahtarı dobra dobra doçent doçentlik.−ği doğa bilimleri doğacak.−ğı 657 .−ğı doğacı doğacılık.−ği dogmatik felsefe dogmatizm doğa doğa bilgisi doğa bilimci doğa bilimcilik.

−ğı doğallıkla doğal sayı doğan doğancı doğancılık.−ğı doğal coğrafya doğal gaz doğal gaz enerjisi doğallaşma doğallaşmak doğallaştırma doğallaştırmak doğallık.−cı doğaçlama doğaçlamak doğaçlama tiyatro doğaçtan doğa dışı doğal doğal ayıklanma doğalcı doğalcılık.doğaç.−ğı Doğanhisar (ilçe) Doğankent (ilçe) Doğanşar (ilçe) Doğanşehir (ilçe) 658 .

Doğanyol (ilçe) Doğanyurt (ilçe) doğa ötesi doğasever doğaüstü doğaüstücülük.−ğü doğa yasası doğdurma doğdurmak doğma doğma büyüme doğmaca doğmak doğram doğrama doğramacı doğramacılık.−ğı doğramak doğram doğram doğranma doğranmak doğratma doğratmak doğrayış doğru doğru açı doğru akım 659 .

−ğu doğrudan doğrudan doğruya doğru dürüst doğrulama doğrulamak doğrulanma doğrulanmak doğrulma doğrulmak doğrultma doğrultmaç.doğruca doğrucu doğruculuk.−cı doğrultmak doğrultman doğrultu doğrulu doğruluk.−ğu doğrulum doğru orantılı doğru parçası doğrusal doğrusu doğru yol doğu Doğubayazıt (ilçe) 660 .

doğu bilimci doğu bilimi doğu bloku doğu gürgeni doğu kayını doğulu doğululaşma doğululaşmak doğululuk.−ğu doğum doğum evi doğum günü doğumhane doğum ilmühaberi doğum incinmesi doğum kontrolü doğumlu doğum odası doğum oranı doğumsal doğum sancısı doğum tarihi doğum yapmak doğum yeri doğu noktası doğuranlar doğurgan 661 .

−ğı doktor doktora doktoralı doktorasız doktorluk.−ğı doğurgu doğurma doğurmak doğurtma doğurtmak doğurucu doğuruş doğuş doğuştan doğuştancılık.doğurganlaşma doğurganlaşmak doğurganlaştırma doğurganlaştırmak doğurganlık.−ğu doktrin 662 .−ğı Doğu Türkçesi dok doksan doksanar doksanıncı doksanlık.

doktrinci doku doku aktarımı doku bilimci doku bilimi doku bozukluğu dokum dokuma dokumacı dokumacılık.−cı dokunaklı dokunaklılık.−ğı dokumahane dokumak dokumalı dokuma tezgâhı dokunaç.−ğı doku nakli dokunca dokuncalı dokuncasız dokundurma dokundurmak dokunma dokunmabana (kanser) dokunma duyusu 663 .

−ği dokunsal dokunulma dokunulmak dokunulmaz dokunulmazlık.−ğı dokunum dokunuş dokurcuk.−ği dokuzar dokuz babalı dokuz canlı dokuzgen dokuzlu dokuz on dokuztaş (oyun) dokuzuncu 664 .dokunmak dokunmatik.−ğu dokurcun dokutma dokutmak dokuyucu dokuyuş dokuz dokuz altmış beş dokuz altmış beşlik.

−ğı dolan dolandırıcı dolandırıcılık.−ğı dolandırılış dolandırılma dolandırılmak dolandırış dolandırma dolandırmak dolanı dolanı dolanım dolanış dolanlı 665 .−cı dolambaçlı dolambaçsız dolamık.−ğı dolaksız dolam dolama dolamak dolama otu dolama otugiller dolambaç.doküman dokümantasyon dokümanter dolak.

−ğı dolaşıksız dolaşılma dolaşılmak dolaşım dolaşma dolaşmak dolaştırılma dolaştırılmak dolaştırma dolaştırmak dolay dolayı dolayı dolayı dolayısıyla dolay kutupsal 666 .−bı dolap beygiri dolapçı dolar dolaş dolaşık.dolanlı iflâs dolanma dolanmak dolan taşı dolantı dolap.−ğı dolaşıklık.

dolaylama dolaylı dolaylı özne dolaylı tümleç.−ci dolaylı vergi dolaysız dolaysız vergi doldurma doldurmak doldurtma doldurtmak doldurulma doldurulmak dolduruş dolgu dolgulu dolgun dolgunca dolgunlaşma dolgunlaşmak dolgunluk.−li dolma dolma biber 667 .−ğu dolgun maaş dolgun ücret dolgu yapmak dolikosefal.

−ğu dolmuş durağı dolmuş uçak.−ğu dolum dolunay dolu serpme dolusu doluş doluşma doluşmak domalan domalış domalma 668 .−ğı dolomit dolu doludizgin dolukma dolukmak doluluk.dolmak dolma kalem dolmalık.−ğı dolma otu dolma otugiller dolmen dolmuş dolmuşçu dolmuşçuluk.

domalmak domaltma domaltmak Domaniç (ilçe) domates domates çorbası domates dolması domates salçası dombay domdom kurşunu domestik.−ği dominant domino dominyon domur domur domur domuz domuz arabası domuzayağı (çubuk) domuz ayrık otu domuz balığı domuz damı domuz derisi domuz dikeni domuzgiller domuz eti 669 .

−ğu domuzluk etmek domuz otu domuztırnağı (kanca) domuzuna domuz yağı don donakalma donakalmak donam donama donamak donanım donanım kilidi donanma donanmak donatı donatılı donatılma donatılmak donatım 670 .domuzlan domuzlanma domuzlanmak domuzlaşma domuzlaşmak domuzluk.

donatımcı donatısız donatış donatma donatmak donattırma donattırmak donduraç.−cı dondurma dondurmacı dondurmacılık.−ğu donlu donma donma derecesi donmak donma noktası donmuş sebze donra 671 .−ğı dondurmak dondurucu dondurulma dondurulmak dondurulmuş done don gömlek donjuan donkişotluk.

donsuz donuk.−ğu don yağı dopdolu doping dopingleme dopinglemek doping yapmak doru doruk.−ğu donuk donuk donuklaşma donuklaşmak donuklaştırma donuklaştırmak donukluk.−ğu doruk çizgisi dorukçu yaklaşım doruk dal doruklama doruklamak doruklaştırma doruklaştırmak doruk noktası doruk toplantısı dorum dosdoğru 672 .

−ğu doyma doymak doymaz 673 .dost dostane dostça dost düşman dost edinmek dost kazığı dostlaşma dostlaşmak dostluk.−ğu dostluk etmek dost olmak dostsuz dosya dosyalama dosyalamak dosyalanma dosyalanmak doya doya doyasıya doygu doygun doygunlaşma doygunlaşmak doygunluk.

doymazlık.−ğu doyumsuz doyumsuzluk.−ğu doyunma doyunmak doyuran doyuran buhar doyurma doyurmak doyurucu doyurulma doyurulmak doyuruş doyuş doyuşma doyuşmak doz dozaj dozer Döger 674 .−ğı doymuş doyulma doyulmak doyum doyum evi doyumlu doyumluk.

−ğü dökülgen dökülme dökülmek dökülüş döküm dökümcü dökümcülük.döke döke döke saça dökme dökmeci dökmecilik.−ği dökme çimento dökme demir dökme gaz dökmek döktürme döktürmek dökük.−ğü döküm evi dökümhane dökümleme dökümlemek dökümlü dökünme dökünmek 675 .−ğü döküklük.

−ği döl eşi dölleme döllemek dölleniş döllenme döllenmek döllenmesiz döllenmesiz üreme döllü döşlü dölüt döl yatağı döl yolu dömifinal.−li dömivole dönbaba (bitki) döndürme döndürmek döndürülme döndürülmek döndürüş 676 .döküntü döküntülü döküntüsüz döl döl ayı döl döş dölek.

döneç.−ci dönence dönencel dönencel ay denenceli dönencel yıl dönenme dönenmek dönen top döner döner ayna dönerci dönercilik.−ği döner dolap.−ği dönel döneleme dönelemek dönelme dönelmek dönem dönemeç.−ci döne döne dönek. −bı döner kapı döner kavşak.−ği dönekçe döneklik.−ğı 677 .

−bı döner kule döner sahne döner sermaye döngel döngel orucu döngü dönme dönme dolap.−bı dönme ekseni dönmek dönmeli dönük.döner kebap.−ğü dönüm noktası dönüş dönüşlü dönüşlü çatı dönüşlü fiil dönüşlülük.−ğü dönülme dönülmek dönüm dönümlük.−ğü dönüşlü zamir dönüşme dönüşmek dönüşsüz 678 .

−ğı dört ayaklılar dört beş dört bir dört bucak.−ğı dörtcihar 679 .−dü dört ayak.dönüştürme dönüştürmek dönüştürücü dönüştürülme dönüştürülmek dönüştürüm dönüşüm dönüşümcü dönüşümcülük.−ğü dönüşümlü döpiyes dörder dördül dördün dördüncü dördüncü çağ dördüz dördüzleme dördüz yumrucuklar dört.

−ğü Dörtyol (ilçe) dörtnal dörtnala dörttek (tekne) dört yol dört yol ağzı dört yüzlü döş döşek.−ğü dörtgen dört göz dört işlem dört kaşlı dörtkenar dört köşe dörtleme dörtlemek dörtlü dörtlü final.dört çifte Dörtdivan (ilçe) dört dörtlük.−li dörtlük.−ği döşekli döşeli döşem döşemci 680 .

−ği döşemesiz döşeniş döşenme döşenmek döşetilme döşetilmek döşetme döşetmek döşeyici döşeyiş döşgömü (pastırma) döteryum dövdürme dövdürmek dövdürtme dövdürtmek dövdürtülme dövdürtülmek dövdürülme 681 .−ği döşeme döşemeci döşemeci çivisi döşemecilik.döşemcilik.−ği döşemek döşemeli döşemelik.

−ği dövüşme dövüşmek dövüştürme dövüştürmek 682 .−ği dövme yapmak dövülgen dövülgenlik.−ci döviz döviz kuru dövizzede dövme dövmeci dövmecilik.−ği dövülme dövülmek dövülüş dövünme dövünmek dövünüş dövüş dövüşçü dövüşken dövüşkenlik.dövdürülmek döveç.−ği dövmek dövmelik.

dragoman dragon drahmi drahoma draje dram drama dramatik.−ği dramatikleşme dramatikleşmek dramatize etmek dramaturg dreç.−ci dren drenaj dretnot drezin dripling dripling yapmak drog drosera droseragiller dua duacı dua etmek duahan duayen 683 .

duba dubar dubara dubaracı dubaracılık.−ğı dublâj dublâjcı dublâjcılık.−ğı dudak benzeşmesi dudak boyası dudak çukuru dudakdeğmez dudak eşlemesi dudak kalemi dudaksıl dudaksıllaşma dudak tiryakisi dudak ünlüsü 684 .−ğü dubniyum duçar dudak.−ğı duble duble etmek dubleks dubleks daire dublör dublörlük.

dudak ünsüzü dudak yarığı dudu dudu dilli duetto duhul.−ğı dul dulaptal otu dulaptal otugiller dulavrat otu dulda duldalama duldalamak duldalanma duldalanmak duldalı duldasız dulluk.−ğu Duma dumağı duman dumanlama 685 .−lü duhuliye duhuliye kartı duka dukalık.−ğu duluk.

−ğı durakı duraklama duraklamak duraklatma duraklatmak duraklayış duraklı 686 .−ğı durak.dumanlamak dumanlanma dumanlanmak dumanlı duman rengi dumansız dumdum Dumlupınar (ilçe) dumur dun duo dupduru duraç.−cı durağan Durağan (ilçe) durağan elektrik.−ği durağanlaşma durağanlaşmak durağanlık.

−ğı durdurma durdurmak durdurtma durdurtmak durdurulma durdurulmak durduruş durendiş durgu durgun durgunlaşma durgunlaşmak durgunlaştırma durgunlaştırmak 687 .−ğı duraksama duraksamak duraksamalı duraksamasız duraksayış duraksız dural duralama duralamak duralayış durallık.duraklı dalga duraklık.

−ği durgül durma durmadan durmak duromer plâstik.−ği Dursunbey (ilçe) duru durucu duruk.−ğu durgun şişkinlik.−ğu durum durumca durum eki 688 .durgunluk.−ğu duruksun durulama durulamak durulanma durulanmak durulaşma durulaşmak durulma durulmak durultma durultmak duruluk.−ğu durukluk.

durum güldürüsü durum ortacı durum ulacı durum vaziyeti durup durup duruş duruşma duş duşak.−ğı duşaklama duşaklamak Duşanbe duş kabini duş teknesi duş yapmak dut dutçuluk.−ğu dut pekmezi duvak.−ğı duvak düşkünü duvaklama duvaklamak 689 .−ğu dutgiller dut kurusu dutluk.−ğı duvakçı duvakçılık.

duvaklanma duvaklanmak duvaklı duvaksız duvar duvar ayağı duvarcı duvarcılık.−ğı duvar dayağı duvar dişi duvar gazetesi duvar halısı duvar ilânı duvar kâğıdı duvar pası duvar resmi duvar saati duvar sarmaşığı duvar sedefi duvar takvimi duvar topu duvar yapmak duy duyar duyarga duyargalılar duyar kat 690 .

−ğı duyarsız duyarsızlaşma duyarsızlaşmak duyarsızlaştırma duyarsızlaştırmak duyarsızlık.−ğı duyarlıklı duyarlılık.−ğu duygusal duygusal düşünme 691 .duyarlı duyarlık.−ğı duygan duygu duyguca duygudaş duygudaşlık.−ğı duygulandırma duygulandırmak duygulanım duygulanış duygulanma duygulanmak duygulu duygululuk.−ğu duygun duygunluk.

−ğı duyumsatma duyumsatmak duyumsuz duyumsuzluk.−ğu duyma duymak duymazlık.−ğu 692 .duygusallık.−ğı duygusuz duygusuzluk.−ğı duy priz duysal duyu duyulma duyulmak duyulmamış duyulur duyum duyumculuk.−ğu duyum eşiği duyum ikiliği duyumlu duyumölçer duyumsal duyumsama duyumsamak duyumsamazlık.

duyum yitimi duyurma duyurmak duyurmalık.−ğü düdükçü düdükleme düdüklemek düdüklü 693 .−ğı duyuru duyurucu duyurulma duyurulmak duyurum duyuru tahtası duyusal duyuş duyuüstü düalist düalizm Dübbüasgar (Küçükayı) Dübbüekber (Büyükayı) dübel dübeş düden düdük.

düdüklü tencere düdük makarnası düello düellocu düet dügâh düğme düğmeci düğmecilik.−ğü düğüm düğüm düğümleme düğümlemek düğümlenme düğümlenmek düğümlü düğüm noktası düğümsüz 694 .−ği düğmek düğmeleme düğmelemek düğmelenme düğmelenmek düğmeli düğmesiz düğü düğüm düğümcük.

−ği dümbelekçi 695 .−ğü dük dükkân dükkâncı düklük.düğün düğün alayı düğüncü düğüncübaşı düğün çiçeği düğün çiçeğigiller düğün çorbası düğün dernek.−ği düğün evi düğün hamamı düğün pilâvı düğün salonu düğünsüz düğün yahnisi düğürcük.−ği dümbelek.Ali'nin atı) dülger dülger balığı dülgerlik.−ğü düldül Düldül (Hz.

−ği dümen evi dümeni eğri dümen neferi dümensiz dümen suyu dümensiz dümtek dün dünden dünden bugüne dünit dünkü dünür dünürcü dünürcülük.dümdar dümdüz dümen dümen bedeni dümen boğazı dümenci dümencilik.−ğü dünya (gök cismi) Dünya (bilimsel 696 .−ğü dünürleşme dünürleşmek dünürlük.

yayınlarda) dünya âlem dünyada dünya evi dünya görüşlü dünya görüşü dünya güzeli dünya kelâmı dünyalı dünyalık.−ğı dünya malı dünya nimeti dünya penceresi dünyevî düpedüz dürbün dürbünlü dürme dürmece dürmek dürtme dürtmek dürtü dürtükleme dürtüklemek dürtülme dürtülmek 697 .

dürtüş dürtüşleme dürtüşlemek dürtüşme dürtüşmek dürtüştürme dürtüştürmek dürü dürülme dürülmek dürülü dürülüş dürüm dürüm dürüm dürümleme dürümlemek dürüst dürüstlük.−ğü dürüst oyun dürüşt Dürzî dürzü düse düstur düş düş azması düşçü 698 .

−ğü düşe kalka düşen piyasa düşes düşeslik.−ği düşkü düşkün düşkünler evi düşkünler yurdu düşkünleşme düşkünleşmek düşkünlük.düşçülük.−ğü düşkün olmak düşleme düşlemek düşman düşman ağzı düşmanca düşmanlaşma düşmanlaşmak 699 .−ği düşeş düşey düşeyazma düşeyazmak düşey çember düşey düzlem düşeylik.

−ğü düşük yapmak düşün düşünce düşünce alışverişi düşüncel düşünceli düşüncelilik.−ği düşüncellik.−ğü düşüklük.−ği düşüncesizlik etmek düşündaş düşündürme düşündürmek düşündürmelik.−ği düşünce özgürlüğü düşüncesiz düşüncesizlik.düşmanlık.−ğı düşmanlık etmek düşman olmak düşme düşmek düşmüş düşmüş olmak düşsel düşsüz düşük.−ği 700 .

−ğü düşünülme düşünülmek düşünüm düşünür düşünürlük.düşündürtme düşündürtmek düşündürücü düşünme düşünmek düşünme yasaları düşünsel düşüntü düşüntülü düşünücü düşünücülük.−ğü düşünüş düşürme düşürmek düşürtme düşürtmek düşürülme düşürülmek düşürüm düşürüş düşüş düşüt 701 .

−ğı düz baskı düzce Düzce (ilçe) düzeç.düttürü düve düvel düven düvenci düven dişi düver düvesime düvesimek düyek düyun düz düzayak.−ği düzeltilme düzeltilmek 702 .−ci düzeçleme düzelme düzelmek düzelti düzeltici düzeltici jimnastik. −ği düzelticilik.

−ği 703 .−ğı düzence düzenci düzencilik.−ği düzenek.−ği düzenleme düzenlemeci düzenlemek düzenlenme düzenlenmek düzenleşik.−ği düzenleşim düzenleyici düzenli düzenlik.düzeltim düzeltme düzeltme işareti düzeltmek düzeltmen düzem düzeme düzemek düzen düzen açıklaması düzen bağı düzenbaz düzenbazlık.

−ği düzen teker düzey düzeyli düzeysiz düzeysizlik.düzenlilik.−ği düzgü düzgülü düzgün düzgüncü düzgünlü düzgünlük.−ğü düzgüsel düzgüsüz düz hekim Düziçi'ni (ilçe) düziko düzine düz kanatlılar Düzköy (ilçe) düzlek yapı düzlem düzleme düzlemek 704 .−ği düzenli ordu düzensiz düzensizlik.

−ci düzülme düzülmek düzüm düzüm düz ünlü (*)E E ebabil ebat.−ği düzmek düz rakı düztaban düztabanlık.−ğı düz tümleç.−dı 705 .−ğü düzme düzmece düzmeci düzmecilik.düzlem geometri düzlem küre düzlemsel düzlenme düzlenmek düzleşme düzleşmek düzletme düzletmek düzlük.

−ği ebemkuşağı ebesiz ebet.ebcet.−di ebcet hesabı ebe ebebulguru (kar) ebedî ebedîleşme ebedîleşmek ebedîleştirme ebedîleştirmek ebedîlik.−di ebeveyn ebleh eblehleşme 706 .−ği ebedî uyku ebediyen ebediyet ebegümeci ebegümecigiller ebekuşağı ebeleme ebelemek ebeleyiş ebeli ebelik.

−ğu ebrulama ebrulamak ebrulî ebrulu ebucehil karpuzu ebülyoskop.−dı ece Eceabat (ilçe) ecel ecel beşiği ecel teri ecinni ecir.−bu ecdat.−ği eciş bücüş ecnebi ecnebilik.−ği ecza eczacı eczacı kalfası 707 .−ği ebonit ebru ebrucu ebruculuk.eblehleşmek eblehlik.−cri ecirlik.

−ğı ecza çantası ecza dolabı eczahane ecza kutusu eczalı eczalı pamuk.−ğu eczasız eçhel eda eda etmek edalı edat edat grubu edatlı edatlı tümleç.eczacılık.−ci edat tümleci ede edebî edebî eser edebikelâm edebî sanat edebî sanatlar edebiyat edebiyat bilimi edebiyatça edebiyatçı 708 .

−bi edep etmek edepleniş edeplenme edeplenmek edepli edepli edepli edepsiz edepsizce edepsiz edepsiz edepsizleşme edepsizleşmek edepsizlik.−ği edilgen edilgen çatı edilgen fiil edilgenleşme edilgenleşmek edilgenleştirme 709 .−ğı edebiyatsever edebiyat tarihi edep.−ği edep yeri eder edevat edibane edik.edebiyatçılık.

edilgenleştirmek edilgenlik.−ci edinilme edinilmek edinim edinme edinmek edinti edip.−ğü edna Edremit (ilçe) edvar edvar musikisi 710 .−bi Edirne edisyon editör editörlük.−ği edilme edilmek edim edimli edimsel edinç.−ği edilgenlik eki edilgi edilgin edilginlik.

−ği efendim efil efil efkâr efkâr etmek efkârıumumiye efkârlanış efkârlanma efkârlanmak efkârlı 711 .−ği efelik etmek efemine efendi efendibaba efendice efendi efendi efendilik.efe efece efekt efektif efelek.−ği efeleniş efelenme efelenmek efeleşme efeleşmek efelik.

−dı efsane efsaneleşme efsaneleşmek efsaneleştirilme efsaneleştirilmek efsaneleştirme efsaneleştirmek efsaneli efsanevî efsun efsunkâr efsunlama efsunlamak eften püften egale egale etmek ege Ege Egeli egemen 712 .−ki Eflâk Eflâni (ilçe) eflâtun eflâtunî efor efrat.eflâk.

−ği eglog ego egoist egoistlik.−ği egoizm egosantrik egosantrizm egotizm egzama egzamalı egzamamsı egzersiz egzistansiyalist egzistansiyalizm egzogami egzomorfizm egzotik.egemen güçler egemenlik.−ği egzotik çorba egzotizm egzoz egzozcu egzoz gazı eğdiriş eğdirme eğdirmek 713 .

−ği eğinme eğinmek eğinti 714 .−ğni eğinik.−ci eğik.eğe eğeleme eğelemek eğer eğiç.−ği eğik silindir eğik yazı Eğil (ilçe) eğilim eğilimli eğiliş eğilme eğilmek eğim eğimli eğimölçer eğimsiz eğin.−ği eğik biçme eğik çizgi eğik düzlem eğiklik.

eğir Eğirdir (ilçe) eğir kökü eğirme eğirmek eğirmen eğir mumu eğirtme eğirtmek eğiş eğitici eğiticilik.−ği eğitilme eğitilmek eğitim eğitim bilimi eğitimci eğitimcilik.−ği eğitim dönemi eğitim enstitüsü eğitim fakültesi eğitimli eğitim programı eğitimsel eğitim sistemi eğitimsiz eğitme 715 .

eğitmek eğitmen eğitmenlik.−ği eğlencesiz eğlence yeri eğlendinlen alanı eğlendiri eğlendirici eğlendiriş eğlendirme eğlendirmek eğlenilme eğlenilmek eğleniş eğlenme eğlenmek eğlenti eğleşme 716 .−ği eğlek.−ği eğitsel eğitsellik.−ği eğleme eğlemek eğlence eğlence evi eğlenceli eğlencelik.

−ği eğrez eğri eğri büğrü eğrice eğri çehre eğrili eğrilik.−ci eğmeçli eğmek Eğmür eğrelti eğrelti otu eğrelti otugiller eğreti eğretileme eğretilik.eğleşmek eğme eğmeç.−ği eğriliş eğrilme eğrilmek eğriltme eğriltmek eğrim eğrim eğrim eğri söz 717 .

−bı ehlîleşme ehlîleşmek ehlîleştirilme ehlîleştirilmek ehlîleştirme ehlîleştirmek ehlisalip.−bi ehlisünnet ehlivukuf ehliyet ehliyetli 718 .eğritme eğritmek eğri yüz eğsi eh ehem.−hli ehlî ehlibeyt ehlidil ehlihibre ehlikeyf ehlikitap.−mmi ehemmiyet ehemmiyetli ehemmiyetsiz ehil.

−ği ekenek.ehliyetname ehliyetsiz ehliyetsizlik.−ği ehlizevk ehram Ehrimen ehven ehvenişer einstenyum ejder ejderha ejektör ek ekâbir ekalliyet ekarte etmek ek bileziği ek bütçe ek ders eke ekecek.−ği ek eylem ek fiil ek görev ekici ekili 719 .

−ği ekinokok ekinoks Ekinözü'nü (ilçe) ekinti ekip.−bi ekipman ek kök eklektik.ekilme ekilmek ekim ekin ekin biti ekinci ekincilik.−ği eklektizm eklem eklem bacaklılar ekleme ekleme dişi eklemek eklemeli eklemleme eklemlemek 720 .−ği ekin iti ekin kargası ekinlik.

eklemlenme eklemlenmek eklemli eklemliler eklemsiz eklemsizler eklenme eklenmek eklenti eklentiler ekler eklesil ekleşme ekleşmek ekleştirme ekleştirmek ekletme ekletmek ekli ekli püklü ekme ekmek ekmek.−ği ekmek ağacı ekmek ayvası ekmekçi ekmekçilik.−ği 721 .

−lü ekolâli ekoloji ekolojik.−ği ekmek mayası ekmek parası ekmeksiz ekmek tahtası ekmek tatlısı ekmek ufağı ekol.ekmek dolması ekmek düşmanı ekmek kadayıfı ekmek kapısı ekmek kavgası ekmek kaygısı ekmek küfü ekmeklik.−ği ekolojik ortam ekolojist ekonometri ekonomi ekonomi coğrafya ekonomik.−ği ekonomik ambargo ekonomi politik.−ği ekonomist 722 .

−ği eksik artık eksik etek.−ği eksantrik mili ekselâns eksen eksen oyuncu eksen ülke ekser ekseri ekseriya ekseriyet eksi eksibe eksik.ekonomizm ekopraksi ekose ek oylum ek ödenek.−ği eksik gedik.−ği ek poliçe ekran ekranda eksantrik.−ği eksiklenme eksiklenmek eksikli 723 .

−ği ekspertiz ekspertiz raporu ekspoze ekspozisyon ekspres ekspres yol ekspresyonist ekspresyonizm ekstern 724 .eksiklik.−cu ekskavatör ekspedisyon eksper eksperimantalizm eksperlik.−ği eksiksiz eksilen eksiliş eksilme eksilmek eksiltilme eksiltilmek eksiltme eksiltmek eksin eksi sayı eksi uç.

−ği ekşimsi ekşimtırak.−ğı ekşi surat ekşitilme ekşitilmek ekşitme ekşitmek ekşi yonca ekşi yoncagiller 725 .ekstern öğrenci ekstra ekstrafor ekstrasistol.−lü ekstre ekstrem ekşi ekşi elma ekşi kiraz ekşikulak.−ği ekşi limon ekşi maya ekşime ekşimek ekşimik.−ğı (bitki) ekşili ekşili çorba ekşilik.

ekşi yüz ek tahsisat ekti ektilik.−ği ekti püktüler ektirme ektirmek ektoderm ekü Ekvador ekvator ekvatoral.−li ekzotermik.−ği el elâ el adamı el âlem el alışkanlığı elaman elan el arabası elâstik elâstikî elâstikiyet el ayası Elâzığ elbasan tavası 726 .

−ği elçilik etmek elçilik uzmanı elçilik yapmak elçim elde elde bir 727 .−ği elbisesiz Elbistan (ilçe) el bombası elci elcik.−ği elçi elçilik.elbaş (spor) elbet elbette Elbeyli (ilçe) el bezi el bilgisayarı el birliği elbise elbise dolabı elbiseli elbiselik.−ği el çabukluğu el çantası elçek.

−yı elebaşılık.−ği elekçi elekçilik.eldeci el değirmeni eldeli elden elden düşme elden ele eldesiz Eldivan (ilçe) eldiven eldivenli eldivensiz el duşu elebaşı.−ği eleklik.−ği elektrifikasyon elektrik.−ği elektrik dinamosu 728 .−ği elektrik anahtarı elektrik çarpması elektrikçi elektrikçilik.−ğı eleğimsağma eleji elek.

elektrik direği elektrik düğmesi elektrik fabrikası elektrik feneri elektrik fırını elektrik fincanı elektrik kaynağı elektrikleme elektriklemek elektriklendirme elektriklendirmek elektriklenme elektriklenmek elektrikli elektrikli basaç.−cı elektrikli daktilo elektrikli ısıtıcı elektrikli sandalye elektrikli tren elektrik ocağı elektrik saati elektrik santrali elektrik sayacı elektriksiz elektrik süpürgesi elektrik teli elektrik üreteci 729 .

elektrik yayı elektirk zili elektro elektroansefalog− rafi elektroansefa− logram elektrobiyoloji elektrodinamik.−ği elektrodinamo− metre elektrodiyaliz elektrofil elektrofon elektrogitar elektrojen elektrokardiyograf elektrokardiyografi elektrokardiyogram elektrokimya elektrolit elektrolit dengesi elektroliz elektromanyetik.−ği elektromanyetik dalgalar elektromanyetik 730 .

−ği elektronik saat.−ği elektronik beyin.−ti elektron lâmbası elektron mikroskobu elektropozitif elektroradyoloji elektrosaz 731 . −yni elektronik çalgı elektronik çalgılar elektronikçi elektronik müzik.−cü elektromanyetizma elektromekanik.güç.−ği elektrometalürji elektrometre elektromıknatıs elektromobil elektromotor elektron elektron akışı elektron demeti elektronegatif elektron gazı elektronik.

−du elektroteknik.−ği elektrostatik serpme elektroşok elektrot.−bu elektrostatik.elektroskop.−ği el ele elem eleman eleman sayısı eleme el emeği elemek element eleme sınavı elemge elemli elemsiz elenme elenmek elense (çekmek) elenti el erimi el erki Eleşkirt (ilçe) eleştirel 732 .

−ği eleştirme eleştirmeci eleştirmecilik.eleştiri eleştirici eleştiricilik.−ği el etmek elezer elezerlik.−ği el falı el feneri el freni elgin el gün elhak Elham elhamdülillâh elhâsıl 733 .−ği eleştirmek eleştirmeli eleştirmen eleştirmenlik.−ği eleştirilme eleştirilmek eleştirim eleştirimci eleştirimcilik.

−li elipsoit.−ğı eli ağır eli bayraklı eli boş eli böğründe eli çabuk.−ği eli selek.−di eliptik.−ğu elips elipsoidal.−ğu elif elifba elifî eli geniş eli hafif elik.el havlusu eli açık.−ği eli sıkı eli sopalı el işçiliği el işi el işi kâğıdı 734 .−ği el ilânı elim eli maşalı eline çabuk.

−ği ellinci ellişer elma elmabaş (tepeli dalgıç) elmacı 735 .−ği ellilik.elit eli uz eli uzun eli yatkın eli yordamlı el kantarı el kapısı el keseri el kılavuzu elkızı el kiri el kitabı elleme ellemek ellenme ellenmek elleşme elleşmek elli ellik.

−ğı elmacık kemiği elmacılık.elmacık.−ğı elmas elma sirkesi elmasiye elmaslı elmastıraş elma suyu elma şarabı elma şekeri elma şurubu elmek eloğlu el oltası elöpen (kertenkele) el sabunu el sanatları el sözlüğü el şakası el tası el telefonu el telsizi 736 .−ğı elma çayı Elmadağ (ilçe) Elmalı (ilçe) elmalık.

−ı elverişli elverişlilik.−ği elverme el verme (tarikat) elvermek elyaf el yatkınlığı el yazısı el yazması el yordamı elzem em emanet emanetçi emanetçilik.−ği elverişsiz elverişsizlik.−ği el topu el ulağı el ulaklığı el uzluğu elvan elvan elvan elveda.elti eltieltiyeküstü eltilik.−ği 737 .

−ci emek.−ği emaret emay emaye emaylama emaylamak embriyolog.−ğu embriyoloji embriyon emcek.−ği emcik.−ği emdirme emdirmek emdirtme emdirtmek emeç.−ği emekçi emekçilik.emanet dolabı emaneten emanet etmek emanetullah emare emarecik.−ği emekleme emekleme çağı emekleme dönemi 738 .

−ği emeklilik çağı emekli maaşı emekli olmak emeksiz emeksiz evlât.−mri emirber emirberlik.−dı emektar emektarlık.−ğı emel emen Emet (ilçe) emici emici kıllar emici tüyler emik.emeklemek emekli emekli aylığı emekli ikramiyesi emeklilik.−ği emilme emilmek emin emin olmak Eminönü'nü (ilçe) emir.−ği 739 .

emircik.−ği emir cümlesi emir çavuşu Emirdağ (ilçe) emir eri Emirgazi (ilçe) emir kipi emir kulu emirlik.−ği emlâk vergisi emleme emlemek emlik.−ği emme emme basma 740 .−ği emirname emir subayı emisyon emiş emişme emişmek emiştirme emiştirmek emlâk.−ki emlâk bürosu emlâkçi emlâkçilik.

−di empermeabl emperyalist emperyalizm empoze empoze etmek empresyon empresyonist empresyonizm 741 .−ci emmek emmi emmioğlu emniyet emniyet amiri emniyet durağı emniyet düğmesi emniyet etmek emniyet kemeri emniyet kilidi emniyetli emniyet müdürü emniyet pimi emniyetsiz emniyetsizlik.−ği emniyet supabı emoroit.tulumba emmeç.

−li emzik.−ği emtia emval.−kkı emrivaki.−ği emzik borusu emzikli emziksiz emzirilme emzirilmek emziriş emzirme emzirmek emzirtme 742 .emprezaryo emprime emraz emre muharrer senet.−di emretme emretmek emreyleme emreylemek emrihak.−li emsalsiz emsalsizlik.−i emrivaki yapmak emsal.

emzirtmek en en alt enam enayi enayice enayicesine enayi dümbeleği enayileşme enayileşmek enayilik.−ği encikleme enciklemek encümen en çok.−ği en az enberi (gök bilimi) enbiya encam encek.−ği encik.−ğu endaht endam endam aynası endamlı endamsız endaze 743 .

endazeleme endazelemek endazesiz endeks endeksleme endekslemek endekslenme endekslenmek endeksli endemik ender enderun enderunlu endirekt endişe endişe etmek endişelenme endişelenmek endişeli endişesiz endişesizlik.−ği endoderm endogami endokrin endokrinoloji Endonezya Endonezyalı 744 .

−ğü en düşük düzey enek.−ği enez Enez (ilçe) eneze enezeleşme enezeleşmek enfarktüs 745 .−ği eneme enemek enenme enenmek enerji enerjik.endoskop.−ği endotermik.−ği endüksiyon Endülüs endüstri endüstrileşme endüstrileşmek endüstriyalizm endüstriyel en düşük.−bu endoskopi endoskopik.−ği enerjiklik.

enfeksiyon enfes enfiye enflâsyon enflâsyonist enflüanza enformasyon enformel enfraruj enfrastrüktür enfüsî engebe engebeli engebelik.−ği engebesiz engel engel balığı engelleme engellemek engellenme engellenmek engelleyiş engelli engelli koşu engel olmak engel sınavı engelsiz 746 .

−ğü enlem enlem dairesi enlemesine enli enlice 747 .−ği enikleme eniklemek enikonu enine boyuna enir enişte enjeksiyon enjeksiyoncu enjekte etmek enjektör enkaz en küçük.engerek.−ği engerekgiller engerek otu engin enginar enginleşme enginleşmek enginlik.−ği engizisyon enik.

−ği ensülin entari entarilik.−li enstrümantalizm enstrümantal müzik.−ği enöte (gök bilimi) ense ense çukuru ense kökü enseleme enselemek enselenme enselenmek enser ensesi kalın ensiz ensizlik.enlilik.−ği enstalâsyon enstantane enstantane fotoğraf enstitü enstrüman enstrümantal.−ği entegrasyon entegre 748 .

−ğı enterfon enterkoneksiyon enternasyonal.−ğı en uygun en üst 749 .entel entelekt entelektüalizm entelektüel entelektüellik. −ği enternasyonalizm enterne enterne etmek entertip entimem entipüften entomoloji entomolojist entrika entrikacı entrikacılık.−li enternasyonalci enternasyonalcilik.−ği entelekya enteresan enteresanlık.

−ği epikerem epikriz Epikürcü Epikürcülük.−di envaiçeşitli envaitürlü envanter envestisman en yüksek.en üst düzey enva.−ğü 750 .−ı envaiçeşit.−ği enzim eosen epe eper epey epeyce epeyi epidemi epidemioloji epiderm epifit epigenez epigrafi epigram epik.

epilepsi epileptik.−du epistemoloji epitel epitelyum epizot.−ği ercik.−ği 751 .−ği epilog.−bı erbaş erbaşlık.−ğı er bezi erbin erbiyum erce ercecik.−du epope e−posta eprime eprimek epsilon er eradikasyon erat Erbaa (ilçe) erbain erbap.−ğu episot.

−ği ereklilik.−ği erek bilimi erekçilik.−ği erdirme erdirmek er dişi er dişilik.−ği Ereğli (ilçe) erek.−ği erdemsiz erdemsizlik.−ği er ekmeği ereksel ereksel neden eren Erendiz (Jüpiter) Erfelek (ilçe) erg 752 .−ği erden erdenlik.Erciş (ilçe) Erciyes Erdek (ilçe) erdem erdemli Erdemli (ilçe) erdemlilik.

Ergani (ilçe) erganun er geç ergen ergene ergenleşme ergenleşmek ergenleştirme ergenleştirmek ergenlik.−ği ergime ergime ısısı ergimek ergime noktası ergime yasası ergimiş ergimiş maden ergin erginleme erginlemek erginlenme erginlenmek erginleşme erginleşmek 753 .−ği ergen olmak ergi ergilik.

erginlik.−ği erik marmelâdı erik pestili erik rakısı erik reçeli eril erillik.−ği erinç.−ği erim erime erimek erim erim erimez erin erincek.−ci erinçli 754 .−ği erik hoşafı erik kompostosu eriklik.−ği ergitme ergitmek ergonomi erguvan erguvangiller erguvanî erigen erik.

−ği eristik.−ği eriştirme eriştirmek eriten eritici eritilme eritilmek eritiş eritme eritmek eritme peynir 755 .erinçsiz erinlik.−ği erişme erişmek erişte eriştelik.−ği eriş erişilme erişilmek erişim erişkin erişkinlik.−ği erinme erinmek erinsiz erirlik.

−ği eriyiş erk erkân erkânıharbiyei− umumiye erkânıharp.−bi erkânıharplik.−ği erkek anahtar erkek bakır erkekçe erkekçil erkek demir erkek erkeğe erkek fiş erkek işi erkeklenme erkeklenmek erkekler hamamı erkekleşme 756 .−ci erkeçsakalı (bitki) erkek.eritrosit eriyik.−ği erkân kürkü erkân minderi erke erkeç.

erkekleşmek erkekli erkekli dişili erkeklik.−ği erketelik.−ği erkeksiz erkek terzisi erken erken bunama erkence erkenci erkenden erkete erketeci erketecilik.−ği erkekli kadınlı erkeklik organı erkek organ erkeksi erkeksilik.−ği 757 .−ği erkin erkinci erkincilik.−ği erkli erklik.−ği erklilik.−ği erkinlik.

−ğu erotik.−ği erlik.−ği erseme ersemek 758 .−ği eroin eroinci eroincilik.−ği erme ermek Ermenek (ilçe) Ermeni Ermenice er meydanı ermin ermiş ermişlik.−ği erseliklik.erksizlik.−ği eroinman eroinmanlık.−ği erotizm erozyon erselik.−ğı eros erosal erosçu erosçuluk.

ersiz ersizlik.−ği er suyu erte erteleme ertelemek erteleniş ertelenme ertelenmek erteleyiş ertesi Eruh (ilçe) ervah erzak erzatz Erzin (ilçe) Erzincan Erzurum es esami esans esaret esas esas duruş esasen esasî esaslandırma 759 .

−bı esbak esef esef etmek esefle eseflenme eseflenmek esefli eselemek beselemek eseme esen esenleme esenlemek Esenler (ilçe) esenleşme esenleşmek esenlik.esaslandırmak esaslanma esaslanmak esaslı esassız esas vaziyet esatir esatirî esbabımucibe esbap.−ği 760 .

−ği esire esir etmek esirgeme esirgemek 761 .esenlikli eser esericedit.−ği esim esin esindirme esindirmek esinleme esinlemek esinlenme esinlenmek esinti esintili esintisiz esir esirci esircilik.−di esericedit kâğıdı eserme esermek esermek besermek esham esik.

−ği Eski Çağ eskiden Eski Dünya eski eserler eski kafalı eski kafalılık.−du Eskil (ilçe) eskileşme eskileşmek 762 .−ğı eski kurt.esirgemezlik.−ği esirgenme esirgenmek esirgeyici esirgeyiş esirifiraş esirlik.−ği esirme esirmek esir olmak esiş eskalâsyon eskatologya eski eskice eskici eskicilik.

eskilik.−ği esleme eslemek 763 .−ği eski yazı eskiyiş eskiz eskort eskrim eskrimci eskülâbî eslâf eslek.−ği eskime eskimek Eskimo Eskimoca eskimsi Eskipazar (ilçe) eski püskü Eskişehir Eskişehir taşı eskitilme eskitilmek eskitme eskitmek eski toprak.−ğı eski tüfek.

−ğı esnaf loncası esnasında esnek.−ği esnekleşme esnekleşmek 764 .−ği esmer su yosunları esmer şeker esna esnaf esnaf ağzı esnaflık.esma esmayıhüsnâ esmayışerife esme esmek esmer esmer amber esmerce esmerimsi esmer küf esmer küfler esmerleşme esmerleşmek esmerleştirme esmerleştirmek esmerlik.

−ğı esrarengiz 765 .−ği esneme esnemek esnetme esnetmek esneye esneye esneye gerine esneyiş esoterik.−ği espas espaslı Esperanto Esperantocu esperi Espiye (ilçe) espiyon espressivo espri esprili espritüel espri yapmak esrar esrarcı esrarcılık.esnekleştirme esnekleştirmek esneklik.

esrarengizlik.−ği esrarkeş esrarkeşlik.−ği esriklik.−ği esrime esrimek esritme esritmek essah estağfurullah estamp estampaj estek köstek ester esterleşme estet estetik.−ği estetikçi estetikçilik.−ği esrar kumkuması esrarlı esrar otu esrar perdesi esrar tekkesi esre esri esrik.−ği 766 .

−ğı eş anlam eş anlamlı eş anlamlılık.−ğı eşantiyon eşarp.−ği eş çekim 767 .−cı eş basınçlı eş başkan eş biçim eş biçimli eş biçimlilik.−ğı eş eş adlı eş adlılık.−ği eş cinsel eş cinsellik.−ci estirilme estirilmek estirme estirmek estomp esvap.−bı esvaplık.estetizm estireç.−bı eş bacaklılar eş basınç.

−ği eş deprem eş dost eşek.−ği eşek arısı eşekbaşı eşek cenneti eşekçe eşekçi eşek davası eşek dikeni eşek hıyarı eşek inadı eşek kafalı eşekkulağı (bitki) eşekleşme eşekleşmek eşeklik.−ği eşek marulu eşek maydanozu eşekoğlu eşek.−ği eşek otu eş eksenli eşek sıpası eşeksırtı (çatı şekli) 768 .eş değer eş değerli eş değerlik.

−ği eşilme eşilmek eşinme eşinmek eşir eşit eşit çenetli eşitçi 769 .eşek şakası eşelek.−ği eşeleme eşelemek eşelenme eşelenmek eşelmobil eşey eşeyli eşeylilik.−ği eşeyli üreme eşeysel eşeysiz eşeysiz çoğalma eş güdüm eş güdümcü eş güdümlü eşhas eşik.

−ği eşitleme eşitlemek eşitlenme eşitlenmek eşitleşme eşitleşmek eşitleştirme eşitleştirmek eşitlik.−li eş kanatlı eş kanatlılar eş kenar eşkenar dörtgen eşkenar üçgen eşkıya eşkıyalık.−ği eşkâl.eşitçilik.−ği 770 .−ğı eşkin eşkinci eşkinli eşkinsiz eşlek.−ği eşitlik derecesi eşitlik eki eşitsiz eşitsizlik.

−ğı eşref eşref saati eşribegâh 771 .eşleksel eşlem eşleme eşlemek eşlemeli eşlemesiz eşlenik.−ği eşlenme eşlenmek eşleşme eşleşmek eşleştirme eşleştirmek eşli eşlik.−ği eşlik etmek eşme Eşme (ilçe) eşmek eş merkezli eşofman eş ölçüm eşraf eşraflık.

−ğı eş zamanlılık.eş sesli eş seslilik.−ğı eş sıcak eğrisi eşsiz eşsizlik.−ği eş sıcak.−lü etap.−ği eştirme eştirmek eşya eşyalı eş yapı eş yapım eş yükselti eş yükselti eğrisi eş zaman eş zamanlı eş zamanlı dil bilimi eş zamanlık.−bı et beni 772 .−ğı et etajer etalon etamin etanol.

etçi etçik.−ği etek bezi etek dolusu etek kiri etekleme eteklemek etekleyiş eteklik.−ği etelemek betelemek eten etene etenelenme etenelenmek eteneli eteneliler etenesiz etenesizler eter eterleme eterlemek eterleşme eterleşmek 773 .−ğü etek.−ği etçil etçiller eteği düşük.

−ğu etimoloji etimolojik.−lü etilen Etimesğut (ilçe) etimolog.eterleştirme eterleştirmek etıbba Eti etik.−ği etiketleme etiketlemek etiketlenme etiketlenmek etiketli etiketlik.−ği etine dolgun etioloji Etiyopya Etiyopyalı et kafalı 774 .−ği etiket etiketçi etiketçilik.−ği etiketsiz etil etil alkol.

−ği et kesimi et kırımı etki etkileme etkilemek etkilenme etkilenmek etkileşim etkileşme etkileşmek etkileyici etkili etkililik.−ği 775 .−ği etkili olmak etkime etkimek etkin etkinci etkincilik.etken etken fiil etkenlik.−ği etkinleşme etkinleşmek etkinleştirme etkinleştirmek etkinlik.

−ği etlenme etlenmek etli etli bitki etli butlu etli canlı etli ekmek.etkin okul etkin öğretim etkisiz etkisizleşme etkisizleşmek etkisizleştirilmiş etkisizleştirme etkisizleştirmek etkisizlik.−ği etlik.−ğu 776 .−ği etnograf etnografya etnolog.−ği etli meyve etli pide et lokması etme etmek etmen etnik.

−ği etobur etoburlar etokrasi etol.−ğı et unu etüt.etnoloji etnolojik.−dü etüt etmek etüv 777 .−lü etraf etraflı etraflıca et sığırı et sineği etsiz et sotesi et suyu et şeftalisi et tavuğu ettirgen ettirgen çatı ettirgen fiil ettirgenlik.−ği ettirme ettirmek ettoprak.

−ği evcimen evç.−ci 778 .−ği evcilleşme evcilleşmek evcilleştirilme evcilleştirilmek evcilleştirme evcilleştirmek evcillik.−ği ev ev adamı ev altı evaze ev bark evcara evce evcek evci evcik.etyaran etyemez etyemezlik.−ği evcikkıran evcil Evciler (ilçe) evcil hayvan evcilik.

evdeci evdemonizm evdeş evecen evecenlik.−vci evin 779 .−ği evegen ev ekmeği ev ekonomisi evelemek gevelemek everme evermek ev eşyası evet evet efendimci evetleme evetlemek ev gailesi evgin ev halkı evham evhamlanma evhamlanmak evhamlı evhamsız eviç.

−ği evlâdüıyal evlât.−dı evlât edinmek evlâtlı evlâtlık.−ği evirtim evirtmek evi sırtında ev işi eviye eviye sifonu ev kadını evkaf ev kirası evlâ evlâdiyelik.−ğı evlâtsız evlek.evinlenme evinlenmek evinli evinsiz evire çevire evirgen evirme evirmek evirtik.−ği 780 .

−ği evlilik.−ğı evliya otu evolüsyon evrak evrak çantası evrak dolabı evrak memuru 781 .−ği evlilik birliği evlilik dışı evliya evliyalık.evlekleme evleklemek evlendirilme evlendirilmek evlendirme evlendirmek evleniş evlenme evlenmek evlenmek barklanmak evleviyet evleviyetle evli evli barklı evlik.

−ği evrik.−ği evrilir evrim evrimci evrimcilik.evrat.−ği evrimleşme evrimleşmek evrişik.−dı evre evren Evren (ilçe) evren bilimi evren bilimsel evren doğumu evren pulu (mika) evrensel evrenselleşme evrenselleşmek evrenselleştirme evrenselleştirmek evrensellik.−ğı 782 .−ği evropiyum evsaf ev sahibi evsel evsel atık.

−ği eyer kaltağı eyer kaşı eyerleme eyerlemek eyerlenme eyerlenmek 783 .evseme evsemek evsin ev sineği evsiz evsiz barksız evvel evvelâ evvelce evvelden evveli evveliyat evvelki evvelsi evye ev yemeği ey eyalet eyer eyerci eyercilik.

−ği eylemsizlik ilkesi eylül Eynesil (ilçe) eytam eytam maaşı eytişim eytişimsel Eyüp (ilçe) eyvah eyvallah eyvan eyyam eyyam ağası eyyamcı 784 .−ği eyleme eylemek eylemli eylemlik.−ği eylemsi eylemsiz eylemsizlik.eyerli eyersiz eyitmek eylem eylemci eylemcilik.

−ğı eyyam efendisi eza eza cefa ezan ezancı ezanî ezanî saat.−ği ezberden ezbere ezber etmek ezberinde ezberleme ezberlemek ezberlenme ezberlenmek ezberletme ezberletmek ezberleyiş ezcümle ezdirme 785 .eyyamcılık.−ti ezan saati ezansız ezan vakti ezber ezberci ezbercilik.

ezdirmek ezdirtme ezdirtmek ezel ezel ebet ezelî ezelî ebedî ezelî takdir ezercesine ezgi ezgiç.−ği ezici ezik.−ğü eziklik.−ci ezgilenme ezgilenmek ezgileşme ezgileşmek ezgileştirme ezgileştirmek ezgili ezgin ezgince ezginlik.−ği ezile büzüle ezilgen 786 .−ği ezik büzük.

−ği ezim evi ezim ezim ezinç.−li faaliyet fa anahtarı fabl.eziliş ezilme ezilmek ezilmiş ezilmişlik.−li fabrika 787 .−ci Ezine (ilçe) ezinti eziyet eziyet etmek eziyetli eziyetsiz ezkaza ezme ezme boya ezmek ezofori (*)F F fa faal.

−ğı fagosit fagositoz fagot fağfur fağfurî fahiş fahişe fahişelik.fabrikacı fabrikadan satış merkezi fabrikasyon fabrikatör fabrikatörlük.−ğü facia facialaşma facialaşmak facialı factoring faça faça etmek façalı façeta façetalı façuna façuna etmek façunalık.−ği 788 .

−krı 789 .−ği faiz fiyatı faiz haddi faizlendirme faizlendirmek faizli faiz oranı faizsiz fak fakat fakfon fakır.−kı faikıyet fail faili meçhul failimuhtar fainal four fair−play faiz faizci faizcilik.fahrenhayt fahrî fahrî konsolos fahriye fahte fahur faik.

fakih fakir fakirane fakirce fakir cevher fakir fukara fakirhane fakirizm fakirleşme fakirleşmek fakirleştirme fakirleştirmek fakirlik.−ği faks faksimile fakslama fakslamak faktitif faktör fakül fakülte fakülteli fal falaka falakacı falakalı falan 790 .

−yrı fallus falname falso falsolu falsosuz falso yapmak fal taşı falya falyanos familya fanatik.falanca falan festekiz falan feşmekân falan fıstık falan filân falanca falanıncı falanj falanjist falcı falcılık.−ği fanatizm fanfan 791 .−ğı falçete falez falihayır.

−ği fantaziye fantazya fantazyalı fantezi fantezist fanti fantom fanus fanuslu fanya fanyol far farad faraş 792 .−ği fanta fantasma fantastik. gelip geçici) fâni dünya fanilâ fânilik.fanfar fanfin fanfin etmek fangri fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü.

faraza farazî faraziyat faraziye farba farbala fare fare deliği faredişi (oya) farekulağı (bitki) farekuyruğu (testere) farenjit fare otu farfara farfaracı farfaracılık.−ğı farfaralık.−ğı farıma farımak fariğ fariğ olmak farika faril Farisî fariza fark 793 .

−ğu farmakoloji farmason farmasonluk.−ğı farksız farksızlaşma farksızlaşmak farksızlık.−ği farmakognozi farmakolog.−li 794 .fark etmek farklı farklıca farklılaşma farklılaşmak farklılaştırma farklılaştırmak farklılık.−ğu fars Fars Farsça farta furta fart furt farz farz etmek farzımuhal.−ğı farmakodinami farmakodinamik.

−slı fasıla fasılalı fasılasız fasıl heyeti fasih fasikül fasile fasit fasit daire fasit olmak faska fasla fasla fasletme fasletmek Faslı fason fasone fason imalât fassal fassallık.farz olmak farz olunmak Fas fasa fiso fasarya faset fasıl.−ğı 795 .

fast food fasulye fasulyegiller fasulye pilâkisi fasulye piyazı faş faş etmek faşır faşır faşing faşist faşistleşme faşistleşmek faşistleştirme faşistleştirmek faşistlik.−ği faşizan faşizm fatalist fatalite fatalizm Fatımî Fatımiye fatih Fatih (ilçe) Fatiha fatihane Fatsa (ilçe) 796 .

−bı fayrap etmek 797 .−ğı fayda faydacı faydacıl faydacılık.fatura faturalama faturalamak faturalı faturalı yaşam faturasız faul.−ğı faydalanma faydalanmak faydalı faydasız fay hattı fayrap.−lü faullü faulsüz fauna fava favori fay fayans fayansçı fayansçılık.

fayton faytoncu faytonculuk.−cri fecrikâzip.−ğı fazlalık etmek fazla olmak fecaat.−ğu faz fazıl fazilet faziletkâr faziletli faziletsiz faziletsizlik.−bi fecrisadık feda feda etmek fedaî fedaîce 798 .−ti feci fecir.−ği faz kalemi fazla fazlaca fazlalaşma fazlalaşmak fazlalık.

−ğı federal. −hmi fehmetme fehmetmek fehva fehvasınca fek.−ği fedakâr fedakârca fedakârlık.−li federalist federalizm federalleşme federalleşmek federasyon federatif federe feding fehamet fehametlû fehim.−kki Feke (ilçe) fekül fel felâh Felâhiye (ilçe) felâket 799 .fedaîlik.

felâketli felâketzede felç.−li feldspat felek.−ci felç etmek felçli felç olmak feldmareşal.−ği felfelleme felfellemek feliks fellâh fellek fellek fellik fellik felsefe felsefeci felsefî feminist feminizm fen.−nni fena 800 .−ği felekiyat Felemenk Felemenkçe Felemenkli felfelek.

−ği Fenike Fenikeli Fenike portakalı 801 .fena etmek fenafillâh fena hâlde fena kalpli fenalaşma fenalaşmak fenalaştırma fenalaştırmak fenalık.−ği fenerli fenerli burgu fenersiz fenik.−ğı fenalık etmek fena olmak fena yapmak fen bilimi fenci fener fener alayı fener balığı fener balığıgiller fenerci fenercilik.

−di feodal.−ği fer ferace feraceli feracelik.fenlenme fenlenmek fennî fennî muayene fenol.−ği feragat.−lü fenomen fenomenal fenomenizm fenomenoloji fent.−ti feragat etmek feragatli ferağ ferah ferah fahur ferah ferah ferahfeza ferahî 802 .−li feodalite feodalizm feodallik.

−ci ferda ferde ferdî ferdiyet ferdiyetçi ferdiyetçilik.−ki ferahnakaşiran ferahnüma feraset ferasetli ferasetsiz ferç.−ği ferhane fer'î feribot ferih 803 .−ğı ferahnak.ferahlama ferahlamak ferahlandırma ferahlandırmak ferahlanma ferahlanmak ferahlatıcı ferahlatma ferahlatmak ferahlık.

ferih fahur ferik.−ğı fersiz fersizleşme 804 .−ği feriştah ferişte Ferizli (ilçe) ferli ferma ferman fermanlı fermanlı deli fermantasyon fermejüp fermene fermeneci fermeneli ferment fermiyum fermuar fernez fersah fersah fersah fersahlık.−ği (piliç) ferik ferik elması feriklik.

−ği feryat.−dı feryat etmek feryat figan ferz fes fesahat.−ğı feshedilme feshedilmek feshetme feshetmek fesih.−li fesuphanallah fetha fethetme 805 .−di fertik.−ği fersude fert.−ğı fesat kumkuması fesatlık.−dı fesatçı fesatçılık.−shi fesleğen fes rengi festival.−ti fesat.fersizleşmek fersizlik.

−ğı fetüs fetva fetvacı fetvahane fetvayişerife fevç.fethetmek Fethiye (ilçe) fetih.−li fevkalâdelik.−ci fevç fevç feveran feveran etmek fevk fevkalâde fevkalâde hâl.−thi fetihname fetiş fetişist fetişizm fetret fettan fettanca fettane fettanlaşma fettanlaşmak fettanlık.−ği 806 .

−khı 807 .−ğı fıçılama fıçılamak fıkdan fıkıh.−ği fevt fevt etmek fevt olmak fevvare feyezan feyiz.−ğu feyyaz feza fezleke fıçı fıçı balığı fıçıcı fıçıcılık.−yzi feyizlenme feyizlenmek feyizli feylesof feylesofça feylesofluk.fevkalbeşer fevkanî fevrî fevrîlik.

−ğı fındık altını fındık ateşi fındık biti fındıkçı fındıkçılık.−ğı fındık faresi fındıkî fındıkkabuğu (renk) 808 .−ğı fıkırdama fıkırdamak fıkırdaşma fıkırdaşmak fıkırdatma fıkırdatmak fıkırdayış fıkır fıkır fıkırtı fıkra fıkracı fıkracılık.−ğı fıkırdaklık.fıkırdak.−ğı fıkrama fıkramak fıldır fıldır fıldır fındık.

−ğı fırçalama fırçalamak fırçalanma fırçalanmak fırçalatma fırçalatmak fırçalayış fırçalı fırçalık.−ğı fırdolayı fırdöndü fırfır (büzgülü süs) fır fır fırfırlı 809 .fındıkkıran fındık kurdu Fındıklı (ilçe) fındıklık.−ğı fındık sıçanı fındık yağı fındıkyuvası (eldeki çukurluk) fır Fırat fırça fırçacı fırçacılık.

−ğı fırka fırkacı fırkacılık.fırıldak.−ğı 810 .−ğı fırında makarna fırın kebabı fırınlama fırınlamak fırınlanma fırınlanmak fırınlatma fırınlatmak fırınlı fırınlık.−ğı fırıldak çiçeği fırıldanma fırıldanmak fırıldatma fırıldatmak fırıl fırıl fırın fırıncı fırıncılık.−ğı fırıldakçı fırıldakçılık.−ğı fırkata fırlak.

−ğı fırsat düşkünü fırsat yoksulu fırt fırt fırt fırtına fırtına kuşu fırtına kuşugiller fırtınalı fırtına uğrağı fırttırma fırttırmak fısfıs (püskürtme aracı) fıs fıs fısfıslama fısfıslamak 811 .fırlama fırlamak fırlatılma fırlatılmak fırlatış fırlatma fırlatmak fırlayış fırsat fırsatçı fırsatçılık.

fısfıslanma fısfıslanmak fısıldama fısıldamak fısıldanma fısıldanmak fısıldaşma fısıldaşmak fısıl fısıl fısıltı fısıltı gazetesi fısır fısır fısırtı fıskiye fıslama fıslamak fıslanma fıslanmak fıstık.−ğı fıstık çamı fıstıkçı fıstıkçılık.−ğı fıstık ezmesi fıstıkî fıstıkî makam fıstıklamak fıstıklık.−ğı 812 .

−ğı fışkın fışkırdak.−ğı fışkırık.fış fış fışıldama fışıldamak fışıltı fışırdama fışırdamak fışırdatma fışırdatmak fışır fışır fışırtı fışkı fışkılama fışkılamak fışkılık.−ğı fışkırış fışkırma fışkırmak fışkırtı fışkırtıcı fışkırtılma fışkırtılmak fışkırtma fışkırtmak fışlama 813 .

−ği fideizm fideleme fidelemek fidelik.−ğı fide fideci fidecilik.−ğı fıtık etmek fıtıklı fıtık olmak fıtrat fıtraten fıtrî fıtriye fi fiber fiberglas fibrin fibrinojen fidan fidan biti fidan boylu fidancık.fışlamak fıtık.−ği fidye 814 .−ğı fidanlık.

−ğu fiilî hizmet fiilî hizmet zammı fiilimsi fiiliyat fiil kökü 815 .−ğı figürasyon figüratif figüratif sanat figürlü fiğ fihrist fihristleme fihristlemek fiil fiil cümlesi fiil çekimi fiilen fiil gövdesi fiilî fiili bozuk.fidyeinecat fifre figan figan etmek figür figüran figüranlık.

−ği fikir üretme fikir üretme toplantısı fikir yazısı fikren fikrî fikrisabit fikriyat fiks mönü fikstür fiktif fil filâman filân filânca 816 .−kri fikir adamı fikir edinmek fikir hürriyeti fikir işçisi fikirleşme fikirleşmek fikirleştirme fikirleştirmek fikirli fikirsiz fikirsizlik.fiil tabanı fikir.

filân falan filân festekiz filânıncı filântrop filâriz filârizleme filârizlemek filârmoni filârmonik.−ği filbahar filbahri fildekoz fildişi (renk) fil dişi fil dişi karası (renk) Fildişi Kıyısı fildişi rengi Fildişi Sahili file fil elması filenk.−gi filet fileto fil faresi filgiller filhakika fil hastalığı 817 .

−ği filizî filizkıran filizleme filizlemek filizlenme filizlenmek filizli filkulağı (bitki) film filmci filmcilik.filigran filigranlı filika filikacı filinta Filipinler Filipinli filiskin Filistin Filistinli filiz filizcik.−ği filmleştirme filmleştirmek film müziği film yıldızı 818 .

−ği filotillâ filoz filozof filozofça filozofik filozoflaşma filozoflaşmak filozofluk.−li finalist finalizm finans finansal finanse etmek 819 .−ğu filoloji filolojik.filo filojenez filoksera filolog.−i fil yürüyüşü Fin final.−ğu filtre filtreli filtresiz filum filvaki.

finansman finansör fincan fincan böreği fincancı fincan fincan fincanlık.−ği fingirdeme fingirdemek fingirdeşme fingirdeşmek fingir fingir Fin hamamı Finike (ilçe) finiş fink (atmak) Finlândiya Finlândiyalı fino Fin−Ugor firak firaklı firar firar etmek 820 .−ğı fincan oyunu Fince fingirdek.

−ği firkat.firarî firavun firavun faresi firavun inciri firavunlaşma firavunlaşmak firavunluk.−ğu fire firez firfiri firik.−ti firkateyn firkete firketeleme firketelemek firma firuze fisebilillâh fiskal fiske fiskeleme fiskelemek fiskos fiskos etmek fiskos masası fiskos sehpası 821 .

−ği fitil fitilci 822 .−ği fişeklikli fişka fişleme fişlemek fişlenme fişlenmek fişli fişlik.−ği fit fitçi fitçilik.−ği fişekçi fişekhane fişekli fişeklik.−ğı fistansız fisto fistolu fistül fiş fişe fişek.fistan fistanlı fistanlık.

−ği fit olmak fitopatoloji fitre fiyaka fiyakacı fiyakalı fiyasko 823 .fitilleme fitillemek fitillenme fitillenmek fitilli fitil olmak fitilsiz fitin fitleme fitlemek fitlenme fitlenmek fitne fitneci fitnecilik.−ği fitne fücur fitne kumkuması fitneleme fitnelemek fitnelik.

−ğu 824 .−du fizibilite fizik.fiyat fiyatlandırma fiyatlandırmak fiyatlanma fiyatlanmak fiyatlı fiyonk.−ği fizikçi fizik gücü fizikî fizikî coğrafya fizikî harita fizik kondisyonu fizikokimya fizik ötesi fiziksel fizik tedavi fizik tedavisi fizik tedavi uzmanı fizik yapısı fizyokrat fizyokratlık.−gu fiyonk makarna fiyort.−ğı fizyolog.

fizyoloji fizyolojik.−lü 825 .−ği fizyolojist fizyonomi fizyoterapi fizyoterapist flâm flâma flâmacı Flâman Flâman atı Flâmanca flâmangiller Flâmenko Flâman kuşu flâmanlar flâmingo flândra flândra balığı flânel flâş flâş conta flâşör flâvta flebit flegmon fleol.

flit flitleme flitlemek flok flora flori florin floş flöre flört flört etmek flûrcun flûrya flüor flüoresan flüoresan lâmba flüoresans flüorışı flüorışıl flüorin flüorit flüorür flüt flütçü fob fobi Foça (ilçe) 826 .

−ğu 827 .−ğı fodra fodul fodulca fodulluk.−ğu folklorik.−ğı fokurdama fokurdamak fokurdatma fokurdatmak fokur fokur fokurtu fol folk folklor folklorcu folklorculuk.fodla fodlacı fodlacılık.−ğu fok fokgiller fokstrot fokurdak.−ği folklorist folk müziği folk sanatçısı folluk.

folyo kâğıdı fon fonda fonda etmek fondan fondip fondip yapmak fondöten fonem fonetik.−ğu fonoloji fonotelgraf font fora forint form forma 828 .−ği fonetikçi fonksiyon fonksiyonalizm fonksiyonel fon müziği fonograf fonografi fonojenik.−ği fonolit fonolog.

−ğı formaldehit.−lü formül formüle etmek formüler formülleşme formülleşmek formülleştirme formülleştirmek foroz foroz kayığı fors 829 .−ğı formalist formalite formaliteci formalizm formasyon format formatlama formatlamak formatlı formel formen formika formik asit.forma başlık.−di formol.−di formalık.

forsa forseps forslu forsmajör forte fortepiano fortissimo fort pense fortrak forum forvet fos fosfat fosfatlama fosfatlamak fosfatlı fosfor fosforışı fosforışıl fosforik.−ği fosforik asit.−di fosforlu fosforsuz fosgen fosil fosilleşme fosilleşmek 830 .

fosilli foslama foslamak foslatma foslatmak fosseptik.−ği fotofiniş fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık.−ğı fotoğrafhane 831 .−ği fosurdama fosurdamak fosurdatma fosurdatmak fosur fosur fosurtu foşa foşurdama foşurdamak foşurdata foşurdata foşurdatma foşurdatmak fota foto fotoakım fotoelektrik.

−ği fotometre fotometri fotomodel fotomontaj fotomorfoz fotoroman fotosentez fotosfer fotoskop.fotoğraflama fotoğraflamak fotoğraf makinesi fotojen fotojenik.−bu fotoşimi fototaksi fototaktizm fototek fototerapi 832 .−ği fotokurgu fotolitografi fotomekanik.−ği fotokimya fotokinezi fotokopi fotokopici fotokopicilik.

−ğı francalalık.−gı franlık.−ğı fransiyum frapan frekans fren frenci 833 .−ğı Fransa Fransız Fransızca Fransızlaşma Fransızlaşmak Fransızlaştırma Fransızlaştırmak Fransızlık.fototropizm foya fön fötr fragman frak fraklı fraksiyon francala francalacı francalacılık.−ğı frank.

−ği Frenk maydanozu Frenk menekşesi Frenk patlıcanı Frenk üzümü frenleme frenlemek frenlenme frenlenmek frenleyici fren mesafesi frenoloji 834 .frengi frengili Frengistan fren görevlisi Frenk Frenk asması Frenkçe Frenk çileği Frenk gömleği Frenk inciri Frenk lâhanası Frenkleşme Frenkleşmek Frenkleştirme Frenkleştirmek Frenklik.

−ği frijider frijidite frikik.fren yapmak frer fresk freze frezeci frezeleme frezelemek fribort.−ği friksiyon frisa frişka fritöz friz frize kaplama früktoz fuar fuarcı fuarcılık.−ğı fuaye fuel−oil fuhuş.−du frigo frigorifik.−hşu fujer 835 .

−lü fulâr fule full−time fulya fulya balığı fulya balığıgiller funda fundagiller fundalar fundalık.fukara fukara babası fukaralık.−ğı fukusgiller ful.−ğı fundamentalist fundamentalizm funda sıçanı funda tavuğu funda toprağı furgon furya fut futa futbol futbolcu fuzulî 836 .

−lü fünye Fürs füru.−u fürumaye füsun füsunkâr fütuhat fütuhatçı fütur fütursuz fütursuzca fütürist fütürizm fütürolog.−ğu fütüroloji fütüvvet füze füzeatar füzen 837 .fücceten fücur füg fülfül fülsüahmer fülüs füme fümerol.

füzesavar füzyometre füzyon (*)G G gabardıç.−ği gabin Gabon Gabonlu gabro gabya gabyacı gabyar gabya yelkeni gacırdama gacırdamak gacırdatma gacırdatmak gacır gacır gacır gucur gacırtı gaco 838 .−cı gabardin gabari gabavet gabi gabilik.

−ği gafillik etmek gaflet gaflet uykusu gafur gaf yapmak gag gaga 839 .−dri gadirlik.−ği gadolinyum gadretme gadretmek gadrolma gadrolmak gadrolunma gadrolunmak gaf gaffar gafil gafilâne gafillik.−ğı gaddarlık etmek gaddar olmak gadir.gaddar gaddarca gaddar gaddar gaddarlık.

−ği gaip.gagaburun (gemi) gaga burun (insan) gagalama gagalamak gagalanma gagalanmak gagalaşma gagalaşmak gagalı memeli gagalı memeliler gagamsı Gagavuz Gagavuzca gâh gâhî gâhîce gaile gaileli gailesiz gailesizlik.−ği gaita gale galeyanlı gak gaklama 840 .−bi gaiplik.

−bi galiz galon galoş galsame galvaniz galvaniz banyosu galvanizci 841 .−ssi galatımeşhur galebe galenit galeri galerici galeta galeta unu galeyan galeyan etmek gali galiba galibarda galibiyet galip.gaklamak gala galâksi galalit galat galatıhis.

galvanize galvanizleme galvanizlemek galvanizlenme galvanizlenmek galvanizletme galvanizletmek galvanizli galvanizm galvano galvanokoter galvanometre galvanoplâsti galvanoskop.−bu galvanotip galvanotipi galyot galyum gam gama gamaglobülin gama ışınları gamalı gamba gambot gamet gametli 842 .

−ğı gamsele gamsız gamsızlık.gamlanma gamlanmak gamlı gamlılık.−ğı gammaz gammazlama gammazlamak gammazlanma gammazlanmak gammazlık.−ği gani gani gani gani gönüllü ganimet ganyan 843 .−ğı gamze Gana Ganalı Gang gangama teknesi gangliyan gangliyon gangster gangsterlik.

gar garabet garaip.−bu 844 .−bi garaj garajcı garamî garanti garanti etmek garantileme garantilemek garantili garantisiz garantör garaz garazkâr garazkârlık.−ğı garazlı garaz olmak garazsız garazsız ivazsız garbî garç gurç gard gardenparti gardenya gardıfren gardırop.

−ğı garez gargar gargara gargara yapmak gariban garibanlık.gardıropçu gardiyan gardiyanlık.−bi garip garip garipleşme garipleşmek gariplik.−ğı garibe garip.−bı garpçı 845 .−ği garipseme garipsemek gark gark etmek gark olmak garni garnitür garnitürlü garnizon garoz garp.

−bu gastroskopi 846 .garpçılık.−ğı garpkârî garplı garplılaşma garplılaşmak garplılaştırma garplılaştırmak garplılık.−bı gasil.−sli gasletme gasletmek gasp gasp etmek gassal.−ğı garson garsoniyer garsonluk.−ğu Garzan gaseyan gasıp.−li gastrit gastroenterolog.−ğu gastroenteroloji gastronom gastronomi gastroskop.

−şyi gaşyolma gaşyolmak gato gauss gavot gâvur gâvurca gâvurcasına gâvur etmek gâvur eziyeti gâvur icadı gâvur inadı gâvurlaşma gâvurlaşmak gâvurluk.gastrulâ gaşiy.−ğu gâvurluk etmek gâvur olmak gayakol gaybubet gaybubet etmek gayda gaydacı gaye gayeli gayesiz 847 .

−i (başka) gayret gayret etmek gayretkeş gayretkeşlik.−ği gayretsiz gayretsizlik.−ği gayrı (artık) gayri (başka) gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikabil gayrikabiliitiraz gayrikabilikıyas gayrikabilişifa gayrikabilitahmin 848 .−ği gayretlenme gayretlenmek gayretli gayretlilik.gayet gayetle gayr.

−bi gayrimüsavi gayrimüslim gayrimüsmir gayrimütecanis gayrinizamî 849 .gayrikabilitelâfi gayrikâfi gayrikanunî gayrikıyasî gayrilâyık gayrimahdut.−lü gayrimalûm gayrimemnun gayrimenkul.−lü gayrimeskûn gayrimes'ul.−du gayrimahsus gayrimakul.−lü gayrimeşru gayrimezru gayrimuayyen gayrimuhtemel gayrimuntazam gayrimutabık gayrimümbit gayrimümkün gayrimünasip.

gayrisafi gayrisafi hâsılat gayrisafi millî hâsıla gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gayrivaki.−i gayrivarit.−bı gazaplandırma gazaplandırmak gazaplanma gazaplanmak gazaplı gaz bezi gaz bombası 850 .−di gayrivazıh gayur gayya gayya kuyusu gayz gayzer gayzerit gaz gaza gazal.−li gazap.

−ği gazino gazinocu 851 .−ğı gazeliyat gazelleme gazellemek gazellenme gazellenmek gazete gazeteci gazetecilik.gaz boyaması gaz detektörü gazeki gazel gazel damarı gazelhan gazelhanlık.−ği gazhane gazışı gazışıl gazi Gazi Antep gaz ibiği Gaziemir (ilçe) gaziler helvası gazilik.−ği gazetelik.

gazinoculuk.−ğu gazi olmak Gazi Osmanpaşa (ilçe) Gazipaşa (ilçe) gazlama gazlamak gaz lâmbası gazlanma gazlanmak gazlaşma gazlaşmak gazlaştırma gazlaştırmak gazlı gazlı bez gaz maskesi gaz ocağı gazoil gazojen gazolin gazometre gazometri gazoyl gazoz gazoz ağacı (argo) gazozcu 852 .

gazozculuk.−ğu gazölçer gaz ölçümü gaz sayacı gazsız gaz sobası gaz taşı gazup.−ği gebre gebreleme gebrelemek 853 .−bu gazve gaz yağı gaz yuvarı gebe gebelik.−ği gebelik testi gebe olmak geberik.−ği geberme gebermek gebertilme gebertilmek gebertme gebertmek gebeş gebeşlik.

−ği 854 .gebrelenme gebrelenmek gebre otu gebre otugiller Gebze (ilçe) gece gece bekçisi gececi gece gündüz gece hayatı gece işçiliği gece kıyafeti geceki gecekondu gecekonducu gecekondulaşma gecekondulaşmak gece körlüğü gece kulübü gece kuşu geceleme gecelemek geceleri geceleyin geceli geceli gündüzlü gecelik.

−ği geçeli geçen 855 .gece mavisi gece öğretimi gecesefası (bitki) gecesefasıgiller gece uçuşu gece yanığı gece yarısı gece yatısı gece yayı gecikilme gecikilmek gecikiş gecikme gecikmek gecikmeli gecikmesiz geciktirilme geciktirilmek geciktirim geciktirme geciktirmek geç geççe geçe geçek.

−ği geçerlilik.−ği geçersiz geçersizleşme geçersizleşmek geçersizleştirme geçersizleştirmek geçersizlik.−ği geçici madde geçici teminat geçici plâka 856 .geçende geçenek.−ği geçgeç geçgeçleme geçgeçlemek geçgeç yapmak geçici geçicilik.−ği geçenlerde geçer geçer akçe geçerleme geçerlemek geçerletme geçerletmek geçerli geçerlik.

geçiliş geçilme geçilmek geçim geçim derdi geçim dünyası geçim endeksi geçim göstergesi geçim kapısı geçimli geçimlik.−ği geçim yolu geçim zorluğu geçindirme geçindirmek geçinilme geçinilmek geçinim geçinme geçinme endeksi geçinmek 857 .−ği geçimlilik.−ği geçim sıkıntısı geçimsiz geçimsizleşme geçimsizleşmek geçimsizlik.

geçirgen geçirgenlik.−ği geçiriş geçirme geçirmek geçirtilme geçirtilmek geçirtme geçirtmek geçiş geçiş hakkı geçişim geçişli geçişme geçişmek geçişsiz geçiştirici geçiştirilme geçiştirilmek 858 .−ği geçirici geçirilme geçirilmek geçirim geçirimli geçirimlilik.−ği geçirimsiz geçirimsizlik.

−ği geçme geçmek geçmeli geçmelik.−ği geçmez geçmez akçe geçmiş geçmişi kandilli geçmişi kınalı geçmiş zaman geçmiş zaman görünümü geçmiş zaman sıfat−fiili geda gedik.−ği gedikli gedilme 859 .−di geçit hakkı geçit resmi geçit töreni geçkin geçkinlik.geçiştirme geçiştirmek geçiş üstünlüğü geçit.

−ği geğrek batması gelberi gele gelecek.−ği gelecek bilimi gelecekçi gelecekçilik.gedilmek Gediz (ilçe) gedme gedmek geğiriş geğirme geğirmek geğirti geğrek.−ği geleceklik hakkı gelecek zaman gelecek zaman görünümü gelecek zaman kipi gelecek zaman sıfat−fiili geleğen gelembe geleme gelen 860 .

gelenek.−ği gelenekleşme gelenekleşmek gelenekleştirme gelenekleştirmek gelenekli geleneksel gelenekselleşme gelenekselleşmek Gelendost (ilçe) gelen geçen gelen giden geleni gelgeç gelgeççi gelgel gelgelelim gelgelli gelgit Gelibolu (ilçe) gelin gelin abla gelin alayı gelin alıcı gelinboğan 861 .−ği gelenekçi gelenekçilik.

−ği gelinlik çağı gelinlikçi gelinlik etmek gelinme gelinmek gelin olmak gelin otu gelinparmağı(üzüm) gelin teli gelip geçici gelir gelir dağılımı gelir gider gelir kaynağı gelir ortaklığı gelir vergisi 862 .−ği gelincikgiller gelin çiçeği gelin etmek gelinfeneri (bitki) gelin hamamı gelin havası gelin kuşağı gelin kuşu gelinlik.gelin böceği gelincik.

−ci gelmiş geçmiş gem Gemerek (ilçe) gemi gemi adamı gemi aslanı gemici gemicilik.−ği gemi enkazı gemi ızgarası gemi iskeleti gemi leşi gemilik.−ği 863 .geliş gelişigüzel gelişim gelişkin gelişme gelişmek geliştirici geliştirilme geliştirilmek geliştirme geliştirmek gelme gelmek gelmiç.

−ci Genç (ilçe) genç irisi gençleşme gençleşmek gençleştirilme gençleştirilmek gençleştirme gençleştirmek gençlik.−ffı genel ağ genel başkan genel başkanlık.−ğı 864 .−ği gencelme gencelmek genç.gemi yatağı gemleme gemlemek gemlenme gemlenmek Gemlik (ilçe) gen gencecik.−ği gençten gene genel genel af.

−ğü genel görüşme genel grev genel kadın genelkurmay genel kurul genel kütüphane genelleme genellemek genelleşme genelleşmek genelleştirilme genelleştirilmek genelleştirme genelleştirmek genellik.−ği 865 .genel bütçe genel coğrafya genel dil bilimi geneleme genel ev genelge genel gider genel görünüm genel görünümlü genel görüşlü genel görüşlülük.

−ği genel sekreter genel sekreterlik.−ğü genel ölçek.−ği genel zekâ general.−ği geniş geniş açı genişçe geniş gönüllü geniş görüşlü geniş görüşlülük.−ği genetik.−ği genel uygunluk bildirimi genel yazman genel yetenek.genellikle genelmek genel müdür genel müdürlük.−li generallik.−ğü genişleme genişlemek genişletilme genişletilmek genişletme genişletmek 866 .

−nzi genizsi genizsileşme geniz ünlüsü geniz ünsüzü genleşme genleşmek genleşme kat sayısı genleşmeölçer genleştirme genleştirmek genlik.−ği geniş ufuklu geniş ünlü geniş yürekli geniş zaman geniş zaman görünümü geniş zaman sıfat−fiili genitif geniz.−ği geniş mezhepli geniş ölçek.−ği genom gensoru gensoru önergesi 867 .genişlik.

−ci Gercüş (ilçe) gerçeğe aykırı gerçeğe aykırılık.−ci gepgenç.genzek.−ği gerçekçi gerçekçilik.−ği geometrik çizim geometrik dizi geometrik yer gepegencecik. −ğı gerçeğe uygun gerçeğe uygunluk.−ği gerçek dışı gerçek dışılık. −ğu gerçek.−ği gepegenç.−di geometri geometrik.−ğı gerçek kişi gerçekleme gerçeklemek gerçekleşme 868 .−ği genzel geoit.

gerçekleşmek gerçekleştirilme gerçekleştirilmek gerçekleştirme gerçekleştirmek gerçekli gerçeklik.−ci Gerede (ilçe) 869 .−ğü gerçi gerdan gerdaniye gerdaniyebuselik.−ği gerçek mantarlar gerçek sayı gerçekte gerçekten gerçeküstü gerçeküstücü gerçeküstücülük.−ğı gerdek.−ği gerdanlık.−ği gerdel gerdirilme gerdirilmek gerdirme gerdirmek gereç.

−ği gereklik kipi gereklilik.−ği gerekli gereklik.gere gere gereğince gerek.−ği gerekçe gerekçelendirme gerekçelendirmek gerekçeli gerekçesiz gerekirci gerekircilik.−ği gerektirim gerektirme gerektirmek 870 .−ği gereklilik kipi gerekme gerekmek gerekseme gereksemek gereksinim gereksinme gereksinmek gereksiz gereksizlik.

−ği geri hizmet geri kafalı geri kalmış geri kalmışlık.−ği geri geriatri gerici gericilik.gerelti geren gergedan gergedan böceği gergedangiller gergef Gerger (ilçe) gergi gergili gergin gergince gerginleşme gerginleşmek gerginleştirici gerginleştirme gerginleştirmek gerginlik.−ğı gerilek.−ği gerileme 871 .

−ğı gerillâlaşma gerillâlaşmak gerillâ savaşı gerilme gerilmek gerine gerine geriniş gerinme gerinmek geri ödeme 872 .−ği gerilim gerilimli gerilimölçer gerilim ölçümü gerilimsiz geriliş gerillâ gerillâcı gerillâcılık.gerilemek geriletme geriletmek gerileyici gerileyici benzeşme gerileyiş gerili gerilik.

−ği gerze tavuğu gestalt gestapo getiri getirilme getirilmek 873 .−ğü geriye dönüş geriz geri zekâlı Germanist Germanistik.geri plân gerisingeri gerisingeriye geriş geri tepme geri vites geriye dönük.−ği Germanofil germanyum germe germek germen Germencik (ilçe) gerundium Gerze (ilçe) gerzek.

−ği gevezelik etmek gevher geviş geviş getirenler geviş getirmeyenler gevme gevmek 874 .−ği geveze gevezelenme gevezelenmek gevezelik.getirim getirimci getirimli getiriş getirme getirmek getirtme getirtmek getr getto Gevaş (ilçe) geveleme gevelemek geveleyiş geven gevenlik.

−ği gevşek ağızlı gevşeklik.gevrecik gevrek.−ği gevreme gevremek gevretilme gevretilmek gevretme gevretmek gevşek.−ği gevrekçi gevrekçilik.−ği gevreklik.−ği geyik böceği geyik böcekleri geyik dikeni 875 .−ği gevşek vurgu gevşeme gevşemek gevşetici gevşetilme gevşetilmek gevşetme gevşetmek gevşeyiş geyik.

geyikdili (bitki) geyikgiller geyik muhabbeti geyik otu geyşa Geyve (ilçe) gez gezdirilme gezdirilmek gezdiriş gezdirme gezdirmek gezegen gezegenler arası gezeğen gezeleme gezelemek gezenti gezerçalar gezgin gezginci gezgincilik.−ği gezginlik.−ği 876 .−ği gezgin satıcı gezi gezici gezicilik.

−ği gezme gezmek gezmen gıcık.gezici topluluk.−ğı gıcıkça gıcık etmek gıcıklama gıcıklamak gıcıklanma gıcıklanmak gıcıklayış gıcık olmak 877 .−ğu geziliş gezilme gezilmek gezimcilik.−ği geziniş gezinme gezinmek gezinti gezinti yeri geziş gezi yazısı gezleme gezlemek gezlik.

gıcır gıcırdama gıcırdamak gıcırdatma gıcırdatmak gıcırdayış gıcır gıcır gıcırtı gıcırtılı gıcırtısız gıda gıdaklama gıdaklamak gıdaklayış gıdalı gıda rejimi gıdasız gıdasızlık.−ğı gıdıklama gıdıklamak gıdıklanma gıdıklanmak gıdıklayış gıdım gıdım gıdım 878 .−ğı gıdı gıdı gıdık.

−ğı gırtlak çıkıntısı 879 .gıgı gık gıldır gıldır gıllıgış gıllıgışlı gıllıgışsız gıllügiş gıllügişli gıllügişsiz gına gıpta gıpta etmek gır gırç gırç gırgır gır gır gırgırcı gırgırlama gırgırlamak gırıl gırıl gırla gırnata gırnatacı gırt gırt gırt gırtlak.

−kmü gıyabî tutuklama gıyap.gırtlaklama gırtlaklamak gırtlaklaşma gırtlaklaşmak gırtlaklayış gırtlaksı gırtlak ünsüzü gırtlama gırtlamak gıyaben gıyabında gıyabî gıyabî hüküm.−bı gıyap kararı gıybet gıybetçi gıybet etmek gıy gıy gıygıy gıygıycı gibi gibilerden gibisi gibisinden gicişme 880 .

gicişmek gide gide gideğen gider giderayak giderek gideren alan giderici giderilme giderilmek giderme gidermek gidertme gidertmek gidi gidici gidiliş gidilme gidilmek gidimli gidip gelme gidiş gidiş alayı gidişat gidiş dönüş gidiş geliş gidişme 881 .

−ği girift giriftar giriftar olmak giriftlik.gidişmek gidon gilâburu gine Gine Gineli ginseng gipür giranbaha giray girdap.−bı girdi girdisi çıktısı giren girenleme girenlemek Giresun girgin girginlik.−ği girift tezyinat giriftzen giriliş girilme 882 .

−ği girinti girintili girintili çıkıntılı girintisiz girintisiz çıkıntısız giriş girişik.−ği girişimölçer girişim ölçme giriş işlemi giriş kapısı giriş kartı giriş katı girişken girişkenlik.girilmek girim girimlik.−ği girişik bezeme girişik cümle girişik tamlama girişilme girişilmek girişim girişimci girişimcilik.−ği 883 .−ği girişlik.

−ği gişe gitar gitarcı gitarcılık.−ği giyiliş 884 .−ğı gitarist gitgide gitme gitmek gittikçe giydirici giydirilme giydirilmek giydiriş giydirme giydirmek giyecek.girişme girişmek giriş ücreti Girit Girit kekiği Giritli girizgâh girme girmek girmelik.

−cü gizlem gizleme 885 .−ği gizemli gizemsel gizil gizil güç.−di giyme giymek giyotin giysi giz gizem gizemci gizemcilik.−ği giyiniş giyinme giyinmek giyiş giyit.giyilme giyilmek giyim giyim evi giyim kuşam giyimli giyimli kuşamlı giyinik.

−ği gizliden gizliye gizli dernek.−ği gizli dil gizli din gizli duruşma gizli gizli gizli kapaklı gizlilik.gizlemek gizlemli gizlenilme gizlenilmek gizleniş gizlenme gizlenmek gizlenmiş gizleyiş gizli gizlice gizli celse gizli cemiyet gizlicilik.−ği gizli oturum gizli oy gizli polis gizli sıtma gizli şeker (hastalık) 886 .

−di glikozüri gliserin global.gizli yama glâdyatör glâse glâsnost glâsyolog.−lü glikoz glikozit.−ğu glâsyoloji glâyöl glikojen glikol.−li globalleşme globalleşmek globülin glokom glokoni glüten glüten ekmeği glüten tutkalı gnays goblen gocuk.−ğu gocuklu gocundurma 887 .

−ğü gol olmak gol toto gol yapmak gomalak.−ği gotik harfler 888 .−ğı gonca gondol gondolcu gonk.−gu gonokok goril goşist goşizm Got Gotça gotik.−lü golcü golf golfçü golf pantolon golfstrim gollük.gocundurmak gocunma gocunmak gofret gol.

−ğu göbek.gotik sanat Gotlar goygoycu goygoyculuk.−ği göçelge göçer 889 .−ği göbelez göce göcen göç göçebe göçebeleşme göçebeleşmek göçebelik.−ği göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbeklenme göbeklenmek göbekli göbek odunu göbek otu göbek taşı göbel göbelek.

−ği göçü göçücü göçük.−ğü göçüm göçürme göçürmek göçürtme göçürtmek göçürücü göçürülme göçürülmek 890 .göçeri göçerkonar göçerme göçermek göçertme göçertmek göç etmek göçkün göçme göçmek göçmen göçmenleşme göçmenleşmek göçmenleştirme göçmenleştirmek göçmenlik.

−ğü göğüs sesi göğüs tahtası 891 .−ğsü göğüs boşluğu göğüs cerrahisi göğüs çaprazı göğüs çukuru göğüs darlığı göğüs eti göğüs göğüse göğüs hastalığı göğüs ingini göğüs kafesi göğüs kemiği göğüs kovuğu göğüsleme göğüslemek göğüslü göğüslüce göğüslük.göçüş göçüşme göden göden bağırsağı gödeş göğem göğerti göğüs.

gök.−ği gökçe yazın gökçül gökdelen gökdoğan gök ekseni gök eşleği gök evi gök fiziği gök gözlü gök gürlemesi gök gürültüsü gökgüvercin gökkandil (sarhoş) gök kır (renk) gök kubbe 892 .−ğü gök ada gök adası gök atlası gök bilimci gök bilimi gök bilimsel gök cismi gökçe Gökçeada (ilçe) Gökçebey (ilçe) gökçek.

−ğü 893 .gök kumu gök kuşağı gök kutbu gökkuzgun (kuş) gökkuzgungiller gökkuzgunlar gökkuzgunumsular gök küresi gökmen göksel Göksu (ilçe) Göksun (ilçe) gök taşı göktırmalayan gök tırmalayıcı Göktürk Göktürkçe gök yakut gökyolu (Samanyolu) gökyüzü gökyüzü mavisi göl gölalası (balık) göl ayağı (coğrafya) göl başı Gölbaşı'nı (ilçe) gölcük.

−ği gölgeli resim.−smi gölge olay gölge olaycılık.Gölcük (ilçe) gölcül Göle (ilçe) gölek.−ği gölerme gölermek gölet gölge gölge balığı gölge balığıgiller gölgecil gölge etmek gölgeleme gölgelemek gölgelendirme gölgelendirmek gölgelenme gölgelenmek gölgeleyici gölgeleyiş gölgeli gölgelik.−ğı gölge oyunu gölgesiz 894 .

−ğü gömlek.−ğü Gölmarmara (ilçe) Gölova (ilçe) Gölpazarı'nı (ilçe) gölük.gölge tiyatrosu Gölhisar (ilçe) göl kestanesi Gölköy (ilçe) gölleme göllemek göllenme göllenmek gölleşme gölleşmek göllük.−ği gömlekli gömleklik.−ğü Gölyaka (ilçe) Gömeç (ilçe) gömgök.−ği gömlekçi gömlekçilik.−ği gömlekliler gömleksiz gömme gömme balkon 895 .

−ğü gömüleme gömülemek gömülme gömülmek gömültü gömülü gömülüş gömüş gömüt gömütlük.−di gömü gömük.−ğü gönder gönderi gönderici gönderiliş gönderilme gönderilmek 896 .−ğü gömüldürük.−ğü gön göncü gönç gönçlük.−bı gömmek gömme kilit.gömme banyo gömme dolap.

gönderiş gönderli gönderme gönderme belgesi göndermek gönderme maddesi göndertme göndertmek gönen Gönen (ilçe) gönenç.−nlü 897 .−ci gönençli gönendirilme gönendirilmek gönendirme gönendirmek gönendirtme gönendirtmek gönenme gönenmek gönlü bol gönlü gani gönlü kara gönlünce gönlü tok gönlü zengin gönül.

gönül avcısı gönül bağı gönül belâsı gönül birliği gönül borcu gönül borçlusu gönül çöküşü gönül darlığı gönüldaş gönül dilencisi gönül eğlencesi gönül eri gönül ferahlığı gönül hoşluğu gönüllenme gönüllenmek gönüllü gönüllüce gönüllü gönülsüz gönüllülük.−ğü gönül maskarası gönül meselesi gönül okşayıcı gönül rahatlığı gönül rızası gönülsüz gönülsüzce 898 .

−ği göreceli görecelik.−ği Görele (ilçe) göreli görelik.−ği görenekli göreneksel göreneksiz 899 .−ği görenek.−ği Gördes (ilçe) gördürme gördürmek göre görece görececilik.−ği görenekçi görenekçilik.gönülsüzlük.−ği görelilik.−ği görecilik.−ğü gönül tokluğu gönül uğrusu gönül yarası gönye gönyeleme gönyelemek gördek.

−ği görevlendirilme görevlendirilmek görevlendirme görevlendirmek görevlenme görevlenmek görevli görevlilik.−ği görevsel dil bilimi görevsiz görevsizlik.−ği göresime göresimek görev görevcilik.−ği görevsizlik kararı görgü görgücülük.−ğü görgü fukarası görgü kuralları görgülenme görgülenmek 900 .göreneksizlik.−ği görevsel görevselcilik.−ği görevdaş görevdaşlık.

−ği görmüşlük.−ğü görgü tanığı görk görkem görkemli görklü görme görme açısı görmece görme gözesi görme hücresi görmek görmemezlik.görgülü görgülüce görgüsüz görgüsüzce görgüsüzlük.−ği görmemiş görmemişlik.−ği görmez görmezlik.−ğü görmüşlük duygusu görsel görsel basın görsel etkileme görsel−işitsel 901 .

−ği görümcelik etmek görümcelik yapmak görümlük.−ğü görümsetme görüngü görüngü bilimi görüngücülük.görsel−işitsel çağrışım görsel−işitsel eğitim görsel sanatlar görü görücü görücülük.−ğü görünme görünmek görünmez görünmez kaza görünmez olmak görüntü görüntüleme 902 .−ğü görülme görülmek görülmemiş görüm görümce görümcelik.

−ğü görüntüsel görünüm görünümlü görünür görünürde görünürlerde görünürlük.görüntülemek görüntüleyici görüntülük.−ğü görünüş görünüşte görüş görüş açısı görüş alışverişi görüş ayrılığı görüş birliği görüşme görüşmeci görüşmek görüşme yapmak görüş sahibi görüş tarzı görüştürme görüştürmek görüştürülme görüştürülmek 903 .

−ği gösteri yapmak gösteri yürüyüşü 904 .görüşülme görüşülmek göstere göstere gösteren gösterge gösterge bilimi gösterge çizelgesi gösterge çizgisi gösteri gösteri adamı gösterici gösterilen gösteriliş gösterilme gösterilmek gösterim gösteriş gösterişçi gösterişçilik.−ği gösterişsiz gösterişsizce gösterişsizlik.−ği gösterişli gösterişlice gösterişlilik.

−ği gösterme parmağı gösterme sıfatı gösterme zamiri gösterme zarfı göstertme göstertmek göt götten bacaklı götün götün götürme götürmek götürtme götürtmek götürü götürücü götürü iş götürülme götürülmek götürüm götürümlü götürümsüz 905 .−ği gösterme hakkı göstermek göstermelik.gösterme göstermeci göstermecilik.

−ğı götürüş götürü tur gövde gövde gösterisi gövdelenme gövdelenmek gövdeli gövdesel gövdesiz gövdesizlik.−ği gövel gövem gövem eriği göveri göveriş göverme gövermek göverti göyme göymek Göynücek (ilçe) göynük.götürü pazarlık.−ği gövek.−ğü Göynük (ilçe) göynüme göynümek 906 .

−ğü göyünme göyünmek göz göz akı göz alıcı gözaltı göz altı göz altı kremi göz aşısı göz aşinalığı gözaydın(a gitmek) göz bağcı göz bağcılık.göyük.−ğü gözcülük etmek gözdağı gözde göz demiri göz dikeği 907 .−ğı göz bağı göz bankası göz banyosu göz bebeği göz bilimi göz boncuğu gözcü gözcülük.

−ği gözenekli gözeneklilik.−ği gözer göz erimi göz etçiği gözetici gözetilme gözetilmek gözetim gözetiş gözetleme gözetleme deliği gözetlemek gözetleniş gözetlenme 908 .göz dişi göze göze bilimi göze göz gözeler arası gözeme göz emeği gözemek gözene gözenek.−ği gözeneksiz gözeneksizlik.

−ği gözettirme gözettirmek göz evi göze yutarlığı göze zarı göz göze gözgü göz hakkı göz hapsi göz kadehi göz kalemi göz kapağı göz kararı göz kesesi göz kuyruğu gözleği gözlem gözlemci 909 .gözetlenmek gözetletme gözetletmek gözetleyici gözetleyiş gözetme gözetmek gözetmen gözetmenlik.

−ği gözleme gözlemeci gözlemecilik.−ğü gözlükçü gözlükçülük.gözlemcilik.−ği gözlemek gözlem evi gözlemleme gözlemlemek gözlenme gözlenmek gözletme gözletmek gözleyici gözleyiş gözlü gözlük.−ğü gözlüklü gözlüklü yılan gözlüksüz göz memesi göz merceği göz nuru göz önü göz pencere göz pınarı 910 .

−ğı gözü bağlı gözü dışarıda gözü kapalı gözü kara gözü keskin gözükme gözükmek gözü pek gözü sulu gözü tok göz yangısı gözyaşı gözyaşı bezeleri gözyaşı bezleri gözyaşı etçiği gözyaşı memesi göz yoklaması göz yuvarı göz yuvası graben grado 911 .göz sevdası gözsüz göz taşı göz ucu gözü aç gözü açık.

−ğı gramaj gramatikal.grafik.−ği grafikçi grafiker grafit grafolog.−ğu grafoloji grafometre gram gramağırlık.−li gramer gramerci gramkuvvet gramofon gramsantimetre granat grandi grandük granit granit grisi granitleşme granül granülin granülit gravür gravürcü 912 .

gravürcülük.−ğü gravyer gregoryen takvimi Grejuva Grek Grekçe grekoromen gren grena gres gres pompası gres yağı grev grevci grev gözcüsü grev kırıcı grev kırıcılığı grev sözcüsü grev yapmak greyder greyderci greyfurt gri gril grip.−bi gripli grizu 913 .

−bu grup grup gruplandırma gruplandırmak gruplanma gruplanmak gruplaşma gruplaşmak grup mobilya guano guarani guaş Guatemalâ Guatemalâlı guatr gudde gudubet gudubetlik.grizumetre grizuölçer grosa grosmarket groston grostonluk.−ğu grotesk grup.−ği gufran gugu çiçeği 914 .

−ti gulâş gulden gulet gulgule gulu gulu gulyabanî gurbet gurbetçi gurbetçilik.guguk.−bu 915 .−ğu gugukgiller guguklu guguklu saat.−ği gurbet eli gurbetlik.−ği gurbetzede gurk gurklama gurklamak gurlama gurlamak gurme guru guruldama guruldamak gurultu gurup.

gurup etmek gurup rengi gurur gururlanma gururlanmak gururlu gururluca gusletme gusletmek gusto gusül.−ği 916 .−slü gusülhane guşa gut guttasyon guvernör gübre gübre böceği gübre gazı gübreleme gübrelemek gübrelenme gübrelenmek gübreleşme gübreleşmek gübreli gübrelik.

−cü güç belâ güç birliği güç kaynağı güçlendirici güçlendirilme güçlendirilmek 917 .gübresiz Güce (ilçe) gücendirici gücendirme gücendirmek gücenik.−ği gücenilme gücenilmek güceniş gücenme gücenmek gücü gücü gücüne gücü ipliği gücük.−ğü gücük ay gücümseme gücümsemek gücün güç.−ği güceniklik.

−ği güdeksiz güdeleme güdelemek güderi güderici güdericilik.−ğü güçsünme güçsünmek güçsüz güçsüzce güçsüzlük.−ği 918 .−ğü güçlükle Güçlükonak (ilçe) güçlü kuvvetli güçlülük.güçlendirme güçlendirmek güçleniş güçlenme güçlenmek güçleşme güçleşmek güçleştirme güçleştirmek güçlü güçlük.−ğü güdek.

güderileme güderilemek güdü güdücü güdük.−ğü güdükleşme güdükleşmek güdüklük.−ğü güdümleme güdümlemek güdümlü güdümlülük.−ğü Güdül (ilçe) güdülenme güdülme güdülmek güdüm güdüm bilimi güdümcü güdümcülük.−ğü güdümlü sanat güfte güfteci güğüm güherçile gül gülabdan 919 .

Gülağaç (ilçe) gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gülcü gülcülük.−ğü güldeste güldür güldür güldürme güldürmek güldürü güldürücü gülecen güleç.−ğü gülfidan gülgiller gülhatmi gülibrişim gülistan gülkurusu (renk) 920 .−ği güle güle güleğen güler yüz güler yüzlü güler yüzlülük.−ci güleçlik.

−ğı gülme gülmece gülmeceli gülmek Gülnar (ilçe) gül rengi gül suyu Gülşehir (ilçe) gülücük.−ğü gülümseme gülümsemek gülümser gülümseyiş gülünç.−cı gülle gülle atma gülleci güllü güllük.−ği güllâbicilik etmek güllâç.−cü 921 .−ğü gülük.gülkurusu rengi güllâbi güllâbici güllâbicilik.−ğü güllük gülistanlık.

gülünçleşme gülünçleşmek gülünçleştirme gülünçleştirmek gülünçlü gülünçlük.−ğü gülünme gülünmek gülüş gülüşme gülüşmek gülüşülme gülüşülmek gülüt gülütçü gül yağcı gül yağcılık.−ğı gül yağı Gülyalı (ilçe) güm gümbedek gümbürdeme gümbürdemek gümbürdetme gümbürdetmek gümbürdeyiş gümbür gümbür 922 .

−ğü Gümrük Kanunu gümrükleme gümrüklemek gümrüklendirme gümrüklendirmek gümrüklenme gümrüklenmek gümrüklü gümrüksüz gümrüksüz mağaza 923 .−ci gümeç balı gümele güm güm gümleme gümlemek gümletme gümletmek gümrah gümrahlık.−ğü gümrük birliği gümrükçü gümrükçülük.gümbürtü gümbürtülü güme gümeç.−ğı gümrük.

gümrük tarifesi gümül gümüş gümüş balığı gümüş balığıgiller gümüşçü gümüşçün gümüşgöz gümüş grisi Gümüşhacıköy(ilçe) Gümüşhane gümüşî gümüşî akasya gümüşîleşme gümüşîleşmek gümüş kaplama gümüşleme gümüşlemek gümüşlenme gümüşlenmek gümüşletme gümüşletmek gümüşlü Gümüşova (ilçe) gümüş rengi gümüşservi gümüşsü 924 .

−ğı günaşırı günaydın gün balı gün balığı gün batımı gün batısı günbegün günberi (gök bilimi) günce güncek.gümüşsüz gümüş varak.−ğı günah keçisi günahlı günahsız günahsızlık.−ğı günâşık.−ğı gümüş yağmurcun gümüş yıl gün günah günahkâr günahkârlık.−ği güncel güncelik.−ği güncelleme güncellemek 925 .

−ği gündelikli gündem gündem dışı günden güne gündeş gün dikilmesi Gündoğmuş (ilçe) gün doğusu gündöndü gün dönümü gün durumu gündüz gündüzcü gündüz feneri gündüz gözüyle gündüzleri 926 .−ği gündelikçi gündelikçi kadın gündelikçilik.güncelleşme güncelleşmek güncelleştirme güncelleştirmek güncellik.−ği gün çiçeği gündaş gündelik.

−ği 927 .−ği güneş (gök cismi) Güneş (bilimsel yayınlarda) güneş banyosu güneş dil teorisi güneş gözlüğü güneş günü güneş hayvancıkları güneş kremi güneş lekeleri güneşleme güneşlemek güneşlenme güneşlenmek güneşletme güneşletmek güneşli güneşlik.−ci güne doğrulum güneğik.gündüzlü gündüzlük.−ğü gündüzsefası (bitki) gündüzün gündüz yırtıcıları günebakan güneç.

güneş odası güneş saati güneşsel güneş sistemi güneşsiz güneşsizlik.−ği güneş sütü güneş tacı güneş takvimi güneş tekeri güneştopu (bitki) güneş tutulması güneş yağı güneş yanığı güneş yılı güney Güney (ilçe) Güneybalığı (yıldız kümesi) güneybatı güneydoğu güney karamanı Güney Kutbu'nu güneyli güney noktası Güneysınır (ilçe) Güneysu (ilçe) 928 .

−ğü günlük ağacı günlükçü günlük defter günlük güneşlik.−ğü günü gününe 929 .Güngören (ilçe) güngörmez güngörmüş güngörmüşlük.−ğü gün gülü günindi günleme günlemek günlerce günlü günlük.−ği gün merkezli gün ortası günöte (gök bilimi) günsüler gün tutulması gün−tün eşitliği günü günü birliğine günü birlik günücü günücülük.

−ği güreş güreşçi güreşçi köprüsü güreşçilik.−ğü Gürcistan Gürcü Gürcüce güre gürecilik.günüleme günülemek günün adamı gün yağmuru gün yapmak gün yayı gün yeli Günyüzü'nü (ilçe) güpegündüz güpgüzel gür gürbüz gürbüzleşme gürbüzleşmek gürbüzlük.−ği güreşilme güreşilmek güreş mayosu 930 .

−ğü Güroymak (ilçe) gürpedek Gürpınar (ilçe) Gürsu (ilçe) güruh gürüldeme gürüldemek gürül gürül gürültü gürültücü gürültü etmek 931 .−ği gürleme gürlemek gürleşme gürleşmek gürleyiş gürlük.güreşme güreşmek güreş minderi güreştirme güreştirmek gürgen gürgengiller Gürgentepe (ilçe) gür gür gürlek.

−ci güven hesabı güven ışığı güvenilir güvenilirlik.−ci güvelâ güvelenme güvelenmek güvem eriği güven güvence güvence akçesi güvenceli güvencesiz güvenç.gürültülü gürültülü patırtılı gürültü patırtı gürültüsüz gürültüsüzce gürültü yapmak Gürün (ilçe) gürz gütaperka gütme gütmek güve güveç.−ği 932 .

güvenilme güvenilmek güvenirlik.−ği güvensizlik önergesi güven yazısı güvercin güvercinboynu (renk) güvercingiller güvercingöğsü (renk) güvercinler 933 .−ği güvenlik borusu güvenlik görevlisi güvenlik vanası güvenme güvenmek güven mektubu güven oylaması güvenoyu güvensiz güvensizce güvensizlik.−ği güveniş güvenli güvenlik.

−si güveylik.−ği güvey yemeği güvez güya güz güzaf güz çiğdemi güz dönemi güzel güzelavrat otu Güzelbahçe (ilçe) güzelce güzel duyu güzel duyuculuk.−i güveyfeneri (bitki) güveyi.−ği güverte güvey.güvercinlik.−ğu güzel duyusal güzel güzel güzelhatun çiçeği güzelleme güzelleşme güzelleşmek güzelleştirilme güzelleştirilmek 934 .

−ği güzleme güzlemek güzlük.−ğü güz noktası (*)H H ha 935 .güzelleştirme güzelleştirmek güzellik.−ği güzellik enstitüsü güzellik kraliçesi güzellikle güzellik malzemesi güzellik müstahzarları güzellik salonu güzellik yarışması güzel olmak güzel sanatlar güzel yazı sanatı Güzelyurt (ilçe) Güzergâh güzeşte güzey güzide güzlek.

−ği haberdar haberdar etmek haberdar olmak haber kaynağı haber kipi haberleşme haberleşmek haberli haberlik.−ği haber stüdyosu Habeş Habeşî Habeşistan habip 936 .habanera habaset habbe haber haber ajansı haber bülteni haber bürosu haberci habercilik.−ği haber merkezi habersiz habersizce habersizlik.

−ği habitat habitus hac.−ğı Hacıbektaş (ilçe) Hacıbektaş taşı hacı devesi 937 .−ccı hacamat hacamat baltası hacamatçı hacamat etmek hacamatlama hacamatlamak hacamat şişesi hacamat yapmak haccetme haccetmek hacet hacet kapısı hacet penceresi hacet tepesi hacet yeri hacı hacıağa hacıağalık.ha bire habis habislik.

−cmi hacimli hacimlice hacimsiz hacir.hacı fışfış Hacılar (ilçe) hacılar bayramı hacılar kuşağı (gök kuşağı) hacılaryolu (Samanyolu) hacılık.−ğı hacı olmak hacı yağı hacıyatmaz hacıyolu (Samanyolu) hacim.−cri Hacivat haciz.−czi hacizli haczetme haczetmek haç haçlama haçlamak haçlı 938 .

−ddi hâd hadde haddeci hadde fabrikası haddehane haddeleme haddelemek haddizatında hademe hademeihayrat hademelik.Haçlılar haçvari had.−ğı hadi hadi hadi hadim hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana 939 .−ği hadım Hadım (ilçe) hadım ağası hadım etmek hadımlaştırma hadımlaştırmak hadımlık.

gelen) hâdisat hâdise hâdiseli hadisene hâdisesiz hadsiz hesapsız haf hafakan hafazanallah hafız hafıza hafıza kaybı hafızalı hafızali (üzüm) hafızasız hafızıkütüp.−bü hafızlama hafızlamak hafızlık.−ğı hafi hafi celse hafif hafifçe hafif hafif hafif hapis cezası hafifleme 940 .

−bi hafif uyku hafif yollu Hafik (ilçe) hafit.−i hafifseme hafifsemek hafifseyiş hafif sıklet hafiften hafif tertip.hafiflemek hafifleşme hafifleşmek hafifleştirme hafifleştirmek hafifletici hafifletici sebep.−bi hafif para cezası hafif sanayi.−ği hafiflik etmek hafifmeşrep.−bi hafifletme hafifletmek hafifleyiş hafiflik.−ği 941 .−di hafiye hafiyelik.

−ğı hafta hafta arası hafta başı hafta içi haftalık.−ğı hahamhane hahamlık.hafniyum hafriyat hafriyatçı hafriyatçılık.−ğı hahha hahhah hahnyum hail haile hain haince hain hain 942 .−ğı haftalıkçı haftalıklı hafta sonu haftaym hah haham hahambaşı hahambaşılık.

−ki (toprak) hakan hakanlık.−ği hak etmek hakeza 943 .hainleşme hainleşmek hainlik.−kk’ı (Tanrı) hak.−kki (oyma) hâk.−ği hainlik etmek haiz haiz olmak hak.−ğı hakaret hakaretamiz hakaret etmek Hakas Hakasça hakça hakçası Hak dini hak ediş hakem hakem heyeti hakem kararı hakemlik.−kkı (doğruluk) Hak.

−ği hâkim olmak hakir hakkâk.−ti hakikaten hakikatli hakikat olmak hakikatsiz hakikatsizlik.−ki hakkaniyet Hakkâri hakketme hakketmek hakkıhıyar hakkıhuzur hakkımüktesep hakkında 944 .−ği hakikî hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hakimane hâkimane hâkimiyet hâkimiyetimilliye hâkimlik.hâkî hakikat.

hakkısükût hakkıyla haklama haklamak haklaşma haklaşmak haklı haklılık.−ği haksever hakseverlik.−ğı hakuran (kumru) hak yolu hal.−ğı haktanır haktanırlık.−ğı haksızlık etmek haksız yere hakşinas hakşinaslık.−ği haksız haksızca haksızlık.−ğı haklı olmak hakperest hakperestlik. eritme) 945 .−li (pazar yeri) hal.−lli (çözme.

−l'i (tahttan indirme) hâl.−li (durum) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) Halaç Halaçça halakızı halaoğlu halâs halâs etmek halâskâr halâs olmak halat halat çekme halâvet halay halayık.−ğı halayıklı halayıklık.−ğı halaza halazade hâlbuki hal çaresi hâl değişimi haldır haldır 946 .hal.

hale halebî halef halef selef halef selef olmak halel haleldar haleldar etmek haleldar olmak halelenme halelenmek haleli hâlen Halep çıbanı halet haletiruhiye hal'etme hal'etmek halfa Halfeti (ilçe) half−time halhal halı halıcı halıcılık.−ğı halı saha hali 947 .

−ğü halk ağzı halkalama halkalamak halkalanış 948 .−ği hâlihazır hâlihazırda halik.haliç.−kı halile halim halim selim halis halisane halis muhlis halisüddem halita haliyle halk halka halkacı halk adamı halka dizilişli halka dönük.−ci Haliç hâli duman halife halifelik.

halkalanma halkalanmak halkalayış halkalı halkalı damar halkalı gözler halkalılar halkamsı halka olmak halka oyunları Halkapınar (ilçe) halk avcılığı halk avcısı halkavî halka yay halk bilgisi halk bilimci halk bilimi halk bilimsel halkçı halkçılık.−ğı halk dili halk edebiyatı halk etmek halk evi halk evleri halkiyat 949 .

halk matinesi halk müziği halk odası halk okulu halk oylaması halkoyu halk ozanı halk yardakçılığı halk yardakçısı hallaç.−cı hallaçlık.−ğı hallenme hallenmek halleşme halleşmek halletme halletmek hallice hallihamur (olmak) hallolma hallolmak hallolunma hallolunmak halojen hâlsiz hâlsizce hâlsizleşme 950 .

hâlsizleşmek hâlsizlik.−ği halt etmek halûk hâl ulacı halüsinasyon halvet halvethane Halvetî halvet olmak ham hamail hamak.−ğı hamallık yapmak hamal semeri hamal sırığı hamam 951 .−ği halt halter halterci haltercilik.−ğı hamakat.−ti hamal hamalbaşı hamal camal hamaliye hamallık.

−ğı hamam kesesi hamamlık.hamam anası hamam bohçası hamam böceği hamam böceğigiller hamamcı hamamcılık.−ğı hamam otu Hamamözü'nü (ilçe) hamam takımı hamam tası hamam yapmak hamarat hamaratça hamaratlaşma hamaratlaşmak hamaratlık.−ğı hamarat taze hamaset hamasî hamaylı Hambelî ham besi suyu hamburger hamburgerci 952 .

−li ham hum hamız hami Hamî hamil hamile hamilelik. −ği hamiyetsiz hamiyetsizlik.−ği hamla hamlacı 953 .−ği hamilen hamilikart hamil olmak haminne hamisiz hamiş hamiyet hamiyetli hamiyetperver hamiyetperverlik.hamdüsena Hamel (Koç burcu) ham ervah ham gaz hamhalat ham hayal.

−cı hamlama hamlamak hamlaşma hamlaşmak hamle hamleci hamle etmek hamletme hamletmek hamle yapmak hamlık.hamlaç.−dı hamt etmek hamule hamur 954 .−ğı ham madde ham payı hamse hamsi hamsi buğulama hamsi çorbası hamsigiller hamsikuşu (hamsi tavası) hamsili pilâv hamsin hamt.

−du han Han (ilçe) Hanak (ilçe) hanay Hanbelî hancı 955 .Hamur (ilçe) hamur boya hamurcu hamurculuk.−ğu hamur çorbası hamur işi hamurkâr hamurlama hamurlamak hamurlanma hamurlanmak hamurlaşma hamurlaşmak hamursu hamursuz Hamursuz Bayramı hamur tahtası hamur tatlısı hamur teknesi hamurumsu hamut.

−ği hanende hanendelik.−bı handiyse hane hanedan hanedanlık.−ği hangar hangi hangisi hanım hanımanne 956 .−ği hanek haneli hanelik.−ğı hançer hançer çiçeği hançere hançerleme hançerlemek hançerlenme hançerlenmek handan hande handikap.−ğı Hanefî Hanefîlik.hancılık.

−ğı 957 .−ğı hanımnine hanımparmağı(tatlı) hani Hani (ilçe) hanigiller hanlık.−ğı hant hant hanüman hap hapaz hapazlama hapazlamacı hapazlamacılık.−ğı Hanönü'nü (ilçe) hantal hantallaşma hantallaşmak hantallık.−ği hanımeli.hanım böceği hanımefendi hanımefendilik.−yi hanımeligiller hanım evlâdı hanımgöbeği (tatlı) hanım hanımcık.−ğı hanımlık.

−ğı hap etmek hapır hapır hapır hupur hapis.−psi hapishane hapislik.−di haploloji hapsedilme hapsedilmek hapsetme hapsetmek hapsettirme hapsettirmek hapşırık.−ğı hapşırıklı hapşırma hapşırmak hapşırtma hapşırtmak hapşu haptetme haptetmek har 958 .−ği haploit.hapazlamak hapçı hapçılık.

hara harabat harabatî harabatîlik.−ği haram olmak haram para haramsız haramzade haranı harap.−ği harabe harabelik.−cı haraççı haraççılık.−ğı harap olmak 959 .−ği haraç.−ğı haraçlı harakiri harala gürele haram haram etmek harami haramilik.−bı harap etmek haraplaşma haraplaşmak haraplık.

hilesiz) harbî (savaşla ilgili) harbilik.harar hararet hararetlendirme hararetlendirmek hararetlenme hararetlenmek hararetli hararetli hararetli haraşo haraza harbe harbi (alet.−ği harbiye harbiyeli Harbiye Nezareti harcama harcamak harcama kalemi harcanabilir harcanma harcanmak harcayış harcı harcıâlem harcırah 960 .

−ğı hardal rengi hardalsı hardalsız hare harekât hareke harekeleme harekelemek harekeli harekesiz hareket hareket dairesi hareket etmek hareketlendirme hareketlendirmek hareketlenme hareketlenmek hareketli hareketlilik.−cı harçlı harçlık.−ğı harçsız hardal hardaliye hardallı hardallık.harç.−ği 961 .

−ği Harezmî yolu harf.−fi harf çevirisi harfendaz harfendazlık.−ğı harfi harfine harfitarif harfiyen har gür har har harharyas harharyasgiller har hur harılanma harılanmak 962 .hareket noktası hareketsiz hareketsizlik.−ği harekî harelenme harelenmek hareli harem harem ağası Haremeyn harem kâhyası haremlik.

−ci hariç olmak harika harikulâde harikulâdelik.−ği hariciye nazırı hariç.harıldama harıldamak harıl harıl harıltı harım harın haricen haricî hariciye hariciyeci hariciyecilik.−ğı haritalık.−ğı harlama harlamak 963 .−ği harim harir haris harita haritacı haritacılık.−ğı harlak.

−bu harp (çalgı) harp.−ğı harmandalı harman etmek harmani harmaniye harmanlama harmanlamak harmanlanma harmanlanmak harmanlatma harmanlatmak harmanlık.−bi (savaş) harp akademileri harp dairesi 964 .harlatma harlatmak harlı harman harmancı Harmancık (ilçe) harmancılık.−ğı harman sonu harman yapmak harman yeri harmonyum harnup.

−dı hasatçı hasatçılık.−ğı 965 .harp etmek harp malûlü harp okulu Harput köftesi harp zengini Harran (ilçe) harrangürra hars hart harta hartadak hartadan hartama hart hart hart hurt harttadak hartuç.−cu has Hasandede şarabı Hasandede üzümü Hasankeyf (ilçe) Hasanpaşa köftesi hasar hasarlı hasat.

−ği hasıl (ekin) hâsıl (olan.hasbelkader hasbetenlillâh hasbıhâl.−bi hasepsiz nesepsiz haset.−li hasbıhâl etmek hasbî hasbîlik.−di hasetçi haset etmek hasetlenme hasetlenmek hasetli hasetlik. ortaya çıkan) hâsıla hâsılat hâsılatlı 966 .−ği hasebi nesebi hasebiyle haseki hasekiküpesi (bitki) haseki sultan hasenat hasep.

−ğı hasırlama hasırlamak hasırlanma hasırlanmak hasırlı hasır otu hasır otugiller hasis hasislik.−ğı hasır hasır.−srı hasıraltı hasırcı hasırcılık.−ği hasislik etmek hasiyet hasiyetli Hasköy (ilçe) haslet haspa 967 .hâsılı hâsılıkelâm hâsılı velkelâm hâsıl olmak hasım.−smı hasımca hasımlık.

−ğı hassaten hasse hassiyum hasta hasta bakıcı hasta bakıcılık.−ği hastahanelik etmek hastahanelik olmak hastalandırma hastalandırmak hastalanış 968 .−ğı hasta etmek hastahane hastahanelik.hasret hasretli hasretlik.−ği hasretme hasretmek hasrolunma hasrolunmak hassa Hassa (ilçe) hassa askeri hassas hassasiyet hassaslık.

−du haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) haşarat haşarı haşarıca haşarılaşma haşarılaşmak haşarılık.hastalanma hastalanmak hastalık.−ğı hastalıklı hastalık tablosu hasta olmak hastel has un hasut.−ğı haşat haşat etmek haşefe haşere haşhaş haşhaşhane haşhaş yağı haşıl haşıllama 969 .

−şri haşir neşir haşiş haşiv.haşıllamak haşırdama haşırdamak haşır haşır haşır huşur haşırtı haşırtılı haşin haşinleşme haşinleşmek haşinlik.−şvi haşiye haşlak haşlama haşlamak haşlamlılar haşlanış haşlanma haşlanmak haşlatma haşlatmak haşmet haşmetli 970 .−ği haşir.

−ttı hata hata etmek hatalı hatalı yürüme hatasız hata vuruşu Hatay hat bekçisi hatıl hatıllama hatıllamak hatır hatıra hatıra defteri hatırat hatır belâsı hatır hatır hatır hutur hatırlama hatırlamak hatırlanma hatırlanmak hatırlatma 971 .haşmetlû haşviyat haşyet hat.

−bi hatiplik.−ği hatmetme hatmetmek hatmi hatta hattat hattatlık.−ğı hattıhareket hatun hav hava hava akımı hava alanı hava atışı hava basıncı hava bilgisi hava boşaltma 972 .−tmi hatime hatip.hatırlatmak hatırlayış hatırlı hatır senedi hatırsız hatırşinas hatif hatim.

−ği havaî mavi hava indirme havaiyat hava kanalı 973 .makinesi hava boşluğu hava burgacı havacı havacılık.−ği havaîlik.−ğı havacıva havadan havadar hava değişimi hava deliği havadis hava dolaşımı hava durumu hava düzenleyicisi hava gazı hava gazı beki hava gazı fırını hava gazı sayacı hava haritası hava hukuku havaî havaî fişek.

hava kapağı hava kesesi hava köprüsü hava kuvvetleri hava küre havalandırıcı havalandırılma havalandırılmak havalandırma havalandırmacı havalandırmak havalandırmalı havalanma havalanmak havale havale etmek havaleli havalename havalı havalı direksiyon havalı fren havali hava limanı hava meydanı hava musluğu havan havaneli (alet) 974 .

havan topu hava oyunu hava parası hava raporu havarî havarîlik.−vli 975 .−ği havas (nitelikler) havâs (duygular) hava sahası havasız havasızlık.−ğı hava süzgeci hava şartları hava tahmini hava taşı hava tebdili hava ulaşımı hava üssü hava yastığı hava yastıklı hava yolu hava yolu ulaşımı hava yuvarı havhav (köpek) hav hav havi havil.

−ğu havluluk.−du havuz havuzcu havuzcuk.havi olmak havlama havlamak havlanma havlanmak havlatma havlatmak havlayış havlı havlıcan havlu havlucu havluculuk.−cu havuçlu kek havuç suyu havut.−ğu havuzlama 976 .−ğu havra Havran (ilçe) Havsa (ilçe) havsala havsalası geniş havuç.

−li hayalât hayalbaz hayal bilim hayalci hayalcilik.havuzlamak havuzlanma havuzlanmak havuzlu havuzsuz Havva Havva ana havvaanaeli (bitki) havya havyar havza Havza (ilçe) hay haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) hayal.−ği hayal düzeyi hayalen hayalet hayal etmek hayal gücü 977 .

hayalhane hayâlı hayalî hayalifener hayalî ihracat hayal kırıklığı hayalli hayal meyal hayal olmak hayal oyunu hayalperest hayalperestlik.−ği hayal seviyesi hayal ülke hayâsız hayâsızca hayâsızlık.−ğı hayat hayat adamı hayat ağacı hayat arkadaşı hayat dolu hayat düzeyi hayat felsefesi hayat hikâyesi hayatî hayatiyet 978 .

hayatiyetli hayat kadını hayat kavgası hayat memat hayat memat meselesi hayat mücadelesi hayat okulu hayat pahalılığı hayat seviyesi hayat sigortası hayat standardı hayat suyu hayat şartları hayat tarzı hayat tecrübesi hayat umudu haybe haybeci haybeden hayda haydalama haydalamak haydalanma haydalanmak haydama haydamak haydarî 979 .

−ğu haydutluk etmek hayfa hayhay hayhuy hayıf. olmaz) hayır.−yfı hayıflanma hayıflanmak hayır (yok.−du haydutluk.−ğı hayırlaşma hayırlaşmak hayırlı hayırperver hayır sahibi 980 .−yrı (iyilik) hayırdua hayırdua etmek hayırhah hayırhahlık.haydarî yaka Haydarpaşa haydi haydi haydi haydin haydindi haydisene haydut.

−yzı haykırı haykırış haykırışma haykırışmak haykırma haykırmak haykırtı haykırtma haykırtmak haylamak haylaz haylazca haylazlaşma haylazlaşmak haylazlık.hayırsever hayırseverlik.−ğı hayız.−ğı haylazlık etmek hayli haymana Haymana (ilçe) haymana mandası haymana öküzü haymatlos 981 .−ği hayırsız hayırsızlık.

−ğı hayran olmak hayrat Hayrat (ilçe) hayret hayret etmek hayrola hayrülhalef haysiyet haysiyet divanı haysiyetiyle haysiyetli haysiyetsiz haysiyetsizlik.−ği hayta haytalık.−ğı haytalık etmek hayvan hayvanat hayvanat bahçesi hayvan bilimci hayvan bilimi hayvanca hayvancağız 982 .Hayrabolu (ilçe) hayran hayran hayran hayranlık.

−ğı hayvancılık.−ti hazakatli hazan hazandide hazar Hazar Hazarca hazarî hazcı hazcılık.−ğı hayvanî hayvaniyet hayvan kömürü hayvanlaşma hayvanlaşmak hayvanlaştırma hayvanlaştırmak hayvanlık.−ğı hayvanlık etmek hayvansal hayvan varlığı haz.−ğı hazfetme hazfetmek 983 .hayvancık.−zzı haza hazakat.

−ğı hazırcı hazırcılık.−bı hazırcevaplık.−ğı hazır çorba hazır değer hazır etmek hazır giyim hazır kahve hazır kıt’a hazırlama hazırlamak hazırlanış hazırlanma hazırlanmak hazırlatma hazırlatmak hazırlayış hazırlık.−zmı hazımlı hazımsız hazımsızlık.−ğı hazın hazır hazır beton hazırcevap.hazık hazım.−ğı 984 .

−ği hazır yiyici hazin hazine hazinedar hazinedarlık.hazırlık devresi hazırlık dönemi hazırlıklı hazırlıklı olmak hazırlık sınıfı hazırlıksız hazırlıksız olmak hazırlop hazır ol hazır ol duruşu hazır olmak hazır para hazır yemek.−ğı haziran haziran böceği hazire hazletme hazletmek hazmetme hazmetmek hazne hazret 985 .

−ği heceleme hecelemek heceletme heceletmek heceli hecelik.Hazro (ilçe) hazzetme hazzetmek he heba heba etmek heba olmak hebenneka heccav hece hececi hececilik.−ği hece ölçüsü hece tahtası hece taşı hece vezni hece yutumu hecin hedef hedef kitle hedefleme 986 .

hedeflemek hedeflenme hedeflenmek hedef olmak heder heder etmek heder olmak hedik.−ği hektar hektogram hektolitre hektometre helâ helâk.−ği hedonist hedonizm hegemonya hekim hekimbaşı Hekimhan (ilçe) hekimlik.−ği hediye hediye etmek hediyelik.−ki helâk etmek helâk olmak helâl.−li 987 .

−ği helikoit.−ği helâl olsun helâl hoş olsun helâlzade hele helecan helecanlanma helecanlanmak Helen Helenist Helenistik.helâl etmek helâlî helâlinden helâlleşme helâlleşmek helâlli helâllik.−ği Helenizm helezon helezonî helezonlaşma helezonlaşmak helezonlu helik.−di helikon helikopter 988 .

−gi hemati hematit hematolog.−ğu 989 .heliport helis helisel helke hellim (peynir) helme helmelenme helmelenmek helmeli helmintoloji helva helvacı helvacı kabağı helvacı kökü helvacılık.−ğı helvahane helvalaşma helvalaşmak helyodor helyograf helyoterapi helyum hem hemahenk.

−kri hemhâl.−ği Hendek (ilçe) hendese 990 .hematoloji hemayar hemcins hemdert.−di hemen hemencecik hemen hemen hemfikir.−ği Hemşin (ilçe) hemşire hemşirelik.−di hendek.−ği hemşirezade hemze hemzemin hemzemin geçit.−li hemhudut.−du hemodiyaliz hemofil hemofili hemoglobin hempa hemşehri hemşehrilik.

hendesî hengâm hengâme hentbol hentbolcu henüz hep hepatit hepatoloji hep beraber hep birden hepçil hepsi hepsi hepsi hepten hepyek her her an her bir her biri hercaî hercaîce hercaîlik.−ği hercaî menekşe hercümerç.−ci hercümerç etmek her daim 991 .

mutlaka) her hâlükârda herhangi herhangi bir herhangi biri herif herifçioğlu herik.−ği herekleme hereklemek hergele hergeleci hergelelik.−ği herk herke herkes herkeslik.−ği herk etmek her nasılsa her nedense her ne ise her ne kadar 992 .her dem herek.−ği her gün herhâlde (belki) her hâlde (her du− rumda.

−bı hesaplama hesaplamak hesaplanış hesaplanma hesaplanmak hesaplaşma hesaplaşmak hesaplatma hesaplatmak 993 .−bı hesap belgesi hesap cetveli hesap cüzdanı hesapça hesapçı hesap etmek hesap günü hesap işi hesap kitap.her neyse her şey hertz her yerdelik.−ği her zaman herze herzevekil hesabî hesap.

hesaplayış hesaplı hesaplıca hesaplı orun hesap makinesi hesap özeti hesapsız hesapsızca hesapsız kitapsız hesapsızlık.−gi hevenkleşme hevenkleşmek heves heves etmek heveskâr heveskârlık.−ğı hevesleniş heveslenme heveslenmek hevesli hevessiz hey 994 .−ğı hesap uzmanı heterojen heterotrof heterotrofi hevenk.

−ği heykelleştirme heykelleştirmek 995 .heyamola heybe heybeci heybet heybetli heybetlice heyecan heyecanlandırma heyecanlandırmak heyecanlanış heyecanlanma heyecanlanmak heyecanlı heyecanlılık.−ğı heyecansız heyecansızlık.−ğı heyelân heyet heyetiyle heyhat heyhey heykel heykelci heykelci kalemi heykelcilik.

−fzı hıfzetme hıfzetmek hıfzıssıhha hık 996 .heykelli heykeltıraş heykeltıraşlık.−ğı hıçkırış hıçkırma hıçkırmak hıçkırtma hıçkırtmak hıdiv hıdivlik.−ğı heyulâ hezaren hezaren örgü hezel hezeyan hezeyan etmek hezimet hezliyat hı hıçkıra hıçkıra hıçkırık.−ği hıdrellez hıfız.

−ğu 997 .−ğı hımhım hımhımlık.−ğı hınzırlık etmek hır hıra hırbo hırboluk.−cı hınçlı hınçsız Hınıs (ilçe) hınk hınzır hınzırca hınzırlaşma hınzırlaşmak hınzırlık.hık mık hık mık etmek hıltan hıltar hımbıl hımbıllaşma hımbıllaşmak hımbıllık.−ğı hımış hıncahınç hınç.

hırçın hırçınlaşma hırçınlaşmak hırçınlık.−ğı hırgür hırıldama hırıldamak hırıldaşma hırıldaşmak hırıldayış hırıl hırıl hırıltı hırıltıcı hırıltılı hırızma hırka hırkalı hırkasız hırlama hırlamak hırlaşma hırlaşmak 998 .−ğı hırçınlık etmek hırçınlık yapmak hırdavat hırdavatçı hırdavatçılık.

−ği hırs hırsız hırsız adım hırsız anahtarı hırsız feneri hırsız kelepçe hırsızlama hırsızlık.−ğı hırsızlık etmek hırsızlık yapmak hırsız yatağı hırslandırma hırslandırmak 999 .hırlatma hırlatmak hırlayış hırlı hırpalama hırpalamak hırpalanış hırpalanma hırpalanmak hırpalatma hırpalatmak hırpalayış hırpanî hırpanîlik.

−ğı Hırvat Hırvatça Hırvatistan hısım hısım akraba hısımlık.−şmı hışımlanma 1000 .−ğu hırtı pırtı hırtlamba hırtlık.hırslanış hırslanma hırslanmak hırslı hırssız hırt hırtapoz hırtapozluk.−ğı hışıldama hışıldamak hışıldatma hışıldatmak hışıl hışıl hışıltı hışıltılı hışıltısız hışım.

−ğı hışırtı hışırtılı hışırtısız hışlama hışlamak hıyaban hıyanet hıyanetlik.−ğı 1001 .−ğı hıyarcıl hıyarlaşma hıyarlaşmak hıyarlık.hışımlanmak hışımlı hışır hışırdama hışırdamak hışırdatma hışırdatmak hışırdayış hışır hışır hışırlık.−ği hıyar hıyarağa hıyarağalık.−ğı hıyarağası hıyarcık.

−bı hicap etmek hicaz 1002 .−ğı hızma hızölçer hibe hibe etmek hicap.hıyarlık etmek hıyarşembe hız hızar hızarcı hızarcılık.−ğı Hızır hızla hızlandırılma hızlandırılmak hızlandırma hızlandırmak hızlanış hızlanma hızlanmak hızlı hızlı akın hızlı hızlı hızlı hücum hızlılık.

−di hidayet hiddet hiddet etmek 1003 .−ği hiçten hidatit.Hicaz hicazkâr hiciv.−cvi hicran hicret hicret etmek hicrî hicrî takvim hicvetme hicvetmek hicviye hiç hiçbir hiçbiri hiççi hiççilik.−ği hiç kimse hiçleme hiçlemek hiçleştirme hiçleştirmek hiçlik.

hiddetlendirme hiddetlendirmek hiddetleniş hiddetlenme hiddetlenmek hiddetli hiddetsiz hidra hidralar hidrasit.−ği hidroelektrik santral.−di hidrat hidratlı hidrobiyoloji hidrodinamik.−ği hidroelektrik.−li hidrofil hidrofobi hidrofor hidrograf hidrografi hidrojen hidrojen bombası hidrojenleme hidrojenlemek hidrojeoloji 1004 .

−ğu hidroloji hidrometre hidroplân hidrosefal.−ği hidroterapi hidrozol.−di hidroksil hidroksit.−ği hidroskopi hidrostatik.hidrokarbon hidrokarbonat hidrokarbür hidroklorik asit.−ği higrostat 1005 .−lü hidrür higrofil higrometre higrometrik higroskop.−di hidrolik.−ği hidroliz hidrolog.−bu higroskopik.−li hidrosefali hidrosfer hidrosiyanik.

−ği hikâye hikâye birleşik zamanı hikâyeci hikâyecik.−ti hilâfsız hilâl.higrotropizm hijyen hijyenik.−ği hilâfıhakikat.−li hilâlî 1006 .−ği hikâyecilik.−ği hikâye etmek hikâyeleme hikâyelemek hikâyeleştirme hikâyeleştirmek hikem hikemî hikmet hikmetihuda hikmetli hilâf hilâfet hilâfetçi hilâfetçilik.

−ği hileişer’iye hilekâr hilekârlık.−ği himaye etmek himen himmet himmet etmek 1007 .−ti hilkaten hilozoizm Hilvan (ilçe) hilye himaye himayeci himayecilik.−ğı hileli hileli iflâs hilesiz hileli yönlendirme hile yapmak hilkat.hilâlleme hilâllemek hil'at.−ti hile hilebaz hileci hilecilik.

−ğu Hindoloji Hindu Hinduizm hinleşme hinleşmek hinlik.hin hindi hindiba hindici hindigiller Hindistan Hindistan cevizi Hindolog.−ği hinoğlu hinoğluhin Hint Hint armudu Hint−Avrupa Hint bademi Hint baklası Hint bamyası Hint bezelyesi Hint biberi Hintçe Hint çiçeği Hint darısı 1008 .

Hint domuzu hinterlant.−dı Hint fıstığı Hint fulü Hint gergedanı Hint güreşi Hint hıyarı Hint horozu Hint hurması Hint inciri Hint ipeği Hint irmiği Hint kamışı Hint keneviri Hint kertenkelesi Hint kestanesi Hint kirazı Hint kobrası Hint kumaşı Hint leylâğı Hintli Hint mandası Hint pamuğu Hint pirinci Hint safranı Hint sarısı Hint tavuğu 1009 .

−ği hipotez hippi hippilik.−bu hipertansiyon hipnoz hipoderm hipodrom hipofiz hipoglisemi hipopotam hipopotamgiller hipostaz hipotansiyon hipotenüs hipotetik.−ği 1010 .−ği hiperboloidal.−di hipermarket hipermetrop.−lü hiperbolik.−li hiperboloit.−ği hirfet his.Hint yağı Hint yağı ağacı hiperbol.−ssi hisar hisarbuselik.

Hisarcık (ilçe) hisleniş hislenme hislenmek hisli hisse hissedar hissedilme hissedilmek hisseişayia hisseişayialı hisseli hisse senedi hisset hissetme hissetmek hissettirme hissettirmek hissî hissikablelvuku.−ği histerezis histoloji hiş 1011 .−u hissiselim hissiyat hissiz hissizlik.

−bı hitap etmek Hitit Hititçe Hititolog.−ğu Hititoloji hiyerarşi hiyerarşik hiyeroglif hiza hizalama hizalamak Hizan (ilçe) hizip.−ği hizipleşme hizipleşmek hizmet hizmet akdi 1012 .−zbi hizipçi hizipçilik.hişt hit hitabe hitaben hitabet hitam hitan hitap.

hizmetçi hizmetçilik.−ğı hodpesent.−ğı hizmetli hobi hoca Hocalar (ilçe) hocalık.−di hodri meydan hohlama hohlamak hokey hokka hokkabaz 1013 .−ği hodkâm hodkâmlık.−ği hizmet eri hizmet etmek hizmet içi eğitim hizmetkâr hizmetkârlık.−ğı hocalık etmek hodan hodangiller hodbehot hodbin hodbinlik.

−ği homoteti homotetik.−ği homurdanış homurdanma homurdanmak homur homur homurtu 1014 .−ğı hol.hokkabazlık.−ğu homolog kromozom homonim homoseksüel homoseksüellik.−lü holding holdingleşme holdingleşmek holigan holiganlık.−ğı Hollânda Hollândaca Hollândalı holmiyum holosen holotüritler homojen homojenlik.−ği homolog.

−ği hoppalık.−ğı 1015 .homurtulu homurtusuz hona Honaz (ilçe) Honduras Honduraslı hop Hopa (ilçe) hoparlör hoparlörlü hoparlörsüz hop hop hoplama hoplamak hoplatılma hoplatılmak hoplatış hoplatma hoplatmak hoplaya zıplaya hoplayış hoppa hoppaca hoppadak hoppala hoppala bebek.

hoppalık etmek hopurdatma hopurdatmak hor hora horanta horasan Horasan (bölge. ilçe) horasanî Horasanlı horhor horlama horlamak horlanış horlanma horlanmak horlayış hormon hornblent.−di horon horoz horoz ağırlık.−ğı horoz akıllı horozayağı (burgu) horozbina horozbinagiller 1016 .

−ğı hortlama hortlamak hortlatma hortlatmak hortum hortumlama hortumlamak hortumlu 1017 .horozcuk otu horoz dövüşü horoz fasulyesi horozkarası (üzüm) horozgözü (bitki) horozibiği (bitki) horozibiğigiller horoz kafalı horozlanış horozlanma horozlanmak horozlaşma horozlaşmak horoz mantarı horoz sıklet horoz şekeri horoz vakti horst hortlak.

−ğı hoşbeş hoşbeş etmek hoş bulduk hoşça hoşça kal hoş geldin(iz) hoş gelmek hoşgörü hoşgörücü hoşgörülü hoşgörürlük.hortumlu böcekler hortumlular horuldama horuldamak horuldayış horul horul horultu hostes hosteslik.−ğü hoşgörüsüz hoşgörüsüzlük.−ğü hoşhoş hoş koku 1018 .−ği hoş hoşaf hoşaflık.

−ğu hoşsohbet hoşt hoşt hoşt hoşur Hotanto hotoz hotozlu hot zot etmek hovarda hovardaca hovardalaşma 1019 .−du hoşnut etmek hoşnutluk.−ğu hoşnut olmak hoşnutsuz hoşnutsuzluk.hoş kokulu hoşkuran hoşlanış hoşlanma hoşlanmak hoşlaşma hoşlaşmak hoşlaştırma hoşlaştırmak hoşluk.−ğu hoşnut.

−ğü höpürdetme höpürdetmek höpürtü höpürtülü hörgüç.−ğı hovardalık etmek hoyrat hoyratça hoyratlık.hovardalaşmak hovardalık.−cü hörgüçlü höst 1020 .−ğü hödüklük etmek höl höllük.−ğü hödükçe hödükleşme hödükleşmek hödüklük.−ğu hozalma hozalmak hozan Hozat (ilçe) hödük.−ğı hoyratlık etmek hoyuk.

−ğı hristo teyeli hu hububat huda Huda hudayinabit hudut.höşmerim höt höykürme höykürmek höyük.−du hudut boyu hudut dışı hudutlandırma hudutlandırmak hudutlu hudutsuz huğ hukuk hukukçu 1021 .−ğü Hristiyan Hristiyanlaşma Hristiyanlaşmak Hristiyanlaştırma Hristiyanlaştırmak Hristiyanlık.

hukukçuluk.−ğu hukuken hukukî hukukî metroloji hukuklu hukuksal hukuksuzluk.−ğı hulya hulyalaşma hulyalaşmak hulyalaştırma hulyalaştırmak hulyalı humar humbara humbaracı humbarahane humbara ocağı humma 1022 .−lü hulûs hulûskâr hulûskârlık.−ğu hulâsa hulâsa etmek hulâsaten hulliyat hulûl.

−ğı hurma tatlısı hurra huruç.−msu (bir tür yemek) hun hunhar hunharca hunharlık.−cu 1023 .hummalı humus (organik toprak) humus.−cu hurda hurdacı hurdacılık.−ğı huni hunnak hunriz hurafe hurç.−ğı huri hurma hurma ağacı hurmalık.−ğı hurdahaş hurdahaş etmek hurdalık.

−u huşunet Hut hutbe hutut huy huy edinmek huylandırma huylandırmak huylanış huylanma huylanmak huylu 1024 .−ği huruşan husuf husul.hurufat Hurufî Hurufîlik.−lü husumet husumetkâr husus hususî hususiyet hususuyla husye huş huşu.

−ğu huysuzluk etmek huzme huzmeli huzur huzur evi huzur hakkı huzurlu huzursuz huzursuzca huzursuzluk.−ğu hüccet hücre hücre bilimi hücreler arası hücre yutarlığı hücum hücumbot 1025 .huysuz huysuzca huysuzlanış huysuzlanma huysuzlanmak huysuzlaşma huysuzlaşmak huysuzlaştırma huysuzlaştırmak huysuzluk.

−ğü hükümran hükümranlık.−kmü hükümdar hükümdarlık.−ğı hükümferma hükümlü hükümlülük.−ğı hükümsüz 1026 .hücumcu hücum etmek hücum oyuncusu hükmen hükmetme hükmetmek hükmî hükmî şahsiyet hükmolunma hükmolunmak hükûmet hükûmet darbesi hükûmet erkânı hükûmet etmek hükûmet kapısı hükûmet komiseri hükûmet konağı hükûmet merkezi hüküm.

−bı hünnapgiller hünsa hür hürle hürlük.−ğü hülle hülleci hümanist hümanistleşme hümanistleşmek hümanizm hümanizma hümayun hüner hünerli hünersiz hüngürdeme hüngürdemek hüngür hüngür hüngürtü hünkâr hünkârbeğendi (yemek) hünnap.hükümsüzlük.−ğü hürmet hürmeten 1027 .

−ği hürriyetperver hürriyetsiz hürriyetsizlik.−ttı hüsnükabul.−ği Hürmüz hürriyet hürriyetçi hürriyetçilik.−lü hüsnükuruntu hüsnüniyet hüsnüniyetle hüsnütelâkki hüsnüteveccüh 1028 .hürmet etmek hürmetkâr hürmetli hürmetsiz hürmetsizlik.−ği hür teşebbüs hürya hürya etmek hüryemez hüseynî hüseynîaşiran hüsnühâl.−li hüsnühâl kâğıdı hüsnühat.

hüsnüyusuf hüsran hüsün.−snü Hüt hüthüt hüve hüvelbaki hüveyda hüviyet hüviyet cüzdanı Hüyük (ilçe) hüzün.−znü hüzünlendirme hüzünlendirmek hüzünleniş hüzünlenme hüzünlenmek hüzünlü hüzünsüz hüzünsüzlük.−ğü hüzzam hüzzam beşlisi (*)I I ıcığı cıcığı Iğdır ığıl 1029 .

ığıl ığıl ığrıp.−bı ığrıp kayığı ıh ıhı ıhlama ıhlamak ıhlamur ıhlamurgiller ıhma ıhmak ıhtırılma ıhtırılmak ıhtırma ıhtırmak ıkıl ıkıl ıkına sıkına ıkına tıkına ıkındırma ıkındırmak ıkınma ıkınmak ıkıntı ıklama ıklamak ıklım tıklım ılgama 1030 .

−ğı ılım ılıma 1031 .−ğı ılık.−ğı ılıkça ılık ılık ılıklaşma ılıklaşmak ılıklaştırma ılıklaştırmak ılıklık.ılgamak ılgar ılgarcı ılgar etmek ılgarlama ılgarlamak Ilgaz (ilçe) ılgım ılgım salgım ılgın Ilgın (ilçe) ılgıncar ılgıngiller ılgıt ılgıt ılıca Ilıca (ilçe) ılıcak.

−ğı Irak ırakça ırakgörür ıraklaşma ıraklaşmak Iraklı 1032 .−ğı ılındırma ılındırmak ılınma ılınmak ılıştırma ılıştırmak ılıtma ılıtmak ıltar ımızganma ımızganmak ıncalız ıpıl ıpıl ıpıslak.−ğı ıpıssız ıra ırak.ılımak ılıman ılımlı ılımlılık.

−ğı ıraksak mercek.ıraklık.−ğı ıraksak.−ği ıraksama ıraksamak ıraksınma ıraksınmak ıralama ıralamak ırama ıramak ırgalama ırgalamak ırgalanma ırgalanmak ırgama ırgamak ırganma ırganmak ırgat ırgatbaşı ırgatlık.−ğı ırk ırk ayrımı ırk bilimi ırk birliği ırkçı 1033 .

−ğı ısıl ısın ısındırma ısındırmak ısınış 1034 .−ğı ırkî ırkiyat ırksal ırktaş ırmak.ırkçılık.−ğı ısı cam ısı dam ısıdenetir ısı kuşak.−ğı ırmaklaşma ırmaklaşmak ırmak roman ırz ırz düşmanı ırz ehli ıs ısfahan Isfahan ısı ısıalan ısıcak.

−ğı ısırılma ısırılmak ısırımlık.−ğı ısırma ısırmak ısırtma ısırtmak ısı tedavisi ısıtıcı ısıtılma ısıtılmak ısıtış ısıtma ısıtmak ısıveren 1035 .ısınma ısınma ısısı ısınmak ısınma koşusu ısıot ısıölçer ısı ölçümü ısırgan ısırgangiller ısırgın ısırıcı ısırık.

−ğı ıslah etmek ıslah evi ıslahhane 1036 .ısıyayar ısı yayımı ısı yuvarı ıska ıskaça ıskala ıskalama ıskalamak ıskala yapmak ıskarça ıskarmoz ıskarta ıskat ıskatçı ıskonto ıskonto etmek ıskontolu ıskontosuz ıskota ıskuna ıslah ıslahat ıslahatçı ıslahatçılık.

−ğı ıslak sıçan ıslak zemin ıslama ıslamak ıslanış ıslanma ıslanmak ıslatıcı ıslatılma ıslatılmak ıslatış ıslatma ıslatmak ıslatma suyu ıslık.−ğı ıslak karga ıslaklık.−ğı ıslıklama ıslıklamak ıslıklanış ıslıklanma ıslıklanmak ıslıklı ıslıklı ünsüz ısmarlama 1037 .ıslah olmak ıslak.

ısmarlamak ısmarlanma ısmarlanmak ısmarlatma ısmarlatmak ıspanak.−ğı ıstakoz ıstakoz ağı 1038 .−ği ıspanaklı yumurta ısparmaça Isparta Isparta gülü Isparta halısı ıspatula ıspavli ıspazmoz ısrar ısrar etmek ısrarlı ıssız ıssızlaşma ıssızlaşmak ıssızlık.−ğı ıspanakgiller ıspanaklar ıspanaklı ıspanaklı börek.

−ğı ışık akısı ışık aylası ışık aynası ışık bacası ışık çanağı ışıkçı ışıkçılık.−ğı 1039 .ıstakozlar ıstakozluk.−bı ıstıraplı ıstırapsız ıstırar ıstırarî ışığa doğrulum ışığa göçüm ışığan ışık.−ğu ıstampa ıstampacı ıstampacılık.−smi ıstar ıstıfa ıstılah ıstırap.−ğı ıstampalama ıstampalamak ıstampa resim.

−ğı ışılama 1040 .ışık eğrisi ışık göçüm ışık gölge ışık hızı ışık ışını ışıkkesen ışık korkusu ışık küre ışıklama ışıklandırılma ışıklandırılmak ışıklandırma ışıklandırmak ışıklanma ışıklanmak ışıklı ışıklılık.−ğı ışık yılı ışık yuvarı ışıl ışılak.−ğı ışıklı teker ışıkölçer ışık ölçümü ışıksız ışıksızlık.

ışılamak ışılatma ışılatmak ışıldak.−ği ışınım ışınım akısı ışınım alıcısı ışınım basıncı ışınım dengesi ışınımölçer 1041 .−ğı ışıldama ışıldamak ışıldatma ışıldatmak ışıl ışıl ışıl küf ışıl küfler ışıl küflüce ışıltı ışıltılı ışıma ışımak ışın ışın bilimci ışın bilimi ışınetkin ışınetkinlik.

ışınlama ışınlamak ışınlandırma ışınlandırmak ışınlanma ışınlanmak ışınlayıcı ışınlı ışınlılar ışınölçer ışın tedavisi ışın tedavi uzmanı ışıntı ışıntı lâmbası ışıtım ışıtma ışıtmak ışkı ışkın ışkırlak.−ğı ıştın ıştır ıtır ıtır çiçeği ıtırlı ıtır yaprağı ıtlak 1042 .

−ğı ızgara parmaklığı ızgarasız ızgara yatağı ızgın ızrar (*)İ İ iade 1043 .−du ızgara ızgara demiri ızgara köfte ızgaralı ızgaralık.ıtlak olunmak ıtnap.−ğı ıttıla.−bı ıtrah ıtrah etmek ıtrışahî ıtrî ıtriyat ıtriyatçı ıtriyatçılık.−ı ıttırat.−dı ıvır zıvır ıydiye ızbandut.

−ı ibdaî ibibik.−ği ibikli ibiksi 1044 .−ği ibik.iade edilmek iade etmek iadeiitibar iadeiziyaret iadeli iadeli taahhütlü iane iare iaşe iaşe etmek iaşe ve ibate ibadet ibadet etmek ibadetgâh ibadethane ibadullah ibare ibaret ibaret olmak ibate ibate etmek ibda.

ibis ibiş iblâğ iblâğ etmek iblis iblisane iblisçe iblisçilik.−ği ibra İbradı (ilçe) ibra etmek ibraname İbranca İbranî İbranîce ibraz ibraz etmek ibre ibret ibretamiz ibreten ibretiâlem ibretlik.−ği ibne ibnelik.−ği ibret olmak ibrik.−ği 1045 .

−li icmal etmek icra icraat icraatçı icracı 1046 .−dı icatçı icat etmek icaz icazet icazetname icbar icbar etmek icmal.−li icabet icabet etmek icabında icap.ibrikçi ibriktar ibriktar usta ibrişim ibrişim kurdu ibzal.−bı içapçı icap etmek icar icat.

icra etmek icra kuvveti İcra ve İflâs Hukuku icra vekili iç iç açıcı iç ağ iç ağa iç asalak.−ğı iç bakla iç barış iç başkalaşım iç bellek.−ği iç bölge iç bulantısı içbükey iç bükün iç cep.−bi iç cümle iç çamaşırı iç çokgen iç denge iç deniz iç deri iç donu iç dünya içe bakış 1047 .

içecek.−ği içerikli içerisi içerlek.−ğü iç ek içe kapanık.−ğı içe kapanıklık.−ği iç gezegen iç giyim iç göbek.−ği içe dönük.−ği içe yöneliklik.−ği içerleme içerlemek içerleyiş içerme içermek iç etmek iç evlilik.−ği iç görüm iç görümlü içgörür içgösterir 1048 .−ğü içe dönüklük.−ğı İçel içeri içerik.

−ği iç harp.−ği için içinde içindekiler içinden pazarlıklı 1049 .−si iç güveylik.−ttı iç hissedar iç ısıstıcı içici içicilik.−bi iç hastalıkları iç hastalıkları uzmanı iç hat.−ği iç içe içi dar içi geniş içiliş içilme içilmek içim içimli içimlik.−i iç güveyi.içgüdü içgüdülü içgüdüsel iç güvey.

−ğı iç kavuz içki içki âlemi içkici içkicilik.−ği içkili içkili lokanta içki masası içkin içkinlik.−ği 1050 .−ği içirilme içirilmek içiriş içirme içirmek içirtme içirtmek içiş iç işleri içit içi tez içitim içitme içitmek iç kapak.için için içirik.

−ği içme içmece içmek içmeler iç merkez 1051 .−ğı iç kuyu iç lâstik.−ğı içli dışlı olmak içlik.içki psikozu içki sefası içkisiz içki sofrası iç kulak.−ği içli köfte içlilik.−ği içlem içlendirme içlendirmek içlene içlene içleniş içlenme içlenmek içler acısı içli içli dışlı içli dışlılık.

−ği içtenlikle 1052 .−ğı iç odun iç oğlanı iç pazar iç pilâv iç plâzma iç politika içre içrek.−ği iç salgı iç salgı bezi iç salgı bilimi iç savaş içsel iç ses iç ses düşmesi içsiz iç spiker iç su içten içten evlilik.−ği içten içe içtenlik.içme suyu iç mimar iç mimarî iç mimarlık.

−ği içten pazarlıklı içtensiz içtensizlik.−ği içtepi iç ters açı içtihat.−ğü içyağı iç yarıçap iç yüz iç zar id idadî idadiye 1053 .−dı içtima.−bı içtinap etmek iç turizm iç tümce iç türeme iç tüzük.içtenlikli içtenliksiz içtenliksizlik.−ı içtima etmek içtimaî içtimaiyat içtimaiyatçı içtinap.

−ği idare etmek idarehane idare hukuku idareimaslahat idareimaslahatçı idareimaslahat etmek idareimaslahat politikası idare kandili idare lâmbası idareli idaresiz idaresizlik.−ği idareten idarî iddia 1054 .idam idam cezası idame idame etmek idam etmek idamlık.−ğı idam sehpası idare idarece idareci idarecilik.

−ği 1055 .−li idealist idealistlik.−ğu ideologlar ideoloji ideolojik.−ğı iddia etmek iddialaşma iddialaşmak iddialı iddia makamı iddianame iddiasız iddiasızlık.−ği idealize idealize etmek idealizm idealleştirme idealleştirmek idealsiz idefiks identik.−ğı ide idea ideal.−ği ideolog.iddiacı iddiacılık.

−ği idrar idrar zoru idris ağacı idris otu ifa ifade ifade etmek ifadelendirme ifadelendirmek ifa etmek iffet iffetli iffetsiz iffetsizlik.−lü idrak.−ki idrak etmek idraksiz idraksizlik.idi idil İdil (ilçe) idiopati idman idmancı idmanlı idmansız idol.−ği 1056 .

ifildeme ifildemek ifil ifil iflâh iflâh etmek iflâh olmak iflâs iflâs anlaşması iflâs davası iflâs etmek iflâs masası ifna ifna etmek ifrağ ifrat ifrat derecede ifrat tefrit ifraz ifrazat ifraz etmek ifrit ifrit etmek ifritleşme ifritleşmek ifrit olmak ifsat.−ı 1057 .−dı ifşa.

ifşaat ifşa etmek iftar iftar etmek iftariye iftariyelik.−ği iftarlık.−ğı iftira etmek iguana iguanagiller iğ iğ ağacı iğbirar iğci iğde 1058 .−ğı iftar sofrası iftar tabağı iftar topu iftar vakti iftar yemeği iftar zamanı iftihar iftihar etmek iftihar listesi iftira iftiracı iftiracılık.

−li iğfal etmek iğ iplik.−ği iğne iğne ardı iğneci iğnecik.−ği iğnecilik.−ği iğneli söz iğne oyası 1059 .iğdegiller iğdemir (alet) İğdir iğdiş iğdiş etmek iğfal.−ği iğlik.−ği iğneleme iğnelemek iğnelenme iğnelenmek iğneleyici iğneleyiş iğneli iğneli fıçı iğnelik.−ği iğne deliği iğnedenlik.

−ğı iğne yapraklılar iğne yastığı iğne yurdu iğrenç.−ği iğtinam iğ yağı ihale ihale etmek iham ihanet ihanet etmek 1060 .−ği iğrendirme iğrendirmek iğrengen iğrengenlik.−ği iğrenilme iğrenilmek iğreniş iğrenme iğrenmek iğrenti iğreti iğretileme iğretilik.−ci iğrençlik.iğne yapmak iğne yaprak.

−ğı ihbar etmek ihbariye ihbarlama ihbarlamak ihbarlı ihbarname ihbar tazminatı ihdas ihdas etmek ihkakıhak.−ği ihmal etmek ihmalkâr ihmalkârlık.−li ihlâl etmek ihlâs İhlâs ihlâslı ihmal.−li ihmalci ihmalcilik.−kkı ihlâl.−ğı 1061 .ihata ihata etmek ihatalı ihbar ihbarcı ihbarcılık.

−cı ihtilâç etmek ihtilâf 1062 .−cı ihraç edilmek ihraç etmek ihraç izni ihram ihraz ihraz etmek ihsan ihsan etmek İhsangazi (ilçe) ihsanıhümayun İhsaniye (ilçe) ihsas ihsas etmek ihtar ihtar etmek ihtarname ihtida ihtifal.−ğı ihraç.ihnaklama ihracat ihracatçı ihracatçılık.−li ihtikâr ihtilâç.

−ı ihtira beratı ihtiram ihtiram birliği ihtiram duruşu ihtiram kıt'ası ihtiras ihtiraslı ihtiraz ihtisap.−ği ihtilâm ihtilâs ihtilât ihtilât etmek ihtilât yapmak ihtimal.ihtilâl.−li ihtimalî ihtimaliyet hesabı ihtimaller hesabı ihtimam ihtimam etmek ihtira.−li ihtilâlci ihtilâlcilik.−bı ihtisar ihtisas ihtisaslaşma 1063 .

−ğı ihtiyar etmek ihtiyar heyeti ihtiyarî ihtiyarlama ihtiyarlamak ihtiyarlatma ihtiyarlatmak ihtiyarlayış ihtiyarlık.ihtisaslaşmak ihtisas yapmak ihtişam ihtişamlı ihtiva ihtiva etmek ihtiyaç.−cı ihtiyar ihtiyarcık.−ğı ihtiyarlık sigortası ihtiyar meclisi ihtiyar olmak ihtiyarsız ihtiyat ihtiyat akçesi ihtiyaten ihtiyatî ihtiyatî tedbir 1064 .

−ğı ihtiyatsızlık etmek ihtizaz ihvan ihya ihya etmek ihya olmak ihzar ihzarî ihzar müzekkeresi ika.−ı ika etmek ikame ikame etmek ikame mallar ikamet ikamet etmek ikametgâh ikametgâh ilmühaberi ikametgâh kâğıdı ikaz 1065 .−ğı ihtiyatlı ihtiyatlı olmak ihtiyatsız ihtiyatsızlık.ihtiyatkâr ihtiyatkârlık.

−ğı ikici iki cihan iki cihanda ikicilik.−ğı iki bir iki buçukluk.ikaz etmek ikbal.−li ikbal düşkünlüğü ikbal düşkünü ikdam ikebana iken iki iki anlamlı iki anlamlılık.−ği iki cinslikli iki çenekliler iki çenetli 1066 .−ğu iki büklüm iki büklüm olmak iki canlı iki canlılık.−ğı iki başlı iki başlılık.−ğı iki ayaklı iki ayaklılık.

−ği ikili kök ikili öğretim ikili sigorta 1067 .−ği iki dünya iki düzlemli iki eşeyli iki evcikli iki fazlı iki geçeli iki kanatlılar iki katlı ikilem ikileme ikilemek ikilenme ikilenmek ikileşme ikileşmek ikiletme ikiletmek ikili ikili çatı ikilik.iki çenetliler iki çifte iki dilli iki dillilik.

ikili ünlü ikili yatak.−bu ikinci karşılaşma ikinci kırdırma ikincil ikincilik.−ğı iki paralık etmek iki paralık olmak 1068 .−ği ikinci yarı ikinci zaman ikinci zar ikindi ikindi ezanı ikindi namazı ikindiüstü ikindiüzeri ikindi vakti ikindiyin ikindi zamanı iki nokta iki ölçü iki paralık.−ğı ikinci ikinci çağ ikinci el ikinci ferik ikinci grup.

iki parmaklı ikircik.−ği ikircil ikircim ikircimli ikircimlik.−ğü (riyakârlık) ikiz ikiz anlam ikiz anlamlı İkizce (ilçe) İkizdere (ilçe) 1069 .−ği ikirciklenme ikirciklenmek ikircikli ikirciklik.−ği iki şekilli ikişer ikişer ikişer iki tek iki telli iki terimli iki üç iki yaşayışlı iki yüzlü ikiyüzlü (riyakâr) ikiyüzlülük.

−li ikmal etmek ikmal imtihanı ikna.−ğı ikram 1070 .ikizkenar ikizkenar üçgen ikizkenar yamuk.−ği ikiz ünlü ikiz ünsüz iklim iklim bilimci iklim bilimi iklimleme iklimleme cihazı ikmal.−ğu İkizler (burç) ikizleşme ikizli ikizlilik.−ı ikna etmek ikna olmak ikon ikona ikonografi ikrah ikrah etmek ikrahlık.

−dı iktisatçı 1071 .−ğı iktifa iktifa etmek iktiran iktisaden iktisadî iktisadiyat iktisap.ikramcı ikram etmek ikramiye ikramiyeli ikrar ikrar etmek ikraz ikraz etmek iks ışınları iksir iktibas iktibas etmek iktidar iktidarsız iktidarsızlaşma iktidarsızlaşmak iktidarsızlık.−bı iktisap etmek iktisat.

−ğı ilâçsız ilâçsızlık.−cı ilâç bilimci ilâç bilimi ilâçlama ilâçlamak ilâçlanış ilâçlanma ilâçlanmak ilâçlı ilâçlık.−ğı iktisat etmek iktisatlı iktisatsız iktisat yapmak iktiza iktiza etmek il ilâ ilâç.iktisatçılık.−ğı ilâh ilâhe ilâhi ilâhî ilâhiyat ilâhiyatçı 1072 .

−ğı ilân edilmek ilânen ilân etmek ilânıaşk ilânıaşk etmek ilânihaye ilân panosu ilân tahtası ilârya ilâve ilâve etmek ilâveli ilâveten ilbay ilca ilca etmek ilçe ilçebay 1073 .ilâhlaşma ilâhlaşmak ilâhlaştırma ilâhlaştırmak ilâm ilâmaşallah ilâm etmek ilân ilâncılık.

−ci ileniş ilenme ilenmek ilerde ileri ilerici ilericilik.−ği ileride ileri gelenler ileri geri ileri görüş ileri görüşlü ilerisi ileri teknoloji ileri uç.ile ilelebet ilen ilenç.−ği ilerleme ilerlemek ilerletme ilerletmek ilerleyici ilerleyici benzeşme 1074 .−cu ileri uç oyuncusu ilerlek.

−ci ilgi 1075 .ilerleyiş ileti iletici iletiliş iletilme iletilmek iletim iletiş iletişim iletişim ağı iletişim araçları iletişim merkezi iletişim ortamı iletişme iletişmek iletken iletken damarlar iletkenlik.−ci ilgeçli ilgeçli tümleç.−ği iletki iletme iletmek ilga ilga etmek ilgeç.

−ği ilginç.−ci ilginçleşme ilginçleşmek ilginçlik.−ği ilhak ilhak etmek ilham ilham etmek ilham kaynağı ilham perisi ilhan 1076 .−ği ilgisiz ilgisizlik.ilgi alanı ilgi çekici ilgi eki ilgileme ilgilemek ilgilendiriş ilgilendirme ilgilendirmek ilgileniş ilgilenme ilgilenmek ilgileşim ilgili ilgililik.

−ği ilikleme iliklemek iliklenme iliklenmek ilikleyiş ilikli iliksiz ilim.−ği ilişikli ilişiksiz ilişilme 1077 .−lmi ilim adamı ilimcilik.ilhanlık.−ği ilim kadını ilinek.−ği ilikçi ilikçilik.−ği ilineksel ilinti ilintileme ilintilemek ilintili ilistir ilişik.−ğı İliç (ilçe) ilik.

ilişilmek ilişim ilişken ilişkenli ilişki ilişkilendirme ilişkilendirmek ilişkili ilişkin ilişkisiz ilişkisizlik.−ği ilişme ilişmek iliştirilme iliştirilmek iliştirme iliştirmek ilk ilk adım ilk ağızda ilkah ilkah etmek ilkbahar İlk Çağ ilk dördün ilke ilkeci 1078 .

ilkecilik.−ği ilk elden ilkeleşme ilkeleşmek ilkelleşme ilkelleşmek ilkelleştirme ilkelleştirmek ilkellik.−ği ilkel ilkelce ilkelciler ilkelcilik.−ği ilk sezi ilkten 1079 .−ği ilkel memeliler ilkel toplum ilkesel ilke söz ilk gösteri ilkin ilk kânun ilkokul ilköğrenim ilköğretim ilk önce ilk örnek.

ilk teşrin ilk yardım ilk yardım hastahanesi ilk yarı ilkyaz illâ illâki illâllah illâllah etmek ille illegal.−li illet illet etmek illetli illet olmak ille velâkin illî illiyet illüstrasyon illüzyon illüzyonist illüzyonizm ilme ilmek ilmekleme ilmeklemek ilmî 1080 .

−bı iltihaplanma iltihaplanmak 1081 .−ği ilmikleme ilmiklemek ilmiklenme ilmiklenmek ilmikli ilmiksiz ilmiye ilmühaber ilsizleşme ilsizleşmek iltibas iltica iltica etmek iltica hakkı iltifat iltifat etmek iltifatlı iltihabî iltihak iltihak etmek iltihap.−li ilmik.ilmiahlâk ilmî ahlak ilmihâl.

−li imalât imalâtçı imalâtçılık.iltihaplı iltihapsız iltimas iltimasçı iltimasçılık.−ğı iltimas etmek iltimaslı iltisak iltisakî iltisakî diller iltizam iltizamcı iltizam etmek iltizamî ilzam ilzam etmek im ima ima etmek imaj imal.−ğı imalâthane imalât resmi imale 1082 .

−ğı imam nikâhı imam nikâhlı İmamoğlu'nu (ilçe) imam suyu iman iman etmek imaniye imanlı iman sahibi imansız imansızlık.−ğı imansız peynir iman tahtası imar imaret imarethane 1083 .imale etmek imal etmek imale yapmak imalı imam imambayıldı imame imamet imam evi imamkayığı (tabut) imamlık.

imar etmek imbat imbik.−dı imdat etmek imdi imece imek imge imgeci imgelem imgeleme imgelemek imgelenme imgelenmek imgeli imgesel imha imha ateşi 1084 .−ği im bilimi imbisat imbisat etmek imce imceleme imcelemek imceli imcesiz imdat.

−ği immoral.−ği imparatorluk.−li immoralizm immünoloji imparator imparatoriçe imparatoriçelik.imha etmek imik.−ği imitasyon imkân imkânsız imkânsızlaşma imkânsızlaşmak imkânsızlık.−ğı imlâ imlâ etmek imlâ yanlışı imleç.−ci imleme imlemek imlik.−ğu imparator otu imrahor İmraniye (ilçe) İmranlı (ilçe) imren 1085 .

−ki imsak etmek imsakiye imsakli imsak vakti imtihan imtihan etmek imtihan olmak imtina.−li imtisal etmek imtisas imtiyaz imtiyazlı imtiyazsız 1086 .imrence imrendirme imrendirmek imrenilme imrenilmek imreniş imrenme imrenmek imrenti imroz İmroz (ilçe) imsak.−ı imtina etmek imtisal.

imtizaç.−ğı inakçı inakçılık.−cı imtizaç etmek imtizaçsız imza imza belgesi imza çizelgesi imza etmek imza günü imza kâğıdı imzalama imzalamak imzalanış imzalanma imzalanmak imzalatma imzalatmak imzalayış imzalı imza sahibi imzasız imza sirküleri imza töreni in inadına inak.−ğı 1087 .

−ğı inanış inanlı inanma inanmak inanmazlık.−ğı inansız 1088 .−ğı inandırıcı inandırıcılık.−ğı inanç.−cı inançlı inançlılık.−ğı inançsız inançsızlık.−ğı inandırılma inandırılmak inandırma inandırmak inanılma inanılmak inanılmaz inanırlık.inaksal inal inam inan inanca inancılık.

−dı inatçı inatçılık.−ğı (verem) ince iş ince kesim inceleme incelemeci 1089 .−ği incecikten inceden inceden inceye ince donanma ince gül yağı ince hastalık.inansızlık.−ğı incecik.−ğı inat etmek inatlaşma inatlaşmak inayet inayet etmek inayet eylemek inbisat ince ince ağrı ince ayrım ince bağırsak.−ğı inat.

−ği inceliş incelme incelmek inceltici inceltiş inceltme inceltme işareti inceltmek incerek.−ği ince saz ince ses İncesu (ilçe) ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inci 1090 .incelemek inceleniş incelenme incelenmek inceletiş inceletme inceletmek inceleyici incelik.

−ğu incik kemiği İncil incinme incinmek incir incir kuşu incirlik.−ği İncirliova (ilçe) incirsi meyve inci taşı incitici incitilme incitilmek incitiş incitme incitmebeni (kanser) incitmek incizap.−ği incik boncuk.−bı inç inçık indeks indeterminist 1091 .inci balığı inci çiçeği incik.

−ği indirgenme indirgenmek indirgeyici indirilme indirilmek indirim indirimli indirimli satışlar indirim saatleri indirim yapmak indiriş indirme indirme−bindirme indirmek 1092 .−ı indifa etmek indifaî indikatör indinde indirgeme indirgemek indirgen indirgenebilir indirgeniş indirgenlik.indeterminizm indî indifa.

−ği inekhane inekleme ineklemek ineklik.−ği inekçi inekçilik.indirtme indirtmek indis individüalist individüalizm indiyum indükleç.−ği inek yağı infak 1093 .−ci indükleme indükleme akımı indüklemek indükleme makinesi indüksiyon İnebolu (ilçe) inebolukütüğü (mavna) ineç.−ci İnegöl (ilçe) İnegöl köftesi inek.

−ği İngiliz İngiliz anahtarı İngilizce İngiliz ipi İngiliz sicimi İngiliz siyaseti İngiliz tuzu İngiltere ingin inginlik.−ğı infisah infisah etmek informatik.−ği inha inha etmek inhibitör inhidam 1094 .−li infirak infirat.−dı infiratçı infiratçılık.infaz infaz etmek infial.−li infilâk infilâk etmek infinitezimal.

−li inhilâl etmek inhimak.−ğı inhisar etmek inhitat inhitat etmek ini inik.−ği inikâs inikâs etmek inikat.inhilâl.−ki inhina inhiraf inhiraf etmek inhisar İnhisar (ilçe) inhisarcı inhisarcılık.−dı inik deniz inildeme inildemek inildetme inildetmek inildeyiş inileme inilemek inilme 1095 .

−ğı inkılâp etmek inkıraz inkısam inkıta.−ğı inkâr etmek inkıbaz inkıbazlık.−ı 1096 .−bı inkılâpçı inkılâpçılık.−ğı inkılâp.inilmek inilti iniltili inim inim inisiyatif inisyal iniş iniş aşağı iniş çıkış inişli inişli çıkışlı inişli yokuşlu iniş takımları iniş yokuş inkâr inkârcı inkârcılık.

−dı inkisar inkisar etmek inkisarıhayal.−ğı insan insan başlı 1097 .−ği inorganik kimya inorganik öge İnönü'nü (ilçe) insaf insaf etmek insaflı insaflılık.inkıyat.−li inkişaf inkişaf etmek inleme inlemek inletme inletmek inleyiş inme inmek inmeli inorganik.−ğı insafsız insafsızca insafsızlık.

−ğı insanlık etmek insanlık hâli 1098 .insan biçimcilik.−ği insaniyet insaniyetli insaniyetsiz insaniyetsizlik.−ğı insancıllaşma insancıllaşmak insan coğrafyası insan evlâdı insangiller insan hâli insanımsılar insanî insaniçincilik.−ği insan kurusu insanlaşma insanlaşmak insanlık.−ği insan bilimci insan bilimi insan bilimsel insanca insancı insancıl insancılık.

−ğı insicamsız insicamsızlık.−ğı insiraf insirafî insiyak insiyakî instant coffee inşa inşaat inşaatçı inşaatçılık.−dı inşat etmek 1099 .insan müsveddesi insanoğlu insan sarrafı insansı insansılar insanüstü insektaryum insert insicam insicamlı insicamlılık.−ğı inşaat çivisi inşa etmek inşallah inşat.

−cı intaç etmek intak intan intanî intaniye intaniyeci integral.−li integral denklemi integral hesapları interferometre interferometri interferon interkinez intermezzo internet intiba.inşirah intaç.−ı intibah intibak intibak etmek intibaksız intibaksızlık.−ğı intifa intifa hakkı intiha intihabat 1100 .

−bı intihar intihar etmek intikal.−li inzibat inzibatî inzibatsız inzimam inzimam etmek inziva ip ip cambazı 1101 .−li intikal etmek intikam intikamcı intisap.−li intihap.−ğı intizar intizar etmek inzal.−bı intisap etmek intişar intişar etmek intizam intizamlı intizamsız intizamsızlık.intihal.

−ği ipek.ipçi ipçik.−ğü ipi kırık.−ği ipek gülü ipekhane ipekli ipek matı ipham ipi çürük.−ğı ipileme ipilemek ipil ipil ipilti ipince ipipullah 1102 .−ği ipçilik.−ği ipeka ipek ağacı ipek baskı ipek baskıcı ipek böceği ipek böceği kelebeği ipek böcekçiliği ipekçi ipek çiçeği ipekçilik.

ipka ipka etmek iplemek iplicik.−ği iplikhane iplik iplik iplik kurdu ipliklenme ipliklenmek ipliksi iplik solucanlar ip merdiven ipnotize ipnotize etmek ipnotize olmak ipnotizma ipnotizmacı ipnotizmalı ipnoz ipotek.−ği İpsala (ilçe) 1103 .−ği ipotek etmek ipotekli ipotetik.−ği iplik.−ği iplikçi iplikçilik.

−li iptal etmek iptida iptidaî iptidaîlik.−li ip torba ipucu irade irade beyanı iradeci iradecilik.−ği irade dışı irade kaybı iradeli iradesiz iradesizlik.−ği iptidaî mektep.−ği irade yitimi iradımesel iradî 1104 .ipsi ipsiler ipsi solucanlar ipsiz ipsiz sapsız iptal.−bi iptilâ iptizal.

−ği irili ufaklı irin irinlenme irinlenmek 1105 .−bı irat.iradiye İran İranist İranistik İranlı irap.−dı irat etmek irca.−ı irca etmek irdeleme irdelemek irfan iri iribaş (kurbağa kurtçuğu) irice iridyum iri kıyım iri lâf irileşme irileşmek irilik.

irinli irinti iris iriş iri yarı irkiliş irkilme irkilmek irkiltici irkiltme irkiltmek irkinti irkme irkmek İrlanda İrlandalı irmik.−ği irmik helvası ironi irrasyonalizm irrasyonel irrealist irredantizm irs irsal.−li irsalât irsaliye 1106 .

irsen irsî irsiyet irşat.−ı irticaî irtical.−ı irtifak irtifak hakkı irtihal.−li irticalen irtifa.−dı irşat etmek irtibat irtica.−li irtihal etmek irtikâp.−bı irtisam irtişa is İsa isabet isabet etmek isabetli isabetsiz isaf isal.−li isale 1107 .

−ği isim.−ği isfendan ishak kuşu ishal.−ği isim cümlesi isim çekimi isimden türeme fiil isimden türeme isim.−dı is'at etmek İscehisar (ilçe) ise İsevî İsevîlik.is'at.−li ishalli ishal olmak isilik.−smi isim durumu isim gövdesi isim hakkı isim hâli isim kökü isimlendirme isimlendirmek isimli 1108 .−smi isimcilik.

isimlik.−ği isimsiz isim tabanı isim tamlaması iskalârya iskambil iskambil kâğıdı iskân iskân belgesi iskân etmek iskandil iskandil etmek İskandinav İskandinav dilleri İskandinavya İskandinavyalı iskarpelâ iskarpin iskarto iskele iskele babası iskele kelepçesi iskele kuşu iskelet iskelet mobilya iskemle iskemle kavgası 1109 .

−ğı İslâm gizemciliği İslâm hukuku İslâmî İslâmiyet İslâmlaşma İslâmlaşmak İslâmlaştırma İslâmlaştırmak 1110 .İskenderun (ilçe) iskerlet iskete İskilip (ilçe) İskitçe İskitler İskoç İskoçça İskoçya İskoçyalı iskorbüt iskorçina iskorpit iskorpitgiller iskota İslâhiye (ilçe) İslâm İslâmcı İslâmcılık.

−di İspanyol müziği İspanyol nezlesi ispari 1111 .−ğı isleme islemek islenme islenmek isli isli kalem isli küf islim ismen ismet ismetli ismetsiz isnaden isnat.−dı isnat grubu ispalya ispanya İspanya İspanyol İspanyolca İspanyol dansı ispanyolet ispanyolet kilit.İslâmlık.

ispat ispat etmek ispati ispatlama ispatlamak ispatlanış ispatlanma ispatlanmak ispatlayış ispatlı ispatlı şahitli ispenç.−ci ispenç horozu ispençiyari ispendek.−ğu ispirto ocağı 1112 .−ği ispermeçet ispermeçet balinası ispinoz ispinozgiller ispir İspir (ilçe) ispiralya ispirto ispirtocu ispirtolu ispirtoluk.

−ği istatistikçi istatistikî istavrit istavrit azmanı istavroz 1113 .ispirtosuz ispit ispiyon ispiyoncu ispiyonculuk.−ğu ispiyonlama ispiyonlamak ispritizma ispritizmacı ispritizmacılık.−ğı israf israf etmek İsrafil İsrail İsrailli istadya İstanbul İstanbul efendisi istanbulin İstanbul kekiği istasyon istatistik.

−ği istek yutumu istem isteme istemek isteme kipleri istemeye istemeye istemli istemseme istemsiz istemsizlik.−ği istenç dışı istençli 1114 .istek.−ği isteka isteklendirici isteklendirme isteklendirmek istekleniş isteklenme isteklenmek istekli isteksiz isteksizce isteksizlik.−ği istenç.−ci istenççi istenççilik.

−li 1115 .−dı istibat etmek istibdat.−ği istenç yitimi istenilme istenilmek istenme istenmek istenmeyen durum istenmeyen kişi ister isteri isterik.−dı istical.−bı istiap etmek istiap haddi istiare istibat.−ği isteri nöbeti ister istemez istetme istetmek isteyiş istiane istiane etmek istiap.istençsiz istençsizlik.

−dı istidatlı istidatsız istidlâl.istical etmek isticar isticar etmek isticvap.−ği istif etmek istifham istifleme istiflemek istifleniş istiflenme istiflenmek istifleyiş 1116 .−bı istida istidaname istidat.−li istidlâl etmek istif istifa istifade istifade etmek istifa etmek istifaname istifçi istifçilik.

−ğı istihkâm sınıfı istihkar 1117 .istifrağ istifrağ etmek istifsar istifsarıhatır istiğfar istiğfar etmek istiğna istiğrak istihale istihale etmek istihare istihbar istihbarat istihbarat dairesi istihbarat servisi istihbar etmek istihdaf istihdaf etmek istihdam istihdam etmek istihfaf istihfaf etmek istihkak istihkâm istihkâmcılık.

−li istihsal etmek istihza istihza etmek istihzalı istihzar istika istikamet istikbal.−li istikra istikrah istikrah etmek istikrar istikrarlı istikrarlılık.istihkar etmek istihlâk.−ki istihlâk etmek istihraç.−ğı istikraz istikraz etmek istikşaf 1118 .−li istikbal etmek istiklâl.−ğı istikrarsız istikrarsızlık.−cı istihraç etmek istihsal.

istilâ istilâcı istilâcılık.−cı istimzaç etmek istinabe istinaden istinaf istinaf mahkemesi istinas istinat.−ğı istilâ etmek istilzam istilzam etmek istim istimal.−dı istimdat etmek istimlâk.−li istimal etmek istimara istimator istimbot istimdat.−dı istinat duvarı 1119 .−ki istimlâk etmek istimna istimrar istimzaç.

−ğı istismar etmek istisna istisna etmek istisnaî 1120 .−ti istirahat etmek istirdat.−cı istintaç etmek istintak istintak etmek istirahat.istinat etmek istinatgâh istinga istinga etmek istinkâf istinkâf etmek istinsah istinsah etmek istintaç.−li istiskal etmek istismar istismarcı istismarcılık.−dı istirham istirham etmek istiridye istiskal.

−ğı isyan etmek isyankâr isyankârlık.−ğı iş 1121 .istisnasız istişare istişare etmek istişare heyeti istitrat.−dı istiva istiva hattı istizah istizah etmek istizan istizan etmek istop istop etmek istralya istrongilos İsveç İsveççe İsveçli İsviçre İsviçreli isyan isyancı isyancılık.

−ı iş başı iş başı yapmak iş bırakımcı iş bırakımı iş bilimi iş birliği iş birliği yapmak 1122 .iş adamı iş akdi iş alanı iş'ar işaret işaretçi işaret etmek işaretleme işaretlemek işaretlenme işaretlenmek işaretleşme işaretleşmek işaretli işaret parmağı işaret sıfatı işaretsiz iş'arî iş'arî oy işba.

−ği işçi sigortası iş donu işeme işemek işenme işenmek iş eri işetme işetmek işe uygun işe yarar işgal.iş birlikçi iş birlikli iş bölümü işbu işçi işçilik.−ği işgal etmek işgaliye işgaliye resmi iş gezisi iş gücü iş güç iş güç sahibi 1123 .−li işgalci işgalcilik.

−ği iş günü işgüzar işgüzarca işgüzarlık.işgüder işgüderlik.−ği işitme taşı işitmezlik.−ğı işgüzarlık etmek iş hacmi iş hanı işi duman işi tıkırında işitilme işitilmek işitilmemiş işitim işitiş işitme işitmek işitme kesesi işitmemezlik.−ği işitsel işittirme işittirmek işi yolunda iş kadını 1124 .

işkâl işkâl etmek iş kazası işkembe işkembeci işkembecilik.−ği işkilli olmak işkilsiz işkilsizlik.−ği işkine iş kolu 1125 .−ği işkembe çorbası işkembeli işkembesi geniş işkembesiz işkembe suratlı işkence işkenceci işkence etmek işkence yapmak işkil işkillendirme işkillendirmek işkillenme işkillenmek işkilli işkillilik.

−ği işletme defteri işletmek işletmen işletmenlik.−ği işlem işlemci işleme işlemeci işlemecilik.−ği işlek ek işlek ekler işleklik.işlek.−ği işlemek işlemeli işlem hacmi işleniş işlenme işlenmek işlenti işlerlik.−ği 1126 .−ği işletilme işletilmek işletiş işletme işletmeci işletmecilik.

−ği işlik orun işmar işmar etmek iş merkezi işporta işportacı işportacılık.işletme şirketi işlev işlevcilik.−ğı işporta malı işret iş saatleri iş seyahati işsiz işsiz güçsüz işsizlik.−ği işlev yitimi işleyim işleyiş işli işlik.−ği işlevsel işlevsiz işlevsizlik.−ği iş sözleşmesi iştah 1127 .

−ğı iştahsız iştahsızlık.−ğı işte işteş işteş çatı işteş fiil işteşlik.−li iştial etmek iştigal.iştahlandırma iştahlandırmak iştahlanma iştahlanmak iştahlı iştahlılık.−li iştigal etmek iştiha iştihar iştikak iştira iştira etmek iştirak.−ki iştirakçi iştirak etmek iştiyak iştiyaklı 1128 .−ği iştial.

−ği ita emri italik.işve işveli işveren işyar iş yeri it ita ita amiri itaat.−ti itaat etmek itaatkâr itaatli itaatsiz itaatsizlik.−ği İtalya İtalyan İtalyanca itap.−bı itap etmek itboğan itburnu (bitki) it canlı itçe itdirseği (arpacık) iteği 1129 .

−ği iterbiyum itfa itfa etmek itfaiye itfaiye aracı itfaiyeci itfaiyecilik.ite kaka itekleme iteklemek iteleme itelemek itelenme itelenmek it elli itenek.−ği ithaf ithaf etmek ithafname ithaf yazısı ithal.−ğı ithal etmek ithal izni ithal malı 1130 .−li ithalât ithalâtçı ithalâtçılık.

−ği itidal.−li itikat.−li itidalli itidal sahibi itikâf itikâl.−ğı itici iticilik.−dı itikatlı 1131 .itham itham etmek ithamname it hıyarı iti itibar itibaren itibar etmek itibarıyla itibarî itibarî hizmet zammı itibarî sayfa itibarlı itibar mektubu itibarsız itibarsızlaşma itibarsızlaşmak itibarsızlık.

−ğı itilâf etmek itiliş itilme itilmek itimat.−dı itimat etmek itimatlı itimat mektubu itimatname itimatsız itimatsızlık.−ğı itiraf itirafçı itiraf etmek itiraz itirazcı 1132 .itikatsız itikatsızlık.−ğı itina itina etmek itinalı itinasız itinasızlık.−ğı itilâ itilâf itilâfçı itilâfçılık.

−ğu itkuyruğu (bitki) itlâf itlâf etmek itlenme itlenmek itleşme itleşmek itlik.−dı itiyat edinmek itiyat etmek itizar itizar etmek itki it kopuk.itiraz etmek itirazsız itiş itiş kakış itişme itişmek itiştirme itiştirmek itiyat.−ği itmam itmam etmek itme itmek 1133 .

−dı ittifak ittifak etmek ittifakla ittihat.−ği ivedi ivedilenme ivedilenmek 1134 .itminan itriyum itriyumlu ittırat.−dı ittihatçı ittihatçılık.−ğı ittihat etmek ittihaz ittihaz etmek ittirme ittirmek ittisal.−li it üzümü ivaz ivazlı ivazsız ivdirme ivdirmek ivecen ivecenlik.

−ği iyelik eki iyelikli tamlama iyi iyice iyicene iyicil iyiden iyiye İyidere (ilçe) 1135 .−ği ivedilikle iveğen ivesi ivgi ivinti ivinti yeri ivme ivmek ivmeölçer ivmeyazar İvrindi (ilçe) iye iyelik.ivedileşme ivedileşmek ivedileştirme ivedileştirmek ivedili ivedilik.

−ği iyilik etmek iyilik güzellik iyilikle iyilik perisi iyilik sağlık iyiliksever iyilikseverlik.−ği iyilik yapmak iyimser iyimserlik.−ği iyilikbilmez iyilikçi iyilikçilik.−li iyi hâl belgesi iyi kalpli iyi kötü iyileşme iyileşmek iyileştirme iyileştirmek iyilik.iyi gün iyi gün dostu iyi hâl.−ği iyilikbilir iyilikbilirlik.−ği iyi niyet 1136 .

−ği iyonlanma iyonlaşma iyonlaştırma iyonlaştırmak iyon yuvarı iyot.−cı iz'aç etmek izafe izafe etmek izafet izafeten izafî izafîlik.−ği izafiye izafiyet izah 1137 .iyi yürekli iyodür iyon iyonik.−du iyotlama iyotlu tuz iz izabe izabe fırını izabe noktası iz'aç.

−ği iz'an iz'an etmek iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık.−u izam izam etmek izamik.−ği izbiro izci izcilik.−ği izdiham izdivaç.−ğı izaz izaz etmek izazüikram izbe izbelik.izahat izah etmek izahlı izale izale etmek izaleişüyu.−cı izdivaç etmek iz düşümlü 1138 .

−ği izlek.−ği izlem izleme izlemek izlence izlenim izlenimci izlenimcilik.−ği izleniş izlenme izlenmek izletilme izletilmek izletme izletmek izleyici izleyiş 1139 .iz düşümsel iz düşümü izdüşüren izhar izhar etmek izin.−zni izin belgesi izinli izinname izinsiz izinsizlik.

−ği 1140 .izmarit izmaritgiller izmihlâl.−li İzmir İzmir köfte İzmir köftesi İzmit İznik (ilçe) izobar izobar eğrisi izohips izohips eğrisi izolâsyon izolâtör izole izole bant.−dı izole etmek izomer izomeri izomerik.−ği izomorfizm izomori izomorlik.−ği izomerleşme izometri izomorf izomorfik.

−li (*)J J jaguar jaketatay jaketataylı jakoben jakobenizm jakuzi jale jalûzi jambon jambonluk.−ğu jandarma jandarmalık.izoterm izoterm eğrisi izotop izzet izzetinefis.−ğı janjan janjanlı janr jant Japon Japon armudu Japon bezi Japonca 1141 .−fsi izzetüikbal.

−ği jeofizik.Japon denizi japone Japon elması Japon gülü Japon hurması Japon kaktüsü Japon sarmaşığı Japonya jargon jarse jartiyer jel jelâtin jelâtinleme jelâtinlemek jelâtinli jeloz jenerasyon jeneratör jenerik.−ğu 1142 .−ği jeofizikçi jeokimya jeolog.−di jeodezi jeodinamik.−ği jenosit.

−ği jeosantrik.−ği jeotermal jeotermal enerji jeotermi jeotermik.−li jeosismik.−ğu jikle jile jilet 1143 .−ği jeotropizma jersey jest jet jet motoru jeton jetoncu jet yakıtı jig jigolo jigololuk.−ği jeomorfolog.−ğu jeomorfoloji jeopolitik.jeoloji jeolojik.−ği jeosantrizm jeosenklinal.

−ği jurnal etmek jurnalleme jurnallemek juro jübile Jüpiter 1144 .jimnastik.−lü jurnal.−ğu jinekoloji jips jiujitsu jiujitsucu jogging joker jokey jokeylik.−li jurnalci jurnalcilik.−ği jimnastikçi jinekolog.−ği jorjet jöle jön jönprömiye judo judocu jul.

−ğı kaba kâğıt.−dı kabak çekirdeği 1145 .−ğı Kabadüz (ilçe) kaba düzen kaba et kabahat.jüpon jüri jüt (*)K K kaba kababurun (balık) kabaca kabadayı kabadayıca kabadayılanma kabadayılanmak kabadayılaşma kabadayılaşmak kabadayılık.−ği kabak.−ti kabahat etmek kabahatli kabahatlilik.−ği kabahatsiz kabahatsizlik.

−ğı kabak tadı kabak tatlısı kabakulak.kabakçı kabak çiçeği kabakgiller kabak kafalı kabak kemane kabaklama kabaklamak kabaklaşma kabaklaşmak kabaklık.−ğı 1146 .−ğu kaba kuvvet kabala kabalacı kabalacılık.−ğı kabalak.−ğı kabalaşma kabalaşmak kabalaştırma kabalaştırmak kabalık.−ğı kabakulak olmak kabakulak otu kaba kurgu kaba kuşluk.

−ği kabare tiyatrosu kabarık.−ğı kabarış kabarma kabarmak kabartı kabartıcı kabartılı kabartma kabartmak 1147 .kabalist kabalizm kaballama kaballamak kaban kabana kabara kabara kabara kabaralı kabarcık.−ğı kabarcıklı kabarcıklı düzeç.−ğı kabarık deniz kabarıklık.−ci kabare kabareci kabarecilik.

−ğı kabız olmak kabil kabile kabiliyet kabiliyetli kabiliyetsiz kabiliyetsizlik.−ğı Kabataş (ilçe) kaba Türkçesi kaba yapı kaba yel Kâbe kabız.−bri kabir azabı kabir suali 1148 .−bzı kabızlık.kabartmalı kabartma tozu kaba saba kaba sakal kaba sıva kaba sofu kaba şiş kabataslak.−ği kabin kabine kabir.

kabl kablelmilât.−dı kablelvuku.−u kablo kablocu kablolu yayın kabotaj kabotaj bayramı kabotaj gemisi kabotaj hakkı kabristan kabuğunu çatlatma kabuk.−ğu kabuk bilimi kabuk böcekleri kabuk değiştirme kabuk kahvesi kabuklanma kabuklanmak kabuklaşma kabuklaşmak kabuklu kabuklu bit kabuklular kabuksu kabuksuz kabuk yönetim 1149 .

−ğı kaç kaça kaçak.kabul.−ğı 1150 .−lü kabul etmek kabul eylemek kabul günü kabul kredisi kabullenme kabullenmek kabul odası kabul salonu kabul töreni kabul yeri kaburga kâbus kâbuslu kabuz kabuzcu kabza kabzetme kabzetmek kabzımal kabzımallık.−ğı kaça kaç kaçakçı kaçakçılık.

−ğı kaçınılmaz kaçınma kaçınmak kaçıntı kaçırga 1151 .−ğı kaçamaklı kaçamak yapmak kaçamak yol kaçamak yolu kaçan kaçana kaçar kaçgöç kaçı kaçık.kaçaklık.−ğı kaçık öz kaçılma kaçılmak kaçımsama kaçımsamak kaçımsar kaçıncı kaçıngan kaçınganlık.−ğı kaçamak.−ğı kaçıkça kaçıklık.

−ğı kaçma kaçmak kaçmaklık.kaçırılma kaçırılmak kaçırış kaçırma kaçırmak kaçırtma kaçırtmak kaçış kaçışılma kaçışılmak kaçışma kaçışmak kaçkın kaçlı kaçlık.−ğı kaçmaz kaçta kadana kadar kadastro kadastrolama kadastrolamak kadastrolanma kadastrolanmak 1152 .

−ğı kadeh kadeh arkadaşı kadeh arkadaşlığı kadehçik.−ği kadehdaş kadem kademe kademe kademe kademe ilerlemesi kademeleme kademelemek kademelendirme kademelendirmek kademelenme kademelenmek kademeli kademesiz kademhane kademli kademsiz kademsizlik.−ği 1153 .kadavra kadavralaşma kadavralaşmak kadayıf kadayıfçı kadayıfçılık.

−ğı kadıncıl kadındüğmesi (bitki) kadın evi kadıngöbeği (tatlı) Kadınhanı'nı (ilçe) kadın hareketi kadın hastalıkları kadınımsı 1154 .−ğı kadın kadınana kadın avcısı kadın berberi kadınbudu (köfte) kadınca kadıncağız kadıncık.−ği kaderiye kadersiz kadı Kadıköy (ilçe) Kadıköy taşı kadılık.kader kader birliği kaderci kadercilik.

kadın kadına kadın kadıncık kadınlar hamamı kadınlaşma kadınlaşmak kadınlı kadınlı erkekli kadınlık.−ğı kadınnine kadınsal kadınsı kadınsılaşma kadınsılaşmak kadınsılık.−ğı kadınsız kadın terzisi kadın ticareti kadıntuzluğu (bitki) kadırga kadırga balığı Kadışehri'ni (ilçe) kadife kadife çiçeği kadifeleşme kadifeleşmek kadifeleştirme kadifeleştirmek 1155 .

kadifelik.−ği kadirbilmez kadirbilmezlik.−ği Kadiriye Kadirli (ilçe) kadir olmak kadirşinas kadirşinaslık.−ği Kadir Gecesi Kadirî Kadirîlik.−ğı kadit.−di kadmiyum kadmiyumlu kadran kadrat kadril kadro kadrolandırma 1156 .−ği kadifemsi kadim kadim dost kadinne kadir.−dri (değer) kadir (güçlü) kadirbilir kadirbilirlik.

−ğı kafadar kafadarlık.kadrolandırmak kadrolaşma kadrolaşmak kadrolu kadrosuz kadrosuzluk.−ğı kafadaş kafadaşlık.−ğu kadük kadüklük.−ğü kadük olmak kafa kafaca kafa çıkışı kafadan bacaklılar kafadan kontak.−ğı kafa dengi kafa içi kafa işçisi kafa kâğıdı kafa koçanı kafakol kafalı kafası boş kafası bulutlu 1157 .

kafası çatlak.−ğı kafatası Kafdağı'nı kafein kafes kafesçi kafesleme kafeslemek kafesli kafes teli kafeşantan kafeterya kâffe kâffesi kâfi kafile 1158 .−ğı kafası küflü kafası örümcekli kafası tembel kafasız kafasızlık.−ğı kafası kontak.−ğı kafatasçı kafatasçılık.−ğı kafası dumanlı kafası iyi kafası kıyak.

−ğı kâğıt.kâfir kâfiristan kâfirlik.−ği kafiye kafiyeli kafiyesiz Kafkas Kafkasya Kafkasyalı kaftan kaftancı kâfur kâfur ağacı kâfuru kâgir kağan kağanlık.−dı kâğıt ağacı kâğıt balığı kâğıt balığıgiller kâğıtçı kâğıtçılık.−ğı kâğıt dutu Kâğıthane (ilçe) kâğıt helvacı kâğıt helvası 1159 .

−ği kâhin kâhinlik.−ğı kağşama kağşamak kâh kahhar kahır.−ğı kâğıt oyunu kâğıtsı kâğıt torba Kağızman (ilçe) kağnı kağnı mazısı kağşak.kâğıt kebabı kâğıtlama kâğıtlamak kâğıtlanma kâğıtlanmak kâğıtlı kâğıtlık.−ği kahir 1160 .−hrı kahırlanma kahırlanmak kahırlı kâhil kâhillik.

−ğı Kahraman Maraş kahretme kahretmek kahreyleme kahreylemek kahreyleyiş 1161 .−ği kahpelenme kahpelenmek kahpeleşme kahpeleşmek kahpelik.−ği kahpe dölü kahpe felek.−ği kahpelik etmek kahpenin dölü kahraman kahramanca kahramanlaşma kahramanlaşmak kahramanlık.kahir ekseriyet kahir kuvvet kahkaha kahkaha çiçeği kahpe kahpece kahpecik.

kahrolası kahrolma kahrolmak kahroluş Kâhta (ilçe) kahvaltı.−ğı kahve kahve ağabeyi kahve cezvesi kahveci kahvecilik.−yı kahvaltıcı kahvaltı etmek kahvaltılık.−yi kahve tabağı 1162 .−ği kahve değirmeni kahve dibeği kahve dolabı kahve falı kahve fincanı kahvehane kahvehaneci kahve kaşığı kahve makinesi kahve ocağı kahve parası kahverengi.

−cı kakalama kakalamak kakalanma kakalanmak kakao kakolu kakaolu kek 1163 .−ğı kâhyalık etmek kaide kaideci kaideli kaidesiz kail kail olmak kaim kaime kaimelik.kahve takımı kahve tepsisi kâhya kâhyalık.−ği kaim olmak kâin kâinat kak kaka kakaç.

−ğı kakavanlık etmek kakıç.−ğı kakırdak poğaçası kakırdama kakırdamak kakır kakır kakırtı kakış kakışma kakışmak kakıştırma kakıştırmak kaklık.−cı kakıntı kakırca kakırdak.−ğı kakma kakma aşı kakmacı 1164 .kakavan kakavanlık.−cı kakılma kakılmak kakım kakıma kakımak kakınç.

−ğı 1165 .−ğı kakmak kakmalı kaknem kakofoni kaktüs kaktüsgiller kakule kakuleli kakum kâkül kâküllü kal kala kalaazar kalaba Kalaba kalabalık.−ğı kalabalık ağızlı kalabalıkça kalabalık etmek kalabalıklaşma kalabalıklaşmak kalafat kalafatçı kalafatçılar kalafatçılık.kakmacılık.

kalafatlama kalafatlamak kalafatlanma kalafatlanmak kalafatsız kalafat yeri kalak.−ğı kala kala kalakalma kalakalmak kalamar kalamata Kalamış kalamin kalamit kalan Kalan kalandır kalandırcı kalandır makinesi kalanlı bölme kalantor kalantorca kalantorluk.−ğu kalas kalastra kalavra 1166 .

−ğı kalbi temiz kalbur kalburabastı kalburcu kalburculuk.kalavrahane kalay kalay balık.−ğu kalbur kemiği kalburlama kalburlamak kalburlanma kalburlanmak 1167 .−ğı kalaycı kalaycılık.−ğı kalayhane kalaylama kalaylamak kalaylanma kalaylanmak kalaylatma kalaylatmak kalaylı kalaysız kalben kalbî kalbi kırık.

kalburlatma kalburlatmak kalburüstü kalcı kalça kalça kemiği kalçalı kalçalık.−ğı kalçasız kalçete kalçın kalçıncı kaldıraç.−ğı kaldırım işçisi kaldırım kabadayılığı kaldırım kabadayısı kaldırımlı 1168 .−cı kaldıran kaldırıcı kaldırılış kaldırılma kaldırılmak kaldırım kaldırımcı kaldırımcılık.

kaldırım mühendisi kaldırım satışı kaldırımsı kaldırımsız kaldırım süpürgesi kaldırım taşı kaldırım yosması kaldırış kaldırma kaldırmak kaldırma kolcusu kaldırtma kaldırtmak kale Kale (ilçe) kale bedeni kalebent.−di kalebent etmek kalebentlik.−ği kaleci kaleci eldiveni Kalecik (ilçe) kalecilik.−ği kale çizgisi kalem kalem açacağı kalem aşısı 1169 .

−ği kalem parmaklı kalem pil kalem sahibi kalemşor kalem şuarası kalemtıraş kalender kalenderce kalenderî Kalenderiye kalenderleşme kalenderleşmek kalenderlik.−ği 1170 .−ğı kalem kaşlı kalem kavgası kalem kömürü kalem kulaklı kalem kutusu kalemlik.kalembek kalem beyi kalem efendisi kalem erbabı kalemis kalem işi kalemkâr kalemkârlık.

−ğı kalıklık.−cı kalık.−ğı kalgıma kalgımak kalhane kalıcı kalıcılık.−ğı kalımsız kalın kalın bağırsak.−bu kalfa kalfalık.kalensöve kaleska kalevî kale vuruşu kaleydoskop.−ğı kalım kalımlı kalımlılık.−ğı kalınca kalın kafa kalın kafalı kalın kafalılık.−ğı kalıcı ruj kalıç.−ğı kalınlaşma 1171 .

−ği kalıplatma kalıplatmak 1172 .−bı kalıpçı kalıpçılık.−ğı kalıp kıyafet kalıplama kalıplamak kalıplanma kalıplanmak kalıplaşma kalıplaşmak kalıplaşmış kalıplaşmış iyelik.kalınlaşmak kalınlaştırma kalınlaştırmak kalınlatma kalınlatmak kalınlık.−ğı kalınma kalınmak kalın ses kalıntı kalın ünlü kalın yağ kalıp.

kalıplı kalıplı kıyafetli kalıpsız kalıpsız kıyafetsiz kalıp sigarası kalış kalıt kalıtçı kalıtım kalıtım bilimi kalıtımsal kalıtsal kalıtsallık.−ğı kaliborit kalibraj kalibrasyon kalibrasyon testi kalibre kalifikasyon kalifiye kalifiye işçi kaliforniyum kaligrafi kaliko kalinis kalinos kalipso 1173 .

−ği kalkan kalkan balığı kalkan balığıgiller kalkan bezi kalkan böcekleri kalkancık.−ğı Kalkandere (ilçe) kalkan kıkırdağı kalk borusu kalker kalkerleşme kalkerleşmek kalkerli kalkersiz kalkık.kaliptra kalitatif kalite kalite çemberleri kalite kontrolü kaliteli kalite riski kalitesiz kalitesizlik.−ğı kalkındırma kalkındırmak 1174 .−ğı kalkıklık.

−ği kallavi kallavi fincan kalleş kalleşçe kalleşlik.kalkınış kalkınma kalkınma hızı kalkınmak kalkış kalkışılma kalkışılmak kalkışma kalkışmak kalkma kalkmak kalkojen kalkolitik.−ci kaloma kalomel kalori 1175 .−ği kalleşlik etmek kalma kalma durumu kalmak kalmalı kalmalı tümleç.

−ğı kalp çarpıntısı kalpçi kalp etmek kalp kası kalp krizi kalplaşma 1176 .−ğı kalp akçe kalpakçı kalpakçılık.−ğı kalpaklı kalpaklık.−bi (yürek) kalp (sahte) kalp ağrısı kalpak.kalorifer kalorifer borusu kaloriferci kalorifercilik.−ğı kalp aksesi kalpazan kalpazanlık.−ği kalorifer dairesi kalorifer kazanı kalorifer peteği kalorimetre kalorimetri kalp.

−di kalsiyumsuz kaltaban kaltabanlık.−ği kalp spazmı kalp yarası kalseduan kalsemi kalsifikasyon kalsit kalsiyum kalsiyum fosfat kalsiyum karbonat kalsiyum klorür kalsiyumlu kalsiyum oksit.−ğı kalûbelâ Kalvenci 1177 .−ğı kaltakçı kaltaklık.−ğı kalpli kalp olmak kalp sektesi kalpsiz kalpsizlik.−ğı kaltak.kalplaşmak kalplık.

−ğu kamasız kamaşma kamaşmak kamaştırma kamaştırmak 1178 .Kalvencilik.−ği Kalvenizm kalya kalyon kalyoncu kam (şaman) kâm (dilek) kama kamacı kamacılık.−ğı kamalama kamalamak kamalı kamamsı Kaman (ilçe) kamanço kamanço etmek kamara kamaramsı kamarillâ kamarot kamarotluk.

kamber kambiyo kambiyo ajanı kambiyo cirosu kambiyocu kambiyoculuk.−ğu (koyun) kamçılama kamçılamak 1179 .−ğu kamburumsu kambur zambur kamçı kamçıbaşı (iplik) kamçıkuyruk.−ğu kambiyo senedi kambriyen kambriyen öncesi kambur kambura kambura makinesi kambur felek.−ği kambur kambur kamburlaşma kamburlaşmak kamburlaştırma kamburlaştırmak kamburluk.

kamçılanış kamçılanma kamçılanmak kamçılaşma kamçılaşmak kamçılatma kamçılatmak kamçılayış kamçılı kamçılılar kame kamelya kamer kamera kameraman kamer balığı kamerî kamerî ay kamerî takvim kameriye kameriyeli kamerî yıl kamersiz Kamerun Kamerunlu kamet kamga 1180 .

−ği kamışkulak.−ğı (at) kamışlı kamışlık.−ğı kamping kamplaşma kamplaşmak kampus kamp yapmak kamu kamu davası 1181 .kamış kamışçık.−ğı kamış kalem kamış kemik.−ğı kamışsı kamikaze kâmil kâmilen kamineto kamkaz kamp kampana kampanacı kampanya kampanyacı kampçı kampçılık.

kamu denetçisi kamu düzeni kamuflâj kamufle kamufle etmek kamu güvenliği kamu hizmeti kamu hukuku kamu idaresi kamu kesimi kamu kurumu kamulaştırılma kamulaştırılmak kamulaştırma kamulaştırmak kamuoyu kamu personeli kamus kamu sağlığı kamusal kamusallaşma kamusallaşmak kamu sektörü kamu tanrıcı kamu tanrıcılık.−ğı kamutay kamu yararı 1182 .

−ğu kamyonet kamyonetçi kamyonetçilik.−ğı kanalet kanalıyla 1183 .−ti kanaat etmek kanaatkâr kanaatkârlık.kamu yönetimi kamyon kamyoncu kamyonculuk.−ği kan kana kanaat.−ğı kanaatli Kanada Kanada geyiği Kanada kavağı Kanadalı kanadiyen kana kan kana kana kan akçesi kan aktarımı kanal kanalcık.

−dı kanata kanatçık.kanalizasyon kanama kanamak kanamalı kanara kanarya kanarya çiçeği kanaryalık.−ğı kanarya otu kanasta kanat.−ğı kanatış kanatlandırma kanatlandırmak kanatlanış kanatlanma kanatlanmak kanatlı kanatlılar kanatma kanatmak kanatsız kanatsızlar kanava kanaviçe 1184 .

−ğı kancıklık etmek kancıklık yapmak kancıl kancur kan çıbanı 1185 .−ğı kancıkça kancıklık.kan ayaklı kanayış kan bağı kan bankası kan basıncı kan bilimci kan bilimi kanbiyit kanca kancabaş (kayık) kancacı kancalama kancalamak kancalanma kancalanmak kancalı kancalı iğne kancalı kurt.−du kancasız kancık.

−ğı kan davası kandelâ Kandıra (ilçe) kandıra ağacı kandıra otu kandırıcı kandırıcılık.−ğı kandırılış kandırılma kandırılmak kandırış kandırma kandırmaca kandırmak kandidoz kandil kandilci kandil çiçeği kandil çöreği kandil gecesi kandil günü 1186 .−ğı kançılarya kandamlası (bitki) kandaş kandaşlık.kançılar kançılarlık.

kandilisa kandilleşme kandilleşmek kandilli Kandilli kandillik.−ği kandilli küfür kandilli selâm kandilli temenna kandil simidi kandil yağı kan doku kan dolaşımı kanepe kangal Kangal (ilçe) kangal köpeği kangallama kangallamak kangallanma kangallanmak kangren kangrenleşme kangrenleşmek kangrenleştirme kangrenleştirmek kangrenli 1187 .

−cı kanırtmak kanı sıcak.kangren olmak kan grubu kanguru kangurugiller kanı kanı ayaklı kanı bozuk.−ğu kanık.−ğı kanış kanıt kanıtlama kanıtlamak kanıtlandırma 1188 .−ğı kanıkma kanıkmak kanıksama kanıksamak kanıksayış kanırma kanırmak kanırtma kanırtmaç.−ğı kanıklanma kanıklanmak kanıklık.

−i kani olmak kaniş kankan kan kanseri kan kardeşi kan kaybı kan kırmızı kankurutan kanlama kanlamak kanlandırma kanlandırmak kanlanma kanlanmak kanlı kanlı basur kanlı bıçaklı kanlı canlı kanlı katil 1189 .kanıtlandırmak kanıtlanış kanıtlanma kanıtlanmak kanıtlı kanıtsama kanıtsamak kani.

−ğı kanma kanmak kanmazlık.−ğı kan nakli kano kanon kanotiye kan otu kan pahası kan parası kan plâzması kan portakalı kanser kanser bilimi kanserleşme kanserleşmek kanserleştirici kanserli kanserojen kanseroloji kan serumu kansız kansız ameliyat kansız cansız kansızlaşma kansızlaşmak 1190 .kanlılık.

−ğı kantariye kantar kabağı kantar kolu kantarlama kantarlamak kantarlı kantarlık.−ğı kantarlı küfür kantarma kantaron kantar topu kan taşı kantat Kantçı Kantçılık.−ği kantitatif kantiyane kanto 1191 .−ğı kantin kantinci kantincilik.−dı kantar kantar ağası kantarcı kantarcılık.kansızlık.−ğı kant.

−ğu kanton kantonit kanun (yasa. çalgı aleti) kânun (yılın ilk ve son ayları) kanun adamı kanuncu kanun dışı kanunen kanun hükmünde kararname kanunî kanuniyet kanun koyucu kanunlaşma kanunlaşmak kanunlaştırılma kanunlaştırılmak kanunlaştırma kanunlaştırmak kanun lâyihası kanun maddesi kanunname kanun sözcüsü 1192 .kantocu kantoculuk.

−bı (mahfaza) kâp.−ğı kapak.kanunsuz kanunsuzluk.−ğı kapak bıçkıcısı kapak bıçkısı kapakçık.−ğu kanun tasarısı kanun teklifi kan unu kanunuesasî kânunuevvel kânunusani kanyak.−ğı kapak kızı kapaklanma kapaklanmak kapaklı 1193 .−bı (aşık kemiği) kapacık.−ğı kanyon kaolin kaolinit kaolinli kaos kap (giysi) kap.

−ğı kapalı oturum kapalı rejim kapalı tohumlular kapalı tribün kapalı yer korkusu kapalı yüzme havuzu kapama kapamacı 1194 .−ğı kapaksız kapak tahtası kapak takımı kapak taşı kapak yıldızı kapalı kapalı bölge kapalı çarşı kapalı devre kapalı duruşma kapalı gişe kapalı hava kapalı hece kapalı kalp ameliyatı kapalı kutu kapalılık.kapaklık.

−ğu kaparozlama kaparozlamak kapasite kapasiteli kapasitesiz kapatılış 1195 .−ğı kapanıklık.−ğı kapanış kapaniçe kapan kapana kapanma kapanmak kapantı kapari kaparo kaparolu kaparosuz kaparoz kaparozcu kaparozculuk.−cı kapamak kapan kapanca kapancı kapan duygu kapanık.kapamaç.

−ğı kapçıklı kapçık meyve kapelâ kapı kapı ağası kapı ağzı kapıcı kapıcık.−ğı kapı çuhadarı kapı dışarı etmek kapı halkı kapı kâhyası kapı kapamaca kapı kethüdası kapı kolu kapı komşu kapıkule 1196 .−ğı kapıcılık.−ğı kapçık.kapatılma kapatılmak kapatış kapatma kapatmak kapattırma kapattırmak kapçak.

−ği 1197 .−ğı kapılı kapılış kapılma kapılmak kapı mandalı kapı oğlanı kapı perdesi kapısı açık.kapı kulu kapılandırma kapılandırmak kapılanma kapılanmak kapılgan kapılganlık.−ğı kapısız kapış kapışılma kapışılmak kapış kapış kapışma kapışmak kapıştırma kapıştırmak kapı tokmağı kapı yoldaşı kapik.

−li kapitalist kapitalistleşme kapitalistleşmek kapitalistleştirme kapitalistleştirmek kapitalizm kapitone kapitülâsyon kap kacak.−ğı kaplamalı mobilya kaplamak kaplamalı kaplamlı kaplamsal kaplamsallık.−ğı kapkaç kapkaççı kapkaççılık.−ğı kapkara kapkaranlık.−ğı kaplan kaplan atlaması 1198 .kapital.−ğı kaplam kaplama kaplamacı kaplamacılık.

−ğı kapriçyo 1199 .−ğı kaplık.kaplanboğan kaplan böcek.−ğı kaplumbağa kaplumbağalar kaplumbağa yürüyüşü kapma kapmaca kapmak kapnisit kaporta kaportacı kaportacılık.−ği kaplan böcekler kaplan derisi kaplanış kaplanma kaplanmak kaplatış kaplatma kaplatmak kaplayış kaplı kaplıca kaplıcalık.

−ğı kaptan paşa kaptan pilot kaptıkaçtı kaptırma kaptırmak kapuçin kapuska kaput kaput bezi kaput etmek 1200 .kapris kaprisli kaprissiz kapris yapmak kapsam kapsama kapsama alanı kapsamak kapsamlı kapsayıcı kapsız kapsül kaptan kaptanıderya kaptan köprüsü kaptan köşkü kaptanlık.

−cı karaağaçgiller kara ağızlı karaardıç.−ğu kapuz kapüşon kar (yağış) kâr (kazanç) kara karaağaç.−ğı karabatak.−ğı (mantar hastalığı) karabasan (kâbus) karabaş karabaşak.−ğı (mantar) kara baht kara bahtlı karabakal (kuş) karabaldır (bitki) karabalık.−ğı (kuş) karabatakgiller 1201 .kaputluk.−ğı karabalina karaballık.−cı karaasma karabacak.

−ğı kara boya karabuğday karabuğdaygiller kara bulut karaburçak.−ğı Karaburun (ilçe) Karabük karaca Karacabey (ilçe) karaca darısı kara cahil karaca kemiği karaca kuruca karacaot Karacasu (ilçe) karaceviz karacı karacılık.karabet karabiber karabibergiller karabina karabinyer kara borsa kara borsacı kara borsacılık.−ğı karaciğer 1202 .

karaçalı karaçalılık,−ğı karaçam karaçavuş (üzüm) Karaçay Karaçayca karaçayır Karaçaylı Karaçoban (ilçe) Karadağ Karadağlı kara damaklı kara davar Karadeniz karadul (örümcek) karadut kara düzen kara elmas kara et Kara Evli karafa karafaki karafatma (böcek) kara fırın karagevrek,−ği (üzüm) karagöz (balık;

1203

oyun) Karagöz (oyun− daki kişi) karagözcü karagözcülük,−ğü Karagözlük,−ğü Karagözlük etmek karagül kara gün kara gün dostu karagürgen karağı kara haber karahalile (bitki) Karahallı (ilçe) karahindiba karahidra karahumma karaiğne (karınca) karaiskete kara iklimi Karaim Karaimce Karaisalı (ilçe) karakabarcık,−ğı karakaçan (eşek) kara kafalı

1204

karakafes (bitki) kara kalem Karakalpak Karakalpakça kara kaplı kitap,−bı kara kaplumbağası karakarga kara kaş karakaş (koyun) karakavak,−ğı karakavuk,−ğu (bitki) karakavza (yaban havucu) karakeçi (balık) Karakeçili (ilçe) kara kehribar karakeme (yer mantarı) karakılçık,−ğı (buğday) kara kış kara koca Karakoçan (ilçe) karakol karakol gemisi karakolluk,−ğu

1205

karakolluk olmak karakoncolos kara kovan Karakoyunlu (ilçe) karakter karakteristik,−ği karakterize karakterize etmek karakterli karakteroloji karaktersiz karaktersizlik,−ği kara kucak,−ğı karakul karakulak,−ğı (hayvan; haberci) kara kullukçu kara kurbağası kara kuru kara kusmuk,−ğu karakuş (at hasta− lığı; kuş) karakuşî kara kutu kara kuvvet kara kuvvetleri karalâhana

1206

karalâhana çorbası karalama karalama defteri karalamak karalanma karalanmak karalatma karalatmak karalayış karaleylek,−ği karalı karalı beyazlı karalık,−ğı kara liste karaltı karama karamak karaman Karaman karamandola Karamanlı (ilçe) kara maşa karambol,−lü karamelâ kara mili kara mizah karamsar

1207

karamsarlaşma karamsarlaşmak karamsarlaştırma karamsarlaştırmak karamsarlık,−ğı karamsar olmak karamuk,−ğu karamusal Karamürsel (ilçe) karanfil karanfilci karanfilgiller karanfil yağı karanlık,−ğı karanlık etmek karanlık oda karantina karantina müddeti karantina süresi kara para kara pazar Karapınar (ilçe) Karapürçek (ilçe) karar karargâh kararınca kararış

1208

kararlama kararlamadan kararlamak kararlaşma kararlaşmak kararlaştırılma kararlaştırılmak kararlaştırma kararlaştırmak kararlı kararlı dalga kararlı denge kararlılık,−ğı kararma kararmak kararname kararsız kararsız denge kararsızlık,−ğı karartı karartılma karartılmak karartma karartmak kara saban karasakız (zift) karasal

1209

karasal iklim karasal kumul karasal oluşuk,−ğu kara sarı kara sevda kara sevdalı karasığır karasığırcık,−ğı karasinek,−ği karasu (glokom, göz hastalığı) Karasu (ilçe) kara su kara suları karaşın karataban (hastalık) kara tahta Karataş (ilçe) karatavuk,−ğu karatavukgiller Karatay (ilçe) karate karateci kara tren karaturp karavan

1210

karavana karavana borusu karavanacı kara vapuru karavaş karavaşlık,−ğı karavel karavelâ karavide Karay kara yağız karayaka (koyun türü) karayandık,−ğı (bitki) karayanık,−ğı (hastalık) kara yazı Karayazı (ilçe) Karayca kara yel kara yeli karayemiş karayemiş ağacı kara yer karayılan kara yolu

1211

kara yosunları kara yosunu kara yüz kara yüzlü kar baykuşu karbojen karboksil karboksilik,−ği karboksilli karbon karbonado karbonat karbonatlama karbonatlamak karbonatlı karbon dioksit,−di karbon dönemi karbon hidrat karbonifer karbonik,−ği karbonik asit,−di karbonil karbonit karbonizasyon karbon kâğıdı karbonlama karbonlamak

1212

karbonlaşma karbonlaşmak karbonlu karbon monoksit, −di karborundum karbür karbüratör karbürleme karcığar kar çiçeği kardelen kardeş kardeşçe kardeşkanı (sakız) kardeşkanı ağacı kardeş kardeş kardeş kavgası kardeşlenme kardeşlenmek kardeşlik,−ği kardeş okul kardeş parti kardeş payı kardeş şehir,−hri kardırma kardırmak

1213

kar dikeni kardinal,−li kardinal kuşu kardinallik,−ği kardiyak kardiyograf kardiyografi kardiyogram kardiyolog,−ğu kardiyoloji kardiyopati kardiyoskleroz kardiyoskop,−bu kardiyoskopi kare kare kare karekök kareleme karelemek kareli karesel bölge kâr etmek kar faresi karfiçe karga kargabeyni (yemek)

1214

kargaburnu (alet) karga burun kargabüken kargacık burgacık kargadelen karga düleği kargagiller kargasekmez kargaşa kargaşacı kargaşalık,−ğı karga tulumba karga yürüyüşü kargı Kargı (ilçe) kargılama kargılamak kargılık,−ğı kargıma kargımak kargın Kargın kargış kargış etmek kargışlama kargışlamak kargışlı

1215

kargo kargocu kargoculuk,−ğu karha kâr haddi kar helvası karı karı ağızlı karık,−ğı karıklama karıklamak karıkma karıkmak karı koca karı kocalık,−ğı karılaşma karılaşmak karılı karılık,−ğı karılık etmek karılı kocalı karılma karılmak karıma karımak karın,−rnı karın ağrısı

1216

karın boşluğu karınca karınca asidi karınca belli karınca duası karıncaezmez karıncaincitmez karınca kaderince karınca kararınca karınca kuşu karınca kuşugiller karıncalanış karıncalanma karıncalanmak karıncalar karıncalı karıncasever karıncayiyen karıncayiyengiller karınca yuvası karıncık,−ğı karın çatlağı karından ayaklılar karından bacaklılar karındaş karınlama karınlamak

1217

karınlı karınma karınmak karınsa karıntası karıntı karın zarı karın zarı iltihabı karın zarı yangısı karısı ağızlı karısı köylü karış karışık,−ğı karışıklık,−ğı karışılma karışılmak karışım karış karış karışlama karışlamak karışma karışmak karıştırıcı karıştırıcılık−ğı karıştırılma karıştırılmak karıştırış

1218

karıştırma karıştırmak kari,−i karides karides ağı karidesçi kariha karikatür karikatürcü karikatürcülük,−ğü karikatürist karikatürize karikatürize etmek karikatürleştirme karikatürleştirmek karikatürlük,−ğü karina karina etmek karinalılar karine kar ispinozu kariyer kariyer yapmak karizma karizmatik,−ği Karkamış (ilçe) karkara

1219

karkas kar kazı kar kuşu kar kuyusu karlama karlamak karlanma karlanmak karlı kârlı kârlı iş karlık,−ğı Karlıova (ilçe) Karluk karma karmaç,−cı karma eğitim karma ekonomi karmak karmakarış karmakarış etmek karmakarışık,−ğı karmakarışık etmek karmakarışık olmak karmakarış olmak

1220

karmalık,−ğı karman çorman karmanyola karmanyolacı karmanyolacılık,−ğı karma okul kâr marjı karma sergi karmaşa karmaşık,−ğı karmaşıklaşma karmaşıklaşmak karmaşık sayı karmaşma karmaşmak karmaştırma karmaştırmak karma tamlama kâr merkezi karmık,−ğı karmuk,−ğu karnabahar karnabit karnaval karnaval maskarası karnaval maskesi

1221

karne karnı aç karnı burnunda karnı geniş karnıkara (börülce) karnından konuşan karnı tok karnıyarık,−ğı karni karnivor karo karoser kâr payı kâr paylaşımı karpit karpit lâmbası karpuz karpuzcu karpuzculuk,−ğu karpuz fener Karpuzlu (ilçe) Kars karsak,−ğı kar sapanı kârsız karst karstik,−ği

1222

karşı karşı akın karşı casusluk,−ğu karşıcı karşıcılık,−ğı karşıdan karşıya karşı devrim karşı düşürüm karşı gelim karşı görüş karşı karşıya karşılama karşılamak karşılama töreni karşılanış karşılanma karşılanmak karşılaşma karşılaşmak karşılaşma takvimi karşılaştırılma karşılaştırılmak karşılaştırma karşılaştırmacı karşılaştırma derecesi karşılaştırmak

1223

karşılaştırmalı karşılaştırmalı dil bilgisi karşılaştırmalı dil bilimi karşılaştırmalı edebiyat karşılaştırmalı ses bilgisi karşılayıcı karşılayış karşılık,−ğı karşılıklı karşılıklılık,−ğı karşılıklı yapraklar karşılıksız karşılıksızı aşk karşılıksız çek karşın karşı olmak karşı olum karşı oy karşı sav karşıt karşıt anlamlı karşıtçı karşıtçılık,−ğı

1224

karşıt duygu karşıtlama karşıtlamak karşıtlaşma karşıtlaşmak karşıtlı karşıtlık,−ğı Karşıyaka (ilçe) kart kartal Kartal (ilçe) kartal ağacı kartalgiller kartallar kartallı kartallı eğrelti otu kartalma kartalmak kartaloş kartaloz kartça karteks karteks dolabı kartel kartelâ kartelleşme kartelleşmek

1225

Kartezyen Kartezyenizm karting kartlaşma kartlaşmak kartlık,−ğı kartograf kartografi kartografik,−ği karton kartoncu kartonlama kartonlamak kartonpiyer kartonumsu kartopu kartotek,−ği kartpostal kartpostalcı kartuk,−ğu kartuş kartvizit Karun karyağdı karye karyokinez karyola

1226

kas kasa kasaba kasabalı kasacı kasadar kasa defteri kasa fişi kasalama kasalamak kasalanma kasalanmak kasalı kasalık,−ğı kasap,−bı kasaphane kasaplık,−ğı kasara kasa sayımı kasatura kasavet kasavet etmek kasavetlenme kasavetlenmek kasavetli kasavetsiz kas doku

1227

kâse kâsecik,−ği kâseletme kâseletmek kasem kaset kasetçalar kasetçi kasetçilik,−ği kasık,−ğı kasık bağcı kasık bağı kasık biti kasık çatlağı kasık otu kasıl kasıl duyumlar kasılgan kasılganlık,−ğı kasılış kasılma kasılmak kasım kasım kasım kasımpatı kasınç,−cı kasınma

1228

kasınmak kasıntı kasıntılı kasıntısız kasır,−srı kasırga kasıt,−stı kasıtlı kasıtsız kaside kasideci kasidehan kasis kasiyer kask kaskat (fizik) kaskatı kasket kasketçi kasketçilik,−ği kasketli kasketsiz kasko kaslaşma kaslaşmak kaslı kasma

1229

kasmak kasnak,−ğı kasnakçı kasnaklama kasnaklamak kasnı kassız kast Kastamonu kastanyet kastanyola kastanyola yuvası kastar kastarcı kastarcılık,−ğı kastarlama kastarlamak kastarlı kasten kastetme kastetmek kastî kastor kas tutukluğu kasvet kasvetli kasvetsiz

1230

kaş Kaş (ilçe) kaşağı kaşağılama kaşağılamak kaşağılanma kaşağılanmak kaşağılatma kaşağılatmak kaşalot kaşan kaşandırma kaşandırmak kâşane kaşanma kaşanmak kaşan yeri kaşar kaşarlanma kaşarlanmak kaşarlı kaşar peyniri kaşbastı kaşe kaşeksi kaşeleme kaşelemek

1231

kaşelenme kaşelenmek kaşeletme kaşeletmek kaşeli kaşık,−ğı kaşık çalımı kaşıkçı kaşıkçı kuşu kaşıkçılık,−ğı kaşıkçın kaşık düşmanı kaşık havası kaşık kaşık kaşıklama kaşıklamak kaşıklanma kaşıklanmak kaşıklayış kaşıklık,−ğı kaşık otu kaşık oyunu kaşıma kaşımak kaşındırma kaşındırmak kaşınış

1232

kaşınma kaşınmak kaşınma kazığı kaşıntı kaşıntılı kâşif kaş jölesi kaşkariko kaşkaval kaşkol,−lü kaşkorse kaşlı kaşlı gözlü kaşmer kaşmerlik,−ği kaşmir kaşpusiye kat kat,−t'ı (kesme) katabolizma katafalk katafot katakofti katakomp katakulli katalanca katalepsi

1233

kataleptik,−ği katalitik,−ği katalitik soba kataliz katalizör katalog,−ğu kataloglama kataloglamak katalpa katana katar katarakt katar katar katarlama katarlamak katarlanma katarlanmak katavaşya katbekat katedral,−li kategori kategorik,−ği katetme katetmek katgüt katı katık,−ğı

1234

katı kalpli katık etmek katıklama katıklamak katıklı katıklı aş katıksız katıksız hapis,−psi katıla katıla katılaşma katılaşmak katılaştırma katılaştırmak katılgan doku katılık,−ğı katılım katılımcı katılış katılma katılmak katıltma katıltmak katım katımlık,−ğı katıntı katır katır boncuğu

1235

katırcı katırcılık,−ğı katır karı katır kutur katırkuyruğu (bitki) katırlaşma katırlaşmak katırlık,−ğı katırtırnağı (bitki) katır yılanı katı söz katışık,−ğı katışıklık,−ğı katışıksız katışma katışmaç,−cı katışmak katıştırma katıştırmak katı yağ katı yumurta katı yürekli kat'î kâtibe kâtibiadil,−dli katil,−tli (öldürme) katil (öldüren)

1236

kat'îleşme kat'îleşmek katillik,−ği kâtip,−bi kâtiplik,−ği kat irtifakı kat’î teminat kat'iyen kat'iyet kat kat katkı katkılanma katkılanmak katkılı katkı maddesi katkı payı katkısız katlama katlamak katlandırma katlandırmak katlanılma katlanılmak katlanış katlanma katlanmak katlatma

1237

katlatmak katlayış katletme katletmek katlı katlı kur katliam katma katma bütçe katma değer vergisi katmak katmalı katman katman bulut katmanlaşma katmanlaşmak katmanlı katmer katmerci katmercilik,−ği katmer katmer katmerleşme katmerleşmek katmerli katmerli badem katmerli birleşik

1238

zaman katmerli iyelik,−ği katmerli yalan katmersiz Katolik Katoliklik,−ği katolunma katolunmak katot,−du katrak,−ğı katran katran ağacı katrancı katrancılık,−ğı katran çamı katranköpüğü (mantar) katranlama katranlamak katranlanma katranlanmak katranlı katran ruhu katran suyu katran taşı katran yağı katre

1239

katre katre katrilyon kat sayı katur kutur katyon kat yuvarı kauçuk,−ğu kauçuklu kaurit tutkalı kav kavaf kavaf işi kavafiye kavaflık,−ğı kavait,−di kavak,−ğı Kavak (ilçe) kavakçılık,−ğı kavak inciri Kavaklıdere (ilçe) kavaklık,−ğı kaval kavalcı kaval kemiği kaval tüfek,−ği kavalye kavalyelik,−ği

1240

kavalyelik etmek kavanço kavanoz kavara kavaracı kavas kavaslık,−ğı kavasya kavat kavata kavelâ kavga kavga adamı kavgacı kavgacılık,−ğı kavga etmek kavga kaşağısı kavgalaşma kavgalaşmak kavgalı kavgasız kavgasızlık,−ğı kavi kavil,−vli kavileşme kavileşmek kavileştirme

1241

kavileştirmek kavilleşme kavilleşmek kavilya kavim,−vmi kavis,−vsi kavisli kavkı kavkılı kavlağan kavlak,−ğı kavlama kavlamak kavlanma kavlanmak kavlaşma kavlaşmak kavlatma kavlatmak kavlıç,−cı kavlık,−ğı kavlince kavlükarar kav mantarı kavmî kavmiyat kavmiyet

1242

kavmiyetçi kavmiyetçilik,−ği kavraç,−cı kavrak,−ğı kavram kavrama kavramak kavrama noktası kavramcılık,−ğı kavram karmaşası kavramlaşma kavramlaşmak kavramsal kavranılma kavranılmak kavranılmaz kavranma kavranmak kavratma kavratmak kavrayış kavrayışlı kavrayışsız kavruk,−ğu kavrukluk,−ğu kavrulma kavrulmak

1243

kavruluş kavşak,−ğı kavşak adası kavuk,−ğu kavukçu kavuklu kavukluk,−ğu kavun kavuncu kavuniçi (renk) kavunsu kavurga kavurma kavurmacı kavurmaç,−cı kavurmak kavurmalı kavurmalık,−ğı kavurtma kavurtmak kavuruş kavuşma kavuşmak kavuştak,−ğı kavuşturma kavuşturmak kavuşulma

1244

kavuşulmak kavuşum kavuşum devri kavuşur su yosunları kavut kavuz kavuzlular kavzama kavzamak kay,−yyı kaya kaya balığı kaya balığıgiller kayabaşı (ezgi; türkü) kayaç,−cı kaya güvercini kayağan kayağanlık,−ğı kayağan taş kaya hanisi (balık) kaya horozu kayak,−ğı kayakçı kayakçılık,−ğı kaya keleri

1245

kayak evi kayalık,−ğı kaya lifi kayan kaya örümceği kayar kayarlama kayarlamak kayarto kaya sansarı kaya sarımsağı kaya sarmaşığı kaya suyu kaya tuzu kaybedilme kaybedilmek kaybetme kaybetmek kaybolma kaybolmak kayboluş kayda değer kaydedici kaydedilme kaydedilmek kaydetme kaydetmek

1246

kaydettirme kaydettirmek kaydıhayat kaydıihtiyat,−dı kaydırak,−ğı kaydırılma kaydırılmak kaydırış kaydırma kaydırmak kaydırtma kaydırtmak kaydiye kaydolma kaydolmak kay etmek kaygan kaygana kayganalık,−ğı kayganlık,−ğı kaygı kaygılandırma kaygılandırmak kaygılanış kaygılanma kaygılanmak kaygılı

1247

kaygın kaygısız kaygısızca kaygısızlık,−ğı Kayı kayık,−ğı kayıkçı kayıkçı kavgası kayıkçılık,−ğı kayıkhane kayık salıncak,−ğı kayık tabak,−ğı kayık yaka kayın,−ynı kayın kayın baba kayın birader kayınço kayıngiller kayınlık,−ğı kayın peder kayıntı kayın valide kayıp,−ybı kayır kayırıcı kayırıcılık,−ğı

1248

kayırılma kayırılmak kayırış kayırma kayırmak kayırtma kayırtmak kayısı kayısı hoşafı kayısı kompostosu kayısı kurusu kayış kayış balığı kayışçı kayış dili kayışkıran kayıt,−ydı kayıt defteri kayıtım kayıtımla uslamlama kayıt kuyut,−du kayıtlama kayıtlamak kayıtlı kayıtlı sermaye kayıtma

1249

kayıtmak kayıtsız kayıtsızca kayıtsızlık,−ğı kayıtsız şartsız kaykaç,−cı kaykay kaykılma kaykılmak kaykıltma kaykıltmak kayma kaymak,−ğı kaymak kaymakaltı (süt) kaymakam kaymakamlık,−ğı kaymakçı kaymak kâğıdı kaymaklanma kaymaklanmak kaymaklı kaymaklı dondurma kaymak tabakası kaymak takımı kaymak taşı

1250

kaymalık,−ğı kayme kaymelik,−ği kaynaç,−cı kaynaç taşı kaynak,−ğı kaynakça kaynakçacı kaynakçı kaynakçılık,−ğı kaynak gösterme kaynakhane kaynak kişi kaynaklanma kaynaklanmak kaynak makinesi kaynak suyu kaynak yapmak kaynama kaynamak kaynama noktası kaynana kaynana ağzı kaynanadili (bitki) kaynanalık,−ğı kaynanalık etmek kaynana zırıltısı

1251

−ğı kaynatılma kaynatılmak kaynatma kaynatmak kaynayış kaypak.−ğı kaynaşma kaynaşmak kaynaştırma kaynaştırmak kaynaştırma sesi kaynata kaynatalık.−ğı kayrak.−ğı kaypama kaypamak kayra kayracılık.kaynar kaynarca Kaynarca (ilçe) kaynaşık.−ğı kaypakça kaypaklaşma kaypaklaşmak kaypaklık.−ğı kayran 1252 .

−ğu kaz kaza 1253 .−ğı kaytarmak kayyum kayyumluk.−ğı kaytaklık.kayrılma kayrılmak kayser Kayseri Kayseri mantısı Kayseri pastırması kayşa kayşama kayşamak kayşat kaytaban kaytak.−ğı kaytan kaytan bıyıklı kaytancı kaytanlı kaytarıcı kaytarış kaytarma kaytarmacı kaytarmacılık.

−ğı kazanç. ilçe) kazancı kazancılık.−ğı Kazak Kazakça Kazak çömelmesi Kazakistan kazaklık.−kkı 1254 .−cı kazançlı kazançsız kazan dairesi kazandırma kazandırmak kazandibi (tatlı) kazanılma kazanılmak kazanılmış hak.kaza dairesi kazaen kaza etmek kazağı kazak.−ğı kaza kurşunu kazalı kazamat kazan Kazan (şehir.

−cı kazı kazı bilimci kazı bilimi kazı bilimsel 1255 . renk) kazaz kazazede kazboku (renk) kazdırma kazdırmak kazein kazein tutkalı kazevi (zembil) kazgıç.−ği kazayağı (bitki.kazanım kazanış kazanma kazanmak kazan taşı kazara kazaratar kazasız kazasız belâsız kazaska kazasker kazaskerlik.

−smi kazımık.kazıcı kazık.−ğı kazıkazan kazıkçı kazık kök kazıklama kazıklamak kazıklanma kazıklanmak kazıklayış kazıklı kazıklı humma kazık marka kazıl kazılış kazılma kazılmak kazım kazıma kazımak kazıma resim.−ğı Kâzımkarabekir (ilçe) kazınma kazınmak kazıntı kazıntılı 1256 .

−bı kebapçı kebapçılık.kazıtma kazıtmak kazıyış kaziye kaz kafalı kazkanadı (oyun) kazma kazmacı kazmaç.−ğı kebe kebere kebir kebze kebzeci keçe keçeci 1257 .−cı kazma diş kazmak kazolit kazulet kazurat Keban (ilçe) kebap.−ğı kebaplı kebaplık.

keçecilik.−ği keçeleme keçelemek keçelenme keçelenmek keçeleşme keçeleşmek keçeleştirme keçeleştirmek keçeli keçi Keçiborlu (ilçe) keçiboynuzu (bitki) keçi inadı keçi kömüreni keçiler keçileşme keçileşmek keçilik.−ği keçilik etmek keçi mantarı keçimemesi (üzüm) Keçiören (ilçe) keçi postu keçisağan keçi sakal 1258 .

keçisakalı (bitki) keçisedefi (bitki) keçi söğüdü keçitırnağı (oyma kalemi) keçi yemişi keçi yolu keder kederlendirme kederlendirmek kederleniş kederlenme kederlenmek kederli kedersiz kedi kediayağı (bitki) kedi balı kedi balığı kedi balığıgiller kedibastı kedidili (bisküvi) kedigiller kedigözü (lâmba) kedi nanesi kedi otu kedi otugiller 1259 .

−ği kefeki kefeleme kefelemek kefeli kefen kefenci kefenleme kefenlemek kefenleyiş kefenli kefenlik.−ği kefenlik para kefensiz kefere kefil 1260 .kediyaladı kefal.−li kefalet kefaleten kefalet mektubu kefaletname kefalet senedi kefalgiller kefaller kefaret kefe kefek.

−ği kekeme kekemeleşme kekemeleşmek kekemelik.−ği kekikli 1261 .−ği kefil olmak kefir kefiye kefne kehanet Kehkeşan (Samanyolu) kehle kehribar kehribar balı kehribarcı kek kekâ kekâh keke kekeç.−ci kekeleme kekelemek kekeleyiş kekelik.kefillik.−ği kekik.

−bi 1262 .−ği keleklik.−ği kelebek camı kelebek çiçeği kelebek gözlük.−ği kekre kekrelik.−ği keleklik etmek kelem keleme kelep.kekik yağı keklik.−ğı kele kelebek.−ği kekresi kel kelâm Kelâmıkadim kelâmıkibar kelaynak. −ğü kelebekler kelebek otu keleci kelek.−ği kekremsi kekremsilik.

−ği kelepleme keleplemek kelepser keler keler balığı kelergiller Keles (ilçe) keleş keleşlik.−ği kelime kelime cambazı kelime cambazlığı kelimecik.kelepçe kelepçeleme kelepçelemek kelepçelenme kelepçelenmek kelepçeli kelepir kelepirci kelepircilik.−ği kelime hazinesi kelimeişahadet kelime kadrosu 1263 .−ği kelifit kelik.

−ği keloğlan (hindi) Keloğlan kem Kemah (ilçe) kemakân kemal.kelime karışıklığı kelimeleşme kelimeleşmek kelime oyunu kelime sıklığı kelimesi kelimesine kelimesiz kelime türü kelime vurgusu kel kâhya Kelkit (ilçe) kelle kelleşme kelleşmek kelli felli kellik.−li Kemalist Kemaliye (ilçe) Kemalizm Kemalpaşa (ilçe) 1264 .

Kemalpaşa tatlısı keman kemancı kemancılık.−di kementleme kementlemek kemer Kemer (ilçe) kemer bağlama kemere kemer gözü kemerleme kemerlemek kemerli kemerlik.−ği kemer patlıcanı kemersiz kem göz 1265 .−ğı kemane kemane çekme kemanî kemankeş keman yayı keme kemençe kemençeci kement.

−ği kemik doku kemik kanseri kemikleşme kemikleşmek kemikleştirme kemikleştirmek kemikli kemikli balıklar kemik rengi kemiksi kemiksi bölge kemiksiz kemik veremi kemik yalayıcı kemik zarı kemircik.−ği kemirgen kemirgenler kemirici kemiriciler kemirilme 1266 .kemha kemik.−ği kemirdek.−ği kemik bilimci kemik bilimi kemikçik.

−ği kemlik etmek kemoterapi kemre kemreleme kemrelemek kemrelik.kemirilmek kemiriş kemirme kemirmek kemiyet kem küm kem küm etmek kemlik.−ği kenar kenar bobini kenarcı kenarda köşede kenarlı kenarlık.−ğı kenar mahalle kenarortay kenar semt kenarsız kenar suyu kendi kendi başına 1267 .

−ği kendigelen kendi hâlinde kendiişler kendiişlerlik.−ği kendirgiller kendirik.−ği kendince kendinde kendinden kendine has kendine mahsus kendine özgü kendir kendircilik.−ği kendiliğinden üreme kendilik.−ği kendisince kendiüretir kene kene ağacı kenef kene göz 1268 .kendi beslek.−ği kendi kendine kendiliğinden kendiliğindenlik.

keneler kene otu keneş kenet.−ği kenevir helvası kengel kengel sakızı kenger kenger sakızı kent kental.−ği kentet kentilyon kentler arası kentleşme 1269 .−li kentçi kentçilik.−di kenet etmek kenetleme kenetlemek kenetleniş kenetlenme kenetlenmek kenetli kenet mili kenevir kenevircilik.

−ği kepekçi 1270 .−ğu kepçeleme kepçelemek kepçeli kepçe surat kepek.kentleşmek kentli kentlileşme kentlileşmek kentsel kent soylu kent soyluluk.−ği kepaze olmak kepbastı kepçe kepçeburun (yaban ördeği) kepçe kulak.−ğu kenttaş Kenya Kenyalı kep kepaze kepaze etmek kepazelik.−ğı kepçe kuyruk.

−ği kepenk.kepeklenme kepeklenmek kepekli kepenek.−gi kepez kepir kepme kepmek Kepsut (ilçe) kerahet kerahet vakti keramet kerametli kerata keratin keratinleşme keratinleşmek keratinli kerde kere kerem kerem etmek kerempe kerem sahibi keres kereste 1271 .

−ği kerevet kerevides kerevit kereviz kerh kerhane kerhaneci kerhen kerih kerim kerime keriz kerizci kerkenez kerki kerli ferli kermen kermes kerpeten kerpiç.−ci kerpiççi kerpiçleşme kerpiçleşmek 1272 .keresteci kerestecilik.−ği keresteli kerestelik.

−ği kertik kertik kertikleme kertiklemek kertikli kertilme kertilmek kertme kertmek kervan kervanbaşı kervancı kervan çulluğu Kervankıran 1273 .kerrake kerrakeli kerrat kerrat cetveli kerte kerte kerte kerteleme kerteles kertenkele kertenkeleler kerteriz kerteriz noktası kerti kertik.

−du keseliler 1274 .−ğı kese kesecik.−ği kese kâğıdı keseklenme keseklenmek kesekli kesel keseleme keselemek keseleniş keselenme keselenmek keseletme keseletmek keseli keseli kurt.−dı kesatlık.−ği kese çiçeği kesedar kesek.(Çolpan) kervansaray Kervan Yıldızı kes kesafet kesat.

−di kesik prizma kesiksiz kesiliş kesilme kesilmek kesim kesimci 1275 .−ği kesenekçi kesenkes keser kesici kesici diş kesif kesif yem kesik.kesel perdesi kesen kesene kesenek.−ği kesik piramit.−ği kesik hava kesik kelime kesik kerem kesik kesik kesik koni kesikli kesiklik.

−ği kesinti kesintili kesintisiz kesin uyarı kesir.−sri kesirli kesirli sayı kesir ölçek.−ği kesinlikle kesinme kesinmek kesinsizlik.kesim evi kesimhane kesimlik.−ği kesin kesin bilgi Kesin Hesap Kanunu kesinleme kesinleşme kesinleşmek kesinleştirme kesinleştirmek kesinlik.−ği kesirsiz kesiş 1276 .

−ği kesme kesmece kesme imi kesme işareti kesmek kesme kaya kesmelik.−ği kesme şeker kesme taş 1277 .kesişen kesişme kesişmek kesit kesityazar kesityazar belgesi keskenme keskenmek keski keskin Keskin (ilçe) keskinleşme keskinleşmek keskinleştirme keskinleştirmek keskinletme keskinletmek keskinlik.

−bi kesp etmek kesre kesret kestane kestaneci kestanecik.−ği kestane rengi kestane şekeri Kestel (ilçe) kestere kestirilme kestirilmek kestirim kestiriş kestirme kestirmece kestirmeden kestirmek kesyap 1278 .−ği kesmikli kesp.kesmik.−ği kestane dorusu kestane fişeği kestane kabağı kestane kargası kestanelik.

keş Keşan (ilçe) Keşap (ilçe) keşen keşfedilme keşfedilmek keşfetme keşfetmek keşfettirme keşfettirmek keşide keşideci keşif.−şfi keşif kolu (askerlik) keşik.−ği keşkekçi keşki keşkül 1279 .−ği keşke keşkek.−ği keşikleme kesikleşme keşikleşmek keşiş keşişhane keşişleme keşişlik.

−li ketçap kete ketebe keten ketencik.−ğı keton ketum ketumiyet 1280 .−ği ketengiller keten helva keten helvacı keten helvası keten kuşu keten tohumu kethüda kethüda bey kethüdalık.−ğı ket ketal.keşkülüfukara keşleme keşlemek keşmekeş keşmekeşlik.−ği Keşmir keşşaf keşşaflık.

−ği keyfince keyfi sıra keyfi yerinde keyfiyet keyif.ketumluk.−ğu ketum olmak ket vurma kevel kevelci keven kevgir Kevser keyci keyfetme keyfetmek keyfî keyfîlik.−yfi keyif ehli keyif hâli keyiflenme keyiflenmek keyifli keyifli keyifli keyifsiz keyifsizlenme keyifsizlenmek 1281 .

−ği kıdem tazminatı kıdım kıdım kığ 1282 .−ği kez keza kezalik kezzap.−bı kıble kıblenüma Kıbrıs Kıbrısçık (ilçe) Kıbrıslı kıç kıçı kırık.−ği kıdemli üstçavuş kıdemsiz kıdemsizlik.−ğı kıçın kıçın kıçtan bacaklı kıçtankara (gemi) kıç üstü (denizcilik) kıdem kıdemce kıdemli kıdemli başçavuş kıdemlilik.keyifsizlik.

−ğı kıkırdak bilimi kıkırdak doku kıkırdaklaşmış kıkırdaklı kıkırdama kıkırdamak kıkırdatma kıkırdatmak kıkırdayış kıkır kıkır kıkırlık.kığı kığılama kığılamak kıh kıkırdak.−ğı kıkırtı kıl kılâde kılağı kılağılama kılağılamak kılağılı kılağısız kılâptan kılavuz kılavuz gemisi 1283 .

−ğı kılçıklı kılçıksız kıldırma kıldırmak kıldırtma kıldırtmak kılgı kılgılı kılgın kılgısal kılıbık.−ğı 1284 .kılavuz kaptan kılavuzlama kılavuzlamak kılavuzluk.−ğı kılcan kıl çadır kılçık.−ğu kılavuzluk etmek kılbaz kıl burun kılcal kılcal boru kılcal damar kılcal etki kılcal kök kılcallık.

−ğı kılıç balığı kılıç balığıgiller kılıççı kılıç gagalı kılıçhane kılıç kuşanma kılıçkuyruk.−ğı kılıbıklık etmek kılıcına kılıç.−cı kılıç alayı kılıç bacak.−ğu (balık) kılıçlama kılıçlamak kılıçlayış kılıçlı kılıç oyuncusu kılıç oyunu kılıç pabucu kılıf kılıfçı kılıflama kılıflamak 1285 .kılıbıklaşma kılıbıklaşmak kılıbıklık.

−ğı kılınış kılınma kılınmak kılır kılış kılkapan kıl keçisi kılkıran kıl kuyruk.−ğı kılı kılına kılık kıyafet kılık kıyafet düşkünü kılıklı kılıklı kıyafetli kılıksız kılıksızlaşma kılıksızlaşmak kılıksızlık.−ğu (kuş) kıllanma kıllanmak kıllı kılma 1286 .kılıflı kılıfsız kılık.−ğu kılkuyruk.

−ğı 1287 .kılmak kıl otu kıl payı kılsız kıl testere kılükal kıl yumağı kımıl kımıldama kımıldamak kımıldanış kımıldanma kımıldanmak kımıldatma kımıldatmak kımıldayış kımıl kımıl kımıltı kımız kımkım kımkım etmek kımlanma kımlanmak kın kına kına ağacı kınacık.

−cı Kınık (ilçe) kın kanat kın kanatlılar kınlama kınlamak 1288 .−ği kınalı kuzu kınalı yapıncak.−ğı kınama kınama cezası kınamak kınanma kınanmak kınasız kınayış kındıra kındıraç.kına çiçeği kına çiçeğigiller kına gecesi kınakına kınalama kınalamak kınalanma kınalanmak kınalı kınalı bamya kınalı keklik.

−ğı kıpırdama kıpırdamak kıpırdanma kıpırdanmak kıpırdaşma kıpırdaşmak kıpırdatma kıpırdatmak kıpır kıpır kıpırtı kıpırtılı kıpırtısız kıpıştırma kıpıştırmak kıpkıp kıpkırmızı 1289 .−bı kınsız Kıpçak Kıpçakça kıpı kıpık.kınlı kınnap.−ğı kıpık gözlü kıpıklık.−ğı kıpırdak.−ğı kıpırdaklık.

−ği kır kıraat.−ğı kırağı kırağılı kıran kıran kırana kıranta kırat 1290 .−ğı kıraç.−cı kıraçlaşma kıraçlaşmak kıraçlık.−ti kıraat etmek kıraathane kıraathaneci kıracak.kıpkırmızı olmak kıpkızıl kıpma kıpmak kıprama kıpramak kıprayış kıprayışlı kıprayışsız Kıptî Kıptîlik.

−cı kırçıl kırçıllanma kırçıllanmak kırçıllaşma kırçıllaşmak kırçıllık.−ğı kıray kırba kırbacık.−ğı kır çiçeği kırdırma kırdırmak kırdırtma kırdırtmak 1291 .−ğı kırbaç.−cı kırbaç kurdu kırbaç kurtları kırbaçlama kırbaçlamak kırbaçlanma kırbaçlanmak kır bekçisi kırcı kırcı mantı kırcın kırç.kıratlık.

−ğı kırık çizgi kırık dökük.−ğı kırıkçı kırıkçılık.−ğü kırık dölü Kırıkhan (ilçe) kırık hava Kırıkkale kırıklama kırıklamak kırıklık.−ğı kırılış kırılma kırılmak 1292 .kır eğlencesi kır gerillâsı kırgın kırgınlık.−ğı kırılgan kırılganlık.−ğı Kırgız Kırgızca Kırgızistan kır gülü kırıcı kırıcılık.−ğı kırık.

−ğı kırıtma kırıtmak 1293 .−ğı kırışıklı kırışıklık.−ğı kırışıksız kırış kırış kırışma kırışmak kırıştırma kırıştırmak kırıta kırıta kırıtım kırıtım kırıtım kırıtış kırıtkan kırıtkanlık.kırım Kırım kırım kırım Kırımlı kırınım kırınma kırınmak kırıntı kırıntı külte kırıntılı kırışık.

−ğı kırk basması kırkbayır (midenin gözü) kırk beşlik.kırk Kırkağaç (ilçe) Kırkağaç kavunu kır kahvesi kırkambar (kap) kırkar kırkayak.−ğı (şamdan) kırkgeçit.−ği kırk ikindi 1294 .−di (ırmak türü) kırk hamamı kırkı kırkıcı kırkılma kırkılmak kırkım kırkımcı kırkıncı kırkıntı kırk ikilik.−ğu kırkbudak.−ği kırk bir buçuk.

−ğı kırkma kırkmak kırk merak kırkmerdiven (dik yokuş) kırk para kırktırma kırktırmak kırkyama (yama işi) kırk yıl kırk yıllık.kırklama kırklamak kırklanma kırklanmak kırklar Kırklareli'ni kırklı kırklık.−cı kırlangıç balığı kırlangıç balığıgiller kırlangıç dönümü kırlangıç fırtınası kırlangıçgiller kırlangıçkuyruğu 1295 .−ğı kırlangıç.

−ğı kırma kırmacı kırmak kırmalı kırmasız kırmız kırmız böceği kırmızı kırmızıbiber kırmızıçizgi (hastalık) kırmızı çürük.−ğü kırmızı et kırmızı fener kırmızı gömlek.−ğı kırmızımsı 1296 .−ği kırmızı kart kırmızılâhana kırmızılaşma kırmızılaşmak kırmızılık.(işaret) kırlangıç otu kırlaşma kırlaşmak kırlent kırlık.

−ğı kırnav kırpık.−ğı kırmızı oy kırmızıturp kırmız madeni kırnak.kırmızımtırak.−ğı kırpılma kırpılmak kırpıntı kırpıntı bohçası kırpışma kırpışmak kırpıştıra kırpıştıra kırpıştırma kırpıştırmak kırpma kırpmak kırptırma kırptırmak kırsal kırsal alan kırsal bölge kırsal nüfus kır serdarı Kırşehir kırtasiye 1297 .

−ği kırtıklı kırtıpil kırtıpilleşme kırtıpilleşmek kırt kırt kısa kısaca kısacık.−ğı kısalış kısalma kısalmak kısaltılma kısaltılmak kısaltım kısaltış 1298 .kırtasiyeci kırtasiyecilik.−ğı kısa çizgi kısa dalga kısa devre kısa far kısa görüşlü kısa kafalı kısa kısa kısa koşu kısa koşucu kısalık.

−ğı kısılış kısılma kısılmak kısım.−ğı kısıkça kısıklık.kısaltma kısaltma grubu kısaltmak kısaltmalı kısaltmalı kelime kısalttırma kısalttırmak kısa mesafe kısa ömürlü kısarak.−smı kısım kısım kısımlama kısımlamak 1299 .−ğı kısas kısasa kısas kısas etmek kısa süreli film kısa ünlü kısa vadeli kısa yoldan kısık.

−ğı 1300 .kısınma kısınmak kısıntı kısıntılı kısıntısız kısıntı yapmak kısır kısır döngü kısırgan kısırganma kısırganmak kısırlaşma kısırlaşmak kısırlaştırma kısırlaştırmak kısırlık.−ğı kısış kısıt kısıtlama kısıtlamak kısıtlanış kısıtlanma kısıtlanmak kısıtlayıcı kısıtlayış kısıtlı kısıtlılık.

−ğı kıskaç.−cı kıskaç gözlük.kıska kıskacı kıskacılık.−ğı kıskançlık etmek kıskandırma kıskandırmak kıskanılma kıskanılmak kıskanış kıskanma kıskanmak kıskı kıs kıs kıskıvrak kısma kısma ad kısmak kısmen kısmet kısmet ağacı kısmet kapısı 1301 .−cı kıskançlık.−ğü kıskaçlama kıskaçlamak kıskanç.

−ci kısmî seçim kısrak.−ğı kıstas kıstelyevm kıstırılma kıstırılmak kıstırma kıstırmak kış kış dönemi kış dönencesi kış günü kışın kışır.−şrı kış kayıtı kışkırtı kışkırtıcı kışkırtıcı ajan 1302 .kısmetli kısmet olmak kısmetsiz kısmetsizlik.−ğı kısmî kısmî felç.−ğı kıssa kıstak.−ği kısmık.

−ğı kışlama kışlamak kışlatma kışlatmak kışlık.−ğı kıtı kıtına 1303 .−ğı kışkırtılma kışkırtılmak kışkırtış kışkırtma kışkırtmacı kışkırtmacılık.kışkırtıcılık.−ğı kış uykusu kıt kıt'a kıtaat kıtal.−ğı kışkırtmak kışkışlama kışkışlamak kış kıyamet kışla kışlak.−li kıt'alar arası kıt'a sahanlığı kıtık.

−ğu kıtır kıtırcı kıtırdama kıtırdamak kıtırdatma kıtırdatmak kıtır kıtır kıtırtı kıt kanaat kıtlama kıtlaşma kıtlaşmak kıtlık.−ğı kıvam kıvamlanma kıvamlanmak kıvamlaştırıcı kıvamlaştırma kıvamlaştırmak kıvamlı kıvamsız kıvanç.−cı 1304 .kıtıklama kıtıklamak kıtıklı kıtıpiyos kıtıpiyosluk.

kıvançlanma kıvançlanmak kıvançlı kıvanış kıvanma kıvanmak kıvıl kıvılcım kıvılcımlanma kıvılcımlanmak kıvılcımlı kıvılcımsız kıvıl kıvıl kıvırcık.−ğı kıvırcık koyun kıvırcıklaşma kıvırcıklaşmak kıvırcık marul kıvırcık salata kıvırış kıvır kıvır kıvırma kıvırmak kıvırtma kıvırtmak kıvır zıvır kıvracık.−ğı 1305 .

kıvrak.−ğı kıvrakça kıvrak kıvrak kıvraklaşma kıvraklaşmak kıvraklık.−ğı kıvrıklık.−ğı kıvrama kıvramak kıvrandırma kıvrandırmak kıvranış kıvranma kıvranmak kıvrantı kıvratma kıvratmak kıvrık.−ğı kıvrılış kıvrılma kıvrılmak kıvrım kıvrım kıvrım kıvrımlanma kıvrımlanmak kıvrımlı kıvrıntı 1306 .

kıya kıyacı kıyafet kıyafet balosu kıyafet düşkünü kıyafetli kıyafetname kıyafetsiz kıyafetsizlik.−ğı kıyam kıyamet kıyamet alâmeti kıyamet günü kıyas kıyasa muhalefet kıyasen kıyasımukassem kıyasıya kıyasî kıyaslama kıyaslamak kıyaslanma 1307 .−ğı kıyakçı kıyaklaşma kıyaklaşmak kıyaklık.−ği kıyak.

−ğı kıyılma kıyılmak kıyım kıyım kıyım kıyımlı 1308 .kıyaslanmak kıydırma kıydırmak kıygı kıygın kıygınlık.−ğı kıyı kıyı balıkçılığı kıyı bankacılığı kıyı bucak.−ğı kıyıcı kıyıcılık.−ğı kıyı kıyı kıyılama kıyılamak kıyılık.−ğı kıyıcılık etmek kıyıda bucakta kıyıda köşede kıyıdaş kıyı dili kıyık.

−ğı kıyın kıyın kıyın kıyınma kıyınmak kıyıntı kıyış kıyışma kıyışmak kıyı tırmığı kıyma kıymak kıymalı kıymalı börek. −ğı kıymalık.−ği kıymalı ıspanak.−ğı kıymalı makarna kıymalı pide kıymalı yumurta kıymasız kıymet kıymetlendirme kıymetlendirmek kıymetlenme kıymetlenmek kıymetleşme 1309 .kıyımlık.

−ğı kızamıklı kızan kızanlık.−ğı 1310 .−ğı kızaklama kızaklamak kızaklık.−ği kıymetsiz kıymetsizlik.−ğı kıyye kız kızak.−ği kıymettar kıymık.−ğı kızarıklık.−ğı kıytırıklık.−ğı kıymıklı kıytırık.kıymetleşmek kıymetleştirme kıymetleştirmek kıymetli kıymetli evrak kıymetlilik.−ğı kızak yapmak kızamık.−ğı kızarık.−ğı kızamıkçık.

−ğı Kızık kızıl kızılağaç.kızarış kızarma kızarmak kızartı kızartıcı kızartılı kızartılma kızartılmak kızartma kızartmak kız böceği kız böcekleri kızcağız kızdırıcı kızdırılma kızdırılmak kızdırma kızdırmak kızgın kızgın bulut kızgınlaşma kızgınlaşmak kızgınlık.−cı Kızılay 1311 .

−du kızılkuyruk.Kızılbaş Kızılbaşlık.−ğu 1312 .−ğı kızılboya (bitki) kızılca kızılcadişi (ağaç) Kızılcahamam (ilçe) kızılca kıyamet kızılcık.−ğı kızılcıkgiller kızılcık reçeli kızılcık şurubu kızılcık tarhanası kızılçam Kızılderili Kızılelma Kızılırmak (ilçe) kızıl ısı kızılış kızıl iblis kızılkanat (balık) kızılkantaron kızılkantarongiller kızıl kıyamet kızılkök kızılkurt.

−ğü (yılancık) kızış kızışık.−ğı kızılma kızılmak Kızılören (ilçe) kızıl ötesi kızıl su yosunları kızılsöğüt.−ğı kızışma kızışmak kızıştırış kızıştırma kızıştırmak kızkalbi (bitki) 1313 .−ğı (bitki) kızılyara kızıl yel kızılyörük.−dü kızılşap (renk) Kızıltepe (ilçe) kızıltı kızılyaprak.(kuş) kızıllaşma kızıllaşmak kızıllık.

−ğı kızlık zarı kızma kızmabirader (oyun) kızmaca kızmak kızmemesi (meyve) kız oğlan kız oğlan kız ki kibar kibarca kibar düşkünü kibarlar âlemi kibarlaşma kibarlaşmak kibarlık.kız kardeş kız kızan kız kilimi kız kurusu kız kuşu kızlar ağası kızlık.−ğı kibarlık budalası kibarlık düşkünü 1314 .

−bri kibirleniş kibirlenme kibirlenmek kibirli kibirsiz kibrit kibritçi kibritlik.kibarlık etmek kibar lokması kibarzade kibernetik.−ği Kiğı (ilçe) kik 1315 .−ği kibir.−ği kibrit suyu kibutz kifaf kifafınefs kifafınefs etmek kifaflanma kifaflanmak kifayet kifayet etmek kifayetli kifayetsiz kifayetsizlik.

−di kilit dili kilitleme kilitlemek kilitlenme kilitlenmek kilitletme kilitletmek kilitleyici kilitli kilit mevkii 1316 .−ği Kilis kilise kilise çanı kilise hukuku kilit.−ği kiklâ kiklon kiklotron kil kile kiler kilerci kilermeni kilim kilimci kilimcilik.kikirik.

−lü kilokalori kilolu kiloluk.kilit noktası kilit sarma kilitsiz kilitsiz küreksiz kilit taşı kilit yeri kiliz kiliz balığı kilizman Kilizman killeme killemek killi kilo kiloamper kilogram kilogramağırlık.−ğı kilogramkuvvet kilogrammetre kilohertz kilojul.−ğu kilometre kilometre kare kilometrelerce 1317 .

−ğı 1318 .kilometre taşı kilosikl kiloton kilovat kilovat saat.−ti kilovolt kils kilüs kim kim bilir kimesne kimi kimisi kimi zaman kimlik.−ği kimlik belgesi kimlik kartı kimono kimse kimsecik.−ği kimüs kimya kimyacı kimyacılık.−ği kimsecikler kimsesiz kimsesizlik.

kimya doğrulumu kimyager kimyagerlik.−ğı kinematik.−ği kimya göçümü kimya olmak kimyasal kimyasal savaş kimyasal silâh kimyasal tedavi kimyevî kimyevî tedavi kimyon kimyonî kimyonlu kin kinaye kinayeli kinayeli kinayeli kinci kincilik.−ği kinestezi kinetik.−ği kindar kindarlık.−ği 1319 .−ği kinetik enerji kinik.

−ği kir kira kira arabası kira bedeli kiracı kiracılık.−ğı kira kontratı kiralama kiralamak kiralanma kiralanmak kiralayan kiralayıcı kiralı 1320 .kinin kininli kinin sülfatı kiniş kinizm kinlenme kinlenmek kinli kinsiz kip kipe kipkirli kiplik.

−ğı kiraz reçeli kiraz zamkı kirde kirdeci kirebolu kireç.kiralık.−ğı kiralık adam kiralık ev kiralık kadın kiralık kasa kiralık katil kiralık kız kiraz Kiraz (ilçe) kiraz elması kirazlık.−ci kireççi kireççil kireç fabrikası kireç kaymağı kireç kuyusu kireçleme kireçlemek kireçlenme kireçlenmek kireçleşme 1321 .

kireçleşmek kireçli kireçlik.−ği kiril kiril alfabesi kiriş kirişçi kirişhane 1322 .−di kiremitçi kiremitçilik.−ği kiremit fabrikası kiremithane kiremitli kiremit rengi kirik.−ği kireç ocağı kireçsileme kireçsilemek kireçsiz kireçsizlenme kireçsizleştirme kireçsizleştirmek kireç suyu kireç sütü kireç taşı kireçyeren kiremit.

kirişleme kirişlemek kirişli kirişlik.−ği kirizma kirizma etmek kirizmalama kirizmalamak kirizma yapmak kirizme kirkit kirlenme kirlenmek kirletme kirletmek kirli kirli çamaşır kirli çıkı kirli çıkın kirlihanım peyniri kirli kan kirlilik.−ği kirli sarı kirloş kirloz kirmen kir pas 1323 .

−ği kirpik besleyici kirpikli kirpikliler kirpiksi kirpiksi cisim.kirpi kirpigiller kirpik.−ği kirvelik etmek kisedar kispet kispet çıkarılması kispî kist kistleşme kistleşmek kisve kişi kişi adı bilimi kişi eki kişiler arası kişiler arası ilişki 1324 .−smi kirş kirtikli kirtil kirve kirvelik.

kişileşme kişileşmek kişileştirme kişilik.−bı kitap açacağı kitapça kitapçı 1325 .−ği kişilik dışı kişilikli kişiliksiz kişioğlu kişisel kişiye özel kişizade kişi zamiri kişmirî kişmiş kişneme kişnemek kişneyiş kişniş kişniş şekeri kit kitabe kitabet kitabî kitap.

−ğı kitap dolabı kitap ehli kitap evi kitap kurdu kitaplaştırma kitaplaştırmak kitaplık.kitapçılık.−ği kitapsız kitin kitle kitle haberleşmesi kitlesel kitre kivi kivigiller kiyanus kiyaset kizir klâkson klân 1326 .−ğı kitaplık bilimci kitaplık bilimi kitaplık görevlisi kitap sarayı kitapsever kitapseverlik.

−ğu 1327 .−ği klâsikleşme klâsikleşmek klâsiklik.−ği klikçi klikleme kliklemek klikleşme klikleşmek klima klimatolog.−ği klâsisizm klâsman klâsör klâvsen klâvsenci klâvye klâvyeli kleptoman kleptomani klerikalizm klik.klâpa klâpe klârnet klârnetçi klâs klâsik.

−ği klişehane klişeleşme klişeleşmek klitoris klon klonlama klonlamak klor klor hidrat klor hidrik.−di klorlama klorlamak klorlanma klorlanmak klorlu klorofil 1328 .−ği klorik klorik asit.−bi klips klişe klişeci klişecilik.−ği klinker klinometre klip.klimatoloji klinik.

kloroform klorometri kloroplâst kloroz klorölçer klorür klorürlendirme klorürlendirmek klorürleştirme klorürleştirmek klostrofobi kloş klozet klüz know−how koalisyon koalisyon hükûmeti koaptör kobalt kobalt bombası kobay kobaygiller kobra kobragiller koca Kocaali (ilçe) 1329 .

−ğu kocalak.−ği Kocaeli'ni kocakarı kocakarı ilâcı kocakarılık.−ğı kocakarı masalı kocakarı soğuğu koca koca Kocaköy (ilçe) koca kuşluk.−ğı kocalı kocalık.−ğı kocalma kocalmak kocaltma kocaltmak kocama kocamak kocaman kocamanca kocaman kocaman kocamanlaştırma kocamanlaştırmak 1330 .kocabaş (kuş) kocabaşı koca bebek.

kocaoğlan kocasız kocasızlık.−ğı Koçarlı (ilçe) koçbaşı (direk) koçboynuzu (çengel) koç burunlu Koçhisar (ilçe) koçkar koç katımı koç katımı fırtınası koçlanma koçlanmak koçma 1331 .−ğı koçaklama koçan koçancı koçancılık.−ğı Kocasinan (ilçe) kocatma kocatmak koca yemiş kocayış koç Koç (burç) koçak.

−di koç yumurtası kodaman kodamanlar kodamanlık.−ğı kodein kodeks kodes kodifikasyon kodoş kodoşluk.koçmak koçsama koçsamak koçu koçuşmak koç yiğit.−ğu kof kofa kofalık.−ğı kofana Kofçaz (ilçe) koflaşma koflaşmak kofluk.−ğu kofra koful koğuş 1332 .

−ğı kokak ağaç.−cı kokarca kokart.−cı kokar ağaç.Koh basili kohenit kohezyon kok koka kokain kokainci kokainman kokainoman kokainomani kokak.−dı kokartlı koket koketlik.−ği koketri kokimbit kok kömürü koklama koklamak koklaşma koklaşmak koklaştırma koklaştırmak 1333 .

−ği kokoroz kokorozlanma kokorozlanmak kokot kokoz kokozlanma kokozlanmak kokozluk.−ci kokoreççi kokoreççilik.koklatma koklatmak koklayış kokma kokmak kokmuş kokona kokoreç.−ğu kokpit kokteyl koku koku alma duyusu koku alma organı kokucu kokulandırma kokulandırmak kokulanma 1334 .

kokulanmak kokulu kokulu çayır otu kokulu kiraz kokulu sabun kokurdan kokusuz kokuş kokuşma kokuşmak kokuşturma kokuşturmak kokuşuk.−ğu koku tedavisi kokutma kokutmak kol kola kola cevizi kolacı kolacılık.−ğı kolaçan kolaçan etmek kola çıkma kola çıkmak kolagiller kolağası 1335 .

−ğı kolay kolayca kolaycacık.kol ağzı kolâj kol akımı kolalama kolalamak kolalanma kolalanmak kolalatma kolalatmak kolalayış kolalı kolan kolan balığı kolancı kolancılık.−ğı kolaycı kolaycılık.−ğı kolayda kolay kolay kolaylama kolaylamak kolaylanma kolaylanmak kolaylaşma 1336 .

−ğı kolçaklı sandalye koldaş koldaşlık.−ğu kolçak. −ğu kolektif kolektif çalışma 1337 .−ğu kolej kolejli koleksiyon koleksiyoncu koleksiyonculuk.−ğı kol değirmeni kol demiri koledok.−ğı kol böreği kolcu kolculuk.−ğı kolaylıkla kol bağı kolbastı kolbaşı kolbaşılık.kolaylaşmak kolaylaştırma kolaylaştırmak kolaylık.

kolektifleşme kolektifleşmek kolektifleştirme kolektifleştirmek kolektif ortaklık.−lü kolhoz koli kolibasil kolibri kolibrigiller kolik.−ği kolit kol kapağı kol kemiği kol kola kollama kollamak kollanma 1338 .−ğı kolektif şirket kolektivist kolektivizm kolektör kolemanit kolera koleralı kolesterin kolesterol.

kollanmak kollayıcı kollu kolluk.−ğu kolluk kuvveti kol nizamı kolodyum kolofan koloidal.−li koloit.−di kolokyum kolombiyum kolon koloni kolonya kolonyal kolonyalama kolonyalamak kolonyalanma kolonyalanmak kolonyalı kolonyalist kolordu koloridye kolorimetre kolorimetri kolostrum 1339 .

−ğu koltuk altı koltuk başı koltukçu koltukçuluk.−ğu koltuk değneği koltuk düşkünü koltuk gözü koltuk kapısı koltuk kavgası koltuklama koltuklamak koltuklanma koltuklanmak koltuklu koltukluk.−ğu koltuk meyhanesi kolu uzun kolye kolyoz kolza kom koma 1340 .kol saati kolsu ayaklılar kolsuz koltuğa girme koltuk.

−ğı komalık etmek komalık olmak komandit komandite komanditer komandit ortaklık.komalık.−ği komikleşme komikleşmek 1341 . −ğı komandit şirket komando komando er komar kombi kombina kombinasyon kombine kombinezon kombiyum komedi komedi yazarı komedya komedyacı komedyen komi komik.

−ğı komite komodin komodor komot kompartıman kompas kompetan kompetitif kompilâsyon komple komple kilit.−di kompleks kompleksli komplikasyon komplike kompliman komplo komplocu 1342 .−ği komiser komiserlik.komiklik.−ği komisyon komisyoncu komisyonculuk.−ğu komita komitacı komitacılık.

−ğı komünikasyon komünike komünist komünistlik.komposto kompostoluk.−ği komünizm 1343 .−ğu komşuluk etmek komşuluk yapmak komut komuta komuta etmek komutan komutanlık.−ğu kompoze kompozisyon kompozitör komprador kompres kompresör komprime kompüter komşu komşu açı komşu hatırı komşu kapısı komşuluk.

−ğü 1344 .−ğı konak yavrusu konalga konargöçer konç.−ğı Konak (ilçe) konakçı konaklama konaklamak konaklık.komütatör kona göçe konak.−cu konçerto konçina konçlu konçsuz kondansatör kondenseleşme kondisyon kondisyon aleti kondisyon bisikleti kondom kondurma kondurmak kondüit kondüktör kondüktörlük.

−ğı konfeti konfor konforlu konformizm konforsuz konforsuzluk.konektör konektör pensi konfederasyon konfederatif konfedere konfeksiyon konfeksiyoncu konfeksiyonculuk. −ğu konfeksiyon mağazası konferans konferansçı konferansçılık.−ğu konglomera Kongo Kongolu kongövde kongövdeli kongre koni 1345 .

−ği konma konmak konsa konsantrasyon konsantre konsantre etmek konsantre olmak konsensüs konsept konseptüalizm konser konservatör konservatuvar konserve 1346 .−ği konje konjonktivite konjonktür konkasör konkav konken konkordato konkre konkret konkur konkurhipik.−ği koniklik.konik.

konservecilik.−ği konson konsonant konsorsiyum konstellâsyon konstrüksiyon konstrüktivizm konsulto konsül konsültasyon konsültasyon 1347 .−cu konsolide bütçe konsolit.−ği konsey konsinye satış konsol konsolidasyon konsolide konsolide borç.−di konsolitçi konsolos konsoloshane konsolosluk.−ğu konsol saati konsomasyon konsomatris konsomatrislik.

−ğı kontratlı kontratsız 1348 .−ğı kontak anahtarı kontak kapama kontak lens kontekst kontenjan kontenjan sistemi kontes konteyner kontluk.yapmak konşimento kont kontak.−ğu kontör kontörlü kontörlü telefon kontra kontralto kontra mizana (denizcilik) kontrasomun kontrast kontrat kontratabla kontratak.

−lü kontrolcü kontrol etmek kontrol kalemi kontrol kulesi kontrolör kontrolörlük.−ğı kontrpuan kontur kontuvar konu konuk.kontrat yapmak kontrbas kontrbasçı kontrfile kontrgerillâ kontrol.−ğü kontrol saati kontrpiye kontrplâk.−ğu konukçu konukçuluk.−ğu konuk etmek konuk evi konuk köşesi konuklama konuklamak 1349 .

−ğu konuk olmak konu komşu konuk sanatçı konuksever konukseverlik.−ğı konuşlandırma konuşlandırmak konuşlanma konuşlanmak 1350 .−ği konulma konulmak konulu konum konu mankeni konumlama konumlamak konumlandırma konumlandırmak konumlanma konumlanmak konur konur al (renk) konusuz konuş konuşkan konuşkanlık.konukluk.

−ğu konut konut belgesi konut dokunulmazlığı konut fonu konut kredisi konutlanma 1351 .konuşma konuşma bozukluğu konuşmacı konuşma dili konuşma güçlüğü konuşmak konuşma korkusu konuşmama hakkı konuşma merkezi konuşma yapmak konuşma yetersizliği konuşturma konuşturmak konuşu konuşucu konuşulma konuşulmak konuşumluk.

−ğı Konyalı kooperatif kooperatifçi kooperatifçilik.−ği kooperatifleşme kooperatifleşmek koordinasyon koordinat koordinatlar koordinatör koordine koordine etmek 1352 .konutlanmak konvansiyon konvansiyonel konvansiyonel silâh konveks konveksiyon konvektör konvertibilite konvertibl konvertisör konveyör konvoy Konya konyak.

−ği (para birimi) kopil kopkoyu kopma kopmak 1353 .kopal kopanaki koparan koparılma koparılmak koparış koparma koparmak kopartılma kopartılmak kopartma kopartmak koparttırma koparttırmak kopça kopçalama kopçalamak kopçalanma kopçalanmak kopçalı kopçasız kopek.

−ğu kopuksuz kopuntu kopuz kopuzcu kopya kopyacı kopyacılık.−li koramirallik.−li koramiral.kopolimer kopolimerleşme kopoy kopuk.−ği 1354 .−ğı kopya defteri kopya etmek kopya kâğıdı kopya kalemi kopyalama kopyalamak kopyalanma kopyalanmak kopya mürekkebi kopya yapmak kor kora koral.−ğu kopukluk.

−ği kordon kordon boyu kordone Kore Korece koregraf koregrafi korekt korelâsyon Koreli koreograf koreografi Korgan (ilçe) korgeneral.−li korgenerallik.−ği Korgun (ilçe) korida koridor korindon korkak.−ğı korkakça korkaklık.kordalılar kordiplomatik.−ğı korkaklık etmek korka korka korkalama 1355 .

−ğu korkunç.−ğu korkusuz korkusuzca korkusuzluk.−cu korkunçlaşma korkunçlaşmak korkunçlaştırma korkunçlaştırmak korkunçluk.korkalamak korkma korkmak korku korku damarı korkulma korkulmak korkulu korkuluk.−ğu Korkut (ilçe) Korkuteli'ni (ilçe) korkutma korkutmaca korkutmak korkutucu korlanma korlanmak korlaşma 1356 .

korlaşmak korluk.−ğı korse korseci korsecilik.−ği kornişon korno koro koroner korporasyon korporatif korsan korsanlık.−ğu korna kornea korner korner atışı korner direği kornet kornetçi korniş kornişçi kornişçilik.−ği korseli korsesiz kort korte 1357 .

korte etmek kortej korteks kortizon kortizonlu kortizonlu ilâç.−ğı korumak korumalık.−ğu korugan koruk.−ğu koruk lüferi koruk suyu koruk şerbeti koruluk.−ğı koruma polisi koruma ünsüzü korun korunak.−cı koru korucu korucuk.−ğu koruma koruma aracı korumacılık.−ğu koruculuk.−ğı korunaklı korunaksız 1358 .

−ğı korun dokusu korunga korungalık.koruncak.−ğu koruyucu ünsüz koruyuş korvet korza kosa kosinüs koskoca koskocaman kostak.−ği kostüm kostümcü kostümlü 1359 .−ğı korunma korunmak korunum koruyucu koruyucu hekimlik. −ği koruyuculuk.−ğı kostaklanma kostaklanmak koster kostik.

−ğı koşaltı koşam koşamlama koşamlamak koşar adım koşin koşma koşmaca koşmak koşmalık.−cı koşalık.−ğü koşa koşaç.−ğu koşul koşullama koşullamak koşullandırma 1360 .kostümlük.−ğı koşnil koşturma koşturmak koşturulma koşturulmak koşu koşu atı koşucu koşuk.

−ğu koşutlaştırma 1361 .koşullandırmak koşullanma koşullanmak koşullu koşullu tepke koşullu yan cümle koşulma koşulmak koşulsuz koşulsuz tepke koşum koşum atı koşumcu koşum hayvanı koşumlu koşum takımı koşun koşun koşun koşuntu koşuşa koşuşa koşuşma koşuşmak koşuşturma koşuşturmak koşut koşutçuluk.

−ğu koşu yolu kot kot.koşutlaştırmak koşutluk.−du kota kotan (büyük saban) kotarılma kotarılmak kotarma kotarmak kotlama kotlamak kotlet kotletpane koton kotonperle kotra kov kova Kova (burç) kova kova kovalama kovalamaca kovalamak kovalanış 1362 .

−ğu kovcu kovculuk.kovalanma kovalanmak kovalayış kovalık.−ğu kovulma kovulmak kovuluş kovuntu 1363 .−ğu kovdurma kovdurmak kov etmek kovlama kovlamak kovma kovmak kovucuk.−ğu kovboyluk.−ğı kovan otu kovboy kovboyculuk.−ğu kovuk.−ğı kovan kovan anahtar Kovancılar (ilçe) kovanlık.

−ğı koyar koycuk.−di koyulaşma koyulaşmak koyulaştırma koyulaştırmak 1364 .−ğı koyak.kovuş kovuşturma kovuşturmak kovuşturma yapmak koy koyacak.−ğu koydurma koydurmak koygun koyma koyma akıl koymak koyu koyu gri koyu kahverengi koyu kır koyu kırmızı koyu koyu koyu lâcivert.

−ğu koyu mavi koyun koyun.−ğu koyun dede koyun eti koyungöbeği (mantar) koyungözü (bitki) koyun koyuna koyun mantarı koyuntu koyunyünü(sünger) koyu pembe koyu sarı koyut koyuverme koyuvermek koyu yeşil 1365 .Koyulhisar (ilçe) koyulma koyulmak koyultma koyultmak koyuluk.−ynu (kucak) koyun bakışlı koyuncu koyunculuk.

−ği kozmik.koyverme koyvermek koz koza kozacı kozacılık.−ğı Kozaklı (ilçe) kozalak.−ğı kozalaklılar kozalaksı kozalaksı bez kozalı Kozan (ilçe) kozasız koz helva koz helvacı koz helvası Kozlu Kozluk (ilçe) kozmetik.−ği kozmografya 1366 .−ğı kozak.−ği kozmik ışınlar kozmik madde kozmogoni kozmogonik.

−ği köftehor köftelik.−ği köfte köfteci köftecilik.−ği köçekçe köçeklik.kozmoloji kozmolojik.−ği köhneme köhnemek kök kök bacaklılar kök bilgisi kök boyası kökboyası (bitki) 1367 .−ği köfter köfterlik.−ği köftün köhne köhneleşme köhneleşmek köhnelik.−ği kozmonot kozmopolit kozmos köçek.

−ğü kök doğrayıcısı köken köken belgesi köken bilimci köken bilimi köken bilimsel kökenlenme kökenlenmek kökenli kökensel kökensiz kökertme kökertmek kök işareti kök kaplama kök kırmızısı kök kurdu kökleme köklemek köklendiriş köklendirme köklendirmek kökleniş köklenme 1368 .kökboyasıgiller kökçü kökçük.

−ci Köktürk 1369 .−ği kökten sürme kökteş kökteş tümleç.köklenmek kökleşme kökleşmek kökleştiriş kökleştirme kökleştirmek köklü köklü aile kök mantar köknar köknar sakızı kök sap kök saplı köksel köksü köksüz köksüzlük.−ğü kökten köktenci köktencilik.−ği kökten çiçekli kökten dinci kökten dincilik.

−ği kölelik düzeni kölemen kölesiz kölük.−ğü kömüren kömür kalem kömür kayası kömürleşme kömürleşmek kömürleştirilme 1370 .−ci kömür kömürcü kömürcülük.−ğü kömbe kömeç.Köktürkçe kök yumru kölçer köle köleci köleleşme köleleşmek köleleştiriş köleleştirme köleleştirmek köleli kölelik.

kömürleştirilmek kömürleştiriş kömürleştirme kömürleştirmek kömürlü kömürlük.−ğü kömüş köpek.−ği köpekayası (bitki) köpek balığı köpek balıkları köpek dişi köpekgiller köpekkuyruğu (spor) köpekleme köpeklemek köpekleniş köpeklenme köpeklenmek köpekleşiş köpekleşme köpekleşmek köpekli köpeklik.−ği köpek memesi köpekoğlu 1371 .

−ğü köpükleniş köpüklenme köpüklenmek 1372 .köpekoğlu köpek.−ğu köprü köprü altı çocuğu köprü başı Köprübaşı'nı (ilçe) köprücü köprücük. −ği köpek sarımsağı köpeksiz köpek soğanı köpek soyu köpek üzümü köpoğlu köpoğluluk.−ğü Köprüköy (ilçe) köprüleniş köprülenme köprülenmek köprülü köprü yol köpük.−ğü köprücük kemiği köprücülük.

−cı kör alan kör baca kör bağırsak.−ğı kör boğaz körcesine kör çapa kör dövüşü kör duman kördüğüm köre körebe köreliş 1373 .köpüklü köpüksüz köpüleme köpülemek köpüre köpüre köpürgen köpürme köpürmek köpürtme köpürtmek köpürtücü köpürtüş köpürüş kör kör ağaç.

−ği kör kurşun kör kuyu körkütük.−ğü körlemeden körleniş körlenme körlenmek körleşme körleşmek körleştiriş körleştirme körleştirmek 1374 .körelme körelmek köreltme köreltmek köreşe kör fare kör faregiller körfez Körfez (ilçe) körfezcik.−ği kör hat.−ttı kör kadı kör kandil kör kaya kör köstebek.

−ği kör sıçan kör şans kör şeytan kör talih kör tapa kör topal kör uçuş körük.−ğü körükleme körüklemek körüklenme körüklenmek 1375 .körletiş körletme körletmek körlük.−ğı kör nokta kör ocak.−ği körpelik.−ğü körükçü körükçülük.−ğü kör nişancı kör nişancılık.−ğı Köroğlu kör olası körpe körpecik.

−ği kösemenlik etmek köse sakal köskelmek kös kös köskötürüm kösnü kösnük.−ğü kösnül 1376 .−ği kösem kösemen kösemenlik.körükleyici körüklü körü körüne körüksüz kör yılan kör yılangiller kös kösçü köse Köse (ilçe) köse buğday köseği kösele kösele suratlı kösele taşı köselik.

−ğü kösnülme kösnülmek kösnülü köstebek.−di köşe bucak.−ği köstekleme kösteklemek köstekleniş kösteklenme kösteklenmek köstekleyiş köstekli köstek olmak kösteksiz köstere köşe köşe atışı köşe başı köşebent.−ğı köşe demiri köşe dolabı köşe dönmeci köşe dönücü 1377 .kösnüllük.−ği köstebekgiller köstebek illeti köstek.

−ğü köşegen köşek.−cı köşelik.−ği köşeli parantez köşe minderi köşe penceresi köşe rafı köşesiz köşe taşı köşe vuruşu köşe yastığı köşe yazarı köşe yazarlığı köşe yazısı köşk Köşk (ilçe) köşker 1378 .−ği köşe kadısı köşe kapmaca köşekleme köşeklemek köşe koltuğu köşeleme köşelemek köşeli köşeli ayraç.köşe dönücülük.

−ğü kötülük etmek kötülükçü kötülükçülük.köşkerlik.−ği köşklü kötek.−ği kötü kötü adam kötücül kötü göz kötü kadın kötüleme kötülemek kötüleniş kötülenme kötülenmek kötüleşme kötüleşmek kötüleştiriş kötüleştirme kötüleştirmek kötüleyici kötüleyiş kötülük.−ğü kötülük yapmak kötümseme kötümsemek 1379 .

kötümser kötümserleşme kötümserleşmek kötümserlik.−ğü köydeş köy ekmeği köy enstitüsü köygöçüren köy ihtiyar heyeti köy ihtiyar meclisi köy imamı köy koruculuğu köy korucusu köy köy köyleşme köyleşmek 1380 .−ğü kötürüm olmak köy köy ağası Köyceğiz (ilçe) köycü köycülük.−ği kötü olmak kötürüm kötürümleşme kötürümleşmek kötürümlük.

−ğü köylü kentli köylük yer köylülük.−ğı 1381 .−ğü köy meydanı köy muhtarı köy odası köy orta oyunu köy oyunu köy romanı köy seyirlik oyunu köy türküsü köy yeri köz közleme közlemek közleşme közleşmek kraça kraft kâğıdı kral kralcı kralcılık.köyleştirme köyleştirmek köylü köylü çorbası köylük.

−ği kraliyet krallık.kraliçe kraliçelik.−ğı kramp krampon kraniyoloji krank krater krater gölü kravat kravatlı kravatsız kravl kreasyon kreatör kredi kredi açıcı kredi anlaşması kredi kartı kredileme kredilemek kredilendirme kredilendirmek kredi limiti kredili satış kredi mektubu 1382 .

kredi sözleşmesi kreditör krem krema kremalı kremasız krematoryum kremleme kremlemek kreozot krep krepdöşin kreplin krepon krepon kâğıdı krepsaten kreş kretase kreten kretenizm kreton krezol.−ğu 1383 .−ğu kriminolog.−lü kriket kriko krikocu krikoculuk.

−di krizantem kriz masası krizolit kriz yöneticisi kriz yönetimi kroki krokodil krom kromaj kromatik.−ği 1384 .−ğu kriptoloji kripton kristal.−ği kritisizm kriyoskopi kriz krizalit.−li kristal cam kristalleşme kristalleşmek kristal mavisi kristaloit.−di kriter kritik.kriminoloji kripto kriptolog.

−ği kromatin kromatit kromatofor krome kromlu kromoplâst kromosfer kromotropizm kromozom kron kronaksi kronik.−ği kronometre kros kroşe kruasan krupiye krupiyelik.−ği kruvaze kruvazör 1385 .−ği kronikçi kronikleşme kronikleşmek kronograf kronoloji kronolojik.kromatik iplik.

−ğı kubbe Kubbealtı'nı kubbeli kubbeli delik.ksenofobi ksenon ksilofon kuaför kuartet kubarma kubarmak kubaşma kubaşmak kubat kubatlık.−ğu kucak.−ğı kucak çocuğu kucak dolusu kucak kucağa kucak kucak kucaklama kucaklamak kucaklanış 1386 .−ği kubbeli fırın kubbesiz kubur kuburluk.

kucaklanma kucaklanmak kucaklaşma kucaklaşmak kucaklayış kucaktan kucağa kuçukuçu (köpek) kuçu kuçu (ünlem) kudas kudema kudret kudret hamamı kudret helvası kudretli kudret narı kudretsiz kudretsizlik.−ği kudretten kudurgan kudurganlık.−ğı kudurma kudurmak kudurtma kudurtmak kudurtucu kuduruk.−ğu kuduruş 1387 .

kuduz kuduz böceği kuduz böcekleri kuduzluk.−ğu kuduz otu kudüm kudümzen kûfî kuğu kuğurma kuğurmak kuhi kuintet kuka kukla kuklacı kuklacılık.−ğı kukla oyunu kukla tiyatrosu kuklavarî kukuleta kukuletalı kukuletasız kukumav kul kula 1388 .−ğı kuklalık.

−ğı kulak altı bezi kulakçı kulakçık.−ğı kulaç.−ğı kulaklı somun kulak memesi kulak misafiri kulak misafiri olmak kulak sadakası 1389 .−ğı kulak çivisi kulak davulu kulak demiri kulak dolgunluğu kulak erimi kulak kepçesi kulak kulağa kulaklı kulaklık.Kula (ilçe) kulacık.−ği kulağı tıkalı kulak.−cı kulaçlama kulaçlamak kulaçlayış kulağakaçan kulağı delik.

−ğı kul cinsi kule kul etmek kul hakkı kulis kulis çalışması kulis faaliyeti kulis yapmak kul kâhyası kullandırma kullandırmak kullanıcı kullanılma kullanılmak kullanılmış kullanım kullanış 1390 .kulaksız kulaktan kulaktan dolma kulaktan kulağa kulak tıkacı kulak tırmalayıcı kulaktozu kulak zarı kulampara kulamparalık.

−ğı kuluçka makinesi 1391 .−ği kul oğlanı kuloğlu kul olmak kulp Kulp (ilçe) kulplu kulplu beygir kulpsuz kul taksimi Kulu (ilçe) kuluçka kuluçka devri kuluçka dönemi kuluçkahane kuluçkalık.kullanışlı kullanışsız kullanma kullanmak kullap.−bı kullaşma kullaşmak kulluk.−ğu kullukçu kulluk etmek kulluk kölelik.

−cu kum kuma kumalı Kuman Kumanca kumanda kumanda etmek kumandan kumandan gemisi kumandanlı kumandanlık.−ğu kulübe kulüp.−bü kulüpçü kulüpçülük.−cu kulunlama kulunlamak kulunluk.−ğü kulüpler arası kulvar kul yapısı kulyuç.kuluçka olmak kulun Kuluncak (ilçe) kulunç.−ğı kumandansız 1392 .

−ği kumasız kumaş kumaşçı kumaşçılık.−ğı kumar ebesi kumarhane kumarhaneci kumarhanecilik.−ğı kumar kumarbaz kumarbazlık.−ğı kumarcı kumarcılık.Kumandı kumanya kumanyacı kumanyacılık.−ğı kumaş mengenesi kumaşsız kum balığı kum balığıgiller kumbara kumbaracı kumbarahane kumbaşı (kumsal) kumcu kumcul 1393 .

−ğu kum otu kumpanya kumpas kumpir kumral kumru 1394 .kum çölü kum engereği kum fırtınası kum grisi kum havucu kum havuzu kum kamyonu kum kayası kumkazan kum kekliği kumkuma kumla kumlama kumlamak kumlaştırıcı kumlaştırma kumlaştırmak kumlu Kumlu (ilçe) Kumluca (ilçe) kumluk.

−ğı kundakçı kundakçılık.−cu Kumuk Kumukça kumul kunda kundak.−ğı kumsuz kum taşı kum torbası kumuç.Kumru (ilçe) kumrucu kum saati kumsal kumsallık.−ğı 1395 .−ğı kundaklama kundaklamak kundaklanış kundaklanma kundaklanmak kundaklayış kundaklı kundaksız kundura kunduracı kunduracılık.

−ği kur'acı kurada kur'a efradı kurak.−ğı kural kurala aykırı kurala aykırılık.−ğı kurakçıl kuraklık.kunduru kunduz kunduz böceği kungfu kunt kup kupa kupes kupkuru kupkuru etmek kupon kupür kur kur'a kurabiye kurabiyeci kurabiyecilik.−ğı kuralcı kuralcılık.−ğı 1396 .

kural dışı kurallaşma kurallaşmak kurallaştırma kurallaştırmak kurallı kurallı cümle kuralsız kuram Kurama kuramlaştırma kuramlaştırmak kuramcı kuramcılık.−ğı kuramsal Kur'an kurander Kur'anıkerim kurbağa kurbağa adam kurbağa balığı kurbağa balığıgiller kurbağacık.−ğı kurbağalama kurbağalar kurbağa otu kurbağa testi 1397 .

−ğı kurbanlık koyun kurban olmak kurca kurca çıbanı kurcalama kurcalamak kurcalanış kurcalanma kurcalanmak kurcalayış kurçatovyum kurdele kurdele balığı kurdele balığıgiller kurdeleli kurdelesiz kurdeşen kurdurma kurdurmak kurdurtma 1398 .kurbağazehiri(bitki) kurbağazehirigiller kurban Kurban Bayramı kurban eti kurban etmek kurbanlık.

−ğı kurna kurnalı kurnasız 1399 .−ğı kurmak kurmay kurmay başkanı kurmaylık.kurdurtmak kurgan kurgu kurgu bilimi kurgucu kurguculuk.−ğu kurgulama kurgulamak kurgulanma kurgulanmak kurgulu kurgu masası kurgu odası kurgusal kurgusuz kurk kurlağan kurma kurmaca kurmacılık.

−ğu kurşun erimi kurşungeçirmez kurşun grisi kurşunî kurşunîleşme kurşunîleşmek kurşun kalem kurşunlama kurşunlamak kurşunlanma kurşunlanmak kurşunlaşma kurşunlaşmak 1400 .−ğı kuron kurs kursak.kurnaz kurnazca kurnazlaşma kurnazlaşmak kurnazlık.−ğı kursaklı kursaksız kursiyer kurşun kurşuncu kurşunculuk.

−ğı kurtarış kurtarma kurtarma aracı kurtarmacı kurtarmacılık.kurşunlu Kurşunlu (ilçe) kurşun otu kurşun rengi kurşunsuz kurt.−ğı kurtarma gemisi kurtarmak kurtarma kazısı kurtayağı (bitki) kurtayağı tozu kurtbağrı (bitki) kurt baklası kurt bilimci 1401 .−du kurtağzı Kurtalan (ilçe) kurtarıcı kurtarıcılık.−ğı kurtarılma kurtarılmak kurtarım kurtarımcılık.

−ğu kurt mantarı kurt masalı kurtpençesi (bitki) kurt sineği kurtsuz kurttırnağı (bitki) kurtulma 1402 .kurt bilimi kurtboğan kurtçuk.−ğu kurtçul kurt kapanı kurtkıyan (bitki) kurt köpeği Kurtköy kurt kuş kurt kuyusu kurtlandırma kurtlandırmak kurtlanış kurtlanma kurtlanmak kurtlaşma kurtlaşmak kurtlu kurtluca kurtluk.

−ğı kuru kayısı 1403 .−ğu kuru çay kuru çayır kuru çeşme kuru dere kuru duvar kuru ekmek.−ği kuru kalabalık.kurtulmak kurtulmalık.−ği kuru fasulye kuru filtre kuru gürültü kuru hava kuru iftira kuru incir kuru kafa kuru kahve kuru kahveci kuru kahvecilik.−ğı kurtuluş kurt yeniği kuru Kurucaşile (ilçe) kurucu kuruculuk.−ği kuru erik.

kuru kemik.−ği kuru köfte kuru kuruya kuru kuyu kurul kuru lâf kurulama kurulamak kurulanış kurulanma kurulanmak kurulaşma kurulaşmak kurulayış kurulma kurulmak kurultay kurulu kurulu düzen kuruluk.−ğu kuruluş kuruluşlar bütünü kurum kuruma kurumak kuru meyve kurumlanış 1404 .

kurumlanma kurumlanmak kurumlaşma kurumlaşmak kurumlaştırma kurumlaştırmak kurumlu kurumsal kurumsallaşma kurumsallaşmak kurumsuz kuruntu kuruntucu kuruntu etmek kuruntulu kuruntusuz kuru öksürük.−ğü kuru pasta kuru pil kuru sebze kuru sıkı kuru soğan kuru soğuk.−ğu kuru söz kuruş kuruş kuruş kuruşlandırma 1405 .

kuruşlandırmak kuruşluk.−ğı kurutma makinesi kurutucu kurutulma kurutulmak kurutuş kuru üzüm kuruyasıca kuru yemiş kuru yemişçi kuruyuş kuru yük kuru yük gemisi 1406 .−ğu kuruşu kuruşuna kurut kurutaç.−cı kurutmak kurutma kabı kurutma kâğıdı kurutmalı kurutmalık.−cı kuru tarım kuru temizleme kuru temizleyici kurutma kurutmaç.

−ğu kusturma kusturmak kusturucu kusturuş kusuntu kusur kusur etmek kusurlu kusurluluk.−ğu kuş 1407 .−ğu kusursuz kusursuzluk.−ğü kuskus kuskus çorbası kuskus pilâvı kusma kusmak kusmuk.kuru ziraat.−ği kuskun kuskunlu kuskunsuz kuskunu düşük.−ti kurvaziyer kurya kurye kuryelik.

Kuşadası'nı (ilçe) kuşak.−ğı kuşak bağlama kuşaklama kuşaklamak kuşaklanma kuşaklanmak kuşaklı kuşaksız kuşane kuşanılma kuşanılmak kuşanış kuşanma kuşanmak kuşantı kuşatılma kuşatılmak kuşatış kuşatma kuşatmak kuş bakışı kuşbaşı kuşbaşılı kuşbaz kuş beyinli kuş bilimci 1408 .

kuş bilimi kuşburnu (bitki) kuşçu kuşçubaşı kuşçuluk.−ğu kuşkulandırma kuşkulandırmak 1409 .−ğu kuşdili (dişbudak) kuş dili (çocuk dili) kuşe kuşe kâğıdı kuşekmeği (bitki) kuşet kuşetli kuşetsiz kuş evi kuşgömü(pastırma) kuş gözü (pencere) kuşhane kuş iğdesi kuş kafesi kuşkanadı (tıp) kuş kirazı kuşkonmaz (bitki) kuşku kuşkucu kuşkuculuk.

−ğı kuşlar kuşlokumu (kurabiye) kuşluk.kuşkulanma kuşkulanmak kuşkulu kuşkulu kuşkulu kuşkusuz kuşlak.−ğu kuşluk namazı kuşluk vakti kuşluk yemeği kuşmar kuş otu kuşpalazı (difteri) kuş sütü kuş tüyü kuş uçumu kuş uçuşu kuş uykusu kuş üzümü kuşyemi (bitki) kuş yuvası kut kutan (saka kuşu) kutlama 1410 .

−ğı kutsama kutsamak kutsî kutsîleşme kutsîleşmek kutsiyet kutsuz kutsuzluk.kutlamak kutlanış kutlanma kutlanmak kutlayış kutlu kutlulama kutlulamak kutluluk.−ğu kutu kutucu 1411 .−ğu kutnu kutsal kutsallaşma kutsallaşmak kutsallaştırış kutsallaştırma kutsallaştırmak kutsallık.

−tru kuvantum kuvars kuvarsit kuver kuvertür kuvöz kuvve kuvvet 1412 .−ğu kutu kutu kutulama kutulamak kutulanış kutulanma kutulanmak kutulayış kutulu kutulu telefon kutup.kutuculuk.−tbu kutup engel kutuplanma kutuplanmak kutuplaşma kutuplaşmak kutupsal Kutup Yıldızı kutur.

−ği kuyruklu kurbağa kuyruklular kuyruklu piyano kuyruklu yalan kuyruklu yıldız 1413 .−ğu kuyruk acısı kuyrukkakan kuyruk kemiği kuyruklu kuyruklu kelebek.−ğı kuyruk.kuvvet çifti kuvvet komutanları kuvvetlendirici kuvvetlendiriş kuvvetlendirme kuvvetlendirmek kuvvetleniş kuvvetlenme kuvvetlenmek kuvvetli kuvvetlice kuvvetölçer kuvvetsiz kuvvetsizlik.−ği kuymak.

−ğu kuyudat kuyu fındığı kuyu kebabı kuyum kuyumcu kuyumculuk.kuyruk olmak kuyruksallayan kuyruksallayan− giller kuyruk sokumu kuyruk sokumu kemiği kuyruksuz kuyruksuzlar kuyruksüren kuyruk yağı kuytu kuytuluk.−ğu kuyu kuyu bileziği Kuyucak (ilçe) kuyucu kuyuculuk.−ğu kuyumcu terazisi kuyu suyu kuyu topuğu kuz 1414 .

−ğu Kuzguncuk (ilçe) kuzgunî kuzgunî siyah kuzgunkılıcı (bitki) kuzin kuzine kuzu kuzu dişi kuzu eti kuzugöbeği (mantar) kuzu kapama kuzu kapısı kuzu kestanesi kuzukulağı (bitki) kuzukulağı asidi 1415 .kuzen kuzey kuzeybatı kuzeydoğu Kuzey Kutbu'nu kuzeyli kuzey noktası Kuzey Türkçesi Kuzey Yıldızı kuzgun kuzguncuk.

−ğü küçük.−ği kübist kübizm küçücük.−ğü küçük abdest küçük ad Küçükaslan (yıldız) Küçük Asya küçük ay (şubat) Küçükayı (yıldız kümesi) küçükbaş küçük bey küçük burjuva 1416 .−ğu kuzuluk kapısı kuzu mantarı kuzu sarmaşığı Küba Kübalı kübik.kuzu kuzu kuzulama kuzulamak kuzulaşma kuzulaşmak kuzulu kuzuluk.

−ğü küçük martı küçük mevlit ayı küçük önerme küçük parmak.−ğı küçük sakarca 1417 .küçük çaplı küçük çapta küçükçe Küçük Çekmece (ilçe) küçük dalga küçük dil küçük dil ünsüzü küçük gazete küçük gezegen küçük hanım küçük harf küçük Hindistan cevizi küçük kan dolaşımı küçük karga küçük köprü küçük kumru küçükleşme küçükleşmek küçüklü büyüklü küçüklük.

−ği küf küfe küfeci küfecilik.−ği küfelik olmak 1418 .−ği küçümseme küçümsemek küçümsenme küçümsenmek küçümseyiş küçürek.küçüksemek küçük sesli uyumu küçük şalgam küçük tansiyon küçük terim küçük tövbe ayı küçük ünlü uyumu küçülme küçülmek küçültme küçültme eki küçültmek küçülüş küçümen küçümencik.−ği küfelik.

−ffü küf yeşili küheylân kükre kükreme kükremek kükreyiş kükürt.−frü küfürbaz küfürbazlık.küffar küf kokusu küflendirme küflendirmek küflenme küflenmek küfletme küfletmek küflü küflüce küfran küfretme küfretmek küfür.−ğı küfür küfür küfüv.−dü kükürtatar kükürt çiçeği 1419 .

−lli (bütün) külâh külâhçı külâhımsı külâhlı külâhsız külbastı külbastılık.−ği kül etmek külfet külfetli külfetsiz külfetsizce külhan 1420 .−ğı külçe külçeleşme külçeleşmek kül çöreği küldöken külek.kükürtleme kükürtlemek kükürtlenme kükürtlenmek kükürtlü kükürtsüz kül kül.

−ği külhancı külhanî külhan makinesi külkedisi külleme küllemek külleniş küllenme küllenmek küllî külliyat külliye külliyen külliyet külliyetli küllü küllük.külhanbeyce külhanbeyi külhanbeyi ağzı külhanbeylik.−bı külot pantolon 1421 .−ğü küllük ağzı küllü su kül olmak külot külotlu çorap.

kül rengi kül rengi et sineği kült kül tablası külte kültivatör kültür kültür akımı kültür balıkçılığı kültür bitkileri kültür çevresi kültüre alma kültürel kültürel antropoloji kültürfizik.−gü 1422 .−ği kültür göçü kültürlenme kültürlenmek kültürlü kültürlülük.−ğü kültür ortamı kültür sarayı kültür sitesi kültürsüz kültürsüzlük.−ğü kültür varlıkları külünk.

külüstür külüstürlük.−ğü külyutmaz kümbet küme küme bulut küme çalışması kümeden düşme küme küme kümeleme kümelemek kümeleniş kümelenme kümelenmek kümeleşim kümeleşme kümeleşmek kümeli kümes kümes hayvanları kümülâtif kümültü kümülüs küncü künde kündeleme kündelemek 1423 .

−ğu küp küpe küpe çiçeği küpe çiçeğigiller küpeli küpelik.−ği küpeşte küpleği küpleme küplü küp şeker kür kürar küraso küratör kürdan kürdanlık.−gü künye künyesi bozuk.künefe küngüldeme küngüldemek küngürdeme küngürdemek künh künk.−ğı kürdî 1424 .

kürdîlihicazkâr küre Küre (ilçe) kürek.−ği kürek ayaklılar kürek cezası kürekçi kürekçilik.−fi kürevî küreyici küreyve 1425 .−ği kürek kemiği kürek kürek küre kuşağı küreleme kürelemek kürelenme kürelenmek küreme küremek küremsi küresel küresel gök bilimi küreselleşme küreselleşmek küresel üçgen küresel valf.

kürit küriyum kürk kürkas kürk böceği kürkçü kürkçülük.−ğü kürklü kürneme kürnemek kürsü kürsü başkanı kürsü hocası kürsü şeyhi Kürt kürtaj kürtajcı kürtün Kürtün (ilçe) kürüme kürümek kür yapmak küs küseğen küskü küskün küskün küskün 1426 .

−ğü küs küs küsküt küskütük.küskünleşme küskünleşmek küskünlük.−ğı küstahlık etmek küstere küstüm otu küstürme küstürmek küsuf küsur küsurat küsurlu küsursuz küsü küsülü 1427 .−ğü küslük.−ğü küsme küsmek küspe küstah küstahça küstahlaşma küstahlaşmak küstahlık.

−dı küşayiş küşne küşüm küşümlenme küşümlenmek küt Kütahya kütikül kütin küt inici kütinleşme küt inme küt küt kütle kütleme kütlemek kütlesel kütleşme kütleşmek kütleştirme kütleştirmek kütletme kütletmek 1428 .küsüşme küsüşmek küşade küşat.

−ğü kütükleşme kütükleşmek kütüklük.−ğü kütüphane kütüphaneci kütüphanecilik.−ğı 1429 .kütlü kütlük.−ğü kütör küttedek kütük.−ği kütürdeme kütürdemek kütürdetme kütürdetmek kütür kütür kütürtü küvet Küveyt (*)L L lâ lâakal lâbada lâbirent lâborant lâborantlık.

−ği lâcivert taşı lâçın Lâçin (ilçe) lâçka lâçka etmek lâçkalacma lâçkalacmak lâçkalık.−ğı lâçka olmak lâden lâdengiller lâdenli lâdes lâdes kemiği lâdes oyunu Lâdik (ilçe) lâdin lâdinî lâedri 1430 .lâboratuvar lâboratuvar muayenesi lâbrador lâbros lâciverdî lâcivert.−di lâcivertlik.

−ğı 1431 .−fzı lâflama lâflamak laflaya laflaya lâf olmak lâforizma lâf salatası lâfugüzaf lâfzen lâfzî lâgar lâgos lâgün lâğım lâğımcı lâğımcılık.lâedriye lâf lâfazan lâfazanlık.−ğı lâf ebeliği lâf ebesi lâf etmek lâfız.−ğı lâf cambazı lâf cambazlığı lâfçı lâfçılık.

−ğu lâhos lâhurakî lâhurî lâhut lâhutî lâhza lâhzacık.−ğı lâhzada lâik.−hdi lâhmacun lâhmacuncu lâhmacunculuk.−ğvı lâğvedilme lâğvedilmek lâğvetme lâğvetmek lağvolma lağvolmak lâğvolunma lâğvolunmak lâhana lâhavle lâhika lâhit.lâğım çukuru lâğım döşemi lâğıv.−ği 1432 .

−ği lâin lâisizm lâk.−ğı lâklâka lâklâk etmek 1433 .lâiklecme lâiklecmek lâiklectirme lâiklectirmek lâiklik.−kı lâka lâkacı lâkap.−bı lâkaplı lâkaydî lâkayt lâkaytlık.−ğı lâke lâkerda lâkerdacı lâkırdı lâkırdıcı lâkırdı ebesi lâkırdı etmek lâkırdı kavafı lâkin lâklâk.

−di lâktoz lâl.−li lala lalalık.−ği lâkoz lâkrimal.−ğı lâmaist lâmaizm lâmba lâmbada dansı 1434 .−li lâktaz lâktik asit.−ği lâlettayin lâlezar lâlüebkem lâm lâma lâmacı lâmacılık.lâklâkıyat lâkonik.−ğı lalanga Lalapaca (ilçe) lâle lâle ağacı lâleli lâlelik.

−ğı lâmbasız lâmbri lâme lâmekân lâmekân takımı lâmel lâminarya lâmise lânarkit lândo lândon lânet lânet etmek lânetleme lânetlemek lânetlenme lânetlenmek lânetli langır lungur lângırt lângur lângust 1435 .lâmba karpuzu lâmbalama lâmbalamak lâmbalı lâmbalık.

−ğı lâpa lâpa lâpçın lâpçınlı lâpilli lâpina lâpinagiller lâp lâp Lâpon Lâponca Lâponya Lâponyalı lâppadak Lâpseki (ilçe) lârenjit larghetto largo lârp 1436 .lânolin lânoz lânse lânse etmek lântan lântanit lâp lâpa lâpacı lâpacılık.

−ği lâstik ağacı lâstikçi lâstikli lâstikli söz lâstikotin lâstik tutkalı lâce lâta lâtanya lâteks lâterit lâteritli lâterna lâternacı lâtecbih lâtif lâtifçe lâtife 1437 .lârpadak lârva lârvacıl lâskî lâskine lâso lâsta lâsteks lâstik.

−ği lâubalîyane lâv lâva lâvabo lâvabo bataryası lâvabo musluğu 1438 .lâtifeci lâtife etmek lâtiflik.−ği lâtifundia lâtifundiacılık.−ği Lâtin yelkeni lâtunya Lâubalî lâubalîce lâubalîlecme lâubalîlecmek lâubalîlik.−ğı lâtilokum Lâtin Lâtince Lâtin çiçeği Lâtin çiçeğigiller Lâtin çiçekleri Lâtin dilleri Lâtin halkları Lâtinlik.

lâva etmek lâvaj lâvaj yapmak lâvanta lâvantacı lâvantacılık.−ğı lâyıkıyla lâyık olmak 1439 .−ğı lâv taşması lâvuar lâyemut lâyenkati lâyık.−ğı lâvanta çiçeği lâvantalık.−ğı lâvanta mavisi lâvantin lâvac lâvdanom lâvman lâvrensiyum lâvrovit lâv silâhı lâvsonit lâvta lâvtacı lâvtacılık.

−ği leblebi cekeri leçe leçek.lâyiha lâytmotif lâyuhti Lâz lâza lâzanya Lâzca lâzer lâzım lâzıme lâzımlık.−ğı lâzım olmak Lazlık.−ği leçelik.−bi lebbeyk lebdeğmez lebiderya leblebi leblebici leblebicilik.−ği 1440 .−ğı lâzut L demiri le lebalep.

−li legallecme legallecmek legato legorn leğen leğen ibrik.−ği lehimleme lehimlemek lehimlenme lehimlenmek 1441 .−cri Lefkoca legal.−nnü ledün ilmi lef.−ği leh Leh lehçe Lehçe lehçe bilimi lehçeci lehim lehimci lehimcilik.−ffi leffetme leffetmek leffünecir.ledün.

−ği leke etmek lekeleme lekelemek lekelenme lekelenmek lekeli lekeli humma lekende leke olmak lekesiz leke yapmak leksik birim leksikograf leksikografi 1442 .lehimletme lehimletmek lehimli Lehistan Lehli lehtar lejant.−dı lejyon lejyoner leke lekeci lekeci kili lekecilik.

−ğ lemis.−ği Leninci Lenincilik.−ğu leksikoloji lektör lektörlük.−ği Leninist Leninizm lens lento leopar lep lepiska lepra lerzan lerze lesepase lec 1443 .−msi lenduha lenf lenfa lenfatik.−ği lenfatizm lenfosit lenger lengüistik.leksikolog.

−ği levha levhacı levhacık.−ğı levazım sınıfı levendane levent.−ği 1444 .−ğı levrek.−ğı levhacılık.−di leventlik.lecçil lecçil akbaba lec kargası lecker letafet letarji Letçe Leton dili Letonya Letonyalı leva Levanten levanti levazım levazımat levazımatçı levazım bölüğü levazımcı levazımcılık.

−ğı leylâkî leylek.−ği leylekayağı (bitki) leylekgagası (alet) leylekgiller leylekler leyleksiler leylî leylî meccanî leylünnehar lezar lezbiyen lezbiyenizm lezbiyenlik.−ği leziz lezyon lezzet lezzetlendirme lezzetlendirmek lezzetlenme lezzetlenmek lezzetli 1445 .levrekgiller levüloz levye ley leylâk.

−ği lığ lığlama lığlamak lığlanma lığlanmak lığlı lıkır lıkırdama lıkırdamak lıkır lıkır libas liberal.−ği lezzetsiz lezzetsizlik.−ği liberasyon liberasyon listesi libero libido liboc libre libretto Libya 1446 .−li liberalizm liberallecme liberallecmek liberallik.lezzetlilik.

−di lif lifleme liflemek liflenme liflenmek liflecme liflecmek liflectirme liflectirmek lifli lif lif lift lig liga lignin lika liken liken bilimi likidasyon likide etmek likidite likit.Libyalı Lice (ilçe) lider liderlik.−di 1447 .−ği liet.

−ğı liman reisi limbo lime lime lime limit limitet limitet ortaklık.−ğı limitet cirket limitsiz limnoloji limon limon asidi limonata limonata bardağı limonatacı limonatacılık.−ğı 1448 .likorinoz likör likör bardağı lilâ rengi limaki liman liman cüzdanı liman icçisi limanlama limanlamak limanlık.

−ğu limon otu limon sarısı limon suyu limon tozu limon tuzu limuzin linç.limoncu limon esansı limonî limonî hava limonit limon kabuğu limonküfü (renk) limonlama limonlamak limonlu limonluk.−ci linç etmek lineer linet linin link linolyum linotip linyit lipari 1449 .

−di lipom lipsos lir lira liralık.−li lisanımünasip.−bi lisanî lisaniyat lisans lisansiyer lisanslı lisansüstü lisansüstü eğitim lise liseler arası liseli liste liste başı listeci 1450 .−ğı liret lirik.−ği lirik ciir lirizm lisan lisanıhâl.liparit lipit.

listeleme listelemek literatür litografi litografya litografyacı litografya taşı litoloji litosfer litre litrelik.−ti liyakatli liyakat sahibi liyakatsiz liyakatsizlik.−lü lizöz lobelya 1451 .−ği liyan lizol.−ği liturya lityum lityumlu liva livar livarlı livarlı tekne liyakat.

−ği 1452 .lobi lobici lobicilik.−ğı loğusa otu loğusa şekeri loğusa şerbeti lojik.−ği lobut loca loça loda lodos lodos balığı lodoslama lodoslamak lodosluk.−ğu logaritma logaritma tablosu logaritmik logo logos loğ loğlama loğlamak loğusa loğusa humması loğusalık.

−ğı lokmacılık.−ğı lokma etmek lokma göz lokma gözlü lokma lokma lokman ruhu lokma tatlısı lokomobil 1453 .−ğı lokantalı lokatif lokavt lokma lokma anahtar lokma başlığı lokmacı lokmacık.−li lokalizasyon lokalize etmek lokanta lokantacı lokantacılık.lojistik.−ği lojistik dairesi lojistik hizmet lojman lok lokal.

−ğı lonca ustası longa longoz longplay lop lopçuk.−ğu lop et lop incir lop lop loppadak lopur lopur lopur lop yumurta lor lorentiyum lort.−du lorta 1454 .lokomotif lokomotifli lokomotifsiz lokum lolo lololo lombar lomboz lonca loncacılık.

−ğu losyon loc locça loclacma loclacmak loşlaştırma loşlaştırmak loşluk.−ğı lotus lök lökleme löklemek lökoplâst lökosit lökoz lökün löp 1455 .−ğu lota lotarya lotaryacı lotaryacılık.lortlar kamarası lostra lostracı lostra salonu lostromo lostromoluk.

−lü lük lük boyası lüks lüks baskı lüks hayat lüks koltuk.−ğu 1456 .−ği lügol.löp löp löpür löpür lös lösemi lösemit lûmbago lûnapark lup lustrin lûtî lûtr Lübnan Lübnanlı lüfer lüferci lüfergiller lügat.−ti lügatçe lügatçi lügatçilik.

−ğü lüpletme lüpletmek lüpten Lüterci Lütercilik.−i lüks tarife lüle Lüleburgaz (ilçe) lüleci lüleci çamuru lülecilik.lüks lâmbası lüksmetre lüks mevki.−ği lütesyum lütten lütfetme lütfetmek 1457 .−ti lünet lüp lüpçü lüpçülük.−ği lüleli lüle lüle lüle taşı lümen lümensaati.

−ğu lüzumsuz adam lüzumsuzca (*)M M maada maaile maalesef maalmemnuniye maarif maarifçi maaş maaş bordrosu maaşlı maaşsız 1458 .−ğı lüzucet lüzucî lüzum lüzumlu lüzumlu lüzumsuz lüzumsuz lüzumsuzluk.−tfu lütufkâr lütufkârane lütufkâr!ık.lütfeyleme lütfeylemek lütuf.

−ği mablak.−di mabet ağacı mabeyin.−ğı mabude mabut.−ğı maceralı maceraperest macerasız macun macuncu macunculuk.−yni mabeyinci mabeyincilik.−dı mabet.−ğu 1459 .−du Macar Macar biberi Macarca Macar ineği Macaristan Macarlık.−ğı Macar salamı macera maceracı maceracılık.maatteessüf maazallah mabat.

macun küreği macunlama macunlamak macunlanma macunlanmak macunlaşma macunlaşmak maç maça maça beyi maça kızı Maçka (ilçe) maç maç maço maçuna maç yapmak Madagaskar Madagaskarlı madalya madalyalı madalyasız madalya töreni madalyon madalyoncu madam madama madara 1460 .

−ği 1461 .−ği maddeleşme maddeleşmek maddesel maddesel nokta maddeten maddî maddîleşme maddîleşmek maddîlik.madara etmek madaralaşma madaralaşmak madara olmak madde madde başı maddeci maddecilik.−ği maddiyat maddiyet madem mademki maden Maden (ilçe) maden bilimi maden cevheri madenci madencilik.

−ğı madik.−ği maderzat.−dı madımak.−ği madikçi 1462 .maden damarı maden devri maden filizi maden gazı madenî madenî para madenî yağ madenî yün madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı madensel madensi maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü mader maderşahî maderşahîlik.

−ğı magazin magazinleşme magazinleşmek magma magmasal 1463 .−ğı mafyalaşma mafyalaşmak mafyalık.madik etmek madikleme madiklemek madlen madrabaz madrabazlık.−bu madun maestoso maestro mafevk mafiş mafsal mafya mafyacı mafyacılık.−ğı maganda magandalık.−ğı madreporlar madrup.

−ğu mağfiret mağfiret etmek mağfur mağlûbiyet mağlûp.−bu mağlûp etmek mağlûp olmak mağmum 1464 .−ği magnezyum magnezyum karbonat magnezyum klorür magnezyumlu magnezyum sülfat magri mağara mağara bilimci mağara bilimi mağara resmi mağara sesi mağaza mağazacı mağaza önü satışı mağdur mağduriyet mağdurluk.magmatik.

−lli mahalle mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle bekçisi mahallece mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalleli mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallî mahallî idare mahallîleşme mahallîleşmek 1465 .−bi mağrur mağrurane mağrurca mağrurcasına mağrurlanma mağrurlanmak mağrurluk.−ğu mağşuş mahal.Mağribî mağrip.

mahallî seçim mahana maharet maharetli maharetsiz maharetsizlik.−hvı mahir 1466 .−du mahfaza mahfazalı mahfe mahfi mahfil mahfuz mahfuzen mahıv.−bu mahcubiyet mahcup.−ğu mahcup olmak mahcur mahcuz mahdum mahdut.−ği mahbes mahbube mahbup.−bu mahcup etmek mahcupluk.

−ği mahkemelik olmak mahkeme masrafı mahkûk mahkûkât mahkûm mahkûmane mahkûm etmek mahkûmiyet mahkûm olmak mahlâs mahlep.mahirane mahitap.−bı mahiye mahiyet mahkeme mahkeme duvarı mahkeme kapısı mahkeme kararı mahkemeleşme mahkemeleşmek mahkemeli mahkemelik.−lü mahlût 1467 .−bi mahlûk mahlûkat mahlûl.

−ği mahrem mahremiyet 1468 .mahmude mahmudiye Mahmudiye (ilçe) mahmul.−ğu mahmuz mahmuz çiçeği mahmuzlama mahmuzlamak mahmuzlanma mahmuzlanmak mahmuzlu mahna mahpus mahpushane mahpusluk.−ğu mahra mahrama mahreç.−ci mahrek.−lü mahmur mahmur bakış mahmur çiçeği mahmurlaşma mahmurlaşmak mahmurluk.

mahremlik.−lü mahsulât mahsuldar mahsup.−bu mahsup etmek mahsur mahsus mahsusen mahşer mahşer günü mahşerî mahşer midillisi mahunya mahur mahurbuselik.−ği mahut mahvetme mahvetmek 1469 .−ği mahrukat mahrum mahrum etmek mahrumiyet mahrum olmak mahrut mahrutî mahsuben mahsul.

−ğı mahya ışıklığı mahya kiremidi mahyalık.−ğı mahya şenliği mahzar mahzen mahzun mahzunane mahzun etmek mahzunlaşma mahzunlaşmak mahzunluk.−ğu mahzun mahzun mahzun olmak mahzur mahzurlu maî mail maile mailiinhidam mail olmak 1470 .mahviyet mahvolma mahvolmak mahya mahyacı mahyacılık.

−bli makabline şamil makadam makadamlama makadamlamak makak.main maişet maiyet maiyet memuru majeste majör majör gam majüskül makabil.−ğı makale makam makam arabası makam odası makam otomobili makam ödeneği makam şoförü makam tazminatı makara makaralı makaralı kuş makarena makarna 1471 .

−ğı makas hakkı makaskâr makaslama makaslamak makaslama vuruş makaslanma makaslanmak makaslı makaslı böcek.−lü makbul olmak makbuz Makedon Makedonca Makedonya Makedonyalı maket maket bıçağı 1472 .−ği makas payı makastar makat makber makbul.−ğı makas makasçı makasçılık.makarnacı makarnacılık.

−ği makferlân maki makigiller makilik.−ği makro makrome makromeli makrosefal.−ği makine makineci makine dolabı makine gücü makineleşme makineleşmek makineleştirme makineleştirmek makineli makineli tabanca makineli tüfek.−li maksat.−ği makine odası makine yağı makinist makinistlik.maketçi maketçilik.−dı maksatlı 1473 .

−ğı makyajlama makyajlamak makyajlı makyaj odası 1474 .−ği maksimal.−u maktu fiyat maktul.maksatsız maksi maksi etek.−lü makule makul olmak makûs makyaj makyajcı makyajcılık.−li maksimalist maksimizasyon maksimize etmek maksimum maksure maksut.−lü maktul olmak makul.−du makta.−ı maktel maktu.

−ğı 1475 .makyajsız makyaj takımı makyaj yapmak Makyavelcilik.−ği Makyavelizm mal mala malafa malaga malak.−ğı malakit malaklama malaklamak malalama malalamak malama malarya Malatya malayani malaz Malazgirt (ilçe) mal beyanı mal bildirimi mal birliği malca mal canlısı malcılık.

−cı mal edinmek malen mal etmek Malezya Malezyalı malgama malın gözü malı taşı malî malî analist malî belge malî cebir malî destekçi malihulya malî işler malik malikâne Malikî Malikîlik.malç.−ği malikiyet malik olmak malî senet.−di maliye maliyeci maliyecilik.−ği maliyet 1476 .

maliyet fiyatı maliyetli maliyetsiz malî yıl Malkar Malkara (ilçe) Malkarca malkıran malkoç mallanma mallanmak mal müdürlüğü mal müdürü mal mülk mal olmak mal para mal sahibi mal sandığı malt Malta Malta eriği Malta humması Maltalı Malta palamudu Malta taşı Maltepe (ilçe) maltız 1477 .

−lü malûlen malûl gazi malûliyet malûllük.−ğü malûm malûmat malûmat edinmek malûmatfuruş malûmatfuruşluk. −ğu malûmatlı malûmat sahibi malûmatsız malûmattar malûmattar etmek malûm olmak malûmu ilâm etmek mal varlığı malya malzeme mama 1478 .Maltız Maltız keçisi maltlanma maltlanmak maltoz malûl.

−ği mamul.−lü mamulât mamur mamure mamut mana manaca manalandırma manalandırmak manalı manalı manalı manas manasız manasızlık.mamafih Mamak (ilçe) mamaliga mambo mamelek.−ğı manastır manat manav Manavgat (ilçe) manavlık.−ğı manca mancana mancelina 1479 .

mancınık.−ğı 1480 .−ğı mancınıkçı mancınık işi Mançu Mançuca manda mandacı mandacılık.−ğı mandagözü (yirmi kuruş) mandal mandalina mandallama mandallamak mandallanma mandallanmak mandallı mandalsız mandapost mandar mandarin mandarinlik.−ği mandater mandepsi mandıra mandıracı mandıracılık.

mandolin mandolinci manej manen manevî manevî evlât.−dı manevî ilim.−lmi manevî tazminat maneviyat manevî zarar manevra manevra fişeği manevra yapmak manga mangal mangal kömürü mangal yağı mangal yürekli mangan manganez manganin mangır mangırlı mangırsız mangiz mango mani (ruh hastalığı) 1481 .

−ği mânia mânialı manidar manifatura manifaturacı manifaturacılık.−ğı manifesto Manihaizm manika manikür manikürcü manikürcülük.−si (şiir türü.mâni.−i. engel) Mani Manicilik.−ğü manikürlü manikürsüz mâni olmak maniple manipülâsyon manipülâtör Manisa Manisa kebabı Manisa lâlesi manişka manita 1482 .

manitacı manitacılık.−ğı manken mankenlik.−ğı mantar çorbası mantardoğuran mantarhane mantar hastalığı 1483 .−ği manolya manolyagiller manometre mansap.−ğı manivelâ manivelâlı mankafa mankafalık.−bı mansiyon manşet manşon mantalite mantar mantar ağacı mantar bilimci mantar bilimi mantarcı mantarcılık.−bı mansıp.

−ğı mantık dışı mantıken mantıkî mantıklı mantık öncesi mantıksal mantıksız mantıksızlık.−ğı 1484 .−ğı mantıkça mantıkçı mantıkçılık.mantar kent mantarlama mantarlamak mantarlar mantarlaşma mantarlaşmak mantarlı mantarlık.−ğı mantar meşesi mantar özü mantarsı mantar tabakası mantar tabancası mantı mantıcı mantık.

−ği manyetik alan manyetik disk manyetik kart manyetik kartuş manyetik kaset manyetik şerit.−ğu mantosuz manüel manya manyak.−ğı Manyas (ilçe) manyat manyetik.−ğı manyakça manyaklaşma manyaklaşmak manyaklık.−di manyetik tambur manyetit manyetize 1485 .manti mantin mantinota mantis manto mantolu mantoluk.

−ğı manyeto manyetofon manyetolu manyetometre manyezi manyezit manyok manzara manzaralı manzarasız manzum manzume Maocu Maoculuk.−ğı marabut maral 1486 .manyetize etmek manyetize olmak manyetizma manyetizmacı manyetizmacılık.−ğu mapa mapus mapushane maraba marabacılık.

−di margarin marifet 1487 .−ği mareşallik asası margarik asit.−ğı marazlık etmek marda Mardin mareşal.−ğu marangoz mengenesi maranta Maraş dondurması Maraş işi maraton maratoncu maraz maraza marazî marazlanma marazlanmak marazlı marazlık.marangoz marangoz balığı marangozhane marangozluk.−li mareşallik.

marifetli marifetsiz marihuana marina marinacılık.−ği marketing 1488 .−ğı mariz marizleme marizlemek marj marjinal.−li marjlı mark marka markacı markaj markalama markalamak markalanma markalanmak markalı markasız marke marke etmek market marketçi marketçilik.

−ği maron marpuç.−dı marn marnlama marnlamak maroken marokenci marokencilik.marki markiz markizet markka markör Marksçı Marksçılık.−ğı Marksist Marksizm marley Marmara (ilçe) Marmara çırası Marmara Ereğlisi'ni (ilçe) Marmaris (ilçe) marmelât.−cu marpuççu mars Mars 1489 .

mars etmek marsık.−ğı mart dokuzu martı martıgiller martin martini mart kedisi martolos maruf marufiyet marul marulcu marulcuk.−ğı marsıvan marsıvan ayısı marsıvan eşeği marsıvan otu mars olmak marş marşandiz marş marş mart martaloz martaval martavalcı martavalcılık.−ğu 1490 .

marul gübresi Marunî maruz maruzat maruz olmak marya marya ağı mas.−ssı masa masa başı masa başında masaj masajcı masajlama masajlamak masal masal âlemi masalcı masalımsı masallaştırma masallaştırmak masa örtüsü masara masarif masarika masa saati masat.−dı 1491 .

−ğı masif masiko mask maskanyin maskara maskaraca maskara etmek maskaralanma maskaralanmak maskaralaşma maskaralaşmak maskaralık.masa tablası masa takvimi masa tenisi masa topu masa üstü yayıncılık.−ğı maskara olmak maskarat maskarata maske maskeleme maskelemek maskelenme maskelenmek maskeli 1492 .

−ğı maslûp. −ğı maslak.−bu masmavi masnu masnuat mason mason locası masonluk.maskeli balo maskesiz maskot maslahat maslahatgüzar maslahatgüzarlık.−ğu masör masöz masraf masraf etmek masraf kapısı masraflı masrafsız masruf massetme massetmek mastar mastara 1493 .

−ğu masum masum masun masuniyet masura maş maşa maşacı maşacılık.master mastı mastı çiçeği mastika mastor mastur masturi mastürbasyon masum masumane masume masumiyet masumluk.−ğı maşala maşalama maşalamak maşalanma maşalanmak maşalı 1494 .

maşalık.−ğı matbah matbu.−ği matematikçi 1495 .−ğı maşalık etmek maşallah maşatlık.−u matbua matbuat matem matematik.−ğı maşer maşerî maşlah maşrapa maşrık maşuk maşuka mat matador matafora matafyon matah matara matbaa matbaacı matbaacılık.

−li materyalist materyalizm mat etmek matine matiz matizlik.−li matriks 1496 .matematiksel matem ayı matem havası matemli materyal.−ı matlaşma matlaşmak matlaştırma matlaştırmak matlık.−ği matiz olmak matkap.−bı matla.−bu matmazel mat olmak matrah matrak.−ğı matlup.−ğı matrakçı matriarkal.

−ği mavimsi mavimtırak.−ğı maviş mavna mavnacı mavruka mavzer maya 1497 .−ğu matrut.matris matris kâğıdı matruş matruşluk.−du matuf matuh maun maval mavera mavi mavi boncuk.−ğu mavihastalık.−ğı mavikantaron (bitki) maviküf (hastalık) mavileşme mavileşmek mavili mavilik.

−ğu mayın mayıncı mayın gemisi mayınlama mayınlamak mayınlanma mayınlanmak mayınlı mayınsız 1498 .−ğı mayası bozuk.−ğu mayasıl mayasıl otu mayasız maydanoz maydanozgiller mayhoş mayhoşluk.maya ağacı mayabozan mayalama mayalamak mayalandırma mayalandırmak mayalanma mayalanmak mayalı mayalık.

−i mayistra maymun maymun balığı maymuncuk.−ğu mayonez mayonezli 1499 .−ğu maymun iştahlı maymunlar maymunlaşma maymunlaşmak maymunlaştırma maymunlaştırmak maymunluk.−ğu maymunsu mayna mayna etmek mayo mayocu mayoculuk.mayın tarlası mayıs mayıs böceği mayıs böcekleri mayıslı mayışma mayışmak mayi.

−ğu mazmun maznun mazoşist 1500 .mayşor maytap.−ğı mazarrat mazbata mazbata muharriri mazbut mazeret mazeret kâğıdı mazeretli mazeretsiz mazgal mazgallı Mazgirt (ilçe) mazhar mazhariyet mazhar olmak mazı Mazıdağı'nı (ilçe) mazılık.−ğı mazı meşesi mazi mazlum mazlumluk.−bı mazak.

−lü mebzuliyet mecal.−li mecalsiz mecalsizlik.mazoşizm mazot mazotlama mazotlamak mazruf mazur mazurka mazuryum me meal.−ğu mebzul.−li mealen mebde.−ği mecaz mecazen mecazî mecazlı mecbur 1501 .−i mebiz meblâğ mebni mebus mebusluk.

−u mecmua mecmuacı mecmuacılık.mecburen mecbur etmek mecburî mecburî hizmet mecburiyet mecbur olmak meccanen meccanî mecelle mecidit mecidiye Mecitözü'nü (ilçe) meclis meclisara meclis araştırması meclûp.−bu mecmu.−ğı mecnun mecnunane mecnunca mecnun olmak mecra mecruh Mecus 1502 .

−ği medeniyetsiz medeniyetsizlik.−thi 1503 .−ği medet.−ği meczup.−zri medenî Medenî Kanun medenîleşme medenîleşmek medenîleştirme medenîleştirmek medenîlik.−ğı meddücezir.Mecusî Mecusîlik.−ği medenî nikâh medeniyeci medeniyet medeniyetçilik.−di medih.−bu meç meçhul.−lü meçhulât medar medarıiftihar medar olmak meddah meddahlık.

−lü medrese medreseli medüz medya medya camiası medyacı medya maydanozu medya starı medyatik.−ğu medyun medyun olmak mefahir mefharet mefhum mefhumcu mefhumculuk.−cu mefret 1504 .Medine kurdu meditasyon mediyastin medlûl.−ğu mefkûre mefkûreci mefkûrecilik.−ği medyum medyumluk.−ği meflûç.

−ğu meftun olmak mef'ul.−ğu megavat megavatlık.−ğı meğer meğerki meğerse mehabet mehabetli 1505 .−lü mega megafon megahertz megaloman megalomani megapol.−lü mega store megaton megatonluk.−ğı mefsuh meftun meftun etmek meftuniyet meftunluk.mefruş mefruşat mefruşatçı mefruşatçılık.

−ği mekanikleştiricilik. −ği 1506 .−ği mehtap.−ği mekanikçi mekanikçilik.−bı mehtaplı mehter mehteran mehterbaşı mehterhane mehter musikisi mehter müziği mehter takımı mehter yürüyüşü meitneryum mekân mekân akustiği mekâncı mekân grupları mekanik.mehaz mehdî mehel mehil mehil müddeti mehle Mehmetçik.

−ğu mektuplaşma mektuplaşmak mektup üstü melâike 1507 .−bi mektep çocuğu mektep kaçağı mektepli mektup.−bu mektupçu mektupçuluk.mekanizasyon mekanize mekanize birliği mekanizm mekanizma mekân zarfı mekik.−ği mekik diplomasisi mekik oyası mekkâre mekkâreci meknuz mekruh meksefe Meksika Meksikalı mektep.

−ği melânurya melâs melce.−ği mel'anet melânit melânkoli melânkolik.melâl.−i melek.−li melâmet Melâmî Melâmîlik.−ci meles meleş meleşme meleşmek melez melezleme melezlemek melezleşme melezleşmek 1508 .−ği meleke melek otu melekût meleme melemek melengiç.

−ği melodram melon meltem mel'un mel'unca melül melül mahzun melül melül memalik.−ği memat memba.−ı memba suyu meme 1509 .−ği melfuf melfufen melhuz melik melike Melikgazi (ilçe) melinit melisa mel mel melodi melodik.melezleştirme melezleştirmek melezlik.

−ği memeli memeliler mememsi meme süngeri memişhane memleha memleket memleketçi memleketçilik. 1510 .−u memnuiyet memnu meyve memnu mıntıka memnun memnunca memnun etmek memnuniyet memnuniyetle memnuniyetsiz memnuniyetsizlik.−ği memleket havası memleketler arası memleketli memlûk.−kü memnu.meme başı meme bezi memecik.

−n'i menafi.−ği memnunluk.−i menafiiumumiye menajer menajerlik.−ğu men.−ği menakıp.−ğu mendelevyum menderes Menderes (ilçe) mendil mendilli 1511 .−ğu memnun memnun memnun olmak memorandum memul.−bı menakıpname mendebur mendeburluk.−lü memul olmak memur memure memur etmek memurin memuriyet memurluk.

−ği menfaatperver 1512 .mendilsiz mendirek.−di menetme menetmek meneviş menevişlenme menevişlenmek menevişli menfa menfaat.−ti menfaatçi menfaat düşkünü menfaatperest menfaatperestlik.−ği menedilme menedilmek menekşe menekşegiller menekşe gözlü menekşe gülü menekşe rengi menemen Menemen (ilçe) menenjit menent.

menfaattar menfez menfi menfilik.−i menşeli menşe şahadetnamesi 1513 .−bu mensup olmak mensur mensur şiir menşe.−lü menkul kıymetler menolunma menolunmak menopoz mensubiyet mensucat mensup.−ği menfur Mengen (ilçe) mengene menhiyat menhus meni menisk menkıbe menkul.

−sı mera bitkileri merak merak etmek meraklandırma meraklandırmak meraklanış meraklanma meraklanmak meraklı merak olmak meraksız meraksızlık.−li meram 1514 .−ğı meral.−ği menşur menteşe mentol.Menşevik Menşeviklik.−lü mentollü menus menüsküs menzil menzilci menzile mepsuten mera.

Meram (ilçe) meram etmek merasim merasimli merasim salonu merasimsiz merbut merbutiyet merbut olmak mercan mercan adası mercan ağacı mercan balığı mercancı mercaniğnesi (işleme) mercan kaya mercanköşk (bitki) mercanlar mercanlı mercan otu mercan resifi mercan teknesi mercan terliği mercan tespih mercan yeşili mercan yılanı 1515 .

−ği meres meret.−di 1516 .−ği mercimek çorbası mercimek kemiği mercimek köftesi mercimekli köfte merdane merdaneleme merdanelemek merdiven merdiven altı merdiven boşluğu merdivenci merdiven evi merdiven korkuluğu merdivenkovası (mimarlık) merdivenli merdiven sahanlığı merdivensi merdivensiz merdümgiriz merek.−i mercimek.mercek.−ği mercekli merci.

−bu merhaba merhabalaşma merhabalaşmak merhale merhamet merhameten merhamet etmek merhametli merhametsiz merhametsizce merhametsizlik.−ği merhem merhemleme merhemlemek merhem olmak merhum merhume merhum olmak mer'i Meriç (ilçe) meridyen meridyen aralığı meridyen çemberi meridyen dairesi meridyen düzlemi Merih 1517 .mergup.

−ti merkep.−ği merkezî yıkama 1518 .merinos merinos koyunu meristem mer'iyet merkantilist merkantilizm merkat.−bi merkepçi merkez merkez açı merkezce merkezci merkezcil merkezcilik.−ği merkezî merkezî ısıtma merkezî idare merkezîleşme merkezîleşmek merkezîleştirme merkezîleştirmek merkezî ülke merkeziyet merkeziyetçi merkeziyetçilik.

−ği mermer kireci mermerleşme mermerleşmek mermerli mermerlik.−bu Merkür merlânos mermer mermerci mermercilik.−ği mermerşahi mermi merserize 1519 .merkezî yönetim merkezkaç merkezkaç kuvvet merkezkaçlama merkezleme merkezlemek merkezlenme merkezlenmek merkezleşme merkezleşmek merkezleştirme merkezleştirmek merkum merkûp.

−di mertçe mertebe mertek.−ği mertlik.−ği Meryem ana meryemana asması meryemana dikeni meryemanaeldiveni (bitki) meryemana kuşağı meryem pelesengi merzengûş Merzifon (ilçe) mesabe mesafe 1520 .mersi mersin Mersin mersin ağacı mersin balığı mersin balığıgiller mersin balıkları mersingiller mersin morinası mersiye mersiyehan mert.

−ği mesaha mesai mesai saati mesai yapmak mesaj mesamat mesame mesane mescit.−di mesel meselâ mesele mesel olmak mesen meserret meserretle meses mesh mesh etmek Mesih mesire mesirelik.mesafeli mesafelik.−ği mesken meskenet Mesket Türkleri 1521 .

−ğı mesmu.−di mesnetli mesnetsiz mesnevî mesrur mest mestane mestçi mestçilik.−ği mest etmek mest olmak mestur mesture mes’udane 1522 .−u mesnet.−lli meskût meslek.meskûkât meskûn meskûn mahal.−ği meslekî meslek içi eğitim mesleksel mesleksiz mesleksizlik.−ği meslektaş meslektaşlık.

−ği mes'ul olmak mes'ut.−ti meşakkatli meşakkatsiz meş'ale meş'aleci meşatlık.−lü meşgul etmek meşguliyet 1523 .−u meşe meşecik.Mesudiye (ilçe) mes'ul.−lü mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik.−ği meşe odunu meşe palamudu meşgale meşgul.−ği meşe kömürü meşelik.−du mes'ut etmek mes'ut olmak meşakkat.−ğı meşbu.

−u meşrubat meşrubatçı meşruhat meşruiyet meşrulaşma meşrulaşmak 1524 .−ğı meşk meşk etmek meşkûk meşkûr meşrep.−du meşhut cürümler mahkemesi meşhut suç meşihat meşime meşin meşin suratlı meşin yuvarlak.−di meşhur meşhurluk.−ğu meşhur olmak meşhut.meşgul olmak meşher meşhet.−bi meşru.

−ı metabolizma metafor metafizik.−di 1525 .−ği metalografi metaloit.−ği metafor metal.−ği metafizikçi metafizikçilik.−ddi meta.meşrulaştırma meşrulaştırmak meşru müdafaa meşrut meşruta meşruten meşruten tahliye meşrutî meşrutiyet meşrutiyetçi meş'um meşveret meşveret etmek met met.−li metal bilimi metalik.

−ğı metal yorulması metamorfik.−ği meteliksiz meteliksizlik.−ği metal yatak.−ği metapsişik.−ği metamorfizm metamorfoz metan metanet metanetli metanetsiz metanetsizlik.−ği meteor meteorit meteorolog.−ğu meteoroloji meteoroloji istasyonu 1526 .−ği metastaz metatez metazori metbu.metalsi metalürji metalürjik.−u metelik.

−ğu metraj metrajlı metrdotel 1527 .−li methaldar methetme methetmek methiye methüsena metil metilen metilik.−ği meteor taşı metfen metfun methal.−ği metot.−tni (yazı) metis metodik.meteorolojik. dayanıklı) metin.−ği metin (sağlam.−du metotlu metotsuz metotsuzluk.−ği metodoloji metodolojik.

−ği metres metre sistemi metreslik.−ği metre metre kare metre küp metrelik.−lü metropolit metropoliten metruk.−ği metrik sistem metris metro metroloji metronom metropol.−du mevcut durum mevcut olmak 1528 .−ği metrik.−kü metrukât metruke metrukiyet mevali mevcudat mevcudiyet mevcut.metrdotellik.

−i mevkuf mevkufen mevkufiyet mevkut mevkute mevlâ (sahip) Mevlâ (Tanrı) Mevlevî Mevlevîhane Mevlevîlik.−u mevduat mevduat defteri mevhibe mevhibeiilâhiye mevhum mevize mevki.−du mevrut.−di mevlit alayı mevlithan Mevlit Kandili mevlit şekeri mevlût.−ği Mevlevî pilâvı mevlit.mevdu.−du mevsim 1529 .

−i mevziî mevzilenme mevzilenmek mevzu.−ğı meyane 1530 .−ği mevsimli mevsimsiz mevsimsiz mevsuf mevsuk mevt mevta mevut mevzi.−u mevzuat mevzulu mevzun mevzusuz mevzuubahis.−hsi mevzuubahsetme mevzuubahsetmek mey meyan meyan balı meyancı meyancılık.mevsimli mevsimlik.

−ğı meydancılık.−ğı meydan muharebesi meydan saati meydan savaşı meydan sazı meyhane meyhaneci meyhanecilik.−yli meyilli meyilsiz meyletme meyletmek meymenet meymenetli meymenetsiz 1531 .−ğı meydan dayağı meydanî meydan korkusu meydanlık.meyan kökü meydan meydancı meydancık.−ği meyhaneci otu meyhane pilâvı meyil.

meymenetsizlik.−ği meyus meyus etmek meyusiyet meyus olmak meyve meyve ağacı meyve bahçesi meyveci meyvecilik.−ği meyve suyu 1532 .−ği meyvedar meyve dışı meyve ezmesi meyvehoş meyve içi meyve kabuğu meyvelenme meyvelenmek meyveli meyvelik.−ği meyve ortası meyve reçeli meyve sineği meyve sineğigiller meyvesiz meyvesizlik.

meyve şekeri meyve yaprak.−ğı meyyal.−ği 1533 .−ğı mezar taşı mezat.−ği mezellet mezesiz mezgeldek.−ği mezcetme mezcetmek meze mezeci mezecilik.−li meyyit mezalim mezamir mezar mezarcı mezarcılık.−dı mezatçı mezat malı mezbaha mezbele mezbelelik.−ğı mezar kaçkını mezarlık.−ği mezelik.

mezgit mezgitgiller mezhebi geniş mezhep.−ği meziyet meziyetli mezkûr mezoderm mezon Mezopotamya mezosfer mezozoik.−ğı mıgri mıh 1534 .−ği mezozom mezraa mezru mezun mezuniyet mezun olmak mezura mezür mezzosoprano mı mıgırlık.−bi mezhepçi mezhepçilik.

−ğı mıntıka 1535 .mıhlama mıhlamak mıhlanma mıhlanmak mıhlayıcı mıhlı mıhsıçtı mıhsıçtılık.−ğı mıklep.−ğı mıncıklama mıncıklamak mıncıklanma mıncıklanmak mıncık mıncık mıncırık.−bi mıknatıs mıknatısî mıknatısiyet mıknatıslama mıknatıslamak mıknatıslanma mıknatıslanmak mıknatıslı mıknatıslı ibre mıknatıslı iğne mıknatıslık.

−ğı mısır özü 1536 .−ğı mısır Mısır Mısır baklası mısırcı mısır ekmeği Mısır fulü mısır kalburu Mısırlı mısırlık.−ğı mırnav mırra mısdak.mırıldama mırıldamak mırıldanış mırıldanma mırıldanmak mırıl mırıl mırıltı mırın kırın mırın kırın etmek mırlama mırlamak mırmır (kedi) mır mır mırmırık.

mısır püskülü Mısır tavuğu Mısır turnası mısır unu mısır yağı mıskal mıskala mısmıl mısra.−ğı mızıka mızıkacı mızıkalı mızıkçı mızıkçılık.−ı mıstar mışıldama mışıldamak mışıl mışıl mışmış mıymıntı mıymıntılık.−ğı mızıkçılık etmek mızıklanma mızıklanmak mızıldanma mızıldanmak mızıma 1537 .

−li mızraksı mızraksız mızrap.−dı mibzer miçel miço mide mide ağzı mideci mide fesadı mide görüm midegörür 1538 .mızımak mızırdanma mızırdanmak mızmız mızmızca mızmızlanma mızmızlanmak mızmızlık.−ğı mızmızlık etmek mızrak.−ğı mızraklı mızraklı ilmihâl.−bı mızraplı mi miat.

−ği miftah migmatit migren miğfer Mihalgazi (ilçe) Mihalıççık (ilçe) Mihalıççık peyniri mihanikî mihenk.−ği midilli Midilli Midyat (ilçe) midye midyeci midyecilik.−ğı 1539 .−ği midyelik.mide kapısı midesiz midevî midi midibüs midibüsçü midi etek.−gi mihenk taşı mihman mihmandar mihmandarlık.

−ği 1540 .−ti mihr mihrabımsı mihrace mihrak mihrap.−ğu mikrobiyoloji mikrodalga mikrofilm mikrofon mikrofoncu mikrofonik.mihman olmak mihnet.−bı mikaşist mikoloji mikos mikoz mikro mikroamper mikrobik.−ği mikrobiyolog.−bı mihver mika mikado mikalı mikalı cam mikâp.

−ğu mikropsuz mikropsuzlandırma mikropsuzlandırmak mikropsuzlaştırma mikropsuzlaştırmak mikrosefal.−li mikrosinema mikroskobik.mikrokok mikrolit mikrometre mikron mikroorganizma mikrop.−bu mikroplanma mikroplanmak mikroplu mikropluk.−bu miksefe mikser miktar mikyas mikyaslı mikyassız mil milâdî 1541 .−ği mikroskop.

−dı milâttan önce milâttan sonra mildiyu milel milenyum milföy milföy hamuru milibar miligram mililitre milim milimetre milimetrik.−ğı militarist 1542 .−ği milimikron milimi milimine milis militan militanlaşma militanlaşmak militanlaştırma militanlaştırmak militanlık.milâdî takvim milâdî tarih Milâs (ilçe) milât.

−ğı millet meclisi milletsever milletseverlik.−ği milî hüviyet millî iktisat.−ği millîleşme millîleşmek millîleştirme millîleştirmek 1543 .−ği millettaş milletvekili milletvekilliği millî millî eğitim millî ekonomi millî gelir millî güvenlik.−dı millî irade millî kimlik.militarizm millenme millenmek millet milletçe milletler arası milletler arasıcılık.

−ği millî marş Millî Mücadele millî müdafaa millî savunma millî takım milliyet milliyetçi milliyetçilik.−ği milyonlarca milyonluk.−ğı milyon milyoner milyonerlik.millîlik.−ği milliyetperver milliyetperverlik.−ği milliyetsever milliyetseverlik.−ğu mim mimar mimarbaşı 1544 .−ği milyarlarca milyarlık.−ği milliyetsiz milyar milyarder milyarderlik.

−ği minarecilik.−ği mimleme mimlemek mimlenme mimlenmek mimli mimoza minakop minare minare boyu minareci minarecik.−ği minare gölgesi minare kırması minareli minaresiz minber minder minder altı mine mineci mine çiçeği mine çiçeğigiller 1545 .mimarî mimarîsiz mimarlık.−ğı mimik.

−ği mini etek.−ği minimal.−li mineral bilimci mineral bilimi mineralleştirici mineralleştirme mineralleştirmek mineralli mineralli yağlar mineralog.mineleme minelemek mineli mineral.−ğü minicik.−ği mini gösterici minik.−li minimetre minimini minimize minimize etmek 1546 .−ğu mineraloji mineralsiz mini minibüs minibüsçü minibüsçülük.

−ğı minnoş minör mintan mintanlık.minimum mini put mink minkale minnacık.−cı Miraç Gecesi 1547 .−ğı minnet minnet etmek minnettar minnettarane minnettarlık.−ğı mintarafillâh minüskül minval.−ğü minyatürleştirme minyatürleştirmek minyon mir mira miraç.−li minyatür minyatürcü minyatürcülük.

−ği misafir odası misafirperver misafirperverlik.−li 1548 .Miraç Kandili miralay miralaylık.−ği misafir salonu misak Misakımillî misal.−ği mirat mirî mirîci mirî kâtibi mirim mirî mal mirliva mirlivalık.−ğı mirza mis misafir misafirhane misafirlik.−ğı miras mirasçı mirasyedi mirasyedilik.

−ği miskin miskin mis sabunu mister mistik.−sli misilleme misina misis misk miskal.−ği 1549 .misel misil.−li misket misket oyunu miskin miskinane miskince miskinhane miskinler tekkesi miskinleşme miskinleşmek miskinlik.−ği mistisizm mis üzümü misvak misyon misyoner misyonerlik.

−li mitral darlığı mitral hücreler mitral kapakçığı mitral yetersizliği mitral yetersizlik.−ği mitos mitoz mitral.mit mitil miting mitingci mitleşme mitleşmek mitleştirme mitleştirmek mitokondri mitoloji mitolojik. −ği mitralyöz miyane miyar miyasma miyav miyavlama miyavlamak 1550 .

miyavlatma miyavlatmak miyaz miyokart.−cı mizaçgir mizaçgirlik.−dı miyom miyon miyop.−ğu miyosen miza mizaç.−bu miyopluk.−ğı mizahî mizan mizana mizanpaj mizanpli mizansen mizantrop mnemotekni mobil 1551 .−ği mizaçlı mizaçsız mizah mizahçı mizahçılık.

−ği modelist modellik.−ğı moda evi modalaşma modalaşmak modalaştırma modalaştırmak moda olmak model modelâj modelci modelcilik.−ği model salonu modem moderato modern 1552 .mobilet mobilize mobilize etmek mobilya mobilyacı mobilyacılık.−ğı mobilyalı mobilyasız moda modacı modacılık.

−ği modern mobilya modifikasyon modistra modül modülâsyon modüler modüler sistem Moğol Moğolca Moğolistan Mohs ölçeği moka mokasen mola molas molasız mola taşı Moldova Moldovalı 1553 .modernizasyon modernize modernize etmek modernleşme modernleşmek modernleştirme modernleştirmek modernlik.

−ğı monden Mondros monetarist monetarizm Mongolist Mongolistik.−dı monatçılık.−ğu moloz taş moltalık.−ğı Molotof kokteyli moloz moloz duvar molozluk.−ğı moment momentum monadizm monarşi monarşist monarşizm monat.molekül moleküler molibden molibdin molla mollalık.−ği monist 1554 .

−lü monolog.−bi monoton monotonlaşma monotonlaşmak monotonluk.−ğu monsenyör mont montaj montajcı montajcılık.monitör monizm monogam monogami monografi monokl.−ğu monopol.−lü monoray monoteist monoteizm monotip.−ğı monte etmek montör mor moral.−li moral çöküntü moral eğitimi 1555 .

−ğu mormenekşe mor ötesi 1556 .−ği morg morg raporu morina Moritanya Moritanyalı morkaraman morlaşma morlaşmak morluk.moralizm morarış morarma morarmak morartı morartma morartmak moratoryum moren morfem morfin morfinlenme morfinlenmek morfinman morfoloji morfolojik.

−ğı mostra olmak motamo 1557 .−ğu moruklaşma moruklaşmak morukluk.−ğu morulâ morumsu morumtırak.mors Mors Mors alfabesi morsalkım morsgiller mortadella mortlama mortlamak morto mortocu moruk.−ğu Moskof toprağı mosmor mostra mostralık.−ğı Moskof Moskof camı Moskof gâvuru Moskofluk.

−ği 1558 .motamo çeviri motel motelci motelcilik.−ği motif motifli motifsiz motivasyon motive etmek motopomp motor motorbot motorcu motorculuk.−ğu motorin motorize motorkros motorkrosçu motorlu motorlu taşıt motorlu tren motor yağı motosiklet mototren motris motto mozaik.

−ğı muahede muahedename muaheze muaheze etmek 1559 .−ğı mozalak.mozaikçi mozaik döşeme mozaik plâka mozak.−ğı Mozambik mozole möble möbleli möblesiz mönü mösyö mu muaccel muacciz muaddel muadele muadelet muadil muaf muafiyet muafiyet sınavı muaflık.

−ğı muammer muammer olmak muannit.−ği muamelât muamele muamele etmek muamma muammalı muammalık.−di muaraza muare muarefe muarız muasır muasırlaşma muasırlaşmak muaşaka 1560 .−bi muallâ muallâk muallel muallim muallime muallimlik.muahezename muahhar muahharen muakkip.

muaşeret muaşeret adabı muattal muattar muavenet muavenet etmek muavin muavinlik.−ği muayede muayene muayeneci muayene etmek muayenehane muayene olmak muayyen muayyeniyet muazzam muazzep.−bi muazzep etmek muazzep olmak muazzez mubah mubassır mubayaa mubayaacı mubayaa etmek mucibince 1561 .

−ğu mucur Mucur (ilçe) muço Mudanya (ilçe) mudarebe mudi.−i mudil Mudurnu (ilçe) mufassal mufla muflon muflonlu mugaddi mugalâta mugalâtacı muganni muganniye mugayeret mugayir 1562 .−di mucize mucizeli mucuk.−bi mucir mucit.−bi mucip olmak mucip sebep.mucip.

−ği muhaddep.muğber muğber olmak Muğla muğlâk muhabbet muhabbet çiçeği muhabbet çiçeğigiller muhabbet etmek muhabbet kuşu muhabbetname muhabbet tellâlı muhaberat muhabere muhabereci muhabere etmek muhabere memuru muhabere sınıfı muhabir muhabirlik.−ği muhaceret muhaceret etmek muhacim muhacir muhacir arabası muhacirlik.−bi 1563 .

−ğı muhafazalı muhafazasız muhafız muhafız alayı muhafız kıt'ası muhafızlık.−li muhalefet muhalefet etmek muhalefet partisi muhalefet şerhi muhalif muhallebi muhallebici muhallebicilik.−ği muhallebi çocuğu Muhammed 1564 .−ğı muhakeme muhakeme etmek muhakeme usulü muhakkak muhakkik muhal.muhaddis muhafaza muhafaza etmek muhafazakâr muhafazakârlık.

−bi muharrem muharrer muharrik muharrir muharrirlik.−bi muhasiplik.−ği muhasım muhasır muhasip.−ği muhassala muhassas muhassasat muhassenat 1565 .Muhammedî muhammen muhammes muhammin muharebe muharip.−ği muharriş muhasamat muhasara muhasara etmek muhasebat muhasebe muhasebeci muhasebecilik.

−ği muhik.−lli muhip.−bbi muhit muhit edinmek muhkem 1566 .−bı muhatap olmak muhatara muhataralı muhavere muhavere etmek muhavereli muhavvil muhavvile muhayyel muhayyer muhayyerbuselik.−kkı muhil.muhassıl muhat muhatap. −ği muhayyerkürdî muhayyerlik.−ği muhayyersümbüle muhayyile muhbir muhbirlik.

−ğı muhtaç olmak muhtar muhtariyet muhtarlık.−bi muhtaç.−lli muhtelif muhtelis muhtelit muhtemel muhtemelen muhtemel olmak muhterem muhteri muhteris muhteriz muhtesip.−cı muhtaç etmek muhtaçlık.−bi muhteşem muhteva 1567 .−ğı muhtasar muhtasaran muhtekir muhtel.muhlis muhrik muhrip.

−ği mukaar mukabele mukabeleci mukabele etmek mukabeleli mukabelesiz mukabil mukaddem mukaddema mukaddeme mukadder mukadderat mukaddes mukaddesat mukaddesatçı mukaddime mukaffa mukallit.muhtevi muhteviyat muhtıra muhzır muin muinli muinsiz muit.−di mujik.−di 1568 .

mukallitlik.−ği mukannen mukarenet mukarrer mukarrerat mukassem mukassi mukataa mukataalı mukattar mukavele mukaveleli mukavelename mukavelesiz mukavemet mukavemetçi mukavemet etmek mukavemet koşusu mukavemetli mukavemetsiz mukavim mukavva mukavves mukavvi mukayese mukayese etmek mukayeseli 1569 .

mukayyet mukayyet olmak mukayyit.−lü mum aydınlatma mum boya mum boyası mum cilâsı mumcu mum çiçeği mum direk.−di mukteza muktezi mukus mulâj mulâj kâğıdı mum mum ağacı mumaileyh mum ampul.−di mukim mukni.−ği 1570 .−i mukoza mukriz muktebes muktedir muktedir olmak muktesit.

−ğı munfasıl munis 1571 .−ğu mumlu kâğıt.−dı mum olmak mum palmiyesi mumsöndü mumya mumyalama mumyalamak mumyalanma mumyalanmak mumyalaşma mumyalaşmak mundar mundarlık.mum duruşu mum etmek mumhane mumlama mumlamak mumlanma mumlanmak mumlaşma mumlaşmak mumlayıcı mumlu mumluk.

−ğı murabba.−bı muntazam muntazaman muntazır muntazır olmak munzam murabaha murabahacı murabahacılık.−bi munkariz munsap.munkabız munkalip.−ı murabıt murabut murabut kuşu Muradiye (ilçe) murafaa murahhas murahhaslık.−bı murakıplık.−ı murat.−dı 1572 .−ğı murana murassa.−ğı murakabe murakabe etmek murakıp.

−ği musakka musalla musallat musalla taşı musallat etmek musallat olmak musalli musandıra musanna.−bi musahiplik.−ğı Murgul (ilçe) muris murt Musabeyli (ilçe) musaddak musaffa musahabe musahhih musahhihlik.murat etmek Muratlı (ilçe) murç.−ı musannif 1573 .−ği musahip.−ği murdarlık.−cu murdar murdarilik.

−ğu muslukçu muslukçuluk.−ğı muslihane muslin musluk.−bi 1574 .−ğu musluklu musluksuz muson Mustafa Kemalpaşa (ilçe) Mustafa Kemalpaşa tatlısı mustarip.musap.−ği Mushaf musır.−bı musavver Musevî Musevîlik.−rrı musibet musikar musiki musikişinas muska muska böreği muskacı muskacılık.

−bı mutabakat mutabık mutabık olmak 1575 .−ğu mut Mut (ilçe) muta mutaassıp.mustarip etmek mustatil muş Muş muşamba muşambalaşma muşambalaşmak muşmula muşmula suratlı muşta muştalama muştalamak muştu muştucu muştulama muştulamak muştulanma muştulanmak muştulu muştuluk.

−ği mutekit.mutaf mutallâka mutantan mutariza mutasarrıf mutasarrıflık.−ğı mutasavver mutasavvıf mutasyon mutasyonist mutasyonizm mutat.−di mutemetlik.−ği mutena muteriz 1576 .−ğu muteber muteber olmak mutedil mutedillik.−di mutemet.−dı mutatabbip.−bi mutavaat mutavaat fiili mutavassıt mutazarrır mutçuluk.

mutezile mutfak.−ğı mutfak dolabı mutfak havalan− dırması mutfak havlusu mutfak merdiveni muti.−ğı mutlak sıfır mutlandırma mutlandırmak mutlanma mutlanmak mutlu mutluca mutlu etmek mutlulandırma 1577 .−ğı mutlaka mutlak değer mutlakıyet mutlak mera mutlak nem mutlak sıcaklık.−i Mutki (ilçe) mutlak mutlakçı mutlakçılık.

mutlulandırmak mutlulanma mutlulanmak mutluluk.−ğu muttali.−ti muvafakat etmek muvaffak muvaffakıyet muvaffakıyetli muvaffakıyetsiz muvaffakıyetsizlik. −ği 1578 .−ğu mutluluk çubuğu mutluluk zinciri mutlu olmak mutmain mutmain olmak mutsuz mutsuzlaşma mutsuzlaşmak mutsuzluk.−i muttali olmak muttarit muttasıf muttasıl muvacehe muvafakat.

muvaffak olmak muvafık.−ği muvazi muvazzaf muvazzaf hizmet muvazzaflık.−ğı muvahhit.−ğı muvazzaf subay muylu muylu yatağı muymul muz 1579 .−di muvakkat.−ti muvakkaten muvakkit muvakkithane muvasala muvasalat muvasalat etmek muvaşşah muvazaa muvazaalı muvazat muvazene muvazeneli muvazenesiz muvazenesizlik.

−lli muztar mü mübadele mübadele etmek mübadil mübahase mübalâğa 1580 .−ğı muzır yayın muzip.muzaffer muzafferane muzafferiyet muzaffer olmak muzaheret muzahir muzgiller muzır.−rrı muzırlaşma muzırlaşmak muzırlık.−ği muziplik etmek muzlim muzmahil.−bi muzipçe muzipleşme muzipleşmek muziplik.

mübalâğacı mübalâğacılık.−ği mücamaa mücavir mücazat mücbir mücbir sebep.−di mücahitlik.−ği mübarek ay mübarek gün mübarek otu mübareze mübaşeret mübaşir mübaşirlik.−ği mübayenet mübeşşir mübeyyiz mübrem mücadele mücadeleci mücahit.−ğı mübalâğa etmek mübalâğalı mübalâğasız mübarek.−bi mücehhez 1581 .

mücellâ mücellit.−di mücellithane mücellitlik.−di müdafaa müdafaa etmek müdafaaname müdafi.−bi mücerret.−ği mücevher kutusu mücevher mahfazası mücevher tarih mücmel mücrim mücver müçtehit.−ği mücerrep.−i müdahale müdahale etmek müdahil müdana 1582 .−di mücessem mücevher mücevherat mücevherci mücevhercilik.

−ği müddet müddetli müddetsiz müdebbir müdekkik müdellel müderris müderrislik.müdana etmek müdara müdara etmek müdavi müdavim müdavim olmak müddei müddeialeyh müddeiumumî müddeiumumîlik.−ği müdevven müdevvenat müdevver müdire müdrik müdrike müdrir müdür 1583 .

−bi müellefat müellif müemmen müennes müesses müessese müesseseleşme müesseseleşmek müessif müessir müessiriyet müessir olmak müessis müeyyide müezzin müezzinlik.−di müeccel müeddep.−ğü müdür muavini müdür yardımcısı müebbet.−ği müfekkire müferrih müfessir müfettiş 1584 .müdüriyet müdürlük.

−mmi mühimmat mühimseme mühimsemek mühimsemezlik.−di müflis müfredat müfredat programı müfret.−di müfrez müfreze müfrit müfritlik.−ği 1585 .−ği müfsit.−ği müheyya müheyyiç.−di müft müftehir müfteri müftü müftülük.−ci mühim.−ği müfit.−ğü müge mühendis mühendishane mühendislik.müfettişlik.

−hrü mühürcü mühürcülük.mühlet mühlik mühliye mühmel mühre mühreleme mührelemek mühreli mühresenk.−gi mührüsüleyman mühtedi mühür.−ğü mühürdar mühür gözlü mühürleme mühürlemek mühürlenme mühürlenmek mühürletme mühürletmek mühürlü mühür mumu mühür pensi mühürsüz müjde 1586 .

−ği mükerrer mükerreren mükevvenat mükeyyifat mükrim müktesebat müktesep.−bi 1587 .−ği mükâfat mükâfaten mükâfatlandırma mükâfatlandırmak mükâleme mükedder mükedder olmak mükellef mükellefiyet mükemmel mükemmelen mükemmeliyet mükemmellik.müjdeci müjdeleme müjdelemek müjdelenme müjdelenmek müjdeli müjdelik.

müktesep hak.−kkı mülâhaza mülâhaza yapmak mülâhazat mülâhazat hanesi mülâhham mülâkat mülâkat yapmak mülâki mülâki olmak mülâyemet mülâyim mülâyimlik.−ği mülâzım mülemma.−di mülk mülkî 1588 .−ı mülevven mülevves müleyyin mülga mülhak mülhakat mülhak bütçe mülhem mülhem olmak mülhit.

−ği 1589 .mülkî idare mülkî idare amiri mülkiye mülkiye idadîsi mülkiyeli mülkiye mektebi mülkiye memuru mülkiye müfettişi mülkiyet mülteci mültefit mültezim mültimedya mültipleks mültivizyon mümanaat mümanaat etmek mümarese mümas mümasil mümbit mümessil mümesillik.−ği mümin müminlik.−ği mümeyyiz mümeyyizlik.

−ği münasip.−ğı münakalât münakale münakasa münakaşa münakaşa etmek münakaşalı münasebat münasebet münasebetiyle münasebetli münasebetsiz münasebetli münasebetsiz münasebetsizlik.−ğı münafıklık.mümkün mümkün mertebe mümkün olmak mümtaz mümteni.−bi münavebe münavebeli münazaa 1590 .−i münacat münadi münafık.

münazara müncer.−ği münekkit.−di münekkitlik.−li münhani münharif münhasır münhasıran münhat.−rri müncer olmak mündemiç.−ği münevver münezzeh münfail münferiden münferit.−ci mündericat münderiç.−ci münebbih müneccim müneccimbaşı müneccimlik.−ttı münhezim münkesir münkir 1591 .−di münfesih münhal.

−ğü 1592 .münşeat münşi müntahabat müntahap.−gi mürdüm mürdüm eriği mürdümük.−ği mürdesenk.−ği müptedi müptelâ müptelâ olmak müptezel müracaat müracaatçı müracaat etmek müradif mürai mürailik.−bi münteşir münzevi müphem müphemiyet müphemlik.−bi münteha müntehir müntesip.−bı müntahip.

−bi mürettiphane mürettiplik.−di mürt mürteci.−di müritlik.−i mürtefi.−ci mürit.−i 1593 .−ği mürevviç.−bi mürettip.−ği müreccah müreffeh müreffehen mürekkep.−ği mürşit.−bi mürekkep balığı mürekkepçi mürekkepleme mürekkeplemek mürekkeplenme mürekkeplenmek mürekkepli mürekkep olmak mürettebat mürettep.mürebbi mürebbiye mürebbiyelik.

−ddi mürt olmak mürur müruriye müruruzaman mürüvvet mürüvvetli mürüvvetsiz mürver müsaade müsaade etmek müsabaka müsabık müsademe müsadere müsadere etmek müsadif müsait. −ğı müsamahalı 1594 .−bi mürtesem mürtet.mürtekip.−di müsakkafat müsamaha müsamaha etmek müsamahakâr müsamahakârlık.

−di müshil müskirat Müslim Müslüman Müslüman adam Müslümanlaştırma 1595 . −ğı müsamere müsavat müsavatçılık.−ğı müsavatsız müsavatsızlık.müsamahasız müsamahasızlık.−bi müseccel müseddes müsekkin müsellem müselles müsellesat müsellim müselsel müsemma müsemmen müsevvit.−ğı müsavi müsebbip.

−i müstahsil müstahzar müstahzarat müstait.−ğı müsmir müspet müspet ilimler müsrif müsriflik.−ddi müstakar.Müslümanlaştırmak Müslümanlık.−lli müstakim müstamel 1596 .−ği müstacel müstacelen müstaceliyet müstafi müstağni müstahak müstahak olmak müstahdem müstahkem müstahkem bölge müstahkem mevki.−rrı müstakbel müstakil.

−ği müstehlik müstehzi müstekreh müstelzim müstemirren müstemleke müstemlekeci müstemlekecilik.müstantik müstantiklik.−ği müstecir müstefit müstefit etmek müstehase müstehcen müstehcenleşme müstehcenleşmek müstehcenlik.−ği müstear müstebat müstebit.−di müstebitlik.−di müstenkif müstensih müsterih 1597 .−ği müsteniden müstenit.

−ğı müsteşrik müstevi müstevli müstezat.−ği müşebbeh 1598 .−di müşareket müşareket etmek müşareket fiili müşarünileyh müşavere müşavir müşavirlik. −dı müşabehet müşabih müşahede müşahede etmek müşahhas müşahit.−ği müsveddelik kâğıt.−dı müsvedde müsvedde defteri müsveddelik.müsterih olmak müstesna müsteşar müsteşarlık.

müşekkel müşerref müşerref olmak müşevveş müşevvik müşfik müşir müşirlik.−di müşrik müştak.−ği müşkül müşkülât müşkülâtlı müşküle müşkülleşme müşkülleşmek müşkülpesent.−kkı müştehi müşteki müşteki olmak müştemilât müşterek.−ği müşterek bahis. −hsi müştereken müşteri Müşteri (Jüpiter) 1599 .

−ği müteakiben müteakip.−di müteaffin müteahhit.−di müteahhitlik.müşteri hizmeti müt'a mütalâa mütalâa etmek müt'a nikâhı mütareke müteaddit.−bi mütealiye müteallik müteammim mütearife mütebahhir mütebaki mütebasbıs mütebeddil mütebessim mütecanis mütecasir mütecaviz mütecessis mütedair mütedavil 1600 .

−di mütekâmil 1601 .mütedavil sermaye mütedeyyin müteessif müteessif olmak müteessir müteessir olmak mütefekkir mütefennin müteferrik müteferrika mütegallibe mütehakkim mütehammil müteharrik mütehassıs mütehassıslık.−ğı mütehassis mütehassis etmek mütehassis olmak mütehavvil mütehayyir mütehevvir müteheyyiç.−ci mütekabil mütekabiliyet mütekait.

mütekâsif mütekebbir mütekellim mütelezziz mütemadi mütemadiyen mütemayil mütemayiz mütemekkin mütemerkiz mütemmim mütenakıs mütenakız mütenasip.−bi mütenavip.−i müteradif müterakim müterakki müterakki vergi mütevelli heyeti mütercem 1602 .−bi mütenazır mütenebbih müteneffir mütenekkir mütenekkiren mütenevvi.

−di müteverrim 1603 .−i mütevakkıf mütevali mütevazı.mütercim mütercimlik.−ği mütereddi mütereddit.−ı mütevazi mütevazin müteveccih müteveccihen müteveffa mütevehhim mütevekkil mütevelli mütevellit.−di müteselli müteselli olmak müteselsil müteselsil borç.−cu müteselsil kefil müteşebbis müteşekkil müteşekkir mütetebbi.−di mütesanit.

−di müthiş müttefik müttefikan müttehiden müttehit.müteyakkız mütezayit.−di müvekkil müvellidülhumuza müvellidülma müverrih müvesvis müvezzi.−i müvezzilik.−ği müyesser müyesser olmak müzaheret müzaheret etmek müzahir müzahrefat müzakerat müzakere müzakereci müzakere etmek müzakere yapmak müzayaka müzayede 1604 .

−ği müzevirlik etmek müzeyyen müziç.−bi müzeci müzecilik.−ği müzik dolabı müzikhol.−ci müzik.−lü müzik köşesi müzik kutusu 1605 .−ği müzehhep.−ği müzevir müzevirleme müzevirlemek müzevirlik.−li müzikalite müzik bilimci müzik bilimi müzik corner müzikçi müzikçilik.müze müzebzep.−bi müzekker müzekkere müzelik.−ği müzikal.

−ğu müzikoloji müzik salonu müziksever müziksiz müzisyen müzmin müzminleşme müzminleşmek müzminleştirme müzminleştirmek müzminlik.−ği (*)N N na naaş naat nabekâr 1606 .müziklendirme müziklendirmek müzikli müzik market müzik odası müzikolog.

−i nafile nafile namazı nafile yere nafiz 1607 .−ğı naçar naçiz naçizane nadan nadanca nadanlık.−ğı nadide nadim nadim olmak nadir nadirat nadiren nafaka nafakalanma nafakalanmak nafıa nafi.nabız.−ğı nadas nadas etmek nadaslı nadaslık.−bzı nacak.

−hvi nahiye nahiye müdürü nahoş naif nail nail olmak naip.−ği nakarat 1608 .−bi naiplik.nafta naftalin naftalinleme naftalinlemek naftalinlenme naftalinlenmek nagehan nağme nağmeli nağmesiz nağme yapmak nah nahak nahak yere nahır nahırcı nahif nahiv.

nakaratlı nakaratsız nakavt nakavt etmek nakavt olmak nakden nakdî nakdî ceza nakdî kıymet nakdî teminat nakdî vergi nakdî yardım nakıs nakış.−kzı nakibüleşraf nakil.−kşı nakışçı nakışçılık.−ğı nakış ipliği nakışlama nakışlamak nakışlı nakışlık.−kli (taşıma) nâkil (taşıyan) 1609 .−ğı nakış makinesi nakışsız nakız.

nakil vasıtası nakip.−ği nakşetme 1610 .−ğı nakledilme nakledilmek naklen naklen yayın nakletme nakletmek naklettirme naklettirmek naklî naklî mazi nakliyat nakliyatçı nakliyatçılık.−kdi nakit kartı nakit para nakkare nakkarhane nakkaş nakkaşlık.−ğı nakliye nakliyeci nakliyecilik.−bi nakisa nakit.

−ğu nalça nalçalı nalçasız naldöken nale nalekâr nalın nalıncı nalıncı keseri 1611 .−dı nalbantlık.−ği Nakşîlik.nakşetmek Nakşibendî Nakşibendîlik.−ğı nalbant.−ği nakşolma nakşolmak nakşolunma nakşolunmak nakzen nakzetme nakzetmek nal nalân nalâyık.−ğı nalbur nalburluk.

nalıncılık.−ği namaz namaz bezi namazbozan (bitki) namazcı namazgâh namaz kılmak namazlağı namazlık.−bu namahrem namahremlik.−ğı namaz niyaz namaz örtüsü namaz seccadesi namazsız namaz vakti namdar 1612 .−ğı nalınlı nalınsız nallama nallamak nallanış nallanma nallanmak Nallıhan (ilçe) nam namağlûp.

−ği namevcut.−du Namibya Namibyalı namlı namlı şanlı namlu namus namus belâsı namus davası namuskâr namuslu namusluluk.−di namütenahi namütenahilik.−ği namzet.−di namzetlik.−bi namüsait.−ğu namus sözü namussuz namussuzca namussuzluk.−ği nanay 1613 .−ğu namünasip.−di namertçe namertlik.name namert.

−ğu napalm napalm bombası nar (bir meyve) nâr (ateş) nara nar balinası narcıl narçiçeği (renk) nardenk.−ği nanikleme naniklemek nankör nankörce nankörleşme nankörleşmek nankörlük.−ğü nansuk.−gi 1614 .nane naneli nane likörü nanemolla nane ruhu nanesiz nane suyu nane şekeri nanıaziz nanik.

−ği narval.−ssı nasfet 1615 .−li narven nas.−ği narkotizm narkoz narkozcu narkozculuk.−ci narenciye narenciyeci nargile nargile tütünü nargiller narh nârıbeyza narin narinlik.−ği narkotik.nardin narenç.−ğu narkozitör Narlıdere (ilçe) Narman (ilçe) narsis narsisizm narsis kompleksi narsislik.

−spı nasır nasırlanma nasırlanmak nasırlaşma nasırlaşmak nasırlı nasırsız nasihat.−ti nasihatçi nasihatçilik.−ği nasyonalist 1616 .nasıl nasılsa nasıp.−bi nasip etmek nasiplenme nasiplenmek nasip olmak nasir naspetme naspetmek Nasranî Nasranîlik.−ği nasihat etmek nasihatname nasihat yollu nasip.

−ğı natır nalını nativizm natron natuk natura natür natüralist natüralizm natürel natürist natürizm natürmort.−du navçağan navlun naylon naylon fatura naylon kız 1617 .nasyonalizm nasyonal sosyalizm naşi naşir natamam natıka natıkalı natıkasız natır natırlık.

−zmı (manzume) nâzım (düzenleyen) nazım birimi Nazımiye (ilçe) nâzım plân nazım türü nazır Nazi nazik.−ğı nazenin naz etmek nazım.naylon reçete naz nazal nazar nazaran nazar boncuğu nazarıdikkat.−ği nazikâne 1618 .−ti nazarıitibar nazarî nazariyat nazariyatçı nazariye nazariyeci nazarlık.

−ği nazil Nazileştirme Nazileştirmek Nazilli (ilçe) nazir nazire nazire yapmak nazirsiz Nazizm nazlanı nazlanı nazlanış nazlanma nazlanmak nazlı nazlılık.−ğı nazmen nazmetme nazmetmek ne ne âlâ nebat nebatat nebatat bahçesi 1619 .nazikçe nazikleşme nazikleşmek naziklik.

nebatî nebevî nebi nebülöz nebze nebzecik.−ği nedensellik ilkesi nedensiz neden sonra 1620 .−bi nedamet nedametle nedbe neden neden bilimi nedeniyle nedenli nedenli nedensiz nedense nedensel nedensellik.−ği necabet necaset necat nece Necef taşı neci necip.

−ği nefes nefese nefha nefir nefis (hoş) nefis.−fyi 1621 .−ğı nedim nedime nedret nefaset nefer nefes nefes borusu nefes darlığı nefes etmek nefes kesici nefesleme nefeslemek nefeslenme nefeslenmek nefesli nefesli çalgı nefeslik.−fsi (öz) nefis muhasebesi nefis mücadelesi nefis müdafaası nefiy.neden tanrıcılık.

−hri nehir roman nehiy.−hyi nekahet nekahethane 1622 .nefret nefret etmek nefrit nefsanî nefsaniyet nefsi müdafaa neft neftî neftîleşme neftîleşmek neftîleştirme neftîleştirmek neftimsi neft yağı nefyedilme nefyedilmek nefyetme nefyetmek negatif negatif büyüklük.−ğü negatif sayı neharî nehir.

−ği nekroz nektar nem nema nemalandırma nemalandırmak nemalanma nemalanmak nemcil Nemçe nemçeker nemdenetir neme gerek neme lâzım neme lâzımcı neme lâzımcılık.−ği nekroloji nekrotik.nekais nekbet nekes nekeslik.−ğı neme yönelim nemf nemlendirici 1623 .−ği nekre nekrelik.

−ğu Nemse nene neodim neojen neolitik.−du Nemrut nemrutlaşma nemrutlaşmak nemrutluk.nemlendirici krem nemlendirme nemlendirmek nemleniş nemlenme nemlenmek nemletme nemletmek nemli nemlilik.−ği neolojizm neon neon lâmbası neon tüpü neoplâzma 1624 .−ği nemli nemli nemölçer nemrut.

−bi nesi nesiç.−ği nervür nervürlü nesebi gayrisahih nesebi sahih nesep.neozoik.−ği nepotist nepotizm Neptün neptünyum nerde nerden nerdeyse nere nerede nereden nereden nereye neredeyse nereli neresi nereye nergis nergisgiller nergis zambağı neritik.−sci 1625 .

−ği nesnelleşme nesnelleşmek nesnellik.−sri neskafe nesne nesnel nesnelci nesnelcilik.−ği neşet neşet etmek 1626 .−sli nesim nesir.nesih.−shi nesil.−ği nesne öbeği nesnesel nesnesiz Nesturî neşe neşelendirme neşelendirmek neşeleniş neşelenme neşelenmek neşeli neşesiz neşesizlik.

−şri neşredilme neşredilmek neşren neşretme neşretmek neşriyat neşrolunma neşrolunmak neşter neşterleme neşterlemek neşveli neşvünema net netameli netice neticelendirme neticelendirmek neticeleniş neticelenme neticelenmek neticeleşme neticeleşmek neticesiz 1627 .neşetli neşide neşir.

−di nevralji nevraljik.−ği net resim.−smi net ücret neuzübillâh neva nevabuselik.−vri nev'i şahsına münhasır nevmit.−ği nevrasteni nevresim nevrofik.−ği nevale nevazil nevaziş nevbet neveser nevi.neticeten netleşme netleşmek netleştirme netleştirmek netlik.−ği nevroloji 1628 .−v'i nevir.

−ği nezaret nezaret etmek nezarethane 1629 .−ği nezaketsiz nezaketsizlik.−ği nevzat ney neyçe neyi neyse neyzen neyzen bakışlı nezafet nezahet nezaket nezaketen nezaketli nezaketlilik.nevropat nevroz nevruz Nevruz Bayramı nevruz otu Nevşehir nevton nevyunanî nevyunanîlik.

−sfı nısıf kutur.−zri nezle nezleli nezle otu nezretme nezretmek nezt.nezaretli nezaretsiz nezdinde nez'etme nez'etmek nez hâli nezif.−zdi nıkris nısfet nısfınnehar nısfiye nısıf.−tru nışadır nışadır kaymağı nışadır ruhu nice nicel niceleme 1630 .−zfi nezih nezir.

nicelemek niceleyici niceleyiş nicelik.−ği nice nice niçin nida nifak nifakçı Niğde nihaî nihaî karar nihale nihan nihavent.−di nihayet nihayetinde nihayetlenme nihayetlenmek nihayetsiz nihilist nihilizm Nijerya Nijeryalı nikâh nikâh etmek nikâhlama 1631 .

−ğı nikâh şekeri nikap.−ği nikel nikelâj nikel kaplama nikelleme nikellemek nikelli nikelsiz nikotin nikriz 1632 .nikâhlamak nikâhlanış nikâhlanma nikâhlanmak nikâhlayış nikâhlı nikâhlık.−ğı nikâh memuru nikâhsız nikâhsızlık.−bı Nikaragua Nikaragualı nikbet nikbin nikbinlik.−ğı nikâhlılık.

−bı nispet nispetçi nispet eki nispeten 1633 .Niksar (ilçe) nilüfer Nilüfer (ilçe) nilüfergiller nim nimbus nimet nimet hakkı nimetşinas nine ninni nipel nirengi nirengi haritası nirengi noktası nisaî nisaiye nisaiyeci nisaiyecilik.−ği nisan nisan balığı (şaka) nisan yağmuru nisap.

−ği nispet yapmak nispet y'si nispî nispî temsil nisyan niş nişaburek.−ğı nişanlılık.−ğı 1634 .nispet etmek nispet î'si nispetli nispetsiz nispetsizlik.−ğı nişane nişangâh nişangeç.−ği nişan nişancı nişancılık.−ci nişan halkası nişanlama nişanlamak nişanlanış nişanlanma nişanlanmak nişanlı nişanlık.

−ği nitelikli nitelikli işçi 1635 .−ğı nişastalanma nişastalanmak nite nitekim nitel niteleme niteleme belirteci nitelemek niteleme sıfatı niteleme zarfı nitelendirilme nitelendirilmek nitelendirme nitelendirmek niteleniş nitelenme nitelenmek niteleyiş nitelik.nişansız nişan yapmak nişan yüzüğü nişasta nişasta buğdayı nişastacılık.

niteliklilik.−ğu niyetleniş niyetlenme niyetlenmek niyetli 1636 .−di nitrogliserin nitrojen nitroselüloz niyabet niyaz niyaz etmek niyaz eylemek niye niyet niyetçi niyetçilik.−ği nitramit nitrat nitratin nitratlaşma nitratlı nitrik asit.−di nitrik oksit.−ği niyet etmek niyeti bozuk.−ği niteliksiz niteliksizlik.

niyetsiz niyobyum niza.−ğı nod nodul nodullama nodullamak nodullanma nodullanmak nodül Noel Noel ağacı Noel baba 1637 .−ı nizam nizamî nizamiye nizamiye kapısı nizamiye karakolu nizamlı nizamname nizamsız nizamsızlık.−ğı Nizip (ilçe) nobelyum nobran nobranca nobranlık.

−ğı noksansız nokta noktacı noktacılık.−du nohutlu nohutsuz nokra noksan noksanlık.Nogay Nogayca nohudî nohut.−ğı noktainazar noktalama noktalama işareti noktalama işaretleri noktalamak noktalanma noktalanmak noktalayış noktalı noktalı delik.−ği noktalı virgül nokta memuru nokta nokta noktası noktasına 1638 .

−li normalaltı normalleşme normalleşmek normalleştirme normalleştirmek normallik.−li nominal değer nominalizm nominatif nomografi nonfigüratif nonoş non−stop norm normal.−ği normalüstü normatif norton eleği Norveç Norveççe Norveçli nostalji nostaljik.−ği nosyon 1639 .noktasız nom nominal.

not nota notalama notalamak notam noter noterlik.−ğu nöroloji nöron nörotik.−ği nörotik karakter nörotik kişilik.−ği nöbetleşe nöbetleşme nöbetleşmek nöbet şekeri nörolog.−ği nötr nötralizasyon nötralize nötralize etmek nötrleme 1640 .−ği not etmek nova nöbet nöbetçi nöbetçilik.

−ğı numaralama numaralamak numaralandırma numaralandırmak numaralanış numaralanma numaralanmak numaralayış numaralı numarasız numara yapmak numen numune numunelik.nötrlemek nötrleşme nötrleşmek nötrleştirme nötrleştirmek nötrlük.−ği 1641 .−ğü nötron Nuh nuhuset nukut numara numaracı numaracılık.

nur nuranî Nurdağı'nı (ilçe) Nurhak (ilçe) nurlandırma nurlandırmak nurlanış nurlanma nurlanmak nurlu nursuz nursuz pirsiz nuruaynım nuruçeşmim nurudidem nur yüzlü Nusaybin (ilçe) Nusayrî nutuk.−tku nü nüans nübüvvet nüfus nüfus bilimci nüfus bilimi nüfus bilimsel nüfus coğrafyası 1642 .

nüfus cüzdanı nüfusçu nüfus kâğıdı nüfus kalemi nüfus kaydı nüfus kesafeti nüfus kütüğü nüfus memurluğu nüfus patlaması nüfus plânlaması nüfus sayımı nüfus tezkeresi nüfus yoğunluğu nüfuz nüfuz etmek nüfuzkâr nüfuzlu nüfuzsuz nüfuz ticareti nühüft nükleer nükleer enerji nükleer reaktör nükleer santral.−li nükleer silâh nükleon nükleoprotein 1643 .

nüksetme nüksetmek nükte nükteci nüktecilik.−ği nüktedan nüktedanlık.−lü nükul etmek nümayiş nümayişçi nümayişkâr nüsha nütasyon nüve nüzul.−ğı nükteli nüktesiz nükte yapmak nükul.−lü nüzullü (*)O O o 1644 .

−ği objektif olmak objektivist objektivite objektivizm obruk.oba obabaşı obelisk oberj obje objektif objektiflik.−ğu obruklu observatuvar obsesif obsesyon obstrüksiyon obua obuacı obur oburca oburlaşma oburlaşmak oburluk.−ğu obüs ocak.−ğı ocak başı 1645 .

−ğı oda hapsi odak.−ğı ocakeşeği (alet) ocak kaşı ocak katı ocaklı ocaklık.−ğı ocak taşı ocumak od oda odabaşı odacı odacık.−ğı odacılık.ocakçı ocakçılık.−ğı odaklama odaklamak odaklanma odaklanmak odaklaşma odaklaşmak odaklaştırma odaklaştırmak odaklayıcı odak noktası 1646 .

−ğu odun kömürü odunlaşma odunlaşmak odunluk.−ğı oda müziği oda spreyi o denli odeon oditoryum od ocak.−ğu odun özü odun sobası odunsu odunumsu odyometre odyovizüel of Of (ilçe) 1647 .odalı odalık.−ğı odsuz odsuz ocaksız odun odun bilimi oduncu oduncul odunculuk.

ofis oflama oflamak oflaz ofris ofsayt.−bu Oğan oğlak.−ğı Oğlak (burç) Oğlak dönencesi oğlaklama oğlaklamak oğlan oğlancı oğlancık.−ğlu oğul balı oğulcuk.−dı ofset ofsetçi oftalmolog.−ğu oğulduruk.−ğı oğlan evi oğul.−ğu oftalmoloji oftalmoskop.−ğu oğullanma 1648 .−ğı oğlancılık.

−ğı oğuz Oğuz Oğuzca Oğuzeli'ni (ilçe) Oğuzlar (ilçe) oh oha ohlama ohlamak ohm oje ojeli ojit ok okaliptüs okapi okar okazyon okçu okçuluk.−ğu oğul oğul oğul otu oğulsuz oğul uşak.oğullanmak oğullu oğulluk.−ğu 1649 .

−di oksidiyon taşı oksijen oksijen çadırı oksijenleme oksijenlemek 1650 .−ği oksalik asit.okey okeyleme okeylemek okka okkalama okkalamak okkalı okkalık.−ğı okkalı kahve oklama oklamak oklanma oklanmak oklava okluk.−ğu oklu kirpi ok meydanı okrama okramak oksalat oksalik.

−di oksitleme oksitlemek oksitlenme oksitlenmek oksiyür okşama okşamak okşamalık.−ğı okşanma okşanmak okşantı okşatma okşatmak okşayıcı okşayış oktan oktant oktav oktrua okul okul çocuğu okuldaş 1651 .oksijenlenebilir oksijenli oksijenli su oksilit oksit.

−ğu okumuş olmak okunaklı okunaksız okunma okunmak okuntu okunulma okunulmak okunuş okur okuryazar 1652 .okul kaçağı okul kooperatifi okullaşma okullaşmak okullu okul öncesi okul sonrası okuma okumak okuma kitabı okuma saati okuma yazma okuma yitimi okume okumuş okumuşluk.

−ğı okus pokus okutma okutmak okutman okutmanlık.okuryazarlık.−ğı okutturma okutturmak okutulma okutulmak okutuş okuyucu okuyuş oküler okültizm okyanus okyanus çukuru okyanus mavisi Okyanusya ok yılanı ol olabilir olabilirlik.−ği olabilme olabilmek olacak.−ğı olagelme 1653 .

−ğı olasılı olasılık.−ğı olanca olası olasıcılık.−ğı olasılık hesabı olasıya olay olay bilimi 1654 .−ğı olağanüstü olağanüstü hâl.olagelmek olağan olağan dışı olağanlaşma olağanlaşmak olağanlaştırma olağanlaştırmak olağanlık.−ğı olanaklı olanaksız olanaksızlaşma olanaksızlaşmak olanaksızlık.−li olağanüstülük.−ğü olamaz olanak.

−di olein oleometre olgu olgucu olguculuk.−ği oleik asit.olaycılık.−ğu olgun 1655 .−ğu olaylaştırma olaylaştırmak olaylı olaysız olçum oldu oldubitti oldukça oldum bittim oldum olası oldu olacak oldurgan oldurma oldurmak ole olefin oleik.−ğı olay fotocu olay fotoculuk.

−ğı olmaz olmazlı olmazlık.olgunlaşma olgunlaşmak olgunlaştırma olgunlaştırmak olgunluk.−ğı olmuş olsa olsa 1656 .−ğu olgunluk çağı olgunluk sınavı olgunluk yaşı olgun odun oligarşi oligoklâz oligopol.−ği olimpiyat.−dı olivin olma olmadık.−ğı olmak olmamış olmayacak.−lü oligosen olijist olimpik.

−ğu olumlu tümce olumsal olumsallık.−ğu olukçuk.−ğu oluklaşma oluklaşmak oluklu oluk oluk olumlama olumlu olumlu bildirme eki olumlu cümle olumlu eylem olumlu fiil olumluluk.−ğı olta iğnesi olta takımı Oltu (ilçe) Oltu kebabı Oltu taşı Oltu tozu oluk.olta olta balığı oltacı oltacılık.−ğı olumsuz 1657 .

olumsuz cümle olumsuz eylem olumsuz fiil olumsuzluk.−ğu oluşum oluşumcu oluşumculuk.−ğu om oma 1658 .−ğu olumsuzluk eki olumsuzluk kelimesi olumsuz tümce olunma olunmak olupbitti (oldubitti) Olur (ilçe) olurluk.−ğu olur olmaz oluş oluşma oluşmak oluşturma oluşturmak oluşturulma oluşturulmak oluşuk.

−mzu omuz başı omuzdaş omuzdaşlık.−ği omuz.−ğu omuz omuza 1659 .omaca ombra ombudsman omça omfazit omlet ommatidyum ommetre omnibüs omnivor omur omurga omurgalılar omurgasızlar omurilik.−ğı omuz eklemi omuzlama omuzlamak omuzlanma omuzlanmak omuzlu omuzluk.

−ğı onarma onarmak onar onar onartma onartmak onaşma oanaşmak onat onay on ayaklılar onaylama onaylamak 1660 .−ğı onama onamak onanizm onanma onanmak onar onarıcı onarılma onarılmak onarım onarımcı onarımcılık.on ona on altılık.

onaylanış onaylanma onaylanmak onaylatma onaylatmak onaylı onaysız onbaşı.−ği on bir onbiraylık.−ğı (bitki) on birli onca onculayın onda ondalık.−ğı ondalıkçı ondalık kesir.−sri ondalık sayı Ondokuzmayıs (ilçe) 19 Mayıs ondan ondurma 1661 .−yı onbaşılık.−ğı on beş on binlerce on binlik.

−ğı onmak onmaz on milyonluk.−ğu onma onmadık.−ğu onikiparmak bağırsağı on iki telli oniks onkoloji onlar onlarca onlu onluk.−ği 1662 .ondurmak ondurmaz ondülâtör ondüle ondüleli ondülesiz onejit ongen ongun ongun besi suyu ongunculuk.−ğu ongunluk.−ğu onomastik.

onomatope on paralık.−ği ontolojizm onu onulma onulmak onulmaz onum onun onuncu onur onur belgesi onur kurulu onurlandırma onurlandırmak onurlanma onurlanmak onurlu onursal onursal başkan 1663 .−ği ontojenez ontoloji ontolojik.−ğı on parasız ons onsuz ontik.

−ğü operatris operet operetçi oportünist oportünizm opsiyon optik.onursuz onursuzluk.−li opalin opalleşme oparlör opera operacı operakomik.−ği operasyon operatör operatörleşme operatörleşmek operatörlük.−ğu onur üyesi oosfer oosit opal.−ği optikçi optik kaydırma optimal 1664 .

−li oramirallik.−ğı orak ayı orak böceği orakçı orakçılık.−ğı oramiral.optimetri optimist optimizasyon optimize etmek optimizm optimum opus ora oracık oracıkta orada oradan orak.−ğı oraklaşma oraklaşmak oral oralı oralılık.−ği oran oranca oran dışı 1665 .

orangutan oranla oranlama oranlamak oranlı oransız oransızlık.−ği ordinaryüs ordinat ordino ordonat ordövr ordövr arabası ordövr tabağı ordu Ordu ordubozan 1666 .−ğı orantı orantılama orantılamak orantılanma orantılanmak orantılı orası oratoryo oraya orcik.

−ğı orducu ordu donatım ordu evi ordugâh ordu komutanı ordu merkezi ordusuz orfoz org organ organ aktarımı organik.−ğı organ nakli 1667 .−i organize suç organizma organlaşma organlaşmak organlık.−ği organikçi organik kimya organik kütle organik öge organizasyon organizatör organize etmek organize sanayi.ordubozanlık.

−ği organtin organze orgazm orgcu orgeneral.organoleptik.−li orgenerallik.−ğı orman çayırı 1668 .−li orijinalite orijinallik.−ği orijinli orkestra orkestracı orkestralama orkestralı orkestrasız orkide orkinos orkit orlon orman ormancı ormancılık.−ği Orhaneli'ni (ilçe) Orhangazi (ilçe) orijin orijinal.

−gi orojeni 1669 .−ğu ornitoloji ornitorenk.orman evi orman gülü orman işletmesi orman kebabı orman kibarı orman köylüsü orman köyü orman kuşağı ormanlaşma ormanlaşmak ormanlaştırma ormanlaştırmak ormanlık.−ğı orman sarmaşığı orman sıçanı ormansız ormansızlaşma ormansızlaşmak orman tavuğu orman tavuğugiller orman yeşili ornatma ornatmak ornitolog.

−cı Orta Çağ orta dalga orta damar orta deri orta dikme orta direk.−ği 1670 .−ğu orsa orsa alabanda orsa boca orsalama orsalamak orsa poca orta Orta (ilçe) orta ağırlık.−ğu orospu yemeği orostopol orostopolluk.−ğı orta boy orta boylu Ortaca (ilçe) ortaç.orospu orospu bohçası orospu böreği orospu çocuğu orospuluk.

−ğı orta karar orta karın.−ğı ortaklaşma ortaklaşmak ortaklaştırma ortaklaştırmak 1671 .−bı ortak kat ortaklaşa ortaklaşacı ortaklaşacılık.−rnı ortak bölen ortak çarpan ortakçı ortakçılık.Orta Doğu orta elçi orta hâlli orta hece yutumu orta hizmetçisi orta hizmeti orta işi ortak.−ğı ortak dil ortak etmek ortak fark ortak gider ortak hesap.

−ci orta kulak.ortaklık.−ğı orta kulak boşluğu orta kulak iltihabı orta kuşak.−ğı ortak yapım ortak yaşama ortakyaşar ortakyaşarlık.−ğı ortak yönetim ortak yüklem ortalama ortalamak ortalamasına ortalı 1672 .−ğı ortaklık senedi ortaklık sözleşmesi ortak mülkiyet ortak nesne ortak olmak ortak ölçülmez sayılar Ortaköy (ilçe) ortak özne ortak payda ortak tam bölen ortak tümleç.

−cu (santrafor) 1673 .−ğı ortalıkçı ortalıkta ortam orta malı orta masası orta mektep.−ğı orta saha orta sıklet Orta Şark orta şekerli orta tedrisat orta terim orta uç.−bi ortanca ortancalı ortanın sağı ortanın solu orta nokta ortaokul orta oyunculuğu orta oyuncusu orta oyunu orta öğrenim orta öğretim orta parmak.ortalık.

−cu oruçlu oruçsuz orun orunlama orya oryantal.−ğu orta yuvar orta yuvarlak.−li oryantalist oryantalizm oryantasyon o saat 1674 .−ği ortopedist ortoz oruç.ortay orta yaşlı orta yaylak.−ğı Ortodoks Ortodoksluk.−ğı orta yol orta yolcu orta yolculuk.−ğu ortodonti ortoklâz ortopedi ortopedik.

−ğı Osmanlıcılık.o sırada Osmancık (ilçe) Osmaneli'ni (ilçe) Osmangazi (ilçe) Osmanî Osmaniye (ilçe) Osmanlı Osmanlıca Osmanlıcacılık.−ğı otağ 1675 .−ğı Osmanlılık.−ğı Osmanlı Türkçesi osmiyum osmiyumlu osteoloji osteoporoz osurgan osurgan böceği osurma osurmak osuruğu cinli osuruk.−ğu oşinografi ot otacı otacılık.

−ğı otlakçı otlakçılık.−ğı otlakıye 1676 .−ği otel faresi otelgarni otist otistik.−ği otizm otlak.−ği otarma otarmak otarsi otarşi otçu otçul otel otelci otelcilik.otağcı otak otakçı otalama otalamak otama otamak otanazi otantik.

otlama otlamak otlanma otlanmak otlatılma otlatılmak otlatma otlatmak otlatma sistemi otlu otlubağa otluk.−ğu Otlukbeli'ni (ilçe) otlu peynir oto otoban otobiyografi otobiyografik.−ğü otobüs durağı otodidakt otoerotizm otogar otografi otojestiyon 1677 .−ği otobüs otobüsçü otobüsçülük.

−ği otomatikleşme otomatikleşmek otomatiklik.−ği otomatikman otomatik sigorta otomatizm otomobil otomobilci otomobilcilik.otokar otoklâv otokontrol.−lü otokrasi otokrat otokritik.−ği otokton otolit otoman otomasyon otomat otomatik.−ğı 1678 .−ği otomotiv otonom otonomi otopark otoparkçı otoparkçılık.

−ğı oturak âlemi oturak kündesi oturaklı oturaklılık.−ğu otsuz oturacak.−ğı 1679 .otoplâsti otopomp otoprodüktör otopsi otoray otorite otoriteli otoriter otorizasyon otosist otostop otostopçu otostopçuluk.−ğu otostop yapmak ototrof ototrofi otoyol otsu otsul otsu topluluk.−ğı oturak.

−ğı oturma mobilyası oturma odası oturmuş oturmuşluk.−ğı oturtulma oturtulmak oturulma oturulmak oturum oturuş oturuşma oturuşmak otuz 30 Ağustos otuzar otuz beşlik.−ğu oturtma oturtmak oturtmalık.oturma oturma belgesi oturma duvarı oturma grevi oturma grubu oturma izni oturmak oturmalık.−ği 1680 .

otuzluk.−li ovalama ovalamak ovalanma ovalanmak ovalatma ovalatmak ovalı ovalık.−cı ovmak ovogon ovogon dağarcığı ovolit ovucu ovulma 1681 .−ğu otuzuncu otyiyenler ova Ovacık (ilçe) oval.−ğı ovasız ovdurma ovdurmak ovdurtma ovdurtmak ovma ovmaç.

−ğu oy çokluğu oydaş oydurma oydurmak oy hakkı 1682 .ovulmak ovunma ovunmak ovuşturma ovuşturmak oy oya oya ağacı oyacı oyacılık.−ğı oya çiçeği oyalama oyalamak oyalandırma oyalandırmak oyalanma oyalanmak oyalantı oyalayıcı oyalı oy birliği oyculuk.

−ğı oynak.oylama oylamak oylanış oylanma oylanmak oyluk.−klı oyma baskı oymacı oymacılık.−ğı oynama oynamak 1683 .−ğı oymak oymakbaşı oymak oymak oymalı oymalı yaprak.−ğu oylum oylumlama oylumlamak oylumlu oylum oylum oyma oyma akıl.−ğı oynakça oynak kemiği oynaklık.

−ğı oynaşlık etmek oynaşma oynaşmak oynatılma oynatılmak oynatım oynatımcı oynatış oynatma oynatmak oynaya oynaya oynayış oysa oysaki oy sandığı oyuk.oynanış oynanma oynanmak oynaş oynaşlık.−ğu oyuklu oyulga oyulgalama oyulgalamak oyulgalanma oyulgalanmak 1684 .

oyulgama oyulgamak oyulganma oyulganmak oyulma oyulmak oyuluş oyum oyumlama oyumlamak oyun oyun alanı oyunbaz oyunbazlık.−ğı oyuncaklı oyuncu oyunculuk.−ğu oyuncu seçimi oyun ebesi 1685 .−ğı oyuncakçı oyuncakçılık.−ğı oyunbozanlık etmek oyunca oyuncak.−ğı oyunbozan oyunbozanlık.

oyun etmek oyun havası oyun kâğıdı oyun kurucu oyunlaştırılma oyunlaştırılmak oyunlaştırma oyunlaştırmak oyunluk.−ğı ozmonoloji ozmos ozokerit ozon 1686 .−ğı ozansı ozansılık.−ğu oyun masası oyun sahası oyun salonu oyuntu oyun yazarı oyun yazarlığı oyuş ozalit ozalitçi ozan ozanca ozanlık.

ozonlama ozonlama cihazı ozonlamak ozonlaşma ozonlaşmak ozonlayıcı ozonoliz ozonometre ozonosfer ozonoskop.−bu ozonölçer ozon ölçüm ozon tedavisi ozonür ozon yuvarı ozuga (*)Ö Ö öbek.−ği öbeklenme öbeklenmek öbekleşme 1687 .

−cü öçbe öçlenme öçlenmek öçlü öd öd ağacı öd dışı ödem ödeme ödemek ödemeli Ödemiş (ilçe) ödemli ödenek.−ği ödenekli ödeniş ödenme ödenmek ödenmez 1688 .öbekleşmek öbek öbek öbür öbür dünya öbürkü öbürü öcü öç.

−ği ödül ödüllendirme ödüllendirmek ödün ödüncü ödünç.−cü ödünçleme 1689 .−ği ödlekçe ödleklik.ödenti ödeşme ödeşmek ödetme ödetmek ödev ödev bilgisi ödevcil ödevlendirilme ödevlendirilmek ödevlendirme ödevlendirmek ödevli ödeyesiye ödiyometre öd kanalı öd kesesi ödlek.

ödünleme ödünlemek ödünlü ödünsüz ödyometre öf öfke öfkelendirici öfkelendirme öfkelendirmek öfkeleniş öfkelenme öfkelenmek öfkeli öfkesiz öge öglena öglenagiller öğle öğle ezanı öğlen öğle namazı öğlenci öğlende öğle paydosu öğle tatili öğle uykusu 1690 .

−ği öğreti öğretici öğreticilik.−ği öğretilme 1691 .öğleüstü öğleüzeri öğle vakti öğle yemeği öğleyin öğrek.−ği öğrenci öğrenci belgesi öğrenci bileti öğrenci kartı öğrenci kimliği öğrencilik.−ği öğrencelik.−ği öğrenci yurdu öğrenilme öğrenilmek öğrenim öğrenim belgesi öğrenimli öğreniş öğrenme öğrenmek öğrenmelik.

−ği öğün öğür öğürleşme öğürleşmek öğürlük.öğretilmek öğretim öğretim bilgisi öğretim görevlisi öğretim programı öğretim üyesi öğretim yardımcıları öğretim yılı öğretiş öğretme öğretmek öğretmen öğretmen evi öğretmenlik.−ğü öğürme öğürmek öğür olmak öğürtleme öğürtlemek öğürtme öğürtmek 1692 .

öğürtü öğürtücü öğürüş öğüt.−dü öğütçü öğütleme öğütlemek öğütme öğütme haznesi öğütmek öğütücü öğütücü diş öğütülme öğütülmek öğütülüş öğütüş öhö ökçe ökçeci ökçe çene ökçeli ökçesiz öke ökelik.−ği ökleme ökse ökse çubuğu 1693 .

−ğı öksürüş öksüz öksüzdoyuran öksüzlük.−ğü öksürüklü öksürüklü tıksırıklı öksürük otu öksürük tıksırık.ökse kuşu ökseleme ökselemek ökseme ökse otu ökse otugiller öksürme öksürmek öksürtme öksürtmek öksürtücü öksürük.−ğü öksüzsevindiren öküz öküz arabası öküz balığı öküzburnu (kuş) öküz damı öküzdili (bitki) 1694 .

öküzgözü (çiçek) öküzlük.−ğü 1695 .−ği ölçek çizgisi ölçekli ölçer ölçerme ölçermek ölçme ölçmek ölçtürme ölçtürmek ölçü ölçü bilimci ölçü bilimi ölçücü ölçülebilir ölçülen ölçülendirme ölçülendirmek ölçülme ölçülmek ölçülü ölçülü biçili ölçülülük.−ğü öküz soğuğu öl ölçek.

ölçüm ölçümleme ölçümlemek ölçümlü ölçün ölçünlü ölçünme ölçünmek ölçüsüz ölçüsüzlük.−ğü ölçüş ölçüşme ölçüşmek ölçüştürme ölçüştürmek ölçüt öldüresiye öldürme öldürmek öldürtme öldürtmek öldürücü öldürülme öldürülmek öldürüş ölesiye ölet 1696 .

−ği (bitki) ölmezleştirme ölmezleştirmek ölmezlik.−ğü ölme ölme hakkı ölmek ölmez ölmez çiçek.öleyazma öleyazmak ölgün ölgünlük.−ği ölmezoğlu ölmez otu ölmüş ölü ölü açı ölü dalga ölü deniz ölü dil ölü doğum ölü fiyatına ölü helvası ölük.−ğü ölülük.−ğü ölüm 1697 .

−ği ölüm sessizliği ölüm sigortası ölümsü ölüm sükûtu ölümsüz 1698 .−ğü ölüm oranı ölüm orucu ölümsek.ölüm cezası ölümcül ölüm dirim ölüm döşeği ölüm emri ölü mevsim ölüm fermanı ölüm hâli ölüm ilmühaberi ölüm kalım ölüm kalım meselesi ölüm kalım savaşı ölüm korkusu ölümlü ölümlü dünya ölümlük.−ğü ölümlük dirimlik.−ği ölümlülük.

ölümsüzleşme ölümsüzleşmek ölümsüzleştirme ölümsüzleştirmek ölümsüzlük.−gi ölü saat.−mrü 1699 .−ğü ölüm tazminatı ölünme ölünmek ölü nokta ölü örtü ölü renk.−ti ölü sezon ölü salı (teneşir) ölüsü kandilli ölüsü kınalı ölüş ölü yatırım ölü yemeği ölü yıkama ölü yıkayıcı ölü zaman Ömerli (ilçe) ömrübillâh ömrühayat ömrünce ömür.

ömür adam ömür boyu ömür boyunca ömürlü ömürsüz ömür törpüsü ön ön ad ön alım ön alım hakkı ön avurt.−du ön avurt ünsüzü ön ayak.−ğı önayak etmek önayak olmak ön belirti ön bilgi ön bilim önce önce bilim öncecilik.−ği önceden önceden satış önceki öncel öncel belirleme öncel düzen 1700 .

önceleme öncelemek önceleri öncelik.−ğü öncülük etmek öncü oyun öncü tiyatro ön çalışma ön damak.−ğı ön damak ünsüzü öndelik.−ği ön deyi ön deyiş ön doğru ön ek önel ön eleme 1701 .−ği öncü öncül öncülük.−ği ön denetim önder önderlik.−ği öncelikle öncelikli öncesiz öncesizlik.

önem önemli önemlice önemseme önemsemek önemseniş önemsenme önemsenmek önemseyiş önemsiz önemsizce önemsizlik.−ğsü öngörme öngörmek öngörü öngörülme öngörülmek öngörülü ön gün 1702 .−ği önerge öneri öneriş önerme önermek önerti öneze ön göğüs.

−ğü önlüklü önlüklük.−ğü ön oda ön oluş ön oluşum ön ödeme ön rapor ön seçici ön seçim önsel önsellik.ön içki ön kesinti ön kol ön kol kemiği ön koşul önlem önleme önlemek önleniş önlenme önlenmek önleyici önleyiş ön lisans önlük.−ği ön ses 1703 .

−yı öpme öpmek öptürme öptürmek öpücük.ön ses düşmesi önsezi önsezili ön soruşturma ön söz ön sözleşme ön şart ön tasar ön tasım ön teker ön türeme ön uyum önü sıra ön vurgu ön yargı ön yargılı ön yaylak.−ğı ön yetkinlik.−ği ön yüzbaşı.−ğü öpülme öpülmek öpüş 1704 .

−ği örf örfî örfî idare örge örgen örgensel örgü örgücü örgülü örgülü pilâv örgün örgün eğitim 1705 .−ği öreke ören örenlik.öpüşme öpüşmek örcin ördek.−ği ördek balığı ördekbaşı (renk) ördekgagası (renk) ördekgiller ördek yürüyüşü ördürme ördürmek örek.

−ği örneklem 1706 .örgüsüz örgüt örgütçü örgütçülük.−ği örneğin örnek.−ğü örk örkleme örklemek örme örmek örme kepenek.−ğü örgütleme örgütlemek örgütlendirilme örgütlendirilmek örgütlendirme örgütlendirmek örgütleniş örgütlenme örgütlenmek örgütleyiş örgütlü örgütsel örgütsüz örgütsüzlük.

−ği örtme örtmece örtmek örttürme 1707 .örnekleme örneklemek örneklendirme örneklendirmek örneklenme örneklenmek örneklik.−ğu örs örseleme örselemek örseleniş örselenme örselenmek örseleyiş örs kemiği örtbas örtbas etmek örtenek.−ği örnek olmak örnekseme örneksemek öro öroluk.

−ği örtünme örtünmek örtüsüz örtüş örtüşme örtüşmek örü örücü örücülük.−ğü örtülme örtülmek örtülü örtülü omurgalılar örtülü ödenek.−ğü örükleme örüklemek örülme örülmek örülü örülüş örüm örümce örümceğimsiler 1708 .örttürmek örtü örtük.−ğü örük.

−şrü öşürcü öte öteberi ötede beride öteden beri öteden beriden öte gün öteki öteki beriki ötekisi öteleme ötelenme 1709 .örümcek.−ği örümcek kafalı örümcek kuşu örümcek kuşugiller örümceklenme örümceklenmek örümcekler örümcekli örümceksi örümceksi zar örüş östaki östaki borusu östrojen tedavisi öşür.

−ğü ötümsüz ötümsüzleşme ötümsüzleşmek ötümsüzlük.−ğü 1710 .ötesi berisi ötesinde berisinde öte yandan öteye beriye öteyi beriyi ötleğen ötleğengiller ötleği ötme ötmek ötre öttürme öttürmek ötücü ötücü kuşlar ötümlü ötümlüleşme ötümlüleşmek ötümlülük.−ğü ötürme ötürmek ötürü ötürük.

−ğü övünek.−ci öve öve övgü övgücü övgücülük.−ğü övme övmek övülme övülmek övülüş övünce övünç.ötürüklü ötüş ötüşme ötüşmek öveç.−ği övünme övünmek övüntü övüş öykü 1711 .−ği övüngen övüngenlik.−cü övünç çizelgesi övündürücü övündürücülük.

−ği Özbek Özbekçe Özbekistan Özbek pilâvı özbeöz özbeslenen 1712 .öykücü öykücülük.−ğü öyküleme öykülemek öyküleştirme öyküleştirmek öykünce öykünme öykünmeci öykünmek öyle öylece öylelikle öylemesine öyle öyle öylesi öylesine öz Özalp (ilçe) öz bağışıklık.−ğı özbek.

öz beslenme özcesi özdek.−ği özdekçi özdekçilik.−ği 1713 .−ği özdeştirme özdeştirmek öz devim öz devinim özdeyiş öz dışı öz dikeni öz direnç.−ği özdeksel özden öz denetim özdenlik.−ği özdeş özdeşleme özdeşlemek özdeşleşme özdeşleşmek özdeşleştirme özdeşleştirmek özdeşlik.−ci öze özek.

−ği özel hayat özelik.özek ağacı özek demiri özek doku özel özel ad özel af.−ği özellikle özel mülkiyet özel okul özel radyo özel sayı özel sektör özel televizyon 1714 .−ği özel kesim özel kurul özelleşme özelleşmek özelleştirme özelleştirmek özellik.−ffı özel dil öz eleştiri özel girişim özel girişimci özel girişimcilik.

−ği özentili 1715 .−ci özendirme özendirmek özene bezene özengen özengenlik.−ği özeni özenilme özenilmek özeniş özenli özenme özenmek özensiz özensizlik.özel teşebbüs özel tiyatro özel ulak.−ğı özel yaşam özeme özemek özen özenci özenç.−ği özenti özentici özenticilik.

−ği özge özgeci özgecil özgecilik.−ğü özgülük.−ğü 1716 .−ği öz geçmiş özgü özgül özgül ağırlık.−ğı özgüleme özgülemek özgüllük.özentisiz özerk özerkleşme özerkleşmek özerkleştirme özerkleştirmek özerklik.−ği özet özetle özetleme özetlemek özetlenme özetlenmek özezer özezerlik.

−ğı öz kedi balığıgiller öz kesit özlem 1717 .özgün özgünleşme özgünleşmek özgünleştirme özgünleştirmek özgünlük.−ğü özgür özgürce özgürleşme özgürleşmek özgürleştirme özgürleştirmek özgürlük.−ğü öz güven öz ışın öz indükleme öz itme öz itmeli öz kardeş öz kaynak.−ğü özgürlükçü özgürlükçü demokrasi özgürlükçülük.

−ğü özlük hakkı özlük işleri özlü söz özlü un özne özne grubu öznel öznelci 1718 .−ği özleştirmek özletme özletmek özleyiş özlü özlü çamur özlük.özleme özlemek özlemli özlenme özlenmek özlenti özlentili özleşme özleşmek özleştirme özleştirmeci özleştirmecilik.

−zrü özürlü özürsüz 1719 .−ği öznellik.−ğu özünlü özür.−ği özne öbeği öz odun öz öğrenim öz öğrenimli öz saygı özsel öz sermaye özsever özseverlik.öznelcilik.−ği öz su öz tahta özümleme özümleme dokusu özümlemek özümlenme özümlenmek özümseme özümsemek özümsenme özümsenmek özün erosluk.

−ğu pabuçlu pabuçluk.−ğı 1720 .−ğu papuçsuz paça paçacı paçacılık.−ğı paçal paçalı paçalık.özüt Özvatan (ilçe) özveren özveri özverili öz yapı öz yaşam öz yaşam öyküsü öz yönetim (*)P P pa pabucu yarım pabuç.−cu pabuççu pabuççuluk.−ğı paça günü paça kasnak.

−ğu pafta paftalı paftasız pagan paganizm pagoda pah paha pahacı pahacılık.−ğı pahal 1721 .−ğı paçavra hastalığı paçavralaşma paçavralaşmak paçoz padalya padişah padişahî padişahlık.paçanga (börek) paçarız paçası düşük.−ğü paçasız paçavra paçavracı paçavracılık.−ğı padok.

−ğı pahlama pahlamak pak.pahalanma pahalanmak pahalı pahalıca pahalılaşma pahalılaşmak pahalılık.−ki paket paket etmek paketleme paketlemek paketleniş paketlenme paketlenmek paketletme paketletmek paketleyiş paket program paket taşı paket tur Pakistan Pakistanlı paklama paklamak 1722 .

paklanma paklanmak paklık.−du palamutlama palamutlamak palamutlular palamut meşesi palan palandız palandöken palanga palangalı palangasız palanka 1723 .−ğı pala bıyıklı palâdyum palalık.−ğı palamar palamar boyu palamarcı palamar parası palamar resmi palamut.−ğı pakt pal pala pala bıyık.

−dı palisat dokusu palmitat 1724 .−ğı palaz palazlama palazlamak palazlanma palazlanmak palazlaşma palazlaşmak paldım paldır küldür paleograf paleografi paleontoloji paleozoik.palas palaska palas pandıras palaspare palavra palavracı palavracılık.−ği palet paletli paletsiz palikarya palisat.

palmitik.−ğu pamuk elması 1725 .−ğu palyatif palyoş pampa pamuk.−ğu paltosuz Palu (ilçe) palûze palyaço palyaçoluk.−ği palto paltolu paltoluk.−ği palmitik asit.−ğu pamukaki pamuk balı pamuk balığı pamuk bezi pamukçu pamukçuk.−di palmitil palmitin palmiye palmiyegiller palmiyelik.−ğu pamukçuluk.

−ğı pancarlaşma pancarlaşmak panda pandantif pandispanya pandispanya gazetesi pandomima pandül 1726 .−ğı panayır yeri pancar pancarcı pancarcılık.pamuk helvası pamuk ipliği pamuklanma pamuklanmak pamuklu Pamukova (ilçe) pamuk taş pamuk yağı panama Panama Panamalı panayır panayırcı panayırcılık.

panel panelist panel köprü panik.−ğı Panislâmizm panjur pankart pankartlı pankras pankreas pano panorama panoramik.−ği panikatak.−ğı panikleme paniklemek panik olmak Panislâmcı Panislâmcılık.−ğu pansiyoner Panslavizm pansuman pansumancı pansumancılık.−ği pansiyon pansiyoncu pansiyonculuk.−ğı 1727 .

−ğı 1728 .pansuman yapmak panteist panteizm panteon panter pantograf pantolon pantoloncu pantolonculuk.−ğı Panturanizm Pantürkizm panzehir panzehir otu panzehir taşı panzer papa papağan papağan anahtarı papağangiller papağanlar papağanlık.−ğı papağan yemi papak.−ğu pantomim pantufla pantuflacı pantuflacılık.

−ği papikçi papirüs papirüsgiller paprika papura papyekuşe papyon 1729 .−ğı papalina papara papatya papatya falı papatyalı papatyasız papaya papaz papaz balığı papaz balığıgiller papazi papazkaçtı (oyun) papazkarası (üzüm) papazlık.papalık.−ğı papaz yahnisi papel papelci papelcilik.

para para alım satımı para arzı para babası para basma parabellum para birimi parabol.−ğı para cüzdanı para çantası paraçol para darlığı para değişimi para desteği para destekçisi paradi paradigma paradoks paradoksal para dolaşımı 1730 .−lü parabolik.−di paraca para canlısı para cezası paracı paracılık.−ği paraboloit.

para etmek paraf parafazi parafe parafe etmek parafeleme parafelemek parafin parafin banyosu parafinli parafinsiz paraflama paraflamak paraflı parafsız paragöz paragraf Paraguay Paraguaylı para işleri paraka parakete paraketeci para kısıtlaması para kısıtlayıcı paralâks paralama 1731 .

−ği 1732 .−ği parametre parametreleme parametrelemek parametreli parametrik.−ğı paralizi paralojik.paralamak paralanma paralanmak paralatma paralatmak paralayıcı paralel paralel akım paralelizm paralel kaidesi paralelkenar paralelleştirme paralelleştirmek paralellik.−ği paralel yüz paralı paralıca paralık.−ği paralojizm paramatik.

−ğı parasız pulsuz parasız yatılı para şişkinliği paraşüt paraşüt birlikleri paraşütçü paraşütçülük.−ğı parantez parapet para pul parasal parasempatik.−ğü paraşüt kulesi paraşütlü paratiroit bezi paratoner paratüberküloz paravan 1733 .−ği parasempatik sinir sistemi parasız parasızlık.paramnezi paramparça paramparça olmak parankima paranoya paranoyak.

−ğı parçalama parçalamak parçalanış parçalanma parçalanmak parçalatma parçalatmak parçalayıcı parçalayış parçalı parçalı bohça 1734 .−ği parazitoloji parazitsiz parça parça bohçası parça bölük parçacı parçacık.paravana paravan menteşesi paravan yapmak parazit parazitlenme parazitlenmek parazitli parazitlik.−ğı parçacılık.

−ğı parke parkeci 1735 .−ğü pardon pardösü pare pare pare parfüm parfümcü parfümcülük.parçalı sistem parça parça parça pürçük.−ğü parfümeri parıldama parıldamak parıldatma parıldatmak parıldayış parıl parıl parıltı parıltılı parıltısız parite park parka parkçı parkçılık.

−ği parkeleme parkelemek parkeletme parkeletmek parke taşı park etmek parkmetre park saati parkur park yapmak park yeri parlak.−ğı parlama parlamak parlâmentarizm parlâmenter parlâmento parlatıcı parlatma parlatmak parlayış parmak.parkecilik.−ğı parmak hesabı 1736 .−ğı parlaklaşma parlaklaşmak parlaklık.

−ğı parmaklıklı parmaklıksız parmak parmak parmaksı parmak tatlısı parmak üzümü parmıcan parodi parola parpa par par pars parsa parsel parselâsyon parselleme parsellemek parsellenme parsellenmek parselletme parselletmek parselli parşömen 1737 .parmak izi parmaklama parmaklamak parmaklık.

−ğı partner partöner part−time parya pas pasaj pasak.−ği partikül partileşme partileşmek partili partisip.−ğı pasaklı pasaklılık.−ğı pasaparola pasaport 1738 .parşömen kâğıdı partal partenojenez parter parti partici particilik.−bi partisyon partizan partizanca partizanlık.

−ği Pasinler (ilçe) pasiyans paskal paskallık.pasata pasavan pasçı pasif pasifik.−ği paslaşma 1739 .−ği pasifist pasif korunma pasifleşme pasifleşmek pasifleştirme pasifleştirmek pasiflik.−ğı paskalya paskalya çöreği paskalya yumurtası paslandırma paslandırmak paslanış paslanma paslanmak paslanmaz paslanmaz çelik.

−ğı paspaslama paspaslamak paspaslanma paspaslanmak paspaslatma paspaslatmak paspas yapmak pas rengi passız pasta pastacı pastacılık.paslaşmak paslatma paslatmak paslı pas mantarı pas mantarıgiller paso pasör paspal paspallık.−ğı paspartu paspas paspasçı paspasçılık.−ğı pasta cilâsı 1740 .

−ği pasta kalıbı pasta kreması pastal pastalı pastav pastavla pazarlık.−ğı pastırmalı pastırmalık.−ğı pastav makinesi pastel pastırma pastırmacı pastırmacılık.pastahane pastahaneci pastahanecilik.−li pastoral oyun pastörizasyon pastörize 1741 .−ğı pastırmalı yumurta pastırma yazı pastil pastis pastiş pastişçi pastoral.

−ğı paşa olmak paşa paşa paşazade paşmak paşmakçı pat pata patadak patak.pastörize etmek pastra pasveren paşa paşa ağacı paşababa paşaçadırı (bitki) paşa çayı paşa kapısı paşalı paşalık.−ğı pataklama pataklamak pataklanma pataklanmak patakrem patalya patapuf 1742 .

−ği patırdama patırdamak patırdatma patırdatmak patır kütür patır patır patırtı patırtılı 1743 .patates patates böceği patatesçi patatesçilik.−ğı paten patenci patent patent damgası patent hakkı patetik.−ği patates çorbası patates köftesi patatesli patates püresi patates salatası patates sufle patavatsız patavatsızca patavatsızlık.

−ği patika patinaj patinaj yapmak patinaj zinciri patis patiska patka patkrem pat küt patlak.−cı patlatma patlatmak patlayıcı patlayıcı ünsüz patlayış patlıcan patlıcan böreği 1744 .patırtısız pati patik.−ğı patlakça patlak göz patlama patlamak patlamalı patlangaç.−cı patlangıç.

−ği patpat pat pat patriarkal.−ğu patoloji patolojik.−li patrik.−ği patron patrona patronaj patronca patroncu patronculuk.patlıcangiller patlıcanî patlıcan inciri patlıcan kebap.−ğu patroniçe patronluk.−bı patlıcan kızartması patlıcanlı patlıcan oturtması patlıcan salatası Patnos (ilçe) patojen patolog.−ği patrikhane patriklik.−ğu 1745 .

−ğu pay payam payan payanda payandalama payandalamak payandalı payansız payansızlık.−ğı paydos paydos borusu paydos etmek paydos vakti paye 1746 .−ğı payda paydaş paydaşlık.pat sat pattadak pattadan pavkırma pavkırmak pavlonya pavurya pavyon pavyoncu pavyonculuk.

payelendirme payelendirmek payen payet pay etmek payidar payidar olmak payitaht paylama paylamak paylanma paylanmak paylaşılma paylaşılmak paylaşım paylaşma paylaşmak paylaştırma paylaştırmak paylatma paylatmak paylı payplayn payreks paytak.−ğı paytak adım paytakça 1747 .

−ğı paytak paytak payton paytoncu pazar Pazar (ilçe) pazarbaşı pazarcı Pazarcık (ilçe) pazarcılık.−ğı pazarlıkçı pazarlık etmek pazarlıklı pazarlıklı alışveriş pazarlıksız pazartesi.paytaklık.−ğı pazar kayığı pazarlama pazarlamacı pazarlamacılık.−ğı pazarlamak pazarlanma pazarlanmak Pazarlar (ilçe) pazarlaşma pazarlaşmak pazarlık.−yi 1748 .

−di pazıbentli pazı kemiği pazılı pazısız pazval pazvant peç peçe peçeleme peçelemek peçelenme peçelenmek peçeli Peçenek Peçenekçe peçesiz peçete peçiç.pazar yeri Pazaryeri'ni (ilçe) Pazaryolu'nu (ilçe) pazen pazı pazıbent.−ci ped pedagog pedagoji 1749 .

−ğu pedoloji pedometre peeling peganit pegmatit pehlivan pehlivanane pehlivan duası Pehlivanköy (ilçe) pehlivanlık.−ği pedikür pedikürcü pedikürcülük.pedagojik.−ği pedal pedavra peder pederane pederşahî pederşahîlik.−ğı pehlivan yakısı pehpeh pehpehleme 1750 .−ği pediatri pediatrik.−ğü pedodonti pedolog.

−ği pejoratif pek pekâlâ pek başlı pek canlı pekçe pek çok.−ğu pek doku pekent.−smi pekiştirmeli kelime pekiştirmeli özne pekiştirmeli sıfat pekiştirmeli zarf pekiştirme sıfatı 1751 .−di pek gözlü peki Pekin ördeği pekişme pekişmek pekiştirme pekiştirmek pekiştirmeli pekiştirmeli isim.pehpehlemek pejmürde pejmürdelik.

−li pek yürekli pek yüzlü peleme 1752 .−ği pekmez toprağı pek pek peksimet.−ği pekmez pekmezci pekmezcilik.−di pektin pektoral.−ği pekmez helvası pekmezkefi (renk) pekmezköpüğü (renk) pekmez köpüğü pekmezli pekmezlik.pekiştirme ünlüsü pekitme pekitmek pekiyi pekleşme pekleşmek pekleştirme pekleştirmek peklik.

peleng pelerin pelesenk.−ği peltek diş ünsüzü peltekleşme peltekleşmek pelteklik.−di pelte peltek.−ği peltelenme peltelenmek pelteleşme pelteleşmek pelür pelüş pembe pembegemre (üzüm) pembekurt.−gi pelesenk ağacı pelikan pelikangiller pelikansılar pelikül pelin pelin otu pelit.−du 1753 .

−ği pembemsi pembezar pena penaltı penaltı alanı penaltı atışı penaltı noktası pencere pencere eteği pencere kanadı pencereli pencik.−ği pencüdü pencüse pencüyek pençe pençeleme pençelemek pençelenme pençelenmek pençeleşme pençeleşmek 1754 .pembeleşme pembeleşmek pembeleştirme pembeleştirmek pembelik.

−ği Pendik (ilçe) pendname peneplen penes pengö penguen penguengiller penguenler peni penis penisilin pens pense pentan pentatlon penuvar penye pepe pepeleme pepelemek 1755 .pençeletme pençeletmek pençeli pençe pençe pençesiz pençgâh pençik.

−ği perçem perçemli perçin perçinleme perçinlemek perçinleniş perçinlenme perçinlenmek perçinleşme perçinleşmek perçinleştirme perçinleştirmek perçinleyiş perçinli perçinsiz perçin tabancası perdah perdahçı perdahçılık.−ği pepeme pepemelik.−ğı 1756 .pepelik.−ği pepsin pepton perakende perakendeci perakendecilik.

−ği pereme peremeci 1757 .−ğı perdesiz perdesizlik.−ği perdedar perdeleme perdelemek perdelenme perdelenmek perdeli perdelik.−ğı perdesi yırtık.perdah etmek perdahlama perdahlamak perdahlanma perdahlanmak perdahlı perdahsız perde perde arkası perde ayaklılar perdeci perdecilik.−ği perdeli pilâv perde perde perdesi sıyrık.

−ği perido peridot peridotit 1758 .−ğı perhizli perhizsiz perhiz yapmak peri peri bacası pericik.peren perende perese perestiş perestiş etmek perestişkâr perestroyka perforaj performans pergament kâğıdı pergel pergel hareketi pergelleme pergellemek pergola perhiz perhizkâr perhizkârlık.

−du perki perküsyon perlit perlitli perlon perlon fırça perma permanant permanganat 1759 .−ğı perişan olmak periton peritonit periyodik.−bu perişan perişan etmek perişanlık.−ği periyot.periferi peri hastalığı perikart.−dı perili peri masalı peri masası peri oyunu peripatetizm peri piramidi periskop.

−gi personel perspektif perşembe Perşembe (ilçe) pertavsız Pertek (ilçe) Peru peruk.permeçe permi permiyen peroksit.−di peron peronospora persenk.−ğı perukâr Perulu perva pervane pervane balığı pervaneci pervaneli pervane olmak pervanesiz 1760 .−ğu peruka perukacı perukacılık.

−ğı pervaz pervin pes pesek.−ği pespembe pestenkerani pestil pestilleşme pestilleşmek pesüs peş peşin peşinat peşinatsız 1761 .Pervari (ilçe) pervasız pervasızca pervasızlık.−ği peseta pes etmek pesimist pesimizm pesleşme pesleşmek peso pespaye pespayelik.

−ğı peşin peşin peşin piyasa peşin satış peşin yargı peşi peşine peşi sıra peşkeş peşkir peşkirci peşkircilik.−ği peşli peşmelba peş peşe peşrev peşrevlenme peşrevlenmek peştahta peştamal peştamalcı 1762 .−bı peşinci peşinde peşinden peşinen peşin fikir.−kri peşin hüküm.−kmü peşin pazarlık.peşin cevap.

−ğı peştamalsız Peştu Peştuca pet.−lü petrolcü petrol lâmbası petrol mavisi petroloji pet şişe petunya pey pey akçesi peyda peyda etmek peydahlama 1763 .−ği petek dokuma petek göz petek güvesi petrifikasyon petrografi petrokimya petrokimyacı petrol.−di petek.−ğı peştamallı peştamallık.peştamalcılık.

−ği peygamber öküzü peygamber üzümü peygambervari peyk peyke peyklik.peydahlamak peydahlanma peydahlanmak peyda olmak peyderpey peygamber peygamber ağacı peygamberane peygamber balığı peygamber çiçeği peygamberdevesi (böcek) peygamber dikeni peygamberlik.−ği peyleme peylemek peylenme peylenmek peynir peynir ağacı peynirci 1764 .

−gi pezevenklik.−ği peynir dişi peynirhane peynir helvası peynirleşme peynirleşmek peynirli peynirli börek.−ği pezo pıhtı pıhtılanma pıhtılanmak pıhtılaşma pıhtılaşmak pıhtılaştırma pıhtılaştırmak pılı pırtı pıllım pıllım 1765 .−ği peynirli kek peynirli pide peynirsiz peynir şekeri peynir tatlısı peyrev peyzaj pezevenk.peynircilik.

−ğı pırpı pır pır 1766 .−cı pırlanma pırlanmak pırlanta pırlantalı pırnal pırnal kömürü pırnallık.−ğı pırlama pırlamak pırlangıç.−ğı pırıldakçı pırıldama pırıldamak pırıl pırıl pırıltı pırıltılı pırlak.pınar Pınarbaşı'nı (ilçe) Pınarhisar (ilçe) pır pırasa pırasa bıyıklı pırazvana pırıldak.

−ğı pırtlama pırtlamak pısırık.−ğı pısma pısmak pışpışlama pışpışlamak pışt pıt pıtırdama pıtırdamak pıtırdatma 1767 .pır pır etmek pırpırı pırpırlama pırpırlamak pırpırlanma pırpırlanmak pırpıt pırpıtçı pırtı pırtık.−ğı pısırıkça pısırıklaşma pısırıklaşmak pısırıklık.−ğı pırtlak.

−ği pideli pigme pigment pijama pik pikaj 1768 .pıtırdatmak pıtır pıtır pıtırtı pıtırtı etmek pıt pıt pıtrak.−ği piç olmak piçsinek.−ğı pıyrım pıyrım pianta piç piç etmek piç kurusu piçleşme piçleşmek piçlik.−ği (olta iğnesi) piçuta pide pideci pidecilik.

−ci pilli pilot pilotaj pilot bölge 1769 .−ğu pikrik asit.pikajcı pikajcılık.−ğı piliç.−ğı pikap.−di pil pilâki pilâv pilâvlık.−bı pik boru pike piket pike yapmak piknik.−ği piknik alanı piknikçi piknik tip piknik tüpü piknik yapmak piknometre piko pikocu pikoculuk.

−ği pinekleme pineklemek pinel pines pingpong pingpong masası pinhan pinpon pinti pintileşme pintileşmek pintilik.−ğu pim pimpirik.−li piramit.−ği pipet pipi pipiriklenme pipiriklenmek pipo pir piramidal.−di piramitçik.pilot kabini pilot köşkü pilotluk.−ği piramitli 1770 .

−ci pirinç çorbası pirinç örgü pirinç pilâvı pirinçsi pirinç taneleri (gök bilimi) pirinç unu pirit pirogravür pirohi piroksen 1771 .piramitsi Piraziz (ilçe) pire pirekapan pirekateşin pirekıran pirelendirme pirelendirmek pirelenme pirelenmek pireler pireli pire otu pirifâni pirina pirinç.

−ki piryol.−ğı pis pi sayısı pis bıyık.pirometre pirometri pirosfer piruhi pirüpak.−lü pirzola pirzolalık.−ğı pisi pisi balığı pisik.−ğu pis lâkırdı pisleme 1772 .−ği pisin pisi otu pisipisi (kedi) pisi pisi pisi pisine pisipisi otu piskopos piskoposhane piskoposluk.−ğı pisboğaz pisboğazlık.

−ci pişirici pişiriliş 1773 .pislemek pislenme pislenmek pisletme pisletmek pislik.−ği pişekâr pişi pişik.−ği pişim pişirgeç.−ği pislik böceği pislikçil pis pis pis söz pis su pis su borusu pis su tesisatı pist piston pistonlu pisuvar pişdar pişeğen pişek.

−ği pişman pişman etmek pişmaniye pişmaniyeci pişmanlık.−ğı pişman olmak pişme pişmek pişpirik.pişirilme pişirilmek pişirim pişirimlik.−ği pişpirikçi pişt pişti piştov piti piti piton 1774 .−ği pişiriş pişirme pişirmek pişirtme pişirtmek pişkin pişkince pişkinlik.

pitoresk piyade piyale piyan piyango piyangocu piyangoculuk.−ğu piyano menteşe piyasa piyasacı piyasa ekonomisi piyasa etmek piyasa kurucu piyata piyata eğe piyata tabağı piyaz piyazcı piyazcılık.−ğu piyangolu piyanist piyano piyanocu piyanoculuk.−ğı piyazlama piyazlamak piyes 1775 .

−ğı plâka plâkacı plâkacılık.−ğı plâkalı plâkasız plâkasız otomobil plâkçı plâkçılık.−ğı plânçete plânerit 1776 .−ğı pizzicato plâçka plâçkacı plâj plâjirizm plâjiyoklâz plâk.−ğı plâket plân plâncı plâncılık.piyon piyore pizolit pizza pizzacı pizzacılık.

−ğü plânsız plânsız programsız plântasyon plânton plânya plânyacı plânyalama plânyalamak plâse plâse etmek plâseleme 1777 .−ğı plânlamak plânlanış plânlanma plânlanmak plânlı plânlı büyüme plânlı ekonomi plânör plânörcü plânörcülük.plânet plânetaryum plânkton plânlama plânlamacı plânlamacılık.

−ği plâstik ameliyat plâstik boru plâstik cam plâstik cerrahî plâstikçi plâstikçilik.−ği Plâtonizm 1778 .−ği plâstik sanatlar plâstik tutkal plâstomer plâstik.−ği plâstron plâterina plâtform plâtika plâtin plâto Plâtoncu Plâtonculuk.plâselemek plâsenta plâsiyer plâsman plâster plâstik.−ğu plâtonik.−ği Plâtonik.

play−back play−off plâza plâzma plâzma kimyası plâzmalaştırma plâzmalaştırmak plebisit pleistosen plevra pleybek pleybek yapmak pli plili plise plisiz pliyosen plonjon plüralist plüralizm plütokrasi Plüton plütonyum plüviyometre podösüet podyum pof 1779 .

−bu polarite 1780 .−ğı pohpoh pohpohçu pohpohlama pohpohlamak pohpohlanma pohpohlanmak poker pokerci pokercilik.−ği polargı polarıcı polarılma polarılmak polarimetre polarimetri polariskop.pofurdama pofurdamak pofurdatma pofurdatmak pofur pofur pog pogrom poğaça poğaçacı poğaçacılık.

−di poliçe polietilen polifoni polifonik.−ği poligam poligami poligon polijini poliklinik.−di polarölçer Polateli'ni (ilçe) Polatlı (ilçe) polemik.−ği polemikçi polemikçilik.−ği polen poliandri poliasit.polarizasyon polarma polarma düzlemi polarmak polaroit.−ği polimer polimeri polimerleşme polimerleşme 1781 .

derecesi polimerleşmek polimerleştirme polimerleştirmek polimerlik.−ği polis noktası politeist politeizm politik.−ği politika politikacı politikacılık.−ği polip.−ğı politika yapmak poliüretan polka polo Polonez 1782 .−bi polis polisaj polis arabası polis evi polis hafiyesi polisiye polisiye film polisiye roman polislik.

−dı pomel menteşe pompa pompaj pompalama pompalamak pompalanma pompalanmak pompalı silâh pompalı tüfek.−ği ponçik.−ği ponje ponje patis ponksiyon ponpon ponton ponza ponzalama ponzalamak ponzalanma ponzalanmak 1783 .Polonya Polonyalı polonyum polyester Pomak Pomakça pomat.

−ğu poplin pop müzik.−ğu porsuk ağacı porsukgiller porsuma porsumak portakal 1784 .−ği porsiyon porsuk.ponza taşı pop popçu popçuluk.−ği popülist popülizm porfir porfirit pornografi pornografik.−ği porselen porselenci porselencilik.−ği popo popülarite popülâsyon popüler popülerlik.

portakal bahçesi portakallık.−ğü portre portreci pos posa posalanma posalanmak posalı posasız pos bıyık.−ğı portakal rengi portakal suyu portatif portbagaj portbebe porte Portekiz Portekizce Portekizli portföy portmanto portmone porto portör portörlük.−ğı pos bıyıklı 1785 .

−ğı posta etmek postahane posta kartı posta kodu posta kutusu postal postalama postalamak postalanma postalanmak posta posta posta pulu posta treni posta yapmak poster postiş post it post kavgası postlu postnişin postrestant post−scriptum 1786 .Posof (ilçe) post posta postacı postacılık.

−ği potasyum potasyum hidroksit.postsuz postulat poşet poşet çay poşetleme poşetlemek poşu poşulu pot pota potalı potalı atış potansiyel potansiyel farkı potansiyel suçlu potas potas kostik. −di potasyum klorür potasyum nitrat potasyum sülfat potasyum sülfür pot başı potin potkal 1787 .

−cı potlanma potlanmak potpuri potuk.−ği pozitif film pozitif görüntü pozitif hukuk pozitif kutup.−ğu potur poturlu pot yapmak pot yeri pound poy poyra poyraz poyrazlama poyrazlamak poz Pozantı (ilçe) pozisyon pozitif pozitif bilim pozitif elektrik.−ği pozitif sayı 1788 .−tbu pozitiflik.potlaç.

−ğü pörsüme pörsümek pörtlek.−ği pörtleme pörtlemek pösteki pötibör pötifur pötikare prafa pragmacı pragmacılık.−ğü pöf pörsük.pozitivist pozitivizm poziton pozitonyum pozitron pozitronyum pozsuz pöç pöçük.−ğı pragmatist pragmatizm pranga 1789 .−ğü pörsüklük.

−bi prenslik.−ği preparat pres 1790 .−ği prehistorya prekambriyen prelüt.−dü prematüre prens prenses prenseslik.−ği pratika pratikleşme pratikleşmek pratiklik.−ği prensip.−ği pratisyen prefabrikasyon prefabrike prefabrike konut prehistorik.pranga cezası pranga kaçağı prangalı pranga mahkûmu prangasız praseodim pratik.

presbit presbiteryen presbiteryenlik.−ği prese presesyon presleme preslemek preslenme preslenmek prestij presto pres yapmak prevantoryum prezantabl prezantasyon prezante etmek prezervatif prezidyum prim primadonna primat primatlar primitif primitivizm 1791 .−ği presbitlik.−ği presçi presçilik.

−ğü profesör profesörlük.−ği problemli problemsiz prodüksiyon prodüktivite prodüktör prodüktörlük.−ğı programlama programlamak programlanma 1792 .−ğü profesyonel profesyonelleşme profesyonelleşmek profesyonellik.−ği profil profiterol.printer priz prizma probabilizm problem problematik.−lü proforma fatura program programcı programcılık.

programlanmak programlaşma programlaşmak programlaştırma programlaştırmak programlı programsız proje projeci projeksiyon projektör projektör ışığı projelendirme projelendirmek proje yapmak proletarya proleter proleterleşme proleterleşmek prolog.−dı propaganda propagandacı propagandacılık. −ğı 1793 .−ğu prometyum promosyon promönat.

−ği protojin protokol.propagandist prosedür proses prospektüs prostat prostelâ prostelâlı protaktinyum protein proteinli proteinsiz protein yetersizliği Protestan Protestanlık.−lü protokolcü proton protonema protoplâzma prototip prova 1794 .−ğı protesto protesto etmek protez protezci protezcilik.

−ği psikolojik savaş psikolojizm psikometri psikopat psikopati psikopatoloji 1795 .−ğu psikoloji psikolojik.prova yapmak providansiyalizm provizyon provizyonsuz provokasyon provokatör provoke etmek prozodi prömiyer Prusya Prusyalı pruva pruva hattı psikanaliz psikanalizci psikasteni psikiyatr psikiyatri psikolog.

−ğı puantaj puanter puantör puding pudra pudralama pudralamak pudralı pudralık.−ği ptiyalin puan puanlama puanlamak puanlandırma puanlandırmak puanlı puanlık.−ği psikoterapi psikoz psişik.psikopatolojik.−ğı pudra şeker pudriyer puf puf böreği pufla puflama 1796 .

−dı pul biber pulcu pulculuk.−cu puluçluk.−ğu pul kanatlılar pullama pullamak pullanma pullanmak pullaştırma pullaştırmak pullu pulluk.−cu 1797 .puflamak puhu pul pulat.−ğu puma pumba punç.−ğu pullukçu pullu sazan pulman pul pul pulsuz pul şişe puluç.

punt.−du punto puntolu pupa pupa yelken puro pus pusarık.−ğı pusarma pusarmak pusat pusatçı pusatlandırma pusatlandırmak pusatlanma pusatlanmak pusatlı puset pusetçi puslandırma puslandırmak puslanma puslanmak puslu pusma pusmak pusu 1798 .

−ğu put putlaşma putlaşmak putlaştırma putlaştırmak putperest putperestlik.pusucu pusula pusulalı pusulama pusulamak pusulasız pusuluk.−ğu pusval puşt puştluk.−ği putrel putrelli puya püf püfkürme püfkürmek püfleme püflemek püf noktası püfür püfür 1799 .

−ti püre püren pürhiddet pürik.−ğü pürtüklenme pürtüklenmek 1800 .−li pürneşe pürsıhhat.Pülümür (ilçe) pülverizatör pünez pür pürçek.−ğü pürçüklü pürdikkat.−ti pürtelâş pürtük.−ği pürin püriten püritenlik.−ği pürizm pürmelâl.−ği pürçeklenme pürçeklenmek pürçekli pürçeksiz pürçük.

−ğü püskül püskülcük.−ğü püskül kuyruklular püsküllü püsküllü belâ püskülsüz püskürgeç.−ci püskürme püskürme benli püskürmek püskürteç.pürtüklü pürüz pürüzalır pürüzlenme pürüzlenmek pürüzlü pürüzsüz pürüzsüzlük.−ci püskürtme püskürtmek püskürtmeli püskürtmeli yazıcı püskürtme makinesi püskürtme tabancası 1801 .

−ğü püskürük külte püskürük taş püstül püsür püsürlü püsürsüz pütür Pütürge (ilçe) pütürlenme pütürlenmek pütürlü pütür pütür pütürsüz (*)R R Rab.püskürtü püskürtücü püskürtülme püskürtülmek püskürtüş püskürük.−ptı rabıta rabıtalı 1802 .−bbi rabbanî Rabbena rabıt.

−li radikalizm radikalleşme radikalleşmek radon radyan radyasyon radyatör radyatörcü radyo radyoaktif radyoaktif izotoplar 1803 .−ğı radde raddelerinde radika radikal.−i raci olmak racon radansa radar radarcı radarcılık.rabıtasız rabıtasızlık.−ğı rabıt edatı rabıt sıygası raca raci.

−ğu radyodifüzyon radyoelektrik.radyoaktifleştirme radyoaktiflik.−ği radyo etkinliği radyo evi radyofizik.−ği radyoaktivite radyobiyoloji radyocu radyoculuk.−ği radyoelektriksel radyoelektronik.−ği radyofizyoloji radyofoni radyofonik.−ği radyofonik ses radyofoto radyo gazetesi radyografi radyogram radyo istasyonu radyoizotop radyokimya radyolink radyolog.−ğu radyoloji 1804 .

−di rafting rafya rağbet rağbet etmek 1805 .−ği rafinaj rafinatör rafine rafineri rafit.−ği radyo muhabiri radyo oyunu radyoskopi radyo taksi radyoteknoloji radyotelefon radyotelgraf radyoterapi radyoterapist radyo yayını radyum raf rafadan Rafızî Rafızîlik.radyometre radyometri radyometrik.

−ğı rahatsız olmak rahibe 1806 .−ğı rahatlıkla rahat olmak rahat rahat rahatsız rahatsız etmek rahatsızlanma rahatsızlanmak rahatsızlaşma rahatsızlaşmak rahatsızlık.−ği rağm rağmen rahat rahatça rahat döşeği rahat duruş rahat etmek rahatlama rahatlamak rahatlatma rahatlatmak rahatlık.rağbetli rağbetsiz rağbetsizlik.

rahibelik.−hmi (döl yatağı) rahîm (koruyan.−ği rahle rahman rahmanî rahmet rahmetli rahmetlik.−ği rahim.−bi rahiplik. merhamet eden) rahip.−ği rahmetlik olmak rahmetli olmak rahne raht rahvan rakam rakamlama rakamlamak rakamlı raket rakı rakı âlemi rakı bardağı rakıcı 1807 .

−ğı 1808 .rakıcılık.−kı rakip.−ği rakipsiz rakit.−bi rakiplik.−ğı rakım rakı meclisi rakibe rakik.−ği ramazan keyfi ramazanlık.−di rakkas rakkase rakkaslı rakor rakorlu musluk.−ğu raks raks aksağı raks etmek ralli rallici ram ramak ramazan Ramazan Bayramı ramazan davulu ramazaniyelik.

−ğu randevu evi randevulaşma randevulaşmak randıman randımanlı rant rantabilite rantabl rantçı 1809 .ramazan pidesi ramazan topu rambo rambursman ram etmek rami ram olmak ramp rampa rampacı rampa etmek rampalama rampalamak rampalı randa randevu randevucu randevuculuk.

−ğü rapor yazıcı rappadak rap rap rapsodi rapten raptetme raptetmek raptiye raptiyeleme raptiyelemek raptiyelenme raptiyelenmek rasat.−dı rasatçı 1810 .−ği ranza rap rapor raporcu raporlama raporlamak raporlu raportör raportörlük.rantçılık.−ğı rantiye rantiyeci rantiyecilik.

−dı raspa raspacı raspa etmek raspalama raspalamak raspalanma raspalanmak raspa taşı rasyo rast rastgele rast geliş rast gelmek rast getirmek rast gitmek rastık.−ğı rastıklı rastlama rastlamak rastlanma rastlanmak rastlantı rastlaşma rastlaşmak rastlayış 1811 .rasathane rasıt.

−ci rayiç fiyat rayiha 1812 .−bı raunt.−ği raşitizm ratanya rate ratıp.−du ravent.rasyon rasyonalist rasyonalite rasyonalizasyon rasyonalizm rasyonel rasyonelleşme rasyonelleşmek rasyonelleştirme rasyonelleştirmek rasyonel sayı raşe raşelenme raşelenmek raşî raşitik.−di ray rayba rayiç.

−bi recim.rayihalı razakı razı razı etmek razı olmak razmol.−bı rebiyülâhır rebiyülevvel recep.−ği 1813 .−cmi recmetme recmetmek reçel reçelci reçelcilik.−lü re reaksiyon reaktör realist realist olmak realite realizasyon realizm reasürans reaya rebabî rebap.

−ğü reddedilme reddedilmek reddediş reddetme reddetmek reddeyleme reddeylemek reddiye reddolunma reddolunmak redevans redif redingot redingotlu 1814 .−ği reçete reçeteli reçetesiz reçina reçine reçine kanalı reçine kesesi reçineli reçine yağı redaksiyon redaktör redaktörlük.reçellik.

redoks redresör redüksiyon reel reenkarnasyon reeskont refah Refahiye (ilçe) refahlı refakat.−ğu reformist reftiye 1815 .−ti refakatçi refakat etmek referandum referans refetme refetmek refik refika refleks refleks yayı reflektif reflektör reform reformcu reformculuk.

−bi Regaip Gecesi Regaip Kandili regl reglân regresyon regülâsyon regülâtör reha rehabilitasyon rehavet rehber rehberli rehberlik.−bı 1816 .−ği rehberlik etmek rehber öğretmen rehbersiz rehin rehine rehin etmek reis reis bey reis efendi reisicumhur reislik.−ği reisülküttap.refüj regaip.

reji rejim reji masası rejim yapmak reji odası rejisör rejisörlük.−ğı reklâmveren rekolte rekonstrüksiyon rekor 1817 .−kzi reklâm reklâmasyon reklâm bandı reklâmcı reklâmcılık.−ğı reklâm filmi reklâm ışıntısı reklâm kuşağı reklâm levhası reklâmlık.−ğü rekabet rekabetçi rekabet etmek rekâket rekât rekiz.

−ği rekreasyon rekreasyon alanı rektifiye rektör rektörlük.−mzi rencide rencide etmek rencidelik.−ği remiz.rekortmen rekortmenlik.−ği rencide olmak rençper rençperlik.−mli remilci remilcilik.−ğü rektum rekzetme rekzetmek remel remi remil.−ği rende rendeleme rendelemek rendelenme rendelenmek 1818 .

rendeli rendesiz rengârenk.−gi renk bilimi renk cümbüşü renkçi renkgideren renk körlüğü renk körü renk küre renkleme renklemek renklendirici renklendirme renklendirmek renklenme renklenmek renkli renkli basın renkli film renkli işitme renklilik.−gi ren geyiği renk.−ği renkli televizyon renkölçer renk ölçme 1819 .

−ği renktaş renktaşlık.−ği repo repocu repoculuk.−smi resimci 1820 .−ğı renk uzmanı renk yuvarı renyum reomür reorganizasyon reosta repertuvar replik.renk renk renksemez renkser renksiz renksizlik.−ğu reprodüksiyon resen resepsiyon reseptör resesif resesyon resif resim.

−ği resimli roman resimsi resim yazı resital.−lü resmîleşme resmîleşmek resmîleştirme resmîleştirmek resmîlik.−ği 1821 .resimleme resimlemek resimlendirme resimlendirmek resimleşme resimleşmek resimleyici resimli resimlik.−di resmî giysi resmikabul.−li resmen resmetme resmetmek resmî resmî dil resmî elbise resmigeçit.

−ddi retina retorik.−li Reşadiye (ilçe) reşit reşit olmak reşme ret.−ğı rest restitüsyon restleşme restleşmek restoran restorasyon restore restore etmek resul.−lü resülmal.−cı revak 1822 .resmî nikâh resmî olmayan eğitim resmiyet ressam ressamlık.−ği retrospektif reva revaç.

−ğu revizyonist revizyonizm revnak revnaklı revolver revü rey reybî reye reye pantolon reyhan reyhanî 1823 .−ği revanlaşma revanlaşmak reverans revir reviş revize etmek revizyon revizyoncu revizyonculuk.revakiye revalüasyon revan revani revanici revanicilik.

Reyhanlı (ilçe) reyon reyting (değerlendirme) rezalet reze rezede rezede çiçeği rezeksiyon rezeleme rezelemek rezene rezerv rezervasyon rezervuar rezidans rezil rezilce rezil etmek rezilleşme rezilleşmek rezillik.−ği rezil olmak rezistans rezonans rıh rıhdan 1824 .

−ği ribozom rica ricacı rica etmek rical.−ti rikkatli rimel rimelleme rimellemek rimellenme rimellenmek rimelli rina 1825 .rıhtım rıza rızk riayet riayet etmek riayetkâr riayetsiz riayetsizlik.−li ric'at ric'at etmek Richter ölçeği rik'a rikabdar rikkat.

−ği risale risk riskli risling ritm ritmik.−li riyala riyaset 1826 .−di rintlik.−ğı riyal.rindane ring ringa ring seferi rint.−ği ritmik sayma ritmli ritmsiz ritüel rivayet rivayet birleşik zamanı rivayet olunmak riya riyakâr riyakârane riyakârlık.

riyasız riyazet riyazî riyaziyat riyaziye riyaziyeci riyolit Rize riziko roba robalı robot robotik.−ğu roda rodaj rodeo rodeocu Rodezya Rodezyalı rodyum roka roket 1827 .−ği robotlaşma robotlaşmak robotlaştırma robotlaştırmak robotluk.

−ği romantiklik.−ğı Roman dilleri romanesk romanist romanlaştırma romanlaştırmak Romanolog.−ğu Romanoloji romans romantik.−ğü rol çatışması rol iflâsı rol yapmak rom Roma Romalı roman Roman romancı romancılık.roketatar rokfor rokfor peyniri rokoko rol.−ği 1828 .−lü rolcü rolcülük.

−bu ropdöşambr rosto rostoluk.−ğu rot rota rotasyon rotatif rotatifçi rotil rotor roza rozbif roze rozet röfle rögar rölâns rölânti rölâtif 1829 .romantizm Romanya Romanyalı romatizma Romen Romen rakamları rondelâ rop.

−ğı röportör röprezant röprodüksiyon rötar rötarlı rötuş rötuşçu rötuş etmek rötuşlama rötuşlamak rötuşlu 1830 .rölâtivist rölâtivite rölâtivizm röle rölyef römork römorkör Rönesans röntgen röntgenci röntgencilik.−ği röntgenleme röntgenlemek röportaj röportajcı röportajcılık.

−ğı ruh bilgini ruh bilimci ruh bilimcilik.−ği rugan rugby ruh ruhanî ruhaniyet ruhban ruhbaniyet ruhbanlık.rövanş röveşata ruam ruba rubaî rubidyum ruble rubu ruf Rufaî Rufaîlik.−ği ruh bilimi ruh bilimsel ruh çöküntüsü ruh doktoru ruhen 1831 .

ruh göçü ruh hastası ruh hekimi ruh hekimliği ruhî ruhiyat ruhiyatçı ruhiyatçılık.−ğu 1832 .−ğı ruh karmaşası ruhlu ruh ölçümü ruh ötesi ruh sağlığı ruhsal ruhsat ruhsatiye ruhsatlandırma ruhsatlandırmak ruhsatlı ruhsatname ruhsatsız ruhsuz ruhsuzlaşma ruhsuzlaşmak ruhsuzlaştırma ruhsuzlaştırmak ruhsuzluk.

−ği rupi 1833 .ruj rujlama rujlamak rujlanma rujlanmak rulet rulman rulo Rum Rum ateşi rumba Rumca Rumeli'yi Rumelili Rumen Rumence Rumî Rumlaşma Rumlaşmak Rumlaştırma Rumlaştırmak Rumluk.−ğu rumuz rumuzlu run runik.

−ğu Rus ruleti Rus salatası rustaî Rusya rutenyum rutherfordyum rutin rutubet rutubetlendirme rutubetlendirmek rutubetlenme rutubetlenmek rutubetli rutubetsiz ruz ruziklenme ruziklenmek ruznamçe ruzname ruzuşeb 1834 .Rus Rusça Ruslaşma Ruslaşmak Ruslaştırma Ruslaştırmak Rusluk.

−u rücu etmek rücu hakkı rüçhan rüçhan hakkı rüesa rüfeka rükû.−bu rüsva rüsvalık.−ğı rüşeym rüşt.−bı rücu.−ği rüsum rüsumat rüsup.−knü rüküş rüküşlük.−ğü rüping sistemi rüstik.rübap.−dü rüştiye rüşvet rüşvetçi rüşvetçilik.−u rükün.−ği rütbe rütbeli 1835 .

rütbesiz rüya rüyet rüzgâr rüzgâr altı rüzgârgülü rüzgârlama rüzgârlamak rüzgârlanma rüzgârlanmak rüzgârlı rüzgârlık.−ti saat açısı saat ayarı saat başı saat camı saat cebi 1836 .−ğı rüzgârsız (*)S S saadet saadet asrı saadethane saadetle saadetlû saadet zinciri saat.

−ği sabah sabaha doğru sabaha karşı sabah akşam sabahçı sabahçı kahvesi sabah ezanı sabah kahvaltısı sabah keyfi sabahki sabah koşusu sabahlama 1837 .−ği saat dairesi saat dilimi saat farkı saatinde saati saatine saat kulesi saatlerce saatli saatli bomba saatlik.saatçi saat çiçeği saatçilik.−ği saba sababuselik.

−brı sabırla 1838 .sabahlamak sabahları sabahlatma sabahlatmak sabahleyin sabahlı sabahlık.−ğı sabah namazı sabah sabah sabahtan sabahtan akşama sabah yeli sabahyıldızı (ağaç) saban saban balığı saban demiri saban kemiği sabankıran saban kulağı saba rüzgârı sabık sabıka sabıka kaydı sabıkalı sabıkasız sabır.

−ği sabit olmak sabo sabotaj sabotajcı sabotajcılık.−kri sabitkadem sabit kalem sabitleşme sabitleşmek sabitleştirilmiş sabitleştirme sabitleştirmek sabitlik.−ğı sabır taşı sabi sabit sabite sabit fikir.sabırlı sabırsız sabırsızlanış sabırsızlanma sabırsızlanmak sabırsızlık.−ğı sabotaj yapmak sabote sabote etmek 1839 .

−ğu sabunhane sabuniye sabunlama sabunlamak sabunlanış sabunlanma sabunlanmak sabunlaşma sabunlaşmak sabunlaştırma sabunlaştırmak sabunlayış sabunlu sabunluk.−ğu sabun otu 1840 .sabretme sabretmek sabreyleme sabreylemek sabuh sabuklanma sabuklanmak sabun sabun ağacı sabun balığı sabuncu sabunculuk.

−ğı saçak bulut saçak kök saçaklanma saçaklanmak saçaklı saçalama saçalamak saçalanma saçalanmak saç baş saçı saçık.sabunsuz sabun taşı sabun tozu sabur sabura sac sacayağı sacayak.−ğı saçılış 1841 .−ğı sac böreği sac ekmeği sac kavurması sac kebabı saç saçak.

−ğı saçma sapan saçma tiyatro saç örgüsü saç saça saçsız saçula saçuzatan (bitki) sadak.saçılma saçılmak saçıntı saçış saçıştırma saçıştırmak saçkıran saçlı saçlı meşe saçlı sakallı saçma saçmacı saçmak saçmalama saçmalamak saçmalaşma saçmalaşmak saçmalık.−ğı sadaka 1842 .

−ği sadet.−ti sadakatli sadakatlilik.−ği sadaklı sadakor sadaret sade sade birimler bölüğü sadece sade kahve sade kek sadeleşme sadeleşmek sadeleştirme sadeleştirmek sadelik.−di sadeyağ sadık.−ği sadakatsiz sadakatsizlik.−drı (göğüs) sâdır (çıkan. görünen) sâdır olmak 1843 .−ğı sadıkane sadır.sadakat.

−ği sadiklik.−ğı saf safa safahat safalı safari safça safderun saf dışı safdil safer saffet safha safi safiha safir safir mavisi safiyet saf kan 1844 .−ği sadist sadistçe sadistlik.sadik.−ği sadizm sadme sadrazam sadrazamlık.

saflaşma saflaşmak saflaştırma saflaştırmak saflık.−ğı 1845 .−ğı sağ akçe sağalma sağalmak sağaltıcı sağaltım sağaltma sağaltmak sağanak.−ğı safra safra kesesi safralı safran Safranbolu (ilçe) safra yeşili saf saf safsata safsatacı safsatacılık.−ğı sagar sagu sağ sağ açık.

sağanlar sağbeğeni sağ bek sağcı sağcılık.−ğü sağ haf sağı sağıcı sağılış sağılma sağılmak sağım sağımlı 1846 .−ğı sağdırma sağdırmak sağduyu sağduyulu sağ eğilimli sağ esen sağgörü sağgörülü sağgörüsüz sağgörüsüzlük.−cı sağdıç emeği sağdıçlık.−ğı sağ çıkarma sağdıç.

sağımlık.−gi sağır yılan sağ iç sağistem sağ kanat.−ğı sağım makinesi sağın sağın bilimler sağır sağır dilsiz sağır duvar sağır etmek sağır kapı sağır kef sağırlaşma sağırlaşmak sağırlık.−ğı sağır nun sağır olmak sağır pencere sağır renk.−dı sağlam sağlama sağlamak sağlamca sağlamcı sağlamlama 1847 .

−ğı sağlık bilgisi sağlık bilimi sağlık evi sağlık görevlisi sağlık havuzu sağlık hizmeti sağlık karnesi sağlık koruma sağlık kurulu sağlıklı sağlıklı yaşam 1848 .sağlamlamak sağlamlaşma sağlamlaşmak sağlamlaştırma sağlamlaştırmak sağlamlık. −ğu sağlık.−ğı sağlam para sağlanış sağlanma sağlanmak sağlayıcı sağlıcakla sağlığa uygun sağlığa uygunluk.

−ğı sağlık sigortası sağlık taraması sağlık yurdu sağlı sollu sağma sağmak sağmal sağmal inek.sağlıklı yaşam koşusu sağlıklı yaşam merkezi sağlık memuru sağlık merkezi sağlık muayenesi sağlık ocağı sağlıksal sağlıksız sağlıksızlık.−di sağu 1849 .−ği sağ ol sağ olmak sağ para sağrı sağrı kemiği sağ salim sağ şerit.

−ğı sahan sahanlık.sağucu sağuculuk.−ğı sahavet sahi sahibe sahici sahiden sahife sahih sahil sahil boyu sahil çizgisi sahildar 1850 .−ğu sağyağ sah.−hhı saha Saha saha avantajı sahabe sahabet sahabetçi sahabet etmek Sahaca sahaf sahaflık.

−ği sahn sahne sahneleme sahnelemek sahnelenme sahnelenmek sahneleyiş sahne olmak sahra sahra topu sahre sahte sahteci 1851 .−bi sahipkıran sahiplenme sahiplenmek sahiplik.sahileşme sahileşmek sahileştirme sahileştirmek sahil kordonu sahil şeridi sahip.−ği sahip olmak sahipsiz sahipsizlik.

−ğı sahur sahurluk.−ğu sahur yemeği saik saika Saimbeyli (ilçe) sair sairfilmenam sak saka sakaf sakağı sakak.−ğı sahtelik.−ğı sakallanma sakallanmak sakallı 1852 .−ği sahtiyan sahtiyancı sahtiyancılık.−ği sahtekâr sahtekârlık.−ğı saka kuşu sakal sakalı sakalık.sahtecilik.

−ğı sakatçı sakatlama sakatlamak sakatlanış 1853 .sakallı kartal sakalsız sakamet sakametli sakandırık.−ğı sakar sakarca sakarimetre sakarimetri sakarin sakarlaşma sakarlaşmak sakarlık.−ğı sakar meke (yaban kazı) sakar otu sakaroz sakarozölçer Sakarya sakat sakatat sakatatçı sakatatçılık.

−ğı sakın sakınca sakıncalı sakıncasız sakıngan sakınganlık.−ğı sakınım sakınımlı sakınış sakınma sakınmak sakıntı sakıntılı sakıntısız sakırdama sakırdamak sakırga sakır sakır sakırtı sakıt Sakıt (Merih) sakıt olmak sakız Sakız 1854 .sakatlanma sakatlanmak sakatlık.

−ği sakin olmak 1855 .sakız ağacı sakız bademi sakız baklası sakız dikeni sakız enginarı sakız kabağı sakızlaşma sakızlaşmak sakızlaştırma sakızlaştırmak sakız leblebisi sakızlı sakız rakısı sakız tatlısı saki sakil sakim sakin sakince sakinleme sakinlemek sakinleşme sakinleşmek sakinleştirme sakinleştirmek sakinlik.

−ğı saksı toprağı saksofon saksofoncu saksofonculuk.−ğı saklı yazı sako saksağan saksı saksıgüzeli (bitki) saksılık.sakin sakin sakit saklama saklamak saklambaç.−ğu saksonya 1856 .−cı saklanılma saklanılmak saklanış saklanma saklanmak saklantı saklatma saklatmak saklayış saklı saklık.

sakuleta sal salâ salâbet salacak.−ğı salakça salaklaşma salaklaşmak salaklık.−ğı salangan salapurya salaş 1857 .−ğı salam salamandra salamanje salamura salamuracı salamuracılık.−ğı Salacak salâh salâhiyet salâhiyetli salâhiyetsiz salâhiyetsizlik.−ğı salamuralık.−ği salâhiyettar salak.

−ğı salça salçalama salçalamak salçalanma salçalanmak salçalı salçalık.−ğı salâvat salâvat parmağı salcı salcılık.−ğı saldırı saldırıcı saldırıcılık.−ğı salçalı makarna saldırgan saldırganlaşma saldırganlaşmak saldırganlık.salaşpur salât salata salatalık.−ğı saldırısız saldırış saldırma saldırmak 1858 .

−bi salepçi salepçilik.−ğı saldırmazlık antlaşması saldırmazlık paktı salep.−ğı salıncakçı salıncaklı salıncaksız salınım 1859 .saldırmazlık.−ği salepgiller salgı salgılama salgılamak salgılayıcı salgılayış salgılı salgın salgıncı salgınlaşma salgınlaşmak salhane salı salık.−ğı salına salına salıncak.

−ği salisilik asit.−di salkım salkıma salkım ağacı salkımak 1860 .−bi salipli salipsiz salise salisen salisilât salisilik.salınış salınma salınmak salıntı salıntılı Salıpazarı'nı (ilçe) salıverilme salıverilmek salıverme salıvermek Salihli (ilçe) salik salik olmak salim salimen salip.

−ğı salmastra salma tomruk.salkım başak.−ğı salkım küpe salkım saçak.−ğı salkım salkım salkımsı salkım söğüt.−ği sallasırt sallı salma salmak salmalık.−ğu salname 1861 .−dü salkım topu sallabaş sallama sallamak sallana sallana sallandırma sallandırmak sallanış sallanma sallanmak sallantı sallapati sallapatilik.

−ğı salt sıfır Salur salvo salya 1862 .−ğu salpa salpak.−ğı salt salta saltanat saltanatçı saltanatlı saltanatsız saltçılık.salon salon adamı salon çamı salon çiçeği saloz salozlaşma salozlaşmak salozluk.−ğu salt değer saltık.−ğı salt nem salto salt sıcaklık.−ğı salt çoğunluk.

salyamsı salyangoz sal yarışı sam saman saman alevi Samandağ (ilçe) samanî saman kâğıdı samankapan samanlı samanlı gübre samanlık.−ci saman nezlesi saman rengi saman sarısı Samanuğrusu (yıldız kümesi) Samanyolu (yıldız kümesi) samaryum samba Samî samimî samimîleşme samimîleşmek 1863 .−ğı samanlı kerpiç.

−ği sanal sayı sanat sanat adamı sanatçı sanatçılık.−ği samsa Samsat (ilçe) samsun Samsun samur samuray samur kaşlı samur kürk samut sam yeli san sana sanal sanal nicelik.−ğı sanat dünyası sanat enstitüsü 1864 .−ği samimî olmak samimiyet samimiyetle samimiyetsiz samimiyetsizlik.samimîlik.

−ği sanayiinefise sanayi kuruluşu sanayileşme sanayileşmek sanayileştirme sanayileştirmek sanayi odası sanayi sitesi sanayi ülkesi sanayi yatırımı sancak.sanat eri sanat eseri sanat evi (galeri) sanat filmi sanatkâr sanatkârane sanatkârlık.−ğı sanatlı sanat okulu sanatoryum sanatsal sanatsever sanayi.−ğı 1865 .−i sanayi bölgesi sanayici sanayicilik.

−ğı sandık balığı sandık balığıgiller 1866 .−ğı sandalet sandalgiller sandalye sandalyeci sandalyecilik.−ği sandalye kavgası sandalyeli sandalyelik.−ği sandalyesiz sandık.sancak beyi sancaktar sancı sancılanma sancılanmak sancılı sancıma sancımak sancı otu sançma sançmak sandal sandal ağacı sandalcı sandalcılık.

sandık başkanı sandıkçı sandıkçılık.−ğı sandık emini sandık eşyası sandık kurulu sandıklama sandıklamak sandıklanma sandıklanmak sandık lekesi sandıklı Sandıklı (ilçe) sandık odası sandık sepet sandırma sandırmak sanduka sandviç sandviççi sanem sangı sangılama sangılamak sangılık.−ğı sanı sanık.−ğı 1867 .

sanıklık.−ğı sanılma sanılmak sanidin sanitasyon saniye saniyelik.−ği sanki sanlı sanma sanmak sanrı sanrılama sanrılamak sanrısal sansar sansargiller sansasyon sansasyonel Sanskrit sansüalizm sansür sansürcü sansürcülük.−ğü sansür etmek sansürleme sansürlemek 1868 .

sansürlenme sansürlenmek sansürlü santiar santigram santigrat.−li santimantalite santimantalizm santimetre santimetrelik.−ği santra santra çizgisi santral.−dı santilitre santim santimantal.−li santralci santra noktası santra yuvarlağı santrfor santrhaf santrifüj santrifüjör santrozom santur santurcu santurî 1869 .

−ğı sapan Sapanca (ilçe) saparna saparta sapasağlam sapçık.−ğı sapaklık.−ğı sapıkça sapıklaşma sapıklaşmak sapıklık.−cı sapır sapır sapı silik.−ğı sapılma sapılmak sapınç.−ği sapış sapıtış sapıtma sapıtmak sapkı sapkın sapkın kaya 1870 .sap sapa sapak.−ğı sapık.

sapkınlık.−ğı saplama saplamak saplanış saplanma saplanmak saplantı saplantılı saplayış saplı saplı meşe sapma sapmak sapot ağacı sapotgiller saprofit sapsağlam sapsarı sapsarı olmak sapsız sapsız balta saptama saptamak saptanım saptanımcılık.−ğı saptanış saptanma 1871 .

−ti sarahaten sarahatle sarak saraka sarakacı saraka etmek saralı sararış sararma sararmak sarartı sarartma sarartmak 1872 .saptanmak saptayıcı saptayış saptırıcı saptırılma saptırılmak saptırma saptırmak sara saraç.−cı saraçhane Saraçhane saraçlık.−ğı sarahat.

−ğı sardalye sardırma sardırmak sardoğan sardun sardunya sardunyagiller sarf sarf etmek sarfınazar sarfınazar etmek sarfiyat 1873 .sarat saray Saray (ilçe) saray çiçeği Saraydüzü'nü (ilçe) Saraykent (ilçe) Sarayköy (ilçe) saraylı saray lokması saray menekşesi Sarayönü'nü (ilçe) saray patı sarban sarbanbaşı sarbanlık.

−ği sarı bez sarıca sarıcalık.−ğı Sarıcakaya (ilçe) sarıcık.−ğı sarı basın sarı benek.−ğu sarhoş olmak sarı sarıağaç.−bi sarıasma (kuş) sarıasmagiller sarıbalık.sargı sargılama sargılamak sargılı sargın sargısız sarhoş sarhoş etmek sarhoşlaşma sarhoşlaşmak sarhoşluk.−ğı 1874 .−cı sarıağı (bitki) sarıağız (balık) sarıakrep.

sarıcı sarıcılık.−ği sarıerik.−ği sarıçiğdem sarıdiken sarıengerek.−ği (kayısı) sarıfiğ Sarıgöl (ilçe) sarıgöz (balık) sarığıburma (tatlı) sarıhalile (bitki) sarıhani (balık) sarıhumma sarı ırk sarık.−ğı Sarıkamış (ilçe) sarıkamışçın sarıkanat.−ğı sarıçalı sarıçam sarı çıyan sarıçiçek.−dı (balık) sarı kart Sarıkaya (ilçe) sarıkçı sarıkız sarıklı 1875 .

sarıkulak.−ği sarımlı sarımsak.−ğı sarımsak hardalı sarımsaklama sarımsaklamak sarımsaklı sarımsak otu sarımsı 1876 .−ğı (balık) sarıkuyruk.−ğu (balık) sarılaşma sarılaşmak sarılgan sarılgan gövde sarılı sarılık.−ğı sarılıklı sarılış sarılışma sarılışmak sarı lira sarılma sarılmak sarım sarımantar sarımercimek.

−ğı sarınma sarınmak Sarıoğlan (ilçe) sarıpapatya sarısabır (bitki) sarısalkım sarı sendika sarı sendikacılık. bulaşıcı) 1877 .−ğı sari (bir tür giysi) sâri (geçici.−ğı sarı sıcak.−ğı sarışebboy sarış sarışın sarışınca sarışınlık.sarımtırak.−ğı Sarıveliler (ilçe) sarı yağ sarı yağız Sarıyahşi (ilçe) Sarıyer (ilçe) sarıyelve sarıyonca Sarız (ilçe) sarızambak.

−ğı sarkıklık.−cı sarkaçlama sarkaçlamak sarkık.−ğı sarkıntılık etmek sarkıntılık yapmak sarkıntı olmak sarkış sarkıt sarkıtma sarkıtmak sarkma sarkmak sarkom sarma sarmak sarma kafiye sarmal sarmalama sarmalamak 1878 .sarig sarih sarih mef'ul sarkaç.−ğı sarkıl sarkıntı sarkıntılık.

sarmalanma sarmalanmak sarman sarmaşan sarmaş dolaş sarmaşık.−ğı sarsakça sarsaklık.−ğı sarraf sarrafiye sarraflık.−ğı sarsak.−cı sarnıç gemisi sarnıçlı sarnıç vagonu sarp sarpa sarpın sarpi sarplaşma sarplaşmak sarplık.−ğı sarmaşıkgiller sarmaşma sarmaşmak sarnıç.−ğı sarsak sarsak 1879 .

−ğı sarsıla sarsıla sarsılış sarsılma sarsılmak sarsım sarsıntı sarsıntılı sarsıntısız sarsış sarsma sarsmak Saruhanlı (ilçe) sası sasıma sasımak sası sası Sason (ilçe) satanist satanizm sataşılma sataşılmak sataşkan 1880 .sarsak sursak sarsalama sarsalamak sarsıcı sarsık.

−thı satılık.sataşma sataşmak saten sathî sathîleşme sathîleşmek sathîleştirme sathîleştirmek sathîlik.−ğı satılış satılma satılmak satım satımcı satımlık.−ğı satın alma satın almacı satın almak satır satır başı satır satır satır sonu 1881 .−ği satı satıcı satıcılık.−ğı satıh.

−cı satranççı satranççılık.−ğı satrançlı satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni 1882 .−ği satlıcan satma satmak satranç.satış satış bedeli satış değeri satış fiyatı satış işlem odası satış merkezi satış mukavelesi satış odası satış ruhsatı satış sarayı satış sözleşmesi satış şartnamesi satış yapmak satış yeri satir satirik.

−ğı savaşım savaşımcı savaşkan savaşma savaşmak Savaştepe (ilçe) savat savatlama savatlamak 1883 .satrap satsuma sattırma sattırmak Satürn satvet sauna sav sava savacı savak.−ğı savaklama savaklamak savan savana savaş savaşçı savaşçılık.

−ğı savsaklama savsaklamak savsaklanma savsaklanmak 1884 .savatlı savca savcı savcılık.−ğu savrukluk.−ğı savdırma savdırmak savı kanıtsama savılma savılmak savla savlama savlamak savlayıcı savlet savma savmak savruk.−ğu savrulma savrulmak savruluş savruntu savsak.

−ğu savunulma savunulmak savunuş Savur (ilçe) savurgan savurganca savurganlık.−ğı savunmasız savunu savunucu savunuculuk.−ğı savurma savurmak savurtma savurtmak savurtuş savuşma savuşmak savuşturma 1885 .savsaklayış savsama savsamak savulma savulmak savunma savunmak savunmalık.

−cı sayaç takımı saydam saydamlaşma saydamlaşmak saydamlaştırma saydamlaştırmak saydamlık.−ğı saydam tabaka saydırma saydırmak saye sayeban sayesinde sayfa sayfa düzeni sayfa ekran sayfalama sayfalamak 1886 .−ğı saydam resim.savuşturmak say saya sayacı sayacılık.−ğı sayaç.−smi saydamsız saydamsızlık.

sayfalandırma sayfalandırmak sayfalanmış sayfalanmış program sayfalık.−ğı saygısız saygısızca saygısızlık.−ğı sayfiye saygı saygıdeğer saygı duruşu saygılı saygın saygınlık.−ğı sayha sayı sayı boncuğu sayıca sayıcı sayı farkı sayı göstergesi sayıklama sayıklamak sayılama sayılamak 1887 .

sayı levhası sayılı sayılma sayılmak sayım sayım bilimi sayımlama sayımlamacı sayımlamak sayımlamalı sayımlı sayımsal sayım vergisi sayın sayısal sayısal loto sayı sıfatı sayısız sayısızlık.−ğı sayış sayışma sayışmak saykal saykallama saykallamak saylama saylamak 1888 .

−ğı sazende sazendelik.−ğı sayrımsama sayrımsamak sayvan saz sazak.−ği saz eseri saz evi 1889 .−ğı sayrı sayrıl sayrılar evi sayrılık.−ğı Sazak (ilçe) sazan sazangiller saz benizli sazcı sazcılık.−ğı sayrımsak.saylav sayma saymaca saymak sayman saymanlık.−ğı saymazlık.

sazkâr sazkayası (balık) sazlı sazlık.−ğı sazlı sözlü saz rengi saz semaîsi sazsız saz şairi saz şiiri saz takımı saz tavuğu score board scrable seaborgiyum seans sebat sebat etmek sebatkâr sebatlı sebatsız sebatsızlık.−bi sebep bilimi 1890 .−ğı sebayüdü sebebiyet Seben (ilçe) sebep.

sebeplenme sebeplenmek sebepli sebepli sebepsiz sebep olmak sebepsiz sebepsizce sebil sebilci sebil etmek sebilhane sebkihindî sebze sebzeci sebzecilik.−ği 1891 .−ği sebze çorbası sebzelik.−ği sebzevat seccade seccadeci secde secde etmek seci seciye seciyeli seciyesiz seciyesizlik.

−ği seçiliş seçilme seçilmek seçilmiş seçim seçim bölgesi seçim çevresi seçimlik.seçal (self−servis) seçenek.−ği seçi seçici seçici kurul seçiciler kurulu seçicilik.−ği seçkinler seçkinleşme 1892 .−ği seçik.−ği seçimlik ders seçim sandığı seçim tutanağı seçim yapmak seçim yasağı seçiş seçki seçkin seçkincilik.

−ğı sedasız sedasızlık.−ğı sedef 1893 .seçkinleşmek seçkinlik. −ği seçme süresi seçme yetkisi seçtirme seçtirmek seda sedalı sedalılık.−ği seçme seçmece seçmeci seçmecilik.−ği seçmen seçmen kütüğü seçmenlik.−ği seçmesiz yemek.−ği seçme hakkı seçmek seçmeler seçmeli seçmeli ders seçmeli yemek.

−ti sefalet sefaret sefarethane sefer seferber seferber etmek seferberlik.sedefçi sedefçilik.−ği sedyelik olmak sefa sefahat.−ği seferber olmak 1894 .−ği sedef hastalığı sedef kakma sedefkâr sedefli sedefli kalker sedef otu sedef otugiller sedefsi sedefsi bulut sedimantasyon sedir sedye sedyeci sedyelik.

−ği sefer tası sefih sefihane sefil sefilâne sefillik.seferî seferî durum seferî hâl.−ği segâh segâh perdesi segman seğirdim seğirdim yolu seğirme seğirmek seğirtme seğirtmek seğmen seher 1895 .−li Seferihisar (ilçe) seferlik.−ği sefine sefir sefire sefirikebir sefirlik.

−ği sekiş sekiz sekizer sekizgen sekizinci sekizli sekizlik.seher yeli sehim.−ği sekiz on sekiztek (tekne) sekiz yüzlü 1896 .−hmi sehiv.−hvi sehpa sehven sek sekant sekban sekbanbaşı sekel Sekendiz (Satürn) sekene seki sekileme sekilemek sekili sekincilik.

seklem sekme sekmek sekmen sekoya sekretarya sekreter sekreterlik.−bi sekter sektirme sektirmek sektirme pas 1897 .−ğu seksoloji sekstant seksüel sekte sekteikalp.−ği seksen seksener sekseninci seksenlik.−ği seksi seksiyon seksolog.−ği seks seksapel seksek.

−ğı selâm otu selâm sabah selâmsız selâmsız sabahsız selâmünaleyküm selâmünkavlen selâset selâtin selâtin cami.−ği 1898 .−si selâtin meyhanesi selcik.sektör sektöriyel sel selâm selâmet selâmetleme selâmetlemek selâm etmek selâmlama selâmlamak selâmlanma selâmlanmak selâmlaşma selâmlaşmak selâmlayış selâmlık.−i.

−bi selp etmek selsiyus 1899 .−bi selp.Selçuk (ilçe) Selçukî Selçuklu Selçuklu (ilçe) sele selef selek.−ği seleksiyon selektör selen Selendi (ilçe) selentereler selenyum sele zeytini self−determinasyon self−servis selika selim Selim (ilçe) selinti selis sellemehüsselâm selofan seloteyp.

−lü sembolik. ayin) semafor semah semahane semahat.−di selüloz selülozik.selüloit.−mmi sema (gökyüzü) sema.−ği semaver semavî semazen semazenbaşı sembol.−ği selva selviçe selzede sem.−ği sembolist sembolizm sembolleşme 1900 .−ti semaî semaî kahvesi seman semantik.−ı (işitme.

sembolleşmek sembolleştirme sembolleştirmek seme semeleşme semeleşmek semen semender semendergiller semer semerci semercilik.−ği semere semereli semerleme semerlemek semerlenme semerlenmek semerletme semerletmek semerli semersiz seme tavuk.−ğu semi.−m'i semih seminer semirgin 1901 .

−ği semizotu semizotugiller sempati sempatik.semirme semirmek semirtme semirtmek semiyoloji semiyotik.−re’si sen sena 1902 .−ği semiz semizce semizleme semizlemek semizlenme semizlenmek semizleşme semizleşmek semizlik.−ği sempatik sinir sistemi sempatizan sempozyum semptom semt semtürreis.

senarist senaryo senaryocu senaryoculuk.−ği sendika sendikacı sendikacılık.−ğı sendrom sene Senegal 1903 .−ğu senato senatör senatörlük.−ğı sendikal sendikalaşma sendikalaşmak sendikalaştırma sendikalaştırmak sendikalı sendikalılık.−ğı sendikalist sendikalizm sendikasız sendikasızlık.−ğü sendeleme sendelemek sendik.

−di senetleşme senetleşmek senetli senetli sepetli senet sepet senetsiz senetsiz sepetsiz senevî senfoni senfonik.Senegalli seneidevriye seneikebire senek.−di senkretizm senkron senkroni senkronik.−ği senelik.−ği senkronizasyon senkronize etmek 1904 .−ği senet.−ği senfoni orkestrası sengin semaî senir Senirkent (ilçe) senit.

−ği sepeleme sepelemek sepet sepetçi sepetçilik.−ği sensen sensor sent sentagma sentaks sentaktik.−ği sepetçi söğüdü sepet kafalı sepetkulpu (yayvan kemer) sepetleme sepetlemek 1905 .−ğü sepek.−ği sentez sentrozom senyör senyörlük.senkronizm senli benli senli benli olmak senozoik.−ği sentetik.

sepetlenme sepetlenmek sepetli sepetlik.−ği sepetli motosiklet sepet sandık sepetsiz sepet topu sepi sepici sepicilik.−ği sepil sepileme sepilemek sepilenme sepilenmek sepili sepil sepil sepken septik.−ği septisemi septisizm sepya ser sera seracı seracılık.−ğı 1906 .

serak.−dı serbaz serbest serbest bölge serbest çalışma serbestçe serbest elektron serbest enerji serbest güreş serbesti serbest iş serbest kart serbestleme serbestlemek serbestlik.−ği serbest meslek.−ğı seramik.−ği serazat.−ği seramikçi seramikçilik.−ği serbest mıntıka serbest nazım 1907 .−bı serapa serasker serasker kapısı seraskerlik.−ği serap.

serbest su serbest vuruş serbest yük serçe serçegiller serçe parmak.−dı serencam Serendi sere serpe seretan serf sergen sergerde sergerdelik.−ğı serçin serdar serdengeçti serdengeçtilik.−ği serdetme serdetmek serdirme serdirmek serdümen sere seremoni seren serenat.−ği 1908 .

sergi sergici sergi evi sergileme sergilemek sergileniş sergilenme sergilenmek sergileyiş sergilik.−si (hızlı) serian serigraf serigrafi Serik (ilçe) serili seriliş serilme serilmek serim serin serince 1909 .−ği sergin sergüzeşt sergüzeştçi serhat.−ddi seri (dizi) seri.

−ği serlevha sermaye sermayeci sermayecilik.−ği sermayedar sermayeli sermaye mal sermaye piyasası sermayesiz sermayesizlik.−ği seriş serkeş serkeşlik.Serinhisar (ilçe) serinkanlı serinkanlılık.−ği serme sermek 1910 .−ğı serinleme serinlemek serinlenme serinlenmek serinleşme serinleşmek serinletme serinletmek serinlik.

−bi serpantin serpeleme serpelemek serpe serpe serpici serpilme serpilmek serpinti serpiş serpiştirme serpiştirmek serpme serpmek serptirme serptirmek serpuş sersefil sersem sersemce sersem etmek 1911 .sermest sermestane sermestî sermestlik.−ği sermest olmak sermuharrir sermürettip.

−ği sersem olmak sersem sepelek sersem sepet serseri serserice serserileşme serserileşmek serserilik.−ği serserilik etmek serseri mayın serseri serseri sert sertabip.sersemleme sersemlemek sersemleşme sersemleşmek sersemletme sersemletmek sersemlik.−ğı sert doku sertelme sertelmek sertifika sertifikalı 1912 .−bi sert buğday sert damak.

−ğı servet servet sahibi servi servi ağacı 1913 .−ği sert sert sert su sert tabaka sert ünsüz sert zar serum serüven serüvenci serüvencilik.−ği serüvenli serüvensiz servant servantlık.sertifikasız sertifikasyon sertlenme sertlenmek sertleşme sertleşmek sertleştirici sertleştirme sertleştirmek sertlik.

servi boylu servigiller servilik.−ği servis servis arabası servis aracı servis asansörü servisçi servis istasyonu servis kapısı servis merdiveni servis otobüsü servis tabağı servis takımı servis yapmak seryaver seryum seryumlu serzeniş ses ses aleti ses aygıtı ses bilgisi ses bilimi ses birimi ses çevirgesi sesçi 1914 .

sesçil sesçil alfabe sesçil imlâ sesçil yazım ses dalgaları ses değişmesi ses duvarı ses düşmesi seselim ses etmek ses ikizleşmesi ses kakışımı ses karşılanması ses kirişi ses kirişleri ses kuşağı seslem sesleme seslemek seslendirici seslendiricilik.−ği seslendiriş seslendirme seslendirmek sesleniş seslenme seslenmek 1915 .

−ği seslikçi sesli okuma sesli sinema sesli taş sesli uyumu ses organları ses perdesi ses seda sessiz sessizce sessiz film sessiz harf sessizleşme sessizleşmek sessizlik.sesli sesli film sesli harf seslik.−ği sessiz okuma sessiz sedasız sessiz sessiz sessiz sinema sessiz uyumu sessiz yürüyüş ses soluk sestaş 1916 .

ses telleri ses türemesi ses uyumu sesyayar sesyazar ses yitimi ses yoğunluğu ses yolu ses yönetmeni set seter setir.−bı sevda sevdalanış sevdalanma sevdalanmak sevdalı sevdiceğim sevdirme sevdirmek sevecen 1917 .−tri setliç setre setretme setretmek setriavret sevap.

−ği sevinç.−ği sever sevgi sevgili sevgi seli sevgisiz sevi sevici seviliş sevilme sevilmek sevim sevimli sevimlileşme sevimlileşmek sevimlileştirme sevimlileştirmek sevimlilik.−ği sevimsiz sevimsizleşme sevimsizleşmek sevimsizlik.sevecenlik.−ci sevinçli sevinçsiz sevindirici sevindirme 1918 .

sevindirmek seviniş sevinme sevinmek Sevir (Boğa burcu) seviş sevişme sevişmek seviye seviyeli seviyesiz seviyesizlik.−ği sevk sevk edilmek sevk etmek sevkıtabiî sevkıyat sevk olmak sevk olunmak sevk pusulası sevkulceyş sevme sevmek seyahat.−ti seyahat acentesi seyahat etmek seyahatname 1919 .

−ği seyrekçe seyrekleşme seyrekleşmek 1920 .−yri seyirci seyirlik.−ğı seyredilme seyredilmek seyrek.Seydiler (ilçe) Seydişehir (ilçe) seyek seyelân seyfiye Seyhan (ilçe) seyir.−ği seyit Seyitgazi (ilçe) seylânî Seylân taşı seylâp.−ği seyirlik oyun seyis seyishane seyislik.−bı seyran seyran etmek seyranlık.

−ği seyreltiklik.seyrekleştiriş seyrekleştirme seyrekleştirmek seyreklik.−ği seyreltilme seyreltilmek seyreltme seyreltmek seyretme seyretmek seyreyleme seyreylemek seyrüsefer seyyah seyyal.−li seyyanen seyyar seyyare seyyar hastahane seyyar satıcı seyyiat seyyibe 1921 .−ği seyrek otlatma seyrelme seyrelmek seyreltik.

−ği sezgili sezgisel sezi sezilme sezilmek sezindirme sezindirmek sezinleme sezinlemek sezinleyiş sezinme sezinmek seziş sezme sezmek sezon sezonluk.−ğu 1922 .seyyie seza sezaryen sezaryenli sezaryensiz sezdiriş sezdirme sezdirmek sezgi sezgicilik.

−ğı sıcaklıkölçer sıcaklık seviyesi sıcaklıkyayar sıcak olmak sıcak para sıcak renkler sıcak savaş sıcak sıcak sıçan 1923 .−ğı sıcaklaşma sıcaklaşmak sıcaklaştırma sıcaklaştırmak sıcaklık.−bi sıcakkanlı sıcakkanlılık.−ğı sıcağı sıcağına sıcak.−ğı sıcak kuşak.sezü sezyum sfagnum sfenks sıcacık.−ğı sıcakça sıcak dalgası sıcak harp.

sıçandişi (dikiş) sıçangiller sıçanımsılar sıçan kırı (renk) sıçankulağı (bitki) sıçankuyruğu (törpü) sıçanotu (arsenik) sıçan yolu sıçırgan sıçırganlık.−ğı sıçma sıçmak sıçrama sıçramak sıçrama tahtası sıçratma sıçratmak sıçrayıcı sıçrayış sıdk.−dkı sıfat sıfat−fiil sıfat−fiil grubu sıfatlandırma sıfatlandırmak sıfatlaştırma 1924 .

−ğı sığınılma sığınılmak sığınış sığınma sığınma cebi sığınmacı sığınmacılık.−ğı sığınık.sıfatlaştırmak sıfat takımı sıfat tamlaması sıfır sıfırcı sıfırlama sıfırlamak sığ sığa sığamsal sığdırılma sığdırılmak sığdırış sığdırma sığdırmak sığın sığınak.−ğı sığınma hakkı sığınmak 1925 .

−ğı 1926 .sığıntı sığır sığırcı sığırcık.−cı sığır vebası sığışma sığışmak sığıştırma sığıştırmak sığla sığlaşma sığlaşmak sığla yağı sığlık.−ğı sığırdili (bitki) sığırdiligiller sığır eti sığırgözü (bitki) sığırkuyruğu (bitki) sığır mantarı sığırödü (bitki) sığır sineği sığır sineğigiller sığır şeridi sığır tenyası sığırtmaç.−ğı sığırcılık.

−ğı sıkboğaz sıkboğaz etmek sıkça sıkı sıkı ağızlı sıkıca sıkıcı sıkı denetim sıkı doku sıkı düzen sıkı fıkı sıkılama 1927 .−ti sıhhatli sıhhî sıhhî imdat sıhhî tesisat sıhhî tesisatçı sıhhî tesisatçılık.−ğı sıhhiye sıhhiyeci sıhrî sıhriyet sık sıkacak.sığma sığmak sıhhat.

−ğı sıkılış sıkılma sıkılmak sıkılmaz sıkılmazlık.−ğı sıkım sıkınma sıkınmak sıkıntı sıkıntılı sıkıntısız sıkı sıkı sıkı sıkıya sıkışık.sıkılamak sıkılanma sıkılanmak sıkılgan sıkılganlık.−ğı sıkışıklık.−ğı sıkışma sıkışmak sıkıştırıcı sıkıştırılma sıkıştırılmak sıkıştırış 1928 .−ğı sıkılık.

−ğı sık otlatma sık sık sıktırma sıla sılacı sıla özlemi sıla sıygası sıma 1929 .−ğı sıklaşma sıklaşmak sıklaştırılma sıklaştırılmak sıklaştırma sıklaştırmak sıklet sıklık.−cı sıkmak sıkmalık.sıkıştırma sıkıştırmak sıkıt sıkıyönetim sıkkın sıkkınlık.−ğı sıkma sıkma baş sıkmaç.

−ti sınaî sınama sınamak sınanma sınanmak sınatma sınatmak sınav sınayış sıncan sındı Sındırgı (ilçe) sındırılma sındırılmak sındırma sındırmak sıngın sınıf sınıflama sınıflamak sınıflandırılma sınıflandırılmak sınıflandırma 1930 .sımak sımsıcak sımsıkı sınaat.

−ğı sınıkçı sınıkçılık.−ğı sınır sınır açı sınır boyu sınırdaş sınırdaşlık.sınıflandırmak sınıflanış sınıflanma sınıflanmak sınıflaşma sınıflaşmak sınıflı sınıfsal sınıfsız sınık.−ğı sınır dışı sınır karakolu sınırlama sınırlamak sınırlandırılmış sınırlandırma sınırlandırmak sınırlanış sınırlanma sınırlanmak 1931 .

−rrı (giz) sıra sıraca sıracagiller sıracalı 1932 . −ğu sınırlı uyuşturma sınır ötesi sınır ötesi harekât sınırsız sınırsız doğru sınırsız sayı sınırsız sorumluluk.sınırlayış sınırlı sınırlı doğru sınırlı ortaklık.−ğı sınırlı sayı sınırlı sorumluluk. −ğu sınırsız yetki sınır taşı sınma sınmak sıpa sıpsıcak sır (vernik) sır.

−fi sıralayış sıralı sıralı cümle sıralı oluş sıralı sırasız sıra makinesi sıra malı sıram sıram sıra olmak 1933 .sıraca otu sıracı sıradağ sıradağlar sıradan sıradanlık.−cı sıralama sıralamak sıralanış sıralanma sıralanmak sıralatma sıralatmak sıralayıcı sıralayıcı harf.−ğı sıra dayağı sıra dışı sıralaç.

sıra saygı sıra sayı sıfatı sıra sıra sırasıyla sırasız sırat sırat köprüsü Sırbistan Sırbistanlı sırça sırdaş sırdaşça sırdaşlık.−ğı 1934 .−ğı sırf sırık.−ğı sırıkçı sırık domatesi sırık fasulyesi sırık hamalı sırıkla atlama sırıklama sırıklamak sırılsıklam sırım sırıma sırımak sırıtık.

−ğı sırıtma sırıtmak sır kâtibi sır küpü sırlama sırlamak sırlanma sırlanmak sırlı sırma sırmakeş sırmakeşhane sırmalı sırma saç sırnaşık.sırıtış sırıtkan sırıtkanlık.−ğı sırnaşıkça sırnaşıklık.−ğı sırnaşış sırnaşma sırnaşmak sırnaştırma sırnaştırmak Sırp Sırpça 1935 .

−ğı sırretme sırretmek sırrolma sırrolmak sırsıklam sırsıklam âşık.−ğı sırtıkara (balık) sırtı pek sırtı sıra sırtı yufka sırtlama sırtlamak sırtlan sırtlangiller sırtlık.−ğı sırt sırta sırt üstü sıska 1936 .Sırplık.−ğı sırsız sırt sırtar sırtar balığı sırtarma sırtarmak sırtçı sırtçılık.

sıskalaşma sıskalaşmak sıskalık.−ğı sıtma nöbeti sıva sıvacı sıvacı kuşu sıvacı kuşugiller sıvacılık.−ğı sıvalama sıvalamak sıvalı sıvama sıvamak sıvanma sıvanmak sıvaşma sıvaşmak sıvaştırma sıvaştırmak 1937 .−ğı sıska olmak sıtma sıtma bilimi sıtmalanma sıtmalanmak sıtmalı sıtmalık.

−ğı sıvıklaştırma sıvıklaştırmak sıvılaştırma sıvılaştırmak sıvındırma sıvındırmak sıvınma sıvınmak sıvıölçer sıvırya sıvışık.sıvatma sıvatmak sıvazlama sıvazlamak sıvazlatma sıvazlatmak sıvı sıvık.−ğı sıvışma sıvışmak sıvı yağ sıyanet sıyanet etmek sıyga sıygı sıyırga 1938 .

−ğı sızdırılma sızdırılmak sızdırma sızdırmak sızgıt sızı sızıcı sızıcı ünsüz sızıldanma sızıldanmak sızılı sızıltı sızıltısız sızım sızım sızıntı 1939 .−ğı sıyrılış sıyrılma sıyrılmak sıyrıntı sızak.sıyırık.−ğı sıyırış sıyırma sıyırmak sıyırtma sıyırtmak sıyrık.

−ği sicil sicilli Sicilya Sicilyalı sicim siderit sideroz sidik.−ği sidik borusu 1940 .sızıntılı sızırma sızırmak sızış sızlama sızlamak sızlanış sızlanma sızlanmak sızlatma sızlatmak sızlayış sızma sızmak si sibak sibernasyon sibernetik.

sidikli sidiklik.−ği sidikli meşe sidik söktürücü sidik torbası sidik yarışı sidik yolu sidik zoru sif sifilis sifon sifonlama sifonlamak sifonlular siftah siftah etmek siftahlama siftahlamak siftinlik.−ği siftinme siftinmek sigar sigara sigara böceği sigara böreği sigaracı sigara kâğıdı 1941 .

−ğı 1942 .−ğı siğil siğil otu sih sihir.−ğı sigorta olmak sigorta poliçesi sigorta primi sigortasız sigortasızlık.−hri sihirbaz sihirbazlık.−ğı sigarasız sigara tabakası sigara tablası sigara tiryakisi sigorta sigortacı sigortacılık.sigaralı sigaralık.−ğı sigorta etmek sigortalama sigortalamak sigortalanma sigortalanmak sigortalı sigortalılık.

sihirlenme sihirlenmek sihirli Siirt Siirt battaniyesi Siirt fıstığı sik sikalar sikatif sikke sikkeleme sikkelemek siklâmen siklon sikme sikmek siktirici siktirmek silâh silâhaltı silâhçı silâhendaz silâhhane silâhlama silâhlamak silâhlandırma silâhlandırmak 1943 .

silâhlanma silâhlanmak silâhlı silâhlık.−ği silgi silgiç.−ci sili silici Silifke (ilçe) 1944 .−ğu silâhtar silâhtar ağa silâj sildirilme sildirilmek sildirme sildirmek sildirtme sildirtmek silecek.−ğı silâhlı kuvvetler silâhsız silâhsızlandırma silâhsızlandırmak silâhsızlanma silâhsızlanmak silâhşor silâhşorluk.

−ği silikon silikoz sililik.−ği silikat silikatlama silikatlamak silikatlaşma silikatlaşmış silikleşme silikleşmek silikleştirme silikleştirmek siliklik.−ği silindir silindiraj silindirik.silik.−ği silindir kalıplama silindirli silindirsel silindirsel yüzey silindir şapka silindir yağı siliniş silinme silinmek silinti 1945 .

silis silisçil silisik asit.−di silisiz silisizlik.−ği silisli silisseven silisyum siliş Silivri (ilçe) silkeleme silkelemek silkelenme silkelenmek silkeleyiş silki silkindirme silkindirmek silkiniş silkinme silkinmek silkinti silkme silkmek silktirme silktirmek sille 1946 .

−ği simetrili simetrisiz simetrisizlik.sille tokat silme silmece silmeci silmek silme kalıbı silme makinesi silme tahtası silo silolama silolamak Silopi (ilçe) silsile silsilename siluet silüryen Silvan (ilçe) sim sima Simav (ilçe) simetri simetrik.−ği simge simgeci 1947 .

−ğı simit.−ğı simsiyah simülâsyon simülâtör simültane simya simyacı sin (mezar) sin.−di simitçi simitçilik.−ği simgeleme simgelemek simgeleşme simgeleşmek simgesel simgesel mantık.−nni (yaş) sinagog sinameki sinara sinarit sincabî 1948 .−ği simsar simsariye simsarlık.simgecilik.

Sincan (ilçe) Sincanlı (ilçe) sincap.−ğı sinekçil sinekkapan sinekkapangiller sinekkaydı sinek kuşu sineklenme sineklenmek sinekler 1949 .−bı sincapgiller Sincik (ilçe) sindirilme sindirilmek sindirim sindirim aygıtı sindirim bilimci sindirim bilimi sindirim organları sindirim sistemi sindiriş sindirme sindirmek sine sinek.−ği sinek ağırlık.

−ği sinek mantarı sinekoloji sinekromi sineksavar sinek sıklet sinekyutan sinema sinemacı sinemacılık.−bu sinematek.−ğı sinema endüstrisi sinemalaştırma sinemalaştırmak sinema perdesi sinema salonu sinema sanatçısı sinema sanayii sinemasever sinemaskop.sineklik.−ği sinematograf sinerama sinerji sineroman sinestezi 1950 .−ği sinema tekniği sinematik.

singin sini sinik.−ği sinir sinir argınlığı sinir bilimi sinir buhranı sinirce sinir doku sinir harbi sinir hastalığı sinir hastası sinir ilâcı sinir kanatlılar sinir küpü sinirleme sinirlemek sinirlendirici sinirlendirme sinirlendirmek sinirleniş sinirlenme sinirlenmek sinirleri kuvvetli sinirleri zayıf sinirli sinirlilik.−ği 1951 .

−ği sinsin sintigrafi 1952 .−ği sinme sinmek Sinolog.−ği sinir törpüsü siniş sinizm sinle sinlik.−ğu Sinoloji sinonim Sinop sinsi sinsice sinsileşme sinsileşmek sinsilik.sinir olmak sinir otları sinir otu sinir otugiller sinir savaşı sinirsel sinir sistemi sinirsiz sinirsizlik.

−ği sipariş siparişçi sipariş etmek siper siper etmek siperisaika siperlenme siperlenmek siperli siperlik.−li sinüzoit.−di sinyal.sintine sinüs sinüzit sinüzoidal.−li sinyalizasyon sinyal lâmbası sinyal müziği sinyor sipahi sipahilik.−ği sipolin sipsi sipsipullah sipsivri sirayet 1953 .

sirayet etmek siren sirer sirk sirkat,−ti sirke sirkeci sirkecilik,−ği sirkelenme sirkelenmek sirkeleşme sirkeleşmek sirkeli sirkelik,−ği sirken sirkengebin sirke ruhu sirke sineği sirkülâsyon sirküler sirmo siroko siroz sirozlu sirrus sirtaki sirto

1954

sis sis bombası sis farı sis lâmbası sislendirme sislendirmek sislenme sislenmek sisli sismik,−ği sismograf sismolog,−ğu sismoloji sis perdesi sistem sistematik,−ği sistemcilik,−ği sistemik,−ği sistemleşme sistemleşmek sistemleştirme sistemleştirmek sistemli sistemsiz sistemsizlik,−ği sistire sistireci

1955

sistireleme sistirelemek sistit sistol,−lü sit sit alanı sitayiş sitayişkâr site sitem sitem etmek sitemkâr sitemli sitil (su kovası) sitoloji sitoplâzma sitrik asit,−di sitteisevir,−vri sittinsene Sivas Sivaslı (ilçe) Siverek (ilçe) sivil sivilce sivilceli sivil idare sivilize

1956

sivilleşme sivilleşmek sivilleştirme sivilleştirmek sivillik,−ği sivil polis sivil savunma sivil yönetim sivri sivri akıllı sivri biber Sivrice (ilçe) sivriç sivri fare Sivrihisar (ilçe) sivrikuyruk,−ğu (solucan) sivrileşme sivrileşmek sivrileştirme sivrileştirmek sivrilik,−ği sivriliş sivrilme sivrilmek sivriltme sivriltmek

1957

sivrisinek,−ği siya siyah siyah beyaz siyahımsı siyahımtırak,−ğı siyah ırk siyahî siyahlanma siyahlanmak siyahlaşma siyahlaşmak siyahlatma siyahlatmak siyahlık,−ğı siyah zeytin siyak siyakat,−ti siyakat yazısı siyakusibak siyanojen siyanür siyanürik siyanürleme siyanürlemek siyasa siyasal

1958

siyasal parti siyaset siyasetçi siyasetçilik,−ği siyaseten siyaset meydanı siyasetname siyasî siyasî ambargo siyasî coğrafya siyasî harita siyasî parti siya siya siyasiyat siyatik,−ği siyek,−ği siyenit siyer siyim siyim siyme siymek siyonist siyonizm siz skandal skandiyum skavut

1959

skeç,−ci ski skif skink,−gi skinkgiller skleroz skolâstik,−ği skor slâlom slâlomcu Slav Slavca Slavcılık,−ğı Slavist Slavistik,−ği Slavlar Slavlaşma Slavlaşmak Slavlaştırma Slavlaştırmak Slavlık,−ğı slâyt,−dı slip slogan slogancı slogancılık,−ğı sloganlaşma

1960

sloganlaşmak sloganlaştırma sloganlaştırmak Slovak Slovakça Slovakya Slovakyalı Sloven Slovence Slovenya Slovenyalı smaç,−cı smaçör smokin snack−bar snobizm snop,−bu snopluk,−ğu soba sobacı sobacılık,−ğı sobalık,−ğı sobe sobeleme sobelemek soda sodyum

1961

sodyum bikarbonat sodyum flüorit sodyum fosfat sodyum hidroksit, −di sodyum hiposülfit sodyum karbonat sodyum klorür sodyumlu sodyum nitrat sodyum sülfat sof sofa sofî sofîlik,−ği sofist sofistik,−ği sofistike sofistlik,−ği sofiyan sofiyane sofizm sofora sofra sofra başı sofra bezi sofracı

1962

sofra duası sofralık,−ğı sofra örtüsü sofrası açık,−ğı sofra tahtası sofra takımı softa softaca softalaşma softalaşmak softalık,−ğı sofu sofuca sofuluk,−ğu soğan soğancı soğancık,−ğı soğancılık,−ğı soğan çiçeği soğanlama soğanlamak soğanlı soğansı Soğdca soğrulma soğrulmak soğrumsama

1963

soğuk,−ğu soğuk algınlığı soğuk bez soğuk büfe soğukça soğuk dalgası soğuk damga soğuk harp,−bi soğuk hava deposu soğuk ısırması soğukkanlı soğukkanlı hayvanlar soğukkanlılık,−ğı soğukkanlı olmak soğuklama soğuklamak soğuklaşma soğuklaşmak soğuklaştırma soğuklaştırmak soğukluk,−ğu soğuk neva soğuk nevale soğuk renkler soğuk savaş

1964

soğuk şaka soğulma soğulmak soğuma soğumak soğumölçer soğurgan soğurganlık,−ğı soğurma soğurmak soğurmalı soğurucu soğuruş soğuşma soğuşmak soğutkan soğutma soğutmaç,−cı soğutmak soğutucu soğutulma soğutulmak soğutuş soğuyuş sohbet sohbet etmek sohbet ustası

1965

sokak,−ğı sokak basketbolu sokak çocuğu sokak kadını sokak kapısı sokak kızı sokak süpürgesi soket sokma sokmak sokman sokra sokranma sokranmak sokturma sokturmak soku sokucu sokulgan sokulganlık,−ğı sokulma sokulmak sokulu sokuluş sokum sokur sokuşma

1966

sokuşmak sokuşturma sokuşturmak sol sol,−lü (nota) sol açık,−ğı solak,−ğı solaklık,−ğı sol anahtarı solâryum sol bek solcu solculuk,−ğu soldat soldurma soldurmak sol eğilimli solfej solgun solgunlaşma solgunlaşmak solgunluk,−ğu sol haf Solhan (ilçe) sol iç solidarist solidarizm

1967

solipsizm solist solistlik,−ği sollama sollamak sollayış solluk,−ğu solma solmak solmaz solo solocu solo yapmak sol şerit,−di solucan solucan düşürücü solucanlar solucan otu soluğan soluk,−ğu soluk borusu soluk darlığı soluk kesici soluklama soluklamak soluklanma soluklanmak

1968

soluklaşma soluklaşmak solukluk,−ğu soluk soluğa soluksuz soluksuzluk,−ğu soluma solumak solungaç,−cı solunma solunmak solunum solunum aygıtı solunum sistemi soluş solutma solutmak soluyuş solüsyon som soma Soma (ilçe) somak,−ğı somaki Somali Somalili somata

1969

somon somon balığı somon rengi somun somurdanma somurdanmak somurma somurmak somurtkan somurtkanlık,−ğı somurtma somurtmak somurtuk,−ğu somurtuş somurulma somurulmak somut somut isim,−smi somutlanma somutlanmak somutlaşma somutlaşmak somutlaştırma somutlaştırmak somutluk,−ğu somya son

1970

son adam sonar sonat sonbahar son birim son birim değer teorisi son birim faydası son birim geliri son birim maliyeti son birim yararı soncul sonda sondaj sondajcı sondaj kuyusu sondaj yapmak sondalama sondalamacı sondalamacılık,−ğı sondalamak son derece son deyiş sondör son dört,−dü sone son ek

1971

son görev son gürlüğü son kânun son kullanıcı (bilgisayarda) son kullanma tarihi sonlama sonlamak sonlu sonlu büyüklük,−ğü son nefes sonra sonradan sonradan görme sonradan görmelik,−ği sonradan görmüş sonradan görmüşlük,−ğü sonradan olma sonraki sonraları sonrasız sonrasızlık,−ğı sonsal son ses son ses düşmesi

1972

sonsuz sonsuz küçük,−ğü sonsuzlaşma sonsuzlaşmak sonsuzluk,−ğu son teşrin son turfanda sonuç,−cu sonuç karşılaşması sonuçlama sonuçlamak sonuçlandırılma sonuçlandırılmak sonuçlandırma sonuçlandırmak sonuçlanış sonuçlanma sonuçlanmak sonuç oyuncusu sonuçsuz sonuç takımı sonuç yarışması sonuncu sonunda sonurgu sonurtu sonuşmaz

1973

son vazife sop sopa sopalama sopalamak sopalanma sopalanmak sopalı soprano sopsoğuk,−ğu sora sora sordurma sordurmak sorgu sorguç,−cu sorguçlu sorguçsuz sorgu hâkimi sorgulama sorgulamak sorgulanış sorgulanma sorgulanmak sorgun Sorgun (ilçe) sorgu sual,−li sorgusuz

1974

sorgusuz sualsiz sorgu yargıcı sorit sorkun sorma sormaca sormak sormuk,−ğu sorti sorti yapmak soru soru cümlesi soru eki soru işareti sorulma sorulmak sorulu görünüm sorum soruma sorumak sorumlu sorumluluk,−ğu sorumsuz sorumsuzca sorumsuzlaşma sorumsuzlaşmak sorumsuzlaştırma

1975

sorumsuzlaştırmak sorumsuzluk,−ğu sorun sorunlu sorunsal sorunsuz soru sıfatı soruşma soruşmak soruşturma soruşturmacı soruşturmacılık,−ğı soruşturmak soruşturma kurulu soruşturma raporu soruşturucu sorutkan sorutma sorutmak soru zamiri soru zarfı sos sosis sosluk,−ğu sosyal,−li sosyal adalet sosyal antropoloji

1976

sosyal bilgiler sosyal bilim sosyal bilimler sosyal bünye sosyal değerler sosyal değişme sosyal demokrasi sosyal demokrat sosyal devlet sosyal düzen sosyal faaliyet sosyal gelişme sosyal güvenlik,−ği sosyal hayat sosyal ilişki sosyalist sosyalistik,−ği sosyalizasyon sosyalizm sosyal konut sosyalleşme sosyalleşmek sosyalleştirme sosyalleştirmek sosyal olay sosyal olgu sosyal oluşum

1977

sosyal psikoloji sosyal sigorta sosyal statü sosyal tabaka sosyal yapı sosyal yardım sosyal yaşam sosyete sosyetik,−ği sosyoekonomik,−ği sosyokültürel sosyolengüistik,−ği sosyolog,−ğu sosyoloji sosyolojizm sote sovhoz Sovyet soy soya soya çekim soyadı soya fasulyesi soy ağacı soydaş soydaşlık,−ğı soydurma

1978

soydurmak soy gazlar soygun soyguncu soygunculuk,−ğu soyka soy kırımı soylama soylamak soylu soylu erki soyluluk,−ğu soylu soplu soyma soymak soymuk,−ğu soy oluş soysal soy sop soysuz soysuzca soysuzlaşma soysuzlaşmak soysuzlaştırma soysuzlaştırmak soysuzluk,−ğu soytarı

1979

soytarılık,−ğı soyulma soyulmak soyunma soyunmak soyuntu soyunuş soyuş soyut soyutçuluk,−ğu soyut isim,−smi soyutlama soyutlamak soyutlaşma soyutlaşmak soyutlaştırma soyutlaştırmak soyutluk,−ğu soyut sayı söbe söbü söğürme söğüş söğüşlemek söğüşlük,−ğü söğüt,−dü Söğüt (ilçe)

1980

söğütgiller söğütlü Söğütlü (ilçe) söğütlük,−ğü Söke (ilçe) sökel sökme sökmek söktürme söktürmek sökük,−ğü sökükçü sökülme sökülmek sökülüş söküm sökün etmek söküntü sökü otu söküş sölom sölomlular sölpük,−ğü sölpüme sölpümek sömestr sömikok

1981

sömürge sömürgeci sömürgecilik,−ği sömürgeleşme sömürgeleşmek sömürgeleştirme sömürgeleştirmek sömürgen sömürgenlik,−ği sömürme sömürmek sömürü sömürücü sömürücülük,−ğü sömürülme sömürülmek sömürüş söndürme söndürmek söndürücü söndürülme söndürülmek sönme sönmek sönük,−ğü sönüklük,−ğü sönüm

1982

sönüm ayrımı sönümleme sönümlemek sönümlü sönümsüz sör sörf sörfçü sövdürme sövdürmek söve söven sövgü sövgücü sövme sövmek sövülme sövülmek sövüntü sövüş sövüşme sövüşmek sövüştürme sövüştürmek söylem söyleme söylemek

1983

söylemseme söylemsemek söylemseme yapmak söylence söylenilme söylenilmek söyleniş söylenme söylenmek söylenti söyleşi söyleşme söyleşmek söyletme söyletmek söylev söylevci söyleyiş söz söz başı söz birliği söz birliği etmek söz bölüğü söz bölükleri söz cambazı söz cambazlığı

1984

sözcü sözcük,−ğü sözcük hazinesi sözcük türü sözcük vurgusu sözcülük,−ğü sözçatar söz dağarcığı söz dalaşı sözde sözde özne söz dizimi söz dizimsel söz düellosu söz ebesi söz ehli sözel sözel öğrenme söz etmek söz gelimi söz gelişi söz gösterisi söz karışıklığı söz kesimi söz konusu söz konusu olmak sözlendirici

1985

sözlendiricilik,−ği sözlendirme sözlendirmek sözlenme sözlenmek sözleşme sözleşmek sözleşmeli sözleşmesiz sözleşme tutanağı sözleşme yapmak sözlü sözlü basın sözlü film sözlük,−ğü sözlük bilgisi sözlük bilimci sözlük bilimi sözlük birimi sözlükçü sözlükçülük,−ğü sözlü sınav sözlü soru söz meydanı söz misali söz olmak söz rüşveti

1986

söz sahibi söz sahibi olmak sözsüz sözsüz oyun söz temsili söz ustası sözüne sahip,−bi sözün kısası söz varlığı söz yarışı söz yazarı söz yitimi söz zinciri spaghetti spastik,−ği spazm spektroskop,−bu spektroskopi spekülâsyon spekülâtif spekülâtör sperm sperma sperma ana hücresi spermasızlık,−ğı spermatozoit,−di

1987

spesifik,−ği spesiyal,−li spesiyalist spesiyalite spiker spikerlik,−ği spiral,−li spiril spiritüalizm sponsor spontane spontaneizm spor sporcu sporculuk,−ğu spor kesesi sporlanma sporlanmak spor loto sporlular sporsever sportif sportmen spor toto spot spot alım spotçu

1988

spot lâmbası spot mağaza spot satım sprey sprint spritüel stabilizasyon stabilizatör stabilize stabilize etmek stabilize yol stadya stadyum stafilokok stagflâsyon staj stajyer stajyerlik,−ği stalâgmit stalâktit standardizasyon standart,−dı standart dil standartlaşma standartlaşmak standartlaştırma standartlaştırmak

1989

stand−by stand−up stant,−dı star starking start start yeri stat,−dı statik,−ği statolit stator statosist statü statüko stearik,−ği stearin sten steno stenograf stenografi stenotip step,−bi stepne ster steradyan stereo stereofoni

1990

stereofonik,−ği stereografi stereografik,−ği stereoskop,−bu stereoskopik,−ği stereoskopik çift stereotipi steril sterilizasyon sterilize sterilize etmek sterilleşme sterilleşmek sterlin sterol,−lü stetoskop,−bu steyşın stil stilist stilistik,−ği stil mobilya stilo stoacı stoacılık,−ğı stok stokçu stokçuluk,−ğu

1991

stok etmek stoklama stoklamak stop stopaj stop etmek stop lâmbası stop valf,−fi stor stor kapak,−ğı storlu strafor stratej strateji stratejik,−ği stratigrafi stratosfer stratus streç streptokok streptomisin stres streslenme streslenmek stresli stresör striknin

1992

striptiz striptizci stronsiyum strüktür strüktüralist strüktüralizm strüktürel stüdyo su su akrebi sual,−li sual etmek su altı su altı arkeolojisi su altı flâşı su altı fotoğrafçılığı su altı işleri suare su askıları su aygırı su aygırıgiller su bahçesi su baldıranı su bardağı subasar su basıncı su baskını

1993

su basmanı subaşı subay subaylık,−ğı su bidonu su bilimci su bilimi su biti su bitkileri su bombası su borusu su boyası su böceği su bölümü çizgisi su böreği subra subret subye su cenderesi sucu sucuk,−ğu sucukçu sucukçuluk,−ğu sucuklaşma sucuklaşmak sucul suculuk,−ğu

1994

suç suç aleti su çıkrığı suçiçeği (hastalık) suç duyurusu suçlama suçlamak suçlandırılma suçlandırılmak suçlandırma suçlandırmak suçlanma suçlanmak suçlayış suçlu suçluluk,−ğu suçluluk duygusu suçlu olmak suç olmak suçsuz suçsuzluk,−ğu su çulluğu suçüstü suçüstü mahkemesi suçüstü yakalama suç yükleme

1995

sudak,−ğı su damarı sudan Sudan Sudanlı Sudan tavuğu su değirmeni su deposu su dolabı su düzeyi su etmek sufle sufle etmek suflîleşme suflîleşmek suflör suflörlük,−ğü sugeçirmez su hattı suhulet su ısıtıcısı suibriği (bitki) suibriğigiller suiistimal,−li suiistimal etmek suikast suikastçı

1996

suiniyet suizan,−nnı su kabağı su kabı su kamışı su kamışıgiller su karanfili su kayağı su kaybı su keleri su kemeri su kesesi su kesimi su keteni su kireci su korkusu sukut sukut etmek sukutuhayal,−li su küre sulak,−ğı sulaklık,−ğı Sulakyurt (ilçe) sulama sulamak sulandırıcı sulandırma

1997

sulandırmak sulanma sulanmak sularında sulatma sulatmak sulfata sulh sulhçu sulh olmak sulhperver sulhsever sulp,−bü sulta sultan Sultanbeyli (ilçe) sultan böreği Sultandağı'nı (ilçe) sultan efendi Sultanhisar (ilçe) sultanî sultanîbuselik,−ği sultanîhüzzam sultanî tembel sultanî tembellik,−ği sultanîyegâh sultan kethüdası

1998

sultanlık,−ğı sultanoğlu sulu sulu boya sulu göz sulu gözlü suluk,−ğu suluk zinciri sululaşma sululaşmak sululuk,−ğu sululuk etmek sululuk yapmak Suluova (ilçe) Sulusaray (ilçe) sulu sepken sulu tarım sulu zırtlak,−ğı sumak,−ğı su mantarları sumen Sumer Sumerce su mercimeği su mercimeğigiller su mermeri Sumerolog,−ğu

1999

Sumeroloji sumsuk,−ğu sumsuklama sumsuklamak su muhallebisi suna suna boylu sunak,−ğı su nanesi sundurma sundurmak sungu sungur Sungurlu (ilçe) sun'î sun'î böbrek,−ği sun’î çayır sun'î gübre sun'î ipek,−ği sun'î kalp,−bi sun'îlik,−ği sun'î peyk sun'î solunum sun'î tahta sun'î teneffüs sunma sunmak

2000

sunta suntıraç,−cı suntıraş sunturlu sunturlu küfür,−frü sunu sunucu sunuculuk,−ğu sunu istem yasası sunulma sunulmak sunuluş sunum sunuş suoku (bitki) suokugiller suölçer su örümceği su örümceğigiller sup supanglez supap,−bı supara su perisi suphanallah su piresi suples

2001

supya sur sura surat surat düşkünü surat etmek suratlı suratsız suratsızlık,−ğı sure suret sureta suretiyle su rezenesi Suriye Suriyeli Suruç (ilçe) su saati susak,−ğı susak ağızlı susak burunlu susaklık,−ğı susallar susam susama susamak susamgiller

2002

−ğı sus payı suspus suspus olmak susta 2003 .susam helvası su samuru susam yağı su sarımsağı su sarnıcı susatma susatmak su sayacı susayış su seviyesi su sığırı su sineği susku suskun suskunlaşma suskunlaşmak suskunlaştırma suskunlaştırmak suskunluk.−ğu susma susma hakkı susmak susmalık.

−ğu Suşehri'ni (ilçe) suşeridi (bitki) sut.−du su tabakası su tankeri su tası sutaşı (işlemeli şerit) su taşkını su tavuğu su tavuğugiller su tedavisi su terazisi su teresi su testisi 2004 .sustalı sustalı çakı susturma susturmak susturucu susturulma susturulmak Susurluk (ilçe) susuş susuz Susuz (ilçe) susuzluk.

−ği su ürünleri suvarım suvarma suvarmak suvat su yatağı su yelvesi su yılanı su yılanıgiller su yılanları su yolcu suyolu (sutaşı) su yolu su yoncası su yosunları su yosunu suyuk.sut kostik.−ğu su yuvarı suzenî 2005 .−ği su topu su tulumbası su türbini sutyen sutyenci sutyencilik.−ğu suyukçuluk.

−ği sübekli sübjektif sübjektiflik.−ği sübjektivist sübjektivite sübjektivizm süblime süblimleşme süblimleşmek süblimleştirme süblimleştirmek sübut sübvanse etmek sübvansiyon sübyan sübyan koğuşu sübye sücut.−du südreme südremek süet süflî süflîleşme 2006 .suzidil suzidilâra suzinak sübek.

süflîleşmek süflîlik.−ği Süheyl (yıldız) sühulet sühunet süit süje süklüm püklüm sükse sükse yapmak sükûn sükûnet sükûnetli sükût sükût hakkı sükûtî sükûtîlik.−di sülfat sülfatlama sülfatlamak sülfatlanma sülfatlanmak sülfatlaşma sülfatlaşmak 2007 .−ği sülâle sülf sülfamit.

−di sülfürimetre sülfürleme sülfürlemek süline Süloğlu'nu (ilçe) sülûk.−ğü sülüs sümbül sümbüle sümbülî sümbülteber (çiçek) 2008 .sülfit sülfitleme sülfür sülfürik.−kü sülûk etmek sülüğen sülük.−ğü7 sülükçü sülükler sülüklü sülümen sülün sülüngiller sülünlük.−ği sülfürik asit.

−ğü sümsükgiller sümsükleşme sümsükleşmek sümsüklük.−ği sümkürme sümkürmek sümkürtme sümkürtmek sümmettedarik sümsük.−ğü sümter sümük.−ği sünger sünger avcısı 2009 .−ği sümüksel sümüksü sümüksü zar sündürme sündürmek sündüs süne sünepe sünepelik.sümek.−ğü sümük doku sümüklü sümüklü böcek.

süngerci süngercilik.−ğü sünme sünmek sünnet sünnetçi sünnetçilik.−ği sünnet çocuğu sünnet düğünü sünnet ehli sünnet etmek 2010 .−ği sünger doku süngerler süngerleşme süngerleşmek süngerli süngersi sünger taşı süngü süngüleme süngülemek süngülenme süngülenmek süngüleşme süngüleşmek süngülü süngüsü düşük.

−ği süper star süpervizör süprüntü süprüntücü süprüntülük.−ğü süpürge süpürgeci süpürgecilik.−ği sünnet olmak sünnetsiz sünnet yapmak Sünnî Sünnîlik.sünnetleme sünnetlemek sünnetli sünnetlik.−ği süpürge çalısı süpürge darısı 2011 .−ği süper süper benzin süper çimento süper fosfat süper lise süpermarket süpermarketçi süpermarketçilik.

süpürgelik.−ği süpürge otu süpürme süpürmek süpürtme süpürtmek süpürülme süpürülmek süpürüş sürahi sür'at.−ti sür'at katarı sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli sürç sürçme sürçmek sürçtürme sürçtürmek sürçülisan sürdürme sürdürmek sürdürüm 2012 .

−ci süreduran süredurum süregelen süregelme süregelmek süreğen süreğenleşme süreğenleşmek sürek.−ği sürekli ünsüz süreksiz süreksizlik.sürdürümcü sürdürüş süre süre aşımı süreç.−ği sürek avı sürekçi sürekli süreklilik.−ği 2013 .−ği süreksiz ünsüz süreli süreölçen süreölçer süre ölçümü sürerlik.

sürerlik fiili sürerlik görünümü süresiz süre sonu süreyazar Süreyya (yıldız kümesi) sürfe sürfile sürfile makası sürfile makinesi sürfile yapmak sürgen doku sürgit sürgit etmek sürgit yapmak sürgü sürgü kolu sürgüleme sürgülemek sürgülenme sürgülenmek sürgülü sürgün sürgün avı sürgün olmak sürmanşet 2014 .

sürme sürmedan sürmek sürmeleme sürmelemek sürmelenme sürmelenmek sürmeli sürmelik.−ği sürme mantarıgiller sürme mantarları sürmenaj Sürmene (ilçe) sürmesiz sürnatüralist sürnatüralizm sürpriz sürpriz yapmak sürre sürre alayı sürrealist sürrealite sürrealizm sürre emini sürsat sürsür sürsürcülük.−ğü 2015 .

−ğü sürtükleşme sürtükleşmek sürtüklük.−ğü sürükleme sürüklemek 2016 .sürsür yarışı sürşarj sürtme sürtme ağı sürtmek sürtük.−ğü sürtülme sürtülmek sürtünme sürtünmek sürtünüş sürtüş sürtüşme sürtüşmek sürtüştürme sürtüştürmek sürur sürü sürücü sürücü belgesi sürücül sürücülük.

−ğü sürünceme süründürme süründürmek süründürülme süründürülmek sürüngen sürüngenler sürünme 2017 .sürüklendirme sürüklendirmek sürükleniş sürüklenme sürüklenmek sürükletme sürükletmek sürükleyici sürükleyiş sürülme sürülmek sürülüş sürüm sürüme sürümek sürümlü sürüm sürüm sürümsüz sürümsüzlük.

−ği süslemek süsleme sanatları süslendirme süslendirmek süsleniş süslenme süslenmek 2018 .sürünmek sürünüş sürür sürü sepet sürü sürü sürüş sürüştürme sürüştürmek sürütme sürütmek sürveyan Süryanî Süryanîce süs süs bitkisi süsen süsengiller süsleme süslemeci süslemecilik.

−bu süsme süsmek süspansiyon süs püs süssüz süt süt ağacı sütana sütanalık.−ğü süt danası 2019 .−ğı sütanne sütannelik.süsletme süsletmek süsleyici süslü süslü püslü süslü üslûp.−ği süt asidi sütbaba sütbaşı (kaymak) sütbesüt süt beyaz süt çocuğu sütçü Sütçüler (ilçe) sütçülük.

−ğü sütlü kengel sütlü ot süt mavisi sütnine sütoğul.−ğlu süt otu süt otugiller sütölçer sütre sütsüz 2020 .−cı sütleğen sütleğengiller sütlendirme sütlendirmek sütlenme sütlenmek sütliman sütlü sütlüce sütlük.süt dişi süthane sütkardeş süt kırı (renk) sütkız süt kuzusu sütlâç.

sütsüzlük.−ğu süvari süvari alayı süvari bölüğü süvarilik.−ğü süt şekeri süttaşırmaz süt tozu sütun sütuncuk.−ği süzeni süzgeç.−ği süvari polisi süvari sınıfı süven süveter süveyda süyek süyüm süzdürme süzdürmek süzek.−ci süzgeç gagalılar süzgeçleme süzgeçlemek süzgeçli 2021 .−ğu sütü bozuk.

−ğı Şabanözü'nü (ilçe) şablon şabloncu 2022 .−ğü süzme süzme bal süzmek süzme yoğurt.süzgü süzgün süzgün bakış süzgün göz süzgünleşme süzgünleşmek süzgünlük.−ğü süzüle süzüle süzülme süzülmek süzülüş süzüm süzüm (*)Ş Ş şaban şabanlaşma şabanlaşmak şabanlık.−du süzücü süzük.

−ğu şad şad etmek şadırvan şad olmak şafak. kişi) şâhıs (sırık) şahika şahin şahin bakışlı 2023 .−bı şahbaz şah damarı şaheser şahım.−ği şaft şaful şah şahadet şahadet etmek şahadetname şahadet parmağı şahane şahap.şablonculuk.−hsı (kimse.−hmı şahıs.−ğı Şafiî Şafiîlik.

−ğı şahmeran şahmerdan şahmerdancı şahne şahniş şahnişin şahnişli şahrem şahrem şahsen şahsî şahsiyat şahsiyet şahsiyetli 2024 .Şahinbey (ilçe) şahinci şahit.−di şahitli şahitlik.−ği şahitlik etmek şahit olmak şahitsiz şahlandırma şahlandırmak şahlanış şahlanma şahlanmak şahlık.

−ği şak şak.şahsiyetlilik.−ği şahtere şahteregiller şahtur şaibe şaibeli şair şairane şairanelik.−ği şaire şairlik.−ği şahsiyetsiz şahsiyetsizlik.−kkı (yarma) şaka şakacı şakacıktan şakacılık.−ğı şakadan şaka etmek şakak.−ğı şakalaşma şakalaşmak şaka maka şakasız şakayık.−ğı 2025 .

−di şakkadak şakketme şakketmek şaklaban şaklabanlık.şaka yollu şaka yoluyla şakıldak.−ği şakirt.−ğı şakıma şakımak şakırdama şakırdamak şakırdatma şakırdatmak şakır şakır şakır şukur şakırtı şakırtılı şakırtısız şakıt şakıyış şaki şakilik.−ğı şaklama şaklamak şaklatma 2026 .

−ğı şakul.−lü şakulî şakulleme şakullemek şal şalak.−ğı şalo şal örneği Şalpazarı'nı (ilçe) 2027 .−ğı şakrama şakramak şakşak.−ğı şali şallak.−ğı şalakî şale şalgam şal kuşak.−ğı şakrak kuşu şakraklık.−ğı (tahta maşa) şak şak şakşakçı şakşakçılık.şaklatmak şakrak.−ğı şallak mallak.

−ğı şamar şamarlama şamarlamak şamar oğlanı şamata şamatacı şamata etmek şamatalı şambaba (tatlı) şambabası (tatlı) şambrel 2028 .şalt binası şalter şalupa şalvar şalvarlı şama şamalı şamama şaman şamandıra şamandıralama şamandıralamak Şamanî Şamanist Şamanizm Şamanlık.

−ğı Şam fıstığı şamil şampanya şampanya bardağı şampanyalı şampiyon şampiyona şampiyonluk.şamdan şamdancı şamdancılık.−ğu şampuan şampuanlama şampuanlamak şan şandel şandelleme şandellemek şangırdama şangırdamak şangırdatma şangırdatmak şangır şungur şangırtı şanjan şanjanlı şanjman 2029 .

−ğı şanson şansonet şansölye şansölyelik.−ğı şaphane 2030 .−ği şanssız şanssızlık.−ğı şantaj şantajcı şantajcılık.−ğı şantaj yapmak şantiye şantör şantöz şantung şap şapadanak şapçı şapçılık.şanlı şanlı şöhretli Şanlı Urfa şano şans şansız şanslı şanslılık.

Şaphane (ilçe) şap hastalığı şapırdama şapırdamak şapırdatma şapırdatmak şapır şapır şapır şupur şapırtı şapka şapkacı şapkacılık.−ğı şaplama şaplamak şaplatma şaplatmak şaplı şappadak şaprak.−ğı şapkasız şaplak.−ğı şapşalca 2031 .−ğı şapka işareti şapkalı şapkalık.−ğı şapşal şapşalak.

−bı şarap bardağı şarap çanağı şarapçı şarapçılık.−ğı şapşal yaka şap şap şap taşı şarabî şarampol.şapşallaşma şapşallaşmak şapşallık.−ğı şarap fıçısı şaraphane şaraplı şarapnel şarap rengi şarap tortusu rengi şarbon şarıldama şarıldamak şarıl şarıl şarıltı şarj şarj etmek şarjör 2032 .−lü şarap.

−ğı Şarkışla (ilçe) şarkî Şarkîkaraağaç (ilçe) şarkiyat şarkiyatçı şarkiyatçılık.şark şarkadak şark çıbanı şarkı şarkıcı şarkıcılık.−ğı Şarköy (ilçe) şarküteri şarlama şarlamak şarlatan şarlatanca şarlatanlık.−ğı şarpi şar şar şart şart etmek şartınca 2033 .−ğı şarklı şarklılık.

şart kipi şartlama şartlamak şartlandırma şartlandırmak şartlanış şartlanma şartlanmak şartlaşma şartlaşmak şartlı şartlı birleşik cümle şartlı birleşik zaman şartlı refleks şartname şart olmak şartsız şartsız refleks şartsız şurtsuz şaryo şase şasi şaşaa şaşaalı şaşakalma şaşakalmak şaşalama 2034 .

−ğı şaşılma şaşılmak şaşırış şaşırma şaşırmak şaşırtıcı şaşırtma şaşırtmaca şaşırtmak şaşkaloz şaşkın şaşkınca şaşkınlaşma şaşkınlaşmak şaşkınlık.şaşalamak şaşalatma şaşalatmak şaşı şaşılası şaşılaşma şaşılaşmak şaşılık.−ğı şaşkınlıkla şaşkın şaşkın şaşlık.−ğı şaşma 2035 .

−i şayia şayka şaz 2036 .−ğı şayan şayeste şayet şayi.şaşmak şaşmaz şat şataf şatafat şatafatlı şatafatsız şathiyat şathiye şatır şato şavalak.−ğı şavk şavkıma şavkımak Şavşat (ilçe) şavul şavullama şavullamak şayak.

−ti şefaatçi 2037 .−ği şebekçi şebeke şebekler şebiarus Şebinkarahisar(ilçe) şebiyelda şebnem şecaat.−i şedaraban şeddadî şedde şeddeli şeddeli eşek.−di şef şefaat.−ti şecere şecereli şecerename şeci.şe şeamet şeb şebabet şebboy şebek.−ği şedit.

−ği şehir coğrafyası şehir hatları şehirler arası şehirleşme 2038 .−ği şefaat etmek Şefaatli (ilçe) şeffaf şeffaflaşma şaffaflaşmak şeffaflaştırma şeffaflaştırmak şeffaflık.−ği şehevî şehir.−ğı şefik şefkat.şefaatçilik.−hri şehirci şehircilik.−ği şeftali şehbender şehbenderlik.−ği şeflik.−ği şefkatsiz şefkatsizlik.−ti şefkatli şefkatlilik.

−ği şehir rehberi şehir turu şehit.−ği şehnişin şehremaneti şehremini şehriyar şehriye şehriye çorbası şehvanî şehvaniyet şehvet şehvetli 2039 .−ği şehit olmak şehlâ şehname şehnameci şehnaz şehnazbuselik.−di şehit etmek Şehitkâmil (ilçe) şehitlik.şehirleşmek şehirli şehirlileşme şehirlileşmek şehirlilik.

−ği 2040 .−ği şek.−ği şekerlemek şekerlenme şekerlenmek şekerleşme şekerleşmek şekerli şekerlik.şehvetperest şehzade şehzadelik.−kki şekavet şekel şeker şeker ağacı şeker aktarması Şeker Bayramı şekerci şekerciboyası (bitki) şekerciboyasıgiller şekercilik.−ği şeker fasulyesi şeker hastalığı şeker kamışı şekerleme şekerlemeci şekerlemecilik.

−gi şekersiz şekil.−ği şekilci olmak şekildaş şekildaşlık.−kli şekil bilgisi şekilci şekilcilik.şekerli kahve şeker pancarı şekerpare şekerrenk.−ği şeklen şeklî şekva şekvacı şelâle şelek.−ği 2041 .−ğı şekil değiştirme şekillendirme şekillendirmek şekillenme şekillenmek şekilli şekilperest şekilsiz şekilsizlik.

−i şeniyet Şenkaya (ilçe) şenlendirilme 2042 .−ği şen şenaat.−ği Şemdinli (ilçe) şempanze şems şemse şemsî şemsiye şemsiyeci şemsiyecilik.şelf şem şema şemail şemalaştırma şemalaştırmak şematik.−ği şemsiyelik.−ti şendere şenelme şenelmek şeneltme şeneltmek şeni.

−ğı şen şatır şepit şer.−ği şerbetçi otu şerbetleme şerbetlemek şerbetlenme şerbetlenmek şerbetli şerbetlik.−ği 2043 .−rri şerait şer'an şerare şerbet şerbetçi şerbetçilik.−ği şenlikli şenliksiz Şenpazar (ilçe) şen şakrak.şenlendirilmek şenlendirme şenlendirmek şenleniş şenlenme şenlenmek şenlik.

−ci şeref şerefe şerefiye şeref kıt'ası şeref konuğu şereflendirme şereflendirmek şereflenme şereflenmek şerefli Şereflikoçhisar(ilçe) şereflilik.−bı şerefyap olmak şeref yeri şergil 2044 .−ği şerefsizlik etmek şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şerefyap.−ği şeref locası şeref misafiri şeref salonu şerefsiz şerefsizlik.şerbetsiz şerç.

−ğı şerif şerik şeriklik.−ği şerit.−di şerit balığı şeritçi şeritçilik.şerh şerha şerha şerha şerh etmek şer'î şeriat şeriatçı şeriatçılık.−ği şeritgiller şeritleme şeritlemek şeritler şeritli şerit makarna şerit metre şeritsiz şer’iye şer’iye 2045 .−ği şerir şerirlik.

−dı şev şevahit.−ği şevval.−tmi şetlant.−di şevk şevkefza şevket şevketli şevkli şevksiz şevksizlik.−li şey şeyh şeyhlik.−ddi şetaret şetaretli şetim.mahkemeleri şeş şeşbeş şeşcihar şeşper şeşüdü şeşüse şeşyek şet.−ği şeyhülislâm 2046 .

−ğı şeytan şeytanarabası (uçuşan tohum) şeytan bezi şeytanca şeytan çekici şeytan elması şeytanet şeytanfeneri (bitki) şeytanılâin şeytanî şeytaniğnesi (hayvan) şeytaniğnesigiller şeytan kuşu şeytanlık.şeyhülislâm kapısı şeyhülislâmlık.−ğı şeytanlık etmek şeytanminaresi (böcek kabuğu) şeytan otu şeytan örümceği şeytansaçı (bitki) şeytan şalgamı şeytan taşlama şeytantersi (bitki) 2047 .

zarif) şık.−ğı şımarıkça şımarıklık.−ğı şımarık.−ğı şıldır şıldır şıllık.−kkı (seçenek) şıkırdama şıkırdamak şıkırdatma şıkırdatmak şıkır şıkır şıkırtı şıklaşma şıklaşmak şıklaştırma şıklaştırmak şıklık.şeytantırnağı (bitki) şeytan tırnağı şeytan uçurtması şezlong şık (güzel.−ğı şımarış şımarma şımarmak şımartılma şımartılmak 2048 .

−ği şıpşıp (terlik) şıp şıp şıra şıracı şırak şırakkadak şıralı şıralık.−ğı şıpın işi şıpırdama şıpırdamak şıpır şıpır şıpırtı şıpka şıppadak şıpsevdi şıpsevdilik.−ğı şıralık üzüm 2049 .şımartma şımartmak şıngıl şıngırdama şıngırdamak şıngır şıngır şıngırtı şıp şıpıdık.

şıraölçer şırfıntı şırıldama şırıldamak şırıl şırıl şırıltı şırınga şırınga etmek şırıngalama şırıngalamak şırınga yapmak şırlağan şırlama şırlamak Şırnak (ilçe) şıvgın Şia şiar şiber valf.−fi şiddet şiddetlendirme şiddetlendirmek şiddetlenme şiddetlenmek şiddetli şiddet olayı şif 2050 .

−di şifreli telefon şifreli telgraf Şiî Şiîlik.şifa şifahane şifahen şifahî şifalı şifa otu şifasız şifleme şiflemek şifon şifoniyer şifre şifre anahtarı şifreci şifreleme şifrelemek şifreli şifreli çanta şifreli hesap.−bı şifreli kasa şifreli kilit.−ği Şiir şiirce 2051 .

şiir defteri şiiriyet şiir kitabı şiirleştirme şiirleştirmek şiirli şiirsel şikâr şikâyet şikâyetçi şikâyetçilik.−di 2052 .−ği şikâyet etmek şikâyetname şike şikeli şikemperver şikesiz şikeste şike yapmak şile Şile (ilçe) Şile bezi şilem şilep.−bi şilepçilik.−ği şilin şilt.

şilte şimal.−ği şinanay şinik.−li şimalî şimdi şimdicik şimdiden şimdiki şimdilerde şimdileyin şimdilik şimdi şimdi şimendifer şimiotaksi şimiotropizm şimşek.−ği şinikleme şiniklemek Şinto 2053 .−ği şimşeklenme şimşeklenmek şimşekli şimşek taşı şimşir şimşirgiller şimşirlik.

−ği şirk şirket şirketleşme şirketleşmek şirpençe şirret şirretçe şirretleşme şirretleşmek şirretlik.−ğı şipşirin Şiran (ilçe) şiraze şirden şirin şirinlik.−ği şirretlik etmek Şirvan (ilçe) şiryan şist şistleşme 2054 .−ğu Şintoizm şip şipşak şipşakçı şipşakçılık.Şintoculuk.

−bı şişkin şişkinlik.−ği şişhane Şişhane şişinme şişinmek şişirilme şişirilmek şişiriş şişirme şişirmece şişirmek şişirtme şişirtmek şiş kebap.−ği 2055 .şistleşmek şistli şistlilik.−ği şişeleme şişelemek şişelenme şişelenmek şişelik.−ği şiş şişe şişeci şişek.

−ğu şiş köfte şişleme şişlemek şişlenme şişlenmek Şişli (ilçe) şişlik.−ğı şişme şişmek şita şitaiye şive şivekâr şiveli şivesiz şivesizlik.şişko şişkoluk.−ği şişman şişmanca şişmanlama şişmanlamak şişmanlatma şişmanlatmak şişmanlık.−ği şizofren şizofreni 2056 .

−ğü şoför mahalli şoför muavini şoför okulu şoför yardımcısı şok şoke şoke etmek şoke olmak şokola şok tedavisi şolo şom şom ağızlı şopar şoparlık.şlempe şnitzel şnorkel şofben şoför şoför ağzı şoför koltuğu şoförlük.−ğı Şor Şorca şorlama şorlamak 2057 .

−ği şovmen şovrum şov yapmak şöbiyet şöhret şöhretli şöhret sahibi şöhretsiz şölen şömine şömiz şömizye şövale şövalye şövalyece şövalyelik.−ğu şorolop şort şose şoset şoson şov şoven şovenizm şovenlik.−ği 2058 .şorolo şorololuk.

şövalye ruhlu şövalye yüzüğü şöyle şöyle bir şöyle böyle şöylece şöylemesine şöylesine şu şua.−ı şuara şubara şubat şube şu bu şuf'a şuf'a hakkı şuh şuhluk.−ğu Şuhut (ilçe) şule şuna şuna buna şunca şuncacık şunda şunda bunda şundan 2059 .

−ğı şuracıkta şurada şuralı şuralı buralı şurası Şûrayıdevlet şurup.şundan bundan şunlar şunu şunu bunu şunun şunun bunun şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) şuracık.−ğu 2060 .−bu şusu busu şut şutlama şutlamak şuur şuuraltı şuurlaşma şuurlaşmak şuurlu şuurluluk.

şuursuz şuursuzluk.−ğu şüheda şükran şükretme şükretmek şükreyleme şükreylemek şükür.−ği şüphe etmek şüphe kurdu şüphelendirme şüphelendirmek şüpheleniş şüphelenme şüphelenmek şüpheli şüphesiz şürekâ şüyu.−krü şümul.−lü şümullendirme şümullendirmek şümullü şüphe şüpheci şüphecilik.−u 2061 .

−dü taannüt etmek taarruz taarruz etmek 2062 .−dü taaffün taaffün etmek taahhüt.−bu taahhütname taallûk taallûkat taallûk etmek taam taam etmek taammüden taammüm taammüm etmek taammüt.(*)T T ta taaccüp.−bü taaccüp etmek taaddüt.−dü taannüt.−dü taahhüt etmek taahhütlü taahhütlü mektup.

−bu taaşşuk taayyün taayyün etmek taayyüş taba tabaat tababet tabak.−ğı tabaka tabakalama tabakalamak tabakalanma tabakalanmak tabakalı tabakasız tabakçı tabakhane tabaklama tabaklamak tabaklanma tabaklanmak tabaklık.−ğı taban tab’an taban basma tabanca 2063 .taassup.

tabanca boyası tabanca cilâsı taban düzeyi taban fiyatı taban halısı tabanı yarık.−ğı tabanvay tabasbus tabasbus etmek tabelâ tabelâcı tabelâcılık.−ğı taban lâğımı tabanlı tabanlık.−b'ı tabi (elbette) tâbi.−ğı tabetme tabetmek tabı tabı.−i (bağımlı.−ğı tabansız tabansızlık. basıcı) tabiat tabiat bilgisi tabiat bilimleri 2064 .

−ğı tabiatüstü tabiatüstücülük.−bi tabiplik.−ğü tabiî tabiî afetler tabiî hukuk tabiîleşme tabiîleşmek tabiîlik.tabiatıyla tabiatlı tabiatsız tabiatsızlık.−ği tabir tabir etmek tabirname tabiye tabl tabla tablakâr 2065 .−ği tâbilik.−ği tâbiiyet tâbiiyetli tâbiiyetsiz tâbiiyetsizlik.−ği tâbi olmak tabip.

−ğu tabütüvan tabya Tacik Tacikçe Tacikistan tacil tacil etmek tacir taciz taciz ateşi taciz etmek 2066 .tablalı tabldot tablet tabliye tablo tabu tabulaşma tabulaşmak tabur taburcu taburcu edilmek taburcu etmek taburcu olmak tabure tabut tabutluk.

−ğı tadil tadilât tadilât etmek tadilât yapmak tadil etmek tadil teklifi taflan tafra tafracı 2067 .−yti taç giyme töreni taçlanma taçlanmak taçlı taçsız taçsız kral taçsızlar taç yaprağı taç yapraklı tadat.−dı tadat etmek tadım tadımlık.tacizlik.−cı taç atışı taç beyit.−ği tacizlik etmek taç.

−ğü 2068 .−bü tagayyür tagayyür etmek tağşiş tağşiş etmek tağyir tağyir etmek tahaccür tahaccür etmek tahaffuz tahaffuzhane tahakkuk tahakkuk etmek tahakküm tahakküm etmek tahammuz tahammül tahammül etmek tahammülfersa tahammülsüz tahammülsüzlük.tafsil tafsilât tafsilâtlı tafta tafzih tagaddi tagallüp.

tahammür tahammür etmek taharet taharet bezi taharet borusu taharetlenme taharetlenmek taharri taharri etmek taharri memuru taharrüş taharrüş etmek tahassun tahassür tahassüs tahaşşüt.−dü tahattur tahattur etmek tahavvül tahavvül etmek tahayyül tahayyül etmek tahdidat tahdit.−di tahdit etmek tahfif tahfif etmek 2069 .

tahıl tahıl yemi tahin tahin helvası tahinî tahinli ekmek tahin rengi tahirbuselik.−ği tahkik tahkikat tahkikat komisyonu tahkik etmek tahkim tahkimat tahkim etmek tahkimli tahkir tahkir etmek tahkiye tahkiye etmek tahlif tahlil tahlil etmek tahlilî tahlis tahlisiye tahliye 2070 .

tahliye etmek tahmil tahmin tahminen tahmin etmek tahminî tahmis tahmisçi tahnit tahnit sanatı tahra tahribat tahrif tahrifat tahrif etmek tahrik tahrikât tahrikçi tahrikçilik.−bi tahrip etmek tahripkâr tahrir tahrirat 2071 .−ği tahrik etmek tahril tahrilli tahrip.

tahrirat kâtibi tahriren tahrir heyeti tahrirî tahriş tahriş etmek tahsil tahsilât tahsildar tahsildarlık.−ğı tahta göğüs tahta göğüslü 2072 .−ğı tahsil etmek tahsis tahsisat tahsisatımesture tahsis etmek tahsisli tahsisli yol tahşiye taht tahta tahta biti tahtaboş tahtacı Tahtacı tahtacılık.

tahta kurdu tahtakuruları tahtakurusu tahtalaşma tahtalaşmak tahtalı tahtalı güvercin tahtalıköy tahta pamuk.−ğı takaddüm takallüs takallüs etmek takanak.−hri tahterevalli tahteşşuur tahtırevan tahvil tahvilât tahvil etmek taife tak taka takacı takacılık.−bü 2073 .−ğı takarrüp.−ğu tahta perde tahtelbahir.

−ği takdim edilmek takdim etmek takdim olunmak takdim tehir takdim tehir yapmak takdir takdir etmek takdir hakkı takdiriilâhî 2074 .−ği takatuka takayyüt.−ti takatli takatsiz takatsizlik.−dü takaza takaza etmek takbih takbih etmek takdim takdimci takdimcilik.takarrür takas takas etmek takaslama takaslamak takat.

takdirkâr takdirname takdir olunmak takdir yetkisi takdis takdis etmek takeometre takı takılgan takılganlık.−ğı takınaklı takınaklı davranış takınaksız 2075 .−ğı takılı takılış takılma takılmak takım takımada takımca tekelleşme takım erki takım oyunu takım takım takım taklavat takım tekeli takımyıldız takınak.

−cı takınçlı takınma takınmak takıntı takıntılı takıntısız takırdama takırdamak takırdatma takırdatmak takır takır takırtı takır tukur takışma takışmak takıştırma takıştırmak takıyye takibat takiben takigraf takim takimetre takip.−bi takipçi takipçilik.−ği 2076 .takınç.

−bi taklip etmek taklit.−ği takipsizlik kararı takkadak takke takkeli takkesiz takla takla böceği takla böcekleri taklacı taklak.−di taklitçi taklitçilik.−ği taklit etmek taklit mobilya takma takma ad takma ayak.−ğı takma bacak.−ğı taklidî taklidî kelime taklip.takip etmek takipsiz takipsizlik.−ğı takma diş 2077 .

takma isim.−smi takmak takma kirpik.−ği takma kol takma saç takmazlık.−ği taksim taksimat taksim etmek taksimetre taksir 2078 .−ğı takometre takoz takozlama takozlamak takriben takribî takrip takrir takrir etmek takriz taksa taksalı taksa pulu taksi taksici taksicilik.

−ği taktikçi taktir taktir etmek takt sahibi tak tuk takunya takunyacı takunyacılık.−i takti etmek taktik.taksirat taksirli taksirli suç taksit taksitlendirme taksitlendirmek taksit taksit taksonomi takt tak tak taktırma taktırmak takti.−ğı takunyalı takunyasız takva takvim 2079 .

takviye takviye etmek takyap takyapçı takyapçılık.−ğı talan etmek talanlama talanlamak Talas (ilçe) talaş talaş böreği talaş kebabı talaşlama talaşlamak talaşlanma talaşlanmak talaz 2080 .−di takyit etmek tal talâk talâkat talâkıselâse talan talancı talancılık.−ğı takyap ustası takyit.

talazlanma talazlanmak talazlık.−kı talika talik etmek talil talim talimar talimat talimatname talim etmek talimgâh talimhane talimli talimname 2081 .−ği talep.−ği talik.−bi talep etmek talepname tali talih talih kuşu talihli talihsiz talihsizlik.−ğı talebe talebelik.

talip.−bi talipli talip olmak talk talkım talkın talk pudrası talk şist tallahi tallı bitkiler taltif taltif etmek talveg talyum tam tam açı tamah tamah etmek tamahkâr tamahkârlık.−ğı tam algı tamam tamamen tamamı tamamına tamamıyla tamamiyet tamamlama 2082 .

−ğı tam bakım tam bakım merkezi tam bilet tam bölen tambur tambura tamburacı tamburî tam gaz tam gün tamı tamına tamik tamim tamim etmek tamir tamirat 2083 .tamamlamak tamamlanış tamamlanma tamamlanmak tamamlatma tamamlatmak tamamlayıcı tamamlayış tamam olmak tamanit tam asalak.

−ğı tam mesai tam otomatik.tamirci tamircilik.−ği tamir etmek tamirhane tamir takımı tam kafiye tamlama tamlanan tamlayan tamlayan durumu tamlık.−ği tam pansiyon tampon tampon bölge tampon devlet tamponlama tamponlamak tam sayı tam siper tamtakır tamtakır olmak tamtam tam tamına tam tarife tamu 2084 .

−ği tanecikli taneciksiz tanecil taneleme tanelemek tanelenme tanelenmek taneli tanen tane tane tangırdama 2085 .tam yol tamzara tan tanassur tandans tandem tandır tandır alevi tandır ateşi tandır böreği tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname tane tanecik.

−ğı tanıklama tanıklamak tanıklık.tangırdamak tangırdatma tangırdatmak tangır tangır tangırtı tangırtılı tangır tungur tango tanı tanıdık.−ğı tanımlama tanımlamak tanımlanma tanımlanmak 2086 .−ğı tanık.−ğı tanıklık etmek tanık olmak tanık tepe tanılama tanılamak tanım tanıma tanımak tanımazlık.

tanımlayış tanımlık.−ğı tanışış tanışma tanışmak tanıştırma tanıştırmak tanıt tanıtıcı tanıtılış tanıtılma tanıtılmak tanıtım tanıtımcı tanıtımlık.−ğı tanınış tanınma tanınmak tanınmış tanısızlık.−ğı tanışıklık.−ğı tanıtış tanıtlama tanıtlamak tanıtlanış 2087 .−ğı tanış tanışık.

−ğı 2088 .−ği tanksavar tanlama tanlamak tannan tannanlık.−ğı tanıtma yazısı tanıtsız tanıyış tanin taninli tanjant tank tankçı tanker tankerci tankercilik.tanıtlanma tanıtlanmak tanıtlayış tanıtlı tanıtma tanıtmacı tanıtmacılık.−ğı tanıtma filmi tanıtmak tanıtma kartı tanıtmalık.

−ğı tanrısız tanrısızlık.−ğı Tanrı vergisi tansık.−ğı tanrıtanımaz tanrıtanımazlık.−li tantana tantanacı 2089 .−ğı Tanrı misafiri tanrısal tanrısallık.tanrı (ilâh) Tanrı tanrı bilimci tanrı bilimi tanrıcılık.−ğı tanrıça Tanrı kayrası tanrılaşma tanrılaşmak tanrılaştırma tanrılaştırmak tanrılık.−ğı tansiyometre tansiyon tansiyon düşürücü tantal.

tantanalı tantanasız tan tun tantuni tan yeli tan yeri Tanzanya Tanzanyalı tanzifat tanzifat amelesi tanzifat arabası tanzifat vergisi tanzim Tanzimat Tanzimatçı tanzim etmek tanzim satışı tanzir Taoculuk.−ğu Taoizm tapa tapalama tapalamak tapalanma tapalanmak tapalı tapan 2090 .

−ğı tapıncak.−ğı tapıncakçılık.tapanlama tapanlamak tapasız tapı tapıklama tapıklamak tapınak.−ğı tapınış tapınma tapınmak tapırdama tapırdamak tapırtı tapış tapışlama tapışlamak tapışlanma tapışlanmak tapi tapir tapirgiller tapma tapmak tapon taponcu 2091 .

−ği taraflı taraflılık.−ğı taraf olmak tarafsız tarafsız bölge tarafsızlaştırılmış 2092 .taptaze taptırma taptırmak tapu tapucu tapu kütüğü tapulama tapulamak tapulu tapu memuru tapu sicili tapu sicil muhafızı tapusuz tapyoka tar (çalgı) taraba taraça taraf tarafeyn tarafgir tarafgirlik.

tarafsızlaştırma tarafsızlaştırmak tarafsızlık,−ğı tarafsız olmak taraftar taraftarlık,−ğı taraftarlık etmek tarak,−ğı tarakçı tarakçılık,−ğı tarak dubası tarak işi taraklama taraklamak taraklı taraklılar Taraklı (ilçe) tarak otu tarak otugiller taraksı taraksı kas taraksız taralı tarama taramak taranga taranış

2093

taranma taranmak tarantı tarassut,−du tarassut etmek taraş taraşlama taraşlamak taratış taratma taratmak tarator taravet taravetli tarayıcı tarayış taraz tarazlama tarazlamak tarazlanma tarazlanmak taraz taraz tarçın tarçınî tardiye taret tarh

2094

tarhana tarhana çorbası tarhanalık,−ğı tarh etmek tarhun tarık tarım tarımcı tarımcılık,−ğı tarım coğrafyası tarımsal tarif tarife tarifeli tarifesiz tarif etmek tariflendirme tariflendirmek tarifli tarifname tarifsiz tarih tarihçe tarihçi tarihçilik,−ği tarihî tarihî coğrafya

2095

tarihî eser tarihî film tarihî maddeci tarihî maddecilik,−ği tarihî roman tarihî tiyatro tarihlendirme tarihlendirmek tarihli tarih öncesi tarihsel tarihsel özdekçi tarihsel özdekçilik,−ği tarihsel roman tarihsiz tarih yanılgısı tarih yazarı tarik tarikat tarikatçı tarikatçılık,−ğı tariz tariz etmek tarla tarla faresi tarlakoz tarla kuşu

2096

tarla kuşugiller tarla sıçanı tarlatan tarla tump,−bu tarpan tarsin tarsin etmek Tarsus (ilçe) tart,−dı (kovma) tart (meyveli pasta) tartaklama tartaklamak tartaklanış tartaklanma tartaklanmak tartaklayış tartak martak tartarak yenme tartarat tartarik,−ği tartarik asit,−di tart etmek tartı tartıcı tartıl tartılı tartılış

2097

tartılma tartılmak tartım tartımlı tartısız tartış tartışılma tartışılmak tartışma tartışmacı tartışmak tartışmalı tartışmasız tartma tartmak tart suçu tarttırma tarttırmak tartura tarumar tarumar etmek tarumar olmak tarz tarziye tas tasa tasa etmek

2098

tasalanma tasalanmak tasalı tasallut tasallut etmek tasallüp,−bü tasannu,−u tasar tasar çizim tasar çizimci tasarı tasarı geometri tasarım tasarımcı tasarımlama tasarımlamak tasarımlı tasarlama tasarlamak tasarlanış tasarlanma tasarlanmak tasarlayış tasarruf tasarruf bonosu tasarruf etmek tasarruflu

2099

tasasız tasasızlık,−ğı tasasız olmak tasavvuf tasavvufî tasavvur tasavvur etmek tasdi,−i tasdik tasdik edilmek tasdik etmek tasdikli tasdikname tasdiksiz tasfiye tasfiyeci tasfiye etmek tasfiyehane tasgir tashih tashihikarar tashih etmek tasım tasımlama tasımlamak tasımsal tas kebabı

2100

taslak,−ğı taslama taslamak tasma tasmim tasmim etmek tasni,−i tasnif tasnif etmek tasnifleme tasniflemek tasrif tasrif etmek tasrih tasrih etmek tastamam tas tas tastir tastir etmek tasvip,−bi tasvip etmek tasvir tasvir etmek tasvirî tasvirî dil bilgisi taş taşak,−ğı

2101

taşaklı taş ekmek,−ği taş arabası taş bademi taş balığı taş baskı taş basmacı taş basması taş bebek,−ği taş bilimi taş bina taş böceği taşçı taşçıl taşçılık,−ğı taşçı tarağı taşçı ustası taş devri taş dolgu taş döşeme taşemen taşemengiller taşeron taşeronluk,−ğu taşıl taşıl bilimi taşıllaşma

2102

taşıllaşmak taşıllı taşım taşıma taşımacı taşımacılık,−ğı taşımak taşımalık,−ğı taşımlık,−ğı taşımsı taşınabilir taşınır taşınır değer taşınış taşınma taşınmak taşınmaz taşınmaz mal taşıntı taşırma taşırmak taşıt taşıtçı taşıtma taşıtmak taşıttırma taşıttırmak

2103

taşıyıcı taşıyış taşikardi taş iliği taş kalpli taş kalplilik,−ği Taşkent (şehir; ilçe) taşkın taşkınca taşkınlık,−ğı taşkıran çiçeği taşkırangiller taşkıran otu taş kömürü Taşköprü (ilçe) taş küre taşlama taşlamacı taşlamacılık,−ğı taşlamak taşlanma taşlanmak taşlanmış ipek,−ği taşlanmış kot taşlaşma taşlaşmak taşlatma

2104

taşlatmak taş levreği taşlı Taşlıçay (ilçe) taşlık,−ğı taşma taşmak taş mantarı taş nanesi taş ocağı Taşova (ilçe) taş pamuğu taş pudra taşra taşra ağzı taşralı taş sarımsağı taşsız taş tahta taş toprak,−ğı taş yağı taş yuvarı taş yürekli taş yüreklilik,−ği tat Tat tat alma duyusu

2105

tat alma organı tatar (posta sürücüsü) Tatar tatar ağası tatar arabası Tatar böreği Tatarca tatarcık,−ğı tatarcık humması Tatar çorbası tatarımsı (yarı pişmiş) Tatarımsı Tataristan tatarlaşmak tatarsı (yarı pişmiş) Tatarsı tatbik tatbikat tatbikatçı tatbik etmek tatbikî tatbik imzası tatbik mührü tatbilir tat duyusu

2106

tatil tatil etmek tatil köyü tatil olmak tatil yapmak tatlandırıcı tatlandırıcılı tatlandırma tatlandırmak tatlanma tatlanmak tatlı tatlı belâ tatlıca tatlıcı tatlıcılık,−ğı tatlı dil tatlı dilli tatlılaşma tatlılaşmak tatlılaştırma tatlılaştırmak tatlılı tatlılık,−ğı tatlılıkla tatlı limon tatlımsı

2107

tatlı sert tatlısı tuzlusu tatlı söz tatlı sözlü tatlı su tatlı su Frengi tatlı su gelinciği (balık) tatlı su ıstakozu tatlı su kayası (balık) tatlı su kefali tatlı su levreği tatlı sülümen tatlı tatlı tatma tatmak tatmin tatmin etmek tatminkâr tatmin olmak tatminsiz tatminsizlik,−ği tatsız tatsızlaşma tatsızlaşmak tatsızlık,−ğı tatsız tuzsuz

2108

tattırma tattırmak tatula Tatvan (ilçe) taun tav tava tava böreği tava ekmeği tavaf tavaf etmek tavalık,−ğı tavan tavan aralığı tavan arası tavan fiyatı tavan penceresi tavan süpürgesi Tavas (ilçe) tavassut tavassut etmek tavattun tavattun etmek tavazzuh tavazzuh etmek tavcı tavcılık,−ğı

2109

taverna tavernacı tavhane tavır,−vrı tavik,−kı taviz tavizci tavizcilik,−ği tavla tavlacı tavlama tavlamak tavlandırma tavlandırmak tavlanma tavlanmak tavlı tavsama tavsamak tavsatma tavsatmak tavsız tavsif tavsif etmek tavsiye tavsiye etmek tavsiyeli

2110

tavsiye mektubu tavsiyename tavsiyesiz tavşan tavşanağzı (renk) tavşan anahtarı tavşanayağı (bitki) tavşanbıyığı (bitki) tavşancı tavşancıl tavşancılık,−ğı tavşancıl otu tavşan dudağı tavşan eti tavşangiller tavşankanı (renk) tavşankulağı (bitki) Tavşanlı (ilçe) tavşanlık,−ğı tavşanmemesi (bitki) tavşan uykusu tavşan yürekli tavuk,−ğu tavukayağı (maymuncuk) tavuk balığı tavuk biti

2111

tavuk budu tavukçu tavukçuluk,−ğu tavuk döner tavuk eti tavukgiller tavukgöğsü (tatlı) tavukgötü (siğil) tavukkarası (hastalık) tavuk köftesi tavuk kümesi tavuklar tavuklu tavukpençesi (bitki) tavuk sarması tavuksular tavuk suyu tavuk yahni tavukyelpazesi (yemek) tavulga tavus tavus kuşu tavuskuyruğu (kusmuk) tavus tüyü

2112

tavus yeşili tavzif tavzif etmek tavzih tavzih etmek tay taya tayalık,−ğı taydaş tayf tayfa tayfölçer tayf ölçümü tayfun tayga taygeldi tayın tayın bedeli tayin tayin edilmek tayin etmek tayinli tayinsiz tayip,−bi taylak,−ğı taylama taylamak

2113

Taylorculuk,−ğu tayming tayt tay tay taytay arabası Tayvan Tayvanlı tayyar tayyare tayyareci tayyarecilik,−ği tayyetme tayyetmek tayyör tazallüm tazallüm etmek tazammun tazammun etmek tazarru,−u taze tazece taze fasulye tazeleme tazelemek tazelenme tazelenmek tazeleşme

2114

tazeleşmek tazelik,−ği taze para tazı tazıcı tazılaşma tazılaşmak tazim tazimat tazim etmek tazip,−bi taziye taziyet taziyetname taziz tazmin tazminat tazmin etmek tazyik tazyik etmek T cetveli teadül teakup,−bu teakup etmek teali teamül teamül hukuku

2115

tearuz teati teati etmek teatral,−li teavün tebaa tebahhur tebahhur etmek tebaiyet tebarüz tebarüz etmek tebcil tebcil etmek tebdil tebdil etmek tebdilihava tebeddül tebeddülât tebelleş tebelleş etmek tebelleş olmak tebellüğ tebellüğ etmek tebellür tebellür etmek teber teberli

2116

teberru,−u teberru etmek teberrük teberrüken teberrüz tebersiz tebessüm tebessüm etmek tebessümlü tebessümsüz tebeşir tebeşirleşme tebeşirli tebeşirsiz tebeyyün tebeyyün etmek tebligat tebliğ tebliğ etmek tebrik tebrik etmek tebriye tebriye etmek tebşir tebşir etmek tebyiz tebyiz etmek

2117

tecahül tecahül etmek tecahülüarif tecahülüarifane tecanüs tecavüz tecavüz etmek tecavüzkâr tecdit,−di teceddüt,−dü tecelli tecelli etmek tecemmu,−u tecennün tecennün etmek tecerrüt,−dü tecerrüt etmek tecessüm tecessüm etmek tecessüs tecezzi tecezzi etmek tecil tecil etmek tecim tecimen tecim evi

2118

tecrit,−di tecrit etmek tecrübe tecrübe etmek tecrübeli tecrübelilik,−ği tecrübesiz tecrübesizlik,−ği tecrübî tecvit,−di tecvitli tecviz tecviz etmek tecziye tecziye etmek teçhil teçhil etmek teçhiz teçhizat teçhiz etmek tedafüî tedahül tedai tedai etmek tedarik tedarikçi tedarikçilik,−ği

2119

tedarik etmek tedarikleme tedariklemek tedarikli tedariksiz tedavi tedavi etmek tedavi olmak tedavi uzmanı tedavül tedbir tedbirli tedbirsiz tedbirsizce tedbirsizlik,−ği tedenni tedenni etmek tedfin tedhiş tedhişçi tedhişçilik,−ği tedhişli tedhişsiz tedip,−bi tedip etmek tedirgin tedirgin etmek

2120

tedirginleşme tedirginleşmek tedirginlik,−ği tedirgin olmak tediye tediye emri tediye etmek tedricen tedricî tedriç,−ci tedris tedrisat tedvin tedvin etmek tedvir tedviren tedvir etmek teeddüp,−bü teeddüp etmek teehhül teehhül etmek teehhür teemmül teenni teessüf teessüf etmek teessür

2121

teessürat teessür etmek teessüs teessüs etmek teeyyüt,−dü teeyyüt etmek tef tefahhus tefahür tefarik,−ği tefavüt tefcir tefe tefeci tefecilik,−ği tefehhüm tefekkür tefeli Tefenni (ilçe) teferruat teferruatlı teferrüç,−cü teferrüt,−dü tefessüh tefessüh etmek tefeül tefevvuk

2122

tefevvuk etmek tefeyyüz tefeyyüz etmek tefhim teflon tefrik,−kı tefrika tefrika etmek tefrika roman tefrik etmek tefriş tefrişat tefriş etmek tefrit tefsir tefsir etmek teftih teftiş teftiş etmek teftiş heyeti teftiş kurulu teftiş raporu tefviz tegafül tegafül etmek teganni teganni etmek

2123

teğelti teğet teğmen teğmenlik,−ği tehacüm tehalüf tehalüf etmek tehalük tehalük etmek tehcir tehcir etmek tehdit,−di tehdit etmek tehditkâr tehditsiz tehevvür tehevvür etmek teheyyüç,−cü tehi tehir tehir etmek tehiriicra tehirli tehirsiz tehlike tehlikeli tehlikeli olmak

2124

tehlikesiz tehyiç,−ci tehyiç etmek tehzil tein teizm tek tekabül tekabül etmek tek adam tek adam gösterisi tekâlif tekâmül tekâmül etmek tek anlamlı tek anlamlılık,−ğı tekâpu tekâsüf tekâsüf etmek tekâsül tekaüdiye tekaüt,−dü tekaüt ikramiyesi tekaütlük,−ğü tekaüt maaşı tekaüt olmak tek başına

2125

tekbenci tekbencilik,−ği tek biçim tekbir tek çekirdekli tek çekirdekliler tek çenekli tek çenekliler tek çeneklilik,−ği tekçi tekçilik,−ği tek delikliler tekdir tekdir etmek tekdüze tekdüzeleşme tekdüzeleşmek tekdüzelik,−ği teke tekebbür teke dikeni tekeffül tekeffül etmek tekel tekel bayii tekelci tekelci anamalcılık,

2126

−ğı tekelcilik,−ği tekelleşme tekelleşmek tekelleştirme tekelleştirmek tekellüf tekellüm tekellüm etmek tekel maddesi tekemmül tekemmül etmek teker tekercik,−ği tekerçalar tekerçalarcı tek erkçi tek erkçilik,−ği tek erklik,−ği tekerlek,−ği tekerlekçi tekerlekçilik,−ği tekerlekli tekerlekli koltuk,−ğu tekerlekli sandalye tekerlek pabucu tekerleme

2127

tekerlemek tekerlenme tekerlenmek tekerli tekerrür tekerrür etmek teker teker tekesakalı (bitki) tekesemek tekessür tekessür etmek tek eşli tek eşlilik,−ği teke tek tek evli tek evlilik,−ği tekevvün tek fazlı tekfin tekfin etmek tekfir tekfur tekfurluk,−ğu tek heceli dil tek hücreli tekiden tekil

2128

tekillik,−ği tekin tekinsiz tekir Tekirdağ tekit,−di tekit etmek tekke Tekkeköy (ilçe) tek kişilik,−ği tekleme teklemek tekleşme tekleşmek tekli teklif teklif etmek teklifli teklifname teklifsiz teklifsizce teklifsiz konuşma teklifsizlik,−ği teklif tekellüf teklik,−ği teklik eki tek liste

2129

Tekman (ilçe) tekme tekmeleme tekmelemek tekmelenme tekmelenmek tekmil tekmil haberi tekmilleme tekmillemek tekne tekneci teknecilik,−ği tekne kazıntısı teknetyum teknik,−ği teknikçi teknik eğitim tekniker teknik lise teknik okul teknik öğretim teknik şartname teknik üniversite teknisyen teknokrasi teknokrat

2130

teknokratçılık,−ğı teknoloji teknolojik,−ği tek örnek,−ği tek parmaklılar tek partili tekrar tekraren tekrar etmek tekrarlama tekrarlamak tekrarlanma tekrarlanmak tekrarlatma tekrarlatmak tekrarlı tekrar tekrar tek renkli tekrir tek sayı tek seçici tek sesli tek seslilik,−ği teksif teksif etmek teksir teksir etmek

2131

teksir kâğıdı teksir makinesi tekst tekstil tekstilci tek tanrıcı tek tanrıcılık,−ğı tek tanrılı tek taraflı tektaş (yüzük) tek tek tek tırnak işareti tektonik,−ği tek tük tekvando tekvin tekvin etmek tek yanlı tek yönlü yol tek yumurta ikizi tekzip,−bi tekzip etmek tel telâ telâffuz telâffuz cihazı telâffuz etmek

2132

telâffuz organı telâfi telâfi etmek telâki telâkki telâkki edilmek telâkki etmek telâkki olunmak telâlama telâlamak telâş telâşe telâşe müdürü telâşe nazırı telâş etmek telâşlandırma telâşlandırmak telâşlanış telâşlanma telâşlanmak telâşlı telâşlılık,−ğı telâşlı telâşlı telâşsız telâşsızlık,−ğı telâtin telâtum etmek

2133

tel cambazı telcik,−ği tel çivi tel dikiş tel dokuma tel dolap,−bı telef telefat teleferik,−ği telef etmek telef olmak telefon telefoncu telefonculuk,−ğu telefon diplomasisi telefon direği telefon etmek telefon hattı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefonlaşma telefonlaşmak telefonometre telefon rehberi telefon santrali telefotografi

2134

telek,−ği telekart teleke telekız telekinezi telekomünikasyon telekonferans teleks teleksçi teleksçilik,−ği telem teleme teleme peyniri telemetre telemetri teleobjektif teleoloji telepati telepatik,−ği teleradar teles telesekreter telesime telesimek telesine telesinema telesiyej

2135

teleski teleskop,−bu teleskopik,−ği Teleüt Teleütçe televizyon televizyon alıcısı televizyon bandrolü televizyoncu televizyonculuk,−ğu televizyon filmi televizyon oyunu televizyon programı televizyon verici istasyonu televizyon yayını tel fırça telfin telgraf telgrafçı telgrafçılık,−ğı telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf teli telgraf üslûbu tel halat

2136

telhis telhisçi telhis etmek telif telif etmek telif hakkı tel'in tel'in etmek tel'in mitingi telis tel kadayıf tel kafes telkârî telkih telkin telkin etmek tel kurdu tel küf tel küflüce tellâk,−ğı tellâklık,−ğı tellâl tellâliye tellâllık,−ğı telleme tellemek tellendirme

2137

tellendirmek tellenme tellenmek telli telli balıkçıl tellice telli çalgılar telli duvaklı telli pullu telli turna tellür telmih telmihen telmih etmek tel örgü telsi telsiz telsiz bağlantısı telsizci telsizcilik,−ği telsiz telefon telsiz telgraf tel şehriye tel tel teltik,−ği teltikli teltiksiz

2138

telve telvis etmek telyazı (telgraf) tel zımba tem tema temadi temadi etmek temaruz temaruz etmek temas temas etmek temaşa temaşa etmek temaşa sanatı tematik,−ği temayül temayüz temayüz etmek tembel tembelce tembelhane tembelleşme tembelleşmek tembelleştirme tembelleştirmek tembellik,−ği

2139

tembellik etmek tembel tembel tembih tembihat tembih etmek tembihleme tembihlemek tembihlenme tembihlenmek tembihli tembul temcit,−di temdit,−di temdit etmek temeddüh temeddüh etmek temeddün temek,−ği temel temel atma temel bilimler temel cümle temel çivisi temel direği temel duruş temel duvarı temel eğitim

2140

temel haklar temel harf,−fi temel kazısı temellendirme temellendirmek temellenme temellenmek temelleşme temelleşmek temelleştirme temelleştirmek temelli temelli senatör temellük temel öğretim temel önerme temel sayı temelsiz temel taşı temel tümce temenna temennah temenni temenni etmek temerküz temerküz etmek temerküz kampı

2141

−dü temerrüt etmek temessül temettü.temerrüt.−cü temeyyüz temeyyüz etmek temhir temin teminat teminat akçesi teminatlı teminat mektubu teminat senedi teminatsız temin etmek temiz temiz kâğıdı temiz kan temizleme temizlemek temizleniş temizlenme temizlenmek temizletme temizletmek 2142 .−ü temettü hissesi temevvüç.

−ği temizlikçi temizlikçi kadın temizlikçilik.−ği temlik temlik etmek temlikname temmuz 2143 .temizleyici temizleyiş temizlik.−ği temkin temkinli temkinlice temkinli temkinli temkinsiz temkinsizlik.−ği temizlik görevlisi temizlik işçisi temizlik işleri temizlik malzemesi temizlik yapmak temiz pak temiz para temiz raporu temiz temiz temiz yürekli temiz yüreklilik.

tempo tempolu temposuz temren temrin temriye temsil temsilci temsilcilik.−bü tenasüpsüz tenazur tencere 2144 .−smi temtek temyiz temyiz etmek temyiz mahkemesi ten tenafür tenakus tenakuz tenasüh tenasül tenasüp.−ği temsil etmek temsilî temsilî istiare temsilî resim.

−ği teneşir tahtası tenevvü.tender tendürüst teneffüs teneffüs etmek teneffüshane teneke tenekeci tenekecilik.−ü tenevvür tenevvür etmek tenezzüh tenezzül tenezzül etmek ten fanilâsı tenha tenhaca tenhalaşma tenhalaşmak 2145 .−ği tenekeleme tenekelemek teneke mahallesi teneşir teneşir horozu teneşir kargası teneşirlik.

−ğı tenis tenisçi tenis kortu tenkıye tenkidî tenkil tenkis tenkisat tenkis etmek tenkit.−di tenkitçi tenkitçilik.−bi tensip etmek tente 2146 .−ği tenkit etmek tenkitli tenkiye tennure tenor tenor saksafon ten rengi tensik tensikat tensik etmek tensil tensip.tenhalık.

−ğu teoloji teorem teori 2147 .tenteli tentene tenteneli tentenesiz tentesiz tentür tentürdiyot.−du tenvir tenvirat tenvirat tanzifat vergisi tenvir etmek tenya tenzih tenzih etmek tenzil tenzilât tenzilâtlı tenzilâtsız tenzilât yapmak tenzil etmek teogoni teokrasi teokratik.−ği teolog.

−ği tepeden tırnağa tepegöz tepegözler tepe lâmbası tepeleme tepelemek tepelenme tepelenmek tepeletme tepeletmek tepeli tepeli akbaba tepeli bülbül tepeli dalgıç.−ği tepeden inme tepeden inmeci tepeden inmecilik.−cı tepeli deve kuşu tepeli deve kuşugiller 2148 .−ği teorisyen tepe tepe açısı tepe aşağı tepebaşı (giysi) tepe camı tepecik.teorik.

−ği tepeli köstebek.−ği tepikleme tepiklemek tepilme tepilmek tepindirme tepindirmek tepiniş tepinme tepinmek tepir 2149 .−ğu tepeli tavukgiller tepeli toygar tepesiz tepetakla tepetaklak tepe tomurcuğu tepe üstü tephir tephirhane tepi tepik.tepeli horoz tepelik.−ği tepeli patka tepeli tarla kuşu tepeli tavuk.

−ği tepme tepmek tepme keçe tepserme tepsermek tepsi ter terakki terakki etmek terakkiperver 2150 .−ği tepkisel tepkisel davranış tepkisiz tepkisizlik.tepirleme tepirlemek tepiş tepişme tepişmek tepke tepki tepkili tepkili uçak.−ğı tepkime tepkimek tepkin tepkinlik.

−i terbiye terbiyeci terbiye etmek terbiyeleme terbiyelemek terbiyeli terbiyeli çorba 2151 .teraküm teraküm etmek terane terapi terapist teras terasa teraslama teraslamak teraslanma teraslanmak teravi teravih teravi namazı terazi Terazi (burç) terazileme terazilemek ter bezi terbi.

−ği terbiyesizlik etmek terbiyevî terbiyum Tercan (ilçe) tercih tercihan tercihane tercih etmek terciibent.−ğı tercüman olmak tercüme tercüme etmek tercümeihâl.−ği terbiyeli terbiyeli terbiyesiz terbiyesizce terbiyesizleşme terbiyesizleşmek terbiyesizlik.−di tercüman tercümanlık.terbiyeli köfte terbiyelilik.−li tercüme yapmak tere terebentin tereci 2152 .

−i terfian terfi etmek terfih terfih etmek terfik 2153 .−ği tereke terekküp.−bü teressüp etmek terettüp.−dü tereddüt etmek tereddütlü tereddütsüz terek.tereddi tereddi etmek tereddüt.−bü terekküp etmek terekküp tarzı terelelli terementi terennüm terennüm etmek teres teressüp.−bü terettüp etmek tereyağı terfi.

−bi terkip etmek terkiphane terleme terlemek terletici terletme terletmek 2154 .−li terhin terhin etmek terhis terhis edilmek terhis etmek terhis olmak terhis olunmak terilen terim terk terk edilmek terk etmek terki terkibî terkibibent.terfik etmek tergal.−di terkin terkin etmek terkip.

−ği terliksi termal.−ği termikleştirme termikleştirmek termik santral.−li terminoloji termit termitler termiye termodinamik.−ği termoelektrik.−li Termal (ilçe) terme Terme (ilçe) termik.−ği terlikçi terlikçilik.−ği termoelektrik çifti termoelektrik maşa termoelektrik pil termofor termokimya termometre 2155 .−li terminal.terleyiş terli terlik.

−ği tersinme tersinmek 2156 .−ğü ters ters açı tersane tersane kethüdası tersaneli tersane sergisi tersbeşik.−ği (spor) ters evirme tersi tersim tersine tersinir tersinirlik.termonükleer termoplâst termos termosfer termosifon termostat termoterapi terorist terorizm terör terörcü terörcülük.

−ği ters pers ters repo ters ters ters türs ters yüz tertemiz ter ter tertibat tertip.−ği 2157 .−bi tertipçi tertip etmek tertipleme tertiplemek tertiplenme tertiplenmek tertipleyici tertipli tertiplilik.tersin tersin tersiyer tersleme terslemek terslenme terslenmek tersleşme tersleşmek terslik.

−ği tesadüf tesadüfen tesadüf etmek tesadüfî tesahup.−ği terütaze terviç.−bu tesahup etmek tesalüp.−bü tesanüt.tertipsiz tertipsizlik.−dü tescil tescil etmek tescilli tescilsiz teselli teselli etmek teselli mükâfatı 2158 .−ci terviç etmek terzi terzi çırağı terzihane terzi kalfası terzil terzil etmek terzilik.

tesellisiz tesellüm teselsül teselsül etmek tesettür tesettür etmek tesettürlü tesettür mağazası tesettür modası teseyyüp.−bü teshil teshil etmek teshin teshin etmek teshir teshir etmek tesir tesir etmek tesirli tesirsiz tesis tesisat tesisatçı tesisatçılık.−ğı tesis etmek tesisler bütünü tes'it.−di 2159 .

tes'it etmek teskere (sedye) teskin teskin etmek teslim teslimat teslim bayrağı teslimatçı teslim etmek teslimiyet teslimiyetçi teslim olmak teslim taşı teslim tesellüm teslis tesmiye tesmiye etmek tespih tespih ağacı tespih ağacıgiller tespih böceği tespih böcekleri tespih çalısı tespihçi tespihçilik.−ği tespihli tespihli silme 2160 .

−i tesri etmek test testere testere balığı testere balığıgiller testere çaprazı testereleme testerelemek testereli testi testici testicilik.−ği testi kabağı testi kebabı testilik.−ği tesviye etmek tesviye ruhu 2161 .−di tesviye tesviye aleti tesviyeci tesviyecilik.−ği testis testosteron tesvit.tespit tespit etmek tesri.

−di teşebbüs teşebbüs etmek teşehhüt.−dü teşehhüt miktarı teşekkül teşekkül etmek teşekkür teşekkür etmek teşerrüf teşerrüf etmek teşevvüş teşhir teşhirci teşhircilik.teşbih teşbih etmek teşbih yapmak teşci.−i teşci etmek teşdit.−ği teşhir etmek teşhis teşhis etmek teşhis ve intak teşkil teşkilât teşkilâtçı 2162 .

−ğı Teşkilâtıesasiye Kanunu teşkilâtlandırılma teşkilâtlandırılmak teşkilâtlandırma teşkilâtlandırmak teşkilâtlanma teşkilâtlanmak teşkilâtlı teşkilâtsız teşkilâtsızlık.teşkilâtçılık.−i teşrif teşrifat teşrifatçı teşrifatçılık.−ğı teşkil etmek teşmil teşmil etmek teşne teşne olmak teşri.−ğı teşrif etmek teşrih teşrih etmek teşrihhane teşriî 2163 .

−u tetebbu etmek tetik.−ği tetikleşme tetikleşmek tetiklik.−ği tetikçi tetikçilik.−i teşyi etmek tetabuk tetabuk etmek tetanos tetebbu.teşriî kuvvet teşriî masuniyet teşrik teşrikimesai teşri kuvveti teşrin teşrinievvel teşrinisani teşt teşvik teşvikçi teşvik etmek teşvikkâr teşviş teşyi.−ği 2164 .

−i tevdi etmek tevdiat 2165 .tetir tetkik tetkikat tetkik etmek tevabi.−i tevafuk tevahhuş tevahhuş etmek tevakki tevakki etmek tevakkuf tevakkuf etmek tevakkuf mahalli tevali tevali etmek tevarüs tevarüs etmek tevatür tevazu.−u tevazulu tevazün tevbih tevcih tevcih etmek tevdi.

−i tevkici 2166 .−ü tevessü etmek tevessül tevessül etmek tevettür tevfikan tevhit.teveccüh teveccüh etmek tevehhüm tevek.−dü tevellütlü teverrüm teverrüm etmek tevessü.−ği tevekkel tevekkeli tevekkül tevekkül etmek tevekleme teveklemek tevellüt.−di tevhit ehli tevhit etmek tevil tevil etmek tevki.

−i tevsi etmek tevsik tevsik etmek tevşih tevzi.−di tevlit etmek tevliyet Tevrat tevriye tevsi.tevkif tevkif etmek tevkifhane tevkil tevkil etmek tevlit.−i tevziat tevzi bürosu tevzi etmek teyakkuz teyel teyel ipliği teyelleme teyellemek teyellenme teyellenmek teyelli 2167 .

−dı tezatlı tezayüt.−dü tezayüt etmek tez beri tez canlı tezce tezek.−ği tezekkür tezekkür etmek tezelden tezellül tezelzül tezene tezevvüç.−cü tezevvüç etmek 2168 .−di teyit etmek teyp.teyel yapmak teyemmüm teyit.−bi teyze teyzezade tez tezahür tezahürat tezahür etmek tezat.

−ğu tezleme tezlemek tezleşme tezleşmek tezleştirme tezleştirmek tezli 2169 .−ğı tezgâhlama tezgâhlamak tezgâhlanma tezgâhlanmak tezgâh mengenesi tezgâhtar tezgâhtar ağzı tezgâhtarlık.tezgâh tezgâhçı tezgâhçılık.−ğı tezgâhtarlık etmek tezhip.−bi tezhipçi tezkere tezkereci tezkire tezkireci tezkiye tezkiyesi bozuk.

−kti tezvir tezvirat tezyif tezyif etmek tezyifkâr tezyin tezyinat tezyin etmek tezyinî tezyinî sanat tezyit.−ği tezlik eylemi tezlik fiili tezpişti tez vakit.−ğı tıka basa 2170 .−di tezyit etmek think−tank tıbben tıbbî tıbbiye tıbbiyeli tıfıl tıgala tığ tığlık.tezlik.

tıkaç.−ğı tıkanıklık.−cı tıkaçlama tıkaçlamak tıkaçlanma tıkaçlanmak tıkaçlı tıkaçsız tıkalı tıkama tıkamak tıkamalı tıkanık.−ğı tıkanma tıkanmak tıkatma tıkatmak tıkılma tıkılmak tıkım tıkımlanma tıkımlanmak tıkınma tıkınmak tıkır tıkırdama tıkırdamak 2171 .

−ğı tıklama tıklamak tıklatma tıklatmak tıklım tıklım tıkma tıkmak tıknaz tıknazlık.−ğı tıknefes tıknefeslik.−ği tıksırık.tıkırdatma tıkırdatmak tıkırtı tıkır tıkır tıkışık tıkışıklık.−ğı tıkışma tıkışmak tıkış tıkış tıkıştırma tıkıştırmak tıkız tıkızlaşma tıkızlaşmak tıkızlık.−ğı 2172 .

−ği tımarlama tımarlamak tımarlı tımtıkız tın tınaz tınaz makinesi tıngadak tıngıldama tıngıldamak tıngıldatma tıngıldatmak tıngır tıngırdama tıngırdamak 2173 .tıksırıklı tıksırma tıksırmak tık tık tılsım tılsımlı tımar tımarcı tımar etmek tımarhane tımarhane kaçkını tımarhanelik.

tıngırdatma tıngırdatmak tıngır mıngır tıngırtı tıngır tıngır tını tınlama tınlamak tınlaşım tınlatıcı tınma tınmak tınmaz melâike tınnet tın tın tıntın tıp.−bbı tıpa tıpalama tıpalamak tıpalanma tıpalanmak tıpalı tıpasız tıpatıp Tıp Bayramı tıpırdama 2174 .

tıpırdamak tıpırdatma tıpırdatmak tıpırtı tıpır tıpır tıpışlama tıpışlamak tıpış tıpış tıpı tıpına tıpkı tıpkıbasım tıpkıçekim tıpkısı tıp tıp tır tırabzan tırabzan babası tırak.−ğı tıraş tıraş bıçağı tıraşçı tıraş etmek tıraş fırçası tıraş köpüğü tıraş kremi tıraşlama tıraşlamak 2175 .

tıraşlanma tıraşlanmak tıraşlı tıraş losyonu tıraş makinesi tıraş olmak tıraş sabunu tıraşsız tıraş tası tırhallı tırık tırık tırak tırıl tırıllama tırıllamak tırınk tırıs tırıs tırıs tırkaz tırkazlama tırkazlamak tırkızlanma tırkızlanmak tırkızlatma tırkızlatmak tırmalama tırmalamak 2176 .

tırmananlar tırmanıcılar tırmalanma tırmalanmak tırmanıcı tırmanış tırmanma tırmanmak tırmanma şeridi tırmık.−ğı tırmıklama tırmıklamak tırmıklanma tırmıklanmak tırnak.−ğı tırnak besleyicisi tırnakçı tırnakçılık.−ğı tırnak derisi tırnak işareti tırnak kemiği tırnaklama tırnaklamak tırnaklanma tırnaklanmak tırnaklatma tırnaklatmak 2177 .

tırnaklı tırnaklık.−ğı tırtıklama tırtıklamak tırtıklanma tırtıklanmak tırtıklatma tırtıklatmak tırtıklı 2178 .−ği tırnak yeri tırpan tırpana tırpancı tırpanlama tırpanlamak tırpanlanma tırpanlanmak tırpanlatma tırpanlatmak tırsma tırsmak tırtık.−ğı tırnak makası tırnaksı tırnaksı kemik.−ğı tırtıkçı tırtıkçılık.

−lü Tibet Tibetçe Tibetli Tibet öküzü Tibet sığırı ti borusu Ticanî Ticanîlik.−ği ticaret ticaret ataşesi 2179 .tırtık tırtık tırtıl tırtıl çekme tırtıllanma tırtıllanmak tırtıllı tırtıllı bıçak.−ğı tırtılsı tırtır tıs tıslama tıslamak tıslayış tıynet tıynetsiz ti tiabendazol.

−ği tiftik keçisi tiftiklenme 2180 .ticaret borsası ticaret coğrafyası ticaret filosu ticaretgâh ticaret gemisi ticaret gemileri ticarethane Ticaret Hukuku ticaret işletmesi Ticaret Kanunu ticaret limanı ticaret mahkemesi ticaret merkezi ticaret odası ticaret sicili ticarî ticarî ataşe ticarî dava ticarîleşme ticarîleşmek ticarî tüketim ticarî unvan tifdruk.−ğu tifo tiftik.

tiftiklenmek tiftik tiftik tiftme tiftmek tifüs ti işareti tik tik ağacı tike tikel tikellik.−ği tikel önerme tiksindirici tiksindirme tiksindirmek tiksinilme tiksinilmek tiksiniş tiksinme tiksinmek tiksinti tik tak tilâvet tilki tilkikuyruğu (bitki) tilkileşme tilkileşmek 2181 .

−ği tim timbal.−li timsah timsahlar timsal.−ği tipileme tipilemek tipleme tiplemek tipleşme tipleşmek tipleştirme 2182 .−ği tilki uykusu tilki üzümü tilmiz tilmizlik.tilkilik.−ği tin tin tip tipi tipili tipik.−li timüs tin tiner tinsel tinselcilik.

tipleştirmek tipo tipocu tipografi tipografya tipoloji tipolojik.−dı tirbuşon tire Tire (ilçe) Tirebolu (ilçe) tirendaz tirfil tirfillenme tirfillenmek tirhandil tirhos tirildeme tirildemek tiril tiril tirit.−di tiritlenme 2183 .−ği tipolojik tasnif tiraj tiramola tiran tirat.

−ği tişört titan titiz titizce titizlenme 2184 .−di tirokalsitonin tiroksin tirpidin tirpit tirpitil tirsi tirşe tirşe gözlü tirşeleşme tirşeleşmek tirşemsi tir tir tiryak tiryaki tiryakilik.tiritlenmek tiritleşme tiritleşmek tiriz tirle tirlin tiroit.

−ği titrem titreme titremek titremleme titremlemek titreşim titreşimli titreşimsiz titreşme titreşmek titreştirme titreştirmek titrete titrete titretiş titretme 2185 .titizlenmek titizleşme titizleşmek titizlik.−ği titrek kavak.−ğı titrekleşme titrekleşmek titreklik.−ği titizlikle titr titre etmek titrek.

−ğu 2186 .−ğu tiyatrolaştırma tiyatrolaştırmak tiz tizleşme tizleşmek Togo Togolu toğrul Tohar Toharca toht tohum tohumcu tohumculuk.titretmek titreyiş tiyatro tiyatrocu tiyatroculuk.−ğu tohum kargası tohumlama tohumlamak tohumlanma tohumlanmak tohumlu tohumlu bitkiler tohumluk.

−ğı tokatlama tokatlamak tokatlanma tokatlanmak tok gözlü tok gözlülük.−ğı tokmakbaş (balık) tokmakçı 2187 .−ğü toklu tokluk.tohum zarı tok toka tokaç.−dı Tokat tokatçı tokatçılık.−ğu tokmak.−cı tokaçlama tokaçlamak tokaçlanma tokaçlanmak toka etmek tokalaşma tokalaşmak tokalı tokat.

−ğu toksikoloji toksikoman toksikomani toksin tok sözlü tok sözlülük.−cu tokurdama tokurdamak tokurdatma tokurdatmak tokurtu tokuş tokuşma tokuşmak tokuşturma tokuşturmak tokuz tokyo tol tolerans toleranslı 2188 .−ğü tok tok tokuç.tokmaklama tokmaklamak tokmak ucunda toksikolog.

toleranssız toleranssızlık.−ğı tombaz tombik.−ği tombil tombilik.−ğı tomar Tomarza (ilçe) tombak.−ğı tombalak.−ği tombilika tombilya tombul tombulca tombullaşma tombullaşmak 2189 .−ğı tolga tolgalı tolgasız tolkşov tolkşovcu tolüen tomahavk tomak.−ğı tombala tombalacı tombalacılık.

−ği tonilâto tonilâtoluk.−ğu tomurcuklanma tomurcuklanmak tomurma tomurmak ton tonaj tonalite ton balığı toner tonga tonik.−ğu tomografi tomruk.−ğu tonluk.−ğu tomruklama tomruklamak tomruklanma tomruklanmak tomurcuk.−ğu tonlulaşma tonlu ünsüz tonlu vurgu tonmayster tonoz 2190 .tombulluk.

−ğı topaklama topaklamak topaklanma topaklanmak topaklaşma topaklaşmak topaklaştırma topaklaştırmak topak topak topal topalak.−cı topak.−ğı top altı top arabası 2191 .−ğı topallama topallamak topallayış topallık.−cı topaççı top ağaç.tonsuzlaşma tonsuz ünsüz tonton Tonya (ilçe) Tonya yağı top topaç.

−ği top kandil topla 2192 .−ğu top etmek tophane Tophane topik.toparlacık.−ğı toparlak.−ğı top çam topçeker topçu topçuluk.−ğı toparlakça toparlak hesap.−bı toparlak rakam toparlak sayı toparlama toparlamak toparlanış toparlanma toparlanmak toparlayıcı krem topatan top atımı topaz topbaş (bitki) topbaş balık.

−cı toplam toplama toplama işareti toplamak toplama kampı toplanan toplanık.−ğı toplanılma toplanılmak toplanış toplanma toplanmak toplantı toplantı salonu toplantı yeri toplardamar toplaşma toplaşmak toplatılma toplatılmak toplatma toplatmak toplattırma toplattırmak toplayış toplu 2193 .toplaç.

−ği toplum bilimi toplum bilimsel toplumcu toplumcu gerçekçi toplumcu gerçekçilik.−ği toplumculuk.−ğu toplumdaş toplum dışı toplum dil bilimi 2194 .−ğu topluluk adı topluluk eki topluluk ismi topluluk sayısı toplum toplum bilimci toplum bilimcilik.toplu akın toplu bilet topluca toplu çalışma toplu durum toplu görüşme toplu iğne toplu iş sözleşmesi toplu konut topluluk.

toplum felsefesi toplum içincilik.−ği toplumlar arası toplumlaşma toplumlaşmak toplumlaştırma toplumlaştırmak toplum polisi toplumsal toplumsal bilim toplumsal bunalım toplumsal bütünleşme toplumsal çözülme toplumsal davranış toplumsal dayanışma toplumsal değer toplumsal değişme toplumsal denge toplumsal farklılaşma toplumsal gelişme toplumsal ilişki toplumsallaşma toplumsallaşmak toplumsallaştırma 2195 .

toplumsallaştırmak toplumsal ruh bilimi toplumsal sınıflar toplumsal yapı toplumsal yardım toplum yapısı toplu savunma toplu sözleşme toplu tabanca toplu tartışma toplu taşıma toplu taşımacılık.−ğı toprak altı toprakbastı toprak bilimci 2196 .−ğı toplu yarış top mermisi topoğraf topoğrafik.−ği topoğrafik harita topoğrafya topoğrafya haritası topoloji topolojik.−ği toponim top patlıcan toprak.

−ğı top tekniği 2197 .toprak bilimi toprak boya toprakçıl toprak çimento toprak hukuku toprak kayması toprak köleliği toprak kölesi topraklama topraklamak topraklandırma topraklandırmak topraklaşma topraklaşmak topraklı toprak rengi topraksı toprak sıçanı topraksız top sağır top sakal top sakallı top sürme toptan toptancı toptancılık.

−di topyekûn top zambak.top tüfek.−ğu topuk demiri topukdöven topuk kemiği topuklama topuklamak topuklu topuksuz topur toput topu topu topuz topuzlu topuzlu kilit.−ğı tor torak.−ğı toraman torba torba çay torba kadro torbalama torbalamak torbalanma torbalanmak 2198 .−ği topuk.

torbalı Torbalı (ilçe) torba yoğurdu toreador torero torik.−ğı tornado tornalama tornalamak tornalanma tornalanmak tornalatma tornalatmak tornalı tornavida tornet tornistan tornistan etmek torpido torpidobot torpido gözü torpil 2199 .−ğı torluk.−ğu torna tornacı tornacılık.−ği torlak.

−ği torpilleme torpillemek torpillenme torpillenmek torpilli tortop tortu tortul tortulanma tortulanmak tortulaşma tortulaşmak tortul bilimi tortullaşma tortullaşmak tortulu Tortum (ilçe) tortusuz Torul (ilçe) torum torun toryum tos tosbağa 2200 .torpil balığı torpilci torpilcilik.

toslama toslamak toslaşma toslaşmak tost tostçu tostçuluk.−ğı tosun tosuncuk.−li totalitarizm totaliter totem totemcilik.−ği totemizm toto toy toyaka toyca toycu toydan toyga toyga çorbası 2201 .−ğu tost ekmeği tost makinesi tostoparlak.−ğu Tosya (ilçe) total.

−ğu toyluk etmek toynak.toygar toygiller toyluk.−ğı toynaklılar toz toz ağacı tozan tozarma tozarmak toz bezi toz boya toz bulutu toz duman toz etmek toz fırçası tozkoparan tozlanma tozlanmak tozlaşma tozlaşmak tozlaştırma tozlaştırmak tozlu tozluk.−ğu tozma 2202 .

tozmak toz olmak tozpembe toz sabun toz şeker toz toprak.−ğı 2203 .−ğı tozuma tozumak tozuntu tozuta tozuta tozutma tozutmak töhmet töhmetlendirme töhmetlendirmek töhmetli tökezleme tökezlemek tökezlenme tökezlenmek tömbeki tör töre töre bilimi töreci töre dışı töre dışıcılık.

−ği törelsiz tören tören düzeni törenli törensel töresel töretanımaz töretanımazlık.törel törelcilik.−ğı törpü törpüleme törpülemek törpülenme törpülenmek törpülü tös töskürme töskürmek töskürtme töskürtmek töskürü tövbe tövbe ayları tövbe etmek 2204 .−ği töreli törellik.

−ği trajikleşme 2205 .−ği trafik akımı trafik akışı trafikçi trafik işaretleri trafik lâmbası trafik müfettişi trafik şeridi trafo tragedya trahom trajedi trajik.−ğü tözel Trabzon Trabzon ekmeği Trabzon hurması Trabzon yağı tradisyon tradisyonel trafik.tövbe istiğfar etmek tövbekâr tövbekâr olmak tövbeli töz tözcülük.

−ği tramplen tramvay tramvay hattı trança trans transandantal.−li transandantalizm transatlantik.−ği trake trakeliler trakit traksiyon traktör traktörcü trakunya Trakya trampa trampet trampetçi trampetçilik.−ği transseksüel transfer transfigürasyon transformasyon 2206 .trajikleşmek trajikomedi trajikomik.

transformatör transformizm transfüzyon transistor transit transkripsiyon transliterasyon transmisyon transparan transplântasyon transport tranş trap trapez trapezci tras trata travers traverten travesti travma travmatoloji tre tremolit tren trençkot trençkotlu 2207 .

trent.−ğı triloji trilyon trilyoner trilyonerlik.−ği trişin triton trityum Troçkici 2208 .−li trikotaj trikotajcı trikotajcılık.−ği trilyonluk.−ğu trinketa trio tripleks tripoli triportör triptik.−di treyler trias tribün triftong trigonometri trigonometrik.−ği triko trikosefal.

Troçkicilik.−li tropikal bitki tropikal bölge tropikal iklim tropikal kuşak.−bu trompet trompetçi tropik.−lü trolcü troleybüs trombon tromboncu tromp.−ği trok trol.−ği tropika tropikal.−ğı tropikal orman tropik kuşu tropizm troplar troposfer trotinet trotuvar troyka tröst truakar 2209 .

−ğı tuğla harmanı tuğla oyunu tuğlu tuğra tuğrakeş 2210 .−ği tuğbay tuğbaylık.−ğı tuğcu tuğgeneral.trubadur trup trük tuba Tuba tubeless tufan Tufanbeyli (ilçe) tufeylî tufeylîlik.−li tuğgenerallik.−ği tuğla tuğlacı tuğlacılık.−ği tugay tuğ tuğamiral.−li tuğamirallik.

−lü tulânî tul derecesi tulû.−ğı tuhaflık etmek tuhaf olmak tukan tukangiller tul.−ği tuğyan tuh tuhaf tuhafiye tuhafiyeci tuhafiyecilik.−u tulûat tulûatçı tulûatçılık.−ğu 2211 .tuğrakeşlik.−ği tuhafiye dükkânı tuhaflaşma tuhaflaşmak tuhaflık.−ğı tulûat tiyatrosu tulûat yapmak tuluk.−ği tuğralı tuğrik.

−bu tulyum tumağı tuman tumba tumbadız tumba etmek tumşuk.−ğu tumturak tumturaklı tun Tunceli'yi tunç.−ğu tulumlular tulum peyniri tulumsu tulumsular tulup.tulum tulumba tulumbacı tulumbacılık.−ğı tulumba kolu tulumba tatlısı tulumcu tulumcuk.−cu tunç bilekli tunç kafiye 2212 .

−ğı Turanî Turanlı turba turbalık.tunçlama tunçlamak tunçlaşma tunçlaşmak tunçlaştırma tunçlaştırmak tundra tungsten Tunguz Tunguzca tun tun Tunus Tunuslu tur tura turaç.−ğı turbo turfa 2213 .−cı turalama turalamak Turan Turancı Turancılık.

turfalama turfalamak turfanda turfandacı turfandacılık.−ği turfanda sebzecilik.−ği turizm turizmci turizmcilik.−ğı turfandalık.−ği turfa olmak turgay turgor Turgutlu (ilçe) Turhal (ilçe) turist turistik.−ği turlama turlamak turmalin turna turnaayağı (bitki) turna balığı turnacı 2214 .−ğı turfanda meyvecilik.

−ğu turşulaşma turşulaşmak turşuluk.−ğu 2215 .turnagagası (bitki) turnageçidi (fırtına) turnagiller turnagözü (renk) turna katarı turna kırı (renk) turne turnike turno turnusol.−lü turnusol boyası turnusol kâğıdı turnuva tur operatörü turp turp filizi turpgiller turp otu turp salatası turşu turşu balığı turşucu turşucu dükkânı turşuculuk.

−ğı tutaç.−cı tutamaçlı tutamak.−cu turunçgiller tuş tuşe tuşe etmek tuşlama tuşlamak Tut (ilçe) tutacak.−ğı 2216 .−ğı Tutak (ilçe) tutam tutamaç.−cı tutak.−ğı tutamaksız tutamlama tutamlamak tutamlık.turşu olmak turşu suyu turşu yapmak turta turuncu turunculaşma turunculaşmak turunç.

−ğı tutarık.−ğı tutarlılık.−ğı tutarsız tutarsızlık.−ğı tutarlı tutarlık.−ğu tutma 2217 .−ğı tutkallama tutkallamak tutkallanma tutkallanmak tutkallı tutkalsız tutkal şerbeti tutku tutkulaşma tutkulaşmak tutkulu tutkun tutkunluk.tutam tutam tutanak.−ğı tutkal tutkalcı tutkalcılık.−ğı tutar tutarak.

−ğı tutsak.−cı tutmak tutmalık.−ğu tutuk evi tutuklama tutuklamak tutuklanış tutuklanma tutuklanmak tutuklatma tutuklatmak 2218 .−ğu tutuk.−ğı tutsaklık.−cı tutturgaç.−ğı tutturuş tutu tutucu tutuculaşma tutuculaşmak tutuculuk.tutmaç.−cı tutturma tutturmak tutturmalık.−ğı tutsak pazarı tutturabildiğine tutturaç.

tutuklu tutukluk.−ğu tutuksuz tutulma tutulmak tutulmaz tutulmazlık.−ğu tutukluluk.−ğı tutulmuş tutulmuş para tutulu tutulum tutuluş tutum tutumlu tutumluluk.−ğu tutumsuz tutumsuzluk.−ğu tutuş tutuşma tutuşmak tutuşturma tutuşturmak 2219 .−ğu tutunma tutunmak tutunuş tuturuk.

−ğı tuzaklama tuzaklamak tuzaklanma tuzaklanmak tuzaklı tuzcu tuzcul tuzla Tuzla (ilçe) tuzlak.−ğı tuzlama tuzlamak tuzlanma 2220 .tutya Tuva Tuvaca tuval.−li tuvalet tuvaletçi tuvalet ispirtosu tuvalet kâğıdı tuvalet masası tuvalet sabunu tuvalet takımı tuyuğ tuz tuzak.

−ğu Tuzlukçu (ilçe) tuzlu kek tuzluluk.tuzlanmak tuzlayış tuzlu tuzlu balgam Tuzluca (ilçe) tuzluk.−ği tüfekhane tüfeklik.−ğu tuz ruhu tuzsuz tuzu kuru tüberkülin tüberkülin testi tüberküloz tüccar tüccarlaşma tüccarlaşmak tüccarlık.−ği tüfekçi tüfekçilik.−ğı tüf tüfek.−ği 2221 .−ği tüh tükenik.

−ğü tükürük bezleri tükürük hokkası tükürükleme tükürüklemek tükürüklenme tükürüklenmek tükürük otu tül tülbent.−ği tükenmişlik.−ği tüketici tüketici sayacı tüketim tüketme tüketmek tükürme tükürmek tükürük.−di tülbentçi tüllenme tüllenmek 2222 .tükeniş tükenme tükenmek tükenmez tükenmez kalem tükenmezlik.

−ği tüm başkalaşma tüm başlılar tümbek tüm cahil tümce tümcemsi tümden tümden gelim tümel tümel kavram tümeller tümel önerme tümen tümen tümen tüme varım tümgeneral.−ci tümleme tümlemek tümlenme tümlenmek 2223 .−ği tüm kirpikliler tümleç.−li tümamirallik.tülü tüm tümamiral.−li tümgenerallik.

−ği tümsekleşme tümsekleşmek tümsekli tümselme tümselmek tüm tanrıcı tüm tanrıcılık.tümler tümler açı tümör tümörlenme tümörlenmek tümörleşme tümörleşmek tüm sayı tümsek.−ği tünekleme tüneklemek tünel tüneme tünemek tünmek tüp 2224 .−ğı tümür tün tünaydın tünek.

−ği tüpçü tüpçülük.tüp bebek.−ği türe türedi türel türeme türemek türeme ünlü türeme ünsüz türemiş 2225 .−ğü tüp gaz tüp geçit.−bı türban türbe türbedar türbe eriği türbin türbülâns türdeş türdeşlik.−di tüpleme tüplemek tüplü tüplük.−ğü tür türap.

−ği Türkçeleşme Türkçeleşmek Türkçeleştirme Türkçeleştirmek Türkçesi Türkçü Türkçülük.−smi türemiş kelime türemiş sıfat türemiş zarf türetici türetme türetme eki türetmek türev türeyiş Türk Türk aksağı Türk biberi Türkçe Türkçeci Türkçecilik.−ğü Türkeli'ni (ilçe) Türkî Türkistan 2226 .türemiş fiil türemiş isim.

−ğu Türkoloji türkuaz türkuaz yeşili türkü türkücü türkücülük.−ğü Türklük bilgisi Türkmen Türkmence Türkmenistan Türk meşesi Türkoğlu'nu (ilçe) Türkolog.−ğü türküleme 2227 .Türkistanlı Türkiyat Türkiye Türkiye Türkçesi Türk kahvesi Türkkâri türkkıyması (sünger) türkkupası (sünger) Türkleşme Türkleşmek Türkleştirme Türkleştirmek Türklük.

−ğü tütsü yapmak tüttürme tüttürmek tütün tütün balığı tütüncü tütüncülük.−ğü 2228 .türkülemek türküleşme türküleşmek türküleştirme türküleştirmek türlü türlü türlü türüm türümcülük.−ğü türüz otu tütme tütmek tütsü tütsü gözü tütsüleme tütsülemek tütsülenme tütsülenmek tütsülü tütsülük.

−ğu tüze tüzel tüzel kişi 2229 .tütünlük.−ğı tüydürme tüydürmek tüylendirme tüylendirmek tüylenme tüylenmek tüylü tüylü dalak otu tüylü meşe tüylü top tüyme tüymek tüyo tüy sıklet tüysüz tüy tüs tüyü bozuk.−ci tüvit.−di tüy tüy ağırlık.−ğü tütün rengi tüvana tüveyç.

−ğu ucuz pahalı ucuzuna uç.−ği tüzük.−ğı uçak alanı uçaksavar 2230 .tüzel kişilik.−cu uçak.−ğü (*)U U U borusu ubudiyet uca ucube ucun ucun ucu ucuna ucuz ucuzca ucuzcu ucuz halkçılık.−ğı ucuzlama ucuzlamak ucuzlatılma ucuzlatılmak ucuzlatma ucuzlatmak ucuzluk.

−li uç beyi uç beyliği uçkun uçkur uçkurlu uçkurluk.−li uçan top uçar uçarı uçarılık.uçan daire uçan kale uçan kefal.−ğı uçsuz uçsuz bucaksız uçtan uca uçtuuçtu (oyun) uç uca uçucu 2231 .−ğı uçar kefal.−ğu uçkurutan uçlanma uçlanmak uçlu uçma uçmak uçrak.

uçuculuk.−ğu uçuç böceği uçuk.−ğu uçuklama uçuklamak uçuklaşma uçuklaşmak uçuklaştırma uçuklaştırmak uçukluk uçum uçurma uçurmak uçurtma uçurtmak uçurulma uçurulmak uçurum uçurumlaşma uçurumlaşmak uçurvur uçuş uçuş kartı uçuşma uçuşmak udî U dönüşü 2232 .

−ğı ufacık tefecik.−ği ufak ufak ufalama ufalamak ufalanma ufalanmak ufalayıcı ufalma ufalmak ufaltma ufaltmak ufarak.−ğı ufarakça ufkî ufku dar ufku geniş 2233 .−ği ufak.U dönüşü yapmak uf ufacık.−ğı ufakça ufak çapta ufaklı ufaklık.−ğı ufak para ufaktan ufağa ufak tefek.

−fku ufuk çizgisi ufunet ufunetlendirme ufunetlendirmek ufunetlenme ufunetlenmek ufunetli Uganda Ugandalı uğra uğrak.−ğı uğralama uğralamak uğrama uğramak uğranma uğranmak uğraş uğraşı uğraşılma uğraşılmak uğraşma uğraşmak uğraştırma 2234 .uflama uflamak ufuk.

−ğı uğurlama uğurlamak uğurlanış uğurlanma uğurlanmak 2235 .−ğru uğur böceği uğur böcekleri uğurcak.−ğu uğrun uğrunda uğrun uğrun uğuldama uğuldamak uğultu uğultulu uğul uğul uğunma uğunmak uğur uğur.uğraştırmak uğratma uğratmak uğru uğrulama uğrulamak uğruluk.

−ğı uğut uhde uhrevî uhuvvet ukalâ ukalâca ukalâ dümbeleği ukalâlık.−ğı ukalâ ukalâ ukde uknum Ukrayna Ukraynalı ukubet Ula (ilçe) ulaç.−ğu uğursama uğursamak uğursuz uğursuzluk.−cı Ulah 2236 .uğurlayıcı uğurlayış uğurlu Uğurludağ (ilçe) uğurluk.−ğu uğuru açık.

Ulahça ulak.−ğı ulu Ulubey (ilçe) Uluborlu (ilçe) Uludere (ilçe) ulûfe ulûfeci 2237 .−ğı ulam ulama ulamak ulam ulam ulan ulanma ulanmak ulantı Ulaş (ilçe) ulaşılma ulaşılmak ulaşım ulaşma ulaşmak ulaştırma ulaştırmak ulayıcı ulema ulemalık.

−ğu uluslar arası uluslar arasıcılık. −ğı ulussever ulusseverlik.ulûhiyet Ulukışla (ilçe) ululama ululamak ululanma ululanmak ululuk.−ğu ulûm uluma ulumak ulûmudiniye ulu orta ulus Ulus (ilçe) ulusal ulusallaştırma ulusallaştırmak ulusallık.−ğı ulusçu ulusçuluk.−ği ulutma ulutmak 2238 .

−ffı umumî coğrafya umumî efkâr umumî heyet umumî kâtip.−ğı ummak umman umre umu umulma umulmadık.−ğı umulmak umum umumhane umumî umumî af.−bi umumî kongre 2239 .−ğı umde umdurma umdurmak umma ummadık.ulvî ulviyet umacı umar umarsız umarsızlık.

−ğı umursanma umursanmak umut.umumî vekâletname umumiyet umumiyetle umum müdür umum müdürlük. −ğü umur umursama umursamak umursamaz umursamazca umursamazlık.−du umut etmek umut ışığı umut kapısı umutlandırma umutlandırmak umutlanma umutlanmak umutlu umutsuz umutsuzluk.−ğu un 2240 .

−ğu un çorbası un helvası un kurabiyesi unlama unlamak unlanma unlanmak unluk.−ğı unutma unutmabeni (bitki) unutmak unutturma unutturmak unutulma unutulmak unvan unvanlı upuslu upuygun upuzun 2241 .−ğu unsur un ufak etmek un ufak olmak unutkan unutkanlık.uncu unculuk.

ur urağan Ural−Altay Ural dilleri uran uranlık.−ğı ur kaplama ur keklik.−ğı Uranüs uranyum uranyumlu uray urba urbalı Urban Urduca Urfa çıbanı Urfa kebabı Urfa peyniri urgan urgancı urgancılık.−ği Urla (ilçe) urlaşma urlaşmak urodel Uruguay 2242 .

−cı usançlık.−ğı usandırıcı usandırma usandırmak usangın usanılma usanılmak usanma usanmak usantı usare usa vurma usa vurmak usçu usçuluk.−ğu urup.−bu us usanç.−ğu us dışı us dışıcılık.−ğı uskumru uskumru dolması uskumrugiller uskumrumsugiller uskur 2243 .Uruguaylı uruk.

−ğı ustalıkla ustalıklı ustunç.uskurlu uskuru uslamlama uslamlamak uslanma uslanmak uslu uslu akıllı usluluk.−ğı usta ustabaşı ustaca usta işi ustalaşma ustalaşmak ustalık.−ğu uslu uslu us payı ussal ussallaştırma ussallık.−cu ustura ustura midyesi ustura taşı 2244 .

−bı usturmaça usturpa usturuplu usul.usturlâp.−du ut açıcı ut açıcılık.−cı 2245 .−ğı uşaklık etmek uşak olmak uşkun uşşak ut.−lü usul boy usulca usulcacık usuldan usullacık usulsüz usulsüzlük.−ğı utana sıkıla utanç.−ğü usul usul uşak.−ğı Uşak uşakkapan (akbaba) uşaklık.

−ğı utangan utanış utanma utanma duygusu utanmak utanmaz utanmazca utanmazlık.−ğı 2246 .−ğı Utarit (Merkür) utçu utku utkulu utlu utma utmak utulma utulmak ut yeri uvertür uvertür yapmak uyak.−cı utangaçlık.utanç duygusu utandırıcı utandırma utandırmak utangaç.

uyaklı uyaksız uyandırma uyandırmak uyanık.−ğı uyanıklaşma uyanıklaşmak uyanıklık.−ğı uyanış uyanma uyanmak uyaran uyarcı uyarcılık.−cı uyarlama uyarlamak uyarlanma uyarlanmak uyarlayıcı 2247 .−ğı uyarı uyarıcı uyarılma uyarılmak uyarım uyarınca uyarış uyarlaç.

−ğı 2248 .−ğu uydurma uydurmaca uydurmacı uydurmacılık.uyarlık.−ğı uydurmak uydurmasyon uyduruk.−ğu uydurukçu uydurulma uydurulmak uygar uygarlaşma uygarlaşmak uygarlık.−ğı uyarma uyarmak uyarma komutu uyarsız uyartı uydu uydu kent uydulaşma uydulaşmak uydulaştırma uydulaştırmak uyduluk.

uygulama uygulamak uygulamalı uygulamalı bilimler uygulamalı dil bilimi uygulamalı ruh bilimi uygulamalı toplum bilimi uygulanabilirlik.−ği uygulanabilirlik raporu uygulanış uygulanma uygulanmak uygulayıcı uygulayım uygulayım bilimi uygulayımcı uygun uygun adım uygun değer uygun görme uygun katmanlaşma uygunluk.−ğu 2249 .

−ğu uyku takımı uyku tulumu uylaşım uylaşma uylaşmak 2250 .−ğu Uygur Uygurca uyku uykucu uyku hastalığı uyku ilâcı uykulu uykuluk.−ğu uykulu uykulu uyku saati uyku semesi uyku sersemi uyku sersemliği uyku seti uykusu ağır uykusu hafif uykusuz uykusuzluk.uygun olmak uygunsuz uygunsuz kadın uygunsuzluk.

−ğı uyuklama uyuklamak uyulma uyulmak uyum uyuma uyumak uyumlu uyumsuz 2251 .−ğu uysal uysalca uysallaşma uysallaşmak uysallık.−ğu uyruklu uyrukluk.−ğı uyruk.−ğu uyluk kemiği uyma uymaca uymacılık.uyluk.−ğı uymak uymaz uymazlık.−ğu uyruksuz uyruksuzluk.

−ğu uyuşuk uyuşuk 2252 .−ğı uyuşmazlık mahkemesi uyuşturan balığı uyuşturma uyuşturmak uyuşturucu uyuşturucu madde uyuşturucu madde bağımlısı uyuşturulma uyuşturulmak uyuşuk.uyumsuzluk.−ğu uyunma uyunmak uyuntu uyur uyurgezer uyurgezerlik.−ğu uyuşukluk.−ği uyur göz uyur uyanık.−ğı uyuşkan uyuşma uyuşmak uyuşmazlık.

−ğu uyuz merhemi uyuz olmak uyuz otu uyuz sineği uz uza devim uza duyum uzak.−ğu uyutma uyutmak uyutucu uyutulma uyutulmak uyuyuş uyuz uyuz böceği uyuz böcekleri uyuz etmek uyuz ilâcı uyuzlaşma uyuzlaşmak uyuzlu uyuzluk.uyuşum uyuşurluk.−ğı uzak akraba uzak benzeşme 2253 .

−ğü uzaklanma uzaklanmak uzaklaşılma uzaklaşılmak uzaklaşma uzaklaşmak uzaklaştırılma uzaklaştırılmak uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık.−ğı uzak metatez uzaksama uzaksamak uzaktan komut uzaktan kumanda uzaktan kumandalı uzaktan uzağa uzaktan yakından 2254 .uzak benzeşmezlik.−ği Uzak Doğu uzak göçüşme uzak görüş uzak görüşlü uzak görüşlülük.

uzam uzama uzamak uzana uzana uzanılma uzanılmak uzanım uzanış uzanma uzanmak uzantı uzatılma uzatılmak uzatım uzatış uzatma uzatmak uzatmalı uzatmalı çavuş uzatmalı nişanlı uzatmalı sevgili uzay uzay adamı uzay adamlığı uzaycı uzaycılık.−ğı uzay eğrisi 2255 .

−ğı uzlaştırıcı uzlaştırma 2256 .uzay gemisi uzay geometri uzay hukuku uzay istasyonu uzay kapsülü uzaylı uzay pilotu uzay savaşı uzay taşı uzay uçuşu uzay üssü uzgören uzgörür uz iletişim uzlaşı uzlaşıcı uzlaşılma uzlaşılmak uzlaşma uzlaşmacı uzlaşmacılık.−ğı uzlaşmak uzlaşmalı uzlaşmaz uzlaşmazlık.

uzlaştırmak uzlaştırma kurulu uzlet uzluk.−ğu uzman uzman çavuş uzman doktor uzman hekim uzman incelemesi uzmanlaşma uzmanlaşmak uzmanlık.−cı uzun atlama uzun bacaklılar uzun boylu uzunca uzunçalar uzun çizgi uzun dalga Uzundere (ilçe) uzun diş uzun dişli uzun don 2257 .−ğı uzman raporu uzo uzun uzun araç.

−ği uzun far uzun hava uzun hayvan uzun hece uzun hikâye uzun kafalı Uzunköprü (ilçe) uzun koşu uzun koşucu uzun kulaklı uzunkuyruk.−li 2258 .−ği (oyun) uzun etek.uzuneşek.−ğu uzunluk ölçüsü uzun ömürlü uzun öykü uzun sesli uzun süreli film uzun uzadıya uzun uzun uzun ünlü uzun vokal.−ğu (kuş) uzunlamasına uzun levrek.−ği uzunluk.

−zvu uzvî uzvî kimya uzviyet (*)Ü Ü ücra ücret ücretlendirme ücretlendirmek ücretlendirme makinesi ücretli ücretlilik.−ğı üç başlı üç beş üç bir üç birlik kuralı üç boyutlu 2259 .uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü uzuv.−ğı (sehpa) üç aylar üç aylık.−ği ücretsiz üç üç adım üçayak.

−ğu üçbudak.−di üçgen prizma üçgensel bölge üçgül üç hâl kanunu üç iki üçkâğıt üçkâğıtçı üçkâğıtçılık.−ği üçgen üçgen piramit.−ğı Üçkardeş (yıldız kümesi) üç kat 2260 .−ğı (tütün) üç buutlu üççatal (zıpkın) üççeyrek.−ği (keman) üç dört üç durum yasası üç düzlemli üçer üçer beşer üçerli üç etek.üç boyutlu film üç buçuk.

−ğü üç nokta üç parmaklı üçtaş (oyun) üçten dokuza üçteker (araba) üçüncü üçüncü çağ üçüncü dünya ülkeleri üçüncü kişi üçüncül üçüncülük.−ğü üçüncünün olmazlığı üçüz üçüzleme 2261 .üç katlı üçleme üçlemek üçler üçleşme üçleşmek üçlü üçlü alan üçlü bahis.−hsi üçlü ganyan üçlük.

−ğü üfürükçü üfürükçülük.−ğü üğrüm üleş üleşilme üleşilmek üleşme üleşmek üleştirilme üleştirilmek 2262 .−lü üfunet üfunetli üfunetsiz üfürme üfürmek üfürük.üçüzlü üdeba üfleç.−ci üfleme üflemek üflemeli üflemeli çalgı üflenme üflenmek üfleyici üful.

−ğü ülküdaş ülküleştirilme ülküleştirilmek ülküleştirme ülküleştirmek ülküsel ülser ültimatom 2263 .üleştirim üleştirimli üleştirimli tüze üleştirme üleştirmek üleştirme sıfatı ülfet ülger ülke ülke coğrafyası ülkeler arası ülkeler coğrafyası Ülker (yıldız kümesi) ülkesel ülkesellik ülkü ülkücü ülkücülük.

−ği ümmet ümmetçe ümmetçi ümmetçilik.−di ümit dünyası ümit etmek ümit kapısı ümitlendirme ümitlendirmek ümitleniş ümitlenme ümitlenmek ümitli ümitsiz ümitsizlik.−ği 2264 .−ği ümmî ümmîlik.ültimatomsu ültramodern ültrason ültrasonograf ültrasonografi ültraviyole ülûhiyet ülüş ümera ümit.

−ğü ün ündeş ündeşlik.−li üniversalizm üniversite üniversiteler arası üniversiteli ünlem ünleme ünlemek ünlem işareti ünlenme ünlenmek ünletme ünletmek ünlü ünlü atlaması ünlü benzeşmesi 2265 .−ği üniforma üniformalı ünik.−ği ünite üniversal.ümran Ümraniye (ilçe) ümranlı ümük.

ünlü çarpışması ünlü çatışması ünlü daralması ünlü değişimi ünlü düşmesi ünlü düzleşmesi ünlü genişlemesi ünlü ikizleşmesi ünlü incelmesi ünlü kalınlaşması ünlü kaynaşması ünlü kısalması ünlüleşme ünlü olayları ünlü türemesi ünlü uyumu ünlü uzaması ünlü−ünsüz uyumu ünlü yuvarlaklaşması ünsiyet ünsüz ünsüz benzeşmesi ünsüz değişmesi ünsüz düşmesi ünsüz göçüşmesi ünsüz ikizleşmesi 2266 .

ünsüz tekleşmesi ünsüz türemesi ünsüz uyumu Ünye (ilçe) ürat ürbanizm Ürdün Ürdünlü üre ürem üreme üremek üreme organları üremi üremik.−ci üretici üretici alan üreticilik.−ği üremsel üreteç.−ği üretici olmayan alan üretilme üretilmek üretim üretim araçları üretim artığı 2267 .

−ği üretme üretmek üreyiş Ürgüp (ilçe) ürik asit.−cü 2268 .−ği ürkekçe ürkekleşme ürkekleşmek ürkeklik.−ği ürkek ürkek ürkme ürkmek ürkü ürkünç.üretim biçimi üretimci dönüşüm− cü dil bilgisi üretim evi üretim güçleri üretim ilişkileri üretim kooperatifi üretimlik.−ği üretimsel üretiş üretken üretkenlik.−di ürkek.

ürküntü ürküntülü ürküsüz ürküş ürkütme ürkütmek ürkütücü ürokültür ürolog.−ğu üroloji ürperiş ürperme ürpermek ürperti ürpertici ürpertili ürpertme ürpertmek ürtiker ürüme ürümek ürün ürünlü ürünsüz ürün yelpazesi ürüşme ürüşmek 2269 .

−bu üslûpçu üslûpçuluk.−ssü üsera Üsküdar (ilçe) üsküf üsküre üslenme üslenmek üslûp.−ğı üst baş üst başlık.−ğı üst bitken üstçavuş üstçavuşluk.−ğu 2270 .−dı üstatlık.−ğu üst üstadane üst alize üstat.üryan üryanî üs.−ğu üslûplaştırma üslûplaştırmak üslûplu üslûpsuz üslûpsuzluk.

−ği üsteğmen üsteğmenlik.−di üst güverte üst insan üst kat üst küme 2271 .üst çene üst denetçi üst deri üst deri altı üst diş üst dudak.−ği üstel üsteleme üstelemek üstelenme üstelenmek üstelik.−ğı üste üstecilik.−ği üstenme üstenmek üst eşik.−ği üstenci üstencilik.−ği üst geçiş üst geçit.

−ci üstübeç macunu üstü kapalı üstün üstünde üstüne üstüne üstlük.üstlenim üstlenme üstlenmek üstlük.−ğü üst perdeden üst sınıf üst sınır üstsubay üstsüz üst tabaka üst tarafı üstübeç.−ğü üstünkörü üstünleşme üstünleşmek üstünlük.−ğü üstünlük derecesi üstünlük duygusu üstünlük karmaşası üstünlük kompleksi üstünseme 2272 .

−ği üşenç.üstünsemek üstün yapım üstün zekâ üstün zekâlı üstün zekâlılık.−ci üşengeç.−ci üşengeçlik.−ğı üstüpü üstüpüleme üstüpülemek üst üste üstüvane üstüvanî üst yapı üst yetkinlik.−ği üşengen üşengenlik.−ği üşenme üşenmek üşme üşmek üşniye üşüme üşümek üşüntü üşürme 2273 .

−ği ütopist ütopya ütopyacı ütü ütü altlığı ütü bezi ütücü ütücülük.−ğü ütüleme ütülemek ütülenme ütülenmek ütületme ütületmek ütülme ütülmek 2274 .üşürmek üşüşme üşüşmek üşütme üşütmek üşütücü üşütük.−ğü ütme ütmek ütopi ütopik.

−ğu üvey evlât.ütülü ütü makinesi ütü masası ütüsüz ütü tahtası üvendire üvey.−ğlu üvez üye üye aidatı üyelik.−ği üvey kardeş üvey kız üveyme üveymek üvey oğul.−dı üveyik.−ği üyelik aidatı üye olmak üye tam sayısı üzengi üzengi kayışı 2275 .−i üvey ana üvey anne üvey baba üvey çocuk.

−ğü üzgüsüz üzlük.üzengi kemiği üzengileme üzengilemek üzengilenme üzengilenmek üzengisiz üzengi taşı üzenti üzere üzeri üzerinde üzerine üzerlik.−ğü üzme üzmek üzre üzücü üzülme üzülmek üzüm 2276 .−ği üzgü üzgülü üzgün üzgün balığı üzgünlük.

−ğü üzüm çekirdeği üzümgüneşi (kelebek) üzüm hoşafı üzüm kompostosu üzüm kurusu üzümlü Üzümlü (ilçe) üzümlü kek üzüm pekmezi üzüm salkımı üzüm sirkesi üzüm suyu üzümsü üzümsüz üzüm şekeri üzüm şırası üzüm turşusu üzüm üzüm üzünç.üzüm asması üzümcü üzümcülük.−cü üzünçlü üzüntü üzüntülü (*)V 2277 .

−bı vadeli mevduat vadeli satış vadesiz vadesiz hesap.−bı vadesiz mevduat vade sonu vadetme vadetmek vadi vaftiz vaftizhane vagina vagon vagonet vagon restoran 2278 .−di vaaz vaaz etmek vabeste vacip.−bi vacip olmak vade vade bitimi vadeli vadeli döviz ticareti vadeli hesap.V vaat.

vagotoni vah vaha vahamet vahametli vahdaniyet vahdet vahdetivücut.−hyi vahşet vahşî vahşîce vahşî hayvan vahşîleşme vahşîleşmek vahşîlik.−du vahi vahim vahit.−ği vahşî orman vahşiyane vahvahlanma vahvahlanmak vahyolunma vahyolunmak vaiz vaizlik.−di vahiy.−ği 2279 .

vak'a vak'anüvis vak'anüvislik. vakfeden) vakıf arazisi vakıf geliri vakıf malı vakıfname vâkıf olmak vakıf senedi vakıf toprağı vaki.−i 2280 .−ği vakar vakarlı vakarsız vakayiname vaketa vakfe vakfetme vakfetmek Vakfıkebir (ilçe) Vakfıkebir yağı vakfiye vakıa vakıf. mülk) vâkıf (bilen.−kfı (para.

vakit.−kti vakitçe vakitli vakitli vakitsiz vakitsiz vakit vakit vaklama vaklamak vaks vaktaki vaktikerahat vaktiyle vaktizamanında vakum vakumlama vakumlamak vakur vakvak (ördek) vak vak vakvaklama vakvaklamak vale valf vali valide valide sultan valilik.−ği 2281 .

−ğu vapurdumanı (renk) var varagele varagele bombardımanı 2282 .−ğı vanilya Van kedisi vantilâtör vantrilok.valiz vallahi vallahi billâhi vallahi tallahi valör vals vamp vampir Van vana vanadyum vandal vandalizm vandallık.−ğu vantuz vapur vapurculuk.

varagele botu varagele halatı varagele kayığı varak.−ğı varaka varakçı varaklama varaklamak varaklanma varaklanmak varaklı varakpare varan varda vardabandıra vardacı vardakosta vardelâ vardırma vardırmak vardiya vardiyacı vareste var etmek vargel vargel tezgâhı vargı 2283 .

−ğı varlık bilimci 2284 .var gücüyle varılma varılmak varış varış çizgisi varışlı varışlılık.−ğı varış yeri varı yoğu varidat varidatçı varide varil varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) varisli vârisli varissiz vârissiz varit.−di varit olmak variyet variyetli var kuvvetiyle varlık.

−ğı varta Varto (ilçe) varyant 2285 .−ğu varoş varsağı varsayım varsayımlı varsayımsal varsıl varsıl erki varsıllaşma varsıllaşmak varsıllık.varlık bilimi varlık birliği varlık kartı varlıklı varlıklılık.−ğı varlık nedeni varlık sebebi varlıksız varma varmak var olmak varoluş varoluşçu varoluşçuluk.

−ti vasektomi vasıf.varyasyon varyemez varyete varyeteci varyetecilik.−ği var yok varyos vasat vasatî vasatî irtifa vasatî sür'at.−sfı vasıflandırma vasıflandırmak vasıflanma vasıflanmak vasıflı vasıflı işçi vasıflılık.−ğı vasıl vasıl olmak vasıta vasıta hâli 2286 .−ğı vasıfsız vasıfsız işçi vasıfsızlık.

vasıta hâli eki vasıtalı vasıtalık.−i (geniş.−si (mirası yöneten) vâsi. engin) vasilik.−ğı vasıtalı vergi vasıtasıyla vasıtasız vasıtasızlık.−ğı Vaşington portakalı vat vatan vatan borcu vatandaş vatandaşlık.−ğı vatan haini vatan hainliği vatanî vatanî görev 2287 .−ğı vasıtasız vergi vasi.−ği vasistas vasiyet vasiyet etmek vasiyetname vaşak.

−ği vatansız vatansızlık.vatanî vazife vatanlaştırma vatanlaştırmak vatanperver vatanperverlik.−ğı vatman vatoz vat saat.−ği vatansever vatanseverlik.−ğı vayvaycı vayvaycılık.−ğı vatka vatlık.−ti vatvat vaveylâ vay vaybabamcı (yankesici) vaybabamcılık.−ğı vazedilme vazedilmek vazelin vazelinleme vazelinlemek 2288 .

−z'ı vazıh vaz'ıhamil.−mli vazııkanun vazıyet (el koyma) vazife vazife aşkı vazife etmek vazife kurbanı vazifelendirilme vazifelendirilmek vazifelendirme vazifelendirmek vazifeli vazife şehidi vazifeşinas vaziyet vazo vazolunma 2289 .vazetme vazetmek vazgeçilme vazgeçilmek vazgeçirme vazgeçirmek vazgeçme vazgeçmek vazı.

−li vebalı ve başkaları ve benzerleri veca.vazolunmak ve veba vebal.−ı veda etmek vedalaşma vedalaşmak ve devamı vedia ve diğerleri vefa vefakâr vefakârlık.−ı vecibe vecih.−ğı vefalı vefasız 2290 .−çhi vecit.−cdi veciz vecize veçhe veçhişebeh veda.

vefasızlık.−ğı vekillik.−ği 2291 .−hmi vehimli vehleten vehmetme vehmetmek vejetalin vejetalizm vejetarizm vejetaryen vejetaryenlik.−ğı vefat vefat etmek vefat ilmühaberi vefiyat vehim.−cı vekilharçlık.−ği vejetasyon vekâlet vekâleten vekâleten atama vekâleten atanma vekâlet etmek vekâletname vekâlet ücreti vekil vekilharç.

vekillik etmek vekil vükelâ vektör velâdet velâyet velâyetname veledizina velense velespit.−du velvele velveleci vena Venezuelâ Venezuelâlı 2292 .−ğı velilik.−di velev velfecri velhâsıl velhâsılıkelâm veli veliaht.−di velet.−ği velinimet veliyullah velûr velût.−dı veliahtlık.

Venüs venüsçarığı (bitki) veranda veraset veraset ilâmı veraset ve intikal vergisi verdi verdirme verdirmek vere verecek.−ği 2293 .−ği verecekli verem veremli verem olmak verese veresiye veresiyeci veresiyecilik.−ği verev verevine vergi vergi bağışıklığı vergi beyannamesi vergici vergicilik.

vergi dairesi vergi dilimi vergi iadesi vergi kaçağı vergi kaçakçılığı vergi kaçakçısı Vergi Kanunu vergileme vergilemek vergilendirilme vergilendirilmek vergilendirme vergilendirmek vergili vergi matrahı vergi muafiyeti vergi mükellefi vergi rekortmeni vergisiz vergi yükümlüsü veri veri bankası verici veri dosyası veri işlem verile verile emri 2294 .

−ği veri ortamı veriş veriştirme veriştirmek verit.−ği verimsiz verimsizleşme verimsizleşmek verimsizlik.veriliş verilme verilmek verim verimkâr verimli verimlilik.−di veri tabanı veri toplama verkaç verme vermek vermut vernik.−ği vernikleme verniklemek verniklenme verniklenmek 2295 .

−ğı vesikalık fotoğraf vesikalık resim.−kı vesaire vesait vesaitinakliye vesayet vesika vesikacı vesikacılık.−ğı vesika fotoğrafı vesikalı vesikalık.verniye veronika versiyon veryansın veryansın etmek vesaik.−smi vesikasız vesile vesselâm vestiyer vestiyerci veston vesvese vesveseli 2296 .

−zni vezinli vezinsiz vezir veziriazam Vezirköprü (ilçe) vezirlik.−ği vetire veto veto etmek veto hakkı veya veyahut vezaret vezikül vezin.−ğı vıcıklama vıcıklamak 2297 .−ği veznedar veznedarlık.−ği vezirparmağı (tatlı) vezir vüzera vezne vezneci veznecilik.veteriner veteriner hekimliği veterinerlik.

−ğı vıcırdama vıcırdamak vıcırdaşma vıcırdaşmak vıcır vıcır vıdı vıdı vıdı vıdı etmek vık vık vınıltı vınlama vınlamak vırıldama vırıldamak vırıldanma vırıldanmak vırıltı vırlama vırlamak vırt zırt vır vır vırvırcı vır vır etmek vız vızıldama 2298 .−ğı vıcık vıcık vıcık vıcıklık.vıcıklık.

vızıldamak vızıldanma vızıldanmak vızıltı vızır vızır vızlama vızlamak vız vız vızvız böceği vibrasyon vibratör vibriyon vicahen vicahî vicdan vicdanen vicdanî vicdanlı vicdansız vicdansızca vicdansızlık.−ğı vida vidala vidalama vidalamak vidalanma vidalanmak 2299 .

−ğu videokaset videoteyp.−dı videocu videoculuk.−bi vido vidolu vidosuz Vietnam Vietnamlı viglâ vikaye vikaye etmek vikont vikontes vilâdî vilâyet vilâyet binası villâ vinç.vidalı vidanjör vidasız video videobant.−ci vinter vinyet vira 2300 .

viraj virajlı virajsız viran virane viranelik.−ği viranlaşma viranlaşmak viranlık.−li viski viski bardağı viskonsül 2301 .−li visamiral.−ğu viroloji virt.−ğu virüs visal.−ğı viran olmak Viranşehir (ilçe) virdizeban virdizeban etmek vire virgül virman virolog.−di virtüoz virtüozluk.

−ği vitellüs vites vites dişlisi vites kolu vites kutusu vitesli vitir.−ği vişne reçeli vişne suyu vişne şurubu vitamin vitaminli vitaminsiz vitaminsizlik.−ği vitrinleme vitrinlemek 2302 .−bı vişne vişneçürüğü (renk) vişne hoşafı vişneli ekmek.viskoz viskozite viskozite değeri vişnap.−tri vitray vitrin vitrincilik.

−ğü viyak viyaklama viyaklamak viyak viyak viyola viyolacı viyolonist viyolonsel viyolonselci viyolonselist vize Vize (ilçe) vize sınavı vizite viziyer vizon vizon kürk vizyon vizyon sahibi vodvil vokabüler vokal.−li vokalist vokal müzik.−ği vokal uyumu 2303 .viya viyadük.

−ğı vuku.−ği volontarizm volt volta voltaj voltametre voltamper voltmetre volüm vombat vonoz votka voyvo voyvoda voyvodalık.volân vole voleybol voleybolcu volfram voli voli ağı voli yeri volkan volkanik.−u vukuat vukuf 2304 .

−ğu vurgusuz vurgusuz hece vurgu uzunluğu vurma vurma çalgılar vurmak vurmalı çalgı 2305 .−cı vurdulu kırdılı vurdumduymaz vurdumduymazlık.vukuflu vukufsuz vukufsuzluk.−ğu vulva vuraç.−ğu vurgunluk. −ğı vurdurma vurdurmak vurgu vurgulama vurgulamak vurgulu vurgulu hece vurgun vurguncu vurgunculuk.

vurma sazlar vurtut vuru vurucu vurucu güç.−lü vuzuh vuzuhsuz vuzuhsuzluk.−cü vurucu tim vuruk.−ğu vuruk bilimi vurulma vurulmak vuruluş vurunma vurunmak vuruntu vuruş vuruşkan vuruşkanlık.−du vücutça 2306 .−ğu vücut.−ğı vuruş kırış vuruşma vuruşmak vuslat vusul.

−ti vüzera (*)W W walkman western (*)Y Y ya yaba yabalama yabalamak yaban yaban arısı yaban arısıgiller yaban armudu yaban asması yabancı yabancı dil yabancı çıta yabancıl 2307 .−du vüs'at.vücut ısısı vücutlu vükelâ vülgarize vürut.

−ğı yabancıllık.−ğı yabanî yabanî akdiken yabanîce yabanî elma yabanî enginar 2308 .−ğı yabancı para yabancı saha yaban defnesi yaban domuzu yaban enginarı yaban eriği yaban eşeği yaban fesleğeni yaban gülü yaban havucu yabanıl yabanıllaşma yabanıllaşmak yabanıllık.yabancılama yabancılamak yabancılaşma yabancılaşmak yabancılaştırma yabancılaştırmak yabancılık.

−ğı yaban maydanozu yaban mersini yaban nanesi yaban ördeği yaban pancarı 2309 .yabanî gül yabanî hayvanlar yabanî ıspanak.−ğı yabanî kimyon yabanî kimyongiller yabanî kiraz yabanî lâhana yabanîleşme yabanîleşmek yabanîlik.−ği yabanî marul yabanî menekşe yabanî mercanköşk yaban inciri yabanî turp yaban kazı yaban keçisi yaban kedisi yaban kekliği yaban keteni yaban koyunu yabanlık.

yaban pazısı yabansı yabansılık.−ğı yaban turpu yaban yasemini yabgu yad (yabancı) yâd (anma) ya da yad el yad eller yad erklik.−ği yâd etmek yad gerekirci yad gerekircilik.−ği yad estetik.−ğı yabansıma yabansımak yaban sümbülü yaban tavşanı yaban tavuğu yaban teresi yabantırak.−ği yadımlama yadımlamak yadın kurun yadırgama 2310 .

yadırgamak yadırganma yadırganmak yadırgatıcı yadırgatma yadırgatmak yadigâr yadsıma yadsımak yadsınma yadsınmak yafa yafta yaftalama yaftalamak yaftalanma yaftalanmak yağ yağar yağ bal yağ bezi yağ bezleri yağcı yağcılık.−ğı yağcılık etmek yağ çubuğu yağdanlık.−ğı 2311 .

−ğı yağız yağız doru 2312 .yağdırılma yağdırılmak yağdırma yağdırmak yağ doku yağ göstergesi yağ gülü yağhane yağ hücresi yağı yağılaşma yağılaşmak yağılık.−ğı yağıltı yağımsı yağır yağış yağış düzeni yağış göstergesi yağış haritası yağışlı yağışölçer yağış rejimi yağışsız yağışsızlık.

−cı yağlı ip yağlık.−ğı yağlı kâğıt.−dı yağlı kapı yağlı kara 2313 .yağ kesesi yağ kutusu yağ küpü yağlama yağlamak yağlama yağı yağlama yıkama yağ lâmbası yağlanma yağlanmak yağlatma yağlatmak yağlayıcı yağlı yağlı ballı yağlı bitki yağlı boya yağlı boyacı Yağlıdere (ilçe) yağlı güreş yağlı güreşçi yağlı harç.

−ğı yağlı müşteri yağlı toprak.−ğı yağma yağmacı yağmacılık.−ğu yağlılık.−ğı yağma etmek yağmak yağmalama yağmalamak yağmalanma yağmalanmak yağ mantısı yağ marulu yağmur yağmur bombası yağmur borusu yağmur bulutu yağmurca yağmurcun yağmur duası yağmur kapanı yağmur kuşağı yağmur kuşu 2314 .yağlıkçı yağlı kömür yağlı kuyruk.

−ğu yağmur mevsimi yağmur ormanları yağmurölçer yağmur suyu yağmursuz yağölçer yağrın yağsız yağsızlık.yağmur kuşugiller yağmurlama yağmurlamak yağmurlayıcı yağmurlu yağmurluk.−ği yahu Yahudi Yahudi Almancası 2315 .−ğı yağ şalgamı yağ taşı yağ tulumu yağ yakıt yahey yahni yahşi Yahşihan (ilçe) yahşilik.

−ğı yakalı kamçılılar yakalıklı 2316 .−ği Yahudi pazarlığı Yahudi takvimi Yahudi tapınağı yahut Yahyalı (ilçe) yak yaka yakacak.−ğı Yakacık yaka kartı Yakakent (ilçe) yakalama yakalamak yakalanış yakalanma yakalanmak yakalatma yakalatmak yakalı yakalık.Yahudi Arapçası Yahudi baklası Yahudice Yahudi ebegümeci Yahudilik.

−ği 2317 .−ğı yakılma yakılmak yakım yakımcı yakın yakın akraba yakın anlamlı yakın anlamlılık.−ğı yakın benzeşme yakın benzeşmezlik.−ği yakasız mintan yakı yakı ağacı yakıcı yakıcılık.yakalıksız yakamoz yakamozlanma yakamozlanmak yakarca yakarı yakarış yakarma yakarmak yakasız yakasız gömlek.

−ğı yakınlık derecesi yakınlık durumu yakınlıkduyar yakınlık eylemi yakınlık fiili yakınma yakınmak yakınsak.−ği yakınsama yakınsamak yakın sesli 2318 .Yakın Çağ yakında yakından Yakın Doğu yakın dost yakın göçüşme yakınış yakın koruma yakınlarda yakınlaşma yakınlaşmak yakınlaştırma yakınlaştırmak yakınlık.−ğı yakınsak mercek.−ğı yakınsaklık.

−ğı yakışıksız yakışıksızlık.−ğı yakışma yakışmak yakıştırma yakıştırmaca yakıştırmak yakıt yakıtçı yakıt deposu yakıt göstergesi yakıt parası yakin yakinen yaklaşık.−ğı yakışıklı yakışıklılık.−bi yakıntı yakı otu yakış yakışık.Yakın Şark yakın takip.−ğı yaklaşık bilgi yaklaşık değer yaklaşılma yaklaşılmak 2319 .

−ğı yakma resim.−ğı yalabıma yalabımak yalak.yaklaşım yaklaşma yaklaşma eylemi yaklaşma fiili yaklaşmak yaklaştırma yaklaştırmak yakma yakmaç.−cı yakmak yakmalık.−smi yaktırma yaktırmak yakut Yakut Yakutça yal yalabık.−ğı yalaka yalaka olmak yalama yalamak yalama olmak 2320 .

−ğı yalancı biber yalancı cep.yalama uçuş yalama yazı yalamuk.−ğı yalancı meyve yalancı öd ağacı yalancı pehlivan yalancı safran yalancı şahit.−ğu yalan yalana yalana yalancı yalancı akasya yalancı ayak.−bi yalancı dolma yalancı dünya yalancı inci yalancıktan yalancılık.−ğı yalancı taş yalandan yalan dolan yalan dünya yalan haber 2321 .−di yalancı şöhret yalancı tanık.

yalanış yalanlama yalanlamak yalanlanma yalanlanmak yalanma yalanmak yalan makinesi yalansız yalan yanlış yalap şalap yalapşap yalap yalap yalatma yalatmak yalayıcı yalayış yalaz yalaza yalazlama yalazlamak yalazlanma yalazlanmak yalçın yalçınlaşma yalçınlaşmak yaldırak.−ğı 2322 .

−ğı yalıncak.−ğı yaldızlama yaldızlamak yaldızlanma yaldızlanmak yaldızlatma yaldızlatmak yaldızlı yaldızlı hap yalelli yalgın yalı yalı ağası yalı boyu yalı bülbülü yalıçapkını (kuş) yalıçapkınıgiller Yalıhüyük (ilçe) yalım yalım yalım yalın yalın ad yalın ayak.yaldız yaldızcı yaldızcılık.−ğı yalın cümle 2323 .

−ğı yalın sıfat yalın tümce yalın üslûp.−cı yalıngöz (kertenkele) yalın göz yalın hâl.−cı yalın durum yalıngaç.−smi yalın kat yalın kelime yalın kılıç yalınlaşma yalınlaşmak yalınlık.−ğı yalıtma 2324 .yalınç.−ğı yalın zaman yalın zarf yalıtıcı yalıtılma yalıtılmak yalıtım yalıtkan yalıtkanlık.−li yalın isim.−bu yalın yapıldak.

−ğı Yalova Yalova misketi (üzüm) yalpa yalpak.−ğı yalnızlaşma yalnızlaşmak yalnızlık.−ğı yalpaklık.yalıtmak yalı uşağı yalı yar yalız yallah yalman yalnız yalnız başına yalnızca yalnızcı yalnızcılık.−ğı yalpalama yalpalamak yalpalanma yalpalanmak yalpalatma yalpalatmak yalpı 2325 .

−ğı yaltaklık etmek yalvaç.−ğı yamaç.−ğı yalpılı yaltak.−ğı yaltakçı yaltakçılık.−ğı yalvarılma yalvarılmak yalvarış yalvarış yakarış yalvarma yalvarmak yalvartma yalvartmak yama yamacı yamacılık.−cı Yalvaç (ilçe) yalvaçlık.−cı yamaç paraşütü yama işi 2326 .yalpık.−ğı yaltaklanış yaltaklanma yaltaklanmak yaltaklık.

−ğı yamaklık.−ğı yamaklık etmek yamalama yamalamak yamalanış yamalanma yamalanmak yamala yamala yamalı yamalı bohça yamalık.yamak.−ğı yamalma yamalmak yamama yamamak yaman yamanma yamanmak yamatma yamatmak yamçı yamçılı yamçısız yampiri yampirilik.−ği yampiri yampiri 2327 .

−ğu yamukluk.−ğu yamulma yamulmak yamyam yamyamlık.−ğı yamyassı yamyaş yan yanak.yamrulma yamrulmak yamru yumru yamuk.−ğı yanaklı yanak yanağa yanal yanal yüzey yanarca yanardağ yanardağ ağzı yanardağ bilimci yanardağ bilimi yanardağ bölgesi yanardağ patlaması yanardağ püskürmesi yanardöner 2328 .

−ğı yandırma yandırmak 2329 .−ğı yanaşık düzen yanaşıklık.−ğı yandık.−ğı yanaşık nizam yanaşılma yanaşılmak yanaşlık.−ğı yanaşma yanaşmak yanaştırma yanaştırmak yan atışı yanay yana yakıla yana yana yanay doğrusu yanay düzlemi yan bakış yancı yan cümle yan çizgisi yandan çarklı yandaş yandaşlık.yanaşık.

yan etki yangı yangılanma yangılanmak yangılı yangın yangın bombası yangıncı yangın çıkışı yangın hortumu yangın kulesi yangınlaşma yangınlaşmak yangın merdiveni yangın musluğu yangın sigortası yangın söndürücü yangın tulumbası yangın yeri yangısız yan hakem yanıcı yanıcı gaz yanık.−ğı yanık rüzgâr 2330 .−ğı yanıkara (hastalık) yanıklık.

−cı yanıltma haber yanıltmak yanında yanı sıra yanış yanışölçer yanıt yanıtlama yanıtlamak yanıtlandırılma yanıtlandırılmak yanıtlandırma 2331 .yanık ses yanık sesli yanıksı yanılgı yanılış yanılma yanılmaca yanılmak yanılsama yanıltı yanıltıcı yanıltma yanıltmaca yanıltmacı yanıltmaç.

−ği yankı yankı bilimi yankıca yankılama yankılamak yankılanım yankılanma yankılanmak yankılı yankısız yankı yapmak yanlama yanlamak yanlamasına yanlı yanlık.yanıtlandırmak yanıtlanma yanıtlanmak yanıtlı yanıtsız yani yan kabağı yan kâğıdı yankesici yankesicilik.−ğı 2332 .−ğı yanlılık.

−cı yansıta yansıta yansıtıcı yansıtılma yansıtılmak 2333 .−ğı yanlışlıkla yanlış yunluş yanma yanmak yan ödeme yan sanayi.−i yansı yansıca yansılama yansılamak yansılanım yansılanım aygıtı yansılanım cihazı yansılanım çizelgesi yansılanma yansılanmak yansıma yansımak yansımalı yansımasız yansıtaç.yanlış yanlışlık.

−ğı yanşama yanşamak yan tesir yantutmaz yantutmazlık.yansıtım yansıtma yansıtmak yansız yansızlaştırılmış yansızlaştırma yansızlaştırmak yansızlık.−ğı yanşak.−ğı yan tümce yan ürün yan yan yan yana yan yargıcı yan yüzergiller yapadurma yapadurmak yapağı yapağıcı yapak.−ğı yapakçı 2334 .−ğı yanşaklık.

−ğı yapay solunum yapboz (puzzle) yapı yapı bilgisi yapı bilimi yapı bilimsel yapıcı yapıcılık.−bi yapaylaşma yapaylaşmak yapaylaştırma yapaylaştırmak yapaylık.−ği yapay dil yapay dölleme yapay döllenme yapay ipek.−ğı yapı elemanı yapık.−ğı Yaparlu yapay yapayalnız yapay böbrek.yapak yağı yapalak.−ği yapay kalp.−ğı yapı kooperatifi 2335 .

−ğı yapısal dil bilimi yapısallaşma 2336 .−ğı yapınma yapınmak yapıntı yapıntıcılık.−ğı yapım eki yapım evi yapıncak.−ğı yapıntılı yapısal yapısalcı yapısalcılık.yapılabilirlik.−ği yapılanma yapılanmak yapılaşma yapılaşmak yapılı yapılıkçı dil bilimi yapılış yapılma yapılmak yapım yapı malzemesi yapımcı yapımcılık.

−ğı yapışkan otu yapışma yapışmak yapıştırıcı yapıştırılma yapıştırılmak yapıştırma yapıştırmak yapış yapış yapıt yapı taşı yapma yapmacık.−ğı yapışık çeneliler yapışıklık.−ğı yapmacık görünümü yapmacık gülüş yapmacıklı 2337 .−ğı yapış yapışıcı yapışıcı sap yapışık.−ğı yapışkan yapışkanlık.yapısallaşmak yapısallık.

−ği yapmak yapma uydu yapracık.−ğı yaprak arıları yaprak arısı yaprak aşısı yaprak ayası yaprak biti yaprak bitleri yaprak böceği yaprak çay yaprakçık.−ğı yaprakçıl yaprak dolması yaprak dökümü yaprak döner yaprak kını yaprak kurbağası yaprak kurdu yaprakkurusu (renk) 2338 .−ği yapma dil yapma gübre yapma ipek.yapmacıksız yapma çiçek.−ğı yaprak.

−ğı yaptırılma yaptırılmak yaptırım yaptırma yaptırmak yaptırtma yaptırtmak yapyakın yapyalnız yar (uçurum) yâr.yapraklanma yapraklanmak yapraklı Yapraklı (ilçe) yapraklı kara yosunları yaprak makinesi yaprak sarması yapraksı yapraksız yaprak sigarası yaprak taş yaprak tütün yaprak yaprak yapsatçı yapsatçılık.−ri (sevgili) 2339 .

−ğı yaralama yaralamak yaralanış yaralanma yaralanmak yaralı yarama yaramak yaramaz yaramazca yaramazlaşma yaramazlaşmak yaramazlık.−ğı yaradılış yaradılışlı yaradılıştan yara izi yarak.−ğı yaramazlık etmek yaramaz olmak yâran yaranış 2340 .yara yarabbi yara bere Yaradan Yaradancılık.

−ğı yararlanılma yararlanılmak yararlanma yararlanmak yararlı yararlık.−ğı yarasa yarasalar yaraş yaraşık.−ğı yaraşıklı yaraşıksız yaraşır yaraşma yaraşmak yaraştırma yaraştırmak yaratı 2341 .yaranma yaranmak yara otu yarar yararcı yararcılık.−ğı yararlı olmak yararsız yararsızlık.

−ğı yaratık.yaratıcı yaratıcılık.−ğı yardakçı yardakçılık.−ğı yaratılış yaratılma yaratılmak yaratım yaratımcı yaratış yaratma yaratmak yarayışlı yarbay yarbaylık.−ğı yardakçılık etmek yardım yardımcı yardımcı ders yardımcı doçent yardımcı eylem yardımcı fiil yardımcı hakem yardımcı hücre 2342 .−ğı yarda yardak.

−ği yârenlik etmek yargı yargı alanı yargıcı yargıcılar kurulu yargıcılık.−bı yardımcılık.−ği yardırma yardırmak yâren yârenbaşı yârence yârenlik.−ğı yargıç.yardımcı kitap.−ğı yargı denetimi 2343 .−ğı yardımcı olmak yardımcı oyuncu yardımcı yargıcı yardım etmek yardımlaşma yardımlaşmak yardım sandığı yardımsever yardımseverlik.−cı yargı çevresi yargıçlık.

−ğı yarı başkalaşma yarı başkanlık.−ğı yarı bel yarı belgesel yarı buçuk.yargı erki yargı evi yargı gücü yargılama yargılama giderleri yargılamak yargılama usulü yargılanış yargılanma yargılanmak yargı organları yargısal yargı usulü yargı yeri yargı yetkisi yargı yolu yarı yarı açık ceza evi yarı ağır sıklet yarı alan yarı asalak.−ğu yarıcı 2344 .

−ğı yarı kurak.−ği yarı küre yarılama yarılamak yarılanma yarılanmak yarılma yarılmak yarım yarımada yarım adam yarım ağız 2345 .−ği yarı gölge yarı iletken yarık.−ğı yarıçap yarı final.−ğı yarı karanlık.−ği yarı göçebe yarı göçebelik.−ğı yarıklık.−li yarı finalist yarı gece yarı geçirgen yarı geçirgenlik.yarıcılık.−ğı yarı kübik.

−ğı yarım baş ağrısı yarım boy yarımca Yarımca yarım daire yarım daire kanalları yarım doğru yarım gün yarım kafiye yarım kanatlılar yarım kubbe yarım küre yarımlama yarımlamak yarımlık.−lü yarım asalak.yarım akıllı yarı mamul.−ğı yarım ay yarım ayak.−ğı yarım mesai yarım pabuçlu yarım pansiyon yarım porsiyon yarım seren yarımşar 2346 .

−cu yarış yarış arabası yarış atı yarışçı yarışçılık.−ğı yarım vokal.−ğı yarış etmek yarışım yarışımcı yarış kayığı yarışlık.−ğı yarışma yarışmacı yarışmak 2347 .−ğı yarı son yarı sonuç.−ği yarı sanayileşme yarı saydam yarı saydamlık.−ğı yarın yarınki yarıntı yarı orta sıklet yarı otomatik.yarım tarife yarım uyak.−li yarım yamalak.

−ğı yarma yarma aşı yarma buğday yarma çorbası yarmak yarma kereste yarma kütüğü yarmalama yarmalamak yarmalık.−ğı yarma saldırısı yarma şeftali yarma taarruzu yâr olmak yarpuz 2348 .yarış otomobili yarış tabancası yarıştırma yarıştırmak yarı ünlü yarı yarıya yarıyıl yarka yarkurul yarlıgama yarlıgamak yarlık.

yârüağyar yas yasa yasa dışı yasak.−bı yasaklama yasaklamak yasaklanış yasaklanma yasaklanmak yasaklayıcı yasaklı yasak meyve yasak olmak yasa koyucu yasal yasalaşma yasalaşmak yasalaştırılma yasalaştırılmak yasalaştırma yasalaştırmak 2349 .−ğı yasak aşk yasak bölge yasakçı yasak etmek yasak kitap.

yasalı yasallaşma yasallaşmak yasama yasama dokunulmazlığı yasama dönemi yasama gücü yasama hakkı yasamak yasama kurulu yasama kuvveti yasamalı yasama meclisi yasama organı yasama yetkisi yasama yılı yasa önerisi yasasız yasasızlık.−ğı yasa sözcüsü yasa tasarısı yasa teklifi yasemin Yasin yaslama yaslamak 2350 .

−ğı yassılma yassılmak yassıltma yassıltmak yassı solucanlar yassı solungaçlılar yastağaç.−ğı yassı yassı balıklar yassıca yassı kadayıf yassılama yassılamak yassılanma yassılanmak yassılaşma yassılaşmak yassılaştırma yassılaştırmak yassılık.−cı yastama 2351 .yaslanma yaslanmak yaslı yasma yasmak yasmık.

yastamak yastık.−ğı yastık kılıfı yastıklama yastıklı yastık takoz yaş yaşa yaşam yaşama yaşamaca yaşama çabası yaşama gücü yaşamak yaşama sevinci yaşama uğraşısı yaşam biçimi yaşam düzeyi yaşam felsefesi yaşam güvencesi yaşam koşulları yaşam öyküsü yaşamsal yaşam sigortası yaşam standardı yaşanası 2352 .−ğı yastık bıyık.

−ğı yaşarma yaşarmak yaşartıcı yaşartma yaşartmak yaşasın yaşatıcı yaşatkan yaşatkan sinir sistemi yaşatma yaşatmak yaşayış yaş baş yaş çayır yaş dönümü yaş günü yaş haddi yaşın yaşın yaşıt 2353 .yaşanılma yaşanılmak yaşanma yaşanmak yaşanmışlık.−ğı yaşantı yaşarlık.

−ğı yaş kesim yaşlanma yaşlanmak yaşlı yaşlı başlı yaşlıca yaşlıca başlıca yaşlık.−ğı yaşlılık bilimi yaşlılık sigortası yaşmak.−ğı yaşmaklama yaşmaklamak yaşmaklanma yaşmaklanmak yaşmaklı yaşmaksız yaş pasta yaş sebze yaş sınırı yaş üzüm yat yatağan Yatağan (ilçe) 2354 .−ğı yaşlılar yurdu yaşlılık.yaşıtlık.

yatak.−ğı yatalak olmak yatar koltuk.−ğı yatı yatık.−ğı yataklık etmek yatak liman yatak limonu yatak mobilya yatak odası yatak örtüsü yatak takımı yatak yapmak yatalak.−ğu yatay yatay geçiş yatay seren yat borusu yatçı yatçılık.−ğı yatık çit 2355 .−ğı yatak çarşafı yatakçı yatakhane yataklı yataklı vagon yataklık.

yatık doğru yatık yazı yatılı yatılma yatılmak yatım yatır yatırılma yatırılmak yatırım yatırım bankası yatırımcı yatırım yapmak yatırma yatırmak yatısız yatış yatışma yatışmak yatıştırıcı yatıştırma yatıştırmak yatkın yatkınlaşma yatkınlaşmak yatkınlık.−ğı yat kulübü 2356 .

−ğı yatsı yatsı ezanı yatsı namazı yatuğan yatuk.−ğu yavan yavanlaşma yavanlaşmak yavanlaştırma yavanlaştırmak yavanlık.yatma yatmak yatmalık.−ğı yavaş yavaşa yavaşça yavaşça yavaşça yavaşçacık yavaşlama yavaşlamak yavaşlatılma yavaşlatılmak yavaşlatılmış yavaşlatılmış hareket yavaşlatma 2357 .

−ğı yavrucuk.−ği yavru yavruağzı (renk) yavrucağız yavrucak.−ğı yavaş tütün yavaş yavaş yave yaver yaverlik.−ğı yavşan yavşan otu yavuklama yavuklamak yavuklanma yavuklanmak yavuklu yavuz yavuzca 2358 .yavaşlatmak yavaşlık.−ğu yavru kapı yavrukurt.−du yavrulama yavrulamak yavsı yavşak.

−ğı yayan yayan yapıldak yaya yolu yay ayraç.−cı yayçizer yaydırma yaydırmak yaygara yaygaracı yaygaracılık.Yavuzeli'ni (ilçe) yavuzlanma yavuzlanmak yavuzlaşma yavuzlaşmak yavuzluk.−ğu yay Yay (burç) yaya yaya çivisi yaya geçidi yaya kaldırımı yaya köprüsü yayalık.−ğı yaygı yaygı balığı yaygın 2359 .

−ğı yayık ağızlı yayıklama yayıklamak yayık makinesi yayılı yayılımcı yayılımcılık.−ğı yayılma hızı yayılmak yayım yayımcı yayımcılık.−ğı yaygın öğretim yaygın yanlış yayık.yaygın eğitim yaygınlaşma yaygınlaşmak yaygınlaştırma yaygınlaştırmak yaygınlık.−ğı yayılış yayılma yayılmacı yayılmacılık.−ğı yayımlama yayımlamak 2360 .

−ğı yayınım yayınispî yayınma yayıntı yayış yay kabzası yay kolu yayla yaylacı yaylacılık.yayımlanma yayımlanmak yayımlatma yayımlatmak yayımlayan yayın yayın balığı yayın balığıgiller yayıncı yayındırıcı yayındırma yayın dışı yayın evi yayınık.−ğı yayla çayırı yayla çiçeği yayla çorbası 2361 .

Yayladağı'nı (ilçe) Yayladere (ilçe) yayla gülü yaylagüzeli (bitki) yayla havası yaylak.−ğı yayla kekiği yaylakıye yaylama yaylamak yaylandırma yaylandırmak yaylanma yaylanmak yayla salatası yayla yavşanı yaylı yaylı araba yaylı çalgılar yaylım yaylım ateş yaylım ateşi yaylı sazlar yaylı tambur yaylı terazi yayma yaymacı 2362 .

−ğı yazar yazarçizer yazar hakkı yazar kasa yazarlık.−ğı yazboz tahtası yazdırma yazdırmak yaz dönemi yaz dönencesi yazgı yazgıcı yazgıcılık.−ğı yazgısal yaz helvası yazı 2363 .yaymacılık.−ğı yayvan yayvan yaz yazadurma yazadurmak yazanak.−ğı yaymak yayvan yayvanlaşma yayvanlaşmak yayvanlık.

−ğı yazı kadrosu yazı kâğıdı yazık etmek yazık günah yazıklanma yazıklanmak yazık olmak yazıksız yazı kurulu yazıla yazılama yazılamak 2364 .yazı bilgisi yazı bilimci yazı bilimi yazı boyu yazıcı yazıcı cihazı yazıcı kadın yazıcılık.−ğı yazı çevrimi yazı dili Yazıhan (ilçe) yazıhane yazı hayatı yazı işleri yazık.

−mri yazılı hani yazılı hukuk yazılı imtihan yazılı kâğıdı yazılım yazılım dizgesi yazılım paketi yazılım sistemi yazılı sınav yazılış yazılı yoklama yazılma yazılmak yazım yazı makinesi yazı masası yazımcı yazımsı yazın yazın bilimci yazın bilimi yazıncı yazın dili 2365 .yazılı yazılı basın yazılı bildirim yazılı emir.

−ğı yazma eser yazmak yazman 2366 .yazın eri yazınsal yazın tarihi Yazır yazış yazışma yazışmak yazıt yazı tahtası yazı takımı yazıt bilimci yazıt bilimi yazı tura yazı yaban yaz kış yazlama yazlamak yazları yazlık.−ğı yazlıkçı yazlı kışlı yazma yazmacı yazmacılık.

−ğı yedek subay yedekte yedek teker yedi yedi altmış beş 2367 .−ği yedek oyuncu yedek parça yedek parçacı yedek parçacılık.yazmanlık.−ği yedek akçe yedek besinler yedekçi yedek lâstik.−ği yedekleme yedeklemek yedekleşme yedekleşmek yedekli yedeklik.−ğı yazma yitimi yaz ördeği yaz saati yaz sömestri yaz uykusu yaz yağmuru yedek.

−ği yedi belâ yedi canlı yediden yetmişe yedi düvel yediemin yedigen Yedigir (yıldız kümesi) yedi göbek.−ği Yedikardeş (yıldız kümesi) yediler yedili yedilik.yedi altmış beşlik.−ği yedilme yedilmek yedinci yedinci sanat yedirilme yedirilmek yedirme yedirmek Yedisu (ilçe) yedişer yediveren 2368 .

−ği yeğni yeğnilemek yeğnilik.−ği yeğleme yeğlemek yeğlenme yeğlenmek yeğlik.yediz yedme yedmek yegâh yegân yegâne yegân yegân yeğ yeğen yeğin yeğinleşme yeğinleşmek yeğinlik.−ği yeğnilme yeğnilmek yeğniltme yeğniltmek yeğniseme yeğnisemek 2369 .

−ğı yekpare yeksan yekta yekten yekûn yekvücut.yeğrek.−ci yelek.−ği 2370 .−e'si yek yekdiğeri yeke yekine yekine yekiniş yekinme yekinmek yekin yekin yeknesak yeknesaklık.−ği yeis.−du yel yel değirmeni yeldirme yeldirmek yeldirmeli yeldirmesiz yele yeleç.

−ği yelken gemisi yelken gönderi yelken iğnesi yelkenleme yelkenlemek yelkenli yelkenli gemi yelken yarışı yelkesen yelkıran 2371 .−du yeleme yelengeç.yeleken yelekleme yeleklemek yeleklenme yeleklenmek yelelenme yelelenmek yeleli yeleli kurt.−ci yelin yelken yelken balığı yelken bezi yelkenci yelkencilik.

yelkovan yelkovangiller yelleme yellemek yellenme yellenmek yelli yellim yelâlim yellim yepelek yelloz yelme yelmek yelölçer yelpaze yelpazeleme yelpazelemek yelpazelenme yelpazelenmek yelpaze tonoz yelpik.−ği yelpirdeme yelpirdemek yelseme yelsemek yeltek.−ği yelteniş yeltenme 2372 .

yeltenmek yelve yelveren yelyazar yel yepelek yel yeperek yelyutan yem yem borusu yemci yeme yeme içme yemek,−ği yemekaltı yemek borusu yemek dolabı yemek duası yemekhane yemek hizmeti yemekli yemeklik,−ği yemek listesi yemekli vagon yemek masası yemek odası yemek salonu yemeksiz

2373

Yemen yemeni yemenici yemenicilik,−ği yemenili Yemenli yemin yemin billâh yemin etmek yemin kasem yeminli yeminsiz yemiş yemişçi yemişçil yemişen yemişlenme yemişlenmek yemişli yemişlik,−ği yemleme yemlemek yemlenme yemlenmek yemlik,−ği yemlik arpa yemlikli

2374

yemliksiz yem torbası yem verimi yemyeşil yen yenge yengeç,−ci Yengeç (burç) Yengeç dönencesi yengeçvari yengelik,−ği yengi yeni yeni ay yenibahar (bitki) yeni baştan yenice Yenice (ilçe) yenici Yeni Çağ Yeniçağa (ilçe) yeniçeri yeniçeri ağası yeniçerilik,−ği yeniçeri ocağı yeni dalga yeniden

2375

yeniden kurma yeniden tasarımlama yeniden yapılanma yeniden yeniye yenidünya (meyve) Yeni Dünya Yeni Dünya aslanı (puma) yeni Eflâtuncu yeni Eflâtunculuk, −ğu yeni eleştirici yeni eleştiricilik,−ği Yenifakılı (ilçe) yeni gerçekçi yeni gerçekçilik,−ği Yeni Gine Yeni Gineli yeni gümüş Yenihisar (ilçe) yeni izlenimci yeni izlenimcilik,−ği yenik,−ği yenileme yenilemek yenilenme yenilenmek

2376

yenilerde yenileşme yenileşmek yenileştirme yenileştirmek yeniletme yeniletmek yenilgi yenilik,−ği yenilikçi yenilikçilik,−ği yenilik korkusu yenilik yapmak yeniliş yenilme yenilmek yenilmezlik,−ği yeni maden Yenimahalle (ilçe) yenimsi Yenipazar (ilçe) yenirce yeni sene Yenişarbademli (ilçe) Yenişehir (ilçe) yenişme

2377

yenişmek yeni yazı yeni yeni yeni yetme yeni yetmelik,−ği yeni yıl Yeni Zelânda Yeni Zelândalı yenli yenme yenmek yensiz yepelek,−ği yepisyeni yepyeni yer yer adı yer adı bilimi yer alıştırmaları yeraltı (metro) yer altı yer altı çarşısı yer altı dünyası yer altı kaynakları yer altı merdiveni yer altı müziği yer altı sanatı

2378

yer altı sineması yer altı suları yer altı treni yer belirteci yerberi (gök bilimi) yer biçimleri yer bilimci yer bilimi yer bilimsel yer cücesi yer çamı yer çekimi yer çekirdeği yer çöküntüsü yerdegezen (yılan) yer değiştirme yerden bitme yerden selâm yerden temenna yerden yapma yer domuzu yer domuzugiller yere doğrulum yeregeçen yerel yerel kanal yerelleşme

2379

yerelleşmek yerelleştirme yerelleştirmek yer elması yerel radyo yerel saat,−ti yerel televizyon yerel yayın yerel yönetim yereşeği (böcek) yer etmek yerey yere yönelim yer fesleğeni yer fıstığı yer geçidi yergi yergici yergicilik,−ği yer hizmetleri yer hostesi yerici yerilme yerilmek yerinde yerindelik,−ği yerinden yönetim

2380

yerinde vuruş yerine yerinme yerinmek yer istasyonu yer kabuğu yer katı Yerköy (ilçe) yerküre yerleşik,−ği yerleşiklik,−ği yerleşilme yerleşilmek yerleşim yerleşim alanı yerleşim merkezi yerleşke yerleşme yerleşmek yerleştirilme yerleştirilmek yerleştirme yerleştirmek yerli yerli dolap,−bı yerlileşme yerlileşmek

2381

yerli malı yerli yerinde yerli yerine yerli yersiz yer mantarı yerme yermeci yermek yermeli yer merkezci yer merkezcilik,−ği yer merkezli yer meşesi yer minderi yer mumu yer odası yer ölçümü yer örümceği yeröte (gök bilimi) yer özekçil yer özekçilik,−ği yer palamudu yer pelidi yer pırasası yer sakızı yer sarmaşığı yer sarsıntısı

2382

yersel yer servisi yer sıçanı yersiz yersizlik,−ği yersiz yurtsuz yer sofrası yer şekilleri yer şekli yer solucanı yer üstü yer yağı yer yatağı yer yer yer yurt yer yuvarı yer yuvarlağı yeryüzü yer zarfı yestehleme yestehlemek yesyeni yeşerme yeşermek yeşerti yeşertme yeşertmek

2383

yeşil yeşilbağa yeşilbaş (ördek) yeşilbiber yeşilçekirge Yeşilhisar (ilçe) yeşil ışık,−ğı yeşilimsi yeşilimtırak,−ğı yeşilkertenkele yeşil kuşak,−ğı yeşillenme yeşillenmek yeşilli Yeşilli (ilçe) yeşillik,−ği Yeşilova (ilçe) yeşil oy yeşil saat yeşil saha yeşilsazan Yeşilyurt (ilçe) yeşil zeytin yeşim yetenek,−ği yetenekli yeteneklilik,−ği

2384

yeteneksiz yeteneksizlik,−ği yeter yeterince yeterli yeterli beslenme yeterlik,−ği yeterlik belgesi yeterlik eğitimi yeterlik fiili yeterlik önergesi yeterlik sınavı yeterlilik,−ği yeter sayı yetersiz yetersizlik,−ği yeti yetik,−ği yetim yetimhane yetimlik,−ği yetingen yetingenlik,−ği yetinme yetinmek yetirme yetirmek

2385

yetişek,−ği yetişilme yetişilmek yetişim yetişkin yetişkin eğitimi yetişkinlik,−ği yetişme yetişmek yetişmiş yetiştirici yetiştirilme yetiştirilmek yetiştirim yetiştirme yetiştirmek yetiştirme yurdu yetke yetkeli yetki yetki belgesi yetki devri yetki gaspı Yetki Kanunu yetkilendirme yetkilendirmek yetkili

2386

yetkili merci,−i yetkili yargıç,−cı yetkin yetkinleşme yetkinleşmek yetkinlik,−ği yetkisiz yetkisizlik,−ği yetme yetmek yetmiş yetmişer yetmiş iki buçuk,−ğu yetmişinci yetmişlik,−ği yevmî yevmiye yevmiyeci yevmiye defteri yevmiyeli yeygi Yezidî Yezidîlik,−ği yezit,−di yezitlik,−ği yığdırma yığdırmak

2387

Yığılca (ilçe) yığılı yığılışma yığılışmak yığılma yığılmak yığın yığınak,−ğı yığın bulut yığın kültürü yığınla yığıntı yığış yığışık,−ğı yığışım yığışma yığışmak yığma yığmak yıkama yıkamaç,−cı yıkamak yıkanış yıkanma yıkanmak yıkatma yıkatmak

2388

yıkayıcı yıkayış yıkı yıkıcı yıkıcılık,−ğı yıkık,−ğı yıkık dökük yıkıla yıkıla yıkılış yıkılma yıkılmak yıkım yıkımcı yıkım olmak yıkıntı yıkıntı olmak yıkış yıkışma yıkışmak yıkkın yıkkınlık,−ğı yıkma yıkmacı yıkmak yıktırılma yıktırılmak yıktırma

2389

yıktırmak yıl yılan yılan balığı yılan balığıgiller yılanbaşı (deniz kabuğu) yılancı yılancık,−ğı yılancıl yılan çıyan yılan çiçeği yılan derisi yılandili (bitki) yılan gömleği yılan hikâyesi yılaniğnesi (balık) yılan kavı yılankavi yılan kemiği yılan taşı yılanyastığı (bitki) yılanyastığıgiller yılaşırı (bienal) yılbaşı yıldan yıla yıldırak

2390

Yıldırak (yıldız) yıldırama yıldıramak yıldırılma yıldırılmak yıldırım Yıldırım (ilçe) yıldırım aşkı yıldırımkıran yıldırımlı yıldırımlık,−ğı yıldırım nikâhı yıldırımsavar yıldırım siperi yıldırım takla yıldırım telgraf yıldırma yıldırmak yıldır yıldır yıldız yıldız anasonu yıldız barışıklığı yıldız bilimci yıldız bilimcilik,−ği yıldız bilimi yıldız böceği yıldız çiçeği

2391

Yıldızeli'ni (ilçe) yıldız falcılığı yıldız falcısı yıldız günü yıldızı dişi yıldızı düşük,−ğü yıldız karayel yıldız kurdu yıldız kümesi yıldızlama yıldızlamak yıldızlar arası yıldızlaşma yıldızlaşmak yıldızlı yıldızlık,−ğı yıldız omurlular yıldız poyraz yıldız saati yıldız savaşı yıldızsı yıldızsız yıldız tabya yıldız taşı yıldız yağmuru yıldız yasemini yıldız yeli

2392

yıldız yılı yıldız zamanı yıl dönümü yılgı yılgın yılgınca yılgınlık,−ğı yılgın yılgın yıl halkası yılık,−ğı yılışık,−ğı yılışıkça yılışıklık,−ğı yılışık yılışık yılışkan yılışkanlık,−ğı yılışma yılışmak yılkı yılkıcı yılkılık,−ğı yıllama yıllamak yıllanma yıllanmak yıllarca yıllar yılı

2393

yıllatma yıllatmak yıllık,−ğı yıllıkçı yıllıklı yıllık ortalama yılma yılmak yılmaz yılmazlık,−ğı yıl sonu yıprak,−ğı yıpranma yıpranmak yıpranma payı yıpratıcı yıpratma yıpratmak yır yırık,−ğı yırlama yırlamak yırtıcı yırtıcı hayvan yırtıcı kuş yırtıcılar yırtıcılık,−ğı

2394

yırtık,−ğı yırtıkça yırtıklık,−ğı yırtık pırtık,−ğı yırtılış yırtılma yırtılmak yırtılmış yırtılmışlık,−ğı yırtım yırtımcı yırtımcılık,−ğı yırtınış yırtınma yırtınmak yırtış yırtlak,−ğı yırtma yırtmaç,−cı yırtmaçlı yırtmaçsız yırtmak yırttırma yırttırmak yısa yısa yısa Yıva

2395

yıvışık,−ğı yıvışıklık,−ğı yıvışma yıvışmak yıvış yıvış yiddiş yiğit,−di yiğitbaşı yiğitçe yiğitleme yiğitlendirme yiğitlendirmek yiğitlenme yiğitlenmek yiğitleşme yiğitleşmek yiğitlik,−ği yiğitlik etmek yilbik,−ği yine yineleme yinelemek yinelemeli yineleniş yinelenme yinelenmek yineletme

2396

yineletmek yineleyiş yirik,−ği yirmi yirmi beşlik,−ği 29 Ekim yirmilik,−ği yirminci yirmişer yirmişerlik,−ği 23 Nisan yirmi yaş dişi yitik,−ği yitiklik,−ği yitim yitirilme yitirilmek yitiriş yitirme yitirmek yitme yitmek yiv yivaçar yivleme yivlemek yivli

2397

yiyecek,−ği yiyici yiyicilik,−ği yiyim yiyimli yiyinti yiyintili yiyiş yo yobaz yobazca yobazlaşma yobazlaşmak yobazlık,−ğı yoga yogi yoğ yoğalma yoğalmak yoğaltıcı yoğaltılma yoğaltılmak yoğaltım yoğaltma yoğaltmak yoğrulma yoğrulmak

2398

yoğrum yoğun yoğun bakım yoğunlaç,−cı yoğunlaşma yoğunlaşmak yoğunlaştırılmış yoğunlaştırma yoğunlaştırmak yoğunluk,−ğu yoğunlukölçer yoğun teker yoğurma yoğurmak yoğurt,−du yoğurt çiçeği yoğurt çorbası yoğurtçu yoğurtçuluk,−ğu yoğurthane yoğurtlama yoğurtlamak yoğurtlu yoğurtlu kebap,−bı yoğurtma yoğurtmak yoğurt otu

2399

yoğurt tatlısı yoğurum yok,−ğu,−ku yokçu yokçuluk,−ğu yok etmek yoklama yoklamacı yoklamak yoklama yapmak yoklanma yoklanmak yoklatma yoklatmak yokluk,−ğu yokluk eki yok olmak yok pahasına yoksa yoksul yoksullaşma yoksullaşmak yoksullaştırma yoksullaştırmak yoksulluk,−ğu yoksulluk belgesi yoksun

2400

yoksun etmek yoksunlu yoksunluk,−ğu yoksunma yoksunmak yoksun olmak yoksuz yoksuzluk,−ğu yokumsama yokumsamak yokuş yokuş aşağı yokuşçu yokuş yukarı yok yere yok yoksul yol yol ağzı yolak,−ğı yol ayrımı yol azığı yol bel yol boyu yolcu yolcu etmek yolcu gemisi yolculuk,−ğu

2401

yolculuk etmek yolcu salonu yoldaş yoldaşlık,−ğı yoldurma yoldurmak yol erkân yol evlâdı yolgeçen yolgeçen hanı yol halısı yol işareti yolkesen yol kilimi yollama yollamak yollanma yollanmak yollu yolluk,−ğu yolma yolmak yol parası yolsuz yolsuzluk,−ğu yolsuz yöntemsiz yolu açık,−ğı

2402

yol uğrağı yoluk,−ğu yolunma yolunmak yoluyla yol üstü yol yol yol yol olmak yol yordam yol yorgunu yom yoma Yomra (ilçe) yomsuz yomsuzluk,−ğu yonca yoncalık,−ğı yonca yaprağı yonga yongalama yongalamak yongalayıcı yongar yonma yonmak yont yont kuşu

2403

yontma yontmak Yontma Taş Çağı Yontma Taş Devri yontu yontucu yontuculuk,−ğu yontuk,−ğu yontuk düz yontulma yontulmak yonulmak yordam yordamlı yordamsız yordurma yordurmak yorga yorgalama yorgalamak yorgan yorgancı yorgancılık,−ğı yorgan çarşafı yorgan iğnesi yorgan ipliği yorgan kavgası

2404

yorgan yüzü yorgun yorgun argın yorgunluk,−ğu yorgunluk kahvesi yorgun yorgun yorma yormak yortma yortmak yortu yorucu yorulma yorulmak yorum yorumcu yorumculuk,−ğu yorumlama yorumlamak yorumlanma yorumlanmak yosma yosmaca yosmalık,−ğı yosun yosun balığı yosuncul

2405

yosun külü yosunlanma yosunlanmak yosunlaşma yosunlaşmak yosunlu yoz yozcu Yozgat yozlaşma yozlaşmak yozlaşmış yozlaştırma yozlaştırmak yozluk,−ğu yön yön belirteci yöndeş yöndeş açılar yön eki yönelik,−ği yönelim yöneliş yönelme yönelme durumu yönelme hâli yönelmek

2406

yönelmeli yönelmeli tümleç,−ci yönelteç,−ci yöneltilme yöneltilmek yöneltim yöneltme yöneltmek yönerge yönetici yöneticilik,−ği yönetilme yönetilmek yönetim yönetim biçimi yönetim gideri yönetim kurulu yönetimsel yönetim yeri yönetiş yönetme yönetmek yönetme kolu yönetmelik,−ği yönetmen yönetmenlik,−ği yönetmen

2407

yardımcısı yönetsel yöneylem yöneylem araştıması yön gösterme eki yönlendirme yönlendirmek yönleyici yönlü yönlü doğru yönseme yönsüz yöntem yöntem bilgisi yöntem bilimi yöntem bilimsel yöntemli yöntemlilik,−ği yöntemsiz yöntemsizlik,−ği yön zarfı yöre yöresel yöreselleşme yöreselleşmek yöresellik,−ği

2408

Yörük Yörük çadırı yörünge yudum yudumlama yudumlamak yudumlanma yudumlanmak yudumluk,−ğu yudum yudum yuf yuf borusu yufka yufka böreği yufkacı yufkacılık,−ğı yufka ekmeği yufka kebabı yufkalık,−ğı yufka yürekli Yugoslav Yugoslavya Yugoslavyalı yuh yuha yuhalama yuhalamak

2409

yuhalanma yuhalanmak yukaç,−cı yukarda yukardan yukarı yukarıda yukarıdan yukarı mahalle yukarısı yulaf yulaf unu yular yuları eksik,−ği yuma yumak yumak,−ğı yumaklama yumaklamak yumaklanma yumaklanmak yumak yumak yumdurma yumdurmak yumma yummak yumru

2410

yumrucuk,−ğu yumruk,−ğu yumruk hakkı yumruklama yumruklamak yumruklanma yumruklanmak yumruklaşma yumruklaşmak yumruk oyuncusu yumruk oyunu yumru kök yumruk topu yumrulanma yumrulanmak yumrulma yumrulmak yumruluk,−ğu yumru top yumuk,−ğu yumuk gözlü yumuklaşma yumuklaşmak yumuk yumuk yumulma yumulmak yumulu

2411

yumurcak,−ğı yumurta yumurta akı yumurtacı yumurtacık,−ğı yumurtacılık,−ğı yumurta hücresi yumurta kökü yumurtalık,−ğı Yumurtalık (ilçe) yumurta ökçe yumurta sarısı yumurta zarı yumurtlama yumurtlama borusu yumurtlamak yumurtlama mevsimi yumurtlatma yumurtlatmak yumurtlayanlar yumuş yumuşacık,−ğı yumuşak,−ğı yumuşak ağızlı yumuşak başlı yumuşak buğday

2412

yumuşakça yumuşakçalar yumuşak damak,−ğı yumuşak iniş yumuşaklaşma yumuşaklaşmak yumuşaklık,−ğı yumuşak su yumuşak ünsüz yumuşak yüzlü yumuşak yüzlülük, −ğü yumuşama yumuşamak yumuşatıcı yumuşatılma yumuşatılmak yumuşatış yumuşatma yumuşatmak yumuşatmalık,−ğı yuna yunak,−ğı Yunak (ilçe) Yunan Yunanca Yunanistan

2413

Yunanistanlı Yunanlı yundusuz yunma yunmak yunus yunus balığı yunus balığıgiller yurdu yurt,−du yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurtlandırma yurtlandırmak yurtlanma yurtlanmak yurtluk,−ğu yurtsal yurtsama yurtsamak yurtsever yurtseverlik,−ği yurtsuz yurttaş yurttaşlık,−ğı yurttaşlık bilgisi

2414

yurttaşlık hakları Yurttaşlık Hukuku Yurttaşlık Yasası yusufçuk,−ğu Yusufeli'ni (ilçe) yusyumru yusyuvarlak,−ğı yutak,−ğı yutak iltihabı yutar hücre yutkunma yutkunmak yutma yutmak yutturma yutturmaca yutturmak yutturulma yutturulmak yutucu yutulma yutulmak yuva yuvak,−ğı Yuva kavunu yuvalama yuvalamak

2415

yuvalanma yuvalanmak yuvalı yuvar yuvarlacık,−ğı yuvarlak,−ğı yuvarlak ağızlılar yuvarlak hesap,−bı yuvarlaklaşma yuvarlaklaşmak yuvarlaklaştırma yuvarlaklaştırmak yuvarlaklık,−ğı yuvarlak masa yuvarlak masa toplantısı yuvarlak sayı yuvarlak sıra yuvarlak solucanlar yuvarlak ünlü yuvarlak vokal,−li yuvarlama yuvarlamak yuvarlana yuvarlana yuvarlanış yuvarlanma yuvarlanmak

2416

yuvarlatma yuvarlatmak yuvarölçer yuvar yuvar yuvaya dönüş yuvgu yuvgulama yuvgulamak yüce yücelik,−ği yücelim yüceliş yücelme yücelmek yüceltilme yüceltilmek yüceltme yüceltmek yüğrük,−ğü yük yük arabası yük asansörü yükçü yükçülük,−ğü yük gemisi yük hayvanı yük katarı

2417

yüklem yüklem birliği yükleme yükleme durumu yükleme hâli yüklemek yüklem öbeği yüklenici yüklenilme yüklenilmek yüklenme yüklenmek yükletilme yükletilmek yükletme yükletmek yükleyici yükleyiş yüklü yüklüce yüklük,−ğü yüklülük,−ğü yük odası yük olmak yüksek,−ği yüksek atlama yüksek basınç,−cı

2418

yüksek fırın yüksek fiyat yüksek gerilim yükseklik,−ği yükseklik korkusu yükseklikölçer yüksek lisans yüksek okul Yüksekova (ilçe) yüksek öğrenim yüksek öğretim yüksek ses yüksek sosyete yüksek tahsil yüksek teknoloji yüksek yaylak,−ğı yükselen piyasa yükselim yükseliş yükselme yükselmek yükselteç,−ci yükseltgeme yükseltgemek yükseltgenme yükseltgenmek yükselti

2419

yükseltilme yükseltilmek yükseltme yükseltmek yüksük,−ğü yüksük kına yüksük makarna yüksük otu yüksünme yüksünmek yük treni yüküm yükümlendirme yükümlendirmek yükümlenme yükümlenmek yükümlü yükümlülük,−ğü yükün yükünme yükünmek yük vagonu yülgü yülük,−ğü yülüme yülümek yülünme

2420

yülünmek yün yünlü yüpürmek Yüregir yüreği dar yüreği delik,−ği yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek Yüreğir (ilçe) yüreği temiz yüreği yanık,−ğı yüreği yaralı yüreği yufka yürek,−ği yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yüreklendirme yüreklendirmek yüreklenme yüreklenmek yürekli

2421

−ğü yürüteç.−ğü yürük aksak.yüreklilik.−ği yürekten yürek yarası yürük.−ğü yürük semaî yürüme yürümek yürünme yürünmek yürürçalar yürürlük.−ği yüreklilikle yüreksiz yüreksizlik.−ci yürütme yürütme gücü yürütmek yürütme kurulu yürütmeyi durdurma yürütücü yürütülme yürütülmek yürütülüş yürütüm 2422 .−ğı yürüklük.

yürüyen merdiven yürüyüş yürüyüş kolu yürüyüş yapmak yüsrü yüz yüz akı yüz aklığı yüzbaşı.−ği yüzden yüzde yüz yüzdürme yüzdürmek yüzdürülme yüzdürülmek yüze gülücü yüze gülücülük.−ği yüzbeyüz yüz binlerce yüz binlik.−ğı yüz beşlik.−ği yüzde yüzdelik.−ğü yüzer yüzergezer yüzer havuz 2423 .−yı yüzbaşılık.

yüzerlik.−ği yüzer top yüzer yüzer yüze soğurma yüzey yüzey bilimci yüzey bilimi yüzeyleşme yüzeyleşmek yüzeysel yüzey şekilleri yüzgeç.−ci yüzgeç ayaklılar yüz görümlüğü yüzgöz yüzgöz olmak yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kere yüz kızartıcı yüz kızartıcı suç yüz kiri yüzleme yüzlemece yüzlemek yüzlenme 2424 .

−ğü yüzlük birimler bölüğü yüzlü yüzlü yüzme yüzme havuzu yüzmek yüzme kesesi yüznumara yüz ölçümü yüz sabunu yüzsuyu (onur) yüzsüz yüzsüzce yüzsüzleşme yüzsüzleşmek yüzsüzleştirme yüzsüzleştirmek 2425 .yüzlenmek yüzler yüzlerce yüzleşme yüzleşmece yüzleşmek yüzleştirme yüzleştirmek yüzlü yüzlük.

−ğı (*)Z 2426 .−ğü yüzü kara yüzükoyun yüzük oyunu yüzük parmağı yüzülme yüzülmek yüzüncü yüzünden yüzü pek yüzü sıcak.yüzsüzlük.−ğu yüzüstü yüz üstü yüzüş yüzü yerde yüzü yumuşak.−ğı yüz yazısı yüzyıl yüzyıllık.−ğü yüzük.−ğı yüzücü yüzücülük.−ğı yüzü soğuk.−ğü yüzsüz yüzsüz yüzü ak yüzü asık.

−ptı zabıta zabıtname zabit zabitan zabitlik.−ği zaç zaç yağı zade zadegân zadegânlık.Z zaaf zabıt.−ğı zağlama zağlamak zağlanma 2427 .−ğı zafer Zafer Bayramı zafiyet zağ zağanos zağar zağara zağarcı zağarlık.−ğı zağcı zağcılık.

−di zakkum zakkumgiller zakkumlaşma zakkumlaşmak zakkumlu zalim 2428 .−ği zahmet zahmet etmek zahmetli zahmet olmak zahmetsiz zahmetsizce zahter zail zail olmak Zaire Zaireli zait.zağlanmak zağlı zahir zahirde zahire zahiren zahirî zahit.−di zahitik.

−ği zam.zalimane zalimce zalimlik.−mmı zaman zaman aşımı zaman ayarlı zaman belirteci zaman bilimi zaman bilimsel zaman birimi zamandaş zaman dizini zamane zamane adamı zamane çocuğu zaman eki zamanında zamanla zamanlama zamanlamak zamanlı zamanlı zamansız zamansız zaman tüneli zaman zaman zaman zarfı 2429 .

zamazingo zambak.−ğı zambakgiller Zambiya Zambiyalı zamir zamk zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabî zamkinos zamkinos etmek zamklama zamklamak zamklanma zamklanmak zamklı zamklı kâğıt.−dı zamlanma zamlanmak zamlı zamsız zamme zammetme zammetmek zammı sure 2430 .

−cu zangoçluk.zam paketi zampara zamparalık.−ğı zangırdama zangırdamak zangırdatma zangırdatmak zangırtı zangır zangır zangoç.−ğu zanka zanlı zannetme zannetmek zanneyleme zanneylemek zannolunma zannolunmak 2431 .−ğı zanaatkâr zanaatkârlık.−nnı zanaat zanaatçı zanaatçılık.−ğı zamparalık etmek zam yapmak zan.

−ğı zarf−fiil zarf−fiil grubu zarfında zarflama 2432 .zaparta zaping zaping yapmak zappino zapt zapt etmek zaptiye zaptiye memuru zapturapt zar Zara (ilçe) zarafet zarar zarar etmek zararına zarar kesme zararlı zararsız zarcı zar etmek zarf zarfçı zarfçılık.

zarflamak zarflanma zarflanmak zarflı zargana zarif zarifane zarifçe zariflik.−ği zari zari zar kanatlılar zarp.−bı zarp etmek zarplı zarsı zarta zart zurt zaruret zarurî zar zor zat zata mahsus zaten zatıâlileri zatıâliniz zati (zaten) zatî 2433 .

zat işleri zatülcenp.−bi Zatülkürsî (yıldız) zatürree zavallı zavallılık.−i zayiat zayiçe zayi etmek zayi olmak zeamet zeban zebanî zebanzet.−ğı zayıf nahif zayıf sesli zayıf ünlü zayi.−ğı zaviye zaviyevî zayıf zayıflama zayıflamak zayıflatma zayıflatmak zayıflayış zayıflık.−di 2434 .

−cri zecren zecrî zecrî tedbir zede zedeleme zedelemek zedeleniş zedelenme zedelenmek zedeli zedesiz zefir zehap.−di zebra zebun zebun etmek zebunküş zebunküşlük.−ğü zebunlaşma zebunlaşmak zebunluk.zebellâ zebercet.−hri 2435 .−bı zehir.−ğu zebun olmak Zebur zecir.

−ği zehirli mantarlar zehir olmak zehirsiz zehir zakkum zehir zemberek zehir zıkkım zehretme zehretmek zehrolma zehrolmak zekâ zekâ bölümü zekâ düzeyi zekâ geriliği zekât zekâ testi zekâvet zekâ yaşı 2436 .zehir etmek zehir hafiye zehirleme zehirlemek zehirlenme zehirlenmek zehirli zehirli gaz zehirlilik.

−ği zemberekçi zemberek kutusu zemberekli zemberek otu zembil zembil otu zemheri zemheri zürefası zemin zemin kat zemin katı zeminli zeminlik.zekâ yeteneği zeker Zekeriya sofrası zeki zekice zelil zelil etmek zelil olmak zelve zelzele zem.−mmi zemberek.−ği zemmetme zemmetmek 2437 .

−ği zendost zendostluk.−ğu zengin zengin erki zengin etmek zengin kafiye zenginleme zenginlemek zenginleşme zenginleşmek zenginleştirme zenginleştirmek zenginlik.−ği 2438 .zemzem zemzem suyu zen zencefil zencefilgiller zencerf zenci zencifre zencir zencirek.−ği zengin olmak zenne zenneci zennelik.

−ğü Zerdüştî zerk zerk etmek zerre zerrin zerzevat zerzevatçı zerzevatçılık.−ği 2439 .−li zevalî zevalî saat.−ti zevalsiz zeval vakti zevat zevce zevcelik.−di zerdali zerde zerdeçal zerdeva Zerdüşt Zerdüştçülük.zephiye zeplin zer zeravent.−ğı zevahir zeval.

−ği zevkusefa zevzek.−yli zeyilname zeyrek.−ci zeveban zeveban etmek zevk zevk ehli zevk etmek zevkiselim zevkiselim sahibi zevklenme zevklenmek zevkli zevksiz zevksizlik.−ği zeybek havası zeyil.zevç.−ği zeyreklik.−ği zevzeklik etmek zeybek.−ği zevzekçe zevzeklenme zevzeklenmek zevzeklik.−ği zeytin 2440 .

Zeytinburnu'nu (ilçe) zeytinci zeytincilik.−ği zeytin rengi zeytinsi zeytinsi meyve zeytin sineği zeytinsiz zeytinyağı zeytinyağlı dolma zeytinyağlı fasulye zeytinyağlı sarma zeytinyağlı yemek.−ği zeytin dalı zeytin ezmesi zeytingiller zeytin güvesi zeytin kurdu zeytinli zeytinlik. −ği zeytunî zıbarma zıbarmak zıbıdı zıbın 2441 .

zıddiyet zıh zıhlama zıhlamak zıhlanma zıhlanmak zıhlı zıkkım zıkkımlanma zıkkımlanmak zılgıt zılgıtlanma zılgıtlanmak zımba zımbalama zımbalamak zımbalanma zımbalanmak zımbalatma zımbalatmak zımbalı zımbalı defter zımbırdatma zımbırdatmak zımbırtı zımnen zımnında 2442 .

−ğı zındıklık.zımnî zımpara zımpara kâğıdı zımparalama zımparalamak zımparalanma zımparalanmak zımpara taşı zımpara tozu zındık.−ğı zıpka 2443 .−ğı zıngadak zıngıldama zıngıldamak zıngıl zıngıl zıngırdama zıngırdamak zıngırdatma zıngırdatmak zıngırtı zıngır zıngır zınk zıp zıpçıktı zıpır zıpırlık.

yoyo) zıp zıp zıpzıp atlama zırcahil zırdeli zırh zırhlandırma zırhlandırmak zırhlanma zırhlanmak zırhlı zırhlı araç.−ğı zırhlı başlılar zırhlı birlik.zıpkın zıpkıncı zıpkınlama zıpkınlamak zıpkınlanma zıpkınlanmak zıplama zıplamak zıplatma zıplatmak zıplaya zıplaya zıppadak zıpzıp (bilye.−ği 2444 .−cı zırhlı balık.

−ğı zırt pırt zırt zırt zırva zırvalama zırvalamak zırzır (boşboğaz) zır zır 2445 .−ğı zırlama zırlamak zırlatma zırlatmak zırnık.−ğu zırt fırt zırtlak.−ğı zırtapoz zırtapozluk.zırhlı güç.−cü zırhlı kuvvet zırhlı yayın zırhsız zırıldama zırıldamak zırıldanma zırıldanmak zırıltı zırıl zırıl zırlak.

−ğı zifos zift ziftleme ziftlemek ziftlenme ziftlenmek 2446 .−ddı zıt anlamlı zıt kutup.−ği zifaf zifir zifirî zifirî karanlık.−ı zıypak.−ğı zibidi zibidilik.zıt.−tbu zıtlanma zıtlanmak zıtlaşma zıtlaşmak zıtlık.−ğı zıvana zıvanalı zıvanalı sigara zıvanalı vida zıvanasız zıya.

−kri zikredilme zikredilmek zikretme zikretmek zikrolunma zikrolunmak zikzak.−hni zihin açıklığı zihin berraklığı zihin bulanıklığı zihince zihin hesabı zihin jimnastiği zihin karışıklığı zihinsel zihin yorgunluğu zihnen zihnî zihniye zihniyet zikıymet zikir.−ğı zikzak dikişi 2447 .zigot zihaf zihayat zihin.

zikzaklı zikzak makinesi zikzak yapmak zil Zile (ilçe) zilhicce zili zilkade zillet zilli zilli bebek.−ği zilli maşa zilsiz zilyet.−ği zil zurna zimamdar zimmet zimmî zina zincifre zincir zincirkıran zincirleme zincirleme isim tamlaması zincirlemek 2448 .−di zilyetlik.

−ği zinhar zir zira ziraat ziraatçı ziraatçılık.−ğı ziraî ziraî işletme zirkon zirkonyum 2449 .zincirleme kaza zincirleme sıfat tamlaması zincirleme tepkime zincirlenme zincirlenmek zincirli zindan zindancı zindandelen zindan etmek zindan olmak zinde zinde kuvvet zindeleşme zindeleşmek zindelik.

−ğı ziyan olmak ziyansız ziyaret ziyaretçi ziyaret etmek ziyaretgâh ziynet 2450 .zirve zirve konferansı zirve toplantısı zirzop.−ği ziya ziyadar ziyade ziyadeleşme ziyadeleşmek ziyadesiyle ziyafet ziyan ziyan etmek ziyankâr ziyankârlık.−bu zirzoplaşma zirzoplaşmak zirzopluk.−ğu zirzopluk etmek zivircik.

zloti Zodyak (burçlar kuşağı) zoka zom zom olmak zona Zonguldak zonklama zonklamak zonklatma zonklatmak zonk zonk zoolog.−ğu zooloji zoospor zootekni zor zoraki zor alım zorba zorbaca zorbalık.−ğı zorbalık etmek zor belâ zorca zorgu 2451 .

−ğu zorlukla zorsunma zorsunmak zorunlu zorunlu emeklilik.−ğu zorunluluk.−ğu zorunlu öğrenim zorunlu sigorta zorunlu tasarruf 2452 .−ği zorunluk.zorgulu zorla zorlama zorlamak zorlamasız zorlanış zorlanma zorlanmak zorlaşma zorlaşmak zorlaştırma zorlaştırmak zorlaya zorlaya zorlayıcı zorlayış zorlu zorluk.

−dü züğürtleme züğürtlemek züğürtleşme züğürtleşmek züğürtlük.zoru zoruna zuhur zuhurat zuhur etmek zuhurî zuhurî kolu zula zula etmek zula olmak zulmet zulmetme zulmetmek zulüm.−ğü 2453 .−ğı zurnapa zurnazen zübde zücaciye züğürt.−lmü zum zurna zurnacı zurnacılık.

züğürt tesellisi Zühal (Satürn) Zühre (Venüs) zührevî zührevî hastalık.−li Zülcelâl zülfaris (çiçek) zülfaruz (çiçek) Zülfikar (Hz.−dü zühul.−llü zülâl.Ali'nin kılıcı) zülfüyâr zülüf.−lü zükâm zül.−lfü zülüflü zümre zümre edebiyatı zümrüdî Zümrüdüanka zümrüt.−dü zümrütlenme zümrütlenmek zümrütleşme zümrütleşmek 2454 .−ğı züht.

−ı zürriyet züyuf züyuf akçe Kaynak: http://ekitap.com/ ekitap@kolaymail.−ği züppelik etmek zürafa zürafagiller zürra.kolayweb.zümrüt yeşili züppe züppece züppeleşme züppeleşmek züppeleştirme züppeleştirmek züppelik.com <(*)> 2455 .