Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu —————————————————————— Türkçe İmla Kılavuzu Türk Dil Kurumu 2000

Kaynak: http://ekitap.kolayweb.com/

İçindekiler: • SUNUŞ • İMLÂ KURALLARI • KESMELİ SÖZLER DİZİNİ • DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ • İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER •A •B •C •Ç •D •E •F •G •H •I •İ •J •K •L •M •N •O •Ö •P •R •S •Ş •T •U •Ü •V •W •Y •Z

(*)SUNUS 1

SUNUŞ Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni, 2. Kökene bağlı imlâ düzeni, 3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni. Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir. Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur. Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de zamanla gelenekleşmeler başlar. Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır: 1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi. Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır. 2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965 kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü 1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar 1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti 1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır. 1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun 1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca 40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi. Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:

2

1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir. 2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir. 3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır. 4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır. Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu: İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu, lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik: Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu, kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık. İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş saymadık. Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade, beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni 3

kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek çok yeni terim yapılmıştır. Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri, yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir. Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir. Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına, sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır. Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır. Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır. İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu

OKUYUCULARIN DİKKATİNE 1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar. 2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları önleyici niteliktedir. 3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır. 4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla yetinilmiştir. 5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar dizinde gösterilmiştir.

4

6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır. 7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur. 8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt, kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı, kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu, ağza~ağıza, göğse~göğüse. Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti. 9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu... Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır. İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı, Altınözü'nü... 10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak belirtilmiştir: check−up, fuel−oil... Türk Dil Kurumu

(*)KURALLAR

HARFLER VE ALFABE

Harfler Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır. Türk alfabesi Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. 5

Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme işareti 2). Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois, Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu isimler i sırasında yer alır. Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y sırasına göre yer alır. SESLER VE SES UYUMLARI Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ünlülerin nitelikleri Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır: A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü B. Dudakların durumuna göre 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü C. Ağzın açıklığına göre 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir: DÜZ YUVARLAK

Geniş 6

Dar Geniş Dar Kalın a ı o u İnce e i ö ü Uzun ünlü Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir. Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum (ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:). Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir. Düzeltme işareti Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda 7

gösterilmiştir: 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi). UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi ince okutması endişesi etkili olmuştur. 2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, üslûp. Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik, lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm. UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz. Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak. 3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî, insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması önlenmiş olur. Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi, Ruhi. Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler de uzun söylenir. Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına uymuştur. Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik, millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir. adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık). Ünsüzlerin nitelikleri 8

Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z. Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır: 1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler, 2. Tonsuz (sert) ünsüzler. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t. Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar, sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler. Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: , š, ~, c gibi. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl). Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz. UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti. Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak (yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı. Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan (yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu. Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı, bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz. Büyük ünlü uyumu Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, 9

boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret). Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz: gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan, metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du. Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır. Küçük ünlü uyumu Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür: 1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek. 2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek. Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e) olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü uyumuna aykırı değildir. Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur. Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos, profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil). Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk, mümin−lik, müzik−çi. Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir: −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− 10

a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir. a − ı, e − i değişmesi Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor. Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim. Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip örneklerindeki e yazılışta korunur. i − ı değişmesi Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır: inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat. UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz edilmemelidir. u − ü değişmesi "Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm. Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur. Ünlü düşmesi Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler 11

genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek. b − p değişmesi Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit. UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih. c − ç değişmesi Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat, içtimaî, içtinap, meçhul. Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur: mescit, tehcir, tescil, teşci. d − t değişmesi Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür. Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur: takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir. Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.

ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. n − m değişmesi Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe), perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur. Ünsüz türemesi (y − v) Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar, pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.

12

Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan, suare. Ünsüz düşmesi Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest. Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane (bk. Birleşik kelimeler A. 24). UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır. Mastar eklerinin yazılışı −ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer: kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i. −mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa (başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır. Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım. Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim. İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler. −ken ekinin yazılışı −ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (< durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken). −ki aitlik ekinin yazılışı 13

−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü. mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün? Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. Da, de bağlacının yazılışı Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur. İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz. UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da). UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil). UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat. Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk) Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı) İle sözünün ek olarak yazılışı 1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile), kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile). 2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile). 3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna 14

uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle (gümüş ile), oyunla (oyun ile). İmek ek fiilinin yazılışı İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş, yorgun ise. Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır. Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı (satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise). Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi), yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise), alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise). Ki bağlacının yazılışı Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. (Mustafa Kemal Atatürk) Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık) Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir! Çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki? Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler, ta−şı−na−bi−lir. Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a, kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek, 15

sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat. Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5). Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü, def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı. Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i, memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si, mâni−si. Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu, mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı. UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır. UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va), mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye (te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir). Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be. Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı). Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz. Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi (−) konur. Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı. (Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu) Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur: .........................................................................................................baş− öğretmen değil, ......................................................................................................... ba−

16

şöğ−ret−men; ...........................................................................................................ilk− okul değil, ......................................................................................................... il− ko−kul; ...........................................................................................Karaosman− oğlu değil, .......................................................................................Karaosmanoğ− lu. Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz: ......................................................................................................a− raba değil, .................................................................................................. ara− ba; .................................................................................................... u− çurtma değil, ................................................................................................uçurt− ma; ............................................................................................ müdafa− a değil, ............................................................................................... müda− faa; ................................................................................................. niha− î değil, ..................................................................................................... ni− haî. Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.

17

................................................................................................... Edirne' nin... .................................................................................................. Ankara' dan...

Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır: ................................................................................................. 1996' da... Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez: ...................................................................................................... meş'− aleyi değil, ..................................................................................................... meş'a− leyi; ....................................................................................................... vüs'− ati değil, ..................................................................................................... vüs'a− ti. Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz. Sayıların yazılışı 1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri. Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. (Cahit Sıtkı Tarancı) Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır: öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi. Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.

18

2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22, B.17). 3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre. Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II. Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim. 4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197, 49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8). 5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13). 6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı. 7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.

KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur. Büyük harflerin kullanıldığı yerler Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır: A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim. Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz: Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor. (Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair) Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz: Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.

19

(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon) İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar: Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları) Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir. (Cengiz Aytmatov, Röportajlar)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.

UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir. B. Mısralar büyük harfle başlar: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî) Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî) Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret) Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Âkif Ersoy) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı) Yolcuyum bir kuru yaprak misali, Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel) O zaferler getiren atların Nalları altındanmış;

20

Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya) Bugün masal değil, Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

C. Özel adlar büyük harfle başlar. 1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo. Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık). 2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel. Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro. Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca, Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan. Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana. Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar: Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör,

21

Sayın Vali. Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar: Sevgili kardeşim, Aziz dostum, Değerli arkadaşım. 3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir. 4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı. 5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca. 6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti. 7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman / Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî / Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik. 8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü, gayya kuyusu. 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. 10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa; Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı. Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa, ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü; Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası; Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale şehri anlaşılır. Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı. 11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, 22

Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı. 12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu. Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan. 13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar (tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği. Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu. Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım. Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın. 14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni, Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı. 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı. Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı. Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir 23

perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak). Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı. 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı. Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız. D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III. kat, IV. sınıf, I. blok. E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris. BİRLEŞİK KELİMELER Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır. Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı. Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir. A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler) Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar. 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri). 2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf), küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak, kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek, şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1). 24

UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm, kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır. UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir. 3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek, affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk. Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1). 4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek, serdetmek. 5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak, tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış). 6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit, bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın, işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz, tıknefes. Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak). 7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7). 8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2). a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları: aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi (bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı (bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki), koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı (bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki). danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun (yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık), tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek). itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık). balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü); baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık). 25

ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş). dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı). İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş), karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık). b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları: acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki), çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar), keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki), suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki), yılanyastığı (bitki). sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık). balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına). bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye). beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun). c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki), camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası (bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki). ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ). d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki). 9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek. Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör, ölmeyegör. Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır. 10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek), albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz (puzzle), yazboz. 11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: 26

ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran, çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan, elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen, yolkesen; akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever, tekerçalar, uçaksavar, yurtsever; baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez, kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik kelimeler B. 3). 12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı, zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen). 13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer. Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır. 14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4). Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi. 15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç, karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş, alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma, kızılyara, mavihastalık, maviküf. 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16). 17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa. 18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş. Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade 27

edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik kelimeler B. 9). 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (bk. Birleşik kelimeler B. 10). 20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau, Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13). Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France, Saint−Bernard, Saint−Gothard. 21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu. 22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18). 23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır. a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar. b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı. c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu, Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı. ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa. d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku. e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, 28

yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. 24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz düşmesi). UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin yazılmaması doğru değildir. 25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.

26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade, Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.

27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname, kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.

28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî, gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi, gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet; hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan, sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.

29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh, hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.

30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî. Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.

31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21). 29

*** Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil. *** Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon, konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon, sürrealizm. Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız, telekonferans, bankamatik. *** Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta. B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler 1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak, soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk etmek; angaje olmak. 2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz: a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık. ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu, kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş. ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek. at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği. 30

deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu, orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği, yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu. b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu, geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu, nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot. ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği, küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek. ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç. altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök. Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni, demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu, Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi, taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı. kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt. UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır. c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı, Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak taş. Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste. afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*

31

ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol. d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi. e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi, şekil bilgisi. f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre, renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre. g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği, muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu, portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası, koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası. burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek, kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş. ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı; gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç). h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz, petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa, kuru kemik. ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı. i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu. 3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş. Birleşik kelimeler A. 11). 4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: 32

bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi, kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi; ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi, kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14). 5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil. 6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli sıkı, gözü açık, kulağı delik. 7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6). bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak. m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap. İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna. 8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma. 9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları, Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri. Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü; Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş. Birleşik kelimeler A. 18). 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19). 11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı Urfa.

33

12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi, Marmara Ereğlisi. 13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro, San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20). 14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu. 15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra. 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü. Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16). 17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı; üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent, ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı; art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış, iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar. 18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22). 19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik. 20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün, ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır. 21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik kelimeler A. 31). 22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır. *** Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü. 34

ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol, portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör. Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender, briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound, şanjman, trotuvar. Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir: 1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (< Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl), nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr). Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün, şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik kelimeler A. 2). 2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik. Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp. 3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf. 4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks, modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp. 5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma, magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog. Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner. *** Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar: 1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum (Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca), spaghetti (İtalyanca). 2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus, terminus technicus. 35

3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non; eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona non grata; casus belli. Mesele falan değildi öyle, To be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. (Orhan Veli Kanık) YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI Arapça ve Farsça adların yazılışı 1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır. Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin, Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir. 2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz, Trablusgarp. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı 1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin, Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga, Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal. Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez. Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük, Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm. 2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda. Yunanca adların yazılışı Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos, Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère), Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir. 36

Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir. Rusça adların yazılışı 1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga. Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır. 2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır: Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy), Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin). 3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir. 4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir. 5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol. Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç. 6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez: Brejnev, Gorbaçov, Malov. Çince ve Japonca adların yazılışı 1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin, Şanghay, Vuhan. Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır. 2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka, Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI 1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal. 2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla. Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov. Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar 37

(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur). NOKTALAMA İŞARETLERİ Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir. Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. 2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar). Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m (metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için bk. Kısaltmalar). 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6). UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır. 4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur: I. 1. A. a. II. 2. B. b. 5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923. Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923. 6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

38

7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında. 8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur: Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. 9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4). 10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20 Virgül ( , ) 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum. Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

39

(Mustafa Kemal Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) Kopar sonbahar tellerinden Derinden, derinden, derinden Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı) Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa. 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler) 9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. 40

(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı). 11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur: Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili kardeşim, Değerli arkadaşım, 12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur: Türk Dil Kurumu Başkanlığına, 13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur: Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) 14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5). 15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur: Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938. Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur: Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz: Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)

Noktalı virgül ( ; ) 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de. 3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

41

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur: Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir. (Nihal Atsız, Türk Ülküsü) *** Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir. İki nokta ( : ) 1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün... (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) 2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur: Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı) 3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür Böyle Geçti (bk. Virgül 15). 42

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat. 5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur: Bilge Kağan: Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe altan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro : Göğe erer başımız başınla senin ! Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim. Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir) 6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50. Üç nokta ( ... ) 1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur: Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra, Dönemeçte) 2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur) 3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur: Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

43

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür. 4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur: Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri... (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler) Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat) Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek... (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: — Koca Ali... Koca Ali, be!... (Ömer Seyfettin, Diyet) 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır: — Yabancı yok! — Kimsin? — Ali... — Hangi Ali? — ... — Sen misin, Ali usta? — Benim!... — Ne arıyorsun bu vakit buralarda? — Hiç... — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...

44

— !... (Ömer Seyfettin, Diyet) UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz. Soru işareti ( ? ) 1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur: Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı) Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim, Merdiven) Atatürk bana sordu: — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır: Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? (Bilge Kağan) 2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?). Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284). (Türk Dünyası El Kitabı) 3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır: Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzulî ... UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Alp Er Tonga öldi mü 45

Esiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner, Onikiye Bir Var) UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı) Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu? Ünlem işareti ( ! ) 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur: Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk) Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kâmi Kamu) Hava ne kadar da sıcak! Aşkolsun! Ne kadar akıllı adamlar var! 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Mustafa Kemal Atatürk) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı) 46

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan) Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir: Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel) 3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır: İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!) Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Kısa çizgi ( − ) 1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur: Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur? (Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı) 2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum. 3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük. 4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−, taşla−, yazdır−. 5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak. 6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk, ya−zar−lık, prog−ram. 7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların, birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl, Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel, nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.

47

8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu, 09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı. 9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi. 10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer, Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence. 11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA 12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30 Uzun çizgi (—) Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir. Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu: “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?” Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, Dedi: — Hana sağ indi, ölü çıktı geçende! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır: — Eski şehri gezdin mi? — Rothshild'in evine gittin mi? — Goethe'nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir: Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini düşünen seninle müzakere etmez a! İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız... Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister. 48

İslâm Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal, Vatan yahut Silistre) UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz. Eğik çizgi ( / ) 1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA 4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan /−meden. 5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35 Tırnak işareti ( “...” ) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır. Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez. UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu? “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır. 2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir. Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer. 3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

49

bütünüyle’.. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. kendimizi göstermek için geziyoruz.” (Ahmet Hamdi Tanpınar) 2. (Ahmet Hamdi Tanpınar) UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu? Tek tırnak işareti ( ‘. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir: Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti. köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum. Dönüşlü " ç. eçü apa ‘ecdat. 50 . Denden işareti (") Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır: a. (Ahmet Hamdi Tanpınar) “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı. “Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır.) gezsek bile görmek için değil.’ ) 1. atalar’. kavim’. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı. Edilgen " c. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet. Etken fiil b. tüketi ‘tamamen. sab ‘söz’. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır: Anadolu kentlerini.. İşteş " Yay Ayraç ( ( ) ) 1.

Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Bir İçim Su) UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek. yay ayraç içine alınabilir (bk. Adalı'yı istiyorlar. 5. kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır (bk. 2. ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta. sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin Efendiler.. 6. başta... Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır: 51 .. Sağ salim onu teslim edecekmişiz.. Alıntılarda. durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır: İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır. Söyleşiler) Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). (Ahmet Hikmet Müftüoğlu) Eşin var. UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz. Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır. 7. Sizin gibi efendilere yakışmaz. Soru işareti 3). Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır: Cihanın tarihi.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın.. aşiyanın var. Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır (bk. Ünlem işareti 3)... Üç nokta 1).. (Refik Halit Karay. baharın var ki beklerdin Kıyametler koparmak neydi ey bülbül. (Reşat Nuri Güntekin. nedir derdin? (Safahat) 4. kanını döken bir millet daha gösteremez.. ya kimsenin. Düşman gemileri üstümüze toplarını çevirmişler... vatanı uğrunda senin kadar uğraşan. Bu vatan ya senindir.. Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba.. İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) Köşeli ayraç ( [ ] ) 1... İstiklâl) 3. Bir söze alay. ayraç kapandıktan sonra yazılır: Yunus Emre (1240?− 1320)'nin. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini.(Nurullah Ataç.

3.. Türkçülük. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan. Ulaanbaatar 1977. Recebi. Türk Dil Kurumundan. İnönü'den. metinde bulunmayan veya silinmiş olan. Alinin külâhını Veliye.Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)]. Avrupalılaşmak. Sinop. Ayhan Beyden. Ahmetler. Hristiyanlıktan. Enver Paşayı.. Avrupalı. 2. Bordeaux'lu. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin]. Ahmet Mithat Efendinin. Türkçe. Van Gölü'ne. 2. Türkleşmekte. Türk'e. Ay ve gün adları: 29 Ekime. Murat. Velinin külâhını Aliye. Aydınlıdan. Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a.. Türkçenin. Halidi. Müslümanlıkta. Gazi Antep. Millî Edebiyat Akımının. Venüs'ü. Yekta Bahir [Ömer Seyfettin]. Akım. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. Haliti. Hristiyanlık. Türkiye'm. Sinobu. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Allaha emanet. Mehmedi. c. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Kâzım Karabekir'i. Mehmet. BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen. Aydınlı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına. Bursalı. Yurdakul'dan. Genç Kalemler. Zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez. Alman'ı. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya. Mehmeti. Sinekli Bakkal'ı. Gazi Antebi. Sinopu. Yükselme Döneminin. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. Zeynep Hanıma. Muradı. Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: Türklüğün. Ancak kelimeler. Yeni Lisan.. Recep.]. Ziya Gökalp'tan. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. ç. Atatürk'üm. fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır: Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı. Honolulu'lu. Mehmetler. Jüpiter'den. Kiralık Konak'ta. UYARI : Ahmet. Enver Paşanın. Lille'li. Gazi Antepi. Türkleşmek. Yakup Kadriler. Bilimsel çalışmalarda. Türkçü. Ereğliler. Müslümanlık. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d.. Ahmedi. UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. Ağrı Dağı'nın. Nasrettin Hocada. Muratı. UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük. Türkiye'de. Yunus Emre'yi. (Çözülmüş Orhon Yazıtları) Kesme işareti ( ' ) 1. Çalıkuşu. Halit. Dersaadet 1922. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Recepi. b. Klâsik Türk Edebiyatına. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. 52 . Zonguldağı şeklinde telâffuz edilir. Ahmeti. Konyalı. Çankaya Köşkü'ne.

Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin. mm'den.” 1985'te. Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır. Dilimizde kolmak.dan.si. N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım? Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü m'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6. 5. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir. Nu. b'nin m'ye dönüşmesi. TV'ye.dan. Alm. BOTAŞ'ın.65’lik. 64ten (altı üssü dörtten) 4. TRT'den. İng. Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. THY'de. mad. BM'de. UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. TDK'nin.65’lik. 53 . m²ye (metre kareye). Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar. BDT'ye. UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar. netmek. cm'yi. neylemek. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. 2'nci kat. ayrıca nokta konmaz: 8. 7. napmak gibi fiiller yoktur. cm³e (santimetre küpe). Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.'nci değil 2'nci. 8'inci madde.3. ABD'de. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra.yi. 10'ar değil onar. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?−1320)'nin.leri. 7. 2. 9. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. UNESCO'ya. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu. Ancak. UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır. NATO'dan. cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.'inci değil 8'inci.

artı x çarpma işareti. çarpı 54 .YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır: + toplama işareti.

K (kuzey). İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. çeviriniz * kelimeden sonra dipnot işareti. Önemli olan yapılan kısaltmanın benimsenmesi. 55 . Dil ve Tarih Yüksek Kurumu). KB (Kutadgu Bilig). G (güney). gramerde gelişme işareti @ yaklaşık olarak eşit · bitti *** bölüm sonu işareti • eksiği veya fazlası UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür. KT (Kamus−ı Türkî). TDK (Türk Dil Kurumu). yaklaşıklık işareti (alternasyon) < büyük. Kısaltmalarda herkesçe uyulan. bir kelime. dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi). ABD (Amerika Birleşik Devletleri). KB (kuzeybatı). terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir./. gramerde çıkma işareti > küçük. TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi). GD (güneydoğu). KD (kuzeydoğu). GB (güneybatı). TD (Türk Dili). TK (Türk Kültürü).= eşitlik işareti % yüzde işareti 2 üs işareti § paragraf işareti + paragraf işareti . yaygınlaşması ve tutunmasıdır. D (doğu). genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. gönderme işareti ~ benzerlik. Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz. kitap. kelimeden önce farazîlik işareti ° derece işareti => devam işareti ® devam işareti. B (batı). Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz: 1. KISALTMALAR Kısaltma. AKDTYK (Atatürk Kültür. Kuruluş.

İng. Av. mm (milimetre). hl (hektolitre). mm'den. T. M. fiz. USA) AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı) 56 .C. dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında. H. Prof. (Büyük Elçi). (fizik). H. Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir: C (karbon). Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Kısaltılan kelime veya kelime grubu. TRT'den. ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil).E. Kocatepe Mah. is.yi.K. hzl. cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. (Milâttan Önce). UNESCO'ya. özel ad. büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan. B. (kimya). Kuruluş. ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır. BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi).leri. Fe (demir). (General). (Harp Akademisi). cm'yi. ed. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da. (çeviren). M. (Almanca). Alay AA Anadolu Ajansı AAM Atatürk Araştırma Merkezi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. unvan veya rütbe ise ilk harf büyük. KISALTMALAR DİZİNİ A. P. kitap. FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN). Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar. çev.Ancak bazen kelimelerin. (Posta Kutusu). TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil).dan. Bu tür kısaltmalarda ek. THY'de. cm² (santimetre kare) 3. Bu tür kısaltmalarda.Ö. (Türkiye Cumhuriyeti). (Güniz Sokağı).O.si. CMUK'un (CMUĞ'un değil). mg (miligram). m (metre). (isim). mad.K. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii). İng. (Doktor). İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği).dan. Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE). (Milâttan Sonra). BOTAŞ'ın. (Albay). noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. Güniz Sok. (Profesör).A.S. g (gram). K. (Kocatepe Mahallesi). cm (santimetre). *** Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu. (ede− biyat). NATO'dan. (hazırlayan). TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi). (sıfat). l (litre). (İngilizce). SEKA (Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu). Ca (kalsiyum). (Avukat). m² (metre kare).K. 2. BDT'ye. özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. Gen. (Harp Okulu). Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A. km (kilometre). RTÜK'e (RTÜĞ'e değil). kim. Dr. Nu. sf. kg (kilogram). Alm. (Alay). Alb. (Kara Kuvvetleri Komutanlığı).

askerî. akademi üyesi AKDTYK Atatürk Kültür.age. Gör. Akademi. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu AKM Atatürk Kültür Merkezi Alb. Anatomi ant. Arapça Ar. Asker. askerlik Asb. aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu. Arkeoloji As. Albay Alm. bağışıklık yetersizliği) Akad. Almanca anat. Araştırma Görevlisi ark. Astroloji AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi AT Avrupa Topluluğu 57 . Apartman Ar. Astsubay ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii Asist. Antropoloji AOÇ Atatürk Orman Çiftliği AP Associated Press (ABD Haber Ajansı) APS Acele Posta Servisi Apt. Adı geçen eser AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı) AIDS. Astronomi astrol. Asistan ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi astr.

Bayan Bnb. Botanik 58 . Bağlaç BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu ) BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı) Bçvş. Atmosfer ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi) ATO Ankara Ticaret Odası AÜ Anadolu Üniversitesi AÜ Atatürk Üniversitesi AÜ Ankara Üniversitesi Av.Atğm. Avukat AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı) B Batı B.E. Bölük BM Birleşmiş Milletler Bn. Bakınız Bl. Bitki bilimi biy. Bay bağ. Başçavuş BDT Bağımsız Devletler Topluluğu B. Biyoloji bk. Binbaşı bot. Asteğmen atm. Büyük Elçi belgeç Belgegeçer (faks) bitb.

Cilt Cad. Başkanlık BşK. Bölüm bs. Çeviren. çevirmen ÇS Çimento Sanayii ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ÇÜ Çukurova Üniversitesi Çvş.BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi Böl. Coğrafya COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi) CÜ Cumhuriyet Üniversitesi çev. Cermence CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı) cm Santimetre CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu coğ. Bulgarca BÜ Boğaziçi Üniversitesi C. Başkomutan Bul. Cadde CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik) Cerm. Bulvar Bulg. basım Bşk. Baskı. Dil bilimi 59 . Çavuş D Doğu dam Dekametre DAP Doğu Anadolu Projesi db. Başkan.

Derleyen DSİ Devlet Su İşleri DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dz. Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi) EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği) ekon. Düzenleyen dzş.K. Edat Ecz.Kuv. Doçent doğ. doğum tarihi DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı Dr.Kuv. Eczacı ed. böcek öldürücü) DDY Devlet Deniz Yolları DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi DİE Devlet İstatistik Enstitüsü dk Dakika dl Desilitre dm Desimetre DMO Devlet Malzeme Ofisi Doç. Deniz Kuvvetleri Dz. Edebiyat EGO Elektrik. Komutanlığı dzl. Dil bilgisi DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete.dbl. Gaz. Düzeltilmiş e. doğumu. Doktor drl. Deniz Kuvvetleri Komutanı. Ekonomi 60 . Doğum.

Filoloji FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği fiz. Otobüs. Fakülte faks bk. Felsefe FIFA. Fizik fizy. Biyoloji (Bölümü) FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü Fr. Su. Fiil Fak. Havagazı. Enstitü Erm. Fiyat f. Fransızca G Güney g Gram GAP Güneydoğu Anadolu Projesi GB Güneybatı 61 . Kimya. fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu) FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu) FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi) fil.EMK Elektromotor Kuvvet Ens. Ermenice ESHOT Elektrik. Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi) EÜ Ege Üniversitesi F. belgeç FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı) Far. Farsça FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu) fel. Fizyoloji FKB Fizik.

General geom. Harp Akademisi HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı) hl Hektolitre hlk. Halk ağzı hm Hektometre H.A. Gramer GSMH Gayrisafi millî hâsıla GÜ Gazi Üniversitesi hek. Genelkurmay GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi gnş. Harp Okulu Hst. Gönderen gr. Hizmet.Kuv. Hukuk HÜ Hacettepe Üniversitesi Hv. Hava Kuvvetleri Komutanı. Hazret Hz.GB Gümrük Birliği GD Güneydoğu Gen. hizmette 62 .K. hekim H. Hekimlik.O. Geometri GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği gn. Komutanlığı Hz. Hastahane huk.Kuv. Genel Gnkur. Genişletilmiş Gön. Hava Kuvvetleri Hv.

İbranca (İbranîce) icl. Hizmete özel İbr. İsim İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İSO İstanbul Sanayi Odası İsp. Japonca jeol. İspanyolca işl. Hazırlayan Hz. İşleyen İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali İt. İnceleyen İETT İstanbul Elektrik. Tramvay İşletmesi İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı) IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu) İng. İngilizce INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu) IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi ) IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü) IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı ) is.hzl. Jandarma Jap. özl. Jeoloji 63 . İtalyanca ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği) İTO İstanbul Ticaret Odası İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi İÜ İstanbul Üniversitesi J. Tünel.

K. Korgeneral krş. Kimya KİT Kamu İktisadî Teşekkülü K. Milât. Komutanlığı KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti K. Kolordu Kora. Kara Kuvvetleri Komutanı.Kuv. Burun.K Kuzey K. Lâtince LPG Likit petrol gazı Ltd.Bşk. Kurmay Kur. Karşılaştırınız KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi Kur. Komutanlığı KB Kuzeybatı KBB Kulak. Boğaz (Bölümü) KD Kuzeydoğu KDV Katma değer vergisi kg Kilogram KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı) KHK Kanun hükmünde kararname kim. Limitet M. Başkanlığı l Litre Lât. Kara Kuvvetleri km Kilometre Kor. Kurmay Başkanı. Milâdî 64 . Koramiral Korg. Komutan.K.

Milâttan Önce MPM Millî Prodüktivite Merkezi Mrş. Mecaz MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği MGK Millî Güvenlik Kurulu mim. Madde Mah. Mineraloji MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı MK Medenî Kanun MKE Makine Kimya Endüstrisi MKS Metre−Kilogram−Saat MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu mm Milimetre M. Macarca mad. Mantık mat. Milâttan Sonra MSB Millî Savunma Bakanlığı MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü 65 . Mahkeme man. Mimarlık min. Mareşal M. Matematik Md.Ö.m Metre Mac. Mahalle Mah. Müdür.S. Müdürlüğü MEB Millî Eğitim Bakanlığı mec.

Nu. Müracaat müz. ölümü. Nöbet. Nö. Orgeneral Ort.Sb. Öğretmen öl. Ortaklık. Osmanlı Türkçesi Öğ. ölüm tarihi ör. Nu. Müzik MYK Merkez Yönetim Kurulu NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi) NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) No. bk. Örnek ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı 66 .MÜ Marmara Üniversitesi Müh. Ordinaryüs Org. Nöbetçi Nö. Nöbetçi subayı Nr. Oramiral Ord. bk. Numara ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı) Onb. Mühendis Mür. Nu. Ölüm. Ordu Ora. ortakları Osm. Operatör Or. Onbaşı OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı ) Opr.

Telefon (İdaresi) RC Red Cross (Kızılhaç) RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu Rum.K. Telgraf. Sıfat Sl. Sayfa sa Saat Sb. Profesör psikol. Rusça S. Portekizce Prof. Santral 67 . Psikoloji PTT Posta. Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar Birliği) P.ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı öz. Slavca Sn. Rumence Rus. Playwrights. Sayı s. Posta kutusu PO Petrol Ofisi POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi Port. Sayın sn Saniye snt. Editors. Subay SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu sf. Pedagoji PEN International Association of Poets. Özel ped.

C. teknoloji TEK Türkiye Elektrik Kurumu tel. Tabur TBB Türkiye Barolar Birliği TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T. Tarih TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı) Tb. Türkiye Cumhuriyeti TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları TCK Türk Ceza Kanunu TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TDK Türk Dil Kurumu TED Türk Eğitim Derneği tek. Sokak sos. Şube T. Teknik. Türkçe t Ton TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tar. Sosyoloji SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti) SSK Sosyal Sigortalar Kurumu sp. Spor SÜ Selçuk Üniversitesi Ş.Sok. Telgraf 68 . Şirket Şb.

Telefon tlks. Telsiz TM Türk Malı TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMO Toprak Mahsulleri Ofisi TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Top. Teğmen THA Türk Haberler Ajansı THK Türk Hava Kurumu THK Türk Hukuk Kurumu THY Türk Hava Yolları TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı) tic. Topçu TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi TP Türk Petrolleri 69 . Tiyatro TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü TKB Türk Kadınlar Birliği TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri TL Türk lirası tlf.TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu) TEV Türk Eğitim Vakfı TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası Tğm. Ticaret TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu tiy. Teleks tls.

televizyon TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) UN United Nations (krş. Tugay Tuğg.TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tpl. BM) UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı) UNESCO United Nations Educational. Toplayan TR Türkiye TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TSE Türk Standartları Enstitüsü TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri TTB Türk Tabipler Birliği TTK Türk Tarih Kurumu Tug. Tümamiral Tümg. Bilim ve Kültür Teşkilâtı) UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Çocuklara Yardım Fonu) UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı) USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk. Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim. Tümen Tüma. ABD) 70 . Tümgeneral TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı TV Teve. Tuğgeneral TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Tüm.

Yarbay Yd. Yüksek Mimar Yük. Yunanca Yük. Yüksek Yard. Ve devamı Vet. Üstçavuş ünl. Ünlem Üstğ. Elektrik Genel Müdürlüğü YSK Yüksek Seçim Kurulu Yun. Uzman Ü Üniversite Üçvş. Yayımlayan Yzb. Yardımcı Yard. Doç. Yardımcı Doçent Yay. Yüzbaşı 71 . Veteriner vs. Yedek Subay YÖK Yükseköğretim Kurulu YSE Yol. ve benzerleri. Ve başkaları. Üsteğmen vb. Yüzyıl yyl. Müh. ve bunun gibi vd. Yüksek Mühendis yy.Uzm. Su. Mim. Yayın Yb.Sb. Ve saire WB World Bank (Dünya Bankası) WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı) WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı) Y.

ZF Ziraat Fakültesi zf. Zarf zm. Zamir zool. Zooloji (*)KESME KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler. Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece kurarlar. Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir: an'ane an'anevî bid'at cem'an cür'et cür'etkâr cür'etkârlık cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cüz'î def'aten fer'î 72 .

gayrimes'ul hal'etmek hil'at is'at iş'ar iş'arî iz'aç iz'an iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık kat'î kat'îleşme kat'îleşmek kat'iyen kat'iyet kıt'a kur'a kur'acı Kur'an Kur'anıkerim mef'ul mel'anet mel'un mer'i mer'iyet 73 .

mes'ul mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik mes'ut meş'ale meş'um müt'a nez'etmek ric'at rik'a sun'î sun'îlik sür'at sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli şer'an şer'î şer’iye şuf'a tab’an tel'in 74 .

k. alışkanlık) akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan) ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) alem (bayrak) âlem (dünya. bu seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda. Bunlar aşağıda gösterilmiştir.tes'it vak'a vak'anüvis vak'anüvislik vaz'ıhamil vüs'at Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır: cem'i kat'ı tab'ı cüz'ü men'i vaz'ı def'i nev'i hal'i sem'i UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Düzeltme işareti. Yazılışları bir. 1. yüksek) 75 . Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. Ancak uzatma görevindeki düzeltme işareti kurala bağlı değildir. evren) Ali (kişi adı) âli (yüce. hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır. okunuşları uzun olan ünlüler üzerinde: aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz) adem (yokluk) âdem (insan) adet (sayı) âdet (gelenek. Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür. inceltme görevinde kullanılan düzeltme işareti. anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için. inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. alıntı kelimelerdeki g.

görünen) sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı) şahıs (kimse. vaziyet) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) hasıl (ekin) hâsıl (olan. açık) âyan (ileri gelenler) batın (karın) bâtın (iç. kör) amin (kimya terimi) âmin (dua sözü) aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun. kişi) şâhıs (sırık) 76 . engel) nakil (taşıma) nâkil (taşıyan) nar (bir meyve) nâr (ateş) nazım (manzume) nâzım (düzenleyen) rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan.alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) ama (fakat) âmâ (görmez. gelip geçici) hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen) hak (doğruluk) hâk (toprak) hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hal (pazar yeri. tutkun) ayan (belli. ortaya çıkan) haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) havas (nitelikler) havâs (duygular) haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü. merhamet eden) sadır (göğüs) sâdır (çıkan. gizli) dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dahil (karışma) dâhil (iç. içeri) dar (ensiz) dâr (ev) fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü. çözme) hâl (durum.

şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) tabi (elbette) tâbi (bağımlı. engin) yad (yabancı) yâd (anma) yar (uçurum) yâr (sevgili) zati (zaten) zatî (kendine özgü) (*)NISPET 2. vakfeden) varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) vasi (mirası yöneten) vâsi (geniş. basıcı) vakıf (para. mülk) vâkıf (bilen. nispet î'si üzerinde: abadî abanî Abbasî abidevî acemkürdî adalî adedî adî adlî afakî ahdî ahlâkî ailevî aklî alenî Alevî 77 . Nispet î'sini belirtme durumu ve iyelik ekinden ayırmak için.

altunî amelî amudî amudufıkarî an'anevî angudî anî arabankürdî Arabî arızî Arî armudî arzanî asabî asgarî askerî aslî asrî Asurî aşarî avdetî Avrupaî aynî azamî Azerî Babaî bağdadî 78 .

Bahaî bahrî barudî basarî Bâtınî bayatî bedenî bedevî bedihî bediî behimî Bektaşî beledî bendegî Berberî berrî beşerî beyzî Caferî cebrî Cedî cehennemî Celâlî cenubî cerrahî cevabî cevizî 79 .

cevvî cezaî cezrî ciddî cinaî cinsî cismanî coğrafî cüz'î çividî dağî dâhilî daimî dairevî dasitanî davudî demevî demirî derunî destanî devrî dinî divanî dünyevî Dürzî ebedî ebrulî 80 .

edebî eflâtunî efsanevî ehlî elâstikî enfüsî erguvanî esasî ezanî ezelî fağfurî fahrî farazî Farisî Fatımî fedaî felsefî fennî ferahî ferdî fer'î fevkanî fevrî fındıkî fıstıkî fıtrî fiilî 81 .

fikrî filizî firarî fizikî fuzulî garamî garbî garpkârî gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikanunî gayrikıyasî gayrinizamî gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gıyabî gulyabanî gümüşî Habeşî hâkî 82 .

hakikî halkavî Halvetî hamasî Hambelî Hamî Hanefî harabatî harbî harekî Harezmî yolu haricî hasbî havaî havarî hayalî hayatî haydarî hayvanî hazarî helezonî hendesî hercaî hesabî hırpanî hicrî hissî 83 .

horasanî hukukî Hurufî hususî hükmî hüseynî ırkî ıstırarî ıtrî ibdaî İbranî içtimaî idadî idarî ihtimalî ihtiyarî ihtiyatî ihzarî iktisadî ilâhî illî ilmî iltihabî iltisakî iltizamî indî indifaî 84 .

insanî insirafî insiyakî intanî inzibatî iptidaî iradî irsî irticaî İsevî İslâmî istisnaî iş'arî itibarî izafî Kadirî kalbî kalenderî kalevî kamerî kanunî kanunuesasî karakuşî kastî kat'î kavmî keyfî 85 .

Kıptî kısmî kıyasî kimyevî kimyonî kispî kitabî kûfî kurşunî kutsî kuzgunî külhanî küllî kürdî kürevî lâciverdî lâdinî lafzî lâhurî lâhutî lâubalî leylâkî leylî limonî lûtî lüzucî maddî 86 .

madenî maderşahî Mağribî mahallî mahrutî mahşerî maî malî Malikî manevî mantıkî marazî Marunî maşerî mecazî mecburî meccanî Mecusî medenî mehdî Melâmî merkezî meslekî mesnevî meşrutî Mevlevî mevziî 87 .

mıknatısî midevî mihanikî milâdî millî mimarî mirî mizahî Muhammedî Musevî müddei− umumî mülkî nakdî naklî Nakşibendî Nasranî nazarî nebatî nebevî nefsanî neftî neharî Nesturî nevyunanî nihaî nisaî 88 .

nispî nizamî nohudî nuranî Nusayrî örfî patlıcanî pederşahî rabbanî Rafızî rahmanî resmî reybî riyazî rubaî Rufaî ruhanî ruhî Rumî rustaî samanî Samî samimî santurî sathî sebkihindî seferî 89 .

Selçukî semaî semavî senevî sevkıtabiî seylânî sıhhî sıhrî sincabî siyasî sultanî suflî sun'î sükûtî sümbülî Sünnî Süryanî Şafiî şahsî şakulî şalakî Şamanî şarabî şarkî şeddadî şehevî şehvanî 90 .

şeklî şemsî şer'î şeytanî şifahî Şiî şimalî tabiî tahinî tahlilî tahminî tahrirî takdiriilâhî taklidî takribî tamburî tarçınî tarihî tasavvufî tasvirî tatbikî tecrübî tedafüî tedricî telkârî temsilî tenkidî 91 .

terbiyevî terkibî tesadüfî teşriî tezyinî tıbbî Ticanî ticarî tufeylî tulânî Turanî udî ufkî uhrevî ulvî umumî uzvî ümmî üryanî üstüvanî vahşî vasatî vatanî vicahî vicdanî vilâdî yabanî 92 .

13 Ünlü düşmesi 93 . 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. aaah. s.yayınispî yevmî Yezidî zahirî zamkıarabî zarurî zatî Zatülkürsî zebanî zecrî Zerdüştî zevalî zeytunî zımnî zifirî zihnî zimmî ziraî zuhurî zührevî (*)DEGISIK İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER s.

oysaki. tekke edebiyatı. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür. İlk Çağ. başlayalım. Gülsüm Bacı. V. göğermek. gelmeyelim. Selim. Karl. XII. s. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. Tanzimat Dönemi. Plüton. XIV. geleceğiz. beniz / benzi. burun / burnu.1928. beyne. eski Türk edebiyatı. bağır / bağra. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman. Dilimizde o. Türk halk müziği. başlayalar. birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki. Türk edebiyatı. II. alamayacaksın. Türk sanat müziği. dövmek. öğmek. göğüs / göğsün. oğmak. çevirmek / çevrilmek. çünkü. Neptün. Dünya. 15. cilt. alamayacağım. gelmeyesiniz. ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar. 1. Boğaz’dan. Türk dili. Servetifünun edebiyatı. kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü. başlayacağım. alın / alnı. gelmeyeyim. bağrım. böğür / böğrüm. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü. gönül / gönlünüz. I. 94 . gelmeye. ovmak. hâlbuki. III.Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı. Millî Edebiyat Dönemi. gelemeyeceğim. bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. devirmek / devrilmek. 29 15. Millî Mücadele. divan şiiri. Yükselme Devri. Dünya. geniz / genzi. resim / resme. e ile yazılır: geleceğim. başlayasınız. sövmek. Tarihî olay. söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir.XI. yüzyıl. s. s. gelemeyeceğiz. gelmeyeceğiz. e ile yazılır: başlayayım. Halley. cilt. halk şiiri. Adile Hala. Tanzimat edebiyatı. ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. sanki. beyin / beynimiz. mademki. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba. gövermek. İstek ekinden önce gelen ünlü. Susuz Dede. s. söyleyişe bakılmaksızın a. almayacaksın. Cilâlı Taş Devri. tarihlerin yazılışında. alacağım. kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan. güneş. gelmeyeceksin. boyun / boynu. gelmeyeler. s. 18 Ancak ki bağlacı. övmek. oğul / oğlu. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı. s. gelmeyesin. Bulvar’dan. Edward. meğerki. Sultan Ana. s. 14 ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek. almayacağım. s. klâsik Türk edebiyatı. gelmeyeceğim. Teklik ve çokluk 1. 27 9. çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı. hükümdar adlarında. söyleyişe bakılmaksızın a. başlaya. gelemeyeceksin. Louis. Wilhelm. e ile yazılır: başlayasın. VIII. karın / karnı. söğmek.

karekök. ipucu. Açıortay. yeryüzü. tıpkıçekim. başvurmak. başıboş. ağırkanlı. delikanlı. içtepi. böbrek üstü (bezleri). 38 e. tahte'ş−şu'ur. Ziya Gökalp Bulvarı. vazgeçmek. ahududu. 36 19. bilinçaltı. âdemotu. Behçet hastalığı. atarkanal. Recaî−zade. sütoğul. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç. mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? s. ağırbaşlı. enikonu. kartopu. anamal. yavrukurt. ehl−i vukuf. pekâlâ. yarıçap. serinkanlı. ilçe. lâ−dinî. hayal−perest. Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (Sultanahmet buradan çıkarıldı) s. gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa. başörtü. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu. Kemalpaşa (ilçesi). sütnine. yüzyıl. Ertuğrulgazi. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü. dikdörtgen. s. bilâ−vasıta. takımyıldız. tahte’ş−şu’ur. gözyaşı. 16). zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. sütanne. denizaltı. Bayrampaşa. ilkbahar. bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye. külhanbeyi. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler. kabataslak. akciğer. 37. eşkenar. Yunus Emre Mahallesi. ikizkenar. atasözü. şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi. Sütçü İmam Üniversitesi s. dörtnala. ilköğretim. yarımada. erbaş. sağduyu. sahip−kıran. özdeyiş. bindallı. ağırcanlı. baş üstü. öngörmek. Van kedisi. sütana. soğukkanlı. bugün. dışbükey. akşamüzeri. öğleüzeri. Mustafa Kemalpaşa (ilçesi). dipnot. çiftetelli. gözaltı. anayasa. anapara. İngiliz anahtarı. tereyağı. na−mütenahî. hayhay. köy vb. Cemal Nadir Sokağı. öngörü. kahverengi. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle. meydan. Fevzi Çakmak Sokağı. basmakalıp. yerküre. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. aktöre. külkedisi. ehven−i şer. murdarilik. buzdolabı. varoluş. yüzüstü. soyadı. tepe üstü. anaokulu. babaanne. 46 16. atardamar. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü. ilkokul. millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı. tozpembe. anneanne. başıbozuk. doludizgin. Frenk gömleği. külhanbeylik. sivrisinek. köy vb. sütbaba. Kur’ân−ı Kerim. sıcakkanlı. Vaşington portakalı. yanardağ. sütkardeş. kongövde.Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı. bayramüstü. halkoyu. sacayağı. dereotu. semizotu. tekdüze. takımada. gelişigüzel. varsayım. olağanüstü. dörtkenar. Hurşid−name. Japon gülü. tepetaklak. Hindistan cevizi. sacayak. s. birdenbire. kasımpatı. Necatibey (Caddesi). Sultan Ahmet Camii. ortaokul. sarf−ı Türkî. paralelkenar. birtakım. Brüksel lâhanası. alyuvar. aybaşı. denizaşırı. aksakal. s. eski metinlerin yayımında. demirbaş. yarıyıl. karaciğer. güvenoyu. Davutpaşa. Birleşik kelimeler B. cadde. 46 10. ayçiçeği. dörtnal. içgüdü. giderayak. suçüstü. sıkıyönetim. sağyağ. derebeyi. kamuoyu. ayaküstü. ilköğrenim. Ahd−i atik. bozkır. gerçeküstü. sıradağlar. düzayak. etobur. beşibiryerde. 95 . UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili. unvan kelimesi sonda ise. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı. çeşitkenar. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi. kenarortay. ayçöreği. dolunay. Mustafabey (Caddesi). yöneylem. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle. sadeyağ. gökyüzü. omurilik. topyekûn. öğleüstü. kelaynak. şuuraltı (krş. öteberi. kıç üstü. başıkabak. adamotu. akkor. Yer. bulvar. alıntılarda ve bilimsel yayınlarda. önsezi. 30 17. sonbahar. birdirbir. akaryakıt. derebeylik. bî−vefa. Koca Mustafapaşa. günaşırı. adamkökü. Maraş dondurması. içbükey. tıpkıbasım. milletvekili. yılbaşı. yüznumara. ikindiüstü. toplardamar. ayaküzeri. pekiyi. Nene Hatun Caddesi. ilkyaz. akarsu. içyağı. sırt üstü. Gazi Mustafa Kemal Bulvarı. 36 16. ebemkuşağı. sıradağ. otobur. tepetakla. sokak. s. akyuvar. dârü'l−aceze. hamiyyet−perver. bilirkişi. ebekuşağı.

yer altı (krş. ne üniformalı bir başkumandan. Hikâyeler) s. Çalıkuşu) (Türküm örneği kaldırıldı) s. toprak altı. – Nen var senin çocuğum. 16). ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu. Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Tarık Buğra. 70 Kesme işareti ( ' ) 1. dedi. Türk istiklâlini. su altı. (Refik Halit Karay. 1932 yılında kurulmuştur. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu. diye sormak zorunda kaldı. 69 7. s. (Haldun Taner. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) s. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e. Küçük Ağa) 8.Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı. Birleşik kelimeler A. (Mustafa Kemal Atatürk) s. ) 1. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp. ilelebet. 55 7. Artık o. (Reşat Nuri Güntekin. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi. Atatürk'üm. Bir İçim Su) s. 69. 96 . 53 Nokta ( . Türk cumhuriyetini. muhafaza ve müdafaa etmektir. diye düşündü.

. Millî Edebiyat Akımının. çağ ve dönem adları: Eski Çağın. Ziya Gökalp Bulvarı'nda. İng. Yükselme Döneminin. kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb. Klâsik Türk Edebiyatına. Türk Dil Kurumundan. s. Velinin külâhını Aliye. Enver Paşanın. Alinin külâhını Veliye. Türk'e. Zeynep Hanıma. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına..dan. 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. c. Yunus Emre'yi. Türkiye'de. Kâzım Karabekir'i. Çankaya Köşkü'ne. m²ye (metre kareye). Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya. Yurdakul'dan. Van Gölü'ne. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. cm³e (santimetre küpe). İnönü'den. Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. 64ten (altı üssü dörtten) (*)A A ab aba abacı abacılık.leri. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı. Ziya Gökalp'tan.Türkiye'm. Nasrettin Hocada. Enver Paşayı. Alman'ı. Akım. Ayhan Beyden. Sinekli Bakkal'ı. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Allaha emanet. Ahmet Mithat Efendinin. Nu. b.−ğu abajurlu abaküs abalı Abana (ilçe) 97 . Kiralık Konak'ta. Sait Halimpaşa Yalısı'ndan.yi. Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. Ay ve gün adları: 29 Ekime.dan. Alm. Jüpiter'den.si. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra.− ğı abadî aba güreşi abajur abajurcu abajurculuk.. mad. ç. Venüs'ü. Ağrı Dağı'nın.

−dı 98 .−ğı abartmak abartmalı abartmasız abasız abaşo abat.−ğı abartılı abartılma abartılmak abartısız abartış abartma abartmacı abartmacılık.abandırma abandırmak abandone abanî abanma abanmak abanoz abanozgiller abanozlaşma abanozlaşmak abartı abartıcı abartıcılık.

abat etmek abat eylemek abat olmak Abaza Abazaca abazan abazanlık.−ğı abdest abdest almak abdestbozan abdestbozan otu abdest bozmak abdesthane abdest küpesi abdestli abdestlik.−ğı Abaza peyniri Abbasî abd abdal Abdal abdallık.−ği abdestsiz abdiâciz abdülleziz abece abecesel 99 .

−ğı ablakça ablaklık.abece sırası aberasyon abes abeslik.−ği abıhayat abıkevser abıru abide abideleşme abideleşmek abideleştirme abideleştirmek abidemsi abidevî abis abiye abla ablak.−ğı ablalık etmek ablâtif ablatya abli abluka abluka etmek 100 .−ğı ablalık.

abone abone etmek abonelik.−dü absürt tiyatro abu abuhava abuk sabuk abuk sabukluk.−ğu abuli abullabut abullabutluk.−ğu abur cubur 101 .−ği abone olmak abone yapmak abonman aborda aborda etmek abra abrakadabra abrama abramak abraş abril abstraksiyonizm abstre abstre sayı absürt.

−ğı acayip.−ği acayip olmak accelerando acele acele acele aceleci acelecilik.−ği acele etmek aceleleştirme aceleleştirmek acele posta Acem acemaşiran acemborusu (bitki) 102 .abus acaba acar Acar Acara acarlaşma acarlaşmak acarlık.−bi acayipleşme acayipleşmek acayipleştirme acayipleştirmek acayiplik.

−ğı acemi er acemileşme acemileşmek acemilik.acembuselik.−ği acemilik etmek acemi ocağı acemi oğlanı Acem kılıcı acemkürdî Acem lâlesi Acemleşme Acemleşmek.−ği Acemleştirme Acemleştirmek.−ği Acemce Acem halayı acemi acemi ağası acemice acemi çaylak.−ği acep aceze acı 103 .−ği Acem pilâvı acente acentelik.

−cı acı badem acı badem kurabiyesi acı bakla acı bal acı balık.acı acı acı ağaç.−ğı acı kavun acıkılma acıkılmak acıklı acıklı komedi acıkma acıkmak acı kök acıktırma acıktırmak acı kuvvet acılanma 104 .−ğı acıca acı ceviz acı çiğdem acı elma Acıgöl (ilçe) acı hıyar acı karpuz acı kavak.

−ğı acı meyan acımık.−ğı acındırma acındırmak acınılacak.−ğı acılılık.acılanmak acılaşma acılaşmak acılaştırma acılaştırmak acılı acılık.−ğı acımsı acımtırak.−ğı acınılma acınılmak acınma acınmak 105 .−ğı acınacak.−ğı acıma acımak acı mantar acı marul acımasız acımasızca acımasızlık.

−czi (güçsüzlük) âciz (güçsüz) âcizane 106 .acı ot Acıpayam (ilçe) acı pelin acırak.−ğı acırga acı sakız acısız acı söz acı su (maden suyu) acı tatlı acıtış acıtma acıtmak acı yavşan acıyıcı acıyış acı yitimi acı yonca acibe acil acilen acil servis aciz.

−cı açelya aç göz aç gözlü aç gözlülük.−ğı aç acına açalya açan açar aç bîilâç.âcizleri âcizlik.−ği acube acul.−ğü açı açıcı açık.−lü acun acur acuze acyo acyocu aç açacak.−ğı açık açık açık ağıl açıkağız (bitki) açık ağızlı 107 .

−ğü 108 .açık alan açık artırma açık bilet açık bono açık bölge açık büfe açık celse açık ciro açıkça açıkçası açık çek açıkçı açık deniz açık devre açık dolaşım açık dolaşım sistemi açık duruşma açık düşme açık eksiltme açık elli açık ellilik.−ği açık giysi açık görüş açıkgöz açıkgözlük.−ği açık fikirli açık fikirlilik.

−ği açık kapı politikası açık kapı siyaseti açık kart açık kredi açıklama açıklama cümlesi açıklamak açıklamalı açıklama yapmak açıklanan açıklanma açıklanmak açıklar livası açıklaşma açıklaşmak açıklaştırma 109 .açık hava açık hava sineması açık hava tiyatrosu açık hece açık hesap.−bı açık imza açık işletme açık kahverengi açık kalp ameliyatı açık kalpli açık kalplilik.

−bu açık ordugâh açık oturum açık oy açık öğretim açık önerme açık pazar açık pembe açık piyasa açık poliçe açık raf açık rejim açık saçık.−ğı açıklıkölçer açıklık politikası açık liman açık lise açık maaşı açık mavi açık mektup.−ğı açık sarı 110 .açıklaştırmak açıklatma açıklatmak açıklayan açıklayıcı açıklayış açıklık.

−ği açık zaman açılama açılım açılış açılış konuşması açılış töreni açılma açılmak açım 111 .−ğü açık şehir.−ği açık senet açık sözlü açık sözlülük.açık sayım açık seçik.−hri açıktan açıktan açığa açıktan atama açıktan tayin açık taşıt açık teşekkür açık tohumlular açık tribün açık yara açık yeşil açık yürekli açık yüreklilik.

−dı aç karnına açkı 112 .açımlama açımlamak açımlanma açımlanmak açındırma açındırmak açınım açınma açınmak açınsama açınsamak açıortay açıortay düzlemi açıölçer açısal açısal bölge açısal çap açısal hız açısal ivme açısal sapma açısal uzaklık.−ğı açısal yol açış açış konuşması açıt.

−ğı açlık grevi açlık şekeri açma açmacı açmak açmalık.−ğı 113 .−ddi ada ada balığı adabımuaşeret adacık.−ğı açtırma açtırmak ad ad.açkıcı açkılama açkılamak açkılanma açkılanmak açkılatma açkılatmak açkılı açkısız açlık.−ğı açmaz açmaz halatı açmazlık.

−ğı adaksız Adalar (ilçe) adale adaleli adalesiz adalet adalet divanı adalet kapısı adaletli adaletlilik.−ğı adaklama adaklamak adaklanma adaklanmak adaklı Adaklı (ilçe) adaklık.adacyo ada çayı adagio adak.−ği adalı 114 .−ği adalet mahkemesi adalet örgütü adalet sarayı adaletsiz adaletsizlik.

−ğı adamotu adam sarrafı adam sendecilik.−ğı adamcıl adamcıllık.−ğı Adana Adana kebabı adanma adanmak adap.adalî adam adama adamak adamakıllı adam azmanı adam boyu adamca adamcağız adamcasına adamcık.−ği adamsız adamsızlık.−ğı adam evlâdı adamkökü adamlık.−bı Adapazarı'nı 115 .

−ğı ada tavşanı ada tepe adatma adatmak adavet aday aday adayı adayavrusu (tekne) adaylık.adap erkân adaptasyon adapte adapte etmek adapte olmak adaptör ada soğanı adaş adaşlık.−ğı aday olmak ad bilimi adcı adcılık.−ğı ad cümlesi ad çekimi ad çekme ad çektirme addan türeme fiil 116 .

−ği Âdem elması Âdem evlâdı ademimerkeziyet ademimerkeziyetçi ademimerkeziyet− çilik.addedilme addedilmek ad değişimi addetme addetmek addolunma addolunmak ad durumu adedî adem (yokluk) âdem (insan) Âdem Âdem baba Âdemci Âdemcilik.−ği ademimes’uliyet ademiyet âdemiyet âdemoğlu âdemotu adenit adenom 117 .

−bi âdet olmak adezyon kuvveti ad gövdesi ad hoc adı geçen adıl adım adım adım adım başı adımlama adımlamak adımlık.−sri 118 .adese adet.−ğı adımsayar Adıyaman adî adî adım adî defter adî kesir.−di (sayı) âdet (gelenek. alışkanlık) âdeta adetçe âdet edinmek âdet etmek adedimürettep.

−i adlî polis 119 .−ği adî suçlu adisyon ad kökü adlandırılma adlandırılmak adlandırma adlandırmak adlanma adlanmak adlaşma adlaşmak adlaştırma adlaştırmak adlı adlı sanlı adlî adlî makam adlî merci.adil adilâne Adilcevaz (ilçe) adîleşme adîleşmek adîleştirme adîleştirmek adîlik.

−bi adlî tatil adlî tıp.−bbı adliye adliyeci adliye encümeni adliye mahkemesi adliye nezareti adliye teşkilâtı adliye vekâleti adlî yıl adlî zabıta adrenalin adres adres defteri adres kartı adres kitabı adres makinesi adres rehberi adsız adsız parmak.−ği af.adlî sicil adlî tabip.−ğı ad tamlaması aerobik.−ği aerobik solunum aerodinamik.−ffı 120 .

−ği afal afal afal afallama afallamak afallaşma afallaşmak afallaştırma afallaştırmak afallatma afallatmak afat afazi aferin aferist afet afetzede affedersin affedersiniz affedilme affedilmek 121 .−ğı afak afakî afakîlik.afacan afacanlaşma afacanlaşmak afacanlık.

affetme affetmek affettirme affettirmek affettuoso affeyleme affeylemek affolunma affolunmak Afgan Afganistan Afganlı Afgan tazısı afi afif afife afili afis afiş afişçi afişçilik.−ği afişe afişe etmek afişleme afişlemek afi yapmak afiyet 122 .

−ğı Afrika menekşesi afsun afsuncu afsunculuk.afiyet olsun afoni aforizm aforoz aforoz etmek aforozlama aforozlamak aforozlu afralı tafralı afra tafra Afrika Afrika çekirgesi Afrika domuzu Afrikalı Afrikalılık.−ğu afsunlama afsunlamak afsunlanma afsunlanmak afsunlu Afşar Afşin (ilçe) aft 123 .

aftos afur tafur afyon Afyon Afyon kaymağı afyonkeş afyonkeşlik.−ği agnostisizm agnozi agora 124 .−ği afyonlama afyonlamak afyonlanma afyonlanmak afyonlu afyon ruhu agâh agâh olmak agami aganta agaragar agel agitato aglütinasyon aglütinin agnosi agnostik.

−ği ağabeylik etmek ağaç.agorafobi agraf agrafi agrandisman agrandisör agrega agreje agreman agresif agu agu bebek.−cı ağaç arısı ağaç balı ağaç biti ağaççık.−ğu agulama agulamak aguş ağ ağa ağababa ağabey ağabeylik.−ğı 125 .−ği agucuk.−ğı ağaççılık.

ağaç çileği ağaç çivi ağaçdelen ağaç ebegümeci ağaç işleri ağaçkakan ağaç kama ağaç kaplama ağaç kavunu ağaçkesen ağaç kurbağası ağaç kurdu ağaç küpesi ağaçlama ağaçlamak ağaçlandırılma ağaçlandırılmak ağaçlandırma ağaçlandırmak ağaçlanma ağaçlanmak ağaçlaşma ağaçlaşmak ağaçlı ağaçlık.−ğı ağaçlıklı ağaç mantarı 126 .

−ğı ağarma ağarmak ağartı ağartılma ağartılmak ağartma ağartmak ağa yamağı ağbenek.ağaç minesi ağaç mobilya ağaç nemi ağaç oyma Ağaçören (ilçe) ağaç parkı ağaç sakızı ağaç sansarı ağaç serçesi ağaçsı ağaçsız ağaç yılanı ağa kapısı ağalanma ağalanmak ağalık.−ğı ağarık.−ği (mantar) 127 .

−ğı ağda yapmak ağdırma ağdırmak ağı ağı ağacı ağı çiçeği ağıl ağılama ağılamak ağılanma ağılanmak ağılandırma ağılandırmak 128 .−ği ağcı ağcık.−ğı ağda ağdacı ağdalanma ağdalanmak ağdalaşma ağdalaşmak ağdalaştırma ağdalaştırmak ağdalı ağdalık.−ğı ağcılık.ağbeneklilik.

−ğı ağır aksak semaî ağır araç.−cı ağır ayak.−ğı ağırbaşlı ağırbaşlılık.ağılaşma ağılaşmak ağılı ağılı böcek.−ğı ağırca ağırcanlı ağırcanlılık.−ği 129 .−ğı ağır ceza ağır düyek ağır elli ağır ellilik.−ği ağıllanma ağıllanmak ağım ağımlı Ağın (ilçe) ağınma ağınmak ağı otu ağır ağır ağır ağır aksak.

−bı ağır kusur ağır küre ağırlama ağırlamak ağırlanma ağırlanmak ağırlaşma ağırlaşmak ağırlaştırma ağırlaştırmak ağırlatma ağırlatmak ağırlık.−ğı ağır kayıp.−ğı ağırlıklı ağırlık merkezi ağır para cezası ağırsama 130 .ağır ezgi ağır hapis cezası ağır hasta ağır hastalık.−ğı ağır hava ağır hidrojen ağır iş ağırkanlı ağırkanlılık.

−ğzı ağız alışkanlığı ağız birliği ağız bozukluğu ağız dalaşı ağızdan ağızdan ağıza 131 .−ğı ağıtlama ağız.−i ağır sengin semaî ağır sıklet ağır söz ağır su ağırşak.−dı ağıtçı ağıtçılık.−ğı ağırşaklanma ağırşaklanmak ağır top ağır uyku ağır vasıta ağır vasıta ehliyeti ağır yağ ağır yaralı ağış ağıt.ağırsamak ağır sanayi.

−ğı ağızlıkçı ağız nişanı ağızotu (barut) ağızsıl ağızsıl ünlü ağızsız ağız şakası ağız tadı ağız tatsızlığı ağız tüfeği ağız tütünü ağız ünlüsü ağ iğnesi 132 .ağızdan dolma ağız değişikliği ağız dolusu ağız kâhyası ağız kalabalığı ağız kavafı ağız kavgası ağız kokusu ağızlama ağızlamak ağızlaşma ağızlaşmak ağızlı ağızlık.

ağ ipliği ağ kayığı ağ kepçe ağ kurdu ağ kurşunu ağlama ağlamak ağlamaklı ağlamalı ağlamsı ağlanma ağlanmak ağlantı Ağlasun (ilçe) ağlaşma ağlaşmak ağlata ağlata ağlatı ağlatıcı ağlatış ağlatma ağlatmak ağlaya ağlaya ağlayıcı ağlayış ağlı Ağlı (ilçe) 133 .

ağma ağmak ağ mantarlar ağnam ağnama ağnamak ağnamcı ağraz ağrı Ağrı ağrıkesen ağrı kesici ağrı kesimi ağrılı ağrıma ağrıma asalakları ağrımak ağrısız ağrı sızı ağrıtma ağrıtmak ağ sayfası ağ sitesi ağsı ağ tabaka ağ tonoz ağ torba 134 .

−ğı ağzı bir ağzı bozuk.−ğı ağzı açık.−ğı ağzı kara ağzı kenetli ağzı kilitli ağzı pek ağzı pis ağzı sıkı ah aha ahacık ahali ahar aharlama aharlamak aharlı ahbap.−ğı 135 .−ği ağzı kalabalık.−ğu ağzı gevşek.ağustos ağustos böceği ağustos böcekleri ağyar ağ yatak.−bı ahbapça ahbaplık.

−nı ahçılık.−ği ahenksiz ahenksizlik.−ği ahenk tahtası ahenktar aheste aheste aheste aheste beste ah etmek ahfat.−yı.−ğı ahdetme ahdetmek ahdî Ahdiatik Ahdicedit ahenk.−dı ahım şahım 136 .ahbaplık etmek ahbap olmak ahcar ahçı ahçıbaşı.−gi ahenk kaidesi ahenkleştirme ahenkleştirmek ahenkli ahenklilik.

ahır ahırlama ahırlamak Ahırlı (ilçe) Ahıska Türkleri ahi (dost. arkadaş) Ahi (özel isim) ahilik.−hzi ahize ahkâm ahlâf ahlâk 137 .−ği Ahilik.−kti ahir zaman ahir zaman peygamberi ahit.−ği ahir ahiren ahiret ahiret adamı ahiret günü ahir vakit.−hdi ahitleşme ahitleşmek ahitname ahiz.

−ğı ahmakça 138 .−ğı ahlâksızlık etmek ahlâk yasası ahlâk zabıtası ahlama ahlamak ahlat (yaban armudu) ahlât (ögeler) Ahlat (ilçe) ahlâtıerbaa (dört öge) ahmak.ahlâk bilimi ahlâkça ahlâkçı ahlâkçılık.−ğı ahlâksız ahlâksızca ahlâksızlık.−ğı ahlâken ahlâkıyat ahlâkî ahlâkî vazife ahlâklı ahlâklılık.−ğı ahlâk dışı ahlâk dışıcılık.

−ğı Ahmetli (ilçe) ahraz ahret ahret kardeşi ahretlik.ahmakıslatan ahmaklaşma ahmaklaşmak ahmaklaştırma ahmaklaştırmak ahmaklık.−li ahzetme ahzetmek ahzüita ahzükabz aidat aidiyet aidiyet eki 139 .−bı ahtapot ahu ahududu ahu gözlü ahval.−ği ahret suali ahret yolculuğu ahşa ahşap.

−ği aile meclisi aile ocağı aile plânlaması aile reisi aile saadeti ailesel ailesiz ailevî ait ait olmak ajan ajanda ajanlık.−ğı ajan provokatör ajans 140 .aile aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi ailece ailecek aile dostu aile gazinosu aile hayatı aile hukuku ailelik.

ajitasyon ajitatör ajite etmek ajur ajurlu ak aka akabe akabinde akaç.−ği akademik.−cı akait.−cı akaçlama akaçlamak akaçlatma akaçlatmak akademi akademici akademicilik.−ğı akala akamber akamet 141 .−di akaju akak.−ği akademisyen ak ağa akağaç.

−ği akbuğday akburçak.−ğı akbalıkçıl ak basma ak basmak akbaş (kuş) ak benek.akan yıldız akar akar amber ak Arap akarca akaret akarlar akarsu akaryakıt akaryakıt istasyonu akasma akasya akbaba akbabagiller akbakla akbaldır akbalık.−ğı akciğer akciğer göbeği akciğer kesecikleri 142 .

−cı akçaağaçgiller akça armudu Akçadağ (ilçe) Akçakale (ilçe) akçakavak.−ğı Akçakent (ilçe) Akçakoca (ilçe) akçalı akça pakça akçasal akça yel akçe akçıl akçıllanma akçıllanmak akçıllaşma akçıllaşmak akçıllık.akciğerliler akciğer lopçuğu akciğer peteği akciğer zarı akça Akçaabat (ilçe) akçaağaç.−ğı akçöpleme Akdağmadeni'ni 143 .

−klı akılcı 144 .−ğı akıcılık ölçeği akıcı ünsüz akıl.−ğü akgürgen akhardal Akhisar (ilçe) akı akıbet akıcı akıcılık.(ilçe) akdarı akdedilme akdedilmek ak demir Akdeniz Akdeniz humması Akdeniz mavisi akdetme akdetmek akdiken akdoğan akdut akemi ak gözlü akgünlük.

−ğı akıl defteri akıl dışı akıl dışıcılık.−ğı akılsızlık etmek 145 .−ğı akıl dişi akıl doktoru akıl hastahanesi akıl hastası akıl hocası akıl kethüdası akıl kumkuması akıl kutusu akıllandırma akıllandırmak akıllanma akıllanmak akıllı akıllıca akıllılık.akılcılık.−ğı akıllılık etmek akıllı uslu akılsal akılsallaştırma akılsallaştırmak akılsız akılsızlık.

akıl zayıflığı akım akımcı akımölçer akım ölçümü akımtoplar akın akın akın akıncı Akıncılar (ilçe) akıncılık.−ğı akıncılık etmek akındırık.−ğı akın etmek akın akınkayası akıntı akıntı bilimi akıntı çağanozu akıntılı akıntıölçer akış akışkan akışkanlaşma akışkanlaşmak akışkanlaştırıcı akışkanlaştırıcılık. 146 .

−ğı akışma akışmaz akışmazlık.−ğı akışkanlaştırma akışkanlaştırmak akışkanlık.−ği akil akilâne akil baliğ akim akis.−ğu akide şekeri akik.−ğı akıtma akıtmak akıtmalı akide akidesi bozuk.−kdi (sözleşme) âkit.−di (sözleşme yapan) akit vaadi ak kan ak kan yangısı akkaraman akkarınca 147 .−ksi akit.

−ğu Akköy (ilçe) akkuş Akkuş (ilçe) akkuyruk.−li akkelebek.−ğu (çay) aklama aklama belgesi aklamak aklan aklanma aklanmak aklaşma aklaşmak aklaştırma aklaştırmak aklen aklevrek.−ğı akkefal.akkarıncalar akkavak.−ği Akkışla (ilçe) ak kirpani akkor akkorluk.−ği aklı aklı başında aklı evvel 148 .

−ğı aklı karalı aklı kıt aklınca aklıselim aklı sıra aklî aklî denge akliyat akliye akliyeci akma ak madde akma hançer akmak akmantar akma sınırı akmaz akne akompanyatör akonitin akont akordeon akordeoncu akordu bozuk.−ğu akort.aklık.−du akortçu 149 .

−ğı akraba olmak akran akranlık.−bi 150 .akort etmek akortlama akortlamak akortlanma akortlanmak akortlatma akortlatmak akortlu akortsuz akortsuzlaştırma akortsuzlaştırmak akortsuzluk.−ğu akort yapmak Akören (ilçe) ak pak akpas akpelin Akpınar (ilçe) akraba akraba diller akrabalık.−ğı akreditasyon akreditif akrep.

Akrep (burç) akrepler akrobasi akrobat akrobatlık.−ğu Aksaray aksata aksatış 151 .−lü akrostiş aks aksak.−ğı aksak semaî aksam aksama aksamak aksan aksanı bozuk. −ği akromatin akromatopsi akromegali akronim akropol.−ğı akromatik.−ği akromatik iğ iplik.−ğı aksakal aksaklık.

aksatma aksatmak aksayış akse aksedir Akseki (ilçe) akselerograf akselerometre akseptans aksesuar aksesuarcı aksetme aksetmek aksettirme aksettirmek aksırık.−ğı aksırıklı aksırıklı tıksırıklı aksırış aksırma aksırmak aksırtma aksırtmak aksi aksi aksi aksilenme aksilenmek 152 .

aksileşme aksileşmek aksilik.−ğı akşamdan akşama akşam ezanı 153 .−ği aksilik etmek aksine aksiseda aksiyom aksiyon aksiyoner aksoğan akson aksona aksöğüt.−dü ak su Aksu (ilçe) aksungur aksülâmel ak sülümen akşam akşama doğru akşam akşam akşama sabaha akşam azadı akşamcı akşamcılık.

−ğı 154 .akşam gazetesi akşam güneşi akşam karanlığı akşamki akşamlama akşamlamak akşamları akşamlatma akşamlatmak akşamleyin akşamlık.−ğı akşamlı sabahlı akşamlık sabahlık akşam namazı akşam pazarı akşam piyasası akşam saati akşamsefası (bitki) akşam simidi akşamüstü akşamüzeri akşam yeli Akşam Yıldızı Akşehir (ilçe) akşın akşınlık.

−ği aktif metot.−ğı aktarma cümlesi aktarmak aktarmalı aktarmasız aktarma yapmak aktartma aktartmak aktavşan aktif aktif fiil aktifleşme aktifleşmek aktifleştirme aktifleştirmek aktiflik.−ğı aktarma aktarmacı aktarmacılık.−du 155 .aktar aktarıcı aktarılma aktarılmak aktarım aktarış aktariye aktarlık.

−ği akut akuzatif akü akümülâtör aküpunktür akva akvam 156 .−ği aktüer akur akustik.−ğü aktris aktüalite aktüalizm aktüel aktüelleştirme aktüelleştirmek aktüellik.aktif taşıma aktinit aktinoloji aktinyum aktinyumlu aktivite aktivizm aktör aktöre aktörlük.

−ğı (at) alabalık.−ğı al ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) ala ala alabacak.−ğı alabalıkgiller alabanda alabanda ateş alabanda etmek alabanda iskele alabanda sancak 157 . −ğu akya balığı Akyaka (ilçe) Akyazı (ilçe) ak yazılı ak yel ak yem ak yıldız Akyurt (ilçe) akyuvar akzambak.akvarel akvaryum akvaryumcu akvaryumculuk.

−ğı alaca karanlık.−ğı alacakarga Alacakaya (ilçe) alacaklı alacaklı olmak alacak verecek alacalama alacalamak alacalandırma alacalandırmak alacalanma alacalanmak alacalı alacalı bulacalı alacalık.alabaş (bitki) alabildiğine alabora alabora olmak alabros alaca Alaca (ilçe) alaca aş alacabalıkçıl alaca bulaca alacak.−ğı alacamenekşe 158 .

−ği alafranga saat.−ğı alafrangalaşma alafrangalaşmak alafrangalaştırma alafrangalaştırmak alafrangalık.−ğı alafranga müzik.−ti alafranga tuvalet alâgarson alageyik.alacasansar alaçam Alaçam (ilçe) alaçık.−ğı Aladağ (ilçe) alafranga alafrangacı alafrangacılık.−ği ala gün alâimisema alâka alâkabahş alâkadar alâkadar etmek alâkadar olmak alâkalandırma 159 .

alâkalandırmak alâkalanma alâkalanmak alâkalı alakarga alâkart alâkasız alâkasızlık.−ğı alâkok alalama alalamak alamana alamana ağı alâmet alâmetifarika alâmetifarikalı alâminüt alâminüt yemek.−ği alan alan araştırması alan hızı alan korkusu alan talan alan topu Alanya (ilçe) Alaplı (ilçe) alarga 160 .

−ğı alaturkalaştırma alaturkalaştırmak alaturkalık.−ği alaturka saat.−ti alaturka tuvalet alavere alavereci alavere tulumbası alay alay alay alay beyi alaybozan 161 .alarga etmek alârm ala sulu alaşağı etmek Alaşehir (ilçe) alaşım alaşımlama alaşımlamak ala tav ala tavlı alaten alaturka alaturkacı alaturkacılık.−ğı alaturka müzik.

alaycı alaycılık.−ğı alay etmek alâyıvalâ alâyiş alâyişli alaylı alaysı Ala Yuntlu alay yollu alaz alaza alaz alaz alazlama alazlamak alazlanma alazlanmak al basma albastı albatr albatros albay albaylık.−ğı al bayrak.−ğı albeni albenili albinizm 162 .

−ğı alçak.−cı alçakça alçak gerilim alçak gönüllü alçak gönüllülük.−ğı alçak ses alçak yaylak.albinos albüm albümin albümin işeme albüminli alçacık.−ğı alçak basınç.−ğı alçalış alçalma alçalmak alçaltı alçaltıcı 163 . −ğü alçak kabartma alçak kavuşum alçaklaşma alçaklaşmak alçaklaştırma alçaklaştırmak alçaklık.

−cı aldanış aldanma aldanmak aldatıcı aldatılma aldatılmak aldatış aldatma aldatmaca 164 .−cı aldangıç.−bı alçılama alçılamak alçılanma alçılanmak alçılatma alçılatmak alçılı alçıpen alçı taşı aldanç.alçaltış alçaltma alçaltmak alçarak.−ğı alçı alçıcı alçı kalıp.

−lü 165 .−ği aleksi alelâcayip.−ği alelhesap alelhusus alelıtlak alelumum alelusul alem (bayrak) âlem (evren) alemci alemdar âlemşümul.−bi alelâcele alelâde alelâdelik.−di aldırış aldırışsız aldırma aldırmak aldırmaz aldırmazlık.aldatmak aldehit.−ğı aldırtma aldırtmak alegori alegorik.

âlem yapmak alenen alengirli alenî alenîleşme alenîleşmek aleniyet alerjen alerji alerjik.−ği alessabah alesta alet alet edevat alet etmek aletli aletli jimnastik.−ği alet olmak alev alev alev Alevî Alevîlik.−ği alev kırmızısı alev lâmbası alevlendirme alevlendirmek alevlenme 166 .

alevlenmek alevli alev makinesi aleyh aleyhtar aleyhtarlık.−ği alfabetik katalog. −ğu alfabetik sıralama alfa ışınları alfaterapi alfenit.−di alg algarina algı algı bıçağı algılama algılamak algılanma algılanmak algılatma 167 .−ğı aleykümselâm alfa alfabe alfabe dışı alfabe sırası alfabetik.

−ğı alıkonulma alıkonulmak alıkoyma alıkoymak alık salık.algılatmak algılayıcı algın algler algoritma alıcı alıcı kuş alıcı verici alıcı yönetmeni alıç.−cı alık.−ğı alım alımcı alım çalım alım gücü alımlı 168 .−ğı alık alık alıklaşma alıklaşmak alıklaştırma alıklaştırmak alıklık.

−ğı alım satım alım satım bürosu alımsız alımsızlık.−lnı alın çatısı alındı alındılı alıngan alınganlık.−ğı alın.−ğı alışılma 169 .−ğı alışıklık.−ğı alınlık.−ğı alınma alınmak alın teri alıntı alıntı kelime alıntılama alıntılamak alın yazısı alırlık.−ğı alış alış fiyatı alışık.alımlı çalımlı alımlılık.

−bı âlicenaplık.−ği alil alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) alimallah âlimane âlimlik.alışılmak alışılmamış alışılmış alışkan alışkanlık.−ğı alışma alışmak alıştırma alıştırma dönemi alıştırmak alışveriş Aliağa (ilçe) âli (yüce.−ği (kebap) 170 .−ği alinazik. yüksek) âlicenap.−ğı alifatik.−ğı alışkanlık edinmek alışkı alışkın alışkınlık.

−ği alkali metaller alkalimetre alkaloit.−lü 171 .−ğı alkışlama alkışlamak alkışlanma alkışlanmak alkil alkol.−di alkalölçer alkan al karısı alkarna alkım alkış alkış ağası alkışçı alkışçılık.aliterasyon alivre alivre satış aliyyülâlâ alizarin alize Alka Evli alkali alkalik.

−ğı Allahsızlık.−ğı allahsız Allahsız allahsızlık.alkolik.−ğı Allah taksimi Allahüâlem Allahütealâ Allah vergisi Allah yapısı 172 .−ği alkolizm alkollü alkolölçer Allah Allaha ısmarladık Allah aşkına Allah bilir Allah bir Allahın adamı Allahın belâsı Allahın cezası Allahın emri Allahın evi Allahın günü Allahın hikmeti Allahın kulu allahlık.

−ği allanma allanmak allaşma allaşmak allegretto allegro allem allı allık.−ğı Alman almanak.−cı almak almamazlık.−ğı Alman gümüşü Almanlaşma 173 .−ğı allama allamak allâme allâmelik.−ğı allı pullu alma almaç.−ğı allak bullak.−ğı Almanca Almancı Almancılık.allak.

−cı alo alogami alotropi alp.Almanlaşmak Almanlaştırma Almanlaştırmak Alman papatyası Almansever Alman usulü Almanya almaş almaşık.−ğı 174 .−ğı Alpu (ilçe) alpyıldızı (çiçek) al sancak.−pı alpaka alpaks alperen alpinist alpinizm alplık.−ğı almaşık yapraklar almaşlı Almatı Almus (ilçe) alnaç.

−ğı alt deri alt diş alt dudak.−bbı alternatör altes alt etmek alt familya alt geçit.−di alt güverte alt hava yuvarı altı 175 .alşimi alşimist alt alt alta Altay Altayca Altayist Altayistik.−ğı alternatif alternatif akım alternatif tıp.−ği alt başlık.−ğı alt bölüm alt cins alt çene alt damak.

−ğu 176 .−ğı altın altın babası altınbaş (kavun) altın beşik.−ği altın bilezik.−ği altıncı altıncı duygu altıncı his altın çağ altın çağı Altındağ (ilçe) Altınekin (ilçe) altın kaplama altın keseği altın kökü altın küpü altınlaşma altınlaşmak altınoluk.altıgen altık.−ği altın böcek.−ğı Altıkardeş (yıldız kümesi) altılama altılı altılık.

−ğı altıpatlar altışar altı yol altı yol ağzı altız altimetre alt karşıt alt kat alt kurul altlama altlamak 177 .−ğı (balık.−ğı altın yağmurcun Altınyayla (ilçe) altın yıl altıparmak.altın otu Altınova (ilçe) Altınözü'nü (ilçe) altın saat. kumaş) altı parmak.−ti altın sarısı altın suyu Altıntaş (ilçe) altıntop (greyfurt) altın topu altın varak.

−ğı alto alto saksafon alt olmak alt sınıf alt şube alt tabaka alt takım alttan alta alt tarafı alt tür Altunhisar (ilçe) altunî altüst altüst böreği altüst etmek altüst olmak alt yapı alt yazı 178 .−ğü altmışıncı altmışlık.−ğı altlı üstlü altmış altmış altı (oyun) altmışar altmış dörtlük.altlı altlık.

−ği alümin alümina alüminyum alüminyum taşı alüvyon alveol.alt yazılama alt yazılamak alt yazılayıcı alt yazılı Alucra (ilçe) alüfte alüftelik.−cı amaç dışı amaç edinmek amaçlama amaçlamak amaçlanma 179 . kör) amabile amaç.−lü alvere tulumbası alyans alyon alyuvar am ama (fakat) âmâ (görmez.

−ğı aman zaman Amasra (ilçe) Amasya Amatör amatörce amatörlük.−ğü amazon ambalâj ambalâjcı ambalâjcılık.−ğı amade amal.amaçlanmak amaçlı amaçlılık.−ğı amalierbaa aman amanın amanname amansız amansızca amansız hastalık.−ğı ambalâjlama 180 .−ğı amaçsız amaçsızlık.−li âmâlık.

−ğı ambarda kurutma ambargo ambarlama ambarlamak amber amber ağacı amber balığı amberbaris amberbu amber çiçeği amblem amboli ambülâns amca amcakızı amcalık.−ğı amcalık etmek amcaoğlu 181 .ambalâjlamak ambalâjlı ambalâjsız ambalâj yapmak ambale etmek ambale olmak ambar ambarcı ambarcılık.

amcazade amel amele amelelik.−ği amele taburu amelî amelimanda ameliyat ameliyathane ameliyatlı ameliyat masası ameliye amenajman amenna amentü (ana ilkeler) Amentü (dua) Amerika Amerika armudu Amerika bademi Amerika elması Amerikalı Amerikalılaşma Amerikalılaşmak amerikan (bez) Amerikan (Amerika’ya ait) Amerikan bar 182 .

−lü amfibyumlar amfiteatr amfizem amfor amfora amigo amigoluk.−li ametist amfetamin amfi amfibi amfibi harekât amfibol.Amerikan bezi Amerikanca Amerikanist Amerikan salatası Amerikansı Amerikanvari Amerika tavşanı Amerika üzümü amerikyum ametal.−ğu amil amilâz amin (kimya tterimi) âmin (dua sözü) 183 .

−ği amirane amirce amiriita amirlik.−di amitoz amiyane amma amma velâkin amme amme davası amme efkârı amme hukuku amme idaresi amme menfaati amnezi amnios amnios suyu amonyak.−li amirallik.−ği amit.−ğı 184 .−di amino grubu amip.−bi amipler amipli amir amiral.aminoasit.

−lü ampütasyon amudî amudufıkarî amut.−du amyant 185 .amonyaklama amonyaklamak amonyum amonyum karbonat amonyum sülfat amor amoralizm amorf amorti amorti etmek amortisman amortisör amper ampermetre amperölçer amper saat.−ği ampirist ampirizm amplifikatör ampul.−ti ampir ampirik.

−cı ana çizgi anaçlaşma anaçlaşmak anaçlık.−ği ana doğrusu Anadolu Anadolulu anadut 186 .−ğı ana dal anadan doğma ana defter ana deniz ana deniz bilimi ana dil ana dili ana direk.an ana ana arı ana baba ana baba günü ana bilim dalı anabolizma ana cadde anacık.−ğı anacıl anaç.

ana duvar ana düşünce ana erki anaerkil anaerkillik.−ğı anahtar kelime anahtarlık.−ği anaerobik.−kri anafilâksi anafor anaforcu anaforculuk.−ğu anafordan anaforlama anaforlamak anaforlu anagram ana haber sunucusu anahtar anahtar ağızlığı anahtar bitkiler anahtarcı anahtarcılık.−ğı anahtar taşı ana kadın ana kapı 187 .−ği ana fikir.

−ği analiz analizci analiz etmek analizör analjezi analjezik.−bı anakonda ana kök ana kraliçe anakronik.ana kara ana kent ana kitap.−ği anakronizm ana kubbe ana kucağı ana kuzusu analı analık.−ği analoji analojik.−ğı analık etmek analıkızlı (yemek) analist analitik.−ği anam anamal 188 .

−ği anarşist anarşistleşme anarşistleşmek anarşistlik.−ğı anapara anarşi anarşik.−ti 189 .−ği an'anesiz ananet an'anevî anaokulu ana ortaklık.−ği anarşizm anartri ana saat.anamal birikimi anamalcı anamalcılık.−ğı ana mektebi ana motif ana muhalefet Anamur (ilçe) ananas ananasgiller an'ane an'aneci an'anecilik.

ana sanlı ana sav ana sayaç.−hri anatomi anatomici anatomik.−ğı anason ana sözleşme ana şehir.−ği anatomist ana toplardamar anavaşya ana vatan ana yapı ana yarısı anayasa anayasacı anayasal ana yol ana yön ana yurt.−cı anasıl ana sınıfı anasının gözü anasır anasız anasızlık.−du 190 .

−ğı Andırın (ilçe) andırış andırışma andırışmak andırma andırmak andız andız otu andropoz anekdot anele anemi 191 .−cı andante andantino andaval andavallı andemi andemik.−di andık.ana yüreği anbean anca ancak anchorman ançüez andaç.−ği andezit.

−ğı angarya angaryacı angıç.−di anestezi anestezist anesteziyoloji anevrizma angaje angaje etmek angaje olmak angajman angajmanlı angajmansız angajmansızlık.−ği anemometre anemon aneroit.anemik.−ğı Anglofil Anglosakson Angola Angolalı angström 192 .−cı angın Anglikan Anglikanizm Anglikanlık.

−ğı anıklama anıklamak anıklaşma anıklaşmak anıklık.−du angutluk.−ğı anılaşma anılaşmak anılma anılmak anımsama anımsamak anımsanma anımsanmak anımsatma anımsatmak anında anırış anırma anırmak anırtı 193 .−ğu anha minha anhidrit anı anık.angudî angut.

anırtma anırtmak anıştırma anıştırmak anıt Anıtkabir anıtlaşma anıtlaşmak anıtlaştırılma anıtlaştırılmak anıtlaştırma anıtlaştırmak anıt mezar anıtsal anıtsı anız anızlık.−ğı anî anî akın anîde anîden anif anî hız anilin anilin boyalar animasyon animato 194 .

−ğı 195 .−ği anketör anket yapmak ankiloz anlak.−ğı anlaklı anlam anlama anlamak anlamamazlık.−ğı ankesörlü telefon anket anketçi anketçilik.animatör animizm anjanbıman anjin anjiyo anjiyografi anjiyoloji Anka Ankara Ankara keçisi Ankara kedisi ankastre ankastre fırın ankastre ocak.

−ğı anlam değişmesi anlam genişlemesi anlam iyileşmesi anlam kayması anlam kötüleşmesi anlamlandırma anlamlandırmak anlamlı anlamlı anlamlı anlamlılık.−ğı anlam bayağılaşması anlam bilimi anlam bilimsel anlam daralması anlamdaş anlamdaşlık.−ğı 196 .−ğı anlamsal anlamsız anlamsızlaşma anlamsızlaşmak anlamsızlaştırma anlamsızlaştırmak anlamsızlık.anlam aykırılığı anlamazlık.

anlaşık.−ğı anlaşılma anlaşılmak anlaşılmaz anlaşma anlaşmak anlaşmalı anlaşma yapmak anlaşmazlık.−ğı anlatımlı anlatım tonu anlatış anlatma anlatmak anlattırma anlattırmak anlayış 197 .−ğı anlaştırma anlaştırmak anlatı anlatıcı anlatılma anlatılmak anlatım anlatım bilimi anlatımcı anlatımcılık.

−ğı anonim şirket anons anons etmek anonsör anorak.anlayışlı anlayışlılık.−ğı anlayışsız anlayışsızlık.−ği 198 .−ğı anorganik.−ğı anlı şanlı anma anmak anmalık.−ğı anlıkçılık.−ği annelik etmek anne olmak anofel anomali anomnezi anonim anonim ortaklık.−ğı anlık.−ğı anma töreni anne anneanne annelik.

−du ansefal.−li ansefalit ansıma ansımak ansız ansızın ansiklopedi ansiklopedici ansiklopedicilik.−ğü ansiklopedr ant.−ği ansiklopedik sözlük.−li anormalleşme anormalleşmek anormallik.−dı antagonizma Antakya Antalya antant antarktik.−ği Antarktika antarktik kara anten 199 .anormal.−ği anot.−ği ansiklopedik.

−ği antiasit.−di antibiyotik.−ğı anten yükselteci Antep baklavası Antep fıstığı Antep fıstığıgiller Antep işi (nakış) anterit anterograf anterosel anterostomi antet antetli ant etmek antetsiz antialerjik.antenli antenli balık.−ği antibiyotik tedavisi antidemokratik.−ği antidot antiemperyalist antiemperyalizm antifaşist antifaşizm antifriz antijen 200 .

−ği antik.−ğı antikalık.antihijyenik.−bu antiloplar antimon antinomi antioksidan antipati antipatik.−ği antipropaganda antisemit antisemitist antisemitizm 201 .−ği antika antikacı antikacılık.−du antik çağ antikiklon antikite antikomünist antikomünizm antikor antilop.−ğı antika mobilya antikapitalist antikapitalizm antikatot.

−ğu 202 .−ğü antrepo antrepocu antrepoculuk.−di antropoitler antropolog.antisepsi antiseptik.−ğu antrkot antrok antropoit.−ği antisiklon antitez antitoksik.−ği antitoksin ant kardeşi antlaşma antlaşmak antlı antoloji antrakt antrasit antre antrenman antrenmanlı antrenmansız antrenör antrenörlük.

−ği antropomorfizm antroponim antroposantrizm antropozoik.−ğı apalak.antropoloji antropolojik.−du anüri anüs anüs yüzgeci anyon anzarot aort apacı apaçık.−ği antropozoik devir antrparantez anut.−ğı apaçıklık.−ğı apandis apandisit apansız apansızın aparat aparey aparkat 203 .−ğı apak.

−ğı apışma apışmak apıştırma apıştırmak apiko aplik.−ği aplikasyon 204 .−ğı apışlık.aparma aparmak apartman apar topar apart otel apaş apatit apaydın apaydınlık.−ğı apış arası apışık.−ğı apayrı apaz apazlama apazlamak apel aperitif apış apışak.

aplike apokaliptik.−ği apokrif apolet apolitik.−ği aport aposteriori apostrof apoşi apotr appassionato apraksi apre apreci apreleme aprelemek apreli apresiz april apriori apse apseleşme apseleşmek apsent apsis aptal aptal aptal 205 .

−ğı arabalı vapur araba mezarlığı araban Araban (ilçe) arabanbuselik.−ğı araba falakası arabalı arabalık.aptalca aptalcasına aptallaşma aptallaşmak aptallaştırma aptallaştırmak aptallık.−ği arabankürdî 206 .−ğı aptallık etmek aptal olmak apteriks apukurya apul apul ar ara araba araba araba arabacı arabacılık.

−ğı aracılık etmek 207 .−ğı araba vapuru arabesk arabeskçi arabeskleşme arabeskleşmek Arabî Arabist Arabistan Arabistan defnesi Arabistik.−ğı ara bozucu ara bozuculuk.−ği Arabizasyon ara bono arabozan arabozanlık.−ğu ara bulma ara bulmak ara bulucu ara buluculuk.−ğu aracı aracı banka aracı kurum aracılığıyla aracılık.ara başlık.

−ğı arada bir ara deniz Araf Arafat aragonit arak araka ara kamışı ara kapı ara kararı ara kazanç.−cı Araç (ilçe) araççılık.−ğı araçlı araçlı jimnastik.−ğı ara kesit arakıye araklama araklamak Araklı (ilçe) 208 .−cı arakçı arakçılık.aracı şirket ara cümle araç.−ği araçsız araçsızlık.

−ğı Aralık (ilçe) aralık etmek aralıklı aralık oyunu aralıksız aralıkta arama arama bülteni arama emri arama izni aramak arama kararı ara mal arama ruhsatı arama tarama arama yapmak Aramîce ara nağme 209 .ara konakçı Aral aralama aralamak aralanma aralanmak aralatma aralatmak aralık.

karışık durum) Arapsun 210 .ara nağmesi aranılma aranılmak aranje etmek aranjman aranjör aranma aranmak arantı Arap Arap aşı Arapça Arapçalaşma Arapçalaşmak Arapçalaştırma Arapçalaştırmak Arapkir (ilçe) Araplaşma Araplaşmak Araplaştırma Araplaştırmak Araplık.−ğı Arap rakamları Arap sabunu arapsaçı (bitki.

−ğı araştırılma araştırılmak araştırma araştırmacı araştırmacılık.−ğı ara söz arasta araşit.−di araştırı araştırıcı araştırıcılık.Arap tavşanı Arap zamkı ararot ararot kamışı Arasat ara seçim ara sıcak.−ğı ara sınavı ara sıra arasız ara sokak.−ğı araştırma filmi araştırma görevlisi araştırmak araştırman aratış 211 .

aratma aratmak ara tümce ara yerde arayıcı arayıcı fişeği arayış ara yön araz arazbar arazbarbuselik.−ği arazi arazi aracı arazi olmak arazi turu arazi vitesi arazi yarışı arbalet arbede arbitraj arboretum arda Arda Ardahan ardak.−ğı ardaklanma ardaklanmak 212 .

−ğı ardışık olgular ardışık sayılar ardiye ardiyeci arduaz arefe arefe günü arena areometre argaç.−ğı ardışık görüntü ardışıklık.−cı 213 .−cı ardıç kuşu ardıç otu ardıç rakısı ardıl ardıl görüntü ardılma ardılmak ardın ardın ardınca ardı sıra ardışık.Ardanuç (ilçe) Ardeşen (ilçe) ardı ardına ardıç.

−ğı argıt.−dı argo argon argonot Arguvan (ilçe) argüman Arhavi (ilçe) arı arı beyi arı biti Arıcak (ilçe) arıcı arıcılık.−ğı arıkçı arı kil arıklama arıklamak arıklaşma arıklaşmak arıklatma 214 .argaçlama argaçlamak argali argın argınlık.−ğı arı dalağı arık.

−ğı arı kovanı Arıkovanı (yıldız kümesi) arı kuşu arı kuşugiller arılama arılamak arılanma arılanmak arılar arılaşma arılaşmak arılaştırma arılaştırmak arılık.−ğı arındırma arındırmak arınık.−ğı arınış arınma arınmak arı sili arı sütü arış arıtıcı 215 .arıklatmak arıklık.

−ğu 216 .arıtıcılık.−ğı arıtım arıtım evi arıtış arıtma arıtma ünitesi arıtmak arız arıza arızalanma arızalanmak arızalı arızasız arıza yapmak arızî arız olmak arî Arî aria Arî dil arif arifane arife arife günü arioso Aristocu Aristoculuk.

aristokrasi aristokrat aristokratik.−ği aristokratlık.−cı arkadan arkaya arkadaş 217 .−ği ariya ariyet ariyeten ariza ariz amik arjantin Arjantin Arjantinli ark arka arka arka arka arkaya arka ayak.−ği aritmetik dizi aritmetik işlem aritmetik orta aritmetiksel aritmi aritmik.−ğı aritmetik.−ğı arkaç.

−cı arkalık.−ğı arkadaşlık etmek arkadaş olmak arkaik.−ğı arka teker arka üstü 218 .−ği arkaizm arkalama arkalamak arkalanma arkalanmak arkalı arkalıç.arkadaş canlısı arkadaşça arkadaşlık.−ğı arkalıklı arkalıksız arka müziği arka plân arka plânda arkası kavi arkası pek arkası sıra arkası yufka arkasız arka sokak.

−ğu arkeoloji arkeolojik.−ği arkeopteriks arketip arkıt arkoz arktik.arka yüz arkebüz arkeen arkegon arkeolog.−ğü armatür armoni 219 .−ği arlanma arlanmak arlanmaz arlı arma armada armador armadura armağan armağan etmek armalı armatör armatörlük.

armonik.−ği armonika armoniler armoni orkestrası armonize armonyum armudî armudiye armut.−ğu arnika 220 .−du armutçu armut kabağı armut kurusu Armutlu (ilçe) armut top armuz Arnavut Arnavut bacası Arnavut biberi Arnavut ciğeri Arnavutça Arnavut kaldırımı Arnavutlaşma Arnavutlaşmak Arnavutlaştırma Arnavutlaştırmak Arnavutluk.

−ği arsıulusal arsız arsız arsız 221 .−ği arometrapi arozöz arp arpa arpacı arpacık.aroma aromalı aromatik.−ğı Arpaçay (ilçe) arpa güvesi arpağan arpalama arpalık.−ğı arpacık soğanı arpacılık.−ğı arpalık etmek arpa suyu arpa şehriye arpçı arpej arsa arsa payı arsenik.

arsızca arsızlanma arsızlanmak arsızlaşma arsızlaşmak arsızlık.−ği arşivleme arşivlemek art.−ğı arşidük arşidüşes arşiv arşivci arşivcilik.−dı artağan 222 .−ğı arsızlık etmek Arsin (ilçe) arslan arslanlı arş arşe arşetip arşıâlâ arşın arşınlama arşınlamak arşınlık.

−ğı artık değer artık emek.−ğı art damak ünsüzü art düşünce arter arterit artezyen artezyen kuyusu artı artık.−ği artık gün artıklama artıklamak artık yıl artım 223 .−du art avurt ünsüzü art bölge artçı artçı deprem artçılık.−ğı artakalma artakalmak art arda art avurt.artağanlık.−ğı artçı şok art damak.

−cu artik artikel artikülâsyon artist artistçe artistik.−ğı art niyet art oda Artova (ilçe) artrit artroz art teker Artvin 224 .−ği artistlik.−ği artma artmak artmak.artımlı artın artırılma artırılmak artırım artırma artırmak artı sayı artış artı uç.

art zamanlı art zamanlı dil bilimi art zamanlılık.−li arzuhâlci arzuhâlcilik.−bi as asa asabî asabîleşme 225 .−ğı aruz arya Aryanizm arz arzanî arz dairesi arz derecesi arz etmek arziyat arz odası arz talep kanunu arzu arzu etmek arzuhâl.−ği arzulama arzulamak arzulu arz ve talep.

−bı asar Asarcık (ilçe) asarıatika asayiş asbaşkan 226 .−ğı asalak bilimi asalaklaşma asalaklaşmak asalaklık.asabîleşmek asabîlik.−ği asabiye asabiyeci asabiyet asal asalak.−ğı asalet asaleten asaleten atama asaleten atanma asal gazlar asal sayı asamble asansör asansör boşluğu asansörcü asap.

asbest asbest yünü aselbent.−bı ası asık.−di asenkron asepsi aseptik.−ği asgarî asgarî ücret ashap.−di asetilen aseton asfalt asfaltit asfaltlama asfaltlamak asfaltlanma asfaltlanmak asgarımüşterek.−ğı asık suratlı 227 .−ği ases asesbaşı asetat asetatlı asetik.−ği asetik asit.

−ğı asıltı asıl vurgu asım asım takım asıntı asıntı olmak asır.−srı asırlarca asırlık.−slı asılanma asılanmak asılı asılış asıllı asılma asılmak asılmışadam (bitki) asıl nüsha asıl sayılar asılsız asılsızlık.asıl.−ğı asi aside asidimetre asil asileşme 228 .

−ği asitölçer ask askarit as kat asker askerce askerci askercilik.−ği asimetri asimetrik.−ği asit fenik.−ği asimilâsyon asimile etmek asimptot asistan asistanlık.−ğı asit.−di asit alkol.−ği askerî askerî ambargo 229 .asileşmek asilik.−lü asit borik.−ği asilik etmek asillik.−ği asilzade asilzadelik.

−ği askerlik dairesi askerlik etmek askerlik hizmeti askerlik yapmak askerlik yoklaması asker ocağı asker olmak asker tayını askı askıcı askılı askılık.−ğı askıntı askıntı olmak askısız asklı 230 .askerî ataşe askerî inzibat askerî kaput askerîleşme askerîleşmek askerîleştirme askerîleştirmek askerî rüştiye askeriye asker kaçağı askerlik.

askospor asla aslan Aslan (burç) aslanağzı (bitki) aslan ağzı Aslanapa (ilçe) aslanca aslangiller aslankulağı (bitki) aslankuyruğu (bitki) aslanlık.−ğı aslında aslı nesli aslî aslî düşünce aslî maaş aslî nüsha asliye asma 231 .−ğı aslan payı aslanpençesi (bitki) aslan sütü aslan yürekli aslen aslı astarı aslık.

−li asparagas aspidistra aspiratör aspirin aspur asrısaadet asrî asrîleşme asrîleşmek asrîlik.−ğı asma merdiven asma yaprağı asmolen asonans asorti asosyal.asma bahçe asma bıyığı asma biti asmagiller asmak asma kabağı asma kat asma kilit.−ği 232 .−di asma köprü asmalı asmalık.

−ği astenik tip asteroit.−ğı astarlı zarf astarya astasım astat astatin asteğmen asteğmenlik.assai assolist ast Astana astar astar boyası astar kaplama astarlama astarlamak astarlanma astarlanmak astarlatma astarlatmak astarlı astarlık.−di astım astımlı astırma 233 .

astırmak astigmat astigmatizm astragan astrofizik.−li astsubay astsubay başçavuş astsubay çavuş astsubay kıdemli başçavuş astsubay kıdemli çavuş astsubay kıdemli üstçavuş astsubaylık.−ğu astropikal.−ğı astsubay üstçavuş asude 234 .−ğu astroloji astronom astronomi astronomik.−ği astronomik fiyat astronomik rakam astronot astronotluk.−ği astrolog.

asudelik.−ğı aşağılık duygusu aşağılık kompleksi aşağılı yukarılı aşağı mahalle aşağısama aşağısamak aşağısı 235 .−ği asuman Asurca Asurî Asya Asyalı Asyalılık.−ğı asyön aş aşağı aşağı bitkiler aşağılama aşağılamak aşağılanma aşağılanmak aşağılaşma aşağılaşmak aşağılatma aşağılatmak aşağılık.

tutkun) aşı kâğıdı 236 .−ğı (vurgun.−kı.−ğı aş damı aşerat aş erme aş ermek aş evi aşhane aşı aşı boyalı aşı boyası aşıcı aşıcılık.aşağı yukarı aşama aşamalı aşama sırası aşar aşarî aşçı aşçı baltası aşçıbaşı.−ğı aşçılık.−ğı aşık.−yı.−ğı (ayak bile− ğindeki kemik) âşık.−nı aşçıbaşılık.

−ğı âşık olmak âşıktaş âşıktaşlık.âşıkane aşık kemiği âşıklı âşıklık.−şrı aşıramento 237 .−ğı aşılama aşılamak aşılanma aşılanmak aşılatma aşılatmak aşılı aşılma aşılmak aşım aşındırma aşındırmak aşınım aşınma aşınmak aşınma payı aşıntı aşı olmak aşır.

−cu aşırma aşırmacılık.−ğı aşırılma aşırılmak aşırıntı aşırı taşırı aşırı uç.−ğı aşırı duyu aşırı erime aşırılık.−ğı aşırmak aşırma kayış aşırmasyon aşırtı aşırtma aşırtmak aşısız aşıt.−dı aşı taşı aşikâr aşikâre 238 .−ğı aşırı doyma aşırı duyarlık.aşırı aşırı bellem aşırı besi aşırıcılık.

aşikâr etmek aşikâr olmak aşina aşinalık.−ğı aşma aşmak aşna aşna fişne aş ocağı aşoz aştırma aştırmak aşure aşure ayı aşure günü 239 .−ğı aşiret aşiyan aşk Aşkabat Aşkale (ilçe) aşkefza aşk etmek aşkın aşkıncılık.−ğı aşk olsun aşk eylemek aşlık.

−ği aşüfte aşüftelik.−ği aş yermek at ata atabek.aşurelik.−ğı atak yapmak atalar sözü atalet atalık.−ği atabey Atabey (ilçe) atacılık.−ğı ata erki ataerkil atak.−ğı ataklaşma ataklaşmak ataklık.−ğı atama atamak ataman at anası atanma atanmak ataraksiya 240 .

atardamar atari atarkanal atasözü ataş ataşe ataşelik.−ği Atatürkçü Atatürkçülük.−ğı at donu (renk) ate atefleksiyon ateh ateist ateizm aterina ateş ateş balığı ateşbaz ateş boyu 241 .−ğü atavik.−ği atavizm atbalığı (su aygırı) at başı at cambazı atçı atçılık.

−ği 242 .−ği ateşlilik.ateş böceği ateş böcekleri ateşçi ateş çiçeği ateşçilik.−ği ateş dikeni ateş etmek ateş gecesi ateş gemisi ateş hattı ateşin ateş kayığı ateşkes ateş kırmızısı ateşleme ateşlemek ateşlendirme ateşlendirmek ateşlenme ateşlenmek ateşletme ateşletmek ateşleyici ateşli ateşli ateşli ateşlik.

ateşli silâh ateşli silâhlar ateş pahası ateş parçası ateşperest ateşten gömlek.−dı atık su atıl atılgan atılganlık.−ği ateş tuğlası atfen atfetme atfetmek at gezdirmeliği atgiller at gözlüğü atıcı atıcılık.−ğı atılım atılımcı atılış atılma 243 .−ğı atık kâğıt.−tfı atıfet atık.−ğı atıf.

saç) 244 .−ğı atış atış alanı atışma atışmak atıştırma atıştırmak atıştırmalık.atılmak atım atımcı atımcılık.−ğı atıştırma yeri atış yeri ati atik.−ği atiklik.−ğı atımlık.−ği atik tetik.−ği Atkaracalar (ilçe) at kestanesi at kestanesigiller atkı atkı iplik.−ği atkılama atkılamak atkılı atkuyruğu (bitki.

−cı atlanılma atlanılmak atlanma atlanmak atlar anası atlas atlas çiçeği atlas çiçeğigiller atlas kemiği atlatılma atlatılmak atlatma atlatmak atlet atlet fanilâsı atletik.atkuyruğugiller atlama atlama beygiri atlamak atlama tahtası atlama taşı atlambaç.−ği atlitik tip 245 .−cı atlandırma atlandırmak atlangıç.

−ğu at meydanı atmık.−ğu atom çağı atom çekirdeği atom enerjisi 246 .−ği atol.atletizm atlı atlıkarınca (eğlence aracı) atlı karınca atlı spor atma atmaca atmak atmasyon atmasyoncu atmasyonculuk.−ğı atmosfer atmosfer basıncı atmosferik.−li atom bombası atomcu atomculuk.−lü atom atom ağırlığı atomal.

−li aval aval aval avam Avam Kamarası avanak.−li atölye atölye resmi atraksiyon atropin at sineği attar attırma attırmak atvur aut av avadancı avadanlık.−ğı aval.−ğı 247 .atomik.−ğı avanakça avanaklık.−ği atom numarası atom reaktörü atom santrali atom sayısı atonal.

avanaklık etmek avangart.−dı Avanos (ilçe) avanproje avans avanta avantacı avantacılık.−ğı avantadan avantaj avantajlı avantajsız avantür avantüriye Avar avara Avarca avare avare etmek avareleşme avareleşmek avarelik.−ği avare olmak avarız avarya avaz avcı 248 .

−ğı avlama avlamak avlanma avlanmak avlatma 249 .avcı çantası avcı eri avcı hattı Avcılar (ilçe) avcılık.−ğı avcılık etmek avcı otu avcı uçağı avdet avdet etmek avdetî av dönemi avene averaj avgın av hayvanı avisto avize avize ağacı av köpeği av kuşu avlak.

−ğı avunç.−dı avrat pazarı avret Avro Avrupa Avrupaî Avrupa kayını Avrupalı Avrupalılaşma Avrupalılaşmak Avrupalılık.−ğı av tezkeresi avuç.−cu avundurma 250 .−cu avuç avuç avuç dolusu avuç içi avuçlama avuçlamak avukat avukatlık.avlatmak avlu av mevsimi avokado Avrasya avrat.

avundurmak avunma avunmak avuntu avurt.−du avurtlama avurtlamak avurtlu avurt ünsüzü Avustralya Avustralya karatavuğu Avustralyalı Avusturya Avusturyalı avutma avutmak avutucu avutulma avutulmak av yasağı ay (takvim) ay (gök cismi) Ay (bilimsel yayınlarda) aya ay ağılı 251 .

ayak.−yı ayakkabıcı ayakkabıcılık.−ğı ayakaltı ayak bağı ayakbastı ayak bileği ayakça ayakçak.−ğı ayaklı koşma 252 .−ğı ayakçı ayakçın ayak divanı ayak işi ayak izi ayakkabı.−ğı ayak keseri ayak kirası ayaklama ayaklamak ayaklandırma ayaklandırmak ayaklanma ayaklanmak ayaklı ayaklık.−ğı ayakkabılık.

−li ayan (belli. açık) âyan (ileri gelenler) ayan beyan Ayancık (ilçe) ayandon 253 .ayaklı kütüphane ayaklı mâni ayak makinesi ayak oyunu ayak satıcısı ayaksız ayaksızlar ayakta ayak tabanı ayak takımı ayak tarağı ayaktaş ayak tedavisi ayak teri ayak topu ayakucu (gök bilimi) ayak ucu ayaküstü ayaküzeri ayak yalın ayakyolu ayal.

−ğı ayartı ayartıcı ayartıcılık.−ğı ayartılma ayartılmak ayartma ayartmak Ayaş (ilçe) ayaz ayazlama ayazlamak ayazlandırılma 254 .−ğu ayarlama ayarlamak ayarlanma ayarlanmak ayarlatma ayarlatmak ayarlı ayarlı pense ayarsız ayarsızlık.ayan olmak ayar ayarcı ayar etmek ayarı bozuk.

ayazlandırılmak ayazlandırılmış rakı ayazlanma ayazlanmak ayazlatma ayazlatmak ayazlık.−ğı ayazma ay balığı ay balığıgiller ay balta Aybastı (ilçe) aybaşı aybeay ayça ay çekirdeği ayçiçeği ayçiçeği yağı ayçöreği ay dede aydemir aydın Aydın Aydıncık (ilçe) aydınger aydınlanma aydınlanmak 255 .

Aydınlar (ilçe) aydınlatıcı aydınlatılma aydınlatılmak aydınlatma aydınlatmak aydınlık.−ğı ayıgiller 256 .−ğı aydınlıkölçer Aydıntepe (ilçe) ay dönümü ayet ay evi aygın aygın baygın aygır aygır deposu aygıt ay−gün takvimi ay−gün yılı ayı ayıbacağı (yelken tarzı) ayı balığı ayıboğan ayıcı ayıcılık.

ayı gülü ayık.−ğı ayıp.−bı ayıp etmek ayıplama ayıplamak ayıplanma ayıplanmak 257 .−ğı ayıkmak ayıkulağı (bitki) ayılık.−ğı ayılma ayılmak ayıltı ayıltma ayıltmak ayın ayınga ayıngacı ayıngacılık.−ğı ayıklama ayıklamak ayıklanma ayıklanmak ayıklatma ayıklatmak ayıklık.

ayıplı ayıpsız ayıraç.−ğı ayırıcı ayırım ayırım yapmak ayırma ayırmaç.−cı ayırmak ayırt edilmek ayırt etmek ayırtı ayırtma ayırtmak ayırtman ayırtmanlık.−ğı ay ışığı ayıt ayı üzümü ayı yürüyüşü ayin ayinicem ay karanlığı aykırı 258 .−cı ayıran ayırgan ayırganlık.

aykırı doğrular aykırı katmanlaşma aykırılama aykırılamak aykırılaşma aykırılaşmak aykırılık.−ğı aylaklık etmek aylak olmak aylama aylamak aylandız aylanma aylanmak aylı aylık.−ğı aylaklık.−ğı aykırı olmak ayla aylak.−ğı aylakçı aylakçılık.−ğı aylıkçı aylıklı ayma aymak aymaz 259 .

−kkı ayniyat ayniyet aynştaynyum 260 .−ğı aynalık tahtası aynalı sazan aynasız aynasızlık.−ğı aynalı aynalık.−ğı ayna taşı ayna tırnağı aynaz aynen aynı aynılık.−ğı aynısefa aynıyla aynı zamanda aynî aynî hak.aymazlık.−ğı ay modülü ayn ayna aynabakar aynacı aynacılık.

−cı ayrı çanak yapraklılar ayrık.−cı ayran ayran ağızlı ayran budalası ayrancı Ayrancı (ilçe) ayrancılık.−ğı ayrıcalıklı ayrıcalıksız ayrıcasız ayrı cinsten ayrıç.−ğı ayran delisi ayran gönüllü ayranlaşma ayranlaşmak ayrı ayrı ayrı ayrı basım ayrıca ayrıcalı ayrıcalık.ayol ay örümceği ayraç.−ğı ayrık küme 261 .

−ğı ayrılıkçı ayrılış ayrılışma ayrılışmak ayrılma ayrılmak ayrılmazlık.−ğı ayrım ayrımcı ayrımcılık.ayrıklı ayrıklık.−ğı ayrımlama ayrımlaşma 262 .−ğı ayrıksı yıl ayrıksız ayrılanma ayrılanmak ayrılaşma ayrılaşmak ayrılı ayrılık.−ğı ayrık otu ayrıksı ayrıksı ay ayrıksı dağılış ayrıksılık.

−ğı ayrımsama ayrımsamak ayrımsız ayrımsızlık.−ğı ayrışıklık.−di aysız ayşekadın (fasulye) ay takvimi aytışma aytışmak 263 .−ğı ayrıntı ayrıntılı ayrışık.ayrımlaşmak ayrımlı ayrımlılık.−ğı ayrışım ayrışma ayrışmak ayrıştırma ayrıştırmak ayrıt ayrı taç yapraklılar ayriyeten aysar aysberg aysfilt.

ay tutulması ayva ayvadana Ayvacık (ilçe) ayva hoşafı ayva kompostosu ayvalık.−ğı ay yıldız ay yılı ayyuk az aza azade azadelik.−ği azalma azalmak 264 .−ğı Ayvalık (ilçe) ayva marmelâdı ayvan ayva reçeli ayva tüyü ayvaz ayvazlık.−ğı ayyaş ayyaşlık.−ğı ayyar ayyarlık.

−bı azaplı azar azar azar azarlama azarlamak azarlanma azarlanmak azarlatma azarlatmak azat.−dı azat etmek azat eylemek azatlı azatlık.−ğu azca az çok Azdavay (ilçe) azdırılma 265 .−ğı azatsız az az az buçuk.azaltma azaltmak azamet azametli azamî azap.

−ğı azı azıcık.−ği azgın azgınlaşma azgınlaşmak azgınlık.−ğı azı dişi azık.−ğı azılı azımsama azımsamak azınlık.−ğı azıklı azıklık.azdırılmak azdırma azdırmak azelya Azerbaycan Azerbaycanlı Azerî Azerîce az gelişmiş az gelişmişlik.−ğı azınlık hükûmeti azışma azışmak 266 .

−ği azizlik etmek azledilme azledilmek azletme azletmek azlık.−zli azim.−zmi azimet azimet etmek azimkâr azimkârane azimli azit.−ğı azlolunma azlolunmak azma azmak 267 .−di aziz azize aziziye Aziziye azizlik.azıştırma azıştırmak azıtma azıtmak azil.

azmak.−di azotlama azotlamak azotlanmış azotlu azotometre azotölçer Azrail (*)B B baba baba adam 268 .−ğı azman azman kaya azmanlaşma azmanlaşmak azmetme azmetmek azmettirme azmettirmek aznavur aznif azoik.−ği azol.−lü azonal.−li azot azot dioksit.

−cı babaçko Babadağ (ilçe) babadan oğula Babaeski (ilçe) baba evi babafingo baba hindi Babaî Babaîlik.−ğı babacık babacıl babacılık.−ğı babalık etmek baba mirası 269 .−ğı babaç.babaanne baba bucağı babacan babacanca babacanlaşma babacanlaşmak babacanlık.−ği babaköş babalanma babalanmak babalı babalık.

−ği baba yurdu Babıâli babında Babîlik.−ğı 270 .−di babayiğitlik.−ğı bacak arası bacak kalemi bacakkıran bacaklı bacaklık.−ğı bacaklı yazı bacaksız baca kulağı bacanak.−ği babayiğit.−ği baca baca başı bacak.−ğı bacanaklık.baba nasihati baba ocağı baba olmak babasız baba tatlısı baba yadigârı babayani babayanilik.

baca tomruğu bacı baç baççı baççılık.−ğı badem badema badem ağacı 271 .−ğı bad badana badanacı badanacılık.−ğı badana etmek badanalama badanalamak badanalanma badanalanmak badanalatma badanalatmak badanalı badanasız badas badat bade badehu badeli badeli aşık.

−ğı bademcik.−ği badem ezmesi badem gözlü badem içi badem kürk bademli bademlik.−ği bademsi badem şekeri badem tırnak.−ğı badem yağı baderna badıç.badem bıyık.−ği badikleme badiklemek badikleşme badikleşmek badire badiye badminton badya Bafra (ilçe) 272 .−cı badısaba badi badi badi badik.

bagaj bagaj kapağı bagaj kilidi bagaj memuru baget bagetli bağ bağa bağan bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağcı bağcık.−ğı bağ çubuğu bağdadî bağdalama bağdalamak bağdama bağdamak bağdaş bağdaşık.−ğı bağcıklı bağcıksız Bağcılar (ilçe) bağcılık.−ğı 273 .

−ğı bağdaşılma bağdaşılmak bağdaşım bağdaşma bağdaşmak bağdaşmaz bağdaşmazlık. −ğı bağdaştırmak bağ doku bağ fiil bağı bağıcı bağıl bağıldak.bağdaşıklaşma bağdaşıklaşmak bağdaşıklaştırma bağdaşıklaştırmak bağdaşıklık.−ğı bağıl değer bağıllık.−ğı bağdaştırıcı bağdaştırma bağdaştırmacı bağdaştırmacılık.−ğı bağıl nem 274 .

−ğı bağımsız milletvekili bağımsız sıralı cümle bağın bağıntı bağıntıcı bağıntıcılık.−ğı bağımlı sıralı cümle bağımsız bağımsız bölüm bağımsızlaşma bağımsızlaşmak bağımsızlaştırma bağımsızlaştırmak bağımsızlık.bağım bağımlama bağımlamak bağımlaşma bağımlaşmak bağımlı bağımlılık.−ğrı bağırdak.−ğı 275 .−ğı bağır.−ğı bağıntılı bağıntılılık.

−ğı bağırsak askısı bağırsak iltihabı bağırsak ingini bağırsak kazıntısı bağırsak kurdu bağırsak solucanı bağırtı bağırtkan bağırtlak.−ğı bağırtma bağırtmak bağır yeleği bağış bağışçı bağışık.bağırgan bağırış bağırış çağırış bağırma bağırmak bağırsak.−ğı bağışıklık bilimi bağışlama bağışlamak bağışlanma bağışlanmak 276 .−ğı bağışıklık.

−cı bağlaç grubu bağlaçlı bağlaçlı tamlama bağlaçlı yan cümle bağlaç öbeği bağlam bağlama bağlamacı bağlamacılık.−ğı bağlama zarf−fiili bağlamsal anlam bağlanak.bağışlatma bağışlatmak bağışlayıcı bağıt bağıtçı bağıtlanma bağıtlanmak bağıtlaşma bağıtlaşmak bağıtlı bağkesen bağlaç.−ğı bağlamak bağlamalık.−ğı bağlanım 277 .

bağlanış bağlanma bağlanmak bağlantı bağlantı doku bağlantı borusu bağlantılı bağlantısız bağlantısızlık.−ğı bağlaşıklık.−ğı bağlantısızlık politikası bağlantısızlık siyaseti bağlantısız ülkeler bağlantı ünlüsü bağlantı ünsüzü bağlantı yapmak bağlaşık.−ğı bağlaşım bağlaşma bağlaşmak bağlatma bağlatmak bağlayıcı bağlayıcı ünlü bağlayıcı ünsüz 278 .

−ğı bağrı yufka baha 279 .−ğı bağrıkara (kuş) bağrış bağrışa çağrışa bağrış çağrış bağrışma bağrışmak bağrıştırma bağrıştırmak bağrı yanık.−ğı bağlık bahçelik.bağlayış bağlı bağlık.−ğı bağlı olmak bağlı su bağnaz bağnazlaşma bağnazlaşmak bağnazlık.−ğı bağlılaşım bağlılaşma bağlılaşmak bağlılık.−ği bağlı kredi bağlılaşık.

bahadır bahadırlık.−ği 280 .−ğı baharatlandırma baharatlandırmak baharatlı baharatsız bahar bayramı baharcı bahar dönemi bahariye baharlı bahar nezlesi bahar noktası bahçe Bahçe (ilçe) bahçeci bahçecilik.−ğı Bahaî Bahaîlik.−ği bahane bahane etmek bahaneli bahanesiz bahar baharat baharatçı baharatçılık.

−hsi bahisçi bahis konusu bahname bahri (kuş) bahrî (denizle ilgili) bahriye bahriye çiftetellisi bahriyeli bahsetme bahsetmek bahşetme bahşetmek 281 .bahçe domatesi bahçe kekiği bahçeli Bahçelievler (ilçe) bahçelik.−ği bahçe makası bahçemsi bahçe nanesi Bahçesaray (ilçe) bahçesiz bahçıvan bahçıvanlı bahçıvanlık.−hri bahis.−ğı bahir.

Bahşili (ilçe) bahşiş baht bahtı açık.−ğı bahtlı bahtsız bahtsızlık.−ğı bahtı kara baht işi bahtiyar bahtiyarlık.−cı bakakalma bakakalmak bakalit bakalitli bakalorya bakam bakan bakanak.−ğı bakar bakara bakar kör bakaya 282 .−ğı bakanlar kurulu bakanlık.−ğı bahusus bakaç.

−ğı bakır çalığı bakır kaplama Bakırköy (ilçe) 283 .−ğı bakımsız bakımsızlık.−ğı bakım yurdu bakıncak.−ğı bakındı bakınma bakınmak bakıntı bakır bakır alaşımı bakırcı bakırcılık.−ğı bakılma bakılmak bakım bakımcı bakım evi bakımından bakımlı bakımlık.bakı bakıcı bakıcılık.−ğı bakımlılık.

−ği bakiye bakkal bakkal çakkal 284 .−ğı bakışma bakışmak baki bakir bakire bakirelik.bakırlaşma bakırlaşmak bakırlı bakır oksit.−di bakır pası bakır rengi bakır sülfat bakır taşı bakır tuzu bakış bakış açısı bakışık.−ği bakirlik.−ğı bakışıksız bakışım bakışımlı bakışımsız bakışımsızlık.

−ğı bakkam bakla baklaçiçeği (renk) bakla falı baklagiller bakla kırı (renk) baklalı baklalık.bakkal defteri bakkaliye bakkal kâğıdı bakkallık.−ğı baklava dilimi baklavalı baklavalık.−ği baklavacı baklavacılık.−ğı bakliyat bakliye bakma bakmak 285 .−ğı baklamsı baklamsı meyve baklan Baklan (ilçe) baklava baklava börek.

−ği bakteriyoskopi baktırma baktırmak Bakû bal bala Balâ (ilçe) balaban balaban kuşu balabanlaşma balabanlaşmak balabanlık.−di bakteriyel bakteriyolog.bakraç.−cı bakteri bakteridi bakterigiller bakterisit.−ğı balalayka balama balans balans ayarı balans pensi 286 .−ğu bakteriyoloji bakteriyolojik.−ğı balak.

−ci balast gemi balast yem balat.−ğı baldıran şerbeti 287 .−ğı balçık hurması balçık inciri balçıklaşma balçıklaşmak balçıklı bal çiçeği Balçova (ilçe) baldır baldırak.−ğı balçak.−ğı balçık.balar bal arısı balast balast direnç.−ğı baldıran baldıranlık.−dı balata balayı balbal bal başı balcı balcılık.

−ğı baldırgan baldırı çıplak.−ği balet balgam balgamlı balgam taşı balgümeci (dikiş) balhane balık.baldır bacak.−ğı baldırıkara (bitki) baldır kemiği baldırpatlatan baldırsokan baldız baldo bal dudaklı bale balerin balerinlik.−ğı Balık (burç) balık adam balık bilimci balık bilimi balıkçı balıkçı düğümü balıkçı kazağı 288 .

−ğı balıkçıllar balıkçın balıkçı yaka balık çorbası Balıkesir balıketi (tombulca) balık eti balıkgözü (halka) balıkgözü objektif balıkhane balık istifi balık kartalı balıklama balıklamak balıklandırma balıklandırmak balıklava balıklı balıknefesi (yağ) balık otu balık pazarı balıksırtı (desen) balıksız balık sütü 289 .balıkçıl balıkçılgiller balıkçılık.

−ğı Balkanolog.−ğu Balkanoloji Balkar Balkarca bal kelebeği balkı 290 .balık tabağı balık tutkalı balık unu balık yağı balık yemi balık yumurtası Balışeyh (ilçe) baliğ baliğ olmak balina balina çubuğu balinalar balinalı balina yağı balistik.−ği bal kabağı balkan Balkan Balkanlar Balkanlı Balkanlılık.

−ği balonvari 291 .−ğı ballıklı ballı pasta bal mumu bal mumu macunu balo balon baloncu balon lâstik.balkıma balkımak balkır balkon balkonumsu balköpüğü (renk) ballandıra ballandıra ballandırma ballandırmak ballanma ballanmak ballı ballıbaba (bitki) ballıbabagiller ballı börek.−ği ballıdarı (incir) ballık.

balotaj balotaj kurulu baloz bal özlü bal özü bal özü bezi bal özülük.−ğı Baltık Baltık dilleri baltrap balya Balya (ilçe) 292 .−ğı baltalı baltalık.−ğı baltalama baltalamak baltalayıcı baltalayıcılık.−ğü bal peteği bal rengi balsam balsıra bal suyu balta baltabaş (gemi) baltacı baltacık.

−ğı bambu bambul bambul otu bam teli bamya bamyatarlası (mezarlık) ban bana ban ağacı banak.−ğı banal.balyalama balyalamak balyalanma balyalanmak balya makinesi balya yapmak balyemez balyos balyoz balyozlama balyozlamak balyozlanma balyozlanmak bambaşka bambaşkalık.−li 293 .

−ğu bandona bandrol.−lü bandrollü bangır bangır bangırdama bangırdamak Bangladeş Bangladeşli 294 .−ği Banaz (ilçe) banço bançolaşma bançolaşmak bandaj bandajlama bandajlamak bandajlatma bandajlatma bandana bandıra bandıralı bandırma Bandırma (ilçe) bandırmak bando bandocu bandoculuk.banallik.

bani bank banka bankacı bankacılık.−ğı banka cüzdanı banka defteri banka kartı bankamatik.−ği banker bankerlik.−dı 295 .−ği bankerzede banket bankiz banknot banko banko at bankomat banko sayı banlama banlamak banliyö banliyö treni banma banmak ban otu bant.

bantlama bantlamak bantlayıcı bant zımpara ban yağı banyo banyo bataryası banyo dolabı banyo havlusu banyo kabini banyo kazanı banyo küveti banyolu banyo sabunu banyosuz banyo takımı banyo yapmak baobap.−bı bap.−ğı baraka barakacık.−bı bar baraj baraj ateşi baraj mesafesi baraj yapmak barak.−ğı 296 .

−ğı barça barçak.baran barata baratarya bar ateşi barba barbakan barbar bar bar barbarca barbarizm barbarlaşma barbarlaşmak barbarlık.−ğı barda bardacık.−ğı barbaşı barbata barbekü barbunya barbunyagiller barbut barbutçu barcı barcılık.−ğı bardacık eriği 297 .

−ğı barışma 298 .−ğı barındırma barındırmak barınma barınmak barış barışçı barışçıl barışçılık.bardak.−ğı barışık.−ğı bardakaltı (örtü) bardakçı bardak eriği bardan bardan bardan bardo barem baret barfiks bargâh bargam barhana bar havası barı barınak.−ğı barışıklık.

−ği barıştırma barıştırmak bari barikat barikatlama barikatlamak barisfer barit.−du barlam barmen 299 .−lü barklanma barklanmak barkot.barışmak barışsever barışseverlik.−di baritin baritli baritli yıkama bariton bariyer bariz barizleşme barizleşmek bark barka barkarol.

−ğu baroskop.−bu barparalel barsam barsama Bartın barudî barut barutçu barutçuluk.−ğu barok müzik.−ği baro baro başkanı barograf barok barokçu barokçuluk.−ğu barut esmeri barut fıçısı barut hakkı baruthane barut kabağı barutluk.−ği barometre baron baronluk.−ğu barut rengi 300 .barmenlik.

−ğı basamak basamak basamaklı basar basarî basarna bas bariton bas bas basbayağı basen basgitar bası basıcı basıcılık.−ğı basıklaştırma basıklaştırmak basıklık.baryum baryum karbonat baryum sülfat bas basak.−ğı basıla basılı 301 .−ğı basık.−ğı basaklı basaksız basamak.

−bı basınçlı su basınçölçer basınç ölçüm basın danışmanı basın dünyası basın hürriyeti basın kartı basın konferansı 302 .basılış basılma basılma dayanımı basılmak basım basımcı basımcılık.−ğı basım evi basın basın ahlâkı basın ajansı basın ataşesi basın bildirisi basın bürosu basınç.−cı basınçlama basınçlamak basınçlı basınçlı kap.

basın mensubu basın müşaviri basın özgürlüğü basın sözcüsü basın toplantısı basın yasağı basıölçer basırgama basırgamak basırganma basırganmak basış basil basiret basiretli basiretsiz basiretsizlik.−sri basitleşme basitleşmek basitleştirme 303 .−ği basit basit cisim.−smi basit cümle basitçe basit faiz basit kelime basit kesir.

−ğı baskıda baskı grubu baskı kalıbı baskılı baskılık.−smi baskısız baskı yapmak Baskil basklârnet 304 .basitleştirmek basitlik.−ğı baskın baskıncı baskın yapmak baskı resim.−ği basit renk.−ğu basketçi basket yapmak baskı baskıcı baskıcılık.−gi Bask Baskça basket basketbol basketbolcu basketbolculuk.

baskül basma basmacı basmacılık.−ğı bastırak.−bı basmakalıplaşma basmakalıplaşmak basmalı basmalık.−ğı basmahane basmak basma kalıbı basmakalıp.−ğı basso bastana salatası bastarda bastı bastıbacak.−ğı bastık.−ğı bastırık.−ğı bastırılma bastırılmak bastırım bastırma bastırmak bastika baston 305 .

−ğu baston francala bastonlu bastonsuz basur basurlu basur memesi basur otu basübadelmevt basya baş başa baş baş açık başağaç.−ğı Başak (burç) başakçı başakçık.−ğı başaklama başaklamak başaklanma başaklanmak başaklı başaktör 306 .−ğı baş ağrısı başak.bastoncu bastonculuk.−cı başağırlık.

−ğı baş aşağı başat başat karakter başatlık.−ğı başatlık yasası başbakan başbakanlık.−ği başaltı (spor) baş altı (denizcilik) başarı başarılı başarılma başarılmak başarım başarısız başarısızlık.−ğı başarma başarmak başasistan başasistanlık.−i baş belâsı baş bezi 307 .başaktörlük.−ğı baş başa başbayi.−ğü başaktris başaktrislik.

−ğı Başçiftlik (ilçe) başdanışman başdekorcu başdekorculuk.−ğu başdizgici baş döndürücü baş dönmesi başdümenci baş dümeni başefendi başeksper başeser başeski başfiyat başgardiyan başgarson başgarsonluk.−ğu başçı başçık.baş bıçağı baş biti başbuğ baş çanağı başçavuş başçavuşluk.−ğu başgedikli başhakem 308 .

−ği başı dinç başı dumanlı başıkabak.−ğu başıbozukluk.−ğu başıbozuk.−ğu başı yumuşak.−ğı başına buyruk.başhekim başhekimlik.−ğı başı bağlı başıboş başıboşluk.−ği başhostes başı açık.−ği başhemşire başhemşirelik.−ğu başı devletli başı dimdik.−ğı başimam başka başkaca başkafiye başkahraman başkalaşım başkalaşma başkalaşmak başkalaştırma 309 .

−ğı başkanlık etmek başkanlık makamı başkanlık sistemi başkan vekili başkan yardımcısı başkarakter başkası başkâtip.başkalaştırmak başkaldırı baş kaldırma baş kaldırmak Başkale (ilçe) baş kaldırma baş kaldırmak başkalık.−bi başkâtiplik.−ğı 310 .−ği başkent başkentlik.−ği başkesit başkilise baş kipesi başkişi başkomutan başkomutanlık.−ğı başkan başkanlık.

−ğı Başkurdistan Başkurt Başkurtça başlâhana başlama başlamak başlama meridyeni başlama vuruşu başlama yeri başlangıç.−ğu başköşe başkumandan başkumandanlık.−cı başlangıç noktası başlanılma başlanılmak başlanma başlanmak başlatılma başlatılmak başlatma başlatmak başlayıcı 311 .başkonakçı başkonsolos başkonsolosluk.

−ği başmurakıp.−bı başmurakıplık.−ğı başmaklık.başlayış başlı başlı başına başlıca başlık.−ğı başmüdür başmüdürlük.−ğı başmakale başmakçı başmakçılık.−ği 312 .−ği başmubassır başmuharrir başmuharrirlik.−ğı başlıkçı başlıklı başlıksız başmabeyinci başmak.−ğü başmüfettiş başmüfettişlik.−ğı başmal başmisafir başmuallim başmuallimlik.

−bi başmürettiplik.−ğı başparmak.−lü baş sağlığı 313 .−ğü başrol.−bi başrahiplik.−ğı başpiskopos başpiskoposluk.−ği başmüsevvit.−ğu başöğretmen başöğretmenlik.−di başnokta başoda başoyuncu başoyunculuk.başmühendis başmühendislik.−ğu başrahip.−ğı başpehlivan başpehlivanlık.−ği başmürettip.−ği başörtü başörtülü baş örtüsü başpapaz başpapazlık.−ği başrejisör başrejisörlük.

−ği baş tacı baş tacı etmek baştan aşağı baştan başa baştanımaz baştanımazlık.−ğı başşehir.başsavcı başsavcılık.−bi baştabiplik.−ğı başsız başsızlık. −ğı baştan sona baştarda başteknisyen başucu (gök bilimi) baş ucu baş ucu kitabı 314 .−ğı baştankara (kuş) baştan kara (git− mek. etmek) baştankaragiller baştan savmacı baştan savmacılık.−hri baştaban baştabip.

başucu noktası başucu uzaklığı başuzman başuzmanlık.−ğı 315 .−ği Başyayla (ilçe) başyazar başyazarlık.−ğı başülke baş üstü(denizcilik) baş üstüne başvekâlet başvekil başvekillik.−ği başvurdurma başvurdurmak başvurma başvurmak başvuru başvurucu başvurulma başvuurlmak başyapıt başyardımcı başyargıcı baş yastığı başyaver başyaverlik.

başyazı başyazman başyazmanlık.−ğı bataklık ardıcı bataklık baykuşu bataklık gazı bataklık keteni bataklık kırlangıcı bataklık kuşları bataklık nergisi batar batarya 316 .−ğı batak çulluğu batakhane bataklı bataklık.−ğı başyemek.−ğı batakçı batakçıl batakçılık.−ği başyıldız başyönetmen başyönetmenlik.−ği başyukarı bat bata çıka batak.

gizli) Bâtınî Bâtıniye batırık.−dı batın.−ğı batıl batılı batılılaşma batılılaşmak batılılaştırma batılılaştırmak batılılık.−cı batıl itikat.−ğı batıl inanç.−tnı (karın) bâtın (iç.batarya ateşi batarya kutusu bataryalı bateri baterist batı batı bloku batıcı batıcılık.−ğı batık.−ğı batırılma batırılmak batırma 317 .

−li bav bavcı 318 .−ği batisfer batiskaf batkı batkın batkınlık.batırmak batış Batı Türkçesi bati batik.−ğı batma batmak batman Batman batonsale batöz batsat battal battal etmek Battalgazi (ilçe) battal olmak battaniye battaniyeli batur batyal.

−sri bayağılaşma bayağılaşmak bayağılaştırma bayağılaştırmak bayağılık.bavlı bavlıma bavlımak bavul bavulcu bavullu bavul ticareti Bavyera Bavyeralı bay bayağı bayağı kesir.−ğı bayan bayançe bayat Bayat (ilçe) bayatı bayatî bayatîaraban bayatîbuselik.−ği bayatlama bayatlamak 319 .

−ğı bayatsı bayatsıma bayatsımak Bayburt baygın baygın baygın baygınlaşma baygınlaşmak baygınlık.bayatlatma bayatlatmak bayatlık.−ğı baygıntı bayıla bayıla bayılma bayılmak bayıltıcı bayıltma bayıltmak bayılttırma bayılttırmak bayındır Bayındır (ilçe) bayındırcı bayındırlaşma bayındırlaşmak bayındırlaştırma 320 .

−ğı bayrakaltı (ordu hizmeti) bayrakçı bayrak direği bayraklaşma 321 .−ği Baykan (ilçe) baykuş baykuşgiller baylan baylanlık.bayındırlaştırmak bayındırlık.−ğı Bayındur bayır bayır aşağı bayır kuşu bayırlaşma bayırlaşmak bayır turpu bayır yukarı bayi.−i bayilik.−ğı baylanma baylanmak bayma baymak bayrak.

−ği bayramlaşma bayramlaşmak bayramlık.−ğı bayraktarlık etmek bayrak töreni bayrak yarışı bayram bayram alayı bayram ayı bayram çocuğu bayramdan bayrama bayramda seyranda bayram gazetesi bayram günü bayram havası bayram hediyesi Bayramî Bayramiç (ilçe) Bayramîlik.bayraklaşmak bayraklı bayraklık.−ğı bayrak merasimi bayraktar bayraktarlık.−ğı 322 .

−ğı baysungur baytar baytarlık.−li bazalt bazar bazen bazı bazı bazı 323 .−ğı baysal baysallık.−ğı baz baza bazal.bayramlık ad bayramlık ağız.−ğzı bayram namazı Bayramören (ilçe) Bayrampaşa (ilçe) bayram şekeri bayram tebriği bayram topu bayramüstü bayramüzeri bayram yeri bayram ziyareti bayrı bayrılık.

bazıları bazısı baziçe bazidiyospor bazik.−ği bebeklik etmek 324 .−ği bazik oksitler bazilika bazit bazitli mantarlar bazlama bazlamaç.−ği bebek.−cı bazlaşma baz losyon baz morfin bazofil bazofobi bazuka be bebe bebe aspirini bebecik.−ği bebekçe bebekleşme bebekleşmek bebeklik.

−ğı bedavadan bedavalaşma 325 .−di Beçene becit Beç tavuğu bedahet bedaheten bedava bedavacı bedavacılık.−ği beceriksiz beceriksizlik.−ği becerme becermek becet.bebek ölümü beberuhi (sevimsiz. budala) Beberuhi (Karagöz oyunundaki cüce) becayiş becayiş etmek becelleşme becelleşmek beceri becerikli beceriklilik.

−ği bedelsiz bedelsiz ithalât beden bedence 326 .−ği bedbin olmak bedçehre beddua beddua etmek bedel bedelci bedelli bedelli askerlik.−ğı bedbaht olmak bedbin bedbin etmek bedbinleşme bedbinleşmek bedbinleştirme bedbinleştirmek bedbinlik.bedavalaşmak bedavasına bedavaya bedayi bedbaht bedbaht etmek bedbahtlık.

beden cezası bedenci beden eğitimi bedenen bedenî beden işçisi bedenli bedensel beden terbiyesi bedesten bedevî bedevîlik.−ği bedir.−ği bedirlenme bedirlenmek bedirleşme bedirleşmek bedük.−ğü bednam 327 .−dri bedirik.−ği bedhah bedihî bediî bediîleşme bediîleşmek bediiyat bedik.

−ği 328 .−ği Behçet hastalığı behemehâl beher beherglas behey behime behimî behimîlik.−ği beğeniş beğenme beğenmek beğenmemek beğenmezlik.begayet Begdili begonvil begonya begonyagiller begüm beğence beğendi beğendirme beğendirmek beğeni beğenilme beğenilmek beğenirlik.

−e'si bej bek beka bekar (nota işareti) bekâr (evlenmemiş kimse) bekâret bekârhane bekârlık.behişt behre behresiz beis.−ğı bekâr odası bekas bekçi bekçilik.−ği bekçilik etmek Bekilli (ilçe) bekinme bekinmek bekitme bekitmek bekleme beklemek beklemeli bekleme odası 329 .

−ği beklenmek beklenmez beklenmezlik.−ği Bektaşî Bektaşî babası Bektaşî dedesi bektaşîkavuğu (bitki) Bektaşîlik.−ği 330 .bekleme salonu bekleme süresi bekleme yeri beklenilme beklenilmek beklenme beklenmedik.−ği beklenmezlik fiili beklenti bekleşme bekleşmek bekletilme bekletilmek bekletme bekletmek bekleyiş bekri bekrilik.

−ti belâlı bel bağı bel bel belce Belçika Belçikalı belde Beldeitayyibe (Medine) beledî belediye belediye başkanı belediyeci belediyecilik.−ği belediye meclisi belediye nikâhı 331 .−ti belâgatli belâgatsiz bel ağrısı belâhat.−ği belediye çavuşu belediye encümeni belediyelik.Bektaşî sırrı Bektaşî üzümü bel belâ belâgat.

−ği beleşten beletme beletmek bel evlâdı bel fıtığı belge belgeci 332 .belediye polisi belediye reisi belediye sarayı belediye suçları belediye teşkilâtı belek.−ği beleme belemek belemir belen Belen (ilçe) belenme belenmek belerme belermek belertme belertmek beleş beleşçi beleşçilik.

−ği belgisiz sıfat belgisiz zamir belgit 333 .belgeç belgegeçer belgegeçer çevirgesi belgeleme belgelemek belgelendirme belgelendirmek belgelenme belgelenmek belgeli belgelik.−ği belgesel film bel gevşekliği belgi belgileme belgilemek belgili belgin belginlik.−ği belgisiz belgisizlik.−ği belgesel belgeselci belgeselcilik.

−ğü beliğ belik.−ği belirlenme belirlenmek belirlenmezci belirlenmezcilik.beli beli bükük.−ği belirleme belirlemek belirlenim belirlenimci belirlenimcilik.−ği belik belik belikleme beliklemek belinleme belinlemek belirgi belirgin belirginleşme belirginleşmek belirginleştirme belirginleştirmek belirginlik.−ği belirleşme belirleşmek 334 .

−ği belirli nesne belirme belirmek belirsiz belirsiz geçmiş belirsizlik.belirleyici belirli belirli belirsiz belirli geçmiş belirlilik.−ği belirtilen belirtili belirtili nesne belirtili tamlama belirtilme belirtilmek belirtisiz belirtisiz nesne belirtisiz tamlama 335 .−ği belirsizlik hâli belirsizlik sıfatı belirsizlik zamiri belirteç.−ci belirten belirti belirtik.

−ği beliye bel kemeri bel kemiği belki belkili bel kündesi bellâdonna bellek.−ği bellek karışıklığı bellek kaybı bellek yitimi bellem belleme bellemek bellenme bellenmek 336 .belirtken belirtme belirtme durumu belirtme grubu belirtmek belirtme sıfatı belit belitken belitleme belitlemek belitlenebilirlik.

belleten belletici belletme belletmek belletmen belli belli başlı belli belirsiz belli etmek bellik.−ği belli olmak bellisiz belsem bel soğukluğu bel suyu bembeyaz bemol.−lü ben benbenci benbencilik.−ği bence benci bencil bencilce bencileyin bencilik.−ği bellilik.−ği 337 .

−ği bencillik etmek bencil olmak bende bendegân bendegî bendehane bendezade bendir benek.−ği bengi su beniâdem 338 .bencilleşme bencilleşmek bencillik.−ği beneklenme beneklenmek benekleşme benekleşmek benekli benekli köpek balığı bengi bengileme bengilemek bengileşme bengileşmek bengilik.

−nzi benizli benlenme benlenmek benli benlik.−ği benlik çatışması benlikçi benlikçilik.−ği benlik davası benlik ikileşmesi benlik yitimi benmari benmerkezci benmerkezcilik.−ği 339 .−ği benildeme benildemek benimseme benimsemek benimsenme benimsenmek benimsetme benimsetmek benimseyiş beniz.benibeşer beniçinci beniçincilik.

−ği benzer şekiller benzeş benzeşen benzeşik.−ği benzeti benzetici benzetici ressam benzetilme benzetilmek 340 .−di bent etmek benzeme benzemek benzemeklik.−ği benzersiz benzersizlik.bent.−ği benzeşme benzeşmek benzeşmezlik.−ği benzemez benzen benzer benzeri benzerlik.−ği benzeşim benzeşim oranı benzeşlik.

benzetim benzetimlik.−lü beraat.−ti beraat etmek beraatızimmet beraber beraberce beraberinde beraberlik.−ği beraberlik müziği 341 .−ği benzin pompası benzol.−ği benzin benzinci benzincilik.−ği benzin istasyonu benzinleme benzinlemek benzinli benzinlik.−ği benzetim sineması benzeti ressamı benzetiş benzetme benzetmek benzeyiş benzeyişsizlik.

berat Berat Gecesi Berat Kandili berbat berbat etmek berbat olmak berber berber balığı berber bataryası berber çırağı berber dükkânı Berberî berber kalfası berber koltuğu berberlik.−ği berber salonu berber ustası berceste berdel berdelâcuz berdevam berduş bere bereket bereketlenme bereketlenmek bereketli 342 .

bereketlilik.−ği bereketsiz bereketsizlik.−ği bereleme berelemek berelenme berelenmek bereli berenarı Bergama (ilçe) bergamodî bergamot bergüzar berhane berhava berhava etmek berhava olmak berhayat berhudar beri beribenzer beriberi beriki.−ni beril berilyum berjer berk 343 .

berkelyum berkemal berkime berkimek berkinme berkinmek berkitme berkitmek berklik.−ği berlâm bermuda bermutat berrak.−ğı berrî bertafsil bertaraf bertaraf etmek bertaraf olmak bertik.−ği bertilme bertilmek bertme 344 .−ğı berraklaşma berraklaşmak berraklaştırma berraklaştırmak berraklık.

−ği besermek besi besici besicilik.−ği besi örü besi suyu beslek.bertmek berzah besalet besbedava besbelli besbeter beselemek beserek.−ği 345 .−ği besi doku besi dokulu besi dokusu besi dokusuz besihane besi hayvanı besili besi merası besin besinli besinsiz besinsizlik.

besleme besleme basın beslemek besleme kız beslemelik.−ği beslenen beslengi beslenilme beslenilmek beslenme beslenme bozukluğu beslenme çantası beslenme eğitimcisi beslenme eğitimi beslenmek beslenme odası beslenme saati beslenme sorunu beslenme uzmanı beslenme yetersizliği besletme besletmek besleyici besmele 346 .

−ği beş bir beş dört.−ğı (muşmula) beş binlik.−ği bestekâr besteleme bestelemek bestelenme bestelenmek besteli bestenigâr bestesiz beste yapmak best−seller beş beş altı beşaret beş beter beşbıyık.besmelesiz Besni (ilçe) beste besteci bestecilik.−dü beş duyu beşer beşerî 347 .

−ği beşikörtüsü (çatı örtüsü) beşik salıncak.−ği beşerli beşgen beşibirlik.−ği beşibiryerde beşik.−ği beşikçi Beşikdüzü'nü (ilçe) beş iki beşik kertiği beşik kertme beşiklik.beşerî coğrafya beşeriyet beşeriyetçi beşeriyetçilik.−ğı Beşiktaş (ilçe) beşinci beşinci kol Beşiri (ilçe) beşiz beşizli beşkardeş (şamar) beşleme beşlemek 348 .

−ğü bet bet.−di beta beta ışınları beta mikrobu betatron beteleme betelemek beter 349 .−ğu beş on beş paralık.−ğı beş parasız beşparmak.−ğı (deniz hayvanı) beşparmak otu beşpençe (deniz hayvanı) beştaş (oyun) beşuş beş üç beş vakit.beşli beşlik.−ği beşme beş milyonluk.−kti beş yüzlü beş yüzlük.

−ği betili betili sanat betim betimleme betimlemeci betimlemek betimlemeli betimlenme betimlenmek betimleyici betimsel betimsel dil bilgisi betisiz betisiz sanat beton betonarme betoncu betoniyer betonkarar beton santrali bet suratlı bevliye 350 .beter etmek beterleşme beterleşmek beti betik.

−bı 351 .−ğı beyaz ırk Beyazıt (ilçe) beyaz iş beyaz kitap.−bı bey beyaban Beyağaç (ilçe) bey akdi beyan beyanat beyan etmek beyanname bey armudu beyaz beyaz adam beyaz altın beyaz baston beyaz cam beyaz dizi beyaz eşya beyaz et beyaz gümüş beyazımsı beyazımtırak.bevliyeci bevliyecilik.−ği bevvap.

−hri beybaba Beydağ (ilçe) beyefendi bey erki beygir beygirci 352 .−ğı beyaz oy beyaz perde beyaz peynir Beyaz Rus beyaz sabun beyazsinek.beyaz kömür beyazlanma beyazlanmak beyazlaşma beyazlaşmak beyazlatıcı beyazlatılma beyazlatılmak beyazlatma beyazlatmak beyazlı beyazlık.−bı beyaztilki beyaz zehir.−ği beyaz şarap.

−ği beyhude yere beyin.beygir gücü beygirli beygirlik.−yni beyin cerrahı beyin cerrahîsi beyincik.−ği beyin göçü beyin gücü beyin jimnastiği beyin kanaması beyin karıncıkları beyinli beyin omurilik sıvısı beyin orağı beyinsel beyinsi beyinsiz beyin takımı beyin üçgeni beyin yıkama beyin zarı beyin zarları 353 .−ği beygirsiz beyhude beyhudelik.

−ği beylikçi Beylikova (ilçe) beylik söz beynamaz beynelmilel beynelmilelci beynelmilelcilik.−ği beylik.−ği beyninde Beyoğlu'nu (ilçe) Beypazarı'nı (ilçe) beysbol beysbolcu Beyşehir (ilçe) beytülmal.−yti beyitli beyiye Beykoz (ilçe) beylerbeyi Beylerbeyi'ni beylerbeylik.−li Beytüşşebap (ilçe) beyyine beyzade beyzadelik.beyit.−ği beyzî 354 .

−ği bezemek bezemeli bezen bezeniş bezenme bezenmek 355 .−ği bezdirici bezdirilme bezdirilmek bezdirme bezdirmek beze bezek.bez bezci bezcilik.−ği bezekçi bezekleme bezeklemek bezekli bezeleme bezelemek bezeli bezelye bezeme bezemeci bezemecilik.

−ği bezilme bezilmek bezir.−ği bezik.bezenti bezetme bezetmek bezeyici bezeyiş bezgi bezgin bezginleşme bezginleşmek bezginlik.−zri bezirgân bezirgânbaşı bezirgânlık.−ğı bezirleme bezirlemek bezir yağı bezleme bezlemek bezm bezme bezmek bezsi bez tüyler 356 .

bezzaz bezzazlık.−ğı bıçaklama bıçaklamak bıçaklanma bıçaklanmak bıçaklatma bıçaklatmak bıçaklı bıçaklık.−ğı bıçılgan bıçkı bıçkıcı bıçkı evi bıçkıhane bıçkın bıçkınlaşma 357 .−ğı bıcı bıcı bıcıl bıcılgan bıcır bıcır bıcırgan bıçak.−ğı bıçakçı bıçakçılık.−ğı bıçak sırtı bıçık.

−ğı bıkkıntı bıkma bıkmak bıktırıcı bıktırma bıktırmak bıldır bıldırcın bıldırcın eti bılkıma bılkımak bıllık bıllık bıngıl bıngıl bıngıldak.−ğı bıkılma bıkılmak bıkış bıkışma bıkışmak bıkkın bıkkınlık.bıçkınlaşmak bıçkınlık.−ğı bıngıldama bıngıldamak 358 .−ğı bıçkı tozu bıdık.

−ğı bızır bîaman biat.bırakılma bırakılmak bırakım bırakış bırakışma bırakışmak bırakıt bırakma bırakmak bıraktırma bıraktırmak bırıçka bıtırak.−ğı bıyıklanma bıyıklanmak bıyıklı bıyıklı balık.−ti biat edilmek biat etmek bîbaht 359 .−ğı bıyıksız bızbız bızdık.−ğı bıyık.

−ği bibliyografya bibliyoman bibliyomani bibliyotek.−ği bibliyotekçi biblo bici bicik.−ği bicili bîçare 360 .−ği biberon biber salçası bibersiz biber turşusu bibi bibliyofil bibliyograf bibliyografi bibliyografik.bîbehre biber biber dolması biberiye biberleme biberlemek biberli biberlik.

−ği biçim değişimi biçimleme biçimlendirilme biçimlendirilmek biçimlendirme biçimlendirmek biçimlenme biçimlenmek biçimli biçimsel biçimselleştirme 361 .bîçarelik.−ği biçerbağlar biçerdöver biçici biçicilik.−ği biçem biçem bilimi biçenek.−ği biçilme biçilmek biçim biçim biçim biçim bilimi biçim birimi biçimci biçimcilik.

biçimselleştirmek biçimsellik.−ği Biga (ilçe) Bigadiç (ilçe) 362 .−ği biçimsiz biçimsizleşme biçimsizleşmek biçimsizlik.−li biftek.−ti bidayet bide bidon bidoncu bienal.−ği biçiş biçki biçkici biçki dikiş kursu biçki dikiş yurdu biçki yapmak biçki yurdu biçme biçmek biçtirme biçtirmek bîdar bid'at.

−kri bilâder ağacı bilâhare bilâistisna bilâkaydüşart bilâkis bilânço bilâr bilârdo bilârdocu bilârdoculuk.−ği bikini bikir.−ğu 363 .bîgâne bîgânelik.−ği bigudi bîgünah bîhaber bihakkın biheyviyorizm bîhuş bîilâç bijon anahtarı bijuteri bîkarar bikarbonat bîkes bîkeslik.

−ği bildirge bildiri bildirilme bildirilmek bildirim bildirim ödencesi bildiriş bildirişim bildirişme bildirişmek bildirme bildirme cümlesi bildirmek bildirme kipi bildirme kipleri bile bile bile bilecen bilecenlik.bilârdo masası bilâsebep.−bi bilâvasıta bilcümle bildik.−ği Bilecik bileği bileği taşı 364 .

−bı bileşik kaplar bileşik kesir.−sri bileşik önerme bileşim bileşke bileşken bileşme bileşmek bileştirici bileştirme bileştirmek 365 .bilek.−ği bilek damarı bilek gücü bilek güreşi bilek kuvveti bileklik.−ği bilek saati bileme bilemek bilenme bilenmek bileşen bileşik.−ği bileşik faiz bileşikgiller bileşik kap.

−ği bilgi işlem bilgi kuramı bilgilendirme bilgilendirmek 366 .−ği bilgiç.−ği bilezik.−ği bilgi bilgici bilgicilik.−ci bilgi çarpıtma bilgiç bilgiç bilgiçlik.−ği bilezikli bilfarz bilfiil bilge bilgece bilgelik.−ği biletli biletsiz biletme biletmek bileyici bileyicilik.bilet biletçi biletçilik.

−ği bilgisayar bilgisayarcı bilgisayarcılık.−ği bilgin bilgince bilginlik.−ğı bilgisayarlamak bilgisayarlaşma bilgisayarlaşmak bilgisayarlı kesityazar bilgisayar masası bilgisiz bilgisizlik.−ği bilgi şöleni bilgi toplumu bilgiyazar bilhassa bili bili bili bilici bililtizam bilim 367 .bilgilenme bilgilenmek bilgili bilgilik.

−ği bilim dışı bilim kadını bilim kuramı bilim kurgu bilim kurgusal bilimsel bilimsel deneycilik.−ci bilinç akışı bilinçaltı bilinç dışı bilinç kaybı bilinçlendirme bilinçlendirmek bilinçlenme 368 .−ği bilimsel sosyalizm bilimsel toplantı bilimsiz bilimsizlik.−ği bilinç. −ği bilimsel düşünce bilimselleştirme bilimselleştirmek bilimsellik.bilim adamı bilimci bilimcilik.

−ği bilir bilirkişi bilirkişilik.bilinçlenmek bilinçli bilinçlilik.−ği bilinemez bilinemezci bilinemezcilik.−ği bilindik.−ği bilistifade biliş bilişim bilişim ağı bilişimci 369 .−ği bilirkişi raporu bilisiz bilisizlik.−ği bilinmek bilinmeyen bilinmez bilinmezlik.−ği bilinen bilinme bilinmedik.−ği bilinçsiz bilinçsizlik.

−ği bilmez bilmezleme bilmezlemek bilmezlenme bilmezlenmek bilmezlik.−ği bilmiş 370 .bilişim teknolojisi bilişme bilişmek bilişsel billâhi billboard billûr billûr cisim.−smi billûrî billûriye billûrlaşma billûrlaşmak billûrlaştırma billûrlaştırmak billûrlu billûrsu bilme bilmece bilmek bilmemezlik.

−ğı bilyon bin bina binaen binaenaleyh bina etmek bînamaz binbaşı.−yı binbaşılık.bilmukabele bilmünasebe bilsat bilumum bilvasıta bilvesile bilye bilyeli bilyeli yatak.−ğı bin bir bindallı bindi bindirilme bindirilmek bindirilmiş kuvvetler bindirim bindirimli 371 .

−ği binme binmek binnetice bin türlü binyaprak.bindirme bindirmek bindirme kilit.−ğı (bitki) 372 .−ği binek atı binek taşı biner bingi Bingöl bini binici binicilik.−di binek.−ği binilme binilmek bininci biniş binişme binişmek binit bin kat binlerce binlik.

−ğı bira mayası bir an bir an önce bir ara bir araba bir arada bir aralık bir avuç.−ğı birader bir ağızdan birahane birahaneci bir alay bir âlem biralık.binyıl biokütle biomedikal.−bu bîperva bir bira bira bardağı biracı biracılık.−ği biomikroskop.−li biomekanik.−cu biraz 373 .

birazcık.−ğı birazdan birazı bir bakıma bir başına bir bir birbiri bir boy bir boyda bir boydan bir boya birci bircilik.−ğı birden birdenbire birdirbir (oyun) bir dirhem bir dolu bir düziye 374 .−ğu bir damla bir defa bir defalık.−ği bir çenekliler bir çenetli bir çırpıda bir çift birçoğu birçok.

−ği bireyüstü bir gecelik.−ği bir gözeli bir gözeliler 375 .birebir (etkili) bire bir (ölçü) bire bir eşleme Birecik (ilçe) bir el (atış) birer birer birer birer ikişer bireşim bireşimli bir evcikli birey bireyci bireycilik.−ği bireyleşme bireyleştirme bireyleştirmek bireylik.−ği birey oluş bireysel bireyselleştirme bireyselleştirmek bireysellik.

−ği bir iki birikim birikinti birikinti konisi birikiş birikişme birikişmek birikme birikme havzası birikmek biriktirim biriktirme biriktirmek birileri birim birim bölüğü birimci ekonomi birimler bölüğü birincasıf birinci 376 .bir güzel bir hamlede bir hayli bir hoş bir hücreli biri biricik.

−smi birleşik kap.−ği birleşik cümle birleşik fiil birleşik isim.−ği birinci olmak birinci orun birinci zar birisi birkaç birkaçı bir kalem bir karar bir karış bir kere bir kerecik bir koşu birleme birlemek birler birleşen birleşik.−bu birincilik.−bı birleşik kaplar 377 .birinci çağ birinci el birincil birincil grup.

−ği birlikte yaşama bir nebze bir nefeste bir nice bir numara bir numaralı bir o kadar bir ölçüde bir örnek.−ği 378 .−ği birlik olmak birlikte birliktelik.birleşik kelime birleşik oturum birleşik oy pusulası birleşik zaman birleşilme birleşilmek birleşim birleşme birleşme değeri birleşmek birleştirici birleştirme birleştirmek birli birlik.

bir parça bir parmak.−ği bisikletli 379 .−kti bir vakitler biryan bir yana biryancı bir yandan biryan pilâvı biryan yağı bir yol bir zaman bir zamanlar bisiklet bisikletçi bisikletçilik.−ğı birsam bir sıra bir solukta bir sürü bir şey birtakım bir tane bir temiz bir terimli birun bir vakit.

−bı bîtaraf bîtaraflık.−ği bitim bitimli bitimsiz 380 .−ği bitiklik.−ği bitelge bitevi biteviye biteviyelik.−ğı bitek.bisikletsiz bisiklet yolu bisküvi Bismil (ilçe) bismillâh bistro bisturi bisülfat bisülfür bişek bişi Bişkek bit bîtap.−ği bitey bitik.

−ği bitişik çanak yapraklılar bitişiklik.−ği bitişme bitişmek bitiştirme bitiştirmek 381 .−ği bitişik taç yapraklılar bitişimli bitişken bitişken dil bitişkenlik.bitirilme bitirilmek bitirim bitirimci bitirimhane bitirim yeri bitiriş bitiriş yemi bitirme bitirme fiili bitirmek bitirme tezi bitirmiş bitiş bitişik.

−ği bitki coğrafyası bitkileşme bitkileşmek bitkimsi bitkimsi hayvanlar bitkin bitki nakli bitkinlik.bitki bitki aktarımı bitki bilimci bitki bilimi bitki bitleri bitkici bitkicilik.−ği bitki örtüsü bitki patolojisi bitkisel bitkisel hayat bitkisel kazein bitkisel yağ bitki sütü bitki topluluğu bitki varlığı bitleme bitlemek bitlenme 382 .

−ği biyeli biyesiz biyoelektrik.−ği biyoenerji 383 .−ği biyoelektronik.−ği bit otu bitpazarı bittabi bitter bitüm bitümleme bitümlemek bitümlü bit yeniği bîvefa biyaprak.−ğı biye biyel biyelcik.bitlenmek bitler bitli Bitlis Bitlis köftesi bitme bitmek bitnik.

−ği biyojeografi biyokatalizör biyokimya biyolog.−ği biyometeoroloji biyonik.−ği biyopsi biyopsi yapmak biyosfer biyoşimi biyotit biz Bizans bîzar bîzar etmek bîzar olmak bizatihi biz bize bizce 384 .biyofizik.−ği biyogaz biyograf biyografi biyografik.−ğu biyoloji biyolojici biyolojik.

−ci bizmut bizon bizzat blâstulâ blender blok blokaj bloke bloke çek bloke etmek blok inşaat bloklaşma bloklaşmak bloknot bloksuz bloksuzluk.−ğu blöf blöfçü blöf yapmak blûcin 385 .−ği bizimki bizleme bizlemek bizlengiç.bizcileyin bizden bizdenlik.

−ğu bocurgat bodoslama bodoslamadan bodoslamak bodrum Bodrum (ilçe) bodrum katı boduç.−cu bodur bodurlaşma 386 .blûm blûz boa boagiller boalar bobin bobinaj bobin kırıcı boca boca alabanda boca etmek bocalama bocalamak bocalatma bocalatmak boci bocuk.

−ğı boğalık.−ğu bodur pas boğa Boğa (burç) boğada boğa güreşçisi boğa güreşi boğak.−ğı boğasama boğasamak boğası boğaz Boğaziçi'ni Boğazkale (ilçe) boğaz kavgası boğazkesen Boğazkesen (ilçe) Boğazköy (ilçe) boğazlama boğazlamak boğazlanma boğazlanmak 387 .−ğı boğan otu boğasak.−ğı boğanak.bodurlaşmak bodurluk.

boğazlaşma boğazlaşmak boğazlatma boğazlatmak boğazlı Boğazlıyan (ilçe) boğaz meselesi boğazsız boğdurma boğdurmak boğdurtma boğdurtmak boğdurulma boğdurulmak boğma boğmaca boğmacalı boğmak boğmaklı boğmaklı kuş boğucu boğuk.−ğu boğuk boğuk boğuklaşma boğuklaşmak boğula boğula boğulma 388 .

−ğı bohçalama bohçalamak bohem bohem hayatı bohriyum bok bok böceği 389 .boğulmak boğum boğum boğum boğumlama boğumlamak boğumlanma boğumlanma bölgesi boğumlanmak boğumlanma noktası boğumlu boğuntu boğunuk.−ğu boğuşma boğuşmak boğuşulma boğuşulmak bohça bohça böreği bohçacı bohçacılık.

−ğü bol bol.−cı bolca bolero boliçe Bolivya Bolivyalı bol kepçe 390 .−lü (içki) bolalma bolalmak bolarma bolarmak bol bol bol bolamat bol bulamaç.−ğu boks boksit boksör boksörlük.boklama boklamak boklanma boklanmak boklaşma boklaşmak boklu bokluk.

−ğu bolometre bol paça Bolşevik Bolşeviklik.−ği Bolşevizm Bolu Bolvadin (ilçe) bom bomba bombacı bombacılık.bollanma bollanmak bollaşma bollaşmak bollaştırma bollaştırmak bollatma bollatmak bolluk.−ğı bombalama bombalamak bombalanma bombalanmak bombalatma bombalatmak bombardıman 391 .

−ğu bonbon şekeri boncuk.bombardıman etmek bombardıman uçağı bombardon bombe bombe bezi bombeli bombesiz bombok bomboş bomboz bonbon bonboncu bonbonculuk.−ğu boncukçu boncukçuluk.−ğu boncuk fasulye boncuklanış boncuklanma boncuklanmak boncuklaşma boncuklaşmak boncuklu boncukluk.−ğu 392 .

boncuk mavisi boncuksuz boncuk tutkalı bone bonfile bonfilelik.−ğu bopstil bor Bor (ilçe) Bora borak boraks boralı boran borani borasit.−di borat borazan 393 .−ğü bonmarşe bono bon otu bonservis bop bopluk.−ği bonjur bonkör bonkörlük.

borazancı borazancıbaşı borazancılık.−ğu borçluluk dengesi borçsuz borçsuz harçsız borçsuzluk.−ğı borç.−ğu borç yapmak borda borda etmek borda fenerleri borda hattı bordalama 394 .−cu borç etmek borç harç Borçka (ilçe) borçlandırılma borçlandırılmak borçlandırma borçlandırmak borçlanılma borçlanılmak borçlanma borçlanmak borçlu borçluluk.

−di borikli borina Bornova (ilçe) Bornova misketi bornoz borsa borsa acentesi borsa aracısı borsa cetveli borsacı borsacılık.bordalamak bordo bordro bordür borik.−ğı borsa değeri borsa kâğıdı borsa komiseri borsa komisyoncusu borsa oyunu borsa simsarı borsa tahtası borş boru 395 .−ği borik asit.

−ğı bostancı ocağı bostan dolabı bostan kebabı bostan korkuluğu bostanlık.−ğı 396 .−ğu boru kabağı boru kelepçesi boru mengenesi borumsu boru yolu bos boslu Bosna Bosnalı bostan bostan bekçisi bostan bozuntusu bostancı bostancılık.boru ağı boru askısı boru bileziği borucu boru çiçeği boru çiçeğigiller boru hattı boruk.

−cı boşaltı boşaltılma boşaltılmak boşaltım boşaltım aygıtı boşaltım organı boşaltma boşaltma havzası boşaltmak boşama boşamak boşandırma boşandırmak boşanma boşanma davası boşanma ilâmı boşanmak boşatma boşatmak boşattırma boşattırmak 397 .bostan patlıcanı boş boşalım boşalma boşalmak boşaltaç.

−cı boş kâğıdı boş küme boş lâf boşlama boşlamak boşluk.−ğı boşboğazlık etmek boş böğür.−ğu boşluklu serpme boşluk tulumbası Boşnak Boşnakça Boşnak güzeli Boşnaklık.−ğı boş olmak boş söz boşta boşu boşuna boşuna boş vermek boş yere boş zaman bot botanik.−ğrü boş inanç.−ği 398 .boşboğaz boşboğazlık.

botanik bahçesi botanikçi botanik parkı boy boya Boyabat (ilçe) boy abdesti boyacı boyacı küpü boyacılık.−ğı boyacı sandığı boya fırçası boyahane boya kalemi boya kökü boya kutusu boyalama boyalamak boyalanma boyalanmak boyalı boyalı basın boyama boyamak boyama kazanı boyama kitabı boyana 399 .

−ğı boykot boykotaj boykotçu boykotçuluk.−ğı boya tabakası boya tabancası boyatılma boyatılmak boyatma boyatmak boyayıcı boy aynası boy beyi boy bos boy boy boyca boydak.boyanma boyanmak boyar boyar madde boyasız boyasızlık.−ğı boydan boya boydaş boydaşlık.−ğu boykot etmek 400 .

boylam boylama boylamak boylamasına boylanış boylanma boylanmak boyler boylu boylu boslu boylu boyunca boyluca boylu poslu boy menteşe boyna boyna etmek boynu bükük.−ğü boynu eğri boynuna boynuz boynuzlama boynuzlamak boynuzlanma boynuzlanmak boynuzlaşma boynuzlaşmak boynuzlatma 401 .

boynuzlatmak boynuzlu boynuzlugiller boynuzluteke (böcek) boynuzsu boynuzsuz boy otu boy pos boysuz boyun.−ğu boyut boyutlandırma boyutlandırmak boyutlar boyutlu boyutsuz 402 .−ynu boyuna boyun bağı boyun borcu boyunca boyunduruk.−ğu boyunduruk parası boyunlandırma boyunlandırmak boyunlu boyunluk.

−ğı bozarma bozarmak bozayı bozbakkal (kuş) boz bulanık.−ğı bozca Bozcaada (ilçe) bozdoğan (gürz.−ğu 403 .−ğu bozgunluk. kuş) Bozdoğan (ilçe) bozdurma bozdurmak bozdurtma bozdurtmak bozdurulma bozdurulmak bozgeven bozgun bozguncu bozgunculuk.boz boza bozacı bozacılık.−ğı bozahane bozarık.

−ğı bozlama bozlamak bozma bozmacı boz madde bozmak Bozova (ilçe) bozördek.−ğı Boztepe (ilçe) bozuk.−ğu bozuk para bozulma bozulmak 404 .−ği bozrak.−ğu bozukça bozuk düzen bozukluk.bozkır Bozkır (ilçe) bozkır kedisi bozkır koyunu bozkırlaşma bozkırlaşmak bozkır tavuğu bozkurt.−du Bozkurt (ilçe) bozlak.

bozuluş bozum bozumca bozum havası bozuntu bozuşma bozuşmak bozuşuk.−ği böbreksi böbrek taşı böbrek üstü bezi böbrek yağı böbür böbürlenme böbürlenmek böbürtü böce böcek.−ği böcekbaşı böcek bilimci 405 .−ğu bozuşukluk.−ğu Bozüyük (ilçe) Bozyazı (ilçe) boz yel bozyürük.−ğü (yılan) böbrek.

böcek bilimi böcekçil böcekçiller böcekhane böcekkabuğu (renk) böcekkapan böceklenme böceklenmek böcekler böcekli böceklik.−ğrü böğüre böğüre böğürme böğürmek böğürtlen böğürtlenlik.−ği böğürtme böğürtmek 406 .−ği böceksavar böceksiz böcelenme böcelenmek böcü böcül böcül böğ böğür.

−ğü bölüm bölümleme bölümlemek bölümlendirme 407 .−ği bölgesel bölme bölmeç.−ğü bölük.−ği böldürme böldürmek bölen bölge bölgeci bölgecilik.−ci bölme işareti bölmek bölmeli bölü bölücü bölücülük.−ğü bölükbaşı bölük bölük bölük pörçük.böğürtü böğürüş böke bökelik.

−ği bölüntü bölüntüler bölünüş bölüş bölüşme bölüşmek bölüştürme bölüştürmek bölüşüm bölüt bölütlenme bölütlü bön bön bön bönce 408 .bölümlendirmek bölümleniş bölümlenme bölümlenmek bölümsel bölünebilme bölünen bölüngü bölünme bölünmek bölünmez bölünmezlik.

−ğü börtülme börtülmek börülce bösme bösmek böyle böyle böyle böylece böylecene böylelikle böylemesine böylesi 409 .−ğü börek.−ği börekçi börekçilik.−ği börk börkenek.−ği börtük.−ği börtme börtmek börttürme börttürmek börtü böcek.bönleşme bönleşmek bönlük.−ği böreklik.

−ğı braket brakisefal.böylesine brahma Brahman Brahmanizm Brahmanlık.−ği briketleme briketlemek briyantin 410 .−li branda branda bezi branş bravo bre breş brezil brezilya Brezilya Brezilyalı brıçka briç brifing brik briket briketçi briketçilik.

−di bromür bromürlü bronş bronşçuk.briyantinli brizbiz brokar broket brokoli brom bromhidrik.−ği bromhidrik asit.−ğu bronşit bronz bronzlaşma bronzlaşmak broş broşür brovning bröve Brüksel lâhanası brülör brüt bu bu arada buat bubi tuzağı 411 .

Buca (ilçe) bucak.−ğı budak deliği budaklanma budaklanmak budaklı budak özü budala budala budala budalaca budalacasına budalalaşma budalalaşmak budalalık.−ğı Bucak (ilçe) bucak bucak buçuk.−ğu buçuklu Buda budak.−ğı budalalık etmek budama budamak budanış budanma budanmak budatma 412 .

budatmak Budist Budizm budun budun betimci budun betimi budun bilimci budun bilimi budun bilimsel budunsal bu gidişle bugün bugünkü bugünlük Buğdan (ilçe) buğday buğday benizli buğday biti buğdaycıl buğdaygiller buğday güvesi buğday pası buğday rengi buğdaysı buğdaysılar buğdaysı meyve buğdaysı tane 413 .

buğdaysı tohum buğday sürmesi buğday unu buğra buğu buğu evi buğu kebabı buğulama buğulamak buğulandırma buğulandırmak buğulanış buğulanma buğulanmak buğulaşma buğulaşmak buğulaştırıcı buğul buğul buğulu buğulu buğulu buğur buhar Buhara buhar kazanı Buharkent (ilçe) buhar kurutucusu buharlaşma 414 .

−ğı buhurluk.buharlaşmak buharlaşma noktası buharlaştırıcı buharlaştırma buharlaştırmak buharlayıcı buharlı buharlı gemi buharlı hamam buharlı ısıtma buharlı makine buharlı tren buharlı ütü buhar makinesi buhar valfı buhran buhranlı buhur buhurdan buhurdanlık.−ğu buhurumeryem buji bukağı bukağılama bukağılamak 415 .

−cı bulamak Bulancak (ilçe) bulandırıcı bulandırılma bulandırılmak bulandırma bulandırmak bulanık.−ğı bukalemun bukalemungiller bukanak.−ğı buke buket bukle bukle bukle bukleli buklesiz buklet bukran bul bula bulada bulak.−ğı bulama bulamaç.bukağılı bukağılık.−ğı 416 .

−ğı bulaşık deniz bulaşık deterjanı bulaşık eldiveni bulaşık gemi bulaşıkhane bulaşık iş bulaşıklık.Bulanık (ilçe) bulanıkça bulanıklaşma bulanıklaşmak bulanıklaştırma bulanıklaştırmak bulanıklık.−ğı bulaşık adam bulaşık bezi bulaşıkçı bulaşıkçılık.−ğı bulanış bulanma bulanmak bulantı bulaşıcı bulaşıcı hastalık.−ğı bulaşık.−ğı bulaşık makinesi bulaşık makinesi 417 .

−ğı bulaşma bulaşmak bulaştırılma bulaştırılmak bulaştırma bulaştırmak Buldan (ilçe) buldok.tuzu bulaşık suyu bulaşık tozu bulaşılma bulaşılmak bulaşkan bulaşkanlık.−ğu buldozer buldumcuk.−ğu buldurma buldurmak buldurtma buldurtmak Bulgar Bulgarca bulgari Bulgaristan Bulgaristanlı Bulgarlık.−ğı 418 .

bulgu bulgulama bulgulamak bulgur bulgur bulgur bulgurcu bulgurcuk.−ğu bulgurlu köfte bulgurlu pilâv bulgur pilâvı bulgusal bulgusal yöntem bulma bulmaca bulmak bulucu bulûğ bulûğ çağı bulundurma bulundurmak 419 .−ğu bulgur çorbası bulgurlama bulgurlamak bulgurlanma bulgurlanmak bulgurluk.−ğu bulgurculuk.

bulunma bulunmak buluntu buluş buluş hakkı buluşma buluşmak buluşma yeri buluşturma buluşturmak buluşulma buluşulmak bulut bulutçuk.−ğu bulutlanma bulutlanmak bulutlu bulutsu bulutsuz bulvar bumbar bumburuş bumburuşuk.−ğu bumbuz bumerang bu meyanda bumlama 420 .

bumlamak bun buna bunak.−ğı bunalım bunalımlı bunalış bunalma bunalmak bunaltı bunaltıcı bunaltılma bunaltılmak bunaltma bunaltmak bunama bunamak bunayış bunca buncağız bunda bundan bungalov bungun bungunlaştırma 421 .−ğı bunakça bunaklık.

−ğı burçlar kuşağı Burdur burdurma 422 .−cu burçak.−ğu bunma bunmak bunsuz bunu bunun bununla birlikte bura buracıkta burada buradan burağan buralı buram buram burası burcu burcu burcu burcuma burcumak burç.bungunlaştırmak bunlar bunlu bunluk.

−ğı burjuvazi burkma burkmak burkucu burkulma burkulmak burlesk burma burma bilezik.burdurmak burgacık.−ği 423 .−ğı burgaç.−cı burgata burgu burgulama burgulamak burgulanma burgulanmak burgulu burgu makarna burgusuz burhan Burhaniye (ilçe) burjuva burjuvaca burjuva edebiyatı burjuvalık.

−ğu buruk buruk burukça buruklaşma buruklaşmak burukluk.−ğu buruksu burulma burulma dayanımı burulmak burum burum burun.−ğı buru buruk.−ğü burnu havada burs Bursa burslu burssuz burtlak.burmak burma kadayıf burnaz burnu büyük.−rnu burun boşlukları burun buruna burun deliği Burundi 424 .

−ğı buse bu sefer buselik.−ğu buruşuksuz busbulanık.−ği buselikaşiran 425 .−ğu burun farkı burun kanadı burunlama burunlamak burunlu burunluk.−ğu burun otu burun perdesi burunsak.−ğı burunsalık.−ğı buruntu buruş buruş buruşma buruşmak buruşturma buruşturmak buruşuk.−ğu buruşukça buruşukluk.Burundili burunduruk.

−ğu buyrukçu buyruk kulu buyrulma buyrulmak buyrultu buyruntu buyur buyurgan buyurganlık.−ğı buyurma 426 .−du buydurma buydurmak buyma buymak buyot buyruk.−du butafor butaforcu butik.−ği butikçi butikçilik.−ği butlan buton buut.business class buşon but.

buyurmak buyuru buyurucu buz buzağı buzağılama buzağılamak buzağılaşma buzağılaşmak buzağılı buzağısız buz alanı buzcu buzculuk.−ğu buzçözer buz dağı buzdolabı buz duvarı buzhane buz hokeyi buz kalıbı buzkıran buzla buzlanma buzlanmak buzlaşma buzlaşmak 427 .

buzlu buzlu cam buzlu çay buzluğan buzluk.−ğü 428 .−ğu buz torbası buzuki buzul buzul bilimci buzul bilimi buzul çağı buzul devri buzul dönemi buzul kar buzul kaynağı buzullaşma buzullaşmak buzullu buzul masası buzul seli buzulsuz buzul taş buz yalağı bücür bücürleşme bücürleşmek bücürlük.

−ği büğeme büğemek büğet büğlü büğrü bühtan bühtan etmek bük büke büke büken büklük.−ğü bükülgen 429 .−ğü büklüm büklüm büklüm bükme bükmek büktürme büktürmek bükücü bükücülük.−ği Bügdüz büğe büğelek.büfe büfeci büfecilik.−ğü bükük.

bükülgenlik.−ği bükülme bükülmek bükülü bükülüş büküm bükümlü bükümsüz bükün bükünlü bükünlü dil bükünme bükünmek büküntü büküş bülbül bülbül çanağı bülbülkonağı (tatlı) bülbülleşme bülbülleşmek bülbülyuvası (tatlı) bülten Bünyan (ilçe) bünye bünyece bürgü bürgülü 430 .

−ği bürudet bürük.büro bürokrasi bürokrat bürokratik.−ği bürümcük.−ğü bürümçek.−ği bürüme bürümek bürünme bürünmek büryan büryancı büryan pilâvı büsbütün büst bütan bütçe bütçe açığı bütçeleme bütçelemek bütçe yılı büten 431 .−ğü bürülü bürüm bürümcek.

−ğü bütünleme bütünlemek bütünlemeli bütünleme sınavı bütünlenme bütünlenmek bütünler bütünler açı bütünleşme bütünleşmek bütünletme bütünletmek bütünleyen bütünleyici bütünlük.−ği büvet büyü 432 .−ğü bütünsel bütünsellik.bütün bütün bütün bütün bütüne bütüncü ekonomi bütüncül bütüncüllük.−ği büve büvelek.

−ği büyücü büyücülük.−li büyük ana büyük anne büyük atardamar Büyükayı (yıldız kümesi) büyük baba büyükbaş büyük boy büyükçe Büyük Çekmece (ilçe) büyük çember büyük dalga büyük defter büyük elçi büyük elçilik.−ğü büyüğümsü büyük.−ğü büyük abdest büyük aile büyük amiral.büyücek.−ği büyük hanım büyük harf büyük kalori 433 .

büyük kan dolaşımı büyüklenme büyüklenmek büyüklük.−hri büyük tansiyon büyük terim büyük tövbe ayı büyük ünlü uyumu büyüleme büyülemek büyüleniş büyülenme büyülenmek büyüleyici 434 .−ğü büyüklük hastalığı büyüklü küçüklü büyük mağaza büyük mevlit ayı Büyükorhan (ilçe) büyük önerme büyük para büyük peder büyükseme büyüksemek büyük sesli uyumu üyüksü büyük şehir.

büyüleyici özellik.−ci büyültme büyültmek büyülü büyüme büyüme hızı büyümek büyüsel büyüteç.−ğü büyütüş büyü yapmak büyüyüş büz büzdürme büzdürmek büzgen büzgü 435 . − ği büyüleyiş büyülteç.−ci büyütken büyütken doku büyütme büyütmek büyütülme büyütülmek büyütürlük.

−ğu cadde cadı 436 .−ğı cadaloz cadalozlaşma cadalozlaşmak cadalozluk.−ğü by−pass by−pass ameliyatı (*)C C caba cabadan cacık.−ğü büzüktaş büzülme büzülmek büzülüş büzüşme büzüşmek büzüşük.büzgüleme büzgülemek büzgülü büzgüsüz büzme büzmek büzük.

cadı kazanı cadılaşma cadılaşmak cadılık.−ğı cakalanma cakalanmak 437 .−ğı cadılık etmek cadısüpürgesi (mantar) cafcaf cafcaflı Caferî cağ cağ kebabı cağlık.−ğı cahil cahilâne cahilce cahiliye cahiliyet cahillik.−ği cahillik etmek caiz caize caka cakacı cakacılık.

−ğı cambul cumbul camcı camcı elması camcılık.−ğı camcı macunu cam çivisi camekân camekânlı camekânlı kutu camekânsız cam evi camgöbeği (renk) camgöz (balık) cam göz (takma gözlü) camgüzeli (çiçek) camız 438 .−bi cam camadan camadanlı cambaz cambazhane cambazlık.cakalı cakasız cali calip.

−ğı camlı köşk cam macunu cam mozaik.cami.−i (toplayan) camia camit cam kanatlılar camlama camlamak camlanma camlanmak camlaşma camlaşmak camlatma camlatmak camlı camlık.−si (ibadet yeri) cami.−i.−smi camsı camsız cam suyu cam yuvası cam yünü can 439 .−ği cam pamuğu cam resim.

−ğı can direği can dostu can düşmanı 440 .cana can acısı can alıcı canan can arkadaşı canavar canavarca canavar düdüğü canavarlaşma canavarlaşmak canavarlık.−ğı canavar otu canavar otugiller cana yakın cana yakınlık.−ğı can beraber can borcu can bunaltısı cancağız can ciğer can damarı candan candan candan candanlık.

−ğı 441 .−ği canip.−bi caniyane can korkusu can kurban cankurtaran cankurtaran çanı cankurtaran düdüğü cankurtaran gemisi cankurtaran kulübesi cankurtaranlık.can eriği can evi can feda canfes canfeza cangıl cangıl cungul can gözdesi canhıraş canı pek canı tatlı canı tez cani canice canilik.

−ğı canlı model canlı müzik.−ğı canlılık.−smi 442 .cankurtaran salı cankurtaran sandalı cankurtaran simidi cankurtaran şamandırası cankurtaran yeleği can kuşu canla başla canlandırıcı canlandırıcılık.−ği canlı özdekçilik.−ği canlı resim.−ğı canlandırılma canlandırılmak canlandırım canlandırma canlandırmak canlanma canlanmak canlı canlı canlı canlı cenaze canlıcılık.

−ğı can simidi cansiparane can sohbeti can tahtası cantiyane can yeleği can yoldaşı capcanlı car carcar car car carcur (fermuar) carcur etmek 443 .canlı yayın can noktası can pazarı can sağlığı can sıkıcı can sıkıntısı cansız cansız cansız cansız hedef cansızlaşma cansızlaşmak cansızlaştırma cansızlaştırmak cansızlık.

−ği carlama carlamak carlı carsız cart carta cartadak cartadan cart curt cascavlak.cari cari gider cari hesap.−bı cari kur cari masraf cari para cari ücret cariye cariyelik.−ğı cavlaklık.−ğı cavlama cavlamak 444 .−ğu cavalacoz cavlak.−ğı casino casus casusluk.

−ğı cazgır cazgırlık.−ğı cazır cazır cazırdama cazırdamak cazırdatma 445 .caydırıcı caydırıcılık.−ğı caydırılma caydırılmak caydırış caydırma caydırmak caygın cayır cayır cayırdama cayırdamak cayırdatma cayırdatmak cayırtı cayış cayma caymak caz cazbant.−dı cazcı cazcılık.

cazırdatmak cazırtı cazibe cazibedar cazibe kanunu cazibeleşme cazibeleşmek cazibeleştirme cazibeleştirmek cazibeli cazibesiz cazip.−bi cazipleşme cazipleşmek cazipleştirme cazipleştirmek cazipli caziplik.−ği cazlı cazsız caz takımı cebbar cebe cebeci Cebeci cebel cebeli 446 .

−ği cebin cebir.−di cedre cefa cefa etmek cefakâr 447 .−bri cebire cebirsel cebirsel deyim cebirsel formül cebirsel ifade Cebrail cebren cebretme cebretmek cebrî cebrinefs cebriye cebrî yürüyüş Cedî (Oğlak burcu) cedit.Cebelibereket cebelleşme cebelleşmek cebellezi ceberut cebi delik.

−hdi cehre cehri ceket celâdet celâl.−hli cehit.−ği celâllenme celâllenmek 448 .−ği cehennem taşı cehennem zebanisi cehil.cefakeş cefalı ceffelkalem cehalet cehdetme cehdetmek cehennem cehennem azabı cehennem hayatı cehennemî cehennem kütüğü cehennemleşme cehennemleşmek cehennemlik.−li Celâlî Celâlîlik.

−ti cemaatimüslimin cemaatleşme cemaatleşmek cemaatli cemaatsiz cemaatsizlik.−bi celp etmek celp kâğıdı celpname celse cemaat.celâlli celâllice celbe celep.−ği cemadat cemal.−ğı celp.−dı cellâtlık.−bi celeplik.−li cem'an cem'an yekûn cemaziyülâhır 449 .−ği celi celil celi yazı cellât.

−bı cenaze cenaze alayı cenaze duası cenaze levazımatı canaze merasimi cenaze namazı cenaze töreni 450 .−m'i cemil cemile cemilendirme cemilendirmek cemilenme cemilenmek cemiyet cemiyetli cemre cenabet Cenabıhak.−kkı cenah cenap.cemaziyülevvel cembiye cembiyeli cembiyesiz cemetme cemetmek cemi.

−ği cenkleşme cenkleşmek cennet cennet balığı cennet balığıgiller cennet biberi cennet kuşu cennet kuşugiller cennetleşme cennetleşmek cennetlik.−ği 451 .−ği cengel cenin ceninisakıt cenk.cenbiye cendere cendereleşme cendereleşmek Ceneviz Cenevizli Cenevre kurabiyesi cengâver cengâverce cengâverlik.−gi cenkçi cenkçilik.

−ği centilmenlik anlaşması cenubî cenup.−bi cepçi cepçilik.cennetmekân cennet öküzü cennet taamı centilmen centilmence centilmenlik.−bu cenuplu cep.−ği cep harçlığı cephe cephe gerisi cephelenme cephelenmek cepheleşme cepheleşmek cepheli 452 .−ği cep defteri cep feneri cephane cephaneci cephanelik.

cepken cep kitabı cepleme ceplemek cep saati cep sözlüğü cep takvimi cep telefonu cep televizyonu cer.−rri cerahat.−ti cerahatlenme cerahatlenmek cerahatli cerahatsiz cerbeze cerbezeli cereme ceren cereyan cereyan etmek cereyanlı cerh cerh etmek cer hocası ceride ceriha 453 .

−ğı cerrar cesamet cesametli cesaret cesaret etmek cesaretlendirilme cesaretlendirilmek cesaretlendirme cesaretlendirmek cesaretlenme cesaretlenmek cesaretli cesaretlilik.−ği cesaretsiz cesaretsizlik.−di cesim ceste 454 .−ği ceset.cerime Cermen Cermence Cermen dilleri cermen menteşe cerrah cerrahî cerrahî müdahale cerrahlık.

ceste ceste cesur cesurane cesurca cesurluk.−ğu cet.−bı cevap anahtarı cevap hakkı cevap kâğıdı cevaplama cevaplamak cevaplandırılma cevaplandırılmak cevaplandırma cevaplandırmak cevaplı cevaplı telgraf cevapsız cevaz cevelân 455 .−ddi cetbecet cetvel cevaben cevabî cevahir cevahirci cevap.

cevher cevherli cevhersiz cevir.−li cevvaliyet cevvî Cevza (İkizler burcu) Ceyhan (ilçe) ceylân ceylânca ceylân bakışlı Ceylânpınar (ilçe) ceza ceza alanı ceza atışı ceza evi ceza hukuku 456 .−vri ceviz cevizgiller cevizî ceviz içi cevizli cevizlik.−ği cevretme cevretmek cevval.

−bi cezp etmek 457 .−zri cezire cezp.cezaî cezalandırılma cezalandırılmak cezalandırma cezalandırmak cezalanma cezalanmak cezalı ceza mahkemeleri ceza noktası ceza reisi ceza sahası cezasız ceza vuruşu Cezayir Cezayirli Cezayir menekşesi cezbe cezbelenme cezbelenmek cezbeli cezbesiz cezerye cezir.

−ğı cıda cıdağı cıdak.−ğı cılk cılkava cılk etmek cılklaşma cılklaşmak cılklık.cezrî cezve challenge charter chat check−up cıbıl cıcık.−ğı cık cılız cılızlaşma cılızlaşmak cılızlık.−ğı cımbar cımbarlama cımbarlamak cımbız cımbızcı 458 .

cımbızlama cımbızlamak cıncık.−ğı cıncık boncuk.−ğı cırnak.−ğı cırnaklama 459 .−ğı cırlak cırlak cırlama cırlamak cırlatma cırlatmak cırlayık.−ğu cıngıl cırboğa cırcır cır cır cırcır böceği cırcır delgi cırcır kolu cırdaval cırıldama cırıldamak cırıltı cırlak.−ğı cırmalama cırmalamak cırmık.

−ğı cırtlama cırtlamak cıs cıva cıvadra cıvalı cıvata cıvatalama cıvatalamak cıvık.−ğı cıvık mantarlar cıvıl cıvıl cıvıldama cıvıldamak cıvıldaşma 460 .−ğı cıvık cıvık cıvıklanma cıvıklanmak cıvıklaşma cıvıklaşmak cıvıklaştırma cıvıklaştırmak cıvıklık.cırnaklamak cırnık.−ğı cırt cırtlak.

−ğı 461 .cıvıldaşmak cıvıltı cıvıltılı cıvıltısız cıvıma cıvımak cıvıtılma cıvıtılmak cıvıtma cıvıtmak cıvma cıvmak cıyak cıyak cıyaklama cıyaklamak cıyaklatma cıyaklatmak cıyırdama cıyırdamak cıyırdatma cıyırdatmak cıyırtı cız cızbız cız etmek cızgara cızık.

cızıktırma cızıktırmak cızıldama cızıldamak cızıltı cızıltılı cızır cızır cızırdama cızırdamak cızırdatma cızırdatmak cızırtı cızırtılı cızlam cızlama cızlamak cız sineği cibilliyet cibilliyetsiz cibilliyetsizlik.−ği cibinlik.−ği 462 .−ği cibre Cibril cici cici anne cici bici cicik.

−li cidalci cidar cidden ciddî ciddî ciddî ciddîleşme ciddîleşmek ciddîlik.−ği Cide (ilçe) cif cife ciğer ciğer acısı ciğerci ciğerdeldi 463 .−ği ciddiyet ciddiyetsiz ciddiyetsizlik.cicili bicili cicim cici mama cicim ayı cicoz cicozlama cicozlamak cicozluk.−ğu cidal.

−dı cihaz cihazlanma cihazlanmak cihet cihetiyle cikcik.−lü cihar ciharıdü ciharıse ciharıyek cihat.−ği cihannüma cihanşinas cihanşümul.−ği cilâ 464 .ciğer otları ciğer otu ciğerpare ciğer sarma ciğer sotesi ciğer yarası cihan Cihanbeyli (ilçe) cihangir Cihangir cihangirane cihangirlik.

−di cildiye cildiyeci cildiyecilik.−ğı cilâlama cilâlamak cilâlanma cilâlanmak cilâlatma cilâlatmak cilâlı Cilâlı Taş Devri cilâsız cilasun cilâ topu cilâ yağı cilban cilbent.−di ciltçi ciltçilik.−ği cilt evi cilt kapağı ciltleme ciltlemek ciltlenme 465 .−ği cilt.cilâcı cilâcılık.

−ği ciltsiz cilve cilvebaz cilvekâr cilvelenme cilvelenmek cilveleşme cilveleşmek cilveli cilvesiz cim cima.−ği cimrilik etmek cin 466 .−ı cimbakuka cimcime cimdallı cimri cimrice cimrileşme cimrileşmek cimrilik.ciltlenmek ciltletme ciltletmek ciltli ciltlik.

−ği 467 .−ği cinsel taciz cinsî cinsilâtif cins isim.cinaî cinas cinaslı cinayet cinci cin darısı cin fikirli cingöz cinlenme cinlenmek cinleşme cinleşmek cinli cin mısırı cinnet cins cinsaçı (bitki) cins cibilliyet cinsel cinsellik.−smi cins ismi cinsiyet cinslik.

−ği 468 .−di cirit atma ciritçi cirit oyunu cirit ucu ciro ciro etmek cisim.−smi cisimcik.−rmi cirit.−ği cisimlenme cisimlenmek cisimleşme cisimleşmek cismanî cismanîlik.cinslik bilimi cinsliksiz cin yolu cip cips ciranta cirim.−di civanmertlik.−ği cismen civan civankaşı (nakış) civanmert.

−ği civeleklik.−ği ciyak ciyak ciyak ciyaklama ciyaklamak Cizre (ilçe) cizvit cizye clearing coğrafî coğrafî durum coğrafîk.−ği civelek.−ği coğrafya coğrafyacı coğrafyacılık.−ğı conta contalama contalamak cop coplama coplamak 469 .civanperçemi (bitki) civar civciv civcivli civcivlik.

coplanma coplanmak coplatma coplatmak corum coşku coşkulanma coşkulanmak coşkulu coşkun coşkunca coşkunlaşma coşkunlaşmak coşkunluk.−di cömertçe cömertleşme cömertleşmek 470 .−ğu coşma coşmak coşturma coşturmak coşturucu coşturuculuk.−ğu coşturulma coşturulmak coşuntu cömert.

−yi Cumayeri'ni (ilçe) cumba cumbadak cumbalak.−gü crescendo cudam cukka cuma cuma gecesi cuma namazı cumartesi.−ği cönk.cömertlik.−ğı cumbalama cumbalamak cumbalatma cumbalatmak cumbalı cumbasız cumbul cumbul cumbuldama cumbuldamak cumbuldatma cumbuldatmak cumburdama cumburdamak cumbuldatma 471 .

cumbuldatmak cumburlop cumburtu cumhur cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığı cumhurca cumhur cemaat cumhuriyet Cumhuriyet Bayramı cumhuriyetçi cumhuriyetçilik.−ği cumhuriyetperver cumhur reisi cunda cunta cuntacı cup cuppadak cura curacı cura zurna curcuna curcunalı curnata cuşiş 472 .

−ği cücük.−ğü cücüklenme cücüklenmek cücükleşme cücükleşmek cüda cühelâ cülûs cülûsiye cümbür cemaat cümbüş cümbüşçü cümbüşlü cümle cümle âlem cümle bilgisi cümlecik.−ği cümle kapısı cümlemsi cümlesi 473 .cübbe cübbeci cübbeli cüce cüceleşme cüceleşmek cücelik.

−ğu cür'et cür'et etmek cür'etkâr cür'etkârlık.−rmü cüsse cüsseli cüssesiz cüz.−ğı cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cür’etsiz cürmümeşhut.−z'ü cüzam cüzamlı cüzdan (*)Ç Ç çaba 474 .−du cüruf cürüm.cümleten cümudiye cünha cünun cünup.−bu cünupluk.

−ğu çaça çaça balığı çaçaça çaçaron çaçaronca çaçaronluk.−ğu çadır çadır ağırşağı çadır bezi çadırcı 475 .çabalama çabalamak çabalanma çabalanmak çabalayış çabucacık çabucak çabuk çabukça çabuk çabuk çabuklaşma çabuklaşmak çabuklaştırılma çabuklaştırılmak çabuklaştırma çabuklaştırmak çabukluk.

−ğı çadır çanağı çadır çatı çadır çiçeği çadır devlet çadır direği çadır kent çadırlı çadırlı ordugâh çadır tiyatrosu çadıruşağı (bitki) çağ çağa çağanak.−ğı çağanaklı çağanoz Çağatay Çağatayca çağcıl çağcıllaşma çağcıllaşmak çağcıllaştırma çağcıllaştırmak çağcıllık.çadırcılık.−ğı çağcıl müzik.−ği çağdaş çağdaşlaşma 476 .

−ğı çağıl çağıl çağıldama çağıldamak çağıldayış çağıltı çağıltılı çağıra çağıra çağırı çağırıcı çağırım çağırış çağırma çağırmak çağırtı çağırtkan çağırtma çağırtmaç.−ğı çağ dışı çağ dışılık.çağdaşlaşmak çağdaşlaştırma çağdaşlaştırmak çağdaşlık.−cı çağırtmak çağla çağlama çağlamak 477 .

−ğı çağrı çağrıcı çağrıcılık.−ğı çağlayış çağma çağmak çağnak.−ğı çağrılış çağrılma çağrılmak çağrım çağrı numarası çağrısız çağrışım çağrışımcı çağrışımcılık.−ğı çağrışımlı çağrışımsal çağrışımsız çağrışma 478 .çağlar çağlayan Çağlayancerit (ilçe) çağlayık.−ğı çağrı cihazı çağrılı çağrılık.

−ğı çakılma 479 .çağrışmak çağrıştırma çağrıştırmak çak çakal çakal armudu çakalboğan çakal eriği çakaloz çakal yağmuru çakar çakaralmaz çak çak çaker çakı çakıcı çakıl çakıl çukul çakıldak.−ğı çakıldama çakıldamak çakıldatma çakıldatmak çakılı çakıl kuşu çakıllık.

−ği çakırdoğan çakırkanat (ördek) çakırkeyf çakırlaşma çakırlaşmak çakır pençe çakır pençelik.−ğı çakır çukur çakırdiken çakırdikenlik.−ğı çakışma 480 .−ği çakısız çakış çakışık.çakılmak çakıl taşı çakıltı çakıl yol çakım çakın çakıntı çakıntılı çakıntısız çakır çakır ayaz çakırcı çakırcılık.

−ğı çakmaklaşma çakmaklaşmak çakmaklı çakmaklık.−ğı çakmaksız çakmak taşı çakozlama çakozlamak çakşır çakşırlı çakşırsız çaktırılma çaktırılmak çaktırış çaktırma 481 .çakışmak çakışmalı çakıştırma çakıştırmak çakma çakmacı çakmak çakmak.−ğı çakma kapı çakmak çakmak çakmakçı çakmakçılık.

−ği Çaldıran (ilçe) çaldırılma çaldırılmak çaldırış çaldırma çaldırmak çalgı 482 .çaktırmadan çaktırmak çal Çal (ilçe) çala çalacak.−ti çalçene çalçenelik.−ğı çalâk çala kalem çala kamçı çala kaşık çala kılıç çala kürek çalap.−bı çala paça çalar çalarma çalarmak çalar saat.

−ği çalgıcılık.−ğı çalgıhane çalgılı çalgılı çağanaklı çalgın çalgı orağı çalgısız çalı çalı bülbülü çalı çırpı çalı dikeni çalı fasulyesi çalı horozu çalık.−ğı çalgıcı otu çalgıç.çalgı aleti çalgıcı çalgıcı böcek.−cı çalgı çağanak.−ğı 483 .−ğı çalı kakıcı çalık kavak.−ğı çalı kuşu çalı kuşugiller çalılandırma çalılandırmak çalılık.

çalım çalımcı çalımlama çalımlamak çalımlanış çalımlanma çalımlanmak çalımlayış çalımlı çalımlı çalımlı çalımlık.−ğı çalınma çalınmak çalıntı çalısız çalı süpürgesi çalış çalışılma çalışılmak çalışkan çalışkanlık.−ğı çalımsız çalımsızlık.−ğı çalışma çalışma barışı çalışma belgesi 484 .−ğı çalımlılık.

−ğı çalkalama çalkalamak 485 .çalışmacı çalışma dolabı çalışma gezisi çalışma günü çalışma hayatı çalışma izni çalışmak çalışma karnesi çalışma masası çalışma odası çalışma ruhsatı çalışma saati çalışma saatleri çalışma yöntemi çalışma ziyareti çalıştıran çalıştırıcı çalıştırıcılık.−ğı çalıştırılma çalıştırılmak çalıştırış çalıştırma çalıştırmak çalkağı çalkak.

−ğı 486 .çalkalanış çalkalanma çalkalanmak çalkalatış çalkalatma çalkalatmak çalkalayış çalkama çalkamak çalkanış çalkanma çalkanmak çalkantı çalkantılı çalkantısız çalkar çalkatma çalkatmak çalkayış çalkı çalma çalmacı çalmaç.−cı çalmak çalpara çaltı çaltılık.

−ğı çamaşır makinesi çamaşır mandalı çamaşır sabunu çamaşır sepeti çamaşır sodası çamaşır suyu çamaşır takımı çam balı çamça çamçak.çalyaka çam Çamardı'nı (ilçe) Çamaş (ilçe) çamaşır çamaşır azgını çamaşırcı çamaşırcılık.−ğı çamçak çamçak 487 .−ğı çamaşır deterjanı çamaşır dolabı çamaşırhane çamaşır ipeği çamaşır ipi çamaşır kazanı çamaşır leğeni çamaşırlık.

−ğu çamurcun çamur deryası çamur ığrıbı çamur kalemi çamurlama çamurlamak çamurlanma çamurlanmak çamurlaşma çamurlaşmak çamurlatma çamurlatmak çamurlu çamurluk.−ğu 488 .Çameli'ni (ilçe) çam fıstığı çamgiller Çamlıdere (ilçe) Çamlıhemşin (ilçe) çamlık.−ğı Çamlıyayla (ilçe) Çamoluk (ilçe) çam sakızı çamuka çamur çamur banyosu çamurcuk.

−ğu çamursuz çam yarması çam yeşili çan Çan (ilçe) çanak.−ği Çanakkale çanaklık.−ğı çanak ağızlı çanak anten çanakçı Çanakçı (ilçe) çanakçılık.−ğı çanaksı çanaksı hücreler çanak üzengi çanak yalayıcı çanak yalayıcılık.−ğı çanak çömlek.−ğı çanak yaprağı çanak yaprak.çamurlukçu çamurlukçuluk.−ğı çan çan çan çiçeği 489 .−ğı çancı çancılık.

çan çiçeğigiller çandı çandır Çandır (ilçe) çangal çangıl çungul çangır çungur çangırdama çangırdamak çangırtı çanıltı Çankaya (ilçe) Çankırı'yı çan kulesi çanta çantacı çantacılık.−ğı çapaçul çapaçulcu çapaçulculuk.−ğı çanta çiçeği çantalı çantasız çap çapa çapacı çapacılık.−ğu 490 .

−ğı çapkımak çapkın çapkınca 491 .çapaçullaştırma çapaçullaştırmak çapaçulluk.−ğu çapak.−ğı Çapakçur çapaklanış çapaklanma çapaklanmak çapaklı çapaksız çapalama çapalamak çapalanış çapalanma çapalanmak çapalatma çapalatmak çapalı çapanoğlu çapar çaparız çapari çapasız çapçak.

−ğı çapraşık.−ğı çapraşıklaşma çapraşıklaşmak çapraşıklık.−ğı çaprazölçer çaprazvari 492 .−ğı çapla çaplama çaplamak çaplı çapma çapmak çaprak.çapkınlaşma çapkınlaşmak çapkınlık.−ğı çapraşma çapraşmak çapraz çapraz ateş çapraz kafiye çapraz kur çaprazlama çaprazlamak çaprazlaşma çaprazlaşmak çaprazlık.

çapsız çapul çapula çapulacı çapulacılık.−ğı çapulcu çapulculuk.−ğu çapullama çapullamak çaput çar çarçabuk çarçur çarçur etmek çarçur olmak çardak.−ğı Çardak (ilçe) çardaklı çardaksız çardaş çare çaresiz çaresizlik.−ği çareviç çargâh çarık.−ğı çarıkçı 493 .

−ği çarkıfelekgiller çarkıt çarklı çarksız çarlık.−ğı çarıksız çariçe çark çarka çarkacı çarkçı çarkçıbaşı çarkçılık.−ğı çark etmek çarkıfelek.−ğı çarliston çarliston biber çarliston marka çarmıh çarnaçar çarpan çarpan balığı 494 .−ğı çarıklı çarıklı erkânıharp.çarıkçılık. −bi çarıklık.

−ğı çarpılan çarpılı çarpılış çarpılma çarpılmak çarpım çarpım cetveli çarpım tablosu çarpınma çarpınmak çarpıntı çarpıntılı çarpıntısız çarpış çarpışılma 495 .−ğı çarpık.−ğı çarpıkça çarpık çurpuk.−ğu çarpıklaşma çarpıklaşmak çarpıklaştırma çarpıklaştırmak çarpıklık.çarpanlara ayırma çarpı çarpıcı çarpıcılık.

çarpışılmak çarpışma çarpışmak çarpıştırma çarpıştırmak çarpıtılma çarpıtılmak çarpıtma çarpıtmak çarpma çarpma işareti çarpmak çarpma kapı çarpsına çarptırış çarptırma çarptırmak çarşaf çarşaf çarşaf çarşafçı çarşafçılık.−ğı çarşaflama çarşaflamak çarşaflanma çarşaflanmak çarşaflatma çarşaflatmak 496 .

−ğı çat Çat (ilçe) çatak.çarşaflı çarşaflık.−ğı çarşamba Çarşamba (ilçe) çarşamba karısı çarşamba pazarı çarşı çarşı ağası Çarşıbaşı'nı (ilçe) çarşı ekmeği çarşılı çasar çaşıt çaşıtlama çaşıtlamak çaşıtlık.−ğı Çatak (ilçe) çatak bayrak çatal çatal ağız.−ğı çarşafsız çarşafsızlık.−ğı 497 .−ğzı çatal aşı çatal ayak.

−ğı Çatalpınar (ilçe) çatal sakal çatal ses Çatalzeytin (ilçe) çatal zıpkın çatana çatanacı çatapat 498 .çatal bel çatal bıçak takımı Çatalca (ilçe) çatal çivi çatal don çatal iğne çatal kargı çatal kaşık.−ğı çatal kundak.−ğı çatalkuyruk.−ğu (balık) çatallanma çatallanmak çatallaşma çatallaşmak çatallaştırma çatallaştırmak çatallı çatallık.

çatı çatı arası çatıcı çatı ekleri çatı eteği çatık.−ğı çatı kaplayıcı çatı katı çatık çehre çatı kirişi çatık kaş çatıklaşma çatıklaşmak çatıklık.−ğı çatık surat çatık yüz çatıldama çatıldamak çatılı çatılış çatılma çatılmak çatınma çatınmak çatı örtüsü çatı penceresi çatır çatır 499 .

−ğı çatlak ses 500 .−ğı çatkısız çatlak.−ğı çatışılma çatışılmak çatışkı çatışma çatışmak çatıştırma çatıştırmak çat kapı çatkı çatkılı çatkılık.−ğı çatkın çatkınlık.−ğı çatlaklık.çatır çutur çatırdama çatırdamak çatırdatma çatırdatmak çatırtı çatırtılı çatısız çatış çatışık.

çatlak zurna çatlama çatlamak çatlatış çatlatma çatlatmak çatlayış çatma çatmak çatma kaş çatpat (çatapat) çat pat çatra patra çattırma çattırmak çav çavalye çavdar çavdar ekmeği Çavdarhisar (ilçe) çavdarlı çavdarmahmuzu (bitki) çavdarsız Çavdır (ilçe) çavelâ çavlan 501 .

−ğu çavuş üzümü çay Çay (ilçe) çayan çay bahçesi çay bardağı Çaybaşı'nı (ilçe) çaycı çaycılık.çavlanma çavlanmak çavlı çavma çavmak çavşır Çavuldur çavun çavuş çavuş kuşu çavuş kuşugiller çavuşluk.−ğı Çayeli'ni (ilçe) çay evi çay fincanı 502 .−ğı Çaycuma (ilçe) çaydaçıra çaydanlık.

−ğı çayır mantarı çayırmelikesi (bitki) çayır otu çayır peyniri çayırsedefi (bitki) çayırsız çayır tavuğu 503 .−ği çayır Çayıralan (ilçe) çayırgüzeli (bitki) çayır hokeyi çayır kuşu çayırlama çayırlamak çayırlanma çayırlanmak çayırlaşma çayırlaşmak çayırlatma çayırlatmak çayırlı Çayırlı (ilçe) çayırlık.çaygiller çayhane çayhaneci çayhanecilik.

−ği çeç çeçe Çeçen Çeçence çedene çedik.çayır teresi çayır tirfili çayır yulafı çaykara Çaykara (ilçe) çay kaşığı çaykızı (çiçek) çaylak.−ğı çaylı kek çay ocağı çay saati çay servisi çay şekeri çay takımı çebiç.−ci çecik.−ğı çaylı çaylık.−ği 504 .−ğı çaylakça çaylak fırtınası çaylaklık.

−ği çeker Çekerek (ilçe) çeki 505 .−ği çekecek.−ği çekel çekeleme çekelemek çekelez çekem çekememe çekememek çekememezlik.−ği çekek.çeğmel çeğmellenme çeğmellenmek çehre çehrece çehreli çehre züğürdü çek Çek çekberi Çekçe çekçek.−ği çekemez çekemezlik.

−ği çekiç.çekici çekicilik.−ci çekiç atma çekiçhane çekiç kemiği çekiçleme çekiçlemek çekiç makinesi çeki düzen çekik.−ği çekikçe çekiliş çekilme çekilmek çekim çekimci çekim eki çekim ekleri çekimleme çekimlemek çekimli çekimli fiil çekimölçer çekimsenme çekimsenmek çekimser 506 .

−ği çekimsiz çekimsizlik.−ği çekirdek.çekimserlik.−ği çekinilme çekinilmek çekiniş çekinme çekinmek çekinti çekirdecik.−ği çekirdek kahve çekirdeklenme çekirdeklenmek çekirdekli çekirdeksel 507 .−ği çekirdek aile çekirdekçi çekirdekçilik.−ği çekince çekine çekine çekingen çekingence çekingenleşme çekingenleşmek çekingenlik.−ği çekinik.

−ği çekiştirme çekiştirmek çekkin çekme çekmece çekmeceli çekmecesiz çekme demir çekmek çekme kat çekmeli çekmelik.çekirdeksiz çekirge çekirge kuşu çekirge ötleğeni çekirge şalvar çekiş çekişken çekişli çekişme çekişmek çekişmeli çekişmesiz çekişte çekiştirici çekiştiricilik.−ği 508 .

çekmen Çekoslovak Çekoslovakya Çekoslovakyalı çektiri çektirici çektiriş çektirme çektirme ağı çektirmek çekül çek valf.−ği çelen çelenk.−ği çelik başlık.−gi çelgi çelik.−ği çelek.−fi çek vana çekyat çeldirici çeldirme çeldirmek çelebi Çelebi (ilçe) çelebice çelebilik.−ğı 509 .

−ği çelişiklik.çelik çember çelik çomak.−ği çelişik.−ğı çelik halat Çelikhan (ilçe) çelikhane çelik kalemi çelik kapı çelik kasa çelikleme çeliklemek çelikleşme çelikleşmek çelikleştirme çelikleştirmek çelik macunu çelik metre çelik pamuğu çeliksi çelik yelek.−ği çelişiklik ilkesi çelişken 510 .−ği çelim çelimli çelimsiz çelimsizlik.

−ği çeltek.−ği çeltiklik.−ği Çeltik (ilçe) çeltikçi Çeltikçi (ilçe) çeltikçilik.−ği çeltik kargası 511 .−ği çeltik.−ği çelişmezlik ilkesi çello çelme çelmece çelmek çelmeleme çelmelemek çelmelenme çelmelenmek çelmeleyiş çelmik.çelişki çelişkili çelişkisiz çelişme çelişmek çelişmeli çelişmesiz çelişmezlik.

−ğı çemberleme çemberlemek çemberlenme çemberlenmek çemberletme çemberletmek çemberli çember makası çember sakal çembersel bölge çembersiz çemçe çemen çemenleme çemenlemek çemenli çemiç.−ci Çemişgezek (ilçe) çemkiriş çemkirme çemkirmek 512 .çeltikli çeltik tarlası çembalo çember çember açı çember kayık.

çemrek çemreme çemremek çemrenme çemrenmek çençen çene çenebaz çenebazlık.−ğı çene çukuru çenek.−ği çene kavafı çenekli çeneksiz çeneleşme çeneleşmek çeneli çenesi düşük.−ğü çenesi kuvvetli çenesiz çenet çenetli çene yarışı çene yarıştırıcı çene yarıştırma çengel çengel atış 513 .

−gi çentik.−ği çentikleme çentiklemek çentiklenme çentiklenmek çentikli çentilme 514 .−ğı çengüçegâne çenileme çenilemek çenk.−ği çengi takımı çengüçağanak.çengel çeneliler çengel iğnesi çengelleme çengellemek çengellenme çengellenmek çengelleyiş çengelli çengelli iğne çengel sakızı çengelsi çengi çengi kolu çengilik.

−ci çepin Çepni çer çerçeve çerçeve anlaşma çerçeveci çerçevecilik.−ği çerçeveleme çerçevelemek çerçevelenme çerçevelenmek 515 .−ği çeper çeperli çepez çepiç.çentilmek çentme çentmek çepçevre çepeçevre çepel çepelleme çepellemek çepellenme çepellenmek çepelli çepellilik.

çerçeveletme çerçeveletmek çerçeveli çerçevesiz çerçi çerçici çerçilik.−ği çerge çergeci çergi çergici çeri çeribaşı.−ği çerezlenme çerezlenmek çerezlik.−ği çer çöp çerden çöpten çerez çerezci çerezcilik.−yı.−ğı Çerkeş (ilçe) Çerkez Çerkezce Çerkezköy (ilçe) Çerkezlik.−nı çeribaşılık.−ği 516 .

Çerkez peyniri Çerkez tavuğu çermik.−di çeşit çeşit çeşitkenar çeşitkenar üçgen çeşitleme çeşitlemek çeşitlendirme çeşitlendirmek çeşitlenme çeşitlenmek çeşitli çeşitlilik.−ği Çermik (ilçe) çerviş çervişli çeşit.−ği çeşme Çeşme (ilçe) çeşmibülbül çeşni çeşnici çeşnicibaşı çeşnicilik.−ği çeşnileme çeşnilemek 517 .

−ği çetrefil çetrefilce çetrefilleşme çetrefilleşmek çetrefilli 518 .−ği çetele çeteleşme çeteleşmek çeteleştirme çeteleştirmek çetene çete savaşı çetin çetince çetin ceviz çetinleşme çetinleşmek çetinleştirme çetinleştirmek çetinlik.çeşnilenme çeşnilenmek çeşnili çeşnilik.−ği çete çeteci çetecilik.

−ği çeviren çevirge çevirgeç.−ci çevirgi çeviri çevirici çevirici dili çeviricilik.çetrefillilik.−ği çetrefilsiz çevgen çevik.−ği çeviri dili çevirim çevirim senaryosu çeviriş çevirme çevirme ağı çevirmek çevirmen çevirmenlik.−ği 519 .−ği çevikçe çevikleşme çevikleşmek çevikleştirme çevikleştirmek çeviklik.

çevir sesi çevir sinyali çevirtme çevirtmek çevre çevre açı çevre bilimci çevre bilimi çevre bilimsel çevreci çevrecilik.−ği çevre evi çevre kirlenmesi çevre kirliliği çevreleme çevrelemek çevreleniş çevrelenme çevrelenmek çevreleyiş çevrelik.−ği çevren çevre sağlığı çevresel çevre teker çevre yolu çevri 520 .

çevrik.−ği çeyizsiz çeyrek.−ği çevrileme çevrilemek çevrili çevriliş çevrilme çevrilmek çevrim çevrim içi çevrimli çevrimsel çevrinme çevrinmek çevrinti çevriyazı çeyiz çeyizci çeyizcilik.−ği çeyiz çemen çeyizleme çeyizlemek çeyizlenme çeyizlenmek çeyizli çeyizlik.−ği 521 .

çeyrek final.−ğı Çıfıtlık.−ğı çıfıtlık etmek çığ çığa çığalanma çığalanmak çığıltı 522 .−li çeyrek finalist çeyrekleme çeyreklemek çeyreklenme çeyreklenmek çeyrek son çeyrek sonuç.−cu çıban çıban ağırşağı çıbanbaşı çıbanlaşma çıbanlaşmak çıdam çıdama çıdamak çıfıt Çıfıt Çıfıt çarşısı çıfıtlık.

−ğı çığlık çığlığa çığralık.−ğı çığrış çığrışma çığrışmak çıkacak.−ğı çıkagelme çıkagelmek çıkak.−ğı çıkarcı çıkarcılık.−ğı çıkan çıkar çıkarayazmak çıkar budak.−ğı çığırtma çığırtmacı çığırtmak çığlık.−ğı çıkarılış 523 .çığır çığırış çığırma çığırmak çığırtı çığırtkan çığırtkanlık.

−ğı çıkıklık.çıkarılma çıkarılmak çıkarım çıkarış çıkarma çıkarma birliği çıkarma gemisi çıkarma harekâtı çıkarma işareti çıkarmak çıkarsama çıkartı çıkartılma çıkartılmak çıkartma çıkartmak çıkar yol çıkı çıkık.−ğı çıkıkçı çıkıkçılık.−ğı çıkılama çıkılamak çıkılanma çıkılanmak çıkılatma 524 .

çıkılatmak çıkılma çıkılmak çıkın çıkın etmek çıkınlama çıkınlamak çıkıntı çıkıntılı çıkıntısız çıkır çıkır çıkış çıkış belgesi çıkış çizgisi çıkış hakemi çıkış işlemi çıkış kapısı çıkışlı çıkışma çıkışmak çıkış noktası çıkış özeti çıkış takozu çıkıştırma çıkıştırmak çıkış yapmak çıkış yolu 525 .

−ğı çıkrıkçı çıkrıkçılık.−ğı çıkra çıkralık.çıkıt çıkma çıkma durumu çıkmak çıkmaklık.−ğı çıkmalı tamlama çıkmalı tümleç.−ğı çıkrık.−ğı çıkrıkçın çıkrıklı çıkrıksız çıktı çılan çılbır Çıldır (ilçe) çıldırasıya çıldır çıldır çıldırış 526 .−ci çıkmaz çıkmazlık.−ğı çıkmalı çıkmalık.−ğı çıkmaz sokak.

−ğı çımbar çımkırma çımkırmak çın çınar Çınar (ilçe) Çınarcık (ilçe) çınargiller çınarımsı çınarımsı isfendan çınarlı çınarlık.−ğı 527 .−ğı çıldırtma çıldırtmak çılgın çılgınca çılgıncasına çılgınlaşma çılgınlaşmak çılgınlık.−ğı çıma çımacı çımacılık.çıldırma çıldırmak çıldırtıcı çıldırtıcılık.

−ğı çıngıraklı çıngıraklı yılan çıngıraklı yılangiller çıngır çıngır çıngırdak.−ğı çıngırakçı çıngırakçılık.çınayaz çın çın çnçınlatmak çıngar çıngı çıngıl çıngırak.−ğı çınlama çınlamak çınlamalı çınlatış çınlatma çınlatmak çınlayış 528 .−ğı çıngırdama çıngırdamak çıngırdatma çıngırdatmak çıngırtı çınlak.

−ğı çıplak alev çıplak at çıplak gözle çıplaklar kampı çıplaklaşma çıplaklaşmak çıplaklaştırma çıplaklaştırmak çıplaklık.−ğı çıplak maden çıplak mülkiyet çıplak resim.−ğı çırak etmek 529 .çınsabah çıpı çıpı çıpıl çıpıl çıpıldak.−ğı çıpır çıpır makinesi çıplak.−smi çıplak tohumlular çıplak ücret çıplanma çıplanmak çıra çırağ çırak.

çıraklık.−ğı çırpı çırpıcı çırpı ipi çırpılma çırpılmak çırpını çırpını çırpınış çırpınma çırpınmak çırpıntı 530 .−ğı çırılçıplaklık.−ğı çırçıplaklık.−ğı çırçır (alet) çır çır çırçırlama çırçırlamak çırılçıplak.−ğı çıramoz çırçıl çırçıplak.−ğı çıraklık etmek çırakma çırakman çıralı çıralık.−ğı çırnık.

çırpıntılı çırpış çırpışma çırpışmak çırpıştırılma çırpıştırılmak çırpıştırma çırpıştırmak çırpma çırpmacı çırpmacılık.−ğı çıtçıt (kopça) çıt çıt çıtçıtlama çıtçıtlamak çıtı pıtı çıtır çıtır çıtırdama çıtırdamak çıtırdata çıtırdata çıtırdatış 531 .−ğı çırpmak çırptırma çırptırmak çıt çıta çıtak.

−ğı çıtpıt (çatapat) çıt pıt çıvdırma çıvdırmak çıvgar çıvgın çıvlama çıvlamak çıvma çıvmak çıyan çıyan gözlü 532 .çıtırdatma çıtırdatmak çıtırdayış çıtır pıtır çıtırtı çıtkırıldım çıtkırıldımlık.−ğı çıtlama çıtlamak çıtlatılma çıtlatılmak çıtlatış çıtlatma çıtlatmak çıtlık.

−ği çiçek aşısı çiçek bahçesi çiçek biti çiçek boyası çiçek bozuğu çiçekçi çiçekçi esnafı çiçekçilik.−ği 533 .çıyanlık.−ğı çıyanlık etmek çiçek.−ği Çiçekdağı'nı (ilçe) çiçek durumu çiçek dürbünü çiçek evi çiçekleme çiçeklemek çiçeklendirme çiçeklendirmek çiçekleniş çiçeklenme çiçeklenmek çiçekleşme çiçekleşmek çiçekli çiçekli bitkiler çiçeklik.

−ğu çift dalma çift desimetre çift dikiş 534 .−ği çift çubuk.çiçek pazarı çiçek sapçığı çiçek sapı çiçeksever çiçeksime çiçeksimek çiçeksiz çiçeksiz bitkiler çiçek soğanı çiçek suyu çiçek tacı çiçek tozu çiçek yağı çiçek yaprağı çift çift atış çift ayaklılar çift camlı çift camlı pencere çift cinsellik.−ği çift cinsiyet çiftçi çiftçilik.

−ği çift dişliler çifte çifte dikiş çiftehane çifte kavrulmuş çifte kıskaç.−ğı çift kanatlılar çift kapı çift kişilik.−cı çifteleme çiftelemek çiftelenme çiftelenmek Çifteler (ilçe) çifteleşme çifteleşmek çifteli çifte nağra çifter çifter çifte standart.çift direkli çift dirsek.−ği çift kol çift küme çiftleme 535 .−dı çiftetelli çifte vatandaşlık.

−ği çift uçurvur çift vuruş çift yıldız çift zamanı Çigan Çigan müziği çiğ çiğ börek.çiftlemek çiftlenme çiftlenmek çiftleşme çiftleşmek çiftleştiriş çiftleştirme çiftleştirmek çiftlik.−ği Çiftlik (ilçe) çiftlik kâhyası Çiftlikköy (ilçe) çift motorlu çift parmaklılar çift pencere çift sayı çiftteker çifttekerci çifttekercilik.−ği 536 .

−di çiğitli çiğ köfte çiğleşme çiğleşmek Çiğli (ilçe) çiğlik.−ği çiğnem çiğneme çiğnemek çiğnemik.−ği çiğnek.−ği çiğ iplik.−ği çiğneniş çiğnenme çiğnenmek çiğnetme çiğnetmek çiğneyiş çiğ renkçi 537 .çiğde çiğdem çiğe Çiğil çiğin çiğindirik.−ği çiğnemlik.−ği çiğit.

−ği çiğ toprak.−ği çilehane çilek.−ğı çiklet çikletçi çikletçilik.çiğ renkçilik.−ği çikolata çikolatacı çikolatacılık.−ğı çikolatalı çil çil çil çile çilecilik.−ği çilekeş çilekeşlik.−ği çilek reçeli çilek suyu çilek üzümü çileli çileme çilemek çilenti Çilimli (ilçe) 538 .−ği çilekçi çilekçilik.

−ği çimensiz çimento çimentocu çimentoculuk.−ğu çimentolama 539 .−ği çimen çimenli çimenlik.−ği çim çim çimdik.−ği çimdikleme çimdiklemek çimdiklenme çimdiklenmek çimdirme çimdirmek çimek.−ği çilingir sofrası çillenme çillenmek çilli çilsiz çim çimbali çimçek.çilingir çilingirlik.

çimentolamak çimentolanma çimentolanmak çimentolatma çimentolatmak çimentolu çimentosuz çimleme çimlemek çimlendirme çimlendirmek çimlenme çimlenmek çimleyiş çimme çimmek Çin çinakop Çin anasonu Çince Çin çamı çinçilya çinçilyagiller Çine (ilçe) Çingen çingene Çingene 540 .

−ği Çingenelik.−ği Çingene palamudu Çingene parası Çingene pembesi Çin gülü çini çinici çinicilik.Çingene borcu Çingenece Çingene çergesi Çingene düğünü Çingene kavgası çingeneleşme çingeneleşmek çingenelik.−ği çinili çini mürekkebi çinisiz çinke çinko çinkograf çinkografi Çin lâhanası Çin leylâğı Çinli Çin Seddi 541 .

−ği çirişleme çirişlemek çirişlenme çirişlenmek çirişli çiriş otu çirkef çirkefçe çirkefleşme çirkefleşmek çirkefli çirkeflik.Çintiyan çip çipil çipilleşme çipilleşmek çipilti çipo çipura çir çirçirci çiriş çirişçi çirişçi çanağı çirişçilik.−ği çirkin 542 .

−ği çit çita çitar çitari çiten 543 .−ğu çis çise çiseleme çiselemek çiseme çisemek çisenti çiskin çiş çişik.−ği çirkinseme çirkinsemek çiroz çirozlaşma çirozlaşmak çirozluk.çirkince çirkinleşme çirkinleşmek çirkinleştirme çirkinleştirmek çirkinlik.

−ği çit sarmaşığı çit sarmaşığıgiller çivi çivici çivicilik.çiti çitileme çitilemek çitilenme çitilenmek çitili çitilme çitilmek çitişme çitişmek çitlembik.−ği çitleme çitlemek çitme çitmek çitmik.−ği çividî çivileme çivilemek çivilenme çivilenmek çiviletme 544 .

çiviletmek çivileyici çivili çivisiz çivisiz kalkan çivit.−ği çizelge çizer 545 .−di çivit ağacı çivitleme çivitlemek çivitlenme çivitlenmek çivitli çivit mavisi çivit otu çivit rengi çivitsiz çivi yazısı çiviyukarı (spor) Çivril (ilçe) çiy çiyleme çiylemek çizdirme çizdirmek çizecek.

−ği çizik çizik çizikli çiziktirme çiziktirmek 546 .−ği çizgi resim.−smi çizgi roman çizgisel çizgisiz çizi çizici çizicilik.−ği çizik.−ği çizginme çizginmek çizgi ölçek.çizge çizgi çizgi film çizgi im çizgileme çizgilemek çizgilenme çizgilenmek çizgileşme çizgileşmek çizgili çizgilik.

çizili çiziliş çizilme çizilmek çizim çizimci çizin çizin çizinti çiziş çizme çizmeci çizmecilik.−ği çizmek çizmeli çoban çobanaldatan çobanaldatangiller çoban böreği çobançantası (bitki) çobandağarcığı (bitki) çobandeğneği(bitki) çobandüdüğü (bitki) çobaniğnesi (bitki) çoban kebabı çoban köpeği çobanlama 547 .

Çobanlar (ilçe) çobanlık.−ğu çocuk aklı çocuk bahçesi çocuk bakıcısı çocuk bezi çocuk bilimci çocuk bilimi çocukcağız çocukça çocukçu çocuk dili çocuk işi çocuklama çocuklamak 548 .−ğı çobanlık etmek çoban merhemi çobanpüskülü (bitki) çobanpüskülügiller çoban salatası çobansüzgeci (bitki) çobantarağı (bitki) çobantuzluğu (bitki) çoban üzümü Çoban Yıldızı çocuğumsu çocuk.

çocuklaşma çocuklaşmak çocuklaştırma çocuklaştırmak çocuklu çocukluk.−ğu çocuk yuvası çoğalış çoğalma çoğalmak çoğaltan çoğaltıcı çoğaltım çoğaltış çoğaltma çoğaltmak çoğaltma makinesi çoğu 549 .−ğu çocuksuz çocuksuzluk.−ğu çocukluk etmek çocuk olmak çocuk oyuncağı çocuk oyunu çocuk ruhlu çocuksu çocuksuluk.

−ğu çokal çok anlamlı çok anlamlılık.−ğu çoğul eki çoğul ekleri çoğullama çoğullamak çoğullaştırma çoğullaştırmak çoğulluk.−ğu çoğunlukla çoğunluk sistemi çoğurcuk.−ğu çoğumsama çoğumsamak çoğun çoğunca çoğunluk.−ğu çoğu zaman çok.çoğu kez çoğul çoğulcu çoğulcu demokrasi çoğulculuk.−ğı çok ayaklılar çokbilmiş 550 .

−ğı çokları çoklarınca çokluk.−ğu çokluk eki çoklukla çokluk ekleri çoklu ortam çok ortaklı 551 .−ği çokça çok çok çokçu çokçuluk.çokbilmişlik.−ğu çok düzlemli çok eşli çok eşlilik.−ği çok fazlı çokgen çok gözeli çok hücreli çok hücreliler çok karılı çok karılılık.−ğı çok katlı otopark çok kısa dalga çok kocalı çok kocalılık.

−ğı çok yönlü çok yüzlü çolak.−ğı çok tanrılı çok tasım çok terimli çok uluslu çok yanlı çok yıllık.−ğu 552 .−ğı çolpa çolpalık.−ğı çolaklık.−ğı Çolpan (yıldız) çoluk çocuk.−ği çok sözlü çok tanrıcı çok tanrıcılık.çok partili çokrağan çokrama çokramak çoksama çoksamak çoksatar çok seslendirilmiş çok sesli çok seslilik.

−ğu çor çorak.−ğı çomaklama çomaklamak çomar çopra çopra balığı çopur çopurina çopurlaşma çopurlaşmak çopurlaştırma çopurlaştırmak çopurluk.−ğı çorap.−ğı çorba çorbacı 553 .−bı çorapçı çorapçılık.çoluklu çocuklu çolun çomak.−ğı çoraklaşma çoraklaşmak çoraklaştırma çoraklaştırmak çoraklık.

−ği çökelekli 554 .−ği çöğünme çöğünmek çöğür çöğürcü çökek.çorbacılık.−ğı çorba kâsesi çorba kaşığı çorbalık.−ği çökel çökelek.−ğı çotira çotiragiller çotra çotuk.−ğu çöğdürme çöğdürmek çöğme çöğmek çöğüncek.−ğı çorba tabağı çorlu Çorlu (ilçe) Çoruh Çorum çotanak.

−ğü çökme çökmek çöktürme çöktürme havuzu çöktürmek çökük.−ğü çöküklük.−ğü çöküm çöküntü çöküntü hendeği çöküş çöküşme 555 .çökelge çökelme çökelmek çökelti çökeltme çökeltmek çökerme çökermek çökertici çökertme çökertmek çökkün çökkünleşme çökkünleşmek çökkünlük.

−ğü çöl tavuğu çöl tavuğugiller çömçe çömeliş çömelme çömelmek çömeltme çömeltmek çömez çömezlik.−ği çömlek hesabı çömlek kebabı çömlekleme çömleklemek çömme çömmek 556 .çöküşmek çöl Çölemerik çölleşme çölleşmek çölleştirme çölleştirmek çöllük.−ği çömlekçi çömlekçilik.−ği çömlek.

−ği çörekçi 557 .−ğü çöp kebabı çöp kovası çöp kutusu çöpleme çöplenme çöplenmek çöplü çöplük.çöngül çöp çöp arabası çöpçatan çöpçatanlık.−ğü çöplükçü çöplükçülük.−ğı çöpçü çöpçülük.−ği çörek.−ğü çöplük horozu çöp sepeti çöpsüz çöpsüz üzüm çöp tenekesi çöp torbası çör çöp çördek.

−ğü çözme çözmek çözücü çözük.−ği çöreklenme çöreklenmek çöreklik.çörekçilik.−ği çörek mantarı çörek otu çöreotu çörkü çörten çörtü çöven çöz çözdürme çözdürmek çözelti çözgü çözgün çözgünlük.−ğü çözülme çözülmek çözülüm çözülüş çözüm 558 .

−ğu çubuk ağacı Çubuk (ilçe) çubukçu çubuklama 559 .−ğü çözüm yolu çözündürme çözündürmek çözünme çözünmek çözüntü çözüş çözüşme çözüşmek çözyağı çubuk.çözümcü çözümleme çözümlemek çözümlemeli çözümleniş çözümlenme çözümlenmek çözümleyici çözümleyiş çözümsel çözümsüz çözümsüzlük.

çubuklamak çubuklu çubukluk.−ğı çuhalı çuhçuh (tren) çuka çukur Çukurca (ilçe) çukurlanma çukurlanmak çukurlaşma çukurlaşmak çukurlatma çukurlatmak çukurlu çukurluk.−ğu 560 .−ğı çuha çiçeği çuha çiçeğigiller çuhadar çuhadarlık.−ğu çubuk makarna çubuk odası çubuksuz çucu çuha çuhacı çuhacılık.

Çukurova çul çulcu çul çaput çulfa çulfalık.−ğı çulha çulha kuşu çullama çullamak çullandırma çullandırmak çullanış çullanma çullanmak çulluk.−ğu çullukgiller Çulpan (yıldız) çulsuz çultar çultarı çultutmaz Çumra (ilçe) çupra balığı çurçur çurlatma çurlatmak 561 .

çuşka çuval çuvalcı çuvalcılık.−ğı çuvaldız çuvallama çuvallamak çuvallanma çuvallanmak çuvallatma çuvallatmak çuvallı çuvalsız Çuvaş Çuvaşça çük çükündür çükür Çüngüş (ilçe) çünkü çürük.−ğü çürük boya çürük çarık.−ğı çürükçül çürük gaz çürük iş çürüklü 562 .

−ğı Dadaist Dadaizm dadandırma dadandırmak dadanma dadanmak 563 .−ğü çürük para çürük sakız çürüksüz çürüme çürümek çürütme çürütmek çürütülme çürütülmek çürütüş çürüyüş çüş (*)D D da Dadacı Dadacılık.çürüklük.

−ğı dağ çamı dağ çayı dağ çayırı dağ çileği dağdağa dağdağalı 564 .−ğı Daday (ilçe) dadı dadılık.−ğı dağ dağ adamı dağ ağacı dağalası (balık) dağ anası dağar dağarcık.−ğı dağ armudu dağ aslanı dağ ayısı dağ başı dağ bayır dağ birliği (askerlik) dağcı dağcıl dağcılık.dadaş dadaşlık.

−ği dağınık ışık.−ğı dağınık yansıma dağıntı Dağıstan Dağıstanlı dağıtıcı dağıtıcılık.−ğı dağıtılma dağıtılmak dağıtım 565 .−ğı dağınıkça dağınık gözenek.dağdağasız dağ dalak otu dağ elması dağ eriği dağ eteği dağ evi dağ gölü dağ havası dağılım dağılış dağılma dağılmak dağınık.−ğı dağıtık.−ğı dağınıklık.

dağıtım bürosu dağıtımcı dağıtımcılık.−ğı dağıtım evi dağıtış dağıtma dağıtmak dağî dağ iklimi dağ ispinozu dağ keçisi dağ kedisi dağ kestanesi dağ kırlangıcı dağ kolu (coğrafya) dağ koyunu dağ köyü dağlağı dağ lâlesi dağlama dağlamak dağlama resmi dağlanış dağlanma dağlanmak dağlar anası dağlatış 566 .

−ğı dağ merası dağ nanesi dağ oluşu dağ otlağı dağ reyhanı dağ serçesi dağ servisi dağ sıçanı dağ soğanı dağ sümbülü dağ taş dağ tavuğu dağ topu (askerlik) dağ yemişi dağ yolu dağ yürüyüşü dağ zebrası dah daha daha daha dahası 567 .−cı dağlık.dağlatma dağlatmak dağlayış dağlı dağlıç.

−hli (karışma) dâhil (iç.dahdah dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dâhice dahil.−ği dâhilî nizamname dâhilî talimatname dâhiliye dâhiliyeci dâhiliye mütehassısı dâhiliye subayı dâhil olmak dâhiyane dahletme dahletmek dahra daim daima 568 .−bi dâhilik. içeri) dâhilen dâhil etmek dâhilî dâhilî deniz dâhilî harp.

daim etmek daim eylemek daimî daim olmak dair daire daire kesmesi daireli daire parçası dairesel dairesiz dairevî dakik dakika dakikane dakikasında daktilo daktilo etmek daktilograf daktilografi daktilo kâğıdı daktiloluk.−ğu daktilo makinesi daktilo masası daktiloskopi daktilo şeridi daktilotekni 569 .

−ğı dalap olmak dalaş dalaşma dalaşmak dalavere dalavereci dalaverecilik.−ğı dalak otu dalâlet dalama dalamak Dalaman (ilçe) dalan dalancı dalancılık.−ğı daldalan daldan dala daldırılma daldırılmak daldırış daldırma daldırma çay daldırmak 570 .dal dalak.−ği dalbastı dalcık.

−ğı dalga çukuru dalga dalga dalga genliği dalga hızı dalgakıran dalga kuşağı dalgalandırıcı dalgalandırış dalgalandırma dalgalandırmak dalgalanış dalgalanma dalgalanmak dalgalı dalgalı akım dalgalı akım üreteci 571 .daldırtma daldırtmak daldız dalfes dalfidan dalga dalga bandı dalga boyu dalgacı dalgacık.−ğı dalgacılık.

−cı dalgıç böcekler dalgıç elbisesi dalgıç gözlüğü dalgıç kuşları dalgıç kuşu dalgıç kuşugiller dalgıçlık.−ğı dalgıç tüpü dalgın dalgınca dalgın dalgın dalgınlaşma dalgınlaşmak dalgınlaştırma dalgınlaştırmak dalgınlık.−ğı dalgır 572 .dalgalı borçlar dalgaölçer dalga periyodu dalga sırtı dalgasız dalga tepesi dalga uzunluğu dalga yüksekliği dalgı dalgıç.

−cı dalkıran dalkurutan dallama dallamak dallandırma dallandırmak dallanış dallanma dallanmak dallı dallı budaklı dallı güllü dalma dalmak dalöğle 573 .−ğu dalkavukluk etmek dalkılıç.−cı dalış dalız dalkavuk.−ğu dalkavukça dalkavuklaşma dalkavuklaşmak dalkavukluk.dalgündüz dalıcı dalınç.

dalsı dalsız daltaban daltonizm daluyku dalya dalyan dalyan ağı dalyancı dalyan çorbası dalyan köftesi dalyasan dalyan sepeti dalyan tarlası dalyan yeri dalyarak.−ğı damak eteği damaklı damaklı diş damaksı damaksıl damaksıllaşma 574 .−ğı dam dama damacana damacı damak.

damaksıllaşmak damaksıllaşmış damaksıllaştırma damaksıllaştırmak damaksız damak tadı damak ünsüzü Damal (ilçe) damalı dam altı damar aktarma damarcık.−ğu damarlandırma damarlanma damarlanmak damarlı damar sertliği damarsız damar tabaka damar tıkanıklığı damasko damat.−ğı damar damar damardaraltan damargenişleten damarı bozuk.−dı dama tahtası 575 .

−ğı damga harcı Damga Kanunu damgalama damgalamak damgalanma damgalanmak damgalatma damgalatmak damgalayış damgalı damga pulu damgasız damga vergisi damıtıcı damıtık.−ğı damdazlak.−ğı damga damgacı damgacılık.−ğı dam koruğu 576 .dama taşı damatlık.−ğı damıtılma damıtılmak damıtma damıtmak damızlık.

−ğı damla damla damla hastalığı damlalık.−ğı damlama damlamak damla sakızı damla taş damla taşı damlatılma damlatılmak damlatma damlatmak damlı damper damperli damping damsız dana danaayağı (bitki) danaburnu (böcek) danacı dana derisi danadili (cönk) dana eti 577 .dam koruğugiller damla damlacık.

−ğı danışıklı danışıklı dövüş danışıklık.−ğı danışılma danışılmak danışma danışma bürosu danışmak 578 .dana humması danakıran otu Danca dan dan dandini dan dun dane dang dangadak dangalak.−ğı dangıldama dangıldamak dangıl dungul dangırdama dangırdamak danış danışık.−ğı dangalakça dangalaklık.

−ğı dansör dansörlük.−ğü dansöz dansözlük.−ğı Danimarka Danimarka kırmızısı Danimarkalı daniska danişment.−ğü danssız dantel dantelâ dantel ağacı dantelâlı dantelli 579 .−di dank dans dansçı dans etmek dansimetre dansing danslı danslık.danışma kurulu danışma meclisi danışman danışmanlık.

−ğı darasız daraşlık.−ğı dar (ensiz) dâr (ev) dara daraban daracık.−cı dar açı dara dar darağacı daralış daralma daralmak daraltı daraltıcı daraltılma daraltılmak daraltma daraltmak dar aralık.−ğı daraç.−ğı darbe darbeci darbecik.dapdar dapdaracık.−ği darbecilik.−ği 580 .

−ttı darı darıcan darı darına dârıdünya dârıfülfül darılgan darılganlık.−ğı darılma darılmaca 581 .−ğı darca dardağan Darende (ilçe) Dargeçit (ilçe) dar gelirli dargın dargınlaşma dargınlaşmak dargınlık.darbeleme darbelemek darbımesel dar boğaz darbuka darbukacı darbukacılık.−ğı dar görüşlü dar hat.

−ği dasdaracık.−ğı dasit dasitan 582 .darılmak darıltma darıltmak dar kafalı darlaşma darlaşmak darlaştırma darlaştırmak darlık.−i dârüleytam dârülfünun dar ünlü dârüşşifa Darvincilik.−ğı darmadağın darmadağınık.−ğı darmaduman darmaduman etmek darmaduman olmak darp.−bı darp etmek darphane dârülâceze dârülbedayi.

dasitanî dastar Datça (ilçe) datif daüssıla dav dava dava adamı davacı dava etmek davalaşma davalaşmak davalı davalık.−ğı davar Davas dava vekili davet davetçi davet etmek davetiye davetkâr davetli davetname davetsiz davlumbaz davrandırma 583 .

−ğu davul tokmağı davul tozu davya dayak.−ğı davranış töresi davranma davranmak davudî davul davulcu davulculuk.−ğı dayak arsızı dayak cezası dayak düşkünü dayak kaçkını dayaklama dayaklamak dayaklanma dayaklanmak dayaklı dayaklık.−ğı dayalı 584 .davrandırmak davranış davranış bilgisi davranış bozukluğu davranışçılık.

−ğı dayanışma dayanışmacı dayanışmacılık.−cı dayandırma dayandırmak dayanıklı dayanıklılık.−ğı dayanış dayanışık.−ğı dayanak noktası dayanaksız dayanç.−ğı dayanaklı dayanaklık.−ğı dayanılma dayanılmak dayanılmaz dayanım dayanım ömrü dayanırlık.−ğı dayanıksız dayanıksızlık.dayalı döşeli dayama dayamak dayanak.−ğı dayanışmak 585 .

−ğı daz dazara dazar dazara dazır Dazkırı'yı (ilçe) 586 .dayanışmalı dayanma dayanmak dayanma ömrü dayantı dayatış dayatışma dayatışmak dayatma dayatmacı dayatmak dayattırma dayattırmak dayayış daye dayı dayıkızı dayılanma dayılanmak dayılık.−ğı dayıoğlu dayızade daylak.

−ği debimetre debriyaj debriyaj pedalı deccal Deccal decrescendo dede dedebaba 587 .−ğı dazlaklaşma dazlaklaşmak dazlaklık.−ğı dazlama dazlamak de debagat debbağ debbe debboy debdebe debdebeli debeleniş debelenme debelenmek debi debil debillik.dazlak.

−ğu dedikodu etmek dedikodu kumkuması dedikodu yapmak dedirme dedirmek dedirtme dedirtmek dedüksiyon dedveyt def.−ği dedikodu dedikoducu dedikoduculuk.dedelik.−f'i defa defalarca defans def'aten defetme defetmek defibratör defile defin.−ği 588 .−fni define defineci definecilik.

defin ruhsatı deflâsyon defleme deflemek defne defnedilme defnedilmek defnegiller defnetme defnetmek defneyaprağı (balık) defne yaprağı defnolunma defnolunmak defo defolma defolmak defolu deformasyon deforme deforme olmak defosuz defroster defter defterci deftercilik.−ği defterdar 589 .

−ği değer düşürme değer düşürümü değer kuramı değerleme değerlendirilme değerlendirilmek değerlendirme değerlendirmek değerlenme değerlenmek değerler dizisi 590 .defterdarlık.−ğı defter emini defterhane defterihakanî defterikebir degajman değdiriş değdirme değdirmek değer değer analizi değer artırma değerbilir değerbilirlik.−ği değerbilmez değerbilmezlik.

−dı değerlilik.−ği Değirmendere fındığı değirmenlik.−ği değirmen taşı değirmi 591 .değerli değerli kâğıt.−ği değer yargısı değgin değil değim değimli değimsiz değin değini değiniş değinme değinmek değinti değirme değirmek değirmen değirmenci değirmencilik.−ği değersiz değersizlik.

−ği değişiklik.−ği değişiklik önergesi değişiklik teklifi değişiklik yapmak değişim değişimli değişimli ünsüzler değişim yönetimi değişinim değişinimci değişinimcilik.−ği değişen yıldız değiş etmek değişici değişik.değirmileme değirmilemek değirmileşme değirmileşmek değirmilik.−ği değirmi sakal değiş değişebilir değişebilirlik.−ği değişiş değişke değişken 592 .

−ği değişken ölçü değişkin değişkinlik.değişkenlik.−ği değnekçi değnekçilik.−ği değnekleme değneklemek deh 593 .−ği değişme değişmek değişmez değiştirge değiştirgeç.−ci değiştirici değiştiriliş değiştirilme değiştirilmek değiştirim değiştirme değiştirmek değiştirtme değiştirtmek değiş tokuş değme değmek değnek.

−ğı dekagram 594 .deha dehalet dehhaş dehleme dehlemek dehlenme dehlenmek dehletme dehletmek dehliz dehşet dehşetlenme dehşetlenmek dehşetli deist deizm dejenerasyon dejenere dejenere etmek dejenereleşme dejenereleşmek dejenerelik.−ği dejenere olmak dek dekadan dekadanlık.

dekalitre dekametre dekan dekanlık.−ğı dekar Dekartçı Dekartçılık.−ğı dekaster dekatlon dekatloncu deklânşör deklârasyon deklâre deklâre etmek dekoder dekolte dekont dekor dekorasyon dekoratif dekoratör dekoratörlük.−ğü dekorcu dekorculuk.−ğu dekore dekore etmek dekovil 595 .

−ğu deli bozukluk.−ği delegasyon delege delegelik.−ği delep delep delgeç.−ci deli deli deli deli alacası deli bal deli balta delibaş (hastalık) deliboynuz deli bozuk.dekstrin dekstroz delâlet delâlet etmek deldirme deldirmek delecek.−ğu delice Delice (ilçe) delice doğan delicesine 596 .−ci delgi delgiç.

−ği deli mantar delimsirek delinme delinmek 597 .−ğı delik deşik.−ği delikanlı delikanlılık.delici deli dana hastalığı deli divane deli dolu deli etmek deli fişek.−ği delikli delikli demir delikliler deliksiz deliksiz uyku delil delilenme delilenmek delilik.−ği deli fişeklik.−ğı delik.−ği deli gömleği deli güllâbicisi deli ırmak.

deli olmak deli orman (orman) Deliorman (yer adı) deli otu deliriş delirme delirmek delirtme delirtmek deli saçması delişmen delişmence delişmenlik.−ği delişmenlik etmek delk delme delmek delta delta kası dem demagog demagogluk.−ği demagoji yapmak deme demeç.−ğu demagoji demagojik.−ci 598 .

demek demet demetçi demetçik.−ği demir boku demirci Demirci (ilçe) demircik.−ği demet demet demetleme demetlemek demetlenme demetlenmek demetletiş demetletme demetletmek demetleyiş demetli demevî demin demincek deminden deminki demir demir ağacı demirbaş demir bilek.−ği 599 .

−ttı demirhindi (bitki) demirî demirkapan demir kapı Demirkapı (yer adı) Demirkazık (yıldız) demir kırı (renk) Demirköy (ilçe) demir kuş demir leblebi demirleme demirlemek demirleşme demirleşmek demirli demirli beton demir oksit.demircilik.−ği demirci mengenesi demir dikeni demirhane demir hat.−di Demirözü'nü (ilçe) demir pası demir perde(tiyatro) Demiperde (doğu bloku) 600 .

−ği demir sülfat demir yeri demir yolcu demir yolculuk.−ği demode demograf demografi demografik.−ğu demir yolu demir yumruk.−ği 601 .demir resmi demirsiz demirsizlik.−ğu demiurgos demkeş demleme demlemek demlendirme demlendirmek demlendirme suyu demlenme demlenmek demli demlik.−ği demokrasi demokrat demokratik.

−ği denetici 602 .−ği deneme çekimi deneme hayvanı denemek deneme tahtası deneme yayını denenme denenmek denet denetçi denetçilik.−ğı demonstrasyon denaet denden denden işareti denek.demokratikleşme demokratikleşmek demokratikleştirme demokratikleştirmek demokratlaşma demokratlaşmak demokratlık.−ği denek taşı deneme denemeci denemecilik.

denetilme denetilmek denetim denetim bağı denetimci denetim kurulu denetimli denetim noktası denetim pulu denetimsiz denetleme denetlemek denetleme kurulu denetleme raporu denetleme yapmak denetlenme denetlenmek denetleyici deney deneyci deneycilik.−ği deneyimli deneyimsiz 603 .−ği deneye dayalı deneyim deneyimci deneyimcilik.

−ği deneysellik.−ği 604 . −ğü denge dengeci dengecilik.−ği deneyiş deney kabı deneyleme deneylemek deneyli deneysel deneyselcilik.deneyimsizlik.−ği denge fiyatı denge kalası dengeleme dengelemek dengelenme dengelenmek dengeleyici dengeli dengeli beslenme dengelik.−ği deneysiz deney tüpü deneyüstü deneyüstücülük.

−ği denge taşı deni denilme denilmek deniz deniz akıntısı denizalası (balık) denizaltı.−ği dengeşik.dengesiz dengesiz beslenme dengesizleştirme dengesizleştirmek dengesizlik.−yı deniz altı denizaltıcı denizaltıcılık.−ğı denizanası denizaslanı denizaşırı deniz ataşesi denizatı (balık) deniz aygırı deniz ayısı deniz aynası deniz basması deniz bilimci 605 .

−ği denizçakısı (yumuşakça) deniz çulluğu denizdanteli (deniz hayvanı) deniz depremi deniz dibi deniz feneri deniz geçişi denizgergedanı denizgülü (hayvan) denizgüzeli (balık) deniz hamamı deniz haritası denizhıyarı (deniz hayvanı) denizhıyarları deniz hukuku denizısırganları (hayvan) denizibiği (bitki) deniziğnesi (balık) deniz iklimi 606 .deniz bilimi deniz buzu denizci denizcilik.

denizineği denizkadayıfı (bitki) deniz kaplumbağaları deniz kaplumbağası deniz kazı denizkedisi (balık) denizkestanesi (yumuşakça) deniz kırlangıcı denizkızı (balık) deniz kızı (mitoloji) denizkozalağı (yumuşakça) denizköpüğü (lüle taşı) denizkulağı (yumuşakça) deniz kulağı (coğrafya) deniz kurdu deniz kuvvetleri denizlâleleri denizlâlesi (deniz hayvanı) Denizli denizlik.−ği 607 .

deniz marulu deniz mavisi denizmaymunu (balık) deniz menekşesi (çiçek) deniz mili deniz motoru deniz otobüsü deniz ördeği deniz örümceği denizpalamudu (böcek) denizpelidi (böcek) deniz pırasası (yosun) deniz piyadesi deniz rezenesi deniz sarmaşığı deniz seviyesi deniz suyu denizşakayığı (hayvan) denizşakayıkları deniztarağı (yumuşakça) deniz tavşancılı 608 .

−ği denk küme denklem denkleme denklemek denklemler sistemi denkleşme 609 .−gi denkçi denkçilik.deniztavşanı (yumuşakça) deniz tedavisi deniz tekesi (karides) deniztilkisi (balık) deniz tutması deniz uçağı deniz üssü deniz üzümü deniz yeli deniz yılanı denizyıldızı (deniz hayvanı) denizyıldızları deniz yolu deniz yolu ulaşımı deniz yosunu denk.

−ği denme denmek densimetre densiz densizlenme densizlenmek densizleşme densizleşmek densizlik.denkleşmek denkleştirme denkleştirmek denklenme denklenmek denkleştirici denklik.−ği denklik belgesi denklik kuruluşu denktaş denli denlilik.−ği denşirme denşirmek deontoloji deodoran depar departman 610 .

−ğu depo etmek depolama depolamak depolanma depolanmak depolitizasyon depozit depozito depozitolu depozitosuz deprem deprem bilimci deprem bilimi deprem bölgesi depremçizer deprem dalgası deprem kuşağı deprem merkezi depremyazar depremzede deprenme deprenmek 611 .depderin deplâsman depo depocu depoculuk.

−ği derbent.−di Derbent (ilçe) derç.−ci derç etmek derdest derdest etmek dere derebeyi derebeylik.depresyon depreşme depreşmek depreştirme depreştirmek derakap derbeder derbederlik.−ği Derebucak (ilçe) derece derece derece dereceleme derecelemek derecelendirilme derecelendirilmek derecelendirme derecelendirmek dereceli 612 .

−ği dereke Dereli (ilçe) dereotu Derepazarı'nı (ilçe) dere tepe dergâh dergi dergicilik.derecesiz derecik.−ği Derik (ilçe) derili derilme derilmek derim evi derin derince derinden derinden derine derin derin derin devlet derin dondurucu 613 .−ği derhâl deri deri altı derici dericilik.

−ği derişiklik.−ği derişme derişmek derivasyon derk derkenar derk etmek 614 .derin düşünme Derinkuyu (ilçe) derinlemesine derinleşme derinleşmek derinleştirme derinleştirmek derinletme derinletmek derinliğine derinlik.−ği derinlik kayaçları derinlikölçer derinlik ölçümü derin soğutma derin soğutucu derinti derin uyku derisi dikenliler derişik.

−ğı dermatit dermatolog.−ğu dermatoloji derme derme çatma dermek dermeyan dermeyan etmek dermit dernek.−ği 615 .−ği dernekçi dernekçilik.−ği derleme derlemek derlenme derlenmek derleyici derleyicilik.−ği derli toplu derman dermansız dermansızlaşma dermansızlaşmak dermansızlık.derlem derlemci derlemcilik.

−ği ders yapmak dert.−ği dersiam ders içi dersiz topsuz derslik.−di dert babası dert edinmek dert etmek dert küpü dertlenme dertlenmek dertleşme dertleşmek 616 .−ği derpiş derpiş etmek derrace ders ders dışı dershane dershaneci dershanecilik.dernekleşme dernekleşmek Dernekpazarı'nı (ilçe) derneşik.

−ği deruhte deruhte etmek derun derunî derviş dervişane dervişçe dervişlik.−ği dert olmak dertop dertop etmek dertop olmak dert ortağı dert sahibi dertsiz dertsizlik.dertli dertlilik.−ği desenleme desenlemek desenli 617 .−ği derya deryadil derz desen desenci desencilik.

−ğü desise desister deskriptif despot despotça despotik.desenli kaplama desensiz desibel desigram desikatör desilitre desimetre desinatör desinatörlük.−ğı destansal 618 .−ğu dessas dest destan destancı destanî destanlaşma destanlaşmak destanlı destanlık.−ği despotizm despotluk.

−ği destek doku destekleme destekleme alımı desteklemek desteklenme desteklenmek destekleşme destekleşmek destekleyiş destekli destekli bütçe destek olmak desteksiz desteleme destelemek destelenme destelenmek desteleyici 619 .destansı destansız destar destarî destarlı deste desteci deste deste destek.

−ği deşilme deşilmek deşme deşmek detant detay detaylandırma detaylandırmak detektif detektiflik.−ği destinasyon destroyer destur destursuz desturun deşarj deşarj olmak deşeleme deşelemek deşifre deşifre etmek deşifre olmak deşik.desteleyicilik.−ği detektör deterjan deterjancı 620 .

−ği deve dikeni 621 .−ğı devamsız devamsızlık.deterjancılık.−ğı determinant determinasyon determinist determinizm detone detone olmak dev deva devaimisk devalüasyon devam devam etmek devamlı devamlılık.−ğı dev anası devasa devasız dev aynası devce deve deveboynu (boru) deveci devecilik.

−ği devimsellik.−ği developer developman deveran deveranıdem devetabanı (bitki) deve tımarı devetüyü (renk) deve tüyü devetüyü rengi deve yükü deve yürekli devim devim bilimi devimli devimsel devimselcilik.−ği devimsiz devindirici 622 .deve dişi deve döşlü deve elması deve kini deve kolu deve kuşu Develi (ilçe) develik.

devindirme devindirmek devin duyumu devingen devingenlik.−ği devinim devinme devinmek devinme olayı devir.−vri devirli devirme devirmek devitken devitme devitmek dev köpek balığıgiller devleşme devleşmek devleştirme devleştirmek devlet devlet adamı devlet baba devlet bakanı devlet bankası devlet başkanı 623 .

devletçi devletçilik.−ği devredilme devredilmek devredilmezlik.−ği Devrek (ilçe) Devrekâni (ilçe) devre mülk devren 624 .−ği devlet düşkünü devlethane devlet kapısı devlet kuşu devletler arası devletleştirilme devletleştirilmek devletleştirme devletleştirmek devletli devletlû devoniyen devralma devralmak devran devre devredilebilir devredilebilirlik.

devretme devretmek devrî devriâlem devridaim devrihindî devrik.−ği devriliş devrilme devrilmek devrim devrimci devrimcilik.−hri devşirilme devşirilmek devşirim 625 .−ği devrik cümle devrikebir devriklik.−ği devrirevan devrisaadet devrisi devriye devrolunma devrolunmak dev şar dev şehir.

−ğı 626 .−ğı dımbırdatma dımbırdatmak dımdızlak.devşirimli devşirimsiz devşirme devşirmek deyi deyim deyimleşme deyimleşmek deyimleştirme deyimleştirmek deyiş deyyus dezavantaj dezenfeksiyon dezenfektan dezenfektasyon dezenfekte dezenfekte etmek dezenformasyon dıbır dıbır dığan dığdığı dığdık.−ğı dılak.

−ğı dışarı dışarılı dışarısı dışarlık.−ğü dışa dönüklük.−ğı 627 .Dımışk dımışkî dıramudana dırdır dır dır dırdırcı dırdır etmek dırdırlanma dırdırlanmak dırıltı dırlanma dırlanmak dırlaşma dırlaşmak dış dış açı dışa dönük.−ğü dış ağ dış âlem dış alım dış alımcı dış alımcılık.

−ği dış çevre dış çizgiler durumu dış çizgisi dış çokgen dış deri dış dünya dış evlilik.−cu dışbükey dışbükeylik.−ği dışbeslenen dış beslenme dış borç.−ttı dış hatlar 628 .−ği dış gezegen dış gezi dış güçler dış hat.−ği dış gebelik.dışarlıklı dış asalak.−ğı dış atışı dışa vurum dışa vurumcu dışa vurumculuk. −ğu dış başkalaşım dış bellek.

−ğı dış kutsal dışlama dışlamak dışlanma dışlanmak dış lâstik.−ği dışlaştırma dışlaştırmak dış merkezli dış merkezlik.dış hissedar dışık.−ğı dışınlı dış işleri dış kapak.−ğı dış kavuz dışkı dışkılama dışkılamak dışkılık.−ğı dışkısever dış kredi dış kulak.−ği dış odun dış pazar dış pazarlama dış piyasa 629 .

−ğı dışsal dış satım dış satımcı dış satımcılık.dış plâzma dış politika dışrak.−ğı dızlak.−ğı dızlama dızlamak dızman dia dialkol.−ğı dıştan dış ters açı dış ticaret dış ticaret açığı dış ticaret serbestliği dış yarıçap dış yüz dış zar dızdık.−ğı dızdız dızdızcı dızdızcılık.−lü diaspora 630 .

diba dibace dibek.−ği didar dide dideban didik didik didikleme didiklemek didikleniş didiklenme didiklenmek didilme didilmek didiniş didinme didinmek didinti didişim didişken didişme didişmek didon didona 631 .−ği dibek kafalı Dicle (ilçe) didaktik.

−ğı dijital.didon sakallı difana difenbahya diferansiyel diferansiyel denklem diferansiyel hesap.−li dik dik açı dik âlâsı dik başlı dik biçme dikçe 632 .−bı difraksiyon difteri difterili diftong diftonglaşma diftonglaşmak difüzyon Digor (ilçe) diğer diğeri diğerkâm diğerkâmlık.

−ci dikel dikelme dikelmek diken dikence dikencik.dikdörtgen dikdörtgensel dikdörtgensel bölge dikeç.−ği dikenli meyan dikenli salyangoz dikenli tel dikenli yüzgeçliler dikensi dikensi çıkıntı dikensiz 633 .−ğı dikenli balıkgiller dikenlice dikenlik.−ği dikencikli diken diken diken dutu dikenleşme dikenleşmek dikenli dikenli balık.

−ği dikiş iğnesi dikişli dikiş makinesi dikiş okuması dikiş payı dikişsiz dikit dikiz 634 .dikey dikey geçiş dikgen dikici dikicilik.−ği dikili Dikili (ilçe) dikiliş dikili taş dikilme dikilmek dikim dikim evi dikimhane dikine dikine tıraş dikiş dikişçi dikişçilik.

−ği dikiz etmek dikizleme dikizlemek dik kafalı dikkat.−ğu (ördek) diklemesine diklenme diklenmek dikleşme dikleşmek dikleştirme dikleştirmek diklik.dikiz aynası dikizci dikizcilik.−ği dikme dikmek 635 .−ti dikkat etmek dikkatli dikkatsiz dikkatsizlik.−ği dikkatsizlik etmek dikkat toplaşımı dik kenar dikkuyruk.

−ğı diktafon diktatör diktatörce diktatörlük.−ği dikmen Dikmen (ilçe) dik rüzgâr dikse dik silindir diksiyon dikta diktacı diktacılık.−ğu dil dil ailesi dil akrabalığı dilaltı (hastalık) dil altı 636 .−ğü dikte dikte etmek diktirme diktirmek diktirtme diktirtmek dik üçgen dik yamuk.dikmelik.

−ği dilcilik.−ği dilekçe dilek kipi 637 .dil altı bezleri dil atlası dilâtometre dil avcısı dilâver dil balığı dilbasan dilbaz dilber dilberdudağı (tatlı) dil bilgisi dil bilimci dil bilimi dil bilimsel dil birliği dil cambazı dilci dilcik.−ği dil coğrafyası dil dalaşı dildaş dilden dile dil ebesi dilek.

dile kolay dileme dilemek dilemma dilenci dilenci çanağı dilencilik.−ğu dilim dilim dilim dilimleme dilimlemek dilimleniş dilimlenme dilimlenmek dilimleyiş dilinim 638 .−ği dilencilik etmek dilenci vapuru dilendirme dilendirmek dileniş dilenme dilenmek dileyici dil felsefesi dilfüruz dili bozuk.

−cı dilmaçlık.dilinme dilinmek diliş dili tutuk.−ğü dilmaç.−ğı dilme dilmek dil oğlanı dil öğrenimi dil öğretimi dil pelesengi dil peyniri 639 .−ğu dili uzun dili yatkın dili zifir dil kavgası dil lâboratuvarı dillek.−ği dillendirme dillendirmek dillenme dillenmek dilleşme dilleşmek dilli dilli düdük.

−ği dil sürçmesi dil şakası dil tutukluğu dilüviyum dil yarası dimağ dimdik.−ği dimi diminuendo dimmer dimnit dimyat din din adamı dinamik.dilsel dilsever dilsiz dilsizlik.−ği dinamitleme dinamitlemek 640 .−ği dinamik analiz dinamikleşme dinamikleşmek dinamit dinamitçi dinamitçilik.

−ği dinç dinçlenme dinçlenmek dinçleşme dinçleşmek dinçlik.−ği dindar dindarlık.dinamitlenme dinamitlenmek dinamit lokumu dinamizm dinamo dinamometre dinar Dinar (ilçe) din birliği dince dincelmek dinci dinci erki dincilik.−ğı dindaş dindaş olmak din dışı dindirme dindirmek 641 .

−ği dinginleşme dinginleşmek dinginleştirme dinginleştirmek dinginlik.−ği din erki din felsefesi dingi dingil dingildek.−ği dinî dini bütün diniş dink.din doruğu dinelme dinelmek dinen dineri din erkçilik.−gi dinleme 642 .−ği dingildeklik.−ği dingildeme dingildemek dingilli dingin dingincilik.

dinlemek dinleme salonu dinlence dinlendirici dinlendirilmiş dinlendirme dinlendirmek dinlenme dinlenmek dinlenme kampı dinlenme salonu dinleti dinletme dinletmek dinleyici dinleyicilik.−ği dinleyiş dinme dinmek dinmez dinozor dinozorlar dinozorlaşma dinozorlaşmak din öncesi dinsel dinsiz 643 .

−ğı dipçik.−ği dip.−di diploma diplomalı diplomasız diplomasi diplomat diplomatça 644 .−ğu dipfriz dip koçanı diplârya dipleme diplemek dipli diploit.dinsizlik.−ği dipçikleme dipçiklemek dipçiklenme dipçiklenmek dipdam dipdinç dipdiri dip doruk.−bi dip ağı dip balıkçılığı dip bucak.

diplomatik.−ğı dipnot dipsiz dipsiz kuyu dipsiz testi dirayet dirayetli dirayetsiz dirayetsizlik.−ğü direme diremek diren direnç.−ci dirençli dirençsiz direngen 645 .−ği direk.−ği diplomatik dil diplomatlık.−ği direkçi direkli direklik.−ği direksiyon direkt direktif direktör direktörlük.

direngenlik.−ği direnim direniş direnişçi direnleme direnlemek direnme direnmek direşken direşme direşmek diretme diretmek direy dirgen dirgenleme dirgenlemek dirhem dirhem dirhem diri dirice diri diri diriğ diriğ etmek diriksel diriksel ısı diril 646 .

−ği dirimsel dirimselcilik.−ği diriliş dirilme dirilmek diriltici diriltme diriltmek dirim dirim bilimci dirim bilimcilik.−ği dirim suyu diri örtü dirlik.−ği dirim bilimi dirim bilimsel dirim konisi dirim kurgu dirim kurgusal dirimli dirimlik.dirileşme dirileşmek diril ısı dirilik.−ği dirlik düzenlik.−ği dirliksiz 647 .

−ği 648 .−ği disiplin suçu disk diskalifiye diskalifiye etmek diskalifiye olmak disk atma diskçi diskçilik.−ği dirsek kemiği dirsekleme dirseklemek dirseklenme dirseklenmek dirseklik.−ği dirsek.−ği dirsek teması dirsizlik.−ği disimilâsyon disiplin disiplin cezası disipline disipline etmek disiplin kurulu disiplinli disiplinsiz disiplinsizlik.dirliksizlik.

−ği diş−damak ünsüzü 649 . −ği disponibilite disprosyum distribütör distribütörlük.disket diskjokey disko diskotek.−ğü diş diş ağrısı diş bademi dişbudak.−ğı diş buğdayı diş çekimi diş çıkarma dişçi dişçik.−ci dispeççi dispersiyon eriyik.−ği dişçi koltuğu dişçilik.−ği diskur disk zımpara dispanser dispeç.

−ği 650 .diş diş diş−dudak ünsüzü dişe diş dişeği dişeğileme dişeğilemek dişeme dişemek diş eti diş eti−damak ünsüzü diş eti−dudak ünsüzü diş eti ünsüzü diş fırçası diş hekimi diş hekimliği dişi dişi bakır dişi demir dişi klişe dişil dişileşme dişileşmek dişileştirme dişileştirmek dişilik.

−ği dişindirik.−ği dişli tırnaklı diş macunu diş otu diş otugiller diş özü dişsiz dişsizlik.dişilleştirme dişilleştirmek dişillik.−ği diş tababeti diş tabibi diş tacı diş taşı 651 .−ği dişi organ dişisel diş kirası dişlek.−ği dişleme dişlemek dişlenme dişlenmek dişletme dişletmek dişli dişlik.

diş ünsüzü ditiramp.−der div dival divan divançe divane divan edebiyatı divaneleşme divaneleşmek divanelik.−ği Divriği (ilçe) 652 .−bi Divanıhümayun Divanımuhasebat divanî divanî kırması divan kalemi divan sazı divik.−ği divanhane divanıâli divanıharp.−bı ditme ditmek.−ği divit divitin divlek.

diyabaz diyabet diyabet bilimi diyabetik.−ği diyalâj diyalekt diyalektik.−ğu diyabetoloji diyabet uzmanı Diyadin (ilçe) diyafram diyagonal.−ğu diyalektoloji diyalel diyaliz diyaliz makinesi diyalog.−ği diyabetolog.−ği diyalektikçi diyalektik materyalizm diyalektolog.−ğu 653 .−li diyagram diyaklâz diyakoz diyakroni diyakronik.

−ği diyetisyen diyet peyniri diyet uzmanı diyez diyoptri diyorit diz diz ağırşağı dizanteri dizanterili 654 .diyanet diyanet işleri diyapazon diyapozitif diyar Diyarbakır Diyarbakır karpuzu diyarıgurbet diyastaz diyastol.−lü diyatome diye diyecek.−ği diye diye diyerek diyet diyetetik.

dizayn dizayncı dizayner diz bağı diz boyu dizdar dizdirme dizdirmek diz dize dize dizel dizeleme dizelemek dizeleştirme dizeleştirmek dizem dizemli dizemsiz dizge dizgeli dizgesel dizgesiz dizgi dizgici dizgicilik.−ği dizgi hatası dizgin 655 .

−ği dizme 656 .dizginleme dizginlemek dizginlenme dizginlenmek dizginsiz dizgi yanlışı dizgi yeri dizi dizici dizi dizi dizi film dizileme dizilemek dizili diziliş dizilme dizilmek dizim dizim dizim dizin diziş diz kapağı diz kapağı kemiği dizleme dizlemek dizlik.

−ğı doğacı doğacılık.−ği Dodurga (ilçe) dogma dogmacı dogmacılık.−ği dogmatik felsefe dogmatizm doğa doğa bilgisi doğa bilimci doğa bilimcilik.−ğı dogmalaştırma dogmalaştırmak dogmatik.dizmek dizmen diz üstü diz üstü bilgisayar dizyem do do anahtarı dobra dobra doçent doçentlik.−ği doğa bilimleri doğacak.−ğı 657 .

−ğı Doğanhisar (ilçe) Doğankent (ilçe) Doğanşar (ilçe) Doğanşehir (ilçe) 658 .−cı doğaçlama doğaçlamak doğaçlama tiyatro doğaçtan doğa dışı doğal doğal ayıklanma doğalcı doğalcılık.doğaç.−ğı doğallıkla doğal sayı doğan doğancı doğancılık.−ğı doğal coğrafya doğal gaz doğal gaz enerjisi doğallaşma doğallaşmak doğallaştırma doğallaştırmak doğallık.

−ğı doğramak doğram doğram doğranma doğranmak doğratma doğratmak doğrayış doğru doğru açı doğru akım 659 .Doğanyol (ilçe) Doğanyurt (ilçe) doğa ötesi doğasever doğaüstü doğaüstücülük.−ğü doğa yasası doğdurma doğdurmak doğma doğma büyüme doğmaca doğmak doğram doğrama doğramacı doğramacılık.

−ğu doğrudan doğrudan doğruya doğru dürüst doğrulama doğrulamak doğrulanma doğrulanmak doğrulma doğrulmak doğrultma doğrultmaç.−ğu doğrulum doğru orantılı doğru parçası doğrusal doğrusu doğru yol doğu Doğubayazıt (ilçe) 660 .−cı doğrultmak doğrultman doğrultu doğrulu doğruluk.doğruca doğrucu doğruculuk.

−ğu doğum doğum evi doğum günü doğumhane doğum ilmühaberi doğum incinmesi doğum kontrolü doğumlu doğum odası doğum oranı doğumsal doğum sancısı doğum tarihi doğum yapmak doğum yeri doğu noktası doğuranlar doğurgan 661 .doğu bilimci doğu bilimi doğu bloku doğu gürgeni doğu kayını doğulu doğululaşma doğululaşmak doğululuk.

−ğı doğurgu doğurma doğurmak doğurtma doğurtmak doğurucu doğuruş doğuş doğuştan doğuştancılık.doğurganlaşma doğurganlaşmak doğurganlaştırma doğurganlaştırmak doğurganlık.−ğı doktor doktora doktoralı doktorasız doktorluk.−ğu doktrin 662 .−ğı Doğu Türkçesi dok doksan doksanar doksanıncı doksanlık.

−ğı doku nakli dokunca dokuncalı dokuncasız dokundurma dokundurmak dokunma dokunmabana (kanser) dokunma duyusu 663 .doktrinci doku doku aktarımı doku bilimci doku bilimi doku bozukluğu dokum dokuma dokumacı dokumacılık.−ğı dokumahane dokumak dokumalı dokuma tezgâhı dokunaç.−cı dokunaklı dokunaklılık.

dokunmak dokunmatik.−ğu dokurcun dokutma dokutmak dokuyucu dokuyuş dokuz dokuz altmış beş dokuz altmış beşlik.−ği dokunsal dokunulma dokunulmak dokunulmaz dokunulmazlık.−ği dokuzar dokuz babalı dokuz canlı dokuzgen dokuzlu dokuz on dokuztaş (oyun) dokuzuncu 664 .−ğı dokunum dokunuş dokurcuk.

−ğı dolan dolandırıcı dolandırıcılık.doküman dokümantasyon dokümanter dolak.−ğı dolandırılış dolandırılma dolandırılmak dolandırış dolandırma dolandırmak dolanı dolanı dolanım dolanış dolanlı 665 .−ğı dolaksız dolam dolama dolamak dolama otu dolama otugiller dolambaç.−cı dolambaçlı dolambaçsız dolamık.

−bı dolap beygiri dolapçı dolar dolaş dolaşık.dolanlı iflâs dolanma dolanmak dolan taşı dolantı dolap.−ğı dolaşıklık.−ğı dolaşıksız dolaşılma dolaşılmak dolaşım dolaşma dolaşmak dolaştırılma dolaştırılmak dolaştırma dolaştırmak dolay dolayı dolayı dolayı dolayısıyla dolay kutupsal 666 .

−ğu dolgun maaş dolgun ücret dolgu yapmak dolikosefal.dolaylama dolaylı dolaylı özne dolaylı tümleç.−li dolma dolma biber 667 .−ci dolaylı vergi dolaysız dolaysız vergi doldurma doldurmak doldurtma doldurtmak doldurulma doldurulmak dolduruş dolgu dolgulu dolgun dolgunca dolgunlaşma dolgunlaşmak dolgunluk.

−ğı dolma otu dolma otugiller dolmen dolmuş dolmuşçu dolmuşçuluk.dolmak dolma kalem dolmalık.−ğı dolomit dolu doludizgin dolukma dolukmak doluluk.−ğu dolum dolunay dolu serpme dolusu doluş doluşma doluşmak domalan domalış domalma 668 .−ğu dolmuş durağı dolmuş uçak.

domalmak domaltma domaltmak Domaniç (ilçe) domates domates çorbası domates dolması domates salçası dombay domdom kurşunu domestik.−ği dominant domino dominyon domur domur domur domuz domuz arabası domuzayağı (çubuk) domuz ayrık otu domuz balığı domuz damı domuz derisi domuz dikeni domuzgiller domuz eti 669 .

domuzlan domuzlanma domuzlanmak domuzlaşma domuzlaşmak domuzluk.−ğu domuzluk etmek domuz otu domuztırnağı (kanca) domuzuna domuz yağı don donakalma donakalmak donam donama donamak donanım donanım kilidi donanma donanmak donatı donatılı donatılma donatılmak donatım 670 .

−ğu donlu donma donma derecesi donmak donma noktası donmuş sebze donra 671 .−cı dondurma dondurmacı dondurmacılık.−ğı dondurmak dondurucu dondurulma dondurulmak dondurulmuş done don gömlek donjuan donkişotluk.donatımcı donatısız donatış donatma donatmak donattırma donattırmak donduraç.

−ğu don yağı dopdolu doping dopingleme dopinglemek doping yapmak doru doruk.−ğu doruk çizgisi dorukçu yaklaşım doruk dal doruklama doruklamak doruklaştırma doruklaştırmak doruk noktası doruk toplantısı dorum dosdoğru 672 .donsuz donuk.−ğu donuk donuk donuklaşma donuklaşmak donuklaştırma donuklaştırmak donukluk.

−ğu dostluk etmek dost olmak dostsuz dosya dosyalama dosyalamak dosyalanma dosyalanmak doya doya doyasıya doygu doygun doygunlaşma doygunlaşmak doygunluk.−ğu doyma doymak doymaz 673 .dost dostane dostça dost düşman dost edinmek dost kazığı dostlaşma dostlaşmak dostluk.

doymazlık.−ğu doyunma doyunmak doyuran doyuran buhar doyurma doyurmak doyurucu doyurulma doyurulmak doyuruş doyuş doyuşma doyuşmak doz dozaj dozer Döger 674 .−ğı doymuş doyulma doyulmak doyum doyum evi doyumlu doyumluk.−ğu doyumsuz doyumsuzluk.

döke döke döke saça dökme dökmeci dökmecilik.−ği dökme çimento dökme demir dökme gaz dökmek döktürme döktürmek dökük.−ğü dökülgen dökülme dökülmek dökülüş döküm dökümcü dökümcülük.−ğü döküklük.−ğü döküm evi dökümhane dökümleme dökümlemek dökümlü dökünme dökünmek 675 .

−ği döl eşi dölleme döllemek dölleniş döllenme döllenmek döllenmesiz döllenmesiz üreme döllü döşlü dölüt döl yatağı döl yolu dömifinal.−li dömivole dönbaba (bitki) döndürme döndürmek döndürülme döndürülmek döndürüş 676 .döküntü döküntülü döküntüsüz döl döl ayı döl döş dölek.

−ği döner dolap.−ğı 677 .−ği dönel döneleme dönelemek dönelme dönelmek dönem dönemeç.−ci dönence dönencel dönencel ay denenceli dönencel yıl dönenme dönenmek dönen top döner döner ayna dönerci dönercilik. −bı döner kapı döner kavşak.−ci döne döne dönek.−ği dönekçe döneklik.döneç.

−bı dönme ekseni dönmek dönmeli dönük.−ğü dönüm noktası dönüş dönüşlü dönüşlü çatı dönüşlü fiil dönüşlülük.−bı döner kule döner sahne döner sermaye döngel döngel orucu döngü dönme dönme dolap.döner kebap.−ğü dönüşlü zamir dönüşme dönüşmek dönüşsüz 678 .−ğü dönülme dönülmek dönüm dönümlük.

−ğı dörtcihar 679 .dönüştürme dönüştürmek dönüştürücü dönüştürülme dönüştürülmek dönüştürüm dönüşüm dönüşümcü dönüşümcülük.−ğı dört ayaklılar dört beş dört bir dört bucak.−ğü dönüşümlü döpiyes dörder dördül dördün dördüncü dördüncü çağ dördüz dördüzleme dördüz yumrucuklar dört.−dü dört ayak.

−ği döşekli döşeli döşem döşemci 680 .dört çifte Dörtdivan (ilçe) dört dörtlük.−li dörtlük.−ğü dörtgen dört göz dört işlem dört kaşlı dörtkenar dört köşe dörtleme dörtlemek dörtlü dörtlü final.−ğü Dörtyol (ilçe) dörtnal dörtnala dörttek (tekne) dört yol dört yol ağzı dört yüzlü döş döşek.

döşemcilik.−ği döşeme döşemeci döşemeci çivisi döşemecilik.−ği döşemek döşemeli döşemelik.−ği döşemesiz döşeniş döşenme döşenmek döşetilme döşetilmek döşetme döşetmek döşeyici döşeyiş döşgömü (pastırma) döteryum dövdürme dövdürmek dövdürtme dövdürtmek dövdürtülme dövdürtülmek dövdürülme 681 .

−ci döviz döviz kuru dövizzede dövme dövmeci dövmecilik.−ği dövmek dövmelik.−ği dövüşme dövüşmek dövüştürme dövüştürmek 682 .dövdürülmek döveç.−ği dövülme dövülmek dövülüş dövünme dövünmek dövünüş dövüş dövüşçü dövüşken dövüşkenlik.−ği dövme yapmak dövülgen dövülgenlik.

−ci dren drenaj dretnot drezin dripling dripling yapmak drog drosera droseragiller dua duacı dua etmek duahan duayen 683 .−ği dramatikleşme dramatikleşmek dramatize etmek dramaturg dreç.dragoman dragon drahmi drahoma draje dram drama dramatik.

−ğı duble duble etmek dubleks dubleks daire dublör dublörlük.−ğü dubniyum duçar dudak.−ğı dublâj dublâjcı dublâjcılık.−ğı dudak benzeşmesi dudak boyası dudak çukuru dudakdeğmez dudak eşlemesi dudak kalemi dudaksıl dudaksıllaşma dudak tiryakisi dudak ünlüsü 684 .duba dubar dubara dubaracı dubaracılık.

−ğu Duma dumağı duman dumanlama 685 .−ğı dul dulaptal otu dulaptal otugiller dulavrat otu dulda duldalama duldalamak duldalanma duldalanmak duldalı duldasız dulluk.−lü duhuliye duhuliye kartı duka dukalık.−ğu duluk.dudak ünsüzü dudak yarığı dudu dudu dilli duetto duhul.

−cı durağan Durağan (ilçe) durağan elektrik.−ğı durak.−ğı durakı duraklama duraklamak duraklatma duraklatmak duraklayış duraklı 686 .dumanlamak dumanlanma dumanlanmak dumanlı duman rengi dumansız dumdum Dumlupınar (ilçe) dumur dun duo dupduru duraç.−ği durağanlaşma durağanlaşmak durağanlık.

−ğı duraksama duraksamak duraksamalı duraksamasız duraksayış duraksız dural duralama duralamak duralayış durallık.duraklı dalga duraklık.−ğı durdurma durdurmak durdurtma durdurtmak durdurulma durdurulmak durduruş durendiş durgu durgun durgunlaşma durgunlaşmak durgunlaştırma durgunlaştırmak 687 .

−ği Dursunbey (ilçe) duru durucu duruk.−ğu durum durumca durum eki 688 .−ğu duruksun durulama durulamak durulanma durulanmak durulaşma durulaşmak durulma durulmak durultma durultmak duruluk.durgunluk.−ğu durgun şişkinlik.−ğu durukluk.−ği durgül durma durmadan durmak duromer plâstik.

−ğu dutgiller dut kurusu dutluk.−ğı duşaklama duşaklamak Duşanbe duş kabini duş teknesi duş yapmak dut dutçuluk.−ğı duvakçı duvakçılık.durum güldürüsü durum ortacı durum ulacı durum vaziyeti durup durup duruş duruşma duş duşak.−ğu dut pekmezi duvak.−ğı duvak düşkünü duvaklama duvaklamak 689 .

−ğı duvar dayağı duvar dişi duvar gazetesi duvar halısı duvar ilânı duvar kâğıdı duvar pası duvar resmi duvar saati duvar sarmaşığı duvar sedefi duvar takvimi duvar topu duvar yapmak duy duyar duyarga duyargalılar duyar kat 690 .duvaklanma duvaklanmak duvaklı duvaksız duvar duvar ayağı duvarcı duvarcılık.

−ğı duygulandırma duygulandırmak duygulanım duygulanış duygulanma duygulanmak duygulu duygululuk.−ğı duyarlıklı duyarlılık.−ğu duygun duygunluk.−ğu duygusal duygusal düşünme 691 .−ğı duygan duygu duyguca duygudaş duygudaşlık.duyarlı duyarlık.−ğı duyarsız duyarsızlaşma duyarsızlaşmak duyarsızlaştırma duyarsızlaştırmak duyarsızlık.

−ğu duyma duymak duymazlık.−ğu duyum eşiği duyum ikiliği duyumlu duyumölçer duyumsal duyumsama duyumsamak duyumsamazlık.−ğı duy priz duysal duyu duyulma duyulmak duyulmamış duyulur duyum duyumculuk.−ğı duyumsatma duyumsatmak duyumsuz duyumsuzluk.−ğu 692 .duygusallık.−ğı duygusuz duygusuzluk.

−ğı duyuru duyurucu duyurulma duyurulmak duyurum duyuru tahtası duyusal duyuş duyuüstü düalist düalizm Dübbüasgar (Küçükayı) Dübbüekber (Büyükayı) dübel dübeş düden düdük.duyum yitimi duyurma duyurmak duyurmalık.−ğü düdükçü düdükleme düdüklemek düdüklü 693 .

düdüklü tencere düdük makarnası düello düellocu düet dügâh düğme düğmeci düğmecilik.−ği düğmek düğmeleme düğmelemek düğmelenme düğmelenmek düğmeli düğmesiz düğü düğüm düğümcük.−ğü düğüm düğüm düğümleme düğümlemek düğümlenme düğümlenmek düğümlü düğüm noktası düğümsüz 694 .

düğün düğün alayı düğüncü düğüncübaşı düğün çiçeği düğün çiçeğigiller düğün çorbası düğün dernek.−ği dümbelekçi 695 .−ği düğün evi düğün hamamı düğün pilâvı düğün salonu düğünsüz düğün yahnisi düğürcük.−ğü düldül Düldül (Hz.−ğü dük dükkân dükkâncı düklük.Ali'nin atı) dülger dülger balığı dülgerlik.−ği dümbelek.

−ğü dünya (gök cismi) Dünya (bilimsel 696 .−ğü dünürleşme dünürleşmek dünürlük.−ği dümen evi dümeni eğri dümen neferi dümensiz dümen suyu dümensiz dümtek dün dünden dünden bugüne dünit dünkü dünür dünürcü dünürcülük.dümdar dümdüz dümen dümen bedeni dümen boğazı dümenci dümencilik.

−ğı dünya malı dünya nimeti dünya penceresi dünyevî düpedüz dürbün dürbünlü dürme dürmece dürmek dürtme dürtmek dürtü dürtükleme dürtüklemek dürtülme dürtülmek 697 .yayınlarda) dünya âlem dünyada dünya evi dünya görüşlü dünya görüşü dünya güzeli dünya kelâmı dünyalı dünyalık.

dürtüş dürtüşleme dürtüşlemek dürtüşme dürtüşmek dürtüştürme dürtüştürmek dürü dürülme dürülmek dürülü dürülüş dürüm dürüm dürüm dürümleme dürümlemek dürüst dürüstlük.−ğü dürüst oyun dürüşt Dürzî dürzü düse düstur düş düş azması düşçü 698 .

−ği düşkü düşkün düşkünler evi düşkünler yurdu düşkünleşme düşkünleşmek düşkünlük.−ğü düşe kalka düşen piyasa düşes düşeslik.−ği düşeş düşey düşeyazma düşeyazmak düşey çember düşey düzlem düşeylik.düşçülük.−ğü düşkün olmak düşleme düşlemek düşman düşman ağzı düşmanca düşmanlaşma düşmanlaşmak 699 .

−ğı düşmanlık etmek düşman olmak düşme düşmek düşmüş düşmüş olmak düşsel düşsüz düşük.−ğü düşük yapmak düşün düşünce düşünce alışverişi düşüncel düşünceli düşüncelilik.−ği 700 .−ği düşünce özgürlüğü düşüncesiz düşüncesizlik.düşmanlık.−ği düşüncellik.−ğü düşüklük.−ği düşüncesizlik etmek düşündaş düşündürme düşündürmek düşündürmelik.

düşündürtme düşündürtmek düşündürücü düşünme düşünmek düşünme yasaları düşünsel düşüntü düşüntülü düşünücü düşünücülük.−ğü düşünüş düşürme düşürmek düşürtme düşürtmek düşürülme düşürülmek düşürüm düşürüş düşüş düşüt 701 .−ğü düşünülme düşünülmek düşünüm düşünür düşünürlük.

−ci düzeçleme düzelme düzelmek düzelti düzeltici düzeltici jimnastik.düttürü düve düvel düven düvenci düven dişi düver düvesime düvesimek düyek düyun düz düzayak.−ğı düz baskı düzce Düzce (ilçe) düzeç. −ği düzelticilik.−ği düzeltilme düzeltilmek 702 .

−ği düzenleme düzenlemeci düzenlemek düzenlenme düzenlenmek düzenleşik.−ği 703 .−ğı düzence düzenci düzencilik.−ği düzenek.−ği düzenleşim düzenleyici düzenli düzenlik.düzeltim düzeltme düzeltme işareti düzeltmek düzeltmen düzem düzeme düzemek düzen düzen açıklaması düzen bağı düzenbaz düzenbazlık.

−ği düzenli ordu düzensiz düzensizlik.−ği düzen teker düzey düzeyli düzeysiz düzeysizlik.−ği düzgü düzgülü düzgün düzgüncü düzgünlü düzgünlük.−ğü düzgüsel düzgüsüz düz hekim Düziçi'ni (ilçe) düziko düzine düz kanatlılar Düzköy (ilçe) düzlek yapı düzlem düzleme düzlemek 704 .düzenlilik.

−ci düzülme düzülmek düzüm düzüm düz ünlü (*)E E ebabil ebat.−dı 705 .−ği düzmek düz rakı düztaban düztabanlık.−ğı düz tümleç.−ğü düzme düzmece düzmeci düzmecilik.düzlem geometri düzlem küre düzlemsel düzlenme düzlenmek düzleşme düzleşmek düzletme düzletmek düzlük.

−di ebcet hesabı ebe ebebulguru (kar) ebedî ebedîleşme ebedîleşmek ebedîleştirme ebedîleştirmek ebedîlik.−di ebeveyn ebleh eblehleşme 706 .ebcet.−ği ebemkuşağı ebesiz ebet.−ği ebedî uyku ebediyen ebediyet ebegümeci ebegümecigiller ebekuşağı ebeleme ebelemek ebeleyiş ebeli ebelik.

−ği eciş bücüş ecnebi ecnebilik.−ği ebonit ebru ebrucu ebruculuk.−cri ecirlik.−bu ecdat.−ği ecza eczacı eczacı kalfası 707 .−ğu ebrulama ebrulamak ebrulî ebrulu ebucehil karpuzu ebülyoskop.−dı ece Eceabat (ilçe) ecel ecel beşiği ecel teri ecinni ecir.eblehleşmek eblehlik.

−ğu eczasız eçhel eda eda etmek edalı edat edat grubu edatlı edatlı tümleç.−ğı ecza çantası ecza dolabı eczahane ecza kutusu eczalı eczalı pamuk.−ci edat tümleci ede edebî edebî eser edebikelâm edebî sanat edebî sanatlar edebiyat edebiyat bilimi edebiyatça edebiyatçı 708 .eczacılık.

−bi edep etmek edepleniş edeplenme edeplenmek edepli edepli edepli edepsiz edepsizce edepsiz edepsiz edepsizleşme edepsizleşmek edepsizlik.−ği edep yeri eder edevat edibane edik.edebiyatçılık.−ğı edebiyatsever edebiyat tarihi edep.−ği edilgen edilgen çatı edilgen fiil edilgenleşme edilgenleşmek edilgenleştirme 709 .

−ğü edna Edremit (ilçe) edvar edvar musikisi 710 .edilgenleştirmek edilgenlik.−ği edilme edilmek edim edimli edimsel edinç.−ği edilgenlik eki edilgi edilgin edilginlik.−bi Edirne edisyon editör editörlük.−ci edinilme edinilmek edinim edinme edinmek edinti edip.

−ği efeleniş efelenme efelenmek efeleşme efeleşmek efelik.−ği efelik etmek efemine efendi efendibaba efendice efendi efendi efendilik.−ği efendim efil efil efkâr efkâr etmek efkârıumumiye efkârlanış efkârlanma efkârlanmak efkârlı 711 .efe efece efekt efektif efelek.

−ki Eflâk Eflâni (ilçe) eflâtun eflâtunî efor efrat.eflâk.−dı efsane efsaneleşme efsaneleşmek efsaneleştirilme efsaneleştirilmek efsaneleştirme efsaneleştirmek efsaneli efsanevî efsun efsunkâr efsunlama efsunlamak eften püften egale egale etmek ege Ege Egeli egemen 712 .

−ği egzotik çorba egzotizm egzoz egzozcu egzoz gazı eğdiriş eğdirme eğdirmek 713 .−ği egoizm egosantrik egosantrizm egotizm egzama egzamalı egzamamsı egzersiz egzistansiyalist egzistansiyalizm egzogami egzomorfizm egzotik.−ği eglog ego egoist egoistlik.egemen güçler egemenlik.

eğe eğeleme eğelemek eğer eğiç.−ği eğinme eğinmek eğinti 714 .−ci eğik.−ğni eğinik.−ği eğik silindir eğik yazı Eğil (ilçe) eğilim eğilimli eğiliş eğilme eğilmek eğim eğimli eğimölçer eğimsiz eğin.−ği eğik biçme eğik çizgi eğik düzlem eğiklik.

eğir Eğirdir (ilçe) eğir kökü eğirme eğirmek eğirmen eğir mumu eğirtme eğirtmek eğiş eğitici eğiticilik.−ği eğitilme eğitilmek eğitim eğitim bilimi eğitimci eğitimcilik.−ği eğitim dönemi eğitim enstitüsü eğitim fakültesi eğitimli eğitim programı eğitimsel eğitim sistemi eğitimsiz eğitme 715 .

−ği eğleme eğlemek eğlence eğlence evi eğlenceli eğlencelik.−ği eğitsel eğitsellik.−ği eğlek.−ği eğlencesiz eğlence yeri eğlendinlen alanı eğlendiri eğlendirici eğlendiriş eğlendirme eğlendirmek eğlenilme eğlenilmek eğleniş eğlenme eğlenmek eğlenti eğleşme 716 .eğitmek eğitmen eğitmenlik.

eğleşmek eğme eğmeç.−ği eğrez eğri eğri büğrü eğrice eğri çehre eğrili eğrilik.−ği eğriliş eğrilme eğrilmek eğriltme eğriltmek eğrim eğrim eğrim eğri söz 717 .−ci eğmeçli eğmek Eğmür eğrelti eğrelti otu eğrelti otugiller eğreti eğretileme eğretilik.

−bi ehlisünnet ehlivukuf ehliyet ehliyetli 718 .−hli ehlî ehlibeyt ehlidil ehlihibre ehlikeyf ehlikitap.−mmi ehemmiyet ehemmiyetli ehemmiyetsiz ehil.−bı ehlîleşme ehlîleşmek ehlîleştirilme ehlîleştirilmek ehlîleştirme ehlîleştirmek ehlisalip.eğritme eğritmek eğri yüz eğsi eh ehem.

−ği ekenek.−ği ehlizevk ehram Ehrimen ehven ehvenişer einstenyum ejder ejderha ejektör ek ekâbir ekalliyet ekarte etmek ek bileziği ek bütçe ek ders eke ekecek.−ği ek eylem ek fiil ek görev ekici ekili 719 .ehliyetname ehliyetsiz ehliyetsizlik.

−bi ekipman ek kök eklektik.ekilme ekilmek ekim ekin ekin biti ekinci ekincilik.−ği ekinokok ekinoks Ekinözü'nü (ilçe) ekinti ekip.−ği eklektizm eklem eklem bacaklılar ekleme ekleme dişi eklemek eklemeli eklemleme eklemlemek 720 .−ği ekin iti ekin kargası ekinlik.

−ği 721 .−ği ekmek ağacı ekmek ayvası ekmekçi ekmekçilik.eklemlenme eklemlenmek eklemli eklemliler eklemsiz eklemsizler eklenme eklenmek eklenti eklentiler ekler eklesil ekleşme ekleşmek ekleştirme ekleştirmek ekletme ekletmek ekli ekli püklü ekme ekmek ekmek.

−lü ekolâli ekoloji ekolojik.−ği ekonomik ambargo ekonomi politik.−ği ekolojik ortam ekolojist ekonometri ekonomi ekonomi coğrafya ekonomik.−ği ekmek mayası ekmek parası ekmeksiz ekmek tahtası ekmek tatlısı ekmek ufağı ekol.−ği ekonomist 722 .ekmek dolması ekmek düşmanı ekmek kadayıfı ekmek kapısı ekmek kavgası ekmek kaygısı ekmek küfü ekmeklik.

−ği ek poliçe ekran ekranda eksantrik.−ği eksik gedik.−ği eksik artık eksik etek.−ği eksantrik mili ekselâns eksen eksen oyuncu eksen ülke ekser ekseri ekseriya ekseriyet eksi eksibe eksik.ekonomizm ekopraksi ekose ek oylum ek ödenek.−ği eksiklenme eksiklenmek eksikli 723 .

−cu ekskavatör ekspedisyon eksper eksperimantalizm eksperlik.−ği eksiksiz eksilen eksiliş eksilme eksilmek eksiltilme eksiltilmek eksiltme eksiltmek eksin eksi sayı eksi uç.−ği ekspertiz ekspertiz raporu ekspoze ekspozisyon ekspres ekspres yol ekspresyonist ekspresyonizm ekstern 724 .eksiklik.

−ğı ekşi surat ekşitilme ekşitilmek ekşitme ekşitmek ekşi yonca ekşi yoncagiller 725 .−ği ekşimsi ekşimtırak.−lü ekstre ekstrem ekşi ekşi elma ekşi kiraz ekşikulak.−ği ekşi limon ekşi maya ekşime ekşimek ekşimik.−ğı (bitki) ekşili ekşili çorba ekşilik.ekstern öğrenci ekstra ekstrafor ekstrasistol.

−ği el elâ el adamı el âlem el alışkanlığı elaman elan el arabası elâstik elâstikî elâstikiyet el ayası Elâzığ elbasan tavası 726 .ekşi yüz ek tahsisat ekti ektilik.−ği ekti püktüler ektirme ektirmek ektoderm ekü Ekvador ekvator ekvatoral.−li ekzotermik.

−ği elbisesiz Elbistan (ilçe) el bombası elci elcik.−ği elçilik etmek elçilik uzmanı elçilik yapmak elçim elde elde bir 727 .−ği elçi elçilik.−ği el çabukluğu el çantası elçek.elbaş (spor) elbet elbette Elbeyli (ilçe) el bezi el bilgisayarı el birliği elbise elbise dolabı elbiseli elbiselik.

−ği elektrik anahtarı elektrik çarpması elektrikçi elektrikçilik.−ğı eleğimsağma eleji elek.−ği elekçi elekçilik.−ği elektrik dinamosu 728 .−yı elebaşılık.−ği elektrifikasyon elektrik.eldeci el değirmeni eldeli elden elden düşme elden ele eldesiz Eldivan (ilçe) eldiven eldivenli eldivensiz el duşu elebaşı.−ği eleklik.

elektrik direği elektrik düğmesi elektrik fabrikası elektrik feneri elektrik fırını elektrik fincanı elektrik kaynağı elektrikleme elektriklemek elektriklendirme elektriklendirmek elektriklenme elektriklenmek elektrikli elektrikli basaç.−cı elektrikli daktilo elektrikli ısıtıcı elektrikli sandalye elektrikli tren elektrik ocağı elektrik saati elektrik santrali elektrik sayacı elektriksiz elektrik süpürgesi elektrik teli elektrik üreteci 729 .

−ği elektrodinamo− metre elektrodiyaliz elektrofil elektrofon elektrogitar elektrojen elektrokardiyograf elektrokardiyografi elektrokardiyogram elektrokimya elektrolit elektrolit dengesi elektroliz elektromanyetik.−ği elektromanyetik dalgalar elektromanyetik 730 .elektrik yayı elektirk zili elektro elektroansefalog− rafi elektroansefa− logram elektrobiyoloji elektrodinamik.

güç. −yni elektronik çalgı elektronik çalgılar elektronikçi elektronik müzik.−cü elektromanyetizma elektromekanik.−ği elektrometalürji elektrometre elektromıknatıs elektromobil elektromotor elektron elektron akışı elektron demeti elektronegatif elektron gazı elektronik.−ği elektronik saat.−ti elektron lâmbası elektron mikroskobu elektropozitif elektroradyoloji elektrosaz 731 .−ği elektronik beyin.

−du elektroteknik.−bu elektrostatik.−ği elektrostatik serpme elektroşok elektrot.−ği el ele elem eleman eleman sayısı eleme el emeği elemek element eleme sınavı elemge elemli elemsiz elenme elenmek elense (çekmek) elenti el erimi el erki Eleşkirt (ilçe) eleştirel 732 .elektroskop.

−ği el etmek elezer elezerlik.−ği eleştirme eleştirmeci eleştirmecilik.−ği eleştirmek eleştirmeli eleştirmen eleştirmenlik.eleştiri eleştirici eleştiricilik.−ği el falı el feneri el freni elgin el gün elhak Elham elhamdülillâh elhâsıl 733 .−ği eleştirilme eleştirilmek eleştirim eleştirimci eleştirimcilik.

−ği el ilânı elim eli maşalı eline çabuk.−di eliptik.−ğu elif elifba elifî eli geniş eli hafif elik.−ği eli sıkı eli sopalı el işçiliği el işi el işi kâğıdı 734 .−li elipsoit.−ğu elips elipsoidal.el havlusu eli açık.−ği eli selek.−ğı eli ağır eli bayraklı eli boş eli böğründe eli çabuk.

−ği ellinci ellişer elma elmabaş (tepeli dalgıç) elmacı 735 .−ği ellilik.elit eli uz eli uzun eli yatkın eli yordamlı el kantarı el kapısı el keseri el kılavuzu elkızı el kiri el kitabı elleme ellemek ellenme ellenmek elleşme elleşmek elli ellik.

−ğı elma çayı Elmadağ (ilçe) Elmalı (ilçe) elmalık.−ğı elmas elma sirkesi elmasiye elmaslı elmastıraş elma suyu elma şarabı elma şekeri elma şurubu elmek eloğlu el oltası elöpen (kertenkele) el sabunu el sanatları el sözlüğü el şakası el tası el telefonu el telsizi 736 .elmacık.−ğı elmacık kemiği elmacılık.

−ği el topu el ulağı el ulaklığı el uzluğu elvan elvan elvan elveda.−ği elverme el verme (tarikat) elvermek elyaf el yatkınlığı el yazısı el yazması el yordamı elzem em emanet emanetçi emanetçilik.elti eltieltiyeküstü eltilik.−ği 737 .−ı elverişli elverişlilik.−ği elverişsiz elverişsizlik.

−ği emekleme emekleme çağı emekleme dönemi 738 .−ği emaret emay emaye emaylama emaylamak embriyolog.−ği emcik.emanet dolabı emaneten emanet etmek emanetullah emare emarecik.−ği emdirme emdirmek emdirtme emdirtmek emeç.−ci emek.−ğu embriyoloji embriyon emcek.−ği emekçi emekçilik.

−dı emektar emektarlık.−mri emirber emirberlik.emeklemek emekli emekli aylığı emekli ikramiyesi emeklilik.−ği 739 .−ği emilme emilmek emin emin olmak Eminönü'nü (ilçe) emir.−ği emeklilik çağı emekli maaşı emekli olmak emeksiz emeksiz evlât.−ğı emel emen Emet (ilçe) emici emici kıllar emici tüyler emik.

−ği emirname emir subayı emisyon emiş emişme emişmek emiştirme emiştirmek emlâk.−ki emlâk bürosu emlâkçi emlâkçilik.emircik.−ği emir cümlesi emir çavuşu Emirdağ (ilçe) emir eri Emirgazi (ilçe) emir kipi emir kulu emirlik.−ği emme emme basma 740 .−ği emlâk vergisi emleme emlemek emlik.

−ği emniyet supabı emoroit.tulumba emmeç.−di empermeabl emperyalist emperyalizm empoze empoze etmek empresyon empresyonist empresyonizm 741 .−ci emmek emmi emmioğlu emniyet emniyet amiri emniyet durağı emniyet düğmesi emniyet etmek emniyet kemeri emniyet kilidi emniyetli emniyet müdürü emniyet pimi emniyetsiz emniyetsizlik.

−li emsalsiz emsalsizlik.−i emrivaki yapmak emsal.−ği emzik borusu emzikli emziksiz emzirilme emzirilmek emziriş emzirme emzirmek emzirtme 742 .−di emretme emretmek emreyleme emreylemek emrihak.−ği emtia emval.−kkı emrivaki.−li emzik.emprezaryo emprime emraz emre muharrer senet.

−ği encik.−ğu endaht endam endam aynası endamlı endamsız endaze 743 .emzirtmek en en alt enam enayi enayice enayicesine enayi dümbeleği enayileşme enayileşmek enayilik.−ği encikleme enciklemek encümen en çok.−ği en az enberi (gök bilimi) enbiya encam encek.

−ği endoderm endogami endokrin endokrinoloji Endonezya Endonezyalı 744 .endazeleme endazelemek endazesiz endeks endeksleme endekslemek endekslenme endekslenmek endeksli endemik ender enderun enderunlu endirekt endişe endişe etmek endişelenme endişelenmek endişeli endişesiz endişesizlik.

−bu endoskopi endoskopik.−ği eneme enemek enenme enenmek enerji enerjik.endoskop.−ği enerjiklik.−ği enez Enez (ilçe) eneze enezeleşme enezeleşmek enfarktüs 745 .−ği endüksiyon Endülüs endüstri endüstrileşme endüstrileşmek endüstriyalizm endüstriyel en düşük.−ğü en düşük düzey enek.−ği endotermik.

−ği engebesiz engel engel balığı engelleme engellemek engellenme engellenmek engelleyiş engelli engelli koşu engel olmak engel sınavı engelsiz 746 .enfeksiyon enfes enfiye enflâsyon enflâsyonist enflüanza enformasyon enformel enfraruj enfrastrüktür enfüsî engebe engebeli engebelik.

−ği engizisyon enik.engerek.−ği enikleme eniklemek enikonu enine boyuna enir enişte enjeksiyon enjeksiyoncu enjekte etmek enjektör enkaz en küçük.−ğü enlem enlem dairesi enlemesine enli enlice 747 .−ği engerekgiller engerek otu engin enginar enginleşme enginleşmek enginlik.

−li enstrümantalizm enstrümantal müzik.−ği ensülin entari entarilik.enlilik.−ği enöte (gök bilimi) ense ense çukuru ense kökü enseleme enselemek enselenme enselenmek enser ensesi kalın ensiz ensizlik.−ği enstalâsyon enstantane enstantane fotoğraf enstitü enstrüman enstrümantal.−ği entegrasyon entegre 748 .

−ği entelekya enteresan enteresanlık.entel entelekt entelektüalizm entelektüel entelektüellik.−li enternasyonalci enternasyonalcilik.−ğı en uygun en üst 749 . −ği enternasyonalizm enterne enterne etmek entertip entimem entipüften entomoloji entomolojist entrika entrikacı entrikacılık.−ğı enterfon enterkoneksiyon enternasyonal.

−ğü 750 .−ği enzim eosen epe eper epey epeyce epeyi epidemi epidemioloji epiderm epifit epigenez epigrafi epigram epik.−ı envaiçeşit.−di envaiçeşitli envaitürlü envanter envestisman en yüksek.en üst düzey enva.−ği epikerem epikriz Epikürcü Epikürcülük.

−ğu episot.−ği ercik.−ği epilog.−du epistemoloji epitel epitelyum epizot.−du epope e−posta eprime eprimek epsilon er eradikasyon erat Erbaa (ilçe) erbain erbap.−bı erbaş erbaşlık.−ği 751 .−ğı er bezi erbin erbiyum erce ercecik.epilepsi epileptik.

Erciş (ilçe) Erciyes Erdek (ilçe) erdem erdemli Erdemli (ilçe) erdemlilik.−ği erek bilimi erekçilik.−ği Ereğli (ilçe) erek.−ği erdirme erdirmek er dişi er dişilik.−ği erdemsiz erdemsizlik.−ği er ekmeği ereksel ereksel neden eren Erendiz (Jüpiter) Erfelek (ilçe) erg 752 .−ği ereklilik.−ği erden erdenlik.

Ergani (ilçe) erganun er geç ergen ergene ergenleşme ergenleşmek ergenleştirme ergenleştirmek ergenlik.−ği ergen olmak ergi ergilik.−ği ergime ergime ısısı ergimek ergime noktası ergime yasası ergimiş ergimiş maden ergin erginleme erginlemek erginlenme erginlenmek erginleşme erginleşmek 753 .

−ği erik hoşafı erik kompostosu eriklik.erginlik.−ci erinçli 754 .−ği erim erime erimek erim erim erimez erin erincek.−ği erinç.−ği ergitme ergitmek ergonomi erguvan erguvangiller erguvanî erigen erik.−ği erik marmelâdı erik pestili erik rakısı erik reçeli eril erillik.

−ği erinme erinmek erinsiz erirlik.−ği eriş erişilme erişilmek erişim erişkin erişkinlik.−ği eristik.−ği eriştirme eriştirmek eriten eritici eritilme eritilmek eritiş eritme eritmek eritme peynir 755 .erinçsiz erinlik.−ği erişme erişmek erişte eriştelik.

−ği eriyiş erk erkân erkânıharbiyei− umumiye erkânıharp.−ği erkek anahtar erkek bakır erkekçe erkekçil erkek demir erkek erkeğe erkek fiş erkek işi erkeklenme erkeklenmek erkekler hamamı erkekleşme 756 .−ği erkân kürkü erkân minderi erke erkeç.−bi erkânıharplik.eritrosit eriyik.−ci erkeçsakalı (bitki) erkek.

−ği erketelik.−ği erkli erklik.erkekleşmek erkekli erkekli dişili erkeklik.−ği erkekli kadınlı erkeklik organı erkek organ erkeksi erkeksilik.−ği erkeksiz erkek terzisi erken erken bunama erkence erkenci erkenden erkete erketeci erketecilik.−ği erkinlik.−ği 757 .−ği erkin erkinci erkincilik.−ği erklilik.

−ği erseliklik.−ği eroin eroinci eroincilik.−ği erlik.−ğı eros erosal erosçu erosçuluk.−ğu erotik.−ği eroinman eroinmanlık.−ği erseme ersemek 758 .−ği erotizm erozyon erselik.−ği erme ermek Ermenek (ilçe) Ermeni Ermenice er meydanı ermin ermiş ermişlik.erksizlik.

−ği er suyu erte erteleme ertelemek erteleniş ertelenme ertelenmek erteleyiş ertesi Eruh (ilçe) ervah erzak erzatz Erzin (ilçe) Erzincan Erzurum es esami esans esaret esas esas duruş esasen esasî esaslandırma 759 .ersiz ersizlik.

−bı esbak esef esef etmek esefle eseflenme eseflenmek esefli eselemek beselemek eseme esen esenleme esenlemek Esenler (ilçe) esenleşme esenleşmek esenlik.esaslandırmak esaslanma esaslanmak esaslı esassız esas vaziyet esatir esatirî esbabımucibe esbap.−ği 760 .

esenlikli eser esericedit.−ği esim esin esindirme esindirmek esinleme esinlemek esinlenme esinlenmek esinti esintili esintisiz esir esirci esircilik.−di esericedit kâğıdı eserme esermek esermek besermek esham esik.−ği esire esir etmek esirgeme esirgemek 761 .

−ği Eski Çağ eskiden Eski Dünya eski eserler eski kafalı eski kafalılık.−ğı eski kurt.−ği esirgenme esirgenmek esirgeyici esirgeyiş esirifiraş esirlik.−du Eskil (ilçe) eskileşme eskileşmek 762 .esirgemezlik.−ği esirme esirmek esir olmak esiş eskalâsyon eskatologya eski eskice eskici eskicilik.

−ği eski yazı eskiyiş eskiz eskort eskrim eskrimci eskülâbî eslâf eslek.−ğı eski tüfek.−ği eskime eskimek Eskimo Eskimoca eskimsi Eskipazar (ilçe) eski püskü Eskişehir Eskişehir taşı eskitilme eskitilmek eskitme eskitmek eski toprak.−ği esleme eslemek 763 .eskilik.

−ğı esnaf loncası esnasında esnek.−ği esnekleşme esnekleşmek 764 .esma esmayıhüsnâ esmayışerife esme esmek esmer esmer amber esmerce esmerimsi esmer küf esmer küfler esmerleşme esmerleşmek esmerleştirme esmerleştirmek esmerlik.−ği esmer su yosunları esmer şeker esna esnaf esnaf ağzı esnaflık.

−ğı esrarengiz 765 .esnekleştirme esnekleştirmek esneklik.−ği esneme esnemek esnetme esnetmek esneye esneye esneye gerine esneyiş esoterik.−ği espas espaslı Esperanto Esperantocu esperi Espiye (ilçe) espiyon espressivo espri esprili espritüel espri yapmak esrar esrarcı esrarcılık.

−ği esriklik.esrarengizlik.−ği esrar kumkuması esrarlı esrar otu esrar perdesi esrar tekkesi esre esri esrik.−ği esrarkeş esrarkeşlik.−ği estetikçi estetikçilik.−ği 766 .−ği esrime esrimek esritme esritmek essah estağfurullah estamp estampaj estek köstek ester esterleşme estet estetik.

−ci estirilme estirilmek estirme estirmek estomp esvap.−bı eş bacaklılar eş basınç.−ğı eş eş adlı eş adlılık.−ği eş cinsel eş cinsellik.estetizm estireç.−ğı eş anlam eş anlamlı eş anlamlılık.−bı esvaplık.−ğı eşantiyon eşarp.−cı eş basınçlı eş başkan eş biçim eş biçimli eş biçimlilik.−ği eş çekim 767 .

−ği eşek arısı eşekbaşı eşek cenneti eşekçe eşekçi eşek davası eşek dikeni eşek hıyarı eşek inadı eşek kafalı eşekkulağı (bitki) eşekleşme eşekleşmek eşeklik.−ği eşek marulu eşek maydanozu eşekoğlu eşek.eş değer eş değerli eş değerlik.−ği eş deprem eş dost eşek.−ği eşek otu eş eksenli eşek sıpası eşeksırtı (çatı şekli) 768 .

eşek şakası eşelek.−ği eşilme eşilmek eşinme eşinmek eşir eşit eşit çenetli eşitçi 769 .−ği eşeyli üreme eşeysel eşeysiz eşeysiz çoğalma eş güdüm eş güdümcü eş güdümlü eşhas eşik.−ği eşeleme eşelemek eşelenme eşelenmek eşelmobil eşey eşeyli eşeylilik.

eşitçilik.−ği eşitleme eşitlemek eşitlenme eşitlenmek eşitleşme eşitleşmek eşitleştirme eşitleştirmek eşitlik.−ğı eşkin eşkinci eşkinli eşkinsiz eşlek.−ği eşkâl.−ği 770 .−li eş kanatlı eş kanatlılar eş kenar eşkenar dörtgen eşkenar üçgen eşkıya eşkıyalık.−ği eşitlik derecesi eşitlik eki eşitsiz eşitsizlik.

−ği eşlik etmek eşme Eşme (ilçe) eşmek eş merkezli eşofman eş ölçüm eşraf eşraflık.−ği eşlenme eşlenmek eşleşme eşleşmek eşleştirme eşleştirmek eşli eşlik.−ğı eşref eşref saati eşribegâh 771 .eşleksel eşlem eşleme eşlemek eşlemeli eşlemesiz eşlenik.

−ği eş sıcak.eş sesli eş seslilik.−ği eştirme eştirmek eşya eşyalı eş yapı eş yapım eş yükselti eş yükselti eğrisi eş zaman eş zamanlı eş zamanlı dil bilimi eş zamanlık.−ğı eş sıcak eğrisi eşsiz eşsizlik.−ğı et etajer etalon etamin etanol.−ğı eş zamanlılık.−lü etap.−bı et beni 772 .

−ği etçil etçiller eteği düşük.−ği etelemek betelemek eten etene etenelenme etenelenmek eteneli eteneliler etenesiz etenesizler eter eterleme eterlemek eterleşme eterleşmek 773 .etçi etçik.−ğü etek.−ği etek bezi etek dolusu etek kiri etekleme eteklemek etekleyiş eteklik.

−ği etiketleme etiketlemek etiketlenme etiketlenmek etiketli etiketlik.−ği etiketsiz etil etil alkol.−ğu etimoloji etimolojik.−ği etiket etiketçi etiketçilik.−ği etine dolgun etioloji Etiyopya Etiyopyalı et kafalı 774 .eterleştirme eterleştirmek etıbba Eti etik.−lü etilen Etimesğut (ilçe) etimolog.

−ği et kesimi et kırımı etki etkileme etkilemek etkilenme etkilenmek etkileşim etkileşme etkileşmek etkileyici etkili etkililik.−ği 775 .−ği etkili olmak etkime etkimek etkin etkinci etkincilik.−ği etkinleşme etkinleşmek etkinleştirme etkinleştirmek etkinlik.etken etken fiil etkenlik.

−ği etli meyve etli pide et lokması etme etmek etmen etnik.−ği etlik.−ği etnograf etnografya etnolog.etkin okul etkin öğretim etkisiz etkisizleşme etkisizleşmek etkisizleştirilmiş etkisizleştirme etkisizleştirmek etkisizlik.−ği etlenme etlenmek etli etli bitki etli butlu etli canlı etli ekmek.−ğu 776 .

−lü etraf etraflı etraflıca et sığırı et sineği etsiz et sotesi et suyu et şeftalisi et tavuğu ettirgen ettirgen çatı ettirgen fiil ettirgenlik.etnoloji etnolojik.−ği etobur etoburlar etokrasi etol.−ği ettirme ettirmek ettoprak.−dü etüt etmek etüv 777 .−ğı et unu etüt.

−ği evcikkıran evcil Evciler (ilçe) evcil hayvan evcilik.etyaran etyemez etyemezlik.−ği evcimen evç.−ği ev ev adamı ev altı evaze ev bark evcara evce evcek evci evcik.−ci 778 .−ği evcilleşme evcilleşmek evcilleştirilme evcilleştirilmek evcilleştirme evcilleştirmek evcillik.

−ği evegen ev ekmeği ev ekonomisi evelemek gevelemek everme evermek ev eşyası evet evet efendimci evetleme evetlemek ev gailesi evgin ev halkı evham evhamlanma evhamlanmak evhamlı evhamsız eviç.−vci evin 779 .evdeci evdemonizm evdeş evecen evecenlik.

−dı evlât edinmek evlâtlı evlâtlık.−ği 780 .−ği evlâdüıyal evlât.−ğı evlâtsız evlek.−ği evirtim evirtmek evi sırtında ev işi eviye eviye sifonu ev kadını evkaf ev kirası evlâ evlâdiyelik.evinlenme evinlenmek evinli evinsiz evire çevire evirgen evirme evirmek evirtik.

evlekleme evleklemek evlendirilme evlendirilmek evlendirme evlendirmek evleniş evlenme evlenmek evlenmek barklanmak evleviyet evleviyetle evli evli barklı evlik.−ğı evliya otu evolüsyon evrak evrak çantası evrak dolabı evrak memuru 781 .−ği evlilik.−ği evlilik birliği evlilik dışı evliya evliyalık.

−ği evrilir evrim evrimci evrimcilik.−dı evre evren Evren (ilçe) evren bilimi evren bilimsel evren doğumu evren pulu (mika) evrensel evrenselleşme evrenselleşmek evrenselleştirme evrenselleştirmek evrensellik.−ğı 782 .evrat.−ği evrimleşme evrimleşmek evrişik.−ği evrik.−ği evropiyum evsaf ev sahibi evsel evsel atık.

evseme evsemek evsin ev sineği evsiz evsiz barksız evvel evvelâ evvelce evvelden evveli evveliyat evvelki evvelsi evye ev yemeği ey eyalet eyer eyerci eyercilik.−ği eyer kaltağı eyer kaşı eyerleme eyerlemek eyerlenme eyerlenmek 783 .

−ği eylemsizlik ilkesi eylül Eynesil (ilçe) eytam eytam maaşı eytişim eytişimsel Eyüp (ilçe) eyvah eyvallah eyvan eyyam eyyam ağası eyyamcı 784 .eyerli eyersiz eyitmek eylem eylemci eylemcilik.−ği eyleme eylemek eylemli eylemlik.−ği eylemsi eylemsiz eylemsizlik.

−ğı eyyam efendisi eza eza cefa ezan ezancı ezanî ezanî saat.−ği ezberden ezbere ezber etmek ezberinde ezberleme ezberlemek ezberlenme ezberlenmek ezberletme ezberletmek ezberleyiş ezcümle ezdirme 785 .eyyamcılık.−ti ezan saati ezansız ezan vakti ezber ezberci ezbercilik.

−ği ezile büzüle ezilgen 786 .ezdirmek ezdirtme ezdirtmek ezel ezel ebet ezelî ezelî ebedî ezelî takdir ezercesine ezgi ezgiç.−ci ezgilenme ezgilenmek ezgileşme ezgileşmek ezgileştirme ezgileştirmek ezgili ezgin ezgince ezginlik.−ği ezik büzük.−ğü eziklik.−ği ezici ezik.

−li faaliyet fa anahtarı fabl.−li fabrika 787 .eziliş ezilme ezilmek ezilmiş ezilmişlik.−ci Ezine (ilçe) ezinti eziyet eziyet etmek eziyetli eziyetsiz ezkaza ezme ezme boya ezmek ezofori (*)F F fa faal.−ği ezim evi ezim ezim ezinç.

−ği 788 .fabrikacı fabrikadan satış merkezi fabrikasyon fabrikatör fabrikatörlük.−ğı fagosit fagositoz fagot fağfur fağfurî fahiş fahişe fahişelik.−ğü facia facialaşma facialaşmak facialı factoring faça faça etmek façalı façeta façetalı façuna façuna etmek façunalık.

−ği faiz fiyatı faiz haddi faizlendirme faizlendirmek faizli faiz oranı faizsiz fak fakat fakfon fakır.fahrenhayt fahrî fahrî konsolos fahriye fahte fahur faik.−kı faikıyet fail faili meçhul failimuhtar fainal four fair−play faiz faizci faizcilik.−krı 789 .

−ği faks faksimile fakslama fakslamak faktitif faktör fakül fakülte fakülteli fal falaka falakacı falakalı falan 790 .fakih fakir fakirane fakirce fakir cevher fakir fukara fakirhane fakirizm fakirleşme fakirleşmek fakirleştirme fakirleştirmek fakirlik.

−ği fanatizm fanfan 791 .−yrı fallus falname falso falsolu falsosuz falso yapmak fal taşı falya falyanos familya fanatik.falanca falan festekiz falan feşmekân falan fıstık falan filân falanca falanıncı falanj falanjist falcı falcılık.−ğı falçete falez falihayır.

fanfar fanfin fanfin etmek fangri fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü.−ği fantaziye fantazya fantazyalı fantezi fantezist fanti fantom fanus fanuslu fanya fanyol far farad faraş 792 .−ği fanta fantasma fantastik. gelip geçici) fâni dünya fanilâ fânilik.

−ğı farfaralık.−ğı farıma farımak fariğ fariğ olmak farika faril Farisî fariza fark 793 .faraza farazî faraziyat faraziye farba farbala fare fare deliği faredişi (oya) farekulağı (bitki) farekuyruğu (testere) farenjit fare otu farfara farfaracı farfaracılık.

−ğu fars Fars Farsça farta furta fart furt farz farz etmek farzımuhal.−ğu farmakoloji farmason farmasonluk.−li 794 .fark etmek farklı farklıca farklılaşma farklılaşmak farklılaştırma farklılaştırmak farklılık.−ği farmakognozi farmakolog.−ğı farksız farksızlaşma farksızlaşmak farksızlık.−ğı farmakodinami farmakodinamik.

−slı fasıla fasılalı fasılasız fasıl heyeti fasih fasikül fasile fasit fasit daire fasit olmak faska fasla fasla fasletme fasletmek Faslı fason fasone fason imalât fassal fassallık.farz olmak farz olunmak Fas fasa fiso fasarya faset fasıl.−ğı 795 .

−ği faşizan faşizm fatalist fatalite fatalizm Fatımî Fatımiye fatih Fatih (ilçe) Fatiha fatihane Fatsa (ilçe) 796 .fast food fasulye fasulyegiller fasulye pilâkisi fasulye piyazı faş faş etmek faşır faşır faşing faşist faşistleşme faşistleşmek faşistleştirme faşistleştirmek faşistlik.

−lü faullü faulsüz fauna fava favori fay fayans fayansçı fayansçılık.−ğı faydalanma faydalanmak faydalı faydasız fay hattı fayrap.−bı fayrap etmek 797 .fatura faturalama faturalamak faturalı faturalı yaşam faturasız faul.−ğı fayda faydacı faydacıl faydacılık.

fayton faytoncu faytonculuk.−cri fecrikâzip.−ti feci fecir.−ğu faz fazıl fazilet faziletkâr faziletli faziletsiz faziletsizlik.−ği faz kalemi fazla fazlaca fazlalaşma fazlalaşmak fazlalık.−ğı fazlalık etmek fazla olmak fecaat.−bi fecrisadık feda feda etmek fedaî fedaîce 798 .

fedaîlik.−ği fedakâr fedakârca fedakârlık. −hmi fehmetme fehmetmek fehva fehvasınca fek.−li federalist federalizm federalleşme federalleşmek federasyon federatif federe feding fehamet fehametlû fehim.−kki Feke (ilçe) fekül fel felâh Felâhiye (ilçe) felâket 799 .−ğı federal.

−nni fena 800 .−li feldspat felek.−ği felfelleme felfellemek feliks fellâh fellek fellek fellik fellik felsefe felsefeci felsefî feminist feminizm fen.felâketli felâketzede felç.−ği felekiyat Felemenk Felemenkçe Felemenkli felfelek.−ci felç etmek felçli felç olmak feldmareşal.

−ği fenerli fenerli burgu fenersiz fenik.fena etmek fenafillâh fena hâlde fena kalpli fenalaşma fenalaşmak fenalaştırma fenalaştırmak fenalık.−ğı fenalık etmek fena olmak fena yapmak fen bilimi fenci fener fener alayı fener balığı fener balığıgiller fenerci fenercilik.−ği Fenike Fenikeli Fenike portakalı 801 .

−li feodalite feodalizm feodallik.−lü fenomen fenomenal fenomenizm fenomenoloji fent.−ği feragat.−ti feragat etmek feragatli ferağ ferah ferah fahur ferah ferah ferahfeza ferahî 802 .−di feodal.fenlenme fenlenmek fennî fennî muayene fenol.−ği fer ferace feraceli feracelik.

−ği ferhane fer'î feribot ferih 803 .−ğı ferahnak.−ci ferda ferde ferdî ferdiyet ferdiyetçi ferdiyetçilik.ferahlama ferahlamak ferahlandırma ferahlandırmak ferahlanma ferahlanmak ferahlatıcı ferahlatma ferahlatmak ferahlık.−ki ferahnakaşiran ferahnüma feraset ferasetli ferasetsiz ferç.

−ği (piliç) ferik ferik elması feriklik.−ğı fersiz fersizleşme 804 .−ği feriştah ferişte Ferizli (ilçe) ferli ferma ferman fermanlı fermanlı deli fermantasyon fermejüp fermene fermeneci fermeneli ferment fermiyum fermuar fernez fersah fersah fersah fersahlık.ferih fahur ferik.

−ğı fesat kumkuması fesatlık.−ği fersude fert.fersizleşmek fersizlik.−dı feryat etmek feryat figan ferz fes fesahat.−di fertik.−dı fesatçı fesatçılık.−ği feryat.−shi fesleğen fes rengi festival.−ti fesat.−ğı feshedilme feshedilmek feshetme feshetmek fesih.−li fesuphanallah fetha fethetme 805 .

−ci fevç fevç feveran feveran etmek fevk fevkalâde fevkalâde hâl.−ğı fetüs fetva fetvacı fetvahane fetvayişerife fevç.−li fevkalâdelik.fethetmek Fethiye (ilçe) fetih.−thi fetihname fetiş fetişist fetişizm fetret fettan fettanca fettane fettanlaşma fettanlaşmak fettanlık.−ği 806 .

−khı 807 .−ğu feyyaz feza fezleke fıçı fıçı balığı fıçıcı fıçıcılık.−ğı fıçılama fıçılamak fıkdan fıkıh.−ği fevt fevt etmek fevt olmak fevvare feyezan feyiz.−yzi feyizlenme feyizlenmek feyizli feylesof feylesofça feylesofluk.fevkalbeşer fevkanî fevrî fevrîlik.

−ğı fındık faresi fındıkî fındıkkabuğu (renk) 808 .−ğı fındık altını fındık ateşi fındık biti fındıkçı fındıkçılık.−ğı fıkrama fıkramak fıldır fıldır fıldır fındık.−ğı fıkırdama fıkırdamak fıkırdaşma fıkırdaşmak fıkırdatma fıkırdatmak fıkırdayış fıkır fıkır fıkırtı fıkra fıkracı fıkracılık.−ğı fıkırdaklık.fıkırdak.

−ğı fırdolayı fırdöndü fırfır (büzgülü süs) fır fır fırfırlı 809 .−ğı fındık sıçanı fındık yağı fındıkyuvası (eldeki çukurluk) fır Fırat fırça fırçacı fırçacılık.−ğı fırçalama fırçalamak fırçalanma fırçalanmak fırçalatma fırçalatmak fırçalayış fırçalı fırçalık.fındıkkıran fındık kurdu Fındıklı (ilçe) fındıklık.

−ğı fırıldakçı fırıldakçılık.−ğı fırka fırkacı fırkacılık.−ğı fırkata fırlak.−ğı 810 .−ğı fırıldak çiçeği fırıldanma fırıldanmak fırıldatma fırıldatmak fırıl fırıl fırın fırıncı fırıncılık.fırıldak.−ğı fırında makarna fırın kebabı fırınlama fırınlamak fırınlanma fırınlanmak fırınlatma fırınlatmak fırınlı fırınlık.

−ğı fırsat düşkünü fırsat yoksulu fırt fırt fırt fırtına fırtına kuşu fırtına kuşugiller fırtınalı fırtına uğrağı fırttırma fırttırmak fısfıs (püskürtme aracı) fıs fıs fısfıslama fısfıslamak 811 .fırlama fırlamak fırlatılma fırlatılmak fırlatış fırlatma fırlatmak fırlayış fırsat fırsatçı fırsatçılık.

−ğı 812 .fısfıslanma fısfıslanmak fısıldama fısıldamak fısıldanma fısıldanmak fısıldaşma fısıldaşmak fısıl fısıl fısıltı fısıltı gazetesi fısır fısır fısırtı fıskiye fıslama fıslamak fıslanma fıslanmak fıstık.−ğı fıstık ezmesi fıstıkî fıstıkî makam fıstıklamak fıstıklık.−ğı fıstık çamı fıstıkçı fıstıkçılık.

fış fış fışıldama fışıldamak fışıltı fışırdama fışırdamak fışırdatma fışırdatmak fışır fışır fışırtı fışkı fışkılama fışkılamak fışkılık.−ğı fışkırış fışkırma fışkırmak fışkırtı fışkırtıcı fışkırtılma fışkırtılmak fışkırtma fışkırtmak fışlama 813 .−ğı fışkırık.−ğı fışkın fışkırdak.

−ğı fide fideci fidecilik.fışlamak fıtık.−ği fidye 814 .−ği fideizm fideleme fidelemek fidelik.−ğı fidanlık.−ğı fıtık etmek fıtıklı fıtık olmak fıtrat fıtraten fıtrî fıtriye fi fiber fiberglas fibrin fibrinojen fidan fidan biti fidan boylu fidancık.

−ğu fiilî hizmet fiilî hizmet zammı fiilimsi fiiliyat fiil kökü 815 .fidyeinecat fifre figan figan etmek figür figüran figüranlık.−ğı figürasyon figüratif figüratif sanat figürlü fiğ fihrist fihristleme fihristlemek fiil fiil cümlesi fiil çekimi fiilen fiil gövdesi fiilî fiili bozuk.

fiil tabanı fikir.−ği fikir üretme fikir üretme toplantısı fikir yazısı fikren fikrî fikrisabit fikriyat fiks mönü fikstür fiktif fil filâman filân filânca 816 .−kri fikir adamı fikir edinmek fikir hürriyeti fikir işçisi fikirleşme fikirleşmek fikirleştirme fikirleştirmek fikirli fikirsiz fikirsizlik.

−ği filbahar filbahri fildekoz fildişi (renk) fil dişi fil dişi karası (renk) Fildişi Kıyısı fildişi rengi Fildişi Sahili file fil elması filenk.−gi filet fileto fil faresi filgiller filhakika fil hastalığı 817 .filân falan filân festekiz filânıncı filântrop filâriz filârizleme filârizlemek filârmoni filârmonik.

filigran filigranlı filika filikacı filinta Filipinler Filipinli filiskin Filistin Filistinli filiz filizcik.−ği filizî filizkıran filizleme filizlemek filizlenme filizlenmek filizli filkulağı (bitki) film filmci filmcilik.−ği filmleştirme filmleştirmek film müziği film yıldızı 818 .

filo filojenez filoksera filolog.−ğu filoloji filolojik.−ğu filtre filtreli filtresiz filum filvaki.−li finalist finalizm finans finansal finanse etmek 819 .−i fil yürüyüşü Fin final.−ği filotillâ filoz filozof filozofça filozofik filozoflaşma filozoflaşmak filozofluk.

−ğı fincan oyunu Fince fingirdek.finansman finansör fincan fincan böreği fincancı fincan fincan fincanlık.−ği fingirdeme fingirdemek fingirdeşme fingirdeşmek fingir fingir Fin hamamı Finike (ilçe) finiş fink (atmak) Finlândiya Finlândiyalı fino Fin−Ugor firak firaklı firar firar etmek 820 .

−ti firkateyn firkete firketeleme firketelemek firma firuze fisebilillâh fiskal fiske fiskeleme fiskelemek fiskos fiskos etmek fiskos masası fiskos sehpası 821 .−ği firkat.−ğu fire firez firfiri firik.firarî firavun firavun faresi firavun inciri firavunlaşma firavunlaşmak firavunluk.

−ği fişekçi fişekhane fişekli fişeklik.fistan fistanlı fistanlık.−ği fit fitçi fitçilik.−ğı fistansız fisto fistolu fistül fiş fişe fişek.−ği fitil fitilci 822 .−ği fişeklikli fişka fişleme fişlemek fişlenme fişlenmek fişli fişlik.

−ği fit olmak fitopatoloji fitre fiyaka fiyakacı fiyakalı fiyasko 823 .fitilleme fitillemek fitillenme fitillenmek fitilli fitil olmak fitilsiz fitin fitleme fitlemek fitlenme fitlenmek fitne fitneci fitnecilik.−ği fitne fücur fitne kumkuması fitneleme fitnelemek fitnelik.

−ğu 824 .−gu fiyonk makarna fiyort.−ği fizikçi fizik gücü fizikî fizikî coğrafya fizikî harita fizik kondisyonu fizikokimya fizik ötesi fiziksel fizik tedavi fizik tedavisi fizik tedavi uzmanı fizik yapısı fizyokrat fizyokratlık.fiyat fiyatlandırma fiyatlandırmak fiyatlanma fiyatlanmak fiyatlı fiyonk.−du fizibilite fizik.−ğı fizyolog.

−lü 825 .fizyoloji fizyolojik.−ği fizyolojist fizyonomi fizyoterapi fizyoterapist flâm flâma flâmacı Flâman Flâman atı Flâmanca flâmangiller Flâmenko Flâman kuşu flâmanlar flâmingo flândra flândra balığı flânel flâş flâş conta flâşör flâvta flebit flegmon fleol.

flit flitleme flitlemek flok flora flori florin floş flöre flört flört etmek flûrcun flûrya flüor flüoresan flüoresan lâmba flüoresans flüorışı flüorışıl flüorin flüorit flüorür flüt flütçü fob fobi Foça (ilçe) 826 .

−ğı fodra fodul fodulca fodulluk.fodla fodlacı fodlacılık.−ğu folklorik.−ği folklorist folk müziği folk sanatçısı folluk.−ğı fokurdama fokurdamak fokurdatma fokurdatmak fokur fokur fokurtu fol folk folklor folklorcu folklorculuk.−ğu 827 .−ğu fok fokgiller fokstrot fokurdak.

−ği fonetikçi fonksiyon fonksiyonalizm fonksiyonel fon müziği fonograf fonografi fonojenik.−ğu fonoloji fonotelgraf font fora forint form forma 828 .folyo kâğıdı fon fonda fonda etmek fondan fondip fondip yapmak fondöten fonem fonetik.−ği fonolit fonolog.

forma başlık.−di formol.−di formalık.−ğı formaldehit.−ğı formalist formalite formaliteci formalizm formasyon format formatlama formatlamak formatlı formel formen formika formik asit.−lü formül formüle etmek formüler formülleşme formülleşmek formülleştirme formülleştirmek foroz foroz kayığı fors 829 .

−di fosforlu fosforsuz fosgen fosil fosilleşme fosilleşmek 830 .forsa forseps forslu forsmajör forte fortepiano fortissimo fort pense fortrak forum forvet fos fosfat fosfatlama fosfatlamak fosfatlı fosfor fosforışı fosforışıl fosforik.−ği fosforik asit.

−ği fotofiniş fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık.−ğı fotoğrafhane 831 .fosilli foslama foslamak foslatma foslatmak fosseptik.−ği fosurdama fosurdamak fosurdatma fosurdatmak fosur fosur fosurtu foşa foşurdama foşurdamak foşurdata foşurdata foşurdatma foşurdatmak fota foto fotoakım fotoelektrik.

−ği fotometre fotometri fotomodel fotomontaj fotomorfoz fotoroman fotosentez fotosfer fotoskop.−ği fotokurgu fotolitografi fotomekanik.fotoğraflama fotoğraflamak fotoğraf makinesi fotojen fotojenik.−ği fotokimya fotokinezi fotokopi fotokopici fotokopicilik.−bu fotoşimi fototaksi fototaktizm fototek fototerapi 832 .

−ğı frank.−ğı fransiyum frapan frekans fren frenci 833 .−ğı Fransa Fransız Fransızca Fransızlaşma Fransızlaşmak Fransızlaştırma Fransızlaştırmak Fransızlık.−gı franlık.fototropizm foya fön fötr fragman frak fraklı fraksiyon francala francalacı francalacılık.−ğı francalalık.

frengi frengili Frengistan fren görevlisi Frenk Frenk asması Frenkçe Frenk çileği Frenk gömleği Frenk inciri Frenk lâhanası Frenkleşme Frenkleşmek Frenkleştirme Frenkleştirmek Frenklik.−ği Frenk maydanozu Frenk menekşesi Frenk patlıcanı Frenk üzümü frenleme frenlemek frenlenme frenlenmek frenleyici fren mesafesi frenoloji 834 .

−ği frijider frijidite frikik.−ği friksiyon frisa frişka fritöz friz frize kaplama früktoz fuar fuarcı fuarcılık.−ğı fuaye fuel−oil fuhuş.−du frigo frigorifik.−hşu fujer 835 .fren yapmak frer fresk freze frezeci frezeleme frezelemek fribort.

−ğı fukusgiller ful.−lü fulâr fule full−time fulya fulya balığı fulya balığıgiller funda fundagiller fundalar fundalık.fukara fukara babası fukaralık.−ğı fundamentalist fundamentalizm funda sıçanı funda tavuğu funda toprağı furgon furya fut futa futbol futbolcu fuzulî 836 .

fücceten fücur füg fülfül fülsüahmer fülüs füme fümerol.−ğu fütüroloji fütüvvet füze füzeatar füzen 837 .−u fürumaye füsun füsunkâr fütuhat fütuhatçı fütur fütursuz fütursuzca fütürist fütürizm fütürolog.−lü fünye Fürs füru.

−cı gabardin gabari gabavet gabi gabilik.−ği gabin Gabon Gabonlu gabro gabya gabyacı gabyar gabya yelkeni gacırdama gacırdamak gacırdatma gacırdatmak gacır gacır gacır gucur gacırtı gaco 838 .füzesavar füzyometre füzyon (*)G G gabardıç.

−dri gadirlik.−ği gadolinyum gadretme gadretmek gadrolma gadrolmak gadrolunma gadrolunmak gaf gaffar gafil gafilâne gafillik.−ğı gaddarlık etmek gaddar olmak gadir.gaddar gaddarca gaddar gaddar gaddarlık.−ği gafillik etmek gaflet gaflet uykusu gafur gaf yapmak gag gaga 839 .

−bi gaiplik.−ği gaita gale galeyanlı gak gaklama 840 .gagaburun (gemi) gaga burun (insan) gagalama gagalamak gagalanma gagalanmak gagalaşma gagalaşmak gagalı memeli gagalı memeliler gagamsı Gagavuz Gagavuzca gâh gâhî gâhîce gaile gaileli gailesiz gailesizlik.−ği gaip.

−ssi galatımeşhur galebe galenit galeri galerici galeta galeta unu galeyan galeyan etmek gali galiba galibarda galibiyet galip.gaklamak gala galâksi galalit galat galatıhis.−bi galiz galon galoş galsame galvaniz galvaniz banyosu galvanizci 841 .

galvanize galvanizleme galvanizlemek galvanizlenme galvanizlenmek galvanizletme galvanizletmek galvanizli galvanizm galvano galvanokoter galvanometre galvanoplâsti galvanoskop.−bu galvanotip galvanotipi galyot galyum gam gama gamaglobülin gama ışınları gamalı gamba gambot gamet gametli 842 .

−ği gani gani gani gani gönüllü ganimet ganyan 843 .−ğı gamze Gana Ganalı Gang gangama teknesi gangliyan gangliyon gangster gangsterlik.−ğı gammaz gammazlama gammazlamak gammazlanma gammazlanmak gammazlık.gamlanma gamlanmak gamlı gamlılık.−ğı gamsele gamsız gamsızlık.

−ğı garazlı garaz olmak garazsız garazsız ivazsız garbî garç gurç gard gardenparti gardenya gardıfren gardırop.gar garabet garaip.−bu 844 .−bi garaj garajcı garamî garanti garanti etmek garantileme garantilemek garantili garantisiz garantör garaz garazkâr garazkârlık.

gardıropçu gardiyan gardiyanlık.−bı garpçı 845 .−bi garip garip garipleşme garipleşmek gariplik.−ğı garez gargar gargara gargara yapmak gariban garibanlık.−ğı garibe garip.−ği garipseme garipsemek gark gark etmek gark olmak garni garnitür garnitürlü garnizon garoz garp.

−li gastrit gastroenterolog.garpçılık.−ğu Garzan gaseyan gasıp.−sli gasletme gasletmek gasp gasp etmek gassal.−ğı garson garsoniyer garsonluk.−bu gastroskopi 846 .−ğı garpkârî garplı garplılaşma garplılaşmak garplılaştırma garplılaştırmak garplılık.−bı gasil.−ğu gastroenteroloji gastronom gastronomi gastroskop.

−şyi gaşyolma gaşyolmak gato gauss gavot gâvur gâvurca gâvurcasına gâvur etmek gâvur eziyeti gâvur icadı gâvur inadı gâvurlaşma gâvurlaşmak gâvurluk.gastrulâ gaşiy.−ğu gâvurluk etmek gâvur olmak gayakol gaybubet gaybubet etmek gayda gaydacı gaye gayeli gayesiz 847 .

−ği gayrı (artık) gayri (başka) gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikabil gayrikabiliitiraz gayrikabilikıyas gayrikabilişifa gayrikabilitahmin 848 .−ği gayretlenme gayretlenmek gayretli gayretlilik.−i (başka) gayret gayret etmek gayretkeş gayretkeşlik.−ği gayretsiz gayretsizlik.gayet gayetle gayr.

−lü gayrimeskûn gayrimes'ul.−du gayrimahsus gayrimakul.−lü gayrimeşru gayrimezru gayrimuayyen gayrimuhtemel gayrimuntazam gayrimutabık gayrimümbit gayrimümkün gayrimünasip.gayrikabilitelâfi gayrikâfi gayrikanunî gayrikıyasî gayrilâyık gayrimahdut.−bi gayrimüsavi gayrimüslim gayrimüsmir gayrimütecanis gayrinizamî 849 .−lü gayrimalûm gayrimemnun gayrimenkul.

−di gayrivazıh gayur gayya gayya kuyusu gayz gayzer gayzerit gaz gaza gazal.−bı gazaplandırma gazaplandırmak gazaplanma gazaplanmak gazaplı gaz bezi gaz bombası 850 .gayrisafi gayrisafi hâsılat gayrisafi millî hâsıla gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gayrivaki.−i gayrivarit.−li gazap.

−ğı gazeliyat gazelleme gazellemek gazellenme gazellenmek gazete gazeteci gazetecilik.−ği gazino gazinocu 851 .−ği gazetelik.−ği gazhane gazışı gazışıl gazi Gazi Antep gaz ibiği Gaziemir (ilçe) gaziler helvası gazilik.gaz boyaması gaz detektörü gazeki gazel gazel damarı gazelhan gazelhanlık.

gazinoculuk.−ğu gazi olmak Gazi Osmanpaşa (ilçe) Gazipaşa (ilçe) gazlama gazlamak gaz lâmbası gazlanma gazlanmak gazlaşma gazlaşmak gazlaştırma gazlaştırmak gazlı gazlı bez gaz maskesi gaz ocağı gazoil gazojen gazolin gazometre gazometri gazoyl gazoz gazoz ağacı (argo) gazozcu 852 .

gazozculuk.−ğu gazölçer gaz ölçümü gaz sayacı gazsız gaz sobası gaz taşı gazup.−ği gebelik testi gebe olmak geberik.−ği geberme gebermek gebertilme gebertilmek gebertme gebertmek gebeş gebeşlik.−ği gebre gebreleme gebrelemek 853 .−bu gazve gaz yağı gaz yuvarı gebe gebelik.

gebrelenme gebrelenmek gebre otu gebre otugiller Gebze (ilçe) gece gece bekçisi gececi gece gündüz gece hayatı gece işçiliği gece kıyafeti geceki gecekondu gecekonducu gecekondulaşma gecekondulaşmak gece körlüğü gece kulübü gece kuşu geceleme gecelemek geceleri geceleyin geceli geceli gündüzlü gecelik.−ği 854 .

gece mavisi gece öğretimi gecesefası (bitki) gecesefasıgiller gece uçuşu gece yanığı gece yarısı gece yatısı gece yayı gecikilme gecikilmek gecikiş gecikme gecikmek gecikmeli gecikmesiz geciktirilme geciktirilmek geciktirim geciktirme geciktirmek geç geççe geçe geçek.−ği geçeli geçen 855 .

geçende geçenek.−ği geçici madde geçici teminat geçici plâka 856 .−ği geçersiz geçersizleşme geçersizleşmek geçersizleştirme geçersizleştirmek geçersizlik.−ği geçenlerde geçer geçer akçe geçerleme geçerlemek geçerletme geçerletmek geçerli geçerlik.−ği geçerlilik.−ği geçgeç geçgeçleme geçgeçlemek geçgeç yapmak geçici geçicilik.

−ği geçim yolu geçim zorluğu geçindirme geçindirmek geçinilme geçinilmek geçinim geçinme geçinme endeksi geçinmek 857 .−ği geçim sıkıntısı geçimsiz geçimsizleşme geçimsizleşmek geçimsizlik.geçiliş geçilme geçilmek geçim geçim derdi geçim dünyası geçim endeksi geçim göstergesi geçim kapısı geçimli geçimlik.−ği geçimlilik.

−ği geçirici geçirilme geçirilmek geçirim geçirimli geçirimlilik.geçirgen geçirgenlik.−ği geçirimsiz geçirimsizlik.−ği geçiriş geçirme geçirmek geçirtilme geçirtilmek geçirtme geçirtmek geçiş geçiş hakkı geçişim geçişli geçişme geçişmek geçişsiz geçiştirici geçiştirilme geçiştirilmek 858 .

geçiştirme geçiştirmek geçiş üstünlüğü geçit.−ği geçmez geçmez akçe geçmiş geçmişi kandilli geçmişi kınalı geçmiş zaman geçmiş zaman görünümü geçmiş zaman sıfat−fiili geda gedik.−di geçit hakkı geçit resmi geçit töreni geçkin geçkinlik.−ği gedikli gedilme 859 .−ği geçme geçmek geçmeli geçmelik.

gedilmek Gediz (ilçe) gedme gedmek geğiriş geğirme geğirmek geğirti geğrek.−ği geleceklik hakkı gelecek zaman gelecek zaman görünümü gelecek zaman kipi gelecek zaman sıfat−fiili geleğen gelembe geleme gelen 860 .−ği geğrek batması gelberi gele gelecek.−ği gelecek bilimi gelecekçi gelecekçilik.

−ği gelenekleşme gelenekleşmek gelenekleştirme gelenekleştirmek gelenekli geleneksel gelenekselleşme gelenekselleşmek Gelendost (ilçe) gelen geçen gelen giden geleni gelgeç gelgeççi gelgel gelgelelim gelgelli gelgit Gelibolu (ilçe) gelin gelin abla gelin alayı gelin alıcı gelinboğan 861 .−ği gelenekçi gelenekçilik.gelenek.

−ği gelinlik çağı gelinlikçi gelinlik etmek gelinme gelinmek gelin olmak gelin otu gelinparmağı(üzüm) gelin teli gelip geçici gelir gelir dağılımı gelir gider gelir kaynağı gelir ortaklığı gelir vergisi 862 .gelin böceği gelincik.−ği gelincikgiller gelin çiçeği gelin etmek gelinfeneri (bitki) gelin hamamı gelin havası gelin kuşağı gelin kuşu gelinlik.

−ği 863 .−ği gemi enkazı gemi ızgarası gemi iskeleti gemi leşi gemilik.−ci gelmiş geçmiş gem Gemerek (ilçe) gemi gemi adamı gemi aslanı gemici gemicilik.geliş gelişigüzel gelişim gelişkin gelişme gelişmek geliştirici geliştirilme geliştirilmek geliştirme geliştirmek gelme gelmek gelmiç.

−ffı genel ağ genel başkan genel başkanlık.−ğı 864 .−ci Genç (ilçe) genç irisi gençleşme gençleşmek gençleştirilme gençleştirilmek gençleştirme gençleştirmek gençlik.gemi yatağı gemleme gemlemek gemlenme gemlenmek Gemlik (ilçe) gen gencecik.−ği gencelme gencelmek genç.−ği gençten gene genel genel af.

−ğü genel görüşme genel grev genel kadın genelkurmay genel kurul genel kütüphane genelleme genellemek genelleşme genelleşmek genelleştirilme genelleştirilmek genelleştirme genelleştirmek genellik.genel bütçe genel coğrafya genel dil bilimi geneleme genel ev genelge genel gider genel görünüm genel görünümlü genel görüşlü genel görüşlülük.−ği 865 .

−ği genel uygunluk bildirimi genel yazman genel yetenek.−ği genetik.−ği genel zekâ general.−ği geniş geniş açı genişçe geniş gönüllü geniş görüşlü geniş görüşlülük.−ği genel sekreter genel sekreterlik.−ğü genişleme genişlemek genişletilme genişletilmek genişletme genişletmek 866 .genellikle genelmek genel müdür genel müdürlük.−li generallik.−ğü genel ölçek.

genişlik.−nzi genizsi genizsileşme geniz ünlüsü geniz ünsüzü genleşme genleşmek genleşme kat sayısı genleşmeölçer genleştirme genleştirmek genlik.−ği geniş mezhepli geniş ölçek.−ği genom gensoru gensoru önergesi 867 .−ği geniş ufuklu geniş ünlü geniş yürekli geniş zaman geniş zaman görünümü geniş zaman sıfat−fiili genitif geniz.

genzek.−ci gepgenç.−ği geometrik çizim geometrik dizi geometrik yer gepegencecik.−di geometri geometrik.−ği gerçekçi gerçekçilik. −ğı gerçeğe uygun gerçeğe uygunluk.−ği gerçek dışı gerçek dışılık.−ğı gerçek kişi gerçekleme gerçeklemek gerçekleşme 868 .−ği genzel geoit. −ğu gerçek.−ği gepegenç.−ci Gercüş (ilçe) gerçeğe aykırı gerçeğe aykırılık.

gerçekleşmek gerçekleştirilme gerçekleştirilmek gerçekleştirme gerçekleştirmek gerçekli gerçeklik.−ci Gerede (ilçe) 869 .−ği gerçek mantarlar gerçek sayı gerçekte gerçekten gerçeküstü gerçeküstücü gerçeküstücülük.−ği gerdel gerdirilme gerdirilmek gerdirme gerdirmek gereç.−ğü gerçi gerdan gerdaniye gerdaniyebuselik.−ği gerdanlık.−ğı gerdek.

−ği gerekli gereklik.−ği gereklilik kipi gerekme gerekmek gerekseme gereksemek gereksinim gereksinme gereksinmek gereksiz gereksizlik.−ği gerektirim gerektirme gerektirmek 870 .−ği gereklik kipi gereklilik.−ği gerekçe gerekçelendirme gerekçelendirmek gerekçeli gerekçesiz gerekirci gerekircilik.gere gere gereğince gerek.

−ği gerileme 871 .−ği geri geriatri gerici gericilik.−ğı gerilek.−ği geri hizmet geri kafalı geri kalmış geri kalmışlık.gerelti geren gergedan gergedan böceği gergedangiller gergef Gerger (ilçe) gergi gergili gergin gergince gerginleşme gerginleşmek gerginleştirici gerginleştirme gerginleştirmek gerginlik.

gerilemek geriletme geriletmek gerileyici gerileyici benzeşme gerileyiş gerili gerilik.−ğı gerillâlaşma gerillâlaşmak gerillâ savaşı gerilme gerilmek gerine gerine geriniş gerinme gerinmek geri ödeme 872 .−ği gerilim gerilimli gerilimölçer gerilim ölçümü gerilimsiz geriliş gerillâ gerillâcı gerillâcılık.

−ği gerze tavuğu gestalt gestapo getiri getirilme getirilmek 873 .−ğü geriye dönüş geriz geri zekâlı Germanist Germanistik.geri plân gerisingeri gerisingeriye geriş geri tepme geri vites geriye dönük.−ği Germanofil germanyum germe germek germen Germencik (ilçe) gerundium Gerze (ilçe) gerzek.

getirim getirimci getirimli getiriş getirme getirmek getirtme getirtmek getr getto Gevaş (ilçe) geveleme gevelemek geveleyiş geven gevenlik.−ği geveze gevezelenme gevezelenmek gevezelik.−ği gevezelik etmek gevher geviş geviş getirenler geviş getirmeyenler gevme gevmek 874 .

−ği gevreme gevremek gevretilme gevretilmek gevretme gevretmek gevşek.−ği gevrekçi gevrekçilik.−ği gevreklik.−ği gevşek ağızlı gevşeklik.−ği geyik böceği geyik böcekleri geyik dikeni 875 .gevrecik gevrek.−ği gevşek vurgu gevşeme gevşemek gevşetici gevşetilme gevşetilmek gevşetme gevşetmek gevşeyiş geyik.

−ği gezginlik.−ği gezgin satıcı gezi gezici gezicilik.geyikdili (bitki) geyikgiller geyik muhabbeti geyik otu geyşa Geyve (ilçe) gez gezdirilme gezdirilmek gezdiriş gezdirme gezdirmek gezegen gezegenler arası gezeğen gezeleme gezelemek gezenti gezerçalar gezgin gezginci gezgincilik.−ği 876 .

−ğı gıcıkça gıcık etmek gıcıklama gıcıklamak gıcıklanma gıcıklanmak gıcıklayış gıcık olmak 877 .−ğu geziliş gezilme gezilmek gezimcilik.−ği gezme gezmek gezmen gıcık.gezici topluluk.−ği geziniş gezinme gezinmek gezinti gezinti yeri geziş gezi yazısı gezleme gezlemek gezlik.

gıcır gıcırdama gıcırdamak gıcırdatma gıcırdatmak gıcırdayış gıcır gıcır gıcırtı gıcırtılı gıcırtısız gıda gıdaklama gıdaklamak gıdaklayış gıdalı gıda rejimi gıdasız gıdasızlık.−ğı gıdıklama gıdıklamak gıdıklanma gıdıklanmak gıdıklayış gıdım gıdım gıdım 878 .−ğı gıdı gıdı gıdık.

−ğı gırtlak çıkıntısı 879 .gıgı gık gıldır gıldır gıllıgış gıllıgışlı gıllıgışsız gıllügiş gıllügişli gıllügişsiz gına gıpta gıpta etmek gır gırç gırç gırgır gır gır gırgırcı gırgırlama gırgırlamak gırıl gırıl gırla gırnata gırnatacı gırt gırt gırt gırtlak.

−bı gıyap kararı gıybet gıybetçi gıybet etmek gıy gıy gıygıy gıygıycı gibi gibilerden gibisi gibisinden gicişme 880 .−kmü gıyabî tutuklama gıyap.gırtlaklama gırtlaklamak gırtlaklaşma gırtlaklaşmak gırtlaklayış gırtlaksı gırtlak ünsüzü gırtlama gırtlamak gıyaben gıyabında gıyabî gıyabî hüküm.

gicişmek gide gide gideğen gider giderayak giderek gideren alan giderici giderilme giderilmek giderme gidermek gidertme gidertmek gidi gidici gidiliş gidilme gidilmek gidimli gidip gelme gidiş gidiş alayı gidişat gidiş dönüş gidiş geliş gidişme 881 .

−ği girift giriftar giriftar olmak giriftlik.−ği girift tezyinat giriftzen giriliş girilme 882 .−bı girdi girdisi çıktısı giren girenleme girenlemek Giresun girgin girginlik.gidişmek gidon gilâburu gine Gine Gineli ginseng gipür giranbaha giray girdap.

−ği girişik bezeme girişik cümle girişik tamlama girişilme girişilmek girişim girişimci girişimcilik.−ği girinti girintili girintili çıkıntılı girintisiz girintisiz çıkıntısız giriş girişik.girilmek girim girimlik.−ği girişlik.−ği girişimölçer girişim ölçme giriş işlemi giriş kapısı giriş kartı giriş katı girişken girişkenlik.−ği 883 .

−ği gişe gitar gitarcı gitarcılık.−ğı gitarist gitgide gitme gitmek gittikçe giydirici giydirilme giydirilmek giydiriş giydirme giydirmek giyecek.girişme girişmek giriş ücreti Girit Girit kekiği Giritli girizgâh girme girmek girmelik.−ği giyiliş 884 .

−ği giyiniş giyinme giyinmek giyiş giyit.−ği gizemli gizemsel gizil gizil güç.giyilme giyilmek giyim giyim evi giyim kuşam giyimli giyimli kuşamlı giyinik.−cü gizlem gizleme 885 .−di giyme giymek giyotin giysi giz gizem gizemci gizemcilik.

gizlemek gizlemli gizlenilme gizlenilmek gizleniş gizlenme gizlenmek gizlenmiş gizleyiş gizli gizlice gizli celse gizli cemiyet gizlicilik.−ği gizli dil gizli din gizli duruşma gizli gizli gizli kapaklı gizlilik.−ği gizliden gizliye gizli dernek.−ği gizli oturum gizli oy gizli polis gizli sıtma gizli şeker (hastalık) 886 .

−ğu gocuklu gocundurma 887 .−di glikozüri gliserin global.−ğu glâsyoloji glâyöl glikojen glikol.−lü glikoz glikozit.gizli yama glâdyatör glâse glâsnost glâsyolog.−li globalleşme globalleşmek globülin glokom glokoni glüten glüten ekmeği glüten tutkalı gnays goblen gocuk.

−gu gonokok goril goşist goşizm Got Gotça gotik.−ği gotik harfler 888 .−lü golcü golf golfçü golf pantolon golfstrim gollük.−ğü gol olmak gol toto gol yapmak gomalak.−ğı gonca gondol gondolcu gonk.gocundurmak gocunma gocunmak gofret gol.

−ği göçelge göçer 889 .gotik sanat Gotlar goygoycu goygoyculuk.−ği göbelez göce göcen göç göçebe göçebeleşme göçebeleşmek göçebelik.−ğu göbek.−ği göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbeklenme göbeklenmek göbekli göbek odunu göbek otu göbek taşı göbel göbelek.

−ği göçü göçücü göçük.göçeri göçerkonar göçerme göçermek göçertme göçertmek göç etmek göçkün göçme göçmek göçmen göçmenleşme göçmenleşmek göçmenleştirme göçmenleştirmek göçmenlik.−ğü göçüm göçürme göçürmek göçürtme göçürtmek göçürücü göçürülme göçürülmek 890 .

−ğü göğüs sesi göğüs tahtası 891 .−ğsü göğüs boşluğu göğüs cerrahisi göğüs çaprazı göğüs çukuru göğüs darlığı göğüs eti göğüs göğüse göğüs hastalığı göğüs ingini göğüs kafesi göğüs kemiği göğüs kovuğu göğüsleme göğüslemek göğüslü göğüslüce göğüslük.göçüş göçüşme göden göden bağırsağı gödeş göğem göğerti göğüs.

−ğü gök ada gök adası gök atlası gök bilimci gök bilimi gök bilimsel gök cismi gökçe Gökçeada (ilçe) Gökçebey (ilçe) gökçek.gök.−ği gökçe yazın gökçül gökdelen gökdoğan gök ekseni gök eşleği gök evi gök fiziği gök gözlü gök gürlemesi gök gürültüsü gökgüvercin gökkandil (sarhoş) gök kır (renk) gök kubbe 892 .

−ğü 893 .gök kumu gök kuşağı gök kutbu gökkuzgun (kuş) gökkuzgungiller gökkuzgunlar gökkuzgunumsular gök küresi gökmen göksel Göksu (ilçe) Göksun (ilçe) gök taşı göktırmalayan gök tırmalayıcı Göktürk Göktürkçe gök yakut gökyolu (Samanyolu) gökyüzü gökyüzü mavisi göl gölalası (balık) göl ayağı (coğrafya) göl başı Gölbaşı'nı (ilçe) gölcük.

−ğı gölge oyunu gölgesiz 894 .−ği gölgeli resim.Gölcük (ilçe) gölcül Göle (ilçe) gölek.−ği gölerme gölermek gölet gölge gölge balığı gölge balığıgiller gölgecil gölge etmek gölgeleme gölgelemek gölgelendirme gölgelendirmek gölgelenme gölgelenmek gölgeleyici gölgeleyiş gölgeli gölgelik.−smi gölge olay gölge olaycılık.

−ğü Gölmarmara (ilçe) Gölova (ilçe) Gölpazarı'nı (ilçe) gölük.gölge tiyatrosu Gölhisar (ilçe) göl kestanesi Gölköy (ilçe) gölleme göllemek göllenme göllenmek gölleşme gölleşmek göllük.−ğü gömlek.−ği gömlekliler gömleksiz gömme gömme balkon 895 .−ği gömlekçi gömlekçilik.−ğü Gölyaka (ilçe) Gömeç (ilçe) gömgök.−ği gömlekli gömleklik.

−ğü gön göncü gönç gönçlük.−ğü gömüleme gömülemek gömülme gömülmek gömültü gömülü gömülüş gömüş gömüt gömütlük.−bı gömmek gömme kilit.−ğü gönder gönderi gönderici gönderiliş gönderilme gönderilmek 896 .−ğü gömüldürük.gömme banyo gömme dolap.−di gömü gömük.

gönderiş gönderli gönderme gönderme belgesi göndermek gönderme maddesi göndertme göndertmek gönen Gönen (ilçe) gönenç.−nlü 897 .−ci gönençli gönendirilme gönendirilmek gönendirme gönendirmek gönendirtme gönendirtmek gönenme gönenmek gönlü bol gönlü gani gönlü kara gönlünce gönlü tok gönlü zengin gönül.

gönül avcısı gönül bağı gönül belâsı gönül birliği gönül borcu gönül borçlusu gönül çöküşü gönül darlığı gönüldaş gönül dilencisi gönül eğlencesi gönül eri gönül ferahlığı gönül hoşluğu gönüllenme gönüllenmek gönüllü gönüllüce gönüllü gönülsüz gönüllülük.−ğü gönül maskarası gönül meselesi gönül okşayıcı gönül rahatlığı gönül rızası gönülsüz gönülsüzce 898 .

−ği görenek.−ği görelilik.−ği görecilik.−ği Görele (ilçe) göreli görelik.−ği göreceli görecelik.gönülsüzlük.−ği görenekçi görenekçilik.−ği görenekli göreneksel göreneksiz 899 .−ği Gördes (ilçe) gördürme gördürmek göre görece görececilik.−ğü gönül tokluğu gönül uğrusu gönül yarası gönye gönyeleme gönyelemek gördek.

−ği görevsizlik kararı görgü görgücülük.−ğü görgü fukarası görgü kuralları görgülenme görgülenmek 900 .−ği görevlendirilme görevlendirilmek görevlendirme görevlendirmek görevlenme görevlenmek görevli görevlilik.−ği görevsel görevselcilik.−ği görevdaş görevdaşlık.−ği göresime göresimek görev görevcilik.−ği görevsel dil bilimi görevsiz görevsizlik.göreneksizlik.

görgülü görgülüce görgüsüz görgüsüzce görgüsüzlük.−ğü görmüşlük duygusu görsel görsel basın görsel etkileme görsel−işitsel 901 .−ği görmemiş görmemişlik.−ği görmüşlük.−ğü görgü tanığı görk görkem görkemli görklü görme görme açısı görmece görme gözesi görme hücresi görmek görmemezlik.−ği görmez görmezlik.

−ğü görülme görülmek görülmemiş görüm görümce görümcelik.−ğü görümsetme görüngü görüngü bilimi görüngücülük.görsel−işitsel çağrışım görsel−işitsel eğitim görsel sanatlar görü görücü görücülük.−ği görümcelik etmek görümcelik yapmak görümlük.−ğü görünme görünmek görünmez görünmez kaza görünmez olmak görüntü görüntüleme 902 .

görüntülemek görüntüleyici görüntülük.−ğü görüntüsel görünüm görünümlü görünür görünürde görünürlerde görünürlük.−ğü görünüş görünüşte görüş görüş açısı görüş alışverişi görüş ayrılığı görüş birliği görüşme görüşmeci görüşmek görüşme yapmak görüş sahibi görüş tarzı görüştürme görüştürmek görüştürülme görüştürülmek 903 .

−ği gösterişli gösterişlice gösterişlilik.−ği gösteri yapmak gösteri yürüyüşü 904 .görüşülme görüşülmek göstere göstere gösteren gösterge gösterge bilimi gösterge çizelgesi gösterge çizgisi gösteri gösteri adamı gösterici gösterilen gösteriliş gösterilme gösterilmek gösterim gösteriş gösterişçi gösterişçilik.−ği gösterişsiz gösterişsizce gösterişsizlik.

−ği gösterme hakkı göstermek göstermelik.gösterme göstermeci göstermecilik.−ği gösterme parmağı gösterme sıfatı gösterme zamiri gösterme zarfı göstertme göstertmek göt götten bacaklı götün götün götürme götürmek götürtme götürtmek götürü götürücü götürü iş götürülme götürülmek götürüm götürümlü götürümsüz 905 .

−ğü Göynük (ilçe) göynüme göynümek 906 .−ği gövek.götürü pazarlık.−ği gövel gövem gövem eriği göveri göveriş göverme gövermek göverti göyme göymek Göynücek (ilçe) göynük.−ğı götürüş götürü tur gövde gövde gösterisi gövdelenme gövdelenmek gövdeli gövdesel gövdesiz gövdesizlik.

−ğü göyünme göyünmek göz göz akı göz alıcı gözaltı göz altı göz altı kremi göz aşısı göz aşinalığı gözaydın(a gitmek) göz bağcı göz bağcılık.−ğü gözcülük etmek gözdağı gözde göz demiri göz dikeği 907 .−ğı göz bağı göz bankası göz banyosu göz bebeği göz bilimi göz boncuğu gözcü gözcülük.göyük.

−ği gözenekli gözeneklilik.göz dişi göze göze bilimi göze göz gözeler arası gözeme göz emeği gözemek gözene gözenek.−ği gözer göz erimi göz etçiği gözetici gözetilme gözetilmek gözetim gözetiş gözetleme gözetleme deliği gözetlemek gözetleniş gözetlenme 908 .−ği gözeneksiz gözeneksizlik.

−ği gözettirme gözettirmek göz evi göze yutarlığı göze zarı göz göze gözgü göz hakkı göz hapsi göz kadehi göz kalemi göz kapağı göz kararı göz kesesi göz kuyruğu gözleği gözlem gözlemci 909 .gözetlenmek gözetletme gözetletmek gözetleyici gözetleyiş gözetme gözetmek gözetmen gözetmenlik.

−ği gözleme gözlemeci gözlemecilik.−ği gözlemek gözlem evi gözlemleme gözlemlemek gözlenme gözlenmek gözletme gözletmek gözleyici gözleyiş gözlü gözlük.gözlemcilik.−ğü gözlüklü gözlüklü yılan gözlüksüz göz memesi göz merceği göz nuru göz önü göz pencere göz pınarı 910 .−ğü gözlükçü gözlükçülük.

−ğı gözü bağlı gözü dışarıda gözü kapalı gözü kara gözü keskin gözükme gözükmek gözü pek gözü sulu gözü tok göz yangısı gözyaşı gözyaşı bezeleri gözyaşı bezleri gözyaşı etçiği gözyaşı memesi göz yoklaması göz yuvarı göz yuvası graben grado 911 .göz sevdası gözsüz göz taşı göz ucu gözü aç gözü açık.

−ğı gramaj gramatikal.−ği grafikçi grafiker grafit grafolog.−li gramer gramerci gramkuvvet gramofon gramsantimetre granat grandi grandük granit granit grisi granitleşme granül granülin granülit gravür gravürcü 912 .−ğu grafoloji grafometre gram gramağırlık.grafik.

gravürcülük.−bi gripli grizu 913 .−ğü gravyer gregoryen takvimi Grejuva Grek Grekçe grekoromen gren grena gres gres pompası gres yağı grev grevci grev gözcüsü grev kırıcı grev kırıcılığı grev sözcüsü grev yapmak greyder greyderci greyfurt gri gril grip.

grizumetre grizuölçer grosa grosmarket groston grostonluk.−ğu grotesk grup.−bu grup grup gruplandırma gruplandırmak gruplanma gruplanmak gruplaşma gruplaşmak grup mobilya guano guarani guaş Guatemalâ Guatemalâlı guatr gudde gudubet gudubetlik.−ği gufran gugu çiçeği 914 .

−ği gurbetzede gurk gurklama gurklamak gurlama gurlamak gurme guru guruldama guruldamak gurultu gurup.−bu 915 .−ği gurbet eli gurbetlik.guguk.−ti gulâş gulden gulet gulgule gulu gulu gulyabanî gurbet gurbetçi gurbetçilik.−ğu gugukgiller guguklu guguklu saat.

−ği 916 .gurup etmek gurup rengi gurur gururlanma gururlanmak gururlu gururluca gusletme gusletmek gusto gusül.−slü gusülhane guşa gut guttasyon guvernör gübre gübre böceği gübre gazı gübreleme gübrelemek gübrelenme gübrelenmek gübreleşme gübreleşmek gübreli gübrelik.

−cü güç belâ güç birliği güç kaynağı güçlendirici güçlendirilme güçlendirilmek 917 .−ği güceniklik.gübresiz Güce (ilçe) gücendirici gücendirme gücendirmek gücenik.−ği gücenilme gücenilmek güceniş gücenme gücenmek gücü gücü gücüne gücü ipliği gücük.−ğü gücük ay gücümseme gücümsemek gücün güç.

−ğü güçsünme güçsünmek güçsüz güçsüzce güçsüzlük.−ğü güçlükle Güçlükonak (ilçe) güçlü kuvvetli güçlülük.güçlendirme güçlendirmek güçleniş güçlenme güçlenmek güçleşme güçleşmek güçleştirme güçleştirmek güçlü güçlük.−ği güdeksiz güdeleme güdelemek güderi güderici güdericilik.−ğü güdek.−ği 918 .

−ğü güdümleme güdümlemek güdümlü güdümlülük.−ğü güdümlü sanat güfte güfteci güğüm güherçile gül gülabdan 919 .güderileme güderilemek güdü güdücü güdük.−ğü Güdül (ilçe) güdülenme güdülme güdülmek güdüm güdüm bilimi güdümcü güdümcülük.−ğü güdükleşme güdükleşmek güdüklük.

Gülağaç (ilçe) gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gülcü gülcülük.−ci güleçlik.−ğü güldeste güldür güldür güldürme güldürmek güldürü güldürücü gülecen güleç.−ği güle güle güleğen güler yüz güler yüzlü güler yüzlülük.−ğü gülfidan gülgiller gülhatmi gülibrişim gülistan gülkurusu (renk) 920 .

−ğü gülümseme gülümsemek gülümser gülümseyiş gülünç.−cı gülle gülle atma gülleci güllü güllük.−ğü gülük.−ği güllâbicilik etmek güllâç.−ğı gülme gülmece gülmeceli gülmek Gülnar (ilçe) gül rengi gül suyu Gülşehir (ilçe) gülücük.−ğü güllük gülistanlık.gülkurusu rengi güllâbi güllâbici güllâbicilik.−cü 921 .

gülünçleşme gülünçleşmek gülünçleştirme gülünçleştirmek gülünçlü gülünçlük.−ğı gül yağı Gülyalı (ilçe) güm gümbedek gümbürdeme gümbürdemek gümbürdetme gümbürdetmek gümbürdeyiş gümbür gümbür 922 .−ğü gülünme gülünmek gülüş gülüşme gülüşmek gülüşülme gülüşülmek gülüt gülütçü gül yağcı gül yağcılık.

−ğı gümrük.−ğü gümrük birliği gümrükçü gümrükçülük.−ğü Gümrük Kanunu gümrükleme gümrüklemek gümrüklendirme gümrüklendirmek gümrüklenme gümrüklenmek gümrüklü gümrüksüz gümrüksüz mağaza 923 .gümbürtü gümbürtülü güme gümeç.−ci gümeç balı gümele güm güm gümleme gümlemek gümletme gümletmek gümrah gümrahlık.

gümrük tarifesi gümül gümüş gümüş balığı gümüş balığıgiller gümüşçü gümüşçün gümüşgöz gümüş grisi Gümüşhacıköy(ilçe) Gümüşhane gümüşî gümüşî akasya gümüşîleşme gümüşîleşmek gümüş kaplama gümüşleme gümüşlemek gümüşlenme gümüşlenmek gümüşletme gümüşletmek gümüşlü Gümüşova (ilçe) gümüş rengi gümüşservi gümüşsü 924 .

gümüşsüz gümüş varak.−ğı gümüş yağmurcun gümüş yıl gün günah günahkâr günahkârlık.−ğı günah keçisi günahlı günahsız günahsızlık.−ğı günaşırı günaydın gün balı gün balığı gün batımı gün batısı günbegün günberi (gök bilimi) günce güncek.−ği güncelleme güncellemek 925 .−ği güncel güncelik.−ğı günâşık.

güncelleşme güncelleşmek güncelleştirme güncelleştirmek güncellik.−ği gündelikli gündem gündem dışı günden güne gündeş gün dikilmesi Gündoğmuş (ilçe) gün doğusu gündöndü gün dönümü gün durumu gündüz gündüzcü gündüz feneri gündüz gözüyle gündüzleri 926 .−ği gün çiçeği gündaş gündelik.−ği gündelikçi gündelikçi kadın gündelikçilik.

−ği güneş (gök cismi) Güneş (bilimsel yayınlarda) güneş banyosu güneş dil teorisi güneş gözlüğü güneş günü güneş hayvancıkları güneş kremi güneş lekeleri güneşleme güneşlemek güneşlenme güneşlenmek güneşletme güneşletmek güneşli güneşlik.−ği 927 .gündüzlü gündüzlük.−ci güne doğrulum güneğik.−ğü gündüzsefası (bitki) gündüzün gündüz yırtıcıları günebakan güneç.

güneş odası güneş saati güneşsel güneş sistemi güneşsiz güneşsizlik.−ği güneş sütü güneş tacı güneş takvimi güneş tekeri güneştopu (bitki) güneş tutulması güneş yağı güneş yanığı güneş yılı güney Güney (ilçe) Güneybalığı (yıldız kümesi) güneybatı güneydoğu güney karamanı Güney Kutbu'nu güneyli güney noktası Güneysınır (ilçe) Güneysu (ilçe) 928 .

Güngören (ilçe) güngörmez güngörmüş güngörmüşlük.−ğü günlük ağacı günlükçü günlük defter günlük güneşlik.−ği gün merkezli gün ortası günöte (gök bilimi) günsüler gün tutulması gün−tün eşitliği günü günü birliğine günü birlik günücü günücülük.−ğü gün gülü günindi günleme günlemek günlerce günlü günlük.−ğü günü gününe 929 .

−ği güreşilme güreşilmek güreş mayosu 930 .günüleme günülemek günün adamı gün yağmuru gün yapmak gün yayı gün yeli Günyüzü'nü (ilçe) güpegündüz güpgüzel gür gürbüz gürbüzleşme gürbüzleşmek gürbüzlük.−ği güreş güreşçi güreşçi köprüsü güreşçilik.−ğü Gürcistan Gürcü Gürcüce güre gürecilik.

−ğü Güroymak (ilçe) gürpedek Gürpınar (ilçe) Gürsu (ilçe) güruh gürüldeme gürüldemek gürül gürül gürültü gürültücü gürültü etmek 931 .−ği gürleme gürlemek gürleşme gürleşmek gürleyiş gürlük.güreşme güreşmek güreş minderi güreştirme güreştirmek gürgen gürgengiller Gürgentepe (ilçe) gür gür gürlek.

−ci güvelâ güvelenme güvelenmek güvem eriği güven güvence güvence akçesi güvenceli güvencesiz güvenç.−ci güven hesabı güven ışığı güvenilir güvenilirlik.−ği 932 .gürültülü gürültülü patırtılı gürültü patırtı gürültüsüz gürültüsüzce gürültü yapmak Gürün (ilçe) gürz gütaperka gütme gütmek güve güveç.

−ği güvensizlik önergesi güven yazısı güvercin güvercinboynu (renk) güvercingiller güvercingöğsü (renk) güvercinler 933 .−ği güveniş güvenli güvenlik.−ği güvenlik borusu güvenlik görevlisi güvenlik vanası güvenme güvenmek güven mektubu güven oylaması güvenoyu güvensiz güvensizce güvensizlik.güvenilme güvenilmek güvenirlik.

−si güveylik.−ği güverte güvey.güvercinlik.−i güveyfeneri (bitki) güveyi.−ği güvey yemeği güvez güya güz güzaf güz çiğdemi güz dönemi güzel güzelavrat otu Güzelbahçe (ilçe) güzelce güzel duyu güzel duyuculuk.−ğu güzel duyusal güzel güzel güzelhatun çiçeği güzelleme güzelleşme güzelleşmek güzelleştirilme güzelleştirilmek 934 .

güzelleştirme güzelleştirmek güzellik.−ği güzellik enstitüsü güzellik kraliçesi güzellikle güzellik malzemesi güzellik müstahzarları güzellik salonu güzellik yarışması güzel olmak güzel sanatlar güzel yazı sanatı Güzelyurt (ilçe) Güzergâh güzeşte güzey güzide güzlek.−ği güzleme güzlemek güzlük.−ğü güz noktası (*)H H ha 935 .

−ği haber stüdyosu Habeş Habeşî Habeşistan habip 936 .−ği haberdar haberdar etmek haberdar olmak haber kaynağı haber kipi haberleşme haberleşmek haberli haberlik.habanera habaset habbe haber haber ajansı haber bülteni haber bürosu haberci habercilik.−ği haber merkezi habersiz habersizce habersizlik.

−ği habitat habitus hac.ha bire habis habislik.−ğı Hacıbektaş (ilçe) Hacıbektaş taşı hacı devesi 937 .−ccı hacamat hacamat baltası hacamatçı hacamat etmek hacamatlama hacamatlamak hacamat şişesi hacamat yapmak haccetme haccetmek hacet hacet kapısı hacet penceresi hacet tepesi hacet yeri hacı hacıağa hacıağalık.

−cmi hacimli hacimlice hacimsiz hacir.−cri Hacivat haciz.−ğı hacı olmak hacı yağı hacıyatmaz hacıyolu (Samanyolu) hacim.hacı fışfış Hacılar (ilçe) hacılar bayramı hacılar kuşağı (gök kuşağı) hacılaryolu (Samanyolu) hacılık.−czi hacizli haczetme haczetmek haç haçlama haçlamak haçlı 938 .

−ddi hâd hadde haddeci hadde fabrikası haddehane haddeleme haddelemek haddizatında hademe hademeihayrat hademelik.−ğı hadi hadi hadi hadim hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana 939 .−ği hadım Hadım (ilçe) hadım ağası hadım etmek hadımlaştırma hadımlaştırmak hadımlık.Haçlılar haçvari had.

−ğı hafi hafi celse hafif hafifçe hafif hafif hafif hapis cezası hafifleme 940 .gelen) hâdisat hâdise hâdiseli hadisene hâdisesiz hadsiz hesapsız haf hafakan hafazanallah hafız hafıza hafıza kaybı hafızalı hafızali (üzüm) hafızasız hafızıkütüp.−bü hafızlama hafızlamak hafızlık.

−bi hafif para cezası hafif sanayi.−i hafifseme hafifsemek hafifseyiş hafif sıklet hafiften hafif tertip.−ği hafiflik etmek hafifmeşrep.−bi hafif uyku hafif yollu Hafik (ilçe) hafit.−ği 941 .hafiflemek hafifleşme hafifleşmek hafifleştirme hafifleştirmek hafifletici hafifletici sebep.−bi hafifletme hafifletmek hafifleyiş hafiflik.−di hafiye hafiyelik.

hafniyum hafriyat hafriyatçı hafriyatçılık.−ğı haftalıkçı haftalıklı hafta sonu haftaym hah haham hahambaşı hahambaşılık.−ğı hafta hafta arası hafta başı hafta içi haftalık.−ğı hahha hahhah hahnyum hail haile hain haince hain hain 942 .−ğı hahamhane hahamlık.

−kki (oyma) hâk.hainleşme hainleşmek hainlik.−ği hak etmek hakeza 943 .−ki (toprak) hakan hakanlık.−kkı (doğruluk) Hak.−ğı hakaret hakaretamiz hakaret etmek Hakas Hakasça hakça hakçası Hak dini hak ediş hakem hakem heyeti hakem kararı hakemlik.−kk’ı (Tanrı) hak.−ği hainlik etmek haiz haiz olmak hak.

−ti hakikaten hakikatli hakikat olmak hakikatsiz hakikatsizlik.−ki hakkaniyet Hakkâri hakketme hakketmek hakkıhıyar hakkıhuzur hakkımüktesep hakkında 944 .hâkî hakikat.−ği hâkim olmak hakir hakkâk.−ği hakikî hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hakimane hâkimane hâkimiyet hâkimiyetimilliye hâkimlik.

eritme) 945 .−ğı haktanır haktanırlık.−ğı haksızlık etmek haksız yere hakşinas hakşinaslık.−lli (çözme.−li (pazar yeri) hal.−ğı haklı olmak hakperest hakperestlik.−ği haksever hakseverlik.hakkısükût hakkıyla haklama haklamak haklaşma haklaşmak haklı haklılık.−ği haksız haksızca haksızlık.−ğı hakuran (kumru) hak yolu hal.

−l'i (tahttan indirme) hâl.−li (durum) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) Halaç Halaçça halakızı halaoğlu halâs halâs etmek halâskâr halâs olmak halat halat çekme halâvet halay halayık.−ğı halaza halazade hâlbuki hal çaresi hâl değişimi haldır haldır 946 .hal.−ğı halayıklı halayıklık.

hale halebî halef halef selef halef selef olmak halel haleldar haleldar etmek haleldar olmak halelenme halelenmek haleli hâlen Halep çıbanı halet haletiruhiye hal'etme hal'etmek halfa Halfeti (ilçe) half−time halhal halı halıcı halıcılık.−ğı halı saha hali 947 .

−ğü halk ağzı halkalama halkalamak halkalanış 948 .−kı halile halim halim selim halis halisane halis muhlis halisüddem halita haliyle halk halka halkacı halk adamı halka dizilişli halka dönük.haliç.−ği hâlihazır hâlihazırda halik.−ci Haliç hâli duman halife halifelik.

halkalanma halkalanmak halkalayış halkalı halkalı damar halkalı gözler halkalılar halkamsı halka olmak halka oyunları Halkapınar (ilçe) halk avcılığı halk avcısı halkavî halka yay halk bilgisi halk bilimci halk bilimi halk bilimsel halkçı halkçılık.−ğı halk dili halk edebiyatı halk etmek halk evi halk evleri halkiyat 949 .

−ğı hallenme hallenmek halleşme halleşmek halletme halletmek hallice hallihamur (olmak) hallolma hallolmak hallolunma hallolunmak halojen hâlsiz hâlsizce hâlsizleşme 950 .halk matinesi halk müziği halk odası halk okulu halk oylaması halkoyu halk ozanı halk yardakçılığı halk yardakçısı hallaç.−cı hallaçlık.

−ği halt halter halterci haltercilik.−ğı hamakat.hâlsizleşmek hâlsizlik.−ği halt etmek halûk hâl ulacı halüsinasyon halvet halvethane Halvetî halvet olmak ham hamail hamak.−ğı hamallık yapmak hamal semeri hamal sırığı hamam 951 .−ti hamal hamalbaşı hamal camal hamaliye hamallık.

hamam anası hamam bohçası hamam böceği hamam böceğigiller hamamcı hamamcılık.−ğı hamarat taze hamaset hamasî hamaylı Hambelî ham besi suyu hamburger hamburgerci 952 .−ğı hamam otu Hamamözü'nü (ilçe) hamam takımı hamam tası hamam yapmak hamarat hamaratça hamaratlaşma hamaratlaşmak hamaratlık.−ğı hamam kesesi hamamlık.

−ği hamilen hamilikart hamil olmak haminne hamisiz hamiş hamiyet hamiyetli hamiyetperver hamiyetperverlik.hamdüsena Hamel (Koç burcu) ham ervah ham gaz hamhalat ham hayal. −ği hamiyetsiz hamiyetsizlik.−ği hamla hamlacı 953 .−li ham hum hamız hami Hamî hamil hamile hamilelik.

−dı hamt etmek hamule hamur 954 .hamlaç.−cı hamlama hamlamak hamlaşma hamlaşmak hamle hamleci hamle etmek hamletme hamletmek hamle yapmak hamlık.−ğı ham madde ham payı hamse hamsi hamsi buğulama hamsi çorbası hamsigiller hamsikuşu (hamsi tavası) hamsili pilâv hamsin hamt.

−ğu hamur çorbası hamur işi hamurkâr hamurlama hamurlamak hamurlanma hamurlanmak hamurlaşma hamurlaşmak hamursu hamursuz Hamursuz Bayramı hamur tahtası hamur tatlısı hamur teknesi hamurumsu hamut.Hamur (ilçe) hamur boya hamurcu hamurculuk.−du han Han (ilçe) Hanak (ilçe) hanay Hanbelî hancı 955 .

−ğı hançer hançer çiçeği hançere hançerleme hançerlemek hançerlenme hançerlenmek handan hande handikap.−bı handiyse hane hanedan hanedanlık.−ği hangar hangi hangisi hanım hanımanne 956 .hancılık.−ği hanende hanendelik.−ğı Hanefî Hanefîlik.−ği hanek haneli hanelik.

−ğı hant hant hanüman hap hapaz hapazlama hapazlamacı hapazlamacılık.−ğı hanımnine hanımparmağı(tatlı) hani Hani (ilçe) hanigiller hanlık.−ğı 957 .−ğı Hanönü'nü (ilçe) hantal hantallaşma hantallaşmak hantallık.−ği hanımeli.hanım böceği hanımefendi hanımefendilik.−ğı hanımlık.−yi hanımeligiller hanım evlâdı hanımgöbeği (tatlı) hanım hanımcık.

−psi hapishane hapislik.hapazlamak hapçı hapçılık.−ği haploit.−ğı hapşırıklı hapşırma hapşırmak hapşırtma hapşırtmak hapşu haptetme haptetmek har 958 .−ğı hap etmek hapır hapır hapır hupur hapis.−di haploloji hapsedilme hapsedilmek hapsetme hapsetmek hapsettirme hapsettirmek hapşırık.

hara harabat harabatî harabatîlik.−ğı haraçlı harakiri harala gürele haram haram etmek harami haramilik.−ği harabe harabelik.−ği haraç.−ğı harap olmak 959 .−ği haram olmak haram para haramsız haramzade haranı harap.−cı haraççı haraççılık.−bı harap etmek haraplaşma haraplaşmak haraplık.

hilesiz) harbî (savaşla ilgili) harbilik.−ği harbiye harbiyeli Harbiye Nezareti harcama harcamak harcama kalemi harcanabilir harcanma harcanmak harcayış harcı harcıâlem harcırah 960 .harar hararet hararetlendirme hararetlendirmek hararetlenme hararetlenmek hararetli hararetli hararetli haraşo haraza harbe harbi (alet.

−ğı hardal rengi hardalsı hardalsız hare harekât hareke harekeleme harekelemek harekeli harekesiz hareket hareket dairesi hareket etmek hareketlendirme hareketlendirmek hareketlenme hareketlenmek hareketli hareketlilik.−ği 961 .harç.−cı harçlı harçlık.−ğı harçsız hardal hardaliye hardallı hardallık.

−fi harf çevirisi harfendaz harfendazlık.hareket noktası hareketsiz hareketsizlik.−ği harekî harelenme harelenmek hareli harem harem ağası Haremeyn harem kâhyası haremlik.−ğı harfi harfine harfitarif harfiyen har gür har har harharyas harharyasgiller har hur harılanma harılanmak 962 .−ği Harezmî yolu harf.

−ğı harlak.−ği hariciye nazırı hariç.−ği harim harir haris harita haritacı haritacılık.−ğı harlama harlamak 963 .−ğı haritalık.−ci hariç olmak harika harikulâde harikulâdelik.harıldama harıldamak harıl harıl harıltı harım harın haricen haricî hariciye hariciyeci hariciyecilik.

−ğı harmandalı harman etmek harmani harmaniye harmanlama harmanlamak harmanlanma harmanlanmak harmanlatma harmanlatmak harmanlık.−ğı harman sonu harman yapmak harman yeri harmonyum harnup.−bi (savaş) harp akademileri harp dairesi 964 .−bu harp (çalgı) harp.harlatma harlatmak harlı harman harmancı Harmancık (ilçe) harmancılık.

−dı hasatçı hasatçılık.−ğı 965 .−cu has Hasandede şarabı Hasandede üzümü Hasankeyf (ilçe) Hasanpaşa köftesi hasar hasarlı hasat.harp etmek harp malûlü harp okulu Harput köftesi harp zengini Harran (ilçe) harrangürra hars hart harta hartadak hartadan hartama hart hart hart hurt harttadak hartuç.

hasbelkader hasbetenlillâh hasbıhâl. ortaya çıkan) hâsıla hâsılat hâsılatlı 966 .−di hasetçi haset etmek hasetlenme hasetlenmek hasetli hasetlik.−ği hasıl (ekin) hâsıl (olan.−ği hasebi nesebi hasebiyle haseki hasekiküpesi (bitki) haseki sultan hasenat hasep.−li hasbıhâl etmek hasbî hasbîlik.−bi hasepsiz nesepsiz haset.

−srı hasıraltı hasırcı hasırcılık.−ği hasislik etmek hasiyet hasiyetli Hasköy (ilçe) haslet haspa 967 .−smı hasımca hasımlık.−ğı hasır hasır.hâsılı hâsılıkelâm hâsılı velkelâm hâsıl olmak hasım.−ğı hasırlama hasırlamak hasırlanma hasırlanmak hasırlı hasır otu hasır otugiller hasis hasislik.

−ği hasretme hasretmek hasrolunma hasrolunmak hassa Hassa (ilçe) hassa askeri hassas hassasiyet hassaslık.−ğı hasta etmek hastahane hastahanelik.hasret hasretli hasretlik.−ği hastahanelik etmek hastahanelik olmak hastalandırma hastalandırmak hastalanış 968 .−ğı hassaten hasse hassiyum hasta hasta bakıcı hasta bakıcılık.

−ğı haşat haşat etmek haşefe haşere haşhaş haşhaşhane haşhaş yağı haşıl haşıllama 969 .−ğı hastalıklı hastalık tablosu hasta olmak hastel has un hasut.hastalanma hastalanmak hastalık.−du haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) haşarat haşarı haşarıca haşarılaşma haşarılaşmak haşarılık.

−şvi haşiye haşlak haşlama haşlamak haşlamlılar haşlanış haşlanma haşlanmak haşlatma haşlatmak haşmet haşmetli 970 .−şri haşir neşir haşiş haşiv.haşıllamak haşırdama haşırdamak haşır haşır haşır huşur haşırtı haşırtılı haşin haşinleşme haşinleşmek haşinlik.−ği haşir.

−ttı hata hata etmek hatalı hatalı yürüme hatasız hata vuruşu Hatay hat bekçisi hatıl hatıllama hatıllamak hatır hatıra hatıra defteri hatırat hatır belâsı hatır hatır hatır hutur hatırlama hatırlamak hatırlanma hatırlanmak hatırlatma 971 .haşmetlû haşviyat haşyet hat.

hatırlatmak hatırlayış hatırlı hatır senedi hatırsız hatırşinas hatif hatim.−ği hatmetme hatmetmek hatmi hatta hattat hattatlık.−tmi hatime hatip.−bi hatiplik.−ğı hattıhareket hatun hav hava hava akımı hava alanı hava atışı hava basıncı hava bilgisi hava boşaltma 972 .

−ği havaî mavi hava indirme havaiyat hava kanalı 973 .makinesi hava boşluğu hava burgacı havacı havacılık.−ği havaîlik.−ğı havacıva havadan havadar hava değişimi hava deliği havadis hava dolaşımı hava durumu hava düzenleyicisi hava gazı hava gazı beki hava gazı fırını hava gazı sayacı hava haritası hava hukuku havaî havaî fişek.

hava kapağı hava kesesi hava köprüsü hava kuvvetleri hava küre havalandırıcı havalandırılma havalandırılmak havalandırma havalandırmacı havalandırmak havalandırmalı havalanma havalanmak havale havale etmek havaleli havalename havalı havalı direksiyon havalı fren havali hava limanı hava meydanı hava musluğu havan havaneli (alet) 974 .

−ği havas (nitelikler) havâs (duygular) hava sahası havasız havasızlık.havan topu hava oyunu hava parası hava raporu havarî havarîlik.−vli 975 .−ğı hava süzgeci hava şartları hava tahmini hava taşı hava tebdili hava ulaşımı hava üssü hava yastığı hava yastıklı hava yolu hava yolu ulaşımı hava yuvarı havhav (köpek) hav hav havi havil.

−ğu havuzlama 976 .−cu havuçlu kek havuç suyu havut.−du havuz havuzcu havuzcuk.havi olmak havlama havlamak havlanma havlanmak havlatma havlatmak havlayış havlı havlıcan havlu havlucu havluculuk.−ğu havluluk.−ğu havra Havran (ilçe) Havsa (ilçe) havsala havsalası geniş havuç.

−li hayalât hayalbaz hayal bilim hayalci hayalcilik.−ği hayal düzeyi hayalen hayalet hayal etmek hayal gücü 977 .havuzlamak havuzlanma havuzlanmak havuzlu havuzsuz Havva Havva ana havvaanaeli (bitki) havya havyar havza Havza (ilçe) hay haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) hayal.

−ği hayal seviyesi hayal ülke hayâsız hayâsızca hayâsızlık.hayalhane hayâlı hayalî hayalifener hayalî ihracat hayal kırıklığı hayalli hayal meyal hayal olmak hayal oyunu hayalperest hayalperestlik.−ğı hayat hayat adamı hayat ağacı hayat arkadaşı hayat dolu hayat düzeyi hayat felsefesi hayat hikâyesi hayatî hayatiyet 978 .

hayatiyetli hayat kadını hayat kavgası hayat memat hayat memat meselesi hayat mücadelesi hayat okulu hayat pahalılığı hayat seviyesi hayat sigortası hayat standardı hayat suyu hayat şartları hayat tarzı hayat tecrübesi hayat umudu haybe haybeci haybeden hayda haydalama haydalamak haydalanma haydalanmak haydama haydamak haydarî 979 .

haydarî yaka Haydarpaşa haydi haydi haydi haydin haydindi haydisene haydut.−du haydutluk.−ğı hayırlaşma hayırlaşmak hayırlı hayırperver hayır sahibi 980 .−ğu haydutluk etmek hayfa hayhay hayhuy hayıf. olmaz) hayır.−yrı (iyilik) hayırdua hayırdua etmek hayırhah hayırhahlık.−yfı hayıflanma hayıflanmak hayır (yok.

hayırsever hayırseverlik.−yzı haykırı haykırış haykırışma haykırışmak haykırma haykırmak haykırtı haykırtma haykırtmak haylamak haylaz haylazca haylazlaşma haylazlaşmak haylazlık.−ğı haylazlık etmek hayli haymana Haymana (ilçe) haymana mandası haymana öküzü haymatlos 981 .−ğı hayız.−ği hayırsız hayırsızlık.

Hayrabolu (ilçe) hayran hayran hayran hayranlık.−ğı haytalık etmek hayvan hayvanat hayvanat bahçesi hayvan bilimci hayvan bilimi hayvanca hayvancağız 982 .−ği hayta haytalık.−ğı hayran olmak hayrat Hayrat (ilçe) hayret hayret etmek hayrola hayrülhalef haysiyet haysiyet divanı haysiyetiyle haysiyetli haysiyetsiz haysiyetsizlik.

−ğı hayvancılık.−ti hazakatli hazan hazandide hazar Hazar Hazarca hazarî hazcı hazcılık.−ğı hazfetme hazfetmek 983 .hayvancık.−ğı hayvanî hayvaniyet hayvan kömürü hayvanlaşma hayvanlaşmak hayvanlaştırma hayvanlaştırmak hayvanlık.−ğı hayvanlık etmek hayvansal hayvan varlığı haz.−zzı haza hazakat.

−ğı hazır çorba hazır değer hazır etmek hazır giyim hazır kahve hazır kıt’a hazırlama hazırlamak hazırlanış hazırlanma hazırlanmak hazırlatma hazırlatmak hazırlayış hazırlık.−zmı hazımlı hazımsız hazımsızlık.−ğı 984 .−bı hazırcevaplık.hazık hazım.−ğı hazın hazır hazır beton hazırcevap.−ğı hazırcı hazırcılık.

−ği hazır yiyici hazin hazine hazinedar hazinedarlık.−ğı haziran haziran böceği hazire hazletme hazletmek hazmetme hazmetmek hazne hazret 985 .hazırlık devresi hazırlık dönemi hazırlıklı hazırlıklı olmak hazırlık sınıfı hazırlıksız hazırlıksız olmak hazırlop hazır ol hazır ol duruşu hazır olmak hazır para hazır yemek.

−ği heceleme hecelemek heceletme heceletmek heceli hecelik.Hazro (ilçe) hazzetme hazzetmek he heba heba etmek heba olmak hebenneka heccav hece hececi hececilik.−ği hece ölçüsü hece tahtası hece taşı hece vezni hece yutumu hecin hedef hedef kitle hedefleme 986 .

−li 987 .−ği hektar hektogram hektolitre hektometre helâ helâk.−ği hediye hediye etmek hediyelik.−ği hedonist hedonizm hegemonya hekim hekimbaşı Hekimhan (ilçe) hekimlik.−ki helâk etmek helâk olmak helâl.hedeflemek hedeflenme hedeflenmek hedef olmak heder heder etmek heder olmak hedik.

helâl etmek helâlî helâlinden helâlleşme helâlleşmek helâlli helâllik.−ği helâl olsun helâl hoş olsun helâlzade hele helecan helecanlanma helecanlanmak Helen Helenist Helenistik.−ği helikoit.−di helikon helikopter 988 .−ği Helenizm helezon helezonî helezonlaşma helezonlaşmak helezonlu helik.

heliport helis helisel helke hellim (peynir) helme helmelenme helmelenmek helmeli helmintoloji helva helvacı helvacı kabağı helvacı kökü helvacılık.−ğu 989 .−ğı helvahane helvalaşma helvalaşmak helyodor helyograf helyoterapi helyum hem hemahenk.−gi hemati hematit hematolog.

−li hemhudut.−di hemen hemencecik hemen hemen hemfikir.−ği Hendek (ilçe) hendese 990 .−ği hemşirezade hemze hemzemin hemzemin geçit.−du hemodiyaliz hemofil hemofili hemoglobin hempa hemşehri hemşehrilik.−di hendek.−ği Hemşin (ilçe) hemşire hemşirelik.−kri hemhâl.hematoloji hemayar hemcins hemdert.

hendesî hengâm hengâme hentbol hentbolcu henüz hep hepatit hepatoloji hep beraber hep birden hepçil hepsi hepsi hepsi hepten hepyek her her an her bir her biri hercaî hercaîce hercaîlik.−ği hercaî menekşe hercümerç.−ci hercümerç etmek her daim 991 .

−ği her gün herhâlde (belki) her hâlde (her du− rumda.−ği herk herke herkes herkeslik.her dem herek.−ği herk etmek her nasılsa her nedense her ne ise her ne kadar 992 . mutlaka) her hâlükârda herhangi herhangi bir herhangi biri herif herifçioğlu herik.−ği herekleme hereklemek hergele hergeleci hergelelik.

−bı hesaplama hesaplamak hesaplanış hesaplanma hesaplanmak hesaplaşma hesaplaşmak hesaplatma hesaplatmak 993 .−bı hesap belgesi hesap cetveli hesap cüzdanı hesapça hesapçı hesap etmek hesap günü hesap işi hesap kitap.−ği her zaman herze herzevekil hesabî hesap.her neyse her şey hertz her yerdelik.

hesaplayış hesaplı hesaplıca hesaplı orun hesap makinesi hesap özeti hesapsız hesapsızca hesapsız kitapsız hesapsızlık.−ğı hevesleniş heveslenme heveslenmek hevesli hevessiz hey 994 .−ğı hesap uzmanı heterojen heterotrof heterotrofi hevenk.−gi hevenkleşme hevenkleşmek heves heves etmek heveskâr heveskârlık.

−ği heykelleştirme heykelleştirmek 995 .−ğı heyecansız heyecansızlık.heyamola heybe heybeci heybet heybetli heybetlice heyecan heyecanlandırma heyecanlandırmak heyecanlanış heyecanlanma heyecanlanmak heyecanlı heyecanlılık.−ğı heyelân heyet heyetiyle heyhat heyhey heykel heykelci heykelci kalemi heykelcilik.

heykelli heykeltıraş heykeltıraşlık.−fzı hıfzetme hıfzetmek hıfzıssıhha hık 996 .−ğı heyulâ hezaren hezaren örgü hezel hezeyan hezeyan etmek hezimet hezliyat hı hıçkıra hıçkıra hıçkırık.−ği hıdrellez hıfız.−ğı hıçkırış hıçkırma hıçkırmak hıçkırtma hıçkırtmak hıdiv hıdivlik.

−ğı hımış hıncahınç hınç.−ğı hımhım hımhımlık.−ğu 997 .hık mık hık mık etmek hıltan hıltar hımbıl hımbıllaşma hımbıllaşmak hımbıllık.−cı hınçlı hınçsız Hınıs (ilçe) hınk hınzır hınzırca hınzırlaşma hınzırlaşmak hınzırlık.−ğı hınzırlık etmek hır hıra hırbo hırboluk.

−ğı hırgür hırıldama hırıldamak hırıldaşma hırıldaşmak hırıldayış hırıl hırıl hırıltı hırıltıcı hırıltılı hırızma hırka hırkalı hırkasız hırlama hırlamak hırlaşma hırlaşmak 998 .hırçın hırçınlaşma hırçınlaşmak hırçınlık.−ğı hırçınlık etmek hırçınlık yapmak hırdavat hırdavatçı hırdavatçılık.

−ğı hırsızlık etmek hırsızlık yapmak hırsız yatağı hırslandırma hırslandırmak 999 .hırlatma hırlatmak hırlayış hırlı hırpalama hırpalamak hırpalanış hırpalanma hırpalanmak hırpalatma hırpalatmak hırpalayış hırpanî hırpanîlik.−ği hırs hırsız hırsız adım hırsız anahtarı hırsız feneri hırsız kelepçe hırsızlama hırsızlık.

−şmı hışımlanma 1000 .hırslanış hırslanma hırslanmak hırslı hırssız hırt hırtapoz hırtapozluk.−ğı hışıldama hışıldamak hışıldatma hışıldatmak hışıl hışıl hışıltı hışıltılı hışıltısız hışım.−ğu hırtı pırtı hırtlamba hırtlık.−ğı Hırvat Hırvatça Hırvatistan hısım hısım akraba hısımlık.

−ğı hıyarcıl hıyarlaşma hıyarlaşmak hıyarlık.−ğı hışırtı hışırtılı hışırtısız hışlama hışlamak hıyaban hıyanet hıyanetlik.hışımlanmak hışımlı hışır hışırdama hışırdamak hışırdatma hışırdatmak hışırdayış hışır hışır hışırlık.−ğı hıyarağası hıyarcık.−ğı 1001 .−ği hıyar hıyarağa hıyarağalık.

hıyarlık etmek hıyarşembe hız hızar hızarcı hızarcılık.−ğı Hızır hızla hızlandırılma hızlandırılmak hızlandırma hızlandırmak hızlanış hızlanma hızlanmak hızlı hızlı akın hızlı hızlı hızlı hücum hızlılık.−bı hicap etmek hicaz 1002 .−ğı hızma hızölçer hibe hibe etmek hicap.

Hicaz hicazkâr hiciv.−di hidayet hiddet hiddet etmek 1003 .−ği hiçten hidatit.−ği hiç kimse hiçleme hiçlemek hiçleştirme hiçleştirmek hiçlik.−cvi hicran hicret hicret etmek hicrî hicrî takvim hicvetme hicvetmek hicviye hiç hiçbir hiçbiri hiççi hiççilik.

−di hidrat hidratlı hidrobiyoloji hidrodinamik.hiddetlendirme hiddetlendirmek hiddetleniş hiddetlenme hiddetlenmek hiddetli hiddetsiz hidra hidralar hidrasit.−li hidrofil hidrofobi hidrofor hidrograf hidrografi hidrojen hidrojen bombası hidrojenleme hidrojenlemek hidrojeoloji 1004 .−ği hidroelektrik santral.−ği hidroelektrik.

−li hidrosefali hidrosfer hidrosiyanik.−ği hidroterapi hidrozol.−ği hidroliz hidrolog.−lü hidrür higrofil higrometre higrometrik higroskop.−ği higrostat 1005 .−ği hidroskopi hidrostatik.−di hidroksil hidroksit.−di hidrolik.hidrokarbon hidrokarbonat hidrokarbür hidroklorik asit.−ğu hidroloji hidrometre hidroplân hidrosefal.−bu higroskopik.

−li hilâlî 1006 .−ği hikâye etmek hikâyeleme hikâyelemek hikâyeleştirme hikâyeleştirmek hikem hikemî hikmet hikmetihuda hikmetli hilâf hilâfet hilâfetçi hilâfetçilik.higrotropizm hijyen hijyenik.−ği hikâye hikâye birleşik zamanı hikâyeci hikâyecik.−ği hilâfıhakikat.−ti hilâfsız hilâl.−ği hikâyecilik.

hilâlleme hilâllemek hil'at.−ti hilkaten hilozoizm Hilvan (ilçe) hilye himaye himayeci himayecilik.−ği himaye etmek himen himmet himmet etmek 1007 .−ğı hileli hileli iflâs hilesiz hileli yönlendirme hile yapmak hilkat.−ti hile hilebaz hileci hilecilik.−ği hileişer’iye hilekâr hilekârlık.

hin hindi hindiba hindici hindigiller Hindistan Hindistan cevizi Hindolog.−ğu Hindoloji Hindu Hinduizm hinleşme hinleşmek hinlik.−ği hinoğlu hinoğluhin Hint Hint armudu Hint−Avrupa Hint bademi Hint baklası Hint bamyası Hint bezelyesi Hint biberi Hintçe Hint çiçeği Hint darısı 1008 .

−dı Hint fıstığı Hint fulü Hint gergedanı Hint güreşi Hint hıyarı Hint horozu Hint hurması Hint inciri Hint ipeği Hint irmiği Hint kamışı Hint keneviri Hint kertenkelesi Hint kestanesi Hint kirazı Hint kobrası Hint kumaşı Hint leylâğı Hintli Hint mandası Hint pamuğu Hint pirinci Hint safranı Hint sarısı Hint tavuğu 1009 .Hint domuzu hinterlant.

−ği hipotez hippi hippilik.Hint yağı Hint yağı ağacı hiperbol.−ği 1010 .−bu hipertansiyon hipnoz hipoderm hipodrom hipofiz hipoglisemi hipopotam hipopotamgiller hipostaz hipotansiyon hipotenüs hipotetik.−ği hirfet his.−di hipermarket hipermetrop.−ssi hisar hisarbuselik.−ği hiperboloidal.−lü hiperbolik.−li hiperboloit.

−u hissiselim hissiyat hissiz hissizlik.−ği histerezis histoloji hiş 1011 .Hisarcık (ilçe) hisleniş hislenme hislenmek hisli hisse hissedar hissedilme hissedilmek hisseişayia hisseişayialı hisseli hisse senedi hisset hissetme hissetmek hissettirme hissettirmek hissî hissikablelvuku.

−bı hitap etmek Hitit Hititçe Hititolog.−ğu Hititoloji hiyerarşi hiyerarşik hiyeroglif hiza hizalama hizalamak Hizan (ilçe) hizip.hişt hit hitabe hitaben hitabet hitam hitan hitap.−zbi hizipçi hizipçilik.−ği hizipleşme hizipleşmek hizmet hizmet akdi 1012 .

−ğı hizmetli hobi hoca Hocalar (ilçe) hocalık.−ği hizmet eri hizmet etmek hizmet içi eğitim hizmetkâr hizmetkârlık.−ği hodkâm hodkâmlık.−di hodri meydan hohlama hohlamak hokey hokka hokkabaz 1013 .hizmetçi hizmetçilik.−ğı hocalık etmek hodan hodangiller hodbehot hodbin hodbinlik.−ğı hodpesent.

−ği homolog.−ğı hol.−ğı Hollânda Hollândaca Hollândalı holmiyum holosen holotüritler homojen homojenlik.hokkabazlık.−ğu homolog kromozom homonim homoseksüel homoseksüellik.−ği homoteti homotetik.−ği homurdanış homurdanma homurdanmak homur homur homurtu 1014 .−lü holding holdingleşme holdingleşmek holigan holiganlık.

homurtulu homurtusuz hona Honaz (ilçe) Honduras Honduraslı hop Hopa (ilçe) hoparlör hoparlörlü hoparlörsüz hop hop hoplama hoplamak hoplatılma hoplatılmak hoplatış hoplatma hoplatmak hoplaya zıplaya hoplayış hoppa hoppaca hoppadak hoppala hoppala bebek.−ğı 1015 .−ği hoppalık.

−ğı horoz akıllı horozayağı (burgu) horozbina horozbinagiller 1016 .hoppalık etmek hopurdatma hopurdatmak hor hora horanta horasan Horasan (bölge. ilçe) horasanî Horasanlı horhor horlama horlamak horlanış horlanma horlanmak horlayış hormon hornblent.−di horon horoz horoz ağırlık.

horozcuk otu horoz dövüşü horoz fasulyesi horozkarası (üzüm) horozgözü (bitki) horozibiği (bitki) horozibiğigiller horoz kafalı horozlanış horozlanma horozlanmak horozlaşma horozlaşmak horoz mantarı horoz sıklet horoz şekeri horoz vakti horst hortlak.−ğı hortlama hortlamak hortlatma hortlatmak hortum hortumlama hortumlamak hortumlu 1017 .

−ğı hoşbeş hoşbeş etmek hoş bulduk hoşça hoşça kal hoş geldin(iz) hoş gelmek hoşgörü hoşgörücü hoşgörülü hoşgörürlük.hortumlu böcekler hortumlular horuldama horuldamak horuldayış horul horul horultu hostes hosteslik.−ğü hoşhoş hoş koku 1018 .−ği hoş hoşaf hoşaflık.−ğü hoşgörüsüz hoşgörüsüzlük.

hoş kokulu hoşkuran hoşlanış hoşlanma hoşlanmak hoşlaşma hoşlaşmak hoşlaştırma hoşlaştırmak hoşluk.−ğu hoşnut.−du hoşnut etmek hoşnutluk.−ğu hoşnut olmak hoşnutsuz hoşnutsuzluk.−ğu hoşsohbet hoşt hoşt hoşt hoşur Hotanto hotoz hotozlu hot zot etmek hovarda hovardaca hovardalaşma 1019 .

−cü hörgüçlü höst 1020 .−ğü höpürdetme höpürdetmek höpürtü höpürtülü hörgüç.−ğü hödükçe hödükleşme hödükleşmek hödüklük.−ğü hödüklük etmek höl höllük.−ğu hozalma hozalmak hozan Hozat (ilçe) hödük.−ğı hoyratlık etmek hoyuk.hovardalaşmak hovardalık.−ğı hovardalık etmek hoyrat hoyratça hoyratlık.

−ğı hristo teyeli hu hububat huda Huda hudayinabit hudut.höşmerim höt höykürme höykürmek höyük.−du hudut boyu hudut dışı hudutlandırma hudutlandırmak hudutlu hudutsuz huğ hukuk hukukçu 1021 .−ğü Hristiyan Hristiyanlaşma Hristiyanlaşmak Hristiyanlaştırma Hristiyanlaştırmak Hristiyanlık.

−ğı hulya hulyalaşma hulyalaşmak hulyalaştırma hulyalaştırmak hulyalı humar humbara humbaracı humbarahane humbara ocağı humma 1022 .−ğu hukuken hukukî hukukî metroloji hukuklu hukuksal hukuksuzluk.−ğu hulâsa hulâsa etmek hulâsaten hulliyat hulûl.hukukçuluk.−lü hulûs hulûskâr hulûskârlık.

−cu 1023 .hummalı humus (organik toprak) humus.−ğı huni hunnak hunriz hurafe hurç.−msu (bir tür yemek) hun hunhar hunharca hunharlık.−ğı huri hurma hurma ağacı hurmalık.−ğı hurdahaş hurdahaş etmek hurdalık.−cu hurda hurdacı hurdacılık.−ğı hurma tatlısı hurra huruç.

hurufat Hurufî Hurufîlik.−u huşunet Hut hutbe hutut huy huy edinmek huylandırma huylandırmak huylanış huylanma huylanmak huylu 1024 .−ği huruşan husuf husul.−lü husumet husumetkâr husus hususî hususiyet hususuyla husye huş huşu.

−ğu huysuzluk etmek huzme huzmeli huzur huzur evi huzur hakkı huzurlu huzursuz huzursuzca huzursuzluk.−ğu hüccet hücre hücre bilimi hücreler arası hücre yutarlığı hücum hücumbot 1025 .huysuz huysuzca huysuzlanış huysuzlanma huysuzlanmak huysuzlaşma huysuzlaşmak huysuzlaştırma huysuzlaştırmak huysuzluk.

−ğı hükümferma hükümlü hükümlülük.−kmü hükümdar hükümdarlık.−ğü hükümran hükümranlık.−ğı hükümsüz 1026 .hücumcu hücum etmek hücum oyuncusu hükmen hükmetme hükmetmek hükmî hükmî şahsiyet hükmolunma hükmolunmak hükûmet hükûmet darbesi hükûmet erkânı hükûmet etmek hükûmet kapısı hükûmet komiseri hükûmet konağı hükûmet merkezi hüküm.

−ğü hürmet hürmeten 1027 .hükümsüzlük.−ğü hülle hülleci hümanist hümanistleşme hümanistleşmek hümanizm hümanizma hümayun hüner hünerli hünersiz hüngürdeme hüngürdemek hüngür hüngür hüngürtü hünkâr hünkârbeğendi (yemek) hünnap.−bı hünnapgiller hünsa hür hürle hürlük.

−lü hüsnükuruntu hüsnüniyet hüsnüniyetle hüsnütelâkki hüsnüteveccüh 1028 .−ttı hüsnükabul.−li hüsnühâl kâğıdı hüsnühat.−ği Hürmüz hürriyet hürriyetçi hürriyetçilik.−ği hür teşebbüs hürya hürya etmek hüryemez hüseynî hüseynîaşiran hüsnühâl.−ği hürriyetperver hürriyetsiz hürriyetsizlik.hürmet etmek hürmetkâr hürmetli hürmetsiz hürmetsizlik.

−ğü hüzzam hüzzam beşlisi (*)I I ıcığı cıcığı Iğdır ığıl 1029 .−snü Hüt hüthüt hüve hüvelbaki hüveyda hüviyet hüviyet cüzdanı Hüyük (ilçe) hüzün.hüsnüyusuf hüsran hüsün.−znü hüzünlendirme hüzünlendirmek hüzünleniş hüzünlenme hüzünlenmek hüzünlü hüzünsüz hüzünsüzlük.

−bı ığrıp kayığı ıh ıhı ıhlama ıhlamak ıhlamur ıhlamurgiller ıhma ıhmak ıhtırılma ıhtırılmak ıhtırma ıhtırmak ıkıl ıkıl ıkına sıkına ıkına tıkına ıkındırma ıkındırmak ıkınma ıkınmak ıkıntı ıklama ıklamak ıklım tıklım ılgama 1030 .ığıl ığıl ığrıp.

−ğı ılıkça ılık ılık ılıklaşma ılıklaşmak ılıklaştırma ılıklaştırmak ılıklık.−ğı ılım ılıma 1031 .−ğı ılık.ılgamak ılgar ılgarcı ılgar etmek ılgarlama ılgarlamak Ilgaz (ilçe) ılgım ılgım salgım ılgın Ilgın (ilçe) ılgıncar ılgıngiller ılgıt ılgıt ılıca Ilıca (ilçe) ılıcak.

−ğı Irak ırakça ırakgörür ıraklaşma ıraklaşmak Iraklı 1032 .−ğı ılındırma ılındırmak ılınma ılınmak ılıştırma ılıştırmak ılıtma ılıtmak ıltar ımızganma ımızganmak ıncalız ıpıl ıpıl ıpıslak.−ğı ıpıssız ıra ırak.ılımak ılıman ılımlı ılımlılık.

−ği ıraksama ıraksamak ıraksınma ıraksınmak ıralama ıralamak ırama ıramak ırgalama ırgalamak ırgalanma ırgalanmak ırgama ırgamak ırganma ırganmak ırgat ırgatbaşı ırgatlık.−ğı ıraksak mercek.−ğı ıraksak.ıraklık.−ğı ırk ırk ayrımı ırk bilimi ırk birliği ırkçı 1033 .

−ğı ısı cam ısı dam ısıdenetir ısı kuşak.−ğı ısıl ısın ısındırma ısındırmak ısınış 1034 .−ğı ırmaklaşma ırmaklaşmak ırmak roman ırz ırz düşmanı ırz ehli ıs ısfahan Isfahan ısı ısıalan ısıcak.−ğı ırkî ırkiyat ırksal ırktaş ırmak.ırkçılık.

−ğı ısırılma ısırılmak ısırımlık.−ğı ısırma ısırmak ısırtma ısırtmak ısı tedavisi ısıtıcı ısıtılma ısıtılmak ısıtış ısıtma ısıtmak ısıveren 1035 .ısınma ısınma ısısı ısınmak ısınma koşusu ısıot ısıölçer ısı ölçümü ısırgan ısırgangiller ısırgın ısırıcı ısırık.

−ğı ıslah etmek ıslah evi ıslahhane 1036 .ısıyayar ısı yayımı ısı yuvarı ıska ıskaça ıskala ıskalama ıskalamak ıskala yapmak ıskarça ıskarmoz ıskarta ıskat ıskatçı ıskonto ıskonto etmek ıskontolu ıskontosuz ıskota ıskuna ıslah ıslahat ıslahatçı ıslahatçılık.

ıslah olmak ıslak.−ğı ıslak karga ıslaklık.−ğı ıslak sıçan ıslak zemin ıslama ıslamak ıslanış ıslanma ıslanmak ıslatıcı ıslatılma ıslatılmak ıslatış ıslatma ıslatmak ıslatma suyu ıslık.−ğı ıslıklama ıslıklamak ıslıklanış ıslıklanma ıslıklanmak ıslıklı ıslıklı ünsüz ısmarlama 1037 .

−ğı ıstakoz ıstakoz ağı 1038 .ısmarlamak ısmarlanma ısmarlanmak ısmarlatma ısmarlatmak ıspanak.−ğı ıspanakgiller ıspanaklar ıspanaklı ıspanaklı börek.−ği ıspanaklı yumurta ısparmaça Isparta Isparta gülü Isparta halısı ıspatula ıspavli ıspazmoz ısrar ısrar etmek ısrarlı ıssız ıssızlaşma ıssızlaşmak ıssızlık.

−smi ıstar ıstıfa ıstılah ıstırap.−ğı 1039 .ıstakozlar ıstakozluk.−ğı ıstampalama ıstampalamak ıstampa resim.−bı ıstıraplı ıstırapsız ıstırar ıstırarî ışığa doğrulum ışığa göçüm ışığan ışık.−ğu ıstampa ıstampacı ıstampacılık.−ğı ışık akısı ışık aylası ışık aynası ışık bacası ışık çanağı ışıkçı ışıkçılık.

−ğı ışıklı teker ışıkölçer ışık ölçümü ışıksız ışıksızlık.−ğı ışık yılı ışık yuvarı ışıl ışılak.ışık eğrisi ışık göçüm ışık gölge ışık hızı ışık ışını ışıkkesen ışık korkusu ışık küre ışıklama ışıklandırılma ışıklandırılmak ışıklandırma ışıklandırmak ışıklanma ışıklanmak ışıklı ışıklılık.−ğı ışılama 1040 .

−ğı ışıldama ışıldamak ışıldatma ışıldatmak ışıl ışıl ışıl küf ışıl küfler ışıl küflüce ışıltı ışıltılı ışıma ışımak ışın ışın bilimci ışın bilimi ışınetkin ışınetkinlik.−ği ışınım ışınım akısı ışınım alıcısı ışınım basıncı ışınım dengesi ışınımölçer 1041 .ışılamak ışılatma ışılatmak ışıldak.

−ğı ıştın ıştır ıtır ıtır çiçeği ıtırlı ıtır yaprağı ıtlak 1042 .ışınlama ışınlamak ışınlandırma ışınlandırmak ışınlanma ışınlanmak ışınlayıcı ışınlı ışınlılar ışınölçer ışın tedavisi ışın tedavi uzmanı ışıntı ışıntı lâmbası ışıtım ışıtma ışıtmak ışkı ışkın ışkırlak.

−ı ıttırat.−ğı ızgara parmaklığı ızgarasız ızgara yatağı ızgın ızrar (*)İ İ iade 1043 .−ğı ıttıla.ıtlak olunmak ıtnap.−dı ıvır zıvır ıydiye ızbandut.−du ızgara ızgara demiri ızgara köfte ızgaralı ızgaralık.−bı ıtrah ıtrah etmek ıtrışahî ıtrî ıtriyat ıtriyatçı ıtriyatçılık.

−ı ibdaî ibibik.iade edilmek iade etmek iadeiitibar iadeiziyaret iadeli iadeli taahhütlü iane iare iaşe iaşe etmek iaşe ve ibate ibadet ibadet etmek ibadetgâh ibadethane ibadullah ibare ibaret ibaret olmak ibate ibate etmek ibda.−ği ibik.−ği ibikli ibiksi 1044 .

−ği ibne ibnelik.−ği ibra İbradı (ilçe) ibra etmek ibraname İbranca İbranî İbranîce ibraz ibraz etmek ibre ibret ibretamiz ibreten ibretiâlem ibretlik.−ği 1045 .−ği ibret olmak ibrik.ibis ibiş iblâğ iblâğ etmek iblis iblisane iblisçe iblisçilik.

−bı içapçı icap etmek icar icat.−li icabet icabet etmek icabında icap.ibrikçi ibriktar ibriktar usta ibrişim ibrişim kurdu ibzal.−dı icatçı icat etmek icaz icazet icazetname icbar icbar etmek icmal.−li icmal etmek icra icraat icraatçı icracı 1046 .

icra etmek icra kuvveti İcra ve İflâs Hukuku icra vekili iç iç açıcı iç ağ iç ağa iç asalak.−ğı iç bakla iç barış iç başkalaşım iç bellek.−bi iç cümle iç çamaşırı iç çokgen iç denge iç deniz iç deri iç donu iç dünya içe bakış 1047 .−ği iç bölge iç bulantısı içbükey iç bükün iç cep.

−ğı İçel içeri içerik.−ğü içe dönüklük.−ği iç gezegen iç giyim iç göbek.−ği iç görüm iç görümlü içgörür içgösterir 1048 .içecek.−ğü iç ek içe kapanık.−ğı içe kapanıklık.−ği içerikli içerisi içerlek.−ği içe yöneliklik.−ği içerleme içerlemek içerleyiş içerme içermek iç etmek iç evlilik.−ği içe dönük.

−ği iç harp.içgüdü içgüdülü içgüdüsel iç güvey.−i iç güveyi.−bi iç hastalıkları iç hastalıkları uzmanı iç hat.−ği için içinde içindekiler içinden pazarlıklı 1049 .−si iç güveylik.−ttı iç hissedar iç ısıstıcı içici içicilik.−ği iç içe içi dar içi geniş içiliş içilme içilmek içim içimli içimlik.

−ği 1050 .−ğı iç kavuz içki içki âlemi içkici içkicilik.−ği içirilme içirilmek içiriş içirme içirmek içirtme içirtmek içiş iç işleri içit içi tez içitim içitme içitmek iç kapak.için için içirik.−ği içkili içkili lokanta içki masası içkin içkinlik.

içki psikozu içki sefası içkisiz içki sofrası iç kulak.−ği içme içmece içmek içmeler iç merkez 1051 .−ğı içli dışlı olmak içlik.−ği içlem içlendirme içlendirmek içlene içlene içleniş içlenme içlenmek içler acısı içli içli dışlı içli dışlılık.−ğı iç kuyu iç lâstik.−ği içli köfte içlilik.

−ği içtenlikle 1052 .−ği içten içe içtenlik.içme suyu iç mimar iç mimarî iç mimarlık.−ği iç salgı iç salgı bezi iç salgı bilimi iç savaş içsel iç ses iç ses düşmesi içsiz iç spiker iç su içten içten evlilik.−ğı iç odun iç oğlanı iç pazar iç pilâv iç plâzma iç politika içre içrek.

−ı içtima etmek içtimaî içtimaiyat içtimaiyatçı içtinap.içtenlikli içtenliksiz içtenliksizlik.−ğü içyağı iç yarıçap iç yüz iç zar id idadî idadiye 1053 .−ği içten pazarlıklı içtensiz içtensizlik.−bı içtinap etmek iç turizm iç tümce iç türeme iç tüzük.−dı içtima.−ği içtepi iç ters açı içtihat.

−ğı idam sehpası idare idarece idareci idarecilik.−ği idareten idarî iddia 1054 .−ği idare etmek idarehane idare hukuku idareimaslahat idareimaslahatçı idareimaslahat etmek idareimaslahat politikası idare kandili idare lâmbası idareli idaresiz idaresizlik.idam idam cezası idame idame etmek idam etmek idamlık.

−ğu ideologlar ideoloji ideolojik.−ğı iddia etmek iddialaşma iddialaşmak iddialı iddia makamı iddianame iddiasız iddiasızlık.−ği 1055 .iddiacı iddiacılık.−ği ideolog.−ğı ide idea ideal.−ği idealize idealize etmek idealizm idealleştirme idealleştirmek idealsiz idefiks identik.−li idealist idealistlik.

−lü idrak.−ği 1056 .−ki idrak etmek idraksiz idraksizlik.−ği idrar idrar zoru idris ağacı idris otu ifa ifade ifade etmek ifadelendirme ifadelendirmek ifa etmek iffet iffetli iffetsiz iffetsizlik.idi idil İdil (ilçe) idiopati idman idmancı idmanlı idmansız idol.

−ı 1057 .−dı ifşa.ifildeme ifildemek ifil ifil iflâh iflâh etmek iflâh olmak iflâs iflâs anlaşması iflâs davası iflâs etmek iflâs masası ifna ifna etmek ifrağ ifrat ifrat derecede ifrat tefrit ifraz ifrazat ifraz etmek ifrit ifrit etmek ifritleşme ifritleşmek ifrit olmak ifsat.

−ği iftarlık.−ğı iftar sofrası iftar tabağı iftar topu iftar vakti iftar yemeği iftar zamanı iftihar iftihar etmek iftihar listesi iftira iftiracı iftiracılık.−ğı iftira etmek iguana iguanagiller iğ iğ ağacı iğbirar iğci iğde 1058 .ifşaat ifşa etmek iftar iftar etmek iftariye iftariyelik.

−li iğfal etmek iğ iplik.−ği iğne iğne ardı iğneci iğnecik.iğdegiller iğdemir (alet) İğdir iğdiş iğdiş etmek iğfal.−ği iğnecilik.−ği iğneleme iğnelemek iğnelenme iğnelenmek iğneleyici iğneleyiş iğneli iğneli fıçı iğnelik.−ği iğlik.−ği iğne deliği iğnedenlik.−ği iğneli söz iğne oyası 1059 .

iğne yapmak iğne yaprak.−ği iğtinam iğ yağı ihale ihale etmek iham ihanet ihanet etmek 1060 .−ği iğrenilme iğrenilmek iğreniş iğrenme iğrenmek iğrenti iğreti iğretileme iğretilik.−ği iğrendirme iğrendirmek iğrengen iğrengenlik.−ci iğrençlik.−ğı iğne yapraklılar iğne yastığı iğne yurdu iğrenç.

−kkı ihlâl.−li ihmalci ihmalcilik.−ğı ihbar etmek ihbariye ihbarlama ihbarlamak ihbarlı ihbarname ihbar tazminatı ihdas ihdas etmek ihkakıhak.−ğı 1061 .ihata ihata etmek ihatalı ihbar ihbarcı ihbarcılık.−ği ihmal etmek ihmalkâr ihmalkârlık.−li ihlâl etmek ihlâs İhlâs ihlâslı ihmal.

−cı ihtilâç etmek ihtilâf 1062 .−ğı ihraç.−cı ihraç edilmek ihraç etmek ihraç izni ihram ihraz ihraz etmek ihsan ihsan etmek İhsangazi (ilçe) ihsanıhümayun İhsaniye (ilçe) ihsas ihsas etmek ihtar ihtar etmek ihtarname ihtida ihtifal.−li ihtikâr ihtilâç.ihnaklama ihracat ihracatçı ihracatçılık.

−ı ihtira beratı ihtiram ihtiram birliği ihtiram duruşu ihtiram kıt'ası ihtiras ihtiraslı ihtiraz ihtisap.−li ihtilâlci ihtilâlcilik.ihtilâl.−bı ihtisar ihtisas ihtisaslaşma 1063 .−li ihtimalî ihtimaliyet hesabı ihtimaller hesabı ihtimam ihtimam etmek ihtira.−ği ihtilâm ihtilâs ihtilât ihtilât etmek ihtilât yapmak ihtimal.

−ğı ihtiyarlık sigortası ihtiyar meclisi ihtiyar olmak ihtiyarsız ihtiyat ihtiyat akçesi ihtiyaten ihtiyatî ihtiyatî tedbir 1064 .−ğı ihtiyar etmek ihtiyar heyeti ihtiyarî ihtiyarlama ihtiyarlamak ihtiyarlatma ihtiyarlatmak ihtiyarlayış ihtiyarlık.ihtisaslaşmak ihtisas yapmak ihtişam ihtişamlı ihtiva ihtiva etmek ihtiyaç.−cı ihtiyar ihtiyarcık.

−ğı ihtiyatlı ihtiyatlı olmak ihtiyatsız ihtiyatsızlık.−ı ika etmek ikame ikame etmek ikame mallar ikamet ikamet etmek ikametgâh ikametgâh ilmühaberi ikametgâh kâğıdı ikaz 1065 .ihtiyatkâr ihtiyatkârlık.−ğı ihtiyatsızlık etmek ihtizaz ihvan ihya ihya etmek ihya olmak ihzar ihzarî ihzar müzekkeresi ika.

−ğı ikici iki cihan iki cihanda ikicilik.−ğı iki başlı iki başlılık.ikaz etmek ikbal.−ğu iki büklüm iki büklüm olmak iki canlı iki canlılık.−ğı iki ayaklı iki ayaklılık.−ği iki cinslikli iki çenekliler iki çenetli 1066 .−ğı iki bir iki buçukluk.−li ikbal düşkünlüğü ikbal düşkünü ikdam ikebana iken iki iki anlamlı iki anlamlılık.

−ği iki dünya iki düzlemli iki eşeyli iki evcikli iki fazlı iki geçeli iki kanatlılar iki katlı ikilem ikileme ikilemek ikilenme ikilenmek ikileşme ikileşmek ikiletme ikiletmek ikili ikili çatı ikilik.−ği ikili kök ikili öğretim ikili sigorta 1067 .iki çenetliler iki çifte iki dilli iki dillilik.

−ği ikinci yarı ikinci zaman ikinci zar ikindi ikindi ezanı ikindi namazı ikindiüstü ikindiüzeri ikindi vakti ikindiyin ikindi zamanı iki nokta iki ölçü iki paralık.−ğı iki paralık etmek iki paralık olmak 1068 .−ğı ikinci ikinci çağ ikinci el ikinci ferik ikinci grup.ikili ünlü ikili yatak.−bu ikinci karşılaşma ikinci kırdırma ikincil ikincilik.

iki parmaklı ikircik.−ği iki şekilli ikişer ikişer ikişer iki tek iki telli iki terimli iki üç iki yaşayışlı iki yüzlü ikiyüzlü (riyakâr) ikiyüzlülük.−ği ikirciklenme ikirciklenmek ikircikli ikirciklik.−ği ikircil ikircim ikircimli ikircimlik.−ğü (riyakârlık) ikiz ikiz anlam ikiz anlamlı İkizce (ilçe) İkizdere (ilçe) 1069 .

−ğı ikram 1070 .−ği ikiz ünlü ikiz ünsüz iklim iklim bilimci iklim bilimi iklimleme iklimleme cihazı ikmal.−ğu İkizler (burç) ikizleşme ikizli ikizlilik.ikizkenar ikizkenar üçgen ikizkenar yamuk.−li ikmal etmek ikmal imtihanı ikna.−ı ikna etmek ikna olmak ikon ikona ikonografi ikrah ikrah etmek ikrahlık.

ikramcı ikram etmek ikramiye ikramiyeli ikrar ikrar etmek ikraz ikraz etmek iks ışınları iksir iktibas iktibas etmek iktidar iktidarsız iktidarsızlaşma iktidarsızlaşmak iktidarsızlık.−dı iktisatçı 1071 .−ğı iktifa iktifa etmek iktiran iktisaden iktisadî iktisadiyat iktisap.−bı iktisap etmek iktisat.

iktisatçılık.−ğı iktisat etmek iktisatlı iktisatsız iktisat yapmak iktiza iktiza etmek il ilâ ilâç.−cı ilâç bilimci ilâç bilimi ilâçlama ilâçlamak ilâçlanış ilâçlanma ilâçlanmak ilâçlı ilâçlık.−ğı ilâh ilâhe ilâhi ilâhî ilâhiyat ilâhiyatçı 1072 .−ğı ilâçsız ilâçsızlık.

−ğı ilân edilmek ilânen ilân etmek ilânıaşk ilânıaşk etmek ilânihaye ilân panosu ilân tahtası ilârya ilâve ilâve etmek ilâveli ilâveten ilbay ilca ilca etmek ilçe ilçebay 1073 .ilâhlaşma ilâhlaşmak ilâhlaştırma ilâhlaştırmak ilâm ilâmaşallah ilâm etmek ilân ilâncılık.

−ci ileniş ilenme ilenmek ilerde ileri ilerici ilericilik.ile ilelebet ilen ilenç.−cu ileri uç oyuncusu ilerlek.−ği ileride ileri gelenler ileri geri ileri görüş ileri görüşlü ilerisi ileri teknoloji ileri uç.−ği ilerleme ilerlemek ilerletme ilerletmek ilerleyici ilerleyici benzeşme 1074 .

−ci ilgi 1075 .−ci ilgeçli ilgeçli tümleç.ilerleyiş ileti iletici iletiliş iletilme iletilmek iletim iletiş iletişim iletişim ağı iletişim araçları iletişim merkezi iletişim ortamı iletişme iletişmek iletken iletken damarlar iletkenlik.−ği iletki iletme iletmek ilga ilga etmek ilgeç.

−ği ilhak ilhak etmek ilham ilham etmek ilham kaynağı ilham perisi ilhan 1076 .−ci ilginçleşme ilginçleşmek ilginçlik.ilgi alanı ilgi çekici ilgi eki ilgileme ilgilemek ilgilendiriş ilgilendirme ilgilendirmek ilgileniş ilgilenme ilgilenmek ilgileşim ilgili ilgililik.−ği ilginç.−ği ilgisiz ilgisizlik.

−ği ilişikli ilişiksiz ilişilme 1077 .ilhanlık.−ği ilim kadını ilinek.−ğı İliç (ilçe) ilik.−lmi ilim adamı ilimcilik.−ği ilikçi ilikçilik.−ği ilineksel ilinti ilintileme ilintilemek ilintili ilistir ilişik.−ği ilikleme iliklemek iliklenme iliklenmek ilikleyiş ilikli iliksiz ilim.

ilişilmek ilişim ilişken ilişkenli ilişki ilişkilendirme ilişkilendirmek ilişkili ilişkin ilişkisiz ilişkisizlik.−ği ilişme ilişmek iliştirilme iliştirilmek iliştirme iliştirmek ilk ilk adım ilk ağızda ilkah ilkah etmek ilkbahar İlk Çağ ilk dördün ilke ilkeci 1078 .

ilkecilik.−ği ilkel memeliler ilkel toplum ilkesel ilke söz ilk gösteri ilkin ilk kânun ilkokul ilköğrenim ilköğretim ilk önce ilk örnek.−ği ilkel ilkelce ilkelciler ilkelcilik.−ği ilk elden ilkeleşme ilkeleşmek ilkelleşme ilkelleşmek ilkelleştirme ilkelleştirmek ilkellik.−ği ilk sezi ilkten 1079 .

−li illet illet etmek illetli illet olmak ille velâkin illî illiyet illüstrasyon illüzyon illüzyonist illüzyonizm ilme ilmek ilmekleme ilmeklemek ilmî 1080 .ilk teşrin ilk yardım ilk yardım hastahanesi ilk yarı ilkyaz illâ illâki illâllah illâllah etmek ille illegal.

−li ilmik.−bı iltihaplanma iltihaplanmak 1081 .−ği ilmikleme ilmiklemek ilmiklenme ilmiklenmek ilmikli ilmiksiz ilmiye ilmühaber ilsizleşme ilsizleşmek iltibas iltica iltica etmek iltica hakkı iltifat iltifat etmek iltifatlı iltihabî iltihak iltihak etmek iltihap.ilmiahlâk ilmî ahlak ilmihâl.

−ğı imalâthane imalât resmi imale 1082 .iltihaplı iltihapsız iltimas iltimasçı iltimasçılık.−ğı iltimas etmek iltimaslı iltisak iltisakî iltisakî diller iltizam iltizamcı iltizam etmek iltizamî ilzam ilzam etmek im ima ima etmek imaj imal.−li imalât imalâtçı imalâtçılık.

−ğı imam nikâhı imam nikâhlı İmamoğlu'nu (ilçe) imam suyu iman iman etmek imaniye imanlı iman sahibi imansız imansızlık.−ğı imansız peynir iman tahtası imar imaret imarethane 1083 .imale etmek imal etmek imale yapmak imalı imam imambayıldı imame imamet imam evi imamkayığı (tabut) imamlık.

−dı imdat etmek imdi imece imek imge imgeci imgelem imgeleme imgelemek imgelenme imgelenmek imgeli imgesel imha imha ateşi 1084 .imar etmek imbat imbik.−ği im bilimi imbisat imbisat etmek imce imceleme imcelemek imceli imcesiz imdat.

−ğı imlâ imlâ etmek imlâ yanlışı imleç.−li immoralizm immünoloji imparator imparatoriçe imparatoriçelik.imha etmek imik.−ci imleme imlemek imlik.−ği imparatorluk.−ğu imparator otu imrahor İmraniye (ilçe) İmranlı (ilçe) imren 1085 .−ği immoral.−ği imitasyon imkân imkânsız imkânsızlaşma imkânsızlaşmak imkânsızlık.

−ı imtina etmek imtisal.−li imtisal etmek imtisas imtiyaz imtiyazlı imtiyazsız 1086 .imrence imrendirme imrendirmek imrenilme imrenilmek imreniş imrenme imrenmek imrenti imroz İmroz (ilçe) imsak.−ki imsak etmek imsakiye imsakli imsak vakti imtihan imtihan etmek imtihan olmak imtina.

−cı imtizaç etmek imtizaçsız imza imza belgesi imza çizelgesi imza etmek imza günü imza kâğıdı imzalama imzalamak imzalanış imzalanma imzalanmak imzalatma imzalatmak imzalayış imzalı imza sahibi imzasız imza sirküleri imza töreni in inadına inak.imtizaç.−ğı inakçı inakçılık.−ğı 1087 .

−ğı inançsız inançsızlık.−cı inançlı inançlılık.−ğı inandırıcı inandırıcılık.−ğı inansız 1088 .−ğı inandırılma inandırılmak inandırma inandırmak inanılma inanılmak inanılmaz inanırlık.inaksal inal inam inan inanca inancılık.−ğı inanç.−ğı inanış inanlı inanma inanmak inanmazlık.

−ğı (verem) ince iş ince kesim inceleme incelemeci 1089 .−ğı inat.−ğı incecik.−dı inatçı inatçılık.−ği incecikten inceden inceden inceye ince donanma ince gül yağı ince hastalık.inansızlık.−ğı inat etmek inatlaşma inatlaşmak inayet inayet etmek inayet eylemek inbisat ince ince ağrı ince ayrım ince bağırsak.

incelemek inceleniş incelenme incelenmek inceletiş inceletme inceletmek inceleyici incelik.−ği inceliş incelme incelmek inceltici inceltiş inceltme inceltme işareti inceltmek incerek.−ği ince saz ince ses İncesu (ilçe) ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inci 1090 .

−ğu incik kemiği İncil incinme incinmek incir incir kuşu incirlik.−ği incik boncuk.−ği İncirliova (ilçe) incirsi meyve inci taşı incitici incitilme incitilmek incitiş incitme incitmebeni (kanser) incitmek incizap.inci balığı inci çiçeği incik.−bı inç inçık indeks indeterminist 1091 .

−ı indifa etmek indifaî indikatör indinde indirgeme indirgemek indirgen indirgenebilir indirgeniş indirgenlik.−ği indirgenme indirgenmek indirgeyici indirilme indirilmek indirim indirimli indirimli satışlar indirim saatleri indirim yapmak indiriş indirme indirme−bindirme indirmek 1092 .indeterminizm indî indifa.

−ci İnegöl (ilçe) İnegöl köftesi inek.−ği inekhane inekleme ineklemek ineklik.−ği inekçi inekçilik.−ği inek yağı infak 1093 .indirtme indirtmek indis individüalist individüalizm indiyum indükleç.−ci indükleme indükleme akımı indüklemek indükleme makinesi indüksiyon İnebolu (ilçe) inebolukütüğü (mavna) ineç.

infaz infaz etmek infial.−dı infiratçı infiratçılık.−ği inha inha etmek inhibitör inhidam 1094 .−ği İngiliz İngiliz anahtarı İngilizce İngiliz ipi İngiliz sicimi İngiliz siyaseti İngiliz tuzu İngiltere ingin inginlik.−li infilâk infilâk etmek infinitezimal.−li infirak infirat.−ğı infisah infisah etmek informatik.

−li inhilâl etmek inhimak.−ki inhina inhiraf inhiraf etmek inhisar İnhisar (ilçe) inhisarcı inhisarcılık.−dı inik deniz inildeme inildemek inildetme inildetmek inildeyiş inileme inilemek inilme 1095 .−ğı inhisar etmek inhitat inhitat etmek ini inik.−ği inikâs inikâs etmek inikat.inhilâl.

−ğı inkâr etmek inkıbaz inkıbazlık.−ı 1096 .−ğı inkılâp etmek inkıraz inkısam inkıta.inilmek inilti iniltili inim inim inisiyatif inisyal iniş iniş aşağı iniş çıkış inişli inişli çıkışlı inişli yokuşlu iniş takımları iniş yokuş inkâr inkârcı inkârcılık.−ğı inkılâp.−bı inkılâpçı inkılâpçılık.

−li inkişaf inkişaf etmek inleme inlemek inletme inletmek inleyiş inme inmek inmeli inorganik.−dı inkisar inkisar etmek inkisarıhayal.inkıyat.−ği inorganik kimya inorganik öge İnönü'nü (ilçe) insaf insaf etmek insaflı insaflılık.−ğı insafsız insafsızca insafsızlık.−ğı insan insan başlı 1097 .

−ği insaniyet insaniyetli insaniyetsiz insaniyetsizlik.−ği insan bilimci insan bilimi insan bilimsel insanca insancı insancıl insancılık.insan biçimcilik.−ği insan kurusu insanlaşma insanlaşmak insanlık.−ğı insancıllaşma insancıllaşmak insan coğrafyası insan evlâdı insangiller insan hâli insanımsılar insanî insaniçincilik.−ğı insanlık etmek insanlık hâli 1098 .

insan müsveddesi insanoğlu insan sarrafı insansı insansılar insanüstü insektaryum insert insicam insicamlı insicamlılık.−ğı insiraf insirafî insiyak insiyakî instant coffee inşa inşaat inşaatçı inşaatçılık.−dı inşat etmek 1099 .−ğı insicamsız insicamsızlık.−ğı inşaat çivisi inşa etmek inşallah inşat.

−cı intaç etmek intak intan intanî intaniye intaniyeci integral.−ğı intifa intifa hakkı intiha intihabat 1100 .inşirah intaç.−ı intibah intibak intibak etmek intibaksız intibaksızlık.−li integral denklemi integral hesapları interferometre interferometri interferon interkinez intermezzo internet intiba.

−li intikal etmek intikam intikamcı intisap.−li intihap.−bı intisap etmek intişar intişar etmek intizam intizamlı intizamsız intizamsızlık.−bı intihar intihar etmek intikal.intihal.−ğı intizar intizar etmek inzal.−li inzibat inzibatî inzibatsız inzimam inzimam etmek inziva ip ip cambazı 1101 .

−ği ipek.ipçi ipçik.−ği ipçilik.−ği ipek gülü ipekhane ipekli ipek matı ipham ipi çürük.−ğü ipi kırık.−ği ipeka ipek ağacı ipek baskı ipek baskıcı ipek böceği ipek böceği kelebeği ipek böcekçiliği ipekçi ipek çiçeği ipekçilik.−ğı ipileme ipilemek ipil ipil ipilti ipince ipipullah 1102 .

−ği iplik.−ği iplikçi iplikçilik.ipka ipka etmek iplemek iplicik.−ği ipotek etmek ipotekli ipotetik.−ği İpsala (ilçe) 1103 .−ği iplikhane iplik iplik iplik kurdu ipliklenme ipliklenmek ipliksi iplik solucanlar ip merdiven ipnotize ipnotize etmek ipnotize olmak ipnotizma ipnotizmacı ipnotizmalı ipnoz ipotek.

−ği irade yitimi iradımesel iradî 1104 .−li iptal etmek iptida iptidaî iptidaîlik.−ği iptidaî mektep.−ği irade dışı irade kaybı iradeli iradesiz iradesizlik.ipsi ipsiler ipsi solucanlar ipsiz ipsiz sapsız iptal.−bi iptilâ iptizal.−li ip torba ipucu irade irade beyanı iradeci iradecilik.

iradiye İran İranist İranistik İranlı irap.−bı irat.−dı irat etmek irca.−ği irili ufaklı irin irinlenme irinlenmek 1105 .−ı irca etmek irdeleme irdelemek irfan iri iribaş (kurbağa kurtçuğu) irice iridyum iri kıyım iri lâf irileşme irileşmek irilik.

−li irsalât irsaliye 1106 .irinli irinti iris iriş iri yarı irkiliş irkilme irkilmek irkiltici irkiltme irkiltmek irkinti irkme irkmek İrlanda İrlandalı irmik.−ği irmik helvası ironi irrasyonalizm irrasyonel irrealist irredantizm irs irsal.

−ı irticaî irtical.−li irtihal etmek irtikâp.−bı irtisam irtişa is İsa isabet isabet etmek isabetli isabetsiz isaf isal.−ı irtifak irtifak hakkı irtihal.−li irticalen irtifa.−dı irşat etmek irtibat irtica.irsen irsî irsiyet irşat.−li isale 1107 .

is'at.−smi isim durumu isim gövdesi isim hakkı isim hâli isim kökü isimlendirme isimlendirmek isimli 1108 .−smi isimcilik.−ği isim cümlesi isim çekimi isimden türeme fiil isimden türeme isim.−ği isim.−dı is'at etmek İscehisar (ilçe) ise İsevî İsevîlik.−ği isfendan ishak kuşu ishal.−li ishalli ishal olmak isilik.

isimlik.−ği isimsiz isim tabanı isim tamlaması iskalârya iskambil iskambil kâğıdı iskân iskân belgesi iskân etmek iskandil iskandil etmek İskandinav İskandinav dilleri İskandinavya İskandinavyalı iskarpelâ iskarpin iskarto iskele iskele babası iskele kelepçesi iskele kuşu iskelet iskelet mobilya iskemle iskemle kavgası 1109 .

−ğı İslâm gizemciliği İslâm hukuku İslâmî İslâmiyet İslâmlaşma İslâmlaşmak İslâmlaştırma İslâmlaştırmak 1110 .İskenderun (ilçe) iskerlet iskete İskilip (ilçe) İskitçe İskitler İskoç İskoçça İskoçya İskoçyalı iskorbüt iskorçina iskorpit iskorpitgiller iskota İslâhiye (ilçe) İslâm İslâmcı İslâmcılık.

−di İspanyol müziği İspanyol nezlesi ispari 1111 .İslâmlık.−dı isnat grubu ispalya ispanya İspanya İspanyol İspanyolca İspanyol dansı ispanyolet ispanyolet kilit.−ğı isleme islemek islenme islenmek isli isli kalem isli küf islim ismen ismet ismetli ismetsiz isnaden isnat.

ispat ispat etmek ispati ispatlama ispatlamak ispatlanış ispatlanma ispatlanmak ispatlayış ispatlı ispatlı şahitli ispenç.−ği ispermeçet ispermeçet balinası ispinoz ispinozgiller ispir İspir (ilçe) ispiralya ispirto ispirtocu ispirtolu ispirtoluk.−ğu ispirto ocağı 1112 .−ci ispenç horozu ispençiyari ispendek.

−ğu ispiyonlama ispiyonlamak ispritizma ispritizmacı ispritizmacılık.−ği istatistikçi istatistikî istavrit istavrit azmanı istavroz 1113 .−ğı israf israf etmek İsrafil İsrail İsrailli istadya İstanbul İstanbul efendisi istanbulin İstanbul kekiği istasyon istatistik.ispirtosuz ispit ispiyon ispiyoncu ispiyonculuk.

−ği istenç dışı istençli 1114 .−ği istek yutumu istem isteme istemek isteme kipleri istemeye istemeye istemli istemseme istemsiz istemsizlik.−ci istenççi istenççilik.−ği istenç.istek.−ği isteka isteklendirici isteklendirme isteklendirmek istekleniş isteklenme isteklenmek istekli isteksiz isteksizce isteksizlik.

−ği istenç yitimi istenilme istenilmek istenme istenmek istenmeyen durum istenmeyen kişi ister isteri isterik.−li 1115 .istençsiz istençsizlik.−dı istical.−dı istibat etmek istibdat.−ği isteri nöbeti ister istemez istetme istetmek isteyiş istiane istiane etmek istiap.−bı istiap etmek istiap haddi istiare istibat.

−li istidlâl etmek istif istifa istifade istifade etmek istifa etmek istifaname istifçi istifçilik.−dı istidatlı istidatsız istidlâl.istical etmek isticar isticar etmek isticvap.−ği istif etmek istifham istifleme istiflemek istifleniş istiflenme istiflenmek istifleyiş 1116 .−bı istida istidaname istidat.

−ğı istihkâm sınıfı istihkar 1117 .istifrağ istifrağ etmek istifsar istifsarıhatır istiğfar istiğfar etmek istiğna istiğrak istihale istihale etmek istihare istihbar istihbarat istihbarat dairesi istihbarat servisi istihbar etmek istihdaf istihdaf etmek istihdam istihdam etmek istihfaf istihfaf etmek istihkak istihkâm istihkâmcılık.

−li istikbal etmek istiklâl.istihkar etmek istihlâk.−ğı istikraz istikraz etmek istikşaf 1118 .−ğı istikrarsız istikrarsızlık.−li istihsal etmek istihza istihza etmek istihzalı istihzar istika istikamet istikbal.−ki istihlâk etmek istihraç.−li istikra istikrah istikrah etmek istikrar istikrarlı istikrarlılık.−cı istihraç etmek istihsal.

−dı istimdat etmek istimlâk.istilâ istilâcı istilâcılık.−dı istinat duvarı 1119 .−cı istimzaç etmek istinabe istinaden istinaf istinaf mahkemesi istinas istinat.−li istimal etmek istimara istimator istimbot istimdat.−ğı istilâ etmek istilzam istilzam etmek istim istimal.−ki istimlâk etmek istimna istimrar istimzaç.

−li istiskal etmek istismar istismarcı istismarcılık.istinat etmek istinatgâh istinga istinga etmek istinkâf istinkâf etmek istinsah istinsah etmek istintaç.−dı istirham istirham etmek istiridye istiskal.−ti istirahat etmek istirdat.−ğı istismar etmek istisna istisna etmek istisnaî 1120 .−cı istintaç etmek istintak istintak etmek istirahat.

istisnasız istişare istişare etmek istişare heyeti istitrat.−ğı iş 1121 .−dı istiva istiva hattı istizah istizah etmek istizan istizan etmek istop istop etmek istralya istrongilos İsveç İsveççe İsveçli İsviçre İsviçreli isyan isyancı isyancılık.−ğı isyan etmek isyankâr isyankârlık.

iş adamı iş akdi iş alanı iş'ar işaret işaretçi işaret etmek işaretleme işaretlemek işaretlenme işaretlenmek işaretleşme işaretleşmek işaretli işaret parmağı işaret sıfatı işaretsiz iş'arî iş'arî oy işba.−ı iş başı iş başı yapmak iş bırakımcı iş bırakımı iş bilimi iş birliği iş birliği yapmak 1122 .

iş birlikçi iş birlikli iş bölümü işbu işçi işçilik.−ği işgal etmek işgaliye işgaliye resmi iş gezisi iş gücü iş güç iş güç sahibi 1123 .−li işgalci işgalcilik.−ği işçi sigortası iş donu işeme işemek işenme işenmek iş eri işetme işetmek işe uygun işe yarar işgal.

işgüder işgüderlik.−ğı işgüzarlık etmek iş hacmi iş hanı işi duman işi tıkırında işitilme işitilmek işitilmemiş işitim işitiş işitme işitmek işitme kesesi işitmemezlik.−ği işitsel işittirme işittirmek işi yolunda iş kadını 1124 .−ği iş günü işgüzar işgüzarca işgüzarlık.−ği işitme taşı işitmezlik.

−ği işkembe çorbası işkembeli işkembesi geniş işkembesiz işkembe suratlı işkence işkenceci işkence etmek işkence yapmak işkil işkillendirme işkillendirmek işkillenme işkillenmek işkilli işkillilik.işkâl işkâl etmek iş kazası işkembe işkembeci işkembecilik.−ği işkine iş kolu 1125 .−ği işkilli olmak işkilsiz işkilsizlik.

işlek.−ği 1126 .−ği işlek ek işlek ekler işleklik.−ği işletme defteri işletmek işletmen işletmenlik.−ği işlem işlemci işleme işlemeci işlemecilik.−ği işlemek işlemeli işlem hacmi işleniş işlenme işlenmek işlenti işlerlik.−ği işletilme işletilmek işletiş işletme işletmeci işletmecilik.

−ği işlev yitimi işleyim işleyiş işli işlik.işletme şirketi işlev işlevcilik.−ğı işporta malı işret iş saatleri iş seyahati işsiz işsiz güçsüz işsizlik.−ği işlevsel işlevsiz işlevsizlik.−ği işlik orun işmar işmar etmek iş merkezi işporta işportacı işportacılık.−ği iş sözleşmesi iştah 1127 .

−li iştigal etmek iştiha iştihar iştikak iştira iştira etmek iştirak.−ği iştial.iştahlandırma iştahlandırmak iştahlanma iştahlanmak iştahlı iştahlılık.−ki iştirakçi iştirak etmek iştiyak iştiyaklı 1128 .−li iştial etmek iştigal.−ğı işte işteş işteş çatı işteş fiil işteşlik.−ğı iştahsız iştahsızlık.

işve işveli işveren işyar iş yeri it ita ita amiri itaat.−ği İtalya İtalyan İtalyanca itap.−ği ita emri italik.−ti itaat etmek itaatkâr itaatli itaatsiz itaatsizlik.−bı itap etmek itboğan itburnu (bitki) it canlı itçe itdirseği (arpacık) iteği 1129 .

−li ithalât ithalâtçı ithalâtçılık.−ği iterbiyum itfa itfa etmek itfaiye itfaiye aracı itfaiyeci itfaiyecilik.−ği ithaf ithaf etmek ithafname ithaf yazısı ithal.−ğı ithal etmek ithal izni ithal malı 1130 .ite kaka itekleme iteklemek iteleme itelemek itelenme itelenmek it elli itenek.

−ği itidal.−ğı itici iticilik.−li itidalli itidal sahibi itikâf itikâl.−li itikat.itham itham etmek ithamname it hıyarı iti itibar itibaren itibar etmek itibarıyla itibarî itibarî hizmet zammı itibarî sayfa itibarlı itibar mektubu itibarsız itibarsızlaşma itibarsızlaşmak itibarsızlık.−dı itikatlı 1131 .

−ğı itina itina etmek itinalı itinasız itinasızlık.−ğı itiraf itirafçı itiraf etmek itiraz itirazcı 1132 .−dı itimat etmek itimatlı itimat mektubu itimatname itimatsız itimatsızlık.−ğı itilâf etmek itiliş itilme itilmek itimat.−ğı itilâ itilâf itilâfçı itilâfçılık.itikatsız itikatsızlık.

−ğu itkuyruğu (bitki) itlâf itlâf etmek itlenme itlenmek itleşme itleşmek itlik.−dı itiyat edinmek itiyat etmek itizar itizar etmek itki it kopuk.−ği itmam itmam etmek itme itmek 1133 .itiraz etmek itirazsız itiş itiş kakış itişme itişmek itiştirme itiştirmek itiyat.

−ğı ittihat etmek ittihaz ittihaz etmek ittirme ittirmek ittisal.−ği ivedi ivedilenme ivedilenmek 1134 .−li it üzümü ivaz ivazlı ivazsız ivdirme ivdirmek ivecen ivecenlik.−dı ittihatçı ittihatçılık.itminan itriyum itriyumlu ittırat.−dı ittifak ittifak etmek ittifakla ittihat.

−ği ivedilikle iveğen ivesi ivgi ivinti ivinti yeri ivme ivmek ivmeölçer ivmeyazar İvrindi (ilçe) iye iyelik.−ği iyelik eki iyelikli tamlama iyi iyice iyicene iyicil iyiden iyiye İyidere (ilçe) 1135 .ivedileşme ivedileşmek ivedileştirme ivedileştirmek ivedili ivedilik.

iyi gün iyi gün dostu iyi hâl.−ği iyi niyet 1136 .−ği iyilik etmek iyilik güzellik iyilikle iyilik perisi iyilik sağlık iyiliksever iyilikseverlik.−ği iyilik yapmak iyimser iyimserlik.−ği iyilikbilmez iyilikçi iyilikçilik.−li iyi hâl belgesi iyi kalpli iyi kötü iyileşme iyileşmek iyileştirme iyileştirmek iyilik.−ği iyilikbilir iyilikbilirlik.

−ği iyonlanma iyonlaşma iyonlaştırma iyonlaştırmak iyon yuvarı iyot.−ği izafiye izafiyet izah 1137 .−cı iz'aç etmek izafe izafe etmek izafet izafeten izafî izafîlik.iyi yürekli iyodür iyon iyonik.−du iyotlama iyotlu tuz iz izabe izabe fırını izabe noktası iz'aç.

−ğı izaz izaz etmek izazüikram izbe izbelik.−ği izdiham izdivaç.−ği iz'an iz'an etmek iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık.−u izam izam etmek izamik.−cı izdivaç etmek iz düşümlü 1138 .−ği izbiro izci izcilik.izahat izah etmek izahlı izale izale etmek izaleişüyu.

−ği izleniş izlenme izlenmek izletilme izletilmek izletme izletmek izleyici izleyiş 1139 .−ği izlem izleme izlemek izlence izlenim izlenimci izlenimcilik.iz düşümsel iz düşümü izdüşüren izhar izhar etmek izin.−ği izlek.−zni izin belgesi izinli izinname izinsiz izinsizlik.

−ği 1140 .izmarit izmaritgiller izmihlâl.−dı izole etmek izomer izomeri izomerik.−li İzmir İzmir köfte İzmir köftesi İzmit İznik (ilçe) izobar izobar eğrisi izohips izohips eğrisi izolâsyon izolâtör izole izole bant.−ği izomerleşme izometri izomorf izomorfik.−ği izomorfizm izomori izomorlik.

−ğı janjan janjanlı janr jant Japon Japon armudu Japon bezi Japonca 1141 .−ğu jandarma jandarmalık.izoterm izoterm eğrisi izotop izzet izzetinefis.−fsi izzetüikbal.−li (*)J J jaguar jaketatay jaketataylı jakoben jakobenizm jakuzi jale jalûzi jambon jambonluk.

−ği jeofizikçi jeokimya jeolog.−ği jenosit.−ği jeofizik.Japon denizi japone Japon elması Japon gülü Japon hurması Japon kaktüsü Japon sarmaşığı Japonya jargon jarse jartiyer jel jelâtin jelâtinleme jelâtinlemek jelâtinli jeloz jenerasyon jeneratör jenerik.−ğu 1142 .−di jeodezi jeodinamik.

−ği jeotermal jeotermal enerji jeotermi jeotermik.jeoloji jeolojik.−ği jeomorfolog.−li jeosismik.−ğu jeomorfoloji jeopolitik.−ği jeosantrizm jeosenklinal.−ğu jikle jile jilet 1143 .−ği jeosantrik.−ği jeotropizma jersey jest jet jet motoru jeton jetoncu jet yakıtı jig jigolo jigololuk.

−ği jurnal etmek jurnalleme jurnallemek juro jübile Jüpiter 1144 .jimnastik.−ğu jinekoloji jips jiujitsu jiujitsucu jogging joker jokey jokeylik.−ği jimnastikçi jinekolog.−ği jorjet jöle jön jönprömiye judo judocu jul.−lü jurnal.−li jurnalci jurnalcilik.

−dı kabak çekirdeği 1145 .−ğı kaba kâğıt.−ti kabahat etmek kabahatli kabahatlilik.jüpon jüri jüt (*)K K kaba kababurun (balık) kabaca kabadayı kabadayıca kabadayılanma kabadayılanmak kabadayılaşma kabadayılaşmak kabadayılık.−ği kabak.−ğı Kabadüz (ilçe) kaba düzen kaba et kabahat.−ği kabahatsiz kabahatsizlik.

−ğı kabakulak olmak kabakulak otu kaba kurgu kaba kuşluk.−ğı 1146 .−ğı kabalaşma kabalaşmak kabalaştırma kabalaştırmak kabalık.kabakçı kabak çiçeği kabakgiller kabak kafalı kabak kemane kabaklama kabaklamak kabaklaşma kabaklaşmak kabaklık.−ğı kabalak.−ğu kaba kuvvet kabala kabalacı kabalacılık.−ğı kabak tadı kabak tatlısı kabakulak.

−ğı kabarış kabarma kabarmak kabartı kabartıcı kabartılı kabartma kabartmak 1147 .−ği kabare tiyatrosu kabarık.−ğı kabarcıklı kabarcıklı düzeç.kabalist kabalizm kaballama kaballamak kaban kabana kabara kabara kabara kabaralı kabarcık.−ci kabare kabareci kabarecilik.−ğı kabarık deniz kabarıklık.

−bzı kabızlık.−ği kabin kabine kabir.−ğı kabız olmak kabil kabile kabiliyet kabiliyetli kabiliyetsiz kabiliyetsizlik.−bri kabir azabı kabir suali 1148 .−ğı Kabataş (ilçe) kaba Türkçesi kaba yapı kaba yel Kâbe kabız.kabartmalı kabartma tozu kaba saba kaba sakal kaba sıva kaba sofu kaba şiş kabataslak.

−ğu kabuk bilimi kabuk böcekleri kabuk değiştirme kabuk kahvesi kabuklanma kabuklanmak kabuklaşma kabuklaşmak kabuklu kabuklu bit kabuklular kabuksu kabuksuz kabuk yönetim 1149 .−dı kablelvuku.kabl kablelmilât.−u kablo kablocu kablolu yayın kabotaj kabotaj bayramı kabotaj gemisi kabotaj hakkı kabristan kabuğunu çatlatma kabuk.

−ğı 1150 .kabul.−ğı kaç kaça kaçak.−ğı kaça kaç kaçakçı kaçakçılık.−lü kabul etmek kabul eylemek kabul günü kabul kredisi kabullenme kabullenmek kabul odası kabul salonu kabul töreni kabul yeri kaburga kâbus kâbuslu kabuz kabuzcu kabza kabzetme kabzetmek kabzımal kabzımallık.

−ğı kaçıkça kaçıklık.−ğı kaçamaklı kaçamak yapmak kaçamak yol kaçamak yolu kaçan kaçana kaçar kaçgöç kaçı kaçık.kaçaklık.−ğı kaçık öz kaçılma kaçılmak kaçımsama kaçımsamak kaçımsar kaçıncı kaçıngan kaçınganlık.−ğı kaçamak.−ğı kaçınılmaz kaçınma kaçınmak kaçıntı kaçırga 1151 .

−ğı kaçma kaçmak kaçmaklık.kaçırılma kaçırılmak kaçırış kaçırma kaçırmak kaçırtma kaçırtmak kaçış kaçışılma kaçışılmak kaçışma kaçışmak kaçkın kaçlı kaçlık.−ğı kaçmaz kaçta kadana kadar kadastro kadastrolama kadastrolamak kadastrolanma kadastrolanmak 1152 .

kadavra kadavralaşma kadavralaşmak kadayıf kadayıfçı kadayıfçılık.−ği 1153 .−ğı kadeh kadeh arkadaşı kadeh arkadaşlığı kadehçik.−ği kadehdaş kadem kademe kademe kademe kademe ilerlemesi kademeleme kademelemek kademelendirme kademelendirmek kademelenme kademelenmek kademeli kademesiz kademhane kademli kademsiz kademsizlik.

−ği kaderiye kadersiz kadı Kadıköy (ilçe) Kadıköy taşı kadılık.−ğı kadın kadınana kadın avcısı kadın berberi kadınbudu (köfte) kadınca kadıncağız kadıncık.−ğı kadıncıl kadındüğmesi (bitki) kadın evi kadıngöbeği (tatlı) Kadınhanı'nı (ilçe) kadın hareketi kadın hastalıkları kadınımsı 1154 .kader kader birliği kaderci kadercilik.

−ğı kadınsız kadın terzisi kadın ticareti kadıntuzluğu (bitki) kadırga kadırga balığı Kadışehri'ni (ilçe) kadife kadife çiçeği kadifeleşme kadifeleşmek kadifeleştirme kadifeleştirmek 1155 .kadın kadına kadın kadıncık kadınlar hamamı kadınlaşma kadınlaşmak kadınlı kadınlı erkekli kadınlık.−ğı kadınnine kadınsal kadınsı kadınsılaşma kadınsılaşmak kadınsılık.

−ğı kadit.kadifelik.−ği kadifemsi kadim kadim dost kadinne kadir.−dri (değer) kadir (güçlü) kadirbilir kadirbilirlik.−ği Kadir Gecesi Kadirî Kadirîlik.−di kadmiyum kadmiyumlu kadran kadrat kadril kadro kadrolandırma 1156 .−ği Kadiriye Kadirli (ilçe) kadir olmak kadirşinas kadirşinaslık.−ği kadirbilmez kadirbilmezlik.

−ğı kafa dengi kafa içi kafa işçisi kafa kâğıdı kafa koçanı kafakol kafalı kafası boş kafası bulutlu 1157 .−ğü kadük olmak kafa kafaca kafa çıkışı kafadan bacaklılar kafadan kontak.−ğı kafadar kafadarlık.kadrolandırmak kadrolaşma kadrolaşmak kadrolu kadrosuz kadrosuzluk.−ğu kadük kadüklük.−ğı kafadaş kafadaşlık.

−ğı kafası küflü kafası örümcekli kafası tembel kafasız kafasızlık.−ğı kafası kontak.kafası çatlak.−ğı kafası dumanlı kafası iyi kafası kıyak.−ğı kafatası Kafdağı'nı kafein kafes kafesçi kafesleme kafeslemek kafesli kafes teli kafeşantan kafeterya kâffe kâffesi kâfi kafile 1158 .−ğı kafatasçı kafatasçılık.

−ğı kâğıt dutu Kâğıthane (ilçe) kâğıt helvacı kâğıt helvası 1159 .−ğı kâğıt.kâfir kâfiristan kâfirlik.−ği kafiye kafiyeli kafiyesiz Kafkas Kafkasya Kafkasyalı kaftan kaftancı kâfur kâfur ağacı kâfuru kâgir kağan kağanlık.−dı kâğıt ağacı kâğıt balığı kâğıt balığıgiller kâğıtçı kâğıtçılık.

−ğı kâğıt oyunu kâğıtsı kâğıt torba Kağızman (ilçe) kağnı kağnı mazısı kağşak.−ğı kağşama kağşamak kâh kahhar kahır.kâğıt kebabı kâğıtlama kâğıtlamak kâğıtlanma kâğıtlanmak kâğıtlı kâğıtlık.−ği kahir 1160 .−ği kâhin kâhinlik.−hrı kahırlanma kahırlanmak kahırlı kâhil kâhillik.

−ği kahpelik etmek kahpenin dölü kahraman kahramanca kahramanlaşma kahramanlaşmak kahramanlık.−ğı Kahraman Maraş kahretme kahretmek kahreyleme kahreylemek kahreyleyiş 1161 .kahir ekseriyet kahir kuvvet kahkaha kahkaha çiçeği kahpe kahpece kahpecik.−ği kahpe dölü kahpe felek.−ği kahpelenme kahpelenmek kahpeleşme kahpeleşmek kahpelik.

−ğı kahve kahve ağabeyi kahve cezvesi kahveci kahvecilik.−yi kahve tabağı 1162 .−ği kahve değirmeni kahve dibeği kahve dolabı kahve falı kahve fincanı kahvehane kahvehaneci kahve kaşığı kahve makinesi kahve ocağı kahve parası kahverengi.kahrolası kahrolma kahrolmak kahroluş Kâhta (ilçe) kahvaltı.−yı kahvaltıcı kahvaltı etmek kahvaltılık.

−ğı kâhyalık etmek kaide kaideci kaideli kaidesiz kail kail olmak kaim kaime kaimelik.kahve takımı kahve tepsisi kâhya kâhyalık.−ği kaim olmak kâin kâinat kak kaka kakaç.−cı kakalama kakalamak kakalanma kakalanmak kakao kakolu kakaolu kek 1163 .

−ğı kakırdak poğaçası kakırdama kakırdamak kakır kakır kakırtı kakış kakışma kakışmak kakıştırma kakıştırmak kaklık.−cı kakılma kakılmak kakım kakıma kakımak kakınç.−cı kakıntı kakırca kakırdak.−ğı kakavanlık etmek kakıç.kakavan kakavanlık.−ğı kakma kakma aşı kakmacı 1164 .

−ğı kalabalık ağızlı kalabalıkça kalabalık etmek kalabalıklaşma kalabalıklaşmak kalafat kalafatçı kalafatçılar kalafatçılık.kakmacılık.−ğı 1165 .−ğı kakmak kakmalı kaknem kakofoni kaktüs kaktüsgiller kakule kakuleli kakum kâkül kâküllü kal kala kalaazar kalaba Kalaba kalabalık.

kalafatlama kalafatlamak kalafatlanma kalafatlanmak kalafatsız kalafat yeri kalak.−ğu kalas kalastra kalavra 1166 .−ğı kala kala kalakalma kalakalmak kalamar kalamata Kalamış kalamin kalamit kalan Kalan kalandır kalandırcı kalandır makinesi kalanlı bölme kalantor kalantorca kalantorluk.

kalavrahane kalay kalay balık.−ğu kalbur kemiği kalburlama kalburlamak kalburlanma kalburlanmak 1167 .−ğı kalaycı kalaycılık.−ğı kalayhane kalaylama kalaylamak kalaylanma kalaylanmak kalaylatma kalaylatmak kalaylı kalaysız kalben kalbî kalbi kırık.−ğı kalbi temiz kalbur kalburabastı kalburcu kalburculuk.

−ğı kalçasız kalçete kalçın kalçıncı kaldıraç.−cı kaldıran kaldırıcı kaldırılış kaldırılma kaldırılmak kaldırım kaldırımcı kaldırımcılık.−ğı kaldırım işçisi kaldırım kabadayılığı kaldırım kabadayısı kaldırımlı 1168 .kalburlatma kalburlatmak kalburüstü kalcı kalça kalça kemiği kalçalı kalçalık.

−di kalebent etmek kalebentlik.−ği kaleci kaleci eldiveni Kalecik (ilçe) kalecilik.−ği kale çizgisi kalem kalem açacağı kalem aşısı 1169 .kaldırım mühendisi kaldırım satışı kaldırımsı kaldırımsız kaldırım süpürgesi kaldırım taşı kaldırım yosması kaldırış kaldırma kaldırmak kaldırma kolcusu kaldırtma kaldırtmak kale Kale (ilçe) kale bedeni kalebent.

−ği kalem parmaklı kalem pil kalem sahibi kalemşor kalem şuarası kalemtıraş kalender kalenderce kalenderî Kalenderiye kalenderleşme kalenderleşmek kalenderlik.−ği 1170 .kalembek kalem beyi kalem efendisi kalem erbabı kalemis kalem işi kalemkâr kalemkârlık.−ğı kalem kaşlı kalem kavgası kalem kömürü kalem kulaklı kalem kutusu kalemlik.

−ğı kalımsız kalın kalın bağırsak.−ğı kalınlaşma 1171 .−ğı kalıcı ruj kalıç.−cı kalık.−ğı kalıklık.−ğı kalım kalımlı kalımlılık.kalensöve kaleska kalevî kale vuruşu kaleydoskop.−ğı kalgıma kalgımak kalhane kalıcı kalıcılık.−ğı kalınca kalın kafa kalın kafalı kalın kafalılık.−bu kalfa kalfalık.

−bı kalıpçı kalıpçılık.−ğı kalınma kalınmak kalın ses kalıntı kalın ünlü kalın yağ kalıp.−ğı kalıp kıyafet kalıplama kalıplamak kalıplanma kalıplanmak kalıplaşma kalıplaşmak kalıplaşmış kalıplaşmış iyelik. −ği kalıplatma kalıplatmak 1172 .kalınlaşmak kalınlaştırma kalınlaştırmak kalınlatma kalınlatmak kalınlık.

−ğı kaliborit kalibraj kalibrasyon kalibrasyon testi kalibre kalifikasyon kalifiye kalifiye işçi kaliforniyum kaligrafi kaliko kalinis kalinos kalipso 1173 .kalıplı kalıplı kıyafetli kalıpsız kalıpsız kıyafetsiz kalıp sigarası kalış kalıt kalıtçı kalıtım kalıtım bilimi kalıtımsal kalıtsal kalıtsallık.

−ğı kalkıklık.−ğı kalkındırma kalkındırmak 1174 .−ğı Kalkandere (ilçe) kalkan kıkırdağı kalk borusu kalker kalkerleşme kalkerleşmek kalkerli kalkersiz kalkık.kaliptra kalitatif kalite kalite çemberleri kalite kontrolü kaliteli kalite riski kalitesiz kalitesizlik.−ği kalkan kalkan balığı kalkan balığıgiller kalkan bezi kalkan böcekleri kalkancık.

−ği kalleşlik etmek kalma kalma durumu kalmak kalmalı kalmalı tümleç.−ci kaloma kalomel kalori 1175 .−ği kallavi kallavi fincan kalleş kalleşçe kalleşlik.kalkınış kalkınma kalkınma hızı kalkınmak kalkış kalkışılma kalkışılmak kalkışma kalkışmak kalkma kalkmak kalkojen kalkolitik.

−ğı kalp çarpıntısı kalpçi kalp etmek kalp kası kalp krizi kalplaşma 1176 .−ği kalorifer dairesi kalorifer kazanı kalorifer peteği kalorimetre kalorimetri kalp.−ğı kalp akçe kalpakçı kalpakçılık.−ğı kalpaklı kalpaklık.−ğı kalp aksesi kalpazan kalpazanlık.−bi (yürek) kalp (sahte) kalp ağrısı kalpak.kalorifer kalorifer borusu kaloriferci kalorifercilik.

kalplaşmak kalplık.−ği kalp spazmı kalp yarası kalseduan kalsemi kalsifikasyon kalsit kalsiyum kalsiyum fosfat kalsiyum karbonat kalsiyum klorür kalsiyumlu kalsiyum oksit.−ğı kalûbelâ Kalvenci 1177 .−ğı kaltak.−ğı kalpli kalp olmak kalp sektesi kalpsiz kalpsizlik.−di kalsiyumsuz kaltaban kaltabanlık.−ğı kaltakçı kaltaklık.

−ği Kalvenizm kalya kalyon kalyoncu kam (şaman) kâm (dilek) kama kamacı kamacılık.−ğu kamasız kamaşma kamaşmak kamaştırma kamaştırmak 1178 .−ğı kamalama kamalamak kamalı kamamsı Kaman (ilçe) kamanço kamanço etmek kamara kamaramsı kamarillâ kamarot kamarotluk.Kalvencilik.

−ği kambur kambur kamburlaşma kamburlaşmak kamburlaştırma kamburlaştırmak kamburluk.kamber kambiyo kambiyo ajanı kambiyo cirosu kambiyocu kambiyoculuk.−ğu kambiyo senedi kambriyen kambriyen öncesi kambur kambura kambura makinesi kambur felek.−ğu kamburumsu kambur zambur kamçı kamçıbaşı (iplik) kamçıkuyruk.−ğu (koyun) kamçılama kamçılamak 1179 .

kamçılanış kamçılanma kamçılanmak kamçılaşma kamçılaşmak kamçılatma kamçılatmak kamçılayış kamçılı kamçılılar kame kamelya kamer kamera kameraman kamer balığı kamerî kamerî ay kamerî takvim kameriye kameriyeli kamerî yıl kamersiz Kamerun Kamerunlu kamet kamga 1180 .

−ğı kamış kalem kamış kemik.−ği kamışkulak.−ğı (at) kamışlı kamışlık.kamış kamışçık.−ğı kamping kamplaşma kamplaşmak kampus kamp yapmak kamu kamu davası 1181 .−ğı kamışsı kamikaze kâmil kâmilen kamineto kamkaz kamp kampana kampanacı kampanya kampanyacı kampçı kampçılık.

−ğı kamutay kamu yararı 1182 .kamu denetçisi kamu düzeni kamuflâj kamufle kamufle etmek kamu güvenliği kamu hizmeti kamu hukuku kamu idaresi kamu kesimi kamu kurumu kamulaştırılma kamulaştırılmak kamulaştırma kamulaştırmak kamuoyu kamu personeli kamus kamu sağlığı kamusal kamusallaşma kamusallaşmak kamu sektörü kamu tanrıcı kamu tanrıcılık.

−ti kanaat etmek kanaatkâr kanaatkârlık.−ğı kanalet kanalıyla 1183 .−ğu kamyonet kamyonetçi kamyonetçilik.−ği kan kana kanaat.−ğı kanaatli Kanada Kanada geyiği Kanada kavağı Kanadalı kanadiyen kana kan kana kana kan akçesi kan aktarımı kanal kanalcık.kamu yönetimi kamyon kamyoncu kamyonculuk.

−ğı kanarya otu kanasta kanat.−dı kanata kanatçık.kanalizasyon kanama kanamak kanamalı kanara kanarya kanarya çiçeği kanaryalık.−ğı kanatış kanatlandırma kanatlandırmak kanatlanış kanatlanma kanatlanmak kanatlı kanatlılar kanatma kanatmak kanatsız kanatsızlar kanava kanaviçe 1184 .

−ğı kancıkça kancıklık.kan ayaklı kanayış kan bağı kan bankası kan basıncı kan bilimci kan bilimi kanbiyit kanca kancabaş (kayık) kancacı kancalama kancalamak kancalanma kancalanmak kancalı kancalı iğne kancalı kurt.−du kancasız kancık.−ğı kancıklık etmek kancıklık yapmak kancıl kancur kan çıbanı 1185 .

−ğı kandırılış kandırılma kandırılmak kandırış kandırma kandırmaca kandırmak kandidoz kandil kandilci kandil çiçeği kandil çöreği kandil gecesi kandil günü 1186 .−ğı kançılarya kandamlası (bitki) kandaş kandaşlık.−ğı kan davası kandelâ Kandıra (ilçe) kandıra ağacı kandıra otu kandırıcı kandırıcılık.kançılar kançılarlık.

kandilisa kandilleşme kandilleşmek kandilli Kandilli kandillik.−ği kandilli küfür kandilli selâm kandilli temenna kandil simidi kandil yağı kan doku kan dolaşımı kanepe kangal Kangal (ilçe) kangal köpeği kangallama kangallamak kangallanma kangallanmak kangren kangrenleşme kangrenleşmek kangrenleştirme kangrenleştirmek kangrenli 1187 .

−ğı kanış kanıt kanıtlama kanıtlamak kanıtlandırma 1188 .−cı kanırtmak kanı sıcak.−ğı kanıklanma kanıklanmak kanıklık.kangren olmak kan grubu kanguru kangurugiller kanı kanı ayaklı kanı bozuk.−ğı kanıkma kanıkmak kanıksama kanıksamak kanıksayış kanırma kanırmak kanırtma kanırtmaç.−ğu kanık.

−i kani olmak kaniş kankan kan kanseri kan kardeşi kan kaybı kan kırmızı kankurutan kanlama kanlamak kanlandırma kanlandırmak kanlanma kanlanmak kanlı kanlı basur kanlı bıçaklı kanlı canlı kanlı katil 1189 .kanıtlandırmak kanıtlanış kanıtlanma kanıtlanmak kanıtlı kanıtsama kanıtsamak kani.

−ğı kanma kanmak kanmazlık.kanlılık.−ğı kan nakli kano kanon kanotiye kan otu kan pahası kan parası kan plâzması kan portakalı kanser kanser bilimi kanserleşme kanserleşmek kanserleştirici kanserli kanserojen kanseroloji kan serumu kansız kansız ameliyat kansız cansız kansızlaşma kansızlaşmak 1190 .

−ğı kant.kansızlık.−ğı kantarlı küfür kantarma kantaron kantar topu kan taşı kantat Kantçı Kantçılık.−ğı kantariye kantar kabağı kantar kolu kantarlama kantarlamak kantarlı kantarlık.−dı kantar kantar ağası kantarcı kantarcılık.−ğı kantin kantinci kantincilik.−ği kantitatif kantiyane kanto 1191 .

−ğu kanton kantonit kanun (yasa. çalgı aleti) kânun (yılın ilk ve son ayları) kanun adamı kanuncu kanun dışı kanunen kanun hükmünde kararname kanunî kanuniyet kanun koyucu kanunlaşma kanunlaşmak kanunlaştırılma kanunlaştırılmak kanunlaştırma kanunlaştırmak kanun lâyihası kanun maddesi kanunname kanun sözcüsü 1192 .kantocu kantoculuk.

kanunsuz kanunsuzluk.−bı (mahfaza) kâp.−ğu kanun tasarısı kanun teklifi kan unu kanunuesasî kânunuevvel kânunusani kanyak.−bı (aşık kemiği) kapacık.−ğı kapak.−ğı kapak bıçkıcısı kapak bıçkısı kapakçık.−ğı kapak kızı kapaklanma kapaklanmak kapaklı 1193 .−ğı kanyon kaolin kaolinit kaolinli kaos kap (giysi) kap.

kapaklık.−ğı kapalı oturum kapalı rejim kapalı tohumlular kapalı tribün kapalı yer korkusu kapalı yüzme havuzu kapama kapamacı 1194 .−ğı kapaksız kapak tahtası kapak takımı kapak taşı kapak yıldızı kapalı kapalı bölge kapalı çarşı kapalı devre kapalı duruşma kapalı gişe kapalı hava kapalı hece kapalı kalp ameliyatı kapalı kutu kapalılık.

−ğı kapanış kapaniçe kapan kapana kapanma kapanmak kapantı kapari kaparo kaparolu kaparosuz kaparoz kaparozcu kaparozculuk.−cı kapamak kapan kapanca kapancı kapan duygu kapanık.−ğı kapanıklık.−ğu kaparozlama kaparozlamak kapasite kapasiteli kapasitesiz kapatılış 1195 .kapamaç.

−ğı kapı çuhadarı kapı dışarı etmek kapı halkı kapı kâhyası kapı kapamaca kapı kethüdası kapı kolu kapı komşu kapıkule 1196 .−ğı kapçıklı kapçık meyve kapelâ kapı kapı ağası kapı ağzı kapıcı kapıcık.kapatılma kapatılmak kapatış kapatma kapatmak kapattırma kapattırmak kapçak.−ğı kapçık.−ğı kapıcılık.

−ğı kapısız kapış kapışılma kapışılmak kapış kapış kapışma kapışmak kapıştırma kapıştırmak kapı tokmağı kapı yoldaşı kapik.−ğı kapılı kapılış kapılma kapılmak kapı mandalı kapı oğlanı kapı perdesi kapısı açık.−ği 1197 .kapı kulu kapılandırma kapılandırmak kapılanma kapılanmak kapılgan kapılganlık.

−ğı kapkaç kapkaççı kapkaççılık.−li kapitalist kapitalistleşme kapitalistleşmek kapitalistleştirme kapitalistleştirmek kapitalizm kapitone kapitülâsyon kap kacak.−ğı kaplam kaplama kaplamacı kaplamacılık.−ğı kaplan kaplan atlaması 1198 .−ğı kaplamalı mobilya kaplamak kaplamalı kaplamlı kaplamsal kaplamsallık.−ğı kapkara kapkaranlık.kapital.

−ği kaplan böcekler kaplan derisi kaplanış kaplanma kaplanmak kaplatış kaplatma kaplatmak kaplayış kaplı kaplıca kaplıcalık.−ğı kapriçyo 1199 .−ğı kaplumbağa kaplumbağalar kaplumbağa yürüyüşü kapma kapmaca kapmak kapnisit kaporta kaportacı kaportacılık.kaplanboğan kaplan böcek.−ğı kaplık.

kapris kaprisli kaprissiz kapris yapmak kapsam kapsama kapsama alanı kapsamak kapsamlı kapsayıcı kapsız kapsül kaptan kaptanıderya kaptan köprüsü kaptan köşkü kaptanlık.−ğı kaptan paşa kaptan pilot kaptıkaçtı kaptırma kaptırmak kapuçin kapuska kaput kaput bezi kaput etmek 1200 .

−cı karaasma karabacak.kaputluk.−ğı karabalina karaballık.−cı karaağaçgiller kara ağızlı karaardıç.−ğu kapuz kapüşon kar (yağış) kâr (kazanç) kara karaağaç.−ğı (mantar hastalığı) karabasan (kâbus) karabaş karabaşak.−ğı (kuş) karabatakgiller 1201 .−ğı (mantar) kara baht kara bahtlı karabakal (kuş) karabaldır (bitki) karabalık.−ğı karabatak.

karabet karabiber karabibergiller karabina karabinyer kara borsa kara borsacı kara borsacılık.−ğı karaciğer 1202 .−ğı Karaburun (ilçe) Karabük karaca Karacabey (ilçe) karaca darısı kara cahil karaca kemiği karaca kuruca karacaot Karacasu (ilçe) karaceviz karacı karacılık.−ğı kara boya karabuğday karabuğdaygiller kara bulut karaburçak.

karaçalı karaçalılık,−ğı karaçam karaçavuş (üzüm) Karaçay Karaçayca karaçayır Karaçaylı Karaçoban (ilçe) Karadağ Karadağlı kara damaklı kara davar Karadeniz karadul (örümcek) karadut kara düzen kara elmas kara et Kara Evli karafa karafaki karafatma (böcek) kara fırın karagevrek,−ği (üzüm) karagöz (balık;

1203

oyun) Karagöz (oyun− daki kişi) karagözcü karagözcülük,−ğü Karagözlük,−ğü Karagözlük etmek karagül kara gün kara gün dostu karagürgen karağı kara haber karahalile (bitki) Karahallı (ilçe) karahindiba karahidra karahumma karaiğne (karınca) karaiskete kara iklimi Karaim Karaimce Karaisalı (ilçe) karakabarcık,−ğı karakaçan (eşek) kara kafalı

1204

karakafes (bitki) kara kalem Karakalpak Karakalpakça kara kaplı kitap,−bı kara kaplumbağası karakarga kara kaş karakaş (koyun) karakavak,−ğı karakavuk,−ğu (bitki) karakavza (yaban havucu) karakeçi (balık) Karakeçili (ilçe) kara kehribar karakeme (yer mantarı) karakılçık,−ğı (buğday) kara kış kara koca Karakoçan (ilçe) karakol karakol gemisi karakolluk,−ğu

1205

karakolluk olmak karakoncolos kara kovan Karakoyunlu (ilçe) karakter karakteristik,−ği karakterize karakterize etmek karakterli karakteroloji karaktersiz karaktersizlik,−ği kara kucak,−ğı karakul karakulak,−ğı (hayvan; haberci) kara kullukçu kara kurbağası kara kuru kara kusmuk,−ğu karakuş (at hasta− lığı; kuş) karakuşî kara kutu kara kuvvet kara kuvvetleri karalâhana

1206

karalâhana çorbası karalama karalama defteri karalamak karalanma karalanmak karalatma karalatmak karalayış karaleylek,−ği karalı karalı beyazlı karalık,−ğı kara liste karaltı karama karamak karaman Karaman karamandola Karamanlı (ilçe) kara maşa karambol,−lü karamelâ kara mili kara mizah karamsar

1207

karamsarlaşma karamsarlaşmak karamsarlaştırma karamsarlaştırmak karamsarlık,−ğı karamsar olmak karamuk,−ğu karamusal Karamürsel (ilçe) karanfil karanfilci karanfilgiller karanfil yağı karanlık,−ğı karanlık etmek karanlık oda karantina karantina müddeti karantina süresi kara para kara pazar Karapınar (ilçe) Karapürçek (ilçe) karar karargâh kararınca kararış

1208

kararlama kararlamadan kararlamak kararlaşma kararlaşmak kararlaştırılma kararlaştırılmak kararlaştırma kararlaştırmak kararlı kararlı dalga kararlı denge kararlılık,−ğı kararma kararmak kararname kararsız kararsız denge kararsızlık,−ğı karartı karartılma karartılmak karartma karartmak kara saban karasakız (zift) karasal

1209

karasal iklim karasal kumul karasal oluşuk,−ğu kara sarı kara sevda kara sevdalı karasığır karasığırcık,−ğı karasinek,−ği karasu (glokom, göz hastalığı) Karasu (ilçe) kara su kara suları karaşın karataban (hastalık) kara tahta Karataş (ilçe) karatavuk,−ğu karatavukgiller Karatay (ilçe) karate karateci kara tren karaturp karavan

1210

karavana karavana borusu karavanacı kara vapuru karavaş karavaşlık,−ğı karavel karavelâ karavide Karay kara yağız karayaka (koyun türü) karayandık,−ğı (bitki) karayanık,−ğı (hastalık) kara yazı Karayazı (ilçe) Karayca kara yel kara yeli karayemiş karayemiş ağacı kara yer karayılan kara yolu

1211

kara yosunları kara yosunu kara yüz kara yüzlü kar baykuşu karbojen karboksil karboksilik,−ği karboksilli karbon karbonado karbonat karbonatlama karbonatlamak karbonatlı karbon dioksit,−di karbon dönemi karbon hidrat karbonifer karbonik,−ği karbonik asit,−di karbonil karbonit karbonizasyon karbon kâğıdı karbonlama karbonlamak

1212

karbonlaşma karbonlaşmak karbonlu karbon monoksit, −di karborundum karbür karbüratör karbürleme karcığar kar çiçeği kardelen kardeş kardeşçe kardeşkanı (sakız) kardeşkanı ağacı kardeş kardeş kardeş kavgası kardeşlenme kardeşlenmek kardeşlik,−ği kardeş okul kardeş parti kardeş payı kardeş şehir,−hri kardırma kardırmak

1213

kar dikeni kardinal,−li kardinal kuşu kardinallik,−ği kardiyak kardiyograf kardiyografi kardiyogram kardiyolog,−ğu kardiyoloji kardiyopati kardiyoskleroz kardiyoskop,−bu kardiyoskopi kare kare kare karekök kareleme karelemek kareli karesel bölge kâr etmek kar faresi karfiçe karga kargabeyni (yemek)

1214

kargaburnu (alet) karga burun kargabüken kargacık burgacık kargadelen karga düleği kargagiller kargasekmez kargaşa kargaşacı kargaşalık,−ğı karga tulumba karga yürüyüşü kargı Kargı (ilçe) kargılama kargılamak kargılık,−ğı kargıma kargımak kargın Kargın kargış kargış etmek kargışlama kargışlamak kargışlı

1215

kargo kargocu kargoculuk,−ğu karha kâr haddi kar helvası karı karı ağızlı karık,−ğı karıklama karıklamak karıkma karıkmak karı koca karı kocalık,−ğı karılaşma karılaşmak karılı karılık,−ğı karılık etmek karılı kocalı karılma karılmak karıma karımak karın,−rnı karın ağrısı

1216

karın boşluğu karınca karınca asidi karınca belli karınca duası karıncaezmez karıncaincitmez karınca kaderince karınca kararınca karınca kuşu karınca kuşugiller karıncalanış karıncalanma karıncalanmak karıncalar karıncalı karıncasever karıncayiyen karıncayiyengiller karınca yuvası karıncık,−ğı karın çatlağı karından ayaklılar karından bacaklılar karındaş karınlama karınlamak

1217

karınlı karınma karınmak karınsa karıntası karıntı karın zarı karın zarı iltihabı karın zarı yangısı karısı ağızlı karısı köylü karış karışık,−ğı karışıklık,−ğı karışılma karışılmak karışım karış karış karışlama karışlamak karışma karışmak karıştırıcı karıştırıcılık−ğı karıştırılma karıştırılmak karıştırış

1218

karıştırma karıştırmak kari,−i karides karides ağı karidesçi kariha karikatür karikatürcü karikatürcülük,−ğü karikatürist karikatürize karikatürize etmek karikatürleştirme karikatürleştirmek karikatürlük,−ğü karina karina etmek karinalılar karine kar ispinozu kariyer kariyer yapmak karizma karizmatik,−ği Karkamış (ilçe) karkara

1219

karkas kar kazı kar kuşu kar kuyusu karlama karlamak karlanma karlanmak karlı kârlı kârlı iş karlık,−ğı Karlıova (ilçe) Karluk karma karmaç,−cı karma eğitim karma ekonomi karmak karmakarış karmakarış etmek karmakarışık,−ğı karmakarışık etmek karmakarışık olmak karmakarış olmak

1220

karmalık,−ğı karman çorman karmanyola karmanyolacı karmanyolacılık,−ğı karma okul kâr marjı karma sergi karmaşa karmaşık,−ğı karmaşıklaşma karmaşıklaşmak karmaşık sayı karmaşma karmaşmak karmaştırma karmaştırmak karma tamlama kâr merkezi karmık,−ğı karmuk,−ğu karnabahar karnabit karnaval karnaval maskarası karnaval maskesi

1221

karne karnı aç karnı burnunda karnı geniş karnıkara (börülce) karnından konuşan karnı tok karnıyarık,−ğı karni karnivor karo karoser kâr payı kâr paylaşımı karpit karpit lâmbası karpuz karpuzcu karpuzculuk,−ğu karpuz fener Karpuzlu (ilçe) Kars karsak,−ğı kar sapanı kârsız karst karstik,−ği

1222

karşı karşı akın karşı casusluk,−ğu karşıcı karşıcılık,−ğı karşıdan karşıya karşı devrim karşı düşürüm karşı gelim karşı görüş karşı karşıya karşılama karşılamak karşılama töreni karşılanış karşılanma karşılanmak karşılaşma karşılaşmak karşılaşma takvimi karşılaştırılma karşılaştırılmak karşılaştırma karşılaştırmacı karşılaştırma derecesi karşılaştırmak

1223

karşılaştırmalı karşılaştırmalı dil bilgisi karşılaştırmalı dil bilimi karşılaştırmalı edebiyat karşılaştırmalı ses bilgisi karşılayıcı karşılayış karşılık,−ğı karşılıklı karşılıklılık,−ğı karşılıklı yapraklar karşılıksız karşılıksızı aşk karşılıksız çek karşın karşı olmak karşı olum karşı oy karşı sav karşıt karşıt anlamlı karşıtçı karşıtçılık,−ğı

1224

karşıt duygu karşıtlama karşıtlamak karşıtlaşma karşıtlaşmak karşıtlı karşıtlık,−ğı Karşıyaka (ilçe) kart kartal Kartal (ilçe) kartal ağacı kartalgiller kartallar kartallı kartallı eğrelti otu kartalma kartalmak kartaloş kartaloz kartça karteks karteks dolabı kartel kartelâ kartelleşme kartelleşmek

1225

Kartezyen Kartezyenizm karting kartlaşma kartlaşmak kartlık,−ğı kartograf kartografi kartografik,−ği karton kartoncu kartonlama kartonlamak kartonpiyer kartonumsu kartopu kartotek,−ği kartpostal kartpostalcı kartuk,−ğu kartuş kartvizit Karun karyağdı karye karyokinez karyola

1226

kas kasa kasaba kasabalı kasacı kasadar kasa defteri kasa fişi kasalama kasalamak kasalanma kasalanmak kasalı kasalık,−ğı kasap,−bı kasaphane kasaplık,−ğı kasara kasa sayımı kasatura kasavet kasavet etmek kasavetlenme kasavetlenmek kasavetli kasavetsiz kas doku

1227

kâse kâsecik,−ği kâseletme kâseletmek kasem kaset kasetçalar kasetçi kasetçilik,−ği kasık,−ğı kasık bağcı kasık bağı kasık biti kasık çatlağı kasık otu kasıl kasıl duyumlar kasılgan kasılganlık,−ğı kasılış kasılma kasılmak kasım kasım kasım kasımpatı kasınç,−cı kasınma

1228

kasınmak kasıntı kasıntılı kasıntısız kasır,−srı kasırga kasıt,−stı kasıtlı kasıtsız kaside kasideci kasidehan kasis kasiyer kask kaskat (fizik) kaskatı kasket kasketçi kasketçilik,−ği kasketli kasketsiz kasko kaslaşma kaslaşmak kaslı kasma

1229

kasmak kasnak,−ğı kasnakçı kasnaklama kasnaklamak kasnı kassız kast Kastamonu kastanyet kastanyola kastanyola yuvası kastar kastarcı kastarcılık,−ğı kastarlama kastarlamak kastarlı kasten kastetme kastetmek kastî kastor kas tutukluğu kasvet kasvetli kasvetsiz

1230

kaş Kaş (ilçe) kaşağı kaşağılama kaşağılamak kaşağılanma kaşağılanmak kaşağılatma kaşağılatmak kaşalot kaşan kaşandırma kaşandırmak kâşane kaşanma kaşanmak kaşan yeri kaşar kaşarlanma kaşarlanmak kaşarlı kaşar peyniri kaşbastı kaşe kaşeksi kaşeleme kaşelemek

1231

kaşelenme kaşelenmek kaşeletme kaşeletmek kaşeli kaşık,−ğı kaşık çalımı kaşıkçı kaşıkçı kuşu kaşıkçılık,−ğı kaşıkçın kaşık düşmanı kaşık havası kaşık kaşık kaşıklama kaşıklamak kaşıklanma kaşıklanmak kaşıklayış kaşıklık,−ğı kaşık otu kaşık oyunu kaşıma kaşımak kaşındırma kaşındırmak kaşınış

1232

kaşınma kaşınmak kaşınma kazığı kaşıntı kaşıntılı kâşif kaş jölesi kaşkariko kaşkaval kaşkol,−lü kaşkorse kaşlı kaşlı gözlü kaşmer kaşmerlik,−ği kaşmir kaşpusiye kat kat,−t'ı (kesme) katabolizma katafalk katafot katakofti katakomp katakulli katalanca katalepsi

1233

kataleptik,−ği katalitik,−ği katalitik soba kataliz katalizör katalog,−ğu kataloglama kataloglamak katalpa katana katar katarakt katar katar katarlama katarlamak katarlanma katarlanmak katavaşya katbekat katedral,−li kategori kategorik,−ği katetme katetmek katgüt katı katık,−ğı

1234

katı kalpli katık etmek katıklama katıklamak katıklı katıklı aş katıksız katıksız hapis,−psi katıla katıla katılaşma katılaşmak katılaştırma katılaştırmak katılgan doku katılık,−ğı katılım katılımcı katılış katılma katılmak katıltma katıltmak katım katımlık,−ğı katıntı katır katır boncuğu

1235

katırcı katırcılık,−ğı katır karı katır kutur katırkuyruğu (bitki) katırlaşma katırlaşmak katırlık,−ğı katırtırnağı (bitki) katır yılanı katı söz katışık,−ğı katışıklık,−ğı katışıksız katışma katışmaç,−cı katışmak katıştırma katıştırmak katı yağ katı yumurta katı yürekli kat'î kâtibe kâtibiadil,−dli katil,−tli (öldürme) katil (öldüren)

1236

kat'îleşme kat'îleşmek katillik,−ği kâtip,−bi kâtiplik,−ği kat irtifakı kat’î teminat kat'iyen kat'iyet kat kat katkı katkılanma katkılanmak katkılı katkı maddesi katkı payı katkısız katlama katlamak katlandırma katlandırmak katlanılma katlanılmak katlanış katlanma katlanmak katlatma

1237

katlatmak katlayış katletme katletmek katlı katlı kur katliam katma katma bütçe katma değer vergisi katmak katmalı katman katman bulut katmanlaşma katmanlaşmak katmanlı katmer katmerci katmercilik,−ği katmer katmer katmerleşme katmerleşmek katmerli katmerli badem katmerli birleşik

1238

zaman katmerli iyelik,−ği katmerli yalan katmersiz Katolik Katoliklik,−ği katolunma katolunmak katot,−du katrak,−ğı katran katran ağacı katrancı katrancılık,−ğı katran çamı katranköpüğü (mantar) katranlama katranlamak katranlanma katranlanmak katranlı katran ruhu katran suyu katran taşı katran yağı katre

1239

katre katre katrilyon kat sayı katur kutur katyon kat yuvarı kauçuk,−ğu kauçuklu kaurit tutkalı kav kavaf kavaf işi kavafiye kavaflık,−ğı kavait,−di kavak,−ğı Kavak (ilçe) kavakçılık,−ğı kavak inciri Kavaklıdere (ilçe) kavaklık,−ğı kaval kavalcı kaval kemiği kaval tüfek,−ği kavalye kavalyelik,−ği

1240

kavalyelik etmek kavanço kavanoz kavara kavaracı kavas kavaslık,−ğı kavasya kavat kavata kavelâ kavga kavga adamı kavgacı kavgacılık,−ğı kavga etmek kavga kaşağısı kavgalaşma kavgalaşmak kavgalı kavgasız kavgasızlık,−ğı kavi kavil,−vli kavileşme kavileşmek kavileştirme

1241

kavileştirmek kavilleşme kavilleşmek kavilya kavim,−vmi kavis,−vsi kavisli kavkı kavkılı kavlağan kavlak,−ğı kavlama kavlamak kavlanma kavlanmak kavlaşma kavlaşmak kavlatma kavlatmak kavlıç,−cı kavlık,−ğı kavlince kavlükarar kav mantarı kavmî kavmiyat kavmiyet

1242

kavmiyetçi kavmiyetçilik,−ği kavraç,−cı kavrak,−ğı kavram kavrama kavramak kavrama noktası kavramcılık,−ğı kavram karmaşası kavramlaşma kavramlaşmak kavramsal kavranılma kavranılmak kavranılmaz kavranma kavranmak kavratma kavratmak kavrayış kavrayışlı kavrayışsız kavruk,−ğu kavrukluk,−ğu kavrulma kavrulmak

1243

kavruluş kavşak,−ğı kavşak adası kavuk,−ğu kavukçu kavuklu kavukluk,−ğu kavun kavuncu kavuniçi (renk) kavunsu kavurga kavurma kavurmacı kavurmaç,−cı kavurmak kavurmalı kavurmalık,−ğı kavurtma kavurtmak kavuruş kavuşma kavuşmak kavuştak,−ğı kavuşturma kavuşturmak kavuşulma

1244

kavuşulmak kavuşum kavuşum devri kavuşur su yosunları kavut kavuz kavuzlular kavzama kavzamak kay,−yyı kaya kaya balığı kaya balığıgiller kayabaşı (ezgi; türkü) kayaç,−cı kaya güvercini kayağan kayağanlık,−ğı kayağan taş kaya hanisi (balık) kaya horozu kayak,−ğı kayakçı kayakçılık,−ğı kaya keleri

1245

kayak evi kayalık,−ğı kaya lifi kayan kaya örümceği kayar kayarlama kayarlamak kayarto kaya sansarı kaya sarımsağı kaya sarmaşığı kaya suyu kaya tuzu kaybedilme kaybedilmek kaybetme kaybetmek kaybolma kaybolmak kayboluş kayda değer kaydedici kaydedilme kaydedilmek kaydetme kaydetmek

1246

kaydettirme kaydettirmek kaydıhayat kaydıihtiyat,−dı kaydırak,−ğı kaydırılma kaydırılmak kaydırış kaydırma kaydırmak kaydırtma kaydırtmak kaydiye kaydolma kaydolmak kay etmek kaygan kaygana kayganalık,−ğı kayganlık,−ğı kaygı kaygılandırma kaygılandırmak kaygılanış kaygılanma kaygılanmak kaygılı

1247

kaygın kaygısız kaygısızca kaygısızlık,−ğı Kayı kayık,−ğı kayıkçı kayıkçı kavgası kayıkçılık,−ğı kayıkhane kayık salıncak,−ğı kayık tabak,−ğı kayık yaka kayın,−ynı kayın kayın baba kayın birader kayınço kayıngiller kayınlık,−ğı kayın peder kayıntı kayın valide kayıp,−ybı kayır kayırıcı kayırıcılık,−ğı

1248

kayırılma kayırılmak kayırış kayırma kayırmak kayırtma kayırtmak kayısı kayısı hoşafı kayısı kompostosu kayısı kurusu kayış kayış balığı kayışçı kayış dili kayışkıran kayıt,−ydı kayıt defteri kayıtım kayıtımla uslamlama kayıt kuyut,−du kayıtlama kayıtlamak kayıtlı kayıtlı sermaye kayıtma

1249

kayıtmak kayıtsız kayıtsızca kayıtsızlık,−ğı kayıtsız şartsız kaykaç,−cı kaykay kaykılma kaykılmak kaykıltma kaykıltmak kayma kaymak,−ğı kaymak kaymakaltı (süt) kaymakam kaymakamlık,−ğı kaymakçı kaymak kâğıdı kaymaklanma kaymaklanmak kaymaklı kaymaklı dondurma kaymak tabakası kaymak takımı kaymak taşı

1250

kaymalık,−ğı kayme kaymelik,−ği kaynaç,−cı kaynaç taşı kaynak,−ğı kaynakça kaynakçacı kaynakçı kaynakçılık,−ğı kaynak gösterme kaynakhane kaynak kişi kaynaklanma kaynaklanmak kaynak makinesi kaynak suyu kaynak yapmak kaynama kaynamak kaynama noktası kaynana kaynana ağzı kaynanadili (bitki) kaynanalık,−ğı kaynanalık etmek kaynana zırıltısı

1251

kaynar kaynarca Kaynarca (ilçe) kaynaşık.−ğı kayrak.−ğı kaypakça kaypaklaşma kaypaklaşmak kaypaklık.−ğı kaynaşma kaynaşmak kaynaştırma kaynaştırmak kaynaştırma sesi kaynata kaynatalık.−ğı kaypama kaypamak kayra kayracılık.−ğı kayran 1252 .−ğı kaynatılma kaynatılmak kaynatma kaynatmak kaynayış kaypak.

kayrılma kayrılmak kayser Kayseri Kayseri mantısı Kayseri pastırması kayşa kayşama kayşamak kayşat kaytaban kaytak.−ğı kaytaklık.−ğu kaz kaza 1253 .−ğı kaytan kaytan bıyıklı kaytancı kaytanlı kaytarıcı kaytarış kaytarma kaytarmacı kaytarmacılık.−ğı kaytarmak kayyum kayyumluk.

−cı kazançlı kazançsız kazan dairesi kazandırma kazandırmak kazandibi (tatlı) kazanılma kazanılmak kazanılmış hak.−kkı 1254 . ilçe) kazancı kazancılık.−ğı kazanç.kaza dairesi kazaen kaza etmek kazağı kazak.−ğı Kazak Kazakça Kazak çömelmesi Kazakistan kazaklık.−ğı kaza kurşunu kazalı kazamat kazan Kazan (şehir.

−cı kazı kazı bilimci kazı bilimi kazı bilimsel 1255 . renk) kazaz kazazede kazboku (renk) kazdırma kazdırmak kazein kazein tutkalı kazevi (zembil) kazgıç.−ği kazayağı (bitki.kazanım kazanış kazanma kazanmak kazan taşı kazara kazaratar kazasız kazasız belâsız kazaska kazasker kazaskerlik.

−ğı kazıkazan kazıkçı kazık kök kazıklama kazıklamak kazıklanma kazıklanmak kazıklayış kazıklı kazıklı humma kazık marka kazıl kazılış kazılma kazılmak kazım kazıma kazımak kazıma resim.−smi kazımık.kazıcı kazık.−ğı Kâzımkarabekir (ilçe) kazınma kazınmak kazıntı kazıntılı 1256 .

kazıtma kazıtmak kazıyış kaziye kaz kafalı kazkanadı (oyun) kazma kazmacı kazmaç.−ğı kebaplı kebaplık.−bı kebapçı kebapçılık.−cı kazma diş kazmak kazolit kazulet kazurat Keban (ilçe) kebap.−ğı kebe kebere kebir kebze kebzeci keçe keçeci 1257 .

−ği keçilik etmek keçi mantarı keçimemesi (üzüm) Keçiören (ilçe) keçi postu keçisağan keçi sakal 1258 .−ği keçeleme keçelemek keçelenme keçelenmek keçeleşme keçeleşmek keçeleştirme keçeleştirmek keçeli keçi Keçiborlu (ilçe) keçiboynuzu (bitki) keçi inadı keçi kömüreni keçiler keçileşme keçileşmek keçilik.keçecilik.

keçisakalı (bitki) keçisedefi (bitki) keçi söğüdü keçitırnağı (oyma kalemi) keçi yemişi keçi yolu keder kederlendirme kederlendirmek kederleniş kederlenme kederlenmek kederli kedersiz kedi kediayağı (bitki) kedi balı kedi balığı kedi balığıgiller kedibastı kedidili (bisküvi) kedigiller kedigözü (lâmba) kedi nanesi kedi otu kedi otugiller 1259 .

kediyaladı kefal.−ği kefenlik para kefensiz kefere kefil 1260 .−ği kefeki kefeleme kefelemek kefeli kefen kefenci kefenleme kefenlemek kefenleyiş kefenli kefenlik.−li kefalet kefaleten kefalet mektubu kefaletname kefalet senedi kefalgiller kefaller kefaret kefe kefek.

−ği kefil olmak kefir kefiye kefne kehanet Kehkeşan (Samanyolu) kehle kehribar kehribar balı kehribarcı kek kekâ kekâh keke kekeç.−ği kekeme kekemeleşme kekemeleşmek kekemelik.−ği kekik.−ci kekeleme kekelemek kekeleyiş kekelik.kefillik.−ği kekikli 1261 .

kekik yağı keklik.−ği kekresi kel kelâm Kelâmıkadim kelâmıkibar kelaynak.−ğı kele kelebek.−ği kelebek camı kelebek çiçeği kelebek gözlük.−ği keleklik. −ğü kelebekler kelebek otu keleci kelek.−bi 1262 .−ği kekre kekrelik.−ği keleklik etmek kelem keleme kelep.−ği kekremsi kekremsilik.

−ği kelifit kelik.−ği kelime hazinesi kelimeişahadet kelime kadrosu 1263 .kelepçe kelepçeleme kelepçelemek kelepçelenme kelepçelenmek kelepçeli kelepir kelepirci kelepircilik.−ği kelime kelime cambazı kelime cambazlığı kelimecik.−ği kelepleme keleplemek kelepser keler keler balığı kelergiller Keles (ilçe) keleş keleşlik.

−li Kemalist Kemaliye (ilçe) Kemalizm Kemalpaşa (ilçe) 1264 .kelime karışıklığı kelimeleşme kelimeleşmek kelime oyunu kelime sıklığı kelimesi kelimesine kelimesiz kelime türü kelime vurgusu kel kâhya Kelkit (ilçe) kelle kelleşme kelleşmek kelli felli kellik.−ği keloğlan (hindi) Keloğlan kem Kemah (ilçe) kemakân kemal.

Kemalpaşa tatlısı keman kemancı kemancılık.−ği kemer patlıcanı kemersiz kem göz 1265 .−ğı kemane kemane çekme kemanî kemankeş keman yayı keme kemençe kemençeci kement.−di kementleme kementlemek kemer Kemer (ilçe) kemer bağlama kemere kemer gözü kemerleme kemerlemek kemerli kemerlik.

−ği kemik doku kemik kanseri kemikleşme kemikleşmek kemikleştirme kemikleştirmek kemikli kemikli balıklar kemik rengi kemiksi kemiksi bölge kemiksiz kemik veremi kemik yalayıcı kemik zarı kemircik.−ği kemirdek.kemha kemik.−ği kemik bilimci kemik bilimi kemikçik.−ği kemirgen kemirgenler kemirici kemiriciler kemirilme 1266 .

kemirilmek kemiriş kemirme kemirmek kemiyet kem küm kem küm etmek kemlik.−ği kemlik etmek kemoterapi kemre kemreleme kemrelemek kemrelik.−ği kenar kenar bobini kenarcı kenarda köşede kenarlı kenarlık.−ğı kenar mahalle kenarortay kenar semt kenarsız kenar suyu kendi kendi başına 1267 .

−ği kendi kendine kendiliğinden kendiliğindenlik.−ği kendigelen kendi hâlinde kendiişler kendiişlerlik.−ği kendisince kendiüretir kene kene ağacı kenef kene göz 1268 .kendi beslek.−ği kendirgiller kendirik.−ği kendince kendinde kendinden kendine has kendine mahsus kendine özgü kendir kendircilik.−ği kendiliğinden üreme kendilik.

−ği kentet kentilyon kentler arası kentleşme 1269 .−di kenet etmek kenetleme kenetlemek kenetleniş kenetlenme kenetlenmek kenetli kenet mili kenevir kenevircilik.−ği kenevir helvası kengel kengel sakızı kenger kenger sakızı kent kental.keneler kene otu keneş kenet.−li kentçi kentçilik.

kentleşmek kentli kentlileşme kentlileşmek kentsel kent soylu kent soyluluk.−ği kepekçi 1270 .−ğu kenttaş Kenya Kenyalı kep kepaze kepaze etmek kepazelik.−ği kepaze olmak kepbastı kepçe kepçeburun (yaban ördeği) kepçe kulak.−ğu kepçeleme kepçelemek kepçeli kepçe surat kepek.−ğı kepçe kuyruk.

−ği kepenk.−gi kepez kepir kepme kepmek Kepsut (ilçe) kerahet kerahet vakti keramet kerametli kerata keratin keratinleşme keratinleşmek keratinli kerde kere kerem kerem etmek kerempe kerem sahibi keres kereste 1271 .kepeklenme kepeklenmek kepekli kepenek.

keresteci kerestecilik.−ği kerevet kerevides kerevit kereviz kerh kerhane kerhaneci kerhen kerih kerim kerime keriz kerizci kerkenez kerki kerli ferli kermen kermes kerpeten kerpiç.−ği keresteli kerestelik.−ci kerpiççi kerpiçleşme kerpiçleşmek 1272 .

kerrake kerrakeli kerrat kerrat cetveli kerte kerte kerte kerteleme kerteles kertenkele kertenkeleler kerteriz kerteriz noktası kerti kertik.−ği kertik kertik kertikleme kertiklemek kertikli kertilme kertilmek kertme kertmek kervan kervanbaşı kervancı kervan çulluğu Kervankıran 1273 .

(Çolpan) kervansaray Kervan Yıldızı kes kesafet kesat.−ğı kese kesecik.−ği kese kâğıdı keseklenme keseklenmek kesekli kesel keseleme keselemek keseleniş keselenme keselenmek keseletme keseletmek keseli keseli kurt.−dı kesatlık.−du keseliler 1274 .−ği kese çiçeği kesedar kesek.

−ği kesik hava kesik kelime kesik kerem kesik kesik kesik koni kesikli kesiklik.−ği kesik piramit.kesel perdesi kesen kesene kesenek.−ği kesenekçi kesenkes keser kesici kesici diş kesif kesif yem kesik.−di kesik prizma kesiksiz kesiliş kesilme kesilmek kesim kesimci 1275 .

kesim evi kesimhane kesimlik.−ği kesirsiz kesiş 1276 .−sri kesirli kesirli sayı kesir ölçek.−ği kesin kesin bilgi Kesin Hesap Kanunu kesinleme kesinleşme kesinleşmek kesinleştirme kesinleştirmek kesinlik.−ği kesinti kesintili kesintisiz kesin uyarı kesir.−ği kesinlikle kesinme kesinmek kesinsizlik.

−ği kesme şeker kesme taş 1277 .kesişen kesişme kesişmek kesit kesityazar kesityazar belgesi keskenme keskenmek keski keskin Keskin (ilçe) keskinleşme keskinleşmek keskinleştirme keskinleştirmek keskinletme keskinletmek keskinlik.−ği kesme kesmece kesme imi kesme işareti kesmek kesme kaya kesmelik.

−ği kesmikli kesp.kesmik.−ği kestane rengi kestane şekeri Kestel (ilçe) kestere kestirilme kestirilmek kestirim kestiriş kestirme kestirmece kestirmeden kestirmek kesyap 1278 .−bi kesp etmek kesre kesret kestane kestaneci kestanecik.−ği kestane dorusu kestane fişeği kestane kabağı kestane kargası kestanelik.

−ği keşke keşkek.−şfi keşif kolu (askerlik) keşik.keş Keşan (ilçe) Keşap (ilçe) keşen keşfedilme keşfedilmek keşfetme keşfetmek keşfettirme keşfettirmek keşide keşideci keşif.−ği keşikleme kesikleşme keşikleşmek keşiş keşişhane keşişleme keşişlik.−ği keşkekçi keşki keşkül 1279 .

−ğı ket ketal.keşkülüfukara keşleme keşlemek keşmekeş keşmekeşlik.−ği Keşmir keşşaf keşşaflık.−li ketçap kete ketebe keten ketencik.−ğı keton ketum ketumiyet 1280 .−ği ketengiller keten helva keten helvacı keten helvası keten kuşu keten tohumu kethüda kethüda bey kethüdalık.

−ği keyfince keyfi sıra keyfi yerinde keyfiyet keyif.−ğu ketum olmak ket vurma kevel kevelci keven kevgir Kevser keyci keyfetme keyfetmek keyfî keyfîlik.ketumluk.−yfi keyif ehli keyif hâli keyiflenme keyiflenmek keyifli keyifli keyifli keyifsiz keyifsizlenme keyifsizlenmek 1281 .

−ği kıdemli üstçavuş kıdemsiz kıdemsizlik.−ği kıdem tazminatı kıdım kıdım kığ 1282 .−bı kıble kıblenüma Kıbrıs Kıbrısçık (ilçe) Kıbrıslı kıç kıçı kırık.−ği kez keza kezalik kezzap.−ğı kıçın kıçın kıçtan bacaklı kıçtankara (gemi) kıç üstü (denizcilik) kıdem kıdemce kıdemli kıdemli başçavuş kıdemlilik.keyifsizlik.

−ğı kıkırtı kıl kılâde kılağı kılağılama kılağılamak kılağılı kılağısız kılâptan kılavuz kılavuz gemisi 1283 .kığı kığılama kığılamak kıh kıkırdak.−ğı kıkırdak bilimi kıkırdak doku kıkırdaklaşmış kıkırdaklı kıkırdama kıkırdamak kıkırdatma kıkırdatmak kıkırdayış kıkır kıkır kıkırlık.

−ğı 1284 .−ğı kılçıklı kılçıksız kıldırma kıldırmak kıldırtma kıldırtmak kılgı kılgılı kılgın kılgısal kılıbık.−ğı kılcan kıl çadır kılçık.−ğu kılavuzluk etmek kılbaz kıl burun kılcal kılcal boru kılcal damar kılcal etki kılcal kök kılcallık.kılavuz kaptan kılavuzlama kılavuzlamak kılavuzluk.

−ğı kılıbıklık etmek kılıcına kılıç.−ğı kılıç balığı kılıç balığıgiller kılıççı kılıç gagalı kılıçhane kılıç kuşanma kılıçkuyruk.−cı kılıç alayı kılıç bacak.−ğu (balık) kılıçlama kılıçlamak kılıçlayış kılıçlı kılıç oyuncusu kılıç oyunu kılıç pabucu kılıf kılıfçı kılıflama kılıflamak 1285 .kılıbıklaşma kılıbıklaşmak kılıbıklık.

kılıflı kılıfsız kılık.−ğu kılkuyruk.−ğu (kuş) kıllanma kıllanmak kıllı kılma 1286 .−ğı kılı kılına kılık kıyafet kılık kıyafet düşkünü kılıklı kılıklı kıyafetli kılıksız kılıksızlaşma kılıksızlaşmak kılıksızlık.−ğı kılınış kılınma kılınmak kılır kılış kılkapan kıl keçisi kılkıran kıl kuyruk.

−ğı 1287 .kılmak kıl otu kıl payı kılsız kıl testere kılükal kıl yumağı kımıl kımıldama kımıldamak kımıldanış kımıldanma kımıldanmak kımıldatma kımıldatmak kımıldayış kımıl kımıl kımıltı kımız kımkım kımkım etmek kımlanma kımlanmak kın kına kına ağacı kınacık.

kına çiçeği kına çiçeğigiller kına gecesi kınakına kınalama kınalamak kınalanma kınalanmak kınalı kınalı bamya kınalı keklik.−ğı kınama kınama cezası kınamak kınanma kınanmak kınasız kınayış kındıra kındıraç.−cı Kınık (ilçe) kın kanat kın kanatlılar kınlama kınlamak 1288 .−ği kınalı kuzu kınalı yapıncak.

−ğı kıpırdaklık.−ğı kıpırdama kıpırdamak kıpırdanma kıpırdanmak kıpırdaşma kıpırdaşmak kıpırdatma kıpırdatmak kıpır kıpır kıpırtı kıpırtılı kıpırtısız kıpıştırma kıpıştırmak kıpkıp kıpkırmızı 1289 .−ğı kıpık gözlü kıpıklık.−ğı kıpırdak.kınlı kınnap.−bı kınsız Kıpçak Kıpçakça kıpı kıpık.

−ğı kıraç.−ği kır kıraat.−ti kıraat etmek kıraathane kıraathaneci kıracak.−ğı kırağı kırağılı kıran kıran kırana kıranta kırat 1290 .kıpkırmızı olmak kıpkızıl kıpma kıpmak kıprama kıpramak kıprayış kıprayışlı kıprayışsız Kıptî Kıptîlik.−cı kıraçlaşma kıraçlaşmak kıraçlık.

−ğı kıray kırba kırbacık.kıratlık.−cı kırbaç kurdu kırbaç kurtları kırbaçlama kırbaçlamak kırbaçlanma kırbaçlanmak kır bekçisi kırcı kırcı mantı kırcın kırç.−ğı kır çiçeği kırdırma kırdırmak kırdırtma kırdırtmak 1291 .−ğı kırbaç.−cı kırçıl kırçıllanma kırçıllanmak kırçıllaşma kırçıllaşmak kırçıllık.

−ğı Kırgız Kırgızca Kırgızistan kır gülü kırıcı kırıcılık.−ğı kırıkçı kırıkçılık.−ğı kırık.−ğü kırık dölü Kırıkhan (ilçe) kırık hava Kırıkkale kırıklama kırıklamak kırıklık.−ğı kırık çizgi kırık dökük.−ğı kırılış kırılma kırılmak 1292 .kır eğlencesi kır gerillâsı kırgın kırgınlık.−ğı kırılgan kırılganlık.

−ğı kırışıksız kırış kırış kırışma kırışmak kırıştırma kırıştırmak kırıta kırıta kırıtım kırıtım kırıtım kırıtış kırıtkan kırıtkanlık.−ğı kırıtma kırıtmak 1293 .−ğı kırışıklı kırışıklık.kırım Kırım kırım kırım Kırımlı kırınım kırınma kırınmak kırıntı kırıntı külte kırıntılı kırışık.

−ği kırk bir buçuk.−ğı (şamdan) kırkgeçit.−ği kırk ikindi 1294 .−ğu kırkbudak.−ğı kırk basması kırkbayır (midenin gözü) kırk beşlik.kırk Kırkağaç (ilçe) Kırkağaç kavunu kır kahvesi kırkambar (kap) kırkar kırkayak.−di (ırmak türü) kırk hamamı kırkı kırkıcı kırkılma kırkılmak kırkım kırkımcı kırkıncı kırkıntı kırk ikilik.

kırklama kırklamak kırklanma kırklanmak kırklar Kırklareli'ni kırklı kırklık.−ğı kırkma kırkmak kırk merak kırkmerdiven (dik yokuş) kırk para kırktırma kırktırmak kırkyama (yama işi) kırk yıl kırk yıllık.−cı kırlangıç balığı kırlangıç balığıgiller kırlangıç dönümü kırlangıç fırtınası kırlangıçgiller kırlangıçkuyruğu 1295 .−ğı kırlangıç.

−ğı kırmızımsı 1296 .−ğü kırmızı et kırmızı fener kırmızı gömlek.−ğı kırma kırmacı kırmak kırmalı kırmasız kırmız kırmız böceği kırmızı kırmızıbiber kırmızıçizgi (hastalık) kırmızı çürük.−ği kırmızı kart kırmızılâhana kırmızılaşma kırmızılaşmak kırmızılık.(işaret) kırlangıç otu kırlaşma kırlaşmak kırlent kırlık.

−ğı kırnav kırpık.kırmızımtırak.−ğı kırmızı oy kırmızıturp kırmız madeni kırnak.−ğı kırpılma kırpılmak kırpıntı kırpıntı bohçası kırpışma kırpışmak kırpıştıra kırpıştıra kırpıştırma kırpıştırmak kırpma kırpmak kırptırma kırptırmak kırsal kırsal alan kırsal bölge kırsal nüfus kır serdarı Kırşehir kırtasiye 1297 .

−ği kırtıklı kırtıpil kırtıpilleşme kırtıpilleşmek kırt kırt kısa kısaca kısacık.kırtasiyeci kırtasiyecilik.−ğı kısalış kısalma kısalmak kısaltılma kısaltılmak kısaltım kısaltış 1298 .−ğı kısa çizgi kısa dalga kısa devre kısa far kısa görüşlü kısa kafalı kısa kısa kısa koşu kısa koşucu kısalık.

kısaltma kısaltma grubu kısaltmak kısaltmalı kısaltmalı kelime kısalttırma kısalttırmak kısa mesafe kısa ömürlü kısarak.−ğı kısas kısasa kısas kısas etmek kısa süreli film kısa ünlü kısa vadeli kısa yoldan kısık.−ğı kısıkça kısıklık.−smı kısım kısım kısımlama kısımlamak 1299 .−ğı kısılış kısılma kısılmak kısım.

−ğı kısış kısıt kısıtlama kısıtlamak kısıtlanış kısıtlanma kısıtlanmak kısıtlayıcı kısıtlayış kısıtlı kısıtlılık.−ğı 1300 .kısınma kısınmak kısıntı kısıntılı kısıntısız kısıntı yapmak kısır kısır döngü kısırgan kısırganma kısırganmak kısırlaşma kısırlaşmak kısırlaştırma kısırlaştırmak kısırlık.

kıska kıskacı kıskacılık.−cı kıskaç gözlük.−ğü kıskaçlama kıskaçlamak kıskanç.−cı kıskançlık.−ğı kıskaç.−ğı kıskançlık etmek kıskandırma kıskandırmak kıskanılma kıskanılmak kıskanış kıskanma kıskanmak kıskı kıs kıs kıskıvrak kısma kısma ad kısmak kısmen kısmet kısmet ağacı kısmet kapısı 1301 .

−ci kısmî seçim kısrak.−ğı kısmî kısmî felç.kısmetli kısmet olmak kısmetsiz kısmetsizlik.−ği kısmık.−ğı kıstas kıstelyevm kıstırılma kıstırılmak kıstırma kıstırmak kış kış dönemi kış dönencesi kış günü kışın kışır.−ğı kıssa kıstak.−şrı kış kayıtı kışkırtı kışkırtıcı kışkırtıcı ajan 1302 .

−li kıt'alar arası kıt'a sahanlığı kıtık.−ğı kıtı kıtına 1303 .−ğı kışkırtmak kışkışlama kışkışlamak kış kıyamet kışla kışlak.−ğı kış uykusu kıt kıt'a kıtaat kıtal.kışkırtıcılık.−ğı kışlama kışlamak kışlatma kışlatmak kışlık.−ğı kışkırtılma kışkırtılmak kışkırtış kışkırtma kışkırtmacı kışkırtmacılık.

−ğu kıtır kıtırcı kıtırdama kıtırdamak kıtırdatma kıtırdatmak kıtır kıtır kıtırtı kıt kanaat kıtlama kıtlaşma kıtlaşmak kıtlık.−cı 1304 .−ğı kıvam kıvamlanma kıvamlanmak kıvamlaştırıcı kıvamlaştırma kıvamlaştırmak kıvamlı kıvamsız kıvanç.kıtıklama kıtıklamak kıtıklı kıtıpiyos kıtıpiyosluk.

kıvançlanma kıvançlanmak kıvançlı kıvanış kıvanma kıvanmak kıvıl kıvılcım kıvılcımlanma kıvılcımlanmak kıvılcımlı kıvılcımsız kıvıl kıvıl kıvırcık.−ğı kıvırcık koyun kıvırcıklaşma kıvırcıklaşmak kıvırcık marul kıvırcık salata kıvırış kıvır kıvır kıvırma kıvırmak kıvırtma kıvırtmak kıvır zıvır kıvracık.−ğı 1305 .

−ğı kıvrıklık.−ğı kıvrılış kıvrılma kıvrılmak kıvrım kıvrım kıvrım kıvrımlanma kıvrımlanmak kıvrımlı kıvrıntı 1306 .−ğı kıvrakça kıvrak kıvrak kıvraklaşma kıvraklaşmak kıvraklık.−ğı kıvrama kıvramak kıvrandırma kıvrandırmak kıvranış kıvranma kıvranmak kıvrantı kıvratma kıvratmak kıvrık.kıvrak.

kıya kıyacı kıyafet kıyafet balosu kıyafet düşkünü kıyafetli kıyafetname kıyafetsiz kıyafetsizlik.−ğı kıyakçı kıyaklaşma kıyaklaşmak kıyaklık.−ğı kıyam kıyamet kıyamet alâmeti kıyamet günü kıyas kıyasa muhalefet kıyasen kıyasımukassem kıyasıya kıyasî kıyaslama kıyaslamak kıyaslanma 1307 .−ği kıyak.

−ğı kıyıcı kıyıcılık.−ğı kıyıcılık etmek kıyıda bucakta kıyıda köşede kıyıdaş kıyı dili kıyık.−ğı kıyılma kıyılmak kıyım kıyım kıyım kıyımlı 1308 .−ğı kıyı kıyı balıkçılığı kıyı bankacılığı kıyı bucak.−ğı kıyı kıyı kıyılama kıyılamak kıyılık.kıyaslanmak kıydırma kıydırmak kıygı kıygın kıygınlık.

−ğı kıyın kıyın kıyın kıyınma kıyınmak kıyıntı kıyış kıyışma kıyışmak kıyı tırmığı kıyma kıymak kıymalı kıymalı börek.−ğı kıymalı makarna kıymalı pide kıymalı yumurta kıymasız kıymet kıymetlendirme kıymetlendirmek kıymetlenme kıymetlenmek kıymetleşme 1309 .−ği kıymalı ıspanak. −ğı kıymalık.kıyımlık.

−ğı kızaklama kızaklamak kızaklık.−ğı 1310 .−ğı kıyye kız kızak.−ğı kıytırıklık.−ği kıymetsiz kıymetsizlik.−ğı kızamıklı kızan kızanlık.−ğı kızak yapmak kızamık.kıymetleşmek kıymetleştirme kıymetleştirmek kıymetli kıymetli evrak kıymetlilik.−ğı kızarık.−ğı kızamıkçık.−ğı kızarıklık.−ğı kıymıklı kıytırık.−ği kıymettar kıymık.

kızarış kızarma kızarmak kızartı kızartıcı kızartılı kızartılma kızartılmak kızartma kızartmak kız böceği kız böcekleri kızcağız kızdırıcı kızdırılma kızdırılmak kızdırma kızdırmak kızgın kızgın bulut kızgınlaşma kızgınlaşmak kızgınlık.−ğı Kızık kızıl kızılağaç.−cı Kızılay 1311 .

−du kızılkuyruk.Kızılbaş Kızılbaşlık.−ğı kızılcıkgiller kızılcık reçeli kızılcık şurubu kızılcık tarhanası kızılçam Kızılderili Kızılelma Kızılırmak (ilçe) kızıl ısı kızılış kızıl iblis kızılkanat (balık) kızılkantaron kızılkantarongiller kızıl kıyamet kızılkök kızılkurt.−ğu 1312 .−ğı kızılboya (bitki) kızılca kızılcadişi (ağaç) Kızılcahamam (ilçe) kızılca kıyamet kızılcık.

(kuş) kızıllaşma kızıllaşmak kızıllık.−dü kızılşap (renk) Kızıltepe (ilçe) kızıltı kızılyaprak.−ğı kızışma kızışmak kızıştırış kızıştırma kızıştırmak kızkalbi (bitki) 1313 .−ğü (yılancık) kızış kızışık.−ğı kızılma kızılmak Kızılören (ilçe) kızıl ötesi kızıl su yosunları kızılsöğüt.−ğı (bitki) kızılyara kızıl yel kızılyörük.

−ğı kızlık zarı kızma kızmabirader (oyun) kızmaca kızmak kızmemesi (meyve) kız oğlan kız oğlan kız ki kibar kibarca kibar düşkünü kibarlar âlemi kibarlaşma kibarlaşmak kibarlık.kız kardeş kız kızan kız kilimi kız kurusu kız kuşu kızlar ağası kızlık.−ğı kibarlık budalası kibarlık düşkünü 1314 .

−ği Kiğı (ilçe) kik 1315 .−ği kibrit suyu kibutz kifaf kifafınefs kifafınefs etmek kifaflanma kifaflanmak kifayet kifayet etmek kifayetli kifayetsiz kifayetsizlik.−bri kibirleniş kibirlenme kibirlenmek kibirli kibirsiz kibrit kibritçi kibritlik.−ği kibir.kibarlık etmek kibar lokması kibarzade kibernetik.

−ği kiklâ kiklon kiklotron kil kile kiler kilerci kilermeni kilim kilimci kilimcilik.−di kilit dili kilitleme kilitlemek kilitlenme kilitlenmek kilitletme kilitletmek kilitleyici kilitli kilit mevkii 1316 .kikirik.−ği Kilis kilise kilise çanı kilise hukuku kilit.

kilit noktası kilit sarma kilitsiz kilitsiz küreksiz kilit taşı kilit yeri kiliz kiliz balığı kilizman Kilizman killeme killemek killi kilo kiloamper kilogram kilogramağırlık.−ğu kilometre kilometre kare kilometrelerce 1317 .−lü kilokalori kilolu kiloluk.−ğı kilogramkuvvet kilogrammetre kilohertz kilojul.

−ğı 1318 .−ti kilovolt kils kilüs kim kim bilir kimesne kimi kimisi kimi zaman kimlik.−ği kimsecikler kimsesiz kimsesizlik.kilometre taşı kilosikl kiloton kilovat kilovat saat.−ği kimlik belgesi kimlik kartı kimono kimse kimsecik.−ği kimüs kimya kimyacı kimyacılık.

−ği kindar kindarlık.−ği kinestezi kinetik.−ğı kinematik.−ği 1319 .−ği kinetik enerji kinik.−ği kimya göçümü kimya olmak kimyasal kimyasal savaş kimyasal silâh kimyasal tedavi kimyevî kimyevî tedavi kimyon kimyonî kimyonlu kin kinaye kinayeli kinayeli kinayeli kinci kincilik.kimya doğrulumu kimyager kimyagerlik.

−ği kir kira kira arabası kira bedeli kiracı kiracılık.kinin kininli kinin sülfatı kiniş kinizm kinlenme kinlenmek kinli kinsiz kip kipe kipkirli kiplik.−ğı kira kontratı kiralama kiralamak kiralanma kiralanmak kiralayan kiralayıcı kiralı 1320 .

−ğı kiralık adam kiralık ev kiralık kadın kiralık kasa kiralık katil kiralık kız kiraz Kiraz (ilçe) kiraz elması kirazlık.−ğı kiraz reçeli kiraz zamkı kirde kirdeci kirebolu kireç.−ci kireççi kireççil kireç fabrikası kireç kaymağı kireç kuyusu kireçleme kireçlemek kireçlenme kireçlenmek kireçleşme 1321 .kiralık.

−ği kiril kiril alfabesi kiriş kirişçi kirişhane 1322 .−di kiremitçi kiremitçilik.−ği kireç ocağı kireçsileme kireçsilemek kireçsiz kireçsizlenme kireçsizleştirme kireçsizleştirmek kireç suyu kireç sütü kireç taşı kireçyeren kiremit.−ği kiremit fabrikası kiremithane kiremitli kiremit rengi kirik.kireçleşmek kireçli kireçlik.

−ği kirizma kirizma etmek kirizmalama kirizmalamak kirizma yapmak kirizme kirkit kirlenme kirlenmek kirletme kirletmek kirli kirli çamaşır kirli çıkı kirli çıkın kirlihanım peyniri kirli kan kirlilik.−ği kirli sarı kirloş kirloz kirmen kir pas 1323 .kirişleme kirişlemek kirişli kirişlik.

−ği kirvelik etmek kisedar kispet kispet çıkarılması kispî kist kistleşme kistleşmek kisve kişi kişi adı bilimi kişi eki kişiler arası kişiler arası ilişki 1324 .−ği kirpik besleyici kirpikli kirpikliler kirpiksi kirpiksi cisim.−smi kirş kirtikli kirtil kirve kirvelik.kirpi kirpigiller kirpik.

kişileşme kişileşmek kişileştirme kişilik.−ği kişilik dışı kişilikli kişiliksiz kişioğlu kişisel kişiye özel kişizade kişi zamiri kişmirî kişmiş kişneme kişnemek kişneyiş kişniş kişniş şekeri kit kitabe kitabet kitabî kitap.−bı kitap açacağı kitapça kitapçı 1325 .

−ğı kitaplık bilimci kitaplık bilimi kitaplık görevlisi kitap sarayı kitapsever kitapseverlik.−ği kitapsız kitin kitle kitle haberleşmesi kitlesel kitre kivi kivigiller kiyanus kiyaset kizir klâkson klân 1326 .kitapçılık.−ğı kitap dolabı kitap ehli kitap evi kitap kurdu kitaplaştırma kitaplaştırmak kitaplık.

−ğu 1327 .klâpa klâpe klârnet klârnetçi klâs klâsik.−ği klâsisizm klâsman klâsör klâvsen klâvsenci klâvye klâvyeli kleptoman kleptomani klerikalizm klik.−ği klâsikleşme klâsikleşmek klâsiklik.−ği klikçi klikleme kliklemek klikleşme klikleşmek klima klimatolog.

−ği klişehane klişeleşme klişeleşmek klitoris klon klonlama klonlamak klor klor hidrat klor hidrik.−bi klips klişe klişeci klişecilik.−ği klorik klorik asit.klimatoloji klinik.−ği klinker klinometre klip.−di klorlama klorlamak klorlanma klorlanmak klorlu klorofil 1328 .

kloroform klorometri kloroplâst kloroz klorölçer klorür klorürlendirme klorürlendirmek klorürleştirme klorürleştirmek klostrofobi kloş klozet klüz know−how koalisyon koalisyon hükûmeti koaptör kobalt kobalt bombası kobay kobaygiller kobra kobragiller koca Kocaali (ilçe) 1329 .

kocabaş (kuş) kocabaşı koca bebek.−ğı kocalma kocalmak kocaltma kocaltmak kocama kocamak kocaman kocamanca kocaman kocaman kocamanlaştırma kocamanlaştırmak 1330 .−ğı kocalı kocalık.−ğu kocalak.−ğı kocakarı masalı kocakarı soğuğu koca koca Kocaköy (ilçe) koca kuşluk.−ği Kocaeli'ni kocakarı kocakarı ilâcı kocakarılık.

−ğı Kocasinan (ilçe) kocatma kocatmak koca yemiş kocayış koç Koç (burç) koçak.−ğı Koçarlı (ilçe) koçbaşı (direk) koçboynuzu (çengel) koç burunlu Koçhisar (ilçe) koçkar koç katımı koç katımı fırtınası koçlanma koçlanmak koçma 1331 .kocaoğlan kocasız kocasızlık.−ğı koçaklama koçan koçancı koçancılık.

−ğu kofra koful koğuş 1332 .−ğı kodein kodeks kodes kodifikasyon kodoş kodoşluk.koçmak koçsama koçsamak koçu koçuşmak koç yiğit.−ğı kofana Kofçaz (ilçe) koflaşma koflaşmak kofluk.−ğu kof kofa kofalık.−di koç yumurtası kodaman kodamanlar kodamanlık.

−cı kokar ağaç.−ği koketri kokimbit kok kömürü koklama koklamak koklaşma koklaşmak koklaştırma koklaştırmak 1333 .−dı kokartlı koket koketlik.−ğı kokak ağaç.−cı kokarca kokart.Koh basili kohenit kohezyon kok koka kokain kokainci kokainman kokainoman kokainomani kokak.

−ci kokoreççi kokoreççilik.−ği kokoroz kokorozlanma kokorozlanmak kokot kokoz kokozlanma kokozlanmak kokozluk.koklatma koklatmak koklayış kokma kokmak kokmuş kokona kokoreç.−ğu kokpit kokteyl koku koku alma duyusu koku alma organı kokucu kokulandırma kokulandırmak kokulanma 1334 .

−ğu koku tedavisi kokutma kokutmak kol kola kola cevizi kolacı kolacılık.−ğı kolaçan kolaçan etmek kola çıkma kola çıkmak kolagiller kolağası 1335 .kokulanmak kokulu kokulu çayır otu kokulu kiraz kokulu sabun kokurdan kokusuz kokuş kokuşma kokuşmak kokuşturma kokuşturmak kokuşuk.

−ğı kolaycı kolaycılık.−ğı kolayda kolay kolay kolaylama kolaylamak kolaylanma kolaylanmak kolaylaşma 1336 .−ğı kolay kolayca kolaycacık.kol ağzı kolâj kol akımı kolalama kolalamak kolalanma kolalanmak kolalatma kolalatmak kolalayış kolalı kolan kolan balığı kolancı kolancılık.

−ğı kol değirmeni kol demiri koledok.−ğu kolej kolejli koleksiyon koleksiyoncu koleksiyonculuk. −ğu kolektif kolektif çalışma 1337 .−ğı kolaylıkla kol bağı kolbastı kolbaşı kolbaşılık.−ğı kol böreği kolcu kolculuk.−ğu kolçak.kolaylaşmak kolaylaştırma kolaylaştırmak kolaylık.−ğı kolçaklı sandalye koldaş koldaşlık.

−ği kolit kol kapağı kol kemiği kol kola kollama kollamak kollanma 1338 .kolektifleşme kolektifleşmek kolektifleştirme kolektifleştirmek kolektif ortaklık.−lü kolhoz koli kolibasil kolibri kolibrigiller kolik.−ğı kolektif şirket kolektivist kolektivizm kolektör kolemanit kolera koleralı kolesterin kolesterol.

−li koloit.−di kolokyum kolombiyum kolon koloni kolonya kolonyal kolonyalama kolonyalamak kolonyalanma kolonyalanmak kolonyalı kolonyalist kolordu koloridye kolorimetre kolorimetri kolostrum 1339 .kollanmak kollayıcı kollu kolluk.−ğu kolluk kuvveti kol nizamı kolodyum kolofan koloidal.

kol saati kolsu ayaklılar kolsuz koltuğa girme koltuk.−ğu koltuk altı koltuk başı koltukçu koltukçuluk.−ğu koltuk değneği koltuk düşkünü koltuk gözü koltuk kapısı koltuk kavgası koltuklama koltuklamak koltuklanma koltuklanmak koltuklu koltukluk.−ğu koltuk meyhanesi kolu uzun kolye kolyoz kolza kom koma 1340 .

−ğı komalık etmek komalık olmak komandit komandite komanditer komandit ortaklık.komalık.−ği komikleşme komikleşmek 1341 . −ğı komandit şirket komando komando er komar kombi kombina kombinasyon kombine kombinezon kombiyum komedi komedi yazarı komedya komedyacı komedyen komi komik.

komiklik.−ği komiser komiserlik.−ğı komite komodin komodor komot kompartıman kompas kompetan kompetitif kompilâsyon komple komple kilit.−ğu komita komitacı komitacılık.−di kompleks kompleksli komplikasyon komplike kompliman komplo komplocu 1342 .−ği komisyon komisyoncu komisyonculuk.

−ği komünizm 1343 .−ğu komşuluk etmek komşuluk yapmak komut komuta komuta etmek komutan komutanlık.−ğı komünikasyon komünike komünist komünistlik.−ğu kompoze kompozisyon kompozitör komprador kompres kompresör komprime kompüter komşu komşu açı komşu hatırı komşu kapısı komşuluk.komposto kompostoluk.

−ğü 1344 .komütatör kona göçe konak.−ğı Konak (ilçe) konakçı konaklama konaklamak konaklık.−cu konçerto konçina konçlu konçsuz kondansatör kondenseleşme kondisyon kondisyon aleti kondisyon bisikleti kondom kondurma kondurmak kondüit kondüktör kondüktörlük.−ğı konak yavrusu konalga konargöçer konç.

konektör konektör pensi konfederasyon konfederatif konfedere konfeksiyon konfeksiyoncu konfeksiyonculuk. −ğu konfeksiyon mağazası konferans konferansçı konferansçılık.−ğu konglomera Kongo Kongolu kongövde kongövdeli kongre koni 1345 .−ğı konfeti konfor konforlu konformizm konforsuz konforsuzluk.

−ği konje konjonktivite konjonktür konkasör konkav konken konkordato konkre konkret konkur konkurhipik.−ği konma konmak konsa konsantrasyon konsantre konsantre etmek konsantre olmak konsensüs konsept konseptüalizm konser konservatör konservatuvar konserve 1346 .−ği koniklik.konik.

−ğu konsol saati konsomasyon konsomatris konsomatrislik.konservecilik.−di konsolitçi konsolos konsoloshane konsolosluk.−ği konson konsonant konsorsiyum konstellâsyon konstrüksiyon konstrüktivizm konsulto konsül konsültasyon konsültasyon 1347 .−cu konsolide bütçe konsolit.−ği konsey konsinye satış konsol konsolidasyon konsolide konsolide borç.

−ğı kontak anahtarı kontak kapama kontak lens kontekst kontenjan kontenjan sistemi kontes konteyner kontluk.−ğu kontör kontörlü kontörlü telefon kontra kontralto kontra mizana (denizcilik) kontrasomun kontrast kontrat kontratabla kontratak.yapmak konşimento kont kontak.−ğı kontratlı kontratsız 1348 .

−ğu konuk etmek konuk evi konuk köşesi konuklama konuklamak 1349 .−ğu konukçu konukçuluk.−lü kontrolcü kontrol etmek kontrol kalemi kontrol kulesi kontrolör kontrolörlük.kontrat yapmak kontrbas kontrbasçı kontrfile kontrgerillâ kontrol.−ğü kontrol saati kontrpiye kontrplâk.−ğı kontrpuan kontur kontuvar konu konuk.

−ğu konuk olmak konu komşu konuk sanatçı konuksever konukseverlik.konukluk.−ği konulma konulmak konulu konum konu mankeni konumlama konumlamak konumlandırma konumlandırmak konumlanma konumlanmak konur konur al (renk) konusuz konuş konuşkan konuşkanlık.−ğı konuşlandırma konuşlandırmak konuşlanma konuşlanmak 1350 .

konuşma konuşma bozukluğu konuşmacı konuşma dili konuşma güçlüğü konuşmak konuşma korkusu konuşmama hakkı konuşma merkezi konuşma yapmak konuşma yetersizliği konuşturma konuşturmak konuşu konuşucu konuşulma konuşulmak konuşumluk.−ğu konut konut belgesi konut dokunulmazlığı konut fonu konut kredisi konutlanma 1351 .

−ğı Konyalı kooperatif kooperatifçi kooperatifçilik.−ği kooperatifleşme kooperatifleşmek koordinasyon koordinat koordinatlar koordinatör koordine koordine etmek 1352 .konutlanmak konvansiyon konvansiyonel konvansiyonel silâh konveks konveksiyon konvektör konvertibilite konvertibl konvertisör konveyör konvoy Konya konyak.

kopal kopanaki koparan koparılma koparılmak koparış koparma koparmak kopartılma kopartılmak kopartma kopartmak koparttırma koparttırmak kopça kopçalama kopçalamak kopçalanma kopçalanmak kopçalı kopçasız kopek.−ği (para birimi) kopil kopkoyu kopma kopmak 1353 .

−li koramiral.−ği 1354 .−ğu kopuksuz kopuntu kopuz kopuzcu kopya kopyacı kopyacılık.−ğı kopya defteri kopya etmek kopya kâğıdı kopya kalemi kopyalama kopyalamak kopyalanma kopyalanmak kopya mürekkebi kopya yapmak kor kora koral.kopolimer kopolimerleşme kopoy kopuk.−ğu kopukluk.−li koramirallik.

−ği kordon kordon boyu kordone Kore Korece koregraf koregrafi korekt korelâsyon Koreli koreograf koreografi Korgan (ilçe) korgeneral.−ğı korkakça korkaklık.−ği Korgun (ilçe) korida koridor korindon korkak.kordalılar kordiplomatik.−li korgenerallik.−ğı korkaklık etmek korka korka korkalama 1355 .

−ğu Korkut (ilçe) Korkuteli'ni (ilçe) korkutma korkutmaca korkutmak korkutucu korlanma korlanmak korlaşma 1356 .−ğu korkusuz korkusuzca korkusuzluk.−ğu korkunç.korkalamak korkma korkmak korku korku damarı korkulma korkulmak korkulu korkuluk.−cu korkunçlaşma korkunçlaşmak korkunçlaştırma korkunçlaştırmak korkunçluk.

−ğu korna kornea korner korner atışı korner direği kornet kornetçi korniş kornişçi kornişçilik.−ğı korse korseci korsecilik.−ği kornişon korno koro koroner korporasyon korporatif korsan korsanlık.korlaşmak korluk.−ği korseli korsesiz kort korte 1357 .

korte etmek kortej korteks kortizon kortizonlu kortizonlu ilâç.−ğu koruk lüferi koruk suyu koruk şerbeti koruluk.−ğı korumak korumalık.−ğu koruculuk.−ğu koruma koruma aracı korumacılık.−cı koru korucu korucuk.−ğı korunaklı korunaksız 1358 .−ğı koruma polisi koruma ünsüzü korun korunak.−ğu korugan koruk.

−ği koruyuculuk.koruncak.−ğı korunma korunmak korunum koruyucu koruyucu hekimlik.−ğu koruyucu ünsüz koruyuş korvet korza kosa kosinüs koskoca koskocaman kostak.−ğı korun dokusu korunga korungalık.−ği kostüm kostümcü kostümlü 1359 .−ğı kostaklanma kostaklanmak koster kostik.

−ğu koşul koşullama koşullamak koşullandırma 1360 .−cı koşalık.−ğı koşaltı koşam koşamlama koşamlamak koşar adım koşin koşma koşmaca koşmak koşmalık.kostümlük.−ğü koşa koşaç.−ğı koşnil koşturma koşturmak koşturulma koşturulmak koşu koşu atı koşucu koşuk.

koşullandırmak koşullanma koşullanmak koşullu koşullu tepke koşullu yan cümle koşulma koşulmak koşulsuz koşulsuz tepke koşum koşum atı koşumcu koşum hayvanı koşumlu koşum takımı koşun koşun koşun koşuntu koşuşa koşuşa koşuşma koşuşmak koşuşturma koşuşturmak koşut koşutçuluk.−ğu koşutlaştırma 1361 .

−du kota kotan (büyük saban) kotarılma kotarılmak kotarma kotarmak kotlama kotlamak kotlet kotletpane koton kotonperle kotra kov kova Kova (burç) kova kova kovalama kovalamaca kovalamak kovalanış 1362 .koşutlaştırmak koşutluk.−ğu koşu yolu kot kot.

−ğu kovdurma kovdurmak kov etmek kovlama kovlamak kovma kovmak kovucuk.−ğu kovcu kovculuk.−ğı kovan kovan anahtar Kovancılar (ilçe) kovanlık.kovalanma kovalanmak kovalayış kovalık.−ğı kovan otu kovboy kovboyculuk.−ğu kovboyluk.−ğu kovuk.−ğu kovulma kovulmak kovuluş kovuntu 1363 .

−ğu koydurma koydurmak koygun koyma koyma akıl koymak koyu koyu gri koyu kahverengi koyu kır koyu kırmızı koyu koyu koyu lâcivert.−di koyulaşma koyulaşmak koyulaştırma koyulaştırmak 1364 .kovuş kovuşturma kovuşturmak kovuşturma yapmak koy koyacak.−ğı koyar koycuk.−ğı koyak.

Koyulhisar (ilçe) koyulma koyulmak koyultma koyultmak koyuluk.−ğu koyun dede koyun eti koyungöbeği (mantar) koyungözü (bitki) koyun koyuna koyun mantarı koyuntu koyunyünü(sünger) koyu pembe koyu sarı koyut koyuverme koyuvermek koyu yeşil 1365 .−ynu (kucak) koyun bakışlı koyuncu koyunculuk.−ğu koyu mavi koyun koyun.

−ğı kozak.−ği kozmik ışınlar kozmik madde kozmogoni kozmogonik.−ği kozmografya 1366 .−ği kozmik.−ğı Kozaklı (ilçe) kozalak.koyverme koyvermek koz koza kozacı kozacılık.−ğı kozalaklılar kozalaksı kozalaksı bez kozalı Kozan (ilçe) kozasız koz helva koz helvacı koz helvası Kozlu Kozluk (ilçe) kozmetik.

−ği kozmonot kozmopolit kozmos köçek.−ği köçekçe köçeklik.−ği köfter köfterlik.−ği köftün köhne köhneleşme köhneleşmek köhnelik.kozmoloji kozmolojik.−ği köftehor köftelik.−ği köfte köfteci köftecilik.−ği köhneme köhnemek kök kök bacaklılar kök bilgisi kök boyası kökboyası (bitki) 1367 .

kökboyasıgiller kökçü kökçük.−ğü kök doğrayıcısı köken köken belgesi köken bilimci köken bilimi köken bilimsel kökenlenme kökenlenmek kökenli kökensel kökensiz kökertme kökertmek kök işareti kök kaplama kök kırmızısı kök kurdu kökleme köklemek köklendiriş köklendirme köklendirmek kökleniş köklenme 1368 .

köklenmek kökleşme kökleşmek kökleştiriş kökleştirme kökleştirmek köklü köklü aile kök mantar köknar köknar sakızı kök sap kök saplı köksel köksü köksüz köksüzlük.−ği kökten sürme kökteş kökteş tümleç.−ği kökten çiçekli kökten dinci kökten dincilik.−ci Köktürk 1369 .−ğü kökten köktenci köktencilik.

−ci kömür kömürcü kömürcülük.−ğü kömbe kömeç.Köktürkçe kök yumru kölçer köle köleci köleleşme köleleşmek köleleştiriş köleleştirme köleleştirmek köleli kölelik.−ğü kömüren kömür kalem kömür kayası kömürleşme kömürleşmek kömürleştirilme 1370 .−ği kölelik düzeni kölemen kölesiz kölük.

kömürleştirilmek kömürleştiriş kömürleştirme kömürleştirmek kömürlü kömürlük.−ği köpekayası (bitki) köpek balığı köpek balıkları köpek dişi köpekgiller köpekkuyruğu (spor) köpekleme köpeklemek köpekleniş köpeklenme köpeklenmek köpekleşiş köpekleşme köpekleşmek köpekli köpeklik.−ğü kömüş köpek.−ği köpek memesi köpekoğlu 1371 .

−ği köpek sarımsağı köpeksiz köpek soğanı köpek soyu köpek üzümü köpoğlu köpoğluluk.−ğü Köprüköy (ilçe) köprüleniş köprülenme köprülenmek köprülü köprü yol köpük.−ğü köpükleniş köpüklenme köpüklenmek 1372 .−ğü köprücük kemiği köprücülük.köpekoğlu köpek.−ğu köprü köprü altı çocuğu köprü başı Köprübaşı'nı (ilçe) köprücü köprücük.

−ğı kör boğaz körcesine kör çapa kör dövüşü kör duman kördüğüm köre körebe köreliş 1373 .köpüklü köpüksüz köpüleme köpülemek köpüre köpüre köpürgen köpürme köpürmek köpürtme köpürtmek köpürtücü köpürtüş köpürüş kör kör ağaç.−cı kör alan kör baca kör bağırsak.

−ği kör hat.−ğü körlemeden körleniş körlenme körlenmek körleşme körleşmek körleştiriş körleştirme körleştirmek 1374 .−ttı kör kadı kör kandil kör kaya kör köstebek.−ği kör kurşun kör kuyu körkütük.körelme körelmek köreltme köreltmek köreşe kör fare kör faregiller körfez Körfez (ilçe) körfezcik.

−ğı Köroğlu kör olası körpe körpecik.−ği körpelik.−ğü kör nişancı kör nişancılık.körletiş körletme körletmek körlük.−ği kör sıçan kör şans kör şeytan kör talih kör tapa kör topal kör uçuş körük.−ğı kör nokta kör ocak.−ğü körükçü körükçülük.−ğü körükleme körüklemek körüklenme körüklenmek 1375 .

−ğü kösnül 1376 .−ği kösem kösemen kösemenlik.körükleyici körüklü körü körüne körüksüz kör yılan kör yılangiller kös kösçü köse Köse (ilçe) köse buğday köseği kösele kösele suratlı kösele taşı köselik.−ği kösemenlik etmek köse sakal köskelmek kös kös köskötürüm kösnü kösnük.

−ği köstekleme kösteklemek köstekleniş kösteklenme kösteklenmek köstekleyiş köstekli köstek olmak kösteksiz köstere köşe köşe atışı köşe başı köşebent.−ği köstebekgiller köstebek illeti köstek.−ğü kösnülme kösnülmek kösnülü köstebek.−ğı köşe demiri köşe dolabı köşe dönmeci köşe dönücü 1377 .kösnüllük.−di köşe bucak.

−ği köşeli parantez köşe minderi köşe penceresi köşe rafı köşesiz köşe taşı köşe vuruşu köşe yastığı köşe yazarı köşe yazarlığı köşe yazısı köşk Köşk (ilçe) köşker 1378 .−ği köşe kadısı köşe kapmaca köşekleme köşeklemek köşe koltuğu köşeleme köşelemek köşeli köşeli ayraç.köşe dönücülük.−ğü köşegen köşek.−cı köşelik.

−ği kötü kötü adam kötücül kötü göz kötü kadın kötüleme kötülemek kötüleniş kötülenme kötülenmek kötüleşme kötüleşmek kötüleştiriş kötüleştirme kötüleştirmek kötüleyici kötüleyiş kötülük.−ği köşklü kötek.köşkerlik.−ğü kötülük yapmak kötümseme kötümsemek 1379 .−ğü kötülük etmek kötülükçü kötülükçülük.

kötümser kötümserleşme kötümserleşmek kötümserlik.−ği kötü olmak kötürüm kötürümleşme kötürümleşmek kötürümlük.−ğü kötürüm olmak köy köy ağası Köyceğiz (ilçe) köycü köycülük.−ğü köydeş köy ekmeği köy enstitüsü köygöçüren köy ihtiyar heyeti köy ihtiyar meclisi köy imamı köy koruculuğu köy korucusu köy köy köyleşme köyleşmek 1380 .

−ğı 1381 .−ğü köy meydanı köy muhtarı köy odası köy orta oyunu köy oyunu köy romanı köy seyirlik oyunu köy türküsü köy yeri köz közleme közlemek közleşme közleşmek kraça kraft kâğıdı kral kralcı kralcılık.köyleştirme köyleştirmek köylü köylü çorbası köylük.−ğü köylü kentli köylük yer köylülük.

−ği kraliyet krallık.kraliçe kraliçelik.−ğı kramp krampon kraniyoloji krank krater krater gölü kravat kravatlı kravatsız kravl kreasyon kreatör kredi kredi açıcı kredi anlaşması kredi kartı kredileme kredilemek kredilendirme kredilendirmek kredi limiti kredili satış kredi mektubu 1382 .

−ğu 1383 .−ğu kriminolog.kredi sözleşmesi kreditör krem krema kremalı kremasız krematoryum kremleme kremlemek kreozot krep krepdöşin kreplin krepon krepon kâğıdı krepsaten kreş kretase kreten kretenizm kreton krezol.−lü kriket kriko krikocu krikoculuk.

−ği kritisizm kriyoskopi kriz krizalit.kriminoloji kripto kriptolog.−ğu kriptoloji kripton kristal.−di kriter kritik.−di krizantem kriz masası krizolit kriz yöneticisi kriz yönetimi kroki krokodil krom kromaj kromatik.−li kristal cam kristalleşme kristalleşmek kristal mavisi kristaloit.−ği 1384 .

kromatik iplik.−ği kromatin kromatit kromatofor krome kromlu kromoplâst kromosfer kromotropizm kromozom kron kronaksi kronik.−ği kronometre kros kroşe kruasan krupiye krupiyelik.−ği kruvaze kruvazör 1385 .−ği kronikçi kronikleşme kronikleşmek kronograf kronoloji kronolojik.

−ğu kucak.ksenofobi ksenon ksilofon kuaför kuartet kubarma kubarmak kubaşma kubaşmak kubat kubatlık.−ğı kubbe Kubbealtı'nı kubbeli kubbeli delik.−ğı kucak çocuğu kucak dolusu kucak kucağa kucak kucak kucaklama kucaklamak kucaklanış 1386 .−ği kubbeli fırın kubbesiz kubur kuburluk.

−ğı kudurma kudurmak kudurtma kudurtmak kudurtucu kuduruk.−ğu kuduruş 1387 .kucaklanma kucaklanmak kucaklaşma kucaklaşmak kucaklayış kucaktan kucağa kuçukuçu (köpek) kuçu kuçu (ünlem) kudas kudema kudret kudret hamamı kudret helvası kudretli kudret narı kudretsiz kudretsizlik.−ği kudretten kudurgan kudurganlık.

kuduz kuduz böceği kuduz böcekleri kuduzluk.−ğı kuklalık.−ğu kuduz otu kudüm kudümzen kûfî kuğu kuğurma kuğurmak kuhi kuintet kuka kukla kuklacı kuklacılık.−ğı kukla oyunu kukla tiyatrosu kuklavarî kukuleta kukuletalı kukuletasız kukumav kul kula 1388 .

−ğı kulak çivisi kulak davulu kulak demiri kulak dolgunluğu kulak erimi kulak kepçesi kulak kulağa kulaklı kulaklık.−cı kulaçlama kulaçlamak kulaçlayış kulağakaçan kulağı delik.−ğı kulak altı bezi kulakçı kulakçık.−ğı kulaç.−ğı kulaklı somun kulak memesi kulak misafiri kulak misafiri olmak kulak sadakası 1389 .−ği kulağı tıkalı kulak.Kula (ilçe) kulacık.

−ğı kul cinsi kule kul etmek kul hakkı kulis kulis çalışması kulis faaliyeti kulis yapmak kul kâhyası kullandırma kullandırmak kullanıcı kullanılma kullanılmak kullanılmış kullanım kullanış 1390 .kulaksız kulaktan kulaktan dolma kulaktan kulağa kulak tıkacı kulak tırmalayıcı kulaktozu kulak zarı kulampara kulamparalık.

kullanışlı kullanışsız kullanma kullanmak kullap.−ğı kuluçka makinesi 1391 .−ğu kullukçu kulluk etmek kulluk kölelik.−ği kul oğlanı kuloğlu kul olmak kulp Kulp (ilçe) kulplu kulplu beygir kulpsuz kul taksimi Kulu (ilçe) kuluçka kuluçka devri kuluçka dönemi kuluçkahane kuluçkalık.−bı kullaşma kullaşmak kulluk.

−bü kulüpçü kulüpçülük.−ğü kulüpler arası kulvar kul yapısı kulyuç.−cu kulunlama kulunlamak kulunluk.−ğı kumandansız 1392 .−ğu kulübe kulüp.kuluçka olmak kulun Kuluncak (ilçe) kulunç.−cu kum kuma kumalı Kuman Kumanca kumanda kumanda etmek kumandan kumandan gemisi kumandanlı kumandanlık.

Kumandı kumanya kumanyacı kumanyacılık.−ğı kumarcı kumarcılık.−ğı kumaş mengenesi kumaşsız kum balığı kum balığıgiller kumbara kumbaracı kumbarahane kumbaşı (kumsal) kumcu kumcul 1393 .−ği kumasız kumaş kumaşçı kumaşçılık.−ğı kumar ebesi kumarhane kumarhaneci kumarhanecilik.−ğı kumar kumarbaz kumarbazlık.

kum çölü kum engereği kum fırtınası kum grisi kum havucu kum havuzu kum kamyonu kum kayası kumkazan kum kekliği kumkuma kumla kumlama kumlamak kumlaştırıcı kumlaştırma kumlaştırmak kumlu Kumlu (ilçe) Kumluca (ilçe) kumluk.−ğu kum otu kumpanya kumpas kumpir kumral kumru 1394 .

−ğı 1395 .−cu Kumuk Kumukça kumul kunda kundak.−ğı kundakçı kundakçılık.−ğı kumsuz kum taşı kum torbası kumuç.Kumru (ilçe) kumrucu kum saati kumsal kumsallık.−ğı kundaklama kundaklamak kundaklanış kundaklanma kundaklanmak kundaklayış kundaklı kundaksız kundura kunduracı kunduracılık.

−ğı kuralcı kuralcılık.−ğı kurakçıl kuraklık.kunduru kunduz kunduz böceği kungfu kunt kup kupa kupes kupkuru kupkuru etmek kupon kupür kur kur'a kurabiye kurabiyeci kurabiyecilik.−ğı kural kurala aykırı kurala aykırılık.−ği kur'acı kurada kur'a efradı kurak.−ğı 1396 .

−ğı kurbağalama kurbağalar kurbağa otu kurbağa testi 1397 .−ğı kuramsal Kur'an kurander Kur'anıkerim kurbağa kurbağa adam kurbağa balığı kurbağa balığıgiller kurbağacık.kural dışı kurallaşma kurallaşmak kurallaştırma kurallaştırmak kurallı kurallı cümle kuralsız kuram Kurama kuramlaştırma kuramlaştırmak kuramcı kuramcılık.

kurbağazehiri(bitki) kurbağazehirigiller kurban Kurban Bayramı kurban eti kurban etmek kurbanlık.−ğı kurbanlık koyun kurban olmak kurca kurca çıbanı kurcalama kurcalamak kurcalanış kurcalanma kurcalanmak kurcalayış kurçatovyum kurdele kurdele balığı kurdele balığıgiller kurdeleli kurdelesiz kurdeşen kurdurma kurdurmak kurdurtma 1398 .

−ğı kurmak kurmay kurmay başkanı kurmaylık.kurdurtmak kurgan kurgu kurgu bilimi kurgucu kurguculuk.−ğu kurgulama kurgulamak kurgulanma kurgulanmak kurgulu kurgu masası kurgu odası kurgusal kurgusuz kurk kurlağan kurma kurmaca kurmacılık.−ğı kurna kurnalı kurnasız 1399 .

−ğu kurşun erimi kurşungeçirmez kurşun grisi kurşunî kurşunîleşme kurşunîleşmek kurşun kalem kurşunlama kurşunlamak kurşunlanma kurşunlanmak kurşunlaşma kurşunlaşmak 1400 .kurnaz kurnazca kurnazlaşma kurnazlaşmak kurnazlık.−ğı kursaklı kursaksız kursiyer kurşun kurşuncu kurşunculuk.−ğı kuron kurs kursak.

−ğı kurtarış kurtarma kurtarma aracı kurtarmacı kurtarmacılık.−du kurtağzı Kurtalan (ilçe) kurtarıcı kurtarıcılık.−ğı kurtarma gemisi kurtarmak kurtarma kazısı kurtayağı (bitki) kurtayağı tozu kurtbağrı (bitki) kurt baklası kurt bilimci 1401 .kurşunlu Kurşunlu (ilçe) kurşun otu kurşun rengi kurşunsuz kurt.−ğı kurtarılma kurtarılmak kurtarım kurtarımcılık.

kurt bilimi kurtboğan kurtçuk.−ğu kurt mantarı kurt masalı kurtpençesi (bitki) kurt sineği kurtsuz kurttırnağı (bitki) kurtulma 1402 .−ğu kurtçul kurt kapanı kurtkıyan (bitki) kurt köpeği Kurtköy kurt kuş kurt kuyusu kurtlandırma kurtlandırmak kurtlanış kurtlanma kurtlanmak kurtlaşma kurtlaşmak kurtlu kurtluca kurtluk.

−ğu kuru çay kuru çayır kuru çeşme kuru dere kuru duvar kuru ekmek.−ği kuru erik.−ğı kuru kayısı 1403 .−ği kuru fasulye kuru filtre kuru gürültü kuru hava kuru iftira kuru incir kuru kafa kuru kahve kuru kahveci kuru kahvecilik.−ğı kurtuluş kurt yeniği kuru Kurucaşile (ilçe) kurucu kuruculuk.−ği kuru kalabalık.kurtulmak kurtulmalık.

kuru kemik.−ği kuru köfte kuru kuruya kuru kuyu kurul kuru lâf kurulama kurulamak kurulanış kurulanma kurulanmak kurulaşma kurulaşmak kurulayış kurulma kurulmak kurultay kurulu kurulu düzen kuruluk.−ğu kuruluş kuruluşlar bütünü kurum kuruma kurumak kuru meyve kurumlanış 1404 .

kurumlanma kurumlanmak kurumlaşma kurumlaşmak kurumlaştırma kurumlaştırmak kurumlu kurumsal kurumsallaşma kurumsallaşmak kurumsuz kuruntu kuruntucu kuruntu etmek kuruntulu kuruntusuz kuru öksürük.−ğu kuru söz kuruş kuruş kuruş kuruşlandırma 1405 .−ğü kuru pasta kuru pil kuru sebze kuru sıkı kuru soğan kuru soğuk.

−ğı kurutma makinesi kurutucu kurutulma kurutulmak kurutuş kuru üzüm kuruyasıca kuru yemiş kuru yemişçi kuruyuş kuru yük kuru yük gemisi 1406 .−cı kurutmak kurutma kabı kurutma kâğıdı kurutmalı kurutmalık.−cı kuru tarım kuru temizleme kuru temizleyici kurutma kurutmaç.−ğu kuruşu kuruşuna kurut kurutaç.kuruşlandırmak kuruşluk.

kuru ziraat.−ğu kusturma kusturmak kusturucu kusturuş kusuntu kusur kusur etmek kusurlu kusurluluk.−ğü kuskus kuskus çorbası kuskus pilâvı kusma kusmak kusmuk.−ğu kusursuz kusursuzluk.−ğu kuş 1407 .−ği kuskun kuskunlu kuskunsuz kuskunu düşük.−ti kurvaziyer kurya kurye kuryelik.

−ğı kuşak bağlama kuşaklama kuşaklamak kuşaklanma kuşaklanmak kuşaklı kuşaksız kuşane kuşanılma kuşanılmak kuşanış kuşanma kuşanmak kuşantı kuşatılma kuşatılmak kuşatış kuşatma kuşatmak kuş bakışı kuşbaşı kuşbaşılı kuşbaz kuş beyinli kuş bilimci 1408 .Kuşadası'nı (ilçe) kuşak.

−ğu kuşkulandırma kuşkulandırmak 1409 .kuş bilimi kuşburnu (bitki) kuşçu kuşçubaşı kuşçuluk.−ğu kuşdili (dişbudak) kuş dili (çocuk dili) kuşe kuşe kâğıdı kuşekmeği (bitki) kuşet kuşetli kuşetsiz kuş evi kuşgömü(pastırma) kuş gözü (pencere) kuşhane kuş iğdesi kuş kafesi kuşkanadı (tıp) kuş kirazı kuşkonmaz (bitki) kuşku kuşkucu kuşkuculuk.

−ğı kuşlar kuşlokumu (kurabiye) kuşluk.−ğu kuşluk namazı kuşluk vakti kuşluk yemeği kuşmar kuş otu kuşpalazı (difteri) kuş sütü kuş tüyü kuş uçumu kuş uçuşu kuş uykusu kuş üzümü kuşyemi (bitki) kuş yuvası kut kutan (saka kuşu) kutlama 1410 .kuşkulanma kuşkulanmak kuşkulu kuşkulu kuşkulu kuşkusuz kuşlak.

−ğu kutnu kutsal kutsallaşma kutsallaşmak kutsallaştırış kutsallaştırma kutsallaştırmak kutsallık.−ğu kutu kutucu 1411 .−ğı kutsama kutsamak kutsî kutsîleşme kutsîleşmek kutsiyet kutsuz kutsuzluk.kutlamak kutlanış kutlanma kutlanmak kutlayış kutlu kutlulama kutlulamak kutluluk.

−ğu kutu kutu kutulama kutulamak kutulanış kutulanma kutulanmak kutulayış kutulu kutulu telefon kutup.−tbu kutup engel kutuplanma kutuplanmak kutuplaşma kutuplaşmak kutupsal Kutup Yıldızı kutur.−tru kuvantum kuvars kuvarsit kuver kuvertür kuvöz kuvve kuvvet 1412 .kutuculuk.

−ği kuymak.kuvvet çifti kuvvet komutanları kuvvetlendirici kuvvetlendiriş kuvvetlendirme kuvvetlendirmek kuvvetleniş kuvvetlenme kuvvetlenmek kuvvetli kuvvetlice kuvvetölçer kuvvetsiz kuvvetsizlik. −ği kuyruklu kurbağa kuyruklular kuyruklu piyano kuyruklu yalan kuyruklu yıldız 1413 .−ğu kuyruk acısı kuyrukkakan kuyruk kemiği kuyruklu kuyruklu kelebek.−ğı kuyruk.

−ğu kuyu kuyu bileziği Kuyucak (ilçe) kuyucu kuyuculuk.−ğu kuyudat kuyu fındığı kuyu kebabı kuyum kuyumcu kuyumculuk.kuyruk olmak kuyruksallayan kuyruksallayan− giller kuyruk sokumu kuyruk sokumu kemiği kuyruksuz kuyruksuzlar kuyruksüren kuyruk yağı kuytu kuytuluk.−ğu kuyumcu terazisi kuyu suyu kuyu topuğu kuz 1414 .

−ğu Kuzguncuk (ilçe) kuzgunî kuzgunî siyah kuzgunkılıcı (bitki) kuzin kuzine kuzu kuzu dişi kuzu eti kuzugöbeği (mantar) kuzu kapama kuzu kapısı kuzu kestanesi kuzukulağı (bitki) kuzukulağı asidi 1415 .kuzen kuzey kuzeybatı kuzeydoğu Kuzey Kutbu'nu kuzeyli kuzey noktası Kuzey Türkçesi Kuzey Yıldızı kuzgun kuzguncuk.

−ğü küçük.kuzu kuzu kuzulama kuzulamak kuzulaşma kuzulaşmak kuzulu kuzuluk.−ğü küçük abdest küçük ad Küçükaslan (yıldız) Küçük Asya küçük ay (şubat) Küçükayı (yıldız kümesi) küçükbaş küçük bey küçük burjuva 1416 .−ğu kuzuluk kapısı kuzu mantarı kuzu sarmaşığı Küba Kübalı kübik.−ği kübist kübizm küçücük.

küçük çaplı küçük çapta küçükçe Küçük Çekmece (ilçe) küçük dalga küçük dil küçük dil ünsüzü küçük gazete küçük gezegen küçük hanım küçük harf küçük Hindistan cevizi küçük kan dolaşımı küçük karga küçük köprü küçük kumru küçükleşme küçükleşmek küçüklü büyüklü küçüklük.−ğı küçük sakarca 1417 .−ğü küçük martı küçük mevlit ayı küçük önerme küçük parmak.

−ği küfelik.−ği küfelik olmak 1418 .−ği küf küfe küfeci küfecilik.−ği küçümseme küçümsemek küçümsenme küçümsenmek küçümseyiş küçürek.küçüksemek küçük sesli uyumu küçük şalgam küçük tansiyon küçük terim küçük tövbe ayı küçük ünlü uyumu küçülme küçülmek küçültme küçültme eki küçültmek küçülüş küçümen küçümencik.

−frü küfürbaz küfürbazlık.−ğı küfür küfür küfüv.−dü kükürtatar kükürt çiçeği 1419 .−ffü küf yeşili küheylân kükre kükreme kükremek kükreyiş kükürt.küffar küf kokusu küflendirme küflendirmek küflenme küflenmek küfletme küfletmek küflü küflüce küfran küfretme küfretmek küfür.

kükürtleme kükürtlemek kükürtlenme kükürtlenmek kükürtlü kükürtsüz kül kül.−lli (bütün) külâh külâhçı külâhımsı külâhlı külâhsız külbastı külbastılık.−ği kül etmek külfet külfetli külfetsiz külfetsizce külhan 1420 .−ğı külçe külçeleşme külçeleşmek kül çöreği küldöken külek.

−ğü küllük ağzı küllü su kül olmak külot külotlu çorap.−ği külhancı külhanî külhan makinesi külkedisi külleme küllemek külleniş küllenme küllenmek küllî külliyat külliye külliyen külliyet külliyetli küllü küllük.külhanbeyce külhanbeyi külhanbeyi ağzı külhanbeylik.−bı külot pantolon 1421 .

−ğü kültür varlıkları külünk.kül rengi kül rengi et sineği kült kül tablası külte kültivatör kültür kültür akımı kültür balıkçılığı kültür bitkileri kültür çevresi kültüre alma kültürel kültürel antropoloji kültürfizik.−gü 1422 .−ği kültür göçü kültürlenme kültürlenmek kültürlü kültürlülük.−ğü kültür ortamı kültür sarayı kültür sitesi kültürsüz kültürsüzlük.

−ğü külyutmaz kümbet küme küme bulut küme çalışması kümeden düşme küme küme kümeleme kümelemek kümeleniş kümelenme kümelenmek kümeleşim kümeleşme kümeleşmek kümeli kümes kümes hayvanları kümülâtif kümültü kümülüs küncü künde kündeleme kündelemek 1423 .külüstür külüstürlük.

künefe küngüldeme küngüldemek küngürdeme küngürdemek künh künk.−ğu küp küpe küpe çiçeği küpe çiçeğigiller küpeli küpelik.−ği küpeşte küpleği küpleme küplü küp şeker kür kürar küraso küratör kürdan kürdanlık.−gü künye künyesi bozuk.−ğı kürdî 1424 .

−fi kürevî küreyici küreyve 1425 .−ği kürek kemiği kürek kürek küre kuşağı küreleme kürelemek kürelenme kürelenmek küreme küremek küremsi küresel küresel gök bilimi küreselleşme küreselleşmek küresel üçgen küresel valf.kürdîlihicazkâr küre Küre (ilçe) kürek.−ği kürek ayaklılar kürek cezası kürekçi kürekçilik.

−ğü kürklü kürneme kürnemek kürsü kürsü başkanı kürsü hocası kürsü şeyhi Kürt kürtaj kürtajcı kürtün Kürtün (ilçe) kürüme kürümek kür yapmak küs küseğen küskü küskün küskün küskün 1426 .kürit küriyum kürk kürkas kürk böceği kürkçü kürkçülük.

−ğü küsme küsmek küspe küstah küstahça küstahlaşma küstahlaşmak küstahlık.−ğü küs küs küsküt küskütük.küskünleşme küskünleşmek küskünlük.−ğı küstahlık etmek küstere küstüm otu küstürme küstürmek küsuf küsur küsurat küsurlu küsursuz küsü küsülü 1427 .−ğü küslük.

−dı küşayiş küşne küşüm küşümlenme küşümlenmek küt Kütahya kütikül kütin küt inici kütinleşme küt inme küt küt kütle kütleme kütlemek kütlesel kütleşme kütleşmek kütleştirme kütleştirmek kütletme kütletmek 1428 .küsüşme küsüşmek küşade küşat.

−ğü kütör küttedek kütük.−ğı 1429 .−ğü kütüphane kütüphaneci kütüphanecilik.−ğü kütükleşme kütükleşmek kütüklük.kütlü kütlük.−ği kütürdeme kütürdemek kütürdetme kütürdetmek kütür kütür kütürtü küvet Küveyt (*)L L lâ lâakal lâbada lâbirent lâborant lâborantlık.

lâboratuvar lâboratuvar muayenesi lâbrador lâbros lâciverdî lâcivert.−ğı lâçka olmak lâden lâdengiller lâdenli lâdes lâdes kemiği lâdes oyunu Lâdik (ilçe) lâdin lâdinî lâedri 1430 .−di lâcivertlik.−ği lâcivert taşı lâçın Lâçin (ilçe) lâçka lâçka etmek lâçkalacma lâçkalacmak lâçkalık.

−fzı lâflama lâflamak laflaya laflaya lâf olmak lâforizma lâf salatası lâfugüzaf lâfzen lâfzî lâgar lâgos lâgün lâğım lâğımcı lâğımcılık.−ğı lâf ebeliği lâf ebesi lâf etmek lâfız.−ğı lâf cambazı lâf cambazlığı lâfçı lâfçılık.lâedriye lâf lâfazan lâfazanlık.−ğı 1431 .

−ğvı lâğvedilme lâğvedilmek lâğvetme lâğvetmek lağvolma lağvolmak lâğvolunma lâğvolunmak lâhana lâhavle lâhika lâhit.lâğım çukuru lâğım döşemi lâğıv.−ğı lâhzada lâik.−ği 1432 .−hdi lâhmacun lâhmacuncu lâhmacunculuk.−ğu lâhos lâhurakî lâhurî lâhut lâhutî lâhza lâhzacık.

−kı lâka lâkacı lâkap.−bı lâkaplı lâkaydî lâkayt lâkaytlık.lâiklecme lâiklecmek lâiklectirme lâiklectirmek lâiklik.−ğı lâklâka lâklâk etmek 1433 .−ği lâin lâisizm lâk.−ğı lâke lâkerda lâkerdacı lâkırdı lâkırdıcı lâkırdı ebesi lâkırdı etmek lâkırdı kavafı lâkin lâklâk.

−ğı lalanga Lalapaca (ilçe) lâle lâle ağacı lâleli lâlelik.−di lâktoz lâl.−ği lâlettayin lâlezar lâlüebkem lâm lâma lâmacı lâmacılık.−li lâktaz lâktik asit.−li lala lalalık.−ği lâkoz lâkrimal.−ğı lâmaist lâmaizm lâmba lâmbada dansı 1434 .lâklâkıyat lâkonik.

lâmba karpuzu lâmbalama lâmbalamak lâmbalı lâmbalık.−ğı lâmbasız lâmbri lâme lâmekân lâmekân takımı lâmel lâminarya lâmise lânarkit lândo lândon lânet lânet etmek lânetleme lânetlemek lânetlenme lânetlenmek lânetli langır lungur lângırt lângur lângust 1435 .

−ğı lâpa lâpa lâpçın lâpçınlı lâpilli lâpina lâpinagiller lâp lâp Lâpon Lâponca Lâponya Lâponyalı lâppadak Lâpseki (ilçe) lârenjit larghetto largo lârp 1436 .lânolin lânoz lânse lânse etmek lântan lântanit lâp lâpa lâpacı lâpacılık.

lârpadak lârva lârvacıl lâskî lâskine lâso lâsta lâsteks lâstik.−ği lâstik ağacı lâstikçi lâstikli lâstikli söz lâstikotin lâstik tutkalı lâce lâta lâtanya lâteks lâterit lâteritli lâterna lâternacı lâtecbih lâtif lâtifçe lâtife 1437 .

−ğı lâtilokum Lâtin Lâtince Lâtin çiçeği Lâtin çiçeğigiller Lâtin çiçekleri Lâtin dilleri Lâtin halkları Lâtinlik.−ği lâubalîyane lâv lâva lâvabo lâvabo bataryası lâvabo musluğu 1438 .−ği Lâtin yelkeni lâtunya Lâubalî lâubalîce lâubalîlecme lâubalîlecmek lâubalîlik.−ği lâtifundia lâtifundiacılık.lâtifeci lâtife etmek lâtiflik.

−ğı lâvanta çiçeği lâvantalık.−ğı lâv taşması lâvuar lâyemut lâyenkati lâyık.−ğı lâvanta mavisi lâvantin lâvac lâvdanom lâvman lâvrensiyum lâvrovit lâv silâhı lâvsonit lâvta lâvtacı lâvtacılık.lâva etmek lâvaj lâvaj yapmak lâvanta lâvantacı lâvantacılık.−ğı lâyıkıyla lâyık olmak 1439 .

−ği 1440 .−ğı lâzım olmak Lazlık.lâyiha lâytmotif lâyuhti Lâz lâza lâzanya Lâzca lâzer lâzım lâzıme lâzımlık.−ği leçelik.−ğı lâzut L demiri le lebalep.−bi lebbeyk lebdeğmez lebiderya leblebi leblebici leblebicilik.−ği leblebi cekeri leçe leçek.

−li legallecme legallecmek legato legorn leğen leğen ibrik.−ffi leffetme leffetmek leffünecir.ledün.−cri Lefkoca legal.−nnü ledün ilmi lef.−ği leh Leh lehçe Lehçe lehçe bilimi lehçeci lehim lehimci lehimcilik.−ği lehimleme lehimlemek lehimlenme lehimlenmek 1441 .

−dı lejyon lejyoner leke lekeci lekeci kili lekecilik.lehimletme lehimletmek lehimli Lehistan Lehli lehtar lejant.−ği leke etmek lekeleme lekelemek lekelenme lekelenmek lekeli lekeli humma lekende leke olmak lekesiz leke yapmak leksik birim leksikograf leksikografi 1442 .

−ğ lemis.−ğu leksikoloji lektör lektörlük.−ği Leninist Leninizm lens lento leopar lep lepiska lepra lerzan lerze lesepase lec 1443 .−ği lenfatizm lenfosit lenger lengüistik.−msi lenduha lenf lenfa lenfatik.leksikolog.−ği Leninci Lenincilik.

−di leventlik.−ğı levrek.−ği levha levhacı levhacık.−ği 1444 .lecçil lecçil akbaba lec kargası lecker letafet letarji Letçe Leton dili Letonya Letonyalı leva Levanten levanti levazım levazımat levazımatçı levazım bölüğü levazımcı levazımcılık.−ğı levhacılık.−ğı levazım sınıfı levendane levent.

−ğı leylâkî leylek.−ği leziz lezyon lezzet lezzetlendirme lezzetlendirmek lezzetlenme lezzetlenmek lezzetli 1445 .−ği leylekayağı (bitki) leylekgagası (alet) leylekgiller leylekler leyleksiler leylî leylî meccanî leylünnehar lezar lezbiyen lezbiyenizm lezbiyenlik.levrekgiller levüloz levye ley leylâk.

−ği liberasyon liberasyon listesi libero libido liboc libre libretto Libya 1446 .lezzetlilik.−ği lezzetsiz lezzetsizlik.−li liberalizm liberallecme liberallecmek liberallik.−ği lığ lığlama lığlamak lığlanma lığlanmak lığlı lıkır lıkırdama lıkırdamak lıkır lıkır libas liberal.

−di lif lifleme liflemek liflenme liflenmek liflecme liflecmek liflectirme liflectirmek lifli lif lif lift lig liga lignin lika liken liken bilimi likidasyon likide etmek likidite likit.−di 1447 .−ği liet.Libyalı Lice (ilçe) lider liderlik.

−ğı liman reisi limbo lime lime lime limit limitet limitet ortaklık.likorinoz likör likör bardağı lilâ rengi limaki liman liman cüzdanı liman icçisi limanlama limanlamak limanlık.−ğı 1448 .−ğı limitet cirket limitsiz limnoloji limon limon asidi limonata limonata bardağı limonatacı limonatacılık.

−ci linç etmek lineer linet linin link linolyum linotip linyit lipari 1449 .−ğu limon otu limon sarısı limon suyu limon tozu limon tuzu limuzin linç.limoncu limon esansı limonî limonî hava limonit limon kabuğu limonküfü (renk) limonlama limonlamak limonlu limonluk.

−di lipom lipsos lir lira liralık.−ği lirik ciir lirizm lisan lisanıhâl.liparit lipit.−ğı liret lirik.−bi lisanî lisaniyat lisans lisansiyer lisanslı lisansüstü lisansüstü eğitim lise liseler arası liseli liste liste başı listeci 1450 .−li lisanımünasip.

listeleme listelemek literatür litografi litografya litografyacı litografya taşı litoloji litosfer litre litrelik.−ği liturya lityum lityumlu liva livar livarlı livarlı tekne liyakat.−lü lizöz lobelya 1451 .−ti liyakatli liyakat sahibi liyakatsiz liyakatsizlik.−ği liyan lizol.

−ği lobut loca loça loda lodos lodos balığı lodoslama lodoslamak lodosluk.−ğu logaritma logaritma tablosu logaritmik logo logos loğ loğlama loğlamak loğusa loğusa humması loğusalık.−ğı loğusa otu loğusa şekeri loğusa şerbeti lojik.−ği 1452 .lobi lobici lobicilik.

lojistik.−ğı lokantalı lokatif lokavt lokma lokma anahtar lokma başlığı lokmacı lokmacık.−ği lojistik dairesi lojistik hizmet lojman lok lokal.−ğı lokma etmek lokma göz lokma gözlü lokma lokma lokman ruhu lokma tatlısı lokomobil 1453 .−li lokalizasyon lokalize etmek lokanta lokantacı lokantacılık.−ğı lokmacılık.

−ğu lop et lop incir lop lop loppadak lopur lopur lopur lop yumurta lor lorentiyum lort.−du lorta 1454 .lokomotif lokomotifli lokomotifsiz lokum lolo lololo lombar lomboz lonca loncacılık.−ğı lonca ustası longa longoz longplay lop lopçuk.

lortlar kamarası lostra lostracı lostra salonu lostromo lostromoluk.−ğı lotus lök lökleme löklemek lökoplâst lökosit lökoz lökün löp 1455 .−ğu lota lotarya lotaryacı lotaryacılık.−ğu losyon loc locça loclacma loclacmak loşlaştırma loşlaştırmak loşluk.

−ğu 1456 .−ti lügatçe lügatçi lügatçilik.−ği lügol.löp löp löpür löpür lös lösemi lösemit lûmbago lûnapark lup lustrin lûtî lûtr Lübnan Lübnanlı lüfer lüferci lüfergiller lügat.−lü lük lük boyası lüks lüks baskı lüks hayat lüks koltuk.

lüks lâmbası lüksmetre lüks mevki.−ğü lüpletme lüpletmek lüpten Lüterci Lütercilik.−i lüks tarife lüle Lüleburgaz (ilçe) lüleci lüleci çamuru lülecilik.−ti lünet lüp lüpçü lüpçülük.−ği lütesyum lütten lütfetme lütfetmek 1457 .−ği lüleli lüle lüle lüle taşı lümen lümensaati.

−ğı lüzucet lüzucî lüzum lüzumlu lüzumlu lüzumsuz lüzumsuz lüzumsuzluk.lütfeyleme lütfeylemek lütuf.−tfu lütufkâr lütufkârane lütufkâr!ık.−ğu lüzumsuz adam lüzumsuzca (*)M M maada maaile maalesef maalmemnuniye maarif maarifçi maaş maaş bordrosu maaşlı maaşsız 1458 .

−yni mabeyinci mabeyincilik.−di mabet ağacı mabeyin.−ğu 1459 .−ğı Macar salamı macera maceracı maceracılık.−ğı mabude mabut.−du Macar Macar biberi Macarca Macar ineği Macaristan Macarlık.maatteessüf maazallah mabat.−ğı maceralı maceraperest macerasız macun macuncu macunculuk.−dı mabet.−ği mablak.

macun küreği macunlama macunlamak macunlanma macunlanmak macunlaşma macunlaşmak maç maça maça beyi maça kızı Maçka (ilçe) maç maç maço maçuna maç yapmak Madagaskar Madagaskarlı madalya madalyalı madalyasız madalya töreni madalyon madalyoncu madam madama madara 1460 .

−ği maddeleşme maddeleşmek maddesel maddesel nokta maddeten maddî maddîleşme maddîleşmek maddîlik.madara etmek madaralaşma madaralaşmak madara olmak madde madde başı maddeci maddecilik.−ği maddiyat maddiyet madem mademki maden Maden (ilçe) maden bilimi maden cevheri madenci madencilik.−ği 1461 .

−ğı madik.−ği maderzat.−ği madikçi 1462 .maden damarı maden devri maden filizi maden gazı madenî madenî para madenî yağ madenî yün madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı madensel madensi maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü mader maderşahî maderşahîlik.−dı madımak.

−bu madun maestoso maestro mafevk mafiş mafsal mafya mafyacı mafyacılık.−ğı magazin magazinleşme magazinleşmek magma magmasal 1463 .−ğı madreporlar madrup.madik etmek madikleme madiklemek madlen madrabaz madrabazlık.−ğı mafyalaşma mafyalaşmak mafyalık.−ğı maganda magandalık.

−ği magnezyum magnezyum karbonat magnezyum klorür magnezyumlu magnezyum sülfat magri mağara mağara bilimci mağara bilimi mağara resmi mağara sesi mağaza mağazacı mağaza önü satışı mağdur mağduriyet mağdurluk.magmatik.−ğu mağfiret mağfiret etmek mağfur mağlûbiyet mağlûp.−bu mağlûp etmek mağlûp olmak mağmum 1464 .

Mağribî mağrip.−ğu mağşuş mahal.−lli mahalle mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle bekçisi mahallece mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalleli mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallî mahallî idare mahallîleşme mahallîleşmek 1465 .−bi mağrur mağrurane mağrurca mağrurcasına mağrurlanma mağrurlanmak mağrurluk.

−bu mahcup etmek mahcupluk.−ğu mahcup olmak mahcur mahcuz mahdum mahdut.−ği mahbes mahbube mahbup.−du mahfaza mahfazalı mahfe mahfi mahfil mahfuz mahfuzen mahıv.mahallî seçim mahana maharet maharetli maharetsiz maharetsizlik.−hvı mahir 1466 .−bu mahcubiyet mahcup.

−bi mahlûk mahlûkat mahlûl.mahirane mahitap.−lü mahlût 1467 .−bı mahiye mahiyet mahkeme mahkeme duvarı mahkeme kapısı mahkeme kararı mahkemeleşme mahkemeleşmek mahkemeli mahkemelik.−ği mahkemelik olmak mahkeme masrafı mahkûk mahkûkât mahkûm mahkûmane mahkûm etmek mahkûmiyet mahkûm olmak mahlâs mahlep.

−ğu mahra mahrama mahreç.−ğu mahmuz mahmuz çiçeği mahmuzlama mahmuzlamak mahmuzlanma mahmuzlanmak mahmuzlu mahna mahpus mahpushane mahpusluk.−ği mahrem mahremiyet 1468 .mahmude mahmudiye Mahmudiye (ilçe) mahmul.−ci mahrek.−lü mahmur mahmur bakış mahmur çiçeği mahmurlaşma mahmurlaşmak mahmurluk.

−bu mahsup etmek mahsur mahsus mahsusen mahşer mahşer günü mahşerî mahşer midillisi mahunya mahur mahurbuselik.−lü mahsulât mahsuldar mahsup.mahremlik.−ği mahut mahvetme mahvetmek 1469 .−ği mahrukat mahrum mahrum etmek mahrumiyet mahrum olmak mahrut mahrutî mahsuben mahsul.

−ğı mahya şenliği mahzar mahzen mahzun mahzunane mahzun etmek mahzunlaşma mahzunlaşmak mahzunluk.mahviyet mahvolma mahvolmak mahya mahyacı mahyacılık.−ğı mahya ışıklığı mahya kiremidi mahyalık.−ğu mahzun mahzun mahzun olmak mahzur mahzurlu maî mail maile mailiinhidam mail olmak 1470 .

−ğı makale makam makam arabası makam odası makam otomobili makam ödeneği makam şoförü makam tazminatı makara makaralı makaralı kuş makarena makarna 1471 .−bli makabline şamil makadam makadamlama makadamlamak makak.main maişet maiyet maiyet memuru majeste majör majör gam majüskül makabil.

−ğı makas makasçı makasçılık.−ğı makas hakkı makaskâr makaslama makaslamak makaslama vuruş makaslanma makaslanmak makaslı makaslı böcek.−lü makbul olmak makbuz Makedon Makedonca Makedonya Makedonyalı maket maket bıçağı 1472 .−ği makas payı makastar makat makber makbul.makarnacı makarnacılık.

−ği makine makineci makine dolabı makine gücü makineleşme makineleşmek makineleştirme makineleştirmek makineli makineli tabanca makineli tüfek.−dı maksatlı 1473 .−ği makferlân maki makigiller makilik.−li maksat.maketçi maketçilik.−ği makro makrome makromeli makrosefal.−ği makine odası makine yağı makinist makinistlik.

−u maktu fiyat maktul.−lü makule makul olmak makûs makyaj makyajcı makyajcılık.−ı maktel maktu.−li maksimalist maksimizasyon maksimize etmek maksimum maksure maksut.−ğı makyajlama makyajlamak makyajlı makyaj odası 1474 .maksatsız maksi maksi etek.−ği maksimal.−du makta.−lü maktul olmak makul.

−ğı 1475 .−ğı malakit malaklama malaklamak malalama malalamak malama malarya Malatya malayani malaz Malazgirt (ilçe) mal beyanı mal bildirimi mal birliği malca mal canlısı malcılık.makyajsız makyaj takımı makyaj yapmak Makyavelcilik.−ği Makyavelizm mal mala malafa malaga malak.

−ği maliyet 1476 .−ği malikiyet malik olmak malî senet.−cı mal edinmek malen mal etmek Malezya Malezyalı malgama malın gözü malı taşı malî malî analist malî belge malî cebir malî destekçi malihulya malî işler malik malikâne Malikî Malikîlik.malç.−di maliye maliyeci maliyecilik.

maliyet fiyatı maliyetli maliyetsiz malî yıl Malkar Malkara (ilçe) Malkarca malkıran malkoç mallanma mallanmak mal müdürlüğü mal müdürü mal mülk mal olmak mal para mal sahibi mal sandığı malt Malta Malta eriği Malta humması Maltalı Malta palamudu Malta taşı Maltepe (ilçe) maltız 1477 .

−lü malûlen malûl gazi malûliyet malûllük.Maltız Maltız keçisi maltlanma maltlanmak maltoz malûl. −ğu malûmatlı malûmat sahibi malûmatsız malûmattar malûmattar etmek malûm olmak malûmu ilâm etmek mal varlığı malya malzeme mama 1478 .−ğü malûm malûmat malûmat edinmek malûmatfuruş malûmatfuruşluk.

−ğı manca mancana mancelina 1479 .mamafih Mamak (ilçe) mamaliga mambo mamelek.−lü mamulât mamur mamure mamut mana manaca manalandırma manalandırmak manalı manalı manalı manas manasız manasızlık.−ğı manastır manat manav Manavgat (ilçe) manavlık.−ği mamul.

−ğı 1480 .−ğı mandagözü (yirmi kuruş) mandal mandalina mandallama mandallamak mandallanma mandallanmak mandallı mandalsız mandapost mandar mandarin mandarinlik.mancınık.−ğı mancınıkçı mancınık işi Mançu Mançuca manda mandacı mandacılık.−ği mandater mandepsi mandıra mandıracı mandıracılık.

−lmi manevî tazminat maneviyat manevî zarar manevra manevra fişeği manevra yapmak manga mangal mangal kömürü mangal yağı mangal yürekli mangan manganez manganin mangır mangırlı mangırsız mangiz mango mani (ruh hastalığı) 1481 .mandolin mandolinci manej manen manevî manevî evlât.−dı manevî ilim.

−si (şiir türü.−ğı manifesto Manihaizm manika manikür manikürcü manikürcülük.mâni.−ği mânia mânialı manidar manifatura manifaturacı manifaturacılık.−ğü manikürlü manikürsüz mâni olmak maniple manipülâsyon manipülâtör Manisa Manisa kebabı Manisa lâlesi manişka manita 1482 .−i. engel) Mani Manicilik.

−bı mansıp.−ği manolya manolyagiller manometre mansap.manitacı manitacılık.−ğı mantar çorbası mantardoğuran mantarhane mantar hastalığı 1483 .−bı mansiyon manşet manşon mantalite mantar mantar ağacı mantar bilimci mantar bilimi mantarcı mantarcılık.−ğı manivelâ manivelâlı mankafa mankafalık.−ğı manken mankenlik.

−ğı mantar meşesi mantar özü mantarsı mantar tabakası mantar tabancası mantı mantıcı mantık.−ğı mantık dışı mantıken mantıkî mantıklı mantık öncesi mantıksal mantıksız mantıksızlık.−ğı 1484 .−ğı mantıkça mantıkçı mantıkçılık.mantar kent mantarlama mantarlamak mantarlar mantarlaşma mantarlaşmak mantarlı mantarlık.

−ğı Manyas (ilçe) manyat manyetik.−ği manyetik alan manyetik disk manyetik kart manyetik kartuş manyetik kaset manyetik şerit.−di manyetik tambur manyetit manyetize 1485 .−ğu mantosuz manüel manya manyak.−ğı manyakça manyaklaşma manyaklaşmak manyaklık.manti mantin mantinota mantis manto mantolu mantoluk.

−ğu mapa mapus mapushane maraba marabacılık. −ğı manyeto manyetofon manyetolu manyetometre manyezi manyezit manyok manzara manzaralı manzarasız manzum manzume Maocu Maoculuk.manyetize etmek manyetize olmak manyetizma manyetizmacı manyetizmacılık.−ğı marabut maral 1486 .

−li mareşallik.marangoz marangoz balığı marangozhane marangozluk.−ği mareşallik asası margarik asit.−ğı marazlık etmek marda Mardin mareşal.−ğu marangoz mengenesi maranta Maraş dondurması Maraş işi maraton maratoncu maraz maraza marazî marazlanma marazlanmak marazlı marazlık.−di margarin marifet 1487 .

−ğı mariz marizleme marizlemek marj marjinal.−ği marketing 1488 .marifetli marifetsiz marihuana marina marinacılık.−li marjlı mark marka markacı markaj markalama markalamak markalanma markalanmak markalı markasız marke marke etmek market marketçi marketçilik.

marki markiz markizet markka markör Marksçı Marksçılık.−dı marn marnlama marnlamak maroken marokenci marokencilik.−ği maron marpuç.−cu marpuççu mars Mars 1489 .−ğı Marksist Marksizm marley Marmara (ilçe) Marmara çırası Marmara Ereğlisi'ni (ilçe) Marmaris (ilçe) marmelât.

−ğı mart dokuzu martı martıgiller martin martini mart kedisi martolos maruf marufiyet marul marulcu marulcuk.−ğu 1490 .mars etmek marsık.−ğı marsıvan marsıvan ayısı marsıvan eşeği marsıvan otu mars olmak marş marşandiz marş marş mart martaloz martaval martavalcı martavalcılık.

−ssı masa masa başı masa başında masaj masajcı masajlama masajlamak masal masal âlemi masalcı masalımsı masallaştırma masallaştırmak masa örtüsü masara masarif masarika masa saati masat.−dı 1491 .marul gübresi Marunî maruz maruzat maruz olmak marya marya ağı mas.

masa tablası masa takvimi masa tenisi masa topu masa üstü yayıncılık.−ğı maskara olmak maskarat maskarata maske maskeleme maskelemek maskelenme maskelenmek maskeli 1492 .−ğı masif masiko mask maskanyin maskara maskaraca maskara etmek maskaralanma maskaralanmak maskaralaşma maskaralaşmak maskaralık.

−bu masmavi masnu masnuat mason mason locası masonluk.maskeli balo maskesiz maskot maslahat maslahatgüzar maslahatgüzarlık.−ğu masör masöz masraf masraf etmek masraf kapısı masraflı masrafsız masruf massetme massetmek mastar mastara 1493 .−ğı maslûp. −ğı maslak.

master mastı mastı çiçeği mastika mastor mastur masturi mastürbasyon masum masumane masume masumiyet masumluk.−ğu masum masum masun masuniyet masura maş maşa maşacı maşacılık.−ğı maşala maşalama maşalamak maşalanma maşalanmak maşalı 1494 .

−ği matematikçi 1495 .maşalık.−ğı maşalık etmek maşallah maşatlık.−ğı maşer maşerî maşlah maşrapa maşrık maşuk maşuka mat matador matafora matafyon matah matara matbaa matbaacı matbaacılık.−u matbua matbuat matem matematik.−ğı matbah matbu.

−ğı matrakçı matriarkal.−li matriks 1496 .−bu matmazel mat olmak matrah matrak.−li materyalist materyalizm mat etmek matine matiz matizlik.matematiksel matem ayı matem havası matemli materyal.−ği matiz olmak matkap.−ğı matlup.−bı matla.−ı matlaşma matlaşmak matlaştırma matlaştırmak matlık.

−ğı mavikantaron (bitki) maviküf (hastalık) mavileşme mavileşmek mavili mavilik.−ğı maviş mavna mavnacı mavruka mavzer maya 1497 .−ğu matrut.−ği mavimsi mavimtırak.matris matris kâğıdı matruş matruşluk.−ğu mavihastalık.−du matuf matuh maun maval mavera mavi mavi boncuk.

−ğu mayasıl mayasıl otu mayasız maydanoz maydanozgiller mayhoş mayhoşluk.maya ağacı mayabozan mayalama mayalamak mayalandırma mayalandırmak mayalanma mayalanmak mayalı mayalık.−ğu mayın mayıncı mayın gemisi mayınlama mayınlamak mayınlanma mayınlanmak mayınlı mayınsız 1498 .−ğı mayası bozuk.

−ğu mayonez mayonezli 1499 .−ğu maymunsu mayna mayna etmek mayo mayocu mayoculuk.mayın tarlası mayıs mayıs böceği mayıs böcekleri mayıslı mayışma mayışmak mayi.−i mayistra maymun maymun balığı maymuncuk.−ğu maymun iştahlı maymunlar maymunlaşma maymunlaşmak maymunlaştırma maymunlaştırmak maymunluk.

mayşor maytap.−ğı mazarrat mazbata mazbata muharriri mazbut mazeret mazeret kâğıdı mazeretli mazeretsiz mazgal mazgallı Mazgirt (ilçe) mazhar mazhariyet mazhar olmak mazı Mazıdağı'nı (ilçe) mazılık.−bı mazak.−ğu mazmun maznun mazoşist 1500 .−ğı mazı meşesi mazi mazlum mazlumluk.

−lü mebzuliyet mecal.−li mealen mebde.−ği mecaz mecazen mecazî mecazlı mecbur 1501 .−i mebiz meblâğ mebni mebus mebusluk.−ğu mebzul.mazoşizm mazot mazotlama mazotlamak mazruf mazur mazurka mazuryum me meal.−li mecalsiz mecalsizlik.

mecburen mecbur etmek mecburî mecburî hizmet mecburiyet mecbur olmak meccanen meccanî mecelle mecidit mecidiye Mecitözü'nü (ilçe) meclis meclisara meclis araştırması meclûp.−bu mecmu.−u mecmua mecmuacı mecmuacılık.−ğı mecnun mecnunane mecnunca mecnun olmak mecra mecruh Mecus 1502 .

−ğı meddücezir.−ği medet.−thi 1503 .−ği medenî nikâh medeniyeci medeniyet medeniyetçilik.−ği meczup.−bu meç meçhul.−lü meçhulât medar medarıiftihar medar olmak meddah meddahlık.−di medih.−zri medenî Medenî Kanun medenîleşme medenîleşmek medenîleştirme medenîleştirmek medenîlik.−ği medeniyetsiz medeniyetsizlik.Mecusî Mecusîlik.

−ğu mefkûre mefkûreci mefkûrecilik.Medine kurdu meditasyon mediyastin medlûl.−ği medyum medyumluk.−ği meflûç.−ğu medyun medyun olmak mefahir mefharet mefhum mefhumcu mefhumculuk.−lü medrese medreseli medüz medya medya camiası medyacı medya maydanozu medya starı medyatik.−cu mefret 1504 .

−ğu megavat megavatlık.−ğı meğer meğerki meğerse mehabet mehabetli 1505 .−ğı mefsuh meftun meftun etmek meftuniyet meftunluk.−lü mega megafon megahertz megaloman megalomani megapol.−ğu meftun olmak mef'ul.mefruş mefruşat mefruşatçı mefruşatçılık.−lü mega store megaton megatonluk.

−ği mekanikçi mekanikçilik.−ği mehtap.−bı mehtaplı mehter mehteran mehterbaşı mehterhane mehter musikisi mehter müziği mehter takımı mehter yürüyüşü meitneryum mekân mekân akustiği mekâncı mekân grupları mekanik. −ği 1506 .mehaz mehdî mehel mehil mehil müddeti mehle Mehmetçik.−ği mekanikleştiricilik.

mekanizasyon mekanize mekanize birliği mekanizm mekanizma mekân zarfı mekik.−ği mekik diplomasisi mekik oyası mekkâre mekkâreci meknuz mekruh meksefe Meksika Meksikalı mektep.−ğu mektuplaşma mektuplaşmak mektup üstü melâike 1507 .−bu mektupçu mektupçuluk.−bi mektep çocuğu mektep kaçağı mektepli mektup.

melâl.−ci meles meleş meleşme meleşmek melez melezleme melezlemek melezleşme melezleşmek 1508 .−ği mel'anet melânit melânkoli melânkolik.−ği meleke melek otu melekût meleme melemek melengiç.−ği melânurya melâs melce.−li melâmet Melâmî Melâmîlik.−i melek.

−ği memat memba.melezleştirme melezleştirmek melezlik.−ği melfuf melfufen melhuz melik melike Melikgazi (ilçe) melinit melisa mel mel melodi melodik.−ği melodram melon meltem mel'un mel'unca melül melül mahzun melül melül memalik.−ı memba suyu meme 1509 .

−kü memnu.−u memnuiyet memnu meyve memnu mıntıka memnun memnunca memnun etmek memnuniyet memnuniyetle memnuniyetsiz memnuniyetsizlik.−ği memeli memeliler mememsi meme süngeri memişhane memleha memleket memleketçi memleketçilik.meme başı meme bezi memecik.−ği memleket havası memleketler arası memleketli memlûk. 1510 .

−i menafiiumumiye menajer menajerlik.−ğu mendelevyum menderes Menderes (ilçe) mendil mendilli 1511 .−ği memnunluk.−bı menakıpname mendebur mendeburluk.−ğu memnun memnun memnun olmak memorandum memul.−ği menakıp.−n'i menafi.−lü memul olmak memur memure memur etmek memurin memuriyet memurluk.−ğu men.

−ği menedilme menedilmek menekşe menekşegiller menekşe gözlü menekşe gülü menekşe rengi menemen Menemen (ilçe) menenjit menent.−di menetme menetmek meneviş menevişlenme menevişlenmek menevişli menfa menfaat. −ği menfaatperver 1512 .mendilsiz mendirek.−ti menfaatçi menfaat düşkünü menfaatperest menfaatperestlik.

−lü menkul kıymetler menolunma menolunmak menopoz mensubiyet mensucat mensup.−ği menfur Mengen (ilçe) mengene menhiyat menhus meni menisk menkıbe menkul.menfaattar menfez menfi menfilik.−bu mensup olmak mensur mensur şiir menşe.−i menşeli menşe şahadetnamesi 1513 .

Menşevik Menşeviklik.−ği menşur menteşe mentol.−sı mera bitkileri merak merak etmek meraklandırma meraklandırmak meraklanış meraklanma meraklanmak meraklı merak olmak meraksız meraksızlık.−ğı meral.−li meram 1514 .−lü mentollü menus menüsküs menzil menzilci menzile mepsuten mera.

Meram (ilçe) meram etmek merasim merasimli merasim salonu merasimsiz merbut merbutiyet merbut olmak mercan mercan adası mercan ağacı mercan balığı mercancı mercaniğnesi (işleme) mercan kaya mercanköşk (bitki) mercanlar mercanlı mercan otu mercan resifi mercan teknesi mercan terliği mercan tespih mercan yeşili mercan yılanı 1515 .

mercek.−di 1516 .−ği mercekli merci.−i mercimek.−ği meres meret.−ği mercimek çorbası mercimek kemiği mercimek köftesi mercimekli köfte merdane merdaneleme merdanelemek merdiven merdiven altı merdiven boşluğu merdivenci merdiven evi merdiven korkuluğu merdivenkovası (mimarlık) merdivenli merdiven sahanlığı merdivensi merdivensiz merdümgiriz merek.

−bu merhaba merhabalaşma merhabalaşmak merhale merhamet merhameten merhamet etmek merhametli merhametsiz merhametsizce merhametsizlik.−ği merhem merhemleme merhemlemek merhem olmak merhum merhume merhum olmak mer'i Meriç (ilçe) meridyen meridyen aralığı meridyen çemberi meridyen dairesi meridyen düzlemi Merih 1517 .mergup.

−ği merkezî merkezî ısıtma merkezî idare merkezîleşme merkezîleşmek merkezîleştirme merkezîleştirmek merkezî ülke merkeziyet merkeziyetçi merkeziyetçilik.merinos merinos koyunu meristem mer'iyet merkantilist merkantilizm merkat.−ti merkep.−bi merkepçi merkez merkez açı merkezce merkezci merkezcil merkezcilik.−ği merkezî yıkama 1518 .

−bu Merkür merlânos mermer mermerci mermercilik.−ği mermerşahi mermi merserize 1519 .merkezî yönetim merkezkaç merkezkaç kuvvet merkezkaçlama merkezleme merkezlemek merkezlenme merkezlenmek merkezleşme merkezleşmek merkezleştirme merkezleştirmek merkum merkûp.−ği mermer kireci mermerleşme mermerleşmek mermerli mermerlik.

−ği Meryem ana meryemana asması meryemana dikeni meryemanaeldiveni (bitki) meryemana kuşağı meryem pelesengi merzengûş Merzifon (ilçe) mesabe mesafe 1520 .mersi mersin Mersin mersin ağacı mersin balığı mersin balığıgiller mersin balıkları mersingiller mersin morinası mersiye mersiyehan mert.−ği mertlik.−di mertçe mertebe mertek.

−ği mesaha mesai mesai saati mesai yapmak mesaj mesamat mesame mesane mescit.−di mesel meselâ mesele mesel olmak mesen meserret meserretle meses mesh mesh etmek Mesih mesire mesirelik.−ği mesken meskenet Mesket Türkleri 1521 .mesafeli mesafelik.

−ği mest etmek mest olmak mestur mesture mes’udane 1522 .−di mesnetli mesnetsiz mesnevî mesrur mest mestane mestçi mestçilik.−ği meslektaş meslektaşlık.−lli meskût meslek.−ğı mesmu.meskûkât meskûn meskûn mahal.−ği meslekî meslek içi eğitim mesleksel mesleksiz mesleksizlik.−u mesnet.

−lü meşgul etmek meşguliyet 1523 .−du mes'ut etmek mes'ut olmak meşakkat.Mesudiye (ilçe) mes'ul.−ği meşe odunu meşe palamudu meşgale meşgul.−ti meşakkatli meşakkatsiz meş'ale meş'aleci meşatlık.−u meşe meşecik.−ğı meşbu.−lü mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik.−ği meşe kömürü meşelik.−ği mes'ul olmak mes'ut.

−ğu meşhur olmak meşhut.meşgul olmak meşher meşhet.−di meşhur meşhurluk.−ğı meşk meşk etmek meşkûk meşkûr meşrep.−u meşrubat meşrubatçı meşruhat meşruiyet meşrulaşma meşrulaşmak 1524 .−bi meşru.−du meşhut cürümler mahkemesi meşhut suç meşihat meşime meşin meşin suratlı meşin yuvarlak.

meşrulaştırma meşrulaştırmak meşru müdafaa meşrut meşruta meşruten meşruten tahliye meşrutî meşrutiyet meşrutiyetçi meş'um meşveret meşveret etmek met met.−li metal bilimi metalik.−ı metabolizma metafor metafizik.−ği metafizikçi metafizikçilik.−ddi meta.−ği metafor metal.−ği metalografi metaloit.−di 1525 .

−ği metastaz metatez metazori metbu.−ği metapsişik.−ğı metal yorulması metamorfik.−ği meteliksiz meteliksizlik.−u metelik.−ği metamorfizm metamorfoz metan metanet metanetli metanetsiz metanetsizlik.metalsi metalürji metalürjik.−ği metal yatak.−ğu meteoroloji meteoroloji istasyonu 1526 .−ği meteor meteorit meteorolog.

dayanıklı) metin.−li methaldar methetme methetmek methiye methüsena metil metilen metilik.meteorolojik.−ği metodoloji metodolojik.−ği meteor taşı metfen metfun methal.−du metotlu metotsuz metotsuzluk.−ğu metraj metrajlı metrdotel 1527 .−tni (yazı) metis metodik.−ği metin (sağlam.−ği metot.

−ği metres metre sistemi metreslik.−kü metrukât metruke metrukiyet mevali mevcudat mevcudiyet mevcut.−ği metre metre kare metre küp metrelik.−ği metrik sistem metris metro metroloji metronom metropol.−lü metropolit metropoliten metruk.metrdotellik.−du mevcut durum mevcut olmak 1528 .−ği metrik.

−du mevrut.−i mevkuf mevkufen mevkufiyet mevkut mevkute mevlâ (sahip) Mevlâ (Tanrı) Mevlevî Mevlevîhane Mevlevîlik.−du mevsim 1529 .−di mevlit alayı mevlithan Mevlit Kandili mevlit şekeri mevlût.−u mevduat mevduat defteri mevhibe mevhibeiilâhiye mevhum mevize mevki.−ği Mevlevî pilâvı mevlit.mevdu.

−u mevzuat mevzulu mevzun mevzusuz mevzuubahis.−ğı meyane 1530 .mevsimli mevsimlik.−i mevziî mevzilenme mevzilenmek mevzu.−ği mevsimli mevsimsiz mevsimsiz mevsuf mevsuk mevt mevta mevut mevzi.−hsi mevzuubahsetme mevzuubahsetmek mey meyan meyan balı meyancı meyancılık.

−ğı meydan muharebesi meydan saati meydan savaşı meydan sazı meyhane meyhaneci meyhanecilik.−ğı meydan dayağı meydanî meydan korkusu meydanlık.−ği meyhaneci otu meyhane pilâvı meyil.−yli meyilli meyilsiz meyletme meyletmek meymenet meymenetli meymenetsiz 1531 .meyan kökü meydan meydancı meydancık.−ğı meydancılık.

meymenetsizlik.−ği meyvedar meyve dışı meyve ezmesi meyvehoş meyve içi meyve kabuğu meyvelenme meyvelenmek meyveli meyvelik.−ği meyve suyu 1532 .−ği meyve ortası meyve reçeli meyve sineği meyve sineğigiller meyvesiz meyvesizlik.−ği meyus meyus etmek meyusiyet meyus olmak meyve meyve ağacı meyve bahçesi meyveci meyvecilik.

−dı mezatçı mezat malı mezbaha mezbele mezbelelik.−ği mezcetme mezcetmek meze mezeci mezecilik.−ğı mezar taşı mezat.−ği 1533 .meyve şekeri meyve yaprak.−ğı mezar kaçkını mezarlık.−ği mezellet mezesiz mezgeldek.−ği mezelik.−ğı meyyal.−li meyyit mezalim mezamir mezar mezarcı mezarcılık.

−ği meziyet meziyetli mezkûr mezoderm mezon Mezopotamya mezosfer mezozoik.mezgit mezgitgiller mezhebi geniş mezhep.−ği mezozom mezraa mezru mezun mezuniyet mezun olmak mezura mezür mezzosoprano mı mıgırlık.−ğı mıgri mıh 1534 .−bi mezhepçi mezhepçilik.

mıhlama mıhlamak mıhlanma mıhlanmak mıhlayıcı mıhlı mıhsıçtı mıhsıçtılık.−ğı mıklep.−ğı mıncıklama mıncıklamak mıncıklanma mıncıklanmak mıncık mıncık mıncırık.−bi mıknatıs mıknatısî mıknatısiyet mıknatıslama mıknatıslamak mıknatıslanma mıknatıslanmak mıknatıslı mıknatıslı ibre mıknatıslı iğne mıknatıslık.−ğı mıntıka 1535 .

−ğı mırnav mırra mısdak.−ğı mısır Mısır Mısır baklası mısırcı mısır ekmeği Mısır fulü mısır kalburu Mısırlı mısırlık.−ğı mısır özü 1536 .mırıldama mırıldamak mırıldanış mırıldanma mırıldanmak mırıl mırıl mırıltı mırın kırın mırın kırın etmek mırlama mırlamak mırmır (kedi) mır mır mırmırık.

mısır püskülü Mısır tavuğu Mısır turnası mısır unu mısır yağı mıskal mıskala mısmıl mısra.−ı mıstar mışıldama mışıldamak mışıl mışıl mışmış mıymıntı mıymıntılık.−ğı mızıkçılık etmek mızıklanma mızıklanmak mızıldanma mızıldanmak mızıma 1537 .−ğı mızıka mızıkacı mızıkalı mızıkçı mızıkçılık.

−ğı mızraklı mızraklı ilmihâl.−ğı mızmızlık etmek mızrak.−li mızraksı mızraksız mızrap.−dı mibzer miçel miço mide mide ağzı mideci mide fesadı mide görüm midegörür 1538 .mızımak mızırdanma mızırdanmak mızmız mızmızca mızmızlanma mızmızlanmak mızmızlık.−bı mızraplı mi miat.

−ğı 1539 .mide kapısı midesiz midevî midi midibüs midibüsçü midi etek.−ği midilli Midilli Midyat (ilçe) midye midyeci midyecilik.−ği midyelik.−gi mihenk taşı mihman mihmandar mihmandarlık.−ği miftah migmatit migren miğfer Mihalgazi (ilçe) Mihalıççık (ilçe) Mihalıççık peyniri mihanikî mihenk.

−bı mikaşist mikoloji mikos mikoz mikro mikroamper mikrobik.−ği 1540 .mihman olmak mihnet.−ğu mikrobiyoloji mikrodalga mikrofilm mikrofon mikrofoncu mikrofonik.−ti mihr mihrabımsı mihrace mihrak mihrap.−ği mikrobiyolog.−bı mihver mika mikado mikalı mikalı cam mikâp.

−li mikrosinema mikroskobik.−bu mikroplanma mikroplanmak mikroplu mikropluk.mikrokok mikrolit mikrometre mikron mikroorganizma mikrop.−ği mikroskop.−ğu mikropsuz mikropsuzlandırma mikropsuzlandırmak mikropsuzlaştırma mikropsuzlaştırmak mikrosefal.−bu miksefe mikser miktar mikyas mikyaslı mikyassız mil milâdî 1541 .

milâdî takvim milâdî tarih Milâs (ilçe) milât.−dı milâttan önce milâttan sonra mildiyu milel milenyum milföy milföy hamuru milibar miligram mililitre milim milimetre milimetrik.−ğı militarist 1542 .−ği milimikron milimi milimine milis militan militanlaşma militanlaşmak militanlaştırma militanlaştırmak militanlık.

−ği millîleşme millîleşmek millîleştirme millîleştirmek 1543 .−ği milî hüviyet millî iktisat.−dı millî irade millî kimlik.militarizm millenme millenmek millet milletçe milletler arası milletler arasıcılık. −ğı millet meclisi milletsever milletseverlik.−ği millettaş milletvekili milletvekilliği millî millî eğitim millî ekonomi millî gelir millî güvenlik.

−ği milliyetsiz milyar milyarder milyarderlik.−ği millî marş Millî Mücadele millî müdafaa millî savunma millî takım milliyet milliyetçi milliyetçilik.−ği milyonlarca milyonluk.−ğu mim mimar mimarbaşı 1544 .−ği milliyetperver milliyetperverlik.−ği milliyetsever milliyetseverlik.−ğı milyon milyoner milyonerlik.millîlik.−ği milyarlarca milyarlık.

−ği minarecilik.mimarî mimarîsiz mimarlık.−ğı mimik.−ği minare gölgesi minare kırması minareli minaresiz minber minder minder altı mine mineci mine çiçeği mine çiçeğigiller 1545 .−ği mimleme mimlemek mimlenme mimlenmek mimli mimoza minakop minare minare boyu minareci minarecik.

−ği mini etek.−li minimetre minimini minimize minimize etmek 1546 .−ği minimal.−ğu mineraloji mineralsiz mini minibüs minibüsçü minibüsçülük.−li mineral bilimci mineral bilimi mineralleştirici mineralleştirme mineralleştirmek mineralli mineralli yağlar mineralog.mineleme minelemek mineli mineral.−ğü minicik.−ği mini gösterici minik.

minimum mini put mink minkale minnacık.−ğı mintarafillâh minüskül minval.−li minyatür minyatürcü minyatürcülük.−ğı minnoş minör mintan mintanlık.−ğı minnet minnet etmek minnettar minnettarane minnettarlık.−cı Miraç Gecesi 1547 .−ğü minyatürleştirme minyatürleştirmek minyon mir mira miraç.

−ği misafir salonu misak Misakımillî misal.−ğı mirza mis misafir misafirhane misafirlik.−ği mirat mirî mirîci mirî kâtibi mirim mirî mal mirliva mirlivalık.Miraç Kandili miralay miralaylık.−li 1548 .−ğı miras mirasçı mirasyedi mirasyedilik.−ği misafir odası misafirperver misafirperverlik.

−sli misilleme misina misis misk miskal.misel misil.−ği 1549 .−ği mistisizm mis üzümü misvak misyon misyoner misyonerlik.−li misket misket oyunu miskin miskinane miskince miskinhane miskinler tekkesi miskinleşme miskinleşmek miskinlik.−ği miskin miskin mis sabunu mister mistik.

−ği mitos mitoz mitral. −ği mitralyöz miyane miyar miyasma miyav miyavlama miyavlamak 1550 .mit mitil miting mitingci mitleşme mitleşmek mitleştirme mitleştirmek mitokondri mitoloji mitolojik.−li mitral darlığı mitral hücreler mitral kapakçığı mitral yetersizliği mitral yetersizlik.

−dı miyom miyon miyop.−ğu miyosen miza mizaç.−bu miyopluk.miyavlatma miyavlatmak miyaz miyokart.−ğı mizahî mizan mizana mizanpaj mizanpli mizansen mizantrop mnemotekni mobil 1551 .−ği mizaçlı mizaçsız mizah mizahçı mizahçılık.−cı mizaçgir mizaçgirlik.

−ğı moda evi modalaşma modalaşmak modalaştırma modalaştırmak moda olmak model modelâj modelci modelcilik.mobilet mobilize mobilize etmek mobilya mobilyacı mobilyacılık.−ği modelist modellik.−ği model salonu modem moderato modern 1552 .−ğı mobilyalı mobilyasız moda modacı modacılık.

−ği modern mobilya modifikasyon modistra modül modülâsyon modüler modüler sistem Moğol Moğolca Moğolistan Mohs ölçeği moka mokasen mola molas molasız mola taşı Moldova Moldovalı 1553 .modernizasyon modernize modernize etmek modernleşme modernleşmek modernleştirme modernleştirmek modernlik.

−ğı monden Mondros monetarist monetarizm Mongolist Mongolistik.molekül moleküler molibden molibdin molla mollalık.−ği monist 1554 .−ğı moment momentum monadizm monarşi monarşist monarşizm monat.−ğu moloz taş moltalık.−dı monatçılık.−ğı Molotof kokteyli moloz moloz duvar molozluk.

−li moral çöküntü moral eğitimi 1555 .−lü monoray monoteist monoteizm monotip.monitör monizm monogam monogami monografi monokl.−ğu monsenyör mont montaj montajcı montajcılık.−lü monolog.−ğu monopol.−bi monoton monotonlaşma monotonlaşmak monotonluk.−ğı monte etmek montör mor moral.

−ğu mormenekşe mor ötesi 1556 .moralizm morarış morarma morarmak morartı morartma morartmak moratoryum moren morfem morfin morfinlenme morfinlenmek morfinman morfoloji morfolojik.−ği morg morg raporu morina Moritanya Moritanyalı morkaraman morlaşma morlaşmak morluk.

−ğu Moskof toprağı mosmor mostra mostralık.mors Mors Mors alfabesi morsalkım morsgiller mortadella mortlama mortlamak morto mortocu moruk.−ğu moruklaşma moruklaşmak morukluk.−ğı Moskof Moskof camı Moskof gâvuru Moskofluk.−ğu morulâ morumsu morumtırak.−ğı mostra olmak motamo 1557 .

motamo çeviri motel motelci motelcilik.−ği 1558 .−ği motif motifli motifsiz motivasyon motive etmek motopomp motor motorbot motorcu motorculuk.−ğu motorin motorize motorkros motorkrosçu motorlu motorlu taşıt motorlu tren motor yağı motosiklet mototren motris motto mozaik.

mozaikçi mozaik döşeme mozaik plâka mozak.−ğı mozalak.−ğı muahede muahedename muaheze muaheze etmek 1559 .−ğı Mozambik mozole möble möbleli möblesiz mönü mösyö mu muaccel muacciz muaddel muadele muadelet muadil muaf muafiyet muafiyet sınavı muaflık.

−ği muamelât muamele muamele etmek muamma muammalı muammalık.muahezename muahhar muahharen muakkip.−bi muallâ muallâk muallel muallim muallime muallimlik.−di muaraza muare muarefe muarız muasır muasırlaşma muasırlaşmak muaşaka 1560 .−ğı muammer muammer olmak muannit.

−bi muazzep etmek muazzep olmak muazzez mubah mubassır mubayaa mubayaacı mubayaa etmek mucibince 1561 .−ği muayede muayene muayeneci muayene etmek muayenehane muayene olmak muayyen muayyeniyet muazzam muazzep.muaşeret muaşeret adabı muattal muattar muavenet muavenet etmek muavin muavinlik.

−bi mucir mucit.−bi mucip olmak mucip sebep.−di mucize mucizeli mucuk.−ğu mucur Mucur (ilçe) muço Mudanya (ilçe) mudarebe mudi.mucip.−i mudil Mudurnu (ilçe) mufassal mufla muflon muflonlu mugaddi mugalâta mugalâtacı muganni muganniye mugayeret mugayir 1562 .

−ği muhaceret muhaceret etmek muhacim muhacir muhacir arabası muhacirlik.−bi 1563 .muğber muğber olmak Muğla muğlâk muhabbet muhabbet çiçeği muhabbet çiçeğigiller muhabbet etmek muhabbet kuşu muhabbetname muhabbet tellâlı muhaberat muhabere muhabereci muhabere etmek muhabere memuru muhabere sınıfı muhabir muhabirlik.−ği muhaddep.

−ği muhallebi çocuğu Muhammed 1564 .muhaddis muhafaza muhafaza etmek muhafazakâr muhafazakârlık.−ğı muhafazalı muhafazasız muhafız muhafız alayı muhafız kıt'ası muhafızlık.−li muhalefet muhalefet etmek muhalefet partisi muhalefet şerhi muhalif muhallebi muhallebici muhallebicilik.−ğı muhakeme muhakeme etmek muhakeme usulü muhakkak muhakkik muhal.

−ği muhasım muhasır muhasip.−ği muhassala muhassas muhassasat muhassenat 1565 .−ği muharriş muhasamat muhasara muhasara etmek muhasebat muhasebe muhasebeci muhasebecilik.−bi muhasiplik.−bi muharrem muharrer muharrik muharrir muharrirlik.Muhammedî muhammen muhammes muhammin muharebe muharip.

−ği muhayyerkürdî muhayyerlik.−bbi muhit muhit edinmek muhkem 1566 .−bı muhatap olmak muhatara muhataralı muhavere muhavere etmek muhavereli muhavvil muhavvile muhayyel muhayyer muhayyerbuselik.−kkı muhil.muhassıl muhat muhatap.−ği muhayyersümbüle muhayyile muhbir muhbirlik.−lli muhip.−ği muhik.

−lli muhtelif muhtelis muhtelit muhtemel muhtemelen muhtemel olmak muhterem muhteri muhteris muhteriz muhtesip.−ğı muhtasar muhtasaran muhtekir muhtel.−cı muhtaç etmek muhtaçlık.muhlis muhrik muhrip.−bi muhtaç.−ğı muhtaç olmak muhtar muhtariyet muhtarlık.−bi muhteşem muhteva 1567 .

−di mujik.muhtevi muhteviyat muhtıra muhzır muin muinli muinsiz muit.−di 1568 .−ği mukaar mukabele mukabeleci mukabele etmek mukabeleli mukabelesiz mukabil mukaddem mukaddema mukaddeme mukadder mukadderat mukaddes mukaddesat mukaddesatçı mukaddime mukaffa mukallit.

mukallitlik.−ği mukannen mukarenet mukarrer mukarrerat mukassem mukassi mukataa mukataalı mukattar mukavele mukaveleli mukavelename mukavelesiz mukavemet mukavemetçi mukavemet etmek mukavemet koşusu mukavemetli mukavemetsiz mukavim mukavva mukavves mukavvi mukayese mukayese etmek mukayeseli 1569 .

−di mukteza muktezi mukus mulâj mulâj kâğıdı mum mum ağacı mumaileyh mum ampul.−di mukim mukni.−ği 1570 .−lü mum aydınlatma mum boya mum boyası mum cilâsı mumcu mum çiçeği mum direk.−i mukoza mukriz muktebes muktedir muktedir olmak muktesit.mukayyet mukayyet olmak mukayyit.

−dı mum olmak mum palmiyesi mumsöndü mumya mumyalama mumyalamak mumyalanma mumyalanmak mumyalaşma mumyalaşmak mundar mundarlık.−ğı munfasıl munis 1571 .mum duruşu mum etmek mumhane mumlama mumlamak mumlanma mumlanmak mumlaşma mumlaşmak mumlayıcı mumlu mumluk.−ğu mumlu kâğıt.

−ğı murabba.−bı muntazam muntazaman muntazır muntazır olmak munzam murabaha murabahacı murabahacılık.−bı murakıplık.−ı murat.−ı murabıt murabut murabut kuşu Muradiye (ilçe) murafaa murahhas murahhaslık.−ğı murana murassa.munkabız munkalip.−dı 1572 .−bi munkariz munsap.−ğı murakabe murakabe etmek murakıp.

−ı musannif 1573 .murat etmek Muratlı (ilçe) murç.−ği musahip.−ği murdarlık.−ğı Murgul (ilçe) muris murt Musabeyli (ilçe) musaddak musaffa musahabe musahhih musahhihlik.−ği musakka musalla musallat musalla taşı musallat etmek musallat olmak musalli musandıra musanna.−cu murdar murdarilik.−bi musahiplik.

−rrı musibet musikar musiki musikişinas muska muska böreği muskacı muskacılık.−ğı muslihane muslin musluk.−ği Mushaf musır.−bi 1574 .−bı musavver Musevî Musevîlik.−ğu muslukçu muslukçuluk.−ğu musluklu musluksuz muson Mustafa Kemalpaşa (ilçe) Mustafa Kemalpaşa tatlısı mustarip.musap.

−bı mutabakat mutabık mutabık olmak 1575 .−ğu mut Mut (ilçe) muta mutaassıp.mustarip etmek mustatil muş Muş muşamba muşambalaşma muşambalaşmak muşmula muşmula suratlı muşta muştalama muştalamak muştu muştucu muştulama muştulamak muştulanma muştulanmak muştulu muştuluk.

mutaf mutallâka mutantan mutariza mutasarrıf mutasarrıflık.−dı mutatabbip.−di mutemetlik.−di mutemet.−ği mutekit.−bi mutavaat mutavaat fiili mutavassıt mutazarrır mutçuluk.−ği mutena muteriz 1576 .−ğu muteber muteber olmak mutedil mutedillik.−ğı mutasavver mutasavvıf mutasyon mutasyonist mutasyonizm mutat.

−ğı mutfak dolabı mutfak havalan− dırması mutfak havlusu mutfak merdiveni muti.−ğı mutlaka mutlak değer mutlakıyet mutlak mera mutlak nem mutlak sıcaklık.mutezile mutfak.−ğı mutlak sıfır mutlandırma mutlandırmak mutlanma mutlanmak mutlu mutluca mutlu etmek mutlulandırma 1577 .−i Mutki (ilçe) mutlak mutlakçı mutlakçılık.

−ği 1578 .−ti muvafakat etmek muvaffak muvaffakıyet muvaffakıyetli muvaffakıyetsiz muvaffakıyetsizlik.mutlulandırmak mutlulanma mutlulanmak mutluluk.−ğu muttali.−i muttali olmak muttarit muttasıf muttasıl muvacehe muvafakat.−ğu mutluluk çubuğu mutluluk zinciri mutlu olmak mutmain mutmain olmak mutsuz mutsuzlaşma mutsuzlaşmak mutsuzluk.

muvaffak olmak muvafık.−ği muvazi muvazzaf muvazzaf hizmet muvazzaflık.−ti muvakkaten muvakkit muvakkithane muvasala muvasalat muvasalat etmek muvaşşah muvazaa muvazaalı muvazat muvazene muvazeneli muvazenesiz muvazenesizlik.−ğı muvahhit.−ğı muvazzaf subay muylu muylu yatağı muymul muz 1579 .−di muvakkat.

−ğı muzır yayın muzip.−rrı muzırlaşma muzırlaşmak muzırlık.muzaffer muzafferane muzafferiyet muzaffer olmak muzaheret muzahir muzgiller muzır.−ği muziplik etmek muzlim muzmahil.−lli muztar mü mübadele mübadele etmek mübadil mübahase mübalâğa 1580 .−bi muzipçe muzipleşme muzipleşmek muziplik.

−ği mübayenet mübeşşir mübeyyiz mübrem mücadele mücadeleci mücahit.mübalâğacı mübalâğacılık.−ğı mübalâğa etmek mübalâğalı mübalâğasız mübarek.−ği mücamaa mücavir mücazat mücbir mücbir sebep.−bi mücehhez 1581 .−ği mübarek ay mübarek gün mübarek otu mübareze mübaşeret mübaşir mübaşirlik.−di mücahitlik.

−di mücessem mücevher mücevherat mücevherci mücevhercilik.−ği mücerrep.−bi mücerret.−ği mücevher kutusu mücevher mahfazası mücevher tarih mücmel mücrim mücver müçtehit.mücellâ mücellit.−di müdafaa müdafaa etmek müdafaaname müdafi.−i müdahale müdahale etmek müdahil müdana 1582 .−di mücellithane mücellitlik.

−ği müddet müddetli müddetsiz müdebbir müdekkik müdellel müderris müderrislik.müdana etmek müdara müdara etmek müdavi müdavim müdavim olmak müddei müddeialeyh müddeiumumî müddeiumumîlik.−ği müdevven müdevvenat müdevver müdire müdrik müdrike müdrir müdür 1583 .

−ği müfekkire müferrih müfessir müfettiş 1584 .−bi müellefat müellif müemmen müennes müesses müessese müesseseleşme müesseseleşmek müessif müessir müessiriyet müessir olmak müessis müeyyide müezzin müezzinlik.−ğü müdür muavini müdür yardımcısı müebbet.−di müeccel müeddep.müdüriyet müdürlük.

−ği müfit.−di müft müftehir müfteri müftü müftülük.−ği 1585 .−di müfrez müfreze müfrit müfritlik.−ği müfsit.−ğü müge mühendis mühendishane mühendislik.−ği müheyya müheyyiç.−ci mühim.−mmi mühimmat mühimseme mühimsemek mühimsemezlik.−di müflis müfredat müfredat programı müfret.müfettişlik.

mühlet mühlik mühliye mühmel mühre mühreleme mührelemek mühreli mühresenk.−ğü mühürdar mühür gözlü mühürleme mühürlemek mühürlenme mühürlenmek mühürletme mühürletmek mühürlü mühür mumu mühür pensi mühürsüz müjde 1586 .−gi mührüsüleyman mühtedi mühür.−hrü mühürcü mühürcülük.

−ği mükerrer mükerreren mükevvenat mükeyyifat mükrim müktesebat müktesep.müjdeci müjdeleme müjdelemek müjdelenme müjdelenmek müjdeli müjdelik.−bi 1587 .−ği mükâfat mükâfaten mükâfatlandırma mükâfatlandırmak mükâleme mükedder mükedder olmak mükellef mükellefiyet mükemmel mükemmelen mükemmeliyet mükemmellik.

−ı mülevven mülevves müleyyin mülga mülhak mülhakat mülhak bütçe mülhem mülhem olmak mülhit.−di mülk mülkî 1588 .müktesep hak.−kkı mülâhaza mülâhaza yapmak mülâhazat mülâhazat hanesi mülâhham mülâkat mülâkat yapmak mülâki mülâki olmak mülâyemet mülâyim mülâyimlik.−ği mülâzım mülemma.

−ği 1589 .−ği mümeyyiz mümeyyizlik.−ği mümin müminlik.mülkî idare mülkî idare amiri mülkiye mülkiye idadîsi mülkiyeli mülkiye mektebi mülkiye memuru mülkiye müfettişi mülkiyet mülteci mültefit mültezim mültimedya mültipleks mültivizyon mümanaat mümanaat etmek mümarese mümas mümasil mümbit mümessil mümesillik.

−bi münavebe münavebeli münazaa 1590 .−ğı münakalât münakale münakasa münakaşa münakaşa etmek münakaşalı münasebat münasebet münasebetiyle münasebetli münasebetsiz münasebetli münasebetsiz münasebetsizlik.−ğı münafıklık.−ği münasip.−i münacat münadi münafık.mümkün mümkün mertebe mümkün olmak mümtaz mümteni.

−di münekkitlik.−di münfesih münhal.−ği münekkit.−li münhani münharif münhasır münhasıran münhat.−ci münebbih müneccim müneccimbaşı müneccimlik.−rri müncer olmak mündemiç.münazara müncer.−ği münevver münezzeh münfail münferiden münferit.−ci mündericat münderiç.−ttı münhezim münkesir münkir 1591 .

−ğü 1592 .−bi münteşir münzevi müphem müphemiyet müphemlik.−ği mürdesenk.−bi münteha müntehir müntesip.−bı müntahip.−gi mürdüm mürdüm eriği mürdümük.−ği müptedi müptelâ müptelâ olmak müptezel müracaat müracaatçı müracaat etmek müradif mürai mürailik.münşeat münşi müntahabat müntahap.

−bi mürettiphane mürettiplik.−ği müreccah müreffeh müreffehen mürekkep.−ği mürevviç.−di mürt mürteci.−i 1593 .−bi mürettip.−i mürtefi.mürebbi mürebbiye mürebbiyelik.−di müritlik.−bi mürekkep balığı mürekkepçi mürekkepleme mürekkeplemek mürekkeplenme mürekkeplenmek mürekkepli mürekkep olmak mürettebat mürettep.−ği mürşit.−ci mürit.

mürtekip.−di müsakkafat müsamaha müsamaha etmek müsamahakâr müsamahakârlık. −ğı müsamahalı 1594 .−ddi mürt olmak mürur müruriye müruruzaman mürüvvet mürüvvetli mürüvvetsiz mürver müsaade müsaade etmek müsabaka müsabık müsademe müsadere müsadere etmek müsadif müsait.−bi mürtesem mürtet.

−ğı müsavi müsebbip.müsamahasız müsamahasızlık.−bi müseccel müseddes müsekkin müsellem müselles müsellesat müsellim müselsel müsemma müsemmen müsevvit.−di müshil müskirat Müslim Müslüman Müslüman adam Müslümanlaştırma 1595 . −ğı müsamere müsavat müsavatçılık.−ğı müsavatsız müsavatsızlık.

−ddi müstakar.−ği müstacel müstacelen müstaceliyet müstafi müstağni müstahak müstahak olmak müstahdem müstahkem müstahkem bölge müstahkem mevki.−i müstahsil müstahzar müstahzarat müstait.−rrı müstakbel müstakil.−ğı müsmir müspet müspet ilimler müsrif müsriflik.Müslümanlaştırmak Müslümanlık.−lli müstakim müstamel 1596 .

−ği müsteniden müstenit.−ği müstehlik müstehzi müstekreh müstelzim müstemirren müstemleke müstemlekeci müstemlekecilik.müstantik müstantiklik.−di müstenkif müstensih müsterih 1597 .−di müstebitlik.−ği müstear müstebat müstebit.−ği müstecir müstefit müstefit etmek müstehase müstehcen müstehcenleşme müstehcenleşmek müstehcenlik.

−dı müsvedde müsvedde defteri müsveddelik.−ğı müsteşrik müstevi müstevli müstezat.−ği müşebbeh 1598 .−ği müsveddelik kâğıt.müsterih olmak müstesna müsteşar müsteşarlık.−di müşareket müşareket etmek müşareket fiili müşarünileyh müşavere müşavir müşavirlik. −dı müşabehet müşabih müşahede müşahede etmek müşahhas müşahit.

−hsi müştereken müşteri Müşteri (Jüpiter) 1599 .müşekkel müşerref müşerref olmak müşevveş müşevvik müşfik müşir müşirlik.−kkı müştehi müşteki müşteki olmak müştemilât müşterek.−ği müşterek bahis.−ği müşkül müşkülât müşkülâtlı müşküle müşkülleşme müşkülleşmek müşkülpesent.−di müşrik müştak.

−di müteaffin müteahhit.−bi mütealiye müteallik müteammim mütearife mütebahhir mütebaki mütebasbıs mütebeddil mütebessim mütecanis mütecasir mütecaviz mütecessis mütedair mütedavil 1600 .−ği müteakiben müteakip.müşteri hizmeti müt'a mütalâa mütalâa etmek müt'a nikâhı mütareke müteaddit.−di müteahhitlik.

−ğı mütehassis mütehassis etmek mütehassis olmak mütehavvil mütehayyir mütehevvir müteheyyiç.−di mütekâmil 1601 .mütedavil sermaye mütedeyyin müteessif müteessif olmak müteessir müteessir olmak mütefekkir mütefennin müteferrik müteferrika mütegallibe mütehakkim mütehammil müteharrik mütehassıs mütehassıslık.−ci mütekabil mütekabiliyet mütekait.

−bi mütenazır mütenebbih müteneffir mütenekkir mütenekkiren mütenevvi.mütekâsif mütekebbir mütekellim mütelezziz mütemadi mütemadiyen mütemayil mütemayiz mütemekkin mütemerkiz mütemmim mütenakıs mütenakız mütenasip.−i müteradif müterakim müterakki müterakki vergi mütevelli heyeti mütercem 1602 .−bi mütenavip.

−di müteverrim 1603 .mütercim mütercimlik.−cu müteselsil kefil müteşebbis müteşekkil müteşekkir mütetebbi.−di müteselli müteselli olmak müteselsil müteselsil borç.−i mütevakkıf mütevali mütevazı.−ği mütereddi mütereddit.−di mütesanit.−ı mütevazi mütevazin müteveccih müteveccihen müteveffa mütevehhim mütevekkil mütevelli mütevellit.

−ği müyesser müyesser olmak müzaheret müzaheret etmek müzahir müzahrefat müzakerat müzakere müzakereci müzakere etmek müzakere yapmak müzayaka müzayede 1604 .−di müthiş müttefik müttefikan müttehiden müttehit.−i müvezzilik.müteyakkız mütezayit.−di müvekkil müvellidülhumuza müvellidülma müverrih müvesvis müvezzi.

−ği müzevirlik etmek müzeyyen müziç.−li müzikalite müzik bilimci müzik bilimi müzik corner müzikçi müzikçilik.müze müzebzep.−ci müzik.−ği müzik dolabı müzikhol.−lü müzik köşesi müzik kutusu 1605 .−bi müzekker müzekkere müzelik.−bi müzeci müzecilik.−ği müzehhep.−ği müzevir müzevirleme müzevirlemek müzevirlik.−ği müzikal.

−ğu müzikoloji müzik salonu müziksever müziksiz müzisyen müzmin müzminleşme müzminleşmek müzminleştirme müzminleştirmek müzminlik.müziklendirme müziklendirmek müzikli müzik market müzik odası müzikolog.−ği (*)N N na naaş naat nabekâr 1606 .

−ğı nadas nadas etmek nadaslı nadaslık.−ğı nadide nadim nadim olmak nadir nadirat nadiren nafaka nafakalanma nafakalanmak nafıa nafi.−ğı naçar naçiz naçizane nadan nadanca nadanlık.nabız.−i nafile nafile namazı nafile yere nafiz 1607 .−bzı nacak.

−hvi nahiye nahiye müdürü nahoş naif nail nail olmak naip.−ği nakarat 1608 .nafta naftalin naftalinleme naftalinlemek naftalinlenme naftalinlenmek nagehan nağme nağmeli nağmesiz nağme yapmak nah nahak nahak yere nahır nahırcı nahif nahiv.−bi naiplik.

−kzı nakibüleşraf nakil.−ğı nakış ipliği nakışlama nakışlamak nakışlı nakışlık.−kli (taşıma) nâkil (taşıyan) 1609 .nakaratlı nakaratsız nakavt nakavt etmek nakavt olmak nakden nakdî nakdî ceza nakdî kıymet nakdî teminat nakdî vergi nakdî yardım nakıs nakış.−kşı nakışçı nakışçılık.−ğı nakış makinesi nakışsız nakız.

−bi nakisa nakit.−kdi nakit kartı nakit para nakkare nakkarhane nakkaş nakkaşlık.−ği nakşetme 1610 .−ğı nakliye nakliyeci nakliyecilik.−ğı nakledilme nakledilmek naklen naklen yayın nakletme nakletmek naklettirme naklettirmek naklî naklî mazi nakliyat nakliyatçı nakliyatçılık.nakil vasıtası nakip.

−ği nakşolma nakşolmak nakşolunma nakşolunmak nakzen nakzetme nakzetmek nal nalân nalâyık.−dı nalbantlık.−ğu nalça nalçalı nalçasız naldöken nale nalekâr nalın nalıncı nalıncı keseri 1611 .−ğı nalbant.nakşetmek Nakşibendî Nakşibendîlik.−ği Nakşîlik.−ğı nalbur nalburluk.

−bu namahrem namahremlik.nalıncılık.−ği namaz namaz bezi namazbozan (bitki) namazcı namazgâh namaz kılmak namazlağı namazlık.−ğı nalınlı nalınsız nallama nallamak nallanış nallanma nallanmak Nallıhan (ilçe) nam namağlûp.−ğı namaz niyaz namaz örtüsü namaz seccadesi namazsız namaz vakti namdar 1612 .

name namert.−ğu namus sözü namussuz namussuzca namussuzluk.−di namzetlik.−ği nanay 1613 .−ği namevcut.−ği namzet.−bi namüsait.−du Namibya Namibyalı namlı namlı şanlı namlu namus namus belâsı namus davası namuskâr namuslu namusluluk.−di namertçe namertlik.−di namütenahi namütenahilik.−ğu namünasip.

−gi 1614 .−ğu napalm napalm bombası nar (bir meyve) nâr (ateş) nara nar balinası narcıl narçiçeği (renk) nardenk.−ği nanikleme naniklemek nankör nankörce nankörleşme nankörleşmek nankörlük.−ğü nansuk.nane naneli nane likörü nanemolla nane ruhu nanesiz nane suyu nane şekeri nanıaziz nanik.

−ği narkotizm narkoz narkozcu narkozculuk.nardin narenç.−ci narenciye narenciyeci nargile nargile tütünü nargiller narh nârıbeyza narin narinlik.−ğu narkozitör Narlıdere (ilçe) Narman (ilçe) narsis narsisizm narsis kompleksi narsislik.−ği narkotik.−ssı nasfet 1615 .−ği narval.−li narven nas.

−ği nasihat etmek nasihatname nasihat yollu nasip.nasıl nasılsa nasıp.−ği nasyonalist 1616 .−spı nasır nasırlanma nasırlanmak nasırlaşma nasırlaşmak nasırlı nasırsız nasihat.−bi nasip etmek nasiplenme nasiplenmek nasip olmak nasir naspetme naspetmek Nasranî Nasranîlik.−ti nasihatçi nasihatçilik.

−du navçağan navlun naylon naylon fatura naylon kız 1617 .−ğı natır nalını nativizm natron natuk natura natür natüralist natüralizm natürel natürist natürizm natürmort.nasyonalizm nasyonal sosyalizm naşi naşir natamam natıka natıkalı natıkasız natır natırlık.

−ği nazikâne 1618 .−zmı (manzume) nâzım (düzenleyen) nazım birimi Nazımiye (ilçe) nâzım plân nazım türü nazır Nazi nazik.−ğı nazenin naz etmek nazım.naylon reçete naz nazal nazar nazaran nazar boncuğu nazarıdikkat.−ti nazarıitibar nazarî nazariyat nazariyatçı nazariye nazariyeci nazarlık.

−ğı nazmen nazmetme nazmetmek ne ne âlâ nebat nebatat nebatat bahçesi 1619 .−ği nazil Nazileştirme Nazileştirmek Nazilli (ilçe) nazir nazire nazire yapmak nazirsiz Nazizm nazlanı nazlanı nazlanış nazlanma nazlanmak nazlı nazlılık.nazikçe nazikleşme nazikleşmek naziklik.

−ği nedensellik ilkesi nedensiz neden sonra 1620 .−ği necabet necaset necat nece Necef taşı neci necip.−bi nedamet nedametle nedbe neden neden bilimi nedeniyle nedenli nedenli nedensiz nedense nedensel nedensellik.nebatî nebevî nebi nebülöz nebze nebzecik.

−ği nefes nefese nefha nefir nefis (hoş) nefis.−ğı nedim nedime nedret nefaset nefer nefes nefes borusu nefes darlığı nefes etmek nefes kesici nefesleme nefeslemek nefeslenme nefeslenmek nefesli nefesli çalgı nefeslik.neden tanrıcılık.−fsi (öz) nefis muhasebesi nefis mücadelesi nefis müdafaası nefiy.−fyi 1621 .

−hyi nekahet nekahethane 1622 .−hri nehir roman nehiy.nefret nefret etmek nefrit nefsanî nefsaniyet nefsi müdafaa neft neftî neftîleşme neftîleşmek neftîleştirme neftîleştirmek neftimsi neft yağı nefyedilme nefyedilmek nefyetme nefyetmek negatif negatif büyüklük.−ğü negatif sayı neharî nehir.

−ği nekroz nektar nem nema nemalandırma nemalandırmak nemalanma nemalanmak nemcil Nemçe nemçeker nemdenetir neme gerek neme lâzım neme lâzımcı neme lâzımcılık.−ğı neme yönelim nemf nemlendirici 1623 .−ği nekroloji nekrotik.−ği nekre nekrelik.nekais nekbet nekes nekeslik.

−ği nemli nemli nemölçer nemrut.nemlendirici krem nemlendirme nemlendirmek nemleniş nemlenme nemlenmek nemletme nemletmek nemli nemlilik.−ğu Nemse nene neodim neojen neolitik.−ği neolojizm neon neon lâmbası neon tüpü neoplâzma 1624 .−du Nemrut nemrutlaşma nemrutlaşmak nemrutluk.

−ği nervür nervürlü nesebi gayrisahih nesebi sahih nesep.−sci 1625 .neozoik.−ği nepotist nepotizm Neptün neptünyum nerde nerden nerdeyse nere nerede nereden nereden nereye neredeyse nereli neresi nereye nergis nergisgiller nergis zambağı neritik.−bi nesi nesiç.

nesih.−ği nesne öbeği nesnesel nesnesiz Nesturî neşe neşelendirme neşelendirmek neşeleniş neşelenme neşelenmek neşeli neşesiz neşesizlik.−sli nesim nesir.−ği nesnelleşme nesnelleşmek nesnellik.−shi nesil.−ği neşet neşet etmek 1626 .−sri neskafe nesne nesnel nesnelci nesnelcilik.

−şri neşredilme neşredilmek neşren neşretme neşretmek neşriyat neşrolunma neşrolunmak neşter neşterleme neşterlemek neşveli neşvünema net netameli netice neticelendirme neticelendirmek neticeleniş neticelenme neticelenmek neticeleşme neticeleşmek neticesiz 1627 .neşetli neşide neşir.

−ği net resim.−di nevralji nevraljik.−v'i nevir.−vri nev'i şahsına münhasır nevmit.−ği nevroloji 1628 .neticeten netleşme netleşmek netleştirme netleştirmek netlik.−smi net ücret neuzübillâh neva nevabuselik.−ği nevrasteni nevresim nevrofik.−ği nevale nevazil nevaziş nevbet neveser nevi.

−ği nevzat ney neyçe neyi neyse neyzen neyzen bakışlı nezafet nezahet nezaket nezaketen nezaketli nezaketlilik.−ği nezaret nezaret etmek nezarethane 1629 .nevropat nevroz nevruz Nevruz Bayramı nevruz otu Nevşehir nevton nevyunanî nevyunanîlik.−ği nezaketsiz nezaketsizlik.

−zfi nezih nezir.−sfı nısıf kutur.−zdi nıkris nısfet nısfınnehar nısfiye nısıf.−tru nışadır nışadır kaymağı nışadır ruhu nice nicel niceleme 1630 .−zri nezle nezleli nezle otu nezretme nezretmek nezt.nezaretli nezaretsiz nezdinde nez'etme nez'etmek nez hâli nezif.

nicelemek niceleyici niceleyiş nicelik.−di nihayet nihayetinde nihayetlenme nihayetlenmek nihayetsiz nihilist nihilizm Nijerya Nijeryalı nikâh nikâh etmek nikâhlama 1631 .−ği nice nice niçin nida nifak nifakçı Niğde nihaî nihaî karar nihale nihan nihavent.

−ğı nikâh memuru nikâhsız nikâhsızlık.−ği nikel nikelâj nikel kaplama nikelleme nikellemek nikelli nikelsiz nikotin nikriz 1632 .−ğı nikâhlılık.−bı Nikaragua Nikaragualı nikbet nikbin nikbinlik.nikâhlamak nikâhlanış nikâhlanma nikâhlanmak nikâhlayış nikâhlı nikâhlık.−ğı nikâh şekeri nikap.

−bı nispet nispetçi nispet eki nispeten 1633 .−ği nisan nisan balığı (şaka) nisan yağmuru nisap.Niksar (ilçe) nilüfer Nilüfer (ilçe) nilüfergiller nim nimbus nimet nimet hakkı nimetşinas nine ninni nipel nirengi nirengi haritası nirengi noktası nisaî nisaiye nisaiyeci nisaiyecilik.

−ğı nişanlılık.−ci nişan halkası nişanlama nişanlamak nişanlanış nişanlanma nişanlanmak nişanlı nişanlık.−ği nispet yapmak nispet y'si nispî nispî temsil nisyan niş nişaburek.nispet etmek nispet î'si nispetli nispetsiz nispetsizlik.−ği nişan nişancı nişancılık.−ğı nişane nişangâh nişangeç.−ğı 1634 .

−ği nitelikli nitelikli işçi 1635 .−ğı nişastalanma nişastalanmak nite nitekim nitel niteleme niteleme belirteci nitelemek niteleme sıfatı niteleme zarfı nitelendirilme nitelendirilmek nitelendirme nitelendirmek niteleniş nitelenme nitelenmek niteleyiş nitelik.nişansız nişan yapmak nişan yüzüğü nişasta nişasta buğdayı nişastacılık.

−ği niyet etmek niyeti bozuk.−ği niteliksiz niteliksizlik.niteliklilik.−di nitrogliserin nitrojen nitroselüloz niyabet niyaz niyaz etmek niyaz eylemek niye niyet niyetçi niyetçilik.−ği nitramit nitrat nitratin nitratlaşma nitratlı nitrik asit.−di nitrik oksit.−ğu niyetleniş niyetlenme niyetlenmek niyetli 1636 .

−ğı nod nodul nodullama nodullamak nodullanma nodullanmak nodül Noel Noel ağacı Noel baba 1637 .−ğı Nizip (ilçe) nobelyum nobran nobranca nobranlık.niyetsiz niyobyum niza.−ı nizam nizamî nizamiye nizamiye kapısı nizamiye karakolu nizamlı nizamname nizamsız nizamsızlık.

−ğı noksansız nokta noktacı noktacılık.−ğı noktainazar noktalama noktalama işareti noktalama işaretleri noktalamak noktalanma noktalanmak noktalayış noktalı noktalı delik.−ği noktalı virgül nokta memuru nokta nokta noktası noktasına 1638 .−du nohutlu nohutsuz nokra noksan noksanlık.Nogay Nogayca nohudî nohut.

−li nominal değer nominalizm nominatif nomografi nonfigüratif nonoş non−stop norm normal.noktasız nom nominal.−ği normalüstü normatif norton eleği Norveç Norveççe Norveçli nostalji nostaljik.−li normalaltı normalleşme normalleşmek normalleştirme normalleştirmek normallik.−ği nosyon 1639 .

−ğu nöroloji nöron nörotik.−ği nörotik karakter nörotik kişilik.−ği not etmek nova nöbet nöbetçi nöbetçilik.−ği nöbetleşe nöbetleşme nöbetleşmek nöbet şekeri nörolog.−ği nötr nötralizasyon nötralize nötralize etmek nötrleme 1640 .not nota notalama notalamak notam noter noterlik.

−ğı numaralama numaralamak numaralandırma numaralandırmak numaralanış numaralanma numaralanmak numaralayış numaralı numarasız numara yapmak numen numune numunelik.−ğü nötron Nuh nuhuset nukut numara numaracı numaracılık.−ği 1641 .nötrlemek nötrleşme nötrleşmek nötrleştirme nötrleştirmek nötrlük.

nur nuranî Nurdağı'nı (ilçe) Nurhak (ilçe) nurlandırma nurlandırmak nurlanış nurlanma nurlanmak nurlu nursuz nursuz pirsiz nuruaynım nuruçeşmim nurudidem nur yüzlü Nusaybin (ilçe) Nusayrî nutuk.−tku nü nüans nübüvvet nüfus nüfus bilimci nüfus bilimi nüfus bilimsel nüfus coğrafyası 1642 .

nüfus cüzdanı nüfusçu nüfus kâğıdı nüfus kalemi nüfus kaydı nüfus kesafeti nüfus kütüğü nüfus memurluğu nüfus patlaması nüfus plânlaması nüfus sayımı nüfus tezkeresi nüfus yoğunluğu nüfuz nüfuz etmek nüfuzkâr nüfuzlu nüfuzsuz nüfuz ticareti nühüft nükleer nükleer enerji nükleer reaktör nükleer santral.−li nükleer silâh nükleon nükleoprotein 1643 .

−ği nüktedan nüktedanlık.−ğı nükteli nüktesiz nükte yapmak nükul.−lü nükul etmek nümayiş nümayişçi nümayişkâr nüsha nütasyon nüve nüzul.nüksetme nüksetmek nükte nükteci nüktecilik.−lü nüzullü (*)O O o 1644 .

−ğu obüs ocak.oba obabaşı obelisk oberj obje objektif objektiflik.−ğı ocak başı 1645 .−ğu obruklu observatuvar obsesif obsesyon obstrüksiyon obua obuacı obur oburca oburlaşma oburlaşmak oburluk.−ği objektif olmak objektivist objektivite objektivizm obruk.

ocakçı ocakçılık.−ğı oda hapsi odak.−ğı odacılık.−ğı odaklama odaklamak odaklanma odaklanmak odaklaşma odaklaşmak odaklaştırma odaklaştırmak odaklayıcı odak noktası 1646 .−ğı ocakeşeği (alet) ocak kaşı ocak katı ocaklı ocaklık.−ğı ocak taşı ocumak od oda odabaşı odacı odacık.

−ğı oda müziği oda spreyi o denli odeon oditoryum od ocak.−ğı odsuz odsuz ocaksız odun odun bilimi oduncu oduncul odunculuk.−ğu odun kömürü odunlaşma odunlaşmak odunluk.−ğu odun özü odun sobası odunsu odunumsu odyometre odyovizüel of Of (ilçe) 1647 .odalı odalık.

−ğı Oğlak (burç) Oğlak dönencesi oğlaklama oğlaklamak oğlan oğlancı oğlancık.−dı ofset ofsetçi oftalmolog.−ğu oğullanma 1648 .−ğı oğlancılık.ofis oflama oflamak oflaz ofris ofsayt.−bu Oğan oğlak.−ğu oftalmoloji oftalmoskop.−ğlu oğul balı oğulcuk.−ğu oğulduruk.−ğı oğlan evi oğul.

−ğı oğuz Oğuz Oğuzca Oğuzeli'ni (ilçe) Oğuzlar (ilçe) oh oha ohlama ohlamak ohm oje ojeli ojit ok okaliptüs okapi okar okazyon okçu okçuluk.−ğu oğul oğul oğul otu oğulsuz oğul uşak.−ğu 1649 .oğullanmak oğullu oğulluk.

−ğu oklu kirpi ok meydanı okrama okramak oksalat oksalik.−ğı okkalı kahve oklama oklamak oklanma oklanmak oklava okluk.−ği oksalik asit.okey okeyleme okeylemek okka okkalama okkalamak okkalı okkalık.−di oksidiyon taşı oksijen oksijen çadırı oksijenleme oksijenlemek 1650 .

oksijenlenebilir oksijenli oksijenli su oksilit oksit.−di oksitleme oksitlemek oksitlenme oksitlenmek oksiyür okşama okşamak okşamalık.−ğı okşanma okşanmak okşantı okşatma okşatmak okşayıcı okşayış oktan oktant oktav oktrua okul okul çocuğu okuldaş 1651 .

−ğu okumuş olmak okunaklı okunaksız okunma okunmak okuntu okunulma okunulmak okunuş okur okuryazar 1652 .okul kaçağı okul kooperatifi okullaşma okullaşmak okullu okul öncesi okul sonrası okuma okumak okuma kitabı okuma saati okuma yazma okuma yitimi okume okumuş okumuşluk.

−ğı okus pokus okutma okutmak okutman okutmanlık.−ği olabilme olabilmek olacak.−ğı okutturma okutturmak okutulma okutulmak okutuş okuyucu okuyuş oküler okültizm okyanus okyanus çukuru okyanus mavisi Okyanusya ok yılanı ol olabilir olabilirlik.okuryazarlık.−ğı olagelme 1653 .

−ğü olamaz olanak.−ğı olanca olası olasıcılık.−ğı olasılı olasılık.olagelmek olağan olağan dışı olağanlaşma olağanlaşmak olağanlaştırma olağanlaştırmak olağanlık.−ğı olanaklı olanaksız olanaksızlaşma olanaksızlaşmak olanaksızlık.−ğı olasılık hesabı olasıya olay olay bilimi 1654 .−ğı olağanüstü olağanüstü hâl.−li olağanüstülük.

olaycılık.−ği oleik asit.−ğu olaylaştırma olaylaştırmak olaylı olaysız olçum oldu oldubitti oldukça oldum bittim oldum olası oldu olacak oldurgan oldurma oldurmak ole olefin oleik.−ğı olay fotocu olay fotoculuk.−ğu olgun 1655 .−di olein oleometre olgu olgucu olguculuk.

−lü oligosen olijist olimpik.−ğı olmak olmamış olmayacak.−ği olimpiyat.−ğu olgunluk çağı olgunluk sınavı olgunluk yaşı olgun odun oligarşi oligoklâz oligopol.olgunlaşma olgunlaşmak olgunlaştırma olgunlaştırmak olgunluk.−dı olivin olma olmadık.−ğı olmuş olsa olsa 1656 .−ğı olmaz olmazlı olmazlık.

−ğu olukçuk.−ğu oluklaşma oluklaşmak oluklu oluk oluk olumlama olumlu olumlu bildirme eki olumlu cümle olumlu eylem olumlu fiil olumluluk.−ğu olumlu tümce olumsal olumsallık.−ğı olta iğnesi olta takımı Oltu (ilçe) Oltu kebabı Oltu taşı Oltu tozu oluk.−ğı olumsuz 1657 .olta olta balığı oltacı oltacılık.

−ğu olur olmaz oluş oluşma oluşmak oluşturma oluşturmak oluşturulma oluşturulmak oluşuk.−ğu oluşum oluşumcu oluşumculuk.−ğu olumsuzluk eki olumsuzluk kelimesi olumsuz tümce olunma olunmak olupbitti (oldubitti) Olur (ilçe) olurluk.olumsuz cümle olumsuz eylem olumsuz fiil olumsuzluk.−ğu om oma 1658 .

−mzu omuz başı omuzdaş omuzdaşlık.omaca ombra ombudsman omça omfazit omlet ommatidyum ommetre omnibüs omnivor omur omurga omurgalılar omurgasızlar omurilik.−ğu omuz omuza 1659 .−ği omuz.−ğı omuz eklemi omuzlama omuzlamak omuzlanma omuzlanmak omuzlu omuzluk.

−ğı onama onamak onanizm onanma onanmak onar onarıcı onarılma onarılmak onarım onarımcı onarımcılık.−ğı onarma onarmak onar onar onartma onartmak onaşma oanaşmak onat onay on ayaklılar onaylama onaylamak 1660 .on ona on altılık.

−ği on bir onbiraylık.onaylanış onaylanma onaylanmak onaylatma onaylatmak onaylı onaysız onbaşı.−sri ondalık sayı Ondokuzmayıs (ilçe) 19 Mayıs ondan ondurma 1661 .−yı onbaşılık.−ğı ondalıkçı ondalık kesir.−ğı (bitki) on birli onca onculayın onda ondalık.−ğı on beş on binlerce on binlik.

−ğu onomastik.−ğu onikiparmak bağırsağı on iki telli oniks onkoloji onlar onlarca onlu onluk.−ğu onma onmadık.−ği 1662 .ondurmak ondurmaz ondülâtör ondüle ondüleli ondülesiz onejit ongen ongun ongun besi suyu ongunculuk.−ğı onmak onmaz on milyonluk.−ğu ongunluk.

−ği ontojenez ontoloji ontolojik.−ğı on parasız ons onsuz ontik.onomatope on paralık.−ği ontolojizm onu onulma onulmak onulmaz onum onun onuncu onur onur belgesi onur kurulu onurlandırma onurlandırmak onurlanma onurlanmak onurlu onursal onursal başkan 1663 .

−ğü operatris operet operetçi oportünist oportünizm opsiyon optik.−li opalin opalleşme oparlör opera operacı operakomik.−ği operasyon operatör operatörleşme operatörleşmek operatörlük.−ği optikçi optik kaydırma optimal 1664 .onursuz onursuzluk.−ğu onur üyesi oosfer oosit opal.

−ği oran oranca oran dışı 1665 .−li oramirallik.optimetri optimist optimizasyon optimize etmek optimizm optimum opus ora oracık oracıkta orada oradan orak.−ğı oramiral.−ğı oraklaşma oraklaşmak oral oralı oralılık.−ğı orak ayı orak böceği orakçı orakçılık.

−ği ordinaryüs ordinat ordino ordonat ordövr ordövr arabası ordövr tabağı ordu Ordu ordubozan 1666 .−ğı orantı orantılama orantılamak orantılanma orantılanmak orantılı orası oratoryo oraya orcik.orangutan oranla oranlama oranlamak oranlı oransız oransızlık.

−i organize suç organizma organlaşma organlaşmak organlık.−ği organikçi organik kimya organik kütle organik öge organizasyon organizatör organize etmek organize sanayi.ordubozanlık.−ğı orducu ordu donatım ordu evi ordugâh ordu komutanı ordu merkezi ordusuz orfoz org organ organ aktarımı organik.−ğı organ nakli 1667 .

organoleptik.−li orijinalite orijinallik.−ği organtin organze orgazm orgcu orgeneral.−ği orijinli orkestra orkestracı orkestralama orkestralı orkestrasız orkide orkinos orkit orlon orman ormancı ormancılık.−ği Orhaneli'ni (ilçe) Orhangazi (ilçe) orijin orijinal.−li orgenerallik.−ğı orman çayırı 1668 .

−ğı orman sarmaşığı orman sıçanı ormansız ormansızlaşma ormansızlaşmak orman tavuğu orman tavuğugiller orman yeşili ornatma ornatmak ornitolog.−ğu ornitoloji ornitorenk.−gi orojeni 1669 .orman evi orman gülü orman işletmesi orman kebabı orman kibarı orman köylüsü orman köyü orman kuşağı ormanlaşma ormanlaşmak ormanlaştırma ormanlaştırmak ormanlık.

−ğı orta boy orta boylu Ortaca (ilçe) ortaç.orospu orospu bohçası orospu böreği orospu çocuğu orospuluk.−ği 1670 .−ğu orospu yemeği orostopol orostopolluk.−ğu orsa orsa alabanda orsa boca orsalama orsalamak orsa poca orta Orta (ilçe) orta ağırlık.−cı Orta Çağ orta dalga orta damar orta deri orta dikme orta direk.

−ğı ortak dil ortak etmek ortak fark ortak gider ortak hesap.−ğı orta karar orta karın.−rnı ortak bölen ortak çarpan ortakçı ortakçılık.−bı ortak kat ortaklaşa ortaklaşacı ortaklaşacılık.Orta Doğu orta elçi orta hâlli orta hece yutumu orta hizmetçisi orta hizmeti orta işi ortak.−ğı ortaklaşma ortaklaşmak ortaklaştırma ortaklaştırmak 1671 .

−ğı ortaklık senedi ortaklık sözleşmesi ortak mülkiyet ortak nesne ortak olmak ortak ölçülmez sayılar Ortaköy (ilçe) ortak özne ortak payda ortak tam bölen ortak tümleç.ortaklık.−ğı orta kulak boşluğu orta kulak iltihabı orta kuşak.−ğı ortak yapım ortak yaşama ortakyaşar ortakyaşarlık.−ci orta kulak.−ğı ortak yönetim ortak yüklem ortalama ortalamak ortalamasına ortalı 1672 .

ortalık.−ğı ortalıkçı ortalıkta ortam orta malı orta masası orta mektep.−bi ortanca ortancalı ortanın sağı ortanın solu orta nokta ortaokul orta oyunculuğu orta oyuncusu orta oyunu orta öğrenim orta öğretim orta parmak.−ğı orta saha orta sıklet Orta Şark orta şekerli orta tedrisat orta terim orta uç.−cu (santrafor) 1673 .

−li oryantalist oryantalizm oryantasyon o saat 1674 .−ğı Ortodoks Ortodoksluk.−ği ortopedist ortoz oruç.−ğu ortodonti ortoklâz ortopedi ortopedik.ortay orta yaşlı orta yaylak.−ğu orta yuvar orta yuvarlak.−cu oruçlu oruçsuz orun orunlama orya oryantal.−ğı orta yol orta yolcu orta yolculuk.

−ğı otağ 1675 .−ğı Osmanlı Türkçesi osmiyum osmiyumlu osteoloji osteoporoz osurgan osurgan böceği osurma osurmak osuruğu cinli osuruk.−ğı Osmanlıcılık.−ğı Osmanlılık.o sırada Osmancık (ilçe) Osmaneli'ni (ilçe) Osmangazi (ilçe) Osmanî Osmaniye (ilçe) Osmanlı Osmanlıca Osmanlıcacılık.−ğu oşinografi ot otacı otacılık.

−ği otizm otlak.−ğı otlakıye 1676 .−ği otarma otarmak otarsi otarşi otçu otçul otel otelci otelcilik.−ği otel faresi otelgarni otist otistik.−ğı otlakçı otlakçılık.otağcı otak otakçı otalama otalamak otama otamak otanazi otantik.

otlama otlamak otlanma otlanmak otlatılma otlatılmak otlatma otlatmak otlatma sistemi otlu otlubağa otluk.−ğü otobüs durağı otodidakt otoerotizm otogar otografi otojestiyon 1677 .−ği otobüs otobüsçü otobüsçülük.−ğu Otlukbeli'ni (ilçe) otlu peynir oto otoban otobiyografi otobiyografik.

−lü otokrasi otokrat otokritik.−ği otomatikman otomatik sigorta otomatizm otomobil otomobilci otomobilcilik.−ği otokton otolit otoman otomasyon otomat otomatik.−ği otomatikleşme otomatikleşmek otomatiklik.−ğı 1678 .−ği otomotiv otonom otonomi otopark otoparkçı otoparkçılık.otokar otoklâv otokontrol.

otoplâsti otopomp otoprodüktör otopsi otoray otorite otoriteli otoriter otorizasyon otosist otostop otostopçu otostopçuluk.−ğı 1679 .−ğu otsuz oturacak.−ğı oturak.−ğu otostop yapmak ototrof ototrofi otoyol otsu otsul otsu topluluk.−ğı oturak âlemi oturak kündesi oturaklı oturaklılık.

oturma oturma belgesi oturma duvarı oturma grevi oturma grubu oturma izni oturmak oturmalık.−ği 1680 .−ğı oturma mobilyası oturma odası oturmuş oturmuşluk.−ğı oturtulma oturtulmak oturulma oturulmak oturum oturuş oturuşma oturuşmak otuz 30 Ağustos otuzar otuz beşlik.−ğu oturtma oturtmak oturtmalık.

−li ovalama ovalamak ovalanma ovalanmak ovalatma ovalatmak ovalı ovalık.−cı ovmak ovogon ovogon dağarcığı ovolit ovucu ovulma 1681 .−ğı ovasız ovdurma ovdurmak ovdurtma ovdurtmak ovma ovmaç.otuzluk.−ğu otuzuncu otyiyenler ova Ovacık (ilçe) oval.

ovulmak ovunma ovunmak ovuşturma ovuşturmak oy oya oya ağacı oyacı oyacılık.−ğı oya çiçeği oyalama oyalamak oyalandırma oyalandırmak oyalanma oyalanmak oyalantı oyalayıcı oyalı oy birliği oyculuk.−ğu oy çokluğu oydaş oydurma oydurmak oy hakkı 1682 .

−ğı oynak.oylama oylamak oylanış oylanma oylanmak oyluk.−klı oyma baskı oymacı oymacılık.−ğı oynama oynamak 1683 .−ğu oylum oylumlama oylumlamak oylumlu oylum oylum oyma oyma akıl.−ğı oymak oymakbaşı oymak oymak oymalı oymalı yaprak.−ğı oynakça oynak kemiği oynaklık.

−ğı oynaşlık etmek oynaşma oynaşmak oynatılma oynatılmak oynatım oynatımcı oynatış oynatma oynatmak oynaya oynaya oynayış oysa oysaki oy sandığı oyuk.oynanış oynanma oynanmak oynaş oynaşlık.−ğu oyuklu oyulga oyulgalama oyulgalamak oyulgalanma oyulgalanmak 1684 .

−ğı oyuncakçı oyuncakçılık.−ğı oyunbozanlık etmek oyunca oyuncak.−ğı oyuncaklı oyuncu oyunculuk.−ğu oyuncu seçimi oyun ebesi 1685 .−ğı oyunbozan oyunbozanlık.oyulgama oyulgamak oyulganma oyulganmak oyulma oyulmak oyuluş oyum oyumlama oyumlamak oyun oyun alanı oyunbaz oyunbazlık.

−ğı ozansı ozansılık.oyun etmek oyun havası oyun kâğıdı oyun kurucu oyunlaştırılma oyunlaştırılmak oyunlaştırma oyunlaştırmak oyunluk.−ğu oyun masası oyun sahası oyun salonu oyuntu oyun yazarı oyun yazarlığı oyuş ozalit ozalitçi ozan ozanca ozanlık.−ğı ozmonoloji ozmos ozokerit ozon 1686 .

−ği öbeklenme öbeklenmek öbekleşme 1687 .ozonlama ozonlama cihazı ozonlamak ozonlaşma ozonlaşmak ozonlayıcı ozonoliz ozonometre ozonosfer ozonoskop.−bu ozonölçer ozon ölçüm ozon tedavisi ozonür ozon yuvarı ozuga (*)Ö Ö öbek.

−cü öçbe öçlenme öçlenmek öçlü öd öd ağacı öd dışı ödem ödeme ödemek ödemeli Ödemiş (ilçe) ödemli ödenek.−ği ödenekli ödeniş ödenme ödenmek ödenmez 1688 .öbekleşmek öbek öbek öbür öbür dünya öbürkü öbürü öcü öç.

−ği ödlekçe ödleklik.−cü ödünçleme 1689 .−ği ödül ödüllendirme ödüllendirmek ödün ödüncü ödünç.ödenti ödeşme ödeşmek ödetme ödetmek ödev ödev bilgisi ödevcil ödevlendirilme ödevlendirilmek ödevlendirme ödevlendirmek ödevli ödeyesiye ödiyometre öd kanalı öd kesesi ödlek.

ödünleme ödünlemek ödünlü ödünsüz ödyometre öf öfke öfkelendirici öfkelendirme öfkelendirmek öfkeleniş öfkelenme öfkelenmek öfkeli öfkesiz öge öglena öglenagiller öğle öğle ezanı öğlen öğle namazı öğlenci öğlende öğle paydosu öğle tatili öğle uykusu 1690 .

−ği öğrenci öğrenci belgesi öğrenci bileti öğrenci kartı öğrenci kimliği öğrencilik.−ği öğrencelik.−ği öğretilme 1691 .−ği öğreti öğretici öğreticilik.öğleüstü öğleüzeri öğle vakti öğle yemeği öğleyin öğrek.−ği öğrenci yurdu öğrenilme öğrenilmek öğrenim öğrenim belgesi öğrenimli öğreniş öğrenme öğrenmek öğrenmelik.

öğretilmek öğretim öğretim bilgisi öğretim görevlisi öğretim programı öğretim üyesi öğretim yardımcıları öğretim yılı öğretiş öğretme öğretmek öğretmen öğretmen evi öğretmenlik.−ğü öğürme öğürmek öğür olmak öğürtleme öğürtlemek öğürtme öğürtmek 1692 .−ği öğün öğür öğürleşme öğürleşmek öğürlük.

öğürtü öğürtücü öğürüş öğüt.−ği ökleme ökse ökse çubuğu 1693 .−dü öğütçü öğütleme öğütlemek öğütme öğütme haznesi öğütmek öğütücü öğütücü diş öğütülme öğütülmek öğütülüş öğütüş öhö ökçe ökçeci ökçe çene ökçeli ökçesiz öke ökelik.

−ğü öksüzsevindiren öküz öküz arabası öküz balığı öküzburnu (kuş) öküz damı öküzdili (bitki) 1694 .ökse kuşu ökseleme ökselemek ökseme ökse otu ökse otugiller öksürme öksürmek öksürtme öksürtmek öksürtücü öksürük.−ğü öksürüklü öksürüklü tıksırıklı öksürük otu öksürük tıksırık.−ğı öksürüş öksüz öksüzdoyuran öksüzlük.

−ğü öküz soğuğu öl ölçek.−ğü 1695 .−ği ölçek çizgisi ölçekli ölçer ölçerme ölçermek ölçme ölçmek ölçtürme ölçtürmek ölçü ölçü bilimci ölçü bilimi ölçücü ölçülebilir ölçülen ölçülendirme ölçülendirmek ölçülme ölçülmek ölçülü ölçülü biçili ölçülülük.öküzgözü (çiçek) öküzlük.

ölçüm ölçümleme ölçümlemek ölçümlü ölçün ölçünlü ölçünme ölçünmek ölçüsüz ölçüsüzlük.−ğü ölçüş ölçüşme ölçüşmek ölçüştürme ölçüştürmek ölçüt öldüresiye öldürme öldürmek öldürtme öldürtmek öldürücü öldürülme öldürülmek öldürüş ölesiye ölet 1696 .

−ğü ölme ölme hakkı ölmek ölmez ölmez çiçek.öleyazma öleyazmak ölgün ölgünlük.−ği ölmezoğlu ölmez otu ölmüş ölü ölü açı ölü dalga ölü deniz ölü dil ölü doğum ölü fiyatına ölü helvası ölük.−ğü ölüm 1697 .−ği (bitki) ölmezleştirme ölmezleştirmek ölmezlik.−ğü ölülük.

ölüm cezası ölümcül ölüm dirim ölüm döşeği ölüm emri ölü mevsim ölüm fermanı ölüm hâli ölüm ilmühaberi ölüm kalım ölüm kalım meselesi ölüm kalım savaşı ölüm korkusu ölümlü ölümlü dünya ölümlük.−ği ölümlülük.−ğü ölümlük dirimlik.−ğü ölüm oranı ölüm orucu ölümsek.−ği ölüm sessizliği ölüm sigortası ölümsü ölüm sükûtu ölümsüz 1698 .

−ğü ölüm tazminatı ölünme ölünmek ölü nokta ölü örtü ölü renk.ölümsüzleşme ölümsüzleşmek ölümsüzleştirme ölümsüzleştirmek ölümsüzlük.−gi ölü saat.−ti ölü sezon ölü salı (teneşir) ölüsü kandilli ölüsü kınalı ölüş ölü yatırım ölü yemeği ölü yıkama ölü yıkayıcı ölü zaman Ömerli (ilçe) ömrübillâh ömrühayat ömrünce ömür.−mrü 1699 .

ömür adam ömür boyu ömür boyunca ömürlü ömürsüz ömür törpüsü ön ön ad ön alım ön alım hakkı ön avurt.−du ön avurt ünsüzü ön ayak.−ği önceden önceden satış önceki öncel öncel belirleme öncel düzen 1700 .−ğı önayak etmek önayak olmak ön belirti ön bilgi ön bilim önce önce bilim öncecilik.

−ğü öncülük etmek öncü oyun öncü tiyatro ön çalışma ön damak.−ğı ön damak ünsüzü öndelik.−ği öncü öncül öncülük.−ği ön deyi ön deyiş ön doğru ön ek önel ön eleme 1701 .−ği öncelikle öncelikli öncesiz öncesizlik.önceleme öncelemek önceleri öncelik.−ği ön denetim önder önderlik.

önem önemli önemlice önemseme önemsemek önemseniş önemsenme önemsenmek önemseyiş önemsiz önemsizce önemsizlik.−ğsü öngörme öngörmek öngörü öngörülme öngörülmek öngörülü ön gün 1702 .−ği önerge öneri öneriş önerme önermek önerti öneze ön göğüs.

ön içki ön kesinti ön kol ön kol kemiği ön koşul önlem önleme önlemek önleniş önlenme önlenmek önleyici önleyiş ön lisans önlük.−ğü ön oda ön oluş ön oluşum ön ödeme ön rapor ön seçici ön seçim önsel önsellik.−ği ön ses 1703 .−ğü önlüklü önlüklük.

−ğı ön yetkinlik.−ğü öpülme öpülmek öpüş 1704 .−yı öpme öpmek öptürme öptürmek öpücük.−ği ön yüzbaşı.ön ses düşmesi önsezi önsezili ön soruşturma ön söz ön sözleşme ön şart ön tasar ön tasım ön teker ön türeme ön uyum önü sıra ön vurgu ön yargı ön yargılı ön yaylak.

−ği ördek balığı ördekbaşı (renk) ördekgagası (renk) ördekgiller ördek yürüyüşü ördürme ördürmek örek.−ği öreke ören örenlik.öpüşme öpüşmek örcin ördek.−ği örf örfî örfî idare örge örgen örgensel örgü örgücü örgülü örgülü pilâv örgün örgün eğitim 1705 .

−ğü örgütleme örgütlemek örgütlendirilme örgütlendirilmek örgütlendirme örgütlendirmek örgütleniş örgütlenme örgütlenmek örgütleyiş örgütlü örgütsel örgütsüz örgütsüzlük.örgüsüz örgüt örgütçü örgütçülük.−ği örneklem 1706 .−ği örneğin örnek.−ğü örk örkleme örklemek örme örmek örme kepenek.

−ğu örs örseleme örselemek örseleniş örselenme örselenmek örseleyiş örs kemiği örtbas örtbas etmek örtenek.−ği örnek olmak örnekseme örneksemek öro öroluk.−ği örtme örtmece örtmek örttürme 1707 .örnekleme örneklemek örneklendirme örneklendirmek örneklenme örneklenmek örneklik.

−ğü örtülme örtülmek örtülü örtülü omurgalılar örtülü ödenek.−ğü örükleme örüklemek örülme örülmek örülü örülüş örüm örümce örümceğimsiler 1708 .−ği örtünme örtünmek örtüsüz örtüş örtüşme örtüşmek örü örücü örücülük.örttürmek örtü örtük.−ğü örük.

örümcek.−ği örümcek kafalı örümcek kuşu örümcek kuşugiller örümceklenme örümceklenmek örümcekler örümcekli örümceksi örümceksi zar örüş östaki östaki borusu östrojen tedavisi öşür.−şrü öşürcü öte öteberi ötede beride öteden beri öteden beriden öte gün öteki öteki beriki ötekisi öteleme ötelenme 1709 .

ötesi berisi ötesinde berisinde öte yandan öteye beriye öteyi beriyi ötleğen ötleğengiller ötleği ötme ötmek ötre öttürme öttürmek ötücü ötücü kuşlar ötümlü ötümlüleşme ötümlüleşmek ötümlülük.−ğü 1710 .−ğü ötürme ötürmek ötürü ötürük.−ğü ötümsüz ötümsüzleşme ötümsüzleşmek ötümsüzlük.

−ci öve öve övgü övgücü övgücülük.−ği övüngen övüngenlik.−ği övünme övünmek övüntü övüş öykü 1711 .−ğü övünek.ötürüklü ötüş ötüşme ötüşmek öveç.−cü övünç çizelgesi övündürücü övündürücülük.−ğü övme övmek övülme övülmek övülüş övünce övünç.

öykücü öykücülük.−ğı özbek.−ğü öyküleme öykülemek öyküleştirme öyküleştirmek öykünce öykünme öykünmeci öykünmek öyle öylece öylelikle öylemesine öyle öyle öylesi öylesine öz Özalp (ilçe) öz bağışıklık.−ği Özbek Özbekçe Özbekistan Özbek pilâvı özbeöz özbeslenen 1712 .

−ci öze özek.−ği özdeştirme özdeştirmek öz devim öz devinim özdeyiş öz dışı öz dikeni öz direnç.öz beslenme özcesi özdek.−ği 1713 .−ği özdeş özdeşleme özdeşlemek özdeşleşme özdeşleşmek özdeşleştirme özdeşleştirmek özdeşlik.−ği özdekçi özdekçilik.−ği özdeksel özden öz denetim özdenlik.

−ği özel kesim özel kurul özelleşme özelleşmek özelleştirme özelleştirmek özellik.−ffı özel dil öz eleştiri özel girişim özel girişimci özel girişimcilik.−ği özel hayat özelik.−ği özellikle özel mülkiyet özel okul özel radyo özel sayı özel sektör özel televizyon 1714 .özek ağacı özek demiri özek doku özel özel ad özel af.

−ği özenti özentici özenticilik.özel teşebbüs özel tiyatro özel ulak.−ci özendirme özendirmek özene bezene özengen özengenlik.−ğı özel yaşam özeme özemek özen özenci özenç.−ği özentili 1715 .−ği özeni özenilme özenilmek özeniş özenli özenme özenmek özensiz özensizlik.

−ği özet özetle özetleme özetlemek özetlenme özetlenmek özezer özezerlik.−ği öz geçmiş özgü özgül özgül ağırlık.−ğü özgülük.özentisiz özerk özerkleşme özerkleşmek özerkleştirme özerkleştirmek özerklik.−ğı özgüleme özgülemek özgüllük.−ği özge özgeci özgecil özgecilik.−ğü 1716 .

özgün özgünleşme özgünleşmek özgünleştirme özgünleştirmek özgünlük.−ğü özgürlükçü özgürlükçü demokrasi özgürlükçülük.−ğü özgür özgürce özgürleşme özgürleşmek özgürleştirme özgürleştirmek özgürlük.−ğı öz kedi balığıgiller öz kesit özlem 1717 .−ğü öz güven öz ışın öz indükleme öz itme öz itmeli öz kardeş öz kaynak.

özleme özlemek özlemli özlenme özlenmek özlenti özlentili özleşme özleşmek özleştirme özleştirmeci özleştirmecilik.−ğü özlük hakkı özlük işleri özlü söz özlü un özne özne grubu öznel öznelci 1718 .−ği özleştirmek özletme özletmek özleyiş özlü özlü çamur özlük.

−ğu özünlü özür.−zrü özürlü özürsüz 1719 .−ği özne öbeği öz odun öz öğrenim öz öğrenimli öz saygı özsel öz sermaye özsever özseverlik.öznelcilik.−ği öz su öz tahta özümleme özümleme dokusu özümlemek özümlenme özümlenmek özümseme özümsemek özümsenme özümsenmek özün erosluk.−ği öznellik.

−cu pabuççu pabuççuluk.−ğu pabuçlu pabuçluk.−ğı paça günü paça kasnak.özüt Özvatan (ilçe) özveren özveri özverili öz yapı öz yaşam öz yaşam öyküsü öz yönetim (*)P P pa pabucu yarım pabuç.−ğı paçal paçalı paçalık.−ğı 1720 .−ğu papuçsuz paça paçacı paçacılık.

−ğı padok.−ğu pafta paftalı paftasız pagan paganizm pagoda pah paha pahacı pahacılık.−ğü paçasız paçavra paçavracı paçavracılık.−ğı paçavra hastalığı paçavralaşma paçavralaşmak paçoz padalya padişah padişahî padişahlık.−ğı pahal 1721 .paçanga (börek) paçarız paçası düşük.

−ki paket paket etmek paketleme paketlemek paketleniş paketlenme paketlenmek paketletme paketletmek paketleyiş paket program paket taşı paket tur Pakistan Pakistanlı paklama paklamak 1722 .pahalanma pahalanmak pahalı pahalıca pahalılaşma pahalılaşmak pahalılık.−ğı pahlama pahlamak pak.

−ğı pala bıyıklı palâdyum palalık.−ğı pakt pal pala pala bıyık.−du palamutlama palamutlamak palamutlular palamut meşesi palan palandız palandöken palanga palangalı palangasız palanka 1723 .−ğı palamar palamar boyu palamarcı palamar parası palamar resmi palamut.paklanma paklanmak paklık.

−dı palisat dokusu palmitat 1724 .−ğı palaz palazlama palazlamak palazlanma palazlanmak palazlaşma palazlaşmak paldım paldır küldür paleograf paleografi paleontoloji paleozoik.−ği palet paletli paletsiz palikarya palisat.palas palaska palas pandıras palaspare palavra palavracı palavracılık.

−ğu pamuk elması 1725 .−ğu pamukaki pamuk balı pamuk balığı pamuk bezi pamukçu pamukçuk.−ğu pamukçuluk.−ği palmitik asit.−ğu palyatif palyoş pampa pamuk.−di palmitil palmitin palmiye palmiyegiller palmiyelik.−ğu paltosuz Palu (ilçe) palûze palyaço palyaçoluk.palmitik.−ği palto paltolu paltoluk.

−ğı pancarlaşma pancarlaşmak panda pandantif pandispanya pandispanya gazetesi pandomima pandül 1726 .−ğı panayır yeri pancar pancarcı pancarcılık.pamuk helvası pamuk ipliği pamuklanma pamuklanmak pamuklu Pamukova (ilçe) pamuk taş pamuk yağı panama Panama Panamalı panayır panayırcı panayırcılık.

−ğu pansiyoner Panslavizm pansuman pansumancı pansumancılık.panel panelist panel köprü panik.−ğı Panislâmizm panjur pankart pankartlı pankras pankreas pano panorama panoramik.−ğı panikleme paniklemek panik olmak Panislâmcı Panislâmcılık.−ğı 1727 .−ği pansiyon pansiyoncu pansiyonculuk.−ği panikatak.

−ğı Panturanizm Pantürkizm panzehir panzehir otu panzehir taşı panzer papa papağan papağan anahtarı papağangiller papağanlar papağanlık.−ğu pantomim pantufla pantuflacı pantuflacılık.−ğı 1728 .pansuman yapmak panteist panteizm panteon panter pantograf pantolon pantoloncu pantolonculuk.−ğı papağan yemi papak.

−ğı papaz yahnisi papel papelci papelcilik.papalık.−ğı papalina papara papatya papatya falı papatyalı papatyasız papaya papaz papaz balığı papaz balığıgiller papazi papazkaçtı (oyun) papazkarası (üzüm) papazlık.−ği papikçi papirüs papirüsgiller paprika papura papyekuşe papyon 1729 .

−ğı para cüzdanı para çantası paraçol para darlığı para değişimi para desteği para destekçisi paradi paradigma paradoks paradoksal para dolaşımı 1730 .−ği paraboloit.−lü parabolik.para para alım satımı para arzı para babası para basma parabellum para birimi parabol.−di paraca para canlısı para cezası paracı paracılık.

para etmek paraf parafazi parafe parafe etmek parafeleme parafelemek parafin parafin banyosu parafinli parafinsiz paraflama paraflamak paraflı parafsız paragöz paragraf Paraguay Paraguaylı para işleri paraka parakete paraketeci para kısıtlaması para kısıtlayıcı paralâks paralama 1731 .

−ği paralel yüz paralı paralıca paralık.−ği paralojizm paramatik.paralamak paralanma paralanmak paralatma paralatmak paralayıcı paralel paralel akım paralelizm paralel kaidesi paralelkenar paralelleştirme paralelleştirmek paralellik.−ğı paralizi paralojik.−ği parametre parametreleme parametrelemek parametreli parametrik.−ği 1732 .

−ği parasempatik sinir sistemi parasız parasızlık.−ğı parasız pulsuz parasız yatılı para şişkinliği paraşüt paraşüt birlikleri paraşütçü paraşütçülük.−ğü paraşüt kulesi paraşütlü paratiroit bezi paratoner paratüberküloz paravan 1733 .paramnezi paramparça paramparça olmak parankima paranoya paranoyak.−ğı parantez parapet para pul parasal parasempatik.

−ği parazitoloji parazitsiz parça parça bohçası parça bölük parçacı parçacık.−ğı parçalama parçalamak parçalanış parçalanma parçalanmak parçalatma parçalatmak parçalayıcı parçalayış parçalı parçalı bohça 1734 .paravana paravan menteşesi paravan yapmak parazit parazitlenme parazitlenmek parazitli parazitlik.−ğı parçacılık.

−ğü pardon pardösü pare pare pare parfüm parfümcü parfümcülük.parçalı sistem parça parça parça pürçük.−ğı parke parkeci 1735 .−ğü parfümeri parıldama parıldamak parıldatma parıldatmak parıldayış parıl parıl parıltı parıltılı parıltısız parite park parka parkçı parkçılık.

−ğı parlaklaşma parlaklaşmak parlaklık.parkecilik.−ği parkeleme parkelemek parkeletme parkeletmek parke taşı park etmek parkmetre park saati parkur park yapmak park yeri parlak.−ğı parlama parlamak parlâmentarizm parlâmenter parlâmento parlatıcı parlatma parlatmak parlayış parmak.−ğı parmak hesabı 1736 .

−ğı parmaklıklı parmaklıksız parmak parmak parmaksı parmak tatlısı parmak üzümü parmıcan parodi parola parpa par par pars parsa parsel parselâsyon parselleme parsellemek parsellenme parsellenmek parselletme parselletmek parselli parşömen 1737 .parmak izi parmaklama parmaklamak parmaklık.

−ği partikül partileşme partileşmek partili partisip.−bi partisyon partizan partizanca partizanlık.−ğı partner partöner part−time parya pas pasaj pasak.parşömen kâğıdı partal partenojenez parter parti partici particilik.−ğı pasaklı pasaklılık.−ğı pasaparola pasaport 1738 .

−ği Pasinler (ilçe) pasiyans paskal paskallık.−ği pasifist pasif korunma pasifleşme pasifleşmek pasifleştirme pasifleştirmek pasiflik.−ğı paskalya paskalya çöreği paskalya yumurtası paslandırma paslandırmak paslanış paslanma paslanmak paslanmaz paslanmaz çelik.−ği paslaşma 1739 .pasata pasavan pasçı pasif pasifik.

−ğı paspaslama paspaslamak paspaslanma paspaslanmak paspaslatma paspaslatmak paspas yapmak pas rengi passız pasta pastacı pastacılık.−ğı pasta cilâsı 1740 .paslaşmak paslatma paslatmak paslı pas mantarı pas mantarıgiller paso pasör paspal paspallık.−ğı paspartu paspas paspasçı paspasçılık.

−ğı pastırmalı pastırmalık.pastahane pastahaneci pastahanecilik.−ğı pastav makinesi pastel pastırma pastırmacı pastırmacılık.−ği pasta kalıbı pasta kreması pastal pastalı pastav pastavla pazarlık.−li pastoral oyun pastörizasyon pastörize 1741 .−ğı pastırmalı yumurta pastırma yazı pastil pastis pastiş pastişçi pastoral.

−ğı pataklama pataklamak pataklanma pataklanmak patakrem patalya patapuf 1742 .−ğı paşa olmak paşa paşa paşazade paşmak paşmakçı pat pata patadak patak.pastörize etmek pastra pasveren paşa paşa ağacı paşababa paşaçadırı (bitki) paşa çayı paşa kapısı paşalı paşalık.

patates patates böceği patatesçi patatesçilik.−ğı paten patenci patent patent damgası patent hakkı patetik.−ği patırdama patırdamak patırdatma patırdatmak patır kütür patır patır patırtı patırtılı 1743 .−ği patates çorbası patates köftesi patatesli patates püresi patates salatası patates sufle patavatsız patavatsızca patavatsızlık.

−cı patlatma patlatmak patlayıcı patlayıcı ünsüz patlayış patlıcan patlıcan böreği 1744 .patırtısız pati patik.−cı patlangıç.−ğı patlakça patlak göz patlama patlamak patlamalı patlangaç.−ği patika patinaj patinaj yapmak patinaj zinciri patis patiska patka patkrem pat küt patlak.

−bı patlıcan kızartması patlıcanlı patlıcan oturtması patlıcan salatası Patnos (ilçe) patojen patolog.patlıcangiller patlıcanî patlıcan inciri patlıcan kebap.−ğu patroniçe patronluk.−ği patron patrona patronaj patronca patroncu patronculuk.−li patrik.−ğu patoloji patolojik.−ği patrikhane patriklik.−ği patpat pat pat patriarkal.−ğu 1745 .

−ğı paydos paydos borusu paydos etmek paydos vakti paye 1746 .−ğı payda paydaş paydaşlık.pat sat pattadak pattadan pavkırma pavkırmak pavlonya pavurya pavyon pavyoncu pavyonculuk.−ğu pay payam payan payanda payandalama payandalamak payandalı payansız payansızlık.

−ğı paytak adım paytakça 1747 .payelendirme payelendirmek payen payet pay etmek payidar payidar olmak payitaht paylama paylamak paylanma paylanmak paylaşılma paylaşılmak paylaşım paylaşma paylaşmak paylaştırma paylaştırmak paylatma paylatmak paylı payplayn payreks paytak.

−ğı paytak paytak payton paytoncu pazar Pazar (ilçe) pazarbaşı pazarcı Pazarcık (ilçe) pazarcılık.−ğı pazarlıkçı pazarlık etmek pazarlıklı pazarlıklı alışveriş pazarlıksız pazartesi.−ğı pazarlamak pazarlanma pazarlanmak Pazarlar (ilçe) pazarlaşma pazarlaşmak pazarlık.−yi 1748 .−ğı pazar kayığı pazarlama pazarlamacı pazarlamacılık.paytaklık.

pazar yeri Pazaryeri'ni (ilçe) Pazaryolu'nu (ilçe) pazen pazı pazıbent.−ci ped pedagog pedagoji 1749 .−di pazıbentli pazı kemiği pazılı pazısız pazval pazvant peç peçe peçeleme peçelemek peçelenme peçelenmek peçeli Peçenek Peçenekçe peçesiz peçete peçiç.

−ğu pedoloji pedometre peeling peganit pegmatit pehlivan pehlivanane pehlivan duası Pehlivanköy (ilçe) pehlivanlık.−ğı pehlivan yakısı pehpeh pehpehleme 1750 .−ğü pedodonti pedolog.−ği pedikür pedikürcü pedikürcülük.−ği pedal pedavra peder pederane pederşahî pederşahîlik.−ği pediatri pediatrik.pedagojik.

−di pek gözlü peki Pekin ördeği pekişme pekişmek pekiştirme pekiştirmek pekiştirmeli pekiştirmeli isim.−ği pejoratif pek pekâlâ pek başlı pek canlı pekçe pek çok.pehpehlemek pejmürde pejmürdelik.−smi pekiştirmeli kelime pekiştirmeli özne pekiştirmeli sıfat pekiştirmeli zarf pekiştirme sıfatı 1751 .−ğu pek doku pekent.

−ği pekmez pekmezci pekmezcilik.−di pektin pektoral.pekiştirme ünlüsü pekitme pekitmek pekiyi pekleşme pekleşmek pekleştirme pekleştirmek peklik.−ği pekmez helvası pekmezkefi (renk) pekmezköpüğü (renk) pekmez köpüğü pekmezli pekmezlik.−li pek yürekli pek yüzlü peleme 1752 .−ği pekmez toprağı pek pek peksimet.

−di pelte peltek.−du 1753 .−ği peltek diş ünsüzü peltekleşme peltekleşmek pelteklik.−ği peltelenme peltelenmek pelteleşme pelteleşmek pelür pelüş pembe pembegemre (üzüm) pembekurt.peleng pelerin pelesenk.−gi pelesenk ağacı pelikan pelikangiller pelikansılar pelikül pelin pelin otu pelit.

pembeleşme pembeleşmek pembeleştirme pembeleştirmek pembelik.−ği pencüdü pencüse pencüyek pençe pençeleme pençelemek pençelenme pençelenmek pençeleşme pençeleşmek 1754 .−ği pembemsi pembezar pena penaltı penaltı alanı penaltı atışı penaltı noktası pencere pencere eteği pencere kanadı pencereli pencik.

−ği Pendik (ilçe) pendname peneplen penes pengö penguen penguengiller penguenler peni penis penisilin pens pense pentan pentatlon penuvar penye pepe pepeleme pepelemek 1755 .pençeletme pençeletmek pençeli pençe pençe pençesiz pençgâh pençik.

pepelik.−ği pepeme pepemelik.−ğı 1756 .−ği pepsin pepton perakende perakendeci perakendecilik.−ği perçem perçemli perçin perçinleme perçinlemek perçinleniş perçinlenme perçinlenmek perçinleşme perçinleşmek perçinleştirme perçinleştirmek perçinleyiş perçinli perçinsiz perçin tabancası perdah perdahçı perdahçılık.

−ği perdeli pilâv perde perde perdesi sıyrık.−ği pereme peremeci 1757 .−ğı perdesiz perdesizlik.perdah etmek perdahlama perdahlamak perdahlanma perdahlanmak perdahlı perdahsız perde perde arkası perde ayaklılar perdeci perdecilik.−ğı perdesi yırtık.−ği perdedar perdeleme perdelemek perdelenme perdelenmek perdeli perdelik.

−ğı perhizli perhizsiz perhiz yapmak peri peri bacası pericik.−ği perido peridot peridotit 1758 .peren perende perese perestiş perestiş etmek perestişkâr perestroyka perforaj performans pergament kâğıdı pergel pergel hareketi pergelleme pergellemek pergola perhiz perhizkâr perhizkârlık.

−ği periyot.−ğı perişan olmak periton peritonit periyodik.−bu perişan perişan etmek perişanlık.periferi peri hastalığı perikart.−dı perili peri masalı peri masası peri oyunu peripatetizm peri piramidi periskop.−du perki perküsyon perlit perlitli perlon perlon fırça perma permanant permanganat 1759 .

−ğu peruka perukacı perukacılık.−gi personel perspektif perşembe Perşembe (ilçe) pertavsız Pertek (ilçe) Peru peruk.permeçe permi permiyen peroksit.−ğı perukâr Perulu perva pervane pervane balığı pervaneci pervaneli pervane olmak pervanesiz 1760 .−di peron peronospora persenk.

−ği peseta pes etmek pesimist pesimizm pesleşme pesleşmek peso pespaye pespayelik.Pervari (ilçe) pervasız pervasızca pervasızlık.−ği pespembe pestenkerani pestil pestilleşme pestilleşmek pesüs peş peşin peşinat peşinatsız 1761 .−ğı pervaz pervin pes pesek.

−ğı peşin peşin peşin piyasa peşin satış peşin yargı peşi peşine peşi sıra peşkeş peşkir peşkirci peşkircilik.−bı peşinci peşinde peşinden peşinen peşin fikir.−kri peşin hüküm.peşin cevap.−ği peşli peşmelba peş peşe peşrev peşrevlenme peşrevlenmek peştahta peştamal peştamalcı 1762 .−kmü peşin pazarlık.

−ği petek dokuma petek göz petek güvesi petrifikasyon petrografi petrokimya petrokimyacı petrol.−ğı peştamallı peştamallık.−lü petrolcü petrol lâmbası petrol mavisi petroloji pet şişe petunya pey pey akçesi peyda peyda etmek peydahlama 1763 .peştamalcılık.−ğı peştamalsız Peştu Peştuca pet.−di petek.

−ği peyleme peylemek peylenme peylenmek peynir peynir ağacı peynirci 1764 .peydahlamak peydahlanma peydahlanmak peyda olmak peyderpey peygamber peygamber ağacı peygamberane peygamber balığı peygamber çiçeği peygamberdevesi (böcek) peygamber dikeni peygamberlik.−ği peygamber öküzü peygamber üzümü peygambervari peyk peyke peyklik.

−ği peynir dişi peynirhane peynir helvası peynirleşme peynirleşmek peynirli peynirli börek.−ği pezo pıhtı pıhtılanma pıhtılanmak pıhtılaşma pıhtılaşmak pıhtılaştırma pıhtılaştırmak pılı pırtı pıllım pıllım 1765 .peynircilik.−gi pezevenklik.−ği peynirli kek peynirli pide peynirsiz peynir şekeri peynir tatlısı peyrev peyzaj pezevenk.

−ğı pırıldakçı pırıldama pırıldamak pırıl pırıl pırıltı pırıltılı pırlak.pınar Pınarbaşı'nı (ilçe) Pınarhisar (ilçe) pır pırasa pırasa bıyıklı pırazvana pırıldak.−ğı pırpı pır pır 1766 .−cı pırlanma pırlanmak pırlanta pırlantalı pırnal pırnal kömürü pırnallık.−ğı pırlama pırlamak pırlangıç.

−ğı pırtlak.−ğı pırtlama pırtlamak pısırık.pır pır etmek pırpırı pırpırlama pırpırlamak pırpırlanma pırpırlanmak pırpıt pırpıtçı pırtı pırtık.−ğı pısma pısmak pışpışlama pışpışlamak pışt pıt pıtırdama pıtırdamak pıtırdatma 1767 .−ğı pısırıkça pısırıklaşma pısırıklaşmak pısırıklık.

pıtırdatmak pıtır pıtır pıtırtı pıtırtı etmek pıt pıt pıtrak.−ğı pıyrım pıyrım pianta piç piç etmek piç kurusu piçleşme piçleşmek piçlik.−ği pideli pigme pigment pijama pik pikaj 1768 .−ği piç olmak piçsinek.−ği (olta iğnesi) piçuta pide pideci pidecilik.

−ğu pikrik asit.−ğı piliç.pikajcı pikajcılık.−di pil pilâki pilâv pilâvlık.−ği piknik alanı piknikçi piknik tip piknik tüpü piknik yapmak piknometre piko pikocu pikoculuk.−ci pilli pilot pilotaj pilot bölge 1769 .−ğı pikap.−bı pik boru pike piket pike yapmak piknik.

−di piramitçik.pilot kabini pilot köşkü pilotluk.−ği pinekleme pineklemek pinel pines pingpong pingpong masası pinhan pinpon pinti pintileşme pintileşmek pintilik.−ği piramitli 1770 .−li piramit.−ğu pim pimpirik.−ği pipet pipi pipiriklenme pipiriklenmek pipo pir piramidal.

−ci pirinç çorbası pirinç örgü pirinç pilâvı pirinçsi pirinç taneleri (gök bilimi) pirinç unu pirit pirogravür pirohi piroksen 1771 .piramitsi Piraziz (ilçe) pire pirekapan pirekateşin pirekıran pirelendirme pirelendirmek pirelenme pirelenmek pireler pireli pire otu pirifâni pirina pirinç.

−ğu pis lâkırdı pisleme 1772 .pirometre pirometri pirosfer piruhi pirüpak.−ğı pisboğaz pisboğazlık.−ğı pisi pisi balığı pisik.−lü pirzola pirzolalık.−ki piryol.−ğı pis pi sayısı pis bıyık.−ği pisin pisi otu pisipisi (kedi) pisi pisi pisi pisine pisipisi otu piskopos piskoposhane piskoposluk.

pislemek pislenme pislenmek pisletme pisletmek pislik.−ği pişekâr pişi pişik.−ği pislik böceği pislikçil pis pis pis söz pis su pis su borusu pis su tesisatı pist piston pistonlu pisuvar pişdar pişeğen pişek.−ği pişim pişirgeç.−ci pişirici pişiriliş 1773 .

−ği pişiriş pişirme pişirmek pişirtme pişirtmek pişkin pişkince pişkinlik.−ğı pişman olmak pişme pişmek pişpirik.−ği pişpirikçi pişt pişti piştov piti piti piton 1774 .−ği pişman pişman etmek pişmaniye pişmaniyeci pişmanlık.pişirilme pişirilmek pişirim pişirimlik.

−ğu piyangolu piyanist piyano piyanocu piyanoculuk.pitoresk piyade piyale piyan piyango piyangocu piyangoculuk.−ğı piyazlama piyazlamak piyes 1775 .−ğu piyano menteşe piyasa piyasacı piyasa ekonomisi piyasa etmek piyasa kurucu piyata piyata eğe piyata tabağı piyaz piyazcı piyazcılık.

piyon piyore pizolit pizza pizzacı pizzacılık.−ğı plâket plân plâncı plâncılık.−ğı pizzicato plâçka plâçkacı plâj plâjirizm plâjiyoklâz plâk.−ğı plâka plâkacı plâkacılık.−ğı plâkalı plâkasız plâkasız otomobil plâkçı plâkçılık.−ğı plânçete plânerit 1776 .

plânet plânetaryum plânkton plânlama plânlamacı plânlamacılık.−ğü plânsız plânsız programsız plântasyon plânton plânya plânyacı plânyalama plânyalamak plâse plâse etmek plâseleme 1777 .−ğı plânlamak plânlanış plânlanma plânlanmak plânlı plânlı büyüme plânlı ekonomi plânör plânörcü plânörcülük.

−ği Plâtonik.−ği Plâtonizm 1778 .plâselemek plâsenta plâsiyer plâsman plâster plâstik.−ğu plâtonik.−ği plâstik ameliyat plâstik boru plâstik cam plâstik cerrahî plâstikçi plâstikçilik.−ği plâstik sanatlar plâstik tutkal plâstomer plâstik.−ği plâstron plâterina plâtform plâtika plâtin plâto Plâtoncu Plâtonculuk.

play−back play−off plâza plâzma plâzma kimyası plâzmalaştırma plâzmalaştırmak plebisit pleistosen plevra pleybek pleybek yapmak pli plili plise plisiz pliyosen plonjon plüralist plüralizm plütokrasi Plüton plütonyum plüviyometre podösüet podyum pof 1779 .

pofurdama pofurdamak pofurdatma pofurdatmak pofur pofur pog pogrom poğaça poğaçacı poğaçacılık.−ğı pohpoh pohpohçu pohpohlama pohpohlamak pohpohlanma pohpohlanmak poker pokerci pokercilik.−bu polarite 1780 .−ği polargı polarıcı polarılma polarılmak polarimetre polarimetri polariskop.

−di polarölçer Polateli'ni (ilçe) Polatlı (ilçe) polemik.−ği polimer polimeri polimerleşme polimerleşme 1781 .−ği polemikçi polemikçilik.−ği poligam poligami poligon polijini poliklinik.−di poliçe polietilen polifoni polifonik.−ği polen poliandri poliasit.polarizasyon polarma polarma düzlemi polarmak polaroit.

−ğı politika yapmak poliüretan polka polo Polonez 1782 .−ği politika politikacı politikacılık.−ği polip.−ği polis noktası politeist politeizm politik.derecesi polimerleşmek polimerleştirme polimerleştirmek polimerlik.−bi polis polisaj polis arabası polis evi polis hafiyesi polisiye polisiye film polisiye roman polislik.

−ği ponje ponje patis ponksiyon ponpon ponton ponza ponzalama ponzalamak ponzalanma ponzalanmak 1783 .−ği ponçik.−dı pomel menteşe pompa pompaj pompalama pompalamak pompalanma pompalanmak pompalı silâh pompalı tüfek.Polonya Polonyalı polonyum polyester Pomak Pomakça pomat.

−ğu porsuk ağacı porsukgiller porsuma porsumak portakal 1784 .−ğu poplin pop müzik.−ği popülist popülizm porfir porfirit pornografi pornografik.ponza taşı pop popçu popçuluk.−ği porselen porselenci porselencilik.−ği popo popülarite popülâsyon popüler popülerlik.−ği porsiyon porsuk.

portakal bahçesi portakallık.−ğı pos bıyıklı 1785 .−ğü portre portreci pos posa posalanma posalanmak posalı posasız pos bıyık.−ğı portakal rengi portakal suyu portatif portbagaj portbebe porte Portekiz Portekizce Portekizli portföy portmanto portmone porto portör portörlük.

−ğı posta etmek postahane posta kartı posta kodu posta kutusu postal postalama postalamak postalanma postalanmak posta posta posta pulu posta treni posta yapmak poster postiş post it post kavgası postlu postnişin postrestant post−scriptum 1786 .Posof (ilçe) post posta postacı postacılık.

−di potasyum klorür potasyum nitrat potasyum sülfat potasyum sülfür pot başı potin potkal 1787 .postsuz postulat poşet poşet çay poşetleme poşetlemek poşu poşulu pot pota potalı potalı atış potansiyel potansiyel farkı potansiyel suçlu potas potas kostik.−ği potasyum potasyum hidroksit.

−ğu potur poturlu pot yapmak pot yeri pound poy poyra poyraz poyrazlama poyrazlamak poz Pozantı (ilçe) pozisyon pozitif pozitif bilim pozitif elektrik.potlaç.−cı potlanma potlanmak potpuri potuk.−ği pozitif film pozitif görüntü pozitif hukuk pozitif kutup.−ği pozitif sayı 1788 .−tbu pozitiflik.

−ğü pöf pörsük.pozitivist pozitivizm poziton pozitonyum pozitron pozitronyum pozsuz pöç pöçük.−ğı pragmatist pragmatizm pranga 1789 .−ğü pörsüklük.−ğü pörsüme pörsümek pörtlek.−ği pörtleme pörtlemek pösteki pötibör pötifur pötikare prafa pragmacı pragmacılık.

−ği prehistorya prekambriyen prelüt.−bi prenslik.−ği prensip.−ği preparat pres 1790 .−dü prematüre prens prenses prenseslik.−ği pratika pratikleşme pratikleşmek pratiklik.−ği pratisyen prefabrikasyon prefabrike prefabrike konut prehistorik.pranga cezası pranga kaçağı prangalı pranga mahkûmu prangasız praseodim pratik.

−ği presbitlik.−ği prese presesyon presleme preslemek preslenme preslenmek prestij presto pres yapmak prevantoryum prezantabl prezantasyon prezante etmek prezervatif prezidyum prim primadonna primat primatlar primitif primitivizm 1791 .presbit presbiteryen presbiteryenlik.−ği presçi presçilik.

−ği problemli problemsiz prodüksiyon prodüktivite prodüktör prodüktörlük.−ğı programlama programlamak programlanma 1792 .−ğü profesör profesörlük.−ği profil profiterol.−lü proforma fatura program programcı programcılık.−ğü profesyonel profesyonelleşme profesyonelleşmek profesyonellik.printer priz prizma probabilizm problem problematik.

programlanmak programlaşma programlaşmak programlaştırma programlaştırmak programlı programsız proje projeci projeksiyon projektör projektör ışığı projelendirme projelendirmek proje yapmak proletarya proleter proleterleşme proleterleşmek prolog. −ğı 1793 .−dı propaganda propagandacı propagandacılık.−ğu prometyum promosyon promönat.

−ği protojin protokol.−lü protokolcü proton protonema protoplâzma prototip prova 1794 .propagandist prosedür proses prospektüs prostat prostelâ prostelâlı protaktinyum protein proteinli proteinsiz protein yetersizliği Protestan Protestanlık.−ğı protesto protesto etmek protez protezci protezcilik.

−ği psikolojik savaş psikolojizm psikometri psikopat psikopati psikopatoloji 1795 .prova yapmak providansiyalizm provizyon provizyonsuz provokasyon provokatör provoke etmek prozodi prömiyer Prusya Prusyalı pruva pruva hattı psikanaliz psikanalizci psikasteni psikiyatr psikiyatri psikolog.−ğu psikoloji psikolojik.

−ğı pudra şeker pudriyer puf puf böreği pufla puflama 1796 .−ği psikoterapi psikoz psişik.−ğı puantaj puanter puantör puding pudra pudralama pudralamak pudralı pudralık.psikopatolojik.−ği ptiyalin puan puanlama puanlamak puanlandırma puanlandırmak puanlı puanlık.

−dı pul biber pulcu pulculuk.−cu 1797 .−cu puluçluk.puflamak puhu pul pulat.−ğu pullukçu pullu sazan pulman pul pul pulsuz pul şişe puluç.−ğu puma pumba punç.−ğu pul kanatlılar pullama pullamak pullanma pullanmak pullaştırma pullaştırmak pullu pulluk.

−du punto puntolu pupa pupa yelken puro pus pusarık.−ğı pusarma pusarmak pusat pusatçı pusatlandırma pusatlandırmak pusatlanma pusatlanmak pusatlı puset pusetçi puslandırma puslandırmak puslanma puslanmak puslu pusma pusmak pusu 1798 .punt.

−ğu put putlaşma putlaşmak putlaştırma putlaştırmak putperest putperestlik.−ğu pusval puşt puştluk.−ği putrel putrelli puya püf püfkürme püfkürmek püfleme püflemek püf noktası püfür püfür 1799 .pusucu pusula pusulalı pusulama pusulamak pusulasız pusuluk.

Pülümür (ilçe) pülverizatör pünez pür pürçek.−ğü pürtüklenme pürtüklenmek 1800 .−ti pürtelâş pürtük.−ği pürizm pürmelâl.−ğü pürçüklü pürdikkat.−ği pürçeklenme pürçeklenmek pürçekli pürçeksiz pürçük.−ği pürin püriten püritenlik.−ti püre püren pürhiddet pürik.−li pürneşe pürsıhhat.

−ci püskürme püskürme benli püskürmek püskürteç.−ğü püskül kuyruklular püsküllü püsküllü belâ püskülsüz püskürgeç.−ğü püskül püskülcük.−ci püskürtme püskürtmek püskürtmeli püskürtmeli yazıcı püskürtme makinesi püskürtme tabancası 1801 .pürtüklü pürüz pürüzalır pürüzlenme pürüzlenmek pürüzlü pürüzsüz pürüzsüzlük.

püskürtü püskürtücü püskürtülme püskürtülmek püskürtüş püskürük.−ğü püskürük külte püskürük taş püstül püsür püsürlü püsürsüz pütür Pütürge (ilçe) pütürlenme pütürlenmek pütürlü pütür pütür pütürsüz (*)R R Rab.−ptı rabıta rabıtalı 1802 .−bbi rabbanî Rabbena rabıt.

−li radikalizm radikalleşme radikalleşmek radon radyan radyasyon radyatör radyatörcü radyo radyoaktif radyoaktif izotoplar 1803 .−i raci olmak racon radansa radar radarcı radarcılık.−ğı radde raddelerinde radika radikal.−ğı rabıt edatı rabıt sıygası raca raci.rabıtasız rabıtasızlık.

−ği radyofonik ses radyofoto radyo gazetesi radyografi radyogram radyo istasyonu radyoizotop radyokimya radyolink radyolog.−ğu radyodifüzyon radyoelektrik.−ğu radyoloji 1804 .−ği radyoaktivite radyobiyoloji radyocu radyoculuk.radyoaktifleştirme radyoaktiflik.−ği radyoelektriksel radyoelektronik.−ği radyo etkinliği radyo evi radyofizik.−ği radyofizyoloji radyofoni radyofonik.

−di rafting rafya rağbet rağbet etmek 1805 .−ği rafinaj rafinatör rafine rafineri rafit.radyometre radyometri radyometrik.−ği radyo muhabiri radyo oyunu radyoskopi radyo taksi radyoteknoloji radyotelefon radyotelgraf radyoterapi radyoterapist radyo yayını radyum raf rafadan Rafızî Rafızîlik.

rağbetli rağbetsiz rağbetsizlik.−ğı rahatlıkla rahat olmak rahat rahat rahatsız rahatsız etmek rahatsızlanma rahatsızlanmak rahatsızlaşma rahatsızlaşmak rahatsızlık.−ğı rahatsız olmak rahibe 1806 .−ği rağm rağmen rahat rahatça rahat döşeği rahat duruş rahat etmek rahatlama rahatlamak rahatlatma rahatlatmak rahatlık.

−ği rahmetlik olmak rahmetli olmak rahne raht rahvan rakam rakamlama rakamlamak rakamlı raket rakı rakı âlemi rakı bardağı rakıcı 1807 .−ği rahim.−hmi (döl yatağı) rahîm (koruyan.rahibelik. merhamet eden) rahip.−ği rahle rahman rahmanî rahmet rahmetli rahmetlik.−bi rahiplik.

−kı rakip.−di rakkas rakkase rakkaslı rakor rakorlu musluk.−bi rakiplik.−ğı 1808 .−ği ramazan keyfi ramazanlık.−ğı rakım rakı meclisi rakibe rakik.−ğu raks raks aksağı raks etmek ralli rallici ram ramak ramazan Ramazan Bayramı ramazan davulu ramazaniyelik.−ği rakipsiz rakit.rakıcılık.

−ğu randevu evi randevulaşma randevulaşmak randıman randımanlı rant rantabilite rantabl rantçı 1809 .ramazan pidesi ramazan topu rambo rambursman ram etmek rami ram olmak ramp rampa rampacı rampa etmek rampalama rampalamak rampalı randa randevu randevucu randevuculuk.

−dı rasatçı 1810 .−ğü rapor yazıcı rappadak rap rap rapsodi rapten raptetme raptetmek raptiye raptiyeleme raptiyelemek raptiyelenme raptiyelenmek rasat.−ği ranza rap rapor raporcu raporlama raporlamak raporlu raportör raportörlük.−ğı rantiye rantiyeci rantiyecilik.rantçılık.

−ğı rastıklı rastlama rastlamak rastlanma rastlanmak rastlantı rastlaşma rastlaşmak rastlayış 1811 .rasathane rasıt.−dı raspa raspacı raspa etmek raspalama raspalamak raspalanma raspalanmak raspa taşı rasyo rast rastgele rast geliş rast gelmek rast getirmek rast gitmek rastık.

−di ray rayba rayiç.−ci rayiç fiyat rayiha 1812 .−bı raunt.−ği raşitizm ratanya rate ratıp.−du ravent.rasyon rasyonalist rasyonalite rasyonalizasyon rasyonalizm rasyonel rasyonelleşme rasyonelleşmek rasyonelleştirme rasyonelleştirmek rasyonel sayı raşe raşelenme raşelenmek raşî raşitik.

−ği 1813 .rayihalı razakı razı razı etmek razı olmak razmol.−bi recim.−bı rebiyülâhır rebiyülevvel recep.−cmi recmetme recmetmek reçel reçelci reçelcilik.−lü re reaksiyon reaktör realist realist olmak realite realizasyon realizm reasürans reaya rebabî rebap.

reçellik.−ğü reddedilme reddedilmek reddediş reddetme reddetmek reddeyleme reddeylemek reddiye reddolunma reddolunmak redevans redif redingot redingotlu 1814 .−ği reçete reçeteli reçetesiz reçina reçine reçine kanalı reçine kesesi reçineli reçine yağı redaksiyon redaktör redaktörlük.

redoks redresör redüksiyon reel reenkarnasyon reeskont refah Refahiye (ilçe) refahlı refakat.−ti refakatçi refakat etmek referandum referans refetme refetmek refik refika refleks refleks yayı reflektif reflektör reform reformcu reformculuk.−ğu reformist reftiye 1815 .

−bi Regaip Gecesi Regaip Kandili regl reglân regresyon regülâsyon regülâtör reha rehabilitasyon rehavet rehber rehberli rehberlik.−ği reisülküttap.refüj regaip.−ği rehberlik etmek rehber öğretmen rehbersiz rehin rehine rehin etmek reis reis bey reis efendi reisicumhur reislik.−bı 1816 .

−ğü rekabet rekabetçi rekabet etmek rekâket rekât rekiz.−kzi reklâm reklâmasyon reklâm bandı reklâmcı reklâmcılık.reji rejim reji masası rejim yapmak reji odası rejisör rejisörlük.−ğı reklâmveren rekolte rekonstrüksiyon rekor 1817 .−ğı reklâm filmi reklâm ışıntısı reklâm kuşağı reklâm levhası reklâmlık.

−ği rekreasyon rekreasyon alanı rektifiye rektör rektörlük.−mzi rencide rencide etmek rencidelik.−ği remiz.rekortmen rekortmenlik.−ği rende rendeleme rendelemek rendelenme rendelenmek 1818 .−ğü rektum rekzetme rekzetmek remel remi remil.−ği rencide olmak rençper rençperlik.−mli remilci remilcilik.

rendeli rendesiz rengârenk.−gi renk bilimi renk cümbüşü renkçi renkgideren renk körlüğü renk körü renk küre renkleme renklemek renklendirici renklendirme renklendirmek renklenme renklenmek renkli renkli basın renkli film renkli işitme renklilik.−gi ren geyiği renk.−ği renkli televizyon renkölçer renk ölçme 1819 .

−ğu reprodüksiyon resen resepsiyon reseptör resesif resesyon resif resim.−smi resimci 1820 .−ği renktaş renktaşlık.−ğı renk uzmanı renk yuvarı renyum reomür reorganizasyon reosta repertuvar replik.renk renk renksemez renkser renksiz renksizlik.−ği repo repocu repoculuk.

−lü resmîleşme resmîleşmek resmîleştirme resmîleştirmek resmîlik.−li resmen resmetme resmetmek resmî resmî dil resmî elbise resmigeçit.resimleme resimlemek resimlendirme resimlendirmek resimleşme resimleşmek resimleyici resimli resimlik.−ği 1821 .−di resmî giysi resmikabul.−ği resimli roman resimsi resim yazı resital.

−lü resülmal.−ği retrospektif reva revaç.−li Reşadiye (ilçe) reşit reşit olmak reşme ret.resmî nikâh resmî olmayan eğitim resmiyet ressam ressamlık.−ddi retina retorik.−ğı rest restitüsyon restleşme restleşmek restoran restorasyon restore restore etmek resul.−cı revak 1822 .

revakiye revalüasyon revan revani revanici revanicilik.−ği revanlaşma revanlaşmak reverans revir reviş revize etmek revizyon revizyoncu revizyonculuk.−ğu revizyonist revizyonizm revnak revnaklı revolver revü rey reybî reye reye pantolon reyhan reyhanî 1823 .

Reyhanlı (ilçe) reyon reyting (değerlendirme) rezalet reze rezede rezede çiçeği rezeksiyon rezeleme rezelemek rezene rezerv rezervasyon rezervuar rezidans rezil rezilce rezil etmek rezilleşme rezilleşmek rezillik.−ği rezil olmak rezistans rezonans rıh rıhdan 1824 .

rıhtım rıza rızk riayet riayet etmek riayetkâr riayetsiz riayetsizlik.−ği ribozom rica ricacı rica etmek rical.−ti rikkatli rimel rimelleme rimellemek rimellenme rimellenmek rimelli rina 1825 .−li ric'at ric'at etmek Richter ölçeği rik'a rikabdar rikkat.

−li riyala riyaset 1826 .−ği ritmik sayma ritmli ritmsiz ritüel rivayet rivayet birleşik zamanı rivayet olunmak riya riyakâr riyakârane riyakârlık.rindane ring ringa ring seferi rint.−di rintlik.−ğı riyal.−ği risale risk riskli risling ritm ritmik.

−ği robotlaşma robotlaşmak robotlaştırma robotlaştırmak robotluk.−ğu roda rodaj rodeo rodeocu Rodezya Rodezyalı rodyum roka roket 1827 .riyasız riyazet riyazî riyaziyat riyaziye riyaziyeci riyolit Rize riziko roba robalı robot robotik.

−lü rolcü rolcülük.roketatar rokfor rokfor peyniri rokoko rol.−ğu Romanoloji romans romantik.−ğü rol çatışması rol iflâsı rol yapmak rom Roma Romalı roman Roman romancı romancılık.−ği romantiklik.−ğı Roman dilleri romanesk romanist romanlaştırma romanlaştırmak Romanolog.−ği 1828 .

−ğu rot rota rotasyon rotatif rotatifçi rotil rotor roza rozbif roze rozet röfle rögar rölâns rölânti rölâtif 1829 .−bu ropdöşambr rosto rostoluk.romantizm Romanya Romanyalı romatizma Romen Romen rakamları rondelâ rop.

−ğı röportör röprezant röprodüksiyon rötar rötarlı rötuş rötuşçu rötuş etmek rötuşlama rötuşlamak rötuşlu 1830 .−ği röntgenleme röntgenlemek röportaj röportajcı röportajcılık.rölâtivist rölâtivite rölâtivizm röle rölyef römork römorkör Rönesans röntgen röntgenci röntgencilik.

−ği rugan rugby ruh ruhanî ruhaniyet ruhban ruhbaniyet ruhbanlık.−ği ruh bilimi ruh bilimsel ruh çöküntüsü ruh doktoru ruhen 1831 .rövanş röveşata ruam ruba rubaî rubidyum ruble rubu ruf Rufaî Rufaîlik.−ğı ruh bilgini ruh bilimci ruh bilimcilik.

−ğu 1832 .ruh göçü ruh hastası ruh hekimi ruh hekimliği ruhî ruhiyat ruhiyatçı ruhiyatçılık.−ğı ruh karmaşası ruhlu ruh ölçümü ruh ötesi ruh sağlığı ruhsal ruhsat ruhsatiye ruhsatlandırma ruhsatlandırmak ruhsatlı ruhsatname ruhsatsız ruhsuz ruhsuzlaşma ruhsuzlaşmak ruhsuzlaştırma ruhsuzlaştırmak ruhsuzluk.

−ğu rumuz rumuzlu run runik.−ği rupi 1833 .ruj rujlama rujlamak rujlanma rujlanmak rulet rulman rulo Rum Rum ateşi rumba Rumca Rumeli'yi Rumelili Rumen Rumence Rumî Rumlaşma Rumlaşmak Rumlaştırma Rumlaştırmak Rumluk.

−ğu Rus ruleti Rus salatası rustaî Rusya rutenyum rutherfordyum rutin rutubet rutubetlendirme rutubetlendirmek rutubetlenme rutubetlenmek rutubetli rutubetsiz ruz ruziklenme ruziklenmek ruznamçe ruzname ruzuşeb 1834 .Rus Rusça Ruslaşma Ruslaşmak Ruslaştırma Ruslaştırmak Rusluk.

−dü rüştiye rüşvet rüşvetçi rüşvetçilik.−ğı rüşeym rüşt.rübap.−bu rüsva rüsvalık.−u rücu etmek rücu hakkı rüçhan rüçhan hakkı rüesa rüfeka rükû.−knü rüküş rüküşlük.−bı rücu.−ğü rüping sistemi rüstik.−ği rütbe rütbeli 1835 .−u rükün.−ği rüsum rüsumat rüsup.

rütbesiz rüya rüyet rüzgâr rüzgâr altı rüzgârgülü rüzgârlama rüzgârlamak rüzgârlanma rüzgârlanmak rüzgârlı rüzgârlık.−ğı rüzgârsız (*)S S saadet saadet asrı saadethane saadetle saadetlû saadet zinciri saat.−ti saat açısı saat ayarı saat başı saat camı saat cebi 1836 .

saatçi saat çiçeği saatçilik.−ği saba sababuselik.−ği sabah sabaha doğru sabaha karşı sabah akşam sabahçı sabahçı kahvesi sabah ezanı sabah kahvaltısı sabah keyfi sabahki sabah koşusu sabahlama 1837 .−ği saat dairesi saat dilimi saat farkı saatinde saati saatine saat kulesi saatlerce saatli saatli bomba saatlik.

−brı sabırla 1838 .−ğı sabah namazı sabah sabah sabahtan sabahtan akşama sabah yeli sabahyıldızı (ağaç) saban saban balığı saban demiri saban kemiği sabankıran saban kulağı saba rüzgârı sabık sabıka sabıka kaydı sabıkalı sabıkasız sabır.sabahlamak sabahları sabahlatma sabahlatmak sabahleyin sabahlı sabahlık.

sabırlı sabırsız sabırsızlanış sabırsızlanma sabırsızlanmak sabırsızlık.−ğı sabotaj yapmak sabote sabote etmek 1839 .−ği sabit olmak sabo sabotaj sabotajcı sabotajcılık.−kri sabitkadem sabit kalem sabitleşme sabitleşmek sabitleştirilmiş sabitleştirme sabitleştirmek sabitlik.−ğı sabır taşı sabi sabit sabite sabit fikir.

−ğu sabunhane sabuniye sabunlama sabunlamak sabunlanış sabunlanma sabunlanmak sabunlaşma sabunlaşmak sabunlaştırma sabunlaştırmak sabunlayış sabunlu sabunluk.−ğu sabun otu 1840 .sabretme sabretmek sabreyleme sabreylemek sabuh sabuklanma sabuklanmak sabun sabun ağacı sabun balığı sabuncu sabunculuk.

−ğı saçak bulut saçak kök saçaklanma saçaklanmak saçaklı saçalama saçalamak saçalanma saçalanmak saç baş saçı saçık.sabunsuz sabun taşı sabun tozu sabur sabura sac sacayağı sacayak.−ğı saçılış 1841 .−ğı sac böreği sac ekmeği sac kavurması sac kebabı saç saçak.

−ğı saçma sapan saçma tiyatro saç örgüsü saç saça saçsız saçula saçuzatan (bitki) sadak.saçılma saçılmak saçıntı saçış saçıştırma saçıştırmak saçkıran saçlı saçlı meşe saçlı sakallı saçma saçmacı saçmak saçmalama saçmalamak saçmalaşma saçmalaşmak saçmalık.−ğı sadaka 1842 .

−di sadeyağ sadık.−ti sadakatli sadakatlilik.sadakat.−ği sadet.−ğı sadıkane sadır.−drı (göğüs) sâdır (çıkan. görünen) sâdır olmak 1843 .−ği sadakatsiz sadakatsizlik.−ği sadaklı sadakor sadaret sade sade birimler bölüğü sadece sade kahve sade kek sadeleşme sadeleşmek sadeleştirme sadeleştirmek sadelik.

−ği sadist sadistçe sadistlik.sadik.−ği sadizm sadme sadrazam sadrazamlık.−ği sadiklik.−ğı saf safa safahat safalı safari safça safderun saf dışı safdil safer saffet safha safi safiha safir safir mavisi safiyet saf kan 1844 .

−ğı sağ akçe sağalma sağalmak sağaltıcı sağaltım sağaltma sağaltmak sağanak.−ğı safra safra kesesi safralı safran Safranbolu (ilçe) safra yeşili saf saf safsata safsatacı safsatacılık.saflaşma saflaşmak saflaştırma saflaştırmak saflık.−ğı 1845 .−ğı sagar sagu sağ sağ açık.

−ğı sağdırma sağdırmak sağduyu sağduyulu sağ eğilimli sağ esen sağgörü sağgörülü sağgörüsüz sağgörüsüzlük.sağanlar sağbeğeni sağ bek sağcı sağcılık.−ğı sağ çıkarma sağdıç.−ğü sağ haf sağı sağıcı sağılış sağılma sağılmak sağım sağımlı 1846 .−cı sağdıç emeği sağdıçlık.

−ğı sağım makinesi sağın sağın bilimler sağır sağır dilsiz sağır duvar sağır etmek sağır kapı sağır kef sağırlaşma sağırlaşmak sağırlık.−ğı sağır nun sağır olmak sağır pencere sağır renk.sağımlık.−dı sağlam sağlama sağlamak sağlamca sağlamcı sağlamlama 1847 .−gi sağır yılan sağ iç sağistem sağ kanat.

−ğu sağlık.−ğı sağlık bilgisi sağlık bilimi sağlık evi sağlık görevlisi sağlık havuzu sağlık hizmeti sağlık karnesi sağlık koruma sağlık kurulu sağlıklı sağlıklı yaşam 1848 .sağlamlamak sağlamlaşma sağlamlaşmak sağlamlaştırma sağlamlaştırmak sağlamlık.−ğı sağlam para sağlanış sağlanma sağlanmak sağlayıcı sağlıcakla sağlığa uygun sağlığa uygunluk.

−ğı sağlık sigortası sağlık taraması sağlık yurdu sağlı sollu sağma sağmak sağmal sağmal inek.−ği sağ ol sağ olmak sağ para sağrı sağrı kemiği sağ salim sağ şerit.sağlıklı yaşam koşusu sağlıklı yaşam merkezi sağlık memuru sağlık merkezi sağlık muayenesi sağlık ocağı sağlıksal sağlıksız sağlıksızlık.−di sağu 1849 .

−ğu sağyağ sah.−hhı saha Saha saha avantajı sahabe sahabet sahabetçi sahabet etmek Sahaca sahaf sahaflık.sağucu sağuculuk.−ğı sahan sahanlık.−ğı sahavet sahi sahibe sahici sahiden sahife sahih sahil sahil boyu sahil çizgisi sahildar 1850 .

−ği sahip olmak sahipsiz sahipsizlik.sahileşme sahileşmek sahileştirme sahileştirmek sahil kordonu sahil şeridi sahip.−bi sahipkıran sahiplenme sahiplenmek sahiplik.−ği sahn sahne sahneleme sahnelemek sahnelenme sahnelenmek sahneleyiş sahne olmak sahra sahra topu sahre sahte sahteci 1851 .

−ği sahtiyan sahtiyancı sahtiyancılık.−ğı sahur sahurluk.−ğı saka kuşu sakal sakalı sakalık.sahtecilik.−ğı sakallanma sakallanmak sakallı 1852 .−ğu sahur yemeği saik saika Saimbeyli (ilçe) sair sairfilmenam sak saka sakaf sakağı sakak.−ğı sahtelik.−ği sahtekâr sahtekârlık.

−ğı sakatçı sakatlama sakatlamak sakatlanış 1853 .−ğı sakar sakarca sakarimetre sakarimetri sakarin sakarlaşma sakarlaşmak sakarlık.−ğı sakar meke (yaban kazı) sakar otu sakaroz sakarozölçer Sakarya sakat sakatat sakatatçı sakatatçılık.sakallı kartal sakalsız sakamet sakametli sakandırık.

−ğı sakın sakınca sakıncalı sakıncasız sakıngan sakınganlık.−ğı sakınım sakınımlı sakınış sakınma sakınmak sakıntı sakıntılı sakıntısız sakırdama sakırdamak sakırga sakır sakır sakırtı sakıt Sakıt (Merih) sakıt olmak sakız Sakız 1854 .sakatlanma sakatlanmak sakatlık.

sakız ağacı sakız bademi sakız baklası sakız dikeni sakız enginarı sakız kabağı sakızlaşma sakızlaşmak sakızlaştırma sakızlaştırmak sakız leblebisi sakızlı sakız rakısı sakız tatlısı saki sakil sakim sakin sakince sakinleme sakinlemek sakinleşme sakinleşmek sakinleştirme sakinleştirmek sakinlik.−ği sakin olmak 1855 .

−cı saklanılma saklanılmak saklanış saklanma saklanmak saklantı saklatma saklatmak saklayış saklı saklık.sakin sakin sakit saklama saklamak saklambaç.−ğı saksı toprağı saksofon saksofoncu saksofonculuk.−ğu saksonya 1856 .−ğı saklı yazı sako saksağan saksı saksıgüzeli (bitki) saksılık.

−ği salâhiyettar salak.−ğı salamuralık.sakuleta sal salâ salâbet salacak.−ğı salakça salaklaşma salaklaşmak salaklık.−ğı salam salamandra salamanje salamura salamuracı salamuracılık.−ğı Salacak salâh salâhiyet salâhiyetli salâhiyetsiz salâhiyetsizlik.−ğı salangan salapurya salaş 1857 .

salaşpur salât salata salatalık.−ğı salâvat salâvat parmağı salcı salcılık.−ğı saldırısız saldırış saldırma saldırmak 1858 .−ğı salçalı makarna saldırgan saldırganlaşma saldırganlaşmak saldırganlık.−ğı saldırı saldırıcı saldırıcılık.−ğı salça salçalama salçalamak salçalanma salçalanmak salçalı salçalık.

−ğı salına salına salıncak.saldırmazlık.−bi salepçi salepçilik.−ği salepgiller salgı salgılama salgılamak salgılayıcı salgılayış salgılı salgın salgıncı salgınlaşma salgınlaşmak salhane salı salık.−ğı salıncakçı salıncaklı salıncaksız salınım 1859 .−ğı saldırmazlık antlaşması saldırmazlık paktı salep.

−di salkım salkıma salkım ağacı salkımak 1860 .−ği salisilik asit.salınış salınma salınmak salıntı salıntılı Salıpazarı'nı (ilçe) salıverilme salıverilmek salıverme salıvermek Salihli (ilçe) salik salik olmak salim salimen salip.−bi salipli salipsiz salise salisen salisilât salisilik.

−ğı salkım küpe salkım saçak.−ğı salmastra salma tomruk.salkım başak.−ğu salname 1861 .−ğı salkım salkım salkımsı salkım söğüt.−dü salkım topu sallabaş sallama sallamak sallana sallana sallandırma sallandırmak sallanış sallanma sallanmak sallantı sallapati sallapatilik.−ği sallasırt sallı salma salmak salmalık.

−ğu salt değer saltık.−ğı salt sıfır Salur salvo salya 1862 .−ğı salt salta saltanat saltanatçı saltanatlı saltanatsız saltçılık.−ğu salpa salpak.−ğı salt çoğunluk.salon salon adamı salon çamı salon çiçeği saloz salozlaşma salozlaşmak salozluk.−ğı salt nem salto salt sıcaklık.

−ğı samanlı kerpiç.salyamsı salyangoz sal yarışı sam saman saman alevi Samandağ (ilçe) samanî saman kâğıdı samankapan samanlı samanlı gübre samanlık.−ci saman nezlesi saman rengi saman sarısı Samanuğrusu (yıldız kümesi) Samanyolu (yıldız kümesi) samaryum samba Samî samimî samimîleşme samimîleşmek 1863 .

samimîlik.−ği samimî olmak samimiyet samimiyetle samimiyetsiz samimiyetsizlik.−ğı sanat dünyası sanat enstitüsü 1864 .−ği sanal sayı sanat sanat adamı sanatçı sanatçılık.−ği samsa Samsat (ilçe) samsun Samsun samur samuray samur kaşlı samur kürk samut sam yeli san sana sanal sanal nicelik.

−i sanayi bölgesi sanayici sanayicilik.sanat eri sanat eseri sanat evi (galeri) sanat filmi sanatkâr sanatkârane sanatkârlık.−ğı sanatlı sanat okulu sanatoryum sanatsal sanatsever sanayi.−ğı 1865 .−ği sanayiinefise sanayi kuruluşu sanayileşme sanayileşmek sanayileştirme sanayileştirmek sanayi odası sanayi sitesi sanayi ülkesi sanayi yatırımı sancak.

−ğı sandık balığı sandık balığıgiller 1866 .−ğı sandalet sandalgiller sandalye sandalyeci sandalyecilik.−ği sandalye kavgası sandalyeli sandalyelik.sancak beyi sancaktar sancı sancılanma sancılanmak sancılı sancıma sancımak sancı otu sançma sançmak sandal sandal ağacı sandalcı sandalcılık.−ği sandalyesiz sandık.

−ğı sanı sanık.−ğı 1867 .sandık başkanı sandıkçı sandıkçılık.−ğı sandık emini sandık eşyası sandık kurulu sandıklama sandıklamak sandıklanma sandıklanmak sandık lekesi sandıklı Sandıklı (ilçe) sandık odası sandık sepet sandırma sandırmak sanduka sandviç sandviççi sanem sangı sangılama sangılamak sangılık.

−ği sanki sanlı sanma sanmak sanrı sanrılama sanrılamak sanrısal sansar sansargiller sansasyon sansasyonel Sanskrit sansüalizm sansür sansürcü sansürcülük.sanıklık.−ğü sansür etmek sansürleme sansürlemek 1868 .−ğı sanılma sanılmak sanidin sanitasyon saniye saniyelik.

−dı santilitre santim santimantal.sansürlenme sansürlenmek sansürlü santiar santigram santigrat.−ği santra santra çizgisi santral.−li santimantalite santimantalizm santimetre santimetrelik.−li santralci santra noktası santra yuvarlağı santrfor santrhaf santrifüj santrifüjör santrozom santur santurcu santurî 1869 .

−ği sapış sapıtış sapıtma sapıtmak sapkı sapkın sapkın kaya 1870 .−cı sapır sapır sapı silik.−ğı sapan Sapanca (ilçe) saparna saparta sapasağlam sapçık.−ğı sapık.sap sapa sapak.−ğı sapılma sapılmak sapınç.−ğı sapaklık.−ğı sapıkça sapıklaşma sapıklaşmak sapıklık.

sapkınlık.−ğı saptanış saptanma 1871 .−ğı saplama saplamak saplanış saplanma saplanmak saplantı saplantılı saplayış saplı saplı meşe sapma sapmak sapot ağacı sapotgiller saprofit sapsağlam sapsarı sapsarı olmak sapsız sapsız balta saptama saptamak saptanım saptanımcılık.

−ti sarahaten sarahatle sarak saraka sarakacı saraka etmek saralı sararış sararma sararmak sarartı sarartma sarartmak 1872 .−cı saraçhane Saraçhane saraçlık.saptanmak saptayıcı saptayış saptırıcı saptırılma saptırılmak saptırma saptırmak sara saraç.−ğı sarahat.

sarat saray Saray (ilçe) saray çiçeği Saraydüzü'nü (ilçe) Saraykent (ilçe) Sarayköy (ilçe) saraylı saray lokması saray menekşesi Sarayönü'nü (ilçe) saray patı sarban sarbanbaşı sarbanlık.−ğı sardalye sardırma sardırmak sardoğan sardun sardunya sardunyagiller sarf sarf etmek sarfınazar sarfınazar etmek sarfiyat 1873 .

−ğı sarı basın sarı benek.−ğı Sarıcakaya (ilçe) sarıcık.−cı sarıağı (bitki) sarıağız (balık) sarıakrep.−ğı 1874 .sargı sargılama sargılamak sargılı sargın sargısız sarhoş sarhoş etmek sarhoşlaşma sarhoşlaşmak sarhoşluk.−ğu sarhoş olmak sarı sarıağaç.−ği sarı bez sarıca sarıcalık.−bi sarıasma (kuş) sarıasmagiller sarıbalık.

−ğı Sarıkamış (ilçe) sarıkamışçın sarıkanat.−ği sarıçiğdem sarıdiken sarıengerek.−ğı sarıçalı sarıçam sarı çıyan sarıçiçek.−dı (balık) sarı kart Sarıkaya (ilçe) sarıkçı sarıkız sarıklı 1875 .−ği sarıerik.sarıcı sarıcılık.−ği (kayısı) sarıfiğ Sarıgöl (ilçe) sarıgöz (balık) sarığıburma (tatlı) sarıhalile (bitki) sarıhani (balık) sarıhumma sarı ırk sarık.

sarıkulak.−ğı sarımsak hardalı sarımsaklama sarımsaklamak sarımsaklı sarımsak otu sarımsı 1876 .−ğı (balık) sarıkuyruk.−ği sarımlı sarımsak.−ğu (balık) sarılaşma sarılaşmak sarılgan sarılgan gövde sarılı sarılık.−ğı sarılıklı sarılış sarılışma sarılışmak sarı lira sarılma sarılmak sarım sarımantar sarımercimek.

bulaşıcı) 1877 .−ğı sarınma sarınmak Sarıoğlan (ilçe) sarıpapatya sarısabır (bitki) sarısalkım sarı sendika sarı sendikacılık.−ğı Sarıveliler (ilçe) sarı yağ sarı yağız Sarıyahşi (ilçe) Sarıyer (ilçe) sarıyelve sarıyonca Sarız (ilçe) sarızambak.−ğı sarı sıcak.−ğı sarışebboy sarış sarışın sarışınca sarışınlık.sarımtırak.−ğı sari (bir tür giysi) sâri (geçici.

−ğı sarkıl sarkıntı sarkıntılık.−ğı sarkıntılık etmek sarkıntılık yapmak sarkıntı olmak sarkış sarkıt sarkıtma sarkıtmak sarkma sarkmak sarkom sarma sarmak sarma kafiye sarmal sarmalama sarmalamak 1878 .−cı sarkaçlama sarkaçlamak sarkık.sarig sarih sarih mef'ul sarkaç.−ğı sarkıklık.

−ğı sarmaşıkgiller sarmaşma sarmaşmak sarnıç.sarmalanma sarmalanmak sarman sarmaşan sarmaş dolaş sarmaşık.−ğı sarsak sarsak 1879 .−ğı sarsakça sarsaklık.−ğı sarraf sarrafiye sarraflık.−cı sarnıç gemisi sarnıçlı sarnıç vagonu sarp sarpa sarpın sarpi sarplaşma sarplaşmak sarplık.−ğı sarsak.

−ğı sarsıla sarsıla sarsılış sarsılma sarsılmak sarsım sarsıntı sarsıntılı sarsıntısız sarsış sarsma sarsmak Saruhanlı (ilçe) sası sasıma sasımak sası sası Sason (ilçe) satanist satanizm sataşılma sataşılmak sataşkan 1880 .sarsak sursak sarsalama sarsalamak sarsıcı sarsık.

sataşma sataşmak saten sathî sathîleşme sathîleşmek sathîleştirme sathîleştirmek sathîlik.−ğı satın alma satın almacı satın almak satır satır başı satır satır satır sonu 1881 .−thı satılık.−ğı satılış satılma satılmak satım satımcı satımlık.−ği satı satıcı satıcılık.−ğı satıh.

−ği satlıcan satma satmak satranç.satış satış bedeli satış değeri satış fiyatı satış işlem odası satış merkezi satış mukavelesi satış odası satış ruhsatı satış sarayı satış sözleşmesi satış şartnamesi satış yapmak satış yeri satir satirik.−ğı satrançlı satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni 1882 .−cı satranççı satranççılık.

−ğı savaklama savaklamak savan savana savaş savaşçı savaşçılık.−ğı savaşım savaşımcı savaşkan savaşma savaşmak Savaştepe (ilçe) savat savatlama savatlamak 1883 .satrap satsuma sattırma sattırmak Satürn satvet sauna sav sava savacı savak.

−ğu savrukluk.−ğu savrulma savrulmak savruluş savruntu savsak.−ğı savsaklama savsaklamak savsaklanma savsaklanmak 1884 .−ğı savdırma savdırmak savı kanıtsama savılma savılmak savla savlama savlamak savlayıcı savlet savma savmak savruk.savatlı savca savcı savcılık.

−ğu savunulma savunulmak savunuş Savur (ilçe) savurgan savurganca savurganlık.−ğı savurma savurmak savurtma savurtmak savurtuş savuşma savuşmak savuşturma 1885 .savsaklayış savsama savsamak savulma savulmak savunma savunmak savunmalık.−ğı savunmasız savunu savunucu savunuculuk.

−ğı sayaç.savuşturmak say saya sayacı sayacılık.−ğı saydam tabaka saydırma saydırmak saye sayeban sayesinde sayfa sayfa düzeni sayfa ekran sayfalama sayfalamak 1886 .−smi saydamsız saydamsızlık.−cı sayaç takımı saydam saydamlaşma saydamlaşmak saydamlaştırma saydamlaştırmak saydamlık.−ğı saydam resim.

−ğı saygısız saygısızca saygısızlık.sayfalandırma sayfalandırmak sayfalanmış sayfalanmış program sayfalık.−ğı sayfiye saygı saygıdeğer saygı duruşu saygılı saygın saygınlık.−ğı sayha sayı sayı boncuğu sayıca sayıcı sayı farkı sayı göstergesi sayıklama sayıklamak sayılama sayılamak 1887 .

−ğı sayış sayışma sayışmak saykal saykallama saykallamak saylama saylamak 1888 .sayı levhası sayılı sayılma sayılmak sayım sayım bilimi sayımlama sayımlamacı sayımlamak sayımlamalı sayımlı sayımsal sayım vergisi sayın sayısal sayısal loto sayı sıfatı sayısız sayısızlık.

−ğı sazende sazendelik.saylav sayma saymaca saymak sayman saymanlık.−ğı sayrımsama sayrımsamak sayvan saz sazak.−ğı sayrı sayrıl sayrılar evi sayrılık.−ğı saymazlık.−ğı Sazak (ilçe) sazan sazangiller saz benizli sazcı sazcılık.−ğı sayrımsak.−ği saz eseri saz evi 1889 .

sazkâr sazkayası (balık) sazlı sazlık.−ğı sazlı sözlü saz rengi saz semaîsi sazsız saz şairi saz şiiri saz takımı saz tavuğu score board scrable seaborgiyum seans sebat sebat etmek sebatkâr sebatlı sebatsız sebatsızlık.−ğı sebayüdü sebebiyet Seben (ilçe) sebep.−bi sebep bilimi 1890 .

−ği 1891 .sebeplenme sebeplenmek sebepli sebepli sebepsiz sebep olmak sebepsiz sebepsizce sebil sebilci sebil etmek sebilhane sebkihindî sebze sebzeci sebzecilik.−ği sebzevat seccade seccadeci secde secde etmek seci seciye seciyeli seciyesiz seciyesizlik.−ği sebze çorbası sebzelik.

−ği seçiliş seçilme seçilmek seçilmiş seçim seçim bölgesi seçim çevresi seçimlik.−ği seçik.seçal (self−servis) seçenek.−ği seçkinler seçkinleşme 1892 .−ği seçi seçici seçici kurul seçiciler kurulu seçicilik.−ği seçimlik ders seçim sandığı seçim tutanağı seçim yapmak seçim yasağı seçiş seçki seçkin seçkincilik.

seçkinleşmek seçkinlik. −ği seçme süresi seçme yetkisi seçtirme seçtirmek seda sedalı sedalılık.−ğı sedef 1893 .−ği seçme seçmece seçmeci seçmecilik.−ği seçmen seçmen kütüğü seçmenlik.−ğı sedasız sedasızlık.−ği seçmesiz yemek.−ği seçme hakkı seçmek seçmeler seçmeli seçmeli ders seçmeli yemek.

sedefçi sedefçilik.−ği seferber olmak 1894 .−ği sedyelik olmak sefa sefahat.−ği sedef hastalığı sedef kakma sedefkâr sedefli sedefli kalker sedef otu sedef otugiller sedefsi sedefsi bulut sedimantasyon sedir sedye sedyeci sedyelik.−ti sefalet sefaret sefarethane sefer seferber seferber etmek seferberlik.

seferî seferî durum seferî hâl.−ği sefer tası sefih sefihane sefil sefilâne sefillik.−ği segâh segâh perdesi segman seğirdim seğirdim yolu seğirme seğirmek seğirtme seğirtmek seğmen seher 1895 .−li Seferihisar (ilçe) seferlik.−ği sefine sefir sefire sefirikebir sefirlik.

−hmi sehiv.−ği sekiş sekiz sekizer sekizgen sekizinci sekizli sekizlik.−ği sekiz on sekiztek (tekne) sekiz yüzlü 1896 .−hvi sehpa sehven sek sekant sekban sekbanbaşı sekel Sekendiz (Satürn) sekene seki sekileme sekilemek sekili sekincilik.seher yeli sehim.

−ği seks seksapel seksek.seklem sekme sekmek sekmen sekoya sekretarya sekreter sekreterlik.−ği seksen seksener sekseninci seksenlik.−ği seksi seksiyon seksolog.−ğu seksoloji sekstant seksüel sekte sekteikalp.−bi sekter sektirme sektirmek sektirme pas 1897 .

−si selâtin meyhanesi selcik.−ği 1898 .−i.−ğı selâm otu selâm sabah selâmsız selâmsız sabahsız selâmünaleyküm selâmünkavlen selâset selâtin selâtin cami.sektör sektöriyel sel selâm selâmet selâmetleme selâmetlemek selâm etmek selâmlama selâmlamak selâmlanma selâmlanmak selâmlaşma selâmlaşmak selâmlayış selâmlık.

−ği seleksiyon selektör selen Selendi (ilçe) selentereler selenyum sele zeytini self−determinasyon self−servis selika selim Selim (ilçe) selinti selis sellemehüsselâm selofan seloteyp.−bi selp.−bi selp etmek selsiyus 1899 .Selçuk (ilçe) Selçukî Selçuklu Selçuklu (ilçe) sele selef selek.

−lü sembolik.−ği selva selviçe selzede sem.−ği sembolist sembolizm sembolleşme 1900 .−mmi sema (gökyüzü) sema. ayin) semafor semah semahane semahat.−ği semaver semavî semazen semazenbaşı sembol.−di selüloz selülozik.−ti semaî semaî kahvesi seman semantik.selüloit.−ı (işitme.

−m'i semih seminer semirgin 1901 .−ğu semi.sembolleşmek sembolleştirme sembolleştirmek seme semeleşme semeleşmek semen semender semendergiller semer semerci semercilik.−ği semere semereli semerleme semerlemek semerlenme semerlenmek semerletme semerletmek semerli semersiz seme tavuk.

−re’si sen sena 1902 .−ği sempatik sinir sistemi sempatizan sempozyum semptom semt semtürreis.semirme semirmek semirtme semirtmek semiyoloji semiyotik.−ği semizotu semizotugiller sempati sempatik.−ği semiz semizce semizleme semizlemek semizlenme semizlenmek semizleşme semizleşmek semizlik.

senarist senaryo senaryocu senaryoculuk.−ği sendika sendikacı sendikacılık.−ğü sendeleme sendelemek sendik.−ğı sendrom sene Senegal 1903 .−ğı sendikalist sendikalizm sendikasız sendikasızlık.−ğı sendikal sendikalaşma sendikalaşmak sendikalaştırma sendikalaştırmak sendikalı sendikalılık.−ğu senato senatör senatörlük.

−di senkretizm senkron senkroni senkronik.−di senetleşme senetleşmek senetli senetli sepetli senet sepet senetsiz senetsiz sepetsiz senevî senfoni senfonik.−ği senkronizasyon senkronize etmek 1904 .Senegalli seneidevriye seneikebire senek.−ği senfoni orkestrası sengin semaî senir Senirkent (ilçe) senit.−ği senelik.−ği senet.

−ği sentez sentrozom senyör senyörlük.senkronizm senli benli senli benli olmak senozoik.−ği sensen sensor sent sentagma sentaks sentaktik.−ğü sepek.−ği sentetik.−ği sepeleme sepelemek sepet sepetçi sepetçilik.−ği sepetçi söğüdü sepet kafalı sepetkulpu (yayvan kemer) sepetleme sepetlemek 1905 .

sepetlenme sepetlenmek sepetli sepetlik.−ğı 1906 .−ği sepil sepileme sepilemek sepilenme sepilenmek sepili sepil sepil sepken septik.−ği sepetli motosiklet sepet sandık sepetsiz sepet topu sepi sepici sepicilik.−ği septisemi septisizm sepya ser sera seracı seracılık.

−ği serbest meslek.serak.−dı serbaz serbest serbest bölge serbest çalışma serbestçe serbest elektron serbest enerji serbest güreş serbesti serbest iş serbest kart serbestleme serbestlemek serbestlik.−ği serazat.−bı serapa serasker serasker kapısı seraskerlik.−ği serap.−ği seramikçi seramikçilik.−ğı seramik.−ği serbest mıntıka serbest nazım 1907 .

serbest su serbest vuruş serbest yük serçe serçegiller serçe parmak.−dı serencam Serendi sere serpe seretan serf sergen sergerde sergerdelik.−ğı serçin serdar serdengeçti serdengeçtilik.−ği 1908 .−ği serdetme serdetmek serdirme serdirmek serdümen sere seremoni seren serenat.

−si (hızlı) serian serigraf serigrafi Serik (ilçe) serili seriliş serilme serilmek serim serin serince 1909 .−ği sergin sergüzeşt sergüzeştçi serhat.−ddi seri (dizi) seri.sergi sergici sergi evi sergileme sergilemek sergileniş sergilenme sergilenmek sergileyiş sergilik.

−ği sermayedar sermayeli sermaye mal sermaye piyasası sermayesiz sermayesizlik.−ğı serinleme serinlemek serinlenme serinlenmek serinleşme serinleşmek serinletme serinletmek serinlik.−ği seriş serkeş serkeşlik.Serinhisar (ilçe) serinkanlı serinkanlılık.−ği serme sermek 1910 .−ği serlevha sermaye sermayeci sermayecilik.

sermest sermestane sermestî sermestlik.−bi serpantin serpeleme serpelemek serpe serpe serpici serpilme serpilmek serpinti serpiş serpiştirme serpiştirmek serpme serpmek serptirme serptirmek serpuş sersefil sersem sersemce sersem etmek 1911 .−ği sermest olmak sermuharrir sermürettip.

−ği sersem olmak sersem sepelek sersem sepet serseri serserice serserileşme serserileşmek serserilik.−bi sert buğday sert damak.−ği serserilik etmek serseri mayın serseri serseri sert sertabip.sersemleme sersemlemek sersemleşme sersemleşmek sersemletme sersemletmek sersemlik.−ğı sert doku sertelme sertelmek sertifika sertifikalı 1912 .

−ği serüvenli serüvensiz servant servantlık.−ğı servet servet sahibi servi servi ağacı 1913 .sertifikasız sertifikasyon sertlenme sertlenmek sertleşme sertleşmek sertleştirici sertleştirme sertleştirmek sertlik.−ği sert sert sert su sert tabaka sert ünsüz sert zar serum serüven serüvenci serüvencilik.

servi boylu servigiller servilik.−ği servis servis arabası servis aracı servis asansörü servisçi servis istasyonu servis kapısı servis merdiveni servis otobüsü servis tabağı servis takımı servis yapmak seryaver seryum seryumlu serzeniş ses ses aleti ses aygıtı ses bilgisi ses bilimi ses birimi ses çevirgesi sesçi 1914 .

sesçil sesçil alfabe sesçil imlâ sesçil yazım ses dalgaları ses değişmesi ses duvarı ses düşmesi seselim ses etmek ses ikizleşmesi ses kakışımı ses karşılanması ses kirişi ses kirişleri ses kuşağı seslem sesleme seslemek seslendirici seslendiricilik.−ği seslendiriş seslendirme seslendirmek sesleniş seslenme seslenmek 1915 .

−ği sessiz okuma sessiz sedasız sessiz sessiz sessiz sinema sessiz uyumu sessiz yürüyüş ses soluk sestaş 1916 .sesli sesli film sesli harf seslik.−ği seslikçi sesli okuma sesli sinema sesli taş sesli uyumu ses organları ses perdesi ses seda sessiz sessizce sessiz film sessiz harf sessizleşme sessizleşmek sessizlik.

−bı sevda sevdalanış sevdalanma sevdalanmak sevdalı sevdiceğim sevdirme sevdirmek sevecen 1917 .−tri setliç setre setretme setretmek setriavret sevap.ses telleri ses türemesi ses uyumu sesyayar sesyazar ses yitimi ses yoğunluğu ses yolu ses yönetmeni set seter setir.

−ği sevimsiz sevimsizleşme sevimsizleşmek sevimsizlik.−ği sever sevgi sevgili sevgi seli sevgisiz sevi sevici seviliş sevilme sevilmek sevim sevimli sevimlileşme sevimlileşmek sevimlileştirme sevimlileştirmek sevimlilik.−ği sevinç.−ci sevinçli sevinçsiz sevindirici sevindirme 1918 .sevecenlik.

sevindirmek seviniş sevinme sevinmek Sevir (Boğa burcu) seviş sevişme sevişmek seviye seviyeli seviyesiz seviyesizlik.−ği sevk sevk edilmek sevk etmek sevkıtabiî sevkıyat sevk olmak sevk olunmak sevk pusulası sevkulceyş sevme sevmek seyahat.−ti seyahat acentesi seyahat etmek seyahatname 1919 .

Seydiler (ilçe) Seydişehir (ilçe) seyek seyelân seyfiye Seyhan (ilçe) seyir.−ği seyrekçe seyrekleşme seyrekleşmek 1920 .−bı seyran seyran etmek seyranlık.−yri seyirci seyirlik.−ği seyirlik oyun seyis seyishane seyislik.−ğı seyredilme seyredilmek seyrek.−ği seyit Seyitgazi (ilçe) seylânî Seylân taşı seylâp.

−ği seyreltiklik.seyrekleştiriş seyrekleştirme seyrekleştirmek seyreklik.−ği seyrek otlatma seyrelme seyrelmek seyreltik.−li seyyanen seyyar seyyare seyyar hastahane seyyar satıcı seyyiat seyyibe 1921 .−ği seyreltilme seyreltilmek seyreltme seyreltmek seyretme seyretmek seyreyleme seyreylemek seyrüsefer seyyah seyyal.

seyyie seza sezaryen sezaryenli sezaryensiz sezdiriş sezdirme sezdirmek sezgi sezgicilik.−ği sezgili sezgisel sezi sezilme sezilmek sezindirme sezindirmek sezinleme sezinlemek sezinleyiş sezinme sezinmek seziş sezme sezmek sezon sezonluk.−ğu 1922 .

sezü sezyum sfagnum sfenks sıcacık.−ğı sıcakça sıcak dalgası sıcak harp.−ğı sıcak kuşak.−bi sıcakkanlı sıcakkanlılık.−ğı sıcağı sıcağına sıcak.−ğı sıcaklaşma sıcaklaşmak sıcaklaştırma sıcaklaştırmak sıcaklık.−ğı sıcaklıkölçer sıcaklık seviyesi sıcaklıkyayar sıcak olmak sıcak para sıcak renkler sıcak savaş sıcak sıcak sıçan 1923 .

−dkı sıfat sıfat−fiil sıfat−fiil grubu sıfatlandırma sıfatlandırmak sıfatlaştırma 1924 .sıçandişi (dikiş) sıçangiller sıçanımsılar sıçan kırı (renk) sıçankulağı (bitki) sıçankuyruğu (törpü) sıçanotu (arsenik) sıçan yolu sıçırgan sıçırganlık.−ğı sıçma sıçmak sıçrama sıçramak sıçrama tahtası sıçratma sıçratmak sıçrayıcı sıçrayış sıdk.

−ğı sığınık.−ğı sığınılma sığınılmak sığınış sığınma sığınma cebi sığınmacı sığınmacılık.sıfatlaştırmak sıfat takımı sıfat tamlaması sıfır sıfırcı sıfırlama sıfırlamak sığ sığa sığamsal sığdırılma sığdırılmak sığdırış sığdırma sığdırmak sığın sığınak.−ğı sığınma hakkı sığınmak 1925 .

−ğı sığırdili (bitki) sığırdiligiller sığır eti sığırgözü (bitki) sığırkuyruğu (bitki) sığır mantarı sığırödü (bitki) sığır sineği sığır sineğigiller sığır şeridi sığır tenyası sığırtmaç.−cı sığır vebası sığışma sığışmak sığıştırma sığıştırmak sığla sığlaşma sığlaşmak sığla yağı sığlık.sığıntı sığır sığırcı sığırcık.−ğı sığırcılık.−ğı 1926 .

−ti sıhhatli sıhhî sıhhî imdat sıhhî tesisat sıhhî tesisatçı sıhhî tesisatçılık.sığma sığmak sıhhat.−ğı sıhhiye sıhhiyeci sıhrî sıhriyet sık sıkacak.−ğı sıkboğaz sıkboğaz etmek sıkça sıkı sıkı ağızlı sıkıca sıkıcı sıkı denetim sıkı doku sıkı düzen sıkı fıkı sıkılama 1927 .

−ğı sıkım sıkınma sıkınmak sıkıntı sıkıntılı sıkıntısız sıkı sıkı sıkı sıkıya sıkışık.−ğı sıkışma sıkışmak sıkıştırıcı sıkıştırılma sıkıştırılmak sıkıştırış 1928 .−ğı sıkışıklık.−ğı sıkılış sıkılma sıkılmak sıkılmaz sıkılmazlık.sıkılamak sıkılanma sıkılanmak sıkılgan sıkılganlık.−ğı sıkılık.

−ğı sık otlatma sık sık sıktırma sıla sılacı sıla özlemi sıla sıygası sıma 1929 .−ğı sıkma sıkma baş sıkmaç.−cı sıkmak sıkmalık.sıkıştırma sıkıştırmak sıkıt sıkıyönetim sıkkın sıkkınlık.−ğı sıklaşma sıklaşmak sıklaştırılma sıklaştırılmak sıklaştırma sıklaştırmak sıklet sıklık.

−ti sınaî sınama sınamak sınanma sınanmak sınatma sınatmak sınav sınayış sıncan sındı Sındırgı (ilçe) sındırılma sındırılmak sındırma sındırmak sıngın sınıf sınıflama sınıflamak sınıflandırılma sınıflandırılmak sınıflandırma 1930 .sımak sımsıcak sımsıkı sınaat.

−ğı sınır sınır açı sınır boyu sınırdaş sınırdaşlık.−ğı sınıkçı sınıkçılık.sınıflandırmak sınıflanış sınıflanma sınıflanmak sınıflaşma sınıflaşmak sınıflı sınıfsal sınıfsız sınık.−ğı sınır dışı sınır karakolu sınırlama sınırlamak sınırlandırılmış sınırlandırma sınırlandırmak sınırlanış sınırlanma sınırlanmak 1931 .

−rrı (giz) sıra sıraca sıracagiller sıracalı 1932 . −ğu sınırsız yetki sınır taşı sınma sınmak sıpa sıpsıcak sır (vernik) sır.sınırlayış sınırlı sınırlı doğru sınırlı ortaklık.−ğı sınırlı sayı sınırlı sorumluluk. −ğu sınırlı uyuşturma sınır ötesi sınır ötesi harekât sınırsız sınırsız doğru sınırsız sayı sınırsız sorumluluk.

sıraca otu sıracı sıradağ sıradağlar sıradan sıradanlık.−ğı sıra dayağı sıra dışı sıralaç.−fi sıralayış sıralı sıralı cümle sıralı oluş sıralı sırasız sıra makinesi sıra malı sıram sıram sıra olmak 1933 .−cı sıralama sıralamak sıralanış sıralanma sıralanmak sıralatma sıralatmak sıralayıcı sıralayıcı harf.

sıra saygı sıra sayı sıfatı sıra sıra sırasıyla sırasız sırat sırat köprüsü Sırbistan Sırbistanlı sırça sırdaş sırdaşça sırdaşlık.−ğı sırf sırık.−ğı 1934 .−ğı sırıkçı sırık domatesi sırık fasulyesi sırık hamalı sırıkla atlama sırıklama sırıklamak sırılsıklam sırım sırıma sırımak sırıtık.

−ğı sırnaşış sırnaşma sırnaşmak sırnaştırma sırnaştırmak Sırp Sırpça 1935 .−ğı sırıtma sırıtmak sır kâtibi sır küpü sırlama sırlamak sırlanma sırlanmak sırlı sırma sırmakeş sırmakeşhane sırmalı sırma saç sırnaşık.−ğı sırnaşıkça sırnaşıklık.sırıtış sırıtkan sırıtkanlık.

Sırplık.−ğı sırretme sırretmek sırrolma sırrolmak sırsıklam sırsıklam âşık.−ğı sırt sırta sırt üstü sıska 1936 .−ğı sırsız sırt sırtar sırtar balığı sırtarma sırtarmak sırtçı sırtçılık.−ğı sırtıkara (balık) sırtı pek sırtı sıra sırtı yufka sırtlama sırtlamak sırtlan sırtlangiller sırtlık.

−ğı sıtma nöbeti sıva sıvacı sıvacı kuşu sıvacı kuşugiller sıvacılık.sıskalaşma sıskalaşmak sıskalık.−ğı sıvalama sıvalamak sıvalı sıvama sıvamak sıvanma sıvanmak sıvaşma sıvaşmak sıvaştırma sıvaştırmak 1937 .−ğı sıska olmak sıtma sıtma bilimi sıtmalanma sıtmalanmak sıtmalı sıtmalık.

−ğı sıvışma sıvışmak sıvı yağ sıyanet sıyanet etmek sıyga sıygı sıyırga 1938 .−ğı sıvıklaştırma sıvıklaştırmak sıvılaştırma sıvılaştırmak sıvındırma sıvındırmak sıvınma sıvınmak sıvıölçer sıvırya sıvışık.sıvatma sıvatmak sıvazlama sıvazlamak sıvazlatma sıvazlatmak sıvı sıvık.

sıyırık.−ğı sıyırış sıyırma sıyırmak sıyırtma sıyırtmak sıyrık.−ğı sıyrılış sıyrılma sıyrılmak sıyrıntı sızak.−ğı sızdırılma sızdırılmak sızdırma sızdırmak sızgıt sızı sızıcı sızıcı ünsüz sızıldanma sızıldanmak sızılı sızıltı sızıltısız sızım sızım sızıntı 1939 .

sızıntılı sızırma sızırmak sızış sızlama sızlamak sızlanış sızlanma sızlanmak sızlatma sızlatmak sızlayış sızma sızmak si sibak sibernasyon sibernetik.−ği sicil sicilli Sicilya Sicilyalı sicim siderit sideroz sidik.−ği sidik borusu 1940 .

sidikli sidiklik.−ği siftinme siftinmek sigar sigara sigara böceği sigara böreği sigaracı sigara kâğıdı 1941 .−ği sidikli meşe sidik söktürücü sidik torbası sidik yarışı sidik yolu sidik zoru sif sifilis sifon sifonlama sifonlamak sifonlular siftah siftah etmek siftahlama siftahlamak siftinlik.

−ğı 1942 .−ğı sigarasız sigara tabakası sigara tablası sigara tiryakisi sigorta sigortacı sigortacılık.−ğı sigorta olmak sigorta poliçesi sigorta primi sigortasız sigortasızlık.−hri sihirbaz sihirbazlık.−ğı sigorta etmek sigortalama sigortalamak sigortalanma sigortalanmak sigortalı sigortalılık.−ğı siğil siğil otu sih sihir.sigaralı sigaralık.

sihirlenme sihirlenmek sihirli Siirt Siirt battaniyesi Siirt fıstığı sik sikalar sikatif sikke sikkeleme sikkelemek siklâmen siklon sikme sikmek siktirici siktirmek silâh silâhaltı silâhçı silâhendaz silâhhane silâhlama silâhlamak silâhlandırma silâhlandırmak 1943 .

−ci sili silici Silifke (ilçe) 1944 .−ğı silâhlı kuvvetler silâhsız silâhsızlandırma silâhsızlandırmak silâhsızlanma silâhsızlanmak silâhşor silâhşorluk.−ğu silâhtar silâhtar ağa silâj sildirilme sildirilmek sildirme sildirmek sildirtme sildirtmek silecek.silâhlanma silâhlanmak silâhlı silâhlık.−ği silgi silgiç.

−ği silikon silikoz sililik.−ği silikat silikatlama silikatlamak silikatlaşma silikatlaşmış silikleşme silikleşmek silikleştirme silikleştirmek siliklik.−ği silindir kalıplama silindirli silindirsel silindirsel yüzey silindir şapka silindir yağı siliniş silinme silinmek silinti 1945 .−ği silindir silindiraj silindirik.silik.

−di silisiz silisizlik.silis silisçil silisik asit.−ği silisli silisseven silisyum siliş Silivri (ilçe) silkeleme silkelemek silkelenme silkelenmek silkeleyiş silki silkindirme silkindirmek silkiniş silkinme silkinmek silkinti silkme silkmek silktirme silktirmek sille 1946 .

−ği simge simgeci 1947 .sille tokat silme silmece silmeci silmek silme kalıbı silme makinesi silme tahtası silo silolama silolamak Silopi (ilçe) silsile silsilename siluet silüryen Silvan (ilçe) sim sima Simav (ilçe) simetri simetrik.−ği simetrili simetrisiz simetrisizlik.

−ğı simsiyah simülâsyon simülâtör simültane simya simyacı sin (mezar) sin.simgecilik. −ğı simit.−ği simgeleme simgelemek simgeleşme simgeleşmek simgesel simgesel mantık.−ği simsar simsariye simsarlık.−nni (yaş) sinagog sinameki sinara sinarit sincabî 1948 .−di simitçi simitçilik.

−ğı sinekçil sinekkapan sinekkapangiller sinekkaydı sinek kuşu sineklenme sineklenmek sinekler 1949 .−bı sincapgiller Sincik (ilçe) sindirilme sindirilmek sindirim sindirim aygıtı sindirim bilimci sindirim bilimi sindirim organları sindirim sistemi sindiriş sindirme sindirmek sine sinek.Sincan (ilçe) Sincanlı (ilçe) sincap.−ği sinek ağırlık.

−ği sinematograf sinerama sinerji sineroman sinestezi 1950 .−ği sinema tekniği sinematik.−bu sinematek.−ği sinek mantarı sinekoloji sinekromi sineksavar sinek sıklet sinekyutan sinema sinemacı sinemacılık.sineklik.−ğı sinema endüstrisi sinemalaştırma sinemalaştırmak sinema perdesi sinema salonu sinema sanatçısı sinema sanayii sinemasever sinemaskop.

−ği sinir sinir argınlığı sinir bilimi sinir buhranı sinirce sinir doku sinir harbi sinir hastalığı sinir hastası sinir ilâcı sinir kanatlılar sinir küpü sinirleme sinirlemek sinirlendirici sinirlendirme sinirlendirmek sinirleniş sinirlenme sinirlenmek sinirleri kuvvetli sinirleri zayıf sinirli sinirlilik.−ği 1951 .singin sini sinik.

−ği sinir törpüsü siniş sinizm sinle sinlik.sinir olmak sinir otları sinir otu sinir otugiller sinir savaşı sinirsel sinir sistemi sinirsiz sinirsizlik.−ğu Sinoloji sinonim Sinop sinsi sinsice sinsileşme sinsileşmek sinsilik.−ği sinsin sintigrafi 1952 .−ği sinme sinmek Sinolog.

−ği sipariş siparişçi sipariş etmek siper siper etmek siperisaika siperlenme siperlenmek siperli siperlik.−ği sipolin sipsi sipsipullah sipsivri sirayet 1953 .−di sinyal.−li sinüzoit.−li sinyalizasyon sinyal lâmbası sinyal müziği sinyor sipahi sipahilik.sintine sinüs sinüzit sinüzoidal.

sirayet etmek siren sirer sirk sirkat,−ti sirke sirkeci sirkecilik,−ği sirkelenme sirkelenmek sirkeleşme sirkeleşmek sirkeli sirkelik,−ği sirken sirkengebin sirke ruhu sirke sineği sirkülâsyon sirküler sirmo siroko siroz sirozlu sirrus sirtaki sirto

1954

sis sis bombası sis farı sis lâmbası sislendirme sislendirmek sislenme sislenmek sisli sismik,−ği sismograf sismolog,−ğu sismoloji sis perdesi sistem sistematik,−ği sistemcilik,−ği sistemik,−ği sistemleşme sistemleşmek sistemleştirme sistemleştirmek sistemli sistemsiz sistemsizlik,−ği sistire sistireci

1955

sistireleme sistirelemek sistit sistol,−lü sit sit alanı sitayiş sitayişkâr site sitem sitem etmek sitemkâr sitemli sitil (su kovası) sitoloji sitoplâzma sitrik asit,−di sitteisevir,−vri sittinsene Sivas Sivaslı (ilçe) Siverek (ilçe) sivil sivilce sivilceli sivil idare sivilize

1956

sivilleşme sivilleşmek sivilleştirme sivilleştirmek sivillik,−ği sivil polis sivil savunma sivil yönetim sivri sivri akıllı sivri biber Sivrice (ilçe) sivriç sivri fare Sivrihisar (ilçe) sivrikuyruk,−ğu (solucan) sivrileşme sivrileşmek sivrileştirme sivrileştirmek sivrilik,−ği sivriliş sivrilme sivrilmek sivriltme sivriltmek

1957

sivrisinek,−ği siya siyah siyah beyaz siyahımsı siyahımtırak,−ğı siyah ırk siyahî siyahlanma siyahlanmak siyahlaşma siyahlaşmak siyahlatma siyahlatmak siyahlık,−ğı siyah zeytin siyak siyakat,−ti siyakat yazısı siyakusibak siyanojen siyanür siyanürik siyanürleme siyanürlemek siyasa siyasal

1958

siyasal parti siyaset siyasetçi siyasetçilik,−ği siyaseten siyaset meydanı siyasetname siyasî siyasî ambargo siyasî coğrafya siyasî harita siyasî parti siya siya siyasiyat siyatik,−ği siyek,−ği siyenit siyer siyim siyim siyme siymek siyonist siyonizm siz skandal skandiyum skavut

1959

skeç,−ci ski skif skink,−gi skinkgiller skleroz skolâstik,−ği skor slâlom slâlomcu Slav Slavca Slavcılık,−ğı Slavist Slavistik,−ği Slavlar Slavlaşma Slavlaşmak Slavlaştırma Slavlaştırmak Slavlık,−ğı slâyt,−dı slip slogan slogancı slogancılık,−ğı sloganlaşma

1960

sloganlaşmak sloganlaştırma sloganlaştırmak Slovak Slovakça Slovakya Slovakyalı Sloven Slovence Slovenya Slovenyalı smaç,−cı smaçör smokin snack−bar snobizm snop,−bu snopluk,−ğu soba sobacı sobacılık,−ğı sobalık,−ğı sobe sobeleme sobelemek soda sodyum

1961

sodyum bikarbonat sodyum flüorit sodyum fosfat sodyum hidroksit, −di sodyum hiposülfit sodyum karbonat sodyum klorür sodyumlu sodyum nitrat sodyum sülfat sof sofa sofî sofîlik,−ği sofist sofistik,−ği sofistike sofistlik,−ği sofiyan sofiyane sofizm sofora sofra sofra başı sofra bezi sofracı

1962

sofra duası sofralık,−ğı sofra örtüsü sofrası açık,−ğı sofra tahtası sofra takımı softa softaca softalaşma softalaşmak softalık,−ğı sofu sofuca sofuluk,−ğu soğan soğancı soğancık,−ğı soğancılık,−ğı soğan çiçeği soğanlama soğanlamak soğanlı soğansı Soğdca soğrulma soğrulmak soğrumsama

1963

soğuk,−ğu soğuk algınlığı soğuk bez soğuk büfe soğukça soğuk dalgası soğuk damga soğuk harp,−bi soğuk hava deposu soğuk ısırması soğukkanlı soğukkanlı hayvanlar soğukkanlılık,−ğı soğukkanlı olmak soğuklama soğuklamak soğuklaşma soğuklaşmak soğuklaştırma soğuklaştırmak soğukluk,−ğu soğuk neva soğuk nevale soğuk renkler soğuk savaş

1964

soğuk şaka soğulma soğulmak soğuma soğumak soğumölçer soğurgan soğurganlık,−ğı soğurma soğurmak soğurmalı soğurucu soğuruş soğuşma soğuşmak soğutkan soğutma soğutmaç,−cı soğutmak soğutucu soğutulma soğutulmak soğutuş soğuyuş sohbet sohbet etmek sohbet ustası

1965

sokak,−ğı sokak basketbolu sokak çocuğu sokak kadını sokak kapısı sokak kızı sokak süpürgesi soket sokma sokmak sokman sokra sokranma sokranmak sokturma sokturmak soku sokucu sokulgan sokulganlık,−ğı sokulma sokulmak sokulu sokuluş sokum sokur sokuşma

1966

sokuşmak sokuşturma sokuşturmak sol sol,−lü (nota) sol açık,−ğı solak,−ğı solaklık,−ğı sol anahtarı solâryum sol bek solcu solculuk,−ğu soldat soldurma soldurmak sol eğilimli solfej solgun solgunlaşma solgunlaşmak solgunluk,−ğu sol haf Solhan (ilçe) sol iç solidarist solidarizm

1967

solipsizm solist solistlik,−ği sollama sollamak sollayış solluk,−ğu solma solmak solmaz solo solocu solo yapmak sol şerit,−di solucan solucan düşürücü solucanlar solucan otu soluğan soluk,−ğu soluk borusu soluk darlığı soluk kesici soluklama soluklamak soluklanma soluklanmak

1968

soluklaşma soluklaşmak solukluk,−ğu soluk soluğa soluksuz soluksuzluk,−ğu soluma solumak solungaç,−cı solunma solunmak solunum solunum aygıtı solunum sistemi soluş solutma solutmak soluyuş solüsyon som soma Soma (ilçe) somak,−ğı somaki Somali Somalili somata

1969

somon somon balığı somon rengi somun somurdanma somurdanmak somurma somurmak somurtkan somurtkanlık,−ğı somurtma somurtmak somurtuk,−ğu somurtuş somurulma somurulmak somut somut isim,−smi somutlanma somutlanmak somutlaşma somutlaşmak somutlaştırma somutlaştırmak somutluk,−ğu somya son

1970

son adam sonar sonat sonbahar son birim son birim değer teorisi son birim faydası son birim geliri son birim maliyeti son birim yararı soncul sonda sondaj sondajcı sondaj kuyusu sondaj yapmak sondalama sondalamacı sondalamacılık,−ğı sondalamak son derece son deyiş sondör son dört,−dü sone son ek

1971

son görev son gürlüğü son kânun son kullanıcı (bilgisayarda) son kullanma tarihi sonlama sonlamak sonlu sonlu büyüklük,−ğü son nefes sonra sonradan sonradan görme sonradan görmelik,−ği sonradan görmüş sonradan görmüşlük,−ğü sonradan olma sonraki sonraları sonrasız sonrasızlık,−ğı sonsal son ses son ses düşmesi

1972

sonsuz sonsuz küçük,−ğü sonsuzlaşma sonsuzlaşmak sonsuzluk,−ğu son teşrin son turfanda sonuç,−cu sonuç karşılaşması sonuçlama sonuçlamak sonuçlandırılma sonuçlandırılmak sonuçlandırma sonuçlandırmak sonuçlanış sonuçlanma sonuçlanmak sonuç oyuncusu sonuçsuz sonuç takımı sonuç yarışması sonuncu sonunda sonurgu sonurtu sonuşmaz

1973

son vazife sop sopa sopalama sopalamak sopalanma sopalanmak sopalı soprano sopsoğuk,−ğu sora sora sordurma sordurmak sorgu sorguç,−cu sorguçlu sorguçsuz sorgu hâkimi sorgulama sorgulamak sorgulanış sorgulanma sorgulanmak sorgun Sorgun (ilçe) sorgu sual,−li sorgusuz

1974

sorgusuz sualsiz sorgu yargıcı sorit sorkun sorma sormaca sormak sormuk,−ğu sorti sorti yapmak soru soru cümlesi soru eki soru işareti sorulma sorulmak sorulu görünüm sorum soruma sorumak sorumlu sorumluluk,−ğu sorumsuz sorumsuzca sorumsuzlaşma sorumsuzlaşmak sorumsuzlaştırma

1975

sorumsuzlaştırmak sorumsuzluk,−ğu sorun sorunlu sorunsal sorunsuz soru sıfatı soruşma soruşmak soruşturma soruşturmacı soruşturmacılık,−ğı soruşturmak soruşturma kurulu soruşturma raporu soruşturucu sorutkan sorutma sorutmak soru zamiri soru zarfı sos sosis sosluk,−ğu sosyal,−li sosyal adalet sosyal antropoloji

1976

sosyal bilgiler sosyal bilim sosyal bilimler sosyal bünye sosyal değerler sosyal değişme sosyal demokrasi sosyal demokrat sosyal devlet sosyal düzen sosyal faaliyet sosyal gelişme sosyal güvenlik,−ği sosyal hayat sosyal ilişki sosyalist sosyalistik,−ği sosyalizasyon sosyalizm sosyal konut sosyalleşme sosyalleşmek sosyalleştirme sosyalleştirmek sosyal olay sosyal olgu sosyal oluşum

1977

sosyal psikoloji sosyal sigorta sosyal statü sosyal tabaka sosyal yapı sosyal yardım sosyal yaşam sosyete sosyetik,−ği sosyoekonomik,−ği sosyokültürel sosyolengüistik,−ği sosyolog,−ğu sosyoloji sosyolojizm sote sovhoz Sovyet soy soya soya çekim soyadı soya fasulyesi soy ağacı soydaş soydaşlık,−ğı soydurma

1978

soydurmak soy gazlar soygun soyguncu soygunculuk,−ğu soyka soy kırımı soylama soylamak soylu soylu erki soyluluk,−ğu soylu soplu soyma soymak soymuk,−ğu soy oluş soysal soy sop soysuz soysuzca soysuzlaşma soysuzlaşmak soysuzlaştırma soysuzlaştırmak soysuzluk,−ğu soytarı

1979

soytarılık,−ğı soyulma soyulmak soyunma soyunmak soyuntu soyunuş soyuş soyut soyutçuluk,−ğu soyut isim,−smi soyutlama soyutlamak soyutlaşma soyutlaşmak soyutlaştırma soyutlaştırmak soyutluk,−ğu soyut sayı söbe söbü söğürme söğüş söğüşlemek söğüşlük,−ğü söğüt,−dü Söğüt (ilçe)

1980

söğütgiller söğütlü Söğütlü (ilçe) söğütlük,−ğü Söke (ilçe) sökel sökme sökmek söktürme söktürmek sökük,−ğü sökükçü sökülme sökülmek sökülüş söküm sökün etmek söküntü sökü otu söküş sölom sölomlular sölpük,−ğü sölpüme sölpümek sömestr sömikok

1981

sömürge sömürgeci sömürgecilik,−ği sömürgeleşme sömürgeleşmek sömürgeleştirme sömürgeleştirmek sömürgen sömürgenlik,−ği sömürme sömürmek sömürü sömürücü sömürücülük,−ğü sömürülme sömürülmek sömürüş söndürme söndürmek söndürücü söndürülme söndürülmek sönme sönmek sönük,−ğü sönüklük,−ğü sönüm

1982

sönüm ayrımı sönümleme sönümlemek sönümlü sönümsüz sör sörf sörfçü sövdürme sövdürmek söve söven sövgü sövgücü sövme sövmek sövülme sövülmek sövüntü sövüş sövüşme sövüşmek sövüştürme sövüştürmek söylem söyleme söylemek

1983

söylemseme söylemsemek söylemseme yapmak söylence söylenilme söylenilmek söyleniş söylenme söylenmek söylenti söyleşi söyleşme söyleşmek söyletme söyletmek söylev söylevci söyleyiş söz söz başı söz birliği söz birliği etmek söz bölüğü söz bölükleri söz cambazı söz cambazlığı

1984

sözcü sözcük,−ğü sözcük hazinesi sözcük türü sözcük vurgusu sözcülük,−ğü sözçatar söz dağarcığı söz dalaşı sözde sözde özne söz dizimi söz dizimsel söz düellosu söz ebesi söz ehli sözel sözel öğrenme söz etmek söz gelimi söz gelişi söz gösterisi söz karışıklığı söz kesimi söz konusu söz konusu olmak sözlendirici

1985

sözlendiricilik,−ği sözlendirme sözlendirmek sözlenme sözlenmek sözleşme sözleşmek sözleşmeli sözleşmesiz sözleşme tutanağı sözleşme yapmak sözlü sözlü basın sözlü film sözlük,−ğü sözlük bilgisi sözlük bilimci sözlük bilimi sözlük birimi sözlükçü sözlükçülük,−ğü sözlü sınav sözlü soru söz meydanı söz misali söz olmak söz rüşveti

1986

söz sahibi söz sahibi olmak sözsüz sözsüz oyun söz temsili söz ustası sözüne sahip,−bi sözün kısası söz varlığı söz yarışı söz yazarı söz yitimi söz zinciri spaghetti spastik,−ği spazm spektroskop,−bu spektroskopi spekülâsyon spekülâtif spekülâtör sperm sperma sperma ana hücresi spermasızlık,−ğı spermatozoit,−di

1987

spesifik,−ği spesiyal,−li spesiyalist spesiyalite spiker spikerlik,−ği spiral,−li spiril spiritüalizm sponsor spontane spontaneizm spor sporcu sporculuk,−ğu spor kesesi sporlanma sporlanmak spor loto sporlular sporsever sportif sportmen spor toto spot spot alım spotçu

1988

spot lâmbası spot mağaza spot satım sprey sprint spritüel stabilizasyon stabilizatör stabilize stabilize etmek stabilize yol stadya stadyum stafilokok stagflâsyon staj stajyer stajyerlik,−ği stalâgmit stalâktit standardizasyon standart,−dı standart dil standartlaşma standartlaşmak standartlaştırma standartlaştırmak

1989

stand−by stand−up stant,−dı star starking start start yeri stat,−dı statik,−ği statolit stator statosist statü statüko stearik,−ği stearin sten steno stenograf stenografi stenotip step,−bi stepne ster steradyan stereo stereofoni

1990

stereofonik,−ği stereografi stereografik,−ği stereoskop,−bu stereoskopik,−ği stereoskopik çift stereotipi steril sterilizasyon sterilize sterilize etmek sterilleşme sterilleşmek sterlin sterol,−lü stetoskop,−bu steyşın stil stilist stilistik,−ği stil mobilya stilo stoacı stoacılık,−ğı stok stokçu stokçuluk,−ğu

1991

stok etmek stoklama stoklamak stop stopaj stop etmek stop lâmbası stop valf,−fi stor stor kapak,−ğı storlu strafor stratej strateji stratejik,−ği stratigrafi stratosfer stratus streç streptokok streptomisin stres streslenme streslenmek stresli stresör striknin

1992

striptiz striptizci stronsiyum strüktür strüktüralist strüktüralizm strüktürel stüdyo su su akrebi sual,−li sual etmek su altı su altı arkeolojisi su altı flâşı su altı fotoğrafçılığı su altı işleri suare su askıları su aygırı su aygırıgiller su bahçesi su baldıranı su bardağı subasar su basıncı su baskını

1993

su basmanı subaşı subay subaylık,−ğı su bidonu su bilimci su bilimi su biti su bitkileri su bombası su borusu su boyası su böceği su bölümü çizgisi su böreği subra subret subye su cenderesi sucu sucuk,−ğu sucukçu sucukçuluk,−ğu sucuklaşma sucuklaşmak sucul suculuk,−ğu

1994

suç suç aleti su çıkrığı suçiçeği (hastalık) suç duyurusu suçlama suçlamak suçlandırılma suçlandırılmak suçlandırma suçlandırmak suçlanma suçlanmak suçlayış suçlu suçluluk,−ğu suçluluk duygusu suçlu olmak suç olmak suçsuz suçsuzluk,−ğu su çulluğu suçüstü suçüstü mahkemesi suçüstü yakalama suç yükleme

1995

sudak,−ğı su damarı sudan Sudan Sudanlı Sudan tavuğu su değirmeni su deposu su dolabı su düzeyi su etmek sufle sufle etmek suflîleşme suflîleşmek suflör suflörlük,−ğü sugeçirmez su hattı suhulet su ısıtıcısı suibriği (bitki) suibriğigiller suiistimal,−li suiistimal etmek suikast suikastçı

1996

suiniyet suizan,−nnı su kabağı su kabı su kamışı su kamışıgiller su karanfili su kayağı su kaybı su keleri su kemeri su kesesi su kesimi su keteni su kireci su korkusu sukut sukut etmek sukutuhayal,−li su küre sulak,−ğı sulaklık,−ğı Sulakyurt (ilçe) sulama sulamak sulandırıcı sulandırma

1997

sulandırmak sulanma sulanmak sularında sulatma sulatmak sulfata sulh sulhçu sulh olmak sulhperver sulhsever sulp,−bü sulta sultan Sultanbeyli (ilçe) sultan böreği Sultandağı'nı (ilçe) sultan efendi Sultanhisar (ilçe) sultanî sultanîbuselik,−ği sultanîhüzzam sultanî tembel sultanî tembellik,−ği sultanîyegâh sultan kethüdası

1998

sultanlık,−ğı sultanoğlu sulu sulu boya sulu göz sulu gözlü suluk,−ğu suluk zinciri sululaşma sululaşmak sululuk,−ğu sululuk etmek sululuk yapmak Suluova (ilçe) Sulusaray (ilçe) sulu sepken sulu tarım sulu zırtlak,−ğı sumak,−ğı su mantarları sumen Sumer Sumerce su mercimeği su mercimeğigiller su mermeri Sumerolog,−ğu

1999

Sumeroloji sumsuk,−ğu sumsuklama sumsuklamak su muhallebisi suna suna boylu sunak,−ğı su nanesi sundurma sundurmak sungu sungur Sungurlu (ilçe) sun'î sun'î böbrek,−ği sun’î çayır sun'î gübre sun'î ipek,−ği sun'î kalp,−bi sun'îlik,−ği sun'î peyk sun'î solunum sun'î tahta sun'î teneffüs sunma sunmak

2000

sunta suntıraç,−cı suntıraş sunturlu sunturlu küfür,−frü sunu sunucu sunuculuk,−ğu sunu istem yasası sunulma sunulmak sunuluş sunum sunuş suoku (bitki) suokugiller suölçer su örümceği su örümceğigiller sup supanglez supap,−bı supara su perisi suphanallah su piresi suples

2001

supya sur sura surat surat düşkünü surat etmek suratlı suratsız suratsızlık,−ğı sure suret sureta suretiyle su rezenesi Suriye Suriyeli Suruç (ilçe) su saati susak,−ğı susak ağızlı susak burunlu susaklık,−ğı susallar susam susama susamak susamgiller

2002

−ğı sus payı suspus suspus olmak susta 2003 .susam helvası su samuru susam yağı su sarımsağı su sarnıcı susatma susatmak su sayacı susayış su seviyesi su sığırı su sineği susku suskun suskunlaşma suskunlaşmak suskunlaştırma suskunlaştırmak suskunluk.−ğu susma susma hakkı susmak susmalık.

−ğu Suşehri'ni (ilçe) suşeridi (bitki) sut.−du su tabakası su tankeri su tası sutaşı (işlemeli şerit) su taşkını su tavuğu su tavuğugiller su tedavisi su terazisi su teresi su testisi 2004 .sustalı sustalı çakı susturma susturmak susturucu susturulma susturulmak Susurluk (ilçe) susuş susuz Susuz (ilçe) susuzluk.

−ğu su yuvarı suzenî 2005 .−ği su ürünleri suvarım suvarma suvarmak suvat su yatağı su yelvesi su yılanı su yılanıgiller su yılanları su yolcu suyolu (sutaşı) su yolu su yoncası su yosunları su yosunu suyuk.−ğu suyukçuluk.−ği su topu su tulumbası su türbini sutyen sutyenci sutyencilik.sut kostik.

−ği sübjektivist sübjektivite sübjektivizm süblime süblimleşme süblimleşmek süblimleştirme süblimleştirmek sübut sübvanse etmek sübvansiyon sübyan sübyan koğuşu sübye sücut.suzidil suzidilâra suzinak sübek.−du südreme südremek süet süflî süflîleşme 2006 .−ği sübekli sübjektif sübjektiflik.

−ği sülâle sülf sülfamit.−ği Süheyl (yıldız) sühulet sühunet süit süje süklüm püklüm sükse sükse yapmak sükûn sükûnet sükûnetli sükût sükût hakkı sükûtî sükûtîlik.süflîleşmek süflîlik.−di sülfat sülfatlama sülfatlamak sülfatlanma sülfatlanmak sülfatlaşma sülfatlaşmak 2007 .

−ği sülfürik asit.−ğü7 sülükçü sülükler sülüklü sülümen sülün sülüngiller sülünlük.−ğü sülüs sümbül sümbüle sümbülî sümbülteber (çiçek) 2008 .sülfit sülfitleme sülfür sülfürik.−di sülfürimetre sülfürleme sülfürlemek süline Süloğlu'nu (ilçe) sülûk.−kü sülûk etmek sülüğen sülük.

−ği sünger sünger avcısı 2009 .−ğü sümsükgiller sümsükleşme sümsükleşmek sümsüklük.sümek.−ğü sümter sümük.−ği sümkürme sümkürmek sümkürtme sümkürtmek sümmettedarik sümsük.−ğü sümük doku sümüklü sümüklü böcek.−ği sümüksel sümüksü sümüksü zar sündürme sündürmek sündüs süne sünepe sünepelik.

−ğü sünme sünmek sünnet sünnetçi sünnetçilik.−ği sünger doku süngerler süngerleşme süngerleşmek süngerli süngersi sünger taşı süngü süngüleme süngülemek süngülenme süngülenmek süngüleşme süngüleşmek süngülü süngüsü düşük.−ği sünnet çocuğu sünnet düğünü sünnet ehli sünnet etmek 2010 .süngerci süngercilik.

−ği süper star süpervizör süprüntü süprüntücü süprüntülük.sünnetleme sünnetlemek sünnetli sünnetlik.−ği süpürge çalısı süpürge darısı 2011 .−ği süper süper benzin süper çimento süper fosfat süper lise süpermarket süpermarketçi süpermarketçilik.−ği sünnet olmak sünnetsiz sünnet yapmak Sünnî Sünnîlik.−ğü süpürge süpürgeci süpürgecilik.

−ti sür'at katarı sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli sürç sürçme sürçmek sürçtürme sürçtürmek sürçülisan sürdürme sürdürmek sürdürüm 2012 .süpürgelik.−ği süpürge otu süpürme süpürmek süpürtme süpürtmek süpürülme süpürülmek süpürüş sürahi sür'at.

−ği 2013 .−ği sürek avı sürekçi sürekli süreklilik.sürdürümcü sürdürüş süre süre aşımı süreç.−ci süreduran süredurum süregelen süregelme süregelmek süreğen süreğenleşme süreğenleşmek sürek.−ği sürekli ünsüz süreksiz süreksizlik.−ği süreksiz ünsüz süreli süreölçen süreölçer süre ölçümü sürerlik.

sürerlik fiili sürerlik görünümü süresiz süre sonu süreyazar Süreyya (yıldız kümesi) sürfe sürfile sürfile makası sürfile makinesi sürfile yapmak sürgen doku sürgit sürgit etmek sürgit yapmak sürgü sürgü kolu sürgüleme sürgülemek sürgülenme sürgülenmek sürgülü sürgün sürgün avı sürgün olmak sürmanşet 2014 .

−ği sürme mantarıgiller sürme mantarları sürmenaj Sürmene (ilçe) sürmesiz sürnatüralist sürnatüralizm sürpriz sürpriz yapmak sürre sürre alayı sürrealist sürrealite sürrealizm sürre emini sürsat sürsür sürsürcülük.sürme sürmedan sürmek sürmeleme sürmelemek sürmelenme sürmelenmek sürmeli sürmelik.−ğü 2015 .

−ğü sürükleme sürüklemek 2016 .sürsür yarışı sürşarj sürtme sürtme ağı sürtmek sürtük.−ğü sürtükleşme sürtükleşmek sürtüklük.−ğü sürtülme sürtülmek sürtünme sürtünmek sürtünüş sürtüş sürtüşme sürtüşmek sürtüştürme sürtüştürmek sürur sürü sürücü sürücü belgesi sürücül sürücülük.

−ğü sürünceme süründürme süründürmek süründürülme süründürülmek sürüngen sürüngenler sürünme 2017 .sürüklendirme sürüklendirmek sürükleniş sürüklenme sürüklenmek sürükletme sürükletmek sürükleyici sürükleyiş sürülme sürülmek sürülüş sürüm sürüme sürümek sürümlü sürüm sürüm sürümsüz sürümsüzlük.

sürünmek sürünüş sürür sürü sepet sürü sürü sürüş sürüştürme sürüştürmek sürütme sürütmek sürveyan Süryanî Süryanîce süs süs bitkisi süsen süsengiller süsleme süslemeci süslemecilik.−ği süslemek süsleme sanatları süslendirme süslendirmek süsleniş süslenme süslenmek 2018 .

−ğü süt danası 2019 .−ğı sütanne sütannelik.−ği süt asidi sütbaba sütbaşı (kaymak) sütbesüt süt beyaz süt çocuğu sütçü Sütçüler (ilçe) sütçülük.−bu süsme süsmek süspansiyon süs püs süssüz süt süt ağacı sütana sütanalık.süsletme süsletmek süsleyici süslü süslü püslü süslü üslûp.

−ğü sütlü kengel sütlü ot süt mavisi sütnine sütoğul.−cı sütleğen sütleğengiller sütlendirme sütlendirmek sütlenme sütlenmek sütliman sütlü sütlüce sütlük.−ğlu süt otu süt otugiller sütölçer sütre sütsüz 2020 .süt dişi süthane sütkardeş süt kırı (renk) sütkız süt kuzusu sütlâç.

−ği süvari polisi süvari sınıfı süven süveter süveyda süyek süyüm süzdürme süzdürmek süzek.−ği süzeni süzgeç.−ğü süt şekeri süttaşırmaz süt tozu sütun sütuncuk.−ci süzgeç gagalılar süzgeçleme süzgeçlemek süzgeçli 2021 .−ğu süvari süvari alayı süvari bölüğü süvarilik.sütsüzlük.−ğu sütü bozuk.

−ğü süzüle süzüle süzülme süzülmek süzülüş süzüm süzüm (*)Ş Ş şaban şabanlaşma şabanlaşmak şabanlık.−du süzücü süzük.−ğü süzme süzme bal süzmek süzme yoğurt.süzgü süzgün süzgün bakış süzgün göz süzgünleşme süzgünleşmek süzgünlük.−ğı Şabanözü'nü (ilçe) şablon şabloncu 2022 .

−ğu şad şad etmek şadırvan şad olmak şafak.−hsı (kimse.−ği şaft şaful şah şahadet şahadet etmek şahadetname şahadet parmağı şahane şahap.−bı şahbaz şah damarı şaheser şahım.−hmı şahıs.−ğı Şafiî Şafiîlik.şablonculuk. kişi) şâhıs (sırık) şahika şahin şahin bakışlı 2023 .

−ği şahitlik etmek şahit olmak şahitsiz şahlandırma şahlandırmak şahlanış şahlanma şahlanmak şahlık.−ğı şahmeran şahmerdan şahmerdancı şahne şahniş şahnişin şahnişli şahrem şahrem şahsen şahsî şahsiyat şahsiyet şahsiyetli 2024 .−di şahitli şahitlik.Şahinbey (ilçe) şahinci şahit.

şahsiyetlilik.−ği şahsiyetsiz şahsiyetsizlik.−ğı şakadan şaka etmek şakak.−ğı 2025 .−ği şaire şairlik.−ği şak şak.−ğı şakalaşma şakalaşmak şaka maka şakasız şakayık.−kkı (yarma) şaka şakacı şakacıktan şakacılık.−ği şahtere şahteregiller şahtur şaibe şaibeli şair şairane şairanelik.

−ğı şakıma şakımak şakırdama şakırdamak şakırdatma şakırdatmak şakır şakır şakır şukur şakırtı şakırtılı şakırtısız şakıt şakıyış şaki şakilik.−ği şakirt.−ğı şaklama şaklamak şaklatma 2026 .şaka yollu şaka yoluyla şakıldak.−di şakkadak şakketme şakketmek şaklaban şaklabanlık.

−lü şakulî şakulleme şakullemek şal şalak.−ğı (tahta maşa) şak şak şakşakçı şakşakçılık.−ğı şakul.−ğı şakrak kuşu şakraklık.−ğı şalakî şale şalgam şal kuşak.−ğı şakrama şakramak şakşak.−ğı şallak mallak.−ğı şali şallak.−ğı şalo şal örneği Şalpazarı'nı (ilçe) 2027 .şaklatmak şakrak.

şalt binası şalter şalupa şalvar şalvarlı şama şamalı şamama şaman şamandıra şamandıralama şamandıralamak Şamanî Şamanist Şamanizm Şamanlık.−ğı şamar şamarlama şamarlamak şamar oğlanı şamata şamatacı şamata etmek şamatalı şambaba (tatlı) şambabası (tatlı) şambrel 2028 .

şamdan şamdancı şamdancılık.−ğı Şam fıstığı şamil şampanya şampanya bardağı şampanyalı şampiyon şampiyona şampiyonluk.−ğu şampuan şampuanlama şampuanlamak şan şandel şandelleme şandellemek şangırdama şangırdamak şangırdatma şangırdatmak şangır şungur şangırtı şanjan şanjanlı şanjman 2029 .

−ğı şantaj yapmak şantiye şantör şantöz şantung şap şapadanak şapçı şapçılık.−ğı şantaj şantajcı şantajcılık.şanlı şanlı şöhretli Şanlı Urfa şano şans şansız şanslı şanslılık.−ği şanssız şanssızlık.−ğı şaphane 2030 .−ğı şanson şansonet şansölye şansölyelik.

−ğı şaplama şaplamak şaplatma şaplatmak şaplı şappadak şaprak.−ğı şapka işareti şapkalı şapkalık.Şaphane (ilçe) şap hastalığı şapırdama şapırdamak şapırdatma şapırdatmak şapır şapır şapır şupur şapırtı şapka şapkacı şapkacılık.−ğı şapşal şapşalak.−ğı şapkasız şaplak.−ğı şapşalca 2031 .

−bı şarap bardağı şarap çanağı şarapçı şarapçılık.−ğı şapşal yaka şap şap şap taşı şarabî şarampol.−lü şarap.şapşallaşma şapşallaşmak şapşallık.−ğı şarap fıçısı şaraphane şaraplı şarapnel şarap rengi şarap tortusu rengi şarbon şarıldama şarıldamak şarıl şarıl şarıltı şarj şarj etmek şarjör 2032 .

−ğı şarklı şarklılık.şark şarkadak şark çıbanı şarkı şarkıcı şarkıcılık.−ğı Şarkışla (ilçe) şarkî Şarkîkaraağaç (ilçe) şarkiyat şarkiyatçı şarkiyatçılık.−ğı Şarköy (ilçe) şarküteri şarlama şarlamak şarlatan şarlatanca şarlatanlık.−ğı şarpi şar şar şart şart etmek şartınca 2033 .

şart kipi şartlama şartlamak şartlandırma şartlandırmak şartlanış şartlanma şartlanmak şartlaşma şartlaşmak şartlı şartlı birleşik cümle şartlı birleşik zaman şartlı refleks şartname şart olmak şartsız şartsız refleks şartsız şurtsuz şaryo şase şasi şaşaa şaşaalı şaşakalma şaşakalmak şaşalama 2034 .

−ğı şaşma 2035 .−ğı şaşılma şaşılmak şaşırış şaşırma şaşırmak şaşırtıcı şaşırtma şaşırtmaca şaşırtmak şaşkaloz şaşkın şaşkınca şaşkınlaşma şaşkınlaşmak şaşkınlık.−ğı şaşkınlıkla şaşkın şaşkın şaşlık.şaşalamak şaşalatma şaşalatmak şaşı şaşılası şaşılaşma şaşılaşmak şaşılık.

şaşmak şaşmaz şat şataf şatafat şatafatlı şatafatsız şathiyat şathiye şatır şato şavalak.−ğı şayan şayeste şayet şayi.−ğı şavk şavkıma şavkımak Şavşat (ilçe) şavul şavullama şavullamak şayak.−i şayia şayka şaz 2036 .

−ği şebekçi şebeke şebekler şebiarus Şebinkarahisar(ilçe) şebiyelda şebnem şecaat.şe şeamet şeb şebabet şebboy şebek.−ti şefaatçi 2037 .−i şedaraban şeddadî şedde şeddeli şeddeli eşek.−di şef şefaat.−ti şecere şecereli şecerename şeci.−ği şedit.

−ği şehevî şehir.−ği şeflik.−ği şefaat etmek Şefaatli (ilçe) şeffaf şeffaflaşma şaffaflaşmak şeffaflaştırma şeffaflaştırmak şeffaflık.−ği şehir coğrafyası şehir hatları şehirler arası şehirleşme 2038 .−ti şefkatli şefkatlilik.−hri şehirci şehircilik.−ğı şefik şefkat.−ği şeftali şehbender şehbenderlik.−ği şefkatsiz şefkatsizlik.şefaatçilik.

−ği şehir rehberi şehir turu şehit.şehirleşmek şehirli şehirlileşme şehirlileşmek şehirlilik.−di şehit etmek Şehitkâmil (ilçe) şehitlik.−ği şehit olmak şehlâ şehname şehnameci şehnaz şehnazbuselik.−ği şehnişin şehremaneti şehremini şehriyar şehriye şehriye çorbası şehvanî şehvaniyet şehvet şehvetli 2039 .

−ği şekerlemek şekerlenme şekerlenmek şekerleşme şekerleşmek şekerli şekerlik.−ği şeker fasulyesi şeker hastalığı şeker kamışı şekerleme şekerlemeci şekerlemecilik.şehvetperest şehzade şehzadelik.−kki şekavet şekel şeker şeker ağacı şeker aktarması Şeker Bayramı şekerci şekerciboyası (bitki) şekerciboyasıgiller şekercilik.−ği 2040 .−ği şek.

şekerli kahve şeker pancarı şekerpare şekerrenk.−ğı şekil değiştirme şekillendirme şekillendirmek şekillenme şekillenmek şekilli şekilperest şekilsiz şekilsizlik.−ği 2041 .−ği şeklen şeklî şekva şekvacı şelâle şelek.−gi şekersiz şekil.−ği şekilci olmak şekildaş şekildaşlık.−kli şekil bilgisi şekilci şekilcilik.

−ği şen şenaat.−ği şemsiyelik.−ği Şemdinli (ilçe) şempanze şems şemse şemsî şemsiye şemsiyeci şemsiyecilik.şelf şem şema şemail şemalaştırma şemalaştırmak şematik.−i şeniyet Şenkaya (ilçe) şenlendirilme 2042 .−ti şendere şenelme şenelmek şeneltme şeneltmek şeni.

−ği şerbetçi otu şerbetleme şerbetlemek şerbetlenme şerbetlenmek şerbetli şerbetlik.−ği 2043 .−rri şerait şer'an şerare şerbet şerbetçi şerbetçilik.−ği şenlikli şenliksiz Şenpazar (ilçe) şen şakrak.−ğı şen şatır şepit şer.şenlendirilmek şenlendirme şenlendirmek şenleniş şenlenme şenlenmek şenlik.

−ği şerefsizlik etmek şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şerefyap.−ği şeref locası şeref misafiri şeref salonu şerefsiz şerefsizlik.−bı şerefyap olmak şeref yeri şergil 2044 .şerbetsiz şerç.−ci şeref şerefe şerefiye şeref kıt'ası şeref konuğu şereflendirme şereflendirmek şereflenme şereflenmek şerefli Şereflikoçhisar(ilçe) şereflilik.

−di şerit balığı şeritçi şeritçilik.−ği şerir şerirlik.−ği şerit.−ği şeritgiller şeritleme şeritlemek şeritler şeritli şerit makarna şerit metre şeritsiz şer’iye şer’iye 2045 .şerh şerha şerha şerha şerh etmek şer'î şeriat şeriatçı şeriatçılık.−ğı şerif şerik şeriklik.

−di şevk şevkefza şevket şevketli şevkli şevksiz şevksizlik.−li şey şeyh şeyhlik.−dı şev şevahit.−tmi şetlant.−ddi şetaret şetaretli şetim.−ği şeyhülislâm 2046 .mahkemeleri şeş şeşbeş şeşcihar şeşper şeşüdü şeşüse şeşyek şet.−ği şevval.

−ğı şeytanlık etmek şeytanminaresi (böcek kabuğu) şeytan otu şeytan örümceği şeytansaçı (bitki) şeytan şalgamı şeytan taşlama şeytantersi (bitki) 2047 .−ğı şeytan şeytanarabası (uçuşan tohum) şeytan bezi şeytanca şeytan çekici şeytan elması şeytanet şeytanfeneri (bitki) şeytanılâin şeytanî şeytaniğnesi (hayvan) şeytaniğnesigiller şeytan kuşu şeytanlık.şeyhülislâm kapısı şeyhülislâmlık.

−ğı şımarıkça şımarıklık. zarif) şık.−ğı şımarış şımarma şımarmak şımartılma şımartılmak 2048 .−ğı şıldır şıldır şıllık.−kkı (seçenek) şıkırdama şıkırdamak şıkırdatma şıkırdatmak şıkır şıkır şıkırtı şıklaşma şıklaşmak şıklaştırma şıklaştırmak şıklık.−ğı şımarık.şeytantırnağı (bitki) şeytan tırnağı şeytan uçurtması şezlong şık (güzel.

−ğı şıralık üzüm 2049 .−ği şıpşıp (terlik) şıp şıp şıra şıracı şırak şırakkadak şıralı şıralık.−ğı şıpın işi şıpırdama şıpırdamak şıpır şıpır şıpırtı şıpka şıppadak şıpsevdi şıpsevdilik.şımartma şımartmak şıngıl şıngırdama şıngırdamak şıngır şıngır şıngırtı şıp şıpıdık.

şıraölçer şırfıntı şırıldama şırıldamak şırıl şırıl şırıltı şırınga şırınga etmek şırıngalama şırıngalamak şırınga yapmak şırlağan şırlama şırlamak Şırnak (ilçe) şıvgın Şia şiar şiber valf.−fi şiddet şiddetlendirme şiddetlendirmek şiddetlenme şiddetlenmek şiddetli şiddet olayı şif 2050 .

−ği Şiir şiirce 2051 .−di şifreli telefon şifreli telgraf Şiî Şiîlik.şifa şifahane şifahen şifahî şifalı şifa otu şifasız şifleme şiflemek şifon şifoniyer şifre şifre anahtarı şifreci şifreleme şifrelemek şifreli şifreli çanta şifreli hesap.−bı şifreli kasa şifreli kilit.

−di 2052 .−bi şilepçilik.şiir defteri şiiriyet şiir kitabı şiirleştirme şiirleştirmek şiirli şiirsel şikâr şikâyet şikâyetçi şikâyetçilik.−ği şikâyet etmek şikâyetname şike şikeli şikemperver şikesiz şikeste şike yapmak şile Şile (ilçe) Şile bezi şilem şilep.−ği şilin şilt.

−ği şimşeklenme şimşeklenmek şimşekli şimşek taşı şimşir şimşirgiller şimşirlik.−li şimalî şimdi şimdicik şimdiden şimdiki şimdilerde şimdileyin şimdilik şimdi şimdi şimendifer şimiotaksi şimiotropizm şimşek.−ği şinikleme şiniklemek Şinto 2053 .şilte şimal.−ği şinanay şinik.

−ği şirretlik etmek Şirvan (ilçe) şiryan şist şistleşme 2054 .−ğu Şintoizm şip şipşak şipşakçı şipşakçılık.Şintoculuk.−ği şirk şirket şirketleşme şirketleşmek şirpençe şirret şirretçe şirretleşme şirretleşmek şirretlik.−ğı şipşirin Şiran (ilçe) şiraze şirden şirin şirinlik.

−ği 2055 .−ği şiş şişe şişeci şişek.−ği şişeleme şişelemek şişelenme şişelenmek şişelik.şistleşmek şistli şistlilik.−ği şişhane Şişhane şişinme şişinmek şişirilme şişirilmek şişiriş şişirme şişirmece şişirmek şişirtme şişirtmek şiş kebap.−bı şişkin şişkinlik.

−ği şizofren şizofreni 2056 .şişko şişkoluk.−ğı şişme şişmek şita şitaiye şive şivekâr şiveli şivesiz şivesizlik.−ğu şiş köfte şişleme şişlemek şişlenme şişlenmek Şişli (ilçe) şişlik.−ği şişman şişmanca şişmanlama şişmanlamak şişmanlatma şişmanlatmak şişmanlık.

şlempe şnitzel şnorkel şofben şoför şoför ağzı şoför koltuğu şoförlük.−ğü şoför mahalli şoför muavini şoför okulu şoför yardımcısı şok şoke şoke etmek şoke olmak şokola şok tedavisi şolo şom şom ağızlı şopar şoparlık.−ğı Şor Şorca şorlama şorlamak 2057 .

−ği şovmen şovrum şov yapmak şöbiyet şöhret şöhretli şöhret sahibi şöhretsiz şölen şömine şömiz şömizye şövale şövalye şövalyece şövalyelik.−ği 2058 .şorolo şorololuk.−ğu şorolop şort şose şoset şoson şov şoven şovenizm şovenlik.

şövalye ruhlu şövalye yüzüğü şöyle şöyle bir şöyle böyle şöylece şöylemesine şöylesine şu şua.−ı şuara şubara şubat şube şu bu şuf'a şuf'a hakkı şuh şuhluk.−ğu Şuhut (ilçe) şule şuna şuna buna şunca şuncacık şunda şunda bunda şundan 2059 .

−bu şusu busu şut şutlama şutlamak şuur şuuraltı şuurlaşma şuurlaşmak şuurlu şuurluluk.−ğı şuracıkta şurada şuralı şuralı buralı şurası Şûrayıdevlet şurup.−ğu 2060 .şundan bundan şunlar şunu şunu bunu şunun şunun bunun şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) şuracık.

−ğu şüheda şükran şükretme şükretmek şükreyleme şükreylemek şükür.−u 2061 .−lü şümullendirme şümullendirmek şümullü şüphe şüpheci şüphecilik.−krü şümul.−ği şüphe etmek şüphe kurdu şüphelendirme şüphelendirmek şüpheleniş şüphelenme şüphelenmek şüpheli şüphesiz şürekâ şüyu.şuursuz şuursuzluk.

(*)T T ta taaccüp.−dü taahhüt etmek taahhütlü taahhütlü mektup.−dü taaffün taaffün etmek taahhüt.−bü taaccüp etmek taaddüt.−dü taannüt.−dü taannüt etmek taarruz taarruz etmek 2062 .−bu taahhütname taallûk taallûkat taallûk etmek taam taam etmek taammüden taammüm taammüm etmek taammüt.

taassup.−ğı tabaka tabakalama tabakalamak tabakalanma tabakalanmak tabakalı tabakasız tabakçı tabakhane tabaklama tabaklamak tabaklanma tabaklanmak tabaklık.−bu taaşşuk taayyün taayyün etmek taayyüş taba tabaat tababet tabak.−ğı taban tab’an taban basma tabanca 2063 .

−ğı tabetme tabetmek tabı tabı.−ğı taban lâğımı tabanlı tabanlık.−i (bağımlı.−ğı tabanvay tabasbus tabasbus etmek tabelâ tabelâcı tabelâcılık.−b'ı tabi (elbette) tâbi.tabanca boyası tabanca cilâsı taban düzeyi taban fiyatı taban halısı tabanı yarık. basıcı) tabiat tabiat bilgisi tabiat bilimleri 2064 .−ğı tabansız tabansızlık.

−ğı tabiatüstü tabiatüstücülük.−ğü tabiî tabiî afetler tabiî hukuk tabiîleşme tabiîleşmek tabiîlik.−ği tâbiiyet tâbiiyetli tâbiiyetsiz tâbiiyetsizlik.−ği tâbi olmak tabip.−ği tabir tabir etmek tabirname tabiye tabl tabla tablakâr 2065 .−bi tabiplik.tabiatıyla tabiatlı tabiatsız tabiatsızlık.−ği tâbilik.

tablalı tabldot tablet tabliye tablo tabu tabulaşma tabulaşmak tabur taburcu taburcu edilmek taburcu etmek taburcu olmak tabure tabut tabutluk.−ğu tabütüvan tabya Tacik Tacikçe Tacikistan tacil tacil etmek tacir taciz taciz ateşi taciz etmek 2066 .

−yti taç giyme töreni taçlanma taçlanmak taçlı taçsız taçsız kral taçsızlar taç yaprağı taç yapraklı tadat.−ği tacizlik etmek taç.−ğı tadil tadilât tadilât etmek tadilât yapmak tadil etmek tadil teklifi taflan tafra tafracı 2067 .−cı taç atışı taç beyit.−dı tadat etmek tadım tadımlık.tacizlik.

−ğü 2068 .−bü tagayyür tagayyür etmek tağşiş tağşiş etmek tağyir tağyir etmek tahaccür tahaccür etmek tahaffuz tahaffuzhane tahakkuk tahakkuk etmek tahakküm tahakküm etmek tahammuz tahammül tahammül etmek tahammülfersa tahammülsüz tahammülsüzlük.tafsil tafsilât tafsilâtlı tafta tafzih tagaddi tagallüp.

tahammür tahammür etmek taharet taharet bezi taharet borusu taharetlenme taharetlenmek taharri taharri etmek taharri memuru taharrüş taharrüş etmek tahassun tahassür tahassüs tahaşşüt.−dü tahattur tahattur etmek tahavvül tahavvül etmek tahayyül tahayyül etmek tahdidat tahdit.−di tahdit etmek tahfif tahfif etmek 2069 .

−ği tahkik tahkikat tahkikat komisyonu tahkik etmek tahkim tahkimat tahkim etmek tahkimli tahkir tahkir etmek tahkiye tahkiye etmek tahlif tahlil tahlil etmek tahlilî tahlis tahlisiye tahliye 2070 .tahıl tahıl yemi tahin tahin helvası tahinî tahinli ekmek tahin rengi tahirbuselik.

tahliye etmek tahmil tahmin tahminen tahmin etmek tahminî tahmis tahmisçi tahnit tahnit sanatı tahra tahribat tahrif tahrifat tahrif etmek tahrik tahrikât tahrikçi tahrikçilik.−bi tahrip etmek tahripkâr tahrir tahrirat 2071 .−ği tahrik etmek tahril tahrilli tahrip.

−ğı tahsil etmek tahsis tahsisat tahsisatımesture tahsis etmek tahsisli tahsisli yol tahşiye taht tahta tahta biti tahtaboş tahtacı Tahtacı tahtacılık.tahrirat kâtibi tahriren tahrir heyeti tahrirî tahriş tahriş etmek tahsil tahsilât tahsildar tahsildarlık.−ğı tahta göğüs tahta göğüslü 2072 .

−ğı takarrüp.−bü 2073 .tahta kurdu tahtakuruları tahtakurusu tahtalaşma tahtalaşmak tahtalı tahtalı güvercin tahtalıköy tahta pamuk.−hri tahterevalli tahteşşuur tahtırevan tahvil tahvilât tahvil etmek taife tak taka takacı takacılık.−ğu tahta perde tahtelbahir.−ğı takaddüm takallüs takallüs etmek takanak.

−dü takaza takaza etmek takbih takbih etmek takdim takdimci takdimcilik.−ği takdim edilmek takdim etmek takdim olunmak takdim tehir takdim tehir yapmak takdir takdir etmek takdir hakkı takdiriilâhî 2074 .−ti takatli takatsiz takatsizlik.−ği takatuka takayyüt.takarrür takas takas etmek takaslama takaslamak takat.

takdirkâr takdirname takdir olunmak takdir yetkisi takdis takdis etmek takeometre takı takılgan takılganlık.−ğı takılı takılış takılma takılmak takım takımada takımca tekelleşme takım erki takım oyunu takım takım takım taklavat takım tekeli takımyıldız takınak.−ğı takınaklı takınaklı davranış takınaksız 2075 .

−cı takınçlı takınma takınmak takıntı takıntılı takıntısız takırdama takırdamak takırdatma takırdatmak takır takır takırtı takır tukur takışma takışmak takıştırma takıştırmak takıyye takibat takiben takigraf takim takimetre takip.−ği 2076 .−bi takipçi takipçilik.takınç.

−ği taklit etmek taklit mobilya takma takma ad takma ayak.−ğı takma diş 2077 .−ğı taklidî taklidî kelime taklip.takip etmek takipsiz takipsizlik.−ğı takma bacak.−di taklitçi taklitçilik.−ği takipsizlik kararı takkadak takke takkeli takkesiz takla takla böceği takla böcekleri taklacı taklak.−bi taklip etmek taklit.

−ğı takometre takoz takozlama takozlamak takriben takribî takrip takrir takrir etmek takriz taksa taksalı taksa pulu taksi taksici taksicilik.takma isim.−smi takmak takma kirpik.−ği taksim taksimat taksim etmek taksimetre taksir 2078 .−ği takma kol takma saç takmazlık.

−i takti etmek taktik.taksirat taksirli taksirli suç taksit taksitlendirme taksitlendirmek taksit taksit taksonomi takt tak tak taktırma taktırmak takti.−ğı takunyalı takunyasız takva takvim 2079 .−ği taktikçi taktir taktir etmek takt sahibi tak tuk takunya takunyacı takunyacılık.

−ğı talan etmek talanlama talanlamak Talas (ilçe) talaş talaş böreği talaş kebabı talaşlama talaşlamak talaşlanma talaşlanmak talaz 2080 .−ğı takyap ustası takyit.takviye takviye etmek takyap takyapçı takyapçılık.−di takyit etmek tal talâk talâkat talâkıselâse talan talancı talancılık.

−ği talik.−ği talep.−bi talep etmek talepname tali talih talih kuşu talihli talihsiz talihsizlik.−ğı talebe talebelik.talazlanma talazlanmak talazlık.−kı talika talik etmek talil talim talimar talimat talimatname talim etmek talimgâh talimhane talimli talimname 2081 .

−bi talipli talip olmak talk talkım talkın talk pudrası talk şist tallahi tallı bitkiler taltif taltif etmek talveg talyum tam tam açı tamah tamah etmek tamahkâr tamahkârlık.talip.−ğı tam algı tamam tamamen tamamı tamamına tamamıyla tamamiyet tamamlama 2082 .

−ğı tam bakım tam bakım merkezi tam bilet tam bölen tambur tambura tamburacı tamburî tam gaz tam gün tamı tamına tamik tamim tamim etmek tamir tamirat 2083 .tamamlamak tamamlanış tamamlanma tamamlanmak tamamlatma tamamlatmak tamamlayıcı tamamlayış tamam olmak tamanit tam asalak.

−ği tamir etmek tamirhane tamir takımı tam kafiye tamlama tamlanan tamlayan tamlayan durumu tamlık.tamirci tamircilik.−ği tam pansiyon tampon tampon bölge tampon devlet tamponlama tamponlamak tam sayı tam siper tamtakır tamtakır olmak tamtam tam tamına tam tarife tamu 2084 .−ğı tam mesai tam otomatik.

−ği tanecikli taneciksiz tanecil taneleme tanelemek tanelenme tanelenmek taneli tanen tane tane tangırdama 2085 .tam yol tamzara tan tanassur tandans tandem tandır tandır alevi tandır ateşi tandır böreği tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname tane tanecik.

−ğı tanıklama tanıklamak tanıklık.−ğı tanık.−ğı tanıklık etmek tanık olmak tanık tepe tanılama tanılamak tanım tanıma tanımak tanımazlık.tangırdamak tangırdatma tangırdatmak tangır tangır tangırtı tangırtılı tangır tungur tango tanı tanıdık.−ğı tanımlama tanımlamak tanımlanma tanımlanmak 2086 .

−ğı tanınış tanınma tanınmak tanınmış tanısızlık.−ğı tanışıklık.tanımlayış tanımlık.−ğı tanış tanışık.−ğı tanıtış tanıtlama tanıtlamak tanıtlanış 2087 .−ğı tanışış tanışma tanışmak tanıştırma tanıştırmak tanıt tanıtıcı tanıtılış tanıtılma tanıtılmak tanıtım tanıtımcı tanıtımlık.

tanıtlanma tanıtlanmak tanıtlayış tanıtlı tanıtma tanıtmacı tanıtmacılık.−ğı tanıtma yazısı tanıtsız tanıyış tanin taninli tanjant tank tankçı tanker tankerci tankercilik.−ğı tanıtma filmi tanıtmak tanıtma kartı tanıtmalık.−ğı 2088 .−ği tanksavar tanlama tanlamak tannan tannanlık.

−li tantana tantanacı 2089 .tanrı (ilâh) Tanrı tanrı bilimci tanrı bilimi tanrıcılık.−ğı Tanrı vergisi tansık.−ğı tanrısız tanrısızlık.−ğı tanrıça Tanrı kayrası tanrılaşma tanrılaşmak tanrılaştırma tanrılaştırmak tanrılık.−ğı tanrıtanımaz tanrıtanımazlık.−ğı tansiyometre tansiyon tansiyon düşürücü tantal.−ğı Tanrı misafiri tanrısal tanrısallık.

−ğu Taoizm tapa tapalama tapalamak tapalanma tapalanmak tapalı tapan 2090 .tantanalı tantanasız tan tun tantuni tan yeli tan yeri Tanzanya Tanzanyalı tanzifat tanzifat amelesi tanzifat arabası tanzifat vergisi tanzim Tanzimat Tanzimatçı tanzim etmek tanzim satışı tanzir Taoculuk.

−ğı tapıncak.−ğı tapıncakçılık.−ğı tapınış tapınma tapınmak tapırdama tapırdamak tapırtı tapış tapışlama tapışlamak tapışlanma tapışlanmak tapi tapir tapirgiller tapma tapmak tapon taponcu 2091 .tapanlama tapanlamak tapasız tapı tapıklama tapıklamak tapınak.

−ği taraflı taraflılık.taptaze taptırma taptırmak tapu tapucu tapu kütüğü tapulama tapulamak tapulu tapu memuru tapu sicili tapu sicil muhafızı tapusuz tapyoka tar (çalgı) taraba taraça taraf tarafeyn tarafgir tarafgirlik.−ğı taraf olmak tarafsız tarafsız bölge tarafsızlaştırılmış 2092 .

tarafsızlaştırma tarafsızlaştırmak tarafsızlık,−ğı tarafsız olmak taraftar taraftarlık,−ğı taraftarlık etmek tarak,−ğı tarakçı tarakçılık,−ğı tarak dubası tarak işi taraklama taraklamak taraklı taraklılar Taraklı (ilçe) tarak otu tarak otugiller taraksı taraksı kas taraksız taralı tarama taramak taranga taranış

2093

taranma taranmak tarantı tarassut,−du tarassut etmek taraş taraşlama taraşlamak taratış taratma taratmak tarator taravet taravetli tarayıcı tarayış taraz tarazlama tarazlamak tarazlanma tarazlanmak taraz taraz tarçın tarçınî tardiye taret tarh

2094

tarhana tarhana çorbası tarhanalık,−ğı tarh etmek tarhun tarık tarım tarımcı tarımcılık,−ğı tarım coğrafyası tarımsal tarif tarife tarifeli tarifesiz tarif etmek tariflendirme tariflendirmek tarifli tarifname tarifsiz tarih tarihçe tarihçi tarihçilik,−ği tarihî tarihî coğrafya

2095

tarihî eser tarihî film tarihî maddeci tarihî maddecilik,−ği tarihî roman tarihî tiyatro tarihlendirme tarihlendirmek tarihli tarih öncesi tarihsel tarihsel özdekçi tarihsel özdekçilik,−ği tarihsel roman tarihsiz tarih yanılgısı tarih yazarı tarik tarikat tarikatçı tarikatçılık,−ğı tariz tariz etmek tarla tarla faresi tarlakoz tarla kuşu

2096

tarla kuşugiller tarla sıçanı tarlatan tarla tump,−bu tarpan tarsin tarsin etmek Tarsus (ilçe) tart,−dı (kovma) tart (meyveli pasta) tartaklama tartaklamak tartaklanış tartaklanma tartaklanmak tartaklayış tartak martak tartarak yenme tartarat tartarik,−ği tartarik asit,−di tart etmek tartı tartıcı tartıl tartılı tartılış

2097

tartılma tartılmak tartım tartımlı tartısız tartış tartışılma tartışılmak tartışma tartışmacı tartışmak tartışmalı tartışmasız tartma tartmak tart suçu tarttırma tarttırmak tartura tarumar tarumar etmek tarumar olmak tarz tarziye tas tasa tasa etmek

2098

tasalanma tasalanmak tasalı tasallut tasallut etmek tasallüp,−bü tasannu,−u tasar tasar çizim tasar çizimci tasarı tasarı geometri tasarım tasarımcı tasarımlama tasarımlamak tasarımlı tasarlama tasarlamak tasarlanış tasarlanma tasarlanmak tasarlayış tasarruf tasarruf bonosu tasarruf etmek tasarruflu

2099

tasasız tasasızlık,−ğı tasasız olmak tasavvuf tasavvufî tasavvur tasavvur etmek tasdi,−i tasdik tasdik edilmek tasdik etmek tasdikli tasdikname tasdiksiz tasfiye tasfiyeci tasfiye etmek tasfiyehane tasgir tashih tashihikarar tashih etmek tasım tasımlama tasımlamak tasımsal tas kebabı

2100

taslak,−ğı taslama taslamak tasma tasmim tasmim etmek tasni,−i tasnif tasnif etmek tasnifleme tasniflemek tasrif tasrif etmek tasrih tasrih etmek tastamam tas tas tastir tastir etmek tasvip,−bi tasvip etmek tasvir tasvir etmek tasvirî tasvirî dil bilgisi taş taşak,−ğı

2101

taşaklı taş ekmek,−ği taş arabası taş bademi taş balığı taş baskı taş basmacı taş basması taş bebek,−ği taş bilimi taş bina taş böceği taşçı taşçıl taşçılık,−ğı taşçı tarağı taşçı ustası taş devri taş dolgu taş döşeme taşemen taşemengiller taşeron taşeronluk,−ğu taşıl taşıl bilimi taşıllaşma

2102

taşıllaşmak taşıllı taşım taşıma taşımacı taşımacılık,−ğı taşımak taşımalık,−ğı taşımlık,−ğı taşımsı taşınabilir taşınır taşınır değer taşınış taşınma taşınmak taşınmaz taşınmaz mal taşıntı taşırma taşırmak taşıt taşıtçı taşıtma taşıtmak taşıttırma taşıttırmak

2103

taşıyıcı taşıyış taşikardi taş iliği taş kalpli taş kalplilik,−ği Taşkent (şehir; ilçe) taşkın taşkınca taşkınlık,−ğı taşkıran çiçeği taşkırangiller taşkıran otu taş kömürü Taşköprü (ilçe) taş küre taşlama taşlamacı taşlamacılık,−ğı taşlamak taşlanma taşlanmak taşlanmış ipek,−ği taşlanmış kot taşlaşma taşlaşmak taşlatma

2104

taşlatmak taş levreği taşlı Taşlıçay (ilçe) taşlık,−ğı taşma taşmak taş mantarı taş nanesi taş ocağı Taşova (ilçe) taş pamuğu taş pudra taşra taşra ağzı taşralı taş sarımsağı taşsız taş tahta taş toprak,−ğı taş yağı taş yuvarı taş yürekli taş yüreklilik,−ği tat Tat tat alma duyusu

2105

tat alma organı tatar (posta sürücüsü) Tatar tatar ağası tatar arabası Tatar böreği Tatarca tatarcık,−ğı tatarcık humması Tatar çorbası tatarımsı (yarı pişmiş) Tatarımsı Tataristan tatarlaşmak tatarsı (yarı pişmiş) Tatarsı tatbik tatbikat tatbikatçı tatbik etmek tatbikî tatbik imzası tatbik mührü tatbilir tat duyusu

2106

tatil tatil etmek tatil köyü tatil olmak tatil yapmak tatlandırıcı tatlandırıcılı tatlandırma tatlandırmak tatlanma tatlanmak tatlı tatlı belâ tatlıca tatlıcı tatlıcılık,−ğı tatlı dil tatlı dilli tatlılaşma tatlılaşmak tatlılaştırma tatlılaştırmak tatlılı tatlılık,−ğı tatlılıkla tatlı limon tatlımsı

2107

tatlı sert tatlısı tuzlusu tatlı söz tatlı sözlü tatlı su tatlı su Frengi tatlı su gelinciği (balık) tatlı su ıstakozu tatlı su kayası (balık) tatlı su kefali tatlı su levreği tatlı sülümen tatlı tatlı tatma tatmak tatmin tatmin etmek tatminkâr tatmin olmak tatminsiz tatminsizlik,−ği tatsız tatsızlaşma tatsızlaşmak tatsızlık,−ğı tatsız tuzsuz

2108

tattırma tattırmak tatula Tatvan (ilçe) taun tav tava tava böreği tava ekmeği tavaf tavaf etmek tavalık,−ğı tavan tavan aralığı tavan arası tavan fiyatı tavan penceresi tavan süpürgesi Tavas (ilçe) tavassut tavassut etmek tavattun tavattun etmek tavazzuh tavazzuh etmek tavcı tavcılık,−ğı

2109

taverna tavernacı tavhane tavır,−vrı tavik,−kı taviz tavizci tavizcilik,−ği tavla tavlacı tavlama tavlamak tavlandırma tavlandırmak tavlanma tavlanmak tavlı tavsama tavsamak tavsatma tavsatmak tavsız tavsif tavsif etmek tavsiye tavsiye etmek tavsiyeli

2110

tavsiye mektubu tavsiyename tavsiyesiz tavşan tavşanağzı (renk) tavşan anahtarı tavşanayağı (bitki) tavşanbıyığı (bitki) tavşancı tavşancıl tavşancılık,−ğı tavşancıl otu tavşan dudağı tavşan eti tavşangiller tavşankanı (renk) tavşankulağı (bitki) Tavşanlı (ilçe) tavşanlık,−ğı tavşanmemesi (bitki) tavşan uykusu tavşan yürekli tavuk,−ğu tavukayağı (maymuncuk) tavuk balığı tavuk biti

2111

tavuk budu tavukçu tavukçuluk,−ğu tavuk döner tavuk eti tavukgiller tavukgöğsü (tatlı) tavukgötü (siğil) tavukkarası (hastalık) tavuk köftesi tavuk kümesi tavuklar tavuklu tavukpençesi (bitki) tavuk sarması tavuksular tavuk suyu tavuk yahni tavukyelpazesi (yemek) tavulga tavus tavus kuşu tavuskuyruğu (kusmuk) tavus tüyü

2112

tavus yeşili tavzif tavzif etmek tavzih tavzih etmek tay taya tayalık,−ğı taydaş tayf tayfa tayfölçer tayf ölçümü tayfun tayga taygeldi tayın tayın bedeli tayin tayin edilmek tayin etmek tayinli tayinsiz tayip,−bi taylak,−ğı taylama taylamak

2113

Taylorculuk,−ğu tayming tayt tay tay taytay arabası Tayvan Tayvanlı tayyar tayyare tayyareci tayyarecilik,−ği tayyetme tayyetmek tayyör tazallüm tazallüm etmek tazammun tazammun etmek tazarru,−u taze tazece taze fasulye tazeleme tazelemek tazelenme tazelenmek tazeleşme

2114

tazeleşmek tazelik,−ği taze para tazı tazıcı tazılaşma tazılaşmak tazim tazimat tazim etmek tazip,−bi taziye taziyet taziyetname taziz tazmin tazminat tazmin etmek tazyik tazyik etmek T cetveli teadül teakup,−bu teakup etmek teali teamül teamül hukuku

2115

tearuz teati teati etmek teatral,−li teavün tebaa tebahhur tebahhur etmek tebaiyet tebarüz tebarüz etmek tebcil tebcil etmek tebdil tebdil etmek tebdilihava tebeddül tebeddülât tebelleş tebelleş etmek tebelleş olmak tebellüğ tebellüğ etmek tebellür tebellür etmek teber teberli

2116

teberru,−u teberru etmek teberrük teberrüken teberrüz tebersiz tebessüm tebessüm etmek tebessümlü tebessümsüz tebeşir tebeşirleşme tebeşirli tebeşirsiz tebeyyün tebeyyün etmek tebligat tebliğ tebliğ etmek tebrik tebrik etmek tebriye tebriye etmek tebşir tebşir etmek tebyiz tebyiz etmek

2117

tecahül tecahül etmek tecahülüarif tecahülüarifane tecanüs tecavüz tecavüz etmek tecavüzkâr tecdit,−di teceddüt,−dü tecelli tecelli etmek tecemmu,−u tecennün tecennün etmek tecerrüt,−dü tecerrüt etmek tecessüm tecessüm etmek tecessüs tecezzi tecezzi etmek tecil tecil etmek tecim tecimen tecim evi

2118

tecrit,−di tecrit etmek tecrübe tecrübe etmek tecrübeli tecrübelilik,−ği tecrübesiz tecrübesizlik,−ği tecrübî tecvit,−di tecvitli tecviz tecviz etmek tecziye tecziye etmek teçhil teçhil etmek teçhiz teçhizat teçhiz etmek tedafüî tedahül tedai tedai etmek tedarik tedarikçi tedarikçilik,−ği

2119

tedarik etmek tedarikleme tedariklemek tedarikli tedariksiz tedavi tedavi etmek tedavi olmak tedavi uzmanı tedavül tedbir tedbirli tedbirsiz tedbirsizce tedbirsizlik,−ği tedenni tedenni etmek tedfin tedhiş tedhişçi tedhişçilik,−ği tedhişli tedhişsiz tedip,−bi tedip etmek tedirgin tedirgin etmek

2120

tedirginleşme tedirginleşmek tedirginlik,−ği tedirgin olmak tediye tediye emri tediye etmek tedricen tedricî tedriç,−ci tedris tedrisat tedvin tedvin etmek tedvir tedviren tedvir etmek teeddüp,−bü teeddüp etmek teehhül teehhül etmek teehhür teemmül teenni teessüf teessüf etmek teessür

2121

teessürat teessür etmek teessüs teessüs etmek teeyyüt,−dü teeyyüt etmek tef tefahhus tefahür tefarik,−ği tefavüt tefcir tefe tefeci tefecilik,−ği tefehhüm tefekkür tefeli Tefenni (ilçe) teferruat teferruatlı teferrüç,−cü teferrüt,−dü tefessüh tefessüh etmek tefeül tefevvuk

2122

tefevvuk etmek tefeyyüz tefeyyüz etmek tefhim teflon tefrik,−kı tefrika tefrika etmek tefrika roman tefrik etmek tefriş tefrişat tefriş etmek tefrit tefsir tefsir etmek teftih teftiş teftiş etmek teftiş heyeti teftiş kurulu teftiş raporu tefviz tegafül tegafül etmek teganni teganni etmek

2123

teğelti teğet teğmen teğmenlik,−ği tehacüm tehalüf tehalüf etmek tehalük tehalük etmek tehcir tehcir etmek tehdit,−di tehdit etmek tehditkâr tehditsiz tehevvür tehevvür etmek teheyyüç,−cü tehi tehir tehir etmek tehiriicra tehirli tehirsiz tehlike tehlikeli tehlikeli olmak

2124

tehlikesiz tehyiç,−ci tehyiç etmek tehzil tein teizm tek tekabül tekabül etmek tek adam tek adam gösterisi tekâlif tekâmül tekâmül etmek tek anlamlı tek anlamlılık,−ğı tekâpu tekâsüf tekâsüf etmek tekâsül tekaüdiye tekaüt,−dü tekaüt ikramiyesi tekaütlük,−ğü tekaüt maaşı tekaüt olmak tek başına

2125

tekbenci tekbencilik,−ği tek biçim tekbir tek çekirdekli tek çekirdekliler tek çenekli tek çenekliler tek çeneklilik,−ği tekçi tekçilik,−ği tek delikliler tekdir tekdir etmek tekdüze tekdüzeleşme tekdüzeleşmek tekdüzelik,−ği teke tekebbür teke dikeni tekeffül tekeffül etmek tekel tekel bayii tekelci tekelci anamalcılık,

2126

−ğı tekelcilik,−ği tekelleşme tekelleşmek tekelleştirme tekelleştirmek tekellüf tekellüm tekellüm etmek tekel maddesi tekemmül tekemmül etmek teker tekercik,−ği tekerçalar tekerçalarcı tek erkçi tek erkçilik,−ği tek erklik,−ği tekerlek,−ği tekerlekçi tekerlekçilik,−ği tekerlekli tekerlekli koltuk,−ğu tekerlekli sandalye tekerlek pabucu tekerleme

2127

tekerlemek tekerlenme tekerlenmek tekerli tekerrür tekerrür etmek teker teker tekesakalı (bitki) tekesemek tekessür tekessür etmek tek eşli tek eşlilik,−ği teke tek tek evli tek evlilik,−ği tekevvün tek fazlı tekfin tekfin etmek tekfir tekfur tekfurluk,−ğu tek heceli dil tek hücreli tekiden tekil

2128

tekillik,−ği tekin tekinsiz tekir Tekirdağ tekit,−di tekit etmek tekke Tekkeköy (ilçe) tek kişilik,−ği tekleme teklemek tekleşme tekleşmek tekli teklif teklif etmek teklifli teklifname teklifsiz teklifsizce teklifsiz konuşma teklifsizlik,−ği teklif tekellüf teklik,−ği teklik eki tek liste

2129

Tekman (ilçe) tekme tekmeleme tekmelemek tekmelenme tekmelenmek tekmil tekmil haberi tekmilleme tekmillemek tekne tekneci teknecilik,−ği tekne kazıntısı teknetyum teknik,−ği teknikçi teknik eğitim tekniker teknik lise teknik okul teknik öğretim teknik şartname teknik üniversite teknisyen teknokrasi teknokrat

2130

teknokratçılık,−ğı teknoloji teknolojik,−ği tek örnek,−ği tek parmaklılar tek partili tekrar tekraren tekrar etmek tekrarlama tekrarlamak tekrarlanma tekrarlanmak tekrarlatma tekrarlatmak tekrarlı tekrar tekrar tek renkli tekrir tek sayı tek seçici tek sesli tek seslilik,−ği teksif teksif etmek teksir teksir etmek

2131

teksir kâğıdı teksir makinesi tekst tekstil tekstilci tek tanrıcı tek tanrıcılık,−ğı tek tanrılı tek taraflı tektaş (yüzük) tek tek tek tırnak işareti tektonik,−ği tek tük tekvando tekvin tekvin etmek tek yanlı tek yönlü yol tek yumurta ikizi tekzip,−bi tekzip etmek tel telâ telâffuz telâffuz cihazı telâffuz etmek

2132

telâffuz organı telâfi telâfi etmek telâki telâkki telâkki edilmek telâkki etmek telâkki olunmak telâlama telâlamak telâş telâşe telâşe müdürü telâşe nazırı telâş etmek telâşlandırma telâşlandırmak telâşlanış telâşlanma telâşlanmak telâşlı telâşlılık,−ğı telâşlı telâşlı telâşsız telâşsızlık,−ğı telâtin telâtum etmek

2133

tel cambazı telcik,−ği tel çivi tel dikiş tel dokuma tel dolap,−bı telef telefat teleferik,−ği telef etmek telef olmak telefon telefoncu telefonculuk,−ğu telefon diplomasisi telefon direği telefon etmek telefon hattı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefonlaşma telefonlaşmak telefonometre telefon rehberi telefon santrali telefotografi

2134

telek,−ği telekart teleke telekız telekinezi telekomünikasyon telekonferans teleks teleksçi teleksçilik,−ği telem teleme teleme peyniri telemetre telemetri teleobjektif teleoloji telepati telepatik,−ği teleradar teles telesekreter telesime telesimek telesine telesinema telesiyej

2135

teleski teleskop,−bu teleskopik,−ği Teleüt Teleütçe televizyon televizyon alıcısı televizyon bandrolü televizyoncu televizyonculuk,−ğu televizyon filmi televizyon oyunu televizyon programı televizyon verici istasyonu televizyon yayını tel fırça telfin telgraf telgrafçı telgrafçılık,−ğı telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf teli telgraf üslûbu tel halat

2136

telhis telhisçi telhis etmek telif telif etmek telif hakkı tel'in tel'in etmek tel'in mitingi telis tel kadayıf tel kafes telkârî telkih telkin telkin etmek tel kurdu tel küf tel küflüce tellâk,−ğı tellâklık,−ğı tellâl tellâliye tellâllık,−ğı telleme tellemek tellendirme

2137

tellendirmek tellenme tellenmek telli telli balıkçıl tellice telli çalgılar telli duvaklı telli pullu telli turna tellür telmih telmihen telmih etmek tel örgü telsi telsiz telsiz bağlantısı telsizci telsizcilik,−ği telsiz telefon telsiz telgraf tel şehriye tel tel teltik,−ği teltikli teltiksiz

2138

telve telvis etmek telyazı (telgraf) tel zımba tem tema temadi temadi etmek temaruz temaruz etmek temas temas etmek temaşa temaşa etmek temaşa sanatı tematik,−ği temayül temayüz temayüz etmek tembel tembelce tembelhane tembelleşme tembelleşmek tembelleştirme tembelleştirmek tembellik,−ği

2139

tembellik etmek tembel tembel tembih tembihat tembih etmek tembihleme tembihlemek tembihlenme tembihlenmek tembihli tembul temcit,−di temdit,−di temdit etmek temeddüh temeddüh etmek temeddün temek,−ği temel temel atma temel bilimler temel cümle temel çivisi temel direği temel duruş temel duvarı temel eğitim

2140

temel haklar temel harf,−fi temel kazısı temellendirme temellendirmek temellenme temellenmek temelleşme temelleşmek temelleştirme temelleştirmek temelli temelli senatör temellük temel öğretim temel önerme temel sayı temelsiz temel taşı temel tümce temenna temennah temenni temenni etmek temerküz temerküz etmek temerküz kampı

2141

−ü temettü hissesi temevvüç.temerrüt.−dü temerrüt etmek temessül temettü.−cü temeyyüz temeyyüz etmek temhir temin teminat teminat akçesi teminatlı teminat mektubu teminat senedi teminatsız temin etmek temiz temiz kâğıdı temiz kan temizleme temizlemek temizleniş temizlenme temizlenmek temizletme temizletmek 2142 .

−ği temlik temlik etmek temlikname temmuz 2143 .−ği temkin temkinli temkinlice temkinli temkinli temkinsiz temkinsizlik.−ği temizlik görevlisi temizlik işçisi temizlik işleri temizlik malzemesi temizlik yapmak temiz pak temiz para temiz raporu temiz temiz temiz yürekli temiz yüreklilik.temizleyici temizleyiş temizlik.−ği temizlikçi temizlikçi kadın temizlikçilik.

tempo tempolu temposuz temren temrin temriye temsil temsilci temsilcilik.−bü tenasüpsüz tenazur tencere 2144 .−ği temsil etmek temsilî temsilî istiare temsilî resim.−smi temtek temyiz temyiz etmek temyiz mahkemesi ten tenafür tenakus tenakuz tenasüh tenasül tenasüp.

−ği tenekeleme tenekelemek teneke mahallesi teneşir teneşir horozu teneşir kargası teneşirlik.−ği teneşir tahtası tenevvü.tender tendürüst teneffüs teneffüs etmek teneffüshane teneke tenekeci tenekecilik.−ü tenevvür tenevvür etmek tenezzüh tenezzül tenezzül etmek ten fanilâsı tenha tenhaca tenhalaşma tenhalaşmak 2145 .

−ği tenkit etmek tenkitli tenkiye tennure tenor tenor saksafon ten rengi tensik tensikat tensik etmek tensil tensip.−di tenkitçi tenkitçilik.−bi tensip etmek tente 2146 .−ğı tenis tenisçi tenis kortu tenkıye tenkidî tenkil tenkis tenkisat tenkis etmek tenkit.tenhalık.

−ğu teoloji teorem teori 2147 .tenteli tentene tenteneli tentenesiz tentesiz tentür tentürdiyot.−ği teolog.−du tenvir tenvirat tenvirat tanzifat vergisi tenvir etmek tenya tenzih tenzih etmek tenzil tenzilât tenzilâtlı tenzilâtsız tenzilât yapmak tenzil etmek teogoni teokrasi teokratik.

−ği tepeden tırnağa tepegöz tepegözler tepe lâmbası tepeleme tepelemek tepelenme tepelenmek tepeletme tepeletmek tepeli tepeli akbaba tepeli bülbül tepeli dalgıç.teorik.−cı tepeli deve kuşu tepeli deve kuşugiller 2148 .−ği tepeden inme tepeden inmeci tepeden inmecilik.−ği teorisyen tepe tepe açısı tepe aşağı tepebaşı (giysi) tepe camı tepecik.

tepeli horoz tepelik.−ği tepeli köstebek.−ği tepeli patka tepeli tarla kuşu tepeli tavuk.−ğu tepeli tavukgiller tepeli toygar tepesiz tepetakla tepetaklak tepe tomurcuğu tepe üstü tephir tephirhane tepi tepik.−ği tepikleme tepiklemek tepilme tepilmek tepindirme tepindirmek tepiniş tepinme tepinmek tepir 2149 .

tepirleme tepirlemek tepiş tepişme tepişmek tepke tepki tepkili tepkili uçak.−ğı tepkime tepkimek tepkin tepkinlik.−ği tepme tepmek tepme keçe tepserme tepsermek tepsi ter terakki terakki etmek terakkiperver 2150 .−ği tepkisel tepkisel davranış tepkisiz tepkisizlik.

teraküm teraküm etmek terane terapi terapist teras terasa teraslama teraslamak teraslanma teraslanmak teravi teravih teravi namazı terazi Terazi (burç) terazileme terazilemek ter bezi terbi.−i terbiye terbiyeci terbiye etmek terbiyeleme terbiyelemek terbiyeli terbiyeli çorba 2151 .

−ği terbiyeli terbiyeli terbiyesiz terbiyesizce terbiyesizleşme terbiyesizleşmek terbiyesizlik.−ği terbiyesizlik etmek terbiyevî terbiyum Tercan (ilçe) tercih tercihan tercihane tercih etmek terciibent.−li tercüme yapmak tere terebentin tereci 2152 .terbiyeli köfte terbiyelilik.−ğı tercüman olmak tercüme tercüme etmek tercümeihâl.−di tercüman tercümanlık.

−bü terettüp etmek tereyağı terfi.−dü tereddüt etmek tereddütlü tereddütsüz terek.−i terfian terfi etmek terfih terfih etmek terfik 2153 .−bü teressüp etmek terettüp.tereddi tereddi etmek tereddüt.−ği tereke terekküp.−bü terekküp etmek terekküp tarzı terelelli terementi terennüm terennüm etmek teres teressüp.

−di terkin terkin etmek terkip.terfik etmek tergal.−li terhin terhin etmek terhis terhis edilmek terhis etmek terhis olmak terhis olunmak terilen terim terk terk edilmek terk etmek terki terkibî terkibibent.−bi terkip etmek terkiphane terleme terlemek terletici terletme terletmek 2154 .

−ği termoelektrik.−ği termikleştirme termikleştirmek termik santral.−ği terliksi termal.−ği termoelektrik çifti termoelektrik maşa termoelektrik pil termofor termokimya termometre 2155 .−ği terlikçi terlikçilik.−li terminal.terleyiş terli terlik.−li terminoloji termit termitler termiye termodinamik.−li Termal (ilçe) terme Terme (ilçe) termik.

termonükleer termoplâst termos termosfer termosifon termostat termoterapi terorist terorizm terör terörcü terörcülük.−ğü ters ters açı tersane tersane kethüdası tersaneli tersane sergisi tersbeşik.−ği (spor) ters evirme tersi tersim tersine tersinir tersinirlik.−ği tersinme tersinmek 2156 .

−bi tertipçi tertip etmek tertipleme tertiplemek tertiplenme tertiplenmek tertipleyici tertipli tertiplilik.−ği ters pers ters repo ters ters ters türs ters yüz tertemiz ter ter tertibat tertip.−ği 2157 .tersin tersin tersiyer tersleme terslemek terslenme terslenmek tersleşme tersleşmek terslik.

−bü tesanüt.−dü tescil tescil etmek tescilli tescilsiz teselli teselli etmek teselli mükâfatı 2158 .tertipsiz tertipsizlik.−ği tesadüf tesadüfen tesadüf etmek tesadüfî tesahup.−bu tesahup etmek tesalüp.−ği terütaze terviç.−ci terviç etmek terzi terzi çırağı terzihane terzi kalfası terzil terzil etmek terzilik.

tesellisiz tesellüm teselsül teselsül etmek tesettür tesettür etmek tesettürlü tesettür mağazası tesettür modası teseyyüp.−bü teshil teshil etmek teshin teshin etmek teshir teshir etmek tesir tesir etmek tesirli tesirsiz tesis tesisat tesisatçı tesisatçılık.−ğı tesis etmek tesisler bütünü tes'it.−di 2159 .

tes'it etmek teskere (sedye) teskin teskin etmek teslim teslimat teslim bayrağı teslimatçı teslim etmek teslimiyet teslimiyetçi teslim olmak teslim taşı teslim tesellüm teslis tesmiye tesmiye etmek tespih tespih ağacı tespih ağacıgiller tespih böceği tespih böcekleri tespih çalısı tespihçi tespihçilik.−ği tespihli tespihli silme 2160 .

−ği tesviye etmek tesviye ruhu 2161 .−i tesri etmek test testere testere balığı testere balığıgiller testere çaprazı testereleme testerelemek testereli testi testici testicilik.−di tesviye tesviye aleti tesviyeci tesviyecilik.tespit tespit etmek tesri.−ği testi kabağı testi kebabı testilik.−ği testis testosteron tesvit.

−di teşebbüs teşebbüs etmek teşehhüt.teşbih teşbih etmek teşbih yapmak teşci.−ği teşhir etmek teşhis teşhis etmek teşhis ve intak teşkil teşkilât teşkilâtçı 2162 .−i teşci etmek teşdit.−dü teşehhüt miktarı teşekkül teşekkül etmek teşekkür teşekkür etmek teşerrüf teşerrüf etmek teşevvüş teşhir teşhirci teşhircilik.

−ğı teşkil etmek teşmil teşmil etmek teşne teşne olmak teşri.teşkilâtçılık.−ğı Teşkilâtıesasiye Kanunu teşkilâtlandırılma teşkilâtlandırılmak teşkilâtlandırma teşkilâtlandırmak teşkilâtlanma teşkilâtlanmak teşkilâtlı teşkilâtsız teşkilâtsızlık.−i teşrif teşrifat teşrifatçı teşrifatçılık.−ğı teşrif etmek teşrih teşrih etmek teşrihhane teşriî 2163 .

−u tetebbu etmek tetik.−i teşyi etmek tetabuk tetabuk etmek tetanos tetebbu.−ği 2164 .teşriî kuvvet teşriî masuniyet teşrik teşrikimesai teşri kuvveti teşrin teşrinievvel teşrinisani teşt teşvik teşvikçi teşvik etmek teşvikkâr teşviş teşyi.−ği tetikçi tetikçilik.−ği tetikleşme tetikleşmek tetiklik.

tetir tetkik tetkikat tetkik etmek tevabi.−i tevafuk tevahhuş tevahhuş etmek tevakki tevakki etmek tevakkuf tevakkuf etmek tevakkuf mahalli tevali tevali etmek tevarüs tevarüs etmek tevatür tevazu.−u tevazulu tevazün tevbih tevcih tevcih etmek tevdi.−i tevdi etmek tevdiat 2165 .

−ü tevessü etmek tevessül tevessül etmek tevettür tevfikan tevhit.teveccüh teveccüh etmek tevehhüm tevek.−ği tevekkel tevekkeli tevekkül tevekkül etmek tevekleme teveklemek tevellüt.−di tevhit ehli tevhit etmek tevil tevil etmek tevki.−dü tevellütlü teverrüm teverrüm etmek tevessü.−i tevkici 2166 .

−i tevsi etmek tevsik tevsik etmek tevşih tevzi.tevkif tevkif etmek tevkifhane tevkil tevkil etmek tevlit.−i tevziat tevzi bürosu tevzi etmek teyakkuz teyel teyel ipliği teyelleme teyellemek teyellenme teyellenmek teyelli 2167 .−di tevlit etmek tevliyet Tevrat tevriye tevsi.

−di teyit etmek teyp.−ği tezekkür tezekkür etmek tezelden tezellül tezelzül tezene tezevvüç.−dü tezayüt etmek tez beri tez canlı tezce tezek.teyel yapmak teyemmüm teyit.−bi teyze teyzezade tez tezahür tezahürat tezahür etmek tezat.−dı tezatlı tezayüt.−cü tezevvüç etmek 2168 .

−ğı tezgâhtarlık etmek tezhip.−ğu tezleme tezlemek tezleşme tezleşmek tezleştirme tezleştirmek tezli 2169 .−bi tezhipçi tezkere tezkereci tezkire tezkireci tezkiye tezkiyesi bozuk.−ğı tezgâhlama tezgâhlamak tezgâhlanma tezgâhlanmak tezgâh mengenesi tezgâhtar tezgâhtar ağzı tezgâhtarlık.tezgâh tezgâhçı tezgâhçılık.

−di tezyit etmek think−tank tıbben tıbbî tıbbiye tıbbiyeli tıfıl tıgala tığ tığlık.−ğı tıka basa 2170 .−kti tezvir tezvirat tezyif tezyif etmek tezyifkâr tezyin tezyinat tezyin etmek tezyinî tezyinî sanat tezyit.−ği tezlik eylemi tezlik fiili tezpişti tez vakit.tezlik.

tıkaç.−ğı tıkanma tıkanmak tıkatma tıkatmak tıkılma tıkılmak tıkım tıkımlanma tıkımlanmak tıkınma tıkınmak tıkır tıkırdama tıkırdamak 2171 .−cı tıkaçlama tıkaçlamak tıkaçlanma tıkaçlanmak tıkaçlı tıkaçsız tıkalı tıkama tıkamak tıkamalı tıkanık.−ğı tıkanıklık.

−ğı 2172 .−ğı tıkışma tıkışmak tıkış tıkış tıkıştırma tıkıştırmak tıkız tıkızlaşma tıkızlaşmak tıkızlık.−ğı tıklama tıklamak tıklatma tıklatmak tıklım tıklım tıkma tıkmak tıknaz tıknazlık.tıkırdatma tıkırdatmak tıkırtı tıkır tıkır tıkışık tıkışıklık.−ğı tıknefes tıknefeslik.−ği tıksırık.

tıksırıklı tıksırma tıksırmak tık tık tılsım tılsımlı tımar tımarcı tımar etmek tımarhane tımarhane kaçkını tımarhanelik.−ği tımarlama tımarlamak tımarlı tımtıkız tın tınaz tınaz makinesi tıngadak tıngıldama tıngıldamak tıngıldatma tıngıldatmak tıngır tıngırdama tıngırdamak 2173 .

tıngırdatma tıngırdatmak tıngır mıngır tıngırtı tıngır tıngır tını tınlama tınlamak tınlaşım tınlatıcı tınma tınmak tınmaz melâike tınnet tın tın tıntın tıp.−bbı tıpa tıpalama tıpalamak tıpalanma tıpalanmak tıpalı tıpasız tıpatıp Tıp Bayramı tıpırdama 2174 .

−ğı tıraş tıraş bıçağı tıraşçı tıraş etmek tıraş fırçası tıraş köpüğü tıraş kremi tıraşlama tıraşlamak 2175 .tıpırdamak tıpırdatma tıpırdatmak tıpırtı tıpır tıpır tıpışlama tıpışlamak tıpış tıpış tıpı tıpına tıpkı tıpkıbasım tıpkıçekim tıpkısı tıp tıp tır tırabzan tırabzan babası tırak.

tıraşlanma tıraşlanmak tıraşlı tıraş losyonu tıraş makinesi tıraş olmak tıraş sabunu tıraşsız tıraş tası tırhallı tırık tırık tırak tırıl tırıllama tırıllamak tırınk tırıs tırıs tırıs tırkaz tırkazlama tırkazlamak tırkızlanma tırkızlanmak tırkızlatma tırkızlatmak tırmalama tırmalamak 2176 .

−ğı tırmıklama tırmıklamak tırmıklanma tırmıklanmak tırnak.tırmananlar tırmanıcılar tırmalanma tırmalanmak tırmanıcı tırmanış tırmanma tırmanmak tırmanma şeridi tırmık.−ğı tırnak besleyicisi tırnakçı tırnakçılık.−ğı tırnak derisi tırnak işareti tırnak kemiği tırnaklama tırnaklamak tırnaklanma tırnaklanmak tırnaklatma tırnaklatmak 2177 .

−ğı tırnak makası tırnaksı tırnaksı kemik.−ğı tırtıkçı tırtıkçılık.tırnaklı tırnaklık.−ği tırnak yeri tırpan tırpana tırpancı tırpanlama tırpanlamak tırpanlanma tırpanlanmak tırpanlatma tırpanlatmak tırsma tırsmak tırtık.−ğı tırtıklama tırtıklamak tırtıklanma tırtıklanmak tırtıklatma tırtıklatmak tırtıklı 2178 .

−ğı tırtılsı tırtır tıs tıslama tıslamak tıslayış tıynet tıynetsiz ti tiabendazol.tırtık tırtık tırtıl tırtıl çekme tırtıllanma tırtıllanmak tırtıllı tırtıllı bıçak.−lü Tibet Tibetçe Tibetli Tibet öküzü Tibet sığırı ti borusu Ticanî Ticanîlik.−ği ticaret ticaret ataşesi 2179 .

ticaret borsası ticaret coğrafyası ticaret filosu ticaretgâh ticaret gemisi ticaret gemileri ticarethane Ticaret Hukuku ticaret işletmesi Ticaret Kanunu ticaret limanı ticaret mahkemesi ticaret merkezi ticaret odası ticaret sicili ticarî ticarî ataşe ticarî dava ticarîleşme ticarîleşmek ticarî tüketim ticarî unvan tifdruk.−ği tiftik keçisi tiftiklenme 2180 .−ğu tifo tiftik.

−ği tikel önerme tiksindirici tiksindirme tiksindirmek tiksinilme tiksinilmek tiksiniş tiksinme tiksinmek tiksinti tik tak tilâvet tilki tilkikuyruğu (bitki) tilkileşme tilkileşmek 2181 .tiftiklenmek tiftik tiftik tiftme tiftmek tifüs ti işareti tik tik ağacı tike tikel tikellik.

−ği tipileme tipilemek tipleme tiplemek tipleşme tipleşmek tipleştirme 2182 .−li timüs tin tiner tinsel tinselcilik.tilkilik.−li timsah timsahlar timsal.−ği tin tin tip tipi tipili tipik.−ği tilki uykusu tilki üzümü tilmiz tilmizlik.−ği tim timbal.

−ği tipolojik tasnif tiraj tiramola tiran tirat.−dı tirbuşon tire Tire (ilçe) Tirebolu (ilçe) tirendaz tirfil tirfillenme tirfillenmek tirhandil tirhos tirildeme tirildemek tiril tiril tirit.tipleştirmek tipo tipocu tipografi tipografya tipoloji tipolojik.−di tiritlenme 2183 .

−di tirokalsitonin tiroksin tirpidin tirpit tirpitil tirsi tirşe tirşe gözlü tirşeleşme tirşeleşmek tirşemsi tir tir tiryak tiryaki tiryakilik.tiritlenmek tiritleşme tiritleşmek tiriz tirle tirlin tiroit.−ği tişört titan titiz titizce titizlenme 2184 .

titizlenmek titizleşme titizleşmek titizlik.−ği titrem titreme titremek titremleme titremlemek titreşim titreşimli titreşimsiz titreşme titreşmek titreştirme titreştirmek titrete titrete titretiş titretme 2185 .−ğı titrekleşme titrekleşmek titreklik.−ği titizlikle titr titre etmek titrek.−ği titrek kavak.

titretmek titreyiş tiyatro tiyatrocu tiyatroculuk.−ğu tiyatrolaştırma tiyatrolaştırmak tiz tizleşme tizleşmek Togo Togolu toğrul Tohar Toharca toht tohum tohumcu tohumculuk.−ğu tohum kargası tohumlama tohumlamak tohumlanma tohumlanmak tohumlu tohumlu bitkiler tohumluk.−ğu 2186 .

−dı Tokat tokatçı tokatçılık.−ğu tokmak.tohum zarı tok toka tokaç.−cı tokaçlama tokaçlamak tokaçlanma tokaçlanmak toka etmek tokalaşma tokalaşmak tokalı tokat.−ğı tokmakbaş (balık) tokmakçı 2187 .−ğı tokatlama tokatlamak tokatlanma tokatlanmak tok gözlü tok gözlülük.−ğü toklu tokluk.

tokmaklama tokmaklamak tokmak ucunda toksikolog.−ğu toksikoloji toksikoman toksikomani toksin tok sözlü tok sözlülük.−cu tokurdama tokurdamak tokurdatma tokurdatmak tokurtu tokuş tokuşma tokuşmak tokuşturma tokuşturmak tokuz tokyo tol tolerans toleranslı 2188 .−ğü tok tok tokuç.

−ğı tolga tolgalı tolgasız tolkşov tolkşovcu tolüen tomahavk tomak.−ğı tombaz tombik.−ğı tomar Tomarza (ilçe) tombak.−ğı tombalak.toleranssız toleranssızlık.−ği tombilika tombilya tombul tombulca tombullaşma tombullaşmak 2189 .−ğı tombala tombalacı tombalacılık.−ği tombil tombilik.

tombulluk.−ğu tomruklama tomruklamak tomruklanma tomruklanmak tomurcuk.−ği tonilâto tonilâtoluk.−ğu tonluk.−ğu tomurcuklanma tomurcuklanmak tomurma tomurmak ton tonaj tonalite ton balığı toner tonga tonik.−ğu tomografi tomruk.−ğu tonlulaşma tonlu ünsüz tonlu vurgu tonmayster tonoz 2190 .

−ğı topallama topallamak topallayış topallık.−cı topaççı top ağaç.−cı topak.−ğı top altı top arabası 2191 .−ğı topaklama topaklamak topaklanma topaklanmak topaklaşma topaklaşmak topaklaştırma topaklaştırmak topak topak topal topalak.tonsuzlaşma tonsuz ünsüz tonton Tonya (ilçe) Tonya yağı top topaç.

−ği top kandil topla 2192 .−ğu top etmek tophane Tophane topik.−ğı top çam topçeker topçu topçuluk.toparlacık.−ğı toparlakça toparlak hesap.−bı toparlak rakam toparlak sayı toparlama toparlamak toparlanış toparlanma toparlanmak toparlayıcı krem topatan top atımı topaz topbaş (bitki) topbaş balık.−ğı toparlak.

toplaç.−ğı toplanılma toplanılmak toplanış toplanma toplanmak toplantı toplantı salonu toplantı yeri toplardamar toplaşma toplaşmak toplatılma toplatılmak toplatma toplatmak toplattırma toplattırmak toplayış toplu 2193 .−cı toplam toplama toplama işareti toplamak toplama kampı toplanan toplanık.

−ği toplum bilimi toplum bilimsel toplumcu toplumcu gerçekçi toplumcu gerçekçilik.−ği toplumculuk.toplu akın toplu bilet topluca toplu çalışma toplu durum toplu görüşme toplu iğne toplu iş sözleşmesi toplu konut topluluk.−ğu toplumdaş toplum dışı toplum dil bilimi 2194 .−ğu topluluk adı topluluk eki topluluk ismi topluluk sayısı toplum toplum bilimci toplum bilimcilik.

toplum felsefesi toplum içincilik.−ği toplumlar arası toplumlaşma toplumlaşmak toplumlaştırma toplumlaştırmak toplum polisi toplumsal toplumsal bilim toplumsal bunalım toplumsal bütünleşme toplumsal çözülme toplumsal davranış toplumsal dayanışma toplumsal değer toplumsal değişme toplumsal denge toplumsal farklılaşma toplumsal gelişme toplumsal ilişki toplumsallaşma toplumsallaşmak toplumsallaştırma 2195 .

−ğı toplu yarış top mermisi topoğraf topoğrafik.−ği topoğrafik harita topoğrafya topoğrafya haritası topoloji topolojik.−ğı toprak altı toprakbastı toprak bilimci 2196 .toplumsallaştırmak toplumsal ruh bilimi toplumsal sınıflar toplumsal yapı toplumsal yardım toplum yapısı toplu savunma toplu sözleşme toplu tabanca toplu tartışma toplu taşıma toplu taşımacılık.−ği toponim top patlıcan toprak.

toprak bilimi toprak boya toprakçıl toprak çimento toprak hukuku toprak kayması toprak köleliği toprak kölesi topraklama topraklamak topraklandırma topraklandırmak topraklaşma topraklaşmak topraklı toprak rengi topraksı toprak sıçanı topraksız top sağır top sakal top sakallı top sürme toptan toptancı toptancılık.−ğı top tekniği 2197 .

−ğu topuk demiri topukdöven topuk kemiği topuklama topuklamak topuklu topuksuz topur toput topu topu topuz topuzlu topuzlu kilit.top tüfek.−di topyekûn top zambak.−ğı tor torak.−ğı toraman torba torba çay torba kadro torbalama torbalamak torbalanma torbalanmak 2198 .−ği topuk.

−ğı torluk.−ği torlak.−ğu torna tornacı tornacılık.−ğı tornado tornalama tornalamak tornalanma tornalanmak tornalatma tornalatmak tornalı tornavida tornet tornistan tornistan etmek torpido torpidobot torpido gözü torpil 2199 .torbalı Torbalı (ilçe) torba yoğurdu toreador torero torik.

torpil balığı torpilci torpilcilik.−ği torpilleme torpillemek torpillenme torpillenmek torpilli tortop tortu tortul tortulanma tortulanmak tortulaşma tortulaşmak tortul bilimi tortullaşma tortullaşmak tortulu Tortum (ilçe) tortusuz Torul (ilçe) torum torun toryum tos tosbağa 2200 .

toslama toslamak toslaşma toslaşmak tost tostçu tostçuluk.−ğu tost ekmeği tost makinesi tostoparlak.−ğu Tosya (ilçe) total.−ğı tosun tosuncuk.−ği totemizm toto toy toyaka toyca toycu toydan toyga toyga çorbası 2201 .−li totalitarizm totaliter totem totemcilik.

−ğu toyluk etmek toynak.−ğu tozma 2202 .toygar toygiller toyluk.−ğı toynaklılar toz toz ağacı tozan tozarma tozarmak toz bezi toz boya toz bulutu toz duman toz etmek toz fırçası tozkoparan tozlanma tozlanmak tozlaşma tozlaşmak tozlaştırma tozlaştırmak tozlu tozluk.

−ğı tozuma tozumak tozuntu tozuta tozuta tozutma tozutmak töhmet töhmetlendirme töhmetlendirmek töhmetli tökezleme tökezlemek tökezlenme tökezlenmek tömbeki tör töre töre bilimi töreci töre dışı töre dışıcılık.tozmak toz olmak tozpembe toz sabun toz şeker toz toprak.−ğı 2203 .

−ğı törpü törpüleme törpülemek törpülenme törpülenmek törpülü tös töskürme töskürmek töskürtme töskürtmek töskürü tövbe tövbe ayları tövbe etmek 2204 .törel törelcilik.−ği törelsiz tören tören düzeni törenli törensel töresel töretanımaz töretanımazlık.−ği töreli törellik.

−ği trajikleşme 2205 .−ği trafik akımı trafik akışı trafikçi trafik işaretleri trafik lâmbası trafik müfettişi trafik şeridi trafo tragedya trahom trajedi trajik.−ğü tözel Trabzon Trabzon ekmeği Trabzon hurması Trabzon yağı tradisyon tradisyonel trafik.tövbe istiğfar etmek tövbekâr tövbekâr olmak tövbeli töz tözcülük.

trajikleşmek trajikomedi trajikomik.−ği trake trakeliler trakit traksiyon traktör traktörcü trakunya Trakya trampa trampet trampetçi trampetçilik.−ği tramplen tramvay tramvay hattı trança trans transandantal.−ği transseksüel transfer transfigürasyon transformasyon 2206 .−li transandantalizm transatlantik.

transformatör transformizm transfüzyon transistor transit transkripsiyon transliterasyon transmisyon transparan transplântasyon transport tranş trap trapez trapezci tras trata travers traverten travesti travma travmatoloji tre tremolit tren trençkot trençkotlu 2207 .

−ği triko trikosefal.−ği trişin triton trityum Troçkici 2208 .−li trikotaj trikotajcı trikotajcılık.−ği trilyonluk.−ğu trinketa trio tripleks tripoli triportör triptik.−di treyler trias tribün triftong trigonometri trigonometrik.trent.−ğı triloji trilyon trilyoner trilyonerlik.

−ği trok trol.−lü trolcü troleybüs trombon tromboncu tromp.−ği tropika tropikal.Troçkicilik.−ğı tropikal orman tropik kuşu tropizm troplar troposfer trotinet trotuvar troyka tröst truakar 2209 .−li tropikal bitki tropikal bölge tropikal iklim tropikal kuşak.−bu trompet trompetçi tropik.

−ği tugay tuğ tuğamiral.−ğı tuğcu tuğgeneral.−ğı tuğla harmanı tuğla oyunu tuğlu tuğra tuğrakeş 2210 .−li tuğamirallik.−li tuğgenerallik.−ği tuğla tuğlacı tuğlacılık.trubadur trup trük tuba Tuba tubeless tufan Tufanbeyli (ilçe) tufeylî tufeylîlik.−ği tuğbay tuğbaylık.

tuğrakeşlik.−ği tuhafiye dükkânı tuhaflaşma tuhaflaşmak tuhaflık.−ği tuğralı tuğrik.−u tulûat tulûatçı tulûatçılık.−ğı tuhaflık etmek tuhaf olmak tukan tukangiller tul.−lü tulânî tul derecesi tulû.−ği tuğyan tuh tuhaf tuhafiye tuhafiyeci tuhafiyecilik.−ğı tulûat tiyatrosu tulûat yapmak tuluk.−ğu 2211 .

tulum tulumba tulumbacı tulumbacılık.−ğu tulumlular tulum peyniri tulumsu tulumsular tulup.−ğu tumturak tumturaklı tun Tunceli'yi tunç.−bu tulyum tumağı tuman tumba tumbadız tumba etmek tumşuk.−cu tunç bilekli tunç kafiye 2212 .−ğı tulumba kolu tulumba tatlısı tulumcu tulumcuk.

tunçlama tunçlamak tunçlaşma tunçlaşmak tunçlaştırma tunçlaştırmak tundra tungsten Tunguz Tunguzca tun tun Tunus Tunuslu tur tura turaç.−ğı turbo turfa 2213 .−ğı Turanî Turanlı turba turbalık.−cı turalama turalamak Turan Turancı Turancılık.

−ğı turfanda meyvecilik.−ği turfa olmak turgay turgor Turgutlu (ilçe) Turhal (ilçe) turist turistik.turfalama turfalamak turfanda turfandacı turfandacılık.−ği turlama turlamak turmalin turna turnaayağı (bitki) turna balığı turnacı 2214 .−ğı turfandalık.−ği turizm turizmci turizmcilik.−ği turfanda sebzecilik.

−lü turnusol boyası turnusol kâğıdı turnuva tur operatörü turp turp filizi turpgiller turp otu turp salatası turşu turşu balığı turşucu turşucu dükkânı turşuculuk.−ğu turşulaşma turşulaşmak turşuluk.−ğu 2215 .turnagagası (bitki) turnageçidi (fırtına) turnagiller turnagözü (renk) turna katarı turna kırı (renk) turne turnike turno turnusol.

−cı tutamaçlı tutamak.−cı tutak.−cu turunçgiller tuş tuşe tuşe etmek tuşlama tuşlamak Tut (ilçe) tutacak.−ğı tutamaksız tutamlama tutamlamak tutamlık.−ğı tutaç.turşu olmak turşu suyu turşu yapmak turta turuncu turunculaşma turunculaşmak turunç.−ğı Tutak (ilçe) tutam tutamaç.−ğı 2216 .

−ğı tutarık.tutam tutam tutanak.−ğı tutarsız tutarsızlık.−ğı tutkal tutkalcı tutkalcılık.−ğı tutarlı tutarlık.−ğu tutma 2217 .−ğı tutar tutarak.−ğı tutkallama tutkallamak tutkallanma tutkallanmak tutkallı tutkalsız tutkal şerbeti tutku tutkulaşma tutkulaşmak tutkulu tutkun tutkunluk.−ğı tutarlılık.

−ğı tutsak pazarı tutturabildiğine tutturaç.−cı tutmak tutmalık.tutmaç.−ğı tutsaklık.−ğı tutsak.−cı tutturma tutturmak tutturmalık.−ğu tutuk evi tutuklama tutuklamak tutuklanış tutuklanma tutuklanmak tutuklatma tutuklatmak 2218 .−ğu tutuk.−cı tutturgaç.−ğı tutturuş tutu tutucu tutuculaşma tutuculaşmak tutuculuk.

−ğı tutulmuş tutulmuş para tutulu tutulum tutuluş tutum tutumlu tutumluluk.tutuklu tutukluk.−ğu tutuksuz tutulma tutulmak tutulmaz tutulmazlık.−ğu tutuş tutuşma tutuşmak tutuşturma tutuşturmak 2219 .−ğu tutunma tutunmak tutunuş tuturuk.−ğu tutukluluk.−ğu tutumsuz tutumsuzluk.

−ğı tuzaklama tuzaklamak tuzaklanma tuzaklanmak tuzaklı tuzcu tuzcul tuzla Tuzla (ilçe) tuzlak.tutya Tuva Tuvaca tuval.−li tuvalet tuvaletçi tuvalet ispirtosu tuvalet kâğıdı tuvalet masası tuvalet sabunu tuvalet takımı tuyuğ tuz tuzak.−ğı tuzlama tuzlamak tuzlanma 2220 .

−ği tüfekhane tüfeklik.−ğu Tuzlukçu (ilçe) tuzlu kek tuzluluk.−ği tüfekçi tüfekçilik.−ği 2221 .tuzlanmak tuzlayış tuzlu tuzlu balgam Tuzluca (ilçe) tuzluk.−ği tüh tükenik.−ğı tüf tüfek.−ğu tuz ruhu tuzsuz tuzu kuru tüberkülin tüberkülin testi tüberküloz tüccar tüccarlaşma tüccarlaşmak tüccarlık.

−ği tükenmişlik.−ğü tükürük bezleri tükürük hokkası tükürükleme tükürüklemek tükürüklenme tükürüklenmek tükürük otu tül tülbent.−di tülbentçi tüllenme tüllenmek 2222 .tükeniş tükenme tükenmek tükenmez tükenmez kalem tükenmezlik.−ği tüketici tüketici sayacı tüketim tüketme tüketmek tükürme tükürmek tükürük.

−ği tüm başkalaşma tüm başlılar tümbek tüm cahil tümce tümcemsi tümden tümden gelim tümel tümel kavram tümeller tümel önerme tümen tümen tümen tüme varım tümgeneral.−li tümamirallik.−ği tüm kirpikliler tümleç.−li tümgenerallik.tülü tüm tümamiral.−ci tümleme tümlemek tümlenme tümlenmek 2223 .

−ği tünekleme tüneklemek tünel tüneme tünemek tünmek tüp 2224 .−ğı tümür tün tünaydın tünek.−ği tümsekleşme tümsekleşmek tümsekli tümselme tümselmek tüm tanrıcı tüm tanrıcılık.tümler tümler açı tümör tümörlenme tümörlenmek tümörleşme tümörleşmek tüm sayı tümsek.

−ğü tür türap.−ği tüpçü tüpçülük.−bı türban türbe türbedar türbe eriği türbin türbülâns türdeş türdeşlik.tüp bebek.−di tüpleme tüplemek tüplü tüplük.−ğü tüp gaz tüp geçit.−ği türe türedi türel türeme türemek türeme ünlü türeme ünsüz türemiş 2225 .

−ğü Türkeli'ni (ilçe) Türkî Türkistan 2226 .türemiş fiil türemiş isim.−smi türemiş kelime türemiş sıfat türemiş zarf türetici türetme türetme eki türetmek türev türeyiş Türk Türk aksağı Türk biberi Türkçe Türkçeci Türkçecilik.−ği Türkçeleşme Türkçeleşmek Türkçeleştirme Türkçeleştirmek Türkçesi Türkçü Türkçülük.

−ğu Türkoloji türkuaz türkuaz yeşili türkü türkücü türkücülük.−ğü türküleme 2227 .−ğü Türklük bilgisi Türkmen Türkmence Türkmenistan Türk meşesi Türkoğlu'nu (ilçe) Türkolog.Türkistanlı Türkiyat Türkiye Türkiye Türkçesi Türk kahvesi Türkkâri türkkıyması (sünger) türkkupası (sünger) Türkleşme Türkleşmek Türkleştirme Türkleştirmek Türklük.

−ğü 2228 .−ğü türüz otu tütme tütmek tütsü tütsü gözü tütsüleme tütsülemek tütsülenme tütsülenmek tütsülü tütsülük.−ğü tütsü yapmak tüttürme tüttürmek tütün tütün balığı tütüncü tütüncülük.türkülemek türküleşme türküleşmek türküleştirme türküleştirmek türlü türlü türlü türüm türümcülük.

−ğü tütün rengi tüvana tüveyç.−di tüy tüy ağırlık.tütünlük.−ci tüvit.−ğu tüze tüzel tüzel kişi 2229 .−ğı tüydürme tüydürmek tüylendirme tüylendirmek tüylenme tüylenmek tüylü tüylü dalak otu tüylü meşe tüylü top tüyme tüymek tüyo tüy sıklet tüysüz tüy tüs tüyü bozuk.

−ği tüzük.−ğı ucuzlama ucuzlamak ucuzlatılma ucuzlatılmak ucuzlatma ucuzlatmak ucuzluk.−cu uçak.tüzel kişilik.−ğu ucuz pahalı ucuzuna uç.−ğü (*)U U U borusu ubudiyet uca ucube ucun ucun ucu ucuna ucuz ucuzca ucuzcu ucuz halkçılık.−ğı uçak alanı uçaksavar 2230 .

−li uçan top uçar uçarı uçarılık.−ğı uçsuz uçsuz bucaksız uçtan uca uçtuuçtu (oyun) uç uca uçucu 2231 .−ğı uçar kefal.−li uç beyi uç beyliği uçkun uçkur uçkurlu uçkurluk.−ğu uçkurutan uçlanma uçlanmak uçlu uçma uçmak uçrak.uçan daire uçan kale uçan kefal.

uçuculuk.−ğu uçuç böceği uçuk.−ğu uçuklama uçuklamak uçuklaşma uçuklaşmak uçuklaştırma uçuklaştırmak uçukluk uçum uçurma uçurmak uçurtma uçurtmak uçurulma uçurulmak uçurum uçurumlaşma uçurumlaşmak uçurvur uçuş uçuş kartı uçuşma uçuşmak udî U dönüşü 2232 .

−ğı ufacık tefecik.U dönüşü yapmak uf ufacık.−ği ufak.−ğı ufak para ufaktan ufağa ufak tefek.−ğı ufarakça ufkî ufku dar ufku geniş 2233 .−ği ufak ufak ufalama ufalamak ufalanma ufalanmak ufalayıcı ufalma ufalmak ufaltma ufaltmak ufarak.−ğı ufakça ufak çapta ufaklı ufaklık.

uflama uflamak ufuk.−fku ufuk çizgisi ufunet ufunetlendirme ufunetlendirmek ufunetlenme ufunetlenmek ufunetli Uganda Ugandalı uğra uğrak.−ğı uğralama uğralamak uğrama uğramak uğranma uğranmak uğraş uğraşı uğraşılma uğraşılmak uğraşma uğraşmak uğraştırma 2234 .

uğraştırmak uğratma uğratmak uğru uğrulama uğrulamak uğruluk.−ğu uğrun uğrunda uğrun uğrun uğuldama uğuldamak uğultu uğultulu uğul uğul uğunma uğunmak uğur uğur.−ğru uğur böceği uğur böcekleri uğurcak.−ğı uğurlama uğurlamak uğurlanış uğurlanma uğurlanmak 2235 .

−ğu uğursama uğursamak uğursuz uğursuzluk.−ğı uğut uhde uhrevî uhuvvet ukalâ ukalâca ukalâ dümbeleği ukalâlık.uğurlayıcı uğurlayış uğurlu Uğurludağ (ilçe) uğurluk.−cı Ulah 2236 .−ğu uğuru açık.−ğı ukalâ ukalâ ukde uknum Ukrayna Ukraynalı ukubet Ula (ilçe) ulaç.

−ğı ulu Ulubey (ilçe) Uluborlu (ilçe) Uludere (ilçe) ulûfe ulûfeci 2237 .Ulahça ulak.−ğı ulam ulama ulamak ulam ulam ulan ulanma ulanmak ulantı Ulaş (ilçe) ulaşılma ulaşılmak ulaşım ulaşma ulaşmak ulaştırma ulaştırmak ulayıcı ulema ulemalık.

−ğı ulussever ulusseverlik.−ğı ulusçu ulusçuluk.−ğu ulûm uluma ulumak ulûmudiniye ulu orta ulus Ulus (ilçe) ulusal ulusallaştırma ulusallaştırmak ulusallık.ulûhiyet Ulukışla (ilçe) ululama ululamak ululanma ululanmak ululuk.−ğu uluslar arası uluslar arasıcılık.−ği ulutma ulutmak 2238 .

ulvî ulviyet umacı umar umarsız umarsızlık.−ğı umulmak umum umumhane umumî umumî af.−bi umumî kongre 2239 .−ğı ummak umman umre umu umulma umulmadık.−ğı umde umdurma umdurmak umma ummadık.−ffı umumî coğrafya umumî efkâr umumî heyet umumî kâtip.

−ğü umur umursama umursamak umursamaz umursamazca umursamazlık.umumî vekâletname umumiyet umumiyetle umum müdür umum müdürlük.−du umut etmek umut ışığı umut kapısı umutlandırma umutlandırmak umutlanma umutlanmak umutlu umutsuz umutsuzluk.−ğu un 2240 .−ğı umursanma umursanmak umut.

−ğu unsur un ufak etmek un ufak olmak unutkan unutkanlık.−ğu un çorbası un helvası un kurabiyesi unlama unlamak unlanma unlanmak unluk.−ğı unutma unutmabeni (bitki) unutmak unutturma unutturmak unutulma unutulmak unvan unvanlı upuslu upuygun upuzun 2241 .uncu unculuk.

−ği Urla (ilçe) urlaşma urlaşmak urodel Uruguay 2242 .−ğı ur kaplama ur keklik.ur urağan Ural−Altay Ural dilleri uran uranlık.−ğı Uranüs uranyum uranyumlu uray urba urbalı Urban Urduca Urfa çıbanı Urfa kebabı Urfa peyniri urgan urgancı urgancılık.

−ğu urup.−ğu us dışı us dışıcılık.−bu us usanç.−cı usançlık.−ğı uskumru uskumru dolması uskumrugiller uskumrumsugiller uskur 2243 .−ğı usandırıcı usandırma usandırmak usangın usanılma usanılmak usanma usanmak usantı usare usa vurma usa vurmak usçu usçuluk.Uruguaylı uruk.

−cu ustura ustura midyesi ustura taşı 2244 .−ğı ustalıkla ustalıklı ustunç.−ğı usta ustabaşı ustaca usta işi ustalaşma ustalaşmak ustalık.−ğu uslu uslu us payı ussal ussallaştırma ussallık.uskurlu uskuru uslamlama uslamlamak uslanma uslanmak uslu uslu akıllı usluluk.

−ğı utana sıkıla utanç.−du ut açıcı ut açıcılık.−cı 2245 .−ğü usul usul uşak.usturlâp.−lü usul boy usulca usulcacık usuldan usullacık usulsüz usulsüzlük.−ğı Uşak uşakkapan (akbaba) uşaklık.−bı usturmaça usturpa usturuplu usul.−ğı uşaklık etmek uşak olmak uşkun uşşak ut.

utanç duygusu utandırıcı utandırma utandırmak utangaç.−cı utangaçlık.−ğı 2246 .−ğı utangan utanış utanma utanma duygusu utanmak utanmaz utanmazca utanmazlık.−ğı Utarit (Merkür) utçu utku utkulu utlu utma utmak utulma utulmak ut yeri uvertür uvertür yapmak uyak.

−ğı uyanıklaşma uyanıklaşmak uyanıklık.−cı uyarlama uyarlamak uyarlanma uyarlanmak uyarlayıcı 2247 .−ğı uyarı uyarıcı uyarılma uyarılmak uyarım uyarınca uyarış uyarlaç.uyaklı uyaksız uyandırma uyandırmak uyanık.−ğı uyanış uyanma uyanmak uyaran uyarcı uyarcılık.

−ğı uyarma uyarmak uyarma komutu uyarsız uyartı uydu uydu kent uydulaşma uydulaşmak uydulaştırma uydulaştırmak uyduluk.−ğu uydurma uydurmaca uydurmacı uydurmacılık.−ğı 2248 .−ğı uydurmak uydurmasyon uyduruk.uyarlık.−ğu uydurukçu uydurulma uydurulmak uygar uygarlaşma uygarlaşmak uygarlık.

−ği uygulanabilirlik raporu uygulanış uygulanma uygulanmak uygulayıcı uygulayım uygulayım bilimi uygulayımcı uygun uygun adım uygun değer uygun görme uygun katmanlaşma uygunluk.−ğu 2249 .uygulama uygulamak uygulamalı uygulamalı bilimler uygulamalı dil bilimi uygulamalı ruh bilimi uygulamalı toplum bilimi uygulanabilirlik.

−ğu uyku takımı uyku tulumu uylaşım uylaşma uylaşmak 2250 .−ğu uykulu uykulu uyku saati uyku semesi uyku sersemi uyku sersemliği uyku seti uykusu ağır uykusu hafif uykusuz uykusuzluk.uygun olmak uygunsuz uygunsuz kadın uygunsuzluk.−ğu Uygur Uygurca uyku uykucu uyku hastalığı uyku ilâcı uykulu uykuluk.

−ğu uysal uysalca uysallaşma uysallaşmak uysallık.−ğu uyruksuz uyruksuzluk.−ğı uyuklama uyuklamak uyulma uyulmak uyum uyuma uyumak uyumlu uyumsuz 2251 .−ğı uyruk.uyluk.−ğu uyluk kemiği uyma uymaca uymacılık.−ğu uyruklu uyrukluk.−ğı uymak uymaz uymazlık.

−ği uyur göz uyur uyanık.−ğu uyunma uyunmak uyuntu uyur uyurgezer uyurgezerlik.−ğu uyuşukluk.−ğu uyuşuk uyuşuk 2252 .−ğı uyuşmazlık mahkemesi uyuşturan balığı uyuşturma uyuşturmak uyuşturucu uyuşturucu madde uyuşturucu madde bağımlısı uyuşturulma uyuşturulmak uyuşuk.−ğı uyuşkan uyuşma uyuşmak uyuşmazlık.uyumsuzluk.

−ğı uzak akraba uzak benzeşme 2253 .uyuşum uyuşurluk.−ğu uyutma uyutmak uyutucu uyutulma uyutulmak uyuyuş uyuz uyuz böceği uyuz böcekleri uyuz etmek uyuz ilâcı uyuzlaşma uyuzlaşmak uyuzlu uyuzluk.−ğu uyuz merhemi uyuz olmak uyuz otu uyuz sineği uz uza devim uza duyum uzak.

−ği Uzak Doğu uzak göçüşme uzak görüş uzak görüşlü uzak görüşlülük.−ğü uzaklanma uzaklanmak uzaklaşılma uzaklaşılmak uzaklaşma uzaklaşmak uzaklaştırılma uzaklaştırılmak uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık.uzak benzeşmezlik.−ğı uzak metatez uzaksama uzaksamak uzaktan komut uzaktan kumanda uzaktan kumandalı uzaktan uzağa uzaktan yakından 2254 .

−ğı uzay eğrisi 2255 .uzam uzama uzamak uzana uzana uzanılma uzanılmak uzanım uzanış uzanma uzanmak uzantı uzatılma uzatılmak uzatım uzatış uzatma uzatmak uzatmalı uzatmalı çavuş uzatmalı nişanlı uzatmalı sevgili uzay uzay adamı uzay adamlığı uzaycı uzaycılık.

uzay gemisi uzay geometri uzay hukuku uzay istasyonu uzay kapsülü uzaylı uzay pilotu uzay savaşı uzay taşı uzay uçuşu uzay üssü uzgören uzgörür uz iletişim uzlaşı uzlaşıcı uzlaşılma uzlaşılmak uzlaşma uzlaşmacı uzlaşmacılık.−ğı uzlaşmak uzlaşmalı uzlaşmaz uzlaşmazlık.−ğı uzlaştırıcı uzlaştırma 2256 .

uzlaştırmak uzlaştırma kurulu uzlet uzluk.−cı uzun atlama uzun bacaklılar uzun boylu uzunca uzunçalar uzun çizgi uzun dalga Uzundere (ilçe) uzun diş uzun dişli uzun don 2257 .−ğı uzman raporu uzo uzun uzun araç.−ğu uzman uzman çavuş uzman doktor uzman hekim uzman incelemesi uzmanlaşma uzmanlaşmak uzmanlık.

−ğu uzunluk ölçüsü uzun ömürlü uzun öykü uzun sesli uzun süreli film uzun uzadıya uzun uzun uzun ünlü uzun vokal.−ği uzunluk.uzuneşek.−ği (oyun) uzun etek.−ğu (kuş) uzunlamasına uzun levrek.−ği uzun far uzun hava uzun hayvan uzun hece uzun hikâye uzun kafalı Uzunköprü (ilçe) uzun koşu uzun koşucu uzun kulaklı uzunkuyruk.−li 2258 .

−ğı (sehpa) üç aylar üç aylık.uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü uzuv.−zvu uzvî uzvî kimya uzviyet (*)Ü Ü ücra ücret ücretlendirme ücretlendirmek ücretlendirme makinesi ücretli ücretlilik.−ğı üç başlı üç beş üç bir üç birlik kuralı üç boyutlu 2259 .−ği ücretsiz üç üç adım üçayak.

−ğı Üçkardeş (yıldız kümesi) üç kat 2260 .−ğı (tütün) üç buutlu üççatal (zıpkın) üççeyrek.−ğu üçbudak.−ği (keman) üç dört üç durum yasası üç düzlemli üçer üçer beşer üçerli üç etek.−di üçgen prizma üçgensel bölge üçgül üç hâl kanunu üç iki üçkâğıt üçkâğıtçı üçkâğıtçılık.−ği üçgen üçgen piramit.üç boyutlu film üç buçuk.

−hsi üçlü ganyan üçlük.−ğü üçüncünün olmazlığı üçüz üçüzleme 2261 .üç katlı üçleme üçlemek üçler üçleşme üçleşmek üçlü üçlü alan üçlü bahis.−ğü üç nokta üç parmaklı üçtaş (oyun) üçten dokuza üçteker (araba) üçüncü üçüncü çağ üçüncü dünya ülkeleri üçüncü kişi üçüncül üçüncülük.

−lü üfunet üfunetli üfunetsiz üfürme üfürmek üfürük.−ğü üğrüm üleş üleşilme üleşilmek üleşme üleşmek üleştirilme üleştirilmek 2262 .üçüzlü üdeba üfleç.−ğü üfürükçü üfürükçülük.−ci üfleme üflemek üflemeli üflemeli çalgı üflenme üflenmek üfleyici üful.

üleştirim üleştirimli üleştirimli tüze üleştirme üleştirmek üleştirme sıfatı ülfet ülger ülke ülke coğrafyası ülkeler arası ülkeler coğrafyası Ülker (yıldız kümesi) ülkesel ülkesellik ülkü ülkücü ülkücülük.−ğü ülküdaş ülküleştirilme ülküleştirilmek ülküleştirme ülküleştirmek ülküsel ülser ültimatom 2263 .

−ği ümmî ümmîlik.−di ümit dünyası ümit etmek ümit kapısı ümitlendirme ümitlendirmek ümitleniş ümitlenme ümitlenmek ümitli ümitsiz ümitsizlik.−ği ümmet ümmetçe ümmetçi ümmetçilik.−ği 2264 .ültimatomsu ültramodern ültrason ültrasonograf ültrasonografi ültraviyole ülûhiyet ülüş ümera ümit.

−li üniversalizm üniversite üniversiteler arası üniversiteli ünlem ünleme ünlemek ünlem işareti ünlenme ünlenmek ünletme ünletmek ünlü ünlü atlaması ünlü benzeşmesi 2265 .−ğü ün ündeş ündeşlik.−ği üniforma üniformalı ünik.ümran Ümraniye (ilçe) ümranlı ümük.−ği ünite üniversal.

ünlü çarpışması ünlü çatışması ünlü daralması ünlü değişimi ünlü düşmesi ünlü düzleşmesi ünlü genişlemesi ünlü ikizleşmesi ünlü incelmesi ünlü kalınlaşması ünlü kaynaşması ünlü kısalması ünlüleşme ünlü olayları ünlü türemesi ünlü uyumu ünlü uzaması ünlü−ünsüz uyumu ünlü yuvarlaklaşması ünsiyet ünsüz ünsüz benzeşmesi ünsüz değişmesi ünsüz düşmesi ünsüz göçüşmesi ünsüz ikizleşmesi 2266 .

−ği üremsel üreteç.ünsüz tekleşmesi ünsüz türemesi ünsüz uyumu Ünye (ilçe) ürat ürbanizm Ürdün Ürdünlü üre ürem üreme üremek üreme organları üremi üremik.−ci üretici üretici alan üreticilik.−ği üretici olmayan alan üretilme üretilmek üretim üretim araçları üretim artığı 2267 .

−ği üretme üretmek üreyiş Ürgüp (ilçe) ürik asit.−di ürkek.−ği ürkekçe ürkekleşme ürkekleşmek ürkeklik.−cü 2268 .−ği ürkek ürkek ürkme ürkmek ürkü ürkünç.−ği üretimsel üretiş üretken üretkenlik.üretim biçimi üretimci dönüşüm− cü dil bilgisi üretim evi üretim güçleri üretim ilişkileri üretim kooperatifi üretimlik.

−ğu üroloji ürperiş ürperme ürpermek ürperti ürpertici ürpertili ürpertme ürpertmek ürtiker ürüme ürümek ürün ürünlü ürünsüz ürün yelpazesi ürüşme ürüşmek 2269 .ürküntü ürküntülü ürküsüz ürküş ürkütme ürkütmek ürkütücü ürokültür ürolog.

üryan üryanî üs.−dı üstatlık.−ğu üst üstadane üst alize üstat.−ğı üst bitken üstçavuş üstçavuşluk.−ğu üslûplaştırma üslûplaştırmak üslûplu üslûpsuz üslûpsuzluk.−ğu 2270 .−ğı üst baş üst başlık.−ssü üsera Üsküdar (ilçe) üsküf üsküre üslenme üslenmek üslûp.−bu üslûpçu üslûpçuluk.

−ği üsteğmen üsteğmenlik.−ği üstenci üstencilik.−di üst güverte üst insan üst kat üst küme 2271 .−ği üst geçiş üst geçit.−ğı üste üstecilik.−ği üstenme üstenmek üst eşik.−ği üstel üsteleme üstelemek üstelenme üstelenmek üstelik.üst çene üst denetçi üst deri üst deri altı üst diş üst dudak.

−ğü üstünkörü üstünleşme üstünleşmek üstünlük.üstlenim üstlenme üstlenmek üstlük.−ci üstübeç macunu üstü kapalı üstün üstünde üstüne üstüne üstlük.−ğü üstünlük derecesi üstünlük duygusu üstünlük karmaşası üstünlük kompleksi üstünseme 2272 .−ğü üst perdeden üst sınıf üst sınır üstsubay üstsüz üst tabaka üst tarafı üstübeç.

−ği üşenç.üstünsemek üstün yapım üstün zekâ üstün zekâlı üstün zekâlılık.−ci üşengeçlik.−ğı üstüpü üstüpüleme üstüpülemek üst üste üstüvane üstüvanî üst yapı üst yetkinlik.−ği üşenme üşenmek üşme üşmek üşniye üşüme üşümek üşüntü üşürme 2273 .−ci üşengeç.−ği üşengen üşengenlik.

−ğü ütme ütmek ütopi ütopik.−ğü ütüleme ütülemek ütülenme ütülenmek ütületme ütületmek ütülme ütülmek 2274 .üşürmek üşüşme üşüşmek üşütme üşütmek üşütücü üşütük.−ği ütopist ütopya ütopyacı ütü ütü altlığı ütü bezi ütücü ütücülük.

−ği üyelik aidatı üye olmak üye tam sayısı üzengi üzengi kayışı 2275 .−i üvey ana üvey anne üvey baba üvey çocuk.−ğu üvey evlât.−ğlu üvez üye üye aidatı üyelik.−ği üvey kardeş üvey kız üveyme üveymek üvey oğul.ütülü ütü makinesi ütü masası ütüsüz ütü tahtası üvendire üvey.−dı üveyik.

−ği üzgü üzgülü üzgün üzgün balığı üzgünlük.üzengi kemiği üzengileme üzengilemek üzengilenme üzengilenmek üzengisiz üzengi taşı üzenti üzere üzeri üzerinde üzerine üzerlik.−ğü üzgüsüz üzlük.−ğü üzme üzmek üzre üzücü üzülme üzülmek üzüm 2276 .

−ğü üzüm çekirdeği üzümgüneşi (kelebek) üzüm hoşafı üzüm kompostosu üzüm kurusu üzümlü Üzümlü (ilçe) üzümlü kek üzüm pekmezi üzüm salkımı üzüm sirkesi üzüm suyu üzümsü üzümsüz üzüm şekeri üzüm şırası üzüm turşusu üzüm üzüm üzünç.üzüm asması üzümcü üzümcülük.−cü üzünçlü üzüntü üzüntülü (*)V 2277 .

−bı vadeli mevduat vadeli satış vadesiz vadesiz hesap.−bı vadesiz mevduat vade sonu vadetme vadetmek vadi vaftiz vaftizhane vagina vagon vagonet vagon restoran 2278 .−bi vacip olmak vade vade bitimi vadeli vadeli döviz ticareti vadeli hesap.V vaat.−di vaaz vaaz etmek vabeste vacip.

−du vahi vahim vahit.−di vahiy.−ği 2279 .−hyi vahşet vahşî vahşîce vahşî hayvan vahşîleşme vahşîleşmek vahşîlik.vagotoni vah vaha vahamet vahametli vahdaniyet vahdet vahdetivücut.−ği vahşî orman vahşiyane vahvahlanma vahvahlanmak vahyolunma vahyolunmak vaiz vaizlik.

mülk) vâkıf (bilen.−i 2280 .−ği vakar vakarlı vakarsız vakayiname vaketa vakfe vakfetme vakfetmek Vakfıkebir (ilçe) Vakfıkebir yağı vakfiye vakıa vakıf.−kfı (para. vakfeden) vakıf arazisi vakıf geliri vakıf malı vakıfname vâkıf olmak vakıf senedi vakıf toprağı vaki.vak'a vak'anüvis vak'anüvislik.

−ği 2281 .vakit.−kti vakitçe vakitli vakitli vakitsiz vakitsiz vakit vakit vaklama vaklamak vaks vaktaki vaktikerahat vaktiyle vaktizamanında vakum vakumlama vakumlamak vakur vakvak (ördek) vak vak vakvaklama vakvaklamak vale valf vali valide valide sultan valilik.

−ğu vapurdumanı (renk) var varagele varagele bombardımanı 2282 .valiz vallahi vallahi billâhi vallahi tallahi valör vals vamp vampir Van vana vanadyum vandal vandalizm vandallık.−ğı vanilya Van kedisi vantilâtör vantrilok.−ğu vantuz vapur vapurculuk.

varagele botu varagele halatı varagele kayığı varak.−ğı varaka varakçı varaklama varaklamak varaklanma varaklanmak varaklı varakpare varan varda vardabandıra vardacı vardakosta vardelâ vardırma vardırmak vardiya vardiyacı vareste var etmek vargel vargel tezgâhı vargı 2283 .

−ğı varış yeri varı yoğu varidat varidatçı varide varil varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) varisli vârisli varissiz vârissiz varit.−ğı varlık bilimci 2284 .−di varit olmak variyet variyetli var kuvvetiyle varlık.var gücüyle varılma varılmak varış varış çizgisi varışlı varışlılık.

varlık bilimi varlık birliği varlık kartı varlıklı varlıklılık.−ğı varlık nedeni varlık sebebi varlıksız varma varmak var olmak varoluş varoluşçu varoluşçuluk.−ğı varta Varto (ilçe) varyant 2285 .−ğu varoş varsağı varsayım varsayımlı varsayımsal varsıl varsıl erki varsıllaşma varsıllaşmak varsıllık.

−ti vasektomi vasıf.−ğı vasıfsız vasıfsız işçi vasıfsızlık.−ğı vasıl vasıl olmak vasıta vasıta hâli 2286 .−sfı vasıflandırma vasıflandırmak vasıflanma vasıflanmak vasıflı vasıflı işçi vasıflılık.−ği var yok varyos vasat vasatî vasatî irtifa vasatî sür'at.varyasyon varyemez varyete varyeteci varyetecilik.

−ğı vasıtasız vergi vasi.−si (mirası yöneten) vâsi.−ğı vatan haini vatan hainliği vatanî vatanî görev 2287 .−ğı vasıtalı vergi vasıtasıyla vasıtasız vasıtasızlık.−i (geniş.−ği vasistas vasiyet vasiyet etmek vasiyetname vaşak. engin) vasilik.−ğı Vaşington portakalı vat vatan vatan borcu vatandaş vatandaşlık.vasıta hâli eki vasıtalı vasıtalık.

vatanî vazife vatanlaştırma vatanlaştırmak vatanperver vatanperverlik.−ğı vayvaycı vayvaycılık.−ği vatansever vatanseverlik.−ği vatansız vatansızlık.−ğı vatman vatoz vat saat.−ğı vazedilme vazedilmek vazelin vazelinleme vazelinlemek 2288 .−ti vatvat vaveylâ vay vaybabamcı (yankesici) vaybabamcılık.−ğı vatka vatlık.

vazetme vazetmek vazgeçilme vazgeçilmek vazgeçirme vazgeçirmek vazgeçme vazgeçmek vazı.−mli vazııkanun vazıyet (el koyma) vazife vazife aşkı vazife etmek vazife kurbanı vazifelendirilme vazifelendirilmek vazifelendirme vazifelendirmek vazifeli vazife şehidi vazifeşinas vaziyet vazo vazolunma 2289 .−z'ı vazıh vaz'ıhamil.

−li vebalı ve başkaları ve benzerleri veca.−çhi vecit.−ğı vefalı vefasız 2290 .−ı veda etmek vedalaşma vedalaşmak ve devamı vedia ve diğerleri vefa vefakâr vefakârlık.−ı vecibe vecih.−cdi veciz vecize veçhe veçhişebeh veda.vazolunmak ve veba vebal.

−ğı vefat vefat etmek vefat ilmühaberi vefiyat vehim.−ği vejetasyon vekâlet vekâleten vekâleten atama vekâleten atanma vekâlet etmek vekâletname vekâlet ücreti vekil vekilharç.−ğı vekillik.−ği 2291 .vefasızlık.−hmi vehimli vehleten vehmetme vehmetmek vejetalin vejetalizm vejetarizm vejetaryen vejetaryenlik.−cı vekilharçlık.

−di velet.−di velev velfecri velhâsıl velhâsılıkelâm veli veliaht.−dı veliahtlık.−du velvele velveleci vena Venezuelâ Venezuelâlı 2292 .−ği velinimet veliyullah velûr velût.−ğı velilik.vekillik etmek vekil vükelâ vektör velâdet velâyet velâyetname veledizina velense velespit.

Venüs venüsçarığı (bitki) veranda veraset veraset ilâmı veraset ve intikal vergisi verdi verdirme verdirmek vere verecek.−ği 2293 .−ği verev verevine vergi vergi bağışıklığı vergi beyannamesi vergici vergicilik.−ği verecekli verem veremli verem olmak verese veresiye veresiyeci veresiyecilik.

vergi dairesi vergi dilimi vergi iadesi vergi kaçağı vergi kaçakçılığı vergi kaçakçısı Vergi Kanunu vergileme vergilemek vergilendirilme vergilendirilmek vergilendirme vergilendirmek vergili vergi matrahı vergi muafiyeti vergi mükellefi vergi rekortmeni vergisiz vergi yükümlüsü veri veri bankası verici veri dosyası veri işlem verile verile emri 2294 .

−di veri tabanı veri toplama verkaç verme vermek vermut vernik.−ği vernikleme verniklemek verniklenme verniklenmek 2295 .veriliş verilme verilmek verim verimkâr verimli verimlilik.−ği veri ortamı veriş veriştirme veriştirmek verit.−ği verimsiz verimsizleşme verimsizleşmek verimsizlik.

−ğı vesikalık fotoğraf vesikalık resim.−smi vesikasız vesile vesselâm vestiyer vestiyerci veston vesvese vesveseli 2296 .−ğı vesika fotoğrafı vesikalı vesikalık.−kı vesaire vesait vesaitinakliye vesayet vesika vesikacı vesikacılık.verniye veronika versiyon veryansın veryansın etmek vesaik.

−ği veznedar veznedarlık.−zni vezinli vezinsiz vezir veziriazam Vezirköprü (ilçe) vezirlik.veteriner veteriner hekimliği veterinerlik.−ğı vıcıklama vıcıklamak 2297 .−ği vetire veto veto etmek veto hakkı veya veyahut vezaret vezikül vezin.−ği vezirparmağı (tatlı) vezir vüzera vezne vezneci veznecilik.

−ğı vıcırdama vıcırdamak vıcırdaşma vıcırdaşmak vıcır vıcır vıdı vıdı vıdı vıdı etmek vık vık vınıltı vınlama vınlamak vırıldama vırıldamak vırıldanma vırıldanmak vırıltı vırlama vırlamak vırt zırt vır vır vırvırcı vır vır etmek vız vızıldama 2298 .−ğı vıcık vıcık vıcık vıcıklık.vıcıklık.

vızıldamak vızıldanma vızıldanmak vızıltı vızır vızır vızlama vızlamak vız vız vızvız böceği vibrasyon vibratör vibriyon vicahen vicahî vicdan vicdanen vicdanî vicdanlı vicdansız vicdansızca vicdansızlık.−ğı vida vidala vidalama vidalamak vidalanma vidalanmak 2299 .

−dı videocu videoculuk.vidalı vidanjör vidasız video videobant.−ci vinter vinyet vira 2300 .−ğu videokaset videoteyp.−bi vido vidolu vidosuz Vietnam Vietnamlı viglâ vikaye vikaye etmek vikont vikontes vilâdî vilâyet vilâyet binası villâ vinç.

−ğu virüs visal.−ğu viroloji virt.viraj virajlı virajsız viran virane viranelik.−li visamiral.−li viski viski bardağı viskonsül 2301 .−ğı viran olmak Viranşehir (ilçe) virdizeban virdizeban etmek vire virgül virman virolog.−ği viranlaşma viranlaşmak viranlık.−di virtüoz virtüozluk.

−ği vişne reçeli vişne suyu vişne şurubu vitamin vitaminli vitaminsiz vitaminsizlik.−ği vitrinleme vitrinlemek 2302 .−ği vitellüs vites vites dişlisi vites kolu vites kutusu vitesli vitir.viskoz viskozite viskozite değeri vişnap.−bı vişne vişneçürüğü (renk) vişne hoşafı vişneli ekmek.−tri vitray vitrin vitrincilik.

−li vokalist vokal müzik.−ğü viyak viyaklama viyaklamak viyak viyak viyola viyolacı viyolonist viyolonsel viyolonselci viyolonselist vize Vize (ilçe) vize sınavı vizite viziyer vizon vizon kürk vizyon vizyon sahibi vodvil vokabüler vokal.viya viyadük.−ği vokal uyumu 2303 .

−ği volontarizm volt volta voltaj voltametre voltamper voltmetre volüm vombat vonoz votka voyvo voyvoda voyvodalık.−u vukuat vukuf 2304 .−ğı vuku.volân vole voleybol voleybolcu volfram voli voli ağı voli yeri volkan volkanik.

−ğu vulva vuraç.−ğu vurgunluk.−ğu vurgusuz vurgusuz hece vurgu uzunluğu vurma vurma çalgılar vurmak vurmalı çalgı 2305 .−cı vurdulu kırdılı vurdumduymaz vurdumduymazlık. −ğı vurdurma vurdurmak vurgu vurgulama vurgulamak vurgulu vurgulu hece vurgun vurguncu vurgunculuk.vukuflu vukufsuz vukufsuzluk.

vurma sazlar vurtut vuru vurucu vurucu güç.−lü vuzuh vuzuhsuz vuzuhsuzluk.−ğu vuruk bilimi vurulma vurulmak vuruluş vurunma vurunmak vuruntu vuruş vuruşkan vuruşkanlık.−ğu vücut.−cü vurucu tim vuruk.−ğı vuruş kırış vuruşma vuruşmak vuslat vusul.−du vücutça 2306 .

vücut ısısı vücutlu vükelâ vülgarize vürut.−du vüs'at.−ti vüzera (*)W W walkman western (*)Y Y ya yaba yabalama yabalamak yaban yaban arısı yaban arısıgiller yaban armudu yaban asması yabancı yabancı dil yabancı çıta yabancıl 2307 .

−ğı yabanî yabanî akdiken yabanîce yabanî elma yabanî enginar 2308 .yabancılama yabancılamak yabancılaşma yabancılaşmak yabancılaştırma yabancılaştırmak yabancılık.−ğı yabancı para yabancı saha yaban defnesi yaban domuzu yaban enginarı yaban eriği yaban eşeği yaban fesleğeni yaban gülü yaban havucu yabanıl yabanıllaşma yabanıllaşmak yabanıllık.−ğı yabancıllık.

yabanî gül yabanî hayvanlar yabanî ıspanak.−ğı yaban maydanozu yaban mersini yaban nanesi yaban ördeği yaban pancarı 2309 .−ğı yabanî kimyon yabanî kimyongiller yabanî kiraz yabanî lâhana yabanîleşme yabanîleşmek yabanîlik.−ği yabanî marul yabanî menekşe yabanî mercanköşk yaban inciri yabanî turp yaban kazı yaban keçisi yaban kedisi yaban kekliği yaban keteni yaban koyunu yabanlık.

−ğı yaban turpu yaban yasemini yabgu yad (yabancı) yâd (anma) ya da yad el yad eller yad erklik.yaban pazısı yabansı yabansılık.−ğı yabansıma yabansımak yaban sümbülü yaban tavşanı yaban tavuğu yaban teresi yabantırak.−ği yadımlama yadımlamak yadın kurun yadırgama 2310 .−ği yâd etmek yad gerekirci yad gerekircilik.−ği yad estetik.

−ğı 2311 .yadırgamak yadırganma yadırganmak yadırgatıcı yadırgatma yadırgatmak yadigâr yadsıma yadsımak yadsınma yadsınmak yafa yafta yaftalama yaftalamak yaftalanma yaftalanmak yağ yağar yağ bal yağ bezi yağ bezleri yağcı yağcılık.−ğı yağcılık etmek yağ çubuğu yağdanlık.

−ğı yağız yağız doru 2312 .yağdırılma yağdırılmak yağdırma yağdırmak yağ doku yağ göstergesi yağ gülü yağhane yağ hücresi yağı yağılaşma yağılaşmak yağılık.−ğı yağıltı yağımsı yağır yağış yağış düzeni yağış göstergesi yağış haritası yağışlı yağışölçer yağış rejimi yağışsız yağışsızlık.

−dı yağlı kapı yağlı kara 2313 .−ğı yağlı kâğıt.yağ kesesi yağ kutusu yağ küpü yağlama yağlamak yağlama yağı yağlama yıkama yağ lâmbası yağlanma yağlanmak yağlatma yağlatmak yağlayıcı yağlı yağlı ballı yağlı bitki yağlı boya yağlı boyacı Yağlıdere (ilçe) yağlı güreş yağlı güreşçi yağlı harç.−cı yağlı ip yağlık.

yağlıkçı yağlı kömür yağlı kuyruk.−ğı yağlı müşteri yağlı toprak.−ğı yağma etmek yağmak yağmalama yağmalamak yağmalanma yağmalanmak yağ mantısı yağ marulu yağmur yağmur bombası yağmur borusu yağmur bulutu yağmurca yağmurcun yağmur duası yağmur kapanı yağmur kuşağı yağmur kuşu 2314 .−ğu yağlılık.−ğı yağma yağmacı yağmacılık.

yağmur kuşugiller yağmurlama yağmurlamak yağmurlayıcı yağmurlu yağmurluk.−ğu yağmur mevsimi yağmur ormanları yağmurölçer yağmur suyu yağmursuz yağölçer yağrın yağsız yağsızlık.−ğı yağ şalgamı yağ taşı yağ tulumu yağ yakıt yahey yahni yahşi Yahşihan (ilçe) yahşilik.−ği yahu Yahudi Yahudi Almancası 2315 .

Yahudi Arapçası Yahudi baklası Yahudice Yahudi ebegümeci Yahudilik.−ğı yakalı kamçılılar yakalıklı 2316 .−ğı Yakacık yaka kartı Yakakent (ilçe) yakalama yakalamak yakalanış yakalanma yakalanmak yakalatma yakalatmak yakalı yakalık.−ği Yahudi pazarlığı Yahudi takvimi Yahudi tapınağı yahut Yahyalı (ilçe) yak yaka yakacak.

−ği 2317 .yakalıksız yakamoz yakamozlanma yakamozlanmak yakarca yakarı yakarış yakarma yakarmak yakasız yakasız gömlek.−ği yakasız mintan yakı yakı ağacı yakıcı yakıcılık.−ğı yakın benzeşme yakın benzeşmezlik.−ğı yakılma yakılmak yakım yakımcı yakın yakın akraba yakın anlamlı yakın anlamlılık.

−ğı yakınsaklık.−ği yakınsama yakınsamak yakın sesli 2318 .Yakın Çağ yakında yakından Yakın Doğu yakın dost yakın göçüşme yakınış yakın koruma yakınlarda yakınlaşma yakınlaşmak yakınlaştırma yakınlaştırmak yakınlık.−ğı yakınlık derecesi yakınlık durumu yakınlıkduyar yakınlık eylemi yakınlık fiili yakınma yakınmak yakınsak.−ğı yakınsak mercek.

Yakın Şark yakın takip.−ğı yakışıksız yakışıksızlık.−ğı yakışıklı yakışıklılık.−ğı yaklaşık bilgi yaklaşık değer yaklaşılma yaklaşılmak 2319 .−bi yakıntı yakı otu yakış yakışık.−ğı yakışma yakışmak yakıştırma yakıştırmaca yakıştırmak yakıt yakıtçı yakıt deposu yakıt göstergesi yakıt parası yakin yakinen yaklaşık.

−smi yaktırma yaktırmak yakut Yakut Yakutça yal yalabık.−cı yakmak yakmalık.−ğı yakma resim.−ğı yalaka yalaka olmak yalama yalamak yalama olmak 2320 .yaklaşım yaklaşma yaklaşma eylemi yaklaşma fiili yaklaşmak yaklaştırma yaklaştırmak yakma yakmaç.−ğı yalabıma yalabımak yalak.

−ğı yalancı meyve yalancı öd ağacı yalancı pehlivan yalancı safran yalancı şahit.−bi yalancı dolma yalancı dünya yalancı inci yalancıktan yalancılık.−ğı yalancı biber yalancı cep.−ğı yalancı taş yalandan yalan dolan yalan dünya yalan haber 2321 .−ğu yalan yalana yalana yalancı yalancı akasya yalancı ayak.−di yalancı şöhret yalancı tanık.yalama uçuş yalama yazı yalamuk.

−ğı 2322 .yalanış yalanlama yalanlamak yalanlanma yalanlanmak yalanma yalanmak yalan makinesi yalansız yalan yanlış yalap şalap yalapşap yalap yalap yalatma yalatmak yalayıcı yalayış yalaz yalaza yalazlama yalazlamak yalazlanma yalazlanmak yalçın yalçınlaşma yalçınlaşmak yaldırak.

−ğı yalıncak.−ğı yalın cümle 2323 .−ğı yaldızlama yaldızlamak yaldızlanma yaldızlanmak yaldızlatma yaldızlatmak yaldızlı yaldızlı hap yalelli yalgın yalı yalı ağası yalı boyu yalı bülbülü yalıçapkını (kuş) yalıçapkınıgiller Yalıhüyük (ilçe) yalım yalım yalım yalın yalın ad yalın ayak.yaldız yaldızcı yaldızcılık.

−smi yalın kat yalın kelime yalın kılıç yalınlaşma yalınlaşmak yalınlık.−ğı yalıtma 2324 .−ğı yalın sıfat yalın tümce yalın üslûp.−ğı yalın zaman yalın zarf yalıtıcı yalıtılma yalıtılmak yalıtım yalıtkan yalıtkanlık.−cı yalıngöz (kertenkele) yalın göz yalın hâl.−bu yalın yapıldak.−li yalın isim.−cı yalın durum yalıngaç.yalınç.

−ğı Yalova Yalova misketi (üzüm) yalpa yalpak.−ğı yalnızlaşma yalnızlaşmak yalnızlık.−ğı yalpaklık.yalıtmak yalı uşağı yalı yar yalız yallah yalman yalnız yalnız başına yalnızca yalnızcı yalnızcılık.−ğı yalpalama yalpalamak yalpalanma yalpalanmak yalpalatma yalpalatmak yalpı 2325 .

−ğı yaltakçı yaltakçılık.−cı Yalvaç (ilçe) yalvaçlık.−ğı yalpılı yaltak.−ğı yamaç.−ğı yaltaklık etmek yalvaç.−cı yamaç paraşütü yama işi 2326 .−ğı yalvarılma yalvarılmak yalvarış yalvarış yakarış yalvarma yalvarmak yalvartma yalvartmak yama yamacı yamacılık.yalpık.−ğı yaltaklanış yaltaklanma yaltaklanmak yaltaklık.

−ğı yamaklık.yamak.−ği yampiri yampiri 2327 .−ğı yamaklık etmek yamalama yamalamak yamalanış yamalanma yamalanmak yamala yamala yamalı yamalı bohça yamalık.−ğı yamalma yamalmak yamama yamamak yaman yamanma yamanmak yamatma yamatmak yamçı yamçılı yamçısız yampiri yampirilik.

−ğu yamukluk.−ğı yamyassı yamyaş yan yanak.−ğu yamulma yamulmak yamyam yamyamlık.yamrulma yamrulmak yamru yumru yamuk.−ğı yanaklı yanak yanağa yanal yanal yüzey yanarca yanardağ yanardağ ağzı yanardağ bilimci yanardağ bilimi yanardağ bölgesi yanardağ patlaması yanardağ püskürmesi yanardöner 2328 .

yanaşık.−ğı yandırma yandırmak 2329 .−ğı yanaşık düzen yanaşıklık.−ğı yanaşık nizam yanaşılma yanaşılmak yanaşlık.−ğı yanaşma yanaşmak yanaştırma yanaştırmak yan atışı yanay yana yakıla yana yana yanay doğrusu yanay düzlemi yan bakış yancı yan cümle yan çizgisi yandan çarklı yandaş yandaşlık.−ğı yandık.

−ğı yanık rüzgâr 2330 .−ğı yanıkara (hastalık) yanıklık.yan etki yangı yangılanma yangılanmak yangılı yangın yangın bombası yangıncı yangın çıkışı yangın hortumu yangın kulesi yangınlaşma yangınlaşmak yangın merdiveni yangın musluğu yangın sigortası yangın söndürücü yangın tulumbası yangın yeri yangısız yan hakem yanıcı yanıcı gaz yanık.

−cı yanıltma haber yanıltmak yanında yanı sıra yanış yanışölçer yanıt yanıtlama yanıtlamak yanıtlandırılma yanıtlandırılmak yanıtlandırma 2331 .yanık ses yanık sesli yanıksı yanılgı yanılış yanılma yanılmaca yanılmak yanılsama yanıltı yanıltıcı yanıltma yanıltmaca yanıltmacı yanıltmaç.

−ğı 2332 .−ği yankı yankı bilimi yankıca yankılama yankılamak yankılanım yankılanma yankılanmak yankılı yankısız yankı yapmak yanlama yanlamak yanlamasına yanlı yanlık.yanıtlandırmak yanıtlanma yanıtlanmak yanıtlı yanıtsız yani yan kabağı yan kâğıdı yankesici yankesicilik.−ğı yanlılık.

−i yansı yansıca yansılama yansılamak yansılanım yansılanım aygıtı yansılanım cihazı yansılanım çizelgesi yansılanma yansılanmak yansıma yansımak yansımalı yansımasız yansıtaç.−ğı yanlışlıkla yanlış yunluş yanma yanmak yan ödeme yan sanayi.yanlış yanlışlık.−cı yansıta yansıta yansıtıcı yansıtılma yansıtılmak 2333 .

−ğı yanşaklık.−ğı yanşama yanşamak yan tesir yantutmaz yantutmazlık.−ğı yapakçı 2334 .−ğı yanşak.yansıtım yansıtma yansıtmak yansız yansızlaştırılmış yansızlaştırma yansızlaştırmak yansızlık.−ğı yan tümce yan ürün yan yan yan yana yan yargıcı yan yüzergiller yapadurma yapadurmak yapağı yapağıcı yapak.

−bi yapaylaşma yapaylaşmak yapaylaştırma yapaylaştırmak yapaylık.−ği yapay dil yapay dölleme yapay döllenme yapay ipek.yapak yağı yapalak.−ğı yapay solunum yapboz (puzzle) yapı yapı bilgisi yapı bilimi yapı bilimsel yapıcı yapıcılık.−ği yapay kalp.−ğı yapı kooperatifi 2335 .−ğı Yaparlu yapay yapayalnız yapay böbrek.−ğı yapı elemanı yapık.

−ğı yapıntılı yapısal yapısalcı yapısalcılık.yapılabilirlik.−ği yapılanma yapılanmak yapılaşma yapılaşmak yapılı yapılıkçı dil bilimi yapılış yapılma yapılmak yapım yapı malzemesi yapımcı yapımcılık.−ğı yapısal dil bilimi yapısallaşma 2336 .−ğı yapım eki yapım evi yapıncak.−ğı yapınma yapınmak yapıntı yapıntıcılık.

−ğı yapmacık görünümü yapmacık gülüş yapmacıklı 2337 .yapısallaşmak yapısallık.−ğı yapış yapışıcı yapışıcı sap yapışık.−ğı yapışkan otu yapışma yapışmak yapıştırıcı yapıştırılma yapıştırılmak yapıştırma yapıştırmak yapış yapış yapıt yapı taşı yapma yapmacık.−ğı yapışkan yapışkanlık.−ğı yapışık çeneliler yapışıklık.

−ğı yaprakçıl yaprak dolması yaprak dökümü yaprak döner yaprak kını yaprak kurbağası yaprak kurdu yaprakkurusu (renk) 2338 .−ği yapma dil yapma gübre yapma ipek.−ği yapmak yapma uydu yapracık.yapmacıksız yapma çiçek.−ğı yaprak arıları yaprak arısı yaprak aşısı yaprak ayası yaprak biti yaprak bitleri yaprak böceği yaprak çay yaprakçık.−ğı yaprak.

−ğı yaptırılma yaptırılmak yaptırım yaptırma yaptırmak yaptırtma yaptırtmak yapyakın yapyalnız yar (uçurum) yâr.yapraklanma yapraklanmak yapraklı Yapraklı (ilçe) yapraklı kara yosunları yaprak makinesi yaprak sarması yapraksı yapraksız yaprak sigarası yaprak taş yaprak tütün yaprak yaprak yapsatçı yapsatçılık.−ri (sevgili) 2339 .

−ğı yaralama yaralamak yaralanış yaralanma yaralanmak yaralı yarama yaramak yaramaz yaramazca yaramazlaşma yaramazlaşmak yaramazlık.−ğı yaramazlık etmek yaramaz olmak yâran yaranış 2340 .−ğı yaradılış yaradılışlı yaradılıştan yara izi yarak.yara yarabbi yara bere Yaradan Yaradancılık.

−ğı yarasa yarasalar yaraş yaraşık.−ğı yaraşıklı yaraşıksız yaraşır yaraşma yaraşmak yaraştırma yaraştırmak yaratı 2341 .−ğı yararlanılma yararlanılmak yararlanma yararlanmak yararlı yararlık.−ğı yararlı olmak yararsız yararsızlık.yaranma yaranmak yara otu yarar yararcı yararcılık.

−ğı yardakçılık etmek yardım yardımcı yardımcı ders yardımcı doçent yardımcı eylem yardımcı fiil yardımcı hakem yardımcı hücre 2342 .−ğı yarda yardak.yaratıcı yaratıcılık.−ğı yaratık.−ğı yardakçı yardakçılık.−ğı yaratılış yaratılma yaratılmak yaratım yaratımcı yaratış yaratma yaratmak yarayışlı yarbay yarbaylık.

−bı yardımcılık.yardımcı kitap.−ği yârenlik etmek yargı yargı alanı yargıcı yargıcılar kurulu yargıcılık.−ğı yargı denetimi 2343 .−ği yardırma yardırmak yâren yârenbaşı yârence yârenlik.−ğı yargıç.−cı yargı çevresi yargıçlık.−ğı yardımcı olmak yardımcı oyuncu yardımcı yargıcı yardım etmek yardımlaşma yardımlaşmak yardım sandığı yardımsever yardımseverlik.

−ğı yarı bel yarı belgesel yarı buçuk.yargı erki yargı evi yargı gücü yargılama yargılama giderleri yargılamak yargılama usulü yargılanış yargılanma yargılanmak yargı organları yargısal yargı usulü yargı yeri yargı yetkisi yargı yolu yarı yarı açık ceza evi yarı ağır sıklet yarı alan yarı asalak.−ğu yarıcı 2344 .−ğı yarı başkalaşma yarı başkanlık.

−ği yarı gölge yarı iletken yarık.−li yarı finalist yarı gece yarı geçirgen yarı geçirgenlik.−ği yarı göçebe yarı göçebelik.−ği yarı küre yarılama yarılamak yarılanma yarılanmak yarılma yarılmak yarım yarımada yarım adam yarım ağız 2345 .−ğı yarı karanlık.−ğı yarıklık.−ğı yarı kübik.−ğı yarıçap yarı final.−ğı yarı kurak.yarıcılık.

−ğı yarım baş ağrısı yarım boy yarımca Yarımca yarım daire yarım daire kanalları yarım doğru yarım gün yarım kafiye yarım kanatlılar yarım kubbe yarım küre yarımlama yarımlamak yarımlık.−lü yarım asalak.yarım akıllı yarı mamul.−ğı yarım mesai yarım pabuçlu yarım pansiyon yarım porsiyon yarım seren yarımşar 2346 .−ğı yarım ay yarım ayak.

−ği yarı sanayileşme yarı saydam yarı saydamlık.−ğı yarışma yarışmacı yarışmak 2347 .−ğı yarı son yarı sonuç.−ğı yarın yarınki yarıntı yarı orta sıklet yarı otomatik.−ğı yarış etmek yarışım yarışımcı yarış kayığı yarışlık.−cu yarış yarış arabası yarış atı yarışçı yarışçılık.yarım tarife yarım uyak.−ğı yarım vokal.−li yarım yamalak.

yarış otomobili yarış tabancası yarıştırma yarıştırmak yarı ünlü yarı yarıya yarıyıl yarka yarkurul yarlıgama yarlıgamak yarlık.−ğı yarma yarma aşı yarma buğday yarma çorbası yarmak yarma kereste yarma kütüğü yarmalama yarmalamak yarmalık.−ğı yarma saldırısı yarma şeftali yarma taarruzu yâr olmak yarpuz 2348 .

yârüağyar yas yasa yasa dışı yasak.−ğı yasak aşk yasak bölge yasakçı yasak etmek yasak kitap.−bı yasaklama yasaklamak yasaklanış yasaklanma yasaklanmak yasaklayıcı yasaklı yasak meyve yasak olmak yasa koyucu yasal yasalaşma yasalaşmak yasalaştırılma yasalaştırılmak yasalaştırma yasalaştırmak 2349 .

yasalı yasallaşma yasallaşmak yasama yasama dokunulmazlığı yasama dönemi yasama gücü yasama hakkı yasamak yasama kurulu yasama kuvveti yasamalı yasama meclisi yasama organı yasama yetkisi yasama yılı yasa önerisi yasasız yasasızlık.−ğı yasa sözcüsü yasa tasarısı yasa teklifi yasemin Yasin yaslama yaslamak 2350 .

−ğı yassı yassı balıklar yassıca yassı kadayıf yassılama yassılamak yassılanma yassılanmak yassılaşma yassılaşmak yassılaştırma yassılaştırmak yassılık.−cı yastama 2351 .yaslanma yaslanmak yaslı yasma yasmak yasmık.−ğı yassılma yassılmak yassıltma yassıltmak yassı solucanlar yassı solungaçlılar yastağaç.

−ğı yastık bıyık.−ğı yastık kılıfı yastıklama yastıklı yastık takoz yaş yaşa yaşam yaşama yaşamaca yaşama çabası yaşama gücü yaşamak yaşama sevinci yaşama uğraşısı yaşam biçimi yaşam düzeyi yaşam felsefesi yaşam güvencesi yaşam koşulları yaşam öyküsü yaşamsal yaşam sigortası yaşam standardı yaşanası 2352 .yastamak yastık.

yaşanılma yaşanılmak yaşanma yaşanmak yaşanmışlık.−ğı yaşarma yaşarmak yaşartıcı yaşartma yaşartmak yaşasın yaşatıcı yaşatkan yaşatkan sinir sistemi yaşatma yaşatmak yaşayış yaş baş yaş çayır yaş dönümü yaş günü yaş haddi yaşın yaşın yaşıt 2353 .−ğı yaşantı yaşarlık.

−ğı yaşmaklama yaşmaklamak yaşmaklanma yaşmaklanmak yaşmaklı yaşmaksız yaş pasta yaş sebze yaş sınırı yaş üzüm yat yatağan Yatağan (ilçe) 2354 .−ğı yaşlılar yurdu yaşlılık.−ğı yaş kesim yaşlanma yaşlanmak yaşlı yaşlı başlı yaşlıca yaşlıca başlıca yaşlık.−ğı yaşlılık bilimi yaşlılık sigortası yaşmak.yaşıtlık.

yatak.−ğı yatık çit 2355 .−ğı yataklık etmek yatak liman yatak limonu yatak mobilya yatak odası yatak örtüsü yatak takımı yatak yapmak yatalak.−ğu yatay yatay geçiş yatay seren yat borusu yatçı yatçılık.−ğı yatak çarşafı yatakçı yatakhane yataklı yataklı vagon yataklık.−ğı yatalak olmak yatar koltuk.−ğı yatı yatık.

yatık doğru yatık yazı yatılı yatılma yatılmak yatım yatır yatırılma yatırılmak yatırım yatırım bankası yatırımcı yatırım yapmak yatırma yatırmak yatısız yatış yatışma yatışmak yatıştırıcı yatıştırma yatıştırmak yatkın yatkınlaşma yatkınlaşmak yatkınlık.−ğı yat kulübü 2356 .

−ğı yavaş yavaşa yavaşça yavaşça yavaşça yavaşçacık yavaşlama yavaşlamak yavaşlatılma yavaşlatılmak yavaşlatılmış yavaşlatılmış hareket yavaşlatma 2357 .−ğu yavan yavanlaşma yavanlaşmak yavanlaştırma yavanlaştırmak yavanlık.yatma yatmak yatmalık.−ğı yatsı yatsı ezanı yatsı namazı yatuğan yatuk.

−du yavrulama yavrulamak yavsı yavşak.yavaşlatmak yavaşlık.−ğı yavrucuk.−ği yavru yavruağzı (renk) yavrucağız yavrucak.−ğı yavaş tütün yavaş yavaş yave yaver yaverlik.−ğı yavşan yavşan otu yavuklama yavuklamak yavuklanma yavuklanmak yavuklu yavuz yavuzca 2358 .−ğu yavru kapı yavrukurt.

−ğu yay Yay (burç) yaya yaya çivisi yaya geçidi yaya kaldırımı yaya köprüsü yayalık.Yavuzeli'ni (ilçe) yavuzlanma yavuzlanmak yavuzlaşma yavuzlaşmak yavuzluk.−ğı yaygı yaygı balığı yaygın 2359 .−cı yayçizer yaydırma yaydırmak yaygara yaygaracı yaygaracılık.−ğı yayan yayan yapıldak yaya yolu yay ayraç.

−ğı yayılış yayılma yayılmacı yayılmacılık.−ğı yaygın öğretim yaygın yanlış yayık.−ğı yayımlama yayımlamak 2360 .yaygın eğitim yaygınlaşma yaygınlaşmak yaygınlaştırma yaygınlaştırmak yaygınlık.−ğı yayık ağızlı yayıklama yayıklamak yayık makinesi yayılı yayılımcı yayılımcılık.−ğı yayılma hızı yayılmak yayım yayımcı yayımcılık.

yayımlanma yayımlanmak yayımlatma yayımlatmak yayımlayan yayın yayın balığı yayın balığıgiller yayıncı yayındırıcı yayındırma yayın dışı yayın evi yayınık.−ğı yayla çayırı yayla çiçeği yayla çorbası 2361 .−ğı yayınım yayınispî yayınma yayıntı yayış yay kabzası yay kolu yayla yaylacı yaylacılık.

−ğı yayla kekiği yaylakıye yaylama yaylamak yaylandırma yaylandırmak yaylanma yaylanmak yayla salatası yayla yavşanı yaylı yaylı araba yaylı çalgılar yaylım yaylım ateş yaylım ateşi yaylı sazlar yaylı tambur yaylı terazi yayma yaymacı 2362 .Yayladağı'nı (ilçe) Yayladere (ilçe) yayla gülü yaylagüzeli (bitki) yayla havası yaylak.

−ğı yaymak yayvan yayvanlaşma yayvanlaşmak yayvanlık.−ğı yazgısal yaz helvası yazı 2363 .−ğı yazboz tahtası yazdırma yazdırmak yaz dönemi yaz dönencesi yazgı yazgıcı yazgıcılık.−ğı yayvan yayvan yaz yazadurma yazadurmak yazanak.yaymacılık.−ğı yazar yazarçizer yazar hakkı yazar kasa yazarlık.

yazı bilgisi yazı bilimci yazı bilimi yazı boyu yazıcı yazıcı cihazı yazıcı kadın yazıcılık.−ğı yazı çevrimi yazı dili Yazıhan (ilçe) yazıhane yazı hayatı yazı işleri yazık.−ğı yazı kadrosu yazı kâğıdı yazık etmek yazık günah yazıklanma yazıklanmak yazık olmak yazıksız yazı kurulu yazıla yazılama yazılamak 2364 .

−mri yazılı hani yazılı hukuk yazılı imtihan yazılı kâğıdı yazılım yazılım dizgesi yazılım paketi yazılım sistemi yazılı sınav yazılış yazılı yoklama yazılma yazılmak yazım yazı makinesi yazı masası yazımcı yazımsı yazın yazın bilimci yazın bilimi yazıncı yazın dili 2365 .yazılı yazılı basın yazılı bildirim yazılı emir.

−ğı yazlıkçı yazlı kışlı yazma yazmacı yazmacılık.−ğı yazma eser yazmak yazman 2366 .yazın eri yazınsal yazın tarihi Yazır yazış yazışma yazışmak yazıt yazı tahtası yazı takımı yazıt bilimci yazıt bilimi yazı tura yazı yaban yaz kış yazlama yazlamak yazları yazlık.

−ğı yedek subay yedekte yedek teker yedi yedi altmış beş 2367 .−ği yedek oyuncu yedek parça yedek parçacı yedek parçacılık.yazmanlık.−ğı yazma yitimi yaz ördeği yaz saati yaz sömestri yaz uykusu yaz yağmuru yedek.−ği yedekleme yedeklemek yedekleşme yedekleşmek yedekli yedeklik.−ği yedek akçe yedek besinler yedekçi yedek lâstik.

−ği Yedikardeş (yıldız kümesi) yediler yedili yedilik. −ği yedi belâ yedi canlı yediden yetmişe yedi düvel yediemin yedigen Yedigir (yıldız kümesi) yedi göbek.yedi altmış beşlik.−ği yedilme yedilmek yedinci yedinci sanat yedirilme yedirilmek yedirme yedirmek Yedisu (ilçe) yedişer yediveren 2368 .

yediz yedme yedmek yegâh yegân yegâne yegân yegân yeğ yeğen yeğin yeğinleşme yeğinleşmek yeğinlik.−ği yeğnilme yeğnilmek yeğniltme yeğniltmek yeğniseme yeğnisemek 2369 .−ği yeğleme yeğlemek yeğlenme yeğlenmek yeğlik.−ği yeğni yeğnilemek yeğnilik.

−ği 2370 .−ği yeis.−du yel yel değirmeni yeldirme yeldirmek yeldirmeli yeldirmesiz yele yeleç.−e'si yek yekdiğeri yeke yekine yekine yekiniş yekinme yekinmek yekin yekin yeknesak yeknesaklık.yeğrek.−ğı yekpare yeksan yekta yekten yekûn yekvücut.−ci yelek.

−du yeleme yelengeç.−ci yelin yelken yelken balığı yelken bezi yelkenci yelkencilik.yeleken yelekleme yeleklemek yeleklenme yeleklenmek yelelenme yelelenmek yeleli yeleli kurt.−ği yelken gemisi yelken gönderi yelken iğnesi yelkenleme yelkenlemek yelkenli yelkenli gemi yelken yarışı yelkesen yelkıran 2371 .

−ği yelteniş yeltenme 2372 .−ği yelpirdeme yelpirdemek yelseme yelsemek yeltek.yelkovan yelkovangiller yelleme yellemek yellenme yellenmek yelli yellim yelâlim yellim yepelek yelloz yelme yelmek yelölçer yelpaze yelpazeleme yelpazelemek yelpazelenme yelpazelenmek yelpaze tonoz yelpik.

yeltenmek yelve yelveren yelyazar yel yepelek yel yeperek yelyutan yem yem borusu yemci yeme yeme içme yemek,−ği yemekaltı yemek borusu yemek dolabı yemek duası yemekhane yemek hizmeti yemekli yemeklik,−ği yemek listesi yemekli vagon yemek masası yemek odası yemek salonu yemeksiz

2373

Yemen yemeni yemenici yemenicilik,−ği yemenili Yemenli yemin yemin billâh yemin etmek yemin kasem yeminli yeminsiz yemiş yemişçi yemişçil yemişen yemişlenme yemişlenmek yemişli yemişlik,−ği yemleme yemlemek yemlenme yemlenmek yemlik,−ği yemlik arpa yemlikli

2374

yemliksiz yem torbası yem verimi yemyeşil yen yenge yengeç,−ci Yengeç (burç) Yengeç dönencesi yengeçvari yengelik,−ği yengi yeni yeni ay yenibahar (bitki) yeni baştan yenice Yenice (ilçe) yenici Yeni Çağ Yeniçağa (ilçe) yeniçeri yeniçeri ağası yeniçerilik,−ği yeniçeri ocağı yeni dalga yeniden

2375

yeniden kurma yeniden tasarımlama yeniden yapılanma yeniden yeniye yenidünya (meyve) Yeni Dünya Yeni Dünya aslanı (puma) yeni Eflâtuncu yeni Eflâtunculuk, −ğu yeni eleştirici yeni eleştiricilik,−ği Yenifakılı (ilçe) yeni gerçekçi yeni gerçekçilik,−ği Yeni Gine Yeni Gineli yeni gümüş Yenihisar (ilçe) yeni izlenimci yeni izlenimcilik,−ği yenik,−ği yenileme yenilemek yenilenme yenilenmek

2376

yenilerde yenileşme yenileşmek yenileştirme yenileştirmek yeniletme yeniletmek yenilgi yenilik,−ği yenilikçi yenilikçilik,−ği yenilik korkusu yenilik yapmak yeniliş yenilme yenilmek yenilmezlik,−ği yeni maden Yenimahalle (ilçe) yenimsi Yenipazar (ilçe) yenirce yeni sene Yenişarbademli (ilçe) Yenişehir (ilçe) yenişme

2377

yenişmek yeni yazı yeni yeni yeni yetme yeni yetmelik,−ği yeni yıl Yeni Zelânda Yeni Zelândalı yenli yenme yenmek yensiz yepelek,−ği yepisyeni yepyeni yer yer adı yer adı bilimi yer alıştırmaları yeraltı (metro) yer altı yer altı çarşısı yer altı dünyası yer altı kaynakları yer altı merdiveni yer altı müziği yer altı sanatı

2378

yer altı sineması yer altı suları yer altı treni yer belirteci yerberi (gök bilimi) yer biçimleri yer bilimci yer bilimi yer bilimsel yer cücesi yer çamı yer çekimi yer çekirdeği yer çöküntüsü yerdegezen (yılan) yer değiştirme yerden bitme yerden selâm yerden temenna yerden yapma yer domuzu yer domuzugiller yere doğrulum yeregeçen yerel yerel kanal yerelleşme

2379

yerelleşmek yerelleştirme yerelleştirmek yer elması yerel radyo yerel saat,−ti yerel televizyon yerel yayın yerel yönetim yereşeği (böcek) yer etmek yerey yere yönelim yer fesleğeni yer fıstığı yer geçidi yergi yergici yergicilik,−ği yer hizmetleri yer hostesi yerici yerilme yerilmek yerinde yerindelik,−ği yerinden yönetim

2380

yerinde vuruş yerine yerinme yerinmek yer istasyonu yer kabuğu yer katı Yerköy (ilçe) yerküre yerleşik,−ği yerleşiklik,−ği yerleşilme yerleşilmek yerleşim yerleşim alanı yerleşim merkezi yerleşke yerleşme yerleşmek yerleştirilme yerleştirilmek yerleştirme yerleştirmek yerli yerli dolap,−bı yerlileşme yerlileşmek

2381

yerli malı yerli yerinde yerli yerine yerli yersiz yer mantarı yerme yermeci yermek yermeli yer merkezci yer merkezcilik,−ği yer merkezli yer meşesi yer minderi yer mumu yer odası yer ölçümü yer örümceği yeröte (gök bilimi) yer özekçil yer özekçilik,−ği yer palamudu yer pelidi yer pırasası yer sakızı yer sarmaşığı yer sarsıntısı

2382

yersel yer servisi yer sıçanı yersiz yersizlik,−ği yersiz yurtsuz yer sofrası yer şekilleri yer şekli yer solucanı yer üstü yer yağı yer yatağı yer yer yer yurt yer yuvarı yer yuvarlağı yeryüzü yer zarfı yestehleme yestehlemek yesyeni yeşerme yeşermek yeşerti yeşertme yeşertmek

2383

yeşil yeşilbağa yeşilbaş (ördek) yeşilbiber yeşilçekirge Yeşilhisar (ilçe) yeşil ışık,−ğı yeşilimsi yeşilimtırak,−ğı yeşilkertenkele yeşil kuşak,−ğı yeşillenme yeşillenmek yeşilli Yeşilli (ilçe) yeşillik,−ği Yeşilova (ilçe) yeşil oy yeşil saat yeşil saha yeşilsazan Yeşilyurt (ilçe) yeşil zeytin yeşim yetenek,−ği yetenekli yeteneklilik,−ği

2384

yeteneksiz yeteneksizlik,−ği yeter yeterince yeterli yeterli beslenme yeterlik,−ği yeterlik belgesi yeterlik eğitimi yeterlik fiili yeterlik önergesi yeterlik sınavı yeterlilik,−ği yeter sayı yetersiz yetersizlik,−ği yeti yetik,−ği yetim yetimhane yetimlik,−ği yetingen yetingenlik,−ği yetinme yetinmek yetirme yetirmek

2385

yetişek,−ği yetişilme yetişilmek yetişim yetişkin yetişkin eğitimi yetişkinlik,−ği yetişme yetişmek yetişmiş yetiştirici yetiştirilme yetiştirilmek yetiştirim yetiştirme yetiştirmek yetiştirme yurdu yetke yetkeli yetki yetki belgesi yetki devri yetki gaspı Yetki Kanunu yetkilendirme yetkilendirmek yetkili

2386

yetkili merci,−i yetkili yargıç,−cı yetkin yetkinleşme yetkinleşmek yetkinlik,−ği yetkisiz yetkisizlik,−ği yetme yetmek yetmiş yetmişer yetmiş iki buçuk,−ğu yetmişinci yetmişlik,−ği yevmî yevmiye yevmiyeci yevmiye defteri yevmiyeli yeygi Yezidî Yezidîlik,−ği yezit,−di yezitlik,−ği yığdırma yığdırmak

2387

Yığılca (ilçe) yığılı yığılışma yığılışmak yığılma yığılmak yığın yığınak,−ğı yığın bulut yığın kültürü yığınla yığıntı yığış yığışık,−ğı yığışım yığışma yığışmak yığma yığmak yıkama yıkamaç,−cı yıkamak yıkanış yıkanma yıkanmak yıkatma yıkatmak

2388

yıkayıcı yıkayış yıkı yıkıcı yıkıcılık,−ğı yıkık,−ğı yıkık dökük yıkıla yıkıla yıkılış yıkılma yıkılmak yıkım yıkımcı yıkım olmak yıkıntı yıkıntı olmak yıkış yıkışma yıkışmak yıkkın yıkkınlık,−ğı yıkma yıkmacı yıkmak yıktırılma yıktırılmak yıktırma

2389

yıktırmak yıl yılan yılan balığı yılan balığıgiller yılanbaşı (deniz kabuğu) yılancı yılancık,−ğı yılancıl yılan çıyan yılan çiçeği yılan derisi yılandili (bitki) yılan gömleği yılan hikâyesi yılaniğnesi (balık) yılan kavı yılankavi yılan kemiği yılan taşı yılanyastığı (bitki) yılanyastığıgiller yılaşırı (bienal) yılbaşı yıldan yıla yıldırak

2390

Yıldırak (yıldız) yıldırama yıldıramak yıldırılma yıldırılmak yıldırım Yıldırım (ilçe) yıldırım aşkı yıldırımkıran yıldırımlı yıldırımlık,−ğı yıldırım nikâhı yıldırımsavar yıldırım siperi yıldırım takla yıldırım telgraf yıldırma yıldırmak yıldır yıldır yıldız yıldız anasonu yıldız barışıklığı yıldız bilimci yıldız bilimcilik,−ği yıldız bilimi yıldız böceği yıldız çiçeği

2391

Yıldızeli'ni (ilçe) yıldız falcılığı yıldız falcısı yıldız günü yıldızı dişi yıldızı düşük,−ğü yıldız karayel yıldız kurdu yıldız kümesi yıldızlama yıldızlamak yıldızlar arası yıldızlaşma yıldızlaşmak yıldızlı yıldızlık,−ğı yıldız omurlular yıldız poyraz yıldız saati yıldız savaşı yıldızsı yıldızsız yıldız tabya yıldız taşı yıldız yağmuru yıldız yasemini yıldız yeli

2392

yıldız yılı yıldız zamanı yıl dönümü yılgı yılgın yılgınca yılgınlık,−ğı yılgın yılgın yıl halkası yılık,−ğı yılışık,−ğı yılışıkça yılışıklık,−ğı yılışık yılışık yılışkan yılışkanlık,−ğı yılışma yılışmak yılkı yılkıcı yılkılık,−ğı yıllama yıllamak yıllanma yıllanmak yıllarca yıllar yılı

2393

yıllatma yıllatmak yıllık,−ğı yıllıkçı yıllıklı yıllık ortalama yılma yılmak yılmaz yılmazlık,−ğı yıl sonu yıprak,−ğı yıpranma yıpranmak yıpranma payı yıpratıcı yıpratma yıpratmak yır yırık,−ğı yırlama yırlamak yırtıcı yırtıcı hayvan yırtıcı kuş yırtıcılar yırtıcılık,−ğı

2394

yırtık,−ğı yırtıkça yırtıklık,−ğı yırtık pırtık,−ğı yırtılış yırtılma yırtılmak yırtılmış yırtılmışlık,−ğı yırtım yırtımcı yırtımcılık,−ğı yırtınış yırtınma yırtınmak yırtış yırtlak,−ğı yırtma yırtmaç,−cı yırtmaçlı yırtmaçsız yırtmak yırttırma yırttırmak yısa yısa yısa Yıva

2395

yıvışık,−ğı yıvışıklık,−ğı yıvışma yıvışmak yıvış yıvış yiddiş yiğit,−di yiğitbaşı yiğitçe yiğitleme yiğitlendirme yiğitlendirmek yiğitlenme yiğitlenmek yiğitleşme yiğitleşmek yiğitlik,−ği yiğitlik etmek yilbik,−ği yine yineleme yinelemek yinelemeli yineleniş yinelenme yinelenmek yineletme

2396

yineletmek yineleyiş yirik,−ği yirmi yirmi beşlik,−ği 29 Ekim yirmilik,−ği yirminci yirmişer yirmişerlik,−ği 23 Nisan yirmi yaş dişi yitik,−ği yitiklik,−ği yitim yitirilme yitirilmek yitiriş yitirme yitirmek yitme yitmek yiv yivaçar yivleme yivlemek yivli

2397

yiyecek,−ği yiyici yiyicilik,−ği yiyim yiyimli yiyinti yiyintili yiyiş yo yobaz yobazca yobazlaşma yobazlaşmak yobazlık,−ğı yoga yogi yoğ yoğalma yoğalmak yoğaltıcı yoğaltılma yoğaltılmak yoğaltım yoğaltma yoğaltmak yoğrulma yoğrulmak

2398

yoğrum yoğun yoğun bakım yoğunlaç,−cı yoğunlaşma yoğunlaşmak yoğunlaştırılmış yoğunlaştırma yoğunlaştırmak yoğunluk,−ğu yoğunlukölçer yoğun teker yoğurma yoğurmak yoğurt,−du yoğurt çiçeği yoğurt çorbası yoğurtçu yoğurtçuluk,−ğu yoğurthane yoğurtlama yoğurtlamak yoğurtlu yoğurtlu kebap,−bı yoğurtma yoğurtmak yoğurt otu

2399

yoğurt tatlısı yoğurum yok,−ğu,−ku yokçu yokçuluk,−ğu yok etmek yoklama yoklamacı yoklamak yoklama yapmak yoklanma yoklanmak yoklatma yoklatmak yokluk,−ğu yokluk eki yok olmak yok pahasına yoksa yoksul yoksullaşma yoksullaşmak yoksullaştırma yoksullaştırmak yoksulluk,−ğu yoksulluk belgesi yoksun

2400

yoksun etmek yoksunlu yoksunluk,−ğu yoksunma yoksunmak yoksun olmak yoksuz yoksuzluk,−ğu yokumsama yokumsamak yokuş yokuş aşağı yokuşçu yokuş yukarı yok yere yok yoksul yol yol ağzı yolak,−ğı yol ayrımı yol azığı yol bel yol boyu yolcu yolcu etmek yolcu gemisi yolculuk,−ğu

2401

yolculuk etmek yolcu salonu yoldaş yoldaşlık,−ğı yoldurma yoldurmak yol erkân yol evlâdı yolgeçen yolgeçen hanı yol halısı yol işareti yolkesen yol kilimi yollama yollamak yollanma yollanmak yollu yolluk,−ğu yolma yolmak yol parası yolsuz yolsuzluk,−ğu yolsuz yöntemsiz yolu açık,−ğı

2402

yol uğrağı yoluk,−ğu yolunma yolunmak yoluyla yol üstü yol yol yol yol olmak yol yordam yol yorgunu yom yoma Yomra (ilçe) yomsuz yomsuzluk,−ğu yonca yoncalık,−ğı yonca yaprağı yonga yongalama yongalamak yongalayıcı yongar yonma yonmak yont yont kuşu

2403

yontma yontmak Yontma Taş Çağı Yontma Taş Devri yontu yontucu yontuculuk,−ğu yontuk,−ğu yontuk düz yontulma yontulmak yonulmak yordam yordamlı yordamsız yordurma yordurmak yorga yorgalama yorgalamak yorgan yorgancı yorgancılık,−ğı yorgan çarşafı yorgan iğnesi yorgan ipliği yorgan kavgası

2404

yorgan yüzü yorgun yorgun argın yorgunluk,−ğu yorgunluk kahvesi yorgun yorgun yorma yormak yortma yortmak yortu yorucu yorulma yorulmak yorum yorumcu yorumculuk,−ğu yorumlama yorumlamak yorumlanma yorumlanmak yosma yosmaca yosmalık,−ğı yosun yosun balığı yosuncul

2405

yosun külü yosunlanma yosunlanmak yosunlaşma yosunlaşmak yosunlu yoz yozcu Yozgat yozlaşma yozlaşmak yozlaşmış yozlaştırma yozlaştırmak yozluk,−ğu yön yön belirteci yöndeş yöndeş açılar yön eki yönelik,−ği yönelim yöneliş yönelme yönelme durumu yönelme hâli yönelmek

2406

yönelmeli yönelmeli tümleç,−ci yönelteç,−ci yöneltilme yöneltilmek yöneltim yöneltme yöneltmek yönerge yönetici yöneticilik,−ği yönetilme yönetilmek yönetim yönetim biçimi yönetim gideri yönetim kurulu yönetimsel yönetim yeri yönetiş yönetme yönetmek yönetme kolu yönetmelik,−ği yönetmen yönetmenlik,−ği yönetmen

2407

yardımcısı yönetsel yöneylem yöneylem araştıması yön gösterme eki yönlendirme yönlendirmek yönleyici yönlü yönlü doğru yönseme yönsüz yöntem yöntem bilgisi yöntem bilimi yöntem bilimsel yöntemli yöntemlilik,−ği yöntemsiz yöntemsizlik,−ği yön zarfı yöre yöresel yöreselleşme yöreselleşmek yöresellik,−ği

2408

Yörük Yörük çadırı yörünge yudum yudumlama yudumlamak yudumlanma yudumlanmak yudumluk,−ğu yudum yudum yuf yuf borusu yufka yufka böreği yufkacı yufkacılık,−ğı yufka ekmeği yufka kebabı yufkalık,−ğı yufka yürekli Yugoslav Yugoslavya Yugoslavyalı yuh yuha yuhalama yuhalamak

2409

yuhalanma yuhalanmak yukaç,−cı yukarda yukardan yukarı yukarıda yukarıdan yukarı mahalle yukarısı yulaf yulaf unu yular yuları eksik,−ği yuma yumak yumak,−ğı yumaklama yumaklamak yumaklanma yumaklanmak yumak yumak yumdurma yumdurmak yumma yummak yumru

2410

yumrucuk,−ğu yumruk,−ğu yumruk hakkı yumruklama yumruklamak yumruklanma yumruklanmak yumruklaşma yumruklaşmak yumruk oyuncusu yumruk oyunu yumru kök yumruk topu yumrulanma yumrulanmak yumrulma yumrulmak yumruluk,−ğu yumru top yumuk,−ğu yumuk gözlü yumuklaşma yumuklaşmak yumuk yumuk yumulma yumulmak yumulu

2411

yumurcak,−ğı yumurta yumurta akı yumurtacı yumurtacık,−ğı yumurtacılık,−ğı yumurta hücresi yumurta kökü yumurtalık,−ğı Yumurtalık (ilçe) yumurta ökçe yumurta sarısı yumurta zarı yumurtlama yumurtlama borusu yumurtlamak yumurtlama mevsimi yumurtlatma yumurtlatmak yumurtlayanlar yumuş yumuşacık,−ğı yumuşak,−ğı yumuşak ağızlı yumuşak başlı yumuşak buğday

2412

yumuşakça yumuşakçalar yumuşak damak,−ğı yumuşak iniş yumuşaklaşma yumuşaklaşmak yumuşaklık,−ğı yumuşak su yumuşak ünsüz yumuşak yüzlü yumuşak yüzlülük, −ğü yumuşama yumuşamak yumuşatıcı yumuşatılma yumuşatılmak yumuşatış yumuşatma yumuşatmak yumuşatmalık,−ğı yuna yunak,−ğı Yunak (ilçe) Yunan Yunanca Yunanistan

2413

Yunanistanlı Yunanlı yundusuz yunma yunmak yunus yunus balığı yunus balığıgiller yurdu yurt,−du yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurtlandırma yurtlandırmak yurtlanma yurtlanmak yurtluk,−ğu yurtsal yurtsama yurtsamak yurtsever yurtseverlik,−ği yurtsuz yurttaş yurttaşlık,−ğı yurttaşlık bilgisi

2414

yurttaşlık hakları Yurttaşlık Hukuku Yurttaşlık Yasası yusufçuk,−ğu Yusufeli'ni (ilçe) yusyumru yusyuvarlak,−ğı yutak,−ğı yutak iltihabı yutar hücre yutkunma yutkunmak yutma yutmak yutturma yutturmaca yutturmak yutturulma yutturulmak yutucu yutulma yutulmak yuva yuvak,−ğı Yuva kavunu yuvalama yuvalamak

2415

yuvalanma yuvalanmak yuvalı yuvar yuvarlacık,−ğı yuvarlak,−ğı yuvarlak ağızlılar yuvarlak hesap,−bı yuvarlaklaşma yuvarlaklaşmak yuvarlaklaştırma yuvarlaklaştırmak yuvarlaklık,−ğı yuvarlak masa yuvarlak masa toplantısı yuvarlak sayı yuvarlak sıra yuvarlak solucanlar yuvarlak ünlü yuvarlak vokal,−li yuvarlama yuvarlamak yuvarlana yuvarlana yuvarlanış yuvarlanma yuvarlanmak

2416

yuvarlatma yuvarlatmak yuvarölçer yuvar yuvar yuvaya dönüş yuvgu yuvgulama yuvgulamak yüce yücelik,−ği yücelim yüceliş yücelme yücelmek yüceltilme yüceltilmek yüceltme yüceltmek yüğrük,−ğü yük yük arabası yük asansörü yükçü yükçülük,−ğü yük gemisi yük hayvanı yük katarı

2417

yüklem yüklem birliği yükleme yükleme durumu yükleme hâli yüklemek yüklem öbeği yüklenici yüklenilme yüklenilmek yüklenme yüklenmek yükletilme yükletilmek yükletme yükletmek yükleyici yükleyiş yüklü yüklüce yüklük,−ğü yüklülük,−ğü yük odası yük olmak yüksek,−ği yüksek atlama yüksek basınç,−cı

2418

yüksek fırın yüksek fiyat yüksek gerilim yükseklik,−ği yükseklik korkusu yükseklikölçer yüksek lisans yüksek okul Yüksekova (ilçe) yüksek öğrenim yüksek öğretim yüksek ses yüksek sosyete yüksek tahsil yüksek teknoloji yüksek yaylak,−ğı yükselen piyasa yükselim yükseliş yükselme yükselmek yükselteç,−ci yükseltgeme yükseltgemek yükseltgenme yükseltgenmek yükselti

2419

yükseltilme yükseltilmek yükseltme yükseltmek yüksük,−ğü yüksük kına yüksük makarna yüksük otu yüksünme yüksünmek yük treni yüküm yükümlendirme yükümlendirmek yükümlenme yükümlenmek yükümlü yükümlülük,−ğü yükün yükünme yükünmek yük vagonu yülgü yülük,−ğü yülüme yülümek yülünme

2420

yülünmek yün yünlü yüpürmek Yüregir yüreği dar yüreği delik,−ği yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek Yüreğir (ilçe) yüreği temiz yüreği yanık,−ğı yüreği yaralı yüreği yufka yürek,−ği yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yüreklendirme yüreklendirmek yüreklenme yüreklenmek yürekli

2421

−ği yürekten yürek yarası yürük.yüreklilik.−ği yüreklilikle yüreksiz yüreksizlik.−ğü yürük aksak.−ğü yürüteç.−ğü yürük semaî yürüme yürümek yürünme yürünmek yürürçalar yürürlük.−ci yürütme yürütme gücü yürütmek yürütme kurulu yürütmeyi durdurma yürütücü yürütülme yürütülmek yürütülüş yürütüm 2422 .−ğı yürüklük.

−ği yüzden yüzde yüz yüzdürme yüzdürmek yüzdürülme yüzdürülmek yüze gülücü yüze gülücülük.−ğü yüzer yüzergezer yüzer havuz 2423 .−ği yüzde yüzdelik.yürüyen merdiven yürüyüş yürüyüş kolu yürüyüş yapmak yüsrü yüz yüz akı yüz aklığı yüzbaşı.−ği yüzbeyüz yüz binlerce yüz binlik.−ğı yüz beşlik.−yı yüzbaşılık.

yüzerlik.−ği yüzer top yüzer yüzer yüze soğurma yüzey yüzey bilimci yüzey bilimi yüzeyleşme yüzeyleşmek yüzeysel yüzey şekilleri yüzgeç.−ci yüzgeç ayaklılar yüz görümlüğü yüzgöz yüzgöz olmak yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kere yüz kızartıcı yüz kızartıcı suç yüz kiri yüzleme yüzlemece yüzlemek yüzlenme 2424 .

−ğü yüzlük birimler bölüğü yüzlü yüzlü yüzme yüzme havuzu yüzmek yüzme kesesi yüznumara yüz ölçümü yüz sabunu yüzsuyu (onur) yüzsüz yüzsüzce yüzsüzleşme yüzsüzleşmek yüzsüzleştirme yüzsüzleştirmek 2425 .yüzlenmek yüzler yüzlerce yüzleşme yüzleşmece yüzleşmek yüzleştirme yüzleştirmek yüzlü yüzlük.

−ğı yüz yazısı yüzyıl yüzyıllık.−ğı yüzü soğuk.−ğu yüzüstü yüz üstü yüzüş yüzü yerde yüzü yumuşak.yüzsüzlük.−ğü yüzü kara yüzükoyun yüzük oyunu yüzük parmağı yüzülme yüzülmek yüzüncü yüzünden yüzü pek yüzü sıcak.−ğü yüzsüz yüzsüz yüzü ak yüzü asık.−ğü yüzük.−ğı (*)Z 2426 .−ğı yüzücü yüzücülük.

−ptı zabıta zabıtname zabit zabitan zabitlik.−ğı zağlama zağlamak zağlanma 2427 .−ği zaç zaç yağı zade zadegân zadegânlık.−ğı zağcı zağcılık.−ğı zafer Zafer Bayramı zafiyet zağ zağanos zağar zağara zağarcı zağarlık.Z zaaf zabıt.

zağlanmak zağlı zahir zahirde zahire zahiren zahirî zahit.−ği zahmet zahmet etmek zahmetli zahmet olmak zahmetsiz zahmetsizce zahter zail zail olmak Zaire Zaireli zait.−di zakkum zakkumgiller zakkumlaşma zakkumlaşmak zakkumlu zalim 2428 .−di zahitik.

−ği zam.zalimane zalimce zalimlik.−mmı zaman zaman aşımı zaman ayarlı zaman belirteci zaman bilimi zaman bilimsel zaman birimi zamandaş zaman dizini zamane zamane adamı zamane çocuğu zaman eki zamanında zamanla zamanlama zamanlamak zamanlı zamanlı zamansız zamansız zaman tüneli zaman zaman zaman zarfı 2429 .

−ğı zambakgiller Zambiya Zambiyalı zamir zamk zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabî zamkinos zamkinos etmek zamklama zamklamak zamklanma zamklanmak zamklı zamklı kâğıt.−dı zamlanma zamlanmak zamlı zamsız zamme zammetme zammetmek zammı sure 2430 .zamazingo zambak.

−ğu zanka zanlı zannetme zannetmek zanneyleme zanneylemek zannolunma zannolunmak 2431 .−nnı zanaat zanaatçı zanaatçılık.−ğı zamparalık etmek zam yapmak zan.−cu zangoçluk.zam paketi zampara zamparalık.−ğı zanaatkâr zanaatkârlık.−ğı zangırdama zangırdamak zangırdatma zangırdatmak zangırtı zangır zangır zangoç.

−ğı zarf−fiil zarf−fiil grubu zarfında zarflama 2432 .zaparta zaping zaping yapmak zappino zapt zapt etmek zaptiye zaptiye memuru zapturapt zar Zara (ilçe) zarafet zarar zarar etmek zararına zarar kesme zararlı zararsız zarcı zar etmek zarf zarfçı zarfçılık.

−bı zarp etmek zarplı zarsı zarta zart zurt zaruret zarurî zar zor zat zata mahsus zaten zatıâlileri zatıâliniz zati (zaten) zatî 2433 .zarflamak zarflanma zarflanmak zarflı zargana zarif zarifane zarifçe zariflik.−ği zari zari zar kanatlılar zarp.

−ğı zaviye zaviyevî zayıf zayıflama zayıflamak zayıflatma zayıflatmak zayıflayış zayıflık.−di 2434 .zat işleri zatülcenp.−bi Zatülkürsî (yıldız) zatürree zavallı zavallılık.−i zayiat zayiçe zayi etmek zayi olmak zeamet zeban zebanî zebanzet.−ğı zayıf nahif zayıf sesli zayıf ünlü zayi.

−bı zehir.zebellâ zebercet.−ğü zebunlaşma zebunlaşmak zebunluk.−di zebra zebun zebun etmek zebunküş zebunküşlük.−cri zecren zecrî zecrî tedbir zede zedeleme zedelemek zedeleniş zedelenme zedelenmek zedeli zedesiz zefir zehap.−hri 2435 .−ğu zebun olmak Zebur zecir.

−ği zehirli mantarlar zehir olmak zehirsiz zehir zakkum zehir zemberek zehir zıkkım zehretme zehretmek zehrolma zehrolmak zekâ zekâ bölümü zekâ düzeyi zekâ geriliği zekât zekâ testi zekâvet zekâ yaşı 2436 .zehir etmek zehir hafiye zehirleme zehirlemek zehirlenme zehirlenmek zehirli zehirli gaz zehirlilik.

zekâ yeteneği zeker Zekeriya sofrası zeki zekice zelil zelil etmek zelil olmak zelve zelzele zem.−mmi zemberek.−ği zemmetme zemmetmek 2437 .−ği zemberekçi zemberek kutusu zemberekli zemberek otu zembil zembil otu zemheri zemheri zürefası zemin zemin kat zemin katı zeminli zeminlik.

zemzem zemzem suyu zen zencefil zencefilgiller zencerf zenci zencifre zencir zencirek.−ği zendost zendostluk.−ğu zengin zengin erki zengin etmek zengin kafiye zenginleme zenginlemek zenginleşme zenginleşmek zenginleştirme zenginleştirmek zenginlik.−ği 2438 .−ği zengin olmak zenne zenneci zennelik.

−li zevalî zevalî saat.−ti zevalsiz zeval vakti zevat zevce zevcelik.zephiye zeplin zer zeravent.−ği 2439 .−ğü Zerdüştî zerk zerk etmek zerre zerrin zerzevat zerzevatçı zerzevatçılık.−di zerdali zerde zerdeçal zerdeva Zerdüşt Zerdüştçülük.−ğı zevahir zeval.

−ği zeyreklik.−ği zevzeklik etmek zeybek.−ci zeveban zeveban etmek zevk zevk ehli zevk etmek zevkiselim zevkiselim sahibi zevklenme zevklenmek zevkli zevksiz zevksizlik.−ği zevzekçe zevzeklenme zevzeklenmek zevzeklik.−ği zevkusefa zevzek.−ği zeybek havası zeyil.−ği zeytin 2440 .−yli zeyilname zeyrek.zevç.

Zeytinburnu'nu (ilçe) zeytinci zeytincilik. −ği zeytunî zıbarma zıbarmak zıbıdı zıbın 2441 .−ği zeytin dalı zeytin ezmesi zeytingiller zeytin güvesi zeytin kurdu zeytinli zeytinlik.−ği zeytin rengi zeytinsi zeytinsi meyve zeytin sineği zeytinsiz zeytinyağı zeytinyağlı dolma zeytinyağlı fasulye zeytinyağlı sarma zeytinyağlı yemek.

zıddiyet zıh zıhlama zıhlamak zıhlanma zıhlanmak zıhlı zıkkım zıkkımlanma zıkkımlanmak zılgıt zılgıtlanma zılgıtlanmak zımba zımbalama zımbalamak zımbalanma zımbalanmak zımbalatma zımbalatmak zımbalı zımbalı defter zımbırdatma zımbırdatmak zımbırtı zımnen zımnında 2442 .

zımnî zımpara zımpara kâğıdı zımparalama zımparalamak zımparalanma zımparalanmak zımpara taşı zımpara tozu zındık.−ğı zıpka 2443 .−ğı zındıklık.−ğı zıngadak zıngıldama zıngıldamak zıngıl zıngıl zıngırdama zıngırdamak zıngırdatma zıngırdatmak zıngırtı zıngır zıngır zınk zıp zıpçıktı zıpır zıpırlık.

−cı zırhlı balık. yoyo) zıp zıp zıpzıp atlama zırcahil zırdeli zırh zırhlandırma zırhlandırmak zırhlanma zırhlanmak zırhlı zırhlı araç.zıpkın zıpkıncı zıpkınlama zıpkınlamak zıpkınlanma zıpkınlanmak zıplama zıplamak zıplatma zıplatmak zıplaya zıplaya zıppadak zıpzıp (bilye.−ğı zırhlı başlılar zırhlı birlik.−ği 2444 .

−ğı zırtapoz zırtapozluk.−ğı zırt pırt zırt zırt zırva zırvalama zırvalamak zırzır (boşboğaz) zır zır 2445 .−ğı zırlama zırlamak zırlatma zırlatmak zırnık.−cü zırhlı kuvvet zırhlı yayın zırhsız zırıldama zırıldamak zırıldanma zırıldanmak zırıltı zırıl zırıl zırlak.zırhlı güç.−ğu zırt fırt zırtlak.

−tbu zıtlanma zıtlanmak zıtlaşma zıtlaşmak zıtlık.−ğı zibidi zibidilik.−ddı zıt anlamlı zıt kutup.−ği zifaf zifir zifirî zifirî karanlık.−ı zıypak.zıt.−ğı zifos zift ziftleme ziftlemek ziftlenme ziftlenmek 2446 .−ğı zıvana zıvanalı zıvanalı sigara zıvanalı vida zıvanasız zıya.

−ğı zikzak dikişi 2447 .−kri zikredilme zikredilmek zikretme zikretmek zikrolunma zikrolunmak zikzak.zigot zihaf zihayat zihin.−hni zihin açıklığı zihin berraklığı zihin bulanıklığı zihince zihin hesabı zihin jimnastiği zihin karışıklığı zihinsel zihin yorgunluğu zihnen zihnî zihniye zihniyet zikıymet zikir.

−di zilyetlik.−ği zilli maşa zilsiz zilyet.zikzaklı zikzak makinesi zikzak yapmak zil Zile (ilçe) zilhicce zili zilkade zillet zilli zilli bebek.−ği zil zurna zimamdar zimmet zimmî zina zincifre zincir zincirkıran zincirleme zincirleme isim tamlaması zincirlemek 2448 .

zincirleme kaza zincirleme sıfat tamlaması zincirleme tepkime zincirlenme zincirlenmek zincirli zindan zindancı zindandelen zindan etmek zindan olmak zinde zinde kuvvet zindeleşme zindeleşmek zindelik.−ğı ziraî ziraî işletme zirkon zirkonyum 2449 .−ği zinhar zir zira ziraat ziraatçı ziraatçılık.

−ği ziya ziyadar ziyade ziyadeleşme ziyadeleşmek ziyadesiyle ziyafet ziyan ziyan etmek ziyankâr ziyankârlık.−ğı ziyan olmak ziyansız ziyaret ziyaretçi ziyaret etmek ziyaretgâh ziynet 2450 .−bu zirzoplaşma zirzoplaşmak zirzopluk.zirve zirve konferansı zirve toplantısı zirzop.−ğu zirzopluk etmek zivircik.

zloti Zodyak (burçlar kuşağı) zoka zom zom olmak zona Zonguldak zonklama zonklamak zonklatma zonklatmak zonk zonk zoolog.−ğı zorbalık etmek zor belâ zorca zorgu 2451 .−ğu zooloji zoospor zootekni zor zoraki zor alım zorba zorbaca zorbalık.

−ğu zorlukla zorsunma zorsunmak zorunlu zorunlu emeklilik.−ği zorunluk.−ğu zorunluluk.zorgulu zorla zorlama zorlamak zorlamasız zorlanış zorlanma zorlanmak zorlaşma zorlaşmak zorlaştırma zorlaştırmak zorlaya zorlaya zorlayıcı zorlayış zorlu zorluk.−ğu zorunlu öğrenim zorunlu sigorta zorunlu tasarruf 2452 .

−dü züğürtleme züğürtlemek züğürtleşme züğürtleşmek züğürtlük.−ğı zurnapa zurnazen zübde zücaciye züğürt.zoru zoruna zuhur zuhurat zuhur etmek zuhurî zuhurî kolu zula zula etmek zula olmak zulmet zulmetme zulmetmek zulüm.−lmü zum zurna zurnacı zurnacılık.−ğü 2453 .

−lfü zülüflü zümre zümre edebiyatı zümrüdî Zümrüdüanka zümrüt.−lü zükâm zül.−dü zümrütlenme zümrütlenmek zümrütleşme zümrütleşmek 2454 .−ğı züht.−llü zülâl.züğürt tesellisi Zühal (Satürn) Zühre (Venüs) zührevî zührevî hastalık.−li Zülcelâl zülfaris (çiçek) zülfaruz (çiçek) Zülfikar (Hz.−dü zühul.Ali'nin kılıcı) zülfüyâr zülüf.

−ği züppelik etmek zürafa zürafagiller zürra.−ı zürriyet züyuf züyuf akçe Kaynak: http://ekitap.kolayweb.zümrüt yeşili züppe züppece züppeleşme züppeleşmek züppeleştirme züppeleştirmek züppelik.com <(*)> 2455 .com/ ekitap@kolaymail.