P. 1
Şehir Coğrafyası Açısından Vezirköprü (SAMSUN)

Şehir Coğrafyası Açısından Vezirköprü (SAMSUN)

|Views: 402|Likes:
Yayınlayan: koraykor55
Koray KOR, Şehir Coğrafyası Açısından Vezirköprü (SAMSUN), Yüksek Lisans Bitirme Tezi - (2010), Uşak Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Coğrafya Anabilim Dalı
Danışmanlar:
Yrd. Doç. Basim SAATÇİ
Yrd. Doç. Yahya KADIOĞLU
Koray KOR, Şehir Coğrafyası Açısından Vezirköprü (SAMSUN), Yüksek Lisans Bitirme Tezi - (2010), Uşak Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Coğrafya Anabilim Dalı
Danışmanlar:
Yrd. Doç. Basim SAATÇİ
Yrd. Doç. Yahya KADIOĞLU

More info:

Categories:Types, Research, Science
Published by: koraykor55 on Aug 19, 2012
Telif Hakkı:Traditional Copyright: All rights reserved

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF or read online from Scribd
See more
See less

11/08/2012

pdf

1

ŞEHİR COĞRAFYASI AÇISINDAN VEZİRKÖPRÜ (SAMSUN) Koray KOR Yüksek Lisans Tezi Danışmanlar: Yrd. Doç. Dr. Basim SAATÇİ Yrd. Doç. Dr. Yahya KADIOĞLU Uşak 2010

2

Elimden tutanlara…

3

ŞEHİR COĞRAFYASI AÇISINDAN VEZİRKÖPRÜ (SAMSUN)

Koray KOR

YÜKSEK LİSANS TEZİ Coğrafya Anabilim Dalı Danışmanlar:Yrd. Doç. Dr. Basim SAATÇİ Yrd. Doç. Dr. Yahya KADIOĞLU

Uşak Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Haziran, 2010

Her Hakkı Saklıdır

4 iv YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİ
ŞEHİR COĞRAFYASI AÇISINDAN VEZİRKÖPRÜ (SAMSUN)

Koray KOR Coğrafya Anabilim Dalı Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Haziran 2010 Danışmanlar: Yrd. Doç. Dr. Basim SAATÇİ Yrd. Doç. Dr. Yahya KADIOĞLU Tarihi süreç içerisinde Şinder (Şin: Köprü) ve Gedegra isimleriyle anılan Vezirköprü, Ankara devlet karayoluna 31 km’lik bir tali yol ile bağlanmaktadır. İlçenin kuzeyinde Durağan (Sinop), kuzeybatısında Saraydüzü (Sinop), güneybatısında Osmancık (Çorum), güneyinde Gümüşhacıköy (Amasya) ve Merzifon (Amasya), güneydoğusunda ve doğusunda Havza (Samsun), kuzeydoğusunda Bafra ve Alaçam (Samsun) ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezi Vezirköprü Ovası’nın bitişiğinde, neojen havzası üzerine kurulu olup hafif meyilli bir topografyaya sahiptir. Şehir, 1. dereceden deprem kuşağında bulunmaktadır. Şehir içerisinden Uluçay ve Esenli çayları geçmektedir. İlçe merkezi deniz seviyesinden 300-390 m yükseklik aralığında bulunmaktadır ve 14,95 km²’lik bir alana sahiptir. Vezirköprü yöresi Karadeniz iklimi ile iç kısımların karasal iklim karakteri arasında geçiş kuşağında bulunmaktadır. Şehirsel fonksiyonları bakımından hizmet sektörünün ağır bastığı Vezirköprü şehir yerleşmesi, 2008 yılı adrese dayalı sayım sonuçlarına göre 25894 kişilik bir nüfusu barındırmaktadır. Nüfus, kırsal göçün ve doğurganlığın etkisiyle ‰ 11.77’lik bir artış hızına sahiptir. Şehirsel doku bakımından ışınsal dokunun etkisinde olan şehrin 21. yüzyılda, devlet yolunun etkisiyle doğrusal şehir dokusuna bürünmeye başladığı görülmektedir. Depremsellik ve zemin özellikleri, şehirsel gelişimde kısıtlılıklara neden olmaktadır. Vezirköprü şehir yerleşmesinde arazi kullanımı açısından konut alanları ve tarım alanları ön plandadır. Sanayi fonksiyonu bakımından ise orman ve tarıma dayalı sanayinin geliştiği şehirde geleneksel meslekler de mevcuttur. Bu araştırmada Vezirköprü yerleşmesinin Şehir Coğrafyası bakımından gösterdiği özellikler modern haritalama teknikleri ile desteklenerek araştırılmış ve yaşanan sorunlara çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vezirköprü, Şehir Coğrafyası, Kent Bilgi Sistemleri

v 5 ABSTRACT URBAN GEOGRAPHY OF VEZIRKOPRU (SAMSUN) Koray KOR Department Of Geography Usak University Institute Of Social Sciences, June 2010 Consultants: Assistant Professor Dr. Basim SAATÇİ Assistant Professor Dr. Yahya KADIOĞLU Vezirköprü, called as “Şinder” (Şin: Bridge) and “Gedegra”, is located in Middle Black Sea Region, and 155 km southwest of Samsun city center. County is connected to Ankara state highway with a 31-kilometer-byroad. İn the north Durağan (Sinop), in the nortwest Saraydüzü (Sinop), in the southwest Osmancık (Çorum), in the south Gümüşhacıköy (Amasya) and Merzifon (Amasya), in the southeast and east Havza (Samsun), in the norteast bafra ve alaçam (Samsun) counties were found. County center is set on a neogene basin beside Vezirköprü Plain and has a slight sloping topography. The area is situated at first degree seismic zone. Uluçay Brook and Esenli Brook are passed through the county. Its altitude is between 300-390 meters and it is 14,5 square kilometer in size. Vezirköprü region is in the transition zone between Black Sea Climate form and Terrestrial Climate form of the interior parts. Vezirköprü, where service sector is dominant among urban functions, contains 25894 people according to 2008 census. Population growth rate is % 11,77 due to rural immigration and fertility. It is seen that county, which is under the influence of radiation texture as urban texture, started to play the role of linear urban texture in 21st century, as a result of state highway. Seismicity and earth features cause restrictions in development. In urban settlement of Vezirköprü, dwelling areas and agriculture areas stand in the forefront. The county, which is based on forest and agriculture as industrial area and function, has still traditional occupations. In this thesis, the features urban geography Vezirköprü county are studied with the help of modern mapping methods and it is tried to produce solutions to problems. Keywords: Vezirköprü, Urban Geography, Urban Information Systems

vi 6

JÜRİ VE ENSTİTÜ ONAYI Koray KOR’un Şehir Coğrafyası Açısından Vezirköprü (Samsun) başlıklı tezi 15/06/2010 tarihinde, aşağıdaki jüri tarafından Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri uyarınca, Coğrafya Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezi olarak değerlendirilmiş ve kabul edilmiştir.

Adı ve Soyadı

İmza

Üye (Tez Danışmanı) : Yrd. Doç. Dr. Basim SAATÇİ

.…………...

Üye (İkinci Tez Dan.) : Yrd. Doç. Dr. Yahya KADIOĞLU

…………….

Üye

: Prof. Dr. Lütfi ÖZAV

…………….

Üye

: Yrd. Doç. Dr.

Filiz ÇOLAK

…………….

Enstitü Müdürü Doç. Dr. Cemil YÜCEL

7 vii ÖNSÖZ Doğal ortam ve insan arasında kurulan etkileşimin devamlı olması sayesinde şehirler de varlığını ve gelişmesini sürdürme imkânı bulmaktadır. Bu bakımdan şehirler, insanoğlunun yapmış olduğu en büyük eserlerin başında gelen, içinde bulunduğu tarihsel süreci ve uygarlığın vardığı seviyeyi yansıtan coğrafi bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu teze konu olan Vezirköprü şehir yerleşmesi de, coğrafi ortamın sağladığı elverişli olanaklar sayesinde tarih öncesinden günümüze kadar varlığını devam ettiren şehirlerimizden biridir. Birçok medeniyete tanıklık eden, zaman zaman büyük tarihsel olayların ve doğal afetlerin etkisiyle yıkımlara maruz kalan Vezirköprü, bundan sonra da varlığını geliştirerek devam ettirecek kadar çeşitli doğal ve beşeri imkânlara sahiptir. Bu tezde Vezirköprü şehir yerleşmesinin kuruluşu, gelişimi, fonksiyonel ve plânlama açısından arz ettiği özelliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma giriş kısmı hariç dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Vezirköprü ve yakın çevresinin doğal ortam özelliklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde şehrin kuruluşu, şehirsel gelişim dönemleri ve demografik özellikleri ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde şehir yerleşmesinin fonksiyonel özellikleri arazi kullanımıyla birlikte incelenmiş ve son olarak da dördüncü bölümde ilçenin şehir plânlaması açısından arz ettiği özelliklerin özetlemesi yapılmıştır. Ayrıca konuların işlenişinde çeşitli sorunlara değinilerek bu sorunlara çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Bu çalışmanın her aşamasında birçok kişi ve kurumun önemli katkıları olmuştur. Çalışmanın plânı başta olmak üzere birçok konuda değerli fikirlerinden yararlandığım saygıdeğer hocalarım Prof. Dr. Lütfi ÖZAV’a, Yrd. Doç. Dr. Basim SAATÇİ’ye, Yrd. Doç. Dr. Yahya KADIOĞLU’na Yrd. Doç. Dr. Hasan KARA’ya ve Yrd. Doç. Dr. Filiz ÇOLAK’a teşekkürlerimi borç bilirim.

Koray KOR

viii 8

ÖZGEÇMİŞ

Kişisel Bilgiler Adı Soyadı Doğum Yeri ve Tarihi Eğitim Durumu Lisans Öğrenimi : Afyon Kocatepe Üniversitesi Uşak Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Yüksek Lisans Öğrenimi Bildiği Yabancı Diller Bilimsel Faaliyetleri : Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı : İngilizce (Temel Seviye) : Küresel Isınma-Birey İlişkisi, Panel Konuşmacısı (Uşak Üniversitesi, 2009) İş Deneyimi Çalıştığı Kurumlar : Trio Teknoloji Merkezi (Uşak, 2007-2008) Uşak Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Teknik Servis/Kablosuz Ağ (Uşak, 2009-2010) İletişim e-posta Adresi Tarih : kor_tv@mynet.com : 10 Haziran 2010 : Koray KOR : Vezirköprü/Samsun, 25.09.1985

ıx 9 İÇİNDEKİLER
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİ...........................................................................................IV ABSTRACT ........................................................................................................................... V JÜRİ VE ENSTİTÜ ONAYI ................................................................................................VI ÖNSÖZ................................................................................................................................ VII ÖZGEÇMİŞ ....................................................................................................................... VIII İÇİNDEKİLER .....................................................................................................................IX TABLOLAR LİSTESİ ....................................................................................................... XIII ŞEKİLLER LİSTESİ.......................................................................................................... XV KISALTMALAR LİSTESİ ............................................................................................ XVIII

GİRİŞ .................................................................................................................................... 20 A. B. C. D. Araştırma Sahasının Yeri ve Sınırları............................................................................... 20 Amaç .............................................................................................................................. 22 Malzeme, Kapsam ve Yöntem ......................................................................................... 22 Zorluklar ......................................................................................................................... 30

-BİRİNCİ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ ve YAKIN ÇEVRESİNİN DOĞAL ORTAM ÖZELLİKLERİ A. B. Jeolojik ve Tektonik Özellikler ........................................................................................ 32 1.Fay Setleri .................................................................................................................... 42 Jeomorfolojik Özellikler .................................................................................................. 47 1.Tavşan Dağı ................................................................................................................. 47 2.Kunduz Dağı ................................................................................................................ 50 3.Vezirköprü Depresyonu Kuzeyindeki Dağlık Saha........................................................ 52 4.Aladağ- Sıralıdağ Arası Kesiın (Sahanın doğusu).......................................................... 52 5.Platoluk Alanlar ........................................................................................................... 52 6.Havza Tabanı-Düzlük Alanlar ...................................................................................... 58 6.1.Vezirköprü Ovası................................................................................................... 60 6.2.Ilıca Ovası ............................................................................................................. 61 7.Vadi Tabanı Düzlükleri ................................................................................................ 62 8.Kayalı Boğazı............................................................................................................... 62

10 x
C. Klimatik Özellikler.......................................................................................................... 66 1.Rüzgâr K o ş u l l a r ı ..................................................................................................... 66 1.1.Yerel Etkilerle Belirmiş Rüzgârlar ......................................................................... 68 2.Sıcaklık Özellikleri ....................................................................................................... 70 3.Don Olayları ................................................................................................................ 72 4.Yağış Durumu .............................................................................................................. 73 5.Sis ................................................................................................................................ 75 6.Araştırma Sahasının İklim Tipi ..................................................................................... 77 D. E. F. Hidrografik Özellikler ..................................................................................................... 79 Toprak ve Bitki Örtüsü .................................................................................................... 83 Sahanın Fiziki Coğrafya Özelliklerinden Kaynaklanan Sorunlar ...................................... 85 1.Toprak Süpürülmesi (Erozyon) ..................................................................................... 85 2.Heyelanlar .................................................................................................................... 86 3.Arazi Çökmeleri ........................................................................................................... 89 4.Depremler .................................................................................................................... 90 5.Zemin Sıvılaşması ve Tehlikesi .................................................................................... 93 5.1.Kavramlar ............................................................................................................. 96 6.Sıvılaşma ve Etkisine Karşı Alınabilecek Önlemler ...................................................... 98 6.1.Zemin İyileştirmesi Yoluyla Sıvılaşma Riskinin Ortadan Kaldırılması ................. 101 6.2.Yapısal Önlemlerle Sıvılaşma Riskinin Ortadan Kaldırılması ............................... 101 7.Taşkın ve Çekikler ..................................................................................................... 102 8.Akarsu Kirliliği .......................................................................................................... 104 9.Yeraltısuyu Yetersizliği .............................................................................................. 106 10.Hava Kirliliği............................................................................................................ 106

xı 11
-İKİNCİ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ’NÜN KURULUŞU ve ŞEHİRSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ A. Yerleşimin Tarihsel Özellikleri...................................................................................... 108 1.Kalkolitik Dönem ....................................................................................................... 108 2.Hitit Krallığı Dönemi ................................................................................................. 111 3.Frig, Pers ve Roma Dönemleri .................................................................................... 112 4.Selçuklular Dönemi ve Sonrası ................................................................................... 115 5.Osmanlılar Dönemi .................................................................................................... 116 5.1.Nüfus, Yerleşme ve Ekonomik Özellikler ............................................................ 120 6.Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi ..................................................................... 128 6.1.Nüfus .................................................................................................................. 128 6.1.1.Nüfusun Gelişimi .......................................................................................... 129 6.1.2.Nüfusun Mahallelere Dağılışı ve Yoğunluğu ................................................. 131 6.1.3.Nüfusun Sosyal ve Kültürel Nitelikleri .......................................................... 134 6.1.4.Göçler ........................................................................................................... 140 B. Yerleşimin Coğrafi Özellikleri....................................................................................... 144 1.Yatay Gelişim Özellikleri ........................................................................................... 144 2.Dikey Gelişim Özellikleri ........................................................................................... 170 3.Yapı Malzemesi ve Konut Tipleri ............................................................................... 181

-ÜÇÜNCÜ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ ŞEHİR YERLEŞMESİNİN FONKSİYONEL ÖZELLİKLERİ A. Şehirsel Fonksiyonlar ve Arazi Kullanımı...................................................................... 186 1.Yönetim Fonksiyonu .................................................................................................. 186 2.Eğitim Fonksiyonu ..................................................................................................... 191 3.Sağlık Fonksiyonu ...................................................................................................... 197 4.Ulaşım ve Haberleşme Fonksiyonları.......................................................................... 199 5.Ticaret Fonksiyonu ..................................................................................................... 206 6.Turizm ve Rekreasyon Fonksiyonları.......................................................................... 212 7.Sanayi Fonksiyonu ..................................................................................................... 222 8.Tarım Fonksiyonu ...................................................................................................... 226 B. Şehrin Fonksiyonel Sınıflandırmadaki Yeri ................................................................... 231

xıı 12
-DÖRDÜNCÜ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ İLÇE YERLEŞMESİNİN ŞEHİR PLÂNLAMASI AÇISINDAN ARZ ETTİĞİ ÖZELLİKLERE TOPLU BAKIŞ A. Şehir Plânlaması Kapsamında Yararlanılan Analiz Teknikleri ....................................... 239 1.Tarihi Analizler .......................................................................................................... 239 2.Şehir Görünümü Analizi ............................................................................................. 240 3.Algısal Yapı Analizi ................................................................................................... 241 4.Görsel Analiz ............................................................................................................. 241 B. Şehir Plânlaması Analizi Bağlamında Oluşturulan Sorular ............................................. 242 1.Çalışma Alanının Geniş Ölçekte Değerlendirilmesi .................................................... 242 2.Çalışma Alanının Orta Ölçekte Değerlendirilmesi....................................................... 252

SONUÇ ve ÖNERİLER ...................................................................................................... 257 KAYNAKLAR .................................................................................................................... 260 İNTERNET SİTELERİ ve VERİ TABANLARI ............................................................... 264 TEŞEKKÜRLER ................................................................................................................ 265

13 xiii TABLOLAR LİSTESİ Tablo 1: Samsun’da 31400 km²’ lik Alana Düşen 4,0 ve Üzeri Depremlerin Listesi .... 46 Tablo 2: 1900 ve 2004 Yılları Arasında Hasara Neden Olan Depremler....................... 46 Tablo 3: Vezirköprü (1987-1994) Yılları Arasında Rüzgârın Ortalama Esme Sayıları.. 66 Tablo 4: Vezirköprü'de Hâkim Rüzgârın Yönü ............................................................ 66 Tablo 5: Vezirköprü'de Rüzgârların Mevsimlik Esme Sayıları ..................................... 67 Tablo 6: Samsun, Vezirköprü ve Merzifon'un Aylık Sıcaklık Değerleri ...................... 70 Tablo 7: Vezirköprü ve Merzifon'da Aylık ve Yıllık Ortalama Yağış Miktarları . ........ 73 Tablo 8: Araştırma Sahasındaki Potansiyel Zemin Sıvılaşmasını Doğuran Etkenler ..... 94 Tablo 9: Çeşitli Akiferlerde Geçirimlilik ve Etki Yarıçapı Değerleri............................ 97 Tablo 10: Litolojik Birimlerin Dayanımlarına Göre Sınıflandırılması. ........................ 99 Tablo 11:Vezirköprü Yöresinde İdari Taksimat (1485-1642) ..................................... 121 Tablo 12: 1520 ve 1576’da Nefs-i Gedegra ve Mahalleleri ........................................ 121 Tablo 13:1642’de Köprü Kasabasının Mahalleleri ..................................................... 122 Tablo 14:1642’de Köprü Kasabası Mahalleleri ve Şehir Nüfusu ................................ 123 Tablo 15: 1642’de Köprü Kasabası ve Gedegra Kazası Nüfusu ................................. 124 Tablo 16: Gedegra Kazası Nüfusu (1642) (Köprü Kasabası Hariç) ............................ 124 Tablo 17: Nüfusun Sosyal Gruplara Göre Dağılımı.................................................... 125 Tablo 18: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Yıllara Göre Değişimi .............. 129 Tablo 19: Vezirköprü Devlet Hastanesi'ne Göre Demografik İstatistikler (2007) ....... 130 Tablo 20: Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Cinsiyete ve Yaş Guruplarına Dağılışı ........ 134 Tablo 21: Altınkaya Baraj Gölünden Etkilenen Vezirköprü'ye Ait Köyler (1988) ...... 141 Tablo 22: Vezirköprü'deki Tarihi Yapılardan Bazıları ve Dönemleri.......................... 150 Tablo 23: Şehir Yerleşmesinde Tamamen veya Kısmen Biten Yeni ve İlave Yapılar . 156 Tablo 24: İnsan vücudunda bulunan temel elementler ................................................ 162 Tablo 25: Şehir Yerleşmesinde Tamamen veya Kısmen Biten Yeni ve İlave Yapılar . 173 Tablo 26: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Hizmet Veren Kamu Personeli ............... 188 Tablo 27: Şehir Yerleşmesinde 2009 Yılına Göre Kurumlar ve Personel Sayıları ...... 188 Tablo 28: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde Mekânsal Kullanımlar (1993) ................... 189 Tablo 29:Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki İlköğretim Okulları .............................. 193 Tablo 30: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Açılan Ortaokul ve Liseler ..................... 193 Tablo 31: Vezirköprü'de İlköğretim Genel Özellikleri .............................................. 194 Tablo 32: Vezirköprü'de Ortaöğretim Kurumları Genel Bilgileri ............................... 194 Tablo 33: Vezirköprü’de Okul Öncesi Genel Bilgileri ............................................... 195 Tablo 34: Vezirköprü’de Öğretim Yıllarına Göre Okul Öncesi Artış Oranları ............ 195 Tablo 35: Vezirköprü İlköğretim Okulları Derslik ve Öğretim Türü Bilgileri............. 195 Tablo 36: Vezirköprü Mesleki Eğitim Merkezi İstatistikleri ...................................... 195 Tablo 37: Vezirköprü Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü İstatistikleri ......................... 195 Tablo 38:Vezirköprü 2007-2008 Eğitim Öğretim Yılı Özel Öğretim Kurumları......... 196 Tablo 39: Vezirköprü Sağlık Grup Başkanlığına Bağlı Personelin İstatistiki Bilgileri 198 Tablo 40: Vezirköprü İlçesi Sağlık Kuruluşlarının 2007 Yılı İstatistikleri .................. 198 Tablo 41: Vezirköprü'nün Bazı Merkezlere Uzaklığı ................................................. 199 Tablo 42: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde Yıllara Göre Araç Sayısı ........................... 202

14 xiv TABLOLAR LİSTESİ (DEVAMI) Tablo 43: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Trafik Kazaları ....................................... 203 Tablo 44: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Ticaret Faaliyetleri (2000) ...................... 209 Tablo 45: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Diğer Ticaret Faaliyetleri (2010) ............ 209 Tablo 46: Şehir Yerleşmesinde İş ve Ticaret Sektöründe İstihdam Edilen Nüfus........ 210 Tablo 47: Vezirköprü Sanayi Sitesi'ndeki İşletmeler (2000)....................................... 210 Tablo 48: Vezirköprü'de Türlerine Göre Ticaret Sayıları ........................................... 210 Tablo 49: Vezirköprü'de Birlik, Oda ve Bankalar ...................................................... 210 Tablo 50: Vezirköprü'deki Kooperatif ve Birlik Sayıları ............................................ 211 Tablo 51: Rekreasyonel Aktivite Kategorileri ............................................................ 215 Tablo 52: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Rekreasyon ............................................ 216 Tablo 53: Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki Bazı Rekreasyon Alanları .................... 217 Tablo 54: Parklarda Uyulması Gereken Standartlar ................................................... 219 Tablo 55: Parkların Konum, Tesis Ve Faaliyetler Açısından Standartları ................... 220 Tablo 56: Vezirköprü'de Bulunan Sanayi Kuruluşlarından Bazıları............................ 223 Tablo 57:Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odasına Kayıtlı Şirketler .............................. 223 Tablo 58: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde Sanayi ve Yan Sektör İstihdamı ................ 223 Tablo 59: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde Tarımsal Üretim (1993) ............................ 227 Tablo 60: Vezirköprü Mahallelerinde Besicilik Faaliyetleri (2010) ............................ 227 Tablo 61: Proje Tesis Bileşenleri ............................................................................... 229 Tablo 62: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde Ekonomik Faaliyetler ............................... 232 Tablo 63: Vezirköprü ve Havza İlçeleri Genelinde Sosyo-Ekonomik Göstergeler ...... 236 Tablo 64: Plânlama Bağlamında Oluşturulan Sorular................................................. 254 Tablo 65: Devamı: Plânlama Bağlamında Oluşturulan Sorular .................................. 255 Tablo 66: Devamı: Plânlama Bağlamında Oluşturulan Sorular .................................. 256

15 xv ŞEKİLLER LİSTESİ Şekil 1: Vezirköprü ve Şehir Yerleşmesinin Yer Bulduru Haritası ............................... 21 Şekil 2: Çalışma Süreci ............................................................................................... 28 Şekil 3: Sayısallaştırması Yapılan Uydu Fotoğrafı ....................................................... 29 Şekil 4:Vezirköprü Depresyonunun Genel Profili ........................................................ 35 Şekil 5:Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Jeoloji Haritası ............................................. 36 Şekil 6: Araştırma Sahası ve Yakın Çevresindeki Sondaj Kuyularının Konumu ........... 39 Şekil 7:Kuzey Anadolu Fay Hattında Araştırma Sahasını Etkileyen Stres Birikimi ...... 41 Şekil 8: İnceleme Sahasında KAF. ve Ona Bağlı Olarak Gelişen Faylar ...................... 43 Şekil 9: Kuzey Anadolu Fay Hattında Depremsellik .................................................... 44 Şekil 10: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Jeomorfoloji Haritası ................................. 49 Şekil 11: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Yükselti Basamakları................................. 51 Şekil 12: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Meyil Grupları Haritası.............................. 55 Şekil 13: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin DB. Yönlü Arazi Profili ............................. 56 Şekil 14: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin KG. Doğrultuda Arazi Profili ..................... 59 Şekil 15: Vezirköprü Ovası.......................................................................................... 61 Şekil 16: Kayalı Kanyonu ve Boğazı ........................................................................... 64 Şekil 17: Şehir Yerleşmesi ve Yakın Çevresinin Relief ve Hidrografya Durumu.......... 65 Şekil 18: Vezirköprü’de Rüzgârların Mevsimlik Esme Durumu................................... 67 Şekil 19: Vezirköprü'nün Yıllık Ortalama Rüzgâr Gülü Diyagramı .............................. 69 Şekil 20: Vezirköprü'de Aylık Ortalama Sıcaklık Değerleri ......................................... 71 Şekil 21: Vezirköprü'de Yıllık Ortalama Sıcaklık Değerleri ......................................... 72 Şekil 22: Samsun ve Vezirköprü'de Aylık Ortalama Yağış Miktarları .......................... 73 Şekil 23: Vezirköprü ve Samsun'da Yağışın Mevsimlik Dağılışı .................................. 74 Şekil 24: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Yıllık Eşyağış Haritası ............................... 74 Şekil 25: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Aylık Ortalama Yağış Miktarı ................... 75 Şekil 26: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Sisli Bir Gün ............................................. 76 Şekil 27: Erinç Metodu ile Türkiye İklim Sınıflandırması ............................................ 78 Şekil 28: Uluçay Vadisi'nden Bir Görünüm ................................................................. 79 Şekil 29: Esenli Çayı'ndan Bir Görünüş (10 Mart 2010) .............................................. 80 Şekil 30: Hıdırlık ve Atatürk Mahalleleri'ndeki Heyelan Alanları ................................ 87 Şekil 31: Kuruçay Mahallesi Mevkisindeki Heyelan Alanından Bir görünüm .............. 88 Şekil 32: Kuruçay Mahallesi'ndeki Heyelan ve Göçük Alanlarının Uydu Görüntüsü.... 89 Şekil 33:Kuruçay Mahallesi’ndeki Heyelan ve Göçük Alanından Bir görünüm ........... 90 Şekil 34: 1943 Lâdik Depremi Nedeniyle Yıkılan Yörgüç Paşa Cami (Orta Cami) ..... 91 Şekil 35: 1943 Lâdik Depreminin Olumsuz Etkileri (Kale Cami Mevkisi) ................... 92 Şekil 36: Gölcük Depremi (1999) Nedeniyle Oluşan Zemin Sıvılaşması ve Hasar ....... 93 Şekil 37: Adapazarı'nda Zemin Sıvılaşması ve Neden Olduğu Hasar ........................... 98 Şekil 38:Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Vektörel Topografya Haritası .................... 100 Şekil 39: Tabakhane Mahalle'sinden Bir Görünüş (10 Mart 2010) ............................. 103 Şekil 40: Vezirköprü'de Akarsu Kirliliğine Neden Olan Etkenlerden Bazıları ............ 105 Şekil 41: Akarsularda Kirlilik (Soldan sağa Esenli Çayı ve Uluçay) .......................... 105 Şekil 42: Entegre Kâğıt ve Kereste Fabrikası ............................................................. 106

16 xvi ŞEKİLLER LİSTESİ (DEVAMI) Şekil 43: Adatepe Kalkolitik Yerleşkesi’nin Yer Bulduru Haritası ............................. 109 Şekil 44: Vezirköprü İlçesi'nin İdari Bölünüşü ........................................................... 110 Şekil 45: Oymaağaç (Nerik) ve Sahadaki Arkeolojik Buluntu Örnekleri .................... 111 Şekil 46: Esenköy ve Özyörük Kaya Mezarları .......................................................... 113 Şekil 47: Roma-Bizans Dönemi'ne Ait Kalıntılar (Cumhuriyet Mahallesi) ................. 114 Şekil 48: Kurt Köprü (Bizans ya da Osmanlı) ............................................................ 114 Şekil 49: 1402'ten Sonra (Ankara Savaşı) Canik Mıntıkası ........................................ 115 Şekil 50: Tacettin İbrahim (Kurşunlu) Camisi'nden Yakın Tarihte Bir Görünüm ....... 117 Şekil 51: Köprülü Mehmet Paşa Konağı .................................................................... 118 Şekil 52:Osmanlı Dönemi'ne Ait Tarihi Yapılardan Bazıları ...................................... 119 Şekil 53: Canik Mıntıkası’ndaki Ticaret Yolları (Saygılı, R. 2009) ............................ 127 Şekil 54: 2. Dünya Harbi (1942) Nedeniyle Gönderilen Askerleri Uğurlarken ........... 128 Şekil 55: Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki Nüfusun Gelişim Grafiği ...................... 130 Şekil 56: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Ait Mahalleler ve Nüfus-Alan İlişkileri ... 132 Şekil 57: Tek Merkezli Kentlerde Arazi-Rant İlişkisi................................................. 133 Şekil 58: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Cinsiyete Dağılış Oranı ............. 135 Şekil 59: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Yaş Gruplarına Dağılışı............. 135 Şekil 60: Şehir Yerleşmesinde Hane Halkı Büyüklüğüne Göre Hane Sayıları ............ 136 Şekil 61: İlçe Yerleşmesinde Konutların Oda Sayısına Göre Hane Halkı Sayısı ......... 137 Şekil 62: İlçe Yerleşmesinde Mülkiyet Durumuna Göre Hane Halkı Sayısı ............... 137 Şekil 63: İlçe Yerleşmesinde 1985 Yılı İtibariyle Okuma-Yazma Durumu................. 138 Şekil 64: İlçe Yerleşmesinde 2000 Yılı İtibariyle Okuma-Yazma Durumu................. 138 Şekil 65: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 1985 Yılı İtibariyle Eğitim Durumu ......... 139 Şekil 66: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 2000 Yılı İtibariyle Eğitim Durumu ......... 139 Şekil 67: Şehir Yerleşmesindeki Nüfusun Doğum Yerine Göre Dağılışı (1985) ......... 140 Şekil 68: Şehir Yerleşmesindeki Nüfusun Doğum Yerine Göre Dağılışı (2000) ......... 140 Şekil 69: Baraj İnşaatı Nedeniyle Yeniden Yerleştirilen Nüfusun Göç Hareketleri..... 141 Şekil 70: Baraj Nedeniyle İlçe Yerleşmesindeki Yapılan Toplu Konutlar .................. 143 Şekil 71: Şehir Yerleşmesinde 1992-2003 Yılları Arasında Yapılaşmanın Seyri ........ 148 Şekil 72: Günümüze Ulaşabilmiş Tarihsel Yapıların Yoğunlaştığı Mahalleler ........... 149 Şekil 73: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Gelişim Aşamaları ve İstikameti.............. 151 Şekil 74: Vezirköprü Kentsel Sit Alanı ...................................................................... 152 Şekil 75: Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki Tarihi Yapılardan Bazıları .................... 153 Şekil 76: Taşhan'da Tarihsel Değişim ........................................................................ 154 Şekil 77: Abdulgani (Köprülü Mehmet Paşa) Namazgâhı .......................................... 154 Şekil 78: Cumhuriyet Meydanı .................................................................................. 154 Şekil 79: Şehirdeki Alansal Yapılaşmanın 1992-2003 Yıllarına Oranı ....................... 155 Şekil 80: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Mahalleler Bazında Relief Özellikleri ...... 157 Şekil 81: Yeni Mahalle Mezarlığı ve Küçük Sanayi Sitesinin Etkileri ........................ 160 Şekil 82: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Mezarlıklar Sorunu.................................. 163 Şekil 83: Esentepe ve Atatürk Mahallelerinde Sorunlu Kentsel Alanlar ..................... 166 Şekil 84:Vezirköprü'de Tarihsel Dokudan Etkilenmiş Dar Sokaklardan Bazıları ........ 168

xvii 17 ŞEKİLLER LİSTESİ (DEVAMI) Şekil 85: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Genel Görünümü ..................................... 171 Şekil 86: Yeni Yapılaşma Örnekleri ......................................................................... 172 Şekil 87: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Dikey Gelişimin Yıllara Oranı ................. 173 Şekil 88: Cumhuriyet Mahallesi'nde Dikey Gelişim Örneği ....................................... 174 Şekil 89: Atatürk ve Taşkale Mahallelerinde Dikey Gelişim ...................................... 176 Şekil 90: Mehmet Paşa, Abdulgani, Orta Cami, Kuruçay ve Nalbantlı Mahalleleri ... 176 Şekil 91: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Sadeleştirilmiş İmar Plânı Haritası ........... 180 Şekil 92: Mehmet Paşa ve Fazıl Ahmet Paşa Mahallelerinde Hımış Mesken Tipleri .. 181 Şekil 93: Mehmet Paşa Mahallesi’nde Mesken ve Çatı Tipleri................................... 182 Şekil 94: Bedesten’de Restorasyon Öncesi ve Sonrası ............................................... 183 Şekil 95: Tikenli Mahallesi’nde Hımışlı Mesken Örneği............................................ 183 Şekil 96: Atatürk Mahallesi’nde Cumbalı, Hımışlı ve Eklentili Mesken Örneği ......... 184 Şekil 97: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Arazi Kullanımı (Asetat Uygulama) ........ 190 Şekil 98:Vezirköprü ve Yakın Çevresinde Trafik Yoğunluğu .................................... 200 Şekil 99: Vezirköprü'de Ulaşım Ağı .......................................................................... 201 Şekil 100: Fazıl Ahmet Paşa M.’ sinde Kaldırım ve Park Sorunu ............................... 203 Şekil 101: Vezirköprü'de Yeni Yapılaşma ve Ulaşım İlişkisi ..................................... 204 Şekil 102: Ulaşım Hiyerarşisiyle Arazi Kullanımının İlişkilendirilmesi ..................... 204 Şekil 103: Ulaşım Hiyerarşisiyle Ticaret Alanlarının İlişkilendirilmesi ...................... 205 Şekil 104: Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi'nde Kentsel Arazi Kullanımı ......................... 208 Şekil 105: Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki Bazı Rekreasyon Sahaları ................... 221 Şekil 106: Vezirköprü Küçük Sanayi Sitesi ............................................................... 224 Şekil 107: Vezirköprü Demirciler Çarşısı .................................................................. 224 Şekil 108: Vezirköprü'de Tekstil (Çorap) ve Mobilya Sanayi..................................... 224 Şekil 109: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Arazi Kullanımı..................................... 225 Şekil 110: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Toprak Sınıfları Haritası ........................ 226 Şekil 111: Vezirköprü Hayvan Pazarı ........................................................................ 228 Şekil 112: Vezirköprü İlçesi Büyükbaş Hayvan Miktarları (2010) ............................. 230 Şekil 113: Vezirköprü'de Köy-Kent Nüfusu ve Toplam Nüfusa Oranları ................... 231 Şekil 114: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinin Ekonomik Faaliyetler Grafiği ................... 232 Şekil 115: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde Nüfusun Sektörel Dağılışı (2000) ............. 233 Şekil 116: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde Nüfusun İşteki Durumu ........................... 233 Şekil 117: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde İşgücünde Olmayan Nüfus (+12 yaş) ....... 234 Şekil 118:Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde 1985 Yılı İşgücü Durumu (+12 yaş) .......... 235 Şekil 119: Vezirköprü İlçe Yerleşmesinde 2000 Yılı İşgücü Durumu (+12 yaş) ......... 235 Şekil 120: Samsun ve İlçelerinin Gelişmişlik Endeksleri ........................................... 237 Şekil 121: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Sosyo-Ekonomik Gelişmişliği................ 237

18 xviii KISALTMALAR LİSTESİ a.g.e Akt B Bak. Bil. ºC. CBS Coğ. D TÜİK Dön. DTCF Edb. Eğt. Ekon. Enst. öz. Fak. G GB GD Gen. Ha Hekt. ist. K KB KBS :Adı geçen eser :Aktaran :Batı :Bakınız :Bilimler :Santigrat(Derece) : Coğrafi Bilgi Sistemleri :Coğrafya :Doğu :Türkiye İstatistik Kurumu :Dönem :Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi :Edebiyat :Eğitim :Ekonomik :Enstitü :Özellikler :Fakülte :Güney :Güneybatı :Güneydoğu :Genel :Hektar :Hektar :İstanbul :Kuzey :Kuzeybatı :Kent Bilgi Sistemleri

19 xix KISALTMALAR LİSTESİ (DEVAMI) KD Kg. m mm ME. Met. Mikt. MTA Müd. Ort. UTM öz. s. (sh.) sıc. Sos. SWOT t. top. yağ. yay. yet. Ünv. Zir. :Kuzeydoğu :Kilogram : Metre :Milimetre :Milli Eğitim :Meteoroloji :Miktar :Maden Tetkik Arama Enstitüsü :Müdürlüğü :Ortalama :Ulusal Tez Merkezi :Özellikler :Sayfa :Sıcaklık :Sosyal :Güçlükler-Zayıflıklar-Fırsatlar-Tehditler :Tepe :Toplam(ı) :Yağış :Yayınları :Yetişme :Üniversite :Ziraat

20 GİRİŞ A. Araştırma Sahasının Yeri ve Sınırları Vezirköprü ilçesi, Orta Karadeniz Bölümü'nde, Kuzey Anadolu Dağları'nın ikinci sırasının Aşağı Kızılırmak vadisi çevresine rastlayan (Kuzey Anadolu Dağları'nın ilk sırasını oluşturan dağların orta kesimlerinde, doğusunda Canik Dağları, batısında Küre ve İsfendiyar Dağları'nın bulunduğu saha) kıyı ardı kesiminde yer almaktadır. İlçe kabaca 35˚ 48' – 35˚ 01' doğu boylamları ile 41˚ 00' – 41˚ 19' kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır. Vezirköprü’nün diğer şehir merkezlerine ulaşımı, karayolu ile sağlanmaktadır (Şekil: 1). Denizle kıyısı olmayan, ancak Altınkaya Baraj Gölü'nün önemli bir alanı sınırları içinde bulunan ilçenin merkezi kısmı ile Karadeniz kıyıları arası kuş uçuşu uzaklık yaklaşık 55 km kadardır. Tabanında Vezirköprü Ovası'nın bulunduğu bu havzanın çerçevesini kuzeyde Canik Dağları'nın batısı ile İsfendiyar Dağları'nın doğusuna ait yüksek sahalar, güneyde Tavşan Dağı kütlesi, doğuda Lâdik-Havza depresyonunu birbirinden ayıran eşik sahası ile batıda Ilgaz masifi meydana getirir (Şahin, 1994). İlçe, Türkiye idari bölümlemesi yönünden Altınkaya Baraj Gölü alanı kuzeyi hariç (Kuruçay ve yakın çevresi) Samsun İli sınırları dâhilindedir. İlçenin kuzeyinde Durağan (Sinop), kuzeybatısında Saraydüzü (Sinop), güneybatısında Osmancık (Çorum), güneyinde Gümüşhacıköy (Amasya) ve Merzifon (Amasya), güneydoğusunda ve doğusunda Havza (Samsun), kuzeydoğusunda Bafra ve Alaçam (Samsun) ilçeleri bulunmaktadır. Vezirköprü şehrinin de kurulduğu havza tabanını Vezirköprü ovası meydana getirmektedir. Vezirköprü Ovası, 350 m ve daha aşağı yükseltilerde yer almaktadır. Araştırmaya konu olan şehir yerleşmesinin sınır uzunluğu 21567 m olup 1993 yılında 9.07 km² olan alanı 2008 yılında yaklaşık olarak 14.97 km²’ye çıkarılmıştır.

21

Şekil 1: Vezirköprü ve Şehir Yerleşmesinin Yer Bulduru Haritası1

1

Vezirköprü Halk Kütüphanesi’nden ve Google Earth Plus 5.0 yazılımından yararlanılmıştır.

22 B. Amaç Araştırma sahası olarak belirlenen Vezirköprü (Samsun) ilçe yerleşmesinin Şehir Coğrafyası açısından daha önce hiç çalışılmamış olması ve tarihsel gelişim süreci içerisinde kendi coğrafi koşulları kapsamında yaşadığı kentsel sorunların şehrin evrimsel geleceğini tehdit edecek seviyelere gelmiş olması bu araştırmanın gerçekleştirilmesinde önemli temel sebeplerdir. Araştırma kapsamında sorunlara çözüm üretebilmek için kentsel bilginin oluşturulması, sentezlenmesi şehrin gelişiminde etkili olan Fiziki ve Beşeri Coğrafya unsurlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylece kentin tarihi ve güncel dokuları arasındaki karşılıklı etkileşimin kısmen kontrolsüz oluşu gibi nedenlerle ortaya çıkan sorunların tespit edilerek ortaya konması ve alınabilecek önlemler belirtilmiştir. C. Malzeme, Kapsam ve Yöntem Şehri bir kültürel coğrafya ünitesi olarak gelişimini çevresi ile bütünlük gösterecek şekilde ele almak gerektiğini Özgüç de vurgulamaktadır: "Şehri kültürel bir coğrafya ünitesi olarak kavramak, dağılış ve düzenini, yapısını ve fonksiyonunu bir bütün olarak görmek ve değerlendirmektir. Şehrin morfolojik ve fonksiyonel bütünlügü, şehrin lokasyonu ve gelişimi çevresi ile olan ilişkileri içinde ele alınmalıdır. Bu ilkeler doğrultusunda çalışılmazsa bir şehir etüdü yapılabilir fakat Şehir Coğrafyası yapılamaz." (Özgüç, 1987), (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Bilindiği gibi hızla artan dünya nüfusu büyük bir hızla şehir olarak adlandırılan yerleşmelerde toplanmaktadır. Birçok araştırmacı nüfusun kırdan şehire göç etmesinin sebeplerini araştırırken, birçoğu da nüfusun yöneldiği şehirler üzerinde çalışmaktadır. Bugün şehrin tanımını yapmak oldukça zordur. Çünkü bu sözcüğün sözlük anlamında birlik yoktur. Mesela; İngilizce'de şehri ifade etmek üzere kullanılan "Town" ve "City" kelimelerinde anlam farklılığı vardır. Geçmiş dönemlerde İngiltere'de bir şehir kraliyetten "City" ünvanı almamışsa ve bir piskoposu yoksa ne kadar büyük olursa olsun bu şehire "Town" denirdi (Yıldırım, 1989), (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Fransızca'da "Ville" ve "Cite” kelimeleri şehri ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Fransızca'daki “Cite” daha cok sosyopolitik manada ele alınmış şehri ifade etmektedir. İsveççede köy olarak kullanılan sözcük Norveççe'de şehir anlamında kullanılmaktadır.

23 Şehri ifade eden sözcüklerin çeşitli dillere göre anlamlarını bir bütün olarak değerlendirdiğimizde (Uzuneminoğlu, 1992). Birçok Coğrafyacı şehrin tanımını yapmıştır. F.Ratzel'e göre şehir insan ve her türlü binalarınn yoğun ve devamlı olarak yer aldıgı, büyük ticaret yollarının birleştiği geniş alanlar kaplayan aglomerasyonlardır. Richthofen şehri tarım yerine normal olarak ticaret ve sanayinin başlıca çalışma alanı olduğu organize bir grup olarak tanımlanmaktadır. H.W. Ahlraann ve W. W. Olsson'a göre ise şehir belirli organize faaliyet çeşitliliği ile karakterize olan yerleşmedir (Uzuneminoğlu, 1992). Değişik araştırmacıların yaptıkları şehir tanımları dikkate alındığında, anlam bakımından birlik olmadığı ortaya çıkmaktadır

tanımlardaki ortak noktalar ortaya çıkarılabilir. Öncelikle şehir tanımında ortak noktalardan biri, alan bakımından büyüklük, diğeri ise kırsal yerleşmelerle karşılaştırıldığında şehrin yoğun nüfuslu olmasıdır. Şehir tanımında kullanılan kriterlerden birisi de nüfus miktarıdır. Almanya'da bir yerleşmenin şehir sayılabilmesi için en az 2000 nüfusu olması gerekir. Belçika'da 5000, İsviçre'de en az 10.000, İtalya'da en az 20.000 nüfuslu yerleşme şehir sayılırken, Avusturalya'da en az 100 kişinin yaşadığı yerleşme şehir olarak kabul edilebilmektedir. Türkiye'de 442 sayılı Köy Kanunu ile 2000 nüfuslu yerleşmeler şehir kabul edilirken, 2. Beş Yıllık Kalkınma Planın'da en az 10.000 kişinin yaşadığı yerleşmeler şehir olarak sınıflandırılmıştır. Halen 20.000 nüfus, şehirsel yerleşmelerle kırsal yerleşmeleri ayıran kriter olarak kabul edilmektedir (Göçer, 1990), (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Brezilya, Nikaragua ve Ekvator gibi ülkelerde idari merkezlerin tümü şehir olarak kabul edilirken, Bulgaristan ve Macaristan gibi ülkelerde ise şehirler yasalarla belirlenmektedir. Türkiye için şehir tanımı yapmaya çalışan DPT’ ye göre ise şehir "tarım dışı ve tarımsal üretimin denetlendigi, dağıtımın koordine edildiği, ekonomisi bunu destekleyecek, şekilde tarım dışı üretime dayalı bulunan, teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdigi teşkilatlanma, ihtisaslaşma ve iş bölümünün en yiiksek diizeye ulaştığı, geniş fonksiyonlarm gerektirdigi niifus büyükluğüne ve yoğunluguna varmış toplumsal heterojenlik ve bütünleşme diizeyi yükselmiş, karmaşık ve dinamik bir

24 mekanizmanın siirekli işledigi bir insan yerleşmesidir"(DPT Kasım 1982), (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Tümertekin'e (1973) göre şehirleşme "bir memleket ya da bölgede belli bir süre içinde genel nüfusun herhangi bir kritere göre şehir kabul edilmiş yerleşmelerde yaşayan oranının yükselmesidir" (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Keleş ise (1976) şehirleşmeyi "sanayileşme ve ekonomik gelişmeye paralel olarak şehir sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında artan oranda örgütleşme, iş bölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranışları ve ilişkilerinde şehirlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikimi süreci" olarak ifade etmektedir (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Emiroglu ise (1981) "nüfusun şehirsel özellik taşıyan yerleşim merkezlerinde yoğunlaşması ile oluşan demografik olayı kentleşme" olarak tanımlamaktadır (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). "... İçinde bulunduğumuz yüzyılın en dikkate değer toplumsal olayı nüfusun şehirlerde birikmesidir." şeklindeki ifadesi ile Weber 19. yüzyılın sonunda şehirleşme hareketlerinin nüfus ile ilgili yönüne dikkatleri çekmiştir. Tümertekin, Keleş, Emiroğlu ve Weber 'e göre vermeye çalıştığımız şehirleşmenin tanımlarında ortak olan başlıca noktanın, nüfus ve nüfusun belirli merkezlerde toplanması olduğu dikkati çekmektedir. Fakat sadece nüfusun belirli merkezlerde toplanmasının şehirleşme için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu konu da Bobek ve Keleş'in yaklaşımları ayırt edici özellikleri ön plana çıkartmaktadır. Bobek: "Bir nüfus toplanma merkezinin şehirleşebilmesi için nüfus birikimi ile birlikte şehirsel hayatın mevcudiyetini şart koşmaktadır." Şehirsel hayatı ise farklı fonksiyon alanlarının oluşması olarak kabul etmektedir. Keleş ise, nüfus birikimi ile birlikte şehirleşmenin gerçekleşmesi için "insan davranış ve ilişkilerinde şehirlere özgü değişiklikleri" şart olarak koşmaktadır (Keleş,1983), (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). En basit ifade ile, şehirleşmenin nüfusun belli merkezlerde toplanması olduğu bilinmektedir. Sanayi devriminden sonra şehirleşmenin hız kazandığı dikkati çekmektedir. Sanayileşme ile birlikte bilim ve teknolojinin de gelişmesi hızlı bir nüfus artışını da beraberinde getirmiştir. Zaman içerisinde sanayi ve ticaretin belirli merkezlerde toplanması ile oluşan çekim gücü nüfusu harekete geçirerek kırdan koparıp şehirlere yönelttiği bilinmektedir. Nüfusu harekete geçiren ve yoğun bir şekilde şehirlere yığılmasına yol açan şehirleşme hareketlerinin sebeplerinin Dünyada ve

25 Türkiye'de aynı olduğu görülmektedir. Keleş (1983), Türkiye'de şehirleşmeyi üç faktöre bağlı olarak izah etmeye çalışmaktadır. Bunlar sırası ile; itici, iletici ve çekici güçlerdir. İtici güçler; köylüyü toprağından, tarımdan ayrılmaya zorlayan şartlardır. Verimin düşüklügü, tarımsal gelirin yetersizligi, tarım topraklarının çok parçalanmış olması, tarımda makinalaşma gibi… İletici güçler; mal ve hizmet değiş tokuşunu ve ulaşım vasıtaları ile yollardaki gelişmeyi ifade eder. Çekici güçler ise; nüfusu kentlere çeken etkenlerdir. İş imkânları, sanayileşme, ticaretin gelişip yaygınlaşması, daha iyi şartlarda yaşama arzusu gibi... (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Dünya nüfusu büyük bir hızla şehirlerde toplanmaktadır. Bu toplanma hızının gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde birbirinden farklı şekillerde cereyan ettiği dikkati çekmektedir. Şehir nüfus artış hızı gelişmiş ülkelerde ‰ 17, gelişmekte olan ülkelerde ise ‰ 43 olduğu ifade edilmektedir. Dünyada ise şehirsel nüfus artış hızı tahminen ‰ 31'dir (Göçer, 1990), (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Dünyadaki şehirleşme sürecini doğuran faktör sadece nüfus artışı degildir. Nüfus artışı yanında sosyal dokulardaki değişikliklerde şehirleşmeyi arttırıcı etkiler yapmaktadır. Çünkü gelişmiş veya sanayileşmiş ülkelerde ortalama nüfus artış hızı ‰ 10'un altma düştüğü halde şehirleşme hızının ‰ 15- ‰ 20 arasında değiştiği görülmektedir. Özellikle orta ve kuzey Avrupa ülkelerinde nüfus artışı durmuş olmasına rağmen, şehirlerin gelişmekte olan ülkelerdeki kadar olmasa bile kırsal alanları yutarak büyümekte oldukları dikkati çekmektedir (Göçer, 1990), (Akt: Uzuneminoğlu, 1992). Coğrafya bilimi şehirleri kendi alt disiplini olan Şehir Coğrafyası içerisinde belirlemiş olduğu kıstaslara göre inceler. Bu inceleme, ana hatları ile 3 şekilde gerçekleşir. Birincisi, şehrin içinde bulunduğu mekânı fiziki coğrafya özelliklerini ortaya koyarak, ikincisi şehirde yaşayanların nüfus özellikleri, ekonomik yapısı ve yerleşmenin tarihsel sürecinde gelişimini dikkate alarak inceler. Son olarak ve en önemlisi şehirsel yerleşmelerin temel niteliklerini kuruldukları mekânın fiziki özelikleri ile o mekân üzerinde yaşayanların etkileşim derecesini ve bunun hangi temel eksende neden ve nasıl meydana geldiğini analiz ederek gerçekleştirir. Böylece şehre ait hayat tarzı ve fonksiyon özellikleri ortaya konulmuş olur.

26 Şehirsel yerleşmelerde fiziki coğrafya unsurları yerleşmenin kuruluş ve gelişme yönünü belirleyici önemli bir faktördür. Bu faktör içerisinde jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik ve hidrografik etkenler başta olmak üzere birçok etken rol sahibidir. Bu bakımdan Şehir Coğrafyası adı altında yapılan çalışmalarda fiziki coğrafya özelliklerine etraflıca değinilmesi gerekir. Nitekim tarih sürecinde şehirler genel olarak iklim ve morfoloji açısından uygun sulak alanlara yakın yerlerde kurulup gelişmişlerdir. Bu tür özelliklerin ortaya konması ve birbiri ile olan ilişkisinin tespit edilmesi coğrafya bilimi metodolojisinde önemli bir yer tutar (Kara ve Yasak, 2007). Bir yerleşmenin şehir sayılmasında nüfus ölçütü olmasının yanı sıra şehrin kendine has bazı fonksiyonlarının baskın olması önemlidir. Fonksiyon kavramı her bilim dalında farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Genel olarak fonksiyon kavramı; iş, görev, ödev, rol, hizmet, vb. gibi anlamlara gelmektedir (Doğanay, 1994, Akt: Kara ve Yasak, 2007). Şehir coğrafyası çalışmalarında fonksiyon kavramı ve kavramın pratikteki uzantısı üzerine birçok araştırma yapılmıştır. Örneğin Denker, fonksiyon kavramını, bir yandan mekâna ihtiyaç gösteren faaliyet ve faydalanmaları, diğer yandan şehrin yakın ve uzak çevresi ile olan ilişkisi ve bağıntılarını ifade etmek şeklinde tanımlamaya çalışmıştır (Denker,1977, Akt: Kara ve Yasak, 2007). Böylece fonksiyonların, şehir içinde farklı şekilde toplanması ve birbirini tamamlaması ile şehrin yapısı oluşmaktadır. Bunun yanı sıra bir şehrin merkezi bir rol üstlenmesi, onun çevresindeki daha küçük yerleşmelerle kurduğu ilişkiye bağlı olarak gelişir. Böylece şehirler iş bölümünün yoğunlaştığı ve mesleki ihtisaslaşmanın gerçekleştiği yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Şehirsel fonksiyonlar yerleşmenin gelişimi esnasında kuruluş yeri özellikleri, tarihi-kültürel gelişimi ve ekonomik faaliyet türlerinin yoğunluk derecesine göre farklılık göstermektedir. Şehirlerin sahip olduğu fonksiyonlara göre bazı tiplere ayrılabilirler (Tümertekin, 1973, Akt: Kara ve Yasak, 2007). Şehir coğrafyası çalışmalarında yerleşme tarihinin incelenmesi ve bu gelişimin hangi temelde değişip ilerlediğinin tespiti önemli konulardan birisidir. Bunun yanında şehirsel nüfusun dağılışı, yoğunluğu, yapısı ve sosyo-ekonomik durumu da şehircilikle ilgili ele alınan konulardandır. Yoğun şehirleşme ve kalkınma sürecinin oluşturduğu talepler nedeniyle şehirsel alt yapı hizmetleri giderek önem kazanmıştır. Şehirsel altyapı detaylı incelendiğinde geniş bir kavram olarak ele alınmaktadır. Bu kavramı sosyal ve

27 teknik altyapı elemanları olarak düşünmek gerekir. Bunların içerisinde sosyal altyapı; sağlıklı bir şehir çevresi için gerekli olan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari yapılar ile yeşil alanları ifade etmektedir. Böylece şehir, çevresine sosyal niteliklerle hizmet sunar. Teknik altyapı ise elektrik, doğal gaz, içme ve kullanma suyu, kanalizasyon, atık su arıtma, katı atık, haberleşme gibi hizmetler için gerekli olan tesisleri kapsamaktadır. Şehir coğrafyası çalışmalarında altyapı ve doğal çevreden kaynaklanan sorunlar da ele alınarak çözüm önerileri getirilmektedir (Kara ve Yasak, 2007). Plân (plan), kelimelerle veya grafik anlatım kullanılarak bir ülkenin, bir bölgenin veya bir yerleşmenin gelecekteki gelişiminin hedeflerini plânlama alanı için fiziki değişimler biçimine dönüştürerek ifadelendirilen ayrıntılı, somut anlatımıdır. (...) Plânlama (Planning), belli bir amaca yönelmiş eylemlerin, öğelerin zaman içerisindeki sırasını ve mekândaki dağılımlarını düzenleyen süreçtir. Plânlama eylemi, ekonomik plânlama, sosyal plânlama ve fiziksel plânlama olarak üç ana başlığa bölünebilir veya bütünleşmiş bir süreç olarak düşünülebilir (Arkon, 1989,s.13,68,69, Akt: Efe, 2003). Bu çalışmada araştırma alanı olarak şehirleşme sürecini ve bu sürecin beraberinde getirdiği sorunları şehrin var olan yapısındaki istenmeyen etkiler olarak yaşayan, ancak kendine has kimlikli ve mimari zenginliği olan şehirsel çevreler de barındıran Samsun iline bağlı Vezirköprü şehir yerleşmesi seçilmiştir. Dolayısıyla böyle bir çalışmada birtakım ilke ve politikalar geliştirmek için öncelikle şehirsel alanın/çalışma alanının çok iyi irdelenmesi ve tanınması gerekmektedir. Bu nedenle, şehir ölçeğinde yapılan incelemede birtakım parametreleri iyi tanımlamak gerekir. Bu bağlamda; şehrin güçlü yönleri, sahip olduğu fırsatlar, zayıflıklar ve kenti tehdit eden unsurlar belirlenmelidir. Yani temelde SWOT ile oluşturulan sorularla şehirsel tasarım ilkeleri doğrultusunda geniş ölçekten orta bir ölçeğe kadar şehrin güçlü yönleri, zayıflıkları, fırsatları ve tehditleri özetlenerek ortaya konulmuştur.2

SWOT kısaltmasının açılımı: Strenghts Opportunıtıes (Fırsatlar), Threats (Tehditler)

2

(Güçler-kuvvetli

yönler),

Weaknesses

(Zayıflıklar),

28 Şehir Coğrafyası açısından ortaya koymaya çalıştığımız bu kapsam çerçevesinde araştırma sahasıyla ilgili gerekli literatür taraması yapılmış ve toplanan veriler araştırma temasına uygun bir hale getirilerek şehrin hem fonksiyonel hem de plânlama özelliklerinin tek potada düşünülecek şekilde sunulması amaçlanmıştır (Şekil:2). Özellikle haritaların ve grafiklerin tasarımına özen gösterilmiş, kesin sonuçlar veren bilgisayar yazılımlarının yelpazesi geniş tutulmuştur. Haritaların hazırlanmasında Vezirköprü Belediyesi tarafından 1993 yılında hazırlatılan nazım imar plânı haritalarından faydalanılmıştır. Bu haritaların arazi kullanımına yönelik güncellemesi ise 2003 yılına ait uydu fotoğrafından3 (Şekil:3) ve İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün Tapu Kadastro Müdürlüğü ile ortaklaşa çalışarak sadeleştirdiği imar haritalarından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca arazi kullanım haritalarındaki vektör katmanlar, asetat baskı uygulaması ile ayrı ayrı belirtilmiştir.

Şekil 2: Çalışma Süreci

3

http://archive.digitalglobe.com/archive/showBrowse.php?catID=1010010002595E01 (1 Mart 2010)

29

Şekil 3: Araştırma Sahasına Ait ve Sayısallaştırması Yapılan Uydu Fotoğrafı4

4

http://archive.digitalglobe.com/archive/showBrowse.php?catID=1010010002595E01 (1 Mart 2010)

30 D. Zorluklar Tez konusunu destekleyen çalışma sayısının azlığı önemli bir eksiklik olmuştur. Bu nedenle çalışma alanının özellikle konuyu ilgilendiren Fiziki Coğrafya özellikleri açıklanırken büyük ölçüde Doç. Dr. Kemalettin Şahin’in doktora çalışmasından5 yaralanılmış, yeni haritalar hazırlanmış ve araştırma konusuna yönelik eklemeler yapılmıştır. Ayrıca kaynak eksikliğinin giderilmesi için arazi çalışmaları yapılmış ve 4 ay kadar uzun bir süre veri toplanmıştır. Verilerin toplanmasıyla eş zamanlı olarak literatür taramasına devam edilmiş ve haritaların altyapısı oluşturulmuştur. Karşılaşılan diğer bir zorluk ise araştırma sahasının doğal ve beşeri tahribatlar nedeniyle arkeolojik katmalara sahip olmasıdır. Örneğin Roma dönemine ait olduğu bilinen ve plânlı kentleşmenin varlığını gösteren buluntular, günümüz Cumhuriyet Mahallesi’nin sanıldığı gibi yeni bir yerleşim alanı olmadığını göstermektedir. Bu kentsel değişimin kayıt altında olmayışı, yatay gelişimi temsil edecek olan haritaların hazırlanmasında büyük güçlüklere neden olmuştur. Söz konusu eksikliğin giderilmesi, günümüze ulaşabilmiş eski yapıların inşaat tarihlerinden, önemli olaylardan ve bilirkişi görüşlerinden yararlanarak giderilmeye çalışılmıştır. Yine yatay ve dikey gelişimin tespitinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’ne kayıtlı çeşitli yıllara ait TÜİK Bina İnşaatı İstatistikleri’nden yararlanılmış ve 3 boyutlu haritalar, bu istatistikî bilgilerle desteklenmiştir. Bunlara ilave olarak güncel hava fotoğrafları çalışmaya eklenmiştir. Şehir bilgisinin beşeri, ekonomik ve teknik açıdan resmi kurumlarda yeteri kadar oluşturulamamış ya da derlenmemiş olması, bu tür bilgilerin ya da veri tabanlarının çağa uygun bir şekilde üretilmesi konusunda isteksizliğin hâkim olması ve aynı kurumlara ait verilerin yeterli güncellikte olmayışı dikkat çeken diğer zorluklardır. Dolayısıyla ikinci el kaynak durumunda olan çevre raporları, il ve ilçe yıllıkları söz konusu veri eksikliğinden kaynaklanan zorlukların aşılmasında önemli kaynaklar olma özelliğini taşımaktadır.

ŞAHİN, K. (1994).Vezirköprü Yöresi ve Yakın Çevresinin Uygulamalı Fiziki Coğrafya Araştırmaları, Yayımlanmamış Doktora Tezi, OMÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun, (UTM Veritabanı No: 61599)

5

31

-BİRİNCİ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ ve YAKIN ÇEVRESİNİN DOĞAL ORTAM ÖZELLİKLERİ

32 A. Jeolojik ve Tektonik Özellikler6 Vezirköprü havzası, morfolojik ve hidrolojik bir ünite meydana getirdiği gibi, jeolojik bir ünite de oluşturmaktadır. Gerçekten, çevreden merkeze doğru, en dışta yer alan (batı kesiminde) Paleozoik yaşlı formasyonlar ile Üst Kretase Alt Jura yaşlı kireçtaşları ve daha alçak kesimlerde Neojen formasyonları ile Kuvaterner depolarıyla Vezirköprü havzası, bugün büyük bir kısmı boşaltılmış Neojen havzası görünümünde olup; havzanın temeli Paleozoik yaşlı Metamorfik serilere ait kayaçlar ile temsil edilir. Bunların üzerine sahanın çeşitli yerlerinde yayılış gösteren Mesozoik yaşlı formasyonlar diskordans olarak oturmaktadırlar. Ayrıca, doğuda da geniş bir yayılış gösteren Üst Kretase yaşlı fliş serileri, Yukarı Narlı Köyü'nün kuzeyinden itibaren izlenilmektedir. Havza tabanında ise, Neojen yaşlı formasyonlar hâkim durumdadır. Bu formasyonlar bir önceki formasyonlar üzerine diskordans olarak oturmaktadırlar. En genç oluşuklar ise, Kuvaterner dönemine ait alüvyal dolgulardır. İ. Ketin (1969), (Akt: Şahin, 1994) Ilgaz Dağları Masifi’nin Vezirköprü'ye kadar uzandığını, epi-mesozon taş serilerinden oluştuğunu, en çok rastlanan çeşitleri arasında yeşil şistler, serpantin şist, epidotlu-kloritli şist, grafitşist, renkli alacalı fillatlar ve yer yer mermer ve yarı mermerler ve kuvarsitler olduğu ifade ederken; metamorfik serilerin yaşının da genellikle Paleozoik olduğunu kabul etmektedir. Vezirköprü - Kuruçay Köyü yolu üzerinde, Oymaağaç Köyü’nü geçtikten sonra başlayan eğimli yamaçlardan itibaren ve Yukarı Türkmen Köyü kesimine kadar Metamorfit seriler yüzeylenmektedir. Buralarda görülen şistler, koyu gri renkli, ufalanabilir, yağışlı günlerde oldukça kaygan özellikte olup, kıvrımlı, kırıklı ve fleksürlü yapısıyla kısa mesafelerde değişkenlik göstermektedir. Şistler, Üst Jura-Alt Kretase yaşlı kalkerler ile kesintiye uğramaktadır. Şistli arazi üzerinde başta kızılçam olmak üzere kuzeye bakan yamaçlarda sık bir vejetasyon örtüsüyle kaplıdır. Güneye bakan yamaçlarda ise, daha çok fundalıklar egemen durumdadır. Şistli arazilere yöresel adıyla "kist" denilmektedir.

Çalışmada Vezirköprü ve yakın çevresinin özellikle jeolojik özellikleri başta olmak üzere diğer Fiziki Coğrafya özelliklerine geniş yer vermemizin temel sebebi, sahadaki potansiyel zemin sıvılaşmasını daha iyi anlaşılabilir kılma arzumuz ve çözüm önerilerinin referans eksikliğine uğramamasını sağlama isteğimizdir. Ayrıca Fiziki Coğrafya’ya yönelik hazırlanan harita ve grafikler daha sonraki çalışmalar için boşluğu dolduracak ve ihtiyacı giderebilecek niteliktedir.

6

33 Dirik (1993), (Akt: Şahin, 1994) Vezirköprü Havzası'na ait temel kayaların Triyas yaşlı Bakırçay melanjı, Kunduz metamorfitleri ile Kampaniyen öncesi Kirazbaşı melanjı olduğunu, bunların Kuzey Neo-Tetis'in kapanması sırasında oluşmuş olan kuzeye dalımlı tektonik birimleri temsil ettiğini açıklamaktadır. Kretase flişini oluşturan malzeme, metamorfit seri ile Jura yaşındaki kireçtaşlanndan oluştuğu; konglomera içerisindeki bloklardaki fosillere dayanılarak yapılan analiz sonucu bu fosillerin hem Permiyen hem de Jura yaşında fosillerin var olduğu ortaya konulmaktadır. Fosillere göre bunların Kretase yaşında olduğu da anlaşılmaktadır. Üst Kretase flişi, Karadeniz kıyı dağlarının esas kütlesini oluştururlar. Bu serinin doğu ucu, Sıralıdağ çevresinde geniş aflörmanlar vermektedir. Karaalioğlu' da, Vezirköprü şehir yerleşmesinin kuzeyi ve güneyi, Havza'nın (Samsun) kuzeyi, yani Karadeniz kıyı dağlarını teşkil eden flişin, kumtaşı-kiltaşı-marn-gremsi kalker ve yer yer konglomera seviyelerinden ibaret olduğunu belirtmektedir (Şekil:5). Yörede yapılan incelemelere göre, Acıoluk Deresi vadisi boyunca görülen Neojen serilerinin litolojik özellikleri, altta marn, üste doğru killi-kumlu özellikler gösterir. Neojen formasyonlarının Adatepe Köyü civarında ince bir örtü şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Neojen jipsli ve tuzlu tabakaları diğer serileri açık bir diskordansla örtmekte oldukları görülmektedir. Taban seviyeleri konglomeralardan üst seviyeleri ise, aralarında jips yatakları ile dönüşümlü marn ve killerden oluşmaktadır. Jipsli serilere, Bahçekonak Köyü civarında da rastlanılmaktadır. Nitekim bu saha ile ilgili etütlerde, Neojen formasyonu en altta kırmızı renkli kumlu ve çakıllı bir taban seviyesi ile başladığı, bunun üzerine killi-marnlı-siltli ve yer yer jipsli seviyeler ve en üstte beyaz renkli kireçtaşları tarafından temsil edildiği anlaşılmaktadır. Köprübaşı-Boğazkoru Köyleri arasında Neojen, kil-siltli kil-çakıllı kil-marn-tüf tarafından temsil ediliyor olması, bu çökellerin karasal ve lagüner ortamda oluştuğunu göstermektedir. Aşağı Narlı Köyü civarında ise, Neojen çakıllı kil litolojisi hâkim durumdadır. Vezirköprü'de Neojen formasyonlarının bazı kesimlerde göl fasiyesinde, bazı kesimlerinde karasal özellikte olduğu anlaşılmaktadır (Şahin, 1994).

34 Doyran Köyü-Karkucak Köyü-Boğaköy çevrelerinde de mostra veren Neojen serilerinin kuzeye doğru Vezirköprü'ye kadar yayılışları olup; genellikle yatay tabakalar halindedir. Doyran Köyünden Derekürt Köyü'ne giden yolun sağ ve sol kesimlerinde, Vezirköprü-Mahmatlu Köyü'ne giden yolun doğusunda da bu formasyonları temsil eden kayaçlar mostra verirler. Ayrıca, Uluçay Vadisi boyunca, vadinin sol yamaçlarında Neojen formasyonlarına ait seriler mostra vermektedir. İncesu Köyü civarına kadar görülebilen bu oluşuklar, batıda Çaputlu mevkisine kadar devam etmektedir. Vezirköprü kuzeyindeki Neojen formasyonları Kayalı Boğazı'nın sol kanadına abanmış şekilde görünmektedir. Esenli Çayı Vadisi’nin (Doyran köyü civarlarında) sol yamacı boyunca da mostra veren genç oluşuklara, Adatepe Köyü güzergâhı boyunca rastlanır (Şekil:5). Adatepe Köyü güzergâhlarında (Kuruçay Mahallesi dahil) rastlanan Neojen formasyonları tabakalı görünümde olup; yer yer kıvrımlı ve fleksür şeklindedir. Bu durum, bu çökellerin oluşumundan sonra yörede tektonik etkinliğin sürdüğünü gösterir. Ayrıca, kıvrım yönünün K-G olması sıkışmanın bu yönde olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Bu durum, Oruç Köyü, Tepeköy ve Kuyaş Köyü'ne kadar devam etmektedir. Ancak Tepelice Tepesi’nde bulunan Neojen formasyonlarına ait marn serisi beyaz, yumuşak, dağılgan, ufalanabilir özelliktedir. Kuvaterner oluşukları ise üzerinde yer aldığı bütün birimleri diskordans olarak örter. Akarsu ve drenaj hatları boyunca çakıl-kum-silt-kil'den oluşmuş olup; dere yataklarında halen oluşumuna devam etmektedir. Kuyma Çayı, Cambaz Dere, Dereköy Deresi, Kürtler Çayı, Esenli Çayı, Uluçay, Istavlaz Çayı ve Gölçayı gibi akarsuların yatakları bu oluşukların devam ettiği yerlerdir. Metamorfik kaya birimleri, Üst Jura-Alt Kretase yaşlı kalker serileri, Üst Kretase yaşlı fliş serileri, Eosen'e ait dasit ve andezit kayaç birimleri ve Neojen'in kumtaşı-marn-kil-kaba kalkerlerinin erozyonu bu malzemenin kaynağını oluşturmaktadır (Şahin, 1994).

35 Depresyonu’nun tabanındaki akarsuların kenarında oluşturduğu taraçaların, depresyonun dış drenaja bağlanmasından sonra meydana geldiği, dolayısıyla 1,5-2 m ila 5-6 m seviyelerinde görülen bu alüvyonların da eski alüvyonlar olduğu anlaşılmaktadır (Şekil:4). Ayrıca bunlara ilaveten sahada yapılan farklı araştırma raporlarına dayanılarak elde edilen sonuçlara göre, dere yatakları boyunca, bloklu, killi, kumlu çakıl karakterinde olarak tanımlanan ve yayılış gösteren alüvyonlar ile yamaçlarda görülen 2-3 m kalınlıkta çakıllı kil özelliğindeki yamaç molozu da Kuvaterner döneminin karakteristik oluşuklarıdır. Barka, Geç Pleyistosen-Holosen zaman aralığında, flüvyal şekiller, taşkın düzlükleri, yamaç molozları, alüvyon yelpazesi ve yer kayması gibi çökellerden oluştuğunu kaydetmektedir. Burada flüvyal sekileri Geç pleyistosen olarak kabul etmekte; büyük alüvyon yelpazelerini ise, Geç Pleyistosen-Holosen yaşlı olarak değerlendirmektedir. Üst Kuvaterner oluşukları ise, günümüzde çökelmesini sürdürmekte olan, başlıcaları yamaç molozları, güncel alüvyon yelpazesi ve alüvyal çökellerle temsil edilmektedir. Yamaç molozlarına Istavlaz Çayı'nın (Varadoy Boğazı) ve diğer akarsuların eğimli olan yamaçlarında ve havzanın güneyinde Kuyma Deresi'nin sol yamaçlarında görülür. Güncel alüvyon yelpazeleri de genelde dere ağızlarında oluşmaktadır (Şahin, 1994).

Şekil 4:Vezirköprü Depresyonunun Genel Profili (Şahin, 1994).

36

Şekil 5:Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Jeoloji Haritası7
7

http://www.mta.gov.tr/v1.0/daire_baskanliklari/jed/index.php?id=yeni500 (Erişim: 5 Ocak 2008)

37 DSİ, KHİ, Karayolları gibi kuruluşların yapmış oldukları sondaj raporlarına göre8, sahadaki bazı akarsuların alüvyon kalınlıkları aşağıdaki şekildedir: Istavlaz Çayı'nın yukarı çığırında Kuyma Deresi'nde 2-9 m kalınlıkta killi, kumlu çakıl niteliğinde alüvyon yer almaktadır. Aynı akarsuyun Köprübaşı kesiminde alüvyon malzemesinin kalınlığı 1-1.20 m'ye kadar düzenli olarak devam etmektedir. Çakılların %50'si kalker kökenlidir. Ancak, başka bir araştırmada aynı akarsuyun yatağı boyunca, aynı mevkide, az siltli-killi ve bloklu-kum-çakıl niteliğinde olup; alüvyonun kalınlığı en fazla 20 m olduğu tahmin edilmektedir. Bu kesimden itibaren Istavlaz Çayı yaklaşık 37 km akış yönünde Altınkaya Baraj Gölü'ne kavuşacaktır. Şahinkaya ile Istavlaz Çayı, Esenli Çayı ve Uluçay'ın birleşmek suretiyle Kızılırmak’a (Altınkaya Baraj Gölü'ne) sularını boşaltmaktadırlar. Akkan (1966), Şahinkaya Boğazının başlangıcında yapılan temel sondalarında 39 m kalınlıkta alüvyonun olduğunu açıklamaktadır. Bu durum ileride boğazların oluşumu, akarsuyun kurulma evreleri, östatik hareketler ile sahanın başlıca akarsuyu olan Istavlaz Çayı'nın kuruluş gelişmelerine de ışık tutacaktır (Şekil: 6). Uluçay'ın Vezirköprü'den itibaren 5 km solda, Oruç köyü mevkisinde yapılan sondajlarda 1 m'den sonra kil çıkması alüvyonun kalınlığının fazla olmadığını göstermektedir (Şahin, 1994).

-Bu konuda daha çok gölet yapını inşası, y e r a l t ı s u y u rezervine ait çalışmalar. Karayolları yapımı esnasında, malzeme temini amacıyla dere yataklarında a ç ı l a n sondajlardan el d e e d i l e n sonuçlardır. Bun lar : a)SUBAŞI T. ( 1 9 6 7 ) : Vezirköprü Civarında A ç ı l m ı ş Araştırma Sondajları Hakkında Rapor, DSİ VII. Bölge M ü d ü r l ü ğ ü . Sa m sun . b)KARAALİOĞLU B. (1968) Vezirköprü-Havza-Lâdik Ovaları Yeraltısuyu Rezerv Raporu, D S İ . V I I . Bölge M ü d ü r l ü ğ ü . S a m s u n , c ) B İ L G İ N H . ( 1 9 7 6 ):Samsıın-Vezirköprü-Adatepe Gölet Projesi K r i t i ğ i . KHİ. , Samsun. d)BİLGİN H. ( 1 9 8 2 ) : V e z i r k ö p r ü - B a h ç e k o n a k G ö l e ti Temel Sondaj Raporu, KHİ., Samsun. d)Güldere Barajı Mühendislik Jeolojisi Ön İnceleme Raporu (1989). DSİ. VII. Bölge Müd. , Samsun. e)Vezirköprü Projesi Vezirköprü Barajı Mühendislik Jeolojisi Planlama Raporu(l989), DSİ. VII. Bölge Müd. Samsun. f)BAHADIR M. (1992):Havza-Vezirköprü Devlet Yolu 0+ 0 0 0 - 3 0 + 0 0 0 Arasına Ait Heyelanların Son Durum Raporu. K a r a y o l l a r ı Genel Müdürlüğü Araştırma D a i r e s i B a ş k a n l ı ğ ı . S a m s u n . g)Samsun-Vezirkdprit Karabük Göleti Mühendislik Jeolojisi Planlama Raporu(l992). DSİ., VII. Bö l g e Müd.. Sam sun. h)Samsun-Vezirköprü Duruçay Barajı Mühendislik Jeolojisi Planlama Raporu. DSİ. VII. Bölge M ü d . , Samsun.(Akt: Şahin, 1994)

8

38 Vezirköprü şehir yerleşmesinin 12 km kuzeydoğusunda bulunan Güldere Köyü'nün 2 km kuzeyinde, Akçay’ın önemli kollarından biri olan, Kirazın Deresi yatağında kalınlığı 10-11 m olup; buralarda bloklu-killi-kumlu çakıl niteliğinde alüvyon bulunmaktadır. Vezirköprü'nün 6-7 km güneyinde, Bahçekonak Köyü'nün 1 km kuzeydoğusunda yer alan Gulam Deresi'nin alüvyon kalınlığı, 12 mdir. Esenli Çayı ile Uluçay'ın başka sondaj araştırma değerleri profil halinde aşağıda verilecektir. Kürtler Çayı'nın Aşağı Narlı Köyü civarında yapılan sondajlarda 7 m'ye kadar alüvyonların yer aldığı anlaşılmaktadır. Akarsu vadilerindeki bu yeni alüvyon malzemelerinin kalınlıkları, sahanın başlıca yeraltısuyu rezervuarını ortaya koymada önemlidir (Şahin, 1994). niteliktedir. Nitekim şehir plânlaması incelemelerinde olası zemin önlemlerin belirlenmesinde fikir verebilecek sıvılaşmarına karşı alınabilecek

39

Şekil 6: Araştırma Sahası ve Yakın Çevresindeki Sondaj Kuyularının Konumu9

Şahin, (1994)’den ve http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erişim: 10 Şubat 2010) CBS veri tabanından yaralanılarak hazırlanmıştır.

9

40 Tektonik özellikleri bakımından ise Vezirköprü depresif havzası, yaklaşık 15 km genişliğinde, 50 km uzunluğunda ve kama biçiminde Kuzey Anadolu Fay Kuşağı’na paralel olarak uzanan bir çöküntü alanıdır. Güneyi ve kuzeyi, aktif sağ yanal atımlı faylarla sınırlıdır. Bu faylar oldukça düz, keskin ve dik dağ önleri oluşturmuştur. Araştırma sahasında tektonik durum oldukça karışık bir görünümdedir. Bunun en önemli nedeni, Kuzey Anadolu Transform Fay Zonu’nun sahayı etkisi altında bulundurmasıdır. Sahada metamorfit seri temeli oluşturmakta olup; kısa mesafelerde kıvrılma, kırılma, fleksürleşme özelliği göstermektedir. Diğer genç birimler ise bu temel üzerine diskordans olarak oturmaktadırlar. Saha, her üç zamanda meydana gelen orojenik hareketlerden etkilenmiştir. Nitekim batıda geniş yayılış gösteren Paleozoik yaşlı serilerin, bu dönemde meydana gelen Hersiniyen orojenezi etkisiyle Karbonifer ve Permiyen oluşuklarının ilk deformasyonları meydana gelmiştir (Şahin, 1994). Mesozoik ve Tersiyer’de ise, Alp orojenizinin Kuzey Anadolu’da etkinliğini sürdürdüğü ve Alpin orojenizi Geç-Kimmeriyen safhasıyla başladığı; ilk etkili döneminin ise Laramiyen safhasına rastladığı belirtilmektedir. Mesozoik yaşlı kayaçlar sadece Alpin orojenezinden etkilenmişlerdir. Bu yüzden Paleozoik yaşlı birimlere oranla daha az kıvrımlı ve kırıklı yapıdadır. Bunun tipik örneklerini Üst Kretase yaşlı fliş serilerinde görmek mümkündür. Üst Kretase'den sonra, Anadolu ve Pontid kıtalarının çarpışmasıyla Karadeniz sıradağları yükselmeye başladığı; Batı Pontid Dağları’nın ilk çatısı Üst Eosen ve Oligosen'de belirdiği anlaşılmaktadır. Ardos (1984)'a göre (Akt: Şahin,1994); Alpin orojenezinin özellikle Pirene safhası şiddetli geçmiştir. Eosen formasyonları her tarafta kıvrımlı ve üzerine kalın bir konglomera serisiyle diskordans olarak Oligosen ve Miyosen tabakaları gelişmiştir. Pirene safhası sonrası bölgeden deniz çekilmiş, çukur havzalarda lagün şeklinde kapalı göller meydana gelmiştir. Tersiyer yaşlı kayaçlar orojenik olaylardan Paleozoik ve Mesozoik yaşlı kayaçlara oranla daha az etkilenmişlerdir. Nitekim bu birimler sahada az eğimli, yataya yakın durumda bulunmaktadırlar.

41

Vezirköprü

Vezirköprü

Vezirköprü

Vezirköprü

Vezirköprü

Vezirköprü

Vezirköprü

Şekil 7:Kuzey Anadolu Fay Hattında Araştırma Sahasını Etkileyen Stres Birikimi10
10

http://quake.usgs.gov/research/deformation/modeling/papers/anatolia.html (Erişim: 5 Mart 2010)

42 Tabakalanmanın en iyi olduğu formasyonlar genellikle Üst Kretase yaşlı flişler ve Neojen formasyonlarıdır (Şahin, 1994). Kuzey Anadolu Fay Kuşağının, kuzeye doğru bir yay biçiminde bükülen kesiminin kuzeydoğusunda yer alan Vezirköprü havzasının kenarları Kuzey Anadolu Fay Kuşağı sistemine bağlı faylar tarafından hem kontrol edilmekte hem de havzayı biçimlendirmektedir (Şekil:7 ve 9). Bu faylar dağılımlarına göre, 1)Köprübaşı Fay Seti 2)Dereköy Fay Seti 3)Çeltek Fay Seti olarak üç gruba ayırmak mümkündür. 1. Fay Setleri Köprübaşı Fay Seti: Havzanın güney kenarını belirlemektedir. Başlıcaları, Kuzey Anadolu Fayı ana kolu, Kavakpınar fayı, Aydınlı fayı, Bektaş fayı, Bayramköy fayı, Kapaklı fayı, Mahmatlı fayı, Mamrigölü fayı, Kanlıgöl fayı ve Buzağı gölü fayıdır (Şekil:8). Bu fayların içerisinde havzanın oluşumunu etkileyen, Kuzey Anadolu Transform Fayı'dır. Araştırma sahasının güneydoğusunda Ereli Köyü'nün 2 km güneyinde çalışma alanına girerek yaklaşık B ve KB doğrultusunda devam etmekte olduğu görülmektedir. Istavloz Çayı'nın Köprübaşı mevkisinde kuzey yamaçlarda üçgen yüzeyler ve fay diklikleri ile akarsuyun bu kesimde doğrusal bir hat izlemesi, Istavloz çayının 3 km kadar sağ yanal olarak ötelenmesini ve fayın akarsu boyunca varlığının kanıtıdır. Bu fay Ortaköy ile Aydınlı Köyleri arasında Bektaş formasyonu ile Kirazbaşı melanjını yanyana getirir ve Eğreğin Deresini takip ederek çizgisel bir vadi oluşturur. Burada çizgisel vadiler, ötelenmiş drenaj sistemleri ve fay hattı boyunca gözlenen aktif heyelanlar, su kaynakları, fay gölleri belli başlı morfolojik şekillerdir. Kavakpınar Fayı: Elaldı ve Ortaklar Köyü boyunca uzanmaktadır. Aydınlı ve Bektaş Fayları: KAF 'a bağlı paralel olarak batıda Çaygüney, doğuda Bektaş-Elbeyi Köyleri arasında uzanmaktadır. Bayramköy Fayı: En uzun faylardan biri olup; Ereli Köyü’nün kuzeyinden başlar, batıya doğru Karapınar Köyü’nün doğusuna değin devam eder. Bu fayın doğrultusunun değişmesi nedeniyle doğuda Paşaköy, batıda Halkahavli Köyleri arasında yüksek açılı ters fay bileşenine sahip yanal atımlı fay karakteri göstermesidir.

43 Kapaklı Fayı: Vezirköprü formasyonu içerisinde gelişmiştir. Kapaklı Köyü ile Esenköy arasında uzanmaktadır. Mahmatlı Fayı: Ağcaalan Köyü'nün kuzeydoğusu ile Kalecik tepelerinin arasında yer alır. Mamrigölü Fayı: Adını bir fay gölü olan Mamrigölü’nden almıştır. Hayranlı Köyü güneyi ile Samukalan Köyü güneybatısı arasında uzanır. Kanlıgöl Fayı: Doğuda Yağcı, batıda Samukalan Köyleri arasında uzanır. Buzağıgölü Fayı: Kapaklıeşme Köyü güneyinde yer almaktadır.

(Ketin, 1969)

Şekil 8: İnceleme Sahasında KAF. ve Ona Bağlı Olarak Gelişen Faylar11

11

Ketin, (1969) ve Şahin, (1994)’den yararlanılarak hazırlanmıştır.

44

Şekil 9: Kuzey Anadolu Fay Hattında Depremsellik12

Dereköy Fay Seti: Salur Köyü güneydoğusunda Köprübaşı Fay Setinden kuzeybatıya doğru ayrılan bir kol doğrultusunda uzanarak Dereköy fay setini oluşturur. Şengör (1985) tarafından (Akt: Şahin, 1994) "muhtemel, yeni gelişmekte olan Havza-İnebolu Fayı" diye adlandırılan bu fay seti tek bir çizgi halinde olmayıp, birbirine paralel veya yarı paralel faylardan meydana gelmiştir. Salur Fayı: Salur Köyü’nü, Gamlik Çayı’nı, Celil Köyü’nü, Narlık Köyü'nün güneyini izler ve Hacıkurt Mahallesi güneyinde sona erer. Çeltek Fay Seti: Çalışma alanının kuzeybatısında yer alır. Beşpınar ve Saraylı fayları diye bilinmektedir. Beşpınar Fayı: Güneyde Beşpınar bucağı ile kuzeyde Saraylı Köyü arasında uzanmaktadır. Gölçayı’nı kontrol eden bu fay, Gölçayı’nın güncel alüvyonları tarafından örtülmüş olup; çizgisel fay karakterindedir. Saraylı Fayı: Kürtler Çayı'nı kontrol etmekte olup; bu çayın güncel alüvyonları tarafından örtülmüştür.
12

http://quake.usgs.gov/research/deformation/modeling/papers/anatolia.html (Erişim: 5 Mart 2010)

45 Saraycık Fayı: Saraycık Köyü dolaylarında rastlanmaktadır. Sağ yanal atımlı ve düşey bir faydır Bu fayın yaşı KAF in gelişimi ile eş zamanlıdır. Sofular Fayı: Orman işletmesi doğusundan Sofular, Gölköy, Beşpınar yerleşim birimine kadar uzanır. Soruk Çayında KAF ile birleşir. KAF ile yaşıt olup; hem sağ yanal atımlı hem de düşey bileşeni vardır. Bu arada Kızılırmak vadisi boyunca da DSİ tarafından yapılan çalışmalarda pek çok fayın varlığı saptanmıştır. Yılmaz ve Tüysüz'ün (1984), (Akt: Şahin, 1994) yaptıkları çalışmalarda,

araştırma sahasında birden fazla bindirmenin varlığını ortaya koymuşlardır; Ovacık Bindirmesi: Ovacık orman işletmesinden Beşpınar Köyü dolaylarına kadar uzanmakta olup; doğu-batı uzanımlıdır. Yaygın kireçtaşı ve spilitlerin Eosen yaşlı formasyonlar üzerine itilmişlerdir. Bu itilmenin yaşı Eosen olarak düşünülmektedir. Kadıoğlu Bindirmesi: Mezraa bucağı doğu ve kuzeydoğusunda kalan alanlarda Kepez metamorfiti üzerinde Kargı Ofiyolit topluluğunun serpantinit, spilit ve pelajik kireçtaşları farklı boyutta klipler olarak bulunurlar. Bunlardan başka Kartalkayası mevkisinde, Kayalı Boğazı civarında Alt Kretase yaşlı formasyonlar, Üst Kretase yaşlı fliş serileri üzerinde yer aldıkları, Istavlaz Çayı'nın Kayalı Boğazı ağzında, sağ yamaç kesiminde açıkça görülmektedir. Nitekim bu durumu, Saner (1982), (Akt: Şahin, 1994) silsilesinin güneyinde güneye itilmeli bulunduğundan söz etmektedir. Çalışma sahasının güneyinde fliş serileri üzerinde yapılan ölçümlerde antiklinal ve senklinal eksenlerinin doğu-batı doğrultusunda oldukları görülmektedir. Aynı şekilde, Vezirköprü merkezine yakın Hacılı formasyonları üzerinde sistemli katman ölçümleri sonucunda havzanın orta kesiminde kıvrım eksenleri yaklaşık doğu-batı doğrultuda oldukları izlenimi edinilmiştir (Şahin, 1994). Sonuç olarak araştırma sahasının temeli Paleozoik yaşlı metamorfik serilere ait kayaçlar ile temsil edilir. Metamorfik serileri Kunduz metamorfitleri ve Kepez metamorfitleri olarak ikiye ayrılır. Her iki metamorfitin üzeri ofiyolitler tarafından şaryaj ile örtüldüğü ancak temelde aynı formasyonlar olduğu belirtilmektedir çalışmasında Kuzey Anadolu Dağ ve Ofiyolitik karmaşıkların faylar

46 İkinci zaman, Alt Kretase yaşlı kalker serileri, Üst Kretase yaşlı fliş ve ofiyolitik seri ile temsil edilir. Kalkerler, sahada dik-eğimli ve bitki örtüsünün seyrek olduğu alanlara karşılık gelmektedir. Fliş serileri ise, güney, doğu ve kuzeydoğuda yayılış gösterir. Ayrıca, havza tabanında yapılan sondajlar sonucu, Neojen formasyonlarını temsil eden litolojiler (bilhassa marn) altında da devam ettiği anlaşılmaktadır. Ofiyolitik dizinin çoğunluğunu serpantinler oluşturur. Bunlar Kunduz metamorfitleri içerisinde yaygınca bulunur. Sahanın tektoniği oldukça karışık olup; Kuzey Anadolu Fayı ve bu faya bağlı gelişen pek çok fayların denetimindedir. Hala aktif ve güncelliğini koruyan bu faylar, akarsuların gelişim süreçlerinde de etkin rol oynamışlardır. Sahanın çeşitli kesimlerinde bindirmeler de görülür (Şekil:9), (Tablo:1 ve 2), (Şahin, 1994). Tablo 1: Samsun İl Merkezine 100 km Yarıçapındaki Daire İçerisine 31400 km²’ lik Alana Düşen 4,0 ve Üzeri Depremlerin Listesi
Tarih Enlem Boylam Derinlik (km) Yüzey Dalg. Cisim Dalgası Richter Moment Mesafe

1908 40.60 35.90 30 5.2 5.1 5.1 5.4 84 1917 41.90 36.90 30 5 5 4.9 5.3 82 1939 40.83 36.80 10 4.9 4.9 4.9 5.2 63 1942 40.87 36.47 10 7 6.4 6.5 6.7 47 1992 40.55 35.90 11 4.8 4.9 4.9 5 89 Kaynak: B.Ü. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi, ( http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/ , Erişim: 10 Şubat 2010 ) Tablo 2: 1900 ve 2004 Yılları Arasında Vezirköprü’de Hasara Neden Olan Depremler
Tarih Yer Mag Ms Can Kaybı Hasarlı Bina

Osmancık (ÇORUM) 21.11.1942 5.5 2 150 Erbaa (TOKAT) 20.12.1942 7 3000 32000 Lâdik (SAMSUN) 27.11.1943 7.2 4000 40000 Kaynak: B.Ü. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi, ( http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/ , Erişim: 11 Şubat 2010 )

47 B. Jeomorfolojik Özellikler Araştırma sahası ve yakın çevresi, dört tarafı yüksek ve ortası çukur bir alana karşılık gelen ve bu çukur sahaya belirli basamaklar ile geçilebilen morfolojik anlamıyla bir havza görünümündedir. Dolayısıyla çevre yüksek kesimleri alt bölümlere ayırmak mümkündür. Bunlar; güney ve kuzeydeki dağlık sahalar, batıdaki ve doğudaki tepelik ile dağlık alanlara geçilen eğimli yamaçlar şeklindeki birimlerdir. Güneydeki dağlık sahanın en önemli kütlelerinden biri Tavşan Dağı; diğeri ise, bir anlamda onun batıya doğru bir uzantısı olan Dip Dağı’dır ( Şahin, 1994). 1. Tavşan Dağı Tavşan Dağı araştırma sahasının güneyinde yer alan ve Merzifon Depresyonu ile Vezirköprü Havzasını ayıran doğal bir sınırdır. Doruk noktaları 1900 m'yi bulmaktadır (Yuvalı T. 1901 m). Tavşan Dağı'nın morfolojik uzantısı güneydoğu-kuzeybatı'dır. Bu uzanışıyla Kuzey Anadolu dağ silsilesinin uzanışına da uymaktadır. Havza tabanı düzlüklerinin ortalama yükseltisi 300 m olduğu dikkate alınırsa; 1600 ın.'lik bir nispi yükselti farkı bulunduğu görülmektedir. Tavşan Dağı, sahanın en geniş su toplama havzasına sahip Istavlaz Çayı'nın kollarından bir kısmının sularını aldığı bir kütledir. Eğribük Deresi, Acısu Deresi, Derealan Deresi bu kolların başlıcalarıdır. Eğim değerlerinin fazla olması, akarsuyun derine aşındırmasına neden olmuştur. Böylece, akarsu vadilerinin dar ve derin görünüm kazanmalarına yol açmıştır. Böyle bir durumun kazanılmasında kuşkusuz bu kütlenin litolojik yapısının etkisi büyüktür. Nitekim jeoloji haritasından anlaşılacağı gibi, Tavşan Dağı, jeolojik yapı itibarıyla sade bir görünüm arz eder. Formasyonlar direnç özellikleri göre, topografyada kendilerine özgü şekillerin oluşumuna neden olmuşlardır. Nitekim kiltaşı-kumtaşı-marn ardalanmasından oluşan fliş serileri daha kütlevi, basık, yassı doruklu bir görünüm arz ederken; kalker kütleleri daha dik yamaçlı, çıkıntılar oluştururlar. Dağlık sahalar arasında aşınım düzlüklerine de rastlanılmaktadır. Mesozoik yaşlı kalkerlerden bileşimli kütlevi özellik gösteren, çatlaklı ve yarıklı yüzeye sahip Kale Tepesi’nden (1394 m) doğu yönüne bakıldığı zaman akarsuların kalkerli arazide dar-derin vadilerden aktığını, yüzeyin oldukça parçalı bir görünüm aldığını, akarsuların batı-doğu uzanımlı olduğunu, ancak tabi akarsuların eğim koşullarına uygun güney-kuzey yönlü aktıkları gözlenebilmektedir. Yüzeyin sık bir şekilde akarsularca parçalanması, gerek vadi yoğunluğu gerekse vadi sayısının fazla

48 olmasında etkili olmuştur. Böylece, bu dağlık kütleden havza tabanı düzlüklerine doğru eğim koşullarına uygun güney-kuzey doğrultulu sık bir akarsu şebekesi gelişmiştir. Kale Tepesi'nin (1394 m) batısından Dip Dağı, kütlevi görünüşüyle topografyaya hâkim bir görünüm arz eder (Şekil: 10, 11, 12 ve 17 ). Doğu-batı uzanımlı olan kütle, kısa mesafelerde önemli yükselti farkına erişmektedir. Nitekim Dağın, hem kuzey hem de güney yamaçları % 34 (19°) 'lük bir eğim değerine sahiptir. Tavşan Dağı'nın batıya doğru bir devamı niteliğindeki bu kütle 1479 m’lik bir yükseltiye sahiptir (Şekil: 10). Dolayısıyla, havza tabanı ile yaklaşık 1100 m’lik yükselti farkı bulunmaktadır. Üst Kretase yaşlı, (konglomera-kumtaşı-kumlu ve kireçtaşı-marn ile temsil edilen) ve fliş serisi olarak bilinen oluşum; dağın temel formasyonunu oluşturmaktadır. Bu oluşumu, dağın güney yamacında izlemek mümkündür (Şahin, 1994).

49

Gödeş Deresi
(MENCEK)

Şekil 10: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Jeomorfoloji Haritası13
MTA (1985), Google Maps ve SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.
13

50 2. Kunduz Dağı Temele ilişkin Paleozoik yaşlı metamorfitler ile Mesozoik yaşlı Üst Kretase dönemine ait olduğu kabul edilen ofiolitik serilerden oluşan ( serpantin, gabro, spilit...) bu kütle (bakınız, jeoloji bölümü), çevresindeki alçak sahalara karşılık gelen Neojen havzalarını sürekli besleyen su bölümü ve ana kaynak alanı olmuştur. Temel kütle üzerinde gelişen konsekant drenaj, kütlenin çevre havzalar yönünde aşındırılmasında etkin rol oynamışlardır. Pliyosen'e kadar geçen uzun dönemde sürekli aşınarak bir aşınım yüzeyini oluşturacak şekilde düzlenen Kunduz Dağı kütlesinin Miyosen sonunda epirojenik hareketlerle bölgesel olarak yükselmesi yeniden hızlanan denüdasyonal süreçlerle aşınarak gerilemesine yol açmıştır. Kunduz Dağı'nın doğu-batı uzanımına uygun olarak en yüksek zirvesi 1791 m ile Dip Dağı'nın bir devamı gibi görünen bu kütlenin ortalama yükseltisi 1500-1600 m’ler arasındadır. Yükselti, dağın batı yönüne gidildikçe artmaktadır. Yaklaşık 3,5 km kuzeydoğusundaki Kunduz Boğazı ile arasındaki 530 m’lik bir fark, eğimin % 16 civarında görülmesine yol açmıştır. Ayrıca aşınım yüzeyi seviyeleri (ortalama 1500 m) ile üzerinde bulunan tepelerin yüksekliği arasında da belirgin fark görülmektedir (Koyunoluğun T. (1780 m), Tütmen T.(1216 m), Türkmenmezarı T.(1529 m)). Kunduz Dağı'nın, alçak sahalar ile olan nispi yükselti farkı 1400 m civarındadır. Kunduz Dağı'nın hem batı hem de kuzey yamaçları dar ve derin vadilerle parçalanmıştır (Şekil:11). Böylece merkezden çevreye doğru yamaçların eğimi doğrultusunda akan konsekant akarsular hâkim olup; radyal bir akarsu drenaj şebekesi görünümü sunmaktadır. Bu durum dağın kütlevi durumunun yanında litolojik özelliklerinin de bir sonucu olmalıdır. Nitekim dağın zirvesinde magmatik kökenli bazik kayalar hâkim olduğu açıklanmaktadır. Dolayısıyla, örtü şeklinde daha önceki rölyefi kapatan bu bazik karakterli kayaçlar, dağın bir anlamda kalkan şeklinde görülmesine neden olmuş ve akarsuların radyal drenaj özellik göstermeleri sonucunu doğurmuştur. Nispi yükselti farkının km²'ye 300-500 m arasında olan kütle, vadi yoğunluğu olarak da yüksek bir değer göstermektedir (Şahin, 1994).

51

KUNDUZ DAĞI

Şekil 11: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Yükselti Basamakları14
http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erişim: 10 Şubat 2010) CBS veri tabanından ve Garmın Software Tr. Topo 2.0 yazılımından yaralanılarak hazırlanmıştır.
14

52 3. Vezirköprü Depresyonu Kuzeyindeki Dağlık Saha Kuzey Anadolu Dağları, Orta Karadeniz Bölümünde hem yükseltilerini bir ölçüde kaybetmekte, hem de hemen kıyıdan itibaren yükselmeyip, içerlere doğru genişçe bir alanda yükselerek yayılmıştır. Araştırma sahasının da içinde bulunduğu bölge, aynı dağ sırasının Canik Dağları’nın doğusu ile İsfendiyar Dağları’nın batısını teşkil etmektedir ve tektonik bir oluğa tekabül etmektedir. 4. Aladağ- Sıralıdağ Arası Kesiın (Sahanın doğusu) Araştırma sahasının doğu kesimine karşılık gelmektedir. En yüksek tepesi Aladağlar üzerinde Killik T.(1194 m) ile Çakıralan (1226 m)’dir. Nispi yükselti farkı 1000 m civarındadır. Kalker tabakaları, fliş serilerinin içerisinde eğimli ve dik yamaçlı tepelik görünümündedirler. Örneğin, Kabalı Köyü kuzeyindeki görkemli duruşuyla dikkati çeken Meydankayası Tepesi (1110 m) gibi. Fliş serileri sahanın hem kuzeydoğu ve doğusunda hem de güneyinde yayılış gösteren ve en iyi tabakalanmanın görüldüğü formasyonlardır. Bu nedenle, Alp orojenezinden etkilenen bu seriler kıvrımlı ve kırıklı bir özellik gösteren bir topografyanın oluşumuna neden olmuşlardır. Araştırma sahasının doğusunu oluşturan bu kesimin kuzeyi, daha engebeli ve akarsularca daha derinden yarılmıştır. Namuzlu T. (801 m) ve Aladağ üzerinde Killik Tepe (1194 m) en önemli yükseltilerdir. Eğim değerlerinin yüksek olduğu ve topografyanın akarsularca yarılmış olduğu dikkati çekmektedir (km2 'ye 10-15 dere sayısı düşmektedir). Akarsular genelde güney-kuzey yönünde akarlar. Bazı akarsular ise, doğu-batı (Kurtakaya Deresi, Kabaçam Deresi, Karasaray Deresi) ve batı-doğu yönünde (Geymene Deresi) akışını sürdürürler (Şahin, 1994). 5. Platoluk Alanlar Araştırma sahasındaki platoluk alan, havzalara ait sistemler olup; dağlık sahalar ile havza tabanları arasındaki geçişleri oluşturmaktadır. Havza içerisinde plato görünümüne sahip sahalar, 400 m yükseltilerden itibaren güneye doğru basamaklar sistemi halinde, Tavşan Dağı ve Dip Dağı'na doğru gidildikçe izlenmektedir. Ayrıca, güneybatı yönüne gidildikçe aynı sistemlerin uzantıları olduğu anlaşılan birden fazla aşınım düzlüklerinden oluşmuş birbirlerinden belirli eğimlerle ayrılmış, akarsularca derine doğru yarılmış düzlükler görülür. Ancak, sahada yapılan ayrıntılı jeolojik araştırmalara göre (Dirik 1993,1994, Tüysüz-Yılmaz-1984, Akt: Şahin, 1994.) çok farklı yükseltilerde aynı döneme ait dolguların yer alması, bu düzlüklerin birbirinden

53 bağımsız sistemler olmadıkları sonucunu vermektedir. Bu durum, sistemin Kuzey Anadolu Fayı'nın dolayısıyla karışık bir tektonizmanın etkisiyle meydana geldiği kanaatini uyandırmaktadır. Ancak, sahanın güneyinde Tavşan Dağı önü ile havza tabanı düzlükleri arasında birbirinden birden fazla basamaklarla ayrılan kesimin, Neojen (Pliyosen) formasyonları üzerinde gelişen alçak platoluk sahalara karşılık geldiği ifade edilmektedir. Bu yüzden buradaki platoluk alanı yarılma durumu (nispi yükselti farkı) ve yükseltileri de dikkate alınarak, ortalama 700-850 m yükseltiler arasında gelişenler ile 300-550 m yükselti arasında olanlar olmak üzere ikiye ayırabiliriz (Şahin, 1994). PIiyosen Aşınım Düzlükleri 700-850 m yükseltileri arasında yer almakta olup, kuzeybatı-güneydoğu uzanımlıdır. Mahmatlu Köyü’nden itibaren güneye doğru gidildikçe, MahmatluCinkaya Tepesi (714 m) arasında % 11,4 eğime sahip yamaç arazisinden sonra, akarsuların (Uluçay 'ın bir kolu olan Köyderesi tarafından) derince yarmış olduğu sahaya geçilmektedir. Mahmatlı Köyü üstünde yer alan bu sahadan Paşaköyü yamaç eteklerine kadar yaklaşık 1250 m uzaklıkta % 4'lük eğimli bir araziye sahip olan topografya oldukça düz bir görünüm arz etmektedir. Topografya batı-doğu yönlü Çakmaklı Deresi ile Cambaz Deresi tarafından yarılmıştır (Şekil: 17). Buradan itibaren 500 m uzaklıkta yamaç eğimi % 15'e ulaşmaktadır. Dolayısıyla, önceki yamaç eğiminden (basamaktan) daha fazla eğime sahip olduğu görülmektedir. Oysa aynı eğimli yamacın devamı niteliğindeki Yurtdağı-Ayvalı Köyü arasında eğim de % 15 olduğu görülmektedir. Ayvalı Köyü üstü ile Aydınlı Köyleri arasındaki düzlük sahanın enlemesine boyutu 2 km kadardır. Bu kesimden Eğreğin Deresine kadar olan eğim, % 5 civarındadır (Şahin, 1994). Araştırma sahasının güneyinde 700-850 m yükseltileri arasındaki bu alanın en önemli yükseltisi Mesozoik yaşlı sert masif, kristalize kalkerlerden oluşmuş Çaltepe (856 m)'dir. Aynı formasyonlara Kavakpınarı-Mahmatlı Köyü arasında da rastlanılmaktadır. Hatta halk arasında "Evkaya" olarak bilinen, tarihi konusunda çeşitli görüşlerin ileri sürüldüğü, küçük yapay mağaralara da rastlanılmaktadır. Ayrıca bu kalkerli kütleler, sert masif özellikte olup, çatlaklı bir görünümdedirler. Platoluk sahanın kademeli olarak batı yönünde de izlendiği görülmektedir. Bilhassa GömlekhisarGölalan arası % 3 eğime kadar düşmektedir. Ancak Burhaniye-Cebeli-Gölalan Köyü arası çizilecek bir hattın güneyindeki saha güney-kuzey yönlü akarsularca (batıdan doğuya, Çorağın Deresi ve Büyük dere) derince yarılmışlardır. Kisekaya T. (779 m),

54 Topak T. (993 m) başlıca yükseltilerdir. Platoluk sahalarda vadi yoğunluğu km²’ye 5-10 km vadi sayısı, 3-10 arasında değişmektedir. Dolayısıyla, topografya oluşumundan sonra gelişen yeni taban seviyesine göre akarsular sahayı sık ve derin bir şekilde yarmışlardır. Bu sahalarda rölyef enerjisi de yerel farklılıklarla değişmektedir (km²'de 30-300 m arasında izohips farkı bulunmaktadır). Yamaçlarda sel yarıntıları ve bunların vadi tabanına eriştikleri yerlerde küçük birikinti konileri yer almaktadır. PIiyosen Sonrası Aşınım Yüzeyi Çevredeki nispeten yüksek sahalardan bu yüzeye geçişler belirgin bir iç bükey eğim kırıklığı ile olmaktadır. 300-550 m yükselti seviyeleri arasında Vezirköprü Depresyonu'nun gidişine parelel olarak kuzeybatı-güneydoğu uzanımlı, Habibfakı, Ovacık, Arıca, Boğaköy, Doyran, Kızılcaören, Karkucak, Bahçekonak, Boğazkoru Köyleri’nin yer aldığı geniş uzanımlı, akarsularca hafif yarılmış düzlüklere karşılık gelmektedir. Bu aşınım yüzeyleri çoğunlukla Erken Kuvaterner (En alt Pleyistosen) yaşlı Vezirköprü formasyonu üzerinde gelişme gösterdiği ve birimin fasiyes özelliklerine göre örgülü akarsuların etkin olduğu ortamın özelliklerini yansıttığı ifade edilmektedir (Dirik,1993, Akt: Şahin, 1994). Bu durum, Erken Kuvaterner döneminde meydana gelen tektonizmaya bağlı oluşan ve yükselen sahanın akarsuların aşınımının şiddetli olduğu bir birikim devresine karşılık geldiği izlenimini uyandırmaktadır.

55

(MENCEK)

Şekil 12: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Meyil Grupları Haritası15

15

http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erş: 10 Şubat 2010) CBS veri tabanından yararlanılarak hazırlanmıştır.

56 Aynı araştırmacının yapmış olduğu çalışmalara göre bu formasyonun farklı seviyelerde görülmesi, sahanın Pleyistosen dönemi esnasında da kırılmalara maruz kaldığını ve gölsel ortamın çekildiğini, akarsuların artık alüvyonlarını eski formasyonların üzerlerine yayarak aktıklarını anlamaktayız. Bu aşınım sahalarının geliştiği diğer bir formasyon, Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı "Hacılı Formasyonu”dur. Vezirköprü havzasının diğer örtü formasyonlarına göre daha derin bir fasiyesi oluşturmaktadır. En karakteristik özelliklerinden biri jipsli serilerin varlığıdır. Jipsin eriyebilirlik özelliğine bağlı olarak aktif heyelanlar, toprak kayma ve arazi göçmeleri sık bir şekilde meydana gelmektedir. Nitekim Uluçay'ın Nalbantlı Mahallesi mevkisinde, Çayırbaşı mahallesinden Hıdırlık sırtlarını takiben geriye doğru Karapınar köyüne kadar bu şekilde toprak göçmeleri görülmektedir (Şahin, 1994).

VEZİRKÖPRÜ OVASI

Şekil 13: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin DB. Yönlü Arazi Profili16

16

http://worldwind.arc.nasa.gov/java (Nasa Worldwind Java Platform yazılımından yararlanılarak hazırlanmıştır.), (Veritabanına Erişim: 20 Şubat 2010)

57 Hacılı formasyonunun temsil ettiği birimler ile fasiyes özellikleri dikkate alındığı zaman, çökelme ortamı, havzanın açık denizle bağlantısı olduğu ve buharlaşma yoluyla kaybolan suyun, evaporit havzasına açık denizlerden gelen su ile telafi edildiği anlaşılmaktadır. O halde, Vezirköprü ve yakın çevresinin Üst Miyosen-Pliyosen aralığında sıcak-kurak iklim koşulları altında açık denizlerle bir eşik üzerinden bağlantısı olan göle sahip olduğu; bir çanak ve bu çanağın yüksek sahalardan gelen malzemelerin tortulanma sahası olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, jipsler sudaki eriyik tuzların ve minerallerin kimyasal çökelmeleri sonucunda oluşmaktadır. Bunun önkoşulu, maden tuzları içeren suyun aşırı doygunluğa erişmesidir. Bu evaporit havzalarında oluşan jipsler, hidrolojik bilançonun kuvvetle negatif olduğunu yani şiddetli buharlaşmaların hüküm sürmüş olmasını gerektirmektedir. Nitekim, Üst Miyosen döneminde, (Dil Sistemleri) Pontid kuşağındaki dağ arası havzaların derinleşmeye başladığı, volkanizmanın bölgesel bir özellik kazanması sonucu tatlı su göllerinin tuzlu ve acı su birikintileri haline dönüştüğü ve dolayısıyla evaporit çökellerin oluştuğu söylenebilir. Yani, Üst Miyosen'de sahada kurak ve yarı kurak iklim koşullarının hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Mio-Pliyosen yaşlı gölsel evaporitlerin yayılma alanında acı yeraltı ve yerüstü suları gelişmiştir. Yörede bu kaynaklara "acı su, çorak suyu" gibi adlar da verilmektedir. Şehir yerleşmesine yakın Oruç Köyü üst kesimleri ile doğuda Doyran Köyü ve 3 km kuzeybatısında Çakırtaş (Gavraz Köyü) arasındaki eğim % 5'den az görülmektedir. Dolayısıyla topografya, düz ve hafif eğimli bir görünümdedir (Şekil:13). Saha, Uluçay'a katılan Gödeş Deresi, Kargucak Deresi, Esenli Çayı tarafından pek fazla derin olmayacak şekilde yarılmış olup; eğim % 10 civarındadır. Dolayısıyla buralar orta eğimli, hafif dalgalı bir topoğrafik yüzey şeklinde görülmektedir. Bu yüzeyin ortalama olarak 1,5 km enlemesine bir boyutu bulunmakta olup; Vezirköprü Ovası’nı çevreler bir görünümdedir. Bu tortul birikinti düzlüklerinden ova düzlüklerine doğru yassı, dik olmayan sırtlarla inilmektedir. Post Pliyosen yaşlı formasyonların geliştiği bu yüzeylerde km²'ye 1-3 arasında dere sayısı düşmektedir; km²'ye düşen nispi yükselti farkı ise 30-200 m arasında değişmektedir. Nispi yükseltinin fazlalaştığı yerler vadi yamaçları ve tepelik sahalara karşılık gelmektedir. Akarsu sıklığının az olması; yükseltinin azlığına, akarsuların beslenme sahalarına uzaklığına ve litolojik özelliklere bağlanabilir. Çoğunlukla ziraat alanları olarak kullanılan bu sahalar verimli tarım arazileridir (Şahin, 1994).

58 Neojen yaşlı depolar üzerinde gelişim gösteren bu düzlükler üzerine yerleşen akarsu şebekesi kısa sürede hafif yarılmış bir vadi şebekesini meydana getirmiştir. Bu aşınım süreci içinde relief üzerinde -kayaçların tabiatına bağlı olarak- kimi yerde darderin vadiler, kimi yerde sığ ve yatık vadiler meydana gelmiştir. Bunun sonucunda ondüleli bir relief ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz bu sürecin sonunda akarsuların Neojen depoları içine hafif gömülmesi ile az yarılmış plato tipi, oluşma olanağı bulmuştur. Sahada zaman zaman meydana gelen tektonik olaylara bağlı gelişen yükselim hareketleriyle gençleşen topografya üzerindeki akarsular yataklarının derine doğru kazmaya veya sert kütlelerden oluşan kayaçlara saplanarak dar ve derin boğaz görünümlü vadilerin oluşumuna olanak vermiştir (Varadoy ve Kayalı Boğazı gibi). 6. Havza Tabanı-Düzlük Alanlar Havza tabanını ovalar ve bunları birbirinden ayıran eşikler meydana getirir. Sahanın bütününe oranla fazla geniş bir yer kaplamayan ovalar, kendilerini birbirinden ayıran eşik sahalarını kesen boğaz veya vadi tabanı düzlükleriyle ilişki halindedir. Havzaların taban bölümleri bütünüyle Üst Miyosen-Alt Pleyistosen yaşlı aşınım ve dolgu yüzeylerinden meydana gelmektedir. Sahanın bir depresyon alanına karşılık gelmesi nedeniyle, havza tabanında yer alan ve genellikle eğimin % 5'in altında seyrettiği bu düzlükleri depresyon içi taban ovaları olarak nitelemek doğru olacaktır. Bunlar; a) Vezirköprü Ovası b) Ilıca Ovası'dır. Her iki ova da, Kayalı Boğazından itibaren Akçay vasıtasıyla Kızılırmak’a bağlanarak dış drenaja açılmıştır. Bu ovaların her ikisi de aynı yükseltide değildir. Akçay’a daha yakın olan Vezirköprü Ovası nispeten daha alçaktır (190-370 m). Buna karşılık, araştırma sahasının doğusunda yer alan Ilıca Ovası’nın yükseltisi daha fazladır (540-650 m), (Şahin, 1994).

59

VEZİRKÖPRÜ OVASI

Şekil 14: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin KG. Doğrultuda Arazi Profili17 Ovalar düz denebilecek kadar hafif eğimlidir. Ortalama eğim % 5'in altındadır. Vezirköprü Ovası'nın nispeten düz bir özellik göstermeyip dalgalı bir görünüme sahip olmasında, ovanın geliştiği formasyonların litolojik özelikleri (cinsi ve tipi) ile jeolojik sürecinin etkili olduğu söylenebilir. Nitekim ayrışabilir, metamorfizmaya uğramamış Neojen tortulları, havza çanağına birikmesi sürecinde yer yer çökme veya oturma sonucu çukurluklar halinde gelişmiş olabilir. Ovaların eğim yönü genellikle kendilerini kat eden akarsuların ağız taraflarına doğrudur. Nitekim bu durumu ovaların yükseltilerinin kuzeye doğru alçalmaları şeklinde görmemiz mümkündür. Her iki ova Orta Miyosen'de başlayan Neotektonik ile şekillenmeye başlamış; Kuzey Anadolu Fayı
17

http://worldwind.arc.nasa.gov/java (Nasa Worldwind Java Platform yazılımından yararlanılarak hazırlanmıştır.), (Veritabanına Erişim: 20 Şubat 2010)

60 ve ona bağlı oluşan tali fayların denetiminde gelişmiştir. Üst Miyosen'de kuzey ve güneyinin faylarla sınırlandığı bir depresyon, Üst Miyosen-Alt Pleyistosen aralığında tortullarla dolmaya başlamış; daha sonra Alt Kuvaterner'den itibaren bu tortullar boşalma sürecine girmiştir. Dolayısıyla ova görünümlü sahalar, havza tabanının boşalması ile sahanın alçak yerlerine karşılık gelmişlerdir. Araştırma sahasında yer alan akarsuların çoğunluğu birer dağ veya plato akarsuyu karakterinde olduklarından vadiler, genel olarak yukarı çığırlarında dar, dik ve derin özelliktedir. Bu yüzden vadi tabanı ovalarının sayısı kısıtlıdır. Akarsuların önemli bölümü faylanmalara bağlı olarak gelişimini sürdürmüşlerdir. Dolayısıyla, akarsular vadilerini kazma evresinde bulunduklarından vadi tabanı ovaları oluşum olanağı yeterince bulamamışlardır. Ancak aşağı çığırlarda vadilerin litolojiye bağlı olarak genişlediği, eğim kesikliğinden sonra dar ve derin vadi şekli almaları nedeniyle kesintili bir özellik taşıdığı görülmektedir (Şahin, 1994). 6.1. Vezirköprü Ovası Vezirköprü şehir yerleşmesine yakınlığı nedeniyle "Vezirköprü Ovası" adı verilmesi uygun görülmüştür (Şekil:15). Ova 350 m ve daha aşağı yükseltilerde yer almaktadır. Bu yüzden yörede "Ova arazileri" olarak da nitelendirilmektedir. İncesu, İnkaya, Örencik, Avdan, Adatepe, Yağınözü köyleri ve arazilerini içine alan bir sahayı kapsamaktadır (Şekil: 15). Yaklaşık olarak, bu ovalık sahaların büyük çoğunluğunda yükselti farkı 30-100 m arasında iken (eğim % 1-8 arasında değiştiği), 3 km² 'lik kısmının nispi yükselti farkı 30 m'den aşağıda bulunmaktadır (eğim % l' den aşağı görülmektedir). Buralar, Adatepe Köyü ve yakın çevresini içine almaktadır. Buralarda vadi yoğunluğu bazı kesimlerde km²'de ya hiç görülmemekte; ya da 0-5 km arasında değişmektedir. Dere sayısı ise km²'ye alansal dağılımı farklı olmak kaydıyla, ya hiç yoktur veya 1-3 arasındadır. Ovanın meyli, güneyden kuzeye doğru gelişmiştir. Örneğin, İncesu Köyü (300 m), Safisaray (200 m) Köyü arası 4 km uzunlukta olup, eğim güneyden kuzeye % 2,5 düzeyindedir. Hıdırlık sırtları ile Adatepe Köyü arası eğim % 2 civarındadır. Eğimin en düşük olduğu yerler, Adatepe, Avdan, Oymaağaç, Yağınözü köylerinin kuzey kesimlerine karşılık gelmektedir. Nitekim AdatepeYağınözü Köyü kuzeyinde eğim % 1,6'dır. Yağınözü Köyünden itibaren İncesu Köyü kuzeyine doğru eğim, % 1,2'dir. Ovalık saha Çayözü Deresi, Çorak Dere ve kolları tarafından hafifçe yarılmışlardır. Bu akarsular kaynağını yakın çevredeki tepelik sahalardan almakta olup; küçük ve süreksiz akarsulardır (Şahin, 1994).

61

Şekil 15: Vezirköprü Ovası18 Vezirköprü Ovası, üzerinde akan akarsuların hâkim olduğu vadi tabanı düzlüklerinde Kuvaterner yaşlı çakıl depoları, güney, doğu ve batı yönlerinde ise, Pliyo-Kuvaterner yaşlı çakıltaşı-kumtaşı gibi akarsu tortulları ile gölsel fasiyesli Üst Miyosen-Alt Pliyosen yaşlı marn, kumtaşı, çakıltaşı veya jips ve anhidrit bulunmakta ve ova ardışımlı formasyonlar üzerinde gelişmiş platolar ile kuzeyde tepelik saha tarafından çevrilmiş bulunmaktadır. Vezirköprü Ovası olarak adlandırılan sahada % 8'e varan düzeyde eğimli sahaların varlığı nedeniyle relief üzerinde pek hafif sayılabilecek engebeler oluşturan tepecikler görülmektedir (Şahin, 1994). 6.2. Ilıca Ovası Araştırma sahasının doğusunda yer almaktadır. Merkezi kısmında Ilıca yerleşimi bulunmasından dolayı "Ilıca Ovası" olarak adlandırılabilir. Ana hatlarıyla uzun ekseni kuzeybatı-güneydoğu yönlü bir elipse benzemektedir. Vezirköprü Ovası’ndan hem alan bakımından küçük (105 km²), hem de, Vezirköprü Ovası’na göre daha düz bir özellik gösterir. Nitekim mevcut alanının 16 km²’lik kısmının eğimi % 1'in altında bulunmaktadır. Nispi yükselti farkı, km²’ ye 0-30 m ile 30-100 m arasında değişmektedir. Vadi yoğunluğu km²’ ye 0-5 km arasında olup, dere sayısı 1-3 olarak görülmektedir. Vadilerin bulunduğu kesimde vadi yoğunluğu düşüklüğü dikkati
SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.
18

62 çekmektedir. Ova, güney-kuzey yönlü Büyükdere ve Derekıyısı Deresi ve bunların dik açı yapacak şekilde ve ovanın kuzeyini sınırlandıran Kamlik (Gamlık) Çayı ve kollarınca yarılmıştır. Ilıca ve Kamlik yerleşim ünitelerinin yer aldığı ovalık saha, aynı zamanda bir çöküntü alanının merkezi kısmına karşılık gelmektedir. Ortalama 540-650 m yükseltileri arasında yer alan bu düzlüklerin en önemli yükseltisi Göldağı (780 m) olup; ova ile nispi yükselti farkının az olması dikkati çekmektedir. Ovanın kuzeyi, Dereköy fay sistemine yerleşen Kamlik Çayı tarafından sınırlanmıştır (Şekil: 8). Aynı zamanda bu akarsu, ovanın sularını Istavloz Çayı vasıtasıyla dış drenaja bağlamaktadır. Ilıca Ovası güneyden kuzeye doğru % 2,5 'lik bir eğimle alçalmaktadır (Şahin, 1994). 7. Vadi Tabanı Düzlükleri Araştırma sahasının başlıca akarsularının yatak eğimlerinin azaldığı orta ve aşağı çığırlarında görülmektedir. Bilhassa, Esenli Çayı ile Uluçay'ın Kayalı Bahçeliği mevkisinde birleştiği kesimin gerisinden Vezirköprü-Durağan karayolu hattı arasında görülen yüzeyler eski vadi tabanı düzlüklerine karşılık gelmektedir. Yöre halkı tarafından "şehiraltı" diye bilinen bu sahalarda sulamalı tarım yapılmaktadır (Şekil:17). 8. Kayalı Boğazı Vezirköprü şehir yerleşmesinin 5 km kuzeydoğusunda Çalköy Köyü’ün kuzeyinde Istavlaz Çayı, ikinci bir boğaz ile karşılaşmaktadır. Varadoy Boğazı'na göre, Kayalı Boğazı oldukça dik ve heybetli bir görünüm göstermektedir. Boğaz girişinde akarsuyun vadisinin enine profili asimetrik bir özellik göstermektedir. Boğazın girişi, Çalköy Köyü-Güldere yolu üzerinde Değirmen mevkisinde başlamaktadır. Akarsu, boğaza 260 m mutlak bir yükselti içerisinde girmektedir ve bugün Altınkaya Baraj Gölü suları altında kalan Akçay Köyü yakınlarında 170 m yükselti ile boğazı terk etmektedir. Dolayısıyla boğazdaki vadi eğimi % 1,5; yamaç eğimi % 15-60 arasında, uzunluğu yaklaşık 6,5 km kadardır. Boğaz içerisinde vadi genişliği yer yer değiştiği görülür. Nitekim akarsu boğazın girişinden itibaren 600-700 m ilerde çok dik yamaçlı- dar görünümlü kesimden akışını sürdürür. Buranın özelliği, içerisinde "Gökgöl" denilen bir su birikintisinin varlığıdır. Bu gölün derinliği yaklaşık 3-4 m kadardır. Kayalı Boğazını enine vadi profiline ve boğaz içindeki şekillere göre iki bölüme ayırmak mümkündür. Bunlar, Çalköy mevkisindeki boğaz girişinden itibaren yaklaşık 2 km uzunlukta olan ilk bölüm; oldukça dik, derin bir yarma boğaz görünümüyle farklılık göstermekte olup; Istavlaz Çayı’nın % 1,5 eğimle aktığı Yukarı Kayalı Boğazı’dır.

63 Girişte, akarsu ilk 600 m’lik mesafede nispeten geniş bir vadi yatağı içinde (10-15m) akışını sürdürür. Boğazın bu kesiminde yamaç eteklerinde fiziksel parçalanmadan kaynaklanan yamaç döküntüleri yüzeylenmektedir. Boğazın girişinde sağ yamaçta kalkerlerin dik olarak yükselmesi, tabaka başlarının aynı hizada kesilmiş gibi duruşu ve daha yaşlı olan kalkerlerin (Üst Jura-Alt Kretase) daha genç olan Üst Kretase yaşlı fliş serileri üzerinde yer alması; boğazın girişinde bindirme fayının olduğunu gösteren işaretlerdir. Bu durum boğazın oluşumunda antesedant unsurların da etkili olduğu izlenimini uyandırmaktadır (Şekil:16). Boğazın ikinci bölümü, Esenli ve Uluçay'ın birleşerek boğaza keskin bir dirsekle girmesinden itibaren boğaz çıkışına kadar olan Aşağı Kayalı kesimidir. Birinci kesime göre daha uzun (4,5 km) olan bu bölümde Istavlaz Çayı 230 m mutlak yükselti ile boğaza girmekte, 170 m yükselti ile Altınkaya Baraj Gölü'ne suyunu boşaltmaktadır. Dolayısıyla boğazın bu kesiminde yatak eğimi % 1,3 'dür. Yani boğazın yatak eğimi birinci kesime göre daha eğimli olduğu görülür. Ayrıca, vadi tabanı oldukça genişlemiş hatta taşkın yatağına da yer vermiştir. Boğazın bu bölümünde 2-3 m yükseklikte bir sahanlık yer almakta; bu sahanlık boğaz içerisinde tek yönlü bir aracın geçebileceği kadar genişliktedir. Dolayısıyla, akarsu burada daha geniş yatakta akmakta oluşu, muhtemelen litolojideki farklanmaların (kalkerli kütlelerin içerisinde bulunan suya karşı dirençsiz unsurların oranının fazlalığı), boğaza katılan Esenli ve Uluçay'ın da etkisiyle akarsuyun yanal ve derine aşındırma faaliyeti için gücünün artmasının rolü olabilir. Nitekim yukarı kesimde çok sert ve dik görünümlü vadi yamaçları gibi morfolojik ünitelerin yerini, aşağı kesimde karstik şekillerden mağaralar, köprüler ve kayaların ayrışması sonucu oluşan dilimli morfolojik şekiller gibi karst topografyasına özgü şekillere yer vermesi durumu, buradaki litolojinin farklılığına işaret edebilir (Şahin, 1994).

64

Şekil 16: Kayalı Kanyonu ve Boğazı (Istavloz Çayı)19 Kayalı Boğazı'nın bulunduğu sahanın başlıca yükseltileri 450-650 m’1er arasında değişen tepelik alanlardır; Kartalkayası T.(511 m), Kayacık T.(457 m), Yürükçal T.(65 1 m), Sarıkaya T.(452 m), Yalpak T.(453 m), Kızıl T.(502 m), Tepelice T.(534 m), Hacıkurtkayası T.(494 m), Kocakaş T.(572 m) (Şahin, 1994).

Bünyamin Kıvrak Albümü’nden (Vezirköprü) ve Google Earth Plus 5.0 yazılımından yararlanılarak hazırlanmıştır.

19

65

(1394 m)

Kale T.

(Mencek D.) (Gödeş D.)

Şekil 17: Vezirköprü Şehir Yerleşmesi ve Yakın Çevresinin Relief ve Hidrografya Durumu20

SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.

20

66 C. Klimatik Özellikler 1. Rüzgâr K o ş u l l a r ı Tablo: 3 ve 4’e bakıldığında sahada esme sayılarına göre doğu yönlü rüzgârların egemen olduğu görülür. Bunun Vezirköprü Ovası ile çevre dağlık alanların topoğrafik yapısının bir sonucu olarak hava akım yönlerinde meydana gelen sapmalarla ilgili olması muhtemeldir. Esme sayısına göre doğu yönlü rüzgârın ardından batı yönlü rüzgârlar ile kuzey ve kuzeydoğu yönlü rüzgârların sıklığının fazla olduğu görülmektedir. Buna karşılık, esme sıklığına göre, güney (45), güneybatı (60) ve güneydoğu (80) yönlü rüzgârların değerce düşüklüğü dikkati çekmektedir (Şekil:18). Tablo 3: Vezirköprü (1987-1994) Yılları Arasında Rüzgârın Ortalama Esme Sayıları Yönler Esme S. Kaynak: Met. Tablo 4: Vezirköprü'de 1987-1994 Yılları Arasında Aylar Bazında Rüzgârların Esme Sayılarına göre Hâkim Rüzgârın Yönü Aylar O. Ş. M N. M H. T. A. E. Ek. K. A. Rüzgâr Y. Kaynak: Met. B B D B D D D D D B B B K 151 KD 140 D 197 GD 80 G 45 GB 60 B 164 KB 81

67

Şekil 18: Vezirköprü’de Rüzgârların Mevsimlik Esme Durumu

Tablo 5: Vezirköprü'de 1987-1994 Dönemine Ait Rüzgârların Mevsimlik Esme Sayıları Mevsimler İlkbahar Yaz Sonbahar Kış Kaynak: Met. K 40 32 43 36 KD 40 42 35 23 D 52 62 45 38 GD 18 16 16 30 G 12 6 8 19 GB 14 9 12 25 B 49 28 46 41 KB 19 10 22 30

68

Araştırma sahasında batı yönlü rüzgârların bahar mevsimlerindeki esme sıklığı dikkati çekmektedir. Sahada esme sayısının en fazla olduğu doğu ve kuzeydoğu yönlü rüzgârın ilkbahar ve yaz aylarındaki etkinliği de ülkemizde egemen yaz aylarındaki basınç koşullarına bağlı gelişen K-KD ve KB’ dan esen rüzgârların sahanın fiziksel konumu nedeniyle değişikliğinin bir sonucu olabilir (Tablo:5 ve Şekil:18). Kış aylarında güney yönlü rüzgârların yüksek oranda esme sıklıkları yanında batı yönlü rüzgârların da sık estiği görülmektedir. Bu durum, orta enlem siklonları hava akımlarının bu yönde üstünlüğü ve yöreyi etkilemesine bağlanabilir. Sahada en kuvvetli esen rüzgârların 9 şiddetinde yalnızca mart ayında güneybatı yönlü olduğu, 15/sn'den daha hızlı estiği görülmektedir. Bu durum kış aylarında Anadolu'nun içleri ile Karadeniz arasında beliren kuvvetli bir basınç eğiminin bir sonucu olmalıdır. Mart ve şubat ayları haricinde kasım, aralık, haziran ve temmuz aylarında güneybatı yönlü ve 8 şiddetinde rüzgarların olduğu (fırtına, kasırga şeklinde) görülmektedir. Ocak, nisan, ağustos, eylül ve ekim ayları rüzgâr hızlarının (Bofor'a göre) 7 şiddetinde olduğu (12-15 m/sn hızlara sahip, fırtınamsı rüzgârlar) ve yönlerinin çoğunlukla batı sektörlü olduğu göze çarpmaktadır. Sonuç olarak, sahada en kuvvetli rüzgârların kış aylarında ve çoğunlukla güneybatı yönlü olduğu görülür. Yaz yarıyılında ise daha çok batı sektörlü rüzgârların hızlı esmesi ve bunun çeşitli yönlerden gelen soğuk cephe ile sağnak yağışlara neden olduğu görülmektedir. Çünkü cephe, kararsızlığın arttığı günler olup; kararsızlık gradyanın artması ile ilgilidir (Şahin, 1994). Rüzgarların yıllık ortalama esme sayılarına göre hakim rüzgar yönleri ise doğu, batı ve kuzey yönleridir (Şekil:19).

1.1. Yerel Etkilerle Belirmiş Rüzgârlar Araştırma sahasının farklı kesimlerinde yerinde yapılan çalışmalarda,

rüzgârların yöresel adları yanında etkili oldukları atmosfer olayları da belirtilmiştir. Buna göre, güneyden esen rüzgârlar (kıble) kuru; batıdan esen rüzgârların ise kurusoğuk olduğu ifade edilebilir. Kuzeydoğudan esen (Samsun tarafından) rüzgârlar Poyraz, yaz aylarında kuru esen rüzgârlar "harman rüzgârı" olarak ifade edilmektedir. Kışın kar yağdığı zaman batıdan fırtına gelebilmektedir.

69

"Akyel" güneyden (kıble) esmekte ve sıcak karakterdedir. Akyel mart ayında esmeye başlamakta; karları eritmektedir ve mart ayında Akyelin esmesi akarsu taşkınlarına neden olabilmektedir. Aynı zamanda yeraltı su seviyesinde de ciddi artışlar görülmektedir. Zaman zaman ağustos ayında "Samyeli" çıkmaktadır. Güneyden gelmekte olup; kavurucu ve kuru-sıcak karakterdedir. Bitkileri ve zirai ürünlerin kavrulmasına, hatta uzun süreli olması durumunda yörede yaz kuraklığının şiddetli geçmesine neden olmaktadır. Kış aylarında çoğunlukla batı yönlü rüzgârlar egemendir (Kunduz Dağı taraflarından). Kuzeyden esen rüzgârlar da görülmektedir. Ancak yazın rüzgârın batıdan esmesi durumunda yağmur gelmektedir. Buna karşılık kışın yağmur KB'dan gelmektedir. Etkili sıcak ve soğuk rüzgârlar doğudan gelmektedir (Şahin, 1994).

Esme Sayısı

Şekil 19: Vezirköprü'nün Yıllık Ortalama Rüzgâr Gülü Diyagramı

70

2. Sıcaklık Özellikleri Tablo: 6 ve Şekil: 21 incelendiği zaman, yıllık ortalama sıcaklık değerleri kıyıyı temsilen Samsun'da, Merzifon ve Vezirköprü'ye göre daha yüksek olduğu dikkati çekmektedir Böyle bir farkın ortaya çıkması, iç kesimlerin kış aylarının düşük sıcaklık değerlerinin yıllık ortalamaya yansımasından kaynaklanmaktadır. Diğer bir deyişle, karasallık-denizellik ve yükselti faktörünün sıcaklık değişkenlerinin farklı görülmesine neden olmuştur. Nitekim Merzifon'un Vezirköprü'ye göre 400 m'lik bağıl yükselti farkı (yükselti faktörü), araştırma sahasında yıl içi sıcaklık değerlerinin ve yıllık ortalama sıcaklık değerinin Merzifon’a göre yüksek olmasına neden olmuştur (Şekil: 20). Bunlara ilaveten, kıyı ile iç kesimlerin yıllık sıcaklık amplitüd farklılığını da yukarıda açıklanan faktörlere bağlamak mümkündür. Nitekim Samsun'un yıllık sıcaklık genliği 16,3 °C, buna karşılık, Vezirköprü'nün yıllık sıcaklık amplitüdü ise, 19,8 °C’ dir. Dolayısıyla Vezirköprü ile Samsun arasındaki yıllık sıcaklık amplitüdünde 3,5 °C’ lik bir fark görülmektedir. Bu durum, iç kesimlere doğru gidildikçe karasallığın etkisinin hissedilmeye başlanıldığının bir göstergesidir. Nitekim hem Vezirköprü'den hem de Samsun'dan daha yüksekte yer alan Merzifon'da bu değer 20,1 °C' ye ulaşmaktadır. Böylece Samsun ile yıllık sıcaklık amplitüdü arasındaki fark 3,8 °C' ye çıkmaktadır. Enlem olarak daha kuzeyde bulunmasına rağmen Samsun'un yıllık ortalama sıcaklık değerinin yüksek görünüşü, yükselti-denizellik-karasallık ile sıcaklık değerleri arasında yakın bir ilişkinin olduğunu ortaya koymaktadır (Şahin, 1994). Tablo 6: Samsun, Vezirköprü ve Merzifon'un Ortalama Aylık Sıcaklık Değerleri (°C) Aylar Samsun V.Köprü 0.
6,9 2,5

Ş.
6,9 3,9

M
7,7 7,4

N.
11.0 12,3 11,2

M
15.6 16,1 15,8

H.
20.0 19,4 19,1

T.
23.0 22.1 21,3

A.
23.2 22,3 21,4

E.
19,8 19,0 17,7

Ek.
16,2 13,8 13,1

K.
12.9 7,6 8.1

A. Yıllık
9.5 4.3 3.2 14.4 12.5 11.7

Merzifon 1,3 2,6 5,5 Kaynak: Met.

71

Şekil 20: Vezirköprü'de Aylık Ortalama Sıcaklık Değerleri21

21

http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (10 Şubat 2010) CBS veri tabanından yararlanılarak hazırlanmıştır.

72

Şekil 21: Vezirköprü'de Yıllık Ortalama Sıcaklık Değerleri22 3. Don Olayları Don olayının veya düşük sıcaklıkların yıl içi gidişi ile donlu günlerin başlangıcı ve bitiş tarihleri, donun süresi, şiddeti ve zamanı canlı yaşamı etkilemesi nedeniyle klimatolojik öneme sahiptir. Bundan hareketle, araştırma sahasını temsilen Vezirköprü'de ortalama don'lu günlerin sayısı en fazla (1978-1990 yılları ortalaması) ocak (17 gün), şubat (14 gün) ve aralık aylarında (12,9 gün) görülmektedir. Diğer bir deyişle, donlu günler "Merkezi Yüksek Basınçlı Hava Durumları" nın etkili olduğu hava durumlarında daha sık görülmektedir (Şahin, 1994).

22

http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erişim: 10 Şubat 2010) CBS veri tabanından yararlanılarak hazırlanmıştır.

73

4. Yağış Durumu Tablo 7: Vezirköprü ve Merzifon'da Aylık ve Yıllık Ortalama Yağış Miktarları (mm)
Aylar
V. Köprü Merzifon

0.
44,8 37,8

Ş.
36,3 32,8

M
51,4 3 6,3

N.
63,8 40,6

M
72,4 5 6,8

H.
5 3,0 44.8

T.
27,2 11,3

A.
18,2 10.6

E.
37,4 19,8

Ek.
3 8,9 22.8

K.
37,6 2 9,7

A.
46.0 35,4

Yıllık
527,0 378,8

Kaynak: Met. Tablo: 7 ve Şekil: 24’e göre Vezirköprü'nün yıllık yağış miktarı (527 mm), yaklaşık 400 m daha yüksekte yer alan Merzifon'un yıllık toplam yağış miktarından (378,8 mm) daha fazla olduğu görülmektedir. Bu durum, yağış miktarında topografyanın (bakının) önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü daha önce yeryüzü şekilleri bölümünde açıklandığı gibi Tavşan Dağı’nın kuzeye bakan yüzleri (Vezirköprü Havzası güneyi) daha fazla yağış aldığı görülürken (Şekil:25); dağın güneye bakan tarafları (Merzifon Depresyonu’nun kuzeyi) yağış getiren hava akımlarına karşı dulda kalması yüzünden yağış değerlerinin düşük olmasına neden olmuştur. Denizellik ve karasallık etkileri ise araştırma sahası ile Samsun şehir yerleşmesi arasındaki yağış farkılılını açıklamaktadır (Şekil:22-23).

Şekil 22: Samsun ve Vezirköprü'de Aylık Ortalama Yağış Miktarları (Met.)

74

Şahin, 1994

Şekil 23: Vezirköprü ve Samsun'da Yağışın Mevsimlik Dağılışı

Şekil 24: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Yıllık Eşyağış Haritası23
23

http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erişim: 10 Şubat 2010) CBS veri tabanından yaralanılarak hazırlanmıştır.

75

Şekil 25: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Aylık Ortalama Yağış Miktarı24 5. Sis Araştırma sahası ve yakın çevresindeki sisli günler, sıcaklık terselmesinin görüldüğü zamanlarda (yaklaşık olarak 500-600 m' lere kadar) izlenmektedir. Oluşum bakımından yer radyasyonunun etkisiyle gelişen bu sisler, aralık, ocak veya şubat aylarında, çukur ve alçak sahalarda görülmektedir. Buna karşılık, aynı günlerde daha yüksek sahalardaki yerleşim ünitelerinde (Ortaklar, Mahmatlu, Yukarı Narlı, Yurtdağı Köyleri seviyeleri) hava açık ve güneşli günler hüküm sürmektedir. Bu devrelerde görülen sıcaklık terselmesi olayı dikey hava hareketlerine engel olmaktadır. Aynı
24

http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erişim: 10 Şubat 2010) CBS veri tabanından yaralanılarak hazırlanmıştır.

76

zamanda bu devreler geceleri açık gökyüzü nedeniyle kuvvetli yer radyasyonunun olduğu ve karın yerde kaldığı dönemler olarak da bilinmektedir. Nitekim Vezirköprü'de sisin en yoğun olarak görüldüğü aylar nispi nemin de en yüksek olduğu dönemler olarak dikkati çekmektedir. Vezirköprü'de yıllık ortalama sisli günlerin sayısı 11,4'dür. Sis en yoğun kasım, aralık ve ocak aylarında görülmekte olup, kış aylarına karşılık gelmektedir. Temmuz ve ağustos ayları sisli günlerin uzun yıllar boyunca görülmediği dönemlerdir. Araştırma sahasında sis günlük sıcaklıkların yükseldiği öğle saatlerinde kaybolmaktadır. Böylece, sıcaklığın günlük gidişi sisin süresini de belirlemektedir. Arıca, Hayranlı ve Gömlekhisar Köyleri'nin bulunduğu kesimlerde bazı dönemlerde (ilkbahar mevsiminde) sisten sonra yağış düşmesi, bu sahada frontal sislerin de varlığını ortaya koymaktadır. Sisin devam süresi maksimum 1-2 gündür. Sisli günlerde bilhassa 400500 m yükseltilerine kadar (Vezirköprü ilçe merkezi ve yakın çevresi) kararlı hava durumlarının görülmesi nedeniyle hava kirliliğinin de en yoğun olduğu dönemlere karşılık geldiği yerinde yapılan gözlemlerde görülmektedir (Şahin, 1994).

Şekil 26: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Sisli Bir Gün25

25

Bünyamin Kıvrak Albümü /Vezirköprü

77

6. Araştırma Sahasının İklim Tipi Araştırma sahasının güneyindeki yüksek kesimlerde yağışlı-soğuk kış ayları ile yağışsız veya az yağışlı serin yaz ayları ile karekteristiktir. Sahanın kuzey kesimleri ise, kış ayları yağışlı (yağış çoğunlukla kar şeklinde ve karın uzun süre yerde kalmadığı) soğuk veya serin olduğu; buna karşılık yaz ayları sıcak-yağışsız veya az yağışlı bir iklim tipi hüküm sürmektedir. İkinci yükselti basamağı (550-850 m), alçak kesimlerin iklim tipi ile yüksek çevre dağlık alanlarda hüküm süren iklim tipi arasında yerel ölçekte geçiş tipi özelliği göstermektedir. Nitekim alçak kesimlere göre, yaz aylarında etkili yaz sıcaklıklarının hissedilmediği, yaz aylarında görülen yağışların çoğunlukla alçak kesimlerde görülen günlerde olduğu, kış aylarında yağışın çoğunlukla kar şeklinde ancak; zaman zaman yağmur olarak düştüğü, karın yerde kalmasının alçak kesimlere göre 10-15 gün daha fazla olduğu, soğuk-yağışlı kış aylarının yaşandığı iklim tipi ile karekteristiktir. Buralarda, yağışın şekli, karın yerde kalması ile yaz sıcaklıklarının etkinliği ve süresi bakımından alçak kesimlerle yüksek kesimler arasında bulunmaktadır. Termik yönden aylık ortalama 10 °C' nin altında olduğu dönem, kasım-mart ayları arasıdır. Dolayısıyla soğuk mevsimin süresi 5 ayı bulmaktadır. Oysa Samsun'da 4 ay olduğu görülmektedir. Merzifon'un durumu Vezirköprü'ye benzemekte ise de, aylık ortalama sıcakların değeri ile yıllık ortalama sıcaklık değeri bakımından düşük değerler göstermektedir. Bu durum, Merzifon'da soğuk mevsimin süre olarak Vezirköprü'den daha uzun olacağı anlamına gelmektedir. Kış aylarında, don'lu günlerin görüldüğü, kararlı-soğuk az yağışlı hava durumları etkili olmaktadır. Zaman zaman kış aylarında kararsız hava koşullarının görüldüğü günlerde önemli sıcaklık değişmeleri ve frontal yağışlar etkili olurken; soğuklar ardından ılık günler yaşanmaktadır. Nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül ve ekim ayları sıcak yaz günlerinin yaşandığı dönemlerdir. Uzun yıllık ortalamalara göre üç ay (Temmuzağustos-eylül ayları) mutlak kuraklığa yer veren yağışsız veya az yağışlı (zaman zaman soğuk hava baskınları veya soğuk hava damla durumlarıyla yağışların görüldüğü devrelerle kesintiye uğrayan)-sıcak hava tiplerinin egemen olduğu bir dönemdir. Yaz yağışları bakımından kıyı kuşağından daha az yağış almasına karşılık Merzifon'dan daha yüksek yağışlara yer vermektedir.

78

Sonuç olarak, Vezirköprü yöresi, ne kıyı kuşağı kadar kışları ılıman ne de iç kesimler kadar şiddetli soğuktur. Yazları ise, ne kıyı kesimi kadar nemli ne de iç kesimler kadar kurak-sıcak günler hüküm sürmektedir. Bu açıdan, yörenin iklim tipi kışları soğuk-yağışlı; yazları sıcak-kurak geçen kıyı ile iç kesimler arasında bir "geçiş iklimi" özelliği göstermektedir (Şekil: 27). Ayrıca bu iklim tipi içerisinde alçak kesimlerden kuzey ve güney çevre dağlık alanlara gidildikçe artan yükseltiye bağlı olarak, yüksek kesimlerde yaz devresi alçak alanlara göre daha serin ve nemli; kışları soğuk, yağışların daha çok kar şeklinde düştüğü, karın uzun süre yerde kaldığı, donlu devrenin daha uzun olduğu bir yerel iklim tipi de görülmektedir (Şahin, 1994). Yukarıda açıklamaya çalıştığımız klimatolojik özelliklerin araştırma sahasındaki şehirsel gelişime olan etkileri Yerleşimin Coğrafi Özellikleri başlığı altında incelenmiştir.

Vezirköprü

Şekil 27: Erinç Metodu ile Türkiye İklim Sınıflandırması

79

D. Hidrografik Özellikler Araştırma sahası ve yakın çevresinde geçici ve sürekli olmak üzere irili-ufaklı çok sayıda akarsu bulunmaktadır. Bu akarsuların en önemlileri sırasıyla başta Istavloz Çayı olmak üzere Esenli Çayı, Uluçay, Kürtler Çayı ve Gölçayı'dır. Dolayısıyla, Vezirköprü yöresi ve yakın çevresinin suları Kızılırmak'ın iki büyük kolu tarafından drene edilmektedir. Bunlar yaklaşık kuzeye doğru akan Akçay ile kuzeydoğu yönlü Gölçay-Kürtler Çayı'dır. Akçay'a Istavloz Çayı ve onun yan kolu olan Gamlik ile Esenli Çayı ve Yağcı Deresi katılmaktadır. Altınkaya Baraj Gölünde, su tutulduğu 1987 yılından itibaren Istavloz Çayı'nın akım değeri yükselmiştir. Zaman zaman mevcut su kütlesine bağlı olarak oluşmuş heyelanlar (Durağan-Vezirköprü karayolu güzergâhı), yerel anlamda yer sarsıntıları, sahadaki akarsuların vadilerinin boğulması nedeniyle yerel kaide seviyesinin değişmesine de neden olmuştur. Böylece, çalışma sahamızın yakın çevresindeki Kızılırmak, vadisini derine kazma yerine biriktirme sürecine girmiştir (Şahin, 1994).

Şekil 28: Uluçay Vadisi'nden Bir Görünüm26

26

http://www.panoramio.com/photo/28037239 (Erişim: 20 Şubat 2010)

80

Sahanın sularını drene eden önemli bir akarsu Uluçay olup; Çalışınkaya Tepesi (1600 m) ile Kındıralıgöl T. (1555 m) eteklerinden doğar. Önce, G-K yönünde 7 km kadar akarken; daha sonra, bir dirsek yapmak suretiyle B-D yönünü alır (6 km). Buraya kadar Sokollu Deresi adıyla bilinen akarsu, Kılıçgüney Köyü mevkisinden itibaren Esenköy'e kadar (4,5 km) Dereköy Çayı adıyla bilinir. Esenköy'den itibaren Uluçay adı ile G-K yönünde akan akarsu, Tepeköy-Oruç Köyünden itibaren hem eğiminin azalması hem de litolojik farklanmaya bağlı olarak nispeten geniş tabanlı vadi içinde akışını sürdürür. Kayalı bahçeliği mevkisinde Esenli Çayı ile birleşerek ve Akçay adını alarak 1,5 km ötede Kayalı Boğazında Istavloz Çayına katılır. Uluçay orta çığırında (Dereköy Çayı- Karapınar Köyü civarında) KAF 'a kadar kuzey yönlü iken; faya yerleşmesi nedeniyle dirsek yaparak doğuya doğru bükülmekte, yaklaşık 10,5 km kadar KAF boyunca akışına devam etmektedir Şekil: 8 ve 17) Dolayısıyla, Uluçay'ın da gelişim sürecinde tektonizmanın etkili olduğu görülür (Şahin, 1994). Sahanın diğer bir akarsuyu olan Esenli Çayı, Kale Tepesi (1394 m) eteklerinden kaynağını alır. Önce G-K yönünde akan ve Karaböcük Deresi adıyla bilinen akarsu, Başalan Köyü'nden itibaren B-D yönünü alır. Bektaş Köyü'nden itibaren de GB-KD yönünde akmaktadır. Bu akarsuyun da akım yönü karekteristikleri Uluçay'a benzemektedir. Çünkü Aydınlı Köyü-Bektaş Köyü arasında düz bir hat boyunca KAF içinde akmaktadır. Esenli Çayı da Kayalı Bahçeliği mevkisinde Uluçay ile birleşmek suretiyle, Kayalı Boğazı’nda Istavloz Çayı’na katılarak dış drenaja bağlanırlar.

Şekil 29: Esenli Çayı'ndan Bir Görünüş (10 Mart 2010)

81

Esenli Çayı'nın da boyuna profili incelendiği zaman, gençleşmenin belirtisi olarak çentik noktaları (nick point) görülür. Böylece akarsu henüz daha genç özellikte olduğu veya sahanın genç tektonizmanın etkisiyle yükselim alanı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim boyuna profilde akarsu denge profiline erişmediği, kaynak sahasından Teberük Köyü'ne kadar yatak eğim değerlerinin yüksek olduğu görülür. Akarsuyun çeşitli kesimlerinde enine profillerinde disimetrik ve alüvyal tabanlı vadiler bulunur. Drenaj tipleri içerisinde sahada ve yakın çevresinde, paralel ve yarı paralel, dantritik (Vezirköprü şehir yerleşmesi), kancalı, ışınsal, kılçıklı ve sentripetal drenaj örnekleri görülür. Bunlardan dantritik drenaj şebekesi, sahanın batısında, metamorfik seri yani masif katılaşım kayaçlarından oluşan sahalara karşılık gelir. Vezirköprü sahası içerisinde gerek DSİ gerekse MTA Enstitüsü tarafından 1965 yılında 4, 1966'da 3 adet kuyu açılmıştır. Vezirköprü civarında çıkarılan sular sert ve tuzludur. Yani, gerek içme ve gerekse sulama bakımından kötü vasıflı sulardır. Bunun nedenini, daha önce jeoloji bölümünde açıklandığı gibi, sahanın merkezi kısmına karşılık gelen tortulların içeriğindeki jipsin varlığına bağlanabilir. Araştırma alanında yeraltısuyu taşıyan formasyonlar daha çok Kuvaterner dönemine ait alüvyonlardır. Bunlara ilaveten, Üst Jura-Alt Kretase yaşlı kalker serileri içerisinde de yeraltı sularına rastlanılmaktadır. Vezirköprü Ovası'nda açılan kuyular her ne kadar alüvyonda açılmış ise de, alüvyonların kalınlığı az olduğundan hemen Neojene geçilmiştir. Alüvyondan su alan kuyularda debi 7,5 It/sn'nin üzerine çıkamamaktadır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre, Vezirköprü ovasında sadece Uluçay ve Esenli Çayı alüvyonunda su olduğu belirtilmektedir (Şahin, 1994). Vezirköprü civarındaki kuyularda yapılan pompa testleri sonucunda akifer özgül verimlerinin 1,53 ile 2,54 lt. arasında değiştiği, Vezirköprü ilçe merkezinin 200 m batısında Oruç köyü yakınlarında Uluçay üzerinde açılan kuyuda iletkenliğin (transmissibilite) 96 m³/gün/sn/m olduğu saptanmıştır. Rezerv, boşalım yoluyla hesap edilmiş olup Uluçay alüvyonunda 273312 m³/yıl olarak bulunmuştur. Samsun ili sınırları dâhilinde denize dökülen Kürtün Çayı üzerinde yapılan araştırmalarda iletkenlik katsayısının 263 m-Vgün/sn/m olduğu dikkate alınırsa araştırma sahasında en yüksek verimli akarsu değeri ile Kürtün Çayı arasında karşılaştırma bakımından önemli

82

sonuçlar elde edilebilir. Bu durum, kıyının daha fazla yağış alması yanında, akarsu vadisindeki alüvyonların kalınlığı da yeraltısuyu rezervi bakımından önemli bir paya sahiptir. Aynı alüvyon üzerinde özgül verim 1,63 lt/sn/m olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar bizi, sahanın yeraltısuyu rezervi bakımından fakir olduğunu göstermektedir. Yani, diğer bir anlatımla, akiferlerin gerek yeraltından gerekse yerüstünden beslenmesi içme suyu bazında çok zayıftır. Bu durum, yeraltısuyunu besleyecek durumda olan taşların litolojik özellikleri ve beslenecek durumda olan alüvyal malzemenin porozitesi ve permeabilitesinin çok düşük olmasından ileri gelmektedir. Yerüstünden beslenme de, yağışın az, buharlaşmanın fazla oluşu, ayrıca geçirimsiz bir zonun yüzeyde mevcut bulunması olumsuz etki eden faktörlerin başında gelmektedir. DSİ tarafından 1974 yılında Esenli Çayı sağ yakada Vezirköprü Entegre Kereste Fabrikası adıyla kuyu açılmıştır. Buna göre, 43 m derinliğe kadar açılan bu kuyuda (43 m 'de kil seviyesine geçilmiştir), kum-çakıl niteliğinde malzemeler görülmektedir. 22,14 lt/sn verim elde edilmiştir. Aynı şekilde DSİ tarafından Vezirköprü içme suyu sağlamaya yönelik olarak 1979 yılında Uluçay ve Gödeş Deresi'nin birleşme noktasına 180 m, akarsuya 25 m uzaklıkta yapılan sondajlarda 1-12 m arasında 4,50 lt/sn veriminde akifere (su veren tabaka) rastlanmış olup, kuyunun litolojisi kum-çakıl, 31 m'den sonra kildir. Dolayısıyla kuyu tabanı 31 m olarak görülmektedir (Şahin, 1994). Ayrıca tespit edilen özgül verim ve litolojik özellikler dikkate alındığında kar erimelerinin ve yağışın yoğun olduğu dönemlerde akifer su seviyelerinin zemin sıvılaşmasını daha tehlikeli olabilecek bir potansiyele yükselttiğini söyleyebiliriz. Zemin sıvılaşmasıyla ilgili ayrıntılı tespit ve bilgilere ileriki bölümlerde yer verilmiştir.

83

E. Toprak ve Bitki Örtüsü Araştırma alanında kestane renkli toprakların geniş yer kapladıkları görülür. Onu kahverengi orman toprakları takip eder. Podsolik topraklar ise, daha çok Altınkaya Baraj Gölü sahasının kuzeydoğusunda yayılış gösterir. Azonal topraklardan olan alüvyal ve kolüvyal topraklar da araştırma sahasında bulunurlar. Alüvyal topraklar, daha çok akarsu vadileri boyunca bir şerit halinde uzanır. Araştırma alanının toprak tipleri gruplandırıldığında, podsolik topraklar ve kestane rengi topraklar zonal toprak grubunda, alüvyal ve kolüvyal topraklar da azonal toprak grubunda bulunurlar. Güney ve kuzeydeki çevre dağlık alanlara gidildikçe esmer topraklar ve kara topraklara geçildiği ve daha da yükseldikçe podsolik toprakların yayılış gösterdiği görülür. Sahadaki toprak tiplerinin dağılımında, kayaç yapısıyla toprak tipleri arasında bağıntı kurulabileceği görülür. Nitekim bazı formasyonlar üzerindeki anakayaya bağlı bazı toprak tipleri yayılış gösterdikleri görülür. Sahada Neojen formasyonlarına ait toprakların daha çok killi bünyeye sahip olmaları, geliştikleri anakayanın etkisine bağlı olduğu kuşkusuzdur. Nitekim, Neojen formasyonları çoğunlukla marn ile temsil edilmektedir. Marn ise, killerin kalkerler ile çeşitli oranlarda bulunuşudur. Dolayısıyla, bu gibi sahaların topraklarında da kil oranının yüksek olması yadsınamayacaktır. Örneğin, sahanın güney kesimlerindeki topraklarda (Boğaköy üstü, Karkucak, Teberük Köyleri...) yağmur yağdığı zaman toprakların ayağa yapışması, ana kayanın marnlı olmasından kaynaklanmaktadır. Çalışma alanında, jipsin yayılış gösterdiği kesimler daha çok çayırlık (mera) olarak kullanılmaktadır (Şahin, 1994). Sahanın batısında geniş yayılış gösteren Paleozoik döneme ait şistlerin varlığı ve bunlar üzerinde gelişen toprakların özellikleri, içerisinde yoğun kil olması dolayısıyla ağır toprakları oluşturmaktadır. Bu topraklar fosfat yönünden eksiktir. Ayrıca, kalkerin bulunmayışı da bu toprakların kirece muhtaç olduğunu göstermektedir. İkinci zamanı temsil eden formasyonlar üzerinde gelişen (Üst Jura-Alt Kretase yaşlı formasyonlar) topraklar kireç yönünden zengindir. Buralarda daha çok tarla ziraatı yapılmaktadır. Tipik örneklerine, Yukarı Türkmen Köyü ve yakın çevresinde görülür. Araştırma sahasında, tahıl ziraatı, meyve ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu ve çayırlık sahaların yayılışına bakıldığı zaman, buraların daha çok kolaylıkla ayrışma

84

kabiliyeti olan litolojilerden oluşmuş genç oluşuklar üzerinde gelişen topraklar olduğu görülmektedir. Kestane rengi toprakların dağılış gösterdiği alanlarda, kırmızı renkli topraklar da görülmektedir. Örneğin, Meşeli Köyü ile Kızılcaören Köyü arasında, Aydınlı Köyü'nün güney yamaçlarında, Vezirköprü-Çeltek Köyü güzergahı boyunca, Kızılyar mevkisinde, Kapaklı Köyü-Yurtdağı Köyü arası, Teberük Köyü güney kesimlerinde, Semer Köyü, Beşpınar Köyü gibi çeşitli sahalarda lokal olarak görülmektedir. Özellikle alt yükseklik basamağında yer alan bu sahalardaki toprakların (Meşeli Köyü batısı, Çeltek Köyü yakın çevresi, Kızılyar mevkisi gibi) kırmızı rengi kazanmalarına ana kaya durumundaki kırmızı renkli killerden kaynaklandığı sanılmaktadır. İklim, toprak ve rölyef özellikleri ile beşeri faktörler göz önünde

bulundurulduğunda, araştırma sahasındaki bitki örtüsünü, kuru ormanlar (geniş yapraklılar, karışık yapraklılar, iğne yapraklılar) ve nemli ormanlar (kışın yaprağını dökenler, soğuk-nemli iğne yapraklı ormanlar), çalı-fundalıklar, otluklar ve ormanaltı formasyonu olmak üzere dört gruba ayırmak mümkündür. Orman formasyonlarını genel olarak nemli veya kuru ormanlar diye ikiye ayrılması konusunda çeşitli araştırıcılar tarafından ileri sürülmüş görüşler bulunmaktadır. Nem isteği fazla olan, yükseltinin de etkisiyle sıcaklığın alçak sahalara göre düşük olduğu yüksek sahaların bitki örtüsü elemanlarını; kayın, Uludağ göknarı, sarıçam ile bunlar arasında bulunan akçaağaç, ıhlamur, porsuk, gürgen; ağaççık formasyonu olarak, kızılcık, fındık, kurtbağrı, muşmula, sırım bağı gibi türler örnek olarak verilebilir (Şahin, 1994). Böylece saha ve yakın çevresindeki orman formasyonları, yükseklik ve bakı gibi topografya koşullarının iklim üzerindeki etkilerinden dolayı iki gruba ayrılabilir. Nitekim, dağların sis alan kuzeye bakan alt yamaçlarında geniş yapraklı ormanlar (kayın, kestane, ıhlamur ve meşe), daha yükseklerde iğne yapraklı ormanlar (göknar, karaçam ve sarıçam) ve güneye bakan yüzlerde ve alçak kesimlerde (300-850 m arası) kuru ormanlar sahası uzanır (meşe, karaçam, kızılcam ormanları). Araştırma sahasını da kapsayan ve özellikle alt yükselti basamağının (300-850 m) bazı kesimlerinde antropojen etkiler nedeniyle tahrip olan bitki örtüsü şeklinde yayılış gösterir. fundalık-çalılık formasyonlar

85

F. Sahanın Fiziki Coğrafya Özelliklerinden Kaynaklanan Sorunlar Eğim koşulları, yükselti, kütle hareketleri ( heyelanlar, çökme ve göçme, toprak süpürülmesi, erozyon), depremler, hava kirliliği (Fiziki ve Beşeri Coğ.) ve zemin sıvılaşması sahanın Fiziki Coğrafya özelliklerinden kaynaklanan belli başlı sorunları olarak görülmektedir.

1. Toprak Süpürülmesi (Erozyon) Araştırma sahası ve yakın çevresinde; toprak erozyonunun etkisinin az olduğu yerler çoğunlukla alçak kesimlere karşılık gelen düz veya düze yakın yerler olduğu görülür. Çünkü bu alanlarda toprağın süpürülmesine neden olan fiziki coğrafya faktörlerinden topografyanın az eğimli olması kütle hareketini engellemektedir. Nitekim bu kesimlerde eğim değerleri % 7-10'dan az olması ve bağıl yükseltinin 100 m'den düşük olması bu görüşü doğrulamaktadır. Buralar, vadi oluğu ovaları, havza içi taban ovaları içinde toplanmış relief şekillerini oluşturur. Buna karşılık, eğimin arttığı (% 2040 arası), kesimlerde toprak erozyonu aktivitesinin yükseldiği yerler olarak görülür (Şahin, 1994). Şehir içi tarımın yoğunlaştığı Kuruçay Mahallesi’nde, Yeşilada Mahallesi’nin KB.’sında, Hıdırlık Mahalle’sinin tali yollara ve Uluçay’a tekabül eden tarım alanlarında, Tikenli ve Taşkale mahallelerinin GB.’sında eğime ve ağaç yokluğuna bağlı toprak erozyonu mevcuttur. Sahada erozyonun şiddetli olduğu yerler ile eğimli araziler arasında paralellik bulunması eğimin de toprak süpürülmesine etkili olan faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma sahasının alçak kesimleri çoğunlukla Neojen formasyonları ile temsil edildiği açıklanmıştı. Alçak alanlarda, özellikle vadi yamaç eğiminin arttığı yerlerde, litolojinin de etkisiyle yarıntı erozyonu görülür. Sahada daha çok su erozyonu etkilidir. Buna karşılık rüzgâr erozyonunun etkisinin yok denecek kadar azlığı, muhtemelen yörenin topoğrafik-klimatik ve edafik koşulların özelliği ile ilgili olmalıdır. Nitekim rüzgârın şiddetli estiği devrelerin toprağın örtülü olduğu zamanlara (kar örtüsü veya zirai ürünler) karşılık gelmektedir.

86

Ayrıca, akarsuların yıllık sediment miktarları da toprak erozyonunun şiddetini ortaya koymaktadır. Tüm bunlar, sahada erozyon tehlikesinin varlığının birer kanıtı sayılır. Bu durum sadece toprağın süpürülmesi yoluyla meydana gelen doğal afet olmanın yanında, Altınkaya Baraj Gölü'nün de dolması sürecini hızlandıran bir olaydır. Ancak, sahanın başlıca akarsularının çeşitli kesimlerine yapılan ya da yapılması plânlanan göletlerin varlığı, baraj gölünün sahanın akarsularından kaynaklanan sediment birikimini engelleyecektir (Şahin, 1994). Toprak erozyonunu önleme çarelerinin başında, eğimli sahaların tespit edilerek ağaçlandırılması gelmektedir. Buna ilave olarak, mevcut tarım arazilerinin kabiliyet sınıflarına göre uygun bir şekilde kullanılması sağlanmalıdır. Meralar aşırı otlatılmamalıdır ve toprak kaybını önleyen kökleri derine uzanabilen otlar ve çalılarla korunmalıdır. Boş sahalara (çıplak alanlar-çıplak kayalıklar-dik eğimli alanlar) ağaç dikimi yapılamıyorsa havadan daha kısa zamanda yetişebilen bitki tohumları atılması suretiyle arazilerinin örtülü olması sağlanmalıdır. Eğimli sahalarda (yamaç arazilerde) ziraatla uğraşanların toprak sürümünü konturlara paralel yapılması teşvik edilmelidir. Yamaçlarda malzemeyi önleyici tedbirler alınmalıdır. 2. Heyelanlar Kuvvetli eğim, kütle dengesinin bozulması (yol veya kanal aflormanları, fay diklikleri...), bitki örtüsünün tahribi, don olayları, sarsıntı, yeraltısuyunun etkisi ve litoloji heyelan oluşumuna etkili olan önemli faktörlerden olduğu belirtilmektedir. Araştırma sahasında meydana gelen heyelanları, sahanın alt yükselti

basamağında meydana gelenler (Havza-Vezirköprü Karayolu güzergâhı, akarsu vadi yamaçlarında görülenler) ve yüksek alanlarda oluşanlar olarak ikiye ayırmak mümkündür Alt yükselti basamağında oluşan heyelanların görüldüğü litoloji yumuşak malzemeli Neojen formasyonlarıdır. Buralarda bu alanlarda beşeri faaliyetlerin yüksek dağlık alanlara göre doğal çevreyi değiştirme daha yoğun olmaktadır. Çünkü, sahada yaşayan nüfusun önemli bir kesiminin bu basamakta yaşıyor olması, ana ulaşım yollarının geçmesi, yüksek sahalardan kaynağını alan derelerin tek bir yatak halinde akışını sürdürmesi dolayısıyla artan gücü nedeniyle çoğunlukla yanal aşındırma yapması (akarsu yatak eğiminin azalması ) gibi nedenlerle yamaç eğiminin artması kütle hareketlerinin görülme sıklığının fazla olmasına neden olmaktadır. Nitekim Havza-Vezirköprü devlet karayolu güzergâhı heyelanların en yoğun olduğu

87

sahalardan biridir. Buralarda Neojen kili egemen durumdadır. Ayrıca, ana kayaç konumundaki Üst Kretase fliş seviyelerindeki marn, kiltaşı ve kumtaşlarının arkalanmasının oluşturduğu birim, ana kayayı temsil ederler. Yerinde yapılan gözlemlerde yamaç stabilitesinin bozulması ana kayaç üzerindeki az kumlu, siltli kil örtüde olduğu saptanmıştır. Ayrıca yeraltına sızan suların da yamaçlardaki kaymanın bir diğer önemli nedenidir. Havza-Vezirköprü yol güzergâhı boyunca Neojen ve fliş serilerinin yayılış gösterdiği alanlarda heyelan olayları meydana geldiği halde; volkanik piroklastik kırıntıların yayıldığı kesimlerde yamaç hareketlerinin görülmemesi heyelanın meydana gelmesinde litolojinin önemini ortaya koymaktadır. Araştırma sahasının batısına gidildikçe (Vezirköprü-Durağan Karayolu) yol güzergâhı boyunca heyelanların devam ettiği görülür. Ancak, litolojik farklanmalar (bu kesimlerde Paleozoik yaşlı olduğu kabul edilen metamorfik seriler-şistler-egemen durumdadır.) nedeniyle, heyelanların görülmesi azalmaktadır. Uluçay Vadisi’nin bilhassa sol yamacı boyunca (Karapınar Köyü-Kayalı Boğazı arasında) yoğun bir şekilde heyelan olayları görülür. Vadinin sağ yamacı ile sol yamacı arasında litolojik farklanma; asimetrik görünüme neden olmuştur. Sol yamaç daha dik, eğimli ve bunun sonucunda, heyelanların gözlendiği bir kanattır. Sağ kanat eğimi az ve akarsu yatağı ile topografya yüzeyi arasında nispi yükselti farkı daha az olması dolayısıyla heyelanlar görülmemektedir (Şahin, 1994). Samsun İli Çevre Durum Raporu’na (1999) göre Nalbantlı Mahallesi 1988-1995 yılları arasında heyelan afetine maruz kalmıştır. Oysa heyelan alanlarının dağılışına baktığımızda Kuruçay, Hıdırlık ve Atatürk (Esenli Çayı) mahallelerinde de yoğunlaştığını görmekteyiz (Şekil:30).

Şekil 30: Hıdırlık ve Atatürk Mahalleleri'ndeki Heyelan Alanları (G. Earth Plus 5.0)

88

Depremin heyelan oluşumuna etkisi, sahanın yağış, donma-çözülme, kayaçların kimyasal ayrışması, yerçekimi etkisi, eğim gibi faktörlerin bileşkesine bağlı olarak depremin oluşturduğu titreşimlerin heyelanın meydana gelmesinde tetik görevi yapmasından kaynaklandığı söylenebilir (Şekil:31).

Şekil 31: Kuruçay Mahallesi Mevkisindeki Heyelan Alanından Bir görünüm Heyelanı önleme ve düzeltme tedbirlerini şu şekilde özetlemek mümkündür: Öncelikle heyelanı meydana getiren nedenleri saptayarak bunların zararlarını en aza indirici tedbirler almak gerekir. Nitekim yamaç eğiminde meydana gelen değişiklikler, ani titreşim, yeraltısuyu seviye değişmesi, donma olayı, bitki örtüsünün tahribi gibi faktörler sahada heyelan oluşumuna neden olduğu anlaşılmaktadır. Yol yapımlarında heyelanlı kesimler yerine yeni bir güzergâh tespiti ( ripaj) veya köprü ile geçme sağlanmalıdır. Ayrıca, heyelan olabilecek yamaçlarda kademe yapılmalıdır (Teraslama). Drenaj metotları uygulanarak, zemin suyu çekilerek akıtılması sağlanmalıdır. Böylece, zeminin kayma gücü azalır ve donma olayından (sahamızda don olayları kış aylarında etkinliği görülür) kaynaklanan (donma-çözülme) zarar asgariye indirilmiş olur. Yüzey drenajı yapılarak, zemin içine su girmeden uzaklaştırılması sağlanır. Heyelan olan yamacın tepesinden alınmak suretiyle kaygan zemin üzerindeki ağırlık azaltılmalıdır. Bunlara ilaveten yamaç eğimi azaltılabilir. Sahanın çevresel koşullarına uygun heyelanları önleyici metotlar geliştirilmelidir (Şahin, 1994).

89

3. Arazi Çökmeleri Uluçay'ın Fazıl Mustafa Paşa İlkokulu çevresinde ve sol yamacında, eğim ve litoloji etkisiyle göçme ve çökmelerinin yoğun olarak bulunduğu görülür. Bu kesimlerde, eriyen kar ve yağmur sularının anakaya durumundaki jipsi ve kayatuzunu eritmeleri sonucu önce toprakta yarılmalar daha sonra çökmeler ve göçmeler meydana gelmektedir. Çökmenin en önemli göstergelerinden biri bu alana yapılan konutların bir kayma düzlemi boyunca hareket etmeyerek bulunduğu yerde göçmesidir. Uydu görüntüleri de bunu desteklemektedir (Şekil:32-33).

Şekil 32: Kuruçay Mahallesi'ndeki Heyelan ve Göçük Alanlarının Uydu Görüntüsü27
SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.
27

90

Şekil 33:Kuruçay Mahallesi’ndeki Heyelan ve Göçük Alanından Bir görünüm 4. Depremler Bilindiği gibi Türkiye’nin, dünyadaki ikinci büyük deprem kuşağının Akdeniz bölümünde yer aldığı bilinmektedir Bu kuşağın Türkiye kesimi üç büyük ve etkin kırıktan oluşur. Bu kırıklardan biri de, araştırma sahasının morfolojik özelliğinden, beşeri ve ekonomik faaliyetlerine kadar her alanda etkisini hissettiren ve Türkiye'nin kuzeyini yaklaşık D-B doğrultusunda, doğuda Karlıova'dan batıda Saroz körfezi ve Biga yarımadasına kadar kat eden Kuzey Anadolu Fay Kuşağı'dır. Bu kuşak, yaklaşık 1200 km uzunluğunda olup, Kuzeydeki Avrasya levhası ile güneydeki Anadolu levhası arasında sınır oluşturan bir kuşaktır. Araştırma sahasını etkileyen depremlerin magnitüdü en yüksek olanının 26.11.1943 tarihinde vuku bulduğu görülür. Bu deprem halk arasında Lâdik depremi olarak bilinir. Yöre halkının ifadesine göre, kasım ayında şiddetli yer sarsıntısı ile meydana gelen hareket sonucu, Köprübaşı mevkisinde yarıklar oluştuğu, ulaşımı etkilediği ve bunun sonucu olarak, yöreye yardımların birkaç gün ulaşmadığını belirtmişlerdir. Özellikle, bu fay zonu üzerinde bulunan Aydınlı, Paşaköyü, Yurtdağı, Kapaklı, gibi Köylerin hem mal hem de can kaybı yönünden en fazla etkilenen köyler olduğu ve ahşap karkas evler dışında tüm evlerin yıkıldığı kaydedilmektedir. Deprem esnasında, araştırma sahası dâhilinde 600 'e yakın ölü sayısı bulunduğu ifade edilmiştir.

91

Sahada faya bağlı meydana gelen depremlerin (tektonik depremler) günümüzde de hala etkinliğini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Nitekim 14 Ağustos 1996 Çarşamba günü sabaha karşı meydana gelen (saat 4.55’de 5,6 şiddetinde, saat 06 sularında 5,4 aletsel büyüklüğünde) iki deprem sahayı etkilemiş (Merkez üssü Mecitözü-Çorum) ve yöre halkının günlerce tedirgin oldukları görülmüştür. Daha sonra 28.02 1997 Cuma günü saat 02.04'de merkez üssü Mecitözü (Çorum) olan 4,8 şiddetindeki yer sarsıntısı daha meydana gelmiştir (Şekil:34-35), (Şahin, 1994).

Şekil 34: 1943 Lâdik Depremi Nedeniyle Yıkılan Yörgüç Paşa Cami (Orta Cami) 28 Bu durum, sahanın muhtemel deprem tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği ve katostrofik hasar oluşturacağını göstermektedir. Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı gibi, araştırma sahası hem kuzeyden hem de güneyden faylarla sınırlanmış bir depresyon alanı olması ve zaman zaman meydana gelen depremler, yörenin genç-aktif bir oluşumda olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, doğal afetler olarak depremler; hem geniş alanlı hem de can ve mal kaybına neden olabileceği için, sahada konut yapımında kat sınırlamasını ve kaliteli malzeme kullanımını zorunlu kılmıştır. Nitekim şehir yerleşmesinin yatay gelişim bakımından zorluklar yaşadığı ve bu nedenle dikey gelişimin zorunlu bir hal aldığı durumlarda ise çakma temel uygulamaları gibi yapılarda alınabilecek çeşitli önlemler, deprem kaynaklı zararların önüne geçilmesini sağlayacaktır.
28

Beşer Kuyumculuk Albümü/Vezirköprü

92

Şekil 35: 1943 Lâdik Depreminin Olumsuz Etkileri (Kale Cami Mevkisi) 29 Bu yüzden bilhassa yerel yönetimlerin bu konuda duyarlı olmaları gerekmektedir. Bu bağlamda, Neojen formasyonlarının kaplı olduğu sahalarda yapılacak yapıların inşaatında (özellikle eğiminin yüksek değer gösterdiği yerlere) çeşitli teknik şartlar belirlenmeli ve bu şartlar uygulanmalıdır. Bilhassa sahanın güneyinde farklı aşınım basamakları, geçiş sahaları, akarsu vadi boyu toprak göçmelerinin olası olduğu Fazıl Mustafa Paşa İlkokulu'nun batı ve kuzeybatı kesiminde yer alan Uluçay'ın sol yamaçları ile Esenli Çayı vadisinin sol yamaçları; ilçe merkezi içerisinde eğimin yüksek değer gösterdiği, zeminin killi ve yumuşak tabiatlı olduğu kesimlerdir. Buralarda konut yapımı kontrol altında tutulmalıdır. Kereste Fabrikası’nın ve Esenli Çayının batısına düşen ve yüksek binaların bulunduğu eğimli arazilerde, yeterli zemin etütleri yapılmadan konut inşaatına izin verilmesi çok risklidir.

29

Beşer Kuyumculuk Albümü/Vezirköprü

93

5. Zemin Sıvılaşması ve Tehlikesi Sıvılaşma her yerde ve her koşulda meydana gelen bir davranış biçimi olmayıp, belirli yeraltı koşulları altında gerçekleşir. Genellikle genç ve gevşek çökellerin, özellikle kum ve silt tane boyundaki malzemenin depolandığı ve yeraltısuyunun sığ olduğu ortamlar, sıvılaşmanın gelişmesi açısından en uygun ortamlardır. Sıvılaşmaya en duyarlı çökeller; Holosen yaşlı delta, akarsu taşkın ovası (Vezirköprü şehir yerleşmesi), taraça ve kıyı ortamındaki çökelme süreçleri sonucunda birikmiş çökellerdir. Çünkü bu ortamlarda egemen olan çökelme süreçleri, tanelerin düzenli ve gevşek halde depolanmasına olanak sağlamaktadır. Sıvılaşma, gerekli koşullarda gerçekleştiği takdirde, yeraltısuyu tablasının yüzeyden itibaren en fazla 10 m derinlikte bulunduğu ortamlarda meydana gelmektedir (Şekil:36). Bir yerin sıvılaşmaya karşı duyarlılığı, yeri oluşturan tanelerin boyutlarına, şekillerine ve zemin türüne bağlıdır.

Şekil 36: Gölcük Depremi (1999) Nedeniyle Oluşan Zemin Sıvılaşması ve Hasar30

30

http://www.rasimtemur.com/sunum/Rasim_TEMUR_-_Zemin_Sivilasmasi.pdf (Erişim: 20 Mart 2010)

94

Yapıları taşıyan yer, sıvılaştığı zaman taşıma gücünü yitirerek deformasyona uğrar. Sıvılaşan kum yüzeye doğru yükselirken, dayanımını yitiren yapının aktardığı yükleri taşıyamaz duruma gelir. Bu gelişmeye koşut olarak, yerin üzerindeki yapılar da öne veya geriye doğru yatar, ya da devrilirler. Sıvılaşma nedeniyle yerin taşıma gücünü yitirmesiyle binalarda gözlenen davranışın aksine, sıvılaşan yerin içinde gömülü konumdaki tanklar ve borular ise yüzeye doğru yükselme eğilimi gösterirler ve kırılmaya ya da bükülmeye uğrarlar. Sıvılaşma, yerin viskoz davranış biçimi olarak tanımlanabilir. 31

Tablo 8: Araştırma Sahasındaki Potansiyel Zemin Sıvılaşması Tehlikesini Doğuran Etkenler Jeolojik Özellikler
· · Birinci dereceden depremsellik Sahanın tektonik bir olukta konumlanmış olması Yerleşimin gevşek yapılı neojen ve kuvaterner arazilerde kurulu olması Litolojik serilerin zemin suyu doygunluğuna izin vermesi · ·

Jeomorfolojik Özellikler
Uygun eğim koşulları Sahanın akarsu taşkın ovası üzerinde kurulu olması Havzayı besleyebilecek yükseltilerin varlığı ·

Klimatolojik Özellikler
Yeterli yağış ·

Hidrografik Özellikler
Zemin suyu seviyelerinin yeterli olması ve suyun killi kuvaterner formasyonlarında tutulması

·

·

·

31

http://80.251.38.220/download/tezler/yukseklisans/engin_ucoz.pdf (Erişim: 10 Mart 2010)

95

Araştırma sahasında mart ayında yağışların arttığı, sıcaklıkların yükselmeye başladığı ve buna bağlı olarak karların erimeye başladığı ve akarsu akım değerlerinde belirgin bir yükselme yaşandığı dönemlerde bunlara paralel olarak yeraltısuyu seviyesinde de ciddi artışlar olduğu anlaşılmaktadır. Mahalle muhtarları ve inşaat müteahhitleri ile yapılan görüşmelerden anlaşıldığı üzere özellikle şubat, mart ve nisan aylarında inşaatına başlanan yapıların temellerinde ciddi su baskınlarının olması ve inşaat bitiminden sonra da temellerde açılan kuyuların bu aylarda sürekli olarak taşması, litolojik özellikler ve depremsellik göz önünde bulundurulduğunda sahadaki zemin sıvılaşması potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir (Tablo: 8). Ayrıca 1974’lü yıllarda inşaatına başlanan ve çevresine göre yüksek bir mevkide bulunan devlet hastanesinin bilinmektedir. temelinde
32

su

basması yüzünden inşaatın bir

süre

duraksadığı

Söz konusu aylarda olabilecek depremlerin vereceği hasarın boyutu,

yapıların temel ve kolon teknikleri açısından göstereceği dirençle ters orantılı olduğu söylenebilir. Bu bakımdan şehir yerleşmesindeki yapıların yüksekliğine bağlı olarak temele yaptıkları basınç ile taşma olaylarının arasında da doğru bir orantı mevcuttur. Araştırma sahasında zemin sıvılaşması bakımından, Cumhuriyet Mahallesi, Atatürk Mahallesi, Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi, Yeni Mahalle, Çanaklı Mahallesi, Nalbantlı Mahallesi, kısmen Taşkale Mahallesi ve Ortacami Mahallesi risk altındadır. Bu mahallelerde taşma yapan kuyuların ortalama derinliği 8 m’dir. İnşaat ihtiyacını gidermeye yönelik açılan kuyularda ise temel derinliğine (2-4 m) ilave olarak 3-4 m derinlik söz konusudur. Kuyularda vuku bulan taşmalar 1,5-2 metreyi bulabilmekte ve bodrum katlarını işgal edebilmektedir. Bu durum şubat, mart, nisan ve bazen de mayıs aylarında her yıl tekrarlanmaktadır. Su tablasının yeryüzündeki engebeliliğe uyması kuralından yola çıkarak Vezirköprü şehir yerleşmesinin eş yeraltısuyu seviyesinin topografya özellikleri (Şekil: 38) ile bir miktar paralellik arz edeceği söylenebilir. Yer sıvılaşma analizinin ilk adımı potansiyel olarak sıvılaşabilir yer tabakalarının söz konusu yer kesitinde bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Sıvılaşma olayı depremlerin en beklenmedik, en kontrol edilemez ve en ağır hasar yaratan bir yönüdür. Yapıları taşıyan yer sıvılaştığı zaman taşıma gücünü yitirerek deformasyona maruz kalır. Sıvılaşan kum yüzeye doğru yükselirken, dayanımını yitiren yer yapının aktardığı yükleri taşıyamaz duruma gelir. Yerin üzerindeki yapılarda öne

32

Vezirköprü Belediyesi/Fen İşleri, (2010)

96

veya arkaya doğru yatar, ya da devrilir Sıvılaşma sırasında sediment (veya kum) tanelerinin gösterdikleri bir araya gelme eğilimi ve zeminin taşıma gücünü yitirmesi, yüzeyde oturma şeklinde bir deformasyona neden olabilir. Bu koşullarda yerde gelişen oturma ve yer değiştirme yerin üzerindeki yapıya yansıyarak, yapının yerin içine batmasına neden olur (Ulusay, 2000, Akt: Üçöz, 2002). Sıvılaşma, yüzeye yakın derinlikteki tabakaların bloklara ayrılmasına ve bu blokların ileriye ve geriye sürüklenmesine yol açar. Bu sürüklenme, deprem dalgaları gibi titreşimler yaratır. Titreşimle birlikte çatlaklarda açılıp kapanmalar ve yerine oturmalar meydana gelir. Bu nedenle yapılar, boru hatları ve yerin gömülü diğer alt yapı elemanları ciddi hasarlara maruz kalabilirler (Ulusay, 2000, Akt: Üçöz, 2002). Sıvılaşmayı etkileyen faktörler ikiye ayıralabilir. Birincisi depremden kaynaklı olan faktörler; kayma dalgası (S dalga) hızı, depremin ivmesi, depremin magnitüdüdür. İkincisi yer kaynaklı olan faktörler; yeraltı suyu seviyesi, su içeriği, gözeneklilik, geçirgenlik, ortalama dane çapı, bağıl sıkılık ve likit limittir (Üçöz, 2002). 5.1. Kavramlar Kayma Dalga Hızı (Vs) S dalga hızı arttıkça risk azalır. S dalgası suda ilerlemediğinden S dalgası yeraltındaki yapının su içeriği hakkında bilgi verir. S dalgası hızının yüksek olması su içeriğinin olmadığını gösterir. İvme İvme depremin en can alıcı noktasıdır, çünkü ivme büyüdükçe hasarlar ve kayıplar anormal bir şekilde artmaktadır. İvme artmasıyla tanelerin yer değiştirmesi ve yeraltı suyunun transfer hızı artarak sıvılaşmaya çok büyük bir etken olarak katılmaktadır. Deprem Magnitüdü Deprem magnitüdü depremde çıkan enerji ile belirtildiğinden büyük bir depremden çıkan enerjide büyük olacaktır. Yani sarsıntı fazla olacaktır. Sarsıntıda sıvılaşma sırasında önemli olduğundan sıvılaşma etkisini arttıracaktır. Tanelerin yer değiştirmesi ve suyun dolaşımı artacaktır. Dolayısıyla depremin magnitüdü sıvılaşmayla doğrudan ilgili bir parametredir.

97

Yeraltısuyu Seviyesi ve Su İçeriği Yeraltı suyunun yüzeye yakın olması ve depremlerin ani ve çok kısa süreli hareketlere neden olması, taneler arasında suyun kaçması için gereken yeterli süreye olanak tanımamakta, dolayısıyla ortamdan uzaklaşamayan gözenek suyunun basıncını aniden arttırmaktadır. Gözenek suyu basıncındaki bu ani artış, yerin tanelerini bir arada tutan temas kuvvetlerini yok ederek taneleri birbirinden uzaklaştırır ve böylece yer dayanımı yitirir. Bu koşullar altında yerin, deprem öncesinde gösterdiği katı malzeme davranışı yerine, bir sıvı gibi davranarak suyla birlikte yüzeye doğru hareket eder ve yüzeyden çıkmaya başlar. Yeraltısuyu yüzeye yakın olmazsa gözenek suyu basıncında bir değişiklik olmayacak ve yer dayanımını yitirmeyecektir. Gözeneklilik (Porozite) Gözeneklilik taneler arasındaki boşluk oranıdır. Gözenekliliğin artması sıvılaşma riskini arttırır, çünkü tanelerin yer değiştirmeleri kolaylaştırdığı gibi yeraltı suyunun dolaşmasını kolaylaştırır. Geçirgenlik (Permeabilite) Geçirgenlik, gözenekli malzemenin suyu geçirme kapasitesidir. Geçirgenlik arttıkça sıvılaşma riski artar çünkü malzeme içinde su dolaşımı artacak ve yer katı halini bırakarak üzerindeki malzemeyi taşıyamaz duruma gelecek yani duyarsızlaşacaktır (Tablo:9).

Tablo 9: Çeşitli Akiferlerde Geçirimlilik ve Etki Yarıçapı Değerleri Geçirimlilik Katsayısı Etki Yarıçapı R (m) (m/gün) Kumlu Silt 0.1-0.5 10-20 Killi Kum 0.5-1.0 30-40 İnce Homojen Kum 20-25 40-80 Orta Homojen Kum 35-50 100-150 İri Kum 60-75 225-275 Çakıl 100-115 275-350 Çok Çatlaklı Kayaç 115-125 500 Kaynak: HOŞGÖREN, Y. (2004), Hidrografya’nın Ana Çizgileri-1, Çantay Kitabevi, 5. Baskı, İstanbul, s.8 Akifer Cinsi

98

Ortalama Dane Çapı D50 En kolay sıvılaşabilen kumların ortalama dane çapı 0.2 mm civarında olduğu söylenebilir. Bağıl Sıkılık Bağıl sıkılık, yer altındaki katmanların ne kadar sıkı durumda olduğunu yüzde cinsinden veren bir parametredir. Sıvılaşmadaki etkisi; bağıl sıkılık yüzdesinin düşük olması taneler arasındaki boşluk derecesinin o kadar yüksek olduğunu belirtir. Buda deprem sırasında mevcut olan yeraltı suyunun taneler arasına girip yerin viskoz sıvı gibi davranmasına yol açar. Ayrıca likit limit (LL) değeri yükseldikçe risk artar. LL değeri arttıkça ortam daha akıcı bir hal alır bu da sıvılaşma riskini arttırır (Üçöz, 2002).

Şekil 37: Adapazarı'nda Gölcük Depremi Sebebiyle Oluşan Zemin Sıvılaşması ve Neden Olduğu Hasar (Turoğlu, 2004).
6. Sıvılaşma ve Etkisine Karşı Alınabilecek Önlemler

Yukarıda belirlenen, sıvılaşma etkilerini ortadan kaldırabilmek için alınabilecek önlemler iki başlık altında incelenebilir: · · Zemin iyileştirmesi yoluyla sıvılaşma olasılığının ortadan kaldırılması, Yapısal önlemlerle sıvılaşma etkisinin ortadan kaldırılması. Şimdi bu önlemlerin nasıl ve hangi şartlarda uygulanması gerektiğine değinilecektir.

99

Tablo 10: Litolojik Birimlerin; Süreksizlik Yüzeyi Tanımlamalarına, Schmidt Çekici Geri Tepme ve Nokta Yükü Dayanımlarına Göre Sınıflandırılması.

Kaynak: KORKMAZ, H. (2006). Antakya’da Zemin Özellikleri ve Deprem Etkisi Arasındaki İlişki. Coğrafi Bilimler Dergisi,4 (2), s.49-66

100

Şekil 38:Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Vektörel Topografya Haritası33

Garmın Software Tr. Topo 2.0 ve SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan ve imar plânlarından yararlanılmıştır. 19. Mahalle: Esentepe Mahallesi’dir.

33

101

6.1. Zemin İyileştirmesi Yoluyla Sıvılaşma Riskinin Ortadan Kaldırılması Şimdiye kadar ortaya koymaya çalıştığımız Fiziki Coğrafya özelliklerinden de anlaşıldığı gibi araştırma sahasının zemin suyu ve litolojik özellikleri bakımından sıvılaşmaya müsait olması (Tablo:9-10) nedeniyle ortaya çıkan tehlikeye karşı alınması gereken önlemlere değinmek gerekir. Zeminlerin sıvılaşmaya karşı direncini artırmak amacıyla uygulanan zemin iyileştirmesi tekniklerinin asıl hedefi, deprem sırasında aşırı boşluk suyu basıncı oluşumunu önlemektir. Hedefe ulaşmak için zeminin sıkılığı artırılır veya zemin içindeki suyun drenajı sağlanır. Söz konusu tekniklerden bazıları şunlardır:

6.2. Yapısal Önlemlerle Sıvılaşma Riskinin Ortadan Kaldırılması Sıvılaşma etkisinin ortadan kaldırılabilmesi amacıyla, yapının temelini oluşturan yapı elemanları sıvılaşmanın etkilerini karşılayabilecek şekilde tasarlanır. Eğer yüzeysel temel yapılacaksa radye temel tipi seçilmelidir. Temelin altında yerel olarak bulunan bir sıvılaşma zonundan kaynaklanacak yükler, bu tür bir temel tarafından sıvılaşan zonun çevresindeki sıvılaşmayan zonlara aktarılarak, yapının görebileceği hasarlar en aza indirilmeli veya önlenmelidir. Ayrıca, sığ derinliklere yerleştirilen ve zeminin içinde gömülü durumda bulunan atık su şebekesi ve su borusu gibi alt yapı elemanlarının sıvılaşmadan kaynaklanabilecek hareketlerden ve oturmalardan etkilenmemesi için bunların bağlantılarının mümkün olduğunca esnek olmasına özen gösterilmeli ve gerekirse yüzme ankrajlarına yer verilmelidir. Zemin sıvılaşması, derin temellerde ise temellerin üzerinde büyük yanal yüklerin oluşmasına neden olur. Bu nedenle, zayıf ve sıvılaşmaya yatkın zeminler içinde yapılan kazık temeller, sadece yapıdan gelen üst yükleri zemine aktarmakla kalmayacak, aynı zamanda zayıf zeminin sıvılaşması halinde yatay yönde itki yapan yüklere de karşı koyacaktır. Sıvılaşmanın etkilerine karşı yeterince direnç gösterebilmesi için kazıkların daha büyük çaplı ve yeter donatılı yapılması gerekir. Kazık temel uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli bir konu da, kazıklar ile yapı tabanı arasındaki bağlantıların esnek bir şekilde yapılmasıdır (Ulusay, 2000, Akt: Üçöz, 2002).

102

7. Taşkın ve Çekikler Sahanın başlıca akarsularının her biri, alt yükselti basamağında tek bir yatak halinde sularını Altınkaya Baraj Gölü'ne boşaltırlar. Böylece, bu basamak akarsuların hızlarının ve akarsu yatak eğimlerinin azaldığı kesimdir. Bunun sonucu olarak hızı azalan akarsuların yükünü bıraktığı hatta menderesleşme yaptığı görülür. Ancak, bazı yıllarda meydana gelen aşırı yağışların ve eriyen kar sularının havza tabanında (eğim değerlerinin azaldığı kesimlerde) akarsuyun yatağından taşarak çevreye yayıldığı ve böylece ya tarım alanlarına ya da yerleşim birimlerine zararlı olduğu bilinmektedir. Özellikle bu durumun meydana gelmesinde akarsu havzasının boyutları (fizyoğrafik görünüm), akarsu havzasının ortalama yükseltisi, yağış getiren rüzgârlara karşı konumu (bakı), akarsu yatağının eğim değerleri, akarsuyun üzerinde göletlerin varlığı/yokluğu, akarsu vadisinin görünümü (tabanlı vadi, V tipi vadi...), vadi boyu köyler ile tarım ve bağ-bahçe gibi zirai kültürel aktivitelerin varlığı gibi unsurlar, meydana gelebilecek muhtemel taşkınların oluşturacağı zararların derecesini etkileyen unsurlardır. Sahada, taşkınların görüldüğü aylar özellikle yağışların ani sağanak şeklinde düştüğü yani aylık yağış miktarları arasında sağnak yağışların oranının fazla olduğu haziran ayı veya yağışın arttığı ve karların erimeye başladığı, mart veya nisan aylarıdır. 1984 yılı mayıs ayında Uluçay'ın şiddetli yağışlara bağlı olarak ani kabarması sonucu meydana gelen sel felaketinde Nalbantlı ve Tabakhane mahallelerinde önemli derecede mal kaybı meydana gelmiş, aynı akarsuyun vadisi kenarında yer alan Oruç Köyü'ne ait bağlık-bahçelik alanlar tahrip olmuştur. Akarsuların bu şekilde ani akım yükselmesini yöre halkı sürekli tahrip edilen ormanların yokluğuna bağlanabilir. Uluçay’a ait taşkın kollarının üzerine kurulan Değirmenbaşı, Nalbantlı ve Tabakhane mahallelerinde altyapı yetersizliği nedeniyle muhtelif sokaklara köprücükler inşa edilmiştir (Şekil:39). Uluçay'dan kaynağını alan sulama amaçlı göletlerin yapılması sayesinde akarsuların akımında düzenleyici bir etki elde edilmiştir. Nitekim 1985 yılından beri akarsu yatağında ciddi taşkınlar meydana gelmediği yerinde yapılan araştırmalarla saptanmıştır.

103

Şekil 39: Tabakhane Mahalle'sinden Bir Görünüş (10 Mart 2010) Buna göre; Ekim, kasım, aralık, ocak ve şubat ayları bu akarsuda muhtemel bir taşkın olayı riskinin az olduğu devrelerdir. Aynı zamanda, soğuk aylara da karşılık gelen bu dönemde, yağışın daha çok yükseklere kar şeklinde düştüğü görülür. Aynı zamanda, geniş vadi tabanı düzlüklerinde zirai faaliyetlerin yapılmadığı (bağ-bahçe ziraatı) bir devredir (ölü devre). Ancak mart ayı yağışların arttığı, sıcaklıkların yükselmeye başladığı ve buna bağlı olarak karların erimeye başladığı ve akarsu akım değerlerinde belirgin bir yükselme göze çarpmaktadır. Bu ay içerisinde akım değerleri 19 yıl içerisinde 1980 yılında 28,64 hm³, 1991 yılında ise 28,86 hm³'e ulaştığı görülür. Nisan ayı akım değerleri ortalaması her ne kadar mart ayından düşük görülüyorsa da ( 15,75 hm3), ay içerisinde akım değerlerinde yıllara göre hem yükseklik hem de oynaklık görülmektedir. 1987 yılı 37,40; 1991 yılı 32,02 hm3 değerlere ulaşması, nisan ayının mart ayına göre akarsu akım değerlerinde yükselmelerin fazla olması dikkat çekmektedir. Bu durum, kar erimelerinin devam ettiği ve yağış miktarındaki artışların neden olduğu akım yükselmesidir.

104

Mayıs ayı ortalama akım değeri 12,75 hm3 olup; 1990 yılında en yüksek değere vardığı (39,45 hm3) ve bu değerin 19 yıllık ortalama akım değerlerine göre en yüksek değere ulaştığı ay olmaktadır. Dolayısıyla, mart, nisan ve mayıs ayları akarsu akım değerlerinin yükseldiği ve taşkın olaylarının görülme riskinin yüksek olduğu dönem olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık haziran ayı ortalama değer 6,68 hm3 ' den yüksek görüldüğü yıl 1988 yılına ait 16,50 hm3 'dür (Şahin, 1994).

8. Akarsu Kirliliği Araştırma sahasında Uluçay ve Esenli çaylarında son yıllarda belirgin kirlenme göze çarpmaktadır ve bu kirlilik esasında Beşeri Coğrafya özellikleri kapsamındadır (Şekil:40-41-42). Özellikle Uluçay'ın yan kolu olan Gödeş Deresi’ne şehrin mezbahane atıklarının katılması, derenin kirlenmesine neden olurken; bu kirlenme devamında Uluçay'a da katılmaktadır. Bunlara ilaveten Uluçay boyunca çeşitli evsel atıklarının atılması (kanalizasyon); hayvan besleme yerlerinin yoğun olarak kümelenmiş olması ve bunların atık maddelerinin herhangi bir işleme tabi olmaksızın akarsuya katılmaları sonucu yoğun akarsu kirlenmesi görülmektedir. Ayrıca, inşaat ve evsel atıkların kaçak olarak Uluçay yatağına bırakılması da akarsuyun kirlenmesine neden olan diğer bir problemdir. Esenli Çayı’nda yaşanan kirlilikte ise gerek kanalizasyon ve gerekse de fabrika atıklarının büyük rolü bulunmaktadır. Nitekim hem Uluçay’ın hem de Esenli Çayı’nın taşıdığı alüvyonlar sayesinde oluşabilmiş verimli vadi tabanı düzlükleri üzerinde yapılan hayvancılık, sebze ve meyvecilik, söz konusu kirlilikten etkilenmektedir. Tüm bunlar doğal çevrenin bozulmasına neden olurken; sonuçta insan sağlığını tehdit edecektir. Kirlilikten etkilenen bu vadi tabanlarındaki tarımsal ürünlerin ağır metal oranlarının tespit edilmesi konuya açıklık getirecektir. Bu akarsuların kirlenmesine neden olan atıkların arıtılmasına çalışılmalı ve Uluçay’ın imar sınırları içerisinde peyzaj uygulamalarına tabi tutulması gerekmektedir. Ayrıca fabrikaların denetimleri çok sıkı tutulmalıdır. Atık sular, doğrudan yüzey sularına verilmesi yerine arıtılarak yeraltı drenaj şebekesi yoluyla atılmalıdır.34

34

Bakınız: http://web.deu.edu.tr/atiksu/ana39/skkypdf.pdf (Erişim: 20 Mart 2010)

105

Mencek Deresi

Şekil 40: Vezirköprü'de Akarsu Kirliliğine Neden Olan Etkenlerden Bazıları35

Kimyasal fabrika ve evsel atık sorunu

İnşaat, hayvacılık ve evsel atık sorunu

25.08 2009

10.03.2010

Şekil 41: Akarsularda Kirlilik (Soldan sağa Esenli Çayı ve Uluçay)
SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan ve imar plânlarından yararlanılmıştır.
35

106

9. Yeraltısuyu Yetersizliği Sahada yer alan akarsuların vadilerindeki alüvyal malzemenin kalınlığının azlığı ve dikey profilde onu diyaklâzlı marn tabakalarının takip etmesi, yaz yağışlarının düşüklüğü yanında bu yağışların sağnak şeklinde ve kısa süreli olması, yaz aylarında buharlaşmanın yağışlardan fazlalığı (su bilançosu) yeraltısuyunun fakir olmasına neden olmuştur (Şahin, 1994). Diğer yandan, Neojen formasyonları içindeki jips nedeniyle açılan kuyulardan çıkan suların acı olması, yeraltısuyundan yararlanmayı kısıtlamaktadır. Dolayısıyla, yeraltısuyunun yetersizliği nedeniyle Vezirköprü ilçe merkezi ve bazı köylerin içme suyu sıkıntısı çektikleri anlaşılmaktadır. Daha önce de bahsedildiği gibi içme suyu bazında yeraltısuyu bakımından fakir olan Vezirköprü ilçe merkezinde, açılan sondaj kuyularındaki su seviyesi zemin sıvılaşmasına olanak verecek miktardadır. 10. Hava Kirliliği Araştırma sahasındaki hava kirliliğinin sisli aylarda yoğunlaştığı ve buna kereste fabrikasının bacalarından kaynaklanan kirliliğin eklenmesiyle havadaki partikül seviyesinin rahatsız edici seviyelere ulaştığı halk tarafından bilinen bir gerçektir. Söz konusu fabrikanın şehir içinde kalması ve Esentepe Mahallesi’nin hâkim rüzgâr yönü bakımından fabrikanın duldasına doğru gelişiyor olması; hava kirliliğinin etkilerini arttırmaktadır. Fabrikanın şu anki konumuna baktığımızda önemli bir plânlama hatası olduğu açıktır. Ayrıca bu fabrikanın kullandığı filtrelerin hangi periyotlarla değiştirilmesi gerektiği gibi konularda ciddi anlamda denetlenmesi gerekmektedir.

Hava ve toprak kirliliği Şekil 42: Entegre Kâğıt ve Kereste Fabrikası36
36

Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008). Geçmişten Günümüze Vezirköprü, İlçe Yıllığı, Experes Basımevi

107

-İKİNCİ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ’NÜN KURULUŞU ve ŞEHİRSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ

108

A. Yerleşimin Tarihsel Özellikleri Vezirköprü İlçesi’nde tarih öncesi yerleşimin varlığı bu yörenin hem konumuyla hem de bünyesinde verimli arazileri bulundurmasıyla yakından ilgilidir. Bu faktörlere çevredeki korunaklı alanları da eklediğimizde ilçenin yerleşim alanı olarak müsait bir coğrafi ortama sahip olduğunu söylemek mümkündür. Şu anki şehir yerleşmesinin ilk kuruluşu MÖ. 585-63 (Pontus), MS. 41 (Roma) yılları ve sonrasına tekabül etmektedir. Bu tarihlerden çok daha öncesini yani Neolitik (Yeni Taş), Kalkolitik (Maden Çağı) dönemlerini şehir yerleşmesinden farklı yerlerde görmekteyiz: 1. Kalkolitik Dönem Vezirköprü’de MÖ. 5500 ile MÖ. 3000 yıllarını kapsayan Kalkolitik Dönem’i temsil eden ilk yerleşmelere Adatepe ve yakın çevresinde rastlanılmaktadır (Şekil: 43). Vezirköprü Ovası’nın KD.’sunda, aşınıma direnç gösteren tepenin zirve noktası 372 m’dir ve şehir yerleşmesine 2 km kadar bir mesafede konumlanmaktadır. Bu sayede araziye hâkim olan Adatepe’nin savunma fonksiyonu da gösterdiği görülür. Yayımlanmamış arkeolojik çalışma raporlarına göre toplam 1500 dönümlük tepenin 400 dönümlük kısmı basit bir surla taraçalanmıştır. Olasılıkla GD. Yönünden “kapılık” bırakılmıştır. Surun tam ortasındaki tapınak formu göze çarpmaktadır. Sur ve çevresinin tümülüsten ibaret olduğuna yönelik görüşler de mevcuttur. Ekonomik faaliyet bakımından toprak işledikleri, çevre arazilerde tarımla uğraştıkları, tahıl ve çeşitli bitki köklerini öğütme gibi işlemlerden geçirerek, bir yemek kültürü oluşturdukları; günümüze ulaşan kalıntılardan anlaşılmaktadır. Yörede Berlin Üniversitesi’nce gerçekleştirilen yüzey araştırmaları neticesinde ulaşılan kalıntılar arasında maden ve cürufun varlığı Tunç Çağı’nın yaşandığını göstermektedir. Yayımlanmamış raporlara göre Adatepe bu dönemde dokuma ticareti bakımından aktif bir yöredir (MÖ. 3000-1200). İlkel dokuma ticareti Çorum-Merzifon-HavzaVezirköprü-Oymaağaç (En eski ticaret yollarından Asur-Kaneş-Zalpa yani NinevaSinop transit yolunun doğal uzantısı) yolu üzerinden gerçekleşmiştir.

109

372 m

Şekil 43: Adatepe Kalkolitik Yerleşkesi’nin Yer Bulduru Haritası37

Vezirköprü Halk Kütüphanesi’nden ve Google Earth Plus 5.0 yazılımından yararlanılarak hazırlanmıştır.

37

110

KIZILIRMAK

ALTINKAYA BARAJI

Şekil 44: Vezirköprü İlçesi'nin İdari Bölünüşü38
38

Vezirköprü Halk Kütüphanesi’nden yararlanılarak hazırlanmıştır.

111

2. Hitit Krallığı Dönemi Bugün bile Anadolulu mu yoksa Avrupa’dan ya da Kafkasya’dan mı geldikleri tartışma konusu olan Hititler, Kızılırmak yayı içerisinde önemli bir uygarlık kurdular. MÖ. 2000’li yıllarda Asur ticaret kolonilerinin ekonomik faaliyetlerinden etkilenen Hitit beylikleri, çevreleri ile önemli ticari antlaşmalar yapmış ve bölgeyi ekonomik açıdan hareketlendirmişlerdir. Araştırma sahasına ortalama 7 km uzaklıktaki (Şekil:44) Oymaağaç Köyü Höyüğü’nde Alman ve Türk araştırmacılarının 2005-2007 ve sonraki yıllarda ortaklaşa gerçekleştirdikleri arkeolojik çalışmalar neticesinde elde edilen bulgular, yörenin birkaç bin yıl boyunca yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir (Şekil:45) Araştırma raporlarına göre39 sahadaki buluntuların Hitit Dönemi öncesi (Geç ve Orta Tunç, Demir Çağı) ve sonrası (Roma) dönemlerini de temsil ettiği anlaşılmaktadır. Hatti (MÖ.3000) ve Hitit tabletlerinde “Nerik” olarak geçen yöre, dini (Fırtına Tanrısı Mabedi), siyasi ve ticari fonksiyonlara sahiptir.

Şekil 45: Oymaağaç (Nerik) ve Sahadaki Arkeolojik Buluntu Örnekleri (Nerik Araştırma Raporlarından alınmıştır.)

39

http://www.nerik.de/ (Erişim Tarihi: 20 Eylül 2009)

112

Anadolu’dan geçen ve Irak’ı Karadeniz’e bağlayan Nineva-Sinop transit yolunun ilçenin batı kıyısından geçtiği Prof. Hamit Sadi’nin Türk Mecmuası’nda çıkan, etütlerinden de anlaşılmaktadır. Yine aynı etütten anlaşıldığına göre eski Yunan coğrafyacılarının, Yeşilırmak ile Kızılırmak toprakları arasındaki saha ile Sinop’a kadar olan sahil mıntıkasına “Asurya” demelerinin sebebi bu mıntıkanın Asur caddesinin başlangıcı veya sonu olması ile izah edilmektedir. MÖ. 1280 yılında Hititliler ile Mısırlılar arasında imzalanan Kadeş Antlaşması dönemin önemli siyasi olayıdır. MÖ. 1200 yıllarında ise Ege göçleri neticesinde Hitit Devleti yıkılma sürecine girdmiş ve bu nedenle Güneydoğu Anadolu’da “Geç Hitit Şehir Devletleri Dönemi” başlamıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde “Şinder” olarak adlandırılan Vezirköprü, Amasya tarihinde de “Köprü” anlamına gelen “Şin” adıyla anılmıştır. Şin, Amalika dilinde kullanılan bir isimdir. Amalika kavmi İlkçağ’da Orta Anadolu’da yaşamıştır. Bu kavim MÖ. 1200 yıllarında batıdan gelen Frigyalılar’ın akını ile yıkılan Eti Devleti’nden sonra, Frigya ve Paflagonya idaresine girmiştir (Yiğit, 2003). Bu akınlar neticesinde “Şinder” de büyük yıkımdan nasibini almıştır.

3. Frig, Pers ve Roma Dönemleri Hitit İmparatorluğu’nun yıkıldığı tarihler aynı zamanda Demir Çağı’nın başladığı tarihlerdir. Vezirköprü bu dönemde de önemli bir yerleşim alanı olmuştur. İlçenin 12 km kadar GB.’sındaki Esenköy’ün sınırları içerisinde bulunan ve yöredeki yaygın adıyla Paflagon tipi kaya mezarını da içine alan mimari yapılar, Vezirköprü’yü Demir Çağı’nın önemli yerleşkeleri arasına sokuyor (Şekil:46). Frigler’in hâkimiyetine giren yöre, ticari ve siyasi anlamda tekrar canlanmıştır. Vezirköprü’nün birçok yerinde görülen ve “Anadolu Piramitleri” olarak adlandırılan anıtsal mezarlar, muhtemelen bu döneme aittir. Yaklaşık 500 yıl süren bu dönemin bitişiyle Vezirköprü’de sırasıyla Kimmerler’in ve Lidyalılar’ın hâkimiyeti söz konusudur. Yerleşke, Lidyalılar’la Persler’in savaşından (MÖ. 585) Perslerin galip çıkmasıyla Pers Satrapları tarafından yönetilen Pontus hâkimiyetine girmiştir. Ünlü coğrafyacı Strabon (Akt:Pekman, 1987), Antik Anadolu Coğrafyası “Geographika” adlı eserinde Pontus İmparatorluğu döneminin Vezirköprü’sünden şu şekilde bahsetmiştir: “…Pompeius, burada bulunan Phezemon köyündeki yerleşmeyi bir kent olarak ilan etmiş ve Neapolitis ismini vermiştir…

113

“…Ayrıca her biri gaga şeklinde uzanan yüksek ve sarp bir dağın (Tavşan DağıBüyük Kale) üzerinde Sagylion kalesi vardır…” Pontus Kralı Mitridat 6. Eupador, tüm Anadolu’yu egemenliğine alıp Kırım’da oğlunun ihanetine uğramasıyla imparatorluk yıkıldı (MÖ. 63) ve Anadolu’da olduğu gibi Vezirköprü’de de Roma Dönemi başlamış oldu (Vezirköprü Kaymakamlığı, 2008).

Şekil 46: Esenköy ve Özyörük Kaya Mezarları40 Roma generali Lucullus’un Vezirköprü’yü de içine alan genişçe bir bölgeyi işgal ettiği ve bu döneme ait kalıntılardan yörenin zengin bir yerleşim alanı olarak yeniden yapılandırıldığı (Şehrin ikinci kuruluşu), şehir içi ve şehirler arası ulaşıma önem verildiği anlaşılmaktadır (Şekil:48). Kentin şu anki şehir yerleşmesi ile aynı yerde kurulan mezarlığı, bugünkü Yeni Mahalle Mezarlığı ile eş konumdadır ve şehir merkezinde bulunan, çiftlik tarzı konaklar Cumhuriyet Mahallesi ile örtüşmektedir. Şehrin bu dönemdeki adı muhtemelen Andrapa ya da Neoclaudiopolis olmalıdır. Roma İmparatoru olan Claudius tarafından plânlı bir kent olarak kurulan şehir, günümüze ulaşabilen kalıntılardan anlaşıldığına göre lüks bir yaşantıyı temsil eder (Şekil:47)

http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/fotoeski.htm / (Erişim: 11 Şubat 2010) ve Bünyamin Kıvrak Albümleri/Vezirköprü

40

114

Roma İmpratorluğu’nun MS. 385 yılında Doğu ve Batı diye ayrılmasıyla Bizans toprağı olan Vezirköprü bu dönemde ise Fezimon ve Teokliopolis adlarıyla anılmıştır (Vezirköprü Kaymakamlığı, 2008).

Şekil 47: Roma-Bizans Dönemi'ne Ait Kalıntılar (Cumhuriyet Mahallesi) 41

Şekil 48: Kurt Köprü ( Bizans ya da Osmanlı)42

41 42

Bünyamin Kıvrak Albümü’nden ve arkeolojik araştırma raporlarından (2008) yararlanılmıştır. Beşer Kuyumculuk (Kurt Köprüsü Steli) ve Vezirköprü Kaymakamlığı’ndan yararlanılmıştır.

115

4. Selçuklular Dönemi ve Sonrası Amasya XI. yy.’da Danişmentlilerin idaresi altına girmiştir. Danişmentlilerin bu hâkimiyeti Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın Amasya’yı kendi devletinin topraklarına katıncaya kadar devam etmiştir. Selçuklu Devleti döneminde “Dârü’l-iz” unvanı ile bilinen şehir, II. Kılıçarslan’nın saltanatının sonlarına doğru oğulları arasında yapılan taksimde Nizameddin Argun Şah’ın payına düşmüştür. Fakat daha sonra kardeşiyle girdiği mücadeleyi kaybederek şehri kardeşine zorla bırakmak zorunda kalmıştır. 1243 Kösedağ Savaşından sonra Anadolu’yu işgal eden Moğollar şehri zapt etmişler ve böylece şehir Moğol valileri tarafından idare edilmeye başlanmıştır. Moğollardan sonra ise bir süre İlhanlılar’ın hakimiyetinde kalmıştır. Bir ara son Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud’un oğlu Taceddin Altınbaş’ın hakimiyetine girdi. Daha sonra Sivas’ta hüküm süren Eretna’nın ve onun haleflerinin idaresinde kaldı. Eretnaoğlu Ali Bey’i yenen Emir Hacı Şadgeldi tarafından ele geçirildi. Ardından Hacı Şadgeldi ve onun müttefiki olan Melik Ahmet ile Kadı Burhaneddin arasındaki siyasî mücadelelere sahne oldu. Şadgeldi’nin ölümü üzerine oğlu Ahmed, Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıd’ın desteğini alarak şehri Kadı Burhaneddin’e karşı müdafaa etti (Duman, 2006).

Şekil 49: 1402'ten Sonra (Ankara Savaşı) Canik Mıntıkası (Yiğit, 2003).

116

5. Osmanlılar Dönemi Balkanlarda ve Rumeli’de önemli siyasi ve askeri başarılar elde eden I. Bayezit, Anadolu’da kendisine karşı bir takım olumsuz hareketlenmeler olduğundan haberdardı. Kastamonu hükümdarı Candaroğlu II. Süleyman Paşa, Batı Anadolu beyliklerinin ortadan kaldırılmasında ona yardım etmiş fakat bu harekâtların bir gün kendisini de kapsayacağını anlamıştır. Bu yüzden Bayezit’ten ayrılmış Karamanoğlu ve Orta Anadolu’da büyük rol oynayan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmet ile ittifak yapmıştır. Bu çekişmeler sonrasında, Sivas hükümdarı yüzünden Candarlı Beyliği’nin Kastamonu kolu gecikmeli de olsa Osmanlıların eline geçebilmiştir (1391). Bu olaydan sonra Yeşilırmak dolaylarındaki beylikler Osmanlı’ya tabi olmuşlardır. Sivas hükümdarı ile Osmanlı arasındaki gerilimin yükselmesi üzerine Çorum- Kırkdilim Kalesi önlerinde üç gün süren savaş Bayezit’in yenilgisiyle sonlanmıştır (1392). Amasya yine de Osmanlıların elinde kalmıştır (Yücel ve Sevim, 1991). Başka kaynaklara göre Vezirköprü, Lala Yörgüç Paşa’nın Canik Seferi sırasında kesin bir şekilde Osmanlı idaresine geçmiştir (1427), (Ünlü, 2007). Burada 1392-1427 yılları arasında I. Bayezit ile Timur arasında gerçekleşen siyasi süreçten ve Osmanlıların kaybettiği Ankara Meydan Savaşı (1402) sonrasında Osmanlıların Fetret Devrine girmesinden de bahsetmek doğru olur. Bu olaylar sonucunda siyasi buhranların yaşandığı, ayaklanmaların ve talan olaylarının yoğun olduğu bir döneme girilmiş oldu. Anadolu’da, doğrudan doğruya Osmanlılara ait belli başlı şehirler; Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Ankara, Eskişehir, Kocaeli, Bursa ve Balıkesir’den ibarettir. Samsun, Ankara Savaşı’ndan sonra yeniden Kubadoğlu’nun eline geçmiştir. Taceddinoğulları’ndan Hasan Bey, onu öldürerek Çarşamba’yı ele geçirmiş ve bu topraklara babasından (Candaroğlu İsfediyar Bey) devraldığı Bafra ve Samsun’u da eklemişti. Ayrıca daha önce Osmanlılara tabi olan Canik ve yörelerinin tamamının alınmasına karar verildi. Bu karar Çelebi Mehmet’in Samsun’u almasıyla gerçekleşmemiş ve bu sayede yöre Osmanlılarda kalmıştır (Yücel ve Sevim, 1991). Osmanlı topraklarına katılarak uzun süre Amasya Sancağı’na bağlı kalan kasaba için “Köprü” adı kullanılmaya başlandı. II. Bayezit’in oğlu Şehzade Ahmet’in Amasya valiliği sırasında, Alâeddin Şirvan’ın torunlarından Tacettin Paşa bir cami yaptırdı (Şekil: 50). Kasaba civarının manzarası çok güzel olduğundan Şehzade Ahmet’in bir köşk yaptırıp yaz aylarını burada geçirdiği kayıtlarda belirtilmiştir (Duman, 2006).

117

Gedegra Kazası ismi bütün eski kayıtlarda ve şer’iye sicillerinde yazılıdır. Fakat Köprü kasabasıyla aynı mevkide olduğuna dair, resmi kayıt ve tarihi delil yoktur. Hatta kayıtların incelenmesinden ayrı yerde oldukları anlaşılmaktadır. Köprü’nün Gedegra yakınlarında bir köy olduğu muhakkaktır. Şu halde Köprü kasabası, Gedegra kasabası ile mevki bakımından aynı değildir, belki de tamamlayıcısıdır. Köprü kasabası 1215 tarihlerinden sonraki vesikalarda, genel olarak ‘’Köprü Karyesi’’ şeklinde ifade edilir. Köprü köyü ile Gedegra kasabası arasında bulunan boş yerler zamanla cami-i şerif, imaret, hamam vs. yapılıp iskân olunmuştur. Bunun sonucunda birbirinden ayrı olan bu iki kasabanın arası, zamanla dolmuş ve birbirinden ayırt edilemeyecek hale gelmiştir (Ünlü, 2007). 1431 tarihli Yörgüç Paşa Vakfiyesi’nde, paşanın Gedegra şehri civarında bir cami (Orta Cami) yaptırdığından söz edilmektedir. Gedegra da muhtemelen buralarda konumlanmış ve askeri niteliği de olan bir yerleşmedir. 1374 tarihli Taceddin İbrahim Paşa Vakfiyesi’nde ise paşanın Köprü Köyü civarlarında Gedegra’ya yakın bir yerde cami (Kurşunlu), imarethane ve bir hamam yaptırdığı belirtilir (Duman, 2006). Bu bilgiler bize şehrin yatay gelişimi konusunda da önemli ipuçları vermektedir. Söz konusu tarihi yapıların konumlarına baktığımızda günümüz Ortacami ve güneyinin (İçkale) muhtemelen Gedegra Kalesi içinde kaldığı anlaşılmaktadır.

Şekil 50: Tacettin İbrahim (Kurşunlu) Camisi'nden Yakın Tarihte Bir Görünüm43

43

Beşer Kuyumculuk Albümü/Vezirköprü

118

Vezirköprü’nün Osmanlı tarihine belli bir dönem adını veren Köprülüler ile ilgisini şöyle açıklamak mümkündür: Bilindiği gibi Köprülüler ailesinin en büyük siması Köprülü Mehmet Paşa’dır (1575-1661). Arnavutluk’un Berat Sancağı’na bağlı Rudnik Köyü’nde doğan paşa küçük yaşlarda iken İstanbul’a getirilmiş ve saraya alınarak, eğitim görmüştür. Sadrazam olmadan önce Amasya’da valilik yapan Köprülü Mehmed Paşa, görevden uzaklaştırıldığı dönemlerde Amasya’ya bağlı, işte bu kasabada yaşamıştır. Köprülü Mehmed Paşa’nın üç oğlu, dört tane de kızı vardır. Oğulları Fazıl Ahmet Paşa, Fazıl Mustafa Paşa ve Ali Bey’dir. Dört kızından büyük olan, Sadrazam Siyavuş Paşa ile, diğeri Kaptan-ı Derya Kaplan Mustafa Paşa ile, diğeri Kaptan-ı Derya Seydi Ahmed Paşa ile, bir diğeri olan Saliha Hatun ise; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile evlenmişlerdir. Çocukları Fazıl Ahmet ve Fazıl Mustafa Paşa burada dünyaya gelmiştir. Şimdiki Mehmet Paşa İlköğretim Okulu’nun bulunduğu yere bir konak yaptırarak uzun bir süre burada ikamet etmiştir (Şekil:51), (Duman, 2006).

Şekil 51: Köprülü Mehmet Paşa Konağı44 Mehmet Paşa vezir olduktan sonra kasaba önce “Vezirköprüsü” olarak anılmaya başlanmıştır. Yörenin Köprülü Mehmet Paşa ile başlayıp oğlu Fazıl Ahmet Paşa zamanında en yüksek zirvesine ulaşan kudret ve önemi; o döneme damgasını vuran ve Osmanlı tarihinde yarım asra yakın bir zamanı temsil eden “Köprülüler Devri”nden (1656-1691) gelmektedir. Köprülü Mehmet Paşa’nın yoksullar için yemekhane yaptırdığı, ilçenin su ihtiyacını karşılamak için büyük suyollarının yapımını başlattığı bilinmektedir. Bu çalışmalar sırasında Köprülü Mehmet Paşa vefat edince eşi Ayşe Hanım yarım kalan işleri tamamlatmıştır (Şekil:52), (Duman, 2006).
44

http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/fotoeski.htm / (Erişim: 11 Şubat 2010)

119 Bedesten Bedesten İçi Kervansaray

Medrese

Taşhan

Çifte Hamam

Namazgâh Çeşmesi

Ganioğlu Çeşmesi

Şekil 52:Araştırma Sahasında Osmanlı Dönemi'ne Ait Tarihi Yapılardan Bazıları45

45

Bünyamin Kıvrak ve Vezirköprü Kaymakamlığı albümlerinden yararlanılmıştır.

120

5.1. Nüfus, Yerleşme ve Ekonomik Özellikler 1642 yılına kayıtlı Avarız defterine göre Gedegra’da görülen sosyal yapının parçalanmasına yaşanan tabii afetler bir diğer ihtimal olarak gösterilebilir. Şu açık ki Anadolu’ya dair 16. yüzyıl başından itibaren doğal nedenlerle ölümlere şahit olunmuş ve bunun sonuçları bazen yıllarca hâkim olmuştur. 1509’da küçük kıyamet olarak adlandırılan çok büyük depremler olmuş ve 45 gün sürmüştür. Bu depremler İstanbul ve Anadolu’ya çok ciddi hasar vermiş ve bazı şehirler yarı yarıya zarar görmüştür. Sonuçta yerleşim yerleriyle birlikte nüfus da ciddi etkilenmiştir. 1510’da bir seri deprem daha olmuş, depremlerin yıkıcı etkilerinin yanı sıra Osmanlı yönetiminin iyi çalışmayışı ve sosyo-politik olayların da varlığıyla yine bir karışıklığa sebep olmuş ve isyanlara ortam hazırlamıştır. 17. yüzyıla geçişte ise 1590’da Amasya’da çok büyük bir deprem daha olmuştur. Bu, Amasya Tarihi’nde “...Amasya ve mülhakatında müdhiş bir zelzele oldu. On gün kadar devam itdi. Bütün ahali meydanlara çıkub çadırlar altında iki ay kadar kaldı. Zelzelenin devamı halk arasında mevcud kıyametin bin tarihinde kopacağı şayiasının zuhuruna ba’is oldu” şeklinde geçmektedir. Son olarak 1598’de görülen ve dört ay süren depremler silsilesinde Amasya da dâhil olmak üzere sadece iki ilçede 60 bin kişi ölmüş, evleri harap olmuştur (Ünlü, 2007). 1576 yılında Gedegra kazasının Kabakoz ve Gaziler Ovacığı nahiyelerinden oluştuğu ve Kocakayası’nın Zeytun kazasının nahiyesi olduğu görülür. Bölgenin alt idari birimlere ayrıldığı dikkati çeker. Esasen 15. yüzyılda da yöre bir takım nahiyelerden müteşekkildir. Gedegra tımar nahiyesi (kazası) içinde Simre-i Taşan, Kabakoz, Gaziler Ovacığı nahiyeleri, Kocakayası’na tâbi Göl ve Zeytun nahiyeleri vardır. 1642 tarihli defterde ise Vezirköprü, Gedegra kazası ve Zeytun kazası ile buna bağlı Göl nahiyelerinden oluşmaktadır. Bu bilgiler ışığında yörenin idari taksimatı şu şekilde özetlenebilir (Tablo:11). 16. ve 17. yüzyıllarda iki ayrı kaza (Gedegra ve Kocakayası (Zeytun) halinde teşkilatlandırılan bölge, fetihten sonra Amasya’daki Şehzade Sancağına bağlanmış olmalıdır. Vezirköprü, 1642 Avarız Defteri’ne göre Amasya Livasına bağlı Gedegra ve Zeytun kazası ile ona bağlı Göl nahiyesinden oluşmaktadır (Ünlü, 2007).

121

Tablo 11:Vezirköprü Yöresinde İdari Taksimat (1485-1642)
1485 N.Gedegra N.Simre-i Taşan N. Gaziler Ovacığı N. Kabakoz N. Göl t. Kocakayası N. Zeytun t. Kocakayası 1520 1576 K.Gedegra 1.N.Kabakoz 2.N.G.Ovacığı K.Zeytun 1.N.Kocakayası 1642

K.Gedegra

K.Gedegra

K.Kocakayası

K.Zeytun 1.N.Göl

Kaynak: Ünlü, (2007). 16. ve 17. yüzyıllarda bu iki kaza Amasya Sancağına bağlı kalmaya devam etmiştir. Bilindiği gibi Osmanlı Devletinde idari teşkilat vilayet (Beylerbeyilik, daha sonra eyalet), sancak (liva), kaza ve nahiye olmak üzere dört derece idi. Esasen kaza, yani kadılık sancak birimine paralel olarak padişahın adlî-idarî otoritesini temsilen merkezden atanan bir kadının yönetimindeki birimdir ve dolayısıyla idarî yönden sancağa tâbi değildir. Bununla birlikte bir sancak sınırları içerisinde, istisnalar hariç birden fazla kaza yer alırdı. Ayrıca kadılar kararlarının uygulanmasında beyin yardımına muhtaçtı. Defterde geçen kaza tabiri bir kadının yargı alanı olan yer olarak geçmiştir. Nahiye, idari taksimat derecelerinin en küçüğü olup, mıntıkası birkaç köyü ihtiva ederdi. Köy ise, kendisi bir iskân yeri olabileceği gibi birçok ayrı birimden (köyceğiz veya mahalle) müteşekkil yerleşim birimi olarak algılanabilir. Tablo:12’de 16. yüzyılda Gedegra’nın mahalleleri gösterilmiştir (Ünlü, 2007). Tablo 12: 1520 ve 1576’da Nefs-i Gedegra ve Mahalleleri Sıra No 1 2 3 4 5 Kaynak: Ünlü, (2007). Mahalle Adı Kaledibi Hatip Dere Kal'a-i Küçük Germiyon

122

Böylece Gedegra Kazasının 16. yüzyılda Kaledibi, Hatib, Dere, Kal’a-i Küçük, Germiyon olmak üzere beş mahalleden ibaretken 17. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, XV-XVI. yüzyıl defterlerinde Gedegra kalesinden ayrı bir köy olarak yazılan Köprü köyünün kale ile birleştiği ve aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere sekiz mahalleden oluşan bir kasabaya dönüştüğü görülür (Tablo:13). Köprü kasabası olarak gördüğümüz bu yerleşim merkezinin nüfus yoğunluğu bakımından en büyük mahallesi İçkale’dir. Bunu Taceddin , Toprakkale ve Nalbandlu mahalleleri takip eder. Tablo 13:1642’de Köprü Kasabasının Mahalleleri Sıra No 1 2 3 4 5 6 7 8 Kaynak: Ünlü, (2007). Mahalle Adı Mahalle-i Dahil-i İçkale Mahalle-i Toprakkale Mahalle-i Ganizade Mahalle-i Yörgüç Paşa Mahalle-i Değirmenbaşı Mahalle-i Taceddin Mahalle-i Batanlu? Mahalle-i Nalbandlu

Vezirköprü 1595 yıllarındaki Celali isyanları sırasında sık sık baskına uğramış ve kasaba yağmalanıp yıkılmıştır. Bu nedenle halk, kalelere sığınma ihtiyacı duymuş Toprakkale ve Taşkale olmak üzere iki kale yapılmıştır (Ünlü, 2007). 1647 yılı kışında bu kasabayı ziyaret eden Evliya Çelebi, 140 köyü olan Köprü’deki kalenin harap hale geldiğini, halkın Celali şerrinden taş kaleye bitişik bir toprak kale inşa etmiş olduklarını, kalenin dört kapısı olduğunu, çarşı ve pazarın kale dışında bulunduğunu, evlerinin altı taş, üstü tahta ve damların kiremitle örtülü, içi-dışı beyaz kireç sıvalı iki katlı yapılar olduğunu kaydeder (Parmaksızoğlu, 1983). 1642’de nüfus ve yerleşim yoğunluğu itibariyle Gedegra’nın Köprü Kasabasında en çok hane kaydedilmiş olup 425 hane mevcuttur. Vezirköprü’nün yukarıda çizilmeye çalışılan sosyal mekândaki yerleşim ve değişim tablosunda elbette Büyük Celali gruplarının bölgedeki faaliyetleri büyük ölçüde etkili olmuştur. 1564-1566 yılları arasında suhte öğrenci olayları; Kastamonu, Bolu, Canik çevresi kent ve köylerini kapsayan geniş dağlık ve ormanlık bölgede yoğunlaşmış, bir önceki yıl yöreye 150 adam gönderilmiş ancak yöre çok dağlık olduğundan suhteler dağıtılamamıştır. 1565’te

123

olayların daha da arttığı ve halktan bazı kişilerin ya korkudan ya da çıkar sağlamak umuduyla suhtelere yataklık ettikleri bilinmektedir. Bu arada bazı görevliler de soyguna katılıyorlardı. Bu dönemde İstanbul’a gönderilen mektuplarda bölgedeki tımarlı sipahilerin halkı korkutarak para ve mallarını aldıklarına dair şikâyetler de azımsanmayacak ölçüdeydi (Ünlü, 2007). Kışın evlerine çekilen suhteler, baharla birlikte soyguna başlıyorlardı. Çevrelerine topladıkları adamlarıyla yöredeki çiftlikleri ele geçiriyor, karşı koyanları sindiriyorlardı. Devlet görevlileri ile halktan bazı kişiler de suhtelere yardımcı olmaya ve yataklık etmeye başlamışlardı. Sipahiler ve yeniçeriler de gruplar halinde dolaşarak soygunlar yapmaktaydılar. Ayaklanmaların bir türlü bastırılamaması yüzünden halk kale içlerine çekilmeye başlamıştı. 1603’te Vezirköprü, Havza, Kavak kadıları adına merkeze başvuran Vezirköprü naibi, Vezirköprü’nün dar ve susuz olduğunu ileri sürüyor, Celaliler’den korunmak isteyen aileleri erzak ve mallarıyla barındırabilmek için üç kadılığın kendi paralarıyla kaleyi büyütüp yakınındaki çeşmeyi kale içine almak amacıyla izin istemekteydiler. Bu arada, ünlü Celali elebaşlısı Karayazıcı da Canik dağlarında ölmüştü (1601), (Ünlü, 2007). Tablo 14:1642’de Köprü Kasabası Mahalleleri ve Şehir Nüfusu
Kasaba-i Köprü
Mahalle-i Dahil-i İçkale Mahalle-i Toprakkale Mahalle-i Ganizade Mahalle-i Yörgüç Paşa Mahalle-i Değirmenbaşı Mahalle-i Taceddin Mahalle-i Batanlu? Mahalle-i Nalbandlu Yazarın Toplamı Ceman Mahallat-ı Gedegra (Defter Toplamı) Yekun Askeri Reâyâ Havatin-i Dul

99 70 44 48 13 77 15 59 425 431

39 6 4 6 2 20 3 8 88 90

49 49 30 29 9 42 9 34 251 251

11 15 10 13 2 15 3 17 96 90

Not: Dul kadınlar sütununda bazı mahallelerde amelmande (iş göremez) ve hâli (boş) yazılan haneler de dâhildir. Kasaba-i Köprü ve Mahallat-ı Gedegra tabirinden 16. yüzyıldaki Gedegra kalesi ile Köprü köyünün birleştiği anlaşılmaktadır (Ünlü, 2007).

124

Köprü Kasabası nüfusunun 1520’de 74 nefer, 1576 yılında ise 97 nefer olarak kaydedildiği görülür. 1642 yılına gelindiğinde ise Tablo: 14’ten anlaşılacağı üzere 425 olarak kaydedilmiştir. Buna göre 1642 yılına gelindiğinde nüfusun yaklaşık 4 kat arttığı görülür. Tabi ki 1642’de Köprü’nün Gedegra kalesiyle birleştiğini hesaba katmalıyız. Buna göre Köprü Kasabası nüfusu dâhil olmak üzere Gedegra Kazasının nüfusu Tablo:15’teki gibidir. Tablo 15: 1642’de Köprü Kasabası ve Gedegra Kazası Nüfusu Birim
Köprü Gedegra Toplam

1576
Nefer Tahmini nüfus Nefer

1642
Tahmini nüfus

97 11856

485 59280 59765

425 3185 3610

2125 15925 18050

11953 Kaynak: Ünlü, (2007).

Kayıtlardan kasaba nüfusunun yükselmeye devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu duruma sebep olarak Celali tahribatından kaçan halkın daha güvenli bulduğu yerlere özellikle kalelere sığınması gösterilebilir. Nitekim Celali isyanları sırasında sık sık baskına uğrayan ve yağmalanan Köprü Kasabası halkının Toprakkale ve Taş kale olmak üzere yapılan iki kaleye sığındığına yukarıda da değinilmişti. Tablo 16: Gedegra Kazası Nüfusu (1642) (Köprü Kasabası Hariç) Nefer 2157 Kaynak: Ünlü, (2007). Hane 1767 Mücerred 193 Askerî 197

Bilindiği üzere örfi bir vergi olan avarız vergisinden çeşitli gerekçelerle muaf tutulan insanlar veya grupların miktarı çok fazladır ve bunların oranında dönemden döneme büyük farklılıklar göze çarpmaktadır. Ancak bu muafiyetlere karşın 16. yüzyılda vergiden muaf tutulanların, ödedikleri diğer vergiler yüzünden, sayım dışı kalması söz konusu değildir. Aynı uygulamanın 17. yüzyılda da devam ettiği anlaşılmaktadır. Birçok sayımda muafların da hesaba katılarak deftere kaydedilmesi ve avarız-hanesine dâhil edilmemesinin emredildiği görülmektedir (Ünlü, 2007).

125

1642 Avârız Defteri’ne göre Vezirköprü yöresinde sırasıyla avârız vergisinin toplanacağı köyler, gruplar ve bu gruplara göre hane reisi bireyler kaydedilmişlerdir. Yörede kayıtlı olan bu gruplar erbab-ı menasıb gibi resmi görevli kişiler seyyidler, kadılar vs. şekillerde kategorize edilmiştir. Dolayısıyla bu durum defterde yer alan toplumsal statüleri takip etmeye olanak sağlamaktadır. Sonrasında da hanelere kaydedilen kişilerin meslekleri avârız vergisinden muaf tutulmuşsa nedenleri ile ilgili bilgiler kayıtta mevcuttur. Ancak bu kayıtlar sadece hane reisi durumunda olan ve avârız vergisini vermekle mükellef erkek nüfus ile hane reisi konumundaki dul kadınlarla ilgili olup kayıtlarda ergenlik çağına gelmemiş erkek ve kız çocukları ile kadınlar yer almamaktadır. Bu açıdan defterdeki veriler ancak nüfusun genel bir perspektifini sunabilir (Tablo:17), (Ünlü, 2007). Tablo 17: Nüfusun Sosyal Gruplara Göre Dağılımı ASKERİ/Hane Toplam
Silahdar/22 Yeniçeri/21 Sipahi/46 Erbab-ı Tımar/37 Cebe-i/8 Mülazım/1 Ulufeciyan-ı Yesar/5 Yayabaşı/5 Zaim/2 Ağa/7 Kapıkulu Sipahisi/2 Mücerred tımar/1 ? Gureba-ı Yesar/3 Gulam-ı Acem/1 TOPLAM /154

DİNİ/Hane Toplam
İmam, hatip, müezzin/33 Seyyid/11 Müftü/1 TOPLAM/45

ADLİ/İDARİ/İLMİ/Hane Toplam Kadı/21 Müderris/7 Ulema/11 Mütevelli/2 TOPLAM/41

Kaynak: Ünlü, (2007).

126

1642 tarihli avârız defteri verileri ışığında Vezirköprü yöresinin nüfus tahmini yapılmıştır. Buna göre nüfusun 16. yüzyılda artmasına mukabil 17. yüzyıla gelindiğinde yöre nüfusunda önemli oranda bir düşüşün meydana geldiği görülür. Defter verilerine göre bölgede 1520-1576 yılları arasında nüfusun % 130 oranında artışına mukabil 15761642 arasındaki 66 yıllık dönemde % 73 oranında düşüş olduğu görülmektedir. Nüfusun 16. yüzyılın ikinci yarısından 17. yüzyılın ikinci yarısına kadar olan dönemdeki düşüşü Celâli tahribâtı, salgın hastalıklar, doğal afetler ve kıtlıklar, genel ölüm oranları ama daha çok çocuk ölümlerindeki artışlar sebebiyle olmalıdır.(Özel 1994: 740-743) Ancak bu düşüş sadece doğal bir azalma sonucu değildir, yöreden daha emniyetli yerlere göç edilebildiği gibi avârız vergisini ödememek için yapılan göçler de olabilmektedir. Söz konusu yerleşim değişiklikleri ve nüfustaki dalgalanmaların yalnız Vezirköprü yöresi ile sınırlı olmayıp, aynı dönemde Anadolu’nun farklı birçok bölgesinde benzer gelişmelerin olduğu görülür. Ayrıca defterde kayıtlı olan asker-reaya vergiden muaf vergi yükümlüsü olarak tüm hanelerin yazıldığı ve sayımın avârız hanelerini tespit için yapıldığı unutulmamalıdır (Ünlü, 2007).

127

1867-1873 yıllarında İngiltere’nin Trabzon Konsolosu olarak görev yapan William Gifford Palgrave yörede yaptığı 1869 tarihli gezisinde Vezirköprü ile ilgili şunları kaydeder: “Kızılırmak kenarına yakın bir yerde kurulan bu şehrin merkezinde toplam 5594 kişi yaşamakta olup bunların 1185’i Hıristiyan’dır. Vezirköprü’nün köylerinde toplam (95 köy) 10.852 kişi yaşamaktadır. Bunların 780 tanesi Hıristiyan’dır. Pirinç, mısır ve ipek üretilir.” (Ünlü, 2007). Şehir ve yakın çevresinde Evliya Çelebi’nin anlatımıyla da çam ağacından “Boduç” (tahta su kabı) yapılır. Ayrıca çöğür, tanbura, rüze, şarkı, yunka adlı sazları (çalgı aletleri) yaparak para kazanırlar (Duman, 2006). Günümüze ulaşabilmiş geleneksel mesleklere, tarihi kayıtlara baktığımızda o dönemde bakır ve kalaycılık, demircilik, semercilik, saraciyecilik (koşum takımı yapımı vs), nalburculuk, sepet ve süpürgecilik, ağaç işleri, kerpiç tuğlacılık, duvarcılık, kiremitçilik, kilim ve bez dokumacılığı, kunduracılık, değirmencilik, semavercilik gibi meslekler kentsel ekonomiyi temsil etmektedir. Şehrin ekonomik anlamda daha çok tarım ve hayvancılığa yönelik bir yerleşme olduğu, yaylacılık faaliyetlerinin yaygın olduğu bir gerçektir; yalnız döneme ait kervansaray ve hanların varlığı kentin ticari bakımdan da aktif olduğuna işarettir (Şekil:53).

Şekil 53: Canik Mıntıkası’ndaki Tarihi Ticaret Yolları (Saygılı, 2009)

128

6. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi Mustafa Kemal Atatürk, 25 Mayıs 1919’da Havza’ya gelmiştir. Samsun’da başlatılan milli mücadele çalışmaları Havza’da etkin bir şekilde devam etmiştir. Bu dönemde Vezirköprü’den bir heyetin Havza’ya gönderilerek mücadeleye destek verilmiştir. 1925 tarihine kadar Amasya’ya bağlı kalan ilçe bu tarihten sonra Samsun İli’ne bağlanmıştır. 6.1. Nüfus 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında Vezirköprü’nün köyleri ile birlikte toplam nüfusu 34.654 olarak tespit edilmiştir. 1935-2000 yılları arasında Vezirköprü şehir yerleşmesinin nüfusu 1940-1945 dönemi hariç sürekli artış göstermiştir. 1940-45 yılları arasında Vezirköprü nüfusunun artış hızındaki durağanlığın nedeni olarak Erbaa (1942) depremi ile Lâdik depremi (1943) gösterilebilir. Ayrıca II. Dünya Harbi nedeniyle Türkiye’nin uygulamış olduğu askeri önlemlerin etkisiyle kentteki erkek sayısının azalması, nüfusun artış hızını düşürmüştür (Şekil:54).

Şekil 54: Vezirköprü'de 2. Dünya Harbi (1942) Nedeniyle Gönderilen Askerleri Uğurlarken (Çeker, 2003).

129

6.1.1. Nüfusun Gelişimi Nüfusun Vezirköprü şehir yerleşmesindeki gelişimine baktığımızda (Tablo:18) en yüksek artış hızının 1980-1985 yılları arasında (% 36.2) olduğu görülür. Bu artışın Altınkaya Barajı’nın inşaatı nedeniyle su altında kalan köylerden gelen göç ile ilgisi büyüktür. 1940-1945 yılları arasındaki düşüşün nedeni olarak da II. Dünya Harbi gösterilebilir. Bu dönemde önlem olarak erkeklerin silâhaltına alınması, askerlik süresinin uzun tutulması askerlik harcamalarının yüksek olması gibi nedenlerle fakirliğin ve dolayısıyla salgın hastalıkların artması, bütün Türkiye’de olduğu gibi Vezirköprü kent yerleşmesinde de nüfusun artış hızını olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Ayrıca 1942 (Tokat/Erbaa) ve 1943 (Samsun/Lâdik) yıllarında vuku bulan depremler nedeniyle de önemli can kayıpları olmuştur. Tablo 18: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Yıllara Göre Değişimi46 Yıl 1927 1935 1940 1945 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 2000 2007 2008 Kaynak: TÜİK Toplam 5440 5624 5631 5497 6171 6802 8224 9.431 10.132 11.705 13.482 18.373 20.633 23.211 25.852 25.894 Sayısal Artış --184 7 -134 674 631 1422 1207 701 1537 1777 4891 2260 2578 2641 42 Artış Hızı % --3.3 0.12 -2.3 12.2 10.2 20.9 14.6 7.4 15.16 15.18 36.2 12.3 12.4 11.3 0.16

46

Nüfus Artış Hızı = [(Son Nüfus – Bir Önceki Nüfus) / Bir Önceki Nüfus] x 100

130

Şekil 55: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfus ve Gelişimi 1955-1960 yıllarında gerçekleşen nüfus artışı kırdan kente sürekli olarak bir göç olduğunu göstermektedir. Özellikle erkek nüfusunun artış hızındaki istikrarsızlığın diğer bir nedeni olarak dönemin nüfus politikaları ile yurt dışına olan göç gösterilebilir (Şekil:55). 1970 yıllarında Almanya’nın ve diğer Avrupa ülkelerinin sanayi atağına geçmesi gelişmemiş ülkelerden sürekli işçi talebinde bulunmalarına neden olmuştur. Kırdan kente yapılan göçlerin ise kuraklık ve sulama sorunlarıyla yakından ilgisi vardır. 1990’lı yıllara baktığımızda ise nüfusun daha istikrarlı bir artış gösterdiğini görmekteyiz. 2000 ve 2008 yılları arasında kadın nüfusunun erkek nüfusundan fazla olmasının temel nedeni, kentin diğer şehirlere inşaat ve tarım işçisi yolluyor olmasıdır. İlçenin 2008 yılına göre toplam nüfusu 107.868’dir (TÜİK, 2008). Sahaya yakın kırsal nüfusun da etkisiyle Vezirköprünün bir yıllık doğal nüfus artışı ‰ 4,1’dir (Tablo:19). Tablo 19: Vezirköprü Devlet Hastanesi'ne Göre Demografik İstatistikler (2007) Kaba Doğum Hızı Doğurganlık Hızı Kaba Ölüm Hızı Bebek Ölüm Hızı 0-4 Yaş Arası Ölüm Hızı Anne Ölüm Hızı Doğal Nüfus Artışı Kaynak: Vezirköprü Devlet Hastanesi, (2010) ‰ 9.31 ‰ 37.45 ‰ 5.30 ‰ 19.66 ‰ 25.87 ‰ 0.00 ‰ 4.1

Kişi Sayısı

131

6.1.2. Nüfusun Mahallelere Dağılışı ve Yoğunluğu Şehirde, 2000 yılı verilerine göre mahallelerdeki nüfusun dağılışı ele alındığında; dağılışın çok düzensiz olduğu görülmektedir. Çünkü nüfusun büyük bir bölümü dokuz mahallede toplanmıştır. Bunlar sırasıyla Taşkale (4415), Cumhuriyet (3334), Atatürk (2738), Yeni M. (2738), Çayırbaşı (1234), Bahçelievler (1202), Tabakhane (1118), Esentepe (1089) ve Çanaklı (1001) mahalleleridir (Şekil:56). Nüfusu düşük olmasına rağmen hektar başına 164,8 kişinin düştüğü Abdulgani Mahallesi yoğunluğun yüksek olduğu bir mıntıkaya tekabül eder. Onu Mehmet Paşa (125 kişi/Ha), Tabakhane (122,3 kişi/Ha) ve Değirmenbaşı (105,8kişi/Ha) mahalleleri takip eder. İlçe merkezinin toplam nüfus yoğunluğu ise 25,4 kişi/Ha’dır (2000). Yoğunluğun yüksek olduğu bu mahallelerde alan darlığı, yerleşimin tarihi sık dokusu gibi nedenler etkilidir. Zaten isimlerinden de anlaşılabileceği üzere söz konusu mahallelerin Vezirköprü şehir yerleşmesinin çekirdeğini oluşturduğu söylenebilir. Bu çekirdeğin çok önemli bir parçası olmasına rağmen nüfus yoğunluğunun diğerlerine göre düşük olduğu Orta Cami Mahallesi (63,1 kişi/ha) daha çok ticari fonksiyona sahip bir mıntıkadır ve bu yönüyle ilçe merkezinde sadece ticaret alanlarının yoğunlaştığı tek mahalledir. Ticaretin diğer mahallelerdeki dağılışına baktığımızda genel olarak -sanayi alanları hariç- konut altı mekânlarda yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Mahalle nüfuslarının kentin toplam nüfusuna oranları itibariyle bakıldığında ise Taşkale Mahallesi (%18) ön plana çıkmaktadır. Onu sırasıyla Cumhuriyet (%13), Atatürk (%11) ve Yeni Mahalle (%11) takip etmektedir. Söz konusu mahalleler arazi rantının yoğunlaştığı, fonksiyonel değişimlerin hızla arttığı mahallelerdir (Şekil:57). Çok geniş bir araziye sahip olan Esentepe Mahallesi’nde (171,88 hektar) nüfus yoğunluğunun oldukça düşük olduğunu görmekteyiz. Yine Hıdırlık ve Tikenli mahalleleri yoğunluğun hektar başına 10 kişinin altına düştüğü mahallelerdir. Söz konusu mahallelerde tarımsal fonksiyonun varlığı ve arazilerinin geniş olması gibi nedenler, nüfus yoğunluğundaki tenhalığa sebep gösterilebilir. Son yıllarda özellikle Bahçelievler ve Esentepe mahallelerinde ticari anlamda kıpırdanmalar mevcuttur. Devlet yolu üzerinde çok geniş bir sahada konumlanan mahalleler bu yönüyle nüfus yoğunluğunun artma potansiyeli olduğu bir mıntıkadadır. Aynı zamanda bu mıntıkanın verimli tarım arazilerine sahip olduğunu belirtmek gerekir.

132

Şekil 56: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Ait Mahalleler ve Nüfus-Alan İlişkileri

133

Ticaret Alanları Sanayi Alanları

Konut Alanları
R: Birim Başına Düşen Rant Seviyesi U: Rant Değişkenlerinin Merkeze Uzaklığı

Şekil 57: Tek Merkezli Kentlerde Arazi-Rant İlişkisi (Marın, ve Altıntaş, 2004). Mahallelerin yoğunluklarını belirleyen diğer özelliklere baktığımızda sitelerin, mezarlıkların, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin, sanayi alanlarının, barajdan etkilenen kırsal nüfusun, eğitim ve öğrenim fonksiyonlarının, idari alanların da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Anlık ve dönemlik değişimlerde ise yine ticari fonksiyonun çok etkili olduğu açıktır. Buna örnek vermek gerekirse şehir halkının pazar alışverişine çıktığı pazartesi günleri kentin bazı mahallelerinde nüfus yoğunluğu artmaktadır. Yine yaz aylarında gerçekleşen Kunduz Festivalleri nedeniyle nüfusta turistik anlamda artış olmasına rağmen kentin tenhalaştığını görmekteyiz.

134

6.1.3. Nüfusun Sosyal ve Kültürel Nitelikleri Bir bölgedeki nüfusun sosyal ve ekonomik özelliklerinin belirlenmesinde analiz edilmesi gereken bir değişken de yaş ve cinsiyet yapısıdır. Savaşlar, göçler gibi belli sosyal olaylar dışında bir yerleşim biriminin cinsiyet oranları, doğan kız ve erkek çocuklarının sayılarına bağlıdır. Şehir yerleşmesinde 2000 yılı verilerine göre kadın nüfusunun erkek nüfusundan fazla olduğunu görmekteyiz. Cinsiyetteki dağılımın böyle olmasında askerlik, işçilik ve eğitim gibi birçok etken rol oynamaktadır. Yaş gruplarına baktığımızda ise 0-14 yaş grubunun (7675 kişi) toplam nüfus içinde %33’lük bir paya sahip olduğu görülür. 15-64 yaş arası faal nüfus ise (14183 kişi) %61 oranında paya sahiptir. 65+ nüfus oranının da (1352 kişi) % 6’lık bir orana sahip olduğu görülmektedir (Tablo:20 ve Şekil:58), (Çeker, 2003).

Tablo 20: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Cinsiyete ve Yaş Guruplarına Dağılışı Yıllar 1985 Yaş Grupları Erkek Kadın Toplam Erkek 999 1.023 2.022 1.104 00-04 1.145 1.105 2.250 1.196 05-09 1.507 1.069 2.576 1.699 10-14 985 793 1.778 1.177 15-19 696 821 1.517 770 20-24 910 732 1.642 793 25-29 707 577 1.284 728 30-34 549 506 1.055 760 35-39 474 451 925 712 40-44 335 363 698 548 45-49 418 379 797 423 50-54 283 301 584 400 55-59 201 223 424 291 60-64 122 152 274 277 65-69 118 121 239 171 70-74 109 168 277 127 75+ 16 15 31 3 Bilinmeyen Genel Toplam 9574 8.799 18.373 11.179 Kaynak: TÜİK nüfus sayım sonuçları verilerinden derlenmiştir. 2000 Kadın 1.142 1.129 1.405 1.237 1.013 946 864 985 695 557 501 437 346 329 239 206 1 12.032 Toplam 2.246 2.325 3.104 2.414 1.783 1.739 1.592 1.745 1.407 1.105 924 837 637 606 410 333 4 23.211

135

Şekil 58: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Cinsiyete Dağılış Oranı

Yaş Grupları

Kişi Sayısı

Kişi Sayısı

Şekil 59: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Yaş Gruplarına Dağılışı İlçe şehir yerleşmesinin nüfus piramidinde taban geniş iken ilerleyen yaş dönemlerinde daralmaktadır. Buna karşılık son yıllarda 0-4 ve 5-9 arası yaş gurubunda piramit geneline göre bir daralma söz konusudur. Bu da doğum hızının düştüğünü göstermektedir. En kalabalık nüfusun 0-49 yaş arasında oluşu genç bir nüfusun varlığına işarettir. 35-34 yaş aralığında yıllar itibariyle erkek sayısının çok az arttığı buna karşılık kadın nüfusunun hızlı bir artış gösterdiği dikkat çekmektedir (Şekil:59).

136

Nüfusun sosyal özellikleri göz önünde bulundurulduğunda 2000 yılı sayım sonuçlarına göre şehir yerleşmesindeki toplam hane sayısı 5312’dir. 4-5 kişiden oluşan aile sayısı ise 2212’dir (Şekil:60). Ortalama aile büyüklüğü 4,5’tir. Buna göre Vezirköprü şehir yerleşmesinde çekirdek aile tipinin hâkim olduğunu söylemek mümkündür. Ataerkil aile tipi yılar geçtikçe çözülmektedir. Bu durum beraberinde artan konut ihtiyacını getirmektedir. Yine 2000 yılı verilerine göre 2065 ailenin 4 odalı hanelerde kaldığı, onu 1726 ailenin kaldığı 3 odalı evlerin takip ettiği görülür. 47 aile ise 8+ odalı evlerde kalmaktadır. Yine 55 ailenin tek odalı evlerde kaldığı görülmektedir (Şekil:61), (Çeker, 2003).

Şekil 60: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 2000 Yılı İtibariyle Hane Halkı Büyüklüğüne Göre Hane Sayıları47 Konutların mülkiyet durumuna baktığımızda 3565 ailenin ev sahibi olduğu ve 1439 ailenin kiracı durumunda olduğu dikkat çeker. Konutları kullanım kolaylıklarına göre değerlendirdiğimizde 14 evin su tesisatına sahip olmadığını, 16 evde ise tesisatın dışarıda olduğunu, 59 evin mutfağının olmadığını, 6 evde mutfağın dışarıda olduğunu, 4 evin tuvaletten yoksun ve 60 evde tuvaletin dışarıda olduğunu, 93 evde ise banyonun olmadığını ve 35 evde banyoların dışarıda olduğunu görmekteyiz (TÜİK, 2000).

47

Hane Sayısı
TÜİK nüfus sayımları sonuçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır.

137

Şekil 61: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 2000 Yılına Göre Konutların Oda Sayısına Göre Hane Halkı Sayısı48

Şekil 62: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 2000 Yılına Göre Konutların Mülkiyet Durumuna Göre Hane Halkı Sayısı49

48-49

Hane Halkı Sayısı
TÜİK nüfus sayımları sonuçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır. 6 yaş ve üstünü kapsamaktadır.

Hane Halkı Sayısı

138

Nüfusun sosyal özelliklerinden bir diğeri ise eğitim durumudur. Vezirköprü şehir yerleşmesinin arz ettiği okuma yazma oranlarına bakıldığında 1985 ve 2000 yılları arasında özellikle kadınlar açısından olumlu gelişmeler söz konusudur (Şekil:63-64).

Şekil 63: Şehir Yerleşmesinde 1985 Yılı İtibariyle Okuma-Yazma Durumu50

Şekil 64: Şehir Yerleşmesinde 2000 Yılı İtibariyle Okuma-Yazma Durumu51

50-51

Kişi Sayısı
TÜİK nüfus sayımları sonuçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır. 6 yaş ve üstünü kapsamaktadır.

Kişi Sayısı

139

Şehir yerleşmesinde mezun olunan okullar bakımından bir değerlendirme yaptığımızda ise gelişmenin oldukça durağan bir seyir izlediğini görmekteyiz. 1985 yılında 7020 kişi ilkokul mezunu iken bu rakam 2000 yılında ancak 7323 olabilmiştir. 2000 yılında bir okul bitirmeyen nüfus ise % 30 (5478 kişi)’luk bir orana sahiptir (Şekil:65-66).

Şekil 65: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 1985 Yılı İtibariyle Eğitim Durumu52

Şekil 66: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 2000 Yılı İtibariyle Eğitim Durumu53

52-53

Kişi Sayısı
TÜİK nüfus sayımları sonuçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır. 6 yaş ve üstünü kapsamaktadır.

Kişi Sayısı

140

6.1.4. Göçler Göç durumu ise çok yönlü coğrafi bir olaydır. Göçe katılan nüfus hakkında ipuçları içeren önemli parametrelerden birisi de “doğum yeri” olarak kabul edilmektedir. Doğum yeri, kişi doğduğu sırada annesinin ikâmet ettiği yerdir. Doğum yeri yabancı ülke olanlar “Yurtdışı” altında toplanmıştır. Bu bakımdan Vezirköprü merkez dışındaki diğer illere kayıtlı olan nüfusun miktarı 1985 yılında 2868 (1677 Erk.+1191 Kad.) iken 2000 yılında 2357 (1238 Erk.+1119 Kad.) kişiye düşmüştür.54 Bu durum ilçe şehir yerleşmesinin göç verdiğini göstermektedir (Şekil:67-68).

‹50 (Elli kişiden az) +50 (Elli ve üzeri kişi)

Şekil 67: Şehir Yerleşmesindeki Nüfusun Doğum Yerine Göre Dağılışı (1985)

‹50 (Elli kişiden az) +50 (Elli ve üzeri kişi)

Şekil 68: Şehir Yerleşmesindeki Nüfusun Doğum Yerine Göre Dağılışı (2000)

54

TÜİK nüfus sayımları sonuçlarından yararlanılmıştır.

141

Tablo 21: Altınkaya Baraj Gölünden Etkilenen Vezirköprü'ye Ait Köyler (1988)
Köy Adı Kuruçay Yolpınar Alancık Kıratbükü Çeltek Yeşilada Düzce Saraylı Kabalı Örencik Kamulaştırma Durumları Köy yerleşim merkezi, Çoban Adası, Kabakoz Mh. sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi sular altında Köy yerleşim merkezi, Aşağı ve Ambardere Mah. sular altında Köy yerleşim merkezi sular altında Köy yerleşim merkezi sular altında Köy yerleşim merkezi sular altında Köy yerleşim merkezi sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı Akçay Mah. sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy Adı Erduası Türkmen Çoltu Karakaya Saraycık Karanar Aş. Narlı Güldere İnkaya Kaplancık Kamulaştırma Durumları Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı arazisi kısmen sular altında Köy yerleşim merkezi kot dışı Suçatı Mah. Sualtı Sok.

Kaynak: Çeker, (2003).

Şekil 69: Vezirköprü'de Baraj İnşaatı Nedeniyle Yeniden Yerleştirilen Nüfusun İller Arası Göç Hareketleri

142

Vezirköprü çok daha öncesinde Kırım ve Kafkas muhacirleri (1860) ile Balkan mübadeleleri ile gelen muhacirlere de devlet yardımları sayesinde ev sahipliği yapmıştır. Bu dönemde Vezirköprü’de yaşayan gayrimüslimlerin ise sürekli olarak dışarıya göç ettiklerini görüyoruz. Nitekim bu döneme ait sağlıklı veri mevcut değildir. Göçler açısından Vezirköprü için özel bir durum olan kırsal göçün en temel sebeplerinden biri de 1980’lilerde Altınkaya Baraj Gölü’nün inşaatı olmuştur. Barajın su tutmaya başlaması ile daha önceden hazırlanan bir program çerçevesinde su altında kalan köylerin nüfusları başka yerlere nakledilmiştir. Altınkaya ve Derbent baraj inşaatı nedeniyle Bafra ve Vezirköprü ilçelerinde 8’i tamamen, 20’si kısmen sular altında kalan 28 köyden toplam 2100 aile bu durumdan etkilenmiştir (Tablo:21, Şekil:69). DSİ. vasıtası ile gerçekleştirilen bu proje kapsamında halka çeşitli alternatifler sunulmuştur. Bunlar; arazi göstermek yoluyla tarımsal iskân, şehirde konut verilerek tarım dışı iskân, kamulaştırma bedeli verilerek serbest iskân şeklindeki uygulamalardır. Vatandaşlar bunlar arasından bir seçim yapmışlardır. Tarımsal iskânı seçenlere Hatay İli, Reyhanlı İlçesi’nde (Amik Ovası üzerinde) Vazvaze Köyü, Horlak mevkisinde yer gösterilmiş, 235 aile (toplam 1119 nüfus) buraya yerleştirilmiştir. Tarım dışı iskân edilmek isteyen halk ise Bursa Gemlik’e yönlendirilmiştir. Bunların dışında kalanlar ise kamulaştırma bedeli karşılığı serbest bırakılmışlardır. Serbest bırakılanların köylerini başka yerlere taşıdığını görmekteyiz. Bunların bir kısmı ise Vezirköprü şehir yerleşmesine Kuruçay, Yeşilada mahallelerini kurmuşlar; ya da diğer mahallelere yerleşmişlerdir (Şekil:70). Diğer bir kısmı da Samsun, İstanbul ve Bursa illeri başta olmak üzere çeşitli merkezlere dağılmışlardır. Bu dağılımda hısımlık ve hemşerilik bağları büyük rol oynamış, kırdan ayrılan nüfus; adı geçen illere daha önce göç etmiş ve yerleşmiş, akraba gibi yakınlarının vasıtası ve etkisi ile yer seçimi yapmıştır.

143

Bunların en ilginç olanı hiç şüphesiz Hatay’a olan göçlerdir. Baraj nedeniyle kendilerine yer gösterilerek Amik Ovası’na yerleşen vatandaşlar, özellikle iklim şartları nedeniyle buraya uyum sağlayamamışlar; fakat hak ettikleri toprakları da bırakmak istememişlerdir. Bunlardan bir kısmı aile fertlerinden bazılarını Hatay’daki topraklarında bırakarak Ankara, Bursa ve İstanbul’a göç etmişler, hatta Vezirköprü’ye geri dönmüşlerdir. Bu göç hareketleri dönemin otobüs seferlerini de etkilemiştir (Yılmaz, 2007). Vezirköprü’nün en fazla göç verdiği iller sırasıyla İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Kocaeli, Antalya ve Muğla illeridir.

Şekil 70: Baraj Nedeniyle Şehir Yerleşmesindeki Çanaklı Mahallesi'nde Yapılan Toplu Konutlar (Afet Evleri)

144

B. Yerleşimin Coğrafi Özellikleri Şehir Coğrafyası çalışmalarında yerleşimin coğrafi özelliklerini ortaya koyarken yararlanılan en önemli kaynaklar; tahrir ve avarız defterleri, tarihi yapıların yeri, dönemi ve TÜİK (DİE)’in inşaat-işletim ruhsatlarından yola çıkarak gerçekleştirdiği konut sayımları istatistikleri gibi kaynaklardır. Ayrıca çalışma konusu ve sahasına özel farklı ve tarihi kaynaklardan da yararlanılabilir. Bu sayede yapılaşmanın arz ettiği yatay ve dikey gelişim özellikleri, şartlara bağlı olarak kentin gelişim istikametleri gibi özellikler ortaya konabilmektedir. Araştırma sahasını kapsayan Vezirköprü şehir yerleşmesinin sahip olduğu şehirsel özellikleri; tarihsel dokudan, beşeri ve ekonomik özelliklerden, daha önce de bahsedildiği gibi Fiziki Coğrafya faktörlerinden etkilenerek gelişimini sürdürmüştür. Bu bakımdan özellikle yatay gelişimin sınırlarını kesin çizgilerle göstermeye çalışmak doğru değildir. Çünkü kentsel dokunun tarihsel gelişimi bakımından beşeri ve fiziki coğrafya etkenlerince tahribata uğraması yani kesintilere maruz kalması; Vezirköprü şehir yerleşmesinde bir bakıma arkeolojik katmanların oluşmasına ve dolayısıyla yeni kentsel yapılaşmanın eski dokuları kapatacak şekilde gerçekleşmesine neden olmuştur. 1. Yatay Gelişim Özellikleri Vezirköprü şehir yerleşmesindeki tarihi yapıların inşaat tarihlerine baktığımızda kentin tek bir çekirdekten çevreye ve az da olsa çevreden merkeze doğru bir gelişim gösterdiğini görmekteyiz. Çevreden merkeze doğru gerçekleşen yapılaşmanın şehir yerleşmesindeki tarım alanlarının zamanla kapanması yoluyla teşekkül ettiği hem şimdiki kentsel dokudan hem de tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bu etkenler çekirdekten dış çembere doğru vuku bulan yapılaşma sürecinde de etkili olmuştur. Yalnız burada şehrin tarihsel gelişim dönemleri bakımından gösterdiği özelliklere ve olaylara baktığımızda şehir sosyolojisinin belli dönemlerde kent dokusunu ve kentin yakın çevresindeki etki alanını doğrudan belirlediğini vurgulamak gerekir. Tarihsel gelişim dönemlerinin bu özelliklerine en ilginç örneği 1647 yılında Erzurum’dan İstanbul’a giderken Vezirköprü’yü ziyaret eden ve önce şehrin kuzeybatısındaki Kocakaya Köyü’nde (Kente kuşbakışı 30 km uzaklıkta.) kalarak buradaki Eğri Kale’yi inceleyen ve sonra da Köprü Kasabası’na gelen Evliya Çelebi vermiştir:

145

“Kocakaya, adıyla meşhur yüksek bir tepenin üzerinde küçük bir kaledir, burç ve duvarları hep kudret eliyle yapılmıştır. Tek parça kayadandır. Kaleye çıkmak için bir kapı ve bir yolu vardır. Başka yerden çıkma imkânı yoktur. Burç ve dişleri azdır. Hep kesme kayalardır. Çeşitli defalar Karayazılıoğlu, Arap Sait, Kalederoğlu adlı asiler kuşattıkları halde, zapta muvaffak olamamışlardır. Bunu Danişmentoğulları’ndan Melik Gazi, Rumlar’ın elinden zorla almış, sonra Yıldırım Han’ın eline geçmiştir. Fakat kimin yaptırdığını bilmiyorum Eğri Kale Köprü Kazası’nın nahiyelerindendir. Kale içinde 200 kadar nefer evi, kale ağası, 150 kadar da neferi vardır. Bir cami, su sarnıçları, buğday ambarları, yedi-sekiz adet eski topu, yeteri kadar da cephanesi vardır. Hamamı ve sair imareti yoktur. Fakat birkaç dükkân vardır. Bütün halk çam ağacından “boduç” yapar (tahta su kabı). Çöğür, tanbura, rüze, şarkı, yunka adlı sazları yaparak para kazanırlar. Saz ve söz ehli olup namaz kılmazlar. Buradan kalkıp mamur köyler geçerek Köprü Kasabası’na gelip Hacı Yusuf Ağa’nın evine misafir olduk. Daşan Dağı’nın (Tavşan Dağı) eteğinde dereli, tepeli bir yerde olup, iki tarafından nehir akar. Dört köşe taştan yapılmış güzel bir kaledir. Nehirlerden birine Yuğaköy suyu (Uluçay) derler. Şehrin dibinden akar. Öteki nehir ise şehirden bir saat uzaklıkta olup, buna da İstavloz derler. Şehir bu iki nehrin arasındadır. Bu nehirle taştıkları vakit, Köprü Ovası’nı kaplarlar. Bu nehirler Daşan Dağından çıkar. Büyük bir ağaç köprüyle geçildiği için Köprü şehri derler. Gayet sanatlı çam direklerinden yapılma garip bir köprüdür. Amelika asrında bu şehre Şindir Kalesi derlerdi. Köprü, Hz. Peygamber doğduğu zaman yıkılmış olup, sonradan ağaçtan yapmışlardır. İşte bu köprüden geçen iki nehir, Köprü şehrinden aşağıya akarak “Çeltiklik” denilen yerde büyük Bafra Nehrine dökülürler. Bu kalenin ilk yapıcısı Amelika hükümdarlarındandır. Sonra Trabzon tekfurunun elinden Danişmendoğulları’ndan Melik Gazi fethetmiş, daha sonra da Yıldırım Beyazıt Han savaşmadan ele geçirmiştir. Halen yarısı Amasya toprağına zeamettir. Diğer yarısı da Tokat hâkimi subaşılığıdır. Her şeyi onun idaresindedir. 300 akçe payeli şerif kazadır. 140 parça köyü, nahiyeleri vardır. Bunlardan Boğazköy, 1000 evli kasabadır.

146

Bahçeköy şehrin kıblesinde, Doğan Köyü, Akdiye Köyü, Akören Köyü ise Hasan Ağa’nındır. Ören Köy de Hamamcıoğlu’nundur. Kadısına senelik 7000 kuruş gelir getirir. Şeyhülislamı, nakibi, kethüda yeri, yeniçeri serdarı, muhtesibi ve naibi vardır. Eğri Kalesi gazasında yenilerek kaçtıkları zaman, bu şehri onlardan kurtarmak için taş kaleye bitişik bir kat toprak kale yapmışlardır. İki kalenin toplam olarak dört kapısı vardır. Çarşı ve Pazar dış varoştadır. Şehrin iç ve dışında kiremitli alçaklı yüksekli kâgir, üst kısımları meşe tahtasından yapılmış 6000 kadar evi vardır. Tahtanın iç ve dışına beyaz kireç sıvadıklarından, inci gibi parlayan süslü bir şehirdir. Kışı çok olduğundan evlerin bacaları beyaz minare gibi yüksek, külahlı duman çekici bacalardır ki hiçbir yerde öyle süslü bacalar yoktur. Şehre çok güzel bir görüntü vermiş. Dış kalede Elmacı Yusuf Ağa sarayı, Köprülü Mehmet Paşa sarayı, Müezzinzade sarayı, Küçük Mehmet Ağa sarayı, Hasan Ağa sarayı, Kıbleli ve Duracan Çavuş sarayı vardır. 20 mahalle ve 11 hutbedir. Dış kaledeki Hacı Yusuf Ağa Camii havuz ve şardıvanlı, tek minareli, has kurşunla örtülü yeni camidir. Eski cami de kurşunludur. Mahkeme Camii, tahta minarelidir. Mahkemesi çarşı içindedir. Şeyh Ekber tekkesi, Kadiri, Halveti tekkeleri meşhur tekkelerdendir. 11 hanı vardır. Hacı Yusuf Ağa Hanı, Hacı İsa Hanı, İmaret Hanı meşhurlarındandır. İki tane meşhur aşevi vardır. Bilgini, talebesi ve şeyhi çoktur. 48 çocuk mektebi vardır. Hacı Yusuf Ağa’nın kursu da büyük vakıftır. Hamamlardan Hacı Yusuf Ağa hamamı meşhurdur. Toprak Kale’nin dışındaki çifte hamam Ahmet Paşa’nındır. Eski cami yanındaki eski hamam da meşhurdur. 1000 adet dükkânı vardır. Dört köşe kâgir yapı, dört kapılı sağlam bedesteni vardır. Hacı Yusuf Ağa bu şehrin gelişmesini sağlamış 70 tane hayır eseri yaptırmıştır. Bu bedesten de onun eseridir. Bu şehrin Debbağ hanesinden mükemmel ve güzel çarşı yoktur. Debbağ bekarları meşhurdur. Nehir kıyısında olduğundan her gece kandillerle dükkânları aydınlatıp elbeşte çıkarırlar. Mahsul ve yiyecekleri arasında armut, üzüm, pamuk bezi ve ipliği, mavi bezi meşhurdur. İskelesi, Karadeniz sahilinde Bafra ve Sinop’tur. Araları bir konaktır. Buna yakın beş saat uzaklıkta Erdoğan Kalesi vardır.

147

Bu kaleye yalçın ve kesme kaya üzerinde sekiz basamak kayadan yapılmış merdiven ile çıkılır. İnsandan başka canlı çıkmaz. Kıbleye bakan demir bir kapısı vardır. Kalenin tepesinde eğri bir kale vardır. Bunu, Rumlardan Niksar Fatihi Melik Gazi fethetmiş. Köprülülerin eşyalarının bir kısmı da Koca Kalesi’nde saklıdır. Kale Ağası, 48 kale neferi bu hendeğe memurdurlar. Kapının bir asma köprüsü vardır. Hep o köprüyü makaralarla kaldırırlar. Kale, baskınlardan ve asilerden emin olur. Aşağıda Kızılırmak kenarında bağları çoktur. Bu kale de Köprü kazasının nahiyesidir.” (Parmaksızoğlu, 1983). Araştırma sahasının ve yakın çevresinin içinde bulunduğu dönemi yansıtan söz konusu tarihsel hafıza sayesinde Vezirköprü ilçe merkezinin hem ekonomik hem de şehir sosyolojisi bakımından kendine has nitelikteki özelliklerini görebilmek mümkündür. Zaten kentin şimdiki şehirsel özelliklerini coğrafi açıdan açıklayabilmenin en önemli araçlardan biri de söz konusu tarihsel hafızadan yeterince yararlanmaktır. Evliya Çelebi’nin açıklamalarından ve günümüz verilerinden yola çıkarak denilebilir ki Vezirköprü ilçe merkezi 16. ve 17. yüzyılda dönemin sorunlarına rağmen gösterdiği kentsel gelişimi 20. ve 21. yüzyılda sadece yenileme ve az miktarda yapısal gelişim ile sürdürmüş bir kenttir. Buradan çıkarılabilecek sonuçlara başka başka etkenleri ekleyerek ulaşmak doğru olur. 16. ve 17. yüzyıllardan 19. yüzyıla kadar yöre zenginlerinin bir girişimcilik akımı başlattığı, eğitime önem verildiği, ticaretle uğraşan ve kenti hem konak yeri hem de pazar olarak kullanan tüccarların güvenliğine dikkat edildiği; dönemin iç karışıklıklarına karşı çeşitli önlemlerin alınarak Ninova-Sinop ticari yolunun doğal bir uzantısı olan ovanın önem bakımından sürekliliğinin sağlanılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Şehir, günümüz ekonomik koşullarında ise eski dönemlere göre daha geniş bir saha kaplanmasına rağmen kentsel gelişim hızı düşmüştür. 20. ve 21. yüzyılların arz ettiği mesken sayılarına baktığımızda Evliya Çelebi’nin (1647 yılı) anlatımından daha fazla (TÜİK 2000 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre 5312 hane) bir rakam söz konusudur ve bu rakam belediye kayıtlarına göre 2010 yılı itibariyle 8770’dir. Çelebi’nin (4500-5000 mesken) aksine bu dönemde Avarız Defterleri’ne göre (1642) vergiye tabi 425 hane bulunmaktadır.

148

Yatay gelişimin durağanlaşmasındaki etkenlerin hiyerarşik sonuçlara gebe olan etkenler olması; bütün Türkiye şehirlerinde olduğu gibi Vezirköprü’de de etkisini hissettirmiştir. Bu etkenler; I. Dünya Harbi, iç karışıklıklar, Kurtuluş Savaşı, doğal afetler, II. Dünya Harbi, yoksulluk, salgın hastalıklar, ekonomik krizler, göçler, hızlanan sanayileşme ve liberal ekonomiye geçiş, ticaret yollarının ve taşımacılık anlayışının değişmesi gibi Anadolu’yu ve dolayısıyla Vezirköprü’yü doğrudan etkileyen olay ve olgulardır. İşte bu söz konusu şartlara uyum sağlama sürecini başarıyla atlatabilmiş şehirler yatay gelişimini hızlı ve doğru bir şekilde sürdürmüştür. Nitekim uyum sağlama konusunda Vezirköprü’nün ekonomik anlamda tarıma bel bağlama arzusu; onun göç veren bir şehir kimliğine bürünmesine, kaynak eksiklikleri yüzünden plânlı ve istikrarlı bir şehirsel büyüme gösterememesine neden olmuştur. Dolayısıyla ilçenin üzerinde bulunduğu verimli tarım arazilerinden elde edilen ürünlerin otomasyon yoluyla pazara açılamıyor olması, ticaret yolunun artık eski ve işlemeyen bir hinterlant bölgesine dâhil olması, ekonomik açıdan alternatif paradigmaların geliştirilememiş olması gibi zincirleme sonuçlara neden olan faktörler sebebiyle; yatay gelişim de durağanlaşmış, plânlı yapılaşma hızı düşmüştür (Şekil:71).

Ortalama İvme

Şekil 71: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 1992-2003 Yılları Arasında Yapılaşmanın Seyri (1993-1997-2002 yılları hariç)55

55

TÜİK Bina İnşaatı İstatistikleri (OMÜ. Merkez Kütüphanesi) verilerinden derlenerek hazırlanmıştır.

149

Karlık Mezarlığı

Şekil 72: Vezirköprü’de Günümüze Ulaşabilmiş Tarihsel Yapıların Yoğunlaştığı Mahalleler 56
56

Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden alınan sadeleştirilmiş imar plânından ve SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulmuş vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.

150

Tablo 22: Vezirköprü'deki Tarihi Yapılardan Bazıları ve Dönemleri Tarihi Yapı
Yörgüç Paşa (Orta) Camisi Taceddin İbrahim Pasa (Kursunlu) Camisi Kale (Taskale, Ayse Hatun)Camisi Toprakkale Camisi Vezirköprü - Yukarı Nalbantlı Camisi Vezirköprü - Namazgâh Camii Fazıl Ahmet Paşa (Köprülü, Kurşunlu) Medresesi Vezirköprü – Tas Han Vezirköprü - Üzüm Hanı Vezirköprü Bedesteni Vezirköprü Arastası Köprülü Mehmet Paşa Namazgâhı Tacettin İbrahim Paşa Hamamı (Tahta Hamam) Şifa Hamamı Çifte Hamam Kale (Taşkale-Ayşe Hatun) Hamamı Yalı Hamamı Kurt Köprü (TekkekıranKayabaşı Köyleri Sınırı) Mezbahane Civarındaki İsimsiz köprü Namazgah Çeşmesi (Köprülü Mehmet Paşa ?) Arasta Çeşmesi Karlık Mezarlığı Karşısındaki İsimsiz Çeşme Üzüm Hanı Çeşmesi Abdülgani Camisi’nin Karşısındaki İsimsiz çeşme Kasımlı Çeşmeleri (2 tane) Kulebaşı Caddesi Çeşmeleri (2 tane) Eşrefoğlu Çeşmesi Çanaklı Çeşmesi Saat Kulesi

İnşaat Tarihi
1431- 1944 (Tadilat) 1495 yılları 1696 1696 dolayları 1748-49 1915 1678-79 dolayları 17. yy sonları 17. yy sonları, 19. yy 17. yy’ ın 2.yarısı 17. yy ın 2. yarısı 1654 dolayları 1495 dolayları 17 yy’ın ilk yarısı 1695 dolayları 1696 18. veya 19 yy 16.-17 yy 19. yy veya 20 yy başları 1642-43 17. yy ortaları 1696 dolayları 17. yy-19.yy arası 17. yy-? 17. yy-? 17. yy-? 17. yy-? 17. yy-? 1906-1959 (Tadilat)

Kayıtlı Dönemi
Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı
Beylikler Dönemi ya da Osmanlı

Yorumlar
--1494 --1659 ----1962 ----İlk yapıcısı Amelika, Geliştiren Selçuklular ve Osmanlılar --------------Roma-Bizans Dönemi ---------------------

Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı

Kaynak: Bayraktar, (2005).

151

Şekil 73: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Gelişim Aşamaları ve İstikameti57

Vezirköprü Belediyesi’nden alınan imar plânlarından, tarihi yapıların ve arkeolojik buluntuların dağılımından yola çıkarak; SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.

57

152

BEDESTEN

Şekil 74: Vezirköprü Kentsel Sit Alanı (A-3: Ayrık nizam, B-3: Bitişik nizam), (Kaynak: Vezirköprü Belediyesi’nden yararlanılarak hazırlanmıştır)

153

Şifa Hamamı

Şekil 75: Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki Tarihi Yapılardan Bazıları58

58

Bünyamin Kıvrak, Vezirköprü Kaymakamlığı Albümleri’nden ve şahsi çekimlerden yararlanılmıştır.

154

Şekil 76: Taşhan'da Tarihsel Değişim59

Şekil 77: Abdulgani (Köprülü Mehmet Paşa) Namazgâhı60

Şekil 78: Cumhuriyet Meydanı61

59-60-61

Beşer Kuyumculuk ve Vezirköprü Kaymakamlığı Albümleri’nden yararlanılmıştır.

155

Vezirköprü şehir yerleşmesinde birçok cadde ve sokağın yapısına baktığımızda yatay gelişimin tarihi doku etkisinde olduğu anlaşılmaktadır (Şekil:72-73-75). Bu bakımdan şehir, tarihi dokunun hâkim olduğu alanlar ve yeni gelişim alanları olarak iki bölüme ayrılabilir. Kent merkezinin önemli bir bölümünü de içeren tarihi doku ve eserleri korumak amacıyla Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 23.08.1992 tarih ve 149 sayılı karar ile “Kentsel Sit Alanı” ilan edilmiş; korunacak yapı ve sokaklar tespit edilmiştir (Şekil:74). Bu sahada yapılan imar ve yenileme çalışmaları Samsun Müze Müdürlüğünce verilen izinler doğrultusunda yapılabilmektedir (Şekil: 75-76-77), (Çeker, 2003). TÜİK Bina İnşaatı İstatistikleri’ne baktığımızda (1993-1997-2002 yıllarına ait verilere erişilememiştir.) 1992-2003 yılları arasında yapılaşma ortalamasının 85,5 olduğu görülür (Tablo:23). Yani bir yıl boyunca şehre ilave olan yapı sayısın ortalaması oldukça düşüktür. Ayrıca Vezirköprü Belediyesi ile yapılan görüşmelerde 2010 yılında mesken bazında su abonesi sayısının 8770 olduğu dolayısıyla yapılaşmanın hız kazandığı anlaşılmaktadır. 1992-2003 yılları arasında çeşitli amaçlarla toplam 770 yeni yapının inşa edildiği, bu yapılardan 730’unun ise 1508 daire barındırdığı görülmektedir. Yapılaşmanın yıllar itibariyle seyrine baktığımızda hem yapı ve daire sayısı hem de m² cinsinden alansal olarak 1996 yılının çok hareketli geçtiği görülmektedir. Nitekim 9 yıllık süreç itibariyle yatay gelişimin kapladığı toplam alanın % 23’ü 1996 yılında, % 19’u 1998 yılında inşaata sahne olmuştur. Şehir yerleşmesinin 1999-2000-2003 yıllarında ise oldukça durağan bir yapılaşma dönemi geçirdiği görülmektedir. Yatay gelişimin söz konusu yıllar itibariyle seyrine baktığımızda ise düşüş gözlenmektedir (Şekil:71).

Şekil 79: Şehirdeki Alansal Yapılaşmanın 1992-2003 Yıllarına Oranı (m²)

156

Tablo 23: Şehir Yerleşmesinde Kullanım Amacına Göre Tamamen veya Kısmen Biten Yeni ve İlave Yapılar
Yıllar 1992 Alan(m²) Daire S. 1994 Alan(m²) Daire S. 1995 Alan(m²) Daire S. 1996 Alan(m²) Daire S. 1998 Alan(m²) Daire S. 1999 Alan(m²) Daire S. 2000 Alan(m²) Daire S. 2001 Alan(m²) Daire S. 2003 Alan(m²) Daire S. Yapı Say. Top. Alan Top. m² Daire Top. Konutlar 104 18593 155 89 15188 134 107 19518 178 122 49279 443 84 33059 47 62 16362 122 64 17331 133 62 22520 168 36 23846 128 730 215.696 1508 Ticari Yapılar 5 2898 --3 2933 --1 1270 --1 8617 --9 6722 --2 4139 --1 2190 --------------22 28769 --Sanayi Yapılar 1 1268 --1 42 --1 1748 --------------1 686 --------------------4 3702 --Sıhhi ve Sosyal Yapılar ------------------1 1439 --1 4171 --------------------------2 5610 --Kültürel Yapılar ------------------------1 6340 --------------------------1 6340 --Dini Yapılar ------------------------------------------------------------İdari Yapılar ------------------------------------------------------------Diğer Yapılar 1 579 --1 500 --6 886 --1 1934 --1 204 --------1 276 --------------11 4379 --Toplam 111 23338 155 94 18663 134 115 23422 178 126 61352 443 96 50496 247 65 21187 122 66 19797 133 62 22520 168 36 23846 128 770 264.496 1508

Kaynak: TÜİK Bina İnşaatı İstatistikleri (OMÜ. Merk. Kütp.)’den derlenmiştir. Daha önce de değinildiği gibi Vezirköprü şehir yerleşmesindeki yatay gelişimin istikameti karşılıklı yönlerden oluşmaktadır. Ancak 1980’li yıllardan sonra şehir gelişimi daha çok Havza-Durağan karayolunun Havzaya gidiş kısmına yani Esentepe Mahallesi istikametine doğru olmuştur. Gelişimin bu yönde olmasında arazinin topografik yapısının uygunluğu da etkilidir (Şekil:80). Yani sahada litolojik ve hidrografik güçlerin karşılıklı etkileşimi neticesinde oluşan doğal eşiklerin ve topografik yükseltilerin kentin özellikle yakın tarihlerdeki gelişiminde belirleyici rol oynaması nedeniyle gelişim, az eğimli araziler üzerinde devam etmiştir. Devlet yolunun sağladığı ekonomik imkânlar ve ulaşım kolaylıkları da şehirsel gelişim istikametinin yönünü belirleyen önemli bir sebep olmuştur.

157

Şekil 80: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Mahalleler Bazında Relief Özellikleri62 Ayrıca araştırma sahasında yakın tarihlerde kullanma izni verilen yapı sayısı şöyledir: 2004 (37), 2005 (39), 2006 (102), 2007 (96), 2008 (55), 2009 (77); dolayısıyla 2004-2009 tarihleri arasında toplam 406 yapı kullanım ruhsatı almıştır.63 Nüfusun gelişimi ve buna bağlı olarak artan ihtiyaçlar şehrin gelişimini kamçılamıştır. Çünkü nüfus artışı beraberinde bir takım şehirsel kullanım alanı ihtiyacını arttırmıştır (Altyapı, konut, okul… vs.). Özellikle 1980 sonrasında Altınkaya Baraj Gölü nedeniyle köyleri ve tarım arazileri sular altında kalan halkın ilçe merkezine yapmış olduğu göçler yerleşmenin gelişimini etkilemiştir. Nitekim kırsal göçün şehre doğru gerçekleşmesinden sonra özellikler köylerin adlarıyla kurulan mahalleler bunun göstergesidir (Yeşilada ve Kuruçay mahalleleri) - (Çeker, 2003).

Garmın Software Tr. Topo 2.0 ve SketchUp 6.0 yazılımları ile oluşturulan vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan ve imar plânlarından yararlanılmıştır. 19. Mahalle: Esentepe Mahallesi 63 Vezirköprü Belediyesi, (2010)

62

158

Yatay gelişimin daha kontrollü ve plânlı ilerleme kaydettiği mahalleler; Cumhuriyet, Atatürk, Bahçelievler, Fazıl Ahmet Paşa ve kısmen Esentepe mahalleleridir. Diğer 14 mahallede ise tarihsel dokuyla bütünleşik ve tamamlayıcı nitelikte olamaması, gecekondu tarzı plânsız yapılaşmanın varlığı, zemin özellikleri gözetilmeksizin inşaata izin verilmesi, yapılaşmanın seyri dikkate alınmadan plân yapılması ve hali hazır imar plânlarına sadık kalınamaması gibi nedenlerle şehirsel dokuyu bozacak ve şehrin düzenli gelişimini kısıtlayacak özellikler mevcuttur. Bu nedenlerden dolayı kent dar ve çıkmaz sokaklara da sahiptir. Söz konusu problemlerin ortaya çıkma süreci, ihmallerin uzun yıllar boyunca istikrar gösterdiğine işarettir. Son yıllarda kısmen de olsa problemlerin çözümü için imar plânlarına uyma girişimleri nedeniyle yer satın alma, ruhsatsız yapılaşmaya cezai yaptırım uygulama, sokak iyileştirmesi ve dar kaldırımların genişletilmesi gibi çalışmalara gidilmesi göstermiştir ki; Vezirköprü’deki kentsel dokunun yıllarca ihmal edilmesi sebebiyle ortaya çıkan sorunların yerel yönetimlere ve dolayısıyla halka pahalıya mal olduğudur. Dolayısıyla gerçekleştirilmeye çalışılan ve plânlanan iyileştirme çalışmaları zaten yetersiz olan ve artan nüfusun ihtiyaçlarına cevap veremeyen altyapının, yeniden gözden geçirilmesini gerektirmekte dolayısıyla maliyet sürekli artmaktadır.64 Bu noktada yatay gelişimin sorunlu olduğu yönlere çözümleriyle birlikte örnek vermek gerekir. Bilirkişi görüşlerine göre şu anki belediye binasının önündeki eski mezarlığın 1946-50 yıllarında, şimdiki Yeni Mahalle’nin sınırları dâhilinde olan ve 7.11 hektarlık bir alana taşınmasıyla kurulan Yeni Mahalle Mezarlığı şehrin tam ortasında kalmıştır. Bu mezarlığın kaldırılmasına yönelik ilk çalışma girişimleri başlangıçta 198085 yıllarında gömü yapılmasını engelleyecek şekilde gerçekleşmiştir. Mezarlığa alternatif olarak Esentepe Mahallesi sınırlarına dâhil olan ve devlet yolu üzerine tekabül eden alanlar gösterilmiştir. Ancak özellikle halkın baskısı nedeniyle uygulama başarıya ulaşamamış ve 1995-2010 yılları arasında bu mezarlıktaki gömü işlemleri devam ettirilmiştir. Diğer sorunlu mezarlık ise özellikle eğimin çok yüksek olduğu ve gömü alanı yoğunluk kapasitesinin tükendiği, kısmen yatay gelişimi kısıtlayan Tikenli Mahallesi’ndeki 4.29 hektarlık bir alana kurulu Karlık Mezarlığı’dır (Şekil:81-82). Mezarlıklar konusu şehirsel kullanım alanları bakımından çok önemli bir konudur:
64

Bakınız: http://www.vezirkopru.bel.tr/haberler.php?sf=2 (Erişim Tarihi: 18-11-2009)

159

Mezarlıkların temel işlevi, ölü bedenlerin kamu sağlığını tehlikeye atmadan toprağa dönüşümün sağlandığı depolama alanları olmasıdır. Ayrıca, geride kalanlar için ziyaret, hatırlama ve sembol alanlarıdır. Ancak, mezarlıklar, ilahiyat, sanat tarihi, antropoloji gibi disiplinler için dini, sembolik, ruhani anlam içermekle birlikte kent plânlama ya da çevrebilim ile ilgilenen bilim dalları için önemli ekolojik rezerv alanlar ya da potansiyel yeşil alan olarak ilgi görmektedir. Her yönü ile ele alındığında bu alanlar, aslında yaşam alanları olarak yerleşim alanları için vazgeçilmez alan kullanım biçimidir. Artan çevrebilim bilgileri ve çevre sorunları karşısında çözüm arayışı içerisinde olan plâncı, mezarlık yöneticileri ve çevreye karşı daha çok sorumluluk hisseden kentliler, mezarlık alanlarında da çevreye daha duyarlı yaklaşımları barındıran ekolojik mezarlıkları gündeme getirmektedirler. Mezarlıklar, ölü bedenlerin yaşam mekânından ayrı bir yerde tutulması gerekliliğinden doğmuştur. Açıkta kalan ve uygun şekilde gömülmeyen ölüler belirli süre sonra çürümeye başlar ve koku salarak, mikrop üremesine neden olabilir. Ölüm anından 34-36 saat sonra anaerob bakterilerin ve vücuttaki sindirici bir takım enzimlerin etkisiyle yumuşak vücut bölümleri erimeye başlar. Kokuşma süreci sırasında oluşan bir takım gazlar, çevreye yayılır. Bu gazların içerisinde indol, skodol, hidrojen sülfür, değişik karbon bileşikleri sayılabilir. Bu evre 3-4 ay sürmektedir. Bu evreden sonra aerob mikroorganizmaların etkisi başlar. Söz konusu mikroorganizmaların etkisi, toprağın özelliklerine, nem oranına, topraktaki oksijen miktarına bağlıdır. Topraktaki böcek ve solucanlarda söz konusu parçalanmayı hızlandırır. Tabanı nemli mezarlarda, seroadipoz değişiklikler meydana gelir ve beden uzun süre bozulmadan kalabilir. Cesetlerin su altında kalmaları durumunda da aynı etki ortaya çıkar. Canlı vücudu ölümden sonra üzerinde kolayca pek çok hastalık etkeninin üreyebileceği ortam haline geldiğinden ölülerin, yaşayanlardan farklı mekânlarda depolanmalarını gerektirmiştir. Çok eski çağlardan beri ölülerin saklanması coğrafik koşullar, iklim, dini inançlar, geleneksel ve toplumsal davranış özellikleri, sağlık kaygıları ve kentsel koşullara bağlı olarak biçimlenmiştir (Uslu, 2009).

160 KROKİ

Küçük Sanayi Sitesi (KSS) Yeni Mahalle Mezarlığı Terminal

Şekil 81: Yeni Mahalle Mezarlığı ve Küçük Sanayi Sitesinin Yatay Gelişime Etkileri65

Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden alınan sadeleştirilmiş imar plânından ve SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulmuş vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.

65

161

Gömü biçimlerine ve daha sonra mezarlıklarda yapılacak uygulamalara bağlı olarak mezarlık alanları bazen çevre sağlığını tehdit eden, yer altı su kaynaklarının kirlenmesine neden olan, fauna ve flora üzerinde olumsuz etkilere neden olan alanlar haline gelebilir. Oysa, uygun yöntem ve doğru yer seçimi ilkeleri uygulandığında mezarlık alanları, barındırdıkları fauna ve flora ile özel ekolojik alanlardır. Kentlerdeki diğer arazi kullanım biçimlerinden farklı olarak, kentsel rantın yüksek olduğu alanlarda bile özellikle felsefi ve dini anlamları nedeni ile kolaylıkla farklı işlevlere dönüştürülemezler. Dinsel, ekolojik, folklorik ve rekreasyonel işlevleri başta olmak üzere çok sayıda işlevi bulunan mezarlıklar, özellikle büyük kentlerde giderek azalan yeşil alanlar içinde önemli bir parçayı oluşturmaktadır. Önceleri kent dışında kalan mezarlıklar, zamanla kentsel yerleşim alanları arasında kalmış ve yaşama mekânları ile iç içe girmiştir. Kent mekanı içinde veya yakın çevresindeki bu alanlar kentin yeşil alanlarını ve ekolojik koridorlarını da birbirine bağlayan organik bağları oluşturmaktadır. Mezarlık için yeterli büyüklükte ve uygun özelliklere sahip yer seçimi en önemli çevresel konudur. Mezarlık büyüklüğünün saptanmasında kentin nüfus projeksiyonu, ölüm oranı gibi demografik veriler ile bir mezar yapısı için gerekli alan büyüklüğü dikkate alınır. Artan nüfusa paralel olarak mezarlık alanı gereksinimi de her geçen gün artması ise en önemli sorundur. Mezarlık alanı toprağı su tutmamalı, geçirgen yapıda ve mikroorganizma faaliyetleri yeterli düzeyde olmalıdır. Çok gevşek zeminli araziler, kayalık ve çok sert zeminli araziler uygun değildir. Toprak özellikleri mezarların kazılması ve ölünün çözülmesi yönünden önem kazanmaktadır (Uslu, 2009). Ayrıca, mezarlıklar yer altı su havzaları ve içme suyu kaynaklarından uzak olmalıdır. Bu amaçla andezit, topraksız zeminler seçilmemelidir. Bu tür zeminlerde; cesedin çürüyüp toprağa karışmasının kolaylığı sağlanmalıdır. Bu nedenle; toprak zeminler, kum, çakıl, karışımı olan alüvyon zeminler mezarlık için uygundur. Eğim; %0-10 arasında olmalıdır. Genel bir ilke olarak eğimi % 15’in üzerinde olan alanlar mezarlık yeri olarak seçilmemelidir. Yönlenme kuzey bakarlı alanlarda cesedin çürümesi daha zaman alacağı düşüncesi ile güney bakarlı alanlar seçilmelidir. Çok düz araziler drenaj sorunları nedeniyle mezarlık yeri olarak uygun değildir. Kazı ve dolgu gerektirecek kadar eğimli alanlar da tercih edilmemelidir. Ölü bedenin ayrışması ile

162

potansiyel kirletici (karbon, amonyak, klor, sülfat, sodyum ve potasyum esaslı elementler) kimyasal açığa çıkabilir. Doku ve organların ayrışması ile taban suları ve toprak kirliliği söz konusu olabilir (Uslu, A. 2009). Mezarlıklar, insanların içme ve kullanma suyunun temini amacıyla yapılmış kuyu, göl, gölet, baraj gibi su kaynaklarından arazinin meyil durumu, mezarlığın kapasitesi ve toprağın yapısına göre, killi topraklarda en az 150 metre, kumlu topraklarda ise en az 250 metre mesafede olmalıdır. Tablo 24: İnsan vücudunda bulunan temel elementler Ortalama 70 kg. ağırlığında bir insan için standart kompozisyon. Element Oksijen Karbon Hidrojen Nitrojen Kalsiyum Fosfor Sülfür Potasyum Sodyum Klor Magnezyum Demir Bakır Kurşun Kadminyum Nikel Uranyum Toplam vücut kütlesi Kaynak: Uslu, (2009) Kütle (gr.) 43000 16000 7000 1800 1100 500 140 140 100 95 19 4.2 0.07 0.12 0.05 0.01 0.00009 70000

Mezarlıklar özel alan kullanım biçimi olarak, yer seçimi, plânlama, tasarım ve yönetimi konularında çevresel konularla birlikte ele alınmalıdır. Gömü özellikleri kadar, mezar yapıları, mezar alanında kullanılacak yapısal ve bitkisel tasarım bütün olarak düşünülmelidir. Mezarlıkların peyzaj özellikleri ve çevresel etkileri ele alınmalıdır. Yeni mezarlıklarla birlikte eski mezarlıkların korunması, tarihi, sembolik anlamları ile birlikte ekolojik önemi ile de vurgulanmalıdır. Farklı türleri destekleyen habitatların varlığı, yaban yaşam koridorlarının korunması çabaları, ekolojik alan olarak mezarlıklara getirilecek çevreci yaklaşımın temelini oluşturur (Uslu, 2009).

163

Şekil 82: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Mezarlıklar Sorunu (09 Nisan 2010)

164

Yurtdışında yaygın olan ekolojik mezarlık yaklaşımları, gömü biçimlerinden doğan nedenlerle özellikle ortaya çıkmıştır. Ancak İslam mezar geleneğinde, gömü biçimi nedeni ile (tabutsuz gömü yapılması, yakmanın yasaklanması, kimyasal işlemlerin uygulanmaması gibi) doğasından gelen bir ekolojik anlayış içinde olduğu dikkati çekmektedir. Mezarlık ziyaretlerinde Coğrafi Bilgi Sistemleri gibi teknolojik olanaklardan ülkemiz mezarlıklarında da yararlanılmaktadır. Nitekim Ankara’da, 3 büyük mezarlığa Coğrafi Bilgi İstasyonu olarak konulan bilgilendirme istasyonlarında mezarların konumları, mezarlıktaki yeri ziyaretçilere verilmektedir. 66 Ölü kimliği, ölüm tarihi vb. veriler sisteme girilerek ölüye ait mezarın yeri, bulunulan konumdan en kısa ulaşım güzergâhı gibi bilgiler ekranda ziyaretçilere sunulmaktadır. Ancak, ülkemizde ve araştırma sahasında mezarlıkların uygun yer seçimi, mezarlık yönetimi, mezarlık peyzajının önemle ele alınması konularında eksiklikler göze çarpmaktadır. Mezarlıklarda, yoğunluk, mezar yapılarında katlı yapılara kadar artış (anıtsal mezar yapıları gibi) bitkisel dokunun kontrolsüz ve rastgele bırakılması gibi konularda eksiklikler söz konusudur. Mezarlıklar, fauna ve florası ile özel ekolojik ve yeşil alanlar olarak plânlama ve yönetilmesi zorunlu olan kentsel alan tipleridir. Rekreasyonel ve yeşil alanlar olarak ele alındıklarında sosyal olarak da kabul gören alanlar olacak (korku veren yaygın kanının aksine) yeşil strüktüre de katkı veren kentsel sürdürülebilirliğin bir parçası olacaktır. Ayrıca mezarlıklara bağlı olarak gelişen mezar yapıları imal yerleri (mermer atölyeleri vb.), bitkisel materyal sağlayan fidanlıklar, demir atölyeleri ve ulaşım araçlarının da yerleri, büyüklükleri (otobüs, araba, otopark) mezarlık plânlaması içinde ekolojik kaygılarla plânlanması gereken diğer yan alanlardır. Özel öneme sahip olan mezarlık alanları plânlama, yönetim ve tasarım konularında yaşamın her alanında olduğu gibi ekolojik kaygıların öncelikli olduğu alanlar olarak görülmeleri halinde kentlerin sağlıklı, estetik ve yaşanabilir mekanlar olmaları için önemli birer kaynak olacaktır (Uslu, 2009). Bu çalışmada mezarlıklarla ilgili vermeye çalıştığımız detaylar araştırma sahasının ihtiyaç duyduğu teknik bilgiyi içermekle birlikte, yerel yönetimlerin mezarlıklar sorununa yaklaşımını daha bilimsel bir temele oturtacak genel persfektifi de sunmaktadır.
66

Bakınız: http://mebis.ankara-bel.gov.tr/ (Erişim: 1 Nisan 2010)

165

Araştırma sahasının yatay gelişimini etkileyen Yeni Mahalle Mezarlığı’nın doğu sınırındaki küçük sanayi sitesinin (1976-1992) konumu itibariyle artık şehir sınırında olma özelliğini yitirmiş olması da sınırlayıcı bir faktördür (Şekil:81). Ancak burada değinilmesi gereken önemli bir konu da söz konusu sanayi sitesinin küçük işletmelerden oluşan dolayısıyla kente ulaşım-maliyet ilişkisi bazında bağımlı olan bir siteden ibaret oluşudur. Yani sitenin gelecekte taşınması gündeme geldiğinde ulaşım-maliyet ilişkisinin göz önünde bulundurulması gereklidir. Esentepe Mahallesi’nde Esenli Çayı’nın doğu yakasına konumlandırılan, 1981 yılında kurulan ve 1995 yılında özelleştirilen, şehirde önemli miktarda gürültü ve çevre kirliliğine de neden olan entegre kâğıt ve kereste fabrikası da özellikle bulunduğu mahallenin şehirsel gelişimi nedeniyle konut alanlarının içinde adeta boğulmuş durumdadır (Şekil:83). Yerleşim açısından çevresel kolaylıklar barındıran Atatürk ve Esentepe mahallelerinin fabrikanın kurulduğu tarihlerde konut ihtiyacına cevap verecek mahalleler olarak düşünülmemesi; önemli bir plânlama hatasıdır. Son yıllarda, yerleşim açısından sorunlu bölgelerde bulunan sanayi

kuruluşlarının yeni bir organize sanayi bölgesine (OSB) taşınması gündeme gelmiş fakat hem sanayi işletmecilerinin tehditkâr tavırları hem de imar mevzuatının engelleyici maliyetlere sebep olması gibi nedenlerle sorunlara çözüm üretme arayışları durmuştur. Ancak Vezirköprü’yü de ilgilendiren ve TBMM’nin 2010 haziranında getirdiği yenilikler sayesinde Kentsel Dönüşüm Projeleri kapsamında belediyelerin arazi yönetimi açısından daha yetkili olması sağlanmıştır. Bilindiği gibi bu tür sanayi sitelerinin inşaatı, kredilendirme yoluyla işletmecilerin sitelere yerleştirilmesi, fonların tahsil edilmesi (özellikle elektrik vergileri) gibi uygulamalar, birkaç büyük işletme dışındaki küçük sanayi esnafının altından kalkamayacağı yükler getirmektedir. Tarıma dayalı olmayan arazilerde konumlandırılması gereken OSB’lerin işlek bir devlet yoluna, çevre dostu bir alt yapıya olan ihtiyaçları da büyük harcamalar ve plânlamalar gerektiren bir durumdur. Ancak burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir husus da doğru uygulama ve plânlamalar ile kurulan, üreticinin rekabet gücünü zayıflatan kısıtlamalardan uzak OSB’lerin çevresine kattığı olumlu etkilerdir. Bu olumlu etkilerin başında ise OSB’lerin bulundukları şehrin çok yönlü reklamını yapabiliyor olmaları ve çeşitli festivallere sponsorluk yaparak sosyal aktiviteleri olanaklı kılabiliyor olmalarıdır. Bu durum; bir bakıma ilçedeki kurumlar arasında da samimi bir koordinasyonu gerektiren ve ancak bu yolla aşılabilecek sorunlara sahip, çok yönlü bir olgudur.

166

Meslek Yüksek Okulu Tikenli Mahallesi

Taşkale Mahallesi

Esenli Çayı Orman Ürünleri Fabrikası

Atatürk Mahallesi

Esentepe Mahallesi

Esentepe Mahallesi

Şekil 83: Esentepe ve Atatürk Mahallelerinde Sorunlu Şehirsel Alanlar (09 Nisan 2010)

167

Vezirköprü şehir yerleşmesinde yatay gelişimin sorunlu bir şekilde uygulamaya tabi olmasının önemli sonuçlarından biri de dar ve çıkmaz sokakların varlığıdır (Şekil:84). Çıkmaz sokak oluşumunu etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Kuban, çıkmaz sokak oluşumunu arsa mülkiyetinin başlangıcına uzanan faktörlerin etkisine bağlamaktadır. “Çıkmaz sokaklara, ana yollardan evlere uzanan özel yollar olarak bakmak gerekir. Evlerin yerleştirilmesinde de görülen bireyci tutum, çıkmaz sokağı doğuran nedenlerden biridir” (Kuban, 1995, s. 191, Akt: Aliağaoğlu, 2003). Stewig’den naklen Akgün ve Egli’ye göre, bu durumun esas nedeni, İslam’ın gizliliğe önem vermesidir. Buna bir de iklim ve arazinin etkisi dikkate alınarak güneşten, tozdan sakınma durumu eklenirse konu yeterince açıklanmış olur. Stewig’den naklen Mayer, konuya farklı açıdan yaklaşmaktadır. Ona göre, eski şehirlerin merkezini oluşturan pazar yerinden ve bir merkezden ışınsal olarak ve şehir içinde birbirinden gittikçe uzaklaşan caddeler arasındaki arsa genişlikleri şehir kenarında büyür. Ortada kalan arsaları, yan caddelere bağlamak için çıkmaz sokak zorunluluk halini alır. Yine Stewig’den naklen Schwarz’a ise; olayın asıl nedenini çeşitli kabilelerin ayrı ayrı yerlerde mahalleler kurmalarına bağlamaktadır. Son olarak Stewig, çıkmaz sokak oluşumunu, gecekondulaşmaya dolayısıyla plânsız büyümeye bağlamaktadır. Ancak yazar İstanbul için yapmış olduğu araştırmasında, Egli ve Akgün’e hak vererek, İslamiyet’in rolünü kabul etmekte, çıkmaz sokak oluşumunu çok karışık faktörlerin etkisiyle ortaya çıktığını vurgulamaktadır (Aliağaoğlu, 2003). Çalışma alanında çıkmaz sokak oluşumu; plânsız büyümeye, eski şehir çekirdeğini meydana getiren mahallelerin farklı tarihlerde birbirinden bağımsız olarak kurulmalarına ve İslamiyet’in etkisine bağlanabileceği gibi, topografyanın bu oluşumdaki rolü de inkâr edilemez. Topografya, Mayer’in tezini, yani arsa genişliklerinin şehrin kenarında büyümesi olayını, çalışma alanında mümkün kılmadığı gibi, (Uluçay hendeği) bu nedenle eski şehir merkezine yakın konumda çıkmaz sokaklara da rastlanmaktadır. Şehrin eski çekirdeğine ulaşan yollar da zamanla şehrin bir caddesi olabilmektedir. Vezirköprü şehir yerleşmesinin tarihi dokusunu besleyen bu eski yollar esasen ya önemini yitirmek üzere olan ya da şehrin fosilleşmiş caddeleri olarak kabul edilebilir. Örneğin, Org. Faruk Cömer Caddesi (Çayırbaşı M.) şehirsel gelişimin bu yöne gelişmiyor olması nedeniyle eski önemini kaybetme eğilimi göstermektedir.

168

Şekil 84:Vezirköprü'de Tarihsel Dokudan Etkilenmiş Dar Sokaklardan Bazıları67

67

Bünyamin Kıvrak Albümü’nden ve şahsi çekimlerden yararlanılmıştır

169

Şehirlerde cadde ve sokak sistemini etkileyen temel etmenlerden biri de hiç kuşkusuz plânlamadır. Ancak plânlama olayını iki şekilde ele alıp irdelemek faydalı olacaktır. Bunlardan birincisi, Tanzimat’tan sonra, batılılaşmanın etkisiyle ortaya çıkan, şehirlerimizin dokusunun değişiminde son derece etkili olan Ebniye Kanunlarıdır. “1264/1848 Tarihli 1. Ebniye Nizamnamesi ile yine aynı tarihli Ebniye Beyannamesi; 1265/1849 Ebniye Nizamnamesi maddeleri arasında; han, hane ve dükkânların belirli bir hiza tutturmaları, hiçbir binanın diğerinin önüne çıkmaması, genişletilen ve düzleştirilen yollarda yanmış olanların yerine yeniden yapılacak binaların geri çekilerek inşası, aksi halde ruhsat verilmeyeceğini kesin hükümlere bağlanmıştır” (Aliağaoğlu, 2003). Vezirköprü şehir yerleşmesinde ise bu uygulama ilk Abdulgani, Ortacami, Değirmenbaşı, Mehmet Paşa ve Çanaklı (kısmen) mahallerinde uygulanmıştır. Ancak Ortacami (İçkale), ve Mehmet Paşa (Toprakale’nin kuzeyi) mahallelerinde -yörede yaşanan isyanlar ve baskınlar nedeniyle- meskenlerin inşaa edilen kaleler içinde adeta sıkışık bir şekilde konumlanması; bu mahallelerdeki dar sokakların temel sebeplerinden biri olmuştur. İşte bu tarihi şartlara ve Ebniye kanunlarına bağlı olarak, şehirde yolların tek merkeze gittiği ızgara plânlı sokak sistemi ortaya çıkmıştır. Sonuçta bu dönemde ışınsal doku tipi ortaya çıkmıştır ve bu doku iç içe konsantrik yollar, bunları dik açıyla kesen caddelerden oluşmaktadır. Plânlama olayının ikinci şeklinde; Cumhuriyet yıllarının ilk yıllarında Ebniye kanunlarına bağlı kalınmış ve aynı uygulamalar sürdürülmüştür. 20. yy’ın son çeyreği ile 21. yy’a gelindiğinde ise özellikle kaldırım standartlarının araç yollarına uygun orantılarda, yaya güvenliğini sağlayacak şekilde düzeltilmesi, yeniden inşa edilmesi, konut-parsel yoğunluklarının kontrol altında tutulması gibi nizami şehir dokusunu oluşturacak uygulamalar söz konusudur. NeticedeVezirköprü şehir yerleşmesinde günümüz devlet yolunun da etkisiyle doğrusal şehir gelişimi ön plâna çıkmıştır. Sahada zaten yetersiz olan kaldırımların şehir esnafı tarafından işgal edilmemesi için çeşitli cezai yaptırımlara ihtiyaç vardır. Uluçay vadisinin ise üzerinde aktığı litolojik birimin kontrol altına alınması, ihtiyaç duyulan köprülerin inşa edilmesi şehrin KB.’ya gelişimini daha olanaklı kılacaktır.68 Ancak bu olası gelişim de kontrol altında olmalıdır, nitekim şehrin KB.’sı verimli tarım arazilerine ev sahipliği yapmaktadır.

68

Bakınız: http://www.kastamonu.bel.tr/hava.asp (Erişim: 2 Nisan 2010)

170

2. Dikey Gelişim Özellikleri Konutları sınıflandırmanın bir diğer yolu ise kat sayısıdır. Bilindiği gibi morfolojik sınıflandırmalarda şehrin eni ve boyu dikkate alınarak bir sınıflandırma yapılmaktadır. Morfolojik sınıflandırmanın gerçeği yansıtması bakımından üçüncü boyutun, yani yüksekliğin ortaya konması gerekmektedir. Yükseklik, yani kat sayısı, şehir içinde çeşitli alanlarda farklı olabilmektedir. Ancak burada şu hususu vurgulamakta fayda vardır. “Yerleşmelerin ana unsuru olan konutlar sadece evlerden oluşmamaktadır” (Özçağlar, 2000, Akt: Aliağaoğlu, 2003). Buna göre konut diye, “En basit kulübeden, şehirlerin en gelişmiş ev ve apartmanına kadar sadece ikametgâh olarak kullanılan yapılar değil, atölye, mağaza, okul, cami, kilise, tiyatro, sinema gibi ticari, sanayi, dini askeri ve kültürel veya eğlence ihtiyacını karşılamak üzere meydana getirilen bütün binalar kastedilmektedir” (Tolun-Denker, 1977, Akt: Aliağaoğlu, 2003). Şehirde bina kat sayısında değişimi etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar aşağıda irdelenmektedir. 1992-2001 yılları arasında erişilebilen TÜİK bina inşaatı istatistiklerine göre (1993-1997 hariç) dikey yapılaşmanın apartman bazında en yüksek yüzdeye sahip olduğu yıl 1994’tür (Tablo:5). Bu dönem ayrıca sitelerin yoğun inşaatına sahne olmuştur. Evlere baktığımızda ise 1996 yılında diğer yıllara oranla % 26’lık bir artış gerçekleşmiştir (Şekil:87). Vezirköprü şehir yerleşmesinin dikey gelişim bazında kısıtlayıcı problemlerinin başında deprem tehlikesi gelmektedir. Belediyenin imar plânı kapsamında önlem olarak getirmiş olduğu 5 kat sınırlaması sadece ana caddeler için geçerli bir kısıtlamadır. Tali cadde ve sokaklarda ise 3 kat sınırlaması mevcuttur. Tali yollar ile anayolların bitişiğine tekabül eden arazilerde ise 4 kat sınırlaması uygulanmaktadır. Bu uygulamalar zaten önemli bir kısmı tarım kökenli olan nüfusun daha çok bahçeli evler inşa etmesine ve şehrin yatay gelişimini teşvik eden bir neden olmuştur.

171

Şekil 85: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Genel Görünümü (09 Nisan 2010)

172

Şehirde kat sayısı yüksekliğini etkileyen bir diğer faktör kentsel ranttır. Bilindiği gibi, “kentler, nüfus artışı ve göç nedeniyle büyürken, tarım topraklarını kent toprağına dönüştürerek mekânsal olarak yayılmaktadır. Bu yayılmada tarımsal topraklar, imar hakları ve altyapı koşulları yerine getirilerek, kent toprağı olarak yeniden üretilmektedir. Bu üretim, bir yandan kente yeni katılan toprağın değerinin bir süreç içinde artışına yol açarken, diğer yandan mevcut kent topraklarında da konumundaki değişim nedeniyle değer artışına yol açmaktadır. Böylelikle kentlerde bir yandan kamunun eylem ve işlemleri sonucunda rant oluşurken; diğer yandan kentsel toprakların konumlarındaki oransal değişim nedeniyle tekelci rantlar oluşmaktadır” (Ertürk, 1995, Akt: Aliağaoğlu, 2003). Çalışma alanında; erişilebilirliği yüksek, ticaret alanları ile karışık merkezi konumda olan mahallelerde, kentsel rant yüksektir. Arazi değerinin yüksek oluşu arazinin yoğun kullanılmasına neden olarak, kat sayısında artışı teşvik etmiştir. Kırsal göçün arazi rantı üzerinde etkisi büyük olmuştur (Şekil:86-89).

Şekil 86: Yeni Mahalle, Cumhuriyet ve Fazıl Ahmet Paşa Mahallelerinden Görünüm 69

69

Vezirköprü İlçe Kaymakamlığı’ndan yararlanılarak hazırlanmıştır.

173

Tablo 25: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Daire Sayısına Göre Tamamen veya Kısmen Biten Yeni ve İlave Yapılar
Yıl ve Konut Tipi
Yıllar Ev Aprt
1 2

Konutların Daire Sayısına Göre Kategorize Edilmesi
3 4 5 6 7 8 9 10 11 15+ Toplam

1992
Alan(m²)

68 58
7720

27 31
7468

72
8223

23
6326

2
525

6
2524

15494 11784

1994
Alan(m²)

61
6963

20
4529

3
1278

3
1338

1995
Alan(m²)

52
6202

55
13302

64
6928

30
6655

5
1773

5
2084

--------1
964

----2
1080

1
995

-----

----2
1114

1996
Alan(m²)

41
4883

81
44416

67
7221

16
3497

4
1892

4
1654

2
1037

2
1460

1998
Alan(m²)

30
3729

40
16471

39
3911

16
3349

7
2529

2
876

1999
Alan(m²)

16
2281

46
14081

30
3845

17
4123

8
3157

5
3204

2000
Alan(m²)

43
6922

21
10409

40
5144

14
3624

1
339

2
1067

--------1
417

1
849

----1
679

----------------2
2369

------------1
1400

------------6
7146

------------19
22040

-------------1
1932

104
18593

89
15188

107
19518

122
49279

1
780

1
1026

----1
1060

----3
3126

--------1
1528

2001
Alan(m²)

6
2045 314

15
16259 316

3
704

4
1471

4
1883

1
510

----4

2
1734

----5

----5

----2

------------1
1330

----------------126

2
5638

70
20200

--------3
6342

61
15109

64
17331

18
13964 635+873

Toplam

376

140

34

28

9

7

263

Kaynak: TÜİK Bina İnşaatı İstatistikleri (OMÜ. Merk. Kütp.)’den derlenmiştir.

Şekil 87: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Dikey Gelişimin Yıllara Oranı (1993-1997 hariç)

174

Araştırma sahasında bina kat sayısının şehir içi coğrafi dağılışı çeşitli nedenlerle farklıdır. Geleneksel evlerde kat sayısı yükseklikleri daha çok kullanılan malzemeye bağlıdır. Günümüze ulaşabilmiş ya da restore edilmiş hımışlı, konak tarzı, cumbalı tarihi meskenlerin genel olarak 2-3 katlı olduğunu görmekteyiz (Şekil:90). Diğer önemli bir faktör ise geçmişte bu alanlarda şehirsel rantın eksik oluşudur. Dikey gelişimin niteliğini göstermesi açısından daire sayıları önemlidir. Nitekim araştırma sahasındaki konutların sayıca yoğunluk gösterdiği daire sayısı 1-2-3’tür. Bu da Vezirköprü şehir yerleşmesinde genel olarak 2 ve 3 katlı yapıların sayıca fazla olduğunu ve bu yapıların geleneksel dokudan da etkilendiğini göstermektedir. Daha çok 5 katlı bina ve sitelerin yoğunluk gösterdiği mahalleler ise Atatürk Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi, Esentepe Mahallesi, Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi ve Yeni Mahalle’dir (Şekil:88). Siteler bakımından en yoğun mahalleler Atatürk ve Esentepe mahalleleridir. Kat sayısındaki değişimi etkileyen bir diğer faktör de genel ekonomik durumdur. Yani yukarıda adı geçen mahallelerin kat sayısındaki artış ile ekonomik durumları arasında doğru orantı mevcuttur. Bunlara ek olarak genel ekonomik durumu orta ve iyi olan mahallelerde de kat sayısının bir miktar yüksek olduğu görülmektedir. İlçede toplu konut (TOKİ) girişimleri 2007 yılı itibariyle başlatılmış olup, inşaat için yeterli ön kayıt sayısına ulaşılması beklenmektedir.

Şekil 88: Cumhuriyet Mahallesi'nde Dikey Gelişim Örneği

175

Yatay gelişimin doğal sebeplerden kaynaklanan kısıtlayıcı yönlerini zayıflatmak amacıyla dikey gelişimi teşvik edici uygulamalara gidilebilir. Bunun önkoşulu olarak da yeterli temel-kolon (mümkünse çakma temel, yüksek sönümlü kauçuk temel ve yüksek modüllü kolon uygulamaları) sağlamlığına yönelik şartlar konabilir. Depremsellik ve konut ilişkisinde oldukça önemli olan bir husus da depremin ilçe yerleşmesini hangi yönlerden vurabileceğidir. Daha önce de anlatıldığı üzere Vezirköprü’yü olumsuz etkileyebilecek tehlikeli depremlerin (özellikle ikincil S dalgaları) potansiyel yönleri güney (Osmancık), güneybatı ve güneydoğu (Lâdik ve Erbaa) yönleridir. Bu yönleri ayrıntılı çalışmalarla daha doğru tespit etmek mümkündür. Dolayısıyla şiddetli bir depremde binaların kolon esneklik payları, temel nitelikleri ve cephe yönleri devreye girer. Binaların olası deprem dalgalarına paralel ve dayanıklı yapılar olması burada çok önemlidir; çünkü dalga enerjisini sönümleyebilecek bir yöne ait esneme payına sahip olmayan yapılar, kolon kesiklerine ve dolayısıyla ciddi yıkımlara maruz kalabilir. Temellerin tabana tutunabilirliği ve zemin sıvılaşmasına karşı koyabilecek niteliklere sahip olması da çok önemlidir. Örneğin güneydoğu yönlü S dalgalarına maruz kalan bir yapının esneme yönü KB-GD olacak ve sönümleme bu yönde gerçekleşecektir. S dalgalarının özellikle bina temellerini ilgilendiren diğer bir etkisi de yukarı ve aşağıya doğru yaptığı salınım hareketleridir. Bu hareketler özellikle zemin suyunu harekete geçirerek, zeminin üzerindeki yükü taşıyamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Burada dikey gelişim açısından çıkarılabilecek sonuç ise Vezirköprü şehir yerleşmesinde tali cadde ve sokaklara uygulanan 3 kat sınırlamasının bilimsel olmayışıdır. Daha çok yapı sağlamlığına ve dolayısıyla teknik detaylara özen gösterilmelidir. Görüntü kaygısından da kaynaklanan bu uygulama yerine tali yollara da ana caddelerdeki gibi 5 kat sınırlaması getirilmeli ve mümkünse bütün yapılarda modern dış kaplama uygulamasına gidilmelidir (Kenti Evliya Çelebi’nin deyimiyle: “…İnci gibi parlayan süslü bir şehir…” olarak yeniden şekillendirmek mümkündür.). Dar sokakların acil durumlarda yardımların zamanında ulaşmasını engellemesi de, Vezirköprü’de ön çalışmaların yapıldığı bir kriz masası prosedürüne ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Bu sokakların herhangi bir depremde yapısal zarara uğraması, yardımların olay yerine ulaşmasını engelleyeceği açıktır. Bu yüzden yerel yönetimlerin ve sivil savunma kuruluşlarının hem teknik açıdan (deprem konteynırları gibi) hem de insan kaynakları açısından bir dizi önlemler alması kaçınılmazdır.

176

ATATÜRK MAHALLESİ

TAŞKALE MAHALLESİ

Şekil 89: Atatürk ve Taşkale Mahallelerinde Dikey Gelişim70

Şekil 90: Mehmet Paşa, Abdulgani, Orta Cami, Kuruçay ve Nalbantlı Mahalleleri71

70-71

Vezirköprü İlçe Kaymakamlığı Albümü’nden yararlanılarak hazırlanmıştır.

177

Kadastro Müdürlüğü verilerine göre Vezirköprü’nün sınırları uzunluğu ise 452 km olup müdürlüğün kadastro çalışma alanı 1681 km²’dir. İlçe şehir yerleşmesinin 1981 yılından 2007 yılına kadar geçen bir süreç içerisinde ilçenin kadastrosu bitirilmiştir. Tamamlanan birim sayısı 18 mahalle, 2 belde ve 137 köyden ibarettir. İlçede toplam 160.000 parsel kadastroya tabi tutulmuştur. İlçenin 1972, 1983, 1993 (tamamlanma yılı 1994) tarihli imar plânları mevcuttur. Daha çok kat artırımı, bazı yolların genişletilmesi, çıkmaz sokakların düzenlenmesi gibi kararlar üzerinde duran imar plânlarının 1993 yılı imar plânında batıda Uluçay dere yatağının olduğu kesimdeki alanların aktif heyelan bölgesi olmasından dolayı imara açılmaması gerektiği vurgulanmıştır. 1993 yılı imar plânlaması kapsamında 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar (31 pafta), koruma, arazi kullanımı, altyapı, jeoloji haritaları hazırlatılmıştır. 2008-2009 yılları itibariyle sokak numaralandırma sistemine geçilmiş isme dayalı adres sistemi terk edilmiştir (Şekil:91) Haritaların sayısallaştırma çalışmaları devam etmekte ve CBS ortamına aktarma (MapINFO) işlemleri uygulamaya sokulmaktadır. Bu sayede güncellemeler sayısal ortamda ve daha hızlı gerçekleşecektir. 1994 yılı imar kararlarından bazıları şunlardır: · · · · · · · · Binalarda çatı katı ve çekme katı yapılamaz, Yol, otopark ve yeşil alanlar kamuya terk edilmeden inşaat uygulamasına geçilemez, Binalara mahreç aldıkları yol aksından kot verilecektir. Kottan dolayı kat kazanılamaz. Tüm yapılaşmalarda; deprem, TEK ve otopark yönetmeliklerinin hükümlerine uyulması zorunludur, Heyelan yönünden detaylı önlem gerektiren alan sınırı içinde gerekli zemin etüdü yapılmadan inşaat izni verilemez, Plânda öngörülen yapılaşma emsallerini (KAKS) aşmamak ve yönetmelik koşullarına uymak kaydıyla bir parselde birden fazla yapı yapılabilir, Mevcut konut alanlarında bina cephe hattının oluşmadığı sokaklarda yeni yapılar için ön bahçe mesafesi 5 m’dir. Emsal verilen öneri konut alanlarında (Kooperatif); -Ayrık nizamda blok düzenlemesi yapılabilir,

178

-TAKS72 0.35 değerini ve bina yüksekliği h: 15.50 metreyi geçemez, -Parselasyon yapılması zorunlu değildir. -Plândaki çekme mesafelerine uyulacaktır. · · · Mevcut sanayi alanları dondurulmuş olup, ek tesis yapılamaz, Öneri küçük sanayi alanındaki dükkân sıraları plânda gösterilen ölçülerle ve h: 5.50 m yükseklikte yapılacaktır, Konut dışı kentsel çalışma alanlarında; ilgili yönetmelikte tariflenen yapılar E: 1.20 kat alanı katsayısına73 uyarak ayrık veya ikiz nizamda ve azami TAKS: 0.40 değeri ile yapılabilir, · Kentsel sit alanı sınırı içindeki yapılaşmalarda Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.12.1992 tarih ve 1536 sayılı “Geçici Dönem Yapılaşma Koşulları” geçerlidir, · Tarımsal niteliği korunacak alanlarda: -Mevcut veya kadastral bir yola cephesi bulunmayan parsel ihdas edilemez. Mevcutta oluşmuş bu tip parsellere geçiş hakkı sağlamaya belediyesi yetkilidir, -5000 m²’den az olan kadastral parseller ifraz edilemez, -Yapılacak ifraz sonrasında yeni parseller 5000 m²’den küçük olamaz, -Yeni parsellerin yola cephesi 20 m’den az olamaz, -Mevcut büyüklüğü 2000 m²’den küçük olan parsellere yapı inşa edilemez, -Mevcut veya yeni ifraz edilen parsellerdeki yapı nizamı TAKS: 0.05 ve KAKS: 0.10 ile h: 6.50 m değerlerinde olacaktır. -Yapılar; yollardan 10 m, komşu parsel sınırından 5 m çekilecektir. · · Taşkın alanlarında önlem alınmadan uygulama yapılamaz, Besihane alanlarında yapılaşmalar, verilecek ilgili teşviklere uygun düzenlenecektir. Bu alanlarda asgari parsel büyüklüğü 2500 m², azami inşaat alanı E: 0.30 olacaktır. Yollardan ve komşu parsellerden çekmeler 5 m’den aşağı olamaz. · Yollarda yapılaşmanın biçimi ve kadastral duruma göre (Esas doğrultuyu değiştirmemek ve yol genişliklerini daraltmamak koşuluyla) belediyesi;
TAKS : İmar plânı üzerinde yazılı taban alanı katsayısı o imar adasındaki imar parselinde yapılacak inşaatın toprak üzerinde kaplayacağı en büyük bina sahasını gösterir. 73 KAKS : İmar planı üzerinde yazılı kat alanı kat sayısı, o imar adasındaki imar parselinde yapılacak binanın inşaat alanları toplamını gösterir. Bina inşaat alanı imar planı üzerinde yazılı kat alanı katsayısı ile belirtilmiş miktardan fazla olamaz. Kısaca “inşaat emsali” veya ”inşaat yoğunluğu” da denir.
72

179

-Plân hatlarıyla kadastral çizgiler arasındaki 3 m’ye kadar olan çelişkileri gidermeye, -Trafik ve yaya yollarını yazılı değerden 3 m’ye kadar genişletmeye, -Kadastral artıklarını yola katmaya, -Ada içlerinde gösterilen parselasyon bölünmeleri üzerinde ana ilkelere sadık kalmak koşulu ile gerekli düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.

180

KROKİ

Şekil 91: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Sadeleştirilmiş İmar Plânı Haritası (Kaynak: Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü/2010)

181

3. Yapı Malzemesi ve Konut Tipleri Araştırma sahasındaki mesken tiplerinin sahip olduğu yapı malzemesinin çeşitlilik göstermesi eski yapı ve mimari özelliklerinin yeni yapılaşma ile iç içe geçmesinden, ekonomik şartlardan ve doğal ortam özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Evliya Çelebi’nin anlatımından ve özellikle 1942-43 depremlerinden günümüze ulaşmış ya da sonrasında yapılmış geleneksel meskenlerden anlaşıldığı üzere konutların hâkim malzemesi ağaç, tuğla, taş ve kerpiçtir. Ağacın ana malzeme olarak kullanıldığı bu hımışlı ve cumbalı evlerde çimento yerine harç haline getirilmiş killi toprak ya da kemre (hayvan gübresi) kullanılmıştır. Dış yüzeyi genelde kireç ile sıvanmış haldedir. Bu kireç sıvalarının yenileme yapılmayan evlerde döküldüğü görülmüştür (Şekil:92). Bazılarında temeller taş bloklardan oluşmaktadır. Bunun ana nedenleri sel olaylarına karşı meskeni korumak ve yapıları daha sağlam bir temele oturtmaktır (İklim etkisi). Şehir yerleşmesinde eklenti olarak serenti tipi yapılaşmayla karşılaşılmamıştır.

Mehmet Paşa M.

Fazıl Ahmet Paşa M.

Şekil 92: Mehmet Paşa ve Fazıl Ahmet Paşa Mahallelerinde Hımışlı Mesken Tipleri Cami açısından Köprülüler Dönemi öncesinde tabhaneli (misafirhaneli) ve yığma kâgir, hımışlı yapılar; sonrasında ise klâsik Osmanlı mimarisini yansıtan taş ve tuğla malzemeden yapılmış kubbeli yapılar mevcuttur. Yine medrese, bedesten, hamam gibi yapılarda taş ve tuğla yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Hanlarda ise genel olarak taş temelli ve duvarlı, çatı katı ve iç duvarları ağaçtan direklerle desteklenmiş hımışlı yapılar tercih edilmiştir. Bu yapılar günümzde aslına uygun bir şekilde restore edilmişlerdir. Sahada kullanılan malzeme olarak taşın kullanıldığı ve gayrimüslim mimarisinden etkilenmiş az sayıda yapı örnekleri de mevcuttur.

182

Konakların dışında yani orta halli ailelerin kullanmış olduğu meskenlerde kullanım alanı olarak genelde bir salon, iki veya üç odadan ibaret bir plânlama mevcut olup, tuvalet, kiler, ahır gibi diğer bölümler de evin dışarısında yer alabilmektedir. Bu eklentiler günümüzde fonksiyonlarını büyük ölçüde yitirmiştir ve kullanımda olan evlerde özellikle tuvalet ve banyo meskenin içine alınmıştır. Bahçeli evlerde bahçeler ön ya da arka cephede bulunmaktadır. Bazı evlerin arka kapısından yüksek kerpiç ya da tuğla duvarlalar ile örtülü bir bahçeye çıkılmakta, duvarlar yağışın etkisinden kiremitlerle ve taş temellerle korunmaktadır. Bazı duvarlar ise sadece taştan ya da tuğladan yapılmıştır. Sahadaki meskenlerin cephe yönlerinde sabit yönler mevcut değildir ancak şehrin dış çemberinde ve nispeten yüksek alanlarında konumlanan 2-3 katlı, cumbalı evlerin cephe yönleri genelde kuzeye bakmaktadır (Kayalı Bahçeliği, Kayalı Boğazı ve dağ manzarası da etkili olmuştur.), (Şekil:96). Meskenlerdeki basit oluklu Türk kiremitleri ile kaplı çatılar, gelir durumuna bağlı olarak ya iki tarafa doğru meyilli beşik tarzı ya da bol malzeme kullanmayı gerektiren çok yüzeyli çatılar şeklinde yapılmıştır (Şekil:93). Evlerin dağılışları ise çekirdek mahallelerde toplu bir şekilde; eski kentin tarımsal çemberinde ise, hafif engebeli topografyanın da etkisiyle dağınık bir düzende ve tahminen tarım arazilerinin kenar sınırlarında (Yeni yapılaşmanın içinde gömülü kalmışlardır.) konumlanmışlardır.

Şekil 93: Mehmet Paşa Mahallesi’nde Mesken ve Çatı Tipleri74

74

Vezirköprü İlçe Kaymakamlığı

183

Şekil 94: Bedesten’de Restorasyon Öncesi ve Sonrası75

Şekil 95: Tikenli Mahallesi’nde Hımışlı Mesken Örneği

75

İlçe Kaymakamlığı ve Beşer Kuyumculuk albümlerinden yararlanılmıştır.

184

Şekil 96: Atatürk Mahallesi’nde Cumbalı, Hımışlı ve Eklentili Mesken Örneği Araştırma sahasında hımışlı ve cumbalı ahşap mesken tiplerinin yoğunluk gösterdiği çekirdek mahalleler; Ortacami, Mehmet Paşa, Değirmenbaşı, Abdulgani, Tikenli, Taşkale, Tabakhane, Nalbantlı ve Çanaklı mahalleleridir. Yine kentin ışınsal dokusunun çekirdek mahallelerine sokulduğu kısımlara tekabül eden Yeni Mahalle’nin GB.’sında, Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi’nin kuzeyinde, Atatürk Mahallesi’nin kuzeyinde ve batı sınırında, Cumhuriyet Mahallesi’nin KB. ve batı sınırında hımışlı meskenlerin yoğunluğu artmaktadır. Betonarme modern ve yüksek yapılar ise daha çok Atatürk, Fazıl Ahmet Paşa, Esentepe, Cumhuriyet, ve Taşkale (kısmen) mahallelerinde yoğunluk kazanmıştır. Ekonomik açıdan en değerli bina ve villa tarzı iki katlı meskenlere Cumhuriyet Mahallesi’nde rastlanılmaktadır. Onu Esentepe ve Fazıl Ahmet Paşa mahalleleri ve son olarak da Yeni Mahalle takip etmektedir. Orta halli ve düşük gelirli vatandaşların kaldığı meskenler diğer mahallelerde yoğunlaşmıştır. Ancak yapılara bakarak; nüfusun gelir düzeyine göre arz ettiği dağılışın sınıflandırılması tam anlamıyla mümkün değildir.

185

-ÜÇÜNCÜ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ ŞEHİR YERLEŞMESİNİN FONKSİYONEL ÖZELLİKLERİ

186

A. Şehirsel Fonksiyonlar ve Arazi Kullanımı Şehir içi arazi kullanımı ortaya konulmadan önce, fonksiyon ve strüktür kavramlarının açıklanması yerinde olacaktır. Şehir coğrafyasında fonksiyon denilince, bir yanda mekâna ihtiyaç gösteren faaliyet ve faydalanmalar, diğer yandan şehrin yakın ve uzak çevresi ile olan ilişki ve bağlantıları anlaşılmaktadır. Mekân içerisindeki faaliyet ve faydalanmalar, kentsel fonksiyonu oluşturmaktadır. Strüktür ise, fonksiyonların mekân içinde farklı bir şekilde toplanması ve kombine olması, diğer bir deyişle fonksiyonların mekânsal tanzim ve düzenleridir. Sonuçta fonksiyon ve strüktür birbirleriyle sıkı sıkıya bağlı iki kavramdır (Denker, 1976). Şehir fonksiyon alanlarının dağılışında, halkın kullandığı ikamet alanları ve merkezi fonksiyon alanları denilen kısımların ayrıldığı görülür. Merkezi fonksiyonlar denilince idari, kültürel ve sosyal tesislerle, ekonomik faaliyetler ve ulaşım faaliyetleri anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle yalnız şehir halkının ihtiyaçlarını karşılayan faaliyetler değil, şehir ile çevre arasındaki ilişkiyi temin eden, şehre merkeziyet gücünü kazandıran ve onun etki alanını belirleyen faaliyetler anlaşılmaktadır (Çeker, 2003). Dolayısıyla Vezirköprü ilçe merkezinin şehir içi fonksiyon alanları, coğrafyanın dağılış prensibine dayandırılarak, işlevleriyle birlikte açıklanmaya çalışılacaktır. 1. Yönetim Fonksiyonu Yönetim fonksiyonu, şehirlerin etki bölgeleriyle yakın ilişkide olan bir fonksiyon olup; şehrin etrafındaki kır sahasıyla, daha küçük şehir ve kasabalarla karşılıklı münasebetlerinin sonucu olarak ortaya çıkan sistemleri ifade etmektedir. Göney’inde (1995) belirttiği gibi birçok şehrin ortadan kalkması ve öneminin azalması, yeni şehirlerin kurulması ve gelişmesi şehir ile kır arasındaki münasebetler ile yakında ilişkilidir. Kır ile şehir arasındaki ilişki ise iki yönlü olarak değerlendirmek gerekir. Şehirlerden onları çevreleyen sahalara doğru bazı önemli hizmetlerin (eğitim, sağlık, kültür… vs.) sunulması, kır sahalarının ise şehirlerin başta gıda olmak üzere sanayi için hammadde, insan kaynakları gibi ihtiyaçlarını karşılama özelliği vardır. Bir taraftan şehirsel hizmetler organize bir şekilde etki bölgelerine gönderilirken, diğer taraftan etki bölgelerinden çeşitli kaynaklar alarak yani onların özelliklerine ve büyüklüğüne bağlı kalarak şehirsel gelişimin devamlılığı sağlanmaktadır (Çeker, 2003).

187

Şehirler çevrelerindeki kırsal alanların merkezi durumundadırlar. En önemlisi idari merkez olmalarıdır. Ayrıca çeşitli ihtiyaçların karşılanması için gerekli ticari merkezleri barındırırlar. Araştırma sahasının etki bölgesini tarihsel süreç içersinde irdelediğimizde ise 15. ve 19. yüzyıllar arasında özellikle ticari açıdan Canik mıntıkasının önemli bir parçası olarak, etki bölgesinin geniş bir sahayı kapsadığını söyleyebiliriz. Yine aynı dönemlerde Amasya ve Canik mıntıkasını askeri açıdan kontrol altında tutabilmek için özellikle Vezirköprü kalelerinin elde tutulmaya çalışıldığını ve bu sayede de özellikle ticaret yollarında üstünlük sağlanmaya çalışıldığını görmekteyiz. Bu stratejik önemini Köprülüler Dönemi’ne kadar devam ettiren şehir bu dönemden sonra daha çok siyasi ve kültürel bir merkez olmuştur. Yaşanan doğal afetlerin ve siyasi buhranların olumsuz etkileri nedeniyle etki bölgesinin sürekli olarak daraldığını söylemek mümkündür. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise idari, ticari ve sosyal açıdan kırsalla sınırlı bir etki bölgesinden ibaret bir şehir kimliğine bürünen Vezirköprü, günümüzde çeşitli projeler kapsamında bu özelliğini geliştirme çabaları içindedir. Vezirköprü 1681 km²’lik yüzölçümü ile Samsun’un en büyük ilçesidir. Kendisine bağlı 137 köy ve 3 bucağa sahiptir. Bu köyler 2000 yılı nüfus sayımlarına göre 82.928 kişiyi barındırmaktadır. Dolayısıyla bu nüfus idari olarak bağlı bulundukları ilçe ile ilişki içindedir. 72 köyün nüfusu 500’ün altındadır. Nüfusu 1000’in üzerinde olan köy sayısı ise 19’dur. Bunlardan Gölköy ve Narlı Köyü’nde belediye teşkilatı kurulmuştur (Nüfusları 2000’in üstündedir.). İlçede toplam 53190 hektarlık tarım arazisi mevcuttur. 2350 hektarlık çayır ve mera alanında geçim tipi hayvancılıktır. Kırsal nüfusun sağlık, adliye, nüfus, kaymakamlık, tapu, maliye, trafik vb. konularda idari ve resmi olarak şehir yerleşmesine bağlı olması şehrin devamlılığı için önemli bir sebeptir. Yine kırsal alanlarda üretilen ürünlerin toplandığı pancar kooperatifi, yağlı tohumlar kooperatifi, tekel gibi kurumlar kırsal alanlara hizmet eden ve ülke stratejilerinin belirlediği ölçüde kırsalla ilişkisi olan kurumlardır. İlçenin ihtiyacı olan gıda maddelerinin bir kısmı kırsal alanlardan sağlanmaktadır. Yine sanayi için tomruk, buğday gibi maddeler kırsaldan sağlanmaktadır (Çeker, 2003). Araştırma sahasında 1993 verilerine göre 367,25 hektarlık kentsel alan içerinde resmi ve idari tesislerin kapladığı alan 24,88 hektar olup kentsel sahanın % 6.78’ini kaplamaktadır (Tablo:28). Bu alanlarda 2008 nüfus verilerine göre m² başına 13,16 kişi düşmektedir. Kentte 2000 yılında kamuda çalışanların nüfusu 1814’tür (Tablo:26-27).

188

Tablo 26: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Hizmet Veren Kamu Personeli Yıllar 1985 1990 2000 Kaynak: TÜİK
Mali Kurumlar, Sigorta, Taşınmaz Mallara Ait İşler ve Kurumları, Yardımcı İş Hizmetleri Toplum Hizmetleri, Sosyal ve Kişisel Hizmetler

148 141 166

1374 1408 1648

Tablo 27: Şehir Yerleşmesinde 2009 Yılına Göre Kurumlar ve Personel Sayıları Kurum Çalışan Sayısı ve Diğer Bilgiler İlçe Tarım Müdürlüğü 25 Fazıl Ahmet Paşa İlçe Halk Kütüphanesi 3 Vezirköprü Ticaret Odası 25 Vezirköprü Sağlık Grup Başkanlığı 253 TEDAŞ İşletme Başmühendisliği 19 İlçe Tapu Sicil Müdürlüğü 6 Kadastro Müdürlüğü 20 İlçe Özel İdaresi 29 İlçe Mal Müdürlüğü 21 İlçe Müftülüğü 225 (merkezde 27, toplam 216 cami) Vezirköprü Belediyesi 175 Vezirköprü Kaymakamlığı 16 Adliye 61 Cezaevi 100 (380 hükümlü) İlçe Jandarma Komutanlığı --- (4 komutanlık) İlçe Emniyet Müdürlüğü 45(21 amirlik) İlçe Sivil Savunma Müdürlüğü 2 İlçe Nüfus Müdürlüğü 8 İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 110 (947 öğretmen, daire personeli 16) İlçe Orman İşletme Müdürlüğü 84 Şoförler ve Otomobilciler Odası 2 Köylere Hizmet Götürme Başkanlığı 10 PTT Müdürlüğü 19 Ziraat Bankası 12 Öğretmenevi 7 Yaprak ve Tütün İşletme Müdürlüğü 63 1340 TOPLAM Kaynak: Vezirköprü İlçe Kaymakamlığı, (2010)

189

Vezirköprü şehir yerleşmesinde idari alanlar için ayrılmış belirgin bir saha yoktur (Şekil:97). İdari fonksiyonlara hizmet eden binalar özellikle iş ve ticaret sahalarının bulunduğu alanlarda, şehir içerisine serpiştirilmiştir. İdari alanların mahalle bazında yoğunlaştığı yer Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi’dir. En çok Cumhuriyet Meydanı çevresinde konumlanmışlardır. Hükümet Konağı, Emniyet Müdürlüğü bu mevkidedir. Hükümet Konağı’nda Kaymakamlık, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Nüfus Müdürlüğü bulunmaktadır. İlçe merkezinin güney doğusuna tekabül eden ve içinde Tapu Kadastro Müdürlüğü’nün de hizmet verdiği adliye binası Esentepe Mahallesi sınırları içerisindedir. Binanın buraya kurulması sayesinde mahallenin hareketlilik kazandığı söylenebilir. İlçenin belediye binası ise Köprülüler Caddesi’nde (Mehmet Paşa Mahallesi) bulunmaktadır. Tablo 28: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Mekânsal Kullanımlar (1993)76 Kullanımlar
Konut Alanları Ticaret Alanları Resmi ve İdari Tesisler Küçük Sanatlar Eğitim Tesisleri Dini Tesisler Yeşil Alanlar Spor Alanları Ağaçlandırılacak Alan (Mezarlık) Sosyal Kültürel Tesisler Sağlık Tesisleri Sanayi Tesisleri Tarım-Mera Alanları Yol Alanları Toplamı Boş Alanlar Dere Taşkın Alanları Toplam Kentsel Alan

Hektar 112.19 5.72 24.88 4.53 16.35 0.96 0.71 2.60 11.04

Yüzdesi (%) 30.55 1.56 6.78 1.23 4.42 0.27 0.19 0.71 3.01

m²/kişi 20,30 2,62 11,38 2,07 7,43 0,44 0,32 1,19 5,04

0.23 0.06 0,11 1.21 0.33 0,55 15.07 4.10 6,89 58.28 15.87 26,65 68.06 18.53 31,12 52.77 14.37 24,13 2.84 0.77 1,29 367.25 100.00 167,92 Not: 1993 yılında Vezirköprü şehir yerleşmesinin nüfusu 21.870 olarak alınmıştır.

ÇEKER.,H. (2003). Vezirköprü’de Şehir İçi Arazi Kullanımı, (Yayımlanmamış Yüksek Lisan Tezi), OMÜ. Merkez Kütüphanesi (Kayıt No: 42428)

76

190

Şekil 97: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Arazi Kullanımı (Asetat Uygulama)77

SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulmuş vektörel KBS verilerinin katmanlar halinde bindirilmesiyle elde edilen ve temelde tezin baskısı için her katmanın ayrı ayrı asetat kâğıtlara aktarılması amacıyla hazırlanan haritalardan yararlanılmıştır. Çalışmanın dijital örneğinde katmanlar birlikte düşünülmüş ve yukarıdaki şekilde aktarılmıştır.

77

191

2. Eğitim Fonksiyonu Yerleşim yeri olarak geçmişi uzun yıllara dayanan Vezirköprü’de, eğitimöğretim kurumları her dönemde önemlidir. Vezirköprü’den söz eden tarihi kaynakların bu konu ile ilgili yazdıklarının yanı sıra bazı öğretim kurumlarımızın kuruluş yılları ve istatistikleri de bu savı doğrulamaktadır (Tablo:29-30). “Vezirköprü’de Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Eğitim Tarihi” konulu araştırmaya göre (Akt: Vezirköprü Kaymakamlığı, 2008) eğitim ve öğretim kurumlarının büyük bir bölümünün Osmanlılar Dönemi’nde yapıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan araştırma ve incelemede bu konuda kaynak olabilecek kişilerden de bilgi alınmıştır. Osmanlıcayı çok iyi bir şekilde okuyabilen ve yazılı kaynakları günümüz Türkçesine rahatlıkla çevirebilen Vezirköprü eşrafından Hasan Beşer 29.09.1998 tarihinde yapılan söyleşide şunları anlatmıştır: “Vezirköprü’de çocuklar önce sıbyan sınıfına giderler, başarılı olan erkekler “Taşkale Zukur Mektebi İbtidaisi” ne 6 yıl devam ederlerdi. Her yıl imtihana girer, başarılı olurlarsa bir üst sınıfa devam etme hakkını elde ederlerdi. Kız çocukları da İnas Mektebi’ne giderlerdi. Burada da öğrenim 6 seneydi. Talebelerin giydiği resmi bir kıyafet yoktu. Okullarda Kuran-ı Kerim, Malumat-ı Diniye, Coğrafya, Eşya (Tabiat), Hesabı Hendese okutulurdu. Ders kitaplarını herkes kendisi temin ederdi. Sınıflar 15-20 kişi idi. Üst sınıflara yükseldikçe mevcut azalıyordu. Vezirköprü’den okumak için Amasya, Tokat, Sivas ve Samsun’a gidenler oluyordu. Okulların geliri mütevelliler tarafından karşılanırdı. Vakıflar da bunlara yardımcı olurdu. Isınmak için odun getirirdik. Bunlardan bazıları okulu bitiremedi.” Yine Rüştiye mezunu olan Ahmet Akı 29.05.1998 tarihinde şunları anlatmıştır: “ Rüştiye’yi bitirenler müthiş bilgilerle donatılıyordu. Buradan mezun olanlar Amasya ve Tokat’a gidiyordu. Halk fakir olduğundan bir ders kitabını 4-5 kişi kullanıyordu. II. Meşrutiyet ilan edildiği zaman Ahmet Fazıl Efendi milletvekili idi. Hicri 1317 doğumlular Samsun’a askere çağrıldılar. Çağrılanlar arasında Vezirköprü’den 3 kişi okur-yazardı. Bu rakam Samsun’a çağrılan çevre ilçeler ve Samsun genelinde en yüksek rakamdı. Yani Vezirköprü okur-yazarlık açısından çevrede en ileri durumda olan ilçe konumundaydı.”

192

Osmanlı döneminde Vezirköprü’de açılan medreseler Abdülkerim Ağa Medresesi, Süleyman Ağa Medresesi, Rahmaniye Medresesi, Taş Medrese’dir. Bunlardan günümüze kalan ve kütüphane olarak kalan tek yapı Taş Medrese’dir. Dönemin hem eğitim hem de diğer fonksiyonlara ışık tutması bakımından şehrin yerlisi olan Hasan Beşer’in (Akt: İlçe Yıllığı, 2008) anlattıkları çok önemlidir: “İşgal yıllarıydı. 4. Sınıfa devam ediyordum Cam kenarında oturduğum için bir toz dumanı gördüm, rüzgâr yoktu, hava sıcaktı. Merak ettim camdan atlayıp toz dumanın olduğu yere koşmaya başladım Toz Mencek yakınlarındaydı. Bir de baktım ki sınıf arkadaşlarımın büyük çoğunluğu ve ilçe sakinlerinden kalabalık bir topluluk oradaydı. Gelen bir arabaydı. Arabayı ilk defa o zaman gördüm Arabada İngilizler vardı. 3 kişiydiler. Önce belediyeye girdiler, sonra Askerlik Şubesi’ne çıktılar. Mondros Ateşkes Antlaşması gereği silahların mekanizmasını sökerek etkisiz hale getirdiler. Hiçbir tepkiyle karşılaşmadılar; çünkü erkeklerin çoğu savaşlarda ölmüş veya askerdeydiler. Türk Bayrağı’nı dahi indirdiler. Harf İnkılâbı’ndan sonra Vezirköprü’de de okullar açılmaya başladı. Çocuklarını okutabilenler evlerinde, okutamayanlar kursa giderek okuma-yazma öğrendiler. Subay öğretmenler vardı. Okul binaları olmadığından camilerin yanlarındaki odalarda dersler yapıldı.” Kasım 1928’de Harf İnkılâbı kabul edildikten sonra Vezirköprü’de ilk defa Merkez Mektebi, Gazi Mektebi açılmış, köylerde ise 1950 yılına kadar 20 ilkokul hizmete girmiştir. Rüştiye mezunu Ahmet Akı’nın anlatımıyla: “Biz yeni yazıyı hemen öğrendik. Cumhuriyet kurulduktan sonra Vezirköprü’de, politikaya atılan bayanlar vardı. Hatırladığım kadarıyla 6 tane belediye meclis üyesi ve 3 tane de il genel meclis üyesi vardı. Havza’nın Karameşe Köyü’nden Sabih Beyin hanımı ve Arif Ağa’nın kızı Nafiye Hanım, Vezirköprü’nün Samsun’daki il genel meclisi üyeleri oldular. Bir de Sivaslı Hidayet Hanım vardı. Sivas Darülmuallim Okulu mezunuydu. Kızları ilçe dışına göndermek zor olduğu için ve onlara yer bulunamadığından ortaokulu okuyamıyorlardı. Trabzonlu, Samsun Milletvekili bir general 1948 yılında Vezirköprü’ye geldi. Hidayet Hanım’ın ısrarıyla kışla binasını Maarif’e verdi. Böylece ortaokul açılmış oldu. Vezirköprü’nün gençleri ortaokulu okumak için dışarıya gitmekten kurtuldu.

193

Cumhuriyet yıllarında nüfus çok azdı. Bedesten; çarşı olarak yeterliydi. Erkek nüfusu çok düşüktü. Savaşa Çanaklı Mahallesi’nden 73 kişi gitmiş, bunlardan 3’ü dönebilmişti. Yeni harften okumak için halkın çoğu itirazsız gece kurslarına katıldılar. Daha ziyade Türk Ocağı’na ve Gençler Birliği’ne gidiyorlardı. Türk Ocağı’nda ilk sinema gösterileri başlatılmıştı. Gençler Birliği ilk defa Taşhan’ın karşısında Rumlardan kalma bir binada açıldı. Çok modern bir binaydı. O zamanlar böyle modern binalar sadece Rumlarda vardı. Belediyenin olduğu yerde üç katlı bir bina vardı. Orası hem kilise hem de okuldu. Azınlıkların çocukları orada okuyordu. Daha sonra orası Türk Okulu oldu.” (Akt: Vezirköprü Kaymakamlığı, 2008). Tablo 29:Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki İlköğretim Okulları Okul 1 Atatürk İlköğretim 2 Mehmet Paşa İlköğretim 3 Fazıl Ahmet Paşa İlköğretim 4 Fazıl Mustafa Paşa İlköğretim 5 Zeki Cevher İlköğretim 6 Cumhuriyet İlköğretim 7 Mirza Çalışkan İlköğretim 8 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu 9 Gazi Yatılı İlköğretim Bölge Okulu 10 Mustafa Tunç İlköğretim Kaynak: MEB, (2008) Açılış Yılı 1911 1983 1958 1967 1986 1994 1999 1982 2000 2007

Tablo 30: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Açılan Ortaokul ve Liseler Okul 1 Ortaokul 2 Endüstri Meslek Lisesi 3 Vezirköprü Lisesi 4 İmam Hatip Lisesi 5 Kız Meslek Lisesi 6 Sağlık Meslek Lisesi 7 Anadolu Lisesi 8 Ticaret Lisesi 9 Anadolu İmam Hatip Lisesi Kaynak: MEB, (2008) Açılış Yılı 1948 1969 1970 1975 1977 1990 1994 1994 2005

194

Tablo 31: Vezirköprü'de 2007-2008 Eğitim-Öğretim Yılı İlköğretim Genel Özellikleri İlköğretim Okul Sayısı İlköğretim Sınıf Sayısı Kız Öğrenci Sayısı Erkek TOPLAM İdareci (Sınıf) Kadrolu Sınıf İdareci (Branş) Kadrolu Branş Sözleşmeli Sınıf Öğretmen Sözleşmeli Sayısı Branş Vekil Sınıf Vekil Branş Ücretli Sınıf Ücretli Branş TOPLAM Kaynak: MEB, (2008) MERKEZ 10 162 2554 2721 5275 19 92 6 125 1 6 0 0 6 6 261 Köy 141 419 6761 7082 13843 37 243 8 89 78 52 8 0 77 16 608 Toplam 151 581 9315 9803 19118 56 335 14 214 79 58 8 0 83 22 869

Tablo 32: Vezirköprü'de Ortaöğretim Kurumları Genel Bilgileri Ortaöğretim Okul Sayısı Ortaöğretim Sınıf Sayısı Kız Öğrenci Sayısı Erkek TOPLAM Kadrolu Branş Sözleşmeli Branş Öğretmen Sayısı Vekil Branş Ücretli Branş TOPLAM Öğretmen Branş İhtiyacı Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı Kaynak: MEB, (2008) MERKEZ 7 94 986 1574 2560 130 2 0 4 126 29 27 Köy 1 7 21 79 100 6 2 0 2 10 12 14 Toplam 8 101 1007 1653 2660 136 4 0 6 146 41 26

195

Tablo 33: Vezirköprü’de Okul Öncesi 2007-2008 Eğitim-Öğretim Yılı Genel Bilgileri
Okul Öncesi Sınıf Sayısı Kadrolu Sözleşmeli Öğretmen Sayısı Usta Öğretici TOPLAM Kız Öğrenci Sayısı Erkek Toplam MERKEZ Okullaşma Oranı Köy MERKEZ 9 7 0 10 17 148 157 305 Köy 70 4 2 71 77 658 624 1282 % 60 % 57 Toplam 79 11 2 81 94 806 791 1591

Kaynak: MEB, (2008) Tablo 34: Vezirköprü’de Öğretim Yıllarına Göre Okul Öncesi Artış Oranları
Öğretim Yılları 2005-2006 2006-2007 2007-2008 Ana Sınıfı Say. 24 50 87 Artış Oranı (%) --% 108 % 74 Öğrenci Sayısı 439 1026 1597 Artış Oranı (%) --% 133 % 55

Kaynak: MEB, (2008) Tablo 35: Vezirköprü İlköğretim Okulları Derslik ve Öğretim Türü Bilgileri
Derslik-Öğretim Türü Birleştirilmiş Sınıflı Okul İkili Eğitim Yapan Okul Normal Eğitim Yapan Okul Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı Okullaşma Oranı Merkez 0 6 4 33 % 100 Köy 114 31 110 33 % 98 Toplam 114 37 114 33 % 99

Kaynak: MEB, (2008) Tablo 36: Vezirköprü Mesleki Eğitim Merkezi İstatistikleri
Öğretim Yılı 2005-2006 2006-2007 2007-2008 Açılan Kurs Sayısı 2 6 6 Kursiyer Sayısı 70 156 117 Verilen Belge Sayısı 36 84 ---

Kaynak: MEB, (2008) Tablo 37: Vezirköprü Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü İstatistikleri
Öğretim Yılı 2005-2006 2006-2007 2007-2008 Açılan Kurs Sayısı Merkez Köy 82 59 106 143 115 257 Toplam Kurs Sayısı Kursiyer Say. 141 3598 249 4304 372 6975 Verilen Belge Sayısı 2848 3658 ---

Kaynak: MEB, (2008)

196

İlköğretimin 8 yıla çıkarılmasıyla araştırma sahasındaki ilköğretim okullarının sayısında da artış olmuştur. Lise ve meslek lisesi olarak 9 okula sahip olan Vezirköprü şehir yerleşmesinde okulların tek bir merkezde toplanmadığı kentin çeşitli noktalarına yerleştirildikleri görülmektedir. İlçede bir halk eğitim merkezi olup, yaygın eğitim ile sosyal ve kültürel gelişmeye hizmet etmektedir. Eğitim tesislerinin kapladığı alan 16,25 hektardır. Kentsel kullanım alanının % 4,4’sini teşkil etmektedir (Çeker, 2003). Öğrenim açısından en büyük gelişme 2005 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne bağlı Vezirköprü Meslek Yüksekokulu’nun açılmasıdır. Yüksekokul’un bünyesinde Teknik Programlar Bölümü ile İdari ve İktisadi Programlar Bölümü bulunmaktadır. Bu bölümlere bağlı olarak, Bilgisayar Teknolojisi ve Muhasebe Programı olmak üzere iki program mevcuttur. 2010-2011 öğrenim yılı itibariyle doluluk kapasitesini (240-250 öğrenci) dolduracağı bildirilmektedir. Ayrıca yeni bölümlerin açılması için ön çalışmalarda bulunulmaktadır.

Tablo 38:Vezirköprü’de (2007-2008 Eğitim Öğretim Yılı) Özel Öğretim Kurumları Kurum Özel Çözüm Dershanesi Yeni Sakarya Dershanesi Özel Karlık Kız Öğrenci Yurdu Özel Esentepe Kız Öğrenci Yurdu Özel Fazıl Ahmet Paşa Erkek Öğrenci Yurdu Özel Köprülü Çınar Eğitim Kursu Özel Uyar Eğitim ve Rehberlik Merkezi Özel Akça Ana Kucağı Eğitim Merkezi Özel Beyaz Kardelen Eğitim Merkezi TOPLAM Kaynak: MEB, (2008) Kapasite 148 221 80 93 108 224 260 144 408 1686 Öğrenci Sayısı 253 482 30 17 97 130 69 50 21 1149

Araştırma sahasının sahip olduğu resmi ve özel eğitim kurumlarının nüfus bazında değerlendirmesi yapıldığında ister okul öncesi ve sonrası olsun ister mesleki eğitim olsun; eğitim fonksiyonu bakımından oldukça hareketli ve yeterli sayılabilecek bir kapasite söz konusudur (Tablo: 31-38 arası). Dolayısıyla eğitim ve öğrenim açısından arz-talep ilişkisi sadece üniversite konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadır. Yani yüksekokulun giderilmesi gereken önemli eksiklikleri mevcuttur; bunda da yerel yönetimlere ve halka önemli görevler düşmektedir.

197

2002 yılında restorasyonu yapılan en önemli kurumlardan biri de Fazıl Ahmet Paşa İlçe Halk Kütüphanesi’dir. Bünyesinde 20026 kitap bulunan bu kütüphaneden 2007 yılı itibariyle 78375 kişi yararlanmıştır. Kütüphane çalışanlarına göre kütüphaneden yararlananların yaş ortalaması 13’tür. “İnternet Evi” de bulunan kurumda daha çok ders kitaplarına ve ödevlere yönelik talep olmaktadır. Bu da zengin bir kitap arşivine sahip olan kütüphaneden yeterince yararlanılmadığını göstermektedir. İlçe merkezindeki kırtasiyelerle yapılan görüşmelerde ise roman türü kitapların satış oranın çok düşük olduğu, daha çok sınavlara yönelik kitapların satıldığı belirtilmiştir. 3. Sağlık Fonksiyonu Halkın desteği sayesinde Vezirköprü şehir yerleşmesinde 1984 yılında açılmış olan bir devlet hastanesi ve iki sağlık ocağı mevcuttur. Hastane gerek donanımları, gerekse uzman doktor ve personeli ile sadece şehir yerleşmesinin değil kırsal alanların ihtiyacını da karşılamaktadır (Tablo: 39-40). 2000’li yıllarda yapılan iyileştirme çalışmaları ve ek bina ile hastanenin yatak kapasitesi ve hizmet kalitesi arttırılmıştır. 1.21 hektarlık alan üzerinde bulunan sağlık tesisleri kentsel alanın % 0.33’ünü kaplamaktadır (Çeker, 2003). Devlet hastanesi konumu itibariyle Taşkale Mahallesi’nin güneyinde ve çevresine göre yüksek bir noktada bulunmaktadır. Sürekli artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan ve ilçe genelinin sahip olduğu nüfus bazında tüm sahaya 6-7 pratisyenin düştüğü 200 yataklı devlet hastanesinin yükünü azaltmak amacıyla şu anki otogarın (Bahçelievler Mahallesi/ Dörtyol Kavşağı) bulunduğu yere bir hastane daha kurulması düşünülmektedir. Ayrıca 2009 yılı itibariyle zorunlu hizmet kapsamına alınan hastanede bu sayede doktor sıkıntısı bir miktar hafiflemiştir. Sağlık personeli dışında ve döner sermayeye bağlı toplam 298 kişinin istihdam edildiği hastanede 5 ambulans bulunmaktadır. Bazı acil nakillerin Samsun’dan gönderilen helikopter servisleri ile yapılması da yöre için önemli bir gelişmedir. Hastane sahip olduğu teknik imkânlar dolayısıyla 2008 yılı itibariyle İSO belgesi almıştır.78

78

Bakınız: http://www.vezirkoprudh.gov.tr/detay.php?cid=1&id=38 (Erişim: 10 Nisan 2010)

198

Tablo 39: Vezirköprü Sağlık Grup Başkanlığına Bağlı Personelin 2007 Yılı İtibariyle İstatistiki Bilgileri Sağlık Ocakları ve Verem Savaş Dispanseri Uzman Hekim 12 --Pratisyen Hekim 2 13 Diş Hekimi 4 --Sağlık Memuru 10 15 Hemşire 45 12 Ebe 15 18 Teknisyen 28 --Diğer 40 24 156 82 TOPLAM Kaynak : Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008) Hastane 112 Acil Yardım ve Kurtarma İstasyonu --5 --------5 6 (Acil Tıp Teknikeri) 16

Tablo 40: Vezirköprü İlçesi Sağlık Kuruluşlarının 2007 Yılı İstatistikleri
Servisler Acil Enfeksiyon Diş Çocuk Sağlığı Genel Cerrahi Göğüs H. Göz H. İç H. Kadın Doğum K.B.B. Ortopedi Ruh S. Üroloji TOPLAM Poliklinik Sayısı Servise Yatan Hasta Yatırılan Gün Sayısı Ameliyat Sayısı Normal Doğum Sayıları Hastanede Ortalama Kalış Süresi

85641 9949 9908 13785 16813 1985 7966 26667 14732

--432 --995 1865 237 447 858 2722

--2306 --4650 9234 1603 1535 4632 6458

----25 --938 --672 --1098

----------------1857

--5.36 --4.64 4.91 6.97 3.43 5.49 2.38 4.07 6 --4.74 4.21

6971 657 2680 438 --15790 680 4030 458 --5527 --------5197 646 2878 504 --224.967 9586 40227 4133 1857 Kaynak: Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008)- K.B.B. (Kulak-Burun-Boğaz)

Tablo:40’ta verilen istatistiklerde en dikkat çeken nokta servise yatan 2722 doğum hastasının 1098’inin ameliyata alınmasıdır. Doğum hastası toplamına oranı yaklaşık % 40 olan bu ameliyat sayısı, hastanedeki sezaryen doğum oranının çok yüksek olduğunu düşündürmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın bu konudaki hassasiyeti göz önünde bulundurulduğunda sezaryen doğum oranının gelecek yıllarda daha düşük olacağı söylenebilir. Şehirde 2007 yılı itibariyle 18 eczane bulunmaktadır.

199

4. Ulaşım ve Haberleşme Fonksiyonları Vezirköprü şehir yerleşmesinin Samsun il merkezi ve diğer yerleşmeler ile ulaşımı sadece karayolu ile sağlanmaktadır. Havzadan geçen Samsun-Ankara devlet karayoluna 29 km’lik bir ara yol ile bağlanmaktadır (Tablo:41). En yakın demiryolu ise Havza’dan geçmektedir. Şehrin ulaşım fonksiyonunu şehirlerarası ulaşım, şehir yerleşmesi ile çevresindeki kırsal yerleşmeler arasındaki ulaşım ve şehir içi ulaşım şeklinde kategorize etmek gerekir. Şehrin doğusundan geçen Havza-VezirköprüDurağan devlet karayolu, ilçenin şehirsel gelişiminin 20. ve 21. yüzyıllarda olanak bulduğu, yeni mahallelerin kurulduğu ve yeni ticari işletmelerin kurulduğu bir yol olma özelliği gösterir ancak şehirlerarası ulaşım yönünden fazla işlek değildir (Şekil:98). Şehrin kırsal çevresi ile ulaşımı özel minibüs ve taksiler ile sağlanmaktadır. Çevresindeki köylere kooperatife bağlı minibüsler sefer yapmaktadır. Özellikle haftalık pazarın açıldığı pazartesi günleri Vezirköprü ilçe merkezine olan ulaşım faaliyetleri artmakta, minibüsler dışında özel oto ve traktörlerle ulaşım sağlanmaktadır. Belediye ve kooperatife ait araçlar ise Havza ve Samsun’a günlük seferler düzenlemektedir. Şehirlerarası ulaşım içinde en dikkat çeken nokta Ankara, Bursa ve İstanbul’a her gün düzenli şekilde yapılan ulaşım faaliyetleridir. Burada gerçekleşen ulaşım faaliyetlerinin temelinde işçi göçleri ve öğrenci hareketleri vardır. Ayrıca yeni kurulan yüksekokul da ulaşım yoğunluğunu arttırmıştır. İşçi hareketlerinin akraba bağlarından dolayı karşılıklı olması da seferlere hareketlilik katmaktadır. İlçeden başka yerlere gidenler genel olarak Havza’dan hareket etmektedir. Bu nedenle Havza ile ulaşım faaliyetlerinin sürekliliği söz konusudur. Kentte belediye dâhil 5 adet otobüs işletmesi mevcuttur. Tablo 41: Vezirköprü'nün Bazı Merkezlere Uzaklığı İl Mesafe (km) İlçe ve Beldeler Mesafe (km) Samsun 115 Havza 29 Amasya 75 Merzifon 51 Sinop 149 Bafra 97 Ankara 358 Boyabat 82 İzmir 939 Kavak 62 İstanbul 651 Çarşamba 144 Hatay 844 Lâdik 58 Kastamonu 189 Durağan 52 Bursa 835 Beşpınar 23 Çorum 149 Mezra 28 Kaynak: http://yol.kgmgov.tr/guzergahanalizi/Default.aspx (Erişim: 4 Nisan 2010)

200

Şekil 98:Vezirköprü ve Yakın Çevresinde Trafik Yoğunluğu79

79

Karayolları Genel Müdürlüğü’nden yararlanılarak hazırlanmıştır, (http://www.kgmgov.tr/).

201

Vezirköprü ile köyleri arasındaki ulaşım ağı üzerinde 2006-2007 yıllarında 100 km birinci kat, 213 km ikinci kat sathi asfalt ve 140 km berkitme (stabilize) yol çalışması yapılmış böylelikle, grup yollarının büyük bölümü asfaltlanmıştır (Şekil:99). Şehirdeki özel seyehat işletmelerinin yazıhaneleri şehir içinde dağınık bir haldedir. Karayolu kenarına konumlandırılmış ve önemli eksiklikleri bulunan otogarın yenilenmesi gerekmektedir. Şehirde 2003 yılı itibariyle 6 benzinlik bulunmaktadır.

Şekil 99: Vezirköprü'de Ulaşım Ağı80 Ulaşım sektörü ilçede geri kalmıştır. Ancak şehirlerarası ulaşımda orman ürünleri sanayisinin tomruk ve ürün nakliyesi oldukça önemlidir. Türkiye’nin her yerine kamyon ve tır nakliyatı yapılmakta, komşu ülkelere ihracat gerçekleşmektedir. Ayrıca Vezirköprü’nün geniş bir kırsal alanın merkezi olmasından dolayı tarımsal ürünler şehirde toplanarak fabrikalara ulaştırılmaktadır (Tütün, şekerpancarı, ayçiçeği vs.), (Çeker, 2003). Şehir içerisinde çalışan dolmuş taksi sistemi çok gelişmemiştir. Sadece Saathane Meydanı’ndan kalkan, Köprülüler Caddesi’nden hastane, adliye ile Esentepe Mahallesi’ne giden minibüsler dolmuş olarak kullanılmaktadır. 2010 yılı itibariyle sefer ve durak sayıları arttırılmıştır. Şehirde 6 adet taksi durağı ve bunlara bağlı 38 taksi bulunmaktadır. Minibüs sayısının yıllar itibariyle sürekli artıyor olması ulaşım yoğunluğunun da arttığına işarettir.
80

http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erş: 11 Şubat 2010) CBS veri tabanından yaralanılarak hazırlanmıştır.

202

Yine otomobil sayısındaki artış park sorununu içinden çıkılmaz bir hale sokmaktadır (Tablo:42). Ticaret fonksiyonunun yoğunlaştığı cadde ve sokaklarda trafik akışının fazla olması, park yasaklarına uyulmaması ve kaldırım probleminin varlığı yaya güvenliğini de tehlikeye atmaktadır. Nitekim şehirde sadece 2009 yılında 49 yaralamalı (araçların yayalara çarpması) kaza olmuştur. Bu sayı 1999 yılında 18, 2006 yılında 25, 2008 yılında 29’dur (Tablo: 43). Dolayısıyla yaya güvenliğinin zamanla daha da tehlikeli bir duruma girdiği anlaşılmaktadır. Belediyeye ait otopark alanları Cumhuriyet Meydanı ile Pancar İşletmesi’nin yan tarafındaki boş arazidir. Ayrıca şehir yerleşmesindeki çok katlı yapıların çoğunluğunda otopark uygulamasına gidilmediği göze çarpmaktadır. Şehir içi trafiğinin en işlek olduğu mahalleler Cumhuriyet Mahallesi, Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi, Orta Cami Mahallesi, Atatürk Mahallesi, Taşkale Mahallesi, Esentepe Mahallesi, Bahçelievler Mahallesi ve Yeni Mahalle’dir. Yerleşmenin merkezde sahip olduğu yol şebekesi çoğunlukla asfalt ve yol parke döşelidir. Birkaç cadde ve sokak dışında yol genişliğinin genel olarak yetersiz olduğu söylenebilir. Çeker’e (2003) göre merkezdeki yol alanları toplamı 68,06 hektar olup kentsel alanın % 18,53’ünü kaplamaktadır. Tablo 42: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Yıllara Göre Araç Sayısı
ARAÇ CİNSİ Arazi Taşıtı Ambulans Motosiklet Otomobil Otobüs Minibüs Kamyonet Kamyon Traktör Tanker Çekici
TOPLAM

2002
26 5 1220 3156 24 --238 414 6406 14 --11503

2009
33 8 1895 4749 29 872 807 383 7560 11 23 16370

2010
32 8 1971 5030 36 936 907 369 7656 12 38 16995

Kaynak: Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Çeker, (2003) Trafiğin yoğunluğunda konut alanlarının dışında ticaret ve sanayi faaliyetlerinin etkisi belirleyici rol oynamaktadır (Şekil:100-101-102-103). Ayrıca eğitim tesislerine giden yolların sabah ve akşamları yaya yoğunluğu bakımından çok işlek olduğu görülmektedir. Havza-Durağan devlet yolu üzerinde belirli noktalarda üstgeçitlere ya da uygun görüldüğü takdirde altgeçitlere ihtiyaç vardır. Örneğin Bahçelievler (Mustafa Güral Caddesi) ile Yeni Mahalle (İstiklal Caddesi) arasında bağlantı sağlayan, ayrıca

203

otogar vesilesiyle araç çıkışlarına da olanak tanıyan dörtyol, yaya geçişlerini ciddi anlamda tehlikeli hale getirmiştir. Ticari anlamda da hareketlenen bu mevkilerin peyzaj eksikliklerinin giderilmesi, modern bir ulaşım ağının kurulmasında iyi bir aşama olacaktır. 2010 yılı itibariyle bu devlet yolu üzerinde yapılan iyileştirme çalışmalarının niteliğine baktığımızda yaya trafiği için olumlu (kaldırım vs.), araç trafiği için olumsuz bir düzenleme söz konusudur. Yolun kaldırım eklemeleri ile daraltılması özellikle dönemeç ve eğimin arttığı noktalarda firen-yol ilişkisini sorunlu bir duruma sokmuştur. Yine yaya güvenliği için kapalı spor salonuna giden yol ağzında yapılan üstgeçidin, konumu itibariyle özellikle GD.’dan gelen araçların görüşünü kapatması ve yolun hem hafif bir viraja sahip olması hem de eğimli olması nedeniyle teknik açıdan yanlış bir yerde olduğu söylenebilir. Bu tür noktalarda kapalı devre kamera sistemleri ile güvenliği sağlanmış altgeçitlerin inşa edilmesi daha güvenli bir tercih olacaktır. Tablo 43: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Trafik Kazaları YILLAR
1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
TOPLAM SORUMLULUK ALANINDA MÜDAHELE EDİLEN TRAFİK KAZALARI

Ölümlü ----1 1 2 --------1 1 6

Yaralı 45 29 14 7 34 32 27 53 62 44 99 446

Hasarlı Araç 13 17 18 14 14 21 38 42 62 34 25 298

Kaynak: Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü (2010)

Şekil 100: Fazıl Ahmet Paşa M.’ sinde Kaldırım ve Park Sorunu (III. ve I. Kültür Sok.)

204

Şekil 101: .Vezirköprü'de Yeni Yapılaşma ve Ulaşım İlişkisi (2010)

Şekil 102: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Ulaşım Hiyerarşisiyle Arazi Kullanımının İlişkilendirilmesi (Konut ve Ticaret Alanları Hariç)81
SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulmuş vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.
81

205

Şekil 103: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Ulaşım Hiyerarşisiyle Ticaret Alanlarının İlişkilendirilmesi82

SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulmuş vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır.

82

206

Araştırma sahası, haberleşme ve kitle iletişim fonksiyonu bakımından, demografik özellikleri ile ekonomik özellikleri arasındaki karşılıklı ilişkiden etkilenmiş ve bu doğrultuda gelişmiştir. Kitle iletişim araçlarının en önemli ayağı olan yerel gazeteler ilçede haftalık ve 4-5 sayfa şeklinde basılmakta ve dağıtılmaktadır. Kent üç yerel gazeteye ve bir yerel radyoya ev sahipliği yapmaktadır. İlçede 2007 yılına göre 15000 sabit telefon ve 1800 ADSL abonesi bulunmaktadır. İnternet altyapısı çevirmeli ve fiberoptik ağ üzerinden hizmet vermektedir. İnternet kullanıcı sayısı her geçen gün artış göstermektedir. Kentteki internet salonlarının sayısı sürekli olarak değişikliğe uğramakta ve bu yüzden rakamlarda iniş ve çıkışlar gerçekleşmektedir (Ortalama 8 salon bulunmaktadır.). 1986 yılında yeni hizmet binasına taşınan PTT, 2000 hat kapasiteli otomatik santrale sahipken 2004 yılında gerçekleştirilen yenileme çalışmaları sayesinde kapasitenin 17000 olduğu dijital santrale dönüştürülmüştür. PTT Genel Müdürlüğü özelleştirme kapsamı içinde olduğundan 1995 tarihinden itibaren TC Posta Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Türk Telekom AŞ. olarak yeniden yapılanmıştır (İlçe Yıllığı, 2008). İlçe merkezinde 2000 yılı sayım sonuçlarına göre ulaştırma, haberleşme sektöründe 181 kişi istihdam edilmektedir. 5. Ticaret Fonksiyonu Bir yerleşim biriminin şehir olarak nitelendirilmesinde şehre özgü yaşam tarzı önemlidir. Bu yaşam tarzının temelini ise iş ve ticaret faaliyetlerinin yoğunluğu belirlemektedir. Vezirköprü şehir yerleşmesinde faal hayatın temelini oluşturan iş ve ticaret faaliyetleri özellikle Fazıl Ahmet Paşa, Ortacami, Mehmet Paşa mahalleleri üzerindeki önemli caddelerde yoğunlaşmıştır. Ayrıca küçük el sanatları, sanayi sitesi ve bedesten çarşısı; fonksiyonel olarak küçük sanayiye dâhil olmasına karşın gerçekte ticari fonksiyonun ağır bastığı mevkiler olup, üretimin yanında otomobil parça satışları, semaver satışları gibi ticari hizmetlerin halka ulaştırıldığı sahalardır. Halkın bu merkezlere ulaşırken kullandığı kent içi ana caddelerde de ticari hareketlilik mevcuttur. İş ve ticaret hayatının yer aldığı kısımlarda resmi binalar ve park gibi rekreasyonel sahalar da mevcuttur. Örneğin Belediye Parkı’nın bulunduğu Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi’nin ticari anlamda hareketli olmasının temel nedenleri; idari yapıların, bankaların (İş Bankası, Ziraat Bankası, Deniz Bank, Halk Bankası) daha çok bu

207

mahallede yoğunlaşmış olması ve önemli ticari alanlara giden yolların bu mahalle üzerinden geçiyor olmasıdır. Ayrıca yıllar itibariyle ticari değişim sürecinin en hareketli olduğu mahalle de Fazıl Ahmet Paşa’dır. Şehir yerleşmesindeki haftalık alışveriş pazarlarının 1985-2008 yılları arasında bu mahallede kurulması ve pazarın Cumhuriyet Mahalle’sine taşınmasıyla yaşanan son değişim buna iyi bir örnektir. Yeni Mahalle’de 1976-1994 yılları arasında kurulan küçük sanayi sitesinden önce kentin küçük sanayi ve ihtiyaçlarının karşılandığı mahalle yine Fazıl Ahmet Paşa’dır. Mahallenin günümüzde IV. Kültür Sokağı’nda (105 numaralı sokak) bulunan küçük kereste ve ağaç atölyeleri o günlerden kalmadır. Günümüzde hazır giyim, market, beyaz eşya, otel, banka (Yapı Kredi Bankası hariç), LPG tüp bayi, mobilya, zirai malzeme, iş merkezleri ve pasaj gibi ticari hizmetlerin yoğunlaştığı mahalle burasıdır (Şekil:104). Çeker (2003)’e göre iş ve ticaret alanları şehrin gelişimine bağlı olarak genişlemektedir. İş ve ticaret hayatının ilk geliştiği kısımda binalar daha çok eski tek katlı yapılardan oluşmaktadır. Bu mevkilerde ikametgâh olarak kullanılan binalar oldukça azdır. Bunun nedeni olarak da aile mahremiyeti gösterilebilir. İş ve ticaret alanlarının sonradan gelişen kesimlerinde binalar artık betonarme olmuş kat sayısı da artmış durumdadır. Alt katlar dükkân, mağaza gibi amaçlarla kullanılırken üst katlar ise daha çok doktor muayenehanelerine, avukat yazıhaneleri ve bürolara ayrılmıştır. Zaten bunlara daha çok Fazıl Mustafa Paşa Caddesi üzerindeki 114, 115, 116 ve 117 numaralı sokaklar ile Köprülüler Caddesi’nde rastlanmaktadır. İş ve ticaret hayatının önemli bir kısmının sit alanı içerisinde bulunduğu ve son yıllarda buraların restore edildiği görülmektedir. Ayrıca bu yenilemelerin turistik özellikleri geliştirdiği söylenebilir. İş ve ticaret alanlarının dar olması nedeniyle konut alanları ile iç içe olduğu mevkilere baktığımızda şehirde iş ve ticaret alanlarının konutlardan ayrı düşünülebileceği tek mevkiinin Orta Cami Mahallesi olduğu söylenebilir. İş alanlarının daha çok günlük ihtiyaçları gideren işletmelerden ibaret oluşu da ticaret hayatının şehirsel etki bölgesi bazında kırsalla sınırlı kaldığının göstergesidir. Nitekim şehirdeki toptancılık faaliyetleri de genel olarak gıda sektörünü beslemektedir. Tek tip ürünlerin satıldığı dükkân ve mağazaların sayısı çok azdır; ancak büyük market anlayışı son yıllarda gelişme göstermiştir. İş hanı ve alışveriş merkezlerinin en önemlileri Atatürk İş Merkezi ve 2009 yılında kurulan Vabartum Alışveriş ve Eğlence Merkezi’dir. Küçük esnafın dağılışında okulların da etkili olduğu söylenebilir.

208

KROKİ

Mezarlık

Atatürk İş Merk. Belediye

Şekil 104: Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi'nde Kentsel Arazi Kullanımı83

Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden alınan sadeleştirilmiş imar plânından ve SketchUp 6.0 yazılımı ile oluşturulmuş üç boyutlu vektörel KBS verilerinin Google Earth Plus 5.0 ortamına aktarılmasıyla elde edilen haritalardan yararlanılmıştır. Oteller ticari alan kapsamında düşünülmüştür. Topografya kabartmasına gidilmemiştir.

83

209

Tablo 44: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Ticaret Faaliyetleri (2000) İşletme Adı
Bakkal Manifatura-Konfeksiyon Manav Kırtasiye Market Zücaciye Pastane LPG Bayii Fırın Ayakkabı Satış-Tamir Otel Mobilya-Beyaz Eşya Hamam Terzi-Yorgancı-Kuru Temizleme Kasap Fotoğrafçı Lokanta Elektrikçi Çay Ocağı-Kahvehane-Atari Camcı Taksi-Minibüs-Otobüs Durağı Telekom Bayii Tekel Bayii Radyo-TV-Tamir Servisi Eczane Sanayi Sitesi Emsal Yerleri Berber Doktor Muayenehanesi Bayan Kuaför Muhasebe-Arzuhalci Zahire-Un ve Kepek Bayii Matbaa-Yerel Gazete Kuyumcu Optisyen Çiçekçi-Halı-Kilim Av Malzemeleri Bayii GENEL TOPLAM

Sayısı 162 9 18 8 19 2 3 17 27 94 9 14 15 40 11 13 8 4

İşletme Adı

Sayısı 60 9 8 17 38 23 21 6 4 4 6 13 205 19 9 3 2 2 922

Kaynak: Çeker, (2003)

Tablo 45: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Diğer Ticaret Faaliyetleri (2010) İşletme Adı Sayısı İşletme Adı Sayısı 22 65 36 35 6 6 10 44 86 18 582
Hırdavat-Nalburiye-İnşaat Lokanta-Köfteci 37 Malzemeleri Marangoz ve Hızarcılık Kahvehane-Çay Bahçesi ve Ocağı 32 Mobilya Satışı ve İmalatı İnternet Kafe-Dinlenme Yeri 21 Oto Galeri Fırıncılık-Arzuhal-Pastane 10 Ayakkabıcı-Lastik ve Plastik Satışı Bilardo-Atari-Bar 36 Haberleşme Cihazları (GSM) Fotoğrafçılık 18 Odun-Kömür Satışı Terziler 8 Kasap-Sakatat Kadın ve Erkek Kuaförleri 21 Tavuk ve Yumurta Satışı Serbest Meslek ve Diğerleri 6 Besicilik Eczane 65 GENEL TOPLAM

Kaynak: Vezirköprü Esnaf ve Zanaatkârlar Odası

210

Tablo 46: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde İş ve Ticaret Sektöründe İstihdam Edilen Nüfus Faaliyet
Toptan ve Perakende Ticaret, Lokanta ve Oteller Toplum Hizmetleri, Sosyal ve Kişisel Hizmetler Ticaret ve Satış Personeli

1985 2000 Kadın Erkek Toplam Kadın Erkek Toplam 38 266 26 976 1108 601 1014 1374 627 44 447 28 991 1201 605 1035 1648 663

Kaynak: TÜİK Tablo 47: Vezirköprü Sanayi Sitesi'ndeki İşletmeler (2000) İşletme Türü
Fırın Çay Ocağı Lokanta Berber Parçacı Tamirci Römork İmalatı Marangoz Tornacı Tel Örgü İmalatı Mermerci Lastikçi Genel Toplam

İşletme sayısı 2 5 2 2 14 43 3 10 8 1 2 7

İşletme Türü
Oto Galeri Mobilya Kaportacı Kaynakçı Demir Doğrama Plastik Doğrama Pulluk Tamirleri Tüpçü Zirai Alet Satıcısı Kömürcü Galeri Semaverci

İşletme Sayısı 2 7 14 2 3 2 2 2 2 2 4 24

165

Kaynak: Çeker, (2003) Tablo 48: Vezirköprü'de Türlerine Göre Ticaret Sayıları Şahıs Kollektif A.Ş. Limited 224 4 14 73 Kaynak: Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008) Tablo 49: Vezirköprü'de Birlik, Oda ve Bankalar Birlik-Oda-Banka
Ticaret ve Sanayi Odası Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifi Esnaf ve Sanatkârlar Odası Şoförler Cemiyeti Bakkallar Odası Madeni İşler Odası Ziraat Odası Bankalar

Kooperatif 60

Diğerleri 19

Toplam 394

Kuruluş Yılı 1979 1956

Üye Sayısı 394 1590 523 600 760 271 15216 5

2005 1953 1965 1965 1964 --Kaynak: Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008)

211

Tablo 50: Vezirköprü'deki Kooperatif ve Birlik Sayıları
Sıran No 1 2 3 4 5 6 7 8 Kooperatif Adı Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri Mesleki Kalkınma Kooperatifleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Konut Yapı Kooperatifi Tüketim Kooperatifi Vezirköprü Yağlı Tohum Bitki Üreticileri Birliği Vezirköprü Meyve Üreticileri Birliği Holstein Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Sayısı 30 4 19 6 1 1 1 1

Kaynak: Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008) Bedesten ve arastası küçük esnafın yoğunlaştığı, manifatura, hamamcılık, nalburculuk, semavercilik (el sanatları sanayi), sobacılık, berberlik, ayakkabıcılık ekmek fırını, zirai malzeme, eczane, kahvehane, lokanta, kasap, bakkal, inşat malzemesi gibi ticari alanlara sahip ve Bezzazlar Çarşısı’nın da bulunduğu bir mevkidir. İlçenin eski ticari merkezi burasıdır. 2008-2009 yıllarında restore edilerek otel şeklinde kullanılan Taşhan ise 2010 yılında kapatılmıştır. İlçede gıda tüketimine yönelik 5 adet toptancı dükkânı vardır. Gıda stoku yapan iş yeri sayısı ise 14’tür Büro ve mesleki hizmet sunan işyerlerinin oranı % 4,04’tür. İş yerlerinin büyük bir bölümü (% 57) her türlü ticarete açıkken, % 27.78’i gıda maddeleri satışı ile meşguldür. İşyerlerinin kapladığı alan 5,72 hektardır. DİE 2000 yılı sayım sonuçlarına göre ilçede 1035 kişi toptan ve perakende ticarette, lokanta ve otellerde çalışmaktadır (% 23,2), (Tablo:46). Ticaret ve satış personeli olarak istihdam edilen nüfus ise 663 kişiden ibarettir. (Çeker, 2003). Vezirköprü Belediyesi’nden alınan 2010 yılı verilerine göre 1066 ticarethanenin su abonesi olarak kayıtlı olması da ticari alanlar hakkında fikir vermektedir. Devlet yolu üzerinde ve Bahçelievler Mahallesi’nde de ticari hareketlenmeler mevcuttur. Buralardaki hareketliliğin devlet yoluna çıkan caddelere de yansıması normaldir. Örneğin Gazi Cadde’sinin ( Cumhuriyet Mah.) devlet yoluna tekabül eden çıkışının karşısına açılan Vabartum Alışveriş Merkezi; bu caddenin hareketlenmesine dolayısıyla arazi rantının yükselmesine neden olmuştur. Esentepe Mahallesi’nin devlet yoluna tekabül eden ve şehrin GD.’sunda bulunan sahalarda samanlık ve inşaat malzeme depolarının bulunması dikkat çekicidir. Bu da devlet yolunun traktör trafiği bakımından yoğun olmasının başka bir sebebi olarak gösterilebilir.

212

6. Turizm ve Rekreasyon Fonksiyonları Özellikle tarihi turistik kaynakları bakımından zengin olan araştırma sahasının fonksiyonel olarak istenilen seviyelere ulaşamadığı görülmektedir. Bunun en önemli sebebi ise hareketli bir turizm sahasının oluşturabilmesi için ihtiyaç duyulan mali kaynakların ve dolayısıyla reklamın olmayışı gösterilebilir. Nitekim şu anda ilçe merkezinin 50 oda kapasiteli tek oteli olan Vezir Otel’de 2003 yılından 2010 yılına kadar 8828 defa oda tutulmuştur. Otel çalışanları tarafından günlük ortalama 15 odanın tutulduğu bu rakamın yüksek okulun kurulmasıyla birlikte artış gösterdiği belirtilmiştir. Vezirköprü’de daha önce işletilen ve gerek mali sorunlar gerekse de hizmet kalitesindeki problemler nedeniyle kapatılan Çınar Otel ve tarihi Taşhan Pansiyonu şehrin diğer potansiyel turizm konaklama mekânlarıdır. Sorunların aşılabilmesi için maddi sıkıntılar konusunda önemli mercilerin kapılarının aşındırılması gerekmektedir. Vezirköprü’de kurulan Yüksekokul’a ek olarak Turizm ve Otelcilik, Seramik, Güzel Sanatlar gibi bölümlerin açılması, yörenin ihtiyaç duyduğu teknik altyapının giderilmesinde önemli bir aşama olacağı söylenebilir. Üniversite ile işbirliği içerisinde gerçekleştirilen projeler sayesinde turistik açıdan oldukça faal bir ilçeye sahip olunabilir. Örneğin; Ondokuz Mayıs Üniversitesi ile anlaşmalı bir şekilde Samsun’dan Vezirköprü’ye doğa ve bilimsel gezilerin yapılması için davetler verilmeli, gelen gezi gruplarının ihtiyaçları gözetilmelidir. Bu konularda ihtiyaç duyulan yapıların inşaatında halkın desteğini kazanmak organizasyonlara hız katacaktır. Nitekim Vezirköprü halkının bu tür yatırımlara dikkat kesildiği, iyi bir organizasyon ile destek konusunda beklenenin üstünde çaba harcadığı bilinmektedir. Kentin tanıtımı için devlet yolunun da peyzaj bakımından iyileştirilmesi, yeni bir otogarın kurulması ve yapılan çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir. Şehir yerleşmesindeki tarihi yapıların tanıtılması için de muhtelif yerlere tarihi resim, harita ve bilgileri yansıtan ışıklandırılmış panolar yerleştirilebilir. Ayrıca müze çalışmaları artık sonuçlandırılmalıdır ve mümkünse gönüllülerden yararlanılmalıdır. Turistik değerlerin her yönüyle tanıtılabilmesi için coğrafi bilgi sistemlerinden destek alınarak envanter çalışmaları düzenlenmeli ve elde edilen sonuçlar halkla paylaşılmalıdır. Bu sayede tarihi mekânların özellikle sinema sektörüne pazarlanması da sağlanabilir. Fotoğraf, resim, tiyatro yarışmaları, en güzel semaverlerin seçildiği festivaller, atıcılık sporlarına yönelik yarışmalar, uçurtma gösterileri, yüzme sporlarına

213

yönelik yarışmalar; Vezirköprü’yü turistik çekiciliği yüksek bir ilçe haline getirmek için verilebilecek birkaç örnektir. Ayrıca doğa, arkeoloji ve tarihi kent belgeselleri konusunda TRT ile sürekli irtibat halinde olunması gerekmektedir. Söz konusu faaliyetlerin hepsi rekreasyonel alanlara ihtiyaç duyduğundan bu konuda da gerekli çalışmalara ihtiyaç vardır. Doğa güzellikleri ve tarihi özellikleri bakımından Vezirköprü’de kent dışı kırsal sahalarda da turizm potansiyeli yüksektir. Daha önce de değinildiği üzere arkeolojik zenginlikler bu potansiyelin en önemli temsilcisidir. Ayrıca arazi ve iklim itibariyle Vezirköprü, belirli mevkilerde oto ve yamaç paraşütü sporlarına, yani doğa sporlarına uygun bir ilçe olup, bu konularda ciddi araştırmalara ve organizasyonlara ihtiyaç duymaktadır. Son olarak ilçede her yaz düzenlenen güreş festivalleri, Kunduz Yaylacılığı’nın turistik açıdan ön plânda olmasına vesile olmuştur. Bu festivallerin özellikle Türk kültüründeki yeri yadsınamaz. Dolayısıyla iç turizmdeki yeri çok önemlidir ve eksikliklerinin giderilmesi gerekir. Vezirköprü’nün yukarıda saydığımız turistik ihtiyaçlarının giderilmesinde en önemli önkoşul ise kurumlar arası işbirliği ve şeffaf bir diyalog çerçevesinde gerçekleştirilecek olan çalışmalardır. 19. Yüzyılda meydana gelen teknolojik gelişmeler, makineleşme ve çalışma koşullarının iyileşmesi; endüstri öncesi dönemlerde dinlenme ve eğlenme için ayrılan boş zamanları arttırmıştır. Başlangıçta savurganlık ve tembellik olarak değerlendirilen boş zamanlar, zamanla kişinin ruhsal, zihinsel ve bedensel rahatlamasını sağlayan temel bir gereksinim haline gelmiştir. Bunun sonucunda; kişinin serbest zamanları içerisinde, günlük yaşamın sıkıcı, disiplinli ve monoton etkisinden kurtulmak, dinlenmek ve hoşça vakit geçirmesini sağlamak amacıyla yaptığı çeşitli faaliyetleri kapsayan rekreasyon kavramı ortaya çıkmıştır (Çiğdam, 2007). “Rekreasyon” kelimesinin kökeni Latince sağlık açısından yenilenme anlamına gelen “recreatio” sözcüğüdür. Bu nedenle rekreasyon terimi bireyi yenileyen ve canlandıran bir süreç olarak düşünülebilir. Rekreasyon; anlamı, içeriği ve kapsamı bakımından birçok aktiviteyi kapsamaktadır. Genel olarak boş zaman gibi herhangi bir zorunluluğun olmadığı zamanlarda eğlenme ve dinlenme amacıyla isteyerek yapılan hareket ya da hareketsizlik olarak tanımlanabilen rekreasyon kavramının değişen sosyo– kültürel ve ekonomik yapıya göre çok çeşitli tanımları yapılmıştır.

214

Aran’a (1970) göre, (Akt: Çiğdam, 2007) rekreasyon; günlük yaşamın sıkıcı, disiplinli ve monoton geçen çalışmalarından sonra, insanların sevdiği ve hoşlandığı bir işle uğraşması; yıpranan vücudun yenilenmesi, tazelenmesi ve enerji kazanması ile yeni ve verimli bir çalışma safhası için yapılan hazırlıktır. Clawson (1972)’a göre rekreasyon, insanların varoluş (uyuma-yeme-içme v.b.) ve geçim (çalışma, işe gidiş geliş, çocuklar için okul, kadınlar için ev işleri vb.) için gerekli olanın dışındaki tüm zamanlar dışındaki boş zamanlarında yaptıkları faaliyetleri ifade eden bir kavramdır (Özgüç, 2003, Akt: Çiğdam, 2007). Bucher and Bucher (1974)’e göre (Akt: Çiğdam, 2007) rekreasyon; insanın öz benliğine uygun ve yapmaktan zevk aldığı toplumsal, kültürel ve sportif etkinliklere katılarak, günlük yaşamın sıkıcılığından kurtulması ve başka insanlarla etkileşerek toplumsal kişilik kazanması, ayrıca özünde ödül niteliği taşıyan ancak kazanç amacı gütmeyen, doğası gereği toplum dışı da olmayan etkinlikler olarak tanımlanmaktadır. Tümer (1975), (Akt: Çiğdam, 2007) rekreasyonu; serbest zaman içinde, bedensel, düşünsel, dinlenme, eğlenme ve diğer kişilerle beraber olma amacıyla yapılan ve kişinin kendi isteği ve iç itimi sonucu katıldığı faaliyetler olarak tanımlamıştır. Akesen (1978)’e göre ise (Akt: Çiğdam, 2007) rekreasyon, bireylerin beğenisi bakımından doyurucu, ruhsal ve bedensel yenilenme amacı taşıyan, aynı zamanda bireyin, sosyal, kültürel, ekonomik ve fizyolojik olanakları ile bağımlı serbest zaman kullanımlarını içeren eylem ya da eylemlerdir. Kraus (1985)’a göre (Akt: Çiğdam, 2007) rekreasyon, kişiyi zorunlu iş ve etkinliklerden sonra yenileyen, dinlendiren ve gönüllü olarak yapılan faaliyetlerdir. Carlson, Deppe ve Mac Lean’in yaptığı tanımda ise, rekreasyon, katılanların gönüllü olarak giriştikleri ve anında tatmin oldukları, hoşa giden herhangi bir boş zaman deneyi olarak ele alınmaktadır (Çiğdam, 2007). Bunun ötesinde; estetik bilimi, kaynak koruması, çevresel eğitim, geçmiş uygarlıkların kalıntılarının yorumu gibi konular da rekreasyon kavramı içinde yer alır. Baud-Bovy and Lawson (1998)’a göre ise (Akt: Çigdam, 2007) rekreasyon; fazla mesai, ikinci iş, ev işleri gibi kişinin fazladan yüklendiği işlerin dışındaki boş zamanları dolduran faaliyetlerden oluşmaktadır. Kısacası rekreasyon; günlük yaşamı sürdürebilmek amacıyla yapılması zorunlu faaliyetler dışında yapılan, kişinin fiziksel ve ruhsal açıdan dinlenmesini ve yenilenmesini sağlayan faaliyetler bütünüdür. Yapılan bu tanımlara göre rekreasyonun özellikleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir;

215

• • • • • • • • •

Rekreasyon, rekreatif etkinliklere katılma sonucu ortaya çıkan bir deneyimdir, Rekreasyon, bir hareketlilik içerir; bu hareketlilik fiziksel veya düşünsel yönde olabilir, Rekreasyon bir gereksinme ve iç itimi sonucu oluşur; katılımcı, etkinliklere tamamen kendi isteği ile katılır, Rekreasyon, çalışma dışındaki boş zamanda yapılır ve herhangi bir maddi kazanç söz konusu değildir, Rekreasyon, haz ve neşe sağlayan bir faaliyettir, Rekreasyon faaliyetleri, plânlanmış veya o anda karar verilmiş faaliyetlerdir, bireysel olarak ya da toplu halde yapılabilir, Rekreasyonel etkinliklerde yaş ve mekân sınırlaması yoktur, Rekreasyonun öğretici-eğitici boyutu vardır, kişisel ve toplumsal yarar sağlar, Rekreasyon faaliyetleri; yaşam tarzı, yaşa, kişiye ve mesleğe vb. özelliklere bağlı olarak değişiklikler gösterebildiği gibi zaman ve mekâna bağlı olarak da farklılık gösterebilir.

Tablo 51: Rekreasyonel Aktivite Kategorileri (Emür, - Onsekiz, 2007)
Aktivite Kategorileri Kültürel, eğitsel ve sanatsal aktiviteler Katılımcı ya da izleyici olarak yapılan spor aktiviteleri Açık hava rekreasyon aktiviteleri Gece kalmayı da kapsayan eğlence turizmi Örnekler Tiyatroya, konsere, sergiye ve müzeye gitme gibi Golf, futbol, yüzme, tenis, bowling, jimnastik gibi Kent içinde ve deniz kenarında günlük geziler, yürüyüş, piknik yapma gibi Uzun yol seyahatleri, turlar, hafta sonu tatilleri gibi

216

Rekreasyonel aktivitelerin seçilmesinde insanları yönlendiren veya kısıtlayan çeşitli etmenler bulunmaktadır. Bu etmenler, gerek insanın kendisinden gerekse çevre koşulları veya sosyo-ekonomik yapıdan kaynaklanmaktadırlar. Bunlar; • • • • • • Cinsiyet Gelir durumu Eğitim düzeyi Aile yapısı Yerleşim yeri Ulaşım kolaylığıdır (Yılmaz, 1996).

Rekreasyonel çekiciliği sağlayarak rekreasyonel aktiviteleri yönlendiren etmenler ise; • • • • Doğal etmenler Kültürel etmenler Rekreasyon ve alışveriş kolaylıkları Altyapı, yiyecek ve konaklama olanaklarıdır (Yılmaz, 1996). Rekreasyon faaliyetleri; rekreasyonun tanımı, ne zaman ve nerede yapıldığı dikkate alınarak yapısal, yersel, etkinlik çeşidine göre ve zamansal olarak çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir (Çiğdam, 2007). Bu kapsam ve açıklamalardan yola çıkarak Vezirköprü şehir yerleşmesindeki bazı rekreasyon mekânları Tablo:52-53’teki gibi sıralanabilir. Tablo 52: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Rekreasyon
İşletme ve Kullanım Alanı Kahvehane-Çay Bahçesi ve Ocağı İnternet Kafe-Dinlenme Yeri Bilardo-Atari-Bar Kadın ve Erkek Kuaförleri Sinema ve Eğlence Merkezi Çok Amaçlı Düğün ve Eğlence Salonları Halı Saha Futbol Sahası (Stadyum) ve Tenis Kortu Kapalı Spor Salonu ve Yüzme Salonu Vücut Geliştirme Sayısı 65 36 6 44 1 4 2 1 1 1

Kaynak: Vezirköprü Belediyesi (2010), Çeker, (2003)

217

Tablo 53: Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki Bazı Rekreasyon Alanları Mekân Yeşil Alanlar Spor Alanı Sosyal, Kültürel Tesis Kaynak: Çeker, (2003) Hektar 0.71 2.66 0.25 % 0.19 0.76 0.1 m²/kişi 0.32 1.24 0.13

Şehirsel yaşam kalitesi fiziksel çevre, sosyal çevre ve ekonomik çevre kalitesine yönelik bileşenlerden oluşmaktadır. Ekonomik çevre kalitesi yaşam maliyeti ve alım gücü gibi özellikler ile tanımlanırken; Sosyal çevre kalitesi yaşam biçimi, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim (ulaşılabilirlik/ödenebilirlik), örgütlülük ve gönüllülük esasına dayalı toplumsal faaliyetler, güvenlik, bir yerde topluma ait olma duygusu, kimlik (fiziksel ve sosyal çevrenin kesişme noktası), yerellik (bağlılık açısından) vb. özellikler ile tanımlanabilir. Fiziksel çevre kalitesi ise açık ve yeşil alan varlığı, ulaşım ağı (erişebilirlik) - ulaşım türü – toplu taşıma, altyapı ve belediye hizmetleri, iletişim (erişebilirlik), sosyo-kültürel aktiviteler, doğal ve tarihi değerlerin korunması, konut ve yaşam çevresinin plânlı olması, konut tipi ve kalitesi, çalışma alanlarının çevresel etkilerinin azaltılması, rekreasyon alanlarının varlığı gibi özellikler ile tanımlanabilir. Özellikle açık ve yeşil alanlar, kentlerin sağlıklı gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadırlar. Bu alanlar kentler için rekreasyon, ekoloji ve arazi organizasyonuna yönelik pek çok farklı fonksiyona sahiptir. Rekreasyon fonksiyonu ile aktif ve pasif rekreasyon imkanı sağlayarak kent içinde ve dışında sportif donatımların tesisine ve eğlence ile ilgili donatımlara da olanak verirler. Ekolojik fonksiyonu ile kent içerisinde hava akımlarına ve yeşil fonksiyonlara imkân tanırlar. Kentin içinde, çevresinde artmakta olan endüstriyel tesisler, konutlar ile motorlu taşıtlardan çıkan gazlardan kirlenen kentin havası içinde bulunan toz ve zararlı gazları temizleyerek, kente ışık ve hava sağlarlar. Arazi organizasyonu fonksiyonu ile kentlerin fiziksel alanların denge oluşturan unsurlarıdır. Kitle boşluk ayarlamasına yardımcı olurlar. Kent içindeki yeşil alanlar, araç trafiğini, yaya rekreasyon ve yerleşim alanlarından ayırmakla insanlar için trafik yönünden gereken güvenceyi sağlamış olurlar. Kentlerin formsal yapılı binalarla meydana getirdiği katı kalıbı yumuşatarak kente organik bir karakter kazandırırlar (Emür ve Onsekiz, 2007).

218

“Bir kentin genel karakterini, mimari yapılar, açık-yeşil alanlar ve bunların birbirleriyle olan ilişkileri ve bütünlüğü tayin eder. Açık-yeşil alanlar, insan ile doğa arasında bozulan ilişkiyi dengelemede ve kentsel yaşam koşullarının iyileştirilmesinde önemli bir konuma sahiptir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde açık-yeşil alanların nitelik ve nicelikleri, medeniyetin ve yaşam kalitesinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda pek çok gelişmiş ülke, insanların zihinsel ve fiziksel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak insan yaşamı için uygun kent mekânı veya ekolojisini plânlama ve oluşturma çabasına yönelmektedir.” (Emür ve Onsekiz, 2007). Yıldızcı (1982) yaptığı çalışmada (Akt: Emür ve Onsekiz, 2007). Bazı yabancı ülkelerdeki açık ve yeşil alan standartlarını vermiştir: Amerika’da kent yoğunluğunun 250 kişi/ha olması öngörüsü ile kişi başına 40m2 yani 1000 kişi için 4 hektar bir yeşil alan standardı kabul edilmiştir. Bu değer kent alanının %10’una eşdeğerdir. İngiltere’de kişi başına 40 m2 yeşil alan standardı benimsenmiş olup bu Amerikan standardıyla eşdeğerdir. Türkiye’de ise 3194 sayılı İmar kanunun, 02.09.1999 tarihli Plân Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliği’ne göre, bu oran 10 m2/kişidir. Amsterdam (Hollanda) kentinde kişi başına düşen yeşil alan miktarı 45-50 m2, Stockholm (İsveç) kentinde 77 m2’dir. Türkiye kentlerine bakıldığında ise kişi başına düşen yeşil alan miktarlarının Ankara’da 2.3 m2, İstanbul’da 2.1 m2, İzmir’de 2.8 m2 oldukları görülmektedir. Bu değerlerin yabancı ülke kentlerine oranla çok düşük olduğu söylenebilir. Dolayısıyla yaşam kalitesi anlamında da olumsuzlukları beraberinde getirdiği kıyaslanabilir şekilde açıktır. Açık ve yeşil alanlar, kullanım biçimine göre (aktif ve pasif), ekolojik işlevine göre, mülkiyete göre yada üstlendiği rekreasyon işlevine göre farklı biçimlerde sınıflandırılabilirler. Baykan (2003), (Akt: Emür ve Onsekiz, 2007) üstlendiği rekreasyon işlevine göre açık ve yeşil alanları; parklar (mahalle, kent, semt parkı vb.), özel amaçlı park ve bahçeler (çatı bahçeleri, hobi bahçeleri, kültür bahçeleri vb.), spor alanları, çocuk oyun alanları, doğal ve yarı doğal alanlar, koridorlar (kent ormanı, koruluk vb.), kent içi diğer açık ve yeşil alanlar (mezarlık, konut bahçesi vb) olarak sınıflandırmıştır. Açık-yeşil alanlar içerisinde parklar kentsel yeşil ağın en önemli elemanıdır ve belirli standartlara uymalıdırlar (Tablo:54-55).

219

Park alanları, kent içi yeşil alan oluşturma niteliği ile yeşil alan ve yapılı çevre arasında dengeli arazi kullanımının sağlanması açısından kentsel bir öneme sahip olmasının yanı sıra aynı zamanda toplumsal rolü yüksek olan ortak kullanım mekânlarıdır. Farklı insanların karşılaşması, tanışması, konuşması, kentsel yaşamı paylaşması gibi sosyal ihtiyaçların karşılanması ve sosyo-kültürel süreklilik ve gelişmenin sağlanması açısından, toplumsal iletişimin gerçekleştiği kültürel odak noktaları olarak da nitelendirilebilirler. Toplumsal boyuttaki bu ilişkiler, konut dokusu içerisinde etkin ortak kullanım mekânları oluşturulması, kentsel mekânın sosyal ve mekânsal boyutlarda daha etkili kullanılması ve mekânı oluşturan işlevlerin olabildiğince canlı tutulması amacında; anlam ve aktivite çeşitliliği açısından ayrıcalıklı bir öneme sahiptir ve konut alanlarında da aynı etkinliği göstermektedir (Emür ve Onsekiz, 2007). Çalışma sahasındaki eğlence, park ve spor alanları, kentte canlı bir çevre yaratılmasında, yoğun şehir merkezinde insan/çevre ilişkisinin kurulmasında, kentsel dolaşım ve aktivite alanlarının oluşturulmasında, etkin bir öğe olarak açık ve yeşil alan varlığı anlamında, kentsel yaşam kalitesinin sosyal açıdan da mekâna indirgemesi sebebiyle; önemli bileşenlerinden biri olarak nitelendirilebilir (Şekil:105). Tablo 54: Parklarda Uyulması Gereken Standartlar
Etkili Hizmet Alanı (Yarıçap) 200-600 m 2 km 500-1500 m 1000-2500 m 1-10 km 25-100 km Bütün Ülke Kullanıcıların Yaş Grubu (Yaş) 0-3, 4-7,8-15 7 ve yukarısı Bütün Yaşlar Bütün Yaşlar Bütün Yaşlar Bütün Yaşlar Bütün Yaşlar Kişi Başına Büyüklük (Alan; da/1000Kişi) 4 4 8-12 10-20 80 750- 3000 Değişken Hizmet Ettiği Nüfus (Kişi) --Bütün Kent 35005000 15.00030.000 Bütün Kent --Bütün Ülke İdeal Büyüklük (da) 8-16 40-60 20-40 160-400 40-800 2.0004.000 Değişken

Parklar Çocuk Bahçeler i Spor Alanları Mahalle Parkları Semt Parkları Kent Parkları Bölge Parkları Milli Parklar

Kaynak: Emür ve Onsekiz, (2007)

220

Tablo 55: Parkların Konum, Tesis Ve Faaliyetler Açısından Standartları
Parklar Çocuk Bahçeleri Konum
Konut alanları içinde ana ulaşım ağı dışında oto trafiğinin yoğun olmadığı yerlerde konutlardan rahatça izlenebilir olmalıdır Kent çevresinde ulaşım ağına yakın düzlük ve temiz hava akımları olan alanlar tercih edilmelidir. Doğal özellik gösteren, ulaşım ağına yakın ve konut yoğunluğunu azaltacak bir yerde olmalıdır. Kentin doğal mikroklima özelliğini gösterir konumda olmalı ve park içi oto trafiği kısıtlı tutulmalıdır. Topoğrafik yönden çeşitlilik gösteren doğal alanlar seçilmeli kolay ulaşım sağlanmalıdır. Ulaşım ağı Park içerisinden geçebilir. Doğal özellik gösteren, mevcut su kaynağı olan ve kolay ulaşım imkânı olan güzel yerler tercih edilmelidir. Ender doğal ve ekolojik özellik gösteren yerlerdir.

Tesisler ve Faaliyetler
Çocukların yaşlarına göre rahatça yeteneklerini geliştirebilmesine, aktif oyun faaliyetlerine katılabilmelerine olanak sağlayan, oyun araçları, kum havuzları ve bitki örtüsüyle donatılmış alanlardır. Denge, koordinasyon, organ ve duyuları geliştirmeyi amaçlar. Amatör ve profesyonel spor faaliyetlerinin (futbol, voleybol, hentbol, basketbol, tenis, halter, boks, ok atma, atletizm, kayık ve yelken, binicilik ve yüzme vb.) çalışma ve müsabakalarının yapıldığı kapalı veya açık tesislerdir. Gezi yerleri, çay bahçesi, bisiklet yolu, küçük çapta piknik alanı ve çocuk bahçesi gibi tesisleri içine alan ve bütün mahalleye hizmet eden parklardır. Mahalle parklarındaki ek olarak, spor alanları, yüzme, balık tutma doğa çalışması, botanik bahçesi, arboretum, kültür merkezi, kütüphane, müze vb. gibi tesisleri ve faaliyetleri içeren mahalle kümelerine hizmet eden parklardır. Semt parklarına ek olarak hayvanat bahçesi, fuar alanları, spor ve konser salonları, at patikaları vb. tesisleri içerir. Kentin açık yeşil alan dokusunu belirleyen ve tüm kente hizmet eden parklardır. Hafta sonu ve daha uzun tatillerde kalınabilecek alanlardır. Kış sporları bu alan içinde yapılabilir. Yoğun kullanıma açılmaz ve özellikleri korumaya yöneliktir. Kamp yapma, yüzme, balık tutma, yürüyüş, ata binme gibi faaliyetler gerçekleştirilebilir.

Spor Alanları

Mahalle Parkları

Semt Parkları

Kent Parkları

Bölge Parkları

Milli Parklar

Kaynak: Emür ve Onsekiz, (2007) Nüfusun büyümesi ve şehrin gelişimi yeşil alanlara olan ihtiyacı her geçen gün arttırmaktadır. Vezirköprü’de yeşil alanlar olarak ayrılan sahaların en önemlileri Çamlık Parkı, sit alanı sınırlarındaki Çınar Parkı ve Belediye Parkı’dır. Ayrıca çocuk parkları sayısında da son yıllarda büyük artışlar söz konusudur. Denker’in de (1976) belirttiği gibi şehir içinde yeşil alanların kuruluşunda genel eğilim, bu sahaların şehir kenarlarında olmasıdır. Çünkü buralarda boş arazi bulunabildiği gibi, arsa fiyatları da ucuzdur. Bunlara ek olarak yerleşmede 11,4 hektar yer kaplayan ve şehir plânında ağaçlandırılacak alan olarak belirlenen iki adet mezarlık bulunmaktadır. Esentepe Mahallesi’ndeki yeni mezarlık alanları da 2,74 hektarlık bir alandadır (Çeker, 2003).

221

Şekil 105: Vezirköprü Şehir Yerleşmesindeki Bazı Rekreasyon Sahaları Rekreasyon konusunda yukarıda vermeye çalıştığımız teknik detaylar ilgili merciler tarafından iyi anlaşılmadığı sürece bu konudaki eksikliklerin devam edeceği muhakkaktır. Nitekim 2010 yılı verilerine göre Vezirköprü şehir yerleşmesinde, belediye mülkiyetinde ve kullanımda olan yeşil park sayısı 35, çocuk oyun alanı sayısı ise 9’dur ve yetersizdir. İmarda yapılması plânlanan yeşil park sayısı da ilave edildiğinde yeşil park sayısının 71 olacağı belirtilmiştir (Vezirköprü Belediyesi). Bütün bunlara ek olarak şehir merkezinde konser ve tiyatro gösterilerinin yapılabildiği açık hava amfisine ihtiyaç bulunmaktadır. Türkiye’de bu tür yapılar genel olarak yeşil alanlarla iç içe düşünülerek inşa edilmektedir.

222

7. Sanayi Fonksiyonu Vezirköprü’de sanayi faaliyetleri henüz yeterince gelişmemiştir. Yerleşmenin gelişmesini sağlayacak önemli bir sanayi kolu mevcut değildir. Sanayi tesisleri orman ürünlerini işleyen bir fabrika, bir mobilya ve tekstil işletmesi ile 9 un fabrikasından ibarettir. Ayrıca zirai alet ve cenaze aracı üreten işletmeler de mevcuttur (Tablo:56-57). Devlet kuruluşu olarak kurulan ORÜS’ün 1995 yılında özelleştirilmesiyle Vezir Ağaç adını alarak yenilenmiştir. İşletme, ilçenin en büyük entegre tesisi olarak faaliyetini sürdürmektedir. İlçede 8 ila 40 işçi çalıştıran zirai alet yapım atölyeleri, ağaç yan sanayi, kuruyemiş imalathaneleri, tavuk eti ve yumurtacılığı tesisleri de bulunmaktadır. Vezir Ağaç tesislerinde yonga levha, kontrplak, sunta lam, filtreli kâğıt, inşaatlık kereste, parke vb. ürünler üretilmektedir. Halen 250 civarında çalışana sahip olan fabrikada, yetkililer doğalgazın ilçeye gelmesiyle sayının artacağını belirtmektedir. Fişekçi Orman Ürünleri ise 40 kişilik istihdamı ile ilçenin ikinci büyük işletmesidir. Fabrika AB destek kredisi almıştır. Büro mobilyaları ve koltuk iç kısım malzemeleri üretmektedir. Ürettiği mallar yurtiçinde ve yurtdışında rağbet görmektedir. İlçede iklim ve toprak özelliklerinin uygun olması nedeniyle gelişen buğday tarımı sayesinde buna bağlı un sanayisinin geliştiği söylenebilir. Toplam dokuz adet olan fabrikaların ilçe ekonomisindeki payı büyüktür. İlçede daha çok tarım faaliyetleri ön planda olduğundan zirai aletler imalat sanayi de gelişme imkânı bulmuştur. Bu atölyelerde römork, kabin, pulluk, tanker gibi zirai aletlerin imalatı ve tamiri yapılmaktadır. Kuruyemiş imalat atölyesinde ayçiçeği, kabak, nohut, fıstık, fındık gibi ürünler işlenerek yut içinde pazarlanmaktadır. İlçede yaygın olarak balya samancılık ve ticareti de ön plandadır. Ordu, Giresun, Trabzon gibi illerin saman ihtiyacı ilçeden karşılanmaktadır. İlçede mermer atölyesi, tavuk yumurta çiftlikleri ve küçük sanayi sitesinde imalata yönelik yapı, mobilya yan sanayi kollarında faaliyet gösteren iş yerleri de mevcuttur. Küçük sanayi sitesi 151 ortaklı kurulmasına rağmen bazı dükkânların bölünmesiyle 156 esnafın faaliyet gösterdiği 250-300 kişinin iş imkânı bulduğu yerdir. Sanayideki iş kollarını daha çok otomotiv tamiri ve yedek parça satışı, zirai aletler, kaynak, soğuk demir, plastik doğrama ve mobilya doğrama atölyeleri ile semaver imalatı oluşturmaktadır. Vezirköprü Semaverciler Üretim ve Pazarlama Kooperatifi AB’den aldığı hibeler ile önemli bir girişimcilik örneği göstermiştir.

223

Tablo 56: Vezirköprü'de Bulunan Sanayi Kuruluşlarından Bazıları Sanayi Kuruluşu Bulunduğu Yer Çeltekli Un Fabrikası Yatılı Bölge Okulu Yanı Tunçoğlu Un Fabrikası Bahçelievler Mahallesi Üçler Un Fabrikası Hırlık Mevkisi Çiçek Un Fabrikası Havza Asfaltı 3. Km Gözde Bereket Un Fabrikası Habibfakı Köyü Çağdaş Un Fabrikası Durağan Karayolu 15. Km Vezir Un Fabrikaları Durağan Karayolu 8. Km Vezir Ağaç Entegre Orman Ürünleri Fab. Esentepe Mahallesi Bemsa Tekstil Esentepe Mahallesi Yörükoğlu Mobilya Sanayi Esentepe Mahallesi Küçük Sanayi Sitesi Yeni Mahalle Demirciler Çarşısı Yeni Mahalle Kaynak: Vezirköprü Belediyesi ve Çeker, (2003) Tablo 57:Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odasına Kayıtlı Şirketler Anonim Şirketler 14 Adi Ortaklar Limited Şirketler 73 Kollektif Şirket Kooperatifler 60 Şahıs Şirketi Kaynak: Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008) 19 4 224

Yine ilçe merkezinde Demirciler Çarşısı olarak adlandırılan, 43 birimden oluşan, her türlü tarımsal alet bakım, onarım ve imalatının yapıldığı bir saha bulunmaktadır. Yeni Mahalle’de bulunan çarşıda görünümü oluşturan ana unsur zirai alet üretimidir. Özellikle çapa, kazma, kürek vs. imalatı fazladır. Tek katlı dükkânlardan oluşan çarşı, kırsal alanlara hizmet etmektedir (Şekil:107). Bedesten’de ise el sanatlarına dayalı semaver ve soba imalatı ön plandadır. Şehir yerleşmesinde 19.90 hektar alan kaplayan sanayi kuruluşları, kentsel alanın % 5.35ini kaplamaktadır (Çeker, 2003).

Tablo 58: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Sanayi ve Yan Sektör İstihdamı 1985 2000 Kadın Erkek Toplam Kadın Erkek Toplam Madencilik ve Taş Ocakçılığı --1 1 3 3 6 İmalat Sanayi 49 813 862 26 669 695 Elektrik, Gaz, Su ------3 34 37 49 814 863 32 706 738 GENEL TOPLAM Kaynak: TÜİK verilerinden derlenmiştir. Faaliyet

224

Şekil 106: Vezirköprü Küçük Sanayi Sitesi (2010)

Şekil 107: Vezirköprü Demirciler Çarşısı (2010)

Şekil 108: Vezirköprü'de Tekstil (Çorap) ve Mobilya Sanayi (2010)

225

ULUÇAY

KSS Yatılı Bölge Okulu Yeni Mahalle M.

Karlık M.

ESENLİ ÇAYI Mencek Deresi
Orman İşleri Md. Orman Ürünleri Fabrikası

Gödeş Deresi

ÇAKIRTAŞ KÖYÜ

Yüksekokul

Şekil 109: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Arazi Kullanımı (Rekreasyon alanları; spor alanlarını, çocuk parklarını, yeşil alanları ve 2008 ve öncesini temsil etmektedir.)

226

8. Tarım Fonksiyonu Tarımsal alanlar şehir yerleşmesinin yakın çevresinde; kuzey, batı ve güneybatısında yoğunlaşmaktadır. Şehir imar plânı çerçevesinde tarımsal niteliği korunacak alanlar olarak belirtilen tarım arazileri özellikle Uluçay Çayı’nın kenarında konumlanmışlardır (Şekil:109). Bu sahaların tarımsal alanlara ayrılmasındaki nedenlerden biri de arazilerin heyelan olaylarına maruz kalmasıdır. Toprak kabiliyeti açısından I.-II.-III. sınıf arazilerdir (Şekil:110) 58 hektarlık alan kaplayan tarım arazileri kentsel alanın % 15’ini oluşturmaktadır. Şehirde tarımsal faaliyetlerde bulunan aileler genellikle bu arazilerin çevresinde ikamet etmektedir. Ayrıca şehir imar sınırı ile birleşik durumda olan ve çevre köylerin tarım arazilerini oluşturan alanlara da değinmek gerekir. Şehrin doğusundaki Kayalar Bahçeliği ve güneybatısındaki Bağ Aralığı adı verilen bahçelikler de bulunmaktadır (Çeker, 2003)

Şekil 110: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Toprak Sınıfları Haritası84

84

http://yesilirmak-cbs.org.tr/ (Erişim: 10 Şubat 2010) CBS veri tabanından yaralanılarak hazırlanmıştır.

227

Şehirde pancar, buğday ve ayçiçeği üretimi yoğunluk kazanmıştır (Tablo:59). Tütün ekimi son yıllarda azalmış durumdadır. Ayrıca kendir ekimi de mevcuttur. Merkezde seracılık faaliyetleri de mevcut olup ilçe genelinde 29 sera işletmesi bulunmaktadır. İlçede bulunan Pancar Kooperatifi, Yağlı Tohumlar Kooperatifi ve Tekel, ilçenin üretmiş olduğu tarımsal ürünlerin fabrikalara gönderilmesinde aracı kurumlardır. Tablo 59: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Tarımsal Üretim (1993) Ürün Buğday Ayçiçeği Tütün Kendir Pancar Elma-Armut Kiraz-Vişne Kaynak: Çeker, (2003) Alan (Ha) 100 100 100 60 50 1000 5000 Üretim Miktarı (Ton) 250 300 80 560 2000 90 30

İlçe Tarım Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre şehir merkezinde 65 adet büyükbaş besi ahırı bulunmaktadır (Tablo:60). Bunlardan 25 adeti proje ile devlet desteği sayesinde kurulmuştur. Besihaneler daha çok hayvan satışı ve süt ihtiyacına yöneliktir. Hayvan pazarı olarak kullanılan arazi 2008-2009 yılları itibariyle Nalbantlı Mahallesi’nden Kuruçay Mahallesi sınırları dışındaki araziye ve devlet yolu üzerine taşınmıştır (Şekil:111). TÜİK 2000 yılı sonuçlarına göre şehirde 341 kişi tarımsal faaliyetlere tabidir. Bu oran çalışan nüfusun % 8’ini oluşturmaktadır. Tablo 60: Vezirköprü Mahallelerinde Besicilik Faaliyetleri (2010) Mahalle Besihane Sayısı Hayvan Sayısı Bahçelievler 8 245 Cumhuriyet 3 109 Çanaklı 10 574 Çayırbaşı 14 583 Esentepe 1 54 Hıdırlık 2 85 Kuruçay 10 724 Nalbantlı 2 93 Taşkale 4 169 Tikenli 5 240 Yeşilada 2 30 Diğer 4 75 65 2981 TOPLAM Kaynak: Vezirköprü İlçe Tarım ve Köy İşleri Müdürlüğü, (2010)

228

Şekil 111: Vezirköprü Hayvan Pazarı (2010) Vezirköprü şehir yerleşmesinde hayvan sayısı bakımından en aktif mahalleler Kuruçay, Çayırbaşı, Çanaklı, Bahçelievler ve Tikenli mahalleleridir (Tablo:60). Nüfusun daha çok kırsal kökenli olduğu bu mahalleler ayrıca Uluçay Çayı’nın hayvansal atıklarla kirlendiği sahalara tekabül etmektedir. Kirliliği önlemek ve alternatif enerji üretmek maksadıyla oldukça yenilikçi bir hareketle kentin ve yakın çevresinin hayvan varlığını referans alarak (Şekil:112) belediye ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu ortaklığıyla hazırlanan projenin özet bilgileri şöyledir: “Sorumluluklar gereğince Vezirköprü Belediyesi sınırları içerisinde

gerçekleştirilen hayvancılık faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkan hayvansal atıkları biyogaz projesi ile değerlendirip atık kaynaklı zararlı etkileri minimize edilmesini sağlamalıdır. Bu proje sayesinde atıklar bertaraf edilecek olup Vezirköprü Belediyesi ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan faydalı, ekonomik boyut göz önünde bulundurulduğunda da belediye ve çevre halkına olumlu yönde değer katacak önemli bir tesis sahibi olacaktır. Bu proje ile besicilik faaliyetleri sonucunda özellikle ilçe merkezinde ve civar köylerde çevre sorunu teşkil eden hayvansal atıkların en uygun şekilde toplatılarak, Vezirköprü Biyogaz tesisinde hammadde olarak kullanmak yoluyla verimli, aktif halde çalışan bir tesis kurulumu sağlanacaktır. Projeyle, elektrik, işlenmiş gübre ve atık ısı elde edilen modern bir biyogaz tesisinin destekleyiciye teslim edilmesi amaçlanmaktadır.

229

Çalışma; proje yönetimi, tesis dizaynı ve projelendirme, tesisin kurulması, atıkların temini, işletmeye alma ve tesisin Vezirköprü’ye teslimi aşamaları olmak üzere altı aşamadan oluşacaktır. Çalışma kapsamında göz önünde bulundurulacak ana hususlar çevresel kıstaslar ve ekonomikliktir. Teklif konusu biyogaz tesisi, ıslak fermantasyon teknolojisi ile atıkların fermantasyonunu kapsar. Fermantör tipi olarak dairesel fermantörler kullanılacaktır. Bu fermantör monte edilmiş yatay tip karıştırıcılarla donatılmış olup fermantörler aynı zamanda gaz deposu işlevini göreceklerdir. Fermantasyon atığının ara depolanması için bir fermantasyon atığı deposu (son depo) kullanılacaktır. Materyal deposunda bir ayırma ünitesi vardır. Bu ayırma ünitesi son depo fonksiyonundadır ve aynı zamanda ayırma işleminin sıvı fazı için ara depo olarak kullanılacaktır. Ayırma ünitesinin yardımıyla, fermantasyon atığı içindeki fermente olan katı madde ayrılır. Bu önlem sayesinde substrat deposu içinde depolanacak malzeme hacmi azaltılacaktır.”85 Tablo 61: Proje Tesis Bileşenleri Kullanılacak hammadde Miktar Kuru madde oranı Organik kuru madde oranı Biyogaz üretimi Elektrik üretimi Net ısı üretimi Büyükbaş hayvan gübresi 40.000 t/yıl ~ % 17 ~% 75 1.9 milyon m3 4,38 milyon kWh/yıl 4,38 milyon kWh/yıl

Kojenerasyon ünitesi kapasitesi 500 kWe. Kaynak: Vezirköprü Belediyesi/Aykut Doğu, (2010)

85

Enerji Enstitüsü (MAM), (2010). Samsun Vezirköprü Hayvansal Atıklardan Biyogaz Üretimi ve Entegre Enerji Üretim Tesisi, Proje Teklifi, (Proje No: 5102101)

230

Şekil 112: Vezirköprü İlçesi Büyükbaş Hayvan Miktarları, (2010)86 Uydu ve hava fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere Vezirköprü şehir yerleşmesinin yapısal gelişimi ile tarımsal araziler arasında olumsuz bir ilişki mevcuttur (Şekil:109). Nitekim ülke politikaları ile de yakından alakalı olan bu durum, küresel ısınmanın ve toprak kirliliğinin etkisiyle daha da önem kazanan verimli tarım arazilerinin yavaş yavaş ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Bunu takiben de var olan tarım arazilerinin tarımsal yükü artmakta ve dolayısıyla tarımsal ilaç kullanımı ile azami verimin alınmak istenmesi gibi insan sağlığını tehdit eden durumlar ortaya çıkmaktadır. Şehrin yeni gelişim alanlarının düzenlenmesi, belirlenmesi ve ciddi bir arazi kullanım politikasının devreye sokulması ve özellikle sanayi kuruluşlarının bu politikaların dışında tutulmaması gerekmektedir.

86

Vezirköprü Belediyesi/ Aykut Doğu, (2010)

231

B. Şehrin Fonksiyonel Sınıflandırmadaki Yeri Vezirköprü şehir yerleşmesinin şehiriçi arazi kullanımı açısından

değerlendirmesi yapıldığında Hıdırlık, Kuruçay, Yeşilada, Çanaklı ve Çayırbaşı mahallelerinin şehir özelliği taşımadığı ve bu bakımdan diğer mahallelerin gerisinde kaldığı söylenebilir. Sahanın fonksiyonel verilerine topluca baktığımızda ise; Vezirköprü İlçesi uzun yıllar itibariyle ‰ 11.77’lik bir şehir nüfus artışıyla % 21,87’lik hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir (Tablo:63). Kır nüfusunun toplam nüfusa oranı ise düşüş eğilimi göstermektedir (Şekil:113). Adrese dayalı nüfus sayım sonuçlarına göre 2008 yılında kır nüfusunun düşüşe geçtiği dikkat çekmektedir. Bunun temel sebebi kırdan kente ve kırdan diğer merkezlere olan göçtür. Vezirköprü İlçesi’nin 2000 yılı verilerine göre genel nüfus artış hızı ‰ 3.48’dir.

Şekil 113: Vezirköprü'de Köy-Kent Nüfusu ve Toplam Nüfusa Oranları Araştırma sahasının ekonomik faaliyetler bakımından gelişmediği söylenebilir. 1985-2000 yılları arasında hizmet sektörü artış eğilimi içindeyken, imalat ve sanayi sektöründe istihdam edilen nüfusun azalma eğilimi gösterdiği dikkati çekmektedir (Tablo 62.ve Şekil:114) Özelleştirmelerin ve diğer merkezlere olan göçlerin bu azalıştaki rolü büyüktür. Neticede şehir yerleşmesi, hizmet sektörünün % 68’lik bir pay ile ön planda olduğu bir kent kimliğine bürünmüştür. Hizmet sektörünü % 16’lık payla imalat ve sanayi sektörü takip etmekle birlikte yeni açılan işletmeler düşünüldüğünde son yıllarda bu oranın bir miktar artış gösterdiği söylenebilir (Şekil:115).

232

Tablo 62: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Ekonomik Faaliyetler Faaliyet Ziraat, Avcılık, Ormancılık Madencilik ve Taş Ocakçılığı İmalat Sanayi Elektrik, Gaz, Su İnşaat Toptan ve Perakende Ticaret, Lokanta ve Oteller Ulaştırma, Haberleşme ve Depolama Mali Kurumlar, Sigorta, Taşınmaz Mallara Ait İşler ve Yardımcı İş Hizmetleri Toplum Hizmetleri, Sosyal ve Kişisel Hizmetler İyi Tanımlanmamış Faaliyetler Kaynak: TÜİK 1985 2000 Kadın Erkek Toplam Kadın Erkek Toplam 68 397 465 89 252 341 --1 1 3 3 6 49 813 862 26 669 695 ------3 34 37 1 319 320 --35 352 38 14 38 266 6 976 281 110 1108 43 1014 295 148 1374 49 44 6 53 447 3 991 175 113 1201 7 1035 181 166 1648 10

(Kişi Sayısı)

Şekil 114: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinin Ekonomik Faaliyetler Grafiği (TÜİK)

233

Şekil 115: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde Nüfusun Sektörel Dağılışı (2000)

Şekil 116: Vezirköprü ŞehirYerleşmesinde Nüfusun İşteki Durumu (+12 yaş)87 Vezirköprü şehir yerleşmesinde ücretli, maaşlı veya yevmiyeli çalışanların toplam kent nüfusuna oranı yıllar geçtikçe artarken kendi hesabına çalışanların oranları düşmektedir. İşveren sayısının (%3) ise bu düşüşler ile ters orantılı bir şekilde yükseldiği görülmektedir (Şekil:116).

87

Kişi Sayısı
TÜİK nüfus sayım sonuçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır.

234

Şekil 117: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde İşgücünde Olmayan Nüfus (+12 yaş)88

Kişi Sayısı

Vezirköprü olmayanların

şehir

yerleşmesinde

2000

yılı

verilerine

göre

işgücünde

%56’sını ev kadınları oluşturmaktadır. Onu %27 ile öğrenciler takip

etmektedir. Bağımlı nüfusun bu derece yüksek oluşu ekonomik gelişmenin neden yavaş bir seyir takip ettiğine ışık tutmaktadır (Şekil:117). Nitekim işgücünde olmayan nüfusun toplam şehir nüfusuna oranı %69’dur (Şekil:119). Şehir yerleşmesindeki toplam istihdam ise %35’lik bir paya sahiptir. Dolayısıyla Vezirköprü şehir yerleşmesindeki işsizlik oranı %6’dır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu işsiz nüfusun kent nüfusunun toplamına oranından ziyade (%6) bağımlı nüfusun ciddi bir paya sahip olmasıdır. Çünkü işsizlere oranla işgücüne katılma potansiyelleri çok daha düşük olan bağımlı nüfus, uzun vadede bile olumlu sayılabilecek bir oran arz etmemektedir. Öğrenci nüfusunu bu yorumun dışında tutmak gerekir. Nitekim eğitimin ilçe ve ülke geleceği için zaruri bir ihtiyaçtan doğduğu kabul edilmelidir. Ancak ev kadını nüfusunu aynı şekilde yorumlamak mümkün değildir. Kadının toplumdaki ekonomik payını arttırmak kentlileşme sürecinde önemli bir adım olacaktır. Böylece özgüveni artan nüfusun kent ekonomisini canlandıracağı söylenebilir. Ayrıca işgücünde olmayanların 1985 yılında % 60’lık bir paya sahipken 2000 yılında % 69’a çıkması düşündürücüdür. Yine aynı tarihler arasında istihdamın düştüğünü de görmekteyiz. Şehir yerleşmesindeki niteliksiz işgücü de % 45’e yakın (10866 kişi) bir orana sahiptir.
88

TÜİK nüfus sayım sonuçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır.

235

Şekil 118:Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 1985 Yılı İşgücü Durumu (+12 yaş)89

89-90

Kişi Sayısı

Kişi Sayısı

Şekil 119: Vezirköprü Şehir Yerleşmesinde 2000 Yılı İşgücü Durumu (+12 yaş)90

TÜİK nüfus sayım sonuçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır.

236

Devlet Plânlama Teşkilatı’nın 2004 yılında yayınlamış olduğu İlçelerin SosyoEkonomik Sıralaması Araştırma Raporuna göre Vezirköprü İlçesi’nin gelişmişlik sıralamasında 872 ilçe içinde 710. sırada ve 5. dereceden gelişmiş ilçe grubuna dâhil olduğunu görmekteyiz (Tablo:63 ve Şekil:121). Burada dikkat edilmesi gereken mevzu ise istatistiklerin ilçe geneli hesaba katılarak değerlendirilmiş olmasıdır. Tablo 63: Vezirköprü ve Havza İlçeleri Genelinde Sosyo-Ekonomik Göstergeler91 Değişkenler Vezirköprü Havza Nüfus 106139(114) 53 512 (258) 21,87(786) Şehirleşme Oranı (%) 36,23 (533) 3,48(440) Nüfus Artış Hızı (‰) -15,53 (737) 64 (325) Nüfus Yoğunluğu 69 (292) Nüfus Bağımlılık Oranı (%) 81,00 (108) 64,62 (280) 6,37(161) Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü 5,49 (312) 85,54(109) Tarım Sektöründe Çalışanlar Oranı (%) 79,41 (309) Sanayi Sektöründe Çalışanlar Oranı (%) 1,91 (676) 3,40 (479) Hizmetler Sektöründe Çalışanlar Oranı (%) 12,55 (764) 17,19 (553) İşsizlik Oranı (%) 2,04 (825) 3,64 (629) Okur Yazar Oranı (%) 79,62 (679) 84,18 (498) Bebek Ölüm Oranı (‰) 76,91 (27) 52,82 (157) Fert Başına Genel Bütçe Geliri (Bin TL) 28 635 (514) 41 565 (393) Vergi Gelirlerinin Ülke İçindeki Payı (%) 0,01463 (258) 0,01014 (319) Tarımsal Üretimin Ülke İçindeki Payı (%) 0,15721 (194) 0,18224 (156) NOT: Parantez içindeki rakamlar ilçenin ilgili göstergeye göre 872 ilçe içindeki sırasını göstermektedir. Devlet Plânlama Teşkilatı’nın gerçekleştirdiği bu araştırma, 2000 yılındaki idari yapı esas alınarak 81 ilin toplam 872 ilçesini kapsamaktadır. Bu kapsam içersinde 2000 yılına göre Vezirköprü İlçesi’nin şehirleşme oranının genel olarak % 21,87 olduğunu ve bu yönüyle ilçenin 872 ilçe arasında 786. sırada kaldığını görmekteyiz. Yine nüfus bağımlılığının ilçe genelinde merkeze göre daha yüksek olduğu dikkat çekmektedir. Sanayide istihdam edilen nüfusun ilçe genel nüfusuna oranı ise % 1,91’dir. Oysa bu istihdamın şehir yerleşmesi nüfusuna göre baktığımızda %16’lık bir oranla karşılaşmaktayız. Samsun Sanayi ve Ticaret Odası raporlarına göre (2008) Samsun İli sınırları içerisindeki ilçelerde (Şekil:120) gıda sektörüne yönelik sanayi kuruluşlarının, 5084 sayılı yasada teşvik kapsamında yapılan değişiklikler sayesinde kurulabileceği ve bunun bekli de ilçeler için ekonomik anlamda tek kurtuluş olacağı belirtilmiştir.

91

http://www.dpt.gov.tr/DocObjects/Download/3159/ilce.pdf (Erişim 25 Mart 2010)

237

Şekil 120: Samsun ve İlçelerinin 2000 Yılı Gelişmişlik Endeksleri92

Endeks

2000 Yılı
Yerleşim Birimleri 1. Samsun 2. Ondokuz Mayıs 3. Bafra 4. Alaçam 5. Yakakent 6. Vezirköprü 7. Havza 8. Lâdik 9. Kavak 10. Asarcık 5 4 7 3 9 8 2 1 12 13 11 10 15 14 Yerleşim Birimleri (Devamı) 11. Tekkeköy 12. Çarşamba 13. Terme 14. Salıpazarı 15. Ayvacık

6

Şekil 121: Vezirköprü ve Yakın Çevresinin Sosyo-Ekonomik Gelişmişliği93

92 93

http://www.samsuntso.org.tr/ Samsun Ticaret ve Sanayi Odası İktisadi Raporu, (2008) http://www.dpt.gov.tr/DocObjects/Download/3159/ilce.pdf (Erişim 25 Mart 2010)

238

-DÖRDÜNCÜ BÖLÜMVEZİRKÖPRÜ İLÇE YERLEŞMESİNİN ŞEHİR PLÂNLAMASI AÇISINDAN ARZ ETTİĞİ ÖZELLİKLERE TOPLU BAKIŞ

239

A. Şehir Plânlaması Kapsamında Yararlanılan Analiz Teknikleri Kent ve kent bölgeleri ölçeğinde kentsel tasarım çalışmalarında araştırılabilecek konular; · · · · Hareket sistemi: Alanın kent içindeki konumu, kamu ulaşımı, yaya ve bisiklet hareketi, taşıt hareketi, geçirgenlik, altyapı, vb. Doğal özellikler: Peyzaj, topografya, iklim, kirlilik ve gürültü, flora ve fauna özellikleri, vb. Gelişme ekonomileri: Arazi kullanımları, gelişme üzerindeki baskılar/arazi kullanımlarındaki değişimler, yapılaşmış çevrenin korunması, vb. Şehirsel Dokular: Formal ve informal alanlar, yapıların ön ve arka cepheleri, yapı tipleri, sokak profilleri/dokusu, mimari özellikler, vb. olarak sıralanabilir (Türk, 2006). Bu araştırmada doğaldır ki; ilgili konulardaki bilgi derleme ve analiz teknikleri çeşitliliğe yol açmıştır. Dolayısıyla bu çalışma kapsamında şehir plânlamada ve strateji belirlemede sıkça uygulanan SWOT (Strenghts: Güçler-kuvvetli yönler, Weaknesses: Zayıflıklar, Opportunıtıes: Fırsatlar, Threats: Tehditler) analizinden yaralanılmıştır. Swot analizi, herhangi bir kuruluşun, örgütün, kamu kurumunun ya da incelenmek istenen daha farklı bir organizasyonun (Şehir Gibi) içsel durumunu ve onu çevreleyen dışsal faktörleri tahlil etmek için kullanılan yöntemlerden biridir, bir anlamda, mevcut durumun, tüm yönleriyle, iç ve dış dinamiklerin de göz önünde bulundurulmasıyla, fotoğrafının çekilmesidir (Türk, 2006). Şimdiye kadar Vezirköprü’ye şehir ölçeğinde uygulamaya çalıştığımız plânlama analizlerinin başlıcaları şunlardır: 1. Tarihi Analizler Alanın ve tarihinin analizi, alan üzerindeki gelişmeyi etkileyen politikaları tanımlamak için plânlama dökümanlarının analizini içeren kentsel yapı üzerindeki yeni baskılarla ilgili bir çalışma ile sonuçlanabilir. Aynı zamanda şu ya da bu nedenle uygulamaya konamamış gelişme fikirleri ve önerileri de soruşturulur. Gelişmenin yaşama geçirilememesinin nedenlerinin anlaşılması onun tarihi ve fonksiyonuyla uyumlu bir gelişme formunun seçilmesi için anahtar olabilir (Türk, 2006).

240

2. Şehir Görünümü Analizi Genellikle geniş ve orta ölçekli kentsel tasarım çalışmalarında kullanılmaktadır. Bu teknik, esas olarak yerel düzeyde ve yakın çevrede neyin görülebildiği üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu şekilde bir yere onun özel kimliği ve karakterini veren bazı küçük detaylara dikkat çekmek konusunda araştırmacıya yön gösterir. Kent görünümü analizinin 3 temel bakış açısı vardır. Birincisi; kentsel yapının okunabilirliği ile ilgilidir ki bu da insanların algılama, anlama ve çevreye tepki verme biçimidir. Bir yerin ona kimlik veren kaliteleriyle ilgilenir; bunlardan biri onun kullanıcıları tarafından hemen algılanabilir veya kavranabilir olmasıdır (Türk, 2006). Çalışma alanındaki sokakların görünüm karakteri, yapıların ölçek ve biçimleri ve yapılar arasındaki “yer”lerin (anlamlı boşlukların) niteliği alanın gelişmesi için öneriler geliştirmede etkili olabilir. Bu analiz hangi kent görünüm elemanlarının alandaki önemli karakter bölgelerini biçimlendirdiğini tanımlamaya yardım edebilir. Kent görünümü analizinin ikinci bakış açısı, çevrenin geçirgenliğiyle ilgilidir; yani kullanıcıya (halka) sunulan seçeneklerdir. Analizin üçüncü bakış açısı, görsel bir çalışmadır; kentsel mekânın incelenmesini, cephe özelliklerinin, kaldırım döşemesinin, çatı çizgisinin, sokak plastiklerinin irdelenmesini içerir ve bir yeri diğerinden ayıran görsel detayın karmaşıklığının bir analizidir. Ayrıca şehir silüet analizi (gökyüzü çizgisi) de bu bağlamda önemlidir. Yapı yükseklikleri ve kütlesi arasındaki ilişkiler kentin görünümü açısından önemlidir. Görsel olarak yüksek ve tek renkli yapılar kentin görsel bütünlüğünü ve özel karakterini güçlendirebilir. Ancak farklı yerleşmelerdeki yüksek yapılar için maksimum yükseklik tanımlanmalıdır. Bunun için her bölgedeki yüksek yapılar için maksimum asimetrik boyut belirlenerek gökyüzü çizgisi üzerinde yapının yalnızca yüksekliği değil biçimi de kontrol altına alınabilir. Bunun yanı sıra, doğal yapıdan gelen özellikler de kent silüeti açısından önemlidir. Topografyanın yapısı ve bu yapı üzerindeki doğal ve yapay peyzaj elemanları kent görünümünü etkilemektedir (Türk, 2006).

241

Çalışma alanı içinde, geniş ölçekte kentsel yapının okunabilirliğine ilişkin alanların düzenlenmesinde, kentsel çevrenin karakterini güçlendirmeye yönelik ilkelerin oluşturulmasında temel oluşturacak bilgiler, bu teknik kullanılarak yapılan analiz çalışmaları sonucunda elde edilmiştir. 3. Algısal Yapı Analizi Okunabilirlik geleneksel şehirlerin kalitelerinden birisidir. Okunabilir bir çevre, insanların belleklerinde doğru algılanabilen çevredir. Kentin net bir algısal imajı varsa kullanıcılar çevreye daha etkili tepki verebilirler. Bu bağlamda Kevin Lynch okunabilirliğin analizi için bir yöntem tanımlamıştır ve yeni gelişmeleri biçimlendirmek ve modern gelişmelerin bozduğu mevcut alanın okunabilirliğini güçlendirmek için mevcut durum içinde kullanılabilen çözüm yolları önermiştir. Lynch, çalışmalarını kenti kullananların kentin ortak özelliklerini paylaştıkları bellek haritaları ile açıklamıştır. Kullanıcılar tarafından algılanan 5 fiziksel anahtar özellik (bölgeler, sınırlar, yollar, düğüm noktaları, sınır işaretleri) kent imajını biçimlendirir (Akt: Türk, 2006). Çalışma kapsamında kentin okunabilirliğine ilişkin verilerin elde edilip değerlendirilmesi ve çalışma alanı içindeki kentsel alanların okunabilirliğini destekleyecek ilke ve politikaların oluşturulmasında bu analizle elde edilen bilgiler kullanılmıştır 4. Görsel Analiz Görsel analiz, üç temel bölüme sahiptir; · · · Kamusal alana yönelik üç boyutlu bir çalışma, Kamusal alana kapalılık veren yüzeylere yönelik iki boyutlu çalışma ve Bir alanı ona özgü karakter veren mimari detaylarla ortaya koyan çalışma Kamusal alanın analizi konusunda temel olan teknikler önemlidir. Bu bağlamda mekânsal kompozisyona ilişkin verilerin kaydedilmesinde en yaygın kullanılan araçlar kamera ve üç boyutlu CBS çalışmalarıyla elde edilen perspektif çizimlerdir. Ancak, alanda yollar boyunca bakış açılarının dikkatle seçilmesi önemlidir (Dar bir geçişten geniş bir kamusal meydana açılan önemli bir nokta gibi). Bu teknik, çalışma alanının cazip/çekici, güzel/etkili, gerekli olan yönlerinin kompozisyonunu ortaya koyar. Bunun yanı sıra iki boyutlu haritalar da kamusal alanın biçimini ve bölümlenmesini ortaya koymakta kullanılan bir tekniktir. Bu teknikle kamusal alanların birbirleriyle ve

242

yapılarla olan ilişkisi, kamusal alanın süreklilik-kapalılığındaki zayıflıklar, zayıf bağlantılar ve noktalar, mekânsal kompozisyonun genel özellikleri ortaya konmuş olur. Bunun yanı sıra uydu görüntüleri, hava fotoğrafları ve üç boyutlu görünümler de kullanılmaktadır (Türk, 2006). Çalışma kapsamında kentsel tasarım ilkeleri bağlamında mekânsal kalitelerin değerlendirilmesi ve buna yönelik ilkeler ve öneriler oluşturulmasında bu analiz tekniğinden elde edilen veriler kullanılmıştır. B. Şehir Plânlaması Analizi Bağlamında Oluşturulan Sorular Bu çalışmada gerçekleştirilen SWOT (Strenghts: Güçler-kuvvetli yönler, Weaknesses: Zayıflıklar, Opportunıtıes: Fırsatlar, Threats: Tehditler) analizi sayesinde geniş ve orta ölçekteki tasarım stratejilerine girdi oluşturabilen kentsel tasarım ilkeleri doğrultusunda çalışma alanının değerlendirilmesi yapılmıştır. Tasarım ilkelerine bağımlı olarak çalışma alanı için dört ana kategoriye yani; güçlülük, zayıflık, fırsatlar, tehditlere (SWOT) ilişkin sorular ve cevapları ortaya konmuştur. 1. Çalışma Alanının Geniş Ölçekte Değerlendirilmesi Mevcut açık ve yeşil alanların dağılımı nasıldır? Kentin tümünde veya bir parçasında bir ağ oluşturuyor mu? (Karakter) Vezirköprü kent dokusunda düzenli bir açık alan dağılımı görülmemektedir. Kentteki mevcut açık alanlar kullanılma biçimlerine göre aktif ve pasif yeşil alanlar olarak değerlendirildiğinde; pasif yeşil alan, mezarlıklar dışında görülmemektedir. Aktif açık ve yeşil alan olarak, konut bölgelerinde gerek yetişkinler gerekse çocuklar için gerekli rekreasyon ve oyun alanları yetersizdir. Şehirde oturma-dinlenme amaçlı dört önemli açık alan mevcuttur. Kentteki bazı okul bahçeleri özellikle hafta sonları spor alanları olarak kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra açık alanlara erişebilirlilikte uzaklık ölçütünün yerleşmenin topografik yapısıyla ilişkisi düşünüldüğünde kentin yayalar için sahip olduğu engelleyici eğim şartları sadece devlet hastanesine ait olan bahçeye erişimi (Köprülüler Caddesi) zorlaştırmıştır. Bilindiği gibi kentsel çevre kalitesinin kentlinin yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkileri vardır. Nitekim açık yeşil alanların geniş ölçekten orta ölçeğe kadar doğal ve yapay yeşil veya yeşil eleman içeren koridorlarla bağlanarak kent bütününde veya kent parçasında bütüncül bir strüktür içinde açık alan ağı oluşturması kentsel çevre kalitesi açısından önemlidir (Türk, 2006). Bu açıklamalar dikkate alındığında Vezirköprü şehir

243

yerleşmesi içinde tekil olarak yer alan açık alanlarda belirli bir sürekliliğin, dolayısıyla bütüncül bir açık alan ağının olmadığı söylenebilir. Yüksek yoğunluklu bölgeler var mı? Nerelerde? Kentin yapılaşma yoğunluğu artıyor mu ve bir problem mi? Nerelerde? (Karakter) Kent bölgelerinin yapılaşma yoğunluğu irdelendiğinde (TAKS ve KAKS) özellikle tarihi doku (kent merkezi) ve yakın çevresinde yönetmelik koşullarını aşan, oldukça yoğun bölgelerin bulunduğu görülür. Artan yoğunluk sonucu hem kent kimliği hem de kentsel yaşam kalitesi düşük kent bölgeleri ortaya çıkmaktadır. Birbirine oldukça yakın, minimum bahçe mesafeleri dahi ihmal edilmiş çok katlı yapılaşmalar arasında insanların gereksinim duyacakları açık ve yeşil alanlar, donatılar ve yeterli yol altyapısı genel olarak bulunmamaktadır. Ayrıca son yıllarda oldukça eğimli topografik yapı üzerinde çok katlı yoğun yapılaşmalar gelişmektedir (Atatürk Mahallesi). Kentsel yayılma (düzensiz gelişme) bir problem mi? (Karakter) Her gelişen kentte olduğu gibi kentsel gelişme beraberinde birtakım kentsel hizmetleri (kanalizasyon, su, yol, eğitim, sağlık, vb) de getirmektedir ve bu hizmetlerin kentte düzenli olarak dağıtılması kentli yaşamı için oldukça önemlidir. Kentsel yayılma kentsel hizmetlerden kaynaklanan yeni maliyetler getirmekte, dolayısıyla mekânsal gelişme kaynaklarının düzensiz dağılımına neden olmaktadır. Ayrıca, kentsel yayılma sonucu kentlerin akciğerleri ve hava koridorları olabilecek vadiler ve yeşil tepeler de yavaş yavaş yüksek yoğunluklu apartman bloklarıyla dolmaktadır. Mevcut kentsel alanda; · · Nitelikli/kendine has özellikleri güçlendirilebilecek olan kent bölgecikleri var mı? Net bir kimlik eksikliği içinde ve zayıf imajlı alanlar var mı? Nerelerde? Zayıflık tasarımla mı ilgilidir? (Karakter) Yeni gelişen düzensiz yapılaşmanın yok etmeye başladığı, kentin merkezindeki tarihi yerleşim dokusu taşıyan alanlar (Orta Cami, Mehmet Paşa, Çanaklı, Taşkale, Değirmenbaşı, Abdulgani, Tikenli ve Çayırbaşı, mahalleleri) mimari yapısı bakımından kentin kendine has özellikleri olan bölgeleridir. Bu alanlarda var olan özellikleri

244

korumak, yeni gelişmelerle bu karakterleri ve yerel özellikleri güçlendirmek oldukça önemlidir. Nitekim Orta Cami sınırlarındaki Bedesten’in çevresindeki yeni yapılaşmaların 2010-2015 yılları arasında belediye ve vakıflar aracılığı ile kaldırılacak olması bu tarihi dokunun erişilebilirliği ve görünebilirliği açısından oldukça isabetli bir karardır. Mevcut kentsel alanda bunun dışında, özellikle kent merkezi ve yakın çevresinde, yeni gelişen konut alanlarında standartlaşmış tasarımlardan kaynaklı birbirine benzer, bakımsız, herhangi bir mimari özellik taşımayan yapı grupları yer almaktadır. Bu alanlar kentte kimlik ve imaj/algısı açısından zayıf kentsel mekânlar yaratmaktadır. Önemli gökyüzü çizgileri var mı ve tehdit altında mı? (Karakter) Şehrin üzerinde bulunduğu doğal yapıdan kaynaklı tepecikleri ve bu alanlardaki geleneksel yapı dokusunun oluşturduğu önemli gökyüzü çizgileri şehir merkezi başta olmak üzere kentin doğusunda ve güney yamaçlarında yükselen yapı bloklarının tehdidi altındadır (Atatürk, Tikenli ve Taşkale mahalleleri). Topografya pozitif veya negatif bir karakter veriyor mu? Nerelerde? (Karakter) Topografyanın eğimi, tepeler ve vadiler kentsel silüette, dolayısıyla kent kimliğinin tanımlanmasında önemli doğal elemanlardır (Türk, 2006). Mevcut kentsel çevrede doğu-batı yönünde birbirini izleyen vadiler ve tepelerle güneyden kuzeye inen çok az eğimli bir topografya mevcuttur. Topografyanın bu doğal yapısı, aslında kentsel silüette önemli bir pozitif karakter bileşeni olarak değerlendirilebilir. Fakat bu topografya yapısını tümüyle göz ardı ederek gelişen konut alanları kentsel silüet açısından oldukça negatif bir karakter oluşturmaktadır.

245

Tanımlanabilir kent görünümü karakterleri nelerdir? Geniş ölçekli gelişmelerin tehdidi altıda mı? Nerelerde? Özellikle kent girişleri ve diğer alanlarda kent silüetini bozan alanlar/yapı grupları var mı? İyileştirilebilir mi? ( Karakter) Yukarıda da değinildiği gibi, kentin doğal yapısından kaynaklı topografyası ve özellikle merkezdeki geleneksel konut grupları en önemli kent görünümü karakterleri olarak kabul edilebilir. Ancak oldukça yoğun gelişen yapı bloklarının tehdidi altındadır. Ayrıca kent girişleri, kent merkezi ve yakın çevresi başta olmak üzere, kentin güneydoğusundaki alanlarda (Esentepe Mahallesi/Devlet Yolu üzerindeki samanlıklar ve bazı konutlar ile Yeni Mahalle mevkisi) 1980 sonrası gelişen niteliksiz ve kent silüetini bozan yapı grupları yer almaktadır. Bu alanların iyileştirilme olasılığı güçtür, ancak henüz gelişmesini tamamlamamış kentin bu mevkilerinde yeni gelişen konut alanlarında topografyayı, doğal çevreyi (peyzajı) ve mevcut dokuyu dikkate alan, onunla uyumlu az yoğun gelişmelerin teşvik edilmesi gerekmektedir. Karakter kazandırmak için fırsatlar nelerdir? ( Karakter) Bir kent alanının karakteri farklı birçok bileşene bağımlıdır. Karakter kısaca; topografya ve yapı biçimi, jeoloji, geleneksel yapılar, kent dokusu ve sınırların birleşiminden ortaya çıkan kalite (Türk, 2006) olarak tanımlanmaktadır. Daha önce de ifade edildiği gibi, kentin sahip olduğu topografik yapısı ve tarihi doku özelliği taşıyan alanları önemli bileşenlerdir ve güçlü bir kentsel karakter verecek anlamda kullanılabilir. Yüksek yapılar için fırsatlar var mı? Nerelerde? ( Karakter) Çok yüksek ve yoğun yapı bloklarının oluşturduğu mevcut kentsel dokuda imar plânından dolayı yüksek yapılar için fırsatlar bulunmamaktadır. Ancak kentin güneydoğusunda yer alan ve Esentepe Mahallesi’nde kentin diğer mahallelerine göre topografya açısından daha az eğimli alanlar yer almaktadır ve bu mahalle kent silüeti dışında kalmaktadır. Henüz yapılaşmasını tamamlamamış olan bu mahallede daha kimlikli kentsel alanlar/çevreler yaratmak üzere zemin koşulları da düşünülerek getirilecek yapılaşma koşulları ve düzenlemelerle yüksek yapılaşmalara gidilebilir.

246

Özellikle önemli olan peyzaj özellikleri nelerdir? Baskı altında mıdır? Nerelerde? Kentte topografyadan kaynaklı vadi doğal peyzaj karakterleri dışında önemli olan peyzaj özellikleri yoktur. Uluçay vadisindeki heyelanlı alanlar yapılaşma açısından imar plânıyla kontrol altındadır. Esenli Çayı vadisi ise yoğun yapılaşmanın baskısı altındadır. Bu vadilerin köprü ve çeşitli düzenlemelerle önemli peyzaj alanları haline getirilmesi mümkündür. Mevcut yapılaşmış çevre ölçek, doku, kütle bağlamında uyum içinde mi? Arazi kullanım katsayıları yapı hacminde ve yüksekliğinde çevreleriyle uyumsuz bir artışa neden oluyor mu? Nerelerde? İyileştirilebilir mi? (Karakter) Şehir merkezi ve yakın çevresinde bitişik nizam sonucu birbirine bitişik ve çok yüksek olmayan kütlesel yapı hacimleri ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, birbirine yakın yapı adaları ve parsellerde farklı yükseklikte ve hacimde yapılar bitişik bir şekilde yer almaktadır. Bunun ekonomik farklılıklardan kaynaklandığı söylenebilir. Sonuçta ölçek ve doku olarak uyumsuz kentsel çevrelerin ortaya çıktığı görülmektedir. Herhangi bir özellik taşımayan, sınırları çizilemeyen/algılanamayan kent bölgecikleri var mı? Nerelerde? (Okunabilirlik) Bunu tanımlamak için öncelikle kentin ya da kentsel alanların okunabilirliğini kısaca irdelemek gerekir. Kent ya da kent bölgelerinin algılanabilirliği/okunabilirliğini tanımlamada Lynch’in etkin kentsel doku öğeleri olarak tanımladığı elemanlar (Yollar, düğüm noktaları, anıtsal öğeler, bölgeler ve sınırlar) önemlidir (Akt:Türk, 2006). Araştırma sahasına ait kent bölgeleri bu bağlamda irdelendiğinde; Yollar: Yollar insanların belleklerinde kalan ve kentsel alanı tanımlamada kullanılan en güçlü elemanlardır. Sahanın doğusunda bulunan ve kenti GD-KB yönünde kesen devlet karayolu (Samsun ve İstiklal Caddeleri) ile onun doğu yakasındaki Mustafa Gürsel Caddesi (Bahçelievler Mahallesi) ve batısına tekabül eden İstiklal Caddesi, Gazi Caddesi, Gençlik Caddesi, Fazıl Mustafa Paşa Caddesi, Köprülüler Caddesi, Ayşe Hanım Caddesi, 100. Yıl Caddesi ve Org. Faruk Cömert Caddesi sahanın en tanımlayıcı ana akslarıdır. Kentin konut bölgelerini merkeze

247

bağlayan ikincil yollar da tanımlayıcı ara akslardır. Bu yollar arasında bağlayıcı konumda olan diğer yollar yer almaktadır. Referans noktaları (Landmarklar): Kentsel referans noktaları kentin/kent bölgesinin sembolü olarak hatırlanan kente karakter veren yapay ve doğal elemanlar/yapılardır (Türk, 2006). Araştırma sahasında bir kamu yapısı olan belediye binası önemli bir referans noktasıdır. Ayrıca Atatürk İş Merkezi, Vabartum Alışveriş ve Eğlence Merkezi, sadece çorbanın satışa sunulduğu lokantalar, Bedesten ve Taşhan, büyük çınar ağacı, merkezdeki tarihi ve büyük camiler, kentin geleneksel konut dokusu özelliği taşıyan mahalleleri şehir yerleşmesi için önemli referans noktalarıdır. Düğüm noktaları: Kentte girilebilen veya kullanılabilen stratejik ve belirli etkinliklerin toplandığı veya yaya/taşıt ulaşımının kesiştiği noktalardır. Kent merkezinde yer alan Cumhuriyet Meydanı, Belediye, Çınar ve Çamlık parkları, tenis kortunun ve futbol sahasının da bulunduğu spor alanları, devlet hastanesinin bahçesinde bulunan yeşillik alanlar, alışveriş ve eğlence merkezi (Vabartum) önemli düğüm noktalarıdır. Bölgeler: Barındırdıkları işlevler veya nitelikleriyle diğer kent bölgelerinden ayrılan alanlar olarak tanımlanabilir. Araştırma sahasındaki kentsel bölgeciklerin (ticaret, kamusal kullanımlar, yeşil alan ve konut bölgeleri olarak) birbiriyle iç içe konumlandığı ve bu nedenle şehir merkezindeki yol boyu ticaret alanlarında ticaret ve konut kullanımlarının birlikte olduğu görülmektedir. Sınırlar: Bölgeleri birbirinden ayıran doğrusal öğelerdir. Araştırma sahasındaki vadiler ve vadiler boyunca devam eden dereler doğal sınırlar olarak; devlet yolu ise yapay sınır olarak tanımlanabilir. Bu açıklamalar doğrultusunda Vezirköprü şehir merkezi ve yakın çevresinde okunabilirliği destekleyen doğal ve beşeri unsurların sayıca yetersiz olduğu dikkat çekmektedir.

248

Okunabilirliği güçlendiren özel arazi kullanımları (yeşil, park) var mı? Nerelerde? (Okunabilirlik) Okunabilirlik açısından kent merkezinde insanların dinlenme ve bekleme amacıyla kullandığı parklar okunabilirliği güçlendirici yönleri bakımından değerlendirilebilir. Kentin diğer bölgelerinde mezarlık olarak kullanılan alanlar dışında okunabilirliği güçlendirecek anlamda yeşil ve park olarak karşımıza çıkan özel arazi kullanımı sınırlıdır. Bunların yanı sıra araştırma sahasındaki kamu kurumlarının çoğunun tek bir mahallede (Fazıl Ahmet Paşa M.) yoğunlaşmış olması özel bir arazi kullanımı olarak değerlendirildiğinde okunabilirliği güçlendirmektedir. Kent formunu okunabilir kılacak/okunabilirliği güçlendirecek fırsatlar nelerdir ve nerelerdedir? ( Okunabilirlik) Araştırma sahasında kentin doğal sınırları olan vadileri yapılaşmalardan korumak, buradaki yeşili ve doğallığı vurgulamak kentin okunabilirliği açısından önemlidir. Kent tanımlanabilir bir forma sahip mi? (Okunabilirlik) Kentin mekânsal gelişimi irdelendiğinde çekirdek gelişimini tamamladığı ve son yıllarda doğrusal bir kent formuna büründüğü söylenebilir. Sahadaki Doğrusal Kent Formu Üretim, konut, ticaret ve hizmetler kullanımının sürekli ulaşım aksları boyunca yer aldığı kent formudur. Kentin gelişmesi ana arterin uzamasıyla sağlanmaktadır. Model, kentin kurulduğu arazi yapısı (topografya), jeolojik yapı gibi özelliklere bağlı olarak farklılıklar, bozukluklar ve ideal formdan sapmalar gösterebilir. Tepeler, göller, nehirler, dağ sıraları doğrusal formun belirleyicileridir.Örneğin, Karadeniz kıyı kentleri deniz ve kıyıdan hemen sonra yükselen tepeler arasında sıkışmışlardır ve genellikle paralel forma uygun gelişme göstermişlerdir (Türk, 2006). Buna karşın tektonik oluklarda oluşan gölsel fasiyes alanlarında ve ovalarda gelişen kentler (Vezirköprü şehir yerleşmesi gibi), temelde tek bir merkez ve ona bağlı olarak gelişen dış çemberler arz etmekle birlikte bu formlarını zamanın değişen şartları sayesinde, ana yollar ve yeni kent bölgecikleri aracılığı ile kaybetme eğilimindedir.

249

Yeni odak noktaları oluşturacak fırsatlar mevcut mu? (Okunabilirlik) Mevcut kentsel yapıda kent merkezinde yapılacak yayalaştırma

düzenlemeleriyle oluşturulabilecek kentsel mekânlarda plastikler, su öğesi gibi sınır işareti niteliğinde elemanlar kullanılabilir. Yine benzer düzenlemelerle toplanma, dinlenme odakları yaratılabilir. Ayrıca, yapı cepheleri ve köşe yapılara ilişkin yapısal düzenlemeler getirilebilir. Hangi morfolojik elemanlar okunabilirliği destekler? (Okunabilirlik) Kent merkezinde yer alan meydan ve park, düğüm noktası olarak okunabilirliği destekler. Bunun yanı sıra, bazı yapılar (kamu kurumları yapı topluluğu), park, rekreasyon ve spor alanlarının bulunduğu alanlar okunabilirliği güçlendirmektedir. Merkezin doğusunda ve batısında yer alan vadiler (sınır), tarihi doku özellikleri taşıyan yapı grupları da kent okunabilirliği açısından önemli elemanlardır. Kent bölgeciklerini ve kentin girişlerini kimlikli kılacak potansiyeller var mıdır? Nelerdir? (Okunabilirlik) Kentin güneydoğu yönündeki girişi kırsal nitelikli yapılaşmaların ve onun hemen devamında yüksek katlı yoğun yapılaşmaların algılandığı bir nitelik taşımaktadır. Kuzeybatı yönden kente girişte ise Uluçay vadisinin litolojik engelleri yapılaşmanın seyrini ve niteliğini olumsuz etkilemektedir. Buradaki olumsuz şartların kontrol altına alınması, peyzaj desteklerinin devreye sokulması kentin bu yönlerini kimlikli kılabilecek önemli faaliyetler olabilir. Ancak kentin güneydoğu girişini kimlikli kılacak potansiyeller daha belirgindir. Yol hiyerarşisi kent bölgelerini ayırıcı mı bütünleştirici midir? (Hareket kolaylığı) Kentin yol şeması irdelendiğinde, kent merkezinde yol hiyerarşinin bütünleştirici olduğu kabul edilebilir. Güneydoğu-kuzeybatı istikametinden geçen Havza-Durağan Devlet Yolu’nun yedi mahalle ile sınır komşusu olması; bu yolun kent içi ulaşım ağındaki bütünleştirici rolünü arttırmıştır.

250

Ana ulaşım arterlerinde teknik normlara uyumsuzluklar var mı? Nerelerde standartlar düşmüştür? Düzeltilebilir mi (Hareket kolaylığı) Ana ulaşım arterlerindeki yol genişlikleri güzergâhları boyunca sabit değildir, (5 m-10 m). Örneğin oldukça işlek olan 100. Yıl Caddesi’nin sahip olduğu ve Saathane Meydanı’ndan itibaren başlayan dönemeç eğimin de etkisiyle standartların altındadır. Genişlik bakımından İstiklal Caddesi’nin Namazgâh Camisi’ne çıkan uzantısı trafik işlekliğini kaldıramayacak kadar dar bir genişlik arz etmektedir. Ana ulaşım arterleri kent bölgelerini yeterli düzeyde besliyor mu? (Hareket kolaylığı) Kent bölgelerinin hemen hepsine taşıt ulaşımı sağlanabilmektedir. Ancak kamu taşımacılığına talep olmayışı, teknik normlara uyumsuzluklar gibi etkenler de göz önüne alınırsa ana ulaşım arterlerinin kent bölgelerini yeterli düzeyde beslemediği söylenebilir. Yol ağı alternatif trafik yönetimine olanak veriyor mu? (Hareket kolaylığı) Kent merkezindeki yol ağı dikkate alınırsa, belirli bölgelerde yayalaştırma veya belirli zaman dilimlerinde belirlenen güzergâhları taşıt trafiğine kapama, trafik yönlerinin yeniden düzenlenmesi gibi alternatif trafik yönetimine ilişkin olanaklar sağlanabilir. Araba sahipliğinde sürekli artışlar taşıt ve yaya hareketliliğini tehdit ediyor mu? Nerelerde? (Kısa-Orta- Uzun dönemde) (Hareket kolaylığı) Kentteki taşıt sahipliği irdelendiğinde 8 yıllık periyotta sürekli bir artış olduğu görülmektedir. Yol ve kaldırım genişlikleri açısından gerekli standartlara (10 m) uygun olmayan mevcut yolların taşıt sayısındaki sürekli artışla birlikte gelen taşıt yükünü kaldıramadığı görülmektedir. Kent merkezindeki ana arterlerde gözlemlenen taşıt ve yaya trafiği yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda, caddelerin birçoğunda genişlik olarak mevcut taşıt yükünü karşılayabilecek standartların olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla taşıt sayısındaki artış, merkezdeki caddelerde taşıt ve yaya hareketliliği açısından kısıtlamalar getirmektedir. Şehirin taşıt sayısındaki artışa karşın yol ve trafik yönetiminde gerekli önlemler alınmadığı sürece uzun vadede sorunların artacağı söylenebilir.

251

Kent bölgeleri arasındaki yaya bağlantıları güçlü mü sokakların konforu ve güvenliği uygun mu? (Hareket kolaylığı) Kent merkezi ve yakın çevresinde yaya bağlantıları genel olarak güçlüdür. Bu alanlarda konut bölgeleri ile kent merkezi ve konut bölgelerinin kendi aralarındaki yaya bağlantıları genellikle taşıt yollarını izleyen kaldırımlar boyunca ve kendi arasındaki ızgara sistemine sahip yaya bağlantılarıyla sağlanmaktadır. Ancak kentin güneydoğu (Esentepe Mahallesi) bölgelerinde yaya bağlantıları zayıftır. Buralarda sadece dolaylı ve uzun mesafede yaya bağlantıları sağlanabilmektedir. Bunun yanı sıra kentte özellikle merkez alanda bütün ana arterlerde taşıt trafiği bulunmaktadır. Yayalar trafik gürültüsü ve yapılaşmış çevrenin yoğunluğuyla iç içedir; bu da yaya güvenliği ve konforunu kısıtlamaktadır. Ayrıca, kentin birçok ana caddesi barındırdıkları taşıt yüklerine yol ve kaldırım genişlikleri açısından olması gereken standartlarda değildir. Örneğin, 350 taşıt/saat yoğunluğu olan bir taşıt yolunun genişliği asgari 10 m ve bu genişlik içinde asgari 150 cm kaldırım ve 50 cm orta kaldırım (refüj) olmalıdır (Türk, 2006) .Ancak bu orta kaldırımların konumlandırılabilmesi, yeterli bir yol genişliği gerektirmektedir. Kaldırımların önemli bir kısmı da duran araçlar, oturan insanlar ve ticarethanelerin sergiledikleri eşyalar tarafından işgal edilmiş durumdadır ve yaya hareketinde kullanılabilecek genişlik ortadan kalkmaktadır. Ayrıca kaldırım döşeme malzemesi, doğal ve yapay elemanların konumları (ağaç, aydınlatma ve işaret direkleri, vb) yayaların rahatlığı için uygun değildir (Örn. Gençlik Caddesi). Yukarıda sözü edilen kısıtlamaların yanı sıra, özellikle kent pazarının kurulduğu pazartesi günü yaya sayısındaki artış, taşıt ve yaya trafiğini daha da güçleştirmektedir. Sokak cephelerinde süreksizlikler var mıdır? (Süreklilik-kapalılık) Sokak cephelerinde gerek yapı yükseklikleri ve hacimleri gerekse yapı cephelerindeki mimari ve dokusal özellikler açısından belirli bir süreklilik izlenmediği görülmektedir.

252

2.

Çalışma Alanının Orta Ölçekte Değerlendirilmesi Ağaçlı yollar, (alleler) var mı? Nerelerde? ( Karakter) Kentin geniş ve etkin bir şekilde kullanılan caddesi olan Gençlik Caddesi

üzerinde kaldırım boyunca ağaç dizileri yer almaktadır. Ancak ağaç dizilerinin yerleşimi yaya sirkülâsyonunu engellemektedir. Ayrıca kök etkinliğinin kaldırımların yapısında bozukluklara neden olduğu gözlemlenmektedir.

Monotonluk, standartlaşmış ve anonimleşmiş tasarımlar bir problem mi, böyle tasarımlar nerelerde engellenmeli? (Karakter) Genel olarak kent bütününde ve ana caddelerde yoğun bir yapılaşmanın geliştiği görülmektedir. Bunun yanı sıra, böyle bir yapılaşmada kente/kent bölgesine kimlik kazandırabilecek/kimliği güçlendirecek, mimari açıdan yeni ve farklı yapı stillerinin geliştirildiği az sayıda yapı örneklerine de rastlanılmaktadır. Dolayısıyla standart tasarımlarla yapılmış, birbirine benzer yapı ve yapı gruplarının oluşturduğu herhangi bir özellik taşımayan monoton, bakımsız kentsel alanlar/mekânlar yoğunluk kazanmıştır. Özellikle bundan sonra henüz yapılaşmasını tamamlamamış alanlardaki yeni gelişmelerde bunu engelleyici/kontrol altına alıcı düzenlemeler getirilmelidir.

Yerel özellikler zayıflıyor mu? Nerelerde? (Karakter) Kent merkezi ve yakın çevresinde yerel özellikler kaybolma tehlikesi yaşamaktadır. Daha önce de açıklandığı üzere kentin çekirdeğindeki yeni yapılaşmalar sonucu bu alanlarda da yerel özellikler zayıflamaktadır. Otoparklara ayrılan alanlar ve konumları uygun mu? (Hareket kolaylığı) Kentteki toplam taşıt sayısı 16995 iken ortalama 130 araçlık park yeri bulunmaktadır. Kentteki otoparklar incelendiğinde; iki önemli ücretli otoparkın bulunduğu, bunlardan birinin çok amaçlı bir alan olduğu (Cumhuriyet Meydanı) görülmektedir. Otoparkların doluluk oranlarına bakıldığında pazartesi günleri % 90, hafta içi % 30, hafta sonları ise %10’a kadar doluluk sö konusudur. Konut alanlarında ise konutların genel olarak (toplu kent siteleri hariç) kendine ait otoparkları bulunmamaktadır. Konut alanlarında taşıtlar mevcut yollar üzerine park etmektedirler.

253

Geçirgenlik desteklenebilir mi? (Hareket kolaylığı) Geçirgenlik; insanlara bir yerden bir yere erişebilirlikte farklı seçenekler sunma durumudur. Fiziksel ve görsel geçirgenlik alan içindeki yol ağının çevreyi nasıl yapı adalarına böldüğüne bağlıdır. Küçük yapı adaları geniş yapı adalarına göre daha çok seçenek sunmaktadır. Bu nedenle daha küçük yapı adaları daha fazla fiziksel geçirgenlik vermektedir. Aynı zamanda görsel geçirgenliği de artırır (Türk, 2006) . Bu bağlamda, çalışma alanında özellikle kent merkezi ve yakın çevresindeki yapı adalarının boyutlarının küçük oluşu yapı adaları arasında veya adaların kendi içindeki erişebilirliğin farklı seçenekler vermesi sayesinde fiziksel ve görsel geçirgenliği artmıştır ve kısmen de olsa yeterli denilebilir. Aktif zemin kat kullanımları var mı? Nerelerde? (Kamu alanı kalitesi) Kent merkezindeki zemin kat kullanımları genellikle ticarettir. Bunun dışında kaldırımlarla bütünleşen, sosyalleşmeye yönelik aktif zemin kat kullanımları çok azdır (Örneğin; Belediye Tekvando Sporları Salonu). Bunun temel nedenlerinden biri de zemin suyu yüksekliğine bağlı rutubetin varlığıdır. Açık alanlar 24 saat kullanılabiliyor mu? (Kamu alanı kalitesi) Açık alanlar genellikle gündüz saatlerinde aktif olarak kullanılmaktadır. Bunun dışında özellikle yaz aylarında halk tarafından yürüyüş alanı olarak seçilen Gençlik Caddesi’nde (Çamlık Parkı’na giden yol), yolun trafiğe kapanmasıyla da geç saatlere kadar yoğun bir yaya faaliyeti söz konusudur. Ancak bu zamanlarda bile 24 saatlik bir kullanım görülmemektedir (en geç saat 24.00’a kadar). Oluşturulan sorular doğrultusunda yapılan irdelemelerle Vezirköprü kentsel yerleşmesine ilişkin değerlendirmeler ortaya konmuştur. Sorularla kentin olumlu ve olumsuz yönleri, potansiyelleri geniş ve orta ölçekte toplu bir biçimde tanımlanmıştır. Sorular çerçevesinde Vezirköprü şehir yerleşmesinin güçlü ve zayıf yönleri, fırsatları ve kenti tehdit eden unsurlar tablolar halinde özetlenmiştir (Tablo:64-65-66).

254

Tablo 64: Plânlama Bağlamında Oluşturulan Sorular (X= doğrudan (1.ci derecede) ilişkili O= dolaylı (2.ci derecede) ilişkili)
Karakter Okunabilirlik Hareket kolaylığı Kamusal alanların kalitesi Süreklilik -kapalılık

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Tehditler

Tehditler

Tehditler

Tehditler

Topografya pozitif bir karakter veriyor mu? Özellikle önemli olan peyzaj özellikleri nelerdir? Nerelerde? Doğal peyzaj karakterleri bozuluyor mu? Nerelerde? Mevcut açık alanların dağılımı? Kentin tümünde/bir parçasında açık alan ağı mevcut mu? Açık alanlara erişebilirlik güçlü müdür? Açık alan ağını geliştirecek fırsatlar var mı? Nelerdir? Nerelerde? Kamusal açık alanlar 24 saat kullanılabiliyor mu? Tanımlanabilir kentsel görünüm karakterleri nelerdir? Nerelerde? Mevcut kent görünümü güçlendirilebilir mi? Nerelerde? Düzensiz gelişmeler kentsel görünüm karakterini tehdit ediyor mu? Önemli gökyüzü çizgileri var mı? Nerelerde? Önemli gökyüzü çizgileri tehdit altında mı? Nerelerde? Mevcut yapıda ve yeni gelişme alanlarında önemli gökyüzü çizgileri yaratacak fırsatlar var mı? Nerelerde? Tarihi doku korunmuş mu? Tarihi alanlarda mevcut karakterle uyum/koruma gözetilmiş mi? Koruma politikası var mı? Uygun mu? Daha güçlü koruma gerektiren alanlar hangileridir?
Mevcut yapılaşmış çevre ölçek, doku, kütle bağlamında uyum içinde mi? Nerelerde?

X X X X O O O X X X X X X X X X X X X X X O

O O

X

X O O X O O

O O O X

O O O O

Arazi kullanım katsayıları yapı hacminde çevreleriyle uyumsuz bir artışa neden oluyor mu? Nerelerde?
Yüksek yoğunluklu bölgeler var mı? Nerelerde? Kentin yapılaşma yoğunluğu artıyor mu ve bir problem mi? Nerelerde?

Yüksek yapılar için fırsatlar var mı? Nerelerde?

Tehditler

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Sorular (VEZİRKÖPRÜ)

255

Tablo 65: Devamı: Plânlama Bağlamında Oluşturulan Sorular (X= doğrudan (1.ci derecede) ilişkili O= dolaylı (2.ci derecede) ilişkili)
Karakter Okunabilirlik Hareket kolaylığı Kamusal alanların kalitesi Süreklilikkapalılık

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Tehditler

Tehditler

Tehditler

Tehditler

Kentsel yayılma(düzensiz gelişme) bir problem mi? Yerel özellikler zayıflıyor mu? Nerelerde? Monotonluk, standartlaşmış ve anonimleşmiş tasarımlar bir problem mi? Nerelerde engellenmeli? Mevcut mekânsal formdaki olumsuzluklar düzeltilebilir mi? Nerelerde? Yapılaşmadaki kötü görümümler azaltılabilir mi? Nerelerde? Mevcut kentsel alanda nitelikli/kendine has özellikleri güçlendirilebilecek kent bölgeleri var mı? Nerelerde? Kent tanımlanabilir bir forma sahip mi? Gelişmeler kent formuna zarar veriyor mu? Mevcut ve yeni gelişme alanlarında kent formunu okunabilir kılacak/okunabilirliği güçlendirecek fırsatlar nelerdir? Nerelerde? özellikleri olan konut bölgeleri var mı? Nerelerde? Kendine has Kentte net sınırlarla ayrılmış okunabilir bölgecikler var mı? Nerelerde? Kent girişlerinde kent silüetini bozan alanlar/yapı grupları var mı? Kent bölgeciğinin/ kentin girişlerini kimlikli kılacak potansiyeller var mı? Nelerdir? Nerelerde? Herhangi bir özellik taşımayan, belirli bir kentsel dokuya sahip olmayan, sınırları çizilemeyen, algılanamayan kent bölgecikleri var mı? Nerelerde? elemanlar okunabilirliği destekler-sokak Hangi morfolojik dokusu/bloklar/sınırlar/düğüm noktaları/yapı çizgileri? Nerelerde? Okunabilirliği güçlendiren özel arazi kullanımları var mı? Nerelerde? Hangi alanlar karakteristik bir yer hissi ve net bir imaj verir? Yer hissini güçlendirecek/yaratacak olanaklar var mı? Nerelerde? Yeni odak noktaları oluşturacak fırsatlar mevcut mu?

X X X X

X X X

O O O O X

O O

O X O X X X O X X X X X O X

X X

Tehditler

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Sorular (VEZİRKÖPRÜ)

256

Tablo 66: Devamı: Plânlama Bağlamında Oluşturulan Sorular (X= doğrudan (1.ci derecede) ilişkili O= dolaylı (2.ci derecede) ilişkili)
Karakter Okunabilirlik Hareket kolaylığı Kamusal alanların kalitesi Süreklilikkapalılık

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Güçlülük

Tehditler

Tehditler

Tehditler

Tehditler

Kentin topografyası yaya ve taşıt ulaşımı için kısıtlar getiriyor mu? Yol hiyerarşisi ayırıcı mı, bütünleştirici midir? Yol ağı alternatif trafik yönetimine olanak veriyor mu? Ağaçlı yollar, alleler var mı? Nerelerde? Ana ulaşım arterleri kent bölgelerini yeterli düzeyde besliyor mu? Araba sahipliğinde sürekli artışlar taşıt ve yaya hareketliliğini tehdit ediyor mu? Nerelerde? Kısa-Orta- uzun dönemde Yaya yollarının güvenliği ve rahatlığı uygun mu? Sokaklar etkin ve rahat kullanılabiliyor mu? (Yayalar ve taşıtlar için) Yol tasarımları için yeterli fiziksel karakterler var mı? Ana ulaşım arterlerinde teknik normlara uyumsuzluklar var mı? Nerelerde standartlar düşmüştür? Düzeltilebilir mi? Kamu taşımacılığının yetersiz olduğu/ bulunmadığı kent bölgeleri var mı? Kent bölgeleri arasındaki yaya bağlantıları güçlü mü? Geçirgenlik desteklenebilir mi? Kamusal alanlar arasında güvenli, kolay ve sürekli geçişler var mı? Kamusal alanlarda okunabilirliği güçlendirecek fırsatlar var mıdır? Olumsuz doğal ve yapay çevre etkileri açık alanlar için bir tehdit midir? Nerelerde? Aktif zemin kat kullanımları var mı? Nerelerde? Kapalılık sınırını aşan yerler var mı? Hangi alanlarda kapalılık yoktur? Sokak cephelerinde kesiklikler/süreksizlikler var mı? Nerelerde?

X X X X X O O O X X X X X X X X X X X O

O

O O O O O

X

O

X

X X X

Tehditler

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Fırsatlar

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Zayıflık

Sorular (VEZİRKÖPRÜ)

257

SONUÇ ve ÖNERİLER Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada araştırma alanı olarak belirli bir şehirleşme sürecini arz eden ve bu sürecin beraberinde getirdiği sorunları şehrin var olan yapısında istenmeyen etkiler olarak yaşayan, ancak kendine has kimlikli ve mimari zenginliği olan kentsel çevreleri de barındıran Samsun iline bağlı Vezirköprü şehir yerleşmesi incelenmiştir. Çalışma kapsamında Şehir Coğrafyası bakımından ihtiyaç duyulan detaylar; hazırlanan harita ve grafiklerle desteklenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kentin tarihsel ve modern dokuları arasındaki kısıtlılıklar yaratan ilişkiye ve bu nedenle yaşanan problemlere vurgu yapılarak, olası çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Ayrıca gerek demografik göstergeler ve gerekse de ekonomik özellikler göz önünde bulundurularak kentleşme/kentlileşme olayını/olgusunu sınırlayabilecek problemlere değinilmiştir. Araştırma sahasının karasal neojen havzasına tekabül etmesi ve stres yükünün fazla olduğu fay hatlarına yakınlığı, kentin üzerinde bulunduğu doğal sınırları zorlamasına neden olmuş ve yatay gelişimin bu baskısı yeni yerleşim alanlarının organizasyonunu sıkıntıya sokmuştur. Nitekim genel olarak I. ve II. sınıf kabiliyetli toprakların üzerinde kurulu olan şehir yerleşmesi bu yönüyle yerel yönetimleri de ikilem içinde bırakmıştır. Zemin suyu seviyelerinin gevşek bir litoloji ile birleşerek olası depremlerde yapıları tehdit edebilecek seviyede oluşu da dikey gelişim açısından önemli bir kısıtlılık getirmektedir. Ancak söz konusu kısıtlılıklar yeterli temel-kolon teknikleriyle aşılabilir özelliktedir. Bu da uygulandığı takdirde istikrarlı ve taviz vermeyen denetlemeleri gerektirmektedir. Vezirköprü yerleşmesinde fiziki, beşeri ve ekonomik koşulların etkisiyle ışınsal yol ağına sahip olan merkezi gelişim aşamasının tamamlanmış olması, beraberinde kafesli dokuyu ve devlet yolu boyunca gerçekleşen yeni kentsel gelişim sahalarının ortaya çıkmasını getirmiştir. Bu sahaların plânlı bir şekilde organize edilememesi modern kent sorunları kategorisine giren çevresel, dokusal, kısıtlayıcı ve kentsel ulaşımı tehdit eden problemlere gebe olmuştur. Sorunlu kentsel gelişim, bu yönüyle şehrin turistik potansiyelini de kaybetme sürecine girmesine sebep olmuş ve bundan sonra yapılacak iyileştirme çalışmalarının maliyetini yükseltmiştir. Özellikle turizm açısından yapılacak olan çalışmalarda

258

önceliğin var olan problemlere verilmesi daha doğru olacaktır. Nitekim yaşanan sorunlara çözüm üretilmediği takdirde büyük beklentilerle yapılacak olan yeni tesisler, doluluk sorunu yaşayacak dolayısıyla harcamalar heba edilecektir. Çevre dostu uygulamaları ve projeleri (atık kâğıt toplama ve organik enerji üretimi) araştırma sahasında yeniliklere karşı direnç gösteren paradigma odaklarının etkisini kaybetmeye başladığını gösteren önemli bir kentlileşme örneği olarak görmek mümkündür. Bu çalışmaların sayesinde diğer çevresel problemlerin çözümü konusunda var olan hassasiyet eksikliğini ortadan kaldırma potansiyeli de doğmuştur. Ancak bu olgu halkın yeterli desteğini almadan başarıya ulaşamaz. Dolayısıyla çevre dostluğunun eğitim-halk çıkmamalıdır. Samsun Sanayi ve Ticaret Odası’nın yayınlamış olduğu raporlarda değinildiği gibi Vezirköprü’de gıda sektörüne yönelik (konserve vs.) sanayi işletmelerinin kurulabilmesi; yatırımcının sahaya çekilmesiyle ve dolayısıyla ulaşımdan kaynaklanan kısıtlılıklara alternatifler sunulmasıyla mümkündür. Bu nedenle sanayide istihdam edilen nüfusun arttırılması ve tarımsal ekonomiye canlılık kazandırılması imkânsız değildir. Şehir yerleşmesinden başka merkezlere olan göçün hem olumlu hem de olumsuz yönleri mevcuttur. Akraba ilişkileri sayesinde; ekonomik anlamda daha iyi şartlar aramaya giden nüfusun bu şartlara kavuşması ve Vezirköprü ile ilişkisini koparmıyor olması; ekonomik girdi olarak kabul edilebilir. Ancak askerlik, okul ya da başka nedenlerden dolayı göç eden ve ekonomik anlamda bağımlı nüfusa dâhil olan göçler, kan bağının da etkisiyle daha ciddi ekonomik açıklara neden olabilmektedir. Vezirköprü şehir yerleşmesinin bu iki özneden hissedilir derecede etkilenebiliyor olması onun ekonomik zayıflığının önemli bir göstergesidir. Bu zayıflığı en iyi yansıtan fonksiyon ise ticarettir. Nitekim alım gücü yüksek tüccarların çok az olması ve var olan ticaret işletmelerinin liberal ekonominin önemli bir kuralı olan toptancılığı (çok al-ucuza al) müşteriyi memnun edebilecek seviyelerde gerçekleştiremiyor olması; şehir halkının giyim gibi alışveriş ihtiyaçlarını özellikle Samsun gibi merkezlerde gidermesine neden olmuştur. Harcama eğilimi gösteren kesimin, harcamalarını Samsun’a kaydırıyor olmasının diğer önemli bir nedeni de Samsun’un rekreasyonel çekimine kapılmalarıdır. birlikteliğini geliştiren uygulamalarla perçinleşeceği akıllardan

259

Yani ekonomik anlamda yaşanan çıktıların, Vezirköprü tüccarını sıkıntıya sokmasında şehrin rekreasyon bakımından yetersiz oluşu da dolaylı bir neden olarak gösterilebilir. Vezirköprü şehir yerleşmesinin söz konusu ekonomik hassasiyeti, sosyal problemleri de beraberinde getirmiştir. Bunu daha iyi algılayabilmek için örnek olarak şehirde gerçekleşen trafik kazalarındaki genç şoförlerin sayısına ve hata niteliğine (alkol vs.) göz ucuyla bakmak yeterlidir. Nitekim bu tür kazalarda araçların daha çok ebeveynlere ait olduğu görülmekte ve herhangi bir işle meşgul olmayan ya da eğitim seviyesi düşük gençlerin sosyalleşme ihtiyaçlarını gidermek maksadıyla kontrolsüz bir şekilde araç kullanmaları etkili olmaktadır. Ayrıca şehrin TÜİK verilerine göre 1985 yılında % 35 olan istihdamının 2000 yılında % 25’e düşmesi de maddi ekisikliklerden ciddi anlamda beslenen sosyal problemlerin tehlikesini arttırdığını göstermektedir. Sağlık fonksiyonu açısından şehrin etki alanının kırsalla sınırlı kalmasına rağmen ilçe genelinde nüfusun fazla oluşu (2008 yılına göre 10.6580 kişi), özellikle sağlık kuruluşlarının yükünü arttırmış ve tarihsel süreç içersinde olduğu gibi günümüzde de sağlık hizmetlerini yetersiz kılmıştır. Ayrıca ilçede SGK bürosunun da olmayışı ve bu büronun Vezirköprü’den önce daha az bir nüfusa sahip olan Havza’da kurulması düşündürücüdür. Dolayısıyla sağlık fonksiyonu açısından yaşanan kısıtlılıkların giderilebilmesi için yapılan çalışmalara hız verilmelidir. Vezirköprü şehir yerleşmesinin arz ettiği ve ortaya koymaya çalıştığımız başlıca fonksiyonel ve plânlama problemlerinin aşılabilmesi için öncelikle kentin sahip olduğu özelliklere ait teknik, ekonomik ve beşeri bilgilerin oluşturulması gerekmektedir. Bunun için de Türkiye’ de oldukça yaygınlaşan ve şehir bilgisinin koordineli bir şekilde kullanılmasına, güncellenmesine olanak tanıyan Kent Bilgi Sistemleri’nden (KBS) yararlanılması gerekmektedir. Böyle bir çalışmayla elde edilen veri tabanları sayesinde Vezirköprü’deki yerel yönetimlerin doğru karar verebilme kapasitesi arttırılmış olacak ve hizmet kalitesi istenilen seviyelere erişme imkânı bulacaktır. Şehir bilgisinin KBS çerçevesinde işe yarar bir şekilde oluşturulabilmesi ve organize edilebilmesi ise kurumlar arası işbirliğinin şeffaf ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesine bağlıdır. Oldukça meşakkatli bir çalışmanın ürünü olan bu tezin yörede yapılacak yeni yatırımların, projelerin ve şehirsel plânlamaların uygulanmasında dikkate alınacağı ümit edilmektedir.

260

KAYNAKLAR ALİAĞAOĞLU, A. (2003). Afyon’da Şehir Morfolojisinin İki Unsuru: Cadde-Sokak Sistemi ve Konutlar, Coğrafya Bilimler Dergisi, 1(2), (s. 63-83) ATALAY, İ., (1997). Türkiye Coğrafyası, Ege, Ünv. Basımevi, İzmir, (s. 20-22) BAYRAKTAR, M. Sami, (2005). Samsun ve İlçelerinde Türk Mimari Eserleri, (Basılmamış Doktora Tezi), Erzurum, (s. 11) BİLSEL, A., BİLSEL, G., TÜRKOĞLU, K., ERKAL, F.N., ERCİYEY, F., KAPLAN, H., (21-22 Mayıs 1992). Kent Plânlamada Değişen Öncelikler ve Kentsel Tasarım, 2. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MS.Ü Matbaası, İstanbul CEYLAN, M. A., (2004), Şehir Coğrafyası Açısından Bir Araştırma Alaşehir, Çantay Yayınları, İstanbul, (ISBN No: 975-7206-93-8) ÇEKER.,H. (2003). Vezirköprü’de Şehir İçi Arazi Kullanımı, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), OMÜ. Merkez Kütüphanesi, (Kayıt No: 42428) ÇİĞDAM, F. (2007). Diyarbakır Kent Dokusunun Turizm ve Rekreasyon Kaynaklarının Peyzaj Mimarlığı Açısından Değerlendirilmesi, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara Ünv., Fen Bil. Enst. (UTM No: 196476) DARKOT, B. ‘’Vezirköprü’’, İslâm Ansiklopedisi, M.E.B., İstanbul, cilt 13, (s. 314315.) DENKER, T., (1976). Şehir İçi Arazi Kullanımı, İ.Ü. Coğ. Enst. Yay., No: 83, İstanbul DOĞANAY, H., (1994). Türkiye Beşeri Coğrafyası, Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi, Gazi Büro Kitabevi, Ankara DUMAN, M., (2006), Köprülü Mehmed Paşa Hayatı, Şahsiyeti ve Faaliyetleri, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Selçuk Ünv., Sos. Bil. Enst., (Utm No: 217204), (s. 3-6, 9-10, 86-88) EMÜR, H.- ONSEKİZ, D., (2007). Kentsel Yaşam Kalitesi Bileşenleri Arasında Açık ve Yeşil Alanların Önemi, Kayseri/Kocasinan İlçesi Park Alanları Analizi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 22 ,( s. 367-396 )

261

EFE, M., (2003). Kentsel Tarım ve Şehir Plânlamaya Entegrasyonu. (Yüksek Lisans Tezi), Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, (UTM No: 138882 ) Enerji Enstitüsü (MAM), (2010). Samsun Vezirköprü Hayvansal Atıklardan Biyogaz Üretimi ve Entegre Enerji Üretim Tesisi, Proje Teklifi, (Proje No: 5102101) GÜNGÖRDÜ, E. (2002). Coğrafya’da İstatistik Metotları, 1. Baskı, Nobel Yayın ve Dağıtım, (ISBN: 975-591-343-2), Ankara GÜNDÜZ, M., KUTLAR, A., GÜNDÜZ, F., ESGİN, A., (2005). Nüfus Sorunları, Anı Yayıncılık, Ankara GÖNEY, S.,(1995). Şehir Coğrafyası, İstanbul Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Cilt 1, Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul HOŞGÖREN, Y., (2004). Hidrografya’nın Ana Çizgileri-1, Çantay Kitabevi, 5. Baskı, (ISBN: 975-7206-40-7),İstanbul, (s.8) KADIOĞLU, Y., (2008). Şehir Coğrafyası Açısından Çivril, Aktif Yayınevi, 1. Baskı, (ISBN: 978-975-8986-65-1), Ankara KELEŞ, R., (1984), Kentleşme ve Konut Politikası, Ankara Ünv Siyasal Bilgiler Fak. Yay.: 540, Ankara. KARA, H., YASAK, Ü., (2007). Şehir Coğrafyası Araştırmalarında Kent Bilgi Sistemlerinin Uygulanabilirliği Üzerine Bir Yaklaşım, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemleri Kongresi, KTÜ, Trabzon KORKMAZ, H. (2006). Antakya’da Zemin Özellikleri ve Deprem Etkisi Arasındaki İlişki, Coğrafi Bilimler Dergisi,4 (2), (s.49-66) MARIN, M. ve ALTINTAŞ, H., (2004). Konut Yer Seçimi-Ulaşım Etkileşim Teorileri: Kritik Bir Literatür İncelenmesi, Gazi Üniv. Müh. Mim Fak. Der., Cilt 19, No 1, (s.73-88.) ÖNER, Ş., (2006). Yeni Mevzuat Çerçevesinde Türkiye’de Belediye Yönetimi,1. Baskı, Nobel Yayın ve Dağıtım, (ISBN: 975-591-898-1) ÖZ, M.,(1994). Tahrir Defterine Göre Vezirköprü Yöresinde İskân ve Nüfus, 219, Ankara, (s.509-532)

262

ÖZAV, L., (2007). Türkiye Coğrafyası ve Jeopolitiği, Pegem A Yayıncılık, Ankara PARMAKSIZOĞLU, İ., (1983)., Seyahatname (Evliya Çelebi), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2. Cilt, s. 400 PINARDAĞ, F., (1946). Vezirköprü Tarihçesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 7/75, (s.12-13) SARILI, C., (2001). Antalya Kent Plânında Mezarlıkların Yeri ve Sorunları, Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Antalya Kent Sempozyumu STRABON, (1987), Antik Anadolu Coğrafyası (Geographika XII-XIII-XIV), (Çev. Adnan Pekman), Arkeoloji ve Sanat Yay., İstanbul. ŞAHİN, K., (1994).Vezirköprü Yöresi ve Yakın Çevresinin Uygulamalı Fiziki Coğrafya Araştırmaları, (Yayımlanmamış Doktora Tezi), OMÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun, (UTM Veritabanı No: 61599) TORUN, M., (1954). Samsun ve İlçeleri Tarihi Araşt.,(Samsun M. Kütp.), İstanbul TUNÇDİLEK, N.,(1967). Türkiye İskân Coğrafyası, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Enstitüsü Yayınları, İstanbul TUROĞLU, H., (2004). Zemin Sıvılaşmasının 17 Ağustos 1999 Depreminde Adapazarı’ndaki Hasara Etkisi, İstanbul Ünv., Coğrafya Dergisi, Sayı 12, (s.6374), (ISSN No:1305-2128) TÜMERTEKİN, E., (1973). Türkiye’de Şehirleşme ve Şehirsel Fonksiyonlar, İstanbul Üniversitesi, Coğrafya Enstitüsü Yayınları, Edebiyat Fakültesi Matbaası, İstanbul TÜRKOĞLU, K., (1991). Kentsel Tasarımın Varoluş ve Nitelik Sorunlarında Bugünkü İmar Plânlama ve Uygulama Sürecinin Rolü, Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Plânlama Bölümü, İstanbul, (s.34-42) TÜRK, Y., (2006). Bütünleşik Kent Plânlama ve Tasarımına Yönelik Bir Yöntem, (Yayımlanmamış Doktora Tezi), KTÜ. Fen Bil. Enst., Trab., (UTM No: 183024) ULUSOY, Z., TOKOL, A., (2001). Kentsel Tasarımda Farklı Duruşlar, Mimarlık Dergisi, 302, (s.42-44)

263

USLU, A. (2009). Çevreye Dost Mezarlık (Ekolojik Mezarlık) Plânlama Yaklaşımları ve Dünya Kentlerinden Örnekler, 5. Uluslararası İleri Teknolojiler Sempozyumu (IATS’09), Karabük UZUNEMİNOĞLU, H., (1992), Samsun Bir Uygulamalı Şehir Coğrafyası,

(Yayımlanmamış Doktora Tezi), İÜ.,Sos. Bil., Enst., (UTM No: 20457) ÜÇÖZ, E. (2002). Yerin Sıvılaşma Potansiyelinin Sismik Verilerle Analizi, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enst., Jeofizik Müh. Anabilim Dalı ÜNLÜ, A. (2007). 1642 Tarihli Avârız Defterine Göre Vezirköprü Yöresinde İskân ve Nüfus, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Hacettepe Ü., Sos.Bil. Enst. (UTM No: 231498) YILMAZ, C. (2007). Samsun İl Nüfusunun Sosyo-Ekonomik Yapısı, Demografik Nitelikleri ve Coğrafi Dağılış Özellikleri, OMÜ. Fen Edb. Fak., Coğ. Böl., Geçmişten Geleceğe Samsun, (Büyükşehir B.), 2. Cilt, s.,263-316 YİĞİT, H. (2003). Samsun ve İlçeleri, Gül Neşriyat, Samsun Merkez Kütüphanesi, (Kayıt No: 1137) s.199 YÜCEL, Y., SEVİM, A. (1991). Türkiye Tarihi I,Türk Tarih Kurumu Yayınları, Sabah Ofset Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (Samsun) Rasat Verileri (1987-1994) Samsun Büyükşehir Belediyesi, (2006), Geçmişten Geleceğe Samsun (Cilt 1), Samsun Samsun Valiliği, Samsun İl Yıllığı, (1967), Samsun Merkez Kütp., s.382-395. TÜİK Bina İnşaatı İstatistikleri, (1992-2003), (OMÜ. Merkez Kütüphanesi), Samsun TÜİK (1935-2008), Nüfus Sayımları Sonuçları, Ankara Vezirköprü Kaymakamlığı, (2008), Geçmişten Günümüze Vezirköprü, İlçe Yıllığı, Experes Basımevi Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü, (2009), İmar Plânları, Araç Sahipliği İstatistikleri Vezirköprü İlçe Emniyet Müdürlüğü, (1999-2009), Trafik Kazaları İstatistikleri

264

Vezirköprü Belediyesi, (1994), 1/1000 Ölçekli Kentsel Sit Alanı Haritaları Vezirköprü Kaymakamlığı, (Muhtelif Yıllara Ait). Fotoğraf Albümleri, Ticaret ve Sanayi Odası İstatistikleri, Kurum Bilgileri

İNTERNET SİTELERİ ve VERİ TABANLARI http://www.nerik.de/ http://www.vezirkopru.gov.tr/sayfalar/fotoeski.htm / http://archive.digitalglobe.com/archive/showBrowse.php?catID=1010010002595E01 http://www.mta.gov.tr/v1.0/daire_baskanliklari/jed/index.php?id=yeni500 http://yesilirmak-cbs.org.tr/ http://quake.usgs.gov/research/deformation/modeling/papers/anatolia.html http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/ http://worldwind.arc.nasa.gov/java http://www.panoramio.com/ http://www.rasimtemur.com/sunum/Rasim_TEMUR_-_Zemin_Sivilasmasi.pdf http://www.dpt.gov.tr/DocObjects/Download/3159/ilce.pdf http://www.esri.com/software/arcgis/index.html http://www.samsuntso.org.tr/ http://www.kastamonu.bel.tr/hava.asp http://www.vezirkoprudh.gov.tr/detay.php?cid=1&id=38 http://yol.kgmgov.tr/guzergahanalizi/Default.aspx http://www.kgmgov.tr/ http://www.vezirkopru.bel.tr/haberler.php?sf=2 http://web.deu.edu.tr/atiksu/ana39/skkypdf.pdf http://tez2.yok.gov.tr/ http://maps.google.com/ http://www.flashearth.com/ http://www.tuik.gov.tr/Start.do http://www.hgk.mil.tr/ https://buy.garmin.com/ http://www.meteor.gov.tr/

265

TEŞEKKÜRLER Bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde özellikle verilerin toplanması ve ihtiyaç duyulan teknik imkânların giderilmesi konusunda benden hiçbir yardımı esirgemeyen Gülen Mobilya (Vezirköprü)’nın sahibi Ahmet Sağlam’a, arazi gözlemlerinde, mevki belirleme konusunda bana rehberlik yapan ve her konuda desteğini benden esirgemeyen Kurtça Sağlam’a, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını benimle paylaşan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemallettin Şahin’e, araştırma sahasıyla ilgili tarihi fotoğrafları benimle paylaşan Beşer Kuyumculuk (Veziköprü)’a; bilgisayar, yazılım, otomobil ve yabancı dil konusunda ihtiyaçlarımı gideren Okutman Raşit Mert’e, Aker Giyim’in sahibi Ömer Faruk Aker’e ve İngilizce Öğretmeni Barış Tekbıyık’a, adres bilgileri konusunda eksikliklerimi gideren kardeşim Ömer Kor’a ve Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi muhtarı, amcam Mücahit Kor’a, araştırma sahasını ilgilendiren birçok fotoğrafı benimle paylaşan ve sahanın arkeolojik zenginlikleriyle yakından ilgilenen Öğretmen Bünyamin Kıvrak’a ve birçok çevre dostu projenin sahaya kazandırılması konusunda önemli çalışmaları olan, Veziköprü Belediyesinde görevli Aykut Doğu’ya, ve Abdullah Kavşak’a, beni bugünlere getiren anneme, babama ve bütün öğretmenlerime ayrı ayrı teşekkürlerimi sunarım. Koray KOR.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->