You are on page 1of 3

Advertorial

“MOBBING”
Bilirsiniz, iş yerlerinde bir tavır vardır; hani kovmazlar da istifaya zorlarlar ya… Yıldırmak diye de bilinen, iş hayatında sıkça ve farkında olunmadan uygulanan sistematik taciz kavramıdır mobbing. Birçok kişi bu kavramı bilmese de maruz kalabiliyor. Yakın zamanda art arda bu konuda toplantılar gerçekleşince, biz de Cadde Dergisi olarak mobbingi dosya şeklinde ele alalım istedik. Cadde Dergisi’nin konuk yazarlarından biri olarak daha önce bu konuda deney ve gözlemlerim olduğu için de bizzat el attım. Kurgu olarak yürümeyi planladığım rota, mobbing kavramının sınırlarını biraz belirlemek, bu konuda belki de gizli olarak maruz kalışımız veya uygulayıcılığımıza dair farkındalık yaratmak ve bazı çözüm önerileri paylaşmak. Bir sonraki yazımda ise tazminat ve tedavi gibi nahoş durumlara dahi mahal vermeden, kişisel önlemlerimizi, hatta bazı kurumların bu konudaki olumlu tutumlarını, kurumsal tedbirleri aktaracağım. Mobbinge Yasal Bakış İş yerlerinde yıldırmaya çeşitli sebeplerle hepimiz maruz kalabiliyoruz. Bu bilinçli bir hal alınca ve yasalar nezdinde de ispat edilebilir bir sonuç olunca hukuki haklar da doğuruyor. Mobbing konusunda ülkemizdeki hukuki farkındalık, 2006 senesinde açılan bir iş hukuku davasıyla başladı. Öncesinde de bu kavramın anılmadığı çeşitli hak savunmaları görüldüğünden bahsediliyor. Lakin bir hukuk uzmanı olmadığım için bu konuda çok detaya giremiyorum. Keza iş hukuku uzmanı dostlarım da yenilenen tasarılar ve yerli-yersiz uygulamalar sebebiyle net konuşmaktan çekiniyor. Ancak kaba bir özetle, siz şikâyette bulunduktan sonra, psikolojik etkilere maruz bırakıldığınıza dair Adli Tıp incelemesinden geçiriliyorsunuz. Zaten bu süreç bile, öğrendiğim kadarıyla kişiyi bezdirebiliyormuş. Ardından alınan rapor ile şikâyetinizi güçlendiriyor ve dava sürecinize giriyorsunuz. 2 yıldır sonuçlanmamış davalar duydum diyebilirim ve bu süreç içinde personelin durumu muğlâk, psikolojisi harap. Sivil toplum bilinci oluşturmaya yönelik çeşitli çalışmalar yapılıyor, üniversite bünyesinde de odalarda da, derneklerde de. Kimler İlgileniyor? Hatta Mobbingle Mücadele Derneği, Ankara merkezli bir dernek, bu konuda hoş çalışmaları çatısında topluyor. Ben, İstanbul Temsilciliği konusunda ümitliyim, çok samimi bir avukat, Aslı Çokgüler üstlenmiş liderliğini. Psikolog ve psikodramatistler eşliğinde, terapi süreçleri yürüten ekipler de var, grup terapisini uygulayan kurumlar da.
2 cadde Ocak - Şubat 2012

patron baskısı, ekmek kavgası, ispat çabası...

Mobbing Mimarları Mobbing mimarı üstünüz veya yakın pozisyonlarda çalıştığınız kişi olsun, hiyerarşik yapı fark etmiyor. Mobbingi uygulayanın otoriter üstünlüğü şart değil. Kişi (veya mobber diyelim mi) performansınızdan hoşnutsuz olabilir, iletişim becerileri yeterli olmayabilir, eşiyle sorunlar yaşıyor olabilir, daha üst pozisyondaki birisinden baskı yiyor olabilir, iletişim tarzı “öldürmeyen güçlendirir” mantığında baskıcı olabilir… Eski iş deneyimlerimin birkaçında mobbinge maruz kaldım. Mesela benim yetkimde olmasa bile hatalı giden projelerde patronum benimle deşarj oluyordu diyebilirim. Çünkü pozisyonum gereği dip dibeyiz, şirketin neredeyse her hareketinden haberim var. Ayrıca ben sorunlu durumlara müdahale ettiğim için sık sık “sorun” ve “Mustafa”, yan yana gelen unsurlardı. Fevri davranışlarıyla bilinen patronum da sorunlar rapor edilirken yanında ben olduğum için ateşini bana kusuyordu. Bir deneyimimde amirim beni çeşitli sebeplerden ötürü kovamıyordu ve işyerini zindana çeviriyordu. En trajikomik deneyimimde ise, müdürüm ve ben aynı kadından hoşlanıyorduk ve bu da bana ek mesai, zor projeler, ofis dışı hizmetler, toplantılarda küçük düşürülme şeklinde yansıyordu. Mobbingi Nasıl Görmezden Geliyoruz? Pekâlâ, neden katlanıyordum bunlara? Çünkü farkında olayım ya da olmayayım, beslendiğim bir şeyler vardı. Mesela sırasıyla bakarsak patronumun bana zaman zaman gösterdiği babacan tavırları o günlerde aklımda kazılı olan “babalar kızar da söver de sever de” mantığımda algılıyordum. Bir diğerinde çalıştığım firmada, amirime katlanmamı sağlayan kazanımlarım vardı, “o adama rağmen bak şuna şuna şuna ancak bu kurumda ulaşabilirim, sezon sonuna kadar dayanmalıyım” diyen bir motivasyonum vardı. Son örneğimde ise, benim derdim kadın değil, kendimi ispattı, dolayısıyla “müdürüme rağmen o zor işlerin altından kalkmış bir Mustafa” istiyordum. Bunları o gün söyleyebilir miydim? Sanmıyorum. Aradan zaman geçip de iç körlük düzelince ancak idrak edebilmiştim. O günlerde sadece vah vah, tüh tüh… Tanıdık geliyor mu? İç Körlük ve Mantıksallaştırma İç körlük ve mantıksallaştırma halleri söz konusu burada. Açayım: bir konu zihninizi aşırı meşgul edince, artık o konuyu fark edemez, haliyle yönetemez olursunuz. Konunun içinde olduğunuz için, objektif olamazsınız, sorunları tespit edemez, çözümler üretemezsiniz… Buna kısaca iç körlük denir. Mantıksallaştırma ise, zihnimizin en temel oyunlarındandır. Konu ne kadar canınızı sıkarsa sıksın, çözüm bulsanız dahi zihniniz “ama” diye yemler atar, “böyle yapıyor çünkü” diye mantıklı, sıkıntıyı savu-

nan tezler geliştirir. “Ama özünde iyi bir insan”, “böyle yapıyor çünkü benim performansımı artırmak istiyor”… Yazı sürecinde zaman zaman küçük paylaşımlar yaparım, ama şimdilik keyifle devam edelim mi? Dosya konumuzu güçlendirebilmek için, koçluk seanslarında biraz teşvikte bulundum ve özellikle mobbing konusunda çalıştım son zamanlarda. İnternet üzerinden ve yüz yüze görüşmeler yaptım. Her biri ayrı hikâyeler, ayrı deneyimlerdi. Ama gündem yine benzer sonuçlanıyordu. Detayları yazımın sonlarında paylaşayım mı? Mobbing Atmosferi Önce biraz sınır çizelim, biraz daha belirlensin mobbing atmosferi. Nedir, ne olduğu sanılır, “mobbinge maruz kalıyor muyum?”, “acaba farkında olmadan yapıyor veya maruz kalıyor olabilir miyim?”… İspatı zor bir konu olmasından ve sızlanmayı seven varlıklar oluşumuzdan ötürü, vakalara mobbing etiketleri hemen ve kesin şekilde konulamıyor. Çünkü bu konu durumsaldır, birçok değişkenin ele alınması gerektiği için “2 kere 2, 4 eder” diyemiyoruz. Dürüst olalım, sızlanmayı sevdiğimiz için iş hayatındaki birçok sıkıntıyı mobbing çatısında toplamaya çalışıyoruz. Mesela yaşınız ileri ise ve yaş dolaylı işinize son veriliyorsa üstelik bu uygulamada ayrım gözetilmiyorsa, siz bir mobbing mağduru sayılmıyorsunuz. Ama tanıştığım bir hanım, çalıştığı büyük kurumun yönetimi değişince, işinden olmuş. Çünkü emekliliği gelen personellerin ihracına karar verilmiş ve öncelikle kadın personellerin sözleşmeleri sonlandırılmış. Burada bir ayrım söz konusu olduğu için, mobbingten bahsedebiliriz. Bir personel işinin başındayken kadın amirinin onu, gömleğinin üst düğmelerini açıp tahrik etmesi, bu yüzden de adamın aklında sorular doğurması, performans kaybetmesi, yine mobbinge girmekten ziyade, cinsel taciz sayılabiliyor.

Peki size mobbing uygulanmıyor, ama hemen yanınızdaki masada bir mağdur varsa ve siz bir şey yapamıyorsanız… Tanık oluyorsunuz hemen yanınızda gerçekleşen mobbing vakasına, ne olacak? Geçmiş olsun, bu durum biraz göz ardı edilse bile, siz de pasif olarak mobbinge maruz kalıyorsunuz. Ya şöyle olsa? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyor, çözümle riniz olmasına r a ğ m e n mobbinge maruz kalan kişiye destek olmuyorsanız durum ne oluyor? İtiraf etmesi güç, ama pasif bir mobbing uygulayıcısı olabilirsiniz. Size küçük bir süreç anlatmak istiyorum. Mobbing panellerine katılıyordum birkaç yıl öncesinde. İlk başta, nedir bu kavram diye katılmıştım. Baktım tanıdık, bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Ama her seferinde zalim patronlar, mazlum çalışanlar ikileminden öte pek bir adım göremedim. Ama sonuç yok. Bir yandan kariyer koçluğu yaparken karşıma gelirse böyle bir vaka, acaba daha etkili bir sonuç çıkarabilir miyim diye merak da etmeye başlamıştım. Üstelik o panellerin birçoğunda muhterem psikolog konuklar, koçlarla dalga geçiyordu haklı olarak, çünkü “koçlar kendinizi iyi hissedin, mobbingin etkilerinden arınırsınız dedikçe boş konuşuyorlar” gibi cümleler çıkıyordu. Gerçi kendileri de pek çözüm getirmiyordu, ama… Devam edemediğim bir “ama hali” söz konusu olduğuna göre, bunu kendim deneyimlemeliyim demiştim. Mobbinge kavramsal olarak yaklaştığımda, taciz edilen unsur çıkmıştı karşıma; varlık. Buna halk tabiriyle ego diyebilir miyiz? Buradan yola

çıkarak o günlerde beslediğim bir kedi ile deneyler yaptım, gözlemlerde bulundum. Kedilerdeki yüksek varlık ihtiyacı, bu çalışmamda bana büyük zaman kazandırdı ve gözlemlerimin bir kısmını paylaşmak için makaleleştirdim. İndigo Dergisi’nin www. indigodergisi. com web sitesi üzerinde 77. Sayısında Mobbingin Anatomik Histolojisi başlığında okuyabilirsiniz Cadde Dergisi’nde ikinci baskı olmasın diye geçiyorum. Ama özet vereyim ister misiniz? Mobbing ne kadar derin olursa olsun, etkileri ne kadar çok olursa olsun, çözülebilir, aşılabilir, korunulabilir ve fayda çıkarılabilir bir deneyim. Kedi üzerinde baskı yaratıp, strese cevaplarını gözledim. Beden dilini çeşitli yaklaşımlarda çapraz sorgulayarak sonuçlarını sınıflandırdım. Stresin en tepe noktasına ulaşıp da bıraktığım andaki tepkileriyle baskıyı artırdığım anlardaki tepkileri ve sakinken, rutinken verdiği cevapları ayrı ayrı gözledim. Belki Pavlov’un köpeği gibi laboratuar ortamında yapılmış, ultra bilimsel bir deney olmadı, ancak bu kavram hakkında çok fazla bilgi, deneyim ve çözüm kurgulamamı sağladı. Koçluk yaklaşımları ve bilişsel psikolojiden yola çıkarsak, içinde bulunduğumuz durum canımızı sıksa dahi, bir ihtiyacımıza cevap veriyor demektir. Ben az önce iç körlüğünden kurtulduğum an gözlediğim ihtiyaçlarımı sıraladım. Peki maruz kaldığınız durum, sizin hangi ihtiyacınıza cevap veriyor olabilir? Mağdur da Mobbing Mimarı Olabilir mi! Burada ben sosyal yaşamdan yaklaştım, ancak ihtiyacınız değersizlik gibi mazoşist yaklaşımlar da olabilir. Birçok aşk deneyiminde olduğu gibi, farkında olmadan, mantıkdışı olsa bile, “bana değersizliğimi göster” yaklaşımında bulunabiliyoruz. Belki de öyle bir durum söz konusudur, hemen reddetmeyin, birkaç saniye düşünün lütfen. Bir başka ele alınması gereken şey ise profesyonel görüşümüzle ilgili. Yönetime alışığız, tek yönlü hareketlere alışığız, değil mi? Oysa aslında performans artırımı çift yönlü hareketlerle doğmuyor mu? Bireysel çalışmalar mı, sinerji mi? Hangisi daha etkili sonuçlar veriyor? Aynı şey, yönetim yerine yönetişim için de geçerli dediğimize
4 cadde Ocak - Şubat 2012

göre, bir düz mantık yapalım mı? Mobbing de çift taraflı olabilir mi? Bir etki değil, aslında etkileşim söz konusu olabilir mi? Az önce bahsettiğim ihtiyacın cevap bulması hali, aslında biraz buna destek olur nitelikte. Ayrıca iletişim, etkileşim söz konusu olduğuna göre, mobbingin mimarlarından biri de mağdur olmamıza rağmen kendimiziz. 2011 yazında yine Cadde Dergisi’nde Stressavar Tango başlıklı bir yazı yazmıştım. Tango metaforundan yola çıkarak stresi ele almıştım. Eğer tango sırasında net değilseniz, kararsız adımlar ve tutuşlar yaparsanız, partnerinizin de kararsız ve nahoş adımlar atmak zorunda kalacağından bahsetmiştim. Bu da zarif olmayan bir dans demek. Benzer yaklaşımı mobbing için nasıl kullanabiliriz? Eğer siz dans sırasında kendi alanınızı belirlemezseniz, karşınızdaki kişi hem kendi alanına hâkim olup hem de sizin alanınızı işgal edebilir. Çünkü işgal mantığı, özellikle doymamış benliklerde, oturmamış kişiliklerde çok yaygın. Bunu bilmek için psikolojide doktor olmanıza gerek yok, çevrenize bakın, gözü aç olmakla benzer bir durum değil mi? Ben kendi yaşam alanıma hükmettiğim gibi, sizin yaşam alanınıza da hükmetme çabasında olabilirim, eğer gözüm, gönlüm doymamışsa. Ve maalesef, bu doygunluk, pek kimsede yok. Peki ne yapmalı bu durumda? Savaş bayraklarına mı sarılalım? Yaşamımızın sorumluluğunu almak, buradaki en büyük kozumuz oluyor. Eğer biz kendimize saygı duyarsak, işimizde kendimize güvenimiz tam ise, sikrıttan (secret) bahsetmiyorum ama beden dilimiz, yaydığımız elektrik, gözümüzdeki ışıltı, kullandığımız kelimeler de kendiliğinden gelişmiş olacaktır. Karşımızdaki kişi ister amirimiz ister astımız olsun, bu durum onu istemsiz bir şekilde etkileyecektir. Çünkü kaderimiz değişebilir mi diye sorguluyoruz, alışkanlıklar, davranışlar değişmez mi? Sonraki sayıda, dernek faaliyetleri ile hukuki çalışmaları biraz daha detaylandırmayı düşünüyorum. Çözüm sürecine yeni örnekler ve bazı kurumların mobbing önleyici faaliyetlerini paylaşacağım. Bu süreç zarfında soru ve fikirlerinizi benimle paylaşabilirsiniz; cozum@mustep.com