P. 1
Halk Türküleri

Halk Türküleri

|Views: 1,378|Likes:
Yayınlayan: menkeste

More info:

Categories:Types, Brochures
Published by: menkeste on Aug 06, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/29/2014

pdf

text

original

Sections

a istanbul sen bir han mısın

kütahya-hisarlı ahmet-mustafa hisarlı
a istanbul (beyim aman) sen bir han mısın
varan yiğitleri (de beyler aman) yudan sen misin
gelinleri yarsız goyan (bi danem) sen misin
gidip de gelmeyen (de beyler aman) yari ben neyleyim
vakitsiz açılan (da beyler aman) gülü ben neyleyim
a istanbul (beyim aman) ıssız kalası
taşına toprağına (da beyler aman) güller dolası
o da bencileyin (aman) yarsız galası
gidip de gelmeyen (de beyler aman) yari ben neyleyim
vakitsiz açılan (da beyler aman) gülü ben neyleyim
abalımın cepkeni (abalı zeybeği)
aydın-nazmi ilyas-ahmet yamacı-muzaffer sarısözen
abalımın cepkeni safi sırma ilikli
abalımı vuranlar on iki de giritli
abalım abalım başı aman belalım
abalım abalım gözleri elalım
yandım da efeler yandım abalı da zeybeğe
yandım da dostlar yandım abalı da zeybeğe
beşparmak dağından gece ben geçtim
anadan babadan yardan vazgeçtim
abalım abalım başı aman belalım
abalım abalım gözleri elalım
yandım da efeler yandım abalı da zeybeğe
yandım da dostlar yandım abalı da zeybeğe
acem kızı
kırşehir-çekiç ali-osman özdenkçi
çırpınıp da şan ovaya çıkınca
eğlen şan ovada kal acem kızı
uğrun uğrun kaş altından bakınca
can telef ediyor gül acem kızı
seni seven oğlan neylesin malı
yumdukça gözünden döker mercanı
burnu fındık ağzı kahve fincanı
şeker mi şerbet mi bal acem kızı
açıl mor menevşem
sıvas-nuri üstünses-muzaffer sarısözen
açıl mor menevşem bahar erişdi
lale sümbül nergis reyhan yetişti
benim kısmetime ak zambak düştü
menevşem oy bir tanem ey haydi de haydi
çadır almış nerelerden gelirsin
benim sana yandığımı bilirsin
çokta sürmez benim gibi olursun
menevşem oy bir tanem ey haydi de haydi
açılmış menevşem ne güzel olmuş
lalesi sümbülü hep bize kalmış
seni seven gözler uykuya dalmış
menevşem oy bir tanem ey haydide haydi
aç kapıyı ben geldim avanım
zonguldak-safranbolu-mistan kürkçü-muzaffer sarısözen
aç kapıyı ben geldim avanım
safa geldin hoş geldin ölüyom
elediyor elediyor
o yar beni delediyor
ela da gözler külediyor
çuha da yelek eklolur avanım
çirkin seven dertlolur ölüyom
sen de yanuh ben de yanuh
sular da akar boz bulanıh
eller de uyur ben uyanıh
severisen güzel sev avanım
güzel merhametlolur ölüyom
elediyor elediyor
o yar beni delediyor
ela da gözler külediyor
adana’nın yolları taşlık
adana-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
adana’nın yolları taşlık
yok cebimizde beş para harçlık
elden gitti kahpe de gençlik
agam adana'lı pasam adana'lı
evde duramıyom sana dadanalı
sebebim sen oldun şişman delikanlı
hey güllü hele hele güllü
kız güllü hele hele güllü
peştemalı püsküllü peştemalı sümbüllü
ağam adana'lı paşam adana'lı
evde duramıyom sana dadanalı
adana'nın bayırına
ağam at güverdim çayırına
anam babam hayırına
ağam adana'lı paşam adana'lı
evde duramıyom sana dadanalı
sebebim sen oldun şişman delikanlı
hey güllü hele hele güllü
kız güllü hele hele güllü
peştemalı püsküllü peştemalı sümbüllü
ağam adana'lı paşam adana'lı
evde duramıyom sana dadanalı
adana'nın yolları taştan
sen çıkardın beni baştan
hem anadan hem kardaştan
ağam adana'lı paşam adana'lı
evde duramıyom sana dadanalı
sebebim sen oldun şişman delikanlı
hey güllü hele hele güllü
kız güllü hele hele güllü
peştemalı püsküllü peştemalı sümbüllü
ağam adana'lı paşam adana'lı
evde duramıyom sana dadanalı
ada yolu
bolu-emin barın-muzaffer sarısözen
ada yolu kestane
amanın dökülür dane dane
kızlar yola dizilmiş
amanın eylenecek zamandır
ada yolu yamandır
amanın da yolları yamandır
bolu dağı dumandır
amanın bolu dağları dumandır
dostlar vurun sazlara
amanın eylenecek zamndır
ada yolu düz gider
amanın ada yollarıdüz gider
bir edalı kız gider
amanın kız gider
o kız yolu şaşırmış
amanın inşallah bize gider
ağam süleyman
kerkük-abdülvahit küzecioğlu-nida tüfekçi
ağam süleyman
paşam süleyman
evleri köprü başında
men sene gurban
boyu boylardan kule
benzirsen gonca güle
yıkıpsan baban evin
üzüme güle güle
gözüm kişmişe benzer
arak içmişe benzer
benzuv turs uzuv sarı
gözden düşmüşe benzer
yerişiv kaza benzer
boyu rakkaza benzer
bir gün seni görmesem
bir kış bir yaza benzer
ağasar dereleri
trabzon
ağasar dereleri
aksa yukarı aksa
vermem seni ellere
tonya üstüme kalksa
ağasar dereleri
bulanık akayisun
gözlerimin içine
sevdalı bakayisun
ağasar dereleri
bir yamacın belinde
kız bizim fermanımız
anan baban elinde
ağlama gülüm
muhlis akarsu
günler gelir geçer boşa ağlama gülüm ağlama
yazılan mı gelir başa ağlama gülüm ağlama
bir gün kara günler biter üzme beni artık yeter
kavuşmamız gelir çatar ağlama gülüm ağlama
yaktın akarsuyu yaktın gurbetten gurbete attın
öldürmekten beter ettin ağlama gülüm ağlama
ağlama yar ağlama
diyarbakır-celal güzelses
ağlama yar ağlama anam mavi yazma bağlama
mavi yazma tez solar anam yüreğimi dağlama
elmada al olaydın anam selvide dal olaydın
bana göre yar mı yok anam istedim sen olaydın
elma al olanda gel anam eyva nad olanda gel
hasta düştüm gelmedin anam bari can verende gel
bugün ayın üçüdür anam girme bostan içidir
dudakların bal kaymak anam dilin badem içidir
ağlasam mı
aşık mahsuni şerif
mevlam gül diyerek iki göz vermiş
bilmem ağlasam mı ağlamasam mı
dura dura bir sel oldum erenler
bilmem çağlasam mı çağlamasam mı
yoksulun sırtından doyan doyana
bunu gören yürek nasıl dayana
yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
bilmem söylesem mi söylemesem mi
mahsuni şerifim dindir acını
bazı acılardan al ilacını
pir sultanlar gibi dar ağacını
bilmem boylasam mı boylamasam mı
ağrı dağından uçtum
ağrı-ismail ersoy-celal başer-muzaffer sarısözen
ağrı dağından uçtum
çayır çimene düştüm
ne belalı başım var
vefasız yare düştüm
kışlanın önü pınar
hep kuşlar ona konar
bugün yari görmedim
yüreğim ona yanar
dağda hayladım kurdu
atım terledi durdu
karşıdan gelen güzel
beni yürekten vurdu
ah bir ateş ver
izmir-çetin bozalan-durmuş yazıcıoğlu
ah bir ateş ver cıgaramı yakayım
sen sallan gel ben boyuna bakayım
uzun olur gemilerin direği
çatal olur efelerin yüreği
ah ataşı gavur sinem ko yansın
arkadaşlar uykulardan uyansın
ah tren kara tren
lüleburgaz-mustafa sami arı-muzaffer sarısözen
ah tren kara tren odur yari götüren
gitti yarim gelmedi budur beni bitiren
kumralım güzelim aman
yandım vallah
seversen mektup yolla
ay doğar ayan beyan yoluna girdim yayan
gül yüzlüm yeşil gözlüm yanına geldim uyan
ahu dilber
aşık seyyadi
ahu dilber senin metahın oldum
goncalar açılmış hüsnün elinden
şevk ile ötüyor gece gündüz
dinle nağmeleri can bülbülünden
aşkın kitabına hüsnün yazarım
ahu gözlerinde kaldı nazarım
geceler aşkınla ağlar gezerim
değirmenler döner çeşmim yaşından
tutmuşam bu rahı sabitem billah
severem haydar'ı anlarım hercan
kimi kızılbaş der kimi akkülah
gezer bu ilhamı halkın dilinde
teslimem rıza'ya bağladım kendim
dönmezem aşkından zülfün kemendim
yeşil ördek avcısıyam efendim
seyyadi aşk oldum dostun gölünde
ahu gözlüm
adana-ali osman feymani
ahu gözlüm tut elimden
vazgeçmeden emelimden
askın beni temelinden
yıkmadan gel yakmadan gel
derde salmadan başımı
noksan etmeden işimi
damla damla göz yaşımı
dökmeden gel akmadan gel
feymani’yim kaçma benden
usanmadı gönül senden
ecel tatlı cani tenden
çekmeden gel çıkmadan gel
ağ ellerin sala sala gelen yar
kırşehir-neşet ertaş-erol parlak
aman ağ ellerin sala sala gelen yar
nasıl getireyim seni ele ben
ben bir şahin olsam sen bir balaban
taksam çırnağıma gitsem çöle ben
şahinimi salmışıdım dumana
mail oldum ben bir kaşı kemana
sevdi isem ben yarimi kime ne
ne etmişsim su dolaşan ele ben
koyunları kuzu ile karışık
yüze küskün ama kalbi barışık
siyah perçemi de zülfü dolaşık
yeni düştüm düzen tutmaz tele ben
akdeniz yakası
kaygusuz abdal
akdeniz yakası aydın illeri
kuşlar gider bizim dede sultan’a
cemalin görünce yürüdü dağlar
taşlar gider bizim dede sultan’a
katardan ayrılan turna sürüler
her andıkça ümüklerim sızılar
irili ufaklı emlik kuzular
koçlar gider bizim dede sultan’a
baba musa’mızdan almış cehtini
gördün mü kaygusuz zulmün vaktini
padişahlar tacı ile tahtını
yoklar gider bizim dede sultan’a
velim aydur dört dergahtan evveli
şeyh oğlu bedrettin bektaş-ı veli
ortaklar adına didemin seli
çağlar gider bizim dede sultan’a
akşam olur ben yerime yatamam
akşam olur ben yerime yatamam
eski derdi yenisine katamam
silkinipte gam yükünü atamam
ara yerde ölüm olduktan geri
bir selam almadım dilin dişinden
yatamıyom hayalinden düşünden
güzelliğin sana kalsın başından
ben ölüp ellere kaldıktan geri
akşam olur garanlığa galırsın
divriği-mehmet yüzgeç-muzaffer sarısözen
akşam olur karanlığa kalırsın
derin derin sevdalara dalarsın
oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni
beni koyup yad ellere varırsın
sana zulüm bana ölüm değil mi
oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni
bülbül ne ötersin yuvan mı yoktur
yoksa benim gibi sevdan mı çoktur
sar’altın yaptırsam yarin boynuna
vallah güzellerin düşmanı çoktur
odası toz olmuş dolabı duman
uyan kömür gözlüm uykudan uyan
ellerin elime değdiği zaman
ister ölüm olsun ister ayrılık
al birini vur birine
aşık mahzuni şerif
yıkılası bozuk düzen
bıçak kemiğe dayandı
gayrı bize yazık düzen
gönlümüz kana bulandı
al birini vur birine
koydu bizi heç yerine
vay boyunuz devrileydi
inandık körü körüne
ağar kara saçım ağar
hıçkırık sinemi boğar
bu yılda böyle giderse
başımıza taşlar yağar
gel mahzuni söyle sözü
harap ettik yazı güzü
daha karanlık basmadan
üsküdarı geçti dürzü
al çuha mavi çuha
bayburt-zakir peksert-neriman tüfekçi
al çuha mavi çuha
çuha kenarın yuha
kaç gündür görmemişem
az kalıy aklım çıka
hey hey hey hey benim ağam
köyler ağası benim ağam
minare dolam dolam
ağam kurbanın olam
param yok ki evlenem
kapında kulun olam
altunu bozdurayım
gerdanan dizdireyim
ipek mendil değilsen
cebimde gezdireyim
ala gözlü nazlı pirim
hozatlı ahmet dede
ala gözlü nazlı pirim
gönül senin pervendedir
ben severim sen kaçarsın
iman senin nerendedir
sultanım ali lokmanım ali
rehberim ali yetiş ya ali
derviş alim der övdüğüm
aşkın hayalin kurduğum
suç benim değil sevdiğim
sana meyil verendedir
alı da verin benim barıtımı saçmama
muğla-bilgin galip-raziye gülten-muzaffer sarısözen
alı da verin benim barıtımı saçmama
üç gün kaldı su muğla’dan kaçmama
gurbet de sebep oldu yarden ayrı düşmeme
aman da aman yaylada bülbül ötmesi
benim de yarimin gurbetlere gitmesi
aman da karanfili saksılarda kuruttum
suyunu da billurlarda durulttum
aman ben yarimi görmeyeli unuttum
aman da aman yaylada bülbül ötmesi
benim de yarimin gurbetlere gitmesi
alına da gülüne
kara kaşsız göz olmaz zülüf yanda düz olmaz
a beni nazlı yarim güzel gülüşssüz olmaz
alına da gülüne zülfün teline
pek de yakışmış birbirine
kara kaş çatılır mı bala tuz katılır mı
bende bu sevda varken uzaktan bakılır mı
karakaşlı yar benim aklımı aldın sen benim
dosta düşmana karşı gel helalim ol benim
ali’m gitme bazara
ankara-yağcıoğlu fehmi efe-rıfat balaban
ali’m de gitme bazara
uğratırlar nazara
ali’mi de öldü diyenler
kendi de girsin mezara
yandım hop çerkes
hop çerkes
yanıyor herkes
ali’m de arpa biçiyor
suyunu da nerden içiyor
dört yanı derya deniz
ali’m de nerden geçiyor
ali’min abası var
sırtında libası var
ali’m de çok güzel ama
ne çirkin babası var
ali’nin sırrı
ozan esrari
alinin sırrına ereyim dersen
mürşid-i kamile varın erenler
gönül kabesine gireyim dersen
ol bahri ummana dalın erenler
elesti bezminde odur varolan
haklı hakikatta bize yarolan
bütün kainatta gizli sırolan
bu ilmin sırrına erin erenler
esrari bu yolun kemter kuludur
yükü ilim irfan gevher doludur
ali yolu insanlığın yoludur
gönülden gönüle girin erenler
allı durnam bizim ele varırsan
keskin-hacı taşan-selman coker-muzaffer sarısözen
allı durnam bizim ele varırsan
şeker söyle kaymak söyle bal söyle
gülüm gülüm kırıldı kolum
tutmuyor elimdurnalar hey
ah gülüm gülüm yar gülüm gülüm
kız gülüm gülüm durnalar hey
eğer bizi sual eden olursa
boynu bükük benzi soluk yar söyle
allı durnam ne gezersin havada
arabam kırıldı kaldım burada
ne onmamış bir kulmuşum dünyada
akşam oldu allı durnam dön geri
allı turnam gelmiş yoldan
allı turnam gelmiş yoldan yorulmuş
(vay gidi babo vay)
şahin vurmuş kanatları kırılmış
(vay gidi babo vay yarama vurma)
benden yare selam söyle turnam hey
turnam nerden gelir aşar maraş’tan
kanadın uslanmış yağmurdan yaştan
turnam korkmaz mısın alıcı kuştan turnam hey
altın hızma mülayim
kerkük-abdurrahman kızılay-nida tüfekçi
altın hızma mülayim seni hak'tan dileyim
yaz günü temmuzda sen terle ben sileyim
gün gördüm günler gördüm
seni gördüm şad'oldum
altın hızma incidir gömleği nar incidir
benim lal olmuş dilim ne dedim yar incinir
altın hızma tumağa yanaşıp al yanağa
güzel gel görüşelim men gidirem ırağa
al yanak allanıyor
kırşehir-neşet ertaş
al yanak allanıyor
aman yazması pullanıyor vay vay
o yar çıkmış karşımda
aman dal gibi sallanıyor vay vay
aman etme bana bu nazı
aman gel bize bazı bazı
aman yar ben seni alırdım
aman baban olsaydı razı
al yanak pembe pembe
aman sevdan uyandı bende
sevdan ile yanıyom
aman hiç insaf yok mu sende
al yanak gül gül olur
aman sırma saç tel tel olur
yarim çıkma dışarı
aman seni görenler olur vay vay
al yeşil giyinmiş
malatya-ramzan şenses-ahmet yamacı
al yeşil giyinmiş anam geline bakın
salınıp giden o yavrum boyuna bakin
ak gerdan altına yavrum gülleri takın
ben sarmadım saran kollar murat almasın
al yeşil giyinmiş anam nere gidersin
has bahçe içinde yavrum seyran edersin
bu güzellik sende yavrum mali neylersin
ben sarmadım saran kollar murat almasın
aman avcı
ığdır-hamit dönmez-tevfik türkel-muzaffer sarısözen
aman avcı vurma beni
ben yaralı aybalam yaralıyam
yaralıyam ben yaralı
avcı vurmuş aybalam yaralıyam
bir taş attım çaya düştü
çaya düşmüş aybalam suya düştü
benim gönlüm sana düştü
senin gönlün aybalam kime düştü
bu dağlarda ceylan gezer
tırnakların aybalam taşla ezer
ben o yari neylemişem
o yar benle aybalam kenar gezer
aman dayler
edirne-nevzat güyer-yılmaz ipek
aman dayler yol verin a beyler
ben sılama varayım
sılam yeşil yaprak açmış
a ben nasıl dayanayım
küp içinde unum var aman
allah'tan umudum var
o yar benim olursa
dedelere mumum var
küp içinde nişasta aman
işittim yarim hasta
hastamısın be yarim
yapayım sana muska
küp içinde bulgurum aman
keman kasa vurgunum
bana sabırsız diyorlar
ben sabirli bir kulum
aman güzel
ali yavuz
gönlüm gönlünü tahtır
gel ha güzel sefa eyle
yanağından iki öptüm
hakkın varsa helal eyle
helal eyle helal eyle hakkın varsa helal eyle
helal eyle helal eyle amman güzel kaşın eğme
dönüp bir kez yüzüme bak amman güzel aşk ile
aşk ile yar aşk ile amman güzel aşk ile
dönüp bir kez yüzüme bak amman güzel aşk ile
aşkımızı heder ettik
o günleri biz tükettik
ne yaptık biz neler ettik
ayrılığa sözü kestik
söz ederler söz ederler ayrılığa söz ederler
söz ederler söz ederler kaş altından göz ederler
sevenler hep naz ederler amman güzel söz ederler
anamur yolları
silifke-hüseyin say-cavit erden
anamur yolları yar yar kayrak da çakıllı a canım
öyle bir yar sevdim yar yar uyar da akıllı a canım
sürmelim aman
ben yandım aman
sevmişim aman
anamur üstüne yar yar duman da bürüdü a canım
herkes sevdiğini yar yar aldı da yürüdü a canım
anamur yolları yar yar dardır da geçilmez a canım
soğuktur suları yar yar bir tas da içilmez a canım
ankara’da yedik taze meyvayı
ankara-şemsi yastıman
ankara’da yedim taze meyvayı
boşa çiğnemişim yalan dünyayı
keskin’den de sildirmeyin künyeyi
söyleyin anama anam ağlasın
babamın oğlu var beni neylesin
trene bindim de tren salladı
zalım doktor ciğerimi elledi
iyi ol’un diye köye yolladı
söyleyin anama anam ağlasın
babamın oğlu var beni neylesin
ankara’yla şu keskin’in arası
arasına boz dumanlar durası
çok doktorlar gördüm yoktur çaresi
söyleyin anama anam ağlasın
babamın oğlu var beni neylesin
binmiş taksiye de sefer geliyor
annesinin ciğerini deliyor
gelin hatice’yi eller alıyor
söyleyin anama anam ağlasın
gelin hatice’yi kimler eylesin
mezarımı derin kazın dar olsun
etrafıda lale sümbül bağ olsun
ben ölüyom ahbaplarım sağolsun
söyleyin kardeşime çalsın sazımı
kadir mevlam böyle yazmış yazımı
antalya’ nın mor üzümü
antalya-hüseyin balkan-nimet balkan-neriman tüfekçi
antalya’ nın mor üzümü severler boyu uzunu a leylim
imamın küçük kızını sarsam ne zaman ne zaman
saran kollar yorulur mu bir zaman
seven kollar yorulur mu bir zaman
antalya’ nın kuyuları
çayır çimen kıyıları a leylim
avdan gelir dayıları
antalya’ nın altı bakır atlar gelir
şakır şakır a leylim
sevdiğimin gözü çakır
arabaya taş koydum
istanbul
arabaya taş koydum civanım
ben bu yola baş koydum civanım
seni gelecek diye civanım
sol yanımı boş koydum civanım
kekliği vak vak ufak ufak ufak pas
aç kolların sar boynuma
ister öldür ister as
arabası dört teker civanım
beyoğlu’na kum çeker civanım
beyoğlu’nun kızları civanım
işve eder göz süzer civanım
arap atı gibi sallar başını
şanlıurfa-yöre ekibi
arap atı gibi sallar başını
ne söyledim yaktın kara kaşını
kara gözlüm sil gözünün yaşını
vermem seni yad ellere sevdalım hey
kaşı gözü kirpikleri belalım hey
arap atı binme yinen yorulmaz
beşli mavzer ile bir genç vurulmaz
çeyrek altın ile bir yar sevilmez
vermem seni yad ellere sevdalım hey
kaşı gözü kirpikleri belalım hey
arayı arayı busam izini
sıvas-muzaffer şahin-muzaffer şahin
arayı arayı bulsam izini
izinin tozuna sürsem yüzümü
hak nasip eylese görsem yüzünü
ey sevdiğim (ya muhammed) canım arzular seni
ali ile hasan hüsetin anda
sevdası gönüllerde muhabbet canda
yarın mahşer gününde hak divanında
ya muhammed canım arzular seni
yunus meth eyledi seni dillerde
dillerde dillerde hem gönüllerde
arayı arayı gurbet ellerde
ey sevdiğim canım arzular seni
arda boylarında
kırcaali-aydın çakır-rüstem avcı
arda boylarında kırmızı erik
helimenin ardında on yedi belik
ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
bu genç yaşta denizlere attın ya beni
alıverin feracemi anneciğim diksin
o kıymatlı ismail’ e kendisi gitsin
uyan uyan erecebim senin olayım
ardalar aldı ya nerde bulayım
arda boylarına ben kendim gittim
dalgalar vurdukça can teslim ettim
ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
bu genç yaşta denizlere attın ya beni
armut ağacı
manisa-mehmet bulanlar
armut ağacı armut ağacı başında tacı
kalksın semah eylesin aneynen bacı
nenni nenni nenni dost nenni nenni
nenni nenni nenni has nenni nenni
iki durnam gelir pirim bağdat elinden
bir dost kanadını kırmış pirim ne gelir elden
çırayı yaktım ocağa
kolkola da kucak kucağa
meydana gel meydana
meydan erenlerindir
semah dönenlerindir
arzu ederdiniz
çorum-aşık hüseyin çırakman-osman özdenkçi
arzu ederdiniz bir yol görmeye
bugün bize hoş geldiniz erenler!
muhabbet bağından hey dost güller dermeye
bugün bize hoş geldiniz erenler!
tarihler boyunca bir milletiz biz
ilimce dünyaya vermişidik hız
büyük bir babanın hey dost torunlarıyız
bugün bize hoş geldiniz erenler!
hisse alın çırakman’ın sözünden
zerre kaçmaz ariflerin gözünden
kemal atatürk’ün hey dost aydın izinden
bugün bize hoş geldiniz erenler!
asiye
ağasar’ın balını da gel salını salını
adam cebinde taşır senin gibi gelini oy sevdiğim oy
uy asiye asiye
tütün koydum kesiye
baban seni veriyi de
bir bağa pırasaya oy sevdiğim oy
sis dağı’nın başları da püfür püfür esiyor
baban bu yıl kurbanı çifter çifter kesiyor oy sevdiğim oy
sis dağı’nın başları da kesme kesme taşları
adamı öldürüyor yarin o bakışları oy sevdiğim oy
askaroz deresi
trabzon
askaroz deresi’nin yan tarafi derindur
bugün da böyle geçti yarın allah kerimdur
oy trabizon trabizon senden ayrılacağum
sen aklıma gelende düşüp bayılacağum
pencereden aşağı ver boncikli kolini
kocan gitti askere sen kimden galdın yukli
asker ettiler beni
izmir-zeki oğuz-hüseyin yaltırık
asker ettiler beni kıdemli çavuş
gurbet ellerinde oldum bir berduş
hiç başıma gelmedi böyle bir iş
uçun kuşlar uçun izmir’e doğru
anadan babadan yardan hiç haber yok mu
güverteye çıktım uzandım yattım
komutanı görünce selama kalktım
anayı babayı sılaya attım
evimizin önü duttur geçilmez
bağımızda sıktır seçilmez
bir ben ölmeyinen ordu bozulmaz
asker yolu beklerim
yozgat-nedim akdağ-nida tüfekçi
asker yolu beklerim
günü güne eklerim
sen git yarim talime de
ben sılayı beklerim
pilav pişirdim yavan
üstüne koydum soğan
yatağına uzandım da
uyan askerim uyan
mendilimde tel oya
gülmedim doya doya
asker yolu beklerim de
günleri saya saya
sucu sucu suyunan
soğan acısıyınan
küsüdüm de barıştım
yarin bacısıyınan
aşağıdan gelen hanım
bilecik-mustafa kılıç-sümer ezgü
aşağıdan gelen hanım oynasın
keklik kebabını da yiyen doymasın
beni yardan ayıranlar onmasın
beri gel a yarim
beri gel ben adam yemem
ellerin yarine de yarim ol demem
yoğurdum var yeşil de meşil çanakta
benleri var ak gerdanda yanakta
benim yarim şu karşıki konakta
beri gel a yarim
beri gel ben adam yemem
ellerin yarine de yarim ol demem
aşağıdan gelir hozalı gelin
kayseri-halil sapmaz-emin aldemir
aşağıdan gelir hozalı gelin
topla fistanını toz olur gelin
kaldırsam peçeni baksam yüzüne
eller arif olmuş söz olur gelin
aşağıdan gelir o yarin göçü
nere koyam gidem canımın içi
ölünce kabrime gelmezsen eğer
yanıma koysunlar verdiğin saçı
genemi yürüdü bu yarin göçü
nereleri gezdin canımın içi
koynumda sakladım verdiğin saçı
hatırdan gönülden çıkarma beni
aşan bilir
sıvas-nuri üstünses-muzaffer sarısözen
aşan bilir karlı dağın ardını
çeken bilir ayrılığın derdini
bülbül kaça aldın gülün nargını
gül alıp satmanın zamanı değil
yaprak gazel olmuş duruyor dalda
vefasız güzelden bize ne fayda
bu ayda olmazsa gelecek ayda
ölürüm vaz geçmem sevdiğim senden
selvinin dalları boyundan uzun
yavrular gözüme bir salkım üzüm
ölmeden görseydi o yari gözüm
koyun kuzu kurban olur o zaman
ata barı
artvin-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
bahçası var bağı var
ayvası var narı var
atamızdan yadigar
bizde atabarı var
uzun uzun kamışlar
ucuni budamışlar
benim ela gözlümü
askera yollamışlar
ben bir uzun kamışım
yoluna dikilmişim
ister al ister alma
arnuva yazılmışım
buray baba evidur
tahtaları kevidur
çalın vurun oynayın
burası düğün yeridur
atabaridur bari
bahçada gördüm yarı
sesledim ses vermadi
ağladı zarı zarı
atem tutem men seni
bitlis-nazire subaşı-hüsamettin subaşı
atem tutem men seni
şekere katem men seni
ağşem baben gelende oy
öğüne atem men seni
hop hopun olsun oğlum
gül topun olsun oğlum
sırali kavak dibinde oy
toyluğun olsun oğlum
ev süpüre toz ede
hemame gide naz ede
sevdiğini görende naz ede
altten altten göz ede
oğlan oğlan oğ getir
otur selamet getir
aman pilavı pişirdi oy
yığ yoldaşların getir
ateş attım samana
manisa-hasan avcı-ismet egeli
ateş attım samana
bak dumana dumana
senin zalim ananı
ben getirdim imana
gımıldan gımıldan gımıldanıver
ah söyle nazlı gımıldanıver
gayfe de koydum cezveye
yarim gitmiş gezmeye
ta küçükten alıştım
a gız seni görmeye
gımıldan gımıldan gımıldanıver
ah şöyle nazlı gımıldanıver
gayfe de koydum fincana
selam söylen amcama
amcam kızını vermezse
turşu da kursun fincana
gımıldan gımıldan gımıldanıver
ah şöyle nazlı gımıldanıver
atımı bağladım
gümüşhane-kelkit-salim polatmutlu-yusuf sözen-muzaffer sarısözen
atımı bağladım ben bir kotana
canım kurban olsun kotan tutana
atımı bağladım ben bir masaya
canım kurban olsun boyu kısaya
atımı bağladım ben bir eleğe
canım kurban olsun huri meleğe
atladım girdim bağa
atladım girdim bağa alnım değdi yaprağa
sevdiğimi verseler girmem kara toprağa hele
kayalar kertilir mi ağ terlik yırtılır mı
ergen kız cahil oğlan inkardan kurtulur mu hele
çıktım dam loğlamaya indim yar yollamaya
yar gedikten aşarken başladım ağlamaya hele
atmacayı vurdular
trabzon-akçabat-yöre ekibi-yücel paşmakçı
atmacayı vurdular bir avuç kanı için
gel edelim sevdalık bubanın canı için
gadırga yok deyiler nereye gidiyiler
benim ufak gülümü ellere veriyiler
haydi gidelim sisesizin yollari çize
ne dedum da darıldın niye gelmiysun bize
bu dere derin orman görüşmeyelim aman
senin gibi güzelin canım yoluna gurban
ay akşamdan ışığdır
erzurum-aşkale-ali atıcı-muharrem akkuş
ay aksamdan ışığdır yaylalar yaylalar
yüküm şimşir kaşıktır diloy diloy yaylalar
komşu gızını zapt eyle yaylalar yaylalar
bizim oğlan aşıktır diloy diloy yaylalar
ay aksamdan as da gel yaylalar yaylalar
cilba yola düs de gel diloy diloy yaylalar
eğer anan goymazsa yaylalar yaylalar
vicdana danış da gel diloy diloy yaylalar
ayın öyünde yıldız yaylalar yaylalar
nerden gelirsen baldız diloy diloy yaylalar
sen git de ablan gelsin yaylalar yaylalar
dura miram yalınız diloy diloy yaylalar
ay bulutta bulutta
uşak-nurten innap
ay bulutta bulutta mendilim kaldı dutta
geleceksen gel gayri on yedi benli şadiye'm
daha gönlüm umutta
ay buluta gidiyor gözüm yari güdüyor
geleceksen gel gayri on yedi benli şadiye'm
gençlik elden gidiyor
evleri camiye yakın ak gülleri sen dakın
zengin kocaya vardın on yedi benli sadiye'm
hani gerdanda altın
aya karşı duramam dama kilit vuramam
ay buluta girince
on yedi benli şadiye'm
bağlasalar duramam
ay doğar aşar gider
adıyaman-gölbaşı-mehmet seske
ay doğar aşar gider
kızlar maraş'a gider
bir elim yar koynunda
bir elim boşa gider
hora da gelin ne diyon
hora da gelin ne diyon
söylüyom söylemiyon
daha da bana ne diyon
karşıda koyun kuzu
koyuna verin tuzu
koyun neylesin tuzu
bekara verin kızı
ay ışıktır ışıktır
dam dama dolaşıktır
çok nazlanma kaynana
oğlun bana aşıktır
ayağında kundura
şanlıurfa-mukim tahir-plaktan yazıldı
ayağında kundura
yar gelir dura dura
genç ömrümü çürüttüm
göğsüme vura vura
ölürem ben ölürem
nere gitsen gelirem
ben bir yetim çocuğam
arar seni buluram vay
çıktım kerpiç duvara
el ettim nazlı yara
eski yar öyle dursun
can kurban yeni yara
ayna çaktım yüzüne
çanakkale-lapseki-ismail güney-nazife ergin-yaşar şen
versinler versinler
sevenleri sevdiğine versinler
ayna çaktım yüzüne
şavkı vurdu yüzüme
sana söylüyorum yar
kulak ver sen sözüme
versinler versinler
sevenleri sevdiğine versinler
yar mendili oyaladım
bas harfini koyamadım
eller aldı yarimi
ben yarime varamadım
versinler versinler
sevenleri sevdiğine versinler
karşımızda gelibolu
gelibolu'da yatır dolu
sana söylüyorum yar
dualarım kabul oldu
versinler versinler
sevenleri sevdiğine versinler
ayrılık
fikrimden geceler yatabilmerem
bu fikri başımdan atabilmerem
neyleyim ki sene çatabilmerem
ayrılık ayrılık aman ayrılık
her bir dertten ala yaman ayrılık
uzundur fikrimde kara geceler
bilmerem men nedem hara geceler
bir oktur kalbime yara geceler
ayrılık hasreti
kayseri-sarız-aşık nesimi çimen-ihsan öztürk
ayrılık hasreti karetti cana
seher yeli sevdiğimden bir haber
selamım tebliğ et kutbi cihana
seher yeli sultanımdan bir haber
bülbül gibi bağlanmışım kareler
ayrılık derdine nedir çareler
merhem kabul etmez dilde yareler
seher yeli sevdiğimden bir haber
sıtkı’ yam kalmışam ıssız çöllerde
böyle dert bulunmaz gayri kullarda
dilim intizarda gözüm yollarda
seher yeli sevdiğimden bir haber
ayva çiçek açmış
ayaş-ankara
ayva çiçek açmış yaz mı gelecek
gönül bu sevdadan vaz mı geçecek
bana ettiklerin az mı gelecek
yandım allah yandım yandırma beni
derin uykulardan kaldırma beni
seviyorum diyerek kandırma beni
ayaş yollarından aştım da geldim
boyunu boyuma ölçtüm de geldim
güzeller içinden seçtim de geldim
ayaş yollarında kervanın mı var
beni öldürmeye fermanın mı var
ağlamaya sızlamaya dermanım mı var
ayva çiçek açmış
balıkesir-ali taran-m taran-ibrahim çalgı-muzaffer sarisözen
ayva çiçek açmış yaz mi gelecek
gönül bu sevdadan vaz mı geçecek
sağ gözüm seyriyor var mı gelecek
uyan yarim uyan gel tut elimden
nasıl ayrılayım tatlı dilinden
evlerinin önü vişne fidanı
dolanı dolanı buldum odanı
hani güzelin körpe fidanı
yandım allah yandım al kanım akar
al duvaklı gelin yoluma bakar
ayvalık’ın kara taşı
ürgüp-refik başaran-plaktan yazıldı
ayvalık’ın kara taşı
yandı ciğerimin başı
emin hacının gardaşı
uyan hacı beyim uyan
ayvalıktan çıktım yayan
dayan ey dizlerim dayan
emmim atlı gendim yayan
uyan hacı beyim uyan
ayvalık’ın ardı kavak
kavaktan dökülür uvak
elim kına yüzüm duvak
uyan hacı beyim uyan
ayva turunç narım var
kırşehir-neşet ertaş
ayva turunç narım var
benim ah ü zarım var
hep derdinden ağlarım
bir vefasız yarim var
al almayı ver narı
ağlarım zarı zarı
tez günlerde gönderin
o ahu gözlü yari
ayva turunç nar bende
aldı aklım yar bende
hiç melhem kar eyleme
yar yarası var bende
ayva turunç neyleyim
halimi arz eyleyim
zaten bende talih yok
ta küçükten böyleyim
baba bugün dağda duman yeri var
baba bugün dağda duman yeri var
valla bugün kaşta keman yeri var zalım yarim var
baba bugün çöz göğsün düğmesini
valla sende guman yeri var kibar yarim var
baba bugün kaş ayrı keman ayrı
valla bugün gezmişem bir zaman ayrı zalım yarim var
baba bugün düşman gözün kör olsun
valla düşmüşem senden ayrı kibar yarim var
bacacılar yüksek yapar bacayı
bacacılar yüksek yapar bacayı
şimdiki kızlar kendi bulur kocayı karam
aman ne güzelsin karam
altın dişli karam sırma da saçlı karam
ben sana yandım karam sen kime yandın karam
oh oh demeye geldim peynir yemeye geldim
peynir bahane oldu da kız seni görmeye geldim
evlerine vara gele yol ettim
el kızını ben kendime yar ettim karam
yontuk olur merdivenin taşları
bir uçtan bir uca da saçları karam
bağa gel bostana gel
orta anadolu-erol çöke-ömer şan
bağa gel bostana gel vay... yar yandım
dile gel destana gel leylim...
anan vermezse vay... yar yandım
yalandan hastalan gel leylim...
bağ ayrı bostan ayrı olamam dosttan ayrı
insan oğlu yaşar mı vay...
kalsa nefesten ayrı leylim...
bağına girmiş gibi vay... yar yandım
gülünü dermiş gibi leylim...
geç buldum tez yitirdim vay... yar yandım
oldum düş görmüş gibi leylim...
bağdat ellerinden gelen durnalar
çorum-mecidiye-aşık veli erdem-muzaffer sarısözen
bağdat ellerinden gelen durnalar
durnalar ne haber ne haber yardan ey!
şimdi benim yarim(hey hey hey) gözün sürmeler
durnalar ne haber yardan ne haber ey!
esip esip karlı dağlar aşarsın
kılavızın yok mu neden şaşarsın?
bir yazdan bir güzden derdim deşersin
durnalar ne haber yardan ne haber ey!
katar katar gökyüzünde dönersin
akşama mı kaldın neden eversin?
doğru söyle sen ey mevlayı seversin
durnalar ne haber yardan ne haber ey!
yarini öldürmüş eli kan m’ola
ak gerdan üstüne çifte ben m’ola
doğru söylen benim yarim sağ m’ola
durnalar ne haber yardan ne haber ey!
bağışla sevdiğim
neşet ertaş
bağışla sevdiğim hakkı seversen vay
gel ağlatma beni eller içinde vay
hep bizi söyleşir bu devri alem vay
beni destan ettin eller içinde vay
hasretin sineme yareler açtı vay
kaybettim aklımı fikrim dolaştı vay
aktı gözüm yaşı sele karıştı vay
dost eline gider seller içinde vay
bağlamam var üç telli
muğla-ali rıza zorlu-ist bel kons
bağlamam var üç telli imanım
borcum var beşyüzelli
gitti de yörük kızı gelmedi imanım
kocaya da vardı besbelli
ammanın imanım şalvar malvarlım
yörük kızın allahına yalvarın
kesik başı kestane imanım
gölgesi düştü üstüme
kalkın da gidelim baskına imanım
yörüğün de kızının üstüne
bağlamam perde perde
giresun-ömer akpınar-yücel paşmakçı
bağlama perde perde
düşürdün beni derde
ayak üstü duramam
seni gördüğüm yerde
oy giresun bulancak
bu iş nasıl olacak
ben hakime danıştı
o yar benim olacak
bağlamamın düğümü
orta anadolu-sarı recep-muzaffer sarısözen
bağlamamın düğümü isterler öldüğümü
sağ yanım yastık ister sol yanım sevdiğimi
aman aman bağlamamın telleri
açıldı mı yaylaların gülleri
türkmen kızı kınalar yakmış eline
altın kemer yakışıyor beline
yaylaya gidesice gülleri salasıca
ah ne yaman güzelleşmiş allah'tan bulasıca
aman aman bağlamamın telleri
açıldı mi yaylaların gülleri
bağya girdim bağ budanmış
tekirdağ-şarköy-mustafa karayer-yücel paşmakçı
bağa girdim bağ budanmış
bağa bülbül dadanmış
on beş yasında da nazife de hanım
kimlere aldanmış
çıktım şarköy'ün yoluna
sıra sıra zeytinler
on beş yaşında da nazife de hanıma
yazık ettiler
o tepeden bu tepeye oyun olur mu
on beş yaşında da nazife de hanıma
doyum olur mu
bana cevreyleyip geyip dokunma
amasya-bektaş yıldız-aşur ceyhan-muzaffer sarısözen
bana cevreyleyip geyip dokunma
naz ederken hatırıma dokunma
ağam da gel gel paşam da gel gel
gülüm de gel gel gel
gül yerine dikenleri sokunma
sana has bahçada gonca güller var
ağam da gel gel paşam da gel gel
gülüm de gel gel gel
neylersin de elin gülün ararsın
sana has bahçada gonca güller var
ağam da gel gel paşam da gel gel
gülüm de gel gel gel
eğilip de serçeşme den su içme
sana ab-ı hayat bunca göller var
ağam da gel gel paşam da gel gel
gülüm de gel gel gel
bana kara diyen dilber
denizli-çal-musa inan-ahmet yamacı
beni kara diye yerme
mevlam yaratmış hor görme
ela göze siyah sürme
çekilir kara değil mi?
her yoldan gelir geçerler
aktan karayı seçerler
ağalar beyler içerler
kahve de kara değil mi?
karac’oğlan der maşallah
birgün görünür inşallah
kara donludur beytullah
örtüsü kara değil mi?
bana yücelerden seyreden
aşık mahzuni şerif
bana yücelerden seyreden dilber
siyah kipriklerin ok mu cananım
insaf et yüzünü yüzüme dönder
ızdırabın sonu yok mu cananım
gönül sevdi benim günahım nedir
yandım hasretine bunca senedir
mecnunun derdinden derdim fenadır
ızdırabın sonu yok mu cananım
bu dünya misaldir çatısız hana
ebedi kalmadı saha sultana
deryanın içinden bir damla bana
bu da mahsuni'ye çok mu cananım
barış güvercini
nesimi çimen
dostluklar kurulsun insanlar gülsün
barış güvercini uçsun dünya da
yok olsun kötülük düşmanlık ölsün
barış güvercini uçsun dünya da
dostluklar kurulsun insanlar gülsün
son bulsun savaşlar kimse ölmesin
dünya cennet olsun yaşasın insan
gelin barışalım dökülmesin kan
son bulsun savaşlar kesilsin figan
insancıl insanlar barıştan yana
ancak zalim olan kıyar insana
barış aşkı yayılmalı cihana
nesimi der ki ey füze yapanlar
acımasız zalim cana kıyanlar
bırak ey yaşasın bütün insanlar
bastım da kırıldı iğdenin dalı
orta anadolu-sabiha kubilay-iclal akkaplan
bastım da kırıldı iğdenin dalı vay dalı
kötüye düşenin böyl'olur hali diller diller
kaymaksın diller diller açılsın kollar kollar
oynaksın diller diler açılsın güller güller
ne bilsin eller eller narinay ninay nay
narinay narinay ninay nay
arabacı arabanı koş getir koş getir
ben ölüyom mezarıma taş getir diller diller
sabah inan esen seher yeli mi yeli mi
benim gönlüm akıllı mı deli mi diller diller
başına döndüğüm kurban olduğum
kars-aşık ikrami-aşık dursun ceylani-muzaffer sarısözen
başına döndüğüm kurban olduğum
ağlar dolanıram yar deyi deyi
ezel bahar yaz ayları misali
çağlar dolanıram yar deyi deyi
çoktan beri terk etmişem ben yari
hasta yüreğimden çıkmıyor zari
yanar oldu sönmez yüreğim nari
dağlar dolanıram yar deyi deyi
ikramın derdine yoktur çareler
eksik olmaz bu sinemde yareler
aylar günler sene ile kareler
bağlar dolanıram yar deyi deyi
başındaki yazmayı da sarıya mı boyadın
tokat-reşadiye-mihrican bahar-yücel paşmakçı
başındaki yazmayı da
sarıya mı boyadın
neden sararıp soldun da
sevdaya mı uğradın
tokat’tan mı geliyon da
yar sen almus’lu musun
ben sana varacağım da
söyle namuslu musun
içliğimin yakası da
sıra sıra nakış yar
gurban olam boyuna da
o ne biçim bakış yar
yola yolladım seni de
yollar yollasın seni
hızır elinden tutsun da
bana yollasın seni
baydığın başında duman ırımaz
sıvas-muhlis akarsu
baydığın başında duman ırımaz
arap at yorulurda gönül yorulmaz
benim yarim bu yerlerde bir tane
arasam dünyayı dengi bulunmaz
yıkıldı duvarım kaldım avara
kadir mevlam işlerimi onara
sallanı sallanı eski pınara
gelen yosma benim olsa gerektir
derdimi yüklesem arap atlara
gözyaşım dökeyim yeşil otlara
seni beni yaradanı seversen
nasıl dayanayım ben bu dertlere
yüce dağ başının bir yanı yoldur
doldur suna boylum destini doldur
yolunun üstüne tatıp uyursam
kaldır suna boylum sen beni kaldır
bayırda gezen bacılar
kars-aşık dursun ceylani-muzaffer sarısözen
bayırda gezen bacılar
yürekte yarem gıcılar
orda eylenin bacılar (cano can)
göksün dügmele dügmele
ağzı badem dili kişmiş
kirpikler gözden su içmiş
varmış bu çöllere düşmüş(cano can )
acep yarim içizde mi?
bayram gelip elime elimize
kars
bayram gelip elime elimize
name düşüp dilime dilimize
köylüm gülür elim gülür gülür gözel cevan
alır sazı çalır sazı gülür eller gülür
her yan gül çiçek gül çiçek
elvan gül çiçek gül çiçek
zahmet çekip hünerlidir eller
gonca tutup el için gül dererler
bazarda bal var gelinim
muğla-fatma yavuz-faden yavuz-mustafa hoşsu-talip özkan
bazarda bal var gelinim bazarda bal var
sende bir hal var gelinim sende bir hal var
anana yalvar gelinim paşana yalvar gelinim
ah deyle gelin gelmeye kıymatlı gelin
gelinim güzelim de kınan kutlolsun
hem orda hem burda dilin tatlolsun
bazarda kuzu gelinim bazarda kuzu
tüyü de kırmızı gelinim tüyü de kırmızı
bir adam kızı gelinim bir adam kızı gelinim
ah deyle gelin gelmeye kıymatlı gelin
gelinim güzelim de kınan kutlolsun
hem orda hem burda dilin tatlolsun
bazarın üstü gelinim bazarın üstü
yar bana küstü gelinim yar bana küstü
güveyin uslu gelinim güveyin uslu gelinim
ah deyle gelin gelmeye kıymatlı gelin
gelinim güzelim de kınan kutlolsun
hem orda hem burda dilin tatlolsun
bekleme yar
ali yavuz
gece sarmış dört yanımı bekleme ben gelemem oy
ayırır tenle canımı bekleme yar ben gelemem oy
çözülmez bilmecedeyim gündüz ile gecedeyim oy
yıkıntılar içindeyim bekleme yar gelemem oy
toprak keser nefesimi alır gider düşlerimi
duyuramam ki sesimi bekleme yar ben gelemem oy
ben ağlarım yane yane
sıvas-sırrı sarısözen-muzaffer sarısözen
ben ağlarım yane yane
aşk boyadı beni kane
ne akılem ne divane
gel gör beni aşk neyledi
derde giriftar eyledi
gah eserim yeller gibi
gah tozarım yollar gibi
gah akarım seller gibi
ben yunus’u biçareyim
aşk elinden avareyim
baştan aşağı yareyim
ben bir avuç darı olsam
ığdır-abdurrahman yörüktümen-mustafa hoşsu
ben bir avuç darı olup yere dökülecek olsam
goy beni nice neylersin senbeni nice neylersin
sen bir avuç darı olup yere serpilecek olsan
ben bir güzel toyuk olup seni de yersem ne dersin
ben bir güzel ceylan olup dağa da çıkacak olsam
goy beni nice neylersin sen beni nice neylersin
ben bir güzel avcı olup peşine gelecek olsam
senide vursam neylersin seni de vursam neylersin
ben bir güzel elma olup sandığa girecek olsam
goy beni nice neylersin sen beni nice neylersin
ben bir güzel açar olup sandığı açacak olsam
seni de yersem neylersin balam seni de yersem neylersin
ben bu yıl yarimden ayrı düşeli
ben bu yıl yarimden ayrı düşeli
gönlüm ateşlere yandı gidiyor
yine zindan oldu dünya başıma
gönlüm ateşlere yandı gidiyor
ömrüm boş hayale kandı gidiyor
uzaktır yolların dolandım geldim
tatlıdır dillerin bağlandım kaldım
günahı boynuna işte ben öldüm
ben giderim batum’a
sinop-münire tarubaş-sabahat karakulakoğlu
ben giderim batum’a
batum’un batağına
bahçenizden içeri
al beni otağına
nazlı yarim geldim sana
fistanını toplasana
kemençeler çalınıyor
bize horun oynasana heyy
köşke serdim yatağı
gel derdimin ortağı
yataklar diken oldu
senden ayrı yatalı
bıldırcının uçuyor
kanadını açıyor
bıldır ki sevdüceğim
bu yıl benden kaçıyor
ben giderim oduna
afyon-kadir üstündağ-muzaffer sarısözen
ben giderim oduna
sahan derler adıma
geleli üç ay oldu
doyamadım tadına
yalan mıydı yaşar
karakolda doğru söyler
mahkemede şaşar
karşıdan gelen atlı
altında kilim katlı
anam babam sağ olsun
hepisinden yar tatlı
sarı yayımın bendi
ne tez unuttun andı
düşmanlar bile etmez
bana attığın fendi
ben melamet hırkasını
kul nesimi
ben melamet hırkasını kendim giydim eynime
ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne (haydar )
gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
gah inerim yeryüzüne seyrederim alemi (haydar)
sofular haram demişler bu aşkın badesine
ben doldurur ben içerim günah benim kime ne (haydar)
nesimi'ye sormuşlar yarin ilen hoş musun
hoş oluyum olmuyayım o yar benim kime ne (haydar)
benden selam olsun bolu beyine
kastamonu-ihsan ozanoğlu-muzaffer sarısözen
benden selam olsun bolu beyi'ne
çıkıp su dağlara yaslanmalıdır
ok gıcırtısından kalkan sesinden
dağlar seda verip seslenmelidir
düşman geldi bölük bölük dizildi
alnımıza kara yazı yazıldı
delikli demir çıktı (tüfek icat oldu) mertlik bozuldu
eğri kılıç kında paslanmalıdır
köroğlu düşer mi hele şanından
çoğunu ayırır er meydanından
kırat köpüğünden düşman kanından
çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır
beni bir dost yaraladı
samsun-ladik-cahit çağlar-muzaffer sarısözen
beni bir dost yaraladı beyler ey hey
çekerim yareyi de ölmezsem eğer canım canım
el vurmuş hançeri sinemi deler hey
sevdakar olurum göremezsem eğer canım canım
eksik olmaz garip başın dumanı hey
terk ettim küfürü buldum imanı canım canım
dost güldüreyim derken ağlattın beni hey
gözümden kan akar silmezsem eğer canım canım
beni görüp yüzün öte dönderme
sıvas-şarkışla-nuri üstünses-nida tüfekçi
beni görüp yüzün öte dönderme
yine benim gönlüm sendedir sende
tıkıp hilal kaşın da yavrum yere indirme
yine senin aşkın yavrum candadır canda
şerbet senin dudağında dilinde
arzumanın kaldı ince belinde
sen bir güzelsin ki türkmen elinde
günah bende değil sendedir sende
sensiz çıkıp şu yaylayı yaylayamam
sırrın açıp yad ellere söyleyemem
çok günah işledim inkar eylemem
günah bende değil sendedir sende
beni hor görme gardaşım
sıvas-aşık veysel şatıroğlu
beni hor görme kardeşim sen altındın ben tunç muyum
aynı vardan var olmuşuzsen gümüşsün ben saç mıyım
ne var ise sende bende aynı varlık her bedende
yarin mezara girende sen toksun da be aç miyim
kimi molla kimi derviş allah bize neler vermiş
kimi arı çiçek dermiş sen balsın da ben cec miyim
topraktandır cümle beden nefsini öldür ölmeden
böyle emretmiş yaradan sen kalemsin ben uç muyum
tabiata veysel aşık topraktan olduk kardaşık
aynı yolcuyuz yoldaşık sen yolcusun ben bacmiyim
benim gibi
aşık beyhani
beni dertlere bıraktın
yüreğimi nara yaktın
sende mi canından bıktın
benim gibi benim gibi
söyle varmı benim gibi
yüreğinde yara var mı
dertlilere çare var mı
böyle bahtı kara var mı
benim gibi benim gibi
söyle varmı benim gibi
beyhaniyim dertli mi oldun
açmadan sarardın soldun
kendine bir yar mı buldun
benim gibi benim gibi
söyle varmı benim gibi
benim pirim
ali ekber çiçek
benim pirim şahi merdan ali'dir
sefiller destini tutan ali'dir
kopardı hayberin kapısın kırdı
kaldırıp arşumana atan ali'dir
haydar haydar pirim ali'dir
şah hatayım ali'm mansur darında
hü deyi cebrail serim yardıran
üç yüz yıldan sonra nergiz getiren
nergizi selmana sunan ali'dir
haydar haydar pirim ali'dir
ben verem oldum yar yoluna
mapushane çeşmesi
yandan akıyor yandan
mapusluk bir şey değil
ayrılık var bir yandan
ben verem oldum yar yoluna
duvarı deleyim mi
yanına geleyim mi
aç kapıyı gardiyan
beş altın vereyim mi
oy mostantik mostantik
tabancamı ver bana
tabancamın yüzünden
on yıl verdiler bana
berçenekten yaya geldim
aşık mahzuni şerif
berçenekten yaya geldim
aman doktor bak bebeğe
beşiğini elden aldım
yandım doktor bak bebeğe
yıkık yuvam kara yasta
yalvarırım eşe dosta
annesi bebekten hasta
aman doktor bak bebeğe
kuru soğan yağsız aşım
yırtık bağrım açık başım
birşey değil vatandaşım
aman doktor bak bebeğe
allah için bir merhem çal
öldürür beni bu vebal
param yok ceketimi al
aman doktor bak bebeğe
mahzuni şerif çobandır
meskeni dumanlı tandır
bebektir amma insandır
aman doktor bak bebeğe
beyaz giyme toz olur
bolu-ahmet sevinç-emin aldemir
beyaz giyme toz olur
siyah giyme söz olur
gel beraber gezelim
muradımız tez olur
salına da salına da gel dön dolaş yine bana gel
alçak ceviz dalları sıva beyaz kolları
kız nereden geleyim
hep tutmuşlar yolları
salına da salına da gel
dön dolaş yine bana gel
bırak gam kederi yaralı gönül
bırak gam kederi yaralı gönül
yüce dağdan duman çekilir bir gün
çapa vurulmayan bu topraklara
ilkbaharda tohum ekilir bir gün
unuttu dediğin dost seni anar
alnının terini sofrana sunar
sana kutsal gelen bin yıllık çınar
fiske vuruşuyla yıkılır bir gün
yaşam boyu akmaz kan ile yaşın
gün gelir dikleşir eğilen başın
matem müjdeleyen kanlı baykuşun
ocağına incir dikilir bir gün
bilene danış
bilirim bilirim dersin bilene danış
danışan dağları(hey dost) aşar mı aşar
danışmadan yola çıksa bir kişi
akıbet yolundan(hey dost) şaşar mı şaşar
cahile ırak ol kamile yakın
bir mana söyleyim(hey dost) darılma sakın
hasmın karıncaysa merdane takın
ummadık taş başa (hey dost) düşer mi düşer
pir sultan abdalım böyle mi olur
kişi ettiğini(hey dost) elbette bulur
yırtıcı kuşların ömrü tez olur
zararsız akbaba(hey dost) yaşar mı yaşar
bilmem şu feleğin bende nesi var
orta anadolu-muzaffer sarısözen
bilmem şu feleğin bende nesi var
her gittiğim yerde yar ister benden
sanki benim mor sümbüllü bağım var
zemheri ayında (canım) gül ister benden
yoruldum da yol üstüne oturdum
güzeller başıma toplansın diye
gittim padişahtan ferman getirdim
herkes sevdiğine (canım) kavuşsun diye
evlerinin önü zeytin ağacı
dökülmüş yaprağı kalmış ağacı
eğer senin gönlün bende yok ise
sen bana kardeş de (canım) ben sana bacı
bin cefalar etsen almam üstüme
sıvas-ali sultan
bin cefalar etsen almam üstüme oy
gayet şirin geldi dillerin dostum oy
varıp yadellere meyil verirsen oy
gış ola bağlana yolların dostum dostum
ilahi onmaya yardan ayıran oy
bahçede bülbüller ötüyor uyar oy
kula gölge ise allah’a ayan oy
senden ayrılalı gülmedim dostum dostum
pir sultan abdal’ım gülüm dermişler oy
bu şirin canıma nasıl kıymışlar oy
ister isem dünya malın vermişler oy
sensiz dünya malı neylerim dostum dostum
bir ay doğar ilk akşamdan geceden
malatya-arguvan-hasan durak-ihsan öztürk
bir ay doğar ilk akşamdan geceden
(nedem nedem geceden)
şavkı vurmuş pencereden bacadan
(dağlar gışımış yolcum üşümüş)
uykusuz mu kaldın dünkü geceden
(nedem nedem geceden)
uyan uyan yar sinene sar beni
dağlar gışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
dağlar haramı açma yaramı perişanım ben
yüce dağ başından aşırdın beni
onulmaz dertlere düşürdün beni
madem dilber gönlün yoğudu bende
niye doğru yoldan şaşırdın beni
aşağıdan gelir eli boş değil
söylerim söylemez gönlüm hoş değil
bir güzeli bir çirkine vermişler
baş yastığı kendisine eş değil
bir çift öküz yeter mi
aşık mahzuni şerif
bir çift öküz yetermi böyle baca tütermi
çoluk çocuk uyumaz aç insanlar yatarmı
bu tarla susuz tarla daha zorla ha zorla
ilçeye yolculuk var kır eş şeği tımarla
on çocuk arpa yiyor beyler buna ne diyor
sarı sıcak yamandır gölge bunu bilmiyor
memmed emmi irezil vallahi yalan değil
gidelim mahkemeye mahzuni şerif kefil
bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
neşet ertaş-karacoğlan-kırşehir
vara vara vardım şu kara taşa
yazılan geliyor sağ olan başa aman oy
beni hasret koydun dosta gardaşa
bir ayrılık bir yoksulluk biri de ölüm aman oy
nice sultanları tahttan indirdin
nicesinin gül benzini soldurdun aman oy
nicesini dönmez yola gönderdin
bir ayrılık bir yoksulluk biri de ölüm
bir çift durna gördüm durur dallarda
yozgat-ibrahim bakır-nida tüfekçi
bir çift turna gördüm durur dallarda
seversen mevlayı kalma yollarda
sizi bekleyen var bizim ellerde
bizim ele doğru gidin turnalar
turnam dertli öttün derdimi deştin
el vurdun yaremin başını açtın
esinden mi ayrıldın yolun mu şaştın?
doğru bir katara gidin turnalar
fazla gitmen bizim ele varınca
selam söylen ese dosta sorunca
sağ selamet menziline varınca
benden yare selam edin turnalar
bir güzelin aşığıyım erenler
erzincan-davut sulari-banttan yazıdı
bir güzelin aşığıyım erenler
onun için taşa tutar el beni
gündüz hayalimde gece düşümde
kumdan kuma savuruyor yel beni
reyhanini devşir devşir dest'eyle
ben deliyim öğüt verip pest eyle
düşmanımı el yanında dost eyle
bir gececik mihman eyle al beni
ak gül olsam al yanağa sokulsam
gül ab olsam ak yüzüne saçılsam
kölen olsam pazarlarda satılsam
kölem deyü ak sinene sar beni
pir sultan abdal’ım gamzer okdur
hazeren sinemde yaralar çoktur
benim senden özge sevdiğim yoktur
inanmazsan ol allah'a sor beni
bir kız ile bir gelinin bahsi var
fethiye-ali yelken-veysel yelken-muzaffer-sarısözen
bir kız ile bir gelinin bahsi var
ikisinin cüda düşmüş yaresi
kadir mevlam hob yaratmış onları
hilal hilal kaşlarının arası
bir selam gönderdim küçücek dosta
oradan yollamış gül deste deste
kalmışam gurbette olmuşam hasta
yarin yaylasından kar ister gönül
bir mektup yazdırdım
adıyaman-ragıp binzat-nida tüfekçi
bir mektup yazdırdım urfa'lı kızına
zalimin kızı anam bakmaz yüzüme
anam duyar ise vurur dizine
uy nenni nenni askerim nenni esmerim nenni
bir mektup yazdırdım bir ucu kara
künyemiz geliyor karakollara
anam duyar ise düşer yollara
uy nenni nenni askerim nenni esmerim nenni
evlerinin önü mermer döseli
doktorlar geliyor anam eli şişeli
üç gün oldu ben bu aşka düseli
uy nenni nenni askerim nenni esmerim nenni
bir nasihat
kurbani kılıç
sana bir nasihatım var
gel yanıma hele gardaş
uzaktan arayıp gezme
gitme elden ele gardaş
harama sürme elini
kötüden sakın kendini
bazen hıfzeyle dilini
dilden gelir bela gardaş
dinle okunan fermanı
bulasın derdine dermanı
tersi savurma harmanı
dane gider yele gardaş
katibim geldim cihana
şükür olsun asumana
halin arzeyle sultana
mihnet etme kula gardaş
bir of çeksem
orta anadolu-ahmet gazi ayhan-ahmet sezgin
bir of çeksem karşı ki dağlar yıkılır
bugün posta günü canım sıkılır
sıkılır aman aman aman
ellerin mektubu gelmiş okunur
benim yüreğime hançer sokulur
sokulur aman aman aman
şu karşı ki dalda bir top kar idim
yağmur yağdı ılgıt ılgıt eridim
eridim aman aman aman
evvel yarin sevgilisi ben idim
şimdi uzaklardan bakan el oldum
el oldum aman aman aman
bir sabahtan yolum düştü geline
aksehir-vasfiye baransel-muzaffer sarısözen
bir sabahtan yolum düştü geline
gelin atmış siylerini beline
düşüvermiş yaylaların yoluna
gitme yarim yayla zamanı değil
gökyüzünde perem olmuş bulutlar
iki güzel bir kapıyı kilitler
vadeli vadesiz ölen yiğitler
gitme yarim yayla zamanı değil
bir sandığım vardır sırmadan telden
erzurum-ali atıcı-celal kayalıer-nida tüfekçi
bir sandığım vardır sırmadan telden
bir çift yavrum vardır tomurcuk gülden
nasıl ayrılayım gül yüzlü yarden
işte şöyle böyle hal deli gönül
ister ağla ister gül deli gönül
bir yanım erzincan vermem bayburdu
yıkılsın düşmanın taht ile yurdu
sağ olasın anam beni doğurdu
seneler seneler kötü seneler
gide de gelmiye kötü seneler
faytonlar geliyor üstü pareli
askerler geliyor bağrı yaralı
kimimiz nişanlı kimimiz evli
sene gardaş sene ille bu sene
gide de gelmiye bu hayin seni
bir seher vaktinde
erzincan-aşık ismail daimi
bir seher vaktinde indim bağlara
öter şeyda bülbül dil yarelenir
bakmaz mısın sinemde dağlara
derdim dökmeye dil yarelenir
boş geçirmeyelim gel bu çağları
dolaşalım sahraları dağları
bir gün gazel döker ömrün bağları
eser sam yelleri dal yarelenir
daimi’yim yanar aşkın çıragı
dostun muhabbeti cennet otağı
ancak şu dünyada derdim ortağı
sazım figan eder tel yarelenir
bir yiğit gurbete gitse
keskin-bahri ilhan-yücel paşmakçı
bir yiğit gurbete gitse gör başına neler gelir
garip sılayı andıkça yaş gözüne dolar gelir
bağrıma basarım taşlar akıttın gözümden yaşlar
yavrusun yitiren kuşlar yuvasına döner gelir
evlerinin önü söğüt atalardan almış öğüt
yarinden ayrılan yiğit sılasına döner gelir
birgün şu dünyadan göçüp gidersem
arguvan-malatya
birgün şu dünyadan göçüp gidersem
sunam sunam dağlar duman aman
boşa gider gözyaşların ağlama
sunam sunam dağlar duman aman
yok olur benliğim çürürse beden
sunam sunam kölen olam aman
boşa gider gözyaşların ağlama
sunam sunam dağlar duman aman
bazı bazı mezarıma gelesin
sunam sunam dağlar duman aman
dileğim kabuldur bunu bilesin
sunam sunam dağlar duman aman
ben murat almadım bunu blesin
sunam sunam dağlar duman aman
boşa gider gözyaşların ağlama
sunam sunam dağlar duman aman
bitlis’ te beş minare
bitlis-nazmi zülfikar-nazmi zülfikar
bitlis'te beş minare (beri gel oğlan beri gel)
yüreğim dolu yare (beri gel oğlan beri gel)
isterem yanen gelem (beri gel oğlan beri gel)
cebimde yok on pare (beri gel oğlan beri gel)
tüfeğim dolu saçma (beri gel oğlan beri gel)
kaçma vururum kaçma (beri gel oğlan beri gel)
doksan dokuz yarem var (beri gel oğlan beri gel)
bir yare de sen açma (beri gel oğlan beri gel)
biz canları güle vermişiz
sıvas-aşık süleyman fahri-muzaffer sarısözen
biz canları güle vermişiz
külhanları dile vermişiz
dünya malın sele vermişiz
dünya size güller bize
dünya size haydar bize
biz güllere pervaneyiz
can ehline peymaneyiz
bülbüllere biganeyiz
bodrum hakimi
bodrum-muğla
bodrumlular erken biçer ekini
feleğe kurban mı gittin bodrum hakimi
nasıl kıydın mefaret hanım kendi kendini
çifte doktorlar doğradı kar beyaz tenini
hakim hanımın memleketi kütahya tavşan
hakim hanım sen eyledin bizleri perişan
böyle ikrar ilen
böyle ikrar ilen böyle yolunan
mihnetli yar bana lazım değilsen
deli gönül sevmiş vaz gelmek olmaz
cefalı yar bana lazım değilsen
deli gönül sevmiş vaz gelmek olmaz
gönül kalk gidelim sılaya doğru
bülbülün davası hep güller ilen
senin şirin dilin yad ellerinen
çık salın sevdiğim engeller ilen
görünme gözüme lazım değilsen
çık salın sevdiğim engeller ilen
gönül kalk gidelim sılaya doğru
bülbül ah eyleyip güller ağladı
gözüm yaşı sel sel oldu çağladı
ölüm geldi çevre yanım bağladı
kılma cenazemi lazım değilsen
ölüm geldi çevre yanım bağladı
gönül kalk gidelim sılaya doğru
böyle olur mu
beni ağlattın güzel derde bağlattın güzel
el’e bıraktın güzel böyle olur mu
dereler çağlar oldu gözlerim ağlar oldu
gelmedin aylar oldu böyle olur mu
attın gurbet ellere bıraktın yad ellere
saldın dilden dillere böyle olur mu
bu dağda maral gezer
azerbaycan
bu dağda maral gezer zülfünü tarar gezer
men yarime neylerim ay ceylan yar menden kenar gezer
bu dağın karı menem gün vurur erimezem
el bilir alem bilir ay gülüm men senden vazgeçmezem
dağlarda çiçek ay güle bakın avludan geçek ay güle bakın
doldur ver içek ay güle bakın hey
ezizin gözlerine sürme çek gözlerine
özün özüme gurban ay ceylan gözlerim gözlerine
bak uzun yana yana od düştü şirin cana
kor karan koyup gidem ay ceylan kalasan yana yana
bu kadar cevretme aziz sultanım
tokat-turhal-mehmet aslan-muzaffer sarısözen
bu kadar cevretme hey dost aziz sultanım
ne olur insafa hey dost gel bazı bazı
lütfu ihsan eyle hey dost çeşmi meralım
yaralı gönlümü sar bazı bazı
coşkun sular gibi hey dost çağlayıp akma
aşkın hançerini hey dost sineme çakma
noksanım var ise hey dost kusura bakma
bildiğinden şaşar kul bazı bazı
sefil kemter eydür hey dost lebi balımsın
canımın cananı hey dost servi dalımsın
sen bir merhametli hey dost gönlü ganisin
bendelere selam sal bazı bazı
bu nasıl işidi bu nasıl hışım
bu nasıl işidi bu nasıl hışım
aradamı kaldın belalı başım
hemi yavrum gitti hemi yoldaşım
ben bu derdin hangisine yanayım
gelinim küsmüşde kiminen küsmüş
ufacık yavrusun bağrına basmış
yavrular anadan umudun kesmiş
ben bu derdin hangisine yanayım
bu yıl bu dağların karı erimez
sıvas-feyzullah çınar
bu yıl bu dağların karı erimez
eser bad-i saba yel bozuk bozuk
türkmen kalkıp yaylasına yürümez
yıkılmış aşiret il bozuk bozuk
kızılırmak gibi çağladım aktım
el vurdum göğsümün bendini yıktım
gül yüzlü cerenin bağına çıktım
girdim bahçesine gül bozuk bozuk
elim tutmaz güllerini dermeye
dilim tutmaz hasta halin sormaya
dört cevabin manasını vermeye
sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk
pir sultan'ım yaratıldım kul diye
zalim paşa elinden mi öl diye
dostum beni ısmarlamış gel diye
gideceğim amma yol bozuk bozuk
bugün ayın ışığı
keskin-hacı taşan-nida tüfekçi
bugün ayın ışığı elinde bal kaşığı
yine nerden geliyon mahallenin yakışığı
vay nerdesin nerdesin kaldır camın perdesin
diyeceğim çoğudu (da) pek kalaba yerdesin
karakuşuna kurban çatık kaşına kurban
yalınız sana değil (de) arkadaşına kurban
vay vay vay pambuğum edasına yandığım
seni hasta diyorlardı nasıl oldun sevdiğim
bugün benim efkarım var
rumeli-üsküp-sabri gencer-nihat kaya
bugün benim efkarım var
efkarım var gamım var
neyleyim dünya malını aman
aslan gibi yarım var
yarim geymiş hep yeşiller aman
ben de geysem kareler
eski yarim duyar ise aman
bu meclisi pareler
demedim mi ben sana emine'm
çıkma gece yarısı
mahlemizde hovardalar çoktur aman
tutar seni birisi
bugün bizden düğün var
bayburt-fazıl oğuzhan
bugün bizde düğün var (gel oyna gül oyna)
sana da davetim var (kız sen oyna)
aç neçeğı yüzünden (gel oyna gül oyna)
çık bara sallan bakalım (kız sen oyna)
ayvana serdim kilim (gel oyna gül oyna)
nakışı dilim dilim (kız sen oyna)
ah eyleme nazlı yar (gel oyna gül oyna)
ahın beni öldürür (kız sen oyna)
bugün bayram günü derler
erzincan-tercan
bugün bayram günü derler alem eğlenir
sen bizim yaylaya gel başın için
dertliler oturmuş derdin söyleşir
etme intizarı gül başın için
hayran oldum bakakaldım yüzüne
sürme değil rastık çekmiş gözüne
hıçkırarak başım koysam dizine
saçım oksa gönlüm al başın için
davut suları'yem ahd-ı amanda
bir yıldız doğmuştur devr-i zamanda
seher bülbülüyem ulu divanda
sen benim vekilim ol başın için
bugün ben bir güzel gördüm
tokat-ibrahim karataş-mustafa hoşsu
bugün ben bir güzel gördüm bakar cennet sarayından
kamaştı gözümün nuru onun hüsnü cemalinden
bahçanın kapısın açtım sanırsın cennete düştüm
sevdim coştum helallaştım buse aldım yanağından
salındı bahçaya girdi çiçekler selama durdu
mor menekşe boyun eğdi gül kızardı hicabından
bahçanın kapısı güldür dalında öten bülbüldür
emrah da bir edna kuldur bağışla geç günahından
bugün bize pir geldi
erzincan-tercan-aşık daimi
bugün bize pir geldi gülleri taze geldi
önü sıra kanberi ali el-murtaza geldi
ali benim şahımdır kıble kıblegahımdır
miraçtaki muhammed o benim padişahımdır
padişahım yaradan okur ağdan karadan
ben pirden ayrılalı kaç yıl geçti aradan yüzyıl geçti aradan
eyvallah şahım eyvallah alı sensin güzel şah
illallah şahım illallah hak la ilaha illallah
hak ilaha illallah
aklımızdadır illallah eyvallah şahım eyvallah
ali birdir güzel şah eyvallah pirim eyvallah
padişahım yaradan okur ağdan karadan
ben pirden ayrılalı yüz yıl geçti aradan
aramı uzattılar yarama tuz attılar
fazlıoan bir kul geldi bedestanda sattılar
satarlar bedestanda ses gelir gülistanta
muhammed'in hatemi bülgüzardır aslanda
gelgüzarım aslanım sevdasını çekerim
ben pirden ayrılalı gözyaşımı dökerim
gözyaşımı dökerim dökerim gözyaşımı
gör mevlanın işini keşiş kurban eyledi yedi oğlunun başını
keşiş kurban eyledi ne hoş bir an eyledi
yeryüzünde melekler hepsi figan eyledi
figan ederler melekler kabul olsun dilekler
yezit bir dert eyledi o dert beni del eyler
eyvallah şahım eyvallah eyvallah şahım eyvallah
hak la ilaha illallah
eyvallah şahım eyvallah eyvallah pirim eyvallah
yezit bir dert eyledi imamlar vird eyledi
şahım bir şehir yaptı kapusun dört eyledi
dört eyledi kapusun lalu cevher yapusun
yezidler şehit etti imamların hepisin
la ilaha illallah illallah şah illallah la ilaha illallah
eyvallah şahım eyvallah eyvallah pirim eyvallah
hasan'a ağu ezdiler hüseyne nice kıydılar
zeynel ile bakır'ı bir zindana koydular
zından değil cezadır cafer kazım rıza'dır
riza'nın binbir ismi yollarını gözedir
taki naki ağladı gözyaşını çağladı
asker ile mehdi'yi oniki'ye bağladı
oniki'dir katarım türlü metah satarım
yükümüz cevherdendir müşteriye satarım
satarım müşteriye kervan kalka yürüye
cebrail'i eş etti cennetteki hürüye
hürüye eş eğledi hatırın hoş eyledi
kuluna kanat verdi havada kuş eyledi havada kuş eyledi
kuş eyledi havada gezer düzde ovada
melekler saf saf oldu el kaldırmış duada
hatayım hal cağında hak gönül alçağında
yüzbin kabe yapmasza bir gönül alçağında
bugün ben pirimi gördüm
şah hatayi
bugün ben pirimi gördüm
pirin eşiği güldür gül
eğildim yüzümü sürdüm
pirin eteği güldür gül
gülden terazi yaparlar
gülü gül ile tartarlar
gül alırlar gül satarlar
çarşı pazarı güldür gül
gülden değirmeni döner
onun ile övünür
akar arkı döner çarkı
bendi pınarı güldür gül
gel ha gel ha can ha
dostun neferi güldür gül
şu öten garip bülbülün
derdi figanı güldür gül
bugün dost yarelenmiş
muhlis akarsu
bugün dost yarelenmiş yine gönlüm hoş değil
her yanı parelenmiş yine gönlüm hoş değil
dost hasreti zor imiş her dem ahu zar imiş
dert adamı yer imiş yine gönlüm hoş değil
akarsu’yum yansam da kül olup savrulsam da
bazı bazı gülsem de yine gönlüm hoş değil
bugün yardan haber geldi
malatya-arapkir-süleyman elver
bugün yardan haber geldi
bir bir yandan bir bir yandan
eğildim bir buse aldım
bir bir yandan bir bir yandan
güzel olanı severler
yanağından gül dererler
kulakta mengiç küpeler
bir bir yandan bir bir yandan
baş koydum yarin dizine
uykular girmez gözüme
ağ ellerin sür yüzüme
bir bir yandan bir bir yandan
şekerden şerbet ezerler
ince tülbentten süzerler
dört yanım almış güzeller
bir bir yandan bir bir yandan
pir sultanım gel yanıma
seni sarayım canıma
dola kolların boynuma
bir bir yandan bir bir yandan
bulut bulut üstüne
içel-mut-musa eroğlu-adnan ataman-melih duygulu
bulut bulut üstüne
bulut yağmur üstüne
ömrüm belalım vay vay
buluk kurbanın olayım
doğma yarin üstüne
ömrüm belalım vay vay
hangi dağdan aşacaksın
bekleyeyim yolunu
ömrüm belalım vay vay
yağma yağmur esme rüzgar
yolda yolcum var benim
ömrüm belalım vay vay
burçak tarlası
tokat-sıvas-muzaffer sarısözen-muzaffer sarısözen
sabahtan kalktım da ezan sesi var
ezan da sesi değil yavrum burçak yası var
sorun şu muhtarın kaç tarlası var
amanın da kızlar ne zorumuş burçak yolması
burçak tarlasına yar yar gelin olması
sabahtan kalktım da südü pişirdim
südün de kaymağını yar yar yere taşırdım
burçak tarlasında aklım şaşırdım
kolumu salladım değdi tikene
inkisar ederim yar yar burçak ekene
ilahi kaynana ömrün tükene
bülbül havalanmış
erzincan-yöre ekibi-trt müz dair bşk
bülbül havalanmış yüksekten uçar
has bahçe içinde bir gülüm var deyi
seni seven aşık serinden geçer
güzeller içinde yarim var deyi
ben seni severim sende sev beni
mevla’m bir kararda koymaz insanı
bir gün olur sende ararsın beni
şurda bir divane yarim var deyi
ben seni severim can ile candan
insan kemlik ummaz sevdiği yardan
canım esirgemem vallahi senden
götür sat mezatta kölem var deyi
bülbül ne ötersin virandır bağım
tokat-aşık veli aydın-muzaffer sarısözen
bülbül ne ötersin virandır bağın
yıkılsın şehrinde çöl kalsın bağın
tükendi fitilim kalmadı yağım
yar senin derdine ben yana yana
kurulu yayıdım ben de açıldım
dolu badeyidim de indim eksildim
ekmekten aştan da sudan kesildim
yar senin derdine ben yana yana
deryadan bölünmüş sellere döndüm
vakitsiz açılan da güllere döndüm
ateşi kararmış küllere döndüm
yar senin derdine ben yana yana
bülbülüm altın kafeste
rumeli-ali şevket öndesev-muzaffer sarısözen
bülbülüm altın kafeste
öter aheste aheste
ötme bülbül yarim hasta
ah neyleyım su gönlüme
hasret kaldım sevdiğime
ben sana dayanamam
yarim ben sana aldanamam
ben sana dayanamam
yarim ben sana katlanamam
bülbüllerı har ağlatır
asıkları yar ağlatır
ben felege neylemişim
benı her bahar ağlatır
bülbülün kanadı sarı
diyarbakır-celal güzelses-plaktan yazıldı
bülbülün kanadı sarı
ben ağlarim zarı zarı
elimden aldılar yarı
garip garip ötme bülbül
bülbülün kanadı beyaz
gece puslu gündüz ayaz
al kalemi derdini yaz
garip garip ötme bülbül
buna devr-i dünya derler
kars-rüstem alyansoğlu
buna devr-i dünya derler böyle gelmiş böyle gider
harmanı terse savurma dane birgün yele gider
yele gider yele gider dane bırgün yele gider
gariplere kimse bakmaz tarlasının suyu akmaz
kız evladı ocak yakmaz büyür büyür ele gider
elin malı ele gider
talibi'nin deyişleri aktı didemin yaşları
uçtu gönlümün kuşları her biri bir dala gider
dala gider dala gider her biri bir dala gider
buna er meydanı derler
rumeli (serhat boyları)-kemal altınkaya-kemal altınkaya
buna er meydanı derler bunda söz olmaz (yandım aman)
çifte yürekli erkekler (şahin)
gelin bu yane (yandım aman)
ele bele dile (imanım)
ihanet olmaz (yandım aman aman)
okurlar fermanın (imanım yandım)
kıyarlar cane (yandım aman)
bu yolun erkanı (imanım)
hünkardan gelir (yandım aman)
serden geçmiş erler (imanım şahin)
gelir bu yane (yandım aman aman)
sıtk-ı sadakattan (imanım)
ayrılmak olmaz (yandım aman)
okurlar fermanın (imanım yandım)
kıyarlar cane (yandım aman)
bunca kahrı bunca derdi
erzincan-aşık ismail aydın(daimi)
bunca kahrı bunca derdi
mevlam yalnız bana verdi
eller muradına erdi
gitti cananım gelmedi
erisin dağların karı
geçti ömrümün baharı
ecel kapımı çalmadan
durma gel gönlümün varı
takatım yok yörümeye
gitti cananı görmeye
can başladı çürümeye
yine cenanım gelmedi
bunca olan emeğimi
erzincan-ali ekber çiçek
bunca olan emeğimi
verdim ele heçe gönül
hele sorun bir kamile
senin kilon kaça gönül
gönül deli gönül
delisin divane gönül
bu diyarda yerin yoktur
var başa diyara gönül
deli gönül dertli gönül
elime verdin kuru saz
penesini ettin kiraz
her gün ucun ucun biraz
yedin içten içe gönül
bundan sonra ben o yare küskünüm
sıvas-kangal-muhlis akarsu
bundan sonra ben o (hey dost) yare küskünüm
yıktı hatırımı barışmam gayrı
cümle alem gelse (gelse) mihnet eylese
çevirdim gönlümü barışmam gayrı
kızılırmak gibi (hey yar) çağlayıp aksan
el vurup sinesin bendini yıksan
yarın mahşer günü (hey yar) şefaat etsen
kaçarım mahşerden görüşmem gayrı
emrah'ım bu yaz (hey dost) yarsız kışlasın
bundan sonra bildiğin işlesin
döner ise o yar (hey dost) beni taşlasın
hiç bir oluruna karışmam gayrı
bursa'da eylendim biraz
manisa-soma-yöre ekibi-nkaya-sözdemir-myazıcıoğlu
bursa'da eylendim biraz
erişti turfanda kiraz (a leylim aman)
urum eli sofya dağı
istanbul'a gider iken
bu yıl bize haram oldu
kaçalım gel aman
can efendim
adem arslandoğan
muhabbette ehli sohbet
vardır benim can efendim
gafil olan çeker zahmet
dardır dünya can efendim
coşar gönlüm sığmaz bende
insan hak insan bu cemde
durmaz geçer can benden de
kardır rüya can efendim
bağladı yar perdelerim
ağlattı yar didelerim
misali paslı tellerim
çaldırdı yar yar efendim
cemile'min gezdiği dağlar meşeli
denizli-hüseyin aktekin-özay gönlüm
cemile'min gezdiği dağlar meşeli imanım
haydi üç gün oldu cemilem ben bu derde düşeli
gaydiri gubbak cemile'm
nasıl nasıl edelim biz bu işe
nikahımızı kıysın
ünnen gelin hoca memiş'e
cemile gız ne gezersin hayatta
basma da fistan parlak da potin ayakta
gaydiri gubbak cemile'm
nasıl nasıl edelim biz bu işe
nikahımızı kıysın
ünnen gelin hoca memiş'e
cemile'nin fistanı saman sarısı imanım
haydi gören sancak cemile'm gızı memur garısı
gaydiri gubbak cemile'm
nasıl nasıl edelim biz bu ise
nikahımızı kıysın
ünnen gelin hoca memiş'e
cevahir taşına
çorum-ifaket yaykar–muzaffer sarısözen
cevahir taşına kıymet biçilmez
bulup erbabına danışmayınca
ezrail gelsede canım alamaz
hasiret yerine kavuşmayınca
vay vay sürüm sürüm sürünesin vay
aman dizin dizin sürünesin vay
aman hazırda bir davam yok ki
zalim aman dizin dizin sürünesin vay
yürü dilber türü ömrümün varı
eridi kalmadı dağların karı
kendi gönlü ile sevemeyen yarim
bir daha sevmeyim tövbeler olsun
cevahir taşına
çorum-ifaket yaykar–muzaffer sarısözen
cevahir taşına kıymet biçilmez
bulup erbabına danışmayınca
ezrail gelsede canım alamaz
hasiret yerine kavuşmayınca
vay vay sürüm sürüm sürünesin vay
aman dizin dizin sürünesin vay
aman hazırda bir davam yok ki
zalim aman dizin dizin sürünesin vay
yürü dilber türü ömrümün varı
eridi kalmadı dağların karı
kendi gönlü ile sevemeyen yarim
bir daha sevmeyim tövbeler olsun
ceviz oynamaya mı geldin
kayseri-adnan türköz-nezahat bayram
ceviz oynamaya mı geldin odama
nişanlın da bu mu derler adama
dayanamam senin kara sevdana
aman aman olmuyor
es esini bulmuyor
kara yağız genç oğlan
niye gönlün olmuyor
asker bayrağını burca diktiler
küçücük yarimi asker ettiler
ben doymadan o yari de alıp gittiler
asker oldu yarim gitti kışlaya
ben beklerim yarim gelsin sılaya
ben ölmeden o yari de bana yollaya
cevizin yaprağı dal arasında
afyon-nureddin güler-muzaffer sarısözen
cevizin yaprağı dal arasında
güzeli severler bağ arasında
üç beş güzel bir araya gelmişler
benim sevdiceğim yok arasında
evlerinin önü zerdali dalı
pencereden gördüm kınalı eli (o nazlı yari)
benim sevdiceğim tomurcuk güldü
sensiz lokmaları yiyemez oldum
sensiz odalara giremez oldum
evlerinin önü bahçelik bağlık
ne güzel işlemiş eline sağlık
yar bana yollamış bir beyaz yağlık
boynuna dolasın oynasın diye
ceylan gözlerine
ceylan gözlerine kurban olduğum
tanrı selamını almaz mısınız
mevlam sizi süs için mi yarattı
siz gel demeyince gelmez misiniz
gurbete gidenler azzığın alır
kimisi giderde kimisi kalır
kimi sevap için kabeye varır
kabe kapınızda bilmez misiniz
sümmaniyim ben bu derdi niderim
başım alır diyar diyar giderim
yarın mahşer günü dava ederim
mahşer yerine siz gelmez misiniz
canı dilden hane kıldın akıbet
şanlıurfa-(saatçi)yözer-auzungöl-iuyanıkoğlu-mehmet özbek
canı dilden hane kıldın akıbet
haneyi virane kıldın akıbet
daneyi naciz idim ben zirü hak
daneyi yüz dane kıldın akıbet
dane iken bağ-u bostan eyledin
hakı pür kaşane kıldın akıbet
ol cinun zencirini tahrik edip
akıldan bigane kıldın akıbet
aşıkı bipervaya mahrem eyledin
vasıl canana kıldın akıbet
ey fakırullah bu hakki bendini
aşıkı ferzene kıldın akıbet
can özümden besmeleyi çekince
kırıkkale-ekrem çelebi-can etili-erol parlak
can özümden besmeleyi çekince
dil yanmazsa ben yanarım sultanım
hak uğruna bır sefere çıkınca
yol yanmazsa ben yanarım sultanım
dosta mektup yazma vakti gelince
yazar postalarım kısmet olunca
mektubumun mahiyetin bilince
kul yanmazsa ben yanarım sultanım
aşıklık içimde doğduğu zaman
taş yanar göz yaşım yağdığı zaman
mızrabım sazıma değdiği zaman
tel yanmazsa ben yanarım sultanım
cana bizim esrarımız imlalere sığmaz
şanlıurfa-(saatçi)yusuf özer-mehmet özbek
cana bizim esrarımız imlalere sığmaz
yazılsa da binde biri inşalere sığmaz
aşıkta olan derd-ü meşakkat gam-ü mihnet
neşr'olsa eğer kuh ile sahralara sığmaz
hasretle akar ta geceler didey-i eşkim
bir katredir amma yeddi deryalara sığmaz
bu hikmeti bilmez misin ey sefy-ı sadık
bir kalbe sığar var olan eşyalara sığmaz
allah için olsun bizi dur etme kapından
abdi seni sevdi diye dünyalara sığmaz
cebinde çakısı var
samsun-vezirköprü-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
(hey hey) cebinde çakısı var ne güzel uykusu var
vardım yarın yanına
menekşe kokusu var
hey hey annoş minnoş meyhoş sevgilim
ninnoy aslanım ninnoy
ninnoy hayranım ninnoy
(hey hey) aynam düştü cebimden
karıştı gazellere
şu benim kötü göynüm
bakarım güzellere
cilvelenip ne garşımda durursan
azerbaycan-ali ağdaş ağayab-ali haydar gül
cilvelenip ne karşımda durursan
anam (nenem) sana gurban ay sarı köynek
meleksen çıkıpsan cennet bağına
heçkes olmaz sene tay sarı köynek
doymah olmur işvesinden nazınnan
bere kehlik kimi hoş avazından
yel vurdu ürbendi attı üzünnen
ele bildim doğdu ay sarı köynek
güzelsen herifin düşüp bu hala
berkemer yaraşır gameti gala
leb dönse dış inci yanaklar lale
çekilip gaşların vay sarı köynek
tuti dilli servi boylu sala tın
budur merhameti bu saltanatın
gönder gelsin elesker'in heletin
eyleme emeğim zay sarı köynek
cimdallı çarşısında
niğde-nurettin bayhan-nurettin çamlıdağ
cimdallı çarşısında
(ali'm amman aman gülüm amman aman)
mum yanar karşısında
adam kemlik mı umar
(ali'm amman aman güiüm amman aman)
kapı bir komşusuna
hop sındellı sındellı
bir kız verin dundallı
kürkçüden bakıyorlar
onun al tında bir köy var
çık daldan kiraz devşir
(ali'm amman aman gülüm amman aman)
al tında kahve pişir
her kahveyi içtikçe
(ali'm amman aman gülüm amman aman)
beni aklına düşür
cük cük cücelerim
azerbaycan-kamber hüseyinli-plaktan yazıldı
cük cük cücelerim
menim küçük cücelerim
menim göğçek cücelerim
arzum budur boy atasız
ananıza tez çatasız
gelin size ekmek verim
arpa verim darı verim
bahçalarda eşinesiz
göğ çemende dincelesiz
çadır altı minare
gaziantep-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
çadır altı minare
elettim eski yare
anam kurban ben kurban da
setre pantollu yare
helvacı helva
şeker lokum helva
söğütte ot bitmez mi
çağırsalar bitmez mi
ah bu senin elindende
çektiklerim yetmez mi
çağrışa çağrışa
çağrışa çağrışa havada turnam
bagdat'tan mi geldin ağzında hurman
emanetin sana sılama uğra
eğlen turnam eğlen pire gidelim
ali'nin çağırdığı yere varalım
hasan'la hüseyn'e gönül verelim
on iki imamlara yüz sürelim
eğlen turnam eğlen pire gidelim
kerbela çölünden sakin mi geldin
ne yaman ötersin bağrımı deldin
sen de benim gibi yetim mi kaldın
eğlen turnam eğlen pire gidelim
alamışam ela gözde yaşım var
kaynamışam her ocaktan aşım var
imam hüseyn eşiğinde isim var
eğlen turnam eğlen pire gidelim
kul hüseyn'im der ki kaynadım coştum
bu aşkın elinden serimden geçtim
çağrışa çağrışa aralar aştım
eğlen turnam eğlen pire gidelim
çağrışır bülbüller
şarkışla-ahmet ağırbaş-ramazan şenses
çağrışır bülbüller gelmiyor bağdan
hoyrat dost bağından yar yar
gül aldı gitti
yüz bin mihnet ile bir bağ bitirdim
ben yari benzettim yar yar
el aldı gitti
yüz bin mihnet çektim bir daha gerek
hayli ömür ister yar yar
bir daha gerek
yari elden aldı o kanlı felek
aktı gözüm yaşı yar yar
sel oldu gitti
nazlı yardan kem haberler geliyor
dostlarım ağlıyor yar yar
düşman gülüyor
dediler ki sefil emrah ölüyor
kimi kazma kürek yar yar
bel aldı gitti
çalın davulları
selanik
çalın davulları çaydan aşağı aman aman
mezarımı kazın bre dostlar belden aşağı
koyun sularımı kazan dolunca aman aman
etme ecel zalim ecel
üç gün ara ver
götür selamımı bre dostlar
nazlı yare ver
selanik içinde salam okunur aman aman
salamın sedası bre dostlar cana dokunur
gelin olanlara kına yakılır aman aman
çamlıbele süreyidim yolumu
sıvas-ali izzet özkan–muzaffer sarısözen
çamlıbele süreyidim yolunu
altınlardan nallatayım nalını
üç güzele dokutayım çulunu
alma gözlü kır perçemli kıratım
kırat kırat kırat kırat kırat kırat kırat
kırata binen alır murat
kırata binen alır murat
yokuşa yukarı tavşan büküşlüm
inişe aşağı ceylan gelişlim
taze gelin gibi uğru nakışlım
alma gözlü kır perçemli kıratım
başını başımdan yukarı tutar
haykırır köpüğü başından atar
kaçarsa kurtulur kovarsa tutar
alma gözlü kız perçemli kıratım
(yeldirme bölümü)
kıratım meydan yerinde
gezer horlayı horlayı
bir kötü az bir kavgadan
kaçar zorlayı zorlayı
kırata yakışır bunlar
yiğit giyer demir donlar
ağ gövdeden kızıl kanlar
akar şorlayı şorlayı
köroğlu der al kanları
yere serer çok canları
eğri kılınç düşmanları
kırar parlayı parlayı
çamdan sakız akıyor
çamdan sakız akıyor
kız nişanlın bakıyor (oy zalım nenni nenni)
eski de nişanlın gelmiş
burcu burcu kokuyor (oy zalım nenni nenni)
o yana da dönder sar beni
bu yana da dönder sar beni
sağ yanımda yarem var
sol yana dönder beni
dama bulgur sererler
çıkma boyun görürler (oy zalım nenni nenni)
saçın ibrişim teli
hançere bağ örerler (oy zalım nenni nenni)
çamlığın başında tüter tütün
yozgat-nida tüfekçi
çamlığın basında tüter bir tütün
acı çekmeyenin yüreği bütün
ziya'nın atını pazara dutun
gelen geçen ziya'm ölmüş desinler
at üstünde kuşlar gibi dönen yar
kendi gidip ahbapları kalan yar
uzun olur gemilerin direği
yanık olur aşıkların yüreği
ne sen gelin oldun ne ben güveyi
onun için kapanmıyor gözlerim
at üstünde kuşlar gibi dönen yar
kendi gidip ahbapları kalan yar
ham meyveyi kopardılar dalından
beni ayırdılar nazlı yarimden
eğer yarim tutmaz ise salımdan
onun için açık gider gözlerim
at üstünde kuşlar gibi dönen yar
kendi gidip ahbapları kalan yar
çanakkale içinde
kastamonu-ihsan ozanoğlu-muzaffer sarısözen
çanakkale içinde aynalı çarsı
ana ben gidiyom düşmana karsı
of gençliğim eyvah
çanakkale içinde bir uzun selvi
kimimiz nişanlı kimimiz evli
of gençliğim eyvah
çanakkale üstünü duman bürüdü
on üçüncü fırka yürüdü
of gençliğim eyvah
çanakkale içinde bir dolu testi
analar babalar mektubu kesti
of gençliğim eyvah
çare yok imiş
meluli-hasan gül-yusuf gül
salmışım gemiyi mihnet behrine
dayandık feleğin her bir kahrına
yar bir ateş attı gönül şehrine
yanıp kül olmaktan başka çare yok imiş
bilmem o yar bizim nemize küstü
arada selamı kelamı kesti
battı güneşimiz karanlık bastı
yatıp uyumaktan başka çare yok imiş
çarşambayı sel aldı
samsun-çarşamba-nejat buhara
çarşamba’yı sel aldı
bir yar sevdim el aldı aman aman
keşke sevmez olaydım
elim koynumda kaldı aman aman
oy ne imiş ne imiş aman aman
kaderim böyle imiş
gizli sevda çekmesi aman aman
ateşten gömlek imiş
çarşamba yazıları
körpedir kuzuları aman aman
allah alnıma yazmış
bu kara yazıları aman aman
a dağlar ulu dağlar aman aman
yarim gurbette ağlar
yari güzel olanlar aman aman
hem ah çeker hem ağlar
yılan çıkar kamışa
su neylesin yanmışa aman aman
mevla’m sabırlar versin
yarinden ayrılmışa aman aman
çarşamba dedikleri
samsun-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
çarşamba dedikleri şekerdir yedikleri
hiç aklımdan çıkmıyor o yarin dedikleri
çarşamba’nın ortasından akıyor ırmak
her yiğidin karı değil sözünde durmak
çarşamba yazıları körpedir kuzuları
allah alnıma yazdı bu kara yazıları
ben samsun’a gidemiyomkar olmayınca
samsun bana haram olsunyar olmayınca
telgrafın tellerinin rengi kurşuni
genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu
çarşıya vardım
kayseri-kazım altan-emin aldemir
çarsıya vardım erikten aldım
yarin haberini everek'ten aldım
o yar uzun boylu ben kısa kaldım
nideyim nideyim nerelere gideyim
o yar camdan bakıyor ben nasıl edeyim
çarsıya vardım kayısıdan aldım
yarin haberini dayısından aldım
çarsıya vardım armuttan aldım
yarin haberini mahmut'tan aldım
çatal çam
çatal çama kurşun attım geçmedi
ali efe’ye ayran verdim içmedi
öşürcü yakup elime geçmedi
teke bıçak tırpan gibi biçmedi
kova kova çapulama kum doldu
silahlarım senin için gün doldu
öşürcüler bizim köyden kovuldu
düşmanlarım dumanlara boğuldu
çayda çıra
elazığ-şükrü canaydın-sıtkı demirci-muzaffer sarısözen
çayda çıra yanıyor
(hanım nanay kız nanay
nanay güzelim nanaynanay sevdiğim nanay)
ela göz uyanıyor
fitil çifte yara bir
yürek mi dayanıyor
buralarda gülüm yok
söylemeye dilim yok
geceler uykum yok
gündüzün kararım yok
çayeli'nden öteye
rize-dursun tanyaş-yücel paşmakçı
çayelinden öteye gidelum yali yali
sırtındaki sepetun ben olayım hamalı
sepetumun ipleri keseyi omuzumu
aç beyaz pestemali bir göreyim yüzünü
karlı tepeden beri yeşil çay bahçeleri
çay filizi toplayı peştemalli kızları
çayın öte yüzünde
çayın öte yüzünde
ceylan oynar gözünde
ben yarimi tanırım
çifte ben var yüzünde
ağam paşam yar değme bana
zati de vurgunum sana
çay taşı çakmak taşı
çatıktır yarin kaşı
çirkin ile bal yenmez
güzel ile taş taşı
çay önünü çağladım
dertli dertli ağladım
dediler yarin gelmiş
çifte kurban bağladım
çayın önü çeperler
çepere su dökerler
ırak yoldan geleni
terli terli öperler
çay benim çeşme benim
antalya-korkuteli-fahrettin çelik
çay benim çeşme benim
aman derdimi deşme benim
hakikatli yar isen
aman önümden geçme benim
al yazmam alda kaldı
aman gözlerim yolda kaldı
yıkılası meyhane
aman sarhoşum nerde kaldı
çay içinde döğme taş
diyarbakır-tarık çıkıntaş-neriman tüfekçi
çay içinde döğme taş
gönlüm huni gözüm yaş
aklımı baştan aldı
orta boylu kalem kaş
bir mumdur iki mumdur üç mumdur
dört mumdur on dört mumdur
bana bir bade doldur
bu ne güzel düğündür ha ninnah
ha ninnah ha ninnah
bu küçe uzun küçe
küçeye serdim keçe
hak yoluna üç kurban
yar gele burdan geçe
çıktım şeher yoluna
elazığ
hüseynik’ten çıktım şeher yoluna
can ağrısı teslim etti koluma
yaradanım merhamet et kuluna
yazık oldu yazık şu genç ömrüme
bilmem şu feleğin bana cevri ne
lütfü gelsin telgrafın başına
bir tel versin musul’da gardaşıma
bu gençlikte neler geldi başıma
çek katarı
aşık davut sulari
çek katarı ben gelirim peşine
ali meydanına varalım hele
merhametin yok mu gözüm yaşına
pire bağlı olup duralım hele
ey müminler gerçek erler merhaba
ey rehberler gerçek pirler merhaba
hazır dostlar hazır yerler merhaba
sakiler sazları kuralım hele
davut suları'yım gördüm didarı
muhabbeti baldır kendisi arı
hazreti ali'nin sır zülfikarı
inkarın boynuna vuralım hele
çeke çeke
çeke çeke ben bu dertten ölürüm
seversen ali’yi değme yarama
ali’nin yoluna serim veririm
seversen ali’yi değme yarama
bu yurt senin değil konar göçersin
körpe kuzulardan nasıl geçersin
ali’nin dolusun bir gün içersin
seversen ali’yi değme yarama
ılgıt ılgıt oldu akıyor kanım
pir yoluna kurban verilir serim
benim derdim bana yeter efendim
seversen ali’yi değme yarama
abdal pir sultanım deftere yazar
hilebaz yar ile olur mu pazar
pir melhem çalmazsa yaralar azar
seversen ali’yi değme yarama
çekemedim akça kızın göçünü
antalya-şevket yanıkoğlu-cevat uyanık
çekemedim akça kızın göçünü of of göçünü
sırma saçlar bırak dövsün döşünü ah kız döşünü
gülüver de görem bi yol mercan dişini of of dişini
yolver bana çubukbeli geçeyim ah kız geçeyim
yaylaların yeli soğuk esmez mi of of esmez mi
sevdiğim de rüyalara girmez mi ah kız girmez mi
girmezse de gönül sana küsmez mi of of küsmez mi
yolver bana çubukbeli geçeyim ah kız geçeyim
çekin halaylar düzülsün
niğde-emin aslalan-sabahat aslan
çekin halay düzülsün ellerin yari
sürmeli gözler süzülsün ömrümün varı
halaya girmeyenin ellerin yari
vurun boynu üzülsün ömrümün varı
bindim kerpiç duvara ellerin yari
el ettim eski yare ömrümün varı
eski yar söyle dursun ellerin yari
can kurban yeni yare ömrümün varı
güvercin vurdum kalkmaz ellerin yari
kanı göl olmuş akmaz ömrümün varı
eskiden sevdiğim yar ellerin yari
dönüp yüzüme bakmaz ömrümün varı
çemberimde gül oya
çanakkale-biga-kamil nizam bilgili-ahmet yamacı
çemberimde gül oya
gülmedim doya doya
dertlere karıyorum
günleri saya saya
al beni kıyamam seni
pembe gül idim soldum
ak güle ibret oldum
karşı karşı dururken
yüzüne hasret kaldım
al beni kıyamam seni
avlu dibi beklerim
vay benim emeklerim
dümbeleği çala çala
yoruldu bileklerim
al beni kıyamam seni
çıgrık benim tel benim
erzurum-güngör olgaz-nurettin çamlıdağ
çıgrık ince tel ince
n'olur bize gelince
kız imanından mı gider
yar imanından mı gider
bir kerecik görünce
bir kerecik sevince
çıgrık benim tel benim
kahyam mudur el benim
çıgrığın urganıyam
al üstün yorganıyam
annem beni büyüttü (ninem beni büyüttü)
el kızı kurbanıyam
çıgrık benim tel benim
kahyam mudur el benim
çıgrığın kaşı kara ağlarım yana yana
dermansız derde düştüm (vefasız derde düştüm)
çilem de böyle kara0
çiçekler içinde menevşe baştır
içel-silifke-sadık taşucu–muzaffer sarısözen
çiçekler içinde menevşe baştır
güzeli gösteren göz ile kaştır
gurbete gidiyom mektup ulaştır
mektup ile konuşalım bir zeman
şu dünyada üç nesneden korkarım
biri gurbet bir ayrılık bir ölüm
hiç birinden hasta gönül şen değil
biri gurbet bir ayrılık bir ölüm
kerem derki dağ üstüne dağ olmaz
ah çekenin yüreğinde yağ olmaz
elin kızı gelip sana yar olamaz
varıp kapısına kul olmayınca
çiçekler ekiliyor
neşet ertaş-kırşehir
çiçekler ekiliyor (gözelim haydı haydı)
bahçaya dikiliyor (aman gidelim nasıl edelim)
sen orada ben burda (gözelim haydı haydı)
böyle zor çekiliyor
aman n’idelim nasıl edelim
gel yanıma sevdiğim bize gidelim
bahçada gül ağacı
bu ayrılık çok acı
sinemdeki yaramın
sen olursun ilacı
çift candarma geliyor
artvin-yöre ekibi-muazzez turing
çift candarma geliyor lo
kaymakam konağından
fiske vursam kan damlar lo
o yarin yanağından
haydi malım haydi canım
şinanay aslan yarim
kurşun attım havaya lo
dolana yar dolana
ben burda ısrar eyledim
sen orda sallanmaya
zeytin yaprağı yeşil
altında kahve pişir
ben sana mal olamam
var aklın başa devşir
çiğdem der ki
çiğdem der ki ben elayım
yiğit başına belayım
hepisinden ben alayım
benden ala çiçek var mı
al baharlı mavi dağlar
yarim gurbet elde ağlar
lale der ki behey tanrı
benim boynum neden eğri
yardan ayrı düştüm gayrı
benden ala çiçek var mı
çayır çimen oldu dağlar
yarim gurbet elde ağlar
nevruz der ki ben nazlıyım
sarp kayalarda gizliyim
mavi donlu gök gökyüzlüyüm
benden ala çiçek var mı
al baharlı mavi dağlar
yarim gurbet elde ağlar
çökertme
muğla-bodrum-rüştü gür-muzaffer sarısözen
çökertme'den çıktım da halil'im aman basım selamet
bitez de yalısına varmadan halil'im aman koptu kıyamet
arkadaşım ibram çavuş allah’ıma emanet
burası da aspat değil halil'im aman bitez yalısı
ciğerime ateş sardı telli kursun yarası
güverte de gezer iken aman kunduram kaydı
ipekli mendilimi halil'im aman örüzgar aldı
çakır da gözlü gülsüm'ümü aman kolcular aldı
gidelim gidelim halil'im çökertme'ye varalım
kolcular gelirse halil'im nerelere kaçalım
teslim olmayalım halil'im aman kursun sıkalım
dağlar
elazığ-mustafa demirci-muzaffer sarısözen
dağlar başı olaydım
çağıraydım çalaydım
o yar bize gelende
kol boynuma saraydım
dağlar dağlar yar yaman dağlar
eşinden ayrılan ağlar
dağlar dağlar yar yaman dağlar
bülbül gül için ağlar
dağlar başı boran kar
benzim sarı gönlüm nar
her gelen benzi sorar (balam)
bilmez yürekte ne var
dağlar dağlar yar yaman dağlar
eşinden ayrılan ağlar
dağlar dağlar yar yaman dağlar
bülbül gül için ağlar
dağlar dağımdır benim
gam ortağımdır benim
söyletme çok ağlarım balam
yaman çağımdır benim
dağlar dağlar yar yaman dağlar
eşinden ayrılan ağlar
dağlar dağlar yar yaman dağlar
bülbül gül için ağlar
dağlar
salih soydemir
dayadım sırtımı yamaçlarına
gönül sevdalandı dağ başlarına
beni götürsünler dar ağacına
derdimin dermanı olsana dağlar
derdime dermansın
gönlümde sevdamsın
katlime fermansın
sen beni saklarsın dağlar
fidanlar yeşerdi yaprağa düştü
dereler çağladı ırmağa düştü
nice koç yigitler toprağa düştü
gönlümün dermanı olsana dağlar
dağlar dağladı beni
kırşehir-neşet ertaş
dağlar dağladı beni gören ağladı beni
gitti yarim gelmedi derde bağladı beni
vay bana vaylar bana yıl oldu aylar bana
susadım su isterim su vermez çaylar bana
dağların arkasından öldüm yar sevdasından
bileydim ayrılık var giderdim arkasından
dağlarınan taşlarınan
malatya-arguvan-kerem altıner
dağlarınan taşlarınan
uçam gidem kuşlarınan
eller sevdiğini almış
ben galdım göz yaşlarınan
kapınıza kapınıza
hallik koyam yapınıza
bir güzelin hatrı için
kurban olam hepinize
evlerinin önü direk
suyuda nerden indirek
yağdı yağmur yol kapandı
selamı kimle gönderek
dağlar seni delik delik delerim
sıvas-muhsin akarsu-nida tüfekçi
dağlar seni delik delik delerim delerim
kalbur alır toprağını elerim aman aman
elerim aman aman dumanlı dağlar
sen bir gara goyun ben de bir guzu bir guzu
sen döndükçe ardın sıra melerim aman aman
melerim aman aman dumanlı dağlar
dağlar senin ne garanlık ardın var ardın var
lale sümbül boynun bükmüş derdin var aman aman
derdin var aman aman dumanlı dağlar
el alemin vatanı var yurdu var yurdu var
benim yurtsuz galışıma n’edeyim aman aman
n’edeyim aman aman dumanlı dağlar
gurbet elde galışıma nedeyim aman aman
n’edeyim aman aman dumanlı dağlar
dağlara çen düşende
azerbaycan-sabir mirzaev
dağlara çen düsende
bülbüle gam düsende
ruhum bedenden oynar
yadıma sen düsende
bu gala daşlı gala
cıngıllı daşlı gala
korkiram yar gelmiye
gözlerim yaşlı gala
kızıl gül olmayaydı
sararıp solmayaydı
bir ayrılık bir ölüm
heç biri olmayaydı
bu gala daşlı gala
cıngıllı daşlı gala
korkiram yar gelmiye
gözlerim yaşlı gala
daha senden gayrı aşık mı yoktur
kayseri-nesimi çimen
daha senden gayri aşık mı yoktur
nedir bu telaşın vay deli gönül
hele düşün devr-i adem’ den beri
neler gelmiş geçmiş say deli gönül
şu fani dünyada umudunu yüz
inanmazsan var kitaba yüz be yüz
evin mezaristan malın bir top bez
daha duymadınsa duy deli gönül
günde bir yol duman çöker serime
elim ermez gidem kisbü karıma
kendi bildiğine doğrudur deme
var iki kamile sor deli gönül
gördüm iki kişi mezar eşiyor
gam gasavet gelmiş boydan aşıyor
çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
gelde bu dünyayı yor deli gönül
mevlam kanat vermiş uçamıyorsun
bu nefsin elinden kaçamıyorsun
ruhsati dünyadan geçemiyorsun
topraklar başına vay deli gönül
dam başında oturur
aksaray-ortaköy-emel demiryürek-belkıs akkale
dam başında oturur çıkmış kapı süpürür
senin o bakışların beni bir gün bitirir
oy niye yandım niye nasıl aldandım niye
hani sen benim idin sözünden döndün niye
oturmuş oya örer sokuda bulgur döver
dönüşte bakmıyordu çoktan unutmuş meğer
entarim var ekleme içinden ilikleme
beni sana vermezler boş kapıyı bekleme
dam üstüne çul serer
sıvas-divrik-ali kızıltuğ-yücel paşmakçı
dam üstüne çul serer
(loyluda yar leylide yar loy loy loy)
bilmem bu kimi sever halelim
(nennide kınalım nennide belalım nennide nenni)
bunun bir sevdiği var günde on çeşit geyer halelim
şunu bana verseler cihana bildirseler halelim
gitsem yarin yanına loyluda yar
sabahtan öldürseler halelim
ağ daşı kaldırsalar yılanı öldürseler
küçükten yar seveni cennete gönderseler
dam üstünde uzun uzun bacalar
malatya-arguvan-teslim budak
dam üstünde uzun uzun bacalar
bizim evde uzun olur geceler aman aman
ah gülüm ey aman da güzelim aman aman oy
sılada nazlı yar dilde heceler
ben ölürsem beni yara bildirin
ah hayın eller eller eller eller eller oy oy
dam üstünde ufak ufak çızgılar
yüreğime bir ok değmiş sızılar aman aman
ah gülüm ey aman da güzelim aman aman oy
sıladaki yari gönül arzular
ben ölürsem beni yara bildirin
ah hayın eller eller eller eller eller oy oy
dane dane benleri var yüzünde
kırşehir-neşet ertaş-nida tüfekçi
dane dane benleri var yüzünde
can alıcı bakışları yüzünde
binbir dat var edasında nazında
dünyada yardan datlı var m'ola
sallanı sallanı giden yar m'ola
küpeleri yar düşer kulaktan
zülüfleri tel te1 olmuş yanaktan
ağzı seker bal akıyo dudaktan
ağır barhanası vardır elinde
dallı kelam gelir yarin dilinde
kemer olam sevdiğimin belinde
dargın mahpus
mahzuni şerif
darıldım darıldım ben sana canım
böyle mi olacaktı
vuruldum vuruldum baksana kanım
yerde mi kalacaktı
hapishane içinde minderim kana battı
yahu bu ne haldır ölümüne yıldır
gardiyan çekti gitti
dağ gibi ömrüm benim ne çabuk bitti gitti
yoruldum yoruldum hal bilmezem
yaş geldi kırka çıktı
dirildim dirildim bir de öldüm
dostlar bizi bıraktı
mahzuni gelir beyler bizim yaylada yaylar
yahu deli miyim yok ölümüyüm
parlayan bizi paylar
ağlama sızlama anam benim bir gün biter acılar
daş üstüne daş koydum
denizli-acıpayam-ismet soyluer-talip özkan
daş üstüne daş goydum ben
gül yastığa baş goydum ben
yar seni geleceksin aman deye
sol yanıma boş goydum ben
daş üstüne daş durur mu
yar üstüne yar olur mu
yar üstüne yar sevenin
iki yakası bir olur mu
değirmenin bendine
keskin-selman çoker-hacı taşan-muzaffer sarısözen
değirmenin bendine
taş dönmüyor dönmüyor
döner kendi kendine
acar gelin arabadan inmiyor
değirmene taş koydum
taş dönmüyor dönmüyor
bir yastığa baş koydum
acar gelin arabadan inmiyor
değme felek
aşık özlemi-sabahat akkiraz
bugün benim efkarım var zarım var
değme felek değme telime benim
gül yüzlü cananı elden aldırdın
ecel oku değdi gülüme benim
değme felek değme gülüme benim
lokman hekim gelse sarmaz yarayı
hilebaz dostunan açtık arayı
ne köşkümü koydu ne de sarayı
baykuşlar tünedi dalıma benim
değme felek değme telime benim
özlemiyem başım dumanlı dağlar
gözlerim yaşlıda içim kan ağlar
güz ayları geldi bozuldu bağlar
hazan yeli değdi gülüme benim
değme felek değme gülüme benim
değme tabip sızılıyor
aşık mahzuni şerif
değme tabip sızılıyor yaralarım yaralarım
el değdikçe bozuluyor yaralarım yaralarım
hangi avcı vurdu beni akıttı sinemden kanı
hiçbir doktor sarmaz bunu yaralarım yaralarım
bitmiyor gönlümün yası dünya yalancı dünyası
yaram kerbela yarası yaralarım yaralarım
mahzuni feryadım bitmez hayali gözümden gitmez
merhem sarsam sargı tutmaz yaralarım yaralarım
değmen benim gamlı yaslı gönlüme
değmen benim gamlı yaslı gönlüme
ben bir selvi boylu yardan ayrıldım
evvel bağban idim dostun bağında
talan vurdu ayva nardan ayrıldım
gökyüzünde turna gibi dönende
baykuş gibi viran yurda konanda
çok ağladım mecnun gibi çöllerde
ferhat gibi şirin yardan ayrıldım
delaley
aşık mahzuni şerif
bağa girdim bağbanı yok güle sordum figanı yok
sürüyü kurtlar dalamış bu sürünün çobanı yok
ah le delale delale
nereye başı delale
dere kavuşur dereye akar gider gemere’ye
savaşı girmiş yüreğe yarası yok çıbanı yok
mahzuni’yim doğrusunun dermanı yok mudur bunun
sevdaya giden yolcunun çarığının tabanı yok
deli gönül hangi dala konarsın (çamşıhı ağzı)
sıvas-divriği-mahmut erdal
deli gönül hangi dala konarsın ölem konarsın
senin tutunacak dalın mı kaldı kardaş dalın mı kaldı
ahu feryad ile niçin yanarsın ölem yanarsın
senin dert çekecek halın mı kaldı gönül halın mı kaldı
yerin yok yurdun yok nerde kalırsın gönül nerde kalırsın
her güzel yüzü dostun mu sanırsın kardaş
bunca derdi sen üstüne alırsın gönül alırsın
senin dert çekecek halın mı kaldı kardaş halın mı kaldı
eller seni yalan ile uyutur gönül uyutur
eşini dostunu varıp unutur kardaş unutur
gider bir bilmeze gülüm unutur gönlüm unutur
bülbüller ötecek bağım mı kaldı gönlüm bağım mı kaldı
deli misin divane mi sevdiğim
muhlis akarsu
her gün başka bir taraftan esersin
deli misin divane mi sevdiğim vah beni beni
ne dedim de benden ayrı gezersin
deli misin divane mi sevdiğim
yüreğimde açan gülümdün benim
aşkın deryasında salımdın benim ah beni beni
dünyada kanadım kolumdun benim
deli misin divane mi sevdiğim
akarsuyu bilmem böyle mi sevdin
aşkın ateşiyle sinemi deldin ah beni beni
benim bu halıma sen sebep oldun
deli misin divane mi sevdiğim
demedim mi
güzel aşık cevrimizi çekemezsin demedim mi
bu bir rıza lokmasıdır yiyemezsin demedim mi
demedim mi ah demedim mi
yiyemezsin demedim mi
bu dervişlik bir dilektir bilene büyük devlettir
yensiz yakasız gömlektir giyemezsin demedim mi
demedim mi ah demedim mi
giyemezsin demedim mi
pir sultan abdal şahımız hakka ulaşır yolumuz
oniki imam katarımız uyamazsın demedim mi
demedim mi ah demedim mi
uyamazsın demedim mi
deniz üstü köpürü
muğla-ula-şerafettin civelek-şerafettin civelek
deniz üstü köpürür ah yarim rinna nay rinna rinna nay
gemilere binsem götürür ah yarim ah
benim sana yandığım ah yarim rinna nay rinna rinna nay
bir güzelden ötürü ah yarim ah
diz üstüne diz koydum ah yarim rinna nay rinna rinna nay
gül yastığa baş koydum ah yarim ah
seni gelecek diye ah yarim rinna nay rinna rinna nay
sol yanıma boş koydum ah yarim ah
denize dalmayınca
manisa
denize dalmayınca aman bir balık almayınca
biz buradan kalkmayız aman gök kandil olmayınca
aman aman ali’m nerdesin
aman kaldır camın perdesin
aman benim gibi dertli misin
denize dalayım mı aman bir balık alayım mı
ay battı güneş doğdu aman daha yalvarayım mı
denizin dibinde
denizli
denizin dibinde hatça’m demirden evler
ak gerdan üstünde anam çiftedir benler
o kınalı parmaklarla o beyaz eller
yolcuyu yolundan eyleyen dilber
alçaklara kar yağıyor yükseklere buz
ben seni severim ince belli kız
dalga dalga dalga dalga dalgalanıyor
hatça’mı görenler anam sevdalanıyor
yüce dağ başında hatça’m ekin ekilmez
yağmur yağmayınca anam suyu çekilmez
ellerin yurdunda hatça’m kahır çekilmez
doldur ağuları içelim hatça’m
alçaklara kar yağıyor yükseklere buz
ben seni severim ince belli kız
onu onuna
bende yandım hatça’mın mor fistanına
denizli’nin horozları
denizli
tellidir yavrum aman tellidir tellidir aman
denizli’nin horozları bellidir
ötüver de gül ibiğim bi yol ötüver
geniş olam gam zamanı değildir
asmam yıkıldı suyu sıkıldı
bugün de çil horozu görmedim
canım sıkıldı amanın canım sıkıldı
asmam çardaktan suyu bardaktan
bi yol öpüverem de kocaman kız
ilimon yanaktan amanın ilimon yanaktan
telli gelin tüllü gelin geliyor geliyor aman
kanat açmış tüylerini beleyor
ötüver de çil horozum bi yol ötüver
telli gelin tasasından çürüyor
derdim çoktur hangisine yanayım
ali ekber çiçek-erzincan
derdim çoktur hangisine yanayım
yine tazelendi yürek yarası
ben bu derde nerde derman bulayım
meğer dost elinden ola çaresi
efendim efendim benim efendim
benim bu derdime derman efendim
türlü donlar giymiş gülden naziktir
bülbül çevreleme güle yazıktır
çok hasretlik çektim bağrım eziktir
güle güle gelir canlar paresi
benim uzun boylu servi çınarım
yüreğime bir od düştü yanarım
kıblem sensin yüzüm sana dönerim
mihrabımdır kaşlarının karası
pir sultan’ım katı yüksek uçarsın
selamsız sabahsız gelir geçersin
dilber muhabbetten niye kaçarsın
böyle miydi yolumuzun töresi
derdimin ortağı sinem bülbülü
derdimin ortağı sinem bülbülü
andırırsın lale ile sümbülü vay
yadları demezdim bu gizli sırrınan
derdim sizlere deyim dağlar oy
bana bir hatıra ver zülfün telinden
ne çare ki kötü kader elinden vay
ben bülbülüm ayrı düştüm gülümden oy
derdim sizlere deyim dağlar oy
derdimi dökersem derin dereye
sıvas-aşık veysel
derdimi dökersem derin dereye
doldurur dereyi düz olur gider
ırakipler geldi girdi araya
korkarım yar benden yoz olur gider
ılgıt ılgıt yeller eser seherde
yar beni düşürdü onulmaz derde
yar ile buluşsak bir tenha yerde
duyar düşmanlarım söz olur gider
pervane ateşten sakınmaz canı
uğruna koymuşum başı bedeni
doldur tüfengini hedef al beni
yaram doksan dokuz yüz olur gider
veysel der çıkayım bir yüce dağa
ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa
bir gün olur tenim düşer toprağa
karışır toprağa toz olur gider
dereler coşarsa
malatya-arguvan-hurşeyit arı
dereler coşarsa göller neydecek
ben bir güzel sevdim eller neydecek
sevdiysem ben o güzeli sevdim
ölümden öteye yol mu gidecek
dağlar harami açma yaremi
başına bağlamış allı duvaklar
hani nerde adadığımız dilekler
beni yardam yari benden ayıran
ard arkası görünmeyen gedikler
dağlar ara ver yari bana ver
dere geliyor dere
lüleburgaz-türkan ebcioğlu-muzaffer sarısözen
dere geliyor dere yalelel yalelel
kumunu sere sere yalelellim
al beni götür dere yalelel yalelel
yarin olduğu yere yalelellim
amanın aman aman
zamanın zaman zaman
bizim düğün ne zaman yalelellim
ben armudu dişlerim yalelel yalelel
sapını gümüşlerim yalelellim
sevdiğimin ismini yalelel yalelel
mendilime islerim yalelellim
armut dalda bir iki yalelel yalelel
sayın bakın on iki yalelellim
on ikinin içinde yalelel yalelel
birincisi benimki yalelellim
derenin kenarına da
trabzon-sadık aynacı-ahmet yamacı
derenin kenarına da sereceğim kilimi
geçer yürek yangununda sevdüğüm
alalum birbirinida alalum birbirini
dere kunduzumisunda sabah yıldızimisun
geleceğüm peşinada bedelini alacağmisun
kuş uştu yavri kaldıda gökyüzü mavi kaldı
anahtar yar koynunda da sevduğum
gönlüm kilitli kaldi da gönlüm kilitli kaldi
yağmur yağayi yağmurda dereler akar durur
ben sevdum eller aldida acısı beni bulur
dereboyu kavaklar
giresun
(1)
dereboyu kavaklar
açtı yeşil yapraklar
ben sana doyamadım
doysun kara topraklar
hadi gülüm yandan yandan yandan
biz korkmayız ondan bundan-jandarmadan
dereboyunun düzü
mevlam ayırdı bizi
babamın aklı olsa
evlendirirdi bizi
(2)
yaylanın çimenine
kuzu yayılır kuzu
ben sana kıyamadım
sallan yosmanın kızı
ağam kızı çeçen kızı
sen allar giy ben kırmızı
çıkalım dağların başına
sen gül topla ben nergisi
hadi gülüm yandan yandan yandan
biz korkmayız ondan bundan
asmadan gel asmadan
fistan giymiş basmadan
kal gidelim sevdiğim
devriyeler basmadan
oy bulancak bulancak
bu iş nasıl olacak
biz erkeklerin günahı
kız sizlerden sorulacak
derman sendedir
lütfi gültekin
vakti seherde açılır perde
düştüğün yerde derman sendedir
düşmüşüm kaldır mihnetim oldur
ağlarım güldür derman sendedir
belliydi çare kaldım avare
yürek pür yare derman sendedir
nefsiz zalimi gözle halimi
sundum elimi uzat elini derman sendedir
dersim dört dağ içinde
dersim
dersim dört dağ içinde gülü var bağ içinde
hak dersim’i saklasın bir yarim var içinde
n’oldu ağama n’oldu n’oldu paşama n’oldu
sarardı gül benzi soldu
ağam burdan gideli bu yerler viran oldu
dersim’in yazıları meliyor kuzuları
ben buraya gelmezdim alnımın yazıları
deryalar
rumeli-arif şentürk-mehmet özbek
kırcaliyle arda arası
saat sekiz sırası(yusuf um saat sekiz sırası)
ardalılar ağlıyor (yusufum)
yoktur çaresi
aman bre deryalar kanlıca deryalar
biz nişanlıyız
ikimizde bir boydayız
biz delikanlıyız
çıkar aba poturunu
dalgalar artacak
demedim mi ben sana
kayığımız batacak
kırcaliyle arda boylarında
kimler gidecek
garip yusuf’un annesine
kim haber verecek
devrent deresine duman bürüdü
denizli-süleyman uğur
devrent deresine duman bürüdü of of
yedi deveyinen musa’m yürüdü
musa’mın ciğeri mosmor oldu çürüdü of of
ağlasın ağlasın anam ağlasın
tülü mayaları dudu bağlasın
devrent deresine çıvgınlar esti of of
elimi kolumu poyrazlar kesti
feleğin bizlere böyle mi kasti of of
devrent deresi de dar geldi bana
vadesiz ölümler zor geldi bana
deymen benim gamlı yaslı gönlüme
tokat-abbas öz-mehmet erenler
değmen benim gamlı yaslı gönlüme
ben bir selvi boylu yardan ayrıldım
evvel bağban idim dostun bağında
talan vurdu ayva nardan ayrıldım
garip kaldım simdi gurbet ellerde
ben gönlümü çalan yardan ayrıldım
çok ağladım mecnun gibi çöllerde
ferhat gibi nazlı yardan ayrıldım
dılo
mehmet koç
yüce dağ başının dılo dılo dılo karı eriyor
gözlerim her yerde dılo dılo dılo seni arıyor
şimdi nazlı yari dılo dılo dılo eller sarıyor
ya ben ağlamayım dılo dılo dılo kimler ağlasın
şu garip gönlümü dılo dılo dılo kimler eylesin
yüce dağ başında dılo dılo dılo yayılan taylar
varmı benim gibi dılo dılo dılo emeği zaylar
vefasız sevgiyi dılo dılo dılo bu gönül neyler
turnalar dediğin dılo dılo dılo derinden öter
o yarin hasreti dılo dılo dılo serimde tüter
ölüm en kolayı dılo dılo dılo ayrılık beter
dideban üstündeyim
bitlis-niyazi ateşli-muzaffer sarısözen
dideban üstündeyim loy loy loy loy loy balım
dal boyun kastındayım
erenler dua edin
ben murat üstündeyim
gidersen yolun olum
uzanım kolun olum
nerde konak edersen
orda yorganın olum
giderem van’a doğru
yolum iran’a doğru
kes başım kanım aksın
kadir bilene doğru
divane aşık gibi
trabzon-hasan tunç-cemile cevher
divane aşık gibi da
dolaşurum yollarda
kız senin sebebune yar senin sebebune
kaldım istanbullar’da
buban beni bubamdan da
bir kerecik istesun
allahın emri ilan allahın emri ilan
gelinim olsun desun
sar belune belune de
trabulus kuşağı
e kız sen daha der misun e kız sen daha der misun
alsam ha bu uşağı
yüksek dağın kuşuyum da
selviye konacağum
iste beni bubamdan iste beni anamdan
vermezse kaçacağum
al şalım yeşil şalum da
dünyayı dolaşalum
sen yağmur ol ben bulut sen yağmur ol ben bulut
maçka’da buluşalum
diyarbekir şad akar
diyarbakır-cemil cankat-muzaffer sarısözen
diyarbekir şad akar (hele yar zalim yar)
urfa mardin'e bakar (severem ben seni)
diyarbekir kızları (hele yar zalim yar)
kibritsiz kandil yakar (severem ben seni)
diyarbekir bedendir (hele yar zalim yar)
suyu akmaz nedendir (severem ben seni)
her gün burdan gecen yar (hele yar zalim yar)
bugün geçmez nedendir (severem ben seni)
ay karanlık gecedir (hele yar zalim yar)
bilmem bu dert necedir (severem ben seni)
yastık gurbanın olam (hele yar zalim yar)
yar yatısı nicedir (severem ben seni)
dokunma keyfine yalan dünyanın
aşık mahzuni şerif
dokunma keyfine yalan dünyanın
ipini eline dolamış gider
gözlerimin yaşı bana gizlidir
dertliyi dertsizi sulamış gider
kimi hızlı gider uzun yol tutar
kimi altın satar kimi bal satar
kimi soğan bulmaz kimi bal yutar
kimi parmağını yalamış gider
mahzuni bu nasıl yazı mahzuni
bazı şerif olur bazı mahzuni
yurdunda anasız kızı mahzuni
insanlık ardından melemiş gider
dost bağının meyvaları erişti
sıvas-yüksel yıldız-musa eroğlu
dost bağının meyvaları erişti aman aman erişti
ayva benim turunç benim nar benim aman.. nar benim
gözüm yaşı ummanlara garıştı aman aman garıştı
cefakarım sitemkarım yar benim aman aman yar benim
yedi derya boz bulanık selinden aman aman selinden
cümle alem aciz kaldı dilinden aman aman dilinden
ben bülbülüm ayrı düştüm gülümden aman.. gülümden
bahçe benim bağban benim bar benim aman.. bar benim
mail oldum libasına tacına aman aman tacına
ben doğmuşam siyah zülfün ucuna aman ... ucuna
mansur gibi asılır mi saçına aman aman saçına
kah kül benim perçem benim tel benim aman... tel benim
dostlar beni hatırlasın
aşık veysel şatıroğlu
ben giderim adım kalır dostlar beni hatırlasın
düğün olur bayram gelir dostlar beni hatırlasın
can kafeste durmaz uçar dünya bir han konan göçer
ay dolanır yıllar geçer dostlar beni hatırlasın
can bedenden ayrılacak tütmez baca yanmaz ocak
selam olsun kucak kucak dostlar beni hatırlasın
ne gelsemdi ne giderdim günden güne arttı derdim
garip kalır yerim yurdum dostlar beni hatırlasın
acar solar turlu çiçek kimler gülmüş kim gülecek
murad yalan olüm gerçek dostlar beni hatırlasın
gün ikindi aksam olur gör ki basa neler gelir
veysel gider adı kalır dostlar beni hatırlasın
dostu görmeye geldim
malatya-süleyman elver
arzeyledim dostu görmeye geldim
ne keremdir dostum cemalim gördüm
o güzel cemalim seryan eyledim
ne keremdir dostum cemalim gördüm
ne keremdir dostum cemalim gördüm
mail oldum dostun tatlı diline
hayran oldum bağda biten gülüne
selam verdim onun güzel iline
her dem arzeyledim dostu görmeyi
yan yana oturup hatır sormayı
doldurup doldurup dolu sunmayı
hüseyniyem eydir ben dostu gördüm
açılmış bahçadan gonca gül derdim
arzulayıp dostun evini geldim
dostun bahçesine
tokat-reşadiye-fikriye meşhur-arif meşhur
dostun bahçesine bir hoyrat girmiş
korudur da benli dilber korudur
gülünü dererken dalını kırmış
kurudur da benli dilber kurudur
neredesin de dudu dillim nerede
neredesinde kömür gözlüm nerede
bu meydanda serilir postumuz
çok şükür mevlaya gördük dostumuz
bir gün kara toprak örter üstümüz
çürüdür de benli dilber çürüdür
neredesin de dudu dillim nerede
neredesinde kömür gözlüm nerede
pir sultan abdal’ ım başımdan başlar
iyisini korda kemini ta
duaz-ı imam(2)
aşık mahzuni şerif
üryan büryan vardım pir dergahına
medet ya muhammet ya ali diyerek
gönül verdim gönül şahlar şahına
hünkar hacı bektaş veli diyerek
imam’ı hasandır hubların başı
hüseyin der akar gözümün yaşı
imam zeynel sabredenin yoldaşı
ağlasam gülerler deli diyerek
feylim gıblegahım muhammet bakır
kırkların bağında bülbüller şakır
cafer-ü sadık’a talibim şükür
ikrar verdim ikrar beli diyerek
musa-i kazım dır mazlumlar şahı
aliyyü rıza dır şahın ervahı
şahda ki nakiye çekerim ahı
on iki imamın gülü diyerek
hasan-ül asker’ i ol ali aba
muhammet mehciye mest-ü merhaba
serin koymuş serin mahzuni baba
yol muhammet ali yolu diyerek
duaz-ı imam (3)
nesimi çimen
gel dilber ağlatma beni şah’ı merdan aşkına
du cihanın ranıması şii yezdan aşkına
şahım hasan pir hüseyin kerbela meydan için
lütfedip bağışla cürmüm ali süphan aşkına dost dost
imam zeynel abidin’in abına umdumusa
arayıp özünde bakırı buldunusa
ceddin evladı muhammet cafer’i bildin ise
rahme gel ol şahı merdan ali imran aşkına dost dost
seyid musa’yı kazımdır ehl-i beytin serveri
canı aşkı nuş edenler müpteladır ekseri
şahı şehidi horasan imam rıza’dan beri
müptelayı merhamet kıl kalb-i viran aşkına dost dost
ey virani çıkma yoldan doğru raha gel beri
muhabbet şevkat senindir ey hasan-ül askeri
evliyalar serfirazı hacı bektaş-ı veli
sen ganisin ver muradı devri mihtan aşkına dost dost
duldalanma yar mevlayı seversen
kuzeydoğu anadolu-aşık nihani-muzaffer sarısözen-muzaffer sarısözen
duldalanma yar mevlayı seversen
yandırır cihanı şanlı gözlerin
ahır-ı mevtime sebeb olursun
tek bana gösterme gamlı gözlerin
kara belik ak gerdana yaslanır
deki görse mahcemalın uslanır
samsun diyarbekirvan da seslenir
belli her kazada ünlü gözlerin
gamzelerin öldürmeye yüz tutar
didem yaşı umman olmuş çay tutar
beni görür gözün yanarhuy tutar
beladır başıma cinli gözlerin
silemedin ruhsati’nin suçunu
üç güzele taratmıştır saçını
sarayıdım al beşiğin içini
sallasam uyusa nenni gözlerin
dumanlı dumanlı
oy göresim geldi suna boylumu
dumanlı dumanlı oy bizim eller
nasıl unutulur körpe kuzular
dumanlı dumanlı oy bizim eller
oturup ağlasam delidir derler
bizim elin yiğitleri bol olur
çalar davulları dizgin doludur
ölüm bizim için tozlu yol olur
dumluca’nın bayırına
sıvas-nuri üstünses-muzaffer sarısözen
dumluca’ nın bayırına kervan konmuş çayırına
anan baban hayırına sana yandım allı gelin
sana yandım allı gelin ağ gerdanı pullu gelin
ölürsem kanlım olursun kıyma bana telli gelin
durmuş
aşık mahzuni şerif
durmuş bizim köyden haber sorarsan
harman kalktı bulgurları serildi
on yedi yıl evvel ölen haccelli
seksen bir yaşında yeni dirildi
kömsük hasan inek alıp satıyor
kasımın oğlu da düğün tutuyor
çil mehmet yel oldu düştü yatıyor
bir acayip kulakları gerildi
götürdüler ibiklerin turgayı
kel muhtara sövdüğünden dolayı
kır bekir bilmeden tutmuş kalayı
çok ayıp yerinden serum verildi
üç it tuttu yahyaların hasanı
toz ediyor o geçeye geçeni
bizim yusuf değiştirmiş lisanı
bir bak görsen kırıldı dı kırıldı
şimdilik bu kadar işte durmuşum
selam edip hatırını sormuşum
gece olmuş geç farkına varmışım
sığır geldi sıpaları devi
duvar üstünde durdum
izmir-narlıdere-merban gici-yazgülü-muzaffer sarısözen
duvar üstünde durdum turalı para buldum
hemen aldım mavzeri kendi kendimi vurdum
dur efendim dur dur da
gel efendim gel
duvar üstünde kilim yarimin adı selim
selim benim olursa olurum telli gelin
ali derler adıma her gün gider oduna
söyle komşu oğluna doğru gitsin yoluna
duygular dönüştü söze
aşık hüdai
erenler zehir getirin balınan öldürmen beni
bağrıma diken batırın gül ilen öldürmen beni
hiçlik aleminde mestim varlık sevdasını kestim
yokluk benim eski dostum malınan öldürmen beni
yar diyerek yana yana can teslim ettim canana
en yakınım kıysın bana el ilen öldürmen beni
bir aşktır düştü özüme yanarım kendi közüme
leyla görünüp gözüme çölünen öldürmen beni
duygular dönüştü söze yanık seda işler öze
dertli dertli vurup saza tel ilen öldürmen beni
hüdai’yim daldım gamasaldı beni demden deme
asın kesin yüzün ama dil ilen öldürmen beni
dünyanın üzerinde
pir sultan abdal-sıvas
dünyanın üzerinde kurulu direk
emek zayi olmadan sızlar mı yürek ali yar sızlar mı yürek
bu düzeni kim kurmuş bizler de bilek
söyle canım söyle dinlesin canlar dinlesin canlar
adem eker yeryüzüne ekini
ekin saklar yeraltında kökünü ali yar saklar kökünü
ayıkla gör karasını akını
söyle canım söyle dinlesin canlar dinlesin canlar
ocağa koymuşlar köşe taşını
hak onarsın gerçeklerin işini ali yar ah yar işini
bir gün ağrıtırlar senin başını
söyle canım söyle dinlesin canlar
ah yar yar yar dost dost
medet şah şah dost
pir sultan abdal’ım farz ile sünnet
yola gelmeyene edilmez minnet
cümlenin muradı dünyada cennet
söyle canım söyle dinlesin canlar dost
dünya zalimler dünyası
aşık mahzuni şerif
dünya zalimler dünyası giden zalim gelen zalim
insanlığın yüzkarası hayvan gibi ölen zalim
almış ele arsızlığı baştan başa yersizliği
bilmem neden hırsızlığı yapan değil bilen zalim
ben insanlar dargınıyım dertlilerin yorgunuyum
sanki felek vurgunuyum bu halime gülen zalim
sevmem dünya muradını görenler görmüş tadını
mahzuninin kanadını kırıp kırıp yolan zalim
dün gece yar hanesinde
erzurum-raci alkır-nida tüfekçi
dün gece yar hanesınde yastığım bir taş idi
altım çamur üstüm yagmur yine gönlüm hoş idi
amman amman amman amman amman amman
ben yandım seni bilmem
amman amman amman amman amman amman
bir dağ ne kadar yüce olsa dağ kenarı yol olur
buna bayram günü derler dostla düşman bir olur
amman amman amman amman amman amman
ben yandım senı bılmem
amman amman amman amman amman amman
dün mü buradaydın
adıyaman-aşık hasan hüseyin-muzaffer sarısözen
dün mü buradaydın bu gün mü geldin
ötme garip garip sinemi deldin
eşimden ayrıldım ben burda kaldım
yabancılar vurmuş telli durnamı
aşk sevdası geldi kaynadım coştum
yüksekten uçarken engine düşdüm
eşimden ayrıldım ben burda şaşdım
yabancılar vurmuş telli durnamı
düriyem'in güğümleri kalaylı
zonguldak-mistan kürkçü-halil bedii yönetken
duriyemin güğümleri kalaylı (ah kalaylı)
fistan giymiş etekleri alaylı (alaylı aman aman)
düriyemi aldatması kolay mı (ah kolay mı)
ah alırım dedin de aldattın beni (aldattın beni aman)
üç telli saz ile oynattın beni (oynattın beni aman)
giyme dedim giydin sen bu alleri (ah alleri)
başıma getirdin türlü halleri (halleri aman aman)
düşman ettin bana bütün elleri (ah elleri)
dünya mı yalancı ben mı yalancı?
kaplani
ikimiz de varız zaman içinde
dünya mı yalancı ben mi yalancı?
kara toprak ile kucaklaşınca
kervan mı yalancı han mı yalancı?
iki gönül birbirine yar olur
bir zaman işleri figan zar olur
çıkar çelişince nefret var olur
sevgi mi yılancı kin mi yalancı?
kuran'da okudum kubbeymiş hava
yeri döşek yapıp kılınmış dava
katılmıyor fizik kimya bu sava
bilim mi yalancı din mi yalancı?
kaplani'yim yola çıktık dost ile
başımıza geldi bin türlü çile
çok yürüyüp varamadık menzile
ayak mı yalancı yön mü yalancı?
efendiler bağı
davut sulari
efendiler bağı beş gül ağacı
çiğdem bahçesinda diktik erenler
pirimin cemalin görendir hacı
hal bilmez elinden çektik yarenler
benim cenanım benim sevgilim
aşığız diyen çok gayıt olmadan
cem evine girsem zahit olmadan
cebrail adem'e şahit olmadan
kubbe-i rahman'da tektik erenler
tektik yarenler benim sevgilim
davut sulari de bir ere tabi
mest-i elest ettik aşkın şarabı
çeşme-i hikmetten doldurdum kabı
kaynaya kaynaya aktık yarenler
aktık erenler benim sevgilim
eğin türküsü
erzincan-kemaliye-mustafa özgül
egin dedikleri de kurban
küçük bir şehir ölem ölem
ana ben yetimem kurban
çekemem kahır
yediğim içtiğim de kurban
ağu ile zehir ölem ölem
dön gel ağam dön gel paşam egin'li misin
sılaya dönmeye de kurban yeminli misin
egin viran olmuş aman
baykuşlar öter ölem ölem
diken olan yerde kurban
güller mi biter
benim bu derdime kurban
derman mı yeter ölem ölem
ya ben ağlamayım kurban kimler ağlasın
su garip gönlümü de kurban kimler eğlesin
ekin ektim çöllere
yozgat-mehmet özdiş-muzaffer sarısözen
ekin ektim çöllere de yoldurmadım ellere
on beşinde yar sevdim de sevdirmedim ellere
çıt çıt çıt çıt çetenede
sar bedeni bedene
dünya dolu yar olsa da
alacağım bidane
ekin ektim gül bitti de dalında bülbül öttü
ötme ey garip bülbül de yarim aklıma düştü
ekine firaz derler de güzele beyaz derler
her kime derdim yansam da yana yana gez derler
eklemedir koca konak
aydın-kemal kazdağlı-ahmet yamacı
eklemedir koca konak ekleme aman aman
nazlı da yarim yine yine geldi aklıma
nasıl edeyim başımdaki sevdaya aman aman
aman aman dostlar yoldan geldim yorgunum
orta da boylu bir güzele vurgunum
bizim bağın menekşesi al olur aman aman
alem de sevdiğine de yanar kul olur
sevdiğini alamayan del olur aman aman
haydi haydi gidelim aynalı konağa üçümüz
taze de şeftalidir bizim yükümüz
bizim bağa giderken serhaya
çektiler kolumdan da beni tenhaya
nasıl edeyim başımdaki sevdaya
aman aman dostlar kabir bile dar gelir
bu gençlikte ölüm bile bana zor gelir
el ediyi el ediyi (arguvan ağzı)
malatya-arguvan
el ediyi el ediyi kaşların gel gel ediyi
senin o bakışın güzel beni burda deli ediyi
alınan mı morunan mı altınların gorunan mı
isdedim de vermediler gaçırayım zorunan mı
çalımıyım çalımıyım ben çalının dalımıyım
eller muradına erdi bende bahtı karamıyım
pınarın başıda yeşil dibinde kumlar kaynaşır
zülüflerinide topla güzel gece boynuma dolaşır
yeri yeri gada yeri gıyıdan gölgeden yeri
gız allahı severisen bir adım beriden yeri
elmaların yongası
konya-ahmet özdemir-yücel paşmakçı
elmaların yongası ( aslanım aman aman aman ey )
haydi sağ cebinde aynası ( aman aman aman )
aman sağ cebinde aynası ( vay vay )
iki duvar arası ( aslanım aman aman aman ey )
haydi hovardalar yaylası ( aman aman aman )
aman haydi hovardalar yaylası ( vay vay )
hop tara leyli leyli ellerine
sarılaydım o incecik bellerine ( vay vay )
elmaların incesi ( aslanım aman aman aman ey )
haydi dibindedir goncası (aman aman aman )
aman dibindedir goncası (vay vay)
diz dize otururken ( aslanım aman aman aman ey )
haydi çıkageldi amcası (aman aman aman )
aman haydi çıkageldi amcası (vay vay)
el vurup yaremi incitme
ali ekber çiçek-erzincan
el vurup yaremi incitme tabib
bilmem sıhhat bulmaz hicraneler var
dert vurup da yarem eylersin derman
hercan kabul etmez viraneler var
vay dünya dünya yalansın dünya
yalan ile yalan olansın dünya
dert ehli olanlar dergaha gelir
elbette arayan dermanın bulur
sadık der ki kimde ne var kim bilir
gest-u güza ettim elde neler var
ela gözlerini sevdiğim dilber
tunceli-ahmet sarıgöl-mustafa hoşsu
ela gözlerini sevdiğim dilber
göster cemalini görmeye geldim
şeftalini derde derman dediler
gerçek mi sevdiğim sormaya geldim
gündüz hayallerim gece düşlerim
uyandıkça ağlamaya başlarım
sevdiğim üstünde uçan kuşların
tutup kanatlarından kırmaya geldim
senin aşıkların gülmez dediler
ağlayıp yaşını silmez dediler
seni biraz saran ölmez dediler
gerçek mi sevdiğim sormağa geldim
mail oldum senin ince beline
canim kurban olsun tatlı diline
aşık olup senin hüsnü bağına
kırmızı gülleri dermeye geldim
karac'oğlan der ki gönül doğrusu
gökte melek yerde huma yavrusu
ben sana söyledim sözün doğrusu
soyunup koynuna girmeğe geldim
ela gözlü pirim geldi
erzincan-aşık ismail daimi-şenel önaldı
ela gözlü pirim geldi
duyan gelsin işte meydan
dört kapıyı kırk makamı
bilen gelsin işte meydan
hudey hudey demler hudey
hudey hudey canlar hudey
ben pirimi hak bilirem
yoluna kurban oluram
dün doğdum bugün ölürem
ölen gelsin işte meydan
şah hatayi der sırrını
meydana koymuş serini
nesimi gibi derisin
yüzen gelsin işte meydan
ela gözlüm
erzurum-hulusi seven-emin aldemir
ela gözlüm ben bu elden gidersem
zülfü perişanım kal melül melül
kerem et aklından çıkarma beni
ağla göz yaşını sil melül melül
elvan çiçekleri takma başına
kudret kalemini çekme kaşına
beni ağlatırsan doyma yaşına
ağla göz yasini sil melül melül
yeter ey sevdiğim sen seni düzet
karaları bağlabeyazı çöz at
o nazik ellerin bir daha uzat
ayrılık şerbetin ver melül melül
karac’oğlan der ki ölüp ölünce
bende güzel sevdim kendi halimce
varıp gurbet ele vasıl olunca
dostlardan haberim al melül melül
el çek tabip sinem üstünden
tokat-abbas öz-mehmet erenler
el çek tabip sinem üstünden
sen benim derdimi bile bilmezsin (dertliyim vay)
yarem yürektendir yoktur ilacın
sen benim yaremi sarabilmezsin (dertliyim vay)
yüzün güleçtir içerin hayın
çeken bilir bu sevdanın yayın (dertliyim vay)
yıktın viran ettin ömrüm sarayın
sen onun bir taşın örebilmezsin (dertliyim vay)
eledim eledim höllük eledim
erzurum-muharrem akkuş-yücel paşmakçı
eledim eledim höllük eledim
aynalı beşikte canan bebek beledim
büyüttüm besledim asker eyledim
gitti de gelmedi canan buna ne çare
yandı ciğerim de canan buna ne çare
bir güzel simadır aklımı alan
aşkın sevdasını canan sineme saran
bizi kınamasın ehl-i din oğlan
elif dedim be dedim
kütahya-hisarlı ahmet-yücel pasmakçı
elif dedim be dedim aman
kız ben sana ne dedim
guş ganedi galem olsa aman
ah yazılmaz benim derdim
elifim noktalandı aman
az verdim çokçalandı
yetiş anam yetiş bubam aman
ah çeyizim bohçalandı
(ah mezarım tahtalandı)
elmalı’dan çıktım yola
antalya
elmalı’dan çıktım yola
emmi atlı dayım yayan
dayan ey dizlerim dayan
nenni bebek oy
bebeğin beşiği çamdan
yuvarlandı düştü camdan
babası da gelir şam’dan
bebek beni del eyledi
yaktı yaktı kül eyledi
her kapıya kul eyledi
elmayı top top yapalım
sakarya-ziya bulut-muzaffer sarısözen
elmayı top top yapalım
kızlara bahşiş atalım
kadifeden ceketini dar yapalım
ne güzel yakışır ince bele
eğlenelim taze ilen
altında yelpaze ilen
ölçelim de o güzelim ince beli
bir gümüş endaze ilen
emirdağı birbirine ulalı
emirdağı-silahçı mustafa-musa eroğlu
emirdağı birbirine ulalı
altın yüzük parmağında dolalı gelin dolalı
burnun mu büyüdü gelin olalı
kız iken ben seni seven oğlanım gelin oğlanım
emirdağdan bir geçme ile yol olmaz
altın yere düşme ile pul olmaz gelin pul olmaz
fadimeyle bir gececik yatmayla
adı çıkar ama kendi dul olmaz gelin dul olmaz
emirdağı
emirdağ-afyonkarahisar
emirdağı bir geçmeyinen yol olmaz
altın yere düşmeyinen pul olmaz fadime’m pul olmaz
emirdağı birbirine ulalı
altın yüzük parmağında dolalı da fadime’m dolalı
emirdağı’na da kara gidelim
ayvadan usandık nara gidelim fadime’m gidelim
buranın kızları bizi eylemez
gönül eylenecek yere gidelim fadime’m gidelim
el ne bilir yar aşkına yandığım
sıvas-mahmut erdal
el ne bilir yar aşkına yandığım
mecnun'a döndürüp del'eyler beni
aşkın kemendini atar boynuma
bağlar zülüfüne köl'eyler beni
beni beni beni beni beni beni beni vay
ateşten betermiş bu aşkın halı
kurutur yaprağı soldurur dalı
bağrım üryan olur kerem misali
yakar ateşlerde kül evler beni
beklerim yolunu yağmurda karda
hep günlerim geçer figanda zarda
yaz bahar ayında azgın sularda
çarpar taştan taşa sal eyler beni
mahmut erdal derdim dökem sazıma
hangi bir gün vanam kara yazıma
her gelip geçtikçe basar yüzüme
ayaklar altında çul eyler beni
el zanneder ben deliyem
şanlıurfa-mgüzelgöz-byurtsever-asavaşan açekirge-muzaffer sarısözen
el zanneder ben deliyem (aman aman)
dost bağının bülbülüyem
ben o varın meftuniyem (aman aman)
gönül sabreyle sabreyle
mevlanın muradı böyle
gül idim sarardım soldum (aman aman)
yana yana ben kül oldum
dermansız derde düş oldum (aman aman)
erenler cemi
ali ekber çiçek-erzincan
erenler cemine her can giremez
edep ile erkan yol olmayınca
her kamberim diyen kamber olamaz
şahın kanberine kul olmayınca
arama uzakta vardır yakını
gerçek olan talip bulur hakkını
yüklemezler sana yolun yükünü
bükülü kametin dal olmayınca
şah hatay’ım eder bu sırrı beyan
kamil midir cahil sözüne uyan
bir baştan ağlamak ömüre ziyan
iki baştan muhip yar olmayınca
erenler şahtan gelirler
seyyid nesimi-ali nurşani
erenler şahtan gelirler
ali derler pirimize
onikimam erleriz
münkir ermez sırrımıza
ateş yanıp kazan coşar
dalga gelir boydan aşar
şulemiz aleme düşer
bakın bizim nurumuza
nesimi der bakta pişir
özüne muhabbet düşür
bin bezirgan metahin taşır
günden güne şerrımıza
erzincana girdim ne güzel bağlar
erzincan-fidan engin-turan engin
erzincana girdim ne güzel bağlar
erzuruma vardım dumanlı dağlar
elleri koynunda bir gelin ağlar
oy anam anam nasıl dayanam
yüce dağ başına çadır açarım
şarap bulamazsam zehir içerim
seni vermezlerse alır kaçarım
oy anam anam nasıl dayanam
erzurumda bir kuş var
erzincan-burhan tarlabaşı-nida tüfekçi
erzurumda bir kuş var rındamın yar rındamın
kanıdında gümüş var hay rındamın devrişamın
yarim gitti gelmedi rındamın yar rındamın
elbet bunda bir iş var hay rındamın devrişamın
hep süpürür toz eder rındamın yar rındamın
alttan alttan göz eder hay rındamın devrişamın
oğlanın ne suçu var rındamın yar rındamın
her ne eder kız eder hay rındamın devrişamın
erzurum şirinidi rındamın yar rındamın
yiyem ağzın içini hay rındamın devrişamın
dün gece neredeydin rındamın yar rındamın
gönlümün güvercini hay rındamın devrişamın
erzurum dağları kar ile boran
malatya-hakkı coşkun-kemal çelik
erzurum dağları kar ile boran
aldı yüreğimi derd ile verem
sizde bulunmazmı bir kurşun kalem
yazam arzu halımı dosta seslenem
erzurum dağlarına kara gidelim
ayvadan usandık nara gidelim
bu elin güzeli gönül eğlemez
gönül eğleyecek yara gidelim
erzurum’dan çevirdiler yolumu
afyon-nurettin şen-mustafa hoşsu
erzurum'dan çevirdiler yolumu
birkaç dadaş bağladılar kolumu aman kolumu
ne bağlarsın dadaş benim kolumu
ben bilirim mahkemenin yolunu aman yolunu
ben bilirim karakolun yolunu aman yolunu
istanbul’dan gelir ölüm fermanı
yar kalmadı dizlerimin dermanı aman dermanı
zalimlerin yoktur dini imanı
selamımı varın yare söyleyin aman söyleyin
selamımı varın yare söyleyin aman söyleyin
erzurum çarşı pazar
erzurum-faruk kaleli-muzaffer sarısözen
erzurum çarşı pazar (leylim amman aman... sarı gelin)
içinde bir kız gezer hop ninen ölsün
(sarı gelin aman... suna yarim)
elinde divit kalem
katlime ferman yazar hop ninen ölsün
palandöken yüce dağ
altı mor sünbüllü bağ
seni vermem yadlara
nice ki bu canım sağ
esirgeme
coşkun gönüllü-musa eroğlu
gel güzelim uzat bana
eli benden esirgeme
dokunayım saçlarına
teli benden esirgeme
güzel yüzün benzer aya
boşu boşuna sürünme boya
sarılayım doya doya
beli benden esirgeme
ben görürüm özü peki
sanma beni körün teki
koklayayım yüzündeki
gülü benden esirgeme
zaten içim dışım yara
üzme beni kıra kıra
gezeyim hep peşin sıra
yolu benden esirgeme
eski libas gibi aşıkın gönlü
kayseri-adnan türköz-adnan ataman
eski libas gibi aşıkın gönlü
söküldükten sonra dikilmez imiş
güzel sever isen gerdanı benli
her güzelin kahrı çekilmez imiş
bülbül daldan dala yapıyor sekiş
o sebepten gülle ediyor çekiş
askın iğnesiyle dikilen dikiş
kıyamete kadar sökülmez imiş
sevdiğim değildin böylece ezel
askınım bağına düşürdün gazel
ibrişimden nazik saydığım güzel
meğer pulat gibi bükülmez imiş
seyrani'nin gözü gamla yaş imiş
benim derdim her dertlere bas imiş
ben bağrımı toprak sandım
taş imiş meğer taşa tohum ekilmez imiş
esmerin ağı gerek
diyarbakır-celal güzelses-plaktan
esmer bugün ağlamış ciğerimi dağlamış
kara kaşın üstüne siyah puşi bağlamış
hele yar yar yar kibar yarim esmerim
sen güzelsin esmerim sen benimsin esmerim
esmerin ağı gerek alnında dağı gerek
esmer yari olanın zincirden bağı gerek
esmer bu gün toydadır kesimi ne boydadır
ne kadar esmer varsa hepsi bizim soydadır
estireyim mi
bolu-reşat aker-muzaffer sarısözen
estireyim mi estireyim mi
yavrum sana fistan kestireyim mi
aman sana fistan kestireyim mi
üç o yandan beş bu yandan
yavrum bir de abant yaylasından
aman bir de abant yaylasından
tirilay laylamtirilari lay lay
laylari tirilay lay lay lay lam
köprünün altı örümcek
yavrum aklımı aldın görüncek
aman aklımı aldın görüncek
eşeği saldım çayıra
kazak abdal
eşeği saldım çayıra otlaya karnın doyura
gördüğü düşü hayra yoranın da avradını
münkir münafıkın soyu yıktı harap etti köyü
mezarına bir tas suyu dökenin de avradını
derince kazın kuyusun inim inim inilesin
kefen dikmeye iğnesin verenin de avradını
dağdan tahta indirenin ıskatına oturanın
hizmetini bitirenin imamın da avradını
müfsidin bir de gammazın mali vardır da yemezin
ikisin meyyit namazın kılanın da avradını
kazak abdal nutk eyledi cümle halkı dahleyledi
sorarlarsa kim söyledi soranın da avradını
eşinden ayrılan yaralı ördek
aşık esrari
eşinden ayrılan yaralı ördek
öter dertli dertli göle çevrilir
yaralı gönlüme olmadı ortak
gözlerimin yaşı sele çevrilir
bir değirmen yaptım koydum taşını
bendine çevirdim gözüm yaşını
aradım feleğin çark-ı işini
ben sağa zorlarım sola çevrilir
yaralı bir ceylan dağlar başında
uyur yavrusunu görür düşünde
pervaneler gibi aşk ateşinde
kerem yanar aslı küle çevrilir
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
sinop
sene üçyüzkırbir nefsime uydum
sebep oldu şeytan bir cana kıydım
katil defterine adımı yazdım
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
bir yanımı sardı müfreze kolu
bir yanımı sardı varilcioğlu
beşyüz atlıyınan kestiler yolu
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
çok zamanlar gezdim şehri zindanı
bize de mesken oldu sinop’un hanı
yiğitlik yolunda buldum avamı
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
et aldım direminen
adana-iboş ali ağa-aziz şenes
et aldım direminen (beri bak yavrum beri bak)
öldürdün verem inen (dön biraz da bana bak)
nasıl verem olmayım (beri bak yavrum beri bak)
gezersin ellerinen (dön biraz da bana bak)
kaşların ince mince (beri bak yavrum beri bak)
ölürüm görmeyince (dön biraz da bana bak)
seni bana vermezler (beri bak yavrum beri bak)
düşmanlar ölmeyince (dön biraz da bana bak)
evlerinin önü bulgur kazanı
denizli-özay gönlüm-ahmet yamacı
evlerinin önü bulgur kazanı (oğlan kazanı)
herkes sever okuyanı yazanı (oğlan yazanı)
kimse sevmez meyhanede gezeni (oğlan gezeni)
armut dalda kız bahçede sallanır (oğlan sallanır)
yere düşer şekerlenir ballanir (oğlan ballanir)
denizli'nin adım adım yolları (oğlan yolları)
açılıp sarmıyor yarin kolları (oğlan kolları)
bülbül gibi şakır gider dilleri (oğlan dilleri)
evlerine varamadım yalınız (oğlan yalınız)
mendilimi alıkoydu çalınız (oğlan çalınız)
tenhalarda söz atmıştı oğlunuz (oglan kızınız)
evlerinin önü mersin
ısparta-kadir acar-muzaffer sarısözen
evlerinin önü mersin
ah sular içmem gadınım tersin tersin
mevla’m seni bana versin
al hançerini kadınım vur ben öleyim
ah kapınızda bi danem kul ben olayım
evlerinin önü susam
ah su bulsam da gadınım çevremi yuğsam
açsam yüzünü baksam dursam
evlerinin önü yoldur yolaktır
şanlıurfa-ali alhas
evlerinin önü yoldur yolaktır
başımızda dönen dektir dolaptır
ellerin huriyse benim melektir
ben yarime neler neler alayım
ben yarime ipek mendil alayım
darılmışsa gidip hatrın sorayım
ayrılığa yoktur benim dayağım
evlerinin önü kahve dibeği
dibeğe vurdukça ağlar bebeği
ne sen gelin oldun ne ben güveyi
evlerinin önü bulgur sokusu
yel estikçe gelir yarin kokusu
yarim küçüktür cilve kutusu
evreşe yolları
gelibolu-yöre kadın ekibi-ümit kaftancıoğlu
dar bir çift fırın yaptırdım doldurdum ekmekleri
gel beraber yiyelim yaptırdım börekleri
evreşe yolları dar
bana bakma benim yarim var
sırtındaki yeleği ben örmedim mi yarim
kızlarla konuşurken ben görmedim mi yarim
yeleğinin içinde mavi boncuk nazarlık
benim yare hediyem bir ufacık gerdanlık
evvelim sensin
neset ertaş
cahildim dünyanın rengine kandım
hayale aldandım boşuna yandım
seni ilelebet benimsin sandım
ölürüm sevdiğim zehirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
sözüm yok şu benden kırıldığına
idip başka dala sarıldığıma
gönülüm inanmıyor ayrıldığına
gözyaşım sen oldun kahirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
garibim can yıkıp gönül kırmadım
senden ayrı ben bir mekan kurmadım
daha bir gönüle ikrar vermedim
batınım sen oldun zahirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
ey gül dalı
bayburt-zakir peksert-muzaffer sarısözen
ey gül dalı gül dalı
oldum sana sevdalı
gördüğüm günden beri
sinem aşkınla dağlı
saçları senden saç bağı benden
var git ey güzel küsmüsem senden
pancar pezik değil mi
ciğer ezik değil mi
ben sevdim eller aldı
bana yazık değil mi?
ey sevdiğim sana şikayetim var
muhlis akarsu
ey sevdiğim sana şikayetim var
ne sevdiğin belli ne sevmediğin
ben de bir insanım bir de canım var
ne sevdiğin belli ne sevmediğin
hainsin oy zalimsin oy nedeyim oy
eski günler hayalimden gitmiyor
dün dediğin bugünkünü tutmuyor
yiğidim ya sana gücüm yetmiyor
akarsuyum böyle miydi ahtımız
onun için viran oldu tahtımız
umudum yok gülmez artık bahtımız
ey şahin bakışlım bülbül avazlım
sıvas-ali aksoy
ey şahin bakışlım bülbül avazlım
bir eli kadehlim bir eli sazlım
işte ben gidiyorum kal ahu gözlüm
ne sen beni unut ne de ben seni
hudey hudey hudey
dem dem demdem
yolda harami çok engel arada
unutma sevdiğim demde sırada
kalkıp gider amma gönlü burada
ne sen beni unut ne de ben seni
kul hüseyinim hey dost gül benzim soluk
alnımıza yazılmıştır ayrılık
vallahi sevdiğim gönüller birlik
ne sen beni unut ne de ben seni
eyvanına vardım
adıyaman-aziz çelik-mehmet seske
eyvanına vardım eyvanı çamur
odasına vardım elleri hamur
uykudan uyanmış gözleri mahmur
ömrümde görmedim böyle gelini
gelini gelini türkmen gelini
saramadım aney gel gör halimi
ipek köynek giymiş ayna dizinde
sıralı benleri o mah yüzünde
sevemedim vazgeçmiyor nazından
ömrümde görmedim böyle gelini
ezel bahar olmayınca
erzincan-aşık ismail daimi
ezel bahar olmayınca
kırmızı gül bitmezimiş
kırmızı gül bitmeyince
sefil bülbül ötmezimiş
dost bülbüller gelir ötmeye
güle sarılıp yatmaya
bağıban gülü satmaya
gül kadrini bilmezimiş
gel ey bağban satma gülü
haramdır parası pulu
ağlatma sefil bülbülü
gözyaşını silmez imiş
yılda bir gün ziyan olur
dost yoluna talan olur
bazı insan hayvan olur
hayvan adem olmazimiş
şah hatayım ölmeyince
tenim turap olmayınca
dost dosttan ayrılmayınca
dost kadrini bilmezimiş
ezo gelin
gaziantep
ezo gelin benim olsaydın da
seni vermezdim feleğe
güzel yosma başın için salma beni dileğe
annen huridir sen benzersin meleğe
nen eyle nen eyle bahtı karam nen eyle
çık suriye dağlarına da bizim ele el eyle
gel kara yazılım gel gel sılada nazlım gel
gel bahtı karalım gel
ezo gelin çık suriye dağlarının başına
gören vursun kefenin başına
bizi kınayanların bu ayrılık gelir başına
fadime
emirdağ-afyonkarahisar
evlerinin önü yoldur
yoldan geçen karakoldur
uyan uyan suna gelin
gel testini bizde doldur
al fadime’m gül fadime’m
yanakları bal fadime’m
uyan uyan sabah oldu
subaşına gel fadime’m
şu dağların burcu musun
kız boynumun borcu musun
kurban olam suna gelin
sen kötünün harcı mısın
felek senin elinden
karacoğlan
be felek senin elinden
hem yanarım hem ağlarım
gece gündüz ağlar gözüm
başımı döğer ağlarım
çağırırım gani deyi
gel ağlatma beni deyi
kimi görsem seni deyi
yüzüne sakar ağlarım
lutfeyle beyim urandır
gözümün yaşı barandır
kaygılı gönlüm virandır
hicrimi çeker ağlarım
karacaoğlan düştü derde
gece gündüz yanar narda
hak kadı olduğu yerde
kabrimden çıkar ağlarım
ferayidir kızın adı ferayi
muğla-galip birgili-raziye gülten-muzaffer sarısözen
ferayidir kızın adı ferayi yar yandım aman
esmer yarim de haydi yandım ferayi
türkmen kızı katarlamış mayayı yar yandım aman
esmer yarim de haydi yandım ferayi
rinni rinna rinni rinna rinanay rinanay da
aman da yandım ferayi
demirciler demir döver tunç olur öf yar yandım aman
esmer yarim de haydi yandım ferayi
sevip sevip ayrılması güç olur öf yar yandım aman
esmer yarim de haydi yandım ferayi
fidayda (hüdayda)
ankara-sadık ergun-bayram aracı-nida tüfekçi
aman bulguru kaynatırlar haydi bulguru kaynatırlar
serine yaylatırlar aman serine yaylatırlar
bizde adet böyledir aman bizde adet böyledir
güzeli ağlatırlar aman çirkini söyletirler
fidayda da ankaralım fidayda
beşyüz altın yedirdim bir ayda
gitti de gelmedi ne fayda
başını da yesin bu sevda
aman dama çıkma baş açık haydi dama çıkma baş açık
arpalar kara kılçık aman arpalar kara kılçık
aman eğer gönlün var ise aman gönlün var ise
giy kalucu yola çık ama giy kalucu yola çık
fincanı taştan oyarlar
sıvas-a kadir sarısözen-muzaffer sarısözen
fincanı taştan oyarlar balam oyarlar
içine bade koyarlar
sen bize gelme duyarlar balam duyarlar
sen kimin canısın canı
sen yine doldur fincanı
fincanı rafa dizerler balam dizerler
içine bade süzerler
sen bize gelme sezerler balam sezerler
fincanın dibi düz olur balam düz olur
sen bize gelme söz olur
bir kadeh bade az olur balam az olur
fincanın etrafı yeşil
diyarbakır-celal güzelses-ahmet yamacı
fincanın etrafı yeşil aman aman
at kolun kolların boynumdan aşır
sarhoşum dilim dolaşır aman aman
aman kız canım kız öldürdün beni
el ettin göz ettin mahvettin beni
fincanın etrafı sarı aman aman
ağlarım sızlarım ben zarı-zarı
elimden aldılar yari aman aman
fes başına fes başına
gaziantep-nizip-azmi körükçü-muzaffer sarısözen
fes başına fes başına püskülü ben olayım
başım ağrıyo başım ağrıyo başına kurban olayım
sabah pazara varayım başına bir fes alayım
fes başına fes başına püskülü ben olayım
kaşım ağrıyo kaşım ağrıyo kaşına kurban olayım
sabah pazara varayım kaşına hıdat alayım
hıdat kaşına hıdat kaşına fes başına püskülü ben olayım
gözüm ağrıyo gözüm ağrıyo gözüne kurban olayım
sabah pazara varayım gözüne sürme alayım
sürme gözüne sürme gözüne
hıdat kaşına fes başına püskülü ben olayım
burnum ağrıyo burnum ağrıyo burnuna kurban olayım
sabah pazara varayım burnuna hırzma alayım
hırzma burnuna sürme gözüne
hıdat kaşına fes başına püskülü ben olayım
dişim ağrıyo dişim ağrıyo dişine kurban olayım
sabah pazara varayım dişine fıstık alayım
fıstık dişine fıstık dişine hırzma burnuna
sürme gözüne hıdat kapına
fes başına püskülü ben olayım
fesimin kozasına
aydın-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
fesimin kozasına
can sever bazısına
ne diyem de ağlayam alnımın yazısına
amanın dumanın neyimiş
sarmalı badem değilmiş
karanfilin moruna
uzat yarım koluna
çifte kurbanlar kesem
güzel senin yoluna
mor cepkenim var benim
kollarıma dar benim
ölüm var ayrılık yok
böyle kavlim var benim
fesliğenin bir budağı mavidir
antalya-korkuteli-mehmet şirin-muzaffer sarısözen
fesliyenin bir budağı mavidir (aman)
sen gidersen (aman) beni kimler avudur (palazım)
fesliyenin içinde buldum fesimi
kafeslerde(aman) işitirler sesini (palazım)
feslikenim dam başında çanakta
uşak-mustafa çobanoğlu
feslikenim dam başında çanakta
benim yarım şu karşı ki (de) konakta
şımdımdım şımdımdım şımdım da
gün görünmez menengicin dalından
kim ayrılmış ben ayrılem de yarimden
fındık attım harmana
giresun-görele-çavuşlu-mustafa tahmaz-ömer akpınar
fındık attım harmana
hep garıştı samana
senin ile ikimiz
galdık ahır zamana
üzüldü çarık bağım
ben onu bağlatırım
necesini aldattım
seni de aldatırım
ırmağı kestim harka
geliyor arka arka
darılma sevdiğim
şaka ediyum şaka
elindeki yazması
yüz dirhemdir yüz dirhem
yaşmağının pulunu
sayarım birem birem
fındık serdim harmana
rumeli-üsküp-sabri gencer-nihat kaya
fındık serdim harmana
ne darıldın yar bana
kınalı kuzuları (nadire'm aman)
yazdıralım fermana
gökte yıldız ellidir
ellisi de bellidir
gizli sevda çekenler (nadire'm aman)
gözlerinden bellidir
gökte yıldız sayılmaz
çığ yumurta soyulmaz
yarı güzel olanın (nadire'm aman)
cilvesine doyulmaz
fındık toplayan kızlar
ordu-nevzat kıilç-ali rıza gondoğdu
fındık toplayan kızlar fındık dalda kalmasın
iyi toplayın kızlar başakçılar çalmasın
fındık dalda tekleme kız saçların ekleme
gidiyorum ordu'dan gelir diye bekleme
fındık toplayan kızlar dallarını kırmadan alır
kaçarım seni anan baban duymadan
şu ordu'nun pınarı soğuk olur suları
çok hoşuma gidiyor yarın konuştukları
şu ordu'nun pınarı soğuk olur suları
çok hoşuma gidiyor peştemalli kızlar
fındıklı bizim yolumuz
rumeli-fatma türkan yamacı-ahmet yamacı
fındıklı bizim yolumuz (eşim aman aman)
hovarda (aman hovarda) çıktı soyumuz
bu bizim eski (de) huyumuz (aman aman)
sen hancı ben yolcu yol bana dolaşır
o güzel endama allar ne de yaraşır
fındıklı'dan geçersin (eşim aman aman)
savura (aman) savura (da) sigara içersin
ne alır ne (de) geçersin (aman aman)
fırat kenarında yüzen kayıklar
malatya-kemal çığrık-mustafa özgül
fırat kenarında yüzen kayıklar
(ölem kayıklar n'edem kayıklar)
anam ağlar bacım beni sayıklar
(ölem sayıklar n'edem sayıklar)
başına toplanmış bağrı yanıklar
(ölem yanıklar n'edem yanıklar)
n'ettim size verin benim yarımı n'edem yarımı
n'ettim size beni yare götürün n'edem götürün
elbisem duvarda asılı kaldı
(ölem vay kaldı n'edem vay kaldı)
çeyizim sandıkta basılı kaldı
(ölem vay kaldı n'edem vay kaldı)
o yar benim ile küsülü kaldı
(ölem vay kaldı n'edem vay kaldı}
fırat kenarının ince dumanı
şanlıurfa-mehmet güzelgöz-mehmet özbek
fırat kenarının ince dumanı
dağlara yayılır seher zamanı
ben yarimden kestim artık gümanı
bülbül bülbül ne ağlarsın yuvan mı yoktur
bülbül bülbül yoksa benim gibi sızlar yaran mı çoktur
bülbül şu dağlardan aşalım
di gel gel ağlaşalım karşı karşıya
fırat kenarında koyunlar kuzlar
yanıma gelmiyor gelinler kızlar
değmeyin yarama derindir sızlar
fırın üstünde fırın
kayseri-asım yahyabeyoğlu-ali canlı
fırın üstünde fırın giden askerler durun
şu gelen dayımın oğlu altına sandalya koyun
dayımın oğluna vay sarılsam boynuna vay
yanarım uğruna hey dönerim uğruna hey
fırın üstünde kürek ne efilersin yürek
dayımın oğlu dururken el oğlu neme gerek
fırın üstünde bakır yosmam gözlerin çakır
o çakır gözlerine de kurban olsun bu fakir
gafil kalma şaşkın
gaziantep
gafil kalma şaşkın bir gün ölürsün
dünya dolu malın olsa ne fayda
ettiğin işlere pişman olursun
pişmancalık ele geçmez ne fayda
bir gün seni götürürler evinden
hak-kın kelamını kesme dilinden
kurtulmazsın azrail'in elinden
türlü türlü yolun olsa ne fayda
söylersin de sen sözünden şaşmazsın
helalini haramından seçmezsin
kesilir kısmetin suda içmezsin
akan çaylar senin olsa ne fayda
sen söylersin söz içinde sözüm var
çalarsın çırparsın oğlun kızın var
hiç demezsin üç beş arşın bezim var
bedestanlar senin olsa ne fayda
kul himmet ustadım çöksem otursam
türlü varlığımı ele götürsem
dünya benim diye zapta geçirsem
bütün dünya senin olsa ne fayda
gahmut yaylasından aşarken yolum
davut sulari
gahmut yaylasından asarken yolum
gördüm ki yaralı ağlar bir ceyran
avcı vurmuş kanları yere akar
iniler sızılar ağlar bir ceyran
çifte kuzusu var dağlar maralı
kuduretten kaşı gözü karalı
avcı vurmuş anaları yaralı
iniler sızılar ağlar bir ceyran
davut sulari'yem olmuşam nöker
ceyran avuç avuç gözyaşı döker
bizim yaylalarda sürüler yatar
iniler sızılar ağlar bir ceyran
gar mı yağdı kütahyanın dağına
kütahya-hisarlı ahmet
gar mı yağdı kütahyanın dağına
ateş düştü ciğerimin bağına
gül donatmış şalvarının ağına
kayırma sevgilim gün böyle kalmaz
yanar ciğerimin ateşi sönmez
melek misin yeşil dallar giyersin
cellat mısın tatlı cana kıyarsın
çocuk musun el sözüne uyarsın
açıldı çiçekler gelmedi yazlar
elleri koynunda bir gelin ağlar
gardaş
aşık hüdai
içimde bir yara vardır
sarılmaz ki saram gardaş
buralarda durmak zordur
durulmaz ki duram gardaş
kayboldu güneşim ayım
sanki ışıksız dünyayım
yıkıldı gönül sarayım
kurulmaz ki kuram garsaş
der hüdai yandım düne
çok acıdım geçen güne
biri kırka kırkı bine
yarılmaz ki yaram gardaş
gayrı dayanamam ben bu hasrete
çorum-ali ihsan erdogan
gayrı dayanamam ben bu hasrete
ya beni de götür ya sende gitme
ateşi aşkına canım canım yakma çıramı
ya beni de götür ya sende gitme
yar yar vurdun bağrıma kızgın dağları
ah viran koydun mor sümbüllü bağları
sevdiğim geçiyor hasret çağları
ya beni de götür ya sende gitme
gaziantep yolunda
gaziantep
bahçelerde mor meni verem ettin sen beni
nasıl verem olmayım eller sarıyor seni
ben sana yandım gelin yanağı allı gelin
gaziantep yolunda öldürdün beni gelin
bahçalarda meleme yar göğsün düğmeleme
ölürsem kanlım sensin gözlerin sürmeleme
bahçalarda saz olur gül açılır yaz olur
ben yarime gül demem gülün ömrü az olur
geçti dost kervanı
pir sultan abdal-sıvas
şu karşı yaylada göç katar katar
bir güzel sevdası serimde tüter
bu ayrılık bize ölümden beter
geçti dost kervanı eyleme beni
şu benim sevdiğim başta oturur
bir güzel sevdası beni bitirir
bu ayrılık bize ölüm getirir
pir sultan abdal’ım dağlar aşalım
aşıp yüce dağı engin düşelim
çok hasretin çektik helallaşalım
gel hele
behlül alkan
seher yeli selam söyle yarime
gel hele de gülüm gel hele
beni kula kul eyledi bu sene
gel hele de gülüm gel hele
değme kuşlar konmaz iken dalıma
gel hele de gülüm gel hele
gurbet eli yol eyledik bu sene
gel hele de gülüm gel hele
hasretin acısı bağrımı deler
gel hele de gülüm gel hele
nedendir ki ben ağlarım el güler
gel hele de gülüm gel hele
ne bir mektup gelir ne haber salar
gel hele de gülüm gel hele
postaneyi yol eyledik bu sene
gel hele de gülüm gel hele
asığın sinesi benzer sazına
gel hele de gülüm gel hele
geceleri uyku girmez gözüme
gel hele de gülüm gel hele
takatim yok sular indi dizime
gel hele de gülüm gel hele
hastaneyi yol eyledik bu sene
gel hele de gülüm gel hele
geldim şu alemi ıslah edeyim
sıvas-feyzullah çınar
geldim şu alemi ıslah edeyim
özümü meydanda gördüm sonradan
zaman mahlukuna meylimi verdim
sermayemden zarar gördüm sonradan
su zalimin kara kara yüzleri
yaramıza yaramadı tuzları
iki dilli su cahilin sözleri
durdukça kar etti canan sonradan
geldi bizim ile sevdi sevişti
al kadeh ver kadeh doldurdu içti
sadık yarim diye yeminler içti
özü çürük imiş duyduk sonradan
gele gele geldik
şanlıurfa-mukim tahir-muzaffer sarısözen
gele gele geldik bir kara taşa yazılanlar gelir
sağ olan başa emman efendim
bizi hasret koyan kavim kardaşa
bir ayrılık bir yoksulluk
bir ölüm emman efendim
nice sultanları tahtan indirir
nicesinin gül benzini soldurur
emman efendim
niceleri dönmez yola gönderir
bir ayrılık bir yoksulluk
bir ölüm emman efendim
geline bak geline
sıvas-muzaffer sarısözen-muzaffer sarısözen
geline bak geline kına yakmış eline
yar hayda halden bilmez ne fayda söz anlamaz ne çare
eğildim su içmeğe aklıma düştü gelin
yar hayda halden bilmez ne fayda söz anlamaz ne çare
köprünün altı diken yaktın beni gül iken
yar hayda halden bilmez ne fayda söz anlamaz ne çare
allah da seni yaksın üç günlük gelin iken
yar hayda halden bilmez ne fayda söz anlamaz ne çare
gelmiş iken bir habercik
sıvas-ali sultan
gelmiş iken bir habercik sorayım
niçin gitmez yıldız dağı dumanın
gerçek erenlere yüzler süreyim
niçin gitmez yıldız dağı dumanın
alçağında al kırmızı taşın var
yükseğinde turnaların sesi var
ben de bilmem ne talihsiz başın var
niçin gitmez yıldız dağı dumanın
benim şah'ım al kırmızı bürünür
dost yüzün görmeyen düşman bilinir
yücesinden şah'ın ili görünür
niçin gitmez yıldızdağı dumanın
el ettiler turnalar bazlara
dağlar yeşillendi döndü yazlara
çiğdemler taşınsın söylen kızlara
niçin gitmez yıldız dağı dumanın
şah'ın bahçesinde gonca gül biter
anda garip garip bülbüller öter
bunda ayrılık var ölümden beter
niçin gitmez yıldız dağı dumanın
ben de bildim su dağların sahisin
gerçek erenlerin nazargahısın
abdal pir sultan’ın seyrangahısın
niçin gitmez yıldız dağı dumanın
gerizler başı
gerizler başı’ndan hoplayamadım aman aman
döküldü cephanelerim toplayamadım
düşman galip geldi haklayamadım aman aman
amanın amanın efeler öldürmen beni
bir hiç uğruna da efem soldurman beni
mahkeme önünden eğildim geçtim aman aman
sol yanımdan kurşun yedim bayıldım düştüm
ahbap düşman oldu ben buna şaştım aman aman
gesi bağları
gesi-kayseri
gesi bağları’nda dolanıyorum
yitirdiğim yarimi aman aranıyorum
bir çift selamına güveniyorum
gel otur yanıma hallerimi söyleyim
halımdan anlamaz ben o yari neyleyim
gesi bağları’nda üç top gülüm var
hey allah’tan korkmaz sana bana ölüm var
ölüm varsa şu dünyada zulüm var
atma garip anam beni dağlar ardına
kimseler yanmasın anam yansın derdime
gesi bağları’ndan gelsin geçilsin
kurulsun masalar rakı şarap içilsin
herkes sevdiğini alsın çekilsin
gel otur yanıma hallerimi söyleyim
halımdan anlamaz ben o yari neyleyim
geyik avı
adana
ben de gittim bir geyiğin avına ah aman aman
geyik de çekti beni kendi dağına aman aman dağına
tövbeler tövbesi geyik avına aman aman
siz gidin avcılar-kardaşlar kaldım
kayalar başına aman aman kayalar başına
ben giderken kaya başı kar idi ah aman aman
yel vurdu da ıklım ıklım eridi aman aman eridi
gız pınar başında yatmış uyumuş
bilecik-mehmet ibiş-muzaffer sarısözen
gız pınar başında yatmış uyumuş yar
ela gözlerini uyku bürümüş
herkes sevdiğini almış yürümüş
elmalar yolladım çevreler salladım
eğlensin diye sallansın diye
giz pınar başında testi doldurur yar
testinin kulpuna şahin kondurur
giz senin bakisin beni öldürür
derdimin dermanı iğdeli gelin
iğdesini aldırmış sevdalı gelin
gız senin derdinden derbeder oldum
erzincan-aşıkdavut sulari-muzaffer sarısözen
gız senin derdinden derbeder oldum
derdi derunumu sor da öyle git
hasretinden mecnun misali oldum
ne hale düşmüşüm gör de öyle git
maşuk olan aşığını atar mı?
gül yerinde kara çalı biter mi?
aslan yatağında tilki yatar mı?
gözde on ikiden vur da öyle git
ağrı göl dağı'ndan gahmut yaylası
han gün inersin hoştur havası
gel ey dürgün'üm gel çektirme yası
sulari kuluna erde sonra git
gide gide bir söğüde dayandım
adana-karaisalı-halil atılgan-nida tüfekçi
gide gide bir söğüde dayandım dayandım
o söğüdün allarına boyandım gelin boyandım
ben o yare dağlar kadar güvendim güvendim
güvendiğim dağlar elime geldi elime geldi
ölem ben ölem ben
kurban olam ağzındaki
dile ben gelin dile ben
yüce dağlar size var mı zararım zararım
yar yitirdim uğrun uğrun ararım gelin ararım
ben o yari her gelenden sorarım sorarım
güvendiğim dağlar elime geldi elime geldi
yüce dağ başına çadır açarım açarım
çadırın içine güller saçarım gelin saçarım
ben o yari çalar dağa kaçarım kaçarım
güvendiğim dağlar elime geldi elime geldi
gidelim
karacoğlan
ela gözlüm benle gitmek dilersen
eylen güzel eylen bize gidelim
yel vursun erisin dağların karı
koyun kuzu melesin de gidelim
ırak derler karaman’ın ilini
köprüsü yok geçemedim selini
menevşe yalanın perçem belini
lale sümbül bürüsün de gidelim
karacoğlan der ki geçti ne fayda
merhamet kalmadı yoksula bu ayda
bu ayda olmazsa gelecek ayda
onbir ayın birisinde gidelim
giderim yolum dağdır
gümüşhane-hayriye temizkalp-muzaffer sarısözen
giderim yolum yaya cemalin benzer aya
eridim helak oldum günleri saya saya
(of of)böyle kar bu yıl da kaldık bekar
giderim yolum dağdır (vay) bu ne eyvanlı bağdır
ben kazanım yar yesin nice ki canım sağdır
gidersen uğur ola
van-hüsamettin subaşı-atakan çelik
lal mercanlar mercanlar mercanlar
gırmızı köynek ağcanlar mercanlar
gurbandır sana canlar mercanlar
gidersen uğur ola mercanlar
gül çimen yolun ola mercanlar
menden başka seversen mercanlar
iki gözün kör ola mercanlar
dere bağı bahçalar mercanlar
yar bahçada saz çalar mercanlar
gece gelme gündüz gel mercanlar
findo seni parçalar mercanlar
gidin bulutlar gidin
kütahya-hisarlı ahmet-yücel paşmakçı
gidin bulutlar gidin yarime selam edin gel gel gel aman
yarim uykuda ise uykusun haram edin ayle bir tanem ayle
gider isen uğurlar olsun dağlar taşlar yolun olsun
benden başka yar seversen ilahi gözün kör olsun
gidiyorum elveda bu can yoluna feda
kavuşmadık yar olmaz kavuştur beni huda
gitme durnam gitme nerden gelirsin
(kırklar semahı)
erzincan-tercan-aşık ismail aydın (daimi)-adnan ataman
(ağırlama) gitme durnam gitme nerden gelirsin
sen nazlı canana benzersin durnam
her bakışta beni mecnun edersin
gönülde mihmana benzersin durnam
has nenni nenni dost nenni nenni
kaşlarına mim duvası yazılır
cemaline türlü benler dizilir
seni sevmeyenler haktan üzülür
pir balım sultana benzersin durnam
has nenni nenni dost nenni nenni
(pervaz) pir balım sultana benzersin durnam
yörüde dilber yörü canana yörü
durnam gökyüzünde pervane döner
dertli aşıklara badeler sunar
aşıkların senden inayet umar
tabibe lokmana benzersin durnam
pir balım sultana benzersin durnam
(yürütme) allah allah allah allah
hüdey hüdey hüdey hüdey
bugün ben pirimi gördüm gelir salını salını
selamına karşı durdum bağrım delini delini (hüdey)
gel dedim yanıma geldi gamzesi sinemi deldi
bir izzetli selam verdi aldım sevini sevini (hüdey)
gaynadı garıştı ganım ezelden severdi canım
sen benimsin bende senin dedim sevini sevini (allah)
gıymatın baha biçilmez cemalin nurdan seçilmez
vakitsiz güller açılmaz derdim gülünü gülünü (hüdey)
dedem oğlu der ağlatma yüreğim o de dağlatma
varıp yadlara bağlatma zülfün telini telini (allah)
(zülfün telini telini ) (hüdey)
gine de şahlanıyor aman
rumeli-kemal altınkaya-muzaffer sarısözen
gine de şahlanıyor aman aman
göl başının yandım da kır atı
görünüyor yandım aman
bize seher yolları
davullar çalsınlar aman
aman da cengi cengi de harbiyi
sefersiz olmaz aman
aman er evlatları
görünüyor yandım aman
bize zafer yolları
gine dertli dertli iniliyorsun
sıvas-divriği-mahmut erdal-nida tüfekçi
gine dertli dertli iniliyorsun
sarı durnam sinem yaralandı mı
hiç el değmeden de iniliyorsun
sari durnam sinem yaralandı mı
yoksa ciğerlerin parelendi mi
yoksa sana ya düzen mi düzdüler
perdelerin tel tel edip üzdüler
tellerini sırmadan mi süzdüler
allı da durnamtelli de durnam
sinem de yarelendi mi
yoksa ciğerlerin parelendi mi
çözüp gider bir gözleri sürmeli
hay hay çözüp gider bir gözleri sürmeli
karacoğlan der ki geçti ne fayda
bir vefa kalmadı ok ile yayda
gine yeşerdi fındık dalları
ordu-muhsin tercan-nurettin çamlıdağ
gine yeşerdi fındık dalları
acep ne olacak yarin halları
dalgalanıyor pembe şalvarı
kız allan pullan gel gel gel yanıma
beyaz kollarını dola boynuma
tabya başında kızlar yan yana
içlerinden biri göz etti bana
nur olsun seni doğuran ana
kız allan pullan gel gel gel yanıma
beyaz kollarını dola boynuma
fındık dalları yerlere değer
yarin bakışları kalbime değer
ölürüm seni almazsam eğer
kız allan pullan gel gel gel yanıma
beyaz kollarını dola boynuma
gitme bülbül bahar erişti
konya-çopur ahmet-muzaffer sarısözen
gitme bülbül gitme bahar erişti ney ney
gonca gülleri maverdesin kavuştur
a bülbül bülbül bülbül ney
sılada sevdiğim aklıma düştü ney ney
çekilmez gurbetın a cefası bülbül
bahar eyyamında bülbül sesınden ney ney
çıkarır percemın fınor fesınden
hoşlandım yarimin gül nefesınden ney ney
çekilmez gurbetin cefası bülbül
gitme turnam
gitme turnam bizim elden
dön gel mevlayı seversen
ayrılık ölümden beter
dön gel mevlayı seversen
gitme turnam vuracaklar
kanadını kıracaklar
beni yarsız koyacaklar
ikrar verdim dönülür mü
ismim ağza alınır mı
yarsız devran sürülür mü
dön gel mevlayı seversen
gitme gidenlerinen (şu boyda)
yozgat-faiz civelek-sabri saygılı-muzaffer sarısözen
(şu boyda) gitme gidenlerinen
(şu boyda) boyu fidanlarınan
(şu boyda) n'olur bir selam gönder
(şu boyda) gelip gidenlerinen
(şu boyda) gidiyom gidemiyom
(şu boyda) sevdim terkedemiyon
(şu boyda) sevdiğim pek küçücek
(şu boyda) bırakıp gidemiyom
(şu boyda) dam başında pıtırak
(şu boyda) gelin kızlar oturak
(şu boyda) ne oturak ne durak
(şu boyda) satılakta kurtulak
gitme hamdim gitme bre oğlum
rumeli-hüseyin yaltırık
gitme hamdim gitme bre oğlum sen bugün oduna
kafir şumar çıkacak oğlum senin yoluna
giderim giderim bre annem yol uzun bitmez
kafir şumar'ın kurşunundan geriye dönelmez
nişan yağlicını bre annem beline bağlayıver
neler olmuş hamdi'me deyip başımda ağlayıver
hamdi'nin odunlarını kimler yakacak
kara gözlü fatime'yi kimler saracak
yayla düzünde bre annem odun var mıydı
hamdı şumar'ın uracağından haberin var mıydı
gitti canımın cananı
şanlıurfa-cemil cankat-nida tüfekçi
gitti canımın cananı (ah le canım vahle canım uy canım)
beni bıraktı yaralı (ah le canım vahle canım uy canım)
ben bu dertten ölür isem
kızlar kazsın mezarımı
doktor gelse tabib gelse
çare bulunmaz derdime
gökteki yıldızları
gökteki yıldızları da pay edelim kızları
aldılar güzelleri kaldı yaramazları
gökte uçan kuşlara da arkadaş olamadım
uçan kuş yuva yaptı kuş kadar olamadım
uçan kuş tutulur mu da sevda unutulur mu
can çöktü boğazıma ağlasam yutulur mu
gökte yıldız ay misun
rize-hasan sözeri-cemile cevher
gökte yıldız ay misun da
kemençeme yay misun
alsam seni elime ssst ssst
baksam çalayi misun
kemençeme tel misun da
derdimi bilir misun
hayda gidelim desem ssst ssst
benimle gelir misun
kemençeme tel misun da
sen benim neyim isun
çok bakayusun bana ssst ssst
beni yiyecek misun
kil olsa çubuk olsa da
kemençeme yay olsa
sarsak birbirimizi ssst ssst
kimseler uyanmasa
göl başına vardım
adıyaman-ragıp binzat
göl başına vardım gülleri çoktur
güzeller geliyor sevdigim yoktur
uy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni
göl başına vardım tren duruyor
annem beni gurbet ele yolluyor
uy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni
bu derenin alıcından burcundan
bana gelsen ölür müydün acından
uy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni
gönlümüze yar düşünce
musa eroğlu
doğruya nazar eğleriz
biz eğri nazar bilmeyiz
nakt ile pazar eğleriz
veresi pazar bilmeyiz
hak'tır sevdiğimiz bizim
hak'tır övdüğümüz bizim
boyun eğdiğimiz bizim
hak'tan özge yar bilmeyiz
sazımızı elem aldı
namusu deryaya saldı
aşk ile meydana geldik
zincir ile dar bilmeyiz
muhittin abdal coşunca
çiğler özünde pişince
gönlümüze yar düşünce
biz sabrı karar bilmeyiz
gönlüm senin esirin
kars
gönlüm senin esirin kalbim senindir yar
insaf eyle o söze meni gel dindir yar
söyle nedir bu edalar bu işve bu naz
geder ay gız bu gözellik sana da kalmaz
yalgızam yalgız
gel beni dertlere salan yakan vefasız
söyle nedir bu edalar bu işve bu naz
geder ay gız bu gözellik sana da kalmaz
dağlar başı dumandır aman allah yar
ayrılığın ölümden mene yamandır yar
gönül dağı
kırşehir-neşet ertaş
gönül dağı yağmur yağmur boran olunca
akar can özümden sel gizli gizli
bir tenhada can cananı bulunca
sinemi yaralar yar oy yar oy dil gizli gizli
dost elinden gel olmazsa varılmaz
rızasız bahçanın gülü derilmez
kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
gönülden gönüle yar oy yar oy yol gizli gizli
seher vakti garip bülbül öterken
kirpiklerin oku yar yar cana batarken
cümle alem uykusunda yatarken
kimseler duymadan yar oy yar oy gel gizli gizli
gönül gel seninle
erzincan-ali ekber çiçek
gönül gel seninle muhabbet edelim
araya kimseyi alma sevgilim alma sevgilim
ya benim kimim var kime yalvarayım
kaldır kalbindeki karayı gönül
solmazsa dünyada güzeller solmaz
bu dünya fanidir kimseye kalmaz
yalan dolan ile sofuluk olmaz
mümin olan bekler sırayı gönül
derviş ali’m öğüt verir özüne
gönül lütfeyledi geldi sözüne geldi sözüne
azrail konarsa göğsün düzüne
o zaman görürsün karayı gönül
gönül gurbet ele varma
gaziantep-hüseyin kırmızıgül-muzaffer sarısözen
gönül gurbet ele varma
ya gelinir ya gelinmez
her güzele gönül verme
ya sevilir ya sevilmez
gel ey her güzele gönül verme ya sevilir ya sevilmez
gel güllü'm gel gel tellim gel gel nazlım gel
gel ey gel ey gel ey gel ey ey
has bahçenin nar ağacı
kimi tatlı kimi acı
zalim derdimin ilacı
ya bulunur ya bulunmaz
deryalarda yüzer bahri
doldur ver içeyim zehri
zalim gurbet elin kahrı
ya çekilir ya çekilmez
karacaoğlan düşse yola
bülbül figan eder güle
güzel sevmek sarp bir kale
ya çekilir ya çekilmez
gönül yaralı turnam
ey ağalar böyle m’olur
hali yardan ayrılanın
iner ovayı dolanır
seli yardan ayrılanın
turnam gönül yaralı turnam
dağdan turnalar çekilir
iner ummana dökülür
onbeş yaşında bükülür
beli yardan ayrılanın
gurbet elde bir hal geldi başıma
erzincan-ali haydar çiçek-ali ekber çiçek
gurbet elde bir hal geldi başıma
ağlama gözlerim mevla kerimdir
derman arar iken derde düş oldum
ağlama gözlerim mevla kerimdir
huma kuşu suya düştü ölmedi
dünya sultan süleyman'a kalmadı
dedim yare gidem nasip olmadı
ağlama gözlerim mevla kerimdir
kağıda yazarlar ufak yazılar
anasız olur mu körpe kuzular
yürek yaralıdır ciğer sızılar
ağlama gözlerim mevla kerimdir
pir sultan abdal’ım böyle buyurdu
ayrılık donları biçti giydirdi
ben ayrılmaz idim felek ayırdı
ağlama gözlerim mevla kerimdir
gurbette ömrüm geçecek
gurbette ömrüm geçecek
bir daracık yerim de yok
oturup derdim dökecek
bir vefalı yarim de yok
aman bir vefalı yarim de yok
dünya diyorlar ki fani
toprak alır şirin canı
hastalandım ilaç hani
bir acı su veren de yok
aman bir acı su veren de yok
gülebilmez
kars
seni kalbimde gezdirip her an
eşkimiz bilmesin dedim hicran
ala gözlü yarim menim kimse bilmir
senin aşkınla ay aman ağladım güldüm
gülebilmez gülüm bahar sensiz
üreğim od tutup yanar sensiz
dönmerem heç sözümden ey canan
getme bir an gözümden ey canan
senden ilham alar menim könlüm
seni menden inan gözelim ayırmaz ölüm
güle yel değdi
hasret gültekin
güle yel değdi güneş olursa
cana ten değdi ateş olursa
oy beni beni beni kanlar otağı
oy beni beni beni dertler ortagı toprak
bir bak şu göğe umut doludur
bulandı kanar zulüm yoludur
güvercin uçuverdi (misket)
ankara-mehmet hulisi koçer-muzaffer sarısözen
güvercin uçuverdi
kanadın açıverdiben yandım aman
el oğlu değil miaman aman
sevdi de kaçıverdi
daracık daracık sokaklar kızlar misket yuvarlar
kızlara sıra vermiyor kocaman kocaman karılar
oy farfara farfara ateş düştü şalvara
ağzım dilim kurudu kız yalvara yalvara
güvercinim uyur mu
çağırsam uyanır mıben yandım aman
sen orada ben burdaaman aman
buna can dayanır mı
a benim hacı yarim başımın tacı yarim
eller bana acımaz sen bari acı yarim
deniz susuz olurmu dibi kumsuz olur mu
ben mühtüye danıştım yiğit yarsız olur mu
güzel ne güzel olmuşsun
kahramanmaraş-aşık yanık mehmet-muzaffer sarısözen
güzel ne güzel olmuşsun
görülmeyi görülmeyi
siyah zülfün halkalanmışaman aman
örülmeyi örülmeyi
mendilim yuğdum arıttım
gülün dalında kuruttum
adin ne idi unuttumaman aman
sorulmayı sorulmayı
seğirttim ardından yettim
eğildim yüzünden öptüm
adın bilirdim unuttumaman aman
çağırmayı çağırmayı
benim yarim bana küsmüş
zülfünü gerdana dökmüş
muhabbeti benden kesmişaman aman
sevilmeyi sevilmeyi
çağır karacaoğlan çağır
taş düştüğü yerde ağır
yiğit sevdiğinden soğuraman aman
sarılmayı sarılmayı
güzelliğin on par'etmez
sıvas-aşık veysel
güzelliğin on par'etmez
bu bendeki aşk olmasa
eğlenecek yer bulamaz
gönlümdeki köşk olmasa
tabirin sığmaz kaleme
derdin dermandır yareme
ismin yayılmaz aleme
aşklarda meşk olmasa
kim okurdu kim yazardı
bu düğümü kim çözerdi
koyun kurt ile gezerdi
fikri başka başk'olmasa
güzel yüzün görülmezdi
bu aşk bende dirilmezdi
güle kıymet verilmezdi
aşık ve maşuk olmasa
senden aldım bu feryadı
bu imiş dünyanın tadı
anılmazdı veysel adı
o sana aşık olmasa
güzel seni çok özledim
bir mendil aldım dereden
yolum geçmez yar buradan
binbir derdim var yaradan
güzel seni çok özledim
üç ay oldu yol gözlerim
hakikattir bu sözlerim
haber gelir mektup ile
mektup değil bu bir sille
severisen beni dinle
bahar çiçek açar dağda
ömür geçer hep bu yolda
beni gönlüm değil malda
hacel obasını engin mi sandın
sıvas-şarkışla-ihsan öztürk
hacal obası’nı engin mi sandın
ayağında potini var zengin mi sandın
her olur olmazı canım dengin mi sandın
ay da doğdu göremedim yar seni
merdivenden tıkır mıkır inişin
çığırdaşır altın ile gülüşün
önce söz verişin yavrum sonra gidişin
ay da doğdu göremedim yar seni
tren gelir acı acı seslenir
yağmur yağar terenteler ıslanır
zalim anan duyar duyar bize herslenir
ay da doğdu göremedim yar seni
suya gider bir incecik yolu var
sıktırmış kemeri ince beli var
söylerim söylemez tatlı dili var
ay da geçti göremedim yar seni
hal yaman oldu
yavuz top
sen bu ellerden gideli yar bu ellerden gideli
hal yaman oldu el yaman oldu gel yaman oldu
kimse sormadı halimi
el yaman oldu hal yaman oldu gel yaman oldu
garip olduğum bildiler kolum kanadım kırdılar
bakıp halime güldüler
el yaman oldu hal yaman oldu gel yaman oldu
yıllardır haber gelmedi sensiz hiç yüzüm gülmedi
gayrı tahammül kalmadı
hal yaman oldu gel yaman oldu el yaman oldu
halil ibrahim
dursunali akınet-selahattin aygün
dağda kızıl ot biter içinde keklik öter
eşkıyadan da beter uslan be halil ibrahim
kıvırcık saçlarına kar düşmüş uçlarına
dağın yamaçlarına yaslan be halil ibrahim
derede su durulur daldan köprü kurulurer
yerine vurulur aslan be halil ibrahim
kıvırcık saçlarına kar düşmüş uçlarına
dağın yamaçlarına yaslan be halil ibrahim
müfreze dağı sarar dağda kaçaklar arar
geçit vermez kayalar hızlan be halil ibrahim
halimi arzettim dağlara daşa
çorum-ali ihsan erdoğan-sadettin gürhan
muhannetin gahzı elin derdine
(efendim aloğlu gül yüzlüm piroğlu)
dayanılmaz acı tatlı zehriye
(sevdiğim efendim)
goca gızılırmak fırat nehrine
dedim götürmüyor bu gam yükünü
aşık haydar derki bu ahır çağı
bilenmiş geliyor ecel bıçağı
gök yüzünde uçan posta uçağı
dedim götürmüyor bu gam yükünü
halkalı şeker şam fıstık
eskişehir-satılmış kılıç-ahmet yamacı
halkalı şeker şam fıstık aman araplar gara gılçık
eğer beni seversen aman al bohçanı yola çık
halkalı şeker hasiretlik çeker
çok salınma güzel yarim
cahilim aklim gider
ben bu yerde haneyim aman yel vurmuş pervaneyim
gidin soylen o yare amanın derdinden divaneyim
galabak dereleri aman yayılır develeri
kalkıda vermiş oynarlar amanın şu gırka efeleri
hanaylar yaptırdım döşetemedim
kıbrıs-refia berkap-nida tüfekçi
hanaylar yaptırdım döşetemedim
çifte kumruları eş edemedim
zalim felek ile baş edemedim
konma bülbül konma çeşme başına
bu gençlikte neler geldi başıma
hanaylar yaptırdım yüceden yüce
içine yatmadım üç gün üç gece
kurbanlar keserim gördüğüm gece
hangi bağın bağbanısın
diyarbakır-ramazan şenses-ahmet yamacı
hangi bağın bağbanısan gülüsen gülüsen
aldın aklım ettin beni deli sen aman
yüz yıl geçse gene benim malımsan malımsan
isterem ki bir gün evvel gelesen aman
öldüm bittim eridim kül oldum aman
o senin aşkın elinden eridim aman
sesin aldım yüzün gördüm ayıldım aman
diyarbakır etrafında bağlar var bağlar var
fitil işler yüreğimde yara var aman
sen gidersen benim başka kimim var kimim var
isterem ki bir gün evvel gelesen aman
ham meyvayı kopardılar dalından
ham meyvayı kopardılar dalından
beni ayırdılar nazlı yarimden
eğer yarim tutmaz ise salımdan
onun için açık gider gözlerim
uzun olur gemilerin direği
yanık olur aşıkların yüreği
ne sen gelin oldun ne ben güveyi
onun için açık gider gözlerim
benim yarim yaylalarda oturur
ak ellerin soğuk suya batırır
demedim mi nazlı yarim ben sana
çok muhabbet tez ayrılık getirir
harman yeri sürseler
şanlıurfa-hilmi ersoy-muzaffer sarısözen
harman yeri sürseler
oy sanem yerine gül ekseler
esmer gaday ben alim
bahtılı gız başına
oy sanem sevdiğine verseler
esmer gaday ben alim
harman yeri yas yeri
oy sanem yavaş yeri hoş yeri
esmer gaday ben alim
gel beraber gezelim
oy sanem sevdigim gitme geri
esmer gaday ben alim
hasret kimseye kalmasın
içel
telli turnam selam götür
sevdiğimin diyarına
üzülmesin ağlamasın
belki gelirim yarına cananıma
hasret kimseye kalmasın
sevdalılar ayrılmasın
ben yandım eller yanmasın
sevdanın aşkın narına cananıma
gönüle hasret yazıldı
sevgiye mezar kazıldı
iki damla yaş süzüldü
gözlerimin pınarına pınarına
hastane önünde incir ağacı
yozgat-akdağmadeni-nida tüfekçi
hastane önünde incir ağacı annem ağacı
doktor bulamadı buna ilacı anem ilacı
baş tabip geliyor zehirden acıannem vay acı
garip kaldım yüreğime dert oldu annem dert oldu
ellerin vatanı bana yurt oldu annem yurt oldu
mezarımı kazın bayıra düzeannem vay düze
yönünü çevirin sıladan yüzeannem vay yüze
benden selam söylen sevdiğinizesevdiğinize
başına koysun kareler bağlasın annem bağlasın
gurbet elde kaldım diye ağlasın annem ağlasın
hata benim
neset ertaş
bilemedim kıymatını kadrini
hata benim günah benim suç benim
eliminen içtim derdim zehrini
hata benim günah benim suç benim
birgünden bir güne sormadım seni
körümüş gözlerim görmedim seni
boşa mecnun eylemişim ben beni
hata benim günah benim suç benim
bilirim suçluyum gendi özümde
gel desem gelirdin benim izimden
her ne çekti isen benim yüzümden
hata benim günah benim suç benim
sana karşı benim bir sözüm yoktur
haklısın sevdiğim kararım haktır
garibim derdimin dermanı yoktur
hata benim günah benim suç benim
hatçam çıkmış gül dalına
afyon-saffet uysal-talip özkan
hatçam çıkmış da(aman da) gül dalına
(amanın hatçam çıkmış da gül dalına
güller sokunmuş hatçam da gerdanına
gitme dedim hatçam da odun dağına
(amanın)gitme dedim hatçam da odun dağına
çıkan çogolur hatçam da senin yoluna
uyma dedim hatçam da eller sözüne
(amanın) uyma dedim hatçam da eller sözüne
oynadırlar seni hatçam da curayınan sazınan
havada turna sesi gelir
kütahya
havada turna sesi gelir kanadı kırma
ağzı dolu yem getirir şeker ile hurma
git güzel karşımda bir tanem ağlayıp durma
aç kapıyı nazlı yarim ben geliyorum
burma da burma duman tüter dağın belinden
okunmadık fermanım var düşman elinden
bunu da yazan yanlış yazmış sarhoş halinlen
gönder a yarim ben yazayım zülfün telinden
hayatları değer mi
şanlıurfa-ahmet yılmaztaş-bedirhan kırmızı-yavuz tapucu
hayatları değer mi
şu gelen yar değil mi?
sakıplar'dan üç güzel
biri esref değil mi
aman esref canım esref
uykudan uyattın beni kana boyattın beni
hayatlarında durdum
aradım yari buldum
çuha şalvarı al mintanı
esref'ime vuruldum
gele mi yar gele mi
o yar bize gele mi
seni sevdim seveli
oldum gönül veremi
haydar haydar
ali ekber çiçek-erzincan
ondörtbin yıl gezdim pervanelikten
sıtkı ismin duydum divanelikten
içtim şarabını mestanelikten
kırkların ceminde dara düş oldum
haydar dost dara düş oldum
gürülü naci’ye özümü kattım
insan sıfatından çok geldim gittim
bülbül oldum gülde bağında öttüm
bir zaman gül için zara düş oldum
hazreti şahın avazı
pir sultan abdal-sıvas
hazreti şahın avazı
turna derler bir kuştadır
asası nil deryası’nda
hırkası bir derviştedir
haydar haydar canım haydar
haydar haydar pirim haydar
nil deryası umman oldu
sarardı gül benzim soldu
bakışı aslanda kaldı
gülüşü hala koçtadır
nerde pir sultan’ım nerde
özümüz asılı darda
yemenden öte bir yerde
daha düldül savaştadır
hekimoğlu derler benim aslıma
ordu-fatsa-kadir inanır-ümit tokcan
hekimoğlu derler benim aslıma
aynalı martin yaptırdım da (narinim) kendi neslime
hekim oğlu derler bir küçük uşak
bir omuzdan bir omuza (narinim) on arma fişek
konaklar yaptırdım mermer direkli
hekimoğlu dediğin de (narinim) aslan yürekli
konaklar yaptırdım döşetemedim
ünye fatsa bir oldu da(narinim) baş edemedim
ünye fatsa arası ordu'da kuruldu
hekimoğlu dediğin (narinim) o da vuruldu
hel hele verin geline
kerkük-abdülvahit kuzecıoglu-nida tüfekçi
hel hele verin geline
deste gül verin geline
altın kemer bağlamış
gelin ince beline
elinde terazi var
cebinde çerezi var
alêmlen oynar güler
benimle garezi var
(baba) kapıdan geçti yarim
yaramı deşti yarim
uydu eller sözüne
menden vazgeçti yarim
(baba) kapının ayrığından
tanıram yağlığından
günde yüz gelin geçer
yüreğim yandığından(baba)
hele yar
diyarbakır-celal güzelses-izzet altınmeşe
hele yar yar zalim yar
hayin yar kafir yar çapkın yar
le le leylim le yar
ne zalimsin yarim
ben sana kurbanım
yüzüne hayranım
sevgili sultanım
yarın akşam sizde
ben sana mehmanım
seni görmemişem
yamandır ahvalım
hele yar yar zalim yar
hayin yar kafir yar çapkın yar
le le leylim le yar
çağırdım yarim yarim
gel bana sinem sarım
söyle anan kimdir
gidim ona yalvarım
hem okudum hem yazdım
çorum-ali ciyez-muzaffer sarısözen
hem okudum hemi yazdım
yalan dünya senden bezdimof
dağlar koyağını gezdim
yiten yavru bulunur muof
el yazıya el yazıya
duman çökmüş çöl yazıyaof
kurban olam kurban olam
beşikte yatan kuzuya vay
el veriyor el veriyor
orta da direk bel veriyorof
döndüm baktım sağ yanıma
mehmetçikler can veriyor vay
her gün sarhoş
aydın-aydın lisesi öğrencileri-nida tüfekçi
her gün sarhoş her gün sarhoş şu aydın’ın uşağı
al kanlara boyanmış da ibrişim kuşağı
aman ya ne yoktur çare eller ağlar ne çare
ay bey oğlu vay bey oğlu yandı yandı kül oldu
ne olduysa bana oldu güzel sana ne oldu
aman ya ne yoktur çare eller ağlar ne çare
ay mı doğdu gün mü doğdu pınarbaşı köşküne
sen doldur da ben içeyim nazlı yarin aşkına
aman ya ne yoktur çare eller ağlar ne çare
hey erenler pazarım var
nejat birdoğan(kul cevri)-musa eroğlu
hey erenler pazarım var
hal ehline hal satarım
terazim tartım bulunmaz
doyumuna bal satarım
tezgah üstü söz söylerim
sözümü gülle peylerim
aslı sitemi neylerim
ben dikensiz gül satarım
erenler bir pazar kurdum
hak hak dedim döndüm durdum
aşkın mühürünü vurdum
aşk zarfına pul satarım
ben sarrafım inci düzdüm
gevher denizinde yüzdüm
akıl süzgecinden süzdüm
cevri akıl kul satarım
hey on beşli
tokat-hamdi tüfekçi-nida tüfekçi
hey on beşli on beşli
tokat yolları taşlı
onbeşliler geliyor
kızların gözü yaşlı
aslan yarim kız senin adın hediye
ben dolandım sen de dolan gel beriye
fistan aldım endazesi on yediye
giderim ilinizden
kurtulam dilinizden
yeşil bas ördek olsam
su içmem gölünüzden
gidiyom gidemiyom
sevdim terk edemiyom
sevdigim pek gönüllü
gönlünü edemiyom
hış hışı hançer boynuma
gaziantep-azmi körükçü-msarısözen
hış hışı hançer boynuma le le
sürmeli kızlar yanıma
ben halayın başıyam le le
incirli küpe taşıyam
çekin halay dizilsin le le
mahmur gözler süzülsün
ben halayın başıyam le le
incirli küpe taşıyam
hızır paşa
pir sultan abdal-sıvas
hızır paşa bizi bizi berdar etmeden
açılın kapılar şaha gidelim
siyaset günleri gelip çatmadan
açılın kapılar şaha gidelim
yıkılın zindanlar dosta gidelim
kalenin kapısı taştan demirden
yanlarım çürüdü yaştan yağmurdan
bir kimsem yoktur ki dostu çağıram
pir sultan’ım eydür yar yar mürvetli şahım
yaram baş verdi sızlar cihergahım
arşa direk direk çıkmıştır ahım
huma kuşu yükseklerden seslenir
erzurum-hulusi seven
huma kuşu yükseklerden seslenir
yar koynunda bir çift suna beslenir
sen ağlama kirpiklerin ıslanır
ben ağlimki belki gönül uslanır
sen bağ olki ben bahçende gül olim
layıkmıdır yanim yanim kül olim
sen bey olki ben kapında kul olim
koy desinler buda bunun kuludur
ığdır'ın al alması
ığdır-yusuf yıldırım-kçiftçi-nergin-muzaffer sarısözen
ığdırın al alması ay balam
yemeye bal alması
yar gelenden sonra
yaremin sağalması ölürem
ölürem yar yetimem yar
yetimem yar yar ay balam
ayı sevirem yar sevirem
yar sevirem yar yar
ığdır'dan alma aldım ay balam
yarimi yola saldım
var gedenden sonra
ayva gibi sarardım
deryada deryalıklar ay balam
suda oynar balıklar
ne bu sevda olaydı
ne de bu ayrılıklar
ığdır'ın yolları daşdı
ığdır-turan zorlu-ahmet yamacı
ığdır'ın yolları daşdı menim yarim (ay balam) galem gaştı
niye menden uzaklaşdı
harda galdı av balam menim yarim
gara gözüm av balam vefakarım
sular gelir aka aka
men galmışam (ay balam) baka baka
indi gele burdan çıka
menim ela gözlü yarim
ığdır'ın yolları beşem gözlemektir (ay balam)
yarı peşem üç av oldu görmemişem
harda galdı av balam menim varım
gara gözlüm av balam vefakarım
ığıkı'nin dört etrafı bahçalar
elazığ-izzet yetiş-nida tüfekçi
ığiki'nin dört etrafı bahçalar
yar oturmuş pencerede def çalar
bohçalar havar yarim bohçalar
hovardalar kendi kendin parçalar
hey ağalar ben vuruldum yürekten
benim içün tabip gelsin hüvek'ten
ığıkı'nın dört etrafı meteris
meteristen çüfte gurşun atarız
üç kardaşız bir aleme yeteriz
ılgaz'a gittik tazu'ya
kastamonu-ihsan ozanoğlu
ılgaz'a gittik tazu'ya anı da saldı yazuya
bakdın mı gara yazuya
a dağlarda kalan oğlum
çam dibinde buvan oğlum
altuna yayduğu pürler üstüne şalını bürler
çamlar acı acı gürler
ılgım sılgım geliyor nereden
manisa-soma-tarhala-yöre ekibi-nkaya-sözdemir-myazıcıoğlu
ılgım sılgım geliyor nereden
her vanları görünmüyor bereden
kaşın değil gözün beni del'eden
ben dünvama doymadım dostlar duymasın
benim halım şu sılada kalmasın
demirciler demir döver tunç olur
sevip sevip ayrılması güç olur
ben gidersem senin halın nic'olur
ılgıt ılgıt esen seher yelleri
tunceli-nesimi çimen-süleyman yıldız
ılgıt ılgıt esen seher yelleri
doğru gelir doğru gider mi (yar yar)
hakkın emri ile çürüyen canlar
bin yıl yerde yatsa çürür mü (yar yar)
pazarlık mı olur adil dükkanda
mevl-i muhabbetim de kaldı yar sende
bu divan olmazsa ulu divanda
dost benim sualim verir mi (yar yar)
bahçede açılmış yar gonca güller
gülün figanından sefil bülbüller
aşuktan maşuğa da sarılan kollar
bin yıl yerde yatsa çürür mü (yar yar)
abdal pir sultan'ım da kalbi zar olan
döner mi sözünden gerçek yar olan
senin gibi aht-ı sadık yar olan
verdiği ikrardan döner mi (yar yar)
iki keklik bir kayada ötüyor
balıkesir-mustafa sarı-muzaffer sarısözen
iki de keklik bir kayada ötüyor
ötme de keklik derdim bana yetiyor aman aman yetiyor
annesine kara da haber gidiyor
yazması oyalı kundurası boyalı
yar benim aman aman yar benim
uzun da geceler yar boynuma sar benim
aman aman sar beni
iki de keklik bir derede su içer
dertli de keklik dertsizlere dert açar aman aman dert açar
ona yanık sevda derler tez geçer
iki büyük nimetim var
neset ertaş
iki büyük nimetim var biri anam biri yarim
ikisine de hörmetim var biri anam biri yarim
ana deyip de geçilmez o yar anadan seçilmez
ikisine de kıymet biçilmez biri anam biri yarim
birisi var etti beni birisi yar etti beni
ikisinin de birdir yari biri anam biri yarim
iki dağın arasında kalmışam
şanlıurfa-mehmet özbek-mehmet özbek
iki dağın arasında kalmışam
bülbül kimin daldan dala konmuşam
ne gün görüp ne miraz almışam
ana beni bu zalımlar vurdular oy
vurdular da alkanlara koydular oy
mezar arasında harman olur mu
kama yarasına derman olur mu
osmanı vuranda iman olur mu
yıkılır mı hastane binası
sarılır mı genç osmanın yarası
sende kama bende sevda yarası
ilme değer verdim
aşık ibreti
ilme değer verdim uykudan kalktım
sarık seccadeyi elden bıraktım
vaizin her gün ki vaazından bıktım
ramazanı sele verdim de geldim
aklım ermez ahret eğlencesine
saygım var ilimin gerçek sesine
hayal cennetinin boş bahçesine
yobaz sürüsünü sürdüm de geldim
ibreti emelim insana hizmet
eşim bana huri evim de cennet
cahil cukaraya edemem minnet
bütün zincirleri kırdım da geldim
ince giyerim ince
tekirdağ-sadet karaca-muzaffer sarısözen
ince giyerim ince pembe yakışır gence
insan bir hoş oluyor sevdiğini görünce
of sen yana ben cama
ikimizin resmini çıkarsınlar yan yana
derelerin çakılı nerden aldın akılı
döne döne oynuyor ağabeyimin çakırı
dereler çakıl taşlı ördekler yeşil başlı
benim sevdiğim dilber al yanak kalem kaşlı
ince memed
ince memed toroslar’dan gürledi
buhurcular kulak verip dinledi
onyedi kurşunu yedi ölmedi
dayan ince memed
dayan n’idelim gardaş n’idelim oy
tut elimden ince memed
gidelim dağlar gidelim oy
kıratın boynunda püsküllü koza
kanlarım damladı çimene toza
kurtulursam eğer sorarım size
buhurcular bölük bölük geldiler
atlarımı delik delik deldiler
duvarın dibinde resmim aldılar
ak kağıt üstünde
tanıyın beni gardaş n’idelim oy
dayan ince memed dayan
n’idelim gardaş n’idelim oy
tut elimden ince memed
gidelim dağlar gidelim oy
indim dere ırmağa
artvin
indim dere ırmağa (hoy nanayda cilveloy nanayda)
zeytin dalı kırmağa
seni zalımın kızı
geldim seni almaya
nayda nayda nayda nahoy nanayda
cilveloy nanayda
derenin kenarına
koydum sarı yılanı
seni gavurun kızı
dedin bana yalanı
indim dere ırmağa
peştamalını buldum
bilsem o onun idi
ona bir sarılırdım
indim yarin bahçesine
kars
indim yarin bahçasına çiçekler açmış
o yar menim yüreğime yaralar saçmış
gel güzelim gel sevirem seni
gel gel menim yarim sevirem seni yar
eğer kısmetim olarsan alaram seni yar can
indim yarin deryasına gemi olmadı
genç yaşımda bir yar sevdim menim olmadı
insan kısım kısım
sıvas-ali delice
insan kısım kısım hey hey yer damar damar
kaşların nameli yüzlerin kamer yüzlerin kamer
ince bel üstüne yar yar olayım kemer
yakışır bellere canan sar beni beni
değişmiş rengini canan olmuş üveyik
şahine benziyor gözlerin rengi gözlerin rengi
sen bir avcı ol da yar yar ben olam geyik
doldur tüfeğini hey hey vur beni beni
insan olmaya geldim
nimri dede-arif sağ
ikilik kinini içimden atıp
özde ben bir insan olmaya geldim
taht kuralı ariflerin gönlüne
sözde ben bir insan olmaya geldim
serimi meydana koymaya geldim
meğerse aşk imiş canın mayası
ona mihrabımış kaşın arası
hakkın işlediği kudret boyası
yüzde ben bir insan olmaya geldim
bütün mürşidlerin tarif ettiği
sadıkların menziline yettiği
enmiyanın evliyanın gittiği
izde ben bir insan olmaya geldim
ben de bir zamanlar baktım bakıldım
nice yıllar bir kemende takıldım
o aşkı mecazla yandım yakıldım
közde ben bir insan olmaya geldim
süregeldim aşk meyini içerek
her bir akı karasından seçerek
varlık dağlarını delip geçerek
düzde ben bir insan olmaya geldim
gör ki nimri dede şimdi neyleyi
gerçek aşkı her gönüle söyleyi
her türlü sefaya veda eyleyi
sazda ben bir insan olmaya geldim
ipek mendil dane dane
sıvas-nuri üstünses-muzaffer sarısözen
ipek mendil dane dane yuğdular serdiler güle
ana oğlunu yuğdular başucunda döne döne
gülüm oy oy yavrum oy oy
evlerin önü arpa kırat gelir kırpa kırpa
benim yavrum hastalanmış kuru yerde yata yata
gülüm oy oy yavrum oy oy
evlerinde var makine derdimi dökeyim kime
benim yavrum hastalanmış götürmemişler hekime
gülüm oy oy yavrum oy oy
nasıl edek nereye gidek derdimizi kime diyek
suçu yalnız insan sevmek gülüm oy oy yavrum oy oy
evlerinin önü yonca yonca çıkmış dam boyunca
bu yoncayı kim biçecek celal oğlan olmayınca
gülüm oy oy yavrum oy oy
ireyhan eker misin
sıvas-sırrı sarısözen-muzaffer sarısözen
ireyhan eker misin(lili yar)
balınan seker misin(lili de lili yar)
dünyada ettiğini(lili yar)
ahrette çeker misin(lili de lili yar)
karanfil oylum oylum(lili yar)
geliyor servi boylum(lili de lili yar)
servi boylum gelince(lili yar)
sen olur benim gönlüm(lili de lili yar)
karanfil olacaksın(lili yar)
sararıp solacaksın(lili de lili yar)
ben hakime danıştım(lili yar)
sen benim olacaksın(lili de lili yar)
istanbul'a ısmarladım fesimi
ağrı-karaköse-muzaffer acarbay-muzaffer sarısözen
istanbul'a ısmarladım fesimi
ben ölürsem kimler tutar yasımı
istanbul'a ısmarladım yar gele
altun kemer ince bele dar gele
istanbul'a ısmarladım makine
ben ölürsem kimler gider hekime
istanbul'a saz yolladım yar geldi
burdur-aziziye köyü-emine kalkan-ahmet günday
istanbul'a saz yolladım yar geldi (aman aman)
parlak potin ak topuğa (aman) dar geldi (hey)
sevip sevip ayrılması zor geldi (aman aman)
uyan a sevdiğim sabahlar oldu hey
bizim kavuşmamız mahşere kaldı hey
mayhoş m'olur aziziye'nin kirazı (aman aman)
yağlık yağlık gelir de yarın çerezi (hey)
nere varmış ülker ile terezi (aman aman)
ülker teraziyi fark edemedim hey
yarım yangın imiş fark edemedim hey
istanbul'dan gelir kayık
istanbul-üsküdar-hayriye temizkalp-muzaffer sarısözen
istanbul'dan (hanımım aman) gelir kayık
içi dolu (hanımım aman da) serhoş ayık
bulamadım (hanımım aman) kendime layık
ufacık tefecik (hanımım aman da) konuşalım
beyoğlu'nda (güzelim aman da) buluşalım
istanbul'da (hanımım aman) aynalı çarşı
dükkanları (hanımım aman da) karşı karşı
ne istersin (güzelim aman) işte çarşı
istanbul'dan üsküdara yol gider
istanbul-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
istanbuldan üsküdara yol gider yol gider çavuş yol gider
hanımlara deste deste gül gider gül gider çavuş gül gider
yandım çavuş yandım senin elinden
elinden çavuş elinden
çok sallanma kasatura da fırlar belinden
belinden çavuş belinden
istanbulla üsküdarın arası arası çavuş arası
yaktı beni kaşlarının karası karası çavuş karası
istanbuldan üç mum aldım yakmağa
yakmağa çavuş yakmağa
yakıp yakıp yar yüzüne bakmağa
bakmağa çavuş bakmağa
istanbul'un etirafı meteris
trabzon-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
istanbul'un etirafı meteris
meterisden telli de kurşun atarız
üç kardaşız bir orduya yeteriz
of ayrılık yenilede büktü belimi
seferberlik ne yamanca yıktın evimi köyümü
vara vara vardım balkan aresi
bu hasretlik var mıda bunun çaresi
sende sevda bende kurşun yarası
istanbul'un konakları köşeli
kütahya-ahmet çavuş-muzaffer sarısözen
istanbul'un konakları köşeli (aman aman)
dışı da mermer içi de halı döşeli
alt'ay oldu ben bu derde düşeli (aman aman)
aman aman avcu avun da olayım vur beni
efendimsin terk edemem ben seni
istanbul'dan üç mum aldım yakmaya(aman aman)
yakıpda yakıp yar yüzüne bakmaya
tez başladı yarim benden bıkmaya (aman aman)
işte gidiyorum çeşm-i siyahım
kahramanmaraş-aşık mahzuni şerif
işte gidiyorum çeşm-i siyahım
önümüze dağlar sıralansa da
sermayem derdimdir servetim ahım
karardıkça bahtım karalansa da
haydi dolaşalım yüce dağlarda
dost beni bıraktı ah ile zarda
ötmek istiyorum viran bağlarda
ayağıma cennet kiralansa da
bağladım canımı zülfün teline
sen beni bıraktın elin diline
güldün mahzuninin berbat haline
mervanın elinde parelense de
işte yetimlerin yetimi
davut sulari
iste yetimlerin yetimi benem
çok cahd ettim gülemedim ne yazık
bu dünyaya geldiğimden yoksulam
ben neyim bilemedim ne yazık
her kimlere el attımsa koptu dal
ne takadım kaldı ne de mecal
bir yakınım yok ki olam hasbihal
fesat hille olamadım ne yazık
giden gitme mihnet bırakmaz peşin
gel davut suları yok ahbap esin
yaren akraba tavlukat kardeşin
dediğimde duramadım ne yazık
izmir'in kavakları dökülür yaprakları
izmir-ekrem güyer-muzaffer sarısözen
izmir'in kavakları dökülür yaprakları
bize de derler çakıcı yar fidan boylum
yakarız konakları
selvi senden uzun yok yaprağında düzüm yok
kamalı da zeybek vuruldu yar fidan boylum
çakıcı'ya sözüm yok
ödemiş kavakları tellidir yaprakları
bana da çakıcı derler yar fidan boylum
yakarım konakları
atma da mehmet vurursun sonra da pişman olursun
bana da çakıcı derler yar fidan boylum
her yanım fişek dolu
çakıcı da dağdan iniyor mor fesini giyiyor
ona da çakıcı derler yar fidan boylum
her yanı kurşun dolu
çakıcı dağdan iniyor korku nedir bilmiyor
ona da çakıcı derler yar fidan boylum
her yanı fişek dolu
çakıcı attan inmem diyor mor fesi giymem diyor
ona da çakıcı derler yar fidan boylum
her yanı fişek dolu
kaçındasın gelin ümmü kaçında
afyon-nezahat bayram-muzaffer sarısözen
kaçındasın gelin ümmü kaçında vay
saraltınlar delebiyor saçında vay saçında vay saçında
gelin ümmü kaldı çaylar içinde vay
kanlı çaylar nicettin ümmümü vay
ümmümü vay ümmümü of
davulcusu kaya dibi dolaştı vay
kara haber evlerine ulaştı vay saçında vay saçında
seymanları kuzu gibi meleşti vay
kadir mevlam senden bir dileğim var
adana-ali arık
kadir mevlam senden bir dileğim var
beni muhannete muhtaç eyleme
yedi deryalara gark eyle beni
yine muhannete muhtaç eyleme
muhannetin suyu dolayı akar
değdiği yerleri od olur yakar
eyilik etmeden başına kakar
yine muhannete muhtaç eyleme
muhannetin sözü pareli oktur
lûtfuna kerem et ihsanı çoktur
sağ elin sol ele faydası yoktur
yine muhannete muhtaç eyleme
ben dertli’yim hak ayırsın isimi
kaygılara saldım garip basımı
varsın kurtlar kuşlar yesin leşimi
yine muhannete muhtaç eyleme
kahpe felek sana nettim neyledim
sıvas-divriği-bekir tektaş-osman özdenkçi
kahpe felek sana nettim neyledim
attın gurbet ele parelerimi
akıbetin beni sılamdan etti
kesti mümkünümü çarelerimi
aman aman dağlar duman
geçti zaman ben dayanamam
şu dağların arkasını bilirim
ömrüm yeter ise belki görürüm
çok da sürmez ben bu dertten ölürüm
dost olan bağlasın yarelerimi
aman aman dağlar duman
geçti zaman ben dayanamam
yine ben sarayım yarelerimi
aman aman dağlar duman
ben dayanamam
kahve koydum fincana
giresun-halim giresunluoğlu-ahmet yamacı
kahve koydum fincana
hele de bakın mican'a
körolası kel seyit
nasıl da kıydın o cana
vay benim canım mican'ım
dünyalarda bir canım
martinimin pulları
gece de geçtim yolları
aslan mican geliyor
saymaz karakolları
mican sen öleceksin
kabire gireceksin
dokuz tahta altında
ne cevap vereceksin
kal benim için
karacoğlan
ela gözlerini sevdiğim dilber
dikerler ağacı dal benim için
sılamın yolları uzayıp gider
yağıyor yollara kar benim için
sazımızı ele alıp çalalım
çaresiz dertlere çare bulalım
sabahta seherde yoldaş olalım
bugün de burada kal benim için
yağan yağmur esen yeller
dosta karşı giden yollar
bülbülün konduğu dallar
sararıp da solmaz imiş
karacoğlan kalasına
karşı durdum belasına
bu güzelin sevdasına
düşmeyenler bilmez imiş
kaleden iniş m’olur
zara-sıvas
kaladen iniş m’olur
ham demir gümüş m’olur
evvelden ikrar verip
sonradan dönüş m’olur
bu dağlar kömürdendir
geçen gün ömürdendir
feleğin bir kuşu var
tırnağı demirdendir
bu dağlar eze dağlar
yar gele geze dağlar
suları şarap olmuş
çiçeği meze dağlar
kaleden kaleye şahin uçurdum
adıyaman-abdülkadir-muzaffer sarısözen
kaleden kaleye şahin uçurdum
ah ilen vah ilen ömrüm geçirdim
yare seker ezdim şerbet içirdim
öyle olur böyl'olur türkmen gelini
edası hoş olur türkmen gelini
kaleden kaleye taş ben olaydım
ela göz üstüne kas ben olaydım
yalnız kalana es ben olaydım
kalenin bayır düzü
kalenin bayır düzü mevlam ayırdı bizi
babamın aklı olsa evlendirirdi bizi
kıyıdan köşeden
kapıdan bacadan düşte gel
nişanlına küs de gel
hopa şina şinanay şinanay nay
giderim şöyle böyle gül dibini erk eyle
iki yar bir sevilmez birisini terk eyle
kerebi özüyünen kim görmüş gözüyünen
adam yare küser mi ellerin sözüyünen
kalktı göç eyledi avşar elleri
dadaloğlu-muharrem ertaş
kalktı göç eyledi avşar elleri
ağır ağır giden eller bizimdir
arap atlar yakın eder ırağı
yüce dağdan aşan yollar bizimdir
belimizde kılıcımız kirmani
taşı deler mızrağımın temreni
hakkımızda devlet etmiş fermanı
ferman padişahındağlar bizimdir
dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
öter tüfek davlumbazlar vurulur
nice koçyiğitler yere serilir
ölen ölür kalan sağlar bizimdir
kanadım değdi sevdaya
aşık mahzuni şerif
kanadım değdi sevdaya kondum kondum uçamadım
aşk şarabın doya doya yandım yandım içemedim
oy tabip şu yarayı sar sara bilirisen
sevda ateş bir kaledir var vara bilirisen
içmişim sarhoşum dünden bayram eylerim bugünden
aşıkların köprüsünden döndüm döndüm geçemedim
yan mahzuni sine sine bugün bana n'oldu yine
düştüm güzeller içine kendi kendim seçemedim
kapı ardına asa koymuş eleği
afyon-izzet gündüz
kapı ardına asa koymuş eleği
bekarların genç kızlardan dileği
anasının mühür gözlü meleği
aman yarim evlerimiz nerd'olur
eller sarar yüreğimiz dert olur
yeni çıkmış kestanenin dalına
beni koymadılar kendi halime
kamalar mı sokam kendi kalbime
yol üstüne kura koymuş çıkrığı
kendi havasına büker ipliği
anasının bir tanecik kekliği
dam başına asa koymuş kalburu
bekarları yatağından kaldırı
bu dert bizi iflah etmez öldürür
kar etmez ahım
kerkük-abdülvahit küzecioğlu-nida tüfekçi
kar etmez ahim sen gülizare
onulmaz isler güzelim dilde bu yare
olsam da geçmem bin pare pare
sevmiş bulundum güzelim gayri ne çare
oy aksın yaşım billahi sinmem
mecnun oldum güzelim terkedebilmem
kessen de başım senden ayrılmam
sevmiş bulundum güzelim gayri ne çare
kar yağar kar üstüne
neşet ertaş
kar yağar kar üstüne yar sevmiş yar üstüme
varsın sevsin neyleyim turp yemiş nar üstüne
aman yarim gez de gel badeleri söz de gel
sarhoşum ben çözemem düğmelerin çöz de gel
şu derenin uzunu kıramadım buzunu
aldım türkmen kızını çekemiyom nazım
kara çadır
kara çadır is mi tutar martin tüfek pas mı tutar
ağlayayım anam bacım elin oğlu yas mı tutar
yemen yolu çukurdandır karavana bakırdandır
zenginimiz bedel verir askerimiz fakirdendir
tarlalarda biter havuç uzar gider vermiz yemiş
şu yemen’de can verenler biri memed biri memiş
kara toprak
aşık veysel şatıroğlu
dost dost diye nicesine sarıldım
benim sadık yarim kara topraktır
beyhude dolandım boşa yoruldum
benim sadık yarim kara topraktır
nice güzellere bağlandım kaldım
ne bir vefa gördüm ne faydalandım
her turlu isteğim topraktan aldım
benim sadık yarim kara topraktır
koyun verdi kuzu verdi sut verdi
yemek verdi ekmek verdi et verdi
kazma ile dövmeyince kıt verdi
benim sadık yarim kara topraktır
ademden bu deme neslim getirdi
bana turlu turlu meyva yetirdi
her gün beni tepesinde götürdü
benim sadık yarim kara topraktır
karnin yardim kazma ile bel ile
yüzün yırttım tırnak ile el ile
yine beni karşıladı gül ile
benim sadık yarim kara topraktır
işkence yaptıkça bana gülerdi
bunda yalan yoktur herkesler gördü
bir çekirdek verdim dört bostan verdi
benim sadık yarim kara topraktır
havaya bakarsam hava alırım
toprağa bakarsam dua alırım
topraktan ayrılsam nerde kalırım
benim sadık yarim kara topraktır
dileğin varsa iste allah'tan
almak için uzak gitme topraktan
cömertlik toprağa verilmiş haktan
benim sadik yarim kara topraktır
hakikat ararsan açık bir nokta
allah kula yakın kul da allah'a
hakkin gizli hazinesi kara toprakta
benim sadık yarim kara topraktır
bütün kusurlarımı toprak gizliyor
merhem calip yaralarımı tuzluyor
kolun açmış yollarımı gözlüyor
benim sadık yarim kara topraktır
her kim ki olursa bu sirr-i mazhar
dünyaya bırakır ölmez bir eser
gün gelir veysel'in bağrına basar
benim sadık yarim kara topraktır
kara trende yol alıyor cürekten
kara trende yol alıyor cürekten
oturdumda bir of çektim yürekten
dedilerki yarin bu yıl gelmiyi
o da benim gibi yansın yürekten
keklik gibi taş başına oturdum
ben derdimi cümle aleme yetirdim
gel vefasız biraz merhamet eyle
senin için ben aklımı yitirdim
kara tren gelmez m'ola
malatya-mustafa özgül-mustafa özgül
kara tren gelmez m’ ola
düdüğünü çalmaz m’ ola
gurbet ele yar yolladım
mektubunu salmaz m’ ola
allı gelin al olaydın
selvilere dal olaydın
gelen geçen yolculara
nazlı yar beni soraydın
aldım çantamı elime
düştüm gurbetin yoluna
böyle bilseydim sevmezdim
düştüm el alem diline
evlerinin önü tastan
sen çıkardın beni bastan
ben seni sevdim seveli
gözlerim dinmiyor yastan
kara tren
özhan eren
gözüm yolda gönlüm yasta
ya kendin gel ya da haber yolla
duyarım yazmışsın iki satır mektup
vermişin trene halini unutup
kara tren gecikir belki hiç gelmez
dağlarda salınır da derdimi bilmez
dumanın savurur halimi görmez
gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez
yara bende derman sende
ya kendin gel ya da bana gel de
duyarım yazmışsın iki satır mektup
vermişin trene halini unutup
karakolda ayna var
karakolda ayna var ayna var kız kolunda damga var
gözlerinden bellidir cevriye’m
sende kara sevda var moriye de fosforlum
sende kara sevda var
denizlerin kumuyum kumuyum balıkların puluyum
aç koynunu ben geldim cevriye’m
ben de allah kuluyum moriye de fosforlum
ben de allah kuluyum
karadır kaşların ferman yazdırır
zongıldak-ismet yeşilgül-ahmet yamacı
karadır kaşların ferman yazdırır
aşkın beni diyar diyar gezdirir
lokman hekim gelse yaram azdırır
yaramı sarmaya yar kendi gelsin
ormanlardan aşağı aşar gezerim
nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
ormanların gümbürtüsü başıma vurur
nazlı yarin hayali karşımda durur
karadır kaşların benzer kömüre
yardan ayrı düşmek zarar ömüre
kollarımdan bağlasalar demire
kırarım demiri kaçarım yare
uzaklara gittim gelirim diye
tabancamı doldurdum vururum diye
hiç aklıma gelmez ölürüm diye
ölüm ver allah’ım ayrılık verme
karahisar kalesi
afyonkarahisar
karahisar kalesi yıkılır gelir
zülüf ak gerdana dökülür gelir
yayladan gel allı gelin yayladan
kesme umudunu kadir mevladan
ver elini karlı dağlar aşalım
bayramlaşalım
sen bir koyun alaydın bende bir kuzu
meleye meleye getirek yazı
karam
köprüler yaptırdım gelip geçmeye
çeşmeler yaptırdım suyun içmeye karam
kavli karar ettim alıp kaçmaya
boşa kostaklanma kostak değilsin karam
değilsin karam aman aman değilsin vay vay
armudu dalında pazar eyledim
kaşına gözüne nazar eyledim karam
seksen şeftaliye pazar eyledim
yanılıp da yüz almışım bilemem karam
bilemem karam aman aman bilemem vay vay
çıkma pencereye zülfün tellenir
beyaz giyme eteklerin kirlenir karam
girme meyhaneye adın dillenir
boşa kostaklanma dengim değilsin karam
değilsin karam aman aman değilsin vay vay
karanfil deste gider
kilis-şinasi çolakoğlu-muzaffer sarısözen
karanfil deste gider hah hah ha nanay
kokusu dosta gider hah hah ha nanay
benim kalbimde sensin hah hah ha nanay
senin kalbinde kimler hah hah ha nanay
nanay nanay nanay ellerin malı
çürük bellerin bağı
gün olur devran döner
ben de sararım yari nanay nanay nanay nanay
kuru kastel akmıyor hah hah ha nanay
yar yüzüme bakmıyor hah hah ha nanay
üç deste gül topladım hah hah ha nanay
yarim gibi kokmuyor hah hah ha nanay
karanfil oylum oylum
konya-ali çalışkan-muzaffer sarısözen
karanfil oylum oylum
geliyor fidan boylum
fidan boylum gelirse yandım hey
sen olur benim gönlüm
karanfil olacaksın
sararıp solacaksın
ben hakime danıştım
sen benim olacaksın
karanfil oymak oymak
olur mu yare doymak
yare doydum diyenin
caizdir boynun vurmak
karanfilin moruna
çanakkale-refika berkant-saniye can
karanfilin moruna
ölüyorum yoluna
çifte kurban adadım
sevdiğimin yoluna
karanfilim süt beyaz
ayrı düştük biz bu yaz
hediyeni istemem
mektubunu sıkça yaz
karanfilsin tarçınsın
neden böyle hırçınsın
ne küçüksün ne büyük
tamam benim harcımsın
karayılan
gaziantep
atına binmiş de elinde dizgin
vardığı cephede hiç olmaz bozgun
çeteler içinde imanım azgın
vurun antepliler namus günüdür
sürerim sürerim gitmez kadana
fransız kurşunu değmez adama
benden selam söylen nazlı anama
analar da böyle yavru doğurmuş
karayılan der ki harbe oturak
kilis yollarından kelle getirek
nerde düşman varsa orda bitirek
vurun antepliler namus günüdür
karlı dağlar karanlığın
sıvas-zara-halil söyler
karlı dağlar karanlığın kalktı mı oy oy
kahpe felek ayrılığın vakti mi
karlı dağlar ne olur ne olur
asker ağam gelse yerelerim ey olur ey olur ey olur
bir bulut kaynıyor sıvas elinden
ucu telli mektup geldi yarimden
karlı dağlar ne olur ne olur
asker ağam gelse yarelerim ey olur ey olur ey olur
allah bu askere ömürler vere oy oy
teskeresini alıp geriye döne
karlı dağlar ne olur ne olur
asker ağam gelse yarelerim ey olur ey olur ey olur
karanfil eker misin
bayburt-necmi şahin-nida tüfekçi
karanfil eker misin karanfilli yar karanfilli
balınan şeker misin karanfilli yar karanfilli
bana ettiklerini karanfilli yar karanfilli
sen olsan çeker misin karanfilli yar karanfilli
karanfil neden olur karanfilli yar karanfilli
dökülür den den olur karanfilli yar karanfilli
ben ayrılık bilmezdim karanfilli yar karanfilli
ayrılık senden oldu karanfilli yar karanfilli
karanfil ektim taşa karanfilli yar karanfilli
bitmedi kaldı kışa karanfilli yar karanfilli
sevda nedir bilmezdim karanfilli yar karanfilli
o da geldi bu başa karanfilli yar karanfilli
karaova düğünü
muğla-ula-şerafettin civelek-durmuş yazıcıoğlu
karaova’ya vardım güle oynaya
aziz arkadaşımı güvey koymaya
acımadın mı murat beni vurmaya
al kanlar içinde kabre koymaya
vurma murat yakışmaz senin şanına
insan eniştesinin kıyar mı canına
karaova düğünü gece kuruldu
varır varmaz güveyin adi soruldu
pehlivanlar meydana çıktı soyundu
o zaman hacı gümüş oğlu vuruldu
vurma murat yakışmaz senin şanına
insan eniştesinin kıyar mi canına
kar mı yağmış yüce dağlar başına
kar mı yağmış yüce dağlar başına
merhamet eylemez gözlerimin yaşına
daha değmemiştim onbeş yaşına
vurdu felek kırdı kollarımı dalından
nerelere gidem arzedeyim halımdan
şu dünyanın vefasını görmedim
geçti cahil ömrüm bir murada ermedim
eller gibi devir devran sürmedim
kaşların karasına
neşet ertaş-kırşehir
kaşların karasına kurbanım arasına
goncası merhem olur gönlümün yarasına
ince belinden yarim tatlı dilinden yarim
bir hatıra ver bana zülfün telinden yarim
kaşların kara kara açtı bağrıma yara
tabip doktor istemez sensin gönlüme çare
kayadan indim bugün
kayadan indim bugün elimde altın güğüm
her gün gördüğüm yari ne dün gördüm ne bugün
kaya dibi saz olur gül açılsa yaz olur
ben sana gül diyemem gülün ömrü az olur
kaya başından indim yollarına gül sürdüm
benim olasın diye sana ömrümü verdim
kayayı gırcı tuttu (ilvanlım)
çorum-alaca-musa yenilmez
kayayı gırcı duttu (ilvanlım... aman)
dibini burcu duttu (al fistanlım gaytanlım)
bizde bir yar sevmeynen
köyü bir sancı tuttu
guş burnuyu budarlar
ışkın sürmesin deyi de
bizi köyden kovarlar
gözel sevmesin deyi
zülüf kısa yüz örtmez
sevda selinden gitmez de
bu gözler seni gördü
gayrısına meyletmez de
keklik idim vurdular
sıvas-aşıkveysel-muzaffer sarısözen
keklik idim vurdular kanadımı kırdılar
daha ben ne idim ki anamdan ayırdılar
gel gel yanıma keklik
kastın canıma keklik
al kınalı parmakları
batır kanıma keklik
keklik kayalı yerde öter mayalı yerde
sevdiğimin kavalı kaldı dayalı yerde
kendim ettim kendim buldum
neşet ertaş
karadır şu bahtım kara
sözüm kar etmiyor yare
yüreğimi yaktı nara (eyvah ey)
kendim ettim kendim buldum
gül gibi sararıp soldum
bilmez yar gönülden bilmez
akar göz yaşlarım dinmez
bir kere yüzüm gülmez (eyvah ey)
söylerim sözüm almıyo
o yar yüzüme gülmüyo
garip gönlümü bilmiyo (eyvah ey)
kerimoğlu
hayd’aman da hayd’aman
kerimoğlu’nun sandalı sandalı
vurulmuş da kanıyor
kerimoğlu’nun her yanı da her yanı
hayd’ülen de hayd’ülen
şu dağlarda geyik kalmadı
oyn’ülen de körarabım sen oyna
senden başka yiğit kalmadı
kesik çayır
neşet ertaş-kırşehir
kesik çayır biçilir mi
suyu soğuk içilir mi
bana yardan geç diyorlar
seven yardan geçilir mi
aman desinler desinler şeker yesinler
şu kız şu oğlana yanmış desinler
ankara’nın tren yolu
gahi eğri gahi doğru
canım benim anadolu
gideyim mi senden gayrı
kırda erik ağacı
sinop-münire tarabuş-ahmet yamacı
kırda erik ağacıetrafında alıcı
oğluna meyil verdim darılma zeynep bacı
dillala dillala paralar verdim tellala
tellal gözün kör olsun beni verdin dillere
kırda şeker kamışı erken doğmuş güneşi
öyle bir yar sevdimki dünyada yoktur bir eşi
kırda elma biter mi gökte yıldız biter mi
bana yardan geç derler seven yardan geçer mi
kış yaşadım
aşık ayhani-şervan
kış yaşadım yaza ayan
dulda geçti ömrüm benim
bülbül idim gül arayan
dalda geçti ömrüm benim
sevgi dedim kin verdiler
yaralandım tuz bastılar
hem övdüler hem dövdüler
dilde geçti ömrüm benim
divan durdum ağa beye
bunca ömrüm gitti zaya
mecnun oldum bir leylaya
çölde geçti ömrüm benim
ayhaninin kırık beli
tutmaz oldu eli kolu
çamur çaylak engel dolu
yolda geçti ömrüm benim
kıyma felek
ali asker-vedat baran-musa eroğlu
şu dağlara çıkam idarem için
bir tabip getirin yaremi açın
yarem çok derinde kefenim biçin
ya ben ağlamayım kimler ağlasın
yaralı sinemi anam bağlasın
kıyma felek kıyma bir dal çınara
evde yalınızdır anam biçare
yıkılmış hanesi fukara kendi
suyumu döküyor dedem efendi
cenazemi yıkar turabi kendi
kızılcıklar oldu mu
edirne-keşan-yöre ekibi-nimet çubukoğlu
kızılcıklar oldu mu selelere doldu mu hey
gönderdiğim çoraplar ayağına oldu mu
mendili eline mendil verdim eline
kara kına yollamış yar benim ellerime
kızılcıklar kırmızı alamadım su kızı hey
gerdanında beni var sandım seher yıldızı
tabakası aynalı su oğlana varmalı hey
oğlan çok güzel ama anası olmamalı
kipriğin gaşına değdiği zaman
aşık davut sulari
kipriğin gaşına da değdiği zaman
bekleme sevdiğim de vur beni beni
sevdanın şafağı da söktüğü zaman
diyardan diyara da sür beni beni
saçların rüzgarı da tel tel biçende
dudağın dilinden de şerbet içende
gönlümde duygular ateş saçan da
alevden gömleğe sar beni beni
kiremitte buz musun
uşak-selçuk erim-ahmet yamacı
kiremitte buz musun?
gelin misin kız mısın?
yarın size varacam
evde de yalınız mısın
yan osman’ım yan
deniz üstünde biber
kayıklar gelir gider
ne mektup var ne haber
yüreğim yanar gider
yan osman’ım yan
kirpiklerin ok ok eyle
kirpiklerin ok ok eyle
vur sineme öldür beni
bıktım dünyanın halinden
vur sineme öldür beni
yoktur ellere mihnetim
varsa indinde kıymetim
eğer satmazsa niyetin
vur sineme öldür beni
kirvem
aşık mahzuni şerif
kirvem bu yıl bu dağlarda
sensiz yazın tadı m’olur
selamın niye kesildi
bir selamın adı m’ olur
kirvem aman
nede çabuk geçti zaman
kirvem aman
ne çabuk tükendi zaman
can içinde can içinde
can erir zaman içinde
böyle kader olmaz olsun
hüseyin’im kan içinde
varsam gitsem erzincan'a
hüseyin’im gelmiş m’ola
der mahsuni bu dağlarda
böyle yiğit ölmüş m’ola
kırmızı gül
kars
kırmızı gül demet demet
sevda değil bir alemet
balam nenni yavrum nenni
gitti gelmez ol muhannet
şol revanda balam kaldı
balam nenni yavrum nenni
kırmızı gül her dem olmaz
yaralara merhem olmaz
balam nenni yavrum nenni
şol tabipten merhem gelmez
şol revanda balam kaldı
balam nenni yavrum nenni
kışlalar doldu bugün
kışlalar doldu bugün
dolu boşaldı bugün
gel gardaş görüşelim
ayrılık oldu bugün derdin elinden vah yar
geceler yarim oldi aney
ağlamak karım oldi
her dertten yıkılmadım
nazlım sebebim zalim oldi yarin elinden vah yar
kiziroğlu
köroğlu-bolu
bir hışmınan geldi geçti peh kiziroğlu mustafa bey hey
şu dağları deldi geçti
ağam kim paşam kim hanım kim nigar kim
kim kim kim kim kiziroğlu mustafa bey
bir beyin oğlu zor beyin oğlu
hay edende haya teper peh huy edende huya teper hey
köroğlu’nu çaya teper
oy ben ona eş olaydım peh anadan onbeş olaydım hey
keşk’onla kardaş olaydım
bir atı var ala paça peh mecal vermez kırat kaça hey
az kaldı ortamdan biçe
kolumu salladım toplar oynadı
urfa
kolumu salladım toplar oynadı
karataş içinde çete kaynadı
yaşasın urfalılar teslim olmadı
di yörü yörü kumandanlarım yörü
çetelerim gidiyor dönmüyor geri
şişkoyun damından atladım geldim
döküldü cephanem topladım geldim
düşmanı önümde hakladım geldim
tıfıldır hastahane karşıma karşı
gavur fransız’ın bomba atışı
urfa çetelerinin şaha kalkışı
konma bülbül konma nergis daline
ağrı-eleşkirt-ismet koçkar-muazaffer sarısözen
konma bülbül konma nergis daline
öldürürler aman bir yar yoluna
ben de kurban olam fidan boyuna
demeyin demeyin aman yarin vuruldi
kanı duruldu köye duyuldu
eleşkirt'ten çıktım yüküm eriktir
açmayın yaremi delik deşiktir
benim sevdiceğim taze feriktir
kova kova indirdiler yazıya
kova kova indirdiler yazıya aman aman
tut ettiler al kınalı tazıya
iş başa düşünce bakmaz kuzuya aman aman
kaç kuzulu ceylan kaç avcı geldi
avcılar elinde kaç kuzum kaldı
zalim avcı düşmüş gelir izime aman aman
al kanlar akıtmış iki dizine
mor sinekler konmuş ahu gözüne aman aman
kömürlük dağı
kömürlük dağı’na da yavrum yağıyor yağmur oy
gelemem yanına da yollar pek çamur
kadaların alayım kölelerin olayım
yar seni nerede bulayım oy
kömürlük dağı’na da yavrum kurdular tuzak oy
gelemem yanına da yollar pek uzak oy
kömürlük dağı’na da yavrum yağan kar olsun oy
bizi ayıranın da yavrum gözü körü olsun oy
köprüden geçti gelin
kırşehir-neşet ertaş
köprüden geçti gelin
saç bağın düştü gelin
diloy loy halden bilmez diloy loy
söz anlamaz ne fayda
eğil bir yol öpeyim
gençliğim geçti gelin
diloy loy diloy diloy diloy diloy loy
halden bilmez diloy loy
söz anlamaz ne fayda
köprüden geçemiyom
az doldur içemiyom
diloy loy halden bilmez diloy loy
söz anlamaz ne fayda
sen benden geçtin ama
ben senden geçemiyom
diloy loy diloy diloy diloy diloy loy
halden bilmez diloy loy
söz anlamaz ne fayda
kul olayım kalem tutan ellere
pir sultan abdal-sıvas
kul olayım kalem tutan ellere
katip arzuhalim yaz yare böyle
şekerler ezeyim şirin dillere
güzelim ey bir tanem ey gül yüzlüm ey
şekerler ezeyim şirin dillere
katip arzuhalim yaz yare böyle
güzelim ey bir tanem ey gül yüzlüm ey
sıvas ellerinde sazım çalınır
çamlıbeller bölük bölük bölünür
yardan ayrılmışam bağrım delinir
güzelim ey bir tanem ey gül yüzlüm ey
yardan ayrılmışam bağrım delinir
pir sultan abdal’ım ey hızır paşa
yazılan geliyor sağ olan başa
beni hasret koydun kavim kardaşa
güzelim ey bir tanem ey gül yüzlüm ey
beni hasret koydun kavim kardaşa
küçük yaşta gurbet elde
malatya-aşık meftuni(ibrahim memo temiz)
küçük yaşta gurbet elde gezer divana divana
defteri kalemi elde yazar divana divana
minnet etmem ben feleğe aşıkım ben bir meleğe
hiç oldum girdim eleğe süzer divana divana
feleğin çarkı kırılsın menzil almasın yorulsun
isterse bana darılsın küser divana divana
aşıkların bağrı dağlı her tarafı bahçe bağlı
bazı yayan bazı yağlı geçer divana divana
seyit meftuni’ nin dili ayan olsun dosta hali
taşa deyse aşkın yeli 0tozar divana divana
kütahya’nın pınarları
hisarlı ahmet-kütahya
kütahya’nın pınarları akışır
zaptiyeler-devriyeler kol kol olmuş bakışır
asalıya çuha şalvar yakışır
aman aman vehbi’m öyle böyle olur mu
ah ben ölürsem dünya sana kalır mı
salım geldi musallaya dayandı
ak beyaz tenim al kanlara boyandı
beni vuran buna nasıl dayandı
lale sümbül bağına
adana-ceyhan-(aşık ferrahi) mehmet ali ergat ahmet yamacı
lale sümbül bağına
çıksam yarin dağına
melhemi bende bende
sürsem yürek yağına
hayde daylim gel beri
çok severim ben seni
der ferrahi neyleyim
dilim durmaz söyleyim
göğsün tekir yaylası
ben orada yaylayım
lamba da şişesiz yanmaz mı
gaziantep-nail aslanpay-muzaffer sarısözen
lamba da şişesiz yanmaz mı
cicim bana yar bulunmaz mı (yallah)
ben bu dertten ölürsem
bana da acıyan olmaz mı (yallah)
alamadım kaşları karayı
süremedim zevk ile sefayı (yallah)
asmadan gel asmadan
cicim fistan geymiş basmadan (yallah)
gel buradan kaçalım
bizi devriyeler basmadan (yallah)
leblebi koyarlar tasa
artvin-şavşat-mazlum nusret kılıçkıran-reşit muhtar
leblebi koyarlar tasa (vay) seni düşürürler yasa
köynek uzun şalvar kısa vay badelerin güzelleri
daş dibinde otururlar (vay) altın ile tartılırlar
gözeli candan severler vay badelerin güzelleri
leblebi koydum tasa
çankırı-hanife ataman-sadi yaver ataman
leblebi koydum tasa gız annem
doldurdum basa basa gız annem de
benim yarim çok güzel gız annem
azıcık boydan kısa gız annem
hop ninnayı ninnayı gız annem
gel oynayı oynayı gız annem
elmayı yüke gorlar gız annem
ağzını büke gorlar gız annem de
beni elinden alırlar gız annem
boynunu büke gorlar gız annem
alayı aldık düze gız annen
görüselim yüz yüze gız annem de
arada sevda varmış gız annem
sözü verdik biz bize
leblebici gel buraya
eskişehir-yöre ekibi
leblebici gel buraya
arkadaşım gelmez oraya
alt'okkası beş paraya
yandı yandı kavur çevir leblebici
şöyle de çevir çevir leblebici
leblebici aşır gider
leblebiyi saçıp gider
gölgeliğe kaçıp gider
leylek gider yuvasına
ısparta-eğirdir-ali demiralay
leylek gider yuvasına
iner gider ovasına
haber edin dayısına
gız dayısız gelin mi olur
gız emmisiz düğün mü olur
atladı geçti eşiği
sofrada galdı gaşığı
büyük evin yakışığı
biner atın eyisine
haber edin ninesine
gönül verdi güveysine
liverimin kaytanı
erzurum-fethi rasiloğlu-muzaffer sarısözen
liverimin kaytanı
sen geldin yarin hani
seni seven çok olur
candan sevenin hani
oy hennom hennom hennom
eller kınalı hennom
gözler sürmeli hennom
al almanın dördünü
sev yigidin merdini
seversen güzelden sev
çekme çirkin derdini
al almayı daldan al
daldan alma benden al
duydum gelin olisen
dur ben ölim ondan al
maçka yolları taşlı
trabzon-bahattin çamur
oy maçka yolları taşlı
gel uyu kalem kaşlı
ne oldu sana yavrum
böyle gözlerin yaşlı
yukarı gel yukarı
ırmağın gözündeyum
eller ne derse desin
ben yine peşundeyum
dereler akar akar
garişir denizlere
gurban olayım yavrum
o sevdali gözlere
gız tarlanin taşları
duman değil gar idi
sevdiğum senin ilen
ne günlerum var idi
madem dilber
ankara-mucip arcıman-zekeriya bozdağ-muzaffer sarısözen
madem dilber meylin yoğidi bende
ezelinden ikrar vermeye-yidin
muhabbettir güzelliğin nişanı
uğrun uğrun bakıp gülmeye-yidin
siyah saçlarını eylersin perde
beni sen uğrattın bu zalim derde
ben kendi halimde gezdiğim yerde
çağırıp yadigar vermeye-yidin
karacaoğlan der ki ey mahı mestim
kasla göz eylersin bana mı kastın
severler güzeli darılma dostum
darıldıysan güzel olmaya-yidin
madem ki ben bir insanım
aşık ismail daimi
kainatın aynasıyım
mademki ben bir insanım
hakkın varlık deryasıyım
mademki ben bir insanım
insan hakta hak insanda
ne ararsan var insanda
çok marifet var insanda
mademki ben bir insanım
bunca temenni dilekler
vız gelir çarkı felekler
bana eğilsin melekler
mademki ben bir insanım
daimiyim harap benim
ayaklara turap benim
aşk ehline şarap benim
mademki ben bir insanım
mapushanelere attım postumu
neşet ertaş-kırşehir
mapushanelere attım postumu
bilemedim yarenimi dostumu
bütün ahbaplarım bana küstü mü
yandım mapushane senin elinden
kurtulaydım gardiyanın dilinden
mapushane içinde bir derin kuyu
kuyudan alırlar mahkumlar suyu
ne gelen var bütün gün uyu
mapushanelere güneş doğmuyor
neşet ertaş-kırşehir
mapushanelere güneş doğmuyor
geçiyor bu ömrüm of gün dolmuyor
eşim dostum hiç yanıma gelmiyor
yok mu hapishane beni arıyan
bu zindanda öleyim canım gardiyan
birer birer yoklamayı yaparlar
akşam olur kapıları kaparlar
bitmiyor geceler olmuyor sabahlar
anamdan doğalı garip kalmışım
acı hapishane daha genç yaşım
benim zindanlarda neydi işim
mapusun içinde taş ben olaydım
mapusun içinde taş ben olaydım
gelene geçene yoldaş olaydım
bacısı güzele kardaş olaydım
kalk gidek meyhaneye çayhaneye meyhaneye
baba gönlün eğlensin
yarın hakkın divanında doğru da söylensin
mapusun içinde üç ağaç incir
kolumda kelepçe boynumda zincir
zincir sallandıkça her yanım sancır
maraş'tan bir haber geldi
kahramanmaraş-kadir kurtyol-dilber ay
maraş'tan bir haber geldi dediler ki merik öldü oy...
keşke merik ölmeseydi kesileydi elim kolum oy...
oy merik merik merik
ben kurbanım sana merik
ben hayranım sana merik
doktor yarayı kesiyor gene merik kan kusuyor
dediler ki merik öldü anası kime küsüyor
şu meriğin acısına çarşaf serin gecesine
keşke merik ölmeseydi sabır onun anasına
mardin kapı şen olur
diyarbakır-celal güzelses
mardin kapı şen olur
dibi değirman olur
buralarda yar seven
mutlaka verem olur
dağkapısı daşlıdır
yarim kara kaşlıdır
ben yarimi tanıram
kıvır kıvır saçlıdır
urfakapı bağlıdır
yarım karadağlıdır
ben yarıma kıyamam
yarım küçük çağlıdır
yenikapı bahçalar
yar orda keman çalar
oyar bana bakanda
yüreğimi parçalar
martinim atılmıyor
erzurum-muharrem akkuş-yücel paşmakçı
martinim atılmıyor
beş bine satılmıyor
şu uzun gecelerde
yalınız yatılmıyor
martinim alacalı
gezerim bacaları
severim gelinleri
darılır gocaları
derenin kenarında
itırdim bıçağımı
kız sana küçük derler
söndürdün ocağımı
masa üstünde tesdi
van-yöre ekibi-mustafa geceyatmaz
masa üstünde tesdi (ha ha ninna)
kemer belimi kesdi (ha ha ninna)
sıladaki sevdiğim (ha ha ninna)
şimdi aklıma düşdü (şengül ninna)
acı tatlı söz eder (ha ha ninna)
ışmar eder göz eder (ha ha ninna)
oğlanın ne suçu var (ha ha ninna)
her ne eder kız eder (şengül ninna)
dama vurdum çatmayı (ha ha ninna)
çağır gelsın fatma'yı (ha ha ninna)
fatma nerden öğrendin (ha ha ninna)
çarşaftan kol atmayı (şengül ninna)
masada yeşil desti
erzurum-ali güler
masada yeşil desti
kemer belimi kesti
yavaş oynayın kızlar
bey babam selam kesti
masada yeşil hıyar
elmas bıçağım soyar
yavaş oynayın kızlar
efendi babam duyar
masada sahat mısan
ardında murat mısan
ben burda oynıyırem
sen orda rahat mısan
maşın gelir hareli
kars-raci alkır-talip özkan
maşın gelir hareli
içi dolu yareli
ele bir yar sevmişem
kars'ımızın maralı
yazığın gelsin oy ana
kapıda duran oğlana
boynunu buran oğlana
maşın gelir başbaşa
içinde kazım paşa
paşaların paşası
mustafa kemal paşa
maşın gelir yanaşır
içi dolu çamaşır
ele bir yar sevmişem
gören gözler kamaşır
mavilim
mavilim mavişelim
tenhada buluşalım mavilim
kurban olduğum allah
tez gönder kavuşalım mavilim
mavilim hergediyor
hergini terk ediyor mavilim
hergin başını yesin
yarim elden gidiyor mavilim
mecnun’um leyla’mı gördüm
aşık ali izzeti-sıvas
mecnunum leyla’mı gördüm
bir kerece baktı geçti
ne sordu ne de söyledi
kaşlarını yıktı geçti
soramadım bir çift sözü
ay mıydı gün müydü yüzü
sandım ki zühre yıldızı
şavkı beni yaktı geçti
ateşinden duramadım
ben bu sırra eremedim
seher vakti göremedim
yıldız gibi aktı geçti
bilmem hangi burç yıldızı
bu dertler yareler bizi
gamze okun bazı bazı
yar sineme çaktı geçti
izzet-i der ne hikmetmiş
uyur iken gördüm bir düş
zülüflerin kement etmiş
yar boynuma taktı geçti
mayadağ'dan kalkan kazlar
rumeli-yöre ekibi
mayadağ'ın yıldızıyım
ben annemin bir kızıyım
efendimin sağ gözüyüm
vardar akar lüle lüle
sesi de benzer bülbüle
vardar ovası vardar ovası
kazanamadım başlık parası
mayadağ’dan kalkan kazlar
al topuklu beyaz kızlar
yarimin yüreği sızlar
eğlenemem aldanamam
ben bu yerlerde duramam
vardar ovası vardar ovası
kazanamadım sıla parası
vardar akar hızlı hızlı
kenarları karlı buzlu
kara kaşlı bana bakar
sen misin vardar güzeli
sen misin vardar güzeli
vardar ovası vardar ovası
kazanamadım sıla parası
medet
dertli divani
evel bahar yaz ayları doğanda
akar deryalarda sel yavaş yavaş
sefil bülbül feryat edip ötende
açılır bahçemde gül yavaş yavaş
sözün doğrusunu söyle ahkamın
sözün doğrusunu söyle ahkamın
muhabbet bağına basma kademin
emsal ile konuşmayan adamın
olur altın adı pul yavaş yavaş
her olur olmazın sözün işitme
her olur olmazın sözün işitme
dalga vurup kalb evini coş etme
adunun elinden bade nus etme
aradan kalkıyor bal yavaş yavaş
gör ki ne eyledi mecnuna leyla
gör ki ne eyledi mecnuna leyla
antonet sırrına erenler evla
herkesin kısmetin verici mevla
ara kısmetini bul yavaş yavaş
kişinin çektiği kendi emeli
kişinin çektiği kendi emeli
kişi hizmet ile bulur kemali
zamanenin devri dondu cemali
başının kaytını gör yavaş yavaş
ali den medet medet
veli den medet medet
o pir den medet medet
mektebin bacaları
mektebin bacaları (vay lele lele lele)
ders verir hocaları (uy aman can kurban)
kim yarimi sorarsa
odur birincileri
ay doğar bedir allah
bu sevda nedir allah
ya benim muradım ver
ya beni öldür allah
mektup selam söyle benden sılaya
sıvas-kemal demir
mektup selam söyle benden sılaya
mektup selam söyle benden selam söyle sılaya ooy
öyle benim için de eller ağlasın oooy oooy
da yıkılası dağlar oy oooy oy
gözü yaşlı düştüm gurbet illere
gözü yaşlı düştüm gurbet illere ooooy
uzaktır aramızda yollar ağlasın ooooy ooooy
da yıkılası gurbet oooy oy oy
eledim buğdayı seçtim daneyi
eledim buğdayı da seçtim daneyi ooooy
bu gönül de sevdi o bir daneyi ooooy
da yıkılası dağlar oy ooooy oy
eğer gurbet ile gider dönmezsem
eğer gurbet ile gider dönmezsem ooooy
bana saydırırlar yedi seneyi ooooy
da zalım eller oy ooooy oy
mektup derken şiir oldu
neşet ertaş
mektup derken şiir oldu bak gene
ayrılırsan ben ölürüm unutma
taze sarmaşığım hoyrat bedene
sarılırsan ben ölürüm unutma dost
dinlemek zor anlamak zor beni
göreceksen dertle kal da gör beni
gönül toprağıma yaptım türbeni
dirilirsen ben ölürüm unutma dost
mendilim işle yolla
elazığ-enver demirbağ
mendilim işle yolla
işle gümüsle yolla diyar yar
haldan bilmez diyar yar
söz anlamaz ne çare
içine beş elma koy
birini dişle yolla diyar yar
halden bilmez diyar yar
geçti ömrüm ne çare
mendilim iri dallı
ucunda lira bagli diyar yar
haldan bilmez diyar yar
söz anlamaz ne çare
her kime gönül versem
yar basim sana bağlı diyar yar
haldan bilmez diyar yar
geçti ömrüm ne çare
mendilimde tuz taşı
erzurum-ilhami kamber
mendilimde tuz taşı yar yar
gezerim dağı taşı yar yar
ellerde bulamadım yar yar
sevdiğim kızlar başı yar yar
mendilimde kare var yar yar
yüreğimde yare var yar yar
ne ben öldüm kurtuldum yar yar
ne bu derde çare var yar yar
meşelidir engin de dağlar meşeli
meşelidir engin de dağlar meşeli
üç gün oldu ben bu derde düşeli
yumurtanın kulpu yok
gözlerimde uyku yok
sür gemici gemiyi
hiç kimseden korkum yok
yumurtanın sarısı
yere düştü yarısı
sarısından fayda yok
kaç gel gece yarısı
üç gider beş ardıma bakarım
gözlerimden kanlı da yaşlar dökerim
sen gideli ben ayrılık çekerim
o sebepten kan damlıyor gözlerim
mevlam bir çok dert vermiş
malatya-kemal çığrık-nida tüfekçi
mevlam birçok dert vermiş
beraber derman vermiş
bu öldürücü derde
neden ilaç vermemiş
diley ... yar
dediler dünya fani
aldatır vermez yari
bu öldürücü derdi
tabibler de bilmedi
dediler inanmadım
ben rüya sanmış idim
gelen geçene sordum
ondan avare oldum
mihriban
abdurrahim karakoç-musa eroğlu
sarı saçlarına deli gönlümü
bağlamışım çözülmüyor mihriban mihriban
ayrılıktan zor belleme ölümü ölümü
görmeyince sezilmiyor mihriban sevdiğim mihriban
yar deyince kalem elden düşüyor
gözlerim görmüyor aklım şaşıyor şaşıyor
lambada titreyen alev üşüyor üşüyor
aşk kağıda yazılmıyor mihriban sevdiğim mihriban
tabiplerde ilaç yoktur yarama
aşk deyince ötesini arama arama
her nesnenin bir bitimi var ama var ama
aşka hudut çizilmiyor mihriban sevdiğim mihriban
mihrican mı deydi
yozgat-ibrahim bakır-muzaffer sarısözen
mihrican mı deydi gülün mü soldu
gel ağlama garip bülbül ağlama
felek baştan başa kimi güldürdü
gel ağlama garip bülbül ağlama
saki benim seyda bülbülüm saki
bu dünya kimseye kalır mı baki
sana da mı deydi feleğin oku
gel ağlama garip bülbül ağlama
gonca gül açılır har ile geçer
dertlilerin ömrü zar ile geçer
turabi biçare serinden geçer
gel ağlama garip bülbül ağlama
mühür gözlüm
aşık ali izzet özkan-neşet ertaş
mühür gözlüm seni elden sakınırım kıskanırım
uçan kuştan esen yelden sakınırım kıskanırım
yağan kardan esen yelden sakınırım kıskanırım
havadaki turnalardan su içtiğim kurnalardan
giyindiğim urbalardan sakınırım kıskanırım
beşikte yatan kuzundan hem oğlundan hem kuzundan
ben seni senin gözünden sakınırım kıskanırım
al'izzet'i oncalardan elindeki goncalardan
yerdeki karıncalardan sakınırım kıskanırım
nar ağacı
orta anadolu-zekeriya bozdağ
nar ağacı narsız olur mu
yiğit olan güzel yarsız olur mu
benim gönlüm sensiz olur mu
deli gönlüm sensiz olur mu
gülüm gel yarım gel salınaraktan
bır su doldur ver ırmaktan
kurtulurum belki sana yalvarmaktan
nar ağacı budam budam
yar yitirdim gülüm nerelerde bulam
yar yitirdim güzel nerelerde bulam
üç güzel içınde gözlerınden bilem
nar danesi
neşet ertaş-kırşehir
o yar zülfünü tarar da gönül sevdiğini arar
dünyada sevmeyenler de ahirette neye yarar
nar danesi danesi de seviyom merdanesi
güzellerin içinde de sevdiğim bir tanesi
sevdan olmasaydı da gönüle dolmasaydı
dünya neye yarardı sevenin olmasaydı
nasıl yar diyeyim ben böyle yare
nasıl yar diyeyim ben böyle yare
mecnun edip çöle saldıktan sonra
alemin bağında bülbüller öter
n’idem benim gülüm solduktan sonra
pir sultan abdal’ım sürem bu yolu
insanı kamilin olmuşam kulu
ister yağmur yağsın isterse dolu
n’idem ben ummana daldıktan sonra
nasip olsa
sıvas-şarkışla-aşık talibi coşkun-muzaffer sarısözen
nasip olsa gine gitsem yaylaya
doya doya baksam suna boyluya
senin için yalvarayım mevlaya
belki seni bana yazar yaradan
seni gördüm evvel bahar yaz iken
o güzellik sende ilvan naz iken
güzeller taze iken elvan naz iken
belki seni bana yazar yaradan
yüce dağ başında pınar gözüsün
sürüden seçilmiş körpe kuzusun
güzeller güzeli yayla kızısın
belki seni bana yazar yaradan
ela göz üstüne eğmedir kaşı
başına bağlamış telli bir poşu
talibi coşkun der bulunmaz eşi
belki seni bana yazar yaradan
ne ağlarsın benim zülfü siyahım
erzincan-aşık ismail daimi-mine yalçın
ne ağlarsın benim zülfü siyahim
bu da gelir bu da geçer ağlama
göklere erişti figanım ahım
bu da gelir bu da geçer ağlama
bir gülün çevresi dikendir hardır
bülbül har elinde ah ile zardır
ne olsa da kışın sonu bahardır
bu da gelir bu da geçer ağlama
daimi'yem her can ermez bu sırra
gerçek aşık olan erer o nûra
yusuf sabır ile vardı mısır’a
bu da gelir bu da geçer ağlama
nedendir
arguvan-musa eroğlu
nedendir de suna boylum nedendir
bu geceki benim uyumadığım uyumadığım
yaman derler ayrılığın derdine
ayrılık derdine doyamadığım doyamadığım
dostun bahçasına bir hoyrat girmiş
gülünü dererken dalını kırmış
şurda bir kötünün koluna girmiş
şu benim öpmeye kıyamadığım
kömür gözlüm der ki sevdim sakındım
indim has bahçeye güller sokundum
bilmiyorum nerelerine dokundum
belli bir haberin alamadığım
karacaoğlan der ki yandım ben öldüm
her deliliği ben kendimde buldum
dolanıp da kavil yerine geldim
kavil yerlerinde bulamadığım
nedir benim melül mahzun gezdiğim
tunceli-ismail dede-süleyman yıldız
nedir benim melül mahzun gezdiğim
ağlayıp yandığım dost senin için
ciğerimi delik delik deldiğim
ağlayıp yandığım hep senin için
yandırdın odlara düşürdün nare
ciğer püryan oldu yüreğim yare
lokmaneler gelse bulamaz çare
ağlayıp gezdiğim hep senin için
canım intizarda gözüm yollarda
beni mecnun edip koydun çöllerde
diyar-ı gurbette garip ellerde
ağlayıp gezdiğim hep senin için
feryadi'yim böyle imiş kaderim
dünya benim olsa şad olmaz gönlüm
hep senin içindir eğridir boynum
ağlayıp yandığım hep senin için
nedir benim melul mahzun gezdiğim
erzincan-arif top-can etili
nedir benim melul mahzun gezdiğim (ah gülüm gülüm)
dertli sinem delik delik deldiğim (ah leyla'm leyla'm)
ağlayıp gezdiğim hep senin için
hal böyle böyle var yara söyle
beni mecnun etti onmasın leyla
hal böyle böyle var dosta söyle
yandırdın odlara düşürdün nara (ah gülüm gülüm)
sinem püryan olmuş ciğerim yara (ah leyla'm leyla'm)
yanıp yakıldığım hep senin için
hal böyle böyle var yara söyle
nedir ey gaziler benim yandığım
kayseri-sarız-aşık nesimi çimen-ihsan öztürk
nedir ey gaziler benim yandığım
haldan bilmez yar elinden dertliyim
bu aşkın ateşi yaktı sinemi
pervaneyim nar elinden dertliyim
gafletten uyandım gözümü açtım
aşkın küresinde kaynadım piştim
yavru şahan gibi tuzağa düştüm
kurtulamam tor elinden dertliyim
binbir niyaz ettin eğledin beni
bir kadım ikrara bağladın beni
gül diye tikene dağladın beni
kokulatmaz har elinden dertliyim
çıktım şu alemi seyran etmeye
ikrar verdim bu ikrarı gütmeye
indim bedest ana pazar etmeye
şenliği yok şar elinden dertliyim
virani'yem çekem yarın kahrını
ver doldur içeyim aşkın zehrini
muhabbete saldık gönül bahrını
geçti zaman zar elinden dertliyim
nefes harceyleme
sıvas-mahmut erdal
nefes harceyleme salma araya
bir özün bilmeze bildiremezsin
müşteri olmadan gelip geçene
gel al demeyinen aldıramazsın
ne güzel kapıdır görünen kapı
ordan gelir geçer kulların hepi
yüzbin emek çeksen yapılmaz yapı
kumdan duvar örme kaldıramazsın
derviş alim derki koyman hayını
herkes beğenmiştir kendi huyunu
dibi delik kaba hakkın suyunu
taşıyıp yorulma dolduramazsın
nem kaldı
aşık mahzuni şerif
parsel parsel eylemişler dünyayı
bir dikili taştan gayrı nem kaldı
dost köyünden ayağımı kestiler
bir akılsız baştan gayrı nem kaldı
padişah değilem çeksem otursam
saraylar kursam da asker yetirsem
hediyem yoktur ki dosta götürsem
iki damla yaştan gayrı nem kaldı
mahzuni şerifim çıksam dağlara
rastgelsem de avcı vurmuş marala
doldur tüfeğini beni yarala
bir yaralı döşten gayrı nem kaldı
nenni nenni
muhlis akarsu
bunca gamın bunca derdin içinde
yaşamak bizlere zor nenni nenni
sizden umudumu kesmem erenler
elbet bir çaresi var nenni nenni
üstümüzde duman vardır dağ gibi
her yandan kuşatmış sanki ağ gibi
güz gelince bozulmuş bir bağ gibi
ne hallara düştük gör nenni nenni
eğil gel akarsu gel hakka eğil
bir kere ağ yara vermedin meyil
suç bizim sevdiğim kimsede değil
gelmişiz dünyaya kör nenni nenni
nenni
deveyi deveye çattım nenni
çılbırın boynuna attım nenni de nenni bebek oy
kaynatamdan hicap ettim nenni
nenni benim küçücüğüm nenni de nenni bebek oy
yekin kara devem yekin nenni
çanını zilin takın nenni de nenni bebek oy
bebeğimi daldan sakın nenni
nenni benim küçücüğüm nenni de nenni bebek oy
köpekler dağda uluşur nenni
eltim çadırda gülüşür nenni de nenni bebek oy
kuzgunlar bebek üleşir nenni
nenni benim küçücüğüm nenni de nenni bebek oy
harmancının kayaları bebek oy
çan çalıyor mayaları nenni de nenni
pek mi değdi a bebeğim bebek oy oy
kara kuşun sayaları nenni de nenni
neredesin sen
neşet ertaş
şu garip halimden bilen işveli nazlı
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
tatlı dillim güler yüzlüm ve ceylan gözlüm
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
hiç bir tabib su yarama merhem olmuyor
boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
nesini söyleyim
serdari
nesini söyleyim canım efendim
gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
arzu hal eylesem hey dost deftere sığmaz
omuzdan kesiktir kolumuz bizim
benim bu gidişe aklım ermiyor
fukara halimden kimse bilmiyor
devletin sikkesi hey dost kelam vermiyor
kefensiz kalacak ölümüz bizim
zenginin sözünü bel ediyorlar
fukara söylese deli diyorlar
zaman şeyhine veli diyorlar
gittikçe çoğalır delimiz bizim
serdari halımız böyle n’olacak
kısa çöp uzundan hakkın alacak
bu düzen yıkılıp yar yar viran olacak
akıbet dağıdır ilimiz bizim
ne uzaktır şu maraşa
aşık mahzuni şerif
ne uzaktır şu maraşa benim köyüm dertli köyüm
yol bitmiyor koşa koşa aman köyüm yiğit köyüm
ocakları tezek dolu gözlerine gider külü
çamurdan çıkılmaz yolu aman köyüm yiğit köyüm
avukat yer parasını muhtar eker merasını
kimse sarmaz yarasını aman köyüm yiğit köyüm
savaş gelince köy köydür seçim olunca köy köydür
ondan gayrı hiçbir şeydir aman köyüm yiğit köyüm
aslan postu kürkü yoktur suyu yoktur parkı yoktur
bir esirden farkı yoktur aman köyüm yiğit köyüm
istanbulun şosesi var gizli gizli köşesi var
şehirlerin neşesi var aman köyüm yiğit köyüm
üç jandarma bir karakol yumurtası tavuğu bol
ne okul var ne düzgün yol aman köyüm yiğit köyüm
mahzuni köye giderim kör oldu ağlar pederim
elbet bir gün allah kerim aman köyüm yiğit köyüm
hocaları takkelidir şamı bilir mekke bilir
doktor bilmez tekke bilir aman köyüm yiğit köyüm
sırtına abalar giyer haklarını başkası yer
tarhanaya şekerdir der aman köyüm yiğit köyüm
ne uzundur şu fatsa'nın yolları
ordu-ismail soysal-muzaffer sarısözen
ne uzundur şu fatsanın yolları
arşın olmuş mustafanın kolları
acep ne söyledi şirin dilleri
mustafam mustafam garip mustafam
düşman ellere giden mustafam
ne uzundur şu fatsanın gezisi
böyleyimiş alnımızın yazısı
mustafa annesinin bir tek kuzusu
niçin ağlamayım niçin gülmeyim
sıvas(tokuş köyü)-kamber yıldırım-süleyman yıldız
niçin ağlamayım niçin gülmeyim
deli gönlüm bir sevdaya bağlandı
özü şirin sözü şirindir yarin
gamzesi yok kaşı yaya bağlandı
yürüdükçe eda verir özüne
kuduret sürmesi çekmiş gözüne
taramış zülfünü dökmüş yüzüne
zannedersin bulut aya bağlandı
irfaniyem yeni buldum bir devlet
sakın yadlarınan eyleme ülfet
eskiden kalmadı mihri muhabbet
şimdi gönül taze yara bağlandı
niksar’ın fidanları
niksar-tokat
kalenin bedenleri yar yar yar yandım
koyverin gidenleri şinanay yavrum şinanay nay
ipek bürüm bürümüş yar yar yar yandım
niksar’ın fidanları şinanay yavrum şinanay nay
hopa şina şinanay şinanay nay
şinanay yavrum şinanay nay
kaleden iniyorum
çağırsan geliyorum
aşkından kibrit oldum
üflesen yanıyorum
niye çattın kaşlarını
neşet ertaş-kırşehir
niye çattın kaşlarını
bilmiyom yar suçlarımı
ben ölürsem saçlarını
yolma gayrı yolma leyli leyli
ben yandım aşkın narına
meyletmem dünya malına
ben ölürsem mezarıma
gelme gayrı gelme leyli leyli
ocakta kahve pişirir
sıvas-ali rıza bozkurt-muzaffer sarısözen
ocakta kahve pişirir gören aklını şaşırır
çıkmış bahçe de devşirir susam mıdır sünbül müdür
güle de gül gül müdür bilmem
sevdiğim seyrana çıkar ateşi sinemi yakar
emzik emzik olmuş akar şeker midir şerbet midir
bala da bal bal mıdır bilmem
bir asilzade uşağı belinde ipek kuşağı
dökmüş gerdana aşağı zülüf müdür kakül müdür
tele de tel tel midir bilmem
sefil suzani'nin yari boyu servi dal çınarı
küsmüş söylemiyor barı dilli midir dilsiz midir
lala da lal lal mıdır bilmem
odana serdim hali
orta anadolu-refik başaran-rıfat balaban
odana serdim hali boyu bir reyhan dalı vay
gören maşallah desin kimin var böyle yari vay
susamım sümbülüm bir tanem amman
çok sevdim ölüyom inan
susadım su isterim bana çeşme gösterin vay
çeşme beni kandırmaz al yanaktan isterim vay
oduncular kısa keser odunu
erzurum-hulusi seven-muzaffer sarısözen
oduncular kısa keser odunu vay vay odunu yar yar
aynalı can fes sıkmış ince belini
küçükten bilemedim kadrini vay vay kadrini vay vay
ufak ufak atsana yavaş yavaş kalksana
kemerin düşer de belinden
hiddetlenme liver miver düşer de elinden
vardım gittim uzun uzun bahçeler vay vay bahçeler yar
yar
yar oturmuş elbisesinde bohçalar
benim sana zaya gitmez akçalar vay vay akçalar yar yar
ufak ufak atsana yavaş yavaş kalksana
kemerin düşer de belinden
hiddetlenme liver miver düşer de elinden
uzun bu yerlerin servisi vay vay servisi yar yar
ben de bilmem benim yarim hangisi
servi boylu tatlı dilli kendisi vay vay kendisi yar yar
ufak ufak atsana yavaş yavaş kalksana
kemerin düşer de belinden
hiddetlenme liver miver düşer de elinden
oğul
mustafa atıcı
gömdüm oğul seni toprağa gömdüm
kanlı gözyaşımla pınara döndüm
tabutun üstünde dirildim öldüm
seni vuran eller kırılsın oğul
doymadım sesine fidan boyuna
kalın ip taktılar ince boynuna
gül gibi düştün toprağın koynuna
seni asan eller kırılsın oğul
giden oğul hiç gelir mi yerine
ah evladım yaram indi derine
heke bakın zalımın eserine
seni yakan eller kırılsın oğul
o kader (kader değil)
ali ekber çiçek
beni böyle bu hallere getiren
o kadere lanet yazıya lanet
böyle acılarla ömrüm bitiren
o kadere lanet yazıya lanet güzele lanet
ağla ey nesimi sen sana acı
bulunmaz dermanın yoktur ilacı
bahtın kara senin kaderin acı
o kadere lanet yazıya lanet güzele lanet
ondörtbin yıl gezdim pervanelikte
(haydar haydar)
erzincan-ali ekber çiçek
ondörtbin yıl gezdim pervanelikte
sıdkı ismin duydum divanelikte
içtim şerabını mestanelikte
kırkların ceminde dara düş oldum
kırkların ceminde
haydar... zara düş oldum
yürü hü naciye özünü kattım
adem sıfatından çok geldim gittim
bülbül oldum firdevs bağında öttüm
bir zaman gül için zara düş oldum
bir zaman gül için
haydar... zara düş oldum
ordu'nun dereleri
ordu-kadir üstündağ-ahmet yamacı
ordu'nun dereleri aksa yukarı aksa
vermem seni ellere ordu üstüme kalksasürmelim aman
ordu'nun dereleri derin derin çağlıyor
kalk gidelim sevdiğim annem evde ağlıyor sürmelim aman
oy bağlamam bağlamam zerdali dalı mısın
garip garip çalarsın benden sevdalı mısın sürmelim aman
oy mehmet'im mehmet'im sana küstüm demedim
beni sana geçmişler vallahi ben demedim sürmelim aman
ormancı
muğla
çıktım belen kahvesine baktım ovaya baktım ovaya
bay mustafa çağırdı dama oynamaya
ormancı da gelir gelmez yıkar masayı yıkar masayı
söz anlamaz ormancı çekmiş kafayı
aman ormancı canım ormancı
köyümüze bıraktın yoktan bir acı
köyümüzün suları var hoştur içmeye hoştur içmeye
içinde köprüsü var gelip geçmeye
sevdiğimi vurdular da hiç mi hiçine
yazık ettin ormancı köyün iki gencine
ortaca’da evimiz
muğla-hamdi özbay
ortaca’da evimiz suya düştü sevimiz
bu sevimiz uğruna şehit olsun birimiz
gökte yıldız ellidir ellisi de bellidir
gizli sevda çekenler gözlerinden bellidir
aya bak yıldıza bak suya giden gıza bak
gız allah' ın seversen dön de bir yol bize bak
o şirin sözlerine
kırşehir-neşet ertaş
o şirin sözlerine hayranım gözlerine
bakma el sözlerine gel yanıma gel gel
aman eller görmesin
sakın eller duymasın
gel yanıma gel gel
tomurcuk nağmelerin çözüver düğmelerin
göreyim siğnelerin gel yanıma gel gel
o yar gelir
ruhi su
o yar gelir yazıya bana gül olur yar yar
yüzün görsem tutulur dilim lal olur yar
aşka düşen divane gezer deli olur yar yar
mezarımı derinde kazın
dar olsun yar yar
altı lale üstü de sümbül
bağ olsun yar yar
evlerine vara gelede usandım yar yar
el kızını ben kendime yar sandım yar yar
yüreğime hançer de vurdu
gül sandım yar yar
o yaylalar
erzurum-feramuz gündoğdu-mehmet çalmaşır
bu tepe karlı tepe o yaylalar yaylalar
indim su serpe serpe oy yaylalar yaylalar
bu derenin suyunu oy yaylalar yaylalar
kıramadım buzunu oy yaylalar yaylalar
oy bahçenize ben giremedim
giresun
oy bahçenize ben giremedim yavrum gazelden oy
oy başım alıp ben gidemedim yavrum güzelden oy
hele hele yürü fistanı sürü
anasının nazlı gülü nanay da nay nay
oy bahçenize ben giremedim yavrum kazlardan oy
oy başım alıp ben gidemedim yavrum kızlardan oy
oy bahçenize ben giremedim yavrum biberden oy
oy başım alıp ben gidemedim yavrum dilberden oy
oy göresim geldi berçenek seni
aşık mahzuni şerif
oy göresim geldi berçenek seni
dumanlı dumanlı oy bizim eller
nasıl unuturum körpe yavrumu
dumanlı dumanlı oy bizim eller
bizim elin yiğitleri bol olur
çalar davulları dizgin dol olur
ölüm bizim için tozlu yol olur
dumanlı dumanlı oy bizim eller
mahzuni şerifim vay beni beni
hani ya ikrarsız ikrarım hani
oy göresim geldi berçenek seni
dumanlı dumanlı oy bizim eller
oynayın kız oynayın
trabzon-cemile cevher-cemile cevher
oynayın kız oynayın durmanın ne karı var
a bu köyün içinin acaip bekarı var
derule del derule derule del derule
oy kemençeci dayı soktun gözüme yayı
kör ettin gözlerimi göremedim dünyayı
oy kemençeci dayı sokma gözüme yayı
ben gözümden vaz geçtim çevirsene gaydayı
öl deseydin ölmez miydim
erkan yoksuli
be hey vicdansız yüreksiz
öl deseydin ölmez miydim
sen efendi ben de köle
ol deseydin olmaz mıydım
tutuşurdum ateşinle
ölürdüm senin uğrunda
diz çöküp önünde secde
kıl deseydin kılmaz mıydım
gerek yoktu yanmalara
yanıpta kül olmalara
benim için ummanlara
dal deseydin dalmaz mıydım
bilirsin sevdandır ahtım
ne taç isterim ne tahtın
yüreğinde bin yıl mahkum
kal deseydin kalmaz mıydım
yanardım yanardağ gibi
püskürürdüm lavlar gibi
sonbaharda yaprak gibi
sol deseydin solmaz mıydım
şansım ayrılıktan yana
kül olmuşum yana yana
erkan yoksuli sen bana
kul deseydin olmaz mıydım
ölmem
mustafa erişir-hasan gül
yar selam göndermiş alırım ama
ben ona bir selam salmadan ölmem
cansızdan canlıdan sorarım ama
illede dostumu görmeden ölmem
aramızda dağlar sıralı durur
ciğer pare pareli durur
hasretinden canım yareli durur
dost eliyle merhem çalmadan ölmem
meçhuli yarinden hep ayrı gezse
neyleyim dünyayı hep benim olsa
azrail canımı almaya gelse
dost başım ucuna gelmeden ölmem
ölüm yakamdan tutma git
çukurova-osman feymani
ölüm yakamdan tutma git gençlik çağım geçende gel
gurbet elde merhamet et var sılama göçende gel
şu dünyanın hevasından geçmez gönül davasından
yavrularım yuvasından ganatlanıp uçanda gel
feymani'nin ladesini takib eyle vadesini
ölümsüzlük badesini var elinden içinde gel
ömür bahçasının gülü solmadan
sıvas-divriği-aşık ali metin
ömür bahçasının gülü solmadan
uyan gel gözlerim gafletten uyan
acel bir gün bize haydı demeden
uyan gel gözlerim gafletten uyan
niçin gaflet ile mağrur olursun
geçer kervan gider yolda kalırsın
pişman olur sararıp da solarsın
uyan gel gözlerim gafletten uyan
hey dost artık yeter sözün tutulmaz
senin kumaşların burda satılmaz
böyle gitmeyinen menzil alınmaz
uyan gel gözlerim gafletten uyan
ördek suya dal da gel
kastamonu-tosya-ismail okur-hakkı berber-muzaffer sarısözen
ördek suya dalda gel (aman)
(of) yardan haber alda gel (of)
yalvar yakar gelmezse (aman)
(aman) tut kolundan alda gel (of)
odalara hanım kızım odalara gel
beşibirlik takayım safalara gel
kaynar kazan taşmaz mı (aman)
(aman) yol buradan aşmaz mı (of)
sil gözünün yaşını (aman)
(aman) ayrılan kavuşmaz mı (of)
ördeğisen göle gel
kastamonu-avni özbenli-muzaffer sarısözen
ördeğisen göle gel şahin isen gola gel
dağlarda galdım hanım ablam sevdaya daldım
ördek suy a dal da gel yardan haber al da gel
ersil'de kış var hanım ablam bunda bir iş var
eğer yarim gelmezse yalvar yakar al da gel
dağlar gazeli hanım ablam dünya güzeli
kaynar kazan taşmaz mı yol buradan aşmaz mı
dağlarda galdım hanım ablam sevdaya daldım
sil gözünün yaşını ayrılan kavuşmaz mı
dağlar gazeli hanım ablam dünya güzeli
ördek çalkanır göllerde
sıvas-zara-(saatçi) hüsnü akyol-muzaffer sarısözen
ördek çalkanır göllerde ismim söylenir dillerde
kalmışım gurbet ellerde halın nedir diyenim yok
aman şimdi yaman şimdi dağlar başı duman şimdi
güzel sevmek hoşdur amma ayrılması yaman şimdi
bahçanın kapısın açtım sandım ki cennete düştüm
yar ile tenha buluştum bir gül aldım yanağından
öte dönder ben görmeyim yüzünü
çorum-sungurlu-rıfat özsaraç-ahmet yamacı
öte dönder ben görmeyim yüzünü
duydum yalanını tutmam sözünü (aman aman)
git eski yarine söyle nazını
benim naz çekmeğe halım kalmadı (aman aman)
evlerinin önü bir büyük dere
kız gurban olayım eviniz nere (aman aman)
dünür göndermedim kız baban vere
bu yandan gel benim gülüm bu yandan (aman aman)
öte geçe bu geçe
erzurum-aşkale-sırma günaydın-baksen günaydın
öte geçe bu geçe gele kervanım geçe
allah o günü der mı elin elime geçe
derelerin kumuyam balıkların puluyam
verin benim yarimi ben de allah kuluyam
dere susuz olur mu dibi kumsuz olur mu
doğru söyleyin dostlar o var bensiz olur mu
öte yaka urgan burgan
bilecik-bozüyük-necdet erkuvanç-hasan oymak
öte yaka urgan burgan
üstümüzde telli yorgan aleylim aman aman
saracaksan işte de gerdan
oğlan ninni aman amman çakırım nenni
amanın var topukta şalvar aman
elinde gül var aman
gelirse al gel aman
gelmezse dön gine yalvar
öte vakanın buludu beni yakayı bürüdü
aleylim aman aman güzeller aldı yürüdü
oğlan nenni aman amman çakırım nenni
öte yakaya geçelim
eskişehir-osman özdenkçi-cemal karaelmas-muzaffer sarısözen
öte yakaya geçelim
atlara yonca biçelim (a leylim aman aman)
biz bu vardan vazgeçelim
oğlum nenni nenni eşref'im nenni
öte yakanın buludu
beri yakayı bürüdü (a leylim aman aman)
güzeller aldı yürüdü
oğlum nenni nenni eşref'im nenni
ötme bülbül ötme
sıvas-hasan eylen-muzaffer sarısözen
ötme bülbül ötme sen değil bağım
dost senin derdinden ben yana yana
tükendi fitilim eridi yağım
dost senin derdinden ben yana yana
deryadan bölünmüş sellere döndüm
ateşi kararmış küllere döndüm
vakitsiz açılmış güllere döndüm
dost senin derdinden ben yana yana
haberin duyarsın peyikler ile
yaramı sarsınlar şehitler ile
kırk yıl dağda gezdim geyikler ile
dost senin derdinden ben yana yana
abdal pir sultan'ım doldum eksildim
yemeden içmeden sudan kesildim
zülfün kemendine kondum asıldım
dost senin derdinden ben yana yana
ötüyor bülbüller gelmedi bağban
trabzon-şevki bilgin-ankara devlet kons
(aman ey) ötüyor bülbüller gelmedi bağban
hoyrat dost bağından gül aldı gitti
yüz bin mihnet ile bağ yetirdim
ben bağı beyendim el aldı gitti
(aman ey) yüz bin mihnet çektim bir dahi gerek
çok ömür ister ki bir dahi görek
har ettin içimi ey zalim felek
aktı çeşmim yaşı sel aldı gitti
(aman ey) nazlı yarim kem haberi gelüptir
ciğerlerim delik delik deliktir
dediler ki sefil emrah ölüptür
kimi kazma kürek bel aldı gitti
özüne özüm gurban
azerbaycan-handan uysal
özüne özüm gurban
gözüne gözüm gurban
sözüne sözüm gurban
yar geldi yar geldi yar geldi
elinde ipek desmal dede gurbanın olum
çehmişem hasretini derdini möhbetini
bu mudur yoksa hayal
yar geldi yar geldi yar geldi
oduna çok yanmışam
başına çok dolanmışam
yoluna dayanmışam
yar geldi yar geldi yar geldi
gitme menden uzağa
salma gönlümü fırağa
sevdiğim ağıl ola
yar geldi yar geldi yar geldi
pazardan aldım halı
aydın-bozdoğan-ibrahim çilingir-muzaffer sarısözen
pazardan aldım hali
sevdiğim hurma dalı
gören maşallah çeksin
kimin var böyle yari
amanın da dumanın ben neler oldum
içmeden sarhoş oldum
ekin ektim yollara
biçirmedim ellere
ben bir gizli yar sevdim
bildirmedim ellere
pazarlık edelim alim seninle
muhlis akarsu
pazarlık edelim alim seninle
iki cihan senin haydar olsun sen benim
hayrını gör imanınla dininle
hatmin kur'an senin olsun sen benim
ayıp değilmidir ademe minnet
başına çalınsın haydar hurili cennet
dostluk pazarında olma muhannet
huri kılman senin olsun sen benim
akarsuyum böyle vereyim dursun
senin aşkın onu yaksın kavursun
anladım alimsin canımsın nursun
kanber selman senin olsun sen benim
pencereden bak beni
denizli-hüseyin tuğrul-talip özkan
pencereden bak beni
lokum şeker at beni
eğer deli olursam
tut kolumdan at beni
işte yarim gitmedim
ben o yari bilmedim
sen beni iftira ettin
vallahi hiç öpmedim
gidiyorum gitmez oldum
arkamı dönmez oldum
ünnemişin duymadım
vallahi duymaz oldum
pencereden kar geliyor
harput-elazığ
pencereden kar geliyor
aman annem gurbet bana zor geliyor
pencereden kar geliyor
aman annem o da bana ar geliyor
kekliğimi doyurdular
aman annem kanadını ayırdılar
bu nasıl yaraymış
aman annem beni senden ayırdılar
peştemal tezgahına
karadeniz-yöre ekibi-cemile cevher
peştemal tezgahına canum çıkayı canum
gideceğum gocaya oturacağum hanım
ederum düğünumi şenleturum günümi
dünyalar benim olur alırsam sevduğumi
olasun bize gelin ederuk duğununi
gelin olduktan sonra gız corusun cununi
gelin oldum deyine boş mu oturacasun
bizim çay bahçesine yaprak toplayacasun
bahçeye misirleri sen çabalıyacasun
ahıra iki sığır oları bakacasun
uşağın ağladı mu onada bakacasun
akşam yemekten sonra kap da ylkayacasun
gız baban evine ötersun bilbil cibi
sevduğunun peşine cidersun maymun gibi
görecesun ey gız da çıkacak dedüklerum
gidecesun kocaya o zaman sağa derum
peştemal tezgahına çok eyudur rahatum
ben bekar duracağum evlenir olmam hatun
vazgeçtuk evlenmekdan oturacağuk yalnuz
çalışmayan celine gaynanalar der domuz
peştemalin duğumi
rize-hemşin-mustafa sırtlı-emin yağcı
peştemalin duğumi
aldılar sevduğumi
daha bu genç yaşumda
yaktılar yüreğumi
peştemali peştemali
kızlar bağlar peştemali
seven seveni alır
düğün eder ahali
kız sana alacağum
mavili peştemali
alacak mısın bana
mavili peştemali
peştemali sarıdan
başlar oni yarıdan
sevdaluk eder kızlar
ibret alur arıdan
peştemali kırmızı
her zaman güler yuzi
ne isteyusun benden
e müslümanın kızı
peştemali yamali
giresun-alucra-ali rıza gündoğdu
peştemali yamali
yarım eller hameli
ellere hamal yarım
bana dünyanın malı
uy aman aman aman
aldı dağları duman
vurun vurun vuralım
tahtaları kıralım
kırılırsa kırılsın
yeni baştan yapalım
peştemalin düğümü
gerüdendir gerüden
seni hainin kızı
sensin beni erüden
pınar başı burma burma
orta anadolu-yöre ekibi-emin aldemir-behçet bostan
hey hey pınar başı burma burma yar... aman
yaz gelince öter durna
leylim leylim leylim aman
çayırda buldum seni ellere vermem seni
kendime aldım seni sineme sardım seni
hey hey çıktım pınarın başına yar... aman
el ettim dudu kuşuna
leylim leylim leylim aman
hey hey pınar başı ben olayım yar... aman
bulanırsam bulanayım
leylim leylim leylim aman
aynam düştü yerlere karıştı gazellere
tabiyatım kurusun bakarım güzellere
pınar baştan bulanır (rinna yarim)
çanakkale-biga-fehime kutluer-niyazi doğrmacı-mehmet özbek
pınar baştan bulanır iner dağı dolanır
al başımdan sevdayı buna can mı dayanır
rinna rinna yarim rinna rinna
su dağlar olmasaydı çiçeği solmasaydı
ölüm allah’ın emri ayrılık olmasaydı
al entarin asılsın etekleri basılsın
ben sevda yollarında söyle yar sen nasılsın
al entari alınsın giysin kızlar salınsın
geleceksen gel artık varsın anan darılsın
çeşmeye varmadın mı gül koydum almadın mı
ben sevdadan ölüyom sen sevdalanmadın mı
bu dağlar ulu dağlar etrafı sulu dağlar
ben derdimi söylesem gök durur bulut ağlar
pınarın başına yağmaz mı dolu
konya-bozkır-osman pehlivan-muzaffer sarısözen
pınarın başına yağmaz mı dolu
yarinden ayrılan olmaz mi deli
günde on beş kere gördüğüm yari
simdi herseylerden vazgeçti gönül
aman ben yandım şaşırdım kaldım
ellerin köyünde eğlendim kaldım
pınarın başında esmesin yeller
bugün efkarlıyım açmasın güller
yarimin methini etmesin eller
simdi herseylerden vazgeçti gönül
portakal dilim dilim
şanlıurfa-nafi budak-mehmet özbek
portakal dilim dilim gel otur benim gülüm
ne dedim ne söyledim lal olsun benim dilim
dola kolların boynuma sok ellerin koynuma
bir gece eğle beni her zaman eğle beni
portakalın irisi geçti kızlar sürüsü
sürüsünden fayda yok yaktı beni birisi
dola kolların boynuma sok ellerin koynuma
bir gece eğle beni her zaman eğle beni
portakalım tekerlendi
içel-cavit erden-ahmet yamacı
portakalım tekerlendi
yedik sıra şekerlendi (aman gidelim yar)
benim yarim siperlendi
gel benim zülfi siyahım (aman kaçalım yar)
portakalım soyamadım yemesine doyamadım
küçücükten bir yar sevdim cilvesine doyamadım
portakalım taş üstüne kalem oynar kaş üstüne
her ne dersen baş üstüne gel benim zülfi siyahım
portakalım sıra saza indi gitti toza toza
benim gönlüm küçük kıza gel benim zülfi siyahım
potin bağı
burdur-ayseli kandemir-ziynet yeniayaz-muzaffer sarısözen
potin bağım çözüldü bağla da sevdiğim bağla
ben gurbete gidiyom ağla da sevdiğim ağla
gülüm aman aman şanlı da şanlı
ben seviyorum bir delikanlı
potin bağım ipekten kaydı da düştü topuktan
ben seni seviyorum gayet candan yürekten
odam kireç sıvalı içi bülbül yuvalı
böyle güzel görmedim ben anamdan doğalı
radalya minaresi
rumeli-hayrettin ayan-havva karakaş
radalya minaresi ayşe'm yetmiş basamak
amman aman ayşe'm yetmiş basamak
kalk kaçalım seyfullah agam yok bize yaşamak
aman aman ayşe'm yok bize yaşamak
radalya'nın önünde ayşe'm güneş yayılır
amman aman ayşe'm güneş yayılır
ayşe'yi gördükçe anneciği da düşer bayılır
aman aman ayşe'm düşer bayılır
radalya'nın önünde ayşe'm kandiller yanar
aman aman ayşe'm kandiller yanar
kandilin şevkiyle ayşe'm bekarlar oynar
amman aman ayşe'm bekarlar oynar
rodop dağları pakize'm çiçek döşeli
rumeli-salim kahraman-rüstem avcı
rodop dağları (be) pakize'm çiçek döşeli
pakize'm bahçeleri mor menevşeli
aman pakize'm nazlı (da) pakize'm gel beri beri
ben seni sevdim güzelim pakize'm küçükten beri
rodop dağları (be) pakize'm engindir engin
benim gibi delikanlı zengindir zengin
rodop dağları (be) pakize'm sıra mı sandın
ikimizin sevdasını kara mı sandın
sabahınan esen seher yeli mi
yozgat
of of sabahınan esen seher yeli mi
benim gönlüm bu alemin derdi mi
durup durup yar göğsünü geçirir
yoksa bugün aygının günü mü aman
aman aman sürmelim aman
of of gel yar senin ilen bir kavl edelim
kavimden karardan dönmemesine
ikimiz bir dala yuva yapalım
başka daldan dala konmamasına aman
sabahın seherinde ötüyor kuşlar
tokat-yöre ekibi-mehmet erenler
sabahın seherinde ötüyor kuşlar
balınan yoğrulmuş o sırma saçlar
kudretten çekilmiş karadır kaşlar
işte bu gönlümün cananı geldi
seher vakti keklik çıkar kabana
salladıkça püskül değer tabana
korkarım sevdiğim vara yabana
işte bu gönlümün cananı geldi
sabahtan cemalin
malatya-akçadağ-ibrahim erdem-nazmiye coşkun özgül
sabahtan cemalin seyran eyledim
gönüller perişan elinden güzel
nice bir gezeyim gurbet elleri
hiç mi bilir yoktur halımdan güzel
seher bülbülüsün gider gelmezsin
gelirsen de güzel baki kalmazsın
seni uçuranlar murat almasın
seni kim uçurdu yuvandan güzel
pir sultan abdal'ım dervişler gezer
aradım bulmadım derdimi yazar
şimdi benim dostum cennette gezer
kalma benim için yolundan güzel
sana ne mutlu efem
eğilmez başın gibi
gökler bulutlu efem
dağlar yoldaşın gibi
sana ne mutlu efem efem
oyna yansın cepkenin
yansın güneşten tenin
gün senin şenlik senin
sana ne mutlu efem
bahar güneşi gibi
gönlüme doldun efem
sabah yıldızı gibi
içime aktın efem
sarardım ben sarardım
sıvas-muzaffer sarısözen-muzaffer sarısözen
sarardım ben sarardım senin için sarardım
baş yastıkta göz yolda her gelenden sorardım
oy dağlar yeşil dağlar gurbette yarim ağlar
açtı m’ ola şu sıvas’ın gülü yaprağı
çekti bizi gurbet elin suyu toprağı
kayalardan kayarım bulamadım ayarım
ben bu dertten ölürsem kaderime sayarım
al dağlar yeşil dağlar gurbette yarim ağlar
açtı m’ ola su sıvas’ın gülü yaprağı
çekti bizi gurbet elin suyu toprağı
seherde bir bağa girdim
seherde bir bağa girdim
ne bağ duydu ne bağbancı
el tuttum gülleri derdim
ne bağ duydu ne bağbancı
bağın kapısını açtım
sandım ki cennete düştüm
yar ile tenhada buluştum
ne bağ duydu ne bağbancı
seherin bülbülü öttü
öttü de murada yetti
teslim abdal bir gül tuttu
ne bağ duydu ne bağbancı
seherde bir bülbül
erzurum-c arslan-i bozkurt-muzaffer sarısözen
seheride bir bülbül öter yarin bağında
o kaş o göz o dil o diş gül açmış yanağında
yanarım ağlarım on üç on dört yaşında
o kaş o göz o dil o diş ballar var dudağında
gümüşten kemeri incecik bellerinde
o kaş o göz o dil o diş kına var ellerinde
seherde indim ben bağa
şanlıurfa-şükrü çadırcı-muzaffer sarısözen
seherde indim ben bağa
güller sarılmış yaprağa
muradını almayanlar
nasıl girecek toprağa
aman aman aman aman ölürüm de ayrılamam
bülbülleri har ağlatır
aşıkları yar ağlatır
ben feleğe neyle misim
beni hergün zar ağlatır
aman aman aman aman ölürüm de ayrılamam
seher vakti çaldım yarin kapısını
neşet ertaş-kırşehir
seher vakti çaldım yarin kapısını
baktım yarin kapıları sürmeli
hoş bulmadım otağının yapısını
çıka geldi bir gözleri sürmeli
aslanım eller eller kokuyor güller güller
ne bilsin eller eller perişan hallerim
açtırdım kapıyı girdim içeri
aklımı başımdan aldı o peri
dedim sende buldum halis gevheri
dedi yok yok bir mihenge sürmeli
seher vakti evinize
aşık mahzuni şerif
seher vakti evinize girdim girmez olayıdım
geçiyordum bağınıza vardım varmaz olayıdım
boş kayadan pınar akar ondan içen çile çeker
azgın yarene kim bakar sardım sarmaz olayıdım
mahzuni şerifin hali aramızda kara çalı
gittiğin erkanı yolu sordum sormaz olayıdım
seher yeli
aşık kul ahmet
seher yeli nazlı yare bildir beni bildir beni
düşmüşüm elden ayaktan kaldır beni kaldır beni
söyle güzeller şahına yüz süreydim dergahına
zehir olan kadehine doldur beni doldur beni
kul ahmed'im gönül versem bağrında gülünü dersem
senden gayrı yar seversem öldür beni öldür beni
seher yıldızı
karacoğlan
nazlı yardan bana bir haber geldi
eğer doğru ise büktü belimi
dediler ki yari yad eller aldı
kadir mevlam nasip eyle ölümü
seher yıldızı ayırdı bizi
perişan eyledi dost hepimizi
bülbüle söyleyin dalına konsun
bizi böyle eden allah’tan bulsun
sabreyle sevdiğim ilkbahar gelsin
terk edeyim vatanımı ilimi
karacoğlan der ki doğmadan göçtüm
yar elinden dolu badeler içtim
kötüler zanneder ben yardan geçtim
ölmeyince çeker miyim elimi
sen bir ceylan olsan
sıvas-aşık veysel şatıroğlu
sen bir ceylan olsan ben de bir avcı
avlasam çöllerde saz ile seni
bulunmaz dermanı yoktur ilacı
vursam yaralasam söz ile seni
kurulma sevdiğim güzelim deyin
bağlanma karayı alları geyin
ben bir çoban olsam sen de bir koyun
seslesem elime tuz ile seni
koyun olsan otlatırdım yaylada
tellerini yoldurmazdım hoyrada
balık olsan takla dönsen deryada
düşürsem toruma bez ile seni
veysel der ismini koymam dilimden
ayrı düştüm vatanımdan ilimden
kuş olsan da kurtulmazdın elimden
eğer görsem idi göz ile seni
senden midir benden midir
seyit nizamoğlu-yavuz top
yandıklarım sam-ı seher
sendenmidir bendenmidir
başımdaki aşktan eser
sendenmidir bendenmidir
bağrımdaki taşım benim
gözümdeki yaşım benim
dert oldu yoldaşım benim
sendenmidir bendenmidir
sen gülersen
sen gülersen gül açılır yaz olur
sen gidersen karlı dağlar buz olur
dost elinden zehir olsa bal olur
zehrine ağuna kurban olayım
yüce dağ başında karlar erimez dost erimez
sevenin gönlünde güller kurumaz
gitme gurbet ele de geri dönülmez
yurduna eline kurban olayım
sen menimle gel
kars
ektirdi bahçaya şehr-i çemeni
çiçekli dağlara sen menimle gel
gitti o bağları gitti gelmedi
yakına uzağa sen menimle gel
ara bir denizin dalıp seyrine dalıp seyrine
her uzak sefere sen menimle gel
gidelim düzleri geniş çölleri
sefalı yerlere sen menimle gel
nereyi beğenip gezesi olsa
oraya ay çemen sen menimle gel
bir gün şu dünyadan göç etti olsam
men onda demerem sen menimle gel
seni men yaman sevirem
kars
dağlarda duman gözeldir
kaşları keman gözeldir
sözüne heç bir söz olmaz
gözleri yaman gözeldir
alıpsan aklımı baştan
geçmek olmaz bu göz kaştan
seni men yaman sevirem
ürehten candan sevirem
beri gel eyle vefa yar
eşikem etme cefa yar
söğütler boyun eğende
sene men yarim deyende
sanıram dünya menimdir
gözüme gözün degende
sen yaralı değilsin ki
muhlis akarsu
zalim felek duymadın mı sesimi
sen yaralı değilsin ki bilesin
bilemezsin matemimi yaşımı
sen yaralı değilsin ki bilesin
gurbet elde günde ömrüm çürüyor
eller beni bir biçare biliyor
akarsuya gelen bir tas vuruyor
sen yaralı değilsin ki bilesin
serenler
burdur-hasan tepeli-muzaffer sarısözen
serenler serenler yüksek serenler
ben gidiyorum mamur olsun viranlar
ahret hakkın helal eylen yarenler
aman allah nedir bunun çaresi
yaktı beni kaşlarının karası
şu burdur'dan gece geçtim görmedim
on yerimden hançer yedim ölmedim
baş çeşmeden sular içtim kanmadım
sevdiğim bir gün bana
yavuz top
sevdiğim bir gün bana yar demedin yar demedin
gece gündüz tenhalarda ağlayanım var demedin
ağlayanım var demedin var demedin yar
seni sevmek suç mu bana ağlıyorum yana yana
bir merhem verip yarama sür demedin sür demedin
sür demedin sür demedin sür demedin yar
bir gün bana gül demedin göz yaşımı sil demedin
bir ömür koştum peşinden gel demedin gel demedin
gel demedin gel demedin gel demedin yar
sevin gayrı
beni derde koyup kaçtın gözün aydın sevin gayrı
yüreğime yara açtın gözün aydın sevin gayrı
bir zamanlar benim oldun ömür fidanımı yoldun
yeni bir sevgili buldun gözün aydın sevin gayrı
verdiğin sözleri n’ettin beni yakıp yıkıp gittin
harabeyi viran ettin gözün aydın sevin gayrı
seyreyle güzel kudreti mevla
erzurum-raci alkır
seyreyle güzel kudreti mevla neler eyler sene gurban
allaha sığın adli teala neler eyler
mevla eylemezem gayrısına hazreti hakta canan canan
şol yüzleri dost özleri düşmandan usandım
seyyah oldum pazar pazar dolaştım
aşık mahzuni şerif
seyyah oldum pazar pazar dolaştım
bir tüccara satamadım ben beni
koyun oldum kuzum ile meleştim
bir sürüye katamadım ben beni
dostlar beni bir kazana koydular
kırk yıl yandım daha çiğsin dediler
ölçeğimi gram gram yediler
bir kantarda tartamadım ben beni
deli gönlüm aktı gitti engine
çok boyandım çok çiçekler rengine
bir mahzuni demiş oldum kendime
olmaz olsun atamadım ben beni
seyyah olup şu alemi gezerim
erzincan-yöre ekibi-nurattin dadaloğlu
seyyah olup su alemi gezerim
bir dost bulamadım gün aksam oldu
kendi efkarımca okur yazarım
bir dost bulamadım gün aksam oldu
iki elim kalkmaz oldu dizimden
bilmem amelimden bilmem özümden
akıttım kanlı yaş iki gözümden
bir dost bulamadım gün aksam oldu
yine boralandı dağların başı
akıttım gözümden kan ile yaşı
emaneti alır ol veren kişi
bir dost bulamadım gün aksam oldu
bozuk şu cihanın pergeri bozuk
yazıktır şu geçen ömüre yazık
tükendi daneler kalmadı azık
bir dost bulamadım gün aksam oldu
kul himmet üstadım ummana dalam
gidenler gelmedi bir haber alam
abdal oldum çullar geydim bir zaman
bir dost bulamadım gün aksam oldu
silifke'nin yoğurdu
içel-cavit erden-muzaffer sarısözen
silifke'nin yoğurdu ah seni kimler doğurdu
seni doğuran ana bal ilen mi yoğurdu
beşiği çamdan ah yuvarlandı damdan
anası pilav pişirir oğlu durmaz aşırır
kale kaleye bakar ah kaleden sular akar
delikanlı dururken ihtiyara kim bakar
beşiği çamdan ah yuvarlandı damdan
keşke sevmez olaydım usanırdım bu candan
bağa girdim üzüme ah çıbık battı dizime
çıbık seni keserim yar göründü gözüme
beşiği çamdan ah yuvarlandı damdan
anası pilav pişirir oğlu durmaz aşırır
siyah perçemlerin dökmüş yüzüne
erzincan-aşık davut sulari
siyah perçemini yar yar dökmüş yüzüne
salınarak gelen hümaya bakın
kimden söz işitmiş yar yar düşmüş hüzüne
kader yakışmayan simaya bakin yar... yar eylenemem
yaktın yandırdın beni
zalım aldattın beni
ne dedim de darıldın
bir pula sattın beni
ak göksün üstüne yar yar bir bağ dikilmiş
bin bir çeşit çiçeklerden ekilmiş
dün uğradım bir ücraya çekilmiş
bulut mu gaplamış şu aya bakın yar... yar eylenemem
elin sitemini yar yar ağlarken gördüm
gül dibinde kah gül sararken gördüm
bir seher akşamı çağlarken gördüm
davut sulari'deki sevdaya yar... yar eylenemem
sobalarında kuru da meşe
denizli
sobalarında kuru da meşe yanıyor efem
mehmet efe’m de dam başında üşümüş de donuyor
boncuklu gelin orta yerde dönüyor da dönüyor
aslanım da efeler vay vay
kar mı yağmış yarengüme’nin başına vay vay
mehmet efe’m de oturu da vermiş efelerin sağına
çıkam ha deyi şu dağların başına da başına
sorma be birader
seyyit nesimi
sorma be birader mezhebimizi
biz mezheb bilmeyiz yolumuz vardır
çağırma meclis-i riyaya bizi
biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır
bizim söyleyecek sözümüz vardır
biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz
kıl-ü kal bil meyiz ifta bilmeyiz
hakikat şehrinde hata bilmeyiz
şah-ı merdan gibi alimiz vardır
bizim söyleyecek sözümüz vardır
nesimi özünü farş etme sakın
ne bil sin ham ervah likasın hakkın
hakkı bilmeyene hak olma yakın
bizim hak katında elimiz vardır
bizim söyleyecek sözümüz vardır
söğüt’ün erenleri
bilecik-mustafa şimşek-muzaffer sarısözen
söğüt’ün erenleri çevirin gidenleri
ah ne güzel baş bağlıyor söğüt’ün güzelleri
naldırdın beni gül iken soldurdun beni
söğüt’ün çarşısına gün doğar karşısına
ah insan hile yapar mı kapı bir komşusuna
naldırdın beni gül iken soldurdun beni
elmayı yüke koydum ağzını büke koydum
ah aldı yari elimden boynumu büke koydum
naldırdın beni gül iken soldurdun beni
sözünden belli
tacim dede-arif sağ
güruh-ı naciye ereyim dersen
bu yola girenler izinden belli
can verip cemalin göreyim dersen
cemalin görenler gözünden belli
efendim tabibim
kamildir mürşidin gerçek haberi
al-i abanın çoktur hüneri
işi sağ yüzü ak erlerin eri
gezdiği yerlerde izinden bell
beden aleminden ruha erişen
sırr-ı hakikata katıp karışan
güruh-ı naciye yetip yetişen
muhabbet ehlini nazından belli
yüzünden belli sözünden belli
turabi babanın sözne inan
zülfikar kuşanıp düldüle binen
hazırdır nazırdır gönülde her an
o gönül sahibi yüzünden belli
suda balık yan gider
erzurum-hayriye temizkalp-muzaffer sarısözen
suda balık yan gider yandım aman aman aman
açma yarem kan gider
yaralıyam bana değme
baygınam gel gönlümü eyle
buna tabip neylesin yandım aman aman
ecel gelmiş can gider
yaralıyam bana değme
baygınam gel gönlümü eyle
su başı duman oldu yandım aman aman aman
hallerim yaman oldu
yaralıyam bana değme
baygınam gel gönlümü eyle
bana dert açan dilber yandım aman aman aman
ellere derman oldu
yaralıyam bana değme
baygınam gel gönlümü eyle
su gelir güldür güldür
amanın bağda gülü budadım
haydi gülü güle bağladım
su gelir güldür güldür
gel de yar beni güldür
bir damlacık kanım akmaz
öldürürsen sen öldür
amanın yarim bana dönerse
haydi de ona kurban adadım
amanın gören maşallah desin
haydi de kimin var böyle yari
sultan suyu gibi çağlayıp akma
sıvas-yüksel yıldız-erkan sürmen
sultan suyu gibi çağlayıp akma
erilir gam yeme divane gönül
er başımda duman dağ başında kış
erilir gam yeme divane gönül
yıkılır mı hakk’ın yaptığı havuz
şah-ı merdani' nin biz de kılavuz
üç günlük dünyada şu yahşi yavuz
erilir gam yeme divane gönül
pir sultan abdal’ım sırdan sırada
bu iş böyle oldu kalsın burada
cümlemiz niyetlendiği murada
erilir gam yeme divane gönül
sunayı da deli gönül
keskin-bahri ilhan
sunayı da deli gönül sunayı
ben yoluna terk eyledim sılayı
armağan gönderdim telli turnayı
iner gider bir gözleri sürmeli
sabahtan uğradım yarin yurduna
dayanılmaz firkatine derdine
yıkılası karlı dağın ardına
aşar gider bir gözleri sürmeli
ateş yanmayınca duman mı tüter
ak gerdan üstünde çimen mi biter
vakti gelmeyince bülbül mü öter
öter gider bir gözleri sürmeli
karacaoğlan kapınıza kul gibi
gönül küsüverse ince kıl gibi
seherde açılmış gonca gül gibi
kokar gider bir gözleri sürmeli
sus be ağlama gözüm
devran baba
bedenim ruhuma gurbet el olmuş
olsun sabret sus be ağlama gözüm
ömrümün baharı sararmış solmuş
solsun sabret sus be ağlama gözüm
solsun sabret boş ver ağlama gözüm
gönül derdin yüz bin yapmış abartmış
her gün ağıt yakıp yürek kabartmış
saçlarını pençe pençe kopartmış
yolsun sabret sus be ağlama gözüm
yolsun sabret boş ver ağlama gözüm
devran baba o yar demiş oh olsun
zindanlara yusuf gibi sokulsun
gözlerine yakup gibi kan dolsun
dolsun sabret sus be ağlama gözüm
dolsun sabret boş ver ağlama gözüm
su sızıyor sızıyor
ankara-mucip arcıman-muzaffer sarısözen
su sızıyor sızıyor taşların arasından
eğil bir yol öpeyim kaşların arasından
oğlan mavilim oğlan
sözüne de kavilim oğlan
enişte bana hişt demiş
yalan sevdiğim yalan
derenin kenarında kalayladım kazanı
kız ben senin yüzünden tutmadım ramazan’ı
kar yağıyor yağıyor abamı giyeceğim
sakallıya varıp da baba mı diyeceğim
suya düştü gülümüz
tokat-aşık veli aydın-muzaffer sarisözen
suya düştü gülümüz
ötmüyor bülbülümüz
sen orada ben burda
geçti cahil ömrümüz
fındık fıstık olur mu
ateş yastık olur mu
selam söylen yarime
böyle dostluk olur mu
kestirdim keklikleri
yana değiyor yana
yarimin bakışları
cana değiyor cana
sürmene yaylası
trabzon
oy benim sevdiceğim oy olur mu böyle kader
o sürmene yaylası da onbeş doktara bedel
trabzon’un feneri oy iki yana döneyi
geldi ordu vapuru da istanbul’a döneyi
araklı’dan tonya’dan gel gidelim pazar’a
ben pazar’da duramam da beni rize’de ara
sürüler içinde
sürüler içinde sürmeli koyun
şafaklar atıyor sarhoşum duyun (a canım gel duyun)
son kadehte yaptın bana bir oyun
ne yandasın sürmeli palazım
ne yanda ay aman ne yanda
ellerim sez çalar gözüm ivanda ay aman ivanda
aşağıdan gelir elimin göçü
gelin mi ettiler canımın içi (a canım gel içi)
beş sene sakladım verdiğin saçı
çeşmeler yaptırdım altın oluklu
soyunu bağladım ala balıklı (a canım alabalıklı)
bir yar sevdim o da benden yanıklı
sürüverin cezveler kaynasın
istanbul-nuri halil poyraz-nuri halil poyraz
sürüverin cezveler kaynasın
rabiye'nin kolları oynasın
yarin da çarşıya varayım
rabiye'me bir horoz alayım
kopil de giriyor yaşına
kalpak istiyor başına
yarin da çarşıya varayım
kopil’e de bir kalpak alayım
süpürgesi yoncadan
erzincan-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
süpürgesi yoncadan emine'm
gayet beli inceden of
ben seni sakınırım emine’m
yerdeki karıncadan of
vay bana vaylar bana emine'm
yıl oldu aylar bana of
susadım su isterim emine'm
su vermez çaylar bana of
süpürgesi saz olur emine'm
gül açılır yaz olur of
ben yarime gül demem emine'm
gülün ömrü az olur of
yokuşta yoruldun mu emine'm
sözüme darıldın mi of
sen bana yar olalı emine’m
boyumca sarıldın mi of
tesbihimde mercanım emine'm
neren ağrıyor canim of
evi barkı bağları emine'm
satar sana harcarım of
şad olup gülmedim eller içinde
kırşehir-neşet ertaş
şad olup gülmedim eller içinde
soldu benim gülüm güller içinde
bir bahtı karayım kullar içinde
gitti yarim gurbet elden gelmedi
gurbete gideni gelmez diyorlar
akar göz yaşları dinmez diyorlar
öksüzler murada ermez diyolar
işte benim nazlı yarim gelmedi
şafak söktü gine
orta anadolu-halil sarıoğlu-ali canlı
şafak söktü gine suna'm uyanmaz
hasret çeken gönül derde dayanmaz
çağırırım suna'm sesim duyulmaz
uyan suna'm uyan derin uykudan
çektiğim senin elinden
usandım gurbet elinden
hiç kimse bilmez halimden
uyan suna'm derin uykudan
bunca diyar gezdim gözlerin için
niye küstün bana el sözü için
dilerim allah'tan sızlasın için
uyan suna'm uyan derin uykudan
şapkamın tereği düz
trabzon-hüseyin dilaver-ziynet sönmez-mustafa hoşsu
şapkamın tereği düz
var onda ayla yıldız
çıkmayasun aklımdan
ne gece ne de gündüz
peştemalin düğümü
gerüdendir gerüden
seni hainin kızı
sensin beni erüden
pencereden bak beni
beğenirsen al beni
beğenmezsen beğenme
beğenenler var beni
dağ başında kestane
dökülür tane tane
dünya dolu yar olsa
bir tanemsin bir tane
şaşkın yarim
musa ersus-hüseyin ün
rüzgar ile yarışamam cahil ile konuşamam
nadan ile barışamam dedim amma geçti zaman
yarim yarim şaşkın yarim
yarim yarim düşkün yarim
yarim yarim gülmez yarim
yarim yarim bilmez yarim
gönlüm gönlüne bağladım için için kan ağladım
gençliğim güzel çağlarım le le geldi geçti zaman
musam der ki yar olmazsa gelip hatırım sormazsa
doya doya yar sarılmazsa varsın dolsun geçsin zaman
şen olasın ürgüp
nevşehir-ürgüp-r başaran-a selahattin-nida tüfekçi
şen olasın ürgüp dumanın tütmez
kır atın acemi konağı tutmaz
oğlum ahmet güççük yerini tutmaz
cemalım cemalım algın cemalım
al kanlar içinde kaldım cemalım
ürgüp'ten de çıktığımı görmüşler
kıratımın gelişinden bilmişler
beni öldürmeye karar vermişler
cemal'ın geydiği ketenden gömlek
al kanlara boyanmış donuyla gömlek
bize nasip değil ecelle ölmek
şepkenin kavakları
erzincan-davut sulari-ali ekber çiçek
şepkenin kavakları dolar gider akları
karşıda görünüyor o yarın konakları
le le hanım gel otur benim canım
ay le le hanım gel otur benim canım
şikayet olmasın
şekip şahadoğru
şikayet olmasın da bak ne haldeyim
yoksa unuttun mu da beni bilmem el gibi
gece gündüzde durmaz ahuzardayım of
sazımda sızlayanda sırma tel gibi vay
kar mı yağdı da güvendiğim dağlara
sam mı değdi de mor sümbüllü bağlara dost
diyemiyomda bağlanmışım ağyare
çiğnetirsin beni ele yel gibi vay
niçin o sarp yere yuvanı kurdun
kuru petek gibi balsız mı kaldın
bir kez koklamadım da canım sarardın soldun
poyraz eli de değmiş gonca gül gibi
elestim özmümden de sana ikrarım verdim
o günden bugüne de canım sözümde durdum dost
yetiş şekip'ine de gayri müşkülde kaldım
fiskeden bulanan da ufak göl gibi dost
şirin nar dane dane
gaziantep-yöre ekibi-nida tüfekçi
şirin nar dane dane
gel güzel döne döne
gül olup koklamadım
felek ayırdı gene
beyaz geyme üşürsün
güzellikte menşursun
leylim güzel olduğun
yad elnen konuşursun
giderim dur diyen yok
kebap oldum yiyen yok
ayrılık gömleğini
benden başka yiyen yok
şu dağlar tepe tepe
denizli-hasan aydoğdu-özay gönlüm
şu dağlar tepe tepe
gar yağıyor serpe serpegel yarim gel
güccük hanım uykudeymiş
uyardım öpe öpe
ağlama sarı gelin al beni
güzel yüzün ay gibi
keman kaşın yay gibigel yarim gel
yarimle yaşadığım
gulübe saray gibi
ağlama sarı gelin al beni
karanfil dallanır mı
top zülüf sallanır mıgel yarim gel
kendi gelen güzeli
sarmadan yollanır mı
ağlama sarı gelin al beni
şu dalma'dan geçtin mi
aydın-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
şu dalmadan geçtin mi
soğuk sular içtin mi
efelerin içinde
yörük aliyi seçtin mi
hey gidinin efesi efesi
efelerin efesi
martinimin demiri demiri
ölüm allahın emri
şu dalmanın çeşmesi
ne hoş olur içmesi
yörükte aliyi sorarsan
efelerin seçmesi
cepkenimin kolları
parıldıyor pulları
yörük de ali geliyor
açıl aydın yolları
şu dağların yükseğine erseler
silifke-içel
şu dağların yükseğine erseler
lale sümbül mor menevişe derseler
bir güzeli bir çirkine verseler
güzel ağlar çirkin güler bir zaman
yükseğinde olur şahin yuvası
indim enginine avşar ovası
kabul olur güzellerin duası
haktan sevdiğini diler bir zaman
vara vara vardık alma deresi
uzak kaldı nazlı yarin arası
artıyor geçmiyor gönül yarası
mevlam dermanımı salar bir zaman
şu diyarı gurbet elde
kahramanmaraş-elbistan-aşık nesimi çimen-ihsan öztürk
şu diyari gurbet elde
şen değil gönlüm şen değil
aman kimse bilmez ahvalımdan
şen değil gönlüm şen degil
sergerdar oldum gezerim
aman hem okuyup hem yazarım
gece gündüz intizarım
şen degil gönlüm şen değil
ben cismimi yaktım nara
aman gönlüm uğramış efkara
tecellim yok bahtım kara
şen değil gönlüm şen degil
mücrimiyem didem yaşı
aman gamdan ayrılmadı başım
zalımlardan yedi taşı
şen değil gönlüm şen degil
şu fırat’ın suyu akar serindir
elazığ-izzet altınmeşe-ihsan öztürk
su fırat’ın suyu akar serindir
ölem ölem derdo ölem akar serindir
yarimi götürdü (anam) kanlı zalimdir
ölem ölem kanlı zalimdir
daha gün görmemiş taze gelindir
ölem ölem derdo ölem taze gelindir
söyletmeyin beni anam yaram derindir
ölem ölem yaram derindir nasıl gülem
kömürhan köprüsü harput'a bakar
ölem ölem derdo ölem harput'a bakar
körolası zalim fırat ocaklar yıkar
ölem ölem ocaklar yıkar nasıl gülem
ahbapların gelmiş ağıitlar yakar
ölem ölem derdo ölem ağıtlar yakar
söyletmeyin beni anam yaram derindir
ölem ölem yaram derindir nasıl gülem
şu karşı ki dağda kar var duman yok
hatay-emel akçay-halide alkan-muzaffer sarısözen
şu karşı ki dağda kar var duman yok
benim sevdiceğim de din var iman yok
vardım baktım nazlı yarim evde yok
ver benim sazım efendim ben gider oldum
süremedim lavantayı konsola koydum
şu karşı ki dağda titirer dallar
benim gönlüm arzu çeker tomurcuk güller
kader kısmet bövlevimiş ne yapsın eller
şu kışlanın kapısına
adana-yöre ekibi-durmuş yazıcıoğlu
şu kışlanın kapısına mail oldum yapısına
telli kurban bağlayayım asker yarin kapısına
kara kazan kaynamasın altım cirit oynamasın
iki sene asker oldum nazlı yarim ağlamasın
yüce dağlar olmasaydı laleleri solmasaydı
ölüm allah'ın emri de şu ayrılık olmasaydı
kıratımın beli ince ölürüm yar görmeyince
telli yatak serdiremem asker yarim gelmeyince
şu köyceğiz yolları
muğla-zehra bayatoğlu-ahmet batyatoğlu-hamdi özbay
şu köyceğiz yolları kaldır ayşem kolları
bizim için yapılmış şu muğlanın yolları
oldu mu ayşem oldu mu
enişten camızlarını buldu mu
bir kerecik öpmeynen
gül benzin ayşem soldu mu
ay doğar aşmak ister top zülüf yaşmak ister
şu benim deli gönlüm yare kavuşmak ister
şu mübarek günde küsmek olur mu
çorum-alaca-süleyman morgülüm-mehmet özbek
şu mübarek günde küsmek olur mu?
uzat ellerini bayramlaşalım
tanrı selamını kesmek olur mu?
uzat ellerini bayramlaşalım
eller al giyinmiş gider bayrama
şu gurbet ellerde girdim yaslara
selam olsun sıladaki dostlara
uzat ellerini bayramlaşalım
yar köyde ben burda peri perişan
var mı bizim gibi bu derde düşen
nasib eyle mevlam yare kavuşam
uzat ellerini bayramlaşalım
mor gülüm de al güllere yakışır
yavrularım yollarıma bakışır
bayram gelir küsülüler barışır
uzat ellerini bayramlaşalım
şu sazıma bir düzen ver
ali izzet özkan
şu sazıma bir düzen ver
teller de muradın alsın
gel beni bir tenhada gör
diller de muradın alsın
gel gidelim bizim ele
düşmeyelim dilden dile
diken sarmış gonca güle
güller de muradın alsın
al'izzetim görüşelim
bugün bayram barışalım
aç kolların sarışalım
kollar da muradın alsın
şu yalan dünyaya geldim geleli
pir sultan abdal-sıvas
şu yalan dünyaya geldim geleli
gönül senden özge yar bulamadım
yaralandım al kanlara belendim
elimin kanını yur bulamadım
güzellerin zülfü destedir deste
erenler hak için oturmuş posta
bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta
hasta halım nedir der bulamadım
pir sultan abdal’ım dağlar ben olsam
üstü mor sümbüllü bağlar ben olsam
alem çiçek olsa arı ben olsam
dost elinden tatlı bal bulamadım
şu yüce dağları duman kaplamış
erzincan-ali ekber çiçek
şu yüce dağları duman kaplamış
yinemi gurbetten kara haber var
seher vakti burda kimler ağlamış
çimenler üstünde gözyaşları var
ham denizler gördüm yeşil yapraktan
bulutlar nem almış kara topraktan
bir kız ağlar sesi gelir uzaktan
yinrmi gurbetten kara haber var
gönlümüz gamlanır böyle günlerde
önüme çekildi bir siyah perde
yar senin elinden tutuldlum derde
yinemi gurbetten kara haber var
tamburam rebab oldu
şanlıurfa-bakir yurtsever-muzaffer sarısözen
tamburam rebab oldu ciğerim kebab oldu
istedim vermediler bir zalim sebeb oldu
aman aman aman aman
çok içmişem halim yaman yar sana kurban
ördek suya dal da gel yarden haber al da gel
eğer haber vermezse tut kolundan al da gel
ördek göllerde olur şahin kollarda olur
yari gurbet gezenin gözü yollarda olur
tan yıldızı
aşık nesimi çimen
her seherde tan yıldızı doğarken
ararım nazlı yar hep seni ben seni
seherde bülbülem figan eylerken
görürem nazlı yar hep seni seni
mecnun gibi sahralarda çöllerde
yola giden yolcularda yollarda
aşk derdine düşen mecnun kullarda
sorarım nazlı yar hep seni seni
dağlara daşlara ovaya baksam
canlıya cansıza sahraya baksam
nesimiyem hangi diyara baksam
görürem nazlı yar hep seni seni
tanrıdan diledim bu kadar diler
erzincan-salih dündar
tanrıdan diledim bu kadar dilek aman aman
o yarin yüzünü bir daha görek aman aman
gel anam aman yanıma
kıyma bu yazık canıma
bir kara kaşın bir kara gözün
değer dünya malına
bana kısmet değil dizinde yatmak aman aman
dizinde yatıp da yüzüne bakmak aman aman
tarama yar tarama
ağrı
tarama yar tarama
yar zülfünü tarama
ben bu dertten ölürsem
merhem olma yarama
hele hele yar yar gülende
gülende yar gülende
aklımı baştan aldı
yar yüzüme gülende
mendilimde kare var
yüreğimde yare var
ne ben öldüm kurtuldum
ne bu derde çare var
taramış zülfünü
neşet ertaş
ay dost... taramış zülfünü kırkmış kabadan
bir gelin kezikmiş büyük obadan
ayrı düşmüş ana ile babadan
yaylasına sökün etti bu gelin
aydost... aman aşağıdan kalktı bir akça geyik
kırıktır kollarım dutmıyo seyik
mah cemalini görünce de titirer kayık
kızılırmak senden geçti bu gelin
taşa çaldım ayva ile narımı
nevşehir-avanos-avanoslu selahattin-nida tüfekçi
taşa çaldım ayva ile narımı
hep harcadım elde olan malımı
eğer yarim ben gider de gelmezsem
kırmızı güllerde ara rengimi
aman yar hele hele hele hele yandım yar
bu sene de gurbet elde kaldım yar
bir kötüye nasıl meyil verdim yar
istanbul’dan ayva gelir nar gelir
gömlek giymiş etekleri dar gelir
döndüm baktım sevdiceğim yar gelir
ellerinde deste deste gül gelir
taşa verdim yanımı
taşa verdim yanımı
toprak emdi kanımı oy dağlar
azrail’e can vermezdim
canan aldı canımı oy dağlar
dağları duman aldı
bülbülü figan aldı oy dağlar
azrail’e borçlu kaldım
bir canım var yar aldı oy dağlar
tatlı dile güler yüze
neset ertaş
tatlı dile güler yüze doyulur mu doyulur mu
aşkınan bakışan göze doyulur mu doyulur mu
doyulur mu doyulur mu
canana kıyılır mı
cananına kıyanlar
hakkın kulu sayılır mı
zülüflerin dökse yüze yar badeyi sunsa bize
lebleri meyime meze doyulur mu doyulur mu
hem bahara hemi yaza yarın ettikleri naza
yar aşkına çalan saza doyulur mu doyulur mu
garibim geldik gitmeye muhabbetimiz bitmeye
yar ile sohbet etmeye doyulur mu doyulur mu
taze karlar yağmış karın üstüne
sıvas-ali sultan
taze karlar yağmış karın üstüne
bülbül figan eyler gülün üstüne
dediler nazlı yarini el almış
daha iflah olmam bunun üstüne
ekine gidiyor elinde orak
ekini kurumuş tarlası ırak
yarimi görünce alıyor merak
ben yari görmedim bunun üstüne
yine güz geldi de hava soğudu
benim nazlı yardan ahtım çoğudu
ondan gayrı sevdiceğim yoğudu
başka yar sevemem onun üstüne
tek kapıdan çıktım yüzüm peçeli
amasya-yöre ekibi
tek kapıdan çıktım yüzüm peçeli
ahbaplar oturmuş iki geçeli (vay vay)
hulisi'm de alnı sıra perçemli
neyleyim dünyada dünya malini
gönül arzediyor eski halini
dağdan yuvarlandı kayalarımız
gam ile yoğruldu mayalarımız (vay vay)
n’ ola taş doğuraydı analarınız
mezarımı helvacıya essinler
al yeşili üzerime örtsünler (vay vay)
gelen geçen yazık olmuş desinler
tercan elleri
aşık davut sulari
tercan ellerinden gelen bir güzel
açmış ag göğsünü yar yar sallanır bir hoş
kınalanmış parmakların ellerin
oturdu yanıma kız anam sallanır bir hoş
davut sulari der bağrıma akar
ateşin hicranın kız anam çok canlar yakar
can alici gözle yüzüme bakar
naz o eda ile kız anam sallanır bir hoş
tersname
aşık mahzuni şerif
sana diyeceğim var eğlen yolcu
kurduğun yuvayı yık da öyle git
zamanede ilk görevdir insana
baştan dinden haktan çık da öyle git
bir sudan geçince köprüyü devir
sel basmış tarlaya ırmağı çevir
birlik dümenini tersine kıvır
sağa sola sövüp dök de öyle git
allah bir deseler sen söyle haşa
nadan ehliyle çıkılmaz başa
komşunun açlığı tatlı tamaşa
bir tekme de sen vur yık da öyle git
ortak isen hesap etme ölçmeyi
ihmal etme dost ırzına geçmeyi
bir döğüşte çok ayıp gör kaçmayı
beş on yumruk yiyip sek de öyle git
elinden tut çamurlara at körü
beriye ötede öteye beri
kapıya gelirse döv misafiri
bir de ana avrat çek de öyle git
kızına bakanın oğlunu öldür
meclise girersen büyüğe saldır
kefeni soy mezarlara kül doldur
ölünün dişini sök de öyle git
ciğerin yarası sivri cam ister
kötülük meydanında kendin göster
adamın cömerdi yavuz it besler
meteliği başa kak da öyle git
küfür eksik etme aziz dilinden
gaddarlık kılıncın koyma belinden
hiçbir şey gelmezse bile elinden
fesat tohumunu ek de öyle git
hasılı sözümün tersine yürü
görmesin gözlerin topalı körü
kısa yerden eksik etme ömürü
mahzuni şerif'ten bık da öyle git
tor şahin misali
kırşehir-muharrem ertaş
tor şahin misali eğdirip bakma
atar bülbül gibi yare gözlerin
cemalin şavkına cihanı yakma
çeker mansur gibi dara gözlerin
aman cemalini görenler hep mecnun gezer
seni seven yiğit dünyayı neyner
ezrail misali canıma gider
kasteder canıma kara gözlerin
kaşların katlime ferman yazdırır
aşkın beni diyar diyar gezdirir
lokman hekim gelse yarem azdırır
ancak bu derdime çare gözlerin
toycular
van-hüsamettin subaşı-hüsamettin subaşı
toycular yar can elinde mercan
ben sana hayran oy aman aman
ben giderim mestane yarim için fistane
yare fistan yakşir ah bir giyse üstüne
evleri yol üstüdür kemeri bel üstüdür
her gün geçme buradan demesinler dostudur
tuna'nın etrafı koru
rumeli-ali tanburacı-hüseyin yaltırık
tuna'nın etrafı koru (aman)
altımdakı atım doru
bana derler katipoğlu (aman)
uyan süleyman sabah oldu
sabah oldu sabah oldu
yandı yürek kebap oldu
tuna'yı atladım geçtim (aman)
ben yarimden ayrı düştüm
ak ile karayı seçtim (aman)
tunca boylarında tozdan dumandan
rumeli-hüsmen ağa-metin gürgen
tunca boylarında tozdan dumandan
zalimler bilmez (be yarim) dinden imandan
vurdular beni al kanlara acılara
(be yarim) koydular beni
tunca boylarında esmesin yeller
ali'min yasını (be yarim) tutmasın eller
turnam
dursun ali akınet-mehmet gümüş
turnam başım darda benim
şu yaban diyarda benim
bir sevenim var mı bilmem
gözden uzaklarda benim
çekerim turnam sineye derdi sineye
bu yıl bize gülmek haram belki seneye
başım öne eğdirdiler
yüzüm yere değdirdiler
saçıma kar yağdırdılar
yaz ile baharda benim
turnam
karacoğlan
bitti m’ola şameli’nin hurması
gitti m’ola ala gözün sürmesi
bağdat’ın basra’nın telli turnası
turna yardan haber geldi eylenme
aşına da karacoğlan aşına
yeni değmiş onüç-ondört yaşına
ırak değil ak pınarın başına
turna yardan haber geldi eylenme
turnam gelir bizim elden
aşık davut sulari
turnam gelir bizim elden
yeni kalkmış ağır gülden
n’ olur konuş bizim dilden
üç telli dört telli beş telli turnam
sen olmaz isen buralarda durmam
sen olmaz isen ben sensiz olmam
turnam hey turnam hey yaralı turnam
o karalı gözler haralı turnam
turnam arşta pervaz ile
in düzgünüm tavaf eyle
n’ olur aşkı dilden söyle
üç telli dört telli beş telli turnam
sen olmaz isen buralarda durmam
sen olmaz isen ben sensiz olmam
turnam hey turnam hey yaralı turnam
o karalı gözler haralı turnam
sulari'yi avcı sanma
sakin kara tasa konma
bizim yaylalardan inme
üç telli dört telli beş telli turnam
sen olmaz isen buralarda durmam
sen olmaz isen ben sensiz olmam
turnam hey turnam hey yaralı turnam
o karalı gözler haralı turnam
turnam yare selam söyle
turnam gidersen mardin’e turnam yare selam söyle
karlı dağların ardından turnam yare selam söyle
turnam gidersen aktaş’a karlı dağlar aşa aşa
hem kavime hem kardaşa turnam yare selam söyle
tutamadım ben bir yerlerde bir vatan
rumeli-fuat erenoğlu
tutamadım ben bir yerlerde bir vatan (aman aman)
yastığım gül olmuş yorganım diken
yaktı beni (aman) üç günlük gelin iken (aman aman)
ayrı düştüm ben vatanımdan evimden (dostumdan)
bir mektup yazdırdım (aman) dört bir yanı kareli (aman)
hem okudum hem ağladım yareli
sordum yare memleketin nereli (aman aman)
ayrı düştüm ben vatanımdan evimden (dostumdan)
tutam yar elinden
erzurum-suat ışıklı-raci alkır-m kemertaş
tutam yar elinden tutam çıkam dağlara dağlar
olam bir yareli bülbül inem bağlara bağlara
birin bilir birin bilmez bu dünya kimseye kalmaz
yar ismini ansam olmaz düşer dillere dillere
emrah der ki bu günümdür arşa çıkan tütünümdür
yare gidecek günümdür düşem yollara yollara
tükenmek bilmiyor kara günlerim
kahramanmaraş-aşık mahzuni şerif-yıldıray çınar
tükenmek bilmiyor kara günlerim
gel buna bir çare bul leyla leyla
düştüm hasretine yanar inlerim
susadım bir yudum su leyla leyla
acımazsan böyle yalnız kalırım
eğer ister isen kurban olurum
kefenim bulunmaz belki ölürüm
gözün yaşı ile yu leyla leyla
mahzuni'yem dolanırım dillerde
bazan sahralarda bazan yollarda
benim leylam kaldı kanlı çöllerde
herkes de zanneder şu leyla leyla
türkmen kızı bar oynuyor
sıvas-ali izzet özkan-muzaffer sarısözen
türkmen kızı bar oynuyor allılar ey ballılar oy oy
ellerini ata ata allılar ey ballılar oy oy
nazı nazı sallanıyor allılar ey ballılar oy oy
bülbül gibi öte öte allılar ey ballılar oy oy
üçü birden mani söyler allılar ey ballılar oy oy
ırgalanır uzun boylar allılar ey ballılar oy oy
yasdıdağ'a geldi köyler allılar ey ballılar oy oy
birbirine ite ite allılar ey ballılar oy oy
bağ ayrı bostan ayrı dariley dariley seyranım
yandım yarin elinden dariley dariley seyranım
bir günümü görmedim dariley dariley seyranım
yandım yarin elinden dariley dariley seyranım
uca dağların başında
erzurum-abdurrahman yörüktümen-nida tüfekçi-mustafa hoşsu
her taraftan üç beş kelle
terkiye astığın var mı
kargının ucunu salla
etme düşmene eyvalla
köroğlu söyler şanından
kuş uçurmaz meydanından
unutursun
ismail özden
bir gün olur sende beni
unutursun unutursun
zaten kalmışım yanılız
sende bir gün unutursun
şu dağların ovasına
çekip gitsem yaylasına
kuşlar dödü yuvasına
sende bir gün unutursun
yollar uzun uzar gider
deli gönül feryat eder
geçer ömür geçer gider
sende birgün unutursun
bu hasretlik yasa döndü
yaz baharım kışa döndü
geçti ömür başa döndü
sende bir gün unutursun
unutursun mihribanım
abdurrahim karakoç-musa eroğlu
unutmak kolay mı deme unutursun mihribanım
oğlun kızın olsun hele unutursun mihribanım
hayat böyle bu gemide eskiler yiter yenide
beni değil kendini de unutursun mihribanım
yıllar sineme yaslanır hatıraların paslanır
bu deli gönül uslanır unutursun mihribanım
zaman erir kelep kelep meyve dalda durmuyor hep
unutturur bir çok sebep unutursun mihribanım
gün geçer azalır sevgi değişir herşeyin rengi
bugün değil yarın belki unutursun mihribanım
düzen böyle bu hep böyle eskiler hep geride
beni değil kendini de unutursun mihriban’ım
urfa'lıyam ezelden
şanlıurfa-yöre ekibi-muzaffer sarısözen
urfa'lıyam ezelden
gönlüm geçmez güzelden (vay)
göynümün gözü çıksın
sevmez idim ezelden (vay)
anam olasan ömer
babam olasan ömer
bensiz kalasan ömer
yetim kalasan ömer (vay)
dağlardan akan seller
dökülmüş sırma teller (vay)
yüreğin taştan mıdır
bana acıyor eller (vay)
urfa bir yana düşer
(antep bir yana düşer)
zülüf gerdana düşer (vay)
bu nasıl baş bağlamak
her gün bir vana düşer (vay)
urfa'lıyam gül n'edim
şanlıurfa-bedirhan kırmızı-ahmet bayram
urfa'liyam gül n'edim
ben yarıma gül dedim
yar yanagında gül açmış (lo)
gül içinde gülmedim
eli kınalı yarim
yüzü duvaklı yarim
gözü sürmeli yarim
allı da yazmalı yarim
(burnu da hızmalı yarim)
urfa'liyam tahtım yok
tüfengim var bahtım yok
yar göğsüne ben dolmuş (ol)
bir ben kadar bahtım yok
urfa'lıyam ağam ben
her derde ortağam ben
var senden avrılalı (lo)
ölmamişem sağam ben
urfa'mızın dört etrafı bahçalar
şanlıurfa-ismail hakkı ertan-bünyamin aksungur
urfa'mızın dört etrafı bahçalar
(ah) yar oturmuş elbisesin bohçalar
kazanmışam senin için akçalar
yenge de duydum sevdalısın sevdalı
(ah) kaşlar kara kirpiklerin belalı
urfa'mızın bahçaları bir sıra
(ah) kara gözlüm gel çıkalım kasıra
koyun olsam melesem ardın sıra
urfa'nın etrafı dumanlı dağlar
şanlıurfa-cemil cankat-muzaffer sarısözen
urfa’nın etrafı dumanlı dağlar
ciğerim yanıyor aney gözlerim ağlar
benim zalim derdim cihanı dağlar
gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar
anandan babandan yardan ayrı koyarlar
urfa dağlarında gezer bir ceylan
yavrusunu kaybetmiş ağlıyor yaman
yarimin derdine bulmadım derman
ceylan senin gibi yüreğim yara
cihanda derdime anam bulmadım çare
bir yavru kaybettim gözleri kara
urfa semahı
dertli divani
nennide nenni dost nenni neni has nenni nenni
bugün yasta gördüm
zülfü siyahım
gülmedi sultanım dost dost
bilmem ne haldır
sormadı sultanım
bilmem ne haldır
nennide nenni dost nenni neni has nenni nenni
o sultana varıp
halım soralım
hey can soralım
bugün dünya yarın dost dost
ahret ararım
aşkına gıldığım
sabrı gararım
kalmadı sultanım bilmem ne haldır
nennide nenni dost nenni neni has nenni nenni
(yeldirme)
o sultandır her işlerin sebebi
alnını nurunda gördüm habibi
yaralara merhem sarar tabibi
sarmadı sultanım bilmem ne haldır
sarmadı sultanım bilmem ne haldır
benim hüder aklım başımdan gitti
sağlığımda beni salaca etti
cenazen gılarım diye vadetti
gılmadı sultanım bilmem ne haldır
gılmadı sultanım bilmem ne haldır
nennide nenni dost nenni neni has nenni nenni
urfa'ya paşa geldi
van-hamdi polatoğlu-mustafa hoşsu
urfa'ya paşa geldi anam
tahta temasa geldi
bir elim yar kolunda anam
bir elim boşa geldi
durmaz parmağın hani
benim sevdiğim sensin
hani mendilim hani
senin sevdiğin hani
urfa urfa içinde anam
kavruldum yağ içinde
ellerin yari gelmiş
bizimki yok içinde
hani mendilim hani
durmaz parmağın hani
benim sevdiğim sensin
senin sevdiğin hani
urganları ulam ulam ulalı
çankırı-şabanözü-yusuf şehirlioğlu-hüseyin yıldırım-muzaffer sarısözen
urganları ulam ulam ulalı
erkeçleri baş pınardan sulalı
al çiçeğim dimdah dimdah
mor çiçeğim yallah
topla varım avlunuzun taşını
gurban olam sil gözünün yaşını
benim yare gönderdiğim bir kutu
kutunun içinde üç türlü koku
uyan gözlerine kurban olduğum
azerbaycan-guzgunlu-dilber özbuğutu-ramazan kartal
elma attım yasdığına dayandı
yasdığ da gızıl güle boyandı
sennen yatan o sunalar uyandı
uyan gözlerine kurban olduğum
keh gelirem keh giderem bacıya
yalvarıram kadır mevlam hocuya
tan yıldızı ile kalkmış ucuya
uyan gözlerine kurban olduğum
uydum yarin sözüne
rize-hemşin-hikmet tanyaş-ibrahim can
uydum yarın sözüne çıktum yayla düzüne
bulamadum yarumi rastlamadım izune
e yaylalar yaylalar yarum burdan geçtu mi
karu buzlu sulardan kana kana içtu mi
e yaylalar yaylalar başı dumanlı dağlar
kız ben senun yüzünden nedur kalduğum hallar
uykudan uyanmış gözleri bir hoş
erzurum-aşık dursan cevlani-muzaffer sarısözen
(amman) uykudan uyanmış gözleri bir hoş
dedim sarhoş musan söyledi yoh yoh
ağ elleri boğum boğum gınalı
dedim yar bayram mı söyledi yoh yoh
(amman) dedim kalem nedir dedi kaşımdır
dedim inci nedir dedi dişimdir
dedim on beş nedir dedi yaşımdır
dedim artık var mı söyledi yoh yoh
(amman) dedim erzurum nen dedi ilimdir
dedim gider misen dedi yolumdur
dedim emrah nendir dedi kulumdur
dedim satar mısan söyledi yoh yoh
uzadım gamış oldum
denizli-özay gönlüm
uzadım gamış oldum (haydi haydi)
damladım gumuş oldum
yar aşkına düşeli
bir yuvasız guş oldum (amanin)
mili mili millidir
gocuman gız dudu dudu dillidir
başında on yedi güllüdür
yörüşünden bellidir
cilve nazına
ben yandım deyze gızına
gocuman gız ben seni gaçırcem
buban gelsin sözüme
şu dağlar oyum gibi (haydi haydi)
meşesi boyum gibi
bizim köyün gızları
gınalı goyun gibi (amanın)
uzun avlu dar kapılar
erzurum-muharrem akkuş-yücel paşmakçı
uzun avlu dar kapılar
sevinsin yarı tavlılar
nerede iki evliler
gezmenin zamanıdır begim
külhancıya verdik çili
hamamcının tatlı dili
peşimbalın al yeşili
asmanın zamanıdır
bakır serpoş kalaylandı
geldi duvara dayandı
gören kızlan havaslandı
almanın zamanıdır begim
uzun ince bir yoldayım
sıvas-aşık veysel şatıroğlu
uzun ince bir yoldayım
gidiyorum gündüz gece
bilmiyorum ne haldeyim
gidiyorum gündüz gece
dünyaya geldiğim anda
yürüdüm aynı zamanda
iki kapılı bir handa
gidiyorum gündüz gece
şaşar veysel iş bu hale
gah ağlaya gahi güle
yetişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece
uzun kavak
kırklareli-vasfiye çemder-muzaffer sarısözen
uzun kavak ne gidersin engine
yaprakların benzemiyor rengine
anne beni verecek misin dengime
ah dola dola dola da yar dolanıyor boynuma
akşamdan gel sağ yanıma yanıma
uzun kavak gıcır gıcır gıcırdar
anne benim sağ yanımda sancım var
ben ölürsem benden nice nice genci var
uzun kavak dalın malın kırılsın
yaprakların suda muda çürüsün
herkes sevdiğini alsın yürüsün
uzun uzun kamışlar
şanlıurfa-cemil cankat
uzun uzun kamışlaruy aman
ucunu boyamışlaruy aman
benim nazlı yarimiuy aman
gurbete yollamışlaruy aman
ipin ucu bendediruy aman
bir ucu da sendediruy aman
dünya güzelle dolsauy aman
yine gönlüm sendediruy aman
üç beş aşık bir araya gelmişler
sıvas-tokuş köyü-yüksel yıldız-erkan sürmen
üç beş aşık bir araya gelmişler (efendim cananım)
onlar birbirine meydan ederler (ömrüm ömrüm yaresi
dost)
ikrarından dönmez kadr-i sadıklar (efendim cananım)
hakikat sırrını pünhan ederler (ömrüm ömrüm yaresi dost)
olaydın anların darına berdar
cümlesine oldu aklım tarumar
on iki kovunum uç beş kuzum var
gönül yaylasında cevyan ederler
dertli bu dertlere düşenden beri
kimi geri çeker kimi ileri
çeksem rakibi girmez içeri
hakikata kuru bühtan ederler
üç çınar altında lambalar yanar
rumeli-selim lort-havva karakaş-hasan karakaş
üç çınar altında (asiye'm aman) lambalar yanar
herkes sevdiğine (asiye'm aman) böyle mi yanar
yandı yüreciğim hararet (aman) bir su ver bana
içmeden ölürsem (asiye'm aman) dert olur sana
üç çınar altında (asiye'm aman) laleler biter
o beyaz kollere (asiye'm aman) bilezık ister
üç derviş geliyor
eskişehir-çifteler han-huriye satıcı-cemalettin gençtürk
üç derviş geliyor (da) civanım şamdan o yanı (vay vay)
daramış kekilin zilifi vermiş tımarı (vay vay)
gonuver de durnam gon gon
evlere kekliğin gon gon
ayrı da düştüm gon gon
durnamın kanadı (da) civanım al değil yeşil (vay vay)
sıva kollarını (da) cıvanım boynumdan aşır (vay vay)
durnamın kanadı (da) civanım al değil sarı (vay vay)
dağlara saldım (da) civanım gül yüzlü varı (vay vay)
üç guşuduk uçarıdık havada
afyon-felelli köyü-celal aybey-yılmaz ipek
üç guşuduk (da vay) uçarıdık havada (yavru havada)
gayva gibi (de vay) gavurdular tavada (tavada aman)
kendim gurbet elde gönlüm sılada (yavru sılada)
vav güzeller evlerınız nerdolur
eller sarar yüreğime derdolur
üç guşuduk (da vay) gide gide yorulduk (yavru yorulduk)
avcı vurdu (da vay) ganadımız gırıldı
(şahan çarptı (da vay) ganadımız gırıldı)
bize kısmet gurbet elden verildi (yavru verildi)
üç gün evvel geldi gelin alıcı
sinop-münire tarabuş-ahmet yamacı
üç gün evvel geldi gelin alıcı
denizde (de) boğuldum voktur ilacı
anam babam kıme olsun davacı
alma (da) dalgam alma yeni gelini
gümüş (de) kemer sıkmış ince belini
çevizim sandıkta basılı kaldı
elbisem duvarda asılı kaldı
benim nazlı varım kimlere kaldı
haydin kızlar kalkın yola duralım
hürmüz gelin geçecek onu görelim
öğlen namazını biz de kılalım
üç güzel oturmuş gergefin işler
kocaeli-kandıra-kazım taştekin-muzaffer sarısözen
üç güzel oturmuş (of) gergefin işler (aman aman)
gergefin üstüne a yarim dökülür yaşlar
herkes sevdiğine (of) çevre bağışlar (aman aman)
galmadı sabrı kararım her gün ağlarım
ağlarım da av efendim bir bir söylerim
üğrunü üğrunü gelir dereden (bedir)
sıvas-şarkışla-medine köseoğlu-ihsan öztürk
üğrunu üğrunu gelir dereden
benlerini sayamadım kareden
sevdiğimi bana yazsa yaradan
şen ol yaylam şen ol bedir geliyor
şu dereden cıvıl cıvıl kuş gelir
armağanlar dolu gider boş gelir
sevda bilmeyene hayal düş gelir
şen ol yaylam şen ol bedir geliyor
boğazında lira alnında altın
bedir'i vermiyor şu gürcü hatun
param çok değil ki alayım satın
sen ol yaylam sen ol bedir geliyor
konak boğazında ardından yettim
kızyandı’ya kadar beraber gettim
bedir’i yaylaya emanet ettim
şen ol yaylam şen ol bedir geliyor
ümmü kız
denizli
su yüzünde yüzüp de giden ümmü de kızın bürgüsü
otuziki telendir ipek de saçlarının örgüsü
bu güzellik ümmü de kıza hakkın vergisi
kudurasıca çaylar
nerelere koydun ümmü’mü sular oy
akmayasıca çaylar
nerelere koydun ümmü’mü sular oy
ümmüm seni hanaylardan atarlar
afyon-mevlüt dede-mustafa hoşsu
ümmüm seni hanaylardan atarlar
ak eline kara kına yakarlar
yakarlar gelin ümmü'm yakarlar
güzel isen al yanaktan öperler
çirkin isen dış kapıdan kovarlar
kovarlar gelin ümmü'm kovarlar
vargit ümmü'm vargit doldur suyunu suyunu
öğrenemedim huyunu
vargit ümmü'm vargit doldur destini destini
unutmuşsun dostunu
davul çeşmesinin önü çayırlık
zor geliyor şu gençlikte ayrılık ayrılık gelin ümmü'm ayrılık
ümmü'm sende değil annende gavurluk
akşam olur dombayımı tararım
ümmü diye sokakları ararım
gelenden geçenden haber sorarım
üsküdar’a gider iken (katibim)
istanbul-nuri halil poyraz-muzaffer sarısözen
üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur
katibimin setresi uzun eteği çamur
katip uykudan uyanmış gözleri mahmur
katip benim ben katibin el ne karışır
katibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır
üsküdar’a gider iken bir mendil buldum
mendilimin içine de lokum doldurdum
katibimi arar iken yanımda buldum
vardım baktım süt büşürür
ankara-kızılcahamam-çamıldere-ali osman dökük-yusuf adıbelli
vardım baktım süt büşürür (oğul oğul ey)
südün gaymağun daşurur
geldim deyi de el gavşurur (fadime'm)
ah gara gaşın eymeleri
gönlüm almaz değmeleri
çöz göksünden düğmeleri fadime'm
vardım baktım bacasına (oğul oğul ey)
sut buşurur gocasına
yirmilik altın peçesine (fadime'm)
vardım baktım un eler oğul oğul ey
on parmağını kınalar
gız seni doğuran analar (fadime'm)
vardım dostun bahçasına
tunceli-pertek-süleyman kaya-ismail oğuz-muzaffer sarısözen
vardım dostun bahçasına
dost bahçası küllü güldür
oturmuş tahtı sarayına
taht-ı saray küllü güldür
gülden terazi yaparlar
gülü gülünen tartarlar
gül alırlar gül satarlar
çarşı pazar küllü güldür
vardım düştüm ısırganlı koyağa
sıvas-kangal-karasuver köyü-bağdat şahinkaya-sırma çaylak-orhan gazi yıl-
maz
vardım düştüm ısırganlı koyağa
çabaladım kalkamadım ayağa
hazırlanmış yarım köyden gitmeye
eğlen eğlen edasına yandığım
yanarım doy ası saramadığım
karşıki yaylanın karı ben olsam
alem çiçek olsa arı ben olsam
şu giden güzelin yari ben olsam
kara dutun var bir yaprağı ince
dillerim tutulur yarı görünce
giyinmiş kuşanmış boylu boyunca
vardım eşiğine yüzümü sürdüm
erzurum-raci alkır-nida tüfekçi
vardım eşiğine yüzümü sürdüm
etrafını bütün dikenler aldı
a dileyli leyli leyli a leyli yahu
yüksek mihrabında yazılar gördüm
kimbilir ne mutlu zamandan kalmış
a dileyli leyli leyli a leyli yahu
türklüğün en parlak bir zamanında
abu hayat vardı şadravanında
a dileyli leyli leyli a leyli yahu
şimdi heyyam olan öz turan'ından
virane gubbeyi gölgeler aldı
a dileyli leyli leyli a leyli yahu
vardım gittim su başına
rumeli-ayşe ertaş-ismet ertaş
vardım gittim su başına
üç kız oturmuş (evlat üç kız oturmuş)
sağ elini sol elini
suya batırmış (evlat suya batırmış)
uzun boylu mecidiye feslim
yazıklar sana evlat yazıklar sana
haram olsun şimden sonra
bu yerler sana evlat bu gençlik sana
vardım gittim odasına
liba döşeli (evlat liba döşeli)
yanağında güller açmış
mor menevşeli (evlat mor menevşeli)
vardım hint eline kumaş getirdim
erzincan-turan engin-yücel paşmakçı
vardım hint eline kumaş getirdim
açtım bedestanı sattım oturdum
sen benim başıma neler getirdin
ben senin kahrını çekemem gönül
ben senin derdini çekemem gönül
eline aluben sazlar istersin
göllerde ördeği kazlar istersin
benden mahbut gelin kızlar istersin
ben senin kahrını çekemem gönül
ben senin derdini çekemem gönül
karabulut gibi göğe ağarsın
sulu yağmur gibi yere yağarsın
o yar senin değil ne çok bakarsın
ben senin kahrını çekemem gönül
ben senin derdini çekemem gönül
vardım kırklar kapısına
erzincan-aşık davut sulari-turan engin
vardım kırklar kapısına
baktım cennet yapısına
tapmışam hak kapısına
allah ey vallah ey vallah
evvel allah ahir allah
dönemem estağfurullah
bendeyim allah eyvallah
imanım amentü billah
eridi dağların taşı
akıttım gözümden yaşı
ali'dir imamlar başı
allah eyvallah eyvallah
pir elinden içtim dolu
öğrendim erkanı yolu
emniyette mümin kulu
allah ey vallah ey vallah
davut sular canlar canı
mevlana mahmud hayranı
pirimdir veysel karani
allah eyvallah eyvallah
vardım ki yurdundan ayak göçürmüş
bayburt-bayburt ekibi-muzaffer sarısözen
vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş
yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
sakiler meclisten çekmiş ayağı
zihni dert elinden her zaman ağlar
vardım ki bağ ağlar bağıban ağlar
sünbüller perişan güller kan ağlar
şeyda bülbül terk edeli bu bağı
varın bakın ak yıldız doğmuş mu
kastamonu-hakkı bayraktar-mümin meydani-muzaffer sarısözen
varın bakın ak yıldız doğmuş mu
benim vurulduğum (nazlı) yarim duymuş mu
duyduyusa saçılarını yolmuş mu
doğan (doğan) ayla doğdum efem dolundum
kahpelikle sol böğrümden (aman) vuruldum
gövc'oğlunun bacaları tüter mi
gül daline bülbül konmuş öter mi
benim vadem senden evvel yeter mi
varın bakın türkmen kızı uyur mu
kütahya-ahmet burukoğlu-abdullah çavuş-muzaffer sarısözen
varın bakın türkmen kızı uyur mu
kollarında altın bilezik durur mu
islamoğlu gibi yiğit ölür mü
nolaydı nolaydı da teslim teslim olaydım
konakta avlusuna da kendim kendim varaydım
varın bakın benim bacam tüter mı
bağımda bahçamda da bülbül öter mi
küçük kardaş benim yerim tutar mı
islamoğlu derler benim bir adım
tavlada bağlandı da kaldı kır atım
hasret kıyamete kaldı muradım
varın sorun babasına
tekirdağ-şarköy-mustafa karayer-yücel paşmakçı
varın sorun babasına
izin versin kınasına
babası der ki ben veremem
evladıma ben kıyamam
varın sorun annesine
izin versin kınasına
annesı der ki ben veremem
evladıma ben kıyamam
varın sorun yengesine
izin versin kınasına
yengesi der ki ben veririm
gittği yerde hayır görsün
varın söyleyin urfaniyeye
içel-silifke-yöre ekibi
varın söyleyin urfaniyeye yarın öğmesin (yar yar yar)
çözemedi kak göğsünün düğmesin (guzum a guzum)
topla kekilini yere değmesin (canım a canım)
uz bas gunduranı yer incimesin (of yar ey hey)
uzak yoldan geldim gayet yorgunum (yar yar yar)
ben de senin ufak boyuna vurgunum (guzum a guzum)
sen de küstü isen bende dargınım (yar yar yar)
şaşar bildiğinden kul bazı bazı (guzum a guzum)
vay bana vaylar bana
konya-yöre ekibi-yücel paşmakçı
vay bana vaylar bana yıl oldu aylar bana
susadım su isterim su vermez çaylar bana
ömrüm ömrüm hopla mavilim
vay aman al beni yanında sakla
tesbihimde mercanım neren ağrıyor canım
meram'daki bağları satar sana harcarım
derviş geldi hu dedi çevir bendi su geldi
ellere düğün bayram bize haktan bu geldi
ya hızır semahı
feyzullah çınar
benim sevdiğimin şirin sözleri
büyüdü sinemde ne hallar oldu
karınca yükünü fil çekmez oldu
azdı zaman azdı ne çağlar oldu
talip gelmez oldu pir nefesine
elin alıp gitmez oldu yazına
dağlar sindi tepeler gölgesine
büyüdü tepeler ne dağlar oldu
nesimi yüzüldü mansur asıldı
ali düldüle bindi küffar basıldı
nice ulu sular arktan kesildi
aktı kör pınarlar ne çaylar oldu
gönül turnam uçtu gitti gölünden
bülbül vazgeçer mi gonca gülünden
abdal pir sultanım çarkın elinden
dideler yaş döktü kan ağlar oldu
yağmur yağar
kütahya-hisarlı ahmet-nida tüfekçi
yağmur yağar amanın aman
her dereler kadınım sel alır ey
gurbete gidenin yarin el alır ey
el almazsa amanın aman
yanar yanar kadınım kül olur ey
amandı allah aman al başımdan sevdayı
genç yaşımda aman zindan ettin dünyayı
yamadan gel yamadan
samsun-nejat buhara-muzaffer sarısözen
yamadan gel yamadan ah güzel oğlan
kan damlıyor kamadan yandım şeker oğlan
böyle sevda mı olur ah güzel oğlan
beni iste babamdan yandım şeker oğlan
yiğidim yiğit olsun ah güzel oğlan
ağzın şeker bal olsun yandım şeker oğlan
yandı bağrım
neşet ertaş-kırşehir
yandı bağrım yandı aşkın elinden vay vay
bir de sen ölmeden gönderme beni
ben mecnun olmuşum sevda çölünde
yeniden mecnuna dönderme beni
insan olan insan sever insanı
bizden evvel gelip gidenler hani
aşkına düşürüp mecnun misali
bir kuru hayale yeldirme beni
sevda çöllerinde ben mecnun oldum
şu gönlümün yarisin bildin
bir başka seversen işte ben öldüm
ne olur ölmeden öldürme beni
yandım allah yandım yatamıyorum
sıvas-nuri üstünses-muzaffer sarısözen
yandım allah yandım yatamıyorum
gençlik elden çıktı tutamıyorum
yarin bahçesinde bir bülbül idim
alındı dillerim ötemiyorum
bugün kara gözlü yardan ayrıldım
yarin bahçesinde üçgül biterse
o gülün dalında bülbül öterse
benim vadem yardan evvel yeterse
mezarım başına sür sinelerin
yaralı ceylan
hüseyin karakuş
yaralı ceylanım
senden başkasına gönül vermem
elin beslediği gülden
al bu canı sana vermem
yandı yürek yana yana
savur külüm döne döne
soğumadan eller kına
zülfün telin yere sermem
amman yare amman yare
hey pir ver bu derde çare
bir ok düştü yaralandım
dost elinden parelendim
dar günümde karalandım
dil lal olur seni yermem
yar yüreğim yar
yunus emre
yar yüreğim yar gör ki neler var
bu halkın içinde bize güller var
ko gülen gülsün hak bizim olsun
gafil ne bilsin hakkı sever var
girdik bu yola aşk ile bile
gurbetlik ile bizi salar var
her kim merdane gelsin meydane
kalmasın cane kimde hüner var
yunus’am bunda meydan isteme
meydan içinde merdaneler var
yarim gitti çeşmeye
yarim gitti çeşmeye (aman)
yaralarım deşmeye (yar yan yandım)
neyim varsa vereyim
elinden su içmeye
çiçeğim bağda biter
tütünüm dağda tüter
beni hasrette korsan
olasın benden beter
yarim istanbul’u mesken mi tuttun
kayseri-ahmet gazi ayhan-ahmet gazi ayhan
yarim istanbul’u mesken mi tuttun
gördün güzelleri beni unuttun
sılaya gelmeye yemin mi ettin
gayri dayanacak özüm kalmadı
mektuba yazacak sözüm kalmadı
yarim sen gideli yedi yıl oldu
diktiğin fidanlar meyveye geldi
seninle gidenler sılaya döndü
gayri dayanacak özüm kalmadı
gençlik elden uçtu gitti gelmene lüzum kalmadı
yarim senden ayrılalı
erzincan-aşık ismail daimi-plaktan yazıldı
yarim senden ayrılalı
hayli zaman oldu gel gel
bak gözümden akan yaşım
ab-u revan oldu gel gel
böyle m'olur küsüp gitmek
seni seveni terk etmek
haram oldu yemek içmek
işim figan oldu gel gel
yarim yarim
yusuf gül
yar aşkına düşen ağlar
görünmez gözüne bağlar
coşkun sular gibi çağlar
dökülür aşk deryasına
yarim yarim bir hoş yarim
yarim yarim mehoş yarim
koklamaya kıyamazdım
eller öptürmüş yarim
yarin yanakları aldır
deste deste gonca güldür
al hançeri beni öldür
aşkın meyvesi sulansın
yastadır ey deli gönül
yastadır ey deli gönül yastadır
sen ağlama kirpiklerin ıslanır (kibarım gel cananım gel)
sen ağlama belki gönül uslanır (kibarım gel cananım gel)
duman senin ne karanlık işin var
var git şu yaylanın üstünden
yaylanın soğuk suyu
görele-giresun
yaylanın soğuk suyu da
deldi bağrımı deldi
üç günlük iken de
bana selamın geldi
seni zalımın kızı
hayırsızın gelini
alsam beni koynuma da
sarsam ince belini oy oy oy
ha buradan o yani nazaradır nazara
ikimizi koysunlar da
senin ile mezara
senlen aynı mezara
oy dereler dereler de
neler bilirim neler
güzelim ellerini de
iki yerden öperler
ha buradan görünüdür de
görele ışıkları
hiç aklımdan çıkmıyor da
yarin konuşukları
yayla yollarında yürüyüp gelir
burdur-ahmet yamacı-muzaffer sarısözen
yayla yollarında yürüyen gelin
allı şalvarını sürüyen gelin
ben varmam oralıya
orada duralıya
allah nasip eylesin
davullu zurnalıya
yayla yollarından biter naneler
ince belli kız doğurmuş anneler
ben varmam inekliye
yoğurdu sinekliye
allah nasip eylesin
omuzu tüfekliye
yayla yollarında menekşe açmış
sevdiğim o güzel dağlara kaçmış
ünledim ayşe diye
odayı döşe diye
ünledim fatma diye
kaşların çatma diye
ünledim gülsün diye
yanıma gelsin diye
yaylalar içinde
kırıkkale-hacı taşan
yaylalar içinde erzurum yayla
şehirler içinde konya’dır konya
vurulmuş aslanımsen olsun dünya
yandım mahpushane yandım senin elinden
çıkar çıkar parmaklıktan bakarım
konya seni ateşlere yakarım
bir gün olur ben murada çıkarım
yandım mahpushane yandım senin elinden
yaylalarda gezersin
denizli-şinasi uslu mansur kaymak
yaylalarda gezersin
keklik gibi sekersin
ak kayanın başında
yanık yanık ötersin
çıktım yayla yoluna
varem gidem yanına
şu yörüğün oğlunun
necap girsem koluna
yaylalardan inersin
al basmalar giyersin
akşamlar da olunca
nerelerde dünersin
yaylların ayranı
bugün kurban bayramı
gız annenden istesem
acep gönlün olmamı
yazımı kışa çevirdin
neşet ertaş
yazımı kışa çevirdin
karlar yağdı boşa leyla'm
viran oldu evim yurdum
ne söylesem boşa leyla'm
her an gözümde perdesin
nere baksam sen ordasın
mevla'm ayrılık vermesin
göğde uçan kuşa leyla'm
yardan ayrı kalmak ölüm
söyle ne olacak halım
böyle kader böyle zulum
gelir garip başa leyla'm
yemen bizim neyimize
ismail özden
yemen bizim neyimize?
şivan düştü evimize
bak yavrular yetim kaldı
güvenmeyin beyinize
basma fistan kirlenirse
başta lecek düglenirse
ya kimlere baba desin
yetim yavrum dillenirse
günden yanı soldu m'ola
yerden yanı uludu m'ola
yiğidimin ala gözün
karıncalar oydu m'ola
yemen senin çölün kumdan
yemen senin çölün kumdan
ne istedin yavrumdan
ne yolun ne iz bilirim
yemen yavrumu özledim
oy yemen kanlı (soyxa) yemen
bülbül ötmez gülün çemen
yiğidim hasta yatıyor (can veriyor)
üç yetimle ben n’idem
osmanlı’da zalim paşa
kuzgun gibi döner başa
param yok ki bedel verim
yemen yavrumu özledim
yemen türküsü
muş
havada bulut yok bu ne dumandır
mahlede ölüm yok bu ne figandır
şu yemen elleri ne de yamandır
ah o yemen’dir gülü çemendir
giden gelmiyor acep nedendir
burası muş’tur yolu yokuştur
giden gelmiyor acep ne iştir
kışlanın önünde redif sesi var
bakın çantasında acep nesi var
bir çift kundurayla bir de fesi var
mızıka çalınır düğün mü sandın
al yeşil bayrağı gelin mi sandın
yemene gideni gelir mi sandın
dön gel ağam dön gel dayanamirem
uyku gaflet basmış uyanamirem
ağam ölmüş oy inanamirem
yeşil ayna takındın mı beline
yozgat-fahri akbilek-nida tüfekçi
yeşil ayna takındın mı beline
gelin kurban olam tatlı diline anam diline
sen düşürdün beni alem diline
kendi melül melül gözü yaşlı da yar sen sefa geldin
benim ile mercimeği daşlı da yar sen sefa geldin
çarşıdan aldırdım yeşil aynayı
boşa çiğnemişim yalan dünyayı anam dünyayı
ne istanbul koydum ne de konya’yı
kendime münasip yar bulamadım sen sefa geldin
yeşil başlı gövel ördek
yesıl başlı gövel ördek uçar gider göle karşı
egricesin tel tel etmiş açar gider yele karsı
telli turnam sökün gelır inci mercan yükün gelir
elvan elvan kokun gelir yar oturmuş yele karşı
şahinim var bazlarım var tel alışkın sazlarım var
yare gizli sözlerim var diyemiyom ele karşı
yeşil başlı telli durnam
şanlıurfa-bedirhan kırmızı-selahattin erorhan
yeşil başlı telli durnam şimdi bizim elden uçtu
aklımı başımdan aldı gitti başka göle düştü
bir yar sevdim içerimden kan damlıyor gözlerimden
nazlı yar gitti elimden o da gurbet ele düştü
yeşil ördek gibi daldım göllere
sıvas-bahattin alpaslan-osman özdenkçi
yeşil ördek gibi daldım göllere
sen düşürdün beni dilden dillere
başım alıp gidem gurbet ellere
ne sen beni unut ne de ben seni
sevdiğim cemalim güneşim mahım
seni seven aşık çeker ezvahın
getir el basayım kelamullahın
ne sen beni unut ne de ben seni
gel seninle bir ahduman kuralım
bağlanalım bir karara varalım
verdiğimiz sözde hemen duralım
ne sen beni unut ne de ben seni
yıkılsın sebebim
dünya aydın-emre saltık-murat yıldız
şu dağları aşıp yar sana gelem
akan gözyaşını yar silip içem
ıplçeker
yolcu
neşet ertaş-kırşehir
bir anadan dünyaya gelen yolcu
görünce dünyaya gönül verdin mi
kimi büyü kimi böcek kimi kurt
merak edip nedenini sordun mu
bunlar neden merak edip sordun mu
insan ölü ama uruhu ölmez
bunca mahlukat var hiçbiri gülmez
cehennem azabı zordur çekilmez
azap çeken hayvanları gördün mü
insandan doğanlar insan olurlar
hayvandan doğanlar hayvan olurlar
hepisi de bu dünyaya gelirler
ana haktır sen bu sırra erdin mi
vade tekmil olup ömür dolmadan
emanetçi emanetini almadan
ömrünün baharı bitip solmadan
varıp bir canana ikrar verdin mi
varıp bir canana gelip kondun mu
garip bülbül gibi feryad ederiz
cahiller elinde küs mü ederiz
hep yolcuyuz böyle gelip gideriz
dünya senin vatanın mı yurdun mu
yol üstünde dikili taş
eskişehir-necip önalp-mustafa hoşsu
yol üstünde dikili taş ah aman amman amman
bir evde iki kardaş sevdiğim aman
biri kaynım olursa sevdiğim amman
biri bana arkadaş sevdiğim amman
gökten zembil iniyor fırıl fırıl dönüyor
ateş misin sevdiğim seni gören yanıyor
yol ver dağlar
aşık yener-ismail özden
başı duman pare pare yol ver dağlar yol ver bana
gönlüm gitmek ister yare yol ver dağlar yol ver bana
ömrümün uzun yolu geçip gitsem yare doğru
gözlerim yaş dolu dolu yol ver dağlar yol ver bana
aşık olmak benim karım çok aradım nazlı yarim
dûdû dillim sitemkarım yol ver dağlar yol ver bana
karlı dağından esmedim ben o yare hiç küsmedim
daha umudum kesmedim yol ver dağlar yol ver bana
yol ver dağlar
karacaoğlan-musa eroğlu
bugün çay bulandı yarın durulmaz
yol ver dağlar ben sılama varayım
karlı dağlar varayım
zalım dağlar varayım
muhabbetli yardan gönül ayrılmaz
yol ver dağlar ben sılama varayım
karlı dağlar varayım
zalım dağlar varayım
gurbet elde efkarım var zarım var
sılada bekleyen nazlı yarim var
bizi ayırana intizarım var
karlı dağlar yaz gele
zalım dağlar tez gele
bizi ayırana intizarım var
ezeli de karacaoğlan ezeli
döküldü bağların gülü gazeli
gurbet elde ben nideyim güzeli
karlı dağlar güzeli
zalım dağlar güzeli
gurbet elde ben neyleyim güzeli
yola gel sevdiğiim
sıvas-halil söyler
yola gel sevdiğim yola gel yola
o pambuk ellerin boynuma dola
dilerim allahtan gül benzin sola
kar yağdı başıma vay beni beni
doğurmaz olaydın anam sen beni
yanarım yanarım tütünüm tütmez
virana bağlarda bülbüller ötmez
yaram pek derindir melhem kar etmez
kar yağdı başıma vay beni beni
doğurmaz olaydın anam sen beni
yolun sonu görünüyor
bana ne yazdan bahardan
bana ne borandan kardan
aşağıdan yukarıdan
yolun sonu görünüyor
geçtim dünya üzerinden
ömür bir nefes derinden
bak feleğin çemberinden
yolun sonu görünüyor
azrailim gelir kendi
ne ağa der ne efendi
sayılı günler tükendi
yolun sonu görünüyor
bu dünyanın direği yok
merhameti yüreği yok
kılavuzun gereği yok
yolun sonu görünüyor
yoruldum yorgunum
muhlis akarsu
yoruldum yorgunum fazla gidemem
neler etti kahır beni zulm beni
kolay değil ben bu derdi çekemem
zalimin elinde koydu hal beni
arsız değilidim arsız ettiler
saldılar gurbete yurtsuz ettiler
yardan ayırdılar yarsız ettiler
şimdi gizli gizli kınar el beni
akarsuyu aşka yaktı yaradan
ömür bir gün gibi geçti aradan
işte geldim gidiyorum dünyadan
oturmuş bekliyor kuru sal beni
yörük ali
dalaman-muğla
şu dalma’dan geçtin mi
soğuk sular içtin mi
efelerin içinden
yörük de ali’yi seçtin mi
hey gidinin efesi efesi
efelerin efesi
şu dalma’nın çeşmesi
ne hoş olur içmesi
yörük de ali’yi sorarsan
efelerin seçmesi
cepkenimin kollları
parıldıyor pulları
yörük de ali geliyor
açıl aydın yolları
yörükler yaylası
rumeli-osman pehlivan-muzaffer sarısözen
yörük de yaylasını aman yaylayamadım imanım
divane gönlümü eğleyemedim
diyecek sözümü de aman söyleyemedim imanım
yaylamam yaylanda kar olmayınca vay
eğlemem gönlümü yar olmayınca vay
yörük de yaylasında aman süt bakır bakır imanım
sevdiğim güzelin gözleri çakır
güle de bülbül konmuş aman ne güzel şakır imanım
yuh yuh
aşık mahzuni şerif
uzaktan yakından yuh çekme bana
sana senin gibi baktım ise yuh
efendi görünüp bütün insana
hakkın kullarını yıktın ise yuh
bu kadar milletin hakkın alanlar
onları kandırıp zevke dalanlar
diplomayla olmaz hakim olanlar
suçsuzun başına çöktüm ise yuh
ben insanım benden başlar asalet
asillere paydos beye nihayet
şu insanlık derde girerse şayet
ona yar olmaktan bıktım ise yuh
yuh yuh soyanlara
soyup kaçıp doyanlara
insanlara kıyanlara
yuh nefsine uyanlara yuh
yüce dağ başında yağan kar idim
yüce dağ başında yağan kar idim
yağmur vurdu ılgıt ılgıt eridim
evvel yarin sevdiceği ben idim
şimdi uzaklardan bakan el oldum
yüce dağ başında yatmış uyumuş
ela gözlerini uyku bürümüş
evvel küçük idi şimdi büyümüş
şimdi uzaklardan bakan ben oldum
yüce dağdan bir yol iner
malatya-arguvan-kadir akbaş-ihsan öztürk
yüce dağdan bir yol iner
gelir dolanı dolanı
bizim elin coşkun çayı
akar bulanı bulanı
gelin oy gelin oy oy oy
yandı yürek derin oy oy oy
yüce dağdan aşan bilir
aşıpta dolaşan bilir
gurbet elin acısını
yardan ayn düşen bilir
yüce dağda kar olmaz mı?
sevende efkar olmaz mı?
nazlı yardan ayrılırsam
dünya bana dar olmaz mı?
kayalarda buz bağladı
dibini navruz bağladı
beni de bir gelin vurdu
yaramı da gız bağladı
yüce dağ başında kar boran
silifke-içel
yüce dağ başında kar boran boran
yardan ayrılmışam canım ey’olmaz yaram
sevda bilenlerden bir sual soram
acıdır poyrazın canım yeli sevdiğim
kar mı yağmış yaylaların başına
yanarım yanarım canım yar ataşına
geleceğim kara gözlüm peşine
çözülsün dağların canım buzu sevdiğim
yüceden mi geldin
kırşehir
yüceden mi geldin de sen seher yeli
gine yarim ellerinen gezer mi
solmuş da gül benzinin ezeli
bugün yarim eskisinden güzel mi
o yar beni defterine yazar mı
yüksek tepelere ev kurmasınlar
edirne-yöre kadın ekibi-ümit kaltancıoğlu
yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
annesinin bir tanesini hor görmesinler
uçan da kuşlara malûm olsun ben annemi özledim
hem annemi hem babamı ben köyümü özledim
annemin yelkeni olsa açsa da gelse
babamın bir atı olsa binse de gelse
kardeşlerim yolları bilse de gelse
yürü güzel yürü yol alamazsın
yürü güzel yürü yol alamazsın
azrail olsan can alamazsın
hele sen dünyayı kalbura koysan
benden muhabbetli yar bulamazsın
sular olsam yeraltından akmayım
yarim senden gayrisine bakmayım
eğer senden başkasına bakarsam
yedi sene döşeklerden kalkmayım
yörü dilber yörü ömrümün varı
eridi kalmadı dağların karı
yürüyorum dikenlerin üstünde
kaplani
karanlık bir gece yol görünmüyor
yürüyorum dikenlerin üstünde
kara çalı bana aman vermiyor
yürüyorum dikenlerin üstünde
güneş erken doğup şafak sökmüyor
gökteki dumanı silip atmıyor
ay karardı yıldız ışık tutmuyor
yürüyorum dikenlerin üstünde
sonlanmadı menzil ile durağım
belki çok yakınım belki ırağım
yaralandı parça parça ayağım
yürüyorum dikenlerin üstünde
yavaşa yavaş ilerlerken kaplani
benim ile yola çıkanlar hani?
geri dönsem taşa tutar dost beni
yürüyorum dikenlerin üstünde
yüzünü sevdiğim seyrana çıkmış
erzurum-kemal kırmızı-talip özkan
yüzünü sevdiğim seyrana çıkmış
salınıp gezdiğin yerler ah çeker
çiçekler selamda boynunu eymiş
sallanır selviler güller ah çeker
gözlerin kapatmış kars'ı sıvas'ı
edirne istanbul zilfin pahası
giyinmiş kuşanmış hasların hası
giyinmiş yeşili allar ah çeker
menendin bulunmaz gürcü revanda
şam-ı diyarbekir haleb-i van'da
ağalar el pençe beyler divanda
geda gibi nice canlar ah çeker
zabah oldu gayınnam da geldi
kastamonu-ihsan ozanoğlu
zabah oldu gayınnam da geldi
nedür halın gelin hanım dedi
ah goca ciğeri kediler yedi
gözün kör olsun gelin hanım dedi
ağşam oldu efendim de geldi
nedür halin bire hanım dedi
ah gara ciğeri kediler yedi
gözün kör olsun seni garı dedi
çağırın imamı muhtarı dedi
boş kahadımı elime de vedi
zahide
neşet ertaş-kırşehir
zahide kurbanım oy ne olacak halım
gine bir laf duydum kırıldı belim
gelenden geçenden of haber sorarım
zahide’m bu hafta oluyor gelin
ayınan doğarda gününen batar
zahide’mi göreni teftili şaşar
iyinin kaderi oy kötüye düşer
diken arasında kalmış gül gibi
gurbet ellerinde of esirim esirim
zahide kurbanım bende kusur
baban seni bana verse
yetmez miydi el kadar hasır
zalim felek değirmenin döndü mü
kayseri-ahmet gazi ayhan
zalim felek değirmenin döndü mü
bağın bahçen sular ile doldu mu
ben yaparım sen yıkarsın bendimi
döne döne nöbet bize geldi mi (beyler geldimi of)
yüce dağdan indirdiler al ile
kollarımı bağladılar şal ile
elin gönlü dünya dolu mal ile
benim gönlüm suna boylu yar ile (beyler yar ile)
zalım felek
muhlis akarsu
zalım felek onu çok görme bana
ayrılamam ben o gül yüzlü yardan
sıtk ile bağlıdır canım canana
ayrılamam ben o gül yüzlü yardan
engindir duyulmaz figanım sesim
açıktır o yare gönül kafesi
yaşarken aldığım havam nefesin
ayrılamam ben o gül yüzlü yardan
akarsu ateşim yanar tüterse
aşkın gülü yüreğimde biterse
ayırsın feleğin gücü yeterse
ayrılamam ben o gül yüzlü yardan
zalim poyraz gıcım gıcım gıcılar
afyon-emirdağ-tayfun eryılmaz-hale gür
zalım poyraz gıcım gıcım gıcılar
yüreğime düştü goygun acılar (da)
su yolunda suya giden bacılar
bacılar içinde yarım var benim (de) (dostum var benim)
emirdağ'la şu urfa'nın arası
emirdağı'ı ardın selvi sırası (da)
muradımı alamadım dünyada
onulmaz bu yüreğimin yarası (da) (anam yarası)
zaman oldu
aşık mahsuni şerif
öyle bir zamana düştük
küfrün adı iman oldu
doğru dürüst gider iken
hakkın yolu duman oldu
koyun sesi kurdun sesi
bir çıkıyor neyin nesi
adamın adam sevmesi
geçti hayli zaman oldu
dost rüzgarı kesti hızı
okşadı gitti camızı
daha dünün suratsızı
şimdi kaşı keman oldu
ırgat koşar ekmek zalım
ele geçmez de bakalım
der mahsuni benim halım
zamanede bir hal gelmesin başa
kul hüseyin
zamanede bir hal gelmesin başa
ahdı bütün sadık bir yar kalmamış
efendim tabibim cananım
kalleş yar olana dost demem haşa
n'olacak muhannet meydan görmemiş
ben bir yar isterem derun-u dilden
sarfede varını geldikçe elden
efendim tabibim cananım
beni setreyleye abudan elden
her yüze gülen yar olmuş olmamış
hüseyin beyhude ah etme naçar
bir kapı örterse birini açar
efendim tabibim cananım
buna dünya derler hepisi geçer
hangi günü gördün akşam olmamış
zamanıyım ben
hüseyin karakuş
beşinci mevsimin açmış gülleri
nerde kalmış hani insan değeri
kefende gözü yaşlı anaların
yeniden doğmanın zamanıyım ben
bırakın da akarsular yol alsın
değmeyin bebeğe doğup ağlasın
yaralı gönlüme bir tas tuz basın
konuşan dillerin zamanıyım ben
çelik bir bedene işlemez kurşun
bir çocuğun canı acep kaç arşın
kan kokar toprağım çok iyi düşün
bu yalan kulların zamanıyım ben
karakuşlar gibi gökte uçana
dur diyenler olur giden zamana
bir ehli sohbette kendin bilene
konuşan tellerin zamanıyım ben
zandalya getirin gelin otursun
antalya-akseki-ali çatlı-mehmet panter-durmuş yazıcıoğlu
zandalya getirin gelin otursun
çığrın gızın anasını eksiğini görsün
bitmeyen işleri felek bitirsin
meleğim meleğim allı meleğim
düşmanımız çoktur seni göreyim
dolaştık da geldik bağdan bahçeden
ellerin çıkmasın altın akçeden
çeyizin toplansın gümüş bohçadan
geldiğimiz yollar bağlar arası
gızım gelin oldu deyi ağlar anası
eline yakışmış gelin gınası
ağbeyim kır atı çayıra bağlasın
gır at kişnedikçe anam ağlasın
şu benim gönlümü kimler eylesin
zabala gelecek atın eğerli
alacamız olan senden değerli
kızımızı sorarsan ondan hünerli
gettığın yollar hep iniş yokuş
seni göreyim gızım gaynana yakış
eline yakışsın beklenen her iş
ak çeşmenin suyu gurnadan akar
heç anasız bubasız gelin mı galkar
gelinlik şerbeti gaynanan çalkar
zap suyu derin akar
van-sami yılmaztürk-ilhan erten
zap suyu derin akar
can alır yürek yakar
ben sevip eller ala
bana da kimler bakar
oy sinem mi sinem mi
yar sinem mi sinem mi
yar sinem sinem sinem mi
yar sinem mi sinem mi
zap suyu aktı geçti
sinemi yaktı geçti
güzellerin içinden
benim yarimi seçt
zap suyu geçit vermez
sırrına akıl ermez
öyle bir yare düştüm
dünyada yüzüm gülmez
zevzek
aşık mahsuni şerif
bir elinde kadeh var nerden gelirsin canım
içip de ağlamayı derman bilirsin canım
dünya fani bahçedir birgün ölürsün canım
adam olamadın gitti zevzek
beni bilemedin gitti zevzek
yürü be yürü be yürü be yürü be insan değilsin
kendini bilmeyen canım eli ne bilsin
halkı halkı halkı halkı hakkı ne bilsin
hele bak şu aynaya yüzün yüze benzer mi
ta sabahtan uyumuş gözün göze benzer mi
vay o boyun devrilsin özün bize benzer mi
mahsuni bu haliyle nereye vardın canım
sen bu ele gelmeden nerde yatardın canım
belinde barabellom kimi kurtardın canım
zeynep bu güzellik var mı soyunda
sıvas-aşık süleyman-muzaffer sarısözen
zeynep bu güzellik var mı soyunda
elvan elvan güller biter bağında
arife gününde bayram ayında
zeynep'im zeynep'im allı zeynep'im
beş köyün içinde şanlı zeynep'im
zeynep'e yaptırdım altından tarak
tara zülüflerin bir yana bırak
zeynep'e gidemem yollar pek ırak
söğüdün yaprağı narindir narin
içerim yanıyor dışarım serin
zeynep'i bu hafta ettiler gelin
kangal'dan aşağı mamaş'ın köyü
derindir kuyusu serindir suyu
güzeller içinde zeynep'in huyu
zeytinyağlı yiyemem
bursa-ihsan kaplayan-muzaffer sarısözen
zeytin yağlı yiyemem aman
basma da fistan giyemem aman
senin gibi cahile
ben efendim diyemem aman
kaldım duman içi dağlarda
sevgili yarim nerelerde
asmadan üzüm aldım
sapını uzun aldım
verin benim yarimi
annemden izin aldım
kara üzüm asması
yeşil olur yazması
ben yarimden ayrılmam
kara yazı yazması
ziya’mın ağıdı
yozgat
çamlığın başında tüter bir tütün
acı çekmeyenin yüreği bütün
ziya’mın atını pazara tutun
gelen geçen ziya’m ölmüş desinler
at üstünde kuşlar gibi dönen yar
kendi gidip ahbapları kalan yar
yozgat yaylası’nda bir garip kuşum
elveda sizlere akrabam eşim
doymadım dünyaya onsekiz yaşım
onun için açık gider gözlerim
yüküm kervan yükü savran gidiyor
sürmedim sefayı devran gidiyor
ziya’m ciridine kurban gidiyor
onun için kapanmıyor gözlerim
benim yarim yaylalarda oturur
ak ellerin soğuk suya batırır
demedim mi nazlı yarım ben sana
çok muhabbet tez ayrılık getirir
ziybek misin ziybek donu giyecek
ankara-genç osman-hbyönetken-muzaffer sarısözen
ziybek misin ziybek donu giyecek (efem)
katil misin tatlı cana kıyacak
cahil misin il sözüne uyacak (efem)
koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz
biz bir ehbab uğruna ölenlerdeniz
silindi mi maşrapamın kalayı (efem)
bozuldu mu ziybeklerin aleyi
düşmanları öldürmenin golayı (efem)
zobalarında guru da meşe yanıyor
denizli-özay gönlüm
zobalarında guru da meşe yanıyor (efem)
yanıyor da memet efem de üşümüş de donuyor
boncuklu da gelin ortalıkta dönüyor da dönüyor
aslanım da efeler vay vay
gar mı yağıp dayareng6me'nın dağına
memet ağam da oturu da vermiş efelerin de sağına
çıkam haden der şu dağların başına da başına
aslanım da efeler vay vay
zor imiş meğer
kırşehir
derde düştüm dermanımı ararım
derdimin dermanı yar imiş meğer
yari arar iken yardan ıradım
yardan ayrı kalmak ya dost zor imiş meğer
turab olup yari arayım dedim
ayağına yüzüm süreyim dedim
o yarin sırrına ereyim dedim
arifler keşfeder ya dost sır ımış meğer
gurbet ellerinde garip olanın
yarin aşkı ile derde dalanın
yanılıp da yardan ayrı kalanın
her günü her anı ya dost zor imiş meğer
zulmet deryasında kapıldım sele
sıvas-tokuş köyü-yüksel yıldız-süleyman yıldız
zulmet deryasında kapıldım sele
gırdım bir mekana candan içeri
safi kıl gönlünü dalma hayale
girdim bir mekana candan içeri
takdir ilahidır çaldı kalemi
söyleyüben verdi zata kelamı
lutfu ihsan etti devri alemi
gördüm bir mekanı candan içeri
hak-ı pay eyledim pir divanına
yüz sürdüm oturdum bir dergahına
kemerbest eyleyip durdum darına
durdum bir mekana candan içeri
zülüf dökülmüş yüze
kırşehir-neşet ertaş-nida tüfekçi
zülüf dökülmüş yüze aman
kaslar yakışmış göze aman aman
usandım bu canımdan aman aman
dert ile geze geze
bu ellerde gez gayri aman
katip ol da yaz gayri aman aman
bir kazma al bir kürek aman aman
mezarımı kaz gayrı
gün doğdu aştı böyle aman
gönüldür coştu böyle aman aman
sen orada ben burda aman aman
ömrümüz geçti böyle

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->