P. 1
Atlas - Temmuz 2012

Atlas - Temmuz 2012

|Views: 351|Likes:
Yayınlayan: Uğur Erkılıç

More info:

Published by: Uğur Erkılıç on Jul 24, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/03/2013

pdf

text

original

Sayì: 232 - Temmuz 2012 F|yatì: 8.00 TL (KKTO F|yat| 10.

00 T|} NO: 2012/07
A Y L I K C O Ğ R A F Y A V E K E Ş İ F D E R G İ S İ
İSTANBUL-ANTALYA
Gizemli Çıkışlar
EK
KÖPRÜÇAY
Bilgelik Vadisi
KEKOVA
İnsansız ve
İnsana Yakın
KASTAMONU
Karadeniz'in Kapısı
JARAVALAR
Gizli ve Çıplak
İİ
Kahverengi Tabelalar
Doğal Güzellikler, Arkeolojik ve Tarihi Yerler
/kiaturkiye
/kiaturkiye
2012 TEMMUZ ATLAS 3
G|z|| ve Çìp|ak 88
Belki 50 bin yıldır Andaman Adaları’nda özgürce yaşıyorlar-
dı. Mutlu oldukları yaşam biçimlerini değiştirmek akıllarına
bile gelmiyordu. Hint Okyanusu’nun bir parçası olan Bengal
Körfezi’nin ortasında koruma altındaydılar. Ama uygarlık ora-
ya da geldi ve Jaravaları çember içine aldı.
Karaden|z'|n Kapìsì 106
Bir tarafta Cide sahili, bir tarafta bereketli Küre Dağları. Kasta-
monu ilinin her köşesinde başka bir hazine saklanıyor, Valla
Kanyonu’nda sular uğuldarken Ilgaz Dağı’na geyikler tırmanı-
yor. Heybetli bir kalenin taçlandırıp tarihi konakların süslediği
il merkezi ise geçmişten günümüze bir zaman kapısı aralıyor.
Ìnsansìz ve Ìnsana Yakìn 70
Şirin bir Akdeniz kasabası, sırları halen çözülememiş batık bir
kent, sessiz, insansız bir ada, antik kentler üzerinde yaşayan
köyler, dünyanın en güzel mavisiyle çalkalanan koylar... Bütün
bunlar, “Işık ülkesi” Lykia’nın zengin mirasını Yörük geleneğinin
çarpıcı yaşamıyla harmanlayan Kekova ve çevresine ait.
KÖPRąÇAY KEKOVA
için de ki ler
A Y L I K C O Ğ R A F Y A V E K E Ş İ F D E R G İ S İ
B||ge||k Vad|s| 48
Antik zamanların taş köprüleri, kemerleri, ışıltılı kentleri…
Son demlerini yaşayan köyler; bilgeliğin kuşattığı efsanevi ha-
yatlar… Bütün bunlar, Dedegöl Dağları’ndan doğup Antalya
Serik’te Akdeniz’e dökülen Köprüçay’ın 160 kilometrelik akışı
boyunca sunduğu mucizeler.
www.kesfetmekicinbak.com
JARAVALAR KASTAMONU
4 ATLAS TEMMUZ 2012
için de ki ler
Tü zel Kişi Temsil cisi ve Ya yın Direktö rü
Murat Köksal
Ya yın Da nışma nı
Meh met Ya şin
Ya yın Yö netme ni (Sorumlu)
Özcan Yüksek (oyuksek@doganburda.com)
Ya zı İşle ri Mü dü rü
Hü seyin Keçe (hkece@doganburda.com)
Araştırma Editörü: Kemal Tayfur (ktayfur@doganburda.com)
İdari Müdür Yardımcısı: Naz lı Kurt (nkece@doganburda.com)
Görsel Yönetmen: Tunç Erkoç (terkoc@doganburda.com)
Editoryal Servis
Fo toğraf: Sinan Çakmak (scakmak@doganburda.com)
Araştırma: Musta fa Türker Er şen (tersen@doganburda.com)
Türkçe: İbrahim Baştuğ (ibastug@doganburda.com)
Fo toğraf Kurulu
Si nan Ana dol, Ali Mu rat Atay, Şeb nem Eraş, Umut Kaçar, İz zet Ke ri bar,
Ali Ethem Keskin, Za fer Kı zılka ya, Ufuk Sarışen, Cü neyt Oğuz tü zün,
Ha kan Öge, Gökhan Tan, Turgut Tarhan, Kerem Yücel
Yazı Kurulu
Gü ven Eken, Gü ne şin Ay de mir (Doğa), Ha san De mir bü ker, Ne dim Gür sel,
Selcen Küçüküstel, Oruç Tür ker Öz ger, Selcen Pirge, Tev fik Taş, Oktay Uludağ,
Tülay Zihli, Prof. Dr. Feza Tansuğ (Antropoloji), Gök han Tü re (Eks pe dis yon),
Prof. Dr. Tun cay Tay maz (Je ofi zik), Yard. Doç. Dr. Yıl dı rım Gün gör (Jeoloji),
Prof. Dr. Fa ik Yal tı rık, Cenk Dur muş kâh ya (Bo ta nik),
Doç. Dr. Nec mi Ka rul, Fü sun Ar man, Rüs tem As lan (Ar ke olo ji),
Prof. Dr. Ce ma let tin Taş kı ran (As ke ri Ta rih), Do ğa Der ne ği, Buğday Derneği,
Su al tı Araş tır ma la rı Der ne ği, WWF-Tür ki ye
Teknik Servis
So rumlu ve Say fa Ya pım: Ba ha dır Er şık
Katkıda Bu lu nan lar
Olivier Blaise, Prof. Dr. Serdar Evren, Murat Karasalihoğlu,
Arif Solmaz (ESO Bilim Toplum Ağı-Türkiye), Yusuf Yavuz
Marka Müdürü: Nihal Ayan
An ka ra Tem sil ci si: Erdal İpe ke şen
0 312 207 00 71 - 95
at las@doganburda.com www.kesfetmeki cinbak.com
Yö ne tim
Genel Yayın Koordinatörü: Yeşim Denizel
Sa tış Direktö rü: Or han Taş kın
Finans Direktö rü: Di dem Ku ru cu
Üre timDirektö rü: Ser vet Ka va soğ lu
Reklam
Grup Başkanı: Viki Habif
Grup Başkan Yardımcısı: Nil Er tan
Satış Koordinatörü: Emel Sönmez
Sa tış Mü dü rü: Tuğba Altınbaş, Ebru Elçi, Yonca Gönen
Tek nik Mü dür: Nusret Kı rım lı oğlu
Tel: 0 212 336 53 60 - 3 hat Faks: 0 212 336 53 90
Kurumsal İletişimDirektörü: Neslihan Sadıkoğlu
Re zervasyon: Tel: 0 212 336 53 00 - 57 - 59 - Faks: 0 212 336 53 92 - 93
Ankara Reklam Bölge Temsilcisi: Sezinur Balıkçıoğlu Tel: 0 312 207 00 72 - 73
He def Say fa lar: Tel: 0 212 336 53 70 - Faks: 0 212 336 53 91
Maya Akar Center, Kat: 7 Büyükdere Cad. No: 100-102 34394
Esentepe/İSTANBUL
Yö ne timYe ri
Trumph Towers, Kule 2, Kat: 21-24, 34387, Şişli, İstanbul
Tel: 0 212 410 35 66 Faks: 0 212 410 35 64
Baskı
Do ğan Ofset Matba acılık ve Ya yın cı lık A.Ş.
Do ğan Medya Tesis leri, Hoş dere Yo lu C Blok
34850 Esenyurt/İS TANBUL Tel: 0 212 622 19 00
Da ğıtım: Yaysat A.Ş.
0 212 622 22 22
Ya yın Tü rü: Yerel, Sü reli, Ay lık
üyesidir
© Atlas dergisi, Do ğan Burda Dergi Ya yın cılık ve Pa zarla ma A.Ş.
ta ra fın dan T.C. ya sa la rına uy gun ola rak ya yımlan makta dır.
At las dergisinin isimve ya yın hakkı Do ğan Burda Dergi Ya yın cılık ve
Pa zarla ma A.Ş’ye aittir. Dergide ya yımla nan ya zı, fo toğraf,
harita, il lüstrasyon ve ko nu la rın her hakkı saklıdır.
İzin siz, kay nak göste rile rek da hi alın tı ya pıla maz.
DB Okur Hiz met le ri Hat tı: 0 212 478 0 300
okurhizmetleri@doganburda.com
DB Abo ne Hiz metle ri Hattı: 0 212 478 0 300
Faks: 0 212 410 35 12-13
abone@doganburda.com - www.doganburda.com
Pazar ha riç her gün sa at 09:00 - 18:00 ara sında hiz met ve rilmekte dir.
Yayıncı
Do ğan Bur da
Dergi Ya yın cılık ve Pa zarla ma A.Ş.
İcra Kurulu Başkanı
Mehmet Y. Yılmaz
EK
A Y L I K C O Ğ R A F Y A V E K E Ş İ F D E R G İ S İ
PANORAMA Gezme Sanatı Dergisi 12
YER VE GÖK Savaş ve Barış Bulutsusu 36
GEZGİNCE Sıcak Yazda Serin Dublin 38
FETİŞ Pamukkale’de Sıfır Emisyon 124
SEN DE GİT Atlas Tatil 2012 126
MEKTUP Sessiz Yığın 128
GECENAME Yılansı 130
KÖPRÜÇAY / ANTALYA
CÜNEYT OĞUZTÜZÜN
Temmuz 2012
Atlas bu sayIJda okurlarIJna
°Kahverengi Tabelalar:
lstanbul-Antalya, Gizemli
ÇIJkIJūlar" eki hediye ediyor.
BÖLÜMLER
ATLAS-DOGADAN ÇAY HASADI TURU
ATLAS RAPORU
Lezzet BahĞes|nde
KeŐ|f 40
Çayın ideal tadını bulmasının bah-
çeden fabrikaya uzanan, ayrıntılarla
bezeli bir hikâyesi var. Hasat turu bu
sırrın peşinden Rize’ye gitti,
Anado|u'nun Kanadì 32
Doğu Anadolu’da yaşayan turnala-
rın dünyadaki tüm turnalardan farklı
bir alttür olduğu keşfedildi. Anadolu
dağturnalarının en önemli farkı baş-
larında kırmızı leke bulunmaması.
Volvo XC60: Ortalama yakit tuketimi 6,8·10,? lt/100 km ve ortalama CO
2
emisyonu 1?8·249 gr/km araligindadir.
|s l1t|ä K1Jä||ktk ääK8|1ls.
VOLVO XC60
Zorlu koçullar, kendinizi daha iyi tanimanizi saglar. volvo Ocean
Pace'den kazandigimiz her deneyim, sahip olacaginiz volvo XC60
içinde yerini aldi. Kaygan zeminlerde en erken uyariyi veren
Dinamik Denge ve Çekiç Kontrol Sistemi. En tehlikeli iniç
manevralarinda bile temkinli olmanizi saglayan Egim lniç Kontrolu.
Mevcut hiziniza ve arazi özelliklerine göre kendini her zaman
adapte eden Four·C Surekli Kontrollu Sase konseptimiz. Tum
kontrolu elinize alin ve her ana özel bir suruç tasarlayin.
Nasil isterseniz. Çunku volvo'larin ilham kaynagi sizsiniz.
volvocars.com.tr | facebook.com/VolvoCarTurkiye | twitter.com/VolvoCarTurkiye | Volvo OtoLine 444 48 58
Cep telelonunuzdan uygulamayi
ucretsiz indirebilmek için:
http://gettag.mobi
8 ATLAS TEMMUZ 2012
editör oyuksek@doganburda.com
twitter.com/ozcanyuksek
Anton Çehov için yazı yazmak, üze-
rinde düğümler sıralanmış uzun bir halat
gibi öykü anlatmak değildir, anlatısının
bir sonu da yoktur. Hatta Çehov’un
karakterlerine tahtadan yapılma kukla-
lar diyen de olmuştur. Ama Çehov gün-
delik, sıradan yaşamı, sıradan insanları
yazar. Yaşamın sıradanlığındaki olağa-
nüstülüğü görür. Yaşama dair her şey ve
“Vişne Bahçesi” olağanüstüdür.
Üsküdar Tekel Sahnesi’nde izlediğim
“Çehov Makinesi” oyunu üzerine düşün-
mekteyim bir süredir. Öyle ki, oyunun en
başında uzaklardan duyulan tren sesi, ara
ara kulaklarıma kadar geliyor.
Hemen sonrasında “Yine geç kal-
dım, hep vişne bahçesi yüzünden” diyen
hayalet suratlı o devin sözleri de kulakla-
rımda çınlıyor. “Vişne Bahçesi”nin suçu
ne olabilir ki? Sonrasında karanlık sahne
aydınlanır ve kesilmiş vişne bahçesinin
kütükleriyle karşı karşıya kalırız.
Hayalet suratlı o devin adı, Çehov’un
oyununda “Yoldan Geçen”dir. Ne güzel
bir isim! Hepimiz bir Yoldan Geçen’iz
aslında. Yalnızca Yoldan Geçen değil,
oyundaki herkes hayalet suratlıdır.
Çehov’u ölüm döşeğindeyken kah-
ramanlarıyla buluşturmayı deneyen
Rumen yazar Matei Visniec, herkesi
hayalet yapmış işte. Ünlü yazarın “Vişne
Bahçesi” de hayalet gibi zaten. Belki
de, oyunu sahneleyen yönetmen Müge
Gürman’ın bakış açısıdır o kütükler.
Vişne Bahçesi
Hekimliğin yanı sıra yazarlık da
yapan Çehov’un veremli son günlerini
anlatanlar, sürekli kan tükürdüğünden
söz ederler. Besbelli ki yazar, son oyunu
ağzı kanlı bir insanın duygularıyla yazdı.
“Vişne Bahçesi”, kendisi gibi verem olan
ve kan tüküren Rusya’yı ifade ediyordu.
Bana sorarsanız Çehov gibi yazarlar
yalnızca bir ülkeyi, yalnızca kendini, yal-
nızca şu veya bu insanı anlatmaz; bütün
zamanları ve bütün insanları ve bütün
dünyayı anlatır.
Hatta uzaklardan duyulan tren sesi,
yalnızca bir tren sesi de değildir. Vişne
bahçesi de yalnızca vişne ağaçlarını anla-
tıyor denemez.
Oyunda, uzaklardan bir kuş sesi
duyulur. Yoldan Geçen, “Bu ses beni
delirtecek!” der.
Lopakhin cevap verir: “Belki de bu bir
baykuş çığlığıdır. Vişne ağaçları gittiğine
göre, nereye konacağını bilmeyen bir
kuştur.”
Bana kalırsa bugün dahi hepimiz,
“Vişne Bahçesi” yüzünden geç kaldığı-
mızı sanıyoruz! Kesin ormanları, dökün
asfaltları, dikin binaları, öldürün kuşları!
Geç kalmak istemiyoruz!
S
amsung Electronics, en son
teknolojiyle donatılmış yeni
“Smart Camera”ları WB850F,
WB150F, DV300F ve ST200F
ile kullanıcılara daha akıllı, daha sade
ve kolay paylaşılabilir bir fotoğraf de-
neyimi sağlıyor. Seyahatlerin yoğun-
laştığı yaz aylarında Samsung Smart
Camera’lar her anı üstün görüntü kali-
tesiyle ölümsüzleştirirken entegre Wi-Fi
destek teknolojisiyle Facebook, Picasa,
Photobucket ya da Youtube gibi sosyal
paylaşım sitelerinde de eşzamanlı yayın-
lama fırsatı sunuyor.
Samsung mobil bağlantısı ile fotoğ-
rafları evde ve taşınabilir cihazlarda
paylaşmak ve kaydetmek oldukça kolay.
Kullanıcı bir dokunuşla akıllı fotoğ-
raf makinesindeki fotoğraf ve videoları
her zaman ve her yerden kablosuz ola-
rak gönderebilir, özel dakikaları anında
sosyal paylaşım sitelerinde yayınlayabi-
lir ve çevrimiçi albümler hazırlayabilir.
Yenilikçi Wi-Fi Mobil Vizör ile akıllı
telefonunuzu kullanarak fotoğraf ma-
kinesi ayarlarınızı yapabilir ve fotoğraf
çekebilirsiniz.
Tatildeki En İyi
Arkadaşınız
Samsung’un gelişmiş özellikli “Smart
Camera”ları üstün görüntü kalitesi ve Wi-Fi
bağlantıları sayesinde tatilin ayrılmaz
birer parçası. Fotoğrafların sosyal medya
ortamında da anında paylaşılmasını sağlıyor.
çekmeyi çok pratik hale getiriyor. Yal-
nız çıkılan gezilerde fotoğraf çekmekte
büyük kolaylık sağlayan DV300F, Wi-Fi
bağlantısı sayesinde fotoğrafların anın-
da Facebook veya YouTube’a yükleme-
sini sağlıyor.
Hem Ìnce Hem Çìk ST200F
Tatil için en ideal smart Camera’lar-
dan ince ve şık ST200F modeli, çanta ve
cepte çok az yer kaplamakla kalmıyor,
otomatik yedekleme özelliği sayesinde
tüm fotoğrafların tek bir tıklama ile de-
polanmasına da olanak tanıyor. Tatil fo-
toğraflarınızı kablosuz olarak bilgisayara
veya ücretsiz kullanılabilen depolama
alanları AllShare Play ya da Microsoft
SkyDrive’a kaydedebilir ve böylece onla-
ra her yerden ulaşabilirsiniz.
Teknik özellikler önceden haber vermeksizin değiştirilebilir.
mümkün olmayan çekimleri basit hale
getiriyor. Gezilerde kaçırılmak istenme-
yen her detayı en iyi görüntü teknoloji-
siyle saklayan WB150F, Wi-Fi özelliği ile
herhangi bir Wi-Fi bağlantı noktasından
Facebook, Picasa gibi sosyal paylaşım
ağlarına veri yükleme olanağı tanıyor.
Çekilen videolar ise birkaç basit adımda
Youtube’a yüklenebiliyor.
Ç|ft Ekran|ì DV300F
Samsung’un yeni çift ekranlı modeli
DV300F ise önyüzünde bulunan 1.5
inç LCD ekranı ile kendi fotoğrafınızı
GPS'|e Yer|n|z| Et|ket|eyen
WB850F
Yeni premium Wi-Fi teknolojisi-
nin temsilcisi WB850F, 21x optik zum
özelliğiyle benzersiz bir seyahat fotoğ-
raf makinesi deneyimi sunuyor. GPS ile
bulunduğunuz yeri çektiğiniz fotoğraf-
ta etiketleyebilirsiniz. WB850F en eğ-
lenceli anları da Facebook, Picasa ve
Photobucket’a eşzamanlı veri yükleme
olanağı sunuyor. Tatilin en güzel anları
ölümsüzleşirken sosyal medya sayesinde
de sevdikleriniz en güzel anlarınızı eşza-
manlı takip edebiliyor.
WB150F Ì|e Çekt|ī|n Her
Fotoīrafì Anìnda Pay|aŐ
Samsung WB150F, 18X “optik zum”
ile olağanüstü detayları yakalama-
yı kolaylaştırıyor ve eskiden neredeyse
B
Ü

B
l
R

l
|
A
N
D
l
R
O
Z
O
A
N

Y
ă
K
S
E
K
12 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
ATLAS TAT|L
Gezme Sanatı
Dergisi
Atlas Tatil, 2012 sayısında yine yurtiçi ve yurt-
dışında birçok coğrafyaya uzanıyor, farklı seya-
hat rotaları tanıtıyor. Gezme sanatı dergisi sıcak
kıyılardan yaylalara, anıtsal kentlerden yaban
hayat merkezlerine gidiyor. Turunç, Dalyan, An-
talya gibi tatil yörelerini tanıtan Atlas Tatil, Al-
tıparmak Dağları’nın yeşil patikasında yürüyor,
bisikletle Hitit ve gastronomi yolculuğu yapıyor.
“Avrupa’nın Kıyıları” başlığında romantik Ren
turu, Cruise ile İtalya kıyıları konuları var. Nijer
Nehri ve Uganda’da Afrika’nın güzelliklerine şahit
olan Atlas Tatil, Papua Yeni Gine ve Tayland’daki
Koh Samui’de ise dünyanın tenha köşelerini keş-
fediyor. İran’ın ünlü antik kenti Persepolis, Çek
Cumhuriyeti’nin başkenti Prag ve daha birçok
konu da Atlas Tatil’in sayfalarında. Derginin ayrı-
ca iki özel eki var: “2012 Türkiye Karayolları Ha-
ritası” ile “Tatilde Fotoğraf Çekme Sanatı” kitabı.
A
N
T
A
|
Y
A

/

F
A
T
l
H

O
Z
E
N
B
A
S
EULOOLDQWK\XQGDLFRP
%L]FHRWRPRELO
L©LQHNRFDELUKD\DWóQVóáGóáó
VHYLQ©OHULQ\DġDQGóáó
ED]HQ\HQLG¾Q\DODUóNHġIH©óNWóáóPó]
ED]HQGH\DOQó]OóáóSD\ODġWóáóPó]
¸]OHPOHULQVRQDHULSPXWOXOXáDG¸Q¾ġW¾á¾\HUGLU
ò©LQGH\DġDGóáóPó]KHUDQDDQODPNDWDQ
D\UóOPD]ELUSDU©DPó]GóU
O L Y H E U L O O L D Q W
14 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
No: 1 Beşiktaş İstanbul
- Her katılımcı en fazla üç fotoğraf
gönderebilecek.
- Yarışmaya katılan fotoğraflar JPEG
formatında olmalı, uzun kenarı mini-
mum 3000 px uzunluğunda olmalı ve 4
MB’yi geçmemeli.
- Fotoğraflar üzerinde silme ve ekle-
me gibi müdahaleler yapılmamalı. Gere-
kirse seçici kurul fotoğrafın RAW dos-
yasını görmeyi talep edebilir. Bu sağla-
namıyorsa güçlü şüphe üzerine fotoğrafı
yarışma dışı tutabilir.
- Son katılım tarihi 15 Kasım 2012.
- Beşiktaş Belediyesi çalışanları ve bi-
rinci derecede yakınları, Atlas dergisi ça-
lışanları ve birinci derecede yakınları ve
seçici kurul üyeleri katılamıyor.
- Kazananlar Atlas İstanbul dergisinin
2012 sonunda çıkacak sayısında açıkla-
nacak.
ilçe sınırları içinde çekilmiş fotoğraflar-
la katılmak mümkün. İlçe haritası için:
www.kesfetmekicinbak.com
Yarışmanın jürisi şu isimlerden olu-
şuyor: Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail
Ünal, Atlas Yayın Yönetmeni Özcan Yük-
sek, Atlas Fotoğraf Editörü Sinan Çak-
mak, Atlas fotoğrafçısı Turgut Tarhan,
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversi-
tesi Fotoğraf Bölümü Başkan Yardımcısı
Doç. Ozan Bilgiseren.
Yarışmanın ödülleri şöyle:
Canon EOS 5D Mark III
Canon EOS 7D
Canon EOS 60D
Katılım şartları:
- Yarışmacılar fotoğraflarının bulundu-
ğu CD ve DVD’yi şu adrese gönderecek:
Rengârenk Beşiktaş Fotoğraf
Yarışması, Beşiktaş Belediyesi
Nispetiye Mah. Aytar Cad. Başlık Sok.
Atlas İstanbul ve Beşiktaş Belediyesi,
İstanbul’un en güzel ilçelerinden biri-
ni konu alan bir fotoğraf yarışması dü-
zenliyor. “Beşiktaş Rengârenk Fotoğraf
Yarışması” amatör ve profesyonel bütün
fotoğrafçıları ilçenin renklerini, güzellik-
lerini keşfetmeye çağırıyor.
Beşiktaş İstanbul’un kültür, sanat ve
eğitim merkezi. Bebek, Arnavutköy, Ku-
ruçeşme ve Ortaköy’üyle Boğaziçi’nin en
değerli bölgesi. Çırağan, Yıldız, Dolma-
bahçe sarayları ve Ihlamur Kasrı’nın, se-
kiz üniversitenin, on binlerce öğrencinin
ev sahibi.
Beşiktaş farklı kültürlerden beslenen
İstanbulluların bir arada yaşadığı, üret-
tiği, hayatı paylaştığı bir merkez. Kısaca
Beşiktaş rengârenk! Yılda bir yayımlanan
özel sayı Atlas İstanbul ve Beşiktaş Bele-
diyesi, şimdi fotoğrafçılar için bu dünya-
nın kapılarını açıyor. Yarışmaya Beşiktaş
ATLAS |STAh80L F0T068AF YA8|ÇNAS|
Beşiktaş Rengârenk!
S
l
N
A
N

Ç
A
K
M
A
K
16 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
k|TAP
12 Bin Yıllık Yolculuk
P£8NAk0LT08
Temmuzda Üç Başlık
Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü (TPAE), Temmuz
2012’de üç uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapıyor: “Perma-
kültür Tasarım Sertifikası Kursu”, “Akdeniz Bölgesel Permakül-
tür Konferansı” ve “Akdeniz Bölgesel Permakültür Buluşması”.
Doğayla barışık, kendi kendine yeterli bir yaşamın nasıl müm-
kün olabileceğinin yöntemlerini içeren Permakültür Tasarımı
Sertifikası Kursu (PDC), 30 Haziran-12 Temmuz 2012 tarihleri
arasında İstanbul’da Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleşiyor.
İstanbul, 14 Temmuz 2012’de ise Türkiye’de ilk kez gerçekleşti-
rilen Akdeniz Bölgesel Permakültür Konferansı’na ev sahipliği
yapıyor. Teması “Toprak” olan konferans, permakültür uzman-
larıyla meraklıları buluşturuyor. Farklı ülkelerden tasarımcılar,
17-21 Temmuz 2012 tarihlerinde ise Marmariç Permakültür
Köyü’ndeki uygulama alanında Akdeniz Bölgesel Permakültür
Buluşması için bir araya geliyor.
Ayrıntılı bilgi için: permacultureturkey.org, www.rpc2012.com
N£|S-kAÇ
Akıntıya Karşı Yüzmek
Yunanistan’ın Meis Adası’yla
Antalya’nın Kaş ilçesi arasında
düzenlenen yüzme yarışlarının
sekizincisi Haziran 2012’de ger-
çekleşti. Etkinlik “15. Likya-Kaş
Kültür ve Sanat Festivali” çerçe-
vesinde yapıldı. Atlas’taki haber-
lerinden de tanıdığımız Serkan
Ocak (solda), Akdeniz’deki mini
maratonu tamamlayanlardandı.
Ocak yarışmayı şöyle anlatıyor:
“Yarış sabahı Kaş Limanı’ndan
Meis’e hareket ettik. İlk kez gittiğim 600 nüfuslu Meis’te ilk dikkati çe-
ken şey yeni restore edilmiş camiydi. Toplam 191 yüzücü başlangıç
düdüğüyle birlikte Akdeniz’in ‘sıcak’ sularında kulaç atmaya başladık.
Bilgilendirme toplantısında akıntı olmadığı söylenmişti. Ancak yakla-
şık 2 kilometre uzunluğundaki Meis Burnu’nu geçer geçmez akıntıyla
karşılaştık. Bir süre akıntıyla boğuştuktan sonra rotayı tutturarak bitişe
doğru yüzmeye devam ettim. Toplam 7 kilometre olduğu söylenen me-
safe akıntı nedeniyle belki de 8 kilometreyi geçti. İki ülke arasını 3 saate
yakın bir sürede yüzerek geçmeyi başardım. Yarış sonrasında ateşlenerek
acil servise gitmeme rağmen Meis’ten Kaş’a yüzmek her şeye değdi...”
Kültürel mirasın korunması ve tanıtılma-
sı için çalışmalarını yürüten BKG (Bilkent
Kültür Girişimi), Gürol Sözen’in Anatolia
kitabı ile yaşadığımız toprakların uygarlık
serüvenini bilinmeyen detaylarıyla okuyu-
cuya sunuyor. Kitap özel yazı ve fotoğraflarla
Anadolu’da 12 bin yıllık bir yolculuğa çıkıyor.
İngilizce olarak hazırlanan, önemli bir arşiv
niteliği taşıyan kitap Türkçe olarak da yayına
hazırlanıyor. Kitaba müze mağazalarından,
D&R ve Remzi Kitabevi mağazalarından ve
www.bkg.com.tr adresinden ulaşılabiliyor.
T
P
A
E
“Palamutlar Nerede?” prcjesiyIe paIamutIar markaIanarak gëç ycIIarì, üreme ve
avIanma yerIeri beIirIenecek, bu biIgiIer, paIamut nesIinin varIìgìnì sürdürebiImesi için geIecege ìsìk tutacak.
www.facebook.com/Palamutlarnerede
www.palamutlarnerede.org
18 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
Atlas, sevgili dostu Uğur Uluocak’ı saygıyla anıyor.
Ekspedisyon editörümüz Temmuz 2003’te, Kırgızis-
tan’daki Ala Arça Dağları’nda sonsuzluğa tırmanmış-
tı. Birçok dağcılık başarısına imza atan, öğrenciler ye-
tiştiren, bize yeni ufuklar açan Uğur’u unutmuyoruz.
RUNFIRE CAPPADOCIA
Güneş Altında
Zor Sınav
Runfire Cappadocia Ultra Maratonu, 7-15
Temmuz 2012 tarihlerinde gerçekleşiyor. Ar-
gos Kültür Sanat’ın organizasyonu, Kültür ve
Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen
etkinlik dünyadan da birçok sporcu ağırlıyor.
“Çöl maratonu” konseptini Türkiye’ye getiren
Runfire Cappadocia, toplam 200 kilometrelik
maceralı bir rotaya sahip. Bu ultra maraton
sıcak hava ve araziye karşı zorlu bir sınav ni-
teliğinde. Kapadokya’nın değerlerini dünyaya
daha yakından tanıtmayı da amaçlayan et-
kinlik hakkında bilgi için: www.runfirecap-
padocia.com
ULTRA MARATON
Gobi Çölü de Bitti
Alper Dalkılıç, 10-16 Haziran 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilen 250
kilometrelik Gobi Çölü Ultra Maratonu’nu başarıyla tamamladı. Genç spor-
cu, Ekim 2012’de düzenlenecek Sahra Çölü Ultra Maratonu’nun hazırlıkları-
na başladı. KlimaPlus-Mitsubishi Electric desteğiyle yarışan Dalkılıç, 2012’de
dört çöl ultra maratonunu bitirmeyi ve bunu başaran ilk Türk sporcusu ol-
mayı amaçlıyor. Sporcu yarışmalarda adımlarını TEMA yararına atıyor; Me-
şeler Yuva Arıyor Kampanyası’na destek olmak için MARATON yazıp 3464’e
mesaj atabilirsiniz. Dalkılıç hakkında bilgi için: www.alperdalkilic.com
Uğur Uluocak…
K
A
P
A
D
O
K
Y
A
,

E
R
O
l
Y
E
S

D
A
G
l

/

S
E
|
O
E
N

K
ă
Ç
ă
K
ă
S
T
E
|
20 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
NoteLook defter koleksiyonu, se-
rilerine “Comics” ile devam ediyor.
“Comics”te Afrikalı Tommy Wanks’in
gerçek hikâyesi, karikatürist İzel
Rozental’ın çizimleriyle defterlerin ka-
paklarında anlatılıyor. Scrikss firması
tarafından üretilen NoteLook’un bu
karikatürlü serisi üç ebat olarak, yaz
renkleriyle tasarlandı.
8|I£
Kaçkarlar’a Kaçmak
Moīo||arìn Macerasì
İslam sanatı üzerine araştırmala-
rıyla tanınan Fransız tarihçi ve Türko-
log Jean-Paul Roux’nın Cengiz Han ve
Moğol İmparatorluğu kitabı, Ali Berk-
tay çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan
çıktı. Minyatürler, hari-
talar, tarihsel belgeler
ve güncel fotoğraflarla
desteklenen kitap Cengiz
Han’ı incelerken Moğolla-
rın serüvenini de kronolo-
jik olarak ele alıyor.

Masa||ar Doīa ÌĞ|n
Dilek Ekşi’nin yazıp Cüneyt
Pala’nın resimlediği Tohum Cana Can
Anlatıyor, küçük okurlara genetiği
değiştirilmiş gıdaları ve doğal beslen-
menin önemini anlatıyor. Sinek Sekiz
Yayınevi’nden çıkan bu masal kitabı
Seferihisar Belediyesi tarafından da
desteklendi ve belediyenin hediyesi
olarak 1500 çocuğa dağıtıldı. Kitabın
hazırlanması, dağıtımı tam bir imece
çalışmasıyla gerçekleşti.

Yen| B|r Sektņr: Atìk
İsmail Kılınç imzasını taşıyan Çöp
Ekonomisi, “atık ve geri dönüşüm”
konusuna farklı bir bakış getiriyor,
çöpün kârlı bir sektöre nasıl dönüştü-
ğü anlatıyor. Sanayi çöpleriyle kıyas-
landığında evsel çöplerin dünyayı kir-
letme oranı milyarda
bir bile değil. Epos
Yayınları’ndan çıkan
kitap, çöpün ticari
kuruluşlar için yeni bir
kâr kapısı olduğunu,
gerçek kirlilik kaynak-
larının ise gözden kaç-
tığını belirtiyor.
KÌTAP
“Kaçkar Doğa İnsan ve Sanat Kampı”nın onuncusu 21-25 Ağustos 2012 tarihle-
rinde gerçekleşecek. Programda yine tiyatrodan fotoğraf sergisine, edebiyattan ya-
ratıcı dramaya birçok başlık bulunuyor. Etkinlik Çamlıhemşin ilçesinde, 2 bin 300
metredeki Kotençur Ana Kampı’nda gerçekleşecek. Yöre coğrafyasını tanıtıcı yü-
rüyüşlerle 10-14 yaş öğrencilerine yönelik doğada yaşam ve ekoloji eğitimleri dü-
zenlenecek. Katılımcılar kampın son gününde ise 1850 rakımlı Amlakit Yaylası’na,
geleneksel Vartavor Şenlikleri’ne gidecek. Birçok etkinliğin yer aldığı kamp yörenin
güzellikleriyle sanatı birleştirmeyi amaçlıyor.
Bilgi için: Türkü Turizm Travel, 464-651 72 30, www.turkutour.com
kA8|kAT08
Tommy’nin Hikâyesi
T
U
R
G
U
T

T
A
R
H
A
N
22 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
SKF Türk Fotoğraf Yarışması 2012’de
10. yaşını kutluyor. Yarışmanın bu yılki
konusu “Ustalar ve Çırakları”. Jüri üyele-
ri ise şu isimlerden oluşuyor: Atlas Tarih
dergisinin yayın yönetmeni Kansu Şar-
man, Atlas’ın fotoğraf editörü Sinan Çak-
mak, İFSAK Başkanı Tanju Akleman,
fotoğrafçı Cengiz Akduman ve SKF Türk
Genel Müdürü Mahmut Işıkara.
Endüstri sektöründe 100 yılı aşkın
süredir faaliyet gösteren SKF, rulman ve
rulman üniteleri, keçeler, yağlama sis-
temleri, lineer hareket sistemleri, me-
katronik ürünleri ve varlık yönetimi ko-
nularında çalışmalarını sürdürüyor. SKF
Türk Genel Müdürü Mahmut Işıkara,
yarışmayla ilgili olarak şunları söylüyor:
“2003 yılından beri düzenlediğimiz fo-
F0T068AF YA8|ÇNAS|
Ustalar ve Çırakları
toğraf yarışmasında temel amacımız, be-
lirlediğimiz konularla Türkiye’nin sosyal
ve coğrafi olarak panoramasını çıkart-
mak. Bu yıl belirlediğimiz “Ustalar ve
Çırakları” konusuyla, kültürün önemli
birer parçası olan ama artık tarihe karış-
maya başlayan mesleklerin adeta bir dö-
kümünü yaparak arşivlemek istiyoruz.”
“Ustalar ve Çırakları” yarışmasında bi-
rincilik ödülü 2000 TL. İkincinin 1500
TL, üçüncünün ise 1000 TL ile ödüllen-
dirileceği yarışmada sergilemeye alınacak
27 fotoğrafa ise 100 TL ödül verilecek.
Son katılım tarihi 3 Eylül 2012 olan
“Ustalar ve Çırakları” konulu yarışma
hakkında bilgi almak için şu adrese yazı-
labilir: skf.foto@kometreklam.com
Ayrıntılar için: www.skfturk.com.tr
O
ă
N
E
Y
T

O
G
Ü
Z
T
ă
Z
ă
N
SKF Türk Genel Müdürü
Mahmut IŐìkara,
fotoīraf yarìŐmasìnìn,
ge|enekse| mes|ek|er|n
be|ge|enmes| aĞìsìndan
ņnem taŐìdìīìnì
sņy|Řyor (saīda|.
T|re'dek| urgancì ustasì,
Anado|u'nun d|īer
usta|arì g|b| kad|m b|r
m|rasì yaŐatìyor (a|tta|.
24 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
ÖDÜL
Özenbaş’ın
Akdeniz’i
Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçti-
ğimiz haftalarda “Devlet Fotoğraf
Yarışması”nın on beşincisini düzen-
ledi. Atlas fotoğrafçısı Fatih Özenbaş,
“Anadolu’da Doğal Hayat” kategorisin-
de Devlet Başarı Ödülü’nün sahibi oldu.
Antalya’da çekilen fotoğraf “Akdeniz”
adını taşıyor. Daha önce de birçok yarış-
mada birinciliği olan Özenbaş, “Fırtınalı
bir havada, sağanak yağmur altında şim-
şek yakalamaya çalıştım ve sonunda bu
kare ortaya çıktı” diyor. Özenbaş’ın Side
Apollon Tapınağı’nda çektiği bir diğer
fotoğraf da aynı yarışmada sergilemeye
değer bulundu.
MACERA
Keşfe Yolculuk
Land Rover Adventu-
re katılımcıları, 30 Hazi-
ran-15 Temmuz tarihleri
arasında beşinci kez yol-
lara düşüyor. Defender
kasa Land Rover araçlar
Trabzon’dan Gürcistan’a
uzanıyor, geniş bir coğ-
rafyada keşif turuna çıkı-
yor. Bu safariler, maceralı
rotalarda doğal ve kültür
zenginliklerini farklı bir
gözle incelemeyi amaçlıyor. Çorum, Trabzon ve Ordu valiliklerinin destek-
lediği organizasyon çerçevesinde Gürcistan’da da özel etkinlikler yapılacak.
Ayrıntılı bilgi için: landroveradventureturkiye.com
F
A
T
l
H

O
Z
E
N
B
A
S
26 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
caklarını ve su altında korunamayacakla-
rını, “kerpiç ve taş mimarinin ve toprak
kültür dolgularının oluşturduğu Hasan-
keyf ’teki höyüklerin ölü bebek gibi ame-
rikanbezine sarılıp suya gömülmek sure-
tiyle korunamayacağını” anlattılar. Ama
bu insanların sesini “duyan” yok.
Ilısu Projesi nedeniyle antik Hasankeyf ’i
gözden çıkaranlar; ya yok edecekleri “de-
ğerin” değerinin farkında değiller, ya da
yok edecekleri değer, onların umurların-
da değil. Halbuki memleketin rezerv de-
ğerlerini korumak, memleketin geleceği-
ni korumaktır.
Ulusal ve uluslararası koruma mevzu-
atına göre, korunması zorunlu olan arke-
olojik değerlerin ve doğal varlıkların bu-
lunduğu alanlarda ilke olarak yapı planla-
ması ve yapı uygulaması yapılamaz. Ilısu
Projesi, koruma ile ilgili süreç tamamlan-
madan gerçekleştirilmektedir.
Ilısu Projesi 1954 yılında başlayıp 1971
ve 1980 yıllarında yapılan ek çalışmalarla
tamamlandı. Türkiye’nin bilimsel, aka-
demik ve mesleki kadro birikimi, şimdi
daha yüksek bir düzeyde. Ayrıca önü-
müzde dünya deneyimi var. Altmış yıl
önceki “kafayla” başlatılıp otuz yıl ön-
ceki “kafayla” tamamlanan Ilısu Proje-
si, bugün olduğu gibi uygulanamaz. Bu,
Türkiye’ye haksızlık yapmak olur.
bir kısmı, Sultan Süleyman Külliyesi ve
Camii ile minaresinin bir kısmı, Koç Ca-
mii, Kızlar Camii (Eyyubi Camii), Zeynel
Bey Türbesi, İmam Abdullah Zaviyesi ve
Haziresi, Artuklu Hamamı, 1. No’lu Kale
Kapısı, 2. No’lu Kale Kapısı, Şab Camii
Yapılar Grubu, Hasankeyf Höyüğü, Mar-
dinike Külliyesi, Seramik Fırınları, Ar-
tuklu Köşkü, Yamaç Külliyesi, Türbeler,
Mezarlıklar/Hazineler, insan yapımı ma-
ğaralar sualtında kalacaktır. Barajın su se-
viyesi ortalama 520-525 metre olacağın-
dan; zamanla Dicle kıyısındaki falez de
çözülüp çökecektir. Onunla birlikte kale
ve kale içinde yer alan mağaralar da suya
gömülecektir.
Ilısu Projesi nedeniyle taşınması plan-
lanan kültürel miras için de, sualtında
bırakılması planlanan kültürel miras için
de, su içinde kalacak höyükler için de,
barajın etki alanında kalan diğer kültürel
miras için de, Dicle kıyısındaki falezin çö-
zülmesinin ve zaman içinde çökmesinin
önlenmesi için de üretilmiş bilimsel dü-
şünceler, bu düşüncelere göre hazırlanmış
projeler ve bu projelere verilmiş bulunan
koruma kurulu onayları yoktur.
Onlarca yıl boyunca emek vererek Ha-
sankeyf sitini tanıyan, bu sitte yer alan
eserlerin inşa tarzlarını inceleyen bilim
insanları, bu sitteki eserlerin taşınamaya-
Ilısu Barajı Projesi, Dicle Vadisi’ni teh-
dit etmeyi sürdürüyor. Proje ve Hasan-
keyf ilişkisinde durum ne yazık ki bir
“resmi aldatmaca”dan ibaret. Devletin yü-
rütme organı ile ilgili idare organları,
Hasankeyf ’te bulunan eserlerin “kurtarıl-
ması” ve “korunması” konusunda ulusla-
rarası konsorsiyumun yabancı ortaklarını
aldatmaya çalıştılar, onlar da projeden
çekildiler. Bu resmi aldatmaca, bize hâlâ
dayatılıyor. Gerçek durum şudur:
Ilısu Baraj Gölü ve etki alanında 550
arkeolojik yerleşme mevcuttur. Eserlerin
envanteri dahi çıkarılmamıştır.
Koruma Yüksek Kurulu, 1978 yılında
verdiği kararla kale, kümbet, mağaralar,
hamamlar, camiler ve diğer arkeolojik
eser ile kalıntıları içeren alanı, korunma-
sı gerekli arkeolojik sit alanı olarak tescil
etmiştir. Bu alan içinde ve çevresinde
inşai faaliyette bulunulmasını yasakla-
mıştır, bu alanda vaki olacak inşai faali-
yetlerin, yerel idarelerce durdurulmasına
karar vermiştir.
1981’de aldığı diğer bir kararla ise, ar-
keolojik sit haritasının kapsadığı alanı, bi-
rinci derece arkeolojik sit alanı ilan edip,
bu alanda herhangi bir yapılanma planı
kararı alınamayacağına, yapı yapılamaya-
cağına, bu alanın kesin olarak aynen ko-
runması gerektiğine karar vermiştir.
Kurul ikinci derece arkeolojik sit ala-
nındaki mevcut dokunun aynen koruna-
rak, koruma-kullanma için gerekli ön-
lemlerin ivedilikle alınmasına, alınacak
önlemlerin kurula iletilmesine karar ver-
miştir.
Koruma bölge kurulu; birinci dere-
ce arkeolojik sit alanında bulunan eser-
lerin taşınıp taşınamayacağına ve Ilısu
Barajı’nın yapılıp yapılamayacağına karar
vermek için teknik rapor hazırlanması
gerektiğini 2006 yılında kararlaştırmıştır.
Teknik rapor hazırlanmamıştır ve kurula
sunulmamıştır.
Baraj tamamlandığında, birinci derece
arkeolojik sit alanında bulunan Artuklu
Köprüsü, Er-Rızk Camii ve minaresinin
HASANKEYF’E SADAKAT
Ilısu ve “Resmi Aldatmaca” YAZI: Av. MURAT CANO
T
U
R
G
U
T

T
A
R
H
A
N
28 ATLAS TEMMUZ 2012
panorama
du. Bu defa amaç sürdürülebilir tarım
alanında çalışan uluslararası örgütlerin
iletişimini arttırmak, işbirliğini geliştir-
mek. Biyodinamik tarım eğitimine sahip
Holden, renkli kişiliğiyle de tanınıyor.
Prens Charles’tan organik gıda hareke-
tine yaptığı katkılar nedeniyle övgü alan
Patrick Holden eski bir “çiçek çocuk” ve
yedi çocuk babası.
İngilizce-Türkçe eşzamanlı tercüme-
nin yapılacağı konferansa katılım üc-
retsiz ve kayıt yaptıran okuyucularımıza
öncelik tanınıyor.
Kayıt için 212-249 15 54 numaralı
telefondan veya banu.yayla@tr.boell.org
adresinden Banu Yayla’ya ulaşabilirsi-
niz.
Öcalgiray Konferans Salonu’nda yapıla-
cak. İlk toplantının konuşmacısı Büyük
Britanya’da uzun yıllardır organik gıda
üretimi yapan, organik tarımla ilgili ya-
zıları ve çalışmalarıyla tanınan Patrick
Holden.
Holden, 1973’ten beri çiftçilik yapı-
yor, o tarihlerde kurduğu organik süt
ürünleri üreten mandırası hâlâ faaliyette.
Süt konusunda tartışmaların yoğunlaştı-
ğı Türkiye’de Holden’in deneyimleri bize
farklı bir bakış açısı kazandırabilir. Soil
Association adlı sivil toplum örgütünde
15 yıl boyunca yöneticilik yapan Holden,
kısa bir süre önce Sustainable Food Trust
(Sürdürülebilir Gıda Birliği) adında, ta-
rım alanında çalışan yeni bir birlik kur-
Atlas ile Heinrich Böll Stiftung Der-
neği, Türkiye’de çevreyle ilgili konulara
geniş bir açıdan bakarak daha derin-
lemesine konuşulmasını, tartışılmasını
sağlamak için bir dizi toplantı düzenli-
yor. “Yeşil Salon Toplantıları”nda ener-
jiden biyoçeşitliliğe, hayvan haklarından
ekonomiye kadar birçok konu tanınmış
uzmanlar tarafından ele alınacak. Ye-
şil Salon Toplantıları çevre konuların-
da ayrıntılı ve nitelikli bilgiye erişimi
kolaylaştırmayı amaçlıyor. Yeşil Salon
Toplantıları’nın konuşmacıları hayatını
doğaya adamış bilim insanları, aktivist-
ler, ekonomistler, yazar ve düşünürler
olacak. Türkiye’de ekolojiye ilgi duyan
dinleyicilere ve tabii ki Atlas okurlarına
çalışmalarını anlatacak, görüşlerini açık-
layıp soruları yanıtlayacak.
Yeşil Salon Toplantıları’nın ilki 13
Temmuz 2012 tarihinde, saat 19:30’da
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Tak-
sim-Gümüşsuyu Kampusu’ndaki Orhan
Y£Ç|L SAL0h T0PLAhT|LA8|
Organik Buluşma
Önümüzdeki yıl 20. yaşına girecek olan Atlas, kutlama etkinliklerine Yeşil Salon
Toplantıları’yla başlıyor. Patrick Holden, Atlas okurları için İstanbul’a geliyor.
Organ|k tarìm|a ||g||| Ğa|ìŐma|arìy|a tanìnan Patr|ck Ho|den, 13 Temmuz 2012'de YeŐ||
Sa|on Top|antì|arì'nìn ||k|nde Ìstanbu|'da d|n|ey|c||er|e bu|uŐuyor (Řstte, so|da|. Afyon'un
Akpìnar kņyŘ sak|n|er|n|n karasaban|a sŘrdŘīŘ tar|ayì yaban| b|r armut aīacì sŘs|Řyor.
Anado|u, ge|enekse| tarìm yņntem|er| ve doīay|a b|r arada yaŐama konu|arìnda kad|m
b|r b||g|ye sah|p (Řstte, saīda|.
O
ă
N
E
Y
T

O
G
Ü
Z
T
ă
Z
ă
N
ünyanın en prestijli otel gruplarından biri olan ve
efsanevi hizmetleriyle uluslararası alanda ün kazanan
Mandarin Oriental Hotel Group şimdi ilk defa Türkiye’de.
Villa ve rezidanslardan oluşan “The Residences at
Mandarin Oriental” ve resort otel “Mandarin Oriental,
Bodrum” bu eşsiz projenin birbirini tamamlayan parçaları.
Sunduğu lüks olanaklar ve ödüllü hizmetleriyle ünlü
Mandarin Oriental, Göltürkbükü’nde, Akdeniz ve Ege’nin
buluştuğu eşsiz Cennet Koyu’nda yeni bir dünyayı
hayata geçiriyor... Yılın her mevsiminde her anın tadını
çıkarabileceğiniz, her parçası en ince ayrıntısına kadar
düşünülmüş, binbir çeşit bitki ve zeytin ağaçlarıyla
bezeli Akdenizli yeni bir yaşam stili hayat buluyor.
600 dönüm üzerine yayılmış üç özel plajı ve iki kilo-
metrelik sahil şeridi boyunca yeşil ile mavinin buluştu-
ğu bu eşsiz Cennet’te, dünyaca ünlü ödüllü mimarlar
tarafından tasarlanan, Antonio Citterio imzalı 82 özel
deluxe odası ve 20 suiti ile Mandarin Oriental, Bodrum
yer alacak. Modern bir yaklaşımla, her çizgisi ustalıkla
yaratılan 116 rezidans ve her biri kendi havuzuna sahip
98 villa ile The Residences at Mandarin Oriental, Bodrum
sofistike bir yaşama ev sahipliği yapacak. Her biri
benzersiz bir manzaraya hakim, kişiye özel yaşam
olanakları sunan villa ve rezidanslar Mandarin Oriental’in
efsanevi hizmetleriyle Akdeniz’de lüks kavramı yeniden
tanımlayacak.
Dünyanın farklı mutfaklarından en iyi lezzetleri bir araya
getiren restoranlar, Uzakdoğu ve Akdeniz ruhunu yansı-
tan hamam ve Spa ile Spa at Mandarin Oriental, ipeksi
kumuyla özel plajlar ve geniş güneşlenme deckleri, göz
alabildiğince uzanan bir doğayla bütünleşecek olanak-
lardan sadece bazıları.
Turmepa/DenizTemiz Derneğinin çevre danışman-
lığını yaptığı ve Astaş Holding tarafından geliştirilen
The Residences at Mandarin Oriental, Bodrum, yüz bin
yeni ağaç ve bir milyon bitkiyle zenginleştirilen rekreas-
yon alanı ile de Akdeniz’in eşsiz Cennet’i olmaya devam
edecek ve yeşil sertifikalı proje unvanına sahip olacak.
32 ATLAS TEMMUZ 2012
atlas raporu
0A6T08hAS|
Anadolu’nun Kanadı
Doğu Anadolu’da yaşayan turnaların
dünyadaki tüm turnalardan farklı bir alttür
olduğu keşfedildi. Anadolu dağturnalarının
en önemli farkı başlarında kırmızı leke bu-
lunmaması. Sayısı 20 çiftin altına düşen ve
dünyanın en nadir turnası olduğu ortaya
konan Anadolu dağturnası (Grus grus archi-
baldii) Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan,
Muş, Sivas ve Van’da yaşıyor. Tür Kafkas-
ya ülkelerinde de çok az sayıda görülüyor.
Doğa Derneği ve Dünya Turna Vakfı’nın
(International Crane Foundation) yürüt-
tüğü proje kapsamında son iki yılda Doğu
Anadolu’da dokuz ili kapsayan bir çalışma
gerçekleştirildi. Anadolu dağturnası kurut-
ma, baraj ve yol yapım çalışmaları gibi teh-
ditler nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı
karşıya, yeryüzünden silinmesi an meselesi.
Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yıl-
maz, “Anadolu dağturnalarının sadece tür-
külerde kalmaması için Türkiye’ye büyük
görev düşüyor” diyor.
E
R
S
l
N

D
E
M
l
R
E
|
Z
A
F
E
R

T
E
K
l
N
Baraj ve hidroelektrik santralları (HES) her gün Türkiye’nin başka
bir köşesinde şantiye kuruyor, doğaya verecekleri zarar üzerinde ise ne-
redeyse hiç durulmuyor. Sularını yitirmeye aday son kaynağımız Kura
Nehri. Ardahan il sınırları içerisinde Göle ilçesi Yeniköy, Hanak ilçesi
Sevimli ve Kurtkale köyü ile Çıldır ilçesi Kotanlı köyüne toplam dört
HES projesi yapılması gündemde. Kurtkale Barajı’nın inşaatı başlamış
durumda. Ayrıca Posof ilçesinde de iki HES’in inşaatı devam ediyor.
Doğu Anadolu’da doğup Azerbaycan’da Aras Nehri ile birleşerek Hazar
Denizi’ne dökülen Kura’nın 1515 kilometrelik yolculuğunun 189 kilo-
metresi Türkiye’de. Havzası insanlık tarihi açısından büyük önem taşı-
yan Kura Nehri bereket dağıtmasının yanı sıra eski ticaret yolu üzerinde.
Kura Vadisi’ndeki 20’ye yakın kale ve ona yakın kule bunun kanıtı. Çev-
re ve insana karşı duyarlılığı göz ardı eden santralların adeta bir botanik
bahçesi olan Ardahan’ın doğal yaşamını tehdit edeceği, tarihe tanıklık
etmiş Şeytan, Sevimli, Kurtkale gibi kalelerin dokusuna zarar vereceği
ne yazık ki unutuluyor.
A80AhAh
Kura Suyuna HES Engeli
34 ATLAS TEMMUZ 2012
atlas raporu
Türkiye’den Doğa Derneği de vardı.
Baraj karşıtı gruplar ve Doğa Der-
neği, Belo Monte ve Ilısu gibi büyük
baraj projelerinin doğa ve kültür üze-
rindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
Doğa Derneği’nin Başkanı Güven Eken,
Amazon’daki eylemde şunları söyledi:
“Eğer Brezilya’da Amazon nefes ver-
mezse, biz Anadolu’da nefes alamayız.
Ilısu ve Belo Monte barajları, dünyada
büyük barajların yarattığı yıkımın bi-
rer sembolü. Her ikisi de dünyanın en
önemli doğal ve tarihi değerlerine kar-
şı açık birer tehdit. Amazon, dünyanın
akciğerleri; Mezopotamya ise medeni-
yetlerin beşiği.” Belo Monte Barajı’na
karşı çıkan Xipaia kabilesinden Juma
Xipaia ise şöyle konuştu: “Nehirler ak-
tığı sürece umudumuz bitmez. Baraj
yapılırsa burada ve orada ne doğa, ne
insan, ne kültür kalacak. Şehirdeki-
ler kullandığı enerjinin bedelini kimle-
rin ödediğini bilmeli. Bizim yaşamımız
şehrin ışıklarından daha mı değersiz?
Bizimki gibi Hasankeyf mücadelesi de
çoğalarak devam etmeli.”
Akdeniz ve Karadeniz arasında göç ederken İstanbul
Boğazı’nı kullanan ve stokları konusunda yeterli bilgi bulun-
mayan palamutlar için bilimsel bir çalışma yapılıyor. ‘’Pala-
mutlar Nerede?’’ projesi kapsamında Beykoz Dalyanı’nda
balıklar markalanarak tekrar denize bırakıldı. TÜDAV
(Türkiye Denizcilik Araştırmaları Vakfı) ve Metro Toptan-
cı Marketleri işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında üç yıl
içinde işaretlenmiş 4 bin 500 palamudun denize bırakılma-
sı planlanıyor. Böylece türün göç yolları, çevre kirliliğinden
nasıl etkilendiği gibi konularda bilgi sahibi olunacak. Proje
hakkında bilgi için: www.palamutlarnerede.org
–Gökhan Karakaş
RIO+20
Amazon’dan Dicle’ye
Birleşmiş Milletler Kalkınma
Programı’nın “Rio+20” buluşmasına ev
sahipliği yapan Brezilya’da, Rio’ya 3 bin
kilometre uzaklıkta Amazon yerlileri,
çiftçiler ve dünyanın farklı yerlerinden
Ak0£h|I-kA8A0£h|I
Palamutlar Nerede?
gelen aktivistler barajlara karşı çıkmak
için buluştu. Tamamlanması halinde
Amazon Nehri’nin önemli bir kısmını
yok edecek Belo Monte Barajı’nın şan-
tiyesini işgal eden eylemciler arasında
D
O
G
A

D
E
R
N
E
G
l
36 ATLAS TEMMUZ 2012
yer ve gök
Bugüne kadar bilinen en küçük mamutun kalıntılarına
Girit Adası’nda rastlandı. Bebek bir filin boyutlarında
olduğu tahmin edilen mamutun günümüzden 3.5 mil-
yon yıl önce yaşadığı belirlendi. Araştırmanın sonuçları
Londra Doğa Tarihi Müzesi paleontologları Victoria Her-
ridge ve Adrian Lister tarafından Royal Society Journal
dergisinde yayımlandı. Dorothea Bate tarafından 1904
yılında Girit’te bulunan diş taşılının (fosilinin) bugüne
kadar fillerin atasına ait olduğu sanılıyordu. Diş üzerinde
yapılan yeni genetik analiz ise bu fosilin bir mamuta ait
olduğunu ortaya çıkardı. Herridge yaptığı açıklamada ada
ortamında yiyeceklerin kısıtlı olmasından dolayı cüceleş-
me evrimsel bir tepkidir diyor.
AVRUPA UZAY AJANSI (ESO)
Savaş ve Barış Bulutsusu
ESO’nun teleskopu NGC 6357 adlı yıldız doğumevi-
nin gösterişli bir bölgesine ait şimdiye kadarki en detaylı
görüntüsünü elde etti. Çok sayıda genç yıldız, morötesi ışı-
nım ve yıldız rüzgârlarınca savrulan parlayan gaz ve garip
toz oluşumları görülüyor.
Görüntüde merkez boyunca geniş bir nehre benzer toz
yapılar bulunuyor. Bunlar daha uzakta bulunan cisimlerin
ışığını soğuruyor. Sağ tarafta gazdan oluşan parlak mavi-
beyaz yıldızların küçük bir kümesi bulunuyor. Bunlar
büyük olasılıkla birkaç milyon yıl yaşındaki, yıldızsal şart-
lara göre oldukça genç yıldızlar. Bu yıldızlardan dışarıya
atılan yoğun morötesi ışınım çevrelerindeki gaz içerisinde
oyuklar oluşturuyor. Bu da ilginç şekillere neden oluyor.
Tüm görüntü kozmik tozun karanlık izleriyle kaplı. Bu
görüntü ESO Kozmik Mücevherler programının bir parça-
sı olarak üretilmiştir.
TAÇ|L8|L|N
Giritli Mamut
N
A
T
U
R
A
L

H
I
S
T
O
R
Y

M
U
S
E
U
M
Genetik inceleme yapan
Dr. Victoria Herridge
cüce ile normal mamut
d|Ő|n| karŐì|aŐtìrìyor.
E
S
O
www.ersa.com.tr
facebook.com/casiosaattr
gezgince
38 ATLAS TEMMUZ 2012
elyazmalarını yakmak zorunda kalacağı-
nı biliyor muydu?
Trinity Kolej’in bir başka ünlü öğren-
cisi de Samuel Beckett’ti. Liffey Irmağı
kıyısındaki yolda yürürken hep Beckett’i
düşündüm. Çünkü o da Fransızca dersi
vermek için Trinity Kolej’e aynı yol-
dan geliyordu ve belki de Godot’yu
Beklerken’i bu yolda kurgulamıştı.
Çağdaş edebiyatın en önemli yazarı
James Joyce, düz yazı ve şiir ustası Oscar
Wilde, tüm yaşamını edebiyata ve şiire
adayan Yeats, Drakula’yı yaratan Bram
Stoker, şair, yazar, besteci ve kahraman
Thomas Moore, Godot’nun yaratıcısı
Samuel Becket, isyankâr yazar Brendan
Behan, Nobelli aforizma ustası Bernard
Shaw, tüm dünyayı Gulliver’in peşine
takan Jonathan Swift, kitapları Türkiye’de
de kapış kapış satılan Maeve Binchy ve
Glenn Meade, adını unuttuğum veya bil-
mediğim diğerleri... Hepsi Dublinliydi...
Bu kentin bir sırrı olmalıydı ve ben bu
sırrı önünde sonunda öğrenecektim Q
Veya yazmaktan bunalıp St. Stephan
Parkı’nda, atkestanelerinin gölgesinde,
benim oturduğum banka oturup geleni
geçeni seyretmiş miydi? Güzel söz avcı-
sı Oscar Wilde, Dublin Üniversitesi’ne
benim girdiğim kapıdan mı giriyordu?
İrlanda’nın kaderini değiştirebilecek bir
ulusal birlik yaratabilmek için kendi-
ni edebiyata ve tiyatroya adayan Yeats,
Abbey Tiyatrosu’ndaki oyunu yönet-
meye gelirken köşedeki bara uğrayıp
benim gibi simsiyah Guinness birasın-
dan yuvarlıyor muydu?
Drakula ile bütün dünyanın uykusu-
nu kaçıran Bram Stoker, Transilvanyalı
vampiri Dublin Şatosu’nun karan-
lık koridorlarında mı kurgulamıştı?
Bahçesinde oturduğum Trinity Kolej’in
sırrı neydi ki, öğrencilerinin birçoğu-
nu bütün dünya tanıyordu. Örneğin
İrlandalı milliyetçilerin gözünde bir
kahraman olan şair, yazar, besteci
Thomas Moore, benim oturduğum okul
bahçesinde gezinirken bir gün Byron’ın
Sıcak Yazda Serin Dublin
MEHMET YAÇÌN
myasin@hurriyet.com.tr
Bu yazın başlankilisegıcında sıcak-
tan kaçıp Dublin’e gittim. Bu üçüncü
gidişimdi. Aslında Dublin’i sevdiğimi
söyleyemem. Kentin üstünden ayrıl-
mayan gri bulutlar, ne zaman yağacağı
belli olmayan yağmur, gri-kara binaların
silueti ruhumu sıkar. Bu kurşuni bina-
ların kapıları rengârenktir. Kimi sarı,
kimi mor, yeşil, mavi, kırmızı, pembe...
Kapıların rengârenk olmasının nede-
ni şöyle anlatılır: ”Kraliçe Viktorya
1902 yılında ölünce, üzerinde güneşin
batmadığı imparatorluğun merkezi
Londra’dan, dünyanın dört bir yanına
haber salınıp, yas nedeniyle bütün evle-
rin kapılarının siyaha boyanması istenir.
Bu emre bir tek ‘yaramaz çocuk’ İrlanda
karşı çıkar. ‘Biz İngiltere’nin kraliçesi
için yas tutmayız’ diyerek inadına tüm
kapıları rengârenk boyarlar.”
James Joyce’un da benim gibi Dublin’i
pek sevmediğini bilirim. Ünlü yazarın,
Dublinliler’deki kahramanı Chandler,
hikâyede sokakların donuk zarafetsiz-
liğinden yakınıp durur. Başarıya ulaş-
mak için bu kentten gitmek gerektiğini
söyler kendi kendine. “Dublin’de hiçbir
şey yapamazsın” diye yakınır. Nehrin
aşağısındaki bodur, zavallı evlere acır.
Aklında fikrinde hep Londra vardır.
Aslında Joyce, Chandler’in ağzından
kendi sıkıntılarını dillendirir.
Bu can sıkıcı kentin yine de beni
çeken birkaç yanı vardır. Örneğin yazar-
ları.
“Neden dünyanın en önde gelen yazın
adamları bu kentten çıkmıştır” sorusu-
nun yanıtını hep arayıp durmuşumdur.
Bu soruyu kime sorduysam doğru yanıtı
alamamışımdır.
Her gelişimde kenti gezerken kendi
kendime hep aynı soruları sorarım:
Çağdaş dünya edebiyatının en önemli
yazarı James Joyce, romanlarını yazar-
ken benim duyduğum çan seslerini duy-
muş muydu acaba? Çünkü bu kilise, tam
300 yıldan beri çanlarını çalıp duruyor.
Dub||n Őeh|r merkez|ndek| Chr|st Church Katedra|| z|yaretĞ||er|ne k|tap|ìktan kafeye
b|rĞok o|anak sunuyor.
A
R
T
U
R

B
O
G
A
C
K
I
40 ATLAS TEMMUZ 2012
2012 TEMMUZ ATLAS 41
Çayın ideal tadını bulmasının bahçeden fabrikaya
uzanan, ayrıntılarla bezeli bir hikâyesi var.
Hasat turu bu sırrın peşinden Rize’ye gitti, Doğu
Karadeniz’in doğa ve kültür değerleriyle buluştu.
Katılımcılar doğa yürüyüşü yaptı, yaylalara
uzandı, çay hasadı coşkusuna katıldı.
YAZI VE FOTOGRAFLAR: YILDIRIM GąNGÖR
Lezzet
Bahçesinde
Keşif
ATLAS-006A0Ah
ÇAY hASA0| T080
At|as ve Doīadan'ìn dŘzen|ed|ī| ge|enekse| turda katì|ìmcì|ar Harem|| kņyŘndek|
Ğay bahĞes|n| de gezd||er (so|da|. Çay hasadì turunun katì|ìmcì|arì 9-10 Haz|ran 2012
tar|h|er|nde R|ze'de, KaĞkar Daī|arì'nìn etek|er|ndeyd|. An|den bastìran s|s daī|arì
sarìyor ve Doīu Karaden|z manzarasìnì tamam|ìyordu (Řstte|.
42 ATLAS TEMMUZ 2012
Ç
ay hasadı coşkusunu yaşamak
için tekrar Rize’de, yemyeşil do-
ğanın kucağındayız. Atlas-Do-
ğadan Çay Hasadı Turu bir kez
daha Doğu Karadeniz’in güzelliklerini,
çay üretiminin inceliklerini ve yöre kül-
türündeki yerini keşfetmek için Çamlı-
hemşin ilçesinin Ayder Yaylası’nda. Sayı-
mız geçen yıldan da kalabalık. İstanbul,
Kocaeli, Ankara, Mardin, Konya, Er-
zincan, Samsun, Giresun, Trabzon, Gü-
müşhane, Rize’den, Türkiye’nin dört bir
yanından toplam 86 okur bir arada. Atlas
ve Doğadan ekipleri, basından diğer ka-
tılımlarla sayımız 100’ü geçiyor.
Çadırlarımızı geçen yıl sağanak yağ-
mur altında kurmuştuk. Neyse ki bu
kez hava çok güzel. Etkinliğimizin Ay-
der Festivali’ne denk gelmesi neşemizi
daha da arttırıyor, çadırını kuran festival
alanına koşuyor. Saat 19:00’daki akşam
yemeğinden sonra ise bu kez bizim fes-
tivalimiz başlıyor. Hemşin horonlarını
türküler izliyor. Herkes o kadar coşkulu
ki kamp alanında sessizlik ancak gece
yarısı sağlanabiliyor. Artık dinlenme za-
manı, çünkü ertesi gün yürüyüşümüz
var; kendimizi Kaçkar Dağları’nın büyü-
lü yollarına vuracağız.
Vazgeçilmez içeceğimiz çay büyük bir
emekle sofralarımıza geliyor. İdeal ta-
dını bulmasının ise birçok püf noktası
var. Atlas ve Doğadan’ın geleneksel ola-
rak düzenlediği hasat turu, katılımcılarla
bu lezzetli hikâyenin bütün ayrıntılarını
paylaşmayı amaçlıyor.
Ertesi sabah 09:00’da “yola çıkıyoruz”
diye seslenir seslenmez herkes kamp
alanında sıraya diziliyor ve çay diyarı-
nı keşfetmeye hazırlanıyor. Ünlü Ay-
der Yaylası’nı geride bırakıyoruz. Fırtı-
na Deresi’ni besleyen kolların önemli
Etk|n||īe TŘrk|ye'n|n dņrt
b|r yanìndan 86 okur katì|dì.
Z|yaret ed||en yer|erden b|r| de
Doīadan'ìn Ğay fabr|kasìydì,
Řret|m sŘrec|n|n bu aŐamasìnda
da hassas Ğa|ìŐma|ar yŘrŘtŘ|Řyor,
ana||z|er yapì|ìyordu. Okur|ar
fabr|kayì gez|p |ezzet|n
sŘreĞ|er|y|e ||g||| b||g||er de a|dì
(Řstte|. Hasat turu ĞerĞeves|nde
gŘze| ve key|f|| b|r doīa yŘrŘyŘŐŘ
de gerĞek|eŐt|r||d|. Ara|arìnda
kŘĞŘk|er|n de bu|unduīu
yŘrŘyŘŐĞŘ|er Avusor Deres|'n|
tak|p ederek Hac|zen| Yay|asì'na
kadar ||er|ed| (karŐì sayfada,
Řstte|. Katì|ìmcì|ar Ayder
Yay|asì'nìn yeŐ|| dokusu |Ğ|nde,
Ih|amur|ar A|tìnda kamp a|anìnda
kurduk|arì Ğadìr|arda konak|adì
(karŐì sayfada, a|tta|.
2012 TEMMUZ ATLAS 43
bir bölümü Ayder’de birleşir. Kaçkarlar
tarafından gelen Palakçur Deresi, Çey-
makçur Deresi ve Kavrun Deresi, Ga-
ler Düzü mevkiinde birleşerek Ayder’e
doğru akar. Onlara Ayder’de Altıparmak
Dağları’ndan gelen Avusor Deresi de
karışır ve Ayder Deresi ismini alırlar.
Bizim güzergâhımız Avusor Deresi’ni
takip ediyor.
Kısa bir süre içinde doğayla baş başa
kalıyoruz. Aşağıda süren festival neşesi
yerini kısa süre içinde su ve kuş sesleri-
ne bırakıyor. Dere uzaklarda bembeyaz
akıyor, dağların serinliğini aşağılara ta-
şıyor. Yükseldikçe dere yatağına yakla-
şıyor ve nihayet üzerinden geçiyoruz.
İlk molamızı burada vereceğiz. Bir anda
herkes ayakkabılarını çıkararak ayağı-
nı suya sokuyor. Su çok soğuk, uzun
süre dayanmak mümkün değil ama yine
de direnenler çıkıyor. Bir yere yetişme
44 ATLAS TEMMUZ 2012
derdimiz yok, doğanın tadını çıkara çı-
kara yürüyoruz.
Avusor Vadisi içindeki ilk yayla olan
Hacizeni’ye kadar yürümek istiyoruz.
Vadi içinde ve sırtlarda birkaç güzel yay-
la daha var. Huser, Peryatak, Hacizeni ve
Avusor bunların en bilinenleri.
Yol kıvrıla kıvrıla yükseliyor. Hava
öyle güzel ki yürüdükçe yürüyesi ge-
liyor insanın. Yayladan sonra yaklaşık
15 dakika daha yürürsek Altıparmak
Dağları’nın o muhteşem görüntüsünü
görebileceğiz.
Yol boyunca petekleri ayılardan ko-
rumak için yapılmış birkaç platform gö-
rüyoruz. Platformun ayaklarına ayı tır-
manamasın diye sac levha döşenmiş. Bir
sac levhanın üzerindeki izler bir ayının
tırmanmak için epey çaba sarf ettiğini
açıkça gösteriyor. Bu denli riski göze
aldığına göre çok aç olmalı. Tüm yaşam
alanlarını parsellediğimiz bu hayvanlar
büyük bir beslenme sorunuyla karşı kar-
şıya. Güzelliğiyle göz kamaştıran Doğu
Karadeniz’de yaban hayatı korumak için
de acil olarak önlemler almak gerekiyor.
Birkaç virajdan sonra yaylaya varmayı
Pa|akĞur, ÇeymakĞur ve Kavran g|b| akarsu|arìn
o|uŐturduīu Ayder Deres|, Fìrtìna Deres|'n|n ņnem||
ko||arìndan b|r| (en Řstte|. Ayder Yay|asì'nda At|as ve
Doīadan ek|p|er| okur|ar|a (Řstte|.
46 ATLAS TEMMUZ 2012
başarıyoruz. Altıparmak Dağları artık
çok yakın. Bir süre manzaranın tadını
çıkardıktan sonra dönüş yolculuğuna
başlıyoruz. Daha sonra tekrar gelerek
bir tür yabanmersini olan, “ayıüzümü”
de denilen “likapa” yeme sözü veriyoruz
kendimize.
Doğadan, bahçeden fabrikaya kadar
çay üretiminin her aşamasında büyük ti-
tizlik gösteriyor. Biz de Doğadan’ın ben-
zersiz manzaraya sahip bir bahçesine,
Kenan Amca’nın çay bahçesine gidiyo-
ruz. Doğadan Kurumsal İlişkiler Süper-
vizörü Tuğba Özbakır karşılıyor bizi.
Bahçeyi dolaşıyor ve “iki buçuk yapra-
ğın” sırrını dinliyoruz.
Doğadan’ın siyah çayı için “iki buçuk
yaprak” denilen, üstteki en taze yaprak-
lar alınıyor. Çünkü sonraki yapraklar
özsuyunu yitirerek kalınlaşmaya ve se-
lüloz içermeye başlıyor, bu da çayı acı-
laştırıyor. Doğadan bu yüzden sadece
üst yaprakları kullanıyor. Çay fabrikada
da birçok analize tabi tutuluyor, sonuçta
ortaya her gün soframıza gelen o berrak
lezzet ortaya çıkıyor.
Atlas-Doğadan Çay Hasadı Turu ka-
tılımcıları Doğu Karadeniz’in doğa ve
kültür değerlerini, çayın öyküsünü, ha-
sat coşkusunu yaşadıktan sonra sıra
artık vedalaşmaya geliyor. Etkinliğin
bu kadar düzenli ve iyi geçmesinde
Fırtına Turizm’in sahibi Arif Kesici ile
Mustafa Kutanis’in katkısı çok büyük.
Mustafa Bey, güler yüzüyle her soru-
nun üstesinden geliyor. Ihlamurlar Al-
tında Camping’den Ali Yılmaz ve oğlu
Ömer’in yardımlarını da unutmamak
gerekiyor. Atlas ve Doğadan’ın organize
ettiği hasat turu yine güzel hatıralarla
ve tekrar bir araya gelmek, Rize’nin yeşil
çay bahçelerinde buluşmak umuduyla
sona eriyor Q
Doīa yŘrŘyŘŐŘnde katì|ìmcì|ar
Avusor Deres|'n|n su|arìnda ayak|arìnì
d|n|end|rmey| |hma| etmed|. A|tìparmak
Daī|arì'ndan ge|en deren|n suyu her
zaman o|duīu g|b| soīuktu (so|da|. Turun
katì|ìmcì|arì At|as fotoīrafĞìsì Yì|dìrìm
GŘngņr'den (saīdan ŘĞŘncŘ| KaĞkar
Daī|arì'nìn doīa| zeng|n||k|er| hakkìnda
b||g| a|dì (so|da, a|tta|.
A
T
|
A
S

K
A
R
T
O
G
R
A
F
Y
A

S
E
R
v
l
S
l
48 ATLAS TEMMUZ 2012
Suların, dağların ve masalların coğrafyası… Yüksek tepeler, dev
kayalıklar, derin kanyonlar, çağıldayarak akan nehir… Antik
zamanların taş köprüleri, kemerleri, ışıltılı kentleri… Son demlerini
yaşayan köyler; bilgeliğin kuşattığı efsanevi hayatlar… Bütün bunlar,
Dedegöl Dağları’ndan doğup Antalya Serik’te Akdeniz’e dökülen
Köprüçay’ın 160 kilometrelik akışı boyunca sunduğu mucizeler.
YAZI: YUSUF YAVUZ / FOTOGRAFLAR: CąNEYT OGUZTąZąN
KÖPRÜÇAY
Suların dağlarrıın ve masalların coğrafyası Yüksek tepeler dev
Bilgelik Vadisi
2012 TEMMUZ ATLAS 49
Isparta'nìn SŘtĞŘ|er ||Ğes|ne baī|ì Kasìm|ar
be|des|nde der|n kanyon|ar d|z|s|n|n ||k|ne
g|ren KņprŘĞay, Ça|tepe (Bo|asan| kņyŘ
ņn|er|nde kìsa b|r sŘre |Ğ|n dŘz|Řīe Ğìkìyor.
Kasìm|ar'ìn gŘney|ndek| Fìndìk Maha||es|'n|
geĞ|nce baŐ|ayan 22 k||ometre||k kanyon,
keŐfed||mey| bek||yor. Arka p|anda Dedegņ|
s||s||es| yŘkse||yor.
50 ATLAS TEMMUZ 2012
B
inlerce yıldır bereketli sularıyla
Akdeniz’i emziren sabırlı bir
ana Dedegöl Dağı… Heybetle
yükseliyor karşımızda. Güne-
şin ilk ışıklarıyla birlikte karlı zirveleri
turuncuya kesen dağın eteklerine ya-
yılmış köyleri seçmeye çalışıyorum. Bi-
raz aşağıda Dedegöl’ün koynundan çıkıp
Akdeniz’e gelin giden Köprüçay akıyor.
Bu bahar belki de Köprüçay’ın bu böl-
gedeki son coşkulu akışı olacak. Çünkü
inşasına başlanmasına ramak kalan Ka-
sımlar Barajı ve HES projesi için sularına
kelepçe vurulacak Köprüçay’ın. Ve neh-
rin bu bölümünde büyük bir baraj gölü
oluşturulacak.
Suların, dağların ve masalların coğ-
rafyası, Yukarı Köprüçay Havzası’nda-
yız... Isparta’nın Sütçüler ilçesi sınırla-
rında, Kasımlar beldesinde. Köprüçay,
Isparta’nın Aksu ilçesi sınırlarında De-
degöl Dağı’ndan doğup, yaklaşık 160
kilometrelik yolculuğunun ardından
Antalya, Serik Boğazkent’ten Akdeniz’e
dökülüyor. Köprüçay burada Aksu ola-
rak anılıyor. Dedegöl Dağı ise 2996 met-
relik yüksekliğiyle bu bölgenin en yük-
sek zirvesi. Adını burada yetişen “dede-
gül çiçeği”nden aldığı söyleniyor. Buraya
özgü bir lale türü de çoktan Dedegöl ile
birlikte anılır olmuş. Dedegöl’ün etek-
lerinde yer alan Kuzukulağı ve Melikler
yaylaları dağcılar için kamp alanı olarak
da tercih ediliyor. Bu yıl on altıncısı dü-
zenlenen Dedegöl Dağcılık Şenliği de 2
bine yakın sporcunun katılımıyla Melik-
ler Yaylası’nda yapılıyor.
Köprüçay’ın ana kaynağına ulaşmak
için Aksu’dayız. Eski adı Anamas olan
ilçenin köklü bir geçmişi var. Antikçağda
Eurymedon olarak biliniyor. Nehrin bu-
radaki adı Aksu. İleride, Isparta sınırını
aştıktan sonra Oluk Köprü’nün altından
akıyor ve bu yüzden Köprüçay diye anı-
lıyor. Bugün Başpınar olarak bilinen ana
kaynak yöre halkı tarafından yaz ayla-
rında bir ziyaret yeri olarak kullanılıyor.
Başpınar ve çevresi, Serik civarından
nehri ve dağ yollarını izleyerek göç eden
Yörüklerin de yazı geçirdikleri bir bölge.
Aksu ilçesi yakınlarındaki Zin-
dan Mağarası’nın hemen önünde bu-
lunan Roma devrine kayıtlı taş köprü
bu bölgedeki önemli su yapılarından
2012 TEMMUZ ATLAS 51
KņprŘĞay, yo|cu|uīu boyunca doīa har|kasì
kanyon|ardan geĞ|yor. Bu kanyon|arìn en
Řn|ŘsŘ KņprŘ|Ř Kanyon M|||| Parkì |Ğ|nde
yer a|an O|uk KņprŘ Kanyonu. Burada
sayìsìz pìnar|arìn katkìsìy|a KņprŘĞay bŘyŘk
b|r ìrmak ha||ne ge||yor ve kanyondan
Ğìktìktan sonra yer yer Ğok sert akìyor. Bu
ņze|||ī| KņprŘĞay'ìn bu bņ|ŘmŘnŘ en ņnem||
raft|ng parkur|arìndan b|r| ha||ne get|r|yor.
52 ATLAS TEMMUZ 2012
hapsedilerek nesli yok edilen alabalıklar
gibi… Dünü ve bugünü birbirine bağla-
yan köklü bir kültür yeterince anlaşılma-
dan ellerimizin arasından kayıp gidiyor.
Karacahisarlı köylüler, Köprüçay’ı bes-
leyen kaynaklardan Başakdere’nin göze-
sinde kurulan su şişeleme tesisi yetkilile-
rinin, kayaların arasına yerleştirdiği de-
mir kafesler yüzünden balıkların içeride
hapis kaldığını söylüyorlar. “Kayaların
içinden balık çıkıyordu, şimdi artık çık-
mıyor” diyorlar.
Köprüçay’ın yaşam verdiği Yılanlı
Ovası’nı geçip Pazarköy ve Ayvalıpınar’a
doğru ilerliyoruz. Pazarköy’den sonra
kıvrılarak vadiye giren nehir, irili ufaklı
biri. Köprünün güneyinde yapılan ka-
zılarda ortaya çıkarılan Nehir Tanrısı
Eurymedon’a ait görkemli heykelin, an-
tikçağda Zindan Mağarası yakınındaki
bir nişin içinde durduğu söyleniyor. Bu-
gün Isparta Müzesi’nde sergilenen hey-
kelin ayaklarına bitişik büyükçe bir ala-
balık ve içinden su dökülen kova kabart-
ması dikkat çekiyor. Eurymedon hey-
keli, su kültünün en eski belgelerinden
biri. Ancak mağaranın önündeki köp-
rünün kilit taşı üzerinde yer alan Tan-
rı Eurymedon’un kabartma başı 1990’lı
yıllarda kırılarak yok edilmiş. Tıpkı ya-
kınlardaki Karacahisar köyünde su şişe-
leme tesisi için demir kafeslerin arkasına
Yņrede ge|enek|er|ne en sadìk
yer|eŐ|m o|arak b|||nen Kesme'de
dŘīŘn|er de ge|enek|ere uygun
yapì|ìyor. DŘīŘn sŘres|nce
geĞm|Ő|n renk|er| can|anìyor. Son
zaman|arda geĞm|Őe duyu|an
||g|n|n artmasì ge|enek|er| daha
da can|andìrìyor. Örneī|n ge||n|n
at Řzer|nde kņyde do|aŐtìrì|arak
damat ev|ne get|r||mes|, 20
yì||ìk b|r aranìn ardìndan ||k
kez Duygu ve Yas|n GŘrda|
Ğ|ft|n|n dŘīŘnŘnde uygu|andì.
Man|sa'dan ge|en ge||n hayatìnda
||k kez burada ata b|nd|.
2012 TEMMUZ ATLAS 53
arasından Belence’ye ulaşıyoruz. Yolun
sağında Köprüçay bize eşlik ediyor. Yak-
laşık 40- 50 kilometre kadar bu hep
böyle sürecek. Belence’yi geçtikten sonra
giderek daralan vadide seyrek ama nite-
likli ardıç ve meşe toplulukları yayılıyor.
Burada manzara da giderek vahşileşiyor.
Yolda otostop yapan bir çobanla konu-
şuyoruz. Orman idaresinin keçi yetiştiri-
ciliğine katı yasaklar getirmesi bölgenin
en önemli ekonomik değeri olan keçi
kültürünü adeta yok etmiş. Belenceli
çoban bu durumdan oldukça dertli. “Or-
man idaresi her yeri tel örgüyle çevirdi.
Dikenli teller evimizin sınırına kadar
dayandı” diyor.
Köprüçay’ın Aksu’dan başlayıp Ma-
navgat sınırına kadar olan bölümü, Yu-
karı Köprüçay Havzası olarak adlan-
dırılıyor. 26 köyü barındıran havzanın
toplam alanı 110 bin hektara yayılıyor.
Bu coğrafya, kuzeyden güneye doğru
her adımda değişen hareketli topografya,
yüksek tepeler, dev kayalıklar ve derin
vadilerin ortasından akan Köprüçay’ın
kıvrımlarıyla sürprizi bol bir coğrafya.
Mayıs’ın sonlarına doğru nehir debisi-
nin en yüksek olduğu dönemleri yaşıyor.
Köprüçay’ın camgöbeği rengini görmek
için yağmurların azaldığı zamanı tercih
etmelisiniz. Ancak yine de bir süre yol-
daşlık ederseniz onun dilini çözebilir, sa-
bah saatlerindeki bulanık akışının öğleye
doğru pırıl pırıl olacağını görebilirsiniz.
Belence köyünden sonra yol bizi
birçok dereyle birleşiyor. Bir zamanlar el
dokuması halıcılığın merkezi olan Ayva-
lıpınar, bölgenin önemli yerleşimlerin-
den biri. Köprübaşındaki kahvelerden
birinde mola verip çaylarımızı yudum-
larken bir yandan da köylülerle sohbet
ediyoruz. Kahvedekilerin hemen hep-
si yaşlılardan oluşuyor. Burası aynı za-
manda birçok köyü ve yolu birbirine
bağlayan bir kavşak. Köprüçay buradan
güneye doğru kıvrılarak derin bir vadiye
giriyor. Köprü başındaki Belence ve Kes-
me levhalarının işaret ettiği yöne doğru
ilerliyoruz. Yolun batıya doğru giden kıs-
mı ise Adada ve Sütçüler’e ulaşıyor.
Ayvalıpınar’ın gül ve meyve bahçeleri
Duygu ||e Yas|n'|n dŘīŘnŘnde
ha|en vazgeĞ||meyen b|r
ge|enek o|arak Arap oyun|arì da
serg||end|. Bu sey|r||k oyun|ar,
yŘzyì||ar ņnces|nden sŘzŘ|Řp
ge||yor.
54 ATLAS TEMMUZ 2012
2012 TEMMUZ ATLAS 55
havzanın kalbi olan Darıbükü ve
Kasımlar’a doğru götürüyor. Yol boyunca
karşılaştığımız köprüler, İncidere köyü-
ne ve mahallelerine giden yolları anayola
bağlıyor. İncidere Köprüsü’nü geçince
yolun solunda kartal yuvası gibi yüksek-
lerde kurulmuş Kürüz Mahallesi’ndeki
birkaç ev göze çarpıyor. Kürüz’ü ziyaret
etmek istiyoruz ancak hava kararma-
ya başladığı için önce bağlı bulunduğu
Darıbükü köyü, ardından da Kasımlar’a
ulaşıp geceyi burada geçireceğiz.
Kasımlar, sırtını dağlara yaslayıp ayak-
larını Köprüçay’a uzatmış bir yerleşim.
Özgün taş evleri ve dar sokaklarıyla dik-
kat çekici bir Toros kasabası. Kasımlar’ın
güneyindeki Fındık Mahallesi’ni geçin-
ce başlayan ve keşfedilmeyi bekleyen
kanyon, 22 kilometrelik uzunluğuyla
ülkenin en uzun kanyonlarından biri.
Kanyonun girişinde yükselen kayalıkla-
rın görüntüsü etkileyici. Bu kayalıklarda
geyiklerin yaşadığını söylüyor köylüler.
Birkaç yıl önce geyik avlamaya giden
gençlerden birinin kayalıklardan düşe-
rek öldüğünü anlatıyorlar. Batıya doğru
gidildiğindeyse Bucakdere köyüne ula-
şılıyor. Yalçın kayalıklara bakan yamaca
kurulan Bucakdere uzaktan bakılınca
büyük bir kuş yuvası gibi görünüyor.
Kasımlar’ın kirazları da ünlü ancak
şimdilerde eskisi kadar üretim yapılmı-
yormuş. “Pazara ulaştırmakta zorlanı-
yoruz. Havalar da bu yıl geç ısındı. Es-
kiden nisan sonunda kiraz yerdik, şimdi
mayıs sonu oldu hâlâ yiyemedik” diyor
üreticiler. Kasımlar birkaç yıldır yürü-
yüş tutkunları ve doğa sporcularının
uğrak noktalarından biri haline geldi.
Bunun bir nedeni de İngiliz Yazar ve
gezgin Kate Clow’un projelendirerek ha-
yata geçirdiği St. Paul Yolu’nun, Antalya
Aspendos’tan başlayıp Isparta’nın Yal-
vaç ilçesinde noktalanan iki rotasından
birinin buradan geçmesi. Yolun diğer
rotası ise Perge’den başlayıp Kasımlar
yakınlarındaki Adada antik kentinde As-
pendos çıkışlı rota ile birleşiyor. Aslen
Tarsuslu olan St. Paul’un Hıristiyanlı-
ğı yaymak için Kudüs’ten Roma’ya ka-
dar yaptığı yolculuklarda kullandığı bu
rota, Toroslar’ın vahşi doğasını aşarak
Akdeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan en kısa
yolları içeriyor.
KņprŘĞay Havzasì'nda YņrŘk-
TŘrkmen kŘ|tŘrŘ hĔk|m. Kadìn|ar
tarafìndan |cra ed||en b|r mŘz|k
yapma b|Ğ|m| o|an, gìrt|aīìn b|r
enstrŘman g|b| ku||anì|dìīì "boīaz
Ğa|ma" ge|eneī| de bu kŘ|tŘrŘn
ŘrŘnŘ. Ne var k| d|īer b|rĞok
ge|enek g|b| bu da tamamen
kaybo|mak Řzere. GenĞ|er|n
h|Ğ b||med|ī| bu tekn|ī|n son
tems||c||er| arasìnda A|tìnkaya
kņyŘnŘn Akarca Maha||es|'nde
yaŐayan |k| yaŐ|ì kadìn, 73
yaŐìndak| Fatma Can (so|dak||
||e 71 yaŐìndak| GŘ||stan Katter
b|r||kte boīaz Ğa|ìyor.
56 ATLAS TEMMUZ 2012
istiyoruz.”
Muhtar Mehmet Avcu da bölgedeki
birçok köyün muhtarı gibi kendi böl-
gelerinin değerinin farkında ancak bu
değerlerin bölge insanına nasıl yarar sağ-
layacağı konusunda kafası karışık. Böl-
genin doğa turizmi yoluyla değerlendi-
rilebilmesi için uzun süredir çaba har-
cayan Kate Clow, Kasımlar ve çevresinin
Yabancı ülkelerden gelenlerin ya-
nında Türk yürüyüşçüler de bu özgün
bölgenin müdavimi olmaya başlamış.
Ancak kırsal yoksulluğun vurduğu Ka-
sımlar ve çevresi için sevindirici olan bu
gelişme şimdilerde yerini endişeye bı-
rakmış durumda. Çünkü Köprüçay üze-
rinde kısa süre sonra inşasına başlan-
ması planlanan Kasımlar Barajı ve HES
projesinin, bölgedeki çok sayıda köyü
olumsuz etkileyeceği ve zengin doğal
dokuyu tahrip edeceği kesin. Bu proje-
nin yaratacağı olumsuz etkilere dikkat
çekmek ve bölgenin değerlerini geleceğe
taşımak için kurulan Yukarı Köprüçay
Koruma Platformu tarafından hazırla-
nan bir rapora göre Kasımlar Barajı ve
HES Projesi, hem bölgenin zengin biyo-
lojik çeşitliliğine zarar verecek hem de
vadiyi insansızlaştıracak. Rapora göre,
yalnızca elektrik üretme amacına hizmet
edecek olan proje kamu yararı açısından
da uygun değil. Ancak Kasımlar ve diğer
köylerde barajın yararlı olacağını düşü-
nen köylüler de var.
Darıbükü köyünde, muhtar Mehmet
Avcu da köylerinin baraj suları altında
kalacağını söylüyor. İnşaat şantiyesi için
konteynırların geldiğini ama buradaki
köylülerin nereye ve nasıl taşınacağı ko-
nusunda bilgi verilmediğinden dert ya-
nıyor. Muhtar durumu şu sözlerle özetli-
yor: “Şimdi yalnızca yaşlılar kaldı köyde.
Onlar da başka bir yere gitmek istemi-
yor. Burada ölmek istiyorlar. Eli değnekli
bu insanların da mağdur edilmemesini
O|uk KņprŘ Kanyonu'ndan bŘyŘk
b|r ìrmak ha||nde Ğìkan KņprŘĞay
artìk raft|ng sporuna uygun ha|e
ge||yor. Burada raft|ng aīìr|ìk|ì
akarsu spor|arì Ğoīun|uk|a
yabancì tur|st|ere h|tap eden
bŘyŘk b|r sektņr ha||ne ge|m|Ő
(a|tta|. Ça|tepe ņn|er|nde dŘz|Řīe
Ğìkan KņprŘĞay Ğok geĞmeden
tekrar dar kapìz|arìn |Ğ|ne
soku|uyor (saīda|.
2012 TEMMUZ ATLAS 57
oluşturmak istediklerini anlatan Clow,
St. Paul Yolu’nun Kudüs’ten Roma’ya
kadar uzanacak kapsamlı bir projenin
önemli ayaklarından biri olduğunu söy-
lüyor. Yalvaç’tan sonra Frig Yolu ve Ev-
liya Çelebi Yolu ile bağlanacak olan St.
Paul Yolu’nun, ardından Sultan Yolu ile
Avrupa’ya bağlanacağını söyleyen Clow,
yakın gelecekte bu rota üzerinde yüz bin
çok değerli bir bölge olduğunun altını
çizerek “baraj yapılırsa turizmi unutun”
diyor. Çünkü Clow’a göre patlatılan di-
namitler, dev iş makineleri ve muhteşem
doğal güzelliklerin üzerini örtecek olan
molozlar bölgeyi ziyaret edecek yürü-
yüşçülerin kaçmasına yetecek. Vadinin
aşağı kısmındaki Değirmenözü köyü ve
çevresinde yeni konaklama noktaları
58 ATLAS TEMMUZ 2012
kişinin yürüme olasılığı olduğundan söz
ediyor.
St. Paul Yolu ve vadinin önemli bir
bölümünü yürüyen The Guardian ga-
zetesinin Türkiye muhabiri antropolog
Constanze Letsch, yürüyüş sonrası ken-
disiyle yaptığımız söyleşide bölgenin
doğasından ve yaşam kültüründen çok
etkilendiğini söylemişti. Letsch izlenim-
lerini şöyle özetlemişti: “Yukarı Köprü-
çay’daki köylerde sanki zaman durmuş
gibi. Yıllardır her şey aynı kalmış sanki.
Bizim kaldığımız köylerde herkes kendi
kendine yeten bir hayat sürüyordu. Bir
Alman olarak bizim ülkemizde böyle
bir yaşamın kalmadığını söyleyebilirim.
Kendi yetiştirdiğin buğdaydan un elde
edip, kendi ekmeğini pişirmek, kendi
yetiştirdiğin fasulyeden yemek yapmak,
kendi patlamış mısırını yapmak. Bütün
bunlar bence çok etkileyici. Özellikle şu
günlerde bu tarz bir sürdürülebilirlik çok
değerli. Bağımlı kalmadan sürdürülebi-
len bir yaşam. Tabii diğer yandan da çok
zor bir yaşam.”
Kanyon|arìn daī|ìk bņ|ŘmŘnde, A|tìnkaya (Zerk| kņyŘnŘn Ğevres|
"Adamkaya|ar" denen ||g|nĞ kaya o|uŐum|arìy|a kap|ì. Kņy|Ř|er bu
a|an|arda |nŐa ett|k|er| Ğoban dam|arìnda keĞ| bes||yor|ar. Ayva|n|
mevk||nde Ğoban kìz|ar keĞ| saīìyor. SŘtĞŘ|er'e baī|ì Beyd||||'n|n yakìn
zamana kadar araĞ yo|u yoktu ve ņzgŘn ev|er|y|e d|kkat Ğek|yordu.
Ancak kņy bŘyŘk ņ|ĞŘde terk ed||d|ī|nden bu ev|er yok o|ma tehd|d|
a|tìnda. Öte yandan kņy Sa|nt-Pau| Yo|u gŘzergĔhìnda b|r konak|ama
merkez| ha||ne get|r||meye Ğa|ìŐì|ìyor.
2012 TEMMUZ ATLAS 59
Kocasu götürdü” yanıtını veriyorlarmış.
Darıbükü’nün biraz ilerisindeki Yalı
Mahallesi’nde yaşayan Kasap Hasan’ın
elinde bir dürbünü var ve yanından hiç
ayırmıyor. Dedegöl ve Kartoz dağlarına
bakan yamaçtaki evinin verandasından
dürbünle artık gidemediği uzak dağları
izliyor. “Bu dağların kartalıydım ama
şimdi eskisi gibi uzağa gidemiyorum.
Dürbün, dağları yakınlaştırıyor, ayağıma
getiriyor” diyor. Yalı Mahallesi aslın-
da Kasımlar ile Darıbükü köyünün or-
tak kullandığı arazileri içeriyor. Yörede
Köprüçay’ın ikiye böldüğü vadinin iki
yakasındaki yamaç tarlalar dönüşümlü
olarak ekiliyormuş. Bir yıl vadinin bir
yakası, ertesi yıl da diğer yakası. Yağmur
döngüsüne göre ve tohum alma yönte-
miyle süregelen bu üretim biçimi şimdi
bitme noktasına gelmiş. “Bu yıl köyde üç
kişi buğday ekti, eskiden herkes ekerdi”
diyor köylüler.
Darıbükü’nde avlu kapısı köyün mey-
danına açılan evde yalnız başına yaşayan
84 yaşındaki Hürü Korkmaz, 20 yıl önce
Darıbükü köyünde 83 yaşındaki Os-
man Üresin’le sohbet ediyoruz. Köy-
lülerin söylediğine göre Osman Amca
birçok tekerleme biliyormuş. Birkaç ta-
nesini söylemesini rica ediyoruz. Os-
man Amca askerlik dışında köyden çık-
mamış. Bir de gençlik yıllarında İzmir
çevresine üzüm kesmek için gittiğini
anlatıyor. Çocukları kente taşınınca o da
burada yalnız kalmış. Elindeki değneği-
ne dayanarak babasından öğrendiği te-
kerlemeyi söylemeye başlıyor: “Köyden
çıktım yaylaya/ Yaylada kaymak yedim/
İnip tekrar köye/ Hocadan değnek ye-
dim/ Değneği ben ebeme verdim/ Ebem
bana yem verdi/ Yemi ben kuşa verdim/
Kuş bana kanat verdi/ Kanadı ben takın-
dım, uçtum gittim…”
Kocasu, Köprüçay’ın köylülerce söy-
lenen bir başka adı. Genellikle bu adı
kullanıyorlarmış. Geçmişte çocukların
“ben nasıl dünyaya geldim” sorusuna
büyükler, “seni Kocasu getirdi” diyorlar-
mış. Bir aile büyüğü öldüğünde sorulan
“dedem nereye gitti” sorusuna ise “onu
P|s|d|a kent| Se|ge'n|n Řzer|ne
kuru|muŐ A|tìnkaya kņyŘ.
Se|ge'n|n muazzam t|yatrosu da
A|tìnkaya kņyŘnŘn tam ka|b|nde
yer a|ìyor. Arka p|anda vad|y|
gņ|ge|end|ren Bozburun Daīì
yŘkse||yor.
60 ATLAS TEMMUZ 2012
“744”müş. Ötüşündeki ritimden dolayı
böyle sesleniyorlar. Alakarga, baykuş ve
başka birçok kuş için yaşanmış hikâyeler
anlatılıyor. Ancak en önemlisi bazı kuş-
ların insandan türediğine inanılıyor. Başı
dara düşen her yöre insanı gibi Gülizar
Çelik de birkaç kez Hızır’ı görenlerden.
“Parmakları altı taneydi, geldi şöyle ya-
nıma oturdu” diye anlatıyor.
Darıbükü’nden Kürüz Mahallesi’ne
doğru yola çıkıyoruz. Kürüz, Dedegöl’ün
eteğinde nehirden yukarıya doğru dağı-
lan evlerden oluşan küçük bir yerleşim.
Bugün geriye kalan 4-5 evde sadece 9
kişi yaşıyor. Kürüz’de ve bölgede Saatçi
olarak tanınan Mehmet Demirbaş 84
yaşında. Mehmet Amca tam bir toprak
ve yaşam ustası. Uzun süredir hastalıkla
savaşan eşiyle birlikte yaşıyor burada.
Marangozluk ve duvar ustalığının ya-
nında “1950’li yıllardan beri arı kapım-
dan kesilmedi şükür” diyerek karakovan
balı yetiştirdiğini söylüyor. İki kilodan
fazla isteyene bal satmıyormuş. “İhtiyacı
olan bir başkası da yararlansın” diyor.
eşini kaybettiğini anlatıyor. Başında sıra
sıra gümüş paraların dizildiği fes biçi-
mindeki başlık, bu yörenin yaşlı kadın-
ları tarafından halen kullanılıyor. Gelin
olduktan sonra takılan bu başlıklar ölün-
ceye kadar başlarda taşınıyor. Kadınların
ekonomik durumlarına göre altın, gü-
müş ya da bakır delikli paralarla beze-
diği başlıklar mavi boncuklar ve deniz
kabukları ile süsleniyor. Anlatıldığına
göre onun evi de sualtında kalacakmış.
Gözleri endişeli, uzaklara bakıyor ancak
metaneti de elden bırakmıyor Hürü Tey-
ze. “Devlet bizi sokağa atacak değil ya,
bir yere başımızı sokar herhalde” diyor.
Ancak yine de “Biz artık ölümü gözlü-
yoruz” sözleriyle aslında trajik bir sona
doğru yaklaşıldığını işaret ediyor.
Hürü Korkmaz gibi yörenin son do-
kumacılarından biri olan Gülizar Çelik,
gelin olarak gittiği İbişler köyünde geçir-
diği zorluklarla dolu yaşamının anılarıy-
la yaşıyor. Gülizar Çelik de yöredeki bir-
çok insan gibi bazı kuşlara kendince isim
verenlerden. Kumrunun buradaki adı
KņprŘĞay Vad|s|'n|n aŐaīì
Ğìīìrìnda, Ser|k'|n Be|kìs
be|des|nde yer a|an ņnem||
Pamhy||a kent| Aspendos'a
sukemer|er| ||e KņprŘĞay'dan su
get|r|||yordu. Roma devr|ne a|t
kemer|er|n b|r kìsmì ha|en ayakta.
2012 TEMMUZ ATLAS 61
birbilerine hediye olarak götürecek” di-
yen Mehmet Amca’ya göre doğadaki her
şeyin bir görevi ve anlamı var. “Her şeyin
bu dünyanın çarkının çevrilmesinde bir
payı var, bizim görevimiz de burada ya-
şamak” diyor.
Kürüz’den bakıldığında karşıdaki
Tota Yaylası’nın karlı sırtları görünüyor.
Burası bölgenin köylerinden yüzlerce
atın bırakıldığı düzlüklere sahip olan bir
yayla. Tota’nın arkasında yükselen Sarp
Dağı’nın güneybatısında yer alan Beydil-
li köyü de bölgenin en özgün yerleşim-
lerinden biri. Yakın zamana kadar yolu
bulunmayan köye yol yapmanın, yeni bir
köy kurmaktan daha pahalıya mal olaca-
ğını hesaplayan yetkililer, ilçe merkezine
20 kilometre uzaklıkta yeni bir köy kur-
makta bulmuşlar çareyi. Evleri betondan
inşa edilen yeni köye “Çimenova” adı-
nı koymuşlar. Beydilli ya da “Beğdili”,
Kayı boyundan gelen bir Yörük aşireti-
nin adı. Sütçüler’e 45 kilometre mesafe-
deki Beğdili’ne bugün Eskiköy diyorlar.
Burada yaşayan ve Paşa Dayı olarak
“Güvenme dünya malına bir gün ölür-
sün, daracık kabri elbet görürsün. Yeme
kul hakkını bir gün verirsin” sözleriyle
özetliyor yaşam felsefesini. “Ben yaşa-
mım boyunca buna dikkat etmeye çalış-
tım” diyor, sakin ve özenli ses tonuyla.
Mehmet Demirbaş, saat tamir etme-
yi kendi kendine öğrenmiş. “Hiç usta
yanında çalışmadım” diyor. Yıllar önce
gezmeye gittiği İzmir Fuarı’ndan satın
aldığı kol saati bozulunca Sütçüler’de bir
tamirciye vermiş. Ancak tamir edilen
saat daha yoldayken yine bozulunca açıp
kurcalarken çalıştırmayı başarmış. Son-
ra bir başkasının bozulan saatini kur-
calamış ve onu da çalıştırmış. Derken
giderek usta bir saat tamircisi olmuş ve
adeta zamanın durduğu bu dağ başında
saat tamiriyle yaşamını kazanmış. Ancak
dijital saatler yaygınlaşınca saat tamiri
yaptıranların sayısının iyice azaldığını
söylüyor. Hiç eğitim almadığını söyleyen
Mehmet Amca’nın bilgelik dolu konuş-
masından etkilenmemek mümkün değil.
“Bir gün gelecek insanlar toprak ve suyu
KņprŘĞay, Ser|k'e baī|ì
Boīazkent kņyŘ yakìn|arìnda
sak|n b|r akìŐ|a tek aīìzdan
Akden|z'e dņkŘ|Řyor. Burada
b|rĞok ba|ìkĞì barìnaīì bu|unuyor.
62 ATLAS TEMMUZ 2012
Burada bir süre önce başlatılan eko-köy
projesi zamanla yerini ilgisizliğe bırak-
mış ancak yine de restore edilerek pan-
siyon hizmeti vermeye başlayan birkaç
ev bölgeye gelen yürüyüşçülere hizmet
veriyor.
Beydilli’nin güneydoğusundaki bo-
zuk yoldan zikzaklar çizerek aşağıdaki
Köprüçay’a iniyoruz. Yağmurla kayan
toprak ve kayalar yer yer yolu kapat-
mış ancak köylüler ağaç kütükleriyle
bozulan yerleri onarmışlar. Karayolunun
üzerinde tahta bir kapı bulunan ve Kate
Clow’un çok sevdiğini söylediği Çukur-
ca köyü yolundan Kesme’ye ulaşıyoruz.
Yol boyunca Selge’deki Adamkayalar gibi
ilginç kaya oluşumları dikkat çekiyor.
Köyün yakınlarında Köprüçay’dan yük-
selen kanyona bitişik Pendelisios antik
kentinin (Asartepe) Helenistik dönem-
den kalma bir kalenin kalıntıları üzerine
kurulduğu sanılıyor. Antik kentteki çok
sayıda kalıntının arasında Medusa başı
kabartmalı görkemli anıtmezar da var.
Havzada yüzlerce yıldır kapalı bir ya-
şam sürdüren bölge köylerinin birçoğu
gibi Kesme’de de bazı gelenekler varlı-
ğını sürdürüyor. Bugün eskiye oranla
değişim gösterse de Kesme’deki köy dü-
ğünlerinde sergilenen seyirlik oyunların
Şamani izler taşıdığı söyleniyor.
Havzanın Isparta sınırındaki son köy-
leri olan Kesme ve Çukurca’yı geçtikten
sonra Manavgat’a bağlı Yeşilbağ köyüne
ulaşılıyor. Yeşilbağ ve çevresi nesli tehli-
ke altındaki kızıl akbabaların yaşam ala-
nı olarak biliniyor. Buradan Köprüçay’ın
büyükçe bir “s” çizerek kıvrıldığı böl-
geye kurulan Değirmenözü ve Büyük
Kanyon’un hemen üzerindeki Çaltepe
(Bulhasan) köylerine iniliyor. Değirme-
nözü ve Çaltepe köyleri de Kasımlar Ba-
rajı ve HES projesinden etkilenecek olan
köyler arasında. Barajın ikinci santralı-
nın Değirmenözü köyünün aşağısında
kurulması planlanıyor. Roma dönemin-
den kalma yolun kalıntılarının bulun-
duğu bölgede HES kurulmasına Değir-
menözü köylülerinin büyük bir kısmı
karşı çıkıyor. Ancak buradaki köylüler
de havzanın yukarısındakiler gibi proje
hakkında bilgi sahibi değiller. Köylü-
ler, ÇED nihai aşamasında olan proje
için çekincelerini yetkililere bir yazıyla
tanınan 70 yaşındaki Nurullah Altıntaş,
Eskiköy’de yaşamın zor olduğunu ancak
doktor yüzü görmediklerini anlatıyor.
Paşa Dayı’ya göre Çimenova’ya taşınınca
otomobil ve doktorla tanışmışlar ancak
hastalıklar da çoğalmış.
Beydilli’nin otantik evleri doğayla öy-
lesine iç içe geçmiş ki taşların doğal bir
uzantısı gibi duruyor. Köyün tek kire-
mitli yapısı olan eski okul binası olmasa
burada bir köy olduğunu anlamak ger-
çekten zor. Evlerin çatısında kiremit ye-
rine kullanılan tahtaların, çitlembik ağa-
cından elde edildiğini söylüyor köylüler.
Kesme kņyŘnde yen| ge||n ZŘ|fŘ
Çakmak yņrese| ge||n||ī|n|,
ge|enek|er gereī| b|r sŘre
Řzer|nden Ğìkarmayacak. GŘn|Řk
|Ő|er sìrasìnda b||e ge||n||k
Řzer|nde o|acak.
64 ATLAS TEMMUZ 2012
rehberlik yapan Erdinç Barka, bölgenin
geleceğinin doğa turizmi olduğunu söy-
lüyor. Çaltepe’nin bir diğer geçim kay-
nağı ise birçoğu yurtdışına satılan Boz-
burun Dağı’nın doğusundaki tepelerden
toplanan yüksek aromalı kekikler.
Çaltepe’nin güneyinde 12 kilometre
uzunluğa sahip olan Büyük Kanyon’a
giren Köprüçay, Oluk Köprü’ye kadar
kanyon içinde akıyor. Çaltepe Kanyonu
olarak da anılan kanyon, yer yer 500
ila 600 metrelik yüksekliğe ulaşan ka-
yalıklarıyla dünyanın en iyi on kanyo-
nundan biri kabul ediliyor. Kayalıklar
aynı zamanda kızıl akbabaların da yaşam
alanı. 1973 yılında milli park statüsü
kazanan bölge dünyanın en iyi korun-
muş Akdeniz servisi topluluğuna da ev
sahipliği yapıyor. Dünya Bankası’nın da
desteğiyle milli park yönetimi tarafından
başlatılan GEF-2 Projesi ile bölgenin bi-
yolojik çeşitliliği ve doğal kaynaklarının
yönetimi ve sürdürülebilir kullanımı he-
deflenmiş ancak büyük mali kaynaklar
ayrılarak başlatılan projenin beklenen
ilettiklerini söylüyorlar. Daha aşağıda
nehir kıyısında kurulan Çaltepe köyü
projeden doğrudan etkilenmiyor ancak
nehir kıyısında arazilerde tarım yapan
köylüler, HES için kullanılacak olan su-
yun kesilecek olmasından endişe ediyor.
Çaltepe’de ev pansiyonculuğu ve yerel
Ìs|ms|z Kanyon'dan Kņīes mevk||nde Ğìkan
Ğay, O|uk KņprŘ Kanyonu'na g|rmeden
ņnce b|r "yerkņprŘ"ye g|r|yor. Burada Ğay
yataīìnì kapatan taŐ kŘt|e|er|n|n arasìndan
yera|tìna |nen Ğay 15-20 metre sonra
tekrar yeryŘzŘne Ğìkìyor. Burasì nehr|n
karŐì yakasìna geĞ||eb||en doīa| b|r kņprŘ
(Řstte|. KņprŘĞay'da serpme aī ||e ba|ìk da
tutu|uyor (a|tta|.
g
akın zaman önce ölen bilimkurgunun büyük ustası Ray Bradbury’nin Zen in the Art of Writing (Yazma
Sanatında Zen) adlı bir kitabı vardır. Şöyle der: “Düşünme! Düşünmek yaratıcılığın düşmanıdır. Farkındalık
sıkıcıdır. Bir şeyler yapmaya çalışma. Bir şeyleri yap!” Bir de şunu der: “Aklımızı dinleseydik, asla âşık olamazdık... Her
zaman uçurumdan atlamalısın, kanatlar sonradan çıkar!” Çoğu insan şunu bilir ki, aşk her şeyin yanıtıdır, bir şey
yapmanın da tek nedenidir. Bu yüzden de Ray der ki, “Sevdiğin öyküleri yazmıyorsan, yazma.” Aklı öğrenmek için,
kalbi yazmak için kullanıyordu Fahrenhayt 451’in yazarı Ray Brudbary. Haftanın üç gününü geçirdiği kütüphanenin
bütün kitaplarını okumuştu. Bilimkurgu yazarıydı ama, kitabın yerine geçen e-kitap için de “Kitap değil! Benzin
kokuyor” demişti. (ÖZCAN YÜKSEK)
Yazma Aşkı
B
Ü

B
l
R

l
|
A
N
D
l
R
T
Ü
R
G
Ü
T

T
A
R
H
A
N
Yazının Hikâyesi
66 ATLAS TEMMUZ 2012
önemli yapılarından. Köprüçay’ın adı
da bu köprüden geliyor. Ancak köprü-
nün birkaç yüz metre kuzeyinden vi-
yadüklerle kanyonu geçeceği belirtilen
Afyon-Alanya Otoyolu Projesi, bölgeyi
tehdit eden yatırımlardan biri. Peribaca-
larını andıran Adamkayalar’ı barındıran
Selge antik kenti (Altınkaya) çevresi ile
Delisarnıç ve Ballıbucak tarihi ve doğal
dokusuyla bölgenin en önemli ziyaret
alanları. Köprünün güneyinde yer alan
Beşkonak köyü ise rafting tutkunlarını
ağırlıyor. Yılda yaklaşık bir milyon turis-
tin ziyaret ettiği bölgenin tercih edilme
nedenleri arasında raftingn ilk sırayı
alıyor.
Beşkonak hizasında tekrar boğaza gi-
ren Köprüçay, güneyde Bucak’ı geçip
Zincirlidağ boğazına, ardından sularıyla
bereket taşıdığı Serik ile Taşağıl arasın-
daki geniş ovaya çıkıyor. Bu bölgede
yaz aylarında balon turları da yapılıyor.
Terziler köyünü geçtikten sonra nehrin
batısında yer alan Aspendos antik ken-
ti, Köprüçay’la anılan bir savaşa da ev
sahipliği yapmış. Akdeniz Üniversitesi
Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü
Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer
Şahin, İÖ 467 yılında Yunanlılarla Pers-
ler arasında yapılan Eurymedon savaşı-
nın Köprüçay’da yaşanan bir donanma
savaşı olduğunu söylüyor: “Eurymedon,
Eski Yunancada ‘güzel akışlı su’ anla-
mına geliyor. Halen de güzeldir akışı.
Antikçağda, bugünkü Aspendos antik
kentinin bulunduğu bölgeye kadar bu
nehrin üzerinde gemi işliyordu. Yunan-
lılar Pers donanmasını burada bozguna
uğrattılar. Bir bakıma donanmayla giri-
lebilecek kadar geniş ve taşımacılığa el-
verişliydi Köprüçay’ın bu bölümü.”
Dokunarak geçtiği coğrafyaya yaşam
veren Köprüçay, aynı zamanda birçok
uygarlığın yeşermesine olanak sağla-
mış ve yok oluşlarına da tanıklık etmiş.
Dedegöl’ün koynundan başladığı yolcu-
luğu hâlâ güzel olan akışıyla sürdürü-
yor ve yaklaşık 160 kilometre boyunca
binlerce insanın hikâyesini ve sırlarını
da beraberinde taşıyor. Boğazkent’ten
Akdeniz’e karışarak sonsuz döngüye ka-
tılan Köprüçay’ın özgürce akması için
suyun “boşa akmadığını” anlamamız ve
yüksek sesle haykırmamız gerekiyor Q
aşamada olduğunu söylemek çok zor.
Ayrıca korunması gereken milli park sı-
nırları içerisinde projelendirilen Zincirli
HES Projesi’nin de bölgenin en önemli
ekonomik faaliyeti olan rafting turiz-
mini tehdit ettiğini öğreniyoruz. İlgili
kurumların sezon başında yaptıkları ya-
zışmalarda, Zincirli HES’in inşaatı başla-
dığı andan itibaren rafting parkurunun
kayıtsız şartsız terk edilmesi gerektiği
belirtiliyor.
Bugün araç trafiğinin yükünü de kal-
dıran tarihi Oluk Köprü bölgenin en
A
T
|
A
S

K
A
R
T
O
G
R
A
F
Y
A

S
E
R
v
l
S
l
a!Ü,!2Þd.#%3I.$%+IÞ'Ý"ÝÞ&I,42%$%.Þ'%a-%-IÚÞ"Ý2!
%&%3Þ0I,3%.Þ5.&),4%2%$Þ4!-!-%.Þ$/Ü!,Þ(!--!$$%,%2,%
-/$%2.Þ&I,42%ÞIÚ,%-,%2I.$%.Þ'%a-%$%.Þe2%4Ý,$Ý
e
f
e
s
p
i
l
s
e
n
.
c
o
m
.
t
r

/
/
/

f
a
c
e
b
o
o
k
.
c
o
m
/
e
f
e
s
p
i
l
s
e
n

/
/
/

t
w
i
t
t
e
r
.
c
o
m
/
e
f
e
s
p
i
l
s
e
n
NASIL GÌDÌLÌR
Yukarı Köprüçay Havzası’na
ulaşmak için Isparta kent mer-
kezindeki köy otobüsleri ter-
minalinden kalkan minibüsle-
ri kullanabilirsiniz. Havzanın
merkezinde yer alan Kasımlar
Belediyesi’ne ait otobüs haf-
ta için her gün 13:30’da Ispar-
ta köy terminalinden hareket
ediyor. Hafta sonları ise Aşa-
ğı Yaylabel köyünün “Esenyel”
adlı minibüsü yolcu olması ha-
linde Kasımlar’a kadar götürü-
yor. Havzaya özel araçla gitmek
isterseniz, Isparta’dan Eğirdir’e
ulaştıktan sonra Eğirdir çıkı-
şındaki Aksu-Sütçüler levha-
sını takip ederek Kasımlar’a
ulaşabilirsiniz.
Köprüçay’ın güneyinde yer
alan Köprülü Kanyon’a ulaş-
mak için Antalya-Serik’ten kal-
kan minibüsleri kullanabilir-
siniz. Serik’ten düzenli olarak
kalkan minibüsler, kanyonun
merkezi olan Beşkonak ve Ka-
rabük köylerine ulaşıyor. Ancak
Antalya’dan Taşağıl kavşağına
kadar Manavgat otobüsleriyle
gidip buradan Beşkonak’a ulaşan
araçları da kullanmanız müm-
kün. Özel araçla gidecekseniz,
Antalya- Manavgat yolundan Ta-
şağıl yönüne dönerek Beşkonak,
Çaltepe ve çevresine ulaşabilir-
siniz. Beşkonak’tan Yeşilbağ kö-
yüne ulaşan yolu izleyerek, Çu-
kurca, Kesme ve İbişler yolunu
izleyerek de Yukarı Köprüçay’a
ulaşabilirsiniz. Çok sık kıllanıl-
mayan yolun durumunu sor-
makta yarar var.
KONAKLAMA
Yukarı Köprüçay Havzası’nın
Aksu bölümünü görmek için
Eğirdir’deki otel ve pansiyonlar-
da konaklayıp günübirlik geziler
yapabilirsiniz. Havzanın mer-
kezi sayılan Kasımlar’daki köy
pansiyonu da yürüyüş grupları-
na ve dağcılara hizmet veriyor.
Kesme Belediyesi’ni aramanız
halinde buradaki misafirhane-
den de yararlanabilirsiniz. Bey-
dilli Ekoköy’de de restore edi-
len eski köy evlerinde konak-
layabilirsiniz. Kasımlar, Kesme
ve Beydilli dışında pansiyon
kerevit yiyebilirsiniz. Eğer ağus-
tos ve eylül aylarında bölgeye
gelirseniz 800 yıllık geçmişi bu-
lunan tarihi Eğirdir Pınar Pa-
zarı’ndaki açık hava lokantala-
rında bölgeye özgü tandır keba-
bını tadabilirsiniz. Anadolu’nun
en eski pazarlarından biri olan
Pınar Pazarı’nda, yöredeki köy-
lerde üretilen ürünleri de satın
alabilirsiniz.
Kasımlar’daki St. Paul Yol
Pansiyon’da da konuklara bölge-
ye özgü ev yemekleri sunuluyor.
Özellikle tereyağlı kabuklu kuru
börülce ve bulgur pilavı öneri-
lir. Mevsiminde ev sahibi Ser-
pil Hanım’ın Tota Yaylası’ndan
kendi topladığı mantarlardan
yaptığı kavurmalar da mutlaka
tadılması gereken lezzetlerden.
Kasımlar’a yaklaşık 15 kilo-
metre mesafedeki Aşağı Yayla-
bel köyündeki Suyungözü’nde
bulunan alabalık çiftliği aynı
zamanda restoran hizmeti de
veriyor.
Suyungözü Balık Çiftliği ..........................
........................................... 537-692 02 15
Köprülü Kanyon çevresi nehir
kıyısındaki lokantalarıyla yeme
içme sıkıntısı çekmeyeceğiniz
bir bölge. Karabük köyündeki
Ekomotel aynı zamanda bir lo-
kantaya da sahip.
GEZÌLECEK YERLER
Yukarı Köprüçay Havzası’nda,
nehrin doğduğu ana kaynak
olan Aksu ilçesi sınırlarındaki
Başpınar’dan başlayıp, Yenişar-
bademli ilçesindeki Pınargözü
Mağarası ve Aksu Zindan Ma-
ğarası görülmesi gereken yerler-
den. Tota Yaylası, Dedegöl, Sarp
ve Kartoz Dağları’nın yanı sıra
22 kilometrelik Kasımlar Kan-
yonu doğa sporları için ideal
olanaklar sunuyor. Sütçüler ya-
kınlarındaki Adada antik kenti
ve bölgedeki muntazam Roma
yolu da görülmeye değer yerler-
den. Otantik havasını hâlâ koru-
yan Kasımlar, Darıbükü, Kesme
ve Çukurca köyleri de bölgenin
görülmesi gereken yerleşimleri.
Ayrıca Kuzca köyü yakınların-
daki Kızılova’da bulunan “saçlı
meşe” topluluğu ve bu bölgede
her zaman görebileceğiniz yılkı
atları da ilgiyi hak ediyor.
Köprülü Kanyon kısmında
ise milli park çevresindeki Selge
antik kenti ve Adamkayalar zi-
yaretçilerin gözdeleri arasında.
Barındırdığı biyoçeşitlilik ve do-
ğal oluşumlarla Türkiye’nin en
önemli rekreasyon alanlarından
biri olan milli park sınırlarındaki
Toros servileri, Çaltepe Kanyo-
nu ve Tarihi Olukköprü mutla-
ka görülmesi gereken yerlerden.
Köprüçay’ın ünlü türkuvaz ren-
gini en iyi Olukköprü ve çev-
resinden görebilirsiniz. Rafting
deneyimi yaşamak içinse Beş-
konak ve Karabük köylerindeki
tesislerden yararlanabilirsiniz.
ÖNEMLÌ TELEFONLAR
Kasımlar Belediyesi .... 246-371 22 14
Sütçüler Belediyesi ...... 246-351 20 01
Sütçüler Devlet Hastanesi .......................
........................................... 246-351 29 31
Kasımlar Jandarma... 246-371 21 77
bulunmuyor. Ancak bölgede-
ki köylerin birçoğunda eski köy
odası geleneği halen sürüyor.
Eğer konfor aramıyorsanız köy
muhtarlarından talep etmeniz
durumunda köy odalarında da
konaklayabilirsiniz.
Eğirdir Lale Pansiyon ................................
........246-311 24 06 / 542-241 72 13
Eğirdir Kroisos Lake Resort Hotel ........
........................................... 246-311 50 06
Kasımlar St. Paul Yol Pansiyon ..............
........246-371 22 18 / 537-251 50 32
Kesme Belediyesi (Misafirhane için) ...
........................................... 246-373 50 05
Beydilli Ekoköy, Ev Pansiyon ..................
........................................... 537-337 78 79
Köprülü Kanyon Ekomotel ......................
........242-765 32 01 / 532-684 02 31
Çaltepe Köy Evi ........... 543-633 25 96
YEMEK
Eğirdir ve Yeşilada’da bulu-
nan balık lokantalarında buraya
özgü tatlı su levreği, sazan ve
köprüçay rehber
68 ATLAS TEMMUZ 2012
Restore ed||erek araĞ geĞ|Ő|ne aĞìk ha|e get|r||en Roma devr| eser|
tek kemer|| O|uk KņprŘ kanyon ĞìkìŐìnda |k| yakayì b|r|eŐt|r|yor.
70 ATLAS TEMMUZ 2012
KEKOVA
İnsansız ve
İnsana Yakın
Şirin bir Akdeniz kasabası, sırları halen çözülememiş batık bir kent, sessiz,
insansız bir ada, antik kentler üzerinde yaşayan köyler, dünyanın en güzel
mavisiyle çalkalanan koylar... Bütün bunlar, “Işık ülkesi” Lykia’nın zengin mirasını
Yörük geleneğinin çarpıcı yaşamıyla harmanlayan Kekova ve çevresine ait.
YAZI: YUSUF YAVUZ / FOTOGRAFLAR: TURGUT TARHAN
2012 TEMMUZ ATLAS 71
AkŐamìn a|acakaran|ìīìnda S|mena Ka|es|'nden gņz|er ņnŘne
ser||en manzara o|aīanŘstŘ. KarŐìda Kekova Adasì uzanìyor.
Den|zden |t|baren yŘkse|en d|k yamaĞta |se dar sokak|arì, Ő|r|n
taŐ ev|er|y|e Akden|z'|n en gŘze| kņy|er|nden b|r|, Ka|ekņy yer
a|ìyor. Yakìn zaman|ara kadar taŐìt yo|u o|mayan Ka|ekņy'e
ya den|zden tekne|er|e ya da ąĞaīìz'dan yŘrŘyerek u|aŐì|ìrdì.
Ç|md| 500 metre yakìnìna kadar araĞ|a g|d||eb|||yor.
72 ATLAS TEMMUZ 2012
Y
alnız, insansız; görkemli geçmi-
şi, kıyılarını döven sulara gö-
mülmüş. Denizi temiz, havası
temiz, her yanı pırıltı içinde.
Ürpertici sessizliği ile çatısız bir tapınağı
andırıyor. Burası Kekova, kısa ve günü-
birlik mavi yolculukların adası... Öyle
bilinir. Ancak Kekova’yı kısa bir mavi
yolculuğa sığdırmak mümkün değildir.
Hele de bu muhteşem yeryüzü cenne-
tini yalnızca denizden keşfetmeye kal-
karsanız çok şey kaçıracağınızı baştan
söyleyelim.
Kekova, bugün Antalya’nın Demre
(Kale) ilçesine bağlı Üçağız’ın merke-
zinde yer aldığı, çevredeki çok sayıdaki
antik kent ve koyu barındıran bir bölge-
yi kapsıyor. Bölge bu adı, kıyıya paralel
uzanan Kekova Adası’ndan alıyor. Coğ-
rafi özelliklerinden dolayı Türkiye’nin
Dalmaçya tipi kıyıları olarak da bilini-
yor. Yaklaşık 5 kilometrekarelik yüzöl-
çümüne sahip Kekova Adası’nda insan
yaşamıyor. Lykia dilinde “Dolichiste”
olarak adlandırılan adanın yaz ayların-
daki ziyaretçileri ise çoğunlukla tekne
yolculuğu ile gelen turistler.
Kekova’ya ulaşmak için Kaş Limanı
ya da Demre’deki Çayağzı (Andriake)
Limanı’ndan kalkan günübirlik tekneleri
ya da yine Kaş ve Demre yönünden ula-
şan karayolunu tercih edebilirsiniz. Biz
de bu kez karayolunu tercih ediyoruz.
Mayıs ayının sonlarına yaklaşsak da Kaş-
Demre karayolundaki “Üçağız-Kekova”
levhasından başlayan ve yaklaşık 18 kilo-
metre süren yolculuk boyunca yamaçları
kaplayan ışıklı katırtırnakları hâlâ etkile-
yici. Eski adı Sıçak (Sıcak) olan Kılınçlı
köyüne doğru uzanan yol boyunca mola
verip soluklanmak isterseniz, yöre köy-
lülerince “çalba” ya da “şalba” adı verilen
adaçayı ya da kekik toplayabilirsiniz. Şal-
ba adının, Hitit dilinde “şifa veren” anla-
mına gelen ve Latinceye de aynı biçimde
geçen “salvia”dan geldiği söyleniyor. Ke-
kova bölgesindeki Theimussa antik kenti
ve çevresinde de bolca adaçayı toplayı-
cılığı yapılıyor. Theimussa adı zamanla
“Tırmısın” olarak anılmış. Bugün ise
Üçağız olarak biliniyor. Köyün Yunan-
cada aynı anlama gelen “Tristimo” ola-
rak da anıldığı söyleniyor. Üçağız, doğa
yasalarının biçimlendirdiği coğrafyanın
2012 TEMMUZ ATLAS 73
Ka|e ||Ğes|nde, ąĞaīìz kņyŘnŘn yakìnìnda yer a|an Te|m|oussa
ant|k kent|n|n tar|h| ÌÖ 4. yŘzyì|a kadar uzanìyor. Bu Lyk|a
kent|nden ger|ye ka|an|ar Ğok faz|a deī|| ama sayìsìz |ah|t
ąĞaīìz'ì Ğevre||yor. Kaya|ìk, a|Ğak b|r tepe Řzer|nde yer a|an
ka|e, bugŘn den|z|n |Ğ|nde ka|mìŐ b|r sur parĞasì ve kent|n
doīu ucundak| kaya|ara oyu|muŐ |ske|e de kent|n b|r zaman|ar
gņrkem|| b|r hayat sŘrdŘīŘne |Őaret ed|yor.
74 ATLAS TEMMUZ 2012
2012 TEMMUZ ATLAS 75
Kekova'nìn en tanìnmìŐ gņrŘntŘsŘ. Her gŘn
b|n|erce |nsan tekne|ere do|uŐarak, Kekova'yì
s|mge|eyen bu |ah|t| gņrmeye g|d|yor. Ìk| b|n yì|
kadar ņnce (ÌS 141 ve 240'ta| |k| bŘyŘk deprem
sonucu Akden|z'|n bu kìyì|arì Řzer|ndek| kent|e
b|r||kte 1,5 metre kadar su|ara gņmŘ|mŘŐ. BugŘn
S|mena ant|k kent|ne a|t ka|ìntì|arìn b|r kìsmì
bu yŘzden sua|tìnda. Kent|n karadak| ka|ìntì|arì
Řzer|nde |se Ka|ekņy yer|eŐ|m| kuru|muŐ.
kültüre ve dile aktarılmasının çarpıcı bir
örneği. Üçağız köyünün doğusunda yer
alan lahitler ve köyün içindeki kalıntılar
Theimussa antik kentinden bugüne ula-
şan izleri taşıyor.
E|ma Yaīì
Üçağız köyünde yaşayan 80 yaşındaki
Akif Onaran ise çocukluğunda babasın-
dan öğrendiği yağ damıtma işini baba-
sının da Giritli bir ustadan öğrendiğini
anlatıyor. Akif Usta 60 yıldır bu işi ya-
pıyor; orman işletmesinin izniyle civar-
daki köylülerin topladığı bitkileri satın
alıp kaynatarak imbikten geçiriyor. Son-
ra da küçük şişelere doldurduğu “elma
yağı”nı her derde deva diyerek küçük
el tezgâhında yöre pazarlarında satıyor.
Adaçayının küçük bir elmaya benzeyen
tohumlarından damıtılan bu yağa yörede
elma yağı deniyor. Bildiğimiz elma ile bir
ilgisi yok. Gömbe, Elmalı, Kaş ve Demre
pazarlarında sıklıkla karşılaştığımız Akif
Onaran, ilerlemiş yaşına rağmen yaptığı
işten memnun olduğunu ve ölünceye ka-
dar sürdürmek istediğini söylüyor. Gele-
neksel halk hekimliğinin sık başvurulan
yöntemlerinden biri olan elma yağı, Akif
Usta’ya göre iyi bir gaz giderici: “Çocuk-
ların karnına ve ayaklarının altına sürü-
lürse gaz çıkartır. Büyüklere ise kesme
şekerin üstüne üç damla...”
Kılınçlı’dan sonra Çevreli köyünden
geçerek tırmanacağınız kısa yokuşun
ardından Üçağız’a inerken göreceğiniz
muhteşem manzara için hazırlıklı olun.
İşte karşınızda başını denize sokmuş dev
bir dinozor gibi uzanan Kekova Adası.
Solunuzda ise Simena antik kentiyle iç
içe geçen Kaleköy. Üçağız, kara ve de-
nizden bölgeye ulaşanların uğrak yeri.
Giderek daha çok turist ağırlayan köyün
birçok eksiği bulunsa da buradaki resto-
ranlar ve küçük marketlerden yemek ve
alışveriş ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.
Ka|ekņy'de Deī|Ő|m
Karadan ulaşanlar için Üçağız’daki
iskeleden kiralayacağınız tekneyle civar-
daki antik kentleri, batık kent ve birço-
ğu adeta kıyıya serpiştirilmiş gibi duran
denizin içindeki lahitleri görebilirsiniz.
Biz de bir tekne kiralayıp Kaleköy’e doğ-
ru gidiyoruz. Bu bölgeyi çekici kılan
76 ATLAS TEMMUZ 2012
arasında dolaşırken çantamdan çıkar-
dığım yıllar öncesine ait kartpostallara
bakıyorum. Koruma ve kullanma den-
gesi arasındaki ince çizginin ipinin ucu-
nun bir hayli kaçmış olduğunun belgesi
niteliğindeki 20 yıllık kartpostallar, “iki
resim arasındaki yedi fark” oyununu
anımsatıyor insana. Kaleden bakıldığın-
da açıkça görülen ve nekropol üzerinde
yapıldığı öne sürülen helikopter pisti iki
resim arasındaki en belirgin farklardan
biri olarak varlığını sürdürüyor. Ünlü
bir işadamına ait taş evin yanı başındaki
helikopter pistinin iri taşlarla oluşturu-
lan mozaik motifleriyle bezenmesi dik-
kat çekiyor.
en önemli özelliklerden biri de denizin
muhteşem maviliği. Kekova ve çevresi-
nin birden fazla koruma şemsiyesi ile
korumaya alınması denizin rengini ko-
rumasındaki etkenlerden biri sayılabi-
lir. Simena antik kentinin üzerindeki
Kaleköy adeta zamanın durduğu bir
masal köyü gibi. Adını aldığı kalenin
surlarından Kekova Adası ve çevredeki
muhteşem manzarayı izlemek ise eşsiz
bir deneyim. Ortaçağda da kullanıldı-
ğı söylenen kalede yer alan ve yalnızca
yedi oturma sırası bulunan tiyatronun
Lykia kentlerindeki en küçük tiyatro
olduğu biliniyor. Kaleköy’ün kaktüsler
ve begonvillerle süslenmiş taş evlerinin
Karaem||k Deres|'n|n
menderes|er yaparak den|ze
dņkŘ|dŘīŘ yerdek| Çayaīzì
L|manì ve kumsa|ì Kekova'nìn
en Ğarpìcì nokta|arìndan b|r|.
Ufukta |nce uzun Őek||y|e Kekova
Adasì uzanìyor. Çayaīzì L|manì,
Demre'n|n Kekova'ya aĞì|an
penceres|. Her gŘn b|n|erce
tur|st, buradan Kekova'ya yat
turuna Ğìkìyor.
2012 TEMMUZ ATLAS 77
gerekiyor. Hal böyle olunca işyerine
“çıkma” yapan bir işletmecinin yerine
örneğin, kuzeni hapse giriyor ve kuzene
hapis süresince bakılıyormuş. Sonra bir
diğeri onun yerine hapse giriyor ve bu
böyle sürüp gidiyor... Ancak bununla
ilgili en çarpıcı örnek ise bölgede anlatı-
lanlara göre en son mahalli seçimlerden
birinde Üçağız köyünde muhtar ada-
yı olacak biri bulunamamasıyla ilgili.
Bunun nedeni ise köyde muhtar adayı
olma vasfı taşıyan ve sabıkası olma-
yan kimsenin kalmamasıymış. Bunun
üzerine köyün imamının muhtar adayı
yapılarak seçimlerin atlatıldığı konuşu-
luyor bölgede.
Hap|s Nņbet|
Burada kısa bir parantez açıp bölgede
koruma- kullanma dengesi konusunda
bulunan pratik çözümlerden kısaca söz
etmek istiyorum. Kaleköy ve Üçağız’da
yıllardır uygulanan bir “yasak delme”
yönteminden. Bölgenin koruma şem-
siyesinde olması, bir yandan da turiz-
min gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan
yapısal ihtiyaçların önündeki en büyük
engel haline gelince köylüler çareyi ya-
saları ihlal edip sırayla birbirinin yerine
“içeri” girmekte bulmuşlar. Çünkü de-
yiş yerindeyse çivi çakmanın bile yasak
olduğu Kaleköy’de bir tuvalet yapmak
için dahi türlü izleklerin atlatılması
Kapak|ì kņyŘnŘn gŘney|nde
bu|unan ve tekne|er|n uīrak
nokta|arìndan Gņkkaya Koyu
sadece den|z| deī||, kìyìdak|
deīer|er|y|e de Ğek|c|. Anìtsa|
g|r|Ő|, su sarnìĞ|arì, mezar|arì
ve B|zans devr|ne tar|h|enen
k|||ses| ||e kŘĞŘk Lyk|a kent|
Ìst|ada burada sess|z||ī| yaŐìyor
(en Řstte|. Kekova'nìn eŐs|z
koy|arìndan Deī|rmen||k, ąĞaīìz
kņyŘnŘn batìsìnda yer a|ìyor.
Koyda yŘzmek ìŐìk|a dans etmek
g|b| (Řstte|.
78 ATLAS TEMMUZ 2012
kalıntıları çarpıcı görüntüler oluşturu-
yor. Antik dönemde Batı Anadolu kıyı-
larının uğrak limanlarından biri olduğu
bilinen Kekova’da bugün suların altında
kalan dükkânların bir zamanlar bölge-
nin en değerli eşyalarının satıldığı canlı
birer alışveriş merkezi olduğunu düşün-
mek insanı ürpertiyor.
Batık Kent’in ardından Tersane Ko-
yu’ndayız. Gün boyu gezmekten yorul-
duysanız burası yüzerek serinlemek için
iyi bir seçenek. Tersane Koyu’nda antik-
çağ ve Bizans dönemine ait çok sayıda
yapı kalıntısına rastlamak mümkün. Bu
bölgenin gemi inşa ve onarım üssü ola-
rak kullanıldığı söyleniyor.
MeŐe|er|n Gņ|ges|nde
Yürüyüş seviyorsanız Üçağız’dan Kı-
lınçlı köyüne giderek, Lykia Yolu’ndan
yaklaşık 7 kilometrelik bir yürüyüşle
Aperlai’ye ulaşabilirsiniz. Aperlai’ye de-
nizden gitmeyi tercih edenlerdenseniz
Üçağız’dan bir tekne kiralayıp yarım sa-
atlik bir deniz yolculuğuna çıkmalısınız.
Biz Kılınçlı’yı geçip Likya Yolu’nu belir-
ten işaretleri izleyerek patikadan inişe
geçiyoruz. Eğer bitkilerle aranız iyiyse
yürüyüş boyunca size çok sayıda tür
eşlik edecek. Özellikle mor ışıklı renk-
leriyle bolca Muscari (arapsümbülü) gö-
rebilirsiniz. Ancak Aperlai yolunda en
çok karşınıza çıkacak olan türler pırnal,
çitlembik ve ahlattır. Yol boyunca anıt-
sal boyutlara ulaşmış pırnal meşelerinin
altında dinlenip eğer ucuna ip bağlı bir
kova bulacak kadar şanslıysanız sarnıç-
lardan su çekebilirsiniz. Yöredeki ço-
banlar, keçileri ve kendileri için hâlâ bu
sarnıçlardan çektikleri suyu kullanıyor-
lar. Yaklaşık 1,5 saatlik yürüyüşün ardın-
dan Aperlai antik kentinin kale surlarına
ulaşıyoruz. Hava birazdan kararacak. Bu
nedenle antik kenti gezmeyi ertesi güne
bırakıyoruz.
GņnŘ||Ř SŘrgŘn
Aperlai’nin benim için ayrı bir öne-
mi var. Yaşamının büyük bir bölümünü
burada satın alarak onardığı bir çoban
evinde geçiren ancak iki yıl önce ara-
mızdan ayrılan sevgili dostum Sitare
Ağaoğlu’nun anıları antik kentin her
taşına, ağacına sinmiş gibi. İşte koyun
Su|ara GņmŘ|en Tar|h
Kaleköy’den Batık Kent’e geçiyoruz.
Kekova Adası’nın kuzeybatısında yer
alan Batık Kent’in, İS 141 yılında yaşa-
nan büyük bir deprem sonucu sulara
gömüldüğünü yazıyor kaynaklar. Ancak
uzmanlar, Lykialı zenginlerce finanse
edilerek yeniden ayağa kaldırılan liman
ve yapıların, İS 240’ta yaşanan ikinci bü-
yük depremle yeniden sulara gömülerek
tarihten silindiğini söylüyorlar. Bugün
Andriake kazılarını yürüten Prof. Dr.
Nevzat Çevik, bu bölgenin antikçağdan
bugüne 1,5 metre çöktüğünü söylüyor.
Batık Kent’e gezi yapan teknelerin he-
men hepsinde bulunan akvaryum böl-
meleri sayesinde sualtındaki amforaları
ve mimari yapıları görebilirsiniz. Adanın
denizle birleştiği noktada birer uzantı
gibi duran çok sayıdaki liman ve yapı
Bņ|geye adìnì veren Kekova
Adasì'na u|aŐìm Ka|ekņy ve
ąĞaīìz'dan tekne|er|e saī|anìyor.
Tur tekne|er|n|n yanì sìra
ba|ìkĞì|ar da batìk Őehr| gņrmek
ya da Tersane Koyu'nda den|ze
g|rmek |steyen|er| adaya taŐìyor.
Ba|ìkĞì A|| Çan motor|u teknes| ||e
Ka|ekņy'den Kekova batìk Őeh|r
yņnŘnde yo| a|ìyor (en Řstte|.
ązŘm Ìske|es| mevk||nden SìĞak
Yarìmadasì ||e ÌĞada'yì ayìran
Akar Boīazì. SìĞak Koyu'nun
aks|ne bu bņ|ge fìrtìna|ara aĞìk
konumda (Řstte|.
80 ATLAS TEMMUZ 2012
Buraya Elektrik Gelmesin!
Şimdilerde Sitare’nin evlerini satışa
çıkarmışlar. “Acaba burada yaşananların,
bu sessiz tanıklığın anlamının farkında
olan yeni bir sahibi olur mu evlerin” diye
içimden geçirirken, Aperlai’nin Sitare’ye
göre daha yeni olan sakinleriyle selam-
laşıyoruz. Rıza Cüce ve ailesi burada
yaklaşık 200 yıllık köy evinde yaşıyorlar.
Onlar da Sitare gibi aslına uygun olarak
dededen kalma eski çoban evini restore
etmişler. Feyza Cüce, küçük çocukları
Ada ile buraya alıştıklarını söylüyor. 34
yaşındaki Rıza Cüce, beş yıldızlı turiz-
min tam göbeğinde profesyonel olarak
çalışırken keskin bir karar alıp ailesiyle
birlikte buraya atmış kendini. Aperlai
Rıza’nın dedesi ve bölgedeki çobanlar
için kışın geçirildiği bir bölgeymiş yıllar
önce. Bölgede “Sıcak Yalısı” ya da “Sıcak
İskelesi” olarak biliniyor. Rıza ve ailesi
şimdilerde dededen kalma ev ve kü-
çük bir bungalovla Purple Hause adıyla
Likya Yolu’nda yürüyen gezginlere ko-
naklama ve yeme içme hizmeti veriyor.
Çadırla gelen yürüyüşçüler için de kamp
hizmeti sağlıyorlar. Ancak Rıza, sanıla-
nın aksine daha çok insanın gelmesini
bittiği yerdeki o küçük evlerden üçü
Sitare’nin bir ömür sığdırdığı yaşam
alanlarıydı. Bir nevi “dervişhane” gibiydi
bu evler. “Buraya boğazda bir yalı parası
harcadım” derdi Sitare. Son yıllarda bu-
rada yalnız başına yaşıyordu. Kendisinin
kullandığı fiberglas bir tekneyle ihtiyaç-
larını Kaş ya da Üçağız’dan sağlıyordu.
Yaptığı resimlerde küçük ve belli belirsiz
figürleri sorduğumda, “Onlar taşların
içindeki küçük cinlerim benim” yanıtını
vermişti. Aperlai ve çevresindeki taş-
ların, ağaçların, bitkilerin ve her canlı-
nın bir bütün olduğuna inanan, insanın
kendi varlığını bütün bunların üstün-
de görmesine öfkelenen biriydi Sitare.
Aperlai onun dalgalı gençlik yıllarının
ardından demir attığı son sığınağı gibiy-
di. Tercih edilmiş bir yalnızlığın zorunlu
ikametgâhı. Bir “gönüllü sürgün” yeri.
Hafif rüzgârlarda bir bayrak dalgalan-
masını andıran seslerle ıssızlığı bozan
koydan, bazen bir portakal kasası, bazen
bir ayakkabı, bazen de Yunan adaların-
dan atılmış bir süt ambalajı getirirdi de-
niz. Bir keresinde içinde Arap harfleriyle
yazılmış yüz yıllık mektup bulunan bir
potkal geldiğini anlatmıştı.
Ka|ekņy'Řn kuzeydoīusunda,
S|mena Ka|es|'n|n arkasìnda,
yņredek| en bŘyŘk Lyk|a mezar|ìīì
uzanìyor. YeŐ|| yamaĞ|ara yayì|mìŐ
|ah|t|er zamanìn ve def|ne
avcì|arìnìn yarattìīì tahr|bata
karŐìn hĔ|Ĕ ayakta.
82 ATLAS TEMMUZ 2012
için ihtiyaçlarının birçoğu şimdilik tek-
neyle geliyormuş. Ancak Cüce ailesi ya-
vaş yavaş kendi ihtiyaçlarını üretmeye
başlamışlar. Her türlü sebze ve zeytin
(tabii ki zeytinyağı da) Aperlai topra-
ğından elde ediliyor. Süt, yoğurt ve pey-
nir üretmek için de keçi yetiştirmeye
hazırlandıklarını söylüyor Rıza. Ancak
en önemlisi şu ki; kendi elektriklerini
küçük bir rüzgârgülünün çevirdiği di-
namodan elde ediyorlar. Tıpkı bölgede
binlerce yıldır olduğu gibi yağmur su-
larını da biriktirip kullanıyorlar. Deni-
zin getirdiği kütük ve tahtalardan masa
ve sandalye yaparak her türlü nesneyi
yeniden kullanılabilir hale getirerek ya-
şıyorlar burada. Öyle ki bazı sabahlar
“Bugün deniz ne getirmiş bakalım” diye-
rek kıyıya gittiklerini anlatıyor. Bir gün
bir tava, diğer gün sağlam bir tas bulup
kullanabiliyorlarmış.
Ìkt|darìn Reng|
Aperlai, ortaçağa kadar yalnızca bura-
da yetişen bir tür deniz salyangozundan
elde edilen mor boya ile ünlü. Bizans’ta
soyluluk göstergesi olarak bilinen er-
guvan renkli kumaşların, buradan elde
ve daha çok kazanmayı isteyenlerden de-
ğil. “Buradaki doğayı yaşamak isteyenler
gelsin” diyor. Öyle ki elektrik ve su bu-
lunmayan Aperlai’ye elektrik gelmesini
istemediğini söylüyor. Çünkü “buraya
elektrik gelirse herkes gelir”. Buraya ilk
geldikleri günlerde koyda dinamitle ba-
lık avlandığını ancak bununla mücadele
ettiklerini anlatan Cüce, ölünceye kadar
yaşamak istediği Aperlai’yi korumak için
elinden geleni yapacağını söylüyor.
BugŘn Den|z Ne Get|rm|Ő
Baka|ìm?
Geceyi Aperlai’de geçireceğiz. Bura-
da gece gerçekten benzersiz manzaralar
sunuyor. Konfor düşkünü değilseniz ışık
kirliliğinden uzak, baykuşların, denizin
ve rüzgârın sesini içinize çekerek, en
önemlisi de yıldızlarla koyun koyuna
gökyüzüne dalarak uyuyabileceğiniz bir
yer burası. Sabah denize girerek güne
başlayıp bu masalı gündüz de sürdür-
meniz mümkün. Masal “cücelerinin” ha-
zırladığı kahvaltımızı yaptıktan sonra
birkaç adım ötedeki Aperlai antik ken-
tini gezmek için hazırlanırken Rıza ve
ailesiyle konuşuyoruz. Kahvaltı ve yemek
Kekova, TŘrk|ye kìyì|arìnìn en
|y| korunmuŐ a|an|arìndan b|r|.
Ancak bņ|ge |Ğ|n teh||ke Ğan|arì
Ğa|ìyor. ąĞaīìz Yat L|manì'na
dem|r|em|Ő tekne|er|n ye|ken
d|rek|er| deī|| ama tur|zm ve
|nŐaat sektņrŘnŘn dayanì|maz
baskìsì bu gŘze|||ī| tehd|t ed|yor.
84 ATLAS TEMMUZ 2012
olan kentlerden biriydi. Aperlai’den geri-
ye kenti kuşatan surlar ve limandaki ya-
pılar dışında Bizans dönemi ve sonrasına
ait çok sayıda yapı bulunuyor.
Kìyìdak| Son Ka|e
Kekova, tüm özgün yanları ve sa-
hip olduğu biyolojik zenginlikle hiç
abartısız Türkiye kıyılarının en iyi ko-
runmuş alanlarından biri. Bana göre
Çanakkale’den İskenderun’a kadar kı-
yılarımızda betonlaşmadan en az na-
sibini alan bölge. Bir nevi “son kale”.
Ancak bütün bunlar bölge için tehlike
çanlarının çalmadığı anlamına gelmi-
yor. Turizm ve inşaat sektörünün daya-
nılmaz baskısı, birçok açıdan koruma
altında bulunan bölgeyi tehdit eden en
önemli faktör. İhracata dayalı tek tip
tarım modelinin dayattığı seracılık da
yöre insanının son yıllardaki en önemli
eğilimlerinden biri olmaya başlayınca
Kekova bölgesi için tehlike çanları çal-
maya başlamış. Kapaklı, Kılınçlı ve Çev-
reli köyleri son on yılda adeta tarımdaki
plansızlığın çarpıcı sonuçlarını yansıtan
seraların istilası altında.
1990’da doğal sit alanı ilan edilen böl-
gede ayrıca arkeolojik sit ve özel çevre
koruma bölgesi (ÖÇK) statüleri bulu-
nuyor. ÖÇK kurumu ile WWF arasında
hazırlanan protokolle yürütülen Deniz
Yönetim Planı Uygulaması (MEDPAN)
Projesi, denizel biyolojik çeşitliliğin tes-
piti ve geleceğe aktarılmasına ilişkin
önemli bir adım olarak anılabilir. Ancak
1989 yılında kurulan ÖÇK kurumunun,
geçtiğimiz yıl çıkarılan kararname ile
kapatılarak tüm görev ve işlemlerinin
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devre-
dilmesi, bölgedeki korumacılık anlayışı-
nın geleceğine dair endişeleri arttırıyor.
Bu tür endişeler pek de haksız sayılmaz
aslında. Son iki yılda ÖÇK statüsü kap-
samındaki Sısla, İnönü ve Fakdere koy-
larındaki yapılaşma girişimleri bunun en
açık kanıtı. Antikçağda Antiphellos ile
Aperlai arasında bir liman işlevi gören ve
“Faktura İskelesi” olarak anılan Fakdere
Koyu’nda inşa edilen kaçak yapılar hak-
kında yıkım kararı alınmasına rağmen
halen yıkılmamış olması son kalenin
burçlarının da zorlanmaya başlandığının
işaretlerini veriyor Q
edilen boya ile renklendirildiği söyle-
niyor. Araştırmacı yazar Tayfun Er, Er-
guvaniler kitabında Bizans’taki soyluluk
ve iktidar ilişkisi üzerinden günümüze
uzanan iktidarın sürekliliği kavramını
uzun uzun anlatır. Bazen bir salyangozun
kabuğunda başlayan hikâye, sosyalbilim-
lerin çözümleme aracı olarak tarihe kayıt
düşerken, iktidar tutkusunun da binlerce
yıldır değişmeden sürüp gittiğini işaret
ediyor. Bugünkü Aperlai’deki kalıntıların
arasından kıyıya indiğinizde çakılların
ve kumların arasında iktidarı simgeleyen
rengin kaynağı olan deniz salyangozu
kabuklarına rastlamanız mümkün. Sime-
na, Apollonia ve İsinda’nın dâhil olduğu
dörtlü bir federasyonun başını çeken
Aperlai, Lykia Birliği’nde temsil hakkı
Kekova bņ|ges|n|n tar|hse| s|mges|
|ah|t. Den|z| gņz|eyen bŘtŘn
yamaĞ|ar |ah|t|er|e do|u. S|mena
nekropo|Řndek| bu Lyk|a |ah|t| ve
tar|he tanìk|ìk etmede ona eŐ||k
eden yaŐ|ì b|r zeyt|n aīacì yì|dìz|arìn
a|tìnda b|r gece daha geĞ|r|yor.
A
T
|
A
S

K
A
R
T
O
G
R
A
F
Y
A

S
E
R
v
l
S
l
NASIL GÌDÌLÌR
Antalya’nın Demre ilçesine
bağlı olan Kekova’ya Kaş ya da
Demre’deki Çayağzı limanların-
dan günübirlik tekne turlarının
yanı sıra Kaş’taki otobüs ter-
minalinden kalkan minibüsler-
le de ulaşılabiliyor. Özel araçla
gitmek isteyenler Kaş-Demre
karayolundan 18 kilometrelik
mesafedeki Üçağız köyüne ula-
şıp, buradan bölgeyi gezebilir.
KONAKLAMA
Üçağız ve Kaleköy ev pan-
siyonculuğundan butik otelle-
re kadar konaklama açısından
oldukça zengin seçenekler su-
nuyor. Daha sakin bir dinlence
istiyorsanız Kekova’yı kuşbakışı
gören Hoyran köyündeki taş ev-
leri de tercih edebilirsiniz.
Üçağız Likya Pansiyon ..........................
........................................ 533-462 85 54
Üçağız Kekova Pansiyon .......................
......................................... 242-874 2259
Kaleköy Kale Pansiyon ..........................
........................................ 242-874 21 11
Kaleköy Mehtap Pansiyon ...................
......242-874 21 46 / 535-592 12 36
Kaleköy Simena Pansiyon ....................
......242-874 21 10 / 532-779 04 76
Hoyran Wedre Evleri .............................
......242-875 11 25 / 532-291 57 62
YEMEK
Kekova çevresi özellikle de-
niz ürünleri için ideal bir bölge.
Ancak çiftlik balığından hoş-
lanmıyorsanız sipariş verme-
den önce bunu belirtmelisiniz.
Üçağız’da günlük tekne turları-
na hizmet veren restoranların
birçoğu açık büfe hizmet veri-
yor. Ancak alacarte mönü hiz-
meti de veriyorlar.
Üçağız Kordon Rest ... 242-874 20 67
Üçağız Babaveli Restaurant ................
........................................ 242-874 20 63
Kekova Restaurant... 242-874 20 26
GEZÌLECEK YERLER
Kekova çevresinde Teimusa,
Kaleköy (Simena), Batıkkent,
Tersane Koyu, Aperlai, Apollo-
nia ve Hoyran gibi antik kent-
ler gezilecek yerler arasında öne
çıkıyor. Tekneyle yapılan deniz
turlarının yanı sıra ilkbahar ve
bir tiyatro bulunur. Çokkenarlı
ve dikdörtgen biçimli yerel ki-
reçtaşından yapılma kent suru,
akropolisi çevreleyen tepeden
denize dikey olarak iner. Orta-
çağ kalesine doğru tırmanırken,
biri Idagros oğlu Mentor’a ait
olan yazıtlı iki lahite rastlarsı-
nız. Kentin birçok yerinde çoğu
çokkenarlı taş örgüsüyle yapıl-
mış özel kişilere ve kamu bina-
larına ait kalıntılar bulunur.
Teimioussa (Üçağız): Üçağız
köyünün hemen doğusundaki
yerleşimin örenyerinde bulunan
bir yazıttan antikçağda bir kent
değil yönetimsel açıdan bir köy
olduğu anlaşılıyor. Kentin He-
lenistik ve Roma devirlerinden
kalma nekropolis alanı ve lima-
nı bugün kısmen sular altın-
dadır. Köyün hemen üstündeki
tepenin eteklerinde, dikdörtgen
planlı, kireçtaşı bloklardan ya-
pılma küçük bir kale kalıntısı
görülür. Kentin doğu ucunda
anakayanın kesilmesi ve düzen-
lenmesiyle yapılmış küçük bir
iskele yer alır. Köyün doğu tara-
fında hâlâ ayakta duran bir ka-
pının yan direkleri görülür. He-
lenistik ve Roma devirlerinden
kalma, kayaya oyulu, ahşap ko-
nut mimarisinden esinlenerek
yapılmış ev ve lahit tipli anıtsal
mezarlar görülebilir.
Aperlai: Kaş’tan Üçağız’a ge-
linirken önce Sıçak Yarımadası
ile karşılaşılır. Sıçak Yarımadası
kıstağında, Sıçak/Kılınçlı köyü-
nün yaklaşık 5 kilometre gü-
neyinde, deniz kıyısında bugün
Sıçak İskelesi adıyla anılan yer-
de kuruludur. Roma ve Bizans
devirlerinde Aperlai adını alan
kent İS 9. yüzyıla kadar Lykia
eyaletinin piskoposluk merkez-
lerinden biriydi.
Apollonia: Sıçak Yarımadası
kıstağında, Sıcak/Kılınçlı köyü-
nün güneybatı bitişiğinde yak-
laşık 90 metre yüksekliğindeki
bir tepenin üzerine kuruludur.
Nekropolisinin kuzey yamacı
üzerinde yer alan lahitlerin çoğu
Roma devrinden kalma. Semer-
dam biçimli kapaklı lahitler yerel
kireçtaşından yapılma. Burada
çok sayıda mezar bulunuyor.
ÖNEMLÌ TELEFONLAR
Derme Belediyesi ...... 242-871 51 28
Devlet Hastanesi ...... 242-872 16 10
Emniyet Müdürlüğü .. 242-871 42 23
sonbaharda ideal olan Likya
Yolu yürüyüşleri de çok sayı-
da seçeneği bir arada sunuyor.
Sualtı tutkunları içinse bölge
tam bir cennet. Batık şehirler,
amforalar ve sualtının zengin
canlı çeşitliliği bölgeyi dalış tu-
rizmi açısından cazip kılan et-
kenler. Tarih ve arkeoloji tut-
kunları içinse St. Nicolaus’un
Demre’deki kilisesi ve kazıları
devam eden Myra antik kenti
görülmeye değer. Ayrıca antik
limanın bulunduğu Andriake
(Çayağzı) Roma döneminden
kaldığı belirtilen silolar ve diğer
kalıntılarla dikkat çekiyor.
Simena (Kale köyü): Aper-
lai Birliği’nin dördüncü üyesi
Simena, Kekova Adası’nın kar-
şısındaki bir burnun ucunda,
Kale köyünün bulunduğu yer-
de kuruludur. Simena, Helenis-
tik devirden başlayan, Roma,
ortaçağ kalıntılarıyla devam
eden ve günümüz modern yer-
leşiminin karışımıyla Lykia’nın
en ilgi çekici kentlerinden biri.
Burada sağlam durumda olan
bir ortaçağ kalesi yükselir. Ka-
lenin içinde antikçağdan kalma
kayaya oyulu 300 kişilik mini
kekova rehber
86 ATLAS TEMMUZ 2012
Kekova Adasì'nìn kuzeybatìsìndak| Batìk Kent'|n ka|ìntì|arì sua|tìnda |z|eneb|||yor. Yapì ka|ìntì|arì,
amfora|ar ve daha pek Ğok ant|k eser kent|n b|r zaman|ar ņnem|| b|r ||man o|duīunu gņster|yor.
88 ATLAS TEMMUZ 2012
2012 TEMMUZ ATLAS 89
JARAVALAR
Gizli ve Çıplak
Belki 50 bin yıldır Andaman Adaları’nda özgürce yaşıyorlardı. Mutlu oldukları
yaşam biçimlerini değiştirmek akıllarına bile gelmiyordu. Hint Okyanusu’nun
bir parçası olan Bengal Körfezi’nin ortasında koruma altındaydılar. Ama
uygarlık oraya da geldi ve Jaravaları çember içine aldı.
YAZI: SELCAN KąÇąKąSTEL / FOTOGRAFLAR: OLIVIER BLAISE
Uygar|ìk adìnì verd|ī|m|z modern yaŐam,
Jarava|arìn kĔbusu o|du. On|ar ya|ìn b|r
yaŐama devam etmek |st|yor sonsuza deī|n.
90 ATLAS TEMMUZ 2012
E
trafı yüksek ağaçlarla çevrili,
dar ve dönemeçli yolda ilerler-
ken otobüs aniden fren yaptı ve
durdu. Ormanın ortasındaydık.
Otobüsten dışarı adımımı atar atmaz
karşıdaki küçük kulübede oturan as-
ker el kol hareketleriyle yanına gitmemi
işaret etti. Bir eli duvara yaslı makineli
tüfeğinin üstündeydi. Asker sert bir ses
tonuyla:
-İçeride durmak, fotoğraf çekmek ke-
sinlikle yasak! Ona göre! Hiçbir şekilde
temasa geçemezsiniz, konuşamazsınız,
yiyecek ya da içecek veremezsiniz. Bun-
ların hepsi yasak! Anlaşıldı mı?
Bunca kalabalığın arasında neden
beni seçmiş olduğunu anlayamamıştım.
Şaşırmış bir şekilde baktığımı görünce
tekrarladı:
-Anlaşıldı mı?
-Evet anladım, merak etmeyin, dedim
ve yanından ayrıldım.
Hindistan’ın batısındaki Bengal
Körfezi’nin ortasında, Andaman Adala-
rı’ndaydık. Hindistan’a bağlı olduğu hal-
de ancak özel bir izinle girilen ve bu izne
rağmen birçok bölgenin hâlâ yabancılara
yasak olduğu efsanevi takımadalarda...
Adaların başkenti Port Blair’den çıktı-
ğımız yolun bu kısmından sonra artık
polis konvoyu eşliğinde gidecektik.
Otobüsün yanına geri döndüğümde
aynı uyarıyı muavinden de aldım. Oto-
büs aslında tamamen turistlerle doluy-
du ancak yabancı turistler sadece biz-
dik. Diğerleri Hindistan’dan gelmiş yerli
turistlerdi.
Konvoy saati geldiğinde herkes heye-
can içindeydi. Cam kenarında yer kap-
mak için yarışan turistler, “sağ tarafa mı
otursak daha iyi olur acaba yoksa sol
tarafa mı” telaşını yaşıyorlardı. Otobüs
hareket ettiğinde herkes susmuş, dik-
katle etrafa bakarak yola yoğunlaşmıştı.
Ormanın içinde kuş sesleri başta olmak
üzere birçok hayvanın sesi yankılanı-
yordu. Biraz ilerledikten sonra aracın
sol tarafında oturan Hintli turistlerden
biri panik içinde bağırarak sol tarafta bir
şeyleri gösterdi. Bütün otobüs aradıkla-
rını görmek umuduyla o tarafa toplandı
ancak kimse bir şey göremedi.
Peki, aranan şey ne miydi? Jaravalar-
dı! Evet, otobüsteki herkesin görmeyi
2012 TEMMUZ ATLAS 91
Andaman Adasì'nda Jarava|arìn yaŐadìīì
bņ|geye g|r|Ő ormanìn |Ğ|nden veya adanìn
gŘney sah|||nden yapì|ab|||yor. GeĞm|Őte
Jarava|ar|a temasa geĞmek |steyen hŘkŘmet
gņrev|||er| ve araŐtìrmacì|ar gene|||k|e
kìyìdan tekne ya da sanda| ||e bņ|geye
g|tmey| terc|h ed|yor|ardì, ĞŘnkŘ kend|
orman|arìnda Jarava|ar|a karŐì|aŐmanìn
teh||ke|| o|ab||eceī|n| dŘŐŘnŘyor|ardì.
Fransìz fotoīrafĞì, b|rkaĞ yì| ņnce, bu yo|u
g|z||ce geĞerek Jarava|arìn g|z|| dŘnyasìnì
fotoīraf|adì.
92 ATLAS TEMMUZ 2012
kulübelerde kalıyorlar ve bir bölgede av
hayvanı ya da bitki azalınca başka bir
bölgeye göçüyorlar.
Jaravalar neredeyse 150 yıldır yakınla-
rındaki yerleşim yerleriyle iletişime geç-
mekten uzak duruyorlardı. Şimdilerde
ise Jaravaların bölgesine ancak belli sa-
atlerde polis konvoylarıyla girilebiliyor.
Denetim noktasındaki kapıda, büyük bir
levhada zaten Jaravalarla temasa geçme-
nin kesinlikle yasak olduğu yazıyor.
Yolculuğun geri kalan kısmın-
da aynı gergin hava devam etti. Yol-
culardan biri muavine Jaravaları görüp
umduğu şey, ormanın ortasından geçen
bu anayolda, adanın en eski halkı olan
Jaravalardı. Kendileri gibi olmayan bir
vahşiyle göz göze gelmek istiyorlardı.
Bugün yaklaşık 250-300 kişi Jaravalar;
ilk kez 14 yıl önce dış dünyayla arkadaş-
ça temasa geçtiler. Jaravalar ormanda
yaşayan avcı derleyici bir topluluk, yani
tarım ve hayvancılık yapmıyorlar. Ha-
yatlarını sadece ormandaki hayvanları
avlayarak, bitkileri ve kökleri toplayarak,
derleyerek sürdürüyorlar. Aynı zamanda
göçerler: Ormanın içinde kendilerine
ahşap ve yapraklardan yaptıkları geçici
Andaman ve N|kobar b|rĞok
kŘĞŘk adadan o|uŐuyor. Bu
ada|arìn bazì|arìnda k|mse
yaŐamìyor. Jarava|ar g|b| ormanda
baīìmsìz b|r Őek||de yaŐayan b|r
d|īer top|u|uk o|an Sent|||s|er
ana adadan uzakta kŘĞŘk b|r
adada yaŐìyor ve dìŐ dŘnya ||e h|Ğ
temas|arì yok. K|m| kŘĞŘk ada|ar
H|nt hŘkŘmet| tarafìndan koruma
a|tìnda ve gŘnŘn bazì saat|er|
gez||eb|||rken, bazì ada|ara h|Ğ
k|mse g|rem|yor.
2012 TEMMUZ ATLAS 93
yaşayan “ilkelleri” görmekti. Jaravaların
bölgesinden çıktıktan sonra o gün zi-
yaret edeceğimiz mağara oluşumlarına
gittik, akşamüstü başkente dönmek için
aynı yoldan geri dönmemiz gerekiyor-
du. Yol kapanmadan önce gene konvoya
girdik ve ormanın derinliklerinde ilerle-
meye başladık. Bu sefer otobüsün için-
de aynı heyecan yoktu, herkes sıcaktan
yorulmuş uyukluyordu. Zaten hava da
karardı kararacaktı.
Tam bu sıralarda uzakta, yolun tam
ortasında bir karartı görür gibi olduk.
Otobüs aynı hızla devam ettiği için ka-
rartıya yaklaştığında ancak ani bir frenle
durabildi. Yolun ortasında kollarını iki
yana açmış, sırtında oku ve yayı, üzerin-
de giysisi olmayan fakat vücudu ve kol-
ları, çeşitli süslemelerle bezeli bir Jarava
erkeği duruyordu! Otobüsü durdurmak
istediği belliydi. Zaten durmazsak ona
çarpıp geçmemiz gerekecekti. Herkes şa-
şırmıştı, şoför ise panik halindeydi. So-
nunda otobüs durdu. Adam otobüsün
yanına, şoförün oturduğu taraftaki cama
geldi. Bir şeyler söylemeye çalışıyordu.
Ormanın içinde bizi durduran orta yaş-
lı bu adama bakakalmıştık ki, şoför o
esnada hemen gaza basarak hızlandı.
Bütün bu söylediklerim saniyeler içinde
olmuştu. Biraz ileride yol kenarında du-
ran iki Jarava erkeği daha vardı. Onların
da yanından hızla geçtik. Asfalttan geçen
arabalara bakan bu insanların bakışla-
rındaki o ifade, çok az görebilmiş olsam
göremeyeceğimizi sordu:
-Onların ne zaman yol kenarına çıka-
cağı belli olmaz. Bu saatte balık tutuyor-
lardır büyük ihtimalle.
-Peki, tehlikeliler mi, yani bir zarar
verdikleri oluyor mu diye sordu bir baş-
ka kadın.
-Bundan 15 yıl öncesine kadar oto-
büslere saldırdıkları oluyordu. Ama
son zamanlarda hiç böyle bir şey olma-
dı. Geçen otobüslerden sadece yiyecek
istiyorlar.
Aslında olayın içyüzüyle kimsenin
ilgilendiği yoktu. Tek amaç ormanda
Kìrmìzì kumaŐ parĞasì Jarava|arìn
dìŐ dŘnya ||e temasìnìn s|mges|
ha||ne ge|m|Ő. 1870'|| yì||arda
Port B|a|r'|n etrafìndak| orman|ìk
a|an hap|shanedek| mahkŖm|ara
tem|z|et|||yor ama on|ara
da yer|||er tarafìndan b|rĞok
sa|dìrì o|uyordu. MahkŖm|arìn
boyun|arìndak| meta| ha|ka|ara
ve Řst|er|ndek| kìrmìzì g|ys||ere
yer|||er|n ||g| duyduīunu an|ayan
H|nd|stan hŘkŘmet| Jarava|ar|a
temasa geĞmek |Ğ|n yaptìīì
g|r|Ő|m|erde hep kìrmìzì kumaŐ
parĞa|arìnì hed|ye o|arak gņtŘrdŘ.
Bu kumaŐ|ar sayes|nde yer|||er|n
be|k| g|ys| g|ymek |Ğ|n "modern"
Ĕdet|er| ed|neb||ecek|er|n| uman
hŘkŘmet hep yanì|mìŐtì ĞŘnkŘ
Jarava|ar bu kumaŐ parĞa|arìy|a
kend||er|ne takì|ar yapìp, parĞa|arì
baŐ|arìna ya da vŘcut|arìna
baī|ayarak sŘs |Ğ|n ku||anìyordu.
94 ATLAS TEMMUZ 2012
zamandır vardı. Hiçbir şeyden haberleri
yoktu diyemeyiz.
-Jaravalarla kurulan ilişkiler ne zaman
sorun olmaya başladı öyleyse?
-Ancak 1948’de Andaman Adaları’na
yerleşen Hintliler onların ormanlarının
etrafına yerleşmeye, yani bölgelerini iş-
gal etmeye başladığında ilişkiler de ge-
rilmeye başladı. Yaklaşık 1970’lerde ise
Jaravaların yaşadığı ormanın içinden bir
anayol geçirilmesiyle işler iyice karıştı ve
Jaravalarla dış dünya arasındaki iletişim
kaçınılmaz hale geldi.
-Bölgelerinden geçen bu anayol nasıl
da, canımı çok acıtmıştı.
Ertesi gün adanın yerli halklarının
hakları için savaşan gazeteci Denis Giles
ile buluştuk. Denis bize olayların içyüzü-
nü ayrıntılarıyla anlattı.
-Jaravalarla iletişime ne zaman geçildi
Denis?
-Jaravalar, adadaki diğer yerli halklar
gibi buranın en eski sakinleri. Antro-
pologlar neredeyse 60 bin yıldır burada
yaşadıklarını söylüyor. Hatta Afrika’dan
göç eden ilk insan topluluklarından biri
dahi olabilirler. Bu nedenle Jaravala-
rın dış dünya ile iletişimi elbette uzun
Andaman Adasì'ndak| anayo|
hakkìnda 2002 yì|ìnda yŘksek
mahkeme tarafìndan, Jarava|arìn
hayatìnì r|ske soktuīu
gerekĞes|y|e kapatma kararì
a|ìndì. Ancak bu karara raīmen
yo| bugŘn hĔ|Ĕ araĞ traf|ī|ne
aĞìk. HŘkŘmet|n yo|dan geĞ|Ő|
kontro|Řne a|arak sìnìr|amasìna
raīmen Jarava|ar hĔ|Ĕ yo|dan
geĞen yer|| ve yabancì tur|st|er|n
|st||asìna maruz ka|ìyor.
2012 TEMMUZ ATLAS 95
beş altı yıl önce de 42 Jarava çocuğu kı-
zamığa yakalandı ve hastaneye kaldırıldı.
Yetkililer olayı örtbas etmeye çalışıyordu
ancak doktorlar çocukların gerçekten
kızamığa yakalandığını açıkladı. Bu çok
ciddi bir riskti onlar için. Büyük Anda-
manlıların yarısı kızamık salgınından
ölmüştü. Eğer bir önlem alınmazsa Jara-
valar tamamen yok olabilirler.
-Peki ne yapılabilir bu konuda?
-Tabii ki bu karmaşık bir konu ve
yapılması gereken birçok şey var. Ama
işe Andaman anayolunu kapatarak baş-
layabiliriz. Yüksek Mahkeme 2002’de
etkiledi onları?
-Bu yol sayesinde yabancılar ormanı
kesmeye, yasadışı avlanmaya ve Jara-
vaların bağışıklığı olmayan hastalıklar
yaymaya başladılar. Tomrukçular Jara-
vaların yaşam alanını tüketiyor ve on-
ların yaşamlarını sürdürdüğü hayvan-
larını avlayarak Jaravaları zor durumda
bırakıyordu. Ayrıca bu yoldan onca ki-
şinin geçmesi hastalık riski açısından
gerçekten önemli. Birçok yerlinin çeşitli
hastalıklardan dolayı bu şekilde öldüğü
biliniyor. Örneğin 1999’da bir kızamık
salgınında birçok Jarava öldü. Bundan
Andaman Adasì'ndak| anayo|
Jarava bņ|ges|nden geĞt|ī|
|Ğ|n yer|||er|n hayatìnì o|umsuz
etk||emeye baŐ|adì. Bu yo|
yŘzŘnden dìŐ dŘnya ||e zorun|u
ve an| b|r temasa geĞen
Jarava|ar, baīìŐìk|ìk|arì o|mayan
hasta|ìk|ardan do|ayì teh||ke
a|tìnda|ar (en Řstte|. Jarava|ar
avcì der|ey|c| b|r top|u|uk
o|duk|arì |Ğ|n gene| o|arak eŐ|t||kĞ|
b|r s|stem|er| var. Kadìn|ar
ormanìn |Ğ|nde yen||eb||ecek
b|tk||er| ve kņk|er| top|ayarak
geĞ|me katkì saī|ìyor|ar. Bu
tŘr top|um|arda kadìn-erkek
|||Ők||er|n|n de daha denge|| ve
eŐ|t||kĞ| o|duīu b|||n|yor (Řstte|.
96 ATLAS TEMMUZ 2012
bahçelerine istedikleri zaman girip muz-
larını ya da astıkları kıyafetleri alma-
sından şikâyetçi. Oysa onların “hırsız-
lık” olarak nitelendirdiği bu davranış
Jaravalar açısından çok normal çünkü
mülkiyet gibi bir kavramları yok. Zaten
Jaravalar da kendi bölgelerine yapılan
bu işgalden şikâyetçi. Kimi köylerde in-
sanlar korunmak için evlerinin etrafını
elektrikli tellerle çeviriyorlarmış ve bu
şekilde birçok Jarava ölmüş.
Ancak bu çatışmalar Enmei adlı bir
Jarava çocuğun Port Blair’e götürülme-
sinden sonra değişmeye başlamış. En-
mei 1998’de, yol kenarında bacağı kırık
halde yerde yatarken bulunup başkent-
teki hastaneye götürülmüş. Söylenen-
lere göre uzun süre başkentte kalıp dış
dünyayı tanıyan Enmei, döndüğünde
diğerlerine olumlu saydığı pek çok şey
anlatmış ve iki dünyanın arasında bir
elçilik görevi yapmaya başlamış. Bu ta-
rihten sonra Jaravalar saldırıları kesmiş-
ler ve artık yol kenarına çıkıp dışarıyı
Andaman anayolunun kapatılması ve
Jaravaların bölgesinde yasadışı avcılığın
durdurulması kararını aldı. Jaravalar ve
diğer yerli halklar için sevindirici olan
bu durum aradan geçen 10 yıla rağmen
bugün hâlâ uygulanmadı ve Andaman
anayolu şu an yasadışı olarak araç trafi-
ğine hâlâ açık. Yola giriş çıkış polis kont-
rolünde ve Jaravalarla iletişime geçmek
yasak, ancak gene de bu yolun Jaravala-
rın hayatını her anlamda olumsuz etki-
lediği bir gerçek. Hatta bu yolun oradan
bu şekilde geçirilmesi düpedüz onların
topraklarını işgal etmektir!
Bu konuda Denis gibi düşünen bir-
çok insan olsa da, Jaravaların bölge-
sindeki civar köylerde yaşayan insanlar
onlardan şikâyetçi. Köylüler bölgeye za-
manında hükümet tarafından yerleşti-
rilmişler ve olaylara kendi açılarından
bakıyorlar. Jaravalarla köylüler arasında
yaşanan sorunlar yol yapımı esnasında
başlamış ve karşılıklı olarak pek çok
çatışma yaşanmış. Köylüler Jaravaların
Jarava|ar tarìm ya da bahĞec|||k
yapmadìk|arì |Ğ|n ŘrŘn
yet|Őt|rm|yor|ar. Ancak on|ar|a
temasa geĞmek |Ğ|n ge|en k|Ő||er
gene|||k|e muz, h|nd|stancev|z|
g|b| meyve|er| hed|ye o|arak
get|r|yor|ar. Jarava|arìn c|var
kņy|erdek| bahĞe|erden muz
a|ma|arì ve bundan do|ayì
kņy|Ř|er|e ĞatìŐma yaŐama|arì sìk
rast|anan b|r durum. Kņy|Ř|er|n
"hìrsìz|ìk" o|arak tanìm|adìīì
bu ha| ņze| mŘ|k|yet kavramì
o|mayan Jarava|ar |Ğ|n norma|.
2012 TEMMUZ ATLAS 97
tanımaya çalışıyorlar.
Bugün hâlâ zaman zaman çatışmalar
yaşanıyor. Bundan birkaç yıl önce kaçak
avcılardan iyice rahatsız olan Jaravalar,
topraklarındaki bir kaçak avcı grubunu
yakalayıp ağaca bağlamış ve bekçilere
durumu bildirmişler. Daha sonra aynı yıl
içinde çıkan bir çatışmada da Jaravalar
bir kaçak avcıyı öldürmüş. Bu olaydan
hemen sonra avcılar da 18 yaşlarında bir
Jarava’yı öldürmüş.
Bu konuda ne yapılabileceği hakkın-
da farklı fikirler var. Köylülerin çoğu
Jaravaların ormandan çıkarılıp eğitilme-
sini ve modernleştirilmesini öneriyor-
lar. Onların bu yaklaşımını ne yazık
ki hükümetler dahil birçok kurum da
destekliyor. Örneğin 2003’te yapılan bir
açıklamada ilgili bakanlık, “Jaravaları
yeniliklerle tanıştırıp, asimile edeceğiz,
bu şekilde kalamazlar” demişti. Bu bakış
açısı, yani yerel halkı “ilkel ve yabani”
görerek onların “modernleştirilmesi” ge-
rektiğini düşünme, hâlâ devam ediyor.
Jarava|ar ormanìn |Ğ|nde gņĞer b|r Őek||de yaŐìyor|ar. D|īer avcì der|ey|c| top|u|uk|arda
o|duīu g|b|, b|r bņ|gede av hayvan|arì ya da b|tk||er aza|dìīì zaman ormanìn baŐka
b|r yer|ne gņĞ eden Jarava|ar, ka|ìcì ev|er |nŐa etm|yor. Bunun yer|ne aīaĞ|ardan ve
yaprak|ardan yaptìk|arì ku|Řbe|erde ka|ìyor|ar (Řstte|. Jarava toprak|arìnì ortadan
yaran anayo| boyunca, yer|| ve yabancì tur|st|er| uyaran tabe|a|ar yer a|ìyor. Konvoy
yapì|masì, fotoīraf Ğek||memes|, kura||ara uymayanìn |hbar ed||mes|, Jarava|ara
y|yecek ver||memes| g|b| kura||ar sìkì sìkìya uygu|anìyor (a|tta|.
98 ATLAS TEMMUZ 2012
şehirlere yerleştirmek bir suçtur!”
Yerlileri tamamen “öteki” olarak gör-
mek tarihte de sık rastlanan bir durum-
du. Örneğin 1970’te köylüler iki Jarava
erkeğini yakalayıp başkent Port Blair’de
yetkililere teslim etmişti. Burada hapis-
hanede tutulan Jaravalara giysiler veril-
miş ve üstlerinde incelemeler yapılmıştı.
Benzer durumlar ne yazık ki dünyanın
birçok yerinde daha önce yaşandı. Ken-
di topraklarında bağımsız olarak doğa
ile iç içe yaşayan birçok topluluk aşağı
görülerek “gelişme” adı altında zorla yer-
lerinden edildi ya da soykırıma uğradı.
Bu bakış açısında elbette teknoloji ve
gelişimi her zaman üstün görmenin et-
kisi vardı.
Oysa Jaravalar gibi bağımsız yaşayan
birçok topluluk “modern” dünyanın asla
tahmin edemeyeceği derecede ileri bil-
gilere sahip. Bu topluluklar, yaşadıkları
çevreyi ve doğayı çok iyi tanıyorlar ve
orman hakkında bugün bilimadamların-
dan çok daha detaylı ve gelişmiş bilgiye
sahipler. Örneğin, bölgede 2004 yılında
yaşanan tsunami sırasında birçok kişi
Son olarak 2010 yılında bir milletve-
kili Jarava çocuklarının ailelerinden alı-
narak okula gönderilmeleri gerektiğini
söylemişti. Jaravaların bir an önce asimi-
le edilip, içinde bulundukları “ilkel” taş
devri hallerinden çıkarılmasının zorunlu
olduğunu söyleyen politikacıya dünya-
nın birçok yerinden sert tepkiler gel-
mişti. Çocukların modernleştirilmesi ve
eğitilmesi düşüncesi aslında Kuzey Ame-
rika yerlilerine uygulanmış ve birçok
çocuğu, hatta toplumun geniş kesimini
olumsuz etkilemişti. Aynı uygulamanın
günümüzde düşünülmesi yerli hakları
açısından büyük bir trajedi.
Jaravalar konusu bütün dünyayı il-
gilendirir hale geldiğinde, başka yerli
grupları da tepkilerini göstermişti. Bre-
zilya Amazonlarında yaşayan Yanamo-
milerin lideri Davi Kopenava şöyle de-
mişti: “Çok çok kötü bir fikir. Jaravaların
evi ormandır. Orada kendi toprakların-
dalar ve kendi gelenekleri, kültürleri var.
Eğer hükümet çocukları ailelerinden ayı-
rıp okula alırsa, kültürlerini kaybedecek-
lerdir. Jaravaları zorla ormandan ayırıp,
Jarava genĞ|er| dìŐ dŘnya ||e temasa
geĞme konusunda yaŐ|ì|ardan daha
|stek||. Anayo|un yaŐadìk|arì ormanìn
|Ğ|nden geĞmes|nden sonra sìk sìk
yo| kenarìna Ğìkan genĞ|er, yo|dan
geĞen|er|e ||et|Ő|m kurmaktan
hoŐ|anìyor. Ancak be||| b|r sŘre
sonra yo|a o|an ||g||er|n| kaybetmeye
baŐ|adìk|arì da gņz|em|enm|Ő (Řstte|.
Jarava|arìn ev| orman o|masìna
raīmen, okyanus kìyìsìnda yaŐadìk|arì
|Ğ|n den|z|e de |Ğ|| dìŐ|ì|ar. Okyanustan
tuttuk|arì ba|ìk ve kap|umbaīa g|b|
den|z can|ì|arì Jarava|arìn sofrasìnda
ņnem|| b|r yer tutuyor (a|tta|.
100 ATLAS TEMMUZ 2012
kendi toprağımızda istenmeyen misafir-
ler olmuştuk!
“Jaravalar şu an topraklarından uzak
değiller ancak yaşamaları için gerekli
olan avları başkaları tarafından çalını-
yor ki bu da uzun vadede onları bağımlı
hale getirecektir. Aynı bizim başımıza
geldiği gibi alkol, tütün, cinsel istismar,
dışarıdaki insanlar tarafından ve hatta
kimi zaman hükümetin onları koruması
için görevlendirdiği insanlar tarafından
yaygınlaştırılıyor. Kendi acı hikâyemizin
aynısının gözlerimizin önünde Jarava-
ların başına gelişini izlemek çok üzücü.
Eğer Hindistan hükümeti sadece bizim
halkımızın başına gelenlere bakarsa, çok
geç olmadan bir şeyler yapması gerekti-
ğini anlayacaktır!”
Innuitler şu an da dünya üzerinde en
yüksek intihar oranına sahip halklardan
biri. Henüz 12 yaşında çocukların bile
kendilerini astıkları oluyor.
Jaravaların içinde bulunduğu tek risk
hastalık değil, aynı zamanda yabancı-
ların yaşayan “ilkelleri” görme isteğiyle
oluşan turizm. Bu durumu Denis’e soru-
yorum, olayın gelişimini anlatıyor:
-Ne yazık ki 2007 yılından beri artık
hayatını kaybederken, adada yaşayan
yerli halkların çoğu zarar görmemiş-
ti, çünkü felaketi önceden anlayıp yük-
sek yerlere kaçmışlardı. Bu da eğitilmesi
gerektiği düşünülen “ilkellerin” aslında
çevrelerini ve doğayı ne kadar iyi tanı-
dıklarının bir göstergesi.
Ayrıca Jaravalar gibi avcı derleyici
topluluklar genellikle eşitlikçidir, yani
toplum içinde herhangi bir hiyerarşi ya
da liderlik yoktur. Bu da çok özel ve ders
alınması gereken bir kültürün oluşumu-
na sebep olmaktadır.
Jaravaların şu an içinde bulunduğu
duruma, geçmişte benzer şeyler yaşamış
dünyanın çeşitli bölgelerindeki yerli top-
luluk liderlerinden de tepkiler geliyor.
Kanada’nın Innuit (Eskimo) şeflerinden
George Rich, Hindistan hükümetine du-
ruma müdahale etmesi için mektup yaz-
mıştı. Diyordu ki:
“Bizim başımıza gelenin aynısı şu an
Jaravaların başına geliyor. Yıllardır av-
cılık yapan atalarımız aniden kaçak avcı
ilan edilmişti ve bu hakları elinden alın-
mıştı. Okullardaki öğretmenler ise bi-
zim kimliğimizden ve kültürümüzden
utanmamıza neden oluyordu. Birdenbire
Andaman'ìn bņ|gese| baŐkent|
Port B|a|r'den en kuzeydek|
D|g||pur kent|ne g|den
otobŘs, Jarava|arìn ormanìnìn
ortasìndan geĞ|yor. Yo|
Řzer|nde otobŘs bazen seyyar
kņprŘ|er| aŐìyor, bazen araba|ì
vapur|ara b|n|yor.
102 ATLAS TEMMUZ 2012
atarak onlara hayvanat bahçesine ya da
safariye gitmişler gibi davranıyorlar. Bu
yiyeceklerden almaya çalışırken araba-
ların çarptığı çocuklar var. Bu tam an-
lamyla bir “insan safarisi” ve daha sonra
ortaya çıkan olaylarla bölgedeki polisin
de rüşvet alarak turistlere Jaravaları gös-
termek için anlaştığı ortaya çıktı.
-Bu çok trajik bir olay.
-Evet, maalesef öyle. Jaravaların dış
dünya ile teması elbette olacak, ancak bu
temas kendi istedikleri şekilde ve kendi
hızlarında olmalı!”
Denis’ten ayrıldıktan sonra adanın
başka yerlerine gitme vaktimiz gelmişti.
Ancak tüm bu anlatılanlar ve anlatı-
lanların da ötesinde kendi gözlerimizin
önünde olan o olay bizi gerçekten çok
etkilemişti. Jaravaların bölgesinden ge-
çerken gördüğümüz o adamın ifadesi bir
türlü gözlerimin önünden gitmiyordu.
Aslında o ifade tüm bu anlatılanlardan
çok daha fazla şeyi anlatıyordu. O gün
ormanın ortasında sırtında oku ve yayı
ile otobüsü durduran o yaşlı adam, as-
falt bir yolun üstünde tek başına kendini
yolun ortasına atmış ve kollarını açmış
o adam, sanki bizim gelişmiş makina-
larımıza tek başına, sadece vücudu ile
meydan okuyor gibiydi. Geçmişte ya-
pılan hataların tekrarlanmaması ve bu
insanların dış dünya ile temaslarını ken-
di hızlarında ve ancak kendi istedikleri
şekilde gerçekleştirmelerini umarak ada-
dan ayrıldık Q
olay tur şirketlerinin Hintli ve yabancı
turistleri bölgeye kaçak olarak götürüp
bu işten para kazanmaya çalışması bo-
yutuna geldi. Hükümet bunu engellemek
için yeni yasaklar getirse de, anayol hâlâ
kapatılmak bir yana, gitgide yoğun bir
trafiği barındırıyor.
-Yani yoldan geçen turistler sorun ol-
maya mı başladı?
-Şöyle düşünebilirsiniz, Jaravaların
yüzlerce hatta binlerce yıldır yaşadığı
yurtlarının ortasından birdenbire bir
anayol geçiyor, onlarca arabanın çok yo-
ğun geçtiği bir anayol. Bunun yanında
yoldan geçen otobüslerden inen turistler
Jaravalara bisküvi, şeker gibi yiyecekleri
GŘnŘmŘzde yasadìŐì o|arak
araĞ traf|ī|ne aĞìk Andaman
Adasì'ndak| anayo|a g|r|Ő po||s
kontro|Řnde yapì|ìyor. GŘnŘn
ancak be||| saat|er|nde po||s
eŐ||ī|ndek| konvoy|ar|a yo|a
g|ren araĞ|ar |Ğ|n b|rĞok yasak
var. Kapìnìn g|r|Ő|ndek| tabe|ada
araĞ|arìn durmasìnìn, Jarava|arìn
fotoīraf|arìnì Ğekmen|n, on|ar|a
temasa geĞmen|n ya da on|ara
herhang| b|r y|yecek ya da |ĞeĞek
vermen|n yasak o|duīu yazìyor.
Ancak tŘm bu yasak|ara raīmen
bņ|gedek| po||s|er|n rŘŐvet
karŐì|ìīìnda tur|st|er| Jarava|arìn
yanìna gņtŘrdŘīŘ b|||n|yor.
A
T
|
A
S

K
A
R
T
O
G
R
A
F
Y
A

S
E
R
v
l
S
l
ANDAMAN’IN YERLİLERİ
AVCI DERLEYİCİ TOPLULUKLAR
104 ATLAS TEMMUZ 2012
Bengal Körfezi’nin güney-
doğusunda yer alan Anda-
man ve Nikobar, Hindistan’a
bağlı ada gruplarıdır. Nikobar
Adaları’nda yaşayan birçok yerli
grubu vardır ve bu insanlara
genel olarak Nikobarlılar de-
nir. Nikobar Adası’ndaki yerli-
lerin adaya sonradan geldikle-
ri düşünülmektedir. Andaman
Adaları’nın asıl sahibi olan yerli
halkın ise yaklaşık 60 bin yıldır
adada yaşadıkları düşünülüyor.
Bugün Andaman Adaları’nın
yerlilerinden sadece dört grup
kaldı. Bunlar Jaravalar, Bü-
yük Andamanlılar, Ongeler ve
Sentilisler.
Sömürge döneminde İngiliz-
ler ve daha sonrasında da Hin-
distan hükümeti tarafından
zorla yerleştirilen bu topluluk-
lar bağışıklıkları olmayan hasta-
lıklar ve hayatlarındaki drama-
tik değişiklikler yüzünden ne
yazık ki şu an neredeyse tama-
men yok olacak noktada. Onge-
ler 1900’lerde 670 kişi iken bu-
gün sayıları 100’den az. İngiliz-
ler tarafından 1867 yılında ya-
pılan bir ekspedisyonda birçok
Onge öldürülmüş. Günümüzde
Küçük Andaman Adası’nda bir
rezervasyona yerleştirilmişler
ve dışarıyla iletişimleri yasak.
Büyük Andamanlılar ise 1840’ta
5 bin kişiyken bugün 41 kişiler
ve aynı şekilde küçük bir ada-
ya yerleştirilmişler. Tamamıyla
hükümetin yaptığı yardımlara
bağımlı halde yaşıyorlar.
Bugün hâlâ yaşayan bu top-
luluklardan sadece Jaravalar ve
Sentilisler hâlâ ormanda bağım-
sız bir şekilde yaşıyorlar ancak
Jaravaların da durumu şu an
tehlikede. Jaravalar yaklaşık
250-300 kişiler ve ormanda ya-
şıyorlar. Genelde ok ve yay ile
yabani domuz avlıyor, balık ve
kaplumbağa gibi deniz hayvan-
ları yakalıyorlar. Ayrıca orman-
dan çeşitli kök ve bal topluyor-
lar. Ancak dış dünya ile orman-
larının ortasından geçen anayol
yüzünden zorunlu bir iletişime
geçen Jaravaların da hayatları
risk altında.
Bir diğer Andaman toplu-
luğu Sentilisler ise Andaman
Adaları’nda henüz kontağa ge-
çilmemiş tek topluluk. Kendi
adalarında yaşayan Sentilisler,
hükümetin birçok kez iletişime
geçmeye çalışmasına rağmen
yabancılara ok ve yay ile saldı-
rarak verilen hediyeleri de geri
çeviriyorlar. ç y
Andaman Adaları’nın asıl sahibi olan yerli halktan bugün sadece dört grup
kaldı. Bunlar Jaravalar, Büyük Andamanlılar, Ongeler ve Sentilisler.
N|kobar Ada|arì'na
g|r|Ő, yabancì|ar |Ğ|n de
H|nt vatandaŐ|arì |Ğ|n
de yasak. Oranìn yer||
ha|k|arìnìn heps|ne ortak
o|arak N|kobar|ì den|yor,
ama her adada fark|ì
|s|m|erde top|u|uk|ar
yaŐìyor. N|kobar|ì|ar|a 40
yì| ņnce doktor o|arak
g|tt|ī| zaman temas kuran
Ìng|||z Ian Aust|n'|n Ğekt|ī|
fotoīraf|ar, araŐtìrmacì|ar
|Ğ|n ņnem|| b|r ver|
o|uŐturuyor.
106 ATLAS TEMMUZ 2012
Tar|h| ÌÖ 9. yŘzyì|a kadar uzanan
Kastamonu Ka|es|, || merkez|n|n sembo|Ř
durumunda. Ka|en|n etek|er| ge|enekse|
m|mar| dokunun korunduīu a|an|arìn
baŐìnda ge||yor. Burada s|v|| m|mar|ìk
ņrnek|er|n|n yanì sìra b|rĞok d|n| yapì var.
2012 TEMMUZ ATLAS 107
KASTAMONU
Karadeniz’in
Kapısı
Karadeniz’le iç içe yaşayan İnebolu’nun
heyamola oyunu; yükseklerde Azdavay
kadınlarının her günü rengarenk boyayan
geleneksel kıyafetleri. Bir tarafta Cide sahili,
bir tarafta bereketli Küre Dağları. Kastamonu
ilinin her köşesinde başka bir hazine saklanıyor,
Valla Kanyonu’nda sular uğuldarken Ilgaz
Dağı’na geyikler tırmanıyor. Heybetli bir
kalenin taçlandırıp tarihi konakların süslediği il
merkezi ise tüm bunların ortasında geçmişten
günümüze bir zaman kapısı aralıyor.
YAZI: MURAT KARASALÌHOGLU / FOTOGRAFLAR: CąNEYT OGUZTąZąN
108 ATLAS TEMMUZ 2012
Ilgaz Dağı Milli Parkı, Kastamonu’daki
ilk büyülenişi sağlıyor. Alt kretase döne-
min sonunda, yani 65 milyon önce Alp-
Himalaya sistemiyle birlikte yükselmeye
başlayan Ilgaz Dağları, Kastamonu’nun
İç Anadolu’yla arasında aşılmaz bir set
gibi uzanıyor. Hacet Tepesi 2 bin 587
metre yüksekliğiyle Ilgaz silsilesinin en
yüksek ve en etkileyici noktası. Bu hey-
bet bölgedeki tüm medeniyetleri etki-
lemişti elbet. Antik coğrafyacı Strabon,
kendi çağında Olgassys adı verilen Ilgaz
Dağı’nı Paphlagonialıların tapınaklarla
G
ökkuşağının bir ayağını daya-
dığı yer Kastamonu. Tarihin,
efsanenin, geleneğin bir hayal-
ler ormanı oluşturup doğanın
yeşiline karıştığı diyar. İl topraklarının
her köşesine serpilmiş kalıntılar bir za-
man geçidinin kapısını aralıyor, yöre
insanı onlarca medeniyetin iziyle, dağ,
deniz ve ormanla birlikte yaşıyor.
Ilgaz Dağı’nın yeşil düşlerinden geçer-
ken geçmişin her çağından önemli pay-
lar almış bu coğrafyayı düşünüyordum.
Bir kısmı Çankırı il sınırlarında kalan
Çeyh Çaban-ì Ve|| KŘ|||yes|,
Kastamonu || merkez|n|n ņnem||
tar|h| eser|er| arasìnda. Cam|,
haz|re g|b| bņ|Řm|er|n yer a|dìīì
kŘ|||yede tŘrbe de dua |Ğ|n ge|en
z|yaretĞ||er| aīìr|ìyor, ņze|||k|e
cuma gŘn|er| ka|aba|ìk o|uyor.
2012 TEMMUZ ATLAS 109
rotalarının dizildiği ili Küre, Ilgaz gibi
dağ silsileleri engebelendiriyor. Karade-
niz ile İç Anadolu bölgeleri arasında ge-
çiş bölgesinde bulunan Kastamonu bitki
ve hayvan varlığı açısından da çok zen-
gin. Sadece Ilgaz Dağı’nda 657 tür bitki
taksonu bulunuyor; boz ayı, geyik, kurt,
vaşak, yabankedisi, susamuru gibi birçok
yaban hayvanı yaşıyor.
Ilgaz’ın baş döndüren ormanları için-
den Karaçomak Deresi takip edildiğin-
de Kastamonu il merkezine ulaşılıyor.
Henüz kentin girişinde Evkaya kaya
donattığını yazıyordu. Daha da önce-
sinde güneyinden Hititlerin, diğer ya-
nından da Pala ve Tumanna halklarının
baktığı dağın adı Kassu idi; Ziparwa,
Katahziwuri, Tiiaz ve daha nicesi bu
dağın Tanrılarıydı. Aynı göğün altında
yaşamış birçok medeniyet Ilgaz’ın ih-
tişamına saygı duymuştu. Günümüzde
de burada tarihteki rolüne uygun olarak
birçok dinsel mekân bulunuyor.
Karadeniz kıyısındaki Kastamonu ili-
nin alanı 13 bin kilometreyi geçiyor. Sa-
hilinde Cide, İnebolu gibi gözde seyahat
Sa|ì Pazarì, Kastamonu kent|nde
kuru|an en bŘyŘk pazar. Ìk|
urgancì yo|a serd|k|er| ŘrŘn|er|
|Ğ|n mŘŐter| bek||yor.
110 ATLAS TEMMUZ 2012
mezarlarını, Paphlagonia’nın yerel kral-
larının Gökırmak, yani antik Amnias
Vadi’si boyunca uzanan izlerini görü-
yorum. Bu kalıntılar, Kastamonu’nun,
Anadolu’nun en eski kent merkezlerin-
den biri olduğunu gösteriyor.
Kent, Karaçomak Dere yatağının her
iki yanında yükselen tepelerdeki teras-
lar üzerine konumlanıyor, yamaçlardan
aşağılara doğru bir zaman geçidi gibi
iniyor. Yükseklerdeki tarihi kent dokusu,
aşağılara doğru çağımızın karmaşık mi-
mari yapısına doğru biçim değiştiriyor.
Kastamonu, kalesiyle Bizans’a; darüşşifa-
sıyla Çobanoğlu Beyliği’ne; külliyeleriyle
Candaroğlu Beyliği’ne; çeşmeleri, sayısı
400’ü bulan konakları, medreseleri ve
daha nicesiyle Osmanlı’ya uzanıyor. Bu
küçük kent merkezinde 2 bin 500 yılı
adımlamak hayret verici.
Her köşesine tarih sinmiş bu yerle-
şim ayrıca çağdaş mimarinin de güzel
örneklerini barındırıyor. Mimar Ve-
dat Tek’e ait hükümet konağı, Mimar
Kemaleddin’e ait olduğu söylenen arke-
oloji müzesi gibi yapılar burayı gerçek-
ten ayrıcalıklı kılıyor.
Kale, belki de Kastamonu’nun en
önemli simgesi. Araştırmalar sur yapısı-
nın İS 9. yüzyıla kadar indiğini gösterse
de kale, Bizans’ın imparatorluk ailele-
rinden Komnenosların ata ocağı olma-
sıyla önem kazanıyor. Kale ayrıca kent
için önemli bir efsaneye, Türk akın-
cı komutanına gönül veren Moni’nin
hikâyesine mekân olmasıyla önem ta-
şıyor. Kent, Bizans kaynaklarında İS
11. yüzyılda Castamon olarak geçse de
ismin kökeniyle ilgili masum bir ina-
nış da var. Buna göre kuşatma sırasında
Türk komutanına vurulan Moni, kale
kapılarının anahtarını gizlice Türklere
ulaştırır. Türk birlikleri kalenin içine
sızmaya başlarken Bizanslı komutan,
yani Moni’nin babası bu ihaneti görür
ve Moni’yi surlardan aşağı atarken “Kas-
tın neydi Moni” diye bağırır. Kentin adı
da efsaneye göre buradan gelir…
Kastamonu il merkezinin kalbi Nas-
rullah Meydanı. Burada Osmanlı döne-
minden kalma, yaşı 500 yılı aşan, için-
de Mehmet Akif ’in sesinin yankılan-
dığı Nasrullah Camii ve onun çevre-
sinde hanlar, medreseler, tarihi çarşılar
2012 TEMMUZ ATLAS 111
Kastamonu |||n|n gŘney bņ|ŘmŘnde bu|unan I|gaz
Daīì, Anado|u'nun en heybet|| yŘkse|t||er|nden
b|r|. Daīìn en yŘksek noktasì, sarìĞam ve
gņknar|arìn yer a|dìīì orman|arìn Ğevre|ed|ī|, 2 b|n
587 metre||k BŘyŘk Hacet Tepes|.
112 ATLAS TEMMUZ 2012
yaşıtı gibi ömrünü hep doğduğu kentte
geçirenlerden, aynı sokak arasından inip
aynı meydanı dost tutanlardan. “Ne-
den hep meydandasın” diye sorduğumda
şöyle dedi: “Emsallerimin hepsi burada,
bir yaşamı tükettiğim insanlar. Hem evi,
çarşı pazarı da buralardan görürüz. Mu-
habbet de burada, ibadet de. Anlayaca-
ğın, Kastamonu’nun özü de burasıdır,
tutkalı da.”
Kentin bir başka merkezi de yaşı bin
yılı bulan Bakırcılar Çarşısı. Nasrullah
bulunuyor. Bankların üzerine oturmuş
yaşlıların durgun halleriyle çocukların
renkli giyimleri ve bitmek bilmez ener-
jileri bir arada.
Meydanda yer alan, güvercinlerin ka-
natları altındaki şadırvandan su içmek
için eğildiğimde, buranın müdavimle-
rinden olduğunu sonradan öğrendiğim
Salim Amca kulağıma fısıldadı: “Bu
sudan içen insan yedi yıl sonra tek-
rar Kastamonu’ya döner, hikmetli bir
sudur…” Kendisi, meydandaki birçok
Azdavay ||Ğes|n|n Topuk
kņyŘnde dŘzen|enen Caz|be
Çen||k|er| yņre kŘ|tŘrŘnŘ
yaŐatan ve coŐkuy|a kut|anan
ņnem|| b|r etk|n||k. KŘre
Daī|arìn Ğevres|ndek| Azdavay,
PìnarbaŐì, Çenpazar ||Ğe|er|nde
kadìn|ar rengĔrenk ge|enekse|
kìyafet|er|n| sadece ņze| gŘn|erde
deī||, her gŘn g|y|yor.
2012 TEMMUZ ATLAS 113
erişen birçok zanaatkâr, geleneksel mes-
leklerini yaşıyor.
Küre Dağları’ndan çıkarılan bakırla
kentin yüzlerce yıllık üretim merkezi
olan bu çarşının dar sokaklarında gezi-
nirken kalaycılardan biri takılıyor gözle-
rime. Genzi yakan ağır kalay kokusu bir
ömür gibi ciğere çöküp kalıyor. Çarşının
son kalaycılarından biri Şerafettin Şah-
bazoğlu. Harlanmış ateşine kalaylanacak
bakırını sürüyor. Çarşının durumunu
soruyorum Şerafettin Usta’ya. “Ben sana
Meydanı’ndan çıkıp hanların ve bedes-
tenlerin arasından geçerek ulaşılan, ge-
leneksel çarşı dokusunun ve esnaf iliş-
kilerinin hâlâ yaşatıldığı bir yer burası.
Merkezinde bakırcıların, çevresinde de-
mirci, kalaycı, fenerci ustalarının işlikle-
riyle oluşmuş, tarihsel kentin en önemli
üretim yerlerinden biri. Eski işliklerden
artık kalmasa da dükkânların çoğu hâlâ
tek ya da iki katlı. Görüntüsü kısmen de-
ğişse de çarşıda hâlâ “önlük bağlayarak”
çıraklıktan kalfalığa, sonra da ustalığa
Karaden|z kìyìsìndak| Ìnebo|u
||Ğes|nde her yì| dŘzen|enen
"Heyamo|a Den|z Çen||ī|"n|n
en ||g|nĞ gņster||er|nden b|r|
erkek|er|n serg||ed|ī| heyamo|a
oyunu. Bu etk|n||k|er yņre
|nsanìnìn den|z|e kurduīu kad|m
|||Ők|y| yansìtìyor.
114 ATLAS TEMMUZ 2012
Bayramda da bir olunurdu, cenazede de.
Hatta çok güzel bir geleneğimiz vardı.
Hangi meslekten olursa olsun, misal çar-
şıdan biri vefat mı etti? İçimizden biri
sokağın başına geçer ‘Ocak çek!’ diye
bağırırdı. ‘Ocak çek’ dendi mi hiç kimse
elini işe sürmezdi gün boyu. Bütün çe-
kiçler susar, alevler sönerdi. Bu saygıydı.
Tüm çarşı cenazeyi kaldırır, çarşıya geri
döner, ama elini işe sürmezdi…”
Kastamonu Belediyesi’nin bu bin yıl-
lık çarşı için restorasyon projeleri ha-
zırlıyor olması umut verici. Birçok gele-
neksel zanaat, Kastamonu’da son yıllarda
gelişen kültür seyahatlerine de yönelerek
ayakta kalmayı başarıyor.
İl merkezinden yol alıp Gökırmak Va-
disi boyunca ilerlerken bölgede hiç alı-
şık olmadığımız şekilde dümdüz bir yol
beni alıp Taşköprü ilçesine doğru götü-
rüyor. Yol, sağa sola serpilmiş höyükler,
tümülüsler ve kaya mezarlarından da an-
laşılacağı gibi antik bir rota aynı zaman-
da. Pancar ve sarmısak tarlaları yöredeki
tarım üretimi hakkında fikir veriyor.
Tarlalarda çalışan köylülerde pancarlara
geçmişini anlatayım sen buradan bugü-
nü çıkar” diyor:
“Emek ve saygı başta gelirdi. Çarşının
bir adabı vardı, usta ustayla, kalfa kalfay-
la bir olurdu. Herkes mesleğinin pirinin
ismini öğrenir, duasıyla başlardı işe. Çe-
kiç sesleri sabahın ilk ışıklarında başlar
hava kararıncaya kadar soluksuz sürerdi.
Ìnebo|u ||Ğes|nde gŘnŘmŘzde
sadece b|rkaĞ tane bez|rhane
ka|mìŐ durumda. Yakìn zamana
kadar Kastamonu'da yoīun Őek||de
yet|Őt|r||en kend|r tohum|arìndan
e|de ed||en bez|ryaīì, b|rĞok a|anda
ku||anì|ìyordu (Řstte|. Rafet KŘ||Řoī|u,
Kastamonu kent merkez|nde MŘn|re
Medreses| E| Sanat|arì ÇarŐìsì'nda
ebru yapìyor (a|tta|.
2012 TEMMUZ ATLAS 115
Yöre halkı için önemli bir ekonomik
kaynak olan sarmısağın Kastamonu ile
olan bağı çok eski. Antik yazarlardan
Lukianos, İS 150’lerde bölgeye yaptı-
ğı ziyarette kaleme aldığı gözlemlerin-
de “ağzı sarmısak kokan ayağı çarıklı
Paphlagonialılar”dan bahsediyor; bu ifa-
deler bölgedeki tarımsal faaliyetlerin en
son sularını vermenin, sarmısak tarlala-
rında sökümün heyecanı var.
Taşköprü ilçesinde önce civardaki en
eski ve en görkemli örnek olan Do-
nalar Kaya Mezarı’na uğramak istiyo-
rum. Gökırmak’ın vadisine antikçağda
Amnias adı veriliyordu. Bu topraklar
Paphlagonia’nın gizemli krallarının baş-
kentiydi. Kaya mezarına vardığımda İÖ
5. yüzyılda Persler, Grekler ve yerli halk
Paphlagonların ortak zevkiyle oluşmuş
bir şaheser gördüm. Güneş, tepemde za-
man sarkacını izlerken kaya mezarı üze-
rindeki her rölyefin farklı bir özelliğini
aydınlatıyordu.
Akdoğan köyü sınırlarında sarmısak
sökümünde imece usulüyle çalışan köy-
lülere yanaştım. Çiftçi Ahmet Kesim
yüksek selenyum oranı ve keskin aroma-
sıyla Türkiye, hatta dünyanın en kalite-
li sarmısağına sahip olduklarını anlattı.
Sarmısak haziran başında tek tek elle
dikiliyor, eylül sonunda sökümüne baş-
lanıyor. Ürünlere son hali olan bağ şekli
ise Taşköprü’deki hemen her evin altın-
daki işliklerde veriliyor.
Kastamonu || merkez| Ìsma|| Bey
Maha||es|'nde Ğok sayìda tar|h| konak
bu|unuyor (Řstte|. Yakìn zamana
kadar Kastamonu kent|n|n Bakìrcì|ar
ÇarŐìsì'nda bakìrcì, dem|rc|, ka|aycì,
fenerc| g|b| b|rĞok mes|ek ve zanaat
ko|una a|t |Ő||k|er |Ğ |Ğe bu|unuyordu.
"Ç|||ng|r Hafìz" |akabìy|a tanìnan
Mustafa D|||moī|u, az sayìda ka|an
dem|rc||erden (a|tta|.
116 ATLAS TEMMUZ 2012
yılında kuruldu ve ilerleyen yıllarda
Paphlagonia’nın başkenti oldu. Kent, Prof.
Dr. Latife Summerer’in başkanlığında ço-
kuluslu bir ekiple kazılmaya başladı. Prof.
Dr. Summerer önce Münih Maximili-
an Üniversitesi’ndeydi, şimdi Kastamonu
Üniversitesi’nde. Pompeiopolis, bölgenin
antik çağlardaki kalbi olarak birçok sırrı
içinde barındırıyor. Ekip son birkaç yılda
birçok önemli bulguya ulaştı. Bunların en
önemlisi ise üzerinde Mutluluk Tanrıçası-
nın yer aldığı mozaikli villa.
Tarihin gölgesinin her yanını sardığı
Kastamonu’nun bir özelliği de elbette ki
bakir doğası. Bu zenginliğin görülebile-
ceği yerlerden biri de Küre Dağları Milli
Parkı. Kastamonu ve Bartın il sınırlarına
yayılan milli park, tampon zonu ile bir-
likte 117 bin hektarlık alana sahip; kars-
tik yapısı, flora ve fauna zenginliği ile tek
kelimeyle göz kamaştırıcı. Türkiye’nin
dünyaya armağanı bu özel ormanlar
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF)
tarafından dünyadaki 100, Türkiye’de-
ki dokuz “sıcak nokta”dan biri olarak
az 2 bin yıldır değişmediğini göstermesi
açısından ilginç.
Sarmısak tarlalarını geçip Taşköprü
ilçe merkezinin yanı başında bulunan
Roma dönemi kentine, Pompeiopolis’e
geliyorum. Kent, Romalı General
Pompeius Magnus’un ismiyle İÖ 64
Va||a Kanyonu, DevrekĔn| Çayì
Řzer|nde bu|unuyor. PìnarbaŐì
||Ğes|ndek| MuratbaŐì kņyŘnden
g|r||en yo|un sonunda yer a|an sey|r
terasì, kanyonun gņrkem|| g|r|Ő|ne
bakìyor (Řstte|. I|gaz etek|er|nde
yaŐayan b|r Ğ|ft gey|k, BŘyŘk Hacet
Tepes|'ne ĞìkmìŐ (a|tta|.
2012 TEMMUZ ATLAS 117
üzerindeki en etkileyici oluşum ise Val-
la Kanyonu. Yer yer bin metreyi bulan
yüksekliğe sahip kanyon 10 kilometre
boyunca ilerliyor. Muratbaşı köyünden
20 dakikalık bir orman yürüyüşü ile
kanyonun girişine bakan muhteşem bir
terasa ulaşılıyor.
Küre Dağları çevresinde, özellikle Pı-
narbaşı, Azdavay ve Şenpazar ilçelerinde
kadınların geleneksel giysileri kırmızı,
sarı, mavi ve yeşilin canlı tonlarıyla göz
kamaştırıyor. Başlarında alçak bir fes,
üstlerinde rengârenk elbiseler, bellerinde
çok renkli kuşak ve bel altından inen ön
bezi… Kastamonu’nun kültürü de doğa-
sı gibi zengin ve ilgi çekici.
Devrekâni Çayı’nı takip edince
Cide’nin Hamitli köyü sınırlarından baş-
layan Loç Vadisi’ne ulaşıyorum. Buranın
insanı son yıllarda hidroelektrik santrala
(HES) karşı “Sarı Yazma İsyanı” adı al-
tında büyük bir mücadele içinde. Pro-
je şimdilik durdu, doğa bu kez kazan-
mış gibi görünüyor. Mücadeledeki temel
nokta Loç Vadisi’nin Küre Dağları Milli
adlandırılıyor ve mutlaka korunması ge-
rekiyor. Küre Dağları ayrıca geçtiğimiz
haftalarda Türkiye’nin ilk “PAN Parks”
statüsüne sahip korunan alanı oldu.
Sayısız mağara sistemine sahip yöre-
de kanyonlar ve şelaleler de büyüleyici.
Küre Dağları Milli Parkı’nın kalbi diye-
bileceğimiz Pınarbaşı ilçesinde Ilgarini,
Ejder, Mantar gibi çok sayıda mağara
bulunuyor. Doğal güzelliğiyle dikkat çe-
ken, derinliği 800 metreyi geçen Ilgarini
Mağarası’nda arkeolojik bir yerleşime ait
izler de görülüyor. Mağaranın tabanında
bulunan, yoğun tahribata uğramış me-
zarlar ve şapel İS 970’lere tarihlendiri-
liyor. Birçok mağarada görülen benzer
arkeolojik izler insanı Geç Roma ve Bi-
zans dönemlerine ilişkin sorularla baş
başa bırakıyor.
Yöredeki nadide güzelliklerden biri
de Ilıca Şelalesi. Devrekâni Çayı’nın
milyonlarca yıllık yolculuğunda oluş-
turduğu şelale, Horma Kanyonu’nun
da bitim noktası. Su, yaklaşık 15 metre
yükseklikten dökülüyor. Devrekâni Çayı
NŘfusu 3 b|n 6 k|Ő| o|an KŘre ||Ğe
merkezinin tarihi çok eskilere
g|d|yor. Kasabanìn hemen
yukarìsìnda hĔ|Ĕ faa||yette o|an
b|r bakìr ocaīì var. Arkeo|oj|k
ver||er bu bakìr maden|n|n
Ka|ko||t|k Çaī'dan bu yana
ku||anì|dìīìnì gņster|yor.
118 ATLAS TEMMUZ 2012
su akışı ve küçük göletler, sarkıt ve di-
kitler dikkat çekici. Mağaranın büyüle-
yici atmosferine bölge halkının ağzın-
daki efsaneler de farklı bir hava katıyor.
Çamdibi köyünden, hem tarihe hem de
doğaya hayranlık duyan Metin Yaz’ın
anlattıkları çok ilginç. Söylediğine göre
geçmişte mağaranın girişinde ve çeşitli
bölümlerinde kılıçlarlarla kurulan gizli
tuzaklar mevcutmuş. Bu yüzden içeri
girmek imkânsızmış.
Leiden Üniversitesi’nden Yard. Doç.
Bleda During başkanlığında 2009-2011
yılları arasında yapılan arkeolojik yü-
zey araştırması (Cide Arkeoloji Projesi-
CAP), mağaranın ve bölgenin Kalkolitik
dönemden bu yana kullanıldığını ve tari-
hinin 7 bin 500 yıl geriye gittiğini göste-
riyor. Bu çalışma, Karadeniz kıyılarının
geçmişine ışık tutacak önemde. Bölgede
Kılıçlı Mağarası gibi kıyının hemen ar-
dında yer alan diğer birçok mağarada
benzer arkeolojik buluntulara rastlanıyor.
Mağaranın etkileyici atmosferinden
çıkıp yeniden yeşile ve Karadeniz’in ma-
visine bulanmış havayı içime çekerek
Cide’nin 11 kilometre uzunluğundaki o
sonu görünmez sahiline gidiyorum. Bir
Parkı’nın tampon zonu içinde yer alması
ve çok hassas bir habitata sahip olması.
Bitki ve hayvan çeşitliliğinin yanında
bölgedeki jeolojik oluşumlar da oldukça
hassas. Çamdibi köyünde yer alan Kılıçlı
Mağarası bunlardan biri. Mağara iki ana
girişe sahip. Aşağıda kalan ana girişten
sonra bir merdivenle çıkılabilen ve 350
metre uzunluğa erişen ana galerilerdeki
C|de sah|||er| ņze|||k|e yaz
ay|arìnda Ğok sayìda z|yaretĞ|
aīìr|ìyor. Kìyìnìn arkasìnda
uzanan G|deros Daī|arì, ant|k
dņnem|erden ber| Ő|mŐ|r
orman|arìy|a Řn|Ř (Řstte|.
Kastamonu'nun Řn|Ř Ğekme
he|vasì hĔ|Ĕ ge|enekse|
yņntem|er|e Řret|||yor (a|tta|.
120 ATLAS TEMMUZ 2012
Cidelilerin katkılarıyla oluşturulan bu
müze ev, Rıfat Ilgaz’ın mirasını bütün
ilçenin sahiplendiğini gösteriyor. Müze
ev bu yıl özellikle yerel tarihçi Nes-
rin Şahin’in çabalarıyla çağdaş bir sergi
mekânına ve arşiv merkezi özelliğine
de kavuştu. Müze çalışanlarından Güllü
Yıldırım da samimiyeti ve güler yüzüyle
ziyaretçileri bir ev sahibi gibi karşılıyor.
Kastamonu’nun dağlarında başladı-
ğım yolculukta son durağım Cide ilçesi
sınırlarında kalan Kerempe Feneri. Bir-
çok antik kaynakta neredeyse kentler-
den bile daha çok ismi geçen Karampis,
yani Kerempe Burnu’nda bulunuyor bu
fener, denizin karanlığındaki korkuları
aydınlatıyor.
Yürünecek, keşfedilecek çok köşesi
var Kastamonu’nun. Sanki bir ağırbaş-
lılık, mağrurluk çökmüş her yanına. Ve
bu ifade Kastamonu’nun orman bakışlı
insanının yüzünde de yer alıyor. Kimi
zaman bir Paphlagon süvarisi, kimi za-
man bir Çobanoğlu… Q
(*} MÜRAT KARASA|lHOG|Ü, ARKEO|OG
yanımda deniz, bir yanımda şimşir or-
manı… Kıyıdan yürüyerek Rıfat Ilgaz’ın
ilçesine ulaşıyorum. Her sokakta, her
evde, kıyıya vuran her dalgada bu büyük
ustanın dizeleri yankılanıyor.
Cide’de Rıfat Ilgaz’ın doğduğu, bu-
gün müzeye dönüştürülmüş ev mutla-
ka gezilmeli. Cide Belediyesi ve bütün
Abana ilçe merkezinin 3 kilometre
doīusundak| Hacìve|| mevk||,
Kastamonu sah|||er|n|n en gŘze|
kņŐe|er|nden.
A
T
|
A
S

K
A
R
T
O
G
R
A
F
Y
A

S
E
R
v
l
S
l
O
93 gün tahtta kalan
piyanist padişah V. Murad
O
Nostradamus’un Türklerle
ilgili kehanetleri
O
Osmanlı’nın kaderini
Timurlenk çizdi
O İlber Ortaylı Osmanlı’da
göçü yazdı: İzin kâğıdı olmayan
İstanbul’dan sürülürdü
O
Saray ressamı Zonaro’nun
atölyesi nasıl soyuldu?
O
Sefere çıkamayınca
İstanbul’u altüst eden
denizciler: Leventler
O
Atatürk’ün imtihan ettiği
Galatasaraylı öğrenci
O
Osmanlı argosu
O
Direklerarası’nı kavuran
kantocu Peruz
O
İstanbullular şehri saran
sinekleri avlıyor
O
İlk İstanbul festivalinde
40 gün 40 gece eğlence
HEPSİ VE DAHA FAZLASI
Atlas Tarih’te
Atlas Tarih’in okurlarına armağanı
Fotoğraflarla “Mahalle
Mektebinden İlkokula” eğitim
KOLEKSİYON
LUK
ÖZEL KAPAĞIYLA
B
AYİN
İZD
E!
Röportaj: Nazi kampında
bir Türk kızı
AT L A S T A R İ H Ç I K T I !
“ Dü n h â l â y a ş ı y o r ” f a r k ı n a v a r ı n !
NASIL GÌDÌLÌR
Kastamonu, İstanbul’a 500,
Ankara’ya 240, İzmir’e 825 ki-
lometre mesafede. Birçok ilden
direkt otobüs seferi yapılıyor.
Kastamonu havaalanı henüz se-
ferlere açılmadı.
Güven Turizm .............. 366-215 47 33
Kamil Koç ...................... 366-215 47 17
Metro Turizm .............. 366-215 45 45
Özlem Turizm .............. 366-215 48 48
Ulusoy ............................. 366-215 28 06
KONAKLAMA
Kastamonu’da konaklama
tesislerinin birçoğu temiz ve
kaliteli.
Konaklar ve Butik Oteller
Daday Barış At Çiftliği .............................
........................................... 366-621 42 18
Daday İksir Resort ..... 366-616 10 15
İsmailbey Konağı ........ 366-214 87 88
Kurşunlu Han .............. 366-214 27 37
Küre Ecevit Hanı......... 366-756 10 77
Osmanlı Sarayı ............ 366-214 84 09
Serender Park ............... 366-212 89 24
Sinanbey Konağı ......... 366-212 60 21
Şadıbey Çiftliği ............ 366-252 88 88
Toprakçılar Konakları ...............................
........................................... 366-212 18 12
Uğurlu Konakları ........ 366-212 82 02
Oteller
Ilgaz Dağbaşı ................ 366-23910 10
Ilgaz Mountain ............ 366-239 10 40
Mütevelli Otel .............. 366-212 20 18
Öğretmenevi ................ 366-212 45 13
Rugancı Otel ................ 366-214 95 00
Turaş Otel ..................... 366-212 67 30
YEMEK
Kastamonu geniş coğrafya-
sı ve beşeri şartları ilde zengin
bir mutfak kültürünün oluş-
masına neden olmuş. Yapılan
yemek derleme çalışmalarında
812 çeşit yemek tespit edildi.
Türkiye’nin yükselen değerleri
arasında olan gastronomi ala-
nında Kastamonu bu zenginliği
ile önemli durak noktalarından
birisi. Bu zenginliğin farkında
olan Kastamonu’da da çok sayı-
da yöresel yemek evi ve restoran
da bulunuyor.
Kastamonu’da öne çıkan ye-
meklerin başında etli ekmek ve
türevleri, pastırmalı ekmek, ban-
duma, etli yaprak sarma, Ecevit
çorbası, hamur ve kızılcık tar-
hanası, ekşili pilav, simit tiridi
ve 19. yüzyıl anıtsal kamu yapı-
larından oluşuyor.
Kastamonu kent merkezinde-
ki gezi için Cumhuriyet Meydanı
ilk durak olabilir. Burada 1885
tarihli Anadolu’nun ilk milli lise-
si günümüzde Kastamonu Üni-
versitesi Rektörlüğü olan Abdur-
rahman Paşa Lisesi, 1902 tarihli
Mimar Vedat Tek’in yaptığı Hü-
kümet Konağı, konağın altın-
da yer alan Kent Tarihi Müzesi
ve yine 1885 tarihinden kalma
Saat Kulesi gezilebilir. Daha son-
ra Nasrullah Camii ve meydanı,
buradan Münire Medresesi El
Sanatları Çarşısı, Yılanlı Darüş-
şifa, Kurşunlu Han ve Aşirefendi
Hanı ve arkasındaki 150 yıllık
anıtsal ticari mimarili yapılarla
örgülenmiş sokaklar ardından
da tarihi Bakırcılar Çarşısı gezi-
lebilir. Buradan Liva Paşa Ko-
nağı Etnografya Müzesi, Arke-
oloji Müzesi, kale, Şeyh Şaban-ı
Veli Külliyesi ve içindeki Vakıf
Eserleri Müzesi, El Dokumaları
Teşhir Merkezi, Ev Kaya kaya
mezarları, Mimar Vedat Tek Kül-
tür Merkezi ve içindeki Şapka
Müzesi, Yakup Ağa Külliyesi, İs-
mail Bey Külliyesi ve El Sanatları
Teşhir Merkezi gezilebilir. Gezi-
lecek mekânların birçoğu tarih-
sel dokunun korunduğu çekir-
dek kent çevresinde olacağından
sayısız konak da görülebilecek
yerler arasındadır.
Kastamonu yakın çevresinde
ise Kasaba köyü Mahmut Bey
Camii, Daday ilçe merkezi, Ilgaz
Dağı Milli Parkı, Küre Dağları
Milli Parkı içinde Azdavay, Pı-
narbaşı ve Şenpazar ilçeleri çev-
resinde birçok kanyon, şelale,
mağara ziyaret edilebilecek yer-
ler arasındadır. Kastamonu’nun
doğusunda yer alan Taşköprü’de,
ilçe merkezi görkemli konakla-
rıyla ayrıca Pompeiopolis antik
kenti, Donalar Kaya Mezarı, Re-
dif Kışlası gibi yerler görülebilir.
Karadeniz’e 170 kilometre sa-
hili olan Kastamonu’da İnebo-
lu kırmızı aşıboyalı evleriyle ve
özellikle sahilde yer alan anıt-
sal mimari örnekleriyle görül-
mesi gereken yerler arasındadır.
Bunun yanında Abana ilçesinde
Hacı Veli Kanyonu, Cide’de ise
10 kilometrelik sahili ile birlikte
Gideros Koyu, Rıfat Ilgaz Evi,
Çatalzeytin ilçesinde de Gino-
lu Koyu görülmeye değer yerler
arasındadır.
ÖNEMLÌ TELEFONLAR
Kastamonu Belediyesi .366-214 1048
Devlet Hastanesi ........ 366-214 10 53
Emniyet Müdürlüğü .. 366-215 00 66
gelir. Bu yemekleri kent mer-
kezinde Hanedan, Münire Sul-
tan Sofrası, Eflanili Konağı gibi
tarihsel mekânlara sahip resto-
ranlarda yemek mümkün. Ayrı-
ca simit tiridini Tiritçi Hasan’ın
dükkânında, eşsiz bir lezzet olan
Kastamonu dönerini Altınöz
Dönercisi’nde, biryanı (kuyu ke-
babı) Taşköprü’de tatmak gere-
kir. Ayrıca ünü ülke çapını aşan
Kastamonu pastırması da Taba-
koğlu Pastırmacısı’ndan alınabi-
lir. Hem tatmalık hem de hediye-
lik olarak da alınabilecek bir baş-
ka lezzet de “çekme helva”. Yine
Kastamonu’nun önemli bir ürü-
nü olan ünlü Taşköprü sarmısağı
bu ilçeden alınabileceği gibi Kas-
tamonu merkezinde Paflagonya
Organik’ten de alınabilir.
Kastamonu organik mutfa-
ğı içinde yöresel kahvaltı için
adresler ise İzbeli ve Şadıbey
çiftlikleridir.
GEZÌLECEK YERLER
Kastamonu geleneksel mi-
marisini büyük oranda koru-
muş Anadolu kentlerinden bi-
risi. Özellikle kent merkezinde
yoğunlaşan tarihsel doku sayı-
sı 350’yi aşan konaklar, İÖ 4.
yüzyıldan kalma kaya mezarları,
kale, hanlar, camiler, külliyeler
kastamonu rehber
122 ATLAS TEMMUZ 2012
Bartìn'dan Amasra'ya ge||rken dņrt k||ometre ka|a Roma dņnem|ne a|t KuŐ Kayasì Yo| Anìtì'nì
gņrŘrsŘnŘz.
FotoAtlas Zamanı
Tüm okurlara hediye!
MİMARİ FOTOĞRAF NASIL ÇEKİLİR?
FOTOĞRAF OKULU Kİ TABI
E
K
fetiş
Denizli Valiliği, il sınırlarındaki kültür
ve doğa varlıklarının korunması için belli
bölgelere sadece sıfır emisyonlu araçların
girmesine izin veren bir düzenleme baş-
lattı. Egzoz gazı yayan araçların girişinin
engellenmesiyle Pamukkale travertenleri
gibi yerlerin daha etkili şekilde korunması
amaçlanıyor.
Renault da Mayıs 2012’de elektrik-
li Fluence Z.E. modelini denemek için
Denizli’de, Pamukkale’deydi. Renault Flu-
ence Z.E. Türkiye’de üretilen ilk elektrikli
otomobil. Bu teknoloji hiç egzoz gazı yay-
maması, karbondioksit salımı olmamasıy-
la önem taşıyor. Elektrikli otomobille ilgili
çalışmalar aslında uzun zaman öncesinde
başladı ama elektrik enerjisinin küçük ha-
cimler içerisinde depolanması zor oldu-
ğundan bugünkü seviyeye gelmek uzun
çalışmalar gerektirdi.
Renault-Nissan ortaklığı, elektrikli
otomobiller geliştirme projesi için 4 mil-
yar avroluk yatırım yaptı. Buradaki hedef
“herkes için elektrikli otomobil” sloganıyla
özetleniyor. Amaç orta sınıfta, otomatik
vitesli ve dizel motorlu bir otomobille eş-
değer fiyata satılacak sıfır emisyonlu araç-
lar üretmek.
Renault bu çerçevede dört model geliş-
tirdi: Twizy, Zoe, Kangoo ve Fluence Z.E.
Bu modellerden Fluence Z.E. Bursa’da üre-
tiliyor ve başta İsrail ve İskandinav ülkele-
ri olmak üzere tüm dünyaya ihraç ediliyor.
Fluence Z.E.’nin 22 Kwh kapasiteye sahip
bataryası NEDC normlarına göre 185 kilo-
metrelik bir menzil sunuyor. Evlerdeki 220
voltluk şebeke gerilimiyle sekiz saatte şarj
olabilen bataryalar evlere, ofislere veya
park yerlerine monte edilebilecek “Wall-
box” isimli donanımla, yüksek akım altın-
da çok daha kısa sürede şarj edilebiliyor.
Pamukkale’de Sıfır Emisyon
124 ATLAS TEMMUZ 2012
£L£kT8|kL| 0T0N08|L
fetiş
Gezme sanatì derg|s| At|as Tat||, TŘrk|ye ve dŘnyanìn dņrt
b|r yanìna keŐfe Ğìkìyor, b|||nmed|k kņŐe|ere uzanìyor, b||d|k
yer|ere fark|ì b|r gņz|e bakìyor. Tat||| a|ìŐì|dìk ka|ìp|arìn dìŐìna
Ğìkarìp b|r sanata dņnŘŐtŘren At|as Tat||, konu|arìnì ņze| yazì
ve fotoīraf|ar|a, har|ta ve rehber b||g||er|y|e |Ő||yor.

l TurunĞ, Marmar|s'|n en gŘze| kņŐe|er|nden b|r|, sŘkŖnet
ve huzur arayan|arìn terc|h|. Marmar|s-TurunĞ yo|unun son
bņ|ŘmŘndek| her v|raj, bu be|den|n fark|ì b|r yŘzŘnŘ ortaya
Ğìkarìyor.

m At|as Tat||, A|tìparmak
Daī|arì'nìn etek|er|nde buzu|
gņ||er|n|n, orman|arìn, Őe|a|e|er|n
sŘs|ed|ī| b|r rota |z||yor, R|ze'n|n
Avusor Yay|asì'ndan Artv|n
Arhav|'ye uzanìyor. Sìrt Yay|asì,
batan gŘneŐe b|r bu|ut den|z|n|n
Řzer|nden bakìyor.
n Derg|n|n rota konu|arìndan b|r|
de "Cru|se ||e Ìta|ya". ą|ken|n
ņnem|| kìyì kent|er|n| gezen MSC
Fantas|a, 18 kat|ì dev b|r cru|se
gem|s|. Yacht C|ub |Ğ|ndek|
|ounge bņ|ŘmŘnde yo|cu|ar
Napo|| Kņrfez| ve VezŘv Daīì
manzarasìnìn keyf|n| sŘrŘyor.
126 ATLAS TEMMUZ 2012
n
l
Atlas Tatil 2012
m
T
U
R
G
U
T

T
A
R
H
A
N
E
R
S
l
N

D
E
M
l
R
E
|
S
l
N
A
N

Ç
A
K
M
A
K
m mm AAt|a
DDaaī|
gggņ ņ||e
ssŘ Ř s s|
AAAvvu
AAArrha
bba ata
ŘŘŘzze
nnn DDe
dde e d
ņņņn ne
FFa an
ggge em
|o o | uu
NNa a
mma ma
126 ATLAS TEMMUZ 2012
1£ßĞin destegiyIe AnadeIu KapIanIarì b0y0yerę
1£8 ve £konomist i¡birligiyle gerçekle¡tirilen Anadolu Kaplanlari Ara¡tirmasiĞyla bu yil tam
ƻƶƶ ¡irket gücünü gösterme |irsati yakaliyorĖ Ìstanbulē Ankara ve Ìzmir di¡indaki tüm ¡irketleri
ara¡tirmamiza katilmaya ve adlarini 1ürkiyeĞye duyurmaya devam ediyoruzĖ
AnadoluĞnun en büyük ƻƶƶ ¡irketi listesine girebileceginizi dü¡ünüyorsaniz wwwĖtebĖcemĖtr veya wwwĖekenemistĖcemĖtr
adresine girerek ilgili |ormu doldurmaniz yeterli olacaktirĖ
tebĖcomĖtr ƺƺƺ ƶ ƾƹƸ
mektup
128 ATLAS TEMMUZ 2012
içerisinde görüşmek dileğiyle...
ïYCDMï9#$,à1
B|r KŘĞŘīŘn GņzŘnden
At|as-Doīadan Çay Hasadì Turu
Atlas dergisinin gezisinde babamla
ben de vardım. Ayder Yaylası çok eğlen-
celiydi. Orada çok güzel yerler gezdik.
Çay tarlasında çay yapraklarını gördük.
Bazıları üç gün önce kesilmişti ama ol-
sun. Gece çadırda kaldık. Babam benim
yanımda yattı. Çadırda çok üşüdük ama
değerdi. Karadeniz’i çok sevdim. Dö-
nerken denize girdik. Deniz de soğuktu.
Orada balık tutanları gördük. Bir sürü
fotoğraf çektik. Babam da Karadeniz’i
çok sevmiş. Bence herkesin gidip gelme-
si gerekir. Orası yemyeşil bir yer. Bana
göre orada yaşayanlar çok sağlıklı olur.
Çünkü orası çok doğal. Bu anımı asla
unutmayacağım.
Eylül UFACIK
Sess|z Yìīìn
Atlas - Doğadan Çay Hasadı turuna
katılmak hayatımda kendim için yaptı-
ğım en büyük iyilikti. Sizin gibi doğase-
verlerle buluşmak, aynı heyecanı yaşa-
mak, aynı hazları duymak içimizde tarif
edilemez ancak yaşanabilecek bir duy-
guydu. Bu imkânı bizlere sunan Atlas
dergisine (ki ben hep bizim dergi derim)
ve Doğadan firmasına teşekkür ederim.
Bizleri yalnız bırakmayarak değerli bil-
gilerinizi bizlerle paylaştığınız için ayrıca
size çok teşekkür ediyorum.
Bana göre bir sessiz yığınız bu ülkede.
Doğayı seven, onu koruyan ve kollayan,
sessiz. Acak içlerinde sürekli doğa ile
olmaktan ötürü heyecanı bitmeyen ve
bitmeyecek olan bir yığın. Naçizane bu
gibi etkinlikleri, paylaşımlarımızı lütfen
arttıralım. Sizi tanımaktan ötürü gu-
rurluyum, sevinçliyim. En yakın süre
DąZELTÌ
FotoAtlas’ın Haziran 2012 sa-
yısında üçboyutlu fotoğraflar için
verilen gözlükler ters katlanmıştır.
Fotoğraflara bakarken doğru görün-
tü için gözlüğü öbür yöne katlamak
gerekiyor. Yine FotoAtlas’ın aynı sa-
yısında “Ters Işık” makalesinde 25.
sayfada yer alan fotoğraf Deyrüz-
zafaran Manastırı’nda değil, Mor
Gabriel Manastırı’nda çekilmiştir.
Düzeltir, özür dileriz.

Q Özel ilan sayfası, turizm sektörüne hizmet veren
küçük çaplı işletmelerin kendilerini daha iyi
tanıtabilmeleri ve seslerini daha geniş kitleye
duyurabilmeleri amacını taşımaktadır.
Q Şubat 2005 sayı sı ndan i ti baren gönderi l en
fotoğrafsız küçük ilanlar ücretsiz yayımlanıyor.
Q Ücretsiz küçük ilan metinleri, adres, telefon ve
içerik bilgileri dahil her ilan için toplam 10 kelime
ile sınırlandırılmıştır. 10 kelimeyi aşan ilanlar
yayımlanmayacaktır.
Q Tüm i l anl ar ı nı zı e- post a i l e gönder meni z
gerekmektedir. Konu bölümüne “atlas küçük ilanlar
servisi” yazılacaktır. Sadece e-posta ile gönderilen
ilanlar yayımlanır. Faks ya da telefon ile gönderilen
ilanlar kabul edilmez.
Q Her ayın 15’ine kadar posta kutumuza ulaşan
ilanlar yayımlanır. 15’inden sonra gönderilenler bir
sonraki sayıda yayımlanmaz. Örneğin, Ağustos 2012
sayısında, 15 Temmuz 2012 tarihine kadar posta
kutumuza ulaşan ilanlar yayımlanacaktır.
Q Gönderi l en i l anl ar sayfa kapasi tesi ne göre
yayı ml anacaktı r. Uygun bul unmayan i l anl ar
yayımlanmaz.
Q E-posta: atlas@doganburda.com
A0AhA NA0£8AP£8£ST 006A
SPORLARI OKULU
322-227 30 02
facebook/adana maceraperest
A608A PAhS|Y0h
Ba|a 0ĺ|ō'rde Ta|||, Ocğa, \ō|ō]ōń
252-548 54 45 WWW.açc|aparº|]cr.ccr
A6VA h|NALAYA N0T£L
WWW.||ra|a]arc|e|.ccr 588 42o /O O4
A8h|kA T08|IN
212-225 03 35
www.arnika.com.tr
AY0£8 hAT08A L006£
4o4-o5/ 2O 85 / WWW.ra|u|ac|e|.ccr
8£LLA N0hT£ 80T|k 0T£L
|a||ar / |ań 242-844 2O o8
8£60hV|LLA £VL£8|
Curda-A].a||| 582-811 1o 2/
meralbonfil@hotmail.com
80T|k h0T£L NAÇ0k|Y£
|a||epe / 2o2-854 21 /4
WWW.|c|e|raºu||]e.ccr
0A8£TTA 0A8£TTA PAhS|Y0h
Ç||a||-Ar|a|]a / 242-825 /8 8O
www.carettacaretta.com.tr
0£0£ 6A80£h h0T£L
Eº|| Oa|Ēa, O58O o54 8o88
www.dedegardenhotel.com
006A0£8
224-222 Oo O1 / WWW.dcçade|.c|ç
08060NAh 006A SP08LA8|
WWW.d|açcrar-|u||e].ccr
£880L| T08|IN
\u|| |Ē| .e ]u|| d|ń| |ō||ō| |u||a||
WWW.e||u|||u||/r.ccr 282-4o4 O/ 18
006A0A |Lk YA80|N £6|T|N|
WWW.c|º|jer|||]a|d|r.ccr
6£L|h0|k 8£ST08Ah
0ō|çerp|ra|| |r|ur \c|u, Ba|||r
6£I|0|YAk
212 288 51 O/ / WWW.çe/|c|]a|.ccr
hAh£-| k£Y|F PAhS|Y0h
Ç||a||-0||rpcº-Ar|a|]a
WWW.|are-||e]||.ccr / 242-825 /8 OO
h|h0|8A PAhS|Y0h
WWW.||rd||aparº|]cr.ccr.||
58O-824 O/ O1
IBEXES GROUP
58o-8O4 2O 25 WWW.||e/eºç|cup.ccr
|L|A0A h0T£L kAI0A6|
WWW.|||ada|c|e|.ccr / 28o-484 // /8
k|L|T8Ah|8 APA8T 80T|k 0T£L
Çara||a|e'de dcğa, |a|||, |cr|c|
541-558 2O O4
www.kilitbahirapart.com
k0Y0L0 8AhÇ£ k0h0k£V|
A].a|||, 542-848 O8 O5
WWW.|u]u|u|a|ce.ccr
LAP£8A PAhS|Y0h
A|a||| (||aº|u|, |ĺ]ō, Bc|Ē|a-A||.|r.
582-/21 18 oO
WWW.|ape|aparº|]cr.ccr
L|NAhk0Y k0h0k£V|-|6h£A0A
|º||arca Oağ|a|| .e |a|ader|/ 0e/|º|
542-o88 5O OO
NAV| Y0L00L0k
Marmaris 252-412 03 00
WWW.|de]ac|||rç.ccr
h0V|TAÇ T08|IN
\u|||Ē| .e ]u||d|ń| |ō||ō| |u||a||
WWW.rc.||aº.ccr.||-212-251 28 O8
0L£A h0VA 80T|k 0T£L
Çu|u||ağ \a||radaº|, |ań
WWW.c|earc.a.ccr.||/242-88o 2o oO
P|8P|LA T08|IN
Ocğa .e |ō||ō| Tu||a||
212-244 8O O/ / WWW.p||p||a.ccr
TANIA8A T08|IN
Ocğu |a|ader|/, S|rcp-|aº|arcru,
|ō|e-Va||a |ar]cru, \er|ce 0|rar|a||
212-251 O8 o4-WWW.|ar/a|a|u|.ccr
S£8|hY£8
|ōĒō||u]u 28o-/52 5O 4O
WWW.|ucu||u]u|e||e||r.ccr
S£YAhAT 53 T08|IN
312-432 53 53/
WWW.ºe]a|a|58|u|.ccr
www.gozgezarpacik.net
Se]a|a| .e |c|cğ|a| ºe.e||e||r ad|eº|.
\eń|r-|ade| 0ra]
IAY£h0£ T8AV£L
21o-848 OO 8/ / WWW./a]erde.ccr
Ücretsiz özel ilan sayfasında nasıl yer alabilirsiniz
6g4-Ý;'
TEMMUZ SAYISI
BAYİLERDE!
āVWDQEXO·GDUHWLOHQELU)UDQV×]
RHEA TRAWLER 43
<DU×ăo×YHJH]JLQ
ITALIA 13.98
'Q\DQ×QHQE\NNDWDPDUDQ×
HEMISPHERE’İN DEKORASYONU
ÜNLÜLER HANGİ TİP TEKNE SEVİYOR,
TEKNEDE NASIL VAKİT GEÇİRİYOR?
7UNPKHQGLVOLĀLQGHVRQQRNWD
BİLGİN 132
www.yachtturklye.com - www.facebook.comJ YAcR¥_¥ärklye - www.twltter.comJ QYAcR¥¥urklye
Bu ay tcslim!
20
J;AD;
I0.000 'dea
bză|z¡za f|¡zt|zr|z
YATMARKET
EN KAPSAMLI TEKNE ALIM-SATIM REHBERİ
Göcek
YENİ SEZONDA
130 ATLAS TEMMUZ 2012
Yılan zaman gibidir, durmaktayken
hareket ediyor gibi görünür. Kıvranarak
akan bir ırmağa da benzer. Ressamın
fırçasına, parmakların arasındaki kale-
me benzetenler de vardır. Derler ki, alfa-
benin keşfedilmesine, yılanın kumlar
üzerinde bıraktığı izler ilham vermiştir.
Eskiler anlatır, Sakyamuni kayalıkların
kıyısında gezintiye çıktığında bilgeliğin
cisimleştiği iri bir yılanla (hatta ejder
diyebilirsin) karşılaşır. Aydınlanma
arzusuyla dolu Sakyamuni’nin soruları-
nı yanıtlar yılan. Son olarak Sakyamuni,
yaşam ve ölümün anlamını sorar. Ejder,
bu soruyu ancak açlığını giderdiğin-
de yanıtlayacağını söyler. Sakyamuni,
hakikati öğrendiğinde kendi vücudunu
sunacağını vaat eder. Sorusunun yanıtı-
nı alınca da kendini dev yılanın dişlerine
fırlatır, ama ejder oracıkta lotus çiçeğine
dönüşür. Derler ki yılan, karşıtlar ara-
sında bir aracıdır; iyiyle kötü arasında,
yaratmakla yok etmek arasında, dişi ve
erkek, toprak ve hava, su ve ateş, aşk
ve korku. Başlangıçta Tanrıçalar vardı;
yılanlarıyla gezinen Tanrıçalar. Athena,
İştar, Mısırlı kobra Tanrıça Buto, Babilli
denizler ejderi Tiamat; onların kanla-
rından yaratıldığı söylenirdi Dünya’nın.
Kadınlarla erkeklerin göreli eşit olduğu
zamanlardı. Sonra erkekler, baba soy-
luluk, uygarlık, yasalar egemen kılındı.
Yılanlar yok edici gücü anlatır oldu.
Mısır’da Yılan Tanrıça Apep, Güneş
Tanrı Ra’nın teknesini batırmaya çalış-
tı. Babil Tanrısı Marduk yılanlı Tanrı-
ça Tiamat’ı öldürdü, Apollon da yılan
gövdeli Piton’un canını alarak Delfi
Tapınağı’nı ele geçirdi. Kuzeyli Nigurd,
Fafner’i; bu böyle dünyanın her tara-
fında böyle yılanlı Tanrıçalar kıyımıyla
devam etti Q
Yılansı
gecename Ö. YÜKSEK
D
l
D
l
M

/

S
E
B
N
E
M

E
R
A
S
KEŞİF KİTAPLIĞI
Kahverengi Tabelalar
Ċ 5 6 # 0 $ 7 . # 0 6 # .; #
GİZEMLİ
ÇIKIŞLAR
46
5¸424Ċ<;'4
&QûCN)Ø\GNNKMNGT#TMGQNQLKMXG6CTKJK;GTNGT
1
Ya yın cı
Do ğan Bur da
Der gi Ya yın cı lık ve Pa zar la ma A.Ş.
İcra Kurulu Başkanı
Meh met Y. Yılmaz
Tü zel Ki şi Tem sil ci si ve Ya yın Di rek tö rü
Murat Köksal
Ya yın Yö net me ni
Öz can Yük sek
Ya zı İş le ri Mü dü rü
Hü se yin Ke çe
Hazırlayan
Tuğba Özenbaş
Araştırma Editörü
Kemal Tayfur
İdari Müdür Yardımcısı
Naz lı Kurt
Editoryal Servis
Fotoğraf: Sinan Çakmak
Araştırma: M. Türker Erşen
Türkçe: İbrahim Baştuğ
Görsel Yönetmen
Tunç Erkoç
Say fa Ya pım
Ba ha dır Er şık
Fotoğraflar
Fatih Özenbaş
Harita
Özgür Teke
Kat kı da Bu lu nan lar
Tülay Zihli
Bas kı ve Cilt
Le Color / Levent Print City
Tel: 0212 637 15 30
© Temmuz 2012. Her türlü kullanımı izne tabidir. Tamamen veya
kısmen, kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz.
2
IÇINDEKILER
Eskihisar ................................................................ 6
Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi .................. 8
Termal ..................................................................10
Sudüşen Şelalesi ................................................12
Keramet Kaplıcası .............................................14
İznik Gölü ...........................................................16
İznik ......................................................................18
Ayasofya Camii..................................................20
Dursun Fakih Türbesi ......................................22
Ertuğrul Gazi Türbesi ......................................24
Şeyh Edebali Türbesi ........................................26
İnönü Mağaraları ..............................................28
Phryg Vadisi ....................................................... 30
Yoncalı Kaplıcaları ............................................31
Ilıca Termal Turizm Merkezi .........................32
Aizanoi Antik Kenti .........................................34
Başkomutan Tarihi Milli Parkı ......................36
Dumlupınar Abidesi ........................................38
Anıtkaya (Eğret) Şehitliği ................................40
Karahisar Kalesi .................................................42
Ulu Cami .............................................................44
Cumhuriyet Şehitler Anıtı ..............................46
Hüdai Kaplıcaları ..............................................48
Yunus Emre Türbesi ve
Tapduk Emre Türbesi ......................................50
İnsuyu Mağarası ................................................52
Sagalassos ............................................................54
İncirhan ...............................................................56
Kremna ................................................................58
Susuz Han .......................................................... 60
Sia ..........................................................................62
Ariassos ...............................................................64
Antik Yol ..............................................................66
İnsubaşı- Kırkgözhan .......................................68
Karain Mağarası ................................................70
Evdirhan ..............................................................72
Güver Uçurumu ................................................74
Termessos ...........................................................76
Antalya Kent Ormanı ......................................78
Antalya Hayvanat Bahçesi ..............................80
Saklıkent Kayak Merkezi .................................82
Konyaaltı Plajı ....................................................84
Antalya Müzesi ..................................................86
Kaleiçi ...................................................................88
Düden Şelalesi....................................................90
Perge .....................................................................92
Kurşunlu Şelalesi ...............................................94
3
Otomobille yolculuk yapan herkesin merak ettiği şeydir: Şu kahveren-
gi tabelayı izlesem mi? Orada acaba neler var?
Fakat aynı anda karşı düşünce devreye girer: Ya orada görülecek bir
şey yoksa? Onca yolu boşuna mı gitmiş olacağız?
El altında yeterli bilgi olmamasından kaynaklanan bu kuşku insanı il-
gisizleştirir ve hiçbir kahverengi tabelaya sapmadan gitmenin en doğru
karar olacağı sonucuna varılır ve anayol izlenir. Ama insanın içinde de
bir ukde kalır.
Atlas dergisi, İstanbul Antalya arasında yola çıkanlara rehberlik yapa-
cak, onları merak ve pişmanlıktan kurtaracak bir ek hazırladı. Anayol-
dan bazen kısa bazen uzun sapmalarla, kahverengi tabelaların işaret ettiği
mucizevi noktaları bir bir bu ekin sayfalarına taşıdı.
Bu ekle ilgili hazırlıklar aylar önce başladı. Yol bilgisiyle ilgili araştır-
malar kıştan bu yana sürdüğünden hava koşulları ve yol yapım çalışma-
ları nedeniyle İstanbul-Antalya yolunun birkaç kez kat edilmesi gerekti.
Anayoldaki kahverengi tabelasından başka bir işaret konulmadığından
bazı antik kentleri bulmak kolay olmadı. Eskişehir-İnönü’den sonra yine
kahverengi bir tabelanın gösterdiği Karakuzu Türbesi’ne ise yol yapımı
nedeniyle ulaşmak da, türbe hakkında bilgi edinmek de mümkün olmadı.
Bunun dışında İstanbul-Burdur-Antalya yolu üzerindeki tüm kahveren-
gi tabelalar birer birer çalışıldı. Yola çıkanlar bu kitapçıktan yararlanarak
hangi tabela ilgi çekici geliyorsa artık oraya sapabilecek.
ATLAS
KahvcrcngI Düncmcç!cr
ISTANBUL'DAN ANTALYA'YA KAHVERENGI TABELALAR
A
T
|
A
S

K
A
R
T
O
G
R
A
F
Y
A

S
E
R
v
l
S
l
A
T
|
A
S

K
A
R
T
O
G
R
A
F
Y
A

S
E
R
v
l
S
l
6
EskIhIsar
İstanbul-Antalya arasındaki kahverengi ta-
belaların ilk durağı Eskihisar. İstanbul’dan ay-
rıldıktan yaklaşık 50 kilometre sonra TEM
karayolunda sağ taraftaki kahverengi Eskihi-
sar levhasından içeri giriyoruz. Yaklaşık 4 ki-
lometre kadar levhaları izleyerek asfalt yol-
dan devam ediyoruz. Buradan körfez manza-
rası harika görünüyor. Yolun sonunda Eski-
hisar köyüne vardığımızda hemen önümüze
çıkan kahverengi levhadan sola dönüyoruz.
Yavaş yavaş yükselen yoldan tepeyi tırmanır-
ken uzaktan bu köye ismini veren Eskihisar ve
karşısındaki muhteşem körfez manzarası gö-
rünmeye başlıyor. Eski ismiyle Pelekanon, Bi-
zans İmparatoru Aleksios Komnenos tarafın-
dan, yaklaşık 1000 yıl önce limanı korumak
amacıyla yapılıyor. İzmit Körfezi’nin en dar
bölgesine yapılan kale, körfeze doğru uzanan
dik yamaçlı bir tepenin üstünde bütün heybe-
tiyle ayakta duruyor.
Kale ziyarete kapalı ve girişinde herhangi
bir görevli bulunmuyor. Ancak kalenin yanı-
na kadar giriş serbest. Surları yakından gör-
mek ve demir kapısından körfez manzarasını
izlemek oldukça etkileyici. Kimi kaynağa göre
kalenin üç kulesi, iki kapısı ve özel bir komu-
tan konutu bulunuyordu. Sur duvarlarındaki
oyuklarda yuva yapan sayısız karganın sesleri
arasında ziyaret ettiğimiz kalenin tarih kokan
atmosferini yaşamak muhteşem. Burası tarih-
te en çok Bizans ile Osmanlılar arasındaki Pe-
lekanon Meydan Savaşı’nın yapıldığı yer ola-
rak da anılıyor. Kalenin bulunduğu tepenin ya-
maçlarında yapılan savaşın tarihi ise 1329. Di-
ğer bir önemli bilgi ise kalede yapılan kazılarda
Roma ve Iustinianus dönemine ait tapınak ve
kilise kalıntılarına rastlanmış olması. Bu etki-
leyici yapının tarihteki önemini düşünüp, say-
gı duymamak imkânsız.
7
Yolculuğun böyle güzel bir
tarihi değerle başlaması, yolu-
muz üzerinde birçok tarihi ve
doğal harikayı mutlaka gör-
memiz gerektiğini hatırlatıyor.
Çok heyecan verici değil mi?
YOL REHBERİ
Gebze ilçesine bağlı Eski-
hisar köyü anayoldan yakla-
şık 4 kilometre içeride. Kö-
yün merkezinden Eskihisar
Kalesi’nin uzaklığı ise yaklaşık
400 metre. Köye girer girmez sol tarafta köy
mezarlığı var. Buradan sola dönüp, yol kena-
rına koyulan kahverengi levhaları takip ederek
kısa sürede Hisar’a ulaşabilirsiniz.
Hisar’ın yakınında tuvalet, market gibi iş-
letmeler bulunmuyor. Buraya giderken yanı-
nızda su bulundurmanız yerinde olacaktır.
Ancak 400 metre ilerideki sahil yoluna indiği-
nizde her türlü ihtiyacınızı bulabilirsiniz.
Eskihisar’da konaklamak için hemen kö-
yün girişindeki turistik otellerden biri tercih
edilebilir. Otellerin önünden geçen ve sağ ta-
rafta, sahile doğru giden bu yolun kenarında
birçok turistik tesis, kahveler, market ve çocuk
parkları bulunuyor. Yemek için değişik alter-
natifler ve deniz ürünleri bulacağınız, çok gü-
zel restoranlar var.
KONAKLAMA-YEMEK
Old Castel Resort Hotel ...............262-656 23 00
Yeni Doğuş Otel ..............................262-656 66 66
Küçük Ev Restoran .........................262-655 56 30
Kaptan Köşkü Restoran ................262-655 95 40
Sahil Restoran Balık & Et ............262-655 55 02
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Gebze Belediyesi .............................262-444 50 41
Gebze Fatih Devlet Hastanesi ....262-644 14 60
Gebze Emniyet Müdürlüğü .........262-646 92 62
Gc|zc-KOCA|I| Gc|zc KOCA|I|
Gebze ilçesinin Eskihisar köyü ile aynı adı
taşıyan kalesi maalesef ziyarete açık değil.
8
Osman HamdI Bcy EvI vc MuzcsI
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem-
lerinde üst düzey kişilerin gözde sayfiye yeri
olan Eskihisar’dan ayrılmadan önce köyün
içinden geçen yolu takip ederek, deniz kıyı-
sına iniyoruz. Çünkü burada bir kahverengi
tabela daha var. Sahil yolunun hemen sağ ta-
rafında Osman Hamdi Bey’in şimdilerde mü-
zeye çevrilmiş olan beyaz köşkü, ince ahşap
işçiliği ve Osmanlı kültürüne özgü mimarisiy-
le ayakta duruyor. Doğu ve Batı kültürüyle ye-
tişmiş, teknik ve siyaset adamı olan Sadrazam
İbrahim Edhem Paşa’nın oğlu Osman Hamdi
Bey, dönemimizde “Kaplumbağa Terbiyecisi”
isimli yağlıboya tablosu başta olmak üzere bir-
çok değerli eserin sahibi ve Türk arkeoloji ve
müzeciliğinin kurucusu olarak tanınıyor. Os-
man Hamdi Bey’in 1884’te planını kendi çize-
rek körfez manzarasına karşı yaptırdığı köş-
kün hemen yanında resimhane olarak kullan-
dığı bina ve içinde meyve ağaçlarının da bu-
lunduğu çok güzel bir bahçesi var. Günümüz-
de gördüğü bakım ve onarımla eski gösterişini
koruyan yüzlerce yıllık bu köşkün zarif asaleti
karşısında etkilenmemek imkânsız. Köşkün
içinde her şey eski zamanı tasvir etmek için
özenle hazırlanmış. Odaların içlerinde cansız
mankenler kullanılarak, Osman Hamdi Bey,
çalışma odası ve resim atölyesi canlandırılmış.
Işıklı koridorlarda ünlü yağlıboya eserlerin-
den bazıları duvarlarda sergileniyor. Böylece
köşkte geçirdiğimiz zaman içinde sadece Os-
man Hamdi Bey’in yaşadığı ortamı değil ünlü
eserlerinden bazı örnekleri de izleme fırsatı
buluyoruz.
YOL REHBERİ
Osman Hamdi Bey Müzesi’ne ulaşım olduk-
ça kolay. Köy girişinde yol ikiye ayrılıyor. Sol
taraftaki yol Eskihisar’a diğeri ise yaklaşık 200
metre mesafedeki sahil yoluna gidiyor. Köşk, bu
yol üstünde hemen sağ tarafta bulunuyor.
9
Binanın önünde park yeri olmadığı için ara-
cınızı çevredeki yakın park alanlarından birine
bırakmalısınız. Açılış ve kapanış saatleri mev-
simlere göre değişiklik göstermekle birlikte
hemen hemen diğer müzelerde uygulanan sa-
atlerle aynı. Müzenin bakımlı binası içinde tu-
valet de mevcut.
Yemek için sahil boyunca uzanan turistik
tesisler, oyun parkları ve çay bahçeleri var.
Market benzeri işletmeler ve konaklama için
köyün girişindeki meydana gitmeniz gerekiyor.
Rotamıza geri dönmek için Eskihisar köyü-
ne geldiğimiz yolu takip ederek anayola çıkıyo-
ruz. Buradan Topçular’a kısa ve rahat yoldan
ulaşmak için hemen yakındaki Eskihisar Ara-
balı Vapur İskelesi’ne gidiyoruz.
Gc|zc-KOCA|I|
Eskihisar’daki Osman Hamdi Bey’in yaşadığı ev
günümüzde müze olarak kullanılıyor.
10
Termal
Topçular Feribot İskelesi’nde indikten sonra
Yalova’ya doğru yolculuğumuz devam ediyor.
Orhangazi istikametinde, Yalova şehir çıkışın-
da, sağ tarafta kahverengi “Yalova Termal” lev-
hasını görünce, Çınarcık-Armutlu yol ayrımın-
dan içeri giriyoruz. “Termal” yazan levhaları ta-
kip ederek yaklaşık 15 kilometre gittikten sonra
Yalova Termal Kaplıcaları’na ulaşıyoruz.
Hemen girişte ağaçlık güzel bir vadinin or-
tasında buluyoruz kendimizi. Yeşil doğası ve
güzel tesisleriyle harika bir tatil mekânı bu-
rası. Çevreyi keşfetmek için bundan sonrası-
na yürüyerek devam ediyoruz. Ufak bir kasaba
görünümündeki minyatür meydanında yan
yana dizilmiş dükkânlar, ortada yükselen bü-
yük çınarın gösterişli dalları dikkat çekici. Bu
heybetli çınarın serin gölgesinde yolun yor-
gunluğunu atmak için kısa bir mola çok keyif-
li oluyor. Ağaçların arasından havaya dağılan
termal suyun sıcak buharı oldukça davetkâr
görünüyor. Tesisler ücretli ama fiyatlar öyle
yüksek değil. Havuzlar termal suyun keyfi-
ne varmak isteyenleri bekliyor. Üstelik havuz
başındaki giyinme odaları ve duşlar da rahat
bir ortam sunuyor. Burası hem günübirlik sı-
cak suyun tadını çıkarmak, hem de konaklayıp
uzun uzun keyif sürdürmek isteyenler için ha-
rika seçenekler sunuyor. Özellikle termal ha-
vuz ve hamamlara sahip lüks oteller konakla-
mayı oldukça cazip hale getirmiş.
Yalova Termal’deki ilk hamam 1600 yıl önce
Bizans İmparatoru Constantinus tarafından
yaptırılmış. O günden bugüne köklü tarihinin
üstüne birçok değişim geçirmiş olan yöre, her
dönem biraz daha büyüyerek tatil beldesi ha-
line gelmiş. Yemyeşil ağaçların arasında şifalı
suların tadını çıkardıktan sonra yolumuza de-
vam ediyoruz. Termal tesisin hemen çıkışında
sağ tarafta göreceğiniz yokuşun başında Ata-
türk Köşkü bulunuyor. Ancak 2012 itibariyle
tadilat olduğu için kapalı.
11
YALOVA
YOL REHBERİ
Topçular, Yalova arası yaklaşık 13 kilometre.
Yalova-Termal yol ayrımına gelmeden sağ taraf-
ta Migros market bulunuyor. Hemen sonrasın-
da sağ taraftan ayrılan yoldan 1 kilometre ka-
dar içeride Özel Yalova Hastanesi’nin önünden
geçiyoruz. 3 kilometre sonrasında sol tarafta
büyük Kipa alışveriş merkezi ve buradan 2 kilo-
metre kadar sonra sağ tarafta küçük bir benzin
istasyonu bulunuyor. Bu yol üstünde rastlayaca-
ğınız ender benzin istasyonlarından biri.
Yaklaşık 12. kilometrede yemek yiyebilece-
ğiniz güzel bir tesis, Gölova Et Mangal bulu-
nuyor. Bahçesinde bulunan köşkleriyle hoş bir
mekân burası. Mönüsünde köy kahvaltısı ve
ızgara çeşitleri bulunuyor.
Yalova Termal Kaplıcaları’nın girişinde cüzi
bir giriş ücreti ödeniyor. Büyük bir alana ya-
yılmış olan tesisin içinde restoran ve kahve
bulunuyor.
Giriş yolundan devam ederek geldiğiniz
termalin merkezinde büyük bir çınarın çevre-
sinde sıra sıra dükkânları göreceksiniz. Bura-
da ufak market, erkek kuaförü, sağlık merke-
zi, masaj salonu ve tuvalet bulabilirsiniz. Ay-
rıca çevreyi daha iyi tanıyabilmeniz için tesi-
sin şemasını içeren bir pano bulunuyor. Di-
ğer tarafta ağaçların arasında görünen termal
havuzdan günübirlik giriş ücretiyle faydalan-
mak mümkün.
Konaklamak için yol üstünde göreceğiniz
konforlu ve termal havuzu olan birçok otel
var. Özellikle kısa tatil sezonlarında kalabalık
olduğu için, önceden rezervasyon yaptırmak
gerekiyor.
Gölova Et Mangal..........................226-679 10 99
Limak Termal Boutique Hotel .226-675 78 00
Yalova Termal ......................... 226-675 74 00-08
Green Termal Otel ....................... 226-675 70 51
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Yalova Belediyesi ............................226-811 50 00
Yalova Emniyet Müd ............. 226-811 30 00-01
Yalova Devlet Hastanesi ..............226-811 52 00
Yalova Termal bölgesinde şifalı sularıyla ünlü birçok turistik
tesis bulunuyor.
12
Suduçcn Çc!a!csI
Yalova Termal’in hemen çıkışında sağ taraf-
ta kahverengi Sudüşen Şelalesi levhasını görü-
yoruz. Şelale bu yoldan yaklaşık 9 kilometre
içeride. Hafif virajlı asfalt bir yoldan, orman-
lık bölgelerden geçerek aynı zamanda piknik
alanı olan bölgenin girişine geliyoruz. Bura-
dan sonra yola yürüyerek devam ediliyor. Su-
düşen Şelalesi, Nacaklı Deresi üzerinde bulu-
nuyor. Samanlı Dağı eteklerindeki bir vadiden
geçen dere, yer yer irili ufaklı şelalelerle akışı-
na devam ediyor. Tam bu noktada sık ağaçların
arasından geçiyor ve Nacaklı’nın gür sularının
kayalıklardan döküldüğü Sudüşen Şelalesi’nin
yolunu tutuyoruz. Kuş sesleri ve yemyeşil do-
ğasıyla muhteşem bir yer burası. Uzaktan gelen
şelalenin sesi huzur verici. Ağaçların arasın-
da patikayı izlerken yol üstünde oldukça nadir
rastlanan masalsı bir görüntüyle karşılaşıyoruz.
Uzakta akan şelalenin yansıması buradaki suya
vuruyor. Tıpkı bir ayna misali, sık ağaçların ara-
sından görünen iki şelale görüntüsü birleşiyor.
Bu manzara karşısında büyülenmemek imkan-
sız. Uzun bir seyirden sonra buradan ayrılıp,
şelalenin yakınına gidiyoruz. Suyun yüksek-
lerden hızla aşağı akışı oldukça heyecan veri-
ci. Kayaların üstünde oturup, suyun coşkusunu
ve bu bol oksijenli ortamın tadını çıkarıyoruz.
Özellikle yaz aylarında şelalenin oluşturduğu
türkuvaz renkli göletinde yüzmek çok keyifli.
Bu şelalenin üstünden geçen başka bir pa-
tika bulunuyor. Bu yol kullanıldığında şelale-
nin akışını tepeden izlemek mümkün. Aynı
zamanda burası dere yatağına doğru devam
eden bir yürüyüş rotasının parçası. Özellikle
yaz aylarında bu rotaya yürüyüş programları
düzenleniyor.
Yeşilin ve coşkun suların buluştuğu bu gü-
zel yerde harika vakit geçirdikten sonra tekrar
sık ağaçların arasına geri dönüyoruz. Üzülerek
ayrıldığımız bu doğa harikası, mutlaka görül-
mesi gereken bir yer.
13
Termal-YALOVA
YOL REHBERİ
Sudüşen Şelalesi’nin
girişinde sol tarafta tu-
valetler bulunuyor. Ko-
naklama ve diğer ihtiyaç-
lar için Yalova Termal’in
içindeki işletmelerden
faydalanabilirsiniz.
Dönüşte geldiği-
miz yoldan geriye Yalo-
va-Termal yoluna bağ-
landıktan sonra aynı
güzergâhı takip ederek
Yalova merkezine dö-
nüyoruz. Yalova Termal
için saptığımız kavşağa
geldiğimizde sağa dö-
nerek Orhangazi isti-
kametinde yola devam
ediyoruz. Yalova- Orhangazi arası yaklaşık 22
kilometre.
Yalova çıkışında büyük benzin istasyonları
var. Market ve tuvaletleri olduğu için buralara
uğramanızı öneririz. Bu yoldan yaklaşık 3 kilo-
metre sonraki kavşağın sağ tarafında Özdilek
Alışveriş Merkezi bulunuyor. Burada sabahları
07:00-12:00 arası açık büfe kahvaltı ve resto-
randa çok güzel yemek seçenekleri bulunuyor.
Yemek, tuvalet ihtiyacı
ve alışveriş için güzel
bir yer.
Yalova’dan sonra-
ki yol güzergâhı üze-
rinde yaklaşık 10. ki-
lometrede sağ tarafta
meşhur Sepetçioğlu
Kuyu Kebabı ve he-
men sonrasında Süva-
ribey Izgara&Kahvaltı
yol kenarındaki dikkat
çeken, lezzetli yemek-
leri olan işletmeler.
Orhangazi’den İznik’e
kadar olan yol üzerin-
deki en son büyük ben-
zinlik 13. kilometrede
bulunuyor. Bu işletme-
nin tuvaleti ve marketi mevcut.
Yaklaşık 20. kilometrede İznik yolu kavşağı-
na ulaşıyoruz. Bu kavşaktan dönmeden gide-
bileceğiniz diğer bir lokanta seçeneği ise Or-
hangazi girişinde sol taraftaki Köfteci Yusuf.
Oldukça büyük bir lokanta burası, servisi ve
yemekleri kaliteli.
Orhangazi Köfteci Yusuf ..............224-573 27 75
Sepetçioğlu Kuyu Kebabı .............224-831 50 51
Bursa’nın Gemlik ilçe
sınırları içerisinde bulunan
Sudüşen Şelalesi Nacaklı
Deresi üzerinde yer alıyor.
14
Kcramct Kap!:cas:
Yalova’dan yaklaşık 20 kilometre sonra
Orhangazi merkezine gelince, sola Adapa-
zarı - İznik yoluna dönüyoruz. Bu yolun 13.
kilometresinde sol tarafta Keramet köyü ve
kaplıcası levhasını göreceksiniz. Bu yoldan,
önce Keramet köyüne sonra da kaplıcaya gi-
diliyor. Ancak köye uğramadan kısa yoldan
kaplıcaya ulaşmak için, yaklaşık 200 metre
ilerideki Ilıca girişini kullanabilirsiniz. Kaplı-
ca bu yoldan sadece 400 metre kadar içeride.
Yolun girişi dar görünmesine rağmen olduk-
ça düzgün ve zeytinliklerin arasından geçi-
yor. Yol seviyesinden aşağıda, doğal bir havuz
görünümünde olan kaplıca, yüzeyinden yük-
selen buharlarla hemen dikkat çekiyor. Ol-
dukça serin bir havada burada olmamıza rağ-
men suyun sıcaklığı yaklaşık 34 derece. Tepe-
de durup karlı dağları seyrettikten sonra bu
soğukta sıcak sulara girmenin tadı bir başka
oluyor. Ortalama 1 metre derinliği olan suyun
içinde yol yorgunluğu kaybolup gidiyor. Üste-
lik kaplıcanın içinde elinize gelen bir bardak
çay, çok da abartılı bir keyif olmaz sanırım.
Keramet Kaplıcası özellikle kısa bir yol molası
için harika bir durak yeri.
YOL REHBERİ
Bu kaplıcanın kenarında kurulmuş olan
ufak tesisin içinde park yeri, soyunma oda-
sı, piknik masaları ve tuvalet bulunuyor. Bu
Keramet Kaplıcası’nın havuzunun kenarında piknik alanları da mevcut.
15
Orhangazi-BURSA
hizmetlerden ve kaplıcadan yararlanmak için
makul bir giriş ücreti isteniyor. Bu tesisin tele-
fonu bulunmuyor ancak her mevsim açık. Ya-
kınında başka bir işletme, lokanta veya konak-
lama yeri yok.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Keramet Köy Muhtarı ..................535-354 33 50
Orhangazi Belediyesi ....................224-573 38 00
Orhangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü
...................................................... 224-573 18 29-30
Orhangazi İlçe Devlet Hastanesi
.............................................................224-573 12 70
Orhangazi BURSA
Keramet Kaplıcası’nın sıcak havuzunda kış aylarında bile ziyaretçilere rastlanıyor.
16
IznIk Gü!u
Keramet Kaplıcası’ndan çıkıp yola bağlan-
dıktan sonra İznik Gölü kıyısını takip ederek,
yaklaşık 25 kilometre sonra İznik merkezine
ulaşılıyor. Yol buyunca sağ tarafta görülen göl
manzarası ve sazlıkların arasında zaman za-
man görebileceğiniz farklı kuş türleri bu yol-
culuğu oldukça keyifli hale getiriyor.
İznik Gölü, türü tehlikedeki bazı kuşlara ev
sahipliği yaptığı ve birçok kuş türünü barın-
dırdığı için önemli bir kuş alanı. Karabaş mar-
tı, karabatak, bahri, yeşilbaş ve elmabaş patka
en sık rastlanan türlerden. Bunların yanında
küçük balaban, alacabalıkçıl, çeltikçi, erguvan
balıkçıl, angıt, macarördeği, yılan kartalı gibi
türler de görülebiliyor.
İznik merkezine ulaştığımızda merkez cad-
deden göl kıyısına gidiyoruz. Burada güzel göl
manzarasını seyredeceğimiz harika bir sahil
yolu bulunuyor. Göl kıyısı boyunca uzanan yü-
rüyüş yolu, banklar, çocuk parkları, seyyar sa-
tıcılar ve yol kenarındaki sıra sıra sahil lokan-
talarıyla bu yolda yürüyüş yapmak çok keyifli.
Özellikle gün sonunda, karşı kıyıdan batan gü-
neşin göle vuran sıcak renkleri eşliğinde seyri-
ne doyulmaz bir manzara izleniyor.
İznik, tektonik hareketler sonucu oluşmuş
bir tatlı su gölü. Kerevit ve balıkçılık yaygın
bir gelir kaynağı burada. Göl manzarasını bü-
tün kenti içine alan geniş bir açıdan seyret-
mek için İznik’in arkasındaki tepelere çıkılı-
yor. O tepelerden 32 kilometre uzunluğunda-
ki İznik Gölü’nün tamamını, kenti ve çevre-
sindeki bahçeleri görebiliyorsunuz; harika bir
panorama...
YOL REHBERİ
İznik Gölü kıyısında yan yana dizilmiş, göl
manzaralı, güzel lokantalar bulunuyor. Bu iş-
letmelerin içinde genelde çocuklar için oyun
17
BURSA
parkı ve tuvalet bulunuyor. Lokantaların kar-
şısında sık sık rastlayacağınız büfeler var. Ko-
naklamak için de yine bu sahilde ufak moteller
bulabilirsiniz.
Berlin Motel .....................................224-757 19 15
Cem Otel ..........................................224-757 16 87
İznik Vakfı Konukevi .....................224-757 60 25
ÖNEMLİ TELEFONLAR
İznik Belediyesi ...............................224-757 10 10
İznik Devlet Hastanesi..................224-757 75 80
İznik İlçe Emniyet Müdürlüğü ...224-757 38 79
İznik Gölü’nde günbatımı saatlerinde yapılan tekne
gezintileri sıra dışı manzaralar sunuyor.
18
IznIk
Geçmişten günümüze binlerce yıllık tari-
hini, ayakta kalan eserleriyle anlatıyor İznik.
Eski yerleşim yapısını aynen günümüze kadar
korumayı başarmış, etkileyici bir kent burası.
Zengin tarihi dokusunu, dünyaca ünlü çinisini
ve doğal güzelliklerini gezmek yaklaşık iki gü-
nümüzü alıyor. Eski ismiyle Nicaia, bizi kendi-
ne hayran bırakıyor.
Kentin tamamını saran ve günümüze ka-
dar ayakta kalmayı başaran surlar, İS 259 yı-
lında Romalılar tarafından yenilenerek yak-
laşık 5 kilometre uzunluğunda ve 11 metre
yüksekliğinde, 4 ana, 12 tali kapısıyla son ha-
lini almış.
Roma döneminde yapılan ve kente girişi
sağlayan dört sur kapısından üçü hâlâ ayakta.
İstanbul, Lefke ve Yenişehir olarak anılan kapı-
lar isimlerini bulundukları istikametten alıyor-
lar. İstanbul Kapı, güzel mimarisiyle büyüle-
yici bir kente girdiğimizin habercisiydi adeta.
Mimari yapısı aynı olan, İstanbul ve Yenişehir
kapılarında, ortadaki girişi kemerli ve yanlar-
da yayalar için açılmış koridorlu geçitler bu-
lunuyor. Bu iki kapı diğerlerine göre çok daha
heybetli görünüyor. Burada durup, modern ta-
şıtların ve insanların bu yolu kullanarak kente
girişini izlemek, bugün de geçmişi yaşatan ha-
rika bir deneyim.
Kentin ara sokaklarına adım attıkça günlük
yaşama daha da yaklaşıyoruz. Surlara sırtını
dayamış evler, bahçeler, insanlar tarihle bütün-
leşmiş bir mozaik, dar sokaklarında zamanı
unutturan bir yaşam sürüyor burada. Evlerin
kapısında, üst üste konmuş taş basamaklarda
birinden diğerine basarken sanki binlerce yıl-
lık tarihi adımlıyoruz. Zamanın nasıl geçtiğini
anlamadan akşam oluyor bu sokaklarda.
Kentin güneybatısında Roma tiyatro-
su bulunuyor. Bu tiyatro genelde kullanılan
19
BURSA
yamaçların sağladığı ko-
laylık yerine Roma’nın
gelişmiş mimarisi saye-
sinde düz bir alana inşa
ediliyor. Ancak tarihi
belgelerde İS 111-113 yıl-
larında buranın çöktüğü
belirtiliyor.
İznik’teki kazılarda çı-
kan değerli eserleri ve İz-
nik çinisini görmek için
müzeyi de ziyaret ediyo-
ruz. Eskiden kalan değer-
li çini örneklerini ve bü-
yüleyici renklerini görüp hayran olmamak çok
zor. Müzeden sonra günümüzde bu sanatı de-
vam ettiren ufak atölyeleri görmek için çarşı-
ya dönüyoruz. Bu atölyelerde çini ustalarını iş
başında izlemek çok etkileyici. Geçmişten gü-
nümüze bu sanatın kaybolmadığını görmek ise
mutluluk verici.
YOL REHBERİ
İznik Müzesi, Müze Caddesi’nde. Pazartesi
günleri dışında 08.00-12.00 ile 13.00-17.00 sa-
atleri arasında ziyarete açık.
İznik kent merkezini ve antik kalıntıları
gezdikten sonra Ayasofya Camii’nin önünden
geçen merkez yolu takip ederek İznik Gölü kı-
yısına gidebilirsiniz. Burada göl kıyısına sıra-
lanmış, dinlenmek ve akşam yemeği için bir-
çok restoran ve çay bahçesi bulunuyor.
Berlin Motel .....................................224-757 19 15
Cem Otel ..........................................224-757 16 87
İznik Vakfı Konukevi .....................224-757 60 25
ÖNEMLİ TELEFONLAR
İznik Belediyesi ...............................224-757 10 10
İznik Devlet Hastanesi..................224-757 75 80
İznik İlçe Emniyet Müdürlüğü ...224-757 38 79
İznik Müzesi ....................................224-757 10 27
BURSA
Nicaia antik kentinin güneybatısında
Roma tiyatrosu bulunuyor.
20
AyasnIya CamII
İznik merkezinde, Kılıçarslan ve Atatürk
caddelerinin kesiştiği noktada bulunan Aya-
sofya (Hagia Sophia) Camii’ne ulaşım olduk-
ça kolaydır. Uzun yıllar kapalı olan ve son dö-
nemde gördüğü tadilattan sonra 2011 yılında
cami olarak kapılarını aralayan Ayasofya, artık
ziyarete ve ibadete açık. Müslüman ve Hıris-
tiyan âlemi için oldukça önemli bu ayrıcalık-
lı yapının tarihi geçmişi etkileyici. Bu nedenle
bizim gibi ilk defa ziyaret etme şansı bulanlar
yapıya girerken heyecanlanacaktır. Binanın ki-
tabesi olmadığı için inşa edildiği tarih kesin
olarak bilinmiyor. Ancak bazı kaynaklarda
yaklaşık olarak 4. ve 5. yüzyılda yapıldığı yazı-
yor. Bina hem dıştan, hem de içeriden olduk-
ça heybetli görünüyor. Yüzyıllar boyunca gör-
düğü tadilatlara ve yapıyı tahrip eden sayısız
olaya rağmen duvarlarındaki tarihi doku çok
güzel. Bu duvarlar arasında dururken, Hıristi-
yanlar için çok önemli olan, 4 Eylül 787’deki II.
Konsil toplantısının burada yapıldığını bilmek
heyecan verici. Bu tarihi anı hayal ederek, bu
atmosferi yaşamak çok güzel bir duygu. Hıris-
tiyanlar tarafından kutsal kabul edilen ve sık
sık ziyaret edilen Ayasofya’nın kapılarının açıl-
ması bu nedenle oldukça önemli. Yine kaynak-
lardan edindiğimiz bilgiye göre 2 Mart 1331’de
İznik’in Orhan Gazi tarafından alınmasıyla
Ayasofya Kilisesi camiye çevriliyor. Oldukça
zengin bir tarihe sahip olan bu yapı hakkında
bilgi edindikçe daha çok etkileniyor ve İznik’in
tarihine ve eserlerine hayran kalıyoruz. Son
olarak Ayasofya Camii’nin dış mimarisini in-
celedikten sonra İznik’ten ayrılıp Adapazarı is-
tikametinde yolumuza devam ediyoruz.
YOL REHBERİ
Ayasofya Camii, kentin tam ortasında
merkez caddelerin kesiştiği yerde bulunuyor.
21
|znik-BURSA
Rotamıza devam etmek için kentten ayrı-
lıp Adapazarı yolundan Bilecik istikametine
dönüyoruz.
Bilecik yoluna bağlanana kadar bu yol üs-
tünde kayda değer benzin istasyonu bulunmu-
yor. Restoran, market ve tuvaletlerin bulundu-
ğu ilk benzinlik ise yola çıktıktan yaklaşık 33
kilometre sonra.
|znik BURSA
İznik’in şehir merkezinde bulunan Ayasofya bir süre
önce cami olarak hizmet vermeye başladı.
22
Dursun FakIh TurbcsI
İznik’ten ayrıldıktan 26 kilometre sonra
Bilecik yoluna bağlanıyoruz. Yaklaşık 27 kilo-
metre sonra yol ayrımından sağ tarafa Bilecik
yönünde devam ediyoruz. Hemen bu yol ayrı-
mında bulunan Ertuğrul Gazi Türbesi levha-
sından sola dönüyoruz. Söğüt ilçesine giden
bu yol oldukça bakımlı durumda. Sık sık kar-
şımıza çıkan meyve bahçeleri, ardı ardına uza-
nan tepeler, ovalar bu manzaralı yolu çok ke-
yifli hale getiriyor.
Dursun Fakih Türbesi levhası 13. kilomet-
rede sol tarafta karşımıza çıkıyor, buradan
içeri giriyoruz. Yola girer girmez dikkat çe-
ken, ufak ve dik bir tepenin üstündeki türbe-
nin uzaktan masalsı bir görselliği var. Yaklaşık
2 kilometre sonra Küre beldesi yakınındaki te-
penin yanına varıyoruz. Yolun başında duran
levha yol ayrımını gösteriyor. Çevresinde tam
tur dönüşlerle çıkılan tepenin yolu üstünde
sık sık sıralanmış ağaçlar ve banklar bulunu-
yor. Tepeye ulaştığımızda bu banklarda mola
verip, ovaya tepeden bakan, muhteşem man-
zarayı bir süreliğine seyrettikten sonra Dursun
Fakih’in türbesini ziyaret ediyoruz. Karamanlı
olduğu bilinen Dursun Fakih, Osman Bey ile
birçok gazaya, fetihlere katılmış ve Osmanlı
Devleti’nin bağımsızlığının göstergesi olan ilk
hutbeyi Osman Bey’in adına okumuş, Osman-
lı Devleti’nin ilk kadısıdır. Bu değerli insanı ve
Osmanlı’nın kurulduğu bu toprakları ziyaret
etmenin hazzıyla yolumuza devam ediyoruz.
YOL REHBERİ
Bilecik yoluna bağlandıktan 7 kilometre
sonra sağ tarafta benzinlik, restoran ve tuva-
letlerin olduğu işletmeler var. Bir sonraki ben-
zinlik ise 11. kilometrede bulunuyor. Bu iki
yerden birinde mola vermeli ve yakıt almalısı-
nız çünkü bundan sonra yol boyu benzinlikler
23
X
X
X
X

/

X
X
X
X
X
X
X
Scgui-B|I|C|K
azalıyor. 13. kilometrede Şeyh Edebali levha-
sı görülüyor. Ancak, biz bu türbeye Bilecik’in
içinden geçerek gitmeyi tercih ediyoruz.
Dursun Fakih Türbesi’nin yanında bir Yö-
rük çadırı bulunuyor ancak burası sadece yaz
mevsimlerinde açılıyor. Yakınlarda yiyecek
içecek alabileceğiniz herhangi bir yer ve tuva-
let bulunmuyor.
X
X
X
X
/

X
X
X
X
X
X
X
Scgui B|I|C|K
Dursun Fakih Türbesi Bilecik’in Söğüt ilçesi
yakınlarında bulunuyor.
24
Ertugru! GazI TurbcsI
Dursun Fakih Türbesi’nden ayrılıp anayola
bağlandıktan 7 kilometre sonra Söğüt’e geli-
yoruz. Daha girişte, sol tarafta Ertuğrul Gazi
Türbesi karşımıza çıkıyor. Yemyeşil bir bahçe-
den girilen türbenin hemen sağ tarafında iş-
lemeli, güzel bir çeşmesi var. Az ileride Şeyh
Edebali’nin Ertuğrul Gazi’ye hitabı olan yazı
duruyor. Türbenin içi oldukça güzel, duvarlar
işlemeli ve mezarın çevresinde farklı ülkeler-
den gelen topraklar ve bayraklar bulunuyor.
Ertuğrul Gazi, Moğol istilası nedeniy-
le batıya gelen Türklerin Kayı boyu olan
Karakeçili aşiretiyle 13. yüzyıl sonlarında
Söğüt-Domaniç bölgesine yerleşiyor. Osman-
lı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Bey’in
babası olan Ertuğrul Gazi, 1281’de 93 yaşında
burada vefat ediyor. Ertuğrul Gazi’nin meza-
rın başında, Osmanlı’nın kuruluşunu ve yüz-
lerce yıllık geçmişi anlatan tarih sayfalarında
okuduklarınızı çok daha canlı ve etkili hisse-
debiliyorsunuz. Söğüt, bu topraklarda yaşa-
yanların mutlaka ziyaret etmesi gereken bir
yer. Özellikle Eylül’ün 9-11 tarihleri arasın-
da düzenlenen Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma
ve Yörük Şenliklerinde burada olmak da çok
eğlenceli.
YOL REHBERİ
Dursun Fakih Türbesi’nin yolundan geri
çıkıp, Söğüt yolunun 13. kilometresine tekrar
bağlanıyoruz. Yaklaşık 6 kilometre sonra yol
ikiye ayrılıyor, sağ taraftaki Söğüt yolunu takip
ediyoruz. Yaklaşık 500 metre sonra, bu çevre-
deki tek benzin istasyona varıyoruz. Benzin
istasyonundan kısa bir süre sonra sol tarafta
Ertuğrul Gazi Türbesi görülüyor. Hemen kar-
şısında oldukça konforlu bir otel ve yan tara-
fında çay içip yemek yiyeceğiniz, her mevsim
açık olan bir Yörük çadırı bulunuyor. Türbe-
nin önünde arabanızı rahatça park edebilece-
ğiniz alanlar mevcut. Arka tarafında tuvalet ve
25
Scgui-B|I|C|K
hemen karşısında şenliklerin düzenlendiği bü-
yük meydanı görebilirsiniz.
Şenlikler ve Ertuğrul Gazi ile ilgili bilgilerin
bulunduğu broşürleri türbenin içindeki görev-
liden alabilirsiniz. Oldukça iyi hazırlanmış bu
broşürlerde şenlikler ve türbeyle ilgili her türlü
bilgi bulunuyor.
Grand Namlı Otel .................. 228-361 20 11-12
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Söğüt Belediyesi .............................. 228 361 32 76
Söğüt Devlet Hastanesi ................228-361 63 13
Söğüt Emniyet Müdürlüğü .......... 228 361 43 84
Scgui B|I|C|K
Ertuğrul Gazi Türbesi, Söğüt ilçesinde yemyeşil bir
bahçenin içerisinde yer alıyor.
26
Çcyh Edcba!I TurbcsI
Söğüt’ten ayrıldıktan 20 kilometre sonra
anayola bağlanıp Bilecik’e doğru yola devam
ediyoruz. Bu yol üstünde karşımıza çıkan Şeyh
Edebali levhasından girmek yerine bu türbe-
ye Bilecik merkezden gitmeyi tercih ediyoruz.
Ertuğrul Gazi’nin türbesinde gördüğümüz oğ-
luna hitabından hatırlayacağınız Şeyh Ede-
bali, Osman Gazi’nin kayınpederi, hocası ve
Anadolu’nun ilk Ahi şeyhlerinden.
Bilecik’e girdikten 5 kilometre sonra otobüs
terminalinin hemen karşısında, sol tarafta tür-
beye giden yol ayrılıyor. Halk arasında “Tür-
be Yolu” olarak bilinen bu yoldan 2 kilometre
kadar gittikten sonra Anadolu’nun en eski ca-
milerinden biri olan Orhan Gazi Camii kar-
şımıza çıkıyor. Caminin sol tarafındaki geniş
merdivenleri takip edip yukarı çıkınca Şeyh
Edebali Türbesi’ne ulaşılıyor. Burası oldukça
güzel manzarası olan ufak bir tepe, bulunduğu
vadiye yukarıdan bakıyor. Türbenin girişinde
Ertuğrul Gazi’nin oğluna hitabı olan ve Şeyh
Edebali’den bahseden yazı duruyor. Olduk-
ça mütevazı olan bu yapının içinde bir salon,
mescit, Şeyh Edebali’nin sandukasının olduğu
oda ve ayrı bir bölümde kızı ve eşinin sandu-
kaları bulunuyor.
Ziyaretiniz bittikten sonra türbenin bah-
çesindeki çiçekli çardaklarda mola veriyoruz.
Dursun Fakih ve Ertuğrul Gazi ile başlayan
türbe ziyaretlerimizi burada bitiriyoruz. Os-
manlı İmparatorluğu’nun başlangıcı olan bu
değerli toprakları görmenin verdiği iyi duygu-
larla buradan ayrılıp yolumuza devam ediyo-
ruz. Aynı yoldan tekrar şehir merkezine dön-
dükten sonra geldiğimiz istikamete gitmek
yerine sol tarafa dönerek yaklaşık 5 kilometre
sonra Bozüyük yoluna bağlanıyoruz. Böylece
kısa yoldan anayola çıkmış oluyoruz.
YOL REHBERİ
Dönüşe geçtiğinizde, türbeye çıkan
27
B|I|C|K
merdivenlerin hemen yanında ayran ve gözle-
me yapan otantik Yörük çadırı, hediyelik eşya
dükkânları ve tuvaletler bulunuyor.
Bilecik merkezinde, yol üstünde konaklaya-
bileceğiniz Belekoma Oteli var. Otelin hemen
yanında eczane ve market gibi işletmeleri bu-
labilirsiniz. Şehir merkezinde Şeyh Edebali’ye
giderken sağ tarafta ufak bir benzin istasyonu
bulunuyor. Diğer bir seçenek ise Bilecik’ten
sonra yola devam edip Bozüyük karayolunda-
ki otel ve restoranlarda mola vermek.
Bilecik’ten çıkıp Bozüyük yoluna bağlan-
dıktan 8 kilometre sonra sağ tarafta Şelale Res-
toran bulunuyor. Burası tren yolunun hemen
önünde, yanından gürül gürül suların aktığı
güzel bir mekân. Izgara çeşitleri ve kasap köf-
tesiyle meşhur. Üstelik müşteriler yemeklerini
yerken dışarıda arabaları yıkanıyor.
12. kilometrede sağ tarafta bir benzinlik ve
Öztezcan Dinlenme Tesisleri var. Burada mola
verebilirsiniz. Restoran, sıcak Karadeniz pidesi
bulabileceğiniz kafeteryası, market ve tuvalet-
leri var.
Bozüyük kavşağından sonra yol üstünde
sağ tarafta Sarar Alışveriş Merkezi bulunuyor.
Burası 24 saat arabaya “fast food” türü yiye-
ceklerin servis yapıldığı ve çeşitli giyim mağa-
zalarının bulunduğu büyük bir tesis. Hemen
sonrasında market, çay salonu ve tuvaletlerin
olduğu bir benzin istasyonu bulunuyor. Bun-
dan sonra bir süre büyük benzin istasyonu ol-
madığı için bu bölgedeki istasyonları değer-
lendirmeniz yerinde olacaktır.
Grand Hotel Belekoma .................228-212 72 50
Açelya Lokantası ............................228-212 21 84
Öztezcan Dinlenme Tesisleri (Bozüyük yolu)
.............................................................228-385 30 01
Şelale Restoran (Bozüyük yolu)..228-284 21 63
Grand Çalı Hotel (Bozüyük) .......228-314 89 30

ÖNEMLİ TELEFONLAR
Bilecik Belediyesi ....... 228-212 10 88-212 12 55
Bilecik Devlet Hastanesi ..............228-212 57 98
Bilecik Emniyet Müdürlüğü ........228-212 18 42
B|I|C|K
Şeyh Edebali Türbesi bulunduğu vadiye tepeden bakıyor.
28
Inünu Magara!ar:
Bozüyük kavşağından yaklaşık 19 kilomet-
re sonra Bilecik ile Kütahya arasında kalan Es-
kişehir iline ait İnönü ilçesine geliyoruz. İlçe
merkezinin hemen girişinde sol tarafta, ana-
yoldan bile fark edilen büyük bir kaya kütle-
si üstündeki mağaralar dikkat çekiyor. Yoldan
ayrılıp mağaralara doğru giden yolda köy ev-
leri arasından geçip, mağaranın girişine ka-
dar aracımızla gidebiliyoruz. Hemen önünden
başlayan merdivene benzeyen basamaklardan
mağaralara çıkış oldukça kolay. Tepeden ken-
te doğru bakan mağaraların girişleri çok bü-
yük duruyor. İçlerinde herhangi bir damlataş
oluşumu olmadığı için turistik açıdan ilgi gör-
müyorlar. Ancak basamak şeklindeki yükse-
lişi ve birbiriyle olan bağlantıları oldukça ilgi
çekici. Burada herhangi bir tabela veya bilgi
yok, ancak tarihi kaynaklardan öğrendiğimi-
ze göre buranın kullanım açısından oldukça
eski bir tarihi var. Öncelikle korunma kolay-
lığı sağladığı için tarihte birer kale görevi gör-
müşler. Atatürk’ün emriyle kurulan Türk Ta-
rih Kurumu’nun 1938 yılında bu mağaralarda
yaptığı kazılarda Bakır Çağı’na ait kap kacak ve
Phryg, Bizans ve Osmanlı dönemi seramikleri
bulunmuş.
YOL REHBERİ
İnönü’den geçerken buranın yoğurdunun ve
kaymağının meşhur olduğunu unutmayın. İlçe-
nin merkezinde bu ürünlerden bulabilirsiniz.
İnönü’den sonra sık sık benzinlik ve mola ve-
rilebilecek tesisler var. İlk olarak yaklaşık 3 ki-
lometre sonra sağ tarafta bir benzinlik ve ya-
nında Akçaabat Köfte Salonu var. 15 kilomet-
re sonrasında marketi ve tuvaleti olan büyük
benzin istasyonlarına rastlıyoruz. 20. kilomet-
rede ise restoran, motel, benzinlik, market gibi
çeşitli işletmelerin bulunduğu, yolun iki tarafı-
na yayılmış Kemal Kükrer Tesisleri bulunuyor.
Yeşil bahçeleri, kapalı ve açık oturma alanları,
29
|ncnu-|SK|¸|H|R
kamelyaları ve çocuk parkıyla konforlu bir tesis.
Kemal Kükrer Dinlenme Tesisleri
.............................................................222-593 82 12
ÖNEMLİ TELEFONLAR
İnönü Kaymakamlık .....................222-591 23 52
İnönü Merkez Sağlık Ocağı .........222-591 20 23
İnönü İlçesi Emniyet Amirliği .....222-591 23 88
|ncnu |SK|¸|H|R
Eskişehir’in İnönü ilçesinde yer alan mağaralara hemen
önünden başlayan basamaklarla kolayca ulaşılıyor.
30
KU1AHYA Phryg VadIsI
İnönü’den yaklaşık 30 kilometre sonra sol ta-
rafta Sabuncupınar ve kahverengi Frig (Phryg)
Vadisi levhalarını görüyoruz. Burası dağlık
Phryg Vadisi’nin Kütahya bölümündeki olu-
şumlara giden yol ayrımı. Sabuncupınar belde-
sindeki oluşumlar, yoldan yaklaşık 10 kilometre
mesafede başlıyor. Karşımıza çıkan ilk oluşum-
lar, Phryg Vadisi’nin büyüleyici tarihini anla-
tır güzellikte. Tarihi 5 bin yıl gerilere uzanan
bu büyük vadide Anadolu’nun en önemli me-
deniyetlerinden biri olan Phrygia uygarlığının
ve birçok medeniyetin izleri görülüyor. Türk-
men Dağı’nın kolaylıkla işlenebilir tüfleri ile
kaplı kayalara elle oyularak yapılmış mezar oda-
ları, hayvan barınakları, ambar, samanlık, din-
sel amaçlı şapeller, sarnıçlar ve sığınma amaçlı
sayısız mağaralar bulunuyor. Bölgede tarihi de-
ğerlerin yanı sıra ilginç kaya oluşumları ve peri-
bacaları görülüyor. Bütün bu tabiat güzellikle-
rinin yanında binlerce yıl önce kayalar arasına
oyularak oluşturulmuş yaşam alanları, birbirine
bağlantılı odaların mimarisi kendine hayran bı-
rakıyor. Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya
illerini kapsayan Phryg Vadisi mutlaka görül-
mesi gereken muhteşem güzellikte bir bölge.
YOL REHBERİ
Buraya en yakın benzinlik yaklaşık 1 kilo-
metre mesafede. Bir sonraki tesis, Kütahya’ya
gelmeden, yaklaşık 13. kilometrede sol tarafta
bulunuyor.
KU1AHYA
Phryg Vadisi’ndeki kaya oluşumu ve
mağaraların benzerlerine Sabuncupınar
mevkiinde de rastlanıyor.
31
KU1AHYA Ynnca!: Kap!:ca!ar:
Kütahya kentine girmeden sağ tarafta kü-
çük bir levhası olan ve Kütahya-Tavşanlı yolu
üzerinde bulunan Yoncalı Kaplıcaları’na ana-
yoldan yaklaşık 17 kilometre sonra ulaşılıyor.
Kirazlı Dağı’nın eteklerine kurulmuş olan Yon-
calı beldesinin çok eski tarihlere giden bir kap-
lıca geçmişi bulunuyor. Bunun en önemli kanıtı
ise merkezdeki, 1233’te I. Alaeddin Keykubat’ın
yakın memurlarından birinin kızı olan Gülmüş
Hanım’ın yaptırdığı cami ve hamam yapısı. Ta-
mamıyla ayakta kalmayı başarmış cami halen
kullanımda, hamamın ise bakım ve onarım ça-
lışmaları sürüyor. Günümüzde kaplıca turizmi
devam eden bölgede her türlü turistik konakla-
ma imkânı ve apart daire bulmak mümkün.
YOL REHBERİ
Anayoldan 17 kilometre içeride bulunan
Yoncalı Kaplıcaları’na oldukça bakımlı, asfalt
bir yoldan ulaşılıyor. Son kilometrelerde görü-
len benzin istasyonundan hemen sonra sola dö-
nülerek tali bir yoldan beldenin merkezine gi-
diliyor. Yoncalı ufak bir belde olmasına rağmen
merkezinde çok sayıda otel, pansiyon ve apart
otel var. Bu işletmelerde ziyaretçilerin isteğine
göre konfor ve fiyat alternatifleri bulunuyor.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kütahya Belediyesi ........................274-223 60 12
Kütahya Devlet Hastanesi ..........274-223 60 56
Kütahya Emniyet Müdürlüğü ....274-614 19 43
KU1AHYA
Gülmüş Hanım’ın yaptırdığı hamamın
onarım çalışmaları devam ediyor.
32
I!:ca Tcrma! TurIzm McrkczI
Sabuncupınar ayrımından anayola döndük-
ten sonra yaklaşık 1 kilometre ileride, sağ ta-
rafta Ilıca Termal Turizm Merkezi levhası gö-
rülüyor. Termal tesisler bu yoldan 4 kilometre
kadar içeride bulunuyor. Ilıca girişinden itiba-
ren, merkezinde bulunan günübirlik halka açık
üç adet termal havuzu, parkları ve alışveriş
dükkânlarıyla şirin bir kasaba görünümünde.
Çevresi çam ormanlarıyla kaplı, şifalı suların
aktığı bu bölgede her mevsim açık birçok tesis
ve otel bulunuyor.
25 ile 43 derece arası değişen sıcaklığa sa-
hip kaplıca sularına girmek oldukça keyifli.
Kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat içeren
suların birçok hastalığa iyi geldiği söyleni-
yor. Mevsimine göre yoğunluğu değişen te-
sisler, sakin bir tatil için oldukça güzel bir or-
tam sağlıyor. Ilıca’nın merkezinden sola dö-
nerek devam eden yoldan tepeye çıkıldığında
bu bölgeyi yüksekten gören güzel bir manzara
izleniyor.
Ilıca’dan ayrılırken geldiğimiz yoldan geri
dönüp, sağ tarafa Kütahya istikametinde yolu-
muza devam ediyoruz.
YOL REHBERİ
Ilıca’dan ayrıldıktan sonra en yakın ben-
zinlik 1 kilometre sonra sağ tarafta bulunu-
yor. Yaklaşık 10 kilometre sonra yanlarında
Kütahya’ya özel porselen mağazaları olan ben-
zinlikler sıklıkla yol kenarlarında görülmeye
başlıyor.
Özellikle Ilıca çıkışından yaklaşık 14 kilo-
metre sonra Kütahya’ya girerken sol tarafta
restoran, market, benzinlik ve Tavşanlı leblebi-
sinin çeşitlerini satan hoş bir dükkânın olduğu
güzel bir tesis bulunuyor. Bu restoranın lezzet-
li köfte ve ızgara çeşitlerinin yanında sunduğu
hizmet ve ortam da oldukça güzel. Hemen ya-
nında bakımlı tuvaletleri ve şirin bir çay oca-
ğı var. Özellikle leblebi dükkânındaki envai
33
KU1AHYA
çeşidin tadına bakmak için
hatırı sayılır bir zaman
ayırmak gerekiyor.
Yol üstünde sık sık Kü-
tahya ve Gürallar Porselen
fabrika satış mağazaları,
marketler ve benzin istas-
yonları görülüyor.
Kütahya merkezinden
yaklaşık 2 kilometre sonra
Antalya yol ayrımına dö-
nüyoruz. Bu kavşaktan 8
kilometre sonra sağ tarafta
market ve tuvaletlerin ol-
duğu büyük bir benzinlik bulunuyor. Sonraki
durağımız olan Aizanoi antik kentine dönme-
den önce bu benzinliklerden birine uğramak
yerinde oluyor.
Kütahya’nın içinden geçerken Antalya yol
ayrımından yaklaşık 3 kilometre sonra yol üs-
tünde sağ tarafta Grand Çınar Hotel var. Yol-
dan fazla uzaklaşmadan konaklamak için uy-
gun bir yer. Diğer taraftan Kütahya merkezin-
deki oteller de tercih edilebilir.
Güral Harlek Termal Hotel & Spa
.............................................................274-245 24 50
Şirin Restaurant .............................274-225 11 12
Kocagöz Leblebi ..............................274-225 11 10
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kütahya Belediyesi ........................274-223 60 12
Kütahya Devlet Hastanesi ..........274-223 60 56
Kütahya Emniyet Müdürlüğü ....274-614 19 43
KU1AHYA
Ilıca Termal Turizm Merkezi çevresi çam ormanlarıyla kaplı,
şifalı suların aktığı bir bölgede bulunuyor.
34
AIzannI AntIk KcntI
Kütahya çıkışından 10 kilometre sonra sağ
tarafta Aizanoi levhasından dönüyoruz. Bu
yoldan 50 kilometre gittikten sonra Çavdar-
hisar ilçe sınırları içinde bulunan Aizanoi an-
tik kentine ulaşıyoruz. Antik kent kalıntıları,
Kocaçay’ın her iki yakasına yayılmış durum-
da. İlk olarak girişte karşımıza çıkan Borsa Bi-
nası (Macellum) ve Sütunlu Cadde kalıntıları
dikkatimizi çekiyor. Macellum, dünyadaki ilk
borsa binalarından. Bu yapıda enflasyonla mü-
cadele için yapılmış, mermer bloklar üzerin-
de her çeşit malın değerlerini belirten yazıtlar
bulunuyor.
Buradan sonra Kocaçay üstüne yapılmış
antik köprüden yolumuza devam ediyoruz.
Antik dönemde ismi Penkalas olan akarsuyun
üstüne yapılmış dört köprüden ikisi hâlâ ayak-
ta ve kullanılır durumda. Köprüyü geçip biraz
ilerleyince Aizanoi antik kentinin tellerle çev-
rilmiş alanına geliyoruz.
Etkileyici görüntüsüyle dikkat çeken Zeus
Tapınağı, ayakta kalmayı başarmış muhteşem
bir yapı; 53 metreye 35 metre ölçülerindeki
podyum üzerine yapılmış tapınağın altında
tonozlarla örtülü büyük bir salon bulunuyor.
Tapınağın iç kısmındaki demirden, dik mer-
divenleri kullanarak aşağı iniyoruz. Taş du-
varlardaki ufak pencerelerden içeri sızan ışıkla
aydınlanan etkileyici büyük bir salon karşılıyor
bizi. Aizanoi antik kentinde birçok güzel ka-
lıntının arasında bu tapınağın çok özel bir yeri
var. Tapınağın hemen önünde yerde duran ka-
dın büstü şeklindeki büyük akroter, güzelliğiy-
le dikkat çekiyor. Hemen sonrasında araba yo-
lunun sağında kalan hamam kalıntılarının ara-
sından geçerek, kısa bir yürüyüşle tiyatro ile
ona bitişik olarak inşa edilmiş stadium kalın-
tılarına ulaşıyoruz. Stadium-tiyatro olarak ge-
çen bu özel kombinasyon, benzeri bulunma-
dığı için mutlaka görülmeli. Tiyatronun en üst
basamaklarından bütün bu yapıyı ayrıntılarıyla
35
Çct!crniscr -KU1AHYA
izlemek mümkün, hatta
kentin diğer kalıntılarını ve
çevreyi gören güzel manza-
ranın eşliğinde burada kısa
bir seyir molası çok keyifli
oluyor. Çok geniş bir bölge-
ye yayılmış bu antik kent-
te biri mozaikli iki hamam,
gymnasium, ikisi hâlâ kul-
lanılır halde beş köprü ile
antik baraj, nekropol alan-
ları ve tapınak içinde bir sa-
lon niteliği taşıyan Meter
Steune’nin kutsal mağarası
gibi birçok kalıntı bulunuyor.
Aizanoi’den ayrılmadan önce son olarak
Zeus Tapınağı’nın İon sütunları arasında otu-
rup bu kentin en güzel saatlerinin yaşandığı
günbatımını izliyoruz.
YOL REHBERİ
Aizanoi yoluna dönmeden önceki ben-
zin istasyonlarına mutlaka uğranması gerekli.
Yaklaşık 100 kilometre yol yapacağınız bu böl-
gede başka benzin istasyonu bulunmuyor.
Bu güzel antik kenti dolaştıktan sonra ke-
yifli bir mola vermek isterseniz, kentin giriş
kapısının hemen yanında otantik ortamıyla
gözleme ve çay servisi yapan, Zeus Tapınağı’nı
uzaktan seyredebileceğiniz ufak ve şirin bir iş-
letme var. En yakın konaklama yeri ve restoran
Çavdarhisar ilçe merkezinde bulunuyor.
Aizanoi’den ayrılıp tekrar anayola bağlan-
dıktan yaklaşık 26 kilometre sonra ufak bir
benzin istasyonu var. Şehitliklere girmeden
önce bu noktalardan benzin alınabilir.
Çavdarhisar Anemon Oteli.........274-351 22 88

ÖNEMLİ TELEFONLAR
Çavdarhisar Belediyesi.................274-351 20 06
Çavdarhisar Devlet Hast. ............274-351 25 15
İlçe Emniyet Müdürlüğü ..............274-351 29 59
Çct!crniscr KU1AHYA
Aizanoi antik kentinde yer
alan en görkemli eserlerden
biri de Zeus Tapınağı.
36
Baçknmutan TarIhI MI!!I Park:
Kütahya’dan yaklaşık 40 kilometre sonra
sağ tarafta Zafertepe Abidesi, Şehit Sancaktar
Mehmetçik Anıtı, Dumlupınar Abidesi yazan
sarı levhalardan dönüyoruz. Hemen sonrasın-
da karşımıza çıkan Zafertepe Çalköy, Yüzbaşı
Şekip Efendi Şehitliği, Büyük Aslıhanlar Üçte-
peler Şehitliği yazan kahverengi levhalar ve bu
bölgenin genel ismi olan Başkomutan Tarihi
Milli Parkı levhasını görüyoruz. 26 Ağustos’ta
Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz’da şehit
olan askerler adına yapılan birçok şehitlik ve
abidenin bulunduğu bölge, Başkomutan Tarihi
Milli Parkı adıyla anılıyor. Her biri farklı köyle-
rin içinde olan şehitliklere, düzgün asfaltlı yol-
dan rahatlıkla ulaşılıyor.
Zafertepe Abidesi: Anayoldan yaklaşık
29 kilometre içeride bulunuyor. İlk olarak
Calköy’ün meydanında top başında askerler-
le birlikte duran Atatürk anıtı karşımıza çıkı-
yor. 1924’te Atatürk’ün, 30 Ağustos 1922’de
Calköy’ün ateşler içinde yandığı günü anlattığı
yazısı, hemen anıtın arka tarafında dikkat çe-
kiyor. Anıtın sağ tarafında Zafer Abidesi lev-
hasından yaklaşık 3 kilometre içeride bir tepe-
nin yamacına ulaşıyoruz. Kurtuluş Savaşı’nda
komuta merkezi olarak kullanılan tepenin üs-
tünde şehitlik ve anıtlar bulunuyor. Ayrıca za-
ferin 50. yılı anısına yapılmış güzel bir tören
alanı var.
Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı: Ana-
yoldan 30 kilometre mesafede bulunuyor.
Calköy’den yaklaşık 1 kilometre sonra sol ta-
rafta duran levhasından 500 metre kadar or-
man yolundan geçerek ulaşılıyor. Ufak bir te-
penin üstündeki şehitliğin en yüksek noktasın-
dan Zafertepe Abidesi görünüyor.
Sınırları çok geniş bir alanı kaplayan bu
bölgede birçok şehitlik bulunuyor. Yoldan yak-
laşık 28 kilometre mesafede Yüzbaşı Şekip
37
A|YON, KU1AHYA, U¸AK
Efendi Şehitliği, yaklaşık 36 kilometre içerideki
Büyük Aslıhanlar Üçtepeler Şehitliği ve daha
birçoğu ziyaret edilebilir.
YOL REHBERİ
Milli park bölgesine girmeden önce mut-
laka benzin alınması gerekiyor. Yaklaşık 100
kilometre yol yapacağınız bu bölgede benzin
istasyonu bulunmuyor. Şehitliklerin tamamı
köylerin içinde veya köylere yakın yerlerde an-
cak yakınlarında herhangi bir işletme ve tuva-
let yok. Tekrar anayola bağlandıktan sonra yol
üstünde ufak benzin istasyonları bulunuyor,
yaklaşık 40 kilometre sonra Afyon kavşağında-
ki tesislerin, termal otellerin ve büyük benzin
istasyonlarının olduğu bölgeye geliniyor.
A|YON, KU1AHYA, U¸AK
Zafer Anıtı, Kurtuluş Savaşı’nda komuta merkezi
olarak kullanılan Calköy yakınlarındaki bir tepenin
üstünde bulunuyor.
38
Dum!up:nar AbIdcsI
Anayoldan 41 kilometre mesafede olan
Dumlupınar Abidesi, Dumlupınar ilçe sınırla-
rı içerisinde bulunuyor. Yaklaşık 38 kilometre
sonra sağ tarafta görülen Dumlupınar levhasın-
dan 3 kilometre içeride bir meydana geliyoruz.
Burası Kurtuluş Parkı adıyla anılan, heykellerin
bulunduğu geniş bir alan. Hemen yanındaki
Dumlupınar Müzesi’nde Kurtuluş Savaşı’yla il-
gili silahlar ve eşyalar sergileniyor. Evlerin ara-
sından devam ederek sol tarafa doğru yaklaşık
2 kilometre daha gidiyoruz. Yüksek bir tepede
Atatürk’ün büyük bir heykeli bulunuyor. Ba-
har aylarında yemyeşil çiçeklerinin süslediği
şehitlik, kış mevsiminde tamamen karlar al-
tında kalıyor. Bu sert mevsimde son metrele-
re arabayla ulaşmak mümkün değil. Geniş bir
alana yayılan Dumlupınar Abidesi’nde birçok
heykel bulunuyor. Tepenin hemen önünde bü-
yük heykele doğru çıkan basamaklar var.
Dumlupınar Şehitliği’nde savaşı anlatan birçok heykel bulunuyor
(üstte). Dumlupınar Şehitliği’nde tepenin üstünde bulunan büyük
Atatürk heykeli oldukça heybetli görünüyor (sağda).
H
ă
R
R
l
Y
E
T

B
l
|
G
l

B
E
|
G
E
39
Dum|uptncr-KU1AHYA
YOL REHBERİ
Dumlupınar Abidesi yoldan yaklaşık 43 ki-
lometre mesafede, Dumlupınar ilçesinde bulu-
nuyor. Kış mevsiminde yoğun kar altında olan
yollarda ulaşım zor olsa da, bahar aylarında ye-
şilin her tonuyla süslenmiş yolları ve bakımlı
parkları çok güzel. Civarda benzin istasyonu
ve konaklama yeri bulunmuyor. Dumlupınar
Abidesi’nin hemen yakınında oturma yerleri,
tuvalet ve şirin bir çay ocağı var. Ancak burası
sadece havanın iyi olduğu aylarda açık.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Dumlupınar İlçe Kaymakamlığı
.............................................................274-371 21 55
İlçe Emniyet Müdürlüğü ..............274-371 21 12
Dum|uptncr KU1AHYA
H
ă
R
R
l
Y
E
T

B
l
|
G
l

B
E
|
G
E
40
An:tkaya (Egrct) ÇchIt!IgI
Başkomutanlık Milli Parkı’nın yol ayrımın-
dan yaklaşık 24 kilometre sonra bulunan Anıt-
kaya, Afyon kavşağına 23 kilometre mesafede.
Yolun sol tarafında bulunan girişten 200 met-
re kadar ilerledikten sonra Anıtkaya köyünün
içinden tekrar sola dönüyoruz. Yaklaşık 500
metre sonra sağ tarafta küçük bir tepenin üstü-
ne basamaklı bir yapıda inşa edilmiş olan Anıt-
kaya Şehitliği görülüyor. Burası Kurtuluş Sava-
şı sırasında 28 Ağustos 1922 muharebesinde
13. ve 20. Alay’dan şehit olanların adına 1924
yılında yaptırıldı. Altı subay ve altı er olmak
üzere on iki şehidimiz burada yatıyor. Her yıl Zafer Haftası’nda 28 Ağustos günü şehitliğin
karşısına yapılmış ufak bir alanda devlet töre-
ni düzenleniyor. Ayrıca Anıtkaya köyü içerisin-
de levhası olmayan tarihi bir han var. Bu tarihi
eserde bakım çalışmaları henüz bitmemiş.
YOL REHBERİ
Anıtkaya Şehitliği’nin anayola mesafesi yak-
laşık 700 metre. Son 500 metre toprak olduğu
için kış aylarında binek araçlara uygun değil,
ancak bahar aylarında düzeliyor. Şehitliğin ya-
kınında tesis veya tuvalet bulunmuyor. Şehitli-
ğe giden yoldan dönmeden düz devam edildi-
ğinde köy meydanına ulaşılıyor. Anıtkaya kö-
yünden ayrıldıktan sonra benzin ve diğer ih-
tiyaçlar için en yakın tesis Afyon kavşağında.
Şehitlik, Kurtuluş Savaşı’nda 28 Ağustos 1922 muharebesinde
13. ve 20. Alay’dan şehit olanların adına 1924 yılında yaptırıldı.
41
Antikcqc-A|YON Antikcqc A|YON
Her yıl, 28 Ağustos günü Anıtkaya Şehitliği
önünde bir devlet töreni düzenleniyor.
42
KarahIsar Ka!csI
Afyonkarahisar merkezinin her tarafından
görülebiliyor heybetli Karahisar Kalesi. İlk ola-
rak Hititler döneminde II. Murşili tarafından
yapılan kale, 226 metre yüksekliğe sahip sivri
bir kaya kütlesi üzerinde. Kalenin o zamanki
ismi “yüksek tepe şehri” anlamına gelen Hapa-
nuva. Afyon şehrine tepeden bakan kale muh-
teşem bir manzaraya sahip.
Kaleye, güneyindeki kayaların oyulmasıy-
la yapılmış dik basamaklardan çıkılıyor. Mer-
divenlerin başına geldiğiniz ilk anda ayakları-
nız geri gidiyor adeta. Ancak çıkmaya başla-
dıkça yol üstündeki Phryg ve Hititlerden kalan
kalıntılar, kızların mendil astıkları dilek ağaç-
ları ilginizi çekiyor. Yaklaşık 1000 basamak-
lık yorucu bir tırmanış olsa da, günümüzden
3 bin yıl önce yapılmış bu kaleye çıkmak için
zahmete değer. Yükseldikçe yukarıda karşıla-
şacağınız manzaranın heyecanı sizi sarıyor. Bu
arada dilek ağaçlarının aslında kısmet ağaçla-
rı olduğunu öğreniyoruz. Eski bir inanışa göre
gelinlik çağına gelen kızların kaleye çıkıp du-
ruma uygun bir maniyle aşağıya bağırdıkları
ve kısmetlerini buldukları söyleniyor. Bu efsa-
ne zaman içinde yöre halkının ağaçlara mendil
bağlayıp dilek tutmasına neden olmuş.
Son basamakları çıkıp kaleye ulaştığımızda,
özellikle güneşli ve berrak havada muhteşem
bir şehir manzarasıyla karşılaşıyoruz. Kaleden
Afyon’un tarihi evlerini, dar sokaklarını, diğer
taraftan modern şehri ve günlük yaşamın ha-
reketini seyretmek heyecan verici.
Karahisar Kalesi iç ve dış kale olmak üzere
iki bölümden oluşuyor. Kalenin tepesinde gü-
nümüze kadar ayakta kalan “Kız Kalesi” deni-
len bir bölüm var. Selçuklu Sultanı Alaaddin
Keykubat kalenin içine cami, ambar, cephane-
lik ve su sarnıcı inşa ettirmiş. Bunlardan sade-
ce su sarnıcı ayakta. Tepedeki kalıntılar arasın-
da yürürken kalenin ne kadar önemli ve koru-
naklı bir noktada olduğu daha iyi anlaşılıyor.
43
AFYON
Karahisar Kalesi’nden indikten
sonra üstümüzdeki tatlı yorgunlu-
ğu atmak için Afyon’un ünlü termal
suları ve konforlu otelleri aklımıza
geliyor.
YOL REHBERİ
Karahisar Kalesi’ni şehir merke-
zinde olduğu ve her yerden görül-
düğü için bulmak çok kolay. Giri-
şinde bekçisi, tuvaleti ve özellikle
yaz aylarında ihtiyaç duyacağınız
suyu alacağınız bir yer bulunmu-
yor. Bu nedenle mutlaka yanınızda su bulun-
durmalısınız. Yemek ve konaklama için çevre
yolu üzerindeki tesisler anayola yakınlığı ve
çeşitliliği bakımından çok uygun. Bu tesisler,
Afyon’dan ayrıldıktan yaklaşık 10 kilometre
sonra Antalya yoluna bağlandığımız büyük
kavşağın çevresinde toplanmış. İstanbul-An-
talya karayolunun en canlı ve kalabalık dinlen-
me tesisleri burada bulunuyor.
Afyonkarahisar’daki büyük termal oteller
çevre yolu üzerinde bulunuyor. Konaklamak
için bu bölgelerdeki otelleri tercih edebilirsi-
niz. Kütahya yönünden gelirken Afyon kav-
şağından yaklaşık 5 kilometre önce, sağ tarafta
oteller sıra sıra görülmeye başlıyor.
Anemon Hotel ................................. 272 246 36 36
Güral Afyon ................................... 272- 220 22 22
Hayat Termal .................................. 272 251 50 71
İkbal Lokantası - Şehir Merkezi .272-215 12 05
İkbal Termal Otel ........................272-252 56 00
İkbal-Afium Tesisleri .....................272-252 57 00
Kolaylı Hotel ve Çatı Rest. ...........272-246 37 37
Korel Termal Otel ........................272-252 22 22
Oruçoğlu Termal Resort ............ 272 251 50 50
Ömer Termal................................... 272 251 50 10
Özdilek Tesisleri .............................272-252 54 00
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Afyonkarahisar Belediyesi ...........272-214 42 55
Afyonkarahisar Devlet Hast. ......272-218 08 02
Afyonkarahisar Emniyet Müd. ..272-213 80 21
AFYON
Karahisar Kalesi, yerden
226 metre yükseklikteki
dik ve sivri bir kaya kütlesi
üzerine kurulu.
44
U!u CamI
İstanbul-Antalya yolu üzerindeki Afyon
kavşağından sola dönüyoruz. Bu yoldan yakla-
şık 10 kilometre sonra şehir merkezine ulaşılı-
yor. Afyon Ulu Camii, şehir merkezindeki eski
yerleşim bölgelerinden biri olan Hıdırlık Tepe-
si ile Karahisar Kalesi arasındaki vadide yer alı-
yor. Eski dar sokakların, iki katlı tarihi evlerin
arasında yapıldığı dönemdeki ihtişamını koru-
yor. Selçuklu dönemine ait ahşap direkli cami-
lerin en eskilerinden biri olan yapının batı ka-
pısındaki kitabede 1273’te Afyon Sancak Beyi
Nasreddin Hasan tarafından yapıldığı yazıyor.
Kapısından içeri girer girmez yapıya hâkim
olan ahşap işçiliği nefesimizi kesiyor. İbadet
mekânında beş sıradan oluşan yaklaşık 5 met-
re yüksekliğindeki, 40 ahşap sütunun her biri
diğerinden farklı desenli başlıklarla süslü. Yine
ağaçtan yapılmış minber ve mihrabı Selçuk
stilindeki işlemelerle bezeli. Bu huzurlu iba-
det yerinde 13. yüzyıl Selçuklu ağaç işçiliğinin
muhteşem örneklerini doya doya izliyoruz.
Caminin bahçesinde, yapının kuzeydoğu
köşesinde bulunan baklava desenli tuğlayla
örülmüş minaresiyle hemen arkasında görü-
nen Karahisar Kalesi manzarası, bu iki tarihi
yapıyı izlemek için harika bir açı veriyor.
YOL REHBERİ
Ulu Cami, şehir merkezinde olduğu için
çevresinde her türlü ihtiyacınızı bulmanız
45
AFYON
mümkün. Hemen bahçesinde ise tuvaletleri ve
çeşmesi bulunuyor.
Karahisar Kalesi, Ulu Cami’nin yakınında
olduğu için buradan kaleye çıkan yola ulaşım
çok kolay. Afyon şehri termal tesisleri, sucuk
ve kaymağıyla meşhur. Şehir merkezindeki
dükkânlarda veya alışveriş merkezlerinde bu
ürünlerden bol miktarda bulunuyor.
AFYON
Afyon Ulu Camii, şehir merkezindeki eski yerleşim
bölgelerinden biri olan Hıdırlık Tepesi ile Karahisar
Kalesi arasındaki vadide yer alıyor (üstte). Ulu Cami,
Selçuklu dönemine ait ahşap direkli camilerin en
eskilerinden biri (karşı sayfada).
46
CumhurIyct ÇchIt!crI An:t:
Afyon kavşağının sağ tarafında bulunan
Özdilek Tesisleri’nin hemen bitişiğindeki
Cumhuriyet Şehitleri Anıtı, Cumhuriyet dö-
neminde ve çoğunlukla PKK ile yapılan mü-
cadelede şehit düşen askerlerimiz ve güvenlik
güçlerimizin adına yapılmış.
YOL REHBERİ
Afyon kavşağının sağ tarafındaki Özdi-
lek Tesisleri’nin hemen bitişiğinde bulunan
şehitliğin yolu, Antalya istikametine dönüş-
te hemen sağ tarafta. Anayoldan yaklaşık 100
metre kadar içeride olan anıta oldukça düzgün
bir yoldan gidiliyor.
Cumhuriyet Şehitleri Anıtı’na en yakın lo-
kanta, tuvalet, benzin ve konaklama yeri Af-
yon kavşağındaki işletmelerde bulunuyor.
Cumhuriyet döneminde şehit düşen askerler ve
güvenlik güçleri adına yapılmış bir abide.
47
AFYON AFYON
48
HudaI Kap!:ca!ar:
Afyon kavşağından yaklaşık 7 kilomet-
re sonra sol taraftan Antalya yolu ayrılıyor. Bu
dönüşten 49 kilometre sonra sağ tarafta Hüdai
Kaplıcaları levhası görülüyor. Bu yoldan 6 kilo-
metre içeride bulunan alan doğal çamur banyo-
ları, doğal saunaları, termal havuzları, Türk ha-
mamı, masaj salonları, bakanlık onaylı tesisleri,
termal otelleri, çeşitli apart otelleri, park alanı
ve restoranlarıyla büyük bir kaplıca kompleksi
durumunda. Kaplıcalar bölgesine yaklaştıkça
yol kenarında görülen tesisler gittikçe artıyor.
Kaplıcanın merkezinden geçerken sağ tarafta
suların yukarıdan döküldüğü bir tepe ve hemen
önünde suyun sıcaklığıyla havaya yükselen bu-
harlar dikkat çekiyor. Buranın hemen yanında-
ki restoranda çay ve yemek molası vermek ol-
dukça keyifli. Sonrasında merkezden geçerek
devam ettiğimiz yol, sırayla tesislerin önünden
geçerek bir tepeye tırmanıyor. Tepenin üstünde
Hüdai Kaplıcaları’na tepeden bakan ağaçların
arasında kalmış güzel bir park alanı bulunuyor.
Çamur banyolarıyla ünlenen bu bölgenin şifa-
lı suları 60 dereceyi aşan sıcaklığı ve içindeki
doğal mineralleriyle birçok hastalığa iyi geldiği
için bakanlık onaylı bazı tesisler heyet raporuy-
la sevkli hasta kabul edebiliyor.
YOL REHBERİ
Afyon kavşağından 7 kilometre sonra İz-
mir yolundan ayrılıp sol taraftan Antalya is-
tikametine dönülüyor. Bu yol ayrımından he-
men sonra dinlenme tesisleri ve benzin istas-
yonları bulunuyor. Antalya yoluna döndükten
sonra Sandıklı ilçesine 45 kilometre yolumuz
kalıyor. Sandıklı’ya gelmeden önce de dinlen-
me tesisleri ve benzin istasyonları var. Sandık-
lı ilçe merkezi yolun sol tarafında, iç kısımda
kalıyor. Yol kenarlarında sık sık sandıklı leb-
lebisi satan dükkânlara rastlamak mümkün.
Sandıklı’dan çıkmadan 47. kilometrede mola
vermeye ve yemek yemeye uygun bir tesis ve
49
Scn!tk|t-A|YON
benzin istasyonu bulunuyor. Yolun sağ tara-
fında 49. kilometrede Sandıklı çıkışından yak-
laşık 2 kilometre sonra Hüdai Kaplıcaları gi-
rişine geliyoruz. Buradan 6 kilometre içeride
bulunan kaplıca bölgesinde konaklamak için
uygun birçok tesis ve restoranlar bulunuyor.
Kapılıca Restaurant ......................272-535 72 78
Safran Termal Resort Sandıklı ...272-535 75 75
Sandıklı Belediyesi Hüdai Kaplıca
İşletme Müdürlüğü ........................272-535 73 27
Sandıklı Belediyesi Küçük Otel ..272-535 73 20
Sandıklı Bld. Yeni Termal Otel ..272-535 73 00
Sandıklı Termal Park Otel ........ 272- 535 70 70
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Sandıklı Belediyesi .........................272-512 69 46
Sandıklı Devlet Hastanesi ...........272-512 51 77
Sandıklı İlçe Emniyet Müd ..........272-515 18 40
Scn!tk|t A|YON
Hüdai Kaplıcaları’nda çıkan
şifalı suların sıcaklığı
60 dereceyi aşıyor.
50
Yunus Emrc TurbcsI vc Tapduk Emrc TurbcsI
Hüdai Kaplıcaları’ndan ayrıldıktan son-
ra anayola bağlandığımız yerin hemen karşı-
sında Yunus Emre Türbesi levhası görülüyor.
Hüdai Kaplıcaları’yla girişi karşı karşıya olan
bu türbenin yolu, anayolun sol tarafında kalı-
yor. Bu toprak yoldan 1,5 kilometre sonra sola
dönüp köy yoluna giriliyor. Buradan yaklaşık
300 metre sonra başlayan levhaları takip ede-
rek Yeniçay köyü içerisinde bulunan Yunus
Emre Türbesi’ne rahatlıkla ulaşılıyor. Köyün
içerisine girince karşımıza bir türbe daha çıkı-
yor. Buranın da Tapduk Emre Türbesi olduğu
söyleniyor. Anadolu’da birçok yerde Yunus
Emre’ye ait olduğu söylenen türbe var ama he-
nüz kesin olarak hangisinin gerçek olduğu bi-
linmiyor. Afyon’daki Yunus Emre Türbesi’nin
girişi, önünden geçen çayın üstündeki köprü-
nün hemen karşısında, ufak bir bahçenin için-
de bulunuyor.
YOL REHBERİ
Yunus Emre Türbesi yaklaşık olarak ana-
yoldan 2 kilometre kadar içeride, Yeniçay kö-
yünde. Köyün içerisinde yol, ilk olarak Tap-
duk Emre daha sonra Yunus Emre Türbesi’nin
önünden geçiyor. Köyün içerisinde bulunan
ufak market dışında, türbenin yakınlarında
herhangi bir tesis veya tuvalet bulunmuyor. En
yakın konaklama yeri ise Hüdai Kaplıcaları’nın
olduğu bölge.
En yakın benzin istasyonu, anayoldan dö-
nüşte bulunuyor, aynı zamanda bakımlı tuva-
letleri olan bu tesisin içerisinde zaman zaman
kurulan Yörük çadırında güzel bir çay ve ye-
mek bulmak mümkün. Ayrıca sonraki 60 ki-
lometre içerisinde benzer büyük bir tesis ol-
madığı için buradan benzin almak yerinde
olacaktır. İlk 30 kilometre sonrasında sadece
ufak bir benzin istasyonu ve birkaç tane LPG
51
Scn!tk|t-A|YON
istasyonu bulunuyor.
Sonraki ilk güzel konaklama tesisi 68 kilo-
metre sonra Antalya yol ayrımından hemen
sonra sağ tarafta. Restoran, market ve bakım-
lı tuvaletleri olan bu tesis mola vermek için
çok uygun. 70. kilometrede yine aynı konforda
benzinliği olan başka bir tesis daha bulunuyor.
73. kilometrede de benzin istasyonu ve hemen
yanında yöresel marketin olduğu güzel bir te-
sis var. Burdur’a 25 kilometre kala birçok ben-
zinliğin olduğu hareketli bir bölge mevcut. 88.
kilometrede, Burdur’a 7 kilometre kala benzin
istasyonu, büyük marketi ve bakımlı tuvaletle-
ri olan başka bir tesis daha bulunuyor.
Scn!tk|t A|YON
Yunus Emre Türbesi, Sandıklı’ya bağlı Yeniçay köyü içerisinde ziyarete açık.
52
Insuyu Magaras:
Burdur şehir merkezi dönüşünden 11 kilo-
metre sonra sol tarafta İnsuyu Mağarası lev-
hası görülüyor. Mağaranın girişi bu levhadan
yaklaşık 1 kilometre içeride. Batı Toroslar’da,
1230 metre yükseklikteki İnsuyu Mağarası’nın
ölçülen uzunluğu 2 bin 150 metre ve bunun
597 metresi turizme açık. Bu doğa harikası
içinde bulunan irili ufaklı dokuz göl ve dam-
lataş oluşumları, etkileyici bir gezi parkuru
oluşturuyor.
Sarkıt ve dikitler, mağaranın girişinden iti-
baren başlıyor. Son yıllarda mağaranın içindeki
göllerin seviyesinde ciddi şekilde düşüş oldu
ancak buna rağmen İnsuyu Mağarası hâlâ çok
güzel ve içindeki gölcüklerin türkuvaz tonları
çok etkileyici. Buranın etkileyici atmosferinde
yaklaşık bir saat süren büyüleyici bir geziden
sonra tekrar gün ışığına çıkıyoruz. İçeride-
ki havanın temizliği ve ortamın büyüsüyle bu
kısa yürüyüş arkasında hiçbir yorgunluk belir-
tisi bırakmıyor. Bahçesinde verdiğimiz kısa bir
çay ve alışveriş molasından sonra yola devam
ediyoruz.
YOL REHBERİ
Burdur yol ayrımına gelmeden yaklaşık 2
kilometre önce solda bir restoran ve bir ben-
zin istasyonu bulunuyor. Yakındaki kavşaktan
dönerek buraya rahatlıkla ulaşmak mümkün.
Ayrıca sonraki 37 kilometre boyunca başka bir
benzinlik bulunmuyor.
Burdur yol ayrımından 11 kilometre sonra
yolun sol tarafından 1 kilometre içeride bulu-
nan İnsuyu Mağarası’nın yaz ve kış mevsimi
değişen açılış ve kapanış saatleri var. Mağara-
nın giriş bölümünde otoparkın hemen yanın-
da çay ocağı, hediyelik eşya stantları ve tuva-
letler bulunuyor. Özellikle bu stantların bazı-
larında yöreye has meyve, keçiboynuzu, kekik
53
BURDUR
gibi kendi bahçelerinden topladıkları ürünleri-
ni satan köylülere rastlamak mümkün. Bu böl-
geye en yakın konaklama yeri ise Burdur şehir
merkezinde bulunuyor.
Altın Hotel .......................................248-233 23 62
Atam Hotel ......................................248-234 44 98
Burdur Restaurant ........................248-212 32 35
Grand Özeren Hotel ......................248-233 77 54
Mudulbey Restaurant ...................248-252 93 32
Özsarı Kebap Salonu ....................248-233 16 08
Sönmez Pide ve Kebap ..................248-233 76 87
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Burdur Belediyesi ...........................248-233 53 90
Burdur Devlet Hastanesi .............248-233 13 34
Emniyet Müdürlüğü ......................248-233 33 72
BURDUR
İnsuyu Mağarası’nda bulunan irili ufaklı 9 göl ve damlataşı
oluşumları, etkileyici bir gezi parkuru.
54
Saga!assns
İnsuyu Mağarası’ndan ayrıldıktan 3 kilo-
metre sonra sol tarafta Ağlasun ve kahverengi
Sagalassos levhası görülüyor. Bu antik kentin
anayol üzerinde iki girişi bulunuyor. Bu yoldan
26 kilometre içerideki antik kentin diğer girişi
ise anayolda 21 kilometre daha ileride. İlk yol-
dan girip, dönüşte diğer taraftan çıkarak yola
en kestirmeden geri dönüyoruz.
Anayoldan 7 kilometre içeride bulunan
Ağlasun ilçesinden geçen yoldan, levhala-
rı takip ederek yaklaşık 19 kilometre son-
ra Sagalassos’a ulaşıyoruz. Bu kent, Akdağ’ın
güney eteklerinde ve yaklaşık 1700 metre
rakımdan Ağlasun Ovası’na tepeden bakıyor.
Bu antik Pisidia kenti daha girişinden itibaren
güzel mimarisiyle bizi etkiliyor.
Dik bir yamaca kurulu Sagalassos’un bin-
lerce yıllık yollarında yavaş yavaş ilerlerken
kazılarda çıkan heybetli kalıntıların karşısın-
da büyüleniyoruz. 1990 yılından beri kazılar-
da açığa çıkan yapılardan Neon Kütüphane-
si, Helenistik Çeşme, Heroon ve Antoninler
Çeşmesi’nin restorasyonları tamamlanmış du-
rumda. Antoninler Çeşmesi 28 metre cephe-
si, dokuz metre yüksekliği ve orta bölümün-
den akan şelalesiyle antik dönemdeki oriji-
nal görüntüsüyle tamamen ayağa kaldırılmış.
Çeşmeyi izlerken adeta zamanda geriye gidi-
yoruz. Sütunları yanında oturup çeşmesin-
den su içerken bu görkemli mimariye hayran
olmamak imkânsız. Kentin içinde görülmeye
55
Ag|csun-BURDUR
değer birçok kalıntı bulunuyor.
Aşağı ve yukarı agoralar, Roma
hamamı, Apollon Klarios, An-
tonius Pius Tapınakları, sütun-
lu cadde, macellum, kent villa-
sı ve tiyatro kalıntıları mutlaka
gezilmesi gereken yapılar ara-
sında. Antoninler Çeşmesi’nin
önünden başlayan ve Ağlasun
Ovası’na bakan büyük meydan-
da günbatımına doğru harika
bir manzara izleniyor. Sagalas-
sos kısa zaman içinde ziyaret
edilecek antik şehirlerden değil.
Yol planınıza göre buraya ge-
niş bir zaman ayırmalı. Sagalassos’ta kalıntılar
arasında bir günbatımı yaşamadan buradan
ayrılmayın.
YOL REHBERİ
İnsuyu Mağarası’ndan 3 kilometre sonra sol
taraftan ayrılan Sagalassos-Ağlasun yolundan
26 kilometre içeride bulunuyor. Sagalassos an-
tik kentinin girişindeki otoparkın hemen sağ
tarafında tuvaletler bulunuyor. Ancak yakın-
larda yiyecek ve içecek satan bir tesis olmadığı
için yanınızda getirmeniz gerekiyor.
Dönüşte ikinci yolu tercih ederek anayola
bağlanacağımız Çeltikçi çıkışında, marketi
ve bakımlı tuvaletleri bulunan arka arkaya iki
benzin istasyonu görülüyor.
Bu antik kentten 7 kilometre sonra Bucak
içerisine girince yol kenarlarında benzin istas-
yonları ve marketler görülmeye başlıyor. Ko-
naklama için en yakın otel ve lokanta Bucak
merkezinde bulunuyor.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Ağlasun Kaymakamlığı ................248-731 25 01
Ağlasun Sağlık Ocağı ....................248-731 25 50
Ağlasun Emniyet Amirliği ...........248-731 25 29
Ag|csun BURDUR
Sagalassos antik kenti Ağlasun Ovası’na bakan dik bir yamaca kurulu (üstte). Antik kentin en
görkemli kalıntılarından biri de tiyatrosu (karşı sayfada).
56
IncIrhan
Bucak ilçe girişinde ilk ışıklı kavşağın sağ
tarafında İncirhan levhası görülüyor. Bu düz-
gün ve asfalt yoldan 3 kilometre kadar gidil-
diğinde Gıyaseddin Keyhüsrev bin Keyku-
bat tarafından yaptırılan İncirhan’a kolaylıkla
ulaşılıyor. Zamana meydan okuyan bu yapı-
nın büyük bölümü hâlâ ayakta. Taçkapısından
içeri girildiğinde zamana direnmiş etkileyici
ortamı gözler önüne seriliyor. Burası birçok
bölümden oluşmuş tonozlu geçişlerle birbiri-
ne bağlanan, dikdörtgen planlı, büyük bir avlu
şeklinde. Çoğu Selçuklu kervansaraylarının te-
mellerinin bile yok olmasına rağmen İncirhan,
zamana ve dış etkenlere inat ayakta kalmayı
başarmış. Özellikle girişindeki anıtsal taçkapı-
sı çok güzel. İki tarafında bulunan geometrik
süslemeler ve üstündeki kitabe çok etkileyici
görünüyor. Kervansarayın hâlâ bir bölümünün
toprak altında olmasına rağmen burası mutla-
ka görülmesi gereken bir eser. İncirhan’ın he-
men yakınında çeşme ve hamam kalıntıları
bulunuyor.
YOL REHBERİ
Bucak’a gelindiğinde hemen merkezde bu-
lunan ilk ışığın olduğu dört yolda sağ tarafa ay-
rılan İncirhan levhası görülüyor. İncirhan, bu
levhadan 3 kilometre içeride bulunuyor.
İncirhan’ı ziyaret ettikten sonra çeşmenin
hemen karşısında İncirhan Alabalık Tesisi bu-
lunuyor. Yeşillikler arasına kurulmuş oldukça
hoş bir aile işletmesi. İncirhan yakınında baş-
ka bir işletme, konaklama yeri veya tuvalet
bulunmuyor.
Otel Duru ....................................... 248- 325 12 60
Tolunay Otel ....................................248-325 00 20
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Bucak İlçe Belediyesi .....................248-325 10 01
Bucak Devlet Hastanesi ...............248-325 33 75
Bucak Emniyet Müdürlüğü .........248-325 15 78
57
Bucck-BURDUR Bucck BURDUR
57
Selçuklu dönemine ait olan İncirhan’ın
taçkapısındaki süslemeler hayranlık uyandırıyor
(üstte). İncirhan, diktörtgen planlı, tonozlu
geçişlerle birbirine bağlanan birçok bölümden
oluşuyor (solda).
58
Krcmna
İncirhan girişinden yaklaşık 1 kilometre son-
raki ışıklı kavşağın sol tarafında Kremna levhası
görülüyor. Anayoldan 15 kilometre içeride bulu-
nan antik kenti ziyaret etmek için iki saatlik bir
zaman ayırmak gerekli. Kavşaktan sola döndük-
ten sonra Bucak merkezine doğru devam eden
yol, düzgün ve bakımlı. Şehrin içlerine doğru or-
tasında heykel olan ufak bir kavşak karşımıza çı-
kıyor. Buradan sol tarafa doğru şehirden ayrılıp
Kremna yoluna dönülüyor. Bir süre dağa tırma-
nan yoldan önce Çamlık köyüne, sonrasında da
Kremna antik kentine ulaşılıyor.
Burası Toroslar’ın üzerinde, Aksu (Kestros)
Vadisi’nde etrafı uçurumlarla çevrili yüksek
bir tepe üzerine kurulmuş önemli bir Pisidia
kenti. Kentin tek girişi şehrin batı tarafında ve
bu bölgede zamanında iki metre genişliğinde
yedi, sekiz metre yüksekliğinde surlar olduğu
biliniyor. Özellikle berrak bir hava yakalanır-
sa Kremna’nın her yönünden görülen manza-
ra eşsiz. Şehrin çevresini dolaşan uçurumların
kıyısında durup inanılmaz panoramayı seyre-
derken heyecana kapılmamak imkânsız.
Çok geniş bir alana yayılmış olan bu kentin
kalıntıları arasında ayakta kalabilen yapıların
çoğunluğu Roma dönemine ait. Bu muhteşem
kent, gerçek zamanında hayal edilemeyecek
kadar güzel. Kremna’da yapılan kazılarda orta-
ya çıkan mermer heykeller Burdur Müzesi’nde
sergileniyor.
YOL REHBERİ
Anayolda Bucak merkezine dönülen kavşak-
taki Kremna yazan levha hemen göze çarpıyor.
Buradan sola dönüp, Bucak merkezini geçtik-
ten sonra yaklaşık 15 kilometre sonra Çamlık
köyüne ulaşılıyor. Köyün içinden devam eden
yoldan Kremna antik kentine ulaşılıyor.
Kentin girişinde hemen sağ tarafta bekçi
evi ve tuvaletler bulunuyor. Girişten itibaren
başlayan toprak yolu takip ederek bir saatten
59
C
U
\
E
\
T

0
0
U
Z
T
U
Z
U
\
Bucck-BURDUR
fazla süren keyifli bir yürüyüşle kalıntılar ara-
sında rahatlıkla geziliyor. Antik kent çevresin-
de yiyecek içecek satan bir işletme bulunmu-
yor, bu nedenle özellikle yanınızda su bulun-
durarak, hazırlıklı gelmek gerekiyor.
Kremna’dan çıkıp anayola bağlandıktan he-
men sonra sağ tarafta marketi ve güzel tuva-
letleri olan büyük bir benzinlik ve bir resto-
ran bulunuyor. Bundan sonraki 50 kilometre
boyunca büyük benzinlikler ve tesisler azaldığı
için burayı değerlendirmek gerekli.
Otel Duru ....................................... 248- 325 12 60
Tolunay Otel ....................................248-325 00 20
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Bucak İlçe Belediyesi 248-325 10 01
Bucak Devlet Hastanesi 248-325 33 75
Bucak Emniyet Müdürlüğü 248-325 15 78
C
U
\
E
\
T

0
0
U
Z
T
U
Z
U
\
Bucck BURDUR
Cremna, Aksu (Kestros) Vadisi’nde etrafı
uçurumlarla çevrili yüksek bir tepe
üzerine kurulan önemli bir Pisidia kenti.
60
Susuz Han
Bucak ilçe merkezini geçtikten yaklaşık 10
kilometre sonra sol tarafta Susuz köy ve Su-
suz Han levhaları görülüyor. Bu yoldan yakla-
şık 1 kilometre sonra köy meydanının sol ta-
rafında Susuz Han heybetli yapısıyla dikkatleri
çekiyor. Kitabesiz taçkapısı ve ayakta olan ahır
bölümüyle günümüze kadar varlığını sürdüren
Susuz Han, yakın zamanda yapılan tadilatlar
ile tamamen ayakta.
YOL REHBERİ
Bucak ilçe merkezine 11 kilometre mesa-
fede olan Susuz Han, şehir merkezinden 10
kilometre sonra, sol tarafta bulunan levhasın-
dan 1 kilometre kadar içeride.
Kervansarayın içi henüz ziyarete açık de-
ğil, sadece yanına kadar gidilip dışarıdan
görülebiliyor.
Susuz Han, köy içerisinde olmasına rağmen
yakınlarda tuvalet, market veya lokanta bu-
lunmuyor. En yakın konaklama yeri ve yemek
yenebilecek tesis yolun gerisinde olan Kremna
yol ayrımında veya Bucak ilçe merkezinde.
Otel Duru ....................................... 248- 325 12 60
Tolunay Otel ....................................248-325 00 20
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Bucak İlçe Belediyesi .....................248-325 10 01
Bucak Devlet Hastanesi ...............248-325 33 75
Bucak Emniyet Müdürlüğü .........248-325 15 78
Susuzhan, yakın dönemde yapılan restorasyon
çalışmaları sonucunda oldukça iyi durumda ancak
henüz ziyarete açık değil.
61
Bucck-BURDUR Bucck BURDUR
62
SIa
Bucak girişinden yaklaşık 30 kilometre
sonra sol tarafta Sia levhası görülüyor. Burası
arazi aracı ve rehber gerektiren oldukça zor
bir parkur içeriyor. Yol üstünde levha bulun-
madığı için ulaşım oldukça güç. Sia levhasın-
dan içeri girdikten 2 kilometre sonra Karaot
köyü levhasından sağa dönülüyor. İlk yol ay-
rımından sol tarafa dönerek Karaot levhala-
rını takip etmek gerekiyor. Yolun bu aşaması
Toroslar’ın arasında, oldukça güzel manzara-
lı, asfaltı bozulmuş bir dağ yolu. 13. kilomet-
rede 227 kişi yazan nüfus levhasıyla Karaot
köyü girişine ulaşılıyor. Burası ahşap ve be-
ton evlerin bir arada olduğu şirin bir yer. Köy
halkı Sia antik kentine “harabelik” diyor. Bu
noktada köy içerisinden birini rehber olarak
almak yerinde olacaktır. Köyün içinden geçip,
tekrar ormanlık dağ yolundan devam ediyo-
ruz. Bu yol üstünde görülen dar yol ayrım-
larına girmeden, sağ taraftaki geniş yoldan
devam ederek ilerliyoruz. Anayoldan itibaren
yaklaşık 16. kilometrede sağ tarafta sık or-
man örtüsü içinden girilen dar bir yol bulu-
nuyor. Burayı tespit etmek pek de kolay değil.
Bu noktada Karaot köyü sakinlerinden yar-
dım almak gerekli. Levhaların bulunmayışı,
orman içerisinde yön bulmayı zorlaştırıyor.
Dönüş ve güvenlik açısından burayı bilen bir
rehber ile yolculuk yapmak gerek.
Sia, diğer adıyla “Taştan Dam” tamamıy-
la orman içerisinde kalmış oldukça güzel bir
antik kent. Pamphylia ile Pisidia sınırında olan
Sia, zamanımıza kadar arkeolojik açıdan en iyi
korunmuş Pisidia kenti olarak biliniyor. Hele-
nistik dönemde başlayan tarihinin İS 5.-4.yüz-
yıla kadar devam ettiği sanılıyor.
YOL REHBERİ
Sia antik kenti, anayoldan 17 kilometre
63
Bucck-BURDUR
mesafede ve büyük ölçüde bozuk asfaltlı yol-
lardan gidiliyor. Özellikle parkurun son bö-
lümünde arazi aracı ile gidilmesi gereken bir
bölüm bulunuyor. Özellikle Karaot köyünden
sonra yola mutlaka rehber ile devam edilme-
si gerekli.
Yol üstünde görülen köyler dışında an-
tik kent yakınlarında konaklama, yiyecek ve
içecek ihtiyaçları için hiçbir işletme veya tuva-
let bulunmuyor.
En yakın benzin istasyonu Antalya istika-
metinde, anayoldan 30 kilometre kadar ileride.
Bucck BURDUR
Pamphylia ile Pisidia sınırında yer alan Sia antik
kenti zamanımıza kadar arkeolojik açıdan en iyi
korunmuş Pisidia kentleri arasında yer alıyor.
64
ArIassns
Bucak’tan Antalya’ya doğru giderken Sia
yol ayrımından 1 kilometre sonra sağ taraf-
ta Ariassos levhası görülüyor. Ariassos antik
kenti buradan 1 kilometre kadar içeride. As-
falt ve oldukça bakımlı bir yolu var. Bu an-
tik kent, Toroslar’da dar bir vadide kurulu ve
doğudan batıya vadinin iç kesimine doğru
yayılıyor. Vadinin başlangıcında üç kemerli,
zafer takkı şeklindeki şehir kapısı bütün hey-
betiyle yükseliyor. Binlerce yıl ayakta kalmış
bu görkemli yapı, vadi manzarasıyla bir araya
gelince doyumsuz bir görüntü ortaya çıkıyor.
Özellikle şehir kapısından geçip vadiye doğ-
ru biraz ilerleyince arka plandaki geniş ova-
lar ve Toroslar’ın görkemli silueti görsel bir
şölene dönüşüyor. Tam bu noktada bir mola
verip, manzaranın keyfini çıkarıyoruz. Bir za-
manlar bu kemerli kapının hemen sonrasında
uzanan sütunlu caddenin olduğu yerde şu an
sadece çevreye dağılmış yıkıntılar var. Tam da
oturduğumuz yerde böyle bir güzelliğin oldu-
ğunu hayal etmek bile çok etkileyici. Yamaç-
lara ve vadinin iç kesimlerine doğru uzanan
kalıntılar birkaç Helenistik duvar dışında,
Roma ve Bizans dönemlerine ait. Ariassos
kentinde bulunan en eski para (sikke) İÖ 1.
yüzyıla ait. Paranın bir tarafında Zeus’un başı
diğer tarafında kambur bir boğa bulunuyor.
Antik kentin kalıntıları arasında dolaşırken
sık sık tepelerden geçen keçi sürülerine rast-
lanıyor. Kalıntıların üstünden kolaylıkla iler-
leyen bu sürüler, bizden çok daha kısa sürede
vadiden geçip gidiyorlar. Ariassos’u gezmek
için yaklaşık bir saatlik bir zaman dilimi ye-
terli oluyor.
YOL REHBERİ
Antalya’ya 50 kilometre, anayoldan 1 kilo-
metre içerideki bu antik kente ulaşım oldukça
65
ANTALYA
kolay. Antik kentin bekçisi ya da herhangi bir
görevlisi yok. Burada dağın başında doğa ile
baş başasınız. Yakınlarda tuvalet, market veya
benzinlik mevcut değil. En yakın benzin istas-
yonu Antalya istikametinde bulunuyor. Özel-
likle yaz ayları için yanınızda su bulundurmayı
unutmayın.
ANTALYA
Ariassos antik kenti, Toros Dağlar’ında taşlık ve dar bir
vadide bulunuyor. Antik kentin bulunduğu vadinin
başlangıcında üç kemerli, zafer takkı şeklindeki şehir
kapısı bütün heybetiyle yükseliyor.
66
AntIk Yn!
İnsubaşı ve Karain levhasının karşısında,
yolun sol tarafında “Antik Yol” levhasını gö-
receksiniz. Bu levhada 5 kilometre yazmasına
karşın “Antik Yol”un olduğu tarihi bölge ana-
yola yaklaşık 7 kilometre mesafede. Düzgün ve
asfalt bir yoldan 2 kilometre kadar ilerledikten
sonra ilk olarak Kovanlık köyüne ulaşılıyor.
Köyü geçtikten sonra karşımıza çıkan köprü-
den geçmeden sol tarafa dönülüyor. Bu nokta-
da levha bulunmadığı için sola dönüşü kaçır-
mamak çok önemli. Bu dönüşten sonra sağ ta-
rafta yol boyunca görülen su kanalının eşliğin-
de, dağların arasına uzanan yol ve çevresindeki
doğa gittikçe güzelleşiyor. Ancak buradan son-
raki son 2 kilometrelik parkur, toprak ve taşlı
bir zemine dönüştüğünden binek arabalar için
oldukça zorlu geçiyor. Dağ yamaçlarına yak-
laştıkça çobanların evleri, ağılları, geçtiğimiz
ovaya dağılmış keçi ve koyun sürüleri dikkat
çekiyor. Hemen sonrasında uzaklardan bile
görülebilen büyük tarihi kalıntılar oldukça he-
yecan verici. Bu görüntüyle Antik Yol’un sade-
ce bir Roma yolundan ibaret olmadığı anlaşılı-
yor. Toprak yol, ağılların önünden geçip kalın-
tıların olduğu bölgeye kadar uzanıyor. Kalıntı-
ların arasında yapılan kısa bir yürüyüşte vadiye
doğru devam eden büyük Roma yolu hemen
göze çarpıyor. Zamana meydan okuyan bu
yolda yürümek muhteşem bir duygu. Gittikçe
daralan vadinin içlerine doğru, sol tarafta an-
tik mezarlar, sağ tarafında ise büyük yapılar-
dan geriye kalan kalıntılar devam ediyor.
YOL REHBERİ
Antalya’ya 33 kilometre kala anayolun sol
tarafında “Antik Yol” levhası bulunuyor. Sağ ta-
rafta bulunan İnsubaşı levhasıyla karşı karşıya
bulunan yol ayrımını gözden kaçırmak müm-
kün değil. Antik Yol’un ve kalıntıların olduğu
bölge bu yol ayrımından yaklaşık 7 kilometre
içeride bulunuyor ve buraya yapılan
67
Dc¸cmcc|it-AN1AIYA
kısa bir ziyaret en azından 1 saat zaman alıyor.
Yol üstünde yaklaşık 2 kilometre sonra göre-
ceğiniz Kovanlık köyünden sonra herhangi bir
yerleşim yeri yok. Çevrede sadece çobanların
evleri ve ağılları var. Benzinlik, konaklama yeri,
yiyecek, içecek satan işletmeler ve tuvalet bu-
lunmuyor. Bu bölgeye en yakın tuvalet, market
ve lokantası olan bir benzin istasyonu anayol-
dan Antalya’ya doğru 10 kilometre kadar ileride
bulunuyor. Hemen sonrasında HB benzinlik ve
dinlenme tesisleri de her türlü konforu içinde
barındıran oldukça güzel bir kompleks.
HB Tesisleri ......................................242-443 30 10
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Döşemealtı Belediyesi ...................242-421 30 55
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Döşemealtı Emniyet Müd............242-421 27 59
Dc¸cmcc|it AN1AIYA
Antik Yol’un olduğu tarihi bölge anayola yaklaşık 7 kilometre
mesafede yer alıyor. Vadinin içlerine doğru karşınıza antik mezarlar ve
büyük yapılardan geriye kalan değerli kalıntılar çıkıyor.
68
Insubaç:-K:rkgüzhan
Ariassos girişinden yaklaşık 15 kilometre
sonra Antalya düzlüğüne inildiğinde, sağ ta-
rafta iki levha görülüyor. Bunlardan biri İn-
subaşı diğeri ise Karain levhası. Bu yol ayrı-
mından sağa dönüp, 1 kilometre kadar ilerle-
dikten sonra sol tarafta kahverengi Kırkgöz-
han levhasından sola dönülüyor. Bu yoldan
yaklaşık 300 metre kadar ilerledikten son-
ra sağ tarafa dönen toprak yolun hemen so-
nunda Kırkgözhan’ın büyük binası göze çar-
pıyor. Antalya Vakıflar Genel Müdürlüğü ta-
rafından tadilat gören ve tamamen yenilenen
kervansaray ilk günkü görkemiyle ayakta du-
ruyor. Yapının yakınında Kırkgözhan’la ilgili
bilgi veren bir tabela veya yazı bulunmuyor.
Ancak kitabesinde yazan bilgilere göre Gıya-
seddin Keyhüsrev tarafından 1247’de yapıl-
dığı biliniyor. Dikdörtgen planlı yapının gü-
neyinde büyük taçkapısı bulunuyor. Yapının
içine girilemiyor ancak büyük kapısı camdan
bir blok ile örtüldüğü için iç mekânın ihtişamı
gözler önünde.
Bu bölgeye ulaşılmasını sağlayan İnsuba-
şı levhası bu bölgenin genel ismi olarak ge-
çiyor. Kervansaray’ın bulunduğu çevrede yol
boyunca sık sık rastlanan, üstünü nilüferlerin
kapladığı su birikintileri harika manzaralar
oluşturuyor.
YOL REHBERİ
Anayoldan yaklaşık 1 kilometre kadar içe-
ride bulunan Kırkgözhan’ın yakınlarında su,
yiyecek, içecek, tuvalet ve konaklama hizmeti
veren bir yer bulunmuyor. Bu bölgeye en yakın
tuvalet, market ve lokantası olan bir benzin is-
tasyonu anayoldan Antalya’ya doğru 10 kilo-
metre kadar ileride bulunuyor. Hemen sonra-
sında bir benzinlik ve dinlenme tesisleri de her
türlü konforu içinde barındıran oldukça güzel
69
Dc¸cmcc|it-AN1AIYA
bir kompleks.
HB Tesisleri ......................................242-443 30 10
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Döşemealtı Belediyesi ...................242-421 30 55
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Döşemealtı Emniyet Müdürlüğü
.............................................................242-421 27 59
Dc¸cmcc|it AN1AIYA
Kırkgözhan’ın görkemli taçkapısı yapının güneyinde
yer alıyor. Kırkgözhan’ın kitabesinde yapının
Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1247’de yapıldığı
belirtiliyor.
70
KaraIn Magaras:
Burdur yolundan gelirken Antalya’ya 27 ki-
lometre kala sağ tarafta İnsubaşı ve Karain lev-
hası görülüyor. Bu yoldan yaklaşık 6 kilometre
sonra tekrar Karain levhası ve bir benzin istas-
yonu bulunuyor. Benzinlikten sağa dönen yol
6 kilometre sonraki Karain levhasına kadar de-
vam ediyor. Sonrasında Karain Mağarası’nın
bulunduğu Katran Dağı’nın doğu yamaçları-
na kadar gidiliyor. Burası Kültür Bakanlığı’na
bağlı olduğu için Müze Kartı veya giriş ücreti
ile ziyaretçi kabul ediyor. Mağaraya görevli bi-
nasının hemen yanından başlayan dik yoldan,
kısa bir tırmanışla ulaşılıyor.
Karain Mağarası, Türkiye’de kazısı yapı-
lan tek mağara. Yapılan kazılar sonucu, böl-
genin tarihinin 500 bin yıl önceye uzandığı
ve Türkiye’nin içinde insan yaşamış en bü-
yük mağarası olduğu biliniyor. Bu önemli
bilgiler eşliğinde mağarayı ziyaret etmek ol-
dukça heyecan verici. Bulunduğu yamaçtan
geniş bir çevreyi izleyen konumu, aynı za-
manda güzel bir manzara keyfi sunuyor. Ma-
ğaranın girişinden itibaren içerideki gizemli
atmosferi gözler önüne seren ışıklandırma-
sı, çevreyi detaylı bir şekilde görmeye imkân
sağlıyor. Bu mağara kazılarında ortaya çıkan,
Anadolu’da bilinen en eski insan kalıntısı ve
taşınabilir sanat eserleri Anadolu sanatının
ilk örneklerini gösteriyor. Burada çıkan bu-
luntular Antalya Müzesi’ndeki tarihöncesi
bölümde sergileniyor.
YOL REHBERİ
Karain Mağarası çevresinde restoran, mar-
ket gibi işletmeler bulunmuyor. Ancak dinlen-
me yeri ve tuvalet mevcut. Yiyecek, içecek ve
benzin gibi ihtiyaçlar için en yakın tesis ana-
yolda bulunuyor. Antalya istikametinde yakla-
şık 14 kilometre ileride sağ tarafta bir benzin
71
Dc¸cmcc|it-AN1AIYA
istasyonu, lokanta, market ve hemen sonrasın-
da sol tarafta HB Dinlenme Tesisleri ve benzin
istasyonu bulunuyor.
Ayrıca Karain Mağarası’nın anayoldaki giri-
şinden 17 kilometre sonra bir girişi daha bulu-
nuyor. Bu yoldan da kolaylıkla mağara girişine
kadar ulaşılıyor.
HB Tesisleri ......................................242-443 30 10
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Döşemealtı Belediyesi ...................242-421 30 55
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Döşemealtı Emniyet Müd............242-421 27 59
Dc¸cmcc|it AN1AIYA
Katran Dağı’nın doğu yamaçlarında bulunan Karain
Mağarası, Türkiye’de kazı çalışması yapılan tek mağara.
Mağaranın tarihi 500 bin yıl öncesine uzanıyor.
72
EvdIrhan
İlk Karain girişinden Antalya istikametine
doğru 22 kilometre sonra sağ tarafta Termes-
sos levhası görülüyor. Bu yoldan levha yönüne
dönüldüğünde yaklaşık 6 kilometre sonra sağ
tarafta Evdirhan levhası bulunuyor. Buradan 1
kilometre içeride bulunan Evdirhan’a giderken
yol kenarlarında görülen tarihi kalıntılar ve
metrelerce devam eden duvar yapıları oldukça
ilgi çekici. Bu bölgede bir antik kentin varlığını
gösteren birçok taş yapının kalıntıları çevreye
dağılmış durumda. Bu antik kalıntıların üstü-
ne kurulan Han’ın inşası sırasında bu kentin
taşlarının kullanıldığı biliniyor.
Evdirhan’ın önüne gelindiğinde büyük öl-
çüde ayakta kalan taçkapısı oldukça etkileyi-
ci görünüyor. Şimdilerde kaybolan kitabesine
göre yapı Sultan İzzettin Keykavus tarafından
1211-1220 yılları arasında inşa ettirildi. Bakım
ve onarım görmediği halde kervansarayın ana
hatları ve dış duvarlarının bir kısmı ayakta ve
binanın içine girilebiliyor. Akşam saatlerinde
güneşin son ışıklarının vurduğu Evdirhan’ın
taçkapısından geçip, rengi kızıla dönen yı-
kıntıların arasında dolaşırken zamana mey-
dan okuyan bu mimariye hayran olmamak
imkânsız.
YOL REHBERİ
Burdur Antalya karayolunun son kilomet-
relerinde sağ tarafta görülen Termessos levha-
sından içeri girince yaklaşık 6 kilometre sonra
sağ tarafta Evdirhan levhası bulunuyor. Yoldan
1 kilometre kadar içeride bulunan kervansara-
yın yakınında herhangi bir işletme ve tuvalet
bulunmuyor. Ancak tekrar anayola bağlandık-
tan sonra yol kenarlarında et mangal lokanta-
ları bulabilirsiniz.
73
Dc¸cmcc|it-AN1AIYA
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Döşemealtı Belediyesi ...................242-421 30 55
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Döşemealtı Emniyet Müd............242-421 27 59
Dc¸cmcc|it AN1AIYA
Sultan İzzeddin Keykavus tarafından 1211-1220 yılları
arasında inşa edilen Evdirhan, Kırkgözhan ile aynı tarihi
yol üstünde bulunuyor.
74
Guvcr Uçurumu
Evdirhan girişinden 1 kilometre sonra sol
tarafta Güver Uçurumu levhası bulunuyor.
Buradan dönüş yapıp, karşı şeritteki Düzlerça-
mı levhasından içeriye giriliyor. Ormanın içi-
ne doğru devam eden bu yol binek araçlar için
uygun değil. Yaklaşık 6 kilometre boyunca de-
vam eden orman yolundan 3 kilometre sonra
başlayan derin vadi boyunca yer yer yapılmış
balkonlardan harika bir manzara seyrediliyor.
Güver Deresi’nin çağlar boyunca oluşturdu-
ğu görkemli kanyon, Antalya’nın Döşemealtı
Platosu’nda bir yılan gibi kıvrıla kıvrıla ilerliyor.
Kanyonun ağzına ulaşıldığında uçurumun ke-
narından geniş bir vadi ve Antalya şehir man-
zarası izleniyor. Ayrıca orman içerisinde bulu-
nan kilometrelerce tel ile çevrilmiş özel alanda
alageyik üretim istasyonu bulunuyor.
YOL REHBERİ
Anayoldan 3 kilometre içeriden başlayan
kanyon 6. kilometrede muhteşem manzara-
lı bir uçurum kenarında son buluyor. Burada
herhangi bir tesis, tuvalet veya işletme yok.
Özellikle kış sezonunda çok az görevlinin bu-
lunduğu bölgeye tedbirli gelmek gerekiyor.
Buradan ayrıldıktan sonra en yakın tesis yol
kenarlarında bulunan et mangal lokantaları.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Döşemealtı Belediyesi ...................242-421 30 55
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Döşemealtı Emniyet Müd............242-421 27 59
Toroslar’ın derin vadilerinden Güver Uçurumu, Düzlerçamı
bölgesinde bulunuyor. Derin vadi manzarasına bakan ve
Antalya’yı uzaktan gören birçok seyir terası bulunuyor.
75
Dc¸cmcc|it-AN1AIYA Dc¸cmcc|it AN1AIYA
76
Tcrmcssns
Bucak ilçesinden yaklaşık 40 kilometre son-
ra yolun sağ tarafında Korkuteli ve kahverengi
Termessos levhaları görülüyor. Bu yoldan 23
kilometre sonra, sol tarafta bulunan Termes-
sos yol ayrımından 9 kilometre daha içeride
bulunuyor. Burası oldukça düzgün, ulaşımı ra-
hat bir dağ yolu. Yaklaşık 1665 metre yüksek-
likteki Güllük Dağı’nın tepesine kurulu Ter-
messos, doğası ve coğrafi konumuyla diğer an-
tik şehirlerden çok farklı bir yapıda.
Bu antik kentin girişinden itibaren baş-
layan sarp bir yoldan sonra antik kalıntıların
olduğu güzel bir yürüyüş parkuru başlıyor.
Termessosluların “Kral Yolu” adını verdikle-
ri bu yol takip edildiğinde istihkâm duvarları,
sarnıçlar, meşhur Yenice Geçidi ve antik kalın-
tılar görülüyor.
Kral Yolu, şehir duvarlarının yanından düz
bir istikamette şehir merkezine kadar uzanı-
yor. Bu yol üstünde görülen agora ve hemen
doğusunda muhteşem manzarasıyla tiyatro
dikkat çekiyor. Pamphylia Ovası’nın üzerin-
de bütün manzaraya hâkim olan tiyatro mut-
laka görülmesi gereken, şaşırtıcı bir mimari.
Üç taraftan uçurumun kenarına inşa edilmiş
bu eserin yapım aşamasını merak etmemek
imkânsız. Tiyatronun ihtişamı, Toroslar’ın
manzarasıyla birleşince uzunca bir mola ve-
rip, buranın tadını çıkarmadan ayrılmak
mümkün değil. Ancak antik kentten aşağı
dönüşe geçildiğinde yabandomuzlarının çok
olması nedeniyle saatin çok geç olmamasına
özen gösterilmeli.
YOL REHBERİ
Antik kentin girişinde hemen sağ tarafta
tuvaletler bulunuyor. Yiyecek ve içecek satan
herhangi bir işletme olmadığı için mutlaka ya-
nınızda su bulunmalı. Termessos’tan ayrılıp
tekrar anayola dönüldüğünde en yakın mola
yeri Antalya yoluna dönüş istikametinde sağ
77
ANTALYA
taraftaki benzin istasyonu. Tuvaletleri ve mar-
keti var.
HB Tesisleri .................................... 242- 443 30 10

ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kepez Belediyesi .............................242-310 58 58
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Kepez İlçe Emniyet Müd ..............242-344 44 75
ANTALYA
Termessos antik kenti, 1665 metre yükseklikteki
Güllük Dağı’nın tepesine kurulu.
78
Anta!ya Kcnt Orman:
Termessos yol ayrımının hemen karşısında
Antalya Kent Ormanı levhasıyla yol sol tarafa
ayrılıyor. Buradan yaklaşık 1 kilometre sonra
başlayan parkın ormanlık alana kurulmuş ol-
dukça büyük bir alanı var. Sık çam ağaçlarının
arasında çay bahçeleri ve gözlemeciler bulu-
nuyor. Özellikle hafta sonları kurulan hediye-
lik eşya stantları ve günübirlik ziyaretçilerle ol-
dukça renkli bir ortam oluşuyor.
Kent Ormanı’nın en özel tarafı Antalya’ya
tepeden bakan harika bir seyir taraçasına sa-
hip olması. Berrak havalarda Kepez bölgesin-
den Sıçan Adası’na kadar uzanan muhteşem bir manzara izleniyor. Bu taraçanın aşağıya
bakan yüzüne inşa edilen Atatürk heykeli ve
yapay şelale adeta Antalya’nın girişinde bir hoş
geldin takkı niteliğinde. Kepez bölgesinden
Antalya düzlüğüne inen son varyantın başın-
da kayalardan akan sular ve Atatürk’ün büstü
güzel bir manzara oluşturuyor.
YOL REHBERİ
Termessos-Korkuteli kavşağı ile karşılık-
lı olan Kent Ormanı’na ulaşım oldukça kolay.
Parkın içerisinde çay bahçesi, gözleme evi ve
tuvalet bulunuyor. Konaklama ve diğer ihtiyaç-
lar için Antalya şehir merkezi oldukça yakın.
79
Kepez-ANTALYA
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kepez Belediyesi .............................242-310 58 58
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğü..242-344 44 75
Kepez ANTALYA
Kepez bölgesinden Antalya Ovası’na inerken sol tarafta
görünen Kent Ormanı, yapay şelalesi ve Atatürk büstüyle
dikkat çekiyor (üstte). Kent Ormanı, Kepez bölgesinden
Sıçan Adası’na kadar uzanan muhteşem bir Antalya
manzarası sunuyor.
80
Anta!ya Hayvanat BahçcsI
Kent Ormanı girişinden, Antalya istikame-
tine doğru 2 kilometre sonra sağ tarafta Antal-
ya Hayvanat Bahçesi bulunuyor. Yol kenarında-
ki levhasından sağa dönüldükten hemen sonra
giriş kapısı görünüyor. Parkın girişinde araba-
lara ve yayalara farklı ücret alınıyor. Yeşil ağaç-
lar arasında göletler, piknik alanlarıyla bir doğa
parkının içine kurulu hayvanat bahçesinde 104
Anta!yya Hayyvanat BahçcsI
81
Kepez-ANTALYA
türden 1000 adet hayvan bulunuyor.
YOL REHBERİ
Antalya şehir merkezine 13 kilometre me-
safede olan hayvanat bahçesi, Kepez bölgesin-
den Antalya düzlüğüne inen varyantın hemen
sonunda sağ tarafta bulunuyor. Oldukça bü-
yük bir alana yayılmış olan tesisin içerisinde
yiyecek, içecek satan yerler ve tuvaletler bulu-
nuyor. Hayvanat bahçesi kışın 08:00-17:00, ya-
zın ise 08:00-19:00 saatleri arsında açık.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kepez Belediyesi .............................242-310 58 58
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğü..242-344 44 75
Kepez ANTALYA
Çam ormanı içerisine kurulu olan
Antalya Hayvanat Bahçesi güzel bir gün
geçirmek için ideal yerlerden biri.
82
Sak!:kcnt Kayak McrkczI
Hayvanat bahçesinden ayrıldıktan hemen
sonra büyük kavşakların olduğu şehir girişine
geliyoruz. İlk kavşakta, Kemer-Liman yazan
levhalar Antalya şehir merkezine batı tarafın-
dan yaklaşan anayolu gösteriyor. Bu güzergâhı
takip ederek şehrin yoğun trafiğine girmeden,
kıyı şeridini takip ederek her yöne ulaşmak
mümkün. Öncelikle sağ tarafta karşımıza çı-
kan Saklıkent levhasından içeri giriyoruz. Bu
yol Çakırlar mevkiine doğru dümdüz devam
ediyor. Yaklaşık 10 kilometre sonra sağ taraf-
tan ayrılan Saklıkent yolundan, 35 kilomet-
relik bir tırmanışla Bakırdağ’ın zirvesindeki
Saklıkent Kayak Merkezi’ne ulaşılıyor. Bu dağ
yolunda ilerlerken Toroslar’ın doğası ile iç içe
Antalya Körfezi’nin güzel manzarasına karşı
keyifli bir parkur geçiliyor.
Saklıkent, 500 dağ evi ve kayak merkezin-
den oluşan oldukça güzel bir merkez. Bura-
daki pistlerde aralık ve nisan ayları arasında
ortalama 100-230 santimetre kar kalınlığıyla
kaliteli kayak imkânı bulunuyor. 1850 metre
irtifadan başlayıp 2 bin 547 metreye kadar çı-
kan 5 ayrı zorluk derecesindeki pistlerinde ka-
yak ve snowboard yapılabiliyor. Kayak merkezi
bünyesinde bulunan Saklıkent Dağ Moteli lo-
kantası ve kahveleriyle dinlenmek için iyi bir
nokta.
Dağ Moteli’nin hemen önünde bulunan
1400 metre uzunluğundaki Karakaya telesiyeji
12 dakikada 1900 metreden 2400 metreye çı-
kıyor. Saatte 800 kişiyi zirveye taşıyabilen bu
telesiyej, misafirlerin ve kayakçıların sıra bek-
lemeden zirveye ulaşmasını sağlıyor. Üstelik
zirvede TÜBİTAK Gözlemevi ve Panorama
Kafetarya’nın beyaz Torosları gören muhte-
şem manzarası seyrediliyor.
YOL REHBERİ
Anayoldan yaklaşık 45 kilometre mesafe-
de bulunan kayak merkezine ulaşım bir dağ
83
Kcnqcc|it-AN1AIYA
yolundan yapılıyor. Antalya girişinde Kemer-
Liman yazan levhaları takip ederek yol alırken
görülen Saklıkent levhasından sağa dönerek
Çakırlar mevkiine gidiliyor. Buradan levhaları
takip edip güzel bir dağ yolundan, yaklaşık 35
kilometre sonra Saklıkent’e ulaşılıyor.
Anayol girişinden yaklaşık 7 kilometre
sonra yan yana benzin istasyonları bulunu-
yor. Özellikle Çakırlar mevkiinde yol üstünde
çok sayıda lokanta ve gözlemeciler var. Ayrı-
ca Saklıkent’in içinde yiyecek, içecek satan her
türlü tesis, tuvalet ve kayak malzemesi satan
mağaza bulunuyor.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Konyaaltı Belediyesi ......................242-259 09 26
Akdeniz Tıp Fakültesi Hast .........242-249 60 00
Konyaaltı Emniyet Müd ..............242-229 63 81
Kcnqcc|it AN1AIYA
Saklıkent Dağ Moteli’nin hemen önünde bulunan
1400 metre uzunluğundaki Karakaya telesiyeji 12
dakikada 1900 metreden 2400 metreye çıkıyor ve
saatte 800 kişiyi zirveye taşıyor.
84
Knnyaa!t: P!aj:
Antalya girişinde Saklıkent kavşağından
sonra yol güneye doğru, sağ taraftan deniz kı-
yısına iniyor. Bu yol üzerinde Konyaaltı Pla-
jı levhasını takip ederek düz bir istikamette
Konyaaltı sahiline rahatlıkla ulaşılıyor. Sahil
boyunca plajlar ve kahveler kilometrelerce
devam ediyor. Sahil kenarında bulunan plaj-
lar ve arka taraflarındaki fast-food ve kahve-
leriyle oldukça konforlu işletmeler bulunuyor.
Aynı zamandan sahil boyunca, belirli aralık-
larla, belediyenin yaptığı soyunma kabinleri,
tuvaletler ve duşlar var. Sahil yolu batıya doğ-
ru takip edildiğinde, sahilin sonunda Antalya
Büyük Liman bölgesi bulunuyor. Aynı zaman-
da Kemer istikametine giden bu yol, sahil şe-
ridini takip ederek Batı Akdeniz boyunca de-
vam ediyor.
85
Kcnqcc|it-AN1AIYA
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Konyaaltı Belediyesi ......................242-259 09 26
Akdeniz Tıp Fakültesi ...................242-249 60 00
Konyaaltı Emniyet Müd ..............242-229 63 81
Kcnqcc|it AN1AIYA
Konyaaltı Plajı’na bakan falezler üzerinde lisanslı
rehberler eşliğinde yamaç paraşütü yapılabiliyor
(karşı sayfada). Antalya, farklı coğrafi yapısı ve doğal
güzellikleri sayesinde uluslararası organizasyonlara ev
sahipliği yapıyor (üstte).
86
Anta!ya MuzcsI
Antalya merkezine girdikten sonra Kemer
ve Konyaaltı Plajı levhalarını takip ederek kıyı
bölgesine kadar devam ediyoruz. Sonrasında
büyük bir kavşaktan 100. Yıl Caddesi istika-
metinde sol taraftan şehir merkezine dönülü-
yor. Hemen bu yol üstünde sağ tarafta görü-
len Antalya Müzesi levhasını takip ederek kıyı
şeridi üzerindeki müzenin giriş kapısına ka-
dar rahatlıkla ulaşılıyor. Geniş bir alana yayıl-
mış olan müzenin 14 sergi salonunun yanı sıra
açık hava galerileri ve bahçesi de var. Lykia,
Pamphylia ve Pisidia gibi önemli medeniyet-
lerine ev sahipliği yapmış olan Antalya’nın
geçmişini yansıtıyor. Özellikle Perge antik şeh-
rinden gelen benzersiz heykeller, lahitler, yak-
laşık 1900 parçadan oluşan Elmalı Hazinesi ve
son dönemde müzeye dönen üst parçasıyla ta-
mamlanan Herakles Heykeli gibi değerli eser-
lerin katkısıyla Antalya Müzesi dünyanın sayılı
müzeleri arasında bulunuyor. Antalya’ya gelip
de bu müzeyi gezmemek büyük bir kayıp.
YOL REHBERİ
Antalya merkezinde Konyaaltı Caddesi
üzerinde Varyant’ın hemen bitiminde bulunan
Antalya Müzesi’ne ulaşım oldukça kolay. Mü-
zenin girişinde geniş bir otoparkı ve içerisinde
dinlenmek için harika bir bahçesi ve kahvesi
bulunuyor. Aynı zamanda Antalya Müzesi’ne
ait yayınların ve hediyeliklerin bulunduğu gü-
zel mağazalar ve bakımlı tuvaletleri var. İki
katlı binasında 14 ayrı salonu gezmek için en
azından 2 saatlik bir zaman ayırmak gerekiyor.
Özellikle çocuk ziyaretçiler için hazırlanan sa-
londa, maketler ve basit bilgilerle örenyerlerini
anlatan ayrı bir bölüm bulunuyor.
Yakınlarda konaklamak için büyük oteller
ve güzel lokantalar var. Ayrıca hemen yakın-
da bulunan Varyant’tan aşağı inerek Konyaaltı
Plajı, Beach Park bölgesine ve buradaki plajlara
kolayca ulaşabilirsiniz.
87
Murcipc¸c-AN1AIYA
Müzenin hemen karşısında bulunan Ata-
türk Parkı, falezlerin üstünde yürüyüş yap-
mak ve yemek yemek için deniz manzaralı
güzel lokantaların, kahvelerin bulunduğu ha-
rika bir parkur. Parkın hemen önünden ge-
çen tramvay sahili takip ederek şehir merke-
zine doğru gidiyor. Bu tramvay ile gidiş dönüş
yaklaşık 1 saatlik güzel bir şehir turu oldukça
eğlenceli oluyor. Müze pazartesi günleri ka-
palı. Diğer günlerde nisan-ekim 09:00-19:00,
kasım-mart aylarında ise 08:00-17:00 saatleri
arasında açık.
Antalya Müzesi ..............................242-238 56 88
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Muratpaşa Belediyesi ...................242-320 22 22
Antalya Eğitim ve Araş. Hast .....242-249 44 00
Muratpaşa Emniyet Müd ............242-243 10 98
Murcipc¸c AN1AIYA
Antalya Müzesi heykel salonunda Perge antik şehrinden
gelen benzersiz eserler bulunuyor (üstte). 2011’de
Antalya Müzesi’ne iade edilen başı ile birleştirilen
Herakles Heykeli müzenin en çok ziyaretçi çeken
eserlerinden (solda).
88
Ka!cIçI
Antalya şehrinin girişinden itibaren en çok
karşılaşılan kahverengi levha Antalya Kale-
içi bölgesini gösteriyor. Antalya Müzesi’nin
önünden geçen yol doğuya doğru şehir mer-
kezine devam ediyor. Bu yolun devamındaki
Kalekapısı bölgesinden başlayan Kaleiçi, dar
sokaklarında ahşap ve cumbalı evleri, çevre-
sindeki tarihi kalıntılarıyla hâlâ günlük yaşa-
mı kucaklayan, eskiden günümüze tarih kokan
ufak bir şehir adeta. Turistik mağazaların sı-
ralandığı sokakları, butik otelleri ve lokantala-
rıyla ziyaretçilerine harika bir atmosfer yaşatı-
yor. Antalya’nın gerçek ruhu bu sur duvarları
arasında kalmış tarihi şehirde yaşanıyor aslın-
da. Kalekapısı’ndan başlayan, Hadrianus Ka-
pısı, yat limanı ve Hıdırlık Kulesi’ni içine alan
bölge arkeolojik ve kentsel sit alanı.
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Muratpaşa Belediyesi ...................242-320 22 22
Antalya Yaşam Hastanesi ...........242-310 80 80
Muratpaşa Emniyet Müd. ...........242-345 41 00
Kalekapısı’ndan başlayan Kaleiçi; Hadrianus Kapısı,
yat limanı ve Hıdırlık Kulesini içine alan arkeolojik ve
kentsel sit alanı durumunda (sağda). Turistik dükkânlar,
butik oteller ve kafelerden oluşan Kaleiçi semtinin dar
sokaklarında geceler oldukça renkli geçiyor (üstte).
89
Murcipc¸c-AN1AIYA Murcipc¸c AN1AIYA
90
Dudcn Çc!a!csI
Antalya’ya girdikten sonra Kemer ve Kon-
yaaltı Plajı levhalarını takip ederek kıyı bölge-
sine kadar devam ediyoruz. Sonrasında büyük
bir kavşaktan merkez 100. Yıl Caddesi istika-
metinde sol tarafa şehir merkezine dönülüyor.
Bu kavşaktan sonra Düden Şelalesi’ne gitmek
için Antalya merkezine doğru düz bir yol iz-
leniyor. Üç büyük kavşaktan geçtikten sonra
sol tarafta kahverengi Düden Şelalesi levha-
sı görülüyor. Buradan sonra merkez cadde-
ler üzerindeki levhaları takip ederek Düden
Şelalesi’nin girişine kadar ulaşılıyor.
Antalya merkezine yaklaşık 7 kilometre me-
safede olan Düden Şelalesi, Kepez Belediyesi’ne
bağlı Varsak bölgesinde bulunuyor. Girişinden
itibaren ziyaretçileri turistik mağazalar ve kah-
veleriyle ağaçların arasında cıvıl cıvıl bir at-
mosfer karşılıyor. Gürül gürül akan suyun sesi,
ağaçların arasındaki piknik alanları, şelalenin
çevresini tamamıyla dönen yürüyüş yolları ve
seyir teraslarıyla burası muhteşem bir doğa
parkı. Düden Şelalesi’nin heybetli görüntüsü
doyumsuz bir seyir keyfi veriyor. Havaya dağı-
lan su zerrecikleriyle ıslanma pahasına yakın-
larına kadar gidip bu güzel atmosferi yaşamak,
şelalenin arkasına dolaşan mağaraların gizemli
ortamında yürümek ve suyun akışını buradan
izlemek ayrı bir keyif veriyor.
YOL REHBERİ
Düden Şelalesi’nin bulunduğu doğa parkı
içerisinde her türlü kahve, restoran, tuvalet ve
piknik alanı bulmak mümkün. Ancak konak-
lamak için Antalya şehir merkezine dönmek
gerekiyor.
Değirmen Restoran ........................242-417 55 38
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Kepez Belediyesi .............................242-310 58 58
Aşir Aksu Devlet Hastanesi ........242-251 07 80
Kepez İlçe Emniyet Müd ..............242-344 44 75
91
Kepez-ANTALYA Kepez ANTALYA
Yemyeşil bir doğanın ortasında bulunan Düden
Şelalesi’nin heybetli görüntüsü çok etkileyici.
92
Pcrgc
Antalya şehir merkezinden havaalanı Alan-
ya istikametine doğru giderken yaklaşık 17 ki-
lometre sonra Aksu ilçesi bulunuyor. Bu ilçe
merkezindeki ilk ışıklı kavşaktan sola dönen
yolda, 1 kilometre içeride Perge antik kentinin
kalıntıları başlıyor. Asfalt yol, köy evlerinin ve
kalıntıların arasından geçerek gişenin ve oto-
parkın olduğu bölgeye kadar devam ediyor.
Yolun sol tarafında bütün heybetiyle yükselen
12 bin kişilik Perge Antik Tiyatrosu ve sonra-
sında yolun sağ tarafında başlayan oldukça iyi
durumdaki stadium kalıntısı, büyüklüğü ve to-
nozlu yapılarının üstünden yükselen basamaklı
sıralarıyla muhteşem görünüyor. Birkaç basa-
makla üstüne çıkıldığında geniş alana yayılmış
yapının ana hatları gözler önüne seriliyor. Yo-
lun devamında çitlerle korumaya alınan gişe-
nin ve otoparkın olduğu bölgeye geliniyor. Gi-
şenin hemen sonrasında bulunan şehir kapısı
ve sonrasında yükselen yuvarlak planlı iki kule
kentin girişinde çok etkileyici duruyor.
Kilikia - Pisidia ticaret yolunun üstünde
yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehri olan
Perge, mimarisi ve heykeltıraşlığı ile ün yapan
Anadolu’daki en düzenli Roma kentlerinden-
di. 1946 yılından itibaren yapılan kazılarda çı-
kan heykeller günümüzde Antalya Müzesi’nde
sergileniyor.
Perge kentinin ana hatlarını kuzey-güney
ve doğu-batı yönünde iki ana cadde oluştu-
ruyor. Batı tarafında görülen büyük hamam
kalıntıları, anıtsal çeşme doğu yönünde bulu-
nan agora ve onu çevreleyen mozaikli, sütun-
lu cadde kentin muhteşem mimarisini gözler
önüne seriyor. Bu antik şehrin ayakta kalmış
inanılmaz yapılarını gezerken zamanında bu
binaları süsleyen heykellerin varlığını hayal et-
mek gerekli. Böylelikle düşsel güzellikteki bu
kentin cazibesi biraz daha ortaya çıkıyor. Ken-
tin ana yapısını oluşturan yaklaşık 300 metre
uzunluğundaki sütunlu cadde şehir girişinden
93
Aksu-AN1AIYA
başlayıp anıtsal çeşmeye kadar uzanıyor. Her
iki yanında mozaikli portiko ve dükkânların
yer aldığı caddenin orta bölümünde yaklaşık 2
metre genişliğinde su kanalı bulunuyor.
YOL REHBERİ
Antalya şehir merkezine 18 kilometre me-
safede olan Perge antik kenti, Aksu ilçesinde
bulunuyor. Antalya istikametinden gelirken
ilçe merkezindeki ilk ışıklı kavşaktan sol tarafta
dönüp, yaklaşık 1 kilometre asfalt yoldan Perge
levhalarını izleyerek antik kente ulaşılıyor. Bu
kavşağın çevresinde benzin istasyonu, lokanta,
eczane ve market gibi işletmeler bulunuyor.
Aksu ilçesine gelmeden yol üzerinde An-
talya Havalimanı girişinden hemen sonra sağ
tarafta bulunan benzin istasyonu ve Sedir Res-
toran yemek ve mola için oldukça güzel bir iş-
letme. Ayrıca Aksu ilçe merkezindeki meşhur
Aksu Dondurmacısı yaz aylarında mutlaka uğ-
ranması gereken bir durak yeri. Perge gişesi-
nin önünde bulunan otoparkta, sadece içecek
satan bir işletme ve tuvalet bulunuyor. Diğer
ihtiyaçlar için ilçe merkezine gitmek gerekiyor.
Perge antik kenti yaz aylarında 09:00-19:00, kı-
şın ise 09:00-17:30 saatleri arasında açık.
Perge Antik Kenti Gişesi ...............242-426 27 48
Sedir Restoran .................................242-463 18 18
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Aksu Belediyesi ...............................242-426 30 49
Aksu Merkez Sağlık Ocağı ...........242-426 30 90
Aksu Emniyet Müdürlüğü ...........242-426 26 77
Aksu AN1AIYA
Antikçağ Anadolu’sunun metropollerinden Perge,
ziyaretçilerini görkemli kalıntılarla karşılıyor.
94
Kurçun!u Çc!a!csI
Antalya merkezinden havaalanı Alanya is-
tikametinde yaklaşık 11 kilometre yol aldık-
tan sonra yol sağ taraftan Isparta istikame-
tine ayrılıyor. Bu yoldan 7 kilometre ileride
bulunan levhadan tekrar sağ tarafa dönerek
Kurşunlu Tabiat Parkı’nın girişine ulaşılıyor.
Kızılçamın çoğunlukta olduğu ormanın içe-
risinde yaklaşık 2 kilometrelik bir kanyon-
da bulunan Kurşunlu Şelalesi’ne aşağı doğ-
ru inen merdivenlerden gidiliyor. 10 metre
yükseklikten dökülen şelalenin altında oluşan
güzel göletin yanında sona eriyor. Buradan
sonra başlayan yürüyüş patikası, irili ufak-
lı ahşap köprülerden geçip küçük şelalelerle
birbirine akan 7 ayrı göletin çevresini dönen
muhteşem bir yürüyüş rotası oluşturuyor. Sık
ağaçların ve bitki örtüsünün arasından ge-
çen yolda, yeşilin her tonunda manzaralar
izleniyor.
YOL REHBERİ
Antalya merkezine 18 kilometre mesa-
fede bulunan Kurşunlu Şelalesi, Antalya
Havalimanı’ndan yaklaşık 3 kilometre sonra
sağ taraftan ayrılan yoldan bir viyadük ile Is-
parta yoluna bağlanıyor. 7 kilometre sonra gö-
rülen levhadan sağ tarafa giren yol Kurşunlu
Tabiat Parkı girişine kadar geliyor.
Parkın girişinden başlayan piknik alanın-
da seyir terası, yaz mevsiminde açık lokanta
ve tuvaletler bulunuyor. Kurşunlu Şelalesi’ne
en yakın konaklama yeri Antalya şehir merke-
zindeki oteller. Yol üzerinde sık sık benzin is-
tasyonları bulunuyor. Havalimanından hemen
sonra bulunan benzin istasyonu ve yanındaki
Sedir Restoran’da mola verebilirsiniz.
Kurşunlu Tabiat Parkı İşl ............242-433 22 18
Sedir Restoran .................................242-463 18 18
95
ANTALYA
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Aksu Belediyesi ...............................242-426 30 49
Aksu Merkez Sağlık Ocağı ...........242-426 30 90
Aksu Emniyet Müdürlüğü ...........242-426 26 77
Antalya Çevre Orman İl Müd ...242-321 79 61
Antalya DKMP Şube Müd ..........242-343 26 52
ANTALYA
Kurşunlu Şelalesi, 2 kilometrelik bir
kanyonun içerisinde kızılçamların arasında
yer alıyor.
96
Antalya şelalelerinin en yeşili olan
Kurşunlu, kendi adıyla anılan tabiat
parkının içerisinde yer alıyor.
KEŞİF KİTAPLIĞI

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->