P. 1
Alevi Bektasi Dervislik Gelenegi

Alevi Bektasi Dervislik Gelenegi

|Views: 356|Likes:
Yayınlayan: Er San

More info:

Published by: Er San on Jul 17, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

07/04/2013

pdf

text

original

T.C.

YÜZÜNCÜ YIL ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TÜRK DĠLĠ VE EDEBĠYATI ANABĠLĠM DALI TÜRK HALK EDEBĠYATI BĠLĠM DALI

“DERVĠġ RUHAN” ÖRNEĞĠNDE ALEVĠ-BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ

DOKTORA TEZĠ

Caner IġIK

VAN–2008

T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TÜRK DĠLĠ VE EDEBĠYATI ANABĠLĠM DALI TÜRK HALK EDEBĠYATI BĠLĠM DALI

“DERVĠġ RUHAN” ÖRNEĞĠNDE ALEVĠ-BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ

DOKTORA TEZĠ

Hazırlayan Caner IġIK

DanıĢman Doç. Dr. Muhtar KUTLU

VAN–2008

ĠÇĠNDEKĠLER ÖNSÖZ…………………………………………………………………..………...V KISALTMALAR…………………………………………………………………VI GĠRĠġ …………………………………………………………………………….. 1 1. BÖLÜM: ARAġTIRMANIN METODU, ALANI VE KAYNAKLARI……9 1.1. ARAġTIRMA ĠLE ĠLGĠLĠ METODOLOJĠK BĠLGĠLER………….…….9 1.1.1. ARAġTIRMANIN ÖNEMĠ………………………………………….9 1.1.2. ARAġTIRMANIN AMACI………………………………………...11 1.1.3. ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ…………………………………….13 1.1.3.1. Alevi BektaĢi AraĢtırmaları ...……………………………13 1.1.3.2. Alevi BektaĢi geleneği nasıl araĢtırılmalı?.........................19 1.1.3.3. Antropolojik yöntem……………………………………....21 1.1.3.4. Folklor yöntemi……………………………………………22 1.1.3.5. ÇalıĢmada kullanılan yöntem……………………………..23 1.2. ARAġTIRMANIN ALANI…………………………………………..…..25 1.2.1. AMASYA VE ÇEVRESĠ………………………………………..…25 1.2.2. GÜMÜġHACIKÖY ĠLÇESĠ VE ÇEVRESĠ……………..………...29 1.3. ARAġTIRMADA KULLANILAN KAYNAKLAR……………………..32 1.3.1. KAYNAK KĠġĠLER……………………………..………………….32 1.3.2. YAZILI KAYNAK ESERLER………….………………………….35 1.3.2.1. Alevi BektaĢi DerviĢliği üzerine, kitap ve makaleler…..35 1.3.2.2. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın kendine ait defterleri…………..35 1.3.2.3. ÇalıĢma esnasında derlenmiĢ sözlü gelenek metinleri…36 2. BÖLÜM: DERVĠġĠN ANLAMI VE TARĠHSEL KÖKENĠ………………..38 2.1. DERVĠġ KAVRAMI VE ANLAMSAL ĠÇERĠĞĠ ……………………….38 2.1.1. DERVĠġ KELĠMESĠNĠN ETĠMOLOJĠK KÖKENĠ VE YAYGIN ANLAMLARI………………………………………………………..38 2.1.2. ĠSLAM‟IN DERVĠġ ANLAYIġI…………………………………....41 2.1.3. HALKIN DERVĠġ ANLAYIġI……………………………………...46

2.2. DERVĠġ VE BENZERĠ TĠPLERĠN TARĠHSEL KÖKENĠ………………49 2.2.1. ESKĠ ANADOLU MEDENĠYETLERĠ VE RUHSALLIK………….49 2.2.2. ESKĠ TÜRK ĠNANÇLARI VE RUHSAL ĠNSANLAR…………….52 2.2.2.1. Tabiat Kültleri…………………………...………………..54 2.2.2.2. Gök Tanrı Ġnancı………………………………………….55 2.2.2.3. ġaman ve ġamanizm……………………..……………….56 2.2.2.4. Budizm, ZerdüĢtlük ve Mazdekizm…….……………….58 2.2.2.5. Manihizm…………………………………………….……59 2.2.2.6. Yahudilik ve Hıristiyanlık…………………………….….60 2.2.2.7. Ġslam, Horasan Ekolü ve Batınilik……………………….61 2.2.3. ĠSLAM GELENEĞĠNDE SUFĠLER………………………………...63 2.2.4. ANADOLU‟DA DERVĠġLER………………………………………71 3. BÖLÜM: DERVĠġLĠĞĠN ALEVĠ- BEKTAġĠ GELENEĞĠNDEKĠ DURUMU…...……………………………………………………….78 3.1. ALEVĠ BEKTAġĠ DERVĠġLERĠNĠN SINIFLANDIRMASI VE ĠġLEVLER……..…………………………………………………………..78 3.1.1.DERVĠġLERĠN SINIFLANDIRILMASI……………………………78 3.1.1.1. Babagan kolunda tarikat derviĢi…………………...……79 3.1.1.2. Efendi-Çelebi kolu ve bağdaĢtırmacı derviĢ……...……..81 3.1.1.3. Dedeğan kolu ve meczup derviĢ………………………….82 3.1.1.4. Alevi BektaĢi geleneğinde eren, gerçek olarak derviĢ…. 83 3.1.2. DERVĠġLERĠN ĠġLEV VE ÖZELLĠKLERĠ……………………..…84 3.1.2.1. Arif derviĢler, Sadık derviĢler……………………...…….85 3.1.2.2. Nefes söyleyen derviĢler……………………………..……86 3.1.2.3. ġifa yapan, keramet sahibi derviĢler………………….…89 3.1.2.4. Balım Sultan Muhabbeti yapan derviĢler………….……90 3.1.2.5. Meczup, bekâr derviĢler…………………………….……91 3.1.2.6. DerviĢ meĢrepli dedeler, babalar, âĢıklar………….……92 3.1.2.7. Gezgin derviĢler…………………………………………..93 3.2. ÂġIKLIK VE ALEVĠ BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ…………..…94 3.2.1. OZAN, ÂġIK, SAZ ġAĠRĠ KAVRAMLARI VE HALK ġĠĠRĠ…......94

3.2.1.1. Kavramlar……………………………………..………….94 3.2.1.2. ġiir ve ilahi niteliği…………………………..……………98 3.2.2. ġAMANDAN OZANA, OZANDAN HAK AġIĞINA, ÂġIKTAN HALK ġAĠRĠNE…….……………….………………………….….99 3.2.2.1. ġamandan-DerviĢ Ozana……………………………..…...99 3.2.2.2. Tekkelerde derviĢ ozan, derviĢ âĢık………………….....100 3.2.2.3. DerviĢ âĢıklardan kahvehanelerdeki âĢıklara……….…104 3.2.2.4. Günümüzde halk Ģairi………………………………..….105 3.2.3. NĠÇĠN DERVĠġ DĠYORUZ DA ÂġIK DEMĠYORUZ?.. ................106 3.3. ALEVĠ BEKTAġĠ GELENEĞĠNDE DERVĠġLĠK VE RUHSALLIK…..109 4. BÖLÜM: DERVĠġ RUHAN VE DERVĠġLĠK GELENEĞĠ………………..115 4.1. DERVĠġ RUHAN‟IN HAYATI, FARKLI ADLARI, SÖYLENCELERĠ. 115 4.1.1. DERVĠġ RUHAN‟IN HAYATI…………………………………….115 4.1.2.MEHMET ALĠ IġIK‟IN ADLARI VE MAHLAS DEĞĠġTĠRMESĠNĠN GEREKÇELERĠ…...………………………………………………...131 4.1.3. DERVĠġ RUHAN‟A DAĠR SÖYLENCELER……………………...135 4.2. DERVĠġLĠK GELENEĞĠ ĠÇĠNDE DERVĠġ RUHAN…………………..140 4.2.1. DERVĠġ RUHAN‟IN ÖNCESĠ VE DÖNEMĠNDEKĠ GELENEKSEL DERVĠġLER …………………….…………………………………143 4.2.2. DERVĠġ RUHAN DÖNEMĠ VE SONRASINDAKĠ “ÇAĞDAġ” DERVĠġLER………………………………………………………159 4.2.3. ORTADAN KALKAN BĠR GELENEK OLARAK DERVĠġLĠK...174 5. BÖLÜM: DERVĠġ (IġIK) RUHAN’IN ġĠĠRLERĠ VE ġĠĠRLERĠN ANALĠZĠ………………………………………………….…….182 5.1. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠR ANLAYIġI VE ġĠĠRLERĠ…………………..182 5.1.1. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠR ANLAYIġI……………..…………….182 5.1.2. ġĠĠRLERĠN SIRALANMASI VE NEREDEN ALINDIĞININ GÖSTERĠLMESĠ…………………………………………………..185 5.1.2.1. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın ġiirlerinin Kaynakçası…………186 5.1.2.2. ġiirlerin Derlendiği Yerlerin Gösterilmesi……………...187

5.1.3. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠRLERĠ…………………………………..........195 5.2. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠRLERĠNĠN ANALĠZĠ……………………….…323 5.2.1. ġĠĠRLERĠN ġEKĠL VE YAPISINA GÖRE ANALĠZĠ……………..323 5.2.1.1. ġekil bakımından Kafiye Sınıflandırması…………..…. 324 5.2.1.2. ġiir Sırasına Göre Yapı ve ġekil Özellikleri………...…..327 5.2.2. ġĠĠRLERĠN KONULARINA GÖRE TASNĠFĠ…………………….337 5.2.2.1. AĢık ġiiri Konularına Göre Sınıflandırılması……..……337 5.2.2.2. Tekke ġiiri Konularına Göre Sınıflandırılması……..….338 5.2.2.3. ġiir Sırasına Göre ġiirlerin Türleri ve Ana teması….…341 5.3. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠRLERĠNDEKĠ FELSEFĠ GÖRÜġÜ……….….353 SONUÇ……………………………………………………………………………364 KAYNAKLAR……………………………………………………………………371 ÖZET……………………………………………………….……………………..382 ABSTRAC…...……………………………………………………………………383 EKLER……………………………………………………………………………384 EKLER 1: MEHMET ALĠ IġIK‟IN KRONOLOJĠSĠ………………….... 384 EKLER 2: GÖRÜġME LĠSTESĠ………………………………………….386 EKLER 3: HARĠTA, TABLO, LEVHA VE FOTOĞRAFLARIN AÇIKLAMALARI ……………………………………....……390 EKLER 4: ġĠĠRLERĠN SIRALAMALI DĠZĠNĠ…………………………..398

ÖNSÖZ “DerviĢ Ruhan Örneğinde Alevi-BektaĢi DerviĢlik Geleneği” adlı doktora tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü‟nün, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı‟nın, Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalında, Haziran 2008‟de tamamlanmıĢtır. ÇalıĢmanın amacı, DerviĢlik hakkında tarihsel, sosyal belirlemeler yapmak, Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğini açıklamak ve DerviĢ Ruhan örneğinden hareketle, derviĢlik geleneğindeki değiĢmeleri ortaya koymaktır. ÇalıĢma boyunca Amasya GümüĢhacıköy‟de bulunan DerviĢ Ruhan sevenleri bize evlerini ve gönüllerini açmıĢ, imkânlarını seferber etmiĢtir. Konunun içten anlaĢılmasının sağlanması için gereken bilgileri, sıcak samimiyetleri ile paylaĢmıĢlardır. Bu anlamda kaynak kiĢiler olarak belirttiklerimden daha fazlasının bu çalıĢmaya doğrudan veya dolaylı katkıları olmuĢtur. Onlara geleneğin bir deyiĢi ile, buradan aĢkı muhabbetlerimi iletirim. Bu çalıĢma aracılığı ile, baĢta beni halkbilimi doktorasına teĢvik eden ve çalıĢmanın ilk taslağını oluĢturan Prof. Dr. M. Ġlhan BAġGÖZ‟e, doktora sürecinde her türlü desteğini bizden esirgemeyen Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ‟e, çalıĢmanın farklı aĢamalarında desteğini sunan, Prof. Dr. Muhsin MACĠT, Doç. Dr. Alaattin KARACA, Doç. Dr. Tayyar ġAġMAZ, Dr. Alaattin CANBAY, AraĢ. Gör. Ġskender YILDIRIM, BarıĢ MUTLU, ve Ferhat KAYA‟ya, danıĢmanlığından ve insani kiĢiliğinden farklı dünyaları tanıyıp, kendisinden çok Ģey öğrendiğim Prof. Dr. Süleyman KAYIPOV‟ a, doktora savunmamıza baĢkanlık eden Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN‟e, doktora danıĢmanım olan Doç. Dr. Muhtar KUTLU‟ya, çalıĢmanın her aĢamasında emeği olan eĢim Doç. Dr. Nuran EROL IġIK‟a ve oğlum Ali Özden IġIK‟a ıĢığı ile bize güç kattığı için, Ģükranlarımı sunmayı bir borç bilirim. Caner IġIK Van–2008

KISALTMALAR a. : Adı geçen makale bkz. : Kilometre m. : Editör haz. : Hazırlayan Lev. : Adı geçen görüĢme a. g. : Harita. tablo sıralama sembolü. çev. e. g. bĢk. : BaĢkaları. Ayrıntılı bilgi için bakınız. g. : Adı geçen eser a. : Yüzyıl. : Metre yy. km. m. . : Çeviren Edi. g. fotoğraf.

Öncelikli olarak. gerçek arayıĢı içinde olan. Heterodoks. mistik özelliği olan heterodoks. bir senkretizme yol açmıĢ olduğu belirtilebilir. derviĢin anlamı ve tarihsel kökeninden bahsedilmiĢtir. senkretik bir inanç ve yaĢam biçimine iĢaret eder. bir halk Ġslamıdır. Bu anlamıyla “Halk dini” kavramı araĢtırma için özel bir anlama sahiptir. Çünkü insanların inanma biçimleri ile dünyayı yaĢama biçimleri paralellikler göstermektedir. Birinci bölüm araĢtırmanın metodolojisi. Bu kavramlardan ilki. bölümlerin içerikleri ile iliĢkili olarak aĢağıda özetlenmiĢtir. tarihsel sosyal tabanı ile teolojisi arasındaki iliĢkisi bağlamında. derviĢin kendini nasıl anlamlandırdığına kadar her Ģey. DerviĢlerin ne Ģekilde anlaĢıldığından. Aleviliğe senkretizm ve heterodoksi kavramları açısından yaklaĢan. Alevi BektaĢi geleneği. DerviĢ Ruhan anlatılarak. bu bütünlüğün anlaĢılması için sorulması ve cevaplanması gereken sorunsallardır. Çünkü söz konusu alan üzerine yapılan çalıĢmalarda derviĢlik kimliği ya dikkate alınmamıĢ ya da derviĢlerin yapıp ettikleri baĢka bağlamlar içinde değerlendirilmiĢtir. özel bir bakıĢ açısı geliĢtirmeyi gerekli kılmaktadır. alanı ve kaynakları baĢlığı altında iĢlenmiĢtir. DerviĢler. kendisine inananlara bir kutsallık alanı açar ve kendi hayatları ile bu kutsal alanın nasıl yaĢandığını gösterir. Bu anlamıyla. Alevi-BektaĢi geleneğindeki derviĢliğe geçilmiĢ ve gelenek üzerinden tespitler yapılmıĢtır. araĢtırma alanının nasıl bir yöntemle araĢtırılacağı açıklanarak. senkretik. Bu aĢamadan sonra. heterodoksidir. Bu sebeple sözlü geleneğin tamamen belirleyiciliği altındadır. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin araĢtırma evreninin kapalı bir yapı arz etmesi ve alanın çoğunlukla politik bir biçimde yorumlanmıĢ olması. çalıĢmamız. Heterodoksi.GĠRĠġ Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine yapılacak olan bir çalıĢma. DerviĢ Ruhan‟a ait Ģiirler aktarılmıĢ ve Ģiirlerin analizi yapılıp felsefi görüĢü açıklanmıĢtır. Alevi BektaĢiliğin heterodoks yapısından dolayı. kaynak kiĢi ve eserler tanıtılmıĢtır. inancın Batıni ve içsel olan yönüne önem vermekte ve inancın eski kökleri ile bağlantıyı iĢaret etmektedir. senkretik. Sözlü gelenek araĢtırmaları ise sözel anlatım ve sözlü tarih çalıĢmalarını gerekli kılmaktadır. alanla ilgili belirlemeler yapılıp. yaĢanma ve aktarılma mekanizması sözlüdür. eski dinlerden gelen bazı alıĢkanlıkların. heterodoks. mistik ve sözlü gelenekle aktarılan kültürlerin araĢtırılmasında daha içten anlamaya yönelik bir yöntemle araĢtırma yapmak bir zorunluluktur. Bu bağlamda çalıĢmada derlemelerden ve katılımlı gözlemlerden ciddi biçimde yararlanılmıĢtır. halkbilim perspektifini ön plana çıkaran bir çalıĢmadır. Alevi BektaĢi geleneği araĢtırılırken birçok unsur dikkate alınmalıdır. Alevi BektaĢi araĢtırmalarının. DerviĢ Ruhan‟ın gelenek içindeki yeri tespit edildikten sonra da. bu zamana kadar yapılan araĢtırmalarda da yoğun bir . kendisinin Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içindeki yeri açıklanmıĢtır. Heterodoks halk Ġslamı. Senkretizm kavramı dinin halkça yorumlanması ve anlaĢılmasının iĢaretlerini vermektedir. mistik. Bu anlamıyla doğru zeminde analiz edebilmek için bazı kavramlar özel öneme sahiptir. Buradan. Genel olarak özetleyebileceğimiz bu süreç. alan hakkında detaylı antropolojik ve halkbilimsel verilerin çıkarılmasını zorlaĢtırmıĢtır. DerviĢlik üst baĢlığı altında. ÇalıĢmamızda genelden özele doğru bir gidiĢ tercih edilmiĢtir. AraĢtırma evreni ideolojik verilerin elde edilmesine uygundur. belirlemelerin yapılması önemlidir. Alevi-BektaĢi geleneğindeki derviĢler anlatıldıktan sonra daha özel bir örnek olan. YaĢadığı ortam Anadolu‟dur.

Değerlendirme kısmı için ise antropolojinin yapısal iĢlevselci anlayıĢı kabul edilmiĢ olup halk biliminin sözlü gelenek metin değerlendirme tekniklerinden yararlanılmıĢtır. Buradan hareketle. Ġslam‟ın derviĢ anlayıĢının iki tipte göründüğü söylenebilir. Alevi BektaĢilik senkretik ve heterodoks özelliği ile hem resmi Ġslam‟ın ön kabullerinden farklıdır. DerviĢlik geleneğinin Amasya‟da etkin olmasının en önemli sebeplerinden biri olarak. Bu bakıĢ açısı ise din antropolojisinin insan öznesi temelindeki bakıĢı ile sağlanabilmiĢtir. AraĢtırmanın alanı Amasya GümüĢhacıköy ve çevresi olarak tanımlanmıĢ ve alanın derviĢlik geleneği açısından önemi üzerine belirlemeler yapılmıĢtır. hem dıĢta (zâhir) iken. Kelimenin. Halk Bilimi bu anlamlarıyla. Dinin. Ortodoks Ġslam‟ın kabul ettiği gerçek derviĢ. Birincisi. DerviĢ kelimesi. Alevi BektaĢi geleneğini anlamamıza uygun yöntem sağlamıĢ ve halkı anlamanın bir vasıtası olarak elimizdeki metinleri değerlendirmemize yardımcı olmuĢtur. yöntem olarak. Bir hırka. Olanı araĢtırabilmek için ideolojik beklentinin düĢük olması ve olanı anlamaya dönük bir zihniyet yapısına ihtiyaç vardır. Birinci bölümde yukarıdaki metodolojik tartıĢmalar yapıldıktan sonra. resmi din dıĢında olan inançları anlamamıza yardımcı olmuĢ.Ģekilde görünmüĢtür. süreç içinde aĢarak Ġslam mistiklerini tanımlayan ve düĢüncenin aksiyon yönüne daha çok vurgu yapan bir anlama doğru evrildiği belirtilmiĢtir. derviĢler ve onların toplumla temasları sonucunda. Amasya‟nın özellikle Babai isyanı öncesi ve sonrasında çok önemli bir mekân olduğu belirtilmiĢtir. Irak sûfilerinin derviĢliği hem içte (bâtın). derinlemesine görüĢme yapılmıĢ ve muhabbet ortamlarında bulunulmuĢtur. etimolojik kökeni ve yaygın anlamları üzerinden tanımlanarak. insanlara anlam haritaları verdiği tespitinden hareketle söyleyebiliriz ki derviĢler hakkındaki her Ģey önemlidir. Kaynak oluĢturmanın ilk ayağını literatür taraması oluĢtururken ikinci ayağını sözlü gelenek metinlerinin derlenmesi oluĢturmaktadır. bir lokma ile yetinir. maddeye önem vermeyen. Bu iki derviĢ tipi her dönemde varlığını sürdürmüĢtür. DerviĢ kelimesi. Bunun için katılımlı gözlem. bunlar dinsel anlam dünyasında önemli koordinatların iĢaretlerini vermektedir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğini. taĢıdığı ilk anlamını. Bunun içsel iĢleyiĢi hakkında bir Ģeyler söylemek Halk Biliminin ve antropolojinin önerdiği yöntem ile mümkün olmaktadır. DerviĢ kelimesinin Farsça olduğu ve bütün Ġslam dünyasında kullanıldığı tespiti yapılmıĢtır. yoksul olandır. burada Horasan erenlerinin etkinliklerinin olması tespit edilmiĢtir. Bizim çalıĢmamızda da özellikle ikinci ekolden olan derviĢlerin halkın içindeki durumu ve konumlanıĢına özel bir önem gösterilmiĢtir. Amasya bölgesinde bulunan derviĢlik geleneğinin KurtuluĢ savaĢı esnasında da çok etkin olduğu tespit edilmiĢ ve anlatılmıĢtır. hem de geçmiĢ din ve kültürlerin kendine özgü senkretik bir bütünüdür. çok farklı anlamlara veya anlamlandırmalara maruz kalmıĢtır. iki kısımda değerlendirilmiĢtir. . Ġkinci bölümde derviĢ kelimesinin anlamı ve tarihsel kökeni açıklanmıĢtır. ÇalıĢma konunun kapsamı ve içeriğinin gerekli kıldığı Ģekilde disiplinler arası bir çalıĢma olmuĢtur. DerviĢ Ruhan üzerinden anlatan çalıĢmamız. ikincisi olan Horasan Melâmîlerinin derviĢliği sadece içte olan bir derviĢliktir. DerviĢler için. kaynak oluĢturma ve değerlendirme alanı olarak ifade edebileceğimiz. Ġslam dininin ve halkın derviĢ kavramına yükledikleri anlamlar tespit edilmiĢtir. kendi kendine yeterlidir. Daha sonra söz konusu çalıĢmaların dökümü yapılıp metin haline getirilmiĢtir.

Buna rağmen öğretinin farklılığı ve derin mistik yanı bu bağlantının olabilirliğini düĢündürmektedir. Bu bağlantı medeniyetleri kadim kültürlerle iliĢkilendirmektedir. Bu tanıĢma ise Batıni bir görüĢ olan Horasan ekolü vasıtasıyla oluĢturulmuĢtur. ÇalıĢmamızda derviĢlerle doğrudan bağı olduğunu düĢündüğümüz Doğa Kültleri inancı. Türkler öncelikli olarak Ġslam‟ın mistik yüzü ile tanıĢmıĢlardır. ruhsal yaĢantının somut olarak yaĢanabilirliğinin kanıtıdır. DerviĢlerin gerek düĢünce dünyalarının ortaya çıkarılması. Eski Anadolu medeniyetlerinden daha baĢka bir etki de. Tarihsel sırasıyla derviĢliğin kökenleri. Bu benzerlikler hem Türklerin Anadolu‟da rahat kabul edilmesine yol açmıĢ. Hıristiyanlık ve Ġslam‟ın Batini yönü hakkında bazı belirlemeler paylaĢılmıĢ ve her inancın özelinde belirlemeler yapılmıĢtır. ruhsal-mistik kiĢilikler olmaları sebebiyle özeldir ve tarih boyunca yaĢamıĢ. Onun dıĢ görünüĢüne takılmak Ģöyle dursun ondaki ruhsal etkiye muhatap olmak istemektedir. eski Türk Ġnançlarıdır. Bunlar arasında Mani dini içindeki rahip ile Gök Tanrı inancındaki ġaman‟ın. Bu benzerlikler özellikle inanç ve pratikleri taĢıyan mistik kiĢiler tarafından aktarılmaktadır. Bunun yanında Hermetik bilgi Orta Asya‟dan Moğolların önünden Anadolu‟ya gelen Türk mistikler (Horasan derviĢleri) içinde de vardır. Halka göre derviĢ. bu medeniyetlerin göçler yoluyla Uygurlar ve Ġskitlerle bağlantısı vardır.Miskinliğiyle övünür. Bu birleĢme mistik temelde bir birleĢmedir. derviĢ tiplemelerini en yoğun olarak etkileyen kiĢiler olduğu tespit edilmiĢtir. Bu bağlamda aleviler içindeki ruhsal insan olan derviĢlerde birçok eski inanç unsurları ve pratikleri görünmektedir. Alevi BektaĢi inancı kadim uygarlıklar ve Anadolu uygarlıkları bağlamında düĢünüldüğünde daha kesin olmayan bir araĢtırma alanına doğru kaymaktadır. eski Anadolu inaçlarındaki. ruhsal–mistik insanlar. eski Türk inançlarındaki. Bu anlamıyla baĢka medeniyetlerle mistik bağlantıları olsa da bütün kavramları Ġslam‟ın temel prensipleri ıĢığında ĢekillenmiĢtir. Eski Anadolu medeniyetleri. ġamanizm. Bu prensiplerin Türklerle tanıĢması Persler aracılığı ile Horasan bölgesinde gerçekleĢmiĢtir. Bu özel yer. Anadolu halk Ġslam‟ını . kâmil insandır. Mani dini ya da Maniheizm. Gerek Ġslam‟ın gerekse halkın anlayıĢında DerviĢler özel bir yere sahiptir. derviĢlerin köklerini oluĢturmaktadır. Bu bağlamda aslında derviĢler söz konusu bu uygarlıklarla düĢünsel bağ kurabilecek özgün kiĢiliklerdir. Ġkinci bölümün son kısmında da derviĢlerin. gerekse insanlara öğütlediği yaĢam pratiklerinin göz önüne alınması ile insana dair kadim izlerin bulunması da mümkün gözükmektedir. Gök Tanrı dini. DerviĢ tiplemesi Ġslami bir tiplemedir. Halka göre derviĢ. insanüstü bir kiĢiliği yaĢayabilen ideal tip olarak kabul etmektedir. Bu anlamları ile üst bir anlam atfederek. Yahudilik. kutsallaĢmıĢ insan. Bu kadim kültürlerin Anadolu‟da Hermetik bilgi ile teması vardır. Anadolu Aleviliği Türk dünyası inançlarının en eskisinden en yenisine kadar birçok inanç ve pratiklerin gözlemlendiği bir alandır. hem yaĢatıcısı hem de aktaranı olarak görmektedir. Sümer Hitit gibi medeniyetlerdir. ruhsallığın hem göstereni. hem de diğer Ġslam ülkelerinden çok farklı bir Ġslam okuması oluĢturulmuĢtur. Ġslam geleneğindeki ruhsal insanlar olarak belirlenmiĢtir. Bu bağlantılar söz konusu inançlar anlatılırken belirtilmiĢtir. ancak yoksulluğunu hiçbir zaman çıkar sağlamanın bir aracı olarak görmez. bu tarihsel kökeninden bahsedilmiĢtir. Halk ise derviĢi.

DerviĢler bu manada ruhsal özellikleri olan kiĢilerdir. Fakat zamanla din dıĢı. uzlaĢtırıcı olup toplumda güvenilir ana kaynak olmuĢtur. ruhsal bilgiyi Ġslam‟la barıĢık olarak halka aktaran kiĢidir. Yaptığımız derlemelerde herkes söz birliği yapmıĢçasına Horasandan geldiğini belirtmektedir. Anadolu‟da derviĢler ilk olarak XI-XII yy. hakim düĢüncenin insanlara aktardıkları temel sistemli düĢünce bağlamı içinde sınırlı bir iliĢkidir. temel anlam dünyasını mistisizmle temellendirir ve bunun köklerini yaĢadığı coğrafyanın kültürel kökleri ve ait olduğu inanç sisteminin doğrular bütününden alır.1 Ġkinci bölümde derviĢliğin tarihsel kökeni anlatılarak. genelde geliĢme. yerleĢmeme inadından. vecd hallerine girmeleri ile ruhsal insan özellikleri göstermektedirler. Bunlar kurulmuĢ olan devlet. geleceği görmeleri.anlamada Horasan ekolü çok önemlidir. ikincisi ise devlet kurma geleneğine hakim teĢkilatçı gaziler. DerviĢ Anadolu kültür görünümü içinde. Resmi Ġslam dünyasında derviĢlik. Özellikle halk sufizmi içindeki derviĢlerin Ģifacılıkları. Ankara. değiĢme ve evrenselliğe çağrıda bulunan bu Hak dostları ihmal edilmiĢ ve bizzat resmi Ġslam tarafından din dıĢı. DerviĢ Yaradana duyduğu güvenden dolayı. 1987 . daha sonraki OrtodokslaĢtırıcı mekanizmalardan bağımsız kalmıĢlardır. Birincisi mistik özellikleri olan derviĢler. Söz konusu derviĢler. zındık ilan edilmiĢlerdir. Gücünü kendini var eden kültürden ve ruhsal birlikten alır. hayat tarzlarının bir sonucu olarak. Bu anlamıyla Horasan ekolü ve Batınilik Alevi BektaĢi geleneğini anlamada temel noktalardan biridir. derviĢlerin baĢında bulunduğu tekkeler ve halk inançları ehlileĢtirilmeye çalıĢılmıĢ ve büyük savaĢların yaĢanmasına sebep olmuĢtur. Fakat devletler güçlenince bu adil düĢüncenin kendinden daha etkili olmasına müsaade etmemiĢtir. insan potansiyeline inanmıĢ ve insan olma erdemine daha sıkı sıkıya sarılmıĢtır. Ġçinde göründüğü din sadece ifade için gerekli kavramları ve anlam Ģemalarını verir. Fakat Ġslam içinde. Bu manada çoğu zaman yozlaĢmıĢ olarak değerlendirilmiĢtir. fakat Ġslami bazı prensipleri eleĢtirdiği için de çok sıkı bir eleĢtiriye tabi tutulmuĢtur. Batıni düĢünceler kaos anlarında derleyici. DerviĢin Ġslam‟la bağlantısı. DerviĢ. bu sebeple kökü ait olduğu toplumun kültürel köklerine uzanmaktadır. Diğer Türkler ise merkezi otoritenin belirlediği Ģekle uyum sağlayarak yerleĢik hayata geçmiĢtir. Ġslam‟ın halk tarafından anlaĢılmasında ve batıni bir biçimde kabul görmesinde büyük rol oynamıĢlardır. DerviĢler Ġslam içinde farklı değerlendirilseler de asıl itibarlarını halk nazarında almıĢlardır. Bu çatıĢmalar sonunda derviĢler de farklı tutum içinde olmuĢlardır. Türkler Anadolu‟ya iki lider tipiyle girmiĢtir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Folklor AraĢtırma Dairesi Yayınları:84 Gelenek-Görenek ve Ġnançlar Dizisi:4. Anadolu bu sürecin birçok kez yaĢandığı mekân olmuĢtur. Devlet güçlenince. beden dıĢı deneyimi önemsemeleri. Türkmen geleneklerine daha bağlı olan kesim. devletin de iskân ederek denetim altında tutma ısrarından kaynaklanmaktadır. Şavaklı Türkmenlerde Göçer Hayvancılık. Bu ideolojik yapılanma. Göçebeler Anadolu‟ya geldikleri zaman bu toprakların heterodoks inançlarından etkilenmiĢler. tasavvufi yönden geliĢmeyi ön plana çıkardığı için öncelenmiĢ. tarih sahnesinde geri plana çekilmiĢ ve kırsal alanda kalarak göçebeliğe devam etmiĢtir. zındık dedikleri kiĢilerin teorileri ile değiĢen dünyaya dinlerini uydurmak için bu „zındık‟ düĢünürlerin düĢüncelerinden faydalanmıĢlardır. ruhsallık vurgusu yapılmak istenmiĢtir. güçleninceye kadar uyum içinde olmuĢtur. 1 Muhtar Kutlu. da görülmeye baĢlamıĢtır.

“Sadık”. DerviĢlerin iĢlev ve özelliklerine göre de. ÂĢıktan Halk Ģairine doğru bir evrim ve değiĢme içinde olduğu tespiti yapılmıĢ ve bu süreç açıklanmaya çalıĢılmıĢtır. Bu sınıflandırma farklı olarak. ÇalıĢmamızda derviĢ kavramının geniĢ içeriğine. derviĢ kavramları üzerine yapılan tanımlamalar kavramın kullanıldığı ortam hakkında da bize bilgi verdiği tespit edilmiĢtir. o fonksiyonların dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmedikleri belirtilmiĢtir. “Arif”. usta malı alıp sattıkları belirtilmiĢtir. derviĢ kavramları birbirinin yerine kullanılsa da sadece derviĢ kavramı söz konusu açıklamaya çalıĢtığımız grubu tanımlayacak bir geniĢliğe sahip olduğu açıklanmıĢtır. Bunu bahsederken ruhsal olanın ne olduğu hakkında bazı belirlemelerde bulunmak açıklayıcı olacaktır. düĢünceyi. “Keramet sahibi”. “Baba”lar. YaĢamın bütününe. söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları olduğu belirtilerek. bunun nasıl olduğu açıklanmıĢtır. Tarihsel süreç içinde bakarak. ġamandan Ozana. bir de iĢlevlerine göre yapılmıĢtır. “eren” olarak tanındığı açıklanmıĢtır. “ġifa” yapan. “derviĢ”. Alevi BektaĢi derviĢlerinin sınıflandırması yapılmıĢ ve iĢlevleri tespit edilmiĢtir. âĢıklar da girdiği için derviĢ veya derviĢ Ģair kavramını kullanmayı tercih ettiğimiz belirtilmiĢtir. “gerçek”. Söz konusu sınıflandırma derviĢler hakkında daha sistematik bilgi üretilmesini kolaylaĢtırmıĢ ve toplum içindeki iĢlevlerinin ortaya çıkmasını sağlamıĢtır. kurumsal derviĢ. âĢık. ozan. Geleneğin içinde yer yer âĢık. Ozandan Hak aĢığına. bağdaĢtırmacı derviĢ ve halk arasında çilekeĢliği benimsemiĢ kimse olarak da meczup derviĢ diye adlandırılmıĢtır. “ÂĢık”lar olarak belirtilebileceği açıklanmıĢtır. Bu kiĢilerin ise Alevi BektaĢi geleneğinde özel bir yeri olduğu tespit edilmiĢtir. DeyiĢ yazabilenlerin. Ruhsal kiĢi için. BektaĢilerin “Babagan kolu”nda tarikata giren kiĢi olarak. Bu katılım ise farkında olduğumuz bir katılımdır. Aleviler arasında ÂĢıklık deyince cem zakirlerinin anlaĢıldığını ve çoğunun deyiĢinin olmadığı. derviĢlerin yukarıdaki özelliklerden sadece birini taĢımadığı. Bu anlamıyla derviĢlerin belirli kuralları tavsiye eden kurumsal yapılardan daha tesirli ve inandırıcı oldukları söylenmiĢtir. “Bekâr-meczup” derviĢler ve DerviĢ meĢrepli “Dede”ler. “Çelebiler kolu”nda „Efendilere‟ hizmet eden kiĢi olarak. Bu bağlamda aĢıklık ve Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği tarihsellik içinde karĢılaĢtırılmıĢtır. Sıradan insan. Üçüncü bölümün üçüncü kısmında ise. her hissettiği ve düĢündüğü gerçektir ve bu gerçeklik üzerinde düĢünürken sıradan insana göre önemsiz olan Ģey onun için bir gerçeklik olarak algılanır. derviĢ adlandırılmasının kullanma gerekçeleri sunulmuĢtur.Üçüncü bölümde kökeni belirlenmiĢ olan derviĢlikten daha özel bir noktaya. Alevi BektaĢi derviĢliğine geçilmiĢtir. Ruhsallık dinden farklı bir Ģeydir. Alevi BektaĢi geleneğinde üç temel farklı derviĢ tipinden söz edilebileceği söylenmiĢ ve bunlara. “Balım Sultan Muhabbeti” yapan. Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazan kiĢiye âĢık değil de derviĢ dendiği anlatılmıĢtır. Üçüncü bölümün ikinci kısmında ise halk Ģiiri yazanlar üzerine bazı belirlemeler yapıp. bedenini etkilemeyecek bir Ģeye önem vermez. duyguyu ve eylemi katmaktır. Ġlk önce. bir kaçını da taĢıyabildiği belirtilmiĢtir. Buradan hareketle. niçin Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlara derviĢ denir de aĢık denmez? Sorusuna cevap olarak. Ozan. Bununla birlikte söz konusu sınıflandırmanın anlamayı kolaylaĢtırmak için yapıldığı belirtilip. DeyiĢi olan âĢık olarak değil. ama . Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal yaĢam deneyimini gerçekleĢtiren kiĢiler olarak tanımlanıp. Daha içsel batıni bir anlayıĢtır. Nefes söyleyen. hoĢgörülü.

Sevenleri tarafından kendisi gerçek olarak kabul edilmiĢtir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğindeki. Batıni. karmaĢa içindeki Anadolu‟yu ruhsal birleĢtirici bir etki ile zaman zaman birleĢtirmiĢlerdir. hayat hikayesi içinde derviĢçe özellikleri ve iliĢkileri anlamlandırılmıĢtır. ruhsallığın taĢındığı ana kanaldırlar. geleneğinin en uzak olarak hatırlanan derviĢleri. DerviĢler baĢka bir ifade ile ruhsal insanlar. Bunlar vasıtasıyla. Ġlk önce DerviĢ Ruhan‟ın hayat hikayesi. DerviĢ Ruhan yörede sevenleri tarafından çok özel kabiliyetlere sahip bir mistik olarak benimsenmiĢtir. Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. ÇalıĢmamızda “Eren” anlayıĢının farklı bir okuması olarak. DerviĢler. Söylenceler birçok olağanüstü olayın gerçekleĢtiğini anlatır. DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢler ise çağdaĢ derviĢler olarak adlandırılmıĢtır. kullanılabilme imkanına sahip olabilecektir. Bu belirlemeleri yapmamızın sebebi. DerviĢler üzerinden düĢünmek ile AleviBektaĢiliğin ruhsal yönü görünür hale gelebilecektir. Heterodoks derviĢler. Alevi BektaĢi.ruhsal bir insan zihninden geçen düĢünceleri bile farkındalığa dönüĢtürmeye çalıĢır. Aleviliğin mistik yönü anlaĢılmadan da Alevilik hakkında bir Ģey söyleyebilmek mümkün değildir. DerviĢ Ruhan‟ın öncesindeki eski derviĢler. Bu geleneğin tarihte izleri sürüldüğünde. Cumhuriyet dönemi öncesindeki derviĢlerdir. ruh göçüne inanan. Kendisi hakkında birçok söylence vardır. Bu birleĢtirici etki günümüzde de dikkate alınarak. karĢılıklı anlayıĢların derinleĢtirilmesinde. “Gerçek”. çalıĢmamızda geleneksel derviĢler olarak adlandırılırken. IĢık Ruhan olarak değiĢtirmiĢtir. “ErmiĢ” veya “Eren” olarak da adlandırılmaktadır. Bununla birlikte DerviĢ Ruhan. Bu söylenceler. mistik anlayıĢın izleri sürülmüĢ ve derviĢlerle kendisine inananlar arasında nasıl bir anlam dünyası olduğu hakkında bilgi verilmiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın içinde bulunduğu derviĢlik geleneği. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. Ģiir mahlası olan DerviĢ Ruhan‟ı. ad. Dördüncü bölümün ikinci kısmında ise Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içindeki DerviĢ Ruhan anlatılmıĢtır. Bu adlandırmaların gerekçeleri. Bu derviĢlerin deyiĢleri günümüze kalabilmiĢ ve yörede olağanüstü söylenceleri anlatılmaktadır. Asıl Ġsmi Mehmet Ali IĢık olan derviĢin yörede kendisi için kullanılan. Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün ancak derviĢler aracılığı ile anlaĢılabileceğine dair kanaatimizdir. iliĢkide olduğu insanların kafasındaki dini tahayyül hakkında önemli ipuçları vermektedir. DerviĢ Ruhan‟ın gündelik hayat içindeki farklı görünümleri anlatılmıĢtır. Geleneğin ruhsal yönü olan derviĢler. DerviĢler Anadolu Aleviliğinde. sorunların çözümünde. deneyimin sonucu ise farkındalıktır. ÇalıĢmamızda incelenecek olan DerviĢ Ruhan‟da Alevi-BektaĢi geleneğinden gelen bir derviĢtir. Ģiirlerinin de yardımıyla anlatılmıĢ. toplumsal değiĢmeler bağlamında anlatılmıĢtır. DerviĢlik bağlamında belirlemeler yapılmıĢtır. derviĢlik geleneği üzerine belirlemeler yapılmıĢtır. kültürel köklerde birleĢtirici unsur olabilecek kiĢilerdir. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. derviĢ olarak adlandırılmanın yanı sıra halk arasında. Ruhsallığın yolu deneyim. lakap ve mahlaslar üzerinden. bir inanç sistemi ve gelenektir. Bir sonraki bölümde kendisi hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. DerviĢ . Bu mahlas değiĢtirmesinin olası gerekçeleri ile Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğindeki değiĢim iliĢkilendirilip açıklamalarda bulunulmuĢtur. Dördüncü bölümde DerviĢ Ruhan örneğinde. bu anlamıyla ruhsal insanlardır.

Tarihsel kökenlerine baktığımızda. Türk göçleri-Horasan etkisi ve Ġslam dini olarak görülen derviĢlik. beĢinci bölümün son kısmı da. Genel olarak özetleyecek olursak. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin Ģekil ve yapısına göre analizinde. Alevi BektaĢi geleneğinin günümüze gelmesinde en etkin kiĢiler olan derviĢler. Bu Ģiirlerin her hangi bir dini içeriği yoktur. DerviĢ Ruhan‟ın dünya görüĢünü yansıtmaya yetmediğinden. DeğiĢimi fark etmiĢ. Bunlar aĢık Ģiiri ve tekke Ģiiri üst baĢlıklarıdır. Ait olduğu gelenek modernleĢme sürecinde ortadan kalkmakta olan bir gelenektir. DerviĢ Ruhan‟da misyonunun gereği olarak hakikate sahip insan anlamında. Temel olarak yedi farklı kaynaktan alınan Ģiirler. koĢma yapısı dikkate alınarak değerlendirilme yapılmıĢtır. Batıni ve ruhsal olmasıdır. Bu değiĢim ve gerekçeleri çok detaylı bir biçimde aktarılmıĢtır. fakat değiĢimin yönünü inandığı. ġiirlerin nereden alındığı belirtildikten sonra DerviĢ Ruhan‟ın 198 adet Ģiiri.Ruhan aslında sönmekte olan bir geleneğin son temsilcisidir. mistisizmden uzaklaĢarak. Anadolu medeniyetleri. temel değerlendirme kıstasları olarak dörtlük sayısı. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde tekke Ģiiri ile iliĢkilidir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği. Gelenek içindeki değiĢim ve DerviĢ Ruhan‟ın konumu anlatıldıktan sonra. Bu sebeple bu Ģiirler aĢık Ģiiri alt türleri ile daha rahat sınıflandırılabilmiĢtir. derviĢin birkaç Ģiiri taĢıdığı felsefi ve teolojik bağlam dikkate alınarak çözümlenmiĢtir. bu bölümde detaylı olarak gösterilmiĢtir. ideal olan yöne doğru yönlendirememiĢtir. DerviĢ Ruhan iki . DerviĢ Ruhan‟ın eserleri bir sonraki bölümde incelenmiĢtir. Türkiye‟nin modernleĢme sürecine denk gelen bu süreçte. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden bir mistik anlam dünyası olduğu tespitinden hareketle. Daha sonra DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin nerelerden derlendiği aktarılmıĢtır. derviĢliğin eski ve yeni formları gözükmektedir. En bilinen yanı ise derviĢliğin. bütünüyle aktarılmıĢtır. Ģiirlerin ana temalarını da belirterek daha detaylı bir analiz yapılması hedeflenmiĢtir. Bu çözümlemeler ile derviĢlerin ruhsal bilgi aktarmak için kullandıkları deyiĢlerin nasıl derinlikli anlamlara sahip olduğu gösterilmeye çalıĢılmıĢ ve deyiĢler üzerine düĢünmekle söz konusu geleneğin daha anlaĢılabilir hale gelebileceği vurgusu yenilenmiĢtir. DerviĢ Ruhan özelinde. derviĢlik geleneğinin geçirdiği değiĢimler. ġiirlerin sıralaması. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri konularına göre tasnif ederken de Ģiirlerin içeriğine göre iki ana baĢlık altında değerlendirme yapılmıĢtır. fakat bazı Ģiirleri vardır ki bunlar bir tekke Ģairinin Ģiir yazma konuları ile ilgili değildir. BeĢinci bölümün ikinci kısmında ise çeĢitli analizler yapılmıĢtır. hece sayısı. yolun gönüllü hizmetçileri olmuĢtur. uyak dizesinin sondan alfabetik olarak sıralanması ile oluĢturulmuĢtur. aynı zamanda Ģiir kutsal olanla kurulan bağlantının bir delilidir. (deyiĢ) sadece mısraların ahenkli birleĢimi ve imgelerin ustalıkla kullanıldığı bir eser değildir. mistik. DerviĢ Ruhan için Ģiir. daha bireysel bir yorumculuğa dönüĢmüĢtür. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir anlayıĢı anlatılmıĢtır. ġiir her türlü bilginin aktarımını sağlayan bir vasıtadır. hem “gerçek” olmuĢ hem de gerçekleri dillendirmiĢtir. Konulara göre sınıflandırmak. farklı gruptan insanlarca çok farklı tanımlanmıĢtır. Söz konusu gelenek Alevi BektaĢiliğin mistik yönünün sürekli yeniden üretildiği yerdir. DerviĢin bu Ģiir anlayıĢı üzerine daha detaylı tespitler yapılmıĢtır. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi geleneği içinde bir derviĢtir. BeĢinci bölümde öncelikli olarak.

ÇalıĢmamız yaĢadığımız coğrafyadaki halkın eğilim. ġiirleri ile ise sevenlerinin hafızalarında. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin anlaĢılmasında. ezberlerinde yaĢamaya devam etmektedir. YaĢadığı hayat ile ruhsal bir insan. amacına ulaĢmıĢ kabul edilecektir. bir mistik olarak yaĢamıĢtır.yolla insanlara bilgi aktarmayı denemiĢtir. . ortak duygudaĢlık hallerimiz hakkında bilgilenebilmemiz için önemlidir. tutum ve davranıĢlarının anlaĢılmasına bir nebze de olsa katkı sağlayacaksa. yaĢadığı hayat. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği ise söz konusu inancın ruhsal yönünün anlaĢılması açısından çok önemlidir. Geleneğin ruhsal yönünün anlaĢılması ise Anadolu‟daki köklerimiz. Birincisi. ikincisi ise Ģiirdir. çok önemli bir figürdür.

Bunun ortaya konulması ile ruhsal liderlik vasıfları taĢıyan kiĢinin özelliklerinin yukarıdaki tanımlar çerçevesinde değerlendirilmesi kolaylaĢacaktır. Bu anlamıyla çalıĢmamızla daha önce yapılan araĢtırmalardaki DerviĢ kavramı üzerindeki karmaĢa bir nebze de olsa açıklığa kavuĢacaktır. Ġstanbul. DerviĢ kelimesi birçok farklı çağrıĢımı olan bir kelimedir. ÇalıĢmamız.1.1. “Bir tarikata ve şeyhe bağlı olan mürit ve sofiyane bir hayat yaşayan kişi”. ALANI VE KAYNAKLARI 1. 2 Tahsin Yazıcı. Alevi-BektaĢi geleneğini. Aynı zamanda günümüzde derviĢlerin yetiĢmemekte olduğu tespitinden hareketle.1. ARAġTIRMANIN ÖNEMĠ Günümüze kadar yapılan araĢtırmalar göz önüne alınacak olursa Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine kapsamlı bir araĢtırma bulunmamaktadır. mürĢit ve dede gibi makamlara bağlı olarak tanımlanmıĢ. Bununla birlikte bilinen birçok Alevi-BektaĢi liderinin derviĢlikle bağlantıları üzerine çalıĢmalar yapılmasına da imkan sağlayacaktır. ARAġTIRMA ĠLE ĠLGĠLĠ METODOLOJĠK BĠLGĠLER 1. derviĢlik geleneğinin yayılım alanları tespit edilebilecektir. Buna rağmen ortak olarak Ģöyle bir tanımlama yapabilir. Bu anlamıyla derviĢlerin halk sufiliği bağlamında „gerçekliğe‟ (hakikate sahip insana) ve insan hakkında sırlara ermiĢ kiĢi olarak kabul edilen ruhsal insan anlayıĢı ile bağlantılı olduğu gözler önüne serilecektir. Çünkü söz konusu geleneğin kurumsal yapılar içindeki liderlik vurgusu pir. Bu çağrıĢımlar kiĢilerin dünyayı algılama Ģemalarına göre farklılaĢmaktadır. . bunun gerekçelerinin ortaya çıkarılması ve derviĢliğin olmaması ile geleneğin üretilememesi arasındaki bağlantının ortaya konması sağlanacaktır. IX. belirleme ve tespitler yapılıp aslında kavramların derviĢten beklenen algılayıĢ biçimlerinin iĢaretlerini verdiğini görmemize olanak sağlayacaktır. sözlü kültür bağlamında analiz etmek isteyenler için bir kaynak eser olacaktır. 188.1. “DerviĢ Maddesi”.2 Bu tanımlama derviĢin iki yönüne dikkat çekmektedir. BÖLÜM: ARAġTIRMANIN METODU. DerviĢlik kavramının halk içindeki diğer karĢılıkları olan eren-gerçek tabirleri üzerinde açıklama. Birincisi derviĢin bir dini sistem içinde tarikat vasıtası ile aydınlanma hedefinde iken tarikata girmiĢ olduğunun tescili olarak alınan bir rütbe olduğu. 1994. ikincisinin ise sufi bir yaĢam biçimini tercih etmiĢ kiĢinin adlandırılması olduğu anlaĢılmaktadır. Bu noktada derviĢler üzerine yapılan bu çalıĢma ile Alevi–BektaĢi geleneğindeki asıl geleneği taĢıyıcı unsurun derviĢler olduğu gösterilip. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. derviĢlik bunlar arasında ara bir iĢleve sahip pozisyon olarak kabul edilmiĢtir.

DerviĢ Ruhan‟ın hayatı ve bıraktığı izler üzerinden yapılacak analizlerle aslında ruhsal etkinin dağılım ve yayılım biçimleri de izlenmiĢ olacaktır. Söz konusu bu durum Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin önemi hakkında ciddi tespitler yapmamıza da olanak sağlayacaktır. Özetle. onların mistik anlam dünyaları hakkında önemli iĢaretler verecektir. aynı zamanda derviĢin etkisi ve düĢüncesinin yayılımının üstünde belirlemeler yapılmaya çalıĢılacaktır. DerviĢler gücünü kendini var eden kültürden ve ruhsal birlikten aldığını açıklamıĢtır. Buradan hareketle söz konusu çalıĢma sözlü gelenek içindeki ruhsal anlamlandırma biçimleri hakkında bilgi verecektir. Bu yolun zorluğunun sebebi ise insanın ancak mantal (düĢüncedeki) temizlik yaparak insan olabileceğine dair bir vurguyu önemsemesi sebebiyledir.Ġslam içinde. Tasavvufla sistemli bir öğreti haline gelen ve derviĢler kanalıyla tarikatlarda kurumsallaĢan yapı Ġslam‟ın günümüze kadar geliĢtirilerek gelmesine vesile olmuĢtur. onu anlamaktan baĢka derviĢin yolu olmadığı açıklanmıĢtır. Bu veri ile birlikte derviĢlerin halk içindeki etkisi ve tesirlerinin kanıtları DerviĢ Ruhan‟ın yaĢantısı ve çevresindeki etki ile sunulmuĢ olmaktadır. Bu örnek diğer derviĢler üzerine de yeni araĢtırmaların yapılmasını gerekli kılacaktır. Özetle Alevi-BektaĢi geleneğinin DerviĢ Ruhan özelinde araĢtırılması. Bu sebeple derviĢlerin anlam dünyaları üzerine düĢünmenin aslında ruhsal yanımız üzerine düĢünmek olduğunu söylemek mümkün olabilmektedir. çalıĢmamızda Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün sözlü . hem Alevi BektaĢi geleneğinin asıl üreticileri olan derviĢlerin gün yüzüne çıkmasına imkân sağlayacak hem de derviĢ ve derviĢler hakkında halkın nasıl bir ruhsal beklenti içinde oldukları tespit edilecektir. fakat derviĢlerin yolunda yapılan hatanın telafisinin mümkün olmadığı ancak söz konusu hata ile yaĢamaktan. DerviĢ Ruhan‟ı bir AĢık olarak değil de kendi tanımlamasına sadık olarak bir derviĢ olarak anmak ve değerlendirmek. Bu durum Alevi BektaĢi geleneğinin içten okunmasına olanak sağlayacak. Bu anlamıyla inanç gibi anlaĢılması zor olan. sufilerle baĢlayan. DerviĢler Ġslam içinde çok farklı değerlendirilseler de asıl itibarlarını halk katında görmüĢler ve özellikle halk sufiliği bağlamında derviĢler kendilerini var eden halkla bir Ģekilde iliĢki içinde olmuĢlardır. Söz konusu derviĢler Ġslam‟ın halkça anlaĢılmasında ve yaygınlaĢmasında büyük rol oynamıĢ oldukları bilinmektedir. Ortodoks dinlerde hatanın telafisinin din sistemi içinde bir imkanı olduğu belirtilmiĢtir. AĢık araĢtırmalarına farklı bir bakıĢtan örnek vererek konuya baĢka bir zenginlik katacak ve Alevi BektaĢi Geleneğinde AĢık ve DerviĢ kavramlarının anlamlarının netleĢmesi sağlanacaktır. Bunu “DerviĢ Ruhan” özelinde yaparken. DerviĢlerin insanları resmi din anlayıĢına göre çok daha zor bir arınma ve “insan” olma durumuna çağırdığı belirtilebilir. bir derviĢ üzerinde derinlemesine bir analizin yapılması sonucu derviĢlerin ruhsal derinlikleri hakkında da belli bir kavrayıĢa ulaĢmak mümkün olabilecektir. DerviĢlerin dünyası ve bilgeliklerinin gerekçelerinin anlaĢılması ile ait olunan kültürel ortamın temel ruhsal dinamiklerinin tespitinin mümkün olduğu ortaya konulmuĢtur. DerviĢlik manevi olarak zorlu bir yolculuktur.

halk sufiliğindeki kavramların anlaĢılması mümkün kılınmaktadır. Özellikle Türk gelenek ve göreneklerine daha da bağlı olan göçebe yaĢayıĢ tarzına sahip topluluklar eski inanç kalıntılarını daha da fazla barındırmıĢlardır. onların yol göstericiliklerini önemsemiĢ ve derviĢleri ruhsal yolun hem yaĢatıcısı hem de koruyucusu olarak kabul etmiĢlerdir. Dinler insanlara genel anlamda bütünsel ve kapsayıcı projeler sunarlar. DerviĢliğin kökeni ve Anadolu derviĢliği hakkında farklı belirlemeler yapmak mümkündür. derviĢlik geleneğinin sözlü kültür ortamındaki seyri üzerine çalıĢmak demektir. Türkler de Ġslam dinine geçtiklerinde böyle bir değiĢim ve uyum süreci içine girmiĢlerdir. Bu manada bir din ile karĢılaĢan insandan topyekûn bir değiĢme beklenir Ģayet bu karĢılaĢan bir toplumsa beklenti toplumun komple değiĢmesi yönündedir.2.BektaĢi derviĢlik geleneğini sözlü gelenek bağlamında folklor kuramları vasıtasıyla incelemeyi amaçlamaktadır.1. grup veya toplum tarafından kendi kültürel birikimleri üzerinden anlaĢılır. . Bu projeler kiĢinin kiĢisel dünyasının organizasyonundan baĢlar toplumsal değerler ve anlama Ģemaları sunmaya kadar devam eder. derviĢlerin araĢtırılmasını sözlü gelenek içinde yapmayı zorunlu kılmıĢtır. halk nazarında derviĢ kelimesinin ruhsal insan anlamındaki görünümünün ortaya konması bu çalıĢmanın hedeflerinden biridir. Bu özelliklerden ve görünen etkileyici unsurlardan en baĢta geleni ise Anadolu insanı üzerindeki Gök Tanrı dini ve ġamanın etkisidir. 1. bunun olası gerekçeleri açığa çıkarılmaya çalıĢılacaktır. konunun daha içten anlaĢılması sağlanmıĢ olacaktır. geleneği taĢıyan insanların niteliği ortaya konularak. Fakat bu değiĢim ve uyum süreci içinde kendilerine ait ve toplumsal denemede geçerliliği olan inanç ve davranıĢ biçimlerinin değiĢmesi çok zor olmuĢtur. Bu çalıĢma Alevi. etkilerini söz konusu dinin içinde de göstermiĢtir. Daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi. Türklerin geleneğinde büyük yer tutan ġamanlar farklı dinlerle karĢılaĢmıĢ olunsa bile. Bu çalıĢmada derviĢlerin yapıp ettikleri ile ġamanların yapıp ettikleri arasındaki paralellikler ortaya konmaya çalıĢılıp. ARAġTIRMANIN AMACI Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine çalıĢmak.ortamda nasıl var olduğunun tespitini yapıp. Ġslam dünyasında sufi sözcüğünün karĢılığı olarak kullanılan derviĢ kelimesi sözlü gelenek içinde manevi yolda olan insanlar için de kullanılmıĢtır. halk içinde sözlü kültür vasıtasıyla gerçekleĢen bu inanç alıĢveriĢi. DerviĢ kavramı üzerinde yaygın olarak kabul edilen anlamın sözlü gelenek içindeki farklı görünümünün ortaya konması ile. Alevi-BektaĢiler kendi ruhsal yolculuklarını kendileri ile temasları bulunan derviĢler vasıtasıyla yapmayı tercih etmiĢler. inancın taĢıyıcıları ile mistik liderler arasındaki bağ görünür kılınarak. Bu anlamıyla Eren ve Gerçek kavramlarının derviĢ kavramı ile eĢ anlamlı olarak kullanıldığı tespiti yapılarak. DerviĢ kelimesinin anlamı üzerinden yapılacak bir yolculuk sözlü gelenek içindeki derviĢ kavramının neye karĢılık geldiğini anlamamızı kolaylaĢtıracaktır. Çoğu zaman dinlerin ürettiği bu anlamlar kümesi kiĢi.

bu tekil örneğin sözlü gelenek içindeki mekanizmaları nasıl harekete geçirdiğini tespit etmeye olanak sağlayarak. Bu anlamıyla DerviĢ kavramının Alevi BektaĢi mistik dünyası hakkında daha açıklayıcı bir kavram olduğu gösterilmeye çalıĢılacaktır. üzerine rivayetler söylenen bir kiĢi olarak sözlü geleneğe mal olmuĢtur. sözlü gelenek içindeki konumları. “derviĢ meĢreplilik” diye tanımlayabileceğimiz özelliklerden dolayı derviĢ diye kabul edilen insanlardır. söz konusu geleneğin tarihsel ve süregelen görünümlerini ortaya koyabilmeye imkân sağlayacaktır. ġiirlerini ilk önce “DerviĢ Ruhan” olarak daha sonra da “IĢık Ruhan” mahlası ile yazmıĢtır. Bu anlamıyla aslında felsefeyi sistematik düĢünme biçimi olarak tasarlayan genel anlayıĢların dıĢında. geleceği görme. Anadolu derviĢleri. danıĢmanlık gibi özellikleri oldukları kabul edilmekte olup. Buradan hareketle derviĢler üzerine anlatılan menkıbe tarzı söylenceler üzerinden halkın mistik kavrayıĢı hakkında örnekler verilmesi hedeflenmiĢtir. Aynı zamanda DerviĢ Ruhan. daha çok halk sufiliği ile iliĢkili olan ve tarikatlar ile doğrudan bağlantısı olmayan. bir bilgelik öğretisine sahip olan derviĢlerin de kendi içinde tutarlı-anlamlı bir felsefeye sahip oldukları ve bu felsefe ile halk arasında anlamlı bir yaĢantı sürdürdükleri gösterilmeye çalıĢılacaktır. Bu değiĢim derviĢlik geleneğinin değiĢimi hakkında ipuçları vermektedir. Buna rağmen çalıĢmamızda ÂĢık olarak değil de kendi tanımlamasına sadık kalınarak. Ģiir geleneğinin kullanılmasının örneklerini sunmak hedeflenmektedir. Söz konusu ipuçları vasıtasıyla derviĢlik geleneğinin değiĢiminin gösterilmesi hedeflenmektedir. Alevi-BektaĢi geleneği derviĢlerinin. 1995 yılında vefat etmiĢ bir derviĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın “IĢık Ruhan” mahlaslı Ģiirlerini bilen ve bu Ģiirlerden etkilenen insanlar hayattadır. dini önderlik. Bu imkân ve mekanizmanın ortaya konulması çalıĢmanın ana amaçlarını oluĢturmaktadır. geleneği yansıtabilmeleri ve geleneği yeniden üretebilmeleri açısından çok önemlidir. bir derviĢ olarak değerlendirilmiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın felsefi görüĢünün değerlendirilmesi ile Anadolu‟daki felsefe geleneğinin izlerini sürmede. bunlar ise Ģamanistik özelliklerin tespit edilmesine olanak vermektedir. Söz konusu çalıĢmada bu geleneğin izleri sürülüp günümüz görünümlerinden olan “DerviĢ Ruhan” üzerinden tespitler yapılarak teorik öngörüler somutlaĢtırılacaktır. Bunların Ģifacılık. Söz konusu kavramsallaĢtırma AĢık araĢtırmalarına farklı bir bakıĢtan örnek vererek konuya baĢka bir zenginlik katacak ve Alevi BektaĢi Geleneğinde AĢık ve DerviĢ kavramlarının anlamlarının netleĢmesine yardımcı olacaktır. “DerviĢ Ruhan” Alevi-BektaĢi geleneğine bağlı olarak Amasya ilinin GümüĢhacıköy ilçesinde yaĢamıĢ.Ġslamiyet Anadolu mistik ruhsal insanları için önemli olmasına rağmen Anadolu halk sufizmi ve halk derviĢlerinde çok farklı görünümlere bürünmüĢtür. Bu manada DerviĢ Ruhan örneğinde Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneğini incelemek. DerviĢ Ruhan Ģiir yazmaktadır. .

3.1.: Iren Melikof ve bĢk. Türk dinler tarihi çalıĢmalarının.5 Bu gelenek aynen bugünün Türkiye‟sinde de devam ettiğini söyleyebiliriz.3.1. Bu anlayıĢ bize aynı zamanda beklenilen teolojik varsayımların alanda meĢrulaĢtırılmasını değil. imparatorlukta yaĢayan gayri Müslim veya Ehl-i Sünnet dıĢı toplumlar.6 Diyerek aslında araĢtırma sahasında karĢılaĢılabilecek ideolojik güçlüklerin ilk iĢaretlerini vermiĢtir.1. ) Ensar NeĢriyat.1. Bu konuda Fuat Köprülü “Bilhassa Ehl-i Sünnet akaidine mugayir mezhebi cereyanlara karşı asabiyeti diniye tesiriyle hiç bi-taraf olmayan ve tarihi. Ġstanbul. doğrudan doğruya Araplar vasıtasıyla olmaktan çok. Alevi BektaĢi AraĢtırmaları Türkiye‟de dinler tarihi ve dinsel inanıĢ biçimleri üzerine yapılan araĢtırmalarda ciddi bir sosyal tabanla iliĢki kurma noksanlığı gözlenmektedir. Osmanlı Ġmparatorluğu döneminde. Türkler. o dinleri kabul edip yaĢatan sosyal tabanla ilgili analizlere yer vermeden. 2005. yalnızca inançlar ve ritüeller temelinde betimlemeler yaptığı. . Akçağ Yayınları. cemaatler hakkında bir bilgi birikimi meydana gelmedi. geçmiĢte yapılan. 7 Ocak. Ġstanbul. Bektaşiler. 5 Ahmet YaĢar Ocak. Ankara. ĠletiĢim Yayınları. Aslında Aleviliğin tarihsel sosyal tabanı ile teolojisi arasında sıkı bir bağlantı vardır. Bu konuda Ahmet YaĢar Ocak. Bunun yanında resmi din anlayıĢlarına sahip olanların dini “hakikat” beklentileri de Alevi BektaĢi inancı çalıĢmalarının sonuçlarını etkilemiĢtir. Dinsel içerikli konular üzerine araĢtırma yaparken Resmi Ġslam‟ın vaaz ettiği bilgiler ile Halk Ġslam‟ı arasındaki uyumsuzluğun belki de en önemli sebebi.7 Hem Ġslam‟ın mistik yönü ile hem de kendi kültürel geçmiĢlerindeki mistik tecrübelerle birleĢen Ġslam anlayıĢı. Türkiye ve İslam. Söz konusu problem sadece günümüzdeki araĢtırmalarda değil. 19 Ahmet YaĢar Ocak. gidilecek yolun müşkülatı bir kat daha tavazzuh eder”. Türkler. Türklerin özgün bir 3 4 Ahmet YaĢar Ocak. kısaca sosyal yapıdan soyutlanmıĢ bir biçimde.3 Bu anlamıyla dinsel karakterli her Ģey ister istemez bu tuzağa düĢmüĢ. Bu belirleme Alevi BektaĢi araĢtırmalarında sosyal zeminin önemini vurgularken aslında teolojik anlayıĢında bu sosyal zemin üzerinde anlamlı kılabileceğini iĢaret etmektedir. Türkiye ve İslam. kayıtlar ve değerlendirmeler için de geçerlidir. (Haz. 1999. ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ 1. hükümdarlar menakıbından ibaret gören eski müverrihlere bu hususta ne kadar az inanmak lazım geldiği de düşünülürse. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. Anadolu‟da İslamiyet. Alevi BektaĢi araĢtırmaları da söz konusu durumdan nasibini almıĢtır. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Sarı Saltık . Ankara. 32. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. büyük ölçüde Ġranlılar kanalıyla ve mistik bir yorumla gerçekleĢmiĢ olmasındandır. 102. kesinlikle sosyal yapı temelinde ele alınmadığını belirtmiĢtir. 2002. getirilmedi. “Aleviliğin Tarihsel Sosyal Tabanı ile Teolojisi Arasındaki ĠliĢki Problemine Dair”.4 Burada "tarihsel sosyal taban" ifadesinden kasıt. Ġslam'ın Türkler arasında yayılıĢının. tarih içinde Aleviliği oluĢturan toplumsal kesimler olduğudur. 13. olanın ortaya çıkarılması sorumluluğunu da getirir. 6 Mehmet Fuad Köprülü. 1999.389.

9 Tarih ve din araĢtırmaları içinde sıkıntılı konulardan biri olan Alevi BektaĢi araĢtırmaları zorunlu olarak interdisipliner yaklaĢımlarla konuyu değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. 19.Ġslam anlayıĢı geliĢtirmelerine de olanak sağlamıĢtır. Türklerin Anadolu'ya gelmeden önce de eski oturdukları yerlerde ve göç yolları boyunca Anadolu'daki uygarlıkların birçok öğelerinin yayıldığı yerlerde gelenek alışverişlerinde bulunmuş olduklarını unutmamak gerekir. 326. YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. 58. Beylikler ve Osmanlı kentlerinin köprülerinden geçmek durumunda kaldıklarına dikkat çekerek araĢtırmalarda bu kültürel öğelerin günümüzden geçmiĢe doğru dikkatli araĢtırmalarla takip edilmesini salık vermiĢtir. Ankara. Ceren Selmanpakoğlu. Ankara. Ankara. 2005. kovuĢturmaya uğrayan.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları. Ama oluşum ve gelişim zincirinin halkalarını tamamlamadan. ikincisi ise Resmi Ġslam‟ın Ġslam düĢüncesindeki tartıĢılmaz meĢruiyetidir.10 Yukarda belirttiğimiz güçlüklerin bir sonucu olarak üç temel kavramsallaĢtırma. Bu konuda Öcal Oğuz Türkiye‟deki köy ve kır hayatındaki halk bilimi ürünlerini incelerken. Söz konusu olgu kendi içinden bakmayı zorunlu kılmakla birlikte sosyal tarih ve teoloji arasındaki bağın iyi gözetilmesi ile araĢtırmaların yapılmasını da zorunlu hale getirmektedir. Ġstanbul. . Ģiirleri yasaklanan. 10 Ali Yaman. “Her kültür olgusunu Orta Asya-Türk etkeniyle açıklamak.. 2006. Elips Yayınları. 35. Öcal Oğuz. sözlü kültür ürünleri. Fakat bu özgün anlayıĢın sistemli bir biçimde ortaya çıkması mümkün olmamıĢtır. Ankara Okulu Yayınları. Orta Asya veya Antik Anadolu ile çağları aĢarak kurulan "duygusal" iliĢkinin. Ġstanbul. Alevi BektaĢi geleneğini araĢtırmak isteyen araĢtırmacı öncelikle yazılı kaynak bulmakta ciddi sıkıntılar yaĢamaktadır. Halk geleneklerinin kökenlerini araştırma gibi karmaşık bir girişimde en doğru yöntem. Selçuklu. Bu sebeplerden dolayı Alevi BektaĢi geleneği sözlü kültürle yaĢamıĢ bir gelenektir. 2003. 52. The formation of Alevi syncretism. 2006. en yakın gelişimlerden uzaklara doğru ağır ve ihtiyatlı bir yürüyüşle yorumlamalara gitmektir. işin kolayına gitmek. Bektaşilik. Alevilik. Merkezi otoriteyle uyum içinde olan Sünni tarikatların bile fazla yazılı kaynak bırakmadıkları düĢünülürse merkezi otoriteyle. Küreselleşme Ve Uygulamalı Halkbilim. 9 M. ÇalıĢmalarda karĢılaĢılan diğer bir güçlük ise kiĢilerin kültürel olguları beklentileri çerçevesinde yorumlamasıdır. zaman zaman çatıĢma içinde olan. Orta Asya‟dan Anadolu‟ya Yesevilik. Heterodoksi ve Senkretizmin konunun anlaĢılması için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. mensupları ölüm ve sürgünle cezalandırılan ve kırsal bölgelerde yaĢayan Alevi-BektaĢilerin yazılı kaynaklarına ulaĢmak zordur. Bunun birinci sebebi bu mistik kavrayıĢın bizatihi kendisi herkes için sistemli bir biçimde sunulmasının güçlüğü. aceleci ve yanıltıcı sonuçlara varmak olur.: The Department of Graphic Design and The Institute of Fine Arts of Bilkent University Thesis (Master's). 100 Soruda Türk Folkloru. 11 Cenksu Üçer. her inanışı doğrudan üstünde yaşadığımız topraklarda oluşmuş bir kültür kökenine çıkarmaya kalkışmak da aynı derecede yanıltıcı olabilir. 2002.”8 Diyerek araĢtırmada dikkat edilmesi gereken hususa belirten Pertev Naili Boratav aslında daha sonra yapılacak çalıĢmalarda ne yönde bir eksiklik olacağının da iĢaretlerini vermiĢtir. Tokat Yöresinde Geleneksel Alevilik.11 Nejdet SubaĢı‟ya göre 8 Pertev Naili Boratav. Akçağ Yayınları. her töreni. (Haz.

Alevi kaynaklarının dıĢında bulunan kadim bilgilerde ve Roma tarihi belgelerinde aramıĢtır. Alevi Sözlü Gelenek eserlerini. irticalen Ģiir okuyan ozanların. 2003. icra anında dinleyicilerle olan temaslarının neticesinde coĢku (vecd) halinde bulunduklarını belirtip. Aleviliğin Gizli Tarihi. 21.e. 2004. (Haz. “Sözlü ġiir”. ezbere bilinirler.: Oktay Selim Karaca).14 Aleviliğin en önemli özelliği sözlü bir kültür olması ve aktarım mekanizmalarının tamamen sözlü geleneksel kültür formlarına uygun olmasıdır. Ġstanbul. geliĢtirici önerilerde ve iddialarda bulunmuĢtur.M. V. baĢka bir çerçeveden bakmaya olanak sağlayıcı. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları.16 Bu kıymet ve kabul aslında söz konusu kültürün zihinsel algılama biçiminde sözlü kültüre yatkın olması ile alakalıdır.: Gülin Öğüt Eker. 20012002. . Türkiye‟de Alevilik. 121. (Haz. 2005.12 Bunun yanında Murat Okan Aleviliğin. bugün Alevi dedelerinin kullandığı yazılı olarak kalan tek metnin "Buyruk" olduğunu belirtmektedir.M. Hz. kıymet ve kabul görmesidir. Metin Ekici. tek Tanrılı dinlerde olduğu gibi kent kültürüne ve bunun paralelinde yazılı bir geçmiĢe dayanmayıp kırsal yapıya ve sözlü bir kültüre dayandığını belirtip. Bunun sebebi ait oldukları kültürün bir kısmının veya tümünün okuryazar olmaması ya da okur-yazar oranının düĢük olması. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. baskı. Ankara. Bu gerçek üzerine dayanarak Erdoğan Çınar ilk kez. Aleviliğin arĢivi olarak kabul etmiĢ ve ilk defa Alevi tarihinin izlerini.. Alevi Modernleşmesi Sırrı Faş Eylemek. sözlü tarihe yöneltilen en temel eleĢtiriyi oluĢturduğunu belirtir. bu sebeple epik eserin metninin böyle bir yaratma seansında hep birlikte oluĢturulduğunu tespit etmektedir. 66. Ankara. Jirmunskiy. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. tartıĢmalı fakat ezberleri yıkıcı. 443.: Gülin Öğüt Eker. Jirmunsky bu konuda. yarattığı bir metin olarak kabul etmenin doğru olduğunu söylemektedir. 2003. M.Alevilik sözlü bir kültürün dünyasıyla Ģekillenen. M. Sözlü geleneğin bu kadar etkin olması ve sözlü metinlerin söz konusu araĢtırmada en önemli belgeler olarak ele alınması konusunda tartıĢmalar vardır. Kitabiyat Yayınları. Bu konuyu daha da açıklık getirerek Alevi topluluklarının tarih boyunca taĢıdıkları geleneklerinin temel motiflerini müzik ve Ģiirler vasıtasıyla getirdiklerini ve bunlarla birlikte bir arada olan inançlarını korumuĢ olduklarını belirtmektedir. Çivi Yazıları Yayınları. (çev.g. 270. “Epik Gelenek”. ağızdan ağıza dolaĢan Ģiirlerin unutulmaması. Metin Ekici. 5.15 Söz konusu araĢtırmada ilginç tespitler ortaya çıkarmıĢ. teolojik ve mistik bir çerçeveyle bütünleĢmiĢ bir inançtır. a.: Sema Demir) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. pek çok sözlü tarihçinin ise bu soruya “ya yazıya ne kadar güvenilir?" 18 diye cevap 12 13 Nejdet SubaĢı. “Sözlü Tarih: Yeni Bir Disiplinin Cazibesi”. Ankara. Öcal Oğuz. Bu konuya cevap olarak Arzu Öztürkmen sözlü anlatıyla elde edilen bilginin bilimselliği konusundaki kuĢkuların. Öcal Oğuz. Toplum ve Bilim Dergisi.17 Bu anlamda söz konusu oluĢan metnin ait olduğu ortamın. 17 V. Murat Okan. 14 Okan. 115. Ali'nin tarihsel ve menkıbevi kiĢiliği etrafında somutlaĢan siyasal. 2005. Sözlü geleneklerde sözlü gelenek ürünü sözel olarak yani. Bununla birlikte söze nasıl güvenilir sorusunun önemine dikkat çekip.13 Ve buna istinaden Alevilikte yazılı bir (kutsal) eserin bulunmadığını vurgular. Ġmge Yayınları. Ankara. 18 Arzu Öztürkmen. 91. 64-65. 15 Erdoğan Çınar. 16 Ruth Finnegan. (çev.

Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu‟da İslam-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü. Bektaşilikte Zaman Kavrayışı Dönüyordu. Reha Çamuroğlu Alevi-BektaĢi inancının heterodoks bir dinsel inanç olduğunu belirterek heterodoks dinsel inançların en temel özelliğinin ise evrensel oluĢları olduğu tespitini yapar. „Doksa‟ kural kaide temel prensipler anlamında olup.. 1999.. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. Reha Çamuroğlu. Baskı. sabit olmayan anlamına sahipken. bilinen anlamındadır. 2.g. Ahmet YaĢar Ocak. 22 Okan. ) Ensar NeĢriyat. 59.. Bu anlamlarıyla. 23 Çamuroğlu. farklı dinlerin hetorodoksileri her zaman denilebilecek bir genellikte birbirleriyle sıcak ve dostane iliĢkiler kurduklarını da belirtmiĢtir. Om Yayınları. Aleviler arasında yaĢama imkânı bulduğu gibi zaman zaman dini önder konumuna da yükseltilmiĢtir. nefesten nefese aktardıklarını Nesimi örneği ile açıklayarak. onlar hakkındaki bilgiyi kulaktan kulağa.. 20 Çamuroğlu. 2.. Enel-Hakk Demişti Nesimi Sabah Rüzğarı.: Iren Melikof ve bĢk. Anadolu'da. Om Yayınları. hatta özdeĢlikler bulunduğunu belirtmiĢtir. Klasik Ġslam‟ın dıĢladığı birçok mistik. 38-39. 240. belirsiz. Ġstanbul. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Bektaşiler.19 Aslında bu kavram basitçe. Dergah Yayınları. Nesimi‟den söz etmemiĢ bir AleviBektaĢi Ģairinin olamayacağını belirtmiĢtir. 82. „orto-doksy‟ kelimesindeki „orto‟. kabul edilmiĢ genel din kurallarına aykırı olan anlamındadır. aslında iĢaret edilen anlam belirginleĢmektedir. a. Bu sebepledir ki birbirlerinden birçok ritüel ve inancı almıĢ birbirlerini etkilemiĢlerdir. 38.21 Heterodoks halk Ġslam‟ı olarak kabul edebileceğimiz Alevilik. 1994. Reha Çamuroğlu. Ġstanbul. sabit. Paulicien ya da Katharların. Bununla birlikte birbirleriyle sürekli çatıĢan ortodoksilerin aksine. Bu anlamıyla çalıĢmamızda da gerek derviĢlerle yapılan görüĢmeler gerekse daha önceki yıllarda yapılmıĢ olan muhabbet kayıtları çözümlenerek kullanılmıĢtır. 2000. Bununla birlikte Alevi BektaĢi araĢtırmalarındaki bir diğer önemli kavramsallaĢtırma da Heterodoksidir. Günümüz Aleviliğinin Sorunları. iĢlevleri gibi birçok konunun anlaĢılmasını kolaylaĢtırmıĢtır. 51.verdiğini iĢaret ederek yazılı tarihin de eleĢtirel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Ġstanbul. Bektaşilikte Zaman Kavrayışı Dönüyordu.20 Bu anlamda bir Hıristiyan heterodoks inancı olan Bogomilli.23 19 Reha Çamuroğlu. 1999. Günümüz Aleviliğinin Sorunları. „Hetero‟. 21 Çamuroğlu. buyurgan değildir.22 Anadolu‟daki tüm heterodoks düĢünceler birbiri ile bir Ģekilde iliĢki içinde olmuĢlardır. Alevi-BektaĢilik gibi bir Ġslam heterodoks akımı arasında çok büyük benzerlikler. Söz konusu sözlü metinler derviĢlerin neliği. Çünkü heterodoks inançlar yapı itibari ile dıĢlayıcı. (Haz. 1999. Niyazi Öktem. karıĢık. Ġstanbul. Ġstanbul. 3. Baskı. Baskı.e. . Ant Yayınları. Bu konuda Çamuroğlu Anadolu‟nun mümbit ve hoĢgörülü kucağı olan Alevi-BektaĢi ortamının söz konusu bu mistikleri yaĢatmakla kalmadıklarını. “Anadolu Aleviliğinin Senkretik Yapısı”. Enel-Hakk Demişti Nesimi Sabah Rüzğarı. organize bir din olan Ġslam‟ın içine eklemlenmiĢ ve halkın çeĢitli (ruhani) ihtiyaçlarını karĢılayan bir görünüm kazanmıĢtır. Heterodoksi Alevi BektaĢi araĢtırmalarında çok kullanılan önemli bir kavramdır. Alevi BektaĢi geleneğinin sözlü olarak aktarılması söz konusu konunun araĢtırılmasında sözlü kaynakları öncelikli bir konuma getirmektedir.

Osmanlı‟da ve İran‟da Mezhep ve Devlet. 26 Öktem.g. muhtelif Türk zümrelerin Ġslam dıĢındaki diğer çok değiĢik dini ve mistik kültürlerin kalıntılarını bağrında saklamıĢ olmasıdır. ĠletiĢim Yayınları. . Bu konuda Tayfun Atay Anadolu'nun insan yerleĢimine açıldığı çok eski devirlerden günümüze kadar çeĢitlilik arz eden bir inanç örüntüsüne sahip olduğunu tespit etmekte ve bu çeĢitliliğin Anadolu insanının zihninde ve duygularında asırlar boyunca harmanlanmasından 'halk dini' denilen 'senkretist' (bağdaĢtırmacı) bir dinselliğin Ģekillendiğini belirtmektedir. farklı kültürlerden alınan çeĢitli muhtevalarla bağdaĢıp uzlaĢmasıyla meydana geldiği kastedilir. Din Hayattan Çıkar. 81.26 Bu noktadan itibaren diğer önemli bir kavram olan senkretizmin açıklamasına geçmek yararlı olacaktır.e. a. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. Fakat bu kavram yine Ortodoks inançlara vurguyu gündeme getirmiĢtir. Sünni halk Ġslam‟ı. söz konusu olan (senkretik sayılan) öğenin. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. 27 Tayfun Atay. 4. o kültürün bir öğesi. “Anadolu Aleviliğinin Senkretik Yapısı”. 225. Ġstanbul. 28 Okan. Alevi BektaĢiliğin Heterodoks yapısı eski dinlerin bazı alıĢkanlıkları. 'kültürleşme' sürecinin ürünü olan kültürel 'karışımlar' şeklinde kavramlaştırılabilir”27 Senkretizm kavramı genel olarak bir kültürün tamamı için değil de. Baskı. Milliyet Yayınları. 35. Ġstanbul. Antropolojik perspektiften senkretizm. 109. tasavvufi bir organizasyon Ģekline dönüĢmediği halde. genellikle de din için kullanılır.29 Senkretizm bu anlamlarıyla Alevi BektaĢi araĢtırmalarında neredeyse vazgeçilmez bir kavramdır. Senkretizm (syncretism) sözcüğü Grekçe synkretizein kökünden gelir. 25 Ocak. Buna göre. “Dinsel bağdaştırmacılık ya da 'senkretizm'. Heterodoks yapının Alevi BektaĢi geleneğindeki belirleyiciliğine örnek olarak Ocak. farklı dinsel inanç sistemlerinin etkileşime girerek karışması sonucunda yeni inanç öğelerinin ya da örüntülerinin ortaya çıkmasıdır.25 Bunun sebebi olarak da bizzat tasavvufun heterodoks yoruma uygun olması olarak açıklamıĢtır. heterodoks halk Ġslam‟ı olan. Aslında Heterodoksi ile Tasavvufun kültürel köklerinin yakınlığı çok ciddi bir araĢtırma konusudur.Heterodoks kavramının Hıristiyan inancının bir parçası olduğu gerekçesi ile bazı araĢtırmacılar Metadoksi kavramını önermiĢlerdir. kastedilen aslında heterodoks Ġslam'ın uzun yüzyıllara yayılan bir zaman ve Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar uzanan bir mekân süreci içinde. Bu tercihin sebebi ise Hıristiyan kavramını aĢan bir Ġslam kavramlaĢtırması yapmak arzusudur.28 Türkçede bağdaĢtırmacılık Ģeklinde kullanabileceğimiz kavramla. Çünkü senkretizm Heterodoks inançların bir sonucu ve anlama çabalarında önemli kolaylıklar sağlayan bir kavramdır. Aslında bizim çalıĢmamız için Alevi BektaĢi geleneğinin senkretik özelliği önemlidir fakat Anadolu‟daki bütün inançlar için bu önemden bahsedilebilinir. çok kuvvetli bir tasavvufi organizasyon oluĢturmuĢ olduğunu belirtmiĢtir. 2004. 1999. 82. 29 Ocak.. kültürel geleneği ve kültleriyle bir senkretizme yol açmıĢtır. Daha çok ilahiyat kökenli araĢtırmacılar söz konusu kavramı tercih etmiĢtir.24 Söz konusu kavram doksi ötesi diyerek özde olana vurgu yaptığı belirtilmiĢ ama bu kavram araĢtırmacılar tarafından kabul görmemiĢtir. 22-23. BektaĢilik ve Alevilik. Bununla birlikte 24 Taha Akyol.

"Tekke Ġslam"ı.g.. a. 16. 32 Atay. 105. a. Tayfun Atay‟a göre “yüksek din”.33 Bu yüzden Türk Halk Ġslam'ını yalnızca heterodoks yoruma indirgemek yanlıĢ olur. Öktem.g. Maniheizm. “Halk dini” ise dinselliğin bünyesine giren inanç motiflerini ve pratiklerini üst bir yapıya dayandırmadan uygular. öteki heterodoksiye dayanan iki boyutu vardır. Buradan 30 31 Atay. Niyazi Öktem Anadolu Aleviliğinin heterodoksisini tek bir senkretizme bağlamanın yanlıĢ olduğunu belirterek ġia. 238.34 Ancak bu kavramların iĢlerlilik kazanması ile konu daha detaylı bir Ģekilde incelenebilir olacaktır. Bu anlamıyla “Halk dini” kavramı araĢtırma için özel bir anlama sahiptir. Bunların anlatılması aslında uygulanacak yöntem hakkında bir bilgi vermek anlamına gelir. Analizleri zenginleĢtirmek ve derinleĢtirmek için "Halk Ġslam''ı.g. 52. Türkler.e. "SiyasallaĢmıĢ Ġslam". Antik Anadolu kült ve kültürlerini de senkretizmin öğeleri arasında saymanın gerekli olduğunu söyler. Halk dini kavramı aslında karĢıtı ile karĢılaĢtırılınca anlaĢılması kolaylaĢır. 'boĢ inanç' veya 'batıl (uydurma) itikat' Ģeklinde olumsuzlar demektedir. a.e. Türkiye ve İslam. "Evliya Kültü" gibi kavramlar kullanılmaktadır. BaĢka bir deyiĢle Türk halk Müslümanlığının biri ortodoksiye. Bu anlamıyla Halk dininin bağdaĢtırmacı (syncretic) ve uyarlamacı (accommodationist) iken. 2001.Aleviliğin baĢlı baĢına bir senkretik gelenek olduğunun söylenebileceğini ayrıca Sünni halk Ġslam'ında da senkretik motiflere yoğun biçimde rastlanmakta olduğunu tespit etmektedir. Fakat heterodoks halk dini kavramlaĢtırması Ġslam dairesi içinde büyük bir oranda Alevi BektaĢi geleneğine iĢaret etmektedir.Selim AslantaĢ. ÇalıĢmamızın Aleviliğe senkretizm ve Heterodoksi kavramları açısından yaklaĢan araĢtırmalara halkbilim perspektifinden bir katkı olarak değerlendirilebileceği söylenebilir.. Hıristiyanlık. 32 “Halk Dini” ve “yüksek din” kavramlaĢtırmaları içinde incelediğimiz Alevi BektaĢi geleneği tabiî ki “halk dini” kavramlaĢtırması içinde yer alır. Söz konusu konunun araĢtırılması zorunlu olarak yeni kavramları gündeme getirmiĢtir. “„Dairenin DıĢındakiler‟i AraĢtıran Tarihçi: Ahmet YaĢar Ocak”. Yukarıdaki kavramlar mistik. 107. Mazdeizm.e. adak adamanın püriten bir dinselliğin savunucuları ve temsilcileri açısından kabul edilemez olduğunu belirtir. Bu uygulama sonucunda “yüksek din” “halk dinini” 'hurafe'. Fakat “Halk Ġslam'ı” sadece Alevi BektaĢilere ait bir kavram değildir. 34 Bülent Arı . Bu kavramların tanımlanması araĢtırılan konuya nasıl bakıldığını ve nasıl bakılacağını anlatabilmek için gereklidir. evliyalara meyletmenin.. 100. aslolanın kutsal metin ve peygamberin pratiği olduğunu vazeder ve bu savdan hareketle dinsel davranıĢ ve eylemi sınırlar. 31 Bu anlamıyla senkretizm kavramının Alevi BektaĢiliği anlamak için ne kadar önemli olduğu görülmektedir. yönü olan ve kitabi dinlere benzemeyen bir inanç sistemini anlayabilmek için zorunlu olarak geliĢtirilmesi gereken kavramlardır. 33 Ocak. "Kitabi Ġslam". Senkretizm kavramı dinin halkça yorumlanması ve anlaĢılmasının da iĢaretlerini vermektedir. 'yüksek dinin' püriten ve özcü olduğunu belirler ve örnek olarak yatır ziyaretlerinin. .30 Alevi BektaĢi senkretizminin birçok öğesi vardır. "Türk Müslümanlığı". Doğu Batı Dergisi.

e. köklerinde ve derin gerçeğinde her Ģeyi anladığı izlenimini vererek insanı doyuma ulaĢtırıp tamamlanmıĢlık hissi yaĢatır. soylu varlıkların üzerinden aĢarak. doğayı canlandıran ruhlara. a. hem de ebedi etkinlik demektir.. dindar insanın var olmak istemesi. Bu anlamıyla Eliade‟nin belirttiği hiçbir Tanrının. 215. Dinler Tarihi. sonsuz varlığa hitap edebilir. hiçbir zaman dindıĢı bir eylem ifĢa etmediği gerçeği ve Tanrıların veya ataların yaptıkları her Ģeyin..hareketle Alevi BektaĢilik mistik özelliği olan heterodoks. 1991. ermiĢlere. 37 Felicien Challaye.. Bu anlamıyla bir kafa dini bir de gönül dini vardır. hiçbir medenileĢtirici kahramanın.38 ĠĢte bu noktada mistik deneyim gündeme gelir ve yaĢamın merkezine oturur. (çev. bunun sonucu olarak bunlar aracılığı ile insanların "varlıkça" katıldığı.e. gönül dini sevgiyi ve empatiyi gündeme getirir. 1998. Mircea. Alevi BektaĢi geleneği nasıl araĢtırılmalı? Din üzerine yapılan çalıĢmalarda karĢılaĢılan en ciddi güçlük din alanının kiĢiye farklı bir gerçeklik alanı sunmasıdır. Bu derviĢler Tanrısal olanın kendilerinde yansıdığı düĢünülen kiĢilerdir. 39 Eliade. kendisini aĢan ve kuĢatan.37 Kafa dini inanan kiĢiye hakikati bildiği. evreni tanıdığı. KiĢiyi sadece reel verilerle değerlendirirsek kiĢinin din aracılığı ile zihninde oluĢan “makul” kategorileri anlayamayız. Tayfun Atay bu konuda dinin.1. KiĢinin zihnindeki kategorilere göre anlamaya çalıĢırsak ise bu seferde realiteyi kaçırabiliriz. Tanrıya. Daha sonra da empati. kavramakta. Bu anlamıyla onların anlattıkları menkıbelerden tutun da derviĢler hakkındaki kanaatlere kadar her Ģey çok önemlidir. 1. Bu sevgi yöneldiği Ģeye karĢı bir empati (duygudaĢlık) geliĢtirmek olarak kendini gösterir. psikolojik yaĢamın kendi öz kiĢiliğinin daha da ötesine geniĢletmeye yönlendirir.g. insanı. Bu anlamıyla. nüfuz etmekte ve tüketmekte zorlandığı. X. Ġstanbul.g. kutsal güç olarak kendini anlamlı kılar.2. Alevi BektaĢi inancı mistik boyutları olan bir inançtır ve bu araĢtırmada mistik liderler olan derviĢler incelenmektedir. Kutsal ve Dindışı. 39 Kutsal güç aslında hem gerçek. Gönül dininin ise ana belirtisi sevgidir: Kutsal varlıklara. Bu anlamıyla kafa dini bencilliği körüklerken. Ankara.e. a. a. 76. kutsal küresine ait olduğu.36 üzerinde düĢünmek gerekmektedir. 216. kendi dıĢında kalan bir “gerçeklik” alanına “bağladığını” söyler. koruyucu tanrılara. 38 Challaye. Eliade. Din insanlık tarihi boyunca daima ruha ve duyguya hitap etmiĢtir. Yukarıdaki mistik deneyim. Evrensel YaĢam‟a olan sevgidir. (çev. Varlık Yayınları. Bu anlamı ile Challaye‟a göre empati varlığı kendi benliğinden çıkmaya.35 Bu bağ kiĢiyi hem ait olduğu dünyaya bağlar hem de realiteden uzaklaĢmasına imkân tanır. Çünkü kiĢiler söz konusu bu kiĢilerle kutsalla kurdukları iliĢkiler bağlamında bir iliĢki kurmaktadır.3. 17. Çünkü inanma biçimleri onların dünyayı algılama biçimleri ile paralellikler gösterecektir.g. hakikate dahil olduğunu hissetmek istemesi doğaldır. 35 36 Atay.: Mehmet Ali Kılıçbay) Gece Yayınları. . senkretik bir inanç ve yaĢam biçimi ise bunun nasıl inceleneceği hakkında bazı belirlemeler yapmak gereklidir. Baskı. Açıktır ki. üstesinden gelemediği.: Semih Tiryakioğlu) 4.

Söz konusu deneyimlerin yaygın dinlerin bazı mistik kolları için de aynı önemi taĢıdığını belirterek bu ezoterik (gizlemli) geleneklerin. Bu sebeple. Toparlayacak olursak. Ankara. ancak kiĢi ile ilgili sözlü ve yazılı kaynakların çok iyi tanınıp analiz edilmesine ve değerlendirilmesine bağlıdır. G. Hristiyan hesiastizmi ya da "Ġsa duası" ve daha birçok tekniğin sayılabileceğini belirtir. evren ve Tanrı'yla kendimizi bir hissedebileceğimizi belirtir.bu zihniyete göre gerçeklik.: Sezer Soner) Ege Meta Yayınları. Bunların arasında yoga. 25. Ebedi Dönüş Mitosu.42 Grof holotropik Ģuur hallerinin içeriğinin genellikle felsefi ve mistik olduğunu belirtir. (çev.43 Holotropik Ģuur halleri kavramlaĢtırması derviĢlerin halk üzerinde üstün insan 40 Mircea Eliade. DerviĢler. derviĢ uygulamaları. 42 Stanislav Grof. güçlü arĢetipik varlıklarla karĢılaĢabilir. 23. Grof‟un holotropik Ģuur deneyimleri olarak tanımladığı durumlar. Aynı zamanda bu geniĢ deneyim yelpazesi beden dıĢı deneyimleri de içerebileceğini belirtir. İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun. dolayısıyla tarihsel kiĢiliği ile menkıbevi kiĢiliği birbirinin içine geçmiĢtir. 289.: Levent Kartal). Bunun yanında derviĢler sıradan insan için makul olmayan birçok deneyime sahip gibi gözükür. Ege Meta Yayınları. kendisine inananlara bir kutsallık alanı açar ve kendi hayatları ile bu kutsal alanın nasıl yaĢandığını gösterir. (çev. Geleceğin Psikolojisi. C. . doğa. Ġzmir. 1994. etkindir. 2002. derviĢlerin hem anlam dünyaları hem de sosyal gerçeklikleri çok önemlidir. Sarı Saltık. Jung'un psiĢenin daha derin düzeylerinde kökeni olan deneyimlere karĢılık gelmektedir. (çev. Böyle mistik simaları incelemek.41 Bu güç iĢin baĢarılması. 41 Ocak. Bunların araĢtırılması ise ona dair bir teknik ve insan hakkındaki beklentiler düzeyinde esnekliği gerekli kılar. Ģeyleri yaratır ve onları sürdürür. AraĢtırmamızın konusu olan derviĢler de hayatı böyle bir kutsallıklar bütünü olarak kavramakta ve insanlara böyle bir dünyayı vaaz etmektedirler. meditasyon ve konsantrasyon teknikleri. kutsal olan aracılığı ile tezahür etmektedir. 2000. derviĢlerin ne Ģekilde anlaĢılmasından. yalnızca kutsal olan mutlaktır. DerviĢler halk arasında bir kült konusu olmuĢtur. holotropik deneyimleri yaĢatacak çeĢitli manevi teknikler geliĢtirmiĢ olduklarına dikkat çeker. toplu ilahi söyleme. derviĢin kendini nasıl anlamlandırdığına kadar her Ģey bu bütünlüğün anlaĢılması için sorulması ve cevaplanması gereken sorunsallardır. Ġzmir. Bu konuda S. 43 Stanislav Grof. bedensiz varlıklarla iletiĢim kurabilir ve sayısız mitolojik gerçekliği ziyaret edebilir olduğumuzu söyler. Bu anlamıyla derviĢlerin gerçekle kurdukları iliĢki hakikat olarak tasarladıkları veya inandıkları teolojik varsayımlarla ve yaĢadıkları sosyal gerçeklikle bire bir iliĢkilidir. zira. Bu anlamıyla mistik kutsal olana ve kutsalın yansıdığını düĢündüğü Ģeye yönelir. sema. bu yöneliĢle birlikte hayat bir deneyimler ve deneyimle birlikte bir kutsallaĢmalar alanına döner. Bu anlarda psikospiritüel ölüm ve doğum deneyimlerinin yaĢanabileceğini ya da diğer insanlar. Bu durumlarda baĢka enkarnasyonlardan kalma anıları hatırlayabilir. Bunu yaparken kiĢiye dair anlatılan olağanüstü motiflerle bezenmiĢ menkıbeler inanç dünyası ve hayatı anlama biçimi hakkında önemli ipuçları vermektedir.40 Dolayısıyla asıl gerçeklik kutsal olandır. tarihçilik açısından ilginç ve bir o kadar da güç bir iĢtir. 1.: Ümit Altuğ) Ġmge Kitabevi Yayınları.

senkretik. bir süre sonra taĢıyıcıları açısından iĢlevselliğini yitireceğini belirterek. mistik ve sözlü gelenekle aktarılan kültürlerin araĢtırılmasında içten anlamaya dair bir yöntemle bakmak zorunluluktur. Tayfun Atay‟a göre antropolojik yaklaĢımla bir toplumsal-kültürel olgu. . din antropolojisinin ise öznesi insandır der. 1. 2001. Buradan hareketle söyleyebiliriz ki. Ankara. 29. derviĢin bu durumları yaĢadığı yönündeki kanaatidir.g. 46 Rıza Yıldırım. yeni bir anlamlandırmaya kapalı olan geleneklerin bir süre sonra unutulup gideceğini belirtmiĢtir. Bu anlamıyla derviĢlerin Ģiirlerinden tutunda onlar hakkında anlatılar menkıbelere kadar hepsi dinsel anlam dünyasında önemli koordinatların iĢaretlerini verir. Ankara. heterodoks. Özbudun esnekliğini yitiren. The Department of History of Bilkent University. yeni durum ve koĢullara uyarlanamayan geleneğin. gerekse katılımlı gözlemlerde ortaya çıktığı söylenebilir. Hermes‟ten İdris‟e Bir Dinsel Geleneğin Dönüşüm Dinamikleri.e. Ütopya Yayınları. S. Söz konusu deneyimlerin yaĢanıp yaĢanmamasından daha önemli olan. derviĢe inananların. baĢka bir kiĢiye öğretilebilir nitelikte olması. Fakat bu bilginin ortaya çıkması içten anlama yöntemi ile bakarak mümkün olmuĢtur. a.44 ÇalıĢmamızda derviĢlerin toplumsal iĢlevleri belirlenirken aslında insanın toplumsal içindeki konumu tanımlanmaya çalıĢılmıĢtır. nasıl ortaya çıktığı ve ne Ģekilde yayıldığı incelenebilir. 26. Bu konuda gerek antropolojik yaklaĢımın gerekse folklor derleme yönteminin nasıl kullanılabileceğinin açıklanması gerekli olmaktadır.e. Antropolojik yöntem DerviĢlik geleneği incelenirken antropolojik yaklaĢımların dine bakıĢ açısını değerlendirmek gerekecektir.g. sözlü.1.45 Bu anlamıyla din aslında insanlara bilinmezlikler içinde bilinir bir anlam haritası çizer. 21. Bu haritaların kodları heterodoks. senkretik dinlerde hem dini liderlerin vaazları hem de mistik insanların yaĢantıları ile gözlemlenir. 2004. a. Buna bağlı olarak da antropoloji dine yaklaĢırken "insanüstü" etkene veya onu temsil eden "Kitap"a değil.. Dinlerin tarihsel yönü. Bu anlamıyla derviĢler hem kutsalla bağ sağlayan kiĢi olarak kabul edilmekte hem de yaĢam içindeki üstün insan olarak algılanıp hayatın merkezine yerleĢtirilmektedir.sayılmalarına gerekçe olan olağanüstü deneyimlerinin bir açıklaması olabilmektedir. Aynı zamanda bunların bir teknikler bütünlüğü içinde olması. 39. ÇalıĢmamızda bu anlaĢılma biçiminin gerek derinlemesine görüĢme.46 Sadece dinsel olan değil gelenek de değiĢir. Atay. Thesis (Master's) YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi.3. "insan"a bakar. Bu anlamda çoğunlukla yeni bir din eski gelenek ve kültürün üzerine inĢa edilir ve eskinin birçok özelliği kalır. hayata ve insana dair bir anlam haritası sunan ve "kaos"u "kozmos"a çeviren gibi "psikokültürel" iĢlevlerinin yanı sıra toplumsal süreçler ve iliĢkilerde de bir dizi iĢleve sahip olduğunu tespit eder.. Din hayata dair verdiği bilgiler ile bir düzen sağlar. söz konusu mistiklerin birbirleri arasındaki sır öğretilerinin de varlığını anlamlı kılmaktadır.3. ancak insan toplumsallığının bir çıktısı olarak kavranabilir. açıklanamazı açık eden.47 Söz konusu tespit 44 45 Atay. yeni koĢullara iliĢkinliğin verilerini taĢımayan. bu düzeni Atay denetlenemeyeni denetlenir kılan. BaĢka bir ifade ile ilahiyatın öznesi "insan-üstü". 47 Sibel Özbudun. Dervishes in early Ottoman society and politics: a study of velayetnames as a source for history.

Bunun ortadan kalkmasının tabiî ki sosyolojik gerekçeleri vardır. 19. Yapılan görüĢmelerle bu gerekçeler ortaya çıktığı gibi. Bu açıdan bakıldığında derviĢ. estetik bir olgudur. Grof. Bununla birlikte açık görüĢlü ve serüvenci antropologların.3. Bunun iç iĢleyiĢi ve ana mekanizması hakkında bir Ģeyler söylemek halk bilimin 48 49 Michel Perrin. DerviĢlerin mistik dünyalarından zaman zaman çalıĢma içinde bahsedilmiĢtir. DerviĢleri anlamak için daha içten anlamacı bir yöntem benimsenmiĢ ve yaĢandığı belirtilen olası mistik deneyimler holotropik Ģuur halleri ile iliĢkili olarak değerlendirilmiĢtir.: Bülent ArıbaĢ) ĠletiĢim Yayınları. siyasal. din adamları ve büyücülerin bilincin değiĢik halinin peĢinde koĢtuklarını belirtir. özel nedenlerle ve daima açıklık getirilmesi gereken bağlamlarda. Bu deneyimlerle her Ģeye anlam katan.50 Bu anlamda araĢtırmamız tamamıyla halk biliminin araĢtırma alanına girmektedir. belli bir toplumun eski dinlerinden miras alıp kendi çağının Ģartlarına uygulayarak yaĢattığı yeni dininde. eldeki kaynaklardan yararlanan bir yönetici.1. yetkin bir sanatçı iĢlevi üstlenir. (çev. DerviĢler toplumun ve kurumlarının tümünü ilgilendiren toplumsal bir olgudur. hastalıkları tedavi eden bir uzman. gerekse “resmi Ġslam” dairesi dıĢındaki heterodoks Ġnançları incelemek noktasında bizi doğru yönlendirmiĢtir. olacakları bildiren ve baĢa gelenleri açıklayan simgeleri çözen konumundadır. yaĢam Ģartlarının gerektirdiğince yeni biçimler. bir mistik anlayıĢ ve bir gelenektir. Geleceğin Psikolojisi. çalıĢma içinde paylaĢılmaya çalıĢılmıĢtır. basım. P.49 Bu anlamıyla da çalıĢmamızda da “muhabbet” denen ortamlara katılıp. Bu durumun derviĢleri anlama konusunda özel imkânlar sağladığı görülmüĢtür. Bu yönü ile toplum içindeki ġamanlara benzer. 50 Boratav. Bu uygulama ile tezin sınırları aĢılmıĢ olsa da hiç olmazsa baĢka bir cepheden bakabilmenin imkânları zorlanmaya çalıĢılmıĢtır. aynı anda. Hem dinsel hem de simgesel. bu değiĢimim sonucu olarak teolojik anlayıĢtaki farklılaĢmalar da tespit edilebilmiĢtir.4. yeni içerikler ve anlatıĢlarla oluĢturduğu inanıĢlarla ilgilendiğini belirtir. 2. 108. 100 Soruda Türk Folkloru. ekonomik. 1. Şamanizm. Ġstanbul. 286. Bunun yanında folklor bilimi gerek derleme yapmada yöntem olarak.N. holotropik Ģuur halleriyle ilgili deneyimi olmayan. Çünkü Alevi BektaĢilik senkretik ve heterodoks özelliği ile hem resmi Ġslam‟ın ön kabullerinden farklıdır. tutucu eğilimleri olan antropologların.çalıĢmamız açısından çok önemlidir. söz konusu durumları anlamalarının güçlüklerinden bahseder ve bu tür davranıĢların akıldıĢı olarak kabul edilip. zeki bir psikolog. bir Ģekilde derviĢlerle yakın olmaya çalıĢılmıĢtır. inançları özel bir tarzda inceler. Çünkü Alevi BektaĢi geleneği de ortadan kalkma ihtimali olan. bu kültürleri anlamak için holotropik halleri içeren ritüellerine katılmanın esas olduğunu fark etmiĢ olduklarını belirtir ve bu Ģekilde bir içten anlamanın olabileceğini belirtmiĢtir. hem de geçmiĢ din ve kültürlerin kendine özgü senkretik bir bütünüdür.48 Bu anlamıyla derviĢler holotropik Ģuur hallerini deneyimlemenin peĢindedirler. 2003. Hem Tanrıların sözcüsü olur. . hem de siyasal bir planlamacı niteliği taĢır. Söz konusu deneyimler olabildiğince yazılı hale getirilerek. Boratav halk biliminin. anlaĢılmaz olarak değerlendirdiklerini belirtir. Bu konuda Grof. Folklor yöntemi Halk bilimi. Perrin Ģaman sağaltıcıların.

ÇalıĢmada kullanılan yöntem Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine yaptığımız çalıĢma birçok bilgi toplama yolunun birlikte uygulandığı ve konunun merkezinde interdisipliner bir bakıĢ açısıyla değerlendirmelerin yapıldığı bir çalıĢmadır. 144. 466.R. (Haz. 131. zararlıdır diye aforoz etmenin yersiz bir davranıĢ olduğunu belirterek aydın kiĢilerin böylesine bir tutumu ile halkı anlamasının mümkün olmayacağı ve onunla iĢbirliği yapamayacağını belirtir. (çev. Öcal Oğuz.: Gülin Öğüt Eker. sözlü olarak taĢıdıkları. hem de halkı anlamanın bir vasıtası olarak elimizdeki metinleri değerlendirmemizi mümkün kılar. menkıbe ve Ģiirler ile bir sonuca ulaĢmak hedeflenmiĢtir.: Gülin Öğüt Eker. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. 53 Lutz Röhrich. Metin Ekici.1.3. inançları ve farklı kültürel görünümleri üzerinedir. Bascom. Birincisi bilgi toplama araçları ve değerlendirme. Boratav efsanelerin (özel bir anlamda kiĢi üzerine oluĢturulmuĢ menkıbelerin) halkın çaresizliklerini.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları. Anlamak ise anlamın üzerine düĢünmekle mümkündür. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları.52 Bu anlamıyla bir mistik grubu anlamanın yolu onun bize göre ters görünen davranıĢları üzerinden yargılamak değil. “Halkbilimi (Folklor) ve Antropoloji”. hem resmi din karĢısındaki konumu ile Alevi BektaĢi geleneğini anlamamıza uygun yöntemsel ortam sağlar. neden halk anlatmalarının süregeldiği sorusuna cevap bulma çabasıdır ve geleceğin halk bilimcileri. onun tarihsel geliĢimi. Onları saçmadır. umutlarını özlemlerini dünya görüĢlerini bütün öteki halk edebiyatı türlerinden daha keskin ifade ettiğini söyler. Folklor bu anlamlarıyla. Anlamı araĢtırma da Röhrich‟e 53göre. Söz konusu okumaların ilk bölümü Alevi BektaĢilik üzerine olup. 2003. Ve bu yönleniĢin içinde anlam arayıĢı ve anlayıĢ tespiti yapmak varsa bu durumun bizim yaĢadığımız dünyadaki anlam kaygıları ile iliĢkisi olduğunu söylemek yanlıĢ olmaz. 2003. 2003. Bizim dünyamızda bir Ģeyi dolduruyorsa büyük ihtimalle o Ģeye doğru yönleniriz. Metin Ekici. Ankara. 52 Pertev Naili Boratav. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. . onu olduğu biçimde öncelikle anlamanın gerektiğini bilmektir. Ankara. (Haz.51 ÇalıĢmamızda sözlü geleneği taĢıyan kiĢilerle yapılan derinlemesine görüĢmeler. 51 W. Aslında araĢtırmaya yöneldiğimiz konu bizim içinde bulunduğumuz dünya kavrayıĢı ile de ilgilidir. akıldıĢıdır diye küçümsemenin. Ġstanbul. Bascom‟un "Sözlü sanat" (Verbal art) kavramının içeriği ile ilgilenir.: KürĢat M. (Haz. Bunun yanında ikinci bölüm olarak derviĢlik özelinde daha geniĢ kapsamlı literatür taraması yapılmıĢ. ÇalıĢmada bilgi toplama araçları olarak ilk önce ciddi bir literatür taraması yapılmıĢtır.ve antropolojinin önerdiği yöntem ve metotlar ile mümkün olmaktadır Halk bilimi W. Öcal Oğuz. M. neden halk biliminin herhangi bir türünün bugün yaĢıyor ve geçmiĢte yaĢanmıĢtır? Sorusuna cevap bulmak durumundadır demektedir. ikincisi ise elde edilen bilginin yorumlanmasındaki kuramsal beklentilerdir. Konu yöntemsel olarak iki açıdan önemlidir. iki okumanın birleĢtirilmesi ile Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine hipotezler kurulmuĢ ve bu oluĢturulan hipotezlere dayanarak alan çalıĢmasına çıkılmıĢtır. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. M. Korkmaz) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar içinde. “Halk Anlatısı AraĢtırmasında Anlam ArayıĢı”. 1.5.

. Aynı zamanda resmi Ġslam karĢısındaki konumu ile halka ait olan dinin anlaĢılmasına olanak sağlayan yaklaĢım. Bunun yanında katılımlı gözlem sonuçlarının büyük çoğunluğu kendi kiĢisel deneyimlerimizden ilham almıĢ olup bunun ıĢığında değerlendirmeye tabi tutulmuĢtur.54 Bu sebeple. bilgi paylaĢımı için sizin çalıĢtığınız konuda samimiyetinize güvenmeleri gerekir. Bu anlamıyla derviĢler üzerine yapılan bir araĢtırma. Yüzyıllarda. Kültürel olarak böyle bir geleneğin içinde doğmuĢ ve yetiĢmiĢ olmamızın dezavantajları en aza indirilmiĢtir. 5. muhabbetlerin metine dönüĢtürülmesi sürecinin sonunda elimizde ciddi bir Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği kaynak metni oluĢmuĢtur. bunun bir üst boyutunda sizi kendilerinden saymaları gerekir. Bu anlamıyla bilinen yapılandırılmıĢ. efsane bağlamında olağanüstü anlamlandırmanın sosyal ortam içindeki iĢlevine dikkat çekerek anlamlı olması konusunda yardımcı olmuĢtur. Daha sonra bu Ģiirlerin farklı varyantları da dikkate alınarak değerlendirilmeye. derviĢlik geleneğinin tarihsel sürekliliği ve günümüzde yok olma gerekçeleri ortaya konulmuĢ. Bunun yanında Senkretik bütünün içindeki eskiye dair izler ve halkın bu izlere gösterdiği yeni tepkiler ve üretilen anlamlar. Bu durum ise özellikle Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin yaĢadığı yer olan “muhabbet”lerde bulunmayı zorunlu hale getirmiĢtir. derviĢliğin nasıl bir toplumsal düzen vaaz ettikleri hakkında saptamalarda bulunulmaya çalıĢılmıĢtır. sözlü kültür özellikleri. Bu aĢamadan sonra Ģiirler metinlerin içinden alınmıĢ ve DerviĢ Ruhan‟a ait olan Ģiirler bir araya getirilmiĢtir. 54 Resul Ay. Halk Ġslam'ı gibi kavramlarla elde edilen metinlerin iliĢkisi temelinde açıklamalar yapılmıĢtır. Ġnsanın yarattıklarını konu alan antropolojik perspektif yardımıyla. 2004. Söz konusu analizde öncelikle Heterodoksi. (Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalında HazırlanmıĢ YayınlanmamıĢ Doktora Tezi). Bu gerekçe ile hem günümüzde kalmıĢ derviĢlerle hem de eskiden yaĢamıĢ derviĢleri sevenler ile derinlemesine görüĢmeler ve “muhabbetler” yapılıp görüĢmeler kayıt altına alınmıĢ. Bunun yanında Ģiirlerin Ģekil ve yapı özellikleri tespit edilip değerlendirilmiĢtir. AraĢtırılan alanın içinden olmak özellikle içten anlama ve sembollerle aslen neyin ifade edilmeye çalıĢıldığının anlaĢılması konusunda çalıĢmaya baĢka bir derinlik kazandırmıĢtır. Sözlü gelenek eserlerinin derlenmesi. özel dikkat konusu olarak özellikle Boratav‟ın halk bilim metodu iĢlerlik kazanmıĢtır.Alevi BektaĢi derviĢleri dıĢarıdan çok rahat bilgi alınabilecek kiĢiler değillerdir. zorunlu olarak kaynak kiĢilerle katılımlı gözlemi ve derinlemesine görüĢmeyi gerekli kılmıĢtır. Ankara. XIII-XV. sınırlandırılmıĢ görüĢme formlarının söz konusu ortamda iĢlerliği zayıftır. Birçok araĢtırmacı bu süreçte elenmiĢ ve derviĢler kendilerinden bilgi almaya giden insanları kendi tabirleri ile “ihtiyaçları olanı verdik gönderdik” diyerek gerçeklerini değil onların kafalarındaki kurguyu destekler Ģeyler söyleyip göndermiĢlerdir. Alevi BektaĢi DerviĢlik geleneği ve DerviĢ Ruhan hakkında toplanılan materyal tezin bütününde betimlemeye ve analize tabi tutulmuĢtur. Anadolu‟da Derviş ve Toplum: Tarihsel bir Tipoloji Denemesi. analize tabi tutulmuĢtur. derviĢlerin nasıl bir sosyal iĢlev içinde oldukları tespit edilmiĢ. senkretizm. hem de geçmiĢ dönemde yapılmıĢ “muhabbet” kayıtları değerlendirilip kayıtlar sözlü gelenek metni haline dönüĢtürülmüĢtür. Bu anlamıyla daha çok yapısalcı ve iĢlevselci analizler çalıĢmada kullanılmıĢtır. Bunlar araĢtırmada kullanılan kaynaklar kısmında detaylı olarak belirtilmiĢtir.

. GümüĢhacıköy 68 km. Bunun için katılımlı gözlem.2. 57 dakika. Yozgat‟la 6 km. Tokat‟a 114 km. Amasya ili coğrafi konum itibariyle. Ġlin yüzölçümü 5. oyulma. 16 saniye Kuzey Enlemleri arasındadır. Dünden Bugüne Gümüşhacıköy. Haritalar. Tokat‟la 165 km. Göynücek 46 km. Amasya‟nın komĢu illere uzaklıklara Çorum‟a 92 km. http://www. GümüĢhacıköy Matbaası.56 Amasya il arazisi Kuzey Anadolu dağlarının güney yamaçlarında asırlarca devam eden çeĢitli aĢınma. Çorum‟la 152 km. 06 saniye ve 36 derece. 16 dakika. ÇalıĢma konunun kapsamı ve içeriğinin gerekli kıldığı Ģekilde interdisipliner bir çalıĢmadır. volkanik ve tektonik hadiselerle meydana gelmiĢtir. 54 saniye ve 40 derece. verimli ovalar meydana getirmiĢtir. Deliçay.57 Verimli ovalarla dolu olan Amasya‟nın ilçeleri bakımından da yerleĢim ve yaĢama uygun bir 55 Bkz. Çekerek.69 m dir.Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin DerviĢ Ruhan üzerinden anlatılmaya çalıĢıldığı çalıĢmamız. Zaten böyle bir çalıĢmada interdisipliner bir yöntem uygulamak tercih değil bir zorunluluktur. Söz konusu çalıĢmaların dökümü yapılıp metin haline getirilmiĢtir. Merzifon 46 km.gov. Amasya haritası Eklerde Haritalar bölümündedki birinci harita. güneyden Tokat ve Yozgat. jeolojik oluĢ bakımından Mesozoik ve Neozoik zamana rastlar. Doğudan Tokat. kuzeyden Samsun illeri ile çevrilidir. Değerlendirme kısmı için ise antropolojinin yapısal iĢlevselci anlayıĢı kabul edilmiĢ olup halk biliminin sözlü gelenek metin değerlendirme teknikleri ile halka ait olanın ortaya çıkması yaklaĢımlarından yararlanılmıĢtır. Trias ve Jura devirlerine ait arazi il merkezinin kuzey kesimleri ile Merzifon ve GümüĢhacıköy Bölgesinde tesadüf etmektedir.tr . 1. 57 Ahmet Ankaralı-Sedat Cin-Galip Tuncay. yöntem olarak kaynak oluĢturma ve değerlendirme alanı olarak iki kısımda değerlendirilebilir. Yozgat‟a ise 196 km dir. ARAġTIRMANIN ALANI 1. Suluova 27 km ve TaĢova 48 km dir. 31 dakika.2. 1997. il merkezinin ise 411.3. AMASYA VE ÇEVRESĠ. Samsun‟a 131 km. 53 saniye Doğu Boylamları ile 41 derece. Kaynak oluĢturmanın ilk ayağını literatür taraması oluĢtururken ikinci ayağını sözlü gelenek metinlerinin derlenmesi oluĢturmaktadır. derinlemesine görüĢme yapılmıĢ ve muhabbet ortamlarında bulunulmuĢtur. batıdan Çorum. Karadeniz bölgesinin. sınır uzunluğu vardır.amasya. YeĢilırmak. Ġlin toplam çevresinin uzunluğu 492 km‟dir. EriĢim tarihi: 05/10/2007 19:20 56 Bkz: Ekler. 1. 110-111. Tersakan ve bunların kolları olan irili ufaklı birçok çay ve dereler bu yaylayı bölmüĢ derin vadiler açmıĢ. Orta Karadeniz Bölümünün güneyinde yer almaktadır. Hamamözü 90 km. Ġl merkezinin ilçelere uzaklıkları.150 m. “34 derece. Harita. Mesozoik zamanın. 04 dakika. Bölgenin arazisi. „Amasya Siyasi Haritası‟ adı altında yer almaktadır.55 Ġl genelinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği (rakım) 1.701 km2 dir. Ġlin Samsun‟la 169 km.

59 ġehrin kim tarafından kurulduğu hakkında net bilgiler yoktur fakat tarihinin Hititler dönemine (M. yüzyıldan itibaren bir piskoposluk merkezi olarak dini bir önem kazanmıĢ. 27. 65 Menç. Ankara. Amasya ya Kayı Boyu.Boy Teşkilatı – Destanları.. Amasya‟da yerleĢimin ilk izlerine Kalkolitik çağda rastlanmaktadır.64 Anadolu‟nun TürkleĢmesinin somut baĢlangıcı sayabileceğimiz. Hititler döneminden. 1900.. Ġstanbul. Ankara.e. Onuncu yüzyıldan sonra Anadolu'ya Türkmen göçlerinin baĢlaması ile gelen Türkmen aĢiretlerinden Amasya yöresine yerleĢenlerin Ulu Yörükler olduğu söylenmektedir. Sivas ve Tokat'a kadar olan bölgeye dağılmıĢ oldukları.g. 1998. AraĢtırma Yayınları. demektedir.e. Bey-Dili Boyu. Malazgirt SavaĢından sonra TürkleĢme hızlanmıĢtır.e . Yazır Boyu. Bayındır Boyu. 63 yılında Romalıların eline geçtiği tespit edilebilen Ģehir M. Bu anlamıyla uzun bir dönem Roma egemenliğinde kalmıĢ ve bir dini merkez olarak önemli bir Ģehir olmuĢtur. 239. a. 27. Bayat Boyu. Bunun yanında Osman Turan'ın çalıĢmasındaki bir kaydı zikreden Umar‟a göre de.g. Helenistik Seleukhoslar döneminde Pontus krallarına baĢkentlik yapmıĢtır. Ala-Yuntlu Boyu. Oğuzlar –Türkmenler Tarihleri. 59 Ankaralı-Cin-Tuncay. a. 61 Hüseyin Menç.63 Oğuz Boylarına ait Anadolu‟daki yer adlarını tespit ederek bağlı olduğu sancağı. Salur Boyu. Çepni Boyu.58 Amasya Anadolu‟nun en köklü ve eski illerinden biridir. Tarih İçinde Amasya.Türkiye Türkleri Ulusunun OluĢması. Bu sebeple tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar yerleĢim yeri olmuĢtur.60 Amasya ve çevresinde çıkan arkeolojik eserlere bakarsak. Kızık Boyu. Anadolu Aleviliği: Amasya Yöresi Bağlamında Bir İnceleme. a. oradan Kimer‟lere ve Ġskit medeniyetine.. Yüreğir (Üreğir) Boyu. 5.e. yüzyıldan itibaren de Bizanslıların askeri vilayetlerinden biri olmuĢtur. Faruk Sümer'e göre. 64 Faruk Sümer.S. Türkiye Halkının Ortaçağ Tarihi. oradan Pers‟lere kadar izler bulmak mümkündür. Yıva Boyu ve Kınık Boyuna mensup Türkmenler Amasya da yerleĢmiĢtir. Amasya patriği Battal Gazi tarafından öldürülmüĢ65 ve Amasya‟nın güçlü ruhani düzeni Gazi ve Horasan erenleri sayesinde 58 Harun Yıldız. VI ve VII. fakat yapılan kazılar sonucunda Tunç çağında da önemli bir yerleĢim yeri olduğu tespit edilmiĢtir. III.Ö. Kaya mezarlarının içindeki süslemelerin Mısır sanatına benzemesi de ayrıca çok dikkat çekicidir. a. kazasını ve yerleĢen boyun adını Oğuzlar isimli eserinde açıklayan Prof. AfĢar Boyu. Eymür (Eymir) Boyu.durumdadır.g. 30. 2000. Çavuldur (Çavundur) Boyu. Peçenek (Becenek) Boyu. Net Ofset Matbacılık. Anadolu‟nun Doğu Karadeniz bölgesi. 225. Ġstanbul. 43. 2004. M. bazı oymaklarının da Ankara ve KırĢehir'e değin uzandıkları belirtilmektedir.g.62 Bunların. Daha sonra Ģehir.Ö. Karkın Boyu. Friglere. Türk Dünyası AraĢtırmaları Vakfı Yayınları. 63 Bilge Umar. Amasya Ģehri. Ġnkılap Yayınları. . 62 Ankaralı-Cin-Tuncay.61 Bunun yanında Helenistik dönemde önemli bir yerleĢim merkezi olduğu gözlenmektedir.1200 arası) kadar uzandığı tahmin edilmektedir. 1992. 60 Yıldız. Dr. "Samsun'dan itibaren sahili takip eden Oğuz Çepni boyu tarafından TürkleĢtirilmiĢtir. Anadolu coğrafyasında Orta Anadolu ile temas halinde bulunan Karadeniz bölgesinin orta bölümü gibi stratejik bir alanda bulunmaktadır.

Daha sonra Amasya Yıldırım 66 67 Menç. GümüĢhacıköy‟de Niyaz Baba. Ġstanbul. Daha sonra yerli halkın desteği ile DaniĢment Ahmet Gazi 66 tarafından Sivas..67 DaniĢmentliler Amasya‟da din konusunda insanları özgür bırakmıĢlardır. 69 Yıldız. Anadolu'da yaşayan dergahlar: Sivas. Bu durum ve birçok sosyal sorunun sonucu olarak Baba Ġlyas önderliğinde Türkmen birliği Babailer isyanını baĢlattı. Bir süre Eretna'lılar Ģehri yönetmiĢ daha sonra Ģehir Eretnaoğlu Ali Bey'i yenen Emir Hacı ġadgeldi tarafından ele geçirilmiĢ ve böylece bağımsız Amasya Beyliği kurulmuĢtur.e.70 Bunun yanında Amasya‟da Baba Ġlyas. Gül Baba ve Gani Baba. a. fakat burada bu ayaklanmanın merkezinin Amasya olduğunu zikretmek ve Baba Ġlyas Ġsyan sonunda yakalanarak Amasya Kalesinde öldürülmüĢ olduğunu söylemek yeterli olacaktır. Can Yayınları.e. Baba Ġlyas isyanı ve 1243 Kösedağ SavaĢı'ndan sonra Moğollar Anadolu'nun önemli bir bölümünü iĢgal etmiĢlerdir. Kılıçarslan döneminde (1155-1192) Selçukluların eline geçmiĢtir. Kocacık Baba.69 Bunun yanında Horasan erenleri halk içinde tekkeler kurup Türkmen geleneğini devam ettirmiĢtir. Kum Baba. Gül Baba ile Veli Baba. Amasya özellikle Babai isyanı öncesi ve sonrasında çok önemli derviĢlerin mekânı olmuĢtur. Erdoğan Çınar. medrese gibi dini ve ilmi kurumlar inĢa edilmiĢtir. 50. 71 Eraslan Doğanay. Aleviliğin Kayıp Bin Yılı. 27. a.. Salih Baba. öyle ki bastırdıkları parada daha önce halkın da tanıdık olduğu Ġsa figürü ve Rum harfleri kullanılmıĢtır.Amasya. ÇalıĢmamızın içinde bu tarihsel olaydan daha detaylı bahsedilecektir. Serçoban. 70 Fuat Bozkurt. Toplumsal Tarih Dergisi. Merzifon‟dan kalkıp Balkanları irĢat etmiĢ derviĢlerdir. a. 24. Ġstanbul.e. bu amaçla cami. gibi etkili Horasan erenleri ve derviĢleri vardır.68 Daha sonra Ġlhanlılar ve Eretna devletlerinin kısa süre de olsa egemenliği altında kalan Amasya. Koyun Babanın Merzifon'da bulunan Piri Baba ile musahip olduğunu belirterek derviĢlerin geleneğinin evlatları tarafından bir Ģekilde sürdürülmüĢ olabileceğini belirtmektedir.g.g.Tokat-Çorum. Ġstanbul. üstüne üstlük Kösedağ savaĢında Moğollara yenilmesi ile Selçuklu Ġmparatorluğu dağılma sürecine girdi. 2000. Eraslan Doğanay. Bu dönemde Amasya. Örnek vermek gerekirse. isyan o kadar etkili oldu ki Selçuklu saltanatı bir daha kendini toparlayamadı. Ġmir Baba. 88. Bu dönemde Ģehrin ĠslamlaĢması için yoğun bir faaliyet içine girilmiĢ. Selçuklu Sultanı II. 68 Menç.yıkılmıĢtır..g.1997. Kanaatimizce derviĢlik geleneğinin Amasya‟da etkin olmasının en önemli sebeplerinden biri burada Horasan erenleri ve derviĢlerinin etkinlikleridir. Amasya yoğun bir Türk göçü almıĢ ve Horasan erenlerinin mekân tuttuğu bir yer olmuĢtur. önemli bir kültür merkezi haline gelmiĢtir. 2006. Çivi Yazıları Yayınları. Selçuklu imparatorluğu döneminde tekke merkezli dinsel anlayıĢlarla merkezin dini anlayıĢları arasında uyumsuzluklar oluĢmaya baĢlamıĢtır. Ġğneci Baba. VIII-44. “Gül Baba ile Veli Baba”.71 Buna örnek verecek olursak Koyun Baba'nın süreğinin Kum babalı derviĢler tarafından. . Tokat. Cüneyt Baba. 59-60. 137. Piri babanın süreğinin ise Merzifonlu derviĢler tarafında sürdürüldüğünü söyleyebiliriz.Samsun. Niksar ve Çorum‟u kapsayan bölge ele geçirilmiĢ ve burada güçlü bir devlet kurulmuĢtur. Osmancık‟ta Koyun Baba.Yozgat çevresi dergahları ve tekkeleri. Merzifon‟da Piri Baba. Amasya.

merkezden tayin edilen sancak beyleri tarafından idare edilmiĢtir. Amasya bölgesinde Kırsal alanda Türkmen Aleviler.e. Gayri Müslimler. Gazi Mustafa Kemal tarafından Samsun‟da yakılan kurtuluĢ ateĢi. 1995. 49-50. 1402 yılında gerçekleĢen Ankara SavaĢı'nda Osmanlıların Timur'a yenilmesi üzerine.Soyağaçlar.74 Halil Öztoprak‟ın sunduğu Amasya KızılbaĢlarının cezalandırılmalarına dair belge75 ve Nejat Birdoğan‟ın belirttiği suçlama gerekçeleri ve cezalar76 söylenebilir. Anadolu ve Balkanlar‟da Alevi Yerleşmesi Ocaklar – Dedeler. Osmanlı döneminde belli bir yükseliĢten sonra durgun bir Ģehir olan Amasya KurtuluĢ savaĢına kadar tarih sahnesinde sessizliğini korumuĢtur. o dönemde kovuĢturmaya uğramıĢtır. yüzyıl sonlarından itibaren önemini kaybetmiĢ.g. Fakat Osmanlı devleti Amasya‟nın önemini bu dönemde anlayıp.g.. a. Türkler tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlamıĢlardır. 75 Halil Öztoprak. 76 Nejat Birdoğan. Alevilerin cezalandırılması. KurtuluĢ savaĢında Alevi BektaĢiler örgütlü bir biçimde Gazi Mustafa Kemal‟in yanında. XVI. 15. Mozaik Yayınları. Osmanlı zamanında Amasya. Amasya. Daha sonra askeri tedbirlerle isyanlar bastırılmıĢ ve ciddi iskân politikaları gözden geçirilmiĢtir. Ermeni ve Rumlar bulunmaktadır. 1997. Osmanlı Ġmparatorluğu özellikle Safevi devletinin güçlü olduğu dönemlerde Amasya‟yı stratejik bir nokta olarak. Amasya ve çevresindeki yerli halkın. kuvvetleriyle birlikte Amasya'ya çekilmiĢ ve Amasya‟dan Osmanlı‟nın tekrar dirliğini sağlama mücadelesi vermiĢtir. Milli Mücadele'nin programı ve stratejisi tespit edilip.Beyazıt tarafından 1398‟de Osmanlı topraklarına katılmıĢtır.e. Ġstanbul. Ġstanbul. daha çok ticaretle uğraĢırken.73 Bu ifadeden de bu çevrenin Osmanlı tarafından nasıl algılandığı gözükmektedir. 288. Tokat ve Sivas çevresini ifade etmek için Eyalet-i Rum ifadesi kullanılmıĢtır. Amasya bölgesinde bulunan derviĢlik geleneğinin KurtuluĢ savaĢı esnasında çok etkin olduğunu burada belirtmekte fayda 72 73 Menç. a. Kasaba ve Ģehirde Türkmen Sünni. XVI. Ģehrin imarı ve ideolojik yapısını düzenleme konusunda hassasiyet göstermiĢtir o kadar ki birçok Türkmen KızılbaĢ ve kendisini IĢıklar olarak adlandıran mistikler. Yıldız.. Amasya Tamimi olarak kendini göstermiĢtir. daha sonra Ġstanbul‟a yakın sancakların önem kazanması ile gözden düĢmüĢtür. bu dönemde Türkmen Safevi etkilerine kapıldığı olmuĢtur. savaĢa katılmıĢ olan Çelebi Mehmet. baĢından itibaren yer almıĢlar ve Cumhuriyet kurulduktan sonra da cumhuriyetin getirdiği yeniliklere en kolay uyum sağlayan kesim olmuĢlardır. Basım Can Yayınları. Amasya. Ģehzade Ģehriyken. 69. Kur‟an‟da Hikmet Tarih‟te Hakikat ve Kur‟an‟da Hikmet İncil‟de Hakikat. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. Bir kaç örnek vermek gerekirse Baki Öz‟ün bahsettiği.72 Osmanlı Amasya‟yı ele geçirince idareyi ilk olarak Çelebi Mehmet almıĢtır. . 3. 74 Baki Öz. Can Yayınları. 28-29. Bundan sonra Amasya. doğu sınırı gibi kullanmıĢtır. Ġstanbul. onun yerine Manisa tek Ģehzade sancağı olarak önem kazanmıĢtır. Amasya‟da 21-22 Haziran 1919 tarihinde. yüzyıl sonlarında karıĢıklıklar içine girmiĢ. Osmanlı imparatorluğu döneminde özellikle doğu seferlerinin yoğun olduğu dönemde çok gözde bir Ģehirken. bu dönemde Celali isyancıları Ģehre hakim olmuĢlardır. 105. Merzifon'da "dinsiz" olarak nitelenen KızılbaĢ. 1990.

GümüĢhacıköy haritası. fakat ulaĢım imkânları bakımından oldukça elveriĢli bir konuma sahiptir. Amasya yöresinde farklı inanç grupları uyum içinde yaĢamaktadır.002 133. Orta Karadeniz Bölümünün iç kesimlerinde yer almaktadır. KurtuluĢ savaĢı öncesinde kısmen Merzifon Amerikan koleji merkezli Hıristiyan örgütlenmeleri ve dernekleĢmeleri olsa da söz konusu oluĢumlar ile halk arasında yoğun çatıĢmalar yaĢanmamıĢtır.494 55.776 17.795 60 1. .151 11.161 36 31 Hamamözü 40.050 54 55 TaĢova 64 ĠL TOPLAMI 162.621 196.715 13.922 168.812 15.2.amasya.982 41.amasya.223 42. GümüĢhacıköy Karadeniz Bölgesinin.tr/http/index.tr EriĢim Tarihi: 12.78 Ġlçenin ortasından Karadeniz Bölgesini.123 106 105 Suluova 10. http://www.448 67.613 27. bir kolu da Suluova.03.281 72 69 Merzifon 36.gov. Bunda yöredeki derviĢlik geleneğinin etkili olduğunu söylemek mümkündür. Aynı zamanda yörede hem Sünni hem de Alevi kesim. ilçe merkezi 77 78 http://www. Amasya‟nın ilçeleri itibariyle nüfus dağılımını gösterir tablo ile nüfus yoğunluğunu göstererek bu kısmı noktalayıp GümüĢhacıköy ilçesi özelinde alanın tanıtımına devam edilecektir.668 67. DerviĢ Ruhan hayatını bu ilçe ve köylerinde yaĢamıĢtır.gov.207 70 77 Merkez 2. Amasya.170 6.017 21. yüzyıllardan bu yana barıĢ ve hoĢgörü içinde bir arada yaĢamıĢ ve böylece geleneksel kültürlerini günümüze taĢımıĢlardır.915 58.2008.814 123. Ġstanbul'a bağlayan. Amasya‟da Aleviler TaĢova ilçesi hariç diğer tüm ilçelerde yaĢamaktadır.982 29.170 14.179 57.197 15.4. Amasya ve TaĢova üzerinden doğuya ayrılan devlet yolu geçmekte olup.343 196.374 54.614 37 30 Göynücek 46 GümüĢhacıköy 14.431 45.678 2. Farklı inanç ve mezheplerin bir arada uyum içinde yaĢaması yörenin zengin ve hoĢgörülü bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.556 44. GÜMÜġHACIKÖY ĠLÇESĠ VE ÇEVRESĠ.087 74.610 359.265 365. Eklerde Haritalar bölümünde „GümüĢhacıköy Haritası‟ adı altında yer almaktadır.613 4. Deniz ile doğrudan iliĢkisi yoktur.738 35. Cumhuriyet'in ilanından sonra 20 Nisan 1924 tarihinde de il olarak kabul edilmiĢ modern bir Ģehir olmuĢtur.557 1.432 14.olacaktır.511 6. Tablo 1: Amasya nüfusunun ilçeler itibariyle dağılım tablosu77 YOĞUNLUK (KiĢi/Km2) ĠLÇE ADI 1990 2000 1990 2000 1990 2000 1990 2000 57.393 65.650 8.231 63 MERKEZ KÖYLER TOPLAM 1.asp?PageNo=101 EriĢim tarihi: 22/12/2007 15:18 Bkz. Amasya‟nın GümüĢhacıköy ilçesi çalıĢmamızın merkezini oluĢturan alandır.110 17.838 20.057 21.408 49. Amasya ilinin en batısında olup Çorum‟un ilçesi Osmancık‟a sınırdır.

güneybatıda Eğerli (Saray) dağları ile çevrili olup. kıĢlar ise soğuk geçmektedir. ilçenin 41 köyünden 22'sinde sadece Alevi nüfus. güneyinde Hamamözü ilçesi ve Mecitözü ilçeleri ile sınırları oluĢmaktadır. Ġlçe toprakları buğdaygiller tarımında oldukça verimlidir. doğu istikametine doğru uzanan sulak GümüĢ Ovasına sahiptir. ilçe halkının ihtiyacını karĢıladıktan sonra. topraklar düzgün bir ova halinde Merzifon'a doğru uzanır. . yeĢil mercimek. Aleviler çoğunlukla tarikat bağı ile bağlı olan. fiğ.g. nohut. dağ yolu ile komĢu bulunmaktadır. korunga..82 Ġlçe merkezindeki Alevi potansiyelinin önemli ölçüde Adatepe. yulaf. 85-96.g. Bu dağlar arasında da GümüĢ Suyu. Ankaralı-Cin-Tuncay. Ġlçede yetiĢtirilen buğdaygiller.. YağıĢlar daha çok ilkbahar ve Sonbahar aylarında görülür. fasulye.057'si ilçe merkezinde geri kalan 15. Akpınar Çayı çevresinde düzlükler mevcuttur. DerviĢlik geleneği açısından Merzifon ilçesi de önemlidir. uzaklıktadır. orta Karadeniz bölümünün az yüksek dağlarını kaplar. kuzeyinde ise Vezirköprü ilçesi. yonca. Dağların dik yamaçları arasında da dar ve derin vadileri vardır. a. bazı köylerle birlikte ayrılması sonucu yüzölçümü değiĢmiĢtir. GümüĢhacıköy ilçesi. burçak. batıda Osmancık'a 40 km. 96. ilçenin 64 köyünden l8'inde sadece Alevi nüfus. arpa. batısında Osmancık ilçesi.. yazlar oldukça sıcak. batıda Ġnegöl dağları. büyük bir kısmı sulanabilen verimli bir ova vardır.e. GümüĢhacıköy 35 derece 15 dakika doğu boylamı. bakla. Ġlçe GümüĢ ovasının kuzey batısının dağ eteklerinin ova ile birleĢtiği bir noktada kurulmuĢtur. Bununla birlikte çalıĢmamızın konusu olan derviĢler her iki kesimi oluĢturan halk için ruhsal önder konumundadır. a. Ġlçenin toplam nüfusu. 117.. Kuzeyde Vezirköprü'ye 40 km.e. GümüĢhacıköy'ün doğusunda Merzifon ilçesi. Bu iki grup genelde uzlaĢı içinde olsa da ibadet ve uygulamada birçok farklılaĢmalar gözlenmektedir.738'i de ilçeye bağlı kasaba ve köylerde yaĢamaktadır. a. GümüĢhacıköy. Saraydüzü Deresi.79 GümüĢhacıköy'ün ölçümü 820 kilometrekaredir. Amasya'ya 68 km. Bunun yanında BektaĢi olarak kendini ifade eden grup da vardır. GümüĢhacıköy'ün iklimi. 79 80 Ankaralı-Cin-Tuncay.g.Merzifon'a 20 km. Merzifon‟a inanç yapısı açısından bakıldığında.e. Sivas-Samsun demiryolu üzerindeki Havza tren istasyonuna 50 km.795 olup bu nüfusun 14. GümüĢhacıköy'e bağlı Hamamözü bucağı ilçe olup. 29. Kuzey de Tavan dağları. çavdar.g. Hacıyahya ve Artıkabat mahallelerinde yoğunlaĢtığı görülmektedir. GümüĢhacıköy'ün iklimi buğdaygiller tarımına oldukça elveriĢlidir. Ġlçenin doğu ve güneyini kaplayan.81 Ġlçeye inanç yapısı açısından bakıldığında ise. Ġlçenin doğusunda ise Merzifon'a doğru uzanan. buğday. 82 a. fazlası dıĢarıya satılır.80 GümüĢhacıköy ilçesi. 81 Yıldız. 110. 40 derece 52 dakika 48 saniye kuzey enlemindedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 810 m. 2'sinde Alevi ve Sünni nüfus bir arada ve diğer 17 köyde ise Sünni nüfus bulunduğu tespit edilmektedir. baklagil olarak. Yem olarak. dir. Ġlçede yetiĢen ürünler.e. Köseler Deresi.. mesafelerde olup bu il ve ilçelere asfalt yollarla bağlıdır. merkezdeki 6 mahalle ile birlikte 41 köy ve 3 bucak'tan meydana gelmektedir. dede talip iliĢkisi bağlamında inancını yürütenlerdir. Ġmirler Deresi. taze fasulyedir. Güneyde Çorum'a 60 km.

Bu sebepten dolayı derviĢlere inanan insanlar. Buna göre hakikat bilgisine ve olağanüstü yeteneklere sahip olduğu düĢünülen derviĢler. 85 DerviĢ Ruhan‟ın diğer bir Ģiir mahlası da IĢık Ruhan‟dır. Kuzalan köyünde doğmuĢ. bu sebeble çalıĢmamızda zaman zaman IĢık Ruhan adlandırması da kullanılmıĢtır.6'sında Alevi ve Sünni nüfus bir arada ve diğer 40 köyde ise Sünni nüfus bulunduğu söylenebilir. Söz konusu köylerin hepsi Türkmen alevi köyleridir. mübadele yoluyla burayı terk etmiĢti. onların muhabbetinde bulunup kendi ruhsal geliĢimlerini sağlamayı hedeflemiĢlerdir.e. Alan ve Kuzalan köylerinin..84 Aynı zamanda özellikle Rumlar Pontus Rum Cemiyeti aracılığı ile etkinliklerde bulunmuĢ fakat KurtuluĢ savaĢı sonunda mübadele sonucunda göç etmiĢlerdir. Bunun yanında Osmanlı zamanında Merzifon‟da Amerikan koleji kurulmuĢ ve Amerikan Misyonerlerinin yoğun çalıĢmasına mekân olmuĢtur. 99. Sulu ve susuz tarım yapma imkânlarına sahiptirler. derviĢ muhabbetlerinde bulunmak bir gelenek olarak devam etmektedir. Konargöçer bir yapıları yoktur.820'si Ermeni ve 800'ü Rum'dur. Bu inanç aslında derviĢler vasıtasıyla taĢınmıĢ ve geliĢtirilmiĢtir. daha sonra GümüĢhacıköy‟e yerleĢip. Bir Amerikan Misyonerinin Merzifon Amerikan Koleji Hatıraları. Köylerde bir eren inancı vardır. DerviĢ Ruhan. . Çepniler. neredeyse yok olma durumuna gelmiĢtir.g. Ġstanbul. Daha özelde ise DerviĢ Ruhan‟ın yaĢadığı köylerden bahsetmek faydalı olacaktır. 1891-1892 seneleri arasında 20. Bu kutsal kiĢiler aracılığı ile inanç daha doğru biçimde paylaĢılabilmiĢtir. George E. erenler. White. ÇalıĢmanın alanı olan GümüĢhacıköy ve çevresinin genel özellikleri yukarda anlatıldığı gibidir. Fakat kentleĢme ve köylerin yoğun göç vermesi sonucu. gayr-i Müslim nüfus. gerçekler yol içinde kutsal kiĢiler olarak kabul edilmiĢtir. burada Ermeni ve Rumlar yüzyıllar boyunca barıĢ içinde bir arada yaĢamıĢlardır. 83 84 a.000 civarında olan Merzifon nüfusunun. gelenek çok hızlı bir biçimde değiĢmiĢ. YerleĢik köylü kültürü hâkimdir.83 Osmanlı döneminde ilçenin etnik ve kültürel yönlerden oldukça zengin bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. 13. Yukarıdaki köylerin hepsi tarım ve hayvancılıkla uğraĢmaktadır. Bilindiği üzere Çepniler. Çetmi ve YemiĢen köyü ile sıkı iliĢkiler içinde bulunmuĢtur. Faruk Sümer'in metodu ile yukarıda saydığımız köy adlarını inceleyecek olursak Çetmi Köyü'nün isminin Çepni Boyuna. Ġskit Türklerinin diğer adı olan Alan Türklerine bağlı olarak bu isimleri aldıkları söylenebilir. 5. Kırca Köylülerince çok sevilmiĢ. Çampınar köyünde büyümüĢ. Bu köylerin hepsinde IĢık Ruhan‟ın85 yaĢadığı dönemde cemler yapılmakta olup.380'i Müslüman. Cumhuriyet döneminde ise. 85.: Cem Tarık Yüksel) Enderun Kitabevi. tüm oymaklarıyla birlikte Anadolu'ya gelmiĢ ve Anadolu'nun bir Türk yurdu haline gelmesinde çok önemli rol oynamıĢlardır. Söz konusu gelenek kıĢın yapılan muhabbetlerle yakın zamanımıza kadar devam etmiĢtir. (çev. Oğuzları meydana getiren yirmi dört boydan biridir. Kuzalan köyünde hocalık yapmıĢ. 1995. Bu inançla ilgili bilgilerin öğrenildiği yer ise muhabbetler olmuĢtur.

Merzifon Diphacı köyü. Çorum. Söz konusu özellikler parantez içinde belirtilmiĢtir. Tunceli Mazgirt. GümüĢhacıköy. 1926. Çetmi Köyü. KAYNAK KĠġĠLER AĢağıda listesi verilen kiĢilerle video kamera veya teyp kaset kayıtları yapılmıĢtır. 1933. Daha sonra söz konusu kayıtlar metin haline getirilmiĢtir. Ġlkokul mezunu Çağlar ġaĢmaz. Deniz IĢık. Bani ġaĢmaz. 1929. 1965. Üniversite mezunu. 1930. (1935). dede.1. Güvenözü köyü. Üniversite mezunu Dilaver ġaĢmaz. (Yanyatan Ali DerviĢ). (DerviĢ Dertli Garip) GümüĢhacıköy. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). 1951. bazılarının iki tip kaydı da vardır. Celal Bat. (ÇağdaĢ DerviĢ) GümüĢhacıköy. (IĢık Ruhan‟ın torunu). Ali Belli. Kırca Köyü. (AĢık Ali Cemal. Ġlkokul. Okuryazar değil. GümüĢhacıköy. dünürü) . liste aĢağıdadır. Dede. 1979. 1935. Kaynak kiĢi listemiz hem derleme yaptığımız hem de derinlemesine görüĢme yaptığımız kiĢilerden oluĢmaktadır. Ġlkokul mezunu Ali Ġhsan AktaĢ. Osmancık.3. Çetmi Köyü. (DerviĢ Zefil Ali) GümüĢhacıköy. GümüĢhacıköy. Ġlkokul mezunu. Çetmi köyü. Korkut Köyü. Ad ve soyada göre alfabetik sıralama yapılmıĢ olup.1. Ġlkokul Cuma Zeytünlü. 1941. YemiĢen. Kırca Köyü. Dertli Cemo). Ġlkokul. Bunun dıĢında özellik belirtilmeyenler derviĢ seveni veya aile iliĢkileri gereği derviĢleri tanımıĢ kaynak kiĢilerdir. 1974. derviĢ ailesi mensubu olanlar belirtilmiĢtir. Üniversite mezunu Ali Zeytünlü. (AĢık) Hamamözü. (1930). 1943. ÇalıĢma içinde de görüĢme yapıldığı konusunda ismi zikredilecek olan kiĢiler bu kaynak kiĢilerdir. aĢık. Ġlkokul mezunu Bani Kurban. Aralarında derviĢ. ARAġTIRMADA KULLANILAN KAYNAKLAR 1. Ali Osman IĢık. Okuryazar değil. Seciyen Köyü. Çetmi köyü. Abdullah Balcı. (Kadın derviĢ ve IĢık Ruhan‟ın GümüĢhacıköy. (Sefil Kurban‟ın EĢi) GümüĢhacıköy.3. Ġlkokul mezunu Ali Cemal.

Kırca Köyü. Çetmi köyü. Ġmirler. Kırca Köyü. Çetmi köyü. 1955. Lise. 1953. 1929. GümüĢhacıköy. Lise mezunu Gülsüm IĢık. (Dertli Garip derviĢin oğlu)GümüĢhacıköy. Seciyen Köyü. 1980.DerviĢ Ruhan). (Dede) Amasya. (IĢık Ruhan. 1926. 1958. Okuryazar değil Mahmut Ciddi. Üniversite Hüseyin Kaya. Ġlkokul mezunu Fuzuli IĢık. Okuryazar değil. GümüĢhacıköy. 1962. 1958. (AĢık-Vekil Dede). Hasan Kurban. 1958. (AĢık Kara Hüseyin) GümüĢhacıköy. 1941. Kırca Köyü. (ÇağdaĢ derviĢ) GümüĢhacıköy. Osmancık. (AĢık)GümüĢhacıköy. Muammer Badem. Ortaokul Halime ġahin. GümüĢhacıköy. Lise mezunu Fadime Kaya. Çetmi köyü. Ġlkokul mezunu Hüseyin Zeytünlü. 19281995 Mehmet Kaplan. GümüĢhacıköy. 1930. Ġlkokul mezunu Haydar Kul. Evren Uyar. (Efendi) Ankara. 1960. Muharrem Zeytünlü. Çetmi köyü. 1941. Ġlkokul mezunu. Kuzalan Köyü. 1936. Ortaokul mezunu. ilkokul. Kırca Köyü. Kırca Köyü. Korkut. Ġlkokul mezunu Hatice Kaya. (Öğretmen) GümüĢhacıköy. 1960. Üniversite mezunu. (IĢık Ruhan‟ın gelini). Hasan Uyar. . Ġlkokul mezunu Hüseyin AktaĢ. 1930. GümüĢhacıköy. 1954. DerviĢ) GümüĢhacıköy. 1960. 1963. Sarayözü Köyü. Ġmirler Köyü. Ġlkokul mezunu. Hamdi Gürbüz. Ġlkokul mezunu Kerziban Zeytünlü. GümüĢhacıköy. Ankara. Mehmet Ali IĢık. Hatice ġaĢmaz. Kırca köyü. Kuzalan Köyü. Ġlkokul mezunu. (Sefil Kurban / DerviĢ) Çetmi Köyü GümüĢhacıköy. Ġlkokul mezunu. 1965. Ġlkokul mezunu Haydar Zeytünlü. (Dede kızı. 1941. (IĢık Ruhan‟ın oğlu).Ergun Ulusoy. Kırca Köyü.

GümüĢhacıköy. Çetmi köyü. Ġmirler Köyü. Ġlkokul. Ġlkokul mezunu Necati Kaya. (IĢık Ruhan‟ın gelini). Ġlkokul mezunu Sadiye IĢık. 1941. YaĢar Aksoy. Üniversite Veli Balcı. 1933. GümüĢhacıköy. Ġlkokul. Sakine Bat. Sanat okulu mezunu. GümüĢhacıköy. (AĢık ġekip ġahadoğru) Çorum. 1966. Kırca Köyü. Ġlkokul Mezunu ġekip ġahadoğru. Ġlkokul mezunu Tayyar ġaĢmaz. (Kul DerviĢ) GümüĢhacıköy. GümüĢhacıköy. 1942. 1970. Zeynel Kaya. YemiĢen. Ġlkokul mezunu . Ġlkokul mezunu Süveyda IĢık. Kırca Köyü. 1965. 1926. Ġlkokul mezunu. Çetmi köyü. Urfa-Kısas. YemiĢen köyü. (Baba) GümüĢhacıköy. Ġlkokul mezunu Pınar Uyar. Sebahat Yılan. Lise mezunu Sadık Ersoy. (IĢık Ruhan‟ın dünürü) GümüĢhacıköy. 1955. Okuryazar değil. 1953. 1938. 1935. GümüĢhacıköy. (IĢık Ruhan‟ın eĢi) Osmancık. Çorum. 1923. (AĢık Kör Veli). 1958. Ġlkokul Mezunu Mustafa Karatepe. 1960. 1928 Okuryazar değil. Kırca Köyü.Dertli Divani). Ortaköy. GümüĢhacıköy. GümüĢhacıköy. Korkut Köyü. GümüĢhacıköy. Sultan ġen. 1932. GümüĢhacıköy. YemiĢen Köyü. Lise mezunu Veli Aykut. (AĢık) Hamamözü. Korkut Köyü. 1943. Kırca Köyü. GümüĢhacıköy. 1976. Merkez. tahsili yok. (Vekil Dede/AĢık. Veli Balcı. Çorum. 1926. Nevriye Kaya. Çetmi köyü. Okur yazar değil Süleyman ġaĢmaz.Mustafa Karabacak (Baba). 1930. Üniversite mezunu Türkan ġahadoğru. Seciyen. (AĢık-Dede) GümüĢhacıköy.

1. Söz konusu yazılı kaynaklardan doğrudan yararlanılanlar (alıntı yapılan veya referans olarak sunulanlar) çalıĢmanın sonunda bulunan kaynakçada belirtilmiĢtir. 1. Bu deftere çalıĢmamız içinde. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı Ģiir defteri. Bunlar „DerviĢ Ruhan‟ın defterleri‟ baĢlığı altında aĢağıda aktarılmıĢtır. Necef ve Kerbela 2. DerviĢ Ruhan‟ın bıraktığı her yazılı metin çalıĢma içinde değerlendirilmiĢtir.1. Defterin giriĢinde içindekiler kısmı vardır. 3. Bunun yanında Küfe. Alevi BektaĢi DerviĢliği üzerine. Bunlar. ÇalıĢmamızda biz bu eserleri dikkatli bir Ģekilde değerlendirdik ve bu metinlerin özellikle dedelerin tarikat anlatılarını oluĢturduğu ana metinler olduğu tespit edildi.3. 79. YAZILI KAYNAK ESERLER 1. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. 8 sayfadan ibaret olup içinde 2 adet Ģiir vardır. 54 Tanesi DerviĢ Ruhan tarafından yazılı hale getirilmiĢ olup diğerleri baĢkalarınca yazıya geçirilmiĢtir. Bu sebeple yararlanılan kaynakların burada zikredilmesine gerek duyulmamıĢtır. 86 Ocak. Kerbela ve Matem.86 Bunun yanında özellikle Muharrem aylarında okunan kitaplar vardır. Defteri denmiĢtir DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı not ve Ģiir defteri. DerviĢ Ruhan’ın 2.2. Kumru ve özellikle dedelerde bulunan Ġmam Cafer Sadık Buyruğudur. 17 sayfadan ibaret olup içinde 8 adet Ģiir vardır.3. DerviĢlerin bu anlamıyla yazılı kültüre daha uzak olduklarını ve derviĢlerin daha çok “gerçek kelamı” olarak kabul edilen deyiĢlerin çözümlenmesi ve yorumlanması ile ilgilendikleri gözlenmiĢtir. Bununla birlikte derviĢler tarafından yazmak da doğru bir davranıĢ olarak düĢünülmemiĢ. Tam Hüsniye. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği ile doğrudan iliĢkili olan yazılı bir eser bulmak çok zordur. okuma yazmanın bile pek bilinmediği. kitap ve makaleler. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın kendine ait defterleri. ġiirlerin hepsi DerviĢ Ruhan‟a aittir. Defteri denmiĢtir.2.2. Bunların yanında çalıĢmanın baĢladığı zamandan bu zamana ciddi bir literatür taraması yapılmıĢtır. Ġçindekiler kısmı Ģiirlerin ilk mısralarının sıra ile yazılması ile oluĢturulmuĢtur.3.2. 154 sayfadan ibaret olup içinde 102 adet Ģiir vardır. güçlü bir Ģifahi din geleneğinin hüküm sürdüğü konar-göçer bir toplumda böyle teolojik kaynakların kaleme alınabileceğini varsaymak imkânsıza yakın derecede zor göründüğünü belirtir. Bu konuda Ahmet YaĢar Ocak Alevi BektaĢi geleneği ile ilgili kaynakların belki hiç bir zaman olmadığını belirterek. Bunun yanında Ali Osman IĢık‟ın ve Deniz IĢık‟ın el yazıları ile yazılmıĢ vasiyeti ve tamamlanmamıĢ birkaç mısralık Ģiir parçaları vardır. Bunun dıĢında yazılı kaynak olarak. Çünkü söz konusu gelenek günümüze kadar Ģifai bir Ģekilde gelmiĢtir. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı küçük Ģiir defteri. DerviĢ Ruhan’ın 1.1. .

Bu sebepten dolayıdır ki bire bir görüĢme ve katılımlı gözlem sonuçları ile bilgilerin derlenmesi yapılmıĢ. Yemişen Köyünde. GörüĢmeler söz konusu geleneğin gündelik hayat içinde nasıl anlaĢıldığının ve teolojik bazı kabullerin nasıl anlamlandırıldığının izlerini sunmuĢtur. DerviĢ Ruhan’ın Notları denmiĢtir DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın Ģiirlerinin notaya alınmıĢ halleri. Bunun sebebi ise kaynak kiĢilerle yapılan görüĢmelerin hepsinin görüĢme formuna dökülecek bir yapıda olamaması sebebiyledir.08. 1.hakkında notlar vardır. Bu notaya alınmıĢ sayfalara DerviĢ Ruhan’ın Besteleri denmiĢtir. Bu sıralama sonucunda otuz adet görüĢme olduğu ortaya çıkmıĢtır. Fakat kaynak kiĢilerin hepsi görüĢme listesinde yer almamıĢtır. Geleneğin yazılı olan metinleri “gerçek kelamı” olarak kabul edilen deyiĢlerdir.2. Kayıt. Görüşme” diye isim ve görüĢme numarası verilerek görüĢme listesine referans verilmiĢtir. toplam 7 sayfa olup. geleneğin Ģifai bir biçimde aktarılmıĢ olmasıdır. Bunlar da aslında sözlü gelenek ürünleri olup. Video kaset kaydıdır. Bu kiĢilerle muhabbet ortamlarında bilgi alıĢ veriĢi yapılmıĢtır.Zakir). Sözlü gelenek içinde kendini var eden gelenek çok farklı ifade edilse bile derviĢlik . Örnek olarak. 1933 Doğumlu. Bu ise katılımlı gözlemden elde edilen bilgiler olarak kabul edilmiĢtir.Hamamözü –Yemişen Köyü. Ġkinci kez ve daha sonra zikredildiğinde ise görüĢülen kiĢinin ismi ve görüĢme numarası zikredilmiĢtir.3. GörüĢme listesindeki kiĢiler aynı zamanda kaynak kiĢilerdir. Buradan onun buraları gezdiği ve nelerle ilgilendiği anlaĢılmaktadır. 6 adet ayrı beste söz konusudur. çalıĢma boyunca sözlü bir gelenek içinde analizler yapıldığı gözden kaçırılmamıĢtır. Abdullah Balcı ile yapılan görüĢmeden bir alıntı yapılacak olursa ve görüĢme ilk kez zikrediliyorsa ilgili dipnotta. GörüĢmeler çalıĢmamızda ilk kez zikredildiğinde aĢağıdaki listedeki tam künyesi ile birlikte verilmiĢtir. ÇalıĢma esnasında derlenmiĢ sözlü gelenek metinleri Bu bölümde anacağımız metinler video kaset kayıtları ve derinlemesine görüĢme kayıtlarının çözümlenmesi sonucu oluĢan metinlerdir. “Abdullah Balcı. İlkokul mezunu. Bu bestelerin.3. 16. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine çalıĢma yapmanın en güç tarafı. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı 4 sayfa Arapça öğrenimi ile ilgili notlar ve bir Ģiir. kimin tarafından notaya alındığı belli değildir.2006 tarihinde yapılmıştır.” ġeklinde geçecektir. 1. DerviĢ Ruhan’ın 3. Defteri denmiĢtir 4. Amasya . Söz konusu metinler çalıĢma esnasında yoğunlukla kullanılan metinler olmuĢtur. Otuz görüĢme olarak belirttiğimiz görüĢme ve derlemeler KiĢilerin ad ve soyadları dikkate alınarak sıralanmıĢtır. zaman zaman kayıt altına alınmıĢtır. Veli Balcı‟nın evinde. Eklerdeki Görüşme Listesinde 1. „Yol bir sürek bindir” sözü Alevi BektaĢi geleneğinde önemli bir kabuldür. 5. Aynı görüĢme bir kez daha zikredildiğinde “Abdullah Balcı. diğer defterlerin içinde not olarak bulunmuĢ ve tarafımızdan birleĢtirilmiĢtir. Listede ise söz konusu kaydın detayı verilmiĢtir. Görüşme. (Aşık.

Onun özelinde detaylanacak olan konu. geniĢ bir üst baĢlık olan derviĢin anlamı ve olası tarihi kökenleri adı altındaki ikinci bölümle de incelenmeye devam edilmiĢtir. üst bir baĢlık olarak derviĢ ve genel olarak derviĢlik geleneğinin anlatılması bir gereklilik olmuĢtur. yukarıda bahsettiğimiz metotların yol göstermesi ile incelenmiĢtir. Yöntemle belirlenen inceleme prensipleri ve onun iĢaret ettiği araĢtırma evreni.yolunda aynı hedefe odaklanmıĢlardır. . ÇalıĢmamız boyunca da bu yol „DerviĢ Ruhan süreği‟ üzerinden takip edilecektir. Genelden özele doğru giderken nasıl değerlendirileceğinin anlatıldığı yöntemden sonra.

bu kavramlara açıklık getirmek gerekmektedir91. DerviĢ. Diğer bir görüĢe göre "asılmak" anlamındaki der-âvîhten mastarının Ģimdiki zaman kökü olan der-âviz kelimesinden elde edilmiĢtir.g. zamanla daha farklı ve daha geniĢ bir muhteva kazanmıĢtır90. sûfiyi ve tasavvufu ifade etmek üzere Arapçadaki fakîr ve fakr kelimelerinin yerine kullanılmıĢtır. bu farklı anlamlar da sembolik ve çok anlamlı kullanımları kolaylaĢtırmaktadır. Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Ġstanbul. 91 Ay. a. 90 a. derviĢ kelimesi Fars kökenlidir ve Ġslam dünyasında içsel bir zenginliği olan. Ġslam içinde zahit olanı ve zühdü. DerviĢ kelimesinin Farsçada hangi kökten geldiği kesin olarak bilinmediğinden bu konuda birçok görüĢ ileri sürülmüĢtür.g. DerviĢ.m. Buna göre sufi daha çok entelektüel ve yaratıcı hayat gücüyle öne çıkarken.m. 103. kelimenin aslı. 2001. 1994. DERVĠġ KELĠMESĠNĠN ETĠMOLOJĠK KÖKENĠ VE YAYGIN ANLAMLARI DerviĢ kelimesi Farsça bir kelime olmakla birlikte Ġslam toplumlarının dillerine girmiĢtir. 6–7.e. Aslında dilin yapısı gereği birbiriyle uzak ve yakın iliĢkisi olan anlamlar zaman zaman tercih edilerek kullanılmaktadır. Bununla birlikte tekkelerde bulunan esma yolunu benimseyen. DerviĢân kelimesi de derviĢ kelimesinin çoğuludur. Kabalcı Yayınları. "aramak ve dilenmek" anlamındaki der-yûzîden mastarının Ģimdiki zaman kökü olan der-yûz‟dür.. Bir görüĢe göre kelime "kapı önü" anlamına gelen der-pîş‟ ten gelmiĢtir. kapıların önlerinde göründükleri için dilencileri tanımlamaktadır. BaĢka bir görüĢe göre ise. orta Farsçada (Pehlevîce‟de) driyôş. Ġslam‟da Arapça egemen bir dil olmasına karĢın. derviĢin heyecan ve eylem yönüyle kendini gösterdiği söylenebilir. esas itibariyle "fakir. “DerviĢ Maddesi”. . IX. kapıları tuttukları için dilencilere derviĢ denilmiĢtir. bu kelimeyi "inci gibi" anlamına gelen dür-vîş Ģeklinde telafuz etmeyi tercih etmiĢlerdir. Kelime Eski Farsçada (Avesta‟da) “drigôş. sufi ve abdal tabirlerinin çoğunlukla birbirlerinin yerine kullanıldığı için. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. Tahsin Yazıcı. fakr içinde bulunanı tanımlamak için kullanılmaktadır.1. dolayısıyla. Kapılara asıldıkları ve (âvîzede ez-der).89 Ancak dilencilikle ilgili olan yukarıdaki mânâları sûfîlere yakıĢtırmak istemeyen tasavvufçular. Ġstanbul. Aslında bu tanımlama.2. BÖLÜM: DERVĠġĠN ANLAMI VE TARĠHSEL KÖKENĠ 2. 188189 89 a. DERVĠġ KAVRAMI VE ANLAMSAL ĠÇERĠĞĠ 2. DerviĢ kelimesi aslında Ġslam içinde içselliğe doğru yönelmiĢ olanın en belirleyici ismi olmuĢtur. ibadet ve riyazetle meĢgul olan zahit türü 87 88 Süleyman Uludağ.g. DerviĢ ve derviĢe kelimeleri.1. zikir. yoksul ve dilenci" anlamlarına gelir87 fakat geniĢ bir coğrafyada uzun süre kullanılması sebebiyle değiĢik manalar kazanmıĢtır. yeni Farsça'da derviş Ģeklinde kullanılmıĢtır88. deryôş ve drigu”.1.

1998.100 Bu konuda Dilaver Cebeci Ģöyle bir belirleme yapar. yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ kimse olarak tanımlanabilir93. Türkçe Sözlük. Ġstanbul.94 Bir BektaĢi DerviĢi (Babagan Koluna bağlı olan) ikrar vererek yola girer95. her türlü anlamı içerir Ģekilde üç farklı biçimde yapılabilir. alçakgönüllü ve her Ģeyi hoĢ gören kimse. 123. 1999. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. pir. XVIII-15.e.101 Yoksullukla kurulan bu bağlantı derviĢliğin Batıni tarafına vurgu yaparak 92 93 a. bir tarikata girmiĢ. a. 1927. sufi gibi değiĢik isimler alabilirler ve farklı tarikatlara mensup olan derviĢlerin birbirine benzemesi beklenmemelidir. 1987. 54. Ġkinci olarak tanımlanabilecek olan alçakgönüllü ve hoĢ görüyü benimsemiĢ derviĢler ise daha çok tarikat içinde değil de halk içinde bulunan derviĢlerdir. 567 94 Ay. Ġkinci olarak. (Haz. Atatürk Kültür. 98 Brown. Tarikata girmiĢ kiĢi olarak belirtebileceğimiz ilk gruptaki derviĢler. a.e. The darvishes or.g. hacı. Bektaşiler. “Dini Karizmatik Tipler Olarak Anadolu Velilerinin Türk Fütühatındaki Etkileri”.g. Bunların birincisi.: Z. Üçüncü grup derviĢ kelimesinin anlamına karĢılık gelenler ise yoksullukla iliĢkili bir biçimde derviĢliği tanımlayanların verdiği anlamdır. Bu derviĢlik Cabbar kulu tarafından sınıflandırılır ve derviĢliğin dokuz türü olduğu.A. buna karĢılık. 301. Allah'a giden yol. Bu gruba Gazi derviĢler97. sekiz mertebeden oluĢtuğu anlatılır96. 20. 99 Yaman.g. Abdal Mûsâ Velâyetnâmesi. Türk Tarih Kurumu Yayınları. 1. Ģeyh. Almqvist and Wiksell International. 1999. derviĢ tanımlaması. BektaĢi-KızılbaĢ Bölünmesi ve Neticeleri”.92 Yukarıdaki belirlemelerden hareket ederek. 97 Irene Melikof. 208. baba. derviĢler homojen bir yapıya sahip değildirler. Müslüman azizler98 diye tanımlanan kiĢiler girer.. Ankara. abdal. 96 Abdurrahman Güzel. Rose) Oxford University Press. 100 Gunnar Jarring. . Stockholm.g. London.e. a. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde. onun yasa ve törenlerine bağlı kimse. Aksal ve bĢk. Onlara göre fakr. (Edited with introduction and notes by H. 1998.. ) Ensar NeĢriyat. Baskı. 95 John Porter Brown. Anadolu ve Balkanlar'daki kolonizatör derviĢ ailelerinin kiĢisel isimlerinden baĢka "ahi. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Ankara Sayfa. 9. hoca. Bunların bir tarikatla iliĢkisi olabilir fakat asıl önemli tarafları halkın içinde bulunmalarıdır. dede. Dil ve Tarih Kurumu Türk Dil Kurumu Sözlüğü. gazi.: Iren Melikof ve bĢk.. "İlk sufiler „yoksulluk‟ demek olan fakr ile „Allah'a muhtaç olma‟ manasına gelen fakr'ı birleştirerek kendi meslekleri ve gayeleri haline getirmişlerdir. (Haz. Oriental spiritualism. “Alevi BektaĢiliğin Tarihi Kökenleri. derviĢ.) Kırıkkale. Bu verdiği ikrar ve girdiği yol üzerine kademeli olarak derviĢlik yolunda yürür. abdal. aĢk yolunu benimseyen Horasan mektebine mensup olanlara ise daha çok derviĢ veya abdal adlandırmasının kullanıldığını söylemek doğru bir tanımlama olacaktır.cilt. derviĢ" unvanlarının da kullanıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz99. alp eren anlamındadır. 27.kiĢiye sufi tabirinin daha uyduğunu. fakir (derviş) de bu yolun yolcusudur.e. Üçüncü olarak da. 101 Dilaver Cebeci. Dervish and qalandar.

104 DerviĢlik içinde.. DerviĢlik bu belirlemelerin yanı sıra mistik deneyimi hayatına geçirme anlamında.10-11. DerviĢ kelime olarak Farsça olmasına rağmen bütün Ġslam dünyasında kullanılmıĢ bir kelimedir. DerviĢ kelimesi.İnsan Tanrıya bağlıdır bu anlamda hareketlerinde özgür değildir. a. Özellikle Ģeyhlik makamında olanlar arasında. AĢk ateĢine tutulan derviĢ.g. Farklı bakıĢ açıları içinden derviĢ kavramı ve onun üzerine oluĢturulan yaygın anlamlar ortaya konularak aslında farklılıklar içindeki bütünlüğe iĢaret edilmek istenmiĢtir. a. maĢukuna ulaĢamama endiĢesine kapılarak veya onun hoĢnutluğunu kaybetme ihtimali karĢısında sürekli bir keder içinde olmuĢlardır. Havas‟ın Derinlikleri. kendi öz değerlerine güvenmeyi ve kendine hizmeti gerektirir. zorluk ve keyifleri vardır. iki farklı insan tipinden birine karĢılık gelir. yamalı ve kirli elbiselerle miskin bir hal sergilemiĢlerdir102.Birlik için derin düşünür ve Tanrıda ölmeye çalışır. baskın kiĢilikli ve otoriter tabiatlı simalara rastlanır.Brown derviĢlerin genel düĢüncesini maddeler halinde Ģöyle özetlemiĢtir. Çoğunlukla yarı çıplak. Kelime taĢıdığı ilk anlamı süreç içinde aĢarak Ġslam mistiklerini tanımlayan ve düĢüncenin aksiyon yönüne daha çok vurgu yapan bir anlama doğru evrilmiĢtir. hem baĢkaldırma hem de tevekkül içinde olma olarak iki ana sınıflama yapmak mümkündür. Bu insan tiplerini bütünselci. Özellikle alt toplumsal kesimden olan derviĢler arasında miskinlik.e. yırtık. 6.P. DerviĢin Yolu. bedenden ayrılınca da var olacaktır. Bu anlamıyla yukarıdaki kavramlaĢtırmalara göre sufi tabiatlı olanlar derviĢinde tevekkül içinde olanı iken. . hal ve hareketleriyle kendilerini belli etmiĢlerdir. Dünyevi alana karĢı umursamaz bir tavır içerisinde olan derviĢler. diğerlerine hizmet yoludur.Dinler birbirine özde benzer fakat uygulamalar farklıdır. Ġkisinin de kendine göre tehlike.g. 9. tevekkül ve teslimiyet.e. 5. oldukça heybetli.Bütün görünen ve görünmeyen şeyler ondan zuhur etmiştir. derviĢler ve onların toplumla temasları 102 103 AY.Ruh bedenden önce var olmuştur. 10. Bu bağlamda J.İyi ve kötü arasında önemli bir fark yoktur bunların hepsi birliği gerektiren unsurlardır. a. Ġstanbul. 7. DerviĢler kurumsal bir yapının içinde ise daha uyumlu. bazen durgun ve sessiz. Bunun yanında züht ve takva yolunu benimseyen sufilerde daha çok bir vakar ve ciddiyet söz konusudur103.maddi olan varlığın Allah‟a giden yolda değer kaybetmesi ve kıymetsizleĢmesi anlamına gelmektedir. halk ile birlikte ise daha özgürlükçü bir görünümde olabilir. yaygın bir özelliktir. 23-24. Bu anlamıyla “DerviĢin Yolu” ve “SavaĢçının Yolu” birbirine bazı zıtlıklar gösterir. 180. baĢkaldırıcı bir görünüm içindedirler. 104 Bülent Kısa.Zuhur eden Tanrının izidir105. DerviĢler genellikle mizaç. Ve bu insan tiplerinin ait oldukları öğretilerine de yol diyebiliriz.. DerviĢler aynı zamanda harap ve gözü yaĢlı kimseler olarak da dikkat çekmiĢlerdir. 2005. Hermes Yayınları.g. 4. heterodoks karakter gösteren derviĢler daha çok özgürlükçü. Halk içindeki derviĢler.Sadece Tanrı vardır. 2.e. bazen de taĢkın bir hal almıĢlardır. isyancı insan tipleri diyerek kabalaĢtırabiliriz.Bütün din ve öğretiler birlik içindedir. 8İnsan Tanrı ile arınır ve sadece kaderini yaşar. Dervişlerin doktrini: 1. uyumlu ve bireyci. 3. SavaĢçının Yolu baĢkaldırmayı. 105 Brown.

e. Peygamberi görmeden onu derin bir muhabbetle sevmesi bir örnek kiĢilik sergilemesi sebebiyle. Bu manada bilinen en yaygın derviĢ tanımı da. 107 .g.e. Muhammed'in yakın dostlarından olan. ilk derviĢ diye kabul edildiği belirtilir107. Uludağ. Bunlardan birincisi Ġmam Ali ikincisi ise Halife Ebubekir‟dir. 366.1240) gibi mutasavvıflar sayesinde olmuĢtur.1. Bu açıklama ve yönlendirme. Muhammed'den sonra ve 10. DerviĢler tarih içinde. DerviĢlerin düĢünce biçimi ve dünya görüĢü olarak yukarda maddeleĢtirilmiĢ olan görüĢ. yüzyıldan itibaren görülen sistematik tasavvuf hareketine has olan derviĢlikle. buna paralel olarak çok çeĢitli tarikatlar ortaya çıkmıĢtır. Hz.859) gibi öncülerle zamanla sistemleĢmiĢtir. Tasavvuf hareketi. Ġslam‟ın tasavvufi yorumu denilen yaĢama biçimi organize bir bütünlüğe ulaĢmıĢ. ĠSLAM’IN DERVĠġ ANLAYIġI Ġslam‟ın klasik yorumlarını aĢan ve daha Batıni bir karakter arz eden yapılar genel anlamda sufilik olarak tanımlanmıĢ ve bu yolda ilerleyenler de derviĢ veya sufi olarak adlandırılmıĢtır. Bunların yanında Ġslâm dünyasında efsanevî bir kimlik olarak duran Veysel Karânî'nin "sâde bir derviĢ" olarak kabul edilmesi örneklenir. 2.. a. Ġslamiyet‟in ortaya çıkıĢından beĢ asır sonra. “Ashab-ı Suffe" denilen ilim topluluğu var olmuĢ ve bunlar çok fakir sahabelerden meydana gelmiĢse de. Aslında Ġslâm'ın doğuĢunda ve ilk yayılma dönemlerinde derviĢliğin sistemleĢmiĢ Ģekli bulunmamaktadır. bu topluluk arasında herhangi bir benzerlik bulmak mümkün değildir. derviĢleri geniĢ bir perspektiften anlama olanağı vermekle birlikte onların üzerine üretilen anlamlarında anlaĢılmasını kolaylaĢtırmaktadır.sonucunda. 106 a. Batıni yorumu da kurumsal bir kanaldan iletmeyi bir zorunluluk haline getirmiĢtir. genelde din uleması ile çatıĢmıĢtır106. bu kurumlara giriĢi kabul edilen. Özellikle tarikatlar iki halifeyi önemli tasavvuf mürĢitleri olarak görmüĢlerdir. en alt düzeydeki tarikat üyesinin rütbesinin karĢılığı olarak söylenen derviĢ kavramlaĢtırmasıdır.g. bir kurum karakteri kazanması ise Cüneyd-i Bağdâdî (ö.910) ve Muhyiddin Arabî (ö. kurumsal olarak tekkelerin kurulmasını sağlamakla kalmayıp. müritlerin bir Ģeyh'e bağlanması için halk üzerinde manevi bir baskı yaratmıĢ ve tekkeleri yöneten Ģeyhlerin olmasını sağlamıĢtır. Bayezid-i Bestâmî. 369.728). çok farklı anlamlara veya anlamlandırmalara maruz kalmıĢtır. Hasan-ı Basri (ö.. Hz.2. “zühd” hareketini sistemleĢtirirken "ġeyhi olmayanın Ģeyhi Ģeytandır" diyerek. DerviĢler sabit kurallara uymak yerine Ġslam‟ın daha içsel veya batıni yorumlarını tercih etmiĢlerdir. Hz. Ġslam dünyası en kuvvetli ve farklılıkları kapsayıcı durumda iken. Bayezid-i Bestâmî (ö.

usûl. Ġslamî bilgi ve yaĢama yollarının her çeĢidine girerek.. 188-189.g. tek bir yönle yetindikleri. tefsir. kelamcılar tarafından kabul edilebilir hale getirildiğini söylemek mümkündür. ibret olsun diye anlatan ayeti delil göstererek. ciddi sıkıntılara ve kayıplara sebep olmuĢtur. Müslümanlar için orta yolda bir örnek oluĢturmuĢtur. onu üzerlerine biz farz etmedik.”109 Zaten Gazali‟nin belirttiği bu. basit bir cehalet ve bilgisizlikle küfür ve zulümden oluĢan birer kurum haline geldiklerini söylemiĢtir. çoğunlukla birbirlerinin aleyhinde olmaları. 366 Tahsin Yazıcı. bir bakıma. Ġslam aslında kalp fethini bu sufiler ve derviĢler vasıtasıyla yapmıĢtır.e. yani sadece akıl veya ilhama bağlandıkları için eleĢtirirken. tasavvufçu ikilemi. a. 57/27" Ġslam uleması söz konusu ayetin bu sapkınlığa iĢaret ettiğini delil getirerek Ġslam‟ın Batıni yorumuna karĢı ciddi tepkiler ve yasaklamalar yapmıĢlardır. . bazı devirlerde uyumlu bir beraberlik görülmesine rağmen. onların çoğunun dalâlete.. baĢından geçenleri "el-Munkızu mine'd-Dalâl"de özetledikten sonra Ģöyle der: "Kesin olarak şunu bildim: Allah yoluna koyulanlar yalnızca sufîlerdir. Ġslam‟ın ehli sünnet yorumunca Huccetü'l-Ġslâm lâkabıyla Ġslâm tarihine geçen Ġmam el-Gazzâlî. Onlardan birçoğu ise (doğru yoldan) çıkanlardı. Ġslâm âleminde tarih boyunca devam ederek gelmiĢ. Ġslâm'ın vasat yolunu bu yola soktukları için suçlanmıĢlardır. Gazali. Ahlâkları en temiz ahlâktır. hulûl" gibi Ġslâmi olmayan tezleri öne sürdüğü iddiaları ile. Biz de içlerinden (gerçek) iman edenlere mükâfatlarını verdik.” ElHalid. Kur'ân-ı Kerim'deki: ". kelamcılarla sûfileri. 108 109 Ay.. fıkıh. Hatta Ġbn Teymiye. Onların (yeni bir âdet olmak üzere) ihdas ettikleri ruhbanlığa (gelince). yüzlerce tarikat kolu meydana gelmiĢtir. Ġslâm'ın hayata geçirilmesinde aĢırılıklara düĢtüğü ve "ittihat. en güzel yaşayıştır.DerviĢler ve tasavvufçular klasik Ġslam tarafından zaman zaman çok ciddi eleĢtirilmiĢtir. “DerviĢ Maddesi”. Bu manada Ġslam alimlerinin büyük bir kısmı. Fakat buna hakkıyla riayet de etmediler. halk arasında hızla yayılmıĢ. Yukarıdaki Ģekilde ifade edilen ve Hıristiyanların ruhbanlığını. tarikat ehline karĢı çok sert eleĢtiriler yapılmıĢtır. Bunların fakir geniĢ halk kütleleri tarafından benimsenmesinin yanında. Yolları en doğru yoldur.. Gazali önceleri Ġslâmî ilimleri öğrenmekle iĢe baĢlamıĢ. Ancak (onlar bunu sırf) Allah'ın rızasını aramak için yaptılar. sultan ve vezirlerin bağlı olduğu tarikatlar da çıkmıĢtır. yüksek tabaka mensuplarının. Bu kelamcı. Tasavvufun onun sayesinde yasallaĢtığını. hadis gibi ilimleri öğrendikten sonra kelâm ve felsefeyle ilgilenmiĢ.108 Tarikatlardaki öğreti aracılığıyla "ilm-i ledün" adı altında Hıristiyanlıktaki keĢiĢliği ve ruhbaniyeti Ġslâm'a soktukları da belirtilmiĢtir. "Ġslâm'ı en güzel biçimde yaĢama Ģekli". Onların yaşayışları. Batıni ve Zâhirî ilimleri incelemiĢ ve en sonunda bütün öğrendiklerini sentezleyerek tasavvufa girmiĢtir.. tasavvuf ehli. nefislerine düĢtüklerini.

Bunlar halktan biri gibi görünmeyi tercih ettiklerinden kendilerini halktan farklı gösteren davranıĢlara. Ġkinci grup olan Bâyezîd-i Bistâmî ve Hamdûn el-Kassâr gibi ünlülerin önderlik ettikleri Horasan'daki harekete ise "melâmet". mensuplarına da "melâmî" veya "melâmetî" adı verilmiĢtir. Ġstanbul 2005. Bu özellikler. Bu dönemde derviĢlik birinci anlamıyla yoksulluk ve gönül zenginliğini. rıza diye makamlar bulunur. BaĢlangıçta fakir gibi derviĢ kelimesi de hem yoksul kiĢi. diğerinin merkezi ise Horasan'dır. Ģevk. muhabbet. ikinci anlamıyla fâni olmayı ifade etmiĢtir. Ġslam tarikatlarında ortak bazı özellikler vardır bunlardan bazılarını Ģöyle belirtebiliriz: çoğunluğunda zikir önemlidir. mürit. fakr. Bedevî. BektaĢilik halk içinde bir yoldur. vasıl diye aĢamalar vardır. zühd. Bu husus. Tarikatların kurumsal hüviyetleri ön plana çıkınca halk ile temasları da zayıflamıĢtır. erkân. Zaten bu ekoller daha sonra Anadolu'da da baĢka bir tarzda kendisini göstermiĢ ve Ġslam‟ın yayılmasında bu derviĢlerin büyük etkisi olmuĢtur. 111 Gunnar Jarring. zamanla tarikattaki derviĢler ile halkın arasının ve dilinin açılmasına yol açmıĢtır. bekâ. Serî es-Sakatî ve Cüneyd-i Bağdadî gibi ünlülerin önderlik ettikleri Irak'taki harekete "tasavvuf". Sistemde talip. Desukî. Dokuzuncu yüzyılda manevî ve ruhanî hayata yönelen Müslümanlar arasında iki kuvvetli eğilim belirmiĢtir. Rıfaî. Hâris el-Muhâsibî. silsile ve örgütlülük çok önemlidir. mensuplarına da "sûfî" denilmiĢtir. yakîn. Tövbe. fenâ. Kapı Yayınları. BektaĢî. tevekkül. Parapsikoloji-Mistisizm-Okültizm. Bunlardan birinin merkezi Irak. ġâzilî. Yesevî. bu özellikleriyle toplumda farklı bir zümre olarak görünmüĢlerdir.111 Haydarî. kendilerince bilinen özel bir dile. müĢahede. Bayramî. Melâmî. Dervish and qalandar. Bunlar dindarlığın mânevî esaslarına hassasiyetle bağlı kalmakla beraber âdâb. Bunlar. Kalenderî. iki derviĢ 110 Ömür Ceylan. Murakabe. havf. Sûfiler her iki anlamdaki derviĢliğe büyük önem vermiĢlerdir. Ġstanbul. Rıfaî. recâ. 112 Cem Çobanlı-Alpaslan Salt. halvet. Bu tarikat derviĢleri halktan ayrı bir halde dergâhlarda yaĢarlar. Halvetî ve NakĢî isimli tarikatlara ehli sünnetçe "esma yolu tarikatlar" denir. 2001. Soyun devamı. Mevlevî derviĢlerinin tarikatlarına da yine ehli sünnetçe "müsemma yolu tarikatlar" denilir ki. Dharma Ansiklopedi.110 Bunlardan Kadirî. salik.EzoterizimTeozofi-Spiritüalizm-Neospiritüalizm. hırka ve semâ gibi mensuplarını teĢhir eden Ģeylere kesinlikle karĢı olmuĢlardır. hulûl. hırka gibi dıĢ görünüĢe ve semâya da önem vermiĢler. Bu sebepledir ki halk içindeki derviĢ kavramının anlamı ve ona yüklenen anlamlar Ortodoks Ġslam‟ın belirlediği anlamların dıĢında bir anlamlandırmaya karĢılık gelmektedir. Mutasavvıflarca birbirinden farklı tanımları yapılan sufilik. Halvetî. Celvetî. toplum içinde yaĢarlar. törenlere ve terminolojiye sahiptirler. üns. 18. Sa'dî.Ġslam tarihinde yer alan derviĢler on iki ana tarikatta toplanmıĢlardır bunlar: Kadirî. bunlar. sabr. NakĢî. ubudiyet gibi "haller" Ġslâm'ın ilk dönemlerinde görülmeyen ve kullanılmayan bu özel dilin anlatım yoludur. Böyle Buyurdu Sufi Tasavvuf ve Şerh Edebiyatı Araştırmaları. hem de zengin bile olsa her yönden Allah'a muhtaç olduğunun Ģuuruna sahip sûfî anlamında kullanılmıĢtır. . BektaĢî. Sürüden ayrılmamak hususunda derviĢler arasında bu örgütlülük önemli bir birlik ve beraberlik anlayıĢını geliĢtirmiĢtir. insanın akıl yoluyla eriĢemediği ilahi ve doğaüstü denilen hakikatleri metafizik bir seziyle ya da derin bir sezgiyle arama yolu olarak tanımlanabilmiĢtir112. Mevlevî. Dharma Yayınları.

Daha çocukken babasıyla düzenli bir Ģeklide derviĢlerin sohbetlerine katılan ünlü sûfî Ebû Said-i Ebül Hayr (ö. tesbih. Rifâi derviĢleri. Basım Ankara. gaybı bildiklerini iddia eden derviĢ zümreleri ortaya çıkmıĢtır113 DerviĢler pratikte halkların MüslümanlaĢmasında önemli roller üstlenmiĢlerdir. Sehliyye ve Hakîmiyye”115 gibi çeĢitli adlar altında toplanan derviĢ zümreleri birtakım farklılıklar göstermekle beraber.: M. Saltukname ile Hacı BektaĢ-ı Veli. Yesevî derviĢleri gibi. Ahmed Yesevî'ye bağlı derviĢler. M. Kassâriyye. nefsin arzularına hâkim olmaya. ġeyh. DerviĢlerin yazdığı tasavvufi halk Ģiirleri. cihat amacıyla yapılan gazalar. Esrârüt-Tevhid adlı eserinde derviĢliğin esaslarını ve âdâbını ortaya koymuĢtur. (Kâdirî derviĢleri.m . “Tayfüriyye. Türk Halk Edebiyatı El Kitabı. def çalarak ilâhiler okuyan. keĢkül. Muhâsibiyye. ibadet. Grafiker Yayınları. Ġslâm velilerine ait eserler. Ona göre derviĢlik. sırtlarında cübbe ve hırka kapı kapı dolaĢıp dilenen.). Ġslam dininin cihana yayılması ideali.915). "veli" veya "derviĢ-gazi" tipleri etrafında oluĢan örnekler olduğu kabul edilmektedir114. Bunun yanında bu insanların mistik tabiyatları düĢüncelerinin kabul edilmesinde daha etkili olmuĢtur. Eba Müslim-name. Türkler arasında Ġslâm'ın yayılmasında büyük gayret göstermiĢlerdir. 3. Tarikat ve tekke dönemindeki derviĢlerin kendilerine has bir hayat felsefeleri ve yaĢama tarzları vardır. derviĢ menkıbeleri.g. Tasavvuf örgütlenmeleri olan tarikatların ilk dönemlerde güçlü bir ruhî cazibesi olan irfan ve ahlâk sahibi Ģeyhler etrafında toplanan derviĢler mescitlerde. 250. Bilhassa geç dönemlerde ellerinde teber. konuĢma ve uyuma en aza indirilir. Ģeyhinin emrinden dıĢarı çıkmaz. 115 a. hem dıĢta (zâhir) iken. Bizim çalıĢmamızda da özellikle ikinci ekolden olan derviĢlerin halkın içindeki durumu ve konumlanıĢına özel bir ihtimam gösterilmiĢtir. Irak sûfilerinin derviĢliği hem içte (bâtın). Otman Baba. bir riyâzet ve müĢahede faaliyetiyle baĢlar. Bazı tarikatlarda (NakĢibendi) "rabıta" denilen hal vardır ki bu derviĢin devamlı Ģeyhini düĢünerek dünyadan soyutlanmasını sağlamaktadır. asa. Battal-name. Klasik manada derviĢ.g. Ġslamiyet öncesi Türk kültürü ve düĢüncesindeki "alp" tipinin yeni bağlamdaki Ģekli olan "gazi". Abdal Musa menakıbnameleri gibi eserler. Cüneydiyye. keramet gösterileri yapan. derviĢ için ana-babadan da ileridir. Sıkı bir perhize girilen bu dönemde yeme. Onikinci ve daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan Kâdiriyye. Kübreviyye. ölçülü ve disiplinli 113 114 a.) Bununla beraber tarikatların yaygın olduğu çağlarda bile belli bir tarikata bağlı olmayan derviĢ zümreleri de olabilmiĢtir. içme. tarikat silsilesine bağlı olup. medrese öğretilerine göre yüzyıllarca halkların ĠslâmlaĢmasında önemli rol oynamıĢtır. Öcal Oğuz ve bĢk. Çünkü aslında Ģeyh manevi doğumu gerçekleĢtirecek olan babadır. (Haz. 2005. Bu iki derviĢ tipi her dönemde varlığını sürdürmüĢtür. DaniĢmend-name. Rifâiyye. evlerde ve özellikle zaviyelerde mürĢitlerinin sohbetinden faydalanma fırsatını bulmuĢlardır. Bu tarikatlara giren müritler tarikat pîrine nispetle anılmıĢlardır. tasavvufun temel ilkelerinde birleĢmiĢlerdir. zikir ve tefekkür arttırılır. ġâzeliyye gibi tarikatlar da kendilerine has bir derviĢ tipi oluĢturmuĢlardır. Horasan Melâmîleri'nin derviĢliği sadece içte olan bir derviĢliktir.m. Öcal Oğuz.tipinin ortaya çıkmasına yol açmıĢtır.

Çile hırkasını giyen derviĢ. Herkese yardım eder. mescitler. ancak yoksulluğunu hiçbir zaman çıkar sağlamanın bir aracı olarak görmez. Allah'ın büyüklüğünü gösteren değiĢik Ģeyler görüp ibret almaktır. maddî âlemden ruhî âleme doğru yapılan mânevî bir seferden ibarettir. Akçağ Yayınları. bir kısmı ise sefere hiç ihtiyaç duymadıklarından bulundukları yeri terk etmemiĢlerdir. böylece mânevi olgunluğa ulaĢmaya çalıĢılır. 1997 117 Abdurrahman Güzel. Bazı derviĢler tasavvuf yoluna girdiklerinde. “Defineye malik viraneler” olarak da Virani tarafından tasvir edilenler de bunlardır. eli açıktır. dıĢ yüzlerinin çirkin görünmesi gerektiğine inanmıĢlardır. harabe ve viraneler. Seferin amacı çile çekmek. kendi kendine yeterli olandır. Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Genellikle kılık ve kıyafetlerine önem vermeyen derviĢlerin. Ankara.yaĢamaya.117 DerviĢler bu alanda kendi seyri sülüklerini anlatmıĢlar. DerviĢin muradına ermesi için sabırlı ve tahammüllü olması ise Ģarttır. Çünkü bu görünüĢ sebebiyle insanlar yaklaĢamamıĢ ve kiĢi kendini sırlamıĢ olmuĢlardır.: Abdülbaki Gölpınarlı)I. imarethâneler. Mesnevi. . Ankara. hatta mağaralar gezgin derviĢlerin konakladıkları ve geceledikleri yerler olmuĢtur. uğradığı haksızlıklara tahammül gösterir. Gündelik hayatında ise maddeye önem vermeyen. DerviĢler ve onların yazdıkları eserler birçok farklı disiplin tarafından çok farklı sınıflandırılarak incelenmiĢtir. zorluklara dayanmak mecburiyetindedir. istediği gibi hareket edemez. Zengin bile olsa. elbiseleri kirli. saç ve sakalları uzun ve bakımsızdır. bir lokma ile yetinir. Bazen de halkın tepkisini çeken bu tür görünümü. DerviĢlerin önemli bir kısmı dünyadan el etek çekmekle birlikte diğer insanlara göre makul olmayan hal ve durumlarda olabilmiĢlerdir. Miskinliğiyle övünür. Bu tip derviĢler aslında halk arasında en çok görünen derviĢlerdir. 2. Dini tasavvufi edebiyat diye tanımlayabileceğimiz çok özel bir alanın Ģairleri derviĢlerdir. Genel olarak toparlayacak olursak Klasik Ġslam‟ın kabul ettiği hakiki derviĢ tarikata girmiĢ ve bir Ģeyhi olan derviĢtir. Baskı. Bütün tasavvufî eserlerde sefere çıkma ve seyahat etmenin önemi üzerinde durulmuĢ ve bu seyahatin âdâbı anlatılmıĢtır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. DerviĢler sadece yaĢayıĢ olarak kendilerini ifade etmemiĢler aynı zamanda ciddi bir edebi külliyatın oluĢmasına da vesile olmuĢlardır. insanı kamil olma yolunda karĢılaĢılan güçlüklerden bahsetmiĢler ve yoğunlukla yaratıcıya olan aĢkı dile getirmiĢlerdir. sövene karĢı dilsizdir. Tekke ve zâviyeler. Ġbrâhim Ġbn-i Edhem gibi el emeği ve alın teriyle geçinir. Dini Tasavvufi Türk Edebiyatı. “Dövene karĢı elsiz. yoksul olandır. Yaratandan ötürü yaratılanı 116 Mevlana Celaletin-i Rumi. Yunus Emre'nin dediği gibi. nefsi zorluklara alıĢtırıp eğitmek.cilt. (çev. Esasen derviĢlik. bazıları da olgunluk döneminde sefere çıkmıĢtır. 2004. Bir hırka. bilgili ve iyi hal sahibi kiĢilerle görüĢüp kendilerinden faydalanmak. Ġç yüzlerinin iyi olması için. üstleri baĢları toz toprak içinde. servet elinde değil gönlündedir. Gönlü zengin. DerviĢlerin bir önemli özelliği de gezgin olmalarıdır. bunları "hırka altındaki sultanlar"116 diye tanıtır. bütün insanları sever. gerçek kiĢiliklerini gizlemenin bir aracı saymıĢlardır. Bu sefer maddi hayatta mekan değiĢtirerek sürerken ruhsal boyutta beĢerden insan olmaya doğru giden bir değiĢimler zincirini yansıtır.

Öcal. Akçağ Yayınları. YetmiĢ iki millete bir gözle bakar. Bilindiği üzere. Bu sebepledir ki halk Ġslam‟ı dendiği zaman Tasavvuf ve mistisizm akla gelir. Bu anlayıĢ klasik Ġslam‟ın muteber gördüğü tarikata girmiĢ ve bir Ģeyhi olan derviĢ anlayıĢından çok farklıdır. Anadolu‟nun ĠslamlaĢmasının derviĢler vasıtasıyla olması ve Ġslam‟ı halkın bu derviĢlerden öğrenmesidir. Halk derviĢ meĢrebinde olmak diye adlandırdığı bir ifade ile derviĢliği sosyal hayat içinde insanın yaĢayabileceği.g. 159. “Anadolu Ġslam Gizemciliğinin Orta Asya Kökenleri”. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. insana dair bir hal olarak da tanımlayabilmiĢtir. Söz konusu dönemde Anadolu‟da çok değiĢik derviĢ grupları vardır.3. 27. örgütlü bir yapı içinde olagelen sistemli bir öğrenme değil. bu derviĢler halk tarafından. 120 Ay. Fakat. 118 OĞUZ. bu derviĢlerin Ģekli önemsemeyen içselliği önemseyen anlayıĢlarından.120 Horasan'dan gelen derviĢlere Horasan erenleri denilmektedir. . Halk. Ant Yayınları.1998.Rum Ülkesi" diye adlandırdıkları bölge. “Horasandan Gelen Ahi Evran Aydınlığı”.) Kırıkkale.Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde. kendi anladıkları ve Batıni bir biçimde yorumladıkları Ġslam‟ı halka anlatmıĢlardır. Bu bilgilenme biçimi. Halk herhangi bir biçimde ruhsal yolda olan birini derviĢ olarak adlandırmak ve çağırmaktan çekinmemiĢtir. 2. 1997. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde. Günahkâr insanlardan yüz çevirmez. a. Ankara.: Z. Kurumsal bir yapı içinde kendi rütbeleri çok açıkça belli olan Ortodoks Ġslam söyleminin tersine. Hatta Hacı BektaĢ da. HALKIN DERVĠġ ANLAYIġI DerviĢ anlayıĢı halkın nazarında kendi yaĢam beklentilerine uygun bir biçimde ĢekillenmiĢtir. 16. Anadolu ve Rumeli topraklarını kapsayan "Doğu Bizans" ülkesidir. Türk Dünyası Halkbiliminde Yöntem Sorunları.. daha çok halk içinde Batıni bir biçimde mistik deneyimlerle zenginleĢen bir bilgilenmedir. Bu derviĢler halkı Ġslam‟a davet ederken. eskilerin "Diyar-ı Rum . "derviĢ"i dünyadan elini eteğini çekmiĢ. ġeriat ulemâsının Ġbâhiyyeci saydıkları bu topluluklar medrese sûfileri tarafından da dıĢlanmıĢlardır. Ġslam‟ın kendi insan projesinde dayatılan kimliği benimsemekte zorlanan halk. Edepsizlerden bile edep öğrenmeyi bilir. düĢünce ve davranıĢlara sahip derviĢ toplulukları ortaya çıkmıĢtır. (çev. Onuncu yüzyıl'dan itibaren Ortodoks Ġslâm‟a uymayan birtakım inanç. Ġslam‟ın derviĢ anlayıĢının Anadolu‟da yeni bir anlama bürünmesinin en önemli sebebi.1. Horasan'dan kalkıp buralara gelip halkı irĢat edenler Gaziyan-ı Rum baĢka bir ifade ile Rum Gazileridir119. 119 Ahmet Özdemir. Aksal ve bĢk. Ġstanbul.: Ġlhan Cem Erseven). 121 Irene Melikof. M.e. daha da çok etkilenmiĢ ve bu derviĢler gittikleri yerlerdeki insanların kalplerini kazanmıĢlardır. dünyanın hiçbir nimetine yüzünü dönmeyen kiĢi olarak düĢünmüĢtür118. halkın ait olduğu kültüre yakın oldukları gerekçesi ile benimsenmiĢlerdir. 2000.hoĢ görür”. (Haz. 79. Baba Ġlyas gibi Horasani olarak anılmaktadır121.

"Gönül Çalap‟ın tahtı. sen derviĢ olamazsın" diye bunu anlatırken. zikir ve tefekkürle meĢgul olduğu da varsayılır.Halk arasında bilinen derviĢçe özellikler. yüzyıllarca halkın sevgisini kazanmıĢ. harabe ve viraneler. Anadolu'da. sabırlı. bir kısmı ise sefere hiç ihtiyaç duymadıklarından bulundukları yeri terk etmemiĢlerdir. mescitler. ibadet. Abdal gibi adlar alan acaip kıyafetli. Bütün tasavvufî eserlerde sefere çıkma ve seyahat etmenin önemi üzerinde durulmuĢ ve âdâbı anlatılmıĢtır. bilgili ve iyi hal sahibi kiĢilerle görüĢüp kendilerinden faydalanmak. mürit ile. sürekli nefsi ile mücadele içinde. . ve kendi içinde yaĢattığı değerleri taĢıyıp. garip davranıĢlı derviĢ zümrelerinden bahseder. Tekke ve zâviyeler. Halkın arasındaki derviĢ anlayıĢı kanaatimizce tekkelere kapanan derviĢleri değil de hak aĢkı ile halk arasında dolaĢan ve yaĢama bir Ģekilde eylemini katan kiĢileri karĢılamaktadır. Bu tip derviĢliğe en güzel örnek Yunus Emre‟dir (ö. Bazı derviĢler tasavvuf yoluna girdiklerinde. imarethâneler. hoĢgörülü ve cesur olmaktır. anlayıĢlı. Koyundan yavaĢ olur. ġemsî. DerviĢlerin aynı zamanda yeme. konuĢma ve uyumayı en aza indirmiĢ. nefsi zorluklara alıĢtırıp eğitmek. şu şey şöyle olacak diye yemin etseler Allah onları yalancı çıkarmaz. Yunus Emre. gözü dolu yaĢ olur. 1308). yaĢantısı ile insanlara sunarken hem de hayatın kendisinden etkilenerek hayatın bizzat içinde durmayı göstermektir. kim gönül yıkar ise" diyerek derûnî. taç ile okumakla olmadığını Divan'ında vurgulamıĢtır. Câmî. böylece mânevi olgunluğa ulaĢmaya çalıĢtıkları da düĢünülmektedir. toza toprağa belenmiş. bazıları da olgunluk döneminde sefere çıkmıĢlar. DerviĢlik aslında Yunusça bir yola girmek ve kendini ararken halka hizmet etmek demektir." 122 122 Tahsin Yazıcı. nefsin arzularına hâkim olmaya. "Kapılardan kovulmuş. "DerviĢ bağrı baĢ olur. Seferin amacı çile çekmek. Yunus Emre gerçekten de Anadolu insanının mistik önderi. Allah'ın büyüklüğünü gösteren değiĢik Ģeyler görüp ibret almaktır. içme. saf. ölçülü ve disiplinli yaĢamaya. Halkın arasındaki derviĢler konusunda Vâhidî‟nin 1523 yazdığı "Menâkıb-ı Hâce-i Cihân" adlı eserinde Edhemî. Belki onun kadar samimi. hatta mağaralar gezgin derviĢlerin konakladıkları ve geceledikleri yerlerdir. “DerviĢ Maddesi”. Bu tip derviĢler halk tarafından büyük bir ilgi görmüĢlerdir. sözleri ile halkı etkilemiĢ bir baĢka derviĢin bulunmadığını söylemek doğrudur. Bu manada derviĢlik hem örnek olmayı. samimî bir insanlık Ģefkatini ortaya koymuĢtur. nefesler okuyarak Allah rızası için insanları hayra çağıran. maddî âlemden ruhî âleme doğru yapılan mânevî bir seferden ibarettir. derviĢliğin hırka ile. yansıtan kiĢiliğe çok iyi bir örnektir. insanların değer vermediği nice kimseler var ki. Esasen derviĢlik. insanlık sevgisi ile dolu olanlar da vardır. Çalap gönül‟e baktı / Ġki cihan bedbahtı. Halkın tanıdığı derviĢlerin en önemli özelliklerinden biri de gezgin olmalarıdır. DerviĢ Yunus. derviĢlerden dünyadan vazgeçme anlayıĢına bağlı olanların yanı sıra. 188-189.

GörüĢme. GörüĢme. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. 125 Hasan Kurban. dervüşlük hırka işi değil. “Dükanında yoğusa aslan yavrusu / Emeği boşadır her dem pul satar. 124 Ali Zeytünlü. GörüĢme. Ġlkokul mezunu. ondan altun satar”.Banu Kurban‟ın evinde.123 “Dervişlerin dükkanında her zaman altun doludur. “Hiçbir kimse ben dervişim diyemez.08. O ismi daha çok sevenleri takar”. Kayıt. kimisi canı gönülden derviş diyo. Ġlkokul mezunu. Kurumsal yapı içindeki derviĢler bütün varlığını Ģeyhlerine verirken halk arasındaki derviĢler bir Ģekilde onların gündelik hayatları içinde yer etmiĢlerdir. Çetmi Köyünde Hasan . GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde. 05. Çorum . Video kaset kaydıdır. aslan yavrusu vardır.Çetmi Köyü . hizmet ve ahlak işi.12. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . Zefil Ali dervüş. görüĢmenin ikinci bölümüdür. bu tip derviĢlere iĢaret edildiği ileri sürülmüĢtür. Üniversite mezunu. 1943 doğumlu. desinler.02. Kayıt. 126 Halkın derviĢ anlayıĢını görüldüğü üzere en güzel de halk anlatmıĢtır. 1926 doğumlu. GümüĢhacıköy‟de Ali Osman .Seciyen (Çampınar) Köyü. Ancak Hacı Bektaşi Veli efendimize verilmüştür dervişlik.GümüĢhacıköy . Ben dervişim dedikten sonra muhakkak o derviş değüldü. . hoş görülü olması lazım.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır. bilgili. onun hali ve durumuna göre ona derviş diyorlar. 1951. kimisi lalalmak için derviş diyo.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır. Dervişlik öyle kolay bir şey değildir. yeniliğe açık olması lazım. Dervişlik bir yerde okumamış alevi kesiminin önderleri yol göstericileridir.125 “Dervişin herşeyden önce sabırlı. (DerviĢ Sefil Kurban) Amasya . DerviĢliğin kolay 123 Cuma Zeytünlü. gönlü saf olacak. aslında tamamlanan değil sürekli olan bir süreç gibi derviĢliğin algılandığını gösterir. Video kaset kaydıdır. 126 Ali Osman IĢık. Cahillikten kurtarıp bilgili bir insan yapan kişilerdir”. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. ileriyi görmesi lazım.” Dervişler aslan yavrusunu almışlardır kalbine beynine almıştır. 27. Hiçbir kimsenin kendisini derviĢ olarak görmemesi gerektiği görüĢü. Halkın derviĢ anlayıĢlarını sahada yaptığımız derlemelerden birkaç alıntı yaparak daha açık hale getirebiliriz. 1929 doğumlu.Kırca Köyü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 16.Osmancık . 18. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 12. Ġlkokul mezunu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5. Derlememizde DerviĢ kimdir diye sorduğumuz soruya aĢağıdaki gibi yanıtlar verilmiĢtir. Yoksam ben dervişim demek kolay değil.Kırca Köyü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 7.Meâlindeki hadisle. ben dervişliği tarif edemem”. her zaman ondan bahseder. turap olacak. Yunus dervüş gibi. Görüldüğü üzere bu tip derviĢler halk arasında iken halk tarafından da.Gülsüm IĢık‟ın evinde . Dervüşlük hızmatınan olur. 15. Bizim aşıklar diyoki. olsun nefes canlıdır. Kayıt. alçak gönüllü olacak. 124 “Deme diyenlere dervüş denü.08. GörüĢme. Tanrısallığın doğrudan tezahürü gibi algılanmıĢ ve öyle kıymet verilmiĢtir. Emme bize derviş diyolar.2007 tarihinde yapılmıĢtır. İsterse lal alıversin biz onun burada peşindeyiz. Kayıt. görüĢmenin ikinci bölümüdür. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy .

113. DerviĢlerin bilgiliği. Sümer gibi medeniyetlerin. Bunlar çalıĢmamızda sırası ile yeni araĢtırmaları da dikkate alarak değerlendirilecektir. Ġstanbul.. ancak insanların kendilerine derviĢ dediklerini. Bir kiĢinin samimi bir Ģekilde bir kiĢiye derviĢ gibi davranmasının da derviĢçe bir davranıĢ olduğu belirtilmiĢtir. Bu anlamıyla aslında içsel zenginliğin ne kadar belirleyici olduğu vurgulanmıĢtır.bir Ģey olmadığı. söz konusu durum değerlendirilmektedir. Bunlar tarafından iddia edildiğine göre Anadolu‟daki inançlar Ġslam-Anadolu kült ve kültürleri senkretizmidir. . . Anadolu‟da var olup kökleĢen Aleviliğin antik kalıtlarla özdeĢ olduğu iddiası eski bir iddiadır. hem yaĢatıcısı hem de aktaranı olarak görmektedir. Ġstanbul.128 BaĢka bir anlatımla Anadolu Antik inanç sistemlerindeki 127 128 Baki Öz. bunun da zirvesine derviĢler konmuĢtur. a. hem taĢıyıcıları. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Ġsmet Zeki Eyüboğlu‟dur. Sayılar ve Hayvan Simgeleriyle Alevi Mitolojisi.e. halk derviĢleri ruhsallığın hem göstereni.2. Can Yayınları. Onun dıĢ görünüĢüne takılmak Ģöyle dursun. Azra Erhat. derviĢin ne kadar büyük bir zenginliğin sahibi olduğunu da bilmektedir ve bunu “DerviĢlerin dükkanında her zaman altun doludur. yol göstericiliği üzerine yapılan veride derviĢlerin sosyal iĢlevleri hakkında önemli bilgiler vermektedir.g. DerviĢ kutsallaĢmıĢ insan.2. araĢtırmacılar tarafından yeni veriler ıĢığında tekrar oluĢturulmaktadır. Vedat Günyol. kamil insandır. Toparlayacak olursak. Bu anlamıyla bilginin hem sanatçıları. Eski Anadolu medeniyetleri ve kadim kültürlerle. Birincisi Anadolu‟da yaĢamıĢ Hitit. kültürel kalıtlarının halkın inançları arasından süzülüp geldiği ve Alevi BektaĢi düĢüncesinin temel kaynağı olduğu. ondaki ruhsal etkiye muhatap olmak istemektedir. Bunun yanında nefes söyleyen kiĢilere de derviĢ dendiği belirtilmiĢtir. 2. Halikarnas Balıkçısı Cevat ġakir Kabaağaç. 235. belirterek aslında halk ile hakkın bütünlüğünü vurgulanmıĢtır. Temel olarak iki temel baĢlık altında. Bu iddianın entelektüel dünyadaki sahipleri. 1997. Alevilik Tarihinden İzler. ESKĠ ANADOLU MEDENĠYETLERĠ VE RUHSALLIK. Erdoğan Alkan. ikinci görüĢ ise daha yeni olan ve Kayıp Kıta Mu çalıĢmaları ile bağlantılı bir Ģekilde delillendirilmeye çalıĢılan.1. 2005. Kaynak Yayınları. Bunun yanında halk. Halka göre derviĢ ruhsal yaĢantının somut olarak yaĢanabilirliğinin kanıtıdır. hem de gösterenleri olarak derviĢler kabul edilmiĢtir. insanüstü bir kiĢiliği yaĢayabilen ideal tip olarak sunmaktadır. bir tarafı ezoterizme dayanan bir tarafı da kadim bilgeliklerle iliĢkili olan ruhsal anlayıĢların iliĢkilendirilmesidir. DERVĠġ VE BENZERĠ TĠPLERĠN TARĠHSEL KÖKENĠ 2. aslan yavrusu vardır” sözü ile ifade etmiĢlerdir. Bu anlamları ile üst bir anlam atfederek. Alevi BektaĢilik arasında kurulan bağlantılar. Öktem. Bu düĢünürler Anadolucu olarak da adlandırılırlar127.

Tahıl Denetçisi 11. Kapıcı (kimi bölgelerde Ġbrikçi. Son zamanlarda bu konudaki araĢtırmaları ile dikkat çeken. Doğuda Pasifik'ten batı'da 129 Çınar. Kurbancı (kimi bölgelerde Sofracı) 8. Bu iddialar zaman zaman gündeme gelmiĢ ve bazı araĢtırmacılar tarafından gündeme getirilip tartıĢılmıĢtır. Pir MürĢit 2. Atlantislilerin en dayanıklılarının soyundan geldiğini belirtmekte ve Gobi çölü ve Anadolu‟ya yerleĢtiklerini söylemektedir131. Bununla birlikte Sümerlerin bir dinsel tören organizasyonunun Alevi ayini cemine çok benzemesini de özel bir kanıt olarak sunmaktadır. 130 131 Samuel Noah Kramer.) Sümer töreninde Oniki Hizmet 1. Müzisyen 6. Sucu 12. Bu kanıt bu alanda çalıĢma yapan araĢtırmacılar için güçlü bir kanıttır. Fakat Alevi inancının antik kalıtlarla bağlantısını somut olarak kanıtlamak. insanoğlunun en büyük uygarlığının". Alevi kelimesinin de a-luvi kelimesi ile iliĢkili olduğunu tespit etmektedir.. Anadolu uygarlıkları ile Alevilik arasında bağlantı kuran ikinci bir iddia ise. Kapı Bekçisi. MübaĢir 4. Çınar. Kahya 3. Ġzmir. Sümerler. a. Aleviliğin Gizli Tarihi.e. 2003. Erdoğan Çınar‟ın iĢaret ettiği benzerlik Ģöyledir. Anadolu'nun kadimdeki sessiz uygarlığı Luviler ve Luviler'in çağdaĢı ve komĢuları Hititlerle bağlantı kurar129.. Rehber 3. Keçi Çobanı 8. 2002. Bunun yanında James Churchward. Ġslam içinde ona benzeyen pratiklere sahip bir öğreti olmaması da ancak böyle açıklanabilir denmektedir.panteizmi Anadolu Aleviliğinde görebilmemizin nedeni bu inançların devamı olması sebebiyledir. Süpürgeci 11. Zakir 6. Saka 9. Edouard Schure Turanların. Süpürgeci 7. 32. Bu konuda Alevi sözcüğünden yola çıkarak. Mu'nun en büyük kolonisinin "Mu'dan sonraki. Uygur Ġmparatorluğu olduğunu söylemektedir. Kabalcı Yayımevi.g.: Rengin Ekiz) Ege Meta Yayınları. kayıp kıta Mu ile iliĢki kurularak. (çev. Ġstanbul BektaĢilerinde Mihmandar. KuĢbaz 7. Anadolu teknesinde yoğrulmuĢ ve mayalanmıĢtır. Ulak (Haberci) 10. Alevi ayini cem-i 1. Erdoğan Çınar söz konusu durum için gerek kadim medeniyetlerden gerekse Anadolu antik kalıtlarından bu iddiayı destekler nitelikte örnekler vermektedir. Arabacı 2. Ġddialarından biri Aleviliğin Anadolu'daki Luvi'lerle iliĢkili olduğu iddiasıdır. . 173. Çerağcı (Delilci) 5. Edouard Schure. 186. Gözcü (Yoklamacı) 4. Peyik 10. Anadoluculara göre BektaĢilik. Çınar. Mabeyinci 12. Söz konusu iddia farklı örneklerle delillendirilmektedir. Sfenksten Milada Kutsal evrim. Alevi deyiminin tıpkı "Luvi" sözcüğü gibi ıĢık insanı anlamına geldiğini belirtmektedir. Dalyan Denetçisi 9. Silahtar 5. Uygur imparatorluğu aynı zamanda hemen hemen tüm Asya'yı ve Avrupa'yı da kapladığı tespitini yapmıĢtır. AĢağıda iki töreninde görev taksimi verilmiĢtir130. her zaman problemli bir konu olmuĢtur. BaĢka bir ifade ile BektaĢilik Anadolu'da doğmuĢ. 148. Anadolu'nun Ġlkçağı'nın düĢünceleri ve inanç izleriyle doludur. Aleviliğin aslında kadim bilgileri günümüze kadar taĢıyan ezoterik bir öğreti olduğu iddiasıdır.

e. Naacal öğretisinin binlerce sene içindeki bozulmuş bir ifadesi olan Şaman dinine göre.Batıni Doktirinler Tarihi. Aleviliğin bu yeryüzünün. böylesi önemli bir mirasın parçası veya komĢusu olmak. 300. 12-13.137 Hermes'in öğretisi Moğol baskısı ile Asya'daki yurtlarını bırakarak Anadolu'ya göçen Türkmenler eli ile Anadolu'ya taĢınmıĢtır. Bu görkemli rüyanın devamı olmak. a. Türkler. Ezoterik. Şamanist Türklerin devamı olan Anadolu Alevilerinde ve ayrıca Mevlevilerde de görülmektedir. a. 3. Batıni-ġia bağlamı içinde kendilerini konumlamaktadırlar. Hermes konusunda doktora çalıĢması yapmıĢ olan Sibel Özbudun‟a göre136. 135 Gener.Mükemmelliğe ulaşan ruh Tanrıya döner ve onunla birleşir. bir insanlık ayıbı olduğunu söyler. 2005.g. Ġstanbul. 137 Çınar. 133 Gener. Bunun dıĢında Erdoğan Çınar‟a göre. 89. 134 Çınar.135 1-Tanrı tektir.. a. Mezopotamya ve Hindistan'ı içine alan bu uygarlığın merkezi Orta Asya düzlükleri olduğunu belirtmektedir. Kadim uygarlıkların. Benzeri uygulama. Mu dininin dört temel kavramı Ģunlardır. aynı Tanrının eril ve dişil ifadeleri olan Güneş ve Ay'dan doğmuşlardır.g. 60. 210. 138 Mehmet Saltık.g. 27. 22.. Hacı BektaĢ külliyesi giriĢinde bulunan çeĢmede Hz. Süleyman'ın mührünün olduğunu 132 Cihangir Gener. Piramit Yayıncılık. 136 Özbudun. bu topraklarda yaĢayanların büyük talihi olduğunu söyler. 4. Her şey ondan var olmuştur ve ona dönecektir. 2003. Ġslam hermetistlerinin çoğu. Bu tespiti destekler bir Ģekilde Mehmet Saltık yapmıĢ olduğu bir araĢtırmasında138. .”133 Yukarıdaki iddialarla paralel olmak üzere Erdoğan Çınar‟da orijinal iddialarda bulunmaktadır134.g. Kuşdili Klavuzu Simyanın Ayak Sesleri. Bunu ise Kadim Mu dininin dört temel kavramının Alevi inancında da temel inanç olması ile delillendirir. 7. bir güneş kültü olan Şaman dinine bağlıydılar. a. Saltık.Atlantik okyanusuna kadar uzanan ve güneyde Ġran. Ankara.. Hacı BektaĢi Veli ve Hermes hakkında bağlantı kurulabileceğini söylemiĢtir.. mükemmelliğe ulaşmak için değişik bedenlerde yeniden doğar. 2. Bu sebeple Anadolu BektaĢiliği'nin gizemli kaynağının Hermetik bilgiler olduğunu belirtmiĢtir. Çınar Aleviliğin bir insanlık mirası olduğunu belirterek bu toprakların en önemli zenginliği olduğunu belirtir.Ruh ile beden birbirinden ayrıdır.a. üzerinde yaĢadığımız bu gezegenin gördüğü. Bu zenginliği ortadan kaldırmanın hunhar çabası içinde olmanın.132 Buradan hareketle bazı çıkarımlarda bulunmanın mümkün olduğunu belirten Cihangir Gener Ģöyle belirlemeler yapar: “Kadim Uygur imparatorluğunun mirasçıları olan Orta Asya Türkleri.e. büyük ve muhteĢem bir rüya olduğunu belirterek.e.e. Şamanizm'in rahipleri Şamanlar. Hermes Yayınları.e. NevĢehir Hacı BektaĢ ilçesinde bulunan.. Mu uygarlığı bağlamındaki bağlantıların bir yüzü de Hermetik bilgilerle Alevi inancının karĢılaĢtırılması veya iliĢkilendirilmesidir. basım. kopuz çalarlar ve dans ederlerdi. Beden ölür ve ayrışırken ruh ölmez.Ruh.g. Güneş ve Ay tapınım törenlerinde kırmızı külah giyerler.

DerviĢlerin gerek düĢünce dünyalarının ortaya çıkarılması. Hıristiyanlık Ġslam ve Ġslam‟ın Batini yorumlarıdır. The formation of Alevi syncretism. Bunların bu gizlilikleri ve paylaĢtıkları bilginin neliği. 2006. Türklerin kabul ettiği dinler: Doğa Kültleri. Ġstanbul. 41-52.g. Ankara. Harun Güngör. binlerce sene korunarak.. Özellikle BektaĢiler kendi aralarında üst düzey bir teolojik sistem paylaĢırlar. 49. Okan. Ceren Selmanpakoğlu. ġamanizm. dergah kapısının. Ġstanbul. bunların birincisinin Horasan erenlerinin postu olarak Hacı BektaĢ'a ait olduğunu 12.139 Türkler her karĢılaĢtığı dini tıpkı diğer toplumlarda olduğu gibi kendi geleneği çerçevesinde anlamıĢ.. baĢka bir ifade ile Hermes'e ait olduğunu söylemektedir. Bu bağlamda Türkün dini çoğu zaman.. Kaynak Yayınları. Ezoterik doktrinlere göre.. hedef Kamil Ġnsanlar yetiĢtirmektir. 11.2. . Kum Saati Yayınları. Ortadoğu Din Kültürü. Tanrısal bilincin artmasının en öncelikli aracı Kamil Ġnsandır. ancak üst düzeyde bir öğretiyi algılayabilecek. gerek Anadolu üzerinde bilinen uygarlıklar. BektaĢilik gibi yapıların kurulmuĢ olduğu ve bir sırlar sistemi içinde sembolik bir dille bilgiyi aktardığı. a. Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. gerekse insanlara öğütlediği yaĢam pratiklerinin göz önüne alınması ile insana dair kadim izlerin bulunması da mümkün gözükmektedir. Yahudilik. kadimle bağlantı kurmak konusunda anlamlı sebepler sunmaktadır.. Ġstanbul 2000. Bu bilgiler tarihe ve Aleviliğe farklı gözlerden de bakılabilme imkanları vermekte ve insana kadimle bağlantı kurabilme olanağı sağlamaktadır. uygarlıktan uygarlığa aktarılmasının mümkün olduğunu düĢünmek makul görünmektedir.e. gerekse kadim uygarlıkların göçleri sonucu oluĢmuĢ yapılar olsun. töresi ile yakından iliĢkili 139 Bkz.: The Department of Graphic Design and The Institute of Fine Arts of Bilkent University Thesis (Master's). bu Ģekilde bilginin hemen her kavimde. Bununla beraber dıĢ avluda bulunan cem odasında da 12 adet post bulunduğunu. anlamlandırmıĢ ve yaĢamıĢtır. her millette. 8. seçilmiĢ insanların eğitilmesi ile mümkündür. Mani dini ya da Maniheizm. ġükrü Günbulut. Ahmet YaĢar Ocak. Gök Tanrı dini. ĠletiĢim Yayınları. 1996. Budizm. Bu bağlamda aslında derviĢler söz konusu bu uygarlıklarla düĢünsel bağ kurabilecek özgün kiĢiliklerdir. Kamil Ġnsanları yetiĢtirmek ise. postun mihmandar yani yol gösteren postu olduğunu ve bu postun Hızır Aleyhisselam'a.2. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. önemli bilgiler vermektedir. 53. ESKĠ TÜRK ĠNANÇLARI VE RUHSAL ĠNSANLAR Türk topluluklarının zaman içinde kabul ettikleri dinler çok çeĢitlidir. 2006. Tarihsel ve toplumsal koĢulların sonucunda birçok dinle karĢılaĢmıĢ ve bunların birçoğu ile iliĢki içinde olmuĢlardır. Anadolu uygarlıkları. Alevi BektaĢi inancı kadim uygarlıklar ve Anadolu uygarlıklar bağlamında düĢünüldüğünde daha kesin olmayan bir araĢtırma alanına doğru kaymaktadır.belirterek. ZerdüĢtlük. Aleviliğin kökeni ve içeriğinin nasıl Ģekillendiği konusunda elde yeterli bilimsel veriler olmasa bile. giriĢ kemerinin üzerinde GüneĢ ve Ay sembolleri bulunduğunu söyler. YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. Buna rağmen öğretinin farklılığı ve derin mistik yanı bu bağlantının olabilirliğini düĢündürmektedir. Bunun yanında Kamil Ġnsanları yetiĢtirmek için binlerce yıldan bu yana çeĢitli. 2.

Kansu Göktürkleri. ÇalıĢmamızda derviĢlerle doğrudan bağı olduğunu düĢündüğümüz Doğa Kültleri inancı. Bunları daha açık anlatabilmek için söz konusu dinlerin Türk inanç dünyasındaki yerleri belirlenip. dinsel anlayıĢın aktarılmasında aracı olan ruhsal insanların etkisi. Yahudilik. toplumun iĢleyiĢinde. 142 Ayrıntılı bilgi için bkz: Ertuğrul Danık. Ortadoğu. Ortodoks: Yakutlar. Ocak143. dinin anlaĢılmasında yadsınamaz bir gerçekliktir. Bu benzerlikler özellikle ruhsal inanç ve pratikleri taĢıyan kiĢiler tarafından aktarılmaktadır. bütün dinsel kabullerin ötesinde. Kansu'dan Sibirya'ya kadar bütün Asya ve Yakutlar. Budist olarak. Bu ortaya koyuĢ Anadolu‟daki dinsel kavrayıĢlarında kökeni ile ilgili belirlemeler yapmaya imkan verecektir. Hıristiyanlık ve Ġslam‟ın Batini yönü hakkında bazı belirlemeler paylaĢılacaktır. Türkistan.2. (I. Bunun yanında eski dinsel inanç ve kabullerin.g.2. . Yayık Türkleri. Musevi olarak. Ankara. Bu bağlamda aleviler içindeki ruhsal insan olan derviĢlerde birçok eski inanç unsurları ve pratikleri görünmektedir. gök.140 Bu aslında törenin. Katolik: Ġtil.. Balkanlar. Ġmge Yayınları. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. 2006. Bu anlamıyla yeni olan bir dinin içinde eski ruhsal insanların izlerini görmek her zaman mümkün olmuĢtur. belirleyici bir rol oynadığı anlamına gelmektedir. ġamanizm. bu bağlamda Türk dünyasının da söz konusu yapıya nasıl bir etki yaptığı gösterilecektir. 2. Tabiat Kültleri Türklerin bilinen en eski inançları olarak kabul edilen Atalar ve tabiat kültleri üzerine çok ciddi çalıĢmalar yapılmıĢtır. Hazar'ın doğusu ve çeĢitli göç yerleri. ÇuvaĢlar. Hiç olmasa Aleviliğin nasıl bir senkretik bütünlük içinde olduğu görülecek.e. ġaman oalrak. su ve ata kültü gibi eski Türk inançları ile birlikte ġamanizm. Bu yeni anlayıĢların oluĢmasında hangi dinden olunursa olunsun. Türkler çok çeĢitli dinlere dağılmıĢlardır. Kazan Türkleri. Maniheizm ve Hıristiyanlık gibi inançların oluĢturduğu senkretik kültür ortamı Anadolu Aleviliğinin inanç dünyası hakkında önemli iĢaretler verecektir.141 Bu kadar farklı dinsel inanıĢlarda geleneğin dinin içine girip dinsel anlayıĢları farklılaĢtırdığı da görülmüĢtür. Budizm ve 140 Ayrıntılı bilgi için bkz. BaĢka bir ifade ile Türkmen kitlelerinin Anadolu'ya gelmeden önce tanıdıkları yer. Yayık boyları Türkleri. Sait BaĢer. Bu bağlantılar söz konusu inançlar anlatılırken belirtilecektir. Ġslam olarak. Anadolu Aleviliği Türk dünyası inançlarının en eskisinden en yenisine kadar birçok inanç ve pratiklerin gözlemlendiği bir alandır. a. Karaimler.1. ruhsal insanların etkileri ortaya koyulmalıdır. atalar kültünün Türklerin eski dini inançları arasında köklü ve sarsılmaz bir yeri olduğunun anlaĢıldığını belirterek. 8. Gök Tanrı dini. ZerdüĢtlük. Ġtil. 17. Günümüzde de. Ankara. Budizm.olmuĢtur. 1999. Mani dini ya da Maniheizm. yeni dinsel anlayıĢı etkilemesi ve senkretik bir biçimde yeni yorum ve anlayıĢlar oluĢturduğu da görülmektedir. Nakşilik-Bektaşilik. bunlara örnek verecek olursak: Hıristiyan olarak. Öteki Tanrılar Alevi Bektaşi Mitolojisi. Kazan ve Lehistan Türkleri. Heterodoksi. 56 141 Günbulut. 47. Bu çalıĢmalardan Ahmet YaĢar Ocak‟ın çalıĢması çok önemlidir. Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli Sempozyumu bildirileri içinde) Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi. Dinlerin senkretik bütününe Proto Alevilik142 bağlamında açıklayan çalıĢmalar da bu belirlemelerle daha anlamlı hale gelecektir. 143 Ocak.

. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 23. baltayı bi vuruyor çama ikinci vuruşu ayağına oluyo. kapısına koysa ateş yanar. Buna örnek olarak da ruhun bedenden bedene geçmesi (tenasüh. Gök ve özellikle güneĢ Tanrıyı doğrudan sembolize eder.2. Ġlkokul mezunu. Bular Ģamanlar olarak gök ile yerin arasında aracılık yapan kiĢilerdir. 145 Bununla birlikte derlemelerimiz arasında Kemal Kaplan‟ın kutsal bir ağaç hakkında söyledikleri dikkat çekicidir.2.Maniheizm gibi yabancı dinlerin yayılmasından sonra bile atalar kültünün kuvvetinden bir Ģey kaybetmediği tespitini yapar. Mesela. Bununla birlikte gök Tanrı inancını benimseyen Sibirya Türklerinden147 örnek vermek gerekirse onlar göğü yaĢadığımız 144 145 Ocak. 99-100. tepenin adıyla anılmaktadırlar. yakacağını vermez. 31. “Bu ağacı Rumlar kesmek istemiş. Çünkü tabiat kutsallaĢtırılmıĢ ve ona olağan üstülük atfedilmiĢtir. Çamlık Baba gibi.e. bu anlamıyla atalar doğa içinde yaĢayan ve kutsallaĢan varlıklara dönüĢmektedir..g. İlk vurduğu baltanın yeri belli…” “ Öksürüğü olan çaput bağlıyor.”146 Anadolu Alevileri arasında yoğun bir Ģekilde rastlanılan bu inanıĢlar doğrudan tabiat kültleri ile iliĢkili olduğu söylenilebilir. ben aklım erdi ereli bu ağaç var. üzerinde bulundukları dağın. Bugün Anadolu'nun hemen her tarafında üzerinde Hz. . a. Ata ve Tabiat kültlerine önemli bir örnekte Türklerin yaĢadığı bölgelerde tabiat unsurlarının ata isimleri ile anılmasıdır. 2.07. a. 147 Bkz: Güngör. Bunun yanında bu ağacın kutsallığını yanındaki yatırdan mı yoksa kendisinden mi aldığı çok belirli değildir. Ġki durumda da ya atalar kültü ya da tabiat kültü baskın olmuĢtur.2. Bu sebeple eski ataların isimleri çocuğa verilir. Gök Tanrı Ġnancı Gök Tanrı inancı aslında Türklerin en sistemli eski dinidir. ġamanlara girmeden önce dinin kendisinin gök Tanrı dini bu dini uygulayan aracı kiĢilerin ise Ģamanlar olduğunu belirtmekte fayda vardır. GörüĢme. Ali'nin "atının ayak izleri" bulunduğu söylenen ve bu yüzden takdis ve ziyaret olunan birçok kayaya rastlanmaktadır.. Çünkü atalar kültünde de atalar öldüklerinde ruh olarak dünyaya tekrar bir beden içinde gelir kabulü vardır. 92. Atalar kültü aynı zamanda Türklerin atasına gösterdiği saygıda da kendisini gösterir. reincarnation) inancını benimseyen Budizm ve Maniheizm gibi dinlerin Türkler içinde tutunabilmesinde atalar kültünün önemli bir payı olduğunu belirtir.g. Gök Tanrı ile iletiĢim kuran kiĢiler vardır.Zakir) Amasya – GümüĢhacıköy – Korkut köyü. 1930 doğumlu. Kayıt. Ali‟nin ayak izi olduğuna inanılan bir kaya vardır. Gök aynı zamanda yüksek seviyeli varlıkların yaĢadığı yer olarak kabul edilir. sırtında bir hastalık varsa geçsin diye parpulama yaparız. Örnek olarak Anadolu‟daki birçok yatır bir Ģahıs adı yerine Nohutlu Baba. 105 146 Mehmet Kaplan.2005 tarihinde yapılmıĢtır.g. Video kaset kaydıdır. Korkut Köyü KomĢu Dede türbesinde. Herkes yapabilir….144 Doğanın kiĢiselleĢtirilmesi ataların mahlasları ile yapılmakta. Amasya'da Çoban Dede tarafında Hz.e. (AĢık . a.e.

Akçağ Yayınları. . Çepnilerin hepsinde gök tanrı dininin özellikleri daha baskın olarak görülmektedir. Buradan aslında gök ile yer arasındaki irtibatı sağlayan kiĢinin önemi ve bu kiĢiler vasıtası ile inanç dünyasının inĢasının mümkün olduğu görülmektedir. 86.g. Halkın atası. Nur Ali'nin. 53. Karadeniz dağlarında da Çetmi adıyla oturmaktadırlar. Hatta bir köyün ismi Çetmi'dir. genellikle ozan olarak karĢımıza çıkar. Şeyh Bedreddin'in.”152 Bu anlamlarıyla Gök Tanrı dini inancın doğalcı bakıĢ açısına sahip olmasında etkin rol oynamıĢtır. Bu konuda Fuzuli bayat Ģöyle bir belirleme yapar.151 ÇalıĢmamızda derviĢlerin yoğun yaĢadığı bölgede Çepnilerin olduğu gözlenmiĢtir. Bkz: Ocak.e. a. Şeyhoğlu'nun. Batı Anadolu'daki Çepnilerin tümünün alevi olması da bu bağlantı sebebiyle tesadüf değildir. Türklerin ortak sembolü olan Dede Korkut ile günümüz arasında bağ kurmak mümkündür. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. kabile teĢkilatını koruyan bir Oğuz büyüğüdür. Korkut adlı bir Ģaman. 150 Köprülü. öğüt veren. Dede Korkut göçebe Türklerin yücelttiği bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen. güçlü halk ozanı ve bilge olarak Kitabı Dedem Korkut‟ta. Dede Korkut‟un tasviri kitabın baĢından sonuna kadar tekrarlanır. Şamandan Aşıka Alpten Erene Köroğlu. Şii Alevi yönlü. bu anlamda onların istedikleri zaman yeryüzündeki insanlara mutluluk verebileceklerini kabul ederler. adalet simgesi olan Tanrıoğlu. Ancak Gök Tanrı dini ideolojisi yani. Anadolu‟da İslamiyet. her zaman ethosu bu veya diğer beladan kurtaran kutsal kahraman. bu varlıkların yeryüzüne müdahale edebileceklerini düĢünürler. 152 Fuzuli Bayat. Şeyh Celali'nin simalarında yeniden canlanmıştı. “Eski Türk ananesinde kurtarıcılık. Yukarıdaki belirlemelerin dıĢında bir Oğuz menkıbesine göre "Çepniler" Gök Han evladıdır150. a. 148 Dua ederken ellerini göğe kaldırması buna örnek olarak gösterilebilir. fakat gökte yere göre daha yüksek dereceli varlıkların yaĢadığına inanırlar. Bu bağda ise gök Tanrı dininin aracısına yüklediği özellikler Dede Korkut‟ta gözlemlenebilir. Korkut ata söz konusu toplumun vazgeçemeyeceği bir ruhsal önder konumundadır. Günümüzde de Çepniler. Ankara.. Ali ġir Nevai.dünya gibi kabul etmektedirler. 2003. Onun bu Ģamanistik özelliği bir menkıbeye göre Ģöyle tasvir edilir. sorunları çözendir. kabilenin reisi. 149 Ocak.g. Hanlar ona danıĢır. yeni dini tasavvufi ideolojiye dönüştürülmüştür. bugün tamamen yerleĢik düzene geçmiĢlerdir. bilgili. Dede Korkut eserde. Aynı zamanda Ģamanın ruhsal alem ile yer alemi arasındaki aracılık görevi ile de ruhsal pratiklerin zamana göre değiĢimi ve uyumu sağlanmıĢtır. Baba Zünnun'un. Ģamanlarına kopuz çalmayı ve türkü söylemeyi öğrettiği belirtilir149. 149-150. O aynı zamanda Kazak-Kırgız bahĢılarının piri olarak da tanınır. Anadolu Alevileri arasında yaygın olan kurtarıcı beklentisi ile bile gök Tanrı inancı arasında bağlantı vardır. nizam. onun Türkler arasında büyük bir yeri olduğunu.e. baba dervişlerin Mehdilik sıfatları verdikleri Baba İlyas'ın. Fakat toplumu yönlendirme biçimi bir Ģamanın motive edici tavrına ve gök Tanrı inancının pratiklerine benzer148. 151 Birdoğan. kendinden önceki ve sonrakileri haber verdiğini belirtir. yol gösteren. 43.

259. bugün inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği olarak kabul edilmektedir154. bir ruhun tasalludunda (yönetiminde.g. ġaman ve Ģamanizm W.a. buna 153 154 Ocak. uygulayıcı olarak görülen kiĢilerdeki Ģamanik kabiliyetler.Ioan P.2. 158 a. Günümüzde Anadolu'da okuyup üflemek. a. DerviĢler de Ģifa yaptığına ruhsal alemle temas kurduklarına inanılan insanlardır. kendinden geçip bedenden ayrılarak Tanrısal boyuta.: Ali ErbaĢ) Ġnsan Yayınları. ruhsal yolculuk yapmaktır.Radloff‟un çalıĢmaları Türklerin eski dinlerinin ġamanizm olduğu yönündedir153.3. Bu yolculuk yapabilme yeteneğine sahip olan Ģaman aynı zamanda Ģifacılık. Doğa güçlerini kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmek157 buna büyü ve sihir yapmak diyebiliriz. ilahi mekanlara nüfuz etmektir.Aslında birçok derviĢin Ģaman benzeri bir iĢ görmesi çalıĢmamızda ortaya çıkan en önemli verilerden biridir. ġamanların nitelikleri Türklerin girdikleri dinlerle yeniden ĢekillenmiĢtir. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temeller. kontrolsüz etkisinde)olma durumu. Ģamanın söz konusu inanç sistemleri içinde veya dıĢında pratik unsurlar içeren bir kimlik olması ve kendisini daha sonra ait olunan sistem içinde ikame etmesidir. bu konuda çalıĢan kiĢilerin ġamanizm üzerine yoğunlaĢmalarını sağlamıĢtır.e. 157 Ocak. geleceği bilme. 156 Spiritüel bir kavram. Dinler Tarihi Sözlüğü. 1997. Moğolistan ve Sibirya inançlarına ġamanizm demek biraz yanıltıcıdır. ip bağlamak. Kendisini söz konusu ruhsal duruma muhatap olmuĢ bir kiĢilik olarak tanımlar. Budizm.g. Coulianiano.e. (çev.. Doğrusunu söylemek gerekirse ġamanizm. ġamanizm‟de transın amacı. Halk arasında genellikle hoca diye tanınan bu Ģahıslar. bazı topluluklarda onlar güçlerine göre derecelendirilmekte veya kullandıkları ruhlara ve yolculuk yaptıkları yerlere göre kara veya ak olarak da ayırt edilmektedirler. baĢka bir ifadeyle. Atalar kültü. 141. . ġaman ruhsal pratikleri uygulayan kiĢidir. Bunları Ģöyle belirtebiliriz. Ġkincisi hastaları iyileĢtirmek. gerçekte ġaman kalıntısı kimselerden baĢka bir Ģey değildirler158. çünkü Ģamanın kendisi yüceltilmemektedir ve Ģaman Gök Tanrı dininin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Aslında burada önemli olan. Ġstanbul. Bir ġaman aslında ruhsal âlemle maddi âlem arasında köprü vazifesi üstlenirken. 2. Gök tanrı inancı. ġamanlar ait oldukları toplumlarda bazı iĢlevleri yerine getirirler ve bazı pratikleri uygularlar. Fakat Ģamanizm. obsede156 kiĢilerden obsede varlıkları kovma ve büyü yapabilme yeteneğine sahip olunduğuna inanılır.2. bir din değildir. Bu özelliği ile derviĢlere benzer bir tevazu ve doğallık içindedir. 129. Bazı kabilelerde birden fazla türde Ģaman vardır. Daha çok görünmeyen ruhlar alemiyle irtibat kurmak ve beĢeri faaliyetleri yönetmede bu ruhların desteğini elde etmek için uygulanan vecdi ve tedavi ile ilgili metotlar bütünüdür155. Türklerin.g. muska yazmak gibi usullerle hastalık tedavi etmeye çalıĢan kimseler vardır. 439-440.e. 155 Mircea Eliade. kendi konumunu bir aracılıktan daha üst bir seviyeye çıkarmaz. Bir Ģaman sadece bozulan dengeyi yineden tesis etmek ve hastalığa Ģifa getirmek için ihtiyaç duyulur ve çağrılır. Çobanlı – Salt. Manihizm gibi dinlerin bir kısmında.

Mircea Eliade.e.e. 117. derviĢlere dönüĢümüne Barak baba çok iyi bir örnektir. baĢka dinlerin çerçevesini kullanan.. a.. bunlardan biri. Eski ġamanların babalara. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. 440. 163 Eski Ģamanlar gerek erkek.e. yarı göçebe bir hayat süren Türkmenler'le birlikte bulunan ve eski kam-ozanlara benzeyen babalar Anadolu'nun Ģartlarına uygun bir halk tasavvufunu da oluĢturmuĢlardır. 1998. Bu ruhsal insanlar eski inançlarla Ġslam‟ın uzlaĢmasını Türkmenler'i hiç sarsmadan sağlamıĢlardır. Kazınmış saçlarına. hepsi de aynı kıyafeti taşıyan yüz kadar dervişiyle şehre gelmişti.Ģifacılık misyonu diyebiliriz. Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. Tasavvuf. Barak Baba da dahil olmak üzere hepsi.e...: Ġsmet Birkan) Ġmge Kitabevi Yayınları.e. Söz konusu bu özellikler Türklerin iliĢkiye geçtiği bütün dinlerde bir Ģekilde görünür olmuĢtur. 150. Perrin. Ankara. XIII. 1999. a. . 132. 196. a. Hacım Sultan. ġamanın ruhunun geçici olarak bedeninden ayrılıp gizli alemlerde dolaĢmak Ģeklinde. 161 Ocak. Davullar ve ziller çalarak raks ediyorlardı... iki yanında öküz boynuzlarına benzer boynuzlar olan. Ocak. “Alevi-Bektaşi velileri olan Hacı Bektaş. Ayrıca bellerinde tahtadan yapılmış kılıçlar vardı.. öteki de göğe yükselerek Tanrı'nın yanına gidip. Bunun bir sonucu olarak heterodoks Türk Ġslam‟ı doğmuĢtur162. kaş ve sakallarına karşılık.e.. Aslında burada görünen. ġamanların gaipten ve gelecekten haber vermeleri konusunda uyguladıkları ve hem tarihte.159 Üçüncüsü gaipten ve gelecekten haber vermek. yüzyıl Anadolu'sunda. gaip bilgilerini alması.g.: Turan Alptekin) Cumhuriyet Kitabevi.. bunda da kuvvetleri ihtiyaçlar yönünde yönlendirebilmekten bahsedilebilir. Söz konusu örneği Ahmet YaĢar Ocak Ģöyle aktarır. 81. aşağı sarkan bol ve gür bıyıkları vardı. Bu esnada çıkardıkları sesler çok ürkütücü ve etkileyiciydi”.g. ġamanlar.. Mensup oldukları boy.160 Dördüncüsü ise tabiat kuvvetlerine hakim olmak. “Barak Baba. Şamanizim. göçebe ve yarı göçebe çevrelerde kuvvetli temsilciler bulmuĢtur. 105.g. gelecekte olup bitecekleri bizzat ondan öğrenmesidir. a.g. 123. Müslüman olmakla birlikte izleri bir türlü silinmemiş Şamanist geleneklerin hakim olduğu bir çevreden çıkma Türkmen babaları olunca. yeni derviĢ ve Ģeyhler olduklarını söylemek yerinde olacaktır. bu motiflerde esas unsur olarak Şamanizm‟i görmek tabi hale gelecektir. 163 Ocak.g. Söz konusu tespitler Ahmet YaĢar Ocak tarafından Ģöyle sunulmaktadır. sihirbaz-hekim sıfatıyla da hastaları tedavi etmektedirler. 127. Belden yukarıları çıplak olup boyunlarında ve omuzlarında küçük ziller ve kına ile boyanmış aşık kemiklerinden yapılmış kolyeler asılıydı.”161 Eski kam-ozanların. Onların 159 160 a. keçeden yapılmış külahlar giymişlerdi. Güngör. bunu da kehanet misyonu olarak belirtebiliriz. hem de günümüzde örnekleri bulunan iki ana usül vardır.g. (çev. Bozkırlarda göçebe. Abdal Musa ve diğerleri gibi. a. gerek kadın olsunlar bir kast halinde bulunmazlar. ruhsal alemle irtibatlanabilen ġamanist bir zihniyetin yansımalarıdır. Ġstanbul. din adamı sıfatıyla dini merasimleri yönetirlerken. 162 Irene Melikof. (çev. oymak ve köyün üyesi olarak halk için de yaĢarlar.

Vecd hali geçtikten sonra Ģaman diğer kiĢilerden farksızdır. Çoğu zaman dinlerin ürettiği bu anlamlar kümesi kiĢi. Dinler genel anlamda bütünsel ve kapsayıcı anlam Ģemaları sunarlar. 2000. Öyle ki bu inanç Mani dini ile iliĢkilerine olanak sağladığı gibi Ġslam tasavvufunda da özgün yorumlamalara imkan vermiĢtir. 8. 164 Abdulkadir Ġnan. Akhunlar (496567).165 Budizm temel olarak Türklerin gök Tanrı inancı ile de fazla örtüĢmüyor. Budizm. 2. Bu özelliklerden ve görünen etkileyici unsurlardan en baĢta geleni ise Anadolu insanı üzerindeki ġamanizm‟in ve ġamanın etkisidir. Bunlara örnek verecek olursak. ZerdüĢtlük ve Mazdekizm Bu dinler diğer baĢlıklar altında incelediğimiz dinler kadar direk iliĢkili dinler değildir. yaĢadıkları bölgelere yakınlıkla bir iliĢki içinde bulunmasındandır. Uygurlar (800-900'lü yıllar) sayılabilir.2. fakat halk içinde yaĢayan derviĢler onlar gibi yaĢayıĢ sergilerler. baĢka bir ifade ile Tanrılar dünyasına karıĢtıkları. sıradan halka benzer davranıĢlar sergiler. Özellikle Türk gelenek ve göreneklerine daha da bağlı olan göçebe yaĢayıĢ tarzına sahip topluluklar. Bilindiği gibi Budizm'in temel inancı olan tenasüh gereğince canlılar. Bilge Han (683-734) Budizm‟i kabul etmek istiyor fakat Vezir Tonyukuk ve asiller. Söz konusu inanç. kendilerine ait ve toplumsal deneme de geçerliliği olan inanç ve davranıĢ biçimlerinin değiĢmesi çok zor olmuĢtur.g.164 DerviĢler de halk içinde böyle bir konuma sahiptir. Türklerin iliĢkisinin.4. Bu manada bir din ile karĢılaĢan insandan topyekun bir değiĢme beklenir. Türkler de ciddi kabul görmüĢtür.a. 79. oysa Türklerin savaĢarak zenginleĢtiklerini öne sürerek vazgeçiriyorlar. grup veya toplum tarafından kendi kültürel birikimleri üzerinden anlaĢılır. Fakat bu değiĢim ve uyum süreci içinde.. Özellikle insanı yumuĢatan yanları savaĢçı Türkler için çekici olmuyor. Türkler de Ġslam dinine geçtiklerinde böyle bir değiĢim ve uyum süreci içine girmiĢlerdir. . öldükten sonra değiĢik bedenlerde birçok defalar yeniden dünyaya gelindiğine inanılır. Ankara. ödevlerin sunumuna kadar geniĢ bir yelpazeyi içerir.2. Budizm‟in savaĢ karĢıtı olduğunu. ġamanın vecd haline geldiği durumlar ise derviĢlerin nefes söylerken ki durumlarına benzer. Özetleyecek olursak ġamanizm farklı dinlerle karĢılaĢmıĢ olsa bile etkilerini karĢılaĢmıĢ olduğu dinin içinde göstermiĢtir. 165 Günbulut. Bunun dıĢında dergahlarda yaĢayan derviĢler halktan kopuktur. Tarihte ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar. eski inanç kalıntılarını daha da fazla üzerlerinde barındırmıĢlardır. DerviĢler muhabbet esnasında kendi fark ediĢine göre Ģifa yapar ve bu anın dıĢında. Topalar (386-557). Bunda söz konusu dinlerle.baĢka diğer insanlardan farklılığı ancak ayin yaptıkları zaman. Nirvana‟ya (ebedi mutluluk) ulaĢıncaya kadar. Fakat Türklerin inanç dünyasında olan belirli sembollerin kaynağıdır. Ģayet bu karĢılaĢan bir toplumsa beklenti toplumun komple değiĢmesi yönündedir. Bu Ģemalar kiĢisel dünyanın organizasyonundan baĢlar toplumsal ve kainata iliĢkin bilgilerin.e. Bunun yanında Budizm‟in tenasüh inancı Türklerin atalar kültü geçmiĢine destek veriyor. KuĢanlar (3-76). Türk Tarih Kurumu Yayınları. Aslında Ģamanların birçok özellikleri söz konusu bu mistik Ģahsiyetlerde farklı Ģekil içinde gözükmektedir. Budizm Türklerin yaĢadığı coğrafyaya yakın bölgelerde hakim bir inanç olduğu için Türklerin bir bölümü Budist olmuĢtur. Bunun yanında Göktürk Toba Han (572-581). ekstaz haline geldikleri anlarda olur.

Aradan fazla bir zaman geçmeden. onların siyasi güçleri azaldıkça da Mani dini Orta Asya' daki etkisini kaybederek yerini Budizm' e terk etmiĢtir. Oğuzlar vasıtasıyla Anadolu'ya getirilmiĢtir.168 Belki de bu özelliğinden dolayı Türkler arasında kabul görüp yayılmıĢtır ve etkileri günümüz halk inançlarında da görülmektedir. 232. a.166 Türkler içinde geniĢ bir taraftarlar kitlesi elde edebilmiĢlerdir... 762'de Uygur Hakanı Büğü‟nün. a. Bunun yanında söz konusu dinler özellikle Ġran bölgesinde hakim olan dinlerdir. Anadolu'daki halk inançlarına da senkretik karakteri ile yardımcı olmuĢtur.e.e. Mani dini Orta Asya' da Uygur Devletlerinin siyasi desteği ile ve yine Uygurlar vasıtasıyla yayılmıĢtır. a. Daha sonra Horasan ekolünün oluĢmasında da etkili olacak olan bu Maniheist rahipler.g. Dinin kendisinin senkretik bir karakteri vardır. Ġran'a yakın Türkler 600 .e. . Manihizm Mani dini aslında ZerdüĢtlük ile Hıristiyanlık arasında bir din olarak düĢünülebilir..e.e.5. Din genellikle Anadolu.g.e. Maniheist din adamları. Üstad-ı Sis'in etrafına üç yüz bin ZerdüĢti Oğuz Türkünün toplandığını ve buradan bu taraftarlar tabanının ne kadar geniĢ olduğunun görünebileceğini belirtmektedir.g.g. 8. sonra da Maveraünnehir'de ilk Maniheist topluluklar oluĢmuĢtur. Melikoff.Özellikle Türkler Anadolu‟ya gelmeden önce bulunduğu bölgelerde Ġran dinleri bağlamında ZerdüĢtilik ve Mazdekizm ile iliĢkileri olmuĢtur. a. Türklerin Anadolu‟ya gelmeden veya geldikten sonra da bu etkilere açık olacağı da rahatlıkla söylenebilir.. 51.. 158.g. Ġslamiyet'in kabulünden sonra göçebe kabileler arasında kalıntıları bulunan ZerdüĢti ve Mazdeist etkiler. buralara yayılarak propagandalarını sürdürmüĢlerdir. Suriye ve Orta Asya'da yayılma imkanı bulabilmiĢtir171.. Köprülü‟nün dikkat çektiğini Ahmet YaĢar Ocak önemli bularak belirtmiĢtir172. a.g.e. 73.2. a. Maniheizm'in bu kuvvetli etkisinin Anadolu'ya göçlerle geldiğine ve bazı Türk tarikatlarının oluĢumunda önemli payları olduğuna F.. a. önce Horasan.. a. 172 Ocak. 171 Ocak. 157.. Daha sonra 700-800‟lerde de halk arasında Manilik yayılıp geliĢmiĢtir.g. Mani dini Ġran'da gizliden gizliye taraftar toplayarak yayılmıĢtır.8 170 Güngör.. Çin'den dört Mani rahibiyle birlikte dönerek soylularla birlikte Maniliği kabul etmesiyle baĢlamıĢtır169.170 Mani dininin Uygurlarda resmi din olarak kabul edilmesinin dıĢında. Ocak. 2. Mani dini Türk düĢüncesi açısından çok önemlidir. Mani dininin Türk düĢünce ve inanç sistemini ne kadar etkilediği 166 167 Günbulut. 168 Öktem. a.2.g.700'lü yıllarda ZerdüĢt dinine yönelmiĢtir. 173 Güngör. Mani dininin Türklerle karĢılaĢması.167 ZerdüĢtilik ve Mazdeizm'in Oğuzlar arasındaki etkisi. Bu etkilenmede Hallacı Mansur'un ciddi belirleyiciliğinden söz edilebilir. Bu konuda Ahmet YaĢar Ocak biraz mübalağalı olmakla birlikte ifade ettiğini söyleyerek..e. 73.78. 169 Günbulut. özellikle Anadolu açısından önem kazanmaktadır.e. Söz konusu dinlerin etkisi daha çok Mani rahipleri aracılığı ile Mani dini çerçevesinde olmuĢtur. Öyle ki Türklerin Akdeniz ve Yakındoğu düĢüncesine açılmasını sağlamıĢ ve somut olarak Türklerin yerleĢik hayata geçmelerine katkıda bulunmuĢtur173.g.

pagan veya senkretik doğal inançları olan mistiklerdir. Katolik: Ġtil. Çünkü Mani dini senkretik bir karakter taĢımaktadır. hangilerinin Budizm. Bu anlamıyla Horasan ekolü ve Batınilik Alevi BektaĢi geleneğini anlamada temel noktalardan biridir. BaĢka bir ifade ile Türkler. Türkler söz konusu inançları kendi töreleri doğrultusunda ve eski inançlarının belirleyiciliği altında hayata geçirmiĢlerdir. Fakat bu sembolik benzeĢme içerikte bir benzeĢme değildir. Bu yüzden hangi unsurların Türk düĢüncesine Mani dininden.karıĢık bir konudur. Yönetici soylular nazarında böyle olan durumun. dinleri kendi geleneksel algılayıĢları içinde yaĢama geçirmiĢlerdir. Hazar üst tabakası. türbelerde mum yakmak. Azizlere gösterilen saygının erenlere derviĢlere gösterilmesi gibi örnekler verilebilir. Hıristiyanlık hatta Müslümanlıktan geçtiğini tespit etmek güçtür. 92. 2006 Ocak. Türkler ikinci olarak ise. Ortodoks: Yakutlar. Basitçe örnek vermek gerekirse.2.2. . Ġtil. Anadolu halkının mistik kökenli Hıristiyanlığı göçle gelen Türkleri de önemli ölçüde etkilemiĢtir.7. Yayık boyları Türkleri. Musevi olarak da. Hıristiyanlıkla Anadolu'ya gelip yerleĢtikten sonra iliĢkiye girmiĢlerdir. kurumsal bir yapılarının olmaması. Türkler 740'ta Hazar hakanı ve asillerinin Yahudi dinine geçmesi ile Yahudi olmuĢlardır. Söz konusu iliĢki putperestlik ve Hıristiyanlığın syncretisminden oluĢan yeni bir kültürle temas etmek Ģeklindedir175. Fakat bu iliĢkide bulunuĢ. Karaimler ve Hazarlardır. Anadolu antik inançları ve Hıristiyanlıkla ilgisi vardır. Anadolu‟daki halk. Bu sebeple.e. Yaptığımız derlemelerde herkes söz birliği yapmıĢçasına Horasandan geldiğini belirtmektedir. Anadolu halk Ġslam‟ını anlamada Horasan ekolü çok önemlidir. aynı Ġslam‟la iliĢkide bulunuĢ gibi kitabi dinlerin beklediği düzenlilik içinde olmamıĢtır. Buna rağmen.g. (çev: Belkıs DiĢbudak). 2. Türkler Hıristiyan olarak. 2.2.6. Bu sebeplerden dolayı Anadolu‟ya gelen Türkler her ne kadar Horasan ekolünün etkisi ile Ġslam olarak gelmiĢ olsalar da. Söz konusu kavramlar Ġslam‟ın temel prensipleri ıĢığında ĢekillenmiĢtir. Doğu Roma imparatorluğunun politikalarından dolayı Hıristiyan. Plato Film Yayınları. Bu konunun içeriği ise Batıni bir görüĢ olan Horasan ekolü vasıtasıyla oluĢturulmuĢtur.Ali. baba-oğul –kutsal ruh ve Hak –Muhammet. Türkçeye çevrilmiĢtir. a.. Horasan Ekolü ve Batınilik 174 175 Arthur Koestler. Kazan ve Lehistan Türkleri. 12 havari ve 12 imam. ÇuvaĢlar. daha naturalistik bir dinsel karakter taĢımaları Anadolu halk inançlarını etkilemiĢ ve özellikle halk içindeki derviĢ tiplerinin oluĢmasında belirleyici olmuĢtur. Yayık Türkleri. Türkçe Tevrat'a göre ibadet etmeye baĢlamıĢ fakat halk yine ġaman kalmıĢtır174. Kabile”. halk arasındaki durumu ise geleneğin belirlediği inançların hakim olması Ģeklindedir. Kazan Türkleri. “13. Yahudilik ve Hıristiyanlık.2. Bu dönemde Tevrat. halk inançları her zaman senkretistik özellikler göstermiĢtir. Binli yıllara kadar Türkler tek Tanrılı dinlerden olan bu iki dinle de iliĢki içinde bulunmuĢlardır. Ġstanbul. düalist karakteri ve rahiplerinin ruhsal mistik insanlar olarak halk ile birlikte yaĢamaları. Özellikle Anadolu Aleviliğindeki birçok inancın.

Bu derviĢlerin aĢkla dini yaymaları hakkında Köprülü Ģunları ifade eder. a. Yine önde gelen araĢtırmacılardan Ġrene Melikof da bu konudaki görüĢlerini etmektedir. Horasan'da doğmuĢ bulunan. Abdal Mûsâ Velâyetnâmesi. “Anadolu Ġslam Gizemciliğinin Orta Asya Kökenleri”.179 Çünkü aĢk zorluklara katlanmak ve onları aĢmak için gerekli olan kuvvet kaynağına yani Yaradan‟a yönelmeyi gerekli kılar. 1999. Anadolu'nun yurt edinilmesinde.Horasan Ġran‟ın doğusunda bulunan geniĢ bir coğrafi bölgenin adıdır. 2. “Alevi BektaĢiliğin Tarihi Kökenleri. bu dini. Bu yol aĢk yoludur.e. Anadolu'yu hem nüfusça ve hem de kültür bakımından sürekli beslemiĢtir. dünyayı umursamayan. cezbe ve ilahi aĢk esasına dayalı Melameti-Kalenderi sufiliğine de iĢaret eder178. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Bunun yanında Horasan kelimesi.181 Daha sonra süreç içinde. 132. Bu itibarla Anadolu'daki ilk mutasavvıflar Horasan Erenleri diye anılmıĢtır. Budist. “Birçok Türk dervişleri yeni dini ve tarikatlarını yaymak aşkıyla göçebe Türkler arasına geliyorlar ve yeni mefkureyi onların anlayacakları bir lisan ve zevk alabilecekleri bedi'i bir şekil ile yaymağa çalışıyorlardı. gerektiren Allah‟a ulaĢmanın ancak aĢkla gerçekleĢebileceğine inanırlar. yüzyıllarda Ġran ve Asya içlerine uzanan geniĢ bir sahada.. 180 Fuad Köprülü. Kalenderiliğin mistik temellerinden birisi de Ahmet YaĢar Ocak‟ın kanaatine göre budur. IX ve X. Ceyhun ırmağı'nın güneyindeki ve HindikuĢ dağlarının kuzeyindeki memleketleri de içine almaktadır. 1999. . ZerdüĢt ve Maniheist rahipler Müslüman sufi çevrelere yabancı değillerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII Yüzyıllar). 74. Ankara. içinde yaĢadıkları siyasi otoritenin ve toplumun sıkıntılarından kaçmak isteyen bazı sufilerin. Türk Edebiyatı‟nda İlk Mutasavvıflar. Gerek Abdal Musa'nın babası ve gerekse Hacı BektaĢ bu Horasan Erenleri'ne dahildir177. Türk Tarih Kurumu Yayınları. 181 Melikof. 176 Abdurrahman Güzel. Ankara. protestocu bir mistik felsefeyi benimsemeleri çok mümkün görünmektedir. 178 Ahmet YaĢar Ocak. Rusya ve Ġran tarafından paylaĢılmıĢ vaziyettedir176. göç eden kavimlerin anlayıĢı ve geleneklerine uyarlamaya çalıĢmıĢtır. BektaĢilik bir dini senkretizm yani bir bağdaĢtırmacılık Ģeklini almıĢtır. ĠĢte meselenin bu safhasında iĢin içine Melamet-Kalenderilik iliĢkisi girmektedir ki. Bu gün. 179 AY. 1976.g. Bu derviĢlere horasani denmesinin bir sebebi de bu aĢk yolu olan Kalenderilik akımına mensup olduklarını göstermektir. Toplumların karmaĢası ile inanç ve düĢünce sistemlerinin yaygınlaĢması arasında paralellikler vardır. çok büyük zorlukları. 18. Horasan geleneğinin bir görünümü olan Kalenderilik Anadolu Aleviliğinin temellerinden bir tanesidir.” 180 DerviĢler Anadolu'ya göç eden Türkmen boylarına Ġslam‟ın Batıni yorumunu yaymaya çalıĢmıĢlardır. Diğer dinler Türklerin düĢün dünyasını ciddi biçimde etkilemiĢlerdir. Horasan. Hacı BektaĢ‟ta Ahmed Yesevî gibi. XVIII-15. bunu benimseyenler. 177 Melikof. ekseriyeti Sovyet sınırları içerisinde olmak üzere Moğolistan. Türk Tarih Kurumu Yayınları. 83. BektaĢi-KızılbaĢ Bölünmesi ve Neticeleri”. Ankara. Ġslam‟ın iktidara ve savaĢa yöneldiği dönemlerde manevi yolun yolcusu olan birçok kiĢi mistik yolları tercih etmiĢlerdir. 16.

Ġnsanlar dinleri derin bir sorgulama ve arayıĢ neticesinde bulmaz daha çok çevresindeki pratik anlayıĢ ve kavrayıĢlarla bir Ģeylere yönelir. Onun için dine dahlettiği unsur o kadar doğaldır ki onun. geleneği taĢıyan bir kiĢi. muska. ilk dervişler tarikatının kurucusu Hoca Ahmet Yesevi‟ye dönmek gerekir. dinin temel prensiplerine aykırı olduğunu düĢünmez. Müslüman yaĢayıĢ tarzı içine. Kalender ya da abdal. kuş teleklerinden başlık. tasavvufta zikir. Onun gittiği yolun kendi gittikleri yol olduğu konusunda belirlemelerde bulunmuĢlardır. 2006. Bu manada Türklerin tarih içinde girdiği dinlerin özellikleri.”182 Türklerin en eski geleneklerindeki ruhsallığın pratik uygulayıcısı olan Ģaman. yok olup gideceği yerde. Bunun yanında Ġslam Tasavvuf yorumları Ġmam Ali ve Halife Ebubekir üzerinden delillendirilir ve bu temel Ģahsiyetlerle. Sufizm. Daha sonraki ifadelerde de göreceğimiz gibi Ġslam geleneği içindeki sufilerin farklılaĢarak Anadolu‟da derviĢlik adı altında Halk sufiliği bağlamında yorumlandığı görülmektedir. Bu etkilerin Ġslam‟a uygun olup olmadığı. çıngırak. at simgesi değnek.“ Gezgin derviş. halk sufiliği çerçevesi içinde yaşaya gelmiştir. Bu bilinç dışı kalıntıları anlamak için. Şaman gelenekleri. 2. Bunda Fars Kültürü ve Hint Kültürünün çok belirleyici etkileri olmuĢtur. bu biçimde dahlolunmuĢ ve yaĢayıĢını sürdürmüĢtür. Kitab-ı Cabbar Kulu. Bu gelenekler günümüzde de orta Asya'nın kimi yörelerinde hala yaşamaktadır. Onlarınki gibi hastalıkları iyi edici amaçlarla yapılır. ĠSLAM GELENEĞĠNDE SUFĠLER Ġslam‟ın ilk dönemlerinde bilinen anlamda derviĢ ve sufi yoktur.2. ġöyle ki. Türk Diyanet Vakfı Yayınları. Ġslam içinde Ġslam‟a uygunluk temelinde. ait olduğunu varsaydığı dini bozmak ve tahrif etmek için geleneği bidat olarak dinin içine sokmaz. Bu anlamıyla var olan her anlayıĢla bir Ģekilde ünsiyet kurabilme kabiliyetine sahiptir. Şamanlığın kendini aşma uygulamalarını andırır. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. Sufizm daha çok Ġslam devletinin geliĢmesi ve baĢka kültürlerle karĢılaĢılması sonucunda Ġslam'ın içinde oluĢmuĢtur. Sufiler çoğunlukla kendilerini hayatı boyunca peygamberi görmeyip fakat ona karĢı yoğun muhabbeti olan Veysel Karani ile iliĢkilendirmiĢlerdir183. merkez isimler arar ve bunları belirtir. Melikof'un belirttiği geçmiĢle kurulan bilinç dıĢı iliĢki kavramı çok önemlidir. Dinlerin yaygınlaĢması aslında alıĢkanlıkların yaygınlaĢması gibidir. SistemleĢmiĢ Gök Tanrı dini ve Atalar kültünden de bağımsız olarak düĢünülmesi gereken ġamanlık aslında ruhsallığın pratik boyutu ile ilgili teknikler bütünüdür. nasıl bir Ġslam 182 183 Melikoff. 26. . Osman Eğri. Zaten kendisi için o kadar doğal olan bir inanca uymayan hiçbir dini de benimsemez. Türklerin geçirdiği tarihsel dönemler ve tanıĢtığı farklı dinlerde kendisini kılık değiĢtirerek göstermiĢtir. Alevi BektaĢi Klasikleri VII. şamanın bütün dış çizgilerini taşır.3.

İslami bir şekle 184 185 Ceylan. NakĢibend (ö. Abdülbaki Gölpınarlı bu konuda.. Ġslam tarihinde sufilik tarikatlar vasıtasıyla yaygınlaĢmıĢtır. a. Mevlana (ö. 68.631/ 1233) Haydariler. H. BektaĢ-ı Veli (ö.578/1182 Basra) Bedeviye.672/1273 Konya) BektaĢiye.e. a. bizim anladığımız Müslümanlıktır diye telkin ettikleri esaslar. Bununla birlikte bir de bir süre tarikatlar devrinde varlığını sürdürdükten sonra fikirleri ve tavırları ile çeĢitli tarikatlar içerisinde eriyen daha Batıni karaktere sahip olan ve özellikle Anadolu coğrafyasında dini-siyasi çok önemli tesirler bırakan bazı ekolleri de burada zikretmek gerekir bunlar: Vefailer.e.184 XII-XIV yüzyıllarda kurulan ve geliĢen tarikatlar Ġslam geleneği içinde etkin tarikatlardır.501/1107) Babailer. Müslümanlığa inanmamış kişilerdir.562/1167 Yesi) Kadiriye.669/1270 HacıbektaĢ) NakĢibendiye. Özellikle yukarıdaki ekoller kurumsallaĢmıĢ tarikatlar içinde değil de halk arasında kurumsallaĢmamıĢ dini-siyasi anlayıĢlarda etkili olmuĢtur. 18. KeĢmir.637/1240) Kalenderiler.800/1398 Herat) Sadiye.656/1258 Mısır) Halvetiye. çok zekice gizlenmiş. Ömer Halveti (ö. Konya üçgeninde yaygınlık kazanan 12 ana tarikat isimleri.618/1221 Türkmenistan) Mevleviye. kurucu pirleri ve tarikatın kurulduğu Ģehirler Ģöyle sıralanabilir: Yesevi‟ye. Ahmed Yesevi (ö.618/ 1221) Hurufiler. 186 Uludağ. tümden Müslümanlığa aykırıdır.796/1394)185..632/1254 Bağdat) Kübreviye. B. Ahmed Rıfai (ö. .anlayıĢının gerçek olduğunu araĢtırmak daha özel bir araĢtırma konusudur.791/1389 Buhara). ÇalıĢmamızın konusu olan Alevi BektaĢi derviĢleri de söz konusu anlayıĢları çoğu zaman bünyelerinde taĢımıĢtır. Ebü'l-Vefa Bağdadi (ö. Fazlullah Esterabadi (ö. Sadüddin Cibavi (ö. asıl Müslümanlık. Sühreverdi (ö.e. Ahmed Bedevi (ö. Ģimdiki manada ekollerdir. Kutbuddin Haydar (ö. Necmüddin-i Kübra (ö. Ebü'l-Hasan ġazeli (ö.675/1276 Mısır) ġazeliye. ġ. Abdülkadir Geylani (ö.g.g. Bu konuda Ömür Ceylan‟ın “Böyle buyurdu Sufi” çalıĢmasını burada zikretmek yerinde olacaktır. Zaten bu derviĢler Batıni186 karakterli derviĢlerdir ve bu kiĢilerin Ġslam anlayıĢı ortodoks Ġslam‟ın anlayıĢı ile ciddi tezatlıklar gösterir. a.562/1167 Bağdat) Rıfaiye. fakat bu aykırılık. Baba Ġlyas Horasani (ö.g.700/1300 Suriye) Sühreverdiye. Cemaleddin Savi (ö. “Batıniliği temsil edenler. Kahire. Tarikatlar aslında birer öğrenme okulları.

Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken. O.188 “Hatırla ki Rab‟in meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım. batı da.. Ġstanbul.bürünmüştür. (sorumluluğundan) korktular. Size ancak az bir bilgi verilmiştir. Çünkü bu kiĢiler.” Ġsra 17/72 “De ki: Ruh Rabb'imin emrindedir. 188 Ceylan. Fakat bu derviĢler ve sufiler kendilerini Ġslam hatta Ġslam‟ın asli yorumu olduğunu söylemiĢlerdir.” Kaf 50/16 187 Abdülbaki Gölpınarlı.e. çok zalim ve çok cahildir. Bu Batıni tarafları kutsal kitabı okurken öne çıkardığı ayetlerden de görünmektedir. halbuki O. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim.” Bakara 2/31 “Doğu da Allah'ındır. Gerçek Yayınevi.” Ahzab 33/72 “Allah'ın eli (kudreti).” En’am 6/103 “Attığın zaman da sen atmadın fakat Allah attı (onu)” Enfal 8/17 “Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür. dedi. onların ellerinin üzerindedir. içsel bir anlayıĢ olduğunu ispatlamaya çalıĢmıĢlardır. yere ve dağlara) teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler. a. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (zatı) oradadır.” Kasas 28/88 “Biz emaneti (göklere. Ġslam dairesi içinde düĢünmelerini inançları ifade ederken Ayet ve hadisleri kullanmaları ile delillendirebiliriz. gözleri görür. 100 Soruda Türkiye‟de Mezhepler ve Tarikatler.” Ġsra 17/85 “O'nun zatından başka her şey yok olacaktır.” Bakara 2/115 “Gözler O'nu göremez. 1969.” Bakara 2/30 “Allah. Adem'e bütün isimleri öğretti. Gerek yaĢayıĢ gerekse düĢünceleri göz önüne alınırsa bu kiĢilerin kendilerini olmadıkları bir kimlikle göstermeyecekleri açıktır. Onu insan yüklendi. yeryüzünde fesat çıkaracak insanı mı halife kılıyorsun. Ġslam‟ın sadece zahiri bir anlayıĢ olmadığını. 21-25.”187 Gölpınarlı‟nın Batıniler hakkında Ġslam dıĢı olduğu kanaati Ġslam‟ın ne olduğu tartıĢmalarından kaynaklanmıĢtır. dediler.” Feth 48/10 “Andolsun. eşyayı pek iyi bilen ve her şeyden haberdar olandır. . dedi. insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biz biliriz ve biz ona şahdamarından daha yakınız. Söz konusu sufi derviĢlerin düĢüncelerini temellendirdiği Kuran-ı Kerim‟deki tasavvufa delil gösterilen ayetlerden bazılarını çalıĢmamıza naklederken Ömür Ceylan‟ın çalıĢmasından yararlanılmıĢtır.g. Doğrusu o. Bu derviĢ-sufilerin Ġslam‟la münasebetlerini.

.e. “190 Ġslam. gören gözü. Asıl Ġslam tartıĢması çoğu zaman siyasi beklentilerin gerekçelerini hazırlamak içindir. hatta daha da yakın oldu. Kulum nafile ibadetleri ile ben onu sevinceye kadar daima bana yaklaşır. Tanrıyla beraber olduğum öyle özel anlar vardır ki. Kur'an yedi harf (lisan) üzerine indirilmiştir. Bunların yanında bir de ġathiyat-ı sufiyane adı verilen geleneğe zemin hazırlayan sözler vardır. anlaĢılmasını ve yaĢanmasını salık veren özgürleĢtirici bir tutum geliĢtirirler. en yakın melekler ve hatta diğer nebiler dahi sığmaz. Sufiler ve derviĢler Ġslam dünyası içinde önemli ruhsal kanallardır Sadî‟nin deyimiyle derviĢ gönül ehli ve Allah adamıdır. Kanaatimizce Ġslam‟ın aldığı her Ģekil Ġslam‟ın asli unsurudur. Allah da bana aşıktır. Ben onu sevdiğimde ise onun işiten kulağı. tasavvufla Batıni bir anlama ve uygulama alanına dönüĢmüĢtür. 189 Söz konusu hadis ve ayetleri Anadolu‟da derviĢlerin Ģiirlerinde görmek mümkündür. Aslında bu farklı yorumlamalar evrensellik iddiasında olan bir din için doğal ve gereklidir. Allah Adem'i yarattı ve onda tecelli etti. İbn Arabi‟nin: Beni hakkıyla tanısaydınız bana secde ederdiniz. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanınız. Allah Adem'i kendi sureti üzere yarattı. Ölmeden evvel ölünüz. Eğer ipinizi uzatsanız Allah'ın üzerine düşerdi. derken daha da yaklaştı. onları benden başkası bilmez. Çünkü bu farklı anlayıĢlar.” Necm 53/9 Ayetlerin dıĢında yine Ceylan‟ın çalıĢmasında tasavvufa delil olarak gösterilen bazı hasisler ise Ģunlardır: Ben gizli bir hazine idim. 54. yukarda zikrettiğimiz birçok sufi. Bir saatlik tefekkür yetmiş bin senelik ibadetten daha hayırlıdır. Ben ilmin şehriyim ve Ali kapısıdır.“Sonra (Muhammed'e) yaklaştı. Ebu Hüseyin Nuri‟nin: Ben Allah'a aşığım.. 26-28. 190 . ona. Gök kubbelerim altında öyle veli kullarım vardır ki. bu da bütünden ne beklendiğinin iĢaretlerini taĢır. Velinin ilhamı nebinin vahyi gibidir. bilinmeyi istedim ve halkı yarattım. Her farklı okuma bir insan gözüyle yaratıcının nasıl anlaĢıldığının ipucunu verir. din adına verilen fetvalarla öldürülmüĢtür. O kadar ki. a. Ġslam‟ın farklı bir okumasını. a. (birleştirilmiş) iki yay arası kadar.g. Hallac-ı Mansur‟un: Ben Hakk‟ım. Kim beni (rüyasında) görürse Hakk'ı görmüş olur. Bunlardan en bilinen bazıları Ģunlardır: “Bayezid-i Bistami‟nin: “Cübbemin altında Allah'tan başkası yoktur. Yarattığım yerlere ve göklere sığmadım ama mümin kulumun kalbine sığdım. Adem su ve çamur arasında iken ben peygamberdim. söyleyen dili ve tutan eli olurum. Doğrudan aktarılmasa da anlam ve mana olarak bu ayet ve hadislere çoğu zaman rastlanır. Evrensel bir din bütün bu farklılaĢmalar sonunda ancak evrensel bir niteliğe kavuĢacaktır.e.g. Nefsini bilen Rabbi‟ni bilir. bunlar ünlü sufilerin söylediğine inanılan sözlerdir. Söz konusu dönüĢüm ortodoks Ġslam anlayıĢınca her dönemde eleĢtirilmiĢ hatta eleĢtirilmekle de kalmamıĢ. 189 Ceylan. Fakirlik övüncümdür. Şeyh Şibli‟nin: Ben söylüyor ve ben dinliyorum.

Evlenmez ve baĢkasına gereksinim duymazlar. 3. halk içinde Hakk‟ın temsilcisi olarak muamelede bulunur. mutlak iyi olan Hakk ile. Devrinin en büyük camilerinde ders veren. onunla yedi gün halvet oluyor. gönlünde mal edinme arzusu bulunmaz. Tarih Dizisi."194 Sufiler tasavvuf vasıtası ile mistik Ġslam düĢüncesini oluĢturmuĢlar ve derviĢlerle birlikte bunu uygulamıĢlardır. Ġstanbul. Tasavvuf.”191 Vâhidî (ö:1523) yazdığı "Menâkıb-ı Hâce-i Cihân" adlı eserinde Edhemî. (Haz. hem de değiĢimine Mevlana ile ġems güzel bir örnektir. ahlaki ve manevi iyiliklerin tümünün temsilcileri olarak kabul edilir. Onlar insan.. ayakkabılarını çıkarıp saray kadınlarıyla semah ettikten 191 192 Sadi-i ġirazi.Saç kaĢ kazıtırlar. Hakk suretinde kendinde gizli olan potansiyelleri gerçekleĢtiren. “DerviĢ Maddesi”.192 Bunların karakteristik özelliklerini Ģöyle belirler: 1. çökeceğini belirtir. Câmî. böyle yaĢamayı hedefleyen kiĢiye de insanı kamil vasfını vererek onun konumunu özel kılmıĢtır. 2Hırka ve Ģal giyerler. Bu halvetten çıkan Mevlana artık bambaşka bir Mevlana'dır. Herkesi anlamaya ve derdine deva bulmaya çalışır. bil ki içi harap olmuĢtur. Çiğnendikçe daha iyi ürün veren toprağa benzer. Ġbn Arabi Ġnsan-ı Kamilleri alemin “sütunu” olarak adlandırır. 1999. Om Yayınları. her yere her Ģeye gölge salar. garip davranıĢlı derviĢ zümrelerinden bahseder. Coşkun bir dervişe. „Ġnsanı kamil‟ olanlar övülmeye değer her insani özelliği taĢıdığı vurgulanır. insanın âlemdeki yeri arasında bir iliĢki kurmuĢtur.195 Ġnsan ile alem arasında Arabi‟nin kurduğu bu organik bağ sebebiyle. Ermiş ve ergin bir insandır. (çev. „Hayvani Ġnsanlara‟ kıyasla. ġems Ġslam‟ın temel tezlerine ters düĢen bir derviĢtir. 1999. Bulut gibidir Sufi. 1998. Ġnsanları ahirette mutlak mutluluğa ileten insan-ı kamil. ġemsî. ona her kötü Ģey atılır. 195 William Chittick.193 Cüneyd-i Bağdadi'ye göre. Dervişin eli. . Ġstanbul. gönlü ve bedeni boştur. görünürde bir bağla bağlı olmadığın halde Allah'la bulunmandır. en ideal uygarlığı kurmaları için rehberlik ederler. Baskı. Tarih Heterodoksi ve Babailer. “Mevlana. DerviĢler insanı kamil olmak hedefiyle Ġslam‟ın hedeflediği insan tipine karĢılık gelmiĢlerdir. 39. a. Ġstanbul.g. ġems Mevlana‟yı uyandırıp ortodoks Ġslam söyleminden koparıp aĢka düĢüren bir derviĢtir bu konuda Ġlhan BaĢgöz Ģöyle bir belirleme yapmıĢtır."Derviş gönül ehlidir. Ġnsanı Kamiller insanlara ve topluma.: Mehmet Demirkaya) Kaknüs Yayınları. 3.Haydari adında küpe ve boyunlarına bir Ģeyler takarlar 4Ġbadeti bilinen Ģekilde yapmazlar 5. Allah‟ı hayatın her zerresinde yaĢamayı arzulayan bu anlayıĢ. Abdal gibi adlar alan acaip kıyafetli. üstünde iyi de gezer. yağmur gibidir. fakat ondan ancak güzel ve temiz Ģeyler biter. Bu açıdan.e. herkesi sular. Hayal Alemleri İbn-Arabi ve Dinlerin Çeşitliliği Meselesi. Sufiyi bezenmiĢ gördün mü. Gülistan. 117. "Sufi yeryüzüne benzer.. Ġbn Arabi. Aslında insanı kamille bir zahit‟in hem farkına. Yazıcı. Ġnsan-ı Kamilsiz alemin. 194 Reha Çamuroğlu. irfan ve merhametin. Şems'e rastlıyor. bedeniyle günaha girmez. 193 Yıldırım.: Sadık Yalsızuçanlar) TimaĢ yayınları. 189. Allah adamıdır. soğuk tabiatlı ve asık suratlı değildir. tam ve kamil bir insanı tanımlayan insan-ı kamil düĢüncesiyle. kötü de. Sevimli ve güzel yüzlüdür. elinde mal.

bu nedenle öldürülecektir. Fakat eserleri dikkatle incelendiğinde hulül inancından Tanrının bedenlenmesi inancına. 95. hal ehli kiĢiler olarak adlandırılmıĢtır.196” Aslında Ġslam içinde Mevlana‟nın yaĢadığı böyle bir değiĢimin hoĢ görüldüğüne çok az rastlanılmıĢtır. 105. Ġstanbul. 49. Bunun nedeni 'Sufizmin kendi aracılığıyla anlaşılmasıdır'. Karamanlı Ayni gibi bir çok Ģair vardır. 401-406. Sufizm teori anlatmaz. Söz konusu bu Ģairlerden bazıları gerçekten sufi tabiatlı ve tarikat bağlantılı kiĢilerdir.”197 Yukarıdaki ifadeden de anlaĢılacağı üzere tam bir katılımı gerektiren her Ģey gibi. fakat bir elma tadılmadığı müddetçe elma hakkındaki bilgi sadece dolaylıdır. Mevlana'yı karşı kültüre ve aykırı yola çeken Şems. Tasavvufun bu yönü Klasik Ġslam‟a göre. 196 197 Ġlhan BaĢgöz. . Birincisinde derviĢlik hakkındaki kaside ve gazeller. 198 Stuart Litvak. Divan edebiyatında derviĢten bahseden Ahmet PaĢa. sabit gibi görünen anlayıĢların esnemesine vesile olmuĢ ve Ġslam‟ın zenginleĢmesini sağlamıĢtır. BirleĢik Yayınevi. yy. Ankara. son vahyin devam ettiği söyleminden. ayakkabılarını altınlı. Pan Yayınları. Bu hoĢgörünün temel sebebi Mevlana‟nın ortodoks Ġslam içinde olduğu kabulüdür. Sufizm bir aşkın bilgelik halidir ama bir aşkın bilgelik felsefesi değildir.14 ve 15. Ġslam dünyasında yaĢamıĢ ve entelektüel olarak kabul edilebilecek kiĢiler de derviĢ olarak anlaĢılmak istemiĢlerdir. dinleyicileri beylerden ve sultanlardan oluşan Mevlana tümden değişecektir.199 ÇalıĢmamızda derviĢliğin iki kullanım tarzı örneklenecektir. kurulu düzenin hoş görmediği yerlerde semaha duracaktır. (çev. Nesimi. Divanlarına Göre. 2000. pratik ipuçları verir. DerviĢlik hakkında Hayreti ve Nevi‟ye ait kaside ve gazellerden örnekler Ģunlardır. Divan Şiirinde Tasavvuf . Ġstanbul. ona iĢtirak etmeyen birinin. Yüzyıl mistiklerinden Osho Ģöyle demiĢtir.: Sertaç Kartal) Okyanus Yayınları. Bhagwan Shree Rajneesh Osho. Dergahının kapısını yoksullara ve kötü kadınlara açacak. Bu konuya en iyi örnekleri Osmanlı Ġmparatorluğu saray çevresinde Ģiir yazan divan edebiyatı Ģairleri arasında bulabiliriz. (çev. tabiat varlıklarının evrimine kadar birçok ortodoks Ġslam‟a göre reddedilen görüĢler savunulmuĢtur. bir dünya görüşü değildir. ikincisinde ise derviĢ redifli Ģiirler örnek olarak gösterilecektir. Sufizm Bilgelik Arayışında Tasavvuf Yolu.: Nur Yener) Okyanus Yayınları.198 Elmalar konusunda bir uzman olabilir ve onlar hakkındaki her tür olgu bilinebilir. Yunus Emre. 2007. 199 Kaplan Üstüner. 2003. elmaslı. Adni. Cafer Çelebi.sonra. Sufizmi doğru değerlendirmesinin mümkün olamayacağı anlaĢılmaktadır. 1999. DerviĢlik bu anlamıyla bir derinlik ve anlayıĢ zenginliği anlamına gelmiĢtir. Mevlana‟yı da saran Batıni karakterin diğer ismi Sufizm hakkında XX. pırlantalı küpe ve yüzüklerle dolu bulan. Mevlana da ġems gibi öldürülebilecekken yaĢayabilmiĢ hatta ġems‟ten öğrendiklerini aktarabilecek zamanı olabilmiĢtir. Ġstanbul. Bazıları ise derviĢlik ve derinlik anlamında kurulan bağ sebebi ile derviĢ olarak kendini adlandırmıĢtır. Zen Yolu / Tasavvuf Yolu. DerviĢler Ġslam dünyası içinde gönül ehli. “Sufizm bir dünyadır.

Ali Tanyol). Divanı. 12/5 201 Hayreti. Gazel 127/3 203 Nevi. Mehmet Ali Tanyeli).Tenkitli Metin.. Divanı.Tenkitli Metin. Ġstanbul. Bu Ģiirlerde derviĢliğin neliği ve Ģairin derviĢlik hakkındaki görüĢleri anlatılmaktadır. a.e. Ġstanbul Üniversitesi Yayınları.e.g.200 Gönül abdalına han-ı visalün olmadı ruzi Geçinür gam yimekle ruz u Ģeb derviĢ kani‟dür201 DerviĢlerüz ki mülk-i Süleyman‟a virmezüz Bu kuy-ı fakr u fakada kendü bucagumuz202 Nev‟i‟yi mazhar kılaldan lutf u kahrun sureti Sözleri Ģahanedür evza‟ı derviĢanedür203 Ġkinci örneğimiz ise. Nola can-ü gönül olsa kulı kurbanı derviĢün Bu alem tekye-gahında naziri kani derviĢün Hicabı keĢf it ey sufi temaĢa kıl bu esrarrı Gören halva-yi la‟lini olur hayranı derviĢün ġeref vire felekde MüĢteriye tali‟üm bin yıl Eger kim asitanında olam mihmanı derviĢün Feleklerde görüb yüz Ģenk ile çarha sema‟eyler Olupdur ay ile gün mihri ser-gerdanı derviĢün Yürürler baĢ açuk yalın ayak‟ uryan olub Zati ġaçı meftüli abdal eyledi çendanı derviĢün204 200 Hayreti. .g. Zati ve Yakıni‟in derviĢ redifli Ģiirleridir. 1977. Ġstanbul. II. (Haz: Mertol Tulum. (Haz: Ali Nihat Tarlan). Gazel 60/2 202 Hayreti. 1967-1970. Ġstanbul Üniversitesi Yayınları. Mefa‟lün Mefa‟ilün Mefa‟ilün Mefa‟ilün.. 155/5 204 Zati. Gazel. Cilt. (Haz: Mehmet ÇavuĢoğlu. a.Tenkitli Metin. Ġstanbul. Divan. 1981. Kaside. Gazel.Günleri toğdı ısındı haline derviĢler Gördiler fi‟l-cümle çün mihr ü vefa-yı ruzgar. 781.

2004. Ġstanbul.alem ider Sürur. öteki heterodoksiye dayanan iki boyutu vardır. Der Yayınları. Hint ve eski Mısır‟a dayandığı genel olarak kabul edilmektedir. Alevi ve BektaĢi Ġnançlarının Ġslam Öncesi Temelleri. . Za‟if idüp dili reĢk-i hilali derviĢ‟ün Beni hayal ide gibi hayali derviĢ‟ün Külah-ı cem sana ey sakin-i saray-ı sürür Yeter bana seg-i kuyı sifali derviĢ‟ün Sitare olmaz-ısa afitaba hem –pehlu Nedür ya mihr-i „izarında hali derviĢ‟ün Geda-yı bi-ser ü payı Ģeh-i dü. Gazel. Ġslam‟ın yorumlanıĢı konusunda oldukça geniĢ ve insancıl bir düĢünce akımı olarak ġii ve Sünni ortodoksiyi zorlayan bir fikri yoğunluk geliĢtirmiĢtir. 206 Bkz. Yakıni.. Türkiyat AraĢtırmaları Enstitüsü.mefa‟ilün fe‟ilatün mefa‟ilün fe‟ilün. Ocak.ı cam –ı lebiyle visali derviĢ‟ün Nedür hüviyyeti bilmek dilersen ey derviĢ „Ayan ider anı nur-ı cemali derviĢ‟ün Var ey geda seg-i kuyına iltiyam eyle Tevazu „-ıla gerek her hısali derviĢ‟ün Libası jende kıl abdal ol Ġbni Edhem-veĢ Yakıni ıĢkına giy kara Ģalı derviĢ‟ün Urur yüreklere ateĢ bu nazm-ı „alem-suz Beli pür-ateĢ olur hasb-ı hali derviĢ‟ün205 Tasavvuf ve onun belirlemeleri ıĢığında yapılan değerlendirmeler. Divan. Melikof. 1979. YayınlanmamıĢ Doktora Tezi ). .. Hacı BektaĢ Efsaneden Gerçeğe. Tarih Boyunca Ġslam Mezhepleri ve ġiilik. Ġstanbul. 115. Abdulbaki Gölpınarlı. Tasavvufun kökeninin Ġran. (Marmara Üniversitesi. Bu 205 Ömer Zülfe. 206 Türk halk Ġslam‟ının biri ortodoksiye.Tenkitli Metin. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı.

.Yeni Türkiye Yayınları. LXVII-1109. hem de erken ve geç Türk göçleri ile olan dönemde. Toplum (Edi.Cem OĞUZ) IV. 1999. bugünkü deyimimizle Alevi-BektaĢiler olduğudur. Ankara. Türkler Türkiye ve İslam. 52. Hazar Denizi'nin güneyinden. tasavvufi yönden geliĢmeyi ön plana çıkardığı için öncelenmiĢ. Bu öyle bir süreçtir ki. 208 DemirtaĢ Ceyhun. Ġslam'ın günümüze kadar uyum süreçlerinde geliĢtirilerek gelmesine vesile olmuĢtur. .4. ya da panteist ağırlıklı heterodoks Müslümanlar. Ġslam içinde sufilerle baĢlayan. Osmanlı Ansiklopedisi. Söz konusu derviĢler Ġslam‟ın halk tarafından anlaĢılmasında büyük rol oynamıĢlardır.208 Özellikle Horasan ekolünün ağırlıklı olduğu ikinci grubun halk Ġslam‟ı anlayıĢı daha çok diğer bölümlerde de aktardığımız üzere Anadolu medeniyetleri ve Türk gelenekleri etkisi altında ĢekillenmiĢ. doğudan gelenlerin de neredeyse tamamı ġaman. biri Arap yarımadası üzerinden.2. Cilt.207 Atalarımız. diğeri de Ġran'dan. Doç. Ve gene bilindiği gibi. Bu manada yozlaĢmıĢ olarak değerlendirilmiĢtir. gene tarihçilerin verdikleri bilgilere göre. diğeri ise Arap kültürüne AleviBektaĢilere nazaran daha yakın durmuĢtur. 381383. Kemal ÇĠÇEK. ciddi mistik bir yapı oluĢmuĢtur. Ġslam tarikatlarının yapısı züht anlayıĢından dolayı ayrı yaĢamayı beraberinde getirse de zamanla halk ile ciddi manevi alıĢ veriĢler olmuĢtur. Bu sebeple Ġslam Anadolu‟da daha çok 207 Ocak. yoğun mistik bir deneyimi olan kültürlerin tortusunu bağrında taĢıyordu. Fakat zamanla din dıĢı dedikleri kiĢilerin teorileri ile değiĢen dünyaya dinlerini uydurmak için zulüm ettikleri düĢünürlerin düĢüncelerinden faydalanmıĢlardır. Anadolu'ya. “Anadolu Türklerinde Din. Dr. 2. Güler Eren. değiĢme ve evrenselliğe çağrıda bulunan bu Allah dostları ihmal edilmiĢ ve bizzat resmi Ġslam tarafından din dıĢı ilan edilmiĢlerdir. halkın inancı ile resmi kilise inancı arasında zıtlıklar olmuĢtur. fakat Ġslami bazı prensipleri eleĢtirdiği için de çok sıkı bir eleĢtiriye tabi tutulmuĢtur.yüzden Türk Halk Ġslam‟ını yalnızca heterodoks yoruma indirgemek yanlıĢ olur. Doğu Roma imparatorluğu zamanında bile. Halk Paulicien inancına bağlıdır. DerviĢler Ġslam içinde çok farklı değerlendirilseler de asıl itibarlarını halk nazarında almıĢlar ve onlarda kendilerini var eden halkla bir Ģekilde iliĢki içinde olmuĢlardır. 61. Benzer bir Ģekilde. güneyden. Varlık. Hem eski Anadolu uygarlıklardan kalan mistik birikim. Fakat Ġslam içinde. az sayıda güneyden gelenlerin genellikle Ġslamlığı Arabistan'da benimsemiĢ Sünni-Hanefiler olmasına karĢılık. Ġslam devlet dini olarak kendini sunduğu biçimiyle halk arasında kabul görmesi mümkün olmamıĢtır. Siyasal Otorite ve Edebiyat”. ANADOLU’DA DERVĠġLER Anadolu Ġslam‟la karĢılaĢtığında.: Güler EREN. Tasavvufla sistemli bir öğreti haline gelen ve derviĢler kanadıyla tarikatlarda kurumsallaĢan yapı. genelde geliĢme. 2000. Modern çağlara gelindiğinde Ġslâm dünyasında derviĢlik. doğudan olmak üzere iki ayrı koldan girmiĢlerdir.

Ġslam içinde kemale erdiğini belirtmiĢtir.e.. Ġlkokul. Göçlerle gelen Türkler kendi din tasavvurlarına uygun bir din anlayıĢı ile göç etmiĢler ve Ġslam‟la bağları Batıni anlayıĢlar vasıtası ile kurulmuĢtur. insan ve kozmos arasındaki yapılar bakımından getirip bıraktıkları esaslar çok doğrudur. Uygurların inanç. 213 Cebeci. Alevi BektaĢi derviĢleri ve diğer mistik yapılar. yoksul bir manastır keĢiĢinin yaĢam görüĢünü ve biçimini birbirinden ayırmak güçtür. 302-303. Abdalan-ı Rum ve Baciyanı Rum Ģeklinde isimlendirilen dört kesim vardır. Ġstanbul. Bununla birlikte heterodoks inançların. Söz konusu durum hakkında Ġlhan BaĢgöz Ģunları belirtmektedir. Bu manada halk sufiliği halkın dini nasıl anladığı ve geleneği ile dini nasıl Ģekillendirdiği hakkında ciddi belirlemeler yapmaktadır. Ahiyan-ı Rum. (DerviĢ Zefil Ali) Kırca Köyü.213 Söz konusu derviĢler aslında Anadolu insanının temel ruhsal beklentileri ve anlayıĢlarına karĢılık gelmiĢtir. Kuzalan Köyü. 1933. Öyle ki. bir Alevi-BektaĢi derviĢiyle.212 Bu sıralarda Rum'da (Anadolu'da) Gaziyan-ı Rum.. 1998. Ġsmail Kaygusuz. Büyük Sentez Tekamül.. Moğolistan‟daki Uygurlardır. Ġlkokul mezunu. 300. “Orta Asya'nın göçebe Türkmen boyları Anadolu‟ya geldiklerinde göçebe 209 210 Ergün Arıkdal. Alev Yayınları. insan ve doğa arasındaki denge. Ali Zeytünlü. 57. “Anadolu halkının en eskisinden en yenisine. Anadolu‟da yan yana ve birbirlerini etkileyerek yaĢamıĢlardır. daha çok kırsal halk yığınlarına özgü olduğundan ortak yanları çoktur. 1999.DerviĢ Ruhan).g. Hıristiyanlık halk mistisizminin temsilcileri de bu manastır keĢiĢleridir. küçümseyerek Trogtlytai (toprak altındaki deliklerde yaĢayanlar) demiĢlerdir. bilim. Daha sonralarda da belirteceğimiz üzere görüĢme yaptığımız birçok derviĢ. Bu toprakların insanlarının psiĢik varlıklar olması. kent merkezlerinde yaĢayan Bizanslılar bu Hıristiyan mistiklerine.. Ruh ve Madde Yayınları. (ÇağdaĢ DerviĢ) GümüĢhacıköy Merkez. Alevi inançlı Türkmenlerle. Kapadokya bölgesinde. Buna örnek olarak Hacı BektaĢ dergahı ile Hıristiyan mistiklerinin Kapadokya bölgesinin yakınlığı dikkat çekicidir.g.”209 Uygurlardan Anadolu‟ya göçlerle mistik kökenin bağını kuran Arıkdal Anadolu halkının kalıtımsal olarak getirdiği en büyük niteliğin psiĢik olduğunu söyleyerek 210 çalıĢmamız için önemli bir tespiti daha yenilemektedir.. Hacı BektaĢ Veli ve onun Sulucakarahöyük‟teki dergahına bağlı halife ve derviĢleri temsil ettiği gibi. 1928-1995. Anadolu‟da Ġslami halk tasavvufunu. derviĢlerin kökeninin çok eskilere dayandırma gereğini karĢımıza çıkarmaktadır. Ali Ġhsan AktaĢ. 1935. Anadolu halkının mistik geçmiĢine dair Ergün Arıkdal‟ın Ģöyle bir tespiti vardır. sosyolojik yaşam. Hünkar Hacı Bektaş. 212 Ayrıntılı bilgi için bkz.211 derviĢliğin geçmiĢini bilinmeyen zamanlara kadar götürüp.mistisizm vurgusu yaparak yayılabilmiĢtir. Mu Uygarlığı'nın insanları göç edecek yer olarak Uygurları temel olarak seçmişlerdir. a. Ġstanbul. Ġkisi de resmi din anlayıĢlarının dıĢında Batıni yorumlara sahip düĢünce sistemlerine sahiptir. Arıkdal.e. Hıristiyan mistikler iç içe yaĢarken. 211 Mehmet Ali IĢık. (IĢık Ruhan. a. yani en son göç olan Oğuzların göçüne varana kadar bütün asıl beslenme kaynağı Moğolistan'dır. .

217 Söz konusu bölge Roma Ġmparatorluğu tarafından ciddi sıkıntılara sokulmuĢ ve halk neredeyse yaĢadıkları yerleri boĢaltmak zorunda kalmıĢtır.e. Buradan da Baba Resul‟ün böyle bir mıntıkayı seçmekle ne kadar isabet ettiği çok iyi anlaĢılmaktadır. Reha 214 Ġlhan BaĢgöz. bir yandan da yoz toprağı işlemeyi. Anadolu‟da Pavlosçular'ı büyük çapta katliama tabi tutmuĢtur. 216 a.. BektaĢiler ya da diğerleri). aĢiret reisleri kendi topluluklarının toplumsal ve ruhani yaĢamını yöneten dede veya babalara dönüĢmüĢtür. ev kurmayı öğrenmişlerdir. .”214 Türkmenlerin söz konusu bilgi ve teknikleri öğrenmeleri tekkeler vasıtası ile gerçekleĢmiĢtir. irsi boy.. 331-340. BaĢka bir ifade ile bir Batıni olduğunu hem de Batınilerin en uçlarından biri olan kalenderilere mensup olduğunu söylemektedir. Bundan sonra Pavlosçular. 92. Ocak. bağ bahçe ve sebze yetiştirmede becerikli olmuşlardır. 217 Ocak. Malatya ve havalisindeki Abbasilere bağlı Müslüman emirlere sığınmıĢlardır. Ankara.kültürleri ile eski inançlarını da birlikte getirmişlerdir. mistik Ġslam‟a taĢıyıp uyumlulaĢtırmaları sürecinde rol oynamıĢlardır. “Osmanlı Döneminde Balkanlar‟daki Tarikatlar”. Osmanlı Toplumunda Tasavvuf ve Sufiler (Haz. 1952. Sarı Saltık. Bu süreçte. Sarı Saltık‟ın ĠslamlaĢtırma sürecinde ĠslamlaĢtırdığı bölgelerin daha önce Bogomilizm adlı bir Hıristiyan mezhebinin yaygın olduğu yerler olduğunu tespit etmiĢtir. 248. onun temeli olan Paulisyanizm'i (Pavlosçuluk'u) ve ikisi arasındaki bağlantıyı bilmek gerekmektedir. 119 218 Nathalie Clayer-Alexandre Popoviç. XXX-3. daha sonra da derviĢlerin etkilerine teslim oldukları Anadolu'da karĢılaĢmıĢlardır. derviĢler (Kalenderiler. Hıristiyan halkın kaçarak boĢalttığı bölgelere. "Tanrı tarafından bir kurtarıcının gönderileceğine" inanmıĢlardır. yerleĢmiĢlerdir218. Sarı Saltığın bir IĢık (Kalenderi) olduğunu belirtmektedir215. Mihael (811–813) ve Leon (813–820). Yerleşik hayata yeni geçen veya hala göçebe kalan Türkmenler. 65/258. Buralarda oturan Hıristiyan köylülere de Baba Ġlyas'ın vaaz ettiği doktrin bu yüzden hiç yabancı gelmemiĢtir. Türk boyları Ġslam‟la ilk kez sufilik kanalıyla Horasan‟da. Türkmenlerin Ģaman inançları ve aĢiret boy örgütlenmelerinden gelen geleneklerini. bu tekkelerde bir yandan yukarı kültürün. Görüldüğü üzere Anadolu‟nun eski sakinleri. Sarı Saltık'ın temsil ettiği Ġslam.g. 76. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels" Journal of the American Folklore.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları. ya da ulaĢım yolları boyunca stratejik noktalara. dilini ve edebiyatını tanıyor. Bu derviĢlerin amacı "gönülleri fethetmektir". Baba Ġlyas'ın propaganda ettiği doktrine benzer bir biçimde. 215 Ocak. Çünkü bu tekkeler. bostan yetiştirmeyi. Bogomilizm'in nasıl bir mezhep veya inanç sistemi olduğunu anlamak için. Bu zulümden kaçan Pavlosçular. 2005. Söz konusu süreç hakkında Ahmet YaĢar Ocak‟ın Sarı Saltık adlı çalıĢmasında özenle incelenmiĢtir. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. Müslümanlarla ittifak ederek Bizans'a karĢı taarruzlarında Müslümanları desteklemiĢlerdir. Bu derviĢler.216 Paulisyanizm mezhebinin yayılmasını tehlikeli gören Bizans imparatorları I. bağ bahçe yapmayı. yayılmadan önce Bogomilizm yerel Hıristiyan halk arasında yaygındır. Sarı saltık üzerinden dönemin Anadolu ve Rumeli‟sinin görünümü verilmiĢtir. Anadolu'ya yerleşen bu göçebe Türkler kendi inanç ve geleneklerine en yakın kültür ve din merkezleri olarak Batını tekkelerini bulmuşlardır.

tahtadandır. Tekkeler sadece mistik öğretilerin insanlara aktarıldığı yerler değil. doğar. 25.: Ela Güntekin) Ġkinci Baskı. BaĢka bir ifade ile Anadolu‟ya gelen devlet kuran Türklerle. 222 Ocak. öldürür. kendi etraflarında birleĢtirmiĢlerdir. Çeliktendir. hem fetih çağrısını hem de uzlaşma isteğini ulaştırmaktadır. Devletlerin saldırgan evrenine ve beylere yaraşır. Bu tekkelerde dini.g. Keser. kültürel ve teknik bilgi üretip halkı bir uzlaĢtırıcı evrende birleĢtirmiĢlerdir. 2002.”219 Fetihlerin gönülden baĢlayıp güçle sonuçlanması da Anadolu‟nun TürkleĢmesini sağlamıĢtır. Fakat fetih aracı olan kılıç. gerekse Anadolu'da yaĢayan halklar için bir umut ıĢığı olmuĢtur. dinle bağları iyice incelmiĢtir. 145. imparatorluğa dönüĢünce bu tekkelerin evreninden vazgeçip. Tekkeler XII-XIII.220 Bunun yanında bazı yerleĢik halklar arasında Hıristiyanlığın etkisi azalmıĢtır. pahalıdır. Şeyh Bedreddin Tasavvuf ve İsyan. Horasan erenleri Anadolu'ya geldiğinde diyar-ı Rum‟da Rum erenleri ile de birlik olarak senkretik. Heterodoks dervişlerin kılıcı gönüllere yönelik. Bunun yanında gerek yayılmaya çalıĢan Araplar ve Moğollar.Çamuroğlu‟nun bu derviĢlerin tahta kılıç sembolü üzerine yaptığı belirleme zihin açıcıdır. mistik. Michel Balivet.e. halkı. Bu konuda Tarihçi Balivet‟de Anadolu‟daki Türk yayılmasının mızrak baĢı olan BektaĢi derviĢlerinin. mistik ve uyuma çağıran inanç evreni gerek Anadolu'ya yeni gelen gruplar. a. çelikten. 2000. Batıni tekkeler oluĢturmuĢlardır. da Anadolu‟nun en önemli organizasyonlarından biridir. halkın bütünleĢmesini sağlayan Horasan erenleri ekolünün mücadelesinden iki tarafta zararlı çıkmıĢtır. . bu umutsuzluk ortamında yine güven verici merkez olarak sadece tekkeler kalmıĢtır. Daha sonra gerek Selçuklu gerekse Osmanlı. baskı aracıdır da. Selçuklu. Daha sonra tekkeler ve onları var eden 219 220 Çamuroğlu. Bu durum da Müslümanlığa geçiĢi kolaylaĢtırmıĢtır. “Dervişlerin amacı "gönülleri fethetmektir". Tarih Vakfı Yurt Yayınları. (çev. uygulama ve teknik öğretilen kurumlardır. daha rahat yönetim sağlayabileceği Ġslam devleti modeline uygun görüĢlere yönelmiĢtir.221 Bununla birlikte baĢka bir unsur ise din değiĢmesi olduğu halde farklı dinlerin ibadethanelerin birbirini dıĢlamaz bir biçimde bağdaĢmıĢ olarak bulunabilmiĢ olmalarıdır. aynı zamanda sosyal ve ekonomik alana dair bilgi üretilen. Ġstanbul. Tarih Heterodoksi ve Babailer. ĠĢte bu kaos ortamında Horasan erenlerinin bağdaĢtırmacı. mutasavvıfların yaydığı mistik evrenselliğin çekiciliğine kapılan Hıristiyan yandaĢlar kazandıklarını belirtmektedir. tekkelerin bu uzlaĢtırıcı evreninin gücünden yararlanarak. 221 Claude Cahen. Bunun üzerine gelen Moğol akınları Anadolu‟yu umutsuzluğa düĢürmüĢ. Fetih aracı ise o dönemde kılıçtır. Beylerin kılıcı zora yönelik. Ama tahta kılıç öyle değildir.: Erol Üyepazarcı) Ġkinci Baskı. Bunun sonucu olarak da Babai ayaklanması222 olmuĢtur ve Selçuklu imparatorluğu bu isyanı bastırmıĢ olsa da bir daha kendini toparlayamamıĢtır. daha askeri fetih baĢlamadan önce. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Daha çok halk onları savaĢ çıkaran ve kendi ürettiklerini ellerinden alan. dirlik ve düzen sağlamaya çalıĢan Bizans ve Türkler halka çok fayda sağlayamamıĢlardır. yy. din buyurganlığı yapan gruplar olarak tanımıĢlardır. Osmanlılardan Önce Anadolu. Ġstanbul. (çev. 173.

„Amasya'daki KızılbaĢların Cezalandırılmalarına ĠliĢkin‟ baĢlıklı. Aleviler (IĢıklar) de kovuĢturmalara uğramıĢtır. Osman beyin ġeyh Edebali‟nin kızı ile evlenmesi bu birlikteliğin bir göstergesidir.g. Batınilerin düĢünsel evrenleri yöneticiler için tehlikeli düĢünceler olarak görülmüĢtür. Suraiya Faroqhi. Fakat imparator olmak bu kadar eĢit olmayı gerekli kılmadığı için. Karahisarı Demirli ve Havsa Kadılarına verilen buyruklardan225. 225 Birdoğan.226 Alevi-KızılbaĢların mal ve mülklerini devlet yanlısı Hanefi-ġafii mezhebinde olanlara dağıtılmasına. 265.e. Artukabad. Osmanlı ilk olarak Yıldırım Beyazıt. Ġkinci büyük Batıni isyanı olan Bedreddin hareketi aslında Tekkelerin Anadolu‟da nasıl bir oluĢum görmek istediklerinin iĢaretlerini vermiĢtir. Fakat BektaĢilerin iliĢkisi tarikatın kurulduğu günden II.Horasan ekolünün desteği ile Osmanlı hızlı bir teĢkilatlanma içine girip yeni bir güçlü devlet oluĢmuĢtur. Osmanlı‟nın tutumu savaĢ bittikten sonra da devam etmiĢtir. Özetle söyleyecek olursak. Selçuklu Ġmparatorluğu ile yollarını Babai ayaklanması sonucunda ayırmıĢlardır. yüzyıllarda Anadolu'da faaliyet gösteren derviĢ gruplarının çok çeĢitli olduğu söylenebilir. Şeyh Bedreddin ve Varidat. Çorum. Amasya Beğine.e. Anadolu sahasında Alevi Türkmen Batıniler öldürülürken. Katar. Kazabat. Osmanlı uzunca bir süre tekkeler ve Türkmenlerle birliğini bozmamıĢtır. 227 a. sonra Fatih Sultan Mehmet zamanında Anadolu birliğini sağlamaya çalıĢmıĢtır. Turhal. yol yolak olmayan güvenli bölgelere göç etmiĢlerdir. mistik aynı zamanda sosyal adalete uygun bir organizasyonun kurulması beklentisi içinde olmuĢlardır. Batıni düĢünceler kaos anlarında derleyici. Osmanlı Ġmparatorluğu ise zaman zaman Batıni tekkelerle çatıĢsa da Yavuz Sultan Selim zamanına kadar isyan sulh idare etmiĢlerdir. Zile. Hüseyinabad. 226 Öz. Ortapare.224 Fakat Yavuz Sultan Selim‟le ġah Ġsmail‟in arasındaki. Ankara savaĢı fetret devri derken. batini anlayıĢla oluĢturulan. Mecitözü.g. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. ġeyh Bedreddin Hareketi223 ile dönem noktalanmıĢtır. Osmancık. Batıniler bütün din ve düĢünme biçimlerini içine alan içrek. Ġran sahasında da Sünni Türkmen ve Araplar öldürülmüĢtür. önce Selçuklu‟nun sonra Osmanlı Ġmparatorluğu‟nun kuruluĢunda aktif rol oynamıĢlar daha sonra. Yavuz Sultan Selim‟in Çaldıran SavaĢı öncesi Alevi tesbiti ve kırımı hakkındaki fetvalara. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri.227 kadar birçok belge ve kayıt Osmanlı arĢivlerinde yer almaktadır. XIII-XV. 2004. Ġnabazan. GüleĢ. Aleviler yukarıda belirlediğimiz süreç içerisinde Osmanlı yönetiminden uzaklaĢmıĢlardır. Amasya Kadısına. yerleĢik hayata geçip SünnileĢmiĢler ya da dağ baĢlarına. bu adil düĢüncenin kendinden daha etkili olmasına müsaade etmemiĢtir. Oba Yayınları. Mahmut 223 224 Baki YaĢa Altınok. Ġskilip. . uzlaĢtırıcı olup toplumda güvenilir ana kaynak olmuĢtur. Anadolu‟daki Batıni tekkeler ortadan kaldırıldığı gibi. Zaten bu baskı ve kovuĢturma sonucunda Aleviler ya inançlarını değiĢtirip. Birincisi Timur tarafından engellenmiĢtir. Horasan kökenli derviĢler çoğunlukta olmak üzere diğer Ġslam tarikatlarının bir çoğunun da Anadolu sahasında etkinliği olduğu söylenebilir.. 257. Fakat devletler güçlenince. Ġstanbul. 2005. Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam Ortaçağdan Yirminci Yüzyıla.. a. Türkmenlerin ve Ġslam‟ın baĢı olma mücadelesinin bedelini iki tarafta da halk ödemiĢtir. 288. Ankara. Söz konusu tekke ve derviĢler.

. daha sonra kurtuluĢ savaĢı sırasında görülmüĢtür. 229 Butrus Abu Manneh. ) Ensar NeĢriyat. 1997.dönemine kadar sürmüĢtür. BektaĢilere karĢı alınan kararları Ferman olarak yürürlüğe koymuĢtur. bunlarla sıkı iliĢkileri olduğu için BektaĢi tarikatı da kapatılmıĢtır ve mal varlıklarına el konulmuĢtur. Ġstanbul.g. 64.e. "mehdi"dir.: Ġlhan Cem Erseven) Ant Yayınları. 2003. Sivas'ta. a. Anadoluda Bir Duru Kaynak Aşık Kul Fakır.e.233 Bu konuda Amasya‟dan bir derviĢ olan Kul Fakır Ģöyle bir dörtlük söylemiĢtir. Alevi olarak adlandırılan toplulukların ve BektaĢi tarikatı çevresindeki kiĢilerin KurtuluĢ SavaĢına içten bir Ģekilde katılmaları konusu. Tuncay Bülbül. Küçük. Bektaşiler. Ġstanbul.228 Osmanlı sarayı. Can Yayınları.231 Onların yetiĢtirdiği derviĢler Mustafa Kemal ve arkadaĢlarına Ģeksiz Ģüphesiz destek vermiĢlerdir. Ankara. 97. 78. Alevilik Tarihinden İzler. (Haz. Daha sonra BektaĢi tekkeleri yıkılmamıĢ bütünüyle NakĢibendi Ģeyhlere devredilmiĢtir229. Tokat'ta. Editörler: Filiz Kılıç. Mustafa Kemal Anadolu'da iken kendisini karĢılayanlar arasında yoğunlukla Amasya'da. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. Yeniçeriler Ocağı kaldırıldıktan sonra..Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde (çev. Irene Melikof. 232 Okan. 28. a. Kendisi aslında Hacı BektaĢ dergahından sürgüne gönderilmiĢ bir liderdir ve gittiği Amasya‟da kendisini bağrına basan Türkmen Alevileri bulmuĢ. “1826 Sonrası BektaĢi Tarikatları”. . Hz. “BektaĢi Tekkelerinin Kapatılması (1826) ve BektaĢiliğin Yeni Yüzyılı” II. 233 Baki Öz. Bu insanların yaptıkları çalıĢmaların etkisi. Anadolu AleviBektaĢi'sinin gözünde Mustafa Kemal "evliya"dır. Kitap Yayınevi. onları görgü ve bilgi konusunda yetiĢtirmiĢtir. Ali ve Hacı BektaĢ'ın "don değiĢtirmiĢ" ve onları kurtarmaya gelmiĢ halidir. Söz konusu derviĢlerden birini örnekleyecek olursak. 17-19 Ekim 2007. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Amasya‟da türbesi bulunan Hamdullah Efendidir. 25. Bu konu ile ilgili örnek verecek olursak. 1991.g. Sayfa:1033-1059.. 89. Mustafa Kemal'in 23 Aralık 1919'da HacıbektaĢ'a gitmesi ve burada üç gün iki gece kalması da bu yüzdendir.230 Dergahtaki BektaĢi liderlerin dağıtılması aslında Anadolu‟daki Alevilerin doğrudan BektaĢilikle tanıĢmasına da imkan sağlamıĢtır. a. 1997. Ankara'da Aleviler vardır. Bu sebeple bu devirden sonra NakĢiler çok güçlenmiĢ ve yayılması hızlanmıĢtır. Kurtuluş Savaşında Bektaşiler. Kurumsal yapısı çöken BektaĢiler halk arasında daha mistik ve aynı zamanda bilgi ve görgü bakımından uyandırıcı çalıĢmalar yapmıĢtır.g.. “1826‟da NakĢibendi Müceddidi ve BektaĢi Tarikatları”.e. hatta kendilerinin BektaĢilik yoluna girmeleri üzerine Esseyid Ahmet Muhtar'ın Feyzullah Efendi'ye gönderdiği uyarı yazılarının suretleri arĢivlerde mevcuttur. Alevilik üzerine araĢtırma yapanların üzerinde uzlaĢtıkları konulardan biridir232. Hacı BektaĢ Veli Dergahı'na postniĢin olarak atanan NakĢibendi Ģeyhlerinin dergahı SünnileĢtirememeleri. BektaĢiler Osmanlı için önemli bir tarikat olmuĢtur. 1999. Erzincan'da. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. Ġstanbul. 228 Fahri Maden. Uluslarrarası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve BektaĢilik Bilgi ġöleni Bildiri Kitabı. Bu iliĢkide zaman zaman iniĢ ve çıkıĢlar yaĢanmıĢ olsa da özellikle yeniçeri ocağı üzerinde BektaĢi hakimiyeti sebebiyle. 125.. Selmanpakoğlu. Dizgi Baskı. 1826'da. Ġstanbul. 230 Öz. 231 Hülya Küçük. Ġstanbul. Ali Ġhsan AktaĢ-Sabri Yücel.: Iren Melikof ve bĢk. Bu durum Anadolu Alevileri içinde halk sufiliği bağlamında yeni derviĢlerin ortaya çıkmasına da imkan sağlamıĢtır. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler.

DerviĢlik. beden dıĢı deneyimi önemsemeleri.e. KurtuluĢ savaĢı döneminde Alevi-BektaĢiler Mustafa Kemal‟e nasıl sahip çıktılarsa Cumhuriyet kurulduktan sonra da Cumhuriyete sahip çıkmıĢlardır. Ankara. geleceği görmeleri. Müritlik. Emirlik. ruhsal bilgiyi Ġslamla barıĢık olarak halka aktaran kiĢidir. DerviĢlik aslında resmi söylemin din anlayıĢına göre çok daha zor bir arınma ve insan olma durumuna çağrıdır. tarikatlarda kullanılan. Üfürükçülük. Söz konusu dönemden sonra Alevi BektaĢi derviĢleri de derviĢ ismini kullanmamıĢlardır. Zaten çalıĢmamızda DerviĢ Ruhan‟ın öncesindeki derviĢleri anlatırken Kul Fakır Ali derviĢten de bahsedilmiĢtir. Günümüzde bile Alevi-BektaĢilerin büyük bir çoğunluğu Cumhuriyetin devrimleri ile barıĢıktır. Kendi aleyhlerine olan tekke ve türbelerin kapatılması kanununu bile dönemin gereği diye kabul etmiĢ. insanın düĢüncede temizlik yaparak insan olabileceğine dair bir vurguyu yapması sebebiyledir. 235 234 . Sevinç Matbaası. Tarihsel hatırlatmalar dıĢında Anadolu‟daki derviĢliği toparlayacak olursak Ģunları söyleyebiliriz. Eren. Öyle ki birçoğu istiklal mahkemelerinde yargılanmıĢ ve ceza almıĢtır. Alevi-BektaĢiler."Batın tarafından gelir haberler Mehdi çıkıp oynayacak teberler Okundu fermanlar duymadı kerler Aşıklar müjdeler satmak isterler" 234 Dörtlüğündeki "mehdi" Mustafa Kemal'den baĢkası değildir. Bu yasağa Alevi–BektaĢi‟lerden neredeyse hiç direnç olmamıĢtır. hakim düĢüncenin insanlara aktardıkları temel sistemli düĢünce bağlamı içinde bir iliĢkidir. AĢık gibi isimler kullanılmıĢtır. Halifelik Büyücülük. hatta bunun gerekçesi olarak Gazi Mustafa Kemal‟in MürĢit olarak ilmi göstermesini hakikat olarak kabul etmiĢlerdir. temel anlam dünyasını mistisizmle Ģekillendirir ve bunun köklerini yaĢadığı coğrafyanın kültürel kökleri ve ait olduğu inanç sisteminin doğrular bütününden alır. Falcılık ve gaipten haber vermek ve murada kavuĢturmak maksadıyla Nüshacılık gibi unvan ve sıfatlar ve bu unvan ve sıfatları iĢaret eden elbiselerin giyilmesi yasaklanmıĢtır. DerviĢler bu manada ruhsal özellikleri olan kiĢilerdir. Özellikle halk sufizmi içindeki derviĢlerin Ģifacılıkları. Fakat derviĢ. 64. 1972. ġeyhlik. vecd hallerine girmeleri ile ruhsal insan özellikleri göstermektedir. Klasik dinlerde hata yapılabilir ve bunun telafisi din AktaĢ-Yücel. Zeki BaĢar. Mustafa Kemal‟in kurduğu Cumhuriyetin ideal yönetim olduğuna inanmıĢlar ve halka adalet getireceği duygusunu taĢımıĢlardır. Çelebilik.. dini eğitim vermeleri yasaklanmıĢ.235 Buna göre tekke ve türbelerin kapatılmıĢ. Naiplik. DerviĢ Anadolu kültür görünümü içinde. Bu yolun zorluğu. Dedelik. Cumhuriyet ilan edildikten sonra 13 Aralık 1925‟de tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklar (Türbede hizmet edenler) gibi birtakım unvanların iptal edilmesine dair kanun kabul edilmiĢtir.g. Bu kanuna uymayanların ise üç aydan eksik olmamak üzere hapise ve elli liradan aĢağı olmamak üzere para cezasına çarptırılacağı belirtilmiĢtir. Atatürk Üniversitesi Yayınları. DerviĢin Ġslam‟la bağlantısı. Fakat özellikle NakĢibendi tarikatından ciddi itirazlar gelmiĢtir. Erzurum‟da Tıbbi ve Mistik Folklor Araştırmaları. Kul Fakır tam da Mustafa Kemal‟in yaĢadığı dönemde yaĢamıĢtır. Seyitlik. 161. Bunun yerine Gerçek. Babalık. a.

Sen derviĢ olamazsın DerviĢ Yunus gel imdi. Söğene dilsiz gerek DerviĢ gönülsüz gerek. Gücünü kendini var eden kültürden ve ruhsal birlikten alır. Anadolu insanının gözünde en büyük derviĢlerden biri olan ve halkın gönlünü her hali ile kazanan DerviĢ Yunusun. Sen derviĢ olamazsın Döğene elsiz gerek. onu anlamaktan baĢka yol yoktur. Ġçinde göründüğü din sadece ifade için gerekli kavramları ve anlam Ģemalarını verir. Çok mailer okursun Vara yoğa kakırsın. Sen derviĢ olamazsın DerviĢ bağrı baĢ gerek. Sen derviĢ olamazsın. Sen derviĢ olamazsın Dilin ile Ģakırsın. DerviĢlik der ki bana. Gözü dolu yaĢ gerek Koyundan yavaĢ gerek.içinde mutlaka vardır. Muhammet de kakırdı Bu kakımak sende var. derviĢliğin zor ama derin anlamı üzerine belirlemeler yaptığı bir Ģiiri ile çalıĢmamızın bu kısmını noktalamak. Sen derviĢ olamazsın Gel ne deyeyim sana. iĢin ustasının sözüyle bitirmek gereğince anlamlı olacaktır. Ama derviĢlerin yolunda yapılan hata ile yaĢamaktan. Ummanlara dal imdi Ummana dalmayınca. Sen derviĢ olamazsın Kakımak varmıĢsa ger. . MürĢide yetmeyince Hak nasip etmeyince. DerviĢ insan olma erdemine daha sıkı sıkıya sarılmıĢtır. Sen derviĢ olamazsın Doğruya varmayınca. bu sebeple kökü ait olduğu toplumun kültürel köklerine uzanmaktadır.

Tokat. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. derviĢliğin birçok farklı görünümünün Alevi BektaĢi geleneğinde görüldüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. halk nazarında kabul görmesine kadar birçok unsurun uygulayıcısı derviĢler olmuĢtur. Baskı. DerviĢler üzerine yaptığımız çalıĢmamızda konunun uzmanlarından geri bildirim almak amacıyla. 1998. bir tarikata girmiĢ. Ġstanbul. alçakgönüllü ve her Ģeyi hoĢ gören derviĢler. Tarih Heterodoksi ve Babailer. Ankara. Sürekli Kitaplar Dizisi. derviĢliği baĢka formlara soktuğu gözükmektedir. BÖLÜM: DERVĠġLĠĞĠN ALEVĠ. 242 Çamuroğlu. Atatürk Kültür.239 Bunun yanında derviĢler tasavvuf yorumu ile Anadolu‟da yayılmaya uygun bir ortam bulmuĢlardır. Anadolu coğrafyasında yaĢanan tarihsel birçok olayın. Bunun yanında derviĢlik..242 Bu sebeple derviĢler Anadolu‟nun uzlaĢtırıcı evrenini temsil etmiĢtir.241 Söz konusu bu derviĢlerin Alevi BektaĢi geleneği içinde özel bir yeri vardır. 2. Bu bağlamda. Türk Dünyası Halkbiliminde Yöntem Sorunları. a.1.1. "derviĢ"i dünyadan elini eteğini çekmiĢ. 240 Ocak. Bunlardan birincisi. 238 Çamuroğlu. 2. 1. 2003.e. Çünkü derviĢler aslında tasavvufla iç içe bir yaĢam sergilemiĢlerdir.g. abdallar ve babalar oldukça etkin olmuĢlardır. Fakat her değiĢim Halk Ġslam'ı bağlamında farklılıklar yaratmıĢ ve uzlaĢı derviĢler üzerinden yapılmıĢtır. Dil ve Tarih Kurumu Türk Dil Kurumu Sözlüğü. DERVĠġLERĠN SINIFLANDIRILMASI DerviĢ üzerine buraya kadar yaptığımız belirlemelerden hareket ederek. dünyanın hiçbir nimetine yüzünü dönmeyen kiĢi olarak düĢünmektedir. 13.cilt. 241 Ali Haydar Avcı. 9. DERVĠġLERĠNĠN SINIFLANDIRMASI VE ĠġLEVLERĠ 3. Bu anlamıyla derviĢ. Çorum ve Yozgat çevresinde Hacı BektaĢ ve Erdebil tekkesiyle ilintili olan derviĢler. onun yasa ve törenlerine bağlı olan derviĢler. 237 Oğuz. DerviĢ kelimesinin sınıflandırılmasında kelimenin halk için özel anlamlara geldiği de dikkate alınırsa bu sınıflandırma daha da anlamlı olacaktır.240 Bu yayılma dönemlerinde özellikle Amasya. Alevi BektaĢi derviĢliğinin üç farklı biçimde sınıflandırılıp tanımlanabileceği söylenebilir.238 Aslında Ġslam‟ın Anadolu‟da yaygınlaĢmasından. I. yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ derviĢler diye sınıflandırılabilir236. 79. 279-304. 567. 116. Halk. 1942. E yayınları. “Ġstila Devirlerinin Kolonizatör Türk DerviĢleri ve Zaviyeler”. 116. Üçüncü olarak da. Vakıflar Dergisi. 239 Ömer Lütfi Barkan.3. “Yeni Belge ve Bilgiler IĢığında Pir Sultan Abdal”. Ġslam‟ın her algılanıĢ biçiminde özel bir yere sahiptir. .1. ortodoks olsun heterodoks olsun Türk "halk Ġslam"ının temel öğesidir.237 Durum böyle olunca derviĢlik halk için zorluklarla dolu bir dünya kavrayıĢı olarak görülmüĢ ve halkın derviĢlere saygı ve hayranlık duymalarına sebep olmuĢtur.BEKTAġĠ GELENEĞĠNDEKĠ DURUMU 3. 62. Ġkincisi. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik BektaĢilik 236 Türkçe Sözlük.

imparatorluk fermanıyla daha sonra onaylanarak resmi bir nitelik kazanır. muhiplerden derviĢ olmak isteyenlerin. halk arasında çilekeĢliği benimsemiĢ kimseler ise meczup derviĢliğe örnektir.. “Alevi BektaĢi Geleneğinde DerviĢ”. Ankara. XXX. Babagân kolunda tarikat derviĢi Babagân kolu BektaĢiliği sistemli bir tarikattır. hoĢgörülü. 1999. baĢlığı altında tarafımızdan bir bildiri sunulmuĢtur. Bedri Noyan. 2006. Bektaşilik Alevilik Nedir?. soydan değil liyakatle mertebeleĢmenin olduğu bir BektaĢilik yorumudur. Cilt. Ankara. Bu konuda Gölpınarlı‟nın önemli belirlemeleri vardır. Halife baba (Dedebaba) olur ve devlet makamları tarafından. 275. Ali. DerviĢ.4. AĢığın. halife” dereceleri olduğunu.. muhip. Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi Yayınları. derviĢlikle birlikte kendisine BektaĢi tacı tekbir edilerek giydirildiğini ve tekkede 243 Caner IĢık.Bilgi ġöleninde. “Alevi BektaĢi Geleneğinde DerviĢ”. 1995. Balım Sultan'la (925/1519) baĢlamıĢtır.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları.1. Babagân kolu “kâmil insan” yaklaĢımını tarikat modeline uygun olarak organize etmiĢ. Ankara.1. babaların evlenmeme geleneği. Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik VII.246 Gölpınarlı BektaĢilikte “aĢık. Ant Yayınları. Bu Ģekilde üç temel farklı derviĢ tipinden söz edebiliriz. Frederick De Jong. Söz konusu bildiri geri bildirimler dikkate alınarak çalıĢmamızda yeniden düzenlenmiĢtir. 2005. II. (Haz. “Çelebiler kolu”nda „Efendilere‟ hizmet eden.244 Bu yoruma göre. tarikata girmiĢ olan kiĢiye muhip dendiğini. Ardıç Yayınları. . Bu en yüksek idarecilik mertebesi için. 452. derviĢ.245 Babalardan oluĢan bir heyetin seçtiği aday. Alevi BektaĢi geleneğindeki derviĢleri Ģöyle sınıflandırabiliriz243. Ġstanbul. 244 Ali AktaĢ. Tarikatın yöneticisi “Dedebaba”dır. ikinci olarak alçakgönüllü ve her Ģeyi hoĢ gören ruhsal kiĢi. “Kent Ortamında Alevilerin Kendilerini Tanımlama Biçimleri ve Ġnanç Ritüellerini Uygulama Sıklıklarının Sosyolojik Açıdan Değerlendirilmesi”. 255. AĢığın tecrübelerle sınandığını ve daha sonra iki yol kefilinin Ģahadeti üzerine tarikata alındığını. tarikatın evlenmemiĢ mensuplarından oluĢan bir seçim heyeti tarafından belirlenir. I. Bu bildiri Bilgi ġöleni kitabında yayınlanmıĢtır.1. tarikata girmek isteyen kiĢi olarak tanımlanabileceğini söyler. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve BektaĢilik Bilgi ġöleni Bildirileri. DerviĢlerin sınıflandırılması ve iĢlevlerinde söz konusu bildirinin ana taslağı geri bildirimler dikkate alınarak düzenlenmiĢ ve kullanılmıĢtır. derviĢliğe ikrar verdiğini. bağdaĢtırmacı derviĢliğe. Tarihten Teolojiye İslam İnançlarında Hz. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu Bildirileri Kitabı. Bu değiĢiklikle Mücerret derviĢlik anlayıĢı daha önce BektaĢilikte olmamasına rağmen yeni tarikat organizasyonunda yerini almıĢtır. Kaba bir sınıflama yapacak olursak. 2007. BektaĢilerin “Babağan kolu”nda tarikata giren kiĢi kurumsal derviĢliğe. 246 Gölpınarlı. 245 Bedri Noyan. Babağan kolunda törenler belirli bir düzen içinde yapılır tarikat içindeki mertebeler üyelerin kıyafetlerine yansır. adlandırmasını ilk olarak bir tarikatın üyesi olma. adaylar. Ġstanbul. “BektaĢilik‟ve Resim Sanatında Sembolizm ve Temalar Üzerinde Bir Ġnceleme”. üçüncü olarak ise ruhsal bir yaĢantı için yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ kimse diye değerlendirilebilir. 3. 100 Soruda Türkiye‟de Mezhepler ve Tarikatler. belirterek bu makamları açıklar. baba.

e. Her ne için yapmıĢ olursa olsun “Babagân kolu”nun Balım Sultan‟la birlikte kurumsallaĢtığı ve sistemli bir tarikat olduğu açıktır.249 DerviĢler BektaĢilerin Babagân kolundaki hiyerarĢi içinde.g. Öz. DerviĢlerin tarihi konusunda belirttiğimiz. Kitap Yayınevi. “19. . Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik IV.Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde (çev. Bu sebepledir ki Alevi BektaĢilikte derviĢ dendiği zaman ilk akla gelen tipleme Babagân kolundaki derviĢ tiplemesidir. Beyazıt‟ın isteği doğrultusunda yaptığını belirtir. 251 Irene Melikof. taçlarının üstüne siyah sarık sararlar. 252 Hasan Baba Vakfı derviĢi olan Hasan Erdoğan (50) tarikatın sırlanmasından. “1826 Sonrası BektaĢi Tarikatları”.. (Haz. Babagân kolu Amasya ve Çorum bölgesinde yok denecek kadar az etkinliğe sahiptir. babalar. Bunun sebebi söz konusu bölgede bu derviĢ grubunun etkinliğinin olmamasındandır. Yüzyılda Yapılan Ġki BektaĢi Nasip / Ġkrar Ayini”. 78. AraĢtırma evrenimizde söz konusu derviĢ tiplemesinden kimseye temas edilememiĢtir. tarikatın rütbe almıĢ ikrar vermiĢ üyesidir. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. Alevilik içinde. yeniçeri ocağının kapatılması ve NakĢibendî Ģeyhlerinin dergâha yerleĢtirilmesi sürecinde. 186. Bununla birlikte ehliyeti olan derviĢe. Cenksu Üçer en yakın olarak Tokat‟ta “DerviĢçiler” adı altında bir gruptan söz edilebileceğini söyler248.bir hizmete memur edildiğini belirtir.251 Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra BektaĢi dergâhı kapatılmıĢ ve söz konusu organizasyon resmi niteliğini kaybetmiĢtir. 208. 2004. “Dede” ve “Dedebaba” olurlar. peygamber soyundansa yeĢil. 97. Ġstanbul. Halife Baba. değilse beyaz sarık sararlar. DerviĢlikten sonraki makam Babalıktır. Bu düzen sağlama gereğini ise Sultan II. Söz konusu tarikatta hiyerarĢik bir yapı vardır. Babagân kolu derviĢliği. 125. muhip ve derviĢ yetiĢtirebileceğini söyler. halife tarafından icazet verilirse tacının üstüne sarık sarabileceğini. tekke ve zaviyeler kanununun çıkması ve tarikatların kapatılmasının anlaĢılması gerektiğini belirtmiĢ ve dergahlar sırlandıktan sonra. BektaĢilik içinde daha da etkin bir yorum olmuĢlardır. Bu rütbelerin alımı da seçim ve liyakate bağlı olarak yapılır. Ġstanbul. halife baba seçmenin doğru olmadığını belirtmiĢtir. Halife Baba‟ya aittir ve Halife Baba. bir rütbe alarak belli bir liyakatin sonunda derviĢ olurlar. Babagân kolu BektaĢilerinin en büyüğüdür.. bu yorum biçimi söz konusu durumdan güçlenerek çıkmıĢtır. Bu derviĢlerin etkinlikleri tarikat üyeleri ile sınırlıdır. DerviĢler daha sonra yol üzerinde ilerleyerek. Ardıç Yayınları. 249 Yılmaz Soyyer. 1997. Cilt. Bu resmi niteliğini kaybetmeye dergâhın sırlanması denmiĢtir252. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. 2001.: Ġsmail Engin-Havva Engin). 250 Bedri Noyan. Ġstanbul. a.: Ġlhan Cem Erseven) Ant Yayınları. babalık makamına geçerek.g. a. Manneh.250 Bu yapısı ile ehlisünnet tarikatlarındaki hiyerarĢik yapıya benzer bir örgütlenme gösterirler. Üçer.e. Bu tarikat hakkında Ġren Melikof baĢıbozuk bir derviĢler grubunu sistemli bir tarikata dönüĢtüren kiĢi diyerek. Rütbeleri almanın belirli kuralları vardır.. Babalık vermek salahiyeti.. tarikatı Balım Sultan‟a bağlar247. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. Söz konusu liyakat baba tarafından belirlenir ve derviĢliğe geçiĢin belirli törenleri vardır. Haz: ġakir Keçeli. 247 248 Melikof. sırayla “Baba”.. Talipler.

Dertli Divani mahlası ile deyiĢ yazmakta aynı zamanda Veliyettin Ulusoy tarafından atanmıĢ olarak vekil dedelik yapmaktadır.g. GümüĢhacıköy. bağlı olduğu efendinin hizmetlerinde görev alır. (Edi. 26. Bu derviĢlerin Amasya ve Çorum yöresinde etkinlikleri vardır. Veli Aykut. Babagân kolunda bir aĢığın tarikat içinde izleyeceği yol tariflenmiĢ ve denetim altında tutulmuĢtur. Fakat derviĢ halk arasında kime hizmet etti ise o „efendinin‟ hizmetini yapmıĢtır. a. onlara bağlı dedeler ve topluluklarca "Efendi" olarak da adlandırılmaktadırlar. Efendi-Çelebi kolu ve bağdaĢtırmacı derviĢ. .. Raudvere) Tarih Vakfı Yurt Yayınları. iki günlük yol mesafesinde olan iki yılda bir.255 Bu tür ocaklardaki dedeler Efendilerin lideri “postniĢinden” “serçeĢme”den her yıl icazet almak suretiyle halka hizmetle görevlendirilir. Bunlar Babagân kolunun derviĢleri gibi kontrollü bir tarikat içinde değildir ve aldıkları rütbe onlara halk tarafından verilir. Daha önceki yıllarda bir günlük yola giden her yıl. a. Özellikle Alevi toplumu içinde kendilerini rahatlıkla 253 254 AktaĢ.254 Çelebiler kolu efendileri çoğu yerde dedelerin üstünde bir makamda olarak kabul edilirler fakat tesirleri olmadığı dede bölgeleri de vardır. derviĢi diye tanınır ve anılırlar257. Olsson. Dr. 255 Yaman.1. (çev. Süleyman ġaĢmaz (75) bunlara örnek olarak verilebilir. 1999. üç günlük yol mesafesinde olan ise beĢ yılda bir gelip icazetini yenilemek durumundadır. Bu derviĢler halk arasında Ģu efendinin seveni.2. Babagân kolunun derviĢleri diğer bektaĢi derviĢlerine göre daha sistemli ve kontrollüdür. 452.C. Ġstanbul. Babagân kolunun seçilmiĢ Dedebasıdır.Ankara‟daki Hasan Baba Vakfı bu kola bir örnektir. Bu kolun lideri olan Ulusoy ailesi yani Çelebiler. Söz konusu bu derviĢ efendisi geldiğinde ona mihmandarlık yapar. Eğitimi mürĢit diye kabul ettiği „efendi‟ tarafından yapılır.1. David Shankland halledilmesi gereken anlaĢmazlıklar olduğunda.e. Söz konusu eğitim kurumsal bir yapı içinde gerçekleĢen planlı programlı bir eğitim değildir.. yaĢayıĢ olarak alçakgönüllü ve hoĢ görü sahibi olan bağdaĢtırmacı derviĢlerdir. Efendiler olmadığı zaman da bu derviĢler gerek kendi aralarında gerekse halkın içinde muhabbet etmeye insanları bilgi ve becerileri doğrultusunda yönlendirmeye özen gösterirler. David Shankland.: B. Özdalga. 197-198.: T. nasiplenmeye yönelik bir öğrenimdir. onun için muhabbetler düzenler ve talipleri ile görüĢmesinde yardımcı olur.e. dedelerin mutlaka her yıl serçeĢme olarak sayılan postniĢinle görüĢmesi gerekir. belirli bir törenden geçmezler. Bu kiĢi. 256 Veli Aykut (42) ile yapılan görüĢmeye göre. diye bilinir ve derviĢ olarak kabul edilir. 256 Çelebiler kolu derviĢleri ise „Efendilere‟ hizmet eden. Bedri Noyan. 257 ÇalıĢmamızın alanı içinde bulunan Amasya.E. Bunun yanında Doç. 3.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde. genellikle HacıbektaĢ kasabasında yaĢar ve yılda yaklaĢık bir defa kendilerine bağlı köylere gelip “hakullah” adı verilen bir aidat toplarlar.253 Efendiler. efendilerin en son baĢvurulacak bir temyiz mahkemesi iĢlevini görebildiklerinin söylemenin mümkün olduğunu belirtir. Bunun yerine eğitimi „efendi‟nin muhabbetlerinde bulunup onu dinleyerek. “Antropoloji ve Etnisite: Yeni Alevi Hareketinde Etnografyanın Yeri”. Bu derviĢler halk arasında bağdaĢtırmacı bir kiĢiliği yansıtırlar. Her yıl hizmet izninin yenilenmesi.g. Çetmi köyünde Sefa Ulusoy Efendinin seveni olarak bilinen Sadık Uyar (72). Çelebiler kolu: Hacı BektaĢ Veli‟nin evlatları olduğuna inanılan “efendi” adlı liderlerin yönetimindeki BektaĢi koludur.

AraĢtırmamızda da söz konusu derviĢlerin çatıĢmadan uzak birleĢtirici. 49. Hatta medyatik de olan „SeyuĢen‟ bu derviĢ tiplemesine örnek gösterebileceğimiz bir derviĢtir. 260 Yaman. Bu da aslında nasıl bir değer verdiklerinin göstergesidir. Türkler.. çoğunlukla bekâr olan derviĢlerdir. barıĢçı tutumları özellikle dikkatimizi çekmiĢtir. SeyuĢen sokakta yaĢayan. 3. Tanrısal esini kalplerde canlandırabileceğine inanırlar. 262 Tunceli yöresinde Seyit Baba Mansur'un büyük oğlu Seyit Kasım'ın torunlarından olan Ali Cemali (68) dede. 452. SeyuĢen öldüğünde Tunceli‟ler onun heykelini yapmıĢtır. 259 AktaĢ. dini liderlere dönüĢtüğü iddiası da vardır. aynı zamanda kendi ismi ile Ģiirler yazmaktadır. Tunceli yöresinde böyle deli-veli tipinde derviĢlerin yoğunluğu derlememiz esnasında gözlenmiĢtir. Halk bu özelliklerinden dolayı derviĢlere insanüstü özellikler atfetmiĢtir.1. Dedegân kolu ve meczup derviĢ Dedelerin etkinlik sahasında olan sonuncu tiplememiz. a.e. ġah Ġsmail olayından sonra dede olarak. Hıdır Abdal gibi yerel ocakların söylenebileceğini belirtir260. yaygın ve benimsenmiĢ dini liderlerdir. a. Kırca köyünde doğmuĢ ve halen GümüĢhacıköy‟de yaĢayan Cuma Zeytünlü (75). insanların gelen kabulleri dıĢında yaĢayan.. Yaman. 261 Ocak.3. aynı zamanda bu insanların muhabbet ehli oldukları.1. Halk SeyuĢen‟in metafizik. Üryan Hızır.g. halk arasında yaĢayıp yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ derviĢlerdir. Sertlik söz konusu derviĢlik açısından kesinlikle tercih edilen bir yöntem değildir.e.259 AraĢtırmacı yazar Ali Yaman bunlara örnek olarak: Baba Mansur. Onun yerine ılımlı ve yumuĢak sözlerin. 258 Amasya. Ali Cemali262 ile yapılan görüĢmede böyle derviĢlerden söz açılmıĢ ve bu derviĢlerin halk arasında Deli-Veli olarak kabul edildiği belirtilmiĢ.g.. Dedegân kolu. yerleĢen ve Aleviliği soy anlayıĢına göre sürdüren liderlerin etkinliğindeki koldur. seyit kabul edilerek. 196-197. toplum ve doğa arasındaki bağdaĢmayı sağlamak olduğunu söylemesi sebebiyledir.261 Dedelerin kökeni ne olursa olsun Alevi toplum üzerinde dini lider olarak etkinlikleri açıktır ve bilinen en etkili. onun tabağından ortak olarak yiyen ve halk tarafından büyük bir sevgi ve saygı ile benimsenmiĢ bir meczup derviĢ tiplemesidir. 27. ne zaman ne yapacağı kestirilemeyen. GümüĢhacıköy. Anadolu‟ya Hacı BektaĢ Veli‟den önce gelen. Bunun yanında eski Türk kabile reislerinin.. “Dertli Garip mahlası ile Ģiirler yazmaktadır ve DerviĢ Ruhan‟ın öğrencisi olan derviĢlerden biridir. lokantada yemek yiyen herhangi birinin yanına oturup. olağanüstü güçleri olduğuna inanmaktadır. baĢka bir ifadeyle “Ocakzade”ler. uzlaĢtırıcı. Bunlara bağdaĢtırmacı derviĢler ismini vermemizin sebebi ise bu derviĢlerden biri olan Cuma Zeytünlü258 ile yaptığımız görüĢmede “Bektaşi kur bağdaşı” sözünü bağdaĢ oturuĢunda oturmak anlamında değil de. Türkiye ve İslam. . mağaralarda yaĢadıkları ve insanların dayanamayacağı zor hayat Ģartlarına katlandıklarından bahsedilmiĢtir. Bu sebepledir ki bu derviĢlerin halk arasında çok özel ve güven verici bir pozisyonları vardır. Bunlar meczup derviĢliğe örnek olarak sunulabilir. Bu derviĢler yaĢam tarzı olarak dünyadan büyük çoğunlukla kendilerini soyutlamıĢ kiĢilerdir.BektaĢi olarak adlandırabilenler bu derviĢler ve bunların iliĢkide bulunduğu kiĢilerdir. Söz konusu derviĢler genelde “Dede”lerin hizmet bölgelerinde olan çoğunlukla meczup olarak görülen. Hubyar Sultan.g. a. bağdaĢmayı sağlayabilmek anlamında yorumlaması ve BektaĢi‟nin öncelikli iĢlevinin insan. acıktığında kimseye sormadan.e.

çılgın ve coĢkulu hareketleri ile onun tam bir Ģamana benzetilebileceğini. yine bu vecd hali esnasında sara nöbetine tutulmuĢ gibi hareketleri ve ağzından çıkan anlamsız bir takım kelime ve cümleler söylediğini belirtip.C. ortadan kalkmıĢtır. insanlara psiĢik etki konusunda çok güçlü (manevi yönden)bir zat olduğunu özellikle vurgular.: B. bu derviĢin konuĢmadığını ve kimsenin gözüne bakmadığını belirtip. Bu derviĢlerin bilinen hiyerarĢik bir yapıları yoktur. Bu derviĢler tarikatın kurallarına tabi değildir. Kırca köyünde DoğmuĢ olan Kerziban Zeytünlü (64) "biz derviĢlerin ölüyü diriltebileceğine inanıyoz her Ģey olların elinde" demiĢtir. Anadolu‟da tarihin her döneminde olmuĢ ve kırsal kesim insanları tarafından hoĢ karĢılanmıĢlardır.Meczup. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Yukarıda Alevi BektaĢi geleneği içinde üç tip olarak ayırdığımız derviĢler hakkındaki tanımlamalar konunun anlaĢılması için yapılmıĢtır. KızılbaĢlık: Tarihsel Bölünme ve Sonuçları”.1. Özdalga. Raudvere). Bu konuda Ġren Melikof Hacı BektaĢ‟ın bir derviĢ olduğunu ve Hacı BektaĢ‟ın Anadolu'ya 1230 yılına doğru. Gerçekte bu derviĢlerden ruhsal insan olma yolunda yol katedenlerin hepsi Alevi BektaĢi bütününde „eren‟. 3. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. DerviĢlikten sonra anlatılan rütbeler yolun 263 264 Ocak. dua eden. böyle bir derviĢ geleneği günümüzde görünmez olmuĢ. Bu derviĢlerin çoğunun metapsiĢik yeteneğe sahip olduğuna inanılır ve halk tarafından özel bir saygı gösterilir265. insan-ı kâmilin halk arasındaki adı ise “eren” “gerçek” veya “derviĢ” tir.266 DerviĢlik aslında ruhsal yaĢam içinde en üst rütbedir. . (çev. Bunların arasında nefes söyleyen. 1999. Birbirleri arasında neye göre olduğu bilinmeyen bir hiyerarĢileri vardır ama genel anlamda bağımsız tiplerdir.1. Alevi BektaĢi geleneğinde eren veya gerçek olarak derviĢ. Bu derviĢlerin sözleri önemsenir beddualarından kaçınılır ve hayır duaları alınmaya çalıĢılır. Virani‟nin “Harabat ehline Hor bakma zahir / Defineye malik viraneler var” dediği derviĢ tiplemesi bu tiplemedir. 4. Olsson. bu kadar coĢkulu raks edebilmek için. „gerçek‟ olarak kabul edilmiĢlerdir.: T.4. Özellikle Ahmet YaĢar Ocak‟ın Barak baba hakkında bahsettikleri bu tip bir derviĢliğin tarihteki izleri gibi görünmektedir263. Hızır olarak tabir edilirler.E. Kırca köyünde 50 senedir Cem aĢıklığı yapan AĢık Kara Hüseyin (Hüseyin Zeytünlü (75)) Sefil Mehmet adlı bir derviĢten bahseder. Ġstanbul. (Haz. Onları yaĢatacak olan halkın modernleĢme süreci içinde değiĢmesi ile birlikte. Harezm'in Moğollar tarafından fethedilmesinden sonra sığınacak bir yer arayan HarezmĢahlar ile birlikte gelmiĢ olduğunu söylemektedir. Haydari derviĢlerinin kullanmaya alıĢtıkları esrar almıĢ olabileceklerini. “BektaĢilik. BaĢka bir ifadeyle söyleyecek olursak Alevi BektaĢilikte hedef insan-ı kâmil olmaktır. 196. Bu derviĢ tiplemeleri günümüzde ise neredeyse ortadan kalkmıĢtır. 265 Amasya GümüĢhacıköy. Söz konusu derviĢler. deli-veli derviĢ tiplemesi aslında eski Türk inançlarındaki ġamanlara çok benzemektedir. Ocak Barak Baba'nın raks ederek tam vecde geldikten sonra çıkardığı hayvan sesleri. ġamanlarla derviĢler arasındaki iliĢkinin varlığını kanıtlamaya çalıĢmıĢtır. gezip muhabbet edenler olduğu gibi sessizliği erdem sayanlar da bulunmaktadır264. ġamanların ve Kalenderi. 266 Irene Melikof. Amasya GümüĢhacıköy.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde. Halk tarafından Tanrı dostu.

bir meczup derviĢ bu değerlerin hiç birini önemsemez. veya insanlar onun olağanüstü Ģeyler yapabileceğine inanır ve keramet gösterdiğine inanarak yaĢayan kutsal insan iĢlevini toplumda yerine getirir. . GörüĢme. Kayıt. Video kaset kaydıdır. kurumsal yetkilerine ve kiĢisel özelliklerine göre derviĢlerin iĢlevleri tespit edilebilir. Alevi annelerin çocuklarına "gerçekler yardımcın olsun" diye dua ettiklerini belirtir267. bağdaĢtırmacı derviĢ bu değerleri aktarmak ve yaygınlaĢtırmak iĢlevini yerine getirir. Bu “gerçek tabiri hakkında AraĢtırmacı yazar Erdoğan Çınar.2. “Lamekan” isimli kasetinde söylediği bir deyiĢden. Amasya . “Gerçeğin nefesi eritir dağı Yalancının ateşi eritmez yağı”268 Diyen Arifoğlu gerçek nefesin özelliğini anlatmaktadır. 3.1. değerlere saygılı olmak üst değerler üretebilmek.kurumsallaĢması ile gerçekleĢmiĢtir. kendilerine doğru ruhsal bir yolculuğu hedeflemiĢ tiplerdir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 1. Sabahat Akkiraz (42)adlı halk müziği sanatçısı aynı zamanda alevi bektaĢi deyiĢleri yorumcusunun. çalıĢmak ve çalıĢmayı salık vermek gibi hasletler önemlidir. 1933 Doğumlu. Hacı BektaĢ Veli‟nin yerine koymuĢlardır. Ġlkokul mezunu. Bu anlamıyla derviĢler Alevi BektaĢiler arasında ruhsal olanın bire bir yaĢandığı kiĢilerdir. Örnek vermek gerekirse bir bağdaĢtırmacı derviĢ için aile sahibi olmak ve ailede dengeyi gözetmek. gerçek insan olup beĢeri aĢmıĢ varlık anlamında da “gerçek” demiĢlerdir. Öncelikle farklı derviĢ tiplerinin farklı iĢlevlere karĢılık gelebileceği açıktır. Bu yolculuğun en alt kademesi derviĢliktir. DerviĢleri sabit bilinebilir anlam kategorileri ile sınırlandırıp. DERVĠġLERĠN ĠġLEV VE ÖZELLĠKLERĠ DerviĢlerin iĢlevleri. 269 Abdullah Balcı. YemiĢen Köyünde. Bu sebepledir ki Aleviler derviĢlere özel bir önem verirler ve onları çoğu zaman Ġmam Ali‟nin. Aleviliğin Gizli Tarihi. Halka göre derviĢ Tanrı yolunda olan.2006 tarihinde yapılmıĢtır. toplumsal ve bireysel alanda sabit iĢlevlere karĢılık gelir demek zordur.Hamamözü –YemiĢen Köyü. 202. Sonuç olarak bu derviĢlere sırlara vakıf olma anlamında “eren”. Bu iĢleve göre insanlar meczup 267 268 Çınar. Buna rağmen toplum içinde gösterdikleri etkinliklere. Alevilerin gerçeklerden baĢka güvenecek kimseleri olmadığını belirterek.Zakir). Bunların dıĢında insanların arasında uzlaĢmaz düĢünceleri ile yaĢar ve olağanüstü deneyimlerini insanlarla paylaĢır. Veli Balcı‟nın evinde. Bunun tersi olarak. 16. onları Hızır olarak kabul etmiĢlerdir. bu anlamıyla Tanrısal tezahürün de kaynaklarıdırlar. (AĢık. insanlara uyandırıcı bilgiler aktaran kiĢilere derviĢ demiĢ ve onlara gönüllerinde önemli bir makam vermiĢtir. Aslında ruhsal yolculuk aynı zamanda makamsızlığa doğru yapılan bir yolculuk olduğu için en yüksek derecedeki kiĢi de derviĢtir269. Gerçekler Alevi BektaĢi deyiĢlerinde sıklıkla iĢaret edilen kiĢilerdir. özellikleri ile belirtilebilir. Hakka yakın kimsedir.08. Bu manada halk. Yukarıda belirttiğimiz derviĢ tiplemelerinin hepsi.

“Arif” derviĢler. “Biçare” “Çağamız (çocuklarım) bugün cana kıymayın. “Baba”lar. 272 Amasya. “Bekâr-meczup” derviĢler ve derviĢ meĢrepli “Dede”ler. 270 271 Uludağ. Size bir ikramda bulundu. Fakat ikisi de ruhsal insan olmak anlamında birleĢirler. A. Kırca köyü doğumlu “DerviĢ Dertli Garip”le yapılan görüĢmede. Onun için gerek hayatta yapılan davranıĢlar hakkında. MüĢahede ve temaĢadan hâsıl olan bilgiye marifet. Bunlar özellikle aile yaĢantısının yüceliği ve toplum hayatındaki dengeliliğe önem verirler. “Sadık”. Çelebi kolu derviĢleri Alevi toplum içinde aynı zamanda bağdaĢtırıcı özelliği ile liderlik görevini de yürüttüğü olur.2. Nefes söyleyen. Arifler yolun denetleyicisidirler271. Arif.Zakirinen babanın İrfan meclisinde tespih çekmesi çok da tehlikeli değil mi? Aşık Abdullah (Zakir) Ayıbısa cebime koydum işte. kendinizi kurban edin yola” diye uyarıda bulunmuĢ ve kurban kesmeyi gerçek anlamına kavuĢturmuĢtur. “Keramet sahibi”. Bir önceki bölümde kurumsal yapıları ve yaĢam tarzları ile üç tipe ayırdığımız derviĢler burada iĢlev ve özelliklerine göre tanımlanıp daha kapsamlı anlaĢılması sağlanacaktır. bilen. DerviĢler söz konusu iĢlev ve özelliklerden sadece biri ile tanındığı gibi birkaç özelliğe birden sahip olup birden fazla özellikle de tanınanlar vardır. Bir cemde arif varsa o kiĢi muhabbeti açmak soru sormak ve alçakgönüllülükle varsa yanlıĢlara iĢaret etmek durumundadır. Sadık derviĢler. sıfatlarını. Tabi.g. Arif derviĢler. isimlerini ve fiillerini müĢahede ettirdiği kimse. Bu durumda bir bilgi değiĢikliği derviĢ aracılığı ile yapılmıĢtır. bu bilgiye sahip olan Ģahsa da arif denir270. “Cuma Zeytünlü (Arif derviş). irfan ve marifet sahibi kiĢi. Genellikle bunlar BektaĢi olup “Babagân” ve “Çelebi” kolu derviĢleridir. “Balım Sultan Muhabbeti” yapan.Oda güzel bir şey dosttan gelen sitem ikramdır yani. Bir cemde geçen diyalog aslında ne demek istediğimizi daha iyi anlatacaktır. Meczup derviĢin toplum içindeki durumu ile bağdaĢtırmacı derviĢin toplum içindeki durumu birbirine neredeyse tamamen zıttır. . 44. Hamdi Gürbüz (Dede). tanıyan. bilgi ve edepleri ile halk arasında örneklik teĢkil eden derviĢlerdir. gerekse iliĢki biçimleri hakkında fikir ve yorumları vardır.e. kavrayıĢı mükemmel. Çorum.1. Osmancık‟ın Güvenözü köyü doğumlu. Cuma Zeytünlü (Arif derviş). “ÂĢık”lar olarak zikredilebilir. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal insan olarak iĢlevleri ve özelliklerine göre çok farklı sınıflandırılabilir.derviĢi zorluklardan belalardan kurtaran insan olarak anlar ve onlardan bu yönde beklentiler geliĢtirir. 3. baĢka bir anlamı ise Allah‟ın kendi zatını.1. Arifler her söz ve eylemi bir anlamlılık içinde düĢünürler ve onları yorumlamayı kendileri için bir görev sayarlar.Ġhsan AktaĢ (70) ile yapılan görüĢmedeki ifadesidir. vakıf. “Arif”. Örf adet gelenekler yer yer çok farklı oluşabiliyo. “DerviĢ Biçare” hakkında Ģöyle bir olay nakledilmiĢtir: “Biçare”nin köye gelmesine sevinen sevicileri onun için bir koç kurban etmek isteyince. aĢina. a. “ġifa” yapan..Kendün farkedecen. Zaman zaman değişiyo. GümüĢhacıköy. Birbirleri ile bilinen tarzda bir çatıĢmalarına rastlanmaz. Bunlar özetle. Gerek tarikat iĢleyiĢinde gerekse hayatın iĢleyiĢindeki aksaklıklara ve geriliklere dair çözüm üretip yeni bilgileri uygulamaya koyarlar272. anlayıĢlı.

Keçeli dede türbesinde.2.1.08. Sadık olan mürĢidini bekler ve saklar. Zaten Manicinin Ali‟nin bir çit kelamı varıdı. Nefes söyleyen derviĢler Nefes söylemek zaten derviĢçe bir iĢtir ve ruhsal tesirleri sözle iletmenin Ģeklidir. umumiyetle saz 273 Amasya GümüĢhacıköy. Bu anlamıyla sadık olmak Alevi BektaĢi geleneğinde sadece derviĢler nazarında bir özellik değil en alt düzeydeki aile kompozisyonunda da etkili bir anlayıĢtır. baĢka bir ifade ile ozanın ruhsal bir kimliğe bürünmesi ile âĢıklık kavramı ortaya çıkmıĢtır. sürüynen davarın var hani çalışmana gerek yok deselerde o “Çalışmalı babam çalışmalı” dermiş. Ali Zeytünlü derviĢin çalıĢma hakkında aktardığı anekdot çok açıklayıcıdır. görüĢmenin ikinci bölümüdür. . onun her Ģeyi gerçekleĢtirebilecek güce sahip olduğunu düĢünür. 1943 doğumlu. “Çalışmalı babam çalışmalı” demiş.Arifin elinden dünya zar ağlarmış. Kul Fakır öyle demiş hani. Fakat sadık derviĢin özelliği mürĢidinin gerçekleĢmesini arzulaması ile ilgilidir. 1996 da DerviĢ Ruhan‟ın Vefatından sonra yapılan “yıl ceminde” söz konusu diyalog kayıt altına alınmıĢ buraya da oradan nakledilmiĢtir.”273 Arif ve sadık derviĢler aynı zamanda çalıĢmaya ve üretmeye de çok önem verirler. Yol içinde kendilerine düĢen misyonu en iyi Ģekilde yapmak ile zaten alınabilecek payenin en üstte olanının alınabileceğini belirtmiĢlerdir275. 275 Mehmet Ali IĢık bir deyiĢinde. Bunlar genelde mürĢitlerinin kamberi olarak hizmet ederler “Çelebiler” kolunda ve “Dedegân” kolunda yaygındırlar. 274 Ali Zeytünlü. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. Sadık ise mürĢidinin hizmeti ile gizemin ortaya çıkmasına yardımcı olmayı ister. Bu sebeple bütün kiĢisel vurguları mürĢidine yapar. Kayıt. ÂĢık. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . Sadıklar aslında alevi BektaĢilikteki musahiplikle de iliĢkilidir.Kırca Köyü. üç beş ölçek arazisi varıdı. Söz konusu durum.”274 “Sadık” derviĢler. Aslında bu derviĢlerin genel tavrı sultanlık peĢinde olmayıĢlarıdır. 3. halk arasında. Hasan Kurban (Derviş sevici).Ne desen eyvallah. bu işler böyle. Kendi iĢlevinin mürĢidine yardım olduğuna inanır.2. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. çalışmasına gelince de tarif edemem o kadar çalışkanıdı. Bu anlamı ile Müslüman ozan anlamında. Kırca Köyü. ozanlık iĢlevinin Ġslam sonrası görünümleridir. Bir birine sahip olmak da bir sadakat iĢidir. 18. Video kaset kaydıdır.Dede bir de neden biliyonmu “Göğnündeki tespihi kaybeden elinde çeker. Bu derviĢler kendi istek ve beğenilerini tamamen ortadan kaldırıp kendisinde mürĢitlerini gerçekleĢtirmeyi hedefleyen derviĢlerdir. Ondaki gizemi çözmek sıradan olanın hikmetini anlamak zaten arifin görevidir. “IĢık Ruhan eğil kulluğa eğil / Kul oldukça Ģahlık alır giderim” demiĢtir. Yav ağa senin arazi böyle.” Aşık Abdullah (Zakir) . “Bugün Ali ağamın (Yanyatan Ali derviş) yanına gittim. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 7.2006 tarihinde yapılmıĢtır.Cuma Zeytünlü (Arif derviş). eski Türk geleneklerinden gelen bir yöntem olmakla birlikte Ġslam‟la birlikte derviĢler. “Ali ağa çalışmayan adamı ben dervişden saymam derdi” diye bize söylerdi. Çünkü onlara göre asıl olağanüstü olan bizim sıradan yaĢamımızdır. mürĢidine olan sadakatle onun kendisinden istediklerini yapmaya odaklanan derviĢlerdir.

08. 279 Bayat. Ġstanbul. “Yazılı Kaynaklardaki (Cönklerdeki) BektaĢi ġairlerinin ġiirlerinde Görülen Yeni ġekiller”. 1986.Ģairlerine verilen bir isimdir.e. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. Video kaset kaydıdır. 1999. 31. Alevi Bektaşi düşüncesinde bunlarla eş anlamlı bir ozan kültürü düşünülmüş koyulmuş. 278 Ali Ġhsan AktaĢ. Yukarıda da belirttiğimiz gibi çoğunluğu eren olarak kabul edilir ve söyledikleri kelamın kutsal olduğuna inanılır. Kendisini çağdaĢ derviĢ olarak tanımlayan Ġhsan AktaĢ. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu Bildiri kitabı içinde : Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi Yayınları. Bunlar bütün derviĢ tiplemeleri arasında vardır. ve Kaygusuz Abdal da onu vurgulamış teyid etmiş. derviĢlik. Ġlkokul mezunu. 22. Bir derviĢin kendinden nefes okuması onun olgunluğu ve etkisi açısından çok önemlidir. 280 Fikret Türkmen. Folklor Yazıları. Ankara. Kaygusuz Abdal‟ın bir deyiĢi-delilini kullanarak derviĢ Ģiirlerinin kutsallığını vurgulamıĢtır: “Nebiler peygamberlerin. Söz konusu ortamlarda dile gelen eserler o ortamda derviĢin sevenleri tarafından kaydedilir. Adam Yayınları. a.. Tanrıdan gelen ayet oluyor. Bu kutsallık öyle bir kutsallıktır ki Amasya yöresinde bu Ģiirlere “kelam” “delil” gibi isimler verilmektedir. 344-345.GümüĢhacıköy .276 Bu anlamıyla halkın anlayıĢına göre bu derviĢ Ģairler Hak âĢıkları‟dır ve ilham kaynaklarının ilahi olduğuna inanılır. 167-168. Evliyadan gelen kelam Okunan kuran değil mi Gerçek Velinin sözleri Sureyi Rahman değil mi”278 ÂĢıklıkla derviĢlik o kadar iç içe girmiĢtir ve anlam olarak birbirini çağrıĢtırır ki bazı Köroğlu varyantlarında. Ankara. 126-127. Edebiyat Araştırmaları. görüĢmenin ikinci kısmıdır. Öyle ki Ġlhan BaĢgöz derviĢ Ģairlerin kendi sözleri hakkında iĢaret ettiği "Bende söyleyen dil Tanrı dilidir"277 ifadesinin bu ilahiliğe kendilerinin de inandığını gösterdiğini söylemiĢtir. Ġlhan BaĢgöz. 1935 doğumlu. 1999. (ÇağdaĢ DerviĢ). GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan . . Kayıt. Bu konuda Fikret Türkmen Halk Ģiirimizin kaybolmadan günümüze kadar gelmesinde Alevi BektaĢi Ģairlerinin büyük katkıları olduğunu açıkça belirtmiĢtir.2006 tarihinde yapılmıĢtır. âĢıklıkla aynileĢtirilmiĢtir. “Kelam” “hak kelamı” anlamında iken “delil” ise “gerçeğe” delil anlamında kullanılmaktadır.Yeter AktaĢ‟ın evinde.Güvenözü köyü. Türk Tarih Kurumu Yayınları. bir çoğuna kitaplar gelmiş Tanrıdan ayetler alınmış. GörüĢme. I. Bunun yanında halk Ģiirinin günümüze kadar gelmesinde bu inanç unsuru çok etkili olmuĢtur. Şöyle ki. Amasya . Çünkü inanç bilgilerini Alevi BektaĢiler Ģiir vasıtasıyla getirmiĢler ve Ģiire üst bir anlam vererek tarih sahnesinde unutulmasına müsaade etmemiĢtir. bunların halk arasında nefes yazan ve söyleyen olarak özel bir yerleri vardır.280 Nefes söyleyen derviĢler.279 Bunun yanında Alevi BektaĢilerin Ģiirleri hem inanç dünyasının temel dillendiricisi olmuĢ hem de Ģiir yazanlara çeĢitli olağanüstülük atfederek derviĢlik payesi verilmiĢtir.g. hatta bu içkiye dem denerek kiĢinin belli bir kıvama getirildiği iĢaret edilir. 276 277 Fuad Köprülü. ġiirler genelde muhabbet ortamlarında yarı vecd halinde söylenir bu coĢkunluk verme ise alkollü içeceklerle sağlanır. Kendi sözleri hadis oluyor.

283 Hüseyin Zeytünlü.Kırca Köyü. Söz konusu derviĢler hem bilginin aktarılma iĢlevini. 17. Ġlkokul mezunu. Başka gören de olmamış koca köyde bi o görmüş. Video kaset kaydıdır.Kırca Köyü. kim doğurtturmuş. 16. Türkiye‟nin hali ne olacak demesi. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy .DerviĢler arasında “aktan okuma” diye bir durum vardır. hızır yetişsin hesapları varya. medet mürvet kelimesine gelinci onların yardımıynan Sefil Ali Baba doğurabiliyo. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde . öyle olunca onu yapmasa. GörüĢmelerimizden birkaç alıntı yaparak bu durumu daha anlaĢılır bir hale getirmek mümkün olabilecektir. Cem yerinde açuktan görmüş yani.”281 “Ondan sonra Sefil Ali Babanın dedikleri birer birer hep gerçekleşti. o kolay değil. GörüĢme. Video kaset kaydıdır. Kul fakıram ağlamışım gülemem Okuram ağdan Karayı bilmem.Kırca Köyü. Yani yekten söylemek her kişiye mahsus değil.08. “Bazı Haydar hoca anladudu. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Ben bu yazıyı şimdi okurum sende okun. Ġlkokul mezunu. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. oradakiler artık medet mürvet diyorlar. ben onun deyiş okurkene kucağında kuran kitabı gibi bir kitap oradan okuduğunu gördüm derdi. 15. Bizler karadan okumuşuz güzelim. Onların medet mürvet kapısını zorlaması. 1943 doğumlu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 28.08. 1936 doğumlu. yapamasa o Sefil Ali babalığa yazuk. benim Cuma abiyi görmem gibi. Kul Fakır Ali ağa varya. amma ağdan okuyamak. Ġlkokul mezunu.GümüĢhacıköy . Halkın insanüstü vasıflar yüklediği derviĢlerin ağzından çıkan söz kutsallaĢtırılmıĢ ve yolun eğitim öğretim bilgileri olmuĢtur. işte o hakikaten hak aşığı ağdan okuyan gerçektir.2006 tarihinde yapılmıĢtır. mehdi yetişsin.08. Ve o kiĢinin okumasının baĢkalarından farklı olduğunu açıklamak için değiĢik tasvirler yapılır.”282 “Kul Fakır (Kul Fakır Ali Derviş) ağdan (ak) okumuş. ya sahip diye bağırıyorlar.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Alevi BektaĢi düĢüncesinin sürekli iĢlenmesini sağlamıĢlardır. GörüĢme. Karadan herkes okur. Bu tasvirler söz konusu kiĢiye inanan kiĢiler tarafından çok farklı yapılsa da anlatılan mana eserin ilahi nitelikli olduğudur. medet mürvet diye bağırıncı oradakiler bir çoşku veriyo Sefil Ali Babaya. Kayıt. Sefil Ali baba onu doğuramazdı. Böyle doğaçlama ve yarı trans halinde okunan eserlerin ilahi nitelikli olduğuna inanılır. . Sözlü geleneğin böyle inanç unsuru ile yoğun yaĢandığı çok az gelenek vardır. görüĢmenin birinci bölümüdür. ağdan okumak güzellik. Yani oluyomuş böyle. 282 Cuma Zeytünlü. Bin derman verseler bu derdi bilmem Hemen galp evimde mihmana benzer. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . hem korunma iĢlevini hem de eskiyen bilgilerin 281 Sadık Ersoy. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. Kayıt.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 11. Video kaset kaydıdır. gerçekliğin en güzel tarafı ağdan okumak. tabi mana olarak görmüş herkes onu deyiş okuyo görüyo emme o aslında hattan okuyo. milletin canı acıyo atuk. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . Kayıt. görüĢmenin ikinci bölümüdür.”283 Nefes söyleyen derviĢler. Emme ne yapmışlar orada. GörüĢme. 1929 doğumlu.

Manihizm. “Keramet sahibi”284 derviĢler. keramet sahibi derviĢler ġifa yapan. 440. Almqvist and Wiksell International Press. Birçok fiziksel ve psikolojik sorununu söz konusu derviĢler aracılığı ile çözmeye çalıĢır. Eliade. ġifa yapan. 23-24.2. 288 Ocak. ġamanlığın kendini aĢma uygulamalarını andırdığını belirterek. at simgesi değneğin.285 Evliyaların bir niteliği. metapsiĢik yetenekleri olduğuna fiziksel ve psikolojik sağaltım yaptıklarına inanılan derviĢlerdir. Gök Tanrı inancı. . Amasya. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. 286 Boratav. 62.g. Bu özellikleri vasıtasıyla bunlarla temas halinde olan halk ruhsallıkla temas halinde olduğuna inanır. Söz konusu sağaltım teknikleri ile ġamanik ritüeller ve inançların benzerlikleri oldukça ĢaĢırtıcıdır. Güngör. Bu anlamıyla Ġslam‟la Türklerin tanıĢması sonucu bu ġamanik kabiliyetler derviĢlerde gözlenmiĢtir. bu bilinç dıĢı kalıntıları anlamak için ilk derviĢlere ve tarikatının kurucularına dönmek gerektiğini söylemiĢtir.e. 290 Melikof. Ali Belli adında. Bu derviĢlerden dolayıdır ki Alevi BektaĢiler inanç alanında birçok yeniliğe açık heterodoks karakterini korumuĢtur. eren ve derviĢlerin olağan üstü güçlerini vurgulamak için kullanılan bir kavramdır. yörede Ģifa yapması ile tanınmıĢ bir derviĢtir. İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun. Budizm gibi dinlerin bir kısmında uygulayıcı olarak görülen kiĢilerdeki ġamanik kabiliyetler bu konuda çalıĢan kiĢilerin ġamanizm üzerine yoğunlaĢmalarını sağlamıĢtır. a. Ģamanın bütün dıĢ çizgilerini taĢıdığını. halk sufiliği çerçevesi içinde yaĢaya geldiğini. Bunlar metapsiĢik yeteneklerinin Tanrı vergisi olduğunu belirtip. Bu sebepledir ki birçok araĢtırmacı287 Alevi BektaĢi erenleri ile Ģamanlar arasında benzerliklerin izini sürmüĢtür. tasavvufta zikrin. Bu sebepledir ki derviĢler halka göre yeryüzünde ruhsallığın 284 285 Grof.. 26. Merzifon Diphacıköy'lü Yan Yatan Ali DerviĢ (1925-1990). muska. Dervish and qalandar.. Hacım Sultan. 287 Ocak. 123..286 Keramet kelimesi.288 Bununla birlikte Ġren Melikof da yukarıdaki düĢünceyi destekler bir biçimde gezgin derviĢ. 1987.3. Stockholm.1. çıngırak. Ahmet YaĢar Ocak Alevi-BektaĢi Veliler olan Hacı BektaĢ. Kalender289 ya da abdalın.290 Bu derviĢler birçok inanan tarafından tıpkı ġamanların kabul edildiği gibi kutsal insan olarak kabul edilir ve halk bu motivasyonla derviĢlerle iliĢki kurar. yok olup gideceği yerde. 100 Soruda Türk Folkloru. 245. Şamanizim. Peygamberlerin olağanüstü iĢlerini göstermek için kullanılan "mucize" deyimine karĢılık bunlarınki "keramet" kelimesiyle gösterilir. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. kuĢ teleklerinden baĢlığın. Bu Ģeylerin aynı ġamanlarda olduğu gibi hastalıkları iyi edici amaçlarla yapıldığını. “Türk Alevî-BektaĢî ĠnanıĢlarında ġamanlığın Ġzleri”. yaĢadıkları sürece ve öldükten sonra akıldıĢı iĢleri baĢarma gücünde olmalarıdır. 123. evliya. 289 Gunnar Jarring. Müslüman olmakla birlikte izleri bir türlü silinmemiĢ ġamanist geleneklerin hâkim olduğu bir çevreden çıkma Türkmen babaları olduğunu. Abdal Musa ve diğerlerinin. Ģifayı bu yolda kullanacaklarının vurgusunu yapar ve derviĢvari bir yaĢam sürerler.değiĢtirilmesi iĢlevini yerine getirmiĢlerdir. Ģaman geleneklerinin. Türklerin. Atalar kültü. ġamanların özellikleri ve kabiliyetleri Türklerin girdikleri dinlerle yeniden ĢekillenmiĢtir. 3. bu motiflerde esas unsurun ġamanizm olduğunu görmenin pek tabi olduğunu belirtmektedir.

Söz konusu sofralarda içki belli oranda derinleĢme sağlamak için bir vasıta olarak kullanılır. sohbetlere katılanların öğreti bilgilerini çoğu kez bu yolla edindiğini. "Katlı anlatım" olanağını verdiğini belirtir. onun için bu sofralarda oturmak ciddi nefis terbiyesinden geçmiĢ olmayı gerekli kılar. Yorumların anlamlarının kat kat açılıp. Halkbilimi Araştırmaları. 294 Belkıs Temren. 2003. sohbete konu olduğu.. Ġstanbul. Bu okunan nefesler çoğunlukla simgesel bir dil kullanılarak söylenmiĢtir. 189. özellikle öğretinin temel prensiplerini konu alan muhabbet nefeslerinin çok önemli olduğunu vurgular. a. Bu konuda Belkıs Temren sohbet . Balım Sultan muhabbeti dediğimiz sofra baĢında yapılan bu muhabbette belirli kurallar vardır. telepatik iletiĢim gibi durumların yaĢandığını görüĢmelerimizde anlatan birçok derviĢ seveni olmuĢtur. Üçer. Balım Sultan Muhabbeti yapan derviĢler “Balım Sultan Muhabbeti” yapan derviĢler. Sofradaki derviĢin veya mistiğin yönlendirmesi ile kehanet. Hatta içki içmek miraç olayı içinde anlatılırken dini bir motif olarak kullanılır. Kerziban Zeytünlü (70) ile yapılan görüĢmelerde söz konusu durumlara örnek olarak bir çok olay anlatılmıĢtır. buradaki simgesel kalıpların deĢifre edilmesinin ise. dolayısıyla BektaĢi eğitiminin en önemli araçlarından birinin nefesler olduğu.kaynağı veya yansıdığı yerdir. sofranın dua ile baĢlaması.e.4. . 382. Bu simgesel dil eserlerin çok katmanlı olarak anlaĢılması ve yorumlanmasına imkân sağlar. “BektaĢi ve Alevi Kültüründe Nefesler ve ĠĢlevleri”. Bu sofralar oldukça kontrollü.e. Sürekli Kitaplar dizisi. Hatta çalıĢmamızın odak noktası olan DerviĢ Ruhan‟ın söylediğine göre söz konusu sofra kiĢinin mayasını meydana çıkarır291. bir o kadar da coĢkulu sofralardır. nefeslerin izin alınarak söylenmesi. çoğunluğu BektaĢi terbiyesinden geçmiĢtir ve “dem” diye adlandırılan alkollü içkinin olduğu muhabbet sofralarında ruhsal bilgiyi aktarırlar. . 1. Söz konusu sofralarda bazı metapsiĢik olayların yaĢanıldığına inanılır. Bu tarz muhabbet içinde paylaĢım ve öğretinin aktarımı özel bir 291 Amasya. E yayınları. Özellikle meczup karakterli derviĢler bu kategori içinde sayılabilir.g. Söz konusu muhabbetler yukarıda bahsettiğimiz bütün derviĢ tipleri arasında söz konusudur.2. Ģiir mahlası IĢık Ruhan‟dır. a. Bunun yanında bazı nefes söyleyen derviĢlerin de böyle metapsiĢik yetenekleri olduğuna inanılır. GümüĢhacıköy. 3. 292 Yıldız.1.g. geçmiĢ bilme. Alevi BektaĢilerde içki içmek yasak değildir292. Kuzalan Köyü doğumlu Mehmet Ali IĢık (1928-1995) adlı derviĢ.muhabbet ortamlarında tercih edilen nefeslerde kullanılan simgesel dil nedeniyle bir tür sohbet oluĢmaya baĢladığını. nefeslerin akabinde dua yapılıp nefeslerin yorumlanmasına geçilmesi ve uygun yerlerde yöneticinin izni ile hep birlikte “dem”in alınması gibi birçok kural vardır. “dem”in hep birlikte alınması.294 Simgesel kalıplar kullanılarak yazılmıĢ olan nefeslerde her simgesel kalıbın anlamlandırmasının ve yorumunun yapıldığını. 293 Amasya GümüĢhacıköy‟den Bani Kurban (75). zaten sohbetin temelinde de bu yorumların yer aldığını söyler.293 Bahsettiğimiz muhabbetlerde hem yeni nefesler okunur hem de daha önce vücuda gelmiĢ nefesler okunur.

Şems-i Tebrizi‟nin Öğretileri. GörüĢme. Ankara Dikmen‟de. Ġkisinin ortak özelliği toplum dıĢı değere sahip olmasıdır. meczup derviĢlerin makul bir tercih olarak seçtikleri söylenemez. insandı… Zaten bizim ustalarımız o sakallılardı. akla hayala gelen her düşünceyi ortaya atar bir birlerine görüşlerini sorarlardı. bu tip meczup derviĢlerin önemine vurgu yapar. Ġçki ortama belli bir yumuĢaklık katsa da ciddi konular ve derin felsefi öğretilerin aktarıldığı muhabbet sofraları nevi Ģahsına mahsus çok özel bilgilenme mekânlarıdır. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. Erkan Türkmen “Bir yoksulluk vardır ki derviĢin gıdasıdır” der. Bu tip derviĢler toplum içinde deli-veli tipi olarak anlaĢılır. Meczup. Ben ekseriyet bunların arasında yetişmişimdir. Tunceli Mazgirt. 20. 289. Konya. o düşünceler üzerinde yorum yapıp kabul edilebilir inanılabilir hale gelince noktalarlardı. Ali Cemal Dede‟nin evinde. halka bu yönde nasihat yoluyla derviĢler hakkında bir bilgi vermektedir. belli inançları vardı. Kayıt. Türklerin tüm yarı meczup kimseleri Tanrı'ya daha yakın olduğuna inandıklarını söyleyerek. Kendini belli bir inanca adamış. Meczup tipteki derviĢler kılık kıyafetine önem vermezler. 2006. elbiseleri kirli. konuşur incelerlerdi. biz onlarla otururduk sabaha güneşin nasıl açtığını bilmiyorduk. 296 Ali Cemal. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 2. 297 Erkan Türkmen. Video kaset kaydıdır. bekâr derviĢler. Bazen da halkın tepkisini çeken bu tür görünümü. gerçek kiĢiliklerini gizlemenin bir aracı sayarlar. Otman 295 M. saç ve sakalları uzun ve bakımsızdır.2007 tarihinde yapılmıĢtır. Ġstanbul.02. onlar hiç okul okumamışlar. . O noktayı bulunca sevinirlerdi kalkar birbirlerini öperlerdi.”296 Ali Cemal Dede‟nin anlattığı bu derviĢler toplum içinde deli-veli kategorisindeki tiplerdi.aktarım metodudur. hatta bazıları meczup olarak görünür ve halk arasında öyle bir hayat sürer. Mücerret derviĢler bekârlığı Ģuurlu bir yaĢam biçimi olarak seçerken. ama onlarda kalmadı… Sakallı dervişler muhabbet ederdi. Bunlar BektaĢi tarikatı ile iliĢkisi olmayan meczup derviĢler ile “Babagân” kolunda “mücerret” derviĢ olarak tanınan evlenmemiĢ derviĢlerdir. Genellikle kılık ve kıyafetlerine önem vermeyen derviĢlerin üstleri baĢları toz toprak içinde. Defineye malik viraneler var” diyen Virani böyle varlıkların aslında en kıymetli varlık olduğunu vurgularken. Esat Harmancı. çözülmüştür diye sevinirlerdi. Modern Türklük Araştırma Dergisi. Dede.2. “Harabat ehline hor bakma zahir. (AĢık Ali Cemal. Ġlkokul mezunu.298 Bununla birlikte Halil Ġnancık Otman Baba ile ilgili çalıĢmasında.5. Dertli Cemo). “A(bt)al‟ın Velive Görünümü”. 1941. 298 Öz . dıĢ yüzlerinin çirkin görünmesi gerektiğine inanırlar. Bu konuda Ali Cemal dedenin bu tarz derviĢler hakkında anlattıkları dikkat çekicidir. “Sakallı dervişler onlar kalmadı. Hasan efendi kendisi Ağır göl mağalarında yaşamıştır.1. Ġslam'da derviĢ tipleriyle ilgilenmiĢ olan Alman sosyologu Max Weber‟in kavramlarını kullanarak. III-4.297 Bu derviĢler iç yüzlerinin iyi olması için. 02. Onlar aklına gelebilecek her konuyu alabildiğince etraflıca düşünür. 3.295 Yaptıklarına akıl sır ermez olarak düĢünülür fakat onlarda ruhsal bir etki ve yükseklik olduğuna inanılır. Bu sorun bilinmiştir. Bu konuda Baki Öz yarı meczup fakirlerin her yerde görülebileceğini. 2005. 80-83. bir yorum yaparlardı. “Bekâr-meczup” derviĢler. Ama yaĢayıĢ olarak çok farklıdırlar.

Böyle bir yolu seçmelerinin sebebi Hacı BektaĢ Veli‟nin de evlenmemiĢ mücerret bir derviĢ olduğuna dair inançlarıdır.Baba tipindeki meczup derviĢleri. GörüĢme. tarikat içinde baĢka görevi olanlarda da göründüğü zaman. 27. sürekli cezbe halinde bir meczubu canlandırdığı tespitini yapar. VII-26 Ankara.1. ĠĢte bu halle ilgili olan durum. babalar. Video kaset kaydıdır. onun için olabildiğince dünyasal nimetlerden el etek çekilmelidir diye düĢünürler. Bu anlamıyla birçok dede yol içinde olgunlaĢtıkça derviĢ özellikleri gösterip. âĢıklar. Ġlkokul mezunu. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. BaĢka bir ifade ile derviĢlik aslında ruhsal insanın bir görünümüdür. Bununla birlikte Ali Osman IĢık da yapılan görüĢlerde. Mücerret derviĢler diğer BektaĢi derviĢler arasında çok farklı bir yerdedir.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Abdullah Balcı.6. Tanrı‟yı müĢahede eden ermiĢ (contemptative) mistikler arasına koyduğunu ve bu. Kayıt. "devrimci mistik" dediği bir derviĢ tipi olarak bahseder.301 DerviĢler yol içinde aslında bir arındırma mekanizmasıdır. Video kaset kaydıdır. keĢif hali Tanrı'nın gerçek maksadını temsil etmiĢ olmanın bilincini en belirgin biçimde ifade ettiğini belirtir. bir hal ve yaĢam biçimine de karĢılık gelmektedir. Velâyetname‟de sadakatle çizilen Otman Babanın. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). Tanrı'nın bağıĢladığı haleti sürekli hale getirmeye çabaladığını ve Tanrı 'nın aracısı olduğuna inandığını söyler. 1951. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5.08. tarikat içinde bir makama karĢılık gelebildiği gibi. 2004.2. Bir tarikat içindeki insanın hedefi de yaĢamda ruhsallığı deneyimlemek olduğu için kiĢi ruhsal yönden geliĢtikçe derviĢçe özellikler göstermeye baĢlayacaktır. DerviĢ meĢrepli dedeler.Zakir). Veli Balcı‟nın evinde. Cemlerde zakirlik yapan ve bir derviĢ seveni olan ÂĢık Abdullah dedelerinde derviĢ olacağını söyleyerek. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 1. 16. . Söz konusu derviĢler mücerret küpesi takarlar ve hiç evlenmezler. Ona göre derviĢ kâinatın tüm görünüĢü içinde merkezi bir duruma gelmiĢ ve dünya üzerinde bütünleĢtirilen bir etki yapmıĢ olan mistik hakikatlere ermiĢtir.12. Onlara göre “dünya çirkine batmamak gerekir” temiz değerleri ancak temiz kalarak korumak mümkündür. DerviĢlerle oturup kalkmayan dedeyi ise benlik almıĢ yürümüĢtür. herkes derviĢliğe eĢit Ģartlarda baĢlar ve liyakatine göre yol alır. Bu tip derviĢlere. Üniversite mezunu. 299 Diğer bekâr derviĢler ise mücerret derviĢler olup BektaĢiliğin Babagân kolu derviĢleridir. Weber'in "mystagogue".Hamamözü –YemiĢen Köyü. bu kiĢiler derviĢ meĢrep özellikler sergilemiĢ olur ve bir bakıma derviĢ olurlar. günlük dünya yaĢamının her türlü baskısına karĢı kendinde. ermiĢ olarak kabul edilecektir. tam da böyle bir derviĢ tipi olduğunu. derviĢlerle oturup kalkan dedeler derviĢ tabiatlı olmuĢtur der. Diktatör olmuĢtur der300.Osmancık . 301 Ali Osman IĢık. 15. sonuçta tarikatın farklı görevlerinde olsa da kiĢinin etkisi yol içinde yol aldıkça geliĢecek ve derviĢ özellikleri gösterecektir. dedelerin derviĢler vasıtasıyla arifleĢebileceğini belirtmiĢtir. GümüĢhacıköy‟de Ali Osman . 3. Ona göre cezbe. Çorum . Kayıt. 1933 Doğumlu. Amasya . çalıĢmamızın baĢında da belirttiğimiz gibi.Gülsüm IĢık‟ın evinde . (AĢık. GörüĢme.Seciyen (Çampınar) Köyü. onun. vahdeti gözlemlediğini iddia eder. YemiĢen Köyünde. DerviĢlik. gibi derviĢlerin duyularımıza hitap eden her çeĢit empirik gözlemin ötesinde kâinatın esas zatı (Tanrısal) anlamını. 299 300 Halil Ġnalcık. Babagân kolunda çok saygın bir konumda iken Çelebiler kolunca ise en çok eleĢtirilen konumdadırlar. “Otman Baba ve Fatih Sultan Mehmed” Doğu Batı Dergisi.

bazıları da olgunluk döneminde sefere çıkmıĢlardır. köy kuran. Yine Dede Yanyatan Ali303. Halkın tanıdığı derviĢlerin en önemli özelliklerinden biri de gezgin olmalarıdır. Piri baba evlatlarından bir dede iken Kul Fakır mahlası ile Ģiirler yazmıĢ bir derviĢtir. derviĢlik yapmıĢ dedelik yapmamıĢtır. Örneğin. Esasen derviĢlik genel anlamda. “Eren” “Gerçek” sıfatları aldıktan sonra kendilerine özgü yol ve yöntemlerle insanlara ruhsal bilgi aktarırlar. Yolun kuralları doğrultusunda bir tarikat yürütmek ile insanı kâmil yolunda yürümek çok farklı Ģeylerdir. 304 GümüĢhacıköy‟ün Kırca köyünde aĢıklık yaparken. harabe ve viraneler. imarethaneler. Daha sonra bu derviĢçe özelliklerinden dolayı “eren” “gerçek” sıfatları ile anılmaya baĢlarlar.g.7. değiĢik Ģeyler görüp ibret almaktır. 303 Merzifon‟un Diphacı köyünde yaĢamıĢ olan Rumi hoca evlatlarından bir dede iken Yan yatan derviĢ olarak tanınmıĢ ve öyle yaĢamıĢtır. .e. yerleĢik derviĢler ise yerleĢip yurt tutan. 43. Bunun gibi birçok derviĢ sayılabilir. Nejat Birdoğan derviĢleri gezgin ve yerleĢik olarak ikiye ayırmaktadır. 302 Merzifon‟un Kıreymir köyünde yaĢamıĢ. Bu sebeple gezginlik derviĢliğin asıl anlamına ters düĢmez. Bazı derviĢler kendi iç dünyalarındaki farklı geliĢim zamanlarında yola çıkmayı tercih etmiĢlerdir. Tasavvufi eserlerde sefere çıkma ve seyahat etmenin önemi üzerinde durulmuĢtur. Amasya yöresinde Dede Kul Fakır302. bunun yanında yol içinde ruhsal bir insan olarak yaĢamaya odaklanıp derviĢlik yaparlar. Gezgin derviĢler. Çünkü esasında terk ve arama vardır.2. Seferin amacı çile çekmek. 3.305 Gezgin derviĢler daha çok bir yere bağlanmadan arayan ve ararken bulduğu insanlarda iyi insan olmaya dair deneyimler paylaĢarak yaĢayan derviĢler. Bunun yanında AĢık Cuma Zeytünlü304 aĢıklık yapmamıĢ muhabbetlere yönelmiĢtir. Yol içinde dede.1. yaĢamayı öğreten derviĢlerdir diye belirtir. DerviĢlerin bu yönleri ruhsal bütünde tekrar belirtilecektir. nefsi zorluklara alıĢtırıp eğitmek.. YaĢamın bütününü Batıni olarak yorumlarlar. Tekke ve zâviyeler. hatta mağaralar gezgin derviĢlerin konakladıkları ve geceledikleri yerler olmuĢtur. âĢık. derviĢliğe merak salmıĢ ve Dertli Garip mahlasıyla Ģiirler yazmıĢ daha sonra tarikatlara katılmamıĢtır. Bu kimlikleri kurumsal kimliklerinin önüne geçmeye baĢlar. baba olanlar yolun kendilerinden bekledikleri iĢleri yaparlar.Sadece dedeler değil “âĢık”lar ve “baba”lar da derviĢlerle oturup kalkarak derviĢ tabiatına uyarlar ve derviĢleĢirler. a. Bazıları tasavvuf yoluna girdiklerinde. görevini çoğu zaman bırakmıĢtır. bilgili ve hal ehli kiĢilerle görüĢüp kendilerinden faydalanmak. dedelik yapmamıĢtır. Bu tarz derviĢler her türlü Ģekilde kendilerini uzak tutarlar. maddî âlemden ruhî âleme doğru yapılan manevî bir seferden ibarettir. 305 Birdoğan. mescitler. Tarikat içinde bir görevi varken derviĢ olan bazı görevliler tarikat içindeki.

destanlar okunurken yahut diğer yarı-dini ayinlerde kullandıkları en eski milli musiki aletidir.2. Fakat halk edebiyatı çalıĢmalarında kavramsallaĢtırmalarda bazen ciddi yanlıĢların yapıldığını da burada iĢaret etmek gerekecektir. derviĢ veya derviĢ Ģair kavramını kullanmayı tercih ettik. derviĢ mi? sorularına yanıt aranacaktır.2. Kavramlar belli ideolojik anlamlara iĢaret etmediği sürece bilinçli bir saptırma ve anlamda kaydırma yapılmadığı müddetçe. derviĢ kavramları birbirinin yerine kullanılsa da sadece derviĢ kavramı söz konusu açıklamaya çalıĢtığımız grubu tanımlayacak bir geniĢliğe sahiptir.Geleneğin sözlü kültür yoluyla yayılması ve geliĢmesinin eseri sürekli. Bu konuda söz konusu eleĢtirilere katılmakla birlikte. .1. Ozan. Halk edebiyatı için halk Ģiiri temsilcileri ile ilgili araĢtırmalarda karĢılaĢılan en önemli sorun. ÂĢık ve saz Ģairi kavramları tarihsel süreçte. 3.1. bkz. ozan.Gelenek temsilcilerinin ve halkın yaptığı adlandırmalarda bölgesel özelliklerin. SAZ ġAĠRĠ KAVRAMLARI VE HALK ġĠĠRĠ. Türk baksı-ozanlarının sagu'lar. Kavramlar Ozan. Bu sebeplerden dolayı bu bölümde kavramları tanımlayıp. Köprülü. âĢıklar da girdiği için. bilimsel bilginin oluĢmasına daha fazla katkı sunabilecektir.3. ÂġIKLIK VE ALEVĠ BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ 3. Bu konuda kullanılan kavramın kullanılma gerekçesinin açıklandığı çalıĢmalar.Bilim adamı ve araĢtırıcıların bir terminoloji oluĢturma gayreti içinde ortaya koydukları önerilerin bazen genel bir kabul görmemesi olarak belirtmiĢtir. kiĢisel bakıĢ açılarının alana taĢınması. 3.2.307 Bu tespitlerden sonra alanla ilgili araĢtırmaların yeni olması ve zamanla kavramların yerlerine oturacağını da dillendirmektedir. kavramların süreç içindeki görünümünü tespit edip âĢık mı. 2. Kelimenin eskiden beri muhtelif Oğuz şubeleri 306 Kopuz. terminoloji sorunudur. 187. halk içinde Ģiir yazıp bunları kopuz306 veya “bağlama-cura” gibi çalgı eĢliğinde icra eden sanatçılar için kullanılmıĢ adlandırmalardır. Türk Halk Edebiyatı El Kitabı. 307 Oğuz. ÂġIK. ÇalıĢmamızda derviĢ kavramının geniĢ içeriğine. OZAN. derviĢ kavramları üzerine yapılan tanımlamalar kavramın kullanıldığı ortam hakkında da bize bilgi vermektedir. 102. Edebiyat Araştırmaları. Geleneğin içinde yer yer âĢık. âĢık. incelenen konuların zaten böyle bir farklılaĢmaya neden olacağının da gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtmek yerinde olacaktır. her kavramsallaĢtırma kendi içinde anlamlıdır. Bu sorunu tespit eden Öcal Oğuz alandaki karıĢıklığın nedenlerini. canlı ve değiĢken kılması.1. Köprülüye göre: “1. Oğuzlar'ın halk şairi-musikişinası manasında çok eskiden beri kullanılan bir kelimedir. 1.Ozan kelimesi. Ozan üzerine en detaylı tanımlama giriĢimini Fuat Köprülü yapmıĢtır.

309 Ozan kavramının günümüzdeki kullanılması ile geçmiĢte terk edilmesi arasında aslında baĢka bir iliĢki daha vardır.XV. topluluğun denetimine açık bir vaziyettedir. tekrarlanamaz. 2. Her anımsama-icra anındaki ortam ve dinleyicinin tepkisine göre ozanın performansı ve anımsaması değiĢiktir. dinleyicilerin önünde anımsamaya çalıĢmaktadır. 143-144. 4.Anadolu ve Azerbaycan Oğuzları arasında bu eski manası unutulduktan sonra da. Anadolu'nun bazı yerlerinde çalgıcı çingenelere de bu isim verilmektedir. böylece bir de ozancı kelimesi meydana çıkmıştır.. 3. Bu iliĢki iki durumda da kavramın dini bir çağrıĢımının olmaması daha çok milli ve çağcıl çağrıĢıma sahip olmasıdır.g.e.Başka Türk şubeleri arasında bu kelime kullanılmamıştır. XV. asırdan sonra bu Ozan kelimesi yerine Azeri ve Anadolu sahalarında Aşık.. Bu anlamıyla ozan topluluğun belleğidir ve iĢini icra ederken topluluktan uzakta değil. Bu kavram günümüzde yeniden bir anlam kazanmıĢtır. Türkmen sahasında da Baksı kelimeleri yer almıştır. Ozan baĢka söz ustalarından duyduğu izlek ve kalıpları. Nevai'nin bahsettiği ozmag kelimesinin. Öcal son zamanlarda "ozan" veya "halk ozanı" terimlerinin iyice yerleĢtiğini görmekte olduğumuzu. yani Büyük Selçuk Devleti'nin kuruluşundan önce kelimenin bulunduğuna delildir.”308 Ozan kavramı. 310 Okan. 67. yüzyılın ortalarından.g. a. verilere göre geçmiĢe gittiğimizde bulduğumuz bir kavramdır. bazı kesimlerin âĢık tarzını bilmemesi ve "âĢık" kelimesinin daha çok "birini seven" anlamıyla yaygınlık kazanması gibi sebeplerden dolayı tercih edilmediğini de belirtmektedir. a. Bu anlam aslında dini olmayan kökünü gelenekten alan bir anlamdır.e. gerek edebi dilde gerek halk lisanında devam etmiştir.arasında bulunması. daha Oğuzlar'ın Seyhun kıyılarında oturdukları zamanlarda. özellikle 1970'li yıllardan itibaren tekrar âĢık edebiyatı temsilcilerini karĢılamak üzere kullanılmaya baĢlanmıĢ olduğunun tespit edilebileceğini belirtmiĢtir. Oğuz..g. Horasan Türkmenler‟inin halk edebiyatına mahsus bir ıstılah olduğu tahmin olunabilir. a. Bu konuda Oğuz Öcal. . XX. asırda ozanlar'ın kullandıkları kopuz'a da bu isim verilmiş. yüzyıldan sonraki uzun bir süre içinde "âĢık”ı karĢılamak üzere kullanıldığına tanık olmadığımız "ozan" kelimesinin. bizzat topluluğun karĢısında. 5.310 308 309 Köprülü. ozan kelimesi herze söyliyen manalarında şu son zamanlara kadar. Çagatay müelliflerinin bu kelimeyi Horasan Türkmenleri‟nden yahut Azeri sahasında yazılmış eserlerden öğrendikleri alllaşılıyor. âĢık kavramının oluĢturduğu anlam bütününden ayrı olduklarını göstermek için bu kavramı tercih etmektedirler. 189.e. "Ozan" kelimesinin geniĢ çevreler tarafından kabul görmesi. hatta bazı gelenek temsilcilerinin kendilerini zaman zaman "âĢık" yerine "ozan" veya "halk ozanı" terimleriyle takdim ettiklerinin görülebildiğini söylemektedir. Ozanlar sözlü geleneğin taĢıyıcıları ve yaratıcılarıdır. Peşte'deki lügatin ve Süleyman Efendi'nin bu kelimeye verdikleri mana yanlıştır.Bu kelime muhtelif Oğuz sahalarında eskiden beri yaşamış ve belki Azeri sahasında XIV. Günümüzde halk Ģairleri.

e. AMS Pres. beşeri ve dünyevi ihtirasları terennüm edenlere verilen şair ünvanını kabul etmiyorlardı. kendilerinin bu deyimi kullanmayı yeğlediklerini söylemiĢtir. düĢünde. ÂĢık kelimesinin. daha XIII. 186. and ecstatic powers of the dervish orders. tarikata kabul edildikten sonra "Talip" ünvanını aldığını söyler. halk Ģairi olarak da tanımlanabilir. monastic organisation.Türklerin MüslümanlaĢması. Ozanların âĢıklara dönüĢmesi hakkında Köprülü Ģöyle der: “XVI. dan sonra da âĢık bir tanımlayıcı kavram olarak kullanılmıĢtır. ozandan aĢığa dönüĢünceye kadar bir süre Batıni derviĢlerin aracılığına ihtiyaç duymuĢ XV yy. 331-340. halk edebiyatının manzum ürünlerini ortaya koyan Ģairlerin. DerviĢler Batıni tarikatlarla iliĢki içinde olup. Batıni tekkelerin ve Horasan derviĢlerinin etkinliğinin artması.g. hep bu düşüncenin mahsulüdür. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels”.. 1990. birçok bakımdan birbirlerine benzediklerini. tekke edebiyatının tesiri altında olmuştur. Aynı zamanda Ozan kelimesi ile anlamdaĢ olan bir kelimedir.315 Görüldüğü üzere ÂĢık tanımlaması ilahi bir niteliğin eser yaratımına etki ettiği kabulü ile ilgili bir kavramdır.314 Aynı zamanda Pertev Naili Boratav ÂĢık kelimesi ile belirtilen sanatçıların kendilerini âĢık diye adlandırdıkları için. 312 Köprülü a. 90. Çünkü mutasavvıf şairler. asırdan sonra saz şairleri için artık umumiyetle Âşık kelimesinin kullanılması ve eski Oğuz şair . 315 Boratav. . 313 Melikoff. bazıları nefeslerinde derviĢ ismini kullanırlar.313 Ġlhan BaĢgöz Hacı BektaĢ tekkesinde tarikata yeni girecek isteklilere "AĢık" dendiğini belirtip. derviĢ anlamındadır. "hak aĢığı" sözleriyle nitelendirdiklerini tespit etmiĢtir. 348. "halk Ģairi" deyimleri vardır. kendilerini diğer şairlerden ayırmak ve bu suretle ilham kaynaklarının kudsi ve ilahi mahiyetini göstermek için Âşık ünvanını kullanıyorlar. nefes adını vermeleri de. ÂĢık-Ozan: Lirik Ģiirler söyleyen. New York.çalgıcılarına verilen ozan tabirinin ancak tezyif ve tehzil ifade etmesi. Söz konusu kavram. daha önceleri de ÂĢık kelimesi yerine "saz Ģairi". Bunun yanında kelimenin halk geleneğinde bir inanıĢla ilgisinin olduğunu da unutmamak gerektiğini belirtip. bazı bakımlardan da ayrıldığını ifade ederek Ģu açıklamayı yapar: 311 Lucy Garnett . dilimizde özel bir anlamı daha vardır.311 Bu Ģiir yazan derviĢler daha sonra Ģehirlerde kahvehanelere gelip âĢıklara dönüĢmüĢtür. Türkçe yazan tekke şairlerinin kendi manzumelerine şiir demeyerek ilahi.”312 AĢık: Tanrısal olanı seven. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. onları "badeli âĢık". Mysticism and magic in Turkey : an account of the religious doctrines. ÂĢık‟ın Ģairlik gücünü ve yetkisini. 314 Ġlhan BaĢgöz. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. genel anlamının yanında. ozanların değiĢimine neden olmuĢtur. Bu konuda Öcal Oğuz.Jane Mary. Böyle bir olağanüstü olayla Ģairlik niteliğini kazanmıĢ sanatçıları ayırt etmek isteyenler. 31. kendisine Pirinin sunduğu "aĢk badesi"ni içerek aldığını ve "ideal sevgilinin hayalini görerek kazandığına inanıldığını belirtmiĢtir. Zamanla ozanlar derviĢlere dönüĢmüĢtür. son yıllarda bu kelime yerine "halk ozanı" sözü kullanılır olmuĢtur. asırdan beri.

yy da yaĢamıĢ bir halk Ģairi incelenmiĢtir.”316 Oğuz söz konusu değerlendirme ile üst bir baĢlık önermektedir.. halk Ģiirleri. ÇalıĢmamızda da. Uludağ. Ama halk arasında bu özelliğinden dolayı. Okan‟a göre. ezbere bilinirler. 106. “Sözlü ġiir”.g. VI-3. üretende sözlü iletim mekanizmaları ile hareket eder. daha çok ruhsal bir insan yani derviĢ olarak kabul edilmesi sebebiyle de derviĢ olarak adlandırılmıĢtır. 188."Bunlar arasında 'Hak aşığı'. Birbirine geçiĢleri ve dönüĢümü gerek içerik gerek zaman gerekse 316 317 Oğuz. DeyiĢ Alevi-BektaĢi edebiyatında hece vezniyle söylenmiĢ dini-tasavvufi Ģiirdir. Halk Ģairliği. XX. 67. dini tasavvufi içerikle. 'çöğür şairi' gibi adlara da sahip olan 'âşık' ile. Köy. Bu üst baĢlık olan halk Ģairi kavramının altı. âĢık. Toparlayacak olursak ozan. isterse Ģiirlerin içeriklerine göre yapılabilecek kavramsallaĢtırmalarla (ladini.g. 318 Finnegan. 320 Okan. . 319 Mustafa Öztürk. 'kalem şairi' ve 'halk şairi' olarak adlandırılan saz çalmayan şairler. Bu Ģekilde daha bütünsel çalıĢmaların yapılabileceğinin öngörülebilir. 'meydan şairi'. Bu Ģiirlere BektaĢiler nefes. halk şiirinde iki önemli grubu meydana getirmektedirler…Halk edebiyatının manzum ürünlerini meydana getiren şairlerin tamamını "halk şairi" genel başlığı altında değerlendirmek gerekir. a. kıymet ve kabul görmesidir. Ġslâmiyât Dergisi.g. Ģiir daha doğru bir ifade ile deyiĢ 317 yazdığı için aldığı bir tanımlamadır. BaĢka bir ifade ile eseri dinleyende. Bu Ģiirler yazılı olmadığı halde sözlü olarak yani.318 Alevi ozanlar aktan okurum karayı bilmem diye okumayı küçümserler. Sözlü halk edebiyatı sözle kurulan iletiĢim üzerine kuruludur. Çünkü kültürü sözlüdür ve sözlü kültür içinde ortaya çıkan eserlere ilahi bir nitelik yüklerler. a. 59. 'saz şairi'. ister mekâna göre yapılmıĢ kavramsallaĢtırmalar (Kent. Fakat günümüzde artık yazı her alandaki etkinliğini halk Ģiiri alanında da göstermektedir. Halk Ģiirinin en önemli özelliklerinden biri sözlü olmalarıdır. Bunun temel sebebi ait oldukları kültürün bir kısmının veya tümünün okuryazar olmaması ya da okur-yazar oranı yüksek olsa dahi ağızdan ağıza dolaĢan Ģiirlerin unutulmaması. dini-tasavvufi halk Ģairi) tanımlanabilir. 443. Ġstanbul.e. Aleviler ise deyiĢ derler bkz. tekrarlar. XV yy.. 2003. halk Ģairi kavramları ülkemiz kültür hayatında bir tarihsel geçmiĢe sahiptir. Bu anlamıyla sözlü kültüre. evrensel değil yerel diyebileceğimizi ve yalnızca ifade edildiği bağlam için geçerli olabileceğini belirtmiĢtir. Halk Ģairleri gibi)..e. 'badeli âşık'. mimikler gibi duygusal anlamları ifade edebilme imkanlarına sahiptir. Göçebe halk Ģairleri gibi). “Alevilerin Kur'an Tasavvuru Üzerine”.320 Sözlü aktarım mekanizmalarının hâkim olduğu kültürlerde aktarımın yapıldığı bağlamın önemi gözden kaçmamalı ve o bağlamı doğru resmedebilmek için söz konusu kültürel durumun kavramlarına sadık kalınmalıdır. yüz yüze iletiĢimin geçerli olduğu cemaat yapılarında iĢlevseldir ve böylece yazılı metinlerde bulunamayacak olan tonlama.e. vurgular. köy toplumu içinde. a.319 Sözlü kültürün bir yönü de Murat Okan tarafından vurgulanmaktadır. kanaatimizce ister dönemsel kavramsallaĢtırmalar (X yy.

aĢklarının kökü ilahidir. Diğer yandan Malay büyücüsüne benzeyen medyumlar gibi pek çok şair vardır. 325 BaĢgöz. 2005.g.2. Ankara 1973. Baskı. Ģairin.e. 26-27.1. "Ģuurunda olmak". 26-27. Selcan Gürçayır) Geleneksel Yayıncılık. "keĢfi açık kiĢi" olarak görmesi arasındaki benzerlik olduğuna ve bu benzerliğe dikkat çekmek ister. "fehmetmek". (çev.2. gaipten haber veren kiĢi olduğunu ve kendi dünyası 321 Mahmut Erol Kılıç. demek istiyorlar ama onların aĢkı Tanrıya yada bir güzele düĢtüğünü söylemektedir. (Haz. 462. aĢkın onlar için ilahi olduğunu belirtmektedir. Ruth Finnegan bu tür Ģairler hakkında Ģöyle der: “Bazı durumlarda dini şairler gururlu ve sert bir yüz ifadesiyle sanatlarını icra etmeyi tercih ederler. aslında ve her zaman ilahi ilhamla ruhlarla iliĢkiler kurarak gizlenmiĢ olguları açığa vuran bir peygamberdir. Folklor Yazıları. Ġnsan Yayınları. ġairler çoğunlukla dini rollere sahiptirler. Şair. eğer derin bir anlayıĢa ulaĢtı ise çoğunlukla kendinden geçmiĢ bir Ģekilde konuĢur. 323 Ruth Finnegan. 4. 79. . mana derinliklerini hisseden Ģair tarifi ile Aristo' nun Ģairi bir "kâĢif".321 Mahmut Erol Kılıç‟a göre Peygamber.”324 Söz konusu durum derviĢlik geleneğindeki derviĢ ve âĢıkların durumuna da benzemektedir. 3. 31. Ġlhan BaĢgöz. kiĢinin dilinden onun konuĢması durumunun Ġslam tasavvufunda da görüldüğünü belirterek derviĢ Ģairlerin bunu. ġiir ve ilahi niteliği Arapça lügatte Ģiir kelimesinin manasının. aĢk ve aĢk Ģarabı anlayıĢlarının farklı olduğunu. “Bende söyleyen dil Tanrı dilidir" diye sözlendirdiklerini belirtmiĢtir. Aynı zamanda derviĢ Ģairlerin. 326 Ġlhan BaĢgöz. 324 Finnegan. Sufi ve Şiir: Osmanlı Tasavvuf Şiirinin Poetikası. kendinden geçme ve rüyanın elemanları olan bir tür ruhani seansın kapsamı içinde şiirlerini elde eder ve sunarlar.. ruhun varlığına doğrudan bir giriş talebinde bulunur. "hissetmek" ve "seziĢle bilmek" gibi anlamlara gelmesi "Ģiir" ile "Ģuur" arasında doğrudan irtibat kurulmasını sağlar. Finnegan yazılı kültür toplumunda olduğu gibi sözlü kültür toplumunda da Ģairlerin bir medyum olduğunu. “Gaipten Haber Veren KiĢi Kahin Olarak ġair”. V-2..325 BaĢgöz. Öcal Oğuz. Resmi dinin ve emredici geleneklerin taĢıyıcısı olan yerleĢik Ģairler vardır. Tasavvuf külliyatı Ģairler tarafından oluĢturulmuĢtur.g.322 Finnegan‟a göre ise Ģair. Ģiirin bazısının Cebrail tarafından getirilen ilham olduğunu ima etmiĢtir. Onun.. Ankara. 2005. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri. Ġstanbul. 322 a. benliğin ilahi bir varlığın sevgisi içinde kaybolması.e.mekân boyutunda anlamlıdır. ġimdi Ģiir ve özellikle ilahi niteliği üzerinde bazı belirlemeler yapmak anlamlı olacaktır. Folklor Yazıları. bizim ÂĢıklar da.326 Bu durum çok yoğun bir ruhsal iletiĢimin delili olabileceği gibi baĢka Ģekilde yorumlanabilecek problemlere de karĢılık gelebilir.: Mustafa Sever) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2. Bir toplumun belli bir kültürüne ait Ģiir sanatını dile getiren daha yetenekli ve mahalli düzeydeki Ģairler ile derviĢler de ruhsal bir ilhamı iletmekle kendilerini sorumlu tutarlar. BaĢgöz. 460. 28. a.323 ġair. Hacettepe Sosyal ve BeĢeri Bilimler Dergisi.: M. Bazı durumlarda Eskimo şamanı.

2001. 2005. OZANDAN HAK AġIĞINA. Ģiirlerle kendi gittikleri yol kurallarını anlatmıĢlardır.2. ġamanı ortadan kaldırmamıĢtır. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri.. Ankara.327 ġairleri yukarda belirttiklerimiz ıĢığında özetleyecek olursak. Sağaltım iĢlerinden. 328 Ġnan. 77. müzik yapıp Ģiir söylemeye kadar birçok iĢi ġaman-Kam yapar. Örnek vermek gerekirse ġamanın su ile inisiye olmasına karĢılık halk sufizmindeki derviĢler Ģarapla inisiye 327 Ruth Finnegan. 455. ġamanın ruhani öncü yönü her Ģeyden önce geldiği için. Kam-ozan denir. Ġlhan BaĢgöz. ÂĢık olmak için seçilmelerini. Anadolu'sunda önemli bir nüfusa eriĢen Türkmenlerin karĢılaĢtıkları veya kendi aralarında yaĢayan derviĢlerle belleklerindeki Ģaman. (Haz. Türk Akın Aşık Kültürü Bağlamında Van Kırgızlarının Apızlar Sanatı ve Aşık Veysel. Baba. Ata. Türklerin Ġslam‟a geçiĢi.e. ÂĢıkların mesleğe giriĢ törenlerini. ġiirin ilahi niteliği belirtildikten sonra halk Ģairleri tiplerinin birbirlerine dönüĢümünde bu ilahi farkındalık ve toplumdaki değiĢmelerin de olduğunu söylemek gerekmektedir. fakat iĢleyiĢ birbirine benzemektedir. pir. yy. 40. ġAMANDAN OZANA. .329 XIII-XIV. 3. gerek kadın olsunlar bir kast halinde bulunmazlar.328ġaman ağızdan ağıza söylenen çok zengin Ģiir ve anlatı geleneklerinin toplayıcısı ve söyleyicisi bir saz ustasıdır. (çev. 79. 330 Süleyman Turduyeviç Kayıpov. 329 Melikoff.g.2. Bu dil yarı ilhamlı bir biçimde insanlara ruhsal mesajlar iletir. derviĢ. ÂġIKTAN HALK ġAĠRĠNE 3. oymak ve köyün üyesi olarak halk içinde yaĢarlar. ġamandan-DerviĢ Ozana ġaman yaĢadığı toplumda çok önemli görevler yapar bu görevler onun ruhsal âlemle aracı olması sebebiyle çeĢitlidir. Ozan.2.içinde kemale ermiĢ olduğunu söyler. ġairler ruhsal insanlardır ve söyledikleri sözlerle insanlarda içsel etkiler yaratabilirler. 330ġamanik özellikler âĢıklık döneminde de görülmüĢtür. Selcan Gürçayır) Geleneksel Yayıncılık. Sayfa. ġaman bir ozandır ve ozanlık yapan ġamana. Ait oldukları boy.2. ġamanların mesleğe girmek için seçilmeleri ve mesleğe girme törenlerine benzetir. Abdülkadir Ġnan ġamanın tabiattaki bazı sırlara vakıf olduğunu ve ġaman olacak kiĢinin küçüklüğünden beri çok düĢünceli olduğu. 327-340 331 BaĢgöz. Dede gibi yeni ruhani öncülerin iĢlevleri ile. derviĢ. Ankara.331 Fakat burada sembollerde değiĢme olmaktadır. kehanette bulunmaya. bir bakıma.: Mustafa Sever) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2. iĢlevi. Bu anlamıyla mistiklerin insanlara iletmek istedikleri sözleri Ģiir olarak yazmaları iĢin doğası gereğidir. Halk Kültürümüzde Sivasın Yeri Sempozyum Bildirileri. Öcal Oğuz. âĢık ve halk Ģairleri de ait oldukları toplumsal kesimin yaĢadıklarını anlatan dilleridir.: M. Kamlar gerek erkek. “Bireysel Yetenek Olarak ġair”. irticalen Ģiirler söyleyen Ģair olduğunu belirtir. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. ozan tiplemeleri arasında bir paralellik kurduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. AĢık Veysel Kültür Derneği Yayınları 3. Nitekim derviĢler.1. topluluğun ruhsal olarak korunmasından. iç içe girmiĢtir. a.

Ģamanın yetenekleri ve Horasan ekolünün Batıni sentezlemesinin birleĢmesi ile çok özel bir yapı oluĢturmuĢlardır. gerek Anadolu‟ya yeni gelen 332 Özkul Çobanoğlu. Tekkelerde derviĢ ozan. 243. Anadolu‟da siyasal iktidarını sağlamaya çalıĢan Bizans. Türk Edebiyatı‟nda İlk Mutasavvıflar. halk tarafından savaĢ çıkaran ve kendi ürettiklerini ellerinden alan. Bu derviĢler kendilerini ozan olarak tanımlamamıĢ derviĢ olarak tanımlamıĢlardır. 335 Çobanoğlu.. ġamanlar aynı zamanda ozanlardır.335 Tekkeler mistik. Bu durum hakkında Fuat köprülü âĢık tarzının tekke edebiyatı etkisine gitmeye tepki olarak ortaya çıktığını belirtmektedir ve çıkıĢ amacının ladini olmak olduğunu belirtmiĢtir. 129.olurlar. 334 Köprülü.332 Ozanlar Fuat köprülünün de dediği gibi XV. XVI.334 Bu konuyu tekkeler ve Batıni derviĢleri açıklarken daha da açık belirteceğiz. Çünkü Ģaman bütünlüklü bir iĢlev görürken kendine özgü bir toplumsal koĢula da aittir. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı coğrafyası içinde Müslümanların ibadetin yanı sıra topluca eğlenme ve diğer sosyo-kültürel faaliyetlerde bulunma imkânını bulduğu en önemli sivil ve tek sosyal kurumdur. ĠĢte bu kargaĢa ortamında Horasan erenlerinin bağdaĢtırmacı. Tekke derviĢleri sadece ġamanların iĢlevlerini üstlenmemiĢ. Aslında Batıni derviĢler bütün anlamıyla ġamanların ve Anadolu mistiklerinin birçok iĢlevlerini üstlenmiĢlerdir. Özkul Çobanoğlu ozan-baksı geleneğinin. Ģiir söyleyerek ruhsal dünyaya dair aracılık yapmak ve ruhsal olanın beklentilerine uygun bir toplumsal organizasyon oluĢturmaktır. Tekkeler. ġiir söylemesi daha çok ozanlar tarafından yapılırken. tekke edebiyatının geniĢliği ve fonksiyonelliği karĢısında çaresiz değiĢime uğradığını. 3. Aslında bu dönemde ozanlarla âĢıklar arasında ciddi Batıni derviĢ Ģairler vardır. 2000. her ozan da kısmen mistik olsa da böyle bir paylaĢımın görüldüğü anlaĢılabilir. mistik yönü özellikle derviĢler tarafından uygulanmıĢtır. yani kahraman gerçek âlemle ruhi âlem arasında olduğu anda verilir. zulmeden olarak görülmüĢlerdir.e. Bu yapının üstlendiği ana görev.g. BaĢka bir ifade ile. mistik ve uyuma çağıran inanç evreni. Ankara. Daha sonraları ozanın iyice gözden düĢmesi ile tekkelerin etkisi daha da ön plana çıkmıĢtır. 187.2. yy. . Aşık Tarzı Kültür Geleneği ve Destan Türü. yüzyıla kadar Anadolu'daki kayıtlarda vardırlar. Buna karĢın âĢık edebiyatının ladini olmayı baĢaramadığını da belirtmektedir. Her iki halde de vergi uykuda veya 'uyku ile uyanıklık arasındaki bir anda. Her derviĢ kısmen ozan. derviĢ âĢık Anadolu‟daki tekkeler XII. 333 Köprülü. Edebiyat Araştırmaları I. uygulama ve teknik öğretilen kurumlardır. Anadolu kökenli mistiklerin aktarım mekanizmalarını da öğretilerinin içine almıĢlardır. Toplum karmaĢıklaĢtıkça Ģamanın iĢlevleri de baĢkalarına dağılmıĢtır. 129. Anadolu mistiklerinin tecrübeleri. Arap ve Moğol yöneticileri. ozan-baksı geleneğini devam ettirenlerin gittikçe eserlerinde tematik olarak ĠslamileĢtiklerini ve yeni medeniyet dairesi içinde fonksiyonelliklerini kaybettiklerini belirtmekte buna kanıt olarak da Ozan kavramının uğradığı anlam kaybı ve anlamının "geveze" ve "herze söyler" anlamına gelmesini göstermektedir.2. ĠslamileĢtikten sonra ġaman‟ın özellikleri de toplum içinde dağıldığı olmuĢtur. da Anadolu‟nun en önemli organizasyonlarından biridir.333 Ondan sonra ozan'ların yerini ÂĢıklar almıĢtır. sosyal ve ekonomik alana dair bilgi üretilen. Akçağ Yayınları. a.2.

Batıni tekkelerin en büyük düĢmanı olmuĢ ve dinsel olarak nasıl bir geliĢme yönünde olmak istediğini de açıkça göstermiĢtir.337 Bu tespit önemli bilgiler sunar. Bunda ġah Ġsmail‟in Türkmenler üzerinde oynadığı oyun ve entrikaların yeri olsa da. a. Osmanlı Türkmenleri kazanmak yerine Batıni görüĢün kaynağı olan Batıni tekkeleri ortadan kaldırmayı gerekli görmüĢtür. mistik bilgiyi üretme ve halkla paylaĢma iĢlevi ancak ait olunan kültürel birikimin unsurları tarafından yapılabilmiĢtir. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels".. 128. yy. Horasan erenleri Anadolu‟ya geldiğinde diyar-ı Rum‟da bulunan. Türk dünyasına yayılan ve Ġslam öncesi edebiyat geleneğinin pek çok açıdan devamı olan tekke ve tasavvuf edebiyatı geleneğinden ayrılmıĢ olduğunu belirtir.e. Daha XII. bu sebeple tekkelerde Horasan ekolünün ana çizgisinde olan ozanlar dini mistik bilgiyle uyanmıĢ âĢıklara dönüĢmüĢlerdir. Dolayısıyla derviĢlik aĢığı içine alan bir kavramdır. mistik bir anlamla da olsa.g. Batıni tekkeler oluĢturmuĢlardır. Bu tekkelerde dini. Daha sonra gerek Selçuklu gerekse Osmanlı. mistik.gruplar gerekse Anadolu‟da yaĢayan halklar için bir umut ıĢığı olmuĢtur. tekkelerin bu uzlaĢtırıcı evreninin gücünden yararlanarak halkı kendi etrafında birleĢtirmiĢtir. kültürel ve teknik bilgi üretilip. ÂĢık tarzı edebiyat geleneğinin XII. Yukarıda kısaca özetlenen tekkelerin bulunduğu sosyal-siyasi zemin aslında tekkelerin iĢlevleri hakkında da bilgi vermektedir. daha sonra Horasan erenlerinin sağladığı uyumlu zemin sayesinde Anadolu‟ya Türklerin hâkim olmasını sağlamıĢtır. Çobanoğlu. Söz konusu durum hakkında Özkul Çobanoğlu. Bu ayrılmanın gerekçesi olarak da tekkelerin sosyal alandaki etkinliğinin ortadan kalkması ile iliĢkilendirir. Osmanlının. Bu noktadan sonra hilafeti de alarak. gösteriĢ ve 336 337 BaĢgöz. 331-340. Bu kavram sadece Ģiir yazabilen derviĢleri anlatabilmek için kullanılırken daha sonra derviĢ olma özelliği de Ģiir yazma özelliğinden ayrılmıĢtır. yerli mistikler olan. da Osmanlı Ġmparatorluğunda önemli değiĢimler olmuĢtur. yüzyılda Anadolu'da kendilerine Uşşakan veya Âşık-el Hak (Hak Aşıkı) adını veren dervişler vardı. halk uzlaĢtırıcı bir evrende birleĢtirilmiĢtir. Fakat devletler güçlenince bu adil düĢüncenin kendinden daha etkili olmasına müsaade etmemiĢtir. da Horasan'da baĢlayarak. Tekkelerin en önemli iĢlevlerinden biri olan dini. Horasan erenlerinin Türk olması ve Horasan erenlerinin dinsel evreninin Ġslam‟ın Türklerce yorumlanmıĢ biçimi olması da. Bu konuda Ġlhan BaĢgöz. Özetle söyleyecek olursak. Rum erenleri ile de birlik olarak senkretik. kendisini kuran Türkmenlerle kurduğu çatıĢmalı iliĢki ve onların düĢünsel kökleri olan Batıni tekke ve Horasan erenleri ile kurduğu güvensiz iliĢki durumudur. . uzlaĢtırıcı olup toplumda güvenilir ana kaynak olmuĢtur. Osmanlı bu sayede içsel ıĢığının kaynağı olan Horasan erenlerinin IĢk‟ını söndürmüĢ. ÂĢık olmaları IĢık‟la (ÂĢık IĢk kökünden bir kelimedir) dolmaları. “Âşık adı. Batıni düĢünceler kargaĢa anlarında derleyici..”336 BaĢgöz‟ün de belirttiği üzere bu kiĢiler aslen derviĢtirler. Öncelikli değiĢim. ilkin Batıni tekkelerde ortaya çıkıyor. XV-XVI yy. maĢuğa yönelmeleri anlamındadır.

Horasan erenlerinin kurumsal bir örgütleniĢi vardır. Hatta iĢleyiĢe uygun olarak bu erenlerin hepsi Batıni tekkelerin geneli için baĢ tacı edilen kiĢiler olmuĢlardır.g. Fakat Osmanlı içindeki Batıni hareketler büyük bir kısırlığa düĢmüĢtür. Batıni bilginin kurumsal yapılar içine hapsedilmesi zordur. Batıni bilgi sadece tekkelerin elinde değildir. XIII-XIV. Tekke edebiyatının yanlıĢ anlaĢılabileceğinin ikinci sebebi ise tekkelerin kurumsal yapılar olmasıdır. geleneği tekkelerle sınırlı tutmak anlamında tartıĢmalıdır. en kuvvetli mümessillerinin. Bu mistik hareket kurumsal tekkeleri gerekli kılabileceği gibi asıl ve sadece Batına yönelen derviĢleri gerekli kılmaktadır. “Tekkelerin ve bilhassa Bektaşilik gibi heterodoks tarikatlara mensup tekkelerin verdiği edebi ve tasavvuf kültür. Tekkelerin Batıni yönü hakkında Fuat Köprülü BektaĢilik bağlamında önemli belirlemelerde bulunurken âĢıklar üzerindeki bu etkiyi de Ģöyle dile getirmiĢtir. Anlatılan bilgi ise Batıni‟dir ve insanın iç dünyasına özgüdür. umumiyetle Âşıklar üzerinde Bektaşilik tesiri bulunduğu yukarıda söylenmiştir. 184-185. Edebiyat Araştırmaları. Kayıp Bir Alevi Efsanesi. Mistik karakter ise kurumsal güce değil iç (batın) güce doğru yönünü çevirmiĢtir. 178. asırlarda Anadolu'da büyük bir inkişaf göstermiş ve bilhassa büyük mutasavvıf şair Yunus Emre'den sonra kuvvetli bir manevi nüfuz kazanarak. mamafih bu şiir tarzının en ziyade heterodoks tarikatlar arasında inkişaf ettiğini ve bedii kıymet bakımından en orijinal. Ġstanbul. Hallac-ı Mansur. . Ozanların Batıni Ģahsiyetlere dönüĢü hakkında Köprülü‟nün söylediklerini daha açık hale getirir ve destekler biçimde. Söz konusu kısırlık sadece Osmanlı ile sınırlı kalmamıĢ Bütün Ġslam dünyası XI ve XII. içlerinde yaĢadıkları ve yönettikleri 338 339 Erdoğan Çınar. 340 a. kanaatimizce bu anlayıĢ konuyu farklı bir noktaya götürür. Osmanlı vb. muhtelif içtimai çevrelerde birbirinin aynidir. Onların. Esterabatlı Fad‟allah ġemsi Tebrizi veya ġeyh Bedreddin hangi tekkenin ürünüdür. Tekke edebiyatı gibi ayrı bir kategoride Ģiirlerin incelenmesi sanki Batıni tekke etkisinin kesintiye uğramasını çağrıĢtırır ki. bütünü ile Batıni tekkelerle iliĢkileri vardır ama sadece bir tekkenin tekelinde hiç biri değildir. 2007. Hangi muhitte yetişirse yetişsin.339…Orta-Asya'da Ahmed Yesevi ile başlayan tekke edebiyatı. Kaygusuz Abdal. Selçuklu. Ortodoks tarikatlara mensup devriş-şairler tarafından o tarzda şiirler yazılmıştır. Hatayi. Ahmet YaĢar Ocak dedeler ve babaların eski kam-ozanlar olduğunu söyler. Tekke edebiyatı yaklaĢımı ozanlardaki dönüĢümü anlamak için anlamlı bir çerçeve sunar. Kalkedon Yayınları. Bektaşiler ve Kızılbaşlar arasında bulduğu muhakkaktır.338 Burada Pir Sultan Abdal efsanesi üzerinden Alevilerin tarih boyunca süren. ama asıl gücünü mistik karakterinden alır. Köprülü. Köylerde ve göçebeler arasında çok yayılmış olan Kızılbaşlık talimatı da bundan çok farklı değildir. Pir Sultan Abdal gibi.. Söz konusu dönemden sonra Osmanlı en geniĢ sınırlarına ulaĢmıĢ ve dünyadaki en etkili güç olmuĢtur. yüzyıldaki aydınlanmasını arar olmuĢtur. Bu süreç Aleviler arasında anlatılan Pir Sultan Abdal efsanesinde gizli bir biçimde anlatılmıĢtır. Örnek vermek gerekirse.saltanata yönelmiĢtir. devlet olanla (Bizans.e.”340 Orta Asya‟da baĢladığı kabul edilen tekke edebiyatı kabulü.) olan mücadelesi aktarılmıĢtır.

yaygın kategorilerle sınırlandırmanın yarattığı zorluktan dolayı güç olmuĢtur. Kul Himmet'lerin hepsinin dede olduğunu iddia etmektedir. Bununla birlikte âĢık edebiyatının da tekke edebiyatından arınmıĢ olduğunu söylemenin mümkün olmadığını da tekrar belirtmekte fayda vardır.g. a.344 Söz konusu iddia dedeliğin kurumsallaĢmasının XVI yy. Ġstanbul. dan sonra olması ile çürütülebilir. Alevi–BektaĢi Ģiiri için tekke ve aĢık edebiyatı kavramsallaĢtırması iĢlevsel değildir.. babaların yerleĢtiğini. Ozanlardan ÂĢıklara direk geçiĢ olmadığı. Nesimi‟nin. DerviĢ Ruhan söz konusu Batıni derviĢlerden olduğu için. yani bir geçiĢ dönemi değil bir devamlılık arz ettiği görünmelidir. Hacı BektaĢ-ı Veli'nin. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri hem tekke edebiyatı kavramları ile hem de aĢık edebiyatı kavramları ile değerlendirilmek zorunda kalınmıĢtır. 71. Yemini‟nin. Halk Batıni görüĢü AleviBektaĢi zümreleri içinde yaĢatmıĢ ve derviĢ Ģairler vasıtasıyla Batıni görüĢ üretimine devam edilmiĢtir. Gerçeklikte ÂĢık edebiyatı olsun Halk Ģairleri geleneği olsun bunun baĢlangıcı Batıni tekkelerdir. 81. Türkmenler'i hiç sarsmadan sağladıklarını bu uzlaĢı bilgisine de heterodoks Türk Ġslami denebileceğini söyler.342 Bu derviĢler hakkında Nejat Birdoğan da göçebe Türkler arasına kadar sokularak inançlarını yayan derviĢlerin. böylece eski ozanların yerine ataların.341 BaĢka bir yerde ise. a. 23. 53. Halkı da söz konusu yapılar aracılığı ile birleĢtirmiĢ ve tamamen kargaĢanın hakim olduğu bir coğrafyada halkın nefes alabilmesine imkan sağlamıĢlardır. din adamı. Ģiirler okuyarak Hakk rızası için halka cennetin yollarını gösterdiklerini. Anadolu'da Yaşayan Dergahlar: Sivas .e. Söz konusu tekkelerin Osmanlı‟nın gözünden düĢmesi demek halkın da gözünden düĢmesi anlamına gelmez. yeni derviĢ ve Ģeyhler olduğunu onların Türkmen gelenekleri ile Ġslam bilgisini bir uzlaĢı içinde sunduğunu ve bu uzlaĢmayı. hekim ve Ģair kimliğini bir araya toplayan fevkalade önemli reisler olduğunu belirtir..kabilelerinin baĢında. Eski kamozanların. ÇalıĢmamızda araĢtırmamızın odak konusu olan DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri değerlendirilirken de bu problemle karĢılaĢılmıĢtır. halk bunlara yabancı kalmadığını. Hatayi‟nin. 343 Birdoğan.g.Samsun – Amasya – Tokat – Çorum Yozgat çevresi dergahları ve tekkeleri.343 Bununla birlikte kendisi de bir Alevi dedesi olan Eraslan Doğanay. ama tekke edebiyatının aslında günümüze kadar izinin sürülebildiği. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. Amasya da Baba Ġlyas‟ın. Merzifon da Piri Baba‟nın Osmancık'ta Koyun Baba‟nın. Söylediği bütün Ģahsiyetler Horasan erenleri ekolüne bağlı. Tokat Almus köyünde Hubyar Baba‟nın Erbaa Keçeci köyünde Keçeci Baba‟nın. büyücü. dedeliğin Hoca Ahmedi Yesevilerin. Ģiirlerini sınıflandırmak. Batıni mistik dünya görüĢüne sahip derviĢlerdir ve hepsinin de mistik Ģiir söyleme kabiliyeti vardır. Lokmanı Perendelerin kurumlaĢtırdığını söylemekte. 344 Eraslan Doğanay. . 341 342 Ocak. fakat söylediklerinde çok önemli bir gerçeklik vardır. barıĢçı. Bu derviĢler Anadolu‟ya bir misyonla gelmiĢler ve Anadolu‟daki mistiklerle birlikte yöreye özgü bir uyumlaĢtırıcı. uzlaĢtırıcı. Can Yayınları. arada derviĢ Ģairlerin olduğu bu derviĢ Ģairlerle ilgili bölümün edebiyat tarihçilerince tekke edebiyatı baĢlığı altında incelendiği. Anadolu babaları olan Sivas'ta Ali Baba‟nın. Pir Sultan Abdal‟ın. mistik yapılar kurmuĢlardır. eski kutsal Türk ozanlarına benzediklerinden. DerviĢ Ruhan gibi Ģairler halk arasında “gerçek”.e. bunların daha sonra Anadolu'ya gelerek dede adını aldıklarını belirtir. 2000.

348 Çobanoğlu. dil. da kahvehanelerde rastlanan ÂĢık Ģiiri ile din ve tarikat konularını iĢlemiĢ derviĢ Ģairler arasında ciddi iliĢkiler vardır.e. yy. “deme”.2. Bu konuda Çobanoğlu. 3. . Kahvehane ekseninde nerdeyse tamamen dünyevi veya din dışı bir karakter kazanır. adlarıyla anılıp kutsal “kelam” olarak kabul edilmiĢ. “deyiĢ”. Edebiyat Araştırmaları. din dıĢı ve tarikat dıĢı bir halk Ģiiri akımı güç kazanmıĢtır. XIII-XV‟inci yüzyıllar arasındaki dönemde halk Ģiirini yalnız derviĢ Ģairler temsil etmektedirler.e. Tekkenin karşısında bir nevi alternatif Müslüman sosyal kurumu olarak belirir ve Tekkenin topluca eğlenmek ve çeşitli sosyo-kültürel faaliyetlerde bulunma tekelini kırar. bunun yanında güzelleme gibi aĢık tarzı Ģiirlerde yazmıĢlardır. Ģiir imgeleri de aynı geleneğin sürdürülmüĢ ve geliĢtirilmiĢ biçimleri olduğu görülmektedir. Bu dönem Ģairleri daha sonraki "âĢık Ģiiri"ni etkilemiĢlerdir. yaratmalarında din ve tarikat konuları ile birçok ladini konunun iĢlenmiĢ olduğunu görebiliriz. Köprülü ve günümüze kadar devam eden takipçilerinin tekke kurumu etrafında teĢekkül eden Tekke edebiyatı ile ÂĢık edebiyatını baĢlangıçlarından itibaren birbirinden bağımsız kabul eden anlayıĢın sadece dini Ģiirden din dıĢı Ģiire geçiĢin bir gerekliliği olarak kabul edilip. Fakat aĢık Ģiiri daha önce de belirtildiği gibi tekke Ģiirinden bir kopuĢun ürünüdür. “Tekkeler. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı coğrafyası içinde Müslümanların ibadetin yanı sıra topluca eğlenme ve diğer sosyo-kültürel faaliyetlerde bulunma imkânını bulduğu en önemli sivil ve tek sosyal kurumdur.347 Çobanoğlu‟na göre. Köprülü söz konusu süreci yani tekke edebiyatı ile âĢık edebiyatını farklı geliĢim süreçleri içinde izlemeye çalıĢmıĢtır.. Yunus ve Kaygusuz'u ele alacak olursak.345 Örneğin bu dönemin iki büyük Ģairini. onların. konu. 129. Dahası Tekke ekseninde uhrevi bir neşve içinde yer alan topluca eğlenmeler. ÂĢık Ģiirinin nazım ölçüleri ve biçimleri. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kahvehaneler. 347 Çobanoğlu.“eren” veya “derviĢ” olarak kabul edilip yazdıkları eserler ise “nefes”. daha önceki dönemde rastlanmayan biçim ve tür çeĢitlenmeleri "ÂĢık Ģiiri" denilen Ģiir okulunu meydana getirmiĢtir.346 XVI. 16.2.. 16.”348 345 346 Köprülü. 32-33. tekrar edile geliĢi esas itibariyle yanlıĢ değilse de söz konusu sürecin aydınlatılıp tahlil edilmemesi nedeniyle eksik olduğunu belirtmektedir. DerviĢ Ģairler için dini ve ladini Ģiir ayrımı yoktur. a. Bu gelenek alevi BektaĢi derviĢleri vasıtasıyla devam etmiĢtir. üslup. Kanaatimizce ozan-baksı ve tekke tarzı edebiyat geleneği üzerine bağımsız bir edebiyat tarzı olarak teşekkül eden Âşık Tarzı Edebiyat Geleneğinin veya bir yaşama biçimine dönüşen haliyle daha geniş kapsamlı bir terimle ifade etmek gerekirse Âşık Tarzı Kültür Geleneği' nin en önemli ortaya çıkış nedeni kahvehanelerdir. 162-163.g. Yüzyıllar ilerledikçe bu akımın temsilcisi olan adlar artmıĢ. DerviĢ âĢıklardan kahvehanelerdeki âĢıklara XVI. iki türde de Ģiir yazarlar. daha önceki dönemlerdeki ölçü ve biçimlerin geliĢmesi olduğu gibi.g. Ancak. yüzyıldan sonra. Boratav. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. 128.3. a.

351 Kılıç. Ġlhan BaĢgöz. V-2.2. 76. Kanaatimizce bu benzerlik bir kopuĢu değil bir sürekliliği yansıtır.. zakir ve derviĢlerin Ģiir geleneğini daha geleneksel yöntemlerle devam ettirmesidir. a. Bunun yanında Ģiirlerin içeriğinin dünyevileĢmesi ile de Tekke Ģiirinden tamamen koparılmıĢ olur. Ģiir aktarım mekanizmalarında çeĢitlenmeler olmuĢtur. Hâlbuki Horasan erenleri geleneğinden bu tarafa Ģiir ile bilgi aktarmak bir süreklilik içinde gelmiĢ. Hacettepe Sosyal ve BeĢeri Bilimler Dergisi. 3. BaĢgöz. Öyle ki bunlardan asker olanlar BektaĢi tarikatına bağlı diğerlerinin de ilk baĢlarda Batıni tarikatlarla iliĢkisi olmuĢtur.2. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri. 44. fakat iktidara sahip olanların yönlendirmesi ve kentleĢmenin etkisiyle. Yesevilerden beri derviĢlerin kendilerine sadece âĢık demeyip "Hak ÂĢık‟ı" ve "halk âĢık‟ı" deyimlerini kullandıklarını ve söz konusu deyimin kahvehanelerin etkisi ile ortaya çıkmamıĢ olduğunu belirtmektedir. Örneğin sözlü gelenek eserleri ile yazın (literatüre). derviĢ Ģiirinin bir devamı gibi icra edilmesi ve aleviler arasında âĢık. ya da bir tarikata girmiştir. Dolayısıyla âĢıklar tekkelerdeki derviĢlere göre daha dünyevi konularla ilgilenmiĢlerdir fakat ruhsal etki ve arayıĢlarını bırakmamıĢlardır. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels”.e.351 Bunun dıĢında “ÂĢık Edebiyatı” ayrı bir kategorize etme çabasıdır.4. Bu çeĢitlenmeler kahvelerde âĢık Ģiirinin. "Divan edebiyatı" ve Halk edebiyatı" ayrımı ancak edebi türler ve teknikleri açısından yapıldığında mümkündür. Ankara 1973. Çünkü kültürlerin devamlı ve sürekliliğini yadsır bir çizgide anlayıĢ Ģekillenmektedir.”350 Görüldüğü üzere Halk Ģiiri söyleme geleneğinde tekke ile âĢık Ģiirini ayırmaya çalıĢmanın nereye varacağı kestirilememektedir.Kahvehanelerin ÂĢıkların ortaya çıktığı mekân olarak sunulması âĢıklık geleneğini kısmen Ģehirli bir geleneğe dönüĢtürmüĢtür. Fakat baĢta Ġlhan BaĢgöz olmak üzere bu tespite ciddi itirazlar vardır. . Anadolu'da Derviş şiiri geleneğinin gelişmesini izlemiş en önemli etkiyi gerek şekli gerek öz bakımından ondan almıştır. Bu ayrımlaĢtırma modern araĢtırmacıların sınıflandırma istekleri sonucunda doğmuĢ yapay bir ayrımdan baĢka bir Ģey değildir. ġiir Ģayet sözlü gelenek etkisi ile oluĢtu ve yayıldı ise halk bilim yöntemleri 349 350 BaĢgöz. âĢıklar düĢte içtikleri bir dolu ile ilahi vasıf kazanıp badeli âĢık olurlar.349 Bununla birlikte derviĢ Ģairlerinin mesleğe alıĢtırma törenleri ile âĢıkların anlattığı hikâyelerin düĢ motifleri zinciri arasında benzerlikler vardır. Bunun yanında kahvelerde oluĢtuğu varsayılan âĢıklık geleneği içindeki âĢıklar da büyük oranda bir tarikata bağlıdır.g. Alevilerde ise tarikata girmeyen âşık yoktur. Örnek olarak derviĢler ilahi vasfa düĢte içtiği Ģarapla ulaĢırken. Yoksa tasavvufi açıdan bakıldığında öyle kesin hatlarla ayrılmıĢ edebiyat dalları yoktur. Âşıklarımızın çoğu da ya bir tekkeye bağlanmış. iki ana baĢlıktır ilki ile Halk bilim (folklore) bilim dalı ikincisi ile ise “Edebiyat”(Literature) bilim dalı ilgilenebilir. 331-340. Aslında bu bütün edebiyat türleri daha üst kategorilere göre anlamlandırılmalıdır. "Tekke edebiyatı". Bununla birlikte her iki bilim dalı içinde Ģiir bir alt alan olabilir. BaĢgöz‟e göre “Âşık şiiri. Günümüzde halk Ģairi Klasik edebiyatımız incelenme amacıyla parçalanarak kısımlara ayrılmıĢtır.

Bu kavramsallaĢtırmanın hatalı olduğunu daha önce belirtmiĢtik. AĢık. AleviBektaĢi inancı taĢıyanlar tarafından da çok anlamlı bulunmamıĢtır. daha sonra Alevi-BektaĢilerin söz konusu adlandırmayı nasıl kullandıklarını açıklamak yerinde olacaktır.2. hak aĢığı olup Ģiir söylemeye baĢlamıĢtır. Bu üst ayrımlar ülkemizdeki birçok kavramsal kargaĢayı da aĢma imkânına sahiptir. Söz konusu badeyi içen derviĢ. Hak aĢığı olma anlamında Ģiir söyleyen derviĢleri tanımlamak için kullanılmıĢtır. AĢık ismi bu Ģekilde ilahi bir aĢka referans etse de daha önceki sayfalarda anlattığımız ve referanslarla zenginleĢtirdiğimiz bilgiler doğrultusunda söyleyebiliriz ki âĢıklar tekke edebiyatından uzaklaĢma bağlamı içinde değerlendirilmiĢ ve âĢık edebiyatı kavramı dünyevi Ģiir yazanlar için kullanılmıĢtır. Ġlk önce ÂĢık kavramı ilahi nitelikli Ģiir söyleyen kiĢiyi tanımlamak için. Çoğu zaman bade bir Ģarap veya ölümsüzlük suyu olan ab-ı hayat olmuĢtur. Hak aĢığı olabilmek ise “Bade içme. Üst bir kategori olarak sunulan Halk Ģairi kavramlaĢtırması günümüz açısından açıklayıcı ve kapsayıcı bir adlandırmadır. Geleneksel toplumlardaki bireyin yokluğu. Farklı sosyal ve kültürel ortamlarda bir değiĢim seyri izleyen Ģairlerin serüveni günümüzde halk Ģairleri kategorisi altında kendisini göstermektedir. Bu haliyle Edebiyat ve Halk bilim‟in arasında bir yerde anlamlıdır. Ġslam sonrası ozan kavramını karĢılamak için Müslüman Ozan anlamına iĢaret etmiĢtir. 3. Yukarıdaki kavramsallaĢtırmalara göre ÂĢık Ģiirinin sözlü gelenek ortamında yayılma imkânları olsa bile sanatçısının belli olmasıyla değiĢik bir konumda durmaktadır. Fakat günümüzde artık halk Ģairleri kavramı edebiyat içinde anlamlı bir kategoridir. Bunun yanında çalıĢmamızda adlandırma konusunda ciddi sıkıntılar çekilmiĢtir. Yazarı belli ve yazar metni son metin haline getirebiliyorsa bu Edebiyatçıların konusu olabilir. Halk Ģairleri kategorisi altında söz konusu iki kavram da çok farklı anlamlara gelmektedir. halk Ģairlerinde bireyselleĢme ile ortadan kalkmaktadır. Gelenekte. . Çünkü halk Ģairleri kullandıkları teknik açısından geleneksel yöntemleri kullanan. sevgilisi olan Yaratıcıya kavuĢmak için çabalayan ve onun isteklerine göre hayatını organize eden kiĢidir. Çünkü AleviBektaĢiler âĢık kavramını çok farklı bir anlamda kullanmıĢlardır.3. Ģiirlerdeki temaların geleneğin belirleyiciliğinde olması. NĠÇĠN DERVĠġ DĠYORUZ DA ÂġIK DEMĠYORUZ? ÂĢık kavramı halk edebiyatı içinde. Alana girince fark ettiğimiz bazı problemlerden dolayı “ÂĢık” kavramı yerine “DerviĢ” kavramını kullanmak tercih edilmiĢtir. el alma” ile mümkün olduğu belirtilmiĢtir. fakat eserin yaratıcısının belli olmasıyla edebi bir etkinliktir. Bunun doğal sonucu olarak ÂĢık aslında Ġlahi aĢkla yanan anlamındadır. Bunun yanı sıra bu tarz bir kavramsallaĢtırma aslında. halk Ģairinin özgün temaları kendi tarzı ile aktarması ile aĢılmıĢtır. Ve halk Ģairleri kategorisi diğer bütün kategorilerin bir sonucu gibi görülebilir.ile incelenir. Öncelikle ÂĢık adlandırmasının nasıl kullanıldığını tespit edip. ġimdi bu konu üzerinde bazı belirlemelerde bulunmak yerinde olacaktır.

Çünkü bu yapılar Alevi BektaĢilerin beklentilerine çok uygun olmayan bir kültürel duruma sahiptir. ÂĢık Nesimi. AĢığa saz çalmayı yasaklamıĢ bunun içinde dini gerekçe göstermiĢtir. Buradaki ÂĢık adlandırması söz konusu Halk Ģairini farklı bir anlam bütünlüğü içine dâhil etmiĢtir. ÂĢıklar bu söylediğimiz özelliklerle tanındığı gibi. ÂĢık Erzurumlu Emrah. AĢık Reyhanî örnek olarak verilebilir. Bu özelliklerdeki becerilerine göre de kendi aralarında bir ustalık hiyerarĢisine sahiptirler. Bunların yanında ÂĢıklar dinsel inanç olarak çoğunlukla Sünni mezhebe dâhildirler. ÂĢık genel olarak bir saz Ģairini akla getirmektedir. ÂĢık Dertli. BaĢka bir özellik ise ÂĢıklar ÂĢık kahvelerinde toplanıp organizasyonlar düzenlerler. Bu organizasyonlar. ÂĢıklar günümüzde neredeyse kaybolmaya yüz tutmuĢ olsa da genelde destan söyleme geleneğini devam ettirirler. Pir Sultan Abdal. Bunun aksine müzikle uğraĢması ve bazen alkollü ortamlarda bulunması sebebiyle dinen uygun olmayan Ģeyleri de yapabilen insanlar olarak tanınırlar. Bu özelliği ile “destancı âĢık” vasfını alırlar. Saz ortamları bu âĢıklar için ilahi mekânlar olmaktan uzaktır. Son olarak söyleyebileceğimiz özellik ise âĢıklar usta çırak iliĢkisi içinde yetiĢirler. Bu anlamıyla ait oldukları dinsel grup içinde daha seküler ve özel bir yerleri vardır. BaĢka bir ifade ile ibadet etmeye yardımcı görevli değillerdir. BaĢka bir ifade ile halk geçmiĢteki ozanları âĢık diye tanımaz. ÂĢıklar da bu özelliklere sahipse kendilerini âĢık olarak tanımlarlar. Ve ait oldukları sosyal çevre içinde dini bir Ģahsiyet olarak tanınmazlar. atıĢma yapması gibidir. ÂĢık Pir Sultan Abdal gibi. bu saz Ģairinin özellikleri ise. Birçok aĢığın babası. Bu araĢtırmalarda halk Ģairlerinin isimlerinin baĢlarına âĢık kelimesi sonradan eklenmiĢtir. onlara doğrudan Ģiir isimleri ile hitap eder. kendine özel bir kültürel anlam dünyasına karĢılık gelir. Söz konusu ÂĢık adlandırmasının bu kadar yaygınlaĢmasının temel nedeni âĢıklık edebiyatı adındaki kategorizasyon ve âĢıklık üzerine yapılmıĢ araĢtırmalarda kullanılan ve sınıflandırıcı bir tabir olan âĢık kavramıdır. muhabbet. âĢık kültürü içinde bütünsel bir anlamlandırmaya tabidirler. divan olabileceği gibi. Daha çok duyguların açık yaĢandığı ve ifade edildiği alanlardır. çoğunlukla Alevi-BektaĢilerden uzaktır. davet veya bir konser salonunda düzenlenen âĢıklar gecesi olabilir. Nesimi. Söz konusu âĢıklık örgütlenmesi. Kendisini ÂĢık olarak kabul eden halk Ģairleri “ÂĢık” ismini özellikle kullanmaktadır. Örnek olarak Dertli. Buralarda âĢıklar. Neredeyse her kentte bulunan âĢık kahveleri veya âĢık dernekleri söz konusu örgütlenmenin yapıldığı mekânlardır. ÂĢık adlandırmasının yaygınlaĢmasının bir diğer sebebi de. doğaçlama Ģiir söylemesi. ÂĢıklar. Bu bütün halk Ģairleri için geçerli değildir. Erzurumlu Emrah. Bu elvermede iki yol vardır. kahvede düzenlenen atıĢma. ÂĢıkların bulundukları dinsel inanç içinde bir hizmetleri yoktur. Bir gösterim sanatçısı gibi bir destanı çok farklı yerlerde icra edebilirler. Bunlara ÂĢık Ömer.ÂĢık adlandırması çoğunlukla araĢtırmacılar tarafından araĢtırması yapılan kiĢiyi tanımladıktan sonra konmuĢtur. lebdeğmez yapması. ÂĢıkların kentlerde âĢıklar adı altında örgütlenmesidir. Eğer âĢık rüyada bade içerse badeli âĢık olur ve ustası bunu onaylar yok böyle bir durum söz konusu değilse badesiz âĢık . ġimdi bu dünyanın nelere karĢılık geldiği hakkında birkaç tespitte bulunulursa Ģunları söylemek yerinde olur. Ustaları da âĢıktır ve süreç içinde çırağını yetiĢtirir el verir. Aslında halk onları nasıl gördü ise veya nasıl tanıdı ise ona göre adlandırmıĢtır. bir evde düzenlenen sıra gecesi.

olur, ustası ona mahlas verir ve o mahlas üzerine Ģiir yazarak, ÂĢıklar dünyasına girer. ÂĢıkları genel hatları ile tanımladıktan sonra Alevi –BektaĢiler arasında ÂĢık kavramının ne anlama geldiğini hakkında aĢağıdaki belirlemeler yapmak yerinde olur. ÂĢık kavramı Aleviler arasında Cemlerde Zakirlik yapan kiĢiler için kullanılır. Çünkü zakirlik cemlerdeki bir görevdir352 ve cemde bulunan 12 posttan birine karĢılık gelir. Söz konusu postun Ġsmi âĢık (zakir) postudur. Postun manevi sahibi olarak altıncı Ġmam Cafer-i Sadık kabul edilir. Zakirler yol içindeki hizmetlerinden dolayı lakap olarak âĢık diye anılır. BaĢka bir ifadeyle nasıl ki köyün babasına baba, soydan dede olana dede denirse, cemde zakirlik yapanlara da âĢık denir. Çoğunlukla kendi nefesleri olmayan bu kiĢiler usta malı adı altında Aleviliğin yedi ulu ozanından deyiĢler söylerler. Bu âĢıklar cemde hizmeti yürütebilmeleri için en az üç Duvaz-ı Ġmam, 6 nefes, bir Miraçlama, bir Semah bilmek zorundadırlar. Bu eserleri cemlerde sırası geldiğinde okurlar. Aynı zamanda usta âĢıklar cemde muhabbetin ve nasihatin nasıl verilmesi gerektiği konusunda yönlendirici olurlar. Daha da ustaları yapılan muhabbetleri özetleyen deyiĢleri okuyarak cemin daha da doyumlu ve bilgi verici olmasında etkin olurlar. Tarikat âĢıkları çoğunlukla, sazı çalması ve sesinin edası ile cemaati coĢtururlar. Asıl görevleri tarikatın yürütülmesinde Zakirlik hizmetini yerine getirmektir. ÂĢıklar icralarında mutlaka bir enstrüman kullanırlar, çoğunlukla bağlama olmakla birlikte bazı yerlerde keman da kullanılabilmektedir. Bir cem zakiri ancak baĢka bir zakir tarafından yetiĢtirilir ama çoğunlukla babadan oğula, bu görev geçer. Görüldüğü üzere Alevi-BektaĢilerdeki âĢık ile bahsettiğimiz, âĢıklık geleneği aĢığı arasında neredeyse saz çalıp, hece ölçüsü ile Ģiir söylemekten baĢka benzerlik yoktur. Bu sebeple çalıĢmamızda âĢık kavramsallaĢtırmasını kullanmadık. Bunun gerekçelerini de Ģöyle belirtebiliriz: ÂĢık kavramı ile Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar kendini tam manası ile ifade edememektedir. DeyiĢ yazabilenler, söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları vardır, bu fonksiyonlarının dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmezler. Söz konusu fonksiyonları Ģunlardır: 1- Ġnancı taĢıyacak bilgiyi güne uyarlayarak Ģiir (deyiĢ) vasıtasıyla iletme fonksiyonu. 2- Ahlak ve kiĢilikçe toplum içinde örneklik fonksiyonu. 3- Hayatta denge kurarak yaĢayan kelam (canlı kuran) olma fonksiyonu. 4- Muhabbetle ruhsal uyandırma ve insanı kâmili gerçekleĢtirme fonksiyonu 5- Sosyal sorunları dinleme ve çözüm bulma fonksiyonu Görüldüğü üzere Alevi- BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar aslında ruhsal insanlar ve dini önderler olarak anlaĢılırlar. Bu bağlamda kendilerinin sözlerinin ilahi nitelikli olduğuna inanılırlar. Ġlahi nitelikli sözler aktaran kiĢiler ise Alevilerce Hak‟ın kelamını dillendiren “canlı kuran” olan kiĢilerdir. Alevi BektaĢilikte deyiĢler sadece bir Ģiir değildir. DeyiĢler, onları oluĢturan ortamın, doğdukları kültürün özelliklerini,
352

AĢık Ali Metin, Pençei El Aba, Ġstanbul, 1999, 51.

inceliklerini, bakıĢ açılarını, hayatı anlamlandırma Ģekillerini, ana mesajlarını, bünyelerinde saklı tutan anlam bütünleridir.353 Tekrar edecek olursak ÂĢıklar cem âĢıklarıdır ve çoğunun deyiĢi yoktur, usta malı alıp satarlar. DeyiĢ söyleyen âĢık olarak değil, “derviĢ”, “gerçek”, “eren” olarak tanınır. Ġnsanüstü vasıflara sahip bir ruhsal insan olduğu düĢünülür. Çünkü deyiĢ Alevi için kutsal bir metindir. Bu metni meydana getirebilen kimse de doğal olarak kutsallaĢır. Bu deyiĢ yazan kiĢiler Alevi toplumu içindeki ve tarikattaki yerine göre MürĢit, Dede, Efendi, Baba, ÂĢık olarak adlandırılır. Fakat bu ruhsal kiĢiliği ve ruhsal duruĢu sebebiyle DerviĢ olarak adlandırılır. Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar: âĢık mı, derviĢ mi? Diye bir soruya bizim çalıĢmamızda verdiğimiz cevap derviĢ dendiği yönündedir. Çünkü ÂĢık kavramı halk edebiyatı içinde Ġslam sonrası Müslüman Ozan olarak kullanılmıĢtır. ÂĢık ismi Dertli; ÂĢık Dertli örneğinde olduğu gibi çoğunlukla araĢtırması yapılan kiĢiyi tanımlamak için kiĢiye sonradan konmuĢtur. ÂĢıkların kentlerde âĢıklar adı altında örgütlenmesi âĢık isminin akademik çevrelerce kabulünde etkilidir. ÂĢık genel olarak lebdeğmez yapan, doğaçlama söyleyen, atıĢma yapan saz Ģairlerini akla getirmektedir. Din ve onunla ilgili pratiklerin içinde bir hizmetleri yoktur. Ġbadet etmeye yardımcı görevli değillerdir. Bununla birlikte etkinlikleri organizasyonlar düzenlemek Ģeklindedir. ÂĢık kavramı Aleviler arasında cemlerinde Zakirlik yapan kiĢiler için kullanılır. Cemlerdeki 12 posttan biri âĢık (zakir) postudur. Tarikatın yürütülmesinde özel dini bir görevi vardır. Kendi eserleri çoğunlukla yoktur cemlerde yedi ulu ozandan deyiĢ okurlar. ÂĢık kavramı ile Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar kendini tam manası ile ifade edememektedir. DeyiĢ yazabilenlerin, söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları vardır, o fonksiyonların dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmezler. Aleviler arasında ÂĢıklık deyince cem zakirleri anlaĢılır ve çoğunun deyiĢi yoktur, usta malı alıp satarlar. DeyiĢi olan âĢık olarak değil, “derviĢ”, “gerçek”, “eren” olarak tanınır. Bu makam ise aslında aleviler için Ġnsan-ı Kamil makamıdır. DeyiĢin kutsal kelam olduğuna inanan Aleviler söz konusu değiĢ‟e vücut veren kiĢiyi de kutsal olarak anlamıĢ ve inanç dünyasında üst bir yere yerleĢtirmiĢtir.

3.3. ALEVĠ BEKTAġĠ GELENEĞĠNDE RUHSAL ĠNSAN OLARAK DERVĠġLĠK. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal yaĢam deneyimini gerçekleĢtiren kiĢilerdir. Bu anlamıyla insanlara belirli kuralları tavsiye eden kurumsal yapılardan daha tesirli ve inandırıcıdırlar. Bunu bahsederken ruhsal olanın ne olduğu hakkında bazı belirlemelerde bulunmak açıklayıcı olacaktır. Ruhsallık dinden farklı bir Ģeydir. Daha içsel Batıni bir anlayıĢtır. YaĢamın bütününe, düĢünceni, duygularını ve fiziki eylemlerini katmaktır. Bu katılım ise farkında olduğumuz bir katılımdır. Ruhsal kiĢi
353

Temren, a.g.e., 185.

için her hissettiği ve düĢündüğü gerçektir ve bu gerçeklik üzerinde düĢünürken sıradan insana göre önemsiz olan Ģey onun için bir gerçeklik olarak algılanır. Sıradan insan, fizik bedenini etkilemeyecek bir Ģeye önem vermezken, ruhsal bir insan zihninden geçen düĢünceleri bile farkındalığa dönüĢtürmeye çalıĢır. Ve ruhsallığın yolu deneyim ve deneyim sonucunun farkındalığa dönüĢmesidir. Ġbn Arabi mistik hallerin ve mistik hallere dair bilginin ancak deneyimle elde edilebileceğini söyler.354 Söz konusu bilginin deneyimlenmesi, aktarımı veya taĢınması hakkında M.Mihriban ÖZELSEL‟in355 bir açıklaması vardır. Özelsel bilginin "morfik rezonans" alanı vasıtasıyla aktarımının gerçekleĢtiğini belirtmektedir. Bu aktarım sürecinin, zaman ve mekân ötesinde olup, kalıtım veya eğitim yoluyla edinilen bir bilgiye gereksinim duymadığını belirtir.356 Mistiklerin deneyimleri üzerine çalıĢmalar arttıkça olağanüstü gibi anlaĢılan birçok olayın olağanlığının da anlaĢabileceği düĢünülmektedir. Bu açıklamalardan sonra derviĢlere geri dönecek olursak. Alevi-BektaĢi geleneğinde ruhsal yön, derviĢler tarafından yaĢanır. Söz konusu gelenekte, yol üzerinde derinleĢme sağlandıkça çoğunlukla kiĢilerin yolları derviĢlere veya derviĢ meĢrepli önderlere çıkar. Onlarda kendisinden bir Ģeyler öğrenmeye ihtiyacı olanlara, bildikleri Ģekilde bilgi ve deneyimlerini aktarırlar. Burada tekrar ruhsallıktan ne kastedildiğinden bahsetmek gereklidir. Ruhsallık kavramını açıklarken Stanislav Grof‟un kavramsallaĢtırmasından faydalanmak yerinde olacaktır. Grof ruhsallığın, gerçekliğin olağandıĢı boyutlarının doğrudan deneyimine dayandığını ve özel bir yere ya da ilahilikle iletiĢimi sağlayacak resmi olarak atanmıĢ bir kiĢiye ihtiyaç duymadığını belirtir.357 Ruhsallığın bireyle kozmos arasında özel bir iliĢkiyi içerdiği tespitini yaparak, özünde kiĢisel ve özel bir iliĢki olduğunu söyler. Bu anlamıyla mistiklerin inançlarının deneyime dayalı olduğunu, kilise ya da tapınaklara ihtiyaç duymadıklarını, kendi ilahilikleri de dâhil olmak üzere gerçekliğin kutsal boyutlarını deneyimledikleri çevrenin, kendi bedenleri ve doğa olduğunu, ihtiyaç duydukları yardımı ve desteği din adamlarından değil, kendileriyle aynı arayıĢta olan insan gruplarından veya içsel yolculukta kendilerinden daha ileride bulunan öğretmenlerden aldıklarını belirtir. Bu konuda âlim ve Ortodoks bir Müslüman olan ġeyh Bedreddin‟in hayatının belirli bir döneminde karĢılaĢtığı bir mürĢit sayesinde mistik aydınlanma deneyimi geçirmesi ve bu karĢılaĢma ile bir derviĢe dönüĢmesi buna örnektir.358 DerviĢler de Grof‟un belirttiği mistiklerle benzer özellikler taĢır. Bu anlamıyla derviĢler mistikler gibi insanlarla daha doğrudan iliĢkiye girebilir kendi bilgileri deneyim kaynaklı olduğu için, anlattıkları bilgiler karĢıdaki için daha anlamlı ve gerçek olabilir. Aslında gerçeklik denilen Ģey de tam bu noktadadır. Hamasi Ģeyler ve spekülatif teorilerle derviĢler uğraĢmaz, derviĢler bizzat hayatın gerçeği ile uğraĢır. DerviĢe göre ruh

354

Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, (çev.: Ali Berktay) Kabalcı Yayınları, Ġstanbul, 2003, 159. 355 Kendisi Psikolog olan Özelsel, mistiklerin dünyasını anlamak için 40 günlük çile deneyimini yaĢamıĢ ve deneyimlerini bir günlükte toplamıĢtır. Halvette 40 gün adlı eser bu deneyimleri ve bunların açıklanması üzerinedir. 356 Michaela Mihriban Özelsel, Halvette Kırk Gün Psikolog DerviĢenin Halvet Günlüğü ve Bilimsel Çözümlemesi, 2. Baskı, Kaknüs Yayınları, Ġstanbul, 2002, 138. 357 Grof, İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun, 253. 358 Balivet, a.g.e., 34.

deneyimlenebilecek bir gerçekliktir359. Ġnsanın anlayıĢ ve kavrayıĢ düzeyi arttıkça farkında olduğu gerçeklik düzeyi de farklılaĢacaktır. DerviĢlerin Alevi BektaĢi geleneğinin temel düsturlarından olan dört kapı öğretisinin iĢleyiĢinde önemli fonksiyonları vardır. Çünkü derviĢler söz konusu kapıların birbiri ile olan bağlarını iyi bilir ve farklı anlayıĢtaki kiĢilerin birbirleri ile bağdaĢmasına yardımcı olur. Bu anlamıyla kapılar arası bağları bağlayan kiĢiler de derviĢ meĢrepli kiĢilerdir. Buna bir örnek verirsek daha açıklayıcı olur. Bilindiği üzere Hacı BektaĢ tekkesinde bir kazan vardır ve bu kazanda 12 öküzün piĢtiği söylenir, bu kazan önemli bir semboldür ve her anlayıĢ düzeyinde bir anlama karĢılık gelir. ġeriat kapısındaki bir kiĢiye göre 12 tane öküz kurban edilmiĢ ve bir kazanda piĢirilip insanlara yedirilmiĢtir, ona göre bu bir mucizedir çünkü 12 öküz bir kazana sığmaz ama Allahın hikmeti ile bu mucize gerçekleĢmiĢ, bu da Allahın yüceliğine bir delildir. Tarikat kapısındaki bir insana göre ise yine 12 kurban kesilip bir kazana pirin himmeti ve gücü vasıtasıyla girmiĢtir. Bu da pirin manevi gücünün yüksekliğini gösterir ve yola bağlı olmanın gerekliliği vurgulanır. Marifet kapısındaki bir insana göre ise 12 öküz bir kazana sığmasının bir anlamı olması gerekir ve bu anlam ne olabilir diye düĢünür. Buradan arifin yardımıyla Ģu yorum yapılabilir; olmayacak denilen Ģeyler olabilir ve birlikte olamayacak Ģeyler birbiri ile aynı yerde geliĢebilir, ama bu geliĢme için önce kurban olmak gerçeğe teslim olmak gerekir. Gerçeğin yol göstermesi ile piĢme gerçekleĢir ve kiĢi olgunlaĢır. Hakikat kapısındaki insana göre ise durum tamamen farklıdır, hakikat gerçeğin bilebileceği bir Ģeydir ve dilerse açıklar bu olayda Ģöyle bir gerçeklik söylenebilir. 12 rakamı vücuttaki 12 deliğe karĢılık gelir, kurban olacak yerlerimiz bu vücuda dıĢarıdan alınan Ģeylerin terbiye edilmesidir. Kara kazan vücuttur. Ġnsan Ģuurunda olursa hayatın içinde karĢımıza gelen her Ģey bizi uyandırıcı niteliktedir. BaĢka bir ifade ile dıĢımızdan aldığımız uyarıları içimizde piĢirir ve piĢirmemiz gerektiğini düĢünürsek bizden hakikat lokması çıkar, onun için kazanımıza sahip olmalı ve iç dengemizi korumalıyız. Buna bir hakikat yorumu da kendisini “ÇağdaĢ DerviĢ” olarak tanımlayan A.Ġhsan AktaĢ tarafından Ģöyle yapılmıĢtır. AktaĢ; Vücut kazanını aĢkla, sevgiyle, inançla kaynatırsan, piĢirdiğin her Ģey leziz olur. Yani, gözlerin iyi görür, kulakların iyi duyar, ağzında dilin iyi tat alır, dokunma hissetme duygun geliĢir. Böyle olunca da insan iken, Ġnsan-ı Kamil olursun diyerek konuya açıklık getirir. Böyle bir yorumlamaya bir örnek daha verecek olursak: ġeriat: Ġstemek Tarikat: Ġstenilen yolda yürümek. Marifet: Hakk'a ulaĢmak Hakikat: Hak ile bir olmak, seviĢmek.360 Görüldüğü üzere bu yorumlar tamamen birbirinden farklı zihniyet durumlarına iĢaret eder. ĠĢte derviĢler bu olası yorumların hepsine açıktır, kendi sezgileri doğrultusunda karĢıdakinin ihtiyacı ve anlayıĢına göre bu yorumlama iĢinde yardımcı olur. Alevi BektaĢi tarikatının yürütülmesi, dini liderler olan, “Dede”, “Efendi” veya “Baba”nın sorumluluğundadır. Bu uygulamanın baĢarısı ise, söz konusu liderlerin derviĢ meĢrepliliklerine bağlıdır. BaĢka bir ifade ile derviĢlik bütün makamların iptal edildiği aynı zamanda kiĢinin tamamen yola teslim olduğu bir
359

Ali Ġhsan AktaĢ, (ÇağdaĢ DerviĢ), Amasya - GümüĢhacıköy - Güvenözü köyü, 1935 doğumlu, Ġlkokul mezunu. Kayıt; GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan - Yeter AktaĢ‟ın evinde, 22.08.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin ikinci kısmıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. GörüĢme. 360 AktaĢ-Yücel, a.g.e., 181-182.

makamdır. Bu anlamıyla derviĢlik aslında yol içinde hem amaca odaklanmayı kolaylaĢtırır hem de “bende böyleyim” tarzında benlik oluĢturulmasına engel olur. Zaten liderde derviĢçe bir özellik yoksa, orada büyük olasılıkla kibir hâkim olmuĢtur, söz konusu ortamın ruhsallığı da o derecede olur. DerviĢler Aleviler arasında genellikle tarikata girmez. Hüseyin Zeytünlü‟nün ifadesiyle; “Dervişler o sınıfı atlamış, tarikat sınıfını atlamış kişilerdir. Tarikatı geçmiş, hakikatten ayrılmazlar, gerçekler tarikata oturmazlar. Biraz oturur, nasihat eder veya bir deste bağlar, kurban etinden bir lokma alır, müsaade ister ayrılır. Yani o sınıfı geçmiş o tereciye tere satılmaz. Zaten o tarikatı kuran onlar.”361 DerviĢler gerçek olarak zaten tarikatı kuranlar ifadesi çok dikkat çekicidir. Bu ifade ile aslında bizim çalıĢmamız boyunca ifade etmeye çalıĢtığımız Ģeyi sade bir biçimde açıklamıĢtır. Aleviliğin ruhsal yönü olan derviĢler halkın kendi adlandırması ile “gerçek”lerdir, “gerçekler” bu yolun ruhsal önderleridir. Gerçekler hakkında Erdoğan Çınar; Alevilerin gerçeklerden baĢka güvenecek kimseleri yoktur, Alevi anneleri çocuklarına "gerçekler yardımcın olsun" diye dua ettiklerini belirterek önemli bir noktaya değinmiĢtir.362 Gerçekliğin kökeni konusunda DerviĢ Ali Zeytün‟ün ilginç belirlemeleri vardır; “Gerçeklik İslam‟dan önce de varıdı. İslam dediğin daha dünkü mesele. Sen de annenden doğduğunda gerçek olarak doğuyosun. Ama bu dini bu kuralları sonradan öğreniyon. Orucunu , namazını, tarikatını, şeriatını sonradan öğreniyosun hep. Bütün dine ait şeyleri sonradan öğreniyosun. Ama anandan gerçek olarak doğuyosun ve bir mürşidi kamilden dersini alarak bu gerçekliği yaşıyosun. Eğer mürşidi kamil dersini verir, ve mürşidi kamile teslim oluyosan o zaman gerçek olabilir, gerçekliği yaşayabilirsin. Gerçekliği o zaman yaşayabilir ancak o zaman gerçek olabilirsin.”363 Saf olarak en ideal Ģekilde doğup yaĢarken ilk halimize bir mürĢitle kavuĢabilmemiz halini, gerçek olmak olarak yorumluyor derviĢ Ali Zeytünlü. Ve insanın var oluĢu ile bütünleĢtiriyor. Gerçeklere dair böyle önemli ve merkez belirlemelerin yapıldığını görünce bizde gerçeklerin önemi ve birbirleri ile iliĢkileri, varsa hiyerarĢileri hakkında sorular sorduk, Hüseyin Zeytünlü‟nün verdiği cevaplar Ģöyleydi; “Gerçek zaten var kendini ispat eder gösterir. O ayrı konu ama gerçeklerde de aynı askerler gibi, er, onbaşı, yarbay albay rütbeleri gibi gerçeklerde de basamak basamak rütbeler vardır. Rütbeyi iyi tanımak lazım. Kendünü saklardı ama Baş komutanıdı, Sefil Mehmet, Paşaydı paşa. Cumhur reyisiydi. Yan Yatanda onun korumasıydı. Basamak basamak rütbelidir, gerçeklerde.364… Gerçek dünyaya
361

Hüseyin Zeytünlü, (AĢık Kara Hüseyin) Amasya - GümüĢhacıköy - Kırca Köyü, 1936 doğumlu, Ġlkokul mezunu. Kayıt; Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde, 17.08.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin ikinci bölümüdür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19. GörüĢme. 362 Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, 202. 363 Ali Zeytünlü, (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy - Kırca Köyü, 1943 doğumlu, Ġlkokul mezunu. Kayıt; Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde, 17.08.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin birinci bölümüdür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 6. GörüĢme. 364 Hüseyin Zeytünlü, 19. GörüĢme.

hakimdir. Karıncadan alda deveye kadar kısmet veren gerçeğin kişileridir. Bazı evlerde el fotoğrafı elin ortasında göz vardır, o hazreti Hünkarda bulunur, o yeşil el hünkarın elidir. Cümle varlıklara nasip veren o yeşil eldir. Başka yerden kısmet çıkmaz o elden çıkar. Çünkü o serçeşme başıdır. Evvel Ali sonra Veli olarak geldi. Veliyullahlarda bulunur. Şıh Mahmudu Veli Sultan(Keçeci baba), Hacı Bayramı Veli Sultan, Hacı Bektaşı Veli Sultan, Eyüp Sultan. Dört Veli vardır Türkiye‟de Dört veli oldukça korkma Türkiye‟den bu Türkiye'nin sırtı yere gelmez. Başına bir şey gelmez.365 Gerçek yukardan da anlaĢılacağı üzere Tanrının yerdeki gölgesi temsilcisi gibi bir Ģeydir. Gerçeklere yüklenen özellikler ve onların birbirleri arasındaki hiyerarĢik yapıları halk nazarında ruhsal bir hiyerarĢi olduğu kabulünü de karĢımıza getirir. DerviĢliğin halk arasındaki bir baĢka ismi olan gerçek kavramı çok önemlidir. Kavramın kendisinde bir sahicilik vurgusu vardır. Bu sahicilik insanın aslına, gerçeğine dair bir sahiciliktir. Sanki kendi gerçeğini bulamayan baĢka bir ifade ile gerçek olamayan insan sahte insandır. Alevi düĢüncesi aslında bu mistik insanlar vasıtasıyla günümüze getirilmiĢtir. Söz konusu ruhsal insanlar yolun çok görünen taraflarında değildirler. Garip bir biçimde gizlenirler, kendilerinde bir Ģey olduğunun bilinmesini istemezler. Bu konuda Hüseyin Zeytünlü, Yan Yatan Ali derviĢten bahsederken; “Saklardı gizlerdi. Arı kovanını sırlamasa bal yapamaz. Gerçekte kendünü sırlar. Ben buyum derse yalandır gerçek. Saklardı gendünü amma herkes biliyodu onun gerçek olduğunu.”366 Gerçeğin aslında tamamen Batıni karekterini vurgular. Zahiri hiçbir Ģey gerçek- derviĢ için bir değer taĢımaz. Fakat burada Ģunu da belirtmekte fayda var gerçeğin gerçek olduğunu bilmekte baĢka bir gerçeklik gerektirir. Gerçeğe inananlar, gerçeğin ölümü yendiğini, ölmeden önce öldüğünü düĢünür. Zeytünlü gerçeğin tabiatın her nesnesinde tezahür edebileceğini düĢünür; “Gerçek sohbetinin olduğu yerde bulunur. “Gerçeğin muhabbeti nerde oluyosa yavrum bilki gerçek sinek gibi başınızda dolanır” derdi Yanyayan. “Nerede muhabbeti oluyosa o gerçek ordadır. Sakın uzakta sanman, değildir”. “O sizi takip eder” derdi. “O gerçeğin muhabbetini yaparken yanınızda olmuş gibi düşünün” derdi. “ Hilafsız, katmadan duyurun, o gerçek nasıl hedefine yaklaşuyosa sizde ona göre sözünü sohbetini yapın, hedefini doğru tutun” derdi.”367 Böyle bir anlayıĢ hayatın her tarafında hâkim ve etkin bir ruhsal anlayıĢ kurgusudur. Ortodoks Ġslam‟ın Allah anlayıĢından en önemli farkı, Tanrısal olanı cisimleĢtirmiĢ, gerçek üzerinde görünür kılmıĢtır. Ruhsal olanın böyle somut bir Ģekilde görünür olarak algılanmasının insan yaĢamında nasıl bir ruhsal dönüĢüm yaratacağını tahmin etmek bile zordur. Sanırız gerek Mevlana'yı, gerek ġeyh Bedreddin'i tamamıyla değiĢtiren Ģey böyle somut bir deneyimdir.

365 366

Hüseyin Zeytünlü, 19. GörüĢme. a.g.g. 367 a.g.g.

Yukarıdaki belirlemeler ıĢığında Ģunları söyleyebiliriz; DerviĢler iĢlev ve özelliklerine göre karmaĢık bir yapı arz etmektedirler. Bu karmaĢık yapıya rağmen derviĢleri ruhsallık ve ruhsallığın ana çatısı altında toplamak kolaydır. Çünkü derviĢler Anadolu Aleviliğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanaldır. BaĢta da belirttiğimiz gibi, bu kiĢiler derviĢ olarak adlandırılmanın yanı sıra “Gerçek”, “ErmiĢ” veya “Eren” olarak da adlandırılmaktadır. ÇalıĢmamızda “Eren” anlayıĢının farklı bir okuması olarak, DerviĢlik bağlamında belirlemeler yapılmıĢtır. Bu belirlemeleri yapmamızın sebebi Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün ancak derviĢler aracılığı ile anlaĢılabileceğine dair kanaatimizdir. Aleviliğin mistik yönü anlaĢılmadan da Alevilik hakkında bir Ģey söyleyebilmek mümkün değildir. Çünkü mistik yönü ve teolojisi bilinmeden, görünüĢe bağlı değerlendirmeler, ana mekanizmanın iĢleyiĢini tarif edememektedir. Büyük ihtimalle, kiĢiler Alevilerde istediklerini bulmaktadırlar. Ġslamcısı Ġslam‟ı, Marksist‟i EĢitliği, Milliyetçisi Türklüğü bulmaktadır. Çünkü Alevilerin mistikleri, içte bu düĢüncelerin hepsi ile bir temasları olduğunu düĢünmektedir. DerviĢlerin dıĢları da içleri gibi olduğu için her arayan bu insanlarda kendine yakın bir Ģeyler bulabilmektedir. Bu anlamıyla Alevilerde bunların hepsi vardır ama batıni bir anlayıĢla yaklaĢmadıktan sonra, bunların hiçbiri kapsayıcı değildir. DerviĢliği genel anlamıyla toparlayacak olursak; DerviĢler bir kalıba konamaz, onların kalıbı ruhtur. Ġç yüzleri dıĢ yüzlerinde görülür, çünkü onlar kendi batınlarını zahir etmiĢlerdir. DerviĢler sıradan insanlar gibi görünmeyi isterler, kendilerindeki gücü gizlerler, her ne kadar dıĢ görünüĢ açısından sıradan insanlardan ayırt edilseler bile bu sadece kendi bedenlerine karĢı özensiz olmaları sebebiyledir. DerviĢler halk içinde yaptıkları iĢi ve hizmeti açık etmezler, bildirmezler, sırlarlar. DerviĢi anlamak için dikkatli gözlem ve özenli bir yaklaĢım Ģarttır. DerviĢler sadece kendi mensubu olduğu grupla değil her kesimle iliĢki içindedir. Çünkü Yaratıcıya ait her Ģey derviĢ için özel ve kutsaldır. DerviĢler Alevi-BektaĢi inancı içinde “tarikat”, “marifet” arası dengeyi gözetir, uyarılarda bulunur. DerviĢlerin net bir biçimde tariflenebilecek bir makamları yoktur. DerviĢlerin kendi söylediği deyiĢlerinde nasihat unsuru yoğundur, deyiĢlerinde ruhsal bir yaĢam telkin edilir. Bu sebeplerden dolayı derviĢler Alevi BektaĢi geleneğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanaldır. DerviĢlerin üzerinde düĢünmek ile Alevi-BektaĢiliğin ruhsal yönü görünür hale gelmektedir. ÇalıĢmamızda incelenecek olan DerviĢ Ruhan‟da Alevi-BektaĢi geleneğinden gelen bir derviĢtir. Sevenleri tarafından kendisi gerçek olarak kabul edilir. Ġncelememizin bundan sonraki bölümlerinde kendisi ve geleneği hakkında belirlemeler yapılmıĢtır.

4. BÖLÜM: DERVĠġ RUHAN VE DERVĠġLĠK GELENEĞĠ

4.1. DERVĠġ RUHAN’IN HAYATI, FARKLI ADLARI, SÖYLENCELERĠ.

4.1.1. DERVĠġ RUHAN’IN HAYATI. DerviĢ Ruhan‟ın asıl ismi Mehmet Ali IĢık‟tır.368 Mehmet Ali 1928‟de Amasya‟nın GümüĢhacıköy ilçesinin Kuzalan köyünde, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi Amasya GümüĢhacıköy, Kırca Köyünden Fadime Kaya, Babası ise Çorum Osmancık, Seciyen (Çampınar) köyünden Aziz Osman IĢık‟tır. Babası Amasya GümüĢhacıköy‟ün Kuzalan köyünde Cami hocalığı yaparken, Kuzalan'a yakın bir köy olan Kırca köyünden Fadime Kaya ile evlenmiĢ (1925) ve bu evlilikten üç çocukları olmuĢ, fakat sadece ikisi hayatta kalmıĢtır. Mehmet Ali‟nin dıĢında hayatta kalan Ablası ise kendisinden iki yaĢ büyük olan Emine Eker‟dir. Mehmet Ali doğumunu „Hayat Ģiiri‟ adını koyduğu Ģiirinde Ģöyle anlatmıĢtır. Bin dokuzyüz yirmisekiz'de doğdum Kuzalan köyünde dünyaya geldim Ġki yıl kucakta büyüdüm kaldım Üçde ordan rıskım kestim ey felek Babası aslen Çorum‟un Osmancık Ġlçesinin Seciyen köyündendir. Mehmet Ali‟nin kendisine ait bir Ģiirden369 anladığımıza göre soyu Erdebil tekkesine dayanmaktadır. Erdebil tekkesi normalde Alevi inanıĢında önemli bir ocakken, Aziz Osman‟da Alevi inanıĢından bir iz bulmak mümkün değildir. Çünkü Aziz Osman SünnileĢmiĢ bir Alevidir. Öyle ki kendisi Cami imamlığı yapmakta olup köyün dini inanç ve ritüellerinin uygulatıcısıdır. Aziz Osman‟ın babasının ismi Osman, onun babasının ismi de Hasan‟dır. Hasan, Gökderinin üstü diye bilinen günümüzde Kabaoğuz mevkiinin içinde kalan, Ġstir köyünden, Seciyen köyüne göç etmiĢtir. Ġstir köyü Ģimdi tamamen sünnidir. Mehmet Ali IĢık ve Emmisinin oğlu Mahmut Ciddi‟ye370 göre, Yeniçeri ocağı kapatıldıktan sonra Osmancık sancağı ve çevresindeki Alevi köylerinde ciddi sıkıntılar yaĢanmıĢtır. Bunun üzerine ayaklanmalar bastırılmıĢ ve köylere cami yapılıp, söz konusu köylerin dini liderleri bu tarzda değiĢime yönlendirilmiĢtir. Bu söylediklerimiz Mehmet Ali IĢık‟ın aktarımları ile sabittir. Fakat bu konu ciddi arĢiv araĢtırmaları ve sözlü tarih çalıĢmaları gerektirmektedir. Fakat buna dair anlatılar söz konusu çevredeki köylerde yaygındır. Nitekim Kaboğuz (kaba-oguz) diye bilinen dokuz parçadan oluĢan köylerin hepsi günümüzde Sünni köylerdir. Alevi olarak kalmıĢ köyler daha dağlık bölge köyleri ve GümüĢhacıköy‟e yakın köylerdir.
368 369

Ekler, Resimler, Resim 1: DerviĢ Ruhan‟ın, 1970‟li yıllarda çektirdiği bir vesikalık resim. “IĢık Ruhan” Erdebil‟in soyundan Bağdat Basıra‟dan ġah‟ a geçilir. 370 Mahmut Ciddi, 1930, Çorum, Osmancık, Seciyen Köyü, Ġlkokul Mezunu, Emniyetten emekli.

Mehmet Ali‟nin annesi ise Amasya‟nın GümüĢhacıköy ilçesinin Kırca Köyünden, Keçeli Dede torunları olan Kayalar sülalesinden gelmektedir. Keçeli dede köyün kurucu babasıdır, hem babası hem de köyün manevi lideridir. Keçeli dedenin torunları olarak kabul edilen, soyadları Kaya olan insanlar hala köyde yaĢamaktadırlar. Bunun yanında Keçeli dedenin türbesi halen Kırca köyünde bulunmaktadır. Kırca köyü aynı zamanda Mehmet Ali IĢık‟ın her zaman çok mutlu olduğu ve derviĢlik yaptığı köylerin baĢında yer almıĢtır. Kırca köyü tamamıyla Alevidir, köylülerin ileri gelenleriyle yapılan sohbetlerden anlaĢıldığı üzere köy geç kurulmuĢ bir köydür. Büyük ihtimalle Osmanlı‟nın siyasetinden kaçan ailelerin, geç zamanlarda kurduğu bir köydür. Ve saklanan insanların kurduğu bir köydür. Osmanlıdan kaçan Türkmenler, kendi inanç ve göreneklerini bir Ģekilde kendi aralarında yaĢatarak bu köyleri kurmuĢlar ve inançlarını devam ettirmiĢlerdir. Mehmet Ali Kuzalan köyünde doğmasına rağmen nüfusunda doğum yeri olarak Seciyen köyü gözükmektedir. Bunun sebebini oğlu Ali Osman IĢık Ģöyle aktarmaktadır. “Dedem Aziz Osman Kuzalan köyünde imamlık yaparken, babam Kuzalan‟da doğmuş. Aslında doğum yeri Amasya Gümüşhacıköy ilçesinin Kuzalan köyü. Dedem orada imamlık yaparken doğmuş, şimdiki gibi doğum yeri neresi ise kütüğü orada geçmiyo, kütük neresi ise orası yazılıyo, bunun için Çorum‟un Osmancık İlçesinin Çampınar (Seciyen) köyüne kayıtlı gözüküyo.”371 Mehmet Ali, ablası, anne ve babasıyla birlikte 1931 yılında babasının köyü olan Seciyen‟e taĢınırlar. Babası kendi köyünde cami hocalığına baĢlar. Eskiden cami hocaları devletten maaĢ almaz, halkın verdiği ürününden payla yaĢarlardı. Bu payda yüksek bir gelire karĢılık gelmez, hocalar köy içinde ek iĢ yapmak zorunda kalmıĢlardır. Fakat Aziz Osman‟ın tarla iĢlerinden pek yüzü yoktur, bu sebeple ailesi yokluklar içinde yaĢamını idame ettirmiĢtir. Bu yoklukların doğal bir sonucu olarak Mehmet Ali‟nin annesi Fadime IĢık genç yaĢlarında (27) nedeni belli olmayan bir hastalıktan dolayı 1935 yılında vefat etmiĢtir. Bu kayıp Mehmet Ali‟nin bütün dünyasını çok etkileyecektir. Babası ile iliĢkisinden tutunda, dünyaya karĢı daha merhametli, sevecen ve birazda mahzun olmasının sebebi olarak hep doyamadığı annesini gösterecektir. Yetimlik duygusu Mehmet Ali‟de baskın bir duygu olacaktır. Bu konuda; Dört sene köyümde büyüdüm kaldım Eller kapısında ekmeğim buldum Ta küçük yaĢtayken anasız kaldım Çocukken yetimlik verdim ey felek Mehmet Ali bir yandan yokluk, bir yandan babasının evlendiği üvey anaların halden bilmezliği ile büyür. 1935‟ de köyündeki ilkokula baĢlar. Seciyen köyü o zamanlar
371

Ali Osman IĢık, (DerviĢ Ruhan‟ın oğlu), Çorum - Osmancık - Seciyen (Çampınar) Köyü, 1951, Üniversite mezunu. Kayıt; GümüĢhacıköy‟de Ali Osman - Gülsüm IĢık‟ın evinde , 27.12. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5. GörüĢme.

bile nüfusu büyük olan bir köydür. Mekmet Ali okulunda baĢarılı bir öğrencidir. 1940 yılında okumaya uygun bir ortamı olmamasına rağmen baĢarı ile ilkokulu bitirir. Babası birkaç kez evlenir, hem fakir hem de tembel olduğu için evlenmek için kadın bulmakta zorlanır. Buldukları da yaĢlı, hastalıklı veya geçimsiz tiplerdir. Bu durum karĢısında da olan çocuklara olur. Çünkü evde olan iki çocuk onlar için sadece yüktür. Bu döneminde annesinin hayali Mehmet Ali‟nin en süslü gündüz düĢleri olur. Fakat bu düĢler diğer analarının hıĢmı ile birdenbire kabusa dönüĢüverir. Bu konuda: Üç dört ay arada geldi bir ana Üveylik var yaranamam ben ona Altı sene sitem çektirdi bana Akan gözyaĢımı sel ettin felek Üçüncü anaya yetti elimiz Ağzımızda lal eyledi dilimiz BükülmüĢ boynumuz eğik belimiz Bir dilim ekmeğe kul ettin felek Mehmet Ali ilgili ve meraklı bir çocuktur, bilgiye aç ve öğrenmeye açıktır. Babası bunu fark eder ve hiç olmazsa bir mesleği olur ve dini konularda da iyi yetiĢir diye ona eski yazıyı (Arap alfabesini) öğretir. Mehmet Ali hızlı bir Ģekilde Kuran okumayı öğrenir ve Kuranıı Kerimin büyük bir bölümünü ezberler. Bununla birlikte küçük yaĢlarda mevlit, kuran okumaya, mevlitlere gitmeye, babasına yardımcı olmaya baĢlar. Mehmet Ali‟nin hayatı böyle devam ederken, ilkokuldaki baĢarısına Ģahit olan birkaç köyün ileri gelenlerinin yönlendirmesiyle 1942‟de Samsun Ladik Öğretmen okuluna kaydedilir ve eğitimine burada devam eder. Mehmet Ali bu okula baĢlayarak hayatına yeni bir yön çizmiĢtir. Okulda ne üvey ana ızdırabı vardır ne de babasının dini telkin ve yasaklamaları vardır. Kendisinde hızlı bir değiĢim yaĢanır, bu dönemde, Mehmet Ali hayata karĢı daha meraklı ve ilgili olmuĢtur. Ġki sene okula devam eder, baĢarılı bir öğrencidir. Öğretmen olma, köyü ve ülkeyi kurtarma, bir ıĢık gibi köylüleri aydınlatma hayalleri ile okulundaki günleri geçmektedir. Bunun yanında Mehmet Ali öğretmen okulunda Atatürk‟ü ve devrimlerini daha yakından tanıma fırsatını bulur. Tatillerde köyüne döner ve bildiklerini gördüklerini olması gerekenleri ateĢli bir Ģekilde insanlara anlatır, babası Mehmet Ali‟nin bu halinden ve baĢarılarından etkilenmemektedir. Beslediği bazı fikirler hoĢuna gitmez ve okulda ikinci yılında iken „babalık hakkımı helal etmem‟ tehdidi ile gavur olmanı, kravat takmanı istemiyorum diyerek 1944‟de okuldan alır. Bu sebeple resmi eğitim hayatı biter. Annesinin ölümünden sonra, okuldan ayrılması bir düĢ gibi, birden görüp kaybolan dünyasının acısı hayatı boyunca kendisini terk etmeyecektir. Mehmet Ali meraklı ve ilgili bir çocuk olduğu için onu hiçbir Ģey durduramaz ve kendi kendine, arif kiĢilere danıĢarak aklındaki soruları çözmeye çalıĢır. Babası için dünya bellidir, ahiret bellidir, dünya kötüdür, çile yeridir, buradan kurtulmanın yolu Allahın emirlerine uymaktır. Allahın emirleri ise karmaĢık değil basittir. Bunlar, abdest, namaz, oruç ve kuran okumaktır. Babasına göre insan kötüdür ve her an nefsinin emrine girebilir. Onun için sürekli dikkatli olmalı ve her Ģeyden sakınmalıdır. Ġnsanın asıl ödülü öte dünyadır. Öte dünyadaki kazanç asıl kazançtır. Bu ve benzeri ifadelerle sistemleĢtirmiĢ olduğu görüĢleri Mehmet Ali için tatmin edici değildir. O araĢtırır,

baĢka dünyaların olduğunu bilir ve insanın kötü olduğuna bir türlü inanamaz. Babasına göre kendisi geleceğini düĢünmeyen kullanılmaya müsait bir adamdır. Mehmet Ali köyünde yardımına koĢmadığı, derdiyle dertlenmediği insan neredeyse yok gibidir. Kız kardeĢi Emine‟de mizaç olarak Mehmet Ali‟ye benzer. Zaten onun sevgi dolu yetiĢmesinde ablasının çok payı olduğu görülür. Mehmet Ali evdeki üvey analar ve yaĢadığı birçok zorluklarla büyümüĢtür. Babasının kendisi için uygun gördüğü yolda, içine sinmese de yürümektedir. Babası 1944‟de dördüncü üvey anne ile evlenir. Mehmet Ali bu anneyi çok sever. Onun yumuĢaklığı, Ģefkati doyamadığı anne duygusunu tekrar alevlendirir. Feleğe sitem ettiği hayat Ģiirinde Ģöyle der: Artık deymiĢidim onbeĢ yaĢıma Yetimlikte neler geldi baĢıma Benzedim yuvada kalmıĢ kuĢuna Kanadım ezelden kırdın ey felek O ana ölünce geldi bi ana Öz anam sanardım bakınca ona Hepsinden iyi bakardı bana Onu da elimden aldın ey felek Mehmet Ali‟nin anne duygusu bu anne ile de tatmin olamamıĢ kapanmıĢ bir yara sanki tekrardan açılmıĢtır. O bu acıya dayanma yollarından biri olarak okumayı seçer ve 1945‟de Seciyen köyünde Katip efendinin yanında eski yazının inceliklerini öğrenir. Bu konuda Katip efendinin akrabası olan daha sonra eĢi olan Sadiye IĢık Ģunları belirtir: “ Herif (Mehmet Ali Işık) askere gitmeden önce genciken Katip dedeme çok gider gelirmiş, babasından ve Katip dedemden Arapçayı ve kuran okumayı öğrenmiş.”372 Bilgilenme yolu olarak kendisine dini ilimlere dair yollar açılırken Mehmet Ali bir kıza sevdalanmıĢ. 1945‟de kızla kendi aralarında sözlenirler bu sözlülük esnasında sözlüsünün düğünde oynadığına tepki göstererek bir yıl sonra ayrılmıĢlardır. Bu ayrılık kararı Mehmet Ali‟nin baĢka bir acı ile tanıĢmasına ve aĢkı tatmasına neden olmuĢtur. Ayrılınca aĢık olduğunu ve ayrılamayacağını anlar fakat geri dönüĢü olamaz. Bu konuyu da feleğe sitemle Ģöyle aktarır: Eller güleridi ben de ağlardım Kendi elimi öz koynuma bağlardım Hayalinde ırmak olup çağlardım Derde derman aĢkı verdim ey felek

372

Sadiye IĢık, (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık - Seciyen, 1928 doğumlu, Okuryazar değil. Kayıt; GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde, 31.07.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin birinci bölümüdür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 29. GörüĢme.

. güzel bir kızdır. Hayatı köyünün içinde babasının çizdiği yol üzerinde yaĢayarak sürerken. Aklında evlenmek yokken annesinin ayarlamaları ile bir niĢanlılık devresi atlatırlar. Bu Ģiirleri kayıt altına almaz. 1951-1953 yıllarında Erzurum merkezde askerliğini yapar. Bu bilgi hali ile aĢk dolu gönlünün halinden mürĢidi anlar ve onu 373 Ekler. Aziz Osman kendi isminden Osman isminin çocuğa konmasında ısrarcı olur. 373 Sadiye tam bir Yörük kızıdır. Evlendiklerinden bir yıl sonra ilk çocukları olan Ali Osman IĢık dünyaya gelir. Mehmet Ali yıllık iznini almıĢken onu salmaz ve Erzurum‟un bir köyünde bulunan ermiĢ bir Ģahsiyetle tanıĢtırır. Mehmet Ali bilgiye açtır. Dini bilgisi ve açık görüĢlülüğü ile ĢaĢırtıcı derece de ilgi çeker. Birlikte iki sene oturduktan sonra Mehmet Ali askere gider. Mehmet Ali izne gitmez bu zatın dizinin dibinde oturur ve bu yaĢına kadar merak ettiği her Ģeyi ondan öğrenir. Babası Mehmet Ali‟nin bu halini beğenmez. Mehmet Ali içli bir yüreğe sahip olduğu gibi marifetli ellere de sahiptir. Resimler. Daha sonra biraz niĢanlılık devresi geçince evlenmeye razı olur ve evlenirler. Mehmet Ali ise Osman‟ı yalnız koyamayacağını söyleyerek çocuğunun ismini Ali Osman koyar. bu gerilimli hal onun daha da içine kapanmasına neden olur. Bir gün nöbet kulübesine “Bir saat vatan beklemek yüz kere hacca gitmekten yüksektir” diye bir yazı yazar. Resim 3: DerviĢ Ruhan‟ın EĢi Sadiye IĢık ve DerviĢ Ruhan‟ın evi. Nitekim daha sonraları geçimini ustalığı ile sağlayacaktır. Fakirlik bir yandan evin yükü bir yandan küçük çocuk yetiĢtirmek bir yandan çileli günler geçirir. Bundan dolayı evlenmek istemez.Bu aĢkınan bir saz aldım elime Önce sabır Ģükür geldi dilime Garip kuĢun sen erersin halime Bu aĢkınan bana yön verdin felek On sekiz yaĢımda aktım duruldum Ondokuzda göl olupda vuruldum Yirmide kendi özümden soruldum “IĢık Ruhan” deyip kul ettin felek Mehmet Ali sevdalanmıĢ gönlünü saz ile Ģiir ile avutmaya çalıĢır ve ilk Ģiirlerini yazdığı zaman 17 yaĢlarındadır. Sadiye ile Ali Osman‟ı babasının yanında bırakır ve gider. gönlü ise aĢkla yanmaktadır. Zamanında girdiği her iĢte ustalaĢmıĢtır. Askerde çağdaĢ imam diye tanınır. 1949 yılında yine aynı köyünden Memmet Yener kızı Sadiye ile evlenir. Çocukluğundan beri sakinliği ve sessizliği seven sürekli düĢünce halinde içli bir çocuk olarak büyüyen Mehmet Ali on yedi yaĢındayken düĢtüğü sevda ateĢini dindirmek ve sevda ile yanan yüreğini iyileĢtirmek için kendi eliyle yaptığı bir kabak sazla efkar dağıtmıĢtır. konuĢması ve bilgece tavırları bir astsubayın dikkatini çeker. Bu dönemden Sadiye IĢık çok çileli günler olarak söz eder. Ġlk değiĢlerini kendi eliyle yaptığı sazla söylemiĢtir. Zamanında bir yerlere yazdı ise de askere gidip geldikten sonra onları bulamaz. Mehmet Ali‟yi beğenir ama ev olarak gideceği evi beğenmez. Babasının yaylada koyun sürüsü vardır ve Sadiye evin büyük kızı olarak yayladadır. Kendine güveni yüksek. Askerlik kendisi için bir dönüm noktasıdır. çalıĢkan. Astsubay. Sadiye. Bu yazı. Çünkü tek Mehmet Ali için katlandığı evde artık oda yoktur.

Defteri” olarak adlandırdığımız defterinde. Ama bizim araĢtırmalarımızda o dönemde Erzurum Erzincan yöresinde ün salmıĢ iki kiĢiye rastlanmıĢtır. Askerde eğitim ve farklı baĢarılarından dolayı üç kere mükafat izni alır. O günden sonra Ģiirlerini önce “DerviĢ Ruhan” daha sonra da “IĢık Ruhan” olarak yazacaktır. bir kız bir oğlan kardeşik. kendisi İmam Cafer sülalesinden geliyordu. İlk güzellemelerimi o zaman okudum. askerliği de bitirince belli bir süre onun (ağamın) yanında kaldım. Arapçayı ondan öğrendim. Buraya kadar dönemle ilgili Mehmet Ali IĢık‟a ait kendisi hakkında bilgi veren Ģöyle bir kaydımız vardır: “1928 doğumluyum. Kendi ismim Mehmet Ali IŞIK. (Suriye. Aynı zamanda askerde ihtiyaç olan dini hizmetleri yerine getirmektedir.kendi elyazısı ile yazdığı Hayat hikayesi ile ilgili notlardan buraya aktarılmıĢtır. Gençliğimde bir kıza aşık oldum babası bizi hakir görüp sevdiğime vermedi. kafasının anladığınca aĢkı ve güzeli anlatmaya çalıĢmıĢtır. Bu iki zat olabileceği gibi ikisi de olmayabilir. Çünkü Mehmet Ali Ladik Öğretmen okulunda öğrendiği eğitimcilik bilgisi ile Ali okulunun öğretmenidir. Ruhu şad olsun. Hüseyin Fevzi adında bir zat ve Erzincan Ağırgöl civarında yaĢayan BaĢ köylü Hasan efendidir. Yirmi yaşımda başka bir güzelle evlendim. dünyada en çok sevdiğim şey arifane muhabbettir. Bunlardan birincisi Erzurum AĢkale'nin Dedelerinin geldiği köylerden. Fırsat buldukça onun yanına giderdim. Belki daha az bilinen ama Mehmet Ali‟ye çok 374 DerviĢ Ruhan‟ın “DerviĢ Ruhan‟ın 2. Irak.Arabistan vb. Onun vergisiyle ismim Işık Ruhan oldu. . Artık gözünde aĢtan baĢka bir Ģey yoktur. Farça ve tasavvuf ilminin inceliklerini öğrenmiĢtir ve kendi deyimizle gönül gözü bu zatın yanında açılmıĢtır.doyurur. 5 yaşımda öz anam göçtü. Memleketinden kimse söz konusu mürĢidi tanımaz. Arapçayı bildiğim için tercüman olarak doğu ülkelerinin çoğunu gezdim. Askerliği bitirdiğinde de yine belli bir süre bu zatın yanında kalmıĢ bilgi eksiklerini tamamlamıĢ ve pirinin yol vermesi ile memleketine geri dönmüĢtür. kendi sözüyle söylersek Gözüm görmek oldu dünyayı AĢk anlatmak farz oldu bana deyip köy köy. Gönül gözü açılan asker Mehmet Ali‟ye piri tarafından “Ruhan” ismi verilmiĢtir. İlk sevdiğimden ayrılınca kendime bir kabak saz yaptım onunla efkarımı dağıtırdım. Ģehir Ģehir dolaĢıp derviĢlik yapmıĢ ve dilinin döndüğünce gönlünün aldığınca.”374 Mehmet Ali IĢık‟ın mürĢidim dediği kiĢi aslında belirli bir kiĢi değildir. Sakinliği çok severim. ĠĢte asker Mehmet Ali IĢık aĢk dolusunu bu pirin elinden içer. İran.) Pakistan‟daki Atatürk sevgisi beni çok duygulandırdı ağladım. Derviş Ruhan diye anılırım. Mehmet Ali. onyedi yaşıma kadar övey ana ızdırabına dayandım. aldığı bu mükafat izinlerinin hepsini pirinin yanında geçirmiĢtir. Sevdasına önceleri anlam veremeyen Mehmet Ali‟nin aĢktan yaralı olan yüreği artık aĢkın kaynağına yönelmiĢtir. Sonra asker oldum askerde bir başçavuşla tanıştım beni çok sevdi ve beni Aşkalenin Dedeler köyündeki bir zatı muhteremle tanıştırdı. Bu anlatmasında ise hem doğaçlama Ģiir tekniğini kullanmıĢ hem de pratik hayatındaki sevgi doluluğunu göstererek insanları ıslah etmeye çalıĢmıĢtır. Bu zattan Arapça. Aziz Osman ve Fatıma'dan olmayım.

Tam olarak 1954‟de Amasya GümüĢhacıköy. Yavruyken almış eğitmiş. Kuzalan‟da hem hocalık. Alevi köyleri de Sünni bir hocanın gelip kendilerini zorlamasını istemediği için alevi köylerden hocalık yapabilecek kiĢi ararlarmıĢ. Kuzalan. görüĢme. hem rençperlik. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 24. 19. hem onlardan öğrenir hem de onlara öğretirken öğrenir.”375 Durum böyle iken kendisinin hocalık yaptığını öğrenen ve bir alevi köyü olan Kuzalan köyü kendisinin hiç olmazsa Ramazan ayı çıkana kadar köyde hocalık yapmasını ister. Zamanla Alevi köyleri arasında Kuzalan köyündeki ermiĢ hoca olarak tanınmaya baĢlar. ona karĢı duyduğu duyguları anlatan bir deyiĢle karĢılık vermiĢtir. Bununla daha sonra GümüĢhacıköy‟deki evini yaptıracaktır.”376 375 Muammer Badem. Askerlik görevini bitiren Mehmet Ali köyüne 1953‟de döner oğlu iki buçuk yaĢına gelmiĢtir. . Hatta bazı arkadaĢları Mehmet Ali‟nin anlattığı bu mürĢidin hayali olduğunu bile düĢünmüĢlerdir ve bunu kendisine söylemiĢlerdir.2006 tarihinde yapılmıĢtır. hocanın muhabbeti derlerdi. Mehmet Ali ile Sadiye‟nin 1957‟ de ikinci oğlu olan Fuzuli dünyaya gelir. Köyünde iĢ arar ama uygun bir Ģeyler bulamaz. Onu anlattı bana. Lise mezunu. gece taburunan gelilerdi. Bu arada değiĢik uğraĢlarla vakit geçirir. görüĢmenin birinci bölümüdür. Dedim bunu nasıl eğittin. Kırcanın adamı. Mehmet Ali aile yaĢantısı. Söz konusu hocalık döneminde neredeyse bütün sorunlu durumlar onun kararı ile çözüme kavuĢturulur. GümüĢhacıköy merkezde. “Kuzalan‟da bizim evimiz nasılıdı biyol. Bu konu hakkında Muammer Badem Ģunu söyler. 29. Kuzalan Köyünde Cami hocası olarak çalıĢmaya baĢlamıĢtır. Bu çalıĢma semeresini verir ve biraz birikim yapar. 1958 doğumlu. GörüĢme.GümüĢhacıköy . çalıĢkanlığı ve ahlakı ile örnek bir Ģahsiyettir. Mehmet Ali‟ye göre mürĢidi ulaĢılması gereken noktadır ve onun aĢk noktasının anahtarıdır. aĢık ve bilgili insanlarla muhabbet eder. Video kaset kaydıdır. Koca Sadık daha kimle toplaşu gelülerdi. hem de ustalık yapar. ĠĢte böyle bir durum da Mehmet Ali Kuzalan köyünde hocalık yapmaya baĢlamıĢ. gece bunun muhabbetine gelülerdi.08. (AĢık-DerviĢ) Amasya . sürekli bir çalıĢma halindedir. Cumayı. Kayıt. O ise bu eleĢtirilere mürĢidinin kimliğini açıklayarak değil. gidermiş kuş kekliği avlarmış getirirmiş. 376 Sadiye IĢık. Çünkü o dönemde her camide özellikle ramazanda hoca olması zorunluluğu varmıĢ. “IĢık Ruhan” okur hoca bilmezem IĢık gönül evim gece bilmezem Zahiri gideni hacı bilmezem Pirim kalbi Beytullah'tır Sina'nın.Ġmirler Köyü. Kekliği yakalar getirirmiş. Ailenin saadeti Fuzuli‟nin dünyaya geliĢi ile bir kat daha artar. 1954 ile 1964 yılları arasında hocalık yaptığı dönemde bir taraftan da Kırca. Bunlardan biri onun doğan kuĢu merakıdır. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda.önemli tesirler verebilen bir kiĢidir. köylerinden arif. Bu dönem hakkında eĢi Sadiye IĢık Ģunları anlatır. “Askerlik dönüşü Seciyende bir kuşu varmış Doğan kuşu beslermiş.

Akşamdan çıkardık.Bunun yanında söz konusu muhabbetlere katılan Hüseyin Zeytünlü o dönem hakkında Ģunları belirterek Mehmet Ali IĢık‟ın ilham kaynaklarından biri olan Uzunov hakkında bilgi verir. Kuzalan‟dayken. Mehmet Ali söz konusu sınavda sorulara üstün baĢarılarla cevap vermiĢ fakat cevapların meseplere göre farklı olduğunu da anlatmıĢtır. Uzunov ustaz görmüş bir insandı. Hal ve hareketinden yaşamından. Ġlkokul mezunu. Onun için her arifane muhabbet eden onun için ustadır ve onların yönlendirmelerini Hak kabul eder. Yalınız Gerçek ben gerçeğim demez. hem muhabbet ederdük. “Herkesi bir gözle gör yavrum” Uzunov Kuzalan‟lı Kara Ahmed‟in babasıdır. ispat eder o kendünü. Gerçek değildi amma ustaz görmüşüdü. Arapça okumasını öğrettiği dört hoca arkadaĢı belge alırken kendisi yetersiz görülmüĢtür. IĢık Ailesi 1965 yılında Amasya GümüĢhacıköy ilçesine taĢınır ve Hallar mezarlığı karĢısında bir eve yerleĢir.” 377 Kuzalan‟da hocalık yaptığı dönemde Kuzalan‟ın ileri gelenleri ile muhabbet eden Mehmet Ali kimseye mürĢidinden bahsetmez çünkü kendinden aldığımız bilgiye göre mürĢidi “kilidinin” daha sonra açılacağını ona söylemiĢtir. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . Çok güzel bir canıdı. . “Ali Zeytün. “Ali Hocaya yavrum şu yoldan gir şu yoldan çık” derdi. hocalık yapma belgesi. delikli çamdan sizin eve inerdik. Adam kendünü çok iyi yetüştürmüşüdü. Ġlçede hocalığa baĢvurmaz inĢaat ustalığı ile geçinir. Anlayan anlar. Kayıt. Ben (Hüseyin Zeytünlü). Patlak Enişten Ahmet. GörüĢme. Her lafında mana muamma varıdı. Kel Cumak (Cuma Zeytünlü). amma gerçeklik yoğudu.GümüĢhacıköy . Bu durum onun zaten içsel olarak zayıf 377 Hüseyin Zeytünlü. Yusuf bek gitmezdi Yusuf emmin.08. çok okumuşudu tarihçiydi. sınava giren herkesin verilen cevaplar karĢısında hayretler içinde kalmasına karĢın.Kırca Köyü. Her harfinde bir gecelik muhabbet varıdı. dem aluduk giderken orada hem demlenidük. baktığı gözünden anlarsın. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. 17. Anladıktan sonra ona hızmat eden himmetini alır. sabahlara kadar muhabbet ederdik. Video kaset kaydıdır. Söz konusu sınavda. Uzunov‟unan Kinik Hocadur. İşleğinden. konuştuğu sözünden. Babanı baba yapan o mertebeye erdüren. yeterlilik belgesi bir tek Mehmet Ali‟ye verilmemiĢtir.2006 tarihinde yapılmıĢtır. görüĢmenin birinci bölümüdür. Bu anlamıyla Kırca‟lılar Mehmet Ali‟nin en sadık sevenleri ve yarenleri olmuĢtur. “ sen çevrede güzel bir hoca olun benim dediğim gibi yaparsan” derdi. Hocalıktan soğumasında devletin imam kadrosuna geçmek için girdiği sınavda karĢılaĢtığı muamele çok belirleyicidir. 1936 doğumlu. Kel Sadık Gacurun babası. Kırcada ki bu aĢk dolu günlerini bir Ģiirinde Ģöyle anlatır: Kurarsanız Kırca köyde kırkları Mekan olur yuvaları yurtları AĢk yok eder türlü çeĢit dertleri Akar o dillerin balı turnalar Kuzalan köyü ile Kırca köyü karĢı karĢıyadır aralarından bir yol geçer ve beĢ kilometre uzaklıktadır. Kuzalan köyü daha çok hoca olarak Mehmet Ali‟yi tanır ama Kırca köyü onun gerçek yönünü görmüĢtür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 18.

yönetecek birini bizde öğretelim. DeyiĢler yazmaya ve bunları insanlarla paylaĢmaya baĢlamıĢtır. Ġlyas Kaya. Söz konusu deyiĢler daha da tanımasını sağlamıĢ ve kendine has bir üslup ve sohbet tarzı geliĢtirmiĢtir. görüşmeye devam ettik. 379 Dilaver ġaĢmaz.Çetmi köyü. Sadık ağa diyoki moturu alayım dişini çektüreyim. (DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . Dilaver ġaĢmazla yapılan bir kayıtta. (AĢık. anahtar deliğinden içeriye baktım. Ġlkokul mezunu. 378 Abdullah Balcı. Mehmet Ali IĢık (DerviĢ Ruhan).08.olan cami cemaatiyle iliĢkisini tamamen koparmıĢ ve kendi deyimiyle tamamen “gerçek”liğe yönelmiĢtir. Bu konuda Mehmet Ali bir kaset kaydında Ģunları söylemiĢtir. Bu dönemlerde sevenleri olduğu gibi kıskananlar ve birbirlerinden sakınanlarda olmuĢtur. Mehmet Ali) geldi.Zakir). başlangucu böyle. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 1. 1933 Doğumlu. . Okuryazar değil. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 13. Bu evlilik sayesinde çok sevdiği bir aile ile dünür olmuĢtur.”379 Mehmet Ali gerek Kuzalan köyünde gerek GümüĢhacıköy‟de insanlara inanç dünyaları ve onun doğrudan yaĢanması için gerekli olan bilgileri paylaĢmıĢtır. Veli Balcı‟nın evinde. GümüĢhacıköy‟e taĢınınca Alevilerinde yoldan uzak olduğunu görüp onları yola çekmek için ait olduğu mahallede birliğin sağlanmasına çalıĢmıĢ. 16. Bir dişim ağrıyo. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Çetmi. başım düşecek sanıyom. Fedai Balcı. Kayıt. ben işimiz var diye gitmek istemiyom. Akşam meydana çıkacuk ya. Soldan sağa. Orada iken Anşa geldi bana Dilaver bir gerçek (ermiş. Ali ağayı görür görmez şartolsun dişimin ağrısı gitti. YemiĢen ve Korkut köylerinde ise kendisini çok seven aileler oluĢmaya baĢlamıĢtır. Gün geçtikçe babasının kendisi için çizdiği ruhsal yoldan ayrılıp. Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. Mehmet Ali IĢık‟ı ilk görüĢünü Ģöyle anlatmaktadır: “Akşam hısım kurbanı yiyecez. YemiĢen Köyünde. diyo.1996 tarihinde yapılmıĢtır. 16. AĢık Abdullah bu konuda Ģunu belirtir: “Hacıyahya mahallesine gelince orada o gelmeden önce 30 sene birlik olmamışımış. Amasya . fakat Mehmet Ali askerden geldikten sonra çok değiĢmiĢtir. daha eski köklerine dönmüĢtür. 380 Ekler. Resim 2: DerviĢ Ruhan ve sevenlerinin 1975‟deki bir resmi.380 Bu sevenleri onun Ģiirlerini ezberleyip muhabbetlerde söylemiĢler. Resimler. Teyp kaset kaydıdır. 1930 doğumlu. MürĢidinin ona neler öğrettiği herkes için bir sırdır. 1965-1975 yılları arasında GümüĢhacıköy‟de iyice tanınmıĢtır. Ondan sonra babalık görevi birkaç sene Ali Ağaya verilmiş. demişki ben buraya bakı değülüm seçin içinizden kim idare edecekse. oda bizim odada dedi ben görmek istedim.”378 AĢık Abdullah‟ın da dediği gibi “Baba” görevini biraz yürütmüĢ sonra birlik sağlanınca ve devam ettirecek birini yetiĢtirince “baba”lık postunu baĢkasına bırakmıĢtır.Hamamözü –YemiĢen Köyü. sadık kiĢilerdir. onun ilk köye gelmesi bizim kurbana gelmesidir. Kız nerede diye sordum. Dünürleri olan Dilaver ve Süleyman ġaĢmaz gerçek sohbeti dinlemiĢ arif. Kayıt. onun Tanrısal bir ıĢık taĢıdığına dair inançlarını paylaĢmıĢlardır. cem yapılmamışımış. Mahallenin ileri gelenlerinin evini tek tek gezerek orayı birliğe getüren Ali ağa (Mehmet Ali Işık) olmuş. O günden sonra bağlandık. Özellikle Dilaver ana çok özel duyarlılıkları olan ve yola bütün saf niyeti ile bağlı olan bir anadır. GörüĢme. Zaman geçtikçe Mehmet Ali daha Batıni sohbetler içinde olmuĢtur. Video kaset kaydıdır. Mehmet Ali 1972‟de oğlu Ali Osman IĢık‟ı Çetmi köyünden Gülsüm ġaĢmaz ile evlendirir.07.

GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde . hani vergiden muaf diye bir sözümüzde vardır ya. Ġlkokul mezunu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 21. hala aynı sözcüğü kullanıyoruz. yav kıskanıncaya kadar. Fakat muhabbette olan.7. 15. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 11. Anadım desem anıyamadım. Bir şey geçti arada ama ben anlamadım.1994 tarihinde yapılmıĢtır.”382 Görüldüğü üzere derviĢlerin yaptığı muhabbette tartıĢma olmadığı gibi sistematik bir anlatı da yoktur. . 382 Cuma Zeytünlü. diye iki sene sonra öğrendim. Ġzmir – Çiğli – Egekent‟te oğlu Fuzuli IĢık‟ın evinde. sonra yine aynı canlar aynı evde bir sohbete bir muhabbete girdik.“Bir gün bir dedikodu şahsiyetine muaf oldum. (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya . Video kaset kaydıdır.GümüĢhacıköy . can kulağıyla dinleyip. Teyp Kaset kaydıdır. imkanı yok. oda sevsin sende sev. hatta o muaf demek tamam Arapçadan kalmadır bize. birlik. konuşulan konu dağılacak. Söz konusu muhabbetler hakkında yaĢadığı bir deneyimi anlatarak muhabbetlerin nasıl bir Ģekilde olduğunu anlatmak için Cuma Zeytünlü Ģöyle der: “Irametlik çürük Sadık. Kırca‟daki muhabbeti göz önüne aldım. öyle bir konuya girildi ki aklım ayım bayım oldu. Bu muhabbetler aslında muhabbete katılan herkesin yüksek uyumu ile verimli hale gelir. daha Türkçemiz tamamen Türkçeleşmemiştir. Bunları Ģiir olarak halkın uyanması için yapmıĢ fakat asıl derin paylaĢımlarını “Balım Sultan muhabbeti”nde yapmıĢtır. Kayıt. konuyu benimsemeye ve konu üzerinde düĢünerek açılımlar yapmaya çalıĢması gerekmektedir. GörüĢme. işte anamadığın noktanın cevabı şu. inancın güçlülüğü hakkında nasihatler vermiĢtir.Kırca Köyü. açıklanmıĢtır. kardeĢlik. O diyor benim evime gelecek beriki diyor benim evime gelecek. Mehmet Ali daha sonra Ģiirlerinde de bol miktarda görüleceği üzere sürekli insanlara. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . Ġlkokul mezunu. Kayıt. Kırca gözümde yohalır gibi oldu.Kuzalan Köyü. Böylelikle bir gün kendi evlerinde oturukene 10-15 can varız her kez biraz sazına sözüne okudular.08. onlar bana demiş gibi oldularki (onlar bana demesin amma ben öyle anıyom) Cumayı ağa sen iki sene evvel bu noktayı anamadım diyodun.2006 tarihinde yapılmıĢtır. 12. Foto İhsan gibi varıdı böyle adamla. O anıyamaduğumun peşinde tam iki sene gezdim. O anki okuduğum şu kelam oldu ilk el. tahminim 1975 devreleri idi. o zaman o muhabbeti gözümün önüne aldım. 1928 1995 yılları arasında yaĢamıĢ. Sonra o bilgiyi anlayacak hale geldiğinde baĢka bir muhabbette bilgi 381 Mehmet Ali IĢık. bu benim tuhafıma gitti. görüĢmenin birinci bölümüdür. ben size kötülük yaramazlık bir şey düşündüğüm yok. çağrıĢımlarına kadar konuĢulup. Hatta Ali Hocanın ilk sattığı evde bahçede bir muhabbet oldu. Onu da beni sever gibi görünenler hep birbirini benden kıskanıyorlar. o zaman anadım diye onun uçunu bırahsaydım ben yarım kaludum. GörüĢme. Tabi sıra bana geldi o zaman bir miktar bağlamadan tutamıyorum ama sazdan bir miktar tutabiliyordum. aĢkın yüceliği. yav ben burayı anıyamadım desem muhabbet dağılacak. Ali Hoca (Mehmet Ali Işık). 1929 doğumlu. ben yokum amma benim üzerime aktarılmış muaf demek. Başka bir fakirhane bir eve kondum. Söz konusu muhabbetlerde bir Ģiir veya bir konu ele alınır ve en derin anlamlarına.”381 Görüldüğü üzere insanlara bir Ģeyler anlatmaya giderken onların kendi sevme beklentileri birbirlerinden kıskanma olarak kendisini göstermiĢtir.

Piriççi Yusuf. 388 GümüĢhacıköy‟deki altı derviĢ: Dertli Garip. 387 Çetmi de derviĢ seveni olan. 386 Miskin derviĢ. 389 Kırca köyünde DerviĢ Ruhan (Mehmet Ali IĢık) çok sevilir ve en çok seveni bu köydedir. Geleneksel derviĢlerdendir.açıktan söyleniyor. . Manicinin Ali. Mehmet Ali IĢık söz konusu muhabbetlerde her türlü konuya çok hakim bir derviĢtir ve anlatabilme açıklayabilme kabiliyeti vardır. Bir tur edin Hacıköy'ün üstüne Altı canın388 eli varır destine Gönül ister kavuĢmayı dostuna Hakikat ehlinin varı turnalar Kurarsanız Kırca köyde kırkları389 Mekan olur yuvaları yurtları AĢk yok eder türlü çeĢit dertleri 383 384 Amasya yolu üzerinde bulunan Horasan erenlerinden olan Gani Babanın türbesi kastedilmektedir. Söz konusu dönemler DerviĢ Mehmet Ali‟nin de çok coĢkun ve aĢk ile dolu olduğu dönemlerdir. DeyiĢ Ģudur: Gani baba383 Amasya‟nın ilinden Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar Pirim Hamdülillah384 nesli Veliden Destur ile uçun bari turnalar Eynegölde selam eylen Sadığa Mecitöz'de bir ol bir cana daha Erenler ulusu biçilmez baha Ali Belli385 verir kari turnalar Sakın geçmeyin dost köyünde eğleĢin Miskin derviĢ386 ile gönül söyleĢin Hazin hazin bir katara yerleĢin Göremez ladenin körü turnalar Konmadan göçmeyin Çetmi387 köyüne Mehman olun güzellerin beyine Selam söylen kadehine meyine Sakın eyletmeyin zari turnalar. Yeniçeri ocağı kapatılıp Hacı BektaĢ dergahı kapatılınca. Foto Ġhsan. Bu dönemlerde turnalarla konuĢur gibi yazdığı bir deyiĢ o dönem GümüĢhacıköy‟ü ve yaĢanan ruhsal paylaĢımların iĢaretlerini verir. 385 Ali Belli Yan yatan Ali derviĢ‟in gerçek ismidir. dergahtan sürgün edilen Hamdüllah Efendinin Amasya merkezdeki türbesidir. Kendisi Yanyatan Ali derviĢin gönül dostudur. DerviĢ Ruhan‟ın dünürü Süleyman ve Dilaver ġaĢmaz ile dostları Hasan ve Bani Kurban aileleri vardır. Esen çaylı Zefil Memmet isimli derviĢin Ģiir ismidir. Çürük Sadık. Koca Sadık. Yörede insanların çok önemsediği keramet sahibi olduğuna inandığı bir derviĢtir. Dolayısıyla en birlik sağlayabildiği yer olarak burada Kırca köyünü zikreder. Bu sebepledir ki kısa zaman içinde GümüĢhacıköy ve çevresi Alevi BektaĢileri arasında etkili bir derviĢ olmayı baĢarmıĢtır. ÇalıĢmamızda da ismi geleneksel derviĢ olarak çok zikredilmektedir.

“IĢık Ruhan” doğru olan din bulur Kültürsüz softalık geride kalır Bir gün okuyanlar ileri olur Marif kültür yayın okumalıyız. Özellikle siyasetin ülke gündemini sardığı günlerde çok uğraĢmasına rağmen birçok çatıĢma ortamına engel olamamıĢtır. Kadınlar ona göre yaratıcıdır ve bu vasıfları ile dünyayı daha güzel kılabilme özellikleri vardır. Bu konuları önemli bulup. ruhsallığı deneyimlemede bir yöntem olarak uygulamıĢtır. Muhabbet etmeyi bilgi aktarmada. Bu yöntem onun daha da anlaĢılır olmasını sağlamıĢ ve yol üzerinde bir çok değiĢikliklerin yapılmasını sağlamıĢtır. Ģiir . Gitmen uzaklara pervazı dönün Sakın yükselmeyin engine inin Bir gün Adatepe bağrıma kanım Kul IĢık Ruhan‟ın yari turnalar. ülkenin gidiĢatı hakkında önemli tespitlerde bulunmuĢtur.390 Mehmet Ali IĢık 40 yaĢlarını aĢtıktan sonra insanlar üzerinde daha da etkili olmaya baĢlamıĢtır. Hayatta gördüm ilim ileri Temelde terbiye okumalıyız Ġlla oku dedi hak peygamberi Kuranı Türkçeden okumalıyız Ġlim Okumakla olur ileri Fen iĢ yükseldikçe kalınmaz geri Öğretmendir önce ilim rehberi Atanın nutkunu okumalıyız. DerviĢ Ruhan‟ın bir önemli özelliği de kadınlara verdiği değerdir. Mehmet Ali öğrendiği hakikatleri Ģiiri ile açık bir biçimde dile getirerek. Kendisinin Atatürk ve yurt sevgisi hakkında çok özel hassasiyetleri vardır. Bükülmez bilekler çalıĢmalıyız 390 DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri içinde “Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar” baĢlıklı 148.Akar o dillerin balı durnalar Ali'si Veli'si Sadık'ı bir de AĢıkı maĢuku verir el ele Bin bir türlü seda gelince dile Açılır arĢu ala yolu durnalar. gündeminde tutmuĢ ve gençlere bu yönde telkinler vermiĢtir. Örneğin bütün herkesin okuma yazma öğrenmesini gerek Ģiirleri ile gerek öğütleri içinde belirtmiĢtir. Kadınların bu özelliğinin ortaya çıkmasının yolu ise toplum içindeki ayrımcılığın ortadan kalkmasıdır.

” Tebrizden Baküden Hudut kapısından atladık Doğu Beyazıt. sonra Hür şehit ve Harmangahlar Şah Hüseyinin kesildiği yeri ziyaret ettik. Hasanül Askeri. Ġran. Kırşehir. Huduttan geçtik beş şehirden sonra Kazvini‟de İmamı Rıza‟nın oğlu Şah Hüseyini ziyaret. .5 yıl da Ortadoğu ülkelerini Ģehir Ģehir dolaĢmıĢtır. üçü bir arada.. Hazreti Hünkarın Babası İbrahim Sani ve Ayak izinin yerini ziyaret. İran Medayım‟da Selmanı Pak. Samra: İmamı Ali Naki. age. Yozgat. Hazreti Aliyel Murteza‟nın kızı Rukiye ve Türk şehidi yüzbaşı. HacıBektaş ziyareti. Kuveyt.” 392 391 392 Ankaralı -Cin -Tuncay. Yunus peygamberin türbesi ve imamların makamı. 16 şüheda başları Zeynel Abidin‟in oğlu Abdullah. Musaybinde Müslimin çocuklarının türbesinden sonra. Ümmü Gülsüm. Caferi Tayyar oğlu Abdullah ve üç devrili camiyi imamiyede Yahya peygamberle Şah Hüseyin ve sakalı şerife.391 Ġlk gezisi 1972‟de Suriye. Irak. „DerviĢ Ruhan‟ın 3. Suriye. İmam Rıza‟nın ziyaretinden Tahrana 1. Şam‟da Zeynep anayı ve Kasım‟ım eşi Fatime‟yi. İskenderun Reyhanlı Cilve gözünden Halep‟te Seyit Nesimi‟nin yüzüldüğü yer ve Zekeriya peygamber. Kazvin şah. Maşat. Pakistan. Hazreti Adem (as). 203 DerviĢ Ruhan‟ın. Musul‟da Şit peygamberi ziyaret ettik. Müslimin türbesinde Hani bin Üzre ve kahraman Muhtar ziyareti. Müslimin çocuklarının kesildiği Fırat‟ın kenarındaki yeri. Üzeyr. Hazreti Nuh (as). habibi aynı çatıda. Hayatı boyunca Türkiye‟de bir çok yeri gezmiĢ. ve Ġran‟adır buralarda türbe ziyaretlerinde bulunmuĢtur. Gülşeni İbrahim. Sonra Abdülkadir Geylani ve İmamı Azamı ziyaret. Iğdır Erzurum üzeri döndük. Kufe : Hazreti Şahın yaralandığı cami ile durdukları evini. Gülşehir. Kerkük Türk vilayetinde kalede Danyal peygamber. Zakine. İmam Rızanın kardeşi ziyareti. Defteri‟ olarak adlandırdığımız defterinden alınmıĢtır. Tahranda Hamzazade Seyit Abdullah. Nevşehir. Amasya. Hüneyn peygamber ve Hüzefye Yemani ziyaret ettik. Irak. Yemen. yaklaĢık 3. Bağdat. Ürdün.Tatlı söze güzel alıĢmalıyız Ġnsana kardaĢça tanıĢmalıyız Erkek kadın birdir ayırt etmeyin Mehmet Ali IĢık‟ın bir diğer özelliği de gezgin olmasıdır. İmam Musayıl Kazımı ve İmam Muhammet Takı‟yı ziyaret. Hacıköy‟den Havza. Kerbela: Şah Hüseyin‟in mergadi ve yanında Ali Askar ayrı yerde 73 şüheda ve sancaktarı. Tokat. Mehmet Ali IĢık gezdiği yerlerde düzenli not tutmamıĢtır fakat elimizde onun gezi notlarından bazı parçalar kalmıĢtır. bacısı Halim ve Muhammet Mehtinin mağarası ve anası Nergize anayı ziyaret. İmam Zeynel oğlu Tahir. Kum Şehrinde İmam Rıza‟nın kardeşi Masurva anayı ziyaret. üçü bir kubbede dille tarif edileceği yok. Suudi Arabistan. Afganistan gibi bir çok ülkeyi gezmiĢtir. Bu parçalardan bir kaçı aĢağıya orijinal Ģekli ile aktarılmıĢtır: “Bismilahi Desturi Pir. Celal Abbası ve kollarının düştüğü yeri. Gezi notları sayfalarda dığınık bir Ģekilde bulunmasına karĢılık buraya bir düen içinde aktarılmıĢtır.5 günde geldik. Necef: Hazreti Şahın türbesine. Arapça ve Farsçayı bildiği için Arabistan‟a tercüman olarak gitmiĢ ve oralarda derviĢ vari bir Ģekilde dolaĢa dolaĢa çoğu Ortadoğu ülkelerini gezmiĢtir.

hası dikilecek bir anda ĠĢçi pası onun peĢine bayılır 393 Mehmet Ali IĢık. Kayıt. gerçeklik bu yöndedir. Çok rahat elindekileri baĢkalarına verebilir.GümüĢhacıköy . sağ kesim ise alevi diye dinsiz olarak algılar. ben aslında onların kulu ve gulamı gibi bendesi olmuş olurum. Özellikle 1979 herkes için olduğu gibi onun için de zor yıllardır. Her geziden dönüĢünde daha da inançlı. Siyasi çatıĢmaların yaĢandığı bir ortama doğru ülke her geçen gün sürüklenmektedir. ama sözleri dinlenmez. Mehmet Ali kime ne dediyse sözlerini dinletemez.02.”393 Mehmet Ali kimsenin bilmek çabası içinde olmadığını. herkes beni bilemez. 02. Suriye. kiĢilerin hem kendilerinden. Mehmet Ali ruhsal konularda olduğu kadar. daha küçük bir eve yerleĢir. Bu konuda gezdiği yerleri anlatmak ve orada hissettiklerini paylaĢmak en keyif aldığı konular olmuĢtur. kararlı ve enerji dolu olur fakat ülkenin gidiĢatı Mehmet Ali‟nin gidiĢatına uymaz. ama beni bilenlerin. bu anlamıyla zaten kiĢilerin birbirine temas etmesinin zor olduğunu düĢünmektedir. ÇalıĢır kazanır ama kazandığının kıymetini bilmez. şöyle bir duruma geliyor ki. Bu dönemde kayda alınmıĢ bir muhabbetinde Ģöyle bir konuĢması vardır. YemiĢen köyünde AĢık Abdullah‟ın evinde. 1928 1995 yılları arasında yaĢamıĢ. Bu gezisinde. Hindistan ve Pakistan‟ı gezer. “Şimdi beni bilmeyenin ben de nesiyim. Sadece onu seven sevenleri tarafından dinlenir ama kavgaya engel olamaz. Kendisi sol kesimce eski kafalı olarak algılanır. Irak. Yemen. Ruhsal olarak önemli olan kiĢilerin türbe ve yaĢadığı mekanları gezmek ona çok yüksek duygulanımlar yaĢatmıĢtır. DüĢünen bilen bir insan olduğu için insanlara nasihat vermeye çalıĢır. anlamı. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 22. Durum böyle iken 1975‟de oturduğu büyük evi borçları sebebiyle satar. (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya . .Mehmet Ali‟nin gezilerinde ruhsal bir amaç vardır. Ġlkokul mezunu.1979 tarihinde yapılmıĢtır. Teyp Kaset kaydıdır. dindar kesimce alkol içen adamdan hayır gelmez diye yargılanır. GörüĢme. beni bilmezlerse ben kimin nesi olurum. Sonra 1976‟ da tekrar yurtdıĢına çıkar.Kuzalan Köyü. maddi konularda baĢarılı değildir. Suudi Arabistan. 1971 de doğaçlama olarak söylenip kayda alınan ve geleceği söylediğine inanılan bir Ģiirinde bu günlerden Ģöyle bahseder: YetmiĢbirde tamam bilmem ne olur Sağcı solcu kavgaları çoğalır Tıp tabiat hesapları dövülür Ara yerde nice canlar kovulur YetmiĢiki inen kanunca sene Sahte Süleymancı baya kana YetmiĢüç demeden girecek ine Onuda aradan bize duyulur … YetmiĢaltı yeĢmiĢsekiz seksende Bir aslan arada kalır ihsanda Halk P. Bu özelliği onun maddi anlamda suistimal edilmesine sebep olabilecek bir özelliğidir. hem de kendilerinden uzak olduğunu.

Mehmet Ali. muhabbete itibar kalmamıĢtır. Bu düğün Büyük oğlu Ali Osman‟ın eĢi Gülsüm IĢık‟ın yeğeninin düğünüdür.1995) Amasya GümüĢhacıköy‟deki evinde Hakkın rahmetine kavuĢur. onca sırla kaybolmak istememektedir. Ġzmir‟de aradığını bulamaz ve 1986‟ da GümüĢhacıköy‟e geri döner ve Hallar mezarlığı karĢısında Saray mahallesinde küçük bir eve yerleĢir.Seksenbirde er aĢıklar çağırır Yine dev her birbirini kavurur SeksenbeĢ bir karanlık gün olur AĢıklar Allah der hakka duyulur … Nice Mümin görür öyle devranı Çeker hünkar katarına kervanı “IĢık Ruhan” gördüğümüz seyranı Gören ve gösteren Ģahım sayılır. Hakka kavuĢma vaktinin geldiğini anlamıĢtır. yükü çok ağırdır ve bu bilgileri paylaĢması gerekmektedir. Mehmet Ali IĢık.1995 arasında çift bastonla zor yürür bir hale gelmiĢtir. ayakları kireçleme olmuĢtur. Mehmet Ali IĢık son olarak Tayyar ġaĢmaz ve Esin ġaĢmaz‟ın nikahlarını kıyar ve son birkaç Ģiirini Tayyar ġaĢmaz‟a emanet bırakır. köylerde kalmasını engellemiĢtir. ardında gözü yaĢlı sevenlerini ve dünyayı algılayıĢ biçimini yansıttığı deyiĢlerini bırakarak aramızdan ayrılmıĢtır. Daha sonra Mehmet Ali de. Bu dönemlerde insanlar kendi iĢlerine dönmüĢler. Sanki kader ona bir oyun oynamıĢtır. buna rağmen Fuzuli gençliğin siyasi olaylarına zaman zaman katılmıĢtır. Onun insan ve insanlıktan anladığı birçok Ģey göz ardı edilmiĢ ve onun sözüyle söyleyecek olursak “birliğin dirliğinden” uzaklaĢılmıĢtır. Fuzuli ile Süveyda evlendikten sonra Ġzmire göç ederler. paylaĢması gereken. Çünkü anlatması gereken. Mehmet Ali‟nin kendisi hakkında bir . Mehmet Ali burada evini yapar ve hastalanır. Ġkinci oğlu olan Fuzuli IĢık söz konusu siyasi olaylar zamanında askerdedir. Düğünden bir iki hafta sonra Mehmet Ali herkesle vedalaĢmaya baĢlar. Dönüp dolaĢmıĢ Hacıköy‟de ilk geldiği sokağa tekrar yerleĢmiĢtir. Bu dönemde eski dostların çoğu yaĢam kavgası içine düĢmüĢ ve muhabbetler seyrelmiĢtir. Bu yerleĢtiği yer GümüĢhacıköy‟e ilk geldiği sokaktır. DerviĢ Ruhan olarak insanların bu acı içinde olma haline bir Ģey yapamaz. “DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan” olarak mürĢidinden yeniden doğan ve birçok insanın vicdanında özel paylaĢımlara imza atan derviĢ. ġahı Merdan‟ın yolunun inceliklerini anlatarak gençlere fırsat vermeye çalıĢır. 1984‟de GümüĢhacıköy‟deki evini satıp Ġzmir‟e Fuzuli IĢık‟ın yanına göç eder. 1988-1992 yılları arasında tek bastonla yürümekte iken. Muammer Badem (Ozan Özlemi) gibi yanına gelip ondan feyz almaya çalıĢan insanlar ne yazık ki çok azdır. AĢk ile dolu dolu altmıĢyedi (67) yıldan sonra Mehmet Ali IĢık olarak doğan. 1995 yılının Eylül ayının altısında (6.9. 1988‟den sonra ayaklarındaki siyatik ve kireçlenme hastalığı daha da artar. oğlu Fuzuli‟yi askerden gelince 1982‟de Korkut köyünden Süveyda Bozkurt ile evlendirir. Mehmet Ali bu konuda sert yasaklamalar yapmaz. televizyonlar herkesi yalnızlaĢtırmaya baĢlamıĢ. Hareket kabiliyetinin zayıflaması onun gezmesini. muhabbetlere gitmesini. Bu günler DerviĢ Ruhan için çok zor yıllardır. 1992.

Çorum. 395 Ekler. Bir avuç toprağım yoktur. Hayatta gülmedim. Amasya. Bunların hepsi sağlığımda tamamladım. Ali Osman IĢık ve Deniz IĢık tarafından kaleme alınmıĢtır. Beni Keçeli Dedenin yanına gömün. Tokat çevrelerinde hep mutlu oldum. Buraya ikisinin de yazdıkları aktarılmıĢtır. İki oğlum ve ikisinden de ikişer torunum var ailecek ikrar verdigimiz yola hizmet ediyoruz. deyiş söyleyip. mahlası. Aşk gönlünüzden. Mezarının önyüzünde397 ise. siyasete hiç karışmadık. yaşlı. Söz konusu bu yazılar “DerviĢ Ruhan‟ın 2. okumakla ilgili aĢağıdaki Ģiirinin ilk iki dörtlüğü vardır. insan sevdiğine kızmalı ve ona öğüt vermeli düşüncesini sonuna kadar savundum. Keçeli dedeye Mehmet Ali‟nin özel bir yakınlık duyduğunu birçok seveni bilmektedir. deyişlerimi okunabilecek şekilde yazın ve türbenin duvarlarına asın ”396 DerviĢ Ruhan‟ın cenazesi de ona yakıĢan bir saygınlık içinde gerçekleĢmiĢir. . evinin olduğu sokağı doldurmuĢtur. Sekiz senedir belimi kireçleme tuttu iki bastonla çok az gezebiliyorum.”394 Bunun gibi insanlara bıraktığı son sözleri olan vasiyeti de çok incelikli sözlerle doludur.Ģeyler yazması istenince yazdığı bir paragraflık bilgi onun kendini nasıl gördüğü hakkında özel bilgiler sunar: “İlkokul mezunuyum. Resimler. Levha 2: DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi. kendi elyazısı ile yazdığı Hayat hikayesi ile ilgili notlardan buraya aktarılmıĢtır. Hayatımda gördüm ilim ileri Temelde terbiye okumalıyız Ġlla oku dedi Hak peygamberi 394 „DerviĢ Ruhan‟ın “DerviĢ Ruhan‟ın 2. semah dönün ve bu güzellikle beni uğurlayın. Ölümünden birkaç saat sonra birçok kiĢi. genç ayırt etmeden dem verin saz çalıp. saygıyla. Ailem ve ben yalan. “Göçtüğümde arkamdan ağlamayın desemde ağlayacaksınız. Kendi isteği üzerine hemen o günün akĢamı GümüĢhacıköy Kırca köyündeki Keçeli Dede türbesinin yanına gömülmüĢtür. Hakkın kalpevinde olduğunu unutmayın. DerviĢ Ruhan vasiyetinde395 Ģunları der. 397 Ekler. Kırk beş senedir dem içerim. deva aklınızdan. Resim 4: DerviĢ Ruhan‟ın 1996‟ da yaptırılmıĢ mezar taĢının ön yüzü. samimiyetle Allah‟a emanet olun yavrularım. Eklerde resimler bölümünde. Onu sevenlerde bu bilgiye uyarak mezarını türbe dıĢında bırakmıĢtır. doğum ve ölüm tarihleri yazmaktadır. Cenazemi tezce yıkayıp gömün. kışın ise gezer gönül evi yaparım. sevin sevilin. DerviĢ Ruhan‟ın mezar taĢının arka yüzünde adı. inanacağınız yeri sıkı tutun. sevgiyle. Beni güzellikle uğurlayın. Hayatta gönül kırmayın. Bunların yerine gömüldüğüm günün akşamı bir eve toplanın beni görmeye gelen herkese kadın erkek. vasiyetname adıyla görülebilir. Dar çekmeyin Mevlit yapmayın. 396 DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi: Ölmeden birkaç saat önce hem oğlu Ali Osman IĢık hem de torunu Deniz IĢık tarafından kaleme alınıĢtır. İşim halkıma insan kıymetini ve sevgiyi anlatmak oldu. Defteri” olarak adlandırdığımız defterinde bulunmaktadır. Defteri” olarak adlandırdığımız defterinde. Mehmet Ali kendisinin bir önceki hayatında Keçeli dede olduğuna inanmaktadır. Genel işim yazın köyde kentte insanlara oturması için oturma evi yapardım. Türbesinin baĢka bir ad adında yapılmasına onun için gerek olmadığını söylemiĢtir. yanlız üzülmeyin. Levhalar. tatlı söz dilinizden düşmesin.

2. Günümüzde de hem muhabbetler hem de cemler türbede yapılabilmektedir. DerviĢ Ruhan. çok farklı hayat deneyimlerinden geçmiĢtir. aĢ evi. Asıl ismi Mehmet Ali IĢık olan derviĢ. kurban kesme yeri ve yemek yeme yeri ile daha kullanıĢlı bir hale getirilir. Fikret Türkmen‟in yardımları ile gerçekleĢmiĢtir. Vasiyeti üzerine GümüĢhacıköy Kırca köyündeki Keçeli dede türbesinin yanına gömülen Mehmet Ali‟nin mezarı dıĢarıda kalacak Ģekilde türbe yıkılıp yeniden 1996‟da inĢa edilir.1. Fakat temas da bulunduğu insanlar onu nasıl anlamlandırdı ise ona göre değerlendirmiĢtir. Mehmet Ali‟nin diğer bir vasiyeti olan “IĢık Ruhan” mahlasları ile yazdığı Ģiirlerinin türbenin duvarına asılması ise 1997 yılında yapılır. Bu dekorasyon yapılırken DerviĢ Ruhan'ın anlattığı bilgiler. Hacı BektaĢi Veli solda olmak üzere duvara temsili resimleri asılmıĢtır. Resimler. türbeye yansıtılmaya çalıĢılmıĢtır. 12 ayrı parçaya bölünmüĢ resmi. Ruhani baba gibi isimlerle anılırdı. Resimler. türbe 6X6 metre geniĢliğinde bir kare duvar ortasında 3 metre çapında bir kubbe ile sabitlenmiĢtir. Mehmet Ali IĢık. 398 399 Ekler. Dr. Resim 6: Keçeli dede‟nin türbesinin duvarındaki. Resim 5: Keçeli dede Türbesinin kubbesi. beyaz ve yeĢil nurları temsilen üç farklı renge boyanmıĢtır. BektaĢi ilitürasyonları Türkçe anlamları ile birlikte asılmıĢtır400. Örnek verecek olursak.Kuranı Türkçeden okumalıyız. . Bunun yanında Hazreti Ali sağda. bunun yanında yaĢadığı hayatta bıraktığı olası izler hakkında yorumlar yapabilmemize imkanlar tanıyabilmektedir.398 Bununla birlikte eklerde göreceğiniz türbe içi iç dekorasyon yapılır.399 Duvarlara 33 tane “IĢık Ruhan” mahlaslı Ģiirler asılmıĢ. Söz konusu adlandırmaların hepsi derviĢin nasıl anlaĢıldığı hakkında bizlere ipuçları vermektedir. DüĢünsel olarak da bu farklılıkları eserlerine yansıtmıĢtır. 400 BektaĢi ilitirasyonlarının çözümlenmesi Prof. Ali dede. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢleri Ekler. Mustafa Kemal Atatürk ortada. IĢık Ruhan doğru olan din bulur Kültürsüz softalık geride kalır Bir gün okuyanlar ileri olur Tıptan tabiattan okumalıyız. Cem yapılabilecek hale getirilen türbenin ilk cemi de Mehmet Ali IĢık‟ın yılı niyetiyle türbede yapılmıĢtır. halk arasında Ali hoca. Kubbenin en yüksek ucunda 12 köĢeli bir teslim taĢı bulunmaktadır. Türbe Mehmet Ali IĢık‟ın ailesi ve sevenleri tarafından özenle yeniden yapılır. Çünkü adlandırmalar iliĢkide bulunulan insan gruplarının kafasındaki kurguların iĢaretlerini vermekte. MEHMET ALĠ IġIK’IN YÖREDEKĠ ADLARI VE MAHLAS DEĞĠġTĠRMESĠNĠN GEREKÇELERĠ. Türbe bu hali ile cem yapılabilecek bir hale getirilmiĢtir. 4. Teslim taĢı bir güneĢ gibi sembolize edilip kubbeden duvarlar dahil 12 eĢit parçaya iç yüzey bölünmüĢ ve kırmızı. IĢık Ruhan.

sadeliği ve halk arasına karıĢmayı sever. Bu isim onun diğer derviĢler tarafından nasıl bir makamda algılandığının da iĢaretlerini verir. farklı görünmek yerine onlardan biri gibi davranmak onun için iyi olandır. sevgi dolu. öfkeli değil merhametlidir. muhabbetler vasıtasıyla bilgisini aktarmıĢ ve paylaĢmıĢtır. Çünkü Mehmet Ali özellikle maddi olan hiçbir Ģeyi dert etmemektedir. DerviĢ Ruhan. Bu adlandırmada ruhsal bir çağrıĢım yoktur daha çok mahallesindeki bir yaĢlıya veya köydeki herhangi bir yetiĢkine verilen bir adlandırmadır. IĢık Ruhan. Mehmet Ali IĢık‟ın lakap ve mahlaslarını iki bölümde ifade etmek doğru olacaktır. Birinci bölüm. Bunlardan. iç dünyasında yaĢayan bir insan olarak tanınır. Onun derviĢliği horasan erenleri derviĢliğinin neredeyse bir devamı gibidir. bir cem babası. Ġlk mahlası ikinci ile değiĢtirilmiĢtir. ruhsal bir paylaĢıma karĢıdaki istekli olmadıkça girmez. Bunun gibi “IĢık Ruhan” da Ģiirlerinde kullandığı bir baĢka mahlastır. Kırk yaĢlarına kadar hem cami hocalığı hem de BektaĢi arifliği yapan Mehmet Ali hoca. Bir çok insan vardır ki mahlasını bilir ama kendisini tanımaz. Bu adlandırmasında Mehmet Ali IĢık‟ın tevazusu ve halk içinde kendisini gizlemesi çok net görünür. uyumlu. Bunun yanında söyleyebileceğimiz ikinci adlandırma ise Ali Emmi‟dir. Ruhsal olarak ağa denilen kiĢinin yerde ve gökte tasarruf . Ali Hoca ve Ali Emmi olarak kendisini derinden tanımayanların adlandırmalarıdır. Söz konusu bu adlandırma onun GümüĢhacıköy genelinde de en çok tanındığı lakabıdır. Mehmet Ali IĢık‟ın lakap ve mahlaslarının ikinci bölümü ise kendisi ile ruhsal bir paylaĢım içine girenlerin adlandırmaları olduğunu söylemiĢtik. Bu sebeple çevresinde sakin. kiĢilerin söylediği “Ali Ağa” adlandırmasıdır. ruhsal olarak inandığı anlayıĢ biçimiyle durdurmaya çalıĢmıĢ ve doğru olan ne ise onu yaĢamına dahil etmeye çalıĢmıĢtır. DeğiĢ mahlasları onun bir gerçek kelam söyleyicisi olarak tanındığı adlarıdır. bu insanlarla derviĢ. Tarihin ve sosyal koĢulların kültürde yaptığı değiĢimleri o. onu kaygılı bir hale getirmek neredeyse imkânsızdır. Bu adlandırmalara son olarak da onu çok seven ve ona ruhsal bağlılıkları olan. Mehmet Ali. IĢık Ruhan” olduğunu bilmez. HıĢımlı değil. daha sonra da tamamen ruhsal bilgi aktarımının kurumsal organizasyonlarından kendisini çekerek. Çünkü kendisi. Öğrendiklerinde de “bizim Ali emmi mi?” diye ĢaĢırırlar. Çünkü devletin resmi hocası değilse de uzun yıllar bu alanda hizmet vermiĢtir. Onu kızdırmak. özel derinlikli paylaĢımlarda bulunduğu insanların kendisine hitap ederken kullandığı mahlasıdır. Bu sebepten dolayı GümüĢhacıköy‟deki birçok insan onun “DerviĢ Ruhan. Ġkinci bölüm ise kendisi ile ruhsal bir paylaĢım içine girenlerin adlandırmalarıdır bunlar da. bir deyiĢ yazan ermiĢ ve hepsini bir araya toplarsak bir derviĢtir. “DerviĢ Ruhan” adlandırması kendisinin ve çok yakın tanıdıklarının. iki yıl kadar cemlerde babalık yapmıĢ. Uzun yıllar yaklaĢık 40 yaĢına kadar cami hocalığı yaptığı ve Arapça okuyup yazabildiği için. “Ali Ağa” adlandırmasındaki ağa kelimesi bir maddi zenginliğe değil bir ruhsal zenginlik ve yetkinliğe iĢaret etmektedir. değiĢleri vasıtasıyla bir alıĢ veriĢ içindedir. Ali Ağa ve Kaygusuz olarak söylenebilir. Bunun dıĢında Mehmet Ali‟nin yakın derviĢ arkadaĢları kendisine “Kaygusuz” ismini takmıĢlardır. Ali Emmi daha çok köylüleri ve komĢuları tarafından kullanılan bir adlandırmadır.Mehmet Ali IĢık bir cami hocası. kendisini uzaktan tanıyanlar Ali hoca adlandırmasını kullanmıĢlardır.

Bu kullanımın temel sebebi derviĢliğin siyasi bir adlandırmaya dönüĢtürülmesidir. Cumhuriyet devrimiyle birlikte tekke ve zaviyenin kapatılmasına karar verilmiĢ. Genel olarak adlandırmalardan bahsettikten sonra yukarıda bahsettiğimiz. Bu sebepten dolayı değiĢlerini o günden sonra “IĢık Ruhan” mahlası ile yazmıĢtır. Kendisi önceleri bu “Ruhan” ismini “DerviĢ Ruhan” olarak kullanmıĢtır çünkü derviĢtir ve derviĢlik onun kafasında horasan erenlerini çağrıĢtırır. Çünkü derviĢin tarihsel olarak inançlı insanlarda yarattığı olumlu anlam meĢruiyet aracı olarak kullanılmıĢtır. söz konusu bu 401 Ekler. Mehmet Ali‟de böyle bir doğum yaĢamıĢ ve mürĢidi tarafından kendisine “Ruhan” ismi verilmiĢtir. “DerviĢ Ruhan” dan “IĢık Ruhan”a mahlasın dönüĢümü üzerinde biraz durmakta fayda vardır. Bu anlamıyla ilk Ģiirlerini “DerviĢ Ruhan” Mahlasıyla yazmıĢtır. DerviĢ Vahdeti‟ye kadar hilafet ve Osmanlı saltanatı vurgusu yapan bir çok dinsel kökenli siyasi oluĢumlar. Çünkü kendisi her anlamıyla bir derviĢtir. Mehmet Ali IĢık kasabaya taĢınınca deyiĢlerinde kullandığı ana mahlası değiĢtirmeden “DerviĢ” adlandırması yerine soyadı olan “IĢık” adlandırmasını kullanmayı tercih etmiĢtir. Çünkü mahlaslar aslında ruhsal doğum yaĢadıktan sonra. sadece Tanrısallık yansır. Bu halleri ile aslında ait olduğu toplumda da çok iyi anlaĢılamamıĢtır. ġeyh Sait‟ten. insanların ruhsal alanlarından sorumlu ermiĢ kiĢilerdir. Mehmet Ali IĢık‟ı “derviĢ” olarak adlandırmak sanırım ona en uygun adlandırmadır. adla Ģiir yazmanın yaygınlığı ve babagan koluna mensup BektaĢi derviĢi olarak anlaĢılmaktan çekinme olarak sıralayabiliriz. Fakat Mehmet Ali derviĢ bizlerin bilemediği bir gerekçe ile bu ortamdan kopmayı hiç düĢünmemiĢtir. kendi yandaĢlarına derviĢ demiĢlerdir. derviĢ anlamları üzerindeki karıĢıklık. bir vazife sezgisidir. DerviĢ Ruhan niçin mahlasını IĢık Ruhan olarak değiĢtirmiĢtir? Bu sorunun yanıtları söz konusu geleneketeki değiĢim ve ülkenin politik beklentileri ile alakalıdır. DerviĢ Ruhan ilk deyiĢlerini (Ģiirlerini) “DerviĢ Ruhan” mahlası ile yazmıĢtır. Hem yoksul fakirdir. Levha 1: “DerviĢ Ruhan” mahlasının üstü kendisi tarafından kalemle çizilmiĢ “IĢık Ruhan” mahlasına çevrilmiĢtir. Bunun olası gerekçelerini. DerviĢ anlamları üzerinde söz konusu dönemde ciddi karıĢıklıklar vardır. hem Tanrı cezbesi altındadır.hakkına sahip olduğuna inanılır. hem de ona ruhsal kapıları açan mürĢidi vardır. Bu bilgiler. Bu anlamıyla bu tarz inanan sevenleri onu mucizelerin odağı olarak algılamıĢ ve kendileri ile onun arasında geçen olağanüstü olayları bir söylence gibi aktarmıĢlardır. Sevenlerine göre ağalar “ol” deme makamındadır. Aslında bu mahlas değiĢikliği çok önemli bilgiler vermektedir. Onlarda. derviĢlik geleneğinin Alevi inancı içindeki serüveni ile de alakalıdır. BaĢka bir ifade ile ağalar. Onların gönlünden geçen insanlar için gerçek olanlardır. Levhalar. Kendisinden anladığımız kadarıyla bunu sağlayan. Anlattığı bilgi ve anlayıĢlar muhatap olduğu ortamların çok çok üstündedir. . Öyle ki derviĢlik daha çok Cumhuriyet rejimine karĢı olan bütün hareketlerin içinde yer alan tipleri adlandırmak için kullanılmıĢtır. insanın aslına dair olan makama ve Tanrı‟ya kulluğun idrak edildiği anlayıĢa karĢılık gelir.401 DeğiĢ yazanların kullandıkları mahlaslar çok önemlidir. ülkedeki değiĢimin bir ayağının da kendisi olduğunu gösterebilmek. kiĢinin yeni adıdır. çağdaĢlık vurgusu yapmak. Bu söylenceler bir sonraki kısımda örneklerle sunulacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz sosyal ve siyasal gerekçeler ülkenin her tarafında kendince farklı tesirler oluĢturmuĢtur. Mehmet Ali geçmiĢi olan bir geleneğin Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneğinin son temsilcilerinden biridir. söz konusu ad değiĢikliğini yapmıĢ olabilir. dinin asıl değerlerinin çalıĢma. Bu sebeplerden ötürü Mehmet Ali ülkesinde bulunduğu konum ve anlayıĢa uygun olarak değiĢimin mistik alandaki ayağı ile kendisinin bağlantılı olduğunu düĢünmüĢ ve ona göre hizmetlerde bulunmuĢtur. siyasal organizasyonlara alet eden anlayıĢların dıĢında bir kavrayıĢa sahip olduğu için derviĢ kavramı yerine kendi soyadını kullanmayı tercih etmesi anlaĢılır görülmektedir. gerçekçi.suistimallerin yapılabileceği dikkate alınarak tarikat ve cemaat organizasyonlarından dolayı kullanılan bütün makam adlarını ve adlandırmaları kullanmak yasaklanmıĢtır. Özellikle yazılı olarak Ģiiri üretmenin de yaygınlaĢması ile. Bu öyle bir temsilcilik durumudur ki ortadan kalkan bir geleneğin ülke Ģartlarına uygun hale getirilip. ilme halkın yaklaĢmasını sağlayıp kendi varlık gerekçelerini ortadan kaldırmak hedeflenmiĢtir. Ona göre çağdaĢlık dönemini yakalamak ve onun ötesine geçmektir. Çünkü kendisi Atatürk‟e “Hazreti Atatürk” diyebilecek kadar cumhuriyet ve onun değerlerini benimsemiĢ bir mistiktir. Bunu sosyolojik bir dille ifade edecek olursak. vatansever bir Ģahsiyettir. Ona göre Cumhuriyet Türk ulusunun dünya üzerindeki misyonuna zemin hazırlayacak yegane düzendir. Mehmet Ali‟ye göre Türkler Araplara nasıl Ġslam olmayı öğretmiĢse. . GeçmiĢ değerlere saplanıp kalmak. Hatta Mustafa Kemal Atatürk‟ün “Bu ülke şeyhler ve dervişler ülkesi olamaz” sözü en çok bilinen popülerleĢmiĢ sözlerden biridir. dünyaya da nasıl medeni olunabileceğini öğretecektir. Cumhuriyet tutkusu ile Ladik öğretmen okulunda tanıĢan Mehmet Ali söz konusu bu anlayıĢların hepsinin farkındadır. yukarıda bahsettiğimiz yanlıĢ anlaĢılmaların üstüne bir de çağdaĢlık vurgusu yapmak için de. Ģiir yazanlar soy adlarını kendi mahlasları olarak kullanmıĢlardır. Kendi kafasında derviĢ kavramının özel bir anlamı olsa da dini. MürĢidin ad vermesi artık Ģiir yazanlar için önemli olmamaktadır. Bu fikirleri oluĢturan temel kuramcı olarak da Atatürk‟ü görmektedir. AĢık Veysel‟den AĢık Mahsuni ġerif‟e “Ġhsan” (Ali Ġhsan AktaĢ) dan “Kurban” (Hasan Kurban)‟a kadar adla Ģiir yazmak önemli hale gelmiĢtir. Çünkü din adına insanların ve ülkelerin nasıl kullanıldığını bilmektedir. hamasetten uzak. Mehmet Ali bu anlamda kendi inanç sistemi içinde de ciddi yeniliklerin yapılması gerektiğine iĢaret etmiĢ ve bunun için çalıĢmıĢtır. alt yapıdaki değiĢimin üst yapıyı değiĢtirmesine yardımcı olmaktır. Cumhuriyet dönemi halk Ģiirindeki en önemli farklılaĢmalardan biri Ģairlerin kendi adları ve soyadları ile Ģiir yazmalarıdır. DeğiĢime uymak ve değiĢimi gerçekleĢtirmek çağdaĢ olmanın bir gereğidir. Ona göre Atatürk. Aslında bu Mehmet Ali‟ye göre Atatürk‟ün Cumhuriyet devriminin ikinci ayağıdır. Bu yasaklamalardan biri de derviĢ adlandırmasıdır. BaĢka bir ifade ile “ilimin en büyük mürĢit olarak kabul edildiği” çağdaĢ dünyaya uymak için. Mehmet Ali. Bir kültür devriminin uygulayıcısı olmak demektir. ortadan kalkmasına iĢtirak etmek Ģeklindedir. onur ve haysiyetle nasıl korunup gerçekleĢtiğini gösteren. değiĢimden kaçınmak ise sadece akan bir nehri tersine çevirmek anlamına gelir. Mehmet Ali IĢık mistik dünyayı tanımasının yanında gerçek bir Batıni'dir ve söz konusu bilimsel geliĢmenin insan varlığının doğru bir biçimde aktarılmasına olanak sağlayacağına inanmaktadır.

4. Bu gerçeklik geleneğin beklentileri ile Ģekillenmekte ve insanlar için bir anlam kategorileri oluĢturmaktadır. Demek ki her zaman bir "yaradılış" anlatısıdır. Eliade‟nin efsanelerin söyleniĢi hakkında söyledikleri söylenceler hakkında bilgi vermektedir. Söz konusu dönemde de derviĢ adını halkın kullanımı dıĢında tarikat silsilesi içinde kullanan yegâne BektaĢi koludur. kiĢiselliğe. DERVĠġ RUHAN’A DAĠR SÖYLENCELER. imana dair vurguyu temsil eder. kanıtlanmış ve tartışılamaz gerçek haline gelmektedir. mürĢide. geleneğe. Bu durum onun birçok arada bulunma haline baĢka bir ifade ile bilimci bir mistik olma haline çok uygun gözükmektedir. Ġnanç ise doğrudan kiĢinin kutsalla bir 402 Eliade. bilime. Bu gerçek olduğu inancı. Söylencenin oluĢması ve yayılmasında inanç çok önemli bir unsurdur. bir şeyin nasıl icra edildiği. Bu gerçeklik öyle bir gerçekliktir ki. Söylenceler seküler bir bakıĢ açısını iĢaret etmezler. “IĢık Ruhan” mahlasındaki “IĢık”. “DerviĢ Ruhan” mahlasını “IĢık Ruhan” olarak değiĢtirmiĢ ve bu Ģekilde hayatında iĢaret ettiği değer ve anlayıĢlara denk düĢer bir mahlasla deyiĢlerini yazmıĢtır. mahlasından kaldırması hususunda yapabileceğimiz son tespit ise babacı bir BektaĢi derviĢi olarak anlaĢılmaktan çekinmektir. Eliade‟ye göre. bütünselliğe. Mehmet Ali IĢık bu sebeplerden dolayı. Mutlak gerçeği ihdas etmektedir… Bu anlamıyla efsane. Söylenceler ortaya çıkıĢ biçimleri ile değil insanlarda oluĢturduğu anlam bütünü ile farklı bir gerçeklik kurarlar. Babagan kolu BektaĢileri. Buradan hareketle söyleyebiliriz ki Mehmet Ali IĢık‟ta derviĢ adlandırması yerine soyadını kullanması söz konusu yaygınlık içinde anlamlıdır. “Ruhan”. ister içeriği olağanüstülük taĢısın. ortaya çıktıktan sonra ister makul olsun. sıkı tarikat kuralları ile Mehmet Ali IĢık‟ın kabul ettiği derviĢlik geleneğinden çok farklı bir anlayıĢa karĢılık gelmektedir. ad ve soyada. “Efsane bir kez "söylendikten". Mehmet Ali IĢık‟a göre bu anlayıĢların hiç biri birbiri ile çatıĢmayacağı gibi insan hakkındaki gerçeği de ortaya çıkarmak ancak bu Ģekilde gerçekleĢebilecektir. dair vurguyu temsil ederken.1.Bu durum aslında çok önemli bir değiĢim döneminin halk Ģairlerine yansımasıdır. yani ifşa edildikten sonra. . DerviĢ adlandırmasını.”402 Söylencenin ortaya çıkması aslında bir gerçekliğin dıĢavurumudur. söz konusu söylencenin paylaĢılmasını kolaylaĢtırır ve buna dair bir gerçeklik kurgusu sunar. KiĢiler daha sonra bu gerçeklik kurgularına dair olayları anlayacak ve değerlendirecektir. çağdaĢ olana. geleceğe. inananlar için gerçektir.3. yeni bir kozmik "durum"un veya ilksel bir olayın zuhurunu ilan etmektedir. Alevi BektaĢiler için çok farklı bir yerdedir. nasıl varolmaya başladığı anlatılmaktadır. Çünkü onlara göre tıpkı NakĢibendîlikte olduğu gibi derviĢlik bir tarikat makamına karĢılık gelmektedir. Mücerretlik anlayıĢları. 75. Kutsal ve Din Dışı.

Bu olağanüstülükler hem inandığı Ģeyin materyalize olmasını sağlar. GörüĢme. 1943 doğumlu. Çok uzaktan bir yerden buraya getürecük demiş. Uzaktan kurtarma ve Ģifa. sabaha yakın bir karnım ağrıyo ki deme. Tam nokta söylenecek püf noktada iken Cumayı gelsinmi gelsin Ali ağa 403 404 Eliade. Bu anlamıyla burada aktaracağımız söylenceler doğrudan birinci ağızdan alınmıĢ söylencelerdir. 1935 doğumlu.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Gerçekten gördük yaşadık yani. hiçbir zaman dindışı bir eylem ifşa etmemiştir. Cuma abiye demişki “ben sana gelsinmi Cumayı diyecem sende gelsin Ali ağa diyeceksin” demiş. Kayıt.bağ kurmasına olanak tanır. Bunun yanında kendisindeki olağanüstülüğe inananlarla.Çetmi köyü.”403 DerviĢ Ruhan‟a dair anlatılan söylenceler de inananların kutsallık anlayıĢları ile doğrudan bağlantılıdır. doğrucana geldi yanıma Ali Ağam.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır. Ali ağa (Derviş Ruhan).08. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. hiçbir medenileştirici kahraman. Birinci ağızdan alınması DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal karizması ve etki gücü hakkında bilgiler vermektedir. Gece emme. Bani ġaĢmaz. Ali ağamın (Derviş Ruhan‟ın) tarlada tütün kırıyoduk. “ya bu acıyı daha önce deseydinde çekmeseydin” dedi. peşine telofon geldi ki adamlar kaza atlatmış bir sürü yaralı varmış diye gözümüzün önüde oldu. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . nasıl bir bağ kurduğu hakkında da bilgi vermektedir. “Muhabbette iken Ali ağa (Derviş Ruhan) silkindi Sezayi‟leri güçünen kurtardım dedi. Cumayı gelsinmi demiş gelsin Ali ağa demiş. “hayır” dedim hemen itiraz ettim.”405 Uzaktan bir kiĢiyi düĢünce ile çağırıp getirmek “Gece Hacıköyde Oturukene.08. . age.”404 Su ile karın ağrısına Ģifa. Şimdi. Cipidene durdu karnımın ağrısı. Okuryazar değil. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 6. Ġlkokul mezunu. yine de bir şey olmadı. GümüĢhacıköy. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 8. “Ya deli kız iyicene kıvranıyon hele “dedi bana. “İlaçtanda keskün valla. yani efsanelerin onların yaratıcı faaliyetleri hakkında anlattıkları her şey.. “Hiçbir tanrı. Benim dudağımda kötü bir şey çıktı (kanser) elini dudağıma sürdü evel Allahın izni korkma geçer dedi. Amasya – GümüĢhacıköy . birkaç kez tedavi oldum ama dedikleri tehlike olmadı. Ġnananlar olan olayları olağanüstülükle anlar ve aktarır. GörüĢme. Yemişenlilere de bunu söylemiş. hem de kiĢiye inancının gerçek olduğu bilgisini verir. korkuyom diyemiyom da halbuki sevdüğün adamdan niye korkuyon hanı. Çetmi Köyünde Bani ġaĢmaz‟ın evinde. 17. kutsal küresine aittir ve bunun sonucu olarak Varlık'a katılmaktadır. görüĢmenin birinci bölümüdür. Kutsalla kurulan bağın kutsal olduğuna inanılır ve anlam bu bağlamda iletilir söz konusu durum hakkında Eliade. ÇalıĢmamızda kiĢilerin derleme esnasındaki anlatıĢlarına tamamen sadık kalınmıĢ. Kayıt. “hayır hayır şu suyu içele” dedi. 1. İçtim cipiden durdu karnımın ağrısı.Kırca Köyü. 76. 405 Ali Zeytünlü. Tanrıların veya ataların yaptıkları her şey. gerekmedikçe de açıklama yapılmamıĢtır. Video kaset kaydıdır.

seni yanlış abur cubur konuşturmaz. GümüĢhacıköy merkez parkında. Şimdi bir 150-200 metre yürümedük. Dem getüdüle. “Ali ağa kabahat bizde” dedim. Çayköyden bi komşu geliyomuş atınan. Aynı dediği gibi oldu. Ali ağayı görünce foter şapkalı indi atını Ali ağaya vedü. 408 Abdullah Balcı. Bir yağmur yağdı bi yağmur yağdı. “Emme ondan aşağısında şrampolden taştı 406 Sadık Ersoy. GörüĢme. bunları belleyecen dedi. Ben o elmayı kabuğuynan çöpüğüynen. Ya gerçekleri konuşup dinetecen.GümüĢhacıköy. ordan yukarıda yağmur yok” dedi. buğün baş edecük dedük. “ hava şimdi açık emme göze varınca kar başlar” dedi. “Ali ağa ben bişey bilmiyom” dedim. konuşamazsında. hava normal vaziyette. Bir kış günü köye gelüyoh. “Acap bu yağmur bizim köyde. Ali ağayı aldım. Çığırın Ali'nin evinde ilk babalığa otumum. Video kaset kaydıdır. dişledi dişledi dişledi bana verdi.08. 1.. Dervişlik budur. arabaya dedim mezarlıkda dur. “Ben çok kerametlerine rastgeldim. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . sabah sekize kadar tütün ayukladuk. Kırcalılar da var. Susmak mecburiyetinde kalırsın. Abur cubur konuşsan ona bir set çeker aşamazsın. Bunu Derviş Ruhan diyo bana. (Baba) Amasya . Onun yanında bir diyeceğin olamaz yamacında susmadan başka bir şey bilemen. Ben o hizmetleri o gece rüyamda belledim. 16. Ondan sonra ev temizlendi. Güneş gelip gelip gidiyor yol ayrımına geldük.409 Uzaktaki bir yeri düĢünce ile görmesi. Orada hizmet yaptım. durdurdum. Bir gün ufak bir dem aldım evine vardım.” 407 Zihinden geçeni bilmek. “Eşeğin sırtı bile toz” dedi. dualarını falan yazdı. yürüyerek köye çıkacaz. “Tütün ayıklamaya gittük karıynan Hacıköye geldik. Aşağı indük. Anayla beraber otuduk. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 28. Sofradan demlenirken bir elma aldı. evde varmı yokmu” bu geçtü kalbimden. 1932 doğumlu. biz beraber çıkıyoh yukarı. 1.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. Kayıt. Mahalle babası vefat etti sen mahallenin babası olacan dedi.demiş. 19. .”406 Rüyada deyiĢ ezberletmek. 407 Mustafa Karabacak.”408 Geleceği bilmek. Ha yedin dedi tamam aldın alacağını dedi. Ġlkokul Mezunu. GörüĢme. “Gözümle gördüm. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 26. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. Gece saat ikide dedükleri adamlar gelmiş yani.Kırca Köyü. 1943 doğumlu. Ali ağam. 409 Abdullah Balcı. Kayıt. al bu elmayı ye dedi. “Köyden telefon etseydik bi at getürülerdi” dedim. şurdan yüz metre aşağısı. GörüĢme. burayı bir daha sermeyecük. “Niye” dedi. Atuh hepsini söylemeye gerek yok. Ali ağa bana bu hizmetleri yazdı. böyle kerametleri oludu yani. Köyün alt tarafına gelinci bir fırtına çıkmasınmı. Ali ağamın tütününe yardım ediyoh. çiğidiynen hepsini yedim.08. “Abdullah dikkat et. sizin evden yukarıda sıradala diyonuz ya.2006 tarihinde yapılmıĢtır. demleniyoh. Video kaset kaydıdır. yada oturup gerçeği dineyecen. “Allah atıda verü sen merak etme” dedi. görüĢmenin ikinci bölümüdür. “Ali ağam senin kalbinde olanı yüzüne söyler. Ġlkokul mezunu.

Kayıt. Alnımın ortasından öptü. Hadi ve vemesen bu şimdi kalkmaz dedi.2005 tarihinde yapılmıĢtır. 1943 doğumlu. “Cem yerinde eşik yoklamaya destur ettile ufak su dökmeye destur vedile. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . GörüĢme. Gizlendim. içindeki bütün kötülükleri silip atmışın. ulan görmesinler diye ayağımınan kahıvedim”. O size hırslanmazda bana hırslanu derdim. Allah cümlemize böyle rüya görmeyi nasip etsin dedi. Hadime 'ciddi ırakı' dedi ben içmedim emme. Herkese birer bardak verdi. Bu musluğu açtı. 1. 16. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 27. benim donum yani sökük her tarafım. her yer meydanda. hakketten şrampolden daşan sel taşları taşımış yolun kenarına. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. İşte böyle göreyim oğlum dedi. yine rakı istedi. emme anlat dedi ben de anlattım. o bizi dinlemeden vemeseniz vemen dedi. Beni yanıbaşına otuttudu. Bu kadar yani ırahmetlik insanın gönlünü biliyodu yani. O bi geldi getti şimdi zorlasanız akmaz derdi. “Rüyamda Ali ağa Amasyanın bu tarafında Lalekli var orada dedim harp ettik dedim. şu gördüğün rüyayı söyle dedi. „Aynı içtiğü ırakı‟ dedi. ana valla ırakı dedi. Su dökmeye gittim. Video kaset kaydıdır.”412 Rüyada sevenleri ile iletiĢim. Verin vemen derikene bu Hadime ecük veriverek dedi. Sadık Ersoy. seyran etmeye. “Aşık Sadıklar vardı. emme eteş çıkıyo gözlerinden.sel” dedi. çok gezdim dolandım.”410 Bir baĢkasının gördüğü rüyayı bilmesi. Çok şeylerini gördüm. Sonra bu gözlerinden bi eteş çıkardı. Utanıyom yani. bi don bi göynek.”411 Suyu içkiye dönüĢtürmek.08. kadun erkek. “Onu demiyom bu geceki gördüğün rüyayı anlat” dedi. Video kaset kaydıdır. çok güzel yerlere gittim. GörüĢme. dedik. Buraları utancımdan söyleyemedim yani. GörüĢme. hü dedik.Kırca Köyü. şunları yazıp okuyacan dedi. dal daşşak yani. Sadık ara sıra gelidü bana muhtar Ali ağayı bida hırslanduda şurdan bidaha rakı akıtah derdi. ben korkuyom dedi. Büyük filke va. Ġlkokul mezunu. 1928 doğumlu.2006 tarihinde yapılmıĢtır. “Allah Allah” dedim. Rakıyı suya dönüştürdüğünü ben gördüm. “Bak dedim şimdi. bende bu ırakıyı vemem dedim.07. Vemeseniz bende dolduramam mı dedi. aşık Sadık sezdi hemen bi şişe daha getirdi ama orayı kapattı. bembeyaz doldudu. salonun başındada musluk var. Geldi. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 30. böyle cem yeri gibi dolu yani. ben dedim şimdi bişey der diye korktum. otuduk. bende buradan içmesem gitmem dedi. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Aldı içiyor hepimiz 410 411 Abdullah Balcı. yeniden filizlenmeye başlamışın dedi. Kayıt.Seciyen. gidecuk akşam yakın bi de cipci Dursun var o götürecek. (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık . 31. Yani rüyayı da söylemenin imkanı yok yani. “Keçeli dedeyi türbede gördüm. karısı vardı. GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde. Şişeyi doldudu. 412 Sadiye IĢık. Ertesi gün köye gittik. Bana muhtar derdi aşık Sadık. Bu rüyanın ötesini Ali ağam söyledi. görüĢmenin birinci bölümüdür. Burada denizi bulduk. . dışarı çıktım. dört tane tayyare bombaladı darmaduman etti” dedim. Hadime dibinde kalan bi yudumu götüdü. şu demide al iç ondan sonra git dedi denizin üstünden aştım gittim daha sonra gerçekte Ali emmi söyledi biz yazdık. su dökerken benim su döktüğüm yer kökünden düştü yani. “Bundan sonra nişanlandığım sene Ali ağam Keçelilerin Yusufun oraya gelmiş. dua edecuk orda içersin çok içtin” dedim. Okuryazar değil. bişey diyecek diye korktum. muhtar gel verek dedi.

Demlendiğinde her şey açık ona.Kırca köyü. Okuryazar değil. Kırca köyü Keçeli dede türbesinde.Kırca Köyü. İyi bak farkımız varmı diyo. Bu gerçeklik kurgusu rasyonel insanın gerçeklik algılamasından farklıdır. Bu ortaya çıkıĢın ise kutsallığın somutlaĢtığı bir kiĢi vasıtasıyla gerçekleĢtiğine inanılır. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy . Böyle bir anlayıĢ. zihni okuma. bana dediki “delikız bunların gitmesinimi kalmasını mı istiyon bunla gitse nolur“ dedi bende “veren de o alan da o nedeyim” dedim o zaman “kazandın deli kız ölmeyecekler ama çileli hayatları olacak” dedi. Bu insanlar için. 02. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 15.08. GörüĢme. hayatın da mucizeler vasıtasıyla gerçekleĢebileceğine inanır. 02. Zihni okuma ise en sık rastlanılan söylencelerdendir.”413 Geleceği bilip müdahale etmek. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy . Kayıt. getirirler dedim getidiler Keçeli dedeye gömdüler. geleceği bilme. illa Ali ağaya gidelim dedim ama gidemedim. Nokta nokta her şeyi kulağımızdan soktu. aldım ama çok korktum.”414 Sevenlerine rüya aracılıyla bilgi aktarımı yapmak. ben gittim elinden şişeyi aldım hep sen içecek değilsin birazda biz içelim dedim. Video kaset kaydıdır. Hayır vemiyon demeseydim kalacaklardı. Kafa iki. Onu unutmak mümkün değil. bir vücut. aklın gani geldimi. 414 Kerziban Zeytünlü. ille gidelim. Anlatmayınan bitmez.08. Bunun yanında geleceği bilmek daha çok demli (alkollü) bir halde iken geleceğe dair Ģeylerin söylenmesi Ģeklinde olduğu aktarılmaktadır. Daha da çekecekle. 1941 doğumlu. Ordaki yatan benim aklım kani geldimi diyo”. Yukarıda örneklediğimiz olağanüstü olaylar Ģifa aktarma.korktuk kimse şişeyi alamıyor bana dediler sen al. bizim ikimiz bir. bu yaĢananlar gerçektir ve kutsalın tezahürüdür. Video kaset kaydıdır. Bu rüyadan sonra Ali ağayı rüyada gördüm dedim. 1954 doğumlu. bu gece Ali emmim ölmüş deyince onu rüyada gördüm dedim.2005 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. Hatta bu onlarca ĢaĢılacak bir Ģey 413 Fadime Kaya. “Niye” dedim “gitsin diyeydin bidahaki gelmelerine çilesiz olacaklardı” dedi. Söz konusu söylenceleri anlatan kiĢiler anlattıkları olayları kendilerinin yaĢadıklarını söylemektedirler. O gün bu gün ben bağlıyım çok şeyini gördüm. 415 Kerziban Zeytünlü. ġifa aktarmayı bir nesne. ve rüyalardan yararlanma olarak sınıflandırılabilir. bakmayım diye düşünüyon amma diyola biz bitiştik baksanda göremen korkma diyola. GörüĢme. Ġlkokul mezunu. Kırca köyü Keçeli dede türbesinde. buna diyo. su veya lokma ile yapabildiği gibi. Her zaman açığudu. Kendisine inanan insanların tümü DerviĢ Ruhan‟ın kendi zihinlerinden geçeni bildiğine inanmaktadır.2005 tarihinde yapılmıĢtır. “Rüyamda keçeli dede ile Ali ağa bir vücutta iki kafa olarak gördüm. İsmaan o saat gözlerini parıdan açıverdi. Kayıt. gel oraya dediler ben gelmem o buraya gelir. bu inanç buna dair bir bakıĢ açıĢı geliĢtirilmesine olanak sağlar ve sonuçta bu mucizeler ortaya çıkar. Bu yaĢanan olağanüstülüklerin ise. “Çocuklarım hasta. kutsal olanın da. Kayıt. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 20. Bildiğin comba gibi cıplak her yerleri bitişik.”415 Halk inançlarında kutsallık reel hayat içinde sürekli ortaya çıkar. Bir de farkımız varmı kızım diye sordula. sonra köyce gidelim dediler ben gitmem dedim. Haber aldımki ölmüş. . elle veya bakarak da yapabilmektedir. Daha da çekiyola. 20. gerçek-eren olarak kabul ettiği kiĢi tarafından yapılmasının normal olduğuna inanılmaktadır. Ben gitmem o buraya gelü dedim.

Bu gerçekliği anlamanın yolu ise söz konusu zihinsel algılayıĢ biçimi ile temasa geçmekle mümkündür. bilinen rasyonel mekanizmalar iĢlemez. Bir baĢka olağanüstü olay olan rüyalardan yararlanma ise gerek doğrudan rüyanın konusu olarak kiĢi ile iletiĢime geçme Ģeklinde. DerviĢler ve derviĢe inananlar ise yaĢamın bütününü olağanüstülüklerle doldurur ve bunu görmeye dair bir dikkat geliĢtirmeye özen gösterirler. bir inanç sistemi ve gelenektir. Anlatılanlar. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. Alevi BektaĢi. gerekse kendi gördüğü bir rüyanın DerviĢ Ruhan tarafından görülmüĢ gibi bilinerek yorumlanması. ruh göçüne inanan. Bu keskin dikkat ise yaĢamın farklı anlamlarda olağanüstülüklerle dolu olduğunu bizlere deneyimlettirir. Bu sebeple ona hiç yalan söylenmez. yaĢanmıĢtır ve gerçektir. 4.2. Horasan erenlerinden olan Piri Baba‟nın yatırı Merzifon‟da. Olağanüstü bir bakıĢ oluĢturabilmek olağanüstülüğü deneyimlemenin kapısını aralar. keskin bir dikkatin oluĢmasını sağlar. Sonuçta bu yaĢananların hepsi söz konusu insanlar arasında bir gerçekliğe denk düĢer. ÇalıĢmamızın ikinci bölümünde belirttiğimiz üzere yörede Horasan Erenlerinin Babacılık geçmiĢi vardır. Amasya GümüĢhacıköy‟de söz konusu geleneğin güçlü olmasının en belirleyici sebebi güçlü bir tarihsel geçmiĢe sahip olmasıdır.değildir. DerviĢ Ruhan‟a inananların hepsinin rüyalara çok önem verdiğini. söylenceler ve onu oluĢturan sosyal psikolojik ortamlarda. Batıni. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. Toparlanacak olursa. Bu babalar Horasan erenlerinin anlayıĢ ve inanç sistemini bu yöreye . DERVĠġLĠK GELENEĞĠ ĠÇĠNDE DERVĠġ RUHAN DerviĢ Ruhan‟ın içinde bulunduğu derviĢlik geleneği. Çünkü böyle bir bakıĢ açısında olağanüstülüğe yer yoktur. Bu ortam derviĢi ve inananı ile bir bütündür. Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. Daha çok kutsal olanın somut olarak deneyimlemenin mümkün olduğuna dair bir kabul vardır. Bu durum da olağanüstülüğe kapalı bir kiĢi için gerçek olmayan olarak anlaĢılır. BaĢka bir ifade ile sıradan olanın içindeki sıra dıĢılığı fark etmek. anlatan için deneyimlenmiĢtir. Yalanın olmadığı iletiĢimde DerviĢ Ruhan‟da söz konusu insanlara daha rahat yardımcı olur. Koyun Baba‟nın kardeĢi olan Kum Baba‟nın yatırı ise Kumbaba‟dadır. açıklanması Ģeklindedir. hatta rüyanın çoğu zaman gerçeğin önüne geçtiği gözlemlenmiĢtir. Koyun Baba‟nın yatırı Osmancık‟ta. Bu da ancak deneyimleme ile mümkün olabilecektir.

Niyaz baba. Babailer‟in yöredeki faaliyetleri. Deli Boran. 1960 doğumlu. Bu sebeple kurumsal gücü eline geçiren bu eĢitlikçi anlayıĢı kendisi için tehdit olarak görmüĢ ve ortadan kaldırmaya çalıĢmıĢtır. (Öğretmen) Amasya .2006 tarihinde yapılmıĢtır. Zefil Ali ve Keçeli dededir. Fakat böyle bir söylentinin olması bile çok önemlidir.GümüĢhacıköy . özellikle 16 yüzyıldan sonra sistemleĢen Alevilik anlayıĢına göre farklılıklar taĢır.Ġmirler Köyü. Ġmir baba ise Cüneyt babanın oğlu olup. 19.aktarmıĢ ve bu yörede zamanla güçlü örgütlenmeler sağlamıĢlardır. GümüĢhacıköy merkezde. Kayıt. Video kaset kaydıdır. fakat onların eĢitlikçi ve mistik dünya görüĢleri derviĢler. Yörede derviĢlik geleneğinin hatırlanan köklerini sorduğumuzda en uzak olarak hatırlanan derviĢler Cumhuriyet dönemi öncesindeki derviĢlerdir. Üniversite mezunu.416 Anlatılanlara göre yörede bulunan Niyaz Baba. AĢık PaĢa. Bu örgütlenmelerin en bilinen örneği ise tarihe “Babailer ayaklanması” olarak geçen. GörüĢme. Yöredeki derviĢlerin tabiriyle Atatürk döneminde yaĢamıĢ derviĢler. Söz konusu konu ile ilgili derin araĢtırmalar yapan Ahmet YaĢar Ocak babailerin oluĢum ve tarih içindeki etkileri konusunda ciddi bilgiler sunmuĢtur. Zefil Ahmet. Cüneyt baba ise babaları daha sonra tekrar toplayacak olan Niyaz babanın oğludur. Baba Ġlyas‟ın oğlu olup güvenlik gerekçesi ile kaçırılıp Ġnegöl dağına getirilen çocuktur. Bu kiĢilerin yörede olağanüstü bir çok söylenceleri anlatılır. Büyük Ġbrahim Ağa. Bunlardan Keçiköy'lü Kul Hüseyin. Çünkü babacılık geleneği. etkinlikleri ve kültürel dokuya neler kattıklarını ortaya çıkarmak çok zorlu araĢtırma alanlarına girmek demektir. DerviĢ Ruhan‟ın da ilham aldığı gelenek iĢte bu gelenektir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 17. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. Bu isyan sonucunda babacılar ve Selçuklu büyük güç kaybetmiĢ ve Anadolu bir karıĢıklığa düĢmüĢtür. Bunlar Kul 416 Hüseyin AktaĢ. Bu derviĢler deyiĢleri vasıtasıyla günümüze kalabilmiĢlerdir. gücünü artırıp halkı düz ovaya yerleĢtiren bir erendir. Elvan Çelebi‟nin kayıtlarından hareketle ortaya çıkardığı bilgiler söz konusu yöre hakkında daha ciddi çalıĢmalar yapılmasının ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. baĢında Baba Ġlyas ve Baba Ġshak‟ın olduğu isyandır. Söz konusu gelenek Babailer‟den sonra Aleviler içinde yaĢamaya devam etmiĢ ve BektaĢilik‟le günümüzde bilinen yapısına kavuĢmuĢtur. Cüneyt Baba ve Ġmir Baba türbeleri bu isyanla ilgilidir. Böyle bir tarihsel geçmiĢ içinde tarihi yazanlar hep iktidarlar olduğu için babacılar gibi bir Horasan ekolünün izlerini ancak belleklerde kalmıĢ söylencelerden çıkarabiliyoruz. . halka hem kurtuluĢ savaĢı bilinci vermiĢ hem de inanç önderleri olmuĢlardır. Babailer tarihin bir döneminde ortadan kalktılar.08. erenler ve yöre tabiriyle gerçekler vasıtasıyla halk arasında yaĢamaya devam etmiĢtir. fakat aslında isyan etmelerinin de sebebi olan Ģey onların eĢitlikçi yönleridir. Babalar Anadolu‟da hep isyancı kimlikleri ile fark edilmiĢlerdir. GümüĢhacıköy‟deki görüĢmelerimiz esnasında Amasya ve EskiĢehir Malya ovasında yenilgiye uğrayan Babaların GümüĢhacıköy yöresindeki Ġnegöl dağı eteklerine yerleĢtiği anlatısını kayıt altına aldık. Aslında bu bilgilerin kanıtlanması zordur.

DerviĢler hakkında hem söylenceler vardır hem de deyiĢleri aĢıklar tarafından söylenmektedir. Örnek vermek gerekirse. Alevi BektaĢi. Cumhuriyet devrimi ile birlikte zaten kutsal bir insan olduğu kabul edilen Mustafa Kemal‟in her dediği Alevi BektaĢi inancı taĢıyan kiĢiler için kutsal kelam sayılmıĢtır. . Hacetli Deli Sadık. Bunlardan bir kuĢak sonra olan. Ali Ġhsan AktaĢ. Bu dönemden sonraki derviĢler bu derviĢlerin etkisinde kalmıĢ olmakla beraber Cumhuriyet‟in getirdiği yeniliklere de uymaya çalıĢmıĢlardır.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Deli Sadık. bilime. Halkın olağanüstü insan beklentilerini karĢılamıĢ ve bunların motivasyonu ile. DerviĢ Ruhan ruh göçüne.Güvenözü köyü. Söz konusu arındırma süreci daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ ve bir gelenek hızlı bir biçimde mistifikasyonlarından arındırılmıĢtır. 1935 doğumlu. Öyle ki. Dağsaray'lı Biçare ve Karasar'lı DerviĢ Edna‟dır. Amasya . Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. DerviĢ Ruhan söz konusu durumda tam arada bir derviĢtir. DeğiĢimi fark etmiĢ fakat değiĢimin yönünü inandığı. ÇağdaĢ olmak derviĢlerin de yöneldiği bir odak olmaya baĢlamıĢ ve bu oranda hurafe olarak belirtilen bir çok inanç unsurundan Alevilik arındırılmıĢtır. Daha sonra gelenek içinde eleĢtirel olmak adına değiĢimler yapılacak ve derviĢlik geleneği sönmeye baĢlayacaktır. Bu derviĢler kurtuluĢ savaĢında çok önemli yararlılıklar göstermiĢlerdir.GümüĢhacıköy . okumaya. DerviĢ Ruhan aslında sönmekte olan bir geleneğin kendini ifade edememiĢ bir örneğidir. eğitim ve ilerlemekle ilgili kavramları sokmuĢ ve bunlarla ilgili deyiĢler söylemiĢtir. korkusuz bir biçimde savaĢmıĢlardır. Cumhuriyete ve onun ilkelerine. Türklüğe özel önem vermiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın bu durumu kendisinin arkadaĢı olan diğer çağdaĢ derviĢler tarafından çok eleĢtirilmiĢtir. Bu anlamıyla iyi bir Alevi BektaĢi olmak sosyal hayat içinde iyi bir Cumhuriyetçi olmaya dönüĢmüĢtür. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. (ÇağdaĢ DerviĢ). Tanrısal tecelliye ve olağanüstülüğe her zaman inanmıĢ. görüĢmenin birinci kısmıdır. Sıtkı Baba. inancını ise her Ģeyin üzerinde tutmuĢtur. Video kaset kaydıdır. 417 Ali Ġhsan AktaĢ. Bunun bu Ģekilde anlaĢılmasında gerek KurtuluĢ savaĢı öncesinde yaĢamıĢ. Cuma Zeytünlü. DerviĢliğin ilgi alanları içine toplum. ideal olan yöne doğru yapamamıĢtır. Kendisi geleneksel derviĢlerin dünya algılayıĢının tamamını kabul etmiĢ fakat yeni nesli. Yörede bulunan bu çağdaĢ derviĢler olarak . Kayıt. Kumbaba'lı Ġbrahim ağa ve Ġrfani baba. Yan Yatan Ali DerviĢ. eski derviĢ tiplerine tamamen benzeyen son derviĢlerdir. gerekse Atatürk döneminde yaĢamıĢ olan derviĢlerin anlattıkları ve telkinleri çok belirleyicidir. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan – Yeter AktaĢ‟ın evinde. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 3. yeni değerlerle yetiĢtirmek konusuna da önem vermiĢtir. Selman Baba. Batıni. Piriçci Yusuf söylenebilir.08. 22. Bu süreçte mistisizmden daha arınmıĢ bir tasavvuf yorumculuğuna dönüĢen ÇağdaĢ derviĢlik daha belirleyici olmuĢtur. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. BaĢka bir ifade ile söyleyecek olursak. bir değiĢiklik yapmadan bunu çağdaĢ bir anlamda yorumlamaya çalıĢmıĢtır. Zefil Memmet. ruh göçüne inanan gelenekte. DerviĢ Ruhan ilime ve çağdaĢlığa önem vermesine rağmen bir yönü ile de çok yoğun bir mistiktir. YemiĢenli Halil Ağa. Bunlardandır. Manicinin Ali.Fakır Ali417.

Belli bir bilgi birikimine gelince DerviĢ Ruhan‟ın yanlıĢ söylediği kararına varıp çağdaĢ derviĢlerin söylediklerinin daha akla yatkın olduğunu düĢünmüĢler ve uygulamıĢlardır. Onun durduğu yerde bunların hepsi bir bütünlük içinde anlamlıdır. Cuma Zeytünlü‟nün fikirlerine eğilim göstermiĢtir. Ali Zeytün. yerleĢmiĢ inançların dikkate alınması gerekmektedir.2. mistik konularda DerviĢ Ruhan‟ı eleĢtirmiĢ. tarih içinde birçok farklı görünümde bulunsalar da halk içinde yapıp ettikleri birbirine çok benzerdir. üçüncüsü ise mürĢidi olduğunu söylediği Erzurum‟daki zattan öğrendikleri ve ondan aldığı ilham.1. Bu farklı duruĢun sebebi kendisini Erzurum‟da Askerken yetiĢtiren bir mürĢidi olmasıdır. DerviĢ Ruhan‟dan sonra ilk zamanlarında onun yetiĢtirdiği derviĢlerden olan Cuma Zeytünlü. DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirdikleri de söz konusu tesirden kendini kurtaramamıĢtır. Burada kısaca anlatarak DerviĢ Ruhan‟ın nasıl bir gelenek içinde olduğunu belirttik. Veli Balcı ve Abdullah Balcı. DerviĢ Ruhan bu haliyle çok orijinal bir noktada durmaktadır. Fakat her Ģey o kadar kategorize edilmiĢtir ki bu durumda DerviĢ Ruhan‟da kendisini doğru anlatamamak sonucu ile karĢılaĢmıĢtır.DerviĢ Ruhan söz konusu dönemde farklı bir duruĢ göstermiĢtir. Bu geleneği DerviĢ Ruhan‟ın öncesindeki ve sonrasındaki derviĢlerin üzerinden daha detaylı bir Ģekilde aktarmak konunun anlaĢılmasını kolaylaĢtıracaktır. Ruhsallığı yansıtan kiĢiler olarak derviĢler. 4. DERVĠġ RUHAN’IN ÖNCESĠ VE DÖNEMĠNDEKĠ GELENEKSEL DERVĠġLER Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği olarak tanımladığımız geleneğin aslında kökleri çok eskiler dayanmaktadır. Söz konusu geleneğin izi sürülmek istendiğinde. nede çağdaĢ derviĢler gibi kendini mistisizmden arındırmaya çalıĢmıĢtır. Bunlardan Muammer Badem. DerviĢ Ruhan‟ı besleyen üç ana bilgi kaynağı vardır. bölgedeki yatır ve türbeler baĢta olmak üzere yörede anlatılan söylencelerin. Hasan Kurban öğretmeni olarak zikretmektedirler. DerviĢ Ruhan‟dan sonra gelenek daha çok çağdaĢ derviĢlerin yönlendirmesine girmiĢtir. Diğer derviĢler usta çırak iliĢkisini sınırlı tutmuĢ ve bir mürĢide bağlanmamıĢlardır. . Çünkü halk inançları üzerinden. Sadık Ersoy. bir geleneğin. DerviĢ Ruhan‟ı mürĢidi olarak kabul ederken. DerviĢler de geçmiĢ zamanların ruhsal insanlarının bir devamıdır. Ne eski derviĢler gibi yöre derviĢi olabilmiĢ. Bunlardan birincisi ait olduğu yörede Horasan erenleri ile sistemli hale gelen Babailerle devam eden ve BektaĢilerle süregelen derviĢlik geleneği. Bunların dıĢında ozan ve aĢıklar DerviĢ Ruhan‟ın sadık takipçileri olmuĢtur. zamanla kodlarının değiĢerek. ikincisi Kuranı Kerim bilgisi ve yurtdıĢı gezilerle zenginleĢtirdiği dünya görüĢü. içerik olarak benzer anlamlara bürünerek geldiği gözlenebilir.

g. Yörede Horasan erenlerinin ciddi bir etkinliği ve saygınlığı vardır. 422 Doğanay. Üçüncü sebep ise Yeniçeri ocağının kapatılması ile sürgüne gönderilen bir çok BektaĢi derviĢ ve mürĢidi421. Anadolu babalarındandır. 420 Ankaralı – Cin – Tuncay. Kurulan Cumhuriyetin aydınlık yüzleri olan derviĢler kurumsal yapılarla bağlarını kesip zaman içinde değiĢime uğrayarak günümüze kadar değiĢerek gelmiĢtir. Horasan erenlerinden olan Piri Baba‟nın yatırı Merzifon‟da. a. Bu konu hakkında Eraslan Doğanay Ģöyle der: “Piri Baba.e. Koyun Baba‟nın kardeĢi olan Kum Baba‟nın yatırı ise Kumbaba‟dadır.. Koyun Baba‟nın yatırı Osmancık‟ta. yörenin esnek ve mistik karakterinden dolayı yerleĢmeyi uygun bulmuĢ ve farklı bir bağdaĢtırmacı derviĢlik yapısı oluĢturmuĢtur. HattuĢaĢ (Boğazköy) Çorum'un Sungurlu ilçesinin 22 km güneydoğusundaki Boğazkale ilçesinin (Boğazköy) 4 km doğusundadır. 9. Daha sonra Baba derviĢler yörede hakimiyetini devam ettirmiĢtir. 5-10.e. 419 Ankaralı – Cin – Tuncay. Bu yurt edinmede yörenin eski kültürel mirası ve halkın bu mistik anlayıĢlara yatkınlığı belirleyicidir. 49. a. Horasan erenleri kendilerine türbeler yapılarak halk arasında yaĢatılmıĢtır. 421 Amasya‟da türbesi bulunan Hamdullah Çelebi ve onun derviĢleri yöreye 1926 dan sonra yeniçeri ocağının kapatılması ve Hacı bektaĢ dergahının dağıtılması sonucunda gelmiĢlerdir. Tokat Almus Hubyar Tekke köyünde Hubyar Baba. Ġkinci sebep yörenin Horasan erenlerinin yerleĢim merkezlerinden biri olması ve Babailer‟in yöreyi yurt edinmeleridir. Bunları tarih sırası ile belirtecek olursak Ģunları söyleyebiliriz. Ġskitler.”420 Eski uygarlıklar hem araĢtırmanın alanının tanıtıldığı birinci bölümde hem de tarihsel açıklamalarımızın olduğu ikinci bölümde açıklanmıĢtır Bu sebeple burada tekrar edilmeyecektir. Birincisi yörenin eski Anadolu medeniyetleri merkezine yakın418 Hitit.DerviĢlik geleneğinin Amasya GümüĢhacıköy‟de güçlü olmasının birkaç temel sebebi vardır. Amasya Merzifon'da Piri Baba. Bu örgütlenmeler kendisini tarihin bazı dönemlerinde göstermiĢtir. Tokat Erbaa Keçeci köyünde Keçeci Baba. 1200–1300 yıllarında yaşamıştır. baĢında Baba Ġlyas ve Baba Ġshak‟ın olduğu 418 Hitit kenti olan HattuĢaĢ söz konusu mekana çok yakındır. Frigya. Bunlardan en bilinen örnek ise tarihe “Babailer ayaklanması” olarak geçen.e. Sakalar olarak da bilinen Alan Türkleridir. Anadolu‟ya Hacı Bektaşi-ı Veli ile aynı tarihte gelmiştir.g. Kimerler ve Ġskitlerin yerleĢim yeri olmasıdır. Babalık ise kendisini Babailikte somutlaĢtırmıĢ bir teĢkilatlanma biçimidir.. a. ġehrin adı Hititçede gümüĢ anlamına gelmektedir. yüzyılda önemli bir güç merkezi haline gelmiĢ ve Babai ayaklanmaları yörede gerçekleĢmiĢtir. Bu babalar Horasan erenlerinin anlayıĢ ve inanç sistemini bu yöreye aktarmıĢ ve bu yörede zamanla ciddi güçlü örgütlenmeler sağlamıĢlardır. Horasan erenleri olan Babailer XII-XIII. Bu etkinlik zaman zaman zayıflasa da genelde mistik ve eĢitlikçi anlayıĢlar temelinde yörede görünür kalmıĢtır..”422 Eraslan‟ın bahsettiği bu Anadolu babaları Horasan erenleridir. Çorum Osmancık'ta Koyun Baba aynı tarihte yaşamış Hoca Ahmet Yesevi tarafından Türkiye'ye gönderilen Anadolu Babalarıdır. . Anadolu'da manevi varlıklarına bakıldığında Sivas'ta Ali Baba.g. Bu derviĢlik geleneği daha sonra Mustafa Kemal önderliğindeki KurtuluĢ savaĢında etkin rol oynamıĢtır.419 Bunlar arasında özellikle Ġskitler çok önemlidir.

Bu gözden düĢüĢ iki yönlüdür. Babailer eĢitlikçi ve özgürlükçü bir çizgiye sahiptirler. Niyaz baba yetiĢince etrafına insanları toplamıĢ ve babalık hareketini tekrar canlandırmıĢtır. yüzyıldan itibaren ġah Ġsmail‟in sistemleĢen Alevilik anlayıĢı ve ona göre örgütlenmedir. Cüneyt Baba babalık postunu Bizim İmir dede diye bildiğimiz İmir Baba‟ya bırakmış. Yeteneği olan posta geçer.isyandır. Dedeler arasında gerçekler(ermiĢler) olabileceği gibi bir gerçeğin dede olması zorunlu değildir. Dedelik gibi postnişinlik devam ediyor ama bunlar soydan değil seçimle başa geliyorlar. Bir ikinci değiĢtirici etki ise XVI. Onun yerine derviĢler. Koyun Baba‟nın kardeşi olup kendilerinin köyde türbesi vardır deyince değişik durumlarla karşılaştım. Bu isyan sonucunda babacılar ve Selçuklu büyük güç kaybetmiĢ ve Anadolu bir karıĢıklığa düĢmüĢtür. Aralarındaki önderlik yeteneğine bakarak seçiyorlar. Durum böyle iken eski Anadolu medeniyetlerinden arta kalan mistisizm ve Horasan erenleri ile birleĢip oluĢan Babailik değiĢik bir Ģekle bürünerek derviĢler vasıtası ile yaĢar hale gelmiĢtir. Açıklamalara göre Babailik isyanından sonra. “Niyaz Baba.”423 Babalık dedelikten çok farklı bir organizasyondur. Cüneyt babaya. Kum Baba. Söz konusu geleneğin GümüĢhacıköy yöresinde aktif olmasından dolayı diğer Alevi yörelerinde olan dini bilgi aktaran liderin sadece dede olması bu yörede yoktur. Dedeler vasıtasıyla gerçekleĢen bu örgütlenmede soy zinciri önemsenmiĢ ve Babailer gözden düĢmüĢlerdir. DerviĢler soy ehli değildir. Talipleri burada Kumbaba köyü vardır. GümüĢhacıköy yöresinde bulunan Niyaz Baba. Çünkü derviĢlikte de soy değil bir görev alırken liyakat önemlidir. “Koyun Baba'nın evladı yoktur. Söz konusu olaya bu açıdan yaklaĢmayan ve kendisi de bir dede olan Eraslan Doğanay yöredeki Dede etkinliğinin düĢüklüğüne ĢaĢırmıĢtır. Nitekim XVI. Ben Koyun Baba evlatları olduğunu düşündüm tekrar sordum: Peki Kum Baba evlatları müritlerine gidiyorlar mı? Yol erkan ne durumda?” 423 Hüseyin AktaĢ. . bir yandan da Dedeler halk üzerindeki iktidarını devam ettirmiĢtir. Bu sebeplerle kurumsal olan yapılarla araları hiç iyi olmamıĢtır. aĢıklar. GörüĢme. Liyakat ve ruhsal tasarruf gücü ile sınıflandırılırlar. gerekse Babailik hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunmuĢtur. DerviĢler gerçekler olarak kabul edilip yolun asıl sahipleri ve bu yolu kuranlar olarak kabul edilmiĢlerdir. Niyaz baba olacak olan Baba Ġlyas‟ın oğlu kaçırılmıĢ ve GümüĢhacıköy yöresindeki Ġnegöl dağı eteklerinde saklanılmıĢtır. GümüĢhacıköy‟deki görüĢmelerimiz esnasında araĢtırmacı ve Niyaz baba kültür derneği kurucu üyelerinden Hüseyin AktaĢ. Cüneyt Baba ve Ġmir Baba türbeleri Babai isyanı sonucu ile ilgilidir. Bir yandan Osmanlı tamamen Babaileri yok etmek istemiĢ. babalar yol içinde ciddi ilerlemeler kaydetmiĢler ve gerçeklik (ermiĢlik) makamına oturup bilgi aktarımında bulunmuĢlardır. gerek Niyaz baba. Yüzyıla gelindiğinde Babailik neredeyse ortadan kalkmıĢtır. Kendisinin yaptığı bir araĢtırma da Horasan erenlerinin yatırlarını ve bu yatırların evlatları olması gereken dedeleri aramıĢ bulamamıĢtır. 17. Yörede Babailerin etkinliği bir gelenek olarak sürmüĢtür. Söz konusu anlatıya Hüseyin AktaĢ Ģöyle devam eder. Söz konusu geleneğin varlığı derviĢlerin daha sonraki etkinliğinin sanki habercisidir. Babailik geleneği isyanlarla bastırılmıĢtır. babalık postunu.

Söz konusu gelenek Babailer‟den sonra Aleviler içinde yaĢamaya devam etmiĢ ve BektaĢilik‟le günümüzde bilinen yapısına kavuĢmuĢtur. O zamanın kadısı. Yörede Babailik geleneği derviĢler üzerinden devam etmiĢtir. Ahmet YaĢar Ocak söz konusu oluĢum ve tarih içindeki etkileri konusunda ciddi bilgiler sunmuĢtur. derviĢlik geleneği önemlidir ve bu gelenek aracılığıyla tarihsel olarak çok eskilere dayanan bir aktarım süreci iĢler hale getirilmiĢtir. kadının yanına varıyo. Amasya da türbesi bulunan Hamdullah Çelebi söz konusu dönemde yöreye gelen önemli bir efendidir. şimdiki türbenin olduğu yere bir çamın dibine oturuyo. „kadı efendi ben sürgün geldim‟ „nerelisin sen‟ „ben çelebilerdenim‟ „Hangi çelebile‟ „Hacı Bektaşlıyım. Örnek olarak söyleyecek olursak yolun deyiĢleri söz konusu erkânlarda. diye kadı soruyo „Yatıp kalkmaya yerim yok. Onların eĢitlikçi ve mistik dünya görüĢleri derviĢler. Bana yatıp kalkmaya bir yer göster. Kuranı Kerimi çıkarıyo. Yöre bu sebeple dergahtan sürgüne gönderilmiĢ olan efendi ve derviĢler için. DerviĢ Ruhan‟ın da etkilendiği gelenek bu gelenektir. Babailer tarihin bir döneminde ortadan kalktılar veya kaldırıldılar. günlük karakola da imza veriyom. Yörede Babailer‟in kültürel kalıtları çok bellidir. 18.424 Yol ve erkanın sadece dedeler vasıtası ile yürütülebileceği inancı Alevilikte yaygın bir inançtır. DeyiĢler muhabbetlerde daha farklı bir coĢkunluk durumunda olanlarca üretilirler. Bu söylenceler kendisinin halk tarafından algılanıĢ biçimi hakkında ipuçları verir. Hacı Bektaşın soyundan sülbündenim‟ diyo. Bu bakımdan GümüĢhacıköy yöresindeki Alevi BektaĢi bilgisini aktarmada. BektaĢiliğin yörede yaygınlaĢması yeniçeri ocağının ve Hacı BektaĢ dergahının kapanması ile iliĢkilidir. 93 Hüseyin Zeytünlü.. ben sürgün geldim gözaltındayım. Düşüncesi bu. Bu kalıtların kültürel dokuya neler kattıklarını ortaya çıkarmak çok zordur. tarikatlarda üretilmez. erenler ve yöre tabiriyle gerçekler vasıtasıyla halk arasında yaĢamaya devam etmiĢtir. „zencirli kayanın oraya bir baraka yapın bunu oraya sevkedin. davudi sesle. kaya bu Kızılbaş'ın tepesine düşer bizde bundan kurtuluruz‟ diyo. „Ne istiyon‟. yol ve erkanın yürümemesi anlamına gelirken. Bu zencir yağmurdan yaştan çürür. Hamdüllah efendimiz ne yapsın o barakaya sığınıyo…”425 “Hamdullah efendi. a.g.e. Sünni kesiminden Memmet ağa isimli bir kişi iyi kulak veriyoki çamın 424 425 Doğanay. Elvan Çelebi‟nin yazma nüshalarından hareketle ortaya çıkardığı bilgiler. Yörede çok farklı bir yapı vardır. söz konusu yöre hakkında daha ciddi çalıĢmalar yapılmasının ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. Dedelerin olmaması. Kendisi hakkında yörede anlatılan birçok olağanüstü olay anlatılır. düĢüncelerini paylaĢmak ve yaĢamak için uygun bir zemin olmuĢtur. hüseyini avazla bir kuran okuyo emme. Hamdüllah efendi hakkında Hüseyin Zeytünlü sürgüne gelmesini ve bir mucizesini anlatmıĢtır: “Hamdüllah efendimiz Amasya‟ya sürgün gelinci. ailem var. GörüĢme . geyik gibi meliyo. hizmetçim var ben varım‟ diyor. AĢık PaĢa. diyoki.

2006 tarihinde yapılmıĢtır. Hamdullah efendimizde bir noksanlık görüyo. Keçiköy Ģimdi bile derviĢlik geleneğini sürdüren köylerdendir. Öyleyse bana müsaade et diyo. sözlü gelenek içinde Hamdullah Çelebinin nasıl anlamlandırıldığı hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Yörede derviĢlik geleneğinin hatırlanan köklerini sorduğumuzda en uzak olarak hatırlanan derviĢler. Adamın merakına gidiyo. çarşuya inip ilif kese sabun bi kat çamaşur elbise alıyo. Keçiköy'lü Kul Hüseyin yöre açısından çok önemlidir. ne meşakkatlerinen geldi kimbilir. GörüĢme. Söz konusu dönemde Hamdullah çelebi ve derviĢleri yöreye BektaĢi anlayıĢını iletmeye çalıĢmıĢlardır. Bu derviĢler deyiĢleri vasıtasıyla günümüze kalabilmiĢlerdir. Kırca Köyü. Babai geleneği ile BektaĢiliğin sürgün görmüĢ hali yörede orijinal bir sentez yaratmıĢ ve KurtuluĢ savaĢında da aktif görev alacak derviĢler grubunun yetiĢmesine ön ayak olmuĢtur. Kuranına sedasına aşık oluyo ya bu alimde bu yaka kiri ne oluyo. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . banyo yüzü gördümü kimbilir. kunnanın birinin için güzelce temizliyo sabunluyo. Varıyoki nurlu bir kimse. Gidiyo ihtiyacını temin ediyo. 17.GümüĢhacıköy . Söz konusu derviĢlerin yaĢadıkları dönem itibari ile Hamdullah Çelebi ile iliĢkileri olması mümkündür. 1936 doğumlu. Aynı 426 Hüseyin Zeytünlü. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. Hamdullah Çelebinin yöredeki derviĢlik geleneğine etkisi çok büyüktür. Memmet ağa bir ihtiyaç duyuyo dışarı çıkması icap ediyo. Bu kiĢilerin yörede olağanüstü birçok söylenceleri anlatılır. Büyük Ġbrahim Ağa. görüĢmenin ikinci bölümüdür. hoşuna gidiyo. 2006 . hadi hoca efendi banyoya gidek diyolar ve gidiyorlar. “biz bilirük oğlum” diyo. Bunlardan Keçiköy'lü Kul Hüseyin. “Gedek Mehmet ağa gidek” diyo Hambullah efendimiz. görüyo. “Hoca efendi hoca efendi seni bi banyoya götürüyüm bugün” diyo. Sürgün geldi.Kırca Köyü. Ġlkokul mezunu.08. 427 Ekler.dibinden geliyor ses. Zefil Ahmet. Deli Boran. noksanıda neyimiş yakasında kir görüyo Hamdullah efendimizin. Video kaset kaydıdır. Resim 11: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi. Memmet ağa diyoki. Etkisi günümüzde bile devam etmektedir. Yöredeki aleviler kendisini Ġmam Hüseyin‟in yeniden bedenlenmiĢ hali olarak düĢünmüĢler ve bu sebeple onun gösterdiği kural ve kaideler halk arasında rahatlıkla yaygınlaĢabilmiĢtir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19. aşık oluyo Hamdullah efendimize. Zefil Ali ve Keçeli dededir. kunnayı dolduruyo suyu tatlı vücuduna kuyunmaya başlıyo. Çünkü daha önce Hacı BektaĢ kasabasında bulunan bu zatlar sürgün sebebiyle halkla tanıĢma fırsatı bulmuĢ ve halk ile karĢılaĢan Efendiler halkın ruhsal uyanıĢında daha etkin rol oynamıĢtır. kellesini gucağına almış başsız gövde başını sabunlayıp su döküyo…”426 Hüseyin Zeytünlü‟nün427 aktarımı ile buraya yansıttığımız tarihsel bilgi ve söylence. şunu bi banyoya götürüyümde unun sevabı bana yeter diyo. Kendi deyiĢleri olduğu kadar yetiĢtirdiği derviĢ olan Kul fakır sayesinde de tanınan Kul Hüseyin yörede keramet mucize sahibi bir insan olarak tanınır. onlarda noksanlık olmaz ya. Cumhuriyet dönemi öncesindeki derviĢlerdir. Resimler. Kayıt. Bunu yaparken yöredeki Babai geleneği sürgünde olan bu zatların anlaĢılmasını ve benimsenmesini kolaylaĢtırmıĢtır. “sen nereden biliyor Memmet olduğumu”diyo o sünni adam. geri dönecek banyonun kapısını açıyoki Hamdullah efendimiz. Gidince Hamdullah efendimiz soyunuyo banyodan içeriye giriyo.

Çünkü gerek Osmancık.Yücel. 3. erenler şu sazı elime verin demiş. Ġstanbul.e. 47. Kitap.g. artuk neyise. 2004. Büyük Ġbrahim ağa ile Kul Hüseyin musahiptir. Sazı eline alıyo “Kıble tarafından bir yeşil sancak / Doksan bir erinen çıkıp gelecek Çıkıp minareye sela verecek / Mümin olan şad olupda gülecek Kabeyi beytullahın yolları naçar / Sivas kalesinde çok kanlar şaçar 428 429 AktaĢ . Çorum derviĢlerinin yönlendiricisi Zefil Ali‟dir. “Bir gün Sefil Ali‟yi ceme götürmüşler demişlerki. Bu anlamıyla burada Zefil Ali Hakkında birkaç örnek vermek yerinde olacaktır.428 Bu ikisinin ve benzer düĢüncedeki diğer derviĢlerin organik birlikteliği derviĢlik geleneğinin yaygınlaĢması açısından çok önemlidir. 167 ..dönemde Büyük Ġbrahim Ağa da Osmancık Kumbaba‟da yaĢamıĢtır. Ali Baba bu Türkiyenin hali nolacak demişler. Onun deyiĢleri kutsal metin olarak kabul edilip bir kelimesinde bile değiĢiklik yapılmadan aktarılmasına özen gösterilmiĢtir. ona demmi esrar mı derler bilemem. a. Baba İlyas'ın torunları olan Aşık Paşa ve Elvan Çelebi'den bu yana bu geleneğin önemli halkalarından ikisini de Sefil Ali ve Sefil Ahmed oluşturmaktadır. “Zefil Ali Atatürk‟ün gençlik zamanlarının Zefil Alisi bu. İşte yekten söylemek varya bazı oluyomuş. Kumbabalı derviĢler gerek GümüĢhacıköy ve Merzifonlu derviĢler gerekse Çorum'lu derviĢler KurtuluĢ savaĢında orijinal bir sentez yaratıp halkın direniĢini örgütlemiĢ ve daha sonra kurulan Cumhuriyetin en ateĢli savunucuları olmuĢlardır. Zefil Alinin delillerini bildiğümüz için o kadarını bilebülürük. Söz konusu derviĢ hakkında AĢık olarak inceleyen ve değerlendirme yapan Can Yoksul‟un makalesi önemli bir çalıĢmadır. Almış bi kere ağzına. 85 yaşında onu anası Biçarenin yanına sırtında götürürmüş. Zefil Ali ile birlikte Zefil Ahmet onun devamı gibi görünse de Zefil Ali‟nin çok özel bir yeri vardır. Çorum Yöresinden İki Halk Ozanı: Sefil Ali ve Sefil Ahmet. “Orta Anadolu'da aşıklık geleneği açısından Çorum oldukça zengin bir ildir.”429 GümüĢhacıköy yöresinde de çok saygınlığı olan Zefil Ali yöre derviĢlerince örnek alınan kiĢilerden biridir. Can Yoksul. E Yayınları. Hatta Çorum‟un Dağsara köyünden Biçare bile epey bir zaman önce Piriççi Yusuf. GümüĢhacıköy ve Merzifon derviĢleri ile aynı zamanda yaĢamıĢ olan Çorumlu iki derviĢten bahsetmek yerinde olacaktır. Yörenin çağdaĢ derviĢlerinden olan Cuma Zeytünlü ile yaptığımız görüĢmede Zefil Ali‟nin geleceği görme yetisine sahip olduğu ve KurtuluĢ savaĢından önce halkı nasıl motive ettiği bir deyiĢle örneklendirerek Ģöyle anlatır. Halkbilimi AraĢtırmaları. Can Yoksul söz konusu geleneği AĢıklık geleneği ile iliĢkilendirerek Ģunları belirtmiĢtir. Biz onlara yetüşemedik. Öğrencileri üzerinden daha detaylı bir Ģekilde inceleyeceğimiz Osmancık. Zefil Ali yörede gerçek olarak tanınmıĢ ve halk nazarında mucizeler yaratabilen bir insan olarak kabul edilmiĢtir. Çorum yöresi halk dilinde "sefil" sözcüğü "zefil" olarak söylenir. Bu neden bu aşıkların adları da özellikle köylerde çoğunlukla "Zefil Ali" ve "Zefil Ahmed" olarak telaffuz edilir.

432 Yoksul.”430 Zefil Ali. Söz konusu bu anlayıĢın yaygınlaĢmasının kökü. DeyiĢler bölümü. Ali‟nin Tanrı olduğunu söylerken aslında ortodoks Ġslam anlayıĢının ciddi bir Ģekilde dıĢına düĢmektedir. Bkz. o kolay değil. . Bu sebeple onun getirdiği Cumhuriyet rejimine bağlılık ilahi bir bağlılıkla anlam kazanmıĢtır. deyiĢ. Ali‟nin yeniden bedenlenmiĢ hali olduğunu düĢünmüĢlerdir.g. methi bekleyiĢi ve reenkarnasyon inancı iken. a. GörüĢme.e. Yani yekten söylemek her kişiye mahsus değil. uygulanması kurtuluĢ savaĢının verilmesi 430 431 Cuma Zeytünlü. 173. Ondan sonra Sefil Ali Babanın dedikleri birer birer hep gerçekleşti. Söz konusu bilgilendirmelerden biri olan ve Tanrı‟nın Hz. Kendisi sadece sosyal konulara değil dini tasavvufi konularda da deyiĢler yazmıĢtır. Ve bunun mana olarak benzerini de araĢtırmamızın örnek derviĢi olan DerviĢ Ruhan da yazmıĢtır431. Bu deyiĢ tasavvufi olarak Alevilerin nasıl bir anlayıĢ içinde olduğunu gösteren bir deyiĢtir.Vezirler mahsumunu bırakır kaçar / Öğlen vaktı Kayseriyi alacak Kuşluk vakti Engürüye(Ankara) uğrattı yolu/ Figanla buyurdu İstanbul eli İzmir de çağrılır bir adı Ali / Yetiş Hünkarım car sende olacak. Ali bedeninde zuhur ettiğini anlatan bir deyiĢi halk arasında yaygınlıkla bilinir. Kendisi ruhsal bir insan ve derviĢ olduğu için deyiĢleri ile insanları bir yola çekmeye çalıĢmıĢtır. derviĢ Cuma Zeytünlü'nün de dediği gibi halk arasında çok özel bir yere sahiptir. 11. “Ali‟dir Aleme Allah” adlı 34. KurtuluĢ savaĢı sırasında da Mustafa Kemal‟i methi olarak kabul etmiĢ ve onun Hz. Bu anlayıĢ söz konusu yöre derviĢlerinin genelinde hakimdir. “Arş-ı kürşü yeri göğü yaratan / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Yaratıp kulunun kısmetin veren / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Birbir ismi vardır bir ismi Allah / Eğer inanmazsan hem vallah billah Ademi de gördüm elhamdülillah / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Gevher deryasını kazdım hark ettim / Sarı öküzün tüyün saydım fark ettim Arşa kürşe yere göğe hükmettim / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Ali gibi er gelmedi cihana / Ona da buldular türlü bahane Yedi kere uğradım ulu divana / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Sefil Ali'm bir ikrarın bel'idir / Kendi söyler amma ismi delidir Allah bir Muhammed tanrı Ali'dir / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim”432 Zefil Ali Hz.. Hünkar Hacı Bektaşa bir gece mehman/ Mehdi gelecektir ol ahır zaman İkrarsız sofuyu kes deyi hemen / İcazet eline orda alacak Yeniden kuracak erkanı yolu / Yolu battal etti şeytanın kulu Gafil durup gam yeme sen Zefil Ali / Vallahi bu işler Böyle olacak.

Bunların isimlerini tekrar sayacak olursak. Kul Fakır Ali. GörüĢme. Bunlardan en önemlisi ve en fazla eser bırakan derviĢi. Amasya – GümüĢhacıköy . Söz konusu dönemin derviĢlerinde ise kurtuluĢ en önemli konu olmuĢtur. Onun birkaç manisinden örnek vermek burada yerinde olur: “Ne istedin benden dervişanına Farkeyle kendünü saygı canına Iratma gönlümü gelmem yanına Ne ise kusurum söyle ya dilber. YemiĢenli Halil Ağa. YemiĢenli Halil Ağa da önemli etkiler bırakmıĢtır. Hacatlı Deli Sadık. Kul Fakır Ali derviĢtir. 6. GörüĢme. Bunun yanında Biçare mahlaslı gözleri görmeyen derviĢ ise sürekli maniler söylemiĢtir. 18. Hacatlı Deli Sadık. Ali Zeytünlü. Dertli Garip‟ten 20. Ali Zeytünlü. 6.20O6 Tarihinde AlınmıĢ Bir Kaset Kaydı. Bu derviĢlerden DerviĢ Etna‟nın bir deyiĢini burada zikretmek yerinde olacaktır. Zefil Ali ve devresindeki derviĢlerin hazırladığı ortam asıl anlamına kurtuluĢ savaĢı sırasında kavuĢacaktır.”434 DerviĢ Etna deyiĢleri ile yörede özel bir yere sahiptir.Cumhuriyetin kurulmasıdır. 435 DerviĢ Biçare. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 9. Söylediği manilerin kendisine ait olduğuna inanılır ve ezberinden değil yöre tabiriyle “yekten” doğaçlama olarak manileri söylediği düĢünülür. Halkın olağanüstü insan beklentilerini karĢılamıĢ ve bunların motivasyonu ile korkusuz bir biçimde savaĢmıĢlardır. Bunun yanında Büyük Ġbrahim Ağa. GörüĢme. Dervüş Etna dosta eder nazını / Bulur meydanını çalar sazını Bırakamam sultanımın izini / Bırakıpta gayrı kime bakalım.”435 Atatürk dönemi olarak derviĢler arasında anlatılan dönemde çok önemli derviĢler yörede bulunmuĢlar ve halkı özellikle kurtuluĢ savaĢı esnasında yönlendirmiĢlerdir.08. Bu sebeple Biçare‟nin de halkın inanç evreninde özel bir yeri vardır. Dağsaraylı Biçare ve Karasarlı DerviĢ Etna‟dır. Dili datlı kalbi temiz olanlar Bir haka sevgülü olurda gider Dostun halını tezce sormasa Unutur birbirin el olur gider. 433 434 Hüseyin Zeytünlü. GörüĢme. . 1900 doğumlu.433 DerviĢler hakkında hem söylenceler vardır hem de deyiĢleri zakirleraĢıklar tarafından söylenmektedir. “Gelsin yanımıza arz eden canlar / Birlik makamında deme bakalım Rahi tarikatta olalım senalar / Sınıf gönüllerde ele bakalım Gönül arzusunu buldu sevdiğim / Farzılar vacibi kıldı sevdiğim Senin güler yüzün noldu sevdüğüm / Birlik makamında ceme bakalım. Yöredeki derviĢlerin tabiriyle Atatürk döneminde yaĢamıĢ derviĢler. Bu derviĢler KurtuluĢ SavaĢında çok önemli yararlılıklar göstermiĢlerdir. halka hem kurtuluĢ savaĢı bilinci vermiĢ hem de inanç önderleri olmuĢlardır. Ukur yazar değil.Dağsaray Köyü. Zamanı Bilinmiyor.

yarası iyi olmuş. Okur yazar değildi. Hacı Bektaş dergahına özellikle o sıralar pir postunda oturan Ahmet Cemalettin Çelebi'ye büyük bir saygıyla. 1996. kendi hırsıyla. Ġsmail Özmen.C Kültür Bakanlığı Yayınları. onu yenendir” demesi üzerine Ali. öğütlerine uydu. ortaya sıra geliyo. Konuk olduğu Aşık Kul Hüseyin adlı dervişin telkinlerine ve “gerçek pehlivan kendisiyle. Bu anlamıyla ocak zadedir fakat talip mürĢit iliĢkisine girmemiĢ derviĢliği tercih etmiĢtir.”437 DerviĢ Kul Fakır‟ın Kul Hüseyin‟le olan muhabbeti ve onun yön vermesi ile derviĢliğe girmesi halk arasında söylencelere neden olmuĢtur bu söylencelerden biri ÇağdaĢ derviĢlerden olan Cuma Zeytünlü tarafından Ģöyle dile getirilmiĢtir.”438 Kul Fakır DerviĢ‟in hayatı Osmanlının son dönemleri ile. Öyle sardırıyorlarki Kul Hüseyin‟inen Kul Fakır pehlivanlığı falan unutuyo. güreş neme lazım deyip dizinin dibinde sohbet sohbet sohbet. “Kul Fakır Ali Gümüşhacıköy‟e bağlı Keçiköy'deki bir düğüne güreşmek üzere pehlivan olarak gitti. Resim 7: Kul Fakır Ali derviĢin. Kul Fakır nefesi aldı ya suyu dökündükçe kafasının yaraları dökülmeye başlıyo. GörüĢme. Kul Hüseyin babanın dizinin dibine oturur onu dinlermiş. Alevi BektaĢi Ģiir antolojisini hazırlayan Ġsmail Özmen derviĢimizi AĢık Kul Fakır baĢlığı altında antolojiye Ģöyle almıĢtır. çünkü nefesi hakladı. Asıl adı Ali‟dir. “Kul Fakır'ın olayına girmiştik onu yarım bırakmayalım. Ankara. YaĢadığı yıllar eski derviĢlerin yaĢadığı yıllara yakın bir dönemdir. Kul Fakır Ali ağa Kul Hüseyin babaya aşığımış onu görmeden duramazımış.Bu dönemde yörede çok önemli bir tesir bırakan Kul Fakır Ali DerviĢ. Ali ağa buyur. için için göğnüyüp yanmaya başladı. Kul Hüseyin‟in gözüne bakıyo. Resimler. 599 438 Cuma Zeytünlü.436 Amasya'nın Merzifon ilçesine bağlı Kıreymir köyünde 1837'de doğup. Ali ağa buyur sıra geliyo demişler hele bir orta gelsin diyo. T. kim nefsini yenerse asıl pehlivan odur” diyo ve o anda insan yıkmayı değil nefsini yıkmayı düşünen insanı kamil olmaya doğru yöneliyor. oraya Kul Hüseyin‟in geldiğini de duymuş hemen yanına varmış. İşte o zaman Kul Fakır Ali ağa oluyo. Orada kendisine Kul Fakır mahlası verildi dili „çözüldü‟ gönlüne aşkın muhabbetin ateşleri doldu. Alevi – Bektaşi Şiirleri Antolojisi IV Cilt 19. Ġhsan AktaĢ tarafından yapılmıĢ temsili esmi. GümüĢhacıköy‟ün Keçiköy‟ünden olan Kul Hüseyin‟dir. 1938 yılında aynı köyde 101 yaĢında iken Hakk'a yürümüĢtür. Kul Hüseyin baba „Kel Ali bi yıkanıver‟ diyor. Cumhuriyetin ilk dönemlerine denk gelir. Kendi soyunun Piri Baba ile iliĢkisi olduğu söylenir. Çocukları torunları oldu. analı babalı gibi yaren olmuşlar. Kul Hüseyin “Ali Ali insan insanın sırtını yere getümeyinen pehlivanlık olmaz. . 11. Bir güreş varmış. A. Kul Fakır Ali derviĢin yetiĢtireni – mürĢidi. nefsiyle güreşen. Emme Kul Fakır fazla güreşirimiş ve başı da yaraymış. Oradan peyik geliyo Ali ağa başa sıra geldi. Kel Ali derlermiş o zaman. hayranlıkla bağlandı. hele başa sıra gelivesin diyo. Ondan sonra Kul Hüseyin'e daha fazla bağlanmış. Yüzyıl. Uzun yaĢaması sebebiyle söz konusu geleneği Cumhuriyet dönemi devrimlerine uyumlaĢtırmaya çalıĢmıĢtır. Bu sebeple derviĢlik geleneğindeki dönüĢümde çok önemli 436 437 Ekler. ayrılamıyo Kul Hüseyin‟in yanından. İki kez evlendi. Aşık Kul Hüseyin'in sözlerine. “saddaksın üstadım” diyerek.

e. “Kul Fakır. a.g. Geleneksel mistik derviĢ anlayıĢını daha çağdaĢ bir Ģekilde yorumlamanın kapılarını açan Kul Fakır yöresinin aydınlanması için çok etkili görevler yerine getirmiĢtir. Söz konusu durum hakkında Kul Fakır‟ı konu edinen kitabın yazarı olan Ġhsan AktaĢ Ģunları söylemektedir. Çağın gerisinde her türlü kuruma. 7 442 a. 9 441 a. sözüyle.440 Kul Fakır bir derviĢlik geleneği içinde olmasına rağmen hep yenilikten.. ġiirin ilginç yanı yazım tarihinin kurtuluĢ savaĢı dönemine denk gelmesidir. “Kemalin var olsun Mustafa Paşa / Irakıplar ölsün hele sen yaşa Ortayı mal ettin hazır ol başa / Vakit tamam oldu meydan geliyor. Kul Fakır‟da aslolan insandır. öncüsü olmuĢtur.. Osmanlı zamanında marjinal bir pozisyonda olan Aleviler Cumhuriyetle görülebilir olmuĢlardır. 64 . daha da ötesi. bilinçle bağlı idi. ülkülerine. Örnek vermek gerekirse. yeri gelmiĢ ise dedelik kurumunun yozlaĢmıĢ yanlarını eleĢtirmiĢtir. Cumhuriyet devrimlerinin bir numaralı savunucusu olmuĢtur.. eylemleriyle inanmış. Sadece araĢtırma yaptığımız yörede değil. Ġnsana ait olan her Ģey Kul Fakır‟a yabancı değildir.bir role sahiptir.g. Meydanda belolur er ile körler / Düzde menzil almaz dikine zorlar Çoktan geçtiydi hayrüle şerler / Islahat memuru sultan geliyor. onun tüm girişimlerini candan desteklemiştir. DerviĢ yaĢadığı dönemde keramet sahibi441 bir kiĢi olarak düĢünüldüğü için sözleri halk tarafından sorgulanmaz gerçekler olarak algılanmıĢ ve yöredeki Alevilerin Cumhuriyetle bağlarının temelde sağlam atılmasına öncü olmuĢtur. düĢünceye. Atatürk'ün ilkelerine. devrimlerine özüyle.”439 Kul Fakır yine aynı kitapta söz edildiği üzere dede olduğu halde dedelik yapmamıĢ. “Batın tarafından gelir haberler Mehdi çıkıp oynayacak teberler Okundu fermanlar duymadı kerler Aşıklar müjdeler satmak isterler"442 Daha açık bir ifade ile yazdığı uzun bir Ģiirinde açıktan Mustafa Kemal adına övgüler yazmıĢtır. bütün Anadolu‟da Aleviler gerek Cumhuriyete.. insanca yaĢamaktır. 52 a. Kul Fakır Cumhuriyet devrimlerinin yerel planda uygulayıcısı.e. … Yedi kıral olsun Hak muin ise / Esef çekme yetmiş dahi gelirse 439 440 AktaĢ – Yücel. Kul Fakır Ali derviĢin kurtuluĢ savaĢı esnasında söylediği deyiĢ açıklayıcı olacaktır. anlayıĢa.e. Ulusal Kurtuluş Savaşının ve genç Cumhuriyet'in büyük önderi Mustafa Kemal' e içten bir sevgiyle. davranıĢa.g.e.g. çağdaĢlıktan yana olmuĢtur. gelenek ve göreneğe cephe almıĢtır. Hatta yörede ilk Ģapka giyen kiĢinin Kul Fakır olduğu söylenmektedir. gerekse Mustafa Kemal‟e benzer bir sadakatle bağlı kalmıĢlardır. Kul Fakır Ali derviĢ sayesinde yöredeki Aleviler Mustafa Kemal‟i müjdelenmiĢ kiĢi olarak önceden kabul etmiĢlerdir.

seyran) büyük öndere duyulan inancın çarpıcı ifadeleridir. bürhan. padiĢahçı. derman. Bunun yanında devrimciliği insanı köhneleĢtiren hareketsiz kılan önyargı ve taassuba karĢıdır. Onun ruhsal dünyası. mistiktir. Tanrının aslanı Hazreti Ali / Ta ezel kandilde kurdu bu yolu Sıdkıle tutarsan yetürür eli / Nice bin dertliye derman geliyor. Kayıt.444 Kul Fakır Ali derviĢ yaĢadığı dönem itibari ile derviĢlik geleneği açısından çok önemli bir noktada durmaktadır. ortodoks düĢüncelerden uzak. Kul Fakır çalıĢkan bir insandır. . hatta yörede kullanılan “iĢ Allah‟tır”445 sözü onun söylediği bir söz olarak aktarılmaktadır. 67 445 Dilaver ġaĢmaz. 443 444 a. hale önem veren.g. Bunun yanında savaĢta Mustafa Kemal‟in galip geleceği inancı mistik bir hal ile vurgulanıyor.e. Bunun yanında Ali Ġhsan AktaĢ‟ın belirttiği. ruhsal bir insandır. ne de dinci. Tanrıya duyduğu muhabbet. Söz konusu kavramların hiç biri Kul Fakır‟da çeliĢmez.”443 Kul Fakır Ali derviĢ. Bunun yanında bir devrimci.. batınidir.Onların askeri topu var ise / Şükür bize Hak'tan bürhan geliyor Hani padişahlık nerede kaldı / Zevkü sefa ile aklını aldı Yola kem bakanlar belasın buldu / Dünya başlarına zindan geliyor. 1930 doğumlu. Mustafa Kemal‟e adı ile sesleniyor. Okuryazar değil. Bu sebeple ne daha sonra ortaya çıkan elitist.” dörtlüğünde bu inancı açıkça görüyoruz. mistik dünyasını insana dair duyduğu derin muhabbet ise maddi yaĢamını anlamlandırmıĢtır. Kendisi bir geleneğin takipçisidir. Kul Fakır‟ım fermanını okudu / Andelibim dost bağında şakıdı Aklı selim gönül evi pak idi / Mümin müslümana seyran geliyor.e. onun için emek en kutsal değerlerden biridir.Çetmi köyü. ÇağdaĢlık ise derviĢ için. pozitivist. Osmanlı‟nın yönetimini eleĢtirip. zindan. . 20. GörüĢme.. Cumhuriyetçiliği halkçılık bağlamında halkın aydınlanmasını sağlayacak rejim manasında almaktadır.08. ümmetçi anlayıĢlardakiler gibi ruhsal yaĢamını anlamlandırmıĢtır... Ġlericiliği geliĢmekte olan tekamül etmekte olan bir insanın zorunlu hali olarak kavramakta ve insanın sırrını çözmede adım adım yükselmenin geleceğini öngörmektedir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 14. Ģiirin dörtlüklerinin son dizelerinde kullanılan „geliyor‟ rediflerinden önce kullanılan nitelemeler. jakoben Cumhuriyetçiler gibi devrimi anlamıĢ. Teyp kaset kaydıdır. dini değil dinlerin özüne yönelmeyi tavsiye eden bir dünyadır. Horasan geleneğinin iz sürücüsüdür. Kul Fakır Ali derviĢ Cumhuriyet devriminin aynı zamanda ruhsal bir misyon devrimi olduğuna da inanmıĢtır. (meydan.1996 tarihinde yapılmıĢtır. tanrı ile gönül bağı ile bağlı bulunmayı öğütleyen. 68 a. ilerici ve çağdaĢ bir insandır. Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. insanlığın ürettiği her değeri insana dair kullanmak anlamındadır. sultan. Cumhuriyetçi. Mustafa Kemal‟in ülkeyi kurtarmaya geldiğini müjdeliyor. Örnegin. Bu müjdeyi coĢkulu bir anlatımla veriyor. derviĢin “Yedi kıral olsun Hak muin ise / Esef çekme yetmiĢ dahi gelirse / Onların askeri topu var ise / ġükür bize Hak'tan bürhan (delil-öncü) geliyor. Çünkü o günümüzde çatıĢmalara sebep olabilecek bu kavramları kendine özgü iç bağlantıları ile algılamıĢ ve uygulamıĢtır. (DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy .g. Aslında o Cumhuriyet devriminin boĢ bıraktığı ruhsal alanı dolduran bir gönül geniĢliğine sahiptir.

bunlardandır. 6. Ġbrahim ağa hakkında olağanüstü hikayeler anlatmaktadır. Burada bu derviĢlerden bahsetmekte fayda olacaktır. Ġbrahim ağa “Sersem Köle” adıyla Ģiirler yazmakta olup Ģiirleri çoğunlukla doğaçlamadır. . Çünkü söz konusu derviĢler ile DerviĢ Ruhan‟ın temasları olmuĢ. 448 a. Japonya‟nın ismi temelden batsın / Çin bayrağını üstüne çeksin Dost dostun arzumanına doğrudan baksın / ġöyle günlerini görsem bir zaman. yöredeki Aleviler tarafından çok özel ermiĢler olarak kabul edilmiĢtir. BaĢka bir ifade ile insanların sorunlarına çareler bulabilecek insanların ancak derviĢ olarak kabul edilebileceğini belirtmiĢtir. Selman Baba. Söz konusu derviĢler kendilerini ön plana çıkarmak için de bir Ģey yapmamıĢtır. Kul Fakır Ali derviĢten sonra DerviĢlik geleneği değiĢerek devam etmiĢtir. Resim 8: Ali Belli. Deli Sadık. GörüĢme. geleceği anlattığına inanılan bir Ģiiri burada nakletmek yerinde olacaktır. Bu üç derviĢin yöre için çok önemli olduğunu belirtip bunların üç saç ayağı gibi ortamı dengede tuttuğunu tespit etmiĢtir. Ali Zeytünlü. DerviĢ olabilmek için tabip olup yara sarmak gerektiğini söylemiĢtir. Resimler. onlardan derviĢlik geleneği adına çok Ģey öğrenmiĢtir. 1955 yıllarından bir resmi. Böyle bir derviĢ olunca ise “Toplanır baĢına köy deli gönül” dediği gibi insanların ondan bir Ģey almak için yanlarına geleceğini söylemiĢtir. Yanyatan Ali ağa. Bu algılayıĢ biçimi onu özel ve tamamlanmıĢ kılmıĢtır. Günümüz derviĢlerinden olan Ali Zeytünlü. ancak bu Ģekilde derviĢ olunabileceğini belirtmiĢtir.g. gibi derviĢler geleneksel derviĢ tiplerine tamamen benzeyen son derviĢlerdir. Atatürk döneminden sonraki derviĢler bu derviĢlerin etkisinde kalmıĢ olmakla beraber Cumhuriyet‟in getirdiği yeniliklere de uymaya çalıĢmıĢlardır. Bu olağanüstülüklerden biri olan. Kendinden önce gelen büyük ustaların fazlaca gölgesinde kalmıĢlardır. Daha sonra gelenek içinde eleĢtirel olmak adına değiĢimler yapılacak ve derviĢlik geleneği sönmeye baĢlayacaktır.g. (Yanyatan Ali derviĢ) derviĢin. derviĢlik için bir gerçeğe bir veliye hizmet etmenin Ģart olduğunu. DerviĢ anlayıĢları farklılaĢsa da Kul Fakır ve Atatürk zamanı derviĢleri.447 Bu sebeple herkesi derviĢ kabul etmenin doğru olmayacağını belirterek kendisinin de gördüğü derviĢler olarak.Bu iki yaĢam ayrı gibi gözükse bile onun zihin dünyasında birleĢmiĢtir. Marifetinen yuğurulsa iĢimiz / Kalmasa da boranımız kıĢımız Mürvet çağırsa erkeğimiz diĢimiz /ġöyle günlerini görsem bir zaman. Yıkılsın Urusun tahtı temeli / Galmasın Ġngiliz yarıdan geri Dost olsun Amerika gelsin ileri / Sürsünler devranı getsin bir zaman.448 Kumbabalı Ġbrahim derviĢe uzun yıllar hizmet eden Ali Zeytünlü.446 Zefil Memmet ve Kumbaba'lı Ġbrahim ağa Ġrfani baba. Alamanda iman etsin amele / 56 düvel gelsin meydana Çağırsınlar daima ulu divana / ġöyle alemine ersem bir zaman 446 447 Ekler. Bu derviĢler bir kuĢak sonra olan. Yan Yatan Ali DerviĢ. Sıtkı Baba. Sefil Memmet ve Kumbabalı Ġbrahim ağanın derviĢ olarak kabul edilebileceğini söylemiĢtir.

Ali Yan Yatan idi. Fakat hitap ettiği kitle bir türlü onun deyiĢlerini ezberleyememiĢ ve kaleme alınamamıĢtır.” 452 Hüseyin Zeytünlü çok itikatlı geleneksel ve inançlı bir derviĢ sevenidir.450 Bu sessizlik onun büyüklüğüne dair vurgunun bir göstergesi olarak algılanmıĢtır. Ġbrahim Ağa ile iliĢkide bulunan gerek Sefil Memmet.Sersem Köle bu manaya ermeli / Bülbülünen has bağçaya girmeli Davet aydınlıktır temam görmeli / Alsam kaĢığı da çalsam bir zaman. GörüĢme. dünyayı boĢ vermiĢ hali ve gizemli davranıĢları ile çok etkili bir derviĢtir. aĢıklıklarını yarenliklerini yapmıĢtır.g. Yazıp ezberimize almadık. Çünkü çok kerametini gördüm. Onun anlatımından aktarmamızın sebebi olayın yaĢandığında Hüseyin Zeytünlü‟nün orada olduğunun söylenmesidir.g. 28. Halk içinde onun baktığı kiĢinin Ģifa bulacağına dair bir inançta geliĢmiĢtir. Kendisi de derviĢ olan Kul derviĢ mahlası ile deyiĢ yazan Sadık Ersoy Sefil Memmet hakkında Ģunları söylemiĢtir. Yine aynı dönem de olan Sefil Memmet yörede ciddi etkilerde bulunmuĢtur. Hz. Buna imanım inancım sonsuz. Öyle kuvvet varıdı ki Sefil Memmet‟te Ölüyü diriltecek kadar kuvvet varıdı. 449 Ġbrahim ağa‟nın babası Büyük Ġbrahim ağa Kul Fakır‟ın mürĢidi olan Kul Hüseyin‟le musahiptir ve Kumbaba evlatlarındandır. ama yörede anlatılan olağanüstü bir sürü söylencesi vardır. “Çok güzel demeleri varıdı. Çok hikmetlerini gördüm. gerek Yanyatan Ali DerviĢ. Benim görüşümle. Derlememiz esnasında deyiĢine rastlanmamıĢtır. herkeste bir görüş vardur. Ġbrahim ağaya karĢı çok saygılı davranır ve onun yanında hiç konuĢmazlar.g. ama benim görüşümce. Sağa sola bakmazdı.”451 Sefil Memmet halk içindeki yaĢantısı. 18. 453 Ekler. Yörede büyük saygınlığı olan Ġbrahim ağa ismindeki ağa adlandırması onun manevi gücüne dair bir vurguyu yapmak için kullanılan bir adlandırmadır. 451 Sadık Ersoy. Kimsenin gözüne bakmaması onun en önemli özelliğidir.g. 449 450 a. 1988‟de vefat etti. Hüseyin Zeytünlü bu iki derviĢe karĢı inancını Ģöyle anlatır: “Diyebilirim ki. Kendisi gerek Yanyatan‟a gerek Sefil Memmet‟e uzun yıllar hizmet etmiĢ. Resim 11: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi. 2006 . Peygamber efendimiz Sefil Memmet idi. Çok sukunetli bir kimseydi. Eli göğsünde sukut durudu. Resimler. Böyle bir hissi vardı yani. a. Yörede anlatılan bir söylenceyi onun aktarımı ile buraya aktarıyoruz. Sefil Memmet‟in kendinden güzel deyiĢleri vardır. Sefil Memmet ve Yanyatan Ali derviĢe bağlı olan ve AĢıklık yapan AĢık Kara Hüseyin lakaplı.453 Kendisi derviĢ olduğunu kabul etmese de derviĢ tabiatlı bir kiĢidir. 452 Hüseyin Zeytünlü. GörüĢme. Kırca Köyü. Kapıdan biri geldi diyelim büyük olsun küçük olsun 15 yaşındaki genç gibi ayağa kalkar fırlardı yani.

Kul Himmet. Yöre halkı üzerinde çok etkili bir konumları vardır. Fakat su yok. “o bana yeter” dedim. kalemde. su yok. boru döşetti. Hocaların dar çektüğü gibi küfleyi arzda erenler evliyalar komadı. dış devletlerdeki tekkeler yüzü suyu hürmetine. Bir gülbenk çekti. Gittim getüdüm. O duvarın üstüne kafam gibi taş bezi koydu. bize ark açtudu. “Ağa bu lokmayı yiyecen çağıracağın yere çağır. israfil. Kul Hüseyin. 15 sene 454 Hüseyin Zeytünlü. hala akıyo. “Yavrum şu demliği alda pınardan bir su getü” dedi. arşta kürste. O böbrekleri kavurup meydana getürünceye kadar ben koyunu yüzdüm. Piri baba. çörtleyi daktık dedi. Zefil Memmet yüzü suyu hürmetine. nebiler. Yanyatan Deli ağa bizde bir şey. yüzmeden böbreklerini çıkar. “Kulağım tamamen kapanmışıdı doktor umut yok dedi bende Yanyatan‟a gittim. Bunu gördük yaşadığımız olay bunlar. şunun için bağışla bunun içün bağışla… “deli ağa parpu kimisine bir haftada kimisine 15 günde kimisine bir ayda geçer “ dedi. Bu söylenceler olağanüstülüklerle doludur. bu kadar emek çektük suyunu getümekte sana ait” dedi. isteğimizi muradımızı ver Yarabbi dedi. Genç yaĢlarda yola ve derviĢlere yönelmiĢ ve yöredeki derviĢlerle genç yaĢlarında iliĢkisi olmuĢtur. 18 bin alemde yatan erler. mikail.“Kuru yarın üzerine. 5. Elimizi yüzümüze çalduk. böbreklerini alıp Nimet anaya verdim. Deriyi çıkardım getüdüm eve teslim ettim. dua etti. Lokmayı da Nimet ana getüdü meydana koydu. Sefil Ahmet. Kum baba. bana dedi ki “oğlum samanlıkta bir kurban var onu getür hemen burada hesap edek” dedi.”Yat kucama” dedi. Pircivan Yüzü suyu hürmetine. insanlara muhabbetleri vasıtasıyla sürekli bilgi aktarır. Koyun baba. kesdim. bunlar yüzü suyu hürmetine. levfte. veliler. Anam saymadığı tekke türbe kalmadı. Özellikle Yanyatan Ali derviĢ. Az konuĢur ve her hangi bir Ģey için kimseyi iknaya çalıĢmaz. Aşık Ahmet. Yanyatan da gizemli olması bakımında Sefil Memmet‟e benzer. “Herkesin bi alım gücü vardır ona göre” dedi. Sofrası yirmi dört saat açıktır. En önemli özelliklerinden biri askerden geldikten sonra hiç sakal ve bıyığını kesmemesidir. Sefil Ali. iki metre yüksekliğinde beş metre uzunluğunda duvar ördü. enbiyalar. Nimete ver bize lokma yapsın” iki bacaklarını açtım. yok sade parpu” dedi. 18. . Velide Oda “eyvallah Ali ağa” dedi. O zaman kellecinin handa duruyodu. Kul Fakır Yüzü suyu Hürmetine. karnını yardım. Gizemli bir kiĢiliktir. Bir selavat getüdü. ezrail. Bunlardan birini örnek olarak buraya almak yeterli olacaktır. evliyalar. 50 cm kalınlığında. GörüĢme. Yanyatan. Asıl ismi Ali Belli olan olan Yanyatan Ali derviĢ Merzifon‟un Diphacıköy‟ündendir. kuru yarın dibine. Gittim ki kolum gibi akıyo. “yavrum karnını yar. cebrail.”454 Sefil Memmet ve Yanyatan Ali derviĢ çoğunlukta birlikte olan iki yaren derviĢtir. 7-8 gün deyince anadan doğmuşa döndüm. tekke türbe. Oluğu betondan döktü. Ali Cemal dedenin sakallı derviĢler dediği tipte bir derviĢtir.6 gün olunca kulağım fank ediyo fank açılıyo. derviĢler arasında en çok göze görünen ve etkisi en fazla olan derviĢtir. Çötleyi daktı olukta su yok. Ġkisinin de Tanrısal zuhur olduğuna inanan bir çok kiĢi vardır. Bu gerçek değilmi? Daha bundan iyi kerametmi olur. Halk arasında birçok söylencesi vardır. Ağa oluğu yaptık. Ali Memmet dede yüzü suyu hürmetine. hem kazıyoh hem 300 metre hortumu döşedük. Sefil Memmet Şambadan gelivedi.

Yanyatan Ali derviĢ‟in Ege ve Akdeniz bölgesindeki Tahtacı Yanınyatır ocağı ile bağlantısı hakkında net bir bilgi yoktur.”455 Yanyatan Ali derviĢ ile ilgili yukarıdakine benzer bir çok söylence vardır. hisse dayalı bir aktarım mevcuttur. anlayan anlar gerisi için uğraĢmaz. Kendisi ehli kamil bir insandır. Pirsultan abdalım ırahber haktır / Gaziler comarttır noksanım çoktur Doldur güdüğünü sancağın çektir / Mekanı Çeçbeli gez Rumi Hoca. GörüĢme. tekrar kapandı kulaklarım bu seferde cihaz almayınca idare edemedik. 18. Bu doyum onları Yanyatan‟a bağlar. Kültür Bakanlığı Yayınları. bu bağlılık Yanyatan'ın daha da olağanüstüleĢmesine sebep olur. Ġnsanlarda onun dediklerinden bir sistematik bilgi öğrenmez. T. Bununla birlikte Yanyatan Ali derviĢ doğaçlama birçok deyiĢ yazmıĢ bir kaçı hariç deyiĢlerinde ismini veya mahlasını kullanmamıĢtır. GörüĢme. fakat farklı bir doyum yaĢarlar. Hiçbir konuda net açıklamalar yapmaz. Gine hiç oralı olmadık. “Kendü ismini söylemezdi. Hüseyin Zeytünlü. Hazırlayan. rumuzlarla süsler ve bilgiyi saklar.”456 DeyiĢleri ortamın ihtiyacına göre ortaya çıkarır vermek istediklerini semboller kullanarak anlatır. GörüĢme. Turhan Yörükan. Hacı BektaĢ‟ın nazarıyla irĢat olduğunu. 455 456 Abdullah Balcı. 6. Saklardı kendünü gizlerdü yav gız gibi saklardı. C. Ankara. Bu konuda Yanyatan‟a çok önemli hizmetlerde bulunmuĢ olan Hüseyin Zeytünlü söyle der. Ali Belli. 1. 150-154 458 Ali Zeytünlü. 457 “Kalktık Horasandan sökün eyledik / Mekanı Çeçbeli gez Rumi hoca Pirim Hünkar Hacı Bektaş nazar eyledi / Mekanı Çeçbeli gez Rumi Hoca Dervişleri vardır dilleri tatlı / Dilleri datlıda hem muhabbetli Omuzu hırkalı kolu pazvantlı / Abdal Musaya da eş Rumi hoca Dervişleri vardır zamahın dutar / On iki imam katarıdır bu katar Baharın uğradım bülbüller öter / Kandillerin dolu nur Rumi hoca Yolundanmı döner kendünü bilen / Dünyada şehittir yol için ölen Urum diyarına irahber olan / Cihanın içinde er Rumi hoca. Onun için onun muhabbetlerinde sistematik bir bilgi aktarmaktan çok.”458 Yukarıdaki deyiĢten anlaĢıldığına göre Yanyatan Horasan erenleri ekolünden geldiğini. Yanyatan geleneksel mistik derviĢlerin neredeyse sonuncusu gibidir. Bunun yanında kökü ve ne olduğu hakkında Yanyatan Ali derviĢ‟in Rumi hoca adıyla kendisini anlattığı Ģiiri önemlidir. Bir konuyu sembollerle anlatır. 457 Yusuf Ziya Yörükan. 1998. Kimseye sırrını açıklamazdı. ve yahut Yanyatan demezdi. Anadolu‟da Aleviler ve Tahtacılar. .öyle geçti. Rum diyarında hüküm sürdüğünü. insanlarla derinden iliĢkiler kurar ve derviĢlik geleneğini çok iyi bilir.

6. Fakat Ġbrahim Ağanın ocağı oğlu Hamza Ağa tarafından yürütülmektedir. Söz konusu geleneğe bir taze kan olarak gelen DerviĢ Ruhan değiĢime ayak uydurmaya. GörüĢme. baĢka bir ifade ile ruhsal makam sahibi olduğunu. bunun için böyle davranmaktadır. DerviĢ Ruhan‟ın Ġbrahim ağa ile bir çok konuda anlaĢamadığı DerviĢ Ruhan sevenleri tarafından söylenir. Bu anlama için özel bir tedrisattan geçmezler. yöredeki geleneği takip eden geleneksel derviĢlerin son kuĢağı olan Yanyatan ve Sefil Memmet kendileri gibi ardıllarını yetiĢtirememiĢlerdir. Örneğin çağdaĢ derviĢler reenkarnasyona inanmazken geleneksel derviĢler ve DerviĢ Ruhan inanır. DerviĢ Ruhan. Bu derviĢler için itikat önemli bir iliĢki kurma biçimidir. Ali Zeytünlü. Yöre derviĢleri olarak bu derviĢin. Bunların dıĢında derviĢlik geleneği büyük bir değiĢim yaĢamıĢ ve halk üzerindeki etkisini kaybetmeye baĢlamıĢtır. geleneksel derviĢler ve DerviĢ Ruhan için mucizeler en belirleyici unsurlardır. “Arzumanım arz eyledim o yare / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir. Bu olağanüstü algılama biçimlerine dair inanç onlara sarsılmaz bir karizma sağlar ve bu karizma ile problemlere çözüm bulmaya.460 Bunun yanında Sefil Memmet ve Yanyatan‟la çok özel gönül dostlukları vardır. Aşıklar maşuku nazlı yarime / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir. Yanyatan‟ı kendisinden yüksekte bir makamda idrak etmekte. 5. Bu derviĢlerin araĢtırmamızın konusu olan DerviĢ Ruhan‟la da somut iliĢkileri olmuĢtur. 30. ÇağdaĢ derviĢlere göre yazılan deyiĢler düĢünce ile yazılmıĢ Ģiirler iken. DerviĢ Ruhan‟ın gönül dünyasında ciddi etkisi vardır. GörüĢme. DerviĢler bu sembolleri bir Ģekilde anlarlar. Bu durum halk arasında onun daha da mitikleĢtirilmesine yol açar. DerviĢ Ruhan. Bu etki DerviĢ Ruhan‟ın çağdaĢ derviĢlerle bazı konularda yaĢadığı çatıĢma noktalarında kendini göstermektedir. DerviĢlik geleneği yöredeki saf hali ile devam edememektedir. Sadiye IĢık. 6. Bu dertli hali ile ilgili bir deyiĢi vardır. GörüĢme. GörüĢme. Yanyatan Ali derviĢin anlatamadığı veya anlatmaması gereken sırları ve acıları varmıĢ izlenimi verir. Sembollerle doldurduğu anlatım özellikle yol içinde belli sembolleri çözmeyi bilmeyen için sırlarla dolu metinlerdir. geleneksel derviĢlerin algılayıĢ biçimini modernize etmeye çalıĢmıĢtır fakat bu 459 460 Ali Zeytünlü. Yörede kalan. geleneksel derviĢler ve DerviĢ Ruhan için vecd ile ilham ile yazılmıĢ ilahi metinlerdir. Yanyatan‟ın yanında hiç konuĢmaz. fakat birbirlerinin karĢılıklı konumlarını bilirler. onun muhabbetine sessizliği ile katılır. yönlendirmeler yapmaya çalıĢırlar.tatlı dilli muhabbetli ve savaĢçı derviĢleri olduğunu. belirtir. Ali Osman IĢık. Sabır dedikleri zehirden acı / Cümle dertlilerin sabır ilacı Balım Sultan olsun bize yardımcı / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir Arzumanım arz eyledim o yare / Sırrı Balım Sultan Bektaş Veli‟ye Kavuştur Yanyatan'ı aşkı Leyla'ya / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir”459 Yanyatan Ali derviĢ Sefil Memmet ve Ġbrahim ağa yörede geleneksel derviĢ tipine yakın son derviĢlerdir. Fakat bu metinlerin kendi içinde çözümleri vardır. halkla iliĢkilerinde de daha çok olağanüstü yetenekleri ile fark edilirler. Yine çağdaĢ derviĢler mucize keramet noktalarına önem vermezken. . Rasyonel bilgi ile uğraĢmazlar.

Bu sebeplerle yöre kaynaklı olan geleneksel derviĢlik geleneğinin son temsilcisi Yanyatan Ali derviĢ. Resimler. Bu mistik düĢünmeden arındırma sürecinde DerviĢ Ruhan. Bu duruĢunun farklı olmasının sebebi kendisini Erzurum‟da askerde iken yetiĢtiren mürĢididir. DerviĢ Ruhan‟ın döneminde olan. Cumhuriyet devrimi ile birlikte çağdaĢ olmak derviĢlerin yöneldiği bir odak olmaya baĢlamıĢ ve bu oranda hurafe olarak belirtilen birçok inanç unsuru Alevilik inancından arındırılmıĢtır. Cuma Zeytünlü (Dertli Garip) resimleri. DerviĢ Ruhan‟da kadın eĢitliği ve değerinin bilinmesi konusunda çok çabalar harcamıĢtır. 461 Keçiköy'lü Manicinin Ali ve Piriçci Yusuf gibi çağdaĢ derviĢler rol oynamıĢlardır. geleneğin zamana uygun yorumu olarak tanımlanabilecek yaklaĢımın baĢarılı olduğu söylenemez. Cuma Zeytünlü. Bu kadınlardan. Bu süreçte mistisizmden daha arınmıĢ bir tasavvuf yorumculuğuna dönüĢen ÇağdaĢ derviĢlik daha etkin bir hale gelmiĢ. Resim 9: Ali Ġhsan AktaĢ (Foto Ġhsan). DerviĢ Ruhan‟a göre bu seçilen yol geleneğin devamı değil geleneğin asli unsurunun ortadan kaldırılmasıdır. Aslında yapmaya çalıĢtığı. DerviĢ Ruhan‟ın bu üçlü sentezi kendi anlayıĢında somutlaĢmıĢ ve eserlerine yansımıĢtır. Geleneğin içinde değiĢimin göründüğü kiĢi olarak aldığımız DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢleri burada anmak yerinde olacaktır.2. Bu derviĢler DerviĢ Ruhan‟ın bizzat emek verdiği Cuma Zeytünlü. onun yetiĢtirdiği veya kendisinden daha sonra olan derviĢler daha çok çağdaĢ derviĢ kategorisine girmektedir. Dilaver ġaĢmaz. Bunun dıĢında kendisini en sıkı takip edenler baĢta Türkmen kadınlar463 461 462 Ekler. ideal olan yöne doğru yapamamıĢtır. 4. geleneksel derviĢlik terkedilmiĢtir. Ali Ġhsan AktaĢ.2. DeğiĢimi fark etmiĢ fakat değiĢimin yönünü inandığı. Ekler. Resim 10: Sadık Ersoy ( Kul derviĢ). DerviĢ Ruhan bu çağdaĢ yorumlamaya katılsa da zamanla bu derviĢlerden ayrı durup daha çok geleneksel derviĢlere yakın düĢünceleri savunmuĢtur. gelenekle modernin arasında kalan ve icazetini dıĢarıdan alan son derviĢ ise DerviĢ Ruhan‟dır. neredeyse tamamen kendilerini mistisizmden arındırmıĢlardır. DerviĢ Ruhan ait olduğu yörenin derviĢlik geleneğini bilmektedir. 463 Kadınlar DerviĢ Ruhan‟ı ermiĢ olarak görmüĢ ve öyle davranmıĢlardır. bunun yanında Kuranı Kerimi bilmekte ve Erzurum‟daki MürĢidinden aldığı özel bilgileri bilmektedir. Resimler. DERVĠġ RUHAN DÖNEMĠ VE SONRASINDAKĠ ÇAĞDAġ DERVĠġLER DerviĢ Ruhan aslında sönmekte olan bir geleneğin değiĢime ayak uydurmaya çalıĢan örneğidir. usta çırak iliĢkisini sınırlı tutmuĢ ve bir mürĢide bağlanmamıĢlardır. Bu kategoriler ve DerviĢ Ruhan‟ın gelenek içindeki yeri „DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢler‟ baĢlığı altında incelenecektir. . Sadık Ersoy462 ve Hasan Kurbandır.çabaları kendi sevenleri arasında sınırlı kalmıĢtır. 2006‟daki resmi. DerviĢ Ruhan‟ın dıĢında kalan ve kendilerini çağdaĢ derviĢ olarak tanımlayan derviĢler ise baĢka bir yol seçmiĢler. DerviĢ Ruhan dıĢındaki derviĢler. Söz konusu arındırma süreci daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ ve bir gelenek hızlı bir biçimde mistik düĢünceden arındırılmıĢtır.

hatta geleneksel derviĢler tarafından Atatürk‟ün Methi olarak kabul edilmesi. Alevileri Cumhuriyet ve devrimlerinin bir numaralı savunucusu konumuna getirmiĢtir. itikata önem vermekte. Bani ġaĢmaz. DeğiĢimin gerekliliğini fark etmiĢ. çağdaĢ derviĢlerin yorumları gittikçe materyalistleĢmeye imkân tanımıĢtır. Ali Zeytün öğretmeni olarak zikretmektedir. Öznur ġaĢmaz. İşte o dönemde Mehmet Ali Işık‟la. sosyal hayat içinde iyi bir Cumhuriyetçi. Ruhani Hatice Bozkurt. Hatice ġaĢmaz yakınında olanlardır. Ali Ġhsan AktaĢ ise daha bu inanç ve tutumlara eleĢtirel yaklaĢmaktadır. Yöredeki bu mistik düĢünmeden arındırma sürecinde Ali Ġhsan AktaĢ. DerviĢ Ruhan açıklanamayacak Ģeylere inanmaktadır. DerviĢ Ruhan gelenekteki değiĢimin zorunlu olduğu bir dönemde geleneğin aslolarak yansıttığı değerleri bozmadan değiĢime ayak uydurmaya çalıĢan bir derviĢtir. Örnek vermek gerekirse DerviĢ Ruhan Reenkarnasyona (yeniden doğma-ruh göçü) inanmakta. Kerziban Zeytünlü. Geleneksel ve ÇağdaĢ derviĢ ayrımı yapacak olursak DerviĢ Ruhan Geleneksel derviĢe daha yakın iken Ġhsan AktaĢ tamamen çağdaĢ bir derviĢtir. geleneksel derviĢlik terkedilmiĢtir.olmak üzere Zakir ve AĢıklardır. Kumbaba'dan İbrahim derviş vardı. TanıĢıklıkları bu döneme rastlar. Süveyda IĢık. Veli Balcı ve Abdullah Balcı DerviĢ Ruhan‟ı mürĢidi olarak kabul ederken. Akıl ile gitmeyi fakat kararı aĢkla vermeyi doğru bulmaktadır. Söz konusu arındırma süreci daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ ve bir gelenek hızlı bir biçimde mistik düĢünceden arındırılmıĢtır. Sonuçta her türlü mistik düĢünmeden arınmak çağdaĢ insan değerleri ile barıĢmak anlamında yorumlanmıĢtır ve çağdaĢ derviĢlik daha etkin bir hale gelmiĢ. Aleviler Cumhuriyet devrimini ve Mustafa Kemal Atatürk‟ü her hali ile kabul etmiĢ. şiirleri de vardır. mahlası Sersem Köle. Bunlardan Muammer Badem. Cuma Zeytünlü gibi ÇağdaĢ derviĢler etkin rol oynamıĢlardır. Bu süreçte üst bir kategori olarak kabul edilen çağdaĢ olmak. Bu anlamıyla iyi bir Alevi BektaĢi olmak. Ġhsan AktaĢ‟ın anlatımıyla söyle aktarabiliriz: “Dervişlere devam edecek olursak. Geleneksel derviĢler ile çağdaĢ derviĢler arasında kalan DerviĢ Ruhan ile Ali Ġhsan AktaĢ‟ın ilk baĢlardaki derviĢlik anlayıĢı benzeĢirken. Ġlk karĢılaĢmalarında geleneksel derviĢlere yönelik yaptıkları eleĢtiriler vasıtasıyla yakın dost olurlar. Atatürkçü olmaya dönüĢmüĢtür. Nevriye Kaya. DerviĢ Ruhan‟a göre aklı ruhsal dünyaya taĢımak materyalistleĢme değilken. teslimiyeti savunmaktadır. fakat değiĢimin yönünü kontrol edememiĢtir. daha sonra ciddi ayrıĢmalar yaĢanmıĢtır. Ali Ġhsan AktaĢ mistik olayların akıl ve tecrübe ile bir açıklaması olabileceğini önemle belirtirken. DerviĢ Ruhan‟da Kuzalan köyünde hocalık yapmaktadır. Fadime Kaya. deyiĢlerin kutsal olduğuna inanmakta. Gülsüm IĢık. . insanın Tanrısal zuhur olabileceğine inanmakta. Hatice Zeytünlü. Ali Ġhsan AktaĢ DerviĢ Ruhan‟ın yakın köyündendir. derviĢlerin de yöneldiği bir odak olmaya baĢlamıĢ ve bu anlamda hurafe olarak belirtilen birçok inanç unsuru Alevilik inancından arındırılmıĢtır. Bani Kurban. Kendisi Güvenözü köyünde „Baba‟lık yaparken.

bakkallık yaparken orada kara kalem resimler ile çalışırken benim mesleğimi değil de resme yeteneğimi fark eden fotoğrafçı arkadaşlar bana birlikte çalışmayı teklif ettiler. bunun içerisinde sığır gütme bile var 12 yıl da köyde yaşadık. burada 6 ay bakkallık yaptım. GörüĢme. Ondan sonra “Anadolu‟da Bir Duru Kaynak” diye Atatürk‟ün çağdaşı Kul Fakır isminde bir ozanın şiirlerini yazdık. Ġkisi de hiçbir 464 465 Ali Ġhsan AktaĢ. Kuzalan köyünde bende Bennek‟te şimdiki Güvenözü köyünde Babalık yapıyordum. Çorum Müzesi (Milli Eğitim haftasında). Kıbrıs Lefkoşa Mücahitler sitesinde ve yine Merzifon‟da Cumhuriyet bayramında ve Gümüşhacıköy‟de 8 kişisel sergi yaptım. diğerleri biraz fanatik bir gözle bakardı. kendi ifadeleriyle. “Anadolu‟yu Kucaklayan Ozan Mahzuni Şerif” kitabını yazdım. odun çekmeden alda hızarcılık ve benzeri işler yaparak. o şey içinde tanışıp arkadaş olduk. onun şiirlerini derledim. Sanki bir bütünün yarısı gibi durumlara geldik. kitabını yazdım derken. Merzifon. Sonra Gümüşhacıköy‟e 1963 yılında geldim. vermek yerinde olacaktır. Yazdık diyorum çünkü edebiyat öğretmeni Sabri Yücel‟de vardı. onunla birlikte yazdık bu kitabı. 3. kendi fikirlerimi de koydum. o hocalık yapıyordu.”464 Ġhsan AktaĢ ve DerviĢ Ruhan‟ın bu karĢılaĢması ve dostluğu uzun yıllar devam etti. iki oğlum yetiştikten sonra onlara teslim ediyor. 3. Ģiirlerdeki semboller çözülüp. bunların çabaları ile akıl vasıtasıyla aktarılmaya. O günden bu tarafa 26 yıllık süre içinde 8 kişisel resim sergisi açtım. İşte bu yıl 2006 yılında “Mucizelerin Dili İnançlarımız” kitabını. bunların içinde Gümüşhacıköy‟den başlayarak. 3 yaşında Merzifon‟a yerleşmişiz. Orda buluştuk gerek Kuzalan‟da.” 465 Kendisi bir ressam ve yazar olan Ali Ġhsan AktaĢ yörede saygın bir yere sahip olmakla birlikte Alevi BektaĢi öğretisi konusunda da danıĢılan bir kiĢi konumundadır. gerek Bennek‟te birbirimize çok yakın görüşlerimiz ortaya çıktı. DerviĢ Ruhan‟la ilk baĢlardaki yakınlaĢmaları daha sonra ikisinin de görüĢlerinde farklılaĢma ortaya çıkmasıyla ayrılığa dönüĢmüĢtür. İkimizde İbrahim dervişleri falan görürdük. ben 1-1-1935 yılında Gümüşhacıköy‟e bağlı Güvenözü köyünde doğmuşum. Gerek Ruhani gerek ben bizler eleştirel gözle bakardık. rahmetliyle. kendim yağlı boya resim çalışmalarına ağırlık veriyorum. Şimdi çalışmalarım oluyor ama bu arada kitaplar yazdım. Fotoğraf işlerini onlara bırakıyorum.babayla. gündelik hayattaki anlama yakın yorumlamalar yapılmaya baĢlandı. 1950 yılında köye (Güvenözü) yerleşip. sizinde söz konusu edeceğinizi tahmin ettiğim dervişçe yaşam süreci böylece bu günlere geldi. Bir saha derlemesiydi. bundan sonra ne olacak bilmiyorum. Burada Ali Ġhsan AktaĢ‟ın kısa bir özgeçmiĢini onun tanınmasını kolaylaĢtırması amacıyla. “Efendim. fotoğrafçılık mesleğine devam ediyorum. Ali Ġhsan AktaĢ. Amasya Hazeranlar Konağı. Merzifon‟da 12 yıl durduktan sonra. BaĢka bir ifade ile söyleyecek olursak daha önce sadece itikatla ve aĢkı muhabbetle aktarılan gelenek bilgisi. ben onların teklifini kabul etmiyorum ama fotoğrafçılığa karşı da bir sevgi bende oluşuyor. bu tümüyle benim görüşlerim kitaba geçti yani bu anlattığım süre içerisinde tasdiksiz. benim amcam falan da giderdi. Hacıköy Merzifon dili ağırlıklıydı. Bu süreçte birçok muhabbet yapıldı ve insan üzerine eleĢtirel olarak giderek keĢifler yapılmaya çalıĢıldı. 1963 yılında herhalde 1964 yılına yakın zamanlarda ben fotoğrafçılığa başlıyorum ve 1980 yılına kadar. GörüĢme .

Gelenekte yaptığı Ģeyler önemli değiĢimlerdir ve savunulması yaygınlaĢtırılması gereken değiĢimlerdir. DerviĢ Ruhan hurafe olarak kabul edilen birçok Ģeyi bizzat yaĢadığı için düĢünme biçimi farklı olmuĢtur. Caner Işık .Bütünleştirdik. DerviĢ Ruhan.”466 Ali Ġhsan AktaĢ tam bir Mahsuni hayranı ve dostudur. fakat bu düĢüncelerini çoğu okuma yazma bilmeyen insanlardan oluĢan sevenleri dıĢında. Bunlar birbirine karıĢırsa zamanla değiĢebilir nitelikte olan birçok görüĢ halk tarafından değiĢmesi güç ilahi prensipler gibi algılanabilecektir. Mahsuni ġerif‟in kendisi adına yazdığı birkaç deyiĢi vardır. Bunda Mahzuni'nin etkisi olmuş olabilir mi? Ali İhsan Aktaş. Fakat farklı görüĢlerini birer farklılık olarak görüp birbirlerini öylece kabul etmiĢlerdir. Bunlardan birincisi yaĢananların sır olması 466 a. DerviĢ Ruhan‟a göre deyiĢler ilahi nitelikli eserlerdir ve Tanrıya olan teslimiyetle. Kentli aydınlar da söz konusu gelenek içinde. çağdaĢ dünyaya en güzel uymuĢ kiĢidir.g.Bu anlamda eskisinden daha farklı bir şey ortaya çıktı. Bu aktarmamasında onu tutan iki Ģey vardır. Birçok anında özel metapsiĢik deneyimler yaĢadığı için yaĢadıklarını aktaramamıĢtır.zaman birbirinin arkasından yanlıĢ bir Ģey yapmamıĢtır. Mahsuni ve onun düĢüncesi içindeki kiĢileri daha makul bulmuĢ ve o düĢüncede olmayı en meĢru düĢünme biçimi. üç beş kişi de olsa birbirlerini aşamıyordu ama Mahzuni'yle birlikte evrensel bir şekle büründü.İhsan bey siz dervişlik kelimesini çağdaş kelimesi ile birlikte kullanalım dediniz. gerçek olarak kabul etmez. Geleneksel derviĢlikten çağdaĢ derviĢliğe geçiĢ. psikolojik. Bunda DerviĢ Ruhan‟ın “eren-gerçek” sınıflamasını nasıl yaptığı bizlerce bilinmemektedir fakat DerviĢ Ruhan. bu değerlerin hepsinin üstünde bir anlayıĢ çerçevesi olarak derviĢliği ve inançlarını savunmuĢ. bilgece düĢünme biçimi olarak kabul etmiĢtir. Bu dostluk Mahsuni tarafından da çok özel bir dostluk olarak kabul edilmiĢtir. DerviĢ Ruhan ve Ali Ġhsan AktaĢ özelinde çok açık bir biçimde gözlenmektedir. Söz konusu deyiĢin vücuda gelmesi aslında bir nevi Tanrısal sözün görünür olmasıdır. Nitekim Mahsuni hayranı olan GümüĢhacıköy‟deki derviĢ aileleri. muhabbet ortamında vücuda gelir. daha canlı bir yapı ortaya çıktı. bu süreç sonunda olağanüstü olaylara inanmaz olmuĢ ve gençleri hızla materyalistleĢmiĢtir.Tabi eskisi daha bireysel ve mistikti. Ali Ġhsan AktaĢ. söz konusu farklılaĢmada Mahsuni ġerif‟le olan dostluğunun etkili olduğunu belirtmektedir. Mahzuni‟nin sözlerinin hepsinin ilahi nitelikte anlaĢılmaması gerektiği konusunda çok uyarılarda bulunmuĢtur. Ali İhsan Aktaş. GümüĢhacıköy yöresine Mahzuni‟cilik diye bir adlandırmayı da hediye etmiĢtir. Toplumsal. DerviĢ Ruhan Mahzuni‟yi bir ozan olarak görür fakat bir derviĢ. Bunlara göre Mahsuni ehli kamil bir insan olmanın ötesinde. Bu konuda kendisi ile yaptığımız görüĢmeyi aynen aktarıyorum: “Caner Işık. Ġhsan AktaĢ. DerviĢ Ruhan‟la belki de çeliĢmelerinin en önemli sebebi bu Mahsuni hayranlığıdır.Tabi var kesinlikle.g. . politik söylemlerle ve ona dair Ģiirlerle. Caner Işık – Siz buradaki geleneksel dervişliği Mahsuni ile birlikte evrensel değerlere daha yakın bir hale getirdiniz diyebilir miyiz? Ali İhsan Aktaş. ilahi nitelikli deyiĢler karıĢtırılmamalıdır. baĢka bir kitleye ulaĢtıramamıĢtır. bireysel derken.

Kafası sistematik çalışır ve bir resim çizer gibi olayları anlatmayı başarır.. Anlıyorum bana diyorsunuz ki yahu Ģu düzenin adını koysan ya. Bu anlamıyla yazılı anlatı geleneğine daha uygun bir ifade tarzı vardır. Akıllı olun ve aklınızı iĢletin. ülkemin zenginliği. geri kalanları da geniĢ halk kitlelerine. Yalnız benim özgürlüğüm değil. yoksa akıl aĢkı ketliyorsa o akıl terk edilmelidir. softalar cahil hocalar. Türkiye Cumhuriyeti Bağımsız. Onlara göre eski geleneksel derviĢlerin yaĢadığı birçok olağanüstü olay. yüz yıllardır adını koymuĢlar o düzenin ya da düzensizliğin adını. şiirleri Derviş Ruhan kadar güçlü değildir.. Çünkü akıl suistimali önleyecek bize yön verecek yegane aracımızdır. fakat halk bilgisiz olduğu için onları ancak inançla bir noktaya taĢımıĢlardır. Ġkincisi ise anlatmaya kalksa bile. iyi niyetli de olsalar sistemin gereği ürettikleri ürünlerin karĢılığının çoğunu üst düzeydeki ağa babalarına dolaylı yollardan vermek durumundalar. Yobazlar. Yalnız kiĢisel zenginlik değil. dünya nimetlerinin tümünü ellerine alıp. paylaĢım kurallarına uymayan bir çok biçimlerde verilmeye çalıĢılan düzendir. Emperyalist ve onun kolları olan “Kapitalist sistemler. Laik. DerviĢ Ruhan‟a göre akıl aĢkın yükselmesine vesile olacaksa gereklidir. Yalnız benim toprağım değil. Dünyada uygulanan tüm sosyal sistemlerin en güzeli olduğu çok açık bir Ģekilde anlaĢılan bu “Kemalist” düzenin bütün ülkelere örnek olacak nitelikte uygulanması gerekiyor. isteyerek ve inanarak devleti doğru dürüst yönetebilmektir. Burada. Hukuk Devleti yasalarına uyup. Demokratik. bu kara düzenden nasıl kurtulabiliriz. BaĢta savaĢ sanayisini alabildiğince geniĢletiyor ve zenginleĢtiriyorlar. Tek seçenek var. benim vatanım. Halk bilinçlenince bu olağanüstülük asıl anlamına kavuĢup olağan Ģeylere dönüĢecektir. halkın kafasında yarattığı olaylardır. kader ve korku temalarını bildikleri gibi vazederek kendilerini de kıskaca almıĢ bir düzenin alt yapısını oluĢturuyorlar. böyle diyor bizi yaratan. Bilerek ya da bilmeden. Akıl ve bilimin öncülleri ile insanlık daha aydınlık geleceklere kavuĢacaktır. yaĢadıkları. deneyimlemeyen birisi için sadece yalan ve hurafe olacaktır. Bu anlayıĢ çağdaĢ derviĢler için kabul edilebilir bir Ģey değildir. Fakat Ali İhsan Aktaş‟ın bir şeyin aktarılmasında olağanüstü bir yeteneği vardır. görülmesinin daha önemli olması kabulüdür. . Öbür yanda Kapitalist üretim araçlarını ellerinde tutanlar. Bu saydığımız insanlar neyin kavgasını veriyorlar dersiniz. onlardan sonuna kadar yararlanıp. Gel gör ki. Bu duygu ve inançla el ele verirsek. Sevgili okuyucularım siz o düzenin adını biliyorsunuz.ve anlatılmasının değil. ülkemin bağımsızlığı. Peki ne olacak.cahil dedeler öbür tarafta da ĢartlanmıĢ papaz ve benzeri . ÇağdaĢ derviĢler bu anlamıyla derviĢliği çok farklı yorumlamıĢlardır. akıl ile başlayıp dünya düzeni ve Türkiye‟nin nasıl olması gerekliliği ile bitirdiği bir yazısını alıntılamak açıklayıcı olacaktır. Söz konusu etmek istediğim düzen. Ali İhsan Aktaş şiir yazmaktadır.din görevlileri. Sosyal. Bu özelliğini nitekim hazırladığı kitaplarda da görmek mümkündür. “Akıl insanın en gerekli duygusudur. aklımızı bir türlü rahat bırakmıyorlar. insanlar aĢk ve iman adına kullanılmıĢ ve suistimal edilmiĢtir. Bu anlamıyla geleneksel derviĢlerin iyi niyetli olanları aslında akli olanı anlatmaya çalıĢmıĢ.

baĢta gerçek bir toprak reformu ve bir çok alanda toplumun barıĢ ve özgürlüğünün sağlanması içinde yeni düzenlemelerin yapılması gerekiyor. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan . Video kaset kaydıdır. kendi özgün düşüncelerini çok severdi. Tanrı bütün güzellikleri. zenginlikleri vermiĢ yurduma ve insanlarımıza. Ġlkokul mezunu. bazı Ģiirlerini açık bazı deyiĢlerini rumuzlu yazmaktadır.Güvenözü köyü. DerviĢ Ruhan‟dan sonra derviĢliğe merak salan herkes çağdaĢ derviĢlerin yönlendirmesine girmiĢtir. samimiyet ve aĢka önem vermekte ve böyle bağları sağladığında anlatıĢ ve aktarımı daha kolaylaĢmaktadır.GümüĢhacıköy . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. DerviĢ Ruhan bu noktada geleneksel derviĢlere benzemekte. Çünkü mürĢidinden bahsetmesi onun duygulanmasına ve coĢkulanmasına sebep olmaktadır. ÇağdaĢ derviĢliğe geçiĢin makbul olduğu dönemde DerviĢ Ruhan‟ın duruĢu diğerlerine göre çok farklıdır. görüĢmenin ikinci kısmıdır. DerviĢ Ruhan‟ın mürĢidinin bir kurmaca olabileceğini Ģöyle söylemiĢtir. 1935 doğumlu. konferanslara katılmakta. Bazı insanlar aktiftir. 22. Bu farklı duruĢun sebebi kendisini Erzurum‟da Askerde iken yetiĢtiren mürĢididir. Ona göre DerviĢ Ruhan bilgileri daha tesirli olsun diye Erzurum‟da bir mürĢidi kurmuĢtur. dernek faaliyetleri içinde bulunmaktadır. Çünkü ona göre DerviĢ Ruhan aktif bir insandır ve kendi cevherinden güzel hikmetler yansıtabilmektedir. Bu özelliğinden dolayı.Yeter AktaĢ‟ın evinde. ġafak ağarıyor güneĢin doğması yakındır… Ne Mutlu Ġnsan Gibi YaĢayıp Ġnsan Gibi Ölene. Karanlıklar dağılıyor. Fakat bizim çalıĢmalarımız ve DerviĢ Ruhan üzerindeki etkisine bakarsak bunun bir kurmaca olması mümkün gözükmemektedir.08. (ÇağdaĢ DerviĢ). ama üretim yapmasında bu etkinin payı fazla değildir. Ama önce inanıp sonra da. Amasya .467 Ali Ġhsan AktaĢ bu anlamıyla da derviĢliği çağdaĢlaĢtırmıĢtır. Kendi daha aktif bir yaşam içerisinde olan insanlar üretirler. ozanlarla dostluklar kurmakta. Yeter ki bizi yönetenler bu gerçeği görsünler ve de istesinler.” 468 Ali Ġhsan AktaĢ aslında bu yorumu ile DerviĢ Ruhan‟a daha üst bir değer verdiğini göstermektedir. . ÇağdaĢ derviĢlerden olan Ali Ġhsan AktaĢ derviĢ Ruhan‟ın mürĢidi hakkındaki sorumuza değiĢik bir cevap vermiĢtir. Ali Ġhsan AktaĢ. BaĢka bir ifade ile modern olan bütün yapılarla barıĢık bir halde hizmet üretebilmenin doğru olduğuna inanmaktadır. doğaçlamalarla ortaya çıkarırdı. örnek alınacak büyük bir devlet ve toplum olacağız. “Biraz gizemliydi Derviş Ruhan.bütün dünya bize gıpta ile bakacak. DerviĢ Ruhan mürĢidi ile 467 468 Ali Ġhsan AktaĢ‟tan alınan okuyucuları için hazırladığı bir yazılı metin. Bunu yalan yapayım diye değil hizmeti daha doğru aktarabileyim diyedir. üretirdi.2006 tarihinde yapılmıĢtır. herkes birilerinden etkilenirler. askerlik döneminde birisini anlatırdı. Derviş Ruhani. Sadece deyiĢlerle iletiĢim kuran Alevi BektaĢi geleneğinin yazılı kültür bağlamında da ifade edilebileceğini göstermiĢtir. DerviĢ Ruhan dıĢındaki derviĢler usta çırak iliĢkisini sınırlı tutmuĢ ve bir mürĢide bağlanmamıĢlardır. GörüĢme. bunun içerisinde vecd durumlarında eserlerinin çıktığı da olurdu. Fakat onunda bir kurgu olduğunu sanıyorum.. Belki Ģu söylenebilir. Kayıt. Aktarımda iman..

Ama Ġhsan AktaĢ‟ın da dediği gibi bu nokta çok gizemlidir ve neredeyse kimse net bir bilgiye sahip değildir. sözlük. Bu ayrıĢma çağdaĢ derviĢliğin popülerleĢmesi. DerviĢ Ruhan ile iliĢkileri bazında söz konusu derviĢ ve aĢıkları sırasıyla anlatmak açıklayıcı olacaktır. Cuma Zeytünlü Kırca köyünde doğmuĢ gençliğinde cem zakirliğine-aĢıklığa heves etmiĢ ve o dönemde Yemini. çağdaĢ derviĢlerin söylediklerinin daha akla yatkın olduğunu düĢünmüĢler ve uygulamıĢlardır. DerviĢ Ruhan‟ı bir gerçek-eren olarak kabul eden Sadık Ersoy çağdaĢ derviĢlerin fikirlerini daha açıklayıcı ve tatmin edici bulmuĢtur. Tasavvuf içinde Üveysilik469 dediğimiz ekolde mekansal olarak birlikte olmadan his ve rüya yolu ile birlikte olmak diye adlandırdığımız bir yol vardır. Üveysilikten BektaĢiliğe Kitab-ı Cebbar Kulu. Cumayı ağaynan (Cuma Zeytünlü). meyveleri çekmeyinen tükenmez. bunun yanında Ģiirleri diğer yazanlara göre çok güçlüdür. 1997. Hele de yemişende iki tane aşık(Abdullah ve Veli Balcı) yetüştüdüki. Bunlara çok emek verdi. Seciyen'i buralarda bir sürü yarleri yarenleri var. DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢlerden olan Cuma Zeytünlü ilk zamanlarında DerviĢ Ruhan‟a tabidir daha sonra mistik konuların yorumunda ayrıĢmıĢlardır.”470 Ali Zeytün‟ün de dediği gibi DerviĢ Ruhan Cuma Zeytünlü (Dertli Garip) ve Sadık Ersoy‟a (Kul DerviĢ) çok emek vermiĢtir. Belki de DerviĢ Ruhan‟ın böyle bir iletiĢimi vardır. çünkü DerviĢ Ruhan yöredeki değiĢime göre çok özel bir görünüme sahiptir. DerviĢ Ruhan‟ı mürĢidi olarak kabul ederek en büyük örnekliği sergilemiĢtir. Ali Zeytün. Çetmi'si. Buna rağmen bir mürĢidi olduğu kesindir. onun yanlıĢ söylediği kararına varıp. Hacıköy'ünü. Muammer Badem. Kendisi önce geleneksel derviĢliği çağdaĢ derviĢliğe çevirenlerle birlikte olmuĢ daha sonra ÇağdaĢ derviĢlerin aslolanı ihmal ettiğini söyleyerek kendine özgü bir noktada durmuĢtur.daha baĢka iletiĢim biçimleri ile temas halindedir ve bunun da aktarılması mümkün değildir. 8-15. GörüĢme. . Daha sonraları DerviĢ Ruhan Kuzalan‟da hocalık yaparken. Bunlarla birlikte ozan ve aĢıklar DerviĢ Ruhan‟ın daha sadık takipçileri olmuĢtur. Hasan Kurban ise DerviĢ Ruhan‟ı öğretmeni olarak gördüklerini belirtmiĢlerdir. Onlara insanlığı yolun kurallarını öğretti. Süleyman Uludağ. DerviĢ Ruhan‟ın öğrencileri belli bir bilgi birikimine gelince DerviĢ Ruhan‟dan öğrendikleri eleĢtirme tarzı ile onu eleĢtirmiĢler ve akla uygun gelmeyen açıklamalarında. Yemişeni. başka köylerde de bir sürüsü var. Bunlar Kırca‟da olan. 369 470 Ali Zeytünlü. Sivas . Kendisi de bir derviĢ olan Ali Zeytün DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirdiği derviĢleri hakkında Ģunları söylemektedir. 6. DerviĢ Ruhan‟la 469 Hasan Yüksel – Saim SavaĢ. Mahzuni‟ciliğin artması ile paralel bir zamana denk gelmektedir. yakın olan köyünden gidip gelerek DerviĢ Ruhan‟ın öğrencisi olmuĢtur. Aynı İrfani‟nin Yanyatan‟ın misali bir sürü yar yarenleri mürüdleri var. “Yetüştüdüğü aşık derviş. Yine DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirmelerinden olan Sadık Ersoy. Veli Balcı ve Abdullah Balcı. Koca Sadık (Sadık Ersoy) var. Onlara çok çalıştı.Virani ve Fuzuli‟den deyiĢler ezberleyip icra etmiĢ bir aĢıktır. Yörede yaĢanan değiĢim rüzgarından DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirdikleri de kendini kurtaramamıĢtır. Cuma Zeytünlü‟nün fikirlerine eğilim göstermiĢ.

hem dünyayı nasıl anladığının görülmesi hem de Ģiir tarzı hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir. Geleneksel derviĢliğe dair eleĢtirileri onu. Herkesin olması gereken yerde olduğuna dair bir hikmetli inancı vardır. Aile ile geçimimi en önemli nokta olarak benimseyen Cuma Zeytünlü. omuzunda heybe. kendisi de örnek bir aile olmaya özen göstermiĢtir. Kendisi yöredeki hiç kimse hakkında olumsuz bir söz söylememiĢtir. kendi aralarındaki ayrıĢmayı fark edip farklı oldukları yerde birbirlerini kabul etmiĢlerdir. DerviĢ Ruhan ile iliĢkisi yoğun bir biçimde 1970 yıllarına kadar sürmüĢ daha sonra GümüĢhacıköy‟deki ÇağdaĢ derviĢlerin dünyaya bakıĢları kendisine göre daha makul görünmüĢtür. elinde asa. Hacı bektaş ilimden kültürden başlayınca. Şahin dedikleri senin gibi benim gibi bir insanıdı. Cuma Zeytünlü “Dertli Garip” mahlasıyla Ģiirler yazmaktadır. gelenekten koparmıĢtır. DerviĢ Ruhan‟a ait birkaç söylencede söylencenin ana kahramanı olarak geçmektedir. Hünkar. mazlum donunda geldi.çok sıcak bir gönül dostluğu vardır. Bir derviş geliyo onu bu tarafa salmayın diye. Bu eleĢtiriler aslında DerviĢ Ruhan‟dan kopuĢun da baĢlamasını sağlamıĢtır. Aslında burada DerviĢ Ruhan olağanüstü bir sabır ve anlayıĢ göstermiĢtir. gelirken Erciyes dağında bunun önüne çekemeyenler adam çıkardılar. ġiir yönü güçlüdür fakat doğaçlama Ģiir yazmaz. Daha önce yazmıĢ olduğumuz söylenceler içinde bunlardan biri anlatılmıĢtır. Dertli Garip Ģiir konusunda gerçekten ustadır ve DerviĢ Ruhan‟ı okĢayan Ģiirleri vardır. Ģiiri kafasında yazar sonra kağıda döker. Bu olunan yer konusunda da kendisini sabitlemiĢtir. bunlar biz ilmine güç yetüremedik dediler. Bu eleĢtirilerin içeriğini kimseye anlatmamıĢlar. hani. oraya gidiyo Hacı Bektaşı sorguya çekiyo. konuşuyo konuşuyo. hırtlağı sıkıldı . Az fakat güçlü Ģiirleri vardır. Derler ya keramet olarak şahini saldılar git dut deyi sonra boynundan tuttu Hacıbektaş silkinince boğazından tutup gözleri dışarı fırladı diye. onu sen nasıl yorumlayacaksın. ilmiynen onları ikna etti. “Güvercin donunda gel dedi geldi Mümin kullarını eline aldı Daru çeç üstünde namazın kıldı Hünkar Hacı Bektaş Veli hoş geldin Kadıncık anaya elma getirdi Nuş etti sultanım aslına erdi Deşdi ezen gölünde Selmanı gördü Hünkar Hacı Bektaş Veli hoş geldin Dertli Garip‟imki Veliden öğren Kuşluklayı görüp sevgiyi gören Alıcı ağacında gönlüne giren Hünkar Hacı Bektaş Veli hoş geldin “Güvercin donunda geldi diyo emme aşık demeye haklı. Bunlardan birini kendi açıklaması ile birlikte almak. o gönderdikleri adamın boğazından başka bir kelime çıkamıyo. Bu noktadan sonra ilk baĢta mürĢidi olarak kabul ettiği DerviĢ Ruhan‟ı da eleĢtirmeye baĢlamıĢtır.

fakat onun farkı her Ģeyin akılla anlatılamayacağına dair kanaatidir. iĢte o noktalarda da eleĢtirel yaklaĢırlar. Açıklarken bu gerçekliğe uygunluk noktasından açıklamalarda bulunur. BaĢka bir ifadeyle her sembol yaĢanabilme imkanı olan bir gerçekliktir. Cuma Zeytünlü eski derviĢlerinde aslında böyle söylemeye çalıĢtığını iddia etmektedir.1996 tarihinde yapılmıĢtır. işte bu dediğim noktaları bilmeyenler bilir yoğu. 471 Cuma Zeytünlü.11. Çünkü kendisi DerviĢ Ruhan‟ın en iyi öğrencisi iken çağdaĢ derviĢlik yorumunu daha doğru bulmuĢ ve o yöne doğru yönelmiĢtir. “Biz yoğu bilmeyiz vardan var olduk Alganın içinde bünyeyi kurduk Haktan emir oldu dünyaya geldik Göndermiş cemalı gören övünsün Yoğu kim bilir yoğu. Fakat bazı deyiĢler vardır ki iĢaret ettiği semboller ancak mistik yorumlanır. Teyp Kaset kaydıdır. kimseyi incitmeden insanların vicdanına hitap ederek konuĢmak. Bektaşi vardır. Sadık Ersoy.”472 Cuma Zeytünlü çağdaĢ derviĢler arasında Ģiirine en hakim kiĢidir. . Haktan emir oldu dünyaya geldik derken bir ana dünyaya getüdüğü bir varlığa yardım etmese emretmese hiçbir şey yapamasa haznede bunalı ölür. yörede Koca Sadık lakabıyla tanınır. Diğer derviĢlerin yapmadığı bir Ģeyi yapar. Cuma Zeytünlü. DeyiĢe kıymamak gerekir diye kendini sınırlamak gereğini düĢünmüĢtür. Alıç ağacından meyve vermeyi. Yukarıdaki Güvercin sembolü mazlum anlamına. Cuma Zeytünlü‟nün kendisine ait bir deyiĢinin bir kıtasını nasıl yorumladığını örnekleyerek devam edelim. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde.g. 1943 Kırca köyü doğumludur. İlimi fazla kültürü fazla. a. Ali Hoca'nında (Derviş Ruhan‟ın) bir sözü vardır Muhammet'in şefaati gelince diye o budur işte. onlar bütün hak dediğimizi hep havanın üzerinde göstermişler bize. 1929 doğumlu. Bunun aslı budur”471 Cuma Zeytünlü Ģiirlerinde kullandığı her menkıbeye ait sembolün gerçekliğe dayandığını iddia eder. 1990 da bir trafik kazası geçirmiĢ ve belden altı tutmaz olmuĢtur. 472 Cuma Zeytünlü. DerviĢ Ruhan‟ın ikinci elden öğrencisidir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 10. yoğu bunlar göstermişler. DerviĢ Ruhan. Ġlkokul mezunu. Söz konusu yaklaĢım çağdaĢ derviĢlerin ortak yaklaĢımıdır. DerviĢ Ruhan‟da yapmıĢtır. Sadık Ersoy. Kendisi DerviĢ Ruhan‟la olan iliĢkisini Ģöyle belirtir. GörüĢme.g. Kayıt. alıcı olanın ihtiyacını alması gibi açıklamaktadır.Kırca Köyü.derler. Kuzalan köyünde hoca iken ona sık gidip gelenlerdendir. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . Bu halinde tek tutkusu Ģiir ve muhabbetler olmuĢ ve derviĢlik üzerine Ģiirler yazmıĢtır. Darı yığını üzerinde namaz kılmak. Diğer bir derviĢimiz ise Sadık Ersoy‟dur. DerviĢ Ruhan‟dan uzaklaĢıp ciddi kopma yaĢayan öğrencilerinin baĢında gelir. Daha çok bilgilenmesinde Cuma Zeytünlü etkin olmuĢtur. 23. hem Ģiir yazar hem de bunları açıklar. “Kul DerviĢ” mahlası ile Ģiirler yazan Sadık Ersoy. var etmiştir herkesi. Sadık Ersoy. ben diyo onun karşısında bir şey konuşamadımki diyo. varın içinde yaşamıştır. Aslında söz konusu yorumlama çalıĢmalarını. geliyo diyoki.

“ Bahçedeki gonca güle / Bülbül olup konamadım AçılmıĢ tomurcuk gülü / Deremedim deremedem Ben bu candan bezer oldum / Gece gündüz ağlar oldum Dünya bana zından oldu / Sen tabibsin kaldur beni. Yolcu olup yola geldim / Pirim Ģahı merdan / Ali yol oğlu yol zefiliyim / Pirim Ģahı merdan Ali Erenlerin yolu ince / Yolcu gelir gündüz gece Cümle nebilerden yüce / Pirim Ģahı merdan Ali Fatma ananın yavruları / MeleĢir Kuzuları Cümle erenlerin Ģahı / Pirim Ģahı merdan Ali Kul DervüĢü var eyledin / Yolunda kurban eyledin Nazar edip dil eyledin / Pirim Ģahı merdan Ali Ġnim inim inliyorum / Gel derdime derman eyle Gönlüm gülmez gözüm ağlar / Gel derdime derman eyle 473 474 Sadık Ersoy.g. Ali ağamın bildiğini Cuma abi biliyo. Bu esnada kendi kendine bir Ģeylerle uğraĢırken kendi anlatımıyla Ģiir yazması bir rüya vasıtasıyla gerçekleĢmiĢtir. 28. Fakat değiĢlerinin tasavvufi derinliği zayıftır. Sadık Ersoy. Bu konuda birkaç deyiĢini buraya almak yerinde olacaktır. “Rüyamda Hacı Bektaş Veli‟yi gördüm yani. a. .g. Bunların yanında yol üzerindeki bazı mevzuları iĢlediği de olur. Cuma abinin bildiğini ise biz öğrendik. GörüĢme. gece gündüz yalvarudum. (belden aĢağısının felçli olması) ilgili olarak yalvarma ve acıyı dile getirme üzerinedir. rüyamda Hünkar dedi.“Cuma abi Ali ağamın (Derviş Ruhan‟ın) çırağı. Kul DervüĢüm sabır ile / Pirim Ģahı merdan ile Bahçedeki gonca güle / Bülbül edip gondur beni.”474 Kul DerviĢ mahlası ile birçok deyiĢ yazmıĢ olan Sadık Ersoy‟un deyiĢleri doğaçlama değil kalemle yazılma deyiĢlerdir. bizde Cuma abinin çırağıyız.”473 Sadık Ersoy iyi niyetli bir kiĢi olması ile çevrede tanınır. Kazadan sonraki durumu onu zoraki yatağa bağlamıĢ ve bu vesile ile muhabbetlerden uzak kalmıĢtır. Bu olayı Ģöyle anlatır. ehlibeyte saygımı sevgimi bol et diye yalvarudum yani. Ondan beri “Kul Derviş” diye yazarım. Yani. Birçok değiĢinin konusu bulunduğu durumla. Kul Dervüşüm diye son beyitine söyleyecen dedi. Yarabbi sen bana gendümden demeyi nasip et diye.

Bir münafık mafeyledi / Ellere gülüç eyledi Hayatımı maf eyledi / Gel derdime derman eyle Dünya bana zından oldu / Sancılardan bezer oldum Sanki ben bir yazar oldum / Gel derdime derman eyle Kul DervüĢüm biçareyim / Mecnun gibi gezemedim Eller gibi gülemedim / Gel derdime derman eyle Sadık Ersoy sanki geleneksel derviĢler ile çağdaĢ derviĢler arasında kalmıĢ gibidir. yeniden doğuĢa. yola hizmet eden herkeste bir hikmet olduğunu düĢünmeyi salık verir. “Eri erden seçen kördür” sözü. bu çalıĢma içinde derviĢlerin değiĢiminin halk nazarında görünümü hakkında bir bilgi vermiĢtir. çok naif bir noktadadır. Cemal aynasında kendini gören / Rıza bahçesinin gülünü deren Sarraftır altunun kıymetin bilen / Alır satar ama çalmak istemez. Bu süreçte ailecek DerviĢ Ruhan‟ı bir gerçek olarak kabul ederler. tanrısal tecelliye inanır. Bani Kurban ve eĢi Hasan Kurban‟ın (Sefil Kurban). Çetmi köyünde. Yol içindeki derviĢleri de kiĢisel değerlendirme ile yargılamanın yanlıĢlığına iĢaret eder. Hasan Kurban. Resimler. Hasan Kurban Arapça yazıp okumayı öğrenmek için bir hoca ararken DerviĢ Ruhan‟la yolları kesiĢir ve çok yakın dost olurlar. O onlara hak gözle bakmakla sorumludur. Ömründe bir çok derviĢe hizmet etmiĢ ve en büyük yakınlığı DerviĢ Ruhan‟dan görmüĢ. DerviĢ Ruhan‟ı çok büyük bir insan olarak düĢündüğü için. 2007‟ de çekilmiĢ resimleri. hem de yola olan iyi niyetli ve eleĢtirel olmayan kabullenici bağlılığı ile. DerviĢ Ruhan‟la yaptığı muhabbetlerde piĢerek “Zefil Kurban” mahlası ile deyiĢ söylemeye baĢlamıĢtır. Onların çatıĢtığı noktalardan birinin tarafında olmayı seçmek ona göre haddini bilmemektir. halk nazarında yola safça bağlananlar Sadık Ersoy‟un tavrında bir yaklaĢım geliĢtirmiĢlerdir. Sadık Ersoy. Resim 12: Bani ġaĢmaz. Bu noktada derviĢler arasında bu değiĢim yaĢanırken. 475 Ekler. Sadık Ersoy aslında tam bir halk adamıdır ve onun gözünde bütün derviĢler birdir. Zerrece hak yolu hile götürmez / Ġcraatsız kiĢi yol bitiremez Yükü Cevher olan asla sezdümez / Alır satar emme çalmak istemez. . ona bağlanmıĢtır. Geleneksel derviĢlerin mucizelerine. Dostum dosta nazın yayını çeker / Gönül gözetir ama vurmak istemez. Tarz olarak DerviĢ Ruhan‟a yakın olan Ģiirlerden biri Ģöyledir. yol içinde takıldığı konuları abisi gibi gördüğü Cuma Zeytünlü‟ye sormayı daha uygun bulmuĢtur. DerviĢ Ruhan‟ın en yakın dostu ve aynı zamanda öğrencisi olan Hasan Kurban475 da söz konusu gelenek için önemli bir kiĢidir. Bunun yanında çağdaĢ derviĢlerin de geleneksel derviĢler gibi düĢündüğünü sanır. Bu anlamıyla Sadık Ersoy hem yatağa bağlı hali ile. Bu durumuma uygun bir atasözü vardır. ondan üstün bir konumdadır. Sevgi bahçesinin gülünü diker / Alır koklar ama kırmak istemez.

Video kaset kaydıdır. yeniden doğmayı anlatırlar ve ispatlardılar. (DerviĢ Sefil Kurban) Amasya . “Sefil Kurbanım” masum Ģu gönlüm / Nefsine hükmeyle öldür benliğin Sana bahĢolunan can ile tenin / AĢka yakar nara yakmak istemez. GörüĢme.Hakikate eren gerçek bellolur / AĢık olan yana yana kül olur Aynel yakin olan maksudun bulur / Bu fani cihanda durmak istemez. “Gümüşlü. Galip hoca. onların ruh ve madde diye kitapları vardı orada ayetler üzerinden bu konular açılır tartışılırdı. Kayıt. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 16. Fakat gerçek aydınlanmasını DerviĢ Ruhan vasıtasıyla yaĢadığını da anlatmıĢtır. Ġlkokul mezunu. ama Ali ağa (Derviş Ruhan) hakikatten biliyo. Bu anlamıyla 1960‟lı yıllarda ruh ve insan hakkında bir çok yayın okumuĢ ve bunlar üzerine tartıĢmalar yapmıĢtır. Gerek eski yazıyı gerek yeni yazıyı okur. DerviĢ Ruhan‟ın Hasan Kurban‟a yazdığı bir deyiĢ vardır. 1926 doğumlu. O kadar ki spirütüalist (ruhçu) bir dernek olan “MetapsiĢik Tetkikler ve Ġlmi araĢtırmalar Derneğinin” yayınları olan “Ruh ve Madde” yayınlarını okumuĢ ve tartıĢmıĢtır.02. Ama onun aradığı mevzuyu kavraması DerviĢ Ruhan‟ın vasıtasıyla olmuĢ. 476 Hasan Kurban. Ġnsan ve onun varoluĢ sebepleri üzerine kafa yormuĢtur. Bu sadakat ve sevgisi DerviĢ Ruhan tarafından da önemsenmiĢtir. Yeniliklerden haberdardır.Banu Kurban‟ın evinde. . Azmi Aziz kütüphaneciydi. Hasan Kurban. “Sizden ne çeksemde çektiğim bilmem Duttugum eli yad ele salmam Nefsimden ölmüşem aşkımdan ölmem Vadem yetse bile gidip gelenim Candan sevip size demişiz kardaş Halden bilenlere şah olsun yoldaş Bize hata suçlu dese de kalleş Hak aşığım sarsmaz asla imanım … Biladerim dedim bilmem karimi Gerçek olan boş bırakmaz yerini Zefil Kurbani tutup ola varımı Tutanlara nasihatım sayanım. Bunlar kitaptan biliyodu. aĢk ile düĢünmek onun vasıtasıyla gerçekleĢmiĢtir. Dervişlerin tadı ile o kitapların dadı başka.2007 tarihinde yapılmıĢtır. Elektirikçi Hakkı.GümüĢhacıköy . Dervişler hakikatten bilir. GörüĢmemizde Ģunları söylemiĢtir. Dünyaya gelip gitmeyi. büyük adamlardı ve ruhçuluk kitapları vardı. AĢkın dalgasını çoĢa getüren / Gönülden gönüle elma bitüren KeĢkülü elinde himmet yetüren / Kabını açmayana guymak istemez.. DerviĢ Ruhan‟ı hiç terk etmeyen nadir dostlarındandır. Orada bunları okumaya çalışır ve tartışırdık.”476 Hasan Kurban derviĢler arasında çok özel bir örnektir. Hasan Kurban deyiĢ yazmasının yanında çok da kitap okuyan bir kiĢidir. 05.Çetmi Köyü . Çetmi Köyünde Hasan .

Çünkü kendisi Kumbabalı Ġbrahim derviĢ‟in talibidir. Onun ne kadar yörede etkili olduğunu söyler. yola hizmet etmeye çalıĢmıĢlardır. Onun deyimiyle DerviĢ Ruhan “Kaygusuz'dur” çünkü gerçekten de DerviĢ Ruhan çok derin bir dinginlik halindedir. DerviĢ Ruhan‟ın kendisinin mürĢidi olduğunu söylemekte ve kendisinin usta çırak iliĢkisinden geçen son kuĢak ozanlardan olduğunu belirtmektedir. Hasan Kurban‟ın eĢi Bani Kurban da DerviĢ Ruhan‟ın en sevdiği insanlardan biri olmuĢtur. onun muhabbetlerinde bulunmuĢ fakat onun derviĢi olmamıĢtır. Abdullah ve Veli Balcı kardeĢtir. Gönül bağı vardı. . Ali Zeytün “Kaygusuz Işık Ruhan Öğretmenimizdi”478 der. 24. AĢıklar (cem zakirleri) ve ozanlar yanında DerviĢ Ruhan‟ın çok özel yeri olduğu kimseler vardır.“Işık Ruhan”masum geldim giderim Bir vesile oldu anam pederim Şahtan himmet alırısam Hü derim Şaşırtmasın şahım elden dümenim. GörüĢme. DerviĢ meĢrep olduğu ve bir gerçeğe hizmet ettiği için DerviĢ Ruhan‟ı da bir gerçek olarak kabul etmiĢ ve muhabbetinden çok Ģey almıĢtır. Bunun yanında bir gerçeğe hizmet edip bir mürĢit terbiyesinden geçmiĢlerdir. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen köyünden olup.”477 Hasan Kurban hakkında DerviĢ Ruhan‟ın yazdığı deyiĢ aslında nasıl bir yakınlığın olduğunu da gösterir. Çünkü Muammer Badem diğer adı ile “Özlemi”. 6. YaklaĢık dokuz sene birlikte muhabbetlere gitmiĢler ve gerçeğin-erenin hizmetini yapmasına yardımcı olmuĢlardır. “Işık Ruhan (Derviş Ruhan) benim Mürşidimdir. DerviĢ Ruhan‟ın etkilediği bir çok aĢık ve derviĢ vardır. En fazla birlikte oldukları ve nasip aldıkları mürĢitleri DerviĢ Ruhan‟dır. Çünkü bizim birbirimize gönül bağımız vardı. Kim ne derse desin. Bu aĢıklar da söz konusu terbiyeyi babalarından almıĢlar ve bildikleri oranda. geleneksel aĢıkların son halkalarındandır. 479 Muammer Badem. 478 Ali Zeytünlü.”479 477 Hasan Kurban‟ın tarafımıza emanet ettiği Ģiir defterinden kaydedilmiĢtir. Bunlar onun yetiĢtirdiği aĢıklardır. gönüllerinin yettiğince. Bunlardan biri olan Ali Zeytün. “Ben bir kulum yalvarırım cananım” adlı 96 nolu Ģiir. Bu yakınlık aslında ailece bir yakınlıktır. ÇalıĢmamızda zikrettiğimiz DerviĢ Ruhan‟a ait söylencelerden birini Abdullah Balcı kendi baĢından geçen bir olay olarak anlatmıĢtır. Bu aĢıklardan Abdullah Balcı ile Veli Balcı. nasıl söylerse söylesin. GörüĢme. O sebeple derviĢler arasında “Kaygusuz” diye çağrıldığını da kendisinden öğrenmiĢ bulunuyoruz. Bu hal onun hiçbir Ģeyi önemsemediği Ģeklinde anlaĢılabilir. Ġkisi de usta çırak iliĢkisi ile yetiĢmiĢtir. babaları Halil ağa diye bilinen yörenin çok önemli bir geleneksel derviĢinin sevenidir. DerviĢ Ruhan‟ın özellikle son demlerinde yakınlaĢan Muammer Badem (Özlemi) de DerviĢlik geleneği içinde önemli bir isimdir.

Bu sebeple Hüseyin Çırakman. Ġlkokulu köyde orta okul liseyi GümüĢhacıköy‟de okumuĢtur. Gençlik yılları Türkiye‟de sol siyasetin egemen olduğu bir döneme rast gelir. Benim yaşımda 50. “Değme Felek Değme Telime Benim. Bu kültürün ruhunu taşıyamıyorlar. Bu sebeple Muammer Badem.Muammer Badem. Yalancıyı. bunu Gümüşhacıköy‟de kimse fark etmedi. 1958 doğumlu. Ģiir mahlası ile “Özlemi” 1957 yılında Ġmirler'de doğmuĢtur. dolandırıcıyı. O günden bugüne de yazıyorum. Derviş Ruhan Anadolu‟da ender yetişen ozanlardan biridir. Lise mezunu. Onlar sadece hazırı tüketiyor. DerviĢ Ruhan‟la 71-72 yıllarında tanıĢmıĢtır. Bunu yapabilmemde ise rahmetli deden (Derviş Ruhan) gibi büyük ustaların payı büyüktür. Öğrettikleri şeylerden şunları şunları da sakın konuşma diye tembih ettiği şeyler de vardı. DeyiĢleri. Evli ve iki çocuk babasıdır. benden sonra usta çırak ilişkisinden yetişmiş kimse de yok bize “alaylı” diyolar. önemli olan içeriğinin dolu olması lazım yani o kültürü yaşatabilmesi lazım.GümüĢhacıköy . Anlatırdı. kendisini “usta çırak” iliĢkisinden geçmiĢ son ozan olarak tanımlamaktadır. Kendisi 1973 den beri Ģiir yazmaktadır. ben erken fark ettiğim için kendisini dolu dolu yaşadım. “1973 den beri de şiir yazmaya başladım. Her birinden bir şeyler almışım. Geleneği bilen. Bizden sonrakiler konservatuar çıkışlı artık. Bugün benim beynimde gezen düşüncelerin çoğunun temel taşı odur. Aktif bir halk ozanıdır. Bu dönemde çevresindeki kiĢiler ateizme ve solculuğa yönelirken Muammer Badem derviĢlere yönelmiĢtir. türküleri ünlü sanatçılar tarafından seslendirilmiĢ bir sanatçıdır. Bu tavrı dönemine göre çok özel bir tavırdır. 24. „Senin bildiklerin seninle gitmesin bana öğret derdim‟. Ve bu yönelmesi sonucunda sönmekte olan bir geleneğin sonlarına yetiĢebilmiĢtir. GümüĢhacıköy merkezde. Bu konuda Ģunları söyler. muhabbeti insanı severdi. Kendisi uğraşsa da gelenekle bağı yoksa bir şey çıkaramaz. Feyzullah Çınar. Özlemi'ye göre DerviĢ Ruhan çok özel bir insandır.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Sadece insan seven sevici bir insandı. Beynimde gezen öğretilerin temel taşı odur. Muammer Badem. Video kaset kaydıdır. Kayıt. Gelenek artık insanların üzerinde herhangi bir Ģekilde etkili değildir. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. 19.”480 Özlemi‟nin bu yaptığı tespitler çok önemlidir gerçekten de söz konusu gelenekte içerik açısından ciddi bilgisizlikler vardır. 1972 yılında Mahsuni ġerif‟le tanıĢmıĢ ve onunla gezmiĢtir. Yolun Sonu Görünüyor” gibi türküler onun eserleridir.08. Tembih ettiği sakın konuşma dediği şeylerde var bende. sen madem bunu araştırmak için yola çıkmışsın. (AĢık-DerviĢ) Amasya . Bu kültür. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Davut Sülari‟yle tanıĢmıĢ ve yöreleri gezmiĢtir.”481 480 481 Muammer Badem. Kul Ahmet. “Işık Ruhan hakkında söyleyeceğim söz şu. talancıyı hiç sevmezdi. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 25. Çünkü o her zaman hurafeye karşıydı. Anadolu‟yu aĢıklarla gezmiĢtir. . sazı çalmak bir marifet değil sazı herkes çalar. Anadolu‟da usta çırak ilişkisini bilen ozan sayısı 5 kişi kalmış o geleneğinde son halkası benim. GörüĢme. Yörenin en ünlü halk ozanıdır.Ġmirler Köyü. GörüĢme. alaylı yok kalmadı. Usta çırak iliĢkisinden dolayı.

” 482 Muammer Badem insan olarak eĢsiz gördüğü DerviĢ Ruhan hakkında bir deyiĢi vardır. rakını içecen bir dublede benim mezarıma dökecen. muhabbetini edeceksin. Bu özelliği onu geleneksel derviĢlere benzeten en önemli göstereni idi. DerviĢ Ruhan „Özlemi'ye‟ Ģöyle bir vasiyet bıraktığını „Özlemi‟ bize Ģöyle nakletmiĢtir: “Bana şunu derdi. 25. Bu deyiĢte DerviĢ Ruhan ve ait oldukları yol hakkında bilgi verirken kendisine aĢk dolusunu veren mürĢit olarak da DerviĢ Ruhan‟ı göstermektedir. Muammer Badem. GörüĢmemiz esnasında anlattığı ve DerviĢ Ruhan‟la aralarında kararlaĢtırdıkları bir mezar ziyareti ritüeli çok ilginçtir. 24.‟ Ben onu yaptım gittiğimde de yaparım. bana da bir tane dem dökeceksin‟ derdi. GörüĢme. arkadaşlarınla oturacaksın. „Bana geleceksin. DeyiĢ Ģöyledir: “Harabat ehlinden vahdet şarabı Doldur da ver içelim Ali baba Münkir ne bilir gönülde turabı Doldur da ver içelim Ali baba Biz içer kanarız engür suyundan İkrarımız vardır Ali soyundan Sakisi Alidir Kefser suyundan Doldur da ver içelim Ali baba Bizim şahı merdan Alimiz vardır Hünkar Hacı Bektaş Velimiz vardır Balım Sultandan da dolumuz vardır Doldur da ver içelim Ali baba Özlemi’yim ikrarımız var uluya Başımız bağlıdır imam Aliye Zehir içsek de sayarız biz doluya Doldur da ver içelim Ali baba”483 DerviĢ Ruhan derviĢlik geleneği içinde geleneksel derviĢlik ile çağdaĢ derviĢliğin tam arasında kalmıĢ bir durumdadır. Gittikçe mistisizmden arınan derviĢlik geleneği kendisini çağdaĢ derviĢlikle yeniden uyumlu bir hale getirirken aslında geleneğin sönmesine de engel olamamıĢtır. orada muhabbet edilir ben bir duble rakıyı mezarına dökerim bana sorarlar „ne yaptın‟ diye bende „o bana onun vasiyeti onu yerine getirdim‟ derim. „mezarıma gelecen.Muammer Badem çok özel Ģeyler paylaĢtığı DerviĢ Ruhan‟ı hayatında doya doya yaĢamıĢ olmaktan ve onun gibi bir hazineden doya doya yararlanmıĢ olmaktan dolayı memnundur. Çünkü elma ile armudun karĢılaĢtırılmasına dönen süreç. derviĢlik geleneğini mistisizmden arındırarak derviĢlikten uzaklaĢtırmıĢtır. GörüĢme. Bana mürşidin kim diye sorduklarında anlatırım. . buraya gelirlerse mezarına götürürüm. DerviĢ Ruhan. Sonuçta mistik özelliği olmayan bir inançta yavaĢ yavaĢ 482 483 Muammer Badem. içki içmeyi geleneğe göre söyleyecek olursak “demlenmeyi” severdi.

gelenek içinde bulunan diğer makamlar bir Ģekilde sistem içinde bir yer bulmuĢtur. Ali Zeytünlü. Veli Balcı. rasyonel organizasyonu ve bunun içinde yaĢayacak olan. DerviĢ Ruhan böyle bir ortamda insanlara doğru bildiğini aktarmaya yönelik muhabbetler düzenlemekten vazgeçmemiĢ. sonuçta geleneksel roller değerini kaybedip kıymetsizleĢmiĢ yerine yeni sınıfsal yapıya uygun rol ve yapılar geçmiĢtir. BaĢka bir ifadeyle modernleĢen toplumda aleviler de modernleĢmeye çalıĢmıĢtır. DerviĢ Ruhan ise baĢta çağdaĢ derviĢlerin eleĢtirilerine sıcak bakıp onları desteklemiĢ olsa da. Bu modernleĢme çağdaĢlaĢma anlamında bir hakikat olarak kabul edilip değiĢim gerçekleĢtirilmiĢtir. DerviĢlik Alevi BektaĢi geleneğinde ruhsal öğretinin hem öğretildiği hem de taĢındığı ana kanaldır. Kendilerini ÇağdaĢ derviĢ olarak sayabileceğimiz. ruhsal insan olan derviĢler toplumda en alt konuma düĢmüĢlerdir. sekülerleĢme ile birlikte bireyselleĢmeyi ortaya koymuĢ. Bu süreç sonunda ruhsal yönü zayıflamıĢ olan Alevilik. rasyonel insan tipine dayanan modern insan. ORTADAN KALKAN BĠR GELENEK OLARAK DERVĠġLĠK Alevi BektaĢi derviĢleri. rasyonel insanı zorunlu kılmıĢtır. Kuzalan'dan Bayram Baba. toplumun iĢleyiĢ mekanizmasının değiĢmesi ile de etkisiz kalmıĢlardır. Bu yardımcı olmak kiĢisel anlamda etkili olmuĢ olsa da bütünsel olarak yol ve derviĢlik geleneği ciddi erozyonlara uğramıĢtır. Cumhuriyet devriminin yarattığı hızlı değiĢime gönülden destek vermiĢ ve değiĢimden etkilenmiĢtir. ozan ve dede gibi. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢliğin önemsizleĢtiği bu süreç aslında AleviBektaĢilikten ruhsallığın ayrıĢtırıldığı bir süreçtir. Seküler. sabit sembollere ve gösterilere dönüĢmüĢtür. Abdullah Balcı. AĢık. Bu ana kanal toplumsal değiĢmeye paralel olarak hızlı bir . Kuzalan'lı Bilal. metapsiĢik yardım.3. Modern hayat. Manicinin Ali ve AĢur Söylemez deyiĢ açıklamaları ve yorumlamalarına dayanan bir sistem geliĢtirmiĢlerdir.içeriği boĢalarak değiĢmiĢtir. Bu tarz bir derviĢlik özellikle dernekler düzeyinde kurumsallaĢmıĢ yapılarca çok rahat kabul edilebilecek bir derviĢliktir. Ģifa gibi bir çok iĢleve sahip olan derviĢler söz konusu dönemde iĢlevsiz kalmıĢlar. eski sosyal kategorileri sorgulamıĢtır. Piriççi Hasan. söz konusu süreci eleĢtirmiĢ ve birkaç kiĢi dıĢında etrafındaki bir çok derviĢ tarafından da eleĢtirilmiĢtir. DeğiĢim örgütlü toplumun gereklerine uygun bir biçimde gerçekleĢmiĢtir. daha sonra itikat ve imanın yıpratıldığını ve aĢkın olanın devreden çıkarıldığını düĢünerek. Aleviliğin Batıni yönünü temsil eden derviĢler ortadan kalkarken. aleviliğin zahiri boyutu ve kurumsal yapıları geliĢmiĢtir. Bu rasyonelleĢme. Piriçci Yusuf.2. Hasan Kurban. Buna rağmen DerviĢ Ruhan doğru bildiği yoldan sapmamıĢ ve belki de geleneksel derviĢliği inançları ile birlikte yaĢatmıĢtır. 4. Devrim öncesinde toplumda bilgi aktarma. Söz konusu sorgulama sonucunda. Kargalının Ahmet. DerviĢ Ruhan usta bir Ģair olduğu için bu sıkıntıları da çok iyi dile getirmiĢtir. Ali Ġhsan AktaĢ. Bu durumlar sebebiyle ortadan kalkmakta olan bir gelenek olarak derviĢlik hakkında önemli belirlemeler yapmak mümkündür. Sadık Ersoy ve Muammer Badem gibi değerlere de rehberlik etmiĢ baĢka bir ifadeyle „gerçeklerin katarına‟ katmıĢ kiĢisel geliĢmelerinde yardımcı olmuĢtur. Cuma Zeytünlü.

”484 Tarıma bağlı üretim yapan köy toplumlarının içinde ruhsal olanla doğrudan temas kurabilen bir güç unsuru olarak toplum içinde iĢlevsel bir niteliğe sahip olan derviĢler modern toplumda benzer iĢlevleri yerine getiremediler. Her dervüşüm diyen yare saramaz. Kayıt. Fakat bu iĢlevler toplumun iĢleyiĢ mekanizmasının değiĢmesi ile ters yüz olmuĢlardır. Ġnancın ve hayatın bireyselleĢmesi toplumsal zorunluluklarda da değiĢimi beraberinde getirir. duasını etti. Dertli Cemo). 485 Ali Zeytünlü. YaĢananlar modernleĢmenin getirmiĢ olduğu zorunlu bir değiĢimdir. Örnek vermek gerekirse geleneksel derviĢler için aile ve aile ile uyum içinde olma çok önemlidir. derviĢlerin metapsiĢik yetenekleri olduğuna inanılır ve o yönde gerek tabiat unsurlarını yönlendirmesi. Tunceli Mazgirt. Fakat toplum bireyselleĢince yol içinde de aileye karĢı değerlendirmelerde değiĢim baĢlamıĢtır. Bu konuda derviĢin etkisini „yare sarmak‟ olarak tanımlayan Ali Zeytün Ģunları söylemiĢtir. Sabah yürüyerek aldım. Bu rasyonelleĢme. geleceği görerek hayata hazırlık. Onlara göre kadın ve erkek rolleri çok açıktır ve herkes buna uymak zorundadır. 6. (AĢık Ali Cemal. sekülerleĢme ile birlikte bireyselleĢmeyi ortaya koyar ve seküler bireyin de inancı bireysel olur.” 485 Olağanüstü özelliklerle donanmıĢ olarak kabul edilen derviĢlerin. biz onlarla otururduk sabaha güneşin nasıl açtığını bilmiyorduk. deyiĢ söyleyerek bilgilendirme. emme bahsettiğimiz dervişler yare saran dervişlerdi. dilekleri kabul ederek kiĢilere imkanlar sağlama. Modern hayat rasyonel organizasyona ve bunun içinde yaĢayacak olan rasyonel insanı zorunlu kılar. Ģifa yaparak sağaltım. belli inançları vardı. GörüĢme. Çünkü derviĢlerin etkin olduğu dönemde. Bu durum derviĢlerin kendilerini sosyal hayattan çekmelerine neden olmuĢtur. Ġlkokul mezunu. Dede. 1941. Yanyatan‟ın yanına vardım. AĢağıya alacağım alıntılar aynı konuya iki farklı bakıĢ açısını yansıtması bakımından çok önemlidir. Mesela nasıl yare sarar. derviş varıdı amma her tabip yara saramaz. . ama onlarda kalmadı.2007 tarihinde yapılmıĢtır. Ali Cemal Dede‟nin evinde. DerviĢ ve ailesi hakkında bir soru soruyoruz cevaplar Ģöyle: 484 Ali Cemal. “Derviş nedir diye söyleyebileceğimiz bir şey yok onun için bende bu derviştir diyemiyorum. Ankara Dikmen‟de. Eski sosyal hayatta iĢlevsel bir tip olan derviĢler günümüzde ortadan kalkmaktadır. Video kaset kaydıdır. Kendini belli bir inanca adamış mağaralarda yaşayan sakallı insanlar vardı. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 2. Toplumun değiĢim yönü ve artık insandan beklentileri farklılaĢınca derviĢler insanlar üzerinde hurafeler yaratan ve halkı kullanan istismar eden insanlar olarak anlaĢılmıĢtır. gerek sosyal ve ruhsal alanda etkili olması beklenirdi. Yare sarmak budur yani. Hanım belinden yürüyemiyodu.biçimde değiĢime uğramıĢtır. onlar hiç okul okumamışlar. Bizim ustalarımız o sakallılardı. 02. “Bir sürü dede. Ali Cemal dede bu derviĢler hakkında Ģöyle demektedir. GörüĢme. reenkarnasyon (ruh göçü) ve ölüm hakkında bilgilendirerek öte alem bilgisi verme gibi iĢlevleri vardı.02.

Dervişliği de geçerli olmaz. Bilim bir Ģeye inanmanın yerine farklı bilme metotları önerir. kimseye sözünün tesiri olmaz. bir olması. Çünkü geleneksel anlayıĢlar bireysel farklılıkları sapma olarak değerlendirirken. 3. bunun nedeni. Geleneksel derviĢlikte marifetini saklamak. Bireysel farklılıklara bağlı. dervişliğin temeli ailede başlar.“Ali Zeytünlü: Derviş ailesi ile birlik olmadıktan sonra. gizlenmek bir erdemken modern zamanlarda kendisini göstermek normalleĢmiĢtir. iyi olması. Aslında Kul Fakır kerem sahibi ne demiş biliyonmu. Ali Ġhsan AktaĢ. bir ağaya hizmet etsek ağa bunun zerresini zay etmez. Bizler. her zaman Ali‟nin karşısına Fatıma geçmiyo. Dervişim diye piyasaya çıksa. Bu bilgilenme 486 487 Ali Zeytünlü. Böyle bir anlayıĢ yola dair inancın zayıflaması ve derviĢlerin çok önem verdiği “itikat”ın ortadan kalkmasına yol açmıĢtır. 488 Ali Zeytünlü. Anadolu‟yu temsil eden kadıncık ana. kiĢinin kendine değil yola inanmasıdır. Bizler talipliğe değil de. .”488 BireyselleĢme ön plana çıkınca. GörüĢme. Aslında biz talip olsak. kiĢiler yol içinde kendisini göstermeyi arzu etmiĢlerdir. Örneğin Atatürk‟te şanslı değil. Aile yaşantısı. Ama hepsi de şanslı değil. Aslında bu yorum farkı. sen talip ol çok iş vardır taliplikte demiş. dervüşlüğe. kendisini çağdaĢ derviĢ – aydın olarak tanımlayan Ali Ġhsan AktaĢ bunun çok önemli olmadığını söylüyor. öyle bilgilenme çalıĢmaları yapılır. herkese örnek olması gerekir. ben bunu başkasına değil de kendüme konuşuyom. herkes derki “ula evde hanımına haber anadamıyo gelmiş burada dervişlik yapıyo. Yola inanan derviĢler kendilerini bir bütünün aciz parçası olarak hisseder ve kendini göstermeyi gerekli görmez. Bu bilme yolları ile çağdaĢ olunacağı kabul edilip. aşağı insek. BireyselleĢme yine geleneksel derviĢlerin dünyasını iyi bilen Ali Zeytün tarafından Ģöyle eleĢtiriliyor: “Biz ne yapıyoh ağalığa seğirdiyoh. GörüĢme. eşlerle dervişlerin arası nasıldır? Ali İhsan Aktaş: Orası biraz zayıf oluyor. Bu görünür olmayı isteyip istememedeki tercihte belirleyici olan Ģey. ustazlığa seğirdiyoh. Bu normalleĢme gerçekten alçakgönüllü olanların görünmemesine sebep olmuĢtur. dedeliğin. Veli‟nin karşısına da Kadıncık ana geçmiyor.”487 Görüldüğü üzere geleneksel derviĢlere hizmet etmiĢ bir derviĢ seveni – derviĢ olan Ali Zeytün aile yaĢantısını derviĢlikte önemli bir kural olarak kabul ederken. Eşleriyle birliktelikte çok güçlü sözler söyleyemiyorum. 6. bireyselleĢmenin çok önemli bir göstergesidir. arifliğe. Ġtikat aynı zamanda bilimsel düĢünüĢ açısından da yanlıĢ olarak kabul edilir.”486 “Caner Işık: Dervişlerin eşleri ve çocukları ile ilişkisinde de bir örneklik teşkil etmesi gerekmezmi. modern toplumlarda farklılıklar kiĢisel özelliklere dönüĢür. düĢündüğü her Ģeyi gerçekleĢtirmek ister. GörüĢme. Aleviliğin. 6. Fakat kiĢi kendi vurgusunun peĢinde ise hissettiği. dervişlik satıyo” derler. Bildikleri ve yetenekleri ölçüsünde yol üzerinde görünmeye çalıĢınca da yukarda eleĢtirilen Ģekilde bir görüntü ortaya çıkmıĢtır. İlk başta.

bildiklerini insanlara aktaramama yükü. yerine yeni sınıfsal yapıya uygun değerler ortaya çıkmıĢtır. iletiĢim araçlarının imkanları ile bilgiyi paylaĢmak söylenebilir. BaĢka bir ifadeyle. DerviĢlerin ruhsal bilgiyi aktarmakta en önemli ortam olarak gördükleri muhabbetler ortadan kalktı ve derviĢi de. Çünkü söz konusu derviĢlerin kendileri ve ona inananlar olağanüstülükle yoğrulmuĢ bir anlam dünyasına sahiptir. Günümüzde ise. Bu konuda Muammer Badem DerviĢ Ruhan‟ın son dönemleri hakkında “bilgiyi aktaracak insan bulamıyordu” diyerek önemli bir tespit yapmıĢtır. deyiĢlerin muhabbet aracılığı ile aktarılması ve insanların bilgilendirilmesi yerine bilimsel bilgiler ile anlamlar oluĢturarak. Böyle bir ikilik durumu geleneksel derviĢler tarafından çok rahat çözüme kavuĢturulabilirken. dinemeyi biliyoduk nasıl güzeldi. GörüĢme. Aslında bu sadece kitle iletiĢim araçlarının geliĢmesi ve muhabbetin yokluğuyla değil. Bu konuda çağdaĢ derviĢler ilk zamanlarda yoğun etkinlik göstermiĢlerdir.” 489 GeliĢen kitle iletiĢim araçları insanları baĢka bir Ģekilde etkiledi. olağanüstülüğü. hayatının sonlarında neredeyse tamamen yalnız kalmıĢtır. 28. seveni de yanlızlaĢtı. bütünsel bir değiĢimden. 491 Bu sebeple köylerde sağlam bir birlik sağlanması neredeyse hayal olmuĢtur. Bu insan kerameti. metapsiĢik deneyimleri eleĢtirel olarak değerlendirir. omuzlarındaki yük bu. 489 490 Dilaver ġaĢmaz. . GörüĢme. Örnek vermek gerekirse geleneksel derviĢlerin etkin olduğu dönemde bir köyün birlik içinde olması en önemli değerdir. GörüĢme. Bu konuda Ġhsan AktaĢ Ģunları aktarır. Kendi bilgisi çok yüksek buralarda da o bilgiyi aktaracak insan bulamıyor o zaman yük artıyor. Radyoyu diniyon ondan ayrı alıyon televizyonu diniyon ayrı alıyon. toplumdaki değiĢimler toplumdaki ana sınıfsal yapıyı da değiĢtirmekte olup. “Işık Ruhan‟ın omuzlarında olan yük. Muammer Badem. 13. ĠletiĢim araçlarının geliĢmesi ve muhabbetin yokluğu konusunda Dilaver ġaĢmaz‟ın sözleri önemlidir: “Evvelki muhabbetler bir başkaydı. günümüzde herkese yakın duran bir referans çerçevesi sağlayan kiĢilik bulunmamaktadır. muhtarlık seçimleri ve bu seçimlerdeki rakip olmalar. Acap televizyondan mı. EleĢtirel değerlendirme geleneksel derviĢlerin bulunduğu yapıyı çok etkilemiĢtir. yeni toplumsal yapı içinde geleneğin değersizleĢmesi ile de ilgilidir. fakat buna rağmen birbirine bu kadar ihtiyacı olan insanlar çok nadir bir araya gelebilmiĢlerdir. 491 Sadık Ersoy. köyleri birkaç parçaya bölmüĢtür. Hatta DerviĢ Ruhan ile Ali Ġhsan AktaĢ bu eleĢtirel düĢünebilme halleri ile tanıĢık olmuĢlardır. DeğiĢimin yönü modern olana dairdir ve modernizmin insan tipi seküler rasyonel insandır. 25.değiĢimine bir örnek verecek olursak.”490 Yukarıda Dilaver ġaĢmaz muhabbetin yokluğundan Ģikayet etmekte. geleneksel roller değerini kaybedip kıymetsizleĢmiĢ. Kitle iletiĢim araçları yaygınlaĢmadan önce bütün kıĢ döneminde köylerde muhabbet yapan DerviĢ Ruhan. DerviĢ Ruhan‟da bilgisini aktaramamaktan. şimdi yoh.

şurada bir kahve var orada oturur. daha sonra bazı inançlar konusunda ayrılmıĢ ve geleneksel derviĢlere yakın görünmüĢtür.g.“Eski dervişler yazılı kaynaklara önem vermedikleri için. halkın beklenti yönünde. Zaten karşıdaki hatasını düzeltir. geleneksel kültür içinde etkin kiĢilerdir. Dervişlerle oturmazdı. .”492 Buradaki eleĢtiri aslında değiĢimin yönünü göstermek ve derviĢliği gerçekliğe göre yeniden inĢa edebilmek gibi iyi niyetle yapılmıĢ bir eleĢtiridir. hatayı düzeltsin diye eleştirmek gerekir. “Bence eleştiri severek yapılabilmeli. Biz kendimizi kurar yanlışları da görmeye çalışırdık ve görürdük de. Saat dördü geçerekten eve giderdi. DerviĢ Ruhan ise hem akıl hem imanla nasıl gidilebilir. Onun için de biz eleştiriye uğrardık. DerviĢ Ruhan‟ın böyle bir etkinlik içinde olması toplumun değiĢmesi sebebiyle mümkün değildir. Bu konuda Ġhsan AktaĢ Ģöyle devam eder. Onun görüştüğü insan azıdı.”493 Ġhsan AktaĢ toplumun mistisizmden uzaklaĢmasını arzularken DerviĢ Ruhan eleĢtiriyi aynı anlamda kullanmamıĢtır. Söz konusu durum hakkında Muammer Badem‟in sözleri önemlidir: “Işık Ruhan gündüzleri derviş gurubuynan oturmazdı. Onu bir şekilde yansıtmaya çalışırdık.g. Bir insanın açığını bulup lanse etmek için değil. Ben bazen yanlarına sokulur yanınızdaki adam kim diye sorardım bilmezlerdi. mistisizme götürmeden canlı tutabilmenin bir yolu diyelim. Fakat eleĢtiri. O asıl sohbetini evinde yapardı. 494 Muammer Badem. sürekli kullandıkları bir yöntem olmuĢ ve geleneksel derviĢliğin neredeyse bütün kategorileri sorgulanmıĢtır. Onun için Ali Hoca (Derviş Ruhan) da bende bunlar itikatsız insanlar gibi eleştiriye uğrardık.”494 Kendisinin bu tanınmadaki etkinliğini ön plana çıkaran Badem önemli bir bilgi vermektedir. Gümüşhacıköy‟de bir sürü adama sor Ali hocanın bu özelliklerini bilmez. Geleneksel derviĢler üzerinde. 24. belli bir noktadan sonra çağdaĢ derviĢler tarafından. a. yanlışı düzeltmek için yapılmalı. Geleneksel derviĢler. Buna toplumu dinselleştirmeden. Bu statü paylaĢımında ruhsal insan olan derviĢler en alt konuma 492 493 Ali Ġhsan AktaĢ. hayata karıĢabilmek onlar için en doğru olandır. O taş oynadığı adamlarda onun nasıl bir adam olduğunu bilmezdi. Önceleri eleĢtirel düĢünce ile geleneksel olanı eleĢtiren DerviĢ Ruhan. iki yönlü bir görünüm içinde olmuĢtur. Bu anlamıyla geleneğe eleĢtiriyi katmak yeni bir Ģeydir. genelde oyun oynardı. Bu sebeble DerviĢ Ruhan. onun yolunu aramaya çalıĢmıĢ ve gün geçtikçe geleneksel derviĢlere benzemiĢtir. rencide etmek için değil. Söz konusu sorgulanma gelenek içindeki farklı statülere farklı iĢlevler yüklemiĢtir. 3. onu küçük düşürmek. Fakat günümüzde her değerin yeri değiĢtiği için derviĢler de en alt kategoride yerlerini gönüllü olarak almıĢlardır. Benim bakış açımda bu var. EleĢtirel değerlendirmek eski sosyal kategorilerin sorgulanması sonucunu doğurmuĢtur. Bunu ben gündeme çıkardım. baskıları fazla olduğu için kendilerini gizleyememiĢlerdir. Bu tarz derviĢler zaten kendilerinde ne olduğunun bilinmesinden memnun olmazlar. Ekseriye gündüzleri kahvede oturu sohbet eder ve taş oynardı. GörüĢme. GörüĢme.

495 496 Hüseyin Zeytünlü. kaynağını kutsal olarak algılamaktan kaynaklanan bir ciddiyettir. Hüseyin Zeytünlü. Ali hocadan dışarı kaçmaya çalışıyorlar. Sokaklar. Nefeslerin bilgi kaynaklığından çıkması ile aĢıklar ve ozanlar sistemin ihtiyaçları doğrultusunda halk Ģiiri tarzında Ģiirler yazarak sistem içi bir dönüĢüme ayak uydurmuĢlardır. Bununla birlikte geleneğin içinde olan aĢıklar. Aleviler arasında derviĢ ve dedelerin üstlendiği. dini ve sosyal yaĢama dair nasihatler verme iĢlevi. AĢıklar ve ozanlar bu değiĢime en rahat uyum sağlayan meslek grubu olmuĢtur. kiĢisel vurgunun nasıl öne çıktığının belirlemesini yapıyor. . bunda derviĢlerin rasyonel düĢünce ile yer yer yaĢadıkları tezatlıklar da etkilidir. dedeler gibi unsurlar sistem içinde baĢka iĢlevler kazanmıĢ ve yaygınlaĢmıĢtır. söze can vermeye çalıĢmak kutsiyeti bozmak gibi bir Ģeydir. DeğiĢim devam ederken. fakat bu süreçte derviĢler iĢlev dıĢında kalmıĢtır. GörüĢme. “imla imlayı tutmuyo. Bu konuda yine aynı kiĢi böyle Ģiir yazanlar hakkında. 19. GörüĢme. Bunu dile getiren Hüseyin Zeytünlü Ģöyle der: “Gerçeğin kelamını ezmeyecen harfi harfine iletmek lazım duyurduğu kişiye öyle duyuracan. o zaman onun ürettikleri onlara ağır geliyor. eğitim kurumlarına ve aydınlara bırakılmıĢ oluyor. sözler birbirini sevecen kavramıyor” 496 diye eleĢtirir. Alış verişçiler çok kar ediyo. Yeni bir şey yok. sesi güzel olan aĢıklar sistem içinde bir yerlere gelmiĢlerdir. fakat süreç içinde. 18. Ben alış verişçiyim ağa malı alıp satıyom. hastaneler ve hapishaneler söz konusu sistem dıĢı gibi görülen insanlar için yeni mekanlar olmuĢtur. Ama Ali hoca (Derviş Ruhan) üretici.düĢmüĢlerdir. günümüz arasındaki en önemli farkı tespit eden Ozan. Adamın altında ezildikleri için kaçmaya çalışıyorlar. aslında yolun değil. BaĢka bir ifadeyle yetkin olmadan. Bunun yanında kendisi de bir ozan olan Muammer Badem DerviĢ Ruhan‟la diğer çağdaĢ derviĢlerin farkından bahsederken DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal üretici olduğundan dem vuruyor: “Onlar (çağdaş dervişler) bir deyiş üzerine konuşurlar.”495 Kendisi ağa malı alıp satıyorum diye kendini tanımlarken. tamamen etkisizleĢtiği bir çok iĢlevleri olmuĢtur. Bu süreç hakkında örneklerle bazı belirlemeler yapmak yerinde olacaktır. Daha önce derviĢ olarak kabul edilen eren ve gerçek olarak inanılan deyiĢ yazanlar. Mana üzerine mana söylerler. Oda güzellik. Ürettikleri bir şey yok. 24. mana üzerine mana söylerler öyle gider. Durum böyle olunca. 497 Muammer Badem. Daha sonra bu iĢlev alevi toplumunun lideri vasfı ile dedelere tekrar dönmüĢ. zakirler. Örnek vermek gerekirse daha önce Tanrısal bir vecd ile dengesiz davranıĢları hoĢ görülen meczuplar sosyal hayat dıĢına itilmiĢtir.”497 Geleneksel derviĢlik dönemi ile. toplum içinde. kiĢiler kendi sınıfsal imkanlarına göre yol içinde kendini daha üst bir konumda var etmeye çalıĢıyor. Bunun gibi derviĢlerin daha önce etkin olduğu. kendi ismi ile çağdaĢ konuları anlatan Ģiirler yazan. sistem içinde yer bulamazken. Bu ciddiyet. aslında bu Ģiir yazma iĢinin ne kadar ciddi bir iĢ olduğunun vurgusunu yapmaya çalıĢıyor. GörüĢme. Geleneksel derviĢlere bağlı sevenler için derviĢlerin deyiĢi kutsal kelamdır ve onlar için her kelime çok değerlidir. saz çalma becerisi olan.

kendi unsurları içinde bir yapılaĢmaya gitmiĢtir. Bunlara çalıĢmamız boyunca çağdaĢ derviĢ adlandırması ile hitap ettik. aslında derviĢliğin niye ortadan kalktığını da anlamak güç olmayacaktır. Bu algılayıĢ da derviĢlerin hayat alanından kendilerini çekmelerine neden olmuĢtur. Bunun dıĢında Alevi BektaĢilik modern kurumsallaĢmasını yaparken. Ġtikatı hurafe olarak kodlamıĢ. deyiĢleri ise kutsallıklarından . ruhsal olarak Tanrının tezahürü olarak birini kabul etmenin ne kadar güç bir durum olduğu anlaĢılabilecektir. Bu durum. Bu ve benzeri anlayıĢların günümüz dünyasında ne kadar aykırı fikirler olduğunu düĢünürsek. daha sonra düĢmesinin anlatıldığı fıkrasındaki pozisyona karĢılık gelen bir durumdur. geleneğin kurumsal bir dine dönüĢmesinde aracı olmuĢlardır. sadece ritüel ve bazı inanç unsurlarının gösterilmesinden ibaret sembollere bürünen bir anlayıĢ biçimine dönüĢmüĢtür. Bu materyalist algılayıĢ derviĢlerin tamamen ruh‟a göre algılayıĢlarının tersidir. Alevilik açısından Nasreddin Hocanın bindiği dalı kesip. Dedeler inanç ve din boyutunun öne çıkması ile önem kazanmıĢ. Geleneksel derviĢlik günümüzde ortadan kalkmıĢtır. Bu derviĢler uyum sağlarken fazlasıyla materyalistleĢmiĢlerdir. DerviĢlerin boĢalttığı sosyal alanlara yine geleneğin içinde olan bir unsur dolmuĢtur. DerviĢliğin önemsizleĢtiği bu süreç. konser organizasyonları ile insanlara bir coĢkunluk yaĢatılmaya çalıĢılmıĢtır. Söz konusu ruhsallıktan. DerviĢler içinde günümüz Ģartlarına uyumlanmayı baĢaran bir grup vardır. Bozulan sınıfsal yapı geleneği değersizleĢtirmiĢtir. sosyal alanı materyalistçe organize etmiĢtir. Gerek inançları gerekse algılayıĢları çağa uygun olarak görülmemiĢtir. Gelenek içindeki bir çok unsur değiĢime ayak uydurabilmiĢken. Modernizm birey merkezli bir duygu dünyasına olanak tanırken. sivil toplum hareketi bazında kurumsal Alevilik iĢler hale gelmiĢtir. Farklı derviĢ tipleri ortaya çıkmıĢ olsa da derviĢler asıl onlara anlamını veren sosyal Ģartlardan yoksundur. Bu iĢleyiĢin çıktıları farklı organizasyonlarla kendini göstermiĢtir. Bu olağanüstülük onlara göre kendilerini toplumdan ayıran bir özellik değil topluma karĢı sorumluluk duyduran bir bütünleĢtirici vasıftır. Fakat günümüzde bu tarz inançlar artık iyice terkedilmiĢ veya bireyselleĢmiĢtir. Yaratıcıya bağlıdır. Söz konusu süreçte.ModernleĢen toplumda Alevilikte modernleĢmeye çalıĢmıĢtır. DerviĢ aĢk ehlidir. DerviĢler ruhsal insanlardır ve bir sürü olağanüstü yeteneğe sahip olduğuna inanılır. Sistemin tanıdığı olanaklar çerçevesinde yeni iĢlevler yeni unsurlar tarafından yerine getirilmiĢtir. Batıni olan ve tamamen ruhsal gerekçelerle hareket eden derviĢler. özünden uzaklaĢan Alevilik tasavvufu olmayan Ġslam gibi. sistem içinde hareket olanağı bulamamıĢtır. Bu modernleĢme sürecinde geleneğin en görmezden gelinen yapısı derviĢlik ve erenliktir. derviĢ tiplemesinin çok uzağındadır. geleneksel derviĢler ayak uyduramamıĢtır. Mistisizmden arınma adına eleĢtirel yorum yapan aydınlara dönüĢmüĢlerdir. Bu süreçte her Ģey büyük gösterilere dönüĢmüĢ ve semboller üzerinden bir Alevilik aktarılmaya baĢlanmıĢtır. Bu sebepledir ki derviĢler söz konusu değiĢim sürecinde en önce ortadan kalkan grup olmuĢtur. Modernizmin bir gereği olan rasyonel organizasyon ve rasyonel insan. her an dünyayı terke hazırdır. Dernekler vasıtasıyla. Herkesin kendi merkezinde dünyayı algılaması ve bunun gerçek olduğu kabulünün ortak olarak paylaĢıldığı bir çağda. Olağanüstülük eleĢtirildiği gibi insanlar tarafından artık sahtekarlıkla eĢ değer gözükmektedir. Bu süreçte ozan ve aĢıklar önem kazanmıĢ. aslında Alevi-BektaĢilikten de ruhsallığın uzaklaĢtığı bir süreçtir.

Söz konusu görmezden gelinen ve rasyonel algılayıĢ biçimine tam manası ile uyamayacak olan derviĢler. ve Alevi-BektaĢilik. Aleviliğin ruhsal ana kanalı olan derviĢleridir. kökünü kadim zamanlardan alan ruhsal etki ve ruhsal gücünü derviĢlerin ortadan kalkmasıyla birlikte kaybetmektedir.arındırıp birer sözlü gelenek metnine dönüĢtürmüĢtür. Bunların yanında yeni ortaya çıkan kurumsal yapılar Alevi BektaĢi geleneğine yeni bir yön vermiĢtir. en kıyıda köĢede kalanlar erenler olarak. . gerçekler olarak. Bu yeni yönde. adlandırdığımız. ortadan kalkan bir gelenek olarak görünmekte.

DeyiĢ klasik manada sözden öte bir anlam taĢır. bu mistik iĢlevi yansıtacak adlandırmalar verilmiĢtir. onun „gerçek‟ olduğunun „delil‟idir. Kelam sözcüğünün ne kadar ruhsal bir ifade taĢıdığı daha rahat anlaĢılabilir. gerçeklerin zamanı yaratıcıdır. Deme. BÖLÜM: DERVĠġ (IġIK) RUHAN’IN ġĠĠRLERĠ VE ġĠĠRLERĠN ANALĠZĠ 5. Bu anlayıĢa göre delil aslında gerçekliği ortaya çıkarandır. bir vecd halinin ürünüdür. Daha çok derviĢlerle iliĢkisi zayıf olan kesimlerce kullanılan bu ifadeler yaygın ve popüler ifadelerdir. ġiir her türlü bilginin aktarımını sağlayan vasıtadır.1. Bu konuda Mahmut Erol Kılıç. DerviĢ Ruhan bu kutsallık anlayıĢı içinde Ģiirlerini yazmıĢtır. gerçekliğe delil olarak adlandırılır. Bu sebeple derviĢ için Ģiirleri. vücut bulan söz anlamındadır. Bununla birlikte Ģiir kutsal olanla kurulan bağlantının bir delilidir. Yukarıdaki ifadelerin dıĢında özellikle derviĢlik geleneği içinde yer alan kiĢilerin kullandığı bir adlandırma olan “Delil” özel çağrıĢımları olan bir adlandırmadır. DerviĢler geleneğe göre gerçek olarak kabul edilir.1. Kelam. Evliyanın yüksek kerametlerinin ilkinin Ģiir olduğunu. asla uygun olmayan olduğunu çağrıĢtırmaktadır. onun kutsal bir söz olması anlamına gelir. ilahi bir vasıtayla. anlamına gelir ve bu dualar ile Yaratıcının deminde olmak arzusuna iĢaret edilir.1. Söz konusu gelenekte Kuranı Kerim‟e de Kelam dendiği düĢünülürse. Nefes” dir. Bu sebeplerden dolayı söz konusu gelenekte Ģiire. “Gerçek” ise Alevi BektaĢi geleneğine göre “insanı kâmil” için kullanılan bir adlandırmadır. Bunlar “DeyiĢ. Ģiir tasavvurunu ortaya koymak mümkün olacaktır. Bu adlandırmaların gelenek içindeki anlamları üzerine düĢünerek. Bir Ģeyin deyiĢ olması. Söz konusu adlandırmalar yörede yaygın olarak kullanılır. ġiire verilen isimlerin en yaygını olan “DeyiĢ” söyleyiĢle alakalı olan. Mevlana‟dan bir alıntı yaparak. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠR ANLAYIġI VE ġĠĠRLERĠ 5. Bunlarla birlikte diğer bir yaygın adlandırma “Kelam” da deyiĢ gibi sözden baĢka bir kutsallığa iĢaret eder. gerçek dıĢılığını. ġiirin kutsal olanla kurulan bir bağ olduğu düĢüncesi bütün tasavvuf ekolünde görünür. gerçeği açıklayandır. Söz konusu gerçeklerin ifadeleri de delil olarak. Bu gerçeklik kavramı aslında diğer insanların tamamlanmamıĢlığını. gerçeğe iĢaret edendir. sonuncunun ise varlığı değiĢtirebilme ilmi olan simya olduğunu belirterek. söz‟ün ilahi bir ortamda. gerçeğin kanıtı anlamındadır. denmiĢ olan söz anlamındadır. DerviĢ Ruhan için Ģiir (deyiĢ) sadece mısraların ahenkli birleĢimi ve imgelerin ustalıkla kullanıldığı bir eser değildir. gerçeği anlatandır. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠR ANLAYIġI. Yaradan‟a doğru ilerleyen kiĢinin ilk olarak . Bununla yakın anlamda olan “Deme” de benzer çağrıĢımlara sahiptir. Delil. Bütün duaların sonunda geçen “Gerçeğin Demine Hü” sözü. Çoğu zaman doğaçlama olarak söylediği Ģiirler. Alevi BektaĢi DerviĢlik geleneğinin içindeki bir derviĢ olarak. Kelam.5. Delil bir Ģeyin kanıtı.

Hayatta denge kurarak. Sevenleri de bu Ģiirleri kutsal söz olarak kabul edip hiçbir kelimesini değiĢtirmeden ezberlemiĢ ve günümüze kadar getirmiĢtir. Kendi üzerinden Ģahın hem gören olduğunu hem de gösteren olduğunu vurgular. ders takrirlerinden değil ve bu aciz mahlûk olan kendisinden değil. Ve geleneğe göre bu iĢlevlerin yerine gelmesi ile derviĢ.Ahlakı ve kiĢiliğiyle toplum içinde örnek olma fonksiyonu. yaĢayan kelam (canlı kuran) olma fonksiyonu. Diyerek derviĢ Ruhan‟da tekrarlar. Bu konuda Yunus Emre.Ġnancı taĢıyacak bilgiyi.g. ġiirleri bu fonksiyonları yerine getirdikçe daha da kıymetlenir.Ģiire sahip olacağını belirtmektedir. Söz konusu fonksiyonları Ģunlardır: 1. DerviĢler söz konusu temasta kendilerinin devre dıĢı kaldıklarını kendi ağızlarından Tanrının konuĢtuğunu iddia eder. bu fonksiyonlarının dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmezler.Sosyal sorunları dinleme ve çözüm bulma fonksiyonu Yukarıdan da anlaĢılacağı üzere Alevi. 499 Bunun bir benzerini “IĢık Ruhan gördüğümüz seyranı Gören ve gösteren Ģahım sayılır”. mürekkeple yazılan yazılardan değil.BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar ruhsal insanlar ve dini önderler olarak anlaĢılırlar. Sufi ve ġiir. Kılıç.498 Bu anlayıĢ Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinde de aynen kabul edilir. Yaratıcıya yakınlaĢmıĢ olmakla benzer bir anlama gelmektedir. "Söz karadan aktan değül / Yazıp okumakdan degül Bu yürüyen halktan degül / Halık avazından gelir" demektedir. 71. 2. Bu sebeple Ģiir yazabiliyor olmak. a. ġiirin zıtlıklar aleminden değil. Sözleri kutsala ait olan olarak anlaĢılır ve gerçeklik bağlamında ilahi bir organizasyonun parçası olarak kabul edilirler. Yaratıcıyı yansıtır hale gelir.e. Söz konusu tesir ise ilahi olanla temastaki derece ile anlamlandırılır. 498 499 Kılıç. 4. güne uyarlayarak Ģiir (deyiĢ) vasıtasıyla iletme fonksiyonu. 3. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir üzerine görüĢleri ait olduğu geleneğin bakıĢ açısını yansıtır Ģekildedir. 80 . bu Ģiirlerini kendisini sevenlere ezberlettirmiĢtir. Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazabilenler. Yaratıcının nidasından geldiğini söyler.Muhabbetle ruhsal uyandırma ve insanı kâmili gerçekleĢtirme fonksiyonu 5.. söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları vardır. Bu noktada birçok kiĢi bu vasıfları yansıtmak babında Ģiir yazmaya çalıĢır fakat bazı kiĢilerin Ģiirleri bazılarına göre daha tesirlidir. DeyiĢlerinin halka ilahi mana ve ilhamlar taĢıdığını düĢünerek.

Kutsalın zuhuruna imkân sağlayan Ģiir. söz konusu gelenekte Ģiir üretiminin yapıldığı özel ortamlardır. Muhabbetlerde söylenen deyiĢlere nazire olarak söylenen deyiĢlerin dıĢında tamamen yeni bir konu ve anlayıĢı iĢaret eden Ģiirleri de çoktur. Bir muhabbet esnasında vücuda gelen Ģiir. kâğıt kalemle yazılan Ģiir. DerviĢ Ruhan‟ın tabiriyle “Hak‟tan ne gelirse dil onu söyler” tabirine uygun olarak. . çünkü söyleyenin kendisi olmadığını düĢünür. belli bir disipline girilecek bir Ģeydir.Muhabbetler. Ģiir yazım konusunda iki farklı Ģiir yazmaktan bahseder. DerviĢ Ruhan‟da neredeyse bütün Ģiirlerini muhabbet ortamında dile getirmiĢtir. Bunlardan biri günlük hayat içinde düĢünerek. çünkü o mahlas onun ilahi ile temas yapan yönünü yansıtır. özel bir donanımla birleĢince. diğeri ise doğaçlama olarak muhabbetlerde dile gelen Ģiirdir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri elimizde olanlardan kat be kat fazladır. sözü kafasında kurmamıĢ. yavaĢ yavaĢ unutulmaktadır. kendi ağzından tecelli etmesidir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri bu anlamda onun “Gerçekliğine Delil” dir. aksine Ģiirdeki tavsiye ve yol göstermelere göre. fakat tarafımızdan yazılı hale getirilmiĢ olanlar 198 tanedir. Usta çırak iliĢkisi ile belli bir düzeye kadar gelebilecek olan bu Ģiir yazma hali. Ģiir yazan ve yazdığı Ģiirin. kendi zihninde mana nasıl cevelan ettiyse. DerviĢ o mahlasın ürettiği Ģiirlerle kendi hayatına da çeki düzen verir. Onun için Ģiir ilahi olanın. usta tarafından geleneğin bütün ayrıntıları ile tanıĢtırılır ve geleneğin gerçeklik boyutuyla devam etmesi sağlanır. GörüĢme. Kendisinin iki tipte de Ģiir yazdığını ama DerviĢ Ruhan gibi ustaların hayatlarının Ģiire dönüĢtüğünü. Ģiirini çözmek için muhabbet içinde daha baĢka muhabbetler açmıĢtır. Bu anlayıĢ aslında Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin anlaĢılması açısından çok önemlidir. Bu sebepledir ki. sahiplenilecek bir Ģey değil. bütünsel olana vurgu yaptığına inanılır. gerçeklerin delilleri denilen kutsal söze dönüĢmektedir. kendisi için de çözülmesi gereken bir deyiĢ olmuĢtur. derviĢ Ģairler mahlasları ile Ģiir okurlar. 24. bilinen söz tasarlama biçimlerine uygun olarak. BaĢka bir ifadeyle çırak. Bu manada kendi vücuda getirdiği Ģiir. gerek kayıt cihazları vasıtasıyla kaydedilmezse. Gündelik hayatta yaĢarken kendilerinin mahlasları ile tanınmasından rahatsız olurlar. bir yaĢam biçimi olarak ustası tarafından öğretilir. ilahi olanla temasla ortaya çıkan anlamlar bütünü olduğuna inanan bir derviĢtir. Elimizdeki Ģiirlerin hiç biri üzerinde düzeltme ve oynama olmamıĢtır. Geleneğin içinden yetiĢmiĢ bir ozan olan ve DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirmelerinden biri olan Muammer Badem. 500 Muammer Badem. Bu anlamıyla söz konusu Ģiirlerin bireysel olana değil. Usta çırak iliĢkisi böyle bir uyanıĢa veya farkındalığa kapı açabileceği gibi söz konusu süreçte içinde bulunulan kültür. Bu tecelli onun için bir benlik oluĢturmaz.500 Bunun yanında bu tarz Ģiir yazmanın özel bir ruhsal kabiliyet olduğunu da belirtmiĢtir. eğer o esnada biri tarafından gerek yazılı. Hatta daha sonra kendisi de. onların her halinde doğaçlama Ģiirin mevcut olduğunu belirtmiĢtir. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde. öyle aktarmıĢtır.

Gam yeme hey gönül bin derdin olsa Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça Ġsterse bu cihan dert ile dolsa DüĢünme zikrinde Ali oldukça 2. uyak dizelerinin. Ġstanbul.5. Pan Yayıncılık.2. 1. 11-12 . adn… diziliminde olan dizenin bulunduğu Ģiir ikinci Ģiir. ġiir. ah n… diziliminde olan dizenin bulunduğu Ģiir üçüncü Ģiir olarak görülüp sıralanmıĢtır. ġiir.1. ikinci ve üçüncü Ģiirlerin ilk dörtlükleri aĢağıya alınmıĢ ve ilk dörtlükteki uyak dizesi olan ikinci mısralar kalın olarak iĢaretlenmiĢtir. Aşık Ali İzzet Özkan. sondan alfabetik sıralaması yapılmıĢtır. Bütün Ģiirler uyak dizelerinin son harfine göre Ģiirlerin sıralaması yöntemine göre bu Ģekilde sıralanmıĢtır. Temel olarak yedi adet defter ve nottan yararlanılmıĢ bunun yanında daha önce yazılı hale getirilmemiĢ ses kayıtlarının çözümlenmesi ile de Ģiir derlemesi sonlandırılmıĢtır. adı olarak da kabul edilmiĢtir. Indiana Üniversitesi. Bu yönteme göre Ģiirlerin ilk dörtlüğünün ikinci dizesi olan. 1994. Derlemeyi oluĢturan kaynaklar bu bölümde “DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın ġiirlerinin Kaynakçası” baĢlığı altında belirtilip yararlanılan Ģiir sayıları yazılmıĢtır. Türkçe Programları Yayınları. tekrar 501 Ġlhan BaĢgöz. ġu cihana kardeĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda Kâinata kardeĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda 3. Söz konusu sıralama. Uyak dizeleri aynı zamanda Ģiirlerin baĢlığı. ġĠĠRLERĠN SIRALANMASI VE NEREDEN ALINDIĞININ GÖSTERĠLMESĠ ġiirler farklı kaynaklardan derlenerek bir araya getirilmiĢtir. Cahili ladene ne desem almaz Sakla gevheri deme aman ha Er olan cahilin sözüne kalmaz Suyu fark etmeyen yiye saman ha Bu dizeler son harfine göre tersten yazılıp düzenlendiğinde “Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça” : açkudlo ila ıkĢa ribednülnög “KardeĢlik sevgisi candadır canda” : adnac rıdadnac isigves kilĢedrak “Sakla gevheri deme aman ha” : ah nama emed irehveg alkas Açk… diziliminde olan dizenin bulunduğu Ģiir birinci Ģiir. ġiir. ġiir sıralaması Ġlhan BaĢgöz‟ün uyguladığı bir sıralama yöntemi olan “Uyak dizelerinin son harfine göre Ģiirlerin sıralaması”501 yöntemi uygulanmıĢtır. Örnek: Birinci.

Gerek bu bölümde gerek diğer bölümlerde verilen Ģiir numaraları. ġiirlerin hepsi DerviĢ Ruhan‟a aittir. DerviĢ Ruhan’ın 2. 5.eden Ģiirlerin tespitini kolaylaĢtırmıĢ ve Ģekle bağlı bir sıralama yapmayı mümkün kılmıĢtır. Bu deftere. Defteri denmiĢtir Abdullah ve Veli Balcı‟nın kendi el yazıları ile yazdıkları 82 Ģiirden 55 tanesi DerviĢ Ruhan‟a aittir. Bu deftere. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı Ģiir defteri. Bu Ģiirler DerviĢ Ruhan tarafından ilk defterinin kopyasından ibarettir. Defterde DerviĢ Ruhan‟ın Birinci defterinde bulunan Ģiirler ve 2 adet derviĢ Ruhan tarafından kendisine yazdırılmıĢ Ģiirler olmak üzere. Bunun yanında.2. Defteri denmiĢtir. AĢağıda söz konusu kaynakçaların bir dökümü “DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın ġiirlerinin Kaynakçası” adı altında verilmiĢtir. Defteri denmiĢtir DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı not ve Ģiir defteri. Buradan onun buraları gezdiği ve nelerle ilgilendiği anlaĢılmaktadır. 106 tane Ģiir vardır. . 3. Muammer Badem‟in kendi el yazısı ile DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerini kaleme aldığı defteri. Necef ve Kerbela hakkında notlar vardır. 74 Tanesi DerviĢ Ruhan tarafından yazılı hale getirilmiĢ olup diğerleri baĢkalarınca yazıya geçirilmiĢtir. Abdullah ve Veli Balcı’nın Defteri denmiĢtir. Bu Ģiirler ve numaraları bütün olarak “DerviĢ Ruhan‟ın ġiirleri” adlı kısımda verilmiĢtir. söz konusu sıralamaya istinaden Ģiirlere verilen numaralardır ve her numara bir Ģiire iĢaret eder. Bunlarda diğer kayıtlı defterlerde bulunmayan 52 tane Ģiir vardır. Özlemi’nin Defteri denmiĢtir. Bu deftere. DerviĢ Ruhan’ın 3. 4. Ġçindekiler kısmı Ģiirlerin ilk mısralarının sıra ile yazılması ile oluĢturulmuĢtur. Defterin giriĢinde içindekiler kısmı vardır. Bu yapılan sıralama sonucu elde olan 198 adet Ģiir numaralandırılmıĢtır. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın ġiirlerinin Kaynakçası. 8 sayfadan ibaret olup içinde 2 adet Ģiir vardır. Ģiir numaraları uyak dizeleri ile birlikte verilmiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri altı farklı defter. 17 sayfadan ibaret olup içinde 5 adet Ģiir vardır. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı küçük Ģiir defteri. Bunun yanında Küfe. Bu defterden alınmıĢ Ģiirlere. Ģiirlerin nereden alındığının gösterildiği bu kısımda ve Ģiirlerin yapılarına ve konularına göre analiz edilen diğer kısımlarda. DerviĢ Ruhan’ın 1. bir emanet edilmiĢ not ve teyp kasetlerindeki deyiĢlerin çözümlenmesi ile oluĢturulmuĢtur. 2. Bunun yanında Ali Osman IĢık‟ın ve Deniz IĢık‟ın el yazıları ile yazılmıĢ vasiyeti ve tamamlanmamıĢ birkaç mısralık Ģiir parçaları vardır. 1. 5.1. Bu deftere.1. 154 sayfadan ibaret olup içinde 116 adet Ģiir vardır.

Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Bir adet deyiĢ. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri . Derlendiği Yer: 1990 Da. Defterde kendine ait 30 adet Ģiiri DerviĢ Ruhan‟a ait ise 3 adet Ģiir bulunmaktadır deftere Sefil Kurban’ın Defteri denmiĢtir. d. Bu sebeple aĢağıya “ġiirlerin Derlendiği Yerlerin Gösterilmesi” baĢlığı altında bir listeleme yapılmıĢtır. 1978 yılında. f. YemiĢen‟de. Hasan Kurban‟ın kendi el yazısı ile hem kendi Ģiirlerini hem de DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerini kaleme aldığı defteri. Tarihsel sıra içinde söz konusu kayıtların yılı. 1978‟de. kayıt yapılan yer ve deyiĢi kimin söylediği aĢağıda gösterilmiĢtir. g. YemiĢen‟de. IĢık Ruhan Tarafından Söylenip Kayda AlınmıĢ.2.YemiĢen Köyünde. 3. 8 Eylül 1991 tarihinde. b. Ġki adet deyiĢ. e. Bir adet deyiĢ. Muhannet Suyundan Ġçemem Asla. IĢık Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. Defteri 6.6. Ġki adet deyiĢ. 1990 da. Kem mi Baktım Ağ Gözlerim Gör Ağla. Sakla Gevheri Deme Aman ha. Bir adet deyiĢ. Toplam 198 adet olan Ģiirler yukarda belirtilen kaynaklardan derlenmiĢtir. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. c. IĢık Ruhan tarafından söylenip kayda alınmıĢ. Göç Ederim Benli Bülbül Ağlama.2. 1979 da YemiĢen köyünde IĢık Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. GümüĢhacıköy‟de. IĢık Ruhan tarafından. Dört adet deyiĢ. GümüĢhacıköy‟de Gülsüm IĢık tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. YemiĢen Cemi Sonrası Doğaçlama olarak söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. GümüĢhacıköy de. 21 Aralık 1992de GümüĢhacıköy‟de. 7. a. 5.1. 1972 de. Onaltı adet Ģiir ise elimizde bulunan sekiz adet kaset kayıtlarından metin haline getirilmiĢtir. Cafer Tayyar ġaĢmaz‟a emanet idilmiĢ bir sayfada iki Ģiir ise Tayyar ġaĢmaz’ın Notları olarak adlandırılmıĢtır. DerviĢ Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. Dört adet deyiĢ. Derlendiği Yer: 1978‟de. Defteri 4. IĢık Ruhan ve Gülsüm IĢık tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢtır. 1977 de GümüĢhacıköy YemiĢen köyünde IĢık Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. KardeĢlik Sevgisi Candadır Canda. GümüĢhacıköy. Defteri 5. Söz konusu kaynaklardan hangi Ģiirlerin alındığını belirtmek için Ģiir sıralamasına uygun olarak Ģiirlerin kaynakçasını göstermek yerinde olacaktır. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen köyünde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 2. Gönlünde Bir AĢkı Ali Oldukça. ġiirlerin Derlendiği Yerlerin Gösterilmesi 1. 8. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. Bir adet deyiĢ. h.

Susuz Bırakma Bırakma. YetiĢ ġah Muhammet Ali Ġmdat Eyle. Defteri 29. Defteri 14. Evvel Rehber Yol Bulmalı. Gönüller Yanarak ġahın Sözünde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 36. Defteri 22. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Tevrat ġu Sinemde ġahın AĢkına. Ġleriyi Görmezse Vah Ona Ona. Benli Dilber Benlerinin AĢkına. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 33. Defteri 10. BağıĢla Bizleri ġahın AĢkına. 12. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yanar AĢk AteĢi Yana Gel Yana. Satma Bilmeyene DüĢer Ġsyana. Dosta Vermek Ġçin Duyuldu Bile. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Defteri 25. Sende Bencileyin Yar mi Ağladı. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 31. Esirge Bizleri ġahın AĢkına. Medet Mürvet Pirim Sen Ġmdat Eyle. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 23. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defterin 37. Derlendiği Yer:1978 Yılında. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 15. GizlemiĢ Kendini Vara Bak Vara. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 9. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 34. Ayıplama Sakın Gelmesin BaĢa. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 24. Defteri 26. Defteri 28. Birliği Bilmeyen Girmez Katara. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 18. YemiĢen Cemi Sonrası Doğaçlama Olarak SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 17. . Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 20. Hakikat Yolcusu Meydana Gele. Lam Elif Ye Ġle Yaratmadı mı? Derlendiği Yer: 1972 De. Defteri 30. BirleĢti Deryalar Kalan Olmadı. IĢık Ruhan Tarafından. PadiĢahlık Diyen Vah Cana Cana. GümüĢhacıköyYemiĢen Köyünde. Nice Hayır Dese Ona Fayda Ne. Bakmaz Mısın Sular Akar Engine. Defteri 16. Nidem Benim Gönlüm Kaldıktan Sonra. Derlendiği Yer: 1972 De. Defteri 35. AĢık Abdullah Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Hakkını Helal Eyle Ey Nazlı Ana. Defteri 38. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 11. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 13. Yetim Kuzularım Kaldı Bir Yana. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Hekim Sandım Ġğneciyi Aç Dedi Bana. Can Ali Canan Muhammet. 27. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yüzündeki Olan Beni Unutma. Çekerim Bu Derdi ġahın AĢkına. Derlendiği Yer: Özlemi‟nin Defteri 32. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 8.7. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen Köyünde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. DerviĢ Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. GümüĢhacıköyYemiĢen Köyünde. Defteri 21. Ali'dür Aleme Allah. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 19. Gel Ağlama Benli Yavrum Ağlama.

Defteri 69. 67. Uçurdum Elimden Gül Yüzlü Canı. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 51. Arz eyledim Yarim Göresim Geldi. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 59. Defteri 68. O ġirin Dillere Kurban Et Beni. Artık Bu Cihanda Gülemem Gayrı. Defteri 56. Yaramız Muhammet Ali Yaresi. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 42. Yol Muhammet Ali Deyi. Yürü Benli Bülbül Bahar Yaz Geldi. Estirdin Cihana Beni Yel Gibi. Bu Canıma Sefa Geldi. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 40. Bilmem Kim Ġletir Yol Dertli Dertli. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Gerçek AĢık Olan Kuluna Geldi. Güzelin Sevdası BaĢıma Geldi. Muhammet Ġsmi Taç baĢ Ġle Geldi. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 65. Defteri 62. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yumak Yumak Etti Yolda AĢk Beni. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 54. Defteri 52. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Bir Huri Var Bana Peh Dedi Geçti. Defteri 63.39. Balta Ġle Kazma Ġle Rende mi? Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. GümüĢhacıköy‟de Gülsüm IĢık Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Dönmem Ġkrarımdan Sar Beni Beni. Defteri 43. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Hak Dedi Adem'e Asla Dönmedi. Can Muhammet Ali Canı Değil mi? Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri . Defteri 44. Defteri 50. Derlendiği Yer: Sefil Kurban‟ın Defteri 64. GümüĢhacıköy‟de. Defteri 58. Diller Merhamet Etmez mi? Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 61. Benim Var Yıldızım Ülker Yıldızı. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Defteri 49. Defteri 66. Defteri 55. Defteri 48. Defteri 53. Derlendiği Yer: 1978‟de. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 60. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Güzel Bana Dedi Bayram Ay Gibi. Sene YetmiĢ Dileğim Var Bilmez mi? Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. ġakır Benli Dilber Gözler Sürmeli. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Sevdası Ağlattı Zar Etti Beni. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yarin Zikrullahı Özüme Geldi. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Sılam Zindan Oldu Gurbet El Gibi. Defteri 45. Evvel Niyet Edip Özün Bilmeli. Dostun Hileleri Yaralar Beni. Hakkın Bin Bir Ġsmi Ali'dir Ali. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 41. Ölüm Sana Derman Bulamam Gayrı. Defteri 57. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 47. Derlendiği Yer: 8 Eylül 1991 Tarihinde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Kara Güne IĢık Doğar Yar Nenni. 70. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 46.

Ben Bir Kulum Yalvarırım Cananım. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 84. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Güler Yüzle Ġyi Niyetlik Gerek. Gülem Dedim Bir Gün Güldürmen Felek. Ayrı Mıyız Senden Gül Yüzlü Babam. 91. Defteri 95. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 86. Bu ġah Cemaline Benzer Cananım. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992‟de GümüĢhacıköy‟de.71. Defteri 77. Dostlar Karalanıp Unutmam Bizi. Ben Gurbete Dayanamam. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Seher Karaoğlan Yardımına Gel. Defteri 75. Halim Sana Malum Car Sefam Sefam. Defteri 88. Senin Ġsmin Nurun Var Etti Bizi. ġahbaz Mısın Yavrum Öt Durnam Durnam. Derlendiği Yer: 1979 da YemiĢen Köyünde IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Defteri 89. ġaha Yandım Ali Yar Deyi. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 83. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 87. Derdimize Derman Oluver ġahım. Kalbi Katılara Doyuramadım. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 93. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri . 82. IĢık Ruhan Ve Gülsüm IĢık Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢtır. Defteri 96. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 76. Derlendiği Yer: Sefil Kurban’ın Defteri 97. Beni Dilden Dile Dil Ettin Felek. Zinciri Boynuma Bağlaman Bizi. Derdime Derman Diye Yine Dert Aldım. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Hak Muhammet Ali Var Etti Bizi. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992‟de GümüĢhacıköy‟de. Yaramıza Melhem Olman mı Felek. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 73. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 94. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 79. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 72. Yüz Yirmi Dört Bin Nebisine Bak. Defteri 90. Arttı AĢk AteĢim Gel Mevlam Leylam. Defteri 74. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Adem Bir Aynadır Aynaya Bir Bak. Defteri 92. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 78. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 85. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Pervane Olup Da Yanarım Güzel. Sarrafta Terazi Tartılamadım. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yar Zülfünü Can Evime Bağlasam. 80. Defteri 81. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢtır. Ġyi Niyet Ġle Birlik Olalım. Yoksa Sabredelim Ağır mı Gerek.

Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 118. Mahrum Etme Dergahından. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 124. Defteri 100. Defteri 113. Defteri 114. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Dedi Ki Allah Birdir Varım. Defteri 120. Çekerim Bu Derdi Bilemiyorum. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Çağırdım Hasretle Gel Alim Alim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢtır. Defteri 122. Artık Bu Sitemi Çekemez Oldum. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 123. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992de GümüĢhacıköy‟de. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 119. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992de GümüĢhacıköy‟de. Bari ġu Dünyaya Gelmese idim. Defteri 110. Can Ehli Dostları Görmektir Arzum. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 104. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢtır. 116. Derlendiği Yer: 1977‟de GümüĢhacıköy YemiĢen Köyünde IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ 101. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 117. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Medet Ġsyanımız Af Eyle Benim. Hakikat Ehline Söz Kızım Kızım. Defteri 109. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yemin Ettim Bir Kararı Güderim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 102.98. Hünkar Hacı BektaĢ Pirimiz Bizim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 111. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 99. Defteri 115. Gücüm Yetmediğin Zaptedemedim. Defteri 105. Bin Görsem De Bir An Göremiyorum. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yarelerim Yarelerim. Kuzalan Köyünde Dünyaya Geldim. ġeriat ġartıyla Tuttu Temelim. Herkesin Bir Canı Vardır Bilelim. Kendim Aldım Kendim Buldum. Verdiğin Ġkrarda Dursan Sevdiğim. Sanırdım Kendimi Cennetlik Kulum. Gel Bu Halimizi Sen Gör. Anne Ve Babanın Sebebi Bir Han. Ġsmimce Hükmün Olsa Dutar Giderdim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri . Defteri 112. Hak Bendedir Ben Bir Kulum. Defteri 108. Engel Var Arada Göremiyorum. Defteri 121. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 107. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 106. Bülbül Gibi Feryat Figan Eylerim. Allah Muhammet’in Emrin Bilelim. Defteri 103.

Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 131. Yürü Bir Katara Ölene Kadar. Deyim Ki Cihanda Sen Değimlisin. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 127. Derlendiği Yer: 1972 De. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 140. Defteri 138. Defteri 133. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yavrum Güle Güle Gidip Gelesin. Defteri 154. Al YeĢil BürünmüĢ Turnalar. El Elinden Al Elinden. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 147. Defteri 129. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. AĢık Abdullah Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. AlıĢveriĢini Yazanlar da Var. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 145. Defteri 144. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 149. Yar Elinden Yar Elinden. Hak Muhammet Ali Ezel Varınan. Defteri 136. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 137. Laden Der Yaman Ha Yaman. Defteri 146. Defteri 139. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Sabredelim Gönül Selamet Olsun. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 134. Defteri . Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 3. Defteri 142. Bana KaĢ Eğip De Bakıp Gitmeyin. Turnalar Yarene Selam Söyleyin. Defteri 128. Yeraltında Ecinni Var Sanmayın. Ġnsanlar KardeĢtir DüĢmana Ne Var. Defteri 150. Defteri 126. Bir Sadık Dostumu Bulana Kadar. Üç Nur Ġle KurulmuĢtur Bu Cihan. Defteri 141. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen Köyünde. GümüĢhacıköy. Ezel Verdiğimiz Ġkrar Ölmesin. Uzattım Elimi El Garip Garip. Bu Dertlere Derman Versen Yareden (131).125. Çile Biz Çağre Bizden. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 130. Defteri 143. Seni Dilden Dile Satanlar da Var. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 148. ġahım El Aman El Aman. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Sana Nice Yananlar Var. Defteri 152. Yıkma Gönül Ġncinmesin. Derlendiği Yer: Sefil Kurban‟ın Defteri 132. YemiĢen Cemi Sonrası Doğaçlama Olarak SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. Defteri 135. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Yandım Susuzluktan Ciğerim Sızlar. IĢık Ruhan Tarafından. Derlendiği Yer: 1978 Yılında. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Divaneyim Hak Yolunda ġahınan.YemiĢen Köyünde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 151. Soran Dostlarıma Selam Eyleyin. Defteri 153. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 3. Ne Dedemiz Belli Babamız mı Var. Be Bun Günlerde Cah Haydar Haydar. Ġnsanlığı KardeĢ Gördüm Gözünen.

Ta Ezelden Gelen Ünümüz Vardır. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 186. Defteri 158. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1.155. Huyu Güzel Yar Güzel Yar. Defteri 183. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Tayyar ġaĢmaz‟ın Notları 172. Sabırlı Kullara Selamet Gelir. Sadık Dostlarına Sadık KalırmıĢ. Yolumu Kesmeye Zorlayıp Gelir. Defteri 184. Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm Gel YetiĢ. Defteri 168. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Lisan Yağmuruna BaĢın Açıver. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Seni Yoğurup Da Yapana Yalvar. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan’ın 1. Her Can Sevdiği ġahını Över. Bil Ki Sevgi Ġle Cihan Durulur. Nice Deccal Çakal DüĢ Eylediler. Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir. Hak Muhammet Ali Olduğundandır. Defteri 157. Defteri 177. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 173. Fesatlar Gerçeğe ÇökmüĢ Gidiyor. Defteri 175. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Kudret Kalemini Yazara Benzer. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 165. Hatice Fatıma Virdime Gelir. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 162. Ne Olur Sevdiğim Tek Bir Gülüver. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Tayyar ġaĢmaz‟ın Notları 182. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. En Güzel Bir Mutluluktur. Defteri 185. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Canda Cananım Gel YetiĢ. Defteri 181. Senemiz YetmiĢ Bir OlmuĢ Gidiyor. Biz Gideriz HoĢça Kalın Yarenler. Garip Gönlümüzü Arıdan Medet. Defteri 174. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 169. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. YetmiĢ Biri Yeten Ali Sayılır. Derlendiği Yer: Özlemi‟nin Defteri 164. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 179. Defteri 178. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 170. Onulmaz Yaralar Oyulur Gider. ġahım Ali Haydar Elaman YetiĢ. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 171. BaĢlarda Kopacak Türlü Haller Var. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 176. Hak Sözün Tutmasa Çeker mi Çeker. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Defteri 166. Pirim ġahı Merdan Alim Gel YetiĢ. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 160. Defteri 167. Defteri 187. Dilimde ġah Zikri Süzülüp Gelir. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 159. Defteri . Soyun Benliğini Bire Gele Gör. Gördüm ArĢ Yüzünden Canana Benzer (166). Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 163. Birisi Aynımda Görene Benzer. Ġsraf Etmek Aptallıktır. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 156. Defteri 180. Defteri 161.

161. 184. 131 nolu Ģiirler. 67. AĢkı Öldürmeye Zar Eksik Olmaz. 39. 43. 173. 188. DerviĢ Ruhan’ın 3. 27. 18. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 197. 85. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 129. 182. 92. 46. 23. 151. 17. 167. 156. 59. 149. 99. 130. Defteri 196. 72. 16. 159. Abdullah ve Veli Balcı’nın Defteri: 6. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. GümüĢhacıköy. 187. 157. 50. 98. 148 nolu Ģiirler. 136. 164. 42. 105. Defteri: 140. 198 nolu Ģiirler. 4. 53. 195. Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca. 174. 192. 163. 172. 84. 109. 146. 45. 33. 97. 75. Derlendiği Yer: 1972‟de. 86. 135. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 198. 142. 88. 153. 60. 162. 58. 138. 5. 169. 96. 37. 34. 121. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 191. 189. 114. Ģöyle bir sınıflama ortaya çıkacaktır. 179. 111. 76. 133. Defteri 189. 52. 178. 125. 106. 190. 183. 71. 44. 168. 180. 194. 113. 107. Hakikatta Canın Hastasıyız Biz. 108. 64. Hak Cemale Yüz Sürmesi Zor Olmaz. 160. Ekmek Nadir Ama Susuz Değiliz. 170. 103. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 59. 177. 24. 192. 24.188. Defteri 195. 47. 185. 40. 143. 120. 195. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 55. 56. 158. 186. 74. 176. 25. 61. Defteri: 28. 73. 94. 128. 132. 83. Defteri ġiir sıralamasına göre detaylı bir Ģekilde yapılan yukarıdaki açıklamaların bir benzeri kaynakçalar temelinde yapılacak olursa. 166 nolu Ģiirler. 104. 127. 29. 116. 78. 91. 51. 110. 62. 89. 150. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 23. Anıp Hayal Tutan Sefa Geldiniz. 152. 87. 10. DerviĢ Ruhan’ın 1. 141. 54. Mağrur Elini ÇatmıĢ ġöyle Yürüdü. Bizler Her Esrarın Ser Askeriyiz. 30. Defteri 190. 145. Defteri 193. 20. 196 nolu Ģiirler. 102. 57. Özlemi’nin Defteri: 31. . 9. 48. Temelde Terbiye Okumalıyız (194). 12. 15. 7. 95. 126. DerviĢ Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. 35. 165. 32. 137. 8. 36. 77. 65. 112.YemiĢen Köyünde. 123. 14. 175. 70. Hak Muhammet Ali Elaman Medet. 134. 80. 155. 119. Defteri: 3. 192. 124. 93. Eyüp Gibi Derdi Çekenden Medet. 122. DerviĢ Ruhan’ın 2. Bu sınıflamada kaynakça sıralaması ve Ģiirlerin sıralanması temel alınmıĢtır. 154. Sefil Kurban’ın Defteri: 63. 118. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 13. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 194. Söz konusu rakamlar Ģiirlerin numaralarıdır. 41. 139. 117. 82. 68. 19.

2. GÖNLÜNDE BĠR AġKI ALĠ OLDUKÇA Gam yeme hey gönül bin derdin olsa Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça Ġsterse bu cihan dert ile dolsa DüĢünme zikrinde Ali oldukça Bin bir türlü garez bühtan etse de Nice deccal çakal fırsat bükse de Dağlar gibi yük üstüne çökse de Üzülme gönlünde Ali oldukça KiĢi hep gönlünde olanı söyler AĢk ehli canlara çok bühtan eyler Ali‟yi sevenler el sözü neyler Dinleme yalanı Ali oldukça Sinemizde Ali‟dendir yaremiz Bütün derde Ali‟dendir çaremiz Ali‟nin zikridir gönül karimiz Bir aĢkınan devran Ali oldukça Ali‟yi görmeyen bakar kör olur Bu canımız hep Ali‟den sorulur Ali‟siz canlar hayvanda kalır Korkma IĢık Ruhan Ali oldukça . DerviĢ Ruhan‟ın 3. 11.1. 144. Gerek Ģiirlerin sıralamasına göre yapılan. Kaset Kayıtlarından Derleme: 1. DerviĢ Ruhan‟ın 2.Tayyar ġaĢmaz’ın Notları: 171. 147. Defterinden 116 adet Ģiir. Görüldüğü üzere DerviĢ Ruhan‟ın 1. 191 nolu Ģiirler. 79. 90. 1. 100. 101. 26. 115. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠRLERĠ. 66. Özlemi‟nin Defterinden 2 adet Ģiir. 81. Tayyar ġaĢmaz‟ın Notlarından 2 adet Ģiir ve Onaltı adet Ģiir de elimizde bulunan sekiz adet kaset kayıtlarından metin haline getirilmiĢtir. Defterinden 5 adet Ģiir. 69. 181 nolu Ģiirler. Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defterinden 52 adet Ģiir. 5. Sefil Kurban‟ın Defterinden 3 adet Ģiir.3. gerekse kaynak eserlere göre yapılan sınıflama. 38. Defterinden 2 adet Ģiir. hangi Ģiirin nereden alındığını açık bir Ģekilde göstermektedir.

2. SAKLA GEVHERĠ DEME AMAN HA Cahili ladene ne desem almaz Sakla gevherini deme aman ha Er olan cahilin sözüne kalmaz Suyu fark etmeyen yiye saman ha Su gerçek sözüdür dinle öğüt al Gerçeğin bendinde uğrağında kal Dikine zor etme en gününe sal Bak yokuĢa giden kaçar yaman ha YokuĢa gidenler zalim sayılır Harami haram yer düĢer bayılır Zina karım diyen gezer yayılır Kalır kıĢta kıyamette duman ha KıĢta kıyamette dumanda ĢaĢan O dur bu cihanda tepeden aĢan Dalgıca sarılsın denize düĢen Zehiri fark eyle tutma yılan ha Yılana uyup da zehiri saçma Hakkına razı ol her kapı açma Ġlla benim deyip yalana kaçma . KARDEġLĠK SEVGĠSĠ CANDADIR CANDA ġu cihana kardaĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda Kâinata kardeĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda Kahi küçük kahi ulu hepisi Cümlemizin bir Ģah odur kapısı Gönülden gönüle bir han yapısı Esvele düĢmeyiz candadır canda Bunca hasretliği çekerimse de Duramaz oluyom olduğum yerde Cümlemizi esirgesin ol merdan Günde yüz bin kere kündedir künde Kul IĢık Ruhan'ı ahir kul eden Halkın arasında altın pul eden Aslında kız idim Ģimdi dul eden ġahı Merdan gibi yöndedir yönde 3.

KEM MĠ BAKTIM AĞ GÖZLERĠM GÖR AĞLA Ele etmedim ben kendime ağlarım Kem mi baktım ağ gözlerim gör ağla Kainata dost diyerek çağlarım Dostlar acı hançer vurdu dur ağla Durgun su misali akamaz oldum Yaren dost yüzüne bakamaz oldum Sazımı sineme yaslamaz oldum Gurbet elde saza pençe vur ağla Vuruldu bağrıma hançerli yara Bir arzuhal yazdım Ali Haydar‟a Batın oku değsin hilebazlara Hak yolunda mazlum kalan yar ağla Bu yareli sinem dertli ötersem Kerbela‟da Hür Ģehide yetersem IĢık Ruhan aranızdan yütersem Bari gel de kefenimi sar ağla 5.Sakın siyaseti gütme zaman ha Zamanın teccali azgın bağırır Ġblise uymuĢtur ona çağırır Müminleri birbirinden ayırır Girer gönüllere hemen gümen ha Gümen alan amelini kurudur Kendini fark etmez özün çürütür IĢık Ruhan dil kalemin yürütür Gaflet uykusuna yatma uyan ha 4. MUHANNET SUYUNDAN ĠÇEMEM ASLA Doğup Ģu cihanda aklım ereli Muhannet suyundan içemem asla Hak sevgisi kalp evime gireli Namert köprüsünden geçemem asla Ġyilerle yoldaĢ oldum yıkmadım Kainata kardeĢ oldum bıkmadım Haram Ģeyi lokma edip dıkmadım Kötü bir lisan açamam asla .

Kurt kuzuyla yürür olmasa kalleĢ Hal ehli olanlar hal ile yoldaĢ Can Allah'ın canı can seven kardeĢ Güzel muhabbetten kaçamam asla Gönül ile göz görmese katlanmaz Hakkı seven kır bayırda otlamaz Ham meyvalar olmayınca tatlanmaz HoĢ görünür gönül seçemem asla IĢık Ruhan hak yolundan kaçmadım Karga gibi leĢe konup uçmadım Altınımı pul yerine saçmadım Asılsızı ekip biçemem asla 6. GÖÇ EDERĠM BENLĠ BÜLBÜL AĞLAMA Elbet bir gün vücudum dünyadan Göç ederim benli bülbül ağlama ġah elini ayırmasın bünyeden Gel ağlama yavru bülbül ağlama Bir cenaze biner bir kesik baĢa Cenaze ölümden korkmazmıĢ haĢa Kesik baĢ cenazeye der daim yaĢa Gel ağlama benli bülbül ağlama ġah olan salmazmıĢ tuttuğu elim ġaha sığınırım malumdur halim Nice dert çekersen dertlerin benim Gel ağlama benli bülbül ağlama YanarmıĢ aĢıkların çırası Pençe vurdum açılıyor yaresi Sağlık olsun ayrılığın sırası Gel ağlama benli bülbül ağlama Bir zaman mekanda yuğuran oldun Nice Ģah elinden bu ana geldin Koyun kuzu gibi meleyip buldun Gel ağlama benli bülbül ağlama Yavru yeten elim durur üstünde Nice laden düĢman olsa gastinde IĢık Ruhan yavrusunun destinde Gel ağlama benli bülbül ağlama .

GEL AĞLAMA BENLĠ YAVRUM AĞLAMA Yine hasretlik çöktü sineme Gel ağlama benli yavrum ağlama Öz bakıĢın benzetmiĢim anama Gel ağlama benli yavrum ağlama Öz bakıĢın kalp evimde sıralı Yüreğimiz Kerbela‟da yaralı Bir gerçek meydanda içip kanalı Gel ağlama benli yavrum ağlama Canımız birdir de ecel varımız Pirim hünkar yardımcımız yaramız Temiz gönül olur Ģahım yerimiz Gel ağlama benli dilber ağlama ġu canım sağ kaldıkça yaĢarsın Bülbül gibi kuran okur coĢarsın Özün birleyip gürler ĢaĢarsın Gel ağlama benli dilber ağlama Yat sana kem göz ile baksa da Vurguncular hep yoluma çıksa da Bir can incitip de yıksa da Gel ağlama benli dilber ağlama Bu çarkı devranda böylece döner Seni yaratan Ģah seninle yanar IĢık Ruhan elim üstünde döner Gel ağlama benli dilber ağlama 8.7. SUSUZ BIRAKMA BIRAKMA Beni yaradan güzel yar Susuz bırakma bırakma Sen bana ben sana yar Susuz bırakma bırakma Öz kendini dıĢa koyma Hakka gir ladene girme Pahal sen yedine doyma Susuz bırakma bırakma Yandı Hüseyin su deyi Kaffarol zünün ben deyi Param tükenecek deyi .

Susuz bırakma bırakma Tapma kardeĢ dünya malna Maldan gelir bin bir bela Yandım bir yudum ver hele Susuz bırakma bırakma Dünya malı senin olsun Kah ağlayan kah da gülsün Bağ bahçene otlar yağsın Susuz bırakma bırakma On iki Ġmam on dört mahsum Elli beyte kimler hasım Bilenler çekiyor yasım Susuz bırakma bırakma ġehit olanlar değil mi Ġnsanlıktan el değil mi IĢık Ruhan kul değil mi Susuz bırakma bırakma 9. YÜZÜNDEKĠ OLAN BENĠ UNUTMA ġu kalbimi alıp çalan sevdiğim Yüzündeki olan beni unutma Uyma el sözüne yalan sevdiğim El ver gördüğün yolu unutma Tanrı bir birimiz kısmet eyledi Bu aĢkımız arĢ alayı boyladı Ara yerde yatlar neler söyledi Karanlığa bakıp günü unutma AĢkı öldürenler sürünür gider AĢkı yaĢatanlar dirilir biter Halimi sorarsan hallerim beter Feryat eylediğim ünü unutma Kul IĢık Ruhan'ın bak göz yaĢıma Ayrılık mı gelecekti baĢıma Ölüyorum uğra mezar taĢıma Uğrunda verdiğim canı unutma .

10. HAKKINI HELAL EYLE EY NAZLI ANA ġu fani dünyadan murat almadım Hakkını helal eyle ey nazlı ana Döndüm Ģu dünyadan sanki gelmedim Muradım göğsünde kaldı bir yana Ben de gider oldum bir ırak yola Yarab gence verme bu büyük bela Fani dünya bir gün hep ıssız kala Ağlama ey anam emir hakkıla Bir gül idim açılmadan kurudum Geçen gün sizinle ben de var idim Geldi ulu kervan aldı yürüdüm DüĢtüm gider oldum bir ırak yola IĢık Ruhan eder unutma sakın Bir hana benzeyen Ģol dünya yakın Ahirete düĢmeden bir han yapın Bir gün hepimize verilir sela 11. HEKĠM SANDIM ĠĞNECĠYĠ AÇ DEDĠ BANA Derdim var da derman diye gezerken Hekim sandım iğneciyi aç dedi bana AĢkın deryasından kelam gezerken Bir de sancı geldi kaç dedi bana Oradan kaçtım terk eyledim o yurdu Bir ses duydum sanki beni çağır da Baktım birkaç insan oraya girdi Meğer kiliseymiĢ haç dedi bana Haçım yoktur dedim hatam var benim Akılsızım amma putam ver benim Bir de minareye dönmüĢtüm yönüm Senin sakalın yok çık dedi bana Dedim gönül gurbete bakayım Bu gidiĢle bir derviĢlik yapayım Enek sandım dedim boncuk takayım Bir çifte savurdu çat dedi bana Her sanata girdim çırak çıkmadım Türlü oyunlara girdim bıkmadım Saz çalamam aĢıklıktan çıkmadım .

Pençe vuramayan Te dedi bana (Kelamdan anlamaz Te dedi bana) Baktım hırsız bana haydutsun dedi Zinacı kürcüler meydutsun dedi Meğer herkes kendi kendin söyledi O zaman keloğlan (kafa) tık dedi bana Ne tarikat kaldı nede din kaldı Nere gitsem kader tersine çaldı Aslanın yerine tilkiler kaldı Kul IĢık Ruhan'ım yat dedi bana 12. PADĠġAHLIK DĠYEN VAH CANA CANA Yirminci asırın gerçeğin tanı PadiĢahlık diyen vah cana cana Olayıdım Ehlibeyt‟in kurbanı Mındar ölür isem vah bana bana Ġnkar ehli odur hırsı var ise Nice hoca derviĢ dede der ise Kendini fark etmez özü kör ise Vah acırım ona yuh ona ona Kör bir olsa bile köprü geçemez Göremezler güvercinle uçamaz Karga gak demezse yolu geçemez Vah acırım cana yuh ona ona Yürümez gönlünü sildiremeyen Kalkmaz duman baĢtan söndüremeyen Nefsini unutup yandıramayan Vah acırım cana yuh ona ona Abdesti olmayan abdest veremez Gusülü bilmeyen erkan göremez Fakirlerin hiç halini soramaz Kim kimi soyarsa yuh ona ona Abdal mıyım divane mi bilemem Akar çeĢmim gece gündüz silemem Bir Ģaha yanmıĢım gayrı yanaman Ġki de bilenler yuh ona ona Kul IĢık Ruhan'ım Ģaha yanmıĢam Pervaneler gibi yanıp dönmüĢem .

YETĠM KUZULARIM KALDI BĠR YANA ġu darı dünyadan murat almadım Yetim kuzularım kaldı bir yana Dünya senden doyup dadın almadım Felek kemendini çekti bir yana Ey kardeĢ ben de kalmıĢtım yetim Felek Ģu ahdımı böyle mi dedim Yavrular murada yetmeden gidim Sen de Ģerbetim iç hem kana kana Kızım ana diye kimi çağırsın Yetim dolabını mevlam çevirsin Sabredelim haktan gelen ömürsün Emanet bilenden gerçeğin ala Can hulga gelince göründü kolum Söylemek isterim tutmuyor dilim Dostlar bilseydiniz Ģu benim halim DüĢünün bu haller size de gele .AĢk ehlinin sinesine konmuĢam Nefesine uyan vah ona ona 13. YANAR AġK ATEġĠ YANA GEL YANA Pervaneler gelir döner ıĢığa Yanar aĢk ateĢi yana gel yana AĢk ateĢi ilaç imiĢ aĢığa Hasret koyma Ģahım bana gel bana Ben değilem Ģahım beni okutan AĢkın ateĢiyle yakıp Ģakıtan Kahı Melül kahı dertli bakıtan Kıblem sensin Ģahım cana gel cana Can evimden Ģahın hayali gitmez Yandı ciğerlerim kokusu bitmez Bülbülün bir derdi olmasa ötmez Feryat eylediğim yöne gel yöne Yönüm Ģah yolunda yürümüĢ oldum AĢkın ateĢiyle erimiĢ oldum IĢık Ruhan tenden farimiĢ oldum Damla damla akan kana gel kana 14.

IĢık Ruhan eder dayanmaz yürek Nasıl dayansın yıkıldı direk Bir gün hepimize gelse de gerek Ne yüzle varalım ulu divana 15. SATMA BĠLMEYENE DÜġER ĠSYANA Cevahir kıymetin bilenler alsın Satma bilmeyene düĢer isyana Dileriz ki her can ummana dalsın Fakat peĢimizde iblis yanyana Yan yana gezene dönme yönünü DüĢürmeye zorlar hakkın Ģanını Sarrafım dese de verme malını Yüze gülücüyse bakma yalana Yüzü gülücüler sağına bakar Arar fırsatını yuvanı yıkar Döndürme yüzünü nefesi kokar Yanacak dediler ona uyana Yanar cehennemi kendi özünde Hak eseri kalmaz onun yüzünde Küfür isyan çıkar her an sözünde Gerçek uymaz acı söze dayana Acı sözü almaz asla ayıplar Yadlanır yanında durmaz uyuklar Hak nefesi alır verir sayıklar Hemen rahmet yağar özün yuyana Özün yuyan benliğini soymalı Tarikatta yol ehline uymalı Marifette nefesini bulmalı Hakikatı görür girmez ziyana IĢık Ruhan hakikatın halidir Açıp kalp evini gören Ali'dir Hak kuranı okur bülbül dilidir AĢk olsun bir damla suyum koyana 16. TEVRAT ġU SĠNEMDE ġAHIN AġKINA Bai bismillah dile aldım okurum .

Tevrat Ģu sinemde Ģahın aĢkına Muhammet Ali'dir gözlerde gören Zebur'la yük tuttum Ģahın aĢkına Hatice'nin nuru Fatma'da belli Bunca evliyalar on iki yolu ġah Hasan Hüseyin gömleği kanlı Zikreder gideriz Ģahın aĢkına ġah Ġmam Zeynel'le çilemiz dola Bakırın kiriĢi boynumda bile Ol Ġmam Cafer'de ders verdi bize Seni zikrederiz Ģahın aĢkına Musayıl Kazım'le kurĢun sinemde Ġmam Ġrizay'nan zehir varımda Tagı Nagı imdat eyle zarımda Bu dört ile gideriz Ģahın aĢkına Hasan Ali Askeri genç iken ölen Mehdidir gerçeğe nefesi veren On dört masum bile hem Ģehit olan Görür de gideriz Ģahın aĢkına On yedi kemerbest bağının hakkı Pirim Hünkar BektaĢ ağanın hakkı Kul IĢık Ruhan'ın aĢkının hakkı Çeker de gideriz Ģahın aĢkına 17. ÇEKERĠM BU DERDĠ ġAHIN AġKINA Yine kerbaladan sızılar yürek Çekerim bu derdi Ģahın aĢkına Salmaz tutan eli doğru bir bilek Tutarız dermanı Ģahın aĢkına ġahım Ali idi cananım Ali Bin bir ismi vardır bir ismi Veli Kimi arif gezer kimisi deli Hepsi bir yanarlar Ģahın aĢkına Yanmayınca yarelerim yar olmaz Hak ehline aĢk deryası zor olmaz ġah aĢkına yananlara dur olmaz Yürür gider devran Ģahın aĢkına Yürüyen yolumuz yolum Hüseyin .

Kerbaladan bize gelmiĢtir sehim Can gözü açanlar buluyor fehim Fehmedenler görür Ģahın aĢkına ġaha yanan cehenneme yanmadı ġah konduğu yere yadlar konmadı IĢık Ruhan ikrarından dönmedi Gahi gelir gider Ģahın aĢkına 18. ESĠRGE BĠZLERĠ ġAHIN AġKINA Allah Muhammet‟e Ali yar dedi Esirge bizleri Ģahın aĢkına ġah Hasan'la Hüseyin'e Hü dedi Esirge bizleri Ģahın aĢkına Zeynel‟in ziyası gitmez hayalden Ġmam Bakır Ġmam Cafer ummandan Musayıl Kazım Ġriza da candan . BAĞIġLA BĠZLERĠ ġAHIN AġKINA Lafeta Ģahımsın Ģahı merdanım BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına Hak Muhammet Ali cana kurbanım BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına ġah Hasan'ın ahı figanı derdi ġah Hüseyin yoluna serini verdi ġah Ġmam Zeynel'im zindana girdi BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına Muhammet Bakır‟ın derim hakkıçün ġah Ġmam Cafer'in umman hakkıçün Musai Kazim'in seyran hakkıçün BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına ġah Ġmam Rıza'nın yönü hakkıçün Muhammet Tağı'nın ünü hakkıçün Aliyül Nagı'nın kanı hakkıçün BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına Askeri Mehdi'nin sırrı hakkıçün On dört masumların nuru hakkıçün Kul IĢık Ruhan'ın zarı hakkıçün BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına 19.

Ali Nağıynan Askeri Mehdi gönlüm bağıyınan Yarelendi ciğerim dağıyınan Esirge bizleri Ģahın aĢkına On iki imam Ģahım BektaĢ Velim Hak aĢkına öter gonca bülbülüm Kul IĢık Ruhan'ım yarimdir benim Esirge bizleri Ģahın aĢkına 20. ĠLERĠYĠ GÖRMEZSE VAH ONA ONA Yirminci asırda yaĢayan canım Ġleriyi görmezse vah ona ona Kırk yıl ileriye yetiĢe ünüm Ġnkar ehli bilmez yuh ona ona Ġnkar ehli kördür yatmıĢ ise de MürĢidsiz rehbere yetmiĢ ise de Kör körüne bir el tutmuĢ ise de Vah acırım cana yuh ona ona Ġki kör köprüden geçemez imiĢ Kuzgun güvercinle uçamaz imiĢ Ağ pınar dağlardan geçemez imiĢ Dalga damla bilmez tüh ona ona Kalmaz dağ baĢından kaldıramıyan Ol yedi nefsini öldüremiyen Bir gerçeği gönle konduramayan Beğenmez kimseyi yuh cana cana Nice rehber pirden ayrı olurmuĢ Öp Ģurayı ver burayı derimiĢ Kendi pençe bilmez karga kör imiĢ Ben de öyle isem vah bana bana Ben bir divaneyim neyim bilmezem Pir aĢkına öldüm oda yanmazam IĢık Ruhan ahirete dönmezem Pirimin cemali mah cana cana .Esirge bizleri Ģahın aĢkına ġah Muhammet Tagı.

21. BĠRLĠĞĠ BĠLMEYEN GĠRMEZ KATARA Cihanda çok insan oldu zamana Birliği bilmeyen girmez katara Ademe secde yok der uymaz Kurana Esfele safilin iblis zübera Ġblis benlik ile havaya girdi YetmiĢ iki millet birbirin kırdı Ademe yar olan ġit nebi vardı Hakka secde edip erdi didara Ademi bilmeyen Allah'ı bilmez Kul olur nefsine sağ iken ölmez Kırıp putlarını birliğe gelmez Ġnat eder gider benzer humara Ġnatlık edenler kurulur kalır Gider kuru yere secdeyi kılır Allah'ı göklerden uzakta bilir Gören olmaz deyip dalar kumara Kumara el sürüp papaza uyan Girecek delik arar dolaĢır yayan Arı birlik ile bal yapar beyan ÇalıĢan kar eder tembel avara Tembel olan daim vaize dolar ġartı Ģeriyat der boĢuna yeler Hakkın bir emri var ikiye böler Gördüğüne ürer öyle kanara IĢık Ruhan Kuran emri hak derim Doğru çalıĢıp da emeğim yerim Dolandırıcılar yiyecek sırrım ÜleĢin baĢında bir gün zıbara 22. GĠZLEMĠġ KENDĠNĠ VARA BAK VARA Dört köĢeyi yedi iklim sahibi GizlemiĢ kendini vara bak vara Muhammet Ali'dir derdim tabibi On iki renginen nura bak nura On iki renk kıymetin bilelim Birlik olup hak cemine gelelim Tarikat evinde bir can olalım .

NĠDEM BENĠM GÖNLÜM KALDIKTAN SONRA Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Nidem benim gönlüm kaldıktan sonra Viran bülbülünü düĢürdü zara Nidem kanadım kırıldıktan sonra Gerçek aĢık olan ikrarın güder Ġkrar sahibi müsayip nider Ġkrar bilmiyenin sözüne gider Nidem benim gönlüm kaldıktan sonra Yar yar dedikçe yarim sanırdım Ġlmi hakikattan nasip umardım Ağam deyiĢine bakar kanardım Nidem benim sözüm kaldıktan sonra DanıĢmak uludan uluya gider Kendi kendin gider koyun mu güder Böyle gidiĢinen bulunmaz didar Aklıylan da yola vardıktan sonra Ġkrar sayma günahını bilirim Dokunursa gönüle geri alırım Çıktığım haneden sanma gelirim .Yolumuzu kuran yare bak yare Yolumuz Muhammet Ali yoludur Pirimiz erkanda BektaĢ Velidir Çağıranın imdadına ganidir Gönlümüze giren sıra bak sıra Hak gönüle girse okur sırınan Öldürür nefsini gezmez Ģerinen Her ne yöne gitse olur yarinen Tükense sermaye kare bak kare Sermaye ömürdür günbe gün zarar Hakka aĢık olan hakkını arar Ġblise aldanan ayazda yanar Çevirir fırtına kara bak kara IĢık Ruhan sakın kar ile kıĢtan Yolumuz dönmesin engin iniĢten Elaman ayırma böyle geliĢten Sakın demesinler hele bak hele 23.

Atılan okumu saldıktan sonra IĢık Ruhan daim içten ah eder Çıktı oku yaydan düĢer caheder DüĢün razı değil buna Ģah bedel Niden aĢk atımız öldükten sonra 24. CAN ALĠ CANAN MUHAMMET Din Ġslam‟ın ta temelden Can Ali canan Muhammet ġah ayırma bu amelden Can Ali canan Muhammet . AYIPLAMA SAKIN GELMESĠN BAġA Hak yarattı Ģu cihanda her Ģeyi Ayıplama sakın gelmesin baĢa Bulunur cihanda hem kötü eyi Cana can gibi bak kem bakma boĢa Ġbret alam dersen alemi gözet Ġbadet kılarsan gerçeği söz et Ġradeli otur kelamın bezet Sayılı günlerim gitmesin boĢa Doğru çalıĢmayı kumar bürüdü Ġtikat kalmadı amel kurudu Millet kama bıçak taka yürüdü Bin nasihat etsen kar etmez taĢa Ġnceldi yolumuz üzüleniyor Çok dede hak için sızılamıyor Talip sinek olmuĢ vızılamıyor Müsahip vuruyor göz ile kaĢa Kısacık ömrümüz uzun olaydı Münafığın yaptıkları söneydi Gelecek bir sahip yakın geleydi Hakkını bilmeyen kalacak ĢaĢa IĢık Ruhan ıĢık yandırabilsem Canım kıymetini bildirebilsem Bir gönülden gümen sildirebilsem Yolumuz uğramaz ol kara kıĢa 25.

Amelim aĢkım imanım Hakikata yok gümenim Fikirdir baĢta dümenim Can Ali canan Muhammet Dümensiz gemi yüzemez Akıl deryada gezemez Can seven canı ezemez Can Ali canan Muhammet Ezme insan gönlü haktır Hem yaĢayıp yaĢatmaktır Ġnsanlıktan baĢka yoktur Can Ali canan Muhammet Yok olamaz var olanlar Ehlibeyte yar olanlar Bilmez beni kör olanlar Can Ali canan Muhammet Kör körüne gitmeyelim Mantıksız iĢ tutmayalım IĢık Ruhan atmayalım Can Ali canan Muhammet 26. GÖNÜLLER YANARAK ġAHIN SÖZÜNDE … Pervaneler döner ateĢ içinde Gönüller yanarak Ģahın sözünde Soyumuz Erdebil Irak ilinde Bu dem de görerek meyi içilir Ġçersen de Muhammet‟in meyinden Güzeller bellolur asıl huyundan IĢık Ruhan Erdebil'in soyundan Bağdat Horasan'dan Ģaha geçilir 27. HAKĠKAT YOLCUSU MEYDANA GELE Lam Elif Ġlinden duyduk ün ile Hakikat yolcusu meydana gele Dosta varmak için yüz bin can ile Menzile eriĢen düzüldü yola YeĢil nur aĢkına katar yürüdü .

DOSTA VERMEK ĠÇĠN DUYULDU BĠLE Ġlla mekan elinden aldık hesabım Dosta vermek için duyuldu bile O anda görülmez gerçek hesabım Hakikat yolcusu hep bile bile Sepbel mesanidir sırat köprüsü .Niceleri yolda kaldı faridi Cenneti alana gubbe var idi Orda alsancağı almıĢtık ele Üç nur ile bir noktadır varimiz Fi mekanda gubbe oldu yerimiz Ladenler bilemez anda sırrımız Yüzerdik deryada benzemez göle Yüz on dört suremiz tamam olunca Yirmi sekiz burcu bile alınca Muhammet‟in Ģefaati gelince Hakka secde edip gelmiĢiz ele DüĢe kalka hayli zaman gelince On yediden otuz üçe erince Kırk makamdan bir mekanı görünce Ġlmi Cavidan'ı getirdik dile ġeriatta seçtik hayrul beĢeri Tarikat babından girdik içeri Marifette kamil bir mürĢit eri Bağlanıp bendine olmuĢuz bile YetmiĢ üçün katarına katıldık ġu cihanda dilden dile satıldık Kahi atılıp da kahi tutulduk Kahi bülbül olup konmuĢtuk güle Gülün hasretiyle severiz canı Böyle gelir gider bilmeyiz fani Kovanımız eskidince ol gani Uçup da konarız bir ilden ile IĢık Ruhan küfrün imam ede gör Hakikata katarını yede gör Evvelimiz elif ahir be‟ de gör Bin Nuhun gemiye düĢmeden sele 28.

YETĠġ ġAH MUHAMMET ALĠ ĠMDAT EYLE Yaradan Ģahım sığınıp kaldım YetiĢ Hah Muhammet Ali imdat eyle On Ġki Ġmam rengine boyandım YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle On Ġki Ġmam daima zikrimde gezer On dört masum paklar kalbimiz yazar AĢkın deryasında canımız yüzer YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Canım kurban olsun Ģahım Ali'ye Pirim Hünkar Hacı BektaĢ Veli'ye Hümmetimiz olsun cümle deliye YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Ne deliyim ne aklım var divane YetiĢseydim Hakka yeten kervane Gece gündüz hayalimde seyyare YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Nice hayal hakikate yetiĢir .Anlamazsın söylüyorum doğrusu Sakın görmesin ki iblis uğrusu Çevirir o zaman hep hile hile Besmeleyle kazan varlık adına Doyamazsın lezzetine tadına Hakkın emri birdir bakma yadına Gelir gider olur hep bile bile Rahim ve Rahmandır her iĢin baĢı Kaf ile Bir Nun‟dur yaradan kiĢi Sevgiyle saygıyla don eden baĢı Gerçektir cihanda gel ele ele Toprak olsa yağmur olsa gün doğsa Tabiatın varlığıdır bir gelse Yaratan rahmandır rahimde kalsa Her insan el açar verir el ele Kul IĢık Ruhan‟ım geldim selinen BaĢ üstüne gelirsem yönünen Ġslamiyet varlığım var dininen Herkes sever beni verir el ele 29.

BENLĠ DĠLBER BENLERĠNĠN AġKINA Benli dilber benlerinin aĢkına Ne olur bir selam vermeden gitme Ġhsanın dokuna Ģu ben ĢaĢkına Bari bir selam vermeden gitme Benim canım senin canın deriken Bu tükenmez aĢkın bende variken Gönülde bir mekan oldu dariken Elini elime vermeden gitme .Hak yolunda can el ele tutuĢur Seni bilen Ģahım sana yetiĢir YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Tuttum eteğinden ayırma bizi Esirge gel Ģahım Ģah gören gözü IĢık Ruhan günde ağlıyor özü YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle 30. MEDET MÜRVET PĠRĠM SEN ĠMDAT EYLE Lafeta Ģah ile Ģahı merdan Medet mürvet pirim sen imdat eyle Hak Muhammet Ali aslın püryane Medet mürvet pirim sen himmet eyle Senin aslın Ģah Hasan'la Hüseyin ġah Zeynel'den Bakır veripdir payın Cafer'in aĢkına himmet eyleyin Medet mürvet Ģahım sen himmet eyle Yüzünde okunan Musayıl Kazım Ġriza'nın aĢkına yad etme sözüm Tagı Nagı aĢkına açık et gözüm Medet mürvet Ģahım sen himmet eyle Hasan Ali Askeri sırrını bilen ġah Mehdi serinde okunan kuran On yedi kemerbest destinde duran Medet mürvet Ģahım sen imdat eyle On dört masumların canı hakkıyçün Pirim Hünkar Veli yönü hakkıyçün Kul IĢık Ruhan'ın ünü hakkıyçün Medet mürvet Ģahım sen imdat eyle 31.

Hiç merhamet yok mu aĢık kuluna Kurbanım olayım gerçek yoluna Bakmaz mısın Ģu sevdiğim halıma Kolların boynuma sarmadan gitme Kul IĢık Ruhan'ım biliyor isem Hakkın aĢkı ile soluyor isem Merhametin yok mu ölüyor isen Bari kefenim sarmadan gitme 32. NĠCE HAYIR DESE ONA FAYDA NE ġerini üstünden atmayan sofu Nice hayır dese ona fayda ne Dövsen bir dibekte baĢını yahu Bir seten altına satsan fayda ne Satma Ģeriata tarikat ilmin Ġleri gidene gerilik yol mu Sade sulpten gelen sadece belmi Ben nesilim deyip tutsa fayda ne Tutar isen bir kapıdan gavi tut Ol kapıdan un ele iyi öğüt Elmanın dibine dikme bir söğüt Ondan yemiĢ olmaz tutsa fayda ne Gel kardaĢ aslen kulaktan tutsak Hakikat ilmini bilece görsek Kırklar makamında can cana ersek Geriye duranlar yetse faydane Cihan gerçeklerle dolmuĢ el almıĢ Herkes hesabına geleni almıĢ IĢık Ruhan garip kimsesiz kalmıĢ Ayrılıp da yine tutsa fayda ne 33. BAKMAZ MISIN SULAR AKAR ENGĠNE Gönül her nesneye mekan bağlama Bakmaz mısın sular akar engine Kimse sormaz fakirlerin halini ġimdi rağbet güzel ile zengine Fakire zenginler hep zulüm eder .

ALĠ'DÜR ALEME ALLAH Dört kitabı bir eyleyen Ali`dür aleme Allah Hakikatı var eyleyen Ali‟dür aleme Allah Hakikat noktası Ali Evvel Ali ahır Veli AĢıkların Gönlü Ali Ali‟dür aleme Allah Ali‟dür bir ismi Kuran Ali‟dür Rahmana eren Hecede er rahim olan Ali‟dür aleme Allah Hecem okur alem yarim Alidür bu küllü varım Alidür zikrimde karım Ali‟dür aleme Allah Zikrimde Ali beratı Ali‟siz geçemem sıratı Ali‟den emin beratı Ali‟dür aleme Allah Berat alan Ali'ye yar Evvel ahir Ali bir var Ali'yi bilmez laden kör Ali‟dür aleme Allah Kördür Ali'yi görmeyen .Ġnsanlık hududu onlardan gider Fakirin gönlünde gül açar biter Eylik haktadır ki kemlik kendine Fakir gönül her mecliste söz alma Zalim olan gibi çirkefe batma Sakın zengininen idavet gütme Akıl ermez zenginlerin fendine IĢık Ruhan fakire kılma kem nazar Varlığına ulaĢan yolundan azar KardaĢım dese de yüzünden bezer Eyliği kendine ara bul gene 34.

SENDE BENCĠLEYĠN YAR MĠ AĞLADI Ne feryat edersin benim bülbülüm Sende bencileyin yar mi ayrıldı Sana da mı değdi felekten zulum .Ademi Allah bilmeyen Ġblistir secde kılmayan Ali‟dür aleme Allah Secde Ali gıyam Ali Bu vücutda mekan Ali IĢık Ruhan kıblem Ali Ali‟dür aleme Allah 35. BĠRLEġTĠ DERYALAR KALAN OLMADI El merecal bahreyn yelte gıyane BirleĢti deryalar kalan olmadı Bu beĢinci kezim gelmiĢem kane Arif olanlara yalan olmadı Adım adım hak yolunu almıĢam Bir Ģahın bendine gulem olmuĢam Hakikatın ummanına dalmıĢam Yanar aĢk ateĢim dahi sönmedi Gayrı zahireden okumaz oldum ġavkıdı gözlerim bakamaz oldum Mutapsın dediler satamaz oldum Galdı kumaĢlarım alan olmadı ġu mahluk kendini farkedip görse Bir mürĢidi kamil dersini verse Ġkrar imam verdim deyip de dursa Bil ki Ģu cihanda esvel kalmadı DerviĢ olan kemer takar beline Her an hak kelamı gelir diline Meyil vermez Ģu cihanda geline Gönülde kızım var çalan olmadı Sırrı Ali Haydar pirimiz ola Kul fakır özümde dersimiz vere IĢık Ruhan daim onlara köle Rabbi ya sır dedim bilen olmadı 36.

Gör ki hangi laden kanadın kırdı Hudey bülbül hudey gel aylatma sen Sabır haktan gelir yaradan varken Bülbülün feryadı baharda olur Bülbül dertli öter güller Ģad olur Yarsız aĢıklara cihan yad olur Bilmem hangi laden yolun çevirdi Bülbül aĢık olmuĢ güle yaslanır Yavru olduğu peĢinde beslenir Tar olanlar bir gün olur uslanır Bilmem felek çarkı neyle çevirdi Bülbülleri gülden ayrı görmedim AĢıklarda dertten gayrı görmedim Bin bir türlü davalardan dönmedim Felek yazımızı güze çevirdi Göz görür gönüller gül gibi açar Bülbüller zar ile zikrini çeker Kul IĢık Ruhanım bir günde göçer Felek kısmetimiz böyle buyurdu 37. EVVEL REHBER YOL BULMALI Bu devranda yetiĢen can Evvel rehber yol bulmalı Hakikata karıĢan can Elden ele el bulmalı Rehberde eli var ise Bir mürĢidden yol alırsa Talip rehber bir olursa O rehberi can bilmeli Rehber cahil ise kördür Sanma pirden eli vardır Ahmah talip iĢi zordur Ayınıp canan bulmalı Rehbersiz talip olamaz Abdessiz abdest veremez Yozlar kuzuya gelemez BaĢta çobanın bulmalı Yozun südü olmaz imiĢ .

Her can dede olmaz imiĢ Yunmayan pak olmaz imiĢ Gönül evinden yunmalı Tabiatın suyu dıĢı Gönülden atmalı kıĢı Ne gene ihtiyar diĢi Can ile canan yanmalı Ġlim ister kelam ister Dört kapıya selam ister Rehber olan Pir'e dost der Bir Pirden destur almalı El almasa el olamaz DıĢta gezer yol bulamaz IĢık Ruhan pul olamaz Altın kıymeti bilmeli 38. LAM ELĠF YE ĠLE YARATMADI MI Bunca veli nebi kainatının Lam elif ye ile yaratmadı mı He‟yi var vallahi vilayetinen Bunca aĢıkları ün etmedi mi Nun nihayet nokta yoktan var eden Mim muhabbetiyle lamı yar eden Size sığınmıĢım hakkı Ģar eden Geyinip eğnine don etmedi mi Vet kemer kudretin daktı beline Gaf kurdeti lisan verdi diline Te beyan eyledi baktı haline Gayın ayın aleme yön etmedi mi Zı bunca zulumatı kaldıran Ali Tı tufana gemiyi dolduran Ali Dat tatlı dillerde bulduran Ali Sat sabur gönüle el etmedi mi Sınıg Ģahadeti sevdi can canı Sin sinede olan gerçeği tanı Ze ziyasın bulur olursa gani Irı raha gider yol etmedi mi Zel ziyası oldu adem aynında .

UÇURDUM ELĠMDEN GÜL YÜZLÜ CANI ġu cihanın metasına inanma Uçurdum elimden gül yüzlü canı Ecel gelmez diye asla güvenme Felek çeviriyor dolabın yana Geçen gün sizinle bile varidim Sizler ile olup bile görürdüm Ecelim yetiĢti yola yürüdüm Muradım gögsümde kaldı bir yana Unutmayın kardaĢ sakın bizleri Mevlam soldurmasın gülen yüzleri Hak kelamı söyleyen o dilleri Mevlam rahmet eyle hep yana yana Ey kardaĢ bende kalmıĢtım yetim Felekten ahdımı böyle mi dedim Yavrumu murada katmadan yetim Ecel Ģerbetini sundular bana IĢık Ruhan der dayanmaz yürek Nasıl dayansın ki yıkıldı direk Bir gün hepinize gelsede gerek Ne yüzle varalım ulu divana .Dal dellala düĢtü bin bir oynunda Hı havale eyledi toku boynunda Ha havarilere çal etmedi mi Cim cemalin aynasını görene Se saadet nutku erer yarene Te turaba bak gör bunca karene Be aslı dört kitap tur etmedi mi Elif asıl yüz bin oyun oynuyan Dört harf oldu arĢ alayı boyluyan Yüz on dört sureyi tamam eyliyen Maracel bahreyni kaynatmadı mı Payı çayı yüze yazdığı zaman Zayı ka‟yı sipare otuz üç hemen Kul IĢık Ruhan'ım Ģahım el aman AĢığımsın deyip zar etmedi mi 39.

ARTIK BU CĠHANDA GÜLEMEM GAYRI Felek çöktü kanadıma koluma Artık bu cihanda gülemem gayrı Hilebazlar kuyu kazdı yoluma ġehit olurum da dönemem gayri Dönekçi değilim hileyi bilmem Yalnız kalsam da kem yola gelmem Çekerim bu derdi vadesiz ölmem . ÖLÜM SANA DERMAN BULAMAM GAYRI Ey vade günleri genç iken erdi Ölüm sana derman bulamam gayrı Terk eyledim dünya bıraktım yurdu Gittiğim yollardan gelemem geri Ruhum gapsolunca çıkamaz önüm Bir kuyu yorgana sararlar tenim Kararır o zaman o ıĢık yönüm Karardı günlerim diyemem gayrı TeneĢir üstüne tenim koyarlar Ġlip sabun ile beni yuyalar Tezce hemen ılık soğuk koyalar Suyum ılık koyum diyemem gayrı Pakça yuyup kefenime sarınca Ağlar eĢim dostum beni duyunca Dostlar nice bilirsiniz deyince Hakkım helal eylen diyemem gayrı Ġndirirler musallanın taĢına Felek yardım eyle benim iĢime Ana toprak pek çökerse baĢıma Sıkılır tenlerim diyemem gayrı Kabrime indirip sapma örerler Toprağı üstüme hemen kürürler Dönüp tezce evlerine ererler Dostlar unutmayın diyemem gayrı IĢık Ruhan der kabir sıkınca Galan yetimlerin boynun bükünce Akrepler çayanlar gelip sokunca Ġncitmen etimi diyemem gayrı 41.40.

BENĠM VAR YILDIZIM ÜLKER YILDIZI Ay ıĢığı aynı gün gibi doğsa Benim var yıldızım Ülker yıldızı Ellerin yıldızı havaya ağsa Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Havalarda eller yıldızın arar Özünde bilemez kendini yorar Ezel ahdı ikrar eyledik karar Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Ġkrarım var bırakamam ellere DüĢersem de Ģu alemde dillere Bakmaz mısın mah yüzünde benlere Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Bakar isem yıldızımın yüzüne ġah olur konarım yarin özüne Nerde baksam görünüyor gözüme Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Nerede demeyip gönülde tutan Gönülden gönüle gül alıp satan Canıyla canana can meyil katan Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Canım benim canan benim yar benim Yarin bir bakıĢı günde kar benim IĢık Ruhan bu sinemde var benim .Gönülde yaĢarım solamam gayrı Solamaz bir zaman aĢık olanlar AĢkın deryasından içip kananlar Gerçek sinesine konup yananlar Tutar yadellere salamam gayrı Salmaz tutan eli gerçekten tutan Özün teslim edip katara yeten Dostların derdidir sinemde öten KalleĢin bağına konamam gayrı Konaydım Ģah bağının baĢına Ġlaç olur gözlerimin yaĢına IĢık Ruhan düĢme eller peĢine Ġkrarımız bütün dönemem gayrı 42.

SILAM ZĠNDAN OLDU GURBET EL GĠBĠ Çok göresim geldi yavrular sizi Sılam zindan oldu gurbet el gibi Yanıyor içimde hasretlik közü Serildim toprağa yanmıĢ kül gibi Çöktü hasretlik sineme çöktü Genç yaĢım içinde belimi büktü Gözlerimden hasret yaĢları döktü Çağlayıp gidiyor oldu sel gibi Hasretlikte yetiĢti de canıma Bak Ģu içerimden akan al kana Bin bir name gönder canlardan cana Gönülden gönüle giden yol gibi IĢık Ruhan ne olacak halimiz Felek neden ırak ettin yolumuz Hasretlikle çıkacak mı ömrümüz Kokuyor burnuma açmıĢ gül gibi 44. ESTĠRDĠN CĠHANA BENĠ YEL GĠBĠ Neyledim dünyada gülyüzlü Ģahım Estirdin cihanda beni yel gibi Yetimlik derdiyle çekerim ahım Niçin ağlatırsın bakan el gibi El değilim sana yar olan kulum Senden ayrı yöne dönemez yönüm Dermanım olsaydı tutmaz mı kolum Kabul eyle dergahına kul gibi Kulum dersen kölen olup gezerim AĢkın deryasına düĢtüm yüzerim Sanma ki bu derdimizden bezerim Bülbül isen kokla beni gül gibi Gülün hasretidir bülbülün derdi Bin bir lisan okur dilimin virdi IĢık Ruhan gönül evine girdi Altın eyle atma yere pul gibi .Benim bir yıldızım Ülker yıldızı 43.

45. HAK DEDĠ ADEM'E ASLA DÖNMEDĠ Evrahı ezelden aslın bilenler Hak dedi Adem'e asla dönmedi Hakkı kalp evinde mihman kılanlar Ġblis uğrusun nesli inanmadı Ġblisin uğrusu surette gezer Nice yalan dolan çevirip düzer Bu sırdan bakanlar kandili sezer Münkir münafıklar hep inanmadı Münkir münafığın sözüne bakma Gel gönül kimseyi incitip yıkma Kibirli sofular çok deyip takma Hakkın kelamına hep inanmadı Ġnsanlar hak kelamın buyurur Mehmanım Ali'dir Ģahım duyurur Ölsem de ruh vermem ağam kayırır Esfel olan buna hep inanmadı Esfele safilin buyurdu kuran Gezer kalıp kalıp esfele uyan IĢık Ruhan hakkın sırrına ayan Ġblis uğrucusu hep inanmadı 47. BU CANIMA SEFA GELDĠ . GÜZEL BANA DEDĠ BAYRAM AY GĠBĠ Bir güzeli sevdim meylimi verdim Güzel bana dedi bayram ay gibi Güzeli sevdikçe ben onu övdüm Gördüm kipriklerin oku yay gibi Dedim güzel ne okursun nereden Seni beni yaratmıĢtır yaradan Anan mı çok güzel böyle yön eden Seviyorum iĢte verdim ay gibi Geçer mi güzellik serde soyunan Aklım aldı bir bakıĢta huyunan Nerden güzelliğin böyle soyunan Kul IĢık Ruhan'ı bil ki can gibi 46.

Bihamdüllah ki rehberim Bu canıma sefa geldi Medet ey ilahi yarim Cemalin Mustafa geldi Haki payında gedayım Ali yoluna fedayım Hatice Fatıma payım Öz dara bu defa geldi Hasan için ağı yudam Hüseyin çün baĢım yedem Revan oldu çeĢmi didem Bile Zeynel aba geldi Muhammet Bakır alnında Caferi Sadık ummanda Musayı Kazım bu demde Rızası gür sefa geldi Muhammet Tağıdır nurun Aliyül Nagıdır yarin Askeri Mehdidir sırrın ġu derdime sefa geldi Nurun On Ġki imam Ali Ceddin Hacı BektaĢ Veli IĢık Ruhan meded beli Günahımı ala geldi 48. GÜZELĠN SEVDASI BAġIMA GELDĠ Bir güzele meyil oldum ezelden Güzelin sevdası baĢıma geldi Bin pare etseler geçmem güzelden Güzelin sevdası baĢıma geldi Güzelin sevdası geçmiyor serden Bin can ile sevdim güzeli birden Nasıl ayrılayım böylece yardan Yare aĢık olan peĢine geldi AĢık maĢukuna uzak mı olur Yıkılır engeller tuzak mı kalır AĢkın dolusunu sunanlar alır Zehir olsa bile aĢıma geldi .

MUHAMMET ĠSMĠ TAÇ BAġ ĠLE GELDĠ Muhammet Ali'nin ismin sorarsan Muhammet ismi taç baĢ ile geldi Ġlmi Cavidan'dan haber sorarsan Hatice Fatıma kaĢ ile geldi Gözünde bir nokta Ali bilirsen Fehmeyleyip Ehli Beyt'i görürsen . GERÇEK AġIK OLAN KULUNA GELDĠ ġu cihanda yetiĢip can olalı Gerçek aĢık olan kuluna geldi Adem cemalinde hakkı göreli Cemalullah zikri dilime geldi ġeriat da selam tarikat elden Ne çekerse adem çekiyor dilden Marifette cemal gönüldür gülden Has bahçesi olan yoluma geldi Gerçek olan yola düzülmüĢ gezer Bir gemi misali deryada yüzer Bülbüller konduğu gülünü bezer Kokusu reyhandır gülüme geldi Açan güller açık olup açıktır Güle kar yağarsa güle yazıktır Gülün kıymetini güller biliptir Kul olup gönülden gönüle geldi Ademin varlığına demiĢim hak Kuru yere secde eder o ahmak IĢık Ruhan her dem canlıya mutlak Can almadan yarim elimi aldı.Zehiri nuĢ eder sevenler yari Güzeli sevmektir aĢığın kari Birden ayrı düĢsem kılarım zari Yarimin sevdası karĢıma geldi ġebbürü Ģüpberdir yarimin küsü Yoluna vereyim bu seri baĢı IĢık Ruhan hemen yar seven kiĢi Yarimin sevgisi sesime geldi 49. 50.

YARĠN ZĠKRULLAHI ÖZÜME GELDĠ Bu dem yari gördüm Ģavkıyor gözüm Yarin zikrullahı özüme geldi Ol yarin nutkuyla açıldı gözüm Her ne yönden baksam yüzüme geldi Her dem bahar yazdır cemalin senin Lisan yağmuru yağdırır Ģanın Mahripten mahĢurba eriĢir ünün Bunca meteylerim özüme geldi Bunca meteyleyip baksam doyamam TutmuĢum doyanım elim koyamam Ey sevdiğim niĢanını sayamam Vasfının binde biri sözüme geldi Vasfının binde birin metederdim Efendim ayrımı tutmuĢum elim .Ġlmi Cavidan'dan haber sorarsan Hatice Fatıma küĢ ile geldi Zeynel'dir kipriğin secdeye inen Bakır da burudur kokuyu alan Cafer de alnındır balkıyıp duran Yedi hat içinde beĢ ile geldi Sakal bıyık Kazım Musa ırıza Tağıda dudaktır destini yaza Nağıda ağızdır ağuyu süze Hasanül askeri diĢ ile geldi Mehdi'dir dillerde söylenen meğer Mümin müslüm bunun vasvını över Sıtkınan sevenin kalbine doğar Sevdası serime hoĢ ile geldi Münkür münafık bu sırlara ermez Aldanır karaya fehme varamaz Evliya cemine doğru giremez Dolanır meclisi boĢ ile geldi Alemde değil mi hatemi mühür IĢık Ruhan hakkı bilmeyen kafir Fatihi çağırır Allaha kaffur Sevdası serime hoĢ ile geldi 51.

ARZEYLEDĠM YARĠM GÖRESĠM GELDĠ Bari Hüda'm birliğinin aĢkına Arzeyledim yarim göresim geldi Ġhsanın dokuna Ģu men ĢaĢkına Yüzüm yerde yare varasım geldi Yüzümü sürem mi o mah cemale Ezelden aĢıkım gaddi Kemale Yar yare gelince olur ne ala Her hali canımı veresim geldi Yarim ahvalimi yakından bile Lütfedince ġahım söyletir dile AĢkın dolusunu alınca ele Ġçip ol doluyu kanasım geldi Ġçem ol doluyu derdim artıyor KaĢlar mizan germiĢ gönül tartıyor Birin açarsa da binin örtüyor Her an cemalinde durasım geldi Dursamda doyamam gül yüzlü Ģahım Gündüzümde Ģemssin gecemde mahım IĢık Ruhan eder puĢtu penahım Böyle güzel yari arasım geldi 53. YÜRÜ BENLĠ BÜLBÜL BAHAR YAZ GELDĠ Seher vakti gönül evim açıldı Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Göz görüldükçe güllerim açıldı Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Yürü bülbüllerim devran açıktır Bülbüllerin gülü yaz bahar çoktur Bülbül ötse de can eyvahı haktır Yürü benli bülbül bahar yaz geldi .Ġkrar kemerince bağlıdır belim Yolumdaki derman dizime geldi Dizde derman olan yolundan kalmaz Pek tut sevdiğini o seni salmaz IĢık Ruhan o can ölsede solmaz Pençe haktan seda sazıma geldi 52.

EVVEL NĠYET EDĠP ÖZÜN BĠLMELĠ Dört kapıyı kırk makamı bilenler . 55. HAKKIN BĠN BĠR ĠSMĠ ALĠ'DĠR ALĠ Cihan var olmadan nokta bir kelam Hakkın bin bir ismi Ali'dir Ali Bismillahirahmanirrahim selam Kuran'ın anası Ali'dir Ali Ali'dir bu alem içinde emin Elhamdürillahi rabbil alemin Errahmanirrahim kıblemdir yönüm Kef ü nun madeni Alidir Ali Maliki yevmüdtin evvel ahiri Ġyyake nabüdü gördüm zahiri Ali'dir kainat amman tahiri Ve iyyake nestagın Ali'dir Ali Ġhtines sıratel müstağım sensin Sıratallezine enamte bağsın Aleyhim cennette canım koyansın Doğup da dolanan Ali'dir Ali Kayrıl magdubi kat kuran sensin Eleyhim kayırıp can veren sensin Velettalin ile ün veren sensin IĢık Ruhan Ģahım Ali'dir Ali.AĢıktır maĢuğun varında kari Bülbüller gül için kılarmıĢ zari Gönül bir olunca buluyor yari Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Kurban olam hak okuyan dillere Sal zülfünü mah yüzünde bizlere Hayran oldum sazındaki tellere Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Balım sultan devranından elimiz Bülbüller zikrinden kesme dilimiz Kul IĢık Ruhan böyledir yolumuz Yürü benli bülbül bahar yaz geldi 54.

Evvel niyet edip özün bilmeli Yol deyip de cem evine gelenler Pak edip gönlünü abdest almalı Abdestli olanın yüzü ak olur EĢik bekçisinden desturun alır Hü deyip meydana secdeyi kılır Tevellayı teberrayı almalı Tecellayı tevellayı eyleyen Nasihatı muhabbetle dinleyen Aynı cemde Hak kelamın söyleyen Küfüre saymayıp iman almalı Ġman alıp hak görenler hacıdır Bu cem ehli ana baba bacıdır Bir olanlar hep güruhu nacidir Her can birbirini ulu bilmeli El uludan uluya baĢa dayana FerraĢ Selman gelip çırağ uyana Bir gülbenk çekince nura boyana Allah diyen muradını almalı Murat maksuduna eren dirilir Aynı cemde birbirinden sorulur Sakı suyu gelip derman verilir Hüseyin aĢkına serin vermeli Hüseyin aĢkına dolu içince Kırlar makamına meydan açınca Mümin müslüm serden baĢtan geçince Gayet sakin olup cemal görmeli Cemal gören canın bir olur lahmi Kulaktan sulanan gark eder fehmi Her can amelince alıyor sehmi Sağ gezip cihanda sağlam ölmeli On iki hizmeti tamam olunca Oturan durana destur gelince IĢık Ruhan didar ister halince AĢık olan maĢukuna ermeli 56. ġAKIR BENLĠ DĠLBER GÖZLER SÜRMELĠ Nice güzel gördüm gönüldür yarim .

ġakır benli dilber gözler sürmeli Hak aĢkına yanıp figan eylerim Bakar yar aĢkına gözler sürmeli Bakmadan sevdiğim hayalde gezer Bir ikrar vermiĢem ikrarın tutar Hasretin sinemde bağrımı ezer Kokar burcu burcu gözler sürmeli Burcu gelir o yarimin bakıĢı Vasva gelmez yüzlerinin nakıĢı Yel vurdukça zülfün teli saçıĢı Döker Ģu sinemde gözler sürmeli DakılmıĢ diĢlerin incidir mercan Dilinden bal akar leblerin ayan Hasretine dayanamaz seven can Tüter hasretine gözler sürmeli Tüterim hayel hasret bırakma Derdine düĢmüĢem yabana atma Kul IĢık Ruhan'ı hemen ağlatma Yanar aĢk ateĢin gözler sürmeli 57. BĠLMEM KĠM ĠLETĠR YOL DERTLĠ DERTLĠ Selamım var gurbet ilde yavruya Bilmem kim iletir yol dertli dertli Hırslı kinli koymayınız avluya Nankörler elinden kul dertli dertli Birazcık kazanam el aman dedim Gurbet elin yollarını gözledim Bilmem ki ben ya kimlere neyledim Cahiller dilinden hal dertli dertli Gurbet elin ayrılığı zar olur Ġnsanlığı bilmeyenler tar olur Ġyi niyet gönül alan hür olur Sazım bir ayarda tel dertli dertli Mevlam hasret ile alma canımız ġah aĢkına bire akar kanımız Bir sılada bir gurbette ünümüz Hasiretli açan kol dertli dertli Cihan bir topraktır su büyük olsa .

BALTA ĠLE KAZMA ĠLE RENDE MĠ Adem ata ile Havva durumu Balta ile kazma ile rende mi Aç gözünü iyi anla gelimi Doğru söyler isem hata bende mi GüneĢ doğdu yağmur yağdı nem oldu Dört anasırla kurtçuk olundu Kırk gün güne yakın kırk Ģahit oldu Ölçde bir bak anlar isen sende mi Kün buyurdu Allah ama his etti Tüm canlılar buldu canda kuvveti Hepsi tabiattan aldı kudreti Hepsi canda idi yoksa mende mi Dör anasır olan aldu dersi mi Erkekli diĢili oldu ademi IĢık Ruhan ben bilirim putamı Toprak Yağmur ya yel günde mi 59. CAN MUHAMMET ALĠ CANI DEĞĠL MĠ Gelin hoĢ görelim can gönülleri Can Muhammet Ali canı değil mi Mevlam soldurmasın gonca gülleri Gül Muhammet Ali gülü değil mi Güllerimiz solup geri durmasın ġahım gönlümüze gümen vermesin Pirim duttuğunuz eli gırmasın El Muhammet Ali eli değil mi El ele el hakka yete ulaĢa Dünya malı için etme tamaĢa Yolu bilmeyenler bu yoldan ĢaĢa Yol Muhammet Ali yolu değil mi Yolcu olan bu katara dizilir Nice bulanıklar akar süzülür Müminin orucu dilden bozulur .Canlar birbirine bir bağlı kalsa IĢık Ruhan yare bir name salsa Üstüne konulan pul dertli dertli 58.

Dil Muhammet Ali dili değil mi Dilimizde olsun Ģahın hayali Göstermez cehennem Muhammet Ali IĢık Ruhan devredip de geleli Ün Muhammet Ali ünü değil mi 60. SENE YETMĠġ DĠLEĞĠM VAR BĠLMEZ MĠ Acep merhamet kılmaz mı Ģah Sene yetmiĢ dileğim var bilmez mi YetmiĢe eli yeten güzel Ģah Bizleri ağlatma Ģahım olmaz mı Ağlatma artık gülelim candan AĢkınan yoğrulup gelmiĢem handan Mahrum etme bizi ulu kervandan Uzattığım elimizi almaz mı . DĠLLER MERHAMET ETMEZ MĠ Yalvardım Ģahım duymadı Diller merhamet etmez mi Bir yudum da su koymadı Göller merhamet etmez mi Gölümde susam bitmiyor Bağımda bülbül ötmüyor Sazım düzeni tutmuyor Teller merhamet etmez mi Telim bağlandı bin bende Dilimde ziğrimde günde Varamadım hangi yönde Yollar merhamet etmez mi Yolum yetiĢmiyor yare Goca dünya döndü dara Bu yarayı ya kim sara Eller merhamet etmez mi Ellerim bağlı açılmaz Bülbüller gülden seçilmez IĢık Ruhan'ım geçilmez Kollar merhamet etmez mi 61.

DÖNMEM ĠKRARIMDAN SAR BENĠ BENĠ Hak cana eyvallah demiĢem ezel Dönmem ikrarımdan sar beni beni Masumu pak gibi doğmuĢum güzel Aç gonca güllerin der beni beni Damla damla derya olup çağlasam Yar zülfünü can evime bağlasam Yar sazına pençe vurup ağlasam Hakikat göz yaĢım gör beni beni GörmüĢem devranda ikrar güderim Bin bir ismi anar bire hü derim Haktan ne gelirse eyvallah derim Yaktın ateĢine yar beni beni Yarim mah cemali güneĢten solmaz AĢka yanan gayri olana yanmaz AĢık maĢukunu görmeye kanmaz Sevdiğim ağlatma sor beni beni Zari kılıp ağlattırma gözünü Aman Ģahım mahrum etme yüzümü Ezraile teslim etmen özümü Bir canım var candan sor beni beni Canım Ali bir gerçeğe yar isem Hak dediğim bir yoluma yürürsem IĢık Ruhan vadem yetmez ölürsem Uzat ak ellerin al beni beni .Almazsa elimiz nerde kalırım Kaç gündür hayalinde bulurum YetmiĢ birden bir günümüz alırım Derdine inleyen derman bulmaz mı Bulur isem derde melhem az gelir Rakıplar taĢ atar acı söz gelir Bende almayınca bana vaz gelir Nefsine uyanın aĢkı sönmez mi Aklım yoktur ama aĢkım sönemez AĢk ehli er ikrarından dönemez IĢık Ruhan cehennemde yanamaz Can verirken Ģah sineme konmaz mı 62.

DOSTUN HĠLELERĠ YARALAR BENĠ . SEVDASI AĞLATTI ZAR ETTĠ BENĠ Bir güzele meyil verip gezerken Sevdası ağlattı zar etti beni Gamzeli bakıĢın bağrım ezerken Güzel bilmezisen sor beni beni Söyleyen Ģirin diline kurbanım AĢkın namesine öldüm hayranım Seni gördüm gine bugün bayramım Kalbimde bir atıĢ gör beni beni Gel güzelim hasretlik çektiğim yeter Yandım kerem gibi ciğerim tüter Ben bu aĢkın elinden olmuĢum beter Uzat kollarını sar beni beni Feda olsun uğruna fakir canım Sensiz yere düĢmez bir damla kanım Sen kime o yarin aslı da benim Yandım ateĢ ile yar beni beni IĢık Ruhan yıldızıma ay dedim Dilber yüzün benlerini say dedim Gel sevdiğim düğmelerin say dedim Aç gonca güllerini der beni beni 64.63. YUMAK YUMAK ETTĠ YOLDA AġK BENĠ Bir mecnunum leylam kimdir bilinmez Yumak yumak etti yolda aĢk beni Muhabbetten baĢka bir yar dilenmez Saldı ilden ile yaktı aĢk beni Hem varımdan hem karımdan geçmiĢim Bir Ģahın elinden dolu içmiĢim Genç yaĢımda ilden ile göçmüĢüm ġu sinemde kurban etti aĢk beni Bin derdim var bir dert gibi inlerim Bu canımdan geçer kurban eylerim Kul IĢık Ruhan'ım gayrı neylerim Yaktı kül eyledi yarim aĢk beni 65.

Dost deyip tuttuğum kalleĢ çıkıyor Dostun hileleri yaralar beni Ok atmıĢ da Ģu sineme çakıyor Acı ok değdikçe yaralar beni Acı sözü beklemezdim yarimden Bilmem ne zararım oldu karımdan Dost uğruna geçer idim varımdan Ne acayip dostum karalar beni Kararlı sözleri ele söylemem Kulak sağır yalan sözü dinlemem Ġyilikten baĢkasını anlamam Dostum küsmüĢ geri küreler beni Küser isem gözüm açık giderim Benim tecelli mi yoksa kaderim Ezel verdiğim ikrarım güderim Ben sevdikçe yarim geriler beni Bir sevmiĢtim kalbimdesin diyemem Canıma kıyar da sana kıyamam IĢık Ruhan yar aĢkına doyamam Yönüm yare doğru saralar beni 66. O ġĠRĠN DĠLLERE KURBAN ET BENĠ Gel sevdiğim bana bir kelam söyle O Ģirin dillere kurban et beni Hasretli günlerim geçmesin böyle Yatır eĢiğine kurban et beni Kipriklerin oku sinemi deldi Yarin bir bakıĢı aklımı aldı Ben yari sevdikçe yar beni çaldı Ara Ģu kalbinde bul beni beni Maslina mülküne yaslanmaz deyi Gayri kapılarda dostlanmaz deyi Bu bir divanedir uslanmaz deyi Ġstersen aleme ilan et beni Bakma ey sevdiğim aklımı aldın ġu garip gönlümü dertlere saldın Neden ayrı eller sözüne kandın ĠĢte ölüyorum gör beni beni .

YARAMIZ MUHAMMET ALĠ YARESĠ Dinleyin yarenler yaremiz vardır Yaramız Muhammet Ali yaresi Tartarlar cihanı onlar bir sırdır Terazi Muhammet Ali darası Muhammet‟dir müĢkülümüz yetiren Ali'dir ki kısmetimiz yetiren Onlar idi bu cihanı götüren Muhammet gemidir Ali deryası Deryası toprağı ayı güneĢi Cihanda görünen onların baĢı .Kul IĢık Ruhan'a merhamet eyle Ne derdin var ise gel bana söyle Yar yare nükteli söyler mi böyle Bari Ģirin söyle hayran et beni 67. KARA GÜNE IġIK DOĞAR YAR NENNĠ Seherde uyandım boĢulmuĢ bağlar Kara güne ıĢık doğar yar nenni ÇökmüĢ baĢımıza dumanlı dağlar Sönmez aĢk ateĢim sinem kor nenni Sönmez gülüm Ģahtan olaydı yardım Yavrum senin iyiliğin dilerdim Sen inleme tek ben çekeydim derdim Dert çekene derman Ģahtan var nenni Dertli gönüllere yeteydi elim Felek engel etti uzattı yolum Has bahçam içinde solmasın gülüm Bülbül feryatına düĢmüĢ zar nenni Zare düĢüp yavrum ağlatma beni Genç yaĢımda kara bağlatma beni Yavrum diye yürek dağlatma beni Gurbet ilin hasretliği zor nenni Hasretini bize çekmek zor gelir Derdine inleyen mehlemin bulur IĢık Ruhan haktan ne gelse alır Hüseyin aĢkına kurban Hür nenni 68.

Muhammet Ali'nin ezel bir yaĢı Muhammet yoğuran Ali mayası Mayası birdir varı da birdir ġulesi birdir nuru da birdir Muhabbeti birdir sırrı da birdir Muhammet nebidir Ali hüdası Hüdamız Muhammet Ali değil mi Pirim Hacı BektaĢ Veli değil mi IĢık Ruhan onun kulu değil mi Muhammet temeldir Ali binası 69. BĠR HURĠ VAR BANA PEH DEDĠ GEÇTĠ Ne canım var ne cananım Bir huri var bana peh dedi geçti Nuhun tufanına girdim ölmedim Bir güvercin geldi ceh dedi geçti Yunus geldim dostan çok çile aldım Musayınan Turi Sina'da kaldım Harun ile köĢkü sarayda kaldım Beğenmeyen dostlar mah dedi geçti Dört kitabı ezber okudum taptım Yüz yirmi dört bin nebiye çattım Lut kavminde eyce kuleler yaptım Zinacılar bize yuh dedi geçti Ġsa‟yınan ölüleri dirilttik Mısırdan Kenan eline gittik Nice dostlarınan çarmıhı tuttuk Zevki sefacılar puf dedi geçti Zekeriya ile yattık al kana Yunus ile secde eyledik güne Yusuf ile gömlek boyadık kana Attı kardeĢlerim yat dedi geçti Bir aĢkınan çile çektik zindanda ġah aĢkıynan niçe çektik o anda Zeliha'yı Yusuf'a verdiğim günde Ay güneĢi gördük mah dedi geçti Ġbrahim'le nice girmiĢtik nara BaĢa gelmez nice dertlere çare .

SöyleĢirken nice peygamberlere Nice dostlar bize lah dedi geçti Medine‟de Muhammede yar oldum Kerbela‟da Hür Ģehitle var oldum ġehitlik niĢanı yoluma aldım Bize Yezidiler yes dedi geçti. YOL MUHAMMET ALĠ DEYĠ Yolumuza düĢtüm yayan Yol Muhammet Ali deyi Benim halim sana ayan Hal Muhammet Ali deyi Halimi ġah'a söylerim Hasretli gibi özlerim . Nesimi Mansur‟u ya da Fuzuli Edip Harabi'ynen Ahmet Fazılı Hoca Mansur'unan gezdik ezeli Muaviye tohumu lah dedi geçti Dolana çevrile BektaĢ Veli'ye Doğup da tutandır yönüm Ali'ye Dost demiĢiz nice biz Ermeniye Oruçdan softalar yuf dedi geçti Bin bir kitap hesapları dolaĢtık Kahi Arap kahi Kürt'e ulaĢtık Medine'de Araplar'a karıĢtık Nice dostlar bize nak dedi geçti Kahi Almanya kahi Polanya Kahi Bağdat taĢra kahi Ġranya Ruhumuz bir insanlıktır er meniya Ruhlarımız bize ceh dedi geçti Bunca varım handan hana geliptir ġah oğluyum ismim talip oluptur Giden ölmez kardaĢ bilen biliptir Kör olanlar bize teh dedi geçti ġah oğluydum Ģah kızını aradım Kel baĢımı ĢimĢir ile taradım IĢık Ruhan bu canımı aradım Cansız olan canlar oh dedi geçti 70.

ġAHA YANDIM ALĠ YAR DEYĠ Anadan doğalı devran gezerim ġaha yandım Ali yar deyi Öz bağımda bülbül gibi öterim ġahı zikredeyim yar Ali deyi Ali yaptı bu cismimiz yoğuran Ali‟nin varlığı alemde duran Ali‟dir gözümde daima gören Hasretle bakarım yar Ali diye Bahaneyle cihana salmıĢtır beni Ali aleme doğar hem gani gani Ali yürütendir dilce beyanı Doyup dolanırız yar Ali deyi Ali‟dir dostumuz bahtiyar yüzü Her kime bakarsam Ali‟nin yüzü Ali‟nin aĢkıdır yürekte sızı Yanarım ateĢe yar Ali deyi Akıl veren fikir veren yön veren Ruhu veren gıda veren can veren .Seher vakti yol gözlerim Gel Muhammet Ali deyi Muhammet Ali derdimiz On Ġki Ġmamlar virdimiz Müminin gönlü yurdumuz Dil Muhammet Ali deyi Gönlümde ġah'ın durağı Yakın eyle hem ırağı Kalbime yaktı çırağı Yan Muhammet Ali deyi Muhammet Ali yarimiz Yoluna kurban varimiz Hünkara bağlı elimiz El Muhammet Ali deyi ġah elimiz tutar ise Özüm Pir'e yeter ise IĢık Ruhan katar ise Tut Muhammet Ali deyi 71.

SENĠN ĠSMĠN NURUN VAR ETTĠ BĠZĠ Lafeta Ģahımsın Ģahı merdanım Senin ismin nurun var etti bizi Sencileyin güzel bir yar bulmadım Bize nefes verip hal etti bizi Aslın Muhammet'tir bir ismin Ali Hatice Fatıma sırrınan belli ġah Hasan Hüseyin aslın ezeli Anlar bülbülüyüz zar etti bizi Zeynel'im zindanda yüreğim sızlar Bakırın kiriĢi boynumu gözler Caferin dalgası cihanı düzler Bir aĢkınan Haktan var etti bizi Musayil Kazım'la yanar yüreğim Ġmam Ġriza'dır dinde direğim Tagının hakkıynan salma bileğim Nagının aĢkına gül etti bizi Askeriynen oğlun uĢak okudan Mehdi ile bile gumaĢ dokutan Hakikatta bülbül gibi Ģakıtan Dutup elimizden yol etti bizi ġahım Pirim Hünkar BektaĢ Veli'den Yaremiz sefadır içtik doludan IĢık Ruhan sayılırsa ölüden Aldı aklım yarim del etti bizi 73.Seni zikredeni ayırma aman Kul IĢık Ruhan yar Ali deyi 72. HAK MUHAMMET ALĠ VAR ETTĠ BĠZĠ Elhamdürillahirabbilalemin Hak Muhammet Ali var etti bizi Errahmanirrahim Fatmana sırrım ġah Hasan Hüseyin çar etti bizi Maliki yevmitdin Ģaha inandım Ġmam Zeynel Bakır Cafer'den kandım Musail Kazim'den Ġriza aldım Ġyyake nağbüdü Ģar etti bizi .

imanım Ahret için yoktur zerre gümanım Atatürk'ün ıĢığıdır kanalım Karanlık gösterip kavurman bizi Camilerde yalan vaiz yıkılsın Kilisenin ziran çanı sökülsün PadiĢahlık zihniyeti çekilsin Ġleriyim geri çevirmen bizi Gel ey vaiz bizden gerçeği tanı Ekmeksiz ya susuz yaĢayan hani Bunlardır insanın dini. imanı Softalık satıp da sömürme bizi Bir fakire birgün yardım etmezsin Parasız bir cenazeye gitmezsin IĢık Ruhan doğru söyler. tutmazsın Ġkilik çıkarıp ayırma bizi 75. ZĠNCĠRĠ BOYNUMA BAĞLAMAN BĠZĠ Yas için mi geldik biz bu cihana Zinciri boynuma bağlaman bizi Ġnsanlıkla Hak'kı bulsan daha ne Günde minareden çağırman bizi Biz de biliyoruz Hak'ka yetmeyi Eğer gökte ise çıkıp tutmayı Ġnsanlığa eĢitlikte yetmeyi Kötü damga vurup çevirmen bizi Ġnsanlıktır bütün dinim.Ve iyyake nestayn Muhammet Takı Ġhtines sırtel müstağim Nakı Sıratellezine enamte bakı Aleyhim askeri yar etti bizi Gayril mağdubi aleyhim ile Veladdalin olup Mehdi'yi bile IĢık Ruhan her can masum pak gele Kefinun emriynen hür etti bizi 74. DOSTLAR KARALANIP UNUTMAN BĠZĠ Dostlar selam ile gelip giderim .

YÜZ YĠRMĠ DÖRT BĠN NEBĠSĠNE BAK Dört kitabın emri birdir ezelden Yüz yirmi dört bin nebisine bak Altı günde bu cihanı düz eden Adem dört unsurdan mayasına bak Mayayı Muhammet Ali'den alsa Hakkın emri ile cihana gelse Muhammet bağının gülünü derse Okur Cavidan'ı sayasına bak Hakikat bülbülü sayadan okur Erince bahara durmadan Ģakır Kırk makam tezgahta kumaĢın dokur Hangi renkten satar boyasına bak Al yeĢil çiçekler baharda açar On yedi kokuyu aleme saçar Mümin olan güzün kıĢından kaçar Erer yaz gününe gayesine bak Müminin gayesi bahar yaz olur Hünkarın gönlünde acı söz olur IĢık Ruhan yolcu yolunda ölür Atlı olmasak da yayasına bak 77.Dostlar karalanıp unutman bizi Ben yolcuyum deyip dosta giderdim Dostlar karalayıp unutman bizi Dost isen ey gönül alemin gözet Dostluğum benliğim gönülden bezet Dostum sığın Ģaha gönülü gözet Dostlar karalanıp unutman bizi Baktım içeride IĢık Ruhan var Ayrı oldum ise dünya bana dar Dönmem kararımdan odur bana kar Dostlar karalanıp unutman bizi 76. ADEM BĠR AYNADIR AYNAYA BĠR BAK Adem nesli Adem kabedir bilen .

Adem bir aynadır aynaya bir bak Hak Muhammet Ali Adem'dir her an Hatice Fatıma Yaradana bak Adem bir var idi yine bir adem ġah Hasan'da geldi o da bir beden ġah Hüseyin'e bak hepisi Adem Onları nur eden Adem'e bir bak Zeynel'in ziyası Bakır'da balkır Ġmam Cafer Adem ilmini okur Musayıl Kazımdan Ġriza balkır Onları yar eden Adem'e bi bak ġah Muhammet Tagı Adem oluptur Ali Nagı Adem gidip gelipdür Askeriynen Mehdi sırrı bilipdür Onları sır eden Adem'e bi bak On yedi kemerbest hem mahsumlara Adem olan aĢık olur didara Cansız diye secde etmem duvara Onları kar eden Adem'e bi bak Aslımız Adem'dir Adem enel hak Bunca nebi veli Adem'dir mutlak Kul IĢık Ruhan'a deseler ahmak Onları Ģar eden Adem'e bi bak 78. YARAMIZA MELHEM OLMAN MI FELEK Felek bir derdim var bin yaram sızlar Yaramıza melhem olman mı felek Dert çekenler daim derdine inler Derdimize derman olman mı felek Aklım alıp fikrim ile salansın Bir Ģikayetim yok bunu bilensin Yarem sızlar ben ağlarım gülensin Bir gün olsun bana gülmen mi felek Gel bu derdimize yönün ver bana Gece gündüz yalvarıyom ben sana Gıplem sensin yine gıplem bir yöne Bir kabe misali kalman mı felek Yüzün görsem Ģah sanırdım Ģah aman .

Bilmem bu çileler dolar ne zaman Aman aĢıkları ağlatma hemen Bunca feryadımı duyman mı felek Bilirim ki yaradılmıĢ gul benem Bu aĢkınan çile çeken can benem Senden bin bir murat ister gul benem Gönül muradını bilmen mi felek Bari bir gül ver de ben de güleyim Ben bir ilim. yar gurbette sılayım Merhametin yoksa daha meleyim Artık bu canımı alman mı felek Görmez miyim felek senin Ģahlığın Gece gündüz hayalimde haklığın Acıman mı IĢık Ruhan yokluğun Ölsem de baĢıma gelmen mi felek 79. GÜLEM DEDĠM BĠR GÜN GÜLDÜRMEN FELEK Nedir bu cihanda çektiğim çile Gülem dedim bir gün güldürmen felek Gizlendikçe açık eyledin ele Yaslandı bu gönlüm kaldırman felek Kalk dedim bir boĢ eyledim elimi Hak yolunda laden kesti yolumu Sabıra vermiĢim sen gör halimi Bir damla bade de doldurman felek AĢıklar doluya kanamaz imiĢ Haktan ne gelse de dönemez imiĢ Bülbül gül dalına konamaz imiĢ Yaktın ateĢine soldurman felek Solmaz imiĢ gerçek aĢık olanlar AĢkın deryasından içip kananlar Pervaneler gibi yanıp dönenler Cehennem oduna yandırman felek Yare yanan cehennemde yanmadı Hak sevenler yüzülse de dönmedi IĢık Ruhan badelere kanmadı Doldurdun badeni kaldırman felek .

Ġnsanlar insana kıyamaz olur 1300 senedir ezilmedik mi 17 senedir bozulmadık mı Tarihe ismimiz yazılmadık mı Yoksa yine yazılalım mı Aslından yürüyen olur mu kalleĢ .80. BENĠ DĠLDEN DĠLE DĠL ETTĠN FELEK Felek sana kul olup da olalı Beni dilden dile dil ettin felek Kul olup da kulluğumu bileli Tutup elden ele el ettin felek Elim yetmez oldu yarin eline Yarim çıkmıĢ yaylasında saline Bülbül aĢık olmuĢ gonca gülüne Yakıp aĢk ateĢim kül ettin felek Kül oldum cihanda nebatım bitmez Elim uzatmıĢam dermanın yetmez ġam yeli dokundu bülbülüm ötmez Bülbülsüz bahçeye gül ettin felek DüĢmüĢem bu yolda bilmem nerdeyim Her nereye baksam dedim ordayım Bilmezsin özüm çekmiĢ dardayım Dil olmaz derdimiz lal ettin felek Yaradan Ģahımdan dilek diledim Yar aĢkına Ģu cihanı eledim Geyik gibi dağdan dağa meledim Nice bağ bahçemiz çöl ettin felek Çöllerde kalıp da ölmek isterdim Felekten muradım almak isterdim IĢık Ruhan gidip gelmek isterdim Bağladın bendimi kul ettin felek 81. YOKSA SABREDELĠM AĞIR MI GEREK Artık çile bitti yürüyelim mi? Yoksa sabredelim ağır mı gerek? Bu vatanı ezel koruyalım mı? Ġnsanı birbirine sürüyelim mi? Razı değilim yar yar.

GÜLER YÜZLE ĠYĠ NĠYETLĠK GEREK Cihanda yaĢayım dersen kardeĢim Güler yüzle iyi niyetlik gerek Her insanı ayrı görme yoldaĢım Güler yüzle iyi niyetlik gerek Ġyi gözle. SEHER KARAOĞLAN YARDIMINA GEL Bir niyaz eyledim merdan Ali'ye Seher Karaoğlan yardımına gel Güzel Atatürk'ün yolu hak için Ordumuzun yardımcısı sen gel Sensin bizim evvelimiz ezelden Sensin insanları gönlün düzelden YetiĢ bun günleri bize tezelden . yalan ininde kalmaz Kötülük edenin yanına kalmaz Ġyilik edenler cihanda solmaz Güler yüzle iyi niyetlik gerek Güzel sözlü iyi niyetli olan Kandırmaz kimseyi söylemez yalan Kalbinde insan sevgisi olan Güler yüzle iyi niyetlik gerek Özü güzel sözü güzel olanlar Uymaz el sözüne yapmaz talanlar Sevgi saygı ile insan olanlar Kul IĢık Ruhan bilmemiz gerek 83.Bir kardeĢ olalım olalım yoldaĢ El ele duralım duralım sırdaĢ Eğer ister isen yürüyelim mi? Ben razıyım geçim derdiyle doldum Bazıları der ki kimsesiz kaldım Halbuki devleti kuran ben oldum Ġzin verin burda sevinelim mi? Beni bilenlerin ben bendesiyim Acep bilmeyenin ya ben nesiyim Kul IĢık Ruhan'ım gerçek sesiyim Acep bildiğimi söyleyeyim mi? 82.

AYRI MIYIZ SENDEN GÜL YÜZLÜ BABAM Kerbala çölüne döndü yolumuz .Seher Karaoğlan yardımına gel Evvel Ali ahir deli dedirten Gara reysi saz eyleyip güldüren El uzatıp kırk budağı getiren Seher Karaoğlan yardımına gel Doğuyu batıyı var eden sensin Güneyi kuzeyi var eden sensin Ademi don edip giyinen sensin Seher Karaoğlan yardıma gel IĢık Ruhan dertli dertli söyledi Görün dostlar kahpe düĢman neyledi Yıktı gönül evini viran eyledi Seher Karaoğlan yardıma gel 84. PERVANE OLUP DA YANARIM GÜZEL Yine Ģahlanıyor gönlümün varı Pervane olup da yanarım güzel Öter bülbüllerim zikreder karı Karı devranında cananı güzel Öten Ali gönül duyuran Ali AĢk ehli olup da kayıran Ali Canda cananını bir gören Ali Güzel muhabbete ereni güzel Dostlar bahçesinde bülbüller öter Kimi seda verir gönülden öter Bir katara giden didara yeter Adım gidiĢleri sedası güzel Güzel gönüllerin kurbanı olam Hakikat hal ehli odur yol bulan Evladı ayali eĢe yar olan Gider bir katara kervanı güzel Kırklar makamında hepsi bir baĢlı Üçlü katar olur birisi beĢli Kul IĢık Ruhan'ım kameti eĢli Alemi yaratan hüdası güzel 85.

Ayrı mıyız senden gül yüzlü babam Ayrıldı dostlardan yeten elimiz BilmezmiĢim halim gel nazlı babam Diliniz anladım tozdan kurumuĢ Yezid gümrüh olup gasdi yürümüĢ Hakikat yolcusu bile varımıĢ Yolda ölen bile olmaz mı babam Hak yolunda sinem kara büründü Sana yar olanlar sineme kondu Yezidler sanmasın hakikat öldü Bugün giden yarın gelmez mi babam Gel babam iki elin kanda ise de KararmıĢ günümüz dün de ise de Bu hasta Fatiman ünde ise de Hasretinde koyma gel nazlı babam Gel ki ne haldesin bir kez göreyim Babam sensiz nasıl canım vereyim IĢık Ruhan Kerbela'da yareyim Akar gözün yaĢı sil nazlı babam 86. HALĠM SANA MALUM CAR SEFAM SEFAM Medet bu günümde yetiĢ sen bari Halim sana malum car sefam sefam Sensin kurtarıcı Ali Haydar'ı Size sığınmıĢım sar sefam sefam Muhammet Ali'dir Ģah senin varın AĢıklara bunca verirsin karın Hatice Fatıma anadır sırrın Size sığınmıĢım kar sefam sefam ġah Hasan Hüseyin yolun güdersin Zeynel Bakır kervanına yedensin Ġmam Cafer ummanında hüdasın Kıblem sensin hüdam var sefam sefam Musayıl Kazım'la kurĢun yudansın Ġmam Ġriza ile üzüm dadansın Muhammet Tağıyla al kan olansın YetiĢ canımıza can sefam sefam Aliyül Nakidan olup gelensin .

Askeriyle bile Ģahit olansın Mehdi olup derde derman kılansın Yaramız melhemi sür sefam sefam Pir eĢiği sensin sen oldun makbül Seni bilmeyen de senden ayrı kul Kul IĢık Ruhan'ı sen eyle kabul Pirim hünkar sensin sır sefam sefam 87. BEN GURBETE DAYANAMAM Gel cananım bak yüzüme Ben gurbete dayanamam Al yarim beni özüne Gayrı renge boyanamam Boyam ak kırmızı gülüm AĢıklara yoktur zulüm Ayrılıktır bize ölüm Yadellere deyenemem Değme deyilem cananım Sensiz akmaz zerre kanım AĢkın ile soyunanım Senden baĢka sığınamam Sığındım seddarım olsan Yar benimle bile kalsan Ben bülbülüm sen gül olsan . ARTTI AġK ATEġĠM GEL MEVLAM LEYLAM Mevlam seni leyla bildim bileli Arttı aĢk ateĢim gel mevlam leylam ġu kalbimden sana yerin vereli Akar çeĢmim yaĢı sil mevlam leylam ÇeĢmin yaĢı hasret selim akıttın Nice zaman gurbet elden bakıttın Ayrılığın engelini yok ettin Artık gözüm gördü gül mevlam leylam Güller açar bahçenizde bağlarda Mevlam aĢıkları ağlatma zarda IĢık Ruhan yalnız yatamaz yerde El atsa da sen bir al mevlam leylam 88.

YAR ZÜLFÜNÜ CAN EVĠME BAĞLASAM Damla damla deryalara çağlasam Yar zülfünü can evime bağlasam Yar canına ben canımı bağlasam Akar göz yaĢlarım gör beni beni GörmüĢem devranı ikrar güderim Bin bir ismin anar bire hü derim Haktan ne gelirse eyvallah derim Yaktır ateĢine yar beni beni Yarim mah cemali güneĢten yanmaz AĢta yanan can ladene yanmaz AĢık maĢukunu görmeye kanmaz Sevdigim ağlatma sar beni beni . ġAHBAZ MISIN YAVRUM ÖT DURNAM DURNAM Alemde bir dilek diledim Ģahdan ġahbaz mısın yavrum öt durnam durnam Gerçek aĢıkların muradı haktan Aldığın lisanı sat durnam durnam Sat ki aldığından kari göresin Bir gerçek veliyle bile olasın Bir mekanda bir yuvanı kurasın Yürü bir katara yet durnam durnam Yetki bir katara yemiĢ veresin Öz bağından hırsı kini silesin Gerçek bir varlıkla bile olasın Okunan hesabı dut durnam durnam Dutarsan bir gerçek erini salma AĢk gönülde durur ayrılık sanma Kul IĢık Ruhan‟ım sönüyor sanma Yüksek iklimlerde uç durnam durnam 90.Feryat eder duyulamam Duyulabilsem yarinen Gönlüm bir olur birinen IĢık Ruhan bu serinen Hak yolundan kovulamam 89.

Aman dara düĢme sürme gözünü Aman Ģahım mahrum etme yüzünü Azrail'e teslim etmem özümü Bir canım var tende al beni beni Aman canım Ali'de bir yar isen Halin bilip de yolunda yürürsen IĢık Ruhan vadem yetmez ölürsen Uzat ak ellerin al beni beni 91. SARRAFTA TERAZĠ TARTILAMADIM AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim Sarrafta terazi tartılamadım Ötmeyi bilemez baykuĢ gibiyim Konup viranede örtülemedim Örtülüyüm dedim açık ettiler Ozan mıyım dedim küçük ettiler Hakka kulum dedim buçuk ettiler Cahiller elinden kurtulamadım Kimisi kurtulmuĢ zenciri kırar Kimi cübbe giymiĢ Ģeriat sarar Kimi kendin bilmez ayıbım arar Öz elim yakamda yırtılamadım Yırtık değilim ki yırtalar beni Odun değilim ki kerteler beni Gerici değilim ki dürteler beni Ġnsanlık uğrunda sürtülemedim Sürünsem de hak yolunda gam değil Kervanımız altın dolu kum değil IĢık Ruhan kıblem Ģahtır Ģam değil Bir mahsumca kulum Ģer talamadım 92. KALBĠ KATILARA DOYURAMADIM Eleman feryadım arttı gidiyor Kalbi katılara duyuramadım Ben yolcuyum derde sola ye diyor Sağdan seda ettim duyuramadım Sağa giden yolcu sağ iken gelse Hak selim gönülde olduğun bilse .

DERDĠME DERMAN DĠYE YĠNE DERT ALDIM Bir aĢkına dertli doğdum anadan Derdime derman diye yine dert aldım Pençe vurup Ģu sinemi ün eden Bir aĢkınan çare deyi dert aldım ġeriatta ismim okundu Ali Tarikat mülkünde pirimiz belli Marifette Ģu cismimi ezeli Altı derdim vardı sekiz dert aldım Hakikatta sır okuduk sırrınan Sermayem yok her günümde karınan Dertli sinem günde öter zarinen Bunca feryadıma yine dert aldım Gözüm nasıl bilmem kötü göremem ġu dünyanın her fiğliğine giremem Hasretiyim dost yanına varamam Dostu öz bağıma derdinen aldım Üç yüz altmıĢ altı ili dolandım Ol yedi deryanın meyinden gandım ġükür sattım dokuzu ondan yüz buldum Yüz derdime derman bin derdi aldım AĢıklara bunca dertler sefadır Daim zikri fikri ünü Ģahadır .Hak mizandır deyip dermana gelse Malum olur ama ayıramadım Hak cümle kulunu sıraya dizer Zerre benlik eden yolundan azar Nefsine kul olan kazınıp gezer Ezelden enendim böğüremedim Ġnanmayan bir can derviĢ mi olur Herkes iĢleyini pek iyi bilir Yoklasam nefsinden ibliği gelir Ġpek kumaĢım var eğiremedim Ġpekli kumaĢın kıymeti kaçtı Naylon çıktı herkes peĢine düĢtü Nice ölüp giden tepeden aĢtı IĢık Ruhan tutup kayıramadım 93.

DERDĠMĠZE DERMAN OLUVER ġAHIM Yarab derdimizin dermanı sensin Derdimize derman oluver Ģahım AĢıkların elde fermanı sensin Melhem çal da tabip oluver Ģahım Melhemsiz bu ciğerlerim sızılar Yetim mi kalacak körpe kuzular Yarenlerim hasretimi arzular Yalvarırım destur kılıver Ģahım Yalvarmaktan baĢka gelmez elimden Yine seni bırakamam dilimden Sen bilirsin aĢıkların halinden Tutda elimizi alıver Ģahım Tuttuğum el senin elin değil mi? Gittiğim yol senin yolun değil mi? Medet çağıranlar kulun değil mi? Mürvet bun günlerde geliver Ģahım Bun günlerde sen erersin kuluna Dizilelim Ehlibeytin yoluna IĢık Ruhan ah edemez halına Göster Cemalini gülüver Ģahım 95. yaĢatalım bu yerde Softalardan cahilliği silelim . ĠYĠ NĠYET ĠLE BĠRLĠK OLALIM Bu vatanda ikilikler yıkılsın Ġyi niyet ile birlik olalım Razı olup beraberlik yapılsın Lokman gibi derde çare bulalım Ġleriye doğru adım atmalı Köleliği ağalığa katmalı Paramızı bu vatanda tutmalı Atatürk'ün izlenimin bilelim Rahatlığa ereceğiz ilerde Türk milleti sömürülmez bir ferde Ġnsanlığı.IĢık Ruhan affedenim hüdadır. Bunca sermayeme hep derdi aldım 94.

Ġlim değil midir ileri olan Haklıdır daima hakkını alan Alem aya gitse softa der yalan Söyle IĢık Ruhan hep bir gülelim 96. . BEN BĠR KULUM YALVARIRIM CANANIM Çağırırım Ģaha imdat kılmıyor Ben bir kulum yalvarırım cananım Garip kalmıĢ gülü yüzüm gülmüyor Her can muradına ersin diyenim Sığındım sizlere mehman olmaya Arzeyledim cemalınız görmeye Dostlar hal ve hatırınız sormaya Temiz pak gönülü görüp konanım. AĢka yanan özü yanarmı yanar AĢıklar zikriyle pervane döner Unutur nefsini hak deyip yanar Hak gördüm ademi Hakka yananım Hak aĢkıyla sevdim size yar dedim Öz bağımda Ģu sinemde var dedim Size gelen belanıza hür dedim Ġkrarıma sahip olup gelenim Sizden ne çeksemde çektiğim bilmem Duttuğumuz eli yadele salmam Nefsimden ölmüĢen aĢkımdan ölmem Vadem yetse bile gidip gelenim Candan sevip size demiĢiz kardaĢ Halden bilenlere Ģah olsun yoldaĢ Bize hata suçlu desede kalleĢ Hak aĢığım sarsmaz asla imanım Er oldum cihanda Ģer gizlemedim Özüm Ģaha verdim kör gözlemedim Her canı bir gördüm zor gözlemedim Beni bir yaradan Ģaha yanarım Ben sizi sevdimse candan içeri Sizi esirgesin cenabı bari Siz benden olun gitmeyin ayrı Hak görürüm hakikate yanarım.

Kabem Ali. IĢık Ruhan masum geldim giderim Bir vesile oldu anam pederim ġahtan himmet alırısam Hü derim ġaĢırtmasın Ģahım elden dümenim. BU ġAH CEMALĠNE BENZER CANANIM Anadan doğuktur olmuĢtur aslı Bu Ģah cemaline benzer cananım Allah bir ademdir hak adem sesli O da bize benzer canda cananım Allah duyar kulakları var olur Allah bilir gözleriyle hem görür Allah varır insanlarda bir yürür O da bize benzer yürür cananım Kürt demez Türk demez hem de fert demez Gavur demez ayrı ne Arap demez Alemi bir görüp ayrı bir görmez Hepsinin dilinden bilir cananım . 97. Yön Ali AĢkehli canları Ali sanarım Elim bağlı Ģahım kesme saburum Adem büyük küçük hepisi birim Lanet olsun varsa hırsım kibirim Kendini kaybetmiĢ kuru kovanım Bir ruhun hanıyım canım Ģah alsın Hasta olan canlar Ģifasın bulsun AĢkıle ağlayan aĢıklar gülsün ġahtan izin olsa yine gelenim Ġncitmeyin dostlar birbirinizi Biz de unutmayız o zaman sizi AĢkehli olanın ıĢırmıĢ özü Seher vakti gönül ele alalım Biladerim dedim bilmem karimi Gerçek olan boĢ bırakmaz yerini Zefil Kurban tutup ola varımı Tutanlara nasihatım sayanım.Hak gönülde Ali gönülhan Ali Ġman Ali deman Ali gün Ali Kıblem Ali.

Allah'ın yüzüdür insanın yüzü Allah bir cihandır kalben var özü AĢıkların kalp evinde bir sızı Dil bir kuran okur odur cananım Allah ölmez Allah alemde haktır Allah'sız cihanda kainat yoktur Allah'ı görmeyen kör cahil çoktur O da bize benzer görür cananım Allah bir aĢktır Allah bir arif Allah kainattır tahibar huruf Kul IĢık Ruhan'ım Allah'ı görüp O da kalbimizde anda cananım 98. DEDĠ KĠ ALLAH BĠRDĠR VARIM Buyurdu kulfü vallahi ahat Dedi ki Allah birdir varım Buyurdu Allahüsamet Dedi ki ben de af ederim Buyurdu lem yelit velem yulet Dedi ki sizinle yer içerim Buyurdu velemyekunlehu Dedi ki herkesi ben bilirim Buyurdu küfüven ahad Dedi ki sizlerle ben birim Buyurdu Elif lam mim Dedi ki Hak Ali Muhammettir Buyurdu zalikel kitap Kendini bil bir kitapsın Buyurdu legat halaknel insane Dedi ki önce sen seni tanı Buyurdu fi asene takvim Dedi ki insan güzel candır Buyurdu künü erbaiyne Dedi ki Ehli beyti bilin Buyurdu maracal bahreyni Dedi ki deryalar birleĢince Buyurdu febi eyyi alai Dedi ki canlar sevgisiyle .

100.Buyurdu rabbü kümatü kezziban Dedi ki aĢkınan yuğrulan canı Buyurdu elif kef nun ile Dedi ki IĢık Ruhan da benim 99. HAKĠKAT EHLĠNE SÖZ KIZIM KIZIM Yürü bir dengede varlığın olsun Hakikat ehline söz kızım kızım Hakikat ehlinde birliğin kalsın Seviyorum korkma öz kızım kızım Tarikattir bir bilene varırsan Marifettir iyi niyet görürsen Hakikatte Erdebilli soy isen Kainatı eĢit gör yar kızım kızım Gul IĢık Ruhan‟ım Erdebilliyem Kainatta ozan olan Ģanlıyam GeliĢ gidiĢimle öyle belliyem Kendini iyi bil Ģar kızım kızım. GÜCÜM YETMEDĠĞĠN ZAPTEDEMEDĠM ġu devrede çok sanata girmiĢem Gücüm yetmediğin zaptedemedim Önce sığır güttüm kölek görmüĢem Kuyruk havadaysa zaptedemedim Dana güttüm kümüĢ ile karıĢık Naylon tasta çorba yedim bulaĢık KömüĢ çayıra danalar dolaĢık Cins değildi kardaĢ zaptedemedim Keçi güttüm dağdan taĢtan kayadan Köpeğim indirip atlı yayadan Çok heyledim düze engin ovadan Çıktılar pelide zaptedemedim Filik güttüm yün ak gönlü pak deyi Mazlum gördüm hırsı kini yok deyi Meğer onlar korkakmıĢ korkak deyi KırıĢıp gittiler zaptedemedim Nidem kardaĢ çocuklar aç ben açım Devir sürecektim yeteydi gücüm .

BARĠ ġU DÜNYAYA GELMESE ĠDĠM Gel yarim akıtma sil gözüm yaĢım Bari Ģu dünyaya gelmese idim Bir gün gelir arar dost ve kardaĢım Bu aĢkı sevdayı görmese idim Bunca yıl gelip de yanıp tüttügüm Yoktur bu cihanda gönül yıktığım Dost deyip de ellerinden tuttuğum AĢkın dertlerine girmese idim Senem yetmiĢ iki sinem yetmiĢ üç Geldimse giderim yaylanıyor göç .Soğuktan üĢüdü yoğudu takım Fırtına esti de zaptedemedim Ah deyip inleyip eyledim filik Cinsi keçi imiĢ kardaĢ ne bilik Bir gök gürledi geldi bir bölük Dağıldı korkaklar zaptedemedim Kaval aldım oturmuĢtum çayıra Nidem kimi gitti kıra bayıra Dostlar seyranımı yorun hayıra Çok arlandım kendim zaptedemedim Ayna gibi açtım kelce baĢımı GüneĢ yaktı kızarttı Ģu döĢümü Bir ses geldi dedim bülbül iĢimi Dinledim zarinden zaptedemedim Bülbül dertli çoban dertli kul dertli Meğer Ģahın devranında yol dertli Oturup garipçe ağlardım her an Yaren dertli. yarim dertli. yar dertli Sonra koyun gütmesine çok erdim Koyun kuzu meledikçe çok övdüm Tuza suya heyledikçe çok sevdim Göz yaĢım selini zaptedemedim Bunca çobanlığı eyledim serde DanıĢanı yerdirmedim bir kurda Kul IĢık Ruhan'ım olduğum yerde Gülmeden kendimi zaptedemedim 101.

Yaradana yarim eylemedim suç Dost deyip bir ikrar vermese idim Laden ehli bize suçlu kör dedi Kibirli softalar hata hor dedi ġaha vardım Kerbela'da hür dedi Bilmeden bir gönül kırmasa idim Mümin yüzü bayram kalbidir elim ġahım ters okutma Ģu hasta dilim Kul IĢık Ruhan'ım isterim ölüm Azrail'e bir can vermese idim 102. KUZALAN KÖYÜNDE DÜNYAYA GELDĠM Bin dokuz yüz yirmi sekizde doğdum Kuzalan köyünde dünyaya geldim Ġki yıl kucakta büyüdüm kaldım Üçte ordan rıskım kestim ey felek Dört sene köyümde büyüdüm kaldım Eller kapısında ekmeğim buldum Ta küçük yaĢtayken anasız kaldım Çocukken yetimlik verdim ey felek Üç dört ay arada geldi bir ana Üveylik var yaranamam ben ona Altı sene sitem çektirdi bana Akan gözyaĢımı sel ettin felek Üçüncü anaya yetti elimiz Ağzımızda lal eyledi dilimiz BükülmüĢ boynumuz eğik belimiz Bir dilim ekmeğe kul ettin felek Artık değmiĢ idim on beĢ yaĢıma Yetimlikte neler geldi baĢıma Benzedim yuvada kalmıĢ kuĢuna Kanadım ezelden kırdın ey felek O ana ölünce geldi bir ana Öz anam sanardım bakınca ona Hepsinden iyi bakardı bana Onu da elimden aldın ey felek Eller güler idi ben de ağlardım Kendi elimi öz koynuma bağlardım .

ĠSMĠMCE HÜKMÜN OLSA DUTAR GĠDERDĠM Ġsmim Muhammet Ali amma değilem Ġsmimce hükmün olsa dutar giderdim ġah oğluydum Ģimdi bir tek sailem Gücüm yetse gater çeker giderdim Bir Ģah olayıdım cümle aleme Cümlesini durdururdum selama Kainatta hoĢ bakardım aleme Seveni sevene sarar giderdim Sevgiden baĢkasına demezdim Allah Gönül kazanırdım yıkmazdım billah Her insanda vardır kabe beytullah Onu ben yıkmazdım över giderdim Seveni sevene sarardım ezel Gönül bir eyliyen sevendir güzel Can sevmese gökte değildir güzel Her yareye merhem çalar giderdim YetmiĢ ikiyi kaldırırdım aradan YetmiĢ üçten ders verirdim sıradan Elli yedi bin aĢıkları ün eden Bülbül gibi kumaĢ dokur giderdim Dini ayırmazdım tek bir eylerdim Kılıç kama koymaz yasak eylerdim Ġnsanı birbirine hak eylerdim Cahilliği ilme sarar giderdim Arap dili değil Kürt dili değil Gavur dili değil fert dili değil .Hayalimde ırmak olup çağlardım Derde derman aĢkı verdim ey felek Bu aĢkınan bir saz aldım elime Önce sabır Ģükür geldi dilime Garip kuĢun sen erersin halime Bu aĢkınan bana yön verdin felek On sekiz yaĢımda aktım duruldum On dokuzda göl olup da vuruldum Yirmide kendi özümde soruldum IĢık Ruhan deyip kul ettin felek 103.

ÇAĞIRDIM HASRETLE GEL ALĠM ALĠM Yine hasretlik kalbime düĢtü Çağırdım hasretle gel Alim Alim Gönlüm hasretinle yandı tutuĢtu Bari bir nameni sal Alim Alim Saldığın namede yarim diyesin Dostlara selamın verin diyesin Hayalden cismimi görün diyesin Candan hasret kaldım bil Alim Alim Hasretini çekiyoruz sıladan ġahım seni esirgesin beladan Feryat eder oldum sana sıladan Alınca selamım gül Alim Alim Gül gibi hasretin burnumda tüter Ayrılık derdini çekmesi beter Artık bu hasretlik canıma yeter Uzanan elimiz al Alim Alim .IĢık Ruhan eğil kulluğa eğil Kul oldukça Ģahlık alır giderdim 104. VERDĠĞĠN ĠKRARDA DURSAN SEVDĠĞĠM Gel sevdiğim beni hasret bırakma Verdiğin ikrarda dursan sevdiğim Kalbim yandı bari ciğerim yakma ġu hasta halimi gör sen sevdiğim Bana bin yıl geldi geçen günlerim Hayalinde selamını dinlerim Ciğerimden kan geldikçe inlerim Gel artık kalbime gir sen sevdiğim Neyledim ki yıkan bana kaĢını Zehir etme ekmeğimi aĢımı Yarsız nere koyam garip baĢımı Kolların boynuma sar sen sevdiğim Benim canım senin canın deriken Bu tükenmez aĢkın bende var iken IĢık Ruhan hasretinle ölürken Bari elin elme ver sen sevdiğim 105.

HERKESĠN BĠR CANI VARDIR BĠLELĠM Eğer insan isen can kıymetin bil Herkesin bir canı vardır bilelim Hasta olanların melhemini bul Bin yaremiz olsa birde silelim Her canı yaratan ulu bir alem Ayrı bir insan yok verelim selam Tatlı dil güler yüz gönlümde bulam Güzel söyleyici dili bulalım Dilden ne çıkarsa o kalır sende Hakkı her canda bil demek ki bende Hak canlıda gezer noktadır tende Arıtıp da kalp evimiz silelim Gönülden bir kiĢi gümenin atsa . ALLAH MUHAMMET’ĠN EMRĠN BĠLELĠM Gelin yaren dostlar hizmet görelim Allah Muhammet‟in emrin bilelim Fatma Ali'nin sırrına erelim Düğün olur müminlere cennette Yakılsın kınalar dökülsün saçlar ÖtüĢür hak deyi kumrulur kuĢlar Çekile sürmeler süzüle gözler Allah koymaz kullarını minnette Bu dünya bir cennet ömür boyunca Yardım eder Allah canı sevince Hakkın emri ile birlik olunca IĢık Ruhan koyma bizi mihnette 107.Alim hasta isen Ģahım iyi etsin Gönül gamımıza selamın yetsin Bir gül göndermiĢim Ģah kerem etsin Ağlama göz yaĢım sil Alim Alim Silem göz yaĢımı gel bir göreyim Hasretlik gonca gülün dereyim IĢık Ruhan yüreğinde yareyim Yaremiz melhemin bul Alim Alim 106.

Eğilip gerçeğin eteğin tutsa IĢık Ruhan özün didara yetse Hemen dilimize sahip olalım 108. ġERĠAT ġARTIYLA TUTTU TEMELĠM Sofu Ģeriattan hesap istersen ġeriat Ģartıyla tuttu temelim Eğer pirim bize himmet ederse ġeriatın hesabını bilelim BeĢ Ģartınan bina temelin oldu Altı sıfatınan kalbime doldu On iki Ģartıylan namazın kıldı Dört abdestin farzın önce alanım Üç guslun farzıdır ana gailem Ġki de tememmün bilen sayilem Emri bir mazıfım bilmez deyilem Künü erbaine ayet bulanım Elli beĢ farz vardır dahi ey hocam Burda Ģeriatta okur tek hecem Size Ģeriatta suhufu seçem Dahi ben bir derya değil kananım Yüz dört kitap indi dersin havadan Hoca vazgeç sen bu kuru davadan Yüksek olma hakkı bulun ovadan Sen ki yükseğinde ovada benim Tevrat Musa'nındır Zebur Davut'tan Dersin bizim kitabımız söğütten HaĢa lillah almam öyle öğütten Kuran'ı hak bilip gayrı gümanım Ġncil Ġsa ile evvel hak idi Kuran Muhammet‟e cümle hak idi BaĢka mensup bu Kuran'da yok idi Söyle anı nerden aldın bilelim Suhuflarda bile yazmıyor anı Adem peygambere inmiĢtir onu Ellisini ġit'e verdi ol gani Otuzu Ġdris'te böyle bilelim Onu Ġbrahim Aleyhisselam .

Hoca ne söylesem anlaman kelam Sen azamın bende pirimi bulam Ġmam Cafer Hak meshebi imanım IĢık Ruhan okur hoca bilmezem IĢık gönül evim gece bilmezem Zahiri gideni hacı bilmezem Pirim kalbi beytullahtır sinanın 109. YEMĠN ETTĠM BĠR KARARI GÜDERĠM AĢık mıyım sadık mıyım bilemem Yemin etmem bir kararı güderim Günahım çok ama özür dilemem . MEDET ĠSYANIMIZ AF EYLE BENĠM Dertli gönül dermanına iniler Medet isyanımız af eyle benim Kaynar aĢk kazanım derdim yeniler Muhammet Ali'ye fedadır canım Hatice ananın yarı hak için Fatıma ananın sırrı hak için ġah Hasan Hüseyin nuru hak için Akaydı o yolda bir damla kanım Zeynelin zindana giriĢi hakkı Muhammet Bakır'ın kiriĢi hakkı Caferi Sadığın duruĢu hakkı Eleman ayırma dönmüĢüm yönüm Musayıl Kazim'a kurĢun akıttı ġah Ġman Ġriza zehirden gitti ġah Tağı okunan alkana baktı Sizden ayrı geçmez dün ile gönüm Aliyül Nakı'dır Asker'in yari Mehdi imdadımız gözede bari Sizi zikreden can kazanır kari Adınızı andıkça artıyor Ģanım On Ġki Ġmam vechullahın Ģanıdır On dört mahsun hak emrine ganidir IĢık Ruhan hak ruhunda varidir Medet kan köĢkümüze çıkmadan canım 110.

YARELERĠM YARELERĠM Yarem Kerbela yaresi Yarelerim yarelerim ġah aĢk derdim alası Yarelerim yarelerim Kurban olan Hüseyin'e Hakikate Kul ehline Ali asker geldi dile Yarelerim yarelerim ġehit olan aĢık ölmez Her kuĢ Kerbela'ya konmaz AĢıkların derdi solmaz Yarelerim yarelerim Dünya döner devran döner Gerçek aĢık hakka yanar Sineme mahsunlar konar Yarelerim yarelerim Onki Ġmam on dört mahsun Ehli Beyt gönül yasın Yaralı sinemde sesin Yarelerim yarelerim Dertli sinem karelendi Ehli beyit parelendi IĢık Ruhan yarelendi .Acep dargın mıyım nedir kederim Bildiğim hak ise sadece insan Bilmediğim odur o nedir isyan Bunca yıl gezip de gördüğüm bir an Her an birlik beraberlik güderim Ġnsan hakdır Allah'a kul sayılır Ġnsanlar bir olur hayvan dağılır Ġnsan olan insanlığa bayılır KardeĢ gören insanlığa giderim IĢık Ruhan aydınlıktır gayemiz Gün gelir de atlı olur yayamız Al bayrağa verdik kanda boyamız Vatan için canım feda ederim 111.

HÜNKAR HACI BEKTAġ PĠRĠMĠZ BĠZĠM Horasan elinden süzülüp gelen Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim AĢıklar gönlünde öz olup kalan Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim Arabi Farisi lügatın kırdı Aslı Türk'tür Türk'lüğünü bildirdi Gönlümüzden gümenleri sildirdi Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim Üç sünneti yedi farzı biliriz Cümle vatandaĢı kardeĢ görürüz Piri anmak için bire geliriz Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim Ehli Beyt yolu bizim yolumuz Nesli Ulu soya bağlı belimiz Laden ayıramaz senden elimiz Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim .Yarelerim yarelerim 112. BÜLBÜL GĠBĠ FERYAT FĠGAN EYLERĠM Ayrı düĢtü gönül nazlı yarinden Bülbül gibi feryat figan eylerim Dayanmaz bu cismim ahu zarimden Garip kaldım Ģu diyarda neyleyim Bülbül olup gül dalında öterdim Dertli gönüllere derman yeterdim El aman diyenin elin tutardım Arttı derdim fergat ile söylerim Kavruldu bu cismim kurudu tenim Ne kadar ayrılsam yarimdir benim Yar cananım ben de o yarda canım Yıl oldu günlerim geçmez aylarım IĢık Ruhan o yar elimden uçtu Dün varıdı yarim bugün de göçtü Canı cananıyla cismine geçti Gayrı Ģu cihanda teni neylerim 113.

Atatürk'ün aydın izinden çıkmak Fabrika yaparız boĢ bina yapmak Erin gönlü haktır zerrece yıkmak Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim IĢık Ruhan çalıĢır da kar yeriz Atatürk'ün eserine yar deriz Her can dini inancında hür deriz Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim 114. ARTIK BU SĠTEMĠ ÇEKEMEZ OLDUM Yeter oldu yarin cevri cefası Artık bu sitemi çekemez oldum Gam yüküyle doldum yok mu sefası Yolum yokuĢ geldi çıkamaz oldum ÇıkmıĢam yokuĢa inmiĢem düze Akar göz yaĢlarım döküldü yüze Kaldırsam baĢımı taĢ gelir bize Yarin illerine bakamaz oldum Bakıp Ģu alemin seyrine çıksam Yalan tuzağını dağıtıp yıksam Gül yüzlü Ģahımın gönlünü yapsam Fakirlik serimde yapamaz oldum Gönül evim yaptım tutan az oldu Güllerime eriĢmeden güz oldu Yanar aĢk ateĢim sinem köz oldu Közüme gün doğup yakamaz oldum Yanmadık yer Ģu sinemde kalmadı Sarardı gül benzim ama solmadı IĢık Ruhan sabret çilen dolmadı Bayramda yar elin tutamaz oldum 115. KENDĠM ALDIM KENDĠM BULDUM Beni bu dertlere saldın Kendim aldım kendim buldum ġahlık sattım köle oldum Gel canım gel Ģahım yetiĢ Dermanım yok yola gidem Yarem yar aĢkını nidem Kimsesiz yetimim bu dem

Cahıma Selmanım gel yetiĢ Sultanlık istemem kul et Vadem dünyaya emanet Sevenine merhamet et Bu dem de caha gel yetiĢ Takatım yok saz tutmaya Dermanım yok söz etmeye Ġkrar verdim gözetmeye Hasta düĢtüm Ģah gel yetiĢ Kulluğuna kabul eyle ġu yareme merhem bağla IĢık Ruhan'ına söyle Gel yarim canın sar yetiĢ 116. SANIRDIM KENDĠMĠ CENNETLĠK KULUM Ben beni bilirim derken kardaĢım Sanırdım kendimi cennetlik kulum Mufta vazifelerde her tamam iĢim Kurulur gezerdim rahmetlik oldum Eğile doğrula burnum acıdı Demezdim ki bu iĢ bana gücüdü Çağa çocuklarım evde aç idi Aç dururdum sandım din iman buldum Sonra bir sanata elim yapıĢtım Bin bilirken bir arife danıĢtım Alın teri ile hemde çalıĢtım Ekmek su yedim de din iman buldum Salavat verdim hem peygambere Ölü parası yedim korkmazdım zerre Dönüp bir gerçeğe olmuĢum köle ġükür ki ilmimi yeniden buldum Terkeyledim Ģeriatın Ģartını Kabul ettik tarikatın tahtını Marifette Ģaha verdim bahtımı Bunca ilmi aĢkınan ummanda buldum ġimdi de ben beni unuttum vallah Bir pirin eliyle demiĢiz Allah Kul IĢık Ruhan'ım özüm eyvallah

Yeniden doğup da dünyaya geldim. 117. HAK BENDEDĠR BEN BĠR KULUM Hey yobazlar iyi bilin Hak bendedir ben bir kulum Hırsı kini nefsi silin Ben de bir köleniz olim Arapçaya tapıyorsan Kum çölünde yaĢıyorsan Minareyi yapıyorsan Yıldırımla yıkan benim Zelzeleyle bile bile Sen iĢlersin türlü hile Hak yer isen gele gele Ona karĢı koyan benim IĢık Ruhan hak bendedir Tanırsan o da sendedir Cümle alem bedendedir Ġnsan sevgisidir benim 118. ÇEKERĠM BU DERDĠ BĠLEMĠYORUM Haktan ne gelirse gelecek baĢa Çekerim bu derdi bilemiyorum Ne genç ne ihtiyar ne gelir yaĢa Bin derdim var birden bölemiyorum Bin derdim var Eyüp gibi sabırda Ġncil Tevrat Kuran ile Zebur'da Nerden olsam Ģah gönlümde her yerde ġahtan ayrı bir Ģah göremiyorum Ayrı görmez gater güden aĢıklar Yanmaz cehennemde kalbi sadıklar Hak gönüle girdiğini ayıklar Hak demiĢiz cana gıyamıyorum Kıyamaz bir cana can seven Ali Hakikat dilinden yetirir balı Kul IĢık Ruhan'ım olmuĢam deli Bir gül gibi açmıĢ solamıyorum

119. ENGEL VAR ARADA GÖREMĠYORUM Yine gamlı gönül figana düĢtü Engel var arada göremiyorum Kalbim aĢkın ateĢiyle tutuĢtu O yar da yanar mı bilemiyorum Kaldım gurbet elde garip gul gibi Bahçenizde bitemedim gül gibi Göster cemalini bakma el gibi Akar gözüm yaĢı silemiyorum Gözüm yaĢı durmaz oldu yolunda Vereydim canımı yarin elinde Yarim anar ise beni dilinde Garipsedim halim saramıyorum Yanar Ģu sinemin ateĢi sönmez Yarimden gayrısı sineme konmaz IĢık Ruhan sever yarinden dönmez Yardan ayrı bir yer dilemiyorum 120. BĠN GÖRSEM DE BĠR AN GÖREMĠYORUM ġahın bin bir ismi ile gözlerim Bin görsem de bir an göremiyorum KoymuĢam kalbime her an gizlerim Ġkrar bir hak dedim bölemiyorum Hak sevgisi birdir bölünmez imiĢ Gerçekler çığnanır ezilmez imiĢ ġaha inanan yelden bozulmaz imiĢ Sarardı gül benzin solamıyorum Solmaz can evinde ateĢi olan Hak ehli olanda olamaz yalan Bir gerçek bendinde ikrarda kalan Bir bildim ikilik dilemiyorum Bir dediğim varsa cihanda kardeĢ KardeĢ gören canlar hepisi yoldaĢ El baĢtan ayrılmaz girmesin kalleĢ Ben benden ötesin bilemiyorum Bir bildiğim varsa gönül hasreti Yüz yüzü gördükçe bulur kudreti

IĢık Ruhan istemiyom Ģöhreti Özüm hasta ele gülemiyorum. 121. CAN EHLĠ DOSTLARI GÖRMEKTĠR ARZUM Çoktan beri hasretlik çeker idim Can ehli dostları görmektir arzum Nice zaman gurbet elde bakardım Hal ve hatırlarım sormaktır arzum Hal ve hatırınız hoĢ olsun canım Gönül Ali Fatıma baĢ olsun canım Gerçek sinesinde yar olsun canım Dost eline geldim görmektir arzum Dost olan dostunu unutmaz imiĢ Dost bulan dostun yere atmaz imiĢ El tutan yoldan hiç sapmaz imiĢ Bakıp gonca gülü görmektir arzum Güllerimiz gonca gülden gül oldu Kalktı hasiretlik gönül el oldu IĢık Ruhan der ki daha dün öldü Yarın yaĢayıp da gelmektir arzum 122. GEL BU HALĠMĠZĠ SEN GÖR Ayrı diyeceğim yoktur mevlaya Gel bu halimizi gör sen yaradan ġah oğluydum attılar bir avluya Bari cahımıza ersen yaradan Sen yarattın beni masum kul gibi Mervan dölü etti bizi pul gibi Aslında bir kızım oldum dul gibi Bari halimiz gör sen yaradan Ben benden geçmiĢem gayrı bilemem GirmiĢem hak yola geri dönemem Cehennem kükrese yine dönemem Bari aĢk ateĢi versen yaradan Ne yar kaldı nede yaren yoldaĢım Herkes dan ediyor hem eĢim peĢim Halbuki ben kainata kardaĢım Bari figanımız duy sen yaradan

Artık zalimlere zulüm geliyor Gönlü pak olana gülüm geliyor Usul yavaĢ bize ölüm geliyor Kul IĢık Ruhan'ı sev sen yaradan 123. MAHRUM ETME DERGAHINDAN ġahım görmek istiyorum Mahrum etme dergahından Ezel ahir dost diyorum Kovma beni dergahından Kovma beni merhamet et Uzattığım elimi tut Al canım bile yar et Atma beni dergahından Atma beni yareliyim Akar kanım bereliyim Katarında sıralıyım Satma beni dergahından Satma sadık bir kulunu Sığınıp gördüm yolunu Acı Ģahım gör halımı Etme gayrı dergahından Etme ayrı senden canım Senden ayrı yoktur yönüm Kararmasın ıĢık günüm Yitme beni dergahından Yitme Ģahım düĢmeyelim Tut elimden ĢaĢmayalım Salmaya da koĢmayalım Kakma beni dergahından Kakma göğsümüzden geri El et bana al içeri Mah cemalin göster beri Hakla beni dergahından Hak gördüm hasta canda Bülbülü koydum kafeste IĢık Ruhan son nefeste Al canımı dergahından

124. ANNE VE BABANIN SEBEBĠ BĠR HAN Kuvvet ve kudreti taĢıyan candır Anne ve babanın sebebi bir han Ölsem toprağıma düĢenim kandır Önce vatan diyen eğledi mesken Ben vatanım vatan beniminen var Oturduğum toprak bana sadık yar Vatan için ölsem bile yine kar Tabiat Ģehirdir gönlümde dükkan Bahar yaz tabiat güzellik açar Can kıymetin bilen yaĢamak seçer Kavgasız yaĢayan fezada uçar Kıymayalım cana yaĢasın insan Sevmeli güzeli gül yaprak ile ÇalıĢalım hemen taĢ toprak ile Kimse hakkı bulmaz sömürmek ile Hürriyet çağırır kul IĢık Ruhan 125. ÜÇ NUR ĠLE KURULMUġTUR BU CĠHAN Cümle alem yer gök yaratılmadan Üç nur ile kurulmuĢtur bu cihan Melekler ademe secde kılmadan Bakın cemalime buyurdu bi an Cana secde kıldık adem hak idi SilinmiĢti kalp aynası pak idi Adem'de iblisin sehmi yok idi Ġnat edip orda eyledi isyan Ġnat eylemeyen hak der kuranım Muhammed Ali'dir gözle görenim Hatice Fatıma arĢa saranım ġah Hasan Hüseyin kulakta duyan Zeynelin ziyası balkır alnında Bakır'dır kokuyu alır burnunda Ġmam Cafer ilim verir ummanda Beyindir baĢında olundu ayan Bıyıktır Musayıl Kazım Ġrıza

Sakal Tağı Nağı büründü yüze DiĢimizde Asker'i dersini düze Mehdi'dir dillerde okunan Kur'an IĢık Ruhan Tevrat sinemde öten Zebur'dur kollarım nasibim yeten Ġncil'dir dizimde dermanım tutan Dört kitabın emri bir idi beyan 126. ġAHIM EL AMAN EL AMAN Cigerlerim pare pare ġahım el aman el aman Akar çeĢmim döndü sele ġahım elaman elaman ÇeĢmim yaĢıdır akarsın Bilmem ırak mı bakarsın Benimle sen de çekersin ġahım elaman elaman Gül cemalın gülüm bacı Yarem sızılıyor acı Mahsunlar sana duacı ġahım elaman elaman Mahsunlar gönül alırsın Dertlere derman olursun Dilerim ağlıyan gülsün ġahım elaman elaman Gülemem dertlerim yeğin Kerbala'dan geldi ġahım IĢık Ruhan ġah Hüseyin ġahım elaman elaman 127. LADEN DER YAMAN HA YAMAN Hakka yakın olan cana Laden der yaman ha yaman Kırklar makama uyana Softa der aman ha aman Yandı canım yoz elinden Figan eder kör elinden Bülbül ağlar gül elinden

DĠVANEYĠM HAK YOLUNDA ġAHINAN Yalan bizden çekilip de gideli Divaneyim hak yolunda Ģahınan Canım Ģah yoluna kurban edeli Yüzülsem de dönmem asla vahınan Vah demezem Ģahın elinde olsam Çağırdığı yerde imdada gelsem Gamlı günlerinde gadasın alsam Çekerim de derdi demem ahınan Ah der isem ayrıldığım günümdür Hak söyleyen hem dinleyen ünümdür Dostlarımın derdi küfrü benimdir AĢk deryasında yandım günahınan Günahımız küfürümüz de imansa Hırsına uyanın hali dumansa IĢık Ruhan bir gönülde gümansa .Ferdadı yaman ha yaman Bülbülü hasrete koyan Odur cehennemde yanan Gerçek nefesinden dönen Hali duman ha duman Gerçekler yediğin hak der Ġkrar verdiğine Ģah der Haktır gönül Ģah penah der Hayvana saman ha saman DuymuĢ olan inan etti Ġkrarını muhkem güttü Ġnanmayan nara yetti Tozdu duman ha duman Duman hayvana yakıĢır Bilmez kör köre bakıĢır Dönüp danıĢan tokuĢur TaĢ gönlü gümen ha gümen Gümen olan gül olmayan Bir mürĢitten el almayan IĢık Ruhan der bilmeyen Uyma zaman ha zaman 128.

HAK MUHAMMET ALĠ EZEL VARINAN Ben sevdim Sefamı Ali'dir ey yar Hak Muhammet Ali ezel varınan Ali Cevat ġah Hasan seyidi yar ġah Hüseyin Yusuf'u kenan elinen Cemal efemdim de Zeyneli ayan Doğandır Muhammet Bakırı beyan Naci'dir Ġmam Cafer'e uyan Musayıl Kazım'dır Kazım yarinen Muhammet Tagı'dır Alihsan anı Ali Nagı hem ismidir hem canı Hüseyin Avni'dir askeri yönü Feyzullah Mehdi sahip varınan On dört masum hep tamamı ondadır On yedi kemerbest yine candadır Haktır pirim Veli hünkar candadır Onki Ġmamların nutku karinen Canlı hakkı bilmez özü ĢaĢıklar Metin eyle Ģah aĢkına aĢıklar IĢık Ruhan sizde kalkar düĢükler Himmetiniz bile olsun yarinen 130.Gümanlı gönüller gider yuhunan 129. BU DERTLERE DERMAN VERSEN YAREDEN Bir dert arar iken bin derde düĢtüm Bu dertlere derman versen yar eden Çileli belalı yerlere düĢtüm Gayrı her halımı görsen yareden Kalbimize mekan verdin yurt verdin Derdimiz üstüne türlü dert verdin Ben mazlum oldukça bana Ģart verdin ġartı mazlumlara sat sen yareden Hata bende isyan bende can bende Çile bende bela bende yön bende Türlü iftiralar ile zem bende Herkesin gönlünü görsen yareden .

YAR ELĠNDEN YAR ELĠNDEN Anadan doğdum yareli Yar elinden yar elinden OlmuĢam bahtı karalı Yar elinden yar elinden Yardir yaremin ilacı Yari gören olur hacı Bade içen demez acı Pir elinden pir elinden ĠçmiĢem bade sürerim Ne bildim ki ne sezerim .Alem bu cihanda zevkine gezer Sanma halis kuldur kendini sezer Derdi olan gamla derdini bezer Melhem sür derdimiz sar sen yareden Sen yarattın senden gelen hep haktır Sana sığınmıyan imanı yoktur Kul IĢık Ruhan‟ım gönüller paktır Hak olan gönülü görsen yar eden. EL ELĠNDEN AL ELĠNDEN Yandım piĢecek değilim El elinden al elinden Deryayım düĢcek değilem El elinden al elinden Kader veya tecelli mi Sevdiğim yine benli mi Sararmadım gül dillimi El elinden al elinden Anadır varlık yaratan Anadır alem yöneten DüĢtüm gurbette öterken El elinden al elinden Yanar isem sabret sönme Sakın el sözüne kanma IĢık Ruhan gelmez sanma El elinden al elinden 132. 131.

Derman bekliyen bizim Derdi veren hak imiĢ Derman arar çok imiĢ Hak aĢkı asla ölmez Dertsiz baĢta yok imiĢ DerviĢ Ruhan halince Dertli gezer yolunca Derdimiz daha artı Ali Haydar ölünce 134.Mecnun gibi il gezerim Gül elinden gül elinden Gül hasreti burcu kokar Sinem ateĢini yakar Bülbül güle ayrı bakar El elinden el elinden El diline gitmez oldum Sustu bülbül ötmez oldum IĢık Ruhan dutmaz oldum Yar elinden yar elinden 133. ĠNSANLIĞI KARDEġ GÖRDÜM GÖZÜNEN Ġnsan olup insanlığı bileli Ġnsanlığı kardeĢ gördüm gözünen Kalbimizden hırsı nefsi sileli Her insana kardeĢ dedim sözünen Sözü güzel olan yalan söylemez Yüze söyler gerilerden tanlamaz Hakkı seven kibirlenip benlenmez Gerçeklere kardeĢ gider izinen Ġzimiz Muhammet Ali'den gelir Hünkarın nesli evladın bilir Ehli Beyt'i sevenler el ele verir Hal ehline kardaĢ dedim yüzünen . ÇĠLE BĠZ ÇAĞRE BĠZDEN Dert bizim derman bizden Çile biz çağre bizden Yar bizim yaremizdir.

YERALTINDA ECĠNNĠ VAR SANMAYIN Yirminci asırda uyanın artık Yeraltında ecinni var sanmayın Cahil muskacıdan bıktık ha bıktık Öyle yalancı körüne kanmayın Kör olmasa gözü hakkı görürdü Kitabını suya atar çürürdü Milleti aldatan huyu kururdu Sakın kardeĢ öylesine dönmeyin Öyle dönüklerin kanman sözüne Mümin olan urumasın izine Nalet olsun yalancının yüzüne Kaptan olsa gemisine binmeyin Kaptan olmaz muskayınan cininen Ġnsan yaĢar Ģerefinen Ģanınan Dünya döner bir katarda yönünden Sarı öküzün boynuzunda sanmayın Sarı öküz insan kendi ameli Ecinniye inanan olmaz veli IĢık Ruhan her Ģey ademde belli Uğrucuyu hanenize almayın 136.Yüzümüz olursa pir dergahından AĢık olan durmak ister mahından Derde düĢen derman arar Ģahından AĢıklara kardaĢ dedim özünen Özümüzde Kerbelanın yarası ġahtan izin olursa olur çaresi IĢık Ruhan bu derdimin alası Ġnsanlığı kardaĢ ettim sazınan 135. YAVRUM GÜLE GÜLE GĠDĠP GELESĠN Yolcu görünüyor yola gitmeye Yavrum güle güle gidip gelesin Gayemizdir bir kervana yetmeye Yavrum güle güle gidip gelesin .

EZEL VERDĠĞĠMĠZ ĠKRAR ÖLMESĠN Dostum gel gidelim biz yolumuza Ezel verdiğimiz ikrar ölmesin DüĢmanlar çıkıp da gülmesin bize Bahçemizde açan güller solmasın Güllerimiz koparmadan koklansın Her can kendi hakkı ile haklansın ġahım haydar cümlemizi saklasın Has duralım hak elimiz salmasın Hak olduğumuzu halce bilelim Tatlı sözle güzel huya gelelim Terbiyeyle halka örnek olalım AĢk atımız yorulupta kalmasın Yorulmaz yokuĢa derman yetmeli Düzde direksiyon düzgün tutmalı ĠniĢte yük gelir firen etmeli Hak yolcusu biz çıkmaza dalmasın .ġu dünya misaldir kervana benzer Her can Ali görür seyrana benzer Yarin görünmesi bayrama benzer Yavrum güle güle gidip gelesin Bayram olur seyran olur yar olur Ayrı gören ayrı olan bir olur Bir gönüle gerçek konsa hür olur Yavrum güle güle gidip gelesin Seyran destur oldu yolun açıktır Uyma ladenlere düĢmanın çoktur Yürü bir katara ikrarım haktır Yavrum güle güle gidip gelesin Yar demiĢim aĢığıma sadığım Hak edersem lal lokmasın yediğim Dost olan tutuyor sözden dediğim Yavrum güle güle gidip gelesin Hizmetini kabul etsin yaradan Bu cismimiz arıtıpta don eden Kul IĢık Ruhan'ım sözümüz neden Yavrum güle güle gidip gelesin 137.

DEYĠM KĠ CĠHANDA SEN DEĞĠMLĠSĠN Yine garip gönlüm didara erdi Deyim ki cihanda sen değimlisin Enel hak dediğim gönlümün virdi Dilde destan olan yön değimlisin Dilimde gönlümde var olan sensin Her derdime çare yar olan sensin Bu garip gönlüme sır olan sensin Bana benim diyen sen değimlisin Ben kendimi bilmez idim ezelden Beni yalnız koyma gel hem tezelden . YIKMA GÖNÜL ĠNCĠNMESĠN Ayrı görme deli gönül Yıkma gönül incinmesin Güzel ol ki dilde anıl Yıkma gönül incinmesin Güzel gönül Allah evi Yıkılan mümkürün devi Hak bulursun yapıĢ kavi Yıkma gönül incinmesin Her gönülde bir Ģah durur ġah emreder devran yürür Yıkılan gönüller durur Yıkma gönül incinmesin Durup dünyada devreden AĢıklara hep cevreden Bin katarı birde yeten Yıkma gönül incinmesin Yeden Ali'dir cihanda Hak girer gönüle anda Can ise IĢık Ruhan'da Yıkma gönül incinmesin 139.Hak bilelim öz görelim göz ile Öz diyelim öz olalım söz ile IĢık Ruhan Ģaka bilmez naz ile Ġleri yönümüz geri dönmesin 138.

TURNALAR YARENE SELAM SÖYLEYĠN Hasretli gönül gurbete düĢtü Turnalar yarene selam söyleyin Aktı didem yaĢı umman ulaĢtı Turnalar yarene selam söyleyin Erince sılaya varıp durunca Dostluğu eriĢip yüzün görünce Bizi anıp hal hatırı sorunca Turnalar sorana selam söyleyin .Arıdıp da kalp evimi düzelden Her nereye baksam yön değilmisin Yönüm ĢaĢmaz ateĢ olsa har olsa Bir canıda incitmeden can olsa IĢık Ruhan bu cihanda el olsa Bana evim veren sen değimlisin 140. SORAN DOSTLARIMA SELAM EYLEYĠN Turnam varıncağız sıla eline Soran dostlarıma selam eyleyin Hak Kuran'ı gelsin daim diline Acı diyenler yarene söyleyin Yaresi olanlar yareli söyler Haktan ne gelirse sehmini eyler Bizden sorarsalar ağalar beyler Hal hatırı deyip güzel söyleyin Güzel gönül odur güzel görüpdür Güzel olup güzellerle buluptur Güzel gören güzel gider geliptir Güzelden güzele selam eyleyin Güzelliğini bilip bir varda kalan Güzel olmaz imiĢ ikiye bölen Bahçedeki güller açmıĢtır bilen Gönülden gönüle selam eyleyin Eylediğim gönül güller olsa da Sehmi olan alır yağmur yağsa da Kul IĢık Ruhan'ım sizi dövse de Döven de dövülen birdir söyleyin 141.

Soranların gül benzide solmasın AĢık olan hasret ile ölmesin Ġncittiğim varsa affım eylesin Turnalar kardaĢa selam söyleyin Bilader dediğim hal ehli olsun Cümle yaren dostlar yol ehli olsun ġahtan dilerim ki gönlümüz gülsün Turnalar görene selam söyleyin Gören gözleriniz mahrum olmasın ġahin vurup kanadınız kırmasın Bir katar gidin iz ayrılmasın Turnalar alana selam söyleyin Al turnam gördüğüm yüzler ay olsun EĢimle yavrumla canım sağ olsun IĢık Ruhan yardımcımız Ģah olsun Turnalar bilene selam söyleyin 142. BANA KAġ EĞĠP DE BAKIP GĠTMEYĠN Ben cünüp olamam zina etmedim Bana kaĢ eğip de bakıp gitmeyin Hile ile bir mal alıp satmadım Benim için boĢa ıskat etmeyin Etmediğim yeri tövbe diyemem Irızasız bir lokmayı yiyemem Enlimize olmayanı giyemem Bize türlü çeĢit kaftan biçmeyin Biçilen her kaftan bize uyamaz Kulak sağır ne söylesen duyamaz Hak sevenler muhabete doyamaz Ġrfan mektebine engel bükmeyin Bükülmez bilekler çalıĢmalıyız Güzel söze huya alıĢmalıyız Her cana kardeĢçe tanıĢmalıyız Erkek kadın birdir ayrı etmeyin Ayrı olmaz birbirini bildiysen Hak sayılın ileriyi gördüysen Sağ iken bir canın gönlün kırdıysan Ölüsüne boĢa gıyam etmeyin .

SABREDELĠM GÖNÜL SELAMET OLSUN Çileler çekmedik kim var cihanda Sabredelim gönül selamet olsun Nice evliyalar çekti bu anda Sabredelim gönül selamet olsun Evliyalar çileyi çekip oturur Haktan ne gelirse onu götürür Gamlı günlerini aĢka yetirir Sabredelim gönül selamet olsun AĢk ehli gönüller aĢka yetermiĢ Çileli baĢlarda tütün tütermiĢ Dertli olan aĢık derman yetermiĢ Sabredelim gönül selamet olsun Dertlere derman ol Ģahtan olsun Her can aradığı yitiğin bulsun Dilerim mevladan gidenler gelsin Sabredelim gönül selamet olsun Bulunur her derde deva Ģahınan Günlerimiz geçmesin de vahınan IĢık Ruhan ağlasanda ahınan Sabredelim gönül selamet olsun 144.Kıyam ile secde sucud insana Hakkı yakın bilen kıyamaz cana IĢık Ruhan gerçek muhabbet cana Ben ölünce mevlüt ya dar çekmeyin 143. UZATTIM ELĠMĠ EL GARĠP GARĠP Gel güzel sevdigim çektiğim yeter Uzattım elimi el garip garip Sevdiğim elinden olmuĢam beter Ötmez oldu sazım tel garip garip Yıllar geçti aylar geçti seneler Sinemdeki yarelerim sıralar Gel güzelim bu dert beni pareler Sensiz Ģu cihanda ben garip garip Geldim ilden ile göl kenarında .

BĠR SADIK DOSTUMU BULANA KADAR AĢk ateĢi yaktı kül eyler beni Bir sadık dostumu bulana kadar Kipriklerin oku deldi sinemi Gitmiyor sevdası ölene kadar Candan sevdim can evimden yarimi Veririm uğrunda küllü varımı Zarar etmem bilemiyom karimi Akar çeĢmim yaĢı gülene kadar Sevelim güzeli dikeniyinen Muhabbet edelim mekanıyınan Alalım altunu dükanıyınan Hakikat noktasın bulana kadar Ġriza bahçesi bekçisiz olmaz Hoyratın bağına bülbüller konmaz AĢık olan güzel sevmeye doymaz Canda cananını bulana kadar IĢık Ruhan sever canda cananı Can sevgisi kalp evinde olanı Mestane suyundan içip kanalı Muhabbet edelim gelene kadar 146.YÜRÜ BĠR KATARA ÖLENE KADAR Gel gönül bir iken iki anlama Yürü bir katara ölene kadar Her sözlere kulak asıp dinleme ÇalıĢ kazan birden alana kadar Arayıp bulduysan bir hak devesin Gayrı yokuĢ gitme sen düz ovasın Zikrinde fikrinde gönül yaylasın Gönül can gurbanı olana kadar Gönül yaylasında üzüm içmeyen Ölmeden evelce bezin biçmeyen Elenip de bir elekten geçmeyen .Yar resmin gördüm can hayalinde Ayrı etmem elim seninle bende Koyma Ruhan'ını ben garip garip 145.

Açam der açamaz solana kadar Benlik kibir gurur gönül soldurur AĢk ehliler gıprasını doldurur Delinmeyen gıpra suyun galdırır Ġçelim meyinden kanana kadar Kanan inanıp da birde yanıyor ġah aĢkına pervane olup dönüyor Gerçekler bir kervan gelip konuyor Elimiz katara erene kadar Bilinmiyor Ģu dünyanın dümeni Hak sevenler gönlüne almaz gümeni Kul IĢık Ruhan'ım çile zamanı Yanar ateĢlere gelene kadar 147. BE BUN GÜNLERDE CAH HAYDAR HAYDAR BAĠ Bismillahtır Elif varisin BE bun günlerde cah Haydar Haydar TE turabım anasır bir sırsın SE bu sinemize er Haydar Haydar CĠM cemalin görüp vara inandım HA hayasın taĢından ben kandım HI havale eyledim Ģaha sığındım Rakipler elinden car Haydar Haydar DAL dellal olmuĢuz emek zay etme ZEL zıyağdun bizi sen mahrum etme Irıze yolundan yabana atma Dutta elimiz al Haydar Haydar SIN sinem üstüne Ģın oldu Ģahım SAT selamet olsun duyula ahım DAT dadından yanan puĢdu penahım TI tufanda koyma er Haydar Haydar ZI zulumat olsa bile ayrılmam AYIN aynı cemalinden ırılmam GAYIN kudretinde kandım yorulmam FE figan eylerim zar Haydar Haydar KAF kuransın Ģu alemi görensin KEF kerem gıl kalp evimiz girensin LAM var olan yezdanımız olansın .

Bir tur edin Hacıköy'ün üstüne Altı canın eli varır destine Gönül ister kavuĢmayı dostuna Hakikat ehlinin varı turnalar Kurarsanız Kırca köyde kırkları Mekan olur yuvaları yurtları AĢk yok eder türlü çeĢit dertleri Akar o dillerin balı durnalar Ali'si Veli'si Sadık'ı bir de AĢıkı maĢuku verir el ele Bin bir türlü seda gelince dile . AL YEġĠL BÜRÜNMÜġ TURNALAR Gani baba Amasya‟nın ilinden Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar Pirim Hamdülillah nesli Veliden Destur ile uçun bari turnalar Ebemi de sela eylen Sadığa Mecitözde bir ol bir cana daha Erenler ulusu biçilmez baha Ali Belli verir kari turnalar Sakın geçmeyin dost köyünde eğleĢin Miskin derviĢ ile gönül söyleĢin Hazin hazin bir katara yerleĢin Göremez ladenin körü turnalar Konmadan göçmeyin Çetmi köyüne Mehman olun güzellerin beyine Selam söylen kadehine meyine Sakın eyletmeyin zari turnalar.MĠM muhabbet sensin gel Haydar Haydar NUN nihayet olmaz senin vasvına VAV vilayet sahibisin aslına HE hevesim günde artar nesline LAM ELĠF YE yiyen sar Haydar Haydar Bunca aĢıkların ahı figanı Sensin bu cihanı yaradan ganı Duy güzel sevdiğim IĢık Ruhan‟ı Çıkmadan canımız er Haydar Haydar 148.

Açılır arĢu ala yolu durnalar. YANDIM SUSUZLUKTAN CĠĞERĠM SIZLAR Gel kardaĢ gel bağla yarelerimi Yandım susuzluktan ciğerim sızlar Görmesin kızlarım berelerimi El açmıĢ hint Ģahı yolumu gözler Aman ağam bizi yalnız bırakma Kalmadı kimsemiz hemen yakın gel Sevil bacıların gönlünü yıkma Hasiret gideriz ağam yakın gel Hasret kaldığımız yetmez mi canım Hak yolunda aksın bu damla kanım Bu zamanın vakti imamı benim Çağırır el aman yüreğim sızlar ÇağrıĢan sabiler haline bakın Yezit kaddar oldu kendini sakın Sen sağ ol biz Ģehit olalım yakın Yalnız koyup gitme bizi yakın gel Yalnız değilsiniz bacım bu yolda Atam Ali olsun bizlere dulda Er olarak bir tek ben kaldım elde Solmasın cihanda ağlayan gözler Soluyor gül benzim hasretinden Kesildi takatım bu firgatinden Aman ağam gitme gel in atından Bak Ģu halimize gitme yakın gel KardeĢ bu halimiz hakka emanet Mavuya tohumu etti hiyanet Eleman çağırır hint Ģahı gayet Atamızdan kaldı bize bu izler Atanın gittiği izler hakkıçün Zuhcenahın bastığı tozlar hakkıçün Su deyi ağlayan gözler hakkıçün . 149. Gitmen uzaklara pervazı dönün Sakın yükselmeyin engine inin Bir gün Adatepe bağrıma kanım Kul IĢık Ruhan‟ın yari turnalar.

ALIġVERĠġĠNĠ YAZANLAR DA VAR Tövbekar ol gönül zaman geçmeden AlıĢveriĢini yazanlar da var Tenin kalıp gönül kurĢun uçmadan Ġçmeli engürü ezenler de var ġerbeti engürü içeyim dersen ġu cihandan konup göçeyim dersen Bir gerçek bendine geçeyim dersen Cihan boĢ değildir sezenler de var Cihanı boĢ sezen iblise kuldur Aldığı akçaysa sattığı puldur Hizmet et gerçeğe perdeyi kaldır Hakikat madeni kazanlarda var Hakikatten maden arayan canlar Üryandır cihanda bürünmez donlar HoĢ görür alemi akıtmaz kanlar Gönül deryasında yüzenler de var Bahri umman içre yüzenler haktır Ben oldum deyipte azanlar çoktur IĢık Ruhan sakın aldanma bek dur Yoksa dört ayaklı gezenlerde var 151.Ayırma bizlerden ağam yakın gel Ayrılamam kardaĢ hemen gelirim Hak yolunda bu serimi veririm ġehit olur baĢım alıp gelirim Geçer bu kara gün geliyor yarlar Beter oldu kara günler ahınan Ümmü gülsüm dile geldi Ģahınan IĢık Ruhan ağlar gezer vahınan Yarelendi sinen ağam yakın gel 150. SENĠ DĠLDEN DĠLE SATANLAR DA VAR Terk eyle riyayı gönül usul ol Seni dilden dile satanlar da var Aslan kulağından hemen asıl ol El ele el hakka tutanlar da var .

ĠNSANLAR KARDEġTĠR DÜġMANA NE VAR Gel softa bizleri büftan eyleme Ġnsanlar kardeĢtir düĢmana ne var Her insanı kendin gibi anlama Gördüğüne ürüp koĢmana ne var Gördüğün her insan sen gibi değil Bırak hırsı kini insana eğil KardeĢ bil herkesi kardeĢçe sevil Bil insan kıymetin piĢmana ne var Bil kendini kardeĢ hayvandan ayır Yanan cehennemde hem cayır cayır Yürü insanlığa gezme kır bayır Dağdan dağa gidip aĢmana ne var Dağda boran kıĢ var yolun ĢaĢırın Gitme kör körüne özün düĢürün Gel insanlık eyle çiği piĢirin Sen de bir insansın ĢaĢmana ne var Ġnsanların canı Allah'ın canı EriĢ bir mürĢide sen seni tanı IĢık Ruhan insan olamaz fani Ġnsanken hayvana düĢmene ne var .El ele el hakka verip durmalı Her can birbirini hoĢça görmeli Sorgusuz sualsiz hakka varmalı Ġmtihanda nice yatanlar da var Ġmtihanda tutmalı hak sözünü Mümin odur hakka verir özünü Münkirlerin perde kapar gözünü Doğru söyleyene atanlar da var Doğru söz ok gibi menzilin alır Eğri söz yol almaz yerinde kalır Karartıya giden yularsız olur Sahipsiz olan yitenlerde var Sahipsiz olanlar kırda otlanır Suyunu bulamaz nice otlanır IĢık Ruhan yüzer su da dertlenir Bakma kuru gölde ötenlerde var 152.

NE DEDEMĠZ BELLĠ BABAMIZ MI VAR Gel kardeĢ gönlüme alma gümeni Ne dedemiz belli babamız mı var Ben bir yolcu isem tutsam dümeni Ne harmanda buğday yabamız mı var Yaba gerek savurmaya satmaya Hak can gerek bir kervana yetmeye Hak yolcusu gerek hakkı tutmaya Yolumuz düzünen kabamız mı var Badalımız yoktur yolun iniĢi Cihanda tutamam ayrı bir iĢi Gönül bir Allah'tır kah erkek diĢi Bir gerçek yoludur yozumuz mu var Düz bizimdir yolum yokuĢa sarmaz Nice kör olanlar gerçeği görmez Hırsına uyanlar ademe sarmaz Ta ezel böyleyiz modamız mı var Ezelinden bir meyvalı dalımız Balım sultan devranıdır elimiz Dalga gelir kuran okur dilimiz Bir derya misali sobemiz mi var Derya Ali dalga Veli heceden ġah esirge cahil dede hocadan Kapı bilmez körler çıkar bacadan Bilmem terse giden gocanız mı var Gerçekleri ezen hoca değil mi AĢıkları bozan dede değil mi Hakikatta yüzen bade değil mi DalmıĢız deryaya tövbemiz mi var Deryadan altını almıĢız dünden Tunç değiliz yoğrulmuĢuz bir candan IĢık Ruhan geliĢimiz bir handan Bir makam biliriz notamız mı var 154. SANA NĠCE YANANLAR VAR Gel yarim aklını devĢir Sana nice yananlar var .153.

BAġLARDA KOPACAK TÜRLÜ HALLER VAR Takdir Allah'ındır tedbir al gönül BaĢlarda kopacak türlü haller var Yenme bir kimseyi var ki sen yorul Tufan ile gelen kati yeller var Köklü ağaç olsan koparır kökten Hazırlandı emrin bekliyor çoktan Solak tayla giden yıkılır yükten Sağdan pay alana ıĢık yollar var Ol ıĢık gününü görecek olan Zerrece gönlünde olmaya yalan .Sanma aĢk ehlini ĢaĢır Dolu dolu sunanlar var Dolu içip dost der isen Dost gönüle has der isen Yirmi yıldır yas der isen Kırk senedir görenler var Yürü yarim muradın bul Hümmetiyle bilece kal Gir gönüle hakkını al Sana yardım edenler var Yeni yılın doğmuĢ olsun Dost sineme ağmıĢ olsun Zülfü telden övmüĢ olsun Bir nefeste övenler var Sev seni can sever ise Seni sevip över ise Sevgi ile döver ise Candan cana görenler var Yarim dört köĢene bakın Yar olmayanlardan sakın Aslı kokan gülün takın Arif görür sezenler var Sefil kurban yalnız olmaz Her gülün dalına konmaz IĢık Ruhan yar der dönmez Her halinden bilenler var 155.

SENĠ YOĞURUP DA YAPANA YALVAR Turap ol ey gönül engine devĢir Seni yoğurup da yapana yalvar Kırklar makamında lisanın piĢir Ezelden dev elin çatana yalvar Muhammet'in muhabbetin edelim Yüz suhufu zikrimizde edelim Dört kitabın emri birdir güdelim Ali'dir cihanı tutana yalvar Hatice Anada nura yar oldu Fatıma ezelden kubbeyi kurdu ġahım Ġmam Hasan zehiri aldı Ciğer pare pare satana yalvar ġah Hüseyin verdi bu yolda baĢı Ehli Beyt'i seven döker göz yaĢı Ana kucağında kaldı bir kiĢi Zeynel'im zindana yatana yalvar Muhammed Bakır'da durdu yasınan Ġmam Cafer yolu kurdu Ģahınan Musail Kazım kurĢun yuttu taĢınan Ġriza olup üzüm yutana yalvar ġah Muhammet Takı verdi serini Ali Nakı tuttu anda yerini Genç yaĢı içinde Ģah Askerini Mehdi gönüllerde ötene yalvar On iki imamla on dört masumu On yedi kemerbest okur yasini Ehli Beyt'i seven siler pasını .Hakkı mehman eyle uğratma talan Ol güne erecek böyle kullar var Ol günü hakikat olanlar bekler DüzülmüĢ katara yükünü yükler Her ne sitem gelse kendini yoklar Taramadan önce gelen seller var Taramayla selden kurtaran baĢı Bin bir hesap olur bu hangi kiĢi Zehir etme buncağız yediğin aĢı IĢık Ruhan yersen helal hunlar var 156.

Celal Abbas okun atana yalvar IĢık Ruhan inilerse çark gibi Yürek yarelenir derdim çok gibi Pirim Hünkar Hacı BektaĢ hak gibi Urmum irĢadına yetene yalvar 157. ONULMAZ YARALAR OYULUR GĠDER Dertli doğduk biz anadan yaralı Onulmaz yaralar oyulur gider Ta anadan yüreciğim bereli AĢk ehli olan soyulur gider Soyun alemin üryan görünsün . HUYU GÜZEL YAR GÜZEL YAR Güzel ne yaman güzelsin Huyu güzel yar güzel yar Sevgim sönmez sen ezelsin Meyi güzel yar güzel yar Semanın ayından mısın Fatıma soyundan mısın Medine köyünden misin Köyü güzel yar güzel yar Derdin nedir yaslı mısın Ya Kerem'den Aslı mısın Bir güzelin nesli misin Soyu güzel yar güzel yar Sayılmıyor o benlerin AĢığa akıl neylerim Kibrik ok kaĢlar yaylarım Boyu güzel yar güzel yar Ballar akıyor dilinden Ceylan kurtulmaz elinden Irak Erdebil ilinden Bağı güzel yar güzel yar Baktıkça gözüm kamaĢır Yel esse zülfün dolaĢır IĢık Ruhan aklım ĢaĢır Soyu güzel yar güzel yar 158.

BĠZ GĠDERĠZ HOġÇA KALIN YARENLER Ayrılık günleri geldi yetiĢti Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Kalktı hasiretlik gönül alıĢtı . HAK SÖZÜN TUTMASA ÇEKER MĠ ÇEKER Ne diyeyim bir gidiĢin aslına Hak sözün tutmasa çeker mi çeker AĢık olan gerçeklere yaslana Yıkmasa özünü yeter mi yeter Yetenler unutur asıl nefsini Garez etmez öldürürler hırsını Özden okur tutmaz iĢin tersini Düz okuyan ġaha yeter mi yeter Bülbül olmaz nice çalı kuĢları Mahluk gibi çıkar hep yokuĢları Buğzu dinler gider nice baĢları O da insanlıktan yüter mi yüter Yeten sıtkı hulis ile pak tutar Elinde yüzünde gönülden yeter Kalp evinde gerçek bülbülü öter Bülbül gül dalında öter mi öter Geçemezse hem varından karından Bin dolaĢsa hiç alamaz birinden IĢık Ruhan Ģahım duysun zarimden Yanan gönülde bir Ģah biter mi biter 160.Bir katarda uzayıp da gelirsin Sen seni fark eyle gerçek bilinsin Uzayan kervana yol olur gider AĢkımız kervanla yol olur gider Kibirliler yolda yürürse nider Katar güden bir gün menzile yeter Hepsi Ehli Beyt'e soy olur gider Üç hafinen beĢ noktadır aĢk Allah Yollara ulular ses verir billah Kul IĢık Ruhan'ım kulluk eyvallah Bir gün kul olanlar pay alır gider 159.

NĠCE DECCAL ÇAKAL DÜġ EYLEDĠLER Yirminci asırda gerçek seyranım Nice deccal çakal düĢ eylediler Gerçeklerdir hak ehlinin kurbanı Hırslı.Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Nan lokmanız yedik helal eyleyin Biz gidince iyi niyet söyleyin Dara düĢerseniz çağırıverin Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Gönül çağıran bir canı unutmaz ġah tuttuğu eli yabana atmaz Gözden ayrılsak da gönül ayırmaz Biz gideriz hoĢça kalın yarenler ġahım esirgesin sizi beladan Mahrum etmez bizi ulu mevladan Göz ederim birbiriniz eladan Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Birbiriniz olun kaĢın kırmayın Saygıyla sevgiden ayrı durmayın Yad olana sırrınızı vermeyin Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Sizler birbiriniz emanet olsun Dilerim gönlünüz Ģad olsun gülsün ġahım bun günlerde imdada gelsin Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Sakınmayın yad ellerin taĢından ġahım ırak etsin gönül kıĢından Gitmeyelim kör olanın peĢinden Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Gidersek de canım gönül ayrılmaz Her sularda akmayınca durulmaz CoĢtu IĢık Ruhan halim sorulmaz Biz gideriz hoĢça kalın yarenler 161. muaviyeler boĢ eylediler BoĢ görenler baĢa yetemez imiĢ .

LĠSAN YAĞMURUNA BAġIN AÇIVER Arif olmak istersen ey gönül Lisan yağmuruna baĢın açıver Yürü bir gerçeğin dilinde anıl Kalbin aynasını hemen açıver Aç yüzünü aynel yakin olasın MürĢüdünden müĢkülünü alasın MürĢüdinle niyazını kılasın Aldığın inciyle kaftan biçiver Biçilen kaftanı enline takın Sana kuvvet gelir olursan yakın Özün teslim eyle incitme sakın Sunduğu meyini hemen içiver Ġçerisen muhabbetin bal olur .AĢk ehli olmayan ötemez imiĢ MürĢüdi bilmeyen tutamaz imiĢ Deveye katırı eĢ eylediler Hayvan durmaz insanların sözünde BaĢkuĢa vermezler veran düzünde Gerçekler yürürmüĢ hakkın izinde Düz yolunu sarp yokuĢ eylediler Düz olan yokuĢa gidemez oldu Yalancı Ademe hü demez oldu Yanar cehennemde su demez oldu Ayazda fırtına kıĢ eylediler ġahım bize verme sen gönül kıĢı Hakikat ehlinden ayırma baĢı Esirge yolunda hak can yoldaĢı Zira kör olanlar dıĢ eylediler Sakınmayın adülerin daĢından Hünkar eksik değil mümin baĢından Gönüllerim inler can yoldaĢından Münkür münafıklar daĢ eylediler Kimi taĢta gezer kuĢ olsa uçmaz Hakka yeten sırrın ladene açmaz IĢık Ruhan Ehli Beyt yolundan kaçmaz Katara gideni ĢaĢ eylediler 162.

NE OLUR SEVDĠĞĠM TEK BĠR GÜLÜVER Deli gönül çaylar gibi çağlıyor Ne olur sevdiğim tek bir gülüver Hasretinden gözlerim kan ağlıyor Gönül bahçesine böyle geliver Gel yarim eridim taĢ olsam bile . 164. HER CAN SEVDĠĞĠ ġAHINI ÖVER Ay ıĢığı karanlıkta gür doğar Her can sevdiği Ģahını över Hasretlik çekenler sinesin döver Bir gün kavuĢup da Ģah olur gider Yaradan Ģahımdan dilek dilerim Nice hasiretler kavuĢur gider Yar aĢkına yavrusunu beledim Bir gün olur yare kavuĢur gider AĢıklar hasretle ölemez imiĢ Haktan serim alan bölemez imiĢ IĢık Ruhan ağlar gülemez imiĢ Hasiretler bir gün kavuĢur gider.Perde kalmaz müsayipler bir olur Sırat mizan bir geniĢçe yol olur Ġsterisen tut el ele geçiver Geçtiğini bilirisen günahtan Hak yolunda mahrum olman muraddan Ağır yürü menzil olmaz süraddan Özünü yadlardan ayrı seçiver Seç özünü kula kul ol sezersen Sultan olun günahların ezersen Hakikatın ummanında yüzersen Fırtınada yelkenini açıver Aç gözünü bir mürĢide yar isen Gerçek sinesinde durur kar isen IĢık Ruhan bir gönülde var isen Kulun kusurunu görme geçiver 163.

GÖRDÜM ARġ YÜZÜNDEN CANANA BENZER Seyrimde vücudum seyran eyledim Gördüm arĢ yüzünden canana benzer Yedi kapusundan içeri gördüm Hakikat aĢikar üryana benzer Dört samuttan girip seyrettim anı Üç kapıdan varıp olmuĢuz kani Ol kapıdan giren buluyor yönü Yüz Muhammet Ali ayana benzer Yüzünen okunur cavidan ilmi Sıratınan mizam bir ırak yol mu Gerçek aĢıkların biridir ilmi Birbirinden alıp kanana benzer Erler bir birinden kanıp durunca Vücudun ilminden haber alınca Hakkı kalp evinde mehman kılınca Yar yoluna ölüp yanana benzer Yaralendi sinem derdine bakar AĢk ateĢi daim sinemi yakar Üç beĢ bir olunca sancağın diker Er rahman rahimdir alana benzer Er rahman sırrına eren ayıklar .Sensiz günüm geçmez can olsam bile Gamzeli bakıĢa kaĢ olsam bile Ne olur sevdiğim tek bir gülüver GülüĢün Ģu tatlı sineme bassa Güzel kaderini kendisi yazsa Çok melul durursun emelin yassa AĢkın badesini bana sunuver Sunaydım beğenirmi bir elinden Bağladın bendimi zülfün telinden Güzel anlar güzellerin dilinden Leblerinden akan balı emiver Baldan tatlı hakikatli yar isen Sevgilinin sinesinde kar isen Bir sevdiğin IĢık Ruhan var isen Has bahçede kolun açmıĢ sarıver 165.

KUDRET KALEMĠNĠ YAZARA BENZER Gezerken yolum uğradı Ģara Kudret kalemini yazara benzer Menzili çok geniĢ erdim didare Balkır umman olmuĢ yüzene benzer Mah cemalin Ģavkı tuttu gözümü Aman Ģahım mahrum etme yüzümü Mümin olan ĢaĢırmasın izini ġu gönlümde daim gezene benzer Kıyam ile secde eyledim cana Doyup bakamadım ben kana kana Sevda ile gezdim hem yana yana Muhabbet bağının gülüne benzer OturmuĢ sevdiğim makam yerine Beni benden alır tutar hem yine Seher yeli gibi eser engine Ezelden ervahım yazana benzer Aman ey sevdiğim salma yollara Son deminde düĢürme sen yadlara Salma IĢık Ruhan'ını dertlere Bu aĢkın engürün ezene benzer 167. BĠRĠSĠ AYNIMDA GÖRENE BENZER Seyrimde gezerken gördüm dilberi Birisi aynımda görene benzer AĢkı muhabbetle gelenden beri Her baktıkça güzel görene benzer Baktıkça cemale gözüm kamaĢır Ay güneĢ peĢinde dünya dolaĢır Göz gördüyünen gönül alıĢır Hemen kalp evime girene benzer Kalbe giren gönül gözden ayrılmaz Gerçeğin gözünden zerre ırılmaz AĢık olan muhabbetle yorulmaz .Vücudun ilmini bilmez hoyuklar IĢık Ruhan aklı ermez sayıklar Bu cihanı kuran anama benzer 166.

TA EZELDEN GELEN ÜNÜMÜZ VARDIR . Pir BektaĢ Veliye bağlı varımız ĠnĢallah orada olur yerimiz IĢık Ruhan Ģahıma dünya önümüz Yedi elekten halli olduğumdandır. 169.ġu gördüğün gönül yarene benzer Yaren olup yar yolunda can veren AĢkı muhabete daim yön veren Sevgi muhabetle ayıp kan veren AĢkın deryasından kanana benzer IĢık Ruhan yeri görür yarinen Zararımız tebdil oldu karinen Cemal aĢkı ziya verir var inen Canıyla canana sarana benzer 168. Bakır ile hep kaynayıp daĢmadım ġah Caferin buyruğundan ĢaĢmadım Kazım ile kurĢun yedim düĢmedim Evliya yolunda olduğumdandır Rıza ile üzüm yuttuk öz ile Takıyınan oklar yedik öz ile Ali Nağı ile hem duvaz ile Pul dediler altın olduğumdandır. HAK MUHAMMET ALĠ OLDUĞUNDANDIR Lafeta ile ezelden sığındım Hak Muhammet Ali olduğundandır Hatice Fatıma sırrını gördüm Aklım sarmaz deli olduğumdandır. Askerle on yediynen savaĢtım Mahsumdum kucaktan kucağa düĢtüm Mehdi'den dem alıp kaynayıp coĢtum Sağlamım hep ölü olduğumdandır. ġah Ġmam Hasan'la zehirdir karim ġah Hüseyin ile yaredir yerim Zeynel'im zindanda gönlümde sırrım Bilmeyen bilmez bir olduğumdandır.

Ne duvara ne ağaca taparız Ta ezelden gelen ünümüz vardır Nuh tufanı kopsa gönül yaparız Güruhu naciden elimiz vardır Musanın asası elinde beli Davuttan Süleyman olmuĢtur belli Yunus ile çile çeken misali Hem alıp hem veren yolumuz vardır Ġsak gibi nice tüyümüz artar Yakup gibi nice mizanım dartar Yusuf gibi nice sırrımız örter Halil Ġbrahimden elimiz vardır Ġsmail'e hakka can kurban veren Zekeriya gibi hakkıynan gören Ġsa gibi Yahya Meryem‟e giren Hakikat ehli ile sırımız vardır Muhammet'le bile seyrana çıkan Ali olup miraçda aleme bakan Selman'la üç yüz yıl hasreti çeken Gelmeden geleni bilenmiz vardır Gelmeden geleni bilen Allah'tır Evvel ahırı Ģu cihan Allah'tır Kul IĢık Ruhan'ım söyleden Ģahtır Bir Ģah Hünkar BektaĢ Veli'miz vardır 170. YETMĠġ BĠRĠ YETEN ALĠ SAYILIR Çarkı devran dönmüĢ görünür alem YetmiĢ biri yeten Ali sayılır Cihana bir karar vermiĢim selam Can kulakta dinleyenler ayılır YetmiĢ birde tamam bilmem ne olur Sağcı solcu kavgaları çoğalır Tıp tabiat hesapları dövülür Ara yerde nice canlar kovulur YetmiĢ iki inen kanunca sene Sahte Süleymancı doya kana YetmiĢ üç demeden girecek ine Onu da aradan bize duyulur .

Yozgat'tan hani Yirmi vilayetten asker duyulur Bu günlerde sitem çekmek zor olur Bütün aĢıkların iĢi zor olur Seksen yedi her hak sahibin bulur . Malatya gani Çorum. Elazığ.hası dikilecek bir anda ĠĢçi pası onun peĢine bayılır Seksen birde er aĢıklar çağırır Yine dev her birbirini kavurur Seksen beĢ bir karanlık gün olur AĢıklar Allah der hakka duyulur Anda sahıp telden tele çağırır Minareden nice Ali bağırır Ayın mimi bir topluma çevirir Nice Ġsacılar bizden sayılır Tokat. Sivas. Ankara. Amasya'dan bir canı Erzincan. yaz Katipler kütübün seyranımı yaz Dünya döner oylum oylum oyulur Kıratın kuyruğu yetmiĢten kopar Amerika biraz fırsatın kapar Sağ sol aĢırısı birbirin teper Ġçimi böyle giren bir gün sıyrılır YetmiĢ üçte yetenin açılır bahtı Gerçeklerin geri kalamaz ahtı Sahte sülük zoraki terkeder tahtı YetmiĢ dört yetmiĢ beĢ asker sayılır YetmiĢ altı yetmiĢ sekiz seksende Bir aslan arada kalır ihsanda Halk P.Yeter oldu fakirlerin çektiği Geri kalmaz halkın boyun büktüğü Bin bir aĢtı Süleyman'ın yıktığı Bir gün olur gerçek nefes duyulur Sayılan Ģu günler bitmez mi acep Nice dinsiz olan etmiyor hicap Zer dava koĢuyor peĢinde sincap Ahmet avcı sırt üstüne çevirir Bir ismi Ahmet'tir bir ismi niyaz Bir ismi beden bir adı E.

Kırmızı gün doğar güzel yol olur Kesilemez Ehli Beyt'in ıĢığı Bir devran sürülür halkı aĢığı Kapanamaz Hacı BektaĢ eĢiği Yirmi sene devran böyle hal olur Nice mümin görür öyle devranı Çeker hünkar katarına kervanı IĢık Ruhan gördüğümüz seyranı Gören ve gösteren Ģahım sayılır. FATIMA'DIR MUHAMMET'TĠR ALĠ'DĠR ġu cihanın evvelini sorarsan Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Evvel adem atasını sorarsan Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Veren Ali idi alan Muhammet Bunların üçü de tuttu muhabbet Üçünün varlığından kuruldu kuvvet Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir . ĠSRAF ETMEK APTALLIKTIR Külli müsrimin aramil Ġsraf etmek aptallıktır. Latak natü esselamün Türk milleti muhakkaktır. IĢık Ruhan Elden Ele KardeĢ olam bile bile Toprağım gitmesin sele Laden için saygınlıktır. Ġsraf etme nan nimetin Tabiatta bul kuvvetin Etme israf sen ol metin Neme dersen ahmaklıktır. 172. Katla bir bir üstüne sen YaĢamayı ister isen Geleceğe ağaç diksen Bu vazife muhakkaktır. 171.

YOLUMU KESMEYE ZORLAYIP GELĠR FelekleĢmiĢ dostlar çöker baĢıma Yolumu kesmeye zorlayıp gelir .Ta ezelden iĢim yokken cihanda Onlar muhabbete durdu mekanda Yarattı ademi Fatıma handa Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Bunca mahlukatın odur atası Yarattı ademe etti putası Daha da ademden ezel ötesi Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Ahırı Muhammet'tir evveli Ali AĢkı muhabbette kurdular yolu Hakkı kalp evinde gizleyen kulu Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Yaradan onlardır yoğuran Allah Onlardan gayrısı değildir Allah IĢık Ruhan gerçek dedim eyvallah Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir 173. HATĠCE FATIMA VĠRDĠME GELĠR Hak Muhammed Ali ezber okusam Hatice Fatıma virdime gelir ġah Hasan Müseyin'le sabah dokusam Zeynel'im zindanda yardıma gelir Muhammed Bakır'la kiriĢi çeksem Ġmam Cafer ile gam yükü tutsam Musayıl Kazım‟la kurĢunu yutsam Ġmam Ġriza‟dır derdime gelir Muhammed Tağı ile algana yatsam Hak Ali Nagının cengine yetsem Askeri Mehdi'dir dermanım tutsam Bir masumu gördüm dördüme gelir Sığındım ezelden Ģahı seddara Zikrederim ünüm yete gaffara IĢık Ruhan gece gündüz yalvara On Ġki Ġmam'lar yardıma gelir 174.

SABIRLI KULLARA SELAMET GELĠR .Sahip olur isem kendi baĢıma Artar aĢk ateĢim parlanıp gelir BaĢımda görünen benim oldukça Hemen ileriye yönüm oldukça ġahın katarında canım oldukça Hakikat kelamın gürleyip gelir ġan ile Ģerefim var hile bilmem Kerbala baĢıma gelse de dönmem Gönül dosta güler ladene gülmem Muhabbet ömrümde karlanıp gelir Gülünce açılan güllerim dosta Hak aĢkı olanlar kalamaz yasta IĢık Ruhan hakkın yolunda baĢta AĢıkınan ilacım birlenip gelir 175. DĠLĠMDE ġAH ZĠKRĠ SÜZÜLÜP GELĠR Ben kendimi bilmez bir can gibiyim Dilimde Ģah zikri süzülüp gelir Kalbimde kinim yok üryan gibiyim Hak kuran nefesim yazılıp gelir Yazıldı serime ol Ģahım zikri Sağ iken bırakmam dilimden Ģükrü Bir vicdan bir mantık birisi fikri Bir ulu deryadan süzülüp gelir Süzülür çeĢmemiz derya getirir Damla damla olup çağlar götürür Arifler sularsa bostan bitirir Canım kurban tenden yüzülüp gelir Yüzülsem de hak yolunda serinen Ġkilik bilmem ki gönül birinen Ölsem de gam yemem elim yarinen Günde bin bir renge bezenip gelir Bezeneydim dost bağında güllere Canım kurban Ģahım diyen dillere IĢık Ruhan bindiğinde sallara Bir dostun bağında öz olup gelir 176.

SENEMĠZ YETMĠġ BĠR OLMUġ GĠDĠYOR Acep bu sineme güneĢ doğar mı Senemiz yetmiĢ bir olmuĢ gidiyor Can sevenler can ehlini döver mi El ele el hakka almıĢ gidiyor AĢıklar elinde bağdesin almıĢ AĢk ehli olmayan geride kalmıĢ Öter kumru gibi zikrine dalmıĢ AĢkın deryasına dalmıĢ gidiyor AĢıklar sehmini bilemez imiĢ Ġkrarı bütündür bölemez imiĢ Mecnun Leyla'sını bulamaz imiĢ Asıl Leyla'sını bulmuĢ gidiyor .Saadet verilir sabredenlere Sabırlı kullara selamet gelir Hakkı alıp evinde zikredenlere Sabırınan saadet ıĢığın bulur Evliyalar yolu sabrınan oldu AĢık maĢuğunu sabrınan buldu Mümine muharrem matemi kaldı Bir gün oruç tutan Ģaha soy olur Ġki gün tutanın göğnüne iman Dörtle beĢi tutanın derdine derman Altısını tutanda kalmıya gümen Yedisini tutanın küfrü zay olur Sekiz tutanın sinesi pak olur Dokuz on tutanın hatası yoktur On biri tutanın ihsanı yoktur On iki tutanın gönlü tay olur On iki ay sayılır on iki günü On Ġki Ġmam'la çevrilir yönü Ölse Ģehit olur çürümez teni YetmiĢ üçün katırından pay alır YetmiĢ üçün saadet sabır orucu Su yolun bağlayan oldu harici IĢık Ruhan Ģah aĢkına yanıcı Ağlayan göz Hüseyin'den sayılır 177.

FESATLAR GERÇEĞE ÇÖKMÜġ GĠDĠYOR Beyler Ģu dünyanın tadı kalmadı Fesatlar gerçeğe çökmüĢ gidiyor Bir gerçek cihanda murat almadı Fitne ve fesatlar bükmüĢ gidiyor Kıl kadar cana aĢkı konduran Hak yolcusun yönlerini döndüren Kalp evinden ıĢığını söndüren Nefisin atını tutmuĢ gidiyor Ne diyeyim mayasından olmazsa Temiz handan bir mayadan gelmezse Hak ne desin hak sözünü almazsa Çökekli yollara batmıĢ gidiyor AĢık gerçek sözü hak dese cana Yan iblis ugrusu kar etmez ona Haktan yanmayan iblisten yana Önüne geleni tutmuĢ gidiyor Kimi gönül evinden ıĢığın yakar Kimi garezinden kavutur büker Herkes amelini kendisi çeker Menide hayvanı yutmuĢ gidiyor Kul IĢık Ruhan'ım daha ne diyem Sabırla Ģükürle lokmamı yiyem Adem'dir her cana eylik eyliyem Bizden ayrı duran çökmüĢ gidiyor .Leylam Ali Mecnun Ali yar Ali ġahım Ali Haydar Sefa‟da belli Yıldız Ali güneĢ Ali ay Ali ġahım bu sinemde konmuĢ gidiyor ġah sinemde varlığımız yaratan ġulesiyle Ģu sinemi don eden Bir yeĢil el vurup bize ün eden Can evime mihman olmuĢ gidiyor Can evimde Ģahın hayali vardır Ehlibeyti inkar edenler kördür IĢık Ruhan benim mevlam da birdir Bilmeyen der neden gelmiĢ gidiyor 178.

Aldın ise sakla sırrı sad ile Sohbet etme cahil ile yad ile Her can kurban olmaz imiĢ ad ile IĢık Ruhan sen alemi bile gör.179. SOYUN BENLĠĞĠNĠ BĠRE GELE GÖR Gel ey canım can içinde can isen Soyun benliğini bire gele gör Gerçek yollarında yanayım dersen Sıtk ile sarılıp bir de bula gör Bulmak ister isen hem muradını Elen bir elekden seçtir yadını Bir mürĢitden ola görsen tadını Rabbi yasir ile namaz kıla gör Gılar isen namazını naz ile Sığın da sağlam ol gezme yoz ile Teslim tecella ol hemen öz ile Hancı isen hanını hak bula gör Bulduğunu hıfs et bir gün kar olur. BĠL KĠ SEVGĠ ĠLE CĠHAN DURULUR Sev ki insanları hak seni sevsin Bil ki sevgi ile cihan durulur Güzel ol ki güzelliği sevesin Bilmez can kıymetin boĢa yorulur Sevda imiĢ aĢıkların ateĢi AĢkınan görür cihanda iĢi Güzel dile güzel söyledir iĢi Güzel olan güzeline sarılır Can güzel ten de güzel güzel yar Ben baktıkça beni görür ezel yar AĢık oldum maĢukumsun tez al yar Açan gülü koklayanlar bulunur Sevelim yarimiz ölene kadar . 180. Hak yolcusu birbirine yar olur Üç yüz altmıĢ altı damar Ģar olur At hicap perdesin adın ala gör.

Hiç görmeyeni izlerim Ak olur cihanda yüzlerim Görür ise Ģu gözlerim Bu bir büyük fahriliktir.Muhabbet edelim kılana kadar Canımız cananın olana kadar AĢık ölmez günü gelir varolur IĢık Ruhan gözüm hasret aĢığa AĢk ateĢi ne yaptırmaz aĢığa Sermayemiz armağandır maĢuğa Gidersem de gelmek için kar olur 181. SADIK DOSTLARINA SADIK KALIRMIġ Sadık der sadığım sadık kalırsa Sadık dostlarına sadık kalırmıĢ Sadık olup sadıklığın bilirse Sadık bir ikrara döner gelirmiĢ Gelir gider özü sadık olanlar . Yürüyorsak izimizden Dönmüyorsak sözümüzden IĢık Ruhan gözümüzden Görmeyene fahriliktir. EN GÜZEL BĠR MUTLULUKTUR Ġnsan kıymetini bilmek En güzel bir mutluluktur Bir insana organ vermek Ne de güzel iyiliktir. Sağlam ise böbreklerim Ġmza için dost beklerim Pahal mıyım ki saklarım BağıĢ yapan cennetliktir. Vücudumuz emanettir Organ verenler cömerttir Vermeyenler muhannettir DüĢünene ehilliktir. 182.

CANDA CANANIM GEL YETĠġ Hasretinle yandı canım Canda cananım gel yetiĢ Gam yüküyle inler ünüm Gönül mehmanım gel yetiĢ Gönülde dermanım sensin Ciğerde yananım sensin Hasretle dönenim sensin Kalpte mehmanım gel yetiĢ Kalbime koydun ateĢi Akıtma gözümün yaĢı ġah aĢkına oldum ĢaĢı Yarem lokmanım gel yetiĢ Lokmanısan melhemim bul Bu gönlümü eyle kabul Hasretinle koyma bir gel Dilde demanım gel yetiĢ Hasretinle alma canım Ġniler sen duy ünüm IĢık Ruhan ġah al kanım Dinde imanım gel yetiĢ .Yorulmaz cihanda sadık kalanlar Çark gibidir milde sadık dönenler Sadık dost uğrunda postu verirmiĢ Verir canı dilden sadık ikrarı Her nefes ziğridir sadığın karı Sadık olamazsam kılarım zari Sadık dostlar bir ikrarda ölürmüĢ Ölüdür bu yolda sadık bir kiĢi Sadık inkar etmez yediği aĢı Sadık bilir akan suların baĢı Sadık damla damla derya olurmuĢ Derya olan sadık zerre kurulmaz Sadık dostlar hak yolunda yorulmaz IĢık Ruhan sadık kopmaz kırılmaz Sadık uyusa da sadık yürürmüĢ 183.

184. HÜNKAR HACI BEKTAġ VELĠ'M GEL YETĠġ Bu yareli gönlümün yaresin açtım Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Senin mededinle serimden geçtim Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Medet derim çağırırım hüdama . PĠRĠM ġAHI MERDAN ALĠM GEL YETĠġ ġu cihan içinde bir er varıdı Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Ġsterse ayı günü yürüdü Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ ġahı Merdan Ali'm Ģahların Ģahı Bir mürvetin var eyletme ahı BağıĢla mümünin cümle günahı Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Pirim ġahı Merdan Ali'dir Ali Cümle erler baĢı bir ismi Veli Ne kadar methetsem ilahtır ulu Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Sünni olan müslümanlık satarlar Ali'ye garaz bühtan atarlar Doludur kalpleri gali gıllarlar Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Yezit olan Aleviye taĢ atar Mümin olan kalbinde matem tutar Bizlere ürmesi onlara yeter Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ DıĢınız müslüman içiniz efgal DolmuĢ kalp evine kara kinli hal Musa'nın yediği elmanın eyfal Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ IĢık Ruhan eydür dahi ne duram Sızlanır kalbimde derindir yarem Ya Ali senden olur derdime çarem Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ 185.

Pir dedikçe yaĢlar gelir didama Dergahında olayıdım hademe Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Hademeyim ne haddim var kapından Ayırma bizleri nesli hakkından Mahrum etme bizi gönül pakından Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Mahrum olmaz sığınan kullar Kurumasın seni zikreden diller Verir kısmetimiz ol yeĢil eller Hünkar Hacı BeĢtaĢ Veli'm gel yetiĢ Elimizi ayırmasın destinden Bendim sağlam kuĢ uçamaz üstünden Nerden baksam sen görürüm postundan Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Postun Ali'ydi neslin de Ali Sığındım ayırma demiĢiz beli Devranım Muhammet Ali devranı Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Devranına yeten kısmetin bulur ġahın zikri fikri gönlümüz alır Senden ayrılanlar nerede kalır Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Senden ayrı gitmez asla yolumuz Sana malum olsun türlü halımız IĢık Ruhan soldurmasın gülümüz Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ 186. ġAHIM ALĠ HAYDAR ELAMAN YETĠġ Sığındım Ģahıma Ģahım Ali'dir ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Yönümüz Muhammet Ali yönüdür ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Hatıca anamdır nuruna eren Fatıma anadır bu sırrı kuran ġah imam Hasan'la ciğerim veren ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ ġah Hüseyin ile serin verensin .

Zeynel'le zindanlara girensin Bakır ile kaynayıp da duransın ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Ġmam Cafer ile deryada yüzen Musayıl Kazim'le kurĢunlar süzen Ġmam Ġriza'yla zehiri ezen ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Muhammet Tağıyla al kan güdensin Ali Nağı ile didemde selsin Askeri'yle genç yaĢta gidensin ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Mehdi'yi imdada erdiren oldun Arıdıp kalbimi sildiren oldun Kah ağlayıp kahi güldüren oldun ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ On Ġki Ġmamların ustası belli Hünkar Hacı BektaĢ bir ismi Veli Kul IĢık Ruhan'ım ayırmam eli ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ 187. GARĠP GÖNLÜMÜZÜ ARIDAN MEDET Seher vakti aĢıklara cevreden Garip gönlümüzü arıdan medet Bu vücudu pak eyleyip Ģar eden Nutka getirip de dileden medet Nutkum demir edip Davut götüren Süleyman'la nice köĢke oturan Ladenleri tufanına batıran Nuh'un gemisini sır eden medet Lut olup rüzgarla tufana giren Salih'e rehber deveyi veren Musa'yı Turi Sina'da gören Tevrat'lı ol cana yaradan medet Zebur'la sabırın binasın kuran Yunus ile balık karnında duran Zekeriya ile al kana salan Yahya'yı Meryem'e yar eden medet Ġsa olup çölden çöle dolaĢan .

HAK MUHAMMET ALĠ ELAMAN MEDET Sıtkı Hulusi ile Allah diyelim Hak Muhammet Ali elaman medet Daim irizalı lokma yiyelim Hak Muhammet Ali elaman medet Hatice Fatıma sırrı hak için ġah Hasan Hüseyin Nuri hak için Kerbela kurbanı yüzün hak için Hak Muhammet Ali eleman medet ġah imam Zeynel'den Muhammet Bakır Ġmam Cafer Ġlmi Cavidan okur Hakikat aĢığı kumaĢın dokur Hak Muhammet Ali elaman medet Musayıl Kazım'dan Ġmam Ġriza Alalım Takı'ynan Nakı‟yı öze Askeri hakkı gün imdat gel bize Hak Muhammet Ali elaman medet Mehdi'nin yolunu gözete bilen Horasan ilinden imdada gelen IĢık Ruhan size sığınıp kalan Hak Muhammet Ali elaman medet .Sıkılanın dar gününe ulaĢan Nebilikten veliliğe eriĢen Halil Ġbrahim'e nur eden medet Ġsmail'le hakka serini veren Yusuf ile nice çileye giren Bin bir türlü dona girip görünen Üç yüz yıl Selman'a car eden medet Ali olup alemlere doğansın Yağmur olup yeryüzüne yağansın Errahman burcuna daim girensin Evveli ahiri yaradan medet Muhammet'le bile miraca varan Pirim Hünkar BektaĢi Veli olan Kul IĢık Ruhan'ı ağlatma aman Sinesi kandayken car eden medet 188.

MAĞRUR ELĠNĠ ÇATMIġ ġÖYLE YÜRÜDÜ Bir seyran eyledim kendi halimde Mağrur elini çatmıĢ Ģöyle yürüdü Kibir çıktı durdu onun yolunda Mağrurun fırsadın bekler durudu Mağrurunan kibir kavgaya daldı Kibirin yanına uçupta geldi Nefiste mağrurdan tarafa oldu Bunların yanında yalan var idi Ġman o kavgadan çıktı vurmadı Yalan hala fitledi geri durmadı Hırs çaldı zopayı aman vermedi .189. EYÜP GĠBĠ DERDĠ ÇEKENDEN MEDET Sabreyle ey gönül çilemiz dola Eyüp gibi derdi çekenden medet Kırmızı gün doğar def olur bela Miraçta yoluna çıkandan medet Bilirim günahım haddinden ağır EĢitsem sedayı kulağım sağır ĠnĢallah duyulur her zaman çağır Hayberin kapısın yıkandan medet Ah etsem ağzımdan tütünüm çıkar Göresi gözlerim duldalı bakar AĢk atına binen cismini yakar Mansur'un darına çıkandan medet Derdimin ilacın bulamamıĢsam Sağ iken cihanda ölememiĢsem Deryadan bir damla alamamıĢsam Karada gemiyi çekenden medet Bunca derdimize olur mu çare Sermayesiz gidemedim bir kare Kesmen ümidimi atsalar nare Bir deste gül ile çıkandan medet Esirgeme bizden bir damlanızı Hüseyin aĢkına yeĢeren gözü IĢık Ruhan mürvet bağıĢla bizi Kerbala'dan al kan saçandan medet 190.

192.Görseydiniz nasıl seyir varidi Akıl geldi hem dur hemde vur dedi Nefisten bir yumruk bir sille yedi Ġman milazıya Ģekve eyledi Fikiri görünce akıl kurudu Fikir geldi bunların hepsin topladı Yalan kaçtı ifadeye çıkmadı Akıla on iki yıl ceza yükledi O da zindanında kaldı faridi Niçe ağır geldi fikirin zaptı Ufak tefek değil büyük bir harptı Nefisi tutup da bir yere çarptı Kibirinen bile kökten gurudu Nefis mahluk gibi çalıya pustu Hırs kaçtı mağrur o sesin kesti Yalan korkusundan kendini astı Mizanım ta baĢtan dartar durudu AçılmıĢtı mahkemenin salonu Yedisi de dedi filan falanı IĢık Ruhan hiç olmadı kalanı Mahkeme konağı ulu Ģarıdı 191. kâh kulluk yeter Ehli beytin kendü katarın güder Dolanır dünyayı her cana sığmaz Kul IĢık Ruhan'ın hali böyledir AĢk bulursa devre devre ağlatır Zengin fakir demez gönül eğletir Zerreye sığar da her hana sığmaz. AġKI ÖLDÜRMEYE ZAR EKSĠK OLMAZ . kâh görür gider Kâh sultan oluruz. GÜZELLĠKLER BĠR HAL OLUP DOĞUNCA Meyli muhabbette devran olunca Gerçekler coĢarda her hale sığmaz AĢık olan bir birini bulunca Kündü kenzi tutar dünyaya sığmaz Kâh ağma geliriz.

Bin derdim var bin de birin diyemem AĢkı öldürmeye zar eksik olmaz Bir bülbülem gülden ayrı olamam Yanan gönülde kar eksik olmaz Baharda bülbüller çok dertli olur Yanan gönül daim hem virtli olur AĢıklar Eyüp gibi dertli olur Hak yolunda akan kan eksik olmaz Kul IĢık Ruhan‟ım kapte dillerde Neler gelir baĢa gurbet illerde Kahi söyleniriz dilden dillerde Gönül bir olunca Ģar eksik olmaz 193. HAK CEMALE YÜZ SÜRMESĠ ZOR OLMAZ Çok kasvet etme divane gönül Hak cemale yüz sürmesi zor olmaz Her yareye Ģahtan melhem çal oğul Edepsizde yare yoktur yar olmaz Tapmamalı Ģu dünyayı neyleyim Hal ehline iyi niyet söyleyin Ġnsanlığa dostça hizmet eyleyim Her insanı kardeĢ gören kör olmaz KardeĢ olur her halini Hak'la gör Bir gerçekten ıĢığını bekle gör Dönme geri gerçek sırrın sakla gör Geri kalan can gönülde kar olmaz Geri hakka yetmez kem keme düĢer Zor kullanan zorba yolundan ĢaĢar Kibirli giden uçurum aĢar Aldanıp da gider gönlü hür olmaz Hür demeyiz bu cihanda kötüye Yağmur yağsa kar edemez gatiye Ġnsanın hayvanı gelmez satıya Götürsen bazara bir dinar etmez Almaz kulakları aslından sağır Allah gökte ise binlerce bağır Kul IĢık Ruhan'ım insana çağır Ġnsan hak diyenin iĢi zor olmaz .

195. TEMELDE TERBĠYE OKUMALIYIZ Hayatımda gördüm ilim ileri Temelde terbiye okumalıyız Ġlle oku dedi hak peygamberi Kuranın Türkçesin okumalıyız Din Ġslam dilimiz Türkçe olmalı Döviz ve paramız Türkte kalmalı Her can kendi ilinde hacı olmalı Ata'nın nutkunu okumalıyız Mezhepcilik zihniyetin atalım KardeĢ olup elden ele tutalım Fabrika yapıp da malın satalım Fizikten kimyadan okumalıyız Ġlim okumakla olur ileri Fen iĢ yükseldikçe kalınmaz geri Öğretmendir önce ilim rehberi Marif kültür yayın okumalıyız IĢık Ruhan doğru olan din bulur Kültürsüz softalık geride kalır Bir gün okuyanlar ileri olur Tıptan tabiyattan okumalıyız. HAKĠKATTA CANIN HASTASIYIZ BĠZ Gel gidelim gönül hakkın yoluna Hakikatta canın hastasıyız biz ġu alemde düĢme elin diline Her Ģeyi yaratan ustasıyız biz Usta isem bu vücudum can olur Zikrim fikrim gerçekliğe yön bulur Ülker yıldızımız doğar gün olur Yapıp da yoğuran noktasıyız biz Bizim bir baĢımız Muhammed Ali ġehit olsam bile Ģek gütmem yolu Ehlibeyte ikrar verdim ezeli Canım kurban etmiĢ bestesiyiz biz Can Allahın canı tende ne vardır Gerçekliği seven gönülde birdir .194.

197. ANIP HAYAL TUTAN SEFA GELDĠNĠZ Unuttu sanmayın yarenler sizi Anıp hayal tutan sefa geldiniz Ezel verdim ikrarımda hak yüzü Hayalime konan sefa geldiniz Hepimizin yolu Muhammet yolu ĠĢleğimiz evveli BektaĢi Veli Dilde zikrimizdir Muhammet Ali Dostlarım anıp da sefa geldiniz Bir kulum ki çilelere çekildim Dost köyüne gidem dedim yıkıldım Haldan bilenlere gine hak oldum Anlayıp da duyan sefa geldiniz . 196. EKMEK NADĠR AMA SUSUZ DEĞĠLĠZ Bin dokuz yüz kırk beĢ haziran günü Ekmek nadir ama susuz değiliz O günler yaĢadım dinleyin günü Kamu idaresin bilmez değiliz Yoktan var eyleyen ulu atamız Çok ezilmedik yoktu hatamız Türk hududu varını görmez değilim Büyükler varını görmez değilim Sömürcülerden kurtulmalıyız KardeĢçe elele tutunmalıyız Vatan için gerçeğe katılmalıyız Türk büyük bir devlet savunmalıyız IĢık Ruhan Türkiyeli büyüktür Cumhuriyet demokrasi laiktir Cihan çökse etme asla sayıktır Dünyaya bedeldir dedi Ata'mız.Zahiri güzelin nicesi kördür Özü güzellerin bestesiyiz biz IĢık Ruhan hasta olsam hakınan Dost bağrımı deldi zülfün okuynan Hak kumaĢı sinemizde dokunan Hepsini bir gören gözdesiyiz biz.

BĠZLER HER ESRARIN SER ASKERĠYĠZ Laden ehli bize bühtan kılarlar Bizler her esrarın ser askeriyiz Oruç tutmaz derler softa sofular Orucun namazın anahtarıyız ġeriat galinden geçtim evveli Çıkardım kalbimden kıl ile kali Kaynar söğünmüyor aĢkım hayali Zira her usulün kalendarıyız Tarikat tahtında bir Ģara vardım Gönülden el verip divane durdum Dört kapı kırk makam sırrına erdim Kırlar makamının katarındayız Marifette yedi elekten geçtim Gönül turap edip engine düĢtüm Kırklarda ezilen engürden içtim Hemen ol engürün biz erbabıyız Hakikatte perde yoktur ayani Yularsız gezene bu cihan fani Gözüne nazır kıl IĢık Ruhan'i Burun kanı değil Kün‟ün varıyız .Dostlar hatırınız hak gönül olsun Sahte sülük devri yıkılsın kalsın Ehli beyit yolu ileri olsun Hatırlayıp bize sefa geldiniz Mümin Muharremi gönülde gezer Muharremi seven deryada yüzer Gerçeği hak bilen gönülden hep zar Yârim anıp bize sefa geldiniz Yar yâri andıkça yâre bir olur Her yareyi gerçek sarar sır olur IĢık Ruhan dost bağında ser olur Güzel anıp bize sefa geldiniz 198.

117. 124. 4 tanesi dokuz dörtlüklü Ģiir. 43. 186 nolu Ģiirler. 174. 116. altı. 189. 106. 128. 58. 71. 129. 9. 85. yedi. 11. 21. 43 tanesi altı dörtlüklü Ģiir. 88. 111. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin Ģekil ve yapısına göre analizinde temel değerlendirme kıstasları olarak dörtlük sayısı. 57. 75. Dokuz Dörtlük: 27. hece sayısı. 23. 17. 7. 46. 151. 176. 110. 87. 190 nolu Ģiirler. 197 nolu Ģiirler. 5. 18. 164. 74. 134. 13. 153. 63. 161. ondört. 29. 121. 86. 194. dokuz. 13 tanesi sekiz dörtlüklü Ģiir. Altı Dörtlük: 6. 42. 191. 183. 90. BeĢ Dörtlük:1. 150. 169. Ġkinci olarak kullanılan hece ölçüsüne göre Ģiirler değerlendirilmiĢtir ve sekiz hece ölçülü. 109. 178. 104. 171. 198 nolu Ģiirler. 139. 80. 82. 50. 165. 167. 66. 79. 173. Sırası ile değerlendirilecek olursa dörtlüklerin sayılması ile baĢlanabilir. 1 tanesi on bir dörtlüklü Ģiir. 184. Üç Dörtlük: 64. dört. 83. 163. 73. 143. 54. 152. 31. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠRLERĠNĠN ANALĠZĠ. 91. 56. 101. 15. 131. 20. 44. zincirleme ve zincirbent koĢmalar görülmüĢtür. 125. 89. 166. 145. 8. 185. 148. 97. 4. 40. Yedi Dörtlük: 3. 114. 99. . 36. beĢ. 25. 103. 162. 118. 70. 72. 2 tanesi on dörtlüklü Ģiir. 53. 95. on.1. 60. 192 nolu Ģiirler. 120. 181. 159.2. 41. 196 nolu Ģiirler. 16. 147. 119. 1 tanesi iki dörtlüklü Ģiir. 136. 45. 76. 30. 55. 67. koĢma yapısı dikkate alınarak değerlendirilme yapılacaktır. 160. 132. onbir hece ölçülü Ģiirler sınıflandırılmıĢtır. 172. 187. 48. 37. 15 tanesi yedi dörtlüklü Ģiir. 59. 92. 39. 133. 179. 19. 127. Dörtlük Sayılarına Göre ġiir Numaraları: DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin 73 tanesi beĢ dörtlüklü Ģiir. 12. 154. 84. 140. Dört Dörtlük: 2. 35. 22. 107. 188. 28. 33. 94. 81.2. 155. 180. 68. 32. 14. 98. sekiz. Sekiz Dörtlük: 34. Üçüncü olarak Ģekil bakımından koĢma ve mani kafiyesine rastlandığı belirtilmiĢtir. 177. 182. 193. 195. ġĠĠRLERĠN ġEKĠL VE YAPISINA GÖRE ANALĠZĠ. Ġlk olarak Ģiirlerin dörtlükleri sayılmıĢ ve iki. 105. 168. 65. 62. 2 tanesi ondört dörtlüklü Ģiir.5. 38. 93. 123. 137. 113. 112. 61. 146. 157. 78. onbir. Son olarak da koĢma içinde bir Ģekilsel özellik olan kelime taĢırması ile kurulan koĢmalardan. onbeĢ dörtlükten oluĢan yapılar tespit edilmiĢtir. 122. 77. 49. 175. 144. 135. 51. 142. 33 tanesi dört dörtlüklü Ģiir. 138. 10. 141. Ġki Dörtlük: 26 nolu Ģiir. 126. 5. 52. 130. 115. 47. üç. 10 tanesi üç dörtlüklü Ģiir. 158. 156. 1 tanesi onbeĢ dörtlüklü Ģiirdir. 102 nolu Ģiirler. 24.

181 nolu Ģiirler. 41. Kullanılan hece ölçüsüne göre Ģiir numaraları Ģöyledir. 78. 146. 145. Ondört Dörtlük: 69.1. 72. 125. 115. 167. 149 nolu Ģiirler. 122. Bu tasnife göre Ģiirlerin hepsi koĢma tarzındadır. 5. 14. Sekiz hecelik mısraların oluĢmasına imkân verecek güfteler olduğu gibi onbir hecelik mısralar düzenlemeye imkân veren güfteler de vardır. 194. 171. güfte yardımıyla hece sistemi oluĢturulmuĢtur. 156. 85. 133. 40. 51. 102. mani ve destan Ģeklinde tasnif edebiliriz. 179. 172. 80. 144. eeeb. 45. 93. 10. 103. 32. 164. halk Ģiirlerinden yaygın olarak kullanılan nazım Ģekillerini koĢma. 59. Genel olarak doğaçlama oluĢturulan Ģiirler bu güfteler vasıtasıyla hecelere uygun bir biçimde oluĢturulurlar. 127. 89. 113. 191. 168. 6. 3. 53. 87. 160. 195. 79. OnbeĢ Dörtlük: 170 nolu Ģiir. 180. 38. 75. 136. 30. 82. 27. 148. 162. 123. 120. 137. 184. 2. dddb. 187. 100. 26. 96. 157. 22. 196. 151. 176. 197. 68. 98. 175. 95. 31. 44. 134. 161. 112. 56. 108. 109. 183. 163. 67. 117. 114. 77. 61. 169. 42. 23. 97. 15. 154. 92. 63. 139. 155. 90. 132. 106. 65. 140. 186. 55. 105. Toplamda 18 adet sekizlik hece ölçüsüne sahip Ģiir varken 180 adet onbirlik hece ölçüsüne sahip Ģiirler vardır. 39. 159. 111. 64. 193. 28. 60. 190. eexe… . 50. 142. 182. 128. 189. 165. 88. 48. 17. ddxd. 147. 25. cccb. 4. 101. 131. 36. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri de sekiz Hece Ölçülü. 43. 126. 73. 69. 5. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri kafiye kullanımı açısından değerlendirillecek olursa. 188. 52. 96 nolu Ģiirler. 107. 62. ccxc. 7. 20. 116. 16. 174. Onbir Hece Ölçülü ġiirler: 1. 9. 91. 124.2. fffb… Mani tarzı kafiye: aaxa. 149. 178. 170. 119. 152.1. 58. Bu Ģiirlerin çoğu doğaçlama tarzda vücuda getirilmiĢ olup. Onbir Hece Ölçülü ġiirlerdir. 35. 83. 37. 177. 46. koĢmanın düz kafiyesinin hâkimiyeti görülür. 47. 143. 129. 66.On Dörtlük: 108. 84. 57. bbxb. 76. 150. 110. 33. Onbir Dörtlük: 100 nolu Ģiir. 12. 185. 13. 18. Kullanılan Hece Ölçüsüne Göre ġiir: Hece ölçüsünün değerlendirme birimi olarak analiz edilmesi eserin güfte ile birlikte oluĢturulması ile ilgilidir. 121. 192. 118. 94. 198 nolu Ģiirler. 21. Sadece bir yerde mani tarzında bir kafiye yapılanmasına rastlanır. 81. KoĢma tarzı düz kafiye: abab. 130. 104. 141. 24. 54. 86. 71. 29. 138. 74. 70. 153. 11. 49. 99. Sekiz Hece Ölçülü ġiirler: 8. 135. ġekil bakımından Kafiye Sınıflandırması: Hece ölçüsüyle ortaya konan. 34. 166. 173. 158. 19.

165. 170. 111. 150. Kelime taĢırması ile kurulan koĢmalar. 25. 145. 51. 112. 191. 116. 197. 54. 9. 20. 16. 6. 123. 122. 161. 105. 184. 58. 14. 124. 173. 33. 175. 108. 79. 49. 132. 32. 27. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan KoĢmalar: Dörtlüklerin son dizelerindeki kelimelerin. 104. 40. 95. 23. Zincirleme KoĢma ve Zincirbent KoĢma olmak üzere iki tiptedir. 38.g. 69. 153. 164. 11. 74. 162. 171. 138. 155. 86. 89. 182. 68. 22. 117. 71. 48. 87. 136. 96. 98. 91. 152. 154. 99. 195. 72. 15. 137. 39. 192. 159. 43. 126. 193. 106. Bu durumda Ģiirin yaratılması ve dinleyenler için ezberlenmesi kolaylaĢmıĢ olur. 147. 143. 181. 61. 169. 88. 189. 55. 157. 148. 76. 26. 115. 18. 35. 85.Kafiye olarak redif yapısı dikkate alınarak yapılan bir kafiye değerlendirilmesinde. 52. 185. 194. 127. 110. 180. Çünkü DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir yapısında tekke edebiyatı Ģiirlerinde olduğu gibi bir ustalık yoktur. 172. 13. 113. 62. 198 nolu Ģiirler. 4. 160. 75. 141. 107. 67. bir sonraki dörtlüğün baĢlangıcında yer alması ile kurulan koĢmalardır. 50. 42. 78. kafiye yapısı düz koĢma tipindedir. 177. 168. 109. AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim Sarrafta terazi tartılamadım Ötmeyi bilemez baykuĢ gibiyim Konup viranede örtülemedim Örtülüyüm dedim açık ettiler Ozan mıyım dedim küçük ettiler 502 Oğuz. 167. 93. 12. 183. 10. 92. 30. 144. 81. 134. 166. 186. 34.e. Mani Kafiyesi: 133 nolu Ģiir. 19. Derlememizde derviĢ Ruhan‟ın bu tarz Ģiirlerinin hafızalarda eksiksiz bir Ģekilde kaldığı gözlenmiĢtir. 29. 131. 56. Bunun dıĢında redifli yapısı içinde. 28. 158. 37. ideal kafiye yapıları görülmez. 174. 83. 129. 196. 128. 84.. 101.502 Bu koĢma tipine bir DerviĢ Ruhan Ģiiri ile örneklemek açıklayıcı olacaktır. 36. Daha çok eklerle kafiye sağlanmıĢtır. 8. 77. 120. 3. 66. 44. 151. 97. Düz Kafiye: 1. siyahla belirtilen kelimeler zincirleme koĢmayı oluĢturan bağlardır. 188. 187. 65. 53. 125. 135. 64. Bu tarz koĢmalar doğaçlama Ģiir tekniğinin neredeyse bir kolaylığıdır. 103. Bu anlamıyla redif yapısı dikkate alındığında ideal koĢma tipi kafiyeyi bulmak güçleĢir. Ezberinden okuyan bir kiĢi söz konusu bağlantılarla dörtlükleri peĢ peĢe doğru bir biçimde okuyabilmektedir. 176. 47. 59. 17. Birbirine eklenen kelimelerle Ģiirlerin dörtlükleri birbirlerine bağlanır. 178. 119. 100. 118. 45. 70. 149. 31. 121. 90. 46. 57. 7. 63. Zincirleme KoĢma: Dörtlüğün son dizesinin sonundaki kafiye kelimesinin bir sonraki dörtlüğün ilk dizesinin ilk baĢında yer alması ile oluĢturulan koĢmaya Zincirleme KoĢma denir. Ekler ise redif olarak kabul edilir. 5. 41. 94. 82. 146. 24. 2. 114. 190. 156. 130. 139. 102. 21. a. 163. 179. ġekil bakımından kafiye sınıflandırması ise aĢağıdaki gibidir. 140. 73. 80. 142. 287 . 60.

142. 134. 503Bu koĢma tipine bir DerviĢ Ruhan Ģiiri ile örneklemek açıklayıcı olacaktır. siyahla belirtilen kelimeler Zincirbent koĢmayı oluĢturan bağlardır. 89. 61. 34.. 164.e. 4.Hakka kulum dedim buçuk ettiler Cahiller elinden kurtulamadım KurtulmuĢ kimisi zenciri kırar Kimi cübbe giymiĢ Ģeriat sorar Kimi kendini bilmez ayıbım arar Öz elim yakamda yırtılamadım Yırtık değilim ki yırtalar beni Odun değilim ki kerteler beni Gerici değilim ki dürteler beni Ġnsanlık uğrunda sürtülemedim Sürünsem de hak yolunda gam değil Kervanımız altın dolu kum değil IĢık Ruhan kıblem Ģahtır Ģam değil Bir mahsumca kulum Ģer olamadım ÇalıĢmada zincirleme koĢma özelliği olan Ģiirler.. 286 . 182 nolu Ģiirlerdir. a. 88. 162. ilk dizesinin ilk baĢında yer alması ile oluĢturulan koĢmaya Zincirbent KoĢma denir. Zincirbent KoĢmalar: Dörtlüğün son dizesinin sonundaki kafiye kelimesinin. Ben kendimi bilmez bir can gibiyim Dilimde Ģah zikri süzülüp gelir Kalbimde kinim yok üryan gibiyim Hak kuran nefesim yazılıp gelir Yazıldı serime ol Ģahım zikri Sağ iken bırakmam dilimden Ģükrü Bir vicdan bir mantık birisi fikri Bir ulu deryadan süzülüp gelir Süzülür çeĢmemiz derya getirir Damla damla olup çağlar götürür Arifler sularsa bostan bitirir Canım kurban tenden yüzülüp gelir Yüzülsem de hak yolunda serinen Ġkilik bilmem ki gönül birinen Ölsem de gam yemem elim yarinen Günde bin bir renge bezenip gelir 503 Oğuz. 13. 127. bir sonraki dörtlüğün. 91. bir önündeki kelimenin.g. 68. 128. 26.

Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 120. Yetim Kuzularım Kaldı Bir Yana Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 15. 15. KardeĢlik Sevgisi Candadır Canda Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 10. 175. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 13. 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Gönlünde Bir AĢkı Ali Oldukça Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Susuz Bırakma Bırakma. Hakkını Helal Eyle Ey Nazlı Ana Kaç Dörtlük: 4. Sakla Gevheri Deme Aman Ha Kaç Dörtlük: 7. Özelliklere göre yapılan tasnifin dıĢında Ģiir sırasına göre yapı ve şekil özelliklerini gösterebilmek amacıyla aşağıda “Şiir Sırasına Göre Yapı ve Şekil Özellikleri” başlığı altında farklı bir tasnif yapılmıştır. 87. Kem mi Baktım Ağ Gözlerim Gör Ağla Kaç Dörtlük: 4. 65. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. Bu tasnif sayesinde şiire özel değerlendirme toplu olarak görülebilmektedir. 3. 41. 2. 48. 5. 52. 4. 150. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 60.1.Bezeneydim dost bağında güllere Canım kurban Ģahım diyen dillere IĢık Ruhan bindiğinde sallara Bir dostum bağında öz olup gelir ÇalıĢmada Zincirbent koĢma özelliği olan Ģiirler.2. 79. Satma Bilmeyene DüĢer Ġsyana . Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 179 nolu Ģiirlerdir. Gel Ağlama Benli Yavrum Ağlama Kaç Dörtlük: 6. Hekim Sandım Ġğneciyi Aç Dedi Bana Kaç Dörtlük: 7. 7. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 22. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Muhannet Suyundan Ġçemem Asla Kaç Dörtlük: 5. Kaç Dörtlük: 7. 32. Yüzündeki Olan Beni Unutma Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 67. ġekil Bakımından: Düz Kafiye.2. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Yanar AĢk AteĢi Yana Gel Yana Kaç Dörtlük: 4. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 114. 105. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 51. ġiir Sırasına Göre Yapı ve ġekil Özellikleri 1. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 8. 44. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 5. 76. 12. Göç Ederim Benli Bülbül Ağlama Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. PadiĢahlık Diyen Vah Cana Cana Kaç Dörtlük: 7. 42.Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 9. 14. 151. 11. 3.

Medet Mürvet Pirim Sen Ġmdat Eyle Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 35. 28. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. YetiĢ ġah Muhammet Ali Ġmdat Eyle Kaç Dörtlük: 6. 29. 31. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. GizlemiĢ Kendini Vara Bak Vara Kaç Dörtlük: 6. Nidem Benim Gönlüm Kaldıktan Sonra Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Can Ali Canan Muhammet Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. BağıĢla Bizleri ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 5. BirleĢti Deryalar Kalan Olmadı Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 17. Bakmaz Mısın Sular Akar Engine Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 19. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Benli Dilber Benlerinin AĢkına Kaç Dörtlük: 4. ġekil bakımından: Düz Kafiye. 22. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 32. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Ayıplama Sakın Gelmesin BaĢa Kaç Dörtlük: 6. Nice Hayır Dese Ona Fayda Ne Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 30. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü. 25. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü.Ġlk Dörtlük Kayıp. 24. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 26. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 21. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 20. 16. 34. 27. Ġleriyi Görmezse Vah Ona Ona Kaç Dörtlük: 6. 36. Dosta Vermek Ġçin Duyuldu Bile Kaç Dörtlük: 6. Ali'dür Aleme Allah Kaç Dörtlük: 8.Kaç Dörtlük: 7. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Gönüller Yanarak ġahın Sözünde Kaç Dörtlük: 2. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Birliği Bilmeyen Girmez Katara Kaç Dörtlük: 7. 23. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Esirge Bizleri ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 4. Kelime taĢırması ile kurulan zincirbent koĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hakikat Yolcusu Meydana Gele Kaç Dörtlük: 9. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 18. 33. Çekerim Bu Derdi ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 5. Sende Bencileyin Yar Mi Ağladı . Tevrat ġu Sinemde ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 6.

Hakkın Bin Bir Ġsmi Ali'dir Ali Kaç Dörtlük: 5. 54. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 57. Sılam Zindan Oldu Gurbet El Gibi Kaç Dörtlük: 4. 42. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 48. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 50. 49. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hak Dedi Adem'e Asla Dönmedi Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Evvel Rehber Yol Bulmalı Kaç Dörtlük: 8. 39. 40. Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Yürü Benli Bülbül Bahar Yaz Geldi Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime taĢırması ile kurulan zincirbent koĢma. Benim Var Yıldızım Ülker Yıldızı Kaç Dörtlük: 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Estirdin Cihana Beni Yel Gibi Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 55. Yarin Zikrullahı Özüme Geldi Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Uçurdum Elimden Gül Yüzlü Canı Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 52. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. Bu Canıma Sefa Geldi Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Ölüm Sana Derman Bulamam Gayrı Kaç Dörtlük: 7. Muhammet Ġsmi TaĢbaĢ Ġle Geldi Kaç Dörtlük: 7. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 46. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 44. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 51. 45. Arzeyledim Yarim Göresim Geldi Kaç Dörtlük: 5. Güzel Bana Dedi Bayram Ay Gibi Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Bilmem Kim Ġletir Yol Dertli Dertli . Gerçek AĢık Olan Kuluna Geldi Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 56. 43. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 53. Artık Bu Cihanda Gülemem Gayrı Kaç Dörtlük: 5. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma.Kaç Dörtlük: 5. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Güzelin Sevdası BaĢıma Geldi Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 41. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Lam Elif Ye Ġle Yaratmadı mı? Kaç Dörtlük: 9. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 38. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 47. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Evvel Niyet Edip Özün Bilmeli Kaç Dörtlük: 9. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġakır Benli Dilber Gözler Sürmeli Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 37. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü.

74. O ġirin Dillere Kurban Et Beni Kaç Dörtlük: 5. 66. Senin Ġsmin Nurun Var Etti Bizi Kaç Dörtlük: 6. 75. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 78. 62. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 72. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Yarı Zincirbent KoĢma. Dostun Hileleri Yaralar Beni Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Dönmem Ġkrarımdan Sar Beni Beni Kaç Dörtlük: 6. 63. Yaramız Muhammet Ali Yaresi Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 77. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Balta Ġle Kazma Ġle Rende mi? Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Yüz Yirmi Dört Bin Nebisine Bak Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 58. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Adem Bir Aynadır Aynaya Bir Bak Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Can Muhammet Ali Canı Değil mi? Kaç Dörtlük: 5. Diller Merhamet Etmez mi? Kaç Dörtlük: 5. 60. ġaha Yandım Ali Yar Deyi Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 61. 70. Yumak Yumak Etti Yolda AĢk Beni Kaç Dörtlük:3. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Bir Huri Var Bana Peh Dedi Geçti Kaç Dörtlük: 14. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 73. 69. Zinciri Boynuma Bağlaman Bizi Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 67. Kara Güne IĢık Doğar Yar Nenni Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. Yaramıza Melhem Olman Mı Felek . ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 71.Kaç Dörtlük: 5. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Hak Muhammet Ali Var Etti Bizi Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 64. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 76. Dostlar Karalanıp Unutmam Bizi Kaç Dörtlük: 3. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Yol Muhammet Ali Deyi Kaç Dörtlük: 6. 59. Sene YetmiĢ Dileğim Var Bilmez mi? Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 65. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Sevdası Ağlattı Zar Etti Beni Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 68. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye.

ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Seher Karaoğlan Yardımına Gel Kaç Dörtlük: 5. 91. ġahbaz Mısın Yavrum Öt Durnam Durnam Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 8‟lik hece ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Ġyi Niyet Ġle Birlik Olalım Kaç Dörtlük: 4. 79. 85. 93. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Gülem Dedim Bir Gün Güldürmen Felek Kaç Dörtlük:5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 97. 89. Kalbi Katılara Doyuramadım Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Sarrafta Terazi Tartılamadım Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. ġekil bakımından: Düz Kafiye. Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Dedi ki Allah Birdir Varım Kaç Dörtlük: 7. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Arttı AĢk AteĢim Gel Mevlam Leylam Kaç Dörtlük: 3. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Güler Yüzle Ġyi Niyetlik Gerek Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Derdime Derman Diye Yine Dert Aldım Kaç Dörtlük: 6. . ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 98. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 88. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 96. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Pervane Olup Da Yanarım Güzel Kaç Dörtlük: 5. 84. Ayrı Mıyız Senden Gül Yüzlü Babam Kaç Dörtlük: 5. Bu ġah Cemaline Benzer Cananım Kaç Dörtlük: 6. Ben Gurbete Dayanamam Kaç Dörtlük: 5. 92. ġekil bakımından: Düz Kafiye. 82. Yoksa Sabredelim Ağır Mı Gerek Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 86. 95. 83. Derdimize Derman Oluver ġahım Kaç Dörtlük: 5. 99. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Hakikat Ehline Söz Kızım Kızım Kaç Dörtlük: 3. 80. Yar Zülfünü Can Evime Bağlasam Kaç Dörtlük: 5. 87. Ben Bir Kulum Yalvarırım Cananım Kaç Dörtlük: 14. 81. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Halim Sana Malum Car Sefam Sefam Kaç Dörtlük: 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 94. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü.Kaç Dörtlük: 8. 90. Beni Dilden Dile Dil Ettin Felek Kaç Dörtlük: 6.

113. Gücüm Yetmediğin Zaptedemedim Kaç Dörtlük: 11. Bari ġu Dünyaya Gelmese Ġdim Kaç Dörtlük:5. 108. 101. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 103. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Bin Görsem De Bir An Göremiyorum Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 118. . Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Herkesin Bir Canı Vardır Bilelim Kaç Dörtlük: 4. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan KoĢma. Çağırdım Hasretle Gel Alim Alim Kaç Dörtlük: 6. ġeriat ġartıyla Tuttu Temelim Kaç Dörtlük: 10. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 102. Medet Ġsyanımız Af Eyle Benim Kaç Dörtlük: 6. Hak Bendedir Ben Bir Kulum Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 119. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Çekerim Bu Derdi Bilemiyorum Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hünkar Hacı BektaĢ Pirimiz Bizim Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 117. 106. Kendim Aldım Kendim Buldum Kaç Dörtlük: 5.100. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. 114. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 121. 109. 107. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 115. Engel Var Arada Göremiyorum Kaç Dörtlük: 4. Kuzalan Köyünde Dünyaya Geldim Kaç Dörtlük:9. 104. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. Ġsmimce Hükmün Olsa Dutar Giderdim Kaç Dörtlük:7. 111. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Bülbül Gibi Feryat Figan Eylerim Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Can Ehli Dostları Görmektir Arzum Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. 112. Yemin Ettim Bir Kararı Güderim Kaç Dörtlük: 4. Allah Muhammet’in Emrin Bilelim Kaç Dörtlük: 3. Yarelerim Yarelerim Kaç Dörtlük: 6. 105. Sanırdım Kendimi Cennetlik Kulum Kaç Dörtlük: 6. Verdiğin Ġkrarda Dursan Sevdiğim Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 110. Artık Bu Sitemi Çekemez Oldum Kaç Dörtlük:5. 116. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 120.

122. Gel Bu Halimizi Sen Gör Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 123. Mahrum Etme Dergahından Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 124. Anne Ve Babanın Sebebi Bir Han Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 125. Üç Nur Ġle KurulmuĢtur Bu Cihan Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 126. ġahım El Aman El Aman Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 127. Laden Der Yaman Ha Yaman Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 128. Divaneyim Hak Yolunda ġahınan Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 129. Hak Muhammet Ali Ezel Varınan Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 130. Bu Dertlere Derman Versen Yareden Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 131. El Elinden Al Elinden Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 132. Yar Elinden Yar Elinden Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 133. Çile Biz Çağre Bizden Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Mani Kafiyesi Aaba, Ccdc, Eefe. 134. Ġnsanlığı KardeĢ Gördüm Gözünen Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü, ġekil bakımından: Düz Kafiye, Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. 135. Yeraltında Ecinni Var Sanmayın Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 136. Yavrum Güle Güle Gidip Gelesin Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 137. Ezel Verdiğimiz Ġkrar Ölmesin Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 138. Yıkma Gönül Ġncinmesin Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 139. Deyim ki Cihanda Sen Değimlisin Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 140. Soran Dostlarıma Selam Eyleyin Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 141. Turnalar Yarene Selam Söyleyin Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 142. Bana KaĢ Eğip de Bakıp Gitmeyin Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü, ġekil bakımından: Düz Kafiye, Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. 143. Sabredelim Gönül Selamet Olsun

Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 144. Uzattım Elimi El Garip Garip Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 145. Bir Sadık Dostumu Bulana Kadar Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 146. Yürü Bir Katara Ölene Kadar Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 147. Be Bun Günlerde Cah Haydar Haydar Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 148. Al YeĢil BürünmüĢ Turnalar Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 149. Yandım Susuzluktan Ciğerim Sızlar Kaç Dörtlük: 10, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 150. AlıĢveriĢini Yazanlar da Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 151. Seni Dilden Dile Satanlar Da Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 152. Ġnsanlar KardeĢtir DüĢmana Ne Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 153. Ne Dedemiz Belli Babamız mı Var Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 154. Sana Nice Yananlar Var (155) Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 155. BaĢlarda Kopacak Türlü Haller Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 156. Seni Yoğurup da Yapana Yalvar Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 157. Huyu Güzel Yar Güzel Yar Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 158. Onulmaz Yaralar Oyulur Gider Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 159. Hak Sözün Tutmasa Çeker mi Çeker Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 160. Biz Gideriz HoĢça Kalın Yarenler Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 161. Nice Deccal Çakal DüĢ Eylediler Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 162. Lisan Yağmuruna BaĢın Açıver Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 163. Her Can Sevdiği ġahını Över Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 164. Ne Olur Sevdiğim Tek Bir Gülüver Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 165. Gördüm ArĢ Yüzünden Canana Benzer

Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 166. Kudret Kalemini Yazara Benzer Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 167. Birisi Aynımda Görene Benzer Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 168. Hak Muhammet Ali Olduğundandır Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 169. Ta Ezelden Gelen Ünümüz Vardır Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 170. YetmiĢ Biri Yeten Ali Sayılır Kaç Dörtlük: 15, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 171. Ġsraf Etmek Aptallıktır Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 172. Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 173. Hatice Fatıma Virdime Gelir Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 174. Yolumu Kesmeye Zorlayıp Gelir Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 175. Dilimde ġah Zikri Süzülüp Gelir Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma 176. Sabırlı Kullara Selamet Gelir Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 177. Senemiz YetmiĢ Bir OlmuĢ Gidiyor Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 178. Fesatlar Gerçeğe ÇökmüĢ Gidiyor Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 179. Soyun Benliğini Bire Gele Gör Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 180. Bil Ki Sevgi Ġle Cihan Durulur Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 181. En Güzel Bir Mutluluktur Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 182. Dostlarına Sadık KalırmıĢ Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 183. Canda Cananım Gel YetiĢ Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 184. Pirim ġahı Merdan Alim Gel YetiĢ Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 185. Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm Gel YetiĢ Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 186. ġahım Ali Haydar Elaman YetiĢ Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 187. Garip Gönlümüzü Arıdan Medet Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye.

188. Hak Muhammet Ali Elaman Medet Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 189. Eyüp Gibi Derdi Çekenden Medet Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 190. Mağrur Elini ÇatmıĢ ġöyle Yürüdü Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 191. Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 192. AĢkı Öldürmeye Zar Eksik Olmaz Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 193. Hak Cemale Yüz Sürmesi Zor Olmaz Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 194. Temelde Terbiye Okumalıyız Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 195. Hakikatta Canın Hastasıyız Biz Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 196. Ekmek Nadir Ama Susuz Değiliz Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 197. Anıp Hayal Tutan Sefa Geldiniz Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 198. Bizler Her Esrarın Ser Askeriyiz Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin, Ģekil ve yapısına göre analizinde, temel değerlendirme kıstaslarına göre hareket edilmiĢtir. Ġlk olarak Ģiirlerin dörtlükleri sayılmıĢ ve iki, üç, dört, beĢ, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, onbir, ondört, onbeĢ dörtlükten oluĢan yapılar tespit edilmiĢtir. Ġkinci olarak kullanılan hece ölçüsüne göre Ģiirler değerlendirilmiĢtir ve sekiz hece ölçülü, onbir hece ölçülü Ģiirler sınıflandırılmıĢtır. Üçüncü olarak Ģekil bakımından koĢma ve mani kafiyesine rastlandığı belirtilmiĢtir. Son olarak da koĢma içinde bir Ģekilsel özellik olan kelime taĢırması ile kurulan koĢmalardan, zincirleme ve zincirbent koĢmalar hakkında açıklamalar yapılıp, DerviĢ Ruhan‟ın örnek koĢmaları üzerinden açıklama yapılıp, zincirleme ve zincirbent koĢmaların numaraları belirtilmiĢtir. Son olarak ise Ģiirlerin sırasına göre, Ģiirlerin yapı ve Ģekil özellikleri birlikte belirtilmiĢtir.

5.2.2. ġĠĠRLERĠN KONULARINA GÖRE TASNĠFĠ. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri konularına göre tasnif ederken, Ģiirlerin içeriğine göre iki ana baĢlık altında değerlendirilmiĢtir. Bunlar aĢık Ģiiri ve tekke Ģiiri üst baĢlıklarıdır. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde olması ile her yazdığı Ģiir doğrudan veya dolaylı olarak tekke Ģiiri sınıflandırması ile iliĢkilidir, fakat bazı Ģiirleri vardır ki bunlar bir tekke Ģairinin Ģiir yazma konuları ile ilgili değildir. Bu Ģiirlerin her hangi bir dini içeriği yoktur. Bu sebeple bu Ģiirler aĢık Ģiiri alt türleri ile daha rahat sınıflandırılabilmektedir. Bu sebepledir ki DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri aĢık Ģiiri, tekke Ģiiri olarak iki ana baĢlık altında incelenmiĢ, bazı Ģiirlerin hem

aĢık hem de tekke Ģiiri kategorilerinde değerlendirilmeye uygun olması ile de AĢık ve tekke Ģiiri kategorisi açılmıĢtır. Bu üçüncü kategoriye giren Ģiirler, aĢık ve tekke Ģiir türlerinin ikisi ile de iliĢkilidir. En kaba tasnifi ile konu ve içerik bakımından 198 adet Ģiirden 67 adedi aĢık Ģiiri içeriğinde, 88 adedi tekke Ģiiri içeriğindedir. Bunlarla birlikte 44 adet Ģiir ise hem aĢık hem de tekke Ģiiri kategorisine uygun Ģiirlerdir. Bunlar ise taĢlama ve Ģathiye benzerliği ve güzelleme ile nasihatname baĢlığı altında incelenen gruplandırmaların benzeĢmesinden ibarettir. Sayısal olarak belirttiğimiz sınıflandırmanın içeriği, Ģiir numaraları belirtilerek aĢağıya “AĢık ġiiri, Tekke ġiiri, AĢık ve Tekke ġiiri” baĢlıkları altında dökümü sunulmuĢtur. AĢık ġiiri: 4, 5, 6, 7, 9, 10, 12, 14, 20, 23, 26, 31, 32, 33, 36, 39, 40, 41, 43, 44, 45, 48, 52, 53, 56, 57, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 75, 81, 82, 85, 87, 88, 89, 90, 95, 96, 99, 102, 104, 105, 106, 112, 117, 119, 121, 124, 131, 133, 136, 140, 141, 144, 148, 154, 157, 160, 163, 164, 167, 192, 196 nolu Ģiirler. Tekke ġiiri: 1, 2, 3, 8, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 22, 25, 27, 28, 29, 30, 34, 35, 38, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 54, 55, 58, 59, 60, 61, 68, 70, 71, 72, 73, 76, 77, 83, 84, 86, 93, 94, 97, 98, 101, 103, 107, 108, 109, 115, 116, 118, 120, 123, 125, 126, 129, 130, 147, 150, 151, 156, 158, 159, 162, 165, 166, 168, 169, 170, 172, 173, 176, 177, 179, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 195, 197 nolu Ģiirler. 88 adet. AĢık ve tekke Ģiirleri: 11, 21, 24, 37, 42, 69, 74, 78, 79, 80, 91, 92, 100, 110, 111, 113, 114, 122, 127, 128, 132, 134, 135, 137, 138, 139, 142, 143, 145, 146, 149, 152, 153, 155, 161, 171, 174, 175, 178, 180, 181, 193, 194, 198. nolu Ģiirler. 43 adet. ġiirlerin AĢık Tarzı Sınıflandırılması: ġiir Geleneği Konularına Göre

5.2.2.1.

DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden 111 tanesi aĢık tarzı Ģiir geleneği konularına göre sınıflandırılabilir. Bütün Ģiirleri içinde bu tarzda sınıflandırılabilecek Ģiirlerin numaraları “AĢık Tarzı ġiir Geleneğine Uygun ġiirler”baĢlığı altında aĢağıdadır: AĢık Tarzı ġiir Geleneğine Uygun ġiirler: 4, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 14, 20, 21, 23, 24, 26, 31, 32, 33, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 48, 52, 53, 56, 57, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 69, 74, 75, 78, 79, 80, 81, 82, 85, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 95, 96, 99, 100, 102, 104, 105, 106, 110, 111, 112, 113, 114, 117, 119, 121, 122, 124, 127, 128, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 148, 149, 152, 153, 154, 155, 157, 160, 161, 163, 164, 167, 171, 174, 175, 178, 180, 181, 192, 193, 194, 196 198 nolu Ģiirler. AĢık tarzı Ģiir geleneğinde konulara göre tasnif yapıldığında,504 DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri Güzelleme505, TaĢlama506, Koçaklama507 ve Ağıt508 türlerine göre
504 505

Bkz. Oğuz, a.g.e., 288-291. Güzelleme: Genelde güzelliğin ve bir güzelliğin övgüsünün dillendirildiği koĢmalardır. Bkz: Oğuz, a.g.e., 288.

tasnif edilebilmektedir. Söz konusu tasnif sonucunda; toplam 111 Ģiirden 59 adedi Güzelleme, 29 adedi TaĢlama, 12 adedi Koçaklama, 11 adedi Ağıt türünden Ģiirlerdir. Söz konusu Ģiirlerin Ģiir numaraları aĢağıda konu baĢlıkları ile birlikte verilmiĢtir. Güzelleme: 6, 7, 9, 26, 31, 36, 42, 43, 44, 45, 48, 52, 53, 56, 57, 62, 63, 64, 66, 67, 75, 78, 79, 82, 87, 88, 89, 90, 95, 96, 99, 102, 104, 105, 106, 112, 119, 121, 131, 132, 137, 138, 139, 140, 141, 144, 145, 146, 154, 157, 163, 164, 167, 174, 175, 180, 181, 192, 194 nolu Ģiirler. TaĢlama: 5, 11, 12, 20, 21, 23, 24, 32, 33, 37, 65, 69, 74, 80, 91, 92, 100, 114, 117, 122, 127, 135, 142, 152, 153, 161, 171, 193, 198 nolu Ģiirler. Koçaklama: 41, 81, 110, 113, 124, 128, 134, 143, 148, 155, 178, 196 nolu Ģiirler. Ağıt: 4, 10, 14, 39, 40, 85, 111, 133, 136, 149, 160 nolu Ģiirler. 5.2.2.2. ġiirlerin Tekke ġiir Geleneği Konularına Göre Sınıflandırılması: DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden 132 tanesi tekke tarzı Ģiir geleneği konularına göre sınıflandırılabilir. Bütün Ģiirlerin içinde bu tarzda sınıflandırılabilecek Ģiirlerin numaraları “Tekke Geleneğine Uygun ġiirler”baĢlığı altında aĢağıdadır: Tekke Geleneğine Uygun ġiirler: 1, 2, 3, 8, 11, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 21, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 34, 35, 37, 38, 42, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 54, 55, 58, 59, 60, 61, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 77, 78, 79, 80, 83, 84, 86, 91, 92, 93, 94, 97, 98, 101, 103, 107, 108, 109, 100, 110, 111, 113, 114, 115, 116, 118, 120, 122, 123, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 132, 134, 135, 137, 138, 139, 142, 143, 145, 146, 147, 149, 150, 151, 152, 153, 155, 156, 158, 159, 161, 162, 165, 166, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 193, 194, 195, 197, 198 nolu Ģiirler. 132 adet. Tekke geleneği konularına göre tasnif yapıldığında,509 DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri Nasihatname510, Duvaz-ı imam511, ġathiye512, Medetname513, Nutuk514, Nad-ı
506

TaĢlama: Toplumdaki haksızlıkların, yolsuzlukların, geriliklerin ve ekonomik sorunların mizahi bir dille anlatıldığı koĢmalardır. Bkz. Oğuz, a.g.e., 289. 507 Koçaklama: Yiğitleme, yiğidin kahramanlığının dile getirildiği bir koĢma türüdür. Bkz. Oğuz, a.g.e., 289. 508 Ağıt: Bir törene bağlı olsun olmasın acıklı bir anlatımı olan koĢmalardır. Bkz. Oğuz, a.g.e.,290. 509 Bkz. Oğuz, a.g.e., 300-309. 510 Nasihatname: Gerek dini gerek ahlaki konularda insanlara öğüt vermek maksadıyla yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 586., Oguz, a.g.e., 304. 511 Duvaz-ı imam: On iki imamların isimlerinin anılması ve onlara bağlı özelliklerin dile getirilmesi ile yazılan eserlerdir. Duazlar Alevi cemlerinde okunması zorunlu olan nefeslerdendir. Bkz. Erman Artun, Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatı, Akçağ Yayyınları, Ankara, 2002, 105., 586., Oguz, a.g.e., 304. 512 ġathiye: Dinsel bazı kuralları alaya alma, onların yanlıĢ yorumlanmasını eleĢtiren Ģiirlerdir. Alevi BektaĢilerin Ģathiyeleri tarih boyunca çok eleĢtirilmiĢ, hatta dinsiz olarak görülmelerine sebep olmuĢtur. Bkz. Oguz, a.g.e., 308.

Ali515, Vücutname516, Münacat517, Methiye518, Nad-ı Muhammed Ali519, Nefes520, Hurufiyat521, Devriye522, Mahtel-i Hüseyin - Mersiye523, YaratılıĢname524, Tarikatname - Erkanname525, Ġstihraçname526, Mansurname527, Yıldızname528 diye adlandırılan türlere göre tasnif edilebilmektedir. Söz konusu tasnif sonucunda; toplam 132 adet Ģiirden; 52 adet Nasihatname, 17 adet Duvaz-ı Ġmam, 11 adet ġathiye, 8 adet Medetname, 8 adet Nutuk, 5 adet Nad-ı Ali, 5 adet Vücutname, 4 adet Münacat, 4 adet Methiye, 4 adet Nad-ı Muhammed Ali, 3 adet Nefes, 2 adet Hurufiyat, 2 adet Devriye, 2 adet Mahtel-i Hüseyin-Mersiye, 1 adet YaratılıĢname, 1 adet Tarikatname-Erkanname, 1 adet Ġstihraçname, 1 adet Mansurname, 1 adet Yıldızname türünde Ģiirler vardır. Söz konusu Ģiirlerin Ģiir numaraları aĢağıda konu baĢlıkları ile birlikte verilmiĢtir. Nasihatname: 2, 3, 8, 13, 15, 17, 21, 22, 24, 35, 46, 49, 51, 74, 78, 79, 80, 91, 92, 93, 101, 103, 107, 110, 114, 118, 120, 122, 128, 130, 132, 134, 137, 138, 142, 143, 145, 146, 150, 155, 158, 162, 169, 171, 174, 175, 180, 181, 191, 194, 195, 197 nolu Ģiirler. Duvaz-ı Ġmam: 16, 18, 19, 30, 47, 50, 72, 77, 86, 109, 125, 129, 156, 168, 173, 186, 188 nolu Ģiirler.

513

Medetname: Tanrıdan ve üst nitelikleri oldukları varlıklardan yardım dileme, medet arama amacıyla yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Artun, a.g.e, 104, Oguz, a.g.e., 309. 514 Nutuk: Tarikatın kural ve kaidelerinin yol da yeni olanlara anlatılması ile ilgili Ģiirlerdir. Bkz. Artun, a.g.e, 96, Oguz, a.g.e., 306. 515 Nad-ı Ali - Faziletnameler: Hz. Ali‟nin vasıfların ve özelliklerini övmek için yazılmıĢ eserlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 535. 516 Vücutname: KiĢioğlu yaradılıĢını dini bilgiler ve tıbbi bilgilerden de yararlanarak beden üzerinden delillendirmeye çalıĢmasıdır. Bkz. Güzel, a.g.e., 583. 517 Münacaat: Yalvarma, dua af anlamlarına gelir bu sebeplerle yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 531. 518 Methiye: Bir ulu kiĢinin övülmesi ve onun üst meziyetlerinin dile getirilmesidir. Bkz. Güzel, a.g.e., 568. 519 Nad-ı Muhammed Ali: Hz. Muhammet ve Hz. Ali‟nin birlikteliği, insanlığa yaydığı birleĢtirici hal üzerine yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 535. 520 Nefes: BektaĢi inancında Vahdeti vücut düĢüncesini iĢleyen Ģiirleridir. Bkz. Güzel, a.g.e., 525. 521 Hurufiyat: Huruf harf demektir, harflerin anlamları ve iĢaret ettiği seslerle ilgili Ģiirlerdir. Bilginin rumuzlarla aktarılmasına imkân sağlar. Bu konuda bektaĢilerin bu adla bir adlandırmaları vardır. Bkz. Ali Ġhsan AktaĢ 3. GörüĢme 522 Devriye: YaradılıĢın bir tekâmül çizgisi üzerinde değiĢimini anlatan Ģiirlerdir. ġiirlerin genel manası tekâmüle vurgu yapmasıdır. Bkz. Güzel, a.g.e., 322. 523 Maktel-i Hüseyin-Mersiye: Hz. Hüseyin‟in Ģahadeti ve Kerbela katliamı üzerine yazılmıĢ ağıt türü Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 575. 524 YaratılıĢname: YaradılıĢ ve insanın var oluĢu hakkında bilgiler verilen Ģiirlerdir. Bu konuda bektaĢilerin bu adla bir adlandırmaları vardır. Bkz. Ali Ġhsan AktaĢ 3. GörüĢme 525 Tarikatname-Erkanname: Yolun kurallarının yola yeni giren kiĢilere anlatmak için yazılmıĢ eserlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 626. 526 Ġstihracname: Anlam çıkarma, geleceği görme anlamları vardır. Gelecekle ilgili bilgilerin verildiğine inanılan veya gelecekle ilgili bilginin sembollerle aktarıldığı Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 610. 527 Mansurname: Hallac-ı Mansur ürerine ve onun “Enel Hak” düĢüncesi üzerine yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 603. 528 Yıldızname: Gökteki yıldızların bir kaçı veya bir üzerine yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bu konuda bektaĢilerin bu adla bir adlandırmaları vardır. Bkz. Ali Ġhsan AktaĢ 3. GörüĢme

ġathiye: 11, 37, 100, 117, 127, 135, 152, 161, 178, 193, 198 nolu Ģiirler. Medetname: 29, 94, 115, 126, 183, 185, 187, 189 nolu Ģiirler. Nutuk: 108, 116, 151, 153, 159, 176, 179, 182 nolu Ģiirler. Nad-ı Ali: 1, 34, 54, 71, 184 nolu Ģiirler. Vücutname: 27, 28, 165, 172, 190 nolu Ģiirler. Münacat: 60, 61, 83, 123 nolu Ģiirler. Methiye: 84, 113, 166, 177 nolu Ģiirler. Nad-ı Muhammed Ali: 25, 59, 68, 70 nolu Ģiirler. Nefes: 73, 97, 98 nolu Ģiirler. Hurufiyat: 38, 147 nolu Ģiirler. Devriye: 58, 69 nolu Ģiirler. Mahtel-i Hüseyin-Mersiye: 111, 149 nolu Ģiirler. YaratılıĢname: 76 nolu Ģiir. Tarikatname-Erkanname: 55 nolu Ģiir. Ġstihraçname: 170 nolu Ģiir. Mansurname: 139 nolu Ģiir. Yıldızname: 42 nolu Ģiir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin konularına göre sınıflandırılmasında gerek aĢık, gerek tekke Ģiir geleneği bağlamında değerlendirme yapmak bir zorunluluk olmuĢtur. Çünkü Ģiirler içerik bakımından bu iki türünde özelliklerini yansıtmaktadır. AnlaĢılmasının kolaylığı açısından böyle bir sınıflandırmanın daha kolay olacağı varsayılmıĢtır. Bununla birlikte Ģiirlerin ana temalarının belirlenmesi, sınıflandırma güçlüğünü aĢacak ve sınıflandırmayı tamamlayacak bir unsur olarak düĢünülmüĢtür. Çünkü ana temalar ve onun hangi baĢlık altında sınıflandırıldığının yan yana görülmesi yapılmıĢ olan bu sınıflandırmanın anlaĢılmasını kolaylaĢtıracaktır. Bu anlamıyla “ġiir Sırasına Göre ġiirlerin Türleri ve Ana teması”baĢlığı altında aĢağıda kapsamlı bir liste verilmiĢtir. Listede aĢık Ģiir türü ve tekke Ģiir türü ayrı ayrı verilmiĢ olup, her iki tür içinde değerlendirme imkanı varsa her iki türde de nasıl sınıflandırıldıkları belirtilmiĢtir.

Gönlünde Bir AĢkı Ali Oldukça Tekke ġiiri Türlerinden: Nad-ı Ali. Göç Ederim Benli Bülbül Ağlama AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme.5. 6. 5. ölüm ile de ilgili 14. Ana Teması: Ölümlü oluĢu hakkında. Yanar AĢk AteĢi Yana Gel Yana Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Ölüm hakkında benli dilbere. 3. ġiir Sırasına Göre ġiirlerin Türleri ve Ana teması. Ana Teması: Hz. Ana Teması: Yol üzerinde hizmet verirken karĢılaĢtığı yanlıĢ iĢler ve eleĢtirileri. 4. Esirge Bizleri ġahın AĢkına . Satma Bilmeyene DüĢer Ġsyana Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Sakla Gevheri Deme Aman Ha Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 18. 2. Ana Teması: Kızının ölümün üzerine bir yakınma.2. Yetim Kuzularım Kaldı Bir Yana AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Ana Teması: Yolda hizmet verirken dıĢı ile içi bir olmayan insanlara dikkat etmek. Ana Teması: 12 imamların ismini sayarak Ģaha yalvarmak. 13. Ali‟ye ve yola methiye. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Ana Teması: Bilgiyi hak edenle paylaĢ ve paylaĢmada dikkatli ol. 19. dünyanın ölümlü olduğuna dair. Hakkını Helal Eyle Ey Nazlı Ana AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Yüzündeki Olan Beni Unutma AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 17. PadiĢahlık Diyen Vah Cana Cana AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Hekim Sandım Ġğneciyi Aç Dedi Bana AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 10. Kem mi Baktım Ağ Gözlerim Gör Ağla AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 15. BağıĢla Bizleri ġahın AĢkına Tekke ġiiri Türlerinden: Duvak-ı Ġmam. Ana Teması: 12 imamların ismini sayarak yalvarmak. 16. Tevrat ġu Sinemde ġahın AĢkına Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Ali aĢkının önemi. 8. Ana Teması: Din adına insanları kandıranların eleĢtirisi. din sömürüsü hakkında. yakınma. 7.3. Muhannet Suyundan Ġçemem Asla AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Gel Ağlama Benli Yavrum Ağlama AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Kendi dünya görüĢünü açıklıyor. 1. Ana Teması: KardeĢlik üzerine.2. KardeĢlik Sevgisi Candadır Canda Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Susuz Bırakma Bırakma Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Yol içindeki hizmeti ve durumu hakkında bilgilendirme. Ana Teması: Annesine Ģiir. 12. Ana Teması: Hz. Ana Teması: Sevdiğine aĢkını anlatır. Ana Teması: PaylaĢma ve vermek üzerine 9. 11. Ana Teması: Ölümü hakkında benli dilbere. Çekerim Bu Derdi ġahın AĢkına Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname.

Ana Teması: YaradılıĢ. Can Ali Canan Muhammet Tekke ġiiri Türlerinden: Net-ı Muhammet-Ali. dünyaya geliĢ. Ana Teması: Dinsel düĢünceyi kullanan insanların eleĢtirisi. Ana Teması: Hz.Tekke ġiiri Türlerinden: Duvak-ı Ġmam. Nidam Benim Gönlüm Kaldıktan Sonra AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Nice Hayır Dese Ona Fayda Ne AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Ruhsal yolda karĢılaĢılan güçlükler ve din adamlarına eleĢtiri. 33. 27. Ana Teması: Fakirler ve fakirlik üzerine. Ana Teması: Yolun tarikat boyutunun manası hakkında bazı belirlemeler. 20. 35. Ana Teması: 12 imamların ismini sayarak yalvarmak. Ana Teması: Soyunun nereden geldiğini anlatıyor. Âdem‟le baĢlayan insanlığın ruhsal yaĢamını anlatıp. 30. Ana Teması: Kendisini seven gözükenlerin hatalarını anlatma. Medet Mürvet Pirim Sen Ġmdat Eyle Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 21. Muhammed‟in birliği ve yol üzerindeki etkileri 26. bazı yapılmaması gerekenleri örnekliyor. Birliği Bilmeyen Girmez Katara ÂĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 32. 34. BirleĢti Deryalar Kalan Olmadı . 28. Benli Dilber Benlerinin AĢkına AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. ruh göçü anlatılıyor. asıl insan olmanın önemi. Ayıplama Sakın Gelmesin BaĢa AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Hakikat Yolcusu Meydana Gele Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. Ana Teması: Sevgiliye sitem. 31. GizlemiĢ Kendini Vara Bak Vara Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. eleĢtiri. YetiĢ ġah Muhammet Ali Ġmdat Eyle Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. Ali'nin önemi ve tanrı olduğunun açıklanması Virani‟nin deyiĢlerine benzer. 29. 25. vücudun oluĢması anlatılır. Gönüller Yanarak ġahın Sözünde AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Vücut azaları iliĢkisi üzerinden duvaz-ı imam söyleyip yalvarmak. Muhammet ve Hz. tekâmül. Ana Teması: YaratılıĢ anlatılıyor. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. benli dilbere dair. Dosta Vermek Ġçin Duyuldu Bile Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. 23. 22. Ali'dür Aleme Allah Tekke ġiiri Türlerinden: Net-ı Ali. Bakmaz Mısın Sular Akar Engine AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ali ile Hz. Ana Teması: Hz. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Yol içindeki bazı hataları dile getirme ve yargılamanın yanlıĢlığını söylemek. Ana Teması: Hz. Ġleriyi Görmezse Vah Ona ÂĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Hz. 24. Ali‟ye yakarıĢ ve yardım beklemek.

Ana Teması: Ölüm ve cenaze iĢlerinin detayı hakkında. Kul fakır ve özde ders almasından bahseder. Lam Elif Ye Ġle Yaratmadı mı? Tekke ġiiri Türlerinden: Hurufiyat. 44. yaradılıĢı anlatan bir Ģiir. Gerçek AĢık Olan Kuluna Geldi Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Kendi ölüm haberi üzerine gibi bir yazım. Hak Dedi Adem'e Asla Dönmedi Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 43. Ölüm Sana Derman Bulamam Gayrı AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Ana Teması: Dede pir hoca eleĢtirisi. Sılam Zindan Oldu Gurbet El Gibi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Oniki imamlar vasıtasıyla yol içindeki memnuniyeti anlatır. 50. Benim Var Yıldızım Ülker Yıldızı AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yol içinde hilebazlara. döneklere rağmen nasıl hizmet edebileceği hakkında. kıymetinin bilinmesini bekliyor. 48. Sende Bencileyin Yar mi Ağladı AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yol içinde kendi iĢi ve bu iĢini yapmasındaki engeller anlatılır. buradaki yıldız bir kadın da olabilir. Ana Teması: Yol içinde hizmet yaparken dikkat edilmesi gereken unsurlar. 37. 46. 36. Sanki ölecekmiĢ gibi bir anlatım. Ana Teması: Arapça harflerin tasavvuf içindeki anlamına göre. Evvel Rehber Yol Bulmalı AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Artık Bu Cihanda Gülemem Gayrı AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 47. Ana Teması: Sevdiğine kendini anlatıp.Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Sevdiğinin soyluluğu ve güzelliğinin methi. Muhammet Ġsmi TaĢbaĢ Ġle Geldi Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam . Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. 49. Güzel Bana Dedi Bayram Ay Gibi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Uçurdum Elimden Gül Yüzlü Canı AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. özün temizlenmesi vurgusu. Tekke ġiiri Türlerinden: Yıldızname. 41. 38. Estirdin Cihana Beni Yel Gibi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Bu Canıma Sefa Geldi Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Ana Teması: Hasretlik üzerine. Ana Teması: AĢık olanın gücü ve sevgisi hakkında. 42. Güzelin Sevdası BaĢıma Geldi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 39. gurbet ve güçlükleri üzerine. 45. 51. 40. Yarin Zikrullahı Özüme Geldi . Ana Teması: Ġnsanın ruhsal mücadelesi ve farklı kalıp hesapları ve iblis hakkında. sevdiğini belirtip. Ana Teması: Vücudun azalarındaki anlamla on iki imam arasında bağlantı yapılarak anlatmak. Ana Teması: Ülker yıldızı hakkında bir methiye. Ana Teması: AĢığın yol içindeki durumu bülbüle benzetilip anlatılmıĢ.Cavidan Ġlmi.

Ana Teması: Yol içinde hizmet yaparken karĢılaĢtıkları ve olabilecekler. Arzeyledim Yarim Göresim Geldi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Can Muhammet Ali Canı Değil mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 62. ġakır Benli Dilber Gözler Sürmeli AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Münacaat. 61. O ġirin Dillere Kurban Et Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme.Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Yol içi eksiklikten dolayı yalvarmak ve af dilemek. . 52. Kara Güne IĢık Doğar Yar Nenni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 54. Yumak Yumak Etti Yolda AĢk Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Sene YetmiĢ Dileğim Var Bilmez mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Yalvarma. 65. 55. Ana Teması: Sevdiğine hasretini ve aĢkını dile getirmesi.Nat. Dostun Hileleri Yaralar Beni AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 53. Sevdası Ağlattı Zar Etti Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Dört anasırdan olma ve yaratılıĢ üzerine. 59. Ana Teması: Benli dilber üzerinden yar aĢkının anlatımı. Ana Teması: Yarinin güzelliği iler yol içindeki güzelliği benzeĢtiriyor. Ana Teması: Benli dilber ve aĢkı ile ilgili coĢkulu bir anlatım. Balta Ġle Kazma Ġle Rende mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Devriye. 56. Ana Teması: Hasret ve gurbet üzerine. 64. aĢkın yaĢanma mevsimi geldi der. Fatiha Suresi. Bilmem Kim Ġletir Yol Dertli Dertli AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ali‟nin özellikleri fatiha suresinin içeriği ile birleĢtirilip anlatılır. Ana Teması: AĢk üzerine aĢkın kendisini ne hale getirdiğine dair. 63. Ana Teması: Evladı ile ilgili gurbet acısını dile getirmesi. 58. Dönmem Ġkrarımdan Sar Beni Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Evvel Niyet Edip Özün Bilmeli Tekke ġiiri Türlerinden: Erkanname. 66. 60. Diller Merhamet Etmez mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Yalvarma. Ana Teması: Dost diye bildiklerinin olumsuzlukları üzerine eleĢtirel bir değerlendirme. Ana Teması: Hz Muhammet ve Hz Ali‟nin kurduğu yolun birliği yüceliği üzerine. Ana Teması: Sevdiğine karĢılaĢabileceği güçlükleri ve yanında olmasını beklediğini anlatması 67. Ana Teması: Hz. 57. Hakkın Bin Bir Ġsmi Ali'dir Ali Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Ali. Ana Teması: Benli dilbere sevdası hakkında. Ana Teması: Yol içindeki on iki hizmetin nasıl yapılacağının anlatımı. Yürü Benli Bülbül Bahar Yaz Geldi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yol için yaĢadığı zorluklar ve hatalardan dolayı merhamet için yalvarmak. Münacat.

Ana Teması: Gerçeklik yolu ile hz. Ana Teması: Feleğe sitem ve hayatın yükünden ötürü yakınma. Ana Teması: Feleğe sitem ve gücünün üstünde bir yükün altında olduğu fikri. Yaramıza Melhem Olman mı Felek AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Pervane Olup da Yanarım Güzel . Muhammet Ġle Hz. Ana Teması: Hz. 69. Adem'in yaratılıĢı ve bunu izleyen gerçekler hakkında. Dostlar Karalanıp Unutmam Bizi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 82. 77. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 84. Ali‟nin önemi ve Ali‟nin yolun sahibi olduğu vurgusunun yapılması. Ana Teması: Ġyi niyet ve güzel sözlülük üzerine. Yaramız Muhammet Ali Yaresi Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Muhammet Ali. Ana Teması: Kainat ve Hz. 71. Ana Teması: Peygamber ve velilerden örnekle gerçeklik yolunun geliĢimini anlatır. Ana Teması: Oniki imamlar aracılığıyla yola bağlılık duası yapıyor. Ana Teması: Hz. ġaha Yandım Ali Yar Deyi Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Ali. Senin Ġsmin Nurun Var Etti Bizi Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. YakarıĢ. 76. 80. 75. YakarıĢ. Bir Huri Var Bana Peh Dedi Geçti AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Yüz Yirmi Dört Bin Nebisine Bak Tekke ġiiri Türlerinden: YaratılıĢname. Yoksa Sabredelim Ağır mı Gerek AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Ali‟nin vasıfları ve kozmik önemleri hakkında. 73. Ana Teması: Din adına insanları kullanan grupları eleĢtiri ve Atatürk vurgusu. Gülem Dedim Bir Gün Güldürmen Felek AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 83. Yol Muhammet Ali Deyi Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-Muhammet-Ali. Beni Dilden Dile Dil Ettin Felek AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 81. Ana Teması: Fatiha Suresi üzerinden yol içi bir yorum. Tekke ġiiri Türlerinden: Devriye. Adem Bir Aynadır Aynaya Bir Bak Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Zinciri Boynuma Bağlaman Bizi AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Adem'le baĢlayıp On Ġki imam üzerinden yoldaki secde meselesi.68. 78. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 74. Ana Teması: Karaoğlan için erenlerden yardım istiyor. Ana Teması: Ezilmek ve adaletsizlik karĢısında ne yapmalı. 72. Güler Yüzle Ġyi Niyetlik Gerek AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Dostluk ve gerekleri üzerine. 70. Ana Teması: Feleğin her yaptığına karĢı bir oyunu olması ve gerçeğin güç duruma düĢmesi. Hak Muhammet Ali Var Etti Bizi Tekke ġiiri Türlerinden: Fatiha Suresi. muhammet ve hz. 79. Methiye. Seher Karaoğlan Yardımına Gel Tekke ġiiri Türlerinden: Münacat. ali arasındaki bağlantı üzerine.

Ana Teması: arapça ayet ve hadislerinin derviĢçe açıklanması. Ben Bir Kulum Yalvarırım Cananım AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. özle anlaĢılmadığı hakkında. Arttı AĢk AteĢim Gel Mevlam Leylam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Sarrafta Terazi Tartılamadım AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 87. Ana Teması: Yar sevmek. 91.Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. Kalbi Katılara Doyuramadım AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Babası vefat edince ona dair duyguları ve özlemlerini dile getirmesi. Ana Teması: Medetname. 100. 86. Ana Teması: Derdin yolda sermaye olduğunu ve onu geliĢtirdiğini anlatması. Ana Teması: Sefil Kurban dostuna kendisi ile iliĢkisi hakkında açıklama yapıyor. Ģaha dertlerinden dolayı yalvarma ve çare dileme. 94. Ana Teması: Yapmak istediği bir çok Ģeyi yapamadığı için insanların nasiplenemediğine dair. Ana Teması: Gelini Gülsüm IĢık‟a kız iken Çetmi köyünde görüp yazdığı Ģiir. Ġyi Niyet Ġle Birlik Olalım AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. yar ile olmak ve yolda durmak. Derdimize Derman Oluver ġahım Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. Buyurdu. Ana Teması: Sevdiğine istekleri ve sevgisini sunması hakkında. birlik partisini görüyor ve akrostiĢ Ģiir yapıyor. 98. Ana Teması: Mevla Ġle Leyla‟nın birliğini aĢk ile anlatmak. Dedi ki Allah Birdir Varım Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 92. 85. Dedi ki‟li Ģiir. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. DerviĢ Ruhan‟ın görüĢleri ve açıklamaları. Gücüm Yetmediğin Zaptedemedim . Ana Teması: Allah hakkında. Ben Gurbete Dayanamam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 95. Bu ġah Cemaline Benzer Cananım Tekke ġiiri Türlerinden: Nefes. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 90. Ana Teması: Sefa Efendi üzerinden On Ġki Ġmamları da birleĢtirerek yol için bir dua. Ana Teması: Kendisinin yol içinde hep yanlıĢ anlaĢıldığı. Ayrı Mıyız Senden Gül Yüzlü Babam AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 89. 97. Yar Zülfünü Can Evime Bağlasam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: gelini Gülsüm IĢık‟a nasihatı ve soyunu açıklaması. Halim Sana Malum Car Sefam Sefam Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 93. 88. Ana Teması: Yol üzerinde güzel olan her Ģeyin metinin yapılması. 96. Ana Teması: Ülke sorunlarına çözüm önerisi. 99. ġahbaz Mısın Yavrum Öt Durnam Durnam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Derdime Derman Diye Yine Dert Aldım Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Hakikat Ehline Söz Kızım Kızım AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme.

Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 103. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 108. Ana Teması: Ali isimli bir sevdiğine hasretini dile getirmesi. Verdiğin Ġkrarda Dursan Sevdiğim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 109. Ana Teması: Yol içinde karĢılaĢtığı zorluklar ve yapmak isteyip yapamadıkları. Ana Teması: Ġyi insan olmak için gerekenler hakkında. Sanırdım Kendimi Cennetlik Kulum . 101. Mersiye. 107. Ana Teması: Düğünde kına yakmak için söylenmiĢ bir deyiĢ. Ana Teması: Elinde insanlığın düzenlenmesi hakkında yetkisi olsa yapmayı düĢündüğü Ģeyler. Ana Teması: On Ġki Ġmamlar üzerinden yol içinde yakarıĢ. Hünkar Hacı BektaĢ Pirimiz Bizim AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Ana Teması: Sevdiğinden ayrılmayı yorumlaması. Ana Teması: Sevdiğini özlemek ve hasret üzerine. Ana Teması: Hünkar Hacı BektaĢ Veli ve düĢüncesi hakkında bir belirleme. Kendim Aldım Kendim Buldum Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. Ana Teması: ġiir vasıtasıyla hayatını anlatıyor. Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. Yemin Ettim Bir Kararı Güderim AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 111. Artık Bu Sitemi Çekemez Oldum AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Allah Muhammet’in Emrin Bilelim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 105. Tarikatname. Ana Teması: Hz. insanlık ve vatan hakkında. Bülbül Gibi Feryat Figan Eylerim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Medet Ġsyanımız Af Eyle Benim Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. 104. Herkesin Bir Canı Vardır Bilelim Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Hak. Çağırdım Hasretle Gel Alim Alim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 106. Tekke ġiiri Türlerinden: Maktel-Ġ Hüseyin. 115. Ana Teması: Yol içinde güçsüz kalıp hizmet edemediği için yalvarıyor güç diliyor. Yarelerim Yarelerim AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 102. Ana Teması: Yol içindeki hizmetlerini çobanlık örneği ile gülmece tarzında anlatıyor. ġeriat ġartıyla Tuttu Temelim Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Hüseyin‟e duyulan acı dile getiriliyor. Kuzalan Köyünde Dünyaya Geldim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: ġeriat ve tarikat aĢamaları hakkında ki temel bilgileri anlatıyor. Ana Teması: KarĢılaĢtığı güçlüklere sitem ve anlaĢılmadığı üzerine. 114. 110. Ġsmimce Hükmün Olsa Dutar Giderdim Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 112. Bari ġu Dünyaya Gelmese Ġdim Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname.AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 116. 113.

El Elinden Al Elinden AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 131. ayrılığa tahammülü salık vermek. ġahım El Aman El Aman Tekke ġiiri Türlerinden: Münacat. Bin Görsem De Bir An Göremiyorum Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 120. Ana Teması: Din adına yapılan cahilliklerin sonunu anlatıp uyarıyor. Ana Teması: Yola bağlılığı ve nasıl hep iyiyi bulup uyguladığını anlatıyor. Yar Elinden Yar Elinden . 122. 129. Ana Teması: Dünyaya geliĢ vatan ve hürriyet üzerine. Gel Bu Halimizi Sen Gör AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 127. Ana Teması: Yareden sözü ile Yaradan benzeĢmesinden yararlanarak nasihat vermek. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Mahrum Etme Dergahından Tekke ġiiri Türlerinden: Münacat. Anne Ve Babanın Sebebi Bir Han AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Ana Teması: Kendisine yapılacak her Ģeyin dost elinden olmasını istediğini anlatır. 117. yoldan ayrılmaması. 118. Medetname. 123. Ana Teması: YaratılıĢ ile baĢlayıp vücut üzerinden oniki imam anlatılıyor. Laden Der Yaman Ha Yaman AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Bu Dertlere Derman Versen Yareden Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname Ve Yalvarmak. Ana Teması: Yobazlar ve onların eleĢtirisi üzerine. Ana Teması: Yol içinde anlaĢılmadığı. 128. Divaneyim Hak Yolunda ġahınan AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 125. Tarikatname. 126. Çekerim Bu Derdi Bilemiyorum Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 124. Hak Bendedir Ben Bir Kulum AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Yar hasreti ve sevgisi üzerine. Ana Teması: Dergahtan. Ana Teması: Yol içinde yaptığı durumlar ve eksiklikleri üzerine. Ana Teması: Hacı BektaĢ çocukları efendileri oniki imama benzeterek anlatmayı denemiĢ. Hak Muhammet Ali Ezel Varınan Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. hak etmediği yerlere düĢürüldüğü ve geri kaldığı. Ana Teması: Ġnanılan yere sıkı inanılmasını öğütlemek. 130. Can Ehli Dostları Görmektir Arzum AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: ġeriat aĢamasından tarikat aĢamasına geçiĢini ve ibadetin özünü anlatıyor. dosdoğru yolda sabitlenmesi hakkında yalvarma. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Engel Var Arada Göremiyorum AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Vücutname. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye.Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. 121. Ana Teması: Gerek kendisi gerek insanlık için Ģaha yalvarıyor. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Üç Nur Ġle KurulmuĢtur Bu Cihan Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Ana Teması: Dostluk üstüne ve dostlarına bir hitap. 132. 119.

Ana Teması: Yolda nasıl gidilmesi konusunda güncel örneklerle süslenmiĢ nasihatler. Ana Teması: Yol içinde anlatılan hal ve güzellikler 147. Yeraltında Ecinni Var Sanmayın AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Dert üzerine ve Ali Haydarın ölmesi ile bağlantı. Ana Teması: AĢık olup yolda güzel ve dost sevmek ile ilgili. Ana Teması: Turnalar aracılığıyla eĢe dosta selam söylüyor. Soran Dostlarıma Selam Eyleyin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 135. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname.AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Turnalar Yarene Selam Söyleyin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 142. Ana Teması: Yaratıcı ile konuĢma ve Mansur tarzı bir kendini fark etme var. Ana Teması: Harflerin olası anlamlarına göre tasavvufi açıklama getirilmiĢ. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Yar sevdasının kendinde yarattıklarından bahsediyor. Ana Teması: Çocuğunu gurbete uğurluyor onu iyi niyetleri ile yolluyor. Sabır. Sabredelim Gönül Selamet Olsun AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Ana Teması: Nasihat. Ezel Verdiğimiz Ġkrar Ölmesin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Dost ve yarenleri ile ayrılık. Yürü Bir Katara Ölene Kadar AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 146. 136. hasret ve birlik üzerine turnaları kullanarak anlatım. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 140. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 133. 144. 141. . Uzattım Elimi El Garip Garip AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. beklentilerini dile getiriyor. Deyim Ki Cihanda Sen Değilmisin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Bir Sadık Dostumu Bulana Kadar AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 134. Ana Teması: Sevdiğinden ayrıldığı için yalnız kalmıĢ garipliğini anlatıyor. 138. Ģekil ve boĢ inançları bırakmak. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Gönlün çok önemli olduğunu örneklerle açıklar ve gönül yıkmayı yasaklar. Ana Teması: Sabır ile her güçlüğün altından kalkılır. 143. Ana Teması: Kendisini yargılamadan önce anlaĢılmasının gerektiğini söylüyor. Ġnsanlığı KardeĢ Gördüm Gözünen AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Dinde içsel geliĢmeyi önemsemek. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 137. Yıkma Gönül Ġncinmesin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Yavrum Güle Güle Gidip Gelesin AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Bana KaĢ Eğip De Bakıp Gitmeyin AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 139. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Çile Biz Çağre Bizden AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 145. Tekke ġiiri Türlerinden: Mansurname. Ana Teması: Ġnsanlık duygusu ve bunun uygulamasını kendi üzerinden örnekleyerek anlatmak. Be Bun Günlerde Cah Haydar Haydar Tekke ġiiri Türlerinden: Hurufatname.

Hüseyin‟in baĢına gelenler günümüz dili ile anlatılıyor. Ana Teması: Turnalar üzerinden çevre yerleĢim birimlerindeki erenlere selam gönderir. Ana Teması: Doğru eylem yapıldığında yolda en gerçek yerlere ulaĢılabilir. Ana Teması: Dostlarından ayrılırken. eleĢtirir. Ġnsanlar KardeĢtir DüĢmana Ne Var AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. nasıl bir anlayıĢ içinde olduğunu gösteriyor. dost görünenlerin planlarına karĢı uyarıyor. Ne Dedemiz Belli Babamız mı Var AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Lisan Yağmuruna BaĢın Açıver Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye.148. AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Seni Yoğurup Da Yapana Yalvar Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 162. 160. Ana Teması: Yarini çevresindeki tuzaklara. Ana Teması: Yol içindeki durumunu anlatıp. 153. AlıĢveriĢini Yazanlar da Var Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Tekke ġiiri Türlerinden: Maktel-i Hüseyin. Ana Teması: Gelecek hakkında bazı belirlemeler yapıp. ayrılık ve hasret üzerine söylediği sözler. Ana Teması: Halk hikayelerinden sembollerle sevdiğini övüyor. 154. 164. Ana Teması: Hakka doğru giden yolda dinsellik adına kurulan engelleri örnekler. Ana Teması: Yola girecek birine yolda neler olduğunu anlatıp ve tavsiyelerde bulunur. 163. Ana Teması: Dosdoğru yolda mürĢitle menzil alınabileceğini anlatıp diğer anlayıĢları eleĢtirir. 158. Ana Teması: On Ġki Ġmam ile yolda odaklanılacak kiĢileri ve özelliklerini anlatmak. 151. doğru sözlülük gibi ahlaki kurallar gerekçelendirilerek anlatılır. 157. Ana Teması: Hakkı bilmek. Ne Olur Sevdiğim Tek Bir Gülüver . öğütler veriyor. 156. Yandım Susuzluktan Ciğerim Sızlar AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 161. Sana Nice Yananlar Var AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 159. Nutuk. Al YeĢil BürünmüĢ Turnalar AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 150. 152. Huyu Güzel Yar Güzel Yar AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Nice Deccal Çakal DüĢ Eylediler. Ana Teması: Dinsel bağnazlar inanıĢları temelinde örneklerle eleĢtirilir. 149. Ana Teması: AĢıklık ve kavuĢma üzerine. 155. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Hak Sözün Tutmasa Çeker mi Çeker Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Her Can Sevdiği ġahını Över AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Seni Dilden Dile Satanlar da Var Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Ana Teması: Doğru yol içine karıĢmıĢ olumsuzlukları eleĢtirel Ģekilde söyler. Biz Gideriz HoĢça Kalın Yarenler AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Onulmaz Yaralar Oyulur Gider Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Hz. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. BaĢlarda Kopacak Türlü Haller Var AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama.

Yolumu Kesmeye Zorlayıp Gelir AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Senemiz YetmiĢ Bir OlmuĢ Gidiyor Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. Ana Teması: Oniki Ġmam üzerinden nasihatler veriyor. Ana Teması: On Ġki Ġmam üzerinden anıĢ gerçekleĢtirme. 167. Birisi Aynımda Görene Benzer AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Kâinatın yaratılıĢı üç varlık ile açıklanmıĢ ve gerekçelendirilmiĢtir. Dilimde ġah Zikri Süzülüp Gelir AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Sabırlı Kullara Selamet Gelir Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Hak Muhammet Ali Olduğundandır Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 172.AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 169. Hatice Fatıma Virdime Gelir Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 168. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. gerçekliğin zor zamanlarıdır. Ana Teması: Yol içindeki makamları ve yapılacak hizmetleri anlatıyor. YetmiĢ Biri Yeten Ali Sayılır Tekke ġiiri Türlerinden: Ġstihraçname. Ana Teması: Kendisinin yol içinde eridiği ve hak olduğu hakkında belirlemeler. Ana Teması: Gelecek öngörüsü 1971 den 2007‟ye kadar olacak olayları anlatır. Ġsraf Etmek Aptallıktır AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 165. Ana Teması: Ġsraf etmenin kötülüğü hakkında bir açıklama. 180. 174. Ana Teması: Kendinden ayrı olanları ciddi biçimde eleĢtiriyor. Ana Teması: AĢk yolu içindeki durumunu anlatır. Fesatlar Gerçeğe ÇökmüĢ Gidiyor AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 170. 166. Bil ki Sevgi Ġle Cihan Durulur . 173. Gördüm ArĢ Yüzünden Canana Benzer Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. Ana Teması: Muharrem orucunun ne kadar önemli olduğunu kanıtlamaya çalıĢıyor. Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. Soyun Benliğini Bire Gele Gör Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Ana Teması: Peygamberler tarihi üzerinden gerçeklik yolunu anlatır. 179. Ta Ezelden Gelen Ünümüz Vardır Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 178. 177. Ana Teması: MürĢidine sevgisini benzetmelerle anlatması. Ana Teması: Vücut azaları üzerinden tasavvufi belirlemeler yapar. Kudret Kalemini Yazara Benzer Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. 171. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Sevdiğinin gülüĢünün güzelliği ve ona ne kadar yakıĢtığına dair. Ana Teması: Sevdiğini güzel olan Ģeylere benzeterek anlatır. 176. Ana Teması: MürĢidini övüyor ve nasıl gördüğünü anlatıyor. 175.

193. AĢkı Öldürmeye Zar Eksik Olmaz AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 183. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Hacı BektaĢ‟tan yardım dilemek ve özelliklerini anlatmak. Garip Gönlümüzü Arıdan Medet Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. Ana Teması: Cahillik ve din adına yanlıĢlıkları eleĢtirel olarak anlatır. 186. 196. Ana Teması: Organ bağıĢının yüceliği hakkında. Eyüp Gibi Derdi Çekenden Medet Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname.AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. ġahım Ali Haydar Elaman YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. En Güzel Bir Mutluluktur AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Ayrılığın ve aĢığın acısı üzerine. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Ana Teması: Yurt savunması ve Türkiye‟nin büyüklüğü. 194. 188. Ana Teması: Peygamber marifetleri anlatılarak onlardan yardım istiyor. 190. Ana Teması: Oniki Ġmamlardan yardım dilemek. Hakikatte Canın Hastasıyız Biz Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Pirim ġahı Merdan Alim Gel YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Ali. Medetname. 192. . Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm Gel YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. Ekmek Nadir Ama Susuz Değiliz AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Ana Teması: Oniki Ġmamlar adına Üçlerden yardı bekliyor. 189. Ana Teması: Zihnindeki olayı kötü duyguların harbi olarak anlatıyor. Hak Cemale Yüz Sürmesi Zor Olmaz AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Peygamberlerin marifetlerinin dile getirilip yardım istenmesi. ülker yıldızının önemi. Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 195. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Medetname. 187. Ana Teması: Yol içindeki sadıklık makamı hakkında açıklamalar. Ali‟den yardım istiyor ve onun vasıflarını sayıyor. Medetname. 184. Ana Teması: Hak aĢığı olmak. 185. Sadık Dostlarına Sadık KalırmıĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Medetname. Temelde Terbiye Okumalıyız AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: MürĢidine yalvarıyor ve kendisini korumasını istiyor. Ana Teması: Sevgi ve aĢkın kıymeti üzerine. 191. Ana Teması: Okumanın ve eğitimin önemi üzerine. 182. Mağrur Elini ÇatmıĢ ġöyle Yürüdü Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. Hak Muhammet Ali Elaman Medet Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Ana Teması: Alemde olan her Ģeyden haberdar olduğunu bildirmesi. Canda Cananım Gel YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. yeniden doğmak içinde sevgi gerek der. Ana Teması: Hz. farkındalığı gösteriyor. 181.

DerviĢ Ruhan‟a göre Hz. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi geleneği içindeki misyonunun gereği olarak hem “gerçek” olmuĢ hem de gerçekleri dillendirmiĢtir. Hak da benim bütünümdür‟ demiĢtir. „Halk benim büyüğümdür. haktan yana tavır koymuĢtur. Bizler Her Esrarın Ser Askeriyiz AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Bu ikisinde de bir düĢünce insanı havası gözlenmektedir. DerviĢ Ruhan‟ın düĢünce dünyası kendisine ait Ģiirlerin yorumlanmasıyla örneklenebilir. Ana Teması: Dincilik eleĢtirisi üzerinden dört kapının anlatımı ve bazı tasavvufi açıklamalar. Bu durum kendisini bir düĢünce ve eylem adamı kılmıĢtır. kendi içinde sistemli. Bu örneklendirmeye.3. Çünkü yaĢanırken kendiliğinden oluĢan. Ali tarih içinde bilindiğinden çok daha baĢka bir varlıktır. Bu görüĢ kitaplarda yazılabilecek. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠRLERĠNDEKĠ FELSEFĠ GÖRÜġÜ Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin bir temsilcisi olan DerviĢ Ruhan. KiĢiye. DerviĢler bir problemle karĢılaĢtıklarında. DerviĢ Ruhan gelenekteki değiĢmeyi hem istemiĢ hem de değiĢimdeki aĢırılıklardan uzaklaĢmıĢtır. çalıĢmıĢ hayatta somut deneyimi önemsemiĢ. Bu durum onun düĢünce insanı olmasına da imkan sağlamıĢtır. kadim inançlardaki Hermes'e. birilerinin iĢine yaramaz. ikincisi ise Ģiirle aktarım yapmaktır. Birinci yolu. bir dünya görüĢüne sahiptir. DerviĢ Ruhan hem yaĢamı somut verilerle anlamaya çalıĢmıĢ hem de ilahi olanla bağını kesmemiĢtir. 198. yar sevmiĢ. Anıp Hayal Tutan Sefa Geldiniz Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. DerviĢ Ruhan‟ın dilinden düĢürmediği Ġmam Ali aĢkıyla baĢlamak yerinde olacaktır. ideal çözümlerdir. DerviĢ Ruhan hayatın tam içine katılmıĢ. Bu önerdikleri çözüm önerileri. yalvarmıĢ ve mistik deneyimlerler yaĢamıĢtır. çözüm bütünün iĢine yarar. yaĢadığı hayat ile bir aktarım yapmak. Ġlahi olanın somut hayata yansımalarını izlemiĢ ve insanlara ilahi olanın gerçekleĢmesi hakkında. Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Bu sebeple. bunun yanında kerbelanın yasına sadık kalmıĢ. Çünkü Alevi BektaĢi derviĢleri. . 5. önceden öğrenmiĢ oldukları reçeteleri sunmazlar. bütünün „hak‟ olduğuna inanırlar. Hak ise yaratıcının en güzel hallerinden biridir. Onların ürettikleri çözümler mistik çözümler gibi görünse de bütünsel anlamda. yol ulularını gözetlemiĢ. Ali anlayıĢı. olaya ve zamanına göre en ideal olan çözümü sunmaya çalıĢırlar. ahlaki olanın doğruluğu hakkında telkinlerde bulunmuĢtur.197. gerçek bir karekter olarak yaĢamıĢtır. DerviĢ Ruhan. DerviĢ Ruhan iki yolla insanlara bilgi aktarmayı denemiĢtir. Ana Teması: Kendisinden bir Ģey öğrenmeye gelenleri karĢılaması. Söz konusu düĢüncesi Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde anlamlıdır ve toplumsal değiĢmenin hızla yaĢandığı modern Türkiye içinde farklılaĢmalar anlamlı olmaktadır. halka karĢı tevazu içinde olmuĢ ve hak temelinde bütün olarak insanlığı anlayarak. kendiliğinden ifade imkânı bulan görüĢlerdir. makale formatında aktarılabilecek görüĢler değildir. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin modernleĢme süreci içinde değiĢimi ve ortadan kalkmasının anlaĢılması anlamında önemli. ġathiye.

Ama bu bahsettikleri Muhammet. yarayı sarandır. Ali‟nin beklediği donanıma kavuĢmayıp. ayrılık. Ali‟nin kâinattaki fonksiyonunu sezdiğinde. Ali‟yi fark etmek. Ali‟nin yoklamasında baĢarısız olanın. Muhammet ve Hz. Bu aĢamalar. Tanrısal muradın iĢaretlerini de kavrar hale gelir. KiĢi. DerviĢ. Ama Ali‟nin hali ile halini koruyanın korkmasının bir gereği olmadığını söyler. ruhsal yolculuğu dinlerin özü ile iliĢkilendirirler. . ruhsal plandaki görünümlerinden bahseder. küçültme ve büyütme ikisi arasında söz konusu değildir. sorumlu olduğunu söyleyerek. Ama derviĢler. Ali yolunda olmayanların. Bunu Ģu dizelerle anlatır. bitkilere. Ali ve Hz. hayvanlardan. DerviĢ. kendisi örnek insan davranıĢları ile varlıkları yönlendirir. Tarihsel olarak dünyada yaĢayan Hz. kederlenmenin anlamsızlığını dile getirir. Ali‟den bahseder. Bu deyiĢler ortodoks Ġslam inancına göre. diye bahseder ve bu maksadı fark etmeyenin görmeden. Muhammed‟in. DerviĢ kozmik manada bir Muhammet ve Ali‟den bahseder. beĢere. Ona göre Ali ilahi olan her Ģeyle bağlantısı olandır. derviĢe göre mistik yolculuktaki baĢlangıçtır. bitkilerden hayvanlara. derviĢe göre hem yaralayan hem de. Ali aĢkı olduktan sonra. mineralden.Mani inancındaki IĢığın oğluna. varlık alemindeki canlıların hiyerarĢik yapısından bahseder ve bir aĢamadan baĢka aĢamaya geçiĢin anahtarının Ali de olduğu anlatılır. Bu tekâmül ettirme iĢinde. Ali‟nin varlıktaki candan. DerviĢ bunu. bilmeden yaĢadıklarını iddia eder. gamlanmanın. Ali. yanlıĢ değerlendirmelerin yapıldığı sözler olabilir. Bu manada. BaĢka bir deyiĢinde de Hz. cihanın dert ile dolması bile umurunda olmaz. Ali‟nin kozmik görevi varlığı tekâmül ettirmektir. Bunu deyiĢinde Ģöyle anlatır. varlığın yeniden bedenlenmesin de (reenkarnasyonunda). beĢerden insanlığadır. Gam yeme hey gönül bin derdin olsa Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça Ġsterse bu cihan dert ile dolsa DüĢünme zikrinde Ali oldukça Sinemizde Alidendir yaremiz Bütün derde Ali‟dendir çaremiz Alinin zikridir gönül hanemiz Bir aĢkınan devran Ali oldukça Aliyi görmeyen bakar kör olur Bu canımız hep Ali‟den sorulur Alisiz canlar hayvanda kalır Korkma IĢık Ruhan Ali oldukça DerviĢ Ruhan. Bu aĢk öyle varlığı derinden sarar ki. bir nurun iki farklı görünümüdür. hayvan olarak aleme geleceğini belirtmektedir. hayvanda kalacağını belirterek. DerviĢ‟e göre Muhammed‟le Ali. Ali yine bilinen anlamda peygamber ve halifeye benzemez. Ali‟yi görmeyen bakar kör olur. ġamanların bahsettiği Gök oğluna benzer. DerviĢe göre Ali varlık aleminin sorumlusudur ve varlığın ilk görevi Ali‟nin fonksiyonunun farkına varmaktır.

sırrı da birdir der ve sırrı açıklar. Bu dert anlatılamadığı için derttir. DerviĢ çok zor konuları yoğun bir biçimde iĢlediği bu deyiĢin de. yanıp kül olacakları bir derttir. deryanın. muhabbeti de. nuru da. insan binasının baĢlangıcının . ortaklıklarının birbirine mal edilebileceğini belirtip. hüdalık fonksiyonunun ise Ali olduğunu. dizesiyle anlatır. Ali ve Muhammet birlikteliği „Muhammet yoğuran Ali mayası‟ dizesi ile açıklanmıĢtır.Dinleyin yarenler yaremiz vardır Yaramız Muhammet Ali yaresi Tartarlar cihanı onlar bir sırdır Terazi Muhammet Ali darası Muhammet‟dir müĢkülümüz yetiren Ali'dir ki kısmetimiz yetiren Onlar idi bu cihanı götüren Muhammet gemidir Ali deryası Deryası toprağı ayı güneĢi Cihanda görünen onların baĢı Muhammet Ali'nin ezel bir yaĢı Muhammet yoğuran Ali mayası Mayası birdir varı da birdir ġulesi birdir nuru da birdir Muhabbeti birdir sırrı da birdir Muhammet nebidir Ali hüdası Hüdamız Muhammet Ali değil mi Pirim Hacı BektaĢ Veli değil mi IĢık Ruhan onun kulu değil mi Muhammet temeldir Ali binası DerviĢ bir yarası olduğundan bir derdi olduğundan bahseder. DerviĢ buradan. kendisinin Muhammet ve Ali‟nin kulu olduğunu söyleyerek. DerviĢ Ruhsal Muhammet ile Ruhsal Ali‟nin ezelde birlikte olduklarını ve aynı nurun iki farklı görüntüleri olduğunu söyleyerek. birlik makamında olan bu varlıkların. ifadesiyle anlatır. „Muhammet gemidir Ali deryası‟ dizesiyle anlatmaktadır. ikisinin birlikte cihanı yönettiklerini iĢaret eder. Muhammet Ali‟nin. Bu dert insanların öğrendiğinde. DerviĢe göre bu nurun nebilik fonksiyonu Muhammet. ayın güneĢin. Bu dert Muhammed Ali‟nin derdidir der. Muhammed‟in dünyadan kurtuluĢu sağlayacak gemi olduğunu. DerviĢ. ama geminin Ali derinliği ve geniĢliği ile yüzebileceğini. toprağın. Ģulesi de. Ali‟nin insanlara kısmet dağıtan unsur olduğunu belirterek. varı da. iĢlerini sır ile gizli yaptıklarını söyler ve bu insanları gözetleme iĢinde. Muhammed‟le Ali‟nin birliğine geçer. DerviĢ. onları yansıttığını belirtir ve cihanda görünen her Ģeyin onlardan bir parça olduğunu söyler. Muhammed‟in sorunları çözmede yardımcı olduğunu. Mayası da. Bu dert varlığın Yaratıcısına layık olma derdidir. insanlık âleminin yaratılmasında. Muhammedi prensiplerin Ali gibi uygulanmasından sorumlu olunduğunu. „Muhammet nebidir Ali hüdası‟. cihanı sürekli gözetlediklerini belirterek. „Terazi Muhammet Ali darası‟.

Bu . sonra vazifesini yapınca ödüllendiren bir mekanizması olduğunu belirtir. Yaratıcının Yunus peygamberde olduğu gibi zora düĢürüp. Bu sebeple derviĢ dinler tarihini ve peygamberleri. „Muhammet temeldir Ali binası‟ dizesiyle tespit ederek deyiĢini noktalar. hak gözüyle nasıl anlamlandırıldığını aĢağıdaki deyiĢiyle açıklar. sonunun Ali olduğunu. Ne duvara ne ağaca taparız Ta ezelden gelen ünümüz vardır Nuh tufanı kopsa gönül yaparız Güruhu Naciden elimiz vardır Musanın asası elinde beli Davuttan Süleyman olmuĢtur belli Yunus ile çile çeken misali Hem alıp hem veren yolumuz vardır Ġsak gibi nice tüyümüz artar Yakup gibi nice mizanım dartar Yusuf gibi nice sırrımız örter Halil Ġbrahimden elimiz vardır Ġsmail'e hakka can kurban veren Zekeriya gibi hakkıynan gören Ġsa gibi Yahya Meryeme giren Hakikat ehli ile sırımız vardır Muhammet'le bile seyrana çıkan Ali olup miraçda aleme bakan Selman'la üç yüz yıl hasreti çeken Gelmeden geleni bilenimiz vardır Gelmeden geleni bilen Allah'tır Evvel ahırı Ģu cihan Allah'tır Kul IĢık Ruhan'ım söyleden Ģahtır Bir Ģah Hünkar BektaĢ Veli'miz vardır DerviĢ Ruhan maddenin madde. Musa‟nın asasının. Davut‟tan. DerviĢ Ruhan‟ın mistik anlayıĢında bütün dinsel karakterlerin bir anlamı vardır. Nuh tufanında bile telaĢa düĢmeyip asli iĢi olan gönül yapma iĢine devam ettiğini belirterek. ruhsallık adına yaĢanan her Ģeyle gerçeklik temelinde iliĢkisi olduğunu düĢünür. DerviĢ. Güruhu Naci olarak kabul edilen seçkinlerden olduklarını söylemektedir. ruhun ruh olduğunu ne duvara ne ağaca taparız diyerek dile getirir ve „Tanrıdan baĢka tapacak yoktur‟ diyenlerin ezelden beri var olduklarını söyler ve peygamberlerden örneklendirmeye baĢlar. Süleyman olmasını sağlayan asa ile aynı olduğunu belirterek. DerviĢ gerçeğin. Gerçeklik ezelden beri var olan bir durumdur ve bütün peygamberlerde görünmüĢtür.Muhammet. Bu iliĢkide olan aslında Mehmet Ali IĢık değildir. onun ruhsal tecelliye mazhar olduğu IĢık Ruhan‟dır.

gelmeden geleceği bilenler olduğunu söyler. gündelik hayat içinde anlatmaya gerek duymamıĢtır.mekanizmayı ise gerçeklerin yolu olarak tarif eder. Ġshak‟ın annesi Sara ile birlikte yaptıkları hileden „Ġshak gibi nice tüyümüz artar‟. Ġsmail‟in babaları Ġbrahim‟in yerine geçmeleri hikâyesidir. kendisi hakkında bazı bilgiler veren Ģiirler söylemiĢtir. DeyiĢin doğru anlaĢılması için söz konusu hikâyelerin bilinmesi gerekir. diyerek bahseder. Bu anlamlarıyla erenlerin. ĠĢte aĢağıdaki Ģiir de DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal makamı hakkında bilgi veren bir deyiĢtir. Ali ve Selman‟ın miraç olayındaki durumlarından bahseder. erenlerin kırklar olarak göründüğünü anlatarak. DerviĢ buradan hareketle. Zekeriya‟nın hakkı gözüyle görmesinde öncülük yapanların erenler olduğunu. gerçeklerin (erenlerin). Ġnsanlar ya ona olağanüstü bir insan gözü ile bakmıĢ ve dediklerini sorgulamadan kabul etmiĢ. gelmeden geleni bilmenin ancak Allah‟a mahsus olduğunu. DerviĢ daha sonra. Ġsa‟nın ruh olarak Yahya ve Meryem vasıtasıyla yaratıldığını. daha sonra miraç olayında. Fakat kendisi üzerine haksız eleĢtiriler yapılınca ve bu eleĢtiriler. Laden ehli bize bühtan kılarlar Bizler her esrarın ser askeriyiz Oruç tutmaz derler softa sofular Orucun namazın anahtarıyız ġeriat galinden geçtim evveli Çıkardım kalbimden kıl ile kali Kaynar söğünmüyor aĢkım hayali Zira her usulün kalendarıyız Tarikat tahtında bir Ģara vardım Gönülden el verip divane durdum Dört kapı kırk makam sırrına erdim Kırlar makamının katarındayız Marifette yedi elekten geçtim Gönül turap edip engine düĢtüm . Ģahın konuĢturduğunu belirtir ve buna örnek olarak da Hünkâr BektaĢ Veli'yi gösterir. Halil Ġbrahim peygamber gibi bereket veren elleri olduklarını söyler. Buradan hareketle Yusuf‟u bekleyen Yakup‟tan bahseder ve Yusuf peygamberin özel gerçeklik sırları ile dolu olduğunun iĢaretini vererek. ruhsal bilgisizlikten kaynaklanınca. Ġsmail yerine koyun kurban etme durumunu erenlerin yaptığını. DerviĢ Ruhan burada. DerviĢ Ruhan. DerviĢ kendisini insanlara. DerviĢ Ruhan yaĢadığı dönem içinde anlaĢılmamıĢ bir derviĢtir. eğer kiĢide böyle bir hal tezahür etti ise bunun kiĢi değil Allahtan dolayı olduğunu vurgular. Bir vecd halinde söylenmiĢ olan bu deyiĢin ifade tarzından tutunda. Muhammet. Bu deyiĢte birçok peygamber hikâyesi vardır. ya da ondaki ruhsal ıĢıltıyı hiç fark etmemiĢtir. erenlerin bildiğini ve bunun gibi birçok sırrı taĢıyan erenler gurubundan olduğunu belirtir. Bu tarz deyiĢler derviĢler ve onlara inananlar için özel anların ürünleridirler ve kutsal kelam olarak kabul edilir. Bu hikâyelerden biri de Ġshak‟la. hikâyeleri birbirine bağlama biçimlerine kadar her Ģey çok yerli yerindedir. DerviĢ bu manadan hareketle konuĢanın kendi olmadığını.

Ģeriat ehli kimselere ve benzeri zihniyete eleĢtirel olarak yazdığı bir taĢlama vardır. gerçeklerin. Daha sonra derviĢ üçüncü kapı olan. AĢağıda dini sadece kurallar bütünü olarak anlayan. alçak gönüllülüğü öğrendiğini ve ancak bu Ģekilde Kırklara dahil olup. BaĢka bir ifade ile kendisinin maksada odaklandığını. Buna örnek olarak ta Hacı BektaĢ evlatlarının.erenlerin) onun için sır olabilen Ģeylerin baĢ askeri olduğumuzdur. DerviĢ Ruhan yukarıdaki gibi. din suistimaline dair deyiĢler de yazmıĢtır. Yas için mi geldik biz bu cihana Zinciri boynuma bağlaman bizi . bizi tanımayanlar. ruhsal bilgi içeren konularda Ģiir yazdığı gibi. varlığın varlık kazanması için yeterli olduğunu belirtmiĢtir. bizi yargılarlar demiĢtir. derviĢe göre içten ikiliği atmak birlik makamına yönelmektir. gönlünü toprak edip. yobazlığa. DerviĢ son kapı olan Hakikatte olduğunu ve bu makamda varlığa bilinen perdelerin olmadığını. Kırlar makamını giden yola dahil olduğunu söylemiĢtir. daha sade ve anlaĢılır. Bu perdesiz halle cihanın fani değil her hali ile dolu olduğunun görüldüğü söylenmiĢtir. DerviĢ. Bununla birlikte nur olan göze bakarak aslını görebilme imkânının olduğunu söyler ve bulunduğu makamda her Ģeyin aslı ile birlikte görüldüğünü anlatır. her Ģeyden vazgeçip divane olduğunu. DerviĢ ikiliği attıktan sonra aĢkıyla ilerlediğini. sırları koruyan hazine bekçileri olduğunun iĢaretlerini verir. Söz konusu taĢlama içinde DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal düĢüncesi ile ilerici yönü arasındaki bağlantı çok rahat görülebilecektir. bize uzaktan bakıp arkamızdan olumsuz Ģeyler konuĢup. bu divanelik sayesinde ise Dört kapı kırk makam sırrına erdiğini belirterek. bilenler için çok önemli bir ruhsal odaktır. kendilerini eleĢtirdiğini belirtir ve erenlerin orucun namazın manasının çözülmesindeki anahtar olduğunu söyler. gündelik hayat içindeki mücadelelere dair. kalbimden ikiliği atarak. Ruhsal alemlere dair bilgisine rağmen halk arasında sıradan biri gibi yaĢayan derviĢ. bu isteğin sürekli kendisini diri tuttuğunu ve her usulü bilen kiĢi yaptığını aktarmıĢtır. Oruç tutmadıkları gerekçesiyle softa sofuların. DerviĢ daha sonra dört kapı kırk makam öğretisinin ıĢığında makamlarla kendi arasındaki iliĢkiden bahseder. DerviĢ Ruhan söz konusu Ģiirde kendi seyri sülüğü hakkında bilgi vermiĢtir. „Burun kanından‟ olduğu söylentisinin doğru olmadığını. belirtmiĢtir. Fakat o yargılayanların bilmediği bir Ģey vardır ki o da bizlerin (gerçeklerin . çok önceleri geçtiğini belirtir. oradaki aĢk badesinden içtiğini ve içtiği suyun manasını bilen bir makamda olduğunu belirtmiĢtir. ibadetin ise maksada odaklanmak için gerekli olduğunu belirtir. hakkın ol demesinin. ġeri at. ġeriat kapısından. DerviĢ ikinci kapı olan Tarikat kapısında da gönülden teslim olup. gerçeklikte.Kırklarda ezilen engürden içtim Hemen ol engürün biz erbabıyız Hakikatte perde yoktur ayani Yularsız gezene bu cihan fani Gözüne nazar kıl IĢık Ruhan'ı Burun kanı değil Kün‟ün varıyız DerviĢ Ruhan. Marifette tekrar arınmaya tabi tutulduğunu.

camilerden namaz için kendisini çağırmamalarını söyler. DerviĢ Ruhan daha da açık söyleyerek sadece ibadete odaklanan din anlayıĢının yanlıĢ olduğunu ve insanlıkla Hakkı bulmanın doğru olduğunu belirterek. bir anlayıĢın hayata hakim olması gerektiğini belirtir.Ġnsanlıkla Hakkı bulsan daha ne Günde minareden çağırman bizi Biz de biliyoruz Hakk‟a yetmeyi Eğer gökte ise çıkıp tutmayı Ġnsanlığa eĢitlikte yetmeyi Kötü damga vurup çevirmen bizi Ġnsanlıktır bütün dinim. geçmiĢ bilgilerle karartmamaları gerektiğini söyler. imanım Ahret için yoktur zerre gümanım Atatürk'ün ıĢığıdır kanalım Karanlık gösterip kavurman bizi Camilerde yalan vaiz yıkılsın Kilisenin ziran çanı sökülsün PadiĢahlık zihniyeti çekilsin Ġleriyim geri çevirmen bizi Gel ey vaiz bizden gerçeği tanı Ekmeksiz ya susuz yaĢayan hani Bunlardır insanın dini. Tanrıyı gökte arayanların. tutmazsın Ġkilik çıkarıp ayırma bizi Bilindiği üzere. insanlıkta hakkı bulmayı hedefleyen. aslında yerdeki eĢitlik problemi ile ilgilenmeleri gerektiğini belirtip bu Ģekilde Hakka eriĢilebileceğini vurgular. kötü damga ile yargılayıp zor duruma soktuklarını belirtir. eĢitlik fikrini gündeme alanları. DerviĢ Ruhan bu tarzda bir din anlayıĢının vaktinin geçtiğini ve daha içsel. bütün din ve imanı temsil ettiğini söylüyor. DerviĢ. din döneminin kapandığını söyler. . Din adına Tanrıyı göklerde arayanların böyle yapmadığı gibi. imanı Softalık satıp da sömürme bizi Bir fakire birgün yardım etmezsin Parasız bir cenazeye gitmezsin IĢık Ruhan doğru söyler. DerviĢ insanlık bilgisini ve yönetimini getiren Mustafa Kemal‟e bağlılığını da dile getirip. DerviĢ Ruhan da bu duruma tepki olarak „Yas için mi geldik biz bu cihana‟ deyip yas zinciri ile bizi bağlayıp köleleĢtirme diye söyler. Bu dönemde insanlığın gereklerini yapan kiĢinin de ahiret için kaygılanmasının gerek olmadığını belirtir. Bu dünyayı yas yeri olarak ilan eder. Bu anlamıyla insanlık bilgisinin birlik bilgisi ile bağlantılı olduğunu belirtip. DerviĢ Ģeriat ehlinin iddialarını eleĢtirerek değerlendirir. dünyayı kötüler ve ahireti yüceltir. Ġnsanlığın. aydınlık bir Türkiye hedeflediğini. kurumsal dinler.

vaiz bizden gerçeği tanı diyerek devam eder. aĢk ehlidir ve aĢkı ona bütünü sevmeyi öğütler. aydınlıkçı yönü çok açık bir biçimde görülmektedir. din adına insanları sömürenlerin.Buralardan DerviĢ Ruhan‟ın Ġlerici. Onun bütün çabası aĢık olduğu Yaratanının bütün içindeki tezahürünü hissetmektir. halkın bilinçlenmesi için deyiĢlerini dile getirmiĢtir. Söz konusu deyiĢler de doğaçlama deyiĢlerdir. Ġnsanların bu tutumları derviĢi. insanlığın. DerviĢ. DerviĢ bu düĢünceleri ve gündelik hayat içindeki örneklik hali ile birçok farklı kesimden çok farklı eleĢtiriler almıĢtır. birde ikilik. kendisi hakkında bir Ģeyler anlatmaya itmiĢ ve aĢağıdaki deyiĢ ortaya çıkmıĢtır. kendisinin ve ülkesinin ilerlemesini istediğini belirtir. hayal dünyasında kurulan her Ģeyin softalık satarak sömürmek olduğunu belirtir. Bu Ģekilde algılamadan. aslında derviĢ gelenek içinde çok güncel konuları deyiĢ olarak yazmıĢ ve toplumun modernleĢmesinde etkin rol oynamıĢtır. DerviĢ din ile insanları kandıranlara dair olan hitabına. DerviĢ aslında ülkenin cumhuriyet devrimi ile aldığı hızı görmüĢ. DerviĢ Ruhan burada. Ekmek ve suyun gerçek olduğunu ve din ve imanın da böyle bir gerçeklik gibi algılanması gerektiğini söyler. DerviĢ Ruhan. ona uygun davranıĢlar geliĢtirilmesi. dinin sömürü aracı olarak kullanılmasını ciddi bir biçimde eleĢtirip. Hayatın en temel gerçeği olan ekmek ve suya olan gereksinim ve bunların önemini vurgular. Bu sebeple yapıp ettikleri. fesat çıkararak insanları ayırmaya çalıĢtığını belirtir. PadiĢahlık zihniyetinde olanların etkisiz kalmasını isteyerek. DerviĢ Ruhan. kilisenin insanları ayıran unsurlarının yok olmasını. AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim Sarrafta terazi tartılamadım Ötmeyi bilemez baykuĢ gibiyim Konup viranede örtülemedim Örtülüyüm dedim açık ettiler Ozan mıyım dedim küçük ettiler Hakka kulum dedim buçuk ettiler Cahiller elinden kurtulamadım Kimisi kurtulmuĢ zenciri kırar Kimi cübbe giymiĢ Ģeriat sarar Kimi kendini bilmez ayıbım arar Öz elim yakamda yırtılamadım Yırtık değilim ki yırtalar beni Odun değilim ki kerteler beni Gerici değilim ki dürteler beni . Bu sebeple. yeni ve insanlık temelinde bir inanç oluĢturulması gerektiğinin iĢaretlerini vermektedir. fakirin derdiyle ilgilenmediğini. gereksiz veya anlamsız Ģeylerdir. derviĢin nasihatlerini hiç önemsemediği gibi. insanların değerine göre yanlıĢ. camilerde din adına söylenen yalanların ortadan kalkmasını. dini bir para kazanma mekanizmasına çevirdiğini.

Burada da insanlık vurgusu diğer kimliklerin hepsinin önüne geçer. AĢığına karĢı böyle bir odaklanma içinde olmasına rağmen. kendisini anlamadan. DerviĢin bildiği sırların bir bedeli vardır. yargılamaya hazır kiĢiler olduğunu belirtmiĢtir. insanlık uğrunda sürtülemedim der. neler olup bittiğini bildiğini. Cahiller elinden kurtulamadım. DerviĢ insanların bununla da kalmayıp. ĠĢte aĢağıdaki Ģiir derviĢin ideal dünya anlayıĢı hakkında söylediği bir deyiĢtir. DerviĢ bunları anlatırken. DerviĢ bu anlattıklarıyla insanlar arasında aktif bir hayatı olduğunun da iĢaretlerini verir. Bu dünyada. sevgi ve barıĢ hakimdir. altın dolu bir kervana dahil olmak gibi olduğunu söyler ve kendi hedefinin Ģahın muradını gerçeklemek olduğunu söyleyerek anlaĢılamayacağını bildiğini de açıklar. DerviĢin hak yolunda sürülmesi onun. Ġsmim Muhammet Ali amma değilem Ġsmimce hükmün olsa dutar giderdim . Onun iĢi baykuĢluk değildir. aĢkı gereği insanlarla birliktedir ve onlara ruhsal manada hizmet etmeyi hedeflemektedir. eskimiĢ düĢüncelerle Ģeriat istediği. aĢkın sarhoĢlukla olan benzerliğine vurgu yaparak.Ġnsanlık uğrunda sürtülemedim Sürünsem de hak yolunda gam değil Kervanımız altın dolu kum değil IĢık Ruhan kıblem ġahtır ġam değil Bir mahsumca kulum Ģer talamadım DerviĢ „AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim‟ derken. DerviĢ bu yaĢadığı sıkıntıların hiç birini aslında önemsemediğini belirterek Ģiirini tamamlar. DerviĢ bu Ģekilde hizmet ederken çevreden. Bu baykuĢ ne viraneye konar. DerviĢ benzer bir biçimde yırtık değilim ki yırtalar beni. ayrı bir yerde yaĢamaz. aĢkının emrinde olduğunu vurgulamaktadır. DerviĢ kendisinin ruhsal alemdeki yerini çok iyi bilir ve buna göre kendisini bilmesi gerekenlerin. onu anlamamakla. kiminin kendini bilmeyip onda ayıp aradığını söyler ve bunların elinden kurtulamadığını belirtir. ayrılık değil birlik. Hakka kulum dedim buçuk ettiler. nede öter. Ġnsanda yaratıcının tecelli ettiğine inanılan bir dünyadır onun ütopyası ve bu dünyada varlıklar arasında herhangi bir Ģekilde bir ayrım söz konusu değildir. aklının olmadığını. kendisinin kıymetini bilebilecek kimselerin yanında olmadığını da belirtir. Bununla birlikte yaĢadığı dönemde insanların sen Ģucusun bucusun diye yargılandığı ve insanlık maksadında odaklanmadıkları belirtilmektedir. etrafında olmadığını söyler. buna rağmen insanların kendisini anlayabildiği oranda onlara katkı sunabileceğinin de iĢaretlerini verir. Bir tekke derviĢi gibi hayattan çekilip. farkında olarak yaĢamak. gerici değilim ki dürteler beni. çatıĢma değil uyum vardır. üstü kapalı olarak söyler. burada ancak yaralar sarılır halka hizmet edilir. Aslında çevresindeki insanların. O bir viraneye giderse de baykuĢ gibi ötmek için değil. hoĢgörü. viranede saklanmak örtülmek için gider. nelerden mahrum olduklarının farkında olmadıklarını. sürece hakim olduğunu. Virane harap olmuĢ yerdir. Bu durum öyle bir durumdur ki ötmeyi bilmeyen baykuĢa benzer. geliĢmesini sağlar. Ozan mıyım dedim küçük ettiler. Örtülüyüm dedim açık ettiler. odun değilim ki kerteler beni. diyerek söz konusu yargılama durumunu anlatır. DerviĢ Ruhan‟ın ideal bir dünya anlayıĢı vardır. özgürlük adına zincirini kırmıĢ mahlûk gibi olduğunu.

Belli bir disiplin sağlandıktan sonra her Ģeye hoĢ bakan bir anlayıĢ geliĢtirip. Ģöyle Ģöyle yapardım ama değilim demektedir. farklı hayatlarını (enkarnasyonları) bildiğine de inanılır. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢlerinde böyle geçmiĢ yaĢam izlerine rastlamak mümkündür. ama Ģimdi ruhsal bir makamda olamadığını belirtmektedir. Bu söylem aslında ideal dünya anlayıĢını anlatacağının bir iĢaretidir. Çünkü geleneğe göre Mehdi dünyaya geldiğinde. gönül kazanmanın en yüce değer olarak algılanmasını sağlayacağını . DerviĢ Ruhan methi olsaydım. inanmakla kalmaz. DerviĢ dünyaya düzen vermek konusunda yetkili biri olsaydım. dünyaya baĢtan sona yeni bir düzen verecektir. BaĢka bir ifade ile söyleyecek olursak. DerviĢ Ģah oğluydum derken geçmiĢ yaĢamlarından bahsetmektedir.ġah oğluydum Ģimdi bir tek sailem Gücüm yetse gater çeker giderdim Bir Ģah olayıdım cümle aleme Cümlesini durdururdum selama Kainatta hoĢ bakardım aleme Seveni sevene sarar giderdim Sevgiden baĢkasına demezdim Allah Gönül kazanırdım yıkmazdım billah Her insanda vardır kabe beytullah Onu ben yıkmazdım över giderdim Seveni sevene sarardım ezel Gönül bir eyliyen sevendir güzel Can sevmese gökte degildir güzel Her yareye merhem çalar giderdim YetmiĢ ikiyi kaldırırdım aradan YetmiĢ üçten ders verirdim sıradan Elli yedi bin aĢıkları ün eden Bülbül gibi kumaĢ dokur giderdim Dini ayırmazdım tek bir eylerdim Kılıç kama koymaz yasak eylerdim Ġnsanı birbirine hak eylerdim Cahilliği ilme sarar giderdim Arap dili değil Kürt dili değil Gavur dili değil fert dili değil IĢık Ruhan eğil kulluğa eğil Kul oldukça Ģahlık alır giderdim „Ġsmim Muhammet Ali amma değilim. Mehdinin isminin Muhammet Ali olması beklendiğinden hareket etmiĢtir. insanların sevgiyi Allah olarak algılamasını istediğini. DerviĢ sevgiye yeni kuracağı dünya düzeninde o kadar büyük bir rol verir ki. Çünkü kendisi yeniden doğmaya (reenkarnasyona). Ġsmimce hükmün olsa tutar giderdim‟ derken. öncelikle herkesi saygıya davet ederdim diyerek baĢlar. sevenleri birbiriyle birleĢtirirdim der.

DerviĢ sevenleri birleĢtirip. Ama bu felsefe yapma biçimi. sistematik bir tarzda değildir. güç araçlarına dönüĢen silahlar kalkınca. ruhsal bilgiyi aktarmanın bir yoludur ve muhabbet ortamlarında vücuda gelir. asıl kendilerini gerçekleĢtirebilme imkânlarına da kavuĢabileceklerini söylemiĢtir. gönül yapanların güzel olacağını vurgulayıp. dünyanın doğru bir sisteme kavuĢacağını belirtmiĢ ve insanların kulluk makamının ne kadar yüce bir makam olduğunu idrak etmesiyle. DerviĢ Ruhan. „YetmiĢ ikiyi kaldırırdım aradan. YetmiĢ üçten ders verirdim sıradan‟. insanlar doğal olarak birbirini hak olarak görmeye baĢlayacaklarını düĢünür ve bu ortamda bütün cahillikleri eğiterek bilinçlenmenin mümkün olabileceğini iddia eder. SONUÇ DerviĢ Ruhan örneğinde Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği adlı çalıĢma. kimi zamanda çok sade ve anlaĢılır deyiĢleri vardır. bütünlükle. bunun içinde Ģiir bu tarz düĢünceleri ifade etme de en etkili yoldur. DerviĢ Ruhan‟ın kimi zaman çok derin ve birkaç anlamlı yorumlanabilecek. yeni dünyanın ayrılıklarla değil. DerviĢ Ruhan Ģiirleri ile bir felsefe yapmıĢtır. DerviĢ için Ģiir kutsal bir metindir. Sevgi ile kurulan bu düzende de her yaraya mehlem çalmanın mümkün olacağını belirtir. Bu sebepledir ki Alevi BektaĢi derviĢleri. Eser vücuda geldikten sonra onun üzerinde düĢünülmeli ve Ģiirin uyarıları dikkate alınmalıdır. DerviĢ Ruhan. dilde de birlik sağlaması gerektiğini belirterek. Daha önceki bölümlerde belirtildiği gibi. bütünlükte birleĢileceğini anlatmaya çalıĢmıĢtır. birlikle. Kendisi bu sembolü kullanarak.belirtir. ayrımları ortadan kaldırıp. insanlar arasında oluĢmuĢ olan bütün ayrılık çeĢitlerini olumsuz olarak görmektedir. Bunun sebebi olarak da gönlün Tanrı evi olmasını gösterir. farklılığın vurgusuyla değil. sevginin somut olarak deneyimlenebilecek bir Ģey olduğunu ve candan yaklaĢımda bulunmanın sevgi olduğunu söyler. ruhsal bilginin aktarımında ve üretilmesinde Ģiiri kullanmıĢlardır. diyerek. YetmiĢ iki millet diye bir ayrım vardır. DerviĢ aynı zamanda. bütün insanlara her türlü Ģiddet ve savaĢ aracını yasaklayacağını belirtmektedir. Burada yapılanlar hakkında kısa belirlemeler yaptıktan sonra araĢtırmanın sonuçlarının yorumları ve alana katkısı hakkında bilgiler verilerek alanda çalıĢma yapmak isteyenlere öneriler sunulacaktır. Ayrılık yaratan kurumsal dinler kalkınca. . belirlenen önem ve amaçlar doğrultusunda gerçekleĢtirilmiĢtir. DerviĢ Ruhan için Ģiir.

oradan DerviĢ Ruhan‟a doğru bir yol izlenmiĢtir. derviĢlerin ruhsal insan oldukları iddia edilmiĢtir. DerviĢ kavramı. Daha sonra. yöredeki farklı adları ve kendisine dair söylenceler anlatılmıĢtır. deyiĢ yazanlara derviĢ dendiği tespit edilmiĢtir. ikinci ayağını sözlü gelenek metinlerinin derlenmesi oluĢturmaktadır. araĢtırmanın alanı olan. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir anlayıĢı ait olduğu geleneğe bağlı olarak açıklanmıĢ. Amasya ili. derinlemesine görüĢme yapılmıĢ ve . DerviĢlik geleneği içinde DerviĢ Ruhan‟ı belirleyebilmek için. kaynak oluĢturma ve değerlendirme alanı biçiminde. Ġslam geleneğindeki ve Anadolu‟daki ruhsal insanlar hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. eski Türk inançlarındaki. Ģiirler konularına göre tasnif edilip ana temaları belirlenmiĢtir. genelden özele doğru bir yol izlemiĢ olup. Kaynak oluĢturmanın ilk ayağını literatür taraması oluĢtururken. kendisinden önceki geleneksel derviĢler ile kendisinden sonraki çağdaĢ derviĢler anlatılmıĢ ve ortadan kalkan bir gelenek olarak Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine tespitler yapılmıĢtır. BeĢinci bölümde DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın Ģiirleri aktarılmıĢ ve Ģiirleri analiz edilmiĢtir. Öncelikle. Son olarak da Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlara niçin aĢık denmeyip. Ģiirlerinin analizi. Son olarak. ÇalıĢmada. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğine. geniĢ derviĢlik kavramından. Dördüncü bölümde DerviĢ Ruhan ve DerviĢ Ruhan‟ın Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içindeki yeri açıklanmıĢtır. Ġlk olarak. araĢtırmada kullanılan kaynaklar. derviĢin anlamı ve tarihsel kökeni anlatılmıĢtır. Son olarak DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden alınan örneklerle derviĢin dünya görüĢü ve felsefesi hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. DerviĢlik geleneği için önemli olan bölgenin tarihinden. iki kısımda değerlendirilebilir. eski Anadolu medeniyetlerindeki. kaynak kiĢi ve kaynak eser adı altında sınıflandırılarak gösterilmiĢtir. 198 adet Ģiiri aktarılmıĢ ve Ģiirlerin nerelerden derlendikleri gösterilmiĢtir. tarihsel sırasıyla. Bu tespitler bir tarihsel süreç içinde ele alınmıĢtır. ciddi analizler sonunda değerlendirmeye almıĢ ve katılımlı gözlem sonuçları ile tespitler gözden geçirilmiĢtir. derviĢ kelimesinin etimolojik kökeni ve yaygın anlamları üzerinden tanımlanarak. daha özelde ise GümüĢhacıköy ilçesi ve çevresi tanıtılmıĢtır. halk Ģiiri kavramları açıklanıp. araĢtırmanın önemi ve amacı açıklanmıĢtır. derviĢ dendiği açıklanıp. Ģiirlerin Ģekil ve yapısına göre yapılıp. ozan. Bunun için katılımlı gözlem. Ġslam dininin ve halkın derviĢ kavramına yükledikleri anlamlar tespit edilmiĢtir. yazılı ve sözlü olarak ayrılıp. derviĢlik ile ilgili bulgular sunulmuĢtur. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin DerviĢ Ruhan üzerinden anlatılmaya çalıĢıldığı çalıĢmamız. Bununla birlikte. aĢık. Daha sonra. derviĢ ve benzeri tiplerin tarihsel kökeni üzerine belirlemeler yaparak. Ġlk olarak DerviĢ Ruhan‟ın hayatı. Alevi BektaĢi derviĢleri sınıflandırılıp gelenek içindeki iĢlev ve özellikleri belirlenmiĢtir. Daha sonra. Üçüncü bölümde Alevi-BektaĢi geleneğindeki derviĢlik üzerine tespitlerde bulunulmuĢtur. Ġkinci bölümde genel bir çerçeveden. yöntem olarak. Daha sonra. ÇalıĢma sözlü gelenek metinlerini.Birinci bölümde çalıĢmanın nasıl bir yöntemle yapılacağı belirtilmiĢ.

Bu bağlamda. çalıĢmamızla derviĢlik bağlamı ile ruhsallığın ön plana çıkarılması gerekliliği belirtilmiĢtir. Bunlar da aslında sözlü gelenek ürünleri olup. Genel olarak yapılan çalıĢmalar. Günümüze kadar yapılan Alevi-BektaĢi inancı temelinde yapılan araĢtırmalarda. ÇalıĢma konusunun en güç tarafı. Bu noktada derviĢler üzerine yapılan bu çalıĢma ile Alevi –BektaĢi geleneğindeki esas taĢıyıcı unsurun derviĢler olduğu gösterilmiĢtir. derviĢliğin söz konusu gelenek içindeki önemi ortaya konmuĢtur. aĢıklar ve dedeler üzerinedir. sözlü gelenek metinlerinden nasıl yararlanılacağı konusunda örneklik teĢkil etmektedir ve Alevi-BektaĢi geleneğinin sözlü yayılım mekanizmasını çözmek isteyenler için kaynaklık yapabilecektir. halk biliminin sözlü gelenek metin değerlendirme teknikleri ile halka ait olanın ortaya çıkması yaklaĢımlarından yararlanılmıĢtır. Değerlendirme kısmı için ise antropolojinin yapısal iĢlevselci anlayıĢı kabul edilmiĢ olup. geleneğin Ģifai bir biçimde aktarılmıĢ olmasıdır. sözlü gelenek metinleri ile. Genel olarak araĢtırmacılar tarafından söz konusu geleneğin. derviĢlik üzerine daha önce yapılan araĢtırmalardaki karmaĢa bir nebze de olsa açıklığa kavuĢmuĢtur. Bu anlamıyla çalıĢmamızda sözlü gelenek metinleri kaynak olarak kullanılmıĢtır. sözlü olduğuna dair bir vurgu yapılsa da. Bu sebepten dolayıdır ki bire bir görüĢme ve katılımlı gözlem sonuçları ile bilgilerin derlenmesi yapılmıĢ. birçok Alevi-BektaĢi lideri. nasıl araĢtırma yapılacağı konusunda bir karmaĢa vardır. ikincisi ise kiĢinin sufi bir yaĢam biçimini tercih ettikten sonraki ismidir. AraĢtırmalarda soy veya bir yapıya bağlılık öncelenirken. Çünkü Alevi BektaĢi geleneğinin. Bu çağrıĢımlar kiĢilerin dünyayı algılama Ģemalarına göre farklılaĢmaktadır.muhabbet ortamlarında bulunulmuĢtur. GörüĢmeler söz konusu geleneğin gündelik hayat içinde nasıl anlaĢıldığının ve teolojik bazı kabullerin nasıl anlamlandırıldığının izlerini sunmuĢtur. Söz konusu çalıĢmaların dökümü yapılıp metin haline getirilmiĢtir. derviĢlik bunlar arasında ara bir iĢleve sahip pozisyon olarak kabul edilmiĢtir. çalıĢma boyunca sözlü bir gelenek içinde analizler yapıldığı gözden kaçırılmamıĢtır. ÇalıĢma konunun kapsamı ve içeriğinin gerekli kıldığı Ģekilde interdisipliner bir çalıĢmadır. ruhsallık yönündeki derinliğinin ancak derviĢlikle anlamlı olduğu ortaya konmuĢtur. derviĢlikle bağlantıları olarak tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. Geleneğin yazılı olan metinleri “gerçek kelamı” olarak kabul edilen deyiĢlerdir. derviĢliğin günümüzle bağlantıları kurulmamıĢtır. AraĢtırmayla. ÇalıĢma. kiĢinin tarikatta aldığı rütbe. Bunun ortaya konulması ile ruhsal liderlik vasıfları taĢıyan kiĢinin özelliklerinin değerlendirilmesi kolaylaĢmıĢtır. DerviĢ kelimesi birçok farklı çağrıĢımı olan bir kelimedir. zaman zaman kayıt altına alınmıĢtır. Sadece tarihsel olarak derviĢlik incelenmiĢ olup. derviĢlik önemli bir unsur olarak görülmemiĢtir. daha önceden araĢtırılmıĢ olan. DerviĢin birinci anlamı. Ġslam dünyasında sufi sözcüğünün karĢılığı olarak kullanılan DerviĢlik kavramının halk içindeki diğer karĢılıkları olan „eren-gerçek‟ tabirleri üzerinde . Bu anlamıyla çalıĢmamızla.

halk sufiliğindeki kavramların doğru anlaĢılması mümkün kılınmıĢtır. Bu sebeplerin anlaĢılması ile ait olunan kültürel ortamın temel ruhsal dinamiklerini tespit etmenin mümkün olduğu söylenmiĢtir. olarak kabul edildiği. DerviĢ Ruhan‟ın da içinde bulunduğu derviĢlik geleneği. Anadolu halk Ġslam‟ını anlamada Horasan ekolü çok önemli olduğu belirtilmiĢtir.açıklama. söz birliği yapmıĢçasına Horasandan geldiğini belirtmesi ile ekolün önemi delillendirilmiĢtir. derviĢin temel anlam dünyasını. bir derviĢ üzerinde derinlemesine bir analizin yapılması sonucu. bir inanç sistemi ve gelenek olduğu belirlemesi yapılmıĢtır. DerviĢlerin bu manada ruhsal özellikleri olan kiĢiler olduğu ortaya konmuĢtur. Alevi BektaĢi geleneğini anlamada temel noktalardan biri olarak tespit edilmiĢtir. Buradan hareketle söz konusu çalıĢma. ruhsal insan anlayıĢı ile bağlantılı olduğu gözler önüne serilmiĢ olup. derviĢlerin anlam dünyaları üzerine düĢünmenin. derviĢlerin ruhsal derinlikleri hakkında da belli bir kavrayıĢa ulaĢılması mümkün olabilmiĢtir. Bunu “DerviĢ Ruhan” özelinde yaparak. DerviĢlerin ruhsal insan olarak kökenlerine indiğimizde. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. Bu izlerden en baĢta geleni ise Gök Tanrı dini ve Ģamanın etkisidir. ruhsal bilgiyi Ġslam‟la barıĢık olarak halka aktarmıĢ kiĢiler olarak belirtilmiĢtir. Batıni. Alevi BektaĢi. ruh göçüne inanan. Türklerin eski inançları ile kadim Anadolu kültürlerinin izlerine rastlanmıĢtır. Bunun yanında çalıĢmamızda Anadolu uygarlıkları ve kadim medeniyetlerle bağlantı kurulmuĢtur. söylencelere dayanarak. beden dıĢı deneyimleri. derviĢlerin Ģifacılıkları. Ġslam‟ın içsel prensiplerine bağlılık Ģeklinde olup. Bu bağlamda. geleceği görmeleri. Bu anlamıyla derviĢlerin halk sufiliği bağlamında gerçekliğe ve insan hakkında sırlara ermiĢ kiĢi. Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. Özellikle halk sufizmi bağlamında. Bu anlamıyla Horasan ekolü ve Batınilik. ait olduğu toplumun kültürel köklerine uzandığı ve gücünü kendini var eden kültürden veya ruhsal birlikten aldığı belirtilmiĢtir. Bu bağlantıların izleri zayıf olsa da bu konuda yapılmıĢ olan yeni çalıĢmalar dikkate alınmıĢ ve değerlendirilmiĢtir. aslında ruhsal yanımız üzerine düĢünmek anlamına geldiği belirtilmiĢtir. vecd hallerine girmeleri ile ruhsal insan özellikleri gösterdikleri saptanmıĢtır. Bu anlamıyla. mistisizmle temellendirdiği ve bunun köklerinin ise yaĢadığı coğrafyanın kültürel kökleri olduğu söylenmiĢtir. belirleme ve tespitler yapılmıĢ ve kavramların derviĢten beklenen algılayıĢ biçimlerinin iĢaretlerini verdiğini görmemize olanak sağlamıĢtır. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. Yapılan derlemelerde herkesin. DerviĢlerin dünyayı anlama biçimleri onların bilgeliklerinin sebepleri olduğu düĢünülmüĢtür. Bu çalıĢmada derviĢlerin yapıp ettikleri ile ġamanların yapıp ettikleri arasında paralellikler ortaya konmuĢ ve bunun olası gerekçeleri açıklanmıĢtır. derviĢin insan olma erdemine sarılmıĢ olduğu. DerviĢler Anadolu‟nun kültürel görünümü içinde. bu sebeple kökünün. DerviĢin Ġslam‟la iliĢkisi. sözlü gelenek içindeki ruhsal anlamlandırma biçimleri hakkında bilgi vermiĢtir. . Bu bağlamda.

Nefes söyleyen. sırladıkları belirlenmiĢtir. Bu özellikler ġamanın. bu kiĢilerin derviĢ olarak adlandırılmanın yanı sıra “Gerçek”. üzerine rivayetler söylenen bir kiĢi olarak. Bu sebeplerden dolayı derviĢlerin. derviĢler üzerine anlatılan menkıbelerin kaynağını oluĢturduğu tespit edilmiĢtir. “Sadık”. çünkü Yaratıcıya ait her Ģeyin. derviĢ için özel ve kutsal olduğuna inandıkları vurgulanmıĢtır. “ÂĢık”lar olarak zikredilmiĢtir. DerviĢlik bağlamında belirlemeler yapılmıĢtır. Aleviliğin mistik yönü anlaĢılmadan. Bu bağlamda. deyiĢlerinde ruhsal bir yaĢamı telkin ettikleri belirtilmiĢtir. DerviĢler. Bu ruhsal insan olma özelliğinin. sözlü geleneğe mal olmuĢ . DerviĢliğin genel anlamı hakkında. Aynı zamanda DerviĢ Ruhan. dini önderlik. söylencelerin oluĢması ve halkın mistik kavrayıĢı hakkında bilgiler vermesi hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. DerviĢlerin sadece kendi mensubu olduğu grupla değil her kesimle iliĢki içinde oldukları. “Balım Sultan Muhabbeti” yapan. Alevi-BektaĢi inancı içinde “tarikat”. Anadolu Aleviliğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanal olduğu söylenip. ÇalıĢmamızda “Eren” anlayıĢının farklı bir okuması olarak. DerviĢi anlamak için dikkatli gözlem ve özenli bir yaklaĢımın Ģart olduğu dillendirilmiĢtir. özet olarak Ģunlar söylenmiĢtir. Bunların Ģifacılık. DerviĢlerin. Alevi BektaĢi geleneğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanal olduğu tespit edilmiĢtir. Bu belirlemeleri yapmamızın sebebi Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün ancak derviĢler aracılığı ile anlaĢılabileceğine dair kanaatimizdir. bu karmaĢık yapıya rağmen derviĢleri ruhsallık ve ruhsallığın ana çatısı altında toplamanın mümkün olduğu belirtilmiĢtir. danıĢmanlık gibi özellikler. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal insan olarak iĢlevleri ve özelliklerine göre çok farklı sınıflandırılmıĢtır. Mani rahibinin ve kadim ruhsal insanların özellikleri olduğu söylenmiĢtir. DerviĢlerin iĢlev ve özelliklerine göre karmaĢık bir yapı arz ettiği. geleceği görme. “Arif”. DerviĢlerin üzerinde düĢünmek ile Alevi-BektaĢiliğin ruhsal yönü görünür hale gelmiĢtir. “Bekâr-meczup” derviĢler ve DerviĢ meĢrepli “Dede”ler. DerviĢlerin. birden fazla özellikle tanınanlar da olduğu belirtilmiĢtir. oldukları belirtilmiĢtir. birkaç özelliğe birden sahip olup. uyarılarda bulundukları açıklanmıĢtır. “Keramet sahibi”. DerviĢlerin bir kalıba konulamayacağı. onların kalıbının ruhsal olana bağlı olduğu söylenmiĢtir. DerviĢlerin halk içinde yaptıkları iĢi ve hizmeti açık etmedikleri. söz konusu iĢlev ve özelliklerden sadece biri ile tanındığı gibi. aynı zamanda halk inançları bağlamında. Alevilik hakkında bir Ģey söyleyebilmenin mümkün olmadığı belirtilmiĢtir. Çünkü DerviĢ Ruhan‟ın “IĢık Ruhan” mahlaslı Ģiirlerini bilen ve bu Ģiirlerden etkilenen insanlar vardır ve bir kısmı hayattadır. “marifet” arası dengeyi gözettikleri. “ErmiĢ” veya “Eren” olarak da adlandırıldıkları açıklanmıĢtır. halkın derviĢleri insanüstü varlıklar olarak kabul etmesi. Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneği DerviĢ Ruhan örneğine bağlı kalarak incelenmiĢtir. DerviĢlerin kendi söylediği deyiĢlerinde nasihat unsurunun yoğun olduğu. Bunlar özetle. “Baba”lar. Hayatta olanlarla görüĢmeler yapılarak söz konusu iliĢki hakkında bilgi toplanabilmiĢtir.ÇalıĢmada halk sufiliğindeki inançlara göre derviĢlere biçilen roller açıklanmıĢtır. “ġifa” yapan.

DerviĢ Ruhan. belirlenmiĢtir. yaĢadığı hayat ile bir aktarım yapmak. ahlaki olanın doğruluğu hakkında telkinlerde bulunmuĢtur. AĢık araĢtırmalarına farklı bir bakıĢtan örnek verip konuya baĢka bir derinlik ve zenginlik katılmıĢtır. çoğu zaman doğaçlama olarak söylediği Ģiirlerin. Kavramların netleĢmesi hem bilimsel çalıĢmalardaki kavram kargaĢasının aĢılmasına bir katkı. dengeli insan olmak. hem de sıradan Alevilerin kavramlarının literatüre girmesi anlamına gelmiĢtir. Söz konusu düĢüncesi Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde anlamlıdır ve toplumsal değiĢmenin hızla yaĢandığı modern Türkiye içinde daha da anlamlı . Bu çeĢitlenmeler. Ģiir aktarım mekanizmalarında çeĢitlenmeler oluĢtuğu tespit edilmiĢtir. Horasan erenleri geleneğinden bu tarafa. Bu ikisinde de bir düĢünce insanı havası içinde olduğu gözlenmiĢtir. derviĢçe özelliklerle birlikte anılmıĢ olduğu belirtilerek. fakat âĢıkların. Yaratıcıyı yansıtır hale geldiği anlatılmıĢtır. Ġlahi olanın somut hayata yansımalarını izlemiĢ. Bu sebeplerden dolayı söz konusu gelenekte Ģiire. Alevi BektaĢiler arasında ise Ģiir söyleyen kiĢilerin. Birinci yolu. geleneğe göre Ģiir yazan kiĢinin gelenek içinde özel iĢlevleri bulunduğu. DerviĢ Ruhan için Ģiirin (deyiĢ) sadece mısraların ahenkli birleĢimi ve imgelerin ustalıkla kullanıldığı bir eser olmadığı açıklanmıĢtır. Nefes” olduğu izah edilmiĢtir. insanı kâmil örneği olmak. bir vecd halinin ürünü oldukları anlatılmıĢtır. DerviĢ Ruhan‟ı bir AĢık olarak değil de bir derviĢ olarak değerlendirerek. Bunun yanında kahvelerde oluĢtuğu varsayılan âĢıklık geleneği içindeki âĢıkların da büyük oranda bir tarikata bağlı olduğu. Delil. sosyal sorunlara çözüm üretmek olarak açıklanmıĢtır. DerviĢ Ruhan‟ın da bu kutsallık anlayıĢı içinde Ģiirlerini yazmıĢ olduğu belirtilerek. DerviĢin Ģiirle toplumda yerine getirmesi gereken iĢlevler. Ģiir ile bilgi aktarmanın bir süreklilik içinde geldiği. ikincisi ise Ģiirle aktarım yapmaktır. her türlü bilginin aktarımını sağlayan vasıta ve kutsal olanla kurulan bağlantının bir delili olarak belirtilmiĢtir. bu tekil örneğin sözlü gelenek içindeki mekanizmaları nasıl harekete geçirdiği örneklenmiĢtir. problemli bir ayrım olduğu tespitine katılınmıĢtır. ġiir derviĢe göre. bu mistik iĢlevi yansıtacak adlandırmaların verildiği. Deme. Bu sayede Alevi BektaĢi geleneğinde AĢık ve DerviĢ kavramlarının anlamlarının netleĢmesi sağlanmıĢtır. fakat iktidarların yönlendirmesi ve kentleĢmenin etkisiyle. tekkelerdeki derviĢlere göre daha dünyevi konularla ilgilenmiĢ oldukları. Halk Ģiiri söyleme geleneğinde tekke ile âĢık Ģiiri ayrımının. Alevi BektaĢi geleneği içindeki görevinin gereği olarak hem “gerçek” (ermiĢ) olmuĢ hem de gerçekleri dillendirdiği belirtilmiĢtir. ahlakça örnek olmak. iki yolla insanlara bilgi aktarmayı denemiĢtir. Alevi BektaĢi DerviĢlik geleneğinin içindeki bir derviĢ olarak. Ģiire ve Ģiir söyleyene daha farklı anlamlar yükledikleri açıklanmıĢtır.olduğu tespit edilmiĢ. kahvelerde âĢık Ģiirinin. ilahi olanın gerçekleĢmesi hakkında. derviĢ Ģiirinin bir devamı gibi icra edilmesi ve aleviler arasında âĢık. iĢlevlerin yerine gelmesi ile derviĢ. bu adların ise “DeyiĢ. Kelam. yaratıcının dillendiği anlar olduğu tespit edilerek. Çünkü bu ayrımın kültürlerin devamlı ve sürekliliğini yadsıdığı tespit edilmiĢtir. Bu durum kendisini bir düĢünce ve eylem adamı kılmıĢtır. zakir ve derviĢlerin Ģiir geleneğini daha geleneksel yöntemlerle devam ettirmelerinde görüldüğü belirtilmiĢtir. DerviĢ Ruhan. inancı güncellemek. Bu bağlamda derviĢ için Ģiir.

Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği. Alevi BektaĢilik geleneğinin ruhsal yönünü yansıtmaktadır. Söz konusu arındırma sürecinin. sosyal hayat içinde iyi bir „çağdaĢ‟ olmaya dönüĢtüğü belirtilmiĢtir. Aleviliğin Batıni yönünü temsil eden derviĢler ortadan kalkarken. rasyonel insan tipine dayanan modern insan. toplum. DerviĢ Ruhan. DerviĢliğin ortadan kalkması ile geleneğin üretilememesi arasındaki bağlantı ortaya konulmuĢ ve Alevi BektaĢi inancının giderek ruhsallıktan uzak bir anlam dünyasına evirildiği tespit edilmiĢtir. bunun rasyonelleĢme. toplumun iĢleyiĢ mekanizmasının değiĢmesi ile de etkisiz kaldıkları tespit edilmiĢtir. Sonuçta geleneksel rollerin değerini kaybedip kıymetsizleĢtiği. yerine yeni sınıfsal yapıya uygun rol ve yapıların geçmiĢ olduğu açıklanmıĢtır. Sadece bu ritüel Ģuradan. teoloji ile sosyal bağlam arasında doğrudan iliĢkiler vardır. Modern hayatın. sekülerleĢme ve bireyselleĢmeyi ortaya koymuĢ olduğu söylenmiĢtir. Geleneksel yönü ağır basan inançlarda. Bu tespitten hareketle. bütünlüğün gözden kaçmasına sebebiyet verecektir. Söz konusu sorgulama sonucunda. eski sosyal kategorileri sorgulamıĢtır. Cumhuriyet devriminin yarattığı hızlı değiĢime gönülden destek verdiği ve değiĢimden etkilendiği belirtilmiĢtir. gerçek bir karekter olarak yaĢamıĢ olduğu açıklanmıĢtır. ozan ve dede gibi. ÇağdaĢ olmanın. insanların tarihsel olarak ruhsal beklentileri üzerinde de düĢünmek gerekir. inancın yarattığı bütünsel evren hakkında . günümüzde ortadan kalkma durumunda olduğu belirtilmiĢtir. Çünkü konu insan. kültür ve inanç bağlamında bir senkretik bütünlük arz etmektedir. Alevi BektaĢi derviĢleri. Günümüzde Alevi BektaĢi olmak. gelenekteki değiĢmeyi hem istemiĢ hem de değiĢimdeki aĢırılıklardan uzaklaĢmıĢtır. söz konusu dönemde. rasyonel organizasyonu ve rasyonel insanı zorunlu kıldığı tespit edilerek. Yeni derviĢler yetiĢmemekte olduğu tespit edilmiĢtir. Ģifa gibi birçok iĢleve sahip olan derviĢlerin. derviĢliğin kökenleri araĢtırılırken. AĢık. daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ olduğu ve bir geleneğin hızlı bir biçimde mistik düĢüncelerden arındırıldığı söylenmiĢtir. derviĢlerin de yöneldiği bir odak olduğu ve bu anlamda hurafe olarak belirtilen birçok inanç unsurundan Aleviliğin arındırıldığı tespit edilmiĢtir. Bu süreç sonunda ruhsal yönü zayıflamıĢ olan Aleviliğin. sabit sembollere ve gösterilere dönüĢmüĢ olduğu. gelenek içinde bulunan diğer makamların. hem yaĢamı somut verilerle anlamaya çalıĢmıĢ hem de ilahi olanla bağını kesmemiĢtir. Bu sebeple. Aleviliğin zahiri boyutu ve kurumsal yapılarının geliĢtiğinin görüldüğü açıklanmıĢtır. Ģu inanç buradan diye tanımlamak yerine. ÇalıĢmamız temelinde önerilerimiz Ģunlardır. ruhsal insan olan derviĢlerin toplumda en alt konuma düĢmüĢ oldukları tespit edilmiĢtir.olmuĢtur. metapsiĢik yardım. Alevi BektaĢilik üzerine yapılan çalıĢmaların da zorunlu olarak disiplinler arası çalıĢmalar olması gerekmektedir. ÇalıĢmamız disiplinler arası bir yapı arz etmiĢtir. bunun gerekçeleri. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin modernleĢme süreci içinde değiĢimi ve ortadan kalkmasının anlaĢılması için önemli. bir Ģekilde sistem içinde bir yer bulduğu belirtilmiĢtir. modernleĢme süreci ile bağlantılı olarak ortaya konmuĢtur. DerviĢlik. iĢlevsiz kaldıkları. Bunlardan herhangi birine ağırlık vermek. Devrim öncesinde toplumda bilgi aktarma. DerviĢ Ruhan. Seküler.

dede gibi bir çok kavramı gelenek içinde yeniden anlamlandırmıĢtır.çıkarımlarda bulunmak ve bunu sosyal bağlamı içinde düĢünmek. sözlü bir geleneğin hakim olduğu kültürde mümkün değildir. günümüz insanının da maddi ve manevi yönleriyle birleĢmesine aracılık edebilecektir. eren. Bu anlamıyla. çalıĢmalara farklı bir derinlik katacaktır. kendisini ruhsal olarak besleyen derviĢlerin hizmetleri ile var olmuĢtur. 5. Bu tespitin dikkate alınması. ÇalıĢmamızda olduğu gibi kavramlar açık bir Ģekilde tanımlanmalıdır. Anadoluyu Kucaklayan Ozan Mahzuni Şerif. Bu sebeple çalıĢma yapacak olanlar. Horasan erenlerinin. gelenekte hangi kökeni arıyorsa. Ali Ġhsan. Bu tanımlamalar içinde söz konusu kavramların tarihsel olarak değiĢimleri üzerinden bazı belirlemeler yapılmıĢtır. kavramların doğru kullanımlarını da görmezden gelmek anlamına gelmemelidir. . bu konuda çalıĢma yapacak olanlara yardım edeceği düĢünülmektedir. ÇalıĢmamız bu yönü ile birleĢtirici bir çerçeve sunmaktadır. ruhsuzlaĢtıracak. Ankara. ortadan kalkmakta olan bir gelenektir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği. Söz konusu belirlemeler. Bir kavramın sabit anlamda kullanılması. Onların etkinliğinin ortadan kalkması söz konusu geleneği. dikkati yaĢayan insanların ruhsal beklentilerine ve anlamlandırmalarına yöneltmiĢtir. gerçek. AraĢtırmacılar. Bu ise olması gerekenin arandığı değil. aĢık. 2006. olanın araĢtırılmasının daha doğru bir yöntem olduğuna inanılan bir anlayıĢtır. Alevi BektaĢi araĢtırmalarında köken sorunu. KAYNAKLAR AKTAġ. söz konusu gelenek içinde bir yol bulmaya çalıĢanlara ıĢık tutacaktır. Ruhsallık temelinde yapılan bu birleĢtirici çerçeve. gerçeğin araĢtırıldığı bir alana dönüĢtürülmelidir. Baskı. Alevi BektaĢi geleneği. Anadolu‟yu birleĢtirdiği gibi. Belki bu çalıĢmalar. geleneği anlamak için. ÇalıĢma derviĢ. Söz konusu anlayıĢın araĢtırmalarda öne çıkarılması zorunludur. kavramların bağlayıcılığına karĢı eleĢtirel bir düĢünme geliĢtirmek zorundadır. Bu eleĢtirmek. kurumsallaĢtıracaktır. Bu da yeniden etkin çalıĢmaları gündeme getirecektir. araĢtırmacıların ayrılıĢ noktasıdır. AraĢtırma alanı ideolojilerin yeniden kurulduğu bir alan olarak düĢünülmeyip. o yöne doğru veriler toplamaktadır. geleneği yönlendiren birçok lider ruhsallık bağlamında değerlendirilip yeniden anlamlandırılması gerekmektedir.

Erman.R. W. Ankara. Ahmet .TUNCAY. BAġAR. Ankara. Ömer Lütfi. 16. Metin Ekici. Ali Metin. 1999. 2000. (çev. Michel. Yüzyıllarda. I. 2. 1999. Erzurum‟da Tıbbi ve Nistik Folklor Araştırmaları. Taha. BARKAN. Öcal Oğuz. ALKAN. E yayınları. 2004. Ali Haydar.ASLANTAġ. ĠletiĢim Yayınları. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi. Ankara. XIII-XV. Şeyh Bedreddin Tasavvuf ve İsyan. Pençei El Aba. Atatürk Üniversitesi Yayınları. Sürekli Kitaplar Dizisi. “Halkbilimi (Folklor) ve Antropoloji”. Ġstanbul. Bülent . 2001. “Yeni Belge ve Bilgiler IĢığında Pir Sultan Abdal”. AVCI. “Ġstila Devirlerinin Kolonizatör Türk DerviĢleri ve Zaviyeler”. Ankara. Selim. (Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalında HazırlanmıĢ YayınlanmamıĢ Doktora Tezi). 2004. Ali Ġhsan-YÜCEL. 1942. 84. ARI. 2004. M. Anadoluda Bir Duru Kaynak Aşık Kul Fakır. 2004. Tayfun. 4. Ġstanbul. Doğu Batı Dergisi. Sevinç Matbaası. ANKARALI. Ġstanbul. Ġstanbul. BARKAN. Dünden Bugüne Gümüşhacıköy. Oba Yayınları. Büyük Sentez Tekamül. Ġstanbul. Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatı. Akçağ Yayınları. AY. AġIK.CĠN. 1991. 2003.: Ela Güntekin) Ġkinci Baskı. BASCOM. 1999. Kaynak Yayınları. Sayılar ve Hayvan Simgeleriyle Alevi Mitolojisi. Zeki. Baskı. ARTUN. 2003. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Sedat . Erdoğan. ATAY. Ankara. Şeyh Bedreddin ve Varidat. Din Hayattan Çıkar. 1997. 1972..AKTAġ. 2005 ALTINOK. BALĠVET. . GümüĢhacıköy Matbaası. " „Dairenin DıĢındakiler‟i AraĢtıran Tarihçi: Ahmet YaĢar Ocak”. Milliyet Yayınları. Ġstanbul. Ġstanbul.: Gülin Öğüt Eker. Osmanlı‟da ve İran‟da Mezhep ve Devlet. Ömer Lütfü. Ergün. Baki YaĢar. ARIKDAL. Vakıflar Dergisi. Resul. “Osmanlı Ġmparatorluğu'nun KuruluĢu Sorunu”. AKYOL. (Haz. Dizgi Baskı. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. Galip. Ruh ve Madde Yayınları. Ġstanbul. Anadolu‟da Derviş ve Toplum: Tarihsel bir Tipoloji Denemesi. Sabri. 2002. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar.

BĠRDOĞAN. Dilaver. Ġstanbul. BAYAT. Pan Yayıncılık. CEYHUN. Türkçe Programları Yayınları. Fuzuli. Ġlhan. Ankara. Indiana Üniversitesi. Oriental spiritualism. VIII-44. Nejat. Akçağ Yayınları. Aksal ve bĢk. Ġstanbul. Rose) Oxford University Press. Adam Yayınları. Ankara 1973. Ġstanbul. Ġstanbul. Ġlhan “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels" Journal of the American Folklore. (Haz. John Porter. BAġGÖZ. 65/258.1998. Birim yayınları. Ġstanbul. Folklor Yazıları. DemirtaĢ. Heterodoksi. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri. Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli Sempozyumu bildirileri içinde) Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi. BAġGÖZ. Claude. Varlık. “Anadolu Türklerinde Din. LXVII-1109. 2003. Hacettepe Sosyal ve BeĢeri Bilimler Dergisi. (Edited with introduction and notes by H. Ankara. 1999. “Kuran-ı Kerim”. 100 Soruda Türk Folkloru. Mozaik Yayınları. (çev. London. Ġlhan. Ġlhan. Ġstanbul. 1994 BAġGÖZ. 1927. (Haz. Ġstanbul. 1952. Toplumsal Tarih Dergisi.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları. Şamandan Aşıka Alpten Erene Köroğlu. Ali. Nakşilik-Bektaşilik.: Z. Ġstanbul. Pertev Naili. The darvishes or. BULAÇ. Anadolu ve Balkanlar‟da Alevi Yerleşmesi Ocaklar – DedelerSoyağaçlar. 1999. Pertev Naili.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları. Osmanlılardan Önce Anadolu.) Kırıkkale. CEBECĠ. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde.A. CAHEN. “Dini Karizmatik Tipler Olarak Anadolu Velilerinin Türk Fütühatındaki Etkileri”. (Haz. BAġGÖZ. Ġlhan. Aşık Ali İzzet Özkan. BROWN. Pan Yayınları. BAġGÖZ.: Erol Üyepazarcı) Ġkinci Baskı. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. Yunus Emre. 1986.1997. . 1995.BAġER. (I. 2002. Siyasal Otorite ve Edebiyat”. Ali Bulaç. BOZKURT. 2003. Fuat. BORATAV. BORATAV. 1996. Çev. 2003. 2000. Sait. V-2. “Gül Baba ile Veli Baba”.

2006. ÇINAR. ÇAMUROĞLU. Reha. Erdoğan. Alpaslan. 2000. ÇINAR. Erdoğan. Tarih ve Ütopya.Ezoterizim-Teozofi-Spiritüalizm-Neospiritüalizm. XXX. Reha. DE JONG. Kayıp Bir Alevi Efsanesi. Reha. Ġmge Yayınları. Bektaşilikte Zaman Kavrayışı Dönüyordu.CEYLAN. Ġstanbul. XXX-3. ÇAMUROĞLU. Ġstanbul 2005. 3. Kalkedon Yayınları. Reha. ÇINAR.: Haldun Bayrı) Metis Yayınları. 2007. 1999. William. baskı. “BektaĢilik‟ve Resim Sanatında Sembolizm ve Temalar Üzerinde Bir Ġnceleme”.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları. Ġstanbul. Om Yayınları. 1994. Erdoğan. Ankara. Ġstanbul. Öteki Tanrılar Alevi Bektaşi Mitolojisi. ÇAMUROĞLU. Böyle Buyurdu Sufi Tasavvuf ve Şerh Edebiyatı Araştırmaları. Ankara. 2. Baskı. Ömür. Çivi Yazıları Yayınları. Om Yayınları. 1998. ÇOBANLI. 1999. (çev. Ġstanbul. CHITTICK. Alexandre. Özkul. Ġstanbul. (çev. CHALLAYE. Varlık Yayınları. Aşık Tarzı Kültür Geleneği ve Destan Türü. Tarih Dizisi. DANIK. Ġstanbul. Enel-Hakk Demişti Nesimi Sabah Rüzğarı. Ankara. Frederick. Ġstanbul. Parapsikoloji-MistisizmOkültizm. Felicien. ÇOBANOĞLU. ÇAMUROĞLU. 1999. Dharma Yayınları. Günümüz Aleviliğinin Sorunları. Hayal Alemleri İbn-Arabi ve Dinlerin Çeşitliliği Meselesi. Kapı Yayınları. (Haz. Aleviliğin Kayıp Bin Yılı. Osmanlı Toplumunda Tasavvuf ve Sufiler (Haz. . 1999. Ant Yayınları. 2006. Om Yayınları. Akçağ Yayınları. Çivi Yazıları Yayınları. “Osmanlı Döneminde Balkanlar‟daki Tarikatlar”.4. Ali. 2005. Ġstanbul.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları. 2. 2001. Tarih Heterodoksi ve Babailer. Dharma Ansiklopedi. Baskı. Ġstanbul. CIORAN. Aleviliğin Gizli Tarihi.M. Ġstanbul. Nathalie. POPOVĠÇ. 2005. Dinler Tarihi.: Semih Tiryakioğlu) 4. E. (çev. Ankara. Cem-SALT. Baskı. Ertuğrul.. 1999. CLAYER.: Mehmet Demirkaya) Kaknüs Yayınları. Baskı. 5. Tarihten Teolojiye İslam İnançlarında Hz. 2005. Ġstanbul.

. Selcan Gürçayır) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2.: Ġsmet Birkan) Ankara. EREN.Samsun. Ġmge Kitabevi Yayınları. 1994 ELĠADE. 2003. 2005. Osman. EĞRĠ. Geleneksel Yayıncılık. Geleneksel Yayıncılık.DOĞANAY. Ebedi Dönüş Mitosu.: Mehmet Ali Kılıçbay) Gece Yayınları. “Gaipten Haber Veren KiĢi Kahin Olarak ġair”. Ġstanbul. ELĠADE. Ruth. (çev. ELĠADE.: Mustafa Sever) (Haz. 1999. (Edi. (çev. Ankara.Cem Oğuz) IV. Tuncay Bülbül). Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi. “Bireysel Yetenek Olarak ġair”. Ioan P. Suraiya. FINNEGAN. 2005.Yeni Türkiye Yayınları.: M. 2007. FINNEGAN. 2005. Kitab-ı Cabbar Kulu. 2003. Güler. (çev. Mircea. Mircea-COULIAN1ANO. Selcan Gürçayır) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2. “BektaĢi Tekkelerinin Kapatılması (1826) ve BektaĢiliğin Yeni Yüzyılı” II. Dinler Tarihi Sözlüğü. Ankara. Ġstanbul. Öcal Oğuz. Ġstanbul. Ankara. Osmanlı Ansiklopedisi. FAROQHI. Ruth.: Filiz Kılıç. 2003. (çev. FAROQHI. 2007. (çev. Fahri. Ġstanbul. Kemal Çiçek. Dr. 2000. Ankara. Milli Folklor Yayınları. Öcal Oğuz. “Sözlü ġiir”.AmasyaTokat-Çorum. Şamanizim. 1991. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Kutsal ve Dindışı. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve Bektaşilik Bilgi Şöleni Bildiri Kitabı. Çeviri: Zeynep Altok. Tarih Vakfı Yurt Yayınları.: Gülin Öğüt Eker. Türk Diyanet Vakfı Yayınları. M. (çev. Suraiya. (çev. Mircea.: Ali Berktay) Kabalcı Yayınları. Doç.: Sema Demir) (Haz.: Mustafa Sever) (Haz. Mircea.: Güler EREN. Ankara. Anadolu'da yaşayan dergahlar: Sivas. Can Yayınları. ELĠADE. Nebi Özdemir) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar.: Ümit Altuğ) Ġmge Kitabevi Yayınları.: Ali ErbaĢ) Ġnsan Yayınları.. Ankara. Eraslan. 1999 MADEN. Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam Ortaçağdan Yirminci Yüzyıla.: M. Alevi BektaĢi Klasikleri VII. ELĠADE. Öcal Oğuz. Ankara. 1997. Metin Ekici. Ruth. Ġstanbul.Yozgat çevresi dergahları ve tekkeleri. Cilt. Mircea. Toplum (Edi. FINNEGAN. Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir Kaynaklara Giriş. Ġkinci Baskı. (çev.

Harun. Türk Tarih Kurumu Yayınları. London: Octagon. Tarihte ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar. Erdem Özel Sayısı. Dini Tasavvufi Türk Edebiyatı. Ġstanbul Üniversitesi Yayınları. GÜZEL. Mehmet Ali Tanyeli).: Levent Kartal). and ecstatic powers of the dervish orders. II. 2000. Abdulbaki. İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun. Ġstanbul. 1996. 2006. Kaynak Yayınları. 2002. GÜNBULUT. Lucy MARY.MARY. 2000. The dervishes of Turkey. Eski Türk Dini Tarihi. Ġzmir. “Türk Alevî-BektaĢî ĠnanıĢlarında ġamanlığın Ġzleri”. 2007. Caner. Abdurrahman. foreword by O. Ġstanbul. Divan. 1981. Ġstanbul. GROF. VIII-22. Ankara. Ġstanbul. Geleceğin Psikolojisi. GÜZEL. (çev. IġIK. 100 Soruda Türkiye‟de Mezhepler ve Tarikatler. Ankara. 1979. Abdülbaki. 1976 ĠNAN. 1996. Ankara. ĠNAN. AMS Pres. 1969.Batıni Doktirinler Tarihi. Ankara. GENER. HAYRETĠ. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve Bektaşilik Sempozyom Bildirileri. Harun. Stanislav. New York. Kum Saati Yayınları. 1979. Ġstanbul. 2003. Ankara. ġükrü. 7. Ġstanbul. Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik. GARNETT. GÜNGÖR. GÜNGÖR. Piramit Yayıncılık. Der Yayınları. Burke. . Akçağ Yayınları. Cihangir. GROF. monastic organisation. Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. “Alevi BektaĢi Geleneğinde DerviĢ”. XVIII-15. Mysticism and magic in Turkey : an account of the religious doctrines. Gerçek Yayınevi. Jane.: Sezer Soner) Ege Meta Yayınları. T. Lucy . Abdulkadir. Türk Tarih Kurumu Yayınları. 1999.GARNETT.M. Ortadoğu Din Kültürü. GÖLPINARLI. 1999. (çev. Abdal Mûsâ Velâyetnâmesi. Ezoterik. basım. 1990. Ġzmir.Tenkitli Metin. Jane. Abdulkadir. (Haz: Mehmet ÇavuĢoğlu.C Kültür Bakanlığı Yayınları . Abdurrahman. Stanislav. GÖLPINARLI. Ege Meta Yayınları..

1989. Alev Yayınları. 327-340 KILIÇ. Milli Folklor Yayınları. Halil. Süleyman Turduyeviç. (çev. Muhtar. JARRĠNG. Samuel Noah. 1987 . (Haz. Ġstanbul. Modern Türklük Araştırma Dergisi. “Otman Baba ve Fatih Sultan Mehmed” Doğu Batı Dergisi. AĢık Veysel Kültür Derneği Yayınları 3. Ġstanbul. “A(bt)al‟ın Velive Görünümü”. 1987. Ötüken Yayınları. Diyanet Vakfı Yayınları. Sayfa.: Gülin Öğüt Eker. Arthur. KÖPRÜLÜ. “13. Bülent. Mehmet Fuat. 2006. Halk Kültürümüzde Sivasın Yeri Sempozyum Bildirileri. 1976. HARMANCI. Haz: Kurul tarafından. 2006. KOESTLER. Ġstanbul. Mahmut Erol. Stockholm. Ġstanbul. 2005. KÖPRÜLÜ. 2003.. M. Metin Ekici. Fuad. Ġstanbul. Ankara. Ankara. KAYGUSUZ. Hünkar Hacı Bektaş. Şavaklı Türkmenlerde Göçer Hayvancılık. III-4. 1999. Gunnar. Epik Gelenek. (çev: Belkıs DiĢbudak). Ankara. Esat. Ankara. Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Folklor AraĢtırma Dairesi Yayınları:84 Gelenek-Görenek ve Ġnançlar Dizisi:4. 2005. Edebiyat Araştırmaları. Edebiyat Araştırmaları I. KISA. Türk Edebiyatı‟nda İlk Mutasavvıflar. Türk Tarih Kurumu Basımevi. 2005. 2001. Ankara. KAYIPOV.ĠNANCIK. 4. V.M. KUTLU. Baskı. 1998. Nebi Özdemir) Halkbiliminde Kuramlar ve YaklaĢımlar. 2002. Ġsmail. Fuad. Kuran-ı Kerim. Plato Film Yayınları. Kabalcı Yayınevi. Türk Akın Aşık Kültürü Bağlamında Van Kırgızlarının Apızlar Sanatı ve Aşık Veysel. Akçağ Yayınları. Anadolu‟da İslamiyet. Hermes Yayınları. Öcal Oğuz. Ankara. Ġstanbul. Ġnsan Yayınları. Mehmet Fuat. Ankara. M. Dervish and qalandar.: Oktay Selim Karaca). VII-26 Ankara. Ġstanbul. Sümerler. Kabile”. Sufi ve Şiir: Osmanlı Tasavvuf Şiirinin Poetikası. Almqvist and Wiksell International. 2004. JIRMUNSKIY. KÖPRÜLÜ. KÖPRÜLÜ. KRAMER. Havas‟ın Derinlikleri. Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. MELIKOF. MENÇ. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Ant Yayınları. Ġstanbul. “Anadolu Ġslam Gizemciliğinin Orta Asya Kökenleri”. MELIKOF. Irene. Ahmet YaĢar.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde. Irene. Ardıç Yayınları. “BektaĢilik. Ankara.: B. (Haz. Hüseyin. Türkler. Olsson. Tarih İçinde Amasya. MANNEH. Hacı Bektaş: Efsaneden Gerçeğe. ) Ensar NeĢriyat. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. MELIKOF. Irene.E.: Ġlhan Cem Erseven) Ant Yayınları.). Ankara. Ġstanbul. Bedri.: Nur Yener) Okyanus Yayınları. BektaĢi-KızılbaĢ Bölünmesi ve Neticeleri”. MELIKOF. Ġstanbul. 1997. (Haz. Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII yy. Ġstanbul. Ahmet YaĢar. Kitap Yayınevi.Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde (çev. OCAK.Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde. Ġstanbul. Türkiye ve İslam. Ġstanbul. MEB Yayınları. 1997. 2006. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. Bedri. Irene. “1826‟da NakĢibendi Müceddidi ve BektaĢi Tarikatları”. Stuart. 1999. ĠletiĢim Yayınları. (çev. “Alevi BektaĢiliğin Tarihi Kökenleri. 1999. Ġstanbul. 2003.C.KÜÇÜK. 2001. MELĠKOFF. cilt. (Haz: Mertol Tulum. Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik VII. 1998. Bedri. .Tenkitli Metin. Ġstanbul. Raudvere). Ant Yayınları. Ġstanbul. Bektaşilik Alevilik Nedir?. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. (çev. Celaletin-i Rumi. LITVAK. NOYAN. Ali Tanyol).: Iren Melikof ve bĢk. Bektaşiler. 1999. Bektaşiler. 1999. MEVLANA. KızılbaĢlık: Tarihsel Bölünme ve Sonuçları”. OCAK. 1977 NOYAN. Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik IV.: T. “1826 Sonrası BektaĢi Tarikatları”. NEV‟Ġ. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. (Haz. (çev. Cilt. Türk Tarih Kurumu Yayınları. (çev. Ardıç Yayınları. Cilt. Divanı. Ġstanbul. Mesnevi. 2000. Ġstanbul. 2003. Sufizm Bilgelik Arayışında Tasavvuf Yolu. Hülya.: Ġlhan Cem Erseven). Özdalga. Butrus Abu. 1997. ) Ensar NeĢriyat.: Iren Melikof ve bĢk. Net Ofset Matbacılık.: Turan Alptekin) Cumhuriyet Kitabevi. Haz: ġakir Keçeli. Ġstanbul. NOYAN. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. Irene. Ġstanbul. Ankara. 1999. (Haz: Abdülbaki Gölpınarlı). 1. Kurtuluş Savaşında Bektaşiler. 1995.

2004. “Anadolu Aleviliğinin Senkretik Yapısı”.: Iren Melikof ve bĢk. Ütopya Yayınları. Türkiye‟de Alevilik. “Aleviliğin Tarihsel Sosyal Tabanı ile Teolojisi Arasındaki ĠliĢki Problemine Dair”. Sibel. 3. ÖZDEMĠR. Halvette Kırk Gün Psikolog Dervişenin Halvet Günlüğü ve Bilimsel Çözümlemesi. ) Ensar NeĢriyat. Baki. Ankara. (Haz. .1998. Michaela Mihriban. 2000.). Ankara. Basım Can Yayınları. M. Ġstanbul. Ankara. ÖZELSEL. Kaknüs Yayınları. Ahmet. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Murat. 2002. 3. OSHO. 1997. Ġstanbul. (çev. Aksal ve bĢk.: M. Basım Ankara. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. OĞUZ. 2002. 1999. Ankara. M. Baskı. OCAK. Öcal.: Iren Melikof ve bĢk. Sarı Saltık . 2000. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Zen Yolu/ Tasavvuf Yolu. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. ÖKTEM. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Niyazi. ÖZ. (Haz. Ahmet YaĢar. Hermes‟ten İdris‟e Bir Dinsel Geleneğin Dönüşüm Dinamikleri. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. Öcal. Ahmet YaĢar. 1997. (Haz. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu‟da İslam-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü. Ġstanbul. Grafiker Yayınları. ÖZ. Bektaşiler. Alevilik Tarihinden İzler.: Z. Dergah Yayınları. Ahmet YaĢar. 2005. Öcal Oğuz ve bĢk. 2000. Ġmge Yayınları. 2. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde. Baskı. 2002. Ġstanbul. Can Yayınları. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. Ġstanbul. Akçağ Yayınları. Bektaşiler. Ahmet YaĢar. Ġstanbul. 3. 2000. OCAK. ) Ensar NeĢriyat. ĠletiĢim Yayınları.OCAK. OCAK. OĞUZ. Türk Halk Edebiyatı El Kitabı. Ġstanbul. Ġstanbul. Küreselleşme Ve Uygulamalı Halkbilim. OĞUZ. 2004. “Horasandan Gelen Ahi Evran Aydınlığı”. ÖZBUDUN.) Kırıkkale. 1999. Bhagwan Shree Rajneesh. Türk Dünyası Halkbiliminde Yöntem Sorunları. M. Akçağ Yayınları.: Sertaç Kartal) Okyanus Yayınları. OKAN. Baki. (Haz. Ankara. Öcal.

Sürekli Kitaplar dizisi. Alevi Modernleşmesi Sırrı Faş Eylemek. SELMANPAKOĞLU. 1999.: T. Mustafa.ÖZMEN. (Haz.: Rengin Ekiz) Ege Meta Yayınları. SUBAġI. Kitabiyat Yayınları. Alevilik içinde.: KürĢat M. Sfenksten Milada Kutsal evrim. Edouard. (Edi. RÖHRICH. Özdalga. Ġstanbul. “Sözlü Tarih: Yeni Bir Disiplinin Cazibesi”. Şamanizm. VI3. 2003. The formation of Alevi syncretism. 1. SHANKLAND. Öcal Oğuz. 1992. (çev. 1990. 2006. 2003. YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. Hermes Yayınları.C Kültür Bakanlığı Yayınları. . Toplum ve Bilim Dergisi.: The Department of Graphic Design and The Institute of Fine Arts of Bilkent University Thesis (Master's). Michel. Ġstanbul.C. Ġstanbul. Yılmaz. Ġstanbul. Ankara. PERRĠN. Kur‟an‟da Hikmet Tarih‟te Hakikat ve Kur‟an‟da Hikmet İncil‟de Hakikat. basım. Belkıs. “Halk Anlatısı AraĢtırmasında Anlam ArayıĢı”. Halkbilimi Araştırmaları. Ankara. 2005. Metin Ekici. “BektaĢi ve Alevi Kültüründe Nefesler ve ĠĢlevleri”. M. TEMREN. SALTIK. Raudvere) Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 2001-2002. Ġsmail. (çev. Lutz. Nejdet. 2004. T.: Sadık Yalsızuçanlar) TimaĢ yayınları. 2003. 1998. SOYYER. Ġzmir. Alevi – Bektaşi Şiirleri Antolojisi IV Cilt 19. (Haz. Ġstanbul. Ceren. 1996 ÖZTOPRAK.Boy Teşkilatı – Destanları. Ankara. (çev. Olsson. Korkmaz) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar içinde. SA‟DĠ-Ġ ġirazi. Kuşdili Klavuzu Simyanın Ayak Sesleri. Gülistan. (çev. 2003. (Haz. Halil. 2. Ankara. Ġstanbul. 2005. ÖZTÜRKMEN Arzu. Ġslâmiyât Dergisi. 91. Türk Dünyası AraĢtırmaları Vakfı Yayınları.: Ġsmail Engin-Havva Engin).: Bülent ArıbaĢ) ĠletiĢim Yayınları. Yüzyıl. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. Mehmet. Ġstanbul. E yayınları. SCHURE. Ġstanbul. Can Yayınları.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde. 2003. Faruk. ÖZTÜRK.: B. Ġstanbul. “Antropoloji ve Etnisite: Yeni Alevi Hareketinde Etnografyanın Yeri”. “19. David.: Gülin Öğüt Eker. “Alevilerin Kur'an Tasavvuru Üzerine”.E. SÜMER. Oğuzlar –Türkmenler Tarihleri. Kitap Yayınevi. Yüzyılda Yapılan Ġki BektaĢi Nasip / Ġkrar Ayini”.

Dervishes in early Ottoman society and politics: a study of velayetnames as a source for history. Bektaşilik. Bir Amerikan Misyonerinin Merzifon Amerikan Koleji Hatıraları.Türkiye Türkleri Ulusunun Oluşması. (çev. Tahsin. George E. YAMAN. Baskı. Ġstanbul. YARDIMCI. Şems-i Tebrizi‟nin Öğretileri. Anadolu Aleviliği:Amasya Yöresi Bağlamında Bir İnceleme. Fikret. Atatürk Kültür. YAZICI.14 ve 15. Dil ve Tarih Kurumu Türk Dil Kurumu Sözlüğü. ÜSTÜNER. Halkbilimi AraĢtırmaları. Alevilik. 1995. Cenksu. Süleyman. Ankara. Türkiye Halkının Ortaçağ Tarihi. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. WILBER. Ken. 2001. Orta Asya‟dan Anadolu‟ya Yesevilik. Ali. Erkan. ULUDAĞ. YOKSUL. Ankara. Elips Yayınları. 9. 1995. (çev.Türkçe Sözlük.: Cem Tarık Yüksel) Enderun Kitabevi. YILDIRIM. Kaplan. 1998. 2005. Ġstanbul. I. 1998. yy. 1994. “Yazılı Kaynaklardaki (Cönklerdeki) BektaĢi ġairlerinin ġiirlerinde Görülen Yeni ġekiller”. Ankara Okulu Yayınları.Aşık Şiiri. TÜRKMEN. Tokat Yöresinde Geleneksel Alevilik. Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. UMAR. AraĢtırma Yayınları. Ankara. The Department of History of Bilkent Univ. 3.Tekke Şiiri. Divanlarına Göre. 2006. Rıza. Ankara. Ġnkılap Yayınları. Mehmet. Ġstanbul. Divan Şiirinde Tasavvuf. ÜÇER. 2007. Ġstanbul. Can. E Yayınları. Çorum Yöresinden İki Halk Ozanı: Sefil Ali ve Sefil Ahmet. Ġkinci Baskı. Ankara. Harun. Ankara. “DerviĢ Maddesi”. 1. IX.. YILDIZ. 2005. Transandantal Sosyoloji. 1999.. BirleĢik Yayınevi. Bilge. . WHITE. Konya.cilt. Ankara. Başlangıcından Günümüze Halk Şiiri. TÜRKMEN. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu Bildiri kitabı içinde : Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi Yayınları. 2001.: Cemil Polat) Ġnsan Yayınları. 1998. Ġstanbul. Ġstanbul. 2004. Kitap. Kabalcı Yayınları. Ġstanbul. Thesis (Master's) YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. 2004.

YÜKSEL. Üveysilikten BektaĢiliğe Kitab-ı Cebbar Kulu. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği de Aleviliğin ruhsal yönü ile iliĢkilidir. Ġstanbul Üniversitesi Yayınları. . Saim. Hazırlayan. II. Sivas .Tenkitli Metin. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı. Kültür Bakanlığı Yayınları. Divan. T. ZATĠ. Ġstanbul. 1998. (Marmara Üniversitesi. 1997. Turhan Yörükan. kaynak toplamak açısından farklı yöntemlerin kullanılmasını ve disiplinler arası bir bakıĢ ile yorumlama yapılmasını gerekli kılmıĢtır. Ömer. Yakıni. Ankara. ÖZET DerviĢ kimliği ruhsallığın nasıl yaĢandığını anlamak için baĢvurulabilecek en önemli kaynaktır. (Haz: Ali Nihat Tarlan). Cilt. YayınlanmamıĢ Doktora Tezi ).YÖRÜKAN. ZÜLFE. Yusuf Ziya. Türkiyat AraĢtırmaları Enstitüsü. Hasan – SAVAġ. Ġstanbul. Çünkü derviĢler. Konu. 1967-1970. 2004. C.Tenkitli Metin. Anadolu‟da Aleviler ve Tahtacılar. insanların iç dünyalarına hitap etmeye çalıĢmıĢlardır. Ġnsanın iç dünyasıyla kurulan bağlantının anlaĢılması ise uzun erimli bir çalıĢma ile katılımlı gözlem tekniğini kullanmayı gerektirmektedir. Divanı.

Alevi BektaĢi zümreleri içinde kendilerini rahat ifade edebilmelerine imkan sağlamıĢtır. DerviĢ Ruhan. DerviĢliğin kökenleri. ABSTRACT The identity of dervish is the most important resource for understanding the way in which spirituality is being experienced. AĢık. hem kendinden önceki geleneksel derviĢlere hem de kendinden sonraki çağdaĢ derviĢlere benzemektedir. Bu sayede derviĢler Alevi kesiminin ruhsal önderi olmuĢtur. Understanding the formation of a . Ruhsallık. Bu bağlamda Anadolu‟daki derviĢlerin. DerviĢler Alevileri ruhsal olarak beslemiĢ ve yönlendirmiĢ. Ġnsanlar inançlarına göre derviĢliği tanımlamıĢlardır. derviĢlik geleneğinin sosyal boyutu hakkında bilgiler vermektedir. eski Anadolu medeniyetlerindeki ruhsal insanlarla. DerviĢ Ruhan ortadan kalkan bir geleneğin son temsilcilerindendir. Bu araĢtırma Alevi BektaĢi geleneği içinde gözlemlenen ruhsal anlamda yabancılaĢmanın da sebeplerini göstermektedir. The tradition of Alevi-Bektashi order is related to the spiritual dimension of Alevi culture. DerviĢlerin inançlarındaki senkretik yapı ve heterodoks anlayıĢ. Aleviler de derviĢlerin yaĢayabileceği maddi bir ortam sağlamıĢtır. ait olunan coğrafyadaki insanların kökenleri ile birlikte anılmalıdır. IĢık Ruhan. eski Türk inançlarındaki Ģaman ve rahiplerle ve Ġslam geleneğindeki sufilerle doğrudan bağlantısı vardır.DerviĢ ve derviĢlik çok farklı anlamlara karĢılık gelmektedir. DerviĢ Ruhan‟ın yaĢadığı dönem Türkiye‟nin hızla modernleĢtiği bir dönemdir. Anahtar Kelimeler: DerviĢ. AraĢtırmamızın örneği olan DerviĢ Ruhan da Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde yer almaktadır. YaĢadığı yörede halk derviĢ hakkında söylenceler vasıtasıyla bir bağ kurmuĢ ve ondan ruhsal önderlik talep etmiĢtir. The subject necessitates to employ an interdisciplinary approach as well as different types of methods in terms of collecting data related to the problem which stems to the fact that dervishes have been attempting to address to the soul of people. Sufi. Alevi BektaĢi. Heterodoks. DerviĢ Ruhan‟ın hayatı.

Heterodoksy. People living in his surroundings related him through the myths about the dervish and expected him to be a spiritual leader. Alevi Bektashi. The roots of being a dervish should be related to the roots of people in the same geography. Dervishes have been sustaining and orienting Alevis in a spiritual way and Alevi groups made it possible for dervishes to survive in the material world. The syncretic structure and heterodoxy in the beliefs of dervishes rendered dervishes to express themselves freely within the Alevi Bektashi groups. IĢık Ruhan EKLER EKLER 1: MEHMET ALĠ IġIK’IN KRONOLOJĠSĠ. Key Words: Dervish. Minstrel. the dervishes in Anatolia have been linked to spiritual people who lived in the Anatolian civilization. Dervish Ruhan. Dervish Ruhan was similar to the traditional dervishes who lived before and after him.linkage between individual and his/her soul is only possible through a long lasting participatory field study. This research also investigates the causes of the spiritual alienation among the Alevi Bektashi tradition. The example picked up for this research. Mystic. shamans and priests in the old Turkic belief systems as well as some sufi groups in Islam. People have been defining the meaning of dervish on the basis of their believes. is positioned within the tradition of Alevi Bektashi order. There are different meanings of a dervish and the traditon of dervishes. . The life of Devish Ruhan offers us the social dimension of the dervish tradition. By doing that dervishes have become the spiritual leaders of the Alevi groups. The time period when he lived was a modernization period. Spirituality. He has been among the last representative of a tradition which has been eroding for a long time. In this context.

1965 GümüĢhacıköy‟e geldikten sonra inĢaat ustalığı yapmaya baĢlar. Yemen. 1935. 1975‟de oturduğu büyük evi borçlar sebebiyle satar daha küçük bir eve yerleĢir. Kendisi önce “DerviĢ Ruhan” sonra Ġse “IĢık Ruhan” mahlasları ile Ģiirler yazacaktır. 1940‟ da ilkokulu bitirir. Farsça çalıĢır ve öğrenir. Ailesi ile birlikte 1931‟de Çorum Osmancık Seciyen köyüne taĢınır.1954 yıllarında Erzurum‟da askerlik yapar. 1954‟de Amasya GümüĢhacıköy. 1948‟de Seciyen Köyünden Mehmet Yener Kızı Sadiye ile evlenir. 1965 yılında Amasya GümüĢhacıköy ilçesine taĢınır ve Hallar mezarlığı karĢısında bir eve yerleĢir. 1954‟ de köyüne döner ve iĢ arar. 1972‟de oğlu Ali Osman IĢık ile Çetmi köyünden Gülsüm ġaĢmaz‟ı evlendirir. 1935‟de annesi vefat eder. 1944 yılında dördüncü üvey annesi ile babası evlenir. 1946‟da ilk Ģiirlerini yazar. köylerinden. 1952. 1940-1941 babasından eski yazıyı öğrenmeye baĢlar. 6. arif. 1971‟de Hacı Yahya mahallesindeki evine taĢınır. 1985‟ da GümüĢhacıköy‟e geri döner ve Hallar mezarlığı karĢısında Saray mahallesinde küçük bir eve yerleĢir. hepsi ölür. Kuzalan. Mehmet Ali Üvey ana ızdırabından çok çektiğini belirtir. 1954‟de “Ruhan” ismi mürĢidi tarafından kendisine verilir. 1958‟ de ikinci oğlu Fuzuli dünyaya gelir. 1992. 1976‟ da tekrar yurtdıĢına çıkar. 1945‟de Seciyen köyünde Katip efendinin yanında eski yazıyı incelikleri ile öğrenir.1943 yılları arasında üç üvey annesi daha olur. 1952 yılında askerde iken MürĢidim dediği zatla tanıĢır. Irak. Suriye. Irak. 1988-1992 tek bastonla yürür halde hastalanmıĢtır. 1965-1970‟ de GümüĢhacıköy‟de iyice tanınır. 1977‟de Kıbrıs‟ı gezer muhabbetler yapar. Hindistan. sözlenir ve bir yıl sonra ayrılır. Vasiyeti üzerine GümüĢhacıköy Kırca köyündeki Keçeli dede türbesine gömülür. Kuzalan Köyüne Cami hocası olarak çalıĢmaya baĢlar. 1982‟de ikinci oğlu Fuzuli IĢık‟ı Korkut köyünden Süveyda Bozkurt ile evlendirir. 1945‟de bu annesini de kaybeder.1928‟ de Kuzalan Köyünde dünyaya gelir. Bu arada tanınmıĢlığı artar. 1954-1964 yılları arasında Kırca. 1964‟ e kadar Kuzalan köyünde hocalık ve çiftçilik yapar. 6 Eylül 1995 yılında Amasya GümüĢhacıköy‟deki evinde Hakkın rahmetine kavuĢur. . Bu yerleĢtiği yer GümüĢhacıköy‟e ilk geldiği sokaktır.9. 1973‟de Suriye. ve Ġran‟a giderek türbe ziyaretlerinde bulunur. 1984‟de GümüĢhacıköy‟deki evini satıp Ġzmir‟e Fuzuli IĢık‟ın yanına göç eder. Pakistan‟ı gezer. Resmi eğitim hayatı biter. Kuzalan köyünde ermiĢ bir hoca olarak tanınmaya baĢlar. aĢık ve bilgili insanlarla muhabbet eder. Suudi Arabistan. 1951‟de ilk çocuğu olan Ali Osman doğar ve yılın sonunda askere gider. Bu Ģiirleri kayıt altına almaz.                                           Mehmet Ali IĢık. Bu anneyi çok sever. 1969 da babası Aziz Osman vefat eder. YemiĢen ve Korkut köylerinden sevenleri olur. 1942‟de Samsun Ladik Öğretmen okulunu kazanır ve eğitimine burada devam eder. 1945‟de bir kıza sevdalanır. 1935‟ de ilkokula baĢlar. 1943‟de Babası tarafından okuldan alınır. 1988‟den itibaren ayaklarındaki siyatik ve kireçlenme hastalığı artar. 1952-1954 tarihleri arasında mürĢidiyle Arapça. Çetmi.1995 arasında çift bastonla zor yürür bir durumdadır.

YemiĢen Köyünde. EKLER 2: GÖRÜġME LĠSTESĠ 1. Veli Balcı‟nın evinde. GörüĢme. 1933 Doğumlu.Zakir).Hamamözü –YemiĢen Köyü. 1996‟de Keçeli Dede türbesi Mehmet Ali IĢık‟ın ailesi ve sevenleri tarafından yıkılarak yeniden yapılır. Kayıt. aĢ evi.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Abdullah Balcı. (AĢık. Video kaset kaydıdır. Eklerdeki GörüĢme .08. Amasya . kurban kesme yeri ve yemek yeme yeri ile daha kullanıĢlı bir hale getirilir. Ġlkokul mezunu. Abdullah Balcı. 16. Ġlk cem DerviĢ Ruhan adına yapılır.  1997‟de “DerviĢ-IĢık Ruhan”ın Ģiirleri türbenin duvarına asılır ve türbenin içi cem yapılabilecek hale getirilip.

7.Osmancık . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 7.02. 22. Dede. GümüĢhacıköy. Ali Osman IĢık. Ġlkokul mezunu.Kırca Köyü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 2. A. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. Çorum . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 8. (AĢık Ali Cemal. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). Ali Zeytünlü. Amasya – GümüĢhacıköy . 18. 1935 doğumlu. Video kaset kaydıdır.Güvenözü köyü.08. 6. Ali Osman IĢık. GörüĢme. 1951. GörüĢme. Kayıt. Ankara Dikmen‟de. GörüĢme. Ali Cemal Dede‟nin evinde. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. görüĢmenin birinci bölümüdür.2005 tarihinde yapılmıĢtır. 5. Video kaset kaydıdır. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. 27. görüĢmenin birinci kısmıdır. GörüĢme. GümüĢhacıköy‟de Ali Osman Gülsüm IĢık‟ın evinde . Video kaset kaydıdır. 1941. Okuryazar değil. GörüĢme.Çetmi köyü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. 8. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. GörüĢme.GümüĢhacıköy . görüĢmenin ikinci kısmıdır. Ali Cemal Dede. 17.08. Kayıt. Kayıt.GümüĢhacıköy .12. Ġlkokul mezunu.Kırca Köyü. Kayıt. 1.Listesinde 1.08. GörüĢme. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . 02. Bani ġaĢmaz. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan – Yeter AktaĢ‟ın evinde. 1943 doğumlu. Video kaset kaydıdır. Ali Zeytünlü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 3. GörüĢme. 1935 doğumlu. Video kaset kaydıdır. Üniversite mezunu. görüĢmenin ikinci bölümüdür. (ÇağdaĢ DerviĢ). Eklerdeki GörüĢme Listesinde 6. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. Kayıt. 4. Çetmi Köyünde Bani ġaĢmaz‟ın evinde. Kayıt. Kayıt. Biçarenin manileri. Dertli Cemo). 9. Ġlkokul mezunu. . Video kaset kaydıdır. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . Video kaset kaydıdır.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Tunceli Mazgirt.2007 tarihinde yapılmıĢtır. 22.2006 tarihinde yapılmıĢtır. 1943 doğumlu.08. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5.Seciyen (Çampınar) Köyü. 1935 doğumlu. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan .2006 tarihinde yapılmıĢtır. 3. Bani ġaĢmaz. Ali Zeytünlü. GörüĢme. Ali Ġhsan AktaĢ. (ÇağdaĢ DerviĢ). GörüĢme.Güvenözü köyü. Ġhsan AktaĢ. Amasya . Ali Ġhsan AktaĢ.Yeter AktaĢ‟ın evinde. Amasya . Ali Ġhsan AktaĢ. Ali Zeytünlü. 2. Ali Cemal Çetinkaya.08. GörüĢme. GörüĢme.

(DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . Hasan Kurban. Çetmi Köyünde Hasan . 10. 1954 doğumlu.Banu Kurban‟ın evinde. GörüĢme. Kayıt. Cuma Zeytünlü. Cuma Zeytünlü. Dertli Garip‟ten 20. GörüĢme. Okuryazar değil. Kayıt. Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. Fadime Kaya. 1926 doğumlu. 02.11. 1929 doğumlu. GörüĢme. GörüĢme.1996 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır. Video kaset kaydıdır. 15. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 11. Dilaver ġaĢmaz. (DerviĢ Sefil Kurban) Amasya . Ġlkokul mezunu. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde . (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy .08. 1929 doğumlu. Teyp kaset kaydıdır.2006 tarihinde yapılmıĢtır. 14. 1900 doğumlu.20O6 Tarihinde AlınmıĢ Bir Kaset Kaydı. görüĢmenin birinci bölümüdür. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 14. 15. GörüĢme. Hüseyin AktaĢ. GörüĢme. 20. Cuma Zeytünlü. 11. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Hasan Kurban.DerviĢ Biçare. Kayıt. Cuma Zeytünlü.Çetmi Köyü.02. 15. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 10. GörüĢme.08.08.1996 tarihinde yapılmıĢtır. Ġlkokul mezunu. Kayıt. 1930 doğumlu. GörüĢme. Dilaver ġaĢmaz. 1929 doğumlu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 12. GörüĢme. (DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . 16.GümüĢhacıköy . Kırca köyü Keçeli dede türbesinde.1996 tarihinde yapılmıĢtır. Teyp kaset kaydıdır. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde.08. GörüĢme. GörüĢme. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . 1930 doğumlu. Kayıt. GörüĢme. Okuryazar değil. Ġlkokul mezunu. görüĢmenin ikinci bölümüdür.2007 tarihinde yapılmıĢtır. 05. Cuma Zeytünlü. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy .Kırca Köyü. Ġlkokul mezunu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 9. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy Kırca köyü. Dilaver ġaĢmaz. Ġlkokul mezunu. 23. GörüĢme. Fadime Kaya. 17. 12.07. Video kaset kaydıdır. Kayıt. Amasya – GümüĢhacıköy .2005 tarihinde yapılmıĢtır. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde. 13. 16. Video kaset kaydıdır. Teyp Kaset kaydıdır. Cuma Zeytünlü.Kırca Köyü.Çetmi köyü. . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 13.08. Zamanı Bilinmiyor.Kırca Köyü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 15.Çetmi köyü. Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. GörüĢme. Ukur yazar değil. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 16.Dağsaray Köyü. Kayıt. Dilaver ġaĢmaz.

GörüĢme. Mehmet Kaplan. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 23. 1930 doğumlu. GörüĢme. GörüĢme. 1960 doğumlu. Ġzmir – Çiğli – Egekent‟te oğlu Fuzuli IĢık‟ın evinde. (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya . Video kaset kaydıdır. 02. Hüseyin Zeytünlü. 1928 -1995 yılları arasında yaĢamıĢ. GörüĢme. Korkut Köyü KomĢu Dede türbesinde. Kayıt. 17. Video kaset kaydıdır. GümüĢhacıköy merkezde. Mehmet Ali IĢık. GörüĢme. 19. Kayıt. 22. Mehmet Ali IĢık. 1941 doğumlu. GörüĢme. Okuryazar değil. 31.Kırca Köyü. Video kaset kaydıdır. Mehmet Ali IĢık. Kayıt.2005 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 17. GörüĢme. YemiĢen köyünde AĢık Abdullah‟ın evinde. 23.Hüseyin AktaĢ. 19. Muammer Badem. Video kaset kaydıdır.08.GümüĢhacıköy .1979 tarihinde yapılmıĢtır. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Kayıt. (AĢık-DerviĢ) Amasya .2006 tarihinde yapılmıĢtır.08.08.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Kerziban Zeytünlü . (Öğretmen) Amasya .Zakir) Amasya – GümüĢhacıköy – Korkut köyü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 18. GörüĢme. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . Kayıt. 02. Kayıt. 1958 doğumlu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 22. Üniversite mezunu. Hüseyin Zeytünlü. Muammer Badem. GörüĢme.GümüĢhacıköy . Ġlkokul mezunu. Video kaset kaydıdır. Kayıt.02. Ġlkokul mezunu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 24. 19. Kerziban Zeytünlü.Ġmirler Köyü. 1936 doğumlu.GümüĢhacıköy . (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya .08. Teyp Kaset kaydıdır. GörüĢme.Kırca Köyü. GörüĢme. Kayıt. Lise mezunu. Ġlkokul mezunu. Hüseyin Zeytünlü.08. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy Kırca Köyü. 20. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır. görüĢmenin birinci bölümüdür. Mehmet Ali IĢık. Kayıt. Ġlkokul mezunu. Mehmet Kaplan. Kırca köyü Keçeli dede türbesinde. 1928 -1995 yılları arasında yaĢamıĢ.7. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. 12. 1936 doğumlu.GümüĢhacıköy Kuzalan Köyü. GörüĢme.GümüĢhacıköy Kuzalan Köyü.1994 tarihinde yapılmıĢtır.Ġmirler Köyü. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 20. . Teyp Kaset kaydıdır. Ġlkokul mezunu. GümüĢhacıköy merkezde. 21. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 21. 17. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. Video kaset kaydıdır. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. GörüĢme. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . görüĢmenin birinci bölümüdür.07. 18. (AĢık . Hüseyin Zeytünlü. 24.2006 tarihinde yapılmıĢtır.GümüĢhacıköy .

LEVHA VE FOTOĞRAFLARIN AÇIKLAMALARI HARĠTALAR . Kayıt. 1943 doğumlu. GörüĢme. GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde. 19. görüĢmenin birinci bölümüdür. TABLO. Sadiye IĢık. 1928 doğumlu.Ġmirler Köyü. 27. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. Sadık Ersoy. GörüĢme. Video kaset kaydıdır. GörüĢme.08.Seciyen. GörüĢme.Seciyen. EKLER 3: HARĠTA. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . 31.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GümüĢhacıköy merkezde. Okuryazar değil. 29. Sadık Ersoy. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 25. Ġlkokul mezunu. (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık . (Baba) Amasya . Mustafa Karabacak. Sadık Ersoy. Sadiye IĢık. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 27.08. Ġlkokul Mezunu. (AĢık-DerviĢ) Amasya . GörüĢme. görüĢmenin birinci bölümüdür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 28.07. 31. GörüĢme. Kayıt. 1928 doğumlu. GörüĢme. (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık . GörüĢme. 26. Video kaset kaydıdır. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 29. görüĢmenin ikinci bölümüdür. GörüĢme. Sadiye IĢık. GörüĢme. 30. Kayıt. Video kaset kaydıdır. 1958 doğumlu. GörüĢme. Lise mezunu. Kayıt.2005 tarihinde yapılmıĢtır.2006 tarihinde yapılmıĢtır. 19. Sadiye IĢık. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . Kayıt. GümüĢhacıköy merkez parkında. 28.2006 tarihinde yapılmıĢtır. 16. Ġlkokul mezunu. Sadık Ersoy. 1943 doğumlu. görüĢmenin ikinci bölümüdür. 16. Muammer Badem. GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde.07. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 30. Video kaset kaydıdır. Kayıt. Mustafa Karabacak.08.GümüĢhacıköy .2005 tarihinde yapılmıĢtır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 26.Kırca Köyü. Video kaset kaydıdır. Okuryazar değil. 1932 doğumlu. Muammer Badem.GümüĢhacıköy. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Video kaset kaydıdır.Kırca Köyü.2006 tarihinde yapılmıĢtır.08.25.

Resim : DerviĢ Ruhan‟ın EĢi Sadiye IĢık ve DerviĢ Ruhan‟ın evi. Resim: Ali Belli. IĢık Ruhan doğru olan din bulur. Resim: Keçeli dede Türbesinin kubbesi. 2. Resim: Kul Fakır Ali derviĢin. 8.Tablo. LEVHALAR. Resim: DerviĢ Ruhan‟ın 1996‟ da yaptırılmıĢ mezar taĢının ön yüzünde. Levha: DerviĢ Ruhan‟dan IĢık Ruhan‟a dönüĢümün yapıldığı sayfaların gösterimi. 12 ayrı parçaya bölünmüĢ resmi. Mehmet Ali IĢık (DerviĢ Ruhan). Sayfada. Harita . Temelde terbiye okumalıyız.gov. Fedai Balcı. 9. Resim: Soldan sağa. Tıptan tabiattan okumalıyız. (Yanyatan Ali derviĢ) derviĢin. 28. 2.amasya.gov.amasya. RESĠMLER 1. 5.tr/http/index. Soldan sağa. Resim: DerviĢ Ruhan‟ın. Harita . 4. 7. Ali Ġhsan AktaĢ (Foto Ġhsan). Amasya siyasi haritası. Hayatımda gördüm ilim ileri. 6. Kuranı Türkçeden okumalıyız. 1. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢleri . Resim: Keçeli dede‟nin türbesinin duvarındaki. Levha: DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi. Kültürsüz softalık geride kalır. Amasya Nüfusunun Ġlçeler Ġtibariyle Dağılım Tablosu. Ali Osman IĢık ve Deniz IĢık tarafından kaleme alınmıĢtır.03. 1955 yıllarından bir resmi.2008 http://www. GümüĢhacıköy haritası. Cuma Zeytünlü (Dertli Garip) resimleri. Resim: DerviĢ Ruhan ve sevenlerinin 1975‟deki bir resmi. 1.2008 http://www.03. EriĢim Tarihi: 12. Ali Ġhsan AktaĢ tarafından yapılmıĢ temsili resmi.1. . Ġlyas Kaya.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger TABLO. Bir gün okuyanlar ileri olur.tr/http/index. Birinci bölüm. EriĢim Tarihi: 12. 1970‟li yıllarda çektirdiği bir vesikalık resim.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger 2. 3. Ġlla oku dedi Hak peygamberi.

Resim: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi. 2006 12. Hasan Kurban (Sefil Kurban).10. Çetmi köyü. Bani Kurban. HARĠTALAR . 2007‟ de çekilmiĢ bir resim. 2006 daki resmi. Bani ġaĢmaz. Resim: Soldan Sağa. 11. Kırca Köyü. Resim: Sadık Ersoy ( Kul derviĢ).

2008 http://www.amasya.2008 http://www. EriĢim Tarihi: 12.Harita 1: Amasya siyasi haritası.tr/http/index.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger Harita 2: GümüĢhacıköy haritası.amasya.gov.tr/http/index.gov.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger LEVHALAR .03.03. EriĢim Tarihi: 12.

Levha 1: Mahlasını. Levha 2: DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi. Ali Osman IĢık ve Deniz IĢık tarafından kaleme alınmıĢtır. . DerviĢ Ruhan‟dan IĢık Ruhan‟a dönüĢtürmesini gösteren defter resmi.

.Resim 1. DerviĢ Ruhan‟ın. Resim 3: DerviĢ Ruhan‟ın eĢi Sadiye IĢık ve DerviĢ Ruhan‟ın evi. Ġlyas Kaya. Soldan sağa. 1970‟li yıllarda çektirdiği bir vesikalık resim Resim 2: DerviĢ Ruhan ve sevenlerinin 1975‟deki bir resmi. Mehmet Ali IĢık (DerviĢ Ruhan). Fedai Balcı.

Hayatımda gördüm ilim ileri. IĢık Ruhan doğru olan din bulur. Bir gün okuyanlar ileri olur. Kültürsüz softalık geride kalır. 12 ayrı parçaya bölünmüĢ resmi. . Resim 5: Keçeli dede Türbesinin kubbesi.Resim 4: DerviĢ Ruhan‟ın 1996‟ da yaptırılmıĢ mezar taĢının ön yüzünde. Kuranı Türkçeden okumalıyız. Resim 6: Keçeli dedenin türbesinin duvarındaki. Ġlla oku dedi Hak peygamberi. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢleri . Ģiiri yazmaktadır. Temelde terbiye okumalıyız. Tıptan tabiattan okumalıyız.

ÇağdaĢ derviĢler. 1955 yıllarından bir resmi. (Yanyatan Ali derviĢ) derviĢin. .Resim 7: Kul Fakır Ali derviĢin. Resim: 9: Ali Ġhsan AktaĢ (Foto Ġhsan). Cuma Zeytünlü (Dertli Garip). Resim 8: Ali Belli. Ali Ġhsan AktaĢ tarafından yapılmıĢ temsili resmi.

Çetmi köyü. 2006 daki resmi. Bani ġaĢmaz.Resim 10: Sadık Ersoy ( Kul derviĢ). 2006 Resim 12: Soldan Sağa. Resim 11: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi. Kırca Köyü. Hasan Kurban (Sefil Kurban). . 2007‟ de çekilmiĢ bir resim. Bani Kurban.

Susuz bırakma bırakma 9. Sılam zindan oldu gurbet el gibi . Kemmi baktım ağ gözlerim gör ağla 5. KardeĢlik sevgisi candadır canda 3. Hakikat yolcusu meydana gele 28. PadiĢahlık diyen vah cana cana 13. Nice hayır dese ona fayda ne 33. Hekim sandım iğneciyi aç dedi bana 12. Birliği bilmeyen girmez katara 22. Hakkını helal eyle ey nazlı ana 11. Benim var yıldızım Ülker yıldızı 43. Gel ağlama benli yavrum ağlama 8. Sende bencileyin yarmi ayrıldı 37. Gönüller yanarak Ģahın sözünde 27. Göç ederim benli bülbül ağlama 7. Ayıplama sakın gelmesin baĢa 25. Tevrat Ģu sinemde Ģahın aĢkına 17. Satma bilmeyene düĢer isyana 16. Çekerim bu derdi Ģahın aĢkına 18. Yanar aĢk ateĢi yana gel yana 14. Yüzündeki olan beni unutma 10. GizlemiĢ kendini vara bak vara 23. BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına 19. BirleĢti deryalar kalan olmadı 36. Bakmazmısın sular akar engine 34. Ne olur bir selam vermeden gitme 32. Muhanet suyundan içemem asla 6. YetiĢ ġah Muhammet Ali imdat eyle 30. Nidem benim gönlüm kaldıktan sonra 24. Ġleriyi görmezse vah ona ona 21. Sakla gevheri deme aman ha 4. Evvel rehber yol bulmalı 38.EKLER 4: ġĠĠRLERĠN SIRALAMALI DĠZĠNĠ 1. Halla em Ali‟dür aleme Allah 35. Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça 2. Lam elif ye ile yaratmadımı 39. Can Ali canan Muhammed 26. Ölüm sana derman bulamam gayrı 41. Esirge bizleri Ģahın aĢkına 20. Medet mürvet pirim sen imdat eyle 31. Dosta vermek için duyuldu bile 29. Yetim kuzularım kaldı bir yana 15. Artık bu cihanda gülemem gayrı 42. Uçurdum elimden gül yüzlü canı 40.

Dostun hileleri yaralar beni 66. Seher kara oğlan yardımına gel 84. ġakır benli dilber gözler sürmeli 57. Dönmem ikrarımdan sar beni beni 63. Zinciri boynuma bağlaman bizi 75. Hakkın binbir ismi Alidir Ali 55. Bir huri var bana peh dedi geçti 70. Adem bir aynadır aynaya bir bak 78. Yol Muhammet Ali deyi 71. Sevdası ağlatttı zar etti beni 64. Evel niyet edip özün bilmeli 56. Bu canıma sefa geldi 48. Sarrafda terazi tartılamadım . Hak dedi Adem'e asla dönmedi 47. Senin ismin nurun var etti bizi 73. Arttı aĢk ateĢim gel mevlam leylam 88. Yaramıza melhem olmanmı felek 79. Yoksa sabredelim ağırmı gerek 82. Arzeyledim yarim göresim geldi 53. Pervane olupta yanarım güzel 85. Sene yetmiĢ dileğim var bilmezmi 62.44. ġahbazmısın yavrum öt durnam durnam 90. Beni dilden dile dil ettin felek 81. Yumak yumak etti yolda aĢk beni 65. Güzelin sevdası baĢıma geldi 49. Güler yüzle iyi niyetlik gerek 83. Ayrımıyız senden gül yüzlü babam 86. Gerçek aĢık olan kuluna geldi 50. Can Muhammet Ali canı değilmi 60. Estirdin cihanda beni yel gibi 45. Güzel bana dedi bayram ay gibi 46. Kara güne ıĢık doğar yar nenni 68. Yaramız Muhammet Ali yaresi 69. Hak Muhammet Ali var etti bizi 74. Gülem dedim bir gün güldürmen felek 80. Dostlar karalanıp unutman bizi 76. Yürü benli bülbül bahar yaz geldi 54. Yüz yirmi dört bin nebisine bak 77. Balta ile kazma ile rendemi 59. Ben gurbete dayanamam 89. Yar zülfünü can evime bağlasam 91. Yarin zikrullahı özüme geldi 52. Muhammed ismi taĢbaĢ ile geldi 51. ġaha yandım Ali yar deyi 72. O Ģirin dillere kurban et beni 67. Bilmem kim iletir yol dertli dertli 58. Halim sana malum car sefam sefam 87. Diller merhamet etmezmi 61.

Ġyi niyet ile birlik olalım 96. Hak Muhammet Ali ezel varınan 130. Çekerim bu derdi bilemiyorum 119. Ġsmimce hükmün olsa dutar giderdim 104. Deyimki cihanda sen değilmisin . Bu Ģah cemaline benzer cananım 98. Yıkma gönül incinmesin 139. Can ehli dostları görmektir arzum 122. Hakikat ehline söz kızım kızım 100.92. Ezel verdiğimiz ikrar ölmesin 138. Kalbi katılara duyuramadım 93. ġahım elaman elaman 127. Yeraltında ecinni var sanmayın 136. Dediki Allah birdir varım 99. Ġnsanlığı kardeĢ gördüm gözünen 135. Medet isyanımız af eyle benim 110. Üç nur ile kurulmuĢtur bu cihan 126. Verdiğin ikrarda dursan sevdiğim 105. ġeriat Ģartıyla tuttu temelim 109. Anne ve babanın sebebi bir han 125. Ben bir kulum yalvarırım cananım 97. Allah Muhammedin emrin bilelim 107. Sanırdım kendimi cennetlik kulum 117. Bin görsemde bi an göremiyorum 121. Herkesin bir canı vardır bilelim 108. Derdimize derman oluver Ģahım 95. Yemin etmem bir kararı güderim 111. El elinden al elinden 132. Derdime derman diye yine dert aldım 94. Bülbül gibi feryat figan eylerim 113. Yavrum güle güle gidip gelesin 137. Bari Ģu dünyaya gelmese idim 102. Yar elinden yar elinden 133. Çile biz çağre bizden 134. Divaneyim hak yolunda Ģahınan 129. Mahrum etme dergahından 124. Artık bu sitemi çekemez oldum 115. Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim 114. Hak bendedir ben bir kulum 118. Kuzalan köyünde dünyaya geldim 103. Kendim aldım kendim buldum 116. Gel bu halimizi gör sen yaradan 123. Bu dertlere derman versen yareden 131. Laden der yaman ha yaman 128. Engel var arada göremiyorum 120. Yarelerim yarelerim 112. Çağırdım hasretle gel Alim Alim 106. Gücüm yetmediğin zapdedemedim 101.

162. 175. 154. 152. 171. 166. 147. 145. 181. 169. 174. 183. 161. 153. 173. 151. 142. 163. 141. 184. 155. 170. 164. 158. 179. 143. 149. 168. Fatımadır Muhammettir Alidir Hatice Fatıma virdime gelir Yolumu kesmeye zorlayıp gelir Dilimde ġah zikri süzülüp gelir Sabırlı kullara selamet gelir Senemiz yetmiĢ bir olmuĢ gidiyor Fesatlar gerçeğe çökmüĢ gidiyor Soyun benliğini bire gele gör Bilki sevgi ile cihan durulur En güzel bir mutluluktur Sadık dostlarına sadık kalırmıĢ Canda cananım gel yetiĢ Pirim ġahı Merdan Alim gel yetiĢ Hünkar Hacı BektaĢ Veli'im gel yetiĢ ġahım Alihaydar eleman yetiĢ Garip gönlümüzü arıdan medet . 177. 176. 178. 167. 156. Soran dostlarıma selam eyleyin Turnalar yarene selam söyleyin Bana kaĢ eğipte bakıp gitmeyin Sabredelim gönül selamet olsun Uzattım elimi el garip garip Bir sadık dostumu bulana kadar Yürü bir katara ölene kadar BE bun günlerde cah Haydar Haydar Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar Yandım susuzluktan ciğerim sızlar AlıĢ veriĢini yazanlarda var Seni dilden dile satanlarda var Ġnsanlar kardeĢtir düĢmana ne var Ne dedemiz belli babamızmı var Sana nice yananlar var BaĢlarda kopacak türlü haller var Seni yoğurupta yapana yalvar Huyu güzel yar güzel yar Onulmaz yaralar oyulur gider Hak sözün tutmasa çekermi çeker Biz gideriz hoĢçakalın yarenler Nice deccal cakal düĢ eylediler Lisan yağmuruna baĢın açıver Her can sevdiği Ģahını över Ne olur sevdiğim tek bir gülüver Gördüm arĢ yüzünden canana benzer Kudret kalemini yazara benzer Birisi aynımda görene benzer Hak Muhammet Ali olduğundandır Ta ezelden gelen ünümüz vardır YetmiĢbiri yeten Ali sayılır Ġsraf etmek aptallıktır. 160. 180. 150. 182.140. 157. 146. 165. 186. 185. 187. 159. 144. 148. 172.

197. 192. 194. 189.188. 195. 193. 198. 196. 191. Hak Muhammet Ali elaman medet Eyüp gibi derdi çekenden medet Mağrur elini çatmıĢ Ģöyle yürüdü Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca AĢkı öldürmeye zar eksik olmaz Hak cemale yüz sürmesi zor olmaz Temelde terbiye okumalıyız Hakikatte canın hastasıyız biz Ekmek nadir ama susuz değiliz Anıp hayal tutan sefa geldiniz Bizler her esrarın ser askeriyiz . 190.