P. 1
METIN INCEOGLU Tutum Algi Iletisim

METIN INCEOGLU Tutum Algi Iletisim

|Views: 198|Likes:
Yayınlayan: serhatcev

More info:

Published by: serhatcev on Jul 14, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/16/2013

pdf

text

original

Sections

  • ÖNSÖZ
  • TUTUM ARAŞTIRMALARININ ÖNEMİ
  • A) TUTUMUN KAPSAMI
  • 1. Tutum Tanımının Gelişim Süreci
  • 2. Tutumun Tanımı
  • 3. Tutum Kavramının Temel Öğeleri
  • 4. Tutum Oluşturucu Öğeler
  • a) Duygusal Öğe
  • b) Zihinsel (Bilişsel) Öğe
  • c) Davranışsal Öğe
  • 5. Tutumun Yapısı
  • 6. Tutum Kriterleri
  • 7. Tutumun İşlevleri
  • a) Tutumun Araçsal (uyumsal yarar) İşlevi
  • b) Tutumların Ego Savunmacı İşlevi
  • c) Tutumun Değer İfade Edici İşlevi
  • d) Tutumun Bilgi İşlevi
  • 8. Tutumları Boyutları ve Özellikleri
  • a) Tutumun Konusu
  • b) Tutumun Yönü
  • c) Değişim Aralığı ve Yoğunluk
  • e) Tutumlarda Dolayımlılık ve Kalıp Yargılar
  • f) Belirginlik ve Merkezilik
  • g) Tutumlarda Gruplandırma
  • h) Zihinsel Karmaşıklık
  • i) Bilinçlilik
  • j) Tutum ve Davranış İlişkisi
  • j) Tutumun Ölçülebilirlik Özelliği
  • 9. Tutumlar ve Bireyin Grup Bağları
  • B) TUTUMLAR VE KİŞİLİK
  • Tutum Değişim Kuramları
  • a) Öğrenme Kuramları
  • b) İşlevsel (Functionalist) Kuramlar
  • c) Zihinsel (Bilişsel) Tutarlılık Kuramları
  • d) Zorunlu Tutum Değişikliği
  • e) Zihinsel Uyuşum Kuramı
  • f) ‘İki-Süreç’ Kuramı
  • g) Zihinsel Çelişki Kuramı
  • h) Atıf Kuramları
  • i) Toplumsal Yargı Kuramı
  • ALGILAMA
  • A) ALGILAMA KAVRAMI
  • 1. Dil ve Algı
  • 2. Algı Türleri
  • a) Simgesel Algı
  • b) Görsel Algılama
  • c) Duygusal Algı
  • d) Seçimleyici Algı
  • 3. Algılamanın Örgütleyici İşlevleri
  • a) Sakınma ve Yaklaşma Nesneleri
  • b) Algılamayı Etkileyen Örgütleyici Faktörler
  • B) TUTUM VE ALGI
  • a) Beklenti (Umma) Düzeyi
  • b) Algılama ve Kültür
  • c) Kategorileştirme ve Algı
  • d) Algılama ve Bellek İlişkisi
  • e) Sosyal Algılama
  • Tutumların Algısal ve Güdüsel Yanları
  • a) Görecelik (İzafet) Çerçevesi
  • d) Milgram’ın “İtaat” Deneyi
  • KURAMSAL YAKLAŞIMLAR
  • 1. Görme ve Algılama (Gestalt Kuramı)
  • 2. Kurgusal Yaklaşım
  • 3. Öğrenme Kuramı
  • 1. Psiko-sosyal Davranış Modeli
  • İNSAN DAVRANIŞ MODELLERİ
  • Gereksinimler ve Güdüler
  • 3.Öğrenme Kuramı ve Etki-Tepki Modeli
  • 4. Davranışları Kişiliğe Dayandıran Modeller
  • a) Psiko-Analitik Model
  • b) Sosyoloji Davranış Modeli
  • 5. Kişilik
  • a) Aile
  • b) Okul
  • c) Arkadaş Çevresi
  • d) Referans Grupları
  • e) Sosyal Sınıf
  • f) Kültür:
  • 6. Homo Economicus Olarak İnsan Davranışı
  • 8. Engellenme (Frusturation)
  • 9. Savunma Mekanizmaları
  • a) Saldırma (Agression)
  • b) Ussallaştırma (Rationalisation)
  • c) Yansıtma (Projection)
  • d) Dengeleme (Compensation)
  • e) Bastırma (Repretion)
  • f) İçe Kapanma, Hayallerle Avunma
  • g) Özdeşleşme (Identifcation)
  • Diğer Etkenler
  • a) Genetik (Kalıtımsal) Etkenler
  • b) Fizyolojik Etkenler
  • c) Tutum Konusu ile Yüzyüze İletişim
  • d) Kişilik
  • e) Toplumsallaşma Süreci (Socialisation)
  • f) Grup Üyeliği
  • g) Grup Normu
  • h) Sosyal Sınıf
  • 11. Tutum Davranış İlişkisi
  • a) Çevresel Etkenler
  • b) Tutum Dışı Etkenler
  • c) Ölçüm Hatası
  • d) Davranış
  • 12. Tutum Kavramı İle Bağlantılı Bazı Kavramlar
  • a) İnanç (Belief)
  • b) Kanaat (Kanı-opinion)
  • 13. Tutumlar ve Kanaatler
  • a) Yargı (Judgement)
  • b) Halo Etkisi
  • c) Önyargı (prejudice)
  • d) Basmakalıp Yargı (Stereotype)
  • e) Değer (value)
  • f) Anomi (Yabancılaşma)
  • g) Motivasyon
  • 14. Tutum Güdü İlişkisi
  • a) Biyojenik Motivler
  • b) Sosyojenik Motivler
  • c) Psikojenik Motivler
  • 1. Motivasyon Sürecinin Psiko-Dinamik Modeli
  • 2. Motivasyon Sürecinin Sosyo-Kültürel Modeli
  • a) Bağımlı Değişken
  • b) Bağımsız Değişken
  • 3. Güdüleyici (Motivationel) İletişim
  • a) İletişim Kaynağı
  • b) Mesaj
  • c) Araç
  • d) Alıcı
  • 4. İletişim Kaynağı Değişkenleri
  • 5. Mesajla İlgili Değişkenler
  • 6. Tek Yanlı-İki (Çok) Yanlı Sunum
  • 7. İletişim Aracı Değişkenleri
  • 8. Alıcı (İzleyici) Değişkenleri
  • 9. Tercihle İlgili İzleme Yaklaşımına Göre İnsanlar
  • 10. Hedeflenen İletişim-Etkisi Değişkenleri
  • 11. Güdülenmeye Karşı Bağışıklık Kazanmak
  • Araçlarında Etki Sınırlılığı
  • 13. Gündem Oluşturma
  • 14. Sosyo – Psikolojik Araştırmanın Kuralları
  • KAYNAKÇA
  • DİZİN

TUTUM ALGI İLETİŞİM

Prof. Dr. Metin İnceoğlu
Beykent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölüm Başkanı

İstanbul, 2010

I

Beykent Üniversitesi Yayınevi Beykent, Büyükçekmece 34500 İstanbul Tel: (0212) 444 1997 Faks: (0212) 867 55 66 Beykent Üniversitesi Adına Sahibi Rektör Prof. Dr. Ahmet Yüksel Yazar: Prof. Dr. Metin İnceoğlu Güzel Sanatlar Fakültesi İletişim ve Tasarım Bölüm Başkanı

“TUTUM ALGI İLETİŞİM”
5. Baskı, İstanbul 2010 Beykent Üniversitesi Yayınları, No. 69 Grafik Tasarım: İbrahim Sevildi Baskı: İyi İşler Yayıncılık ve Matbaacılık ISBN No: 978-975-6319-08-6 Sertifika No: 11372

Kitabın bazı bölümleri veya tamamı Beykent Üniversitesi ve yazarların yazılı izni olmaksızın hiçbir şekilde çoğaltılamaz. Copyright © 2010 II

Prof. Dr. Metin İnceoğlu
1948 yılında Manavgat’ta doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulundan mezun oldu. Paris Üniversitesi’nde Kitle İletişim Bilim Dalı’nda doktora yaptı. “Moyens d’Information et Probleme de Developpement National” 1988 yılında doçentlik, 1993 yılında profesörlük ünvanlarını aldı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde uzun yıllar öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Metin İnceoğlu’nun Sosyal Psikoloji, Motivasyon Sosyolojisi ve İletişim Psikolojisi ve Tanıtım alanlarında çalışmaları bulunmaktadır. Prof. Dr. Metin İnceoğlu halen Beykent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü Başkanlığı görevini sürdürmektedir.

III

..............................................5 A) TUTUMUN KAPSAMI .....................25 5.40 a) Tutumun Konusu ............................................................................................................48 i) Bilinçlilik ...44 e) Tutumlarda Dolayımlılık ve Kalıp Yargılar ..........................................................................56 d) Zorunlu Tutum Değişikliği ....... Tutum Kriterleri ...................48 j) Tutum ve Davranış İlişkisi ....50 B) TUTUMLAR VE KİŞİLİK .........................................................................................................................................................41 b) Tutumun Yönü ...................................................................................20 a) Duygusal Öğe ............................................... Tutumun Tanımı ........................................................................35 c) Tutumun Değer İfade Edici İşlevi .........................43 d) İki Yönlü Çekim ve Tutumun Esnekliği ya da Katılığı ...................53 b) İşlevsel (Functionalist) Kuramlar ...............30 7.............50 9......................47 h) Zihinsel Karmaşıklık ..................................................47 g) Tutumlarda Gruplandırma .......................................................................46 f) Belirginlik ve Merkezilik . Tutum Tanımının Gelişim Süreci .................................................................................. 33 a) Tutumun Araçsal (uyumsal yarar) İşlevi ..................................57 e) Zihinsel Uyuşum Kuramı ..............................................................59 f) ‘İki-Süreç’ Kuramı ........................................49 j) Tutumun Ölçülebilirlik Özelliği ..............13 3..... Tutum Kavramının Temel Öğeleri ....................................................................29 6.................53 a) Öğrenme Kuramları ............1 I..43 c) Değişim Aralığı ve Yoğunluk ...................55 c) Zihinsel (Bilişsel) Tutarlılık Kuramları .......................................................... Tutumları Boyutları ve Özellikleri ...................İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ .............8 2..........20 b) Zihinsel (Bilişsel) Öğe .......................................33 b) Tutumların Ego Savunmacı İşlevi .............................................52 Tutum Değişim Kuramları .......37 8.....................................................................................................24 c) Davranışsal Öğe ............................................................. Tutumun İşlevleri ........ Tutumlar ve Bireyin Grup Bağları .................................. BÖLÜM TUTUM ARAŞTIRMALARININ ÖNEMİ ......................................................................................................................19 4.............7 1....... Tutumun Yapısı ................36 d) Tutumun Bilgi İşlevi ........ Tutum Oluşturucu Öğeler ..........60 IV ............

...............81 3.....................120 5... Dil ve Algı ..............99 C) ALGILAMA KONUSUNDA KURAMSAL YAKLAŞIMLAR ................................................................88 c) Kategorileştirme ve Algı .................... Öğrenme Kuramı ...................................................................................................................................................................................................................................................79 c) Duygusal Algı ......................................................... Kurgusal Yaklaşım ..........103 2..................................................Öğrenme Kuramı ve Etki-Tepki Modeli ......... Davranışları Etkileyen Etken Olarak Gereksinimler ve Güdüler .. Kişilik...................................... 110 3...........84 b) Algılamayı Etkileyen Örgütleyici Faktörler ................ BÖLÜM İNSAN DAVRANIŞ MODELLERİ ............................................94 Tutumların Algısal ve Güdüsel Yanları ............60 h) Atıf Kuramları ...........................................................................................................107 1...................106 3............................ 95 a) Görecelik (İzafet) Çerçevesi ...................................87 a) Beklenti (Umma) Düzeyi .....63 i) Toplumsal Yargı Kuramı ....................................................... 109 III..................................69 2....................................... 115 4..........................................................86 B) TUTUM VE ALGI .............95 b) Sosyal Etkiye Uyma Davranışı Otokinetik Etki Deneyi) .................... Psiko-sosyal Davranış Modeli .................................... Algı Türleri....................................................................... 117 a) Psiko-Analitik Model ....................................96 d) Milgram’ın “İtaat” Deneyi ...73 a) Simgesel Algı ..........................88 b) Algılama ve Kültür ...63 II...............................68 1......... 80 d) Seçimleyici Algı ....................................... 117 b) Sosyoloji Davranış Modeli .................73 b) Görsel Algılama ......... Algılamanın Örgütleyici İşlevleri...................................................................................103 1......... Davranışları Kişiliğe Dayandıran Modeller ..91 d) Algılama ve Bellek İlişkisi ..............................................................83 a) Sakınma ve Yaklaşma Nesneleri ...............67 A) ALGILAMA KAVRAMI .g) Zihinsel Çelişki Kuramı ...................................................109 2.............................................................................. Görme ve Algılama (Gestalt Kuramı) .92 e) Sosyal Algılama ..........................................121 V ........................... BÖLÜM ALGILAMA .......................................

.......................................................123 d) Referans Grupları ....................................154 d) Basmakalıp Yargı (Stereotype).......................................132 7............. 154 b) Halo Etkisi ........................150 c) Ölçüm Hatası ............ Tüketim Toplumu...................140 10............................................................... Homo Economicus Olarak İnsan Davranışı ........................................................................................................ 139 e) Bastırma (Repretion) ..... Tutum Davranış İlişkisi ............................................................ Reklam ve Tüketici (Consomateur) Olarak İnsan ............................................................... 144 f) Grup Üyeliği ......................124 e) Sosyal Sınıf .......................................................137 a) Saldırma (Agression) ......................... 146 g) Grup Normu ...................155 e) Değer (value) ........................................... Savunma Mekanizmaları .............................123 c) Arkadaş Çevresi .....................................................................................................................................................................................141 a) Genetik (Kalıtımsal) Etkenler .143 c) Tutum Konusu ile Yüzyüze İletişim .......................136 9.........................................150 b) Tutum Dışı Etkenler .................................................... Tutum Kavramı İle Bağlantılı Bazı Kavramlar..................................................125 f) Kültür: ......................................................................................................................................................................................................................................................................134 8.................................. 143 d) Kişilik .... 139 f) İçe Kapanma...................................................151 12.........................................122 b) Okul ..149 11......150 d) Davranış ................................... 153 a) Yargı (Judgement) ........................................................ Tutum Oluşumunda Belirleyici Olan Diğer Etkenler .............................. 140 g) Özdeşleşme (Identification) ...................................................138 d) Dengeleme (Compensation) ........................................................ Hayallerle Avunma ..........................................152 a) İnanç (Belief) .....................142 b) Fizyolojik Etkenler .. 149 a) Çevresel Etkenler .......................................................... 138 b) Ussallaştırma (Rationalisation) .................................. 154 c) Önyargı (prejudice) .... 148 h) Sosyal Sınıf .................144 e) Toplumsallaşma Süreci (Socialisation) .............................152 b) Kanaat (Kanı-opinion) ........................................................152 13..........127 6...... Tutumlar ve Kanaatler.........................a) Aile ..................... 138 c) Yansıtma (Projection) ......... Engellenme (Frusturation) ............156 VI ...

........... Sosyo – Psikolojik Araştırmanın Kuralları ........................................................188 10.... Tercihle İlgili İzleme Yaklaşımına Göre İnsanlar ..................................................192 13.............................................................162 c) Psikojenik Motivler ...............................162 IV...... BÖLÜM GÜDÜLEYİCİ İLETİŞİM VE TUTUM DEĞİŞİKLİĞİ .......181 6................... Tutum Değişikliği ve Kİtle İletişim Araçlarında Etki Sınırlılığı ......196 KAYNAKÇA .................................183 7...............................................................................................178 5......................................... Hedeflenen İletişim-Etkisi Değişkenleri .177 4.......................................171 a) Bağımlı Değişken .......................... Güdüleyici (Motivationel) İletişim .. Tek Yanlı-İki (Çok) Yanlı Sunum .....f) Anomi (Yabancılaşma) .................................186 9................................184 8......195 14...............................................158 g) Motivasyon ..................................... İletişim Aracı Değişkenleri .......................................159 14....... Tutum Güdü İlişkisi .....................................189 11......... Güdülenmeye Karşı Bağışıklık Kazanmak ............... Mesajla İlgili Değişkenler ........................ Motivasyon Sürecinin Sosyo-Kültürel Modeli .......177 b) Mesaj ....................199 DİZİN......173 3..........................................176 a) İletişim Kaynağı .................................................................................................................................... İletişim Kaynağı Değişkenleri ....168 2............................................... Alıcı (İzleyici) Değişkenleri.............................165 1.......................... 161 b) Sosyojenik Motivler ....... 160 a) Biyojenik Motivler .............................................................................173 b) Bağımsız Değişken....................191 12.................................................177 c) Araç ...............................205 VII . Gündem Oluşturma .............. Motivasyon Sürecinin Psiko-Dinamik Modeli .177 d) Alıcı ........

VIII .

referansları ve aile gibi sosyo-kültürel etmenlerin bir bütünüdür. çok karmaşık süreçlerin. Önceleri “insan organizmasının dinamik bir dengede olduğu” varsayımından hareket edilmiş ve yanlış sonuçlara varılmıştır. motivasyona (motivation) yönelik ikna edici iletişim etkileri üzerinde durmaktadır. iletişim alanında ve özellikle. kişiliğinin. tutum ve algının gerçekte nelere bağlı olarak oluştuğu. Kitle iletişimine dair yapılacak her türlü araştırma ve çalışmalarda karşılaşılacak sorunlara bilinçli bir yaklaşım sağlayabilmek. ya da var olan tepkilerin istenildiği gibi yönlendirilmesi. inanç ve değerlerinin. doğru çözümlenmesine ve motivation tekniklerinin bilinçli biçimde uygulanmasına bağlıdır. İletişim ve tutum değişimi kuramsal çalışmaları. örgütlendiği ve neye yaradığının bilinmesiyle mümkündür. davranışların bir yandan. öğrenme sürecinin.1 ÖNSÖZ Bu kitap Sosyal Psikoloji alanında yapılan araştırmaların. Daha sonraki çalışmalar “organizmanın ve insanın yapısının karmaşıklığı” nedeniyle farklı değişkenlerin rolü üzerinde yoğunlaşmıştır. “gerekli işlemleri” yapabilmeyi kolaylaştıracaktır. önerilen değişikliklere katılabilmesinin nelere bağlı olduğunu anlamak. tutum. ayık- . toplumdan soyutlanmış tek tek bireylere değil. İnsan davranışlarının ve bu davranışların gerisinde yatan etkenleri açıklamanın güçlüğü. mesajları tarar. Bireyin çevresi mesaj ağları ile çevrilidir. Birey içinde bulunduğu ortamda her mesajla ilgilenmez. her şeyden önce kişi ya da onun içinde bulunduğu sosyal ortamın sahip olduğu. algılamalarının. Hedef kitlede istenilen etkinin yaratılabilmesi. Kitle iletişim araçlarının gönderdiği mesajlar. sanıldığından öte. gruplar içinde yaşayan insanlara yöneliktir. Bu nedenle medya’dan gelen mesajlar grup bağları ile donatılmış birey ile karşılaşıldığında normların filtresinden geçmek zorundadır. sosyal sınıf. içinde yaşadığı dünya ile nasıl bir uyum sağladığını kavrayabilmek. insanın gereksinim ve güdülerinin. şu ya da bu grubun üyesi olan. 1940’lı yıllarda ortaya çıkmaya başlamıştır. kişinin üyesi olarak bulunduğu toplumda kültür. öte yandan. Bu durumsa bireyin.

toplumu etkiye açık. yoğun anlam yüklü mesajlar içerir. sembol ve modeller aynı zamanda birer toplumsal denetim araçlarıdır. Anlamlar karşılıklı ilişkiler yoluyla kazanıldığı içim. Her şeyden önce bir insanın belli bir yönde eyleme geçebilmesi için ön koşul. farklı insanlarda farklı farklı etkilere neden oluyor” sorusunun cevabını aramak gerekir. atomlaşmış bir kalabalık olarak kabul ettikleri için. Özetle bire. sosyalize olduğu toplumdan alır. algılama seçilmeyici olarak işlemeye başlar. kitle iletişim araçlarının bu ortamda. Kaynak-hedef ilişkisini mekanik bir süreç olarak gören ya da gösterenler. bireyin içinde yaşadığı toplumun ortak değerlerini yansıtır. Bu seçilmeme genellikle mesajdaki tek bir belirtirken uyarının bıraktığı izlenime göre yapılır. Birbirinden farklı. “Kitle” den kastedilen mesajın kitlesel tüketimi olsa bile Klapper’in “…neden aynı mesaj. Kitle iletişimi söz konusu olduğunda. sembollerle iletişimde pek çok anlam ve değer yani davranış ve düşünce kalıplarını hazır olarak. Bireysel değil toplumsal bakımdan ortak bir değer ifade eder. Medya aracılığı ile yayılan ve bireyi belirli davranışlara yönelten simge. o insanın o yönde bir alternatifin varlığını bilmesi ve bu alternatifin varlığını bilmesi be bu alternatif bilgiyi algılamasıdır. sorunlara doğru yaklaşım sağlanamaz. Toplumsal bir aradalığı (sociabilite) sağlayan değerleri yaratır.2 lar. zaten kendisi bir belirsizliğin ifadesi olan kitlenin ne olduğu gündeme gelir. Dr. Toplumsal ilişkiler sonucu öğrenilen (oluşan) semboller. ortak paydayı oluşturan unsurların neler olduğu bilinmeksizin sosyo-psikolojik bir kavramsal çerçeve oluşturmaksızın. Prof. Metin İnceoğlu . homojen olmayan insanların oluşturduğu gruplar ve onların oluşturduğu “kitle” analiz edilmeksizin. Gereksinim ve ilgilerine uygun olup olmamaları bakımından. pasif. algılama tutum ve davranış kalıplarını hiçbir dirençle karşılanmaksızın aktardığını öne sürerler. Sembollerle aktarılan anlamlar.

.. .3 Canım Oğlum Efecan’a.

4 .

davranış bilimlerinin anahtar kavramlarından biri olarak göze çarpar. davranış bilimlerinin anahtar kavramlarından biri olarak ele alınması doğaldır. davranış bilimlerinin farklı alanlarındaki gerek kuramsal gerekse yöntembilimsel gelişmeler tutum konusunun da farklı boyutlarını ve farklı ele alınış biçimlerini gündeme getirmiştir. 1940’lı yıllardan bu yana özellikle de sosyal psikologların tutumların oluşumu ve değişimine. topluluklar ya da kitleler düzeyinde ele alınması gereksinimini ortaya koymuştur. belki de hiçbir kavram tek başına tutumlardan daha merkezi bir konum ifade etmez. insanın her tür davranışının kaynağında tutumun yer aldığını da kabul etmemiz gerekir. Davranış bilimlerinin çıkış noktasında insanın. Sözgelimi sosyoloji alanındaki gelişmeler toplum ve grup yapılarına ilişkin incelemelere yeni boyutlar kazandırırken tutumların da gruplar. Tutumlar öncelikli olarak sosyal psikolojinin konusu ve anahtar kavramlarından biri olmakla birlikte. Hatta Murphy ve Newcomb‘a göre „bütün sosyal psikoloji alanında. Eğer tutumu. Bu açıdan bakıldığında ise tutumun. BÖLÜM TUTUMLAR TUTUM ARAŞTIRMALARININ ÖNEMİ Genel olarak bakıldığında tutum. genel olarak insanın herhangi bir olay ya da durum karşısında olası bir tavır ya da davranış biçimini oluşturma eğilimi olarak alırsak.I. dolayısıyla da insan davranışının sorgulanmasının yer aldığı düşünülürse tutum kavramının buradaki merkezi konumu da daha iyi anlaşılır. topluluk ya da kitle içerisinde bireylerin tutumlarının nasıl biçim- . diğer konulardan çok daha fazla zaman ayırdıkları bilinmektedir. Buradan hareketle grup.

Söz konusu alanlarda yoğunlaştırılan araştırmaların hemen tümünün temel varsayımı da zaten iletişimin. Sosyal bilimlerin yukarıda adı geçen diğer alanlarına göre oldukça yeni sayılan iletişim alanının önemli bir kesitinde tutum araştırmaları yer almaktadır. Bu sorunsal açısından bakıldığında ise kitle iletişim araçları merkezli çalışmaların temelinde yine tutum araştırmalarının yer aldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu alanın kitle iletişim araçları merkezli araştırmalarının hemen tümüne yön veren temel sorunsal. Tutumlara ilişkin inceleme ve sorgulamalar yalnızca burada sözü edilen bilim dallarıyla da sınırlı kalmamakta. İletişimin özellikle de propaganda ve reklamcılık gibi alanlarında ortaya konulan görüş. kuram ve modellerin hemen tümünün. Bütün bunların yanında tutum kavramını. Dr. dönüştüğüne veya değiştiğine ilişkin sorgulamalara yönelme söz konusu olmuştur. Dolayısıyla bu alanda gerek kuramsal gerekse yöntembi- . tutum merkezli olduğu gözlenmektedir. varolan sistem lehine ya da kitle iletişim kurum ve kuruluşlarını yöneten ve denetleyenler adına insanlarda tutum ve davranış değişikliği yapmak ya da mevcut tutumları korumak ve pekiştirmek amaçlıdır. Metin İnceoğlu . ekonomi. Burada özellikle kişinin zihinsel ve duygusal dünyasının. sosyal bilimler kapsamındaki diğer alanlarda. Öte yandan yine insan davranışlarını konu alan bir diğer bilim dalı olan psikoloji alanındaki kuramsal ve yöntembilimsel gelişmelerin de tutumların incelenmesinde önemli etkiler yaptığı gözlenmektedir.6 Prof. bunlardan kaynaklanan yaşam deneyim alanının.Tutum Algı İletişim lendiğine. incelemelerinin merkezine yerleştiren önemli bir alan da iletişimdir. bunların yanı sıra siyaset bilimi. algı setinin onun tutum ve davranışlarını nasıl yönlendirdiği sorgulanırken tutumların yine merkezi bir yerde durduğu görülmektedir. antropoloji vb. da insan davranışının oluşturucu öğelerinden biri olarak değerlendirilebilecek olan tutumların incelenmesine özel bir önem verilmektedir. tarih. bu araçların insanların tutumları üzerinde değişiklik yapıp yapmadığı veya ne yönde değişiklik yaptığıdır. Burada öncelikle sosyolojinin kuram ve yöntemlerinden yararlanıldığı bilinmektedir.

her şeyden önce onu tanımlamada bize önemli bir katkı sağlayacaktır. hangi genel özelliklere sahip olduğuna kısaca bakmakta yarar var. iyi. Özellikle de 1950’li yıllara dek pozitivist bilimsel gelenek doğrultusunda iletişim alanında gerçekleştirilen ampirik nitelikteki araştırmaların hemen tümünün odak noktasında tutum ölçümlerinin yer aldığı görülmektedir. Bir eşya. Kısacası iletişim çalışmalarının. dolayısıyla da iletişim alanının kuramsal ve yöntembilimsel olanaklarından yararlandığı düşünülürse durum daha iyi anlaşılabilir. tanıtım ve propaganda çalışmalarında kaydedilen aşamaların hemen tümünün iletişim alanı kapsamında gerçekleştirildiği. Bu nedenle tutumun kapsamlı bir tanımını yapmadan önce tutum kavramının genelde neleri çağrıştırdığı. mutsuzluk. bir durum. kötü. yüce. tanrı vb. herhangi soyut bir kavram. Örneğin.Tutum 7 limsel anlamda kaydedilen gelişmelerin de çoğunlukla tutum merkezli bir yönelim gösterdiği gözlenmektedir. Bu demektir ki A kişisine karşı olumlu bir tutum içindeyken B kişisine karşı tutumunuz olumsuzdur. olay ya da olgu karşısında ortaya koyması beklenen olası davranış biçimi olarak tanımlanabilir. Aynı şekilde inançlı olmak Tanrıya karşı olumlu tutumu ifade ederken inançsız ol- . bir tasarım. A kişisine karşı olumlu duygular beslerken B kişisi sizde olumsuz birtakım duygular yaratabilir. Tutum kavramı genel olarak bireyin çevresindeki herhangi bir olgu veya nesneye ilişkin sahip olduğu tepki eğilimini ifade eder. Başka bir deyişle tutum. Tutum ölçeklerinin geliştirilmesi. kişiler arası iletişimden kitle iletişimine. bir olay ya da bir birey veya bireyler grubu tutumun konusu olabileceği gibi. tutuma konu edilebilir. imaj çalışmalarında alınan yol. olgu ya da durum da mutluluk. bireyin bir durum. yüzyüze iletişimden aracılı ya da dolayımlı iletişime hemen tüm düzeylerinde ortaya konulan araştırmalarda tutum olgusunun merkezi konumda yer verildiği gözlenmektedir A) TUTUMUN KAPSAMI Tutumun ne gibi özeliklere sahip olduğunu saptamak.

farklı kişiler tarafından ne denli farklı tanımlandığı görülürken. Davranış bilimciler. Ancak bunlar üzerinde ayrıntılı olarak durmadan önce tutumun nasıl tanımlandığına bakmak yararlı olur. Konuya özellikle psikoloji perspektifinden bakma eğiliminde olan Alport‘a göre tutum. Bu tanımların ardından iletişim alanı açısından çok daha işlevsel ve kapsamlı bir tanım geliştirmeye çalışacağız.Tutum Algı İletişim mak bunun tersi bir tutum olarak anlaşılabilir. içinde yer aldığı toplumsal ve kültürel çevre. Dr. 1. sosyal psikologlar. Farklı ırktan insanlara sempati duymamak ırkçı bir tutumun yansıması olurken savaş karşıtı eylemlere katılmak barış yanlısı bir tutumun ortaya konması anlamına gelebilir. “bireyin bütün nesnelere karşı göstereceği tepkiler ve durumlar üzerinde yönlendirici veya etkin bir güç oluşturan ve denem bilgi- . psikologlar ve hatta siyaset bilimciler tutumu tanımlarken kendi ilgi alanlarına ilişkin öğeleri öne çıkarma eğilimi göstermişlerdir. nesne ya da kişi karşısında belli bir tavır ortaya koymaya.8 Prof. davranış göstermeye hazır olma durumu olarak bilinen tutum ile bireyin kişilik özellikleri. bilgi birikimi ve yaşam deneyimleri arasında yakın bir ilişki vardır. toplumsallaşma süreci. Bu da tutuma ilişkin tanımların çok sayıda olması ve çeşitlilik göstermesi sonucunu doğurmuştur. daha kapsayıcı tanımların yapılmasına nasıl zemin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu durum aynı zamanda tutumların. diğer yandan da geliştirilen her bir tanımın. davranış bilimlerinin oldukça geniş bir platformunda önemli görüldüğü. Bunun için de tutum hakkında yapılan çok sayıdaki tanım arasından önemli gördüklerimizi sırayla ele aldıktan sonra tutumun. Kısaca bir durum. olay. özellikle de sosyologlar. Bu noktadan hareketle aşağıda bazı tutum tanımları vermekteyiz. Böylece bir yandan tutumun. Metin İnceoğlu . dolayısıyla da araştırma konusu yapıldığı gerçeğini pekiştirmektedir. daha kapsamlı ve özellikle de iletişimciler açısından daha işlevsel bir tanımını ortaya koymaya çalışacağız. Tutum Tanımının Gelişim Süreci Tutum hakkında çok sayıda tanımın yapıldığı gözlenmektedir. Tutumu kavramsal düzeyde ilk ele alanlar ve tanımlayanlar arasında Alport gelir.

nesnelerle ve diğer bireylerle ilişkilerine yön verebilir. Böylece kendi konumundan hareketle dış çevresindeki olgularla. kendi yerini. kardeşlik gibi kavramların savunusunu yapan biri gerçek yaşamda karşılaştığı farklı etnik kimliklere sahip insanları dışlamamaya özen gösterir. Bu tanımda bireyin. Burada tutum. Aynı şekilde ırkçılık karşıtı eylemlerden geri durmayan. bir nesneyi ya da bir olayı olumlu ya da olumsuz bir şekilde değerlendirme eğilimidir’. durum. Bu da onun çevresiyle ilişkilerini düzenlemesinde büyük önem taşır. Bireyin kendi rol ve işlevlerini belirlemesi. durumlarla. vatandaşlık görevlerini eksiksiz yerine getirerek kendisini iyi bir vatandaş olarak da konumlandırır. Birey. dolayısıyla da üstlenmesi gereken rol ve işlevleri belirleyebilir. aynı zamanda çevresindeki olgu. “bireyin çevresindeki bir simgeyi. Tutum konusunda bir diğer kapsamlı tanım ise Katz tarafından yapılmaktadır. gruplar.Tutum 9 lerde organize olan. duygu ve tepki biçimidir. bireyin tepkisini yönlendirici bir unsur olarak onun davranış biçimini belirlemektedir. içinde yaşadığı çevreye karşı aldığı tavır. Sözgelimi devletine saygılı bir birey devletin koyduğu her tür hukuksal işleyişe de saygı duyar ve boyun eyer. sosyal konular ve daha genel olarak herhangi bir çevresel olayla ilgili örgütlenmiş ve tutarlı bir düşünce.” Sosyal psikolo- . Lambert ise anlamsal açıdan aynı yönde işleyen fakat daha kapsamlı bir tutum tanımı vermektedir: Lambert’e göre tutum: “bireyin insanlar. Diğer yandan bu tanımda tutumun deneyimlerle organize olduğu vurgusunun yapılması. olay. her fırsatta eşitlik. nesne ve diğer bireylerin rol ve işlevlerine ilişkin ayrımları da daha kolay yapabilmesi. Ya da ülkesini seven bir birey. sergilediği duruş ön plana çıkmaktadır. ussal ve sinirsel bir davranışta bulunmaya hazır olma halidir”. dolayısıyla da onların konumlanış ve duruş biçimlerine ilişkin değerlendirmeler yapabilmesi yetisini geliştirmesini de kolaylaştırır. tutum oluşum süreciyle öğrenme süreci arasında bir bağlantı kurma eğiliminin söz konusu olduğunu da göstermektedir. içinde yer aldığı çevre ile uyum sağlayabilmek için öncelikle kendi konumunu belirlemelidir. Tutumu toplumsallaşma süreciyle ilişkilendirerek tanımlamaya çalışan Katz’a göre tutum. olaylarla.

Metin İnceoğlu . zihinsel ve duygusal öğeler arasında uyum sağlanmasıyla olanaklıdır. yani toplumsallaşma sürecinin önemli bir boyutu olarak da değerlendirmektedir. Ancak o zaman tutumların oluşum süreci ile toplumsallaşma süreci arasında daha bütünlüklü bir ilişki ya da örtüşme söz konusu olabilir. zihinsel (bilişsel) ve duyuşsal öğelerin eşgüdümlü işlevselliği ile olanaklıdır. Lambert’in tanımından da anlaşılacağı üzere tutumların oluşmasında zihinsel.10 Prof. davranışsal. gerçek olayları algılamalarını etkileyen genel bir . Böylece Maier. Bir danışma çerçevesi olarak ele alındığında tutumlar. tutumların. Kaldı ki toplumsallaşma sürecinin de beklentiler doğrultusunda. Bu da ancak onun kişiliğini oluşturan davranışsal. tutumu bir “danışma çerçevesi” (frame of referance) olarak tanımlamıştır. yani içinde bulunulan düzenin gereklilikleriyle uyumlu biçimde gerçekleşebilmesi davranışsal. kendi içinde uyumlanmasıdır. bireylerin. Tutum oluşum süreci ile toplumsallaşma sürecinin birbiriyle ilişkili ve örtüşük olgular olarak ele alınmasının temel nedeni de budur. başka bir deyişle dış çevreye uyumu beklenir. Diğer yandan Lambert. Yani gerek toplumsallaşma sürecinde gerekse tutum oluşum sürecinin her ikisinde de bireyin. belirli kanılar oluşturmada etkili olan ön eğilimleri temsil ettiği görüşündedir. duygusal ve zihinsel öğelerin birbirleriyle tutarlı bir ilişki içinde olmaları gerekir. Ancak Lambert’in tanımında duygusal öğe de işin içine girmiş durumdadır. Yani tutumların oluşmasında zihinsel öğenin önceliği söz konusudur. tutum geliştirmeyi insanların çevrelerine uyum sağlama yollarından biri. içinde bulunulan düzene. Buna göre tutumun oluşumunda. Ancak bireyin dış çevresiyle uyumlanmasının önemli bir ön koşulu. duygusal ve davranışsal öğeler arasında işlevsellik ve etkililik açısından bir birliktelik ve bütünlük vardır. Dr.Tutum Algı İletişim jik yönü ağır basan bu tanıma göre tutum yalnız bir tepki biçimi olmayıp aynı zamanda düşünce ve duyguları da yansıtmaktadır. Anımsanacağı gibi Katz’ın tanımında bireyin dış çevresine ilişkin değerlendirmesi önem taşımaktadır. Diğer yandan Maier tutum kavramına yeni bir yaklaşım getirerek.

Maier’in sözünü ettiği bu tür tutumların ortaya çıkmasındaki yoğunluk derecesi eğitim düzeyi ile de yakından ilgilidir. birey-grup iletişimi. çoğu zaman kişiler arası iletişim. Mikro düzeydeki bireysel ilişkilerde de duygusal duruşlar çoğu zaman ilişkileri etkilemekte ve yönlendirmektedir. hatta örgüt içi iletişim ortamlarında önemli aksamaların ortaya çıkmasına ve çeşitli sorunların yaşanmasına neden olduğu gözlenmektedir. birey-toplum iletişimi. Buradan hareketle söylemek gerekirse bir iletişimcinin öncelikli olarak dikkat etmesi gereken nokta iletişim etkinliğinin içinde yer alan tarafların (gönderici ve alıcı) duyuşsal ve bilişsel anlamdaki yapısal özelliklerinin çok iyi saptanması ve söz konusu iletişim etkinliğinin . çoğu zaman hiçbir gerçekliğe dayanmayan asılsız söylentilerin etkisiyle insanlar arasında çeşitli sorunlar yaşanabilmekte.nin temelinde çoğunlukla duygusal etkenler olduğu bilinmektedir. çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Nitekim dedikodu olarak bilinen.Tutum 11 duygusal temel oluşturmaktadır. etnik köken vb. Batı toplumlarının ise akılcı oldukları yönünde ileri sürülen birtakım iddialar da büyük ölçüde buna dayanmaktadır. yani zihinsel ve davranışsal öğelerin eşgüdümlü birlikteliği ile etkisizleştirilerek yeniden organize edilmesi gerekir. zenci ve beyazlar arasındaki karşıtlık tutumları vb. Dolayısıyla da duygusal öğe merkezli olarak oluşan tutumların. aksaklıkların giderilebilmesi için. din. Türklerle Yunanlılar arasındaki karşılıklı soğuk tutumlar.ne dayalı toplumsal düzeydeki çoğu çatışmanın temelinde duygusal etkenler olduğu bilinmektedir. düşünsel anlamda olgun birinin. Irk. yani bilgi ve akıl dünyasındaki itkilerinden hareket etmesi beklenir. Doğu toplumlarının duygusal. İyi eğitim görmüş. Bu duygusal temele dayanarak çevremizdeki olayları değerlendirir ve ona göre tepki gösteririz. Çok daha genel düzeyde ele alındığında uygarlaşma süreci ile akıl süreci arasındaki ilişki yadsınamaz. kendi tutumlarına yön verirken duygusal dünyasındaki itkilerinden çok zihinsel. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan sorunların çözülebilmesi. ona kaynaklık eden duygu merkezli tutumun diğer öğelerle.

Aslında Doob’un tanımı ile Maier’in tanımı arasında önemli ölçüde bir benzerlik göze çarpmaktadır. Metin İnceoğlu . güdüsel ve davranışsal sistemler olarak tutumların. Sosyal psikolojik bir bakış açısından hareketle Krech ve Crutchfield tutumu. özellikle bireyin dış dünyasıyla hemen her düzeydeki ilişkilerini ayarlamasına yardımcı olmaları. bireyin içinde yaşadığı toplumda.12 Prof. duygusal. tavır alışını ifade etmektedir. Maier. Sherif’e . Sherif “zihinsel. Dr. tutumların oluşturulmasında bireyin duygu yapısından kaynaklanan ve tutumların oluşmasında ön belirleyicilik işlevine sahip olan eğilimlerden söz ederken bireyin potansiyel duruşuna dikkat çeker.Tutum Algı İletişim buna göre organize edilmesidir. algısal ve zihinsel süreçlerinin kalıcı ve sürekli bir örgütlenmesi” olarak tanımlarken. hatta çoğu zaman bu anlamda belirleyici düzeyde bir role sahip bulunmaları açısından ele alınmışlardır. neyin kaçınılır olduğu konusunda insanlara yol gösterdiğini” savunmaktadır. Ancak Maier’de bu. Bu arada gerek Krech ve Crutchfield gerekse M. bireyin özellikle duygusal yapısıyla ilişkilendirilirken Doob’da bu tür bir sınırlama yapılmamıştır. “bireyin yaşamındaki bir olaya karşı güdüsel. durum ya da nesne karşısındaki potansiyel duruşunu. önemli olduğu düşünülen konulara karşı ortaya koyduğu potansiyel ve güdüsel (motivational) bir tepki olarak tanımlamaktadır. bu kategori içinde de “benlik tutumları”nın diğerlerinden büyük ölçüde farklılık gösterdiğini ileri sürmektedir. Muzaffer Sherif. inançları içerdiğini. Bu tanımda tutumlar. neyin doğru neyin yanlış. tutumları kendi içinde sınıflandırırken toplumsal tutumların önemli bir kategori oluşturduğunu. Bu da göstermektedir ki Doob potansiyel tepki diye nitelediği şeyi hem duygusal hem zihinsel. hatta belki de ruhsal yapı ile ilişkilendirerek ele almaktadır. Doob tutumu. Doob’un tanımında sözü edilen potansiyel tepki de bir bakıma bireyin bir olay. Sherif tutumun tanımının güdü (motive) kavramıyla ilişkilendirilerek yapılması gereğini ileri sürerler. dış dünyanın işleyiş biçimi ve insanlar hakkında edinilen birtakım düzenli beklentileri. dış dünyamıza ilişkin süreklilik niteliğine sahip varsayımlar olduğunu.

Tutumun Tanımı Tutum. Burada önemli olan nokta. Gençliğinde değişimci fikirlere açık olan biri. Yani bireysel düzeydeki örgütlenme yapısıdır önemli olan. O nedenle bir tanımda ağırlıklı olarak yer verilen öğelere bir başka tanımda ya daha arka planda yer verilmekte ya da hiç yer verilmemektedir. toplumsal konu. Yukarıda verilen farklı yaklaşımlar ve bakış açılarından da görüldüğü üzere her bir düşünür ya da araştırmacı tutum kavramını kendi uğraş alanı açısından ele almakta ve tanımlamaktadır. Burada sözü edilen toplumsal konu bir birey. duygusal ve davranışsal bir tepki ön eğilimidir. bireyin sahip olduğu deneyimleri. Bu gibi farklılıklar da biraz önce belirttiğimiz gibi tanımı yapan kişinin içinde yer aldığı bilimsel disiplinin gereklerinden. bilgi birikimini. yaşam ko- .Tutum 13 göre “benlik tutumları” kişinin “ben” (ego) sistemini oluşturan yapılardır. kuramsal ve yöntembilimsel dayanaklarından kaynaklanmaktadır. hem de bireyler ve nesneler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinde etkili olmaktadırlar. dolayısıyla örgütlenme biçimi de değişir. ya da olaya karşı deneyim. duygu ve güdülerine (motivation) dayanarak örgütlediği zihinsel. duygular ve güdüler biçim değiştirdikçe aralarındaki ilişki biçimi. Örgütleme belli değerlendirme süreçlerine bağlı olduğuna göre. bilgi. Buna bağlı olarak tutumlarda da değişim ortaya çıkar. Biz de burada onların her birinden yararlanarak daha kapsamlı ve belki de birleştirici bir tutum tanımı yapmaya çalışacağız. Bu yapılar bireyler arası farklılıkların belirgin biçimde sergilenmesine yardımcı olurken hem bireylerin birbirinden ayırt edilmesine katkıda bulunmakta. söz konusu deneyimler. yaşının ilerlemesi. bilgiler. Özellikle “benlik” tutumları duygusal ağırlıklıdır ve davranışları yönlendirmede etkindirler. bireyin kendine ya da çevresindeki herhangi bir nesne. 2. duygularını ve güdülerini nasıl bir örgütlenme içerisinde birbiriyle ilişkilendirdiğidir. Bu arada bireyler arası farklılıklarda belirleyici olan kişilik özelliklerinin oluşmasında da yine benlik tutumlarının önemli bir etkisi vardır. bir ürün ya da bireyin yarattığı herhangi bir şey olabilir. bu nedenle güdüleyici bir güç de oluştururlar.

deneyimsel. davranışsal. kısacası sisteme ilişkin tutumunun değişiklik göstermesi anlamına gelir. bilgisel ve güdüsel öğeler arasındaki örgütsel ilişkinin değişime uğramasının bir göstergesi olarak algılanabilir. deneyimsel. Bu nedenle de tutum ve kanaat yönlendiriciler. Buna bağlı olarak söz konusu kişinin aile yaşamına bakışının. Diğer yandan önyargılar. içinde yaşamakta olduğu düzenin çeşitli düzeydeki kurum ve örgütlerine yönelik tutumlarında değişiklik olmasına etki ettiği gözlenir. Dr. Metin İnceoğlu . bilişsel ve deneyimsel öğeler arası örgütlenme biçimi özellikle de kamuoyu ve propaganda konularıyla ilgilenenler için oldukça önemlidir. Aynı şekilde kısa boylulardan nefret eden birinin kısa boylu birine aşık olduktan sonra onlara ilişkin olumsuz tutumunun tümüyle olumlu bir zemine kayması da yine bireyin kişilik yapısını oluşturan duygusal. çocuk yetiştirme anlayışı vb. Kişiliğin örgütsel yapısındaki öncelikli ya da baskın öğeler saptandıktan sonra kanaat ve tutum yönlendirme çalışmaları uygun bir program ya da kampanya çerçevesinde uygulamaya konu- . Bu da o kişinin örneğin. dolayısıyla ilişki ortamının da değişime uğraması durumunu ortaya koymuştur. içinde yer aldığı siyasal. Nitekim insanların kanaat ve tutumlarını yönlendirmeye ilişkin çabaların önemli bir kesitini. dolaylı ve yanlış bilgilenmeler sonucunda belli bir konu. toplumsal. bilişsel ve davranışsal öğeler arasındaki örgütlenme biçiminde değişiklik yapılması oluşturur. Dolayısıyla da bireyin kişiliğinin biçimlenmesinde önemli olan duygusal. Bununla da kalmayıp söz konusu kişinin mevcut sistem içerisinde yaşamın tümüne ilişkin tutumunda da değişim söz konusu olabilir.14 Prof. deneyim ve bilgi yapısında ortaya çıkan değişim söz konusu öğeler arasındaki örgütlenme biçiminin. Diğer yandan duygu. öncelikle hedef olarak belirledikleri insanların kişilik yapılarında belirleyici olan söz konusu öğeler arasındaki örgütsel yapıyı analiz etmelidirler. başarı olgusunu algılayışı. durum ya da kişiye ilişkin geliştirilen birtakım tutumlar.Tutum Algı İletişim şullarının iyileşmesi ya da aile kurumu içerisinde başkalarının sorumluluğunu alması ya da paylaşması süreci içerisinde değişimci fikirlerden giderek uzaklaşır. yukarıda sözü edilen duygusal. ekonomik yapıya. doğru ve yeterli bir bilgilenme süreciyle birlikte değiştirilebilir.

Böylece bireyin kişilik yapısını oluşturan öğeler arası ilişki. Gündelik yaşamda yaptığımız basit gözlemlerden biliyoruz ki. bir otomobil. Bunun için de özel birtakım yollara başvurulabilir. uygulamaya konulan propaganda kampanyasının hedefleri doğrultusunda değişikliğe uğratılarak kampanyanın başarıya ulaşması sağlanmaya çalışılır. Mesajların süreklilik içinde tekrarlanması. başka bir deyişle eyleme hazırlanma ya da hazır durma hali olduğunu söylerken bireyin. bir kitap bir senfoni bir öğrenci. yani örgütlenme biçimi. materyalist bakışın egemen olduğu ileri düzeyli kapitalist bir ülkede yaşamakta olan kişilerle. kendi denem-bilgileri içinde yer almış olan herhangi bir duruma. manevi kültürel öğelerin egemen olduğu bir uzak doğu ülkesinde yaşayanları hedef alan propaganda kampanyaları arasında farklılık olmalıdır. Tutumun. ortaya koyduğu duruş. davranışsal. Çünkü birincisinde bilişsel öğe baskınken ikincisinde duygusal öğenin egemenliği söz konusu olabilir. Örneğin. deneyimsel öğeler arasındaki örgütlenmenin düzeyi ve biçimi tutum ve kanaat yönlendirme çalışmalarında asla gözardı edilmemesi gereken bir noktadır. karşı sergilediği tavırdan (davranış ya da duruş biçimi) söz etmiş oluyoruz. bir söz. birtakım teknikler bu amaçla kullanılabilir. günlük yaşantısını sürdüren insan kendi gereksinim ve arzularına karşılayabilmek için birçok nesne ile ilişki ku- . Propaganda etkinliklerinde propagandacı çoğu zaman kişilik yapısını oluşturan söz konusu öğeler arasındaki örgütsel ilişkiyi değiştirme yolunu deneyebilir. bilişsel. sürprizler. davranışa geçme öncesinde aldığı tavır.Tutum 15 lur. şok mesajlar verilmesi. Özetle söylemek gerekirse bireyin kişilik yapısını oluşturan duygusal. nesneye. O halde birincisine yönelik olarak gerçekleştirilecek bir propaganda kampanyasında bilişsel öğe öncelikli olarak hedef alınırken ikincisinde duygusal öğeyi hedefleyen mesajlara ağırlık verilmelidir. bir öğretmen. şaşırtmacalar vb. kişiye vb. bireyin. bir hareket bir başka bireyin tutumu veya milyonlarca nesne içinden şu veya bu yolla. daha önceden. bir nesne. kişi yada durumla ilişki kurma anında.

birtakım durumların içine dahil olur.Tutum Algı İletişim rar. evde bir köpek beslemeye başlayınca bu korkusundan kurtulabilir. O halde nasıl ki yargıların ortaya çıkması ve güçlendirilmesi denem bilgilerle mümkün olabilmekte. köpek korkusu olan biri. bunlardan bazılarını arar. Başka bir deyişle bireyin tepkilerinde ve tavırlarındaki tutarlılığın süreklilik kazanması aynı zamanda onun davranış kalıplarının da birbiriyle eşgüdüm. aynı şekilde yine denem bilgiler yoluyla onlardan kurtulmak da olanaklıdır. çevresindeki nesnelerden bazılarını. uyum içinde biçimlenmesine katkıda bulunur. yaşamın akışı içinde edinilen denem-bilgiler aracılığıyla geliştirilir. Öte yandan yargıların ortadan kaldırılması da olanaklıdır. ilgisinin kapsamı dışında bırakır. Örneğin.16 Prof. başka bireylerle etkileşir ya da iletişir. çevremizde sıkça karşılaşılması olası bu tür örneklerden de görüldüğü üzere yargılar ve onlar etrafında oluşan tepki biçimleri. Deniz korkusu olan biri yüzmeyi öğrendikten sonra bu korkusunu yenebilir vb. kendisinden uzaklaştırır. Bu “kararı” o şekilde alır ki. içine girilen ortamlar içerisinde edinilir ya da güçlendirilir. İçinde bulunduğu anın koşullarına göre ne tür bir faaliyete girişmek isterse. yaşam boyu karşı karşıya kalınan durumlar. diğer bazılarını ise görmezlikten gelir. Metin İnceoğlu . Bir durum. Birey bütün bunlarla ilişkiye geçer geçmez bir “karar” alır. Bu da zaman içinde bireyin davranışlarının kendi içinde tutarlılık göstermesine zemin hazırlar. nesne ya da kişiye yönelik bir tepki yada tavrı ortaya koymaya hazır olma durumu bir kez gerçekleştirildikten sonra söz konusu durum. amacına ulaşmada yararlı olacakları varsayımı ile seçer ve kullanırken. Dr. pek çok örnek verilebilir. seçer ve kullanır. nesne yada kişiye yönelik tepki yada tavır istikrarlı bir süreklilik gösterebilir. “düşüncelerini durdurma” gereğini bile duymaz. Sözgelimi ısıtıcıya ilk kez dokunuşunda elini yakan çocuk ısıtıcıyı kaçınılması gereken bir nesne olarak görmeye başlar. amacı açısından olumsuz olabilecekleri kendisinden uzak tutar. Sayıları çok az olan ve doğuştan varolan refleksler. Okula başladığı ilk gün öğretmeninden azar işiten çocuk okuldan nefret edebilir vb. Sözgelimi demokra- .

Buradan anlaşılmaktadır ki tutum etkileşim ortamının doğmasından ve eylemin başlaması sürecinin öncesinde aktif olarak etkisini göstermeye başlamaktadır. söz konusu süreçteki etkin rollerini üstlenirler. bireyin bir nesne. belli bir tepkide bulunmaya hazır durma hali. duygusal. Kısacası. olay. Özetle. kendinden sonraki denemler için de yönlendirici bir etken durumuna gelebilmektedir. bireyi. Başka bir deyişle tutum. duygular. seçer. nesne ya da kişiye karşı. tutum. Alport’un ileri sürdüğü gibi. bazı durumların yada olayların oluşmasına etki etmesi yönünde harekete geçirir. bireyin sahip olduğu denem bilgiler. dolayısıyla da iktidara gelmesine etkide bulunduğumuz siyasal partiden uzaklaşmamız ve sonraki seçimlerde onun muhalifi konumundaki siyasal partiye oy verme kararı almamız bir önyönelim olarak nitelenebilir. tavır alışa ya da tepkiye konu olacak ilişki ya da etkileşim ortamının ortaya çıkması ve eylemin başlatılmasından bitimine dek geçen süreçte baştan sona etkin bir rol üstlenir.Tutum 17 tik kişilik yapısına sahip birinin. birtakım nesneleri veya kişileri araması. Bunun göstergesi ise bireyin tavır alışına yada tepki göstermesine hedef olan durumun ortaya çıkmasından önce bireyin bir gerilim içine girmesi. reddeder veya ey- . Öte yandan belli bir durum. tutum. kaynağını. bilişsel. kaygı duyması ya da coşkuya kapılması. siyasal seçimler hiç gündemde değilken önceki seçimlerde oy verdiğimiz. davranışlardan alan tutum. davranışsal ya da ruhsal anlamda bir önyönelim ortaya koymasıdır. bir eylemin tamamlanması yönünde uygun görülen nesneleri veya uyarıları arar. yaşam biçimini de o çizgide hoşgörüye dayalı tutum ve davranışlarla yönlendirmesi gibi. durum yada kişi ile ilişkilendirilmesi ve bu bağlamda da bir eylemin başlatılması sürecinde etkin rol oynayan bir öğedir. İşte bu ön yönelim sürecinin başlamasından itibaren tutumlar. bir eylemin başlamasından o eylemin kullanılıp-bitimine kadar geçerli alan organize edici aktif bir ilkedir. ardışık eylemli tepkilerin seyrinde bir değişme olup olmamasını da belirler. Sözgelimi. Bu yönüyle tutumlar. Tutumların yönlendiricilik özelliği onların aktif ve dinamik yönlerini gündeme getirir. sevinç duyması vb. Çünkü tutum.

Tutumlara ilişkin farklı yaklaşımlar incelendiğinde görülmektedir ki her ne kadar bazı araştırmacılar tutumları. Ama bu karşılıklı etkinlik durumu genelde eylemin ortaya çıkması sürecinden itibaren söz konusu olabilmektedir. Dr. öncesinde de etkileri söz konusu olmaktadır. Bu durumda denebilir ki tutumlar ve eylemler bir bakıma karşılıklı etkileşim içindedirler. Oysa eylemin ortaya çıkması sürecinden önce etkin ve güçlü konumda olan her zaman tutumdur. Tutumlar. İlk tanıdığımızda sempati duyduğumuz birine. onu pekiştirmekte ya da değiştirebilmektedir. Şimdi söz konusu tanımlardan hareketle tutum kavramının . tutumlara ilişkin tanımlara da yansımış bulunmaktadır. evrenin -doğaya ilişkin olan ve toplumsal olan. yani güçlülük derecelerine göre biri diğerine etki edebilmekte.tümünü kapsayan genel bir kavram olarak ele almakta iseler de bu bütünsel ve kapsayıcı yaklaşım. zaman içerisinde daha iyi tanıdıkça sempatimizi giderek yitirebiliriz.Tutum Algı İletişim lemin ilerleyişi sırasında ortaya çıkacak olan başarı veya başarısızlıklar yoluyla bu eylemin değerlendirilmesi için referansta bulunabilecek esasları saptar. tutum. kendilerine etki eden tutumların değişiklik göstermesinde etkin olabilmektedirler. Buraya kadar tutum konusunda yapılmış tanımları gözden geçirerek ve onlardan yararlanarak iletişim alanında geçerliliği olabilecek bir tanım geliştirmeye çalıştık. Aynı şekilde oy vererek iktidara gelmesine katkıda bulunduğumuz bir siyasal partinin hükümetteyken sergilediği yanlış uygulamaları gördükten sonra taraf değiştirebiliriz. Böylece söz konusu eylem gelişmesine devam ederken. Metin İnceoğlu . Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi tutumlar yalnızca eylemin başlama sürecinden itibaren etkinlik göstermezler. Öte yandan zaman zaman da eylemin gidişatı tutumun yön değiştirmesine etki edebilir. Aynı şekilde eylemler de gelişim süreçleri içerisinde. Yani eylemin ortaya çıkmasında tutum önemli bir etkiye sahiptir. eylemlerin ortaya çıkması ve gelişmesi sürecinde etkin role sahiptirler. O halde tutum ve eylem arasında etkililik açısından bir karşılaştırma yapmak gerekirse tutumun öncelikli bir etkinliğe ve güce sahip olduğu söylenebilir. eylemin değişikliğe uğramasına neden olabilir.18 Prof.

Bazı görüşler tutumların. Tutum Kavramının Temel Öğeleri Tutumu tanımlamak üzere ortaya konulan bunca çabanın temel nedeni. bireyin çevresindeki toplumsal olgulara karşı gösterdiği bir tepki ön eylemi olarak ele alınmasıdır. Buna göre tutum değişmez. tutuma. tutumların duygusal ve zihinsel (bilişsel) öğelerden oluştuğuna ilişkin kanıdır. tutum kavramının. Bu da tutumların oluşumunda öğrenme sürecinin varlığını ve önemini göstermektedir. tavır. Söz konusu tanımlarda göze çarpan ortak paydalardan biri de tutumların oluşumunda bilgi. Oysa zihinsel süreçlerin de tutumların oluşmasında ağırlıklı bir önemi olduğu bilinmektedir. yalnızca duygusal tepki ön eğilimleri oldukların ileri sürmektedirler.. mimik.. Bu yaklaşım tutum tanımlarının hemen tümünün ortak paydası olarak dikkat çekmektedir. Tutum tanımlarındaki bir diğer ortak payda ise. Bu noktada da tutumları. Öğrenme süreci aynı zamanda tutumların değişkenlik boyutunun gündeme gelmesine yol açmaktadır. jest. Başka bir deyişle tutum. 19 3. gizli değişkenler olduğu ve ancak çeşitli davranış biçimlerinden (söz. Özetle söylemek gerekirse tutuma ilişkin tanımların geliştirilmesinde önemli rol oynayan toplumsallaşma süreci duygusal ve zihinsel süreçler. durağan bir olgu değildir. motivasyon olgusuyla ilişkilendirmek mümkündür. inanç ve duyguların sistemli ve sürekli bir örgütsel ilişki içinde olduklarıdır. Tutumların yukarıda verilen tanımlarında dikkat çeken bir diğer ortak nokta ise birçok psikolojik değişken gibi tutumların da gözlemlenemeyen. öğrenme süreci ve motivasyon gibi birtakım öğeler aynı zamanda tutumun kavramsal bir nitelik . özellikle de psikoloji ve sosyal psikoloji alanlarında daha işlevsel bir kullanım alanı açacak kavramsal bir yapı ve işlev kazandırmak amacıdır. gibi) çıkarsandıklarıdır. toplumsal bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Buna göre tutum kavramı öncelikle toplumsal tutumları ifade etmektedir. Bu noktadan bakıldığında tutum tanımlarında göze çarpan önemli bir noktanın.Tutum içeriğini oluşturan temel öğeler üzerinde duralım.

duygusal ve davranışsal öğeler arasında bir iç uyum ve örgütlenme. Tutum Oluşturucu Öğeler Tutumların zihinsel.20 Prof. Metin İnceoğlu .Tutum Algı İletişim kazanmasında da etkili olmaktadır. nesneye veya kişiye yönelik bir tepki ortaya koymadan önce o tepkiye hazırlık olmak üzere bir tavır alır. belli bir tepkinin ortaya konulmasının bir ön aşamasıdır. Bireyin bir nesne. ona karşı öncesinde bu duyguya zaten sahip olduğumuz içindir. durum ya da kişi hakkında zihinsel. belli bir duruma. a) Duygusal Öğe Çevre ile ilgili bilgi. olumsuz. O halde oluşturucu öğeleri açısından ele alındığında tutum. Yani birey. bir arkadaşımızla karşılaştığımız zaman sevinç gösterisi yapıyorsak. bireyin bir konu hakkında bildikleri (zihinsel öğe. 4. nötr) ve ona karşı nasıl bir tavır ortaya koyacağını (davranışsal öğe) belirler. Dolayısıyla da tutumun oluşması için söz konusu üç öğe arasında örgütsel ve uyumlu bir ilişki ve eşgüdüm olmak zorundadır. Bu genel girişten sonra şimdi tutumların oluşturucu öğeleri olarak belirttiğimiz duygusal. duygusal ve davranışsal anlamda ortaya koyduğu duruş onun tutumunu yansıtır. duyum ve deneyimlerin sınıflandırıl- . ona o anda sevgi duyduğumuz için değil. Buna göre tutum bir tepki gösterme biçimi değil. Zihinsel. yani eşgüdüm olmadığı sürece tutumun oluşması da mümkün değildir. dolayısıyla da iç tutarlılık olduğu varsayılmaktadır. Dr.) ona nasıl bir duyguyla yaklaşacağını (olumlu. Bu varsayıma göre. söz konusu üç öğenin kendi aralarındaki örgütlenmeleri sonucunda ortaya çıkan bir duruş. Sözgelimi. başka bir deyişle birey belli bir tepki biçimi göstermek için kendisini belli biçimde konumlandırır ve o tepkiyi ortaya koymaya hazır duruma gelir. zihinsel ve davranışsal öğeleri üzerinde daha ayrıntılı olarak duralım. duygusal ve davranışsal olmak üzere üç oluşturucu öğesi vardır ve bu öğeler arasında genellikle örgütlenme. Ya da görmekten hoşnut olmadığımız birine karşı önceden duygusal. bir duruş ortaya koyar. zihinsel ve davranışsal anlamda bir tavrımız zaten vardır. tavır alıştır. bu.

kısacası bir tutum konusuna ilişkin ne tür bir duygusal tepi içinde olduğunu anlamak için o duygusal tepinin davranış olarak sergilenmesi gerekir. Ancak kısaca söylemek gerekirse duygusal ve davranışsal öğe arasındaki ilişki daha çok bir neden sonuç .Tutum 21 masının yanısıra. Yani sonuçta ortaya çıkan davranış bir bakıma duygusal öğenin somutluk kazanmasıdır. Bireyin herhangi bir tutum konusuna olumlu ya da olumsuz duygular içinde olması önceki deneyimleriyle ilişkili bir durumdur. Diğer yandan duygusal öğe ile davranışsal öğe arasında da yakın bir ilişki var. Ancak duygusal öğe diğer iki öğeden bağımsız olarak varlık kazanmaz. Bireyin deneyimleri. yani zihinsel öğe duygusal öğenin gelişmesinde önemli bir etkendir. Bu konuda örnekleri artırmak mümkün. olumsuz olaylarla. O halde duygusal öğe ile davranışsal öğe arasında bir bakıma neden –sonuç ilişkisi de vardır Örneğin. Bireyin bir nesne. durum ya da kişi ile ilişkiye geçerken sahip olduğu ya da içinde yer aldığı değer sistemi onun ilişki biçiminin oluşmasına önemli ölçüde etki eder. arzulanan ya da arzulanmayan amaçlarla ilişkilendirilmesi söz konusudur. bu sınıflandırmaların olumlu. bu demektir ki. kişi ya da durum. Birey ne zaman bu uyarıları anımsasa olumluluk ya da olumsuzluk içinde olacaktır. Böyle bir ilişkinin varlığı tutumun duygusal öğesini temsil eder. bir nesne. bilgi birikimi. Çünkü davranış olarak yansımadığı süreci duygusal bir durumu anlamak olanaklı değildir. Ama burada davranışsal öğe genellikle duygusal öğenin sonucu biçiminde yansır. Duygusal öğe aynı zamanda bireyin değerler sistemi ile de yakından ilişkilidir. hoşlanmadığımız biriyle karşılaştığımızda yüzümüzü ekşitmediğimiz sürece ona duyduğumuz antipatiyi anlatabilmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla söz konusu uyarıların anımsanması o tutum konusuna yönelik tepkilerin de aynı şekilde olumlu ya da olumsuz olmasına yol açacaktır. Aynı şekilde sahnedeki bir şarkıcının izleyicilerden aldığı beğeni ve sevgi onların alkışlarında yansır. bireyin bu uyarıcılarla daha önce bir ilişkisi olmuş ve o ilişki. Eğer herhangi bir uyarıcıya karşı bireyde olumlu ya da olumsuz duygular oluşmuşsa. dolayısıyla da deneyimler sonucunda bunları kabullenmiş ya da reddetmiştir. Birey.

Yani davranışsal öğe. onunla ulaşılması beklenen hedef vb. özellikle profesyonel amaç ve kaygılara dayandırılması gereken kurumsal ilişki ortamında tutumların biçimlenmesinde duygusal öğenin ağırlığının olabildiğince en aza indirilmesi beklenir.Tutum Algı İletişim ilişkisi biçimindedir. Her sınıflama ya da tutum konusu ile ilişkili duygu öğesi aynı güçte olmayabilir. zihinsel ve davranışsal öğelerin her biri her zaman eşit ağırlıkta etki yapmayabilirler. oluşumu beklenen ya da istenen tutumun konusunun ne olduğu. Dr. Metin İnceoğlu . Bu durum duygusal öğe için de söz konusudur. tutumların oluşmasında ağırlıklı etkiye sahip olduğu bilinmektedir. onu kırmaktan çekindiğinden dolayı gerekli uyarıyı yapamayabilir. Bunun yanında tutum konusunun sonuçlarının. Burada belirleyici olan nokta. Bir tutumun oluşmasında bazen bu öğelerden biri ya da ikisi diğerlerine baskın role sahip olabilirler. O halde duygusal öğenin tutumların oluşmasındaki ağırlık oranı. Çünkü bu gibi ortamlarda gerçekleşen tutum oluşumunda daha çok bilgi ve deneyimin. çoğu zaman duygusal öğenin sonucu olarak ortaya çıkar. Sözgelimi çocuğunun yanlış davranışlarını gören baba. ne tür toplumsal ve ruhsal yapılar içinde ortaya çıktığıdır. o tutumun sonuçlarının toplumsal değeri. Başka bir deyişle söylemek gerekirse denebilir ki tutumların oluşmasında etkili olan duygusal. birçok etken de duygusal öğenin. içinde biçimlendiği ortamdaki ilişkilerin ne oranda duygusal öğenin etkisinde geliştiği ile ilgi- . nasıl bir ortamda biçimlendiği. Ya da çok sevdiğiniz birinin hatalarını görmezlikten gelerek kabullenmek zorunda kalabilirsiniz. yani zihinsel öğenin etkin olması gerekir. birey için taşıdığı önem. Öte yandan aile ortamında ise çoğu zaman duygusal öğenin. dolayısıyla da diğer oluşturucu öğelerin tutumun oluşmasındaki etkinlik derecelerinin belirlenmesinde etkili olurlar.22 Prof. O halde bir tutumun oluşmasında bunların üçünün bir arada olması her zaman gerekmeyebilir. Bir tutumun oluşmasında duygusal öğe ağırlıklı bir rol üstlenirken bir başka tutumun oluşmasında daha az ağırlıklı bir rolde olabilir ya da tümüyle etkisiz olabilir. çoğunlukla tutumların. Örneğin.

nesneye. kişiye.Tutum 23 li bir durumdur. Ancak bu ilişki her zaman diğerlerinde olduğu kadar doğrudan ve aksaksız değildir. yani iç dengesinin bozulmasına. duygusal öğe ile davranışsal öğe arasında ya da duygusal öğe ile değer sistemi arasında yakın ve çoğu zaman da doğru orantılı bir ilişki var. Tutumun oluşmasında duygusal öğenin işlevsellik kazanması. hem de dışsal anlamda. Yukarıda da söz edildiği gibi tutumların. daha doğrusu temel ön koşul. Söz konusu öğeler arasında çatışmalı ilişkilerin ortaya çıkması ve tutumların bu çatışmalı ilişki ortamında biçimlenmesi ise her şeyden önce bireyin kendi içinde gerilim yaşamasına. özde bireyin hem içsel yani kendi içinde. Nitekim bir konuya. zihinsel öğeye oranla daha kolaydır. Duygusal öğe ile zihinsel öğe arasında da yakın bir ilişki vardır. Önceki paragraflarda da anlatıldığı gibi örneğin. olumsuz ya da nötr bir tavır ortaya koymak fazla da karmaşık bir süreci yada karmaşık ilişkileri gerektirmeyebilir. kısacası bir tutumun konusuna ilişkin duygusal anlamda olumlu. bunun da onun. dış çevresiyle ilişkisine yansımasına ve sonuçta genel sistemin denge durumunun bozulmasına etki etmesi durumunu gündeme getirir. birinden neden hoşlanmadığınızı sorgulamamız da gerekmez. yani dış çevreyle ilişkisinde uyumlu olmasına hizmet etmesi beklenir. Bu nedenle de tutumların oluşmasında duygusal öğenin baskın etken olması çoğu zaman tutum oluşum sürecini kolaylaştırır ve tutumun sonucunda ortaya çıkacak tepkinin biçimlenme sürecini çabuklaştırır . Ancak bunun için gerekli ön koşullardan biri. Çoğu zaman da kimi ya da neyi neden sevip sevmediğimizi. Oysa duygusal öğe ile zihinsel öğe arasındaki ilişki doğru orantılı da olabilir ters orantılı da. Bu da sonuçta en küçük birimini bireyin oluşturduğu genel sistemin. yani toplumsal sistemin dengede kalabilmesine hizmet anlamına gelir. birini seversiniz yada sevmezsiniz. zihinsel ve davranışsal öğeler arasında uyumlu ve eşgüdümlü bir ilişkiyle sağlanabilir. tutumun tutarlılığa ve uyuma sahip bir ortamda oluşmasıdır. Bir şeyden hoşlanırsızın yada hoşlanmazsınız. Bu da tutumların oluşturucu öğeleri olan duygusal.

durum. zihinsel analizler söz konusu edilir. Metin İnceoğlu . Bu nedenle de tutum ve kanaat oluşturma işiyle profesyonel anlamda uğraşanlar genellikle tutumların oluşmasında bireylerin bir yandan duygu yapılarından hareketle tutumların oluşum süreçlerini belirlemeye çalışırken diğer yandan da onların zihinsel yapılarına etki etme eğilimi gösterirler. Çünkü olumlamalar. kabuller o kadar kolay gerçekleşmez. Bu durumda tutumların oluşum süreci sonucunda ortaya çıkacak tepki.24 Prof. kişilerle ilgili algılamalarını etkilerken diğer yandan da onun. nesnelerle. Tutumun oluşumunda en çok arzu edilen ya da tercih edilen durum ise duygusal ve zihinsel öğelerin uyumlu ve doğru orantılı bir işleyiş içinde olmalarıdır. bireyin. olay veya nesneye ilişkin olarak sahip olunan her tür bilgi. Bu da sonuçta genel sistemin denge durumunun korunması ve sürdürülmesi açısından önemli olmaktadır. Bu karmaşıklık özellikle de duygusal ve zihinsel öğelerin çatışmalı ilişki ortamında daha da içinden çıkılamaz hale gelebilir. Böylece tutum. deneyim. inanç ve düşünceyi içeren zihinsel ya da bilişsel öğe (cognitive component) tutumun önemli bir kesitini oluşturmaktadır. Dolayısıyla da tutumun oluşum süreci daha zor ve karmaşık hale gelir. hem duygusal anlamda hem zihinsel anlamda kabul görür ve beklenen sonucu doğurur. daha doğrusu baskın rolde değilse tutum oluşum süreci çok daha karmaşık ve yavaş gelişir. . Dr. arayışlar devreye girer. olumsuzlamalar. dolayısıyla da toplumun ve elbette ki verili sistemin yararı doğrultusunda oluşur ve işlevsellik kazanır. b) Zihinsel (Bilişsel) Öğe Tutumun konusunu oluşturan kişi. farklı durumlarla. Bu sınıflandırmalar bir yandan bireyin. dışlamalar. Zihinsel öğe bireyin düşünsel işleyiş süreciyle bağlantılı olup. Özellikle de zihinsel öğe etkin rolde ise iş daha da karmaşıklaşır. düşünsel ya da zihinsel işleyişin sistemleştirilmesi ve sınıflandırılmasıyla ilgili bir öğedir. uygun yargılara varılmaya çalışılır. Sorgulamalar. farklı uyarılara karşı tepkilerinin de birbirinden farklı olmasını sağlar.Tutum Algı İletişim Ancak tutumun oluşmasında duygusal öğe yeterince etkin değilse.

Tutum konusu hakkındaki bilgiler. bireyin. gerçeklerle ilgi derecesi oranında kalıcı ya da geçici olur. Bu nedenle birey. reklamın güdüleyici (motivational) etkisi ortadan kalkar. Bireyin önce bu tür bir uyarıcının ya da uyarıcı grubunun var olduğunu doğrudan (yüzyüze ya da birebir ilişki sonucu) ya da dolaylı olarak (aracılı) öğrenmesi gerekir. Bu nedenle davranışsal öğeden söz ederken önce iki tür davranışı birbirinden ayırmak gerekir: Bunlardan biri duygusal davranıştır. Tutumun konusunu oluşturan bir nesne. Çoğu zaman aralarındaki farklılıklar hayli belirsiz olan bu uyarıcıları birbirinden ayırt etmeye bazen bireyin algılama kapasitesi yetmeyebilir. Tutumun zihinsel öğesi. o nesne. bir kişi ya da bir durumla ilgili bu bilgiler de çoğu zaman bireyin. Örneğin reklam programlarından etkilenerek çok “temizleyici” olduğuna inandığımız bir deterjanı. tutum konusunun hoşa giden ya da git- . bireyin belli bir uyarıcı grubundaki tutum konusuna karşı davranış eğilimini yansıtır. daha önce de belirtildiği gibi bireyin genellikle çevresindeki uyarıcılara ilişkin olarak yaşadığı deneyimlerden kaynağını alan bilgi birikimine dayanır.Tutum 25 Birey çevresi ile ilişkilerinde zihinsel sisteminden yararlanır. çevreye tepkisini kolaylaştırırken aynı zamanda onun çevresine uyumuna da yardımcı olur. Duygusal davranış. Bilgi değişikliği tutum değişikliğini yaratabilir. Varlığından haberdar olunmayan bir duruma ilişkin tutum oluşamaz. normları ve söz konusu tutum nesnesi ile doğrudan ilişkili olmayan tutumlarının da etkisi altındadır. Bu gruplandırma ya da sınıflandırma süreci. kişi yada durumla ilgili olarak yaşadığı deneyimler aracılığıyla elde edilir. Bunlar bireyin alışkanlıkları. Bu davranış eğilimleri sözler ya da diğer hareketlerden gözlemlenebilir. satın alıp kullandığımızda hiç de temizleyici olmadığını gördüğünüz zaman. bu durumda mevcut tutumun yönü ve yoğunluğu aynı kalmayıp. Bireyin çevresi sayısız uyarıcılarla çevrilidir. diğeri ise kuralsal (normatif) davranıştır. uyarıcıları önce kendi aralarında gruplandırır. önceden sahip olduğumuz bilgi değişir. c) Davranışsal Öğe Davranışsal öğe. daha sonra da bu grupları birbiri ile ilişkilendirir.

Yoğun yaklaşma durumu ise iki şekilde olur: olumlu yaklaşma ve olumsuz yaklaşma. Diğer yandan. tutum konusunu ortadan kaldırma (tahrip) isteği olabilir. Resmi nitelikteki kurumsal ilişkilerde egemen olan genellikle bu tür davranış biçimidir. Örneğin. Çünkü bu tür ortamlarda geliştirilen davranışlar ve bunlardan kaynaklanan tutumların temelinde her şeyden önce içinde yer alınan kurumun çıkarları yatar. Normatif davranış ise doğru davranışın ne olduğu konusundaki İnançlara dayanan davranıştır. Hindistanlılar ve Pakistanlılar. Olumlu-olumsuz duygu doğrusunun bir ucunda özveri. Bu da üç tip davranış biçiminde ortaya çıkar: Tutum konusuna yaklaşma. O nedenle de kişiler arası ilişkilere yön veren davranışlar ve bunlardan kaynaklanan tutumlar çoğunlukla kurumun çıkarlarını gözetmeye dönük rasyonel değerlendirme süreci içinde ortaya çıkar ve gelişir. En az yaklaşma durumu ise tutum konusundan kaçıştır. Metin İnceoğlu . karşı koyma ya da kaçınma. (a) belirli ölçüde ilişki arama ya da ilişkiden kaçınma eğilimi. yüzyıllardan beridir İngiltere’de yaşamalarına ve orayı kendi ülkeleri olarak görmelerine karşın. Bilindiği gibi küçük gruplar ve alt kültürler kendi iç dinamik- . duygusal davranışın temelinde iki boyut vardır: Negatif ya da pozitif duygu.26 Prof. Başka bir deyişle kuralsal yada normatif davranışa dayalı olarak geliştirilen veya oluşturulan tutumların kaynağında daha çok akla ve mantığa dayalı öngörüler ve yargılar yer alır.Tutum Algı İletişim meyen bir durumla ilişkilendirilmesi sonucu ortaya çıkar. (b) belirli ölçüde olumlu ya da olumsuz duygu içerdiği düşünülebilir. Rasyonel değerlendirmelerin ardından kuralsal davranış temelli tutumlar oluşturulur. Dr. Kuralsal davranışlara dayalı tutumların oluşumuna elverişli ortamlardan biri de küçük gruplar ve alt kültürel alanlardır. Herhangi bir davranışın tutum konusuna karşı. diğer ucunda ise. İngilizler tarafından çoğunlukla dışlanırlar. Başka bir deyişle ilişki kurma ya da kurmama eylemi söz konusudur. iyi eğitim görseler ve başarılı bireyler olarak kendilerini kanıtsalar bile saygın mesleklere girmeleri genelde engellenmeye çalışılır.

rockçılar. dolayısıyla da grup normlarının gruba üye olan bireyler üzerinde oldukça katı yaptırımları vardır. Bireyin bağlı olduğu grup ya da alt kültürde. eğer belli bir davranış doğru olarak niteleniyorsa. gruptan atılır ya da grup normlarının gerektirdiği biçimlerde cezalandırılır. Punkçılar. Şiddet üzerine temellenmeyen. Ancak o çetenin üyeleri oldukları sürece bu tür davranış biçimlerini sergilemek zorunda kalırlar. holiganlar. Belirleyici olan temel faktör grup normudur. Marjinal nitelikteki alt kültürel grup ortamlarında ise grup normlarının katılığı ya da esnekliği. Grup normlarına uymayanlar grup dışı kalma riskiyle her zaman karşı karşıya bulunurlar. karşılarına çıkan insanlara şiddet uygulamak olan bir motosikletliler çetesinin içinde yer alan gençlerin tümünün sadist kişilik özelliğine sahip oldukları söylenemez. konuşma biçimi. satanistler vb. heavy metalciler vb. Her bir alt kültür grubunun yada küçük grubun kendi grup normları vardır. ellerindeki zincirlerle oraya buraya saldırmak. Bu gibi alt kültürel gruplarda önemli olan. Bu normlar grup üyesi bireylerin davranış biçimlerine de yön verici niteliktedirler. alt kültürel grubun özelliklerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Giyim biçimi. grup normunun gerektirdiği davranışı sergilemeyen üye. dinlenilen müzik. Çünkü grup dinamiğinin. kişinin kendisi- . Burada ne akıl ne de duygu davranışın ortaya çıkmasında belirleyicidir. müzik gruplarında grup normları esnek olup bunlara dayalı davranış biçimleri daha çok simgesel etkileşim ortamı yaratmaya dönüktür.Tutum 27 lerine sahiptirler. daha çok eğlence merkezli marjinal kültürel gruplarda ise normlar daha yumuşak ve esnektir. Sözgelimi tipik davranış biçimleri. Örneğin. Kurt Lewin. grup üyesi birey bunu onaylamasa bile o grup dinamiği içinde o davranışı ortaya koymak zorundadır. davranışların biçimlenmesinde ve tutumların oluşmasında ne denli etkili oldukları ortaya konmuştur. dans edilen mekanlar vb. Muzaffer Sherif gibi araştırmacılar tarafından küçük gruplar üzerinde yapılan araştırmalarda da grup normlarının. marjinal kültürel gruplarda grup normlarına uymayan. Bazı marjinal kültür gruplarında kurallar son derece katıdır.

Herhangi bir tutum konusuna karşı. bireyin çevresine uyumunu kolaylaştırma açısından. Özet olarak tutumun varlığı. Normatif ilişkilerin en yoğun olduğu kurumsal bir ortamda bile duygu boyutunu tümüyle dışlamak olanaklı değildir. ancak yansıttığı varsayılan birtakım gözlemlenebilir davranışlardan çıkarsanabilir. genellikle kendi aralarında ve aynı sınıfa giren uyaranlar arasında. böyle bir tutum. Yani. Bunun için zorlamadan çok gönüllülük esastır. bireyin bir tutum konusuna karşı . İnsan unsurunun olduğu her yerde duygu öğesi bir yerden. tutarlılığı korumak için. ne kadar karmaşık süreçlerin etkisinde oluştukların görmekteyiz. en azından psikolojik gözlem açısından. Bu nedenle. tutum olgusunda. Dr. Dolayısıyla da grup içinde ortaya konulan davranış biçimleri bireylerin tutumlarının yönünü ve biçimini de önemli ölçüde etkilerler. Hatta çoğu zaman her iki boyut iç içe geçmiş olup birbirini etkiler durumdadır.Tutum Algı İletişim ni o gruba ait hissetmesidir. Metin İnceoğlu . Tutumları zihinsel. Ağırlıklı öğenin hangisi olduğu ise işin analiz kısmında bizi daha çok ilgilendirir. diğer öğelerle zincirleme bir değişime neden olur. çevredeki bireylerce gözlemlenemeyeceğinden bilinemez. duygusal. Bu üç öğe. Bu ortamda insan olmanın gereği olmak üzere duygular. Tutumların kaynağını oluşturan davranışların duygusal ve kuralsal boyutlarını birbirinden kesin çizgiyle ayırmak pek de mümkün değildir. Sonuçta bir sosyal ilişki ortamında yaşamaktayız. davranışsal öğelerden oluşan psikolojik değişkenler olarak ele aldığımızda. belli ölçüde de olsa işin içine girer. bir tutarlılık oluştururlar. Diğer yandan tümüyle duygulara dayandığını varsaydığımız davranış biçimlerinde bile belli ölçüde normatif ya da rasyonel öğeler vardır. herhangi bir davranış söz konusu değilse. Özetle söylenecek olursa denebilir ki bu üç tutum öğesi karşılıklı etkileşim içindedir ve birinde ortaya çıkan bir değişiklik. Ancak alt kültürel gruplarda da grup normları katı ya da esnek olsun sonuçta grup üyesi bireylerin davranış biçimlerinin yönlendirilmesinde etkilidirler. sosyal bir ortamda bulunmanın gereği olarak da kurallar etkilidir. davranışsal öğe kavramına yer vermek gerekir.28 Prof.

ona karşı tutumunun zihinsel ve davranışsal öğesi de yeniden düzenlenir. karşı karşıya geldiği yeni tutum konusunu. Dolayısıyla da birey. ödüllendirici/cezalandırıcı. söz konusu tutum konusuna ilişkin bilgiyi nasıl elde edeceğini yine öğrenme süreci içerisinde öğrenir. Nitekim bilindiği gibi birey belli bir tutum konusunu olumlu/olumsuz. yukarıda üzerinde ayrıntılı olarak durduğumuz tutum oluşturucu (duygusal. iyi/kötü olarak anlamlandırmayı ve o tutum konusuyla bu anlamlandırma biçiminden hareketle ilişki kurmayı. Böylece birey. 5. Tutumun yapısal öğeleri olarak bilinen bu üç temel öğe. Aynı şekilde bireyin herhangi bir tutum konusuna ilişkin deneyimleri de yine sözü edilen öğrenme süreci içerisinde gerçekleşir. dışardan bilgi desteği sağlayarak kendi yaşamıyla ilişkilendirir. her üçünün de öğrenme süreciyle yakından ilgili olmalarıdır. onunla ilgili herhangi bir deneyim yaşamamışsa onu anlamlandırması ve kendi yaşamıyla ilişkilendirmesi zorlaşabilir. zihinsel. Tutumun Yapısı Tutumun yapısını.Tutum 29 olumlu-olumsuz tavrı değiştiğinde. bir tutum konusu ile karşılaşınca nasıl bir tavır ortaya koyacağını daha önce yaşadığı aynı ya da benzer deneyimlerden hareketle kararlaştırır. onun örgütlenmesinde rol oynayan temel öğeler belirler: Bunlar: • İlişkilendirme • Tutum konusu ile doğrudan deneyim • Başkalarından öğrenme • Olmak üzere üç temel grupta toplanmaktadır. tutum konusu ile doğrudan deneyim ve başkalarından öğrenme olarak üç grupta toplanan tutumun yapısal öğeleri arasındaki ortak payda. Diğer yandan bireyin karşı karşıya kaldığı bir tutum konusu hakkında herhangi bir bilgisi yoksa. Bu durumda da birey. İlişkilendirme. onu kendi yaşamıyla bu noktadan yola çıkarak ilişkilendirmeyi doğumundan itibaren yaşamaya başladığı öğrenme süreci içerisinde öğrenir. davranışsal) öğelerle de örgütsel bir ilişki içine girerek tutumun yapısını oluştururlar. .

her türlü davranışın tutumsal bir içeriğe sahip olduğu da söylenemez. toplumsallaşma (socialisation) süreci boyunca elde edilir. diğer zihinsel yeti ve becerilerin kazanılması gibi tutumların oluşmasında da çevresel öğeler etkilidir. Tutum.30 Prof. O halde buradan hareketle genelleme yapmak gerekirse denebilir ki tutum olgusunun. belli davranış biçimleri ortaya koymaya zorlayan durumlarla. Kaldı ki zaten yaşamımızın hemen her anında bizi belli biçimlerde tavır almaya. Muzaffer Sherif tutumları. Metin İnceoğlu . kişilerle ya da nesnelerle karşı karşıya kalmıyor muyuz? O halde yaşamımızın önemli bir kesitini tutum oluşturma çaba ve kaygısına ayırmaktayız. diğer sıradan düşünce yapılarından ve bunların oluşturduğu davranışlardan ayırt etmek için şu kriterleri öngörür: • Tutumlara doğuştan sahip olunmaz. Tutum Kriterleri Tutum olgusunun bu kadar geniş bir alanı kapsamasına karşın. Hatta toplumsallaşma süreci ile öğrenme süreci çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan kavramlar olarak bile karşımıza çıkabilmektedirler. olaylarla. Tutumların temel ortak özelliği. Öyle ki bireyin doğduğu andan itibaren kendisini içinde bulduğu ve ölümüne dek devam eden toplumsallaşma sürecinin çok önemli bir kesitini öğrenme süreci oluşturur. dolayısıyla da toplumsallaşma sürecinin çok önemli bir kesitini kuşattıkları anlaşılmaktadır. Dr. belirli ölçüde örgütlenmiş düşünce yapılarını içermesidir. Bu açıdan ele alındığında tutumların yapısal öğeleri olarak bilinen ve yukarıda sözü edilen ilişkilendirme.Tutum Algı İletişim Tutumun yapısını oluşturan öğeler sayısal açıdan az olmakla birlikte işlevsellikleri açısından bakıldığında bireyin yaşamının oldukça geniş bir alanını kuşatmış oldukları görülür. deneyimleme ve başkalarından bilgi alma (dışardan bilgi takviye etme) olarak sıralanan öğelerin. . konularla. tüm düşünsel etkinlikler gibi tutumun oluşması da öğrenme süreci içerisinde gerçekleşir. yaşamımızda oldukça kapsamlı ve kuşatıcı bir yeri vardır. onlar sonradan kazanılırlar: Temel olarak. 6. Bu süreç içerisinde tıpkı diğer davranış biçimlerinin geliştirilmesi. öğrenme sürecinin. Örneğin içgüdüsel davranışlar tutumsal davranış değildir.

özellikle tutumlar aracılığıyla belirlenen bir etkilenme-güdülenme süreci ortaya çıkmaktadır: Bir insan herhangi bir tutumunu biçimlendirdiğinde artık söz konusu nesneye yansız bir gözle bakamaz. Bazı tutumlar.Tutum 31 Örneğin. Kısacası tutumlar. ancak daha sonra bireyin kişilik yapısının önemli bir kesiti haline gelerek onun. az ya da çok belirli bir süre devam ederler. • Tutumlar. Böyle tutumlarda . değişen koşullara. bu düzenlemelere belirli bir denge ve kararlılık kazandırma potansiyeline sahiptirler. yargılamasına ve kullanmasına yönelik ilişkilerini de düzenlerler. ekonomik koşullar ve onlara bağlı olarak aldığı eğitim. Bazen birey bir tutumu yaşamı boyu sürdürebilir. çevresiyle ilişkilerini biçimlendirmesinde önemli bir role sahip olurlar. yaşam boyu bu görüşten taviz vermeden. o nesneye karşı veya ondan yana bir tavır alır. bireyin içine doğduğu ve içinde toplumsallaştığı toplumsal yapı. Zaman zaman da kişiler farklı nedenlerle tutumlarını değiştirebilirler. Bunun nedeni tutumların aşamalı olarak biçimlenmesidir. buna bağlı olarak da öğrenme süreci içerisinde oluşan tutumlar. birey ile nesneler arasındaki ilişkilere tutarlılık. Kısacası bireyin toplumsallaşma süreci. Uzun süre belli bir siyasi partiye oy veren birinin o siyasi partinin uygulamalarından hoşnut olmayarak oy kararını başka bir siyasi partiye yöneltmesi gibi. bireyin dış çevresiyle ilişki süreci içerisinde oluşurlar. • İnsan-nesne ilişkisinde. Ayrıca. kararlılık ve düzenlilik kazandırırlar: Tutumlar öğrenme süreci içerisinde biçimlenip oluştuklarından insan nesne ilişkisinin yanı sıra insanın çevresini algılamasına. artan ya da yön değiştiren bilgi ve deneyimlere bağlı olarak pekişebilir veya tümüyle değişiklik gösterebilirler. kültürel ortam. Sözgelimi siyasal görüşünde tutucu bir kişilik yapısına sahip olan biri. toplumsal değer yargıları ile yüklüdürler. her seçimde aynı siyasal partiye oy verebilir. içsel ve dışsal nitelikteki birçok etken tutumların oluşmasında etkili olur. edindiği bilgi ve deneyimler. • Tutumlar geçici düşünsel durumlar değillerdir: Onlar bir kez ortaya çıktıktan sonra. onların etkisiyle geliştirdiği kişilik yapısı vb.

Metin İnceoğlu . utangaçlık. toplumsal düzeyde anlamı olan nesne. değer. toplumsal tutumda yanlılığın. Bu gibi durumlarda toplumsal anlamdaki birtakım normların kişiye ve kişiliğe yansıması söz konusu olmaktadır. Tutumsal eylemlerimiz toplumsal koşullardan kaynaklandığı için. söz konusu nesnelere ilişkin davranışları görecelidir.. “Y” ulusunun herhangi bir bireyinin ya da grubunun da saldırgan olduğu önyargısını (stereotip) doğuran tutumsal bir ortam yaratır. genellenerek toplumsal tutumların oluşmasına da uygulanabilir: Toplumsal tutumlar. Dr. Kişisel tutumlar ise çoğunlukla özel ilişkiler sonucu ortaya çıkarlar. Sözgelimi yalnızca kişisel düzeyde geçerli olduğu sanılan pek çok tutumun (erkeklik. genelleme gereği ortaya çıktığında tektipleştirmeye dönüşebilir. her iki tutum türü için de aynı olmakla birlikte. . Tutum oluşumundaki mekanizma. saldırganlık. • Tutumların oluşması ve biçimlenmesi için birbirleriyle karşılaştırılabilir birçok öğenin bir arada olması zorunludur: Bir nesneye karşı olumsuz ya da olumlu bir eğilimin başgöstermesi. bayrak toplumsal değeri olan bir nesnedir. Örneğin “Y ulusu saldırgandır” genellemesi.Tutum Algı İletişim yanlılık en yoğun biçimini alır. Vergi aynı şekilde toplumsal düzeyde anlamlı olan bir konudur vb. Örneğin. ikisi arasındaki fark.) toplumsal düzeyde de geçerlilik gösterdiği bilinmektedir. Vatanseverlik ulusal. grup ya da kurumlara yönelik tutumlardır. insan-çevre (öznenesne) ilişkisi hiçbir zaman bir yansızlık ilişkisi içinde ortaya çıkmaz. toplumsal düzeyde geçerliliği olan bir öğe ile ilgili olmasıdır. konu. ancak o nesnenin diğer nesnelerle ilişkisi içinde mümkün olabilir. Ancak onları birbirinden açıkça ayırt etmek çoğu zaman olanaksızdır. • Tutumların bireysel düzeyde oluşumu ile ilgili ilkeler.. Bireyin tek tek nesneleri karşılaştırırken ve onlara ilişkin birtakım davranış kalıpları geliştirirken dikkate aldığı bu görecelilik. Kişisel tutum ise nesne ile kişi arasındaki özel ilişkiden kaynaklanır. Bireyin çevresindeki nesnelerle ilişkileri. dolayısıyla da toplumsal düzeyde geçerli olan bir değerdir.32 Prof. Yalnızca sarışınlardan hoşlanmak gibi.

araçsallık. tutumların işlevlerinin bilinmesinin. Tutumlara bu açıdan yaklaşan Katz ve Stotland‘ın kuramı. • Değer ifade edici işlev. Örneğin. Buna göre tutumlar. bireyin amaçlarına ulaşmasında araçsal rol oynarlar. işinin gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip olmamakla birlikte amirine karşı itaatkar bir tavır sergileyen memur o itaatkar tavrının karşılığında eriştiği çıkarlardan yoksun kalmamak için bazen istemese bile tavrını sürdürür. • Bilgilendirme işlevi a) Tutumun Araçsal (uyumsal yarar) İşlevi Bazı tutumların birey için içerdiği öncelikli anlam. Çünkü bu- . diğer bir anlatımla. birey için bilgi birikimi sağlarlar. Bu tür tutumlar bireye yarar sağlayan araçsallıkları bakımından. bireyin birtakım gereksinmelerini gidermesine aracılık ettiklerini belirtmektedir. • Araçsallık (uyumsal-yarar) işlevi. değer ifade edicilik ve ego koruyuculuk olmak üzere dört temel işlevi vardır. onların amaçlarına ulaşmada uygun yol ve yöntemleri seçmelerine aracı olurlar. Tutumun İşlevleri Tutumların. içinde yaşadıkları toplumsal koşullar ile bireyi belirli bir uyum içinde tutma özelliğine sahiptirler. tutumların bireyin birtakım amaçlarına hizmet ettiklerini. Tutum değişimi konusuna işlevsel yaklaşımlar. Tutumların gerisindeki güdüsel süreçler değiştikçe tutum değişiminin koşulları ve teknikleri de doğal olarak farklılaşır. tutum değişimi için kullanılacak süreçlerin saptanmasında bize yardımcı olduğu vurgusunu yapar. bilgi birikimi sağlamak. Katz ve Stotland özgül tutum değişimi koşullarını belirlemeye çalışarak buradan hareketle tutumların dört işlevi olduğunu ileri sürerler. sağladığı yarardır.Tutum 33 7. bireylerin değer yargılarına uygun seçim yapmalarına yardımcı olurlar ve sonunda da bireyin algılamasının dış etkenlerden olumsuz etkilenerek sapmasına ya da bozulmasına engel olarak algıda tutarlılık sağlanmasına katkıda bulunurlar. • Ego-savunmacı işlev.

önemli başka bir deyişle işlevsel görülüyorsa. nesnelere veya kişilere karşı olumlu. engelleyici olanlardan ise kaçınmasını (sakınma) sağlar. nesneler ya da kişiler birey tarafından bir gereksinimi gidermede ne kadar anlamlı. bireyin ya geçmişe dönük yaşam deneyimlerine dayanır ya da geleceğe dönük amaçlarına ulaşmada araç olarak işlev görür.karşı ise olumsuz tutum ortaya koyar. Araçsal işlev. tutumlarını. Bu nedenle birey. Bu olumlama kişinin dış çevresiyle geliştirdiği ilişkilere de yansır. İnsan. cezalandırıcı ya da ceza içerenlere -yasal veya sosyal. bireyi amaçlarına ulaşmada araç olacak durumlara yöneltir (yaklaşma). geliştirir veya değiştirir. ona ilişkin olarak geliştirilen tutum da o oranda olumlu olacaktır. Bu amaçla uyumlu tutumlar geliştiren birey daha üst düzeydeki amaçlarına ulaşmada tutumlarını araç olarak kullanır. amacına ulaşmak için çevresiyle kurduğu ilişkilerde kendisi için olumlu. Bu araçsallık. bireyin en fazla ödül ve en az ceza beklentisi varsayımına dayanmaktadır. Birey ödüllendirici ya da ödül içeren durumlara. toplumsallaşma sürecinin başından İtibaren. yararlı gördüklerini uyumluluk ilişkisi içinde temel davranış kalıbı olarak geliştirir. Bir işlevi yerine getiren tutumlar. Böylece burada tutumun hem yarar sağlayıcılık hem de uyumlaştırıcılık işlevleri gerçekleşmiş olur. kendi ihtiyaçlarını gidermeyi temel amaç olarak görür ve bu doyumu sağlayıcı nitelikteki şeylere karşı olumlu tutumlar oluşturur. Bireyin çevresinde çok çeşitli ve karmaşık toplumsal uyarıcılar vardır. amiriyle iyi ilişkiler kurarak çalıştığı kurumda kendisini daha huzurlu hissetmesine de olanak verir. Bireyin daha önceki araçsal tepkilerinin. daha çok toplumsal uyumu sağlayıcı bir işlevi olması nedeniyledir. Dr.34 Prof. Tutumun yararlılığı. uyma davranışı (adaptation) ortaya çıkar ve birey. Bu durumlar. amaca ulaşmada araçsallığın. Metin İnceoğlu . geçerliliğini yitirdiği durumlarda. Araçsal nitelikteki tutumlar daha kolay değişebilir.Tutum Algı İletişim rada ortaya koyduğu tutum kişiye birtakım yararlar sağlarken diğer yandan da kişinin. bu nedenle birey çevresine uyumunu kolaylaştıracak biçimde tutum pekiştirir. yeni durumlar sonucu oluşan gerçeklere uygun bi- .

Tutum 35 çimde değiştirir ya da onları daha nötr bir nitelikle ortaya koymayı tercih edebilir. çok yakınındaki bir durumdan sürekli kaçınmaya. birey belirli nesnelere. Diğer yandan çoğu zaman bir durum karşısında kendisini baskılayan kişinin. Birey doğal olarak benliğini koruyucu nitelikteki tutumlar geliştirmeye çalışır. Sıkça karşılaşılan depresif ve agresif kişilik özelliklerinin temelinde çoğu zaman bu tür baskılamaların yattığı bilinmektedir. Ego savunma mekanizması kendini iki biçimde açığa vurur. baskılama kaynağı durumun ortadan kalkmasıyla abartılı birtakım davranışlar içerisine girmesi de yine baskılamayla ilgili durumlardır. b) Tutumların Ego Savunmacı İşlevi Tutum. aynı zamanda bir savunma mekanizması olarak ego’yu koruyucu bir işlev görür. bireyin tanımak ya da bilmek istemediği öz-algılamalarından kendini koruma isteğidir. Bireyin kişiliğini koruyan ve temel değerlerine yönelik her türlü tehlikeyi önlemeye yönelik bir yapıya sahiptir. durumlara ya da kişilere karşı tutumlar geliştirerek öz benliğini sarsıcı duygulardan arınır. Ki bu da uzun vadede bireyde psikolojik anlamda birtakım rahatsızlıklar oluşmasına yol açabilir. Bu tür bir savunma mekanizması bireyin psikolojik yapısı bakımından tehlikeli sonuçlar yaratabilir. Birincisi var olan sorunu yadsıma ve hiç yokmuş gibi davranma eğilimidir. Sözgelimi aşırı baskıcı geleneklerin egemen olduğu kapalı bir toplumsal ortamda uzun süre yaşadıktan sonra oldukça açık. egosuna güvenini korumaya çalışır. Ego savunmada işlev. varlığından emin olduğu. inancı ve bilincini dış dünyanın katı ve yıpratıcı gerçekleri ile karşı karşıya getirerek çatışmaktan kaçınır ve sürekli bir ego savunma mekanizması geliştirir. Şöyle ki birey. Freud’un bilinçaltı savunma mekanizmalarında olduğu gibi. Freud’un kişilik yapısı kuramına göre. Yani birey kendisine ilişkin kabul etmediği gerçekleri reddederek. birey kendisi ile ilgili her türlü gerçeği. onu yadsımaya çalışarak bir bakıma kendisini baskılamış olur. modern bir toplumsal or- .

Dr. Aynı şekilde otoriter kişilik yapılarının temelinde de çoğu zaman zayıflık ve çaresizlik vardır. ruhsal ve duygusal sapmalar bireyin çevresine uyumunu önemli ölçüde engellerler.Tutum Algı İletişim tama giren kişi tavır ve davranışlarını belli bir dengede tutturamayarak ölçüyü kaçırabilir. bütün bu otoriter kişiliğinin temelinde yatan da aslında çoğu zaman çeşitli konulardaki bilgi yetersizliği. Metin İnceoğlu . Bu gibi yararlar sağlamasına karşın bu tür davranışsal. Geleneksel aile ortamından çıkıp moda dünyasının parıltılı podyumlarına ani giriş yapan genç kızların buna bağlı olarak yaşam biçimlerini tümüyle değiştirmeleri gibi. bu duygusunu gizlemek için kendini içinde güçlü hissedeceği bir ideolojiye adar ve bu şekilde özsaygısını koruyucu bir mekanizma sağladığını sanar. Bu tür telafi mekanizmaları bireyin psikolojik iç çatışmaları sonucu oluşan güvensizlik duygularından kaynaklanır. c) Tutumun Değer İfade Edici İşlevi Tutumlar. yaşamındaki herşeye. psikolojik kimliğe ilişkin değerleri açıklayı- .36 Prof. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan tutumların kaynağında çoğu zaman ya bilgi yetersizliği. kuşatması altında olduğu bu kurallar içerisinden bakan birinin. Bunlar aracılığıyla birey bir yandan kendisini bir bunalım ya da ruhsal çöküntüyle karşı karşıya kalmaktan kurtarırken diğer yandan da duygusal gerilimini azaltır. Burada bireyin algılama düzeyi ya tümüyle değişmiştir ya da daha düşük düzeyde işleyiş gösterir. İlkeli olmak adına kendisini katı kurallar içine hapseden. çaresizliği ve bunlardan kaynaklanan komplekslerini gizleme yönünde duyduğu gereksinimdir. yanlışlığı ya da önyargılar vardır. Bu gibi durumlarda çoğu zaman kişi öncekinin tam zıddı tavır ve davranış biçimleri geliştirebilir ki bu da onun tutumlarında radikal bir dönüşüm ya da değişim durumunu beraberinde getirir. Kendisini düşük değerleyen bir kişi. yeteneksizliği. Bir diğer durum ise çarpıtma olarak bilinir ve algılama düzeyinde ortaya çıkan değişmeyle birlikte ortaya çıkar. Bu tür savunma mekanizmaları insan davranışlarında ortaya çıkan tutarsızlık ve çelişkilere önemli ölçüde kaynaklık ederler.

bireyin sahip olduğu bilgi birikimi doğrultusun- . kimliğini ortaya koymak ve kendini değerleme biçiminin onaylanması ile elde edeceği manevi ödüldür. merkezi (central) değerleri ile tutarlı tutumlar yansıtma isteğine dayanır. d) Tutumun Bilgi İşlevi Tutumlar salt istek ve beklentilerin doyumu amaçlı ortaya çıkmazlar. Burada hem çevrenin yeniliklere açık olması hem de bireyin yeni durumlara uyum sağlayacak açık ve esnek kişilik özelliğine sahip olması gerekir. en önemli gördüğü konuları ifade etme eğilimindedir. Bireyin bu tutumlarla elde edeceği ödül sosyal kabul görme ya da maddi ödül değildir. Bu durumda birey kendisi ve değerleri ile ilgili. çoğunlukla da tutucu kişilik özelliklerine sahip bireylerin de yeni ortamlara yönelik yeni tutumlar ortaya koymaları çoğu zaman olanaksızdır. kendi görüşlerine göre tanımlaması. içinde yaşadığı topluma kadar tüm belirleyici etmenler ile gerçekleştirmek istediği özlemler ve beklentiler arasındaki bağı oluşturur. Ki bunlar da çoğunlukla toplumların modernlik ölçüleri ve kişilerin eğitim düzeyleri ve bilgi birikimlerine bağlı olarak oluşan durumlardır. benlik kimliği kapsamına girer.Tutum 37 cı özelliklere de sahiptirler. Daha önceki tutumları. birey tutum değiştirir. bilgi birikimi olmayan. dolayısıyla tutumların kabul görmesi zordur. bireyin kimliğine temel olacak özgörüntüsünü yansıtmıyorsa. Bu işlev bireyin. Yeni tutumların yeni çevresel koşullarla desteklenmesi durumunda tutum değişimi daha kolay gerçekleşir. Bir kişinin becerisi ve yeteneklerini algılama biçimine bağlı olarak geliştirdiği düşünceler ve kendisini. Birey kendini. Bu işlevi gören tutumlar bireyin benlik kimliğini tanımlar ve güçlendirir. öz değerleri açısından ifade etmek ve görmek istediği biçimde algılama sağlayan tutumlar da geliştirir. Benlik kimliği bireyin bağlı bulunduğu gruplardan. Nasıl ki geleneksel öğelerin egemen olduğu kapalı toplumsal ortamlarda yeni davranış biçimleri. Birey kendisini tanımlamak için tüm düşüncelerini benlik kimliği çerçevesinde geliştirir. daha çok.

Dr. Eğer böyle değilse bu demektir ki birey bu karmaşık tutumların oluşturucu bilgisel donanımını elde etmede değişik otoritelerin etkisi altındadır. Metin İnceoğlu . Bu değer farklılığı. içinde yaşadığımız karmaşık dünyada çok çeşitli ve farklı değerdedir. Bireyin. İnanç İnanç Tutum İnanç İnanç Değerler Tutum İnanç İnanç İnanç Tutum Kişilik İnanç Tutum Değerler Tutum Tutum Şekil 1: Kişilik yapısında değer. Bilgi kaynakları.Tutum Algı İletişim da istediği bilgiye ulaşmasındaki araçsallıkları açısından da oluşturulabilirler. O halde tutum değişiminde bilgi tek başına yeterli bir etken olmamakla birlikte çoğu zaman önem sırasında öncelikli bir etken olabilmektedir.38 Prof. eğer bir şey hakkında hiç bilgisi yoksa çeşitli araçlar kullanarak konu ile ilgili pozitif veya negatif tutumlar oluşturabilir. Ancak bireyin belli bir konuya ya da duruma ilişkin bilgi birikiminin artışına koşut olarak o durum ya da konuyla ilgili önceden sahip olduğu tutumlarda değişiklik ortaya çıkabilir. tutumların. Ancak bu biçimde tutumların salt bilgi ile ortaya çıkması çok enderdir. ilgili oldukları durumlara uygun olarak ortaya çıkmalarından kaynaklanır. Genellikle salt bilgi. Sözgelimi hakkında duyduğumuz çeşitli dedikodulardan hareketle antipati beslediğimiz bir kişiyi tanıdıktan sonra onunla ilgili olumsuz tutumlarınızın yerini tümüyle olumlu tutumlar alabilir. tutum. inanç ilişkisi . tutumu belirlemez.

Ancak belli bir durum ya da olaya ilişkin bir tutum oluşturmak ihtiyacında ise ve çeşitli kitle iletişim araçlarından (gazete. kültür. Bu soyut kategoriler arasındaki ilişkileri ilintilendirerek genellemelere gider. bu sayısız uyarıcıları pratik olarak kategorize eder. insan ilişkilerini ve kendi dışındaki dünyayı. Birey elverişsiz koşullar altında birtakım durumlara ya da olaylara ilişkin eksik ve sağlıksız bilgiler edinebilir. önyargı gibi gerçeklik niteliği olmayan etkenlerin etkisiyle oluşan ve gerçekliğe uymayan tutumlar da meydana gelir. Bireyin çevresinde sayısız uyarıcı vardır ve her zaman bu uyarıcıların tümü üzerinde yargıya varabilecek yeterli bilgi. Basmakalıp yargılar ve inançlar bu şekilde oluşurlar. kitap.Tutum 39 Bireyde batıl İnanç. Kendi kendine bilgi edindiği zaman bireyin yanılma tehlikesi çok daha fazladır. oldukça benzer tepki gösterme kolaylığı sağlamaları açısından. ancak zihninde sistemli bir düzene sokarak anlayabilir. radyo. aralarında birtakım bağlantılar kurar. oradaki karmaşık ilişkileri anlamlandırma ve bu anlamlandırmaya göre algılamasında örgütsel bir bütünlük oluşturma ihtiyacına dayanır. sinema gibi) veya doğrudan etkileşim ya da deneyim yoluyla bilgi edinemezse kendi kendisine birtakım olaylar ya da durumlar icat eder. Tutumlar. Batıl İnanç. bireylerin dış dünyayı algılamada bazı temel ölçütler geliştirebilmelerine olanak sağlayan bilgiler edinme ve bu bilgiler aracılığı ile dış dünyayı. vehim ve önyargıların kaynağını bu yöndeki davranış ve eğilimlerle açıklamak mümkündür. Bu düzenlilik kuşkusuz bireyin algılama düzeyi ve algılama enerjisi ile de ilişkili olarak gerçekleştirilir. Birey karmaşık bir nitelik taşıyan evreni. Birey genellikle gerçek ile gerçek olmayanı ayırt edecek kadar eğitim görmemiş olabilir. Bu nedenle birey. algılama enerjisine sahip olamayabilir. Bu nitelikteki tutumlar. bireye ge- . neden sonuç ilişkileri üretir ve birtakım sonuçlara ulaşarak bunların sonucunda birtakım tutumlar oluşturur. basite indirgeme özellikleri nedeni ile son derece karmaşık toplumsal ortam karşısında. vehim.

Bireyin salt bir biyolojik organizma olarak algılanmaması gerektiğini biliyoruz. Bu vurgunun ardından şimdi bu boyutlar ve özellikler üzerinde ana hatlarıyla duralım. onlara bağlı olarak da çeşitli özellikler sergilediklerini ortaya koymaktadır. yönü. diğerlerini dışlar ya da algılamasını bilinçli olarak saptırır. Tutumların açıklamaya çalıştığımız tüm bu işlevsel özelliklerinin. tutumların bu olguları basite indirgeyip. öğrenme (merak. Ancak bu.Tutum Algı İletişim lecekteki yaşamına dair bir yön belirlemesinde yardım ederler. çevrelerindeki karmaşık olguları değerlendirmek için yetersiz olduğu varsayımından hareket ederek. Tutumları Boyutları ve Özellikleri Tutum araştırmaları tutumların çeşitli boyutlar içerdiğini. Birey uyarıcıları seçimleyici algılamada olduğu gibi bilgiye de seçmeci olarak açıktır. Bu tür tutumların. katılık ve esneklik durumu. kişinin davranışsal. her zaman böyle basit bir süreç değildir. kişiden kişiye değişen bir yapısı vardır.40 Prof. karşıt bilgiler edinildiğinde değişime açık olacakları ileri sürülebilir. Metin İnceoğlu . bu bilgilere seçmeci biçimde açık olurlar. Dr. duygusal ve zihinsel kişilik özellikleriyle ilişkisi vb. Düzenli örgütlenmiş ve kalıplaşmış bir yapı oluşturan tutumlar. tutum ölçümlerinde özellikle dikkat edilmesi gereken önemli noktalardır. icat dürtüleri gibi) gereksinimi olduğu ve bunun herhangi bir dürtüsel eylemden kaynaklanarak da olabileceği görüşü önem kazanmaktadır. insanlarda doğal bir bilme. daha önce de belirttiğimiz gibi. 8. Böylece de tutumlar bireyin dış dünyaya bakış açısını oluşturan düşünsel süreci meydana getirirler. buluş. Kendilerine yeni bilgiler iletildiğinde bireyler. örgütleyerek. Tutum ölçümlerinde tutumun konusu. işleyişinde ve değişmesinde önemli rol oynarlar. bireysel farklılıklar ne olursa olsun yine de bazı temel psikolojik mekanizmaların oluşmasında. Bu görüş insanların bilgi işleme kapasitelerinin. . Tutumların boyutları ve özellikleri tutum ölçümleri açısından büyük önem taşırlar. yoğunluğu. Bu işlevin yanı sıra. Zihninde yerleşmiş danışma çerçevesine uyarı bilgileri alır. bireyin çevresi ile uyumunu kolaylaştırdığı varsayımına dayanır.

iş grupları ve benzeri somut tutum nesneleri yanı sıra. daha sonra ilgili konuya yönelik tutumu sorulmalıdır. yalnız o konu bakımından değil. Bu konular birbirlerinden çok farklı olabilmektedirler. seçim dönemlerinde sıkça rastlanılan kamuoyu yoklamalarında seçmenlerin siyasal kanaat ve tutumlarını ortaya koymaya yönelik sorulardan önce mevcut siyasal fikirler ve onların temsilcisi durumundaki siyasal partiler hakkında ne ölçüde bilgi sahibi olduğuna dair birtakım bilgilere ulaşılmaya çalışılır. Aksi halde tutum ölçümleri konusunda yanlış ve yanıltıcı sonuçlara gidilebilir. toplumsal gruplar. Bu nedenle anket uygulamalarında öncelikle bireyin. Tutum ölçmede bu boyutu gözden kaçırmamak gerekir. öncelikle ölçüm konusuna ilişkin genel bilgiler sorulur ve böylece denek konumundaki kişinin o konudaki genel bilgi düze- . liberalizm. dini mezhepler. Belli bir tutum nesnesine karşı gösterilen seçici tepki eğilimi. aynı zamanda o konuya ilişkin tutumu onaylayan ve onaylamayanlara da yöneliktir. ekonomik konular din gibi soyut nitelikteki tutum konuları da vardır. Yani araştırma evreni kapsamındaki deneklere. Birey ancak kendi iç dünyasında ya da yakın çevresinde var olan konularla ilgili inanç ve tutumlara sahip olabilir. sendikalar. Çünkü belli bir konuda bir tutumun oluşabilmesi için bireyin ya konuyla doğrudan ilgili bir deneyim yaşamış olması ya da yakın çevresinde ona ilişkin birtakım gözlemlerde bulunmuş olması gerekir. her Türk insanının Yeşilci Hareket ya da Afrika’da açlık çeken çocuklar konusunda bir tutumu olmak zorunda değildir. Örneğin. Bunun dışında genel olarak bakıldığında da anket tekniğine dayalı alan araştırmalarında uygulanan kanaat ve tutum ölçmeye yönelik bütün anket formlarında genelden özele bir gidiş vardır. Ancak ondan sonra seçime katılması olası siyasal partilerden hangisi lehine oylarını kullanacakları sorulur. örneğin. tutuculuk. araştırma konusuna ilişkin bilgisi ölçülmeli. Siyasal partiler.Tutum 41 a) Tutumun Konusu Her şeyden önce her tutumun bir konusu vardır. Bir tutum konusu aynı zamanda tutumun türünü belirler.

kısacası gündelik yaşamımız içinde karşılaştığımız ve bizi belli biçimde tavır almaya. Aynı şekilde sempati duyduğumuz siyasi partinin ortaya koyduğu politik kararların çoğundan hoşnut olmasak bile seçimlerde oyumuzu ondan yana kullanmakta da ısrar ederiz.Tutum Algı İletişim yi ölçülür. bir nesne. içinde yer aldığı çevresel koşullar ve ilişkiler karmaşık ve değişkendir. kurallar. Birey. tutumların ortaya konmasında da önemli karmaşa ve hatta çelişkilerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. bir ulus. bir birey. tutumun konusu olarak karşımıza çıkabilir. yasalar. bir topluluk. hem de onun. Ya da sözgelimi bir anne üniversite öğrencisi oğlunun gösterdiği davranışlardan. hoşnut değildir. maçı kazanan takımın taraftarlığına geçmek aklınızın ucundan bile geçmez Aynı şekilde savaş karşıtı ve barış yanlısı tutumuyla bilinen birine. aynı anda hem sevgi hem nefret duygularını bir arada yaşamak olanaklıdır. savaşın büyük kazançlar sağlayacağı söylense bir anda savaş karşıtı tavrını değiştirebilir. bir durum. Öyle ki herşey tutumların konusu olabilmektedir. Örneğin. Konularının çeşitliliği ve karmaşıklığı. Metin İnceoğlu .42 Prof. kültür vb. Konuları açısından ele alındığında tutumlar oldukça karmaşıklık ve çeşitlilik gösterirler. adetler. arkadaş çevresinden vb. ama ona duyduğu sevgiden dolayı onu kırmak kaygısıyla söz konusu hoşnutsuzluğunu asla belli etmez. Bir olay. Çünkü hem bireyin kişilik özellikleri karmaşık bir nitelik taşır. Örneklerden de anlaşılacağı üzere konuları açısından bakıldığında tutumların tekilliğinden ve tekdüzeliğinden söz etmek çoğu zaman olanaksızdır. ırk. Dr. davranış oluşturmaya yönelten hemen her şey tutumun konusu olabilmektedir. Bu karmaşık içsel (bireyin kişilik özellikleri) ve dışsal (çevresel) koşullar tutumların da aynı biçim- . Sözgelimi tutkuyla bağlı olduğunuz futbol takımının maçı kaybetmesi ona karşı kızgın bir tavır ortaya koymanıza neden olsa bile tuttuğunuz takımı değiştirmek. davranış biçimleri. tutumları genellikle karmaşık ve çeşitlilik içinde geliştirir ve ortaya koyar. hatta bir grup. ardından ise konuya ilişkin daha spesifik ve tutum ölçümünü amaçlayan sorulara geçilir. giyim tarzından. Bunların yanında örfler.

olay ya da kişiye karşı olumlu duygular. belirli bir tutumda ana eksenin aritmetik ortalamasından saptamaları ifade eder. durumu ya da nesneyi tahriş etme veya değiştirme eğilimi ortaya çıkar. tutumun olumluluk ya da olumsuzluk düzeyi olarak nitelendirilir. Bu. Kapalı geleneksel toplumsal ve kültürel ortamlarda toplumsallaşanlar ya da katı grup normlarının egemen olduğu gruplara dahil olan bireylerin. Tutumun yönünün olumlu olduğu durumlarda bireyin tutumun konusuna yaklaşma ya da yönelme eğilimi söz konusu olur. Bu aralık. olumsuz ise ondan uzaklaşma. söz konusu durum ve konuların her biri için ayrı bir tutum oluşturması gereği düşünüldüğünde ise durumun ne denli karmaşık ve içinden çıkılmaz olacağı anlaşılabilir. Bu nedenle tutum ölçümlerinde tutumların konusal açıdan taşıdıkları bu özelliğin asla gözardı edilmemesi gerekir. nesne. Bir tutum. Çoğu zaman da bu konu ve durumlar iç içe ve birbiriyle ilişkili olabilmektedir. değerlemeler ve eğilimler söz konusu olur. c) Değişim Aralığı ve Yoğunluk Bütün tutumlar iki uç noktada (olumlu ve olumsuz) bir değişim aralığına sahiptir. olumsuz ise olumsuz duygular. şayet herhangi bir değerler sistemine güçlü bir biçimde bağlı ise. b) Tutumun Yönü Her tutumun bir yönü (direction) vardır. Tutumun konusuna karşı ya olumlu (+) ya da olumsuz (-) bir tepki eğilimi söz konusudur. Tutum olumlu olunca. Öte yandan bireyin içinde bulunduğu dışsal (çevresel) koşullar sayısız tutum konuları ve durumları ile doludur. içinde yer aldıkları toplum ve grup yapılarına ters düşen birtakım tutumlar ortaya koymaları . kaçınma ya da tutum konusunun kapsamındaki olayı. çevreyi koruma konusunda çevreci olunur ve yeşilci hareket desteklenir (olumlu tutum) ya da karşı olunur ve çevreci hareketler protesto edilir (olumsuz tutum). Bireyin. çeşitlilik ve değişkenlik özelliğine sahip olması sonucunu doğurur. Örneğin. değerlemeler ve eğilimler.Tutum 43 de karmaşıklık. böyle bir tutumun değişmesi oldukça güçtür.

Tutum ne kadar uçta ise ve ne kadar duygusal ise. deneyimleriyle. ona ilişkin tutumlarını olumludan olumsuza çevirmekte önemli ölçüde zorlanabilir.Tutum Algı İletişim hemen hemen olanaksızdır. Burada saydığımız ve bireyin toplumsallaşma sürecine aracılık ederek onun kişiliğinin oluşmasında etkili olan unsurlarla tutumları ilişkilendirdiğimizde karşımıza ilginç durumlar çıkmaktadır. Metin İnceoğlu . Dolayısıyla da bu tür toplumsal ortamlarda yaşayan bireyler için tutum değişimi oldukça zordur. İnançlar ne denli katı ise o inançlara bağlı olarak ortaya çıkan tutumlar da o ölçüde katıdır. o kadar yoğundur. kişinin psikolojik unsurlardan etkilenme derecesini belirler. inançlarla. bilgi birikimiyle. Özetle tutumun yoğunluğu. Duygusal içerik ile değişim aralığı arasında (U ya da V) doğrusal bir ilişki vardır. gruplar ve toplumlar üzerinde oldukça kısıtlayıcı etkiler yaratabilirler. Aynı şekilde dini inanç. Ayrıca her tutumun bir yoğunluğu (intensity) vardır. Yoğunluk tutumun duygusal öğesinin gücü. eğitim durumuyla içinde yer aldığı sosyo-kültürel yapıyla yakından ilişkilidir. Bir dini inanca sıkı sıkıya bağlı olan bir kişiyi. d) İki Yönlü Çekim ve Tutumun Esnekliği ya da Katılığı Tutumların esnekliği yada katılığı bireyin kişilik özelliklerini oluşturan değerlerle. acıma duygusuyla dolu biri kitle içerisinde içine girdiği duygu ortamının da etkisiyle acımasız ve katı olabilir. Bu örneklerden de anlaşılmaktadır ki tutumların yoğunluğu ile duyguların yoğunluk dereceleri arasında önemli ölçüde bir koşutluk vardır. Ya da gerçekte son derece hassas.44 Prof. Diğer yandan inançların . sevdiği kişiden sürekli olumsuz muamele gören biri yoğun sevgi ve dostluk duyguları nedeniyle sevdiğinden uzaklaşmakta. Örneğin. ırk ve etnik öğeler de çoğu zaman bu yönde bireyler. inancına ters bir davranışa. diğer bir anlatımla duygusal içeriğidir. Buna göre tutumların katılığı ve esnekliği açısından ele alındığında tutumlarla inançlar ve değerler arasında genellikle doğru orantılı bir ilişki olduğu gözlenmektedir. Dr. dolayısıyla da bir tutuma yönlendirmek genellikle olanaksızdır.

değişikliklere ve esnekliğe daha eğilimli hale getirir. Buna göre eğer kişi. gelenekler. inançlarla kuşatılmış bir toplumsal ve kültürel ortamda yetişmişse. sahip olduğu bilgi birikiminden hareketle geliştirdiği davranış ve tutumlardan eminse. . diğer kişilere göre daha esnek ve ılımlı oldukları gözlenmektedir. Ki bu da bireyin. bu kapalılık ve katılık onun kişilik özelliklerine de yansır. İçinde yer aldığı toplumda geçerlilik gösteren birtakım kurallar. ona bağlı olarak daha esnek ve dışa dönük birtakım kişilik özellikleriyle donanır. Öte yandan bireyin sahip olduğu bilgi birikimiyle tutumların katlığı ve esnekliği arasında da sıkı bir ilişki vardır. Diğer yandan kişi eğer kapalı ve katı kurallarla. değerlerle. Aynı şekilde kişi. Eğer birey daha açık bir toplumsal ve kültürel ortamda yer almaktaysa. içinde bulunduğu toplumsal ve kültürel çevrenin etkisiyle birtakım değerlerle donanır. tutum ve davranışlarında. Bu da onun. bireye. bireyin içinde yer aldığı toplumun ve kültürün açıklık ve kapalılık derecesiyle de yakından ilişkilidir. bireye. Dolayısıyla da kişi birtakım durum ve olaylar karşısında belli davranış ve tutum biçimleri ortaya koyarken sahip olduğu kişilik özelliklerinden hareketle bunu yapar. Buna göre eğitim düzeyi daha yüksek. adetler. Bu da onu. buna bağlı olarak bilgi birikimi de daha zengin olan kişilerin. değerler. sahip olduğu tutum ve davranışlarda ısrarlı olmasına yol açmaktadır. değişime ise direnç gösterir. Bu da bireyi değişimlere kapalı ve dirençli hale getirir. daha hoşgörülü ve esnek bir tavır içinde tutum ve davranışlarını oluşturması ve yansıtması sonucunu getirmektedir. ortaya koyduğu tutumları sürdürmede ısrarcı olmasında önemli bir etkendir. onları sürdürmekte ısrar eder. örfler. Çünkü bilgi birikiminin zenginliği ve iyi eğitimli olması. Ancak burada tutumların esnekliği ve katılığı. bebeklik döneminden itibaren aşılanmaya başlar ve onların tümü birden bireyin kişilik özelliklerini oluşturur. görenekler vb. olayları ve durumları değerlendirmede daha geniş bir alan sağlamaktadır. Ancak yüksek eğitim düzeyi ve zengin bilgi birikimi zaman zaman da bireyin.Tutum 45 daha esnek olduğu durumlarda ise tutumlar da daha esnektir.

Bu alan sadece o anda var olan şeyleri kapsar. araçlar) edinilen bilgilerle de bireylerin belli konu ve durumlar hakkında birtakım tutumlar oluşturması olasıdır. başka insanlar. Dolaylı yollardan (medya. Doğal olarak esnekliğin karşıtı tutumun katılığıdır. Tutum bileşiminde aynı anda hem olumlu hem olumsuz unsurların var olacağı deneyler ve gözlemlerle saptanmıştır.Tutum Algı İletişim Bazı tutumlarda iki yönlü çekim (ambivalence) söz konusudur. tutumun çeşitli baskılar altında değişme özelliği olarak tanımlanır. Tutumun esnekliği (flexibility). e) Tutumlarda Dolayımlılık ve Kalıp Yargılar Bireyin. kitaplar vb. örneğin bir tutumun duygusal ve zihinsel öğeleri çeliştiğinde. b) kişinin iç fizyolojik durumu.46 Prof. davranış tutarlı olmayabilir. Buna göre tutumun katılığı da baskılara direnç göstererek mevcut tutumu sürdürmede ısrarcı olmaktır. ne kadar eşit ölçülerde ise iki yönlü çekim de o kadar yoğun olacaktır. c) geçmiş yaşam denemeleri olarak sıralanabilir. Bu öğeler dinamik bir bütünlük içerisinde psikolojik alanı oluştururlar. Bu iki karşıt yöndeki eğilimler birbirine. Sözgelimi Eskimolarla ilgili çeşitli öyküler anlatılır ve bunların belki birçoğu da yanlıştır. belirli bir anda bireyin psikolojik varlığının bir kesiti olarak tanımlanabilir. ama bu anlatılanlardan hareketle hemen . Birey aynı uyarana karşı bazen tutumunun duygusal. Psikolojik alanın oluşturucu ve örgütleyici öğeleri: a) kişinin dış fiziki çevresi. Bu süreç bireyin o andaki psikolojik alanını oluşturan unsurlardan başlayarak karmaşık bir süreç izler. Nitekim çoğu zaman hakkında belli tutumlara sahip olduğumuz durum ve konularla doğrudan bir ilişki içine girmemiz olanak dışıdır. Psikolojik alan. Psikolojik alan Levin’in Gestalt’çı görüşü etkisinde geliştirilen bir kavramdır. Dr. belli bir konuya ilişkin tutum oluşturması için o konu ile doğrudan ilişkiye girmesi gerekmeyebilir. Tutumlardaki tutarsızlıklar gevşek veya iki yönlü duygulardan kaynaklanabilir. bazen de zihinsel çekiminin etkisiyle eyleme veya eylemsizliğe yönelerek iki yönlü çekim altında kalabilir veya esnek davranabilir. Metin İnceoğlu .

kalıp yargılara (stereotip) dayanarak oluşturulan tutumların çoğu genelde bu yanılsama ve yanlış yönelme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır . Bütün tutumlar inanç boyutuna sahiptir. diğerleri onun çevresinde toplanmıştır. f) Belirginlik ve Merkezilik Belirginlik bir tutumun diğer tutumlar arasında birey için ifade ettiği (salience) öncelik durumudur. fakat tüm İnançlar tutum oluşturmaz.Tutum 47 hepimizin Eskimolara ilişkin birtakım tutumları vardır. buna bağlı diğer tutumların da değişmesini gerektirebilir. belli ölçütlere göre gruplandırarak bu gruplara uygun tutumlar oluşturabilir. dolayısıyla da yanlış yönelimli tutumların biçimlenmesine neden olduğu gözlenmektedir. bireyin bilincinde bir konu hakkında yoğunlaştığı alan olarak tanımlayabiliriz. Bir tutumun güçlü olup olmaması aynı zamanda bireyin kendisini nasıl algılayıp değerlendirdiğine yani benlik bilincine bağlıdır. çeşitli biçimlerde kendini dışa vurarak ifade eder. Dolaylı yollardan edinilen bilgilerin zaman zaman bireylerde yanlış yargıların oluşmasına. Bu özelliğe tutumun merkeziliği denir. Ayrıca bütün tutumlarda bir merkezilik de (centrality) söz konusudur. Bir grup tutum içinde. Tutumlar sistematik ve hiyerarşik bir biçimde belli tarzlarda örgütlendiğinde değer sistemlerini oluştururlar. Tutumun değiştirilmesi. Özetle bazı tutum konuları bireyin zihnini devamlı meşgul eder. tutumların karmaşıklığından kurtulmak için belli konuları. bir tutum merkezde. Bu söz konusu tutumun ne ölçüde merkezi tutum demetine bağlı olduğunu gösterir. Merkezi tutum bir tutum demeti içinde en önemli olan tutumu ifade eder. Örneğin. g) Tutumlarda Gruplandırma Çoğu zaman birey. Şayet tutum bireyin benlik bilincinde merkezi bir rol oynuyorsa bu tutumun güçlü olduğu söylenebilir ve değişmesi son derece güçtür. Bu durumda birey tutum oluşturmak için aynı grup içerisinde yer alan konu ve du- . Tutumların bu özelliğini. Doğal olarak bu tutumun varlığı.

Dr. Aksi halde aynı tutum konusuna ilişkin farklı bilgiler tutarsız tutumlar ortaya çıkarır . Metin İnceoğlu .Tutum Algı İletişim rumların her biri üzerine ayrı ayrı yoğunlaşmak gereği duymayabilir. Zihinsel karmaşıklığı giderecek olan bilgilerin. bir tek politikacıyla ilgili bilgilerden daha karmaşıktır. tutumları gerçekçi bir şekilde ölçme gereksiniminden kaynaklanmaktadır. Bu konuda sayısız örnekler verilebilir. Örneğin. Karmaşıklık derecesi de kısmen tutum konusunun kapsamına bağlıdır. bir tutum konusu olarak politikacılara ilişkin bilgiler. Birey bazı tutumlarını belirler ve sürdürürken olumlu/olumsuz sonuçlarının neler olabileceği konusunda genellikle bir «bilince» sahiptir. Bazı tutumların bilinçaltı varlığı kabul edilmektedir. yalnız davranışsal eğilimleri temsil eden tutumlar diyebiliriz. birbirini tamamlayıcı bilgiler olması gerekir ki tutum kendi içinde tutarlı olsun. Özde tutucu fikirlere karşı olan biri. tutumlarına hedef olacak nitelikteki konu ve durumları sınıflandırırken tutum oluşturmaya ilişkin karmaşıklık ve çelişkilerden de bir ölçüde kaçınmış olurlar. Tutumların bu şekilde çeşitli boyutlarını ortaya çıkarma çabaları. birbirinin yerini tutan bilgiler değil. h) Zihinsel Karmaşıklık Tutumların bir boyutu olarak kabul edilen zihinsel karmaşıklık (cognitive complexity) bireyin tutum nesnesi hakkında sahip olduğu bilgi yoğunluğu alarak tanımlanır. Ancak kısaca söylemek gerekirse bireyler.48 Prof. Bunlara zihinsel ve duygusal öğeleri olmayan. i) Bilinçlilik Bireyin bilinçli tutumlarının kaynağı ve hedefi kendisi için bellidir. Ancak tutumların çok daha karmaşık boyutla- . Tutum araştırmacıları tutumun çoğunlukla bir ya da iki özelliğini ölçmüşlerdir. en azından bir politikacı daha geniş politikacılar grubuna dahildir. milliyetçi eğilimdeki bir siyasal parti lehine oy kullanmıyorsa dinci bir parti için de oy kullanmaz. Bunlar tutumun yönü ve yoğunluğu boyutlandır.

j) Tutum ve Davranış İlişkisi Tutumlarla davranışlar arasındaki yakın ilişkiden söz etmiştik. taktik ve stratejilerin ona göre saptanmasına yardımcı olabilir. seçimler sonrası oy davranışı ile büyük oranda farklılıklar göstermesi bu nedenledir. medya. toplumu yönetenler. Tutum araştırmaları ile ayrıca tutum değişikliklerinin oransal ve yönelimsel ölçümleri yapılarak bunun sonucunda ortaya çıkması olası davranış veya tepkilere ilişkin birtakım öngörülerde bulunulabilir. gibi kimseler ve kesimler açısından önemi büyüktür. karşısında beklenilen ya da istenilen tutumların oluşturulması ve davranış biçimlerinin ortaya konulması için gerek- . dolayısıyla da davranışlarında yönlendirme ya da değişiklik yapabilme çabası yatar. pazarlama. kişi. politika vb. Çünkü sözü edilen alanlarda çalışanların işlerinin temelinde bireylerin tutumlarında. Tutumların davranışların gerisindeki yönlendirici güçler olduğu bilinmektedir. özellikle toplumları. uğraş alanlarının günümüzün egemen sistemi haline gelen kapitalist sistemin türevleri olduğu ve söz konusu sistemin işleyişinde köşe başlarını tuttukları göz önüne alınacak olursa tutum araştırmalarının da ne denli merkezi bir öneme sahip olduğu çok daha kolay anlaşılabilir. nesne. Burada sözü edilen reklamcılık. Diğer yandan ise tutum değişimi sürecinin koşulları saptanarak tutumlar kontrol altına alınırken aslında insan davranışının denetimi gerçekleştirilmiş olacaktır. karşısında ortaya koymaları olası tepkiye ilişkin çıkarsamaların yapılabilmesine. medya profesyonelleri vb. olaylar vb. faaliyetler ile uğraşanlar. O halde tutum dinamiğinin incelenmesi ile bir yandan. daha genel bir deyişle sistemi denetleyenler. Örneğin. halkla ilişkiler vb. Bunun da günümüzde. tutum ölçümüne ilişkin araştırmalarda sapmalar kaçınılmaz olur. olay vb. Bunlar hesaba katılmadığı zaman. tutumların işleyiş biçimine ilişkin birtakım çıkarsamalar elde edilerek davranışların ön kestirimi olanağı sağlanacaktır. halkla ilişkiler.Tutum 49 rı vardır. Tutum araştırmaları. Bu çıkarsama ve öngörülerden hareketle belli durumlar. siyasal seçimler öncesi yapıları kamuoyu araştırmalarının. reklam.. bireylerin herhangi bir durum.

tutumların bilimsel inceleme alanı olarak tanımlarken özellikle birey ve toplum ilişkilerinin düzenlenmesinde etkili olan. tutum alanında yapıları araştırmaların odak noktası. Kişinin tutumları. bireyin tutumu ile davranışı arasındaki ilişkinin yönü (bilişsel çelişki kuramı) ve bireyin tutumlarını değiştirmede ikna edici etkileşim yöntemleri olmuştur. Tutum oluşumu. grubunun kurallarını. j) Tutumun Ölçülebilirlik Özelliği Tutumlar zihinsel temele dayalı bilişsel (cognitive) bir sistem oluşturmak yoluyla. koşullar sağlanabilir. Tutumlar ve Bireyin Grup Bağları Bireyin grup bağları. Bu noktada tutumların. Özellikle bu iki noktada yoğunlaşan araştırmalar ve elde edilen sonuçlar.50 Prof. Bir başka deyişle tutumlar. insanların. inançlarını yansıtmak eğilimindedir. Öyle ki pek çok araştırmacı ve düşünür sosyal psikolojiyi. Tutumları merkezi konumda gören ve ele alan bu tür indirgemeci eğilimler artarak devam ederken özellikle sosyal psikoloji alanındaki kuramsal ve yöntembilimsel çabaların da yine tutum merkezli bir gelişme trendi sergiledikleri gözlenmektedir. insanların davranış ve eylemlerine yön verici etkilerinden söz etmek yanlış olmaz. gelişimi ve değişimini ölçmeye yarayan çeşitli tutum ölçeklerinin geliştirilmesi de bu yöndeki gelişmelerin somut bir göstergesi olarak dikkati çekmektedir. çevrelerine uyum sağlamalarına katkıda bulunurken aynı zamanda onların yaşamlarını kolaylaştırıcı bir rol de üstlenmiş olurlar. Son yıllarda. çoğu etkenin tutumlarla yakından ilgili olduğunu ileri sürerler. birey-çevre ilişkilerinin tutarlı ve uyumlu hale getirilmesine yardımcı olurlar. Ayrıca bireyin tutumlarını koruyabilmesi için aynı biçimde ve . toplumsallaşma sürecini ve bireyin toplumsal davranışını açıklamada özel bir önem kazanır. tutumlarının oluşmasına yardım eder. 9. tutum değişimi konusuna açıklık kazandırmıştır. Bireyin tutumlarının pek çoğunun kaynağı ve varlığı bireyin bağlı bulunduğu gruptadır. Bundan dolayı da tutum kavramı sosyal psikolojide. Dr.Tutum Algı İletişim li önlemler alınabilir. Metin İnceoğlu . değerlerini.

Bu kurallar sadece «doğru» tutumların neler olduğunu belirler. Çeşitli sosyal gruplar içindeki bireylerin davranışlarındaki benzerlik. tutumların devamı ve değişmesinde de görülür. özellikle baba otoritesine karşı bir başkaldırma olduğu genel kabul gören bir görüştür. Ters ya da yanlış tutum ise toplum tarafından uygun görülmez ve çeşitli tepkiler görür. • Grup kurallarının (norm) tutumlar üzerinde önemli bir etkisi vardır. bizde siyah olması örneğinde olduğu gibi. Örneğin psiko-analistler bazı belli tutumları aile ilişkilerinin (primaire group) dolaylı veya dolaysız belirtileri olarak kabul ederler. Birey-grup ilişkileri çok karmaşıktır. batıda. tutumların oluşumunda.Tutum 51 yönde düşünen kimselerin (grubun) desteği de gereklidir. ödüllendirilir. ait olduğu sosyal sınıfın kültürüne ve içinde bulunduğu esas küçük grupların kültürüne katılır. bu grup normlarının üyeler tarafından kabul edildiğini gösterir. . Anarşizmin ve radikalizmin diğer bir şeklinin genel olarak bir otoriteye. Burada özellikle “değerlerin merkezleşmesi” (centralisation des values) yani toplumdaki ortak değerlerin birey tarafından merkezi değer olarak alınma derecesi daha da önem kazanır. Grup kuralları standart olaylarda bu davranışlara katılan bireylerin eylemlerini düzenler. Toplumun geneli açısından «doğru hareket». Bu değerler. • Tutumların grup etkilerine göre biçimlenmeleri söz konusudur. • Bireyler ait oldukları toplumun ortak inançlarına sahiptir. Grupların tutumlar üzerindeki etkilerinden söz ederken birincil grup (primaire group) ve danışma grubu (referance group) üzerinde durmak gerekir. Toplum karşılıklı bağlarla örülü grupların bir sistemidir. Genellikle grup üyelerinin tutumlarının birbirlerine benzedikleri görülür. Her birey ilgilerine göre toplumun bütün kültürüne. Bu benzerliğin nedeni farklılık gösterebilir. «doğru tutum» toplum tarafından olumlu karşılanır. • Bir toplumdaki ve bir gruptaki pek çok değerler ortaktır. Buna göre: • Tutumların ortaya çıkışında grup ilgilerinin oynadığı rol. yaptırımlar uygulanır. gelişiminde önemli rol oynarlar. Çin’de matem renginin beyaz.

52 Prof. Bunca önemli olmasına karşın bu konu üzerinde çok az çalışma bulunmaktadır. Tutumların oluşumu salt tutumların özellikleri ile değil. bilimsel olarak (istatistiksel) faktör analizi yöntemi ile ortaya çıkarılabilir.Tutum Algı İletişim B) TUTUMLAR VE KİŞİLİK Tutumlar dış dünyaya karşı vaziyet alışımızı biçimlendirir. Temel özellikler ise gizli ve zihinseldir. Dr. her biri zihinsel bir yapı olan bu kişilik özelliklerinin karmaşık bir bütünselliği söz konusudur. Şayet bir kişinin birçok davranışı arasında ortak bir payda varsa. istatistiksel olarak çözümlenir. Kişiliği oluşturan özellikler (personality traits-kişilik çizgileri-faktörleri) arasında tutumlar önemli bir yere sahiptir. Bu özellikler yüzeysel (surface) ve temel (source) özellikler olarak ikiye ayrılır. bu davranışların altında yatan tek bir değişken var demektir. Kişilik yapısı kuramı. bunlar genellikle yüzeysel özelliklerin oluşmasına yol açarlar. davranışın altında yatan birçok değişkenin ilişkilendirme teknikleri ile çözümlemesini içerir. Yüzeysel özellikler davranışlarla ifade edilebilen açık özelliklerdir. Tutumların genel olarak zihinsel (cognitive) bir etkinlik sonucu ortaya çıktığı artık bilinen bir gerçektir. buna bireyin belirgin özelliği diyoruz. Buna göre bireyin özgeçmişine ilişkin psikolojik ve sosyo-ekonomik değişkenler ile tutum. bu iki özellik türünü belirli bazı araştırma teknikleri ile ortaya çıkarmıştır. Faktör analizi. Temel özellikler. Metin İnceoğlu . Diğerinden daha zeki olan bir kimse. görüş ve düşüncelerine ait güncel değişkenleri belirleyen anketlerden elde edilen veriler. karmaşık . o tutuma sahip insanların bazı kişilik özellikleri ile de belirlenir: Bireyin kişiliği ile onun tutumlarının değişebilirliği arasındaki ilişki çok karmaşık olup çok yönlü ve ayrıntılı analizler gerektirmektedir. Bireysel psikolojide. Genellikle kişiliğin bir unsuru olarak kabul edilen zeka ile tutumların oluşması arasında pozitif bir ilişki olduğu öne sürülmektedir. kanaat. Böylece tek tek bireylerin ya da grupların davranışını belirleyen temel tutumlar çıkarsanır.

araştırmalar her ne kadar tutumların yapısını açıklama amacı güdüyorlarsa da. Bu kuram ve modeller sayesinde birbiri ile ilişkisiz gibi görünen birçok olgunun da anlaşılması sağlanmıştır. gibi). verilen materyali okuyup kritik etmesi de noksan olacağından bu kimseler telkine daha açık olurlar ve ait oldukları grupların tutumlarının etkisinde daha çok kalırlar.T. daha çok belli tutum konularına karşı bireylerin geliştirdikleri tepkileri ölçmeye yönelik olarak sürdürüldü (Turstone.A. bu duruma uygun davranış içinde bulunması gerektiği. Günümüzde geliştirilen yeni kuramların ışığında. Bu nedenle.Tutum 53 bir konuda yeni bir tutumu da ona göre daha süratle benimser. Şimdi her biri başlı başına birer kitap konusu olabilecek nitelikteki bu kuramları sırayla ve kısa kısa açıklayalım a) Öğrenme Kuramları Howland gerek cephede askerler arasında gerekse cephe dışında yaptığı araştırmalarda. temelde tutum değişimi konusuna ağırlık vermektedirler. Diğer taraftan zekaca geri olanın. tersi durumda tutum ölçümlerinin geçersiz olacağı ileri sürülmüştür. tutum değişimini. Dünya Savaşı sonrası tutum değişimi konusuna ve buna bağlı olarak da. duygusal ve davranışsal öğelerinin hangi koşullar altında ve ne şekilde birbirleri ile uyumlu olacağına ilişkin kuram ve modeller geliştirilmiştir. tutum değişimi konusunun incelenmesi sırasında geliştirilmiştir. Likert T. İI. Tutum araştırmaları başlangıçta psikolog ve sosyologlar tarafından kuşku ile karşılanmış. Bu arada zekası düşük olanların bilgilerinin de düşük olduğu görülmüştür. Tutum Değişim Kuramları Tutum değişikliğine ilişkin çalışmalar 1930‘lu yıllara kadar belirli bir kurama dayanmaksızın. toplumsal iletişimin etkilerini ve motivasyonel iletişimin özellikleri bakı- . tutum olgusunun bu kadar basit olarak düşünülemeyeceği ve tutumun zihinsel. bir tutum çizgisi üzerinde belli bir yerde bulunduğu saptanan bireyin. kuramsal çalışmalara ağırlık verildiği gözlenmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi tutum kuramlarının hemen hemen hepsi.

Howland’ın yanısıra araştırmalarını kişinin karşı karşıya kaldığı ya da kuşatıldığı sosyo-psikolojik etkiler üzerine yoğunlaştıran diğer birçok araştırmacı da araştırmalarında özellikle uyarıcı-tepki (stimulation-responce) ilişkisinden hareketle. reklam kampanyaları sırasında bir pazarlama tekniği olarak müşteriye yapıları promosyon (promotion) çalışmaları. Birey öncelikle istediği bilgiyi duyarsa söz konusu iletişime daha kolay ilgi gösterir.Tutum Algı İletişim mından. Araştırmalardan elde edilen bulgulara göre bir ikramda bulunmak. Öğrenme kuramlarının temel konusu olan klasik koşullandırma ve motivasyonel koşullandırma ilkelerinin. Burada olumluluk ile ödüllendirme. Araştırmalar tutum oluşumunda olduğu gibi. Tutumun yönü de büyük ölçüde bu ilişkilerle belirlenir. Ayrıca istenen ya da olumlu karşılanması olası bilginin önce. bir arkadaşımız için bir iyi bir de kötü haberimiz vardır ve genellikle söze. tutum değişim oranını saptamada yardımcı olacak uyarıcı değişkenlerine ağırlık vermişlerdir. marka tercihi bakımından tutum değişikliğine yönelik bir çalışmadır. Metin İnceoğlu . Dr. deneyim cezalandırıcı ise tutum olumsuz yönde gelişecektir. öğrenme kuramını baz almıştır. bir hediye vermek. o konuya karşı tutumu genellikle olumludur. istenmeyen veya olumsuz karşılanması beklenen bilginin ise sonra sunulmasının daha ikna edici olduğu savı geçerlidir. Buna göre sözgelimi birey belli bir tutum konusu ile ilişkili olarak ödüllendirici bir deneyim geçirirse. tutum değişiminde de bu sürecin geçerliliğini göstermiştir. olumsuzluk ile cezalandırma arasında bir ilişkilendirme söz konusudur. yani duymak ya da almak istemediği bilgiyle önce karşılaşırsa söz konusu iletişim sürecine dahil olmakta isteksizlik gösterebilir. onun belki de hiç ilgi gösteremeyeceğini ya da önce iyi ha- . Çünkü kötü haberi önce vermekle ardından vereceğimiz iyi habere. “önce iyi haberi vereyim” diye başlarsınız. Bir övgü ya da yergi de tutum değişikliğine neden olan deneyimler olarak kabul edilebilir.54 Prof. Örneğin. olumsuz. tutum değişimi alanına uygulanmasını bazı araştırma bulguları ile de açıklamak olanaklıdır.

çoğu zaman.Tutum 55 beri vermenin. gerçek tutum bunun tam tersidir. sonucu ödül/ceza olduğu için kabullenir. değer ifade edici işlev görmektedir. olumlu ilişkiler içinde bulunduğu kişilerin tutumlarını benimser. özdeşleşme ve benimsemedir. b) İşlevsel (Functionalist) Kuramlar Toplumsal etki sonucu oluşan tutum değişikliği farklı süreçler içerir. Bu süreçler: uyma (kabullenme). motivasyon kaynağının beğenisini kazanmak ya da olumsuz tepkisine neden olmamak için tutumunu değiştirir. Bu süreçlerden ilk ikisi. Uyma durumunda. etkileyici unsurun olumlu tepkisi. Hatta buna tutum değişimi değil. Çünkü uyma davranışında olduğu gibi değişim unsurunun varlığına bağlı bir zorlama yoktur. çevresine karşı tutumunu yapay olarak değiştirir. tutumun hangi işleve hizmet ettiğine bağlıdır. birey egosunu tatmin eden. Bu tür değişimler çoğu zaman kalıcı olma eğilimi de gösterebilirler. ilgi duyduğu. belirli bir duruma uyma davranışı (adaptation) ya da geçici tutum değişikliği de diyebiliriz. içeriğine inandığı için değil. Ancak bu uyma/uymama davranışında çoğu zaman birey. Üçüncüsü ise bireyin sahip olduğu tutum ile hedeflenen değişim arasındaki ilişkiye aittir. Olumlu tepki değiştirildiğinde ya da etkileyici unsur değiştiğinde tutum da değişecektir ya da özdeşleşilen kişi/gru- . tutumun korunması için gereklidir. benzemek istediği kişi ya da grupların (referance) tutumlarını benimsemeye eğilimlidir. Üçüncü süreç benimsemedir. Yeni tutumu. Birey. Uyma sürecinde birey. Tutum değişiminin gerçekleşmesi. Benimseme daha çok. Bu unsurun etkisi önemini yitirince tutum aslına döner. İkinci tutum değişimi süreci olan özdeşleşmede. tutum değiştiren kişi ile tutumu değiştirten kişi arasındaki ilişkidir. bireyin var olan tutum ya da değerleri ile aynı yönde olduğu zaman etkinin kabulü söz konusudur. kötü haberin doğuracağı olumsuz etkinin dozunu azaltacağını tahmin edersiniz. Bu durumda yapay değişimin etkin unsuru (kişi ya da grup) bireyin yaşamında varoldukça devam eder. Bu durumda değişim.

56

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

ba benzeme, tatmin edici olmaktan çıktığında bireyin tutumu da değişecektir. Birey benimsediği tutumun, savunduğu değer yargılarına ters düştüğünü fark ettiği an, bu tutumu derhal gözden geçirme girişiminde bulunacaktır. Burada tutum değişimine esas teşkil edecek temel olgular işlevsel açıdan incelenmişlerdir. Bu yaklaşımlarda durumsallık ve değerler arasındaki ilişkinin tutum değişiminde rol oynadığı görüşü egemendir.

c) Zihinsel (Bilişsel) Tutarlılık Kuramları
Tutum değişimi kuramları arasında araştırmalara en çok konu olan, zihinsel tutarlılık kuramları olmuştur. Bu konunun ilginçliğinin nedeni, insanların zihinsel sistemlerinde, değişik nedenlerle bazı tutarsızlıklar olması ve bunların yaşamlarının bir parçasını oluşturmasıdır. Bu tutarsızlık/çelişki nedenlerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: • İçinde yaşadığımız toplumda, farklı gerçekleri olan çelişkili roller söz konusudur. Aynı anda birçok farklı ve çoğu zaman da birbiriyle çelişen roller üstlenmek zorunda kalan kişi, zaman zaman üstlendiği rollerin yapısal ve işlevsel özelliklerinin çelişmesi sonucu çelişkili zihinsel durumlar içerisine girebilir. Örneğin, yüksek lisans öğrenimini sürdürürken aynı zamanda da fakültede asistan olarak görev yapan biri, arkadaşının girdiği bir sınavda gözetmenlik yapmak zorunda kalınca rollerin çatışmasından doğan çelişki durumunu yaşayabilir. • Sosyal yaşam sürekli bir devinim ve gelişme içindedir. Bu durum, bireyin değişimi izleme ve katılma konusunda, zihinsel yapılanmalarını yeniden örgütlemesini zorunlu kılmaktadır. Aksi halde bireyin toplumun gerisinde kalması ya da toplumdan soyutlanması durumu ortaya çıkar. Örneğin, bilgisayar teknolojisinin hızla geliştiği ve kullanıma girdiği basında, söz konusu teknolojiyi kullanmakta başarı gösteremeyen muhabirin iş yaşamında tutunabilmesi olanaksız hale gelmektedir. Bu da gazetecilik eğitimi veren kurumları, bilgisayar eğitimine ağırlık vermeye zorlamaktadır. • Birey ideallerine ters düşen dış baskılar altında olabilir. İşini halledebilmek için hiç istemediği halde yalan söylemesi

Tutum

57

ya da bir emre uyması gibi davranışlar. • Kişilerarası etkileşim ya da tutum konusu ile doğrudan ilişki sonucu birey, daha önce edindiği bilgilere ve yaşam denemelerine ters düşen önerileri onaylamak zorunda kalabilir. Bireyin, içinde bulunduğu içsel ve dışsal ortamla sağlıklı ve dengeli bir ilişki kurabilmesi için zihinsel çelişki durumlarından olabildiğince kaçınması gerekmektedir. Nitekim kişinin, içine girdiği her düzeydeki çelişki durumu, bir yandan bireysel düzeyde zihinsel, buna bağlı olarak da ruh ve duygu dünyasında denge durumunun bozulması ve huzursuzluk durumunun yaşanmasına neden olurken diğer yandan da bireysel düzeydeki bu denge durumunun bozulması bireyin, içinde yaşadığı toplumsal ortama da olumsuz yönde yansıma yapar. Dolayısıyla da gerek bireysel gerekse toplumsal düzeyde denge durumunu korunması için zihinsel anlamda tutarlılık önemli olmaktadır. Zihinsel tutarlılık kuramları, insanların tutum ve İnançları arasında tutarlılık olmasını isteyecekleri ve tutarsızlıklardan kaçınacakları varsayımından hareketle, yukarıda belirtilen ve başka nedenlerle ortaya çıkacak tutarsızlıkları nasıl giderdikleri üzerinde durur. Zihinsel tutarlılık kuramlarında, tutarlılık kavramı değişik araştırmacılar tarafından farklı biçimde değerlendirilmiştir. Tutarlılık kavramı, değerleme biçimine göre üç gruba ayrılabilir: • Kişilerarası (interpersonal) tutumlarda tutarlılık. • Kişinin kendi (intrapersonal) tutumları arasında tutarlılık. • Kişilerarası tutumlarda ve kişinin kendi tutumları arasında tutarlılık.

d) Zorunlu Tutum Değişikliği
Bireyler zaman zaman sahip oldukları ve sürdürmekte de kararalı oldukları tutumlarını istenmeyen birtakım dış etkiler ve zorlamalar sonucunda değiştirmek zorunda kalabilirler. Öyle ki zorunlu tutum değişim durumunda kişi bazen sahip olduğu tutumun tam tersi bir tutumu benimsemek zorunda bile kalabilir.

58

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

İki tip zorla tutum değişikliği yaratma etkisi söz konusudur. Yasa veya koşulları değiştirmek yoluyla, bireyden, kendi tutumlarına zıt tutumlara sahip bir insan rolünü açıkça oynamasını istemek yoluyla. Şantaj ve baskı yoluyla bireylerden belli bir biçimde davranma ve tutum ortaya koymasını isteme vb. durumlarda olduğu gibi. Ancak zor ve baskı yoluyla bireylerde tutum değişikliği yaratma girişimleri zaman zaman tersi durumlara da yol açabilir. Yani zor ve baskıyla karşılaşan birey kendisine baskı uygulayanlarla inatlaşarak güçlü bir direnç gösterebilir ve değiştirilmek istenilen tutumlarına çok daha sıkı sarılabilir. Örneğin, Amerika’da azınlık grupları ile (özellikle zencilerle ilgili) yapıları araştırmalar göstermiştir ki, bir tutum konusu ile zorunlu ilişki, var olan tutumu kuvvetlendirir veya azaltır. Yani aynı yönde veya aksi yönde tutum değişikliği ortaya çıkabilir. Hakkında olumsuz tutumlara sahip olunan kişilerle ve grup üyeleri ile girişilen zorunlu ilişki, insanları, yanlı ve önyargılı düşüncelerini düzeltmek yoluna götürebilir. Farklı etnik grupların aynı semtlerde yaşamaları, aynı iş ortamları paylaşmaları sonucunda iletişim kurmaları ve kurulan iletişim süreciyle de zaman içerisinde birbirlerini tanıdıkça, öncesinde birbirlerine ilişkin sahip oldukları, çoğunun temelinde de kalıp yargıların bulunduğu olumsuz tutumlardan uzaklaşmaları mümkün olabilmektedir. Zorunlu olarak olumsuz değer taşıyan bir tutum konusuna katlanmak veya onunla anlaşmak ihtiyacı olunca da, onun hoş taraflarını bulmak eğilimi belirir. Farklı kırsal yörelerden ve yerel kültürel alanlardan koparak kent ortamında aynı semtte, aynı iş yerinde ya da eğlence mekanında bir araya gelen insanların zaman içerisinde birbirlerini tanımaları ve kaynaşmaları sürecinde olduğu gibi. Bu, önce ussallaştırma mekanizması olarak düşünülebilirse de tutumlarının, düşünce ve duygu unsurunun ayrılmaz bir parçası olur. Bununla beraber şunu daima göz önüne almak gerekir: Tutumların değiştirilmesi için yapıları etkiler hiçbir zaman “boş bir organizma”ya yapılmaz. Yapılan etki karşısında her kişi aynı biçimde ve ölçüde etkilenmez. Yapılan etki, bireyin ki-

Tutum

59

şilik yapısına ve özellikle onun otoriteyi nasıl algıladığına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Tutumları zorla değiştirmenin ikinci şekline, yani kişinin kendisinden istenen rolü oynamasına gelince, insanlar bu koşulda genellikle kendilerini, tutum konularına karşı, mevcut tutumlarına zıt şekilde hareket etmek durumunda bulurlar. Örneğin, uluslararası kuruluşlarda çalışan, çeşitli uluslara önyargıları bulunan kişiler, herkese nazik davranmak zorundadırlar. Azınlık gruplarına önyargısı olan satıcılar da aynı nezaket ve itinayı bütün alıcılara göstermeye gayret ederler. Önceleri çok zor yapıları bu davranışa zamanla alışılır. Yani oynanan rol sonucu kişilerde tutum değişikliği ortaya çıkar. Bireyin özel tutumlarına zıt tutumları açık olarak ifade etmesi, bu tutumların kabulünü kolaylaştırabilir. “Oyun oynama” bireyde devamlı değişme meydana getirebilir. “Rol yapan” onaylanır; ödüllendirilirse, değişme daha çabuk olur, yeni rol çok daha kolay benimsenir. Rol oynama ile tutumların değişmesini son zamanlarda gittikçe gelişen psiko-drama ve sosyo-drama deneylerinde –uygulamalarında- görebiliriz.

e) Zihinsel Uyuşum Kuramı
Bu model, denge modelinden daha basit durumları inceler. Belki de en basit tutum değiştirme durumu olan, bireyin bir başka birey ya da nesne hakkında söylediği sözlerin (olumlu/ olumsuz), diğer bir birey üzerindeki etkisini ele alır. Bireyin iki ayrı tutum konusuna ilişkin farklı tutumları olduğunda, bu iki tutum konusunun, birbiri ile ilişkili duruma gelmesi sonucu, tutumlarında zihinsel uyuşum sağlamak üzere bir değişme olacaktır. Zihinsel uyuşum kuramına göre, bu tutumda ortalama bir kayma olacaktır; örneğin, iki nesneye karşı birbirine zıt tutumları olan birey zihinsel uyumunu sağlamak için, daha olumlu olan tutuma doğru kayma eğilimi gösterecektir. Denge kuramında konular yalnız olumlu ya da olumsuz olarak, uyuşum kuramında ise tutumların gücü de göz önüne alınarak incelenmektedir. Bu da tutum değişimi için önemli bir etkendir.

60 Prof. Ancak. bireyin çevresi. belli bir şeye inanıyorsa ve inandığına ters düşen davranış içinde ise. Festinger’in “zihinsel çelişki” kuramıdır. bireyin kendi iç dünyasında tutarsızlıklardan arınmak için bilgileri. Dr. Bu kuram. nesneler arasındaki mantıksal ilişkiler anlatıldığında. sigaranın zararlı olduğunu kabul edip içmekten vazgeçerse. İnsanların değişik konular arasındaki mantıksal ilişkilere dayanan tutumları ile. inanç ve kanılardır. Metin İnceoğlu . insanlara belli bir konuda. Bazı tutumlar. Diğer yandan. “çelişki” olarak nitelendirilir. bu iki bilme arasında çelişki vardır. o zaman uyuşumlu bir ilişki söz konusudur. Mantık kurallarını izleyen tutumlar ve düşleri gerçekmiş gibi gösteren tutumlar. İki zihinsel unsur arasında çelişkili bir ilişki olduğunda. uyuşum ya da ilgisizlik. g) Zihinsel Çelişki Kuramı Zihinsel tutarlılık kuramları arasında en çok ilgi çekeni ve tutum değişimi konusunda en çok üzerinde araştırma yapılmış olanı. mantık kurallarına uygun olarak birbirleri ile tutarlıdır. düşlerin gerçekmiş gibi algılanmasına (sahte bilinç) dayanan tutumlara ilişkin tutarsızlıklarını. tutumlarının mantıksal yönde değişim gösterebilecekleri. Bu uyuşumsuzluk ya da tutarsızlık. Zihinsel unsur. bu iki bilme arasında ilgisiz bir ilişki var demektir. kendisi ya da davranışı hakkındaki bilgi. ilişkinin biri diğerinin tersidir denebilir. giderme çabası gösterecekleri doğaldır.Tutum Algı İletişim f) ‘İki-Süreç’ Kuramı Özellikle tutum değişimi araştırmalarında tutarlılık için “iki süreç” önem kazanır. sigaranın zararlı olduğunu ve aynı zamanda her sabah işe gittiğini bilirse. çoğunlukla böyledir). Bu zihinsel unsurlar arasında üç türlü ilişki olabilir: çelişki. . bazı tutumlar düşlerin gerçekmiş gibi kabulü sonucu birbirleri ile «tutarlı» olur. pek çok deneyle saptanmıştır. Ancak birey. bu uyumsuzluğu azaltmak isteyecek ya da artmasını önlemeye çalışacaktır. duyguları ve davranışları arasında tutarlılık sağlamaya çalıştığı varsayımına dayanır. Şayet birey. Zihinsel çelişki (zihinsel tutarsızlık bilişsel çelişki) bireyin. Birey sigaranın zararlı olduğunu biliyor ve yine de sigara içmeye devam ediyorsa (ki.

Çelişkili Unsurların Önemi x Sayısı Çelişki = Uyuşumlu Unsurların Önemi x Sayısı Sonuncu değişken. çelişkiyi arttırma olasılığı olan durum ve bilgilerden kaçınmaya yönelecektir. çelişkisiz unsurlara oranı ne kadar fazla ise. Eğer bireyin sahip olduğu kanı kendisi için hiç önemli değilse. Buna göre aşağıdaki şekilde de görüldüğü üzere çelişkili unsurların. Örneğin. sinema ya da tiyatroya gitme arasında yapacağı tercihten daha fazla çelişki ile karşı karşıya olacaktır. Ortaya çıkan çelişkinin büyüklüğü şu kavramsal değişkenlere bağlıdır: Birinci değişken. her bir çelişkili zihinsel unsurun birey için ifade ettiği önemdir. bireyin bir miktar parası olsa ve bununla kitap ya da giysi satın alma arasında seçim yapması gerekse. Bu durumda iki nesne ya da olay arasında ne kadar az ortak yön varsa. belli bir anda var olan çelişkili ve çelişkisiz bilgilerin sayısının bir sonucudur. İkinci değişken çelişki miktarıdır. çelişkiyi azaltmak için şu yollardan birine başvuracaktır. çelişki büyüklüğünün bir sonucudur. Çelişkiyi azaltma baskısının gücü. .Tutum 61 nelerin birbiri ile uyumlu olduğuna ilişkin geçmiş yaşam deneyimleri ya da kültürel kurallar ve değerlerinin bir sonucu olabilir. Bu tür çelişkili durumlarla karşılaştığında birey. eğer unsurlar kendisi için önemli ise. zihinsel benzerlik ise. Çelişkinin (ya da uyuşumun) büyüklüğü. bu kanıya ters düşen bir davranış çok az bir çelişki yaratacaktır. bir nesne ya da eylemin işlevsel eşdeğerliliğidir. unsurların yaşamsal önemi ya da değeri artlıkça çoğalacaktır. Bu kuramın temel dayanakları şunlardır: Psikolojik olarak gerilim yaratan olgu ve bilgi konusunda birey çelişkiyi azaltmaya ve uyum sağlamaya. Bu. çelişki o denli yoğundur. çelişki o kadar yoğun olacaktır.

bazen de konjonktörel olarak ortaya çıkan çeşitli düzeylerdeki ve çeşitli değişkenler arasındaki çelişki ve uyumsuzluklar zihinsel çelişki kuramı kapsamında ele alınmaktadırlar. buna bağlı olarak uygulama alanı da önemli ölçüde çeşitlilik göstermektedir. incelenmesidir. Zihinsel çelişki kuramında. tutumda da değişiklik ortaya çıktığı yönündedir.Tutum Algı İletişim • Davranışı ile ilgili zihinsel yapılanmasını değiştirebilir. Bu kuram tutum değişimi alanındaki son ge- . Dr. Örneğin. sigara içmenin zararlı olduğu ancak çevresindeki insanların çok sigara içtiğini (2 paket) oysa kendisinin az içtiğini (1 paket) söylemesi gibi. bireyin bilinç düzeyi ile davranışları arasındaki çelişkiler vb. Metin İnceoğlu . hızlı yaşa. davranışlarla tutumlar arasındaki çelişkiler. sigara örneğinde olduğu gibi sigara içmeyi bırakmak ya da "içen de ölüyor içmeyen de" biçiminde çelişkiden kaçınmak gibi. değişik bir davranış ortaya koyduğunda. Festinger. özellikle davranışlar ve tutumlar arasındaki ilişkiler üzerinde durur. Buna göre Festinger’den hareketle söylenecek olursa söz konusu kuramın bunca ilgi çekmesinin bir nedeni de bireyin davranışlarından hareketle tutum değişiminin. Zihinsel çelişki kuramının temsilci isminin Festinger olduğu bilinmektedir.62 Prof. Bu bağlamda Festinger’in genel tezi. "sigara içmenin sağlığım için zararlı olması önemli değil. genç öl!" gibi. birey bir ya da birkaçının daha az önemli olduğuna karar verebilir. beklentilerin kesin ve evrensel olduğu durumlarda tahminler yapmak için uygun olabileceğidir. bireyin. örneğin. Zihinsel ve duygusal öğeler arasındaki uyumsuzluklar. çelişki büyük olunca. • Çelişki miktarı zihinsel yapılanmaların önem derecesine bağlı olduğuna göre. önemli olan. Zihinsel çelişki kuramının kavramsal çerçevesi çok geniş olduğu için. bazen bireyin kişilik yapısıyla ilişkili olan. bazen çevresel koşullardan kaynaklanan. zihinsel unsurlardan biri ya da birkaçı değişecektir. Çelişkiyi her zaman «başarılı» bir şekilde azaltmak olanaklı olmasa bile. • Çevresi ile ilgili zihinsel yapılanmasını değiştirebilir.

çevresel etkenlere ya da hepsine birden bağlayabiliriz. Genel olarak. Bu sonuca varmak için. karşıt tutumlarına. niyeti ve gösterdiği çaba. Dolayısı ile bireyin davranış sonuçlarını gözlemleme ile. Heider’e göre üç etkeni göz önünde bulundurmak gerekir: Bireyin yeteneği. çünkü candan görünmek zorunda» gibi-. . İçsel atıf. «TV sunucusu genç hanım hep gülümseyerek konuşuyor. inanç ya da kanılarda bir değişim değil. h) Atıf Kuramları Atıf. Duruma bağlı olarak. Bu şekilde bireyin davranış nedenini.Tutum 63 lişmelere bakılırsa. tutum konusunun algılanmasında bir değişim olarak ele almaktadır. (referance) kuramları. başardığı işin güçlüğü. algısal yaklaşımlar. ne kadar candan biri” gibi-. bireyin davranış nedeninin birey dışında bir etkene bağlı olması durumudur -örneğin. örneğin. Ancak ikna edici iletişim alanına bu kuramların bazı katkıları olmuştur. nesneleri nasıl algıladıkları ve yorumladıklarını inceler. hoşlanmadıkları gibi konularda atıfların (eğilimleri ya da davranışları belli bir nedene bağlama). kişisel özelliklerine. Değerlemesi en zor olan niyettir. i) Toplumsal Yargı Kuramı Tutum değişimi ile ilgili olarak burada ele almak istediğimiz son kuramsal yaklaşımların hareket noktası algılamadır. Algılama çalışmaları. dostlukları. çabayı ise bireyin gözlemlenir davranışı ile değerlemek olasıdır. Bireyin yeteneğini. atıf süreçleri. Atıf. tutum değişimi sürecini. nasıl yapıldığı konusu üzerinde durur. Dışsal atıf ise. Ancak bireyin davranış amaçlarının sonuçlarını algılayabildiğimiz zaman kişiye atıf yapabiliriz. bireyin eylem (davranış) nedenlerinin kişisel bir eğilime bağlı olmasıdır -”TV sunucusu genç hanım hep gülümseyerek konuşuyor. eski önemini kaybetmektedir. çünkü birçok davranışın amaçlanmış ve de amaçlanmamış sonuçları olabilir. niyetini anlamak zordur. tutum değişimi ya da bireyin mevcut tutumlarının pekiştirilmesini sağlayabilir. bireylerin çevrelerindeki insan ve konuları. özellikle insanların düzenli eğilimleri. konusunu içsel atıf ve dışsal atıf olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. hoşlandıkları. seçimli kaçınma ve seçimli kabul süreçleri gibi. tutum oluşması.

birey ya tutumunu değiştirir ya da tutarsızlığı herhangi bir biçimde çözmeye çalışır. ancak tutum değişimi etkileri azalacaktır. Metin İnceoğlu . söz konusu uyarıcılar bireyin red alanına girdiği için.64 Prof. • Olumlu olarak değerlendirilecektir. Zıtlık kuralı ise. Benzeşme kuralına göre ikna edici uyarıcılar: • Bireyin kendi tutumuna olduğundan çok daha yakın görülecektir . Buna göre bu uyarıcılar: • Bireyin gerçek tutumuna. kaynağın önemsenmemesi. • Bireyde. Dr. Yargıda benzeşme ya da zıtlık etkileri. Kabul alanı. red alanı ve tarafsızlık alanı. alıcının tutumuna karşıt olması. mesaj içeriği yönünde tutum değişimi olasılığı artacaktır. me- . Bireyin herhangi bir tutum konusunda red alanının genişliği. olduğundan daha uzak görülecek. Toplumsal yargı kuramı ile ilgili en çok araştırma yapılan iki konu vardır: • Mesajın. M. Toplumsal yargı kuramında tutum değişimi ile ilgili iki kural söz konusudur: benzeşme ve zıtlık. daha önce belirttiğimiz gibi üç kavram çerçevesinde yapar. konunun birey “ego”su için önemli olduğu durumlarda daha çok olacak. Mesajın algısal olarak saptırılması. karşıt tartışma. zıtlık oluşacağını ifade etmektedir. • Mesajın. birey tarafından kendi düşüncesine benzer görülecektir. olumsuz olarak değerlendirilecek. bireyin kabul alanına giren toplumsal uyarıcı (örneğin. o konunun bireyin “ego”su bakımından ne anlama geldiğini göstermektedir. eğer bireyin kendi tutumuna karşı ise.Tutum Algı İletişim Algısal yaklaşımlardan ikisi oldukça ilgi çekmiştir: Bunlar. güdüleyici bir mesaj). ya hiç tutum değişikliği yaratmayacak ya da mesaja ters yönde tutum değişimine yol açacaktır. Sherif ve Hovland’ın toplumsal yargı kuramı ve daha yakın zamanlarda geliştirilen atıf kuramlarıdır. Karşıt mesaj: ikna edici bir mesaj. alıcının “ego”su için önemi. Sherif tutumun tanımını. Benzeşme kuralına göre.

kişilik özelliklerinin oluşmasında. Özetlemek gerekirse bireyin kişilik yapısı ile tutumların oluşumu arasında yakın bir ilişki vardır. Eğer bilgi. Buraya kadar anlatılanlar dikkate alınarak özetlenecek olursa tutumlar. Buna göre bireyin. mesaj zıtlığı ile kaynağın inanırlığı arasında bir etkileşim söz konusudur. Bütün bu konularda yapılan araştırmalara göre. O halde söz konusu öğelerle tutumların oluşumu ve yönlendirilmesi arasında da yakın bir ilişki olduğu söylenebilir. birey için birbirinin yerini tutma ya da birlikte kullanılabilirlik özelliği vardır. bu yöntemlerin. içinde yer aldığı toplumsal. bu bilgi doğrultusunda tutum oluşturmak ya da varolan tutumda istenilen yönde değişiklik yapmak çok daha kolaydır. doğduğu andan itibaren yaşamaya başladığı toplumsallaşma süreci ile tutumlarını oluşumu ve yönelimi arasında da yakın bir ilişki olduğu kuşkusuz. kültürel çevrenin. yanı dışsal ortamın da özellikleri önem taşımaktadır. Diğer yandan bireyin. O halde tutumların oluşması veya değişmesi sürecinde.Tutum 65 sajın beğenilmemesi ya da mesajın içeriğinin eksik alınması gibi. Kaynağın güvenilirliği düşük ise mesajın benimsenmesi olasılığı da aynı ölçüde düşük olur. buna ilişkin bilginin hangi kaynaktan geldiği de önem taşımaktadır. güvenilir bir yerden geliyorsa. davranışsal öğelerin etkin olduğu bilinmektedir. kişilik özelliklerinin biçimlenmesinde ise duygusal. Toplumsal yargı kuramı ve tutarlılık kuramlarının da öngördüğü gibi. bir yandan bireysel kişiliğin gelişmesiyle doğrudan ilişkili psikolojik süreçler açısından diğer yandan da bire- . buna bağlı olarak dış çevresiyle ilişki kurmasında ya da çevresine uyum sağlama sürecinde de tutumların önemli bir etkisi ve katkısı bulunmaktadır. Bireyin kişilik yapısının oluşmasında. Bu etkileşimde kaynağın güvenilirliği yüksek ise karşıt mesajın algılanması ve benimsenmesi daha kolay olmaktadır. Karşıt mesaj ile tutum değişimi arasında iki tür doğrusal ilişki bulunmaktadır. Diğer yandan tutumların oluşumu ve yönlendirilmesi sürecinde bireyin. bilişsel.

. Dr. iletişim bilimleri açısından da önemli bir katkı sağlayacaktır. Diğer yandan tutumun.Tutum Algı İletişim yin çevresine. çok daha ayrıntılı ve gelişkin araştırma yöntem ve tekniklerinden yararlanılarak incelenmesi gerekmektedir. Bu. O halde özellikle de iletişimciler açısından bunca önemli bir konunun çok daha kapsamlı ve geniş bir düzlemde. izleyicinin tutumları üzerinde ne yönde etki yaptığına sorusuna yanıt aramak oluşturmaktadır. içinde yer aldığı toplumsal koşullara uyumuyla doğrudan ilişkili sosyal psikolojik süreçler açısından büyük önem taşımaktadır. Bilindiği üzere iletişim araştırmaları tarihinin önemli bir boyutunu kitle iletişim araçlarının. iletişim sürecinin işleyişi açısından da önemi yadsınamaz. Metin İnceoğlu .66 Prof.

Her anlamda/yönde etkilerle karşı karşıya bulunan toplumda. bi- . etkilenmek istenen bireylerin algılamalarının nasıl oluştuğu. algılamaya bağlı olarak bireyi harekete geçiren motivin (güdü) uyarılması. tutum oluşturmaya dönük tüm güdüleme tekniklerinin can alıcı noktalarından biridir. Bir insanın belli bir yönde eyleme geçebilmesi için ön koşul. BÖLÜM ALGILAMA Motivasyon tekniklerinin uygulandığı alanlarda (propaganda. Algılamanın araştırılması konusu ise. konu ve içeriği hakkında iletilen bilgileri algılayabilmesi gerekir. hangi faktörlere bağlı olarak işlerlik gösterdiğini sorgularken bunun yanı sıra bireyin içinde yaşadığı dünya ile uyum sağlamasında. bireyin sahip olduğu tutumların gerçekte nelere yaradığını anlamak gerekir. İletişim sürecinde önemli bir yeri olan. belli bir görüşün yanlısı durumuna getirilebilmesi için.II. reklam. halkla ilişkiler) karşılaşacağımız sorunları doğru bir yaklaşımla ele alabilmek için. yeni bir “değer”in oluşturulması ya da var olanın savunulması. Bu nedenle örneğin bireyin belli bir ürünün tüketicisi. çevresindeki değişikliklere direnç göstermesinde ya da onlara ayak uydurmasında algının nasıl ve ne yönde etki ettiğini değişik yönleriyle ele almak ve incelemek de gerekmektedir. Bunun için de algılama konusunu. amaçlanan yöndeki alternatifin varlığını bilmesi ve bu alternatif bilgiyi algılamasıdır. Bu amaçla algılamanın ne olduğunu. pekiştirilmesi için gerekli işlemleri çıkarsayabilmek. özellikle de tutumlarla ilişkisi açısından ayrıntılı olarak irdelemek gerekir. tutumların değişimi ya da pekiştirilmesi ve savunulması gibi konular en temel sorunlardır.

Metin İnceoğlu . algılamaya ilişkin duyum enerjisi vb. gibi daha pek çok nokta. idrak etmelerinin. görme. kendi dış dünyalarını algılamalarının. nelere göre bu değerlendirmeyi yaptıklarını bilmenin. dokunma duyularından oluşan beş duyu organımız aracılığı ile ve bunlara ek olarak da hissetme duyusu yardımı ile dış dünyadan bilgi edinme sürecinden söz etmiş oluyoruz. bireyin algılama eşiği.Tutum Algı İletişim reyin toplum içindeki grup ilişkileri ile birlikte. bu nesneleri algılaması ile başlar. A) ALGILAMA KAVRAMI Dış dünyamızdaki soyut/somut nesnelere ilişkin olarak aldığımız duyumsal (sensible) bilgi (information) algılamadır. öz olarak insanın fizyolojik bir yanından söz etmiş oluyoruz. Çünkü söz . kendi içsel algılama işlemlerinin de oluşumunu çok yakından bilmek gerekir. koklama. Motive edilmek istenen bireylerin. duyma. bu dış dünyayı şu ya da bu yönde değerlendirirken. bunlar hakkında birtakım yargılarda bulunması. özellikle iletişimciler açısından araştırılması ve ölçülmesi gereken konulardır. Kısaca insanın dış dünyadaki soyut/somut nesnelerle ilişki kurması. Dr. dışsal müdahalelerle örgütlenmesi (motivasyon). tatma. Algılamak = Herhangi bir olayı nesneyi ilişkiyi gö rmek dokunmak duymak tatmak koklamak hissetmektir. Algılamayı bu bağlamda ele aldığımız zaman. bu nesnelere ilişkin belli bir davranış ortaya koyması.68 Prof. Algılamayı duyumsal bir bilgilenme olarak tanımladığımızda. İşte bu aşamada algının. her türden motivasyon etkinliği açısından önemi büyüktür.

topluluğu. Simgelerin dizgesel bir yapı içerisinde işlevsellik kazandığı bir yapıdır bu. iletişim araçları aracılığı ile ve dilin kullanımı ile gerçekleştirilir. Bütün etkileşim biçimleri. tıp dili. insanın. argo dili. bu kuralların da bir ölçüde öğrenilmesi anlamına gelir. her türlü tasarımını söz konusu kurallar bütünü içerisinden hareketle anlatabilme yeteneğidir. O halde dil. dolayısıyla da iletişimin sağlanması yönündeki temel işlevini gündeme getirmektedir.Algılama 69 konusu beş duyu organı. Buna göre dilin öğrenilmesi. bir kurallar bütünü olarak ele alınması gereğini de ortaya koymaktadır. bu tasarımları dil aracılığıyla başka insanlarla paylaşırlar ve bu paylaşımların ardından ise üretim aşaması söz konusu olur. . bütün iletişim ve etkileşim sürecinin hem başlangıcı hem de ürünüdür. sosyal ve psikolojik bir olgu olduğu ve dış müdahalelerle kontrol edilip yönlendirilebileceğidir. 1. bir toplumu. Buna göre insanlar. Dil ve Algı Dil. Genel anlamı ile her türlü etkileşimin. grubu oluşturan bireyler arasında etkileşimin.. Bu da yukarıda da sözü edildiği üzere dilin.. dil aracılığıyla tasarımlarını paylaşım alanına aktarması ise dilin toplumsal boyutunu ortaya koymaktadır. Sinema dili. özel anlamıyla her türlü iletişimin kendine özgü özel bir dili vardır. Burada insanın anlatma yeteneğinin gelişkin düzeyi ile dil adı verilen simge sisteminin işleyişini yönlendiren kuralların öğrenilmişlik düzeyi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Yani normal olarak insanlar aynı şeyi görür. Burada sözü edilen ve dil dizgesi içerisinde anlatılması beklenen tasarımlar ise üretimle doğrudan ilgilidir. İnsanın. özürlü olmayan tüm insanlar için eşit değerde ve işleyiştedir. müzik dili.. Ancak algılamanın konumuz çerçevesinde bizi öncelikli olarak ilgilendiren yanı. gibi Buna göre dil bir simgeler bütünüdür. Yani insanlar dili oluşturan kuralları ne denli iyi öğrenirlerse dil aracılığıyla kendi tasarımlarını da o denli başarılı anlatabilirler. aynı kokuyu alır. aynı sesi duyar. Simgelerin dizgesel bir yapı içerisinde işlevsellik kazanmaları ise diğer yandan dilin. birtakım tasarımlar yaparlar.

akıl yürütmelerin. ideolojilerin. dolayısıyla da toplumların yaşamlarının biçimlenmesine yön verirken aynı zamanda da onların kültürlerinin oluşmasına temel teşkil ederler. diğer yandan da kültürel anlamda birtakım oluşumların gerçekleştirildiği ortamlardır. fikirlerin. Gerek maddi gerekse manevi anlamda gerçekleştirilen bu üretimler insanların. Dr. Bu noktada Raymond Williams’ın savını destekleyerek kültürü. fikirlerin dil aracılığıyla anlatılması ve paylaşılması beraberinde bütünsel bir düşünme sürecinin başlatılması ve buna bağlı olarak da sistemli bir düşünsel paylaşım ortamının yaratılması anlamına gelir. gelişiminde ve yaygınlaşmasında dilin katkısı asla yadsınamaz. Buna göre düşünce sistemlerinin oluşumunda. yaşam biçimleri ve kültürel ortamları arasındaki ilişkinin doğrudanlığını da kabul etmiş oluruz. Buna göre insanlar temelde dil aracılığıyla birtakım etkileşim ve iletişim ortamları yaratırlar. Birtakım düşünce sistemlerinin. basitçe bütün bir yaşam biçimi olarak kabul edersek. O halde dil ile düşünce sistemler arasında da doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bilindiği gibi kültürlerin oluşumu ve gelişimi insanlar arası paylaşımla ve etkileşimle doğrudan ilişkili bir süreçtir. Metin İnceoğlu .70 Prof. Bu noktadan hareketle bakılacak olursa dil ve kültür arasında da doğrudan bir ilişki olduğu gözlenmektedir. hatta inanç sistemlerinin yaygınlaşarak toplumların yapılanmasına. Diğer yandan bir anımsatma yaparak dil ile tasarım ve üretim süreci arasındaki doğrudan ilişkiden hareketle dil ile kültür arasında da ne denli yakın bir ilişkinin olduğunu anlaya- . O ortamlarda bir araya gelerek maddi ve manevi anlamda çeşitli üretimler gerçekleştirirler. İnsanların. insanların yaşam biçimlerinin oluşmasına yön verir duruma gelmelerinde dil temel bir etkiye sahiptir. üretimi de bu yaşam biçimine yön veren bir paylaşım ve etkileşim alanı olarak ele alırsak toplumların üretim biçimleri. tasarımlarını üretime dönüştürürken yarattıkları ve tüketim düzeyinde de sürdürdükleri paylaşım alanları.Tutum Algı İletişim Diğer yandan tasarımların.

Dil olmaksızın kültürel üretim ve gelişmeden söz edilemez. 1. 4-Sigmatique (Sigmatik): Göstergelerle bunların gösterdikleri arasındaki bağlantılan içerir. Fakat zamanla bu üretim etkinliği (genel olarak yaşamı) de biçimlendirilme derecesinde semiolojik bir özellik kazanmıştır. Soyut düşüncenin giderek gelişmesinin. çok daha derin. Nitekim antropoloji alanındaki çalışmalar da göstermektedir ki dil sistemini ortaya koyan simgeler zenginleştikçe ve karmaşıklaştıkça insanların kültürel yaşamlarında da aynı oranda zenginleşme ve ayrışma gerçekleştirilmiştir. Zenginleşen. .* Bu aşamada da toplumsal yaşam ile dil ilişkisini. buna bağlı olarak fikir. Düşüncelerin karmaşıklaşması ise toplumsal * Semioloji (Göstergebilim): Dilsel terim ve göstergelerin genel sistemi- dir.Pragmatique (Pragmatik): Kişisel üslup. göstergelerle yaratıcılar. 3. Dil ve kültürün gelişimindeki koşutluğu ve karşılıklı ilişkiyi gösteren bir başka kanıt da zaman içerisinde dilde somut simgelerden soyut simgelere doğru bir gelişme olurken kültürel alanda da maddi üretimden manevi üretime doğru bir yönelimin gözlenmesidir. O halde dil ile kültürel gelişme arasında doğrudan bir ilişki vardır. sanat ve estetik alanlardaki üretimin giderek yaygınlaşmasının dilsel ve kültürel anlamdaki bu gelişme benzerliğinde ve karşılıklı etkileşimdeki payının önemi de asla yadsınamaz. göstergelerle göndericileri ve göstergelerle alıcılar arasındaki bağlantılarla ilgi lidir.Sentax (Sözdizimi): Göstergeler arasındaki bağlantılarla ilgilidir. yaşamın karmaşıklığı ölçüsünde karmaşık olabilen düşüncelerin bir ifadesi olarak karşımıza çıkar. 2. Dört yönü vardır.Semantique (Anlambilimsel): Göstergelerle anlamlar arasındaki bağlantıyla ilgilidir. Buna göre denebilir ki dil aslında bir üretim etkinliğinin sonucudur. karmaşıklaşan bir dil de. özgün ve soyut düşüncelerin üretilmesinde çok daha işlevsel bir niteliğe bürünür.Algılama 71 biliriz. Dilin. birbirlerini karşılıklı etkileyen bir süreç içinde değerlendirmek gerekir. Buna göre dil. Bir verici ile bir alıcı arasında zorunlu olan göstergeleri inceleyen bilim dalı olarak tanımlanabilir. üretimle ilişkisinin doğrudanlığından söz etmiştik.

çeşitlenmesi sürecine öncülük eder. iletişim kurma gereği duymasalardı dil denen olguya da gerek kalmazdı. birbirleriyle anlaşma. Bu da ancak dil aracılığıyla gerçekleştirilebilir. içine doğduğu toplumun koşullarına uyumlanması demek. Daha doğrusu dil. Her düşünce. Dil bir simgedir. toplumsallaşmanın önemli bir öğesidir. simgesel anlamları olan imge parçacıklarından oluşur. Metin İnceoğlu . Eğer insanlar. Buna göre dil ile toplumsal yapılanma arasında da doğrudan bir ilişki vardır. Buna göre dil ile toplumsallaşma (socialization) süreci arasında da doğrudan bir ilişki vardır. O halde toplumsal ortam dilin varlığının olmazsa olmaz ön koşuludur. yani düşünce sürecimiz içinde. öğrenmesi ve kavramasıdır. sürecin genel ortamı olan dil ile birbirlerine bağlanır ve dış dünyaya açılırlar. imgeleri algılaması. o toplumda geçerlilik gösteren kuralları. psikolojide ve diğer insan bilimlerinde. toplumsal bir yapının oluşması dil olmaksızın mümkün olamazdı. Dr. Belli bir toplumsal ortama doğan insanın orada toplumsallaşması ve içine doğduğu toplumun koşullarına hazırlanmasında temel araçlardan biri yine dildir. Buna karşılık bir toplumun var olmasının ön koşulu da dilin varlığıdır. Daha öz bir deyişle. düşünce ise bir imge. Bu resimlerle. . İmge.Tutum Algı İletişim yapıların da o doğrultuda karmaşıklaşması. akıl yürütmeler ve imgeleme biçimleri. Tüm bu tasarımlar. soyut anlamlar yüklediğimiz simgelerle tasarımlar yaratabilir ve bunları pratik etkinliğe dönüştürebiliriz. doğaya olan bağımlılığını azaltan bir araçtır. ortaklaşa bir anlam yüklediğimiz ya da kişisel olarak anlamlandırdığımız simgenin kaynağı olan nesne veya öznenin zihnimizdeki resmidir. Nitekim insanların toplumsal bir ortam içerisinde bir araya gelmeleri.72 Prof. zihinsel faaliyet (bilişsel etkinlik) olarak adlandırılan sürecin birimleridir. İnsanın. İmgeler. simgeleri. Her şeyden önce dilin ortaya çıkması ve geliştirilmesi sürecinin temel ön koşulunu toplumsal yaşam oluşturmaktadır. dışımızdaki ya da düşüncemizdeki nesnelerin zihnimizdeki resmine imge diyoruz. dış dünyaya. İşte bu yüzden dil insanın somuta.

insanın.Algılama 73 Yine aynı nedenle dil. bireyin bilgi birikimi ve deneyimlerinin de algılama sürecinin işlemesinde önemli rol oynadığı bilinmektedir. birtakım imgeler ve imajlar oluşturarak onlara sunduklarından ve onların da bunları aynen alıp kullanmaya yönlendirildiğinden söz etmektedir. kendi başına bir soyutlamadır. a) Simgesel Algı Savaş ve siyasetin bile reklam söyleminde kurgulanıp sunulduğu çağdaş toplumların medya demokrasilerinde. Bunun yanında bireyin gereksinimleri ve onlardan kaynaklanan güdüleri. daha 1930’lu yıllarda fark edilmiştir. radyo ve sinema gibi kitle iletişim araçları yoluyla insanlara. olguları ve aralarındaki ilişkileri anlamlandırmasına ve kavramasına aracılık eder. Lippmann. Hatta Walter Lippmann 1922’de yayınladığı kitabında kamuoyu. 2. başkalarının yaşamlarına ilişkin birtakım kesitlerin sunularak insanların. bunları. Lippmann’ın dikkat çektiği ve çoğunlukla da kitle iletişim araçları yoluyla aktarılan yaşamların. bireyin algılamalarının kendi haline bırakılamayacağı gerçeği. küçük azınlıkların çoğunluklar adına düşündüklerinden. görsel. yalnızca nesneleri değil. kendi yaşamlarında yeri bulunmayan birtakım gerçekliklerin. kendilerinin olmayan. eğer onları ancak bu araçlar yoluyla ta- . Algılamanın oluşturucu öğeleri olarak da nitelendirilebilecek olan bu öğelerin. demokrasi gibi kavramlardan söz ederken birilerinin. duygusal ve seçilmeyici olmak üzere dört tür altında ele alabiliriz. pratiklerin. kendi gerçeklikleri gibi algılamalarının sağlanmasına çalışıldığına dikkat çeker. Algı Türleri Algılamanın gerçekleşmesinde duyu organlarının önemli bir yeri ve işlevi olduğu belirtilmişti. özellikle de o yıllarda kitlesel bir niteliğe bürünmeye başlamış olan gazete. Bu yönüyle dil aynı zamanda bir kavramlar dizgesidir. nesnelerden de çok olguları anlatır. söz konusu sürecin gerçekleşmesindeki yerlerine ve işlevlerine bağlı olarak algılamayı simgesel. imaj. yaşam deneyimlerinin.

o simgenin bütününü bulmaya itebilir. Metin İnceoğlu . Örneğin. başat durumdaki ana kodlama yanı sıra. belli bir biçim verilmiş bir kumaş parçası. Dr. Simge. Belirli renkleri ve simgesi olan. melon şapkası ve ünlü bastonunu gösteren bir fotoğraf. Yani bulanık suda balık avlamaya çalışıyor olabiliriz. hedef kitlenin dikkatini çekecek biçimde kurulması. Jest.Tutum Algı İletişim nıyan. elinde terazi tutan. gözleri bağlı. zekasını ve siyah-beyaz sessiz sinema günlerimize ilişkin anılarımızı da ikonografik bir bütünsellik içinde çağrıştırır. giysimiz vb. erişilebilir bir ortamda olmalıdır. C. sunulması ve dağıtılması sanıldığından çok daha güç olup kitle iletişiminin can alıcı noktalarından biridir. kendiliğinden bir zihinsel sürece yönlendirerek. sözcükler üzerinde yapıları vurgulamalar. bir şeyi temsil eden. Chaplin’in (Şarlo) koca potinleri. Bu da söz konusu yaşam kesitlerinin. başka bir şeydir. yakamızdaki rozet. ses tonu. Bazen simge parçaları simgenin bütününü çağrıştırabilir ve insanı. algılayan insanların yaşamında gerçek anlamda bir yerleri yoksa temsili gerçeklikler olmaktan öte bir anlam taşımaları mümkün değildir. genç kadın adaletin simgesidir. bize hemen O’nun mizahını. Ayrıca mesaj ortada ve alınabilir durumda olsa bile seçimlenemeyebilir. Peki ama simgesel algı nedir? Simgesel algıyı açıklamak için öncelikle simgenin ne olduğuna bakmak gerekir. herbiri ya da bazen hepsi birden birer simgesel algı modeli oluşturur ve algılamamızın simgesel düzeyde örgütlenmesinde rol oynarlar. ona bağlı başka iletişim kanalları da devreye girer. Her iletişim sürecinde.74 Prof. Ön koşul olarak mesaj elde edilebilir. Mesajın. . Balıksız göle olta atmışızdır ya da balıklı bir göle attığımız oltanın ucuna yem takmayı unutmuşuzdur. bir ulusun bayrağıdır. Simgesel algılamada önemli bir etken de belirtken uyarı (CUE) dır. mimik. pratiklerin ve deneyimlerin simgesel bir algı ortamında ve temsili anlamda paylaşılması demektir.

Belirtken uyarı. bir ses. Soyutlamak. işittiğimiz halde duymadığımız çevresel “çağdaş” bir kirlilik olarak kalacaktır. enflasyon. bir slogan veya reklamcıların çok kullandıkları gibi kısa çarpıcı bir müzik (jingle) olabilir. Soyutlama aynı zamanda bir perspektif biçimidir. birey için değeri ve anlamı olan öğrenilmiş bir “uyarıcı” olup soyut bir özelliğe sahiptir. İşte burada söz konusu mesajla ilgili vurgulayıcı bir nokta algılamayı harekete geçirir ve mesajın çok daha çabuk ve kolay algılanmasını sağlar. bir haber başlığı. seçim dönemlerinde siyasi parti liderlerinin propaganda konuşmalarının içeriğinde çoğunlukla işsizlik. Gereksinim ve ilgilerine uygun olup olmamaları bakımından. bir renk. Örneğin. Aynı şekilde reklamlarda sıkça kullanılan cinsellik imgesi de yine belirtken uyarı işlevi görmektedir. bir fotoğraf. başka bir biçime dönüştürmek ve böylece yeni bir gerçeklik üretmektir. Sembol. içinde bulunduğu ortamda her mesajla ilgilenmez. gerçekliği. Birey. özgün oluşturucu ortamından ve öğelerinden ayırıp başka bir ortama taşımak. Ancak beklenilen etkiyi yaratmak için belirtken uyarıların kullanım biçimine ve sıklığına dikkat etmek gerekir.Algılama 75 Bireyin çevresi mesajlar ağı ile çevrilidir. Bu durumda gönderilen mesajlara hiçbir tepki verilmeyebilir ve mesajların etkisi sıfırlanabilir. Bu seçimleme genellikle mesajdaki tek bir belirtken uyarının (CUE) bizde bıraktığı “izlenim”e göre yapılır. Baktığımız halde görmediğimiz. Üretilen. geliştirilen . mesaja “kulak veririz” aksi halde mesaj duyum alanımız içine girse bile “kuru gürültü”den öte gidemeyecektir. pahalılık gibi sorunlara çağrışım yapan sözlere yoğunluk verilmesinin nedeni izleyicilere sıkça belirtken uyarılar gönderme gereğinden kaynaklanır. Bazen çok sık ve aşırı tekrarla verilen belirtken uyarılar bir süre sonra bıkkınlık yaratarak ya da alışkanlık yaparak izleyici tarafından algılama alanının dışına itilebilirler. Şayet bu belirtken uyarılardan birisi bize etki etmişse. mesajları tarar ve ayıklar. ilgi ve algılama seçimleyici olarak işlemeye başlar.

Semboller gerek yüzyüze. Bu da bireyin içine doğduğu toplum içerisindeki toplumsallaşma süreci- . Dr. din kurumları. O halde insanların. Bu da sembollerin öğrenilmesinde. Sembollerin. bireysel değil. gerekse dolaylı ilişkiler içerisinde. birtakım ortak değer ve anlam alanları yaratmalarıyla olanaklıdır. arkadaş çevreleri gibi bireyin. algılanmasında ve kullanılmasında zaman içerisinde süreklilik sağlanması anlamına gelir. gelenek ve göreneklerin kuşaklar boyu devam etmesinde sembollerin kuşaklar arası aktarımının ve paylaşımının payı büyüktür. davranış kalıplarını hazır olarak öğrenir. Anlamlar. Birey. kitle iletişim araçları aracılığı ile öğrenilir. karşılıklı ilişkiler yoluyla kazanıldığı için. Birtakım törelerin. Ama bunun yanında kuşaklar arası aktarım da dikkate alınarak söylenecek olursa semboller aynı zamanda tarihin farklı zaman dilimlerinde yaşamış olan toplumlar ve kültürler arasındaki birtakım ortak değerleri de yansıtırlar. bireyin. aile. Metin İnceoğlu . dizgeli toplumsal yapılar içerisinde yaşamalarının önemli yapısal ve işlevsel öğeleri arasında semboller de yer almaktadır. sembollerle iletişimde pek çok anlamlar ve değerleri yani. Bunun yanında eğitim kurumları. Sembollerle aktarılan anlamlar. içinde toplumsallaştığı toplumsal ve kültürel ortamlar da sembollerin öğrenilmesinde önemli etkiye sahiptirler. içinde yaşadığı toplumun ortak değerlerini yansıtır. eşzamanlı öğrenilmenin yanında zaman içerisinde kuşaktan kuşağa aktarılma yoluyla öğrenilmesi de söz konusudur. Bu yönüyle sembollerle toplumsal yapılar arasında yakın bir ilişki vardır. örneğin. Bu da sembollerin paylaşımı yoluyla gerçekleşir. daha çok toplumsal bakımdan ortak bir değer ifade eder. Böylece sembollerin aktarımı ve öğrenilmesi yoluyla hem yatay (eşzamanlı) hem de dikey (dönemsel) anlamda değer paylaşım alanı gerçekleştirilmektedir.Tutum Algı İletişim yeni gerçeklik motive edilerek başka algılamalara dönüştürülebilir.76 Prof. Bireylerin toplumsal yapılar içerisinde bir araya gelmeleri.

Marjinal kültür grupları da alt kültürel alanlar gibi genel kültür içerisinde ortaya çıkan. Bu da sonuçta insanlar arası etkileşimi ve iletişimi kolaylaştırıcı bir durumdur. genel kültüre oranla daha dar alanlarda etkinlik gösteren kültürel gruplar arasında da yakın bir ilişki olduğu gözlenmektedir.Algılama 77 ni çabuklaştırır ve kolaylaştırır. gelenek ve görenekleri paylaşan insanların oluşturduğu kültürel gruplardır alt kültürler. benzer mekanlarda bir araya gelen. bunlara bağlı olarak belli davranış biçimlerini. evrensel) oranla çok daha dar alanlarda etkinlik gösteren kültürel oluşum ya da gruplaşmalardır. benzer ritüelleri. Bu yönüyle kültür ile semboller arasında oldukça yakın bir ilişki vardır. eğlence tarzlarını paylaşan. marjinal kültürel gruplar vb. O halde semboller salt bireyin genel kültürü ve eğitim sürecinde değil. genel kültürel alanda geçerliliği olanlardan farklı belli birtakım değerleri kendi değer paylaşım alanlarında öncelikli bir yere koymalarıdır. semboller ilişkisi bakımından. birahane kültürü bir alt kültürdür. genel kültür içerisinde varlık gösteren alt kültür ve marjinal kültür gruplarında da öğrenilir. Onların varlığını belirleyici bu öncelikli değerler çoğu zaman onlara özgü birtakım simgesel paylaşım ve etkileşim ortamlarında yansır. Gerek alt kültürel. Sembollerle alt kültürler. Buna göre örneğin. benzer gelir düzeylerine sahip. Kültürel gösterge ve sembollere bakarak insanlar genellikle birbirlerinin davranışlarını çıkarsayabilirler anlamlandırabilirler. Öte yandan kültür. Benzer yaşam biçimlerini paylaşan. genel kültüre (ulusal. aynı tür müzik dinleyen. gerekse marjinal kültürel grupların temel özellikleri ise belli simgesel ortamları paylaşmaları. Diğer yandan mevcut sisteme karşı durmak amacı etrafında bir araya gelen kültürel oluşumlar da marjinal kültürel gruplar olarak adlandırılır. ayrıntılı sosyal değerler ve anlamlar seti olarak tanımlanır. benzer sosyo-kültürel çevreden gelen. . Başka bir deyişle Williams tarafından bütün bir toplumun sahip olduğu yaşam biçimi olarak tanımlanan kültür aynı zamanda bir göstergeler sistemi olarak da ele alınabilir.

hem alıcı hem de verici tarafından önceden (a priori olarak) tanınan her şeydir. Yani göndericinin. Diğer yandan konumuz açısından önemli olan toplumsal . Bu yönüyle sembol aynı zamanda bir kod uyarıcı olarak belirir. o sembolleri kullanmasa bile unutmaz. bir başka deyişle göndericinin. Dr. alıcıların zihninde az veya çok bir öngörü sağlayan. Çünkü bu iki kavram.Tutum Algı İletişim Birey daha önce içinde yaşadığı ve benimsediği sembolleri ve bu sembollerin rol beklentilerini. Aynı şekilde harf devriminden önce Türkiye’de basılmış olan yazılı materyalden yararlanabilmek için Osmanlıca bilmemiz gerekir.78 Prof. Bu semboller bireyin geçmiş yaşam deneylerinin derin izleri olarak kişiliklerine yansır. Kod göstergelerin keyfi seçimini engelleyen. değerlerini. grup ya da kitle üzerinde amaçladığı etkiyi yaratabilmesi için kendisi ile kendisine hedef olarak aldığı kitle/grup ile arasında kod örtüşmesi olmalıdır. bu gruptan ayrılsa. O halde simgesel algı ortamında iletişimin etkin biçimde gerçekleştirilmesinin temel koşullarından biri başvurulan kodlama sisteminin söz konusu ortamdaki insanlar tarafından paylaşılıyor olmasıdır. Çağımızın iki büyük olgusu. reklam ve propagandayı bu çerçeve içinde değerlendirmek uygun olacaktır. Simgesel algı ve simgesel iletişim ortamında çeşitli iletişim araç ve teknikleri kullanılmaktadır. Sözgelimi yabancı bir ülkeye gittiğimizde oradaki insanlarla iletişim kurabilmek için onların dilini anlıyoruz olmamız ya da onların bizim kullandığımız dili biliyor olmaları gerekir. kamuoyu üzerinde (ticari-siyasi) etkili olma çabalarının ifadesidir. anlamlarını. anlamlandırmaya katkıda bulunan ve göstergelere bir düzen getiren kurallar bütünüdür. Metin İnceoğlu . Buna göre alıcı ve gönderici arasında iletişim sürecinin gerçekleşebilmesi için. Söz konusu araç ve teknikler. mesajını göndermek üzere tercih ettiği kodlama sistemi alıcı ya da hedef tarafından da biliniyor ve algılanabiliyor olmalıdır. Kod: Repertuardaki göstergelerin ifade ettiği. kendisine hedef olarak belirlediği kişi. kamuoyu ile ilişkileri nedeniyle toplumsal denetim odaklarında stratejik bir konuma sahiptirler.

nesneyle. Söz konusu araçlar. ancak onları algısal anlamda görebilmesi için onlara bakması da gerekir.. O halde görme duyusu. çevresini kuşatmış olan renk. toplumsal biraradalığı sağlayan değerleri yaratmakta önemli role sahiptirler. Ödüllendirme. Kitleleri. Kısacısı birey. dolayısıyla çevresiyle ilişki kurmasında önemli bir boyut olarak karşımıza çıkmaktadır. biçimler ve cisimlerden oluşan görüntü karmaşıklığını görmektedir. Ancak görsel algılama sürecinin gerçekleşmesi için biyolojik anlamda görmek ön koşul olmakla birlikte yeterli koşul olmaz. durumla. biçimlerden. insanla. karşılaşır. insanın çevresini algılama ve anlamlandırmasında.vb olumlu araçlar. yaşamının her anında çevresinde pek çok şeyle. hatta duygusal yönden de görmeye hazır olması gerekir. görsel anlamda algılama sürecinin gerçekleşebilmesi için bireyin. cisimlerden oluşan bir görüntü kalabalığı ile çevrilidir. Kişi. b) Görsel Algılama Kişi. Dağıtım kanalları (medya) aracılığı ile yayılan ve bireyi belirli davranışlara yönelten simge-sembol ve modeller aynı zamanda birer toplumsal denetim aracıdırlar.Algılama 79 denetim araçlarından birisi de psikolojik baskı araçlarıdır. Biyolojik açıdan bakıldığında da birey çevresindeki bu renkler. çok çeşitli renklerden. Burada Berger’in bakmak ve görmek arasında yaptığı ayrım akla gelmektedir. özendirme. hedeflenen davranışa yönelten bu araçlar “olumlu” ya da “olumsuz” nitelikte olabilirler. Birey. Görsel algılama özde biyolojik bir süreç olmakla birlikte bu sürecin işleyişinde psikolojik etkenler etkili olabilmektedirler. olayla. biçim ve cisim karmaşası içinde birçok şey görür. . psikolojik. cezalandırma ise olumsuz araçlar arasında kabul edilir. içinde yer aldığı dış çevreye ilişkin izlenimlerinin önemli bir kesitini görme yoluyla oluşturur. başka canlılarla vb. İşte bu noktada. çevresindeki görüntü karmaşası içinden seçme yaparak görme işlemini gerçekleştirmeye başlaması anından itibaren görsel algılama süreci başlamış demektir. İşte bireyin.

simgelediği filmle ilişkisini kuramayabiliriz. duyusal olarak algıladığı görüntülere ne tür anlamlar ve değerler yükleyeceği. c) Duygusal Algı Bir olay ya da nesneyi algılarken. görsel algılamanın gerçekleşmesi sürecinde önem taşımaktadır. güneşin parlaklığı. Bireyin neyi nasıl göreceği ve algılayacağı. diğer görsel malzemeyi nasıl bir kompozisyon içinde bir araya getireceğini. Kendimizi mutsuz ve karamsar hissettiğimiz bir anda gökyüzünün mavisi. Daha önce seyretmediğimiz. pastel renklerden ise o denli hoşlanmamaları gibi. Buna göre görsel algılamanın gerçekleşebilmesi için bireyin psikolojik olarak bakmaya ve görmeye hazır olması gerekir. Aksine mutlu ve iyimser duygularla dolu olduğumuz anda ise çevremizdeki parlak renkler bizim için çok daha çekici ve ilginç hale gelebilir. mesajın özellikle görsel dokusunda hangi renklere ağırlıklı yer vereceğini. kendisini kuşatan görüntü karmaşası içinden neyi görmeye gerek duyduğu. özellikle reklamlarda ve propaganda kampanyalarında önem taşımaktadır. neyi görmek istediği vb. Diğer yandan görsel algılamanın gerçekleşmesinde bilişsel süreçler de önemli ölçüde etkilidirler. Diğer yandan görsel algılamanın gerçekleşmesinde bireyin duygu yapısının da etkisi vardır. büyük ölçüde onun bilgi birikimi ve yaşam deneyim alanıyla ilişkilidir. Reklamcı ve propagandacı mesajını organize ederken.Tutum Algı İletişim Görsel algılama ile psikolojik süreçler arasındaki yakın ilişkiden söz etmiştik. ne tür görüntüler kullanacağını. onu. doğanın yeşili ilgimizi yeterince çekmeyebilir. yalnızca zihnimiz- . Başka bir deyişle bireyin. çocukların canlı ve parlak renkleri daha kolay algılamaları. Burada bireyin gereksinim ve güdüleri önemli ölçüde etkili olmaktadır. özellikle hedef kitleyi dikkate alarak kararlaştırır. hangi görüntüleri algılayıp hangilerini algılayamayacağı. hakkında da hiç bilgi sahibi olmadığımız bir filmin afişini gördüğümüzde. Metin İnceoğlu . Çünkü mesajın algılanmasında görsel algının önemi yadsınamaz.80 Prof. Dr. neyi görmek istediği. Görsel algı. Örneğin.

Sözgelimi. sembol.Algılama 81 de yer etmiş olan simge. sahip bulunduğu inanç. yaşam deneyimleri ve duygusal nitelikteki tavır ve eğilimleri arasındaki işlevsel ilişkiden kaynaklanır. d) Seçimleyici Algı Algılama. inanç. beklentiler. adet. aynı zamanda algılama konusu edilen bu olay. nesneleri. Başka bir deyişle burada algılama sürecinin işleyişine duygusal tavır ve eğilimler de karışır. Genel olarak yaşam içinde bireysel tavır. Bu yönüyle bakıldığında kişinin dünya görüşünün bütünsel bir ifadesi olan simge. içinde yaşadığımız dünyanın sübjektif bir görüntüsüdür. davranış ve yönelimlerin özünü oluşturan bu etkenler kişiler arası ilişki ve etkileşim (interaction) biçimini de büyük oranda etkiler. Kişilerin. nesneleri. kısacası çevrelerini bu kendilerine özgü algılama eğilimleri “seçimleyici algılama” olarak adlandırılır. Her birey olayları. Bu açıdan baktığımızda algılama. ideoloji. gelenek. olumlu ya da olumsuz duygularla yaklaşmasının temelinde çoğu zaman onun yaşam deneyim alanı içinde yer edinmiş olan duygusal nitelikteki tavır ve eğilimler vardır. sembol ve fiziksel nitelikteki birtakım izlenimlerle algılamakla yetinmez. örf. Bireyin algılamasında. başkalarına sempatiyle ya da antipatiyle. durumları. durum veya nesneye ilişkin algılama edimini sevme-sevmeme. içinde yer aldığı ilişkiler. vb. içinde toplumsallaştığı kültürel ortam. olayları... değer yargıları. iyi-kötü vb gibi duygusal nitelikteki birtakım izlenimlerin etkisiyle de gerçekleştiririz. içine girdiği etkileşim biçimleri. evrenin uyarıcı yanı ile bireyin kendi öz bilgi birikimi. almış olduğu eğitim. ne göre farklı biçimde algılar. . Örneğin hava alanında uçak beklemekte alan bir mühendis. yaşam deneyimlerinin derin izlerini taşır. görenekler yönlendirici etkiye sahiptirler. içine doğduğu toplumsal ve kültürel ortam. durumları. çevresindeki insanlarla sıcak ilişkiler kurması. kişinin. Diğer yandan bireyin duygusal ve sezgisel anlamdaki her tür tavır ve eğilimi de bu yaşam deneyim alanı kapsamında ortaya çıkar ve işlevselleşir. bireysel gereksinimler.

82

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

bir avukat, bir doktor, bir sigortacı ortamı farklı yönleriyle algılayabilirler ve büyük bir olasılıkla mesleklerine ilişkin bilgi ve deneyimlerinin yönlendirici etkisiyle içinde bulundukları ortamı seçimleyici algılamanın etkisi ile değerlendirirler. Algılama, bilincin ilk öğesidir. Bilinçli yaşamın temelinde, dış dünyadaki nesnelerin, insanda var olan açık ya da gizli ön algılara sunulması, yani algılanarak, ön algılar kitlesine katılması süreci yatar. İnsan eyleminde dış dünyanın zihinde oluşturduğu “temsili imgeler” etkendir, bu “imgeler “ ise “algılar”dır. Dünya ile ilişkilerimizi duyular aracılığıyla yürüttüğümüz, “iyi” ya da “kötü” yaşam tanımlarımızı, duyularımızın bize ilettikleri mesajlara göre düzenlediğimiz için, bilim adamlarının duyulara bu ilgisini yadırgamamak gerekir. Algılama, salt duyulara bağlı fizyolojik bir süreç değildir. Bunun ötesinde belki de daha önemlisi duyuların merkezi sinir sistemine (MSS-Merkezi Sinir Sistemi) elektro-kimyasal yolla ilettikleri enerji kotalarından ibaret alan mesajların, yapısal bir biçimde anlamlandırılması sürecidir. Bu anlamlandırma, MSS’de daha önceden (belki de bir bölümü, sosyobiyologların öne sürdüğü gibi kalıtsal biçimde aktarılmış olan) var olan depolanmış ya da potansiyel bilgilerle (önalgılar), yeni bilgiler arasındaki ilişkiler belirlenerek yapılır. “Özümleme” (assimilation) ve “uygunlaştırma” (accomodation) mekanizmalarının algılamada da bir işlevi vardır. Duyusal mesajların birey için bir anlamı varsa “algılama” oluşur. Zihinsel psikolojide buna algılamanın “generic” karakteri denmektedir. Tüm algılar, ön algılardan bazıları ile birlikte değerlendirilerek, yine onlarla birlikte gruplaşırlar. Anlamlarını da bu gruplamadan kazanırlar. Bir başka deyişle, duyuların algıya dönüşmesi, yani MSS’ne gelen duyusal mesajların, kendilerine özgü geçmişleri, gelecekleri, etkileri, değişimleri, gizliaçık çeşitli özellikleri ile “nesneler”, -yani ilişkilerimizde anlam taşıyan varlıklar olarak algılanmalar-, aynı sürecin farklı yönleridir. Bu yolla, elektro-kimyasal enerji, anlaşılabilir kavramlara, yani algılara dönüştürülür.

Algılama

83

“Önalgılama” (apperception), bireyin o anda yaşamakta olduğu bir deneyimi, geçmiş deneyimlerin birikimleriyle birlikte özümleyerek (assimilation) yeni bir zihinsel bütüne ulaşmasıdır. Bu bilgi kütlesine verilen ad “önalgısal kütle” (apperceptive mass)’dir. Algılamada, bu kütlenin kapsadığı bilginin azlığı ya da çokluğu, anlamlandırmada önemli bir etkendir.

3. Algılamanın Örgütleyici İşlevleri
Algılamayı etkileyen nedenlerin başında, etkili uyarı ile karşılaşmadan önceki dönemde, konu ile ilgili yaşam deneyimlerinin bulunup bulunmaması gelir. Organizmanın, o an‘daki “şey” ile daha önce karşılaşıp/karşılaşmaması, organizmanın algılamasını etkiler, yani algılamayı kolaylaştırır/zorlaştırır. Aynı uyarı ile karşılaşma sıklığı arttıkça, bireyin bu uyarıya karşı tepide bulunması süreci hem çabuklaşır hem de aynılaşır. Örneğin, kaynar su dolu bir çaydanlığa dokunduğunda eli yanan çocuk aynı çaydanlığı gördükçe aklına o kötü deneyimi gelir ve söz konusu nesneye çok daha temkinli yaklaşır. Bazen de bazı uyarılarla karşılaşmanın sayıca artmış olması, bu uyarıya karşı aynı biçimde tepide bulunma olasılığını arttırmamakta, aksine azaltmaktadır. Nitekim kişi aynı durumla, olayla, nesneyle ne denli çok karşılaşırsa ona ilişkin dikkati de o ölçüde azalır. Hatta bir süre sonra onu görmemeye, duymamaya, dolayısıyla da algılamamaya bile başlayabilir. Çünkü belli birtakım tepi beklentileriyle verilen etkilerin (mesaj, olay, durum, nesne) hedefe gönderilme sıklıkları belli bir yoğunluğu aştığında o etki hedefi oluşturan kişi, grup ya da toplum için sıradanlaşır. Bu da etkinin hedefini oluşturan kişi, grup ya da toplumun ilgi ve algı alanının dışında kalabilir. Reklamlarda ya da propaganda kampanyalarında aynı mesajın defalarca tekrarlanarak verilmesi çoğu zaman böyle sonlara maruz kalabilmektedirler. O nedenle gerek reklam programlarında gerekse propaganda kampanyalarında verilmek istenilen mesajların aşırı tekrara kaçmayacak biçimde verilmesine özen gösterilmesi gerekir. Buna göre „reklam, satışı; çok reklam, çok satışı sağlar“ biçimindeki tez ise her zaman

84

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

olumlu sonuç vermeyebilir. Eğer aynı ürünün aynı tarzdaki reklamını defalarca gösterir ve izleyiciyi bıktırırsanız bir süre sonra izleyici o reklamı izlememeye, izlese bile algılamamaya başlar ve sonuçta reklamdan beklenen satışı artırma etkisi ters yönde işleyebilir. Kısacası sakınma ve yaklaşma nesneleri algılamanın örgütlenmesinde önemli role sahiptirler. Şimdi bu örgütleyici nesneleri biraz daha ayrıntılı olarak ele alalım.

a) Sakınma ve Yaklaşma Nesneleri
İtici güçlerin yöneldikleri nesneler, yaklaşma nesneleri ve sakınma nesneleri olmak üzere iki grupta ele alınabilir. İtici güçle, itici gücün yöneldiği amaç arasındaki ilişkinin incelenmesi, davranışın dinamiğinin veya motivasyonun araştırılmasıdır. İstek ve amaçlar karşılıklı ilişki durumunda bir bütündür. Bir davranışı açıklamak için motivasyonla birlikte, algı ve öğrenmeyi dikkate almak gerekir. Bütün halinde olan insan davranışı algıyı, öğrenmeyi, motivasyonu aynı anda içerir. Bireyin tutumları onun istek ve amaçlarını yansıtır. Bireyin istekleri, onun bütün psikolojik faaliyetlerini yöneltmek ve sürdürmek üzere organize olmuştur. Bireyin algıları, düşünceleri, duyguları eski alışkanlıklarının harekete geçmesi, yeni alışkanlıklar kazanması gibi tüm faaliyetleri, daima onu iten kuvvetlerle (istekler) amaçlarının etkisindedir. Bir çocuğun reklam programında, mısır gevreği cipsine duyduğu açlık duygusu (istek) ile başlayan molar davranışı, ürünün satın alınıp tüketilmesi (amaç) ile sonlanır. Bu süreçte birbirini izleyen her aşama amacın elde edilmesi ve gerginliğin giderilmesi yönündedir. Şu halde insan davranışı daima gereksinim ve hedeflerle ilgilidir. Çoğu kez hedefi bilmediğimiz için, davranışı nedensiz (motivsiz) buluruz, ya da bireyin davranışının bir parçasını, onun davranış bütününden ayrı olarak ele aldığımızdan, motivi anlamakta güçlük çekeriz. Bireyin istek ve amaçları devamlı olarak gelişir ve değişir. Sosyal bilimlerdeki modern eğilimin, psikolojik gelişimi, biyo-sosyal bir gelişim olarak ele aldığını biliyoruz. Şu halde

Algılama

85

bireyin biyolojik, psikolojik veya çevreyle ilişkilerinde (sosyal) değişiklik oldukça davranışlarında da değişme olur. Bireyin fizyolojik toplumsal durumu ve yaşantısı değiştikçe, istek ve amaçlarında da değişmeler, gelişmeler olacaktır; bazı eski istekler ve amaçlar kaybolacak, onların yerini yenileri alacaktır. Bilindiği gibi, fizyolojik koşullarla istek ve amaçlar arasında sıkı bir ilişki vardır. Vücutta su azaldıkça, susuzluk hisseder ve içeceğe yöneliriz. Vücudun hormonal durumuna göre isteklerde değişme meydana gelir. İnsanın biyolojik gelişmesi ve olgunlaşmasına koşut olarak istek ve amaçlarında da farklılıklar belirir. Ergenlik çağında vücutta fiziki ve hormonal değişmeler olur. Vücutta meydana gelen fiziki ve hormonal değişmelerle birlikte gencin istekleri ve amaçları da değişir. Örneğin; cinsel istekler önem kazanır. Karşı cinse ilgi artar. Ana-baba otoritesinden ayrılma, bağımsız olma istekleri ön plana çıkar. İnsanın yaşamı süresince çevreyle ilişkisi ve yaşantısına bağlı olarak alışkanlıklar edinmesi de onda yeni istek ve amaçlar yaratır. Örneğin; belirli yemeklere, içeceklere alışması, o yemeklere içkilere yönelmesine neden olur. Bazen de var olan bir istek ve amaç kaybolur, onun yerini başkaları alır. Hayatının bir döneminde kumarı çok seven ona düşkün olan bir kimsede bu duygu kaybolabilir, hatta nefrete dönebilir. Onun yerine okumaya, koleksiyon yapmaya karşı istek gelişebilir. Bazı zamanlar da başlangıçta ayrı ayrı olan çeşitli istekler, birbirleriyle karışarak yeni bir biçimde ortaya çıkabilir. Örneğin; yemek isteği, bazen sevgi ve birine bağlanma isteği ile özdeşleşebilir. Cinsel istek, birine bağlanma, hükmetme isteği ve ilgili isteklerle karışık olarak kendini gösterebilir. Bu isteklerin bazısı bütün insanlarda ortaktır. Bazısı kültürden kültüre, bazıları ise insandan insana değişebilir. Bireylerin istekleri ile onların beklenti düzeyleri (le niveau d’aspıration) arasında sıkı bir ilişki vardır. Beklenti düzeyi, bireyin psikolojik olarak varmayı umduğu sınırdır. Kişinin isteği, bu düzeye ulaşmaktır. Birey bu düzeye

ortamdaki uyarılardan hangisinin algılanacağında. Dar gelirli bir kadın için taklit (imitation) bir kürk manto. bu uyarı ile aramızda kurulmuş olan birtakım ilişkiler rol oynamaz. bireyin zihinsel (cognitive) beklentilerini. içsel (bireye ilişkin psikolojik etkenler) ve dışsal (fizyolojik koşullar) ortamsal özellikler de önemli rol oynarlar.. hedeflerini. yapıları işin. yani bu uyarıların birey tarafından diğer birçok uyarı arasından seçilerek algılanması olasılığı artar. ısı. kitabın önceki sayfalarında seçimleyici algılama olarak adlandırmıştık. Uyarıcıların büyük bir kısmı ise uyarı enerjileri. ışık. veya bu düzeyi geçerse başarı duygusuna ulaşır ve tatmin olur. beklenti düzeyinin tatmini için yeterli olabilir. bunların hepsine birden set. Metin İnceoğlu . yönelimlerini etkileyen faktörlere -ki. Ki bunu. Başka bir deyişle kişinin başarı veya doyumu. içinde bulunduğu her toplumsal konumda ya da ortamdaki nesnelerden gelen uyarı duyumlarından ancak bir kısmını algılayabilir. algılanması halinde daha önceki algılamalara ve tepilere benzer tepilerin oluşup oluşmamasına bağlıdır. hangisine ne şekilde tepki gösterileceğinde. salt daha önceki yaşam deneylerimiz.86 Prof.. b) Algılamayı Etkileyen Örgütleyici Faktörler Birey. tepi sıralaması (response salience) denilmektedir. uyarının sunulduğu ortama ilişkin çeşitli etmenlere. Bunun yanında uyarı ile karşılaşma anında varolan koşullar. insan acıktığı saatlerde ortamdaki yiyecek uyarılarını daha duyarlı ve öncelikli olarak algılar.. . Aksi halde doyumsuzdur. bireyin o işe verdiği değere göre veya başka bir deyimle “beklenti düzeyine” göre değişmektedir.Tutum Algı İletişim varır. Algılamada içinde bulunulan an’da. Örneğin. Başka birisi için hedef veya beklenti düzeyi ise o kürkün gerçeğine ulaşmaktır. vb. duyu alıcılarına erişemediği için algılanamaz. ses. Dr. Uyarı ile karşılaşma anında bireyin motivlerine. “Algı seti”nin oluşması ve buna bağlı olarak oluşan tepi sıralaması uyarının algılanıp algılanmamasına. kazanılan başarının mutlak değeri ile değil.de bağlıdır.

çıkarsanmış temelleri- . bireyin iç yapısında eylem potansiyeli olarak durur. Nesnelere yaklaşımlar. bireyin kendi tutumlarına. Bu deneyle kanıtlanmış somut bir bilgi olarak yaşam deneyim alanımızdaki yerini almıştır. Diğer bir deyişle. bu nesneleri. Denem bilgiler. bu şeylerin kendi üzerinde sahip olabileceği etkileri kolaylıkla birbirinden ayıramaz. belli bekleyişlere yönlendirici oldukları için. nesnelere karşı gösterdiği duygusal (émotionelle) tepileriyle bütünleşmiş halde bulunurlar. limonla dolaysız bir karşılıklı eylemleşme sonucu öğrenilmiştir. algılanan nesnenin doğasına yönelmiştir. Algılama ve öğrenme ile ilgili olarak bireyde oluşan bu hazır olma durumu. yalnızca açığa vurulmuş davranışlarda görülebilirler. kişiden kişiye. toplumdan topluma. Kısacası tutum ve algı arasında sıkı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan yeşil ve beyaz rengin “soğuk”. Örneğin limonun ekşi olduğu. deneyimlediği. Tutumların ilintili olduğu algılar. algıda fiziki veya sosyal nesneler hakkında.Algılama 87 B) TUTUM VE ALGI Algıların. Tutumların tanımacı veya düşünsel yanları. mor rengin “afrodizyak” olduğu soyut bir konudur. kültürden kültüre. hatta zaman içerisinde görecelilik özelliği vardır. sarı ve mavinin “sıcak”. bireyin pratik denemlerinden. Tutumlar dolaysız olarak gözlemlenemezler. nesnelere yaklaşım gösteren birey. Tutumlar insan davranışlarında gözlemlenen tutarlılıkların. veya algıladığı şeylerle. birey tanıdığı. Algılar karşılıklı eylemleşmeden sonra ortaya çıktığı için. belirli davranışlar yaratır. algılanan nesne ile temasta bulunma sırasında geliştikleri için. bireyle dış dünya arasındaki karşılıklı eylemleşmeden ortaya çıktığını biliyoruz. fiziksel yapıları açısından algılar. dolaysız veya sembollerle kazanılmış denem bilgilerinden elde edilir. tutum tanımacı veya düşünsel bir temele dayanmış olmaktadırlar. Bununla beraber. Bazı insanların “muteber” sayılmamasının veya sosyal bir tabuyu çiğnemenin insanın başına “bela” açacağının öğrenilmesi de dolaysız ya da sembollerle kazanılmış denem bilgilerin sonucudur.

Heidegger’e göre modern çağda var olmak algılamaktır. hasta. resim-görüntü haline getirmiştir. İnsanın kendisine saygısı. tarımsal bir toplumda. Bir kişinin. anlama. insan grupları ve kurumlarla. b) Algılama ve Kültür M. Gombrich. “çıplak göz kördür” der. belirli yarışmalara girip kazanan kişi. Örneğin. birer motivasyon kaynağıdır. Gittikçe daha yüksek beklentiler edinmesi ise. onun başarı ölçüsü değişir ve bu değişme derhal daha yüksek düzeyde yeni bir beklenti ortaya çıkarır ve insan böylece ilerler. kendisi ile idealleri ve değerleri arasındaki ilişkileri algılamasından doğar. bu yönde motive olur. Tersi halde düşmeler meydana gelir.88 Prof. ben (ego) arasında çeşitli ilişkilerin doğması ve çoğaltılması demektir. Ancak insanın beklenti düzeyinin belirlenmesinde kendinden ve çevresinden gelen koşulların önemi büyüktür. yani. a) Beklenti (Umma) Düzeyi İnsan arzu ettiği bir başarı düzeyine ulaştığı zaman. Yani modern çağın teknolojisi. Çıkarsama ise. şehirde veya bir metropolde yaşaması onun beklenti düzeyini belirlemede büyük önem taşır. istekler ve hedeflerin doğmasına yol açar. bu düzeylerde yükselmeler olur. kendisini takdir etme isteğinin varlığını gösterir. daha büyük yarışmalar için kendini aday görür ve bunun için istek duyar. Bireyin normal büyüme ve toplumsallaşma süreci çevredeki insanlar. Bu sıkı ilişkiler önemli birtakım yeni gereksinimler. Modern çağın en temel özelliği dünyanın resim haline gelmesi olgusudur. Bilme. bakma ve görmenin sadece sabitleştirilen görme eylemine hasre- . Dr. nesneler. sağlıklı. Kendine saygı gibi duyguların savunulması ve kuvvetlendirilmesi. Bireylerin beklenti (umma) düzeylerine ulaşmaları ile. ben’i (ego) olabildiğince korumak içindir. dünyamızı görselleştirerek. Söz konusu ettiğimiz giderme (telafi) mekanizmaları. sözlü veya sözsüz davranışlar esas alınarak yapıları gözlemlere dayanır. Metin İnceoğlu .Tutum Algı İletişim dir. parlakdonuk zekalı oluşu.

tanıdığımız bir dünya değil. bir soruna bakarız. Bireyin toplumsal konumunun. sevincini. diğer anlama. görme biçimlerinin marjinalleşmesine ve olumsuzlaşmasına neden olmakta. değişik kültürlerdeki insanların nesne ve olayları anlamlandırma. içinde bulunduğu koşulları. bir bakış açısı benimseriz. Dünya bildiğimiz. hatta yanlış algısal yargılara yol açabildi- . Dünyayı bize gösterilen biçimde algılamamız. kendine özgü bir şemaya uygun biçimde anlama dönüştürdüğünün (transformation) bir başka göstergesi de müzikte izlenebilir. yaşamamız “gerçek” ve “doğru” olan tek ölçüt haline gelmiştir. kavramamız. Simgelerle düşünür. duyumsal verilerini. coşkusunu. Bir noktayı görürüz.Algılama 89 dilmesi ve hapsedilmesi. “anlam verme olarak algılama” sürecinde. Anlamlar. simge sistemleri (özellikle dil) aracılığıyla bilince yansıyan düşüncelerdir. Dünya artık bize gösterilen dünyadır. sezgilerini içinde yaşadığı kültürün egemen göstergeleri içerisinde müziğin çeşitli formlarına dönüştürürken aslında kendisinin. düşündüklerimizi simgelerle başkalarına iletiriz. Antropologların araştırmaları. bilme. Afrikalı zencilerin blues ve jazz müziğine üzüntü ve hüznü egemen kılmaları bundan dolayıdır. tanımlamamız. Algılamanın. Her toplumun kendine özgü bir müzik anlayışı vardır. Dahası her toplum ya da toplumsal kesim. Aynı şekilde geçliğin. Her kültürün. Bu simge sistemlerinin en başında dil gelmektedir. tüm öteki etkenleri bir yana bıraksak bile. dünyaya bakışını yansıtmaktadır. duygularını. Hissettiğimiz bir dünya değil. sınıfsal yerinin de algılamayı etkileyebildiğini. dolayısıyla algılama biçimleri arasında çeşitli farklılıklar olduğunu göstermektedir. izlenimlerini. düşüncelerini. kültürel etkenlerin önemli bir rolü olduğunu. bir soruna odaklanırız. dinamizmini pop müzikle ifade etmeleri de rastlantısal bir durum değildir. duyumları anlam şemaları içine oturtmak demek olduğunu saptadığımız anda. çünkü anlamların kültürel simgelere göre de belirlendiğini görüyoruz. Görme artık günlük yaşamımız içinde anlama ile özdeş hale gelmiştir. bu anlamların neye göre belirlendiğini de sormamız gerekir. insanın fizik ötesi özelliklerinin. Dolayısıyla.

her kültürün kendi değerleri çevresinde örgütlenen bir ilişkiler sistemi bulunduğunu.Tutum Algı İletişim ğini söyleyebiliriz. Bu da genelde kitlesel nitelikteki kültür endüstrisinin de içinde biçimlendiği piyasa ekonomisinin egemenliğini elinde bulunduranların istek. ortak bir kültürel çevreden gelen bireylerin. eşya vb. olayları tanımlamakta kullandıkları zihinsel haritalar arasında da benzerlik yaratır. bu tür farklılaşmaların açıklanması çok daha kolaylaşacaktır. belirli bir nesneyi. Adorno ve Horkheimer’in deyimiyle kültürün kitlesel nitelikte üretilmesine ve tüketime sunulmasına elverişli bir ortam olan “kültür endüstrisi” ve “bilinç endüstrisi” ortamında asıl amaç. bir toplum. Bir başka deyişle. Karikatürlerin neye ilişkin olduğu. Dr. Daha doğru bir deyişle. olayı algılama ve tanıma biçimlerinde. insanın beklenti ve isteklerinden soyutlanamayacak bir süreç olduğunu da belirtmemiz gerekir. kültürel etkenler. Çünkü karikatürün dili simgesel olarak kurgulanmış bir iletişimdir. Metin İnceoğlu . topluluk ya da grup içindeki bireylerin benzer kültürel göstergelere maruz bırakılması. İdeogram olarak düşüncenin dilini çizgilerle ifade ederken. insanın önalgılarının da bu sistem içindeki yaşantının bir ürünü olduğunu. bireylerin nesneleri.90 Prof. insan. insanların bilinçlerinin belli bir doğrultuda ve yönde biçimlendirilmesidir. paylaşılmış yaşam ortamları (background). . kolayca anlaşılır. Bu aynı zamanda ideolojinin* de bir paylaşımıdır. duyumlarını da bu önalgılarla yorumlayarak anlamlandırdığını anımsarsak. Dolayısıyla da kitle kültürü ortamında ortaya çıkan kültürel * İletişim açısından ideoloji: Geniş kapsamlı iletişim ağları içinde biçimlendirilen simgeler ve simgeleştirme kümesidir. harflerde olduğu gibi soyutlamaya gitmez. Bu arada algılamanın. nitelikleri tartışmasız belirgin şekillerin bile algılanmasını farklılaştırmamaktadır. Diğer yandan özellikle kitlesel kültür ortamında. belli bir yakınlık vardır. somutun soyutlanmasıdır. Belli. amaç ve beklentileri doğrultusunda bir yönlendirme olmaktadır. somuttur. hayvan. buna bağlı olarak da algılamalarının büyük ölçüde benzeşmesi söz konusu olmaktadır. Genellikle. Psikolojik olarak.

zihinsel yapı üzerindeki etkilerini görmüştük.Algılama 91 göstergeler genelde bu amaca uygun yapısal ve işlevsel özellikler taşırlar. Toplumsal ilişkilerimiz açısından da. hatta ortadan kalkması sürecini getirmektedir. beslenmeden. duyularımıza varlıklarını fark ettirmeye çalışan sayısız algı nesnesi arasında. belli haz arayışlarında ve algılayışlarında. ona nasıl davranılması gerektiğini de biliriz. Böylesine az . dolayısıyla da aynılaştırma amacına uygun bir ortamdır. belli tüketim alışkanlıklarında. çok basit bir düzeyde algılanması gibi bir sakıncası da vardır. Kategorikleştirme. insanların birbirlerinden farklı yaşam deneyim alanlarının zamanla kesişmesi ve benzeşmesi. bize büyük kolaylık sağlar. Bir başka deyişle. giyinmeye. Daha önce zihinsel örgütlenmelerdeki farklılaşmanın ve soyutlamanın. buna bağlı olarak da onların algılama biçimleri arasındaki farklılıkların zamanla azalması. c) Kategorileştirme ve Algı Toplumsal durumlara anlam vermekte kullandığımız. çalışmadan eğlenceye hemen tüm kesitlerini kuşatmış bulunan kitle kültürü. Öyle ki kültür endüstrisinin üretimsel ve tüketimsel ilişki ortamı içerisinde biçimlenen ve gündelik yaşamın. kategoriler algılarımızın gruplandırılmasını sağlar. ayrı ayrı inceleyip onlarla ilişkili birçok bilgi toplamamıza gerek bırakmadığı için. dolayısıyla da kültür endüstrisini elinde bulunduran kesimlerin bu yöndeki iktidar alanlarını genişletme amaçlarına uygun bir yönelim olarak değerlendirilebilir. çevreye uyum sağlamamızda büyük kolaylıklar sağlar. bu kolaylığın toplumsal yaşantının. toplumdaki insanların tümünü belli beğeni düzeylerinde. Bu da karşılaştığımız herkesi. hangilerini seçeceğimize karar vermemizi kolaylaştırır. etkileşim içinde olduğumuz bir bireyin hangi kategoride olduğunu bilirsek. toplumsal olaylara anlam verirken başvurduğumuz kategorileştirme süreci. Bu da beraberinde. Ancak. bizi birçok zahmetten kurtarır. Bu kategoriler. Bu sayede çevremizi çok daha basit bir biçimde algılayabiliriz. dolayısıyla. Bu durum da yukarıda belirtildiği gibi piyasa ekonomisini. kısacası belli bir yaşam biçimi içerisinde buluşturma.

Bu bulgulara dayanarak. bazı beyin hücrelerinin. mantık dediğimiz.Tutum Algı İletişim farklılaşmış birimlerden oluşan ve soyutlanmış kategorilerin meydana getirdiği bir zihinsel yapı. Hafızanın merkezi sinir sistemi içinde. Stereotip en kaba tanımıyla. fizyolojik bir olanak da sağlamaktadır. Kategorilerde iç farklılaşma azaldığı. beyinin bir bölümünün hasara uğraması durumunda. gerektiğinde depolanan bilginin kolayca bilince aktarılabilmesini sağlamaktadır. Metin İnceoğlu . Hücrelerin birbirleri ile bağlantı biçimi. tüm hafıza kaybını önlemek içindir. d) Algılama ve Bellek İlişkisi Geçmiş yaşama ilişkin bilgisel depolama. ona bağlı bilgileri de çağrıştırmak. kategorinin öteki zihinsel örgütlenmelerle aşırı ölçüde soyutlandığı durumlardan birine örnek olarak “stereotipler” verilebilir. öğrenme ve sorun çözme için gerekli zihinsel sentezleri yapamayacak biçimde kilitlenebilir. Bu örgütleme. . Dr. Bu inançların da temelinde çoğu zaman birtakım önyargılar ya da kalıp yargılar bulunur. ilintili düşünceler sürecinin ortaya çıkması için. belli özellikler taşıyan duyusal mesajları kolayca ve diğer uyarı mesajlarından daha önce kaydettiklerini gösterir. beynin değişik bölgelerindeki sinir hücrelerinin birbiriyle birleştiği synaptic kavşak merkezli dağılımı.92 Prof. Bu durum aynı zamanda beyine olağanüstü bir bilgi işleme yeteneği kazandırmaktadır. hafızadaki böyle bir örgütlenme. yani hafıza (bellek) ile algılama arasında fonksiyonel bir ilişki vardır. Ayrıca algıların bellekte gruplanma özelliği nedeni ile. Ancak bazı varsayım ve bulgulara göre hafıza. “Feature recognition-ayırt edici özelliğin tanınması” olarak adlandırılır. işleyiş biçimine ilişkin kesin açıklamalar henüz yapılamamaktadır. hatırlanmak istenen bilgi atomu ile birlikte. hatırlamayı kolaylaştırmaktadır. bir insan ya da topluluk hakkında son derece basitleştirilmiş inançlardır. Söz konusu önyargılar da genellikle dinsel ve ırksal birtakım etkenlerin etkisiyle oluşur ve farklı dinlere ve ırklara özgü insanların birbirlerine ilişkin algılamalarında da çoğu zaman önemli bir etkiye sahip oldukları görülür.

kısa sürede anlamlandırmakta ve uygun tepiler üretilmesini sağlamaktadır. Özümleme ve uygunlaştırma ile. algılamanın işlevselliğini sağlayan fizyolojik bir özelliktir. duyu organlarımızın bize ilettiği uyarı mesajlarla ve depolanan bilgi birikiminin değerlendirilmesi ile örgütlenir. ama bunun ne olduğunu söylemez. Örneğin. sürekli olarak bireyi çevreler. dolayısıyla da gelecek yaşantının bir tür zihinsel haritasını çizer. bize çevremizde bir şeylerin var olduğunu haber verir.Algılama 93 Bu varsayıma göre beyin hücrelerinin bir bölümü. C. belli uyarıcıları algılamakta uzmanlaşmışlardır. işitme duyuları ile ilişkili olarak merkezi sinir sistemine gelen. görme. Bize. Duyu-algıları. G. Dünyamıza ilişkin şey’leri koklar. Duyusal uyarılar. bir arabanın egzozuna sıkışan yanmamış benzin olduğunu anlarız. çözümleme-uygunlaştırma sürecinde. Bunu bize söyleyen algılama süreci değil. Bu şemalar bireyin içinde yaşadığı dünyanın. Jung’a göre: bilinç. bir şeyin ne olduğunu söyleyen. duyar. temsili resim ya da zihinsel harita ile ilgili olarak gerçekleşir. gerek nörofizyolojik. Bu tanıma düşünme dediğimiz bir sürecin sonucudur. Uzman sinir hücreleri. Düşünme. eksik anlam. Böylelikle hayatımıza ilişkin bilgilerimiz. bu akıma uygun mesajlar gönderdiğinde. önalgılama (apperception) sürecidir. Önalgılamanın karmaşık yapısı psişik olmasından kaynaklanır. organizma için ayırt edici uyarı mesajlarını. dışarıdan gelen. büromuzda otururken. dış dünyamızda duyu-algıları biçiminde. Tersi durumda ise anlamsızlık. dokunma. yanlı anlamlandırma durumu or- . merkezi sinir sisteminde kendine özgü bir elektrik akımının varlığı ile açıklanabilir. Bu durum. Olağandışı sesi tanırız. gerekse psikolojik düzeyde. Böylece dünyamızın farkına varırız (bilinç). anlam veremediğimiz bir patlama sesi ve sonrasında homurtulu bir gürültü duyarız. Bu resim. düşüncedir. Bir süre sonra bunun. tadarız. merkezi sinir sisteminde ortaya çıkan. mesajın içeriği. zihinsel haritada yer bulduğu ölçüde anlamlandırılır. organizmanın zihinsel şemaları oluşur.

fizyolojik olarak yaşanan deneylerin beyinde oluşturduğu karakteristik nitelikteki elektrik akımıdır. kişinin içinde bulunduğu duygusal (émotionel) durum. bazen olumlu. Bu durum. belirli bir nesnenin algılanması sırasında bireyin içinde bulunduğu grup ilişkileri. Gestalt’çı görüşün etkisi altında bir kavramdır . c) Geçmiş yaşamının izlerinin dinamik bir bütünüdür. Dr. Metin İnceoğlu . özdeşleşme ve benimseme gibi durumlar ortaya çıkmasına doğrudan etki eder. somut duyumsal bir bilgilenme olmanın ötesinde sosyal bir olgu olarak ele alınmalıdır. * Psikolojik Alan: Belirli bir anda bireyin psikolojik varlığının bir kesiti olarak tanımlanabilir. a) Bireyin dış fiziki çevresi. Bu alan sadece o anda var olanı kapsar. Hatta aynı kişi söz konusu olsa bile bu mümkün olmayabilirdi. yalnızca daha önce sözünü ettiğimiz fizyolojik etkenlere bağlı kalsaydı. önalgı. Diğer yandan aynı nesneye ilişkin algılamaların da her zaman aynı sonuçları vermemesi. Özetle. Psikolojik alan. değişik insanlar tarafından değişik algılanması söz konusu olmazdı.94 Prof. bireysel değil soyut (subjectif) etmenlere de bağlı sosyal bir olgu olduğunu göstermektedir. hatta aynı nesnenin (olayın) bazen algılanması bazen algılanmaması. Kişisel motivler. algılamanın sosyal bir olgu olduğunu. e) Sosyal Algılama Eğer algılama süreç olarak. O halde denebilir ki bireyin algılaması. içinde bulunduğu sosyal ortama ve kendi psikolojik alanına** bağlı olarak ortaya çıkan. Bu akım şemaları beyinin değişik bölgelerine dağılmış durumdadır. b) Kişinin iç fizyolojik durumu. . hiçbir birey toplumdan soyutlanamayacağı için. aynı soyut/somut nesne ya da olayların. bireyde itaat. bazen olumsuz algılanması gibi durumlar da bundan kaynaklanmaktadır. Nitekim sosyal bir olgu olarak algılama ya da diğer adlandırmayla sosyal algılama.Tutum Algı İletişim taya çıkar. Sosyal algılama ile bireyin içinde yaşamakta olduğu toplumsal ortama uyum göstermesi arasında doğrudan bir ilişki olduğu gözlenmektedir. algılamayı etkileyen diğer faktörlerdir.

ödüllendirilmek veya cezalandırılmamak için itaat. ‘. Yani. o sosyal etki bilgiseldir.Algılama 95 Sosyal algılama süreci içerisinde ortaya çıkan sosyal etkinin bir kesitinde kuralsal (normatif) diğer kesitinde ise bilgisel öğeler ağırlıklıdır. gerçeğin göstergesi. beklenti. birey tarafından yanlı olsa dahi. O halde sosyal algılama sonucu ortaya çıkan sosyal etki alanında kuralsal ve bilgisel öğeler bütünlük içinde işlevsellik gösterirler. algısal ve güdüsel yanlarını birbirinden ayrı ele almakta yarar vardır. Herhangi bir sosyal etki. Ancak. birey tarafından kurala uymaya zorlayıcı olarak yorumlanabilir. bireyin onu algılayış biçimi ile belirlenmektedir. “Sosyal tutumlar çoğu kez sosyal alanı kuran görecelik çer- . Bilindiği gibi algı ve güdü arasında bir bağlantı vardır. bu iki cephesinin ayrı ayrı ele alınması ile olanaklıdır. algıları etkiler.doğru. algılama sürecine etkide bulunan kişisel ve sosyal etmenler ve sosyal nesnelere ilişkin yaşam denemleri. sorunun. Tutumların Algısal ve Güdüsel Yanları a) Görecelik (İzafet) Çerçevesi Tutumları incelerken. etkiye uyma davranışı gösterebilir. bireyin işlevlerini nasıl yerine getirdiği konusunun anlaşılabilmesi. ya da sosyal etkinin kaynağı olan bireye benzeyebilmek amacıyla özdeşleşme. Aynı şekilde birey tarafından normatif ya da zorlayıcı olarak algılanan sosyal etki kuralsaldır. birey bir sosyal etkiyi. Bireyin dış dünyadaki nesnelere ilişkin olarak gerçekleşen algılamalarını ele aldığımız zaman. Güdüler. algılama sorununu bir sosyal algılama olarak değerlendirmeliyiz. bilgi sağlayıcı olarak algılarsa.’ bilgi olarak da yorumlanabilir. algılar ise ortamda duran elde edilebilir olan amaç. Bu bakımdan algılamanın iki açıdan değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda birey bu etkiyi “doğru” bir şey olduğunu düşündüğü için benimseyecektir. hedef ve yönelimleri tanımlar. Bunun sonucu olarak birey. Herhangi bir sosyal etki. Burada sosyal etkinin türü.

” İlk kez Sherif ve Cantril tarafından kullanılan bu genel tanımlama. Araştırmada. Sherif’in sosyal normun oluşumuna ilişkin “otoknetik etki” deneyini incelemek gerekir. belli bir birim içerisinde zorunlu kıları eğilimlerini ifade etmekte. kullandığı içeriği (content) yani bireyin belli bir durumu genel olarak kurmasını (structure) ifade etmiş olmaktadır. b) Sosyal Etkiye Uyma Davranışı Otokinetik Etki Deneyi) Sosyal biraradalığın. bireyin sosyal alana uygulamaya çalıştığı sosyal yapı anlamında. Metin İnceoğlu . görecelik çerçevesi haline gelmiştir. bireyin kendisine ve içinde yaşadığı gruba uyumu açısından hangi işlevleri yerine getirdiğini anlayabilmek için. Karanlık bir oda duvarında asılı perdede hareketsiz duran bir ışık noktasına bir süre sabit ve dikkatle bakarsak hareket ediyormuş gibi görürüz.96 Prof. diğer yandan. Sherif. kanaatlerde söz konusu olan görecelik çerçeveleri arasında bir farklılık vardır. düzenliliğin (sociabilité) ve sosyal yaşamın temelinde yatan uyma davranışını. Dr. “Otokinetik etki” adıyla bilinen araştırmasında M. bireyin belli bir gözlemde. Tutumsal izafet çerçeveleri. Tutumsal görecelik çerçevesi ile. Böylece görecelik çerçevesi bir yandan bireyin yönelimlerini. Bu bakımdan. yani belli bir durumun algılanmasını. görsel algı yanılgısından yararlanmıştır. birbirlerini önceden tanımayan denekler kullanılmıştır. bu güne kadar yapılmış araştırmaların en önemlilerinden olan M. algılama konusundaki araştırma ve çalışmalarda kullanılmaya başlandığından bu yana değişikliklere uğramış ve bugün.Tutum Algı İletişim çevesi olarak düşünülürler. davranış biçimlerini yakından incelemek gerekir. kanaatlere temel oluşturan dışa vurulmuş ifade edilmiş tutumlar aracılığı ile çıkarsanabilir. aynı terim hem tutum hem de algı araştırma ve çalışmalarında kullanım alanı bulmaktadır. Bu denekler önce deney odasına birer birer alınırlar ve kendilerine “bir algı deneyi yapılacağı” söylenerek ka- . Bu görsel yanılgıdan hareketle Sherif bir dizi algı deneyi gerçekleştirir. Terimin bu iki kullanımı sayesinde.

Deneyin ikinci aşamasında denekler. duvara asılı panoya yansıtılan küçük ışık noktası. onuncu gösterilişten sonra 7 cm civarında bir uzunlukta karar kılar ve daha sonra dile getirdiği uzunlukların 6 ile 8 cm arasında kaldığı gözlemlenir Işık hiç hareket etmediği. ancak zamanla belli bir sayıda karar kıldığını ve ışığın hep o oranda hareket ettiğini söyledikleri saptanır. Bu deneyin ilginç yönü. Bundan sonra. yalnız olmasına rağmen. dördüncüde 3 cm diyen denek. c) Otokinetik Etki Deneyinin Sosyal Psikolojiye Katkıları Sherif’in otokinetik etki deneyinden sosyal psikoloji açısından çıkarsayacağımız sonuçlar şunlardır: Fiziksel gerçeğin belirsiz olduğu durumda birey olguyu belirlemek. bu ışığın hangi yönde ve kaç santimetre hareket ettiği sorulur. ikincide 9 cm. üçüncüde 11 cm. kişi yalnız ise kendisi tarafından.Algılama 97 ranlık odada. Bu evrede deneklerin. onuncu gösterilişten sonra 7 cm civarında bir uzunluk söyler ve ondan sonra söylediği uzunlukların çoğunlukla 6 cm ve 8 cm biçiminde belirten denek. Örneğin ilk gösterilişinde 1 cm. her deneğin ayrı ayrı kendince bir standart geliştirmesidir (8 cm–15 cm gibi). bir dayanak bulmak ister ve bu amaçla bir gerçek yaratır. Böylece. kısa aralarla gösterilir. ilk evrede kendi geliştirdikleri bireysel standardı kullanmayıp. eğer baş- . İkinci aşamanın ilginç bulgusu ise. birkaç kişilik gruplar halinde deney odasına alınırlar ve kendilerinden. ancak hareket ediyormuş izlenimi verdiği için. her deneğin önce. yerlerini tek bir ortak grup standardına bırakmış oluyor. ışığın her projeksiyonunda yargılarını yüksek sesle belirtmeleri istenir. Işığın her gösterilişinde. belirtilen uzunluğun gerçekle ilgisi yoktur. bu standartlarından saparak grup halinde tek bir standart oluşturma eğilimi göstermiş olmalarıdır. Bu gerçek. bireysel standartlar. grup standardına bağlı kaldıkları görülür. yine aynı denekler araştırmanın ilk evresinde olduğu gibi deney odasına tek tek alınarak aynı işlem tekrarlanır. birbirini tutmayan sayılar verdiğini. ilk aşamada birbirinden farklı standart geliştirmiş deneklerin bir araya geldiklerinde. Araştırmanın ilk aşamasını oluşturan bu bölümde.

uyuşturucu gibi alışkanlıkların da çoğunlukla grup içerisinde edinildiği bilinmektedir. Sosyal psikolojide buna grup dinamiği adı verilmektedir. Buna göre bir grup içerisinde yer alan bireyler kendi bireysel istek ve beklentilerinden hareketle değil çoğu zaman gruplarının kendilerinden istek ve beklentilerinden hareketle birtakım tavır ve davranışlar ortaya koyarlar. ortak bir yargıya doğru yönelmeleri ve bireysel olarak geliştirdikleri gerçeğin yerine. ortak bir standarda.98 Prof. . M. grup halindeyken. Aynı şekilde sigara. sosyal çevrenin. tavır ve davranış eğilimleri sergileyebilirler. Dr. Bu da sosyal algı ve uyumun altının bir kez daha çizilmesi gereğini göstermektedir. elinde zincir hiç tereddüt etmeden etrafa şiddet saçabilir.Tutum Algı İletişim kaları ile beraber ise karşılıklı etkileşim (interaction) sonucu grup tarafından yaratılır ve bu standarda beraberce uyulur. Tek tek birer algı standardı geliştirmiş oldukları bilinen bireylerin. Metin İnceoğlu . tavır ve davranış biçimlerinden kolayca uzaklaşabilmekte ve içerisinde yer aldıkları grubun normları doğrultusunda çok farklı birtakım tutum. içinde bulundukları grubun geliştirdiği sosyal gerçeği kabul etmeleri birey ve grup ilişkisi açısından son derece önemli bir noktayken. motosikletliler çetesinin üyesi olduğu andan itibaren altında motosiklet. Grup içinde bir norm bir kere oluşunca. grup içerisinde çoğu zaman bireysel düzeyde sahip oldukları tutum. söz konusu grubu oluşturan bireyler tarafından benimsenmesi ve asıl gerçeğin o olduğunun. Bu yönüyle Sherif’in araştırması. içki. Sözgelimi kişisel olarak şiddet temelli davranışlar içerisine asla girmeyen bir genç. sosyal algı ve uyma davranışının açıklanması bakımından sosyal psikolojiye büyük olanaklar ve açılımlar sağlamaktadır. bireyler üzerindeki etkisinin ne denli önemli olduğu da açıkça ortaya konmaktadır. açıkça ortaya konmuştur. Özetle söylemek gerekirse bireyler. o normun. onun yansıttığının birey tarafından kabul edilmesinden başka bir seçeneğin olmadığı anlaşılmaktadır. Sherif’in otoknetik etki deneyinde de bu.

bu emre uyup uymayacağını ya da ne dereceye kadar uyacağını laboratuar deneyi ortamında incelemiştir. bu araştırmasında özellikle. Bu da hem bireysel hem de toplumsal düzeyde sosyal psikolojik anlamda birtakım rahatsızlıkların ortaya çıkması demektir. bireylerce gerçek olarak kabul edildiğinden bu norma uyulmuştur. ancak onların. araştırmanın ilk evresinde bireysel düzeyde geliştirdikleri standardı değil de daha sonra grup içerisinde geliştirilen standardı ön plana koydukları. inansın ya da inanmasın. Aksi takdirde sosyal algıda aksaklık ve bunun sonucunda da sosyal uyumsuzluk ortaya çıkar. Böylece belirsiz bir fiziksel gerçeğin yerini sosyal gerçek almış grubun normu. ücreti de iyi olduğu için. ondan çok daha önemli ve etkili olduğu yönündeki varsayımı doğrulamaktadır Sherif. belirsiz bir fiziksel ortam yaratmıştır. böylece kendi bireysel karar ve yargılarını grup ortamında oluşturulan karar ve yargıların arkasına ittikleri görülmüştür. Sosyal etki olayının oluşum sürecini açıklayan bu araştırmalardan sonra şimdi de. onun gerektirdiği doğrultuda davranmak durumumdadır. deneye katılmaya karar veriyor- . Psikolojik deney için denek arandığını bildiren bir ilan görüp. d) Milgram’ın “İtaat” Deneyi Sherif’in ototkinetik etki deneyinde bir sosyal normun nasıl oluştuğunu gördük. sosyal etkinin ve buna uyma davranışının nereye varabileceğini gösteren “itaat”deneyini inceleyelim. kabullensin ya da kabullenmesin içinde bulunduğu grubun ya da sosyal çevrenin gerçeğini kendi gerçeği olarak. İnsanlar sosyal etkiye ne dereceye kadar boyun eğerler? Sosyal itaat veya başkaldırma nasıl oluşur? Bu sorulara cevap arayan Milgram tanımadığı birisine zarar verme emri alan bireyin.Algılama 99 Başka bir deyişle birey. Bu arada yeniden dönüp Sherif’in araştırmasının üçüncü evresine baktığımızda burada da deneklerin bireysel anlamdaki görsel algılarına yeniden dönüldüğü. inanılması ve benimsenmesi gereken asıl gerçeklik olarak kabul etmek. Bu da grup standardının kişisel olarak geliştirilmiş standardın önünde olduğu.

orta yaşlı şişman bir adamın da. Güleryüzlü orta yaşlı “öğrenci”. Metin İnceoğlu . “Öğrenci” kelime çiftlerini ezberlemek durumundadır. Araştırmacı. sizden az önce gelmiş olduğunu öğreniyorsunuz. araştırmacının cevabı. bir öncekinden 15 volt daha kuvvetli şok verilecektir. 300 voltluk düğmenin üstünde “çok kuvvetli şok”. Bundan sonra öğrenci yandaki bitişik odaya götürülerek oturtulur ve kollar elektrotlara bağlanır. 450 voltluk düğmenin üstünde ise “Tehlikeli! Aşırı Şok” yazmaktadır. Öğrenme işlemi önceleri iyi gider. 75. 120 voltluk şoktan sonra “öğrenci”. Kura çekiliyor ve siz hoca olacağınızı öğrendiğiniz zaman biraz rahatlıyorsunuz. hoca olarak sizin jeneratörle ona elektrik şoku cezası vermeniz gerekmektedir. çünkü odadaki büyük bir şok jeneratörü oldukça korku verici bir görünüşe sahip. soğuk görünüşlü genç bir adam karşılıyor ve kendini araştırmacı olarak takdim ediyor. siz de ona şok vermeye başlarsınız. kuvvetli şokun can acıtabileceğini fakat tehlikeli olmadığını söyler. Her yanlışta bir sonraki düğmeye basılacak yani öğrenciye her yanlışta. Kelimeleri doğru olarak hatırlayamazsa. içerideki odadan artan inleme sesleri duyulmaya başlar. sizin gibi araştırmaya denek olarak katılmak üzere. kalbinden biraz rahatsız olduğunu söyleyerek araştırmacıya şokun tehlikeli olup olmadığını sorar. diğerinizin öğrenci olacağını ve öğrenci yanlış yaptığı zaman ceza olarak hocanın elektrik şoku vereceğini söylüyor. Yanında duran güler yüzlü. Dr. fakat sonra “öğrenci” yanlışlar yapmaya. Tanınmış bir üniversitenin psikoloji laboratuarına girdiğinizde sizi beyaz gömlekli. Araştırmacı. Üstünde 15 volttan 450 volta kadar. öğrenme psikolojisi deneylerinde genellikle kullanılan kelime çiftleri dizisidir. 90 ve 105 voltluk şoklarda. “lütfen devam edin hocam” olur. cezanın öğrenmeye etkileri konusunda bir deneye katılacağınızı. Araştırmacıya dönüp “bağırıyor” dediğiniz zaman.100 Prof. birinizin hoca. 15’er volt aralıklı şok düğmeleri var. “Araştırmacı! Beni .Tutum Algı İletişim sunuz. Öğrenilmesi gereken işlem. araştırmacıya bağırarak şokların acı vermeye başladığını bildirir. 135 voltta “öğrenci” acı ile daha çok inler ve 150 voltta.

315 voltta da müthiş bir çığlıktan sonra. bu tür bir açıklama yeterli olmayacaktır. Şok jeneratörü gerçek değildir. denekler tarafından tamamen gerçek olarak algılanmıştır. deneklerin. Ayrıca. “acıya dayanamıyorum” diye bağırır. Kura çekilen kağıtların her ikisinde de “Hoca “ yazmaktadır. Şimdi bu ürkütücü deneyin aslını açıklayalım. bu 26 kişinin. Ancak. kekelemek. Genel sonuç araştırmanın ilk sonuçlarından farklı olmamış. Tersine deneklerin büyük çoğunluğu terlemek. Çünkü aynı araştırma bazı değişikliklerle birçok kez tekrarlanmış ve bine yakın kişi denek olarak kullanılmıştır. yalnızca şokun her verilişinde işkence içindeki bir adamın çığlıkları duyulur. Bundan sonra.Algılama 101 buradan çıkarın! Benim kalbim var. rastlantısal örneklem ile seçilen bu kişilerin hepsinin de sadist olması olanaksızdır. Siz araştırmacıya dönüp “Çıkmak istiyor. Çeşitli sosyoekonomik düzeylerde bulunan farklı eğitim ve mesleklere sahip. 180 voltta öğrenci. Gerçekte “öğrenci” araştırmacının asistanıdır. araştırmacının cevabı nettir. ıstırap çeken bir insanın çığlığıdır. dudaklarını ısırmak. çekip gitmek istediğini kızgın ve “uygun” bir lisanda belirtir. 300 voltta ise çaresizlik içinde. hiçbir soruya cevap vermez. lütfen devam edin!” 150 volttan sonra olanlar ise şöyledir. “Öğrenci”nin bağırma ve inlemeleri efekt sesleridir ve “hoca” rolü verilen bütün denekler bu efekt seslerini duymaktadır. sonuna kadar araştırmaya devam ederek 450 voltluk şoku veren deneklerin oranı yüzde 50’nin üstünde olmuştur. ne yapayım?” diye sorunca. teste artık cevap veremeyeceğini. “Araştırma devam etmelidir! Hocam. Araştırma ortamı son derece inandırıcı olmuş. paraları da istemediğini. çeşitli yaşlardaki kadın ve erkek yetişkinlerden. emre itaat sonucu zarar ve ıstırap vermekte. çıkarın! Deneye devam etmeyeceğim” diye bağırır. örneğin sadist olmalarıyla ya da saldırganlık güdüsüyle açıklanabilir. yani sizin “hoca” rolünü almanız kesindir. titremek. deneklerin yüzde 65’i (40 denekten 26’sı) suçsuz bir insana. şokları “öğrenci”ye vermekten memnun olmadıkları da açıkça görülmüştür. Ayrıntılarını açıkladığımız bu araştırmada. artık deneye katılmadığını. 270 voltta şoka tepkisi. ve tırnaklarını ellerine batırmak gibi sinirli- . kişilik özellikleriyle.

Dr. Sosyal uyma davranışı. Uyma davranışı üçüncü bir mekanizma sonucu da ortaya çıkabilir. Kelman. e) Milgram’ın İtaat Deneyi’nin Sosyal Psikolojiye Katkıları Uyma davranışının.102 Prof. kolaylaştırdığını. Buna “benimseme” ya da “kendine maletme” diyoruz. ilk defa Kelman tarafından ayırt edilmiştir. grubun görüş birliğinin etkisi. özellikleri gibi. insanların sosyal düzeni oluşturmak için uyma davranışı gösterdiklerini artık biliyoruz. ona benzeyebilmek için uyar. insanlarda benzer davranışlara neden olduğunu. doğru olarak kabul etme durumu vardır. uyma davranışı da ortadan kalkar. araştırma bulgularını deneklerin kişilik özellikleriyle açıklamak yerine. uyma için inanılır bir fikirdir. Bu üç ayrı tür uyma davranışı. Nazi Almanyası ortamında Goebels’in uyguladığı propaganda teknikleridir. bağımsızlık anlayışı vb. uyma davranışını etkileyen bireysel etkenler de söz konusudur. özdeşleşme ve benimseme. Özdeşleşme sonucu uyma davranışının temelinde. grubun büyüklüğünün etkisi. “özdeşleşme” süreci sonunda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle. bir kurala ya da görüşe onun gerçekten doğru olduğuna inandığı için uyar. Burada birey birisinin ya da bir grubun fikrine. bu tür aşırı itaatin nasıl oluşturduğunun tarihte yaşanmış örneği. dolayısı ile toplumsal biraradalığı. uyulanın cazibesi. ödüllendirilmek ya . Bunlar. Kişinin özgüveni. sosyal statü ve saygınlığın etkisi.Tutum Algı İletişim lik ve rahatsızlık belirtileri göstermişlerdir. bu kavramları sosyal etki ve tutum değişimi süreçleri olarak geliştirmiştir. Metin İnceoğlu . Bu tür uyma davranışında kişi. Ayrıca uyma davranışını etkileyen bazı önemli ortamsal etkenler de vardır. Şüphesiz. değeri vardır. İtaatin sağladığı yarar. uyanın gözündeki değeri devam ettikçe uyma davranışı da devam eder. Burada uyulanın fikri. insanlar tarafından kabul edilmek. Otoritenin etkisinin. Uyma davranışının temelinde bu “inanma”. kişiye üç ayrı yarar sağlamaktadır. Uyulanın. karakteri. İtaat. yüzyüze bulunmanın etkisidir. Bu değer kaybolursa. bir sosyal etki olayı olarak yorumlamak daha geçerli olacaktır.

Gestalt’çılara göre. simetrik biçimler asimetrik biçimlerden. İtaat. kişinin doğru hareket ettiğine inanma gereksinmesini tatmin etmektedir. kişisel bir görevi yerine getirmekte. Bu eğilimin sonucu olarak algılama. kişiye değer verdiği kimselere benzemek. Görme ve Algılama (Gestalt Kuramı) Kurt Koffka. daha basit figür-zemin ilişkisi yarattıklarından. Böylece. parçaların bir figür-zemin bağlantısı içinde bütüne dönüştürülerek algılanması da. Özdeşleşme”nin yararı. “Benimseme” ya da “kendine maletme”nin kişiye sağladığı yarar ise.Algılama 103 da cezalandırılmamak şeklinde düşünülebilir. Max Wertheimer ve Wolfgang Kohler gibi ünlü Gestalt’çıların. benimsemenin temelini oluşturan güdüde kişinin. bu örgütlülük eğiliminin bir sonucudur. özdeşleşme ve benimseme süreçleri ile sosyal etkiye uymanın kişiye yarar sağladığını söyleyebiliriz. Örneğin. uzak olanlardan. Yani. bu bölümün başında belirttiğimiz gibi uymanın en temel görevi olarak belirtilen “gerçeği tanımlamaya” yaramaktadır. nihayet. doğru bildiği şeyi yapmak isteği vardır.. daha kolaylıkla algılanır. ne- . benimseme. Perls ve arkadaşları algılamada. onlar gibi olduğunu düşünmek duygusunu sağlamasıdır. itaat ve özdeşleşme. onlarla ilişkilerini olumlu yönde geliştirme görevini yerine getirirken. benimseme. mekan ve anlam olarak yakın nesneler. beğenilen bir başkası gibi olmak. algılamayı insan beyninin doğası gereği sahip olduğu örgütlenme eğiliminin bir ürünü saydıklarını belirtelim. özdeşleşmenin temelinde. basite doğru bir yöneliş içindedir. itaatin temelinde yatan güdü ise cezalandırılmamak ya da ödüllendirilmek. C) ALGILAMA KONUSUNDA KURAMSAL YAKLAŞIMLAR 1. onun “doğruyu” anlama ve uygulama gereksinmesini tatmin etmesidir. Yukarıda belirtildiği gibi. diğer insanlara dönük olarak. Bu yarar sağlama işlevinin temelinde üç farklı güdülenme söz konusudur.

Bir başka deyişle. ama bu isteklerin bireyin salt o andaki değil. duvara asılı billboard reklamında ağır vasıta motor yağı kutusu yanında duran. parçalarının toplamından farklıdır. Daha sonra sıradaki en önemli gereksinme onun yerini alır. Bunun sonucu olarak. bir örüntü vb. “Zemin” ise. Zemin. yarı çıplak. Dr. . figür ve zeminin oluşturdukları bütün ise “gestalt’ı oluşturur. o parçalar arasındaki bütünsel ilişkiyi görür. parlak. görmede bir bütünlük söz konusudur. Böylece bütün. “görme” işlevi başlangıçtan beri örgütlü bir eylemdir. seksi. parçaları değil. Bir gestalt değişik şekillerin birbiriyle ilişki içinde. bu nesnenin içinde bulunduğu “çevre”dir. ilgi çekmeyen bir zeminde belirmesidir. Gestalt’çılara göre. bu okulun çalışmalarını hemen tümüyle görsel algılama konusuyla sınırlandıklarını da belirtmek gerekir. görsel algılama. Örneğin. Örneğin. o özelliğin içinde bulunduğu bağlamdan (contex) etkilenmesidir. Gestalt kuramı. İnsanların algısal alanın bütünü üzerinde tutarlı ve anlamlı izlenimler oluşturduklarını ileri sürer. Ayrıca. o figürdür ve bireyin davranışını bu gereksinme giderilinceye kadar yönlendirir. “İyi” bir Gestalt** ise daha birleşik (basit). Yaşam savaşında en önemli gereksinme ne ise. parçalarından farklı olan yeni bir bütünsel şekil oluşturması halinde. güzel bir kadın res* Gestalt. İnsan. neyin zemin olacağını. olabilir. birey izlediği bir reklam filminde. sözcük olarak. “figure” (şekil) ve “zemine” (ground) göre yansımıştır. sürekli olarak dikkat alanından ayıklanan her şeydir. sosyal algılamada bir kişilik özelliğinin anlamı. Bu bir nesne. ilginin odağını simgeler.Tutum Algı İletişim yin figür (şekil). Böylece. insan isteklerinin de kendi aralarında bir bütün oluşturacaklarını belirttiği. geçmişteki olaylardan ve gelecekteki beklentilerden de kaynaklandığım ve “genetik” sorunları gözardı ettiği için eleştirilmektedir. çevresel nesneler arasındaki bütünsel ilişkilere yönelir. şekillerin birleşmesi anlamına gelmekte- dir.104 Prof. Görsel alan. salt tüketimi önerilen ürünü değil. Metin İnceoğlu . o ürünün tüketildiği ortamın yaşam biçimini da algılar. keskin bir figürün gitgide boşalan. salt o andaki görme eyleminin belirleyeceğini ifade etmektedirler.

Bu “anlamlandırma” ise. figür ve zemin arasındaki belirleyici ilişkiden kaynaklanmaktadır. Burada. motor yağı) kendi aralarında ilişkilendirilmesidir. figürle olan ilişkisinden ve bu ilişkilerin bütünsel bir gestalt oluşturmasından kaynaklanmaktadır. kırmızı” gibi mesajlar bizim “duyum”larımızı (sensations. birtakım “şey”lere ait olan niteliklerdir. Duyular bize bir şeyin “soğuk “ “acı” ya da “kırmızı” olduğunu iletirler. Buradan da anlaşılabileceği gibi algılama. seksi kadın. Ancak reklamı yapılan ürünün uyarıcı cazibesi hemen hiç yoktur. duyular aracılığıyla varlığı anlaşılan birtakım nesnelerin. uyaranı erotik bir unsura yönlendirilir. Bunlardan çıkan sonuç ise. figürün anlamı onun zemin ile ilişkisinden. Bunlar daha basit. nesnelerden duyusal olarak gelen verilerle.. herhangi bir nesnenin tek başına değil. özellikle vurgulamak istediğimiz. yani duyu . bir ayakkabı kırmızıdır. vb. ait olduğu ilişkiler çerçevesinde algılandığında bir anlamı olabileceğidir. bireyin küçüklüğünden itibaren. aynı biçimde. figür ile zemin arasındaki ilişkinin nasıl bir bütün (gestalt) oluşturduklarıdır. Oysa. burada ilginin odağı olması gereken motor yağının figür olması gerekir. “soğuk. Algılama. Örneğin. Reklam fotoğrafında genç kadın ya da motor yağının tek başlarına algılanması söz konusu olamaz. hava soğuktur. Bir başka deyişle. bilinçli anlatımlara kavuşturulamayacak niteliklerdir. bireyin dünyası ile ilişkilerin şeması (zihinsel haritası) içinde bir yere oturtulmuş demektir. verilerin kaynağı olan nesneler arasında zihinsel ve yaşam deneysel bir ilinti kurması ile gerçekleşir. yani anlamlandırılan nesne.. bu bütüne “anlamını’ veren. Ancak.Algılama 105 mi görsek. algılanan. parçaların (seksi kadın. Çünkü ağır vasıta motor yağı satın alma potansiyeli olan bir kamyon şoförü için uyarının cinsi olarak cazip. bu nitelikler. Zemin olması gereken yarı çıplak güzel kadın figür olmak üzere kurgulanmıştır. belli ilişki sistemleri (gestaltlar) içine oturtularak “anlamlandırılmaları” süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. ürün bu erotik uyaranın himayesinde dikkat alanına dahil edilir. zeminin anlamı da onun. Böylece Gestalt psikolojisinde yapısal bütünlük. Böylece. Fotoğraf bir bütün olarak algılanır. Buna göre. motor yağından daha çekicidir.

Örneğin. Uyarıcıların sinir sistemini etkilemesiyle oluşan “duyum”lar (sensations). duyularla gelen parçasal verilere değil. Mona Lisa tablosu yerine salt Mona Lisa’nın ellerini ayrıntılı olarak gösteren büyütülmüş bir fotoğrafla karılaştığımızda. 2. Metin İnceoğlu . Çoğu kez reklamcıların uyguladığı teknik de budur.Tutum Algı İletişim organlarıyla gelen mesajları). irdelenmesi ve bu duyumlara eklenmesi ile “algılara dönüştürülür. daha önceden tablonun tamamını defalarca gördüğümüzden ve de tablonun bütününü canlandıracak parçasal veriler (fragment) zihnimizde kayıtlı olduğundan. Mona Lisa’yı Leonardo Da Vinci’nin yarattığı biçimde. Yani insan kendiliğinden zihinsel bir sürece sokularak mesaj içeriğine dahil edilir. algılamanın bir kurgulama işlemi olduğu görüşündedir. Dr. bütünsel. kafamızı . yapısal bir anlama dönüştürerek algılar. görüşlerini birtakım gündelik deneyimlere uygulayarak destekleyebilmektedirler. beyinin (Gestalt’çıların önerdiği gibi) kurgulama işlemidir. Doğal olarak bu durum mesaj etkinliğini artırıcı bir rol oynar. çünkü birey mesajın parçası haline gelmiştir. yaşantısının bir parçası olan herhangi bir nesneyi. Kurgusalcılar. algılamada en önemli rolü belleğe yükleyen “kurgusalcı yaklaşımı” (constructionist) da incelemek gerekir. durumu ya da olayı. duyu organlarının ilettiği parçasal verilerden.106 Prof. bütünsel bir imge olarak algılarız. Schneiders algılamayı “bireyin bilincine anında sunulan bir nesne. Belli bir algının örgütlenmesi. Bu okul. Kurgusal Yaklaşım Gestalt’in ihmal ettiği belleksel sorunları özellikle vurguladığı için. Algılama. Bütünün en kolay algılanabilir parçası izleyiciye verilir ve bütünsel imge yaratılır (çağrıştırılır). Yani birey. duyumların nesnelerle ilişkilendirilmesi ise (soğuk hava. kırmızı ayakkabı) “algılarımızı” oluşturur. Gestalt psikolojisinin bulgularına dayanarak. bellekte depolanan bir kısım bilgilerin seçilmesi. durum ya da olayı anlamlı bir bütün (gestalt) halinde örgütlenmesi süreci” olarak tanımlamaktadır. bunlar arasındaki bütünsel ilişkilerin yapılanmasına bağlı olarak gerçekleşir.

Brown ve Gilhousen. Algılama. 3. Genetik Epistemoloji Merkezi’nin çalışmaları sırasında. her şeyden önce son derece sübjektif bir zihinsel işlemdir. özellikle Rusya’da geliştirilen bazı deneylerde. Bu tepki mutlaka “doğru” olmak zorunda da değildir. duyusal kayıtların algı-bilgiye dönüşmesinde (yani öğrenmede) temel ölçüt. üst üste çekilmiş fotoğraflara benzemez. her küçük zaman diliminde yeni birtakım nesneler görürüz. Dolayısıyla algılama. “ör- . Ama beynimizde oluşan görüntü. Ona göre. yani kullanılabilir hale getirilmesidir. bu değişik resimlerden tek bir görüntü “kurgulamayı “ gerçekleştirir. Öğrenme Kuramı Piaget. içselleştirme (assimilation) uygunlaştırma (accomodation) yoluyla sağlanır. Son yıllarda. algılama dışsal bir olgunun bireyce yorumlanarak bir anlama dönüştürülebilmesi demektir. algılama ve öğrenmeyi de içermek üzere her türlü bilginin. çevredeki uyarıcılardan elde ettiğimiz ipuçları. Çünkü.Algılama 107 sağdan sola çevirecek olsak. (genellikle davranışçı okulun ileri sürdüğü gibi) deneyimle edinilen görgül bilgi. Algılama ile bilgi birikimi arasındaki etkileşim. tıpkı bir bilgisayar gibi kendisine gelen bilişimi (information) irdeleyen beyin. algılamanın salt bir duyu organına dayanmadığına. deneyimin sonuçlarının birey tarafından anlaşılması. bireyin ve insan türünün varolma çabası açısından bir anlam taşıyamaz. algılamayı “organizmanın çevresi ile etkileşim süreci içerisinde geliştirdiği örgütlü bir tepkiler toplamı” olarak nitelendirmektedirler. mantık-matematik yapılardan bağımsız biçimde var olamaz. ancak bireysel etkinliklerin birtakım mantık-matematik yapılar çevresinde örgütlenmesiyle kazanılabileceğini göstermiştir. çünkü. kesinlikle bazı çıkarsamalarla (mantıkmatematik yapılarla bağıntılı biçimde edinilmiş bilgilere dayanarak yapılan yorumlarla) iç içedir. tüm duyuların ortaklaşa birtakım algıları yarattıklarına ilişkin veriler de elde edilmiştir. Bir başka anlatımla. Algılama mekanizmaları mantık-matematik yapılar ve süreçlerle belirlenirken. Bazı durumlarda.

Dr.) bir biçimde örgütlenmiş bütünüdür. Ki bunların tümünü birden kişinin yaşam deneyim alanı olarak adlandırırız.. Yani belli bir andaki algılamanın niteliğini yalnızca uyarıcılar değil. birey tarafından algılanması.. Bu bütün içindeki parçaların. zihinsel üslubu motivasyonu. ağızdaki tat vb. yani duyuların ilettiği mesajların tek tek toplamından ibaret değildir.Tutum Algı İletişim gütlü bir bütün”e dönüştürülürken bazı yanlışlıklar da yapılabilir. tek tek seçmenler. kendilerini her anlamda felakete sürükleyecek bir siyasal partinin propaganda içeriğindeki önerileri bir kurtarıcı olarak algılayabilirler (Nazi Propagandası örneğinde olduğu gibi). tekil duyusal mesajların (görülen nesne. algılayıcının kişisel geçmişi. Algı seti içerisinde yer alan ve algılamayı etkileyen her tür öğe ve etken ise daha önce de söz edildiği üzere hep birlikte algılamanın örgütleyici öğelerini oluştururlar. Schneiders’e göre algılama. Burada algılama bir “dışsal gerçekliği” değil. düşünce biçimi. söz konusu örgütleyici öğeler içerisinde işlevselleşmesi demektir. O halde herhangi bir uyarıcının. Yaşam deneyim alanı içerisinde yer alan ve kişinin algılama alanını oluşturan öğelerin ve etkenlerin tümüne birden de algı set’i adını verebiliriz. . onun.108 Prof. Örneğin. gibi etkenler de belirlemektedir. onun tümüyle sübjektif yorumunu yansıtmaktadır. Metin İnceoğlu .

bu davranışların gerisinde yatan etkenleri açıklamanın güçlüğü. kişinin üyesi olarak bulunduğu toplumda kültür. sosyolojik davranış modelleri ve iktisat teorisi davranış modeli üzerinde durulacaktır. en bağımsız görülen toplumsal eylemler bile. kişiliğinin. esas olarak algı. amaç ve anlamların oluşumunda rol oynarlar. ancak. Bu noktadan hareketle bu bölümde psikolojik davranış modelleri. Psiko-sosyal Davranış Modeli Oldukça karmaşık bir psikolojik yapıya sahip bir varlık ola- . kişi için taşıdıkları yarar bakımından ele alındığında bir anlam ifade edebilir. sosyal sınıf. Bununla toplumsal davranışın oluşumunda taklit. insanın bireysel olarak gereksinim ve güdülerinin. konunun karmaşıklığından kaynaklanır. 1. BÖLÜM İNSAN DAVRANIŞ MODELLERİ İnsan davranışlarını alışkanlık veya taklit ya da benimsenmiş toplumsal normlar ve bunların yanı sıra gereksinmeler başlatır. İnsan davranışlarını.III. irdelemelerde bulunmak için salt bir bilim dalı yetmez. En töresel. algılamalarının tutum ve inançlarının etkisiyle. amaçlar ise yönlendirir. referans grubu ve aile gibi sosyo-kültürel faktörlerin etkileri ile ortaya çıkar. Bu konuda yeterli açıklamalar yapmak. Bunlar da çok önemli etkenlerdir. telkin. öğrenme sürecinin. gereksinme. yoksa doğrudan doğruya davranışa neden olacak biçimde işlemezler. öte yandan. bu nedenle disiplinler arası bir yaklaşımla konuya açıklık getirilmeye çalışılmaktadır. gelenek ve kurumların rolünü yadsımıyoruz. Davranışlar bir yandan.

Dr. Bu nedenle örneğin. biyolojik etkenler yanında psikolojik ve sosyolojik etkenlere önem verirler. o insana o yönde bir alternatifin varlığını bildirmek ve o yöndeki bilgiyi algılayabilmesini sağlamaktır. Bu nedenle de psiko-sosyal model hem psikolojinin hem de sosyolojinin kuram ve yaklaşımlarından yararlanır. insanı birey olarak ele alıp inceleme konusu yaparken. insanı harekete geçiren itici güçlerdir. Davranışları Etkileyen Etken Olarak Gereksinimler ve Güdüler Psikoloji bilim dalında. Metin İnceoğlu .110 Prof. insan davranışlarını açıklamada yararlı katkılarda bulunur. Bir insanın belli bir yönde eyleme geçebilmesinin önkoşulu. Bir gereksinim gizli de olsa motiv (güdü) haline gelebilmesi için uyarılması gerekir. İnsanlar gereksinimlerini bazen daha açık biçimde ortaya koyarken. çeşitli yönleri ile inceleme konusu yapan davranış bilimleri. Davranışları biçimlendiren başlıca psiko-sosyal etkenler şunlardır: • Gereksinim ve güdüler • Öğrenme süreci (socialization) • Kişilik • Algılama • Tutum ve İnançlar 2. özellikle motivasyon (motivation) konusunda yararlanılan en önemli bilgi alanı motiv (güdüsaik)’dir. Psiko-sosyal model bu anlamda. ifade ederken bazen de bunları açıkça dile getiremeyip gizli ya da üstü kapalı bırakabilirler. Bunlardan psikoloji.Tutum Algı İletişim rak insanı. Motivler. Çünkü bu model insanı hem psikolojik bir varlık olarak hem de sosyal bir varlık olarak ele alır ve bütünlük içerisinde inceler. (ticari motivasyon –reklam-) belli bir görüşün yanlısı (siyasi motivasyon –pro- . Bu itici güçlerin temelinde ise insanların gereksinimleri yatar. bireyin belli bir ürünün tüketicisi. sosyoloji o’nu sosyal bir varlık olarak kabul eder.

Maslow’a göre. • Psikojenik güdüler. ekonomik ve sosyal güvenlik) . • Sosyojenik güdüler. o konu ve içeriği hakkında iletilen mesajları her şeyden önce algılayabilmesi gerekir. yani motivasyon tekniklerinin can alıcı noktasını oluşturur. İnsan gereksinimlerini sınıflandıran Maslow.) • Güvenlik gereksinimi (fiziksel. çeşitli ekollerin görüşlerini birleştiren ve geniş kabul gören bir teori geliştirmiştir. insan davranışlarının. içme. • Biyojenik güdüler.H. insan gereksinimleri beşli hiyerarşik bir sıralama içinde ortaya konulurlar. Ama o bilginin o kişi tarafından anlaşılabilecek. güdüler genellikle üç grupta incelenirler. Bu hiyerarşik sıralama aşağıdaki gibidir.İnsan Davranış Modelleri 111 paganda-) durumuna gelmesi için. Öyle ki son yıllarda algılamaya yönelik olarak deneysel psikoloji alanında elde edilen bulguların. dolayısıyla da algılanabilecek bir düzeyde işlenmesi de gerekir. gereksinimlerin bir önem ve öncelik sırasının olduğunu ileri sürer. “bireyin eyleminin yönünü gücünü ve öncelik sırasını belirleyen iç veya dış bir uyarıcının etkisiyle harekete geçmesi”dır. • Fizyolojik gereksinimler (yeme. Gereksinim Güdü Amaç Şekil 2: Gereksinim ve Güdü İlişkisi Motivasyon. Maslow bu konuda. A. ne denli yoğun kullanıldığını biliyoruz. tutum değişikliği oluşturmak amaçlı olarak yönlendirilmesi çalışmalarının. Psikolojide. Diğer yandan algılamanın araştırılması konusu. özellikle reklamcılar ve propagandacılar tarafından. Bir anımsatma yapmak gerekirse söz konusu algılamanın tam olarak gerçekleşebilmesi için ilgili bilginin ve ona ilişkin mesajın uygun bir kodlama sistemiyle verilmesi gerekir. uyku vb.

antropolojiye ve uygulamalı psikolojiye uygun düşmektedir. Birinci gereksinimin tam anlamıyla karşılanması durumunda sıra ikincisine gelir. enformasyon alma gereksinimidir.112 Prof. ikincisinden. Gereksinimler hiyerarşisinde insan gereksinimleri taşıdıkları güce. Dr. beşincisi ve sonrakiler olmak üzere bu süreç devam eder. insanın yaşamındaki önem derecelerine göre yer almaktadırlar. sevmesevilme) • Saygı gereksinimi (toplumda saygı. birtakım gereksinimlerini karşılama gereğini aklına bile getirmez. Ardından üçüncüsü. Açlığını giderdikten sonra ancak diğer gereksinimlerini giderme yollarını aramaya başlar. Maslow’un bu sıralaması hem deneysel ve gözlemsel bulgu ve gerçeklere uygunluk göstermekte hem de sosyolojiye. Buna göre Birinci gereksinim tam olarak karşılanmadığı sürece kişi huzur bulmaz. huzurlu ve rahat hisseder. Metin İnceoğlu . Maslow’un gereksinimler hiyerarşisi aşağıdaki şemada da sunulmaktadır. anlama. ikincisi. kendisini rahat hissetmez. . Diğer bir deyişle. zevk tatmini. moda. dördüncüsü. kendini yeniden üretme. Gereksinimler hiyerarşisinde yer alan gereksinimler ne kadar sıralı ve gereği gibi karşılanırsa kişi kendisini o denli mutlu. gerçekleştirme) Maslow’u izleyen çağdaş sosyal psikologlar. diğeri ise estetik (güzellik. açlıktan midesi kazınan biri için başka hiçbir gereksinim onun açlığını giderme gereksiniminin önüne geçemez. bunlara ek olarak ileri düzeyde iki gereksinimden daha söz etmektedirler: Bunlardan biri bilme. üçüncüsünden güçlü ve önceliklidir. itibar) • Başarı gereksinimi (başarılı olma.Tutum Algı İletişim • Ait olma ve sevgi gereksinimi (gruba ait olma. dolayısıyla da arayış devam eder. Aynı şekilde kendisini güvende hissetmeyen birisi sosyal saygınlık. Sözgelimi. sanat vb. ün. prestij kazanma vb. bunlardan birincisi. haz elde etme) gereksinimidir.

estetik beğeni düzeylerini geliştirmeleri vb. Estetik 6. Şekil 3: Maslow’un Geliştirilmiş Gereksinimler Hiyerarşisi Öte yandan insanlar.Başarma enformasyon alma 4. sevilme 1.İnsan Davranış Modelleri 113 7. içme. Ayrıca burada şunu da belirtmek gerekir ki yukarıda sözü edilen gereksinimler hiyerarşisinin her zaman ardışık ve birbirini tamamlayıcı bir işleyiş içinde olması beklenemez. Saygı 3. . Özellikle de biyojenik nitelikteki gereksinim ve güdülerin dışındaki gereksinimler. İnsanların. moda vb. güdüler ve onların altında yatan nedenler çoğu zaman oldukça karmaşık ve çok boyutludur. Maslow’un gereksinimler hiyerarşisinde belirttiği gereksinimlerini yeteri kadar karşılamadıkları sürece örneğin. Güvenlik gruba ait olma. uyku vb. heykel. saygınlık görmeleri. ün başarılı olma resim. BilmeAlgılama 5. 2. yaşadıkları toplum içerisinde başarılı olmaları. estetik anlamdaki haz gereksinimlerini karşılama çabası içerisine girmezler. Ait Olma ve Sevgi toplumda saygı ve itibar. Fizyolojik fiziksel ekonomik ve sosyal yeme. sevme. oldukça karmaşık ve çok boyutlu birtakım gereksinimlerin karşılanması yönündeki arzu ve yönelimler ancak yukarıda belirtilen temel gereksinimlerin yeterli ölçüde karşılanmış olmasının ardından belirirler.

Dr. yoksa meraktan mıdır? Maslow da gerçek hayatın. daha birçok temel bilgiyi sunmakla birlikte. Mantıksal güdüler gözlenebilir ya da ölçülebilir özelliğe göre. sıcak ve soğuk gibi doğanın olumsuz koşullarından korunmak için birtakım önlemler almaya yönelmesi vb. satın almayı sağlayan güdülerdir (tasarruf.Tutum Algı İletişim Şöyle ki biyojenik olarak nitelenen gereksinimler yeme. Tüketicilerin satın alma güdüleri iyi tanındığı ölçüde pazarlama politika ve stratejileri motivasyon tekniklerinden yararlanır. . kazanma ya da başarılı olma gereksinimleri arasındaki sıralama birbirine karışabilir. Ancak psikojenik ve sosyojenik olarak bilinen gereksinim ve güdüler hayli karmaşık olup çoğu zaman girift bir niteliğe sahip olabilmektedirler. cinsellik gibi gereksinimler olup insan yaşamında. Acaba kişinin enformasyon elde etme gereksinimi. içme. Gerçekte. Pazarlama bakımından güdülerin mantıksal (rasyonel) güdüler ve duygusal (émotionel) güdüler şeklindeki ikili ayrımı önemlidir. enformasyon elde etme gereksinimi ile sevgi. saygı. kişinin aynı zamanda birden çok düzeydeki gereksinimini gidermeye çalışıyor olması olasıdır ve ender olarak bir düzeydeki bütün ihtiyaçlar tümüyle tatmin edilir.114 Prof. çabalar da anlaşılması oldukça kolay gereksinim ve güdülerdir. uyku. Burada salt bazı önemli noktaları belirten gereksinimler hiyerarşisi modeli. aynı güdüler. Psikologların güdülerle ve motivasyonla ilgili olarak verdikleri bilgiler reklamcılıkta çok önemlidir. Özetle söylemek gerekirse denebilir ki kişinin gereksinim ve güdüleri özde Maslow’un ortaya koyduğu gereksinimler hiyerarşisi içerisinde değerlendirilebilir. dış tehditlerden ve tehlikelerden korumaya çalışması. farklı bireyleri farklı şekilde etkileyebilir. Metin İnceoğlu . hatta insanın da ötesinde canlı bir organizmanın yaşamında olmazsa olmaz bir yere sahiptirler. verimlilik. Ancak bu değerlendirmede onların altında yer alan nedenlerin ve oluşturucu dinamiklerin karmaşıklığı asla gözardı edilmemelidir. Aynı şekilde canlı organizmanın kendisini güvende hissetmesi. Örneğin bilme. katı hiyerarşi modelinin ileri sürdüğünden daha fazla bir esnekliği olduğunu kabul etmektedir. başarı ve güç arayışı için mi.

İnsan Davranış Modelleri 115 dayanıklılık. O halde insan davranışlarını yönlendirmede. çeşitli duygusal güdülerle hareket etme eğilimindedirler. beyinde davranış şekilleri ortaya çıkar. güzellik. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere güdü (motive) insan davranışlarına yön veren önemli. bir başka deyişle toplumsallaşma sürecini gerçekleştirmesi anlamına gelir. Psikologlara göre insanın psikolojik varlığı ve özellikleri. Bunlardan şekilde de şemalaştırılan “etki-tepki” (stimulus-response ya da S-R) modeli konumuz açısından büyük önem taşımaktadır. duyduklarını. insan davranışını etkileyen etkenlerin başında gelir. Öğrenme biçimi. içine doğduğu dışsal ortama uyum sürecinin psikolojik ve sosyolojik dinamiklerinin incelenmesinde başı çeken kuramsal yaklaşımlardan biri olarak görülebilir. kaynaklı güdülerdir.Öğrenme Kuramı ve Etki-Tepki Modeli Öğrenme sürecini konu alan “öğrenme kuramı” davranış bilimlerinin üç önemli disiplini olan psikoloji. prestij. yani öğrenme süreci ve mekanizması hakkında. Toplumsallaşma süreci ile doğrudan ilişkisi açısından önem taşıyan öğrenme kuramı bu açıdan ele alındığında bir bakıma bireyin. zenginlik vb. bunların başında öğrenme süreci gelir. . öğrenme süreci boyunca elde edilen deneyimlerle belirlenir. öğrenme sürecinin büyük bir yeri ve önemi vardır. sosyoloji ve sosyal psikolojinin önde gelen kuramları arasında yer alır. Duygusal güdüler. farklı kuram ve modeller geliştirilmiştir. Beyine belirli uyarıcılar etki eder.). İnsan beyni karmaşık bir yapıdadır. Bu da bireyin. vb. 3. bir bakıma taklit ederek öğrenme sürecini. Çünkü insanın. Sonul tüketiciler daha çok. gençlik. ancak tek faktör değildir. içeriği ve nitelikleriyle. beğenilme. çevresindeki kişilerin davranışlarını vb. doğduğu andan itibaren çevresinde gördüklerini. Salt psikolojik açıdan bile konunun değişik yönleri vardır ki. içine doğduğu ortama uyma süreci aslında onun toplumsallaşma sürecinden başka bir şey değildir. ün. Ancak yaşanılan deneylerin öğrenmeyi nasıl oluşturduğu konusunda.

simge. göreceği herhangi bir (ses. daha çok reklam. Kitle iletişim araçlarının güçlü etkiye sahip olduğu tezi üzerine kurulan “şırınga modeli”nin de temelinde . özellikle 1930’lu yılların propaganda kampanyalarında kullanılan yöntem ve tekniklere önemli ölçüde temel oluşturduğu bilinmektedir. reklam. uyarıcıların cinsini ve niteliğini ayarlayarak istenilen davranış sağlanabilir. tepki de buna gösterdiği içsel veya dışsal davranıştır. Aynı şekilde 1930’larda ve 40’larda kitle iletişim alanında yapılan araştırmalara. Söz konusu etki –tepki ilişkisinin nasıl işlerlik kazandığı şekilde de görülmektedir. bazı uyarıcıların etkisiyle. aynı uyarıcıya karşı sürekli aynı tepkiyi gösterirse. şekil. daha çok satın almayı sağlayabilir. sembol gibi) etken olup. Eğer insan beyni. insanları motive etme konusunda önemli bir ipucu vermektedir. etki veya uyarıcı (motive) canlının duyacağı. söz. sezeceği. Etki-tepki modelinin. Öyle ki kitleleri peşinden sürükleyen Hitler’in başarısının temelinde “etki-tepki” modeline dayalı propaganda faaliyetinin olduğu da bilinen bir gerçek. Yani belirli bir uyarıcıyı tekrarlayarak belirli bir tepki yaratılabilir ve pekiştirebilir. İnsan.116 Prof.Tutum Algı İletişim Girdi Etki (Uyarıcı) İnsan Beyni Süreç (İşlem) Çıktı Davranış (Tepki) Şekil 4: Basitleştirilmiş “etki-tepki” ilişkisi Öğrenme kuramı içerisinde geliştirilmiş olan etki-tepki modeline göre. Böylece hedef kitlede belli bir ürünü satın alma yönünde oluşturulmak istenilen motivasyon gerçekleştirilmiş olur. ortaya konulan kuram ve yaklaşımlara da çoğunlukla “etki-tepki” modelinin yön verdiği gözlenmektedir. belirli davranışları doğuran bir yapıya uygun ise. İnsan davranışlarının bu şekilde etki-tepki ve yinelemepekiştirme yoluyla açıklanması. bundan zamanla bir davranış biçimi ortaya çıkar. Metin İnceoğlu . Örneğin. reklamcılara. Dr. satın almayı.

bu etkinin niteliği kesin değildir. Burada ego (ben) önem kazanmaktadır. “ego” ve “süper ego” ilişkilerindeki denge kavramına bağlamaktadır. kişilik ve dış çevre karşılıklı etkileşim içinde davranışı etkiler. sürekli olarak isteklerine doyum arar. Karmaşık bir özellikler bütünü olarak kişilik. Sosyoloji. Ego kişinin çevrey- . Bu modelin sözü edilen dönemdeki önemi ve etkisi yalnızca iletişim alanıyla da sınırlı kalmaz.İnsan Davranış Modelleri 117 “etki-tepki” modeli yatmaktadır. İd (alt-ben) kişiliğin psişik enerji deposu olarak belirlenen bilinçaltı bölümüdür. “id”. insanın kendisine özgü biyolojik. Modelin propaganda. 4. duygusal-güdüsel ahlâk gelişmesini. insan davranışlarını etkilerse de. psikoloji ve hatta siyaset bilimi alanında yapılan çalışmaların. insanın doğuşundan itibaren sahip olduğu tüm güdülerinin toplamıdır ve temel olarak cinsiyet ve saldırganlık güdülerinden oluşur. Davranışları Kişiliğe Dayandıran Modeller a) Psiko-Analitik Model Kişilik. Günümüzde kişilik gelişmesini inceleyen psikologlar ve sosyal psikologlar savlarını zihinsel (cognitive) etkenler ya da duygusal güdüsel (émotionel-motivationel) etkenlere dayandırmaktadırlar. İd. Kişilik özellikleri mi. Bu etkenler Freud ve Piaget’nin sosyalleşme kuramlarında ilk kez ayrıntılı biçimde incelenmiş ve daha sonraki kuramsal ve uygulamalı çalışmalar. toplumsal ve psikolojik özelliklerinin bütünüdür. reklam ve tanıtım alanlarındaki etkin kullanımı günümüzde hala devam etmektedir. sosyal psikoloji. yoksa insanın dış çevresi (sosyal değerler) mi davranışı belirleyen temel güçtür? Ancak burada şu söylenebilir. geliştirilen kuram ve araştırmaların çoğunun temelinde de yine söz konusu model yer almaktadır. insan davranışlarının nedenlerini anlayabilmemiz konusunda aydınlatıcı olmuştur. Freud. Aynı şekilde Lasswell’in 1930’larda ortaya koyduğu propaganda modeli de varlığını yine “etki-tepki” modeline borçludur. Psiko-analitik model bu konuda kendine özgü bir yaklaşıma sahiptir.

Süperbölümü ise bilinçaltıdır.118 Prof. Ego bilinçlidir ve id isteklerine toplumca kabul edilenlerin bilinç düzeyine çıkmasına izin verdiği halde diğerlerini “bastırma” TUTUMLAR 165 mekanizmasını kullanarak bilinçaltında tutar. sinde. kişi dış çev- Şekil 5: Freud’un Psiko-analitik Kuramında Kişiliğin Üçlü Şekil 5: Freud’un Psiko-analitik Kuramında Kişiliğin Üçlü Yapısı . vicdan bir ego-idealini içerir. bilincin daha Yasakları içeren süper-ego’nun bir bölümü bilinç. sürekli olarak isteklerini karşılaması için egoya baskı yapar.ile ilgilidir. Çünkü bir kısım yasaklar. nasıl ve kişilik yapısı geliştirmek istediği tir. nasıl bir kişilik yapısı geliştirmek istediği ile ilgilidir. büyükler ile olan etkileşimi sonucu gelişir ve Yasakları içeren süper-ego’nun bir bölümü bilinç. çocu.Tutum Algı İletişim le etkileşimi sonucu ortaya çıkan kişiliğin gerçekçi ve ussal öğesidir. Süper-ego. Metin İnceoğlu . bölümü ise bilinçaltıdır. Çünkü bir kısım yasaklar. Böylece. hangilerini büyükler ile olan etkileşimi sonucu beve toplumsal yasakları ben)’dur. tam olarak gelişmediği çok Ego-ideali. egoya. Bu baskı. yani bilinç düzeyine çıkma çabasıdır. Bu nedenle id.bir kimse olmak. diğer bir tam olarak gelişmediği çok küçük yaşlarda öğrenilmiştir. bilinçaltı. çocuğun.küçük yaşlarda öğrenilmiş. bilincin ego. ğun nasıl bir kimse olmak. çocuğun. diğer bir toplumsal yasakları içerir. Egonun hangi isteklerin bilinç düzeyine çıkmasına izin vedevresinde. Süper ego Ego Bilinç Bilinç dışı İd Bilinçaltı İ Yapısı Bu yapısal analize göre. çocuğun nasıl daha vicdan ve ego-idealini içerir. Süper-ego çocukluk devrelirleyen süper-ego (üst içerir. İd’in isteklerine ancak ego’nun amaca yönelik işleyişi doyum sağlayabilir.ise bilinçaltında tutması gerektiğini gelişir receğini. Dr. Ego-ideali. toplumun kuralları süper-ego yoluyla kişiliğin bir parçası haline gelir. id isteklerinin.

hemcinsi olan ebeveyniyle özdeşleşmesiyle mümkün olur. bir evredeki biyolojik ve psikolojik gereksinmeler yeterince karşılanmamışsa. yetişkin çevrede. eğer id ağır basarsa. süper-ego’nun bazen aşırıya kaçan yasaklamaları arasından sağlıklı bir denge kurabilir. babasını da sevdiğinden ona karşı duyduğu olumsuz duygulardan dolayı kendini suçlu hissetmektedir. fazla konuşma. id’den gelen ve doyum isteyen daha çok cinsel ve saldırgan güdülerle. kendi kendisinin denetleyicisi olarak. babaya benzemeye çalışarak kurtulabilir.İnsan Davranış Modelleri 119 resinde kendisini denetleyenler olmadığı durumlarda da. annenin sevgisi için babayı rakip olarak görmektedir. eğer süper-ego ağır basarsa. Kişilik gelişmesi. belirli psiko-seksüel evrelerden geçerek gerçekleşir. kişi suçluluk duyguları içinde bunalır. içki. ağızla ilgili (oral) davranışlar içine girebilir. Bu suçluluk duygusu Freud’a göre. kız çocukların da . hem de psikolojik anlamda sağlıklıdır. o toplumun ahlâk kurallarına uyar. Freud Ayrıca. Öyle ki. annesine bu dönemde aşırı düşkün olan çocuk. vicdan gelişiminin temelini teşkil eder. Böylece. denetimsizlik ve davranışlarda taşkınlık ortaya çıkar. erkek çocukların babalarıyla. psiko-seksüel gelişimi üzerinde durmuştur. o evrede bir miktar enerji saplanıp kalır ve bir sonraki evredeki gelişme süreci de bundan etkilenebilir. Ancak. Bu durumda. sakız çiğneme ya da aşırı yemek yeme vb. Örneğin yaşamın birinci yılına rastlayan oral (ağız) çevrede beslenmeyle ilgili gereksinimleri yeterince karşılanamamış olan bir kimse. ancak anneye sahip olma isteğinden vazgeçip. Şöyle ki. gibi. Çocuk bu suçluluk duygusundan. kişiliğin zamanla gelişmesi konusunu da incelemiştir. Ahlak gelişmesi için en önemli evre 3-4 yaşlarına rastlayan odipal devre ile bunun sonuçlanmasıdır (5 yaş). hem ahlâk gelişimi yeterlidir. diğer taraftan. Freud bu devrede özellikle erkek çocuğun. Bu devrede çocuk karşı cinsten olan ebeveyne aşırı düşkünlük gösterir. Bu dengenin bozulduğu durumlarda. sigara tiryakiliği. Güçlü ve gerçekçi bir ego. Bu düşkünlükten kurtulması ise.

Tutum Algı İletişim anneleriyle özdeşleşmesi. Motivasyon araştırmaları bu konuda önemli ipuçları ve bilgiler vermektedir. Freud. yerel kültür. önemli başka bir gelişmenin olmadığını ileri sürmüştür. üçlü kişilik yapısı ve gelişim devreleri kavramları psikoloji. psikiyatri. Sosyoloji bilim dalındaki davranış modeli de. sosyal psikoloji. sosyoloji gibi bilimlerde yaygın bir biçimde etkili olmuştur. beklentilerini. Böylece insanın temel güdüsünün güçlülük ve üstünlük duygusu ile yalnızlık olduğu vurgulanmıştır. Freud’un kuramının görgül yöntemlerle doğrudan denenmesi pek söz konusu olmamakla beraber. alt kültür) • Sosyal Sınıf • Referans Grupları . kitle kültürü. Metin İnceoğlu . sosyoloji insanı toplum üyesi olarak ele alır ve çeşitli yönleriyle inceler.dayanarak açıklamışsa da. Ancak psikolojideki iç faktörler yerine dış faktörler ön plana çıkmaktadır. Dr. Diğer bir deyişle. b) Sosyoloji Davranış Modeli Bilindiği gibi. Buna göre. bu kuram ışığında kişilik ve ahlâk gelişmesinin aşamalarının ilk beş yılda tamamlandığını ve altı yaşından sonra kuramsal bakımdan. Kişinin isteklerini. daha sonraki psikanalist yazarlar biyolojik temel yerine kültürel değerlere de ağırlık vermişlerdir.120 Prof. kişinin gereksinimlerini. güdülerini. ulusal kültür. Freud insan davranışlarını daha çok biyolojik gereksinimlere ve güdülere -özellikle cinsel güdülere. tutum ve davranışlarını geniş ölçüde içinde yaşadığı sosyal ortam biçimlendirir. amaç ve hedeflerini belirleyen ve sosyal etkinin çeşitli halkaları olarak nitelendirilen bu etkenlerin başlıcaları şunlardır: • Kültür (evrensel kültür. insan davranışını etkileyen en önemli etkenler sosyo-kültürel etkenlerdir. diğer davranış bilimsel modeller gibi motivler ve motivasyonla ilgilidir. hatta antropoloji. onların kendi cinsiyetleriyle ilgili toplum tarafından belirlenmiş rolleri ve kuralları da öğrenmeleri demektir.

Kişisel davranış kalıpları psikolojik olduğu kadar sosyal ve biyolojik olguları da içerir. Bütün bu adı geçen dallarda yapılan incelemeler kişiliğin çok yönlülüğünü gösterir. zihinsel ve ruhsal tek bakış açısından incelenmesi gerektiğine işaret etmez. Kişilik. Kültür Aile Şekil 6: Sosyo-Kültürel Etkinin Halkaları Şekil 6: Sosyo-Kültürel Etkinin Halkaları 5. bireyin fizyolojik. dinbilimciler ve hukukçuların ilgi alanını oluşturur. tek Kişilik.TUTUMLAR 169 ▫ Arkadaş Çevresi İnsan Davranış Modelleri 121 •▫ Okul Arkadaş Çevresi •▫ Aile Okul •▫ Kişilik Aile • Kişilik Kültür Sosyal Sınıflar Ref. zihinsel ve ruhsal özelliklerinin . bakış açısından toplamıdır. Grup. özelliklerinin Kişilik. Kişi bir birim olarak. İnsan kişiliğinin “tekliği” onun. fizyolojik bir olgu incelenmesi olarak biyolog. anatomist ve doğru ve yanlış yapabilen biri olarak etikçiler. Bilinçli istekleri ve bilinçaltı dürtüleri psikiyatristlerce ele alınır. anatomist ve patologlarca incelenir. Kişilik Okul Arkadaş Çev. Kişilik. İnsan kişiliğinin “tekliği” onun. yani patologlarca incelenir. Bu nedenle örgüt içinde birey ya da grup olarak ele alınacak kişi ya da kişilerin de farklı disiplinlerin yardımı ile incelenmesi gerekir. bireyin fizyolojik. Kişilik toplamıdır. Kişilik Kişilik. fizyolojik bir olgu gerektiğine işaret etmez. bireyin karakteristik özelliklerine ve eğilimlerine göre ortaya koyduğu davranış kalıplarını içerir. Kişi bir olarak biyolog. moralistler.

Bireyin sosyal yaşama hazırlanması. Kişi doğduğu andan itibaren çevresiyle ilişkisi başlar ve bireyin sosyal kişiliği bu andan itibaren belirir. toplumsallaşma ile bir ya da birden fazla grubun içinde yer alır ve farklı rolleri üstlenir. Bir boyutta kişilik. ahlak ve bunun gibi potansiyel yetenekleri ile psikolojik kişiliğini etkileyen içsel etkenlerdir. enerji. Ailenin birey davranışları üzerinde etkisi çeşitli faktörlere bağ- . Dışsal özellikler. Kişilik tanımının iki farklı boyutu vardır.Tutum Algı İletişim Kişiliğin bireysel deneyimlerimizden etkilenerek yeniden biçimlenip gelişmesi süreci yaşam boyu devam eder. Diğer yandan bireyin fiziksel olarak diğer bireylerden ayrılması. Toplumsal normlar ya da örgüt kültürleri gibi kısıtlayıcılar kişinin karakterini değiştiremese de kişiliğini etkileyebilmektedir. Sosyal kişilik zaman içerisinde ve içinde bulunduğu toplumsallaşma süresince gelişme gösterir. Metin İnceoğlu . Kişi. Kişi başkalarıyla ilişki kurma eğilimine sahip olduğu için özünde sosyal bir varlıktır. İçsel özellikler.122 Prof. Bunlar içsel özelikler ve dışsal özelliklerdir. önemi nedeniyle ayrıca değinilmesini gerekli bulduk. Diğer boyutuyla ise başkaları tarafından yapılan değerlendirme ve yorumları içerir. Bu görüntü. yukarıda belirtildiği üzere. Birey. a) Aile Aile. kişinin kendi takındığı roller yada içinde bulunduğu çevreye göre değişebilir. dış görünümü ile mümkündür. ilk alt bölümünde yer almakla beraber. yakın çevre olarak ayırdığımız. bireyin kendi açısından fizyolojik. bireyin zeka. bebekliğinden itibaren aile çevresinden etkilenir. duygu. kişinin sosyal ve fiziki çevreden edindiği kazanımlar ve deneyimlerdir. Kişiliğin biçimlenmesinde ve belirlenmesinde iki temel unsur vardır. algılama. Dış görünüm sosyal bir varlık olan kişinin bulunduğu ortamda kendi yansımasıdır. Dr. referans gruplarının. Kişiyi çevreleyen etkileşim sürecini toplumsallaşma olarak adlandırırız. zihinsel ve ruhsal özellikleri ile tanımlanır. onunla bütünleşmesi ve uyum süreci toplumsallaşma süreci kapsamındadır.

İnsan Davranış Modelleri 123 lı olarak değişmektedir. bireyin üyesi olduğu çeşitli dernekler. b) Okul Okul da bireyin kişiliğinin biçimlenmesinde önemli işleve sahiptir. Ki böyle bir grup yapısı içerisinde yer alan bireyin. daha önce sözünü ettiğimiz gibi bir alt kültür etrafında oluşmuşsa orada grup dinamiği oldukça güçlü. çocukluğundan itibaren çeşitli nedenlerle içinde yer aldığı arkadaş grupları vardır ki onlar da kişiliğin biçimlenmesinde önemli ölçüde etkide bulunurlar. tavır ve tutumlarının yönlendirilmesinde etkili olan çeşitli grup ve ortamlar var elbette. içinde yer aldığı arkadaş çevresi onun kişiliğinin biçimlenmesinde. Buraya kadar saydıklarımız dışında da bireyin kişiliğinin biçimlenmesine. bireyin kişiliği üzerindeki etki dereceleri genellikle grupların yapısal özelliklerine bağlı olmaktadır. Diğer yandan bireyin içinde yer aldığı arkadaş grubu daha esnek ve kendiliğinden bir işleyiş içerisinde biçimlenmişse buradaki grup etkisi daha esnek olur. kır veya kentte oturma. aile ve okul gibi toplumsallaşma sürecine doğrudan. Eğer bireyin. Orada içine girdiği arkadaş çevreleri ve öğretmenler bireyin kişiliğinin oluşmasında önemli model kişiler olarak işlev görebilirler. ebeveynlerin eğitim düzeyi gibi. grup normları ise ona bağlı olarak oldukça katıdır. Birey. Hatta aile ortamının ardından kişiliğin biçimlenmesinde en önemli kurumlardan biridir. örgütler. Ancak her durumda bireyin. iş yerleri. Arkadaş gruplarının. c) Arkadaş Çevresi Birey.de bu anlamda . davranışlarının. aile içinde geçirdiği ilk birkaç yıldan sonra okula başlar ve kişilik oluşumunun önemli bir dönemini okulda geçirir. Ailede çocuk sayısı. buna bağlı olarak da tavır ve davranışlarının yönlenmesinde az ya da çok bir etkiye sahiptir. Bunlar arasında meslek grupları. kurumlar vb. grup dinamiğinin dışına çıkma olasılığı zayıftır. annenin çalışıp çalışmaması. dolayısıyla da bireyin kişiliğinin biçimlenmesine doğrudan etki eden kurumların yanında bir de bireyin. içinde yer aldığı arkadaş grubu.

aile yapıları. • Diğer yandan kişinin üyesi olmadığı gruplar. kişinin yakın çevresi. Özellikle belirtelim ki. fikirlerini. sosyal ve kültürel ortamlar. ünlü sinema yıldızları. hedef kitlelerini oluşturan kişilerin. Tutumlar da tıpkı bilgi gibi. • Başta aile olmak üzere. ulaşmak istediği sınıfı referans grup olarak alır ve o sınıfa ait insanların tutum ve davranışlarını benimser. meslek çevrelerini incelemek gereği duymalıdırlar. isteklerin tatmin süreci içinde birey tarafından ayrımlanır (filtralisation). değer yargıları. Yükselmek isteyen bir kişi. Bunlar yaşamları. Reklamcılar. bu “örnek alma”. Bu nedenle de reklam ve pazarlama işiyle uğraşanlar. giyinişleri. Bu grupları çeşitli bakımlardan sınıflandırmak mümkün olmakla birlikte onları temelde iki grup altında toplamak daha doğru olur. değer yargılarını etkileyen ve kendisini üye (ait) kabul ettiği herhangi bir insan topluluğu” referans grubu olarak tanımlanır. ünlü sporcular. komşuları. Dr. kendi sınıfını değil. Metin İnceoğlu . akrabaları. etkileşimde bulunduğu bütün kurum. Dini grupların referans grup ve dini liderlerin referans kişi etkileri yaptıklarına ilişkin birtakım araştırmalar yapılmış ve bu yönde de etkinin büyük olduğu görülmüştür.Tutum Algı İletişim birey üzerinde birtakım etkilere sahip olabilmektedirler. Özellikle sosyal tabaka veya sınıf değiştirmede bu durum açıkça gözlenebilir. “taklit etme” olgusunu işle- .124 Prof. iş arkadaşları. birey bağlı bulunduğu gruplardaki etkileri pasif bir şekilde almaz. Kişiyi yüz yüze ilişkilerde etkileyen yakın arkadaşları. dolayısıyla da yüz yüze ilişkide bulunmadığı kimseler. kuruluş. hareketleri. d) Referans Grupları “Kişinin tutumlarını. de referans gruplarını oluşturabilirler. mesleki açıdan ilişkide bulunduğu diğer kuruluşlarda ve sosyal gruplarda karşılaştığı ve etkileşimde bulunduğu kişiler referans gruplarını oluştururlar. müzik grupları vb. tutum ve davranış biçimleri «örnek» alınan grup ve kimselerdir. içinde yer aldığı.

kendi ürün markalarını kullanırken gösteren reklam kampanyaları ile etkili olmaktadırlar. O halde her ne kadar oluşturucu öğesi ekonomiye dayansa bile bir toplum değişik açılardan sınıflandırılabilir. İnsanların eğitim durumları. e) Sosyal Sınıf “Sosyal sınıf” genel olarak bakıldığında karmaşık bir kavram olup. Ancak bu genel tanımın ötesinde “sosyal sınıf” kavramının kaynağına bakıldığında söz konusu kavramın. gelenekler. yaşam biçimini ve davranış şeklini benimsemiş. çeşitli nedenlerle. Bu açıdan bakıldığında ise gelir düzeyi en düşük kesimler toplumun alt toplumsal katmanında yer alırken. Buna göre de insanlar sahip oldukları gelir düzeyine göre toplumun belli bir katmanında yer alırlar.İnsan Davranış Modelleri 125 yerek. bazılarını örnek almaya daha çok eğilim gösterir. düşünsel yapı. gelirleri yüksek olanlar ise toplumun üst toplumsal katmanında yer alırlar. Nitekim Marksist bakış açısına göre sosyal sınıfın temel oluşturucu öğesi ekonomik alt yapıdır. Tüketicinin bir malı kullanma deneyi veya mal hakkında bilgisi yoksa. istemeyerek de alsa. Ancak onun ardından gelen eğitim. özellikle ünlü yıldız ve sporcuları. Hatta. Pazarlama açısından referans kimse ve grupların önemi. bunların tüketici tercihlerini ve davranışlarını yönlendirmesine dayanır. bir toplumun aynı değerleri. başlangıçta olumsuz tutum içinde olduğu bir davranış biçimine yönelebilir (modada olduğu gibi). meslek edinme koşulları. aynı ilgileri. kültür. meslek. Bir veya . göreceli olarak homojen alt bölümlerini ifade eder. evrenin etkisiyle başkaları gibi olma ortamına girebilir. görenekler ve bunların üzerine kurulan yaşam biçimi toplumsal sınıfın yapısal ve işlevsel öğelerini oluştururlar. Marksist literatürün temel kavramlarından biri olduğu görülmektedir. gelir düzeyi açısından orta halli olanlar orta katmanda. değerler. kültürel anlamda kendilerin geliştirmeleri de temelde sahip oldukları ekonomik koşullara göre belirlendiğine göre toplumsal sınıfların oluşumundaki temel oluşturucu öğenin ekonomi olduğunu kabul etmek gerekiyor.

değişebilirlik özelliği vardır. birbirleriyle etkileşim içinde bulunma. Ayrıca burada sosyal sınıflar içinde yer alan sosyal grupları ayırt etmek gerekir. kişiler üst sınıfa geçebilir veya alt sınıfa inebilirler. özellikle pazar bölümlendirmede yararlı olmaktadır. tutundurma çalışmalarında. kendilerini grup olarak algılamayı içerir. Dr. Buna göre bireylerin kişilikleri bir yandan içinde yer aldıkları sosyal sınıfsal yapılara göre biçimlenirken diğer yandan da bir sosyal sınıf içerisinde üyesi oldukları sosyal grupların yapılarına ve işlevlerine göre biçimlenir. Eğer bireylerin içinde yer aldıkları sosyal sınıf ile aynı zamanda üyesi oldukları sosyal grupların yapısal ve işlevsel özellikleri arasında çok büyük çelişkiler yoksa bireyin kişilik yapısı çok daha sorunsuz ve dengeli bir çizgide gelişir. uyumsuzluktan kaynaklanan çeşitli davranış bozuklukları ve bunalımların başgöstermesi de olağandır. birbirlerinin varlığından haberdar olma. konut tipi ve yeri. . Her sosyal sınıfın zevkleri. meslek.Tutum Algı İletişim iki değişken değil. mesleki başarı vb. pazarlama ve propaganda çalışmalarında. çok sayıda ortak nitelik sosyal sınıfı belirler (gelirin tipi ve kaynağı. kişilik özellikleri göstermesi. Sosyal sınıf ayrımı reklam. Sosyal grup. satın alma karar süreci. üyeleri arasında bir etkileşim olduğu sürece varlığını devam ettiren.) Diğer yandan sosyal sınıflar arasında mutlak sınırlar yoktur. Çünkü nasıl ki toplum dinamik bir yapıya sahiptir. davranış biçimleri. Bu tanım psikolojik olarak grup üyelerinin. ürünlerde sağlanan hizmetlerde. aynı şekilde o toplum içerisinde yaşayan kişiler de dinamik kişilik yapılarına sahip olup kendilerini. birtakım kişilik sorunları yaşaması. gerginlik. uyumsuzluk vb. çevrelerini.126 Prof. yaşam biçimlerini değiştirebilme becerisini gösterebilirler. ortak bir amaca yönelik toplumsal bir olgudur. Metin İnceoğlu . Ancak bireyin içinde yer aldığı sosyal sınıf ve üyesi bulunduğu sosyal gruplar arasında önemli çelişkiler söz konusu ise o zaman bireyin. değer yargıları. oy verme eğilimleri farklılık gösterdiğinden. oy vermeye yönlendirmede farklılıklar göz önünde bulundurulur.

Bu da Raymond Williams’ın kültür tanımını akla getirmektedir. kısacası o toplumun yaşam biçimini oluşturan öğelerle bir başka toplumdakiler birbirinden farklılık gösterir. Bir toplumda geçerli olan değerler. Bu noktadan hareketle şimdi kültürün bu farklı türleri üzerinde genel hatlarıyla duralım. insanlarca yaratılan değer sisteminin. sanat ve sembollerin bileşimini ifade eder. Williams da kültürü. Bir kültürel kesitin. toplumu oluşturan her bir bireyin de kişiliğinin biçimlenmesinde. içinde biçimlendikleri toplumsal kesimlerin birbirinden farklılık göstermelerinden kaynaklanır. popüler kültür. Evrensel kültür. İngiliz kültürü gibi kültürlerden söz edilmesinin nedeni de kültürlerin. amaç ve hedeflerinin belirlenmesinde en etkili belirleyicilerden biridir. ulusal kültür. Fransız kültürü. istek. tek boyutlu bir olgu olarak da düşünmemek gerekir. içine doğduğu kültürel ortam tarafından belirlenmesi anlamına gelir. tutum. Aslında bir toplumun kimliği. alt kültür vb. . alışkanlıklar. yapısal ve işlevsel özellikleri dikkate alınarak karar verilmelidir. Bu yönüyle bakıldığında kültür. bir toplumu oluşturan insanların bütün bir yaşam biçimi olarak tanımlar. Çünkü toplumların dinamikleri birbirlerinden farklılık gösterir. kitle kültürü. görenekler. örf-adet. Buradan hareketle de burada her bir toplumun kendine özgü bir kültürü olduğu gerçeğine dikkat çekilir. Buna göre her bir toplumun yaşam biçiminde diğerlerinden farklılık gösteren birtakım öğeler yer alır. o toplumun kültürel yapısıyla tanımlanır. İçinde oluştuğu ve işlevselleştiği toplumsal kesite göre kültürü çeşitli türlere ayırmak mümkündür. Nitekim. Diğer yandan kültürü tekil. beklenti. gelenekler. İnanç. kültürün hangi türü içerisinde değerlendirileceğine ise onun oluşturucu öğeleri. birey belli bir kültür içerisine doğar ve orada toplumsallaşmaya başlar. Türk kültürü.İnsan Davranış Modelleri 127 f) Kültür: Kültür. kültürün önde gelen türleri arasında yer alırlar. Bu da her bir toplumun kendine özgü bir dinamizme sahip olduğu anlamına gelir. Bu da onun doğduğu andan itibaren kişiliğinin. ahlâk. folk kültür.

ulusal kültürlerin üzerinde. ırklar için ortak olan değerlerdir. dünya uluslarını birbirleri hakkında daha duyarlı ve bilgili kılmaya başlamıştır. insanlığın ortak ürünü olan tüm değerleri kapsar. ulusal kimliklerin üzerine çıkabilmek biçiminde zorunlu bir koşul oluşturmaktadır. Kitle Kültürü: Kitle kültürü de evrensel kültür gibi ulusal ve bölgesel sınırların üstünde daha geniş bir alan içerisinde oluşur ve yaygınlaşır. çağdaş. çağımız bir bilgi çağı olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. “küçülmüş”tür. dinamik yaşam biçimi. Yeni. Evrensel kültür. tüm insanlığın malı ve sorumluluğu (ör: yeşil hareket) olması.Tutum Algı İletişim Evrensel Kültür: Gerek zamansal gerekse mekansal açıdan yaygınlığına ve etkinliğine bakıldığında akla ilk gelen kültürel tür “evrensel kültür” olarak karşımıza çıkar. Bu hızlı değişim ortak evrensel bir kültürün. tüketim kalıplarından. evrensel kültür değerlerine sahip olmak. Dolayısıyla kültürel ve sanatsal ürünler de endüstriyel ortamın kitlesel üretim koşulları içerisinde üretilmeye ve kitlesel tüketimin egemen olduğu piyasa ortamında tüketime sunulmaya başlanmıştır. Metin İnceoğlu . evrensel.. Dünyamız artık eskisi kadar “büyük” değildir. tüm dünya için ortak bir kültürü dayatmaktadır. Sanayileşmeyle birlikte başlayan kitlesel üretim ve tüketim ortamı kültürel anlamda da etkisini göstermiştir. Evrensel kültür değerleri tüm uluslar.128 Prof. globalleşen bir dünya yaratmıştır. XXI.. siyasal davranışa kadar ortak simge ve modellerin kullanılması. Bu durum. yüzyıl çağdaş insanı için. Dr. Ancak kitle kültürünün temel oluşturucu öğesi endüstriyel ortamdır. içinde yaşadığımız çağa da damgasını vurmuş. kitle iletişim araçları ve özellikle de televizyonun görsel-işitsel bir araç olarak sınır tanımaz yayın gücü. vb. McLuhan’ın deyişiyle dünya giderek bir “evrensel köy”e dönüşmektedir. insanın var oluşundan günümüze kadar ürettiği. henüz yeni olsa da örneklerini sergilemeye başlamıştır. Özellikle son yıllarda elektronik alanındaki hızlı değişme. Bu da kültürel düzeydeki üretim ve tüketim ortamına ticari kazanç elde etme kaygısının egemen olması . doğal yapının bir ulusun değil. Globalleşen iletişim.

öncelikle belli bir ulusal bütünlük içerisinde bir arada yaşamakta olan insanlara o ulusun yapısal dinamiklerinin temelini oluşturan değerleri. görenekler vb. normları. Oysa endüstriyel piyasa ilişkilerinin yön verdiği kitle kültürü ortamında birtakım yaşam biçimleri toplumlara. öğrenerek kişilik kazanır.İnsan Davranış Modelleri 129 anlamına gelmektedir. değerler. gelenekleri. içinde oluştuğu toplumun bütün bir yaşam biçimi olarak tanımlamaktaydı. Bu durum. davranış biçimlerini. Kısacası belli bir ulusun sınırları içerisinde yapılanmış olan toplumun ürettiği bir kültürdür ulusal kültür. Ulusal Kültür: Ulusal kültür ise evrensel kültüre göre daha dar bir alanla sınırlı bir kültürel türdür. kuralları. Ulusal kültürlerin oluşturucu öğeleri ulusal nitelikteki kültürel değerler. kültürün özüne ters düşmektedir. kültürü. oradan bir başkasına geçerek bölgeler ve uluslar üstü bir kültürel hareketlilik söz konusu olur. insanlara dışardan sunulmakta. bir toplumdan diğerine. ideolojik yönelimleri vb. Williams’ın kültür tanımından hareketle belirtmek gerekirse. Endüstriyel piyasa ilişkileri içerisinde birtakım yaşam biçimleri. kurallar vb. dir. Kitle kültürü ortamı. Başka bir deyişle ulusal kültürün öncelikli işlev ve rolü. gelenekler. Çünkü anımsarsak. Bu yönüyle bakıldığında ulusal kültür. görenekleri. kitle kültürünün bu giderek güçlenen egemenliğini “kültür endüstrisi” kavramıyla açıklamaya yönelirler. hatta ideolojiyi aşılama işlevine sahiptir. Williams. Frankfurt Okulu düşünürlerinden Adorno ve Horkheimer. . insanlarda ulusal bilincin yerleşmesini ve pekişmesini sağlamaktır. Dolayısıyla da belli bir ulusal kültürel ortama doğan insan o ulusun egemen yaşam biçimine ilişkin kalıpları. Ancak kitle kültürü ortamındaki bu hareketlilik ve dolaşım evrensel kültürde olduğundan farklıdır. bu yönüyle günümüzün tüketim toplumu ve buna bağlı olarak beliren tüketim kültürü olgularıyla da tam bir örtüşme göstermektedir. daha doğrusu dayatılmaktadır.

Belli bir yörede. coğrafi bölgede yaşayan insanlar. değer yargılarının. içinde yetiştiği ulusal kültürel değerlerle donanmasından kaynaklanmaktadır. yurdunu. ancak özellikle mekansal anlamda yaygınlık ve etki alanı açısından onlara göre çoğu zaman daha sınırlı alanlarda varlık gösteren kültürel olgulardır. Bölgesel ve Yerel Kültürler: Ticari amaçlı kitle kültürünü bir yana bırakırsak bölgesel ve yerel kültürler evrensel ve ulusal kültürlerle daha yakın ilişki içinde olan. Doğu kültürü. kuralcı. Çoğu zaman bölgesel kültürleri çok daha geniş kapsamlı da düşünmek mümkündür. ırksal ve benzeri boyutlarda görülen ortak niteliklerdir.Tutum Algı İletişim Sözgelimi kişinin. kısacası kişiliklerinin oluşumu arasında yakın bir ilişki vardır. ulusunu sevmesi. dinsel. belli değerler. nüfusun artması ve genel kültürün homojenliğinin bozulması ile ortaya çıkan.130 Prof. Akdeniz insanının sıcakkanlı. Karadeniz kültürü. Uzak doğu kültürü gibi. Bu yaşam biçimi içinde belli davranış kalıpları. iyi bir vatandaş olma çabası. genel (evrensel ya da ulusal) kültürün belirli yaşam veya davranış biçimini öngören bir alt kesitidir. gibi. tavır ve tutumlarının. gelenekler. Dr. Bölgesel ya da yerel kültürlerin oluşmasında çoğu zaman coğrafi ve iklimsel etkenler etkili olur. Bu yönüyle bakıldığında bölgesel ve yerel düzeydeki kültürlerle kişilerin davranış biçimlerinin. hoşgörüye dayalı bir kişilik yapısına sahip olması. Avrupalı’nın mesafeli. bölgesel. bakış açılarının. tümüyle onun. yurdu ve ulusu için gerekirse canını bile feda edebilir duygulara sahip hale gelmesi vb. Örneğin. Bölgesel ya da yerel kültürler. O halde bölgesel ya da yerel kültür olarak adlandırdığımız kültürel yapılanma. Batı kültürü. neşeli. Metin İnceoğlu . oranın doğa (coğrafi ve iklimsel) koşullarına uygun bir yaşam biçimi geliştirirler. Güneydoğu kültürü. kurallar vb. esnek. oluşur ve bunların hepsi birden zaman içerisinde o yörenin kültürel yapısını ortaya koyarlar. Akdeniz kültürü vb. prag- . görenekler. bayrağına saygılı olması.

arabesk kültür vb. Öyle ki bu.) doğru nitelik değiştirmesi anlamına gelir. Çevreci hareketler etrafında biraraya gelenlerin. heavy metal gibi müzik türleri etrafında bir araya gelenlerin oluşturdukları alt kültürler buna örnek gösterilebilir. Bunun yanında alt kültürel alanların bir kısmı da toplumun kendi iç dinamiklerinden kaynaklanır. Doğu insanının duygusal. Örneğin. Genel kültür içerisinde ortaya çıkan alt kültürlerin bazıları zamanla genel kültür içerisinde yaygınlık kazanarak toplumun çeşitli kesimleri tarafından çok daha geniş bir alanda paylaşılabilirler. Buna göre toplum içinde benzer kültürel öğeleri paylaşan kesimlerin bir araya gelerek oluşturdukları kültürel alanlar da genel kültür içindeki alt kültür alanlarıdır. inançların. inançlar. ideolojilerin gerektirdiği belli bir yaşam biçimini paylaşmaları olarak tanımlanabilir. gecekondu kültürü. ideolojiler etrafında bir araya gelerek o değerlerin. Alt kültürel alanlar kendi içlerinde homojen yapısal özellik- . birahane kültürü. Alt Kültür: Toplumların homojen kitleler olmadıkları. evrensel kültür vb. tam tersine heterojen yapıya sahip oldukları düşünülürse kültürlerin aynı biçimde heterojen nitelikte yapısal özellikler gösterdikleri kabul edilir. kuralların. onların alt kültürel yapıdan genel kültürel yapıya doğru (ulusal kültür. O halde “alt kültür” genel toplum içinde yer alan birtakım grupların ya da toplulukların belli kurallar. değerler. feminist grupların.İnsan Davranış Modelleri 131 matik bir kişilik yapısı sergilemesi. önceleri sistem karşıtı eğilimlerle ortaya çıkan marjinal kültürel grupların daha sonra sisteme eklemlenerek oluşturdukları kültürel alanlar olduğunu ileri sürer. bir yandan yerel ve bölgesel düzeydeki kültürel alanların genel kültüre getirdikleri çeşitlilikle sağlanırken diğer yandan da çok daha dar toplumsal alanlarda varlık gösteren alt kültürlerle bu çeşitlilik daha bir zenginleşmektedir. sıcak. Kültürel heterojenlik. Hebdige. rock’n roll. alt kültürlerin oluşumunun çoğunlukla. konuksever bir kişilik yapısına sahip olduklarından söz edilirken aslında söz konusu yörelerin ya da bölgelerin kültürlerine dikkat çekilmektedir.

.132 Prof. marjinal faydası ile kendisine olan maliyeti (fiyat) arasındaki oran. Tükettiği bir malın son biriminden elde ettiği tatmin -marjinal fayda. Homo Economicus Olarak İnsan Davranışı Ekonomi teorileri bir model olarak. Özetle söylersek alt kültürel gruplar. Alt kültür grup üyeleri kendi alt kültürel kimliklerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. azalan marjinal fayda. İnsan gereksinmelerinin nasıl oluştuğu ve neye göre değiştiği üzerinde durmaz.azalma eğilimi göstereceğinden. inançlar. grup dinamiği. Metin İnceoğlu . dolayısıyla da kişiliğin biçimlenmesinde çok daha katı ve etkilidirler. Temelde belirli gereksinimleri ve belirli bir geliri olan insanın. Böylece satın alacağı mallardan sağlayacağı. Çünkü onlar bilerek. Dr. Bu tür kültürel grupları oluşturan kişiler genelde belli görüşler. ilkesini göz önünde tutar. fayda. gerek grup dinamiği açısından diğer kültürel alanlara göre kişinin tavır ve davranışlarına yön vermekte. Belli bir alt kültürel gruba üye olanlar genelde aynı tarzda giyinirler. toplam faydayı maksimize eder. belirli zevkleri ve belirli ürün fiyatları çerçevesinde. diğer mallar için. tavır ve davranışları bile birbirine benzer. inanarak o alt kültürel alanda yer almışlardır ve daha başta o alt kültürün üyeliğini kabul ederken onun gerektirdiği bütün kurallara uymayı zaten kabul etmişlerdir. ideolojiler. düşünceler ya da ideolojiler çevresinde bir araya geldikleri ve kendilerince birer direnç alanı oluşturdukları için aralarındaki dayanışma. söz konusu olan orana eşit oluncaya kadar. isteyerek. kişiyi belli değerler. aynı tarzda ve aynı mekanlarda eğlenirler. aynı müziği dinlerler. Ancak bu model tüketicinin. parasını nasıl kullandığı üzerinde durur. Model “Homo economicus” varsayımına göre.Tutum Algı İletişim ler gösterirler. 6. hatta konuşma biçimleri. o maldan satın alır. davranış bilimlerinden oldukça farklıdır. değerleri. alacağı bir malın. her malın nisbi faydasını bildiği ve hesapladığını varsayar. maksimizasyonu sağlamaya çalışan tüketiciyi esas alır. Tüketici sınırlı bir parayla maksimum fayda sağlama çalışırken. inançları çok daha güçlüdür. dolayısıyla da grup normları. kurallar doğrultusunda yönlendirmekte.

İnsan Davranış Modelleri

133

Bu model, bazı yararlı davranışsal hipotezleri ortaya koyar. Bir malın fiyatı yükselince, talep düşer; tutundurma (promotion) harcamaları artırılırsa talep yükselir... vb. gibi. Ancak bunlar, ortalama sonuçlar olarak ileri sürülür. “Tüketici olarak insan” davranışlarını çözümleyebilmek için, iktisat teorisine dayandırılan bir diğer model ise satın alma karar süreci modelidir. Bu modele göre, “tüketici bir varlık olarak insan” davranışının açıklanmasında, tüketicinin satın alma faaliyetleri, onun, yaşamının değişik yönleriyle ilgili işlemlerin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilir. Tüketicinin, çeşitli sorunlarını çözümlemek amacıyla satın alma işlemlerine giriştiği, satın alma yolu ile sorunlarını çözümlemeye çalıştığı konusu üzerinde durulur. Temel sorunun tüketim olduğu vurgulanır. “Tüketici insan” davranışlarını çözümleyebilmek için, gerek, salt ekonomi, gerekse pazarlama modellerinin yetersizliği görülmüştür. Çünkü bu modelin ürün, marka, moda, renk, dizayn, model ile elde edilen “sosyal prestij”... vb. konularında açıklayıcı olmamaktadır. Bu nedenle ekonomi kuramlarından hareket eden görüşler bile, motiv, motivasyon, tutum, algı, sosyal ortam... vb. etmenlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini kabul etmektedirler. Çağdaş motivasyon tekniklerinin bulguları, “ürün psikolojisi” ve “ürün imajı” konusunda özellikle reklamcılara önemli veriler sunmaktadır.

134

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

SÜREÇ TÜKECİNİN SATINALMA KARARI

KİŞİLİK
M O T İ V A S Y O N
A L G I L A M

İşletmenin pazarlama çabaları

İhtiyacın duyulması

Alternatiflerin belirlenmesi

Alternatiflerin değerlendiril

Diğer Etkiler ve Bilgiler (Kültür ve alt-kültür sosyal sınıf, grup üyeliği)

A

ÖĞRENME - TUTUMLAR

Şekil 7: Homo-economicus olarak insan davranış modeli

7. Tüketim Toplumu, Reklam ve Tüketici (Consomateur) Olarak İnsan
Tüketime bu denli önem verilmesinin nedeni, kişinin toplumsal katmanlaşma içindeki yerini belirleyici bir nitelik ve özellik taşımasıdır. İnsanların yüz yüze gelerek ilişki kuramadıkları ya da yüz yüze geldiklerinde bile birbirlerini algılayamadıkları, önceden birbirleri hakkında bilgi sahibi olamadıkları atomize toplumlarda, üye görünmek istedikleri, toplumsal katmanın tüketim kalıplarını uygulayarak, onunla özdeşleşme çabası içine girmektedirler. Günümüz tüketim toplumlarında artık, doyurması gereken psikolojik bir ihtiyaç olmadığı sürece, hiçbir ticari mal satılamaz. Diğer bir deyişle ticari mal ikincildir. Söz konusu mal, ister kozmetik, ister gıda olsun, salt rasyonel bir söylemle satış başarısı sağlayamaz. Ürüne ilişkin, sağlamlık, dayanıklılık, ucuzluk, verimlilik, garanti... vb gibi unsurlar söz konusu olsa dahi, güzellik, gençlik, mutluluk, sağlık, kolaylık, sosyal statü... vb. gibi, yaklaşma çağrışımları olmaksızın, var olan ihtiyaçların yönü

İnsan Davranış Modelleri

135

değiştirilip, psikolojik tatmin düzeyi yükseltilmeksizin ürün, satış şansı bulamaz. Reklamın temel yaklaşımı, “saygın ve mutlu olursunuz” ilkesi üzerine kurulmuştur. Böylece rekabet eden malların fiyat standardizasyonu aynı olsa dahi, alınacak doyumun aynı olmadığı izlenimi yaratılmaya çalışılır. Tüketici, aynı ürün sınıflamasına giren diğer markalar yerine, reklamı yapılan (ya da reklamı en çok yapılan) markayı tercihe özendirilir. Büyük ölçekli üretim biçiminde artık, neyin, nasıl üretileceği sorun olmaktan çıkmış, kime nasıl satılacağı sorunu gündeme gelmiştir. Reklam ve pazarlama faaliyetleri de üretici ve dağıtımcı firmalar için gün geçtikçe daha çok önem kazanan tüketim politikaları geliştirme çabaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Motivasyonel nitelikte ticari bir iletişim biçimi olan reklam, koşullandırma yolu ile müşteriyi bir markaya bağlı kılmayı amaçlar. O’nu, “x” ya da “y” malı üzerinde “öğrenilmiş” bir otomatizme zorlar. Kuşkusuz bu otomatizm, daha fazla koşullandırılmış olduğu marka lehine sonuçlanır. Dolayısıyla, iktisatçıların işlevsel olmayan talep dedikleri boyut, giderek ağırlık kazanır. İşlevsel talep, talebin, ürün içeriğinde var olan, ürünün kullanımına elveren özelliklerini temel alan kısmı olarak tanımlanır. İşlevsel olmayan talep ise, ürünün kullanılmasına elveren özelliklerden değil, dışsal özelliklerden, örneğin, ürüne atfedilen sembolik yararından, sosyal kabul ve statüden kaynaklanır. Başka bir deyişle burada ürünün kullanım değeri ve tüketim değeri ayrımı söz konusudur. Buna göre tüketim toplumu ve tüketim kültürü ortamında gerçekleştirilen reklam ve pazarlama faaliyetleriyle, ürünün tüketim değeri çoğu zaman kullanım değerinin önüne geçirilir. Böylece tüketim toplumu ortamında yaşayan birey, asıl gereksinimin tüketimin kendisi olduğunu düşünmeye ve hissetmeye başlar. Ki bu da onun, yaşamında gerçek anlamda kullanım değeri olmayan birçok mal ve hizmeti, ihtiyacı varmışçasına alabildiğine tüketmeye yönelmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle tüketimin kendisi birey için giderek

136

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

önemli bir haz alma alanı haline getirilir. Ki Herbert Marcuse bunu “yapay gereksinimler” kavramıyla açıklar. Marcuse’ye göre günümüzün tüketim merkezli toplumunda yapay gereksinimler gerçek gereksinimlerin önüne geçmiş bulunmaktadır. Buna göre insanlar, gerçekte ihtiyaç duyup duymadıklarını düşünmeksizin alabildiğine tüketmektedirler. Böylece içinde yaşadıkları toplumda kendilerini kanıtlayabilecekleri, anlamlandırabilecekleri bir alan yaratmaya çalışmaktadırlar. Reklamcılar ve pazarlamacılar ise bu noktada insanların işlerini bir hayli kolaylaştırmaktadırlar. Diğer yandan bu noktada tüketim, iletişim ve tutum arasındaki ilişkiye bakmakta da yarar var. İletişim, tutumların kişiler için yerine getirdiği işlevlere yardım ettiği, onların yaşamsal etkinliklerini kolaylaştırdığı oranda başarı sağlar. Tüketimde, iletişimin oynadığı rol ise kişiye, dış dünyasını biçimlendirmede (potansiyel olarak) yardım sağlamasından kaynaklanır. Kişi, önerilen tüketim biçimlerine katılarak, salt dış dünyasını biçimlendirmekle kalmaz, ayrıca, tutumların, kişi için yerine getirdiği uyum, yarar, savunma ve değer açıklama fonksiyonlarını da bu yolla gerçekleştirir.

8. Engellenme (Frusturation)
Bir engel nedeniyle hedefe erişememek ve gerginliği ortadan kaldıramamak durumu, birçok uyum ve yanlış uyuma neden olan davranışlara yol açar. Bir amaca yönelen istekler engellerle karşılaşır. İsteğin gerçekleştirilmesini gerektiren gerginlik giderilemezse engellenme meydana gelir. Bu engellenme, bireyin yaşamında sıkça karşılaştığı bir durumdur ve olumlu, olumsuz sonuçlar doğurur. Engellenmeler, bireyi yeni ve daha iyi biçimde tatmin yollarına, zihinsel yapılanmaların (cognition’ların bilişsel düzeyin) yeniden örgütlenmesine götürebileceği gibi duyuşsal (emotional) bozukluklara, uyumsuz davranışlara götürebilir. Sosyal yaşam düzeyinde ise, insan kitlelerinin engellenmesi, toplumları ciddi sorunlara, grup çatışmalarına, suçlara, kısaca sosyo-patolojik durumlara yönlendirebilir. Engellenmenin nedenleri şöyle sıralanabilir: • Yetersiz fiziki çevre; örneğin, çevrenin yetersiz koşulları

Reklamların bu konudaki motivasyonu yadsınamaz. Örneğin hem evlenmek ister. bir konuda farklı hareket edebilirler. benliğini. Beklenti düzeyi daima düşük düzeyde ve tatminsiz kalır. amaçlara ulaşmada.İnsan Davranış Modelleri 137 nedeniyle insanların çevre ile ilgili istekleri engellenebilir. Sosyal ortam bazen bireyde birtakım yapay ihtiyaç ve istekler doğurur. Adetler. çoğu zaman birbirleriyle çatışır. nedenlerle. sosyal ve kültürel koşullarına uygun olarak giderme yolu ararlar. • Biyolojik ve fizyolojik koşullardaki yetersizlik. • Sosyal çevre koşulları: Çoğu zaman bireyin istekleri. İnsan çeşitli istekleri arasında seçim yaparken güçlük çeker. Bu durumda “tüketememe” bir engellenme. örfler. insanın zihni ve edimsel yetersizliği vb. sosyal kurallar tarafından engellenir. Engellemede toplumun ve kültürel kuralların rolü bazen daha önemli olur. bu alandaki beklentilerinden ya vazgeçer veya onları erteler. hem bağımlı olmak istemez. kendine olan güvenme duygusunu kaybetmemek için çeşitli savunma mekanizmalarına başvurur. engellerle karşılaşıp bu engelleri aşamayan birey. kendi konum ve rollerine göre. Bu gibi durumlarda kişisel beklenti ve ihtiyaçlarla. Ayrıca. Savunma Mekanizmaları İsteklere. fiziki çevre imkansızlıklarının engellemesi karşısında. • Psikolojik yapının karmaşıklığı: İnsanın istekleri karmaşıktır. aynı toplum içinde dahi. kurak ve kıraç topraklarda yaşayan insanlarda olduğu gibi. Örneğin. 9. içinde bulundukları toplumun ekonomik. çeşitli sosyal kurallar bunlar arasındadır. Birey. evlenme törenleri. o toplumun yapısı ve kurumları arasında uyuşma olmayabilir. kişi gelir düzeyinin çok üzerinde bir tüketime yönelebilir. yemek yeme. bunun sonucu olarak sosyal statü kaybı olarak algılanabilir. İnsanlar isteklerini. Birey engeli “aşabilmek” için yanlış çözümlere yönelebilir. Örneğin. giyinmede bu farklılıklar görülebilir. istediği mesleği edinememesi veya o meslekte başarılı olamaması gibi. . mutlak olarak değil.

çok karmaşık bir kavram olup pek çok oluşturucu öğesi ve etkeni vardır. yani “polyannacılık” yapmak da bir ussallaştırma yöntemidir. Freudien bir kavramdır. Metin İnceoğlu . b) Ussallaştırma (Rationalisation) Engellemeden meydana gelen gerilimin. Bu yöndeki dayandığı temel varsayım ise saldırganlık dürtülerinin saldırganlığın aktif olarak gerçekleşmesi yerine. kendi dışında kişi ya da nedenlere yükleyerek. yön değiştirmiş saldırganlık biçiminde (ör: Spor. bilinçli olarak kabul etmesinin olanaksız olduğu duygu ve düşüncelerini. a) Saldırma (Agression) Saldırma. öfke.Tutum Algı İletişim Bireyin savunma mekanizmaları olarak nitelenebilecek pek çok mekanizmadan söz etmek olasıdır. amaca varmada engelle karşılaşan bireyin. vb.) ifade bulması sonucu. zihinsel (cognitif) yapılanmalar aracılığı ile giderilmesidir. mantığını kullanarak. Dr. saldırganlık dürtüsünün yoğunluğu düşer. Boşalma gerçekte. hobiler.. Bunların en önemlileri arasında ise şunlar gelir. Birey sosyal ortam tarafından kabul edilmeyen ya da benliğine ters düşen. sanat. açığa vurulması ile azalabileceği görüşüdür. hedef olmak istemediği bir durumu kendisinden uzak tutmasıdır. Saldırganlığın sözle veya başka bir alanda. ussal gerçekler (rationalisation) bulunmaya çalışılır..138 Prof. sorunundan kurtulmak ister. Saldırma. Hedefe varamamaktaki bireysel yetersizliklere akla uygun ve sosyal onay gören nedenler. Saldırma mekanizmasının tersi durumu çekilme mekanizmasıdır. Boşalma (catharsis) ise. Ya da her “kötü” şeyde bir “iyi” aramak. Burada da engellenme anında kişi saldırıyı değil çekilmeyi. bireyin. c) Yansıtma (Projection) Bireyin. alanı terk etmeyi tercih eder. Freud’a göre yansıtmanın kayna- . hedefe varamamadaki başarısızlığını başkalarına yükleyerek (projection) gerilimini azaltmasıdır. en ilkel savunma mekanizmasıdır. fiziki şiddet ve tahrip eylemleri ile saldırganlık enerjisini engele yöneltmesidir. birey içinde daha az saldırganlık duyar. Diğer bir ussallaştırma biçimi ise. ifade edilmesi.

toplumsal onay gören bir değer olduğu için. Dengelemeye benzeyen diğer bir savunma mekanizması hedef değiştirme (transference)’dir. bir konudaki başarısızlığının yarattığı olumsuz duygularının etkilerini azaltmak. Gençliğinde ünlü bir futbolcu olmak isteysen ancak bunu başaramayan birinin daha sonra ünlü bir spor hekimi olması gibi. bilince yansırken. yansıtma mekanizması aracılığı ile. e) Bastırma (Repretion) Bazı istek ve arzular özellikle sosyal kurallar tarafından engellenir. doğrudan o kişiye yansıtamadığı durumda onu simgeleyen bir başkasına. Bu yolla başarısızlığını. benliğimizden çekip çıkarılır ve başkalarının üzerine atılır. annesine kızan çocuğun küçük kardeşini dövmesi gibi.İnsan Davranış Modelleri 139 ğı “çalışan karşıt güçler”. projeksiyondur. tersi olan düşmanlık. yükleme. başarısızlığı başkasına yansıtma (günah keçisi arama) yön değiştirilmiş savunma mekanizması. İç dünyamızdan dış dünyamıza çevrilir. çıkarsamalarda bulunduğu süreçtir. Patronuna kızan birinin karısını. bu kez başka bir biçimde açığa vurulur. Bu bastırılmış düşmanlık. unutulur. Bilinçaltına itilen istek ve arzular. bilinçaltına bastırılmış olarak kalır.dengelemek ya da silmek için. iç dünyamızdan ve bize yakın olanlardan uzaklaştırılır. Birey. Sevgi. bireyin tutum ve davranışlarının nedenlerine ilişkin. kocasına kızan kadının çocuğunu. kendini bu alanda ispat etmeye çalışmasıdır. Bunlar farkında olmaksızın bilinçaltına itilir. birine karşı duyduğu eğilimlerini. bir başka şeye yönelecektir. başarılı olduğu bir alanda dengeleyerek. zihinsel yapısının psikolojik baskısından kurtulma çabasıdır. Başarıyı kendine. yani “sevgi ve düşmanlık”tır. Yükleme. d) Dengeleme (Compensation) Bireyin. Ancak bastırma (repretion) bir çözüm değildir. Bireyin kendi öz-saygısı veya benliğine olan saygısını destekleyici yüklemeler yapma eğilimine kendini savunma amaçlı yükleme denir. başka bir konuda başarı araması. . yansıtılır. Yansıtmaya benzeyen diğer bir kavram yüklemedir.

bilinçaltına itilmiş bir cinsel istek. f) İçe Kapanma. Kendisini. bir sanat eseri yaratarak. ruhsal hastalıkların semptomlarında kendini dışa vurur. g) Özdeşleşme (Identification) Engellenme sonucu.140 Prof. rüyalar. Aşırılık durumu megalomanik kişilik olarak da kendini dışa vurur. ego bilinçli işlevini yerine getirirken (uyanıkken) ortaya çıkmasıdır. Bastırma durumunda. Yani nevroz ve psikozların kendini açığa vurmasıdır. kendi düş dünyasında tatmin eder. bir başka kişi veya grupla özdeşleştirmesi (identification). Metin İnceoğlu . suçlama vb. “Yasak” içtepinin psişik enerjisi. Bastırmanın olumlu yanları da olabilir. sıradan meslek sahibi birinin kendisini ünlü bir “uzman” sanması. tamamen ihtiyaç. . çatışma yaratmaması için kişinin başvurduğu psikolojik mekanizmaların belki de en önemlilerinden birisidir bastırmadır. Örneğin. inkar. istek ve heyecanların etkisi altına girmesidir. yani toplum tarafından onaylanan biçimi ile ortaya çıkabilir. kendi iç dünyasında kendine uygun gördüğü “rol”le avunur. Bu biçimde oluşan bastırılmış güdüler. yollarla ortadan kaldıramadığı sorunların. Hayallerle Avunma Düşüncenin engellenme sonucu. Ruhsal hastalık belirtileri (semptomlar) bastırılmış güdülerin. onun prestij ve başarıları ile kendini tatmin etmesidir. gerilimi gidermenin diğer bir yolu da bireyin kendini.Tutum Algı İletişim İçtepinin bilinçli olarak yok sayma. bunun düşleri ile yaşaması gibi. Dr. gerçeklerle ilgisini büyük oranda keser. ya da sıradan amatörce yazılar yazan birinin kendisini büyük ve ünlü bir yazar olarak görmesi gibi. Örneğin yasaklanmış. toplumun onayladığı bir alanda ortaya çıkabilir. libido psişik enerjisinden soyutlanmayacak ancak. Bu durum gerçek dünyanın hoşa gitmeyen yanlarından kaçarak. baskısını bilinçdışı yollarla açığa vuracaktır. içtepi. Bu durumda birey. bilince yansımasına da izin verilmeyeceğinden. Buna Freud’un deyimiyle “yüceltme” (sublimation) diyoruz. kendini savunma halidir.

Oedipus kompleksinin çözümünden sonra ortaya çıkar. Bu kişiyi (ya da grupları) kendisi için referans olarak seçebilir. Özellikle sosyal sınıf değiştirme beklentilerinde. bu durum açıkça gözlemlenebilir. bir futbolcu.İnsan Davranış Modelleri 141 Özdeşleşme. Birey salt anne ve babasıyla değil. Çoğu kez birey. Çocuğun anne veya babaya karşı duyduğu cinsel duyguları simgeleyen “Oedipus” kompleksinin çözümü. Birey için referans kişi ya da grup her zaman yüzyüze temas kurduğu kişi ya da gruptan oluşmayabilir. ünlü film oyuncularının referans etkileri üzerine yapılmış araştırmalar. özdeşleşme çocuğun toplumsal yaşamının genişleyip.. ünlü bir film oyuncusu. onların sahip olduğu otoriteyi temsil edebilecek kişilerle de (bütünüyle olmasa da) özdeşleşebilir. Öğretmeni. dini liderlerin referans kişi ya da reklamlarda olduğu gibi. kendi içinde bulunduğu sınıfı değil. Freud’un Kişilik Teorisi’nde anahtar bir kavram niteliğindedir. birey için referans kişi olabilir. vb.. Bu referans-özdeşleşme psikanaliz’e göre bireyin “ego” tatmin yöntemidir. Bir başka özdeşleşme biçimi de. çeşitlendiği dönemlerde de görülür. Çözülmenin 5 yaş dolayında başladığı kabul edilirse. bu anlamda etkinin güçlü olduğu görülmüştür. psikolojik bağlarla bağlı olduğu kişi ya da gruplarla özdeşleşir. Genel kabul gören kuramsal çalışmalar tutumla- . ya da gerçekte varolmayan kurgusal bir tip. Tutum Oluşumunda Belirleyici Olan Diğer Etkenler Tutumların oluşum sürecinin ne denli karmaşık olduğunu biliyoruz. ulaşmak istediği sınıfı kendisine referans edinir ve onun sosyal değerlerini benimser. kız çocuk da annesinin kişiliğini bir model olarak benimser. fiilen temasta olmadığı fakat. 10. babasının. çocuğun aynı cinsten olan anne veya babası ile özdeşleşmesi ile gerçekleşir. Dini grupların referans grup. Böylece özdeşleşme yoluyla erkek çocuk. Birey dikey olarak sosyal statü arar. toplumsal ilişkilerinde anne veya babası yerine koyabileceği. ünlü ve zengin bir iş adamı.

142

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

rın oluşumunu, büyük oranda öğrenme sürecine dayandırsalar da, tutumların oluşumunda rol oynayan diğer başka etkenler de vardır. Bunlar: • Genetik (kalıtımsal) aktarım. • Fizyolojik etkenler (ergenlik, yaşlılık, hastalık...) • Tutum konusu ile yüzyüze iletişim. • Kişilik. • Toplumsallaşma süreci (socialisation). • Grup üyeliği • Sosyal sınıf. Bu faktörlerin her biri, tutum oluşumuna iki biçimde etki eder: Birinci olarak, bireyin inanç sistemine tutumsal orijinallik katar; ikinci olarak, tutum sistemine, değişme, atıklık ya da bütünleşme gibi dinamik özellikler katar.

a) Genetik (Kalıtımsal) Etkenler
Tutumların oluşumunda, genetik (kalıtımsal) etkenler, üzerinde fazla durulmamış bir konudur. Tutumların oluşumunu genetik aktarımla açıklamaya çalışmak, tutumların çevresel etkenlerle oluştuğu ve öğrenme sürecine bağlı olduğunu ileri süren klasik yaklaşıma ters bir görüştür. Yapılan araştırmalardan elde edilen ilk sonuçlar çarpıcı olmuştur. Bu araştırmalara göre, etnik gruplararası çalışmalar, ırk önyargısı ve özellikle saldırgan karakter özelliklerinin, genetik olarak aktarıldığı yönündedir. Yine bazı araştırma bulgularına göre bireyin genel motive edilme eğiliminin saptanması mümkündür. Örneğin, zeka, cinsiyet, toplumsal onay görme gereksinimi, saldırganlık... vb. gibi konuların, genel ya da özel motivasyon eğilimi ile ilgili olduğu yönündedir. Özellikle cinayet işleyen suçlular (homongolos) üzerinde yapılan araştırmalarda kromozom yapılarının benzerliği, cinayet eğiliminin biyolojik (kalıtımsal) olabileceği yönündedir. Ancak genetik konusunun çok yeni bir bilim alanı olması, yeterli bilgi ve deney birikiminin zamanla oluşabileceği, tutumlar ve aktarımı konusunda bizi tedbirli davranmamaya zorluyor.

İnsan Davranış Modelleri

143

b) Fizyolojik Etkenler
Oldukça kalıcı genetik faktörlerin yanı sıra, geçici fizyolojik koşullar da bireysel ve bireylerarası tutum farklılaşmasına neden olur. Bunlar arasında yaşlanma, hastalık, belli ilaç ve tıbbi operasyonlar bireylerin tutum sisteminin içeriğini ve yönünü etkiler. Yaşlanmanın fizyolojik etkilerinin yanı sıra, fizyolojik olmayan etkileri de vardır: deneyimlerin birikimi ya da sosyal rolün değişimi gibi... Bazı araştırma bulguları insanların değişik yaşlarda, tutumlarında belli aşamalar olduğunu kanıtlamaktadır. İnsanın, çocukluktan yaşlılığa kadarki gelişme sürecini inceleyen araştırmalar, insanların büyüdükçe egemenlik, saldırganlık, rekabet, baş eğme, bağımsızlık ve diğer genel tutum eğilimlerinde değişmeler olduğunu göstermiştir. İnsanların politik, ideolojik tutumlarının da gençlikten olgunluk çağına kadar, sistematik bir değişim geçirdiği araştırma bulguları arasındadır.

c) Tutum Konusu ile Yüzyüze İletişim
Sosyal psikologlar bireylerin tutumlarının oluşumunda doğal olarak diğer kişilerin rolünü vurgulamışlardır. Ancak savaş, sanat, azınlık grupları vb. konulardaki tutumlar kısmen tutum konusu ile yüzyüze ilişkiden etkilenmektedir. Tutum konusu ile doğrudan deneyimler: Tek bir karşılama ya da tekrarlanan birikimli ilişkiler sonucu ortaya çıkar. Bazen tutum konusu ile bir kez karşılaşmanın, önemli davranış değişimine yol açtığı kanısı vardır. Bu konuda en çok bilinen örnekler, dini İnançlardaki ani değişimler ve savaşta oluşan nevrozların neden olduğu tutum değişimleridir. Yaşam deneylerinin tutumlara etkisi üzerine çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların çoğu, etnik grupların karşıt duygularının giderilmesi için bir arada yaşamalarını sağlayan konut projeleri ile ilgilidir. Tutum konusu ile doğrudan ilişki kurulmasının, bireyin o konuya karşı tutumunu büyük ölçüde olumlu etkileyeceği saptanmıştır. Ancak bu etkilenme tutumun yönünü değiştirmeden çok, yoğunluğunu arttırma (pekiştirme) biçiminde de olabilir.

144

Prof. Dr. Metin İnceoğlu - Tutum Algı İletişim

d) Kişilik
Tutum konusunda yapılar araştırmalar, bireyin kişilik yapısı ile tutumları arasında ilişki olduğu görüşünde birleşmektedir. Tutumlar, hem bireyin kişilik yapısını yansıtır, hem de bireyin kişiliğinin, ne tür tutumlara eğilimli olduğunun göstergesidir. Kısaca bireyin kişiliği ile tutumlar arasında, karşılıklı bir eylemleşme (interactif) vardır. Kişilik kuramlar genetik ve fizyolojik soyaçekim konusuna önem verir. Kişiliğin, “içe dönüklük” ve “dışa dönüklük” olmak üzere iki temel boyutta tanımlanabileceğini savunur. İçe dönüklük ya da dışa dönüklüğün de zeka gibi kalıtsal özellikler içerdiği gözlenmektedir. Bu açıdan, içe dönük kişiler daha çok motivasyon ve sosyal baskıya açık, dışa dönükler ise bunun tersidir. Birey fizyolojik yapısına göre motivasyona açık olabilir/olmayabilir. Bunun sonucu olarak da bireyin, içinde yaşadığı toplumun değer ve tutumlarına katılma oranı farklı olacaktır. Kişilik-tutum ilişkileri konusunda diğer bir kuramsal yaklaşım “otoriter kişilik” kavramıdır. Otoriter kişilik, sosyal, ekonomik, siyasal, her anlamda prestij sahibi, “üst” konumdaki insanlara saygı duyma, “alt” konumda olanları “hor ve değersiz” görme, eleştirilmeye tahammülsüzlük ve öz-eleştiriden kaçınma, kendi güçsüz ve beğenmediği yanlarını başkalarına yansıtma gibi belirtiler gösterirler. Yapılan araştırmalardan elde edilen bulgular, bu kişilerin yaşamlarına sıkı bir disiplinin hakim olduğu, bu yüzden de özellikle ana ve babalarına karşı gizli bir nefret duydukları yönündedir. Şimdiye kadar bireyin, karakter özelliklerinin tutumlarına etkisini inceledik. Bir de bireyin, içinde yaşadığı sosyal ortamın tutumlarına etkisi durumu vardır. Öğrenme süreci bu durumda, tutum oluşumunun en belirgin biçimini yansıtır. Bireyin sosyal ortamı, ailesi, okulu, küçük grubu ve diğer gruplar ile sosyal sınıfıdır. İşte bireyi çevreleyen bu sosyal ortam, onun toplumsallaşmasını da (socialisation) belirler.

e) Toplumsallaşma Süreci (Socialisation)

İnsan Davranış Modelleri

145

Tutumların çok az bir kısmı tutum konusuyla doğrudan deneyim sonucu edinilir. Tutumların oluşmasında belirgin diğer bir etken de, diğer bireylerdir. İçinde bulunduğu topluma uyma, birey için yaşamsal önem taşır. Bireyin ilk toplumsal ilişkileri aile ortamında başlar. Çocuk önceleri ana-babasının sevgisini kazanmak için, onların onaylayacağı biçimde davranmaya alışıp onların değer ve tutumlarını paylaşır. Bazı araştırmalar belirli çocuk yetiştirme uygulamalarının, bireyi toplumsal etki ve tutum değişimine daha yatkınlaştırdığını saptamıştır. Bireyin ikna edilebilirliği ile ailenin disiplin anlayışı arasında, yakın bir ilişki olduğu ileri sürülmektedir. Buna göre, ana-baba, çocuğu, çeşitli davranış alanlarında ne kadar kendi isteklerine göre davranmaya zorlarlarsa, çocuk iknaya o kadar açık olur ve başkalarının önerilerine uyar. Eğer ana-baba, çocuğu, isteklerine uymaya zorlamazlarsa, çocuk çevresel etkilere karşı direnç gösterir, bağımsızlaşır. Özet alarak, toplumsallaşma süreci, bireyin kişiler arası ilişkiler yoluyla içinde bulunduğu toplumun rol beklentilerini, değerlerini ve tutumlarını öğrenme sürecidir. Bu salt çocukluk dönemine ilişkin bir durum değildir. Bireyin tüm yaşamı boyunca sürer. Tutum oluşum sürecinin, bir öğrenme süreci olduğunu belirtmiştik. İlişkilendirme, pekiştirme, taklit ve aktarma gibi öğrenme kuralları, toplumsallaşma süreci için de geçerlidir. Taklit ya da özdeşleşme, öğrenme, topluma uyum sürecinde önemli rol oynar. Birey içinde bulunduğu toplumsal çevreden onay görebilmek için uyma davranışı gösterir. Çocuklukta bireyin seçme olanağı olmadığı için, ana-baba örnektir (referance). Birey davranışları ile elde ettiği ödüller arasında ilişki kurar. Cezalandırılan davranışları yinelemez. Daha sonra, aile dışındaki küçük gruplarda da aynı süreç devam eder. Bu, toplumsal onay görme ihtiyacının bir sonucudur. Ayrıca bireyin, yaşam deneyi olarak öğrendiği ve biriktirdiği tutumların geleceğe aktarılması da söz konusudur. Algılama seçimleyici olarak işleyen bir süreçtir ve bireyin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik tutumların oluşmasına neden olur.

insan kitlesidir. İnsan benzer tutumlarda olan kişilerle ilişki kurar. Bu tür bireyler arasında fikir birliği.Tutum Algı İletişim Toplumsallaşma sürecinin bireyin tutum ve davranışına etkisi. değiştiği.dir. Bunların bazıları. bu normlara uyma konusunda baskı altındadır. insanların yeni sosyalizasyon ve davranış kalıplarına uygun hale getirildiği süreçtir. arkadaş grupları. küçük yaştan kadın ve erkeklerin ne gibi işlerle ilgilenmesi gerektiğine ilişkin tutumlar edinmeleri için yönlendirilirler (orientation). Belirli nedenlerle üye olmak istedikleri ya da üye olmak zorunda kaldıkları grupların tutumlarını onaylar ve hatta o zamana kadar sahip olduğu tutumlara zıt tutumları benimseyebilir. Benzer sosyo-ekonomik çevrelerden gelme. Toplumsal hareketlenme. çalışma grupları. bozulduğu. yani toplumsal rol beklentileri vardır. eski toplumsal. ancak büyüyüp. Bu gruplar aile. Gruba ait belirli toplumsal normlar.146 Prof. belirgin biçimde gözlemlenebilir. tutumları. dolayısı ile karşılıklı benzeşme sıklığı artar. kız çocuk için de söz konusudur. dernekler. çevresini daha iyi anlamlandırmaya başladığında. bireyin kendi cinsine uygun rolleri benimseme süreçlerinde. Dr. sosyo-psikolojik bağlantıların büyük çoğunluğunun. aynı okullarda eğitim görme ve aynı meslekten olma. Metin İnceoğlu . birey için bir danışma grubu görevi yapar. tutum ve değerlerin benzerliğidir. Kişi toplumsal hareketlenme süreci içerisinde. mesleki kuruluşlar vb. uyduğu zaman ise ödüllendirilmesi söz konusu olur. toplumda oluşan yeni değerleri de benimser. Toplumsallaşma doğal olarak durağan bir şey değildir. Grup üyeliği. Aynı şey. akrabalar. ekonomik. Bu şekilde bireyler. tutum benzerliğini sağlayıcı unsurlardandır. kız ve erkek oyunlarını ayırt edemezler. grup normları aracılığı ile etkiler. Arkadaş ve danışma gruplarının oluşmasında en önemli etken. okul çevresi. Birey. bu normlara uymazsa cezalandırılır. f) Grup Üyeliği Toplum birçok küçük grubun oluşturduğu. erkek çocuk bebeklerle oynuyorsa çevreden tepki gelecektir. zayıfladığı. . Birey grup içinde. Çocuklar oyunlarında.

30. kendi kaderini belirleme 28. Ödül ve cezaların değiştirilmesi 8. İşlev 2. Uyarılma Koşulları 1. Yeni bilgi ile yaratılan belirsizlik ya da çevrede değişim. ihtiyaç tatmini için yeni ve daha iyi yolların bulunamaması 15. tutarlılık ve açıklık ihtiyacı 24. Eski sorunla ilgili gösterge ya da eski sorunun yeniden gözden geçirilmesi 18. Kendinden tatminsizlik 25. Değerlere ilişkin göstergelerin belirginliği 22. kendini ifade. Tehditlerin ortaya sürülmesi. Olumlu öz-görüntü yaratma. Değişim Koşulları 5. anlamlı zihinsel örgütlenme. Görev Tutum objesinin ihtiyacın tatmininde kullanılması. İhtiyacın karşılanmaması. İhtiyaçların eyleme geçirilmesi 2. Öz kimliğin korunması. 23. İç çatışma ve dış tehlikelerden korunma 11. Nefret ve bastırılmış isteklere seslenmesi 13. 31. 6. Yeni tutumun kendine daha uygun olması 26. Otoriter kişilik önerilerinin kullanılması 21. Öz-benlik kavramını tehdit eden belirsizlikler 29. Engellenmelerin arttırılması 14. uyarılması ve değişimi . Şekil 8: İşleyişine göre tutum oluşumu. 20.İnsan Davranış Modelleri 147 1. Sorunlar hakkında daha anlamlı bilgi. Bireyin kendini tanıması Uyumsal Araç 9. İhtiyacın tatmini ile ilişkili göstergelerin belirginliği 4. Tehditlerin kaldırılması 16. 7. Yeni ihtiyaçlar ve yeni hedeflerin yaratılması. en yüksek ödül en düşük cezaya yönelme 3. Bireyin öz görüntüsünü yeniden kanıtlamaya çağrı. Bilgi 19. Gerçek duyguların açığa çıkarılması (catharsis) 17. Değer İfadesi 27. Eski değerlerin küçük görünmesinde çevrenin desteği. Anlama. 12. Ego Koruyucu 10.

Grup cazibesinin fazla olduğu gruplarda bağlılık da artar. bir gruba rastlantısal olarak girerse. üyeler üzerindeki otoritesi artar. grup birliğinin gücüne bağlıdır. İşte grup yönetimi kaynağını bundan alır. Eğer bu tutum salt özel davranışta belirtiliyorsa. grup. tutum değişimine gerek olmayacaktır. Ancak birey. bireyden beklenen eylem ve tutumları gösteren. gruba bağlılık vardır.148 Prof. grubun çoğunluğu tarafından kabul edilmesi gerekir. Bu merkezi kurallardan sapma suç sayılır. Grubu terk etme konusunda baskı arttıkça. bireyin tutumları. Grupta uygulanan baskıcı otorite. üyeleri üzerinde mutlak bir otoriteye sahiptirler. Böyle bir gruba giren üye. Grup disiplini güçlü ise. grubun. Kurallar grup üyelerinin. Dr. hem nasıl hareket etmeleri. Gönüllü grup üyelerinde ise. g) Grup Normu Grup Normu. merkezi bir önem taşırlar. belirli koşullar altında. Grup disiplini etkisine gelince. . Burada grup normlarına karşı olmak şiddetle cezalandırılır. her şeyin üstünde grup cazibesi. hem de tutumlarla ilgili olduklarından ciddi. Birey gruba gönüllü olarak girerse. o gruba ait tutumları benimsemesi için güçlü bir baskı gerekebilir. hoş görülmezler. onlara uyma ve uymamanın sonuçlarını belirten kurallardır. üyelerini etkili bir biçimde temel tutumu belirleyen kurala uymaya zorlayamaz. davranışlarında kendini gösterir. Bireyin zorunlu olarak girdiği ve terk etmenin birey için çok güç olduğu gruplar. Bu gruplara katılan üyeler grup normlarına uymayı isterler ve bunun için tutumlarını değiştirmek eğilimindedirler. ya uygun tutumlara sahip olacak veya aykırı olanları değiştirecektir. Grup normundan sapma kontrol edilmez ve cezalandırılmazsa etki azalır. kural olabilmesi için. grup disiplini katı oldukça grup etkisi artar. Bu yüzden yeni katılan üyenin. çünkü o grupla özdeşleşmiştir. tutum değişimi ya da o grubun tutumlarını benimsemesi o kadar kolay olacaktır. Kurallar hem eylem.Tutum Algı İletişim Bireyin gruba aidiyeti ne kadar güçlü ise. Bir davranış kuralının. zorunlu olarak gruptaki tutumlara uyması gereklidir. hem de nasıl düşünmeleri gerektiğini belirler. Metin İnceoğlu .

grup içindeki yerini belirler. kuramsal olarak eş yönlü bir etkileşim bulunduğu söylenebilir. Grup üyeliği özellikleri: Grubun bütün üyeleri. ölçülmesi zor olan pek çok davranışı ölçmemize. belli bir davranışı ortaya koyacağını söyleyebilir miyiz? Bu soruları bu güne kadar yapılmış tutum araştırmalarım inceleyerek yanıtlayabiliriz. ona bağlı olarak di- . etkili bir şekilde düzenli değilse. onların üyelik özelliklerine göre belirlenir. sosyal sınıfların değişik tutum yapıları olduğu varsayılırsa. h) Sosyal Sınıf Toplumsallaşma sürecinde. 11. tutumlarla davranışlar arasında. statüsü. bir tutumun çıkarsanması. Sapma gösteren bağımsız davranışı yönlendiren kurallara “taraflı kurallar” denir. Yeni üyelerin. içinde bulunduğu sosyal sınıfın tutumları ile benzeşecektir. üyelik karakteri bakımından aynı düzeyde değildir. bu durumda. Yeni üyenin. Böyle bir durumda grup kurallarına ideal veya hayali kurallar denir. fakat herkes herkesin inandığına inanır. Böyle bir yöntemle. Tutum ile davranış arasında koşut bir ilişki olması. çok yönlü bilgisizlik (pluralistique ignorance) meydana gelir ki. kabul dereceleri. Tutum Davranış İlişkisi Tutumlar da pek çok psikolojik değişken gibi doğrudan doğruya gözlemlenemeyen. Varlıkları ancak dışa vurulmuş davranışlar ya da sözlü ifadelere dayanılarak çıkarsanabilir. grup kurallarının geçerliliği konusunda hassasiyeti. kimse inanmaz. yardımcı olur. Bireyin tutumlarının bilinmesi. Bu nedenle. bireyin içinde yaşadığı toplumun (aileden başlayarak daha sonra katıldığı gruplarda devam eden) tutumlarının oluşmasına etkisi olduğunu biliyoruz.İnsan Davranış Modelleri 149 Eğer bir grubun üyelerinin davranışı. gizli ya da kuramsal değişkenlerdir. grup üyeliğine verdiği değer derecesi. bireyin daha sonraki yaşamındaki tutumu. grup kurallarına uygun tutumları. Bir iki kural davranışı idare eder. davranışlarının çıkarsanmasına ne oranda katkı sağlar? Belli bir tutumun. Toplum da sınıflardan oluştuğuna göre.

Soru tekniği. vb. Bu durumda .Tutum Algı İletişim ğer davranışların anlaşılmasını sağlar. belli bir davranışın potansiyel göstergesidir.. gerçekten veya görünüşte aynı yönlü davranabilirler. test ortamının yarattığı yapay etkiyi ortadan kaldıramamaktır. İnsan davranışları. b) Tutum Dışı Etkenler Temel sorunlardan biri. soruların yanlış anlaşılması. mutlaka olabileceği anlamına gelmez. Tutumlarla. Bu etkenlerden herhangi birinin gücü. tam olarak kurulamamasının diğer bir nedeni de. Sherif. tutum davranış ilişkisinin gerektiği gibi ölçülmesini engeller. oy verme davranışı. tutumun tepkiye desteği azalır. Dr. aynı anda mevcut diğer etkenlerin gücü ve sayısı ile sınırlıdır. propaganda çalışmaları. M. tüketim ve halkla ilişkiler çalışmalarında doğal olarak daha etkin bir motivasyon sağlanmasına yardımcı olacaktır. davranış yönünün ve türlerinin. Bu nedenle de tutum ve davranış arasındaki paralel ilişki azalır. Bunun yanı sıra tutum ölçme tekniğinin bizzat kendisi. c) Ölçüm Hatası Tutum ve davranış arasındaki ilişkinin. Şayet sosyal çevrenin denetimi baskıcı ise.. Metin İnceoğlu . tutumlarını ve kişiliğini yansıtabileceği görüşünü savunmaktadır.. bireyin güçlü tutkularını. dikkatsiz yanıtlayıcılar.150 Prof. bunu biliyoruz. hem bireyin kendi tutumunun hem de sosyal çevrenin denetim etkisi altındadır. ölçme tekniğinden kaynaklanan sorunlardır. bir tutum konusuna karşı ters tutumlara sahip iki kişi. tutuma kaynaklık eden tepkiyi yönlendirebilir. Tutum ölçme yöntemleri kullanılarak elde edilen veriler. davranışlar arasındaki ilişkinin ölçümünü sınırlayan etkenler şunlardır: a) Çevresel Etkenler Çoğu kez açık ve net bir tepki. ölçümlerde bazı hata paylarını da hesaba katma koşulu ile. deneği motive edebilir. olumlu/ olumsuz vurgu gibi. Bu nedenle. bilimsel bir araştırmada. dikkatsiz ve yeterince eğitilmemiş anketörler. Dolayısıyla da tutum. karmaşık etkenlerin etkisi altındadır. reklam. Ölçümlerdeki sapmalar.

bu davranışları benimsemeyi tercih edecektir. tutumuna aykırı da olsa. normlar.İnsan Davranış Modelleri 151 tutumları aracı unsurlar olarak değerlendirmemiz gerekir. Aksi halde tutarlılık ortadan kalkar. yaşamın her dönemindeki toplumsallaşma sürecinin amacı olduğunu biliyoruz. bireyin kendi tutumuna uygun davranması. kendi tutumuna uygun davranmayı öğrenmesi daha da güçtür. öğrenme süreci açısından değerlendirirsek Tutuma uymayan davranışın başlıca nedeni. Tutum ve davranış arasındaki tutarsızlığı. davranış için gerekli ve yeterli olamazlar. algılama ve değerlendirmeleri- . Sonuç olarak. Toplumla. Ancak. d) Davranış Alışkanlıklar. çevresel ortam etkenlerinin de rolü olduğu söylenebilir. Tutuma uygun biçimde davranmayı öğrenmenin. Bu dört etken uyumlu ise. ya da bireyin ait olmak istediği gruplarla (referans grup) uyum içinde yaşama zorunluluğu. kendiliğinden o toplumun beklentilerine göre davranış belirlemeye yöneltecektir. her zaman toplumun bireye yüklediği rol davranışlarına denk düşmeyebilir. tutumların davranışları etkilemesinin kolay olmadığı. Bu durumda birey. Bir de bireyin bu beklentilere ters düşse bile. Böylece öğrenmeyi belirleyen temel etken. bireyi. Bireyin bu biçimde elde ettiği tutumlar. daha sonra kazandığı bilgi ve yaşam deneyleri. Tutumlar. bireyin tutumunu davranışla nasıl ifade edebileceğini öğrenmemiş olmasıdır. ancak aracı unsur olarak işlevsel olabilirler. Bu nedenle tutumları projektif değişkenler olarak değerlendirebilmek için. tutum ile davranış arasında tutarlılık vardır. normlar. alışkanlıklar ve öğrenme süreçleri ile. karmaşık durumlarda. araştırma bulgularının çözümlemelerine. tüm bu etkenlerin davranışla olan ilişkilerini göz önünde bulundurmaya ihtiyaç vardır. tutumlar ve bunların pekiştirme etkenlerinin bir işlevi olarak açıklanabilir. Çoğu kez. bireyin bu tür davranış durumları ile doğrudan ya da dolaylı olarak deneyimi olmasıdır. toplumun beklentisine uygun davranmayı (toplumsal uyum) öğrenmek zaten güç bir süreçtir.

tek boyutlu olarak örgütlenmesi. kanı. inançların tutumlarla olan yakın benzerliği nedeniyle. Birey belli bir noktadan sonra pasif alıcı konumundan çıkar. tutumların sözlü ifadeleri olarak kabul edilebilir. benzer bazı kavramlarla karıştırılır. irdelenmeksizin kabul edilmesidir. Kısaca. bir konu ile ilgili olarak. İnanç. Ancak her inanç tutum oluşturmaz. Kısaca bir “şeye” inandığı mızı belirttiğimiz zaman. kanılar daha ken- . ya da varlıklarına ilişkin. nesne ya da olayların nitelikleri. Özetle her tutumda inanç(lar) vardır. duygusal. kanılar tutumların oluşmasında rol oynamaz. İnançların. bir “şey”in veya olaylar bütününün olduğu gibi. motiv (güdü) motivasyon (güdüleme) gibi kavramlar vardır. inançlar tutuma dönüşür. bireyin zihinsel yapılanmasının tümüdür. tutumları oluşturan zihinsel.152 Prof. değer. b) Kanaat (Kanı-opinion) Kanaatler. İnanç kavramına. Dr. Zihinsel tutarlılık bu seçimde önemli bir rol oynar. 12. anomi. davranışsal öğelerin inanç(lar) konusunda da geçerli sayılması doğaldır. basmakalıp yargı. tutumların zihinsel (cognitif) öğesinde yer almaktadır. a) İnanç (Belief) Bireyin kendi dünyasının herhangi bir yönüne ilişkin algı ve zihinsel yapılanmasının (cognition). Öte yandan. Algıların ve zihinsel yapının. daha çok tutumları yansıtırlar. Tutum kavramı ile yakından ilişkisi olan kavramlar arasında inanç. bu biçimde tanımlandığında. duygusal öğe katıldığında. Tutum Kavramı İle Bağlantılı Bazı Kavramlar Tutum bir kavram olarak günlük yaşamımız içinde. Bunları sırayla açıklayalım. biçimleyici değerlendirmeleri içeren. bizim için gerçeğin o olduğunu ifade etmek isteriz. çoğu kez biri diğerinin yerine “eş anlamlı” dahi kullanılan. kendi içinde örgütlenmiş olduğunu bildiğimize göre. Tutumlara oranla. bu örgütlerin birleşmesi ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. yargı. Metin İnceoğlu .Tutum Algı İletişim ni yönlendirir. yeni bilgiler konusunda seçici bir konuma gelir. Ancak.

bireyin. eylemin oluşum süreci içerisinde de. basit olarak kanıları sözsel tutumlar olarak tanımladık. Ayrıca. Bu yüzden kanıların pek çoğu. her kanı atomu.İnsan Davranış Modelleri 153 dine özgüdür. genellikle kanılarla karıştırılırsa da. Birey. Bireyin inanç ve tutumlarının tek tek kanı atomlarından oluştuğu söylenebilir. inanç. temsil eder. bireyin yorumunun dışa vurulmasıdır. çözümlenebilecek basitlikte olanları enderdir. salt tek bir tutumun yol göstericiliği veya belirleyici olmasıyla. tutumların yeterli olamayacaklarının anlaşılması halinde meydana gelir. Kanının bir duruma müdahale edişi. İşte bireyin bu kendinden kattığı yorumlar. belirli bir olay. bu tutumlar arasında karşılıklı eylemleşme başlar. bir olayla ilgili bildiklerine kendinden bir şeyler katarak. Kanı farklı bir psikolojik düzenlemenin olgusudur. görünümü ile ilgili olarak. pek az durumlar hariç. yeni ve çözümü güç öğeler içerirler. Tutumlar ve Kanaatler Tutumlar. Bu bakış açısına göre. Bu nedenle kanılar eylemle doğrulanıncaya kadar. kanılarıdır. belli bir duruma uymasında. zaman ve boyutu yönünden. karmaşık eylemlerle ilintilidirler. davranış ya da konuya ilişkin. kendisiyle veya grup üyelerinin kendi aralarındaki tutumların girişecekleri etkileşim sonucunda. tutum ve bunların içerdiği toplumsal onaydan oluşur. Dolayısıyla da kanı tek bir tutumu değil. bireyin açıkladığı tutumunu. ileriye yansıyan (projektif) ve sınayıcı (tentative) bir özde kalırlar. Bizim aktif dikkat ve ilgimizi çeken durumların içinde. 13. durumun bireyden-öte. Belirli bir anda. tutumlar içinde bulunulan durum ve konumu saptayan. Bu nedenle. aracı faktör olarak kanı dediğimiz şey oluşur. ortada mevcut nesne bütüne uy- . Kanı sözlü bir dışa vurum biçimi olduğuna göre. Belli bir durumda yer alan bireyin. birtakım yorumlar getirerek kanısını açıklar. çoğu kez. gerçekte kanılardan farklıdır. davranışlarla olan işlevsel ilişkisi yönünden farklı özelliktedir. Çok karmaşık ve genellikle çelişkin ve kararsız eğilimlerimize seslenen boyutta oldukları için.

c) Önyargı (prejudice) Herhangi bir konuda. uyarıcı hakkında vereceğimiz karar olmaktadır. yargılar da kanılara dayanarak. nesnelerin belirli sınıflamalara göre nitelendirilme süreçleri. lahmacuna kadar çok değişik konuda. daha önceki uyarıcılarla olan deneyimlerin de (referance) etkisiyle yeni yargıları oluştururlar. bir siyasal görüşten. diğer bütün özellikleri bu değerlemeden çıkartılır. ancak sınırlı oranda ve kavramsal düzeyde bir ayırımın olanaklı olabileceğine dikkat çekmektedirler. günlük yaşamın akışı içerisinde kanı/tutum ayrımının güçlüğüne işaretle. Geniş anlamlı bir biçimde belirtmek gerekirse. yeterli ve gerekli bilgi edinilmeden ya da inceleme yapılmadan. çoğu zaman ve çoğu kişide bulunan birçok eğilim etkiler. b) Halo Etkisi Başkalarına ilişkin izlenimleri. Dr. Yani inançlar ve tutumlar yargıları yönlendiren etkenlerdir. her kanı. Başkalarına ilişkin algılarımızın çoğu “iyilik” ya da “kötülük”. Buradaki “gerçekleri” inançlar olarak. İyi olarak algılanan biri olumlu bir çerçeveye oturtulur ve bütün iyi nitelikler ona yüklenir. Böylece. Bu kez “kötü” olarak damgalanan biri de bütün kötü özelliklere sahip olarak algılanır. Pek çok sosyal psikolog. Metin İnceoğlu . birbirini uyumlamış olur. yetersiz ve hatta hayali kanıtlara dayanılarak varılan yargı ya da kavram olarak tanımlanır. Yargılar.Tutum Algı İletişim gun tutumları ele alır. bir veya birkaç tutumun ifadesidir. belli bir durum içinde girilecek eylemin koşullarına göre tutumlar. bir anlamda bir bireyin yaşamını “kolaylaştıran” algı- .154 Prof. Kanıların. yargıları oluşturur. uyarıcının belirdiği anda ortaya çıkmazlar. Önyargı. tutumların ve “gerçeklerin” etkisi ile oluştuğunu ve yargıların da kanıların bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Algıladığımız insanların. a) Yargı (Judgement) Yargı. herhangi bir anda ortaya çıkan. Böylece. tutumları ise yalnızca duygusal öğe olarak alabiliriz. Bunun tersi (olumsuz halo) de olabilir. Bu eğilime halo etkisi denir. “güzellik” ya da “çirkinlik” değerlemesine dayanır.

önyargı ile ilgili bir konuda. önyargı gruplar arası veya bireyler arası bir olgudur. motivasyonel iletişimde (reklam. bilgi ve gözlemlerine değil. d) Basmakalıp Yargı (Stereotype) Çok kısıtlı deneyimlere dayanan çok genelleştirilmiş inançları. çocuklarda rastlanan önyargının. içinde yaşadığı toplumun birtakım önyargıları bireye hazır olarak aktarılır. toplumsal biraradalığın (sociabilité). önyargı genelde olumsuz yönlüdür. Doğal olarak. Kısaca önyargının bir nedeni de gruplararası rekabettir. Önyargının gruplararası bir olgu olmasının nedeni. Bu bakımdan önyargı. insanda bunun doğuştan geldiği kanaatini uyandırmıştır. propaganda) mesajın algılanmasını çabuk ve kolay hale getiren bir unsurdur. önyargı olumlu yönde de olabilir. otoriter kişiler diğer insanlara oranla daha önyargılıdır. önyargıya neden olabilecek bireysel ve toplumsal etkenleri inceleyerek. Toplumsallaşma kuramlarına göre. toplumsal bağımlılığın sonucudur. Basmakalıp yargılar. Gerçekleştirilen araştırmalar. Ancak. toplumsal rotayı tayin etmede önemli rol oynar. çok yaygın bir biçimde görülmesi. “basmakalıp yargılar” olarak tanımlıyoruz. Bu olumluluk önyargının niteliğini değiştirmez. iki temel kuram geliştirmişlerdir. Şunu hemen belirtelim ki. Önyargı bir tutumdur.İnsan Davranış Modelleri 155 lamalarını ve anlamlandırmalarını çabuklaştıran bir olgudur. Özellikle. Toplumsal anlamda önyargının. kavrayış ve anlamlandırmalarım. yaşam pratiği içerisinde özellikle düşük kültür grupları için. toplumsal yaşama uyma çabaları sırasında (socialisation). eğitim ve öğrenim sonucu elde edilen bir tutum olduğu saptanmıştır. Bireysel düzeyde geliştirilen otoriter kişilik kuramına göre. toplum yapısından kaynaklanan bir olgu olduğunu göstermiştir. bireyin herhangi bir olaya ilişkin olarak. önyargının doğuştan değil. Bu bakımdan. eğitim ve öğrenimin yönü ve yoğunluğu ayarlanarak önyargılı tutum azaltılabilir/arttırılabilir. Bu anlamda önyargının üç belirgin özelliği vardır. önyargıları- . değişik birey ve grupların aynı konuda farklı önyargılara sahip olmaları.

156 Prof. bir değerler sistemi olarak ortaya çıkar. • Yeni bilgi ve deneyimlere rağmen. çoğu kez. Bunlara “sosyotipler” diyoruz. bireyin çevresini sınıflama ihtiyacının doğal bir sonucudur. değişime dirençlidir. toplumun tüm bireyleri tarafından. değerlerin tutumlardan daha temel kav- . Önyargıda ise daha olumsuz bir davranış eğilimi söz konusudur. aynı biçimde değerleneceği kabul edilebilir. ancak genelde olumsuzdur • Konuya ilişkin bilgi. Bir de belirli gruplar konusunda. e) Değer (value) Toplumbilimsel bir kavram olarak değerler. Basmakalıp yargıların. Haklarında az bilgimiz olan kişilere karşı basmakalıp yargılar oluştururuz. diğerleri. genellikle bilgi. ideal göstergeleridir. Basmakalıp yargı. Bazı sosyal psikologlar tutumlarla değerleri benzer kabul ederken. Dr. Basmakalıp yargılar.Tutum Algı İletişim na göre yapmasıdır. Bir grubun bu şekilde tanımlanması. Birey için “anlamlı” olan toplumsal değerler. Metin İnceoğlu . Bu kavram insanların genel bir özelliğini yansıtır. doğrudan deneyim yolu ile değil. bireyin içinde yaşadığı toplumun yönlendirmesi sonucu. ulaşılması kolaylıkla olası olanı değil. aynı şeylerin. • Doğru veya yanlış olabilir. doğrulukları kuşkulu kanılar vardır. hemen herkes için ortak değerlerdir. bu sınıflama ile bazı belirli özellikler arasında zorunlu ilişkiler kurulur. basittir. Bu gibi sonuçlar çıkarma eğilimine. karmaşık değil. Bu nedenle. Böylece değerler. Basmakalıp yargıda daha geniş bir sınıflama kavramı vardır. Basmakalıp yargılar ile önyargıyı ayırmak oldukça güçtür. Ayrıca basmakalıp yargılarda algının doğruluğu da söz konusu olabilir. ulaşılması gereken ideal hedeflerin. karar süreçlerini de etkiler. dolaylı olarak edinilmiştir. Bir kez bir sınıflama yapıldımı. Yani basmakalıp yargı doğru olabilir. deneyim ve ilişki eksikliği ile ilgili olduğu kabul edilmektedir. “mantıksal hata” (logical error) denir. Bunlar basmakalıp yargılardır. o grup içindeki her üyeyi de bütünüyle kapsar. Doğal olarak basmakalıp yargılar. Bazı grupların bu biçimde nitelendirilmelerinde gerçek payı da olabilir.

Değerler. bu ideallerin ya da değerlerin. bireysel değerler ve toplumsal değerler olarak ikiye ayrılır. birey için ifade ettiği önem derecelerine göre sıralanmaları sonucu ortaya çıkar. Birey içinde bulunduğu toplum tarafından onaylanabilmek için. soyut bir kavram olmakta ve belirli bir tutum konusu ile ilgili olmamaktadır. Değerler ise. tutumların duygusal öğesini etkiler. ulaşılmak istenen ideal durumların göstergeleridir. Değerlerin. Örneğin. gerçeğin şimdi ve geçmişte nasıl olduğu hakkındaki bilgilerdir. Oppenheimer. İnançlar.İnsan Davranış Modelleri 157 ramlar olduğunu ve çoğu kez tutumları etkilediklerini belirtirler. Birey. İdeal durumlar. önem kazandıklarını vurgularlar. akılcılık. aracı unsurlar değerlidir. tutumların gerisinde bir değer sisteminin bulunduğunu ve bu sistemin tutumları etkilediğini özellikle belirtir. adaletin egemenliği olabilir. Değerler. Normlarla. Değer: İnsanlar dengeli bir doğa için çevreyi korumalıdır. İnanç. Değer sistemi ise. toplumsal değerlerden etkilenirse de. Bireysel amaçlara ulaşmada. doğruluk saygınlık. Normlar toplumsal düzeyde kabul edilmiş davranış biçimleridir. bireylerin çevresindeki konu ya da olguların. . Değerlerin araç değil amaç olduklarını ileri sürerler. gerçeğe ve güzele ulaşmak. değer sisteminde. topluma ve dolayısı ile bireye bu normlar aracılığı ile ulaşmak istedikleri hedefleri gösterir. çalışkanlık. Her ne kadar kişisel değerler. İnançlarla değerler birbirinden ayırt edilebilir. iyi. Böyle olunca değer. o toplumun normlarına uygun davranmak zorundadır. güzel. değer ve kanılar arasındaki farklılığa bir örnek verelim: İnanç: Doğanın tahribi insanlığın sonu olur. doğru olanı belirtirler. daha merkezi bir önem taşırlar. bu tür unsurlara yaklaşır. tersi durumda kaçınır. birey için ifade ettiği faydalardır. Bireyin. toplumsal olduğu kadar kendi amaçları da önemlidir. Aynı zamanda değerler. inanç ve tutumlara temele oluşturdukları için. değerler arasında da yakın bir ilişki vardır. her zaman bu anlamda bir etkileşim olmayabilir. Birey için. Bir bakıma değerler. Soruna bu açıdan baktığımızda değerler.

çok yönlü bir düzen boşluğu devam eder. kargaşanın kural olduğu durumdur. hangi norma uyacağını bilemeyen bireylerin. rastgele yeni bir değerler hiyerarşisi de. toplumsal değer ve normlar hiyerarşisinin bozulmasıdır. İnsanların ve nesnelerin toplumsal ortak bilinç tarafından. geleneksel yapıdan değil. insan ihtiyaçlarını düzenleyen göstergenin aynı kalması da olanaksızdır. yeni bir dengeye kavuşmadıkça. O’na göre anomi.158 Prof. kendi dışındaki diğer toplumsal güçlerin “değeri” konusunda. Bu göstergelerin ters yüz olduğu durumda. Gerçekten de insan ihtiyaçları köklü olarak değiştiği için.Tutum Algı İletişim Kanı: Çevreci kurumların etkinliklerine daha aktif katılmak gerekir. Durkheim’a aittir. Kuralların geçerliliğini yitirmiş ve herkes tarafından uyulacak yeni kurallar yaratamamış bir toplumda. Metin İnceoğlu . toplumsal olanaklara göre değişmektedir. eskisinin yerine konamaz. kitle toplumunun sonucu olan kit- . toplumsal yapı ile kültürel yapı arasında ortaya çıkan uyuşmazlık anomiye neden olur. (sociabilité) giderek imkansızlaştıran bir toplumsal düzensizlik ortamıdır. bireyleri toplumsal bütüne dahil eden bağların kopmasıdır. f) Anomi (Yabancılaşma) Anomi. Günümüzde birey normlarını. biraradalıklarını. Anomik sosyal yapı içinde denetimsiz kalan toplumsal güçler. Öte yandan. Değerler kargaşasının topluma egemen olması. ortak bir yargıya varamadıkça. Anomi kavramı. Toplum tarafından tanınmış hedeflere ulaşmak için. yakın ilişki içinde bulunduğu veya kendini ait hissettiği referans gruplarından almaktadır. uzun bir sürenin geçmesi gerekir. kuralların geçerliliğinin ve yaptırım gücünün ortadan kalkması. içinde yaşadığı toplumun bütününden.yeniden belirlenmesi için. tanımlanmamış araçlar kullanma durumunda. tüm üretici kesimlerin alması gereken payı ortalama olarak belirlemesi nedeniyle. Çünkü bu göstergeler. Dr.

tercih. bireyin davranışını inceler. Ancak motivasyon çok daha içerikli ve kapsamlı bir kavramdır. gücünü ve öncelik sırasını belirleyen iç veya dış bir uyarıcının etkisiyle harekete geçmesidir. davranışın yönelimi ya da eğilimini ifade eder. stereotip ve davranış modelleri yaymasından kaynaklanır. hedefe yönelik olarak tatmin edilmeye çalışılan uyarılmış bir ihtiyaçtır. Ancak sosyal psikolojide motivasyon. gerek motiv davranışın kendisini değil. pasif ve nötr olarak cümlenin akışı içerisinde bir anlam ifade eder. Davranışın temel kaynaklarını arar ve davranışın nedenini sorgular. Motivasyon* (güdüleme-güdülenme-güdülenim): Bireyin eylem yönünü. yönelme.İnsan Davranış Modelleri 159 le kültürü. yüzyüze ilişkilerin hakim olduğu küçük birincil gruplardan izole etmektedir. Bu durum toplumdan yalıtılmış. Gerek tutum. güdülenme (pas) ve güdülenimi. Motiv (Güdü): Bireyin bilinçli veya yönlendirilmiş davranışlarının dayanağı alan güç. Motivasyon kavramını ifade etmek için amaç. simge.İ. görüntüleştirilmiş (imaj) normlara uyarak ve uygulayarak. kitle iletişim araçlarının rolü. ilgi gibi sözcükler kullanılır. Harekete geçiren ise motivdir. g) Motivasyon Tutuma benzeyen diğer bir kavram da motiv ve motivasyondur.) . değiştirilen her türlü koşul altında. (M. güdü. değişen. niyet amaç. Kitle içinde kaybolmuş atomize bireyler. tutku. atomize bireyi yaratmaktadır. bir süre sonra kendi ürünü olarak normlaşan. İnsanların başarılı olabilmeleri çoğu kez bir konuya ilişkin motivasyonları ile yakından ilgilidir. güdüleme (act). Psikolojide motivasyon yalnızca iç kontroller için kullanılır. (nötr) içerecek biçimde düşünmek gerekir Aksi halde büyük anlam kayıpları kaçınılmaz olur. toplumca benimsendiğini düşündükleri “iyi” davranış biçimlerine “gönül rızası” ile katlanmaktadırlar. *Motivasyon sözcüğü Latince kökenli dillerde actif. Türkçe’nin böylesi bir özelliği olmaması nedeniyle motivation sözcüğünü. Burada. istek. imge. bireyi.

tepkilerini yönlendiren organlar ve tepki anında etki eden dış etmenler vardır. güdülerden daha kalıcı bir yapıya sahip olduklarını da belirtelim. ancak belli etki ve pekiştirmelere tepki olarak uyarıldığı ve ortaya çıkarıldığı halde davranışın. yalnızca belli bir güdünün ortaya çıkma olasılığını gösterir. bunlarda irade yoktur. 14.160 Prof. tek bir tutum söz konusu iken. birden fazla geçici güdü ortaya çıkabilir. Güdüler ise belli amaçlara yöneliktir. görülmediği durumda bile. dolayısı ile bunlara amaca has tutum denilebilir. Birinci olarak. dolayısı ile sürekli (kalıcı) olgulardır. Bu yaklaşımda güdüler. kendine hastır. hepsinde ortak olan. Ayrıca tutumların. belli bir süreç içinde edinilmiş. ortadan kalkmaktadır. güdülerden iki yönden farklılaşır. İnsan canlı bir makine gibidir. Metin İnceoğlu . Motivleri doğrudan doğruya gözlemleyemeyiz. Reflex ve tropizm hareketlerini motive edilmiş kabul edemeyiz. tutumların var olduğu kabul edilir. Tutum konusuna karşı. tutumda bir motivin (güdü) varlığı söz konusu değildir. Motivler. Biz de dav- . Tutum Güdü İlişkisi Tutumun yapısı. bu nesne ile ilgili. Tutumlar belli nesne ya da olaya karşı. tutumlar belli konulara yöneliktir. İkinci olarak. gözlemlenebilen davranışlardan çıkarsanabilir (endüksiyon) veya genel davranışa dayanarak sonuca varılır (dedaksiyon). Birincisi reaktif motivasyon. yani. yeryüzünün merkezine doğru gitme eğilimine.Tutum Algı İletişim Bu tür motivasyon iki biçimde ortaya çıkar. Dr. Bu durumda güdüleri ancak belli amaçlara ulaşma isteğinin harekete geçmesi ile ortaya çıkmakta ve bu amaca ulaşılması durumunda. ikincisi ise preaktif motivasyondur. Preaktif motivasyonda ise kişi salt kendisi için önemli saydığı hedeflerini gerçekleştirmeyi başarı sayar. Reaktif motivasyonda kişi bir engelle karşılaşıp engellendiği için savunusunu kişilik meselesi yaparak kendisine olan güvenini kaybetmemek için başarıyı amaçlar. “çekim” der. fizikçinin çekim gücünü gözlemleyemediği gibi. Fizikçi değişik olayları (fenomen) gözlemler.

“Şunu yaptı. a) Biyojenik Motivler Açlık. Motivler davranışa biçim vermede. Bir cinayet. gazoz türü reklamlardan. burada açlık motivi. Ancak davranışı bu terimlerle açıklamak yetersizdir. Terimler salt etikettir. şehvetin. dıştan ve organizmadan gelen uyarıcılar yönlendirir. yönelme. korkunun. insanın en doğal motivi sayılabilecek biyojenik motivler. gofret. sosyal sınıfa vb. Gerçek motivi bulmak için olay anına ve öncesine başvurmak gerekir. İşte bu kontrolleri belirtmek için motivation (güdülenme) sözcüğünü kullanıyoruz. Sorun. Ancak bunların giderilme ve tatmin biçimleri toplumlara. Aynı zamanda insanların biyolojik doğaları ile ilgilidir. hırs ve tamahın etkisi ile işlenebilir. ilgi. gıda. kültürlere. niyet. göre değişiklik gösterir. Motivleri. çünkü öyle yapmayı istedi” demek yeterli değildir. hiddetin. sosyojenik ve psikojenik yönleri ile incelemek gerekir. Motivasyonu ifade için. kola. bireyin neden o şeyi yapmayı istediğini bilebilmektir. ciklet reklamlarına kadar çok geniş bir motivasyon (reklam) alanını yakından ilgilendirir. istek. aynı merkezden motive edilmiş olabilir. bir derneğe başkan olmaya çalışmakla birey. sosyal statü arama motivi bulunduğunu anlarız. tutum. özellikle. içecek. “kendini gösterme” ortak motivi ile hareket ediyor olabilir. Birbiriyle ilişkisiz davranışlar. Şayet. kontrol eder. Dışardan bakıldığı zaman. diğer iç ve dış etkilerle beraber rol oynayan iç faktörlerin önemli örnekleridir. Örneğin atletizm yapmak. biyojenik. pahalı bir ürün markasına yöneliyorsa. seçim (tercih) gibi sözcükler kullanılır. Bazen de aynı davranış değişik motivlerin sonucu olabilir. Hepsinde ortak olan şudur: Davranışı. sıvı yağ. suya yönelirse susuzluk motivi.İnsan Davranış Modelleri 161 ranışları gözlemleriz. tutku. susuzluk gibi biyojenik motivler bütün insanlarda ortaktır. amaç. Basit bir susuzluk giderme motivi reklamcının elinde “ha- . organizma faaliyeti yiyeceğe yönelirse. kitap yazmak.

tüketim toplumu ortamı içinde satış şansı düşüktür.T. Söz konusu motivlerin bir kısmı. Ahmet ve Mehmet’in bireysel motivasyonuna göre verilir. toplu halde yaşamak gibi bütün insanlarda ortaktır. Dr. programcısı. Davranışın ve yaşam biçiminin seçicilik karakterleri. Bir kısım sosyal motivler ise aynı sosyo-kültürel çevre içinde. halkla ilişkiler uzmanları) özellikle bireyin psikojenik. Motivasyon davranışın dinamizmini gösterir. Hedef kitlenin bu yönlerini çözümlemeye çalışırlar. onun tüketim psikolojisidir. Motivasyon tekniklerini kullanan iletişim uzmanları (reklamcı. Bir kısmı. Böyle bir yaklaşım sorunu. Özel ve üstün bir kimlik kazandırılamamış. gerek sosyal bilimler. gazeteci. mutluluk. Bireyin motivleri. çoğu motivlerle yakından ilgilidir. amacına yönelme özelliği kazandırır.162 Prof. davranışlarına. Gençlik. bunun psikolojik iletişimini kuramayan hiçbir motivasyonun başarı şansı yoktur. karşılıklı eylemleşmelerinin (interaction) bir sonucu olarak ele alır. modern eğilim sosyo-psikolojik bir yaklaşım sergiler. Gerek biyolojik. En basitinden bir “çağdaş reklamcı” bilir ki. Birey üst tüketim kalıplarıyla kendini ifa- . c) Psikojenik Motivler Motivleri psikolojik yönden ele alırsak. Ahmet neden camiye. itici bir gücün etkisi altındadır. özel marka imajı oluşturulmamış bir ürünün. artık. propagandacı. psiko-sosyal motivleri ile yakından ilgilenirler. Ayrıca bu gücün yöneldiği bir nesne ya da amaç vardır. ürünün bizzat kendisi değil. zenginlik. Metin İnceoğlu . psikolojik gelişimi biyo-sosyal bir gelişim olarak kabul eder. kültürden kültüre değişen sosyal motivlerdir. güzellik. R.Tutum Algı İletişim yatın gerçek tadına” «yepyeni bir yaşam biçimine» ve bunların imajına dönüşebilmektedir. b) Sosyojenik Motivler Sosyojenik motivlerin kaynağını toplumsal yapı ve ortam oluşturur. Mehmet neden avlanmaya gider? Hasan neden reklamlardan etkilenir? Mehmet neden etkilenmez? Bunların yanıtı bir anlamda da Hasan. organizmadan ve dış çevreden gelen etkilerin.V. bireyden bireye yani kişilere göre değişebilir. İnsan davranışları dinamik. satılan. kolaylık vaadetmeyen.

yaşamı gerçeğiyle göstermek. hep birer olumsuzluk.. onlara iten güçler olumluluk (yaklaşma nesneleri olarak nitelendirilir). zenginlik. . ondan kaçınıyor gibi. hastalık ve yaşlılık. Sıradan insanın bile sorunları yoktur! Her yaşta genç. İstekler arzular.. hastalık. yani kaçınma nesnesi olarak algılanır. sağlık. mutluluk. yaşlılık. Korku. tiksinme. Kısaca. vb. fakirlik. Bireyi belirli nesne ve koşullara doğru yönelten. Bu nedenle özel bir amaç yoksa ve dozu ayarlanmak koşulu ile motivasyonel bir iletişimde (reklam) insanları korkutmak.. sürekli vurgulanan bu olumlu güçlerdir.İnsan Davranış Modelleri 163 de etmeyi arzuluyor ya da yaşlanmaktan korkuyor. gibi olumsuzluğa yer verilmez.. fakirlik.. kalabilenler için yaşlılık bile yoktur! Bireyi belirli nesnelerden ve koşullardan uzaklaştıran. bunlardandır. gençlik. onlardan ayıran güçler olumsuzluk (kaçınma objeleri) olarak nitelendirilir. çirkinlik. bireyi iten ve çeken güçleri iki grupta toplayabiliriz. ihtiyaçlar. güzellik.. Reklam mesajı kodlarında. vb.

Dr.Tutum Algı İletişim .164 Prof. Metin İnceoğlu .

ancak çoğu zaman bu. çizgisel iletişim sürecinin açıkça işlediği alanlar olmaları açısından önem taşımaktadır.IV. dolayısıyla da kaynağın istek ve beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilen bu süreçte hedef kişi. tavır ve davranışlarını pekiştirme veya değiştirme amacı söz konusudur. hedef üzerindeki yönlendirici istek ve beklentileri genelde açıkça ortaya konmaz. Kaynağın hedef ve beklentilerinin gizli tutulduğu iletişim bi- . Diğer alanlarda da kaynağın hedef üzerinde yönlendirici amaç ve istekleri var. İletişimin. hedef üzerindeki yönlendirici ya da güdüleyici emelleri kuşku götürmez açıklıktadır. Ana akım (mainstream) iletişim çalışmaları içerisinde doğup gelişen bu yaklaşıma göre kaynak ve hedef arasında doğrudan bir ilişki vardır. Özde kaynak merkezli olan. Burada iletişimin kaynaktan hedefe doğrudan ve çizgisel bir işleyiş biçiminde gerçekleştiği varsayılır. BÖLÜM GÜDÜLEYİCİ İLETİŞİM VE TUTUM DEĞİŞİKLİĞİ Güdüleyici iletişim. sanat. kültür. hatta eğitim amaçlı gerçekleştirildiği durumlarda kaynağın. İletişimin bu çizgisel işleyiş modeli özellikle de reklam ve propaganda amaçlı olarak gerçekleştirilen iletişim etkinliklerinde somut olarak gözlemlenebilir. eğlence. kaynaktan hedefe tutum değişikliği yaratmaya dönük tek yönlü bir iletişimdir. Reklam ve propaganda. Nitekim reklam ve propaganda alanında kaynağın. Ama burada şunu da belirtmek gerekir ki iletişim sürecinin kaynak merkezli bu işleyişi elbette ki yalnızca propaganda ve reklamla sınırlı değildir. grup ya da kitlenin tutum. yukarıda sözünü ettiğimiz kaynak merkezli. örtük biçimde yapılmaktadır.

166 Prof. onları değiştirici ölçüde güçlü olan başka ne tür iletişim araç ve ortamları vardır? İletişim: Klasik yaklaşım iletişimi. insanın türsel özelliği olan toplumsallığının bir yansıması olarak görür. gerçekten önemli bir rakam olduğu anlaşılmaktadır. müzik. Güç ilişkilerinin. Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri’nde sırf kitle iletişim araçları ile yapılan propaganda ve reklam kampanyaları için yılda yaklaşık 70 milyar dolar harcandığı gözlenmektedir.) söz konusu olduğu günümüzde reklam ve propagandanın önemi de artarak sürmektedir. Metin İnceoğlu . toplumlar arası. kültürler arası vb. İletişim sözcüğü dilimize Latince’deki communis sözcüğünden türetilmiş communication kavramının karşılığı olarak kullanılmaktadır. Türkiye için de bu rakam 10 milyar dolar civarındadır. Dr. ekonomi içindeki diğer harcama kalemleri genel olarak göz önüne alındığında bunun. Ki Türkiye ekonomisinin durumu. Kolayca anlaşılacağı gibi Türkçe’deki karşılığı Latin kökenli . eğlence vb. O nedenle günümüzde reklam ve propaganda gibi hedef kitleleri yönlendirici işlevi açık olan iletişim biçimleri için de kaynağın amaç ve isteklerinin gizleyen birtakım teknikler geliştirilmiştir.Tutum Algı İletişim çimlerinin çoğu zaman diğerine göre çok daha etkili sonuçları yarattığı anlaşılmıştır. Bu gibi rakamlar insanın aklına bir soru getirmektedir: Acaba bunca harcama yapılırken izleyicilerin tutumlarına gerçekten istenildiği oranda yön verilmekte midir? İnsanlar bilgi edinmek için kitle iletişim araçlarından acaba ne ölçüde yararlanmaktalar? Bu araçlardan çok daha etkili olan başka birtakım iletişim biçimleri ya da olanakları var mıdır? Kitle iletişim araçları dışında işleyiş gösteren iletişim süreçleri nelerdir? İnsanların tutumları üzerinde etkili olan. formatlarda hazırlanan metinlere propaganda ve reklam amaçlı mesajlar örtük biçimde yerleştirilmektedir. Böylece sanat. güç çatışmalarının ve ona bağlı olarak da kıyasıya bir rekabetin çeşitli düzeylerde (uluslar arası. Dolayısıyla da içinde yer aldığımız ve maruz kaldığımız iletişim ortamında neyin reklam ya da propaganda olduğunu neyin olmadığını anlamamız oldukça zorlaşmış bulunmaktadır. edebiyat.

de communis. alımı. kitle iletişim araçlarının nasıl bir siyasal. İletişim konusuna eleştirel yaklaşan görüşler vericinin. mesajı üretme ve gönderme koşullarını çok çeşitli ve karmaşık ilişkiler içerisinde oluşturur. communicare gibi sözcüklerin içerdiği bir ortaklığı. birlikteliği. anlamlandırma ve kullanma süreçlerinin birbirinden farklı olduğu gerçeğine dikkat çeker.arasında yapılan anlam(lar) yüklü simgeler gönderimi. Bu bakış açısında iletişimin ideolojik yanı vurgulanırken. yeniden alımı ve yeniden işlenimi. commune.. Dolayısı ile iletişimi. . İletişim bu anlamda. süreci olarak ifade edilen iletişim. toplumsallaşmış olmayı.. mesajı hangi koşullarda kodladığı. Ki bu da onların.” olmadığı da belirtilir. Aynı şekilde mesajın gönderimi için kullanılan iletişim araçları. alıcıların bu kodları nasıl çözümlediği. hem de bunlar aracılığı ile. ortak katılımı vb. mesaj kaynağının. sosyal ve kültürel ortamda kurumsallaştırıldığı üzerinde önemle durur. toplumsal ve kültürel ilişkiler içerisinden geliyor olabilir. özellikle de medya olarak adlandırılan kitle iletişim araçları yapısal ve işlevsel özelliklerini çok karmaşık ilişkiler içerisinde kazanırlar. bu süreçlerin temelindeki toplumsallaşmayı ifade etmektedir. bireyin davranışlarını istediği yönde etkileme. gönderilen mesajı algılama. yeniden gönderimi. onun basit bir “anlam yüklü simgeler gönderimi. Buna göre kaynak. grubun. kendisine hedef olarak seçtiği kitlenin. işlenimi. yönlendirme veya değiştirme edimidir. Oysa Latince’deki anlamı. hem bireyler arası (interpersonal) bir süreç olarak. toplumsal düzeyde bir süreç (interactif) olarak almamız gerekir. Eleştirel yaklaşımda kaynaktan hedefe mesaj gönderiminde doğrusal ya da çizgisel bir akışın söz konusu olmadığına dikkat çekilir. Birey ile birey -ya da bireyler. ekonomik. ekonomik. grup ya da bireyler de oldukça karmaşık siyasal. Diğer yandan kaynağın mesajlarına... göndericinin iletişim aracını ne amaçla ve nasıl kullandığı. dolayısıyla da beklenti ve isteklerine hedef olan kitle.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 167 dillerdeki anlamının en önemli kısmını içermemektedir. içermektedir.

Reklam. kaynağa. ne de hedef. Bu da iletişimin güdüleyici yönünü ön plana çıkarır. 1. her ne kadar kitle iletişiminin ilk kuramlarından biri ise de. Ancak ne denli karmaşık bir alan olursa olsun iletişimin temelinde kaynağın hedefe ilişkin istek ve beklentileri yer alır. içinde yapılandığı ya da örgütlendiği koşullar.Tutum Algı İletişim O halde eleştirel yaklaşıma göre ne kaynak. Motivasyon Sürecinin Psiko-Dinamik Modeli Motivasyon sürecinin psiko-dinamik modelinin çıkış noktası. temeli. tam tersine oldukça karmaşık ve girift bir etkileşim alanı olarak nitelenebilir. propaganda P. klasik yaklaşım kapsamındaki çoğu iletişim kuram ve modelinde öngörüldüğü üzere hedef kitle üzerindeki istek ve beklentilerini her zaman istediği yönde gerçekleştirebilir.168 Prof. doğrusal veya çizgisel bir işleyiş biçimi değil. genel olarak bir sosyal psikoloji konusu ise de. O halde özetle söylemek gerekirse iletişim. pek çok etken mesajın iletilmesinde çeşitli etkiler yapabilmektedirler. işlerliğine yön veren hukuksal düzenlemeler vb. Bu arada mesajın iletilmesine aracılık eden araçlar da sahip oldukları örgütsel özellikler gereği. kaynak tarafından gönderilen tüm mesajları onun istek ve beklentileri doğrultusunda hedefe iletemeyebilirler. beklenilen ve istenilen yönde yanıt vermek üzere her zaman hazırdır. başarılı motivasyon kampanyalarının çözümlemeleri bazı düzenlilikler ve anlamlı benzerlikler ortaya koyar. Her ne kadar güdüleyici iletişim.R. “bireysel farklar kuramı”na dayanan kitle iletişimde etki çalışmalarıdır. Ancak motivasyon sürecinin nasıl çalıştığı konusunda temel varsayımlarda. bireylerin siyasal eğitimleri ve tüketimle ilgili tercihlerini etkileme amacıyla gerçekleştirilmektedir. bu kuram . yani etkileme ve yönlendirmedir asıl amaç. Çağdaş kitle iletişim kuramları ile “inandırmanın” ve yönlendirmenin (motivation) nasıl sağlanacağı sorunu sürekli araştırılan bir konudur. gibi motivasyona dayalı alanları bilimsel biçimde ortaya konmuş kuramlara dayalı bir eylem olma yanı sıra bir sanattır. Metin İnceoğlu . Kitle iletişim aracının niteliği. Bireysel farklar kuramı. Dr. bu alanda yapılan araştırmaların çoğu.

çöpe karşı kampanya ve siyasal kampanyalara kadar uzanan örneklerde görülebilir. göğüs röntgeni kampanyaları. Ayrıca bireysel farklar kuramı son yıllarda motivasyon (güdüleme) üzerine yapılan sosyo-psikolojik araştırmaların temelindeki esas varsayımlar kümesini sağlar. onların harekete geçirdiği düşünülen açık davranış örüntüleri arasında varsayılan dinamik ilişkilere göre. Packard.la Persuasion Clandestine’nin ana tezidir. 1957. Bireyin tutumsal yapısı ile açık toplumsal davranışı arasında yakın bir ilişki olduğu varsayımına dayanarak.. Bu aynı zamanda Yale İletişim ve Tavır Değişikliği Programı’nda Carl Hovland ve öğrencilerinin çalışmalarının temel yönlendirici ilkesi olmuştur .: Vance Packard. yardım çağrılarından. The Hidden Persuaders. Inc. *VancePackard’ın tartışmalara yol açan kitabı. .* İncelenmekte olan psikolojik olgular ve süreç ile. gibi) saklı iç süreçler ile görünen açık davranış arasındaki psiko-dinamik ilişkiyi. bireyin içsel psikolojik yapısını değiştirmektir. çağdaş reklamcıların psiko-analitik yöntemler kullanarak insanları tüketim mallarını satın almaya ikna etmek konusunda güçlü etkiler elde ettiklerini söylüyordu. tutumlar vb. güdülemenin amacına uygun tepkilere yönelik gülü etkileri vardır. inandırma modelinin pek çok belirli biçimleri vardır. bireyin psikolojik fonksiyonunu. Genel yaklaşım. Bu durum onun reklam ve halkla ilişkiler alanlarına yaptığı etkiden de anlaşılmaktadır. bireysel tutumlara ya da düşüncelere yönelik güdüleyici mesajlardan geniş ölçüde yararlanılmıştır. Yani etkili güdülemenin anahtarı (güdü. New York. Bkz. güdülemek isteyenin amaçladığı yönde eyleme geçirecek şekilde.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 169 günümüzde hala yerini korumaktadır. Örneğin kötü bir sağlık ya da estetik bir vücuda sahip olma isteği (psikolojik süreç) yaratılarak herkesin satın almak isteyeceği bir jimnastik aleti satmak mümkündür (açık eylem). Motivasyonel mesajın. David McKay Company. mesajı iletenin önerdiği davranış biçimleri (modes) ile.

kendini algılamalar. bireysel farklılıklar kuramının ilk biçimini. Biz buna motivasyon sürecinin sosyo-kültürel modeli diyoruz. Yani kendi sorun ve mesajını seçebilen ve kendi iletişim koşullarını istediği gibi kurabilen bir alıcıya. bağımlı değişkenler (sonuçlar) üstündeki etkileri farklılaştırılır.dir.170 Prof. (belirlenen koşullar altında sunulan. aracı değişkenler. Oysa yukarıda aktarılan Brelson formülü. toplumsal onay istekleri. algı. Dr. cinsel dürtüler. korkular. kaynağın etkili olabileceği söylenemez. öğrenme kuramları gibi önemli kuramlar ve hatta psiko-analiz. basın vb. Eğer bir sorun üzerine iletişimin belli bir biçiminin etkisini tahmin etmek gerekse ve iletişimin (radyo. Motiv. belli tip insanların dikkatine sunulduğunda. Böylece bağımsız değişkenler. uyarıcı değişkenlerinin ve hatta alıcıların psikolojik yapılarındaki değişkenliklerden oluşan etkilere dikkat çekmiştir. kaynak tarafından motive edilemez başlıca değişkenler “bazı tür insanlar”dır. kaygılar. belli koşullar altındaki.Tutum Algı İletişim İnandırıcı (Motivationel) Mesaj Gizli Psikolojik Değiştirici (modifiers) Açık davranışta değişikliği sağlar Şekil 9: İletişim sürecinin psiko-dinamik modeli Kullanılan pek çok psikolojik kavram içinde. tutumlar. Basitliğine rağmen bu formül. gurur vb. sosyal statü ilişkileri. araştırma için rehber olarak.) “koşulları”denetlense. belli mesajların) etkisiyle. korkular. belli başlı faktörlerin bir tür genel ifadesi olmuştur. Bu model gerek kuramsal. kanılar. Toplumsal ilişkiler kuramı ile kültürel normlar kuramının birleşiminden oluşmuştur. Buna göre belli sorunlar üzerindeki belli tür iletişimler. . tv. belli tür etkiler yaratılabilir. iletişim sürecini anlamaya çalışmada. gerekse ampirik açıdan geniş bir taban üzerine oturmaktadır. kaynak güvenilirliği algıları ve diğer pek çok değişkenler güdüleme ile ilgilidir. göz önünde tutulması gereken. Metin İnceoğlu . bireysel farklılıklarla birlikte.

Toplum bilimsel çalışmalar bu genellemeyi desteklemişlerdir. Motivasyon Sürecinin Sosyo-Kültürel Modeli Toplumsal ve kültürel değişkenlerin. toplumsal bilimleri. grup etkileşim ve kültür değişkenlerini. bu gibi davranışları öngörmek. toplumsal denetimlere ve kültürel olarak tanımlanmış veya paylaşılmış değerlere. referans grupları. kültürel normlar ve birincil grup normları gibi değişkenlerin. motivasyonu sağlamaya karşı engeller olarak görmektedir. antropolojiden sosyolojiye kadar kapsamaktadır. En azından belirli bir kişinin davranış biçimleri. Ruth Benedict’in kültür incelemelerine ek olarak. Gerçekten mevcut inandırma ve motivasyon kuramları. Asch ve Sherif’inkiler gibi laboratuar deneyleri bireyin davranışlarını değiştirmede. toplumsal kültürel değişkenler olarak adlandırılan değişkenler. beklentilere ve inançlara başvurulma- . tanımlamada ve yönetmede. rollere. Etkin bir biçimde anlaşılabilmesi için. özellikle birey bir toplumsal ortamda hareket ediyorsa. ne şekilde rol oynayabileceklerini göstermektedirler. bireyin sosyo-psikolojik yapısıdır. Fakat bu gibi değişkenlerin motivasyonu kolaylaştırmak için mesajların içeriğine kasten katılması fazla dikkat çekmedi. yalnız bireysel psikolojik değişkenlere dayanarak ender olarak doğru yorumlanabilir. yönlendirmek. Bu sorular üzerindeki temel araştırmalar.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 171 2. bireyin bir grup ortamı içindeki. Bunun nedeni. Minard. iletişim araştırmacıları ve diğer sosyal bilimciler tarafından geniş ölçüde kabul edilmiştir. De Fleur ve Westia. Davranış bilimlerindeki pek çok temel araştırma gösteriyor ki. hatta en basit ve yapay ortam da. Garden. normların etkisinin nasıl güçlü bir rol oynadığını göstermektedir. Merton ve Kitt ve Mead’in çalışmaları. Lohmann ve Reitzes. onun iç eğilimlerinin durumundan oldukça bağımsız olarak. sosyal normlara. Newcomb. iç psikolojik eğilimlerin etkilenmedikleri noktaya kadar. insanların yeni fikirleri benimseme nedenlerini belirlemede önemli bir rol oynadıkları. uygun davranışlarının tanımlamalarını elde ettiği kaynaklardır. iş rolleri. açık eylemi yönlendirme ve şekillendirmede örgütsel üyelik.

dolayısıyla iletişim alanına. Bu eylemler her zaman olmasa da. bireyin motivasyon sürecindeki olumsuz etkisi ortaya çıkmaktadır. değerler. uymak zorunda olduğu toplumsal ve kültürel sınırlamalar kümesini. mesajları anlamlandırması ve yorumlaması sürecini kolaylaştırıcı etki yapabilir. bireyin iletişim sürecine katılımına da etki etmektedir. önerilen yorumlardan çıkardıkça davranışına aracılık etmek mümkün olabilir. Burada iki önemli durumla karşılaşmak olanaklıdır. Birey. uygun davranış ve inancın yorumlarını. sosyo-kültürel değişkenlerin.172 Prof. Çok daha sık ortaya çıkan durum. Burada ise grubun. bireyin grubu tarafından desteklenmiş yorumlarını sağlamakta kullanılabileceği varsayımına dayanmaktadır. Belli bir kişinin eylem durumunda gözlenen sosyo-kültürel süreçler.Tutum Algı İletişim lıdır. kendi özgür bireysel katılımını tam olarak gerçekleştirememesidir. ona anımsatmak motivasyonu sağlaya- . Şöyle ki kendisine gelen birtakım mesajları anlamlandırma ve yorumlamada üyesi olduğu gruptan elde ettiği birtakım deneyimler. normlar vb. Bir diğer nokta ise bireyin. kendisine gelen mesajları algılarken ve yorumlarken grubun etkisinde kalması. onun. bireysel eğilime karşı bile olabilirler. Bireyin eğilimlerinin önerilen eyleme karşı olduğu hallerde bile. inançlar. bilgiler. Özetle söylemek gerekirse denebilir ki inandırma sürecinin sosyo-kültürel modeli. Metin İnceoğlu . grubun. Başka bir deyişle kitle iletişim ortamında üretilen ve gönderilen mesajların alıcısı ya da hedefi konumundaki birey söz konusu mesajları algılarken ve anlamlandırırken içinde yer aldığı grubun da etkisi altındadır. Ki burada grubun motivasyon sürecindeki olumlu etkisi söz konusu olmaktadır. bireyin iletişim alanına katılımına destekleyici ve kolaylaştırıcı yönüdür. Dolayısıyla da içinde yer aldığı grup tarafından ona aşılanmış inançlar. demek ki. böylesi eylemlerin yönünün ve hatta eylemin ortaya çıkıp çıkmayacağının önemli belirleyicileridir. bakış açıları vb. kitle iletişim ortamında işlerlik gösteren mesajların. Bunlardan biri. Dr. psikolojik süreçlerin açık eyleme geçiş biçimini değiştirdiği bir noktada görülebilir.

pek az sosyal psikolojik çelişki gösterirler. davranış ya da tutumlardır. öğrencinin başarı durumu ise bağımlı değişken olarak saptanır. Aynı şekilde öğrencilerin başarı durumlarının. davranış üzerindeki etkileri belirle- . a) Bağımlı Değişken Bağımlı değişken. kontrol edildiği. bağımsız değişkene bağlı olarak değişim gösterir. televizyonun eğitime katkısını sorgulamaya dönük bir araştırmada televizyon bağımsız değişken. etkisiyle değişip değişmediğinin. b) Bağımsız Değişken Bağımsız değişken. birey uygun eylemin grupça elde edilmiş birkaç tanımlamasını taşır. iç iletişimin alıcıda yarattığı etki ve tepkileri bağımlı değişkenler başlığı altında topluyoruz. İnandırma süreci şematik olarak aşağıdaki gibidir. İletişim sürecinde değiştirilebilen unsurları bağımsız değişkenler. ekonomik durumlarıyla ne denli ilişkili olduğunu sorgulamayı amaçlayan bir araştırmada ekonomik durum bağımsız değişken. Böyle bir durumda. ekonomik duruma göre değişim gösterir. ölçülen bağımsız değişkenin. Bağımlı değişken. Çünkü başarı durumu.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 173 bilir. bir araştırmada (deneyde). Bu gibi koşullar altında. iletenin istediği eylem biçimlerini izler. Grupların sosyo-kültürel süreçlerini tanımlar (ya da yeniden tanımlar) Grup üyelerinin toplumca onaylanmış davranış tanımlamalarını biçimlendirmek ya da değiştirmek Açık davranış yönünde değişiklik sağlar İnandırıcı mesaj Şekil 10: İnandırma süreci İkna edici güdüleyici iletişimde “inandırma” faktörleri ikiye ayrılarak incelenebilir. Örneğin. eğitim ise bağımlı değişkendir. Öne sürülen tanımlamalar.

Eğitimin televizyonla ilişkisi. Bağımsız değişken tümüyle araştırmacının denetiminde olan bir değişken olup bir araştırma tasarımının amaçları ve hedefleri doğrultusunda tanımlanabilir. çocuklar üzerinde olumsuz etkide bulunduğu varsayımından hareketle biçimlendirilen bir araştırma tasarımında araştırmacı. araştırmacı tarafından sistematik olarak ayarlanıp düzenlenen öğedir. sosyo-ekonomik ve kültürel ortamdaki çocuklar üzerindeki etkisine bakacağını kendisi karar verir.Tutum Algı İletişim mek için. Dolayısıyla da bağımsız değişken tümüyle araştırmacının denetimindedir. hangi filmleri araştırma kapsamına alacağını. Dr. onların. Örneğin. daha doğrusu televizyon öğesine bağlı olarak ne denli değişim gösterdiği ise araştırmanın sonucunda ortaya konulur. yukarıda da belirtildiği gibi araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda tanımlanabilen bir öğedir. araştırmanın temel sorunsalını belirleyen öğe olup araştırmacının hareket noktasını oluşturur. Yukarıdaki örneği yeniden ele alırsak örneğin. . televizyonun eğitim üzerindeki etkisini saptamak isteyen bir araştırmacı için televizyon. şiddet içerikli filmlerin. yani bağımsız değişkenden hareketle başlatılır. Oysa bağımlı değişken için aynı şey söylenemez.174 Prof. Çünkü bağımlı değişken. Metin İnceoğlu . hangi yaştaki. Yani bir araştırmada bağımsız değişken araştırmacı ya da deney ve gözlemi gerçekleştiren kişi tarafından belirlenir ve araştırma da buradan.

Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 175 BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN BAĞIMLI DEĞİŞKEN KAYNAK Güvenirlik Prestij Çekicilik Güç MESAJ Bilişlere yönelik (cognitif) Duygulara yönelik (emotionel) Tek yanlı İki (çok) yanlı MEDYA Yaşam deneyleri Sözlü-yazılı Yüzyüze Kitle İletişimi (medya) ALICI (İzleyici) Karakter Seçimleyici algılama Algısal saptırma HEDEF Önerinin kabulü Tutum değişimi Tutum değişimine direnç DİKKAT ANLAMA ONAYLAMA SAKLAMA EYLEM Sözlü Davranışsal Şekil 11: Güdüleyici iletişimin bağımlı ve bağımsız değişkenleri .

Bunlar: • Dikkat • Anlama • Benimseme • Saklama • Eylem (Davranış) Bu beş bağımlı değişken her iletişim sürecinde aynı oranda etkin olamaz.Tutum Algı İletişim 3. Maddi olanaksızlık. Metin İnceoğlu . Dr. söz konusu mesajın net olarak hatırlanması olasılığı düşer. çok karmaşık etkileşim örüntüsüne bağlı olan bu aşamalarda meydana gelen aksamalardan kaynaklanmaktadır.176 Prof. Diğer mesajların da (reklamlar) birbirine karışması sonucu. programı izleyenlerden birçoğunun dikkatini çekmeyecektir. gibi nedenler de eyleme geçilmesini (satın alma) engelleyebilir. Dikkat edenlerden bazıları mesajı kültürel yetersizlik. . mesajın kabulünü zorlaştırır. alıcının bir aşamadan diğerine geçmesini etkilemektedir. ancak diğer aşamalarda etkisiz olabilir. Yani bu değişkenler. bir mesajın her aşamada etkili olması. İkna edilmiş olanların büyük bir kısmı ise. karşılıklı etkileşim içinde olan pek çok değişkenin karmaşık sonuçlarıdır. Bir mesaj ilk aşamalarda etkili. anımsayanlar olsa bile mesajda önerilen yönde eyleme geçmeyebilirler. fırsat bulamama vb. Güdüleyici (Motivationel) İletişim Güdüleyici iletişimde alıcı. Örneğin. Diğer yandan zeka düzeyi yüksekliği. televizyon reklamındaki güdüleyici bir mesaj reklam. algılama eşiklerinin düşüklüğü. ya da olayla ilgili geniş bilgiye sahip olma. Mesajı anlayanların bir kısmı kabul etmeyecek. görüldüğü gibi güdüleyici iletişimin etkileri. Genel olarak. Birçok reklam ve propaganda kampanyasının etkisiz kalmasının nedenleri. Zeka düzeyinin düşüklüğü anlama düzeyini düşürür. mesaja ilginin azalması dikkati düşürür. bir sonraki aşamada başarılı olacağını göstermez. bir süre sonra mesajı anımsamayacaktır. duyum enerjilerinin azlığı nedeniyle anlamayacaktır. iletişim süreci boyunca birbirini izleyen beş aşamalı bir yol izler. yani mesaj içeriğini reddedecektir.

b) Mesaj Mesaj. d) Alıcı Alıcı. bir başka deyişle ürünün kendisidir. telefonla yapılan iletişim de aracılı iletişimdir ama kitle iletişimi değildir. Ancak araç kullanılarak yapılan her iletişim de kitle iletişimi değildir. mesajı okuyan. Aynı şekilde mektup ya da elektronik posta yoluyla gerçekleştirilen iletişim de aracılı iletişimdir. sinema. televizyonda haberin sunucusu ya da yüzyüze iletişimde bir insan olabilir. O halde araç kullanılarak gerçekleştirilen iletişimi aracılı ya da dolaylı iletişim olarak adlandırırken. bilgiyi verendir. Örneğin. Buradan hareketle ikna edici iletişim konusunu bilimsel olarak inceleyecek olursak beş ayrı bağımsız değişkenin etken olduğunu görürüz. televizyon. bunu da kendi içinde kitlesel iletişim ve kitlesel olmayan iletişim olmak üzere ikiye ayırmak gerekmektedir. neyi. alıcı ve amaçlanan iletişim etkisidir. gazete. kime. Gönderilen mesajın veya bilginin hedefe ulaşıp ulaşmadığı. gazetenin muhabiri. mesajın gönderilmesinde ya da iletilmesinde kullanılan araç veya kanaldır. Kitle iletişim sürecinde araç ya da kanal medya olarak adlandırdığımız radyo. mesaj. Bir yerde iletilmek istenen bilgi (enformation) ve fikir mesajı oluşturur. iletişim aracı.” a) İletişim Kaynağı İletişimde kaynak. topluluk ya da kitledir. bilginin içeriği. c) Araç İletişim aracı ya da kanalı. dinleyen ya da izleyen kişi. ancak kitle iletişim değildir. grup. nasıl ve hangi etki ile si5ylediği biçiminde özetlenebilir. Bu bir kitabın yazarı. hatta günümüzde olduğu gibi sanal iletişim ortamı olarak bilinen bilgisayar olabilir.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 177 Lasswell’in modeli de dikkate alınarak belirtmek gerekirse iletişim süreci ana hatları ile kimin. Bunlar: kaynak. hedefe ulaştı ise etkisinin ne olduğunun saptanmasında hedefin ortaya koyduğu tepki temel gös- . radyonun prodüktörü.

Kaynak. Kitlesel olmayan iletişim sürecinde ise hedef ve kaynak arasındaki iletişim ve geri besleme süreci anında gerçekleştirilebilir.178 Prof. öğesi olarak işlerlik gösterdiği iletişim sürecinin türüne uygun bir geri besleme edimi ortaya koyar. ve laboratuar araştırmalarında. televizyonlar ve radyolar için izlenme ve dinlenilme oranları. Metin İnceoğlu . tirajlar. Dr. tepkisini yine kitle iletişim araçlarını kullanarak ortaya koyabilir. 4. Aynı şey elektronik posta yoluyla gerçekleşen aracılı iletişim için de geçerlidir. Örneğin. kendisine gönderilen mesaj ya da enformasyona ilişkin olarak ortaya koyduğu tepki ise iletişim literatüründe “geri besleme” (feed back) olarak adlandırılır. Değişik denek grupları üzerinde yapılan bu klasik araştırmalarda. de- . kaynağın hedef üzerindeki istek ve beklentilerinin ne ölçüde sağlandığının ölçülmesinde geri besleme can alıcı bir öneme sahiptir. hedef kitlenin geri besleme etkinliği olarak değerlendirilebilir. yapılan sosyopsikolojik alan. sinema için bilet satış oranları vb. bireye etkisi üzerinde durulmuştur. Hedefin. bir telefon konuşmasında hedef.Tutum Algı İletişim tergedir. gazetelerde okuyucu mektupları. Hedef kitle içinde yer aldığı. tepkisini o anda dile getirebilir. İletişim Kaynağı Değişkenleri İletişim kaynağı değişkenleri ile ilgili. hedef tarafından başlatılan geri besleme sürecinden hareketle gönderdiği mesajın etkisinin ne olduğunu anlayabilir ve daha sonraki mesajlarını ona göre aynı biçimde göndermeye devam edebilir. Buna göre eğer kitle iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen kitlesel bir iletişim biçimi söz konusu ise hedef. Özetle söylemek gerekirse bir iletişim sürecinin ne denli gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin anlaşılmasında feed back önemli bir öğe olarak karşımıza çıkmaktadır. iletişim tarzını değiştirebilir ya da tümüyle sonlandırabilir. Örneğin. çoğu kez kaynak etkilerinin. Buna göre iletişim sürecinin istenilen yönde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği. O halde yukarıdaki öğelere onu da eklemek gerekir.

Uzmanlık. hakkında alıcılara önceden bilgi verilmesi gerekir. Öyle ki mesajda ileri sürülen iddiaları destekleyici yeterli kanıt olmasa bile eğer o mesaj çok güvenilir bir kaynaktan gelmekteyse. Kaynağın güvenilirliği iletişimin etkisinde çoğu zaman temel belirleyici olarak da karşımıza çıkmaktadır. Kaynağın güvenirliği. mesaj konusu ile ilgili bir dalda olmalıdır. televizyon programlarında konuşmacının program başında tanıtılması bu amaçladır. tutum değişikliği öneren mesajın taşıyıcısının uzmanlığı ile ilgili bir paralellik göstermektedir. çekiciliği ve inanılırlığı vb. Kaynağın güvenirliği diğer etkenlere oranla tutum değişimini daha çok etkilemektedir. mesaj kaynağı farklı olarak verilmiştir. Buna göre özellikle propaganda amaçlı iletişim sürecinde kaynağın. Eğer hedefe gelen bilgi güvenilir bir kaynak tarafından gönderiliyorsa bunun hedef tarafından benimsenme süreci çok daha hızlı ve kolay gerçekleşmektedir. mesajı taşıyanın güvenilirliği. belirli mesajlar yöneltilmiş ve her denek grubuna. iletişim etkisi açısından önemli bulunmuştur. Hatta bu gibi durumlarda. hedef tarafından benimsenmesi çok zor olmayabilmektedir. yani gönderilen mesajın ya da bilginin doğruluğunu kanıtlayacak ya da test edecek herhangi . Bunanla beraber konu ile ilgisiz bir alanda prestij sahibi olmak da. Ancak. gibi değişkenler vardır.. İnsanlar çoğu zaman güvenilir kaynaklardan aldıkları mesajları. İkinci Dünya Savaşı sırasında Karl Howland’ın cephedeki Amerikan askerleri üzerine yaptığı deneylerden de bu yönde önemli bulgular elde edilmiştir. Mesaj kaynağının etkin olabilmesi için. titri. vb. destekleyici kanıtlara pek de önem vermeyerek. ikna edici bir unsur olabilmektedir.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 179 neklere. Çok sayıda araştırma. kabullenme eğilimindedirler. Radyo. kaynağın uzmanlığı ile ilgili bu bulguları kısıtlayıcı bazı koşullar söz konusudur. Bu araştırmalarda kullanılan kaynak özellikleri arasında kaynağın karizması. mesajın inanılırlığı yüksek kaynaklardan geldiğinde tutum değişiminin daha kolay gerçekleştiğini göstermektedir.. uzmanlığı. hedef tarafından ne denli güvenilir bulunduğu. unvanı.

Böyle bir durumda birey kendisine gelen mesaja ya da bilgiye inanmaya açık durumdadır. Çünkü bu gibi durumlarda hedef.Tutum Algı İletişim bir kanıtın olmadığı durumlarda kaynağın güvenilirliği çok daha önem kazanabilmektedir. Eğer birey. alıcı için bireysel bir anlam/önem ifade ediyorsa. Metin İnceoğlu . Dr. Kaynakla ilgili diğer bir değişken de. sporcular. ne ölçüde değişeceğini belirler. şarkıcılar. referans bir kaynaktan geldiğine inanırsa. mesaj kaynağını kendi üzerinde denetleyici ya da gözetleyici bir güç olarak algılıyorsa. Birey. zorunlu uyum sürecine benzemektedir. kaynağın alıcı için ifade ettiği güçtür.) cazibe odağı olmaları nedeniyle birer referans kişidirler. Kaynağın referans olma özelliği ve cazibesi de ikna olmayı etkileyen bir başka değişkendir.. kaynağın güvenilirliğine göre hareket etmek zorundadır.. Bireyin. tutumun grup normlarına uyacak şekilde. Burada güvenilirlikten çok zor ve baskı söz konusu olmaktadır. yani hedef üzerinde etki yaratmasında tek ölçüt kaynağın güvenilirliği değildir. Ancak bir mesajın algılanması ve kullanılmasında. Ayrıca. danışma grubuna bağlılık derecesi. bazı insanlar tarafından cazip olarak algılanan kimselerin (ünlü film oyuncuları. Bu da daha önce sözünü ettiğimiz. pop yıldızları. söz konusu mesajı ya da bilgiyi benimseme ve kullanma sürecinde tek bir öğeye. kaynağın güvenilirliğinin fazla da bir önemi olmayabilir. Birey mesajın. Mesajın algılanmasında ve etki yaratması sürecinde danışma gruplarının da etkisi önemlidir. tutumunu mesajda önerilen yönde değiştirecektir. kendisine. Bunu kaynağın güvenilirliği durumu ile karıştırmamak gerekir. Değişimci ekollerin kaynak konusuna yaklaşımları işlevsel- . Eğer mesaj konusu ve içeriği. ikna olma olasılığı artacaktır. Bu da çoğu zaman güvenilirlik ölçüsü güçlü olarak tanımlanmış kaynağın lehine işleyen bir sürece dönüşür. kaynağın uygulayabileceği ceza ya da kontrol nedeni ile gerçek tutumunu bastırabilir.180 Prof. Bu kişiler amacına uygun biçimde kullanıldıklarında (özellikle reklamlarda) etkin birer motivator (güdüleyici) olabilirler. vb.

Kaynağın ortaya koyduğu ürün (mesaj) değerlendirilirken. Değişimci ekoller doğal olarak iletişim profesyonellerinin. sarsısı. olumlu yanı mı olumsuz *Mit: Harekete geçiren bir imaj. sınıfları ya da toplumsal biçimleri. tarafsızlık iddialarını. toplumsal ve kültürel koşullardan geldiği. kapsayıcı hale dönüşmüş arzulanan isteklerin bir görüntüsüdür. renkli. eğitim durumunun ne olduğu. iletişim araçlarına sahip olmayan. başka bir yöne çekilmesi. mesajı daha etkin yapar mı? izleyicinin mesaja etkin katılması mı.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 181 ci bakış açısına daha yakındır. dünya görüşünün ne yönde geliştiği vb. siyasal. Burada kaynağın kendi yapısı üzerinde durulur. Mesajla İlgili Değişkenler Mesajda irkilme ve korku unsurunun bulunması insanları ikna etmede (motivation) ne kadar başarılıdır? Alıcılara mesajla ilgili sonuçlar bildirmeli mi. 5. toplumsal üretim biçimi ve ilişkileri içinde. sanaldır. malzeme niteliğini yitirmiş salt. ideolojik mit* olarak niteler. Değişimci okul. demokratik rejim içinde sistemin üstünde ve ideolojinin dışında "halkın bilme hakkını". Bu yaklaşıma göre kaynak. bir iletişim örgütünde yer alan profesyonellerden toplumsal. "basın ve ifade özgürlüğünü" ve "demokratik ilkelerin" devlet organları tarafından çiğnenmesine karşı savaşanlar olduğu kabul edilmez. tuttukları yer ve gördükleri görev bakımından anlamlandırılmasına çalışılır. yoksa pasif kalması mı daha etkilidir? insanlar bir mesajı tek yanlı mı yoksa birden çok yanlı mı alırlarsa daha çok ikna olurlar. onu üreten kaynağın hangi siyasal. . Bunun yerine. birçok etken bir arada ele alınır. İletişim profesyonelleri. bu örgütlerin. Dolayısıyla da değişimci okul kapsamındaki yaklaşımlarda iletişim örgütlerinin. belli bir örgüt ve ilişkiler ağı içinde iş yapan kişilerdir. objektifliklerini. ekonomik örgütlere ve sınıflara kadar geniş bir alanı kapsar. yoksa bunu kendilerine mi bırakmalıdır? İzleyicinin ilgisinin. tarihsel koşulları içindeki yerlerine oturtarak inceler. Bir mesaj çok yanlı sunulduğunda. ekonomik. ancak toplumdaki konumları nedeniyle onları kullanmaya yetkili.

tutum değişiminde etkin olabilmekte. düşük düzeyde korku (irkiltme) yaratan mesajlara bireyin ilgisi. Bu bulguları açıklamak üzere McGuire. mesajla ilgili sonucun. ilgi tümden ortadan kalkacak ve birey mesaj içeriğini onaylamayacaktır. ancak bazı çok özel koşullarda daha yoğun bir doz gerekebilmektedir. Mesaj içeriğinde yer alan değişkenlerden en ilginç olanı mesajda korku yaratıcı unsurların bulunması durumudur.182 Prof.Tutum Algı İletişim yanı mı önce verilmelidir? Bir mesajda en önemli iddia (öneri) ne zaman sunulmalıdır? Her yeni bilgi neden tutum değişimi yaratmaz? Duygulara seslenmek. Motivasyon etkileri ile ilgili araştırmalarda. alıcıların zeka düzeyini bilmediği zaman. yüksek düzeyde korku yaratan mesajlara oranla daha fazla olmaktadır. Özet olarak genellikle düşük korku dozu. sonuçları açıklaması daha uygun olabi- . Araştırmacılar bu bulguları. bu nedenle sonuçların mesaj içeriğinde bildirilip bildirilmemesinin. Zeki kişilerin sonuçları. ikna edici bir teknik midir? Bu konularda elde edilen araştırma bulgularına kısaca değinelim. Mesajı ileten kişinin. en az tutum değişimi yaratmıştır. donuk zekalı olanlar için önemli olmuştur. diş çürümesi ile ilgili irkiltici. Dr. olumsuz duyguların uyandırılması sonucu kaçınma ve iletişime karşı. Ancak sonucun bildirilmesi. durum değişkenlerine göre farklı olmuştur. Bu durumda doğal olarak daha yüksek düzeyde korku yaratan mesajlara. Çok korkutucu. korkutucu ve az korkutucu olmak üzere üç ayrı dozda kodlanan mesajlardan en az korkutucu olanın tutum değişiminde en fazla etkiyi yarattığı gözlenmiştir. tutum değişimine fazla da etki yapmadığı saptanmıştır. Mesaj içeriğinin tutum değişimi yaratma etkileri üzerine yapılan araştırmalarda. mesaj içeriğinde belirtilip belirtilmemesi. En korkutucu mesaj ise. Metin İnceoğlu . korkutucu unsurlarla çocukları ikna etme yöntemi denenmiştir. kendiliklerinden çıkarabildikleri. McGuire’ın kuramına göre. yaratılan korku dozu ile tutum değişim düzeyi arasında şu şekilde bir ilişki olduğunu savunmuştur. savunma mekanizmalarının harekete geçmesi olarak yorumlamaktadırlar. gerçekleri göstermekten daha mı etkilidir? Mizah.

gibi uygulamaların nedeni budur). eşantiyon. verici için tamdık kişilerden oluştuğu bir gruba seslenirken ya da kısa sürede inandırma amaçlandığında iddianın tek yanlı sunumu yeterlidir. Yapılar araştırmalarda. Yani bir propaganda kampanyasında propagandayı yapan kesim ya da kişi kendi propagandasını yaparken aynı zamanda rakip kişi ya da grubun propaganda amaçlı mesajlarını da değerlendirmeli. Yalnız burada şunu da belirtelim ki iki ya da çok yanlı sunuma başvurmak her zaman da gerekmeyebilir. İkna edici mesajdaki savın iki yanlı sunulmasının çoğunlukla. tutum değişimini (iknayı) çok daha olası kılmaktadır. bazı deneklere tutum değişikliği öneren mesajla birlikte maddi anlamda ödüller de verilmiş. ödüllendirilen deneklerde daha yoğun bir tutum değişimi ölçülmüştür. Diğer yandan mesaj içeriğinde alıcının ödüllendirileceğine ilişkin bir içerik genellikle. kendi hedef kitlesine iletmeli ve bunları. Bu amaçla yapılan psiko-drama. O halde sonuçların mesajda bildirilmesi. sosyo-drama uygulamalarından olumlu sonuçlar alınmıştır. Buna göre özellikle propaganda kampanyalarında tek yanıl propaganda yerine iki yanlı propagandaya ağırlık verilmesi önerilmektedir. rol oynamayanlara oranla. ya da alıcının iddianın alternatifini başkasında duyma olasılığı olduğunda.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 183 lir. Deney sonucunda. mesajın güdüleyici etkisini arttırmaktadır. pasif katılmaya oranla daha çok tutum değişimi yarattığını biliyoruz. Özellikle alıcıların çoğunun. 6. rol oynama yolu ile mesaja katılanların. (Reklam kampanyalarında ürüne ilişkin promosyon. hedef kitlesinin tanıklığında kendi savlarıyla çürütmelidir. iki yanlı sunum daha uy- . Böylece Howland’a göre propagandanın etkisi çok daha güçlü ve kalıcı olur. diğer bir gruba ise ödül verilmemiştir. Tek Yanlı-İki (Çok) Yanlı Sunum İkna edici mesaja aktif olarak katılmanın. daha çok tutum değiştirdikleri gözlenmiştir. lotarya vb. tek yanlı sunulmasından daha etkili olduğu Howland’ın yaptığı laboratuar deneylerinde de bulgulanmıştır. Yapılan deneylerde. Ama alıcının önyargılı olduğu bir konuda.

önce sunulmasının daha etkili olacağı konusu önemlidir. Duygulara seslenen mesajların bilgi verici mesajlardan daha etkili olup olmadığı. insanların belli konulardaki tutumlarını pekiştirmeye yarayabilir. . sonra sunulan içerik arasında geçen süre uzadıkça. tutum değişimini sağladığım göstermişse de. İletişim Aracı Değişkenleri Bir mesajın iletilme ve etki yaratma sürecinde rol oynayan diğer bir etken de iletişimde kullanılan araçtır. herhangi bir konuda somut gerçeklere dayalı bilgi aktarılsa dahi. McLuhan’ın ‘araç mesajdır’ nitelemesi de aslında aracın. Dr. mesajın ikna gücünü arttırmadığı görülmüştür. Ancak özellikle çocuklara yönelik motivasyonel iletişimde hiciv ve güldürü unsurunun tutum değişikliğine olumlu etki yaptığı görülmüştür. yani iletişim aracının kendisi mesaj olabilir. son verilen mesajın daha etkili olduğunu göstermiştir. Bireye. Metin İnceoğlu . Burada etki. önce sunulan içerikle. ilk içeriğin hatırlanmaması ya da zor hatırlanması sonucuna dayandırılabilir. Mesajın iki yanlı sunulduğu koşullarda. Yeni bilgiler. Bu nedenle. sunucunun taraf tutmadığı ve amacının alıcıyı yanıltmak olmadığı izlenimi yaratmasıdır. Bu sonuçlar her ne kadar. önce sunulan yanın. her zaman tutum değişimi gerçekleşmez. kullanılan iletişim aracına göre değişebilir.184 Prof. 7. durumun özelliğine göre değişebileceğini ortaya koymuştur. ortam etkenlerine ve bireysel psikolojik farklara bağlı bir durumdur. hangi yanın olumlu/olumsuz. Bu konuda daha sonra yapılan araştırmalar. hatta belirleyiciliğini vurgulamaktadır. Aracın niteliği bu anlamda önemli bir etkendir. mesajın iletişmesindeki önemini ve etkisini.Tutum Algı İletişim gundur. Bundan başka mesajda hiciv (humour) unsurunun bulunmasının. öğrenme süreçleri çerçevesinde yapılan araştırmalardan elde edilmişse de. İddianın iki yanlı sunulmasının bir avantajı da. sonra yapılan araştırmalar bunun. mesaj içeriğinin iki yanlı sunumun da etkili olması/olmaması. birbirleri ile etkileşim içinde olan birçok değişkene bağlıdır. İlk yapılan araştırmalar.

Onlarla bu denli iç içe bir yaşam sürerken etkilerinden hala kuşku duymak da anlamsızdır. Örneğin basılı araçlar. o mesajın gönderildiği kanal ya da araç da mesajın algılanmasında ve etki göstermesinde hemen hemen onun kadar önemli olmaktadır. bugün yaşantımızın merkezi yerinde konumlanmasının nedeni de televizyon aracılığıyla gönderilen mesajların öneminden değil.günümüzde artık her eve ulaşmıştır. basılı iletişim araçlarının karmaşık konuları kavrama ve hatırlamada. O halde kaynak. Böylesine yaşamımıza girmiş. tekrar okumak gibi olanaklar tanır. bireye avantaj sağladığını göstermektedir. Sürekli bir mesaj bombardımanı ile karşı karşıya bulunmaktayız. yaşamımızı tümüyle kuşatmış oldukları bir ortamda kitle iletişim araçlarının etkisinin geçiciliğinden nasıl söz edilebilir ki. İzleyiciler arasında çocuk. mesajın kendisi değildi. O halde iletişim sürecinde asıl önemli olan gönderilen mesaj olmakla birlikte. o mesajın radyodan verilmesiydi. Onlardan uzakta bir yaşam asla düşünülemez. okuyuculara istedikleri zaman istedikleri sürede okumak istenildiğinde. Çünkü karmaşık yapıda değişkenler etkileşim halindedirler. hedef kitlenin özelliklerini düşünürken. Aynı mesajlar sü- . Aslında bu konuda kesin yargılara varmak oldukça zordur. yaşlı. eğitim düzeyi yüksekdüşük milyonlarca insan vardır. Kitle iletişimi –özellikle radyo ve TV. Aynı şekilde televizyonun. televizyon aygıtının çekiciliğinden kaynaklanmaktadır. Bazı görüşler özellikle kitle iletişim araçlarının ikna sürecindeki etkisinin kalıcı olmadığı yönündedir. Araştırmalar. Ancak basit içerikli konularda aynı etki görülmemiştir. alıcı değişkenlerinin her birinin ayrı ayrı etkisini ölçmek ve bundan kitle iletişim araçlarına ilişkin genellemeler yapmak da oldukça zordur. Etkisi ister kalıcı olsun ister geçici olsun şu bir gerçektir ki günümüzde kitle iletişim araçlarıyla iç içe bir yaşamımız var. genç. Değişik türde olan her aracın. onlara en kolay ve en etkili biçimde hangi kanaldan ulaşabileceğini de tasarlamak zorundadır.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 185 Marslıların dünyayı işgal ettiğine inanarak paniğe kapılan insanları etkileyen şey.

Mesajı alış süreci ile olumlu ilişkisi olan herhangi bir kişilik . Daha sonra McGuire. televizyon reklamından daha avantajlı durumdadır. İlk araştırmalarda bu ilişkinin doğrusal olduğu varsayımından hareket edilmiştir. kitle iletişiminden daha güçlü etkileri olduğu da birçok araştırmacı tarafından saptanmıştır. daha karmaşık ve çok yönlü bir kuram geliştirmiştir. Diğer yandan kitle iletişimin etkisinin. Bunun başlıca nedeni yüzyüze iletişimde alıcı durumunda olanın. müşterinin tipine göre ikna yöntemi kullanma satış şansını arttırmaktadır. Alıcı (İzleyici) Değişkenleri Güdüleme (motivation) çalışmalarında en çok üzerinde durulan konu. eğlence programlarıyla. Metin İnceoğlu . şovlarla verilirken etki öyle ya da böyle zaten gerçekleşmektedir. kişilik ile tutum değişimi arasında iki süreç önem kazanmaktadır. geri besleme (feed back) yolu ile. reklam biçiminde. mesajdaki sapmaları düzeltme imkanına sahip olabilmesidir. Diğer taraftan reklamı yapılan bir ürünün tezgahtar tarafından satılabilme şansı yani yüzyüze iletişim. Standart bir sunum yerine. Ayrıca yüz yüze iletişimde kaynağın bir avantajı da. dizi filmlerle. 8. O halde böylesine bir kuşatma altındayken kitle iletişim araçlarının etkisinin kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu sorgulamak çok da anlamlı gelmiyor artık.Tutum Algı İletişim rekli olarak ve farklı metinsel tasarımlarla öylesine akarken etki nasıl söz edilebilir? Belli bir mesaj aynı anda ya da art arda haber biçiminde. Bu kuramda. kitle iletişimi ile desteklendiğinde etki daha da artmaktadır. mesajın alıcı üzerindeki etkisini anında görerek. • Mesajı alış (dikkat ve anlama) • Mesajı onaylama. iletişime katılma olanağının olmasıdır. Bu durumda. Dr. özellikle de televizyon ve radyo gibi kitle iletişim araçlarıyla giderek güçlenmesinin yanında yüzyüze ilişkiler yoluyla gerçekleşen iletişimin. tezgahtar.186 Prof. “tutum değişimi” (ikna) ile “öz-saygı” arasındaki ilişki olmuştur.

İhtiyaç. otoriter mesajlardan etkilenerek tutum değişimi göstermekte. ATV yerine SHOW TV izlemeyi tercih eden birey gibi. Bu yaştan sonra ikna edilebilirlik azalmakta ve gençlik yıllarında belli bir düzeye ulaştıktan sonra durağanlaşmaktadır. Bireyin iknaya en açık olduğu yaşın dokuz olduğu ortaya konmuştur. öz-saygısı az deneklerde daha az iknaya neden olduğu saptanmıştır.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 187 özelliği (zeka ya da öz-saygı gibi). alıcı- . öz-saygı ve konuyu önceden bilme konusundaki araştırma bulguları. kendi ihtiyacına uygun mesajı. kişilik ve uyma üzerine yapılan araştırmalar. otoriter olmayan kişiler ise gerçek bilgilere dayanarak tutum değişimine daha açık olmaktadır. Bu sistem yol gösterici bir pusula olarak görev yapar. inançları ve ihtiyaçlarını içerir. “aktif izleyici/okuyucu” diyoruz. karmaşık ancak iyi savunulan mesajların. değerleri. tutum. Cumhuriyet gazetesi okuyan. Kişilik ile ikna edilebilirlik arasında kesin bir ilişki olduğu söylenebilir. Buna göre zeka ile ikna edilebilirlik arasında genel olarak belli bir ilişki gözlenmektedir. Bireyin yaşı ile ikna edilebilirlikleri arasında da ilişki olduğu saptanmıştır. Algısal denge. Kişinin algı sistemi. tutumları. ancak bunun hangi kişilik boyutlarına bağlı olduğu ya da ikna edilebilirliğin. özsaygısı az deneklerde daha çok iknaya neden olurken. değer ve inançların örgütlenmesine yardım eder. bireyin sahip olduğu değerleri ortadan kaldıracak ya da azaltacak bir biçimde gelen enformasyonun. bu iddiaları destekleyici niteliktedir. Çok sabit ya da çok karmaşık mesajlar. Zaman yerine. Bu izleyici/okuyucu tipine. Buna göre otoriter kişiler. izleyici kendisine yöneltilen mesajları aynen alıp benimsemek yerine. kabul süreci ile ters orantılı olacaktır. Ayrıca ikna ile otoriter kişilik yapısı arasında da ilişki kurulmuştur. hatta iletişim aracını seçer. Öte yandan basit ve iyi savunulmayan mesajların. İletişimciler bilir ki. kendi başına bir kişilik özelliği olup olmadığı tartışmalıdır.

inanç ve tutumları korumak için mesajı kendileri sansür ederler. çevresel denetim/etki yerine algı sisteminin istikranı ön plana çıkarır. tutum istikrarını. Dr. daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bu süreçte enformasyondan kaçınma. bir rolden veya görevden kaçış olanağı verir. kendilerine uygun kanaldan tek boyutlu iletişime yönelerek içe kapanırlar. destekleyici olmayana tercih edilir. mesaj kanalına tamamen kapanma. sonuç olarak uyumsuzluk üreten enformasyondan kaçınır. inançlar ve eylemler tehlikeye düştüğünde ya da bu inanç ve eylemlere karşı bireyin özgüveni az olduğu zaman.Tutum Algı İletişim nın algısının saptırılarak mesaj etkisinin azaltıldığı ya da yok edildiği enformasyon sürecidir. Festinger’e göre de. Bazı enformasyon tercihleri. hissettiği bir gereksinimine yanıt verdiği ya da pratik bir amacına hizmet ettiği zaman ister. İnançlarına saldırı algısı. iç tutarlılığı bakımından gereklidir. kendi filtrelerinden süzerek alırlar. gönderici yerine alıcıyı. Çünkü bireye. farklılaştırma gibi savunma mekanizmaları devreye girer. enformasyon aramayı. Bunun yanı sıra. • İzleyiciler. faydasızlık nedeniyle faydalıdır. inanç ve eylemlerini destekleyen mesajları ararlar. enformasyon alma yerine. bireyin değerleri ve tutumlarına uygun enformasyon araması. Bu görüş aktif izleyici tezi ve bu tez doğrultusunda geliştirilen kullanım ve doyum yaklaşımının da temel dayanağını oluşturur. reddetme. TV’de vatandaş sorumluluğu gerektiren bir açık oturumu izleme yerine. • Bu arayış özellikle. zihinsel yapısını dengede tutması. Algı ile ilgili bu uyumsuzluk/uyum görüşü tutum değişimi yerine. uyumsuzluğu deneyen birey. Metin İnceoğlu .188 Prof. Destekleyici olan enformasyon. kaynağı kötüleme/küçümseme. Bu görüş enformasyonun faydacılık temeline dayanır. “Yalan Rüzgarı”nın izlemesinin nedeni budur. seçerler. . arar. Gerçekte birey enformasyonu. ilgiyi kesme biçiminde de olabilir. 9. Tercihle İlgili İzleme Yaklaşımına Göre İnsanlar • İzleyiciler.

öğrenme süreçlerindeki unutma eğrisine koşut bir özellik göstermektedir. dinlenmesini ve ardından da gerçek yaşamındaki sıkıntı ve sorunlara karşı daha dirençli ve güçlü olması sonucunu da doğurmaktadır. Çünkü bilindiği gibi klasik paradigmada kitle iletişim araçları özellikle de içerisinde yapılandıkları ve işlevsellik kazandıkları toplumsal yapıya. Teknolojinin sunduğu son olanaklardan biri olan uzaktan kumanda bu kaçışı (zapping) daha da “kolaylaştırır”. dolayısıyla da yararsız olarak nitelenen programların aslında toplumun genel dengesinin korunması ve sürdürülmesi açısından yararlı olduğu savını doğrulamaktadır. eğitim amaçlı olmayan. Bazı araştırmalarda. çok çeşitli faktörler etken olduğu için. Bu yönde ortaya konulan bazı görüşler kaçış ve fayda sağlamayan programların izlenmesi durumunun özde bireye birtakım faydalar da sağladığını yansıtmaktalar. Hedeflenen İletişim-Etkisi Değişkenleri İkna etkisinin azalması. Bu yönüyle de bilgi içeriğinden yoksun. uzaklaşması onun rahatlamasını. kendisine sorumluluk yükleyen faydadan. Özellikle de pozitivist bilimsel gelenek içerisinde gelişen ve iletişimde de klasik paradigma olarak bilinen yaklaşımda kitle iletişim araçları bu yönlerinden dolayı önemli ölçüde olumlanmaktadır. Bu yönüyle bakıldığında izleyicide kaçış etkisi yaratan. uyuşturucu (narcotique) yanıyla bilinen programların da özde mevcut toplumsal dengenin korunmasına katkı sağlamaları açısından önem taşıdıkları ve olumlandıkları gözlenmektedir. yararsız diye nitelenen birtakım programlara yönelerek bu sorunlardan kaçması. Bu da genel olarak bakıldığında bireysel düzeyde başlayarak toplumsal düzeye ulaşması olası birtakım gerilimlerin. patlamaların ortaya çıkmasına engel olabilmektedir. faydasız bir programa kaçışla.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 189 Bu yolla “vatandaş”. bu azalmanın altı hafta içinde gerçekleştiğini gösteren kanıtlar ortaya konmuştur. ya da genel olarak düzene yararları açısından ele alınmaktadırlar. bu olguyu iletişim faktörlerini . İkna etkisinin azalmasında. 10. Buna göre gerçek yaşamındaki sorunlar altında ezilen kişinin. kaçarak kurtulur.

kendilerine güvenen ve doğru ve yanlışı kişisel görüşlerine göre yorumlayan kimselerdir. bazı deneklerin diğerlerinden daha fazla grup görüşüne uydukları görülmüştür. Bu uyan (bağımlı) deneklerin çeşitli kişilik özellikleri. Kişilik özellikleri arasındaki böyle tutarlı ilişkiler. çeşitli ortamlarda uyma davranışına yönelebilmektedir. belirsizliğe tahammül edemeyen. sorumluluk yüklenme yeteneğine daha az sahip. Bazı kimselerde uyma eğilimi genel olup. Dr. şöyle bir genel sonuca varabiliriz. önemli bazı farklar ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde. kendilerini daha az tanıyan. daha az ego gücüne sahip. durumdan duruma değişmeyen davranış tutarlılığı anlamına gelir. ego gücü. tipik olarak sosyal etkiyi. Diğer bazı kimselerin de. kendilerini göstermeyi seven. dıştan gelen ve toplumun onayladığı değerlere. uymayan (bağımsız) deneklerinki ile karşılaştırılınca. daha maceracı.Tutum Algı İletişim tek tek ele alarak incelemek daha anlamlı sonuçlar verebilir. özelliklerine. Öncelikle bağımsız deneklerin entelektüel etkinlik. Bağımlı deneklerle karşılaştırılınca. bağımlı kişilik diyebileceğimiz bir kişilik türünün varlığına ya da “uyma”nın bir kişilik özelliği olduğuna işaret etmektedir. Ancak. bağımlı deneklerden daha fazla sahip oldukları. Metin İnceoğlu . Buna karşılık. önderlik yeteneği ve sosyal ilişkilerde olgunluk. doğru-yanlış yargılarına önem veren kimselerdir. katı ve aşırı benlik kontrolünün ve yetkeci (otoriteryen) tutumların bağımlı deneklerde daha yoğun olduğu görülmüştür. kendilerini kuralların kısıtlamasından bir dereceye kadar kurtarmış kimselerdir.190 Prof. bağım- . bazı kimseler de. kendi dürtülerini daha az hoşgörü ile karşılayabilen. ana-babalarını kusursuz olarak gören. bu tür bir kişilik kavramlaştırması. Bağımsız denekler. Crutchfield. daha az orijinal olan. Çeşitli araştırma sonuçlarını bir araya getirecek olursak. birbirinden farklı durumlara hep ters tepki gösterme eğiliminde olabilir (negatif karakter). bağımlı denekleri şöyle betimlemektedir: Bağımsız deneklere kıyasla bağımlı denekler. Çeşitli deneylerde. ayırımcı önyargıya ve yetkeci tutumlara sahip. buna karşılık aşağılık duygularının.

birtakım savlarla destekleyerek güçlendirmektir. konu hakkında daha duyarlı kılmakta. mesajın ikna etkisine. böylece izleyici o konu hakkında daha duyarlı almakta. Aynı şekilde. İzleyici. Bazı araştırmalarda. Bu etki süreci sonunda motivasyon gerçekleşmektedir. McGuire. Ancak. eğer vücudunun korunma gücü yeterli ise. olumsuz bir kaynağa yüklenenden daha kısa sürede azalmaktadır. pasif konuma oranla daha kalıcı almaktadır. bir hastalıkla karşı karşıya kalınca. diş sağlığı . Herhangi bir kaynaktan alınan mesajla elde edilen tutum değişimi. belli bir süre geçmesi gerekmektedir. kişilik özelliklerine dayanan bu tipleştirmeyi fazla ileri götürmemek gerekir. iletişimin ikna edici etkisi deneyden hemen sonra değil. Buna göre birey. aradan bir süre geçtikten sonra ortaya çıkmıştır. ikna edici iletişime katkıda bulunduğunda tutum değişimi. 11. izleyicinin zihinsel sistemine yerleşebilmesi için. Güdülenmeye Karşı Bağışıklık Kazanmak McGuire ve arkadaşları izleyicilerin iknaya karşı koyma yeteneklerini geliştirecek deneyler yapmışlardır. böylece o konu ile ilgili bilgilere açık hale gelmektedir. etki durumunu betimlemek üzere tıbbi bir yaklaşımdan yararlanmıştır. basit ve açık mesajlarla sağlanan tutum değişimine oranla daha kalıcı almaktadır. Karmaşık mesajlarla sağlanan tutum değişimi. bazı kimseler diğerlerinden daha az tutarlı davranış biçimleri gösterirler. Örneğin. Çünkü aynı kişinin bir durumda uyma davranışı gösterirken. farklı durumlarda. Ayrıca. Motivasyonel mesaj. bir başka durumda etkiye uymadığı rahatlıkla gözlenebilir. virüs yerine ikna edici bir mesajla karşılaştığında. günde şu kadar kez diş fırçalamanın. Özellikle karmaşık ve esnek mesajların. Dolayısı ile gecikmeli ikna etkisi kendini belli bir zaman sonra gösterecektir. Direnci pekiştirme yöntemlerinden biri de. anında izleyici etkilemese bile. bireyin sahip olduğu tutumu. bu hastalığa direnç gösterebilir. Buna gecikmeli etki diyoruz. daha önceki bilgileri ile direnç gösterebilir. ya da söz konusu virüse karşı aşı olmuşsa.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 191 sız bir davranışla karşıladığını düşünebiliriz.

Bu da insanlara “tetikte durma” yeteneği kazandırarak. destekleyici mesajdakine benzer içerik kullanıldığında. 12. Metin İnceoğlu . başarılı olmadığı görülmüştür.Tutum Algı İletişim açısından önemli olduğuna inanan bir kişiye. Bunu sağlamak için bireyin tutumu düşük dozda eleştirilir (güçlü bir eleştiri savunma mekanizmalarım harekete geçirebilir) ve bu şekilde bireye. bireyin tutumunu pekiştirecektir. Kitle iletişim araçlarının gönderdiği mesajlar. Dr. Daha sonra birey ters bir iletişimle karşılaştığında. bireyin ikna edici bir iletişime karşı savunma mekanizmalarını geliştirmesine yardımcı olmak gerekir. kitle iletişim araçlarının etkisini kısıtlayan son eğilimlerden. bu iletişime direnç gösterecek ve tutumunu savunacaktır. Buna karşın. ikna edici mesaja daha dirençli olduklarını göstermiştir. yeni savlar kullanılsa bile direnç sağlama da etkili almaktadır. Çünkü. eleştiri yeteneği geliştirilerek de güdüleyici mesaja direnç göstermesinin sağlanabileceği düşünülebilir. Diğer yöntem. Bunların yanında alıcının. insanlar ikna edici bir mesajla karşılaşacaklarına ilişkin önceden uyarıldıkları takdirde. bütün bu kazanılmış davranış biçimleri son analizde. bireyin önem verdiği gruplarla girişilmiş alan ilişkilerin bir ürünüdür. Tutum Değişikliği ve Kİtle İletişim Araçlarında Etki Sınırlılığı Kitle iletişim araçlarından gelen mesajların etkisini frenleyen grup bağlılıkları ve bunların yarattıkları normları ya da davranış kalıplarını. toplumdan . savunma gücü geliştirme yöntemi. Daha sonraki karşıt eleştiride de. seçmeli ilgili mekanizmaları etkisinden kesin çizgilerle ayırabilmek mümkün değildir. (Karşıt siyasal parti propaganda konuşmalarının etkisizliği bu yüzdendir). karşıt mesajda. farklı (yeni) içerik kullanıldığında ise. destekleme yönteminin başarılı olduğu. tutumunu savunma olanağı verilir.192 Prof. Bu alanda yapılan bir başka araştırma da. bir yerde savunma güçlerini arttırmaktadır. bunun çürükleri nasıl önlediği konusunda bir film gösterilmesi.

mesaj bireye ulaşırken. bireyde değişiklik yaratmaktan çok statükoyu koruma yönünde işlev gördüklerinden.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 193 soyutlanmış tek tek bireylere değil. Bu nedenle kitle iletişim araçlarından (medya) gelen mesaj. eş anlamlı mesajların. kitle iletişim araçları izleyici/okuyucular üzerinde doğrudan etki göstermeyip. . aracı unsurların (mediating factors) oynadığı role bağlamaktadır. kanaat için ipuçları iletirler ve ege*Aracı unsurlar şunlardır: 1) Mesajı alanın ön eğilimleri ve bu eğilimlere uygun seçme. hukuki ve siyasal ortam konumuz dışında kalmaktadır. 2) Grup bağlılıkları. Kitle iletişim araçlarının kanaat oluşumundaki etkisi hakkında yukarıda söylenenler Joseph T. bu unsurlar. mevcut durumun devamını öneren mesajların onaylanmasını teşvik ettiği görüşü yaygındır. Klapper. Klapper’in aracı unsurlar olarak adlandırdığı mekanizmalar kitle iletişim araçlarının etkilerini sınıflayan klasik unsurların daha genel ve özet biçimi olmaktadır. **Diğer çevresel unsurlar. algılama ve katılma mekanizmaları. mevcut tutumların ve kanaatlerin devamı yönünde işlev gördükleri sürece. mesajla aynı yönde etki gösterecektir. tutumların oluşmasında. bir yandan da toplumdaki diğer etki merkezlerinden. Diğer bir deyişle. eğer etki söz konusu ise. kitle iletişim araçlarının “çevresel”* unsurlardan biri olduğu genelde kabul gören bir yaklaşımdır. gruplar içinde yaşayan insanlara yöneliktir. şu ya da bu grubun üyesi olan. grup bağılılıkları ve normları ile donatılmış birey ile karşılaşır. onların müdahalesi ile karşılaşacak ve ters yönde yeni tutumların oluşmasında değil. Kısaca söylersek aracı unsurlar. bu bağlılıkların ve normların süzgecinden geçmek zorundadır. aracı unsurların eşliğinde etki yapabildiğine göre. mesajı alanlar arasında farklı etki ve davranışlara yol açmasını. 3) Kişisel haberleşme ve kamuoyu önderlerinin rolü. ancak aracı unsurlarla uyumlu tutumların güçlenmesinde (pekiştirici) etkili olacaktır. grup normlarıyla çatışan mesajlara karşı direnmeyi arttırdığı. Klapper tarafından genellemeler biçiminde özetlenmiştir. Kanaatlerin biçimlenmesinde.** İletişim araçları mevcut sosyal ortamın resmini izlerken. Grup ilişkilerinin.

194 Prof. tam anlamıyla retoriksel bir süreçtir. iletişim süreci içinde kitle iletişim aracındaki aşamalarla birlikte. ister istemez kamuoyu önderi durumundaki kişilerin etkisi altına girerler. yayınlayan yayın organının istediği ekle büründürülecek biçimde iyice yoğrulur ve paketlenerek izleyiciye sunulur. saptırılarak bireye ulaşır. bağlam haline dönüşmüştür. Dr. siyasal eğitimi yoktur. Muhabir. bazı bölümleri çıkarır. süzülerek. Haberin sunuluş biçimindeki retoriksel süreç bu kadarla sınırlı değildir. kendi çıkanın da mesaja katar. şekillendirilmesine. Fakirlik.. Çünkü bu tür bireylerin. Haberin toplanmasından. okuryazar olmama.Tutum Algı İletişim men ideolojinin görüşlerini yansıtırlar. bireyler arası anlam yüklü mesajlar iletilmesi süreci vardır.yeni bazı bölümler ekler. Gelişmiş ülkelerde kamuoyu önderlerinin açıklamaya çalıştığımız bu iki aşamalı akış (two-step flow) içerisindeki rolü. Böylece mesaj. iletişim aracı gazete ya da radyo-tv’den alacağı mesajın anlamını değerlendirecek genel kültürü. mesaj iletme yeteneklerinin güçlü olması. Artık. Bütün sosyal süreçlerin temelinde. vb.. haberini geçer. Haber son şeklini alıncaya kadar. Kitle iletişim araçlarından yararlanılsa bile. kendi yorumunu. pek çok aşamadan geçerek. hazırlanmasına ve sunulmasına kadar geçen karmaşık süre. Kitle iletişim araçlarının yığınlara. İletişim araçlarından aldığı mesajın doğruluğunu irdeleyebileceği bir ilgi noktası (Le point de reference) yoktur. bu durum kamuoyu önderlerinin önemini azaltmaz. gerçekliği (realite) bağlamından koparan. Az gelişmiş toplumlarda kitle iletişim araçlarının rolünü çok sınırlı da olsa yerel kamuoyu önderleri üslenir. Metin İnceoğlu . Örneğin bazı haberler öne bazıları gerilere alın- . medya kendisi. Benjamin’in belirttiği gibi medya. ilgili editör. Kamuoyu önderi mesajı aktarırken. eğitimsizlik. pek çok konuda olduğu gibi güdüleme yöntemleri açısından da birincil önemini korumaktadır. azgelişmiş ülkelerdeki gibi olmasa da referans oluşturması bakımından önemlidir. odaksız “araç”lardır. nedenle kitle iletişim araçlarından gereğince yararlanamayan bireyler. haberi gözden geçirir.

Televizyoncuların. 13. değişik televizyon kanallarında «haber sunan» sunucular jestlerini ve mimiklerini belirgin bir şekilde öne çıkararak haber sunuyor. kitle iletişim araçlarının gerek aktüel. Özellikle ülkemizde. izleyici tarafından aynen. olduğu gibi kabul edilmesi. oldukça karmaşıktır. Gerçekten de medyanın gündemine aldığı konuların. altı çizilmek istenen bölümlerde sunucu. Gündem Oluşturma 1970’lerde McCombs tarafından ortaya atılan “gündem oluşturma” (agenda-setting) görüşü. Bazı haberlerin bazı bölümlerinde bu sunucuların başvurduğu jest ve mimikler. bireyin kendi yaşamına ilişkin düzenlemeleri yaparken. haberin bazı bölümlerinin vurgulanması amacını güder. Aslında “gündem oluşturma”. her zaman söz konusu olmayabilir. Haberde. izleyicinin kabul etmesini istediği şeyleri. kendine referans ve dayanak noktaları aramasından kaynaklanır. vurgulanmak. ekranı sadece başı dolduruyor. Bu sunucular «haberi sunarken». izleyicinin reddetmesi gibi bir durum da ortaya çıkabilir (Bumerang etki). “eşik bekçiliği” ve “kamuoyu önderliği” görüşünün devamı niteliğindedir. Televizyoncuların sert yöntemlerle. izleyicinin de tıpkı sunucunun takındığı olumsuz tavrı takınmasını sağlayacak şekilde sunuyor. Oysa izleyicinin haberi “alış” biçimi ve süreci. hakkında gündemine girdiği ve genellikle medyanın istediği biçimde kamuoyunda bir “iklim “ yaratıldığı bilinmektedir. gerekse siyasal konularda toplumun neyi ne kadar bilmesi gerektiğine karar verdiği görüşüne dayanmaktadır. Hatta haber sunucularının haberi sunarken başvurdukları jestler ve mimikler. Aksine burada tam tersi bir süreç de işleyebilir. haberi izleyicinin kendisiyle özdeşleşmesini sağlayacak şekilde. izleyicinin kendisiyle özdeşleşmesini arzulamadığı durumlarda ise. Bir haber ya da konu hakkında medyanın “söz ediş sıklığı . Kitle iletişim araçlarının gündem oluşturma özelliği.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 195 mıştır. olumsuz bir imaj yaratacak şekilde sundukları haber metninin. sunulan habere karşı takınılan tavrı vurgulamaya yönelik yorum içeriyor.

edindiğimiz bilgi ve izlenimlerden bazıları doğru değildir. sorular buna öncülük eder. kuramı sınamak. kuramı karılaştırmak ya da bir kuramın sınırlarını ya da istisnalarını belirlemek amacı güder. Sosyo – Psikolojik Araştırmanın Kuralları Sosyo-psikolojik araştırmanın belli başlı temel kuralları vardır ve bunlar bir araştırma tasarımının oluşturulmasında ve geliştirilmesinde temel işleve sahiptirler. ya da kuramlarla uğraşır. 2. temel ve uygulamalı araştırmalar arasında olabilir. 1. Dr. Sosyal psikolojide iki temel araştırma türü vardır: Deneysel ve ilişkisel. Araştırma türleri arasında yapılabilecek ikinci bir ayrım da. 4. temel sorularla. toplum içinde “rotasını” tayin ederek ilerlemesini. genel ilkelerle. İki ya da daha fazla değişken arasında ilişki var mıdır: Bir değişken . Önyargı nasıl azalabilir. İlişkisel araştırma şöyle sorular sorar. Kuramsal araştırma. Araştırmaya iki tür soru ile başlanır. Sosyal psikoloji toplumsal davranışın sistematik olarak incelenip araştırılmasıdır. Ayrıca medyanın gündeminin. toplumsal durumlarda nasıl davrandığımız konusunda bilgiler edinebilmek için sistematik araştırma gereklidir. diş macunu nasıl satılabilir ya da toplu evler nasıl tasarımlanabilir vb. Uygulamalı araştırma çevremizdeki orijinal bir sorunla ilgili bir soruyu. İçinde yaşadığı toplumda olup bitenler hakkında bilmesi gerekenin «bu» olduğunu düşünür. Öteki tür araştırma görgüldür. birey tarafından bilinmesi onun. bir sezgi ya da öngörü sunmaya çalışılır. Bilgi ve gözlemlerimizden hangilerinin doğru. kitle iletişimin sağladığı “yararlar ve ödüller “ olarak değerlendirilmelidir. toplum içinde kaybolmamasını sağlayacağı için.196 Prof. Şimdi bunlardan özetle söz edelim. Ampirik bir kuramla doğrudan ilişkili olmayan. yanıtlamaya yöneliktir. Metin İnceoğlu . 3. hangilerinin yanlış olduğundan emin olabilmek ve ayrıca. 14. eldeki kuramla doğrudan ilgilidir. bir anlamda da. Günlük gözlem ve deneyimlerimizden toplumsal davranış konusunda oldukça çok şey bilmemize karşın. Bunlardan biri. Temel araştırma. genel bir soru ile başlar ve yeni ilişkiler ortaya çıkarmaya.Tutum Algı İletişim “ birey için bir “ipucu “ olarak değerlendirilir.

laboratuarda manipüle edilemeyen etmenleri araştırabilir. 5. özel yaşamına saygı göstermek ve araştırmaya katılan hiç kimsede kalıcı zararlı etkilere yol açmamak zorundadırlar. doğal ya da alan ortamlarında yapılabilir. Eğer. Deneysel araştırma. bir üçüncü değişken mi olduğunu bilemeyiz. ya da tepkiler vermesi olasılığını en aza indirmek gerekir. bu. Sosyal psikologlar araştırmalarım yaparken birçok etik sorunla karşılaşırlar. nedensel çıkarımlar yapmamıza izin vermezler. genellikle. diğeri de yükselmekte midir? Ya da tutarlı bir biçimde gelişmekte midir? İlişkisel araştırma aynı anda oldukça çok sayıda değişkenle uğraşabilir ve çok yüksek korku. hareket noktasını oluşturan anahtar sorular şunlardır: Bağımsız değişken nasıl manipüle edilecektir: Bağımlı değişken nasıl ölçülecektir: araştırmacı ve denek yanlılıklarının etkilerinden kaçınabilmek için. B’nin mi A’ya neden olduğunu ya da bunların her ikisinin de nedeninin.Güdüleyici İletişim ve Tutum Değşikliği 197 yükselirken. araştırmacının bilmeden sonuçları etkileyebilmesi ya da deneğin “doğru” olduğunu düşündüğü. durum üzerinde oldukça büyük bir kontrol olanağı sağlar ve nedensel çıkarımlara izin verir. özel bir çaba ve dikkat gösterilmelidir. Deneysel araştırma. değiştirilen. Arşiv araştırması halihazırda var olan verileri kullanır: Kültürler arası araştırmalar birden fazla kültürü karşılaştırır. fakat doğal ya da kendiliğinden olarak verebileceğinden farklı sonuçlar. Fakat ilişkisel araştırmalar. 7. Deneğin güvenliğini korumaya dikkat etmek. bir bakıma farklılık gösteren iki durumun karşılaştırılmasına dayanır. yalnızca amaçlı. Bunlardan laboratuar daha fazla kontrol olanağı verir. o tek değişkenin sonucudur. alan gerçek yaşama daha yakındır ve genellikle araştırılan değişkenlerde daha büyük bir homojen yayılıma (ranj) izin verir. Araştırmalar laboratuarda. Bir araştırma tasarlanırken. ya da toplumsal sınıf gibi. 8. 6. yoksunluk. A’nın mı B’ye. Çünkü söz konusu alanda araştırma yön- . davranışta bir farklılık gözlenirse. Diğer bir deyişle. Özetle söylemek gerekirse sosyal psikoloji alanında araştırma tasarımı geliştirmek ve uygulamak hem zor hem de karmaşık bir süreçtir.

Yukarıda da belirtildiği söz konusu tekniklerin her birinin kendine özgü zorlukları.Tutum Algı İletişim tem ve teknikleri oldukça çeşitlidir ve çoğu zaman bunların birkaçını bir arada kullanmak gerekebilmektedir. sosyal psikoloji. Ancak diğer yandan da sosyal psikoloji ve psikoloji alanında yaygın kullanılan söz konusu araştırma yöntem ve tekniklerinin özellikle son yıllarda iletişim alanında da yoğun kullanımı. bir yandan laboratuar deneylerine dayalı klinik araştırma tekniklerini. gözetilmesi gereken etik ilkeler vb. gereklilikleri vardır. bir arada kullanmak gerekebilir.198 Prof. . Ki bu da iletişim bilimlerinin sosyal bilimler içindeki yerinin giderek güçlenmesi anlamına gelmektedir. bir yandan katılımlı gözlem ve deney tekniklerinin kullanıldığı alan araştırmalarını vb. bu alana önemli katkılar getirmiş bulunmaktadır. Dr. Bazen tek bir soruya yanıt aramak için bile bir yandan anket tekniğine dayalı alan araştırmasının. siyaset bilimi gibi disiplinlerle önemli ölçüde etkileşim olanağı bularak disiplinler arası bir kimlik kazanmıştır. Metin İnceoğlu . psikoloji. Bu yönüyle bakıldığında bu kitap da aslında iletişimin bir yandan kendi başına bir disiplin olma yanını ortaya koyarken diğer yandan da özellikle sosyal psikoloji ve psikoloji alanında yapılan araştırma ve kuramlardan yararlanarak onun disiplinler arası niteliğine dikkat çekmektedir. Sözü edilen araştırma yöntem ve teknikleri sayesinde iletişim alanı bir yandan kendine özgü bir disiplin kimliğine bürünürken diğer yandan da sosyoloji.

BELLENGER. 1973. 1996. Çev. Mattelart. İletişim Yayınları. Sociologie de l’information. İdeoloji Ve Sembolik Anlatım. Ankara. 1996.. L’univers des Connaissances.. ATİKER. Gallimard.Jean.. Que Sais-je.Fatoş Ersoy. Mattelart. Paul. Çev. ?.Erdoğan. Swingewood. Larousse Université Sciences Humanies et Sociales. 1966. ANDREW. Wernick.. Erk Yayınları. Bilim Sanat Yayınları. Ed. İstanbul. İstanbul. İrfan. 1967. 1989. Kitle Kültürü Efsanesi. Raymond. ALEMDAR. Vd..1994.. Sociologie de L’information. Çev. Les Etapes de la Pensé Sociologique. ARON. 1998. 1970. Ayrıntı Yayınları İstanbul. Ed. Paris. Merih Zıllıoğlu. Presses Universitaires de France. Raurent. ASSOUN. Presse Universitaire de France. 1998. Öteki Kuram. Popüler Kültür Ve İletişim . Ed. Aykut Kansu. Arhan F. Sosyolojik Düşüncenin Evreleri. L’école de Francfort. Paris. ALEMDAR. Beyin İğfal Şebekesi :Uluslar Arası Reklamcılık. . Korkmaz Alemdar). Erhan. Osman Akınhay. Promosyon Kültürü: Reklam. ARMAND. Çev. Işın Gürbüz.199 KAYNAKÇA ARANGUREN. Reklamcılık. Que Sais-je. 1968. Çev. Medya Eleştirisi Ya Da Hermes’i Sorgulamak. Ankara. 1981. Bilgi Yayınevi.Michele Mattelart. (çev. İstanbul. Vadi Yayınları. Dix-Huit Leçons sur la Société Industrielle. Korkmaz. ARON. Ankara. Raymond. FRANCIS et Padioleau G. La Persuation. 1995. Sosyal ve Örgütsel Psikolojide Tutumlar. Öteki Yayınevi. Ankara . J. Ed. Lionel.R. Bilim Ve Sanat Yayınları.2002. Hachette. Paris. Korkmaz – Erdoğan. İletişim Kuramları Tarihi. BALLE. ARMAND . Ankara 1999. Gallimard. Modernizm ve Kitle Toplumu. BAYSAL. ALAN. İrfan. Raymond. Ankara. Ümit Yayıncılık. Paris. 1990. İletişim Yayınları. ARMAND. ARON. Ayşe.

BOUDRILLARD. Metin İnceoğlu . 1970.200 Prof. Kamuoyu İletişim Ve Demokrasi. Jean. Çev. Monica. Presses Universitaires de France 1969.BRYANT Jennings. Alan Yayıncılık. 1979. 1997. İstanbul. Guy. John. BEKTAŞ. Et. Çev. David. 1995. Paris. BERGER. İstanbul. Jean. Gallimard. Brown And Bechmark Publishers. Les pouvoirs de la télévision. Introduction To Communication. Sociologie de la Radio-télévizion.Dost Kitabevi.Ferda Keskin. Paris. Paris. Siyasal Propoganda. 1997. CEZANEUVE. 1974. Çev. İrem Kutluk. L.ARENS. DEBORD. Fred. Arsev. 1995. 2002. Çev.. et CHAZEL. Robert. Boston. Ayrıntı Yayınları. Paris. BURTON. La Persuasion Politique. Görünenden Fazlası.. 1996. Çev. Graeme.. İstanbul.İstanbul. L’homme téléspectateur.1999. CEZANEVUE. Jean. 1997. PUF. Courtland. Çev. Jay. Armand Colin.1996.. İrem Kutluk. İstanbul. Pasi. Paris. Flammarion. Ayrıntı Yayınları. Kimlik Ve Farklılık . Jean. DAVİS. La Société de Consommation. Yapı Kredi Yayınları. Görme Biçimleri. Ed. BLACK..Okşan Taşkent. Dr. Ed. 1995. Ed.. BOUDRILLARD. Hazal Delice Çaylı.. Ferma Lekesizalın. Dost Kitabevi Ankara. Critique et Métaphysique Social de L’occident. 1992. Jean. Von Hoffman Press. CHANEY. Metis Yayınları. BIRNBAUM. 1970.. Çev. Yurdanur Salman. Bağlam Yayınları. 1975. Ed. CONNOLLY. Bağlam Yayınları. BOVEE. Yaşam Tarzları. Ankara. Maurice.. Pierre. Moda. Ed. Özden Arıkan. Qui est Aliéné?. Gösteri Toplumu. Arsev. Ayrıntı Yayınları. Gallimard. Denoêl / Gorthier. CEZANEUVE. Kültür ve Kimlik. . William F.Tutum Algı İletişim BEKTAŞ. Tüketim. CHARLOT.. 1995. Contemporary Advertising. Çev.. İstanbul. Thèorie Sociologique.Tüketim Toplumu. William E. Ayşen Ekmekçi. 1975. Nefin Dinç. CLAVEL. BOCOCK. François.

1990. Mehmet Küçük. Freudo-Marxisme et Sociologie de l’aliénation. Robert B. Ankara. 1975. İletişim Bilimine Giriş. Ankara. Ayrıntı Yayınları.O. Sosyal Bilimlere Giriş.KNOFF. Ark Yayınları. K. İrfan. FRAENKEL. FEATHER .: A.. FREEDMAN. Antropos. Erk Yayınları. Paris. Paris.İstanbul. FESTINGER. 1950. Moris. ERDOĞAN. Terry. Ankara. Bilgi Yayınevi. Buldam) A. Ed. Ara Yayıncılık Büyük Dizi No: 5. Mücadeleye Giriş. İrfan. Orhan. 1993. Özel Dizi no: 25. J. Ed. Ankara . SEARS. Çağdaş Kitle İletişim Kurumları. ALEMDAR. Sosyal Psikoloji. Reklam ve Piyasa Süreci. Jean-Marie. Presses Universitaires de France Que sais-je.-BYYO Yıllık 1982.. İmge Kitabevi. İstanbul. Jacques. M. Davis S.. Edition du Rocher. Çev. 1965. Muttalip Özcan. FROMONTIER.J. Melvin. A Theory of Cognitive Dissonancce Evanston.Ü.. İletişim. Jacques . Row. 1957. Süleyman İrvan. 1989.. Postmodernizm ve Tüketim Kültürü. İst. İletişim Çalışmalarına Giriş.. 1984. Turhan Kitabevi. GÖKÇE. A. 1996. ELLUL. Vive la Télévision Messieurs. Çev.. 1975. John. 1996. ERDOĞAN. Jacques. – SAURMAN. 1974. Paris. Ayrıntı Yayınları. 2003. Paris. L. DRIENCOUR. Union Générale DUVERGER. İ.Ü. Presses Universitaires de France Que sasis-je. 1974. EKELUND.. Bilgi Dizisi: 4. O.1996. DOMENACH. FİSKE. Paris. Mikel. DUFRENNE. İdeoloji. EAGLETON.. SBF-BYYO Basımevi. İletişim ve Toplum. (Çev. Alferd. Liberte Yayınları. Bilgi Yayınevi. İrfan. Ankara. 2002. La Propagande Nouvelle Force Politique. ERDOĞAN. 1973.201 DE FLEUR. Paris. La Propagande. .. Peters. . d’éditions. L. Ankara. Mike. Egemenlik. Çev. Ed. 1997. Vural Savaş. Armand Colin. Ankara. ERDOĞAN. CARLSMITH.Pozitivist Metodoloji. Boris. Çev. L.D. 1999. Art et Politique. İletişimi Anlamak Erk Yayınları. La Propagande Politique.

Nejdet Atabek. . Çev. La Production de l’espase. Dunot. KELLER. C. Tome I. İstanbul. 1993. Gerçeker. Şule Yayınları.202 Prof.. Baha Matbaası. F. Anadolu Üniversitesi Yayınları. LE BON. 1958. 1974. Wiley. 7. İstanbul. 1996. LAGNEAU. Ed. Kitleler Sosyolojisi. Richard. 1974. Paris. LANCELOT. JAMİESON. 1995. HEIDER.Der. Antony D. İNAL. 1965 (Çev. LEFEBRE. Yağmur Yayınevi. 1996. 1977. JULES. Harold. Ankara. Moyens d’information et le Probleme de Developpement National. Yapı Kredi Yayınları. Bir Felsefe Sistemi Olarak Reklamcılık. 1977. İNCEOĞLU. Dr. Les Attitudes Politique. Çev. KAĞITÇIBAŞI. The Psychology of Interpersonal Relations. İstanbul. Temuçin Yayınları. İnsan İnsanlar. 1998. Gustave.Tutum Algı İletişim GÜRBİLEK. Sosyal Psikoloji. Paris. İNCEOĞLU. Çiğdem. Thèse Pour le Doctorat de 3e Scycle. No: 4. Ed. Metis Yayınları. Metin. Que Sais-je Presses Universitaire de France.. İletişim ve İkna. Bilim Ve Sanat Yayınları.: E.. (Nazariyeler ve Problemler). H. Vitrinde Yaşamak. La Sociologie de la Publicité. Metin. Mustafa K. Henry. Gerard. 1988. bas.Banu Dağtaş. Güdüleme Yöntemleri. Ankara Üniversitesi BYYO Yayınları. Nurdan. KRECH. King. Çev. Eskişehir. Paris. 1977. İstanbul. İstanbul. Deux Fonctions des Groupesde Rèférence in Psycologie Social. 1974. Metin İnceoğlu . 1985. Haberi Okumak. Paris. Claude. Henri. KÜLTÜR KÜRESELLEŞME ve DÜNYA SİSTEMİ. Alain. Gülcan Seçkin – Ümit Hüsrev Yolsal. Harry. Ayşe. Presses Universitaires de France. İstanbul. David. Anthropos. Çev.... Güngör). Reklamcılık Yaşantım Ve Bilimsel Reklamcılık. 1996. GRUTCHFIELD. Burçak Dağıstanlı. İstanbul Mat. HOPKİNS.

L. Paris. Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş. 1967. İstanbul. James. Paris. Paris. Henri. Paris. Ankara. Dunot. A. PACKARD. Modern Dünyada Gündelik Hayat. Vance. Işın Gürbüz . New York. Paris. A. 1982 (II. Sven. İmge Kitabevi. 1965. Ed.MINC. Metis Yayınları..WİNDAHL. MARDİN.. Kitle İletişim Modelleri. 1922. Paris.Ü.. Henri. Abraham A. L’homme Unidimensionnel. PACKARD Vance. Walter. L’art du gaspillage. Ünsal. 1958. L’informatisation de la Société. 1998. OSKAY. 1973 (ikinci baskı). NORA.203 LEFEBRE. LULL. MC QUAİL. NO: 281. 1968. “Kuramsal Bir Yaklaşım”. Sociodynamique de la Culture. Ankara.-SBF Yayınları. Baskı).. Çev. Eléments de Sociologie. La Persusion Clandestine. Denis. Şerif. Calmann-Lévy. Ankara. LEVY. İdeoloji. Ed. Ed. Pour Comprendre les Média Les Prolongement technologique de L’homme. NO: 495. Mouton. Marchall. Psychologie Sociale... . Uni Société Sans Défense. 1967. 1982. 1967. Vance. Devlet Kitapları Müd. A. Mame / Sevil. 1997. 1978.Ü. OSKAY. MOLES. Sevinç Matbaası. 1964. Medya.-SBF Yayınları. Konca Kumlu. İletişim. MENDRAS. İst. Vadi Yayınları. Norman. Calmann-Lévy. Collection “Liberté de l’Esprit” drigée par Raymond Aron Calmann-Lévy. Çev. Ünsal. İnsan İntibakının Esasları. MCLUHAN. . Simon . MEB Basımevi. 1965. Armand Colin. LİPPMANN. Psikoloji. Yay. Minuit. Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri. Kültür. N. MUNN. (çev.-SBF-BYYO Basımevi.Ü. 2001 MARCUSE. Turhan Kitapevi.. Textes Fondamentaux Anglais et Américains Ed. Paris.. “Seçilmiş Parçalar”. Alain. Harcourt Brace. Andre. PACKARD. Ankara. Güngör). Public Opinion. Herbert. Ed. 1964. La documentation Française.

1980. . ZWEIG. İstanbul.. Ankara.TANKARD. RİTZER.. Teori Yay. TEKER.F. George. SEVERİN.Tutum Algı İletişim RIESMAN.. Çev. L’opinion Publique. Alan.204 Prof. 1985.: A. Cevdet Cerit. Yayınları: 42. Presses Universitaires de France. A. Çev. Çev. La Foule Solitiare. Werner J. 1993. Marcuse. Remzi Kitabevi..T. TOLAN. Bilim Sanat Yayınları. Arthaut. Ed. STORY. 1972.. ALEX. No: 132.: E. Hermann. Free Press. 1998..A Yayınları. Tasarım ve Reklam. Histaire du Cinéma Mondiale. Koray Karaşahin. Özden. Çev. 1998. Paris. Raymand. Les Etudesde Motivation. Stefan. GUY. Tuba Mat. Babil Yayınları. 1989. 1961. Barlas. TOURAINE. 1969. Sosyolojik Düşüncenin Kısa Tarihi. Batmaz. Vidéo et Société Virtuelle. İsen. Çağdaş Toplumun Bunalımı Anomi ve Yabancılaşma. Alfred. İmge Yayınları.İ. Herbert. V. Eliçin. TOLAN. Freud ve Öğretisi.. Pınar Yayınları.. James W. WILLIAMS. SCHİLLER. Methods And Uses In The Mass Media. Communication Teories:Origins. Diffusion of Innovation. Milliard. Longman.. Ben ve Toplum. İst. Kalite Matbaası. Ankara. TOLAN. SAUVY. Ed. Ulufer. 2. Toplumun Mc Donaldlaştırılması. İstanbul. Ed. Metin İnceoğlu .S. 1992. 1974. Toplum Bilimlere Giriş. E. Tema-Communication edition. Georges. İst. Dr. 2002. Paris. Ed. Şen Süer Kaya. 1993. Osman Akınhay. Prais (9e édition).. Alain.T. New York. Barlas. Baskı. SADOUL. Çev. 1964. SLATER. Paris. SWİNGEWOOD. Barlas. David. 1978. 1964.2000. Paris. G. Zihin Yönlendirenler. Grafik. Paris. Ankara. Çev. Phil. Ankara. WILLENER. Frankfurt Okulu Kökeni ve Önemi.. STEIFF. B. ROGERS. Que Sais-je. Kalite Matbaası.. Ayrıntı Yayınları. Dokuz Eylül Yayınları. Yükselen Mat. Sevil. Ganty. 1962. J. Toplum Bilimleri Araştırma Enstitüsü Yayınları No: 1. Sociologie de l’action. İstanbul. John. Flammarion. Kültür.. Alfred. Popüler Kültür Çalışmaları.

170. 137. 131. 118. 151. G gecikmeli etki 191. 207 B bağımlı değişkenler 170. 93. 82. 141. 207 algı seti 207 algı standardı 98. 84. 207 bağımsız değişkenler 170. 140. 127. 11. 207 araçsal işlev 207 atıf kuramları 207 207 bilinçaltı 35. 207 aracı unsurlar 151. 131. 173. 207. 67. 207 duygusal öğe 10. 109. 157. 75. 118. 107. 23. 88. 119. 91. 107. 117. 208 algılama 2. 128. 95. 104. 87. 39. 90. 96. 207 bilişsel tutarlılık 207 bilişsel tutarsızlık 207 bilişsel uyuşum 207 D denge kuramı 207 dengeleme 207 dışsal atıf 63. 74. 208 engellenme 136. 83. 98. 154. 152. 207 belirtken uyarı 74. 117. 86. 207 bastırma 118. 167. 138. 105. 187. 35. 121. 207 bilişsel karmaşıklık 207 bilişsel öğe 15. 24. 25. 118. 108. 92. 156. 188. 207 alıcı değişkenleri 207 alt kültür 77. 24. 139. 60. 95. 175. 90. 75. 122. 78. 207 benlik 12. 207 etki-tepki teorisi 207 evrensel kültür 120. 207. 207 . 80. 48. 120. 37. 13. 36. 89. 68. 207 beklenti düzeyi 86. 190. 96. 73. 140. 207 basmakalıp yargı 152. 80. 37. 21. 193. 103.205 DİZİN A algı 6. 207 E ego 13. 173. 47. 133. 193. 152. 207 genetik aktarım 207 geri besleme 178. 123. 81. 64. 33. 207 bilinç 60. 108. 158. 94. 79. 22. 207 bilişsel çelişki 50. 176. 93. 190. 91. 62. 186.

94. 95. 114. 184. 207 gündem oluşturma 195. 150. 152. 152. 179. 208 kaynak 165. 170. 208 H hedef kitle 168. 159. 134. 153.Tutum Algı İletişim kitle kültürü 90. 127. 154. 207 id 117. 178. 159. 208 ön-algı 208 önyargı 39. 83. 96. 171. 208 klasik koşullandırma 54. 177. 63. 173. 208 kod 78. 183. 170. 208 otokinetik etki 97. 106. 91. 24. 179. 144. 208 özdeşleşme 55. 120. 102. 181. 208 kurgusal yaklaşım 208 Gestalt kuramı 104. 169. 98. 88. 194. 170. 145. 129. 208 mesaj 1. 182. 77. 207 görecelik çerçevesi 95. 208 O öğrenme kuramı 115. 188. 176. 191. 90. 41. 75. 168. 74. 129. 155. 153. 47. 42. 152. 67. 91. 181. 131. 194. 160. 207 güdü 12. 142. 207 görsel algı 96. 70. 81. 115. 152. 207 N norm 51. 141. 207 I içe kapanma 207 içsel atıf 63. 159. 133. 208 P pasif alıcı 152. 191. 167. 169. 161. 208 . 125. 116. 110. 38. 130. 160. 119. 132. 70. 27. 19. 110. 118. 185. 207 ideogram 207 iki aşamalı akış 194. 208 motivasyon 19. 188. 157. Dr. 44.206 Prof. 180. 152. 55. Metin İnceoğlu . 207 gurup normu 207 gurup standardı 207 M merkezilik 47. 207 iletişim kaynağı 207 inanç 1. 169. 123. 68. 167. 180. 208 motiv 110. 168. 103. 158. 152. 193. 65. 60. 171. 159. 133. 111. 64. 109. 186. 2. 120. 185. 127. 178. 207. 177. 128. 208 K kabul alanı 208 kanı 61. 172. 39. 142. 165. 207 güdüleme 67. 207 iki süreç kuramı 207 iki yönlü çekim 46. 155. 208 kültür 1. 95. 103.

165. 144. 51. 146. 152. 178. 87. 190. 191. 37. 55. 55. 146. 117. 208 uyma 34. 69. 64. 208 R red alanı 64. 21. 39. 208 tutum değişimi 1. 159. 32. 208 simgesel algı 74. 208 uysallaştırma 208 T tarafsızlık alanı 64. 59. 170. 148. 54. 151. 28. 24. 48. 37. 208 sosyalleşme 117. 208 33. 208 yerel kültür 120. 154. 127. 208 sociabilité 96. 208 uyma davranışı 34. 34. 96. 13. 208 sosyal sınıf 1. 183. 62. 60. 12. 11. 184. 128. 120. 24. 208 toplumsal yargı 64. 105. 57. 63. 41. 161. 150. 13. 208 socialisation 30. 45. 148. 33. 44. 111. 187. 188. 25. 155. 20. 54. 191. 129. 59. 99. 136. 10. 148. 43. 5. 78. 208 . 145. 127. 50. 208 tutum 1. 208 yoğunluk 11. 147. 39. 15. 208 referans gurup 208 S seçimleyici algı 208 simge 2. 89. 102. 208 sosyal algı 98. 208 tepki 7. 60. 208 super ego 208 U ulusal kültür 120. 208 uyarıcı 25. 153. 29. 95. 54. 55. 150. 6. 50. 126. 55. 63. 133. 179. 54. 142. 64. 58. 182. 9. 75. 46. 86. 107. 38. 81. 139. 22. 187. 149. 18. 183. 23. 55. 62. 191. 207. 26. 17. 142. 116. 75. 208 psikolojik alan 178. 75. 145. 160. 10. 187. Y yansıtma 37. 30. 184. 139. 43. 155. 190. 2. 155. 158. 186. 124. 17. 146. 182. 74. 188. 20. 108. 79. 145. 208 sosyo-drama 59. 53. 98. 160. 81. 102. 9. 191. 144. 7. 109. 49. 42. 96. 98. 95. 44. 208 yaşam deneyim alanı 81. 8. 208 psiko-drama 59. 40. 65. 141. 159. 115. 130. 67. 44. 157. 39. 52. 19. 16. 116. 78.207 psiko-analitik 169. 19. 125. 155. 56. 183. 177. 115. 102. 144. 154. 125. 109. 183. 116. 64. 186. 65. 41. 53. 47. 102. 14. 131. 49. 143.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->